Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 36. Bölüm 12 Aralık 2016
12 Aralık 2016 · 58 dk
09:04 / 57:26Şu an 09:04 / 57:26
Transkript
148 satır
- 00:17
Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil alemin. Es-salâtu ve es-selâmu alâ seyyidil murselîn Muhammedin ve alâ aliyye ve sahbihi ecma'în. Terzi bu terhib dersimizde.
- 00:29
Hadis-i şeriflerde, Kitâb-ı Sünnet, Sünnet-i Seniyye ile ilgili kitapta yeni bir bâba geldik. Onun da adı nedir? Et-terhîb. Et-terhîb-ü sakındırmak. Sadece bu kitabın adı nedir? Terhib-ü terhib. Ne demek? Teşvik ve sakındırma demek. Faziletli amellere teşvik ediyor, yanlışlardan terhib ediyor. Yani korkutuyor.
- 00:56
Bu husustaki hadis-i şerifleri toplamıştır. Hep hadis-i şerifler zikrediyor. Hafız Münzirî, Kaddesallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri, büyük muhaddistir. İzlediğiniz için teşekkür ederim. Bu bak, et-terhibu, sakındırmak hakkında, min terk-i sünneti, sünneti terk etmek, sünnet demek ehl-i sünnet itikadını terk etmek, sonra da amellerdeki sünnetleri terk etmek manasına gelir.
- 01:34
Ama evvela itikattaki sünneti terk etmek, gavert-i kâbil bida'î, bid'atler iltikâb etmek, bid'at dinde reform, yeni inançlar, fikirler üretmek, vel-ehvâî, ehvâ da keyiflerinin istediği şekilde konuşmak işte. İslâmoğlu gibi, Mehmet Okuyan gibi, Hayrettin Karaman gibi, bunların hepsi bid'at ve ehvâ ehlidirler.
- 01:57
Yani ne demek? Dinde yenilikler çıkarıyorlar ki keyiflerine geldiği gibi konuşuyorlar. efendim hadis-i şerifler, say hadis-i şerifler varken bunlar kendi kafalarına göre dinde yenilikler haşa, bunlar sünneti terk ve bid'atleri irtikaptır. Bunlardan sakındırmak için bir bap açmış. İnsan nefsinin keyfine göre canının istediği gibi dinde konuşamaz.
- 02:33
Din işi Allah'ın vahyine bağlıdır. Ya âyet olacak, ya hadis olacak. Nasb, sarıh bir nasb ve delil olacak. Kaderin olduğuna dair bu kadar delil var ki kader yok diyor İslamoğlu mesela. Bu işte ilayattaki birçok hocanın da docent profesörün de görüşüdür. İşte burada dinde bir yenilik çıkartmış oluyorlar.
- 02:55
Durumları çok felaket olduğuna dair işte şimdi bu hususta hadis-i şerifleri kaynaklarıyla birlikte zikrediyor Hafız Müzdin Hazretleri. Birinci hadisimiz. Ane âişe'te radıyallahu teâle ânihâ. Âişe annemizden rivayet ediliyor. Kâlet, kendisi söyledi. Bu hadis-i şerifi Bukhari, Müslim, Ebu Davud rivayet ediyor.
- 03:15
Kâle Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki, Men kim ehdete bir yenilik çıkarırsa, ehdete hadis bir şey meydana getirdi. Yani yeni bir şey çıkarttı. Bir fikir, bir inat, bir düşünce. Ne hususta fi emrina? Bizim işimiz. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem işi nedir?
- 03:41
Din işidir. Hâzâ şu işimiz. Şu işimiz ne demek? Din işimiz yani. Helal, haram, itikad, işte ahiretle ilgili meseleler, dünyada nelere inanmamız gerekiyor. Farzlar, vacipler. Din işimiz ne? Çıkartırsa. Mâ o şeyi ki leyse olmadı minhu ondan. Yani bizim din işimizle alakası olmayan bir şeyi çıkarttı, uydurursa yani.
- 04:07
Fe ve o iş, onu çıkarttığı o yenilik nedir? Raddün. Yani mastar, mübalağa için getiriliyor. Mardudun alâ sahibi. Raddün demek sahibinin suratına çarpılmıştır. Ona reddedilmiştir, kendisine reddedilmiştir. Sen de git, efendim, bu çıkarttığın uydurma işte, defolsun git. Defolsun gitsin yani. Bizim dinimizle bunun alâkası yoktur.
- 04:38
Ravâhu, bu hadisi rivâyet etti. El-Bukhâriyyu, Bukhâri ve Müslim'ün, Müslim de rivâyet etti ve Ebu Davud da rivâyet etti. Ve lafzuhu, yani Ebu Davud'da lafız şöyle geliyor. Men sani'a, kim iş yaparsa fî emrine, şey emran, bir iş yaptı. Alâ gheyr-i emrine, bizim işimiz dışında. İşte biz kadere inanıyoruz.
- 05:00
Yazısı haktır diyoruz. O kalkıyor diyor ki, alın yazısına inanmak fuzulîliktir, âmentüde böyle bir şey yoktur diyor. Halbuki Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem hadis-i şeriften de beyan etti. Ve kânevrulâi kaderan mektûrâk. Allah Kur'an'da, Allah'ın bütün işleri kaderledir, beyan etti. İnnâ külleşîne halefnehu bikadâr.
- 05:20
Her şeyi takdirle, kaderle yarattık ayetleri varken, adam kalkıyor diyor ki, Allah bilmez diyor. Aziz bayındırır mesela. Allah bilmez diyor bir şeyi. Hâşâ, yaptığı Allah'a hâşâ. Bizim gibi cahil, hâşâ. Çünkü Allah ne bilsin senin kiminle evleneceğini diyor. İnternetlerde sesi var. Bu adamlar Çay TV'de, Hilal TV'de cirit atıyor yani.
- 05:41
Öbür kanallar da bunları konukla misafir ediyorlar. Zaten kanalların din derdi yok zaten yani. Hassasiyetin olmadığı belli de. Diyanette bir et diye yapmaz. Yani bunların şu görüşleri yanlıştır, dinde hassa alakası yoktur. O da et diye sütlüye karışmaz, bir şeye karışmaz ve bizim din işimiz böyle parçalanıyor.
- 06:02
Din işimiz bozulduğu için dünya işlerimiz de bozuluyor, ekonomimiz de bozuluyor. Efendim, terör artıyor. Bak, Daişe, IŞİD denen pisliklere, cehennem köpeklerine şu anda orada bulunanlardan beş bin Türk var. E bu hocalar doğruyu dürüst konuşsalar, bu iş böyle olur mu? Olmaz. Çünkü neden? Konuşmuyorlar, susuyorlar, korkuyorlar, çekiniyorlar.
- 06:31
Bana ne bulaşmayayım diyorlar. Ondan sonra milletin itikadı bozuluyor. Gidiyor Daişe katılıyor, gidiyor Vehhabi oluyor, gidiyor Şii oluyor. Yani inanç meseleleri korunmadığı takdirde vatanı da koruyamazsın. Memleketi de muhafaza edemezsin. Terörü de bitiremezsin. Çünkü milletin itikadını bozuyorlar.
- 06:51
İlayatlar, İmam Hatipler'de, İslamoğlu kitaplara okutuluyorsa ne bekliyorsunuz? Ondan sonra başımıza bir iş geldi mi, takdir-i ilahi, işte şehitlerimiz var, kader. E tamam bunu diyorsun ama senin bu kitabını okuttuğun adamlar, alın yazı kader mader yok diyor. E bu millet ondan sonra şehitliğe inanır mı?
- 07:12
Ondan sonra da şehidin birinin babası çıkıyor. Diyor ki işte efendim ben şehitlik meyitlik istemiyorum, oğlum istiyorum diyor. Çünkü üreten insanların itikadını bozdunuz. İtikadı bozulan millet bu, yine eski temiz itikattan dolayı bu kadar yine bu millet şehitliğe inanıyor.
- 07:30
Biraz daha ileri giderse, 5-10 sene sonra bu ilayatçılara, bu İslamoğlu zihniyetlerine yol verildiği takdirde, bu bid'atlere, dindeki reformistlere, işte yarın millet ne şehidi ya diyecek, ne kaderi ya diyecek der. Ne okutuyorsun ki ne bekliyorsun yani. Ne doğradın ki kaşığına o gelsin. Onun için evvela ehl-i sünnet.
