1. 00:31

    Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi Rabbil Alemin, Es-Salatu Ves-Selam Ala Seyyidil Murselin, Muhammedin ve ala alihi ve sahibi ecma'in Geçen dersten kaldığımız yerden devam edeceğiz. Hadis-i Şerif'in başını okuduk. Tabi uzun bir Hadis-i Şerif idi, bitiremedik. Yalnız ezberleyin bunu, buyurduğu için.

  2. 01:02

    Size de ders verdik ama dersinizi kim alacak onu bilmiyorum. Artık herkes ezberleyen ezberledi. Bazılarının ezberlediğine dair bana haber geldi. Artık siz de aranızda, kurşularda, medreselerde, talebeler, hocalar birbirinize dinletin. Her Hadis-i Şerif hakkında böyle buyurmuyor.

  3. 01:23

    Ebu Kevset el Enmari, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i şöyle buyururken işittim demiştir. Dedik, başladık. Üç şey. Üç şeyin hak olduğuna dair size yemin ediyorum. Size bir Hadis anlatıyorum. Fahfazuhu. Onu muhafaza edin. Yani ezberleyin manasıdır ilk anladığımız ama Şarihler, Unutmayın diye de mana vermişler.

  4. 02:00

    Yani sen hani manasını da unutmasan yine bu emri tutmuş olursun. Ama lafzını da hafıza edersen, ezberlersen daha büyük bir sünnete ittiba etmiş olursun. Burada üç şey vardı. Ne buyuruyordu? Kumparası sadaka vermekle eksilmedi. Bu anlattık. Yemin edilen üç konunun biri. İkinci konu. Bir kul zulme uğrayınca sabrederse mutlaka şerefi arttı.

  5. 02:33

    Orada kendim meselemi söyledim. O da çok haber oldu. Ortalık karıştı yani. Kumpas meselesi benim başıma gelenleri anlatayım deyince Her taraf üzerime saldırmaya başladı. Ama vakıa budur. Gerçek budur ki Başımıza bir iftira geldi. Ve bu iftira neticesinde biz de sabrettik. Ve itibarımız arttı. Efendi Hazretlerimizin buyurduğu gibi şerefini arttı buyurduğu gibi.

  6. 03:00

    İnşallah Perşembe sohbetinde hususunda bazı şeyler açıklayacağım inşallah. Çünkü bu hafta çok haberler çıktı. Hep onlar o benim konuşmamın, geçen haftaki bu dersteki konuşmamın neticesinde Birilerinin bir yerleri kışkırtmasıyla yani birlikte hareket edildi. Cumhuriyet gazetesi, Gözcü gazetesi, Oda TV yani bu hafta bayağı benimle uğraştılar.

  7. 03:22

    8 saat TT'de kalmışım. 8 saat. Neyse reklamın kötüsü olmaz diyorlar. Mühim değil yani. Millet de bu sefer bu ne oluyor falan diye merak ediyor. Sohbet dinler. Bizim her sohbetimizde bir hayır çıkar, bir ilim çıkar. Yani ondan kimse zarar etmez ama Mevla bilir. Bunlarla ilgili bir izah gerekebilir. Onu yapacağım inşallah.

  8. 03:45

    Nâli Şerif hakkında vs. Ama bir kul zulme uğrayıp sabrederse mutlaka Allah onun izzetini arttırır. Bunu ben şahsımda gördüm yani bu hadis-i şerifi. Üçüncü madde neydi? Bir kul dilencilik kapısını açarsa, yani milletten istemeye başlarsa Allah-u Teala da ona fakirlik kapısını açar. Yani onun ihtiyacını bitirmez yani.

  9. 04:09

    Devamlı muhtaç kalır gider. Ömrü öyle. Burayı okuduk yani bunları izah ettik. Aynı hadis-i şerif devam ediyor. Size şimdi bir hadis bildiriyorum ki yani aynı hadis-i şerifin içinde ama bu üç şey bitince yeni bir konu söylüyorum diyor. Bu da dört maddeli oluyor. Dünyanın dört kişiyle ilgisi hakkındadır.

  10. 04:36

    Hepimiz bunlardan birine mutlaka dahil bu derste anlatılacak dört kişiden biriyiz yani mutlaka. Allah hayır tarafında bizim bulunmamızı nasip eylesin. Onu dinleyeceksiniz şimdi. Şimdi yine size bir hadis söylüyorum. Yani çok faydalı. Bir hadis-i şerif size öğretiyorum. Kainatın Efendisi, sallallahu aleyhi ve sellem, hiç faydasız bir şey söylemedi.

  11. 05:05

    Hikmet sahibi, ve yuallimu'l kitabe vel hikmete. Kitap öğretti Kur'an, hikmet öğretti hadis. Bütün hadisleri hikmet, yani dost, doğru, isabetli, dünya ve ahiret için faydalı, yerli yerince amel edilmesi gereken bilgilerdir, hikmet. O bize neler öğretti? Kur'an-ı Kerim'in kaç misli hadis-i şerif var?

  12. 05:26

    Fazla, çünkü tefsir ediyor, şerh ediyor. Size ben şimdi bir hadis söylüyorum, çok faydalıdır. Fahfazuhu hifzadin belleynez belleynhu onu. Yani unutmayın. Bundan mutlaka büyük istifademiz olur. Kainatın Efendisi, sallallahu aleyhi ve sellem,

  13. 05:46

    şimdi hayatta olsaydı, Medine-i Münevvere'de olsaydı işte gitseydik yanına. Veya kabul ederdiyse mesela onun mübarek işte sözlerinden nakil yapılsaydı, canlı yayın yapılsaydı, sallallahu aleyhi ve sellem, biz çok şey kaybettik tabii, o imkanlarımız hiçbiri olmadı ve olmayacak ama gayba imanı kazandık inşallah, görmeden inandık.

  14. 06:11

    Şimdi burada ne buyuruyorduysa rastladığımızda da onlardan birine buyuracaktı yani. Onun için kendisi konuşuyormuş gibi dinlemek lazımdır. Konuşanın kim olduğu önemli değildir. Hatıbin, muhaddisin, şârihin yani kim olduğuna bakılırsa orada takılıp kalırsın yani. Sarığı şöyle, sakalı böyle. Bırak sen şimdi bu işleri.

  15. 06:35

    Sen şimdi buyuran kim? Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem. Duyuran hiç mühim değil. Eğer doğru tercüme edip de manayı doğru veriyorsa hiçbir sorun kalmadı. Direkt Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den dinlemiş gibi dinleyelim. Çünkü onun yanında olsaydık şimdi bu bize bunu anlatacaktı. Bu gibi hadisleri anlatacaktı.

  16. 06:57

    Hele ki her hadiste böyle tebbih yapmaz. Ezberleyin, belleyin, koruyun. Bu az, birkaç tane nadir geçer yani. Onun için onlardan biridir bu. Kâle buyurdu ki babımız ikhlas babıdır. Yani niyet, niyetin önemi, güzel niyet, yapılan işin Allah için yapılması esas mesele niyetle alakalıdır. Bütün o konudaki hadisler Hafız Münzir Hazretleri bir bab altında,

  17. 07:24

    kitabındaki bir babda, ilk babda cem etmiştir. Burada da niyet yine önemi, niyetin önemi ve bir insan bir şeyi kastetti, niyet etti de yapamadı gibi hususlarda kazanıyor mu, kaybediyor mu bunları anlatıyor. Kâle buyurdu İnnemet dünya şüphesiz dünya kim içindir? Liyarbakır neferin. Dört kişi içindir.

  18. 07:50

    Ne demek dört kişi içindir? Yani fakirde, gerçekte baktığın zaman insanların kısımlarını araştırdığın zaman bu dört kısımdan harici olmuyor. Özellikle Müslümanlar hakkında konuşuluyor. Yani zarar ve fayda bakımından bu dört kişinin kimi zarar görür, kimi fayda görür. Dünyadaki ameline ve niyetine göre karşılıklarını da ahirette görür.

