10:47 / 1:27:02

  1. 00:17

    Euzubillahimineşşeytanirracîm Bismillahirrahmanirrahîm Elhamdülillahi Rabbil alemin Es-salâtu ves-selâmu alâ seyyidil murselîn Muhammedin ve alâ alihi ve sahbihi ecma'in Tergibü teribden dersimizi takip ediyoruz Sünnet kitabı Yani

  2. 00:42

    kitap demek bölüm demek yani kitabın içinde kitap oluyor mesela Bukhari'de diyelim, Müslim'de diyelim kitab-ül ilim, ilim kitabı kitab-ü salat, namaz kitabı, bu ne demek? Mevzu yani Tergibü terib, tüm kitabın ismi faziletli amellere teşvik ve günahlardan, haramlardan sakındırmak demek, tergibü terhib tergib, teşvik, terhib, korkutma demek, uyarma yani korkutma

  3. 01:16

    Bu kitabın adı başka, bir de kitabın içinde kitaplar oluyor Mesela biz neyi bitirdik şimdi, aylarca okuduk, Kitâb-ül İhlâs, İhlâs kitabını, yani mevzûnu, bab yani, şimdi geldik sünnet kitabı, sünnet demek Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'e tâbi olmak, ona uymak, fakat bu tabi, ben hep diyorum, sakalla, sarıkla, misvakla hiç bitmiyor, bunlar zahiren yapılması uygun olan bir mevzûdur,

  4. 01:48

    bir kısmı gereken, sakalla hepten vacip, gereken sünnetler, fakat insanlar sünnet deyince hep böyle öyle, misvak kullanmak, sakal bırakmak, sarık sarmak işte, gibi, işte namazın sünnetleri falan, haccın sünnetleri, orucun sünnetleri, hep böyle sünnetler zannediyor. Esasen sünnet, Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in izlediği yol, evvela itikattadır.

  5. 02:21

    Bir ehl-i sünnet ve cemaat oradan geliyor. Burada da kastı zaten sünnete ittiba. Yani hangi sünnet, onun gibi inanmak meselesidir. Onun için bir insan zaten hadîs-i şerifleri inkâr ettiği zaman, Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'den gelen hadîs-i şerifler, Allah'tan ona bildirilen vahiylerdir. Sünneti terk etmek demek, Allah'ın vahyini terk etmek demek.

  6. 02:49

    Ehl-i sünnet itikadını bırakan demektir burada. Çünkü Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem inandığı şeylere inanmamak. Mesele buradan geliyor. Bu adam sarık sarsa ne olur? Sakalı üç tutam olsa ne olur? Efendim baston kadar meşlak kullansa ne olur? Çünkü adam diyelim deccala inanmıyor. Yecüc mecücü kabul etmiyor.

  7. 03:09

    Mehdi'yi kabul etmiyor. Güneş batıdan doğmayı kabul etmiyor. Vesaire vesaire. Yani adam kabir azabını reddediyor. Kabir azabını reddediyor. Mehmet okuyan mesela. Çok muazzam hadis-i şeriflerle sabit, mütevatir bir konu yani. Bir hadis değil iki hadis değil ya. Hadi birine zayıf dedin, birine asılsız dedin, haşa.

  8. 03:28

    Ama bu kadar hadis, bu kadar sahabe bunu uyduramaz ki haşa. Onun için yani sen öğlenin farzı niye dört tekat o zaman? Kur'an'da yazmıyor. E mütevatir bu zamana kadar böyle gelmiş. E kabir azabı da bu zamana kadar mütevatir gelmiş. Bir kişi yok dememiş ki sen çıkana kadar. Veyahut Abdullah Rafkani'ler, Reşit Rıza'lar neyse işte

  9. 03:52

    yüz sene evvelki en fazla yüz sene geri gider Reşit Rıza. Yüz sene geri gider Reşit Rıza. Şeyin, reformistlerin, mason abduhların ekoli yani. E şimdi bin üç yüz senelik burada sahabe-i tehabin, tebe-i tehabin bin üç yüz senelik. Ondan sonra da Müslümanların cumhuriyine kabir azabını kabul ediyor. Canım, böyle bir iki tane şahıs çıkmış.

  10. 04:13

    E sen şimdi, öğlenin farzı dört zekat olduğunu ne biliyorsun? Namazın beş vakit oldu da Kur'an'da beş yazmıyor. Zekatı kırkta bir yazmıyor. Yani her şey hadisle geliyor ve insanların tevatürüyle geliyor bu zamana kadar. Bu kadar insanın yalanla birleşmesi düşünülebilir mi? Hindistan'daki Müslüman da aynı, Pakistan'daki de aynı, Çin'deki de aynı, Yemen'deki de aynı.

  11. 04:33

    Fas'taki de aynı, Tunus'taki de aynı, Türkiye'deki de aynı, kutuplardaki de aynı. Yani namaz beş vakit yani. Mesela öğlen sünneti dört rekat diyelim. İlk sünnet dört rekat, son sünnet iki rekat. E bunlar değişmiyor. E bunları kabul ediyorsun. Ama altın yüzük haram denince veya işte kadın saçına saç ekletmesi haram deyince falan.

  12. 04:57

    Ne alakası var? E ne alakası var? Bu da aynı hadis-i şeriflerle gelmiş. Bütün ümmet onları haram kabul etmiş. Bu zamana kadar e sen bunu kabir azabını sabit kabul etmiş. Sen bunu inkar edeceksin, reddedeceksin. Bu ne anlama geliyor? Bu sünneti terk. Ama hangi sünneti terk? Bir adam öğle namazının ilk sünnetini veya son sünnetini, ikindilik sünnetini terk etmekle

  13. 05:24

    bir sitem, bir azar işitir. Azap olmaz. Bu da ağır bir şey tabi. Sitem niye yiyelim? Azar niye işitelim Rabbimizden maşer günde? Ama mevzu o mudur? Bizim anlattığımız ne? Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurduğunu reddediyor adamı ya. Ya sen şimdi aynı yoldan geldi bu. Namazın beş vakit olduğu ne yoldan geldiyse, öğlenin sünneti dört rekat olduğu ne yoldan geldiyse,

  14. 05:56

    aynı tevatülle kabir azabı sabit oldu, deccalın varlığı sabit oldu. Sen daha ne konuşuyorsun? O zaman demek ki sünneti terki umumi manasında düşüneceğiz ve sünnet kitabı denince bakıyoruz da yani epey bir hadis okuduk bu sünnet kitabına başlayalım mesela. Hep karşılığında bid'atler ve ehva geliyor. Ehva nefsin arzuları, yanlış yurmuş itikadları

  15. 06:28

    yani canın istediği gibi keyfine göre inanmak. Ehva. Ondan sonra bid'atler, bid'at reform. E fakat şimdi hep baktık yani mevzu hadis-i şeriflerle ilgili geliyor ve sünnetler bahsinde de konu hep itikada dönüyor. Kaç tane hadis okumuşuz burada? 58 Nuhlu hadisten biz başlamışız. Yani şu anda 76'ya geldik.

  16. 06:56

    Sıramız yani. 18 kadar hadis okumuşuz. 17 hadis. Şimdi öbürlerini okuyacağız. İnşallah. Ama buralarda mesela şeyi göremiyoruz. Sabahın sünneti, iki rekat kılmanın fazileti hadisi geçmiyor bu bapta. Öğlenin sünneti geçmiyor. Misvak sünneti geçmiyor. Çünkü onlar faziletli amellere giriyor. Buradaki sünnetten kastane o zaman sünneti doğru anlayalım.

  17. 07:27

    İtikadda eğri sünnet olmak. Yani Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve sahabesi gibi inanmak. Çünkü hadis-i şerifler hep kitabı sünne, sünnet. Çünkü Kur'an, sünnet diyoruz. Kur'an'la sabit olanların iki misli sünnetle sabit olan hüküm var. Sünnet inkar eden Kur'an'da inkar etmiştir. Hadis-i şerifleri inkar eden Kur'an'da inkar etmiştir.

  18. 07:51

    efendim, delil kabul etmeyen Kur'an'a da delil kabul etmez. Ve Kur'an'a da tefsir edemez. Ve Kur'an-ı Kerim'e de mana veremez. Efendim, salatın manasını da anlayamaz. Zekatın manasını da anlayamaz. Din diye bir şey kalmaz. Onun için evvela eğri sünnet vel cemaat. İtikadı tahsiye edeceksin. Gözden geçireceksin.

  19. 08:15

    Yoksa helak oldun. Şu anda eğri sünnet insanlar çok az kaldılar. Çok fırkalar çıktı. Bidat ehli insanlar çıktı. Şii'si çıktı, Vehhabi'si çıktı. İşte Daaş onun bir parçası. Mu'tezile'si çıktı. Mu'tezile çoktan bitmişti biz diyorduk. Bir de baktı İslamoğlu çıktı. Ankara ilahiyattan ilahiyatçılar çıktı.

  20. 08:37

    Alın yazısı yok diyenler, derinkar edenler, Kabir Azamı, Mehmet Okuyanlar. Yani bunlar tabi mantar değil. Mantar gibi yeni çıkmadı. Bunların da bir geçmişi var. İllaki Abdullah'dan, Afganilerden gelen bir akım. Bir yüz senelik akımdır ama şeceresiz oluyor. Çünkü yüz senelik şey şecereli olur mu? Bin üç yüz senelik İslam tarihinde Kur'an ve sünnetten, hicretten başlayan,

  21. 09:01

    muhacir ve insardan gelen, sahabe ve tabi'nin tabi'inden gelen bir din. Hiç yüz senelik bir şeyle yeniden din sabit olur mu? Olmayacağı belli. Aleyküm bil atik. Eskiye bakın diyor. Bütün ulema meşayihımızın, tabi'in hazaratının sözleridir bu. Siz fıkıh kitabı, eskiye bakın. Ne kadar eski, o kadar muhtemel.

  22. 09:25

    Ne kadar eski, sahabeye o kadar yakın. Ne kadar eski, Rasulullah S.A.V'e o kadar yakın. Asr-ı Saadet'e yakın. Yani aynı minval üzere olanlardan bahsediyorum tabi. Yani Hanefi fıkhındasın. Aleyküm bil atik. İlmi kelam, itikad kitaplarına bakıyorsun. Ne kadar eski, tabi biz mecburen tercüme edip, Türkçe'ye çeviriyoruz.

  23. 09:48

    Yoksa bizim kitaplarımız çok eski yani. Benim baktığım itikad kitapları yani, bin senelik, bin yüz senelik, bin iki yüz senelik. Oraya kadar geri giden kitaplarımız var. İmam-ı Azam bin iki yüz sene yani. Vefatı yüz elli yani. Bin iki yüz elli sene vefatı. Onun fıkıh-ı ekberi mesela değil mi? Akide-i tahaviyye.

  24. 10:08

    Geçen sohbette Perşembe onu anlattım. Sahabeyi sevmemek küfürdür, nifaktır dedim mesela. Akide-i tahaviyyeden okuduk. Akide-i tahaviyye neresi yani? İki yüzlü, iki yüz elli, yani bin yüz elli senelik. Çünkü zaten ondan sonra gelen ilm-i kelamcılar, ehl-i sünnet liseler hep onların üzerine bina edilmiş.

  25. 10:26

    Ama şimdi adam yeni bir şey çıkartıyor. Bir ilm-i kelam düzenlemiş, kendine göre bir itikad düzenlemiş falan filan. Oo! İşin aklını almayan her şeyi inkar etmek. Başka bir yeniliği yok yani, getirisi yok yani. Biz buna nasıl inanacağız itikadımızı bu? Bunu adamın lafından, kitabından nasıl alabiliriz biz?

  26. 10:47

    Onun için sünnet kitabı deyince yani çocuğun sünnet olması gibi hacının sakal bırakması gibi konuyu bahsetmiyoruz. Onlar faziletli ameller konusuna daha yakın düşer. Buradaki konumuz işte bak on yedi, on sekiz hadis olmuş, şimdi de üç dört hadis-i şerif inşallah okuyacağım. Ama burada anlayacağınız mevzu hep itikatta sünnete uymak.

  27. 11:09

    Evvela bu olmadıktan sonra suratın sünnete uymuş, başın sünnete uymuş, elbisen sünnete uymuş, evin sünnete uymuş, minderde oturuyorsun, bilmem yerde yatıyorsun filan. Yok elinle yiyorsun, kaçıksız filan. Bunlar fazaili amel olabilir. Ama itikadın bozuksa ne yapacağız? Harici kafasındaysan, vehhabi kafasındaysan neye yarar bu öbür sünnetler?

  28. 11:34

    Faziletli amellerin hepsi boşa gider. Ve'ham muaviyete radıyallahu teâlâ. Hazreti Muaviye Efendimiz'den rivayet ediliyor bu hadis-i şerif. Yani Hazreti Muaviye'yi sevmem. Bu Hayrettin Karaman'ın işi, ne akılsız, mantıksız iş ya. Sahabeden birini sevmem demek kadar yok bir profesör olacaksın, hocaların hocası olacaksın.