- 07:54
Ehl-i sünnet itikadı Osmanlı ecdadımızdan, Selçuklu ecdadımızdan, maturidi ecdadımızdan gelen şekilde muhafaza edilmediği takdirde hadis-i şeriflere, Kur'an ve sünnete uygun şekilde bu işi kurtaramazsınız. Ben size uyardım, dinlemediniz. İşte hala da uyarma devam edecek. Ölene kadar da devam edecek.
- 08:18
Din işimizin dışında iş yapanlar, fevve o reddün. Ebu Davud'taki lafıyla. Merdüttür, reddedilmiştir, dinle alakası yoktur. Ve'bnu mace, bunu İbn-i Mace'de rivayet ediyor. Ve fi rivayetinli müslimin, müslimde bir rivayet daha geçiyor. Sahih hadis-i şerif, yani sahih müslüm diyoruz artık, ada sahih zaten.
- 08:42
Bütün hadisçiler ittifak etmiş. Men kim amile işlerse amelen, bir iş yaptı. Yani diyelim ki kader yok dedi. Veyahut miraç yok dedi. Veyahut İsa aleyhisselam inmeyecek dedi. Veyahut Mehdi çıkmayacak dedi. Mesela yani itikadi konularda. Veyahut ne yaptı, namazı üç vakte indirdi. İtikattan amele de iki misal verelim.
- 09:04
Veyahut haiz kadın namaz kılar dedi. Vilayetçilerden bir kısmı haiz kadın namaz kılar diyor. Resulullah'ın zamanında kılmıyorlar. Kaza bile etmiyor. Bağışlamış. Kadın geldi, Ayşe annemize ne dedi? Haizken kılmadığımız namazları kaza edecek miyiz? Bir sinirlendi Ayşe annemiz. Haruriye tünenti, sen harici misin dedi.
- 09:24
İşte bu işit kafasını söylüyor. Niye? Biz Resulullah'ın zamanında adet halinde namaz kılmazdık. Sonra da kaza etmezdik. Siz nereden çıktınız dedi ya. Bak, kılmayacağını biliyor da kadın. Kaza edecek miyiz soruyor. Şimdikiler kılacak diyor. E peki, İslamoğlu ne diyor? Ben namaz kılar demedim, oruç tutar dedim diyor.
- 09:50
Ne farkı var? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ne buyuruyor? Efendim, namaz, namaz da kılamaz, oruç da tutamaz. Hadis-i şerifini de beyan ediyor. Efendim, namazı da terk edecek, orucu da terk edecek. Hayz halindeki kadınlar için, bu garip, sahih kaynaklarda geçiyor. Efendim, İlmihal'de de var.
- 10:17
Efendim, İlmihal'de özel bir bölüm bunu açmışım zaten. Tilavet secdesi yapamaz, Kur'an okuyamaz, vesaire. Efendim, Hadis-i şerifin metnini düşündüm ve La tusalli vela tasum buyuruyor. Vezalke min nuksani diniha. Bu gari Hadis-i şerifinde. Efendim, görmüyor musun diyor, kadın hayz günlerinde yani, etemkuzu eyyamen, günlerce duruyor mesela.
- 10:50
İşte adeti 6 gün, 7 gün, 10'a kadar namaza, oruca manidir. Ondan sonra İslam Hazara özüre geçince tabii ki özürlü hükmünde kılıyor da 10'a kadar diyelim, adet sayılıyor. Günlerce duruyor diyor kadın. La tusalli kılamaz vela tasum oruçta tutamaz diyor. Bu da bu garidedir yani. Dolayısıyla bizim tatbikatımız
- 11:15
leş aley emruna, bizim tatbikatımız, din işimizde olmayan bir amel yapıyor. Ne diyor kadın? Namazda kılar, oruçta tutar diyor. Çıkıyor, namaz kılamaz ama oruç tutar diyor. Resulullah'ın zamanında olmayan tatbikatlar. Mescide girer diyor, hayz kadın mescide girer diyor. Resulullah'ın zamanında inni ilahe üllul mescide lihaydun vela cünübin Hayızlıya cünübe erkek de olsa cünübe
- 11:39
mescidi helal etmiyorum diyor. Helal etmiyorum ne demek? Allah'ın hükmünü veriyor. E şimdi bu işler başladı. E bunun gibi daha ooo nice örnekler veririz. Üç talak verirsen kadın boş oluyor. Ayette, hadiste böyle söylüyor. Emine Şenlikoğlu çıkıyor. Neymiş yani? Üç kere boş ol dedi mi kadın boş olur muymuş?
- 11:59
Yani ne biçim iş diyor. Kur'an-ı Kerim'deki ayeti Bekara Suresi Et talak marraten İşte iki keredir talak fe in tallaka Hatta üçüncüyü de verirse felâ tehalluv Ta helal olmaz kocasına diyor. Yani ayetleri bile artık yani hadisleri de geçtik. Ayetleri bile istediği gibi evirip çeviren reformist bir akım çıktı.
- 12:21
İşte kim bizim işimizde olmayan bir şeyler din adına uydurup kaydırırsa fe vereddün E ne demek diyor? Merdüdün Reddedilmiştir. Şimdi Burada iki husus beyan edeceğim. Birisi Fî emrine hâzâ Yani bu işimizdekinin Niye bu işimiz buyurdu? Yani din işini kastetti. Buradan ne anlaşılıyor? Mesela Bizim zamanımızda araba yoktu.
- 12:54
Sonra arabaya çıktı. Arabaya binersen biz bunu reddetmeyiz. Çünkü faydalı bir şeydir arabayla. Gideceğin yere daha hızlı gidiyorsun. Cemaate gidiyorsun. Sohbete gidiyorsun. E şimdi evvelce bir yere sohbete gidersin deveyle Arabayla gittiğin zaman o zaman zarfında beş yere hizmet edersin. Ders okutmaya gidersin.
- 13:14
Mesela Şimdi televizyon çıktı. Ben size televizyondan hitap ediyorum. Eee Resulullah'ın zamanında televizyon yoktu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem olsaydı televizyona çıkmazdı. Nereden uyduruyorsun bunu? Nas mı var hakkında? Bu Bellihû annivelev âyete Teyip meselesinde Yani o zamanlar İhsan Efendi Hocamız Hikmet Efendi Hazretleri Bizim Mahmut Efendi Hazretlerimiz
- 13:41
Üstadımız, Şeyhimizle beraber Büyük bir muhaddisin yanına gittik. Ziyarete Onun talebelerin sohbetini Teyip koymuşlardı. Yani ben dediğim 30 senelik iş. Efendimiz Hazretleri o zaman da Bu teyip işlerine izin vermiyordu. Sonradan verdi biliyorsunuz. İhsan Efendi Hocamız da Verilmesini istiyordu. Onun için mevzu açtı.
- 14:04
Rahmetullahi Dedi ki efendim dedi bu Ses aldırıyorsunuz teybe Bunun delilliğiniz var mı? Müsaade var mı buna dinde dedi. O muhaddis zatta dedi ki Bellihu anni velev ayete Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Benim tarafımdan ümmetime Ulaştırın buyurdu. Ulaştırmanın vasıtaları nelerse Bellihuya girer.
- 14:27
Bundan dolayı tebliğ edin emrinden dolayı Ulaştırmak demektir. Ulaştırma vesilelerinin tümü Bu hadis-i şerifle emredilmiştir dedi. Mesele kafayı çalıştırmak. Bellihu diyor sana ulaştırın. Sana demiyor ki neyle ulaştırın. O zaman ne diyor ayet-i kerime Kuvveti kafirlere karşı Gücünüz yettiği kadar kuvvet hazırlayın.
- 14:49
Hadis-i şerifte buyuruyor ki Kuvvet atmaktır. Sana demiyor ki yok atmaktır. E sen bu sefer ne oluyor? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında o zamanında top yoktu, top atamayız. E Fatih Sultan okla mı İstanbul'u fethetti? O kadar ulema, evliya top atmak caiz değildir mi dedi ona yani? Kuvvet atmaktır.
