Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 40. Bölüm 16 Ocak 2017
16 Ocak 2017 · 52 dk
43:56 / 51:12Şu an 43:56 / 51:12
Transkript
125 satır
- 00:27
Kıymetli dinleyenlerimiz, Allah'a şükürler olsun, Kıymetli dinleyenlerimiz, Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şeriflerle geçirmeye çalıştığımız şu kısa ömrümüzde, sizler de bizlere eşlik ediyorsunuz. kardeşlik ediyorsunuz, sohbet arkadaşlığı ediyoruz, inşallah ahirette de meclislerimiz devam eder, birlikteliğimiz devam eder.
- 00:49
Bedenler bazı kere buluşamıyor işte görüyorsunuz, engeller çıkıyor, mescide bile gidemiyoruz. Ama kalpler devamlı beraberdir. Kalplerin arasında engel olmaz. Ruhların arasında mani olmaz. E bir de bu işte televizyon gibi aletler ve vasıtalarla da birlikteliğimiz daha kuvvetleniyor. Ben sizi göremesem de siz beni görüyorsunuz.
- 01:17
Böylece hadis-i şerifler... Söyleyeceği hadis-i şeriflerden sünnet-i seniyye ile ilgili ehl-i sünnet-i itikadıyla ilgili hadis-i şeriflerden dersimize devam ediyoruz. Tergibü teribden, hadis-i şerifte sıramız Bismillahirrahmanirrahim ve rivayet olundu. Kimden? Gudayf İbn-i Haris Esfimali Radıyallahu Teala Gudayf İbn-i Haris Esfimali Hazretleri Burada
- 01:52
Başından geçen bir hadiseyi anlatıyor. Bu da sünnet-i seniyye itibarın önemiyle ilgili bize bir bilgi veriyor. Kale dedi ki, Be'aze-i leyye bana gönderdi ki Abdülmelik İbn-i Mervane yani Emevilerin valilerinden Medine valiliği de yaptı. Bu vali diyor bana adam gönderdi. Fekale dedi Ya Ba Süleyman O zatın demek, Gudayf Hazretlerinin künyesi bu.
- 02:36
Oğluna nispet edilerek. Ey Ebu Süleyman dedi yani. İnnâ muhakkak biz kat cemaatine nâsıl insanları topladık alâ emrâim. İki iş üzerine topladık. Yani insanlara iki şey yaptırıyoruz. Ya sen de buna itiraz etme. Herhalde bu tabi ulema'dan olan zatlara millet soruyor sonra. Bazı kere hükümet yetkilisi efendim bir şeye karar veriyor, yaptırmaya çalışıyor sonra.
- 03:09
Ulema bunu uygun görmüyor. Sünnete muhalif görünce tabi ihtilaf çıkıyor. O da diyor ki yani sen diyor haberin olsun diyor yani biz diyor insanlara iki şey yaptırıyoruz, cemaatle iki şey yapıyoruz yani birlikte. Sen de bunu bilmiş ol diyor. Fekâle, o da tabi ondan ibadet olduğuna göre onun adına Râvî anlatıyor.
- 03:34
O da diyor ki Hudayf Hazretleri ve mâ humâ nedir bu yaptığınız iki şey? Yani insanlara yeni bir icat mı çıkarttın derler ya yani ne çıkarttınız, yenilik ne lazım, sünnet varken muhalefet yeniliğin ne faydası var? Kale o da diyor ki diyor ki, rafuleydi, elleri kaldırmak halel menâbiri minberler üzerine yevm-el cuma cuma günü işte minberde hatip, hutbe okurken
- 04:11
cuma vakti elleri kaldırma yani ne demek? Dua vaktinde yani, şimdi işte imam ellerini kaldırıyor veya işte cemaat de ellerini kaldırıyor. Bu tabi büyük bir bidat. Çünkü biliyorsunuz hutbe iki rekat namaz gibidir. Aslında cuma namazda dört rekat da dört rekat olduğu gibi. Bunun ikisi minber okunduğu hutbe iki rekata tekabül ediyor.
- 04:33
yani öğlenin farzı Onun için yani hutbe ile cuma namazı dört rekat etmiş oluyor. Onun için hutbede işaret yasak. Yani konuşmayı bırak, konuşana sus demek bile yasak. İşaret yapıp elinle böyle bile yapmak yasak. E şimdi dinde yenilik çıkarılır mı? Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem. Zamanında olmayan işler.
- 05:03
Şimdi bu Abdülmelik bin Mervan ne diyor? Yani iki şey başlattık. Millete de bunu uygulatıyoruz. İşte sen de hani bunu reddetme gibi. O da diyor ki, siz ne yapıyorsunuz? Bana anlatın bakayım ne değişti? O da diyor ki, bir dür cuma günü minberin üzerinde hatipler dua yaparken efendim
- 05:31
ellerini kaldırma meselesi. Şimdi de bu başladı tekrar. Yani Efendi Hazretleri hep hutbede dua etmekten evvel yahu ben dua etmekte serbestim. Çünkü hatip konuşabilir. Ben rahat dua edeceğim ama sizin yüzünüzden edemiyorum derdi. Çünkü neden? Sesle amin diyorsunuz, hutbeniz bozuluyor. Kalbinizden amin diyeceksiniz.
- 05:55
Tamam mı? Hutbede bunu söylüyor. Millet bir acayip. O da diyor ki, tamam. Yahu sana demedik mi konuşmayacaksın? Bir de sesle tamam diyorlar. Yani ilginç bir durumla karşı karşıyayız. Tam yani temelin hikayesine dönüyor yani. Sakın diyor bak dilinizden amin demeyin, kalbinizden amin diyeceksiniz, tamam mı?
- 06:16
Tamam diyor. Ya mübarek. Hutbe başladı da şimdi de yani Efendi Hazretleri çok bunu şey ederdi. Her hutbede belki bunun üzerine dururdu ya. Yani ben şimdi amin diyecek bir dua edeceğim. Hutbede dua %100 kabul. Ben bir dua edeceğim. Kabul saatine denk gelmesi için. Sakın sesle amin demeyin. İçinizden amin deyin.
- 06:38
Peşin Efendi Hazretleri. Bir dua yapar, bir de bak yine amin diyen çıktı. Efendi Hazretleri hemen dedi, bak yine amin dediniz. Hadi bakalım bir daha mevzuya girerdi. Böyle durumlar var. Yani hutbede konuşulmayacak. Bir de el kaş göz hareketi de böyle yapılmıyor. Yani suç desen senin gibi bozuluyor hutben.
- 06:58
Şimdi burada diyoruz Cuma günü minberin üzerinde el kaldıracak hatip. Böyle bir şey çıkarttık. Şimdi de diyanet. Yani onlar da imamlara bir dua ettirmeye başladılar. Yani yazı yazdırıyorlar. Yahu tamam imam sesli konuşuyor zaten dua edebilir. Fakat cemaate hiçbir tembih yapılmıyor. Uyarıda bulunulmuyor.