  29. 11:57

    Efendim, millete bu kadar fetva vereceksin. Sahabeden bir zat için ben bunu sevmem. Bu ne, sana kim verdi bu yetkiyi ya? Bak, hadis-i şerifi rivayet eden o, şimdi ne yapacağız? Bunlardan bize din geldi ya. Ahmet İbni Hanbel ondan rivayet ediyor, bu Davud rivayet ediyor. Bu hadis-i şerif, bu Bukhari'de de rivayetleri var.

  30. 12:19

    Muaviye Efendimiz buyuruyor ki, kâle anlattı dedi. Kâme kaktu fînâ bizim içimizde. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bizim aramızda ayağa kalktı diyor. Yani sahabeden bu ya, bunları yaşamış yani. Kâinatın Efendisi'nin sallallahu aleyhi ve sellem yanında bulunurken kalktı ayağa şöyle buyurdu. Yani neler yaşamıştırlar tabii.

  31. 12:41

    Bu başka bir şey, sohbet şerefi hiçbir yerde bulunmaz. Aramızda kalktı ve kâle bize buyurdu. Çaktı acayip bir hadis-i şerif. Ben bu hadis-i şerifin ravisi olduğunu bilmezdim. Yani bu hadis-i şerif meşhur bir hadis-i şerif. Ben İbn-i Mace'den de bu hadis-i şerifi ezberlemişim. Mesela Tefter-i Kummeti'yi, Selasendiye'yi çok okurum onu.

  32. 13:02

    73 fırka hadisi yani. İbn-i Mace kaynaklı bilirim. Hatta kâid kitabımın da başına almıştım, itikad kitabımın. İlk sayfası da kapakta zannediyorsam o var. Bu da Ahmed İbn-i Amir ve bu Davud Tahrişli. Fekâle Rasûlullah kalktı sallallahu aleyhi ve sellem içimize. Ayağa kalktı, fekâle buyurdu. Elâ âgâulun.

  33. 13:25

    Yani uyanık bulunun, dikkat edin. Şimdi size büyük bir haber vereceğim. Çok önemli bir şey duyuracağım. İnnemen kablekum. Şüphesiz sizden önce olanlar. İnnemen. Kâne'de var bazı şeyler. İnnemen şüphesiz o kimseler ki kâne idiler kablekum. Sizden evvel olanlar. Minehellil kitâb. Ehl-i kitaptan olanlar.

  34. 13:51

    İftar oku ayrıldılar, bölündüler alâ Sinteni ve Sebu'ine, 72'ye. Ne bakımından? Milleten, din bakımından, fırka bakımından. Yani hristiyanım diyor hepsi ama içindeki fırkalara, gruplara bakıyorsunuz. Şimdi tabi işte katolik, ortodoks falan, protestan. Üç tane falan ana şey çıkıyor.

  35. 14:18

    Ama bunun içinde tabi çok fırkalar vardır ama belki o fırkalar bu zamana kadar yaşamamış da olabilir. Ama bunlar tabi peygamberlerin vefatından sonra bozulmaya başlıyorlar. Ve fırkalar çıkarıyorlar. O arada fırkalar çok da olabilir. 72 fırkaya ayrıldılar.

  36. 14:38

    Şimdi onun için bu hadis-i şerif benim okuduğumdan biraz farklı. O benim okuduğum İbn-i Mace tahrişlidir. Onda ne buyuruyordu? Yani ehli kitap Yahudiler 71 fırkaya ayrıldı. Kendi dinlerini 71 parçaya böldüler. Bir fırka kurtuldu. Kurtuldu. Musa Aleyhisselâm'ın Tevratı ile amel eden, onun dönemindeki sahabesi yani.

  37. 15:03

    Bir de ondan sonra artık ne kadar sürebildiyse, ne kadar azalsalar da, tek tük kalsalar da, efendim bilmiyorum İsa Aleyhisselâm'a kadar kalabilen oldu mu, fakat tabii ki yüzlerce sene devam etmiştir Musa Aleyhisselâm'ın ardından. Umum bozulsa da, yani bir fırka hidayet üzerine kalmış, onlar cennetlik, 70 fırka cehenneme gidiyor Yahudilerden.

  38. 15:33

    Zaten onlar Tevrat'ı tarif edenler, değiştirenler vs. Hristiyanlar için ne buyuruyor? 72 fırkaya ayrıldı. İşte şimdi burası onu söylüyor. Sizden öncekiler yani Hristiyanlar kastediyor. O hadisten bildiğim için söylüyorum bunu yani. Yoksa bu direkt 72'den açtı hesabı. Öbür hadis-i şerifi 71, 72, 73.

  39. 15:53

    Yahudiler 71, biri Musa Aleyhisselâm'ın şeriatını muhafaza edenler, 70'i cehennemlik oldu. Hristiyanlar 72, şimdi bu oradan başladı şimdi bu hadis, efendim. Bu 72'den de biri cennetlik oluyor, İsa Aleyhisselâm'ın dinini işte muhafaza eden havarileri, ensarı, yardımcıları. Ondan işte ne kadar sonraya devam ederse,

  40. 16:20

    yani Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e kadar da devam edenlerden de oldu yani. 500, küsürse ne var aralarında? 560 olacak herhalde. İsa Aleyhisselâm ile araları, efendim. O arada kalmıştır yani rahiplerden İsa Aleyhisselâm'ın dinini bozmadan. Çünkü Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'i bekleyenler neye göre beklediler?

  41. 16:42

    Demek ki din, İncil'den tahrip edilmemiş nüskhaler mevcut idi. İşte şey, Rahip Bahira, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem bu sıraya gittiğinde daha genç çocuk iken alametleriyle tanıdı ya, Rahip Bahira var. Bundan sonra ne var? Nestoğra var. Nestoğra değil mi? Rahip Nestoğra var. Yani Mekke'de bile Varaka bin Nevfel var.

  42. 17:14

    Radıyallâhu anh, onlar da tabi ikincisi Efendimiz'in peygamberlik dönemini yaşayamadılar. Hazreti Varaka baştan biraz yaşadı, nübüvvet dönemini hadis gördü. Tam tebliğ şeyinde o arada vefat etti, yani risalet vazifesini almadan. Ama onlar iman ettiler tabi hep. Demek istiyorum yani Hristiyanlardan da 560 sene Hidayet üzere kalan da oldu.

  43. 17:40

    Kalan da oldu. Zaten onlardan Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e inananlar da oldu. Abdullah bin Selamlar Yahudilerden de oldu. Yani demek ki Tevrat'tan da bozulmamış, tarife uğramamış nüskhaler mevcut idi o döneme kadar ki. Onlar satmadılar dinlerini, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'i tanıyınca alametleriyle iman ettiler.

  44. 18:03

    Şimdi o husus zaten Mevlid kıssasında, Muciz Hayat kitabında sırf ehl-i kitabın Rasulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'i alametleriyle tanıması hakkında çok hadis-i şerif ve rivayetler var ki eşsiz yani dehsete düşersiniz. O kadar güzel mevzular var o kitapta, o bölümde. O bölümde Kâbul Ahbar'ın Müslüman olmasından tutun, Yahudi alimlerinden tutun.

  45. 18:26

    Hep bunlar nasıl bildiler yani? Kitaplarından kalan doğru bilgilerle bildiler. Şimdi sizden önceki ehl-i kitap, yani Hıristiyanlar kastediyor, 72 fırkaya bölündüler. Burada Yahudi-Hıristiyan da cemde edebilir, Şeyh de ikisini de cem etmiş. Ve inni azîl-ümmete, şüphesiz benim şu ümmetim, İslam ümmeti, setefteri o, yakında ayrılacak.

  46. 18:56

    Hakikaten Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'den çok zaman geçmedi yani. Mesela daha Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in haricileri bu Deaş, Işid, Vehhabi kafasını, insanlara kafir diyen, ama çok da ibadet eden, kendileri çok da ibadet eden, ama insanlara kafir diyen ve sapıtan, sahabe bile kafir dediler.

  47. 19:21

    Düşünün ki o zaman Hz. Ali Efendimiz'i onlardan biri şehit etti mesela. Hariciler için, el-Havaric, kilâ bunlâr, cehennem köpekleri buyurdu, tariflerini yaptı. Hatta şu adamın zürriyetinden gelecekler dedi, kendi dönemindeki biri için. O da Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e itiraz etti. Bir taksimine itiraz etti, münafık idi.

  48. 19:41

    Ama sahabe arasında Müslüman geçiniyordu. Bunun zürriyetten gelecekler dedi mesela. Her şeyi tarif etti. Yani Hz. Ali Efendimiz'le harp eden Nehrevan ehli deniyor onlara, Harura diye, Irak'ta o, bölgede o. Oradan çıktılar. Yakında bölünecek diyor. Zaten Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'de işte daha otuz sene geçmemişti, yirmi küsur sene üzerine hariciler çıktı.

  49. 20:09

    İlk baş belası. Ondan sonra Hz. Ali'nin şehadeti ne sebebiyet verdiler. Sonra Hz. Muaviye ile Hz. Ali Efendimiz arasında çıkan hadde zaten sıffinde tamamen. O zaman kadar Hz. Ali'nin tarafındaydılar. Sıffın vakasında Hz. Ali'ye de kafir dediler. Hz. Muaviye de kafir dediler. Bütün sahabeye kafir dediler.

  50. 20:32

    Ama ibadetleri de böyle bir kişi beş kişi değil. Bir dergahlık adam değil yani. Bayağı beş bin, on bin, yirmi bin böyle. Sayılar böyle. Sapıklığın sonu yok. Orada çıktılar. Nasıl böyle teşvik oldular? Kim bunları yetiştirdi? O kadar sahabe tabi'nin dönemi ya. Oluyor yani. Dalaleti de Allah yaratıyor.

  51. 21:00

    Kim kaşınırsa Allah ona sapıklık yaratır yani. Mevla zorla yaratmaz ama sen de sapıklık istersen Allah da seni zorla da hidayet etmez yani. Men yudulillâhü felâhâ diyele. Allah kim saptırırsa, kime dalalet halk ederse artık onu kimse hidayet edemez. Peygamber olsa hidayet edemez yahu. Yaratmak Allah'a mahsus yani.

  52. 21:21

    Onun için yakında benim ümmetim ayrılacak. Zaten ondan da bir zaman sonra İbni Sebe'yi Yahudi'sinin kurdurduğu Şia çıktı. Şia fırkası çıktı. Zaten o da sahabenin. Son döneminde yani Hazreti Ali Efendimiz'in taraftarları mahiyetinde türediler. Hazreti Ali Efendimiz'e, yani o kendi sağ iken ilahlık payesi verdiler ya.

  53. 21:44

    Bizi sen yarattın dediler ya. Hazreti Ali Efendimiz bunlar yaktı ya. Bunlar ateşe attı. Yani siz nasıl beni Allah'a ortak edersiniz? Hâşâ. Hazreti Ali'nin döneminde yine bu Şia başladı yani. Bu taraftar ayağına. Anlıyor musun? Manasız, manasız işte. Kendisini kabul etmediği işi mübareğe istihdat ediyorsun yahu sen diyorsun.

  54. 22:09

    Sen diyorsun sen Ebu Bekir'in hakkı değildi. Senin hakkında Ebu Bekir senin hakkını kaspetti. Yahu deme böyle bir şey. Kim diyor? Resulullah'tan sonra bu ümmetin en faziletlisi Ebu Bekir'dir. Sonra Ömer'dir. Her kim beni onlardan üstün tutarsa müfterin, iftiracıdır. Kamçılarla iftira sopası atarım diyor yahu.

  55. 22:31

    80 sopa iftira vururum diyor. Bana bu iftirayı yapmayın diyor. Adam hâlâ sen diyor tevazu ediyorsun. Ben biliyorum diyor. Sen ondan üstünsün diyor yani. Ya böyle bir manyaklar türedi ya. Şu anda da işte koca İran, koca bilmem ne, körfez ülkelerinde başına bela olan, ta efendim Yemen'e kadar husiler musiler uzanan bir süreç.

  56. 22:52

    Endonezya'da böyle şia var ya. Ulan size nereden geldi ya? Bacak kadar boynunuzda mübarek adam var. Şiilik size nereden geldi yani? Bir de onlar da öyle. Efendim orada da bir ayaklanma şu anda var. Feci bir şia teşviki diyelim yani Arapça kelamla. Devlet olunca arkasında, ehl-i sünnetin arkasında dünyada bir devlet yok.