  19. 08:23

    Bazısı dünyada da bazı karşılıklar görebilir. Ama bundan dışına kalmaz. Yani bu dört kişiden biriyizdir. Bakalım biz hangisiyiz? Abdün bir kul. Yani birincisi bir kul. Razıyaka rızık vermiştir. Kime huvana, kime Allahu, Allahu Teala Hazretleri. Ne vermiştir? Rızık yani illa ekmek yemek masada değil yani nasip vermiş.

  20. 08:49

    Ne vermiş? Malen mal vermiştir. Adamın durumu iyidir yani. Geliri iyidir. Dükkanı vardır, fabrikası vardır. Kimsenin yanında işçi değildir. Yani özgürdür. Bu malı olan niye çalışsın ki başkasının yanında? Kendi işini yapar mesela. Mal verdi ona. Daha ve ilmen bir de ilim verdi. Bu tabii şu anda Ankakuş'un gibidir.

  21. 09:13

    Hem zengin mal olacak hem ilmi olacak. Varsa da dünyada bu yani İmam-ı Azam misali tüccar yani ulemadan zatlar azdır. Bizim zamanımızda alimlerin çoğu memurdur. Veyahut emeklidir. Veyahut bazı dernek ve vakıflara hizmet edip işte bir maaşı temin ederek bunlar kıt kanaat geçinebilirler. Yani zengin bir hoca bu zamanda çok az.

  22. 09:40

    Çünkü ilim olunca alim olması gerekiyor. Mal da vermiştir ona. Böyle biri var mıdır mesela? Bu önemli. Bizde yani şu anda kendinize bakın. Ben bu sınıftan çok az adam olacağını düşünüyorum. Ama vakıf da olabilir. Ve bu kişi yetteki sakınır fihi o malda fıka göre hareket eder. Neden sakınır?

  23. 10:23

    Rabb'ehu Rabbinden sakınır. Rabbinden sakınır şu demek fıka göre hareket eder. Faize bulaşmaz, krediye girişmez. Rüşvet alıp vermez. Malını hayırlı yerlere harcar. Helalinden kazanır. Kazanırken çok kar olsa bile Mevla'dan sakınır. Orada bir haram, mekruh, şüpheli bir şey girdiyse o ticaret etmeseler terk eder.

  24. 10:52

    İlmine de gidiyor. Tabii ki ilminde de Allah'tan sakınır. Yani ne demek? Madem biliyorsun bildiğin ile amel edeceksin. Bildikleri ile amel eder. İşte emirleri tutar yasaklardan sakınır gibi bir genel mana verebiliriz bu adam. Malı hususunda da, ilmi hususunda da. Çünkü birçok hoca görüyoruz. Profesör ilahiyatta şurada burada.

  25. 11:12

    Bunlar da cahil kimseler değildir ama bile bile yanlış konuşuyorlar. Ve bildikleri halde fetvaları tahrif ediyorlar. Helala haram diyorlar, harama helal diyorlar. Kendileri bunu bildikleri halde yapıyorlar yani. Birçok şu anda ekranlarda gördüklerimiz çoğu cahillikten konuşmuyor. O ne yapmış oluyor?

  26. 11:31

    İlminde Allah'tan sakınmamış oluyor. Çünkü Allah'tan sakınsaydı Ehl-i Sünnet'in hak olduğunu söyleyecekti. Ama şimdi diyor Ehl-i Sünnet'te hak değil, Şia'da hak değil. Böyle karışık bütün mezhepler. Karma karışık. Halbuki Allah Rasulü'nün sallallahu aleyhi ve sellem sünnetinin sahabesinin sünnetinin hakkında bu kadar ayet ve hadis-i şerif olduğunu biliyor.

  27. 11:53

    Bildiği halde Kur'an'da Ehl-i Sünnet yok diyor. Bu ilminde Allah'tan sakınmıyor demek ki. Biliyor çünkü. Veya sahabenin faziletini Hazreti Muaviye hakkında da olursa hadis var. Gebenin faziletine dair vesaire. Sahabenin hakkında genel faziletine dair hadis var. Ama gizliyor Allah'ın indirdiğini. Hadis de Allah'ın indirdiğidir.

  28. 12:11

    Ayet gibidir yani. Sahih olduktan sonra. İbn-i Macede'de bugün yine gördüm tefsir yazdırırken rastladık yine bu hadise. Yani bu ümmetin sonra gelenleri yani bizim zamanımızdakiler öncekilerine lanet, beddua eder, hakaret eder. Hayretli Karaman gibi Muaviye'yi sevmem falan. Mektep arkadaşı gibi böyle terbiyesiz konuşmalar olursa Sahabemin fazileti hakkında,

  29. 12:37

    onları sevmenin önemi hakkında, sevmemenin çok tehlikeli olması hakkında bildiği bir hadisi kim gizlerse diyor. Ya bu usta hadisler var çok. Hatta bu usta bir kitap, dergide bazı yazılar yazıyorum ara sıra o usta. Ama derlenip toplanıp bir kitap olması lazım sahabe müdafası konusunu. Bildiği bir hadisi gizlese.

  30. 12:58

    Allah'ın indirdiğini gizlemiş olur. Allah'ın indirdiğini ne demek? Çünkü ayet nasıl Allah'ın indirdiğiyse, hadis de Allah'ın indirdiğidir. Hadistede ne buyuruyor? Sahabem hakkında kötü konuşmayın. Benim ardımdan onları tenkitlerinize hedef etmeyin. Sahabemi seven, beni sevdiği için onları sever. Sahabeme kızan, bana kızdığı için onlara kızar.

  31. 13:26

    E şimdi Muaviye'yi sevmem nereye gitti? Resulullah'a kızmaya gitti. Hadis net, temizlidedir. E işte bu hadisesini gizleyen hoca diyor, Allah'ın indirdiğini gizlemiştir diyor. Biliyorsa. İşte ilminde Allah'tan sakınacak. Ne demek? Bildiği halde ortamda şey var, alevi var, bilmem ne var falan, işi karıştırmayalım falan, Muaviye'de hiç bahsetmeyelim.

  32. 13:47

    Adam orada sahabeye giydirse, çaksa falan, konuyu kapatalım işte falan, Kur'an'da birleşelim arkadaşlar diyerekten, sulandıralım, bulandıralım işi falan. Böyle olmaz. Hele hoppala! Dur bakalım sen ne diyorsun ya? Hangi sahabeyi sevmem diyorsun? Sahabeden böyle var, şöyle var. Ne konuşuyorsun sen? Tabii ki masum değiller, tabii ki günahları, hataları olur,

  33. 14:07

    peygamber olmadıkları için. Ama, faziletlerine dair hadisler var. Gizleyen Allah'ın indirdiğini gizlemiş olur. Peki Allah'ın indirdiğini gizleyen ne olur? İşte اِنَا لَذِنَ اَكْتُمُونَ مَعَنْزَلْنَا مِنَ الْبَيْنَاتِ وَلَوْدَةِ مِنْ بَعْدِ مَا بَيَّنَّا وَلِلنَّاسِ فِي الْكِتَابِ وَلَا كَيَ لَعْنِهُمُ اللّٰهُ وَلَعْنِهُمُ اللّٰهُ Kur'an'da, kitapta,

  34. 14:27

    ayetlerimizi açıkladıktan sonra kimler gizlerse, Allah da onlara lanet eder. Bütün lanet edebilen karıncadan, efendim, balıklarına kadar ona beddua eder. Günahsız ağızlardan lanet okunursa, müjdeyüz Allah kabul eder. Beddua sana tutar. Kur'an'da sahabenin önemine dair bir şey mi indirdi Allah ki böyle konuşuyorsun?

  35. 14:49

    İndirmez olur mu? Kırk senedir anlatıyoruz sana. وَاسْتَعَبِكُونَ الْاَوَّلُونَ مِنَ الْمُحَاجِرِينَ وَالْاَنْصَارُ وَالَّذِينَ اتَّبَعُونَ بِيَحْسَانٍ رَضَّيَ اللّٰهُمْ وَرَضَّهُمْ Allah onlardan razı, onlara Allah'tan razı. وَبِرَاٰتَ وَكُلَّ مَا عَدَّ اللّٰهُ الْحُسْنَةُ Hepsine cenneti söz verdi.