- 07:23
Yani imam önce sen uyarıya bulsan da uyarıda bulunsan da fayda yok. Unutuyor onu yine bizim millet alışmış otomatiğe bağlamış. Amin diyor. Bizim millete beddua etsen onda bile anlamaz. Amin derken a der bir durur yani. Ulan var ya nasıl beddua ediyormuş meğer imam bize. Yani çünkü otomatiğe bağlamış.
- 07:42
Ne derse amin diyorlar ya. Ya bu amin denecek dua mıdır değil mi? Onda düşünmüyorlar. Onun için hatip ikaz etmesi lazım. Şimdi yani kolaylıkla serbestlikle Fatih Camii'nde falan bir kere kılmıştım bir cenaze münasebetiyle. Baktım yani bayağı bir hadi şimdi dua yapacağız der gibi Cuma'nın duası kabul diyor hutbede.
- 08:04
Böyle bayağı bir aminli maminli sesli millet tarafından bir şeye rastladım. Bilmiyorum şimdi o işleri düzelttiler mi de. Bir zaman oldu yani birkaç aylar. Baktım ne rahat böyle dua diyorlar ya hutbede. El kaldırıyorlar mı onu bilmiyorum. Ama ne cemaat el kaldırabilir? Ne imam el kaldırır yani? Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem el kaldırmıyordu ki.
- 08:26
Hutbede dua etse de. Hutbede dua ediyordu. Ama el kaldırma yok. Yani çünkü Cuma'nın hutbesi iki rekat farz gibidir zaten. Sen namazda el kaldırıyor musun dua yapayım diye? Şimdi daha nedir? İkinci nedir yani millete yapın dediniz de milleti topladınız yaptırıyorsunuz. Vel kasasu işte kıssalar nasihat, vaaz falan bir şeyler anlatmak.
- 08:53
Neden sonra? Ba'di asrı öyle asrı. Sabah namazından sonra bir de ikinci namazından sonra efendim işte kıssacılar böyle ayet hadis ilim meclisi değil de yani siyer de denmez buna çünkü siyer olsa şeydi hikaye diyelim yani daha tüccesi böyle hikaye kuş şöyle yaptı kedi böyle yaptı gibi hikayeler vesaireler işte neyse anlatıyorlar.
- 09:23
Ama bunun her sabah ve her ikinden sonra yapılması sanki farz vacipmiş gibi devam edilince işi karıştırıyor. Hudayf hazretlerine bu cevap verilince fekale buyurdu ki Ema Aga olun yani Ema dikkat innehuma bu ikisi var ya yani cuma günü minberde el kaldırmak ile sabah ve ikinden sonra devamlı efendim kıssa anlatanlara yol vermek emselü bid'atikum Resulullah
- 09:59
Mesela zamanında olmayan bidatlerin yine en yakınıdır, yani en hafifidir. sallallahu aleyhi ve sellem Bu iki bidatınız en hafifidir. Allah'ın dininde bir şey uydurmuşsunuz ama yani hayra en yakın olan, hayır denmez bidate, fakat en yakın olan. Niçin? Bir şeyin aslı meşru ise, yani dinde meşru ise, şeklinin değişmesi onu sünnetlikten bidatliğe çevirmez.
- 10:27
Mesela, İmam Masum Hazretlerine soruyorlar, namazlarından sonra, selam verildikten sonra veyahut tesbihler çekildikten, kalktıktan sonra cemaat böyle halaka oluyor veyahut neyse böyle biri duruyor öbürleri düz geçiyor önünden, musafa yapılıyor, caminin içinde. Bu cumalardan sonra, bayramlardan falan oluyor yani hala.
- 10:49
Bazen vakit namazlarında da bazı yerlerde oluyor. Birbirini tanıyan cemaatler çok yapıyor bunu tabii, tanımayan cemaat zaten. Arkasına bakmadan çıkıyor, gidiyor. Bu bidat mıdır yani? Sünnette var mıdır yoksa bidat mıdır? İmam Masum Hazretleri de çok önemli bir kaide tespit ediyor. Buyuruyor ki, bir şeyin aslı sünnette varsa,
- 11:10
onun camide yapılmış, dışarıda yapılmış falan, bidata çevirmez. Burada ne yapılıyor? Musafa. Musafa sünnette var mı? Var. Hadis-i şerifler teşvik ediyor mu? Ediyor. İki kul birbirini görse musafa ise günahlara ayrılmadan dökülür buyuruyor. Çok hadis-i şerif var musafa hakkında. Madem musafa aslı sünnette var, burada bunu camide mi yapıldı, şatırvanda mı yapıldı,
- 11:37
imam odasında mı yapıldı buna bidat diyemeyiz buyuruyor. Şimdi onun için de Hudayf Hazretleri diyor ki, yine bu bidatınız hayra en yakındır. Çünkü neden? El kaldırmak diye bir şey İslam'da var mı? Var. Namaz dışında falan dualı yapılırken Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ellerini kaldırırdı. Kâne-i El-Fevri'de, hatta Yurâb-ı Beyaz-ı İbtâhi, sahih sünnette var.
- 11:59
Mübarek koltuk altlarının yani beyazlığı çıkana kadar kaldırıp böyle, hani bizim gibi böyle değil de, hepten böyle, efendim dua edeyim mi etmeyeyim mi diye az daha düşünecek. Ağzını bıçak açmaz, elini açmaz. Böyle bir acayip miskin miskin dualar yapma şekillerimiz var. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem duasında ellerini böyle köşk hizasına kaldırır.
- 12:20
Hatta böyle yani bu kol altının, tabii o zaman böyle şimdiki gibi atlet veya şey de yok da, üzerine hiza şey atıyor, efendim rida atıyorlar ya, onu da attığı zaman böyle de yaptığın zaman koltuk altı açılır. Yani buradan görülür. Yani koltuk altlarının beyazlığı yani demek istiyor biraz, efendim kolunu o kadar kaldırıyor yani açıyordu, sallallahu aleyhi ve sellem.
- 12:45
Sünnette el kaldırmak olduğu için, e şimdi bunun minberde, hutbede yapılması lazım. Cemaatin değil, cemaatinki bozar da. İmamınki ne söylüyor? E imamınki de, imam zaten konuşma hareket yapmaya serbest. Hutbeyi okuyan olduğu için zaten konuşacak. Onun için ama, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yapıyor muydu?
- 13:08
Yapmıyordu. Yapmıyorduysa yine bir bidatlık giriyor işin içine. Sultanif Hazretleri de diyor ki, yine bana kalsa, işte hayır denmez bidatlar sonradan çıktı bu iş ama, işte yine hayra en yakını bunlardır. Çünkü neden? Yani ikindiden ve sabahtan sonra sohbet yapmak, yani sohbet derken, efendim, kıssa çok anlatılıyor yani, ne diyeyim size, menkıbe gibi türlerden.
- 13:42
Şimdilik esas ilim biliyorsunuz, ayet ve hadisle sabit olur. Tefsir, hadis, fıkıh, hakayt, tasavvuf. Bazıları da çok menkıbeci olur. Bizim millet de derin fıkıh anlatsın, itikad anlatırsın, çok önemli hususları anlatırsın, sıkılırlar. Arada bir menkıbe kıssadan hisse, çok bayılıyorlar yani. Bir de mesela iki üç saat vaaz oluyor,
- 14:03
çıkınca soruyorsun, sadece o kıssa aklına kalıyor. Geri kalan icat hadis kafalarında kalmıyor, maalesef eskiden de böyleydi, şimdi daha da beter oldu. Ama diyor yani, burada bidatlik neresi? Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in zamanında da mescitte oturup biri bir şey anlatmıyor muydu? Anlatıyordu.