- 15:10
Ben onun için bugün mesaj atmak, tweet atmak diyorum mesela. Çünkü kuvvet atmaktır diyor sana. E bugünün teknolojisine füze fırlatılıyor, füze atıyor. Sen şimdi füze atılan bir zamanda ok atarak da vatanını koruyabilir misin? Koruyamazsın. O zaman kuvvet atmaktır'a göre sana bir kaide verilmiş. Belli hu ulaştırın.
- 15:30
Mutlak bırakılan, genel bırakılan mevzularda o zamanın vasıtaları kullanılır demektir. Biz uçağa bineriz. Gavur gibi binmeyiz. Sübhanele'l-Sahraler okuruz. Ondan sonra serviste şarap istemeyiz. Ondan sonra namazımızı eğer ayakta kılabiliyorsak kılarız. Kılamıyorsak oturduğumuz yerde namazımızı geçirmeyiz.
- 15:50
Zikrederiz, şükrederiz. Müslümanca bineriz. Ne var? Gavurun dokuduğu kumaşı giyeriz ama gavur gibi giymeyiz. Daracık, her tarafımız meydanda veyahut kadınlar mini etek, pantolon. Erkekler de dar pantolonlar giymesi caiz değil. Veya short mold, slip, ondan sonra dizinden yukarı gözüken şeyler giyiyorlar.
- 16:16
Yazlıklarda falan, deniz kenarlarında falan. E şimdi sen, gavurun dokuduğu kumaş yasak değil, onun şekli yasak. Gavurdan bir teknoloji almak yasak değil, onun gibi kullanmak yasak. Onun için burada hadis-i şerif buyuruyor ki, bizim şu işimizde, yani neyi demek istiyor, din işimizde, inanç, amel. Ama sen şimdi kalkıp dersen ki yaşan Nuri gibi,
- 16:45
efendim o zaman ne diyorlar işte o kadınların adet hallerinde şey ettikleri, şimdi kullandıkları pet midir, bilmem nedirler. Yani şimdi televizyonlarda aniden utanmadan reklamı bile yapılıyor yani. E peki, şimdi diyor o zaman böyle diyor, tampon yapılacak, kanı engelleyecek şeyler yoktu. Onun için camiye girmeyin dedi.
- 17:06
E şimdi ne oldu? Şimdi diyor böyle şeyler çıktı diyor. İnsanlar koşup topu bile oynayabiliyor. O halde ne olacak? Şimdi camiye girebilir. Ama sen şimdi dinde yenilik çıkartıyorsun. Bu dünya işindeki yeniliklere açığız. Ama dinde reformlara açık değiliz. Böyle bir şey olabilir mi sen yani? O zaman da öyleydi, bu zaman da böyleydi.
- 17:25
Nasıl olacak o zaman? Din işi böyle karıştırılabilir mi? Yani dini konular. Alın yazısı var, Allah her şeyi biliyor, önceden tespit etmiştir. Bu ayette, hadislerde geçen bir inanç. Sen şimdi bin beş yüz sene geçse ne olur, iki bin beş yüz sene geçse ne olur? Ne değişecek ki sen bunu değiştirirsin? İnanma lüzum yok diyorsun ya.
- 17:49
Ondan sonra, yani namazla ilgili şeyler. Efendim, üçe indirmek, bilmem ne. Bütün sahabe, bin dört yüz senedir beş vakit namaz kılınıyor. Sen şimdi nasıl bu yeniliği çıkarıyorsun? Ondan sonra Arafat. Bin dört yüz senedir herkes Arafat'ta Arafe günü. Zilikçenin dokuzuncu günü Arafat'a çıkıyor. Sen diyorsun ki Arafat'a aynı gün çıkıp İslam'a girme lüzum yok.
- 18:11
Ondan sonra ne olacak? Efendim, Şevval Zülkade'nin hepsinde hangi gün istersen çık. Arafat'ta. Böyle bir şey olabilir mi? Böyle bir durumda haç olabilir mi yani Arafat günü vakfesini kaçırırsan? Bin dört yüz senedir ittifak edilmiş. El haccu Arafat. Haç Arafat vakfesinden ibarettir buyuruluyor. Sen diyorsun ki üç ay müddeti var.
- 18:33
İki ay on gün veyahut da üç ay. İstediğin gün çık. E bu dinde reformdur. Dindeki değişikliklere açık değiliz. Bu reddedilmiştir. Ama dünya işlerindeki değişiklikler, teknolojik gelişimler, bunları açıyoruz. Ve bunları ne yaparız? Hayra kullanırız. Ne gibi? Ha ben buradan oturduğum yerden sohbet yapıyorum.
- 18:53
Siz dünyanın her yerinden izleyebiliyorsunuz. E bunun ne alakası var? Arabaya binmekle, uçağa binmekle ne alakası var? Veyahut askeri savunmada tankla, füzeyle efendim düşmana atış yapmakla bunun ne alakası var? Biz din işimizden bahsediyoruz. İnancımız ve namaz abdestimiz, orucumuz, haccımız, zekatımız.
- 19:15
Mesele budur. Yani hepsi bir değişikliklere çıkartmışlar. İnsan eli açık mıdır nedir? Kalkmış efendim zekat, bütün malını vereceksin diyor. Yahu böyle bir şey olabilir mi? خُذْ مِنَ الْمَالِينَ diyor ayet. Mallarından al. Mallarını al demiyor. mallarını al. Mallarını al diye bize zekat emri yok. Mallarını al diye bir şey zekat emri yok ki.
- 19:34
Mallarından al. Sadakaten. Bir sadaka al. sadaka al. Yani sadaka burada zekat demek. Fînne mâ sadakâtü'l-fukara. Orada da sadakalar yani zekatlar Orada da sadakalar yani zekatlar sekiz yere verilir diyor. sekiz yere verilir diyor. Fakir, miskin, yetim sayıyor. E şimdi sen diyorsun ki bütün malını verecek zenginler.
- 19:49
Komünist misin? E şimdi sen mallarından alıp gidiyorsun mallarını alıp gidiyorsun. Peki 1400 senedir zekat neye göre veriliyor? 40'ta 1'e göre veriliyor. Çünkü hadis-i şerif ne buyurdu? Bu kırkta bir. Zaten hadise bakmadığın zaman Kur'an'ı anlayamazsın. diyemezsin. Yani bunlar dinde reformdur. Hacca ilgilendiren, zekatı ilgilendiren, anladın mı?
- 20:08
Bunlara müdahale edemezsin. Sakalları uzatın diyor. Sen kalkıyorsun, diyorsun ki kaçıncı asra geldik. Şimdi sakal uzatırsan fitne çıkar, sakalı keşmek evladır. Ya bunu ilm-i hale nasıl yazıyorsun sen ya? Din ilmi haline bunu nasıl yazıyorsun? Haramı helal ediyorsun ya, fitne çıkmasın diye. Allah Teala Allah Teâlâ cilbabı emrediyor.
- 20:29
Celâbîbînne kadınlar Celâbî binne Kadınlar cilbapların üzerlerine sarkışsın. Cilbab çarşaf demektir, çar çarşaf, ferace. Ferace. E sen cilbab. E sen cilbab, e ne oluyor? E ne oluyor? Bu zamanda fitne çıkar. Bu zamanda fitne çıkar, onun için efendim parteşök yiyebilir. Ya kardeşim, insanın şeklini belli eden daracık daracık parteşörler buna kim fetva verebilir?
- 20:47
Burada cilbab ismiyle zikrediliyor. Örtülsünler buyurulmuyor, ismi de veriliyor. E sen şimdi din işine karışıyorsun, fitne çıkarmış, ne oldu? Bu zamanda çarşaf giyilmez. Bu sebeple bunu ilmale yazıyorsun ya. Sen din adına nasıl uyduruyorsun bir şey? Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bizim din işimizde çünkü örtülmek emir Kur'an'da geçiyor.
- 21:07
Âyette, hadiste geçen emirler dinle alakalıdır. Dinle alakalı olanlar da kim bir yenilik çıkarırsa fevra dün reddedilmiştir. bu reddedilmiştir. Peki, ancak Peki. Ancak ikinci konuşacağım konu bu hadisleri güzel anlamak için bir konu bu. İkinci konu ne? Vehhabiler gibi bu işi daraltıp efendim, harici kafası mantığıyla bakarak her şeye bidat demek.