  57. 23:22

    Ehl-i sünnet hep garip gidiyor yani. Suriye'deki ehl-i sünnet ezilen, Irak'taki ehl-i sünnet ezilen, Türkiye'deki ehl-i sünnet ezilen, ezilen, ezilen. Onun için işte arkanda da bir devlet gücü olmayınca, hakkı duyurmak zor oluyor. Gücün az oluyor yani şianın. Baksana Endonezya'dan Yemen'e, bir İran'ın şeyiyle, teşvikiyle, efendim tahrikiyle diyelim, tahrikiyle,

  58. 23:50

    bahren karıştırıyor, efendim Suudi Arabistan'da çok karışıklık var, bakma haberlere yansımıyor oranın. Bütün petrolün olduğu bölgeler şiadır yani. Suriye işgal oldu, Irak işgal oldu, hep bunların belası. Lübnan'da Hizbullah belası, o da bunların elinde. Bütün Suriye'deki ehl-i sünneti kesmek için Hizbullah'a da soktu İran ya.

  59. 24:13

    Lübnan, Hizbullah hep orada. Bir gavurla savaşmaz, bir Yahudi'yle uğraşmaz, bir Siyonist'le uğraşmaz. Devamlı ehl-i sünnet Müslüman kadına, kızına tecavüz edecek, onları kesecek, doğrayacaklar. Öyle bir bela. Halep'teki durumu görmüyor musunuz ya? Onun için benim ümmetim yakında yetmiş üç parçaya bölünür diyor.

  60. 24:36

    Tabi Şian'ın kendi içinde yirmi dört kadar fırka var. Buna da hulat var, hulat zaten hep. Hz. Ali'ye Allah diyenler aşağı. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e Cibril şaşırdı da vahiyi yanlış getirdi diyenler aşağı. Böyle. Onun için bu yetmiş bu yetmiş üç, yetmiş ikinin içinde tabii ki Şia'nın yirmi dört fırkası da bazıları var.

  61. 25:08

    Yani bazı fırkaları var, acayip. Yani İsmailiye var, ne bileyim, Zeydiye var. Zeydiye biraz bize, Hanefi'ye biraz yakın. İşte Caferi'ye diyorlar. Caferi'ye tam Şii'dir. Hiç Eri Sünnet'e çok yakın derler, sakın inanmayın. Şu anda İran'ın resmi mezhebi Caferi'ye'dir. Zaten o Caferi'ye'yi savunanlar şu an Suriye'de bu katliamı yapıyor.

  62. 25:33

    Sakın ona kanmayın. Ondan sonra batıni fırkaları var bunların. Varda var. Yani İmam Şinci Hazretleri diyor ki hakikaten diyor Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den sonra çıkan fırkalar araştırıldı, ince bir araştırılma neticesinde tam yetmiş üç bulundu diyor.

  63. 25:52

    Şimdi yetmiş ikiye bölünür diyor. Zaten Fintani ve Sebu'un bunların yetmiş ikisi Finnaar ateştedir. Yetmiş iki fırka ateştedir diyor. Ahmet Muhammed rivayet ediyor. Ebu Davud rivayet ediyor. İbn-i Mace rivayet ediyor. Yapacak bir şey yok yani. Katır üçüncü sen de cennete gideceksin adama diyemeyiz yani.

  64. 26:16

    Yetmiş ikisi ateştedir. Yalnız e tabi İmam Rabbi Hazretleri şöyle buyuruyor. Bu yetmiş ikiden cennete giden olmaz mı? Bir mektubun da bunu beyan ederken diyor ki o hadiste yani benim okuduğum işte hadisin şeyinde küllûn finnari illa vâhid. Hepsi ateştedir, biri müstesna diyor. Burada da aynı şeyi söylüyor.

  65. 26:38

    Yetmiş ikisi ateştedir ve vâhidetün bir tanesi fil cenneti cennettedir diyor. Peki cennette olanlar kimlerdir? Fırkayı Naciye dediğimiz kurtulacak tek fırka. O hadis-i şerifte yani o lafızda yani kîle ve menhum ya Resulallah kimdir onlar soruluyor. Gâle buyuruyor humüllezîne alâ mâ ene aleyhiyyev ve ve ashâbih.

  66. 27:01

    Bizim okuduğumuz meşhur lafız bu. Bugün ben ve sahabem ben deyince sünneti kendi temsil ediyor zaten. Hadisi sünneti kendi temsil ediyor tek. Ondan başkasına vahiy gelmez. Tek o sünnet. Ben yani sünnetim ve sahabem. Sahabem niye diyor? Benim o yolumda gidenler de demiyor. İşte orası da çok mühim. Bize orada esas ehl-i sünnet vel cemaat ilavesi geliyor bize.

  67. 27:33

    Nereden geliyor? Şimdi sünnet, hadis-i şerif yani Kur'an'ı şerh eden, tefsir eden, izah eden hadis-i şeriflerin tümü Kur'an'ın tefsiri mahiyetindedir. Benim bugün benim itikadım ne üzere diyor? Nasıl inanıyorum ben? Alıyasına inanıyor muyum? Kader'e inanıyor muyum? Havz-ı Kevser'e inanıyor muyum? Şefaata inanıyor muyum?

  68. 28:00

    Kendi bildirdi zaten hepsini. Biz nereden biliyorduk Havz-ı Kevser var? Sırata inanıyor muyum? Mizana inanıyor muyum? Kabir azabından her beş vakit namazda sığınıyor muyum? Size emrediyor muyum? Falan filan filan. Çoğaltabiliriz. Peki. Bugün ben hangi inançtaysam? Ama orada yani kendinde bırakmıyor işi.

  69. 28:21

    Ve ashabi, sahabem diyor. Niye sahabeyi orada söylüyor? Sahabeden de cumhuru, cemaati yani kendisini tek olarak değil de çünkü sahaben benden öğrenmiş. Şimdi ileride gelecek ümmetlerin beni görmeyecekler. Beni görmeyince benden de duyamayacaklar. Benden duyamayınca da herkes kendi bölgesindeki, kendi muhitteki bir alimden soracaklar.

  70. 28:46

    O zaman tevatür nereden gelecek? Yani insanlara bu haberler benim tebliğlerim neyle ulaşacak? Sahaben vasıtasıyla ulaşacak. Onun için Bukhara'ya gidiyorsun sahabe yatıyor, Semerkand'e geliyorsun sahabe yatıyor, Yemen'e gidiyorsun sahabe yatıyor, Kazan'a gidiyorsun, Rusya'nın Kazan'ına gidiyorsun sahabe yatıyor, İstanbul'a geliyorsun sahabe yatıyor,

  71. 29:08

    Çin'e gidiyorsun sahabe yatıyor, Adalar'a gidiyorsun sahabe yatıyor, Kıbrıs'a gidiyorsun sahabe yatıyor hala sultan annemize. E şimdi benim bugünkü inancımı koruyanlar demiyor. Çünkü o zaman herkes diyecek ki yordum ekşi diyen yok. Ayranım ekşi diyen yok. Herkes diyecek ki ben sünneti savunuyorum. Ben de sünnet üzereyim.

  72. 29:28

    Ben Resulullah'ın itikadı esas bende diyecek. Ama ne buyurur? Sahabemden geliyor, benim itikadım sahabemden gelecek. O zaman sahabenin birleştiği nokta ne? Bakıyorsun yüz bin küsur sahabe. Tamam bunlar için hadis-i rivayet eden seviyesine falan diyelim beş bin, on bin. Nedir? Yükü taşıyan. Kadındır.

  73. 29:50

    Dolu sahabeyat var kadınlardır, çocuklardır. O zaman gençtir. Beş altı yaşında da tabi sahabeden bize geçen kimdi? Bir sahabenin. Numan bin Beşir radıyallâhu anh. Geçenki bir hadis-i teravih idi. Ben mesela, hani Numan ibni Beşirin radıyallâhu anh, hani çocukluğumuzdan beri Numan ibni Beşirin radıyallâhu anh falan, bizde Sadrazam Seyyed Bekir gibi falan yaşlı başlı bir sahabe.

  74. 30:11

    Meğer yedi yaşında, sekiz yaşındaki bir sahabeymiş. Ne kadar da hadis-i şerif rivayet ediyor yani. Niye demesin şimdi altı yaşta çocuk hafız oluyor, yedi yaşta çocuk bütün Kur'an-ı Ezbel sohbette bulunsa, zenit saati gibi yani çocuğun hafızası daha kuvvetli. Sahabe de oluyor zaten o yaşta. Yani bütün hadisleri bile hafızasına tutabilecek durumda.

  75. 30:34

    Onun için yani rivayet eden sahabeye indiğin zaman tabi, yüz bin tane hadis-i teravisi sahabeyi yok tabi ki. Şimdi bunun kadınını düş, çocuğunu düş, uzaktakini düş, bir kere gelmiş, yani bir sohbette bulunmuş, sahabenin köyüne, kabilesine dönmüş. Sonra Rasulullah Efendimiz uzun yaşamadı ki. Doksan sene, yüz sene, yüz elli sene yaşamadı ki sallallahu aleyhi ve sellem.

  76. 30:54

    Zaten Medine döneminden sonra, o da seriyeler, müfrezeler, gazalar, Medine'de ne kadar kalmış ki yani. Zaten bir yere çıkıyorsun, görüyorsun altı ay. Kaldığı birkaç senedir toplasan, yani Medine-i Münevvere'de topu topu, burada da işte arada gelip denk getiren. Yani Üveysel Karani kalktı Yemen'den geldi, yani bir sahabe bile olamadı görmüyor musun?

  77. 31:16

    Ta Medine'ye geldi halde yani. İşte evde dediler falan, o da göremeden döndü. Dönmesi icap etti. Annesinin vasiyetini tuttu. Yani durum bu. Onun için rivayetler az oluyor tabii ki. Rivayet, yani sen herkese buğreyre değil. Herkese Abdullah bin Ömer değil. Rıdvanullah Ali Mecmai. Onun için sahabem diyor.

  78. 31:35

    Sahabenin tümünü katıyor. Çünkü bir hadis bile gelse, birinden bir rivayet bile gelse, hele o konuda da başkasından bir rivayet gelmediyse, İmam-ı Azam'ı da bağlıyor, İmam-ı Şafi'yi de bağlıyor. İmam-ı Malik olsan ne yazar yani? Sahabeden biri gelip de ben bunu duydum dediği anda, bitti. İçtihat mı söker?

  79. 31:56

    Çünkü o vahiyden haber veriyor. O sahabi kendisi bir şey, içtihat yapmıyor ki. Vahiyden haber veriyor. Onun için bugün ben hangi inançtaysam, sahabem hangi inançtaysa, e şimdi onun için sen alın yazısı var mı yok mu? Ya sen ne konuşuyorsun? Alın yazısı yok diyen, sahabeden bir rivayet getir. Zayıf olsun, bir tane getir ya.

  80. 32:20

    Uydurmayı da kabul edeceğim ya. Bir kitapta, uydurmada bile birinin aklına gelip uydurmamış ya. Hani sahabeye iftira diyorum. Sahabe uydurur demiyor mu aşağıya? Yine yanlış anlama ya. Sonra gelenlerden, son dönem, 100-200 senelik reformist, sahtekar var ya, abduh gibi masonlar. Yani şunlar bir hadiste uydurmayı akıllarına geçirememişler.

  81. 32:44

    Yani Allah nasip etmemiş diyelim. Bir sahabeye istina dile. Bir tabiinden bizata istina dile. Ya alın yazısı diye bir şey yoktur diye uydurma rivayet bile yok arkadaş. Hepsinin ittifak ettiği bir konuda, bugün İslamoğlu olarak seni kim dinler ya? Sana kim inanır? E inanır. İnanırsa, işte bir sonraki ziyadesi var, hadis-i şerifin devamı var.

  82. 33:08

    Ben böyle bir teşbih ve benzetme görmedim. Yani bu hadis-i şerifi çok okuduğumuz bir hadis değil, aşağısı. Şimdi gelecek o. Oraya, ve zâdefî rivâyetindir. Yani bir rivayette ziyadelik var. Hadisin lafında ziyadelik var ama görülmemiş bir şey ya. Yani bu bid'atçılığın, reformistliğin, dinde yenilikçiliğin, yani Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve sahabe döneminde olmayan

  83. 33:33

    türedi, nevzuhur inançlar. Kabir azâbı yok. Nereden aklına geldi kabir azâbı yok ya? Yani bin üç yüz senede bir tane bozuk adamın aklına gelmemiş ya. Senin nereden aklına geliyor arkadaş? Yani canlarının istedikleri diyor, nefislerinin keyifleri diyor, bunlara diyor Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem kuduz gibi bulaşmış diyor.

  84. 33:54

    Aynı hadis-i şerif bunların bu bozuk inançlarını kuduz köpeğin kuduzlu haline benziyor. Şimdi şöyle bir kuduzluya da benziyor. Yani öyle bir şey ki, kendinde de kalmıyor. Birini ısırıyor, ısırdığına da bulaştırıyor. E adamla oturana bulaşıyor. Yazısını okuyana bulaşıyor. Konuşmasını dinleyene bulaşıyor.