- 14:19
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem anlatmıyor muydu? Burada bidatlik şurası, tahsis. Tahsis ne demek? Her sabah ve ikinden sonra, bir gün atlamaz, atlasa sanki farzı kaçırdın. Veyahut bir günde geldi bir istedik, akşamdan sonra bir şey anlatayım size. Adama diyor ki, yok akşamdan sonra anlatamaz.
- 14:36
Niye anlatamam? Biz tayin yaptık. Ne oldu? Tahsis yaptık. Sabahla ikinden sonra. Ama şimdi ayette, hadiste, sünnette tahsis yok ki. İlle şu saatte olursa, şu namazın peşine bir insan vaaz eder, sohbet ederse olur. Ve öbür namazın peşine sohbet ederse caiz değil. Böyle bir şey sünnette yok. Onun için burada bidat olan kısmı, el kaldırmanın da hutbede bidat olan kısmı...
- 14:58
...bidat olan kısmı el kaldırmak sünnette var ama Cuma günü hatip minberdeyken hatibin el kaldırmasının, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, sünnette yok. En fazla parmağıyla işaret eder, sallâllâhu aleyhi ve sellem. Duada elini göğe açtığın gibi parmağıyla göğe işaret eder. Yani Allah'ın hazinelerini gösteriyor.
- 15:14
Ya Rabbi bu hazinenden kabul et diye. Çünkü dua kabul mahalli göktedir. Mevlamekend'den münezzehtir. En fazla bu var sünnette. Bu yok sünnette. Hatip minberde o kutlu okuyanınkini gösteriyor. Ama el kaldırmak normal zamanda sünnette var mı? Var. Hepten bidat olmadı bu sefer. Efendim, sohbet yapmak bir namazın peşine cemaat hazır toplanmışken var mı?
- 15:36
Sünnette var Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Bazı o vakit, bazı bu vakit, bazı beş vakit hadis-i şeriflerde sohbeti devam ettiriyordu yani. Hal böyle olunca bidatliği nereden geliyor? İlla sabahla ikindiyi özel, has yapınca sanki başka vakit caiz değil gibi. Böyle şeyler de uygun olmuyor. Mesela, Cuma namazına Sebb-i Hüsme-i Lehelle Teâlâ kılmak sünnet.
- 16:03
Kuvvetli de sünnet. Veyahut efendim, Cuma sabahı secde suresi birinci rekat, insan suresi ikinci rekat okunuyor. İmam okuyacak yani. Bunlar kuvvetli sünnet. Fakat arada mesela değiştirmek lazım. Fıkıhlar söylüyor. Niye öyle söylüyor? Avam, nas, sıradan insanlar ne zannedecekler? Cuma sabahı başka sureyle namaz caiz değil.
- 16:25
Veya ne zannedecekler? Sebb-i Hüsme okunmadığı zaman Cuma namazı olmuyor zannedecekler. Hani bu vehme insanları düşürt demek için arada farklılık oluyor. Mesela, secde suresi okuyunca, secdeatine gelince secde ediliyor, kalkılıyor. Bu sefer insanlar her hafta olursa bu, şunu zannedebilirler. Yani Cuma gününün sabah namazı üç rekat gibi.
- 16:47
Çünkü secde ediyorsun, kalkıyorsun falan. Bu bakımdan İslamiyet'te, yani Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem'in çok yaptığı şeyler, tabi sünnetli müekkede kuvvetli sünnet oluyor. Ara sıra yaptığı şeyler sünnet oluyor, normal sünnet oluyor. Sürekli yaptığı, ekseriyetle yaptığı müekked oluyor, kuvvetli oluyor.
- 17:07
Ama hiçbir zaman bunlarda tahsis yani icap etmiyor. Ne demek tahsis icap etmiyor? Efendim işte, hele Tarihten başkası okusan ikinci rekatta Cuman olmaz veya birinci rekatta secde suresi okumadığın Cuma sabahı namazın geçersiz gibi bir tayin ve tahsis İslam'da yok. Onun için burada da illa her ikindi ve sabahtan sonra sohbet olacak, geri kalan da olmayacak.
- 17:34
Bir geri kalan da olmaması bir tayin olduğundan bir tata götürüyoruz işte, bir de bunlardan da mutlaka olacak. Ya bu sabah niye sohbet yok? Yok hoca efendi rahatsız oldu veya öbür hoca gelmedi veya soğuk var veya sıcak var, yani bir sorun var. Yok illa olmasın. Ya kardeşim bu sabah namazın farzı değil ki, bugün olmadı diye sen burada farz gibi buna muamele yapıyorsun.
- 18:02
İşte o zaman bu da ne oluyor? Bir tata çeviriyor işe. Çünkü sünnette aslı var ama tayini yok. Tayin yapınca, tahsis yapınca, anladım. Yine de Huday Faziletleri diyor ki, yani yine bana sorarsanız hayra en yakını bu olmuş. Çünkü neden? Camide sohbet yapmak, en nihayetinde elini kaldırmak, dua ederken hatip tabii konuşabildiği için.
- 18:24
Ama, Ve lestü asla ben olmadım, bin mücibiküm. Size icabet edecek ila şeyin hiçbir hususta minuma. Bu ikisinin hiçbir şeyinde de fetva vermem ha. Benden sakın bunda fetva istemeyin. Yani vali, o zaman işte en büyük alimine neyse, insanlarda etkili olan kimse tabi ona konuyu bildiriyor ki bak biz böyle iki tane uykulama başlattık Uygulama başlattık.
- 18:52
tamam cemalinden güzel bir tercümesi oluyor Bütün insanları buna uyduruyor. Bir cumada imam ellerini açıyor işte. Bir de her sabah da ikinden sonra böyle bir sohbet tertip edik. işte bir de her sabahdakinden sonra Yani milleti de meşgul etmek falan. Sen bunlara itiraz etme veya fetva ver. O da diyor ki, ya öbür bidatlere göre yine bunlar en şeylisi,
- 19:12
dedi ki ya öbür bidatlara göre yine bunlar en şeylisi, en hafif, en insaflısı ama ben yine de böyle bir şeylere diyor fetva verip de sizin bu işlerinizi meşru edemem diyor. Niye? Niye? Kale dedi ki yani halife, fayet, vali neyse. Lime dedi. halife veya vali neyse, Lime dedi, niye böyle yapıyorsun ya?
- 19:35
Dedi, Kale dedi, cevap verdi, bu tayfa hazretleri. Yennen Nebi sallallahu teala aleyhisselam. Çünkü efendim, Bu hadisten sebep buraya kadar anlattık. Bir topluluk icat etmez. Zinde bir reform, bir yenilik. yenilik illa böyle bir şey çıkarırlarsa, yani Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem ellerini kaldırmadı hutbede daha kaldırdı.