  36. 15:03

    E şimdi sen, bu kadar Kur'an'da ayet varken, hadis-i şerifler de Kur'an'dadır. Çünkü وَمَنْطُقُ عَنِ الْهَوَآئِنِهُ لَا وَحِيٌّ يُوحَى Peygamberim kafadan keyfinden konuşmaz, vahiy gelir ona da söyler. Hadis de vahidir. E bunları sen gizledin mi? Allah'ın indirdiğini gizlemiş oldun. Demek ki dünya dört kişiye ya yarar ya zarar.

  37. 15:23

    Bu dört kişiden birisi kimmiş? Allah Teala ona mal vermiş. O malı kazanırken haramdan sakınıyorum. Faizden, rüşvetten, yalan konuşmaktan. Malını mesela beğendirmek için yemin etmek. Çok tehlikeli bir şey. Yani bir araba satıyorsun, galericisin, Allah sana mal vermiş. Yani sen burada olmadığı şekilde bir mübâleha yapmanın yapman günaha girer.

  38. 15:45

    Mübâleha yalana girer. Olmadan bir şey söylüyorsun. Bu araba şöyle gider, böyle gider. Halbuki at gibi gider, it gibi durur yani araba. Ama sen de arabayı acayip methettin adama. Yani kandırıyorsun herifi resmen. Bu malda Allah'tan sakınmamaktır. Vallahi şöyle bir yahu Allah'ın adını kullanma hele hoppala dur.

  39. 16:05

    Burada şimdi birkaç kuruş para kazanacaksın diye niye yemin ediyorsun? Tervici silah denir bu. Yeminlerle malını değerlendirme meselesi çok. Tehlikeli bir mesele yani. Hele yalan yere yemin. اَلْيَمِنُ الْفَاجِرَةَ دَدَعُوا الْدِيَارَ فَلَا قَعَى Üstsüz, memleketleri ıssız bırakır. Bir İstanbul'u kurutabilir.

  40. 16:25

    Bir adamın yalan yere Allah'ın adına yemin etmesi yani. Büyük afet gelebilir. Tabii Mevla afet diyor şey diyor da cezai peşin vermediğinden yaşıyoruz yani. Yoksa başkasının belası bizi de sarabilir. Bazen de sarıyor. Nitekim bir deprem oluyor da herkes günahkar değil o iş. Ama vurdu mu herkese vurur yani.

  41. 16:41

    Bugün de Yozgat'ta olmuş herhalde. Evet Allah afetlerden muhafaza etsin bütün vatanlarımız, İslam vatanlarını ve bizim vatanımızdaki şehirlerimizi. Allah'ım amin. Allah'ım salli alâ seyyidina Muhammed ve alâ alihi ve sellem. O zaman malında Allah'tan sakınacaksan işte böyle harama, mekruha, günaha tevessül etmeyeceksin.

  42. 17:02

    Helalinden kazanmaya bakacaksın. Sonra ilim vermiş aynı adama. İlimde de Rabbinden sakınacak. Ne demek? E bildiğinin zekatını vereceksin. Men ketemmeu ilmen âli ehli hel cemeullâhu vel kıyâmeti bil câmiu minnâ. Yine İbn-i Mâce adısında. Sana din işlerinden buyuruyor yani. Men ketemmeu işte ilmen âli ehli fî emrihim emri dînihim.

  43. 17:32

    Bir vakte de yani din işleriyle alakalı mesela ötürü adam gelmiş. Yani senin projeni soruyor. Sen mimarsın bir proje yapmışsın kendine. O da geliyor işte ben sana ilim soruyorum senin projen. Ya arkadaş bu adam canı çıkmış bu projeyi yapmış emek etmiş. Bilmiyorum sana niye öğretsin şimdi bunu? Bu din işi değil ki.

  44. 17:49

    Farz değil, vacip değil. Onun için hadis-i şerif diyor ki din işlerindeki sorulara cevap vermesi lazım. İlmini gizlememesi lazım. Ama özel meselelerde bir ilmin olur. İhtisasın olur. O senin tehlifiniz. Para kazanacak sınır. Niye projeni açıklayasın? Yani doğru anlayalım hadisleri. İlmi ehlinden gizlerse din hususlarında özellikle kıyamet günü Allah Teala

  45. 18:10

    onun ağzına ateşten gem vuracak mesela. İşte adama ilim verince Rabbinden sakınacak. Ne demek Rabbinden sakınacak? Sorana cevap verecek yani. Biliyorsa bilmiyorsa öğrenecek, araştıracak, emek verecek. Ya git kime sorarsan sor demeyecek yani. Madem ilmin var burada imkanın var biraz emek et bu Müslümana bir cevap ver yani.

  46. 18:30

    Bu öbür türlü ne olur? Allah'tan sakınmamak olur. Şimdi bu adama ilim de verildi, mal da verildi. Bu adam şimdi Rabbinden sakındı. Yani emirleri tuttu, yasaklardan sakındı. Ve yasuluh ekledi vasletti fihi bu malında ve ilminde. Kimi? Neyi? Rahimi. Rahimini vasletti. Rahim işte aynı rahimde birleştiği kişiler.

  47. 18:52

    Kendi birleştiklerine kardeş deniyor. Geride birleştikleri yani bu sefer annesinin rahimde birleştiklerine teyze deniyor, dayı deniyor. Ve babasının annesinin rahiminde birleştiklerine hala deniyor, amca deniyor. Hep rahimle beraber bu işler gidiyor. Yani bir rahimin birleştirdiklerinden senin akraba ve taallukat ilişkisi doğuyor.

  48. 19:11

    Bunları vaslet ediyor. Ne demek vaslet ediyor? Gelmeyene gidiyor, aramayanı arıyor, sormayanı soruyor, ekmeği olmayan ekmek gönderiyor, para gönderiyor, işte ne zekatı varsa malı da var ya çünkü bu adamın. Malından buna zekat düşüyor, hayır düşüyor. İlk kimden başlamak icap eder? Uygunu olan akrabadandır vermeye.

  49. 19:30

    İlk akrabayı, çünkü o zaman iki sevap geliyor. Hem sıla-i rahim oluyor, hem sadaka zekat yerine geçiyor. Tabii ki annene zekat verilmez, ayrı bir şey. Hediye verilir, sadaka verilir ama muhtaçsa ayrı bir şey. Ama amcana zekat da verilir, halana, teyzene zekat da verilir. Yani malından gereken kişilere fıkha göre hareket ediyor.

  50. 19:51

    Yani arayıp sormak, nasılsın, iyi misin, hal hatır, hastayı ziyaret, cenazeye de iştirak gibi şeyler. Ama en mühimi tabii ki muhtaçsa ikramla, yani paradır, erzaktır vs. arayıp sormak. Bu adam bunu da yapıyor. Ve ya'lemu biliyor lillâhi Allah için fîhî O malda neyi biliyor? Hakk'a, hakkını biliyor. Allah'ımın bu malda hakkı var.

  51. 20:21

    Yani bu parayı ben kazanmadım, babamın evinden getirmedim yani. Bazılarının dediği gibi, hani Karun'un sözü var Kur'an-ı Kerim'de اِنَّمَا اُعْتِيتُ عَلَىٰ عِلْمٍ عِنْد۪ي Diyor ki ben diyor ilmim olmasa bu malı kazanamazdım. Ben kimya biliyorum diyor, bütün toprakları altına çevirdim falan neyse. Yani Karun gibi hareket edemeyiz ki biz.

  52. 20:38

    Biz Müslümanız. O zaman ne diyeceksin? Bu malda Allah'ın hakkı var. Ben bulmadım bunu yani. Ama ben çalışmasaydım, ben kazanmasaydım, ben gitmeseydim, ben gitmedim. Bırak şu benleri ya. O zaman Allah-u Teala da der ki elini tutturmasaydım, gözünü gördürmeseydim, ayağını yürütmeseydim, aklını götürseydim, felç etseydim der.