- 21:37
Yani reform demek, yenilik demek. Ne olursa, adam masada yese bidat, ne oldu? Efendim Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yerde yerdi. Tamam yerde yemek iyidir falan ama adam ayağı ağrıyor, başı ağrıyor. E şimdi sen burada nasıl buna bidat diyorsun? Bu hususta illa yerde yiyin diye bir nas yok. Dinle ilgili bir delilimiz yok.
- 22:00
Ondan sonra kalkıyorsun, minare bidat. Ya minare niye bidat olsun? Aslı dinde var. Dinde aslı nedir? Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem niye Hz. Bilal'e dedi çık Kabe'nin üstüne derzan oku. Mekke fethedildiği gün. Yüksekten olursa ses daha duyulur. Onun için minareler yüksek yapıldı. Sen burada niye uyduruyorsun?
- 22:23
Camilerde kubbe bidat. Nereden çıkarttın bunu? Kubbe niye bidat olsun? Fî bûyûdûnezine lâ enturfâ. Mescitlerin yüksek yapılmasına Allah izin verdi diyor. Ayet var. Çünkü hava ne kadar fazla olursa kubbede o kadar oksijen olur. İnsanlar saatlerce duruyorlar, ibadet yapıyorlar. Oksijen azalıyor.
- 22:43
Şimdi her şeye bidat demek harici Vehhabi kafasıdır. Şimdi medrese bidat. Niye Resulullah zamanında medrese yoktu? Ya niye medrese olmasın? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem imkanı olmadığından özel bir yer yapamadı Ashab-ı Suffe'ye. Çünkü fakirlik vardı. Ashab-ı Suffe ne yapıyordu? Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin evinin arkasında
- 23:02
şimdi de çıkıntılı yer böyle biraz bir metreye yakın bir yüksek yer orası. Orada yatıyorlardı, kalıyorlardı. Mescitte. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem imkan olsaydı onlara mescidin yanında bir yer yapmaz mıydı müstakil? Yapardı. İmkanı yoktu. Açlıktan ölüyorlardı. Hz. Ebu Ureyre anlatıyor. Ashab-ı Suffe'dendir.
- 23:24
Bilal radıyallahu anh anlatıyor. Yani karnımızı doyuracak bir ekmek bulamıyorduk. Günler geçiyordu, aylar geçiyordu. Açlıktan kıvranıyorduk. Mescidde karnımıza ağrı sancı giriyordu. Yatıp yuvarlanıyorduk. E bunlar sahihte geçiyor. Yani böyle bir dönemde medrese yapacak Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin imkanı mı var?
- 23:43
Ama Ashab-ı Suffe'nin orada bulunması nedir? Yani bir takım insanlar bir yerde toplanıyorlar hadis dinlemek için, ilim tahsili için bir arada duruyorlar, yatıyorlar, kalkıyorlar. Belli bir bölgede. Bu ne demek? Bu medrese ne demek yani? Resulullah zamanında hastane yoktu. E hastane bidat. Deli misin, manyak mısın ya?
- 24:02
Hastane ne demek? Niye bidat olsun? İnsanlar sokağın ortasında mı yine olacak afedersiniz orası da burası da açacak ameliyat olacak yani. Mecburen bir yer lazım yani müsteşifa. Yani bunun ne yani? Bidat, bidat, bidat. Her şeye bidat demenin bir anlamı yok. Bak onun için tarikat bidat. Ya bunlar tesbihlere bile bidat diyorlar namazlardan sonrakini.
- 24:24
Neymiş? Herkes kendi çekecek. Müezzin ilan ederse bidat. Ya aslı sünnette var mı? Var. Aslı sünnette olduğu zaman şimdi millet gafil oldu. E namazdan sonra zikretmeyi bilmiyor. E cahil oldu. Bir de unutuyor. Bidat işleri çok yoğun. Namaz bitirir bitirmez hemen telefonuna bakıyor zaten adam. Tesbihini çıkartmıyor.
- 24:44
O zaman ne oldu müezzin hatırlatıyor yani. Sübhanallah ilan yani ilan. Bunun aslı sünnette var mı? Var. Şimdi bu bizim din işimizde olmayan bir şeyi uyduranın anlamı nedir biliyor musunuz? Bakın ha burada muhaddislerin reisi. şeriflerin reisi, şârihlerin efendisi İmam Sindî Hazretleri var. Bu zat burada güzel bir izahat yapıyor.
- 25:02
Diyor ki, mâ leysem minû demek, yani bizim din işimizden olmayan bir şeyi, yenilik çıkaran demek, ne demek diyor? bi vec'in minel vücûd diyor. Hiçbir yönden dinle alâkası olmayana bid'at denir. bi-en lem yekun lehu fil kitâbe sünneti senedun vâhirûn. Kur'an'a bakıyorsun, zâhirî bir âyette nasıl delil yok o konuda.
- 25:25
Hadîs-i şeriflere bakıyorsun, hadîs-i şeriflerde de o konuda bir delil yok. Ev hafiyyûn. Zahirde yok ama görünüşte bulamadın. İlmin yetmiyor. Derin âlimlere bakıyorsun, gizli bir delil bulmuş. Yani senin anlamayacağın içinde bir delil çıktı. Hafî. O zaman buna istimbat denir. Melfûzûn, o delil, lafzan söylenmiş olacak.
- 25:49
Lafzan söylenmiş bir delil. Ev müstembetûn. Ezan oradan çıkarılmış. Âyette, hadiste minare yapın yok ama Kabe'nin üstüne çık da yüksekten oku. Emrinden istimbat edilen âlimlerin delil çıkarttıkları bir konu var. O da nedir? Mescitlerin yanında yüksek bir minare işte yapılıp ezanın oradan okunması. Yani çünkü Kabe'nin üstüne kadar veya daha yüksek minare ne kadar yüksekten olsa
- 26:19
ses o kadar mahallelere yayılıyor. Baya bir sorun teşkil etti ama yani sesi yükseltici bir alettir. Sesi yükseltici bir alet olması hasebiyle bunu da ateş sokmanın bir anlamı yoktur. Çünkü sesin kendisidir. Yani okuyan, imamın, müezzinin Ha bu işte aksisada mıdır, yansıma mıdır, kendisi midir,
- 26:51
yansıma mıdır şeklinde bir şeyler çıkarttılar. Bir grup var biliyorsunuz Türkiye'de meşhur. Ve bu işi çok deşip duruyorlar. Ama bunun yansıma ile aksisada ile bir alakası yoktur. Ses oradan çıkar çıkmaz aynı ses, o sesi mükebbiriye deniyor yani şimdi Arapçada da buna mükebbiriye. Yani büyüten alet. Sesi yükselten alet yani.
- 27:15
Şunu şöyle düşünelim. Sesim kısık veya hastayım şimdi. Bir de ben bu sesimi daha yükselterek mesela bağırarak konuşmamı düşünüyorum. Şimdi benim kısık konuşmamla bağırarak konuşmamın ikisi de benim sesim olduğu gibi bu da ne yapıyor? Sesin tonunu aynı sesi büyütüyor yani. Yükseltiyor. Demenin de bir anlamı kalmıyor.
- 27:35
Çünkü yüz bin kişi, milyon kişi bir yerde namaz kılıyor veya bir toplantı oluyor. Yani bunu hoparlörsüz insanlara ulaştırmanın anlamı yok. Her yer artık şimdi araba sesleri, korna sesleri, bilmem ne sesleri eskisi gibi çıt yok, ses yok gibi de bir durumda değiliz ki. Osmanlı'da bu kubbe sisteminde ne yapmış?
- 27:56
Mesela hoparlör yok o zaman ama işte efendim Koca Süleymaniye'de, Mihrab'da ilk imamın sesini aksi sade kubbe niye o kubbenin bir oksijen depolaması faydası var. Bir de kubbenin yansıtma yani sesi büyütme ve efendim artırma özelliği var. Ondan dolayı ne oluyor? Efendim kapıdaki adam, Koca Süleymaniye'de kapıdaki adam imamın tekbirini duyuyor.