- 20:05
Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem zamanında her sabah ve ikindi, yani otomatoya bağlanmış şekilde, tayinli bir şekilde böyle bir camide sohbet yoktu ya, her sabah içinde. E, bu sefer ne oldu? Yenilik çıkardı. Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki, kim bir yenilik çıkarırsa, ama yenilik derken dinde ha,
- 20:24
arabanın yeni modeli çıktı, alınmaz, telefonun yeni modeli çıktı, konuşulmaz demiyoruz. Teknolojiye uyulabilir, yenilik çıkarılabilir. Teknolojiye uyulabilir, yeniliklerden faydalanılabilir, helal dairesinde kalmak şartıyla tabii. Bu dinde bidat yani, şimdi sohbet işi caminin içinde olan bir şey, dinle alakalı.
- 20:43
Minberde cuma günü hutbe okuyan hatibin vaziyeti, e, dinle alakalı yani. İbadetin içinde oluyor bu şimdi. Onun için böyle bir yenilik çıkarırsalar, illa rufi'a mutlaka kaldırılır veya rafa'a Allah kaldırır, o da olabilir. Rufi'a kaldırılır, misliha, o bidat, giren bidat kadarı minesünnet, sünnetten kaldırılır.
- 21:10
Yani bir sünnet kalmış olur. Neden? E, şimdi mesela Bişr ibn-i Mervan efendim, minberde ellerini kaldırmış, dua eder vaziyette. Görüldüğü zaman, Rumara ibn-i Ruveybe Hazretleri, e, yani rimara da olabilir de, sahabeden bu zaten. Ne dedi? Allah bu iki eli kötü etsin. Bu, duaya kalkmış el. Ama dedik, Allah bu iki eli takvi etsin, çirkin etsin.
- 21:42
Niye? Böyle parmağını işaretledi, şehadet parmağını, şu parmağını. Ve vallahi ben Rasulullah'ı gördüm dedi, hutbe okurken. Ancak parmağıyla şu işareti yapıyor. Teşevütte biz ilade kaldırıyoruz ya. Öyle parmağıyla göğe, semaya yani. Duada ellendiğiyle parmağıyla ancak. Bundan fazla yaptığını görmedim.
- 22:05
Niye böyle işler çıkarıyorsunuz? Demiş. Onun için şimdi parmakla göğe işaret sünnette var. Sen iki elini kaldırıyorsun. Ne oldu? Yani mutlaka o kadar bir sünnet kaldırılıyor. Çünkü neden? Çünkü neden? İkisini aynı anda yapamazsın. Demek ki bunu yaptınsa, sünneti kaldırdın da bunu yaptın. Efe temessükün bir sünnetin, elbette sünnete sarılmak,
- 22:28
hayrun min ihdâsi bid'atîn, bir bid'at dinde yeni bir şey, vaziyet çıkartmaktan daha hayırlıdır. Hiç dahası da mı var? var yani hiç yok. Ondan sonra hiç hayır yok bir daha de. Hiç yok. Ondan sonra hiç hayır yok bid'atte. Onun için ben sizin efendim bid'atınıza fetva veremem. Onun için Sindî Hazretleri burada, Şeyh de diyor ki, Ve levke âti haseneten.
- 22:52
Bid'at-ı hasenet olsun. Bid'at hasenat olsun. Hazreti Ömer Efendimiz, teravih namazı için nîmetil bid'atü azîb. Bu ne güzel Bu ne güzel bid'at buyurdu. bid'at buyurdu. Buhari'de de var. Bukhari'de de var. Ama o lukat manası, istilah manası da bir tat değil. Lügat manası nedir? Yani Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem Ramazan boyunca devam etmedi.
- 23:11
Evinde devam etti teravih. Üç kere kıldırdı. Farz olur endişesiyle. Çok güzel bir cemaat oldu, huzur oldu. Farz olur endişesiyle. Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem üç kereye çıkmıştır. Efendimiz üç kere değil, bir kere bile çıksa zaten o sünnet oldu bir defa. Bitti ona daha bid'at denmez. Hazreti Ömer niye bunu bid'at dedi?
- 23:28
O şu demek yani bütün Ramazan kılınması Resulullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'e. Ebubekir Sıddık Efendimiz de mürtedlerle, harplerle uğraştığı için o da bu işlere çok ilgilenemedi zaten iki senelik bir hilafeti var, çok kısa. O da hep savaşlarla geçti. Hazreti Ömer Efendimiz uzun halifelik yapınca bu işlere vakit buldu ve sistemleştirdi.
- 23:49
Ama neye dayanarak? Sünnete dayanarak. Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem kıldırdı ya kıldırdığı için o sünnette zaten var. Onun bir gece kıldırmasıyla otuz gece kıldırmasıyla fark etmez, bid'ata çevirmez işi. Demin ne dedik? İmam Masum Hazretleri'nin kaidesini anlattım size. Aslı sünnette ise şekli bid'ata çevirmez.
- 24:09
Şimdi onun için teravihin cemaatle kılınması sünnette var. Olduğu için tamam, onu sürekli hale getirdi. Ama şimdi bid'at-ı hasene yoktur dediğimiz hangi bid'atın haseneliğini nefret ediyoruz? İstilah bid'atı. Yani sünnetten bir şey kaldıran demek. Mesela İmam Rabbi Hazretleri buna misal verirken ne buyuruyor?
- 24:39
Buyuruyor ki kefende erkek için mesnun olan üç kattır. Erkek, ölmüş erkek. Kadında dört kattır. Şimdi diyor buyuruyor çıkartmışlar erkeğin başına sarık sarıyorlar. Yani güya çok takvalıktan kine gibi bir şey. Sarıkta ne var? Sarık sünnet değil mi yani? Namazda sünnet ama ölünün başına sarmak sünnet değil.
- 25:05
E şimdi ben buna itiraz ettim buyuruyor. Dediler ki bu bid'at-ı hasenedir, güzel bid'at. Yahu diyor bu fakir diyor bid'at-ı hasenelik, güzellik, hüsn görmüyorum. karanlıktan başka bir şey görmüyoruz. Bid'at'tan nur olur mu diyor. Mutlaka bu hadisi okuyor. Mutlaka bir misli sünnetten kaldırılıyor.
- 25:23
Şimdi orada İmam-ı Rabbân hazretleri buyuruyor. Bazı hocalar da buna fetva vermişler. Bid'at'i hasene güzel bid'at. Bid'atte hasene güzel bid'at ne var? Ne var? Ya ölün kafasına sarık sarsak demişler. Ama olmaz ki diyor. Neden? Neden? Kefen kaç kat olacaktı? Kefen kaç kat olur? Üç kat. Sarığı ekledim oraya sarık, biliyorsunuz yani insanın
- 25:39
bir kat kefenden fazla bazı kere başımızda yedi metre, on metre sarık oluyor. E sen şimdi bu sarık nedir? Bir sevptir. Elbise giyicidir yani. Dolanıyorsun ona. Çöksen çıkarsan dolanırsın. E o zaman sen ne yaptın? Erkeklerdeki üç sünnetini bozdun. Bir de onu ekledin. Bir katta o var. Yani elbise olarak.