  53. 20:57

    E sen yine bitersin yani burada sen ben ben ben yaptım diyorsun, bu sefer pilini mi çekerler? Şarjın bittiği anda hadi kazan derler. Onun için burada bize veren, verdiren hep Mevlâ'dır. Hatta sana başkası birden getirse bile ben şöyle konuştum da adam beni beğendi de, adam beni sevdi de, getirdi de.

  54. 21:17

    Ya ne konuştun da ne sevdi? Allah adamın gönlüne ilham ediyor, git şuna şunu ver geliyor. Dese ki vur bir tokat gelir, bir kafana vurur. Sen de dersin ki nereden geldi bu tokat? Ya arkadaş seni hiç tanımıyorum, niye vurdun ki? İçimden geldi der adam ya, sana vurmak istedim mesela. Yani Mevlâ vur dedi mi vurur, ver dedi mi verir.

  55. 21:34

    O zaman Allah'ın hakkını bileceksin. Bu malda Allah'ın hakkı var, verdiyse o verir. Kazandım yok, kazandırdı. Çalıştım yok, çalıştırdı. Ha laf gelişi Türkçe'de çalıştım kazandım lafları geçebilir bunlar. Niyet mühimdir burada. Eğer sen Allah'a kazandırdığın, niyet ettiğin sen sonra laflar Türkçe'de o kadar fark etmez yani.

  56. 21:53

    Allah'ın hakkı olduğunu bilecek. O malda. Peki Allah'ın hakkı olduğunu bilecek ne demek aynı zamanda? وَفِي أَنْوَالِهِمْ حَقُّ مَعَلُومُ لِسَعَالِهِ وَالْبَحْرُومُ İsteyene, mahrumuna, dilenene, vermeyene yani muhtaç olan miskin, yetim, dul falan fakirler için zenginlerin mallarında hak var diyor âyet.

  57. 22:15

    Allah'ın hakkını bilecek. Kimlere? Âyetlerde sayıyor bunlar. Masarif, 8 cümle zekata tabi olan, sadaka'ya tabi olan kişiler. Zaten fakir dedim mi fukara, mesakin, yoksul, fakir sınıfında muhtaçların hepsi giriyor. Yetim, illa yetim olmak, yolda kalmak, öbür maddeleri haiz olmayabilir zaten. Yolda kalmışlık özel bir durumdur.

  58. 22:38

    Yetim olmak özel bir haldir. Herkesin olacak hali yok bunun. Ama genel manada muhtaçlık var, fakirlik var insanlarda. Bu adam yetim olmasa da, anası babası olsa da yine buna vereceksin yani. Bunun anası babası buna bakmıyor ki veya bakamıyor. Yani muhtaçlara genel verilecek. Bu itibarla Allah'ımızın Celle Celaluhu bu malında benim hakkı var, o hakkı da bunlara ayırmış.

  59. 23:03

    Dolayısıyla malın 40'ta 1'i benim değil. Veyahut da ona göre sadakası var, fitresi var, oruç tutamıyorsa fidyesi var vesaire. Veyahut da haça gidemiyor, bedelli gönderecek birini. Bütün bunlar mala taalluk eden haklardır. Bunları biliyor bu adam. Biliyor ne demek? Yapıyor demek. İcraat safhasına sokuyor demek yani.

  60. 23:22

    Şimdi dünya 4 adama yani konu olur. 4 kişiden bahsedebiliriz buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem. Birincisini anladık şimdi. Biraz bize uymaz, bizde mal biraz yok. Ama kimimizde ilim var, kimimizde para var. Ama ikisi birden denk gelince buna maddeye girersin. Burası biraz cemaatta halkımızda, dinleyenlerimizde hem ilmi hem malı toplanan nadirattandır.

  61. 23:47

    Çok nadirdir ama vardır. Oluruz inşallah. Biz de dua ederiz. Bize de Allah ilmi olmayana ilim verir, malı olmayana Allah mal versin. Hayırlısından, helalından amin. Yani şu anda değiliz diye olmayacak anlamına da gelmez. Yani yaşarsak neler görürüz Mevla bir anda insana bir şeyler verebilir. Fena zaman bu adam bir efdalil menazili.

  62. 24:12

    Bu adam menzillelerin, mertebelerin en faziletlisidir. Bu dört kişiden en üstünü ahirette en çok sevap alacak, derecesi en yüksek olacak cennette adamı sorarsan budur. Çünkü burada hem ilim var, Allah'tan sakınmış, ilmin de zekatını vermiş, vaaz etmiş, işte yazmış, etmiş. E mal var, malı da sıla-i rahim, akraba vermek.

  63. 24:36

    Ondan sonra Allah'ın hakkını bilip ödemek. E bu adam nerede bulunur böyle adam? Ben onun için dedim ya, bu efdaldir. Efdaller de azdır yani. Çok fazilet kazananlar nadir olur. Ve Abdün. Bir adam daha var. Şimdi ikinci kısım. Belki ben buna girebilirim. Kısmen.

  64. 24:59

    rızık verdi, huvena, Allah Allah, ilmen, ilim verdi, kendimize göre bir şeyler biliyoruz yani hani çok büyük allame-i cihan değiliz ama bir şeyler biliyoruz. velem yâ rızûk vermedi, ona malen, mal vermedi. Yani mal, malım da yok demeyeyim velâkin yani işte çalışırsan bir gelirin geliyor. Ama gelirinden artırabiliyor musun, artıramıyorsun.

  65. 25:19

    Anca denkliyor, borçtan da hâli kalmıyoruz yani, borçsuz da kalmıyoruz. E bu durumda hani böyle şimdiki fabrikatörler manasında bir mal durumum yok mesela. Siz de kendinize bakın. İçimizde böyle çok hocaefendi kardeşlerimiz var. Yani hakikaten Allah ilim vermiştir onlara, hafız-ı kelamdır, Kur'an'dan nasibi var, fıkıhtan nasibi var falan.

  66. 25:40

    Malları yoktur yani işte iki bin lira, üç bin lira en fazla bir gelir atılan, bu zamanda zor geçinir çocukları var. Bu kişiler yani bundan çok bulunur demek istiyorum, deminki gibi ikisi olan az ama bu ilmi olup da malı olmayan çoktur. Hatta ilmi fakirliğe koydum buyuruyor Hadis-i Kudsi'de. Açlığa koydum.

  67. 26:05

    Ben ilmi açlığa koydum. İnsanları da çok doyarsak sırtımız pek olursa, karnımız tok olursa, yattığımız yer sıcak olursa, burada iyi hafız olurum, iyi hoca olurum. Halbuki yan gelip yatarsın. Çünkü neden? Sıcağı gördün mü, mahsallar gevşer yani. Ondan sonra yemek de var. Bir uyku bastırır. Peki efeci diyor ne o?

  68. 26:26

    Artık arayın bakalım ilmi nasıl bulacaksınız diyor. Yani biz Lize'ye gittiğimizde tamam Rasul Hoca Allah selamet versin hocam kendi evinde baktı etti falan ama onun da evinin imkanları ona göre. O zamanlar telefon bile yok. Köyde bir tane sabit telefon bile yok. Şehre inmek lazım bir telefon için. Öyle bir zamanlarda yani medresede, oradaki medresede tabii şey vardı yani

  69. 26:50

    sabahleyin sıcak su yok. İşte ısıtacaksın edeceksin, namazı kaçırmayayım diye bir kusur icap etse falan ondan sonra bitlenirsin, pirellenirsin. Bunlar güzel şeyler yani. Ne bakımdan? Fakirlik. Ama o lezzeti bulamıyorum şimdi. 50 tane bana yemek ver yani. Oradaki bir patates kızartmasını ben şimdi hala 35 senedir unutmamışım mercimek çorbasını.