  85. 34:15

    Bulaşıyor da bulaşıyor. Bir de bakıyorsun, en akıllı, mantıklı adam, senelerdir ehli sünnet Hacı abi, şüpheye düşmüş ya. Bir soru soruyor. Hemen anlıyorum tabii ben çok artık mütehassıs oldum bu işte yani. Hacı abi kimden oturdun sen diyorum ya. Kimi dinledin Hacı abi diyorum ya. Sakallı adam, yaşlı başlı adam, hacı adam.

  86. 34:39

    Ne var buna ne var. Geçen işte cumadan evvel oturuyoruz. Bir arkadaş geldi genç de. Dedim orada bir yerde bir çay içeyim. Ezanı vardı beş on dakika. Evden geliyordu, geldim. Bir yerlerden geldim. Neyse, unutuyorum. Ondan sonra nasılsınız, iyi misiniz? Allah razı olsun. Siz iyi misiniz? falan. Genç de bir uşak.

  87. 35:10

    Dedim, verin dedim. Ne dedi? Bir teorim var dedi. Allah Allah. Buyurun dedim. Bir anlatayım da sana dedi, bakayım dedi. Hani uygun mudur, değil midir gibi soruyor ama ben anlıyorum. Kendine göre onu beğenmiş, benimsemiş yani. Bunu da pek hiç bilen duymadım. Yani belki de var onun da ana babası, ağa babası.

  88. 35:34

    Çünkü neden? İşte insanlar kendi kendine bir şey uyduracak kadar da akıllı değiller. Çünkü İslamoğlu da dediklerinin hiçbirini uydurmuş değil. Yüz senelik falan bir Abduhlara dayanıyor. Hayretli Karaman da Yahudilişkilerin cennete gireceği uydurmuş değil. Abduh'a dayanıyor. Yani çünkü bu uydurmak da az akıllı olmaz.

  89. 35:54

    Bunlarda o mantık yok. Şimdi tabi ki onlar imason, farmason o Abduhlar. Afghaliler, Restoranlar. Onlar bunların işte fikir babası. Bunlar onlara uymuş. Bunlar da canı ekşiliği istiyormuş tabi. Ayrı dava. Efendim dedi, bir teorim var dedi. Buyurun dedim. Yani dedi uygun mu, değil mi dedi. Bayağı bir kıvrandı yani derken.

  90. 36:20

    Anladım ki bir büyük bir buzak doğacak yani. Ne olacak bakalım şimdi. Ya dedi bu dedi Adem Aleyhisselam ilk insan ya dedi. He dedim. Şimdi dedi, Adem Aleyhisselam'ın hani belli 5000 sene, 7000 sene hani 7000'e doğru gidiyoruz şu an. Adem Aleyhisselam'ın yaratılışının bir şeyi var. Çünkü peygamberlerin arası belli yani.

  91. 36:42

    Oradan Şehzade Selam, Nuh Aleyhisselam yani ilk insandan ileri geri ne kadar yapsan olsun. Yani zaten hadis-i şerife göre 7000 bizi bağlıyor ama. Hadi sen devam. 10 bin, 15 bin. E şimdi bir dediği şey çıkıyor. Ne onun adı? Fosil. Hem de insan fosili. E dedim. Dedi ki o 10 milyon yıllık, 2 milyon yıllık.

  92. 37:06

    Dedim o palavra. Sakın o işlere aldanma dedim. Niye dedim. Sıfır hatası yapıyorlar dedim. 2 sıfır konuysa 1 milyon oluyor. 100 bin oluyor, 100 binken milyon oluyor. Sıfır hatası dedim. O şimdi kendine göre bir ağacın da yaşını tespit ederken bakıyorlar ya. Bir yaşlarına göre ağacın içindeki işte kemerleri var, düğümleri var, düğmeleri var.

  93. 37:27

    Bir yaş hesabı yapıyorlar. Kemikte de memikte de baştan bir hata yapmış. İlk düğmeyi yanlış iliklemiş. Onun için hala düğmeler hiç doğru düzelmez. 10 milyon yıllık fosil bulundu fena. Yuh! 10 milyon yıl ulan. 2000 sene evvel dedim. Ha diyor şimdi bir de ayetten delil getiriyor bana. Bizim uyanık. E diyor ayette diyor melekler dediler ya diyor.

  94. 37:49

    Biz seni tespih ediyoruz sen ya Rabbi niye? Fesat çıkaranları mı yaratacaksın falan. Nereden bildiler diyor. Melekler diyor fesat çıkaran. Adem Aleyhisselam'dan evvel demek ki insanlar vardı. Dedim ne alakası var ya? Nereden bildiler? Cinlerden bildiler dedim. Çünkü önce cinler yaratıldı. 2000 sene dünyada iskan ettirildi.

  95. 38:11

    Sonra cinler birbirine girdiler. Kendileri aralarında harp çıkarttılar. Melekler de bunları sürdü. sürdü. Ondan sonra melekler oradan biliyorlar ki bu mükellef varlıklar. Çünkü Çinler de bizim gibi mükellef. Çünkü cinler de bizim gibi mükellef. Namazı var, abdesti var, Müslümanı var, Yahudisi var, Hristiyanı var.

  96. 38:27

    Çinler yani hayali varlıklar değil ki. Cinler yani hayali varlıklar değil ki. Senin gözün görmüyor diye. Yani onların da bir âlemi var ve onların cezası var. Yani onların da bir alemi var ve onlar... Cennet var, cehennem var onlar içinde yani. Hayvanlar için cehennem var diyor muyuz? Melekler için cennet var diyor muyuz yani melekler?

  97. 38:44

    Görevliyse cennette işi varsa cennette yani. Hasbelkader cennette yani. Melek ibadet yapıp kazanmıyor ki. Dolayısıyla cennet cennet mefhumu yok. Çünkü mükellef değil. E cinler mükellef diyorum. Ya diyor ama böyle diyor bizim gibi değiller.

  98. 39:00

    Şimdi oradan bir delil getirmeye kalktı. Melekler ne biliyor diyor bunların fesat çıkaracağını? E dedim cinlerden biliyor, öndeki bir deneyimden biliyor. Haa baktı ki oradan gitmiyor. Tamam. Torunistan geri yaptı. Bu sefer geldi dedi ki. Ama dedi şimdi dedi hocam dedi bunları müslüman etmek için dedi işte deliller getirmemiz lazım falan.

  99. 39:20

    Bırak yavru kalsınlar dedim. Hiç fark etmez. Ben adama müslüman edeceğim diye Adem Aleyhisselam'a babamı arayacağım yani. Artık İslamoğlu kafasına da tam benzetemedim. Bu da bir beyne beyne yani. İki durak arası ortada bir durak kurmuş. Sen şimdi ne demek istiyorsun? Ben ne anlamaya çalışıyorum yani.

  100. 39:40

    En sonunda ağzından baklayı çıkarttı. Dedi ki biz şöyle desek dedi. Benim dedi bir teorim var dedi ya şimdi. Allah Allah. Bizim bir şey demeye ne hakkımız var? El ayağının akılı. Yaratan bilmedi de ben mi bileceğim yani? Mevla bana bu meseleyi çözmen için efendim uğraş diye bir emir göndermedi ki yani ben Kur'an'ı çözmeye uğraşıyorum.

  101. 40:01

    Canım çıkmış bu kadar tefsirlerle. Daha onları almayamam şimdi. Sen şimdi yeni bir teoriye ne geri hacettin? Neyse. Teorisi şu, bu kardeşimizin. O zaman desek ki dedi, Efendim, adam dedi, sen diyorsun Âdem Aleyhisselâm ilk insan, ee, gidiyorsun 7000 sene, 10000 sene. Ya adam çıkarıyor sana bir fosilden bir kemik veya neyse.

  102. 40:24

    Burada diyor ki, aynı insan fosili diyor yani. E adam çıkarıyor sana bir fosilden bir kemik veya neyse. Aynı insan şeyi diyor falan. Yahu dedim aynı olamaz, böyle bir şey yok. O yine Âdem Aleyhisselâm'ın neslinden bir insanın dünyanın bir yerindeki bir erimiş kemiğidir. Bunun başka izahı yok yani. Böyle on, milyon sene, yüz bin sene, iki yüz bin sene falan hikaye.

  103. 40:45

    Sıfır hatası var. Baştan düğmenin yanlışlık değil. Hani bazı hesaplarda biliyorsunuz, yani mesela kimyada, fizikte, şurada, burada her şeyin ölçü birimleri farklıdır. Bazı şeyi ölçerken mesela, sen şimdi burada santigrat bir derece ölçüyorsun, orada yani buradaki bir ölçümdeki yirmiyle öbür ölçümdeki yirmi farklıdır.

  104. 41:09

    Onun yirmisi bilmem yüze tekabül eder, bunun yirmisi kırka tekabül eder, bilmem ne. Her olayın kendine göre bir de kemik ölçümünün, fosilin yaşının tespiti. Ama bu milyon neye eşdeğerdir? Buradaki bin senenin eşdeğeridir, iki bin senenin eşdeğeridir. Senin hesaplama yaptığın ölçümdeki bu sıfırlarla burada hakiki hayata baktığın zaman.

  105. 41:34

    Yani onun için ben buna şaşmıyorum. Ama diyor şimdi adam derse ki sana bu iki milyonluk ceset. Senelik. Eee? Adem Aleyhisselam'a gidiyorsun, gidiyorsun, geliyorsun, yedi bin senede duruyorsun. Ne yapacağız şimdi? İşte benim bir teorim var. E buyur. O zaman biz diyelim ki akıllı, mantıklı, şuurlu ilk insan Adem.

  106. 41:56

    Ondan evvel insanlar var. Onlar akılsız, mantıksız, şuursuz. E dedim akılsız, mantıksız, şuursuza insan denmiyor ki zaten. Ne deniyor? Hayvan. Eee? Mevzudan yine çıktı. Çünkü akılsız, mantıksız, şuursuz dediğin anda bu ne oluyor? Mükellef olmuyor. Mükellef olmayınca bu aile muhatap olmuyor. E nasıl oluyor bu?

  107. 42:19

    Yani Allah-u Teala Adem Aleyhisselam'dan evvel başka bir insan yaratmış. Oradan türemeler olmuş. Milyonlarca yıl önceymiş. E bu nerede yaratmış abi? Dünyada yaratmış. E dünyanın ömrü kaç sene? Yani dünyanın gerisine gittiğin zaman, hadis-i şeriflere baktığın zaman dünyanın gerisi milyon sene değil ki.

  108. 42:43

    Yani bu dünyada olduğuna göre o fosil demek ki dünyadan sonra yani. Dünyadan sonra nasıl milyon sene olacak yani? Dedim böyle bir şeye inanamayız. İnsan kılığındaki, suretindeki İnsan diyorsan buna insanı biz en güzel surette ve kıvamda yarattık. E sen şimdi Allah'ın ehseni takvim üzere yarattım buyurduğu insanı aynı suret ve şekilde olup

  109. 43:14

    akılsız, mantıksız, şuursuz, hayvan sınıfı olarak yorumluyorsun. Bu ne âyete uyar, ne hadise uyar. Hepinizi bir tek nefisten yarattır diyor. Ondan sonra Âdem'i topraktan yarattır diyor. Onun için dedim bu olmaz. Ya işte biz bunları inandırmak için böyle bir yola gidemez miyiz, böyle bir şey yapamayız?

  110. 43:38

    Böyle bir şey yapamayız. Yapamayız. Yapamayız. Akılsız, şuursuz bir insan Allah yaratmadı. İlk insan Adem as akıllı, şuurlu yarattı ve mükellef tuttu. Ondan sonra Ademoğulları insan türü. Yani artık mutlaka bu birinden duymuş bunu. Çünkü bu bunu kendi uyduramaz, genç bir çocuk. Bu bunu uyduramaz. Belki bana kaynağını söylemedi.

  111. 44:07

    Benim bir teorim var. Yahu senin işin bitti, gücün bitti mi? Sen Adem as'ın zürriyetinden olarak, mükellef bir varlık olarak, ehl-i sünnet itikadını biliyor musun? Ehl-i sünnet itikadından sana sorular sorsam biliyor musun? Yok. Sen esma-i hüsn-i hay sayabiliyor musun? Allah'ın bir isminin manasını sorsam anlatabilir misin?

  112. 44:27

    Allah'ımızın selvi sıfatları, subûcü sıfatları, zatî sıfatları, izâfi sıfatlar, Rabbini tanıyor musun? Yok. Helal haramları biliyor musun? İlm-i halleri biliyor musun? Mezara indi mi sana? Bu sorulacak. Sen ya cennete ya cehenneme gideceksin. kendime gideceksin. Bu itikada ve fıkha muhatap olacaksın sen.