- 26:02
Bak diyor sünneti kaldırdı. Ya sarık sarmak sünnet değil mi? Yahu kardeşim sarık sarmak ölüye sünnet değil. Diriye sünnet. E sen şimdi ne yaptın? Sünneti bozdun. Niye bozayım? Ne alakası var? E ne alakası var diyor. Kefende sünnet üç kat. Sen ne yaptın? Sarığı sarınca ettin dört kat diyor. Bunu anlamayacak ne var buyuruyor.
- 26:24
Mektubat anladınız mı? Onun için Huzayf Hazretleri İmam-ı Rabbani kafasından konuşmuyor ki bu işler. Hep böyle Hazreti Şerif ve rivayetlerden bu konuları Kaddesallâhu aleyhi ve sellem o meydana çıkarıyor. Yani onun için bid'atte hasenelik aramayın. Efendim. Yine Aynı zattan Yani Huzayf olacak yine. Radıyallâhu anh.
- 26:56
Efendim. Taberani rivayet etti. Başka bir hadis-i şerifinde. Enne nebiyye Sallallahu aleyhi ve sellem'e Kal. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Bu hususta buyurdu. Ne buyurdu? Mâ min ümmetin hiçbir ümmet yoktur ki İbtedâd yani geçmiş ümmetlerde de aynı. İcat etti, yenilik çıkarttı. Bâde nebiyyâ.
- 27:18
Peygamberinin vefatından sonra. Fî dînihâ. O ümmetin dînine. Allah'ın o ümmetenin peygamber vasıtasıyla Gönderdiği dînine ne yaptı? Efendim. Dîni içerisinde bir şey çıkarttı. Eğer böyle bir şey yaptılarsa İlla mutlaka Edâet. O ümmet kaybetmiş demektir. Misliha o Giren bid'at kadarını nereden biner sünnet.
- 27:40
Sünnetten o kadarını Mutlaka zayi etmişlerdir. Ya Sünnetin yerine o bid'atı koymuşlardır. Sünneti tamamen terk etmişlerdir. O zaman gözle görülür şekilde sünnet ortadan kalkmıştır. Ya da Sünnetin yerini değiştirmişlerdir. Efendim. Sünnetin Çünkü Sünneti hepten terk etmiyor gibi Görüşse de sünnetin yerini Bozarsa yerini değiştirirse Bu da ne olur?
- 28:10
Efendim. Bid'ate müncer olur. Bunlar Tabi Mesela yerini değiştirmeye bir misal vereyim. İmam Rabbi Hazretleri Buyurur ki Sarığın ucunu Halife deniyor ona İki omuzun İki omuzun tam ortasından Sarkıtmak sünnet. Biz sarkıtmıyoruz. Sarkıtmamakta da sünnet var. Çünkü Ali Kari'nin Risalesinde Yani İmame ile ilgili Risalesinde Buyurur ki yani orada O muhaddistir tabi
- 28:48
Muhannehu sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem devamlı sarkıtmamıştır. Sarkıtmadığı da var. Biz sünneti sarkıtmadığını alıyoruz. Çünkü iki şekil sünnet olursa İki sünneti amel edebilirsin. Sarık namazda mutlaka sünnettir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hiç sarıksız namaz kılmamış.
- 29:06
Bu kesin. Ama devamlı da sarıkla durmamış. Takke ile de durduğu var. Başı açık durduğu yok. Ama sırf takke taktığı da var. Fakat namazda hiç takke ile namaz kılmamış. Ya sırf takke ile ha. Şimdi başı açık kılanların Hiç irattan mahali yok. Sırf takke ile namaz kılmamış. Hep sarıkla namaz kılmış. Takkenin üzerine sarık dolanmış.
- 29:31
Ama namazın dışında yatarken Otururken yemek yerken Sırf takke ile durduğu da var. Sarıkta sardığı zaman Bazen sarkıtmış Belki ekseriyette Belki ekseriyetle sarkıttığı ekseriyet olabilir. Ama şu anda biz hafiflikte bakımından sarkıtmama sünneti İcra ediyoruz. ediyoruz.
- 29:57
Şimdi burada, İmam Rabbim Hazretleri diyor ki, bazıları, sarığın, sarkan tarafını soldan sarkıtmayı güzel bid'at saymışlar. Bid'ati hasene saymışlar. Şimdi halbuki buyuruyor, her bid'at mutlaka çünkü sünnet kaldırır. Bu hadis-i şerifler demin okuyoruz ya şimdi, işte bu hadis. Her bid'at sünnet kaldırır.
- 30:20
Ya ne alakası var sünnet kaldırmasına? Sarığın arkasından uzatmak sünnette yok mu? Var. Var ama İmam Rabbimiz yapıyor. Var ama imanı bazen, bak işte bak yerini değiştirir. Bak işte bak yerini değiştiriyor. Sünneti kaldırmıyor, yerini değiştiriyor.
- 30:32
Şimdi bunun misali de bu. Ne gibi? Öbüründe kefende üç sünnet, bu sarık sarıyor, etti dört. Dördüncü kat kumaş. Çünkü sarık da bir kumaş. Oradan sünneti bozdu. Bu sarığın ucunu sarkıtmak, sünnet ucunu sarkıtmak, bu sünneti kaldırmadı ki. Yahu kaldırmadı ama iki omuzun arasından sarkıtmak sünnetiydi.
- 30:56
Yerini bozdu. Ne yaptı? Soldan sarkıtmaya böyle bu taraftan doğru uzatma. Sünnet diyemezsin ki. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hiç soldan sarkıtmadı. Sağdan da sarkıtmadı. Min bâbeynel ketifeyn. İki omuzun arasından sarkıtırdı sarkıttığı zaman. E sen ne yaptın? Sola veya sağa kuyruğunu vermek suretiyle yerini bozdun.
- 31:21
Onun için ne buyuruyor? Hangi ümmet peygamberinden sonra dininde bir yenilik icat ederse mutlaka bir misli sünneti zayi etmişlerdir. İşte bu zayi etmek iki türlü olur. Ya hepten sünnet kalkar ortadan ya da sünnet durur ama şekli bozulur, yeri bozulur. Yeri bozulduğu zaman yine bidata gitti. Fakat bunlar tabi ki amel bidatlarıdır, itikad değil, bidatlara girmez.
- 31:44
Çünkü ehl-i sünnet dışı fırkalarınki itikad bidatı zaten. O itikad bidatının hiç bir çaresi yok. Onu da şimdi anlatacağız. Ve Rûhiye'ye rivayet olundu. Hadis-i şerifte. Anebi Ümmühammed R.A. İmamoğlu Hazretleri ile yeri gelmişken mesela dille niyeti de bidata sokuyor. Fıkıhçılardan bazıları bile buna bidat-ı hasene güzel bidat demişler.
- 32:14
Ama diyor ben diyor bu bidatı diğer bidatlardan da tehlikeli görüyorum. Neden? Öbürleri sünneti kaldırıyor, bu farzı kaldırıyor. Niye farzı kaldırıyor? Çünkü diyor adam aklı başında değilken geliyor namaza duruyor, dilini alıştırmış, otomatiğe bağlamış. Öğle namazı farz zannedip duruyor. Halbuki ikindi.