  70. 27:10

    Hemen hemen pilav, mercimek onlar. Başka ne olacak? Ama yani aç kalmadı. Köylü de bize çok. Hocam çok gelir. Talebe aç kalmıyordu. Açlık yok. Lakin imkansızlıklar vardı bazı kere. Ki bizde yine çok buluyoruz. Bizden evvelkileri anlatıyorlar. Oho, çubarık salacı efendi, aşık kutlu efendi, acı dursun efendi falan.

  71. 27:32

    O dönemler, ondan geriler. O jandarmanın baskınları, kaçak samanlar falan. Onlar hepten samanlıklar, tamamanlıkları gizli gizli okumaklar. Un yok, bir şey yok. Bazı kere kutluk kuraklık var. Karneyle ekmek verildiği inönü dönemleri olmuş. Yani onlar o zamanlarda da medreselerdekileri düşünmek lazım.

  72. 27:50

    Biz yine yedik yani kaç öğün. Ama ben şunu anlatmaya çalışıyorum. Bizden sonrakiler daha rahat etti. Ondan sonrakiler daha rahat etti. Teknoloji gelişiyor tabi. Karnele, rüferler çıktı. Sıcak sular, otomatik şoppenler çıktı.

  73. 28:03

    Şimdi doğalgaz, belki kühe gelmemiştir ama genel İstanbul'daki medreseleri şey ediyor. Ama ilmin seviyesi düştü. Yani fakirlik zamanında yetişen hocaların kalitesi. E şimdi o zaman elli hoca, yüz hoca ama Cihan Şumul hocalardılar. E şimdi bakıyorsun tabi ki beş yüz, bin, iki bin, üç bin, bir kere de yüz hoca icazet oluyor.

  74. 28:27

    Yüz hoca. Çok büyük bir rakam. Yani bu demektir ki genel bütün medreselerde binlerce hocamız yetişiyor elhamdülillah. Ama ilmin seviyesi düşük. Çünkü rahatlıkla olmuyor. Ben ilmi açlığa koydum. Belki biz de daha aç kalsaydık. Belki biz de daha büyük hoca olacaktık. İnsanlar toklukta arıyorlar. Nasıl bulacaklar?

  75. 28:49

    Onun için burada ilim verdi, mal vermedi. Bu çokları için geçerli olan budur. Yani mal verdiyse zaten ona ilim ekseriyetle vermiyor. Çünkü açlıkta bulunacak ilim. Ama bir kuluna ilim verdi, mal vermedi. Böyle bizim çok hocalarımız şu anda var. Ama feveve o kişi, ben de mesela bunlardan olabilirim inşallah.

  76. 29:09

    Niyet edeyim şimdi siz de edin. Sadikun niyeti. Niyeti çok dürüst. Ameller niyete göreyse, ihlasa geleceğiz ya. Niyeti doğru. Niyeti doğru şu demek. Yakul diyor ki, Lev enneli ah keşke benim için olsaydı. Malen. Malum olsaydı. Bir bakıyor bir zengine. Tek başına camiyi yaptı. Bir bakıyor bir zengine.

  77. 29:32

    Yedi katlı medrese yaptı, verdi. Var böyle zenginler. Allah razı olsun. Okullarda hayır yok. Her türlü yalan yanlış bilgi var. Besmele yok, amdele yok. Okullarda hayır yok. Ama bir hafızlık medresesi yapsa, orada talebeler okusa, yese içseler oturup Kur'an'ı ezberlese. Büyük hayır. Bir kız talebelere medrese yapsa, hiç erkek girmeyecek.

  78. 29:59

    Ondan sonra erkeklere medrese yapsa, dini şeriat ilimle tahsil, tefsir, hadis, fıkıh okunsa orada. Yalan, dolanış, öbür okullardaki şeyler olmasa. Bunlar büyük hayır. Ama adam bir de bakıyorsun, tek başına yapıyor. Beş yüz talebe, bin talebelik yer yapabilen var. Onların aylık iaçesini veren mal sahipleri var.

  79. 30:19

    Allah hayırlarını artırsın. Allah ecirlerini artırsın. Allah gösterişten muhafaza eylesin. Her yere medreseleri yaymayı nasip etsin. Efendi Hazretlerimizin niyeti, derdi buydu. Buna çalıştı ömrü boyunca yahu. Kuş kafesi kadar olsun bir medrese yapın. Tavuk kümesi kadar bir medrese yapın. İki tane koyun derdi.

  80. 30:37

    Her mahalleye derdi bunu. Yani tabii tam dediği şeyler gerçekleşmiş değil. Zaten gerçekleşse Türkiye'de terör olmaz. Gerçekleşse Türkiye'de eşkıyalık olmaz. Gerçekleşse Suriye bile düzelir. Buradaki proje gerçekleşse dünyadaki bütün İslam alemi düzelir. Efendi Hazretleri dünya çapında hizmeti düşünüyordu.

  81. 30:57

    Ama tabii neredeyse o kadar zenginler. Oraya paralar verdiler. Boşuna okullara verdiler. Bilmem nereye verdiler. Hizmet dediler. Hezimet çıktı. Bilmem ne dediler. İyi Müslüman yetiştireceğiz dediler. Gavur çıktı. Ondan sonra vatana millete faydalı adam yetişeceğiz dediler. Vatan haini çıktı. Milletin 40-50 seneli paraları da boşa gitti.

  82. 31:17

    Herhalde temizler temizlere. Paraları da temiz değilmiş ki. Temiz yere nasip olmadı. Pişlere gitti. Ama Efendi Hazretlerinin buyurduğu şey gerçekleşmiş olsaydı. Şimdi her mahallede bir kız bir erkek medresesi. Birkaç talebe bile olsa. Yani Türkiye'nin çehresi değişirdi şu anda. Bu ne rezillik ya. Ama olmayacak demek değil.

  83. 31:39

    İnşallah Efendi Hazretlerimizin bu şeyi gerçekleşecektir. Zenginlere Allah Teala akıl fikir verecek. İnşallah kalplerini hayra çevirecektir. Şimdi bakıyoruz. Hakikaten ben de duyuyorum böyle. Birkaç trilyonluk yani. Tabii eski parayla trilyonlar bahsediyorum da. Bir medreseyi yapmış vermiş ya. Bunlara ben rastladım yani.

  84. 32:02

    Bir zengine. E şimdi ben bunu yapacak bir gücüm yok. Ben aydık gelenimle gidenimi denklemeye çalışıyorum. Yani babamın zengin zamanında olabilirdi yapıyordu bir şeyler. E şimdi o durumu da yok. Ama şimdi niyet edebiliriz. Yani niyeti dürüst. Ne diyor? Ah benim de malım olaydı. Elbette amel ederdin. Şu felancanın yaptığını ben de yapardım.

  85. 32:27

    Ama dürüst. Kazanırsa caymayacak. Allah biliyor kazanırsa parayı gelirse cayarmıyor. Allah bilir. Celle Celaluhu. Kalbini bildiği için de niyetini bilir. Niyetini bildiği için sevap mı yazacak? Yazmayacak. Onu da bilir. Burada kimseyi kandıramazsın. Niyetin düzgünse. Ve bu kişi neyledir? Bir niyeti.

  86. 32:55

    Yani Mevla buna ne göre muamele yapacak? İşte kocaman 100-200-500 talebelik medreseyi tek başına yapmış. Parasını oraya harcamış. O talebeyi yediriyor, üşürüyor. Bu adam bu niyetiyle muamele görecek. Şu ihlasın ve niyetin önemine bak. Çünkü param olsaydı yapacaktım diyor. Bu kadar olabilir mi ya? Adam çalışmış, çabalamış.

  87. 33:19

    İyi paralar elde etmiş. Ondan sonra o parayla kalkmış. Koca bir medrese yapmış. Bu kolay bir şey değil yani. Zor çıkar ayağından et kesmek gibi geliyor diyor adam. Bu mal canın yongasıdır. Yani insanın içini söker. Bu paraya verilmez kolay. 1-2 trilyon, 5 trilyon veriyorlar ya. Maşallah müslümanlardan.