  113. 44:44

    Bu itikada ve fıkra muhatap olacaksın sen. Bunları bırakıp da şimdi Adem aleyhisselamdan evvel insan varmış da şuursuz olabilirmiş de, aynı kılınca Aynı kılıktaymış da Ha bu da Adem Aleyhisselam'ın babası vardı demiyor yani Başka bir Ademler vardı yani demek istiyor Yahu sizin işiniz mi bitti arkadaşlar Bu insanların zaten sordukları sorulara ben bir bakıyorum

  114. 45:08

    Fuzuli İşler Müdürlüğü'nün üyeleri oldukları yani. O da fuzuli üyeleri olduklarını görüyorum. Ve fındık kabuğu değil ceviz kabuğu, fındık kabuğu efendim doldurmayacak mevzuları büyütmüşler, büyütmüşler, ben bu işi çok araştırdım diyorum bazıları şimdi. Bir adam öyle bakıyorum, Ben bu işi çok araştırdım diyor bazıları şimdi.

  115. 45:28

    Yahu diyor ben bu işi çok merak ediyorum hoca, seni bulmuşken bir sorayım falan. Yahu ben de diyorum merak ediyorum, acaba neyi merak ediyor diye merak ediyorum. Bakıyorum konunun, hiç adamın ahiretiyle, cennet, cehennemle bir alakası yok ya. Allah Allah! Kutuplarda namaz nasıl kılınır? Yahu kardeşim kutuplara gitmeden önce sorarsın yani.

  116. 45:51

    Kutuplarda kılıyor mu millet? Kılıyor. Kılmalı mı? Kılmalı. 6 ay gece oluyor, gece olsun. 5 vakit var mı yine? Var. Felan, felan, felan. Acayip bir şey ya. Katır nereden olmuş? Bilmem. Devenin anası ne? Bilmem. Yahu kardeşim, bugün ölsen sana ne soracaklar? Sen el üstüne titik adından haberin yok. Bir de bana ne soruyorsun yani?

  117. 46:14

    Git onu biyoloji uzmanına sor. Hem kimyakere sor, fizikçiye sor. Ben de zannediyorum din adına önemli bir şey soracak bana yani. Şimdi, benim ve sahabemin yolunda gidenler, ben ve ashabım, ben sünneti temsil ediyor, ashabım cemaat temsil ediyor.

  118. 46:35

    Şimdi başka bir hadis-i şerifte açıkça söylüyor. Tirmizi'de geçer o da. Cemaatin inancından. Cemaat ne demek? Sahabenin hepsi inanmış mı? Kader var, alın yası var. İslamoğlu alın yası yok mu dedi sana? Sen şimdi sahabenin cemaatine mi tabisin? 1300-1400 senelik cumhura mı tabisin? Bütün Müslümanların cemaatine mi tabisin?

  119. 47:02

    Sahabenin, tabinin, ulemanın, müştehitlerin İslamoğlu tek başına bir adam. Buna mı tabisin? Cemaattan karış ayrılan feynönmün cüfea-i cehennem. O cehennemin cemaatlerindendir diyor. Hadis-i şerif, Tirmizi'de bu da. Bir de bir hadis-i şerif Tirmizi'de geçer. Feynönmün farıkıl cemaate kıydeşibrin. Kıydeşibrin'de olur.

  120. 47:25

    Cemaatin inancından, ya cemaatten ayrılan derken, yani öğle namazının cemaatini kaçırandan bahsetmiyoruz. Kaçırmasın tabii ki. Niye kaçırıyor? Aklını kaçırsın, namazın cemaatini kaçırmasın. Namaz mı kılınır? Ama burada cemaatin itikadından, kadere inanmak gibi, kabir azabına inanmak gibi, sırat, mizan, hak olduğunu inanmak gibi, deccal, yecüc, mecüc inanmak gibi,

  121. 47:49

    cemaatin inancıdır. Bütün ehli sünnet inanmış buna. Sahabe, tehabin, bütün hepsi. Buradan karış ayrılan, hala herif kateli islami nurluk, islam ipini boynundan çıkarmış olur diyor. İlla yarcıya dönerse tevbesi kabul olur diyor. Onun için ehli sünnet ve cemaat, itikad, itikad, itikad.

  122. 48:07

    Şimdi benim itikad risalesiyle uğraştım dün gece sabaha kadar. Sabahın altısına, yedisine kadar uyumadık. İşte bakalım bu gece de sağlık saat bulursak çalışmaya niyet ediyoruz. Efendim, itikad risalesine biraz ilaveler yapıyorum yani. Çünkü bu ilavelere de baktım.

  123. 48:25

    Şimdi İsa Semineci'ye inkar ediliyor. Peynir ekmek gibi. Mustafa Karataş, başı çekiyor bu işte. Ondan sonra Yecüc Mecüc inkar ediliyor. Vardı da biz nereden dünyada bulamıyoruz. Deha Petülas Kur'an'da geçtiği halde, Yecüc Mecüc Kur'an'da geçtiği halde. Ya hadis madis diye bir mevzu yok ya. Adam Kur'an'a da gelse aklı almayınca inkar ediyor ya.

  124. 48:46

    Bu itikad ilahiyatçılar. Muhtesile kafası. Şimdi bunları hakkında bir bölüm yaptım yani sonuna ilaveten. Aralarına da biraz ilavelik girdim. Tamam itikad risalesi çok kısa olsun, şu olsun, bu olsun dediydim o zaman. 100 sayfa, 120 sayfa. Hani diyordum ya soru cevap yapın. Doğru aynı laftayım yine de.

  125. 49:05

    Şimdi yine biraz sayfada ilave olacak. Kaçınılmaz olarak çünkü şimdi burada El-Sünnet'in bütün cemaatinin inandığı itikad metinlerine geçen konular böyle çeşmeden su içer gibi kolayca inkar edilen bir noktada ben mecburen itikada koyacağım bunları. Çünkü ayet ve hadislerden delilleri var ve mütevatir.

  126. 49:27

    Konu mütevatir olduğu zaman inkar insanı kafir ediyor. Yani şey bir konu değil yani. Şimdi hadis-i şerif var. Peynir derttir, ceviz derttir. Ayrı yersen ikisi de dert olur. Birlikte yersen şifa olur. Tamam bu hadis-i şeriftir ben bunu kabul ediyorum. İbn-i Abidin de alıyor bunu. Vesaire senetle alıyor.

  127. 49:45

    Ama şimdi bu teferruat yani. Teferruat. ne demek sömtefer rahatlığı, bu mütevatir değil. Yani ne demek istiyorum teferruat. Yani, şimdi buna iman şartı yok, yani bir adam dedi ki, ben cevizli tek diyorum arkadaş, bana da bir şey olmuyor falan filan. Tamam, tabii ya, bir hadis-i şerif, bir âyet gelen şeyde dikkatli olmak lazım, terbiyeli olmak lazım, ayrı dava.

  128. 50:06

    Ben onu bir şey demiyorum ama şimdi teccal gibi bir mütevatir bir konu değil. Çünkü ben orada adamla uğraşamam yani, o konulara boğulamam yani. Kertenkeleye vursan, elli sevap, yüz sevap vs. tamam. Sahi müslim. Bak onun kaynağı çok kuvvetli, sahi müslim. Ben bir şey demiyorum. Bak onun kaynağı çok kuvvetli.

  129. 50:20

    Sahih müslüm. Ben bir şey demiyorum. Ama mütevatir bir konu Ama mütevatir bir konu değil yani şu an. değil yani şu an. Ama şimdi biz Ama şimdi biz Hz. Mehdi'nin zuhuru, deccalın kurucu, İsa aleyhisselatü vesselam... Hazreti Mehdi'nin zuhuru, teccalın kurucu, İsa'nın selamının nüzûlü gibi Dehabetül Arz'ın çıkması, Yecü Mecüd Settin'in patlaması, onların dünyaya yayılması gibi

  130. 50:37

    yani mütevatir konular yani. Âyet ve hadislerde mütevatir. E ben şimdi bu konuları da itikad kitabına mecburen koyacağım. Şimdi onu hazırlıyor. Yani bir zaman sürer tabii. Ben hazırlamam ama çok da sürmez. insanlar, ya adam Süleyman Ateş denen eski Diyanet Başkanı yani, adam İsa'nın selamının hayatta olmadığını haşa öldüğünü savunurken

  131. 51:07

    ki Kur'an-ı Kerim'i öldüremediler, asamadılar buyururken Allah onu kendi özel katına, semaya kaldırdığı âyetinde öldüremedikleri yani âyetle sabitken adam Diyanet Reisi ya ve bu adam yani İsa'nın selamı gökte yaşamıyor, öldü yani gökte olamaz. Adam demez. Ben de zannettim ki bir delili var ya. Halbuki ben delilleri görmüştüm yani.

  132. 51:36

    Şimdi âyet-i hadislere elhamdülillah biliyoruz hepsini. Yani bir delili olamaz da çünkü El-i Sünnet'in metnine gelen bir konuda yani benim ilmim yetmez ona ama El-i Sünnet uleması oraya onu yazarken hepsini görüp de yazdı. Dolayısıyla ben onlara güvendiğim için konuşuyorum yani. Kendi ilmime güvendiğim için değil.

  133. 51:53

    Yani. E sen şimdi burada Allah Allah dedim. Bu nasıl dönüyorsa? İsa'nın selamı gökte yaşayamaz ya falan. Ben de zannettim adamın bir verisi var elinde. Demez mi ki ya? Oksijen yok. Kafayı yiyeceğim ya. Yahu. Yani ve ve ala külişe-i kadir. Külişe-i kadir olduğuna bu adam inanmamış. Yani oksijen yoksa insan yaşayamaz diyor.

  134. 52:17

    Ya Allah yaşatıyor desen Allah da yaşatamaz diyor. Bu bu demek. Açılımını yapıyorum. Çünkü oksijen yok. İsa'nın selamı gökte yaşayamaz. Peki Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem gökte görüştün miraca giderken ikinci kaç semada? Zaten ona göre Resulullah da miraca çıkamamıştır. Çünkü neden? Oksijen yok.

  135. 52:33

    Nasıl yaşayacak? Mekke'ye dönene kadar ölüyor. Oksijen yok ya. Mirac da gitti yani. E şimdi mutezile kafası budur. Mezhepsizlik. Ehl-i sünnetten çıktın mı freni patlamış adamın gibi cehennemin hangi vadisinde yuvarlanacaksın artık Allah bilir. Onun için cemaatin inancını bırakmayın cemaat. Cemaatten kastımız ne?

  136. 52:59

    Bütün kitaplar elimizde önümüzde mi? Binlerce kitabım var benim ya. Bu kadar ulemanın evliyanın beyanını görüyorum. Kardeşim sen beni neye kandıracaksın ya? Nasıl uyuşturacaksın beni ya? Ne lazım senin diploman toplaman bilmem ne yani. Benim burada etikadım, metinlerim var. Bu kadar ulema sahabeden gelen bu kadar rivayeti göz ardı edeceğim.

  137. 53:21

    Senin oksijen yok tezine kanacağım. O zaman Allah hani her şeye kadir idi? E deccal bir adada nasıl yaşar adada ya? 1500 senedir yaşar. Nuh Aleyhisselam 950 sene yaşadığını Kuran söylüyor. Nedir yani Allah Teala özel yaratıp yaşatacağını yaşatamaz mı? Bünyeni ona göre yapacak.

  138. 53:43

    Şimdi insanlar 120 senelik bir bünyesi var diyelim normalde. Herkes armut gibi 60 yaşında ölüyor. Ama normalde et kemik yani şu andaki yapıda bile 120 ortalaması. Normal yani. Daha yakına kadar 250 sene yaşayamaz. Selman Farsi 250 sene yaşamıştı. Yani öbürgen geri gidiyorsun 950 seneyi Kuran söylüyor.

  139. 54:05

    O da peygamberliği. Hayatı değil yani. Hayatı 1250 sene, 1400 de var. Bazı peygamberlerde 3000 sene yaşayanlar kitaplarda geçiyor. E sen ne konuşuyorsun yani? Deccal 1500 senedir efendim adada nasıl olmuş? E sahih müslüman desin. Yani bu akılcılık ve mantıkcılık bunun adına ben tek kelimeyle diyorum ki felsefe.

  140. 54:29

    İmam Rabbimiz buyuruyor. Ekseriyeti ahmaklıktır. Bir şeyin ekseriyeti ahmaklıksa tüm ahmaklıktır. Onun için buyuruyor ki 72'si ateştedir. Biri cennete gider. Peki o cennete giden kimdir? Burada da cemaat diyor. Vehiyye. O bir fırka nedir? El cemaatü cemaattir. Ne demek cemaat? Ehl-i sünnet vel cemaat, işte Ehl-i sünnet vel cemaat hadiste var mıymış?

  141. 54:54

    Varmış. Vahide var mıymış? Varmış. Bizim dinimiz neymiş o zaman? Ehl-i sünnet vel cemaat değilmiş. Ehl-i sünnet vel cemaat aslında mezhep midir? Değildir. Ehl-i sünnet vel cemaat esasen İslâm'ın ta kendisidir. Eşittir İslâm, İslâm eşittir ehl-i sünnet ve'l-cemaat. Peki, ehl-i sünnet ve'l-cemaat Kur'an'da yoktur.