- 28:30
E şimdi küçücük bir camilere gidiyoruz. Bazı kere imamın tekbirini 6-7 saf olan cami arkası zor duyuyor. Hoparlörsüz. Halbuki orada hoparlörsüz E şimdi burada da ne sistemi uygulanmış? İmamın sesini büyütme ve yansıtma çınlatma efendim sistemi uygulanmış. E şimdi bir cihaz çıkmış. O cihaz zaten ağzındaki sesi hemen fazla çıkartıyor.
- 28:59
Onun için bunlara bidat demenin bir anlamı yok. Çünkü burada ne var? Bir delile dayanıyor. Merdud olan, reddedilen, Allah'ın dediği makbul olmayan, son derece reddedilip iptaline uğraşmamız gereken konular dinde aslı da yok. Aslı yok ne demek? Ayette, hadiste o konuda delil yok. Ama o delil nasıl bir delil?
- 29:28
Kabak gibi herkesin anlayacağı delil de olabilir. Bazen de gizli deliller de olabilir. E sen şimdi aleni bir delil yok da, gizli bir delil varsa. Değil mi? Bazı konularda aleni. Mezhepler mezhepler dinde yok. Bidattır. Nereden çıkarttın bunu
- 29:47
şimdi? Neymiş? İmam-ı Azam nasıl iştihad edebilir? E niye iştihad etmesin? Ayette, hadiste bir delil yoksa bir konuda, nasıl yoksa, delil yoksa o da o da efendim büyük bir âlim olduğuna göre iştihad edebilir. E nereden çıkıyor bu? E dinde delili var. Hazret-i Muazza ne dedi Radıyallâhu anh? Yemen'e gönderirken insanlar arasında neyle hükmedeceksin?
- 30:08
Karar vereceksin. Buyurdu bir kitâb-ı İlâh. Allah'ın âyetlerine bakacağım. Nasıl olsa hafızım diyelim, Kur'an'ı biliyorum. Âyetlere göre hüküm veririm. Peki feynlem teciddi kitâb-ı İlâh. Kur'an'da bir âyet yoksa o mesele hakkında millet sana geldi, bir soru sordu. Fe bi sünneti rasûli sallâllâhu aleyhi ve sellem.
- 30:26
Rasûlullah'ın sünnetiyle yani senden duyduğum hadis-i şerifleri işleteceğim. Peki feynlem teciddi sünneti rasûli sallâllâhu aleyhi ve sellem. Benim sünnetim de yoksa, hadis benim buyurduğum bir konu değil, yeni bir şey çıktı. Ne yapacaksın? Dedi ecde-i durâ-i. O zaman görüşümü çalıştıracağım. Bu âyet-i hadisten kıyas yapacağım.
- 30:44
Neye uyuyorsa ona göre hüküm vereceğim. Rasûlullah buyurdu mu ki ona? Âyette, hadiste olmayan bir şeyi ne karıştırıyorsunuz siz? Buyurmadı. Ne buyurdu? Elhamdülillâhi lezî ve fekâ rasûlâ rasûl. O Allah'a hamd ederim ki Rasûlünün elçisini yani Muaz'ı doğruya muvaffak etti, isabet ettirdi. Onun için içtihatın aslı, hadiste zaten zahiren var.
- 31:05
Kur'an'da da var. İçtihat kabiliyeti olanlar sorulan meseleyi çıkarır, bilirler. Onlara sorsanıza buyuruyor. İçinizdeki ilim sahiplerine ihtilaflı konuları havale edin, buyuruyor. Burada içtihatın aslı zaten zahiren var. Ama her şey böyle zahiren, açıkça olmayabilir. Bazı hafif istimdatlar olabilir.
- 31:29
zindatlar olabilir. Yani, tarikat bidattır. Sensin bidat. Nereden çıkarttın tarikatı? Tarikat nedir? Tarikat nedir? Tarikat nedir? Zikir yapmak. Zikir yapmak. E zikir yapmak, Üzgürüllühâ zikran kesîrâ, çok zikir yapın buyurun. Çok zikir yapın, buyuruyor. E tecrübeyle sabit oldu. En az 5 bin kere yapmadan evvel, yani insanın kalbinde zikir yerleşmiyor.
- 31:49
Şah-ı Nakşibend Hazretleri usulünde 5 bin. Öbürünün Abdülkadir Geylan Hazretleri buyurmuş, sesli yapılsın. Çünkü sesli, sahabe-i kiramın sesli zikrettiği de oldu, gizli zikrettiği de oldu. Gizli zikir eftaldir, ayrı dava. Ama bunların hepsinin hadiste de delili var. Murakabe yapıyorsunuz, murakabe, mahiyet murakabesi.
- 32:06
E ne demek ki yani? Mevla buyuruyor, düşünen kullarımı methediyorum. Göklerin yerlerinin yaratılışını, Allah'ın beraberliğini, Allah'ın yakınlığını, öz zatını düşünemezsin tabii. tabi. Rabıtanın delillerini dünya kadar Rabıta kitabında zikrettim. Mürşidle beraber zikrettiğini, mürşidin yanında olduğunu düşünme meselesi.
- 32:29
Bütün hadis-i şeriflerde bu teşvik ediliyor. Aşiretinin salihlerinden, utandığın gibi Allah'tan utan. Yani onları düşün. Yani duada düşünme, zikirde düşünme. Değil mi? Allah'ın Mehdi'ni ve Seddi'ni diyor, Hz. Ali'ye dua üretiyor. Diyor ki, Ya Rabb'e hidayet et, beni doğru düzelt. Böyle bir dua üretiyor.
- 32:51
Sonuna ne diyor? Hidayetle, Teslihi de keseceğim. Sen oku, yontup nasıl düzeltiyorsun? O, Allah'ın seni düzeltmesine dua ederken, sen oku, düzeltmeni düşün. Veyahutta ne diyor? Hidayetle, tarih. Düzgün yol nasıl gidiyor, çıkıyor, maksadına eriştiriyor. Allah'ım beni hidayet et, yani cennete giden yola eriştir.
- 33:19
Düzgün yol, doğru yolları düşün. Bu düşünmek zaten emrediliyor. Bu hadiste zannediyorsan, bu dağıttır. Dolayısıyla sünnette aslı olma meselesi çok önemli. Fakat, bak burası çok önemli. Bir şey, dinde reform ve bid'ata girer mi, girmez mi? Bunu bilmek, Aslı din, dinin temel hükümlerini bilmeye bağlıdır.
- 33:44
Bir tefasili, bütün tafsilatlarıyla beraber. Şimdiki, dünkü etme çocuklar, Vehhabiler, IŞİD'çiler, Hariciler, dindeki bütün tafsilatı biliyorlar mı? Bilmiyorlar. Kur'an'dan iki ayet almışlar. Müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün. Halbuki o ayet, efendim, kayıtlıdır, mukayyettir, belli bir döneme aittir, belli müşriklerden bahsediyor.
- 34:07
Bunlar kalkıyor, dünya neresinde müşriktir? Bir de, namaz kılan adam müşrik diyor. Efendim, bir tutam sakallı adamı müşrik diye öldürüyor. Türbeyi ziyaret edeni öldürüyor. öldürüyor, herkese müşrik diyor. E sen şimdi, dinin tafsilatlarını bilmeden, bid'atları bilebilir misin? Dinin tafsilatlarını bilecek.
- 34:27
Bütün âyetleri bilecek. Bütün hadisleri bilecek. Onların manalarını bilecek. Tafsilatlarını bilecek. Bu ayet ve hadislerden müçtehitler neler çıkarttı? Muteber şekilde yani. Böyle uydurma müçtehitler, naylon müçtehitler değil. Bunları bilecek. Bu böyle olur. Ama diyor, Kerektiği şekilde Gerektiği şekilde bu meseleyi tahsil edemez, illâ cehâbizetü'l-ulemâî
- 34:57
Çok büyük âlimler öyle rastgele değil, cehbeze. Yani çok müddekkik, muhakkık âlimler bunları bilebilir. Onun için müştehitlerimiz zaten bize bid'atleri, dinde çıkarılan yenilikleri beyan ettiler. Hal böyle olunca, sen ne uyduruyorsun ya? Önüne gelene bid'at diyorsun. Zikrin aslı çok yapılması Kur'an'da emredilir.