- 32:33
Dil alışkanlığıyla. O arada aklı başında kalpten niyet etseydi neredeyim, ne namazı kılıyorum diyecekti. Kalpten niyet etmeye mecbur olduğunu bilmeyince dile de alışınca, dil onu. Bazı kere bir de bakıyorsa, öğlen ikindi akşam sayıdığı da var 3-4 tane. Çünkü bulana kadar da düz gidiyor. Bazısı da öğlen deyip duruyor.
- 32:53
Halbuki ikindi. Çünkü neden? Niyetin mahalli kalptir. Süleyman Abdülaziz Hazretleri buyuruyor ki Vel hâlu enne Rasûlullah kâinatın efendisi olsun, sahabe olsun, tâbiin olsun, onların hiçbirinden namaza başlarken niyet ettim ya Rabbi Rıza-i Şerif'in, yani Arapça veya Türkçe sesli niyet yaptıkları nakledilmemiştir.
- 33:15
Bir kitapta yoktur diyor. Belkân-ı yükebbirûn el-tehrimete akıbel kıyâm Hemen mesela oturuyorlar, sünneti kılmışlar veya zikrediyorlar, kalkıyorlar namaza. Kalkar kalkmaz Allah'u Ekber. Şimdi bizim millet, yani bazı evhamlılar var, İmam Fatihayı bitirene kadar adam daha zor söylemekten, niyeti, efendim diliyle söyleyeceğim diye böyle uzatıp duruyor.
- 33:43
Halbuki sahabe-i kiram oturuyorlardı, birden kalkıp Allah'u Ekber duruyorlar. Çünkü neden? E zaten niyet belli, vakit belli. Niyetin yeri de kalptir. Kalplerinde bu niyet mevcut olduğu için dile lüzum görmüyorlar. E peki buna sen nasıl, güzel bidat diyeceksin. Adam bir de diyor, diliyle demeyi alıştırıp da kalbinden geçirmeden, kalbini tam hangi namazdayım diye bağlamadan,
- 34:07
hangi namaz düşünmeden diliyle niyet ettiyse o zaman farz da gitti, namaz da gitti. Çünkü neden? Bütün alimler ittifak etmişler ki kalpte niyet olmadan, niyet geçerli değil. E kalpte niyet olmadan geçerliyle ittifak var. Dilde söylemeyi bazıları hasene görmüş, bazıları. Şeyh Mehmet Efendi Hazretleri diyor ki, benim gördüğüm tehlike bu farzı da kaldırır.
- 34:29
Neden? Adam dil alışkanlığına bağlanır, kalbinde niyet olmadan, hangi namaz düşünmeden pat durur. Ha bu sefer niyet olmamış olur. Çünkü kalpten geçmediğince hiç kimseye göre niyet olmuyor, hiçbir alime göre. Onun için, bir bid'at çıkarırsa bir ümmet mutlaka o kadar bir sünneti zayi etmişler demektir.
- 34:54
Mâme Hazretlerinden ibadet olunan Firavun Şerif'de Kâle Kâle Resûlullâhi Sallâllâhu Teâlâ Bu da acayip bir hadis. Mâ tehte zillis semâ göğün gölgesinin altında yoktur min ilâhîn hiç bir ilâh yu'bedu tapılan yani mâbud, bir gayr-i hak tabi. Âzamut, daha büyük, indallâh, Allah katında şimdi Allah'a ortak koşulduğu için Allah katında yani en kızdığı, buğz ettiği
- 35:24
kendisine ortak koşulanlar içerisinde şimdi maymunu ortak eden var, domuzu ortak eden var, yani domuza tapan var, maymuna tapan var, ineğe tapan var, fareye tapan var. Allah-u Teâlâ buğz ediyor ve gazap ediyor min heven nefsinin isteği müttebe'in efendim tabi olunan yani peşine düşülen insanın canı ekşili ister, turşulu ister yani şunu demek istiyorum
- 35:55
kadere inanmamak aklından geçer efendim işte helala haram demek aklından geçer harama helal demeyi düşünür bunlar düşünce bazında vesvese kabiliğinden kalırsa sıkıntı yok ama peşine düşülen ne demek? canı istedi diye kalktı onu din adına uydurdu İslamoğlunun amentüde kader tartışmalı fazlalıktır bunu bir tane alim demiş mi?
- 36:23
dememiş ehli sünnetten yani dememiş sen nasıl bunu diyorsun? işte canının isteğine uydu onun için Allah-u Teâlâ en çok kendine ortak koşulup tapılanlar arasında en çok hangi batıl ile buğz ediyor? kendisine tabi olunan peşine düşülen efendim arzular işte bu ehli sünnet dışı fırkaların hevaları canı öyle istedi diye işte Allah-u Teâlâ ahirette görülmeyecek Mutezile öyle söylüyor
- 36:55
yok ayrıyetten Allah'ın sıfatları yok hepsi zâtında mündemiştir sıfatları reddediyor ondan sonra falan böyle işler şimdi daha çok zaten hadisleri red inkar ondan sonra say hadisleri inkar kıyamet alametlerini inkar aklının almadığı her şeyi inkar bunlar hep neyle oluyor? adam delil getiremiyor ki ayetten, hadisten sahabeden, seleften bir tane kaynak söyleyemiyor ki
- 37:23
ya ne yapıyor? benim aklımı almıyor işte canım istemiyor falan e sen desene ki Allah'ın dini hususunda keyfine uydun onun için Allah-u Teâlâ en çok senin hevana senin o Kur'an'a, sünnete muhalif düşüncelerine ve o düşünceye vesveselere evhamlara dayanarak Allah adına hüküm vermene kızıyor çünkü ne yapmış oluyorsun?
- 37:46
sen de o nefsinin arzularına tapmış oluyorsun çünkü onun dediğini yapmış oluyorsun Mevla sana buyuruyor bu haramdır sen diyorsun ki aklım ermedi satranç için böyle ettiler tavla için böyle ediyorlar efendim bu oyunlar niye haram olsun? kime ne zararı var? kumar değilse ne karı var? bahsetmiyoruz ki işte Hz.