  142. 55:17

    Lafından daha büyük bir dalalet ve felaket yoktur. Ehl-i sünnet vel cemaat Kur'an'da vardır. Ve atıyo Allah, atıyo Rasûl. Allah'a itaattan sonra Rasûlüme itaat edin emri sünnete uyun manasına gelir. Ve mâ tekûn Rasûl fekudû. Rasûlüm ne verdiyse alın. Ayet-i haşr suresinde bize bütün hadisleri almamızı emreder ki bu mütevatir hadisler vardır.

  143. 55:42

    Cemaatın inancından ayrılmayın konusunda. Bak burada yine Ebu Davud Efendi'nin rivayetinde ne buyurdu? Bir fırka cennete gider, o da cemaattir. O da cemaattir. Yani sahabenin, cumhurunun birleştiği inançlar. O zaman Ehl-i sünnet vel cemaat Kur'an'da o var mı? Var. Ben buna yemin etsem başım ağrım. Wallâhi billâhi tellâhi Ehl-i sünnet vel cemaat Kur'an'da yazıyor.

  144. 56:12

    Ben bu yemini kendi kafama edemem. Nereye dayanıyorum? İbn-i Mes'ud'da dayanıyorum. Çünkü İbn-i Mes'ud ne dedi? Saçına saç ekleten kadınlara lanet ediyorum dedi. Kadının biri geldi Ümmü Yakup. Dedi ki Ebne Mes'ud senin dedi saçına saç eklettiren kadınlara lanet ettiğini duydum. Lanet az bir iş değildir.

  145. 56:34

    Sen neye göre lanet ediyorsun? Dedi ma li ilâhe ill'âni ve li'âne rasûlullah ve huve fî kitâbillâh. Allah'ın Peygamberinin lanet ettiğine dedi yani Peruk meselesi. Ben niye lanet etmeyeyim ki dedi. Rasulullah'ın laneti var diye ben lanet ettim. Peşine dedi ki Allah'ın kitabında da var dedi. Halbuki Peruk diye bir ad yok.

  146. 56:55

    Ama Allah'ın kitabında da var dedi İbn-i Mes'ud. Sahite geçiyor bu. Ben de ona dayanarak yemin ediyorum. Allah'ın kitabında da var deyince dedi ki nasıl Allah'ın kitabında var? Ben dedi Kur'an'ın Mus'af'ın iki tarafını başından sonuna kadar okudum. Böyle bir şeye rastlamadım. Arap kadın ya sahabedendir veya sahabeden değilse de tabiat diyelim.

  147. 57:19

    Tabiat da var yani illa tabi'nin erkekler oluyor. Sahabeyi görenler bunun bir de tabiatı var. Ne gibi kadın sahabelere sahabiyat denildiği gibi. Çünkü İbn-i Mes'ud'u gördüğüne göre en azındanı konuşuyorum. Sahabe olduğunu bilmesem de Ümmü Yakub'un. Dedi ki ben Kur'an'ı okudum böyle bir şey görmedim.

  148. 57:38

    Dedi ki sen Sen Kur'an'ı doğru okusaydın onu bulmuştun dedi. Ne demek yani dedi ya Kur'an'ın doğrusu eğrisi var ben de doğru okuyorum. Dedi peki Haşr Suresini sonuna okudun mu dedi. Ne okudu orada var. Resul ne verdiyse onu alın. Yani bütün altın yüzüğün haramiyeti, erkeğe ipeğin haramiyeti, sakal tıraşının haramiyeti Hadiste ne geçiyorsa Resulullah ne verdiyse alın.

  149. 58:09

    Vemâne âkûne fethedir. Yasak dediğini bırakın, verdiğini alın. Sarık sarın dedi alın, sakal bırakın dedi alın, misvak kullan dedi alın. Ne verdiyse alın, neyi yasakladıysa vazgeçin. Peki dedi ben de dedi Resulullah'tan kulağımla işittim. Lânellâhu'l-vâsılâte ve'l-mustâbü'l-sallâhi ve'l-ve'l-mustâbü'l-sallâhi Dövme yapan yaptıran, saçına saç ekleyen, eklettiren,

  150. 58:32

    ekleme işlemini yapan Allah lanet etmiştir. Ne oldu dedi? Kur'an'da da var işte. Çünkü Resul ne verdiyse alın, yasakladığını bırakın. Aa yasakladı, lanet etmiş. Ben dedi niye lanet etmeyeyim Resulullah'ın lanet ettiği şeye? E bu Allah'ın kitabında da var.

  151. 58:46

    Şimdi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu mu ki 72'si cehennemde bir fırka cennete gider. Kimdir onlar ya soru sorusuna. Ben ve sahabemin yolunda gidenler. Ama orada sünnet geçmiyor diyeceksin. Şimdi itirazcılar çok ya Hümüllezîne âlâ mâne aleyliyye meve ashâbi kelime olarak sünnet ve cemaatı burada duymadık diyeceksin.

  152. 59:07

    Değil mi şimdi? Tamam. Öbür hadisi okuyoruz Tirmizi'den. fe innehum en yâşminkum be'adî fese'yâra ihtilâfen kethîrâ Benden sonra yaşayanlar çok ihtilaflar görecekler. Aleyküm bi sünneti sünnetime yapışın ve sünneti hulefâ-i râşidin dört halifenin sünneti de benim sünnetimle aynı eşittir. E cemaat çünkü o zaten o dönem sahabenin ekseriyetinin yaşadığı o otuz sene.

  153. 59:34

    temessekû be'a onlara sımsıkı tutunun ve abdû alâ bin nevâciz elinizle belki vururlar gevşer eliniz kopar sünnetimden ayrılırsınız onun için elinizle tutunmakla kalmayın dişlerinizle de Böyle takın dişlerinizi ki Sünneti bulduk mu şimdi? Buldun. E, cemaat nerede geçiyor? E, el-sünnet ve el-cemaat. E, nerede geçiyor o cemaat?

  154. 1:00:23

    Deminden beri Tirmizi'den okuyorum. Değil mi? Cemaattan karış ayrılan diyor. Şimdi burada da bu hadis geldi. Ahmed ve Ebu Dâvud rivayet etti. Bir fırka cennettedir. Sormadan söylüyor rehiye. O cennete giden tek fırka benim ümmetimden. Ha işte. Bulduk mu cemaatı da? Bulduk. O zaman Kur'an'da da var mıymış bu şimdi diyebilir miyiz?

  155. 1:00:48

    Yemin ettim. Başım ağrıdı mı? Hiç başım ağrımadı. Üç tane de yemin ettim. Ki el-sünnet ve el-cemaat Kur'an'da geçiyor. Çünkü Resulüm ne verdiyse alın. Bize de ne verdi, sünnetime yapışın. Cemaattan ayrılın. Bitti. İşin fezlekesini yaptık. Hesabını çıkarttık. Neticeye vardık. Yeni yeni şeylere. Denenmiş yollar varken.

  156. 1:01:10

    Bir de bunu deneyeyim diye. Şöyle inanırsam ne olur? Böyle yaparsam ne olur? Yapmazsam ne olur? Yeni reformlara ne uyuyorsunuz siz ya? Cemaattan ayrılmayın. Cemaat derken sahabe cemaatı, tabi'in cemaatı, yani geriden gelen cemaatın inancından ayrılmayın. O da cemaattir.

  157. 1:01:32

    Bir rivayette ilave var. Şimdi bu ilavesi çok önemli. Benim de acayibime gitti. Yani hakikaten biliyordum. Görmüştüm, görmemiş değilim. Ha burada şunu söyleyeceğiz. Şimdi 72'nin hepsi cehennemdedir. Meselesine gelince. Bu cehennemde ebedi mi kalırlar? Müvekkat mı kalırlar?

  158. 1:01:51

    Şimdi İmam Sindî de burada. Önümde diyor. İmmâ yekûnûne hâldi nefâ. Ya ebedi kalırlar? Yani mutezilerin hepsi ebedi kalır. Şianın hepsi, hariciler, cebriye, müşebbiye, mürciye, say da say. Sayıyorsun, El-Milel vel-Nihâl kitabında İmam Şehristani. Şeyin de var herhalde, İbn-i Hazm'ın da var. Onun adını tam aklıma gelmedi.

  159. 1:02:15

    Onun da var. El-Fırak mı ne? Fırkalar kitabı var. El-Milel vel-Nihâl mezhepler kitabı var. Bu imamlar hakikaten 73'ü bulmuş. Hakikaten tam 73 ya. Yani 72'yi bulmuşlar. El-Hüsned zaten bulunacak bir şey değil. O zaten Efendimizle beraber var da. Sallallahu aleyhi ve sellem. 72'yi bulmuşlar yani. Tam hesap.

  160. 1:02:35

    Şimdi bunlar cehennemde ebedi kalırlar. Niçin? Eğer ki diyor, bid'atlerinden dolayı kafir olacak duruma gelirlerse. Çünkü dinde reform derken bazı inançlar insanı kafir edebilir. Mesela şöyle kafir edebilir. Sen şimdi alın yazısı yok. Şudur budur derken. Allah böyle bir yazı yazmadı manasında kast ediyorsan hani direktmen ben sana kafir diyemiyorum.

  161. 1:03:04

    Çünkü neden? Allah biliyor ama böyle bir bağlayıcı yazı yazmadığı anlamında konuşuyorsan yine sıkıntı. İlla fî kitâb, kitapta yazılı diyor Kur'an. Yani yine sıkıntı. Büyük sıkıntı. Ama bir tevil yaptın bilmem ne. Ehl-i sünnetten çıktın tabii. Cennete direkt gidemezsin. Ehl-i sünnet olmayan hiçbiri İsterse bütün yetimleri doyursun, bütün miskinleri giydirsin.

  162. 1:03:26

    İtikadı bozuk olan bütün dünyayı hayırla doldursa direkt cennete gidemez. Zaten kafirse ebedi cennete gidemez. O ayrı Edison ampulü buldu da cennete mi gidecek hikayesi? Bırak o işleri. Ama Müslüman olup da Ehl-i sünnet dışındaysa isterse bütün dünyayı hayır doldursun asla cennete direkt gidemez. Çünkü İmam-ı Rabbani bir mektubunda diyor ki Külluhum finnar.

  163. 1:03:50

    Hepsi ateştedir. Külluhum buyurduğu için orada bir fert bile müstesna değildir. İtikadında pislik olduğu için pisliğini temizleyecek kadar yanar, sonra çıkar diyor. İmanı kurtardıysa konuşuyoruz. Ama itikadında habaset olduğu için. Ama Ehl-i sünnet öyle mi? Değil. Yani 72 fırkada tümü cehenneme gider, itikadının pisliği kadar yanar, eğer kafir olmadan ölmüşse

  164. 1:04:16

    çıkar cennete gelir. Ama Ehl-i sünnet olanların ekseriyet cennete gider. Ehl-i sünnetten cehenneme giren olur mu? Olur. nispeten az olur. Ehl-i sünnetten cehenneme giren. O neden girer ama itikadının bozukluğundan girmez. Amelinin bozukluğundan girer. Öbür mezheplerden olan mutezileden, şiadan, hariciden bütün salih amelleri yapsa, hiçbir haram, mekruh da işlemese,

  165. 1:04:47

    bütün ibadetleri yapsa, Bütün ibadetleri de yapsa, sabaha kadar namaz, akşama kadar oruç, direkt cennete gidemiyor, itikadında pislik var. Onun için mutlaka yanıp çıkar. Çünkü o itikadından dolayı olduğu için amel kurtarmıyor. Ama eli sünnetteki ameli ne kadar bozuk olursa olsun, cehenneme girer mi girer.

  166. 1:05:08

    hepsi girer demiyor. Allah'ın tevbe eder, tevbe kabul eder, şefaat erişir, şefaat gelir, Allah-u Teala affeder. O ona bir şey demiyor. Ama öbürlerinde o şey yok. Çünkü hadis-i şerif bağlamış başını. Hepsi ateştedir diyor. Hadis-i şerif vahiy olduğuna göre bağlamış başını. Orada şey ama ehl-i sünnet hakkındaki hadis-i şeriflerde

  167. 1:05:27

    İnşa'a fânü ve inşa'a azzebû, dilerse affeder, dilerse azab eder. Hadisler böyle geçiyor. O zaman orada zaten Allah'ın dilemesi, tevriye giriyor ama ehl-i sünnetten olup cehenneme giren olur mu? Olur. Ama itikadından dolayı, pisliğinden dolayı girmez. Nereden girerse girer, amelinin bozukluğundan. Katillik yapmıştır, zina yapmıştır, işçiymiştir, faiz yemiştir, girer.