- 35:19
E şimdi camide bir musafaha yapmak bid'at mıdır, değil midir? Ya ne alakası var? İmam-ı Asım Hazretlerine soruluyor, ne buyurur? Ya musafaha yapmak sünnet midir aslında? Sünnettir. Madem aslı sünnettir, onun camide yapılmış olması, namazdan sonra yapılması, önce yapılması, onu bid'ata çevirmez. Sünnette dayandığı bir temel varsa, âyette ve hadiste,
- 35:43
ya açıkça beyan veya gizli beyan, içinden ulemanın, evliyanın çıkarttığı bir istimbat, bir icraat varsa, bunlar bid'ata girmez. Ama sen gidip de hayır kadın namaz kılar dediğin anda, bunun ne açık, ne gizli, hiçbir dayanağı yoktur. Alın yazısı yoktur dediğin zaman,
- 36:07
hiçbir delili yoktur. Çünkü senin yaptığın iş ne biliyor musun? Açıkça Allah her şeyi biliyor ve ezelde yazılmış âyet-i illâ fî kitâb, minkâ bilen nebrâ, canları, malları, arsaları, tarlaları yaratmadan başına gelecekleri yazmışız kitapta diyor. Sen bu âyetin tersine bir şey veriyorsun. Bunun bid'at olduğunu, dinde reform olduğunu çocuk bile anlar ya.
- 36:30
Çünkü biz burada ne diyoruz? Zaten âyette, hadiste açık bir konu varsa beyan, buna muhalefet, açıkça bid'attır. Ehl-i sünnetten çıkmaktır yani. Çünkü kader konusu açıkça işlemiş. Hays kadın mesela namaz kılamaz, oruç tutamaz, açıkça işlemiş. Mescide giremez, açıkça işlemiş. Zekat kırkta bir, açıkça işlemiş.
- 36:53
Namaz beş vakit, açıkça işlemiş. Faiz haram, açıkça işlemiş. Sen şimdi bu konularda yenilik yapabilir misin ya? Yahudi Hristiyan cennete giremez. Açıkça işlemiş. Bana iman et, ittiba etmeyen, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem için ne buyuruyor âyet? Vettebe'ûn nûrâ lezînüz zilemmâ. Sâfellezîne âmenû bî.
- 37:12
Sade inanmak yalancı değildir demek yetmiyor. Hayretli kahramanların dediği, uydurduğu bu. Diyor ki işte yalancı demesin, inansın yeter. Eee? Yahudiliği bırakıp Müslüman olmazsa o şart değil. Nasıl dersin bunu ya? İman şartı yeter olsaydı. Vettebe'ûn nûrâ lezînüz zilemmâ. Onunla beraber indirilen Kur'an'a uyacaklar.
- 37:33
E Kur'an'a uymak ne demek? Nesgedilmiş Tevrat-ı İncil'in Yahudi Hristiyanlığını bırakmak demek. Sade inanmak yetmiyor. Ve Aziz Eruh desteklese o da yetmiyor. Ve Nesar Ulu yardım etse. Ebu Talip bu kadar yardım etti. E kurtarabildi mi? Kurtaramadı. Yardım da yetmiyor. Ben sana milyon dolarlar İslam'a yardım ettim.
- 37:53
Ama Yahudilikte kalıyorum. Yetmiyor. Vettebe'ûn nûrâ lezîn. Yani konuda açık ayet ve hadis varken bunun kılâfına beyanlar tabii ki muhtestir, bidattır. Hele ki bu konu tamamen şirktir, irtidattır. Dindar arası diyaloğu. Zaten senelerdir söylüyorum ki bunlar şirktir ve irtidattır. Çünkü onunla indirilen Kur'an'a uyarlarsa Felake hummul müflihun.
- 38:15
Ancak ve ancak felaha eren, kurtulacak olanlar onlardır. Bu ne demek? Ancak ve ancak öbürleri kurtulamaz. Doğrudur, yalancı değildir diye inanmak yetmez. Destek yetmez, yardım yetmez. Dördüncü şart, ittiba. İttiba ne demek? Orayı bırakıp buraya uyacaksın. Aynı anda iki yere uyulur mu? Uyulmaz. Hem buradaki cemaate tabi olacaksın hem oradaki.
- 38:40
Aynı anda nasıl yapacaksın? Onun için kendi eski dininden teberri edeceksin. Uzaklaşacaksın ki buraya ittiba edebilesin. E şimdi anladınız mı? Ama beş bin zikir. Ya beş bin zikir zaten çok zikredin buyuruyor. Bu ayete ters düşmüyor ki. Eğer ayette hadiste deseydi ki sayılarla beraber zikir yapmayın.
- 38:59
Böyle bir şey yok ki, sayı var. Hadisler kendi sayıyor. Parmaklarıyla sayıyordu. İşte tesbih var ya o doksan dokuzluğu. Otuz üçtü. Tesbih bir tahttır. Sahabelerin en büyük uydurmaları mesela. Nasıl bir taht oluyor? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ne buyurdu? Efendim. Parmaklar konuşturulacak ve onlara sorulacak.
- 39:22
Zikir yaptı mı yapmadı mı? Kendisi ne yapıyordu ki? Parmaklarını böyle yapıyordu, düğümlüyordu veya şöyle yapıyordu, şöyle yapıyordu. Üç, on, dört oldu mesela. Peki annelerimiz ne yapıyordu? Cüveyriye validemizin bir gün geldi. Baktı hurma çekirdeklerini böyle koymuş. Bir şey okuyor mesela. Saha çekiyor.
- 39:42
Dedim ona ki bu ne biçim iş ya? Ne yapıyorsun burada? Zikir yapıyorum dedi. Kaç bin kere yaptı işte onu. Bir tesbih. Hurma çekirdekleriyle sayıyor. hurma çekirdekleriyle say yapıyor. E sen de hurma çekirdeklerini ipe dizdin, tesbih yaptın. Ya bunun bid'at neresinde arkadaş yani? Bu işin aslı sünnette var işte.
- 40:01
Efendimiz görmüş, bir şey buyurmamış. Bu ne oluyor? Sünnet oluyor. Çünkü bid'at olsaydı sessiz kalmazdı. Ne yapıyorsun sen derdi. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in batılı görüp susması muhaldir. Onun için oradan sünnette delil çıkıyor. Ebu Reyla ne yapmıştı? Günde on iki bin istiğfar yapıyordu.
- 40:20
İpe düğüm atmıştı. O düğümlerle böyle sayıyordu. böyle sayıyordu. Bunun tesbihler ne farkı var? Bunun tespitlerine fark yok. İpe düğümler atmıştı. Böyle düğümleri tek tek böyle yapıyordu. O halde sahabe... Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in görüp sükût ettiği meseleler, zaten sükût ikrardan geliyor, takriri sünneti bu demektir.
- 40:41
Sünnette var. Onun için sen ayeti, hadisi, sünnetin tümünü tafsilatlarıyla bileceksin ki önüne gelen şeye bidat demeyeceksin. Bir şeyin bidat oldu. Ancak ayette, hadise muhalif ters olan şeyde konuşabilirsin. Ters. Dinde, hakkında delil var. Sen kalkıyorsun Miraç, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in Miraç'a çıktı.
- 41:03
İsa Semine Ceyh'in Bukhari'lerde, hadislerde bildirdi. Mehdi'nin Zuhru'nu Ebu Davud'da vs. hadislerde bildirdi. Vesaire vesaire. Yecüc mecüc çıkacağı Kur'an-ı Kerim'de bildirildi. Tevbe Tülaç çıkacağı bildirildi. Sen diyorsun Deccal çıkacağı hadislerde bildirildi. Sen diyorsun Deccal televizyondur. Ne alakası var?
- 41:21
Deccal'ın gözünü anlatıyor, kaşını anlatıyor. Böyle televizyon olur mu? Yani bu bidat ve reformların dinde yeri olmayan, reddedilen hususları doğru dürüst anlamanın tek yolu nedir? Ayet ve hadisleri iyi bilmektir. Bunu da ancak tafsilatlarıyla kim bilebilir? Müctehid alimler. Veya müctehidden sonra da bir fukaha diyoruz onlara.