  88. 33:39

    Medrese yapanlar var. Bu adam ne yapmış? Bu adam da oturmuş. Demiş kurban olduğum yemeğim, içmeğim zor denk getiriyorum, karnımı zor doyuruyorum. Benim param yok. Ama benim param keşke olsaydı. Böyle bir medrese yapıp bu milleti cahillikten kurtarmak için, ehl-i sünnete hizmet için, dinimizi, İslam'ı dünyaya yaymak için, vatanımıza hakim kılmak için.

  89. 34:03

    Bu niyetle ben bir medrese yapardım. Mevla'da biliyorsun ki sen niyetin dürüst, yani paran olsaydı yapardın. Mevla böyle niyetin doğruysa bilir zaten. Ne oldu? Aynı o parayı verip yapmış adam neyse, ya bu biraz eksik olsun, yok. Ya o hakikat olsun, kudret olsun, yok. Ya bunlar nasıl eşit oluyor? Mevla böyle ki, ben niyete bakarım.

  90. 34:27

    Bu adam yaptı, bu adam da niyet etti. O zaman ne oldu? Aynı sevabı hak etti. Bu çok büyük bir müjde ya. Şimdi o zaman fakir kaldı mı? Yarın ahirette ya işte zenginler hayır yaptı, cami yaptı, çeşme yaptı, hastane yaptı falan. Milleti yedirdi içirdi, ne kadar kazandı. Biz zaten dünyada da kaybetmişiz, ahirette de kaybetmişiz.

  91. 34:49

    Paramız yok, bir hayır yapamıyorsak. E sen burada yanlış fikirdesin. Çünkü bu hadis-i şerif sana diyor ki, niyet edebilirsin diyor. Yani Efendi Hazretlerimiz söylerdi, Allah-u Teala kimseyi kimseden aşağı bırakmadı. Yani ona zenginlik verir, sana mal verir, ilim verir, öbürüne takva verir, öbürüne niyet verir.

  92. 35:09

    Mevla'nın verdikleri çok. Aza çok verir, niyete göre amel etmiş verir, sevabı kat kat katlarım diyor. Onun için bundan daha avanaklı olur mu ki yani? Bir insan, zaten parası yok, bir şeysi yok, tamam anladık. Bir hayır yapamıyor. Ama kalbinden de yahu ah olsaydı da yapsaydım diye niyet bile geçirmiyor.

  93. 35:35

    Bu bedava bir işi bile yapmaktan aciz, hatta ağzından konuşmak bile gerekmiyor, niyet kalptedir yani. Böyle bir aciz insanlar var mıdır? Vardır. Çok mudur? Çoktur. Bizim cemaatta da bolca mevcuttur. Yani ekserisi fakirleriz, fakirdirler. Ben o kadar fakir sınıfa gelip koymayayım ama ekserisi muhtaçtır, fakirdir veyahut da zor geçinir.

  94. 36:00

    Ama ekserisi de şöyle bir malım olsaydı, amel etseydim tam bir niyet etmemiştir hala. Halbuki sade niyet, cebinden bir şey çıkmayacak. Zaten yok ne çıkacak. Ama niyeti bile beceremeyen adamdan daha aciz kimse var mıdır? Onun için illa ilim, ilim, ilim. Sohbet olmasa bu niyeti kimden öğreneceksin? Sohbeti dinlemeyen adam yattığı yerde zarar ediyor.

  95. 36:25

    Oturduğu yerde zarar ediyor. Bir sohbeti, bir dersi kaçıran, ya ne zarar ediyorum? Ya kardeşim içki içmiyorum, kumar oynamıyorum. Yatsıyı kıldım, zikirim. Ama ilimsiz olmaz, kaçırıyorsun. Bak niyet öğretti sana Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Aynı bütün dünyayı cami medrese dolduran zenginlerin hayırı kadar, hayır sahibi olacaksın.

  96. 36:43

    Eşittir diyor. Sana bak niyet öğretiyor burada. E dinlemedin. Dinlemedin kendi kendine. Oturduğun yerde büyük zarardasın ya. Niye sohbet kaçırıyorsun? Niye hadis-i şerifleri kaçırıyorsun ya? Bu kadar insan ne iş yapar bu saatte hadis dinlemekten daha önemli acaba? Hadis dinlemekten, ebedi ahiretini, dünya kadar hayır yapan kadar kazandıracak sana bir

  97. 37:05

    yol gösteriyor sallallahu aleyhi ve sellem. Niyetinle kazanacağın sallallahu aleyhi ve sellem. E sen bunu dinlemiyorsun. Yani hoca olduğun yok, okuduğun yok, okuyacağın yok, vaktin yok zaten. Düşmüşsün dünya telâhisine çoluk çocuğa karışmışsın. Anladık da yarım saat kırk beş dakika bir hadis dinleyemiyorsun yahu.

  98. 37:23

    Ve nereden ne anlatacak sana? Kim anlatacak bunları? E bu sohbet yapan hocalar anlatacak. E dinlemiyorsun sohbetleri. Fıat dün geldik üçüncü kula. Bir kul daha var. Allah ona rızık verdi. Kim Allah Allah. Malen mal verdi. Üçe geldik. Parası bol. Verem yarzu. Rızık vermedi hu ona ilmen. İlmi nasip vermedi.

  99. 37:49

    Malı bol, ilmi yok. Çok tehlikeli. Acayip bir durum ya şimdi bu. Ya bütün bu adam şimdi ne yapıyor? Geride anlatılan malını Allah'ın emri üzere harcamıştı. Haramdan kazanmamıştı. Harama harcamamıştı. Stok yapmamıştı felan felan. O adam kazanmıştı gerideki. Bu üçüncü şahıs yak bito efendim sağa sola yamuluyor.

  100. 38:23

    Yani şehvetlerine daldırıyor. Malını haram yerlerde kullanıyor. Malında malı hususunda bu kişi yapacağını bilmiyor. Yani deve, kör deve veya deveye bir hastalık geliyor mesela. Böyle yalpa yapar. Sağa sola bu ne oluyor? Düz gidemez yani. Bu da öyle bir yol çizememiş. Dürüst bir yoldan gidemiyor. Sağa sola vuruyor malını.

  101. 39:01

    Zaten ilmi de yok. İlimsiz yere gidiyor. Piyangoya veriyor, harama veriyor, zina veriyor, içkiye veriyor, kumara veriyor, rüşvete veriyor, faize alıyor, veriyor. Yani malı perişan etti. Mal hususunda Rabbinden sakınmıyor. Zaten ilmi yok. Hani vaaz ediyor mu, etmiyor mu, yapıyor mu, yapmıyor mu oradan muaf demeyelim de oradan hariç kaldı.

  102. 39:27

    Öğrenmeliydi gerçi. Niye öğrenmedin sorarlar adama. O ayrı bir şey. Aman bir malı var. Bari malda hayır yapsa, takvariat etse, ahirette kurtarabilecek. Ama malın hususunda Allah'tan sakınmıyor. Ulaştırmıyor mal hakkında. Akraba, talikat ilişkilerini de vasletmiyor. Anasını sormaz, teyzesini sormaz, halasını aramaz, dayısını aramaz.

  103. 39:51

    Veyahut kuzenidir veya şudur veya budur. Senin malın var yani. Millet aç. Özellikle bu senin akraban. Yani yakından başlayarak açılı akrabalar çok önemli. Bu akraba, Kur'an-ı Kerim'de devamlı bu geçiyor. Akrabaya verin. Bütün Cuma hutbedinde bu okuyor. Allah-u Teala emrediyor.

  104. 40:13

    Yakın akrabalık sahiplerine ver. Yani sende var, bunda da yok. Senin en başta vermen gerekiyor. Ama bunları da yapmıyor. Tanımıyor yani. Hiç Allah'ın hakkını tanımıyor. Ne ediyorsun, konuşuyorsun? 40'ta bir soyguna mı çıktınız? 40'ta bir ben kazandım bunu. Sizle mi uğraşacağım? Benim paramı mı soracak?