  168. 1:05:50

    Burada onun için İmam-ı Rabbân Hazretleri diyor ki eğer itikadlar, mesela âşâ anamıza namus iftirası atan Şiiler var. Ekseriyeti de âşâ anamıza iftira eder. E bunlar ayetler inkâr ettiğinden, Nur Sûresi'nden 18 ayet inkârla kafir olduğundan bu mesele ebedi cehenneme girer. Ama bu gibi iftiralar yapmayıp ayetlerin mütevatir hadislere çatmayıp

  169. 1:06:17

    geri kalan konularda işte Ebu Bekşattık'ı sevmez, Hazreti Ömer'i sevmez, bu da çok büyük bir iştir ama hani kafir diyemiyoruz sevmemekle. E tabi iftira diyor veya sahabelini inkâr ediyor onlar ayete çatar. Ayetlere çatarsa, zaruriyat-ı diniyeye çatarsa kafir olur.

  170. 1:06:33

    Şimdi kafirse zaten ebedi kalır, o zaten öbür gavur gibi. Onda bir 72 fırkanın özelliği kalmıyor. Ya da itikadları bozuk olduğu için cehenneme girmeyi hak ederler. Ama eğer onun inancı onu kafirliğe götürmeyecek raddedeyse, işte demin dediğin gibi yani alın yazısı yok derken Allah bunu bir yazıya dökmemiş, bir kayda kuyda bağlamamış şeklinde bir şeyse

  171. 1:06:59

    ama eğer iş gelip de Aziz Bayındırın dediği gibi Allah senin kiminle evleneceğini ne bilsin evladım hesabı? O zaman Allah'ın ilmini inkâr. Allah'ın ilmini inkâr ettiğin zaman Vallahi bir külli şeyini alayım, Allah her şeyi bilendir ayete çattı. Ne oldu? Allah'ın ilim sıfatı. Hayat, ilim, semih ve basar.

  172. 1:07:16

    Gitti, ilim sıfatına çattı. E sen şimdi Allah'ın ilmi yok dediğin anda cahil demiş olursun, Allah'ın oksan sıfatı esnadından gümbürdü cehenneme, bir de ebedi gavur olarak gidersin. Şimdi o bakımdan anladınız mı? Kafir olacak raddeye getirmişse işe ebedi kaldı. Kafir olacak direziye gelmemiş ama itikadında habaset var.

  173. 1:07:37

    Pislik var, bozuk inançları var. Allah'ın bazı sıfatlarını şey yapıyor veyahut da işte efendim alın yazısının bir deftere geçtiğini kabullenmiyor, bir yazıya döküldüğünü kabullenmiyor falan filan. O zaman Allah Teala şimdi burası diyor ki imam şimdi isterse azap eder, isterse affeder. Ama imam-ı Rabbânî sonra öyle demiyor.

  174. 1:07:59

    Biz imam-ı Rabbânî'ye bağlıyız itikadda müştehid. İsterse affeder, isterse azap eder ehl-i sünnet hakkındadır. İmam-ı Rabbânî mektubunda diyor ki küllühüm olduğu için diyor oradan bir fertte bile af yok. İlla itikadının pisliği kadar bir yanar diyar. Çünkü itikad pisliği meselesi. İmam-ı Rabbânî'ye bakarız biz.

  175. 1:08:20

    Evet. Ama ehl-i sünnet buna benzemez. Çünkü onlar itikad bozukluğundan ateşi hak etmez. Ancak başka günahlarını da hak ederlerse demek ki 72 fırkada cehenneme girmek kesinleşiyor. Ehl-i sünnette ise cennete girmek kesinleşiyor. Arada efendim günahları var ise de günahların miktarı girerler yanarlar.

  176. 1:08:45

    Şimdi diğer rivayetteki ilaveye gelecektim. O önemli bir izahtı. Onu demem lazımdı. Söyledim. Geldik öbür mesele. Ve innehu şübhesiz şan dikkat yani şan demek ileride söyleyeceğim şeye dikkatinizi çekerim. Buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem. Setahrucu yakında çıkar. Fî ümmetî benim ümmetimin içinde kavmun.

  177. 1:09:10

    Kavmun bir millet bir topluluk çıkar. Ekvâmun diye de burada da ekvâmun evet ekvâmun kavimler çıkar. Yani işte hariciler, şia, mutezile işte yakın yakın öbürü 30 sene sonra, öbürü 70 sene sonra, öbürü 150 sene sonra böyle çıktılar. Çünkü bunların hepsinin aslı çok geriye dayanıyor yani mutezile desen 1200 sene yani cebriye desen bunların hiçbiri yeni çıkmadı.

  178. 1:09:39

    Bunların ağababaları çok eski yani. Hemen tabi'in döneminde başladı bunlar. Tabi'in, tebe-i tabi'inde zaten çoktular. Onun için yakında yakında kavimler çıkacak, teteciyârâ, evet, onları akıntıya sevk edecek birim, onları sağdan sola, soldan sağa, efendim, sürükleyecek yani, bihim onları. Ceryandan yani, ceryan akıntı demektir, zaten ceryan çarptığında ceryan

  179. 1:10:17

    yani o elektriğin akımıdır yani, akım, ceryan yani. Cerayan Arapça'da. Tetecerâ, Cerayan Arapça'da, cera akıntıya sürüklüyor. akıntıya sürükler yani, düşürür onları. Bîm onları ne? El-ehvâu. Ehvâ ne biliyor musunuz? Hevâ'nın cemisi. Hevâ da nefsin arzusu demek esasen ama, hani canım bir zina yapmak ister, ona şehvet denir.

  180. 1:10:38

    İyi şehvet var eşinden, kötü şehvetse zina, istek gibi. Bu hevâ da inançla ilgili olanlara denir. Fiziki olanlara şehvet denir, yemek isteği. Ona da şehvet deniyor. Canım çok su içiyor böyle, ah öyle hararet olmuş, alıyorum böyle, böyle içiyor birden falan. Bunlar tabii hırs, iyi bir şeyler de değil tabii, yavaş ol biraz falan ama buna şehvet denebilir.

  181. 1:11:04

    Ama bir de mesela, ben şöyle inanmak, bir inanç çıkarıyor yani, bir fikir çıkarıyor. Dedi ya benim bir teorim var. İşte bir fikir doğdu, bir şey ona. Kafasına bir şey geldi yani, ne olacak? Mevla'nın bildirmediği bir şeyi uyduracak yani. E şimdi maazallah abi ya Mesud Sultan, Allah hakkında bir delil indirmediği bir şeye kalkıyor, inanıyor yani.

  182. 1:11:25

    E bunu sen ayette mi gördün? Yok. Hadiste mi buldun? Yok. Nereden çıkarttın? Canımdan, keyfimden çıkarttın. Hiç çembeyi kübradan atıyorsun. Hevâ budur. Hevâ ne demek? Canının istemesine göre şekillenen fikirler. Hevâ. O fikirler onları ne yapacak? O yana bu yana sürükleyecek. Ne gibi? Dikkat. Kema-i tecâra, sürüklediği gibi el kelebu, kuduz gibi bir sahibi.

  183. 1:11:55

    Kuduz olan, kuduz denen hastalık, sahibini ne yapar? Bir oraya saldırttırır, bir buraya saldırttırır. La yebkâ kalmaz minûndan, irkun ne bir damar kalır. Ve lâ mefsulûn. Ne de bir mafsal. Türkçe'de mafsil Arapça, mafsal Türkçe. Yani Arapça, kelime Türkçeleşmiş. Ne damarı kalır, ne mafsalı kalır. İlla mutlaka dehale kuduz girer.

  184. 1:12:19

    Hu oraya. Bir adam, bir köpek kuduz olduğu zaman bütün damarlarıyla kuduz olur. Bütün eklem yerleriyle, mafsallarıyla kuduz olur. Ne olmaz? Kara ciğeri kuduz olmaz. Ne olmaz? Kalbi kuduz olmaz. Hayvanın tümü kuduz olur. Gelir bir insanı da ısırır. Isırdığı insan da kuduz olur. Kuduz olduğu zaman şöyle asılır oraya, asılır bu yana.

  185. 1:12:44

    Sara gibi olur, düşer, kalkar. Yani bütün vücudunda o kuduzun eserinin, tesirinin girmediği damar ve eklem yeri kalmaz. Bunlarında nefislerinin doğurduğu felsefeler, fikirler, onları bu şekilde oradan o yana, buradan bu yana bütün fesatlara ve fesadetlere ve pis ve bozuk inançlara, Kur'an'a, sünnete muhalif düşüncelere düşürürler.

  186. 1:13:12

    Nasıl bir hadis-i şerifte mana vermiş. Kavlu, şimdi Hafız Münzir Hazretleri hadise-i şerh getiriyordu ki, el kelep, hadiste geçen, kelep bi fethil kaf vel lam kafı lemu diyor. Hani kelp, köpek de. Kafı lemu fetha ile okudu diyor. Kelep bu diyor. Bu Kale-l Ghattabiyu, İmam Ghattabiyi, büyük muhaddis.

  187. 1:13:31

    O dedi ki, huve da'un, bu bir hastalıktır. İnsana da geçiyor, kuduz. Min avvatil kelbi, köpeğin ısırmasından. El kelibi, kelip. Kuduz olan köpeğe kelip diyorlar. Normal köpeğe kelp diyorlar, Evet, kuduz köpeğin ısırmasından insana geçiyor. Ve alametüze el kefil kelbi, bunun köpekteki alametin belirtisi ne oluyor?

  188. 1:13:54

    Yani bir köpek kuduz mu değil mi? Mesela şimdi köpek seni ısırır diye korkarsın, kaçarsın. Bir de kuduz köpek ısırırsa, yani kuduzu bulaştıracak sana. Normal köpekte belki sıyrısın kendini, bilmem ne dersin, bir pansuman acil falan bir tedavi. Kuduzda çok zorlanırsın yani. Köpekte nişan, entehmerra, kırmızı olur, aynav.

  189. 1:14:16

    Köpeğin gözleri diyor, kıpkırmızı olur. ve enlâ yezâle, sürekli daim olur, yudhılı sokar, zenebe'u, kuyruğunu, beynericile'i, iki ayağının arasında. Kuyruğunu sürekli iki ayağının arasında sokar. feyderâ insânen, bir insan arar. İnsan görür görmez sağ verir, saldırır, atlamak ister. Onun üzerine hemen atlamak ister.

  190. 1:14:36

    İşte hadis-i şerifte bundan bahsediyor diyor. Şimdi, burada, kuduz köpek, mesela köpek, Yani hayvanlar akılsızdır diyoruz. Ama hisleri bizden ileridir. Yani şu anda uyuşturucuyu insan bulamıyor, köpek buluyor. Yani birçok malzemeyi koku hissiyle köpeğin bulduğu hisleri cihazlar bulamıyor. İnsan bulamıyor.

  191. 1:15:06

    İnsanlarda bizim gibi akıl yok ama hisleri var bazı kere, bizim akılları bulamayacağımız şeyleri buluyorlar. Yani ama bu Kudüs-i hali delilik haline benzer. Yani baktığın zaman böyle dengesiz saldırılar, hareketler, ne alaka dediğin gibi. Yani saldırılar, hareketler, ne alaka dediğin şekiller çıktığı zaman bir insan böyle bir şeyler yaptığı zaman adama ne dersin?

  192. 1:15:29

    Manyak mı bu, deli mi dersin? Normal akıllı adam insanların içine böyle bir şeyler yapmaz. Ha işte burada da normal köpek de yapmaz. Normal köpeği görmüyor musun? Ne kadar akıllı uslu duruyor, kapısını tanıyor, kapıcısını tanıyor, sahibini tanıyor. At bicanı biliyor. Kim ne niyetle eve geldi onu biliyor.

  193. 1:15:47

    Değil mi? Elbiselerini, gömleklerini ev halkının ona koklatıyorlar. Ondan sonra oğludur, kızıdır, amcasının oğludur. Eve girse, çıksa köpek ona bağırmıyor. E yabancı görünce bağırıyor. Mesela şimdi köpekte bizim gibi akıllılık yok ama yani delilikte yok. O zaman burada kuduzdan maksat deliliğe benzer.

  194. 1:16:08

    Yani kuduz olduğu bu bir köpek. Kimi ısırırsa o da kuduz oluyor. Ve ona da aynı hastalık, musallat olduğu zaman o hastalık onu su içirtmiyor. Kuduz olan su içemiyor. Susuzluktan, ölene kadar su içemez. Bitti. Onu sudan kesiyor ve susuz vaziyette ölüyor.

  195. 1:16:28

    Şimdi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bid'atleri yani burada bir teşbih yaptı. Yakında benim ümmetimin içinde bir takım topluluklar çıkacak. Zaten o zaman çıktı. İşte İslamoğlu, Mehmet okuyanlar da bunların uzantıları tabii şimdi o zamanın Abduhu Afganisi, Reşit Rızası gibi bunlar da onların uyuntuları falan.