- 41:43
Onlar fakir oluyorlar. Müctehidlerin mezheplerini iyi biliyorlar. Müctehid olmasa da müctehidin mezhebini ezber eden yazıyor yani. Yani Seraksi Hazretleri gibi hapisteyken efendim hatta kuyuda hapsedildi herhalde. Kuyuda mı ne hapsedildi. Yani hiçbir imkanı yokken otuz zil mevsut kitabını hafızasından yazdırdı.
- 42:07
Hafızasından yazdı hafızadan. Yani sonra çıksın bütün kitaplara baksın, bütün iştiraklara baksan bir tane muhalif çıkmaz. O kadar alim bir insan. İşte bu gibi alimlerimiz kitaplara yazdılar. Şimdi yeni bir kitap yazmanın anlamı var mı? E sen diyorsun ki bana İlmihali niye yazdın? Ya ben İlmihali niye yazdım?
- 42:25
O kitaplar Arapça değil. Tercüme yaptım, nakil yaptım da İlmihali yazdım. Ben İlmihali'de bir tane kendi görüşümü kaydım mı hiç bende indiği bir görüş var mı? Bana göre var mı? Bana göre. Piyasada bazı İlmihaliler var. Üstünde diyor ki sakal bırakmak sünnette var. Altında dipnot koyuyor. Kendi aynı adam.
- 42:44
Dipnot bu zamanda fitne çıkıyor. Bırakmamak lazım. Bu senin indiği görüşündür. Sahibine merdittir. Sen ne konuşuyorsun? Hiç benim yazdığım 800 sayfa bir İlmihali'de bir tane bana göre lafı var mı? Hep nakil var, kaynak var. Biz tercüme yapıyoruz. Çünkü siz Arapça bilmediğiniz için yani. Kitapları okuyabilseydiniz zaten benim İlmihali kim alır?
- 43:05
O zaman adam der ki kaynaklara bakıyorum. Hoca Türkçesine ne lüzum var? E buradaki bizim yaptığımız tercümedir ve nakildir. Re'i bir görüşümüz yoktur. Çünkü neden? Her şeyi ulema beyan etmişler. Kıyamete kadar olacak meseleleri çözmüşler. Mevla onlara çözdürmüş. Onun için biz Kur'an'ı sünneti çok iyi bilen alimlerin görüşlerini şu anda nakletmekten başka çıkar çaremiz yoktur.
- 43:32
Yeni bir şey uydurmanın aslı astarı yoktur. Uydurulan bid'atlerinde din değeri yoktur. Fevve raddün. Dünya işlerini yeniliklere açığız. Ama din meselelerinde kim bir yeniliği çıkar, ayete, hadise muhalif çıkarırsa o reddedilmiştir. Bu şekilde tersimiz burada efendim kalsın. Diğer bir hadis-i şerifte Hz.
- 43:55
Câbir'den rivayet edilen geliyor. O da tabii önemli bir hadis-i şeriftir. Daha bu hususta birçok hadis-i şerif bu bapta zikredecektir. Sallallahu Teala Aleyhisselam. Bir hadis-i şerif daha okuyabiliriz belki. Câbir'in adıyla anlattı Hz. Câbir Efendimiz. Kâinatın Efendisi konuşma yaptığı zaman kızarır da ayna alır gözleri.
- 44:32
Yani insanlar gaflet içinde oldukları için onları yani etkilemek için Sallallahu Aleyhisselam zoraki yapmıyor onu. İçinden gelerek yani konuşma şekli öyle. Gözleri kızarırdı. Ve hâlâ yükselirdi. onu uyaran nasıl uyarır? Öyle, dikkatli olsanız iyi olur arkadaşlar, der mi? Ne der?
- 45:27
Çabuk dikkatli olun, arkadan sarıldınız, helak olacaksınız, arkanıza bakın, sağa bakın, sola bakın, nasıl bağırır? Çünkü neden? Şeye vakit yok. Eyyühel velette ki dersimizde o değil miydi? Millete ahireti, cenneti, cehennemi anlatan insan nasıl anlatacak diyor. Böyle yapmacıklı kelimelerle, edebiyatla uğraşmayacak.
- 45:49
Çünkü adam ölse, öldüğü gibi cehenneme gitme tehlikesi var. Hemen ona bir şey anlatmak lazım. Orduyu uyaran gibi sert çıkışırdı, konuşma yaparken böyle, sallallahu aleyhi ve sellem, yakulü şöyle buyururdu, yani konuşmalarında, sabbehaküm ve messaküm. Sabbehaküm ve Araplarda va sabaha diye bir tabir vardır.
- 46:10
Yani baskın olurdu. Baskınlar sabaha karşı olur. Çünkü gecenin yarısına kadar millet uyanık olabilir. Göz yüzü, nöbetçisi, bekçisi falan. Sabaha karşı böyle yani şimdi de aynıdır. İnsanlara çok ağırlık söker. Bekçiler, nöbetçiler, gece bekçileri falan. Hep böyle sabaha karşı bir onları şey ederseniz, izlerseniz uyana rastlamanız çoğalır.
- 46:31
Onun için sabah baskınından sakının diye birbirlerine bağırdıkları zaman, baskınlar olduğu zaman vay sabah baskınından mahvolduk. Va sabaha diye bağırırlardı. Şimdi burada da ne diyor? Sabbehaküm ve messaküm. Yani sabbehaküm efendim buyurdu, sabah büyük bir baskın geldi size. Ve messaküm, akşam büyük bir musibet vurdu size.
- 46:54
Yani ne demek? Her an ölebilirsiniz, sabaha çıkamayabilirsiniz, akşama ulaşamayabilirsiniz. Ölüm geldiği zaman da daha namazı kaza edemezsiniz. Oruç borcunuzu ödeyemezsiniz. Zekat borcunuzu ödeyemezsiniz. Onun için sabah baskınına uğrayan gibi tetikte olun ve hemen tedarikli olun. Ahiretinize hazırlık yapın.
- 47:17
Buyurdu. Sallallahu Teala'ya sellem. Yani nezelebikümü'l-adiu sabahel. Sabahleyin düşman kapınıza çöktü. Veyahut akşamleyin düşman üzerinize geldi. Yani ne demek istiyor? Beni dinlemezseniz, benim bu konuşmamı, sabahaküm ve messaküm ne demek? Ben sizi sabah baskınından uyaran konumundayım. Enennezirul uriyan ennece ennece.
- 47:40
Efendiler çok okudu. Ben çırılçıplak soyulmuş uyarıcı gibiyim. Yani ne demek? Eşkıyalar tarafından soyuldu. Fakat canı bağışlandı. Canını zor kurtardı. Hemen geldi. Kese yollar bildiği için. Eşkıya sabah beklerken köyü basmayı. sabah beklerken köyü basmayı, o erkenden gece vakti geldi, onları kapısına vuruyor.
- 48:02
Artık vakit yok, her kapıya vurup uyandırmasını alır. Her kapıya vurup uyandırması lazım. Kendinizi kurtarın. Düşman geldi. bağırıyor her tarafa kapıları, çalıp çalıp gidiyor. Millet de ne bizi rahatsız ediyorsun kardeşim sabah vakti derse. Düşman kafasına bastığı zaman karısıyla çocuğuyla yatağında hepsini keser doğrar.
- 48:19
Mallarını da alır gider. Yok efendim bu adam deli değil. Niye böyle sabah sabah geldi kapımıza bağırdı gitti. Bir de çırılçıplak bu adam. Niye çıplak geziyor? Demek ki bunu soymuşlar. Bir tedbir alalım. Düşman bize geliyor. Onun için sohbete başlarken ne buyurdu? Sabah düşman bastı ben sizi uyarıyorum.
- 48:40
Akşama düşman bastı sizi uyarıyorum. Yani ne demek istiyor? Şimdi ben bir konuşma yapacağım. Benim bu sohbetimi dinlemezseniz. Yani benim bu vaazımdan, hutbemden, konuşmamdan etkilenip amel etmezseniz. Gereğini yerine getirmezseniz. Sabah veya akşam düşman çöktü üzerinize. Yani ne demek? Ölüm geliyor.
- 49:01
Gırtlağınızı Allah sıkacak. Ondan sonra da bana itaat etme şansınız kalmayacak. Onun için tedbirinizi alın. Çünkü neden? Herkes. Ölüm insana. Zannederim Hazreti Sıddık'ın beytidir. Yani insana ölüm takunyasının kayışından, ayakkabısının bağından daha yakınken. Adam sabah keyfinde kahvaltısını yapıyor yani.
- 49:33
Halbuki biraz sonra çıkacak kafasına bir şey vuracak gidecek. Veyahut da kaza yapacak yani. Onun için ölüm peki. Ölenin kıyameti koptu. Daha ondan sonra namaz mı kılabilirsin? Zikir mi yapabilirsin? İlmihal mi okuyabilirsin? Haramdan mı kaçabilirsin? Tevbe mi edebilirsin? Bitti. O zaman sabah baskınından sizi uyarıyorum, akşam baskınından sizi uyarıyorum.
- 50:00
Konuşmaya böyle başlardı. Yani lafımı dinlemezseniz bir sabah, bir akşam helak olup gideceksiniz. Benim hadislerimi iyi dinleyin. Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem buyurdu. Ve yakûlû buyururdu. Muistû gönderildim eneben vese'ate yani kıyametle birlikte. Ne gibi? kehâteyni Şöyle yapardı. Şu iki parmak gibi.
- 50:20
Şimdi orta parmak biraz uzundur. Şehadet parmağımız ondan biraz kısadır. Ama hafif uzasa yetişecek değil mi? Yani bu iki parmak nasıl yakın? Ve yakrînû yaklaştırırdı birbirine ve yine usbû'î iki parmağını. Hangi iki parmak? es-sebbâbetî şehadet parmağıyla velvusta orta parmak.
- 50:40
Şimdi bu orta parmak nasıl böyle yapardı? Böyle. Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Kıyametle ben iki parmak gibi yakınım. Yani hem dünyanın kıyameti zaten herkesin kıyameti ölümüyle bitti de kıyamet benle beraber çok yakın. Çünkü dünyanın yedi bin senelik sürecinde Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'den bin beş yüz sene işte iki bin sene içinde kıyamet kopacak işte.
- 51:03
Bu iki binini geçer geçmez yani. Bin dört yüz otuz sekizdeyiz. Hicriyi konuşuyorum. E şimdi buna göre bu çok yakınlık oluyor. Çünkü geçen süreçten çok daha yakın. Gerisi çok daha uzun geçti yani. Kıyametle ben çok yakınım. Ama bak bak şimdi sizi uyardıktan sonra dinleyin. Sözlerin, ilimlerin, kelamların en hayırlısı kitabullah.
- 51:30
Allah'ın kitabı Kur'an'dır. Kur'an'dan daha hayırlı, faydalı, menfaatli bir kitap, kelam, buyruk yoktur. Bu kesin. Yolların en hayırlısı Muhammed'in yoludur. Kendisi kendine söylüyor. Muhammed'in yoludur. Ne demek? Benim sünnetim. Sünnet neyle sabit oluyor? Hadis-i şeriflerle sabit oluyor. O'nun buyurduklarına inanmayan adam Resulullah'ın yolunda nasıl gidebilir?
- 52:00
Kur'an yetseydi burada dururdu. Ama ne dedi? Hidayet yollarının en hayırlısı benim hidayetimdir. Yani benim koyduğum sünnetlere uymak. İşlerin en kötüsü din hususunda çıkarılan reformlar ve yeniliklerdir. İşte kadere inanmak gerekmiyor. Hayır kadın namaz kılar, camiye girer. İşte efendim Arafat'a hangi gün çıksan olursan din işinde yapılan yenilikler, onlardan
- 52:29
kötü bir şey olamaz. Dinde çıkarılan her yenilik, İslamoğulları'nın bayraktarlarını okuyanlar kabir azabı yoktur diyor. Bu Mehmet okuyan. Kabir azabı yoktur diyor. Kabir azabına dair bu kadar hadis-i şerif var, ayetlerde de işaret var ve Resulullah sahabesine her namazdan sonra dört şeyden sığınmasını Allah'a sığınmasını emrederken Biri ve min azabil kabriyle.
- 52:59
Bu kadar dinde yerleşmiş bir şey yoktur diyor. Bundan büyük reformist, bid'atçi olur mu yani? Her bid'at dalaletül sapıklıktır. Sapıklığın sonunda Başka hadis-i şerifte de diyor dalaletin sonu cehennemde neticelenecektir.
- 53:22
Ben canından daha yakınım. Ayette zaten diyor Dün gece Mevlid-i Şerifini kutladık. Doğduğu aydayız. Doğduğu gecenin peşindeyiz. Gününün akşamındayız. Eee Benim Peygamberim inananlara canlarından daha yakındır diyor. O zaman canından daha yakınsa canından çok sevmen gerekiyor işte. Niye canından çok sevmezsen mümin kamil olamazsın buyurdu.
- 53:51
Eee ben sana canından daha yakınım. Neden? Ben kendi canımı düşünmedim. Senin canını düşünüyorum. Sabahlara kadar niye ağlıyordu, dua diyordu ümmet için? Doğarken ümmetim diyordu. Ölürken ümmetim diyordu. Dirilirken ümmetim ne oldu ey Cibril diyecek. İlk dirilen o olacak. Eee seni bu kadar düşünen, kendi çoluğun çocuğundan ziyade düşünen, ömrü
- 54:10
hayatı boyunca senin için ağlayan, sızlayan bir makbul dua hakkını bile efendim ahirette ümmetine şefaatini saklayan, dünyada bu kadar çile çektiği halde o duayı kullanmayan bir zat tabii ki sana canından yakın olur. Kim var böyle? Anan böyle mi? Baban böyle mi? Başı sıkışsa seni satar ben kalayım der.
- 54:30
Onun için ben her mümine canından daha yakınım. Kim ölür de mal bırakırsa feli ehli. Bana kalmasın. Çoluk çocuğuna kalsın, annesine babasına kalsın. Mal bırakanın malından bana ne? Kim borç bırakırsa, evdaya yahut zayi olacağından korktuğu çoluk çocuk bırakırsa yani geçimini Fe ileyye o bana gelsin ve aleyye onun borcunu ödemek.
- 54:54
Üzerime borç olsun, borcunu da ödeyeceğim, ailesine de bakacağım diyor. temin edemeyecek. Hayatta kaldığı müddetçe bunu tatbit etmiş. O sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bu kadar Müslümanlara yakın davranmış ve onlara iyilikte bulunmuştur. Sallallahu aleyhi ve sellem. Evet. Onun için onun yolu bozulmamalı, onun sünneti terk edilmemeli, bid'atlere meyledilmemeli.
- 55:24
Yani ben adamın mal bırakırsa malında tamamı yok. Varişlerine kalsın. Ama borç bırakırsa, efendim çoluk çocuk bırakırsa bana gelsin, borcunu ödeyeceğim. Yani bu ümmetçilik şuurudur. Keşke biz Müslümanlar da böyle yapabilecek. Borcunu adam ölmüş, ahirette rehin kalacak. Yani onun borcunu ödeyip de onun rehin bağını çözecek mezarda.
- 55:54
Çoluk çocuğun malları bölüştü. Bana ne babamın borcundan diyor, beni bağlamıyor diyor. Kanunen de mahkemeyle de alamazsa adam, adamın alacağı kalır. O paradan onlar çoğu çoluk çocuğu vermiyor borcunu. Ama bir Müslüman kalksa dese ki, ya bu Müslüman kardeşimizin varişleri de bu borcu ödemedi. Bu adam ahirette perişan olacak.
- 56:14
Gitse o borcunu aldığı adam araştırsa, soruştursa, al ben senin borcunu ödeyim dese sünnete ittiba etmiş olur. Sünnetler sadece sakal bırakıp sarık sarmak değil diyorum devamlı. Böyle sünnetler de var. Bir Müslüman komşunun, cemaatin, haç arkadaşının, neyse talebe arkadaşının ölmüş, borcu kalmış, varişleri ödemiyor.
- 56:33
Sen kalkıp onu ödersen ne oldu? Hadi al bir sünnet. Ya dört bini aşkın