  105. 40:35

    Yani Allah'ın malında hakkı var. Zekat, sadaka, fitre falan. Hiç takdir etmiyor. İşte bu adam bundan pisi yok diyor. Menzilelerin, mertebelerin yani bu adamın yeri neresi sorduğun zaman bunun yerinden, durduğu noktadan daha pis bir nokta yok. Bu demektir ki cehennemde de onun azabından daha büyük azap yok.

  106. 40:59

    Durduğu nokta en pis. Yani ateşin en kötü yerine gider bu adam. Çünkü ilim yok. Zaten bir noksanlık. Mal var. Bir imtihan. İmtihan da kaybediyor mal da. Zaten helal aramda bildiği yok. Bu adamdan kötüsü yok. Yani bundan olmaktan daha sığınıyoruz zaten. Değilizdir yani. Bu şekilde bizim dinleyenlerimizde de bu kadar kötü bir durumda adam yoktur inşallah.

  107. 41:27

    Belki ara sıra gelir değişik insanlar da dinler. Allah onları da istahilesin, iddia et eylesin, yola çevirsin. Kurban olduk. Dördüncü kula geldik. Bir kul daha vardır. Rızık vermedi ona. Mal da vermedi. İlim de vermedi. Bu şimdi. Ekseriyet bundandır bizim cemaatimiz dinleyenler. Para var mı? Yok. İlmin var mı?

  108. 41:53

    O da yok. Ne yapacak bu? Dur bir yol gösteriyor ya. Hemen hama kapılma. Hemen ümidi kesme ya. Yani durumumuz genelde mal da yok, ilim de yok. Ne yapacağız? Bizim cemaat de parmak kaldırdı. Ekseri buna parmak kaldırır. Genel bu. Fevve yekûlu. Bu adam da diyor ki abi burayı kurtaramadık. Burada sıkıntı var.

  109. 42:23

    Duvara tosladı burası. Neden? Abi mal yoksa mutlaka ilim olması gerekiyor. Yani ilimde derken de müfte olacak halin yok. Bari dersleri kaçırma. Kitapları oku, sohbetleri dinle. O kadar bir ilimde de kurtarabilirsin ya. Bir iman, islam, ilim hali gibi. İtikadı, tahsi, bir fıkıh, zaruri şeyler. Yani o da olmazsa

  110. 42:43

    Şimdi bu adamın malı da yok, ilim de yok. Fevve yekûlu. Bu adam ne diyor biliyor musun? Ya diyor ah bir malım olsaydı. Niye diyor? Ya kardeşim içki içemiyoruz. Pahalı şarap alamıyoruz. Bilmem ne viski çok pahalı. Sıkaranın iyisini içemiyoruz. Yani efendim zina edemiyoruz. Zina etsek de böyle çok harcı alem işlere gidiyoruz.

  111. 43:05

    Böyle kaliteli bir şeyler bulamıyoruz. Böyle bir hesap yapıyor yani. Ah diyor şunun parası var diyor. Dünyada diyor her imkanı var diyor. İtalya'ya gidiyor diyor, zina ediyor diyor. Fransa'ya gidiyor, şarap içiyor diyor. Yunanistan'a gidiyor, tıraş oluyor diyor mesela. Böyle zenginlerimiz vardı. Var hala.

  112. 43:21

    Uçaktan özel gidiyor tıraş. Yunanistan'da oluyor adamın zevki bu yani. E şimdi bu adam da diyor ki ah bir malım olsaydı le amiltu fi bi ameli fulan. Şu zengin hovardanın, hokkabazın neyse yaptıklarının hepsini yapardım diyor. Birini de eksik bırakmazdım diyor. Fevve bu da bir niyeti, niyetiyle görecektir.

  113. 43:41

    Bunların ikisinin de suçu eşittir. Bu nasıl iştir ya? Yani bu adam içki içmedi, içemedi. Para yok. Kumar oynayamadı. Zina edemedi. Efendim faiz yiyemedi. Bilmem ne, irtibat yok ki faiz. Niye gidecek? Kredi istese kimse vermez seni. Adın ne, suyadın ne? 0270 bana kim kredi verir? Eğer bir şeyin olacak ki veriyorlar.

  114. 44:06

    Biliyorsun bir şeylerin varsa arıyorlar verelim verelim diye. Öbür türlü hadi git ya kapıdan geçme. Derler. Şimdi bu adam bütün paraları harama harcadı. Bu adamda hiç parası yok ki harcasın. Bu da niyet etti. Niye niyet etti? Ah dedi, param olsaydı hepsini yapsaydın dedi. Mevla'da böyle diyor ki hepsini yaptın.

  115. 44:26

    Ne yazdın buna? Günah, aynısı senin defterinde çıkar. Şimdi bu ilginç bir şey neden? Tezat teşkil eder mi meselesi? Tezat teşkil eder meselesi neden? İleride hadis-i şerif gelecek. Vakit bitiyor. Bizden sonra herhalde Şimşirgil Hoca Efendi var. Kaçırmayın, dinleyin. Tarihlerle alakalı ne bilgiler anlatıyor, ne belgeler anlatıyor.

  116. 44:46

    Adamcağızda bu kadar malumat var. Hem ehli sünnete göre hem Osmanlı'ya göre. Tam bizim yani itikadımız üzere tarihçi zor bulusun. Bu tarihçilerin çoğu yalan tarihi okumuş yani. Şimşirgil Hoca doğru tarih okumuş. Doğru tarih anlatıyoruz. Bizden sonra 9 buçukta o var. Dinleyin. Onun için ben çok mesela hududuma göre yanaştım şimdi.

  117. 45:09

    Bitiriyor. Bir sonraki hadis-i şerif yani haftaya, pazartesi inşâAllah dersimizde gelecek hadis-i şeriflerde de şöyle bir şey var. Yani bunu şer çözüyor işte. Şer olmasaydı şimdi burada ben çuvallayabilirdim. Sindî Hazretleri, Allah kabrin nur etsin, o diyor.

  118. 45:24

    Şimdi öbür hadis-i şerifte de diyecek ki, bir dahaki derste de inşâAllah gelecek ki, Bir adam, Yani bir kötülük yapmak istedi, fakat yapmadı. Bu adama bir şey yazılmaz diyor. Hadis öyle gelecek şimdi. O da sahih hadis. Peki bu hadiste de dedi ki, ah malım olsa şu günahları yapsaydım dedi. Bunun günahı eşittir yapanla diyor.

  119. 45:51

    Çünkü öbür hadiste de yapmak istedi, yapmadıysa yazılmaz diyor. İki hadiste sahittir. Yani öbür hadis-i şerifte Bukhari falan geçiyor. Bu hadis-i şerifte Ahmet bin Hanbel Tirmizi geçiyor. Ne olacak? Bunlar birbirine zıt düştü mü? Düşmedi. Niye düşmedi? Şeh lazım. Alimler burada izah getiriyor. Diyor ki, bir insan bir günah yapmak istedi.

  120. 46:17

    Niyet etti. Fakat azmetmedi. Çok kararlı olmadı. İçinden geçirdi. Yapmak da istedi belki. Belki imkanlar denk gelmedi. Allah onu korudu, kurtardı. Yapmadı. Buna günah yazılmaz yani. Bu adam zina yapmadı yani. Yazılmaz. Bu öbürü ne? Bu öbürü diyor, öyle azimli, öyle kasıtlı ki, ölene kadar bu fikirden vazgeçmedi.

  121. 46:40

    Ölene kadar. Hiç tevbe etmedi. Yani niyetinden de tevbe edilir. Tabi insan bir düşüncede olur. Sonra o düşünceden tevbe eder. Yani ben bu kafayı bıraktım dersin mesela. Yapamıyorsan bile fikri değiştirirsin. Ama bir adam fikri sabit olarak, tam azim ve kasıt. Yani fırsat elime geçtiği anda bir an geri durmam yani.