  196. 1:16:47

    E şimdi hadis-i şerif buyuruyor ki mesela alın yazısı ya kadere inanmak diyor dinde tartışmalı bir fazlalıktır. İman şartlarından değildir, tartışmalı bir fazlalıktır. Şimdi İslamoğlu söylüyor. Cennet, cehennem diyor ebedi değildir. İslamoğlu'nun görüşü bu da. Mesela e şimdi çıkarttı Adem Aleyhisselam'ın babası var.

  197. 1:17:08

    Ki bütün Kur'an ne söylüyor yani. Tabii şimdi bu buna Bidat-ı Eylü'de denmez yahu. Çünkü Bidat olduğu zaman yine dinin içinde kalıyorsun yani. Adem Aleyhisselam'ın babası var. Mu'tezile dememiş ki. Mantık dışı. Fakat dinde yenilik yani inanç bakımından çıkarılan yenilikler yenilikler efendim neye benzetilmiş burada?

  198. 1:17:34

    Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Eylül Sünnet'ten ayrılan, Sırat-ı Müstakim'den ayrılan, dost doğru yoldan ayrılanları diyor canlarının istedikleri fikirler kuşatmıştır diyor. Reformistler de bu Bidat ehlinde yani Eylül Sünnet dışı fırkalarda ya sen bunu nereden çıkarttın? Neye göre buna inanıyorsun desen?

  199. 1:17:53

    Keyfime göre yani. Böyle düşündüm diyor. Mehmet Okuyan Meryem Validemizin babasız İsa As'lam'ı eşsiz yani İsa As'lam'ı babasız doğurduğu meselesinde mucizeyi inkar etmek için ne dedi? Ben dedi burada bir şey buldum dedi. Hulki Cevizoğlu bile şaşırdı. Hocam nerede buldunuz, nasıl buldunuz dedi? E dedi ki bana göre burada iki hormon var dedi.

  200. 1:18:18

    Erkeklik hormonu da içinde vardı dedi, çiftleşti içinde dedi. Bunun deliliniz ne dedi? E bunu ben buldum dedi. Öbür Bayraktar Bayraktar ne diyor? On sekiz cilt tefsir yazdım diyor, içinde diyor hadisten, rivayetten, sahabeden bir tane bir eser yok. E desene uydurdu. Peki hani Kur'an yetiyordu, sen on sekiz cilti Kur'an bir cilt, on sekiz cilti niye yazdın?

  201. 1:18:40

    E millet senin uydurmalarını mı okumak zorunda ya? Din adına. Şimdi mesele ne? Bu bid'atler kaynağa dayanmayan, delile dayanmayan, Kur'ana, sünnete dayanmayan, vahye dayanmayan, duvara dayanan, koltuğa dayanan, doçentliğe, profesörlüğe dayanan öyle ya ben de bilim adamıyım ya, ben de uyduracağım. E şeklindeki bu ehva, keyfi fikirler, keyfi, mesnetsiz olan şey ne denir?

  202. 1:19:10

    Keyfi. Keyfi fikirler, bu inançlar, bu bid'atler insanı öyle bir istila eder ki diyor, öyle bir kuşatır ki, onu diyor uçurumlara, tehlikeli vadilere öyle bir götürür ki, bu onun içine öyle bir işler ki diyor, kuduz olan bir kelbin, kuduz olan bir kelpteki veya kuduz köpeğin ısırdığı bir adamdaki kuduz hastalığının

  203. 1:19:39

    bütün damarlara, mafsallara, eklemlere bulaşması ve sirahat etmesi gibi Artık onu sudan nefret ettirip, uzaklaştırıp, su içemez hale getirmesi gibi bir insana da bid'atler, reformlar, yenilikler, uydurma fikirler yerleşirse diyor, onu öyle bir istila eder ki, artık onu hakkı duymaktan, hakkı öğrenmekten, yahu kardeşim burada âyet-i hadis konuşuyoruz.

  204. 1:20:05

    konuşuluyorsa, sohbet var, ilim var, bir de şu hocayı dinle. Asla, o nasıl sudan nefret eder, kaçar diyor, içemez, ölür diyor, ölene kadar su içitmez ona diyor o kuduz hastalığı. Asla! O nasıl sudan nefret eder, kaçar diyor, içemez, ölür diyor, ölür diyor.

  205. 1:20:16

    İşte o kuduz hastalığı nasıl diyor o köpeği de ve o köpeğin ısırdığı adamı da alıp efendim fesatlara, zararlara, çünkü su içmemesi zarar, ölecek. O zararları onu gözü bakarak götürdüğü gibi diyor, bunların da canlarının uydurduğu istedikleri fikirleri, bid'atleri, reformları bunları ne yapar?

  206. 1:20:41

    Efendim hakkı görmekten, hakkı dinlemekten, hakiki ilmi bulmaktan, suya erişmekten, su hakkı temsil ediyor. Batıl köpüğü temsil ediyor, hak altındaki suyu temsil ediyor, köpük atıyor gidiyor bid'at, su fayda veriyor, fayda veren kalıyor ama buna su içitmiyor. Onun için diyor, nasıl kuduz olan deli gibi hareketler yapar böyle, gayr-i ihtiyari saldırıyor biliyor musun?

  207. 1:21:10

    Yani saldırmak istemese de saldırıyor yani gayr-i ihtiyari. Çünkü artık onun bütün mahsallar, eklemlerine bulaşmış, sirat etmiş, esir almış. O artık kendi iradesiyle iş yapamaz hale geldi yani. O kuduz köpek ve onun ısırdığı adam artık. Yamuluyor yani, o yana bu yana bir hareketler, bir şeyler, böyle bir şeyler var yani.

  208. 1:21:29

    Eserlerinde görmüşüm, hal böyle olmuş, mesela normal köpek gibi değil ki kuduz köpek, acayip belli oluyor hareketlerinde. Onun için bid'at, ayette hadiste olmayan, Kur'an'da, sünnette bulunmayan, reform, yeni çıkarılan inançlardan sakının. Bu sizi ne yapar? Bu bulaşıcı bir hastalıktır. Seni berbat eder, seninle oturanı da berbat eder.

  209. 1:21:53

    Senin konuşmanı dinleyeni de, kitabını okuyanı da. Üç Muhammed kitabını okuyup da zehirlenmeyen olur mu ya? İslam'a üç Muhammed kitabını okuyup da zehirlenmeyen. Belki ben zehirlenmemişimdir, o da mecburen baktım. Çünkü reddiye yapmak için ne yazıyor diye baktım. Ben bile korktum. Kafam, şüpheye düşmedim ama korktum yani.

  210. 1:22:18

    Dil öyle bir uzun ki, dil, dil. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in erkeklik gücünden tut, haşa ve kella. Sahabenin kabalığından, sahabenin efendim yanlışlıklarından, peygamber günahkârlık hatalıydılardan. Bu ne oluyor dedim, nereye gidiyoruz ya? Adam yazmış abi. Dilin kemiği yok yani. Eğlenin şeyi yok, ayarı yok adamın.

  211. 1:22:43

    Kaçmış, üç Muhammed'e gidelim. Öbür şeye baktım, anam. İmam-ı Azamlara şeyleri, haiz kadınlar diyor, camiye nasıl giremez arkadaş diyor. Ya Resulullah'a haiz kadın giremez dedi, ben mi dedim ya? İmam-ı Azam dört mezarı sağ, Yahudilere mi eyletmişler? Ya sen nasıl müştiyetlere, Yahudilere mi eyletmişler?

  212. 1:23:00

    Bildiğin gibi değil ya. Kâbul-i Ehbar radıyallahu anh, koca zat, Hz. Ömer bize vaaz et dediği adam ya, Hz. Ömer diyordu bize vaaz et, ey Kâb diyordu ya. Başlıyorlar da ağlama o vaaz edince yani. Yani Hz. Kâb için, zaten Yahudilik ona sirayet etmiş, Yahudiden dönme, Yahudi kafası. Kütüb-ü Sitte'de, bütün hadis kitaplarında kaynağı geçen, Hz.

  213. 1:23:25

    Ömer'in bize vaaz et dediği adama Yahudi kafası diyor ya. Ne yapmış Kâbul-i Ehbar'da sen ona kızmış, Yahudi kafası? Efendimiz için Resulullah nur demiş. Ya Resulullah'a o mu nur demiş? ''Kaçâkü minallâhi nurû mâ kitâb-ı mübîn'' Allah'tansa nur geldi, bir de kitap mübin geldi. E Kur'an kitapsa, nur kim?

  214. 1:23:43

    Muhammed Mustafa'ya nur demiş. E Kâbul-i Ehbar Hazretleri, Resulullah Efendimiz'e nur demiş. Ya Resulullah Efendimiz'e çatamıyor direkt. Kâbul-i Ehbar'ın ne Yahudiliğini bırakmış, ne bilmem ne. Ya sen Kâbul-i Ehbar Radıyallâhu anh ya. Bütün Ebu Davud'da, Tirmizi'de, şurada bütün hadislerde, bütün kaynaklarda güvenilir bir râviyye.

  215. 1:24:02

    Koca Hz. Ömer yani vaaz et bize dediği adam yani. Bu diyor Yahudilere meyletmiş. Zaten Yahudiden dönme, gelme, Yahudilik yapıyor. Ne yapıyor? Resulullah'a nur demiş. E Kur'an söylüyor Resulullah'a nur. Onun için bu bid'atçıları dinlemeyin, kanallarını izlemeyin. O Çay TV varmış, o Çay TV. Aziz Bayındır oradaymış.

  216. 1:24:25

    Bayraktar Bayraklı orada bayrak açmış. İslamoğlu oradaymış. Öbürü Berike oradaymış. Meğer onların kanalıymış. Ne kadar eli sünnet dışı adam varsa orada konuşma yapıyormuş. bu yapıyormuş. Ben o kadar bilmiyordum. Konuk oldular zannediyordum. O bir koyuncu moyuncu bir şey vardı, Ramazan koyuncu mu bilmem ne.

  217. 1:24:42

    Ben zannediyordum onun programına konuk oldular. Bizim okuduğumuz âyet-i hadislere uydurulmuş din diyorlar. Kendilerine Âdem aleyhisselâmın babası var. Hayf kadın namaz kılar, oruç tutar. Yeniden bir din çıkartmışlar, o indirilmiş din. Bizimki uydurulmuş din. Böyle konuşup duruyorlar. Ben ne yapayım?

  218. 1:25:00

    Allah'ın saptırdığını kimse hidayet edemez. Ben hidayet yaratamam. Yaratmak elimden gelseydi, onlara da hidayet verirdim. Çünkü cehenneme gitmelerini istemem. Kimse cehenneme gitse bana fayda yok. Hepsi hidayet bulsun. Allah ıslah eylesin. Bedduacı değilim, vallahi değilim. Babamı öldürmemişler, hasmım değiller, hısmım değiller.

  219. 1:25:19

    Ama üzülüyorum. Fakat kardeşim, yani kendinde kalmıyor ki adamın bozuk itikadı. Adam bulaştırıyor. Bulaştırdığı insanların da ahiretini mahvediyor. Bu insanlar, bunlara inanan insanlar, sahabeye düşman olan insanlar, hadis-i şerifleri reddeden insanlar, kader, amentünün kaderini inkar eden duruma gelen insanlar, nasıl cennete girecekler?

  220. 1:25:46

    Yazık değil mi bu milletin evladına, çoluğuna, çocuğuna? Millet dinle adamı diye dinliyor sizi ya. Yapmayın, etmeyin, gitmeyin, tevbe edin. Onun için ne dedim size baştan? Hafız Müziri Hazretleri kitabı sünnet dedi, sünnet kitabı. Mevzuları görüyorsun. Mevzuların hiçbiri misvak sünneti gibi sünnetlerden bahsetmiyor.

  221. 1:26:06

    Onlar amele girer. İtaat, kafa yapısı, inanç, Kur'an neyse eşittir sünnet odur. Sünnetsiz Kur'an olmaz. Çünkü sünnet, vahyin bir kısmıdır. Vahiy sadece Kur'an olsaydı, ve yuallimum kitabe vel hikmete, size kitap öğretiyor peygamberim derdi dururdu. Ama Allah orada durmadı. Vel hikmete, hikmeti de öğretiyor diye sünnete temas etti.

  222. 1:26:33

    Eğer Allah'a itaat, Kur'an'a bakmak yetseydi, atiullaha deyip Allah'a itaat edin deyip dururdu. Ama ve atiurrasül, Rasule de itaat edini farz etti. Bundan dolayı sünnet kitaptan ayrılmaz. Hadis ayetten ayrılmaz. Hepsi de vahiydirler. Ehl-i sünnet vel cemaat de bunlardan ayrılmaz. Kur'an eşittir ehl-i sünnet.

  223. 1:26:54

    Ehl-i sünnet eşittir İslam. Bunların hepsi aynı şeyler. Aynı şeyler ayrılan kendi ayrılıyor. Allah ayrılmaktan muhafaza eylesin. Amin.