- 38:06
Ali Efendimiz'in sözünü okudum dün bir kitabın başında altun yani som altunla yazılacak değerde bir söz el aklü innemel aklü li idrakil rububiyet la li idrakil rububiyet Allah bize akıl verdiyse nasıl kulluk yapacağımızı anlayıp yapalım diye verdik yoksa Allah bize aklı benim hükümlerimin hikmetlerini sırlarını araştırın da bana muhalefet edin diye akıl vermedik sen rububiyetin
- 38:34
yani Allah'ın celle celaluhu içkiyi niye yasaklamış? kumarı niye yasaklamış? zinayı niye yasaklamış? veya süt kardeşi niye yasaklıyor? süt kız ananın emzirdiği kızla evlenemiyorsun yabancı kızla süt emzirdiyse niye bu anam oluyor bunun ne alakası var? bak şimdi ne alakası var? aklın mantığın anlayacağı bir şey değil üç bir damla bir damla süt düşmüş ağzına ya bu benim
- 39:02
anam değil babam değil yani akrabam değil yani yabancıya bir damla süt düşecek işte satrancı anlamamakla bunu anlamamanın farkı yok o zaman da kız da dayısıyla evlenmeye kalktı işte Allah diyor inanıyorum ama diyor dayımı seviyorum diyor ne karışıyor benim işime diyor
- 39:18
şimdi dayısıyla evlenmeyi Allah kıza niye haram etti? bir kıza sen bunun hikmetini araştırıp taraştırıp çözesin diye Allah sana akıl vermedi ki ya bu senin dayın mı dayın? bununla evlenmeni Allah haram etti bunu anlayıp bu haramdan sakınman için akıl verdin veyahut da bu sütü annenin sütü bunun ağzına düşünce Hanefi mezhebinde bir yutup bir damla da oluyor
- 39:38
Şafii de 5 kere emmek şart oluyor da peki sen bu sütten bu araştıracaksın edeceksin köyden kentten bilenden şahitten bu benim annem buna süt emzirmiş mi? yani biz evlenmek durumuna geleceğiz ama haa öğrendin ki dediler ki der ki tamam buna süt emzirmiş konu kapanmıştır ne oldu süt kardeşliği oldu evlenmek haram oldu tamam buna süt emzirdin
- 39:58
e şimdi sen bunda efendim Allah bana akıl verdi ben bunda bir şey anlamıyorum ne anlamıyorsun niye bu bana haram oluyor ya bir damla sütten e senin aklın işte bunu anlamak için Allah'ın hükümlerinin hikmetlerini çözmek için verilmedi ki sana ya Hz. Ali Efendimiz'in beyanı vesile akıl sana
- 40:19
kulluk vazife, rububiyet vazifelerinin idrak için verildi yoksa rububiyet sırlarını çözesin diye verilmedi o zaman helal haramı oturun efendim meclisi toplayın maddeleri şimdi geçip geçmediği gibi efendim bu helal mi olsun bu haram mı olsun e Allah'ın dini adına helal haram demeye kimin yetkisi var ancak Allah'ın ve Rasulünün sallallahu aleyhi ve sellem
- 40:42
e Rasul de buyurduysa bu oyunlar haramdır bitti kumarsa demiyorum kumarsa zaten haram kumarsa efendim e en ufak bir oyun kura çekmek bile haram halbuki kura çekmek aslında sünnet ama sen kumar için yapılan her şey haram onu konuşmuyorum ben ama kumar olmasa da bunu haram edilen bu kadar ayet hadis ve delil varken sen nasıl dersin ki efendim benim buna aklım ermiyor işte aynı
- 41:14
o zaman buna da aklım ermiyor ben efendim dertleniyorum kederliyorum moralim çok bozuluyor iki esrar çekeceğim afyon çekeceğim kafam mutlu olacak kıyak olacak o ben de derdimi unutacağım ya Allah bunu niye karışıyor ya benim kafayı bulmama niye engel oluyor falan hani bunda bir zarar yok ki ben cam çerçeve kırmıyorum kimseye de zarar vermiyorum dozunu da ayarlıyorum
- 41:37
böyle ya herkeste mesela fazla sarhoş olup da milletin başına yıkılacak kadar sarhoş olmuyor ama bazısı diyor ki ben dengeyi kuruyorum bir bardak iki bardak iki tek atıyorum e işte o zaman yaşar nuru ne dedi on bardağa kadar serbest dedi e şimdi dolayısıyla neden sarhoş olma adamın biri yarım bardakta sarhoş olur öbürü bir şişede sarhoş olmazmış falan
- 42:00
sarhoş olmadıktan sonra takılabildiğin kadar iç ya böyle akılla mantıkla din olmaz o zaman ne diyor ee ben de diyor kime ne zararım var diyor alan razı veren razı zaten oraya para yatıranlar hepsi de biliyor ki kaybedersen paran başkasına gidecek niye haram olsun bu diyor adamın bilgisi dahilinde bu paralar bana geliyor diyor yani o zaman kumarda da
- 42:24
bir sorun olmaması lazım karşı tarafta razı ya yani akla sordun mu bunların haramiyetini birçoğunu çözemez ki onun için bize verilen aklı kulluk vazifelerimizi öğrenip amel etmeye kullanalım yoksa Allah'ın işine karışmaya kullanmayalımsa ne haddine düşsün yani insan Allah Teala buyurur ki bana ortak koşulukta çok tattıkları var
- 42:55
maymunundan, faresinden, ineğinden, putundan, haçından dolu şirk malzemesi var ama ben bunların içinde en çok hangisine kızıyorum bir insanın nefsinin arzusuna uyarak din namına helal haram hususunda ve itikadi konularda kadere inanmamak, alıngası yok demek ki bağışa nefsinin keyfine uymasından çok hiçbir şeye hiçbir bana ortak edilen hiçbir şeye kızmıyorum en çok
- 43:29
nefsin arzusuna kızıyorum çünkü hacıyım hocayım diyen düştü bu belaya ya yorum yapıyor din adına delilsiz kaynaksız ya hiç geçeceğim bir daha atayım ah bir atışa sonra oradan itikada kadar da gidecek tabii ki gidiyor zaten baksana helal haram itikadi konudur yani amelden başlıyor itikada da bulaşıyor yani bu işin freni patlamış araba gibi nerede duracağını bilemezsin
- 43:56
ve anenesin adıyallâhu teâlânü enrasûlillâhi sallallâhu aleyhi ve sellem tabi bu hadis-i şerif uzun bir hadis-i şeriftir tamamı intizâr-u salâh namazdan sonra öbür namazı bekleme bahsi var ileride gelecek uzun hadisin tamamı orada gelecek fezzâr ve beykî gibi sağlam kaynaklar rivayet ediyorlar bu hadis-i şerife
- 44:21
ama burada bir kısmını almış yani konuyla ilgili sünneti terk edip fitata uymanın zenmi hakkında buyurur ki ve emmel muhlikâtü insanın ocağını batıracak helak edecek şeyler neler feşuhum mutâ'un itaat edilen kendisine uyulan bir cimrilik yani herkesin içinde şunu verme fakir olursun bir daha bunu bulamazsın falan şeklinde bir cimrilik duygusu hepimiz duygusu hepimizde vardır.
- 44:54
Yani, beşeriz, nefis taşıyoruz, yani her şeyini seve seve ver, yani Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem gibi bir cömertlik herhalde yapacak halimiz yok. Ama diyor, eğer senin içinde hırs ve tama ve cimrilik var da, sen onu dinlemiyorsan, o içinden vesvese gibi geliyor da geçiyorsa, veya verirken bir şeyde acıyorsa, için acıyorsa yani, olsun için acısa da, verdin mi?
- 45:19
Verebildin mi? Verdin. Demek ki şerrinden kurtuldun. Çünkü neden? O cimriliğe teşvik eden nefsin huyuna ne yapmadın? İtaat etmedin, anladın mı? Yani, mesele burada farklı boyutta. Eğer bir cimrilik huyun içinde var da, kuyun içinde var da, sen ona itaat etmiyorsan daha çok sevap alıyorsun. Neden? E daha zor geliyor.