  122. 47:01

    Öyle kasıtlı. Ve bu azimle ölene kadar sabit kaldı. Asla. Bir vaaz dinler insan bir şey olur. Yapmamak lazım. Ara sıra bir vazgeçer. Bunda öyle bir şey yok. Bu o kasıtla öldü. O niyetle öldü. Aslında hiç bir acabası yok. Bir şüphesi yok. Belki de yapmam ya. Bir dinlemesi yok. Bu adamın niyeti öyle bir şey ki, bizzat eline geçen malın tümünü aynı yerlere harcayıp,

  123. 47:29

    aynı haramlar isteyecek idi. İşte onun için bu niyetiyle aynı cezayı çeker. Ama Müslümanın kalbinden bazı şeyler gelir geçer. Vesvese kabirinden olur. Bunlar suale tabi değil. Allah bundan kulunu mesul etmez. Yani şöyle de durumlar oluyor. İnsanın da başına geliyor. Kurban olduğum Allah'ım diyorsun.

  124. 47:50

    Canım bir günah istiyor ama fırsat verme. Bu adama fırsat vermediği zaman Allah yapmış gibi niye yazılsın? Yani pişmanlık da duyuyor içinden. Allah'ın kaderidir tabi. Herkes günahını işleyecek. O da bir kaderin sırıdır tabi. Ama kul kusursuz olmaz. Mevla hafız olmaz. Ama burada Müslüman olan bir insan bir günah yaptığı zaman asla neyi yaptım demez.

  125. 48:15

    O günahı yapsa bile peşinden pişman olur. Estağfurullah der veya keşke yapmasaydım der. Ama yine düşer. O ayrı bir şey. Ama bu adamınki öyle değil. Bu adam yaptığı zamanda da iyi ki yaptım diyen tip. Olacağını Mevla biliyor niyetten. O niyeti işleme sokuyor. Ama senin durumun öyle mi? Benim durumum öyle mi?

  126. 48:37

    Değil. Tabi günahlarımız var. Yapmamak için Allah-u Teala'ya ya Rabbana bu günahı nasip etme dediğimiz noktalar var. Şu ortamı meydana getirme. Gıybet nasip etme. Ya milletten böyle konuştururken ya Rabbim bana gevezelik dedikodu nasip etme. Hani niyetim o. Benim de o. Ama oluyor. Dır dır dır dır bir şeyler konuşuyor.

  127. 48:54

    Bir de baktın bir günah kaçtı yani. Ama biz bunu istemedik yani. Bir de Allah'tan engel olmasını da istedik. E peşine de niye yaptım yani? Niye gevezelik ettim? Mesela üzülüyoruz yani. E bu adama yapmadığı zaman canının istemesi içinden geçmesi bunu günah olarak yazdırmaz. Yapmadığı zaman yazdırmaz.

  128. 49:13

    Yaptığı bile anda tövbe edince siliniyor da. Yapmadan niye yazsın? Çünkü bu adamın azmi yok. Hem var azim yok. Hemme başka azeme başka. Hem nedir? Bir niyettir. Bir niyetlenmedir. Azim kararlılıktır. Azimde kast-u karar var. Yani bunu en iyi şu cümle daha iyi anlattırdı Mevla benim ağzımdan bunu size izah ediyor.

  129. 49:37

    Yani bu arada en iyi şu anlattı bu işi. O yaptıysa yapsaydı parası olup neyi yaptım diyecekti. Bu niyet etti ama başına bir iş gelse yapsaydı bile ne kötü yaptım estağfurullah diyecekti. Dolayısıyla bu ikisi de yapamadı. Bu ikisi de yapamadı. Ama birine yapmış gibi yazıldı birine yapmış gibi yazılmadı.

  130. 49:58

    Çünkü niye yazılmadı ona? O pişmanlık duyan kararlı biri değildi. Yapsa bile pişmandı. Ama bu yapamadığına çok üzülüyor. Öbürü de yapamadığına seviniyor. Ben mesela bir günah işleme imkanı elimden kaçınca ben ne diyorum? Elhamdülillah ya bugün bir günah işleyemedik. Yani bir gevezelik edemedik. Bir gıybetten kurtulduk.

  131. 50:16

    Bir dedikodudan kurtulduk bir şeyden. Ve minel husmeti elli atecide. Günah fırsatı bulamasan Allah'ın korumasındandır diyor hadis-i şerif. Yani bunlar çok önemli. Adam günah yapamadığına üzülüyor. Yani zina yapma teşebbüse bile geçiyor. O arada Allah Teala onu mesela koruyor. Telefon geliyor bir haber oluyor bir acil yol tıkanıyor.

  132. 50:36

    Bir şey oluyor o imkanı bozuyor. Ama öbür adam Yarabbi beni kurtardın korudun diyor. İyi ki yol tıkandı diyor. O kadınla buluşamadım diyor. Elhamdülillah diyor. Böyle çok Müslüman var. Günah yapmak istemiyor. Ama oluyor işte. İnsanların alışkanlıkları var. Uyuşturucu buna benziyor. Haplanmak buna benziyor.

  133. 50:56

    Birçok insan dayanamıyor. Bir şeyler atıştırıyor. Gençlerimizi Allah kurtarsın. Ama bu adam pişman yani. Allah beni kurtarsın diyor. Ben dayanamıyorum. Arasına diyor böyle diyor. Burnuma çekiyorum. Ağzıma çekiyorum diyor yani. Onun için burada mesele ne? Bulamadığı zaman ah keşke bulsaydım diyene bulsaydı da iyi ki yaptım diyene yapmasa da yapmış yazılıyor.

  134. 51:20

    Ama öbürü niyetleniyor ama istiyor ama can ister, şehvet var, nefis ister. Ama o bulamasa seviniyor. Hey Allah'ım kurtardın bu gecede beni bir haramdan diyorsa ve bu adam bulsa bile o işe girseydi bile, girecek olsaydı bile peşinden nasıl yaptım ben bu işi Allah affetsin bir daha nasip etmesin diyen bir şuurdaysa, o kafadaysa bu adam bunu yapmadığı zaman niye yazılsın?

  135. 51:44

    Bu fark çok ince bir şeydir. Ben de bunu bugüne kadar ilk anlatıyorum yani. Kırk senedir vaaz ediyorum. Farkı ilk çünkü şerhi görmeden fark edemezsin. Şerhsiz konuşan, hadise mana veren zarardadır. Şerhe bakınca ne dedi? Öbür hadisle çelişmez dedi. Bu azimli olan hakkındadır dedi. Buradan tabi Türkçesini geliştirmek Allah bize nasip ediyor.

  136. 52:07

    Şerh edebiliyoruz size. Anlayacağınız dilden bu büyük bir ilimdir. Bu ilmi muhafaza edin. Resulullah Aleyhisselam size bir hadis söylüyorum şimdi. Bunu unutmayın belleyin dedi. Hepimize ezberleyebilen mollalara, talebelere kız erkek metnini ezberlesinler, birbirine okusunlar kırık kırık mana versinler.

  137. 52:25

    Sohbet etsinler, herkes bu hadis-i şeriften sohbet etsinler. Biz de unutmayalım Allah'ım unutturmasın. Fazlı keremiyle kurban olduğum hem ilim hem mal verdiğin bahtiyarlar zümresine cümlemizi ilhak eyle. Salli ala seyyidina muhammed ve ala alihi s-salam. Ya Rabbi mal yazmadıysan da zenginlik yazmadıysan da o zaman ilimsiz kalmaktan cümlemizi muhafaza eyle.

  138. 52:47

    Hiç olmazsa dünyada da ahirette de bu ilim sahasında yolumuzu görürüz. Ahiretimizi kazanırız. Bizi din ilminden mahrum eyleme. İstikrattan mahrum eyleme ya Rabbi. Bununla beraber kimseye de muhtaç eyleme ya Rabbi'l-alemin. Salli ala seyyidina muhammed ve ala alihi s-salam. Teslimen kethirun velhamdülillah Rabbil alemin. Amin.