- 45:39
E daha zor geliyor, cömert adama zor gelmiyor, vermek sana zor geliyor. Cömert adama zor gelmiyor. Vermek sana zor geliyor. E vücudu bu. E vücudu bu. Eftel-i amel-i ahmezüha. Amellerin en üstünü, en zor olanıdır. Bir hacı efendi bana dedi ya, şekatımı tam hesap ediyorum her sene. Kuruşu kuruşuna veriyorum ama etimden, ayağımdan et.
- 45:54
etimden ayağımdan et kesmek gibi geliyor, çok acıyor dedi. Dedim ki senin sevabın daha fazla. Öbürleri alışmış artık bol bol veriyorlar. Seninki canın acıyor parayı verirken. Demek ki senin sevabın daha fazla. Zorla hayır, hayır. Çünkü neden? Cimrilik huyun varsa da, dinlemiyorsun onu da, zorla veriyorsun.
- 46:12
Zorlanarak yani, veriyorsun. Evet, bu Eğer sen bu cimrilik huyuna itaat edip de, itaat edip de zekat verme, sadaka verme, fitre verme, işte muhtaça işte muhtaca verme falan, verme falan, o zaman bu seni bu o zaman bu seni, bu cimrilik helak eder. cimrilik helak eder. Şu âyet kerimede ne buyuruyor.
- 46:30
Kimler nefislerinin hırstama ve cimrilik huyundan, sıkı tutumundan korunursa ancak onlar felah bulurlar. hırslama ve cimrilik huyundan, korunursa, Eğer o huyu varsa ondan kurtuluş yok. Allah cümlemizi muhafaza eylesin. İki, Bu hadis-i şerif dört maddedir. Dört maddenin her biri üç maddedir. Mühlikat, derecat, kefarat ya da üç maddedir, en az üçünü buldum da.
- 47:04
Dereceler var, kefaretler var, efendim bir de helak edici şeyler var. Her birinin altında da üç tane başlık var. Şimdi helak edicilerin üç tanesinin birisi, kendisine uyulan cimrilik, ikincisi, efendim, İstek ve arzu, nefsin keyfi. Nefis canını istiyor ki, efendim, niye alın yazısı olacakmış da Allah yazmış da ben şimdi onu yaşayacakmışım da
- 47:35
Allah beni fri bırakmış, özgür takılıyorum işte falan filan, böyle bir şey çıkartmış, kaderi inkar. Ya bu, içinden vesvese gibi geçse bir şey demem. Ama ne zaman diline çıktı ve kaleme, kitaba döküldü, işte sen ne yaptın? Nefsine vasıta uydu. Bu seni helak eder. Nefsine vasıta demek, ayette var mı böyle bir görüş?
- 47:57
Yok. Hadis-i şerifte var mı böyle bir görüş? Peki hatta hadiste olmayan bir şeyi nasıl uydurdun? E, keyfime uydum, canım öyle istiyor, mantığım böyle çalışıyor, aklıma böyle geldi. İşte sen ona uyduğun için helak olacaksın. Üçüncü seviyenin, icâbul mer'i bilevsi. Kişinin kendini beğenmesi, yani amellerini beğenmesi, ancak kendi görüşünü efendim seçmesi,
- 48:23
başkasının istişaresine muracaat etmemesi, efendim. Yani bir insan açıkça doğru yapsa da, başkalarının görüşleri zahiren, alenen hata olsa da, yine de bir açık kapı bırakaraktan siz ne diyorsunuz falan bir sorar. Yine bildiğini yapar, doğru bildiğini yapar. Ama hiç sormama lüzum yok. Ne hacet, adamın ne diyeceğini, efendim lüzum yok.
- 48:47
Ne derse desin benim bildiğim doğru. E bu da insanı helak eder. Allah muhafaza. Ondan sonra din adına bu maruf mudur, bu münker midir, bu neye göre meşrudur, bu neye göre gayrimeşrudur, bu neye göre helaldir, bu neye göre haramdır? Hiçbir ayet, hadis ve delille dayanmadan bana göre böyle, ben böyle düşünüyorum.
- 49:09
Nefsin nevasına efendim tabi olarak konuşması. Bu da insanı helak eder. Rabbim cümlemizi helak edeceği belalara düşmekten muhafaza eylesin. Amin. Böylece hadis-i şerifler, rivayetler devam edeceğiz inşallah. Pazartesi akşamları sohbetimiz.
- 49:27
Şimdi bugün hanım kardeşlerimizden Efendi Hazretlerimizin de kendisine değer verdiği, manevi işaretle kitap gönderdiği Adalet Göltaş Hoca Hanım Efendi kardeşimiz vefat etti. Rabbim garip garip rahmet eylesin, kabrinin nuru eylesin. Derecesini âli eyle ya Rabbim, günahlarını hasenata tebdil eyle ya Rabbim.
- 49:51
Sen fazl-ı kerim ile tertemiz eylesin. Kur'an-ı Kerim'de tertemiz eyle kabrine. Ya Rabbi, Münker Nekir'i gönderdiğinde Ehsen sureti irsal eyleyip, büyüklerin dostlarının hürmetine, sevdikleri alimlerin velilerin hürmetine. Ya Rabbi, hesaplarını asaneyle muhasebe edelim. Kolay eyle Ya Rabbel Alemin. Adalet, hanımefendi, kardeşimizin de.
- 50:11
Muhammedun Resûlullah, fi kulli ilâhe illallah, ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlühü. Lâ ilâhe illallah, Muhammedun Resûlullah fî kulli ilâ muhaccimu nüfesin. Âdede mâ şeahu ilmullah, Allah, Allah, Allah. Ya Rabbi, hediyelerimizi vasıl eyle. Kabrin nuru eyle. İlk gecesinde istirahatini müjdat eyle.
- 50:35
Bundan sonraki günlerini, gecelerini daha kolay eyle Ya Rabbel Alemin. Ve Ya Hayrun Nasirin. Bizim de geçmişlerimize rahmet eyle. Kabirlerin nuru eyle, derecelerini âli eyle. İnşâAllah çarşamba günü saat sekiz buçukta Mektubat-ı Şerife dersinde buluşuruz. El-Hüsnet itikadı ile alâkalı birçok konuları konuşuruz.
- 50:56
İnsanları da haberdar ederiz, uyarırız, duyururuz. Hayra anahtar oluruz. Şerlere kilit oluruz. Doğruları konuşmakta, yaymakta vesile oluruz. Allah'ım da kullarına acıdığımız için bize acır. Lütfuyla merhamet buyurur. Ve sallallâhu aleyhi ve sellem.
Benzer sohbetler
1:34:01Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 78. Bölüm 6 Ekim 20266 Ekim 2026 · 95 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 6 Ekim 2026
1:33:48Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 77. Bölüm 2 Haziran 20262 Haziran 2026 · 94 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 2 Haziran 2026
1:40:41Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 76. Bölüm 5 Mayıs 20265 Mayıs 2026 · 101 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 5 Mayıs 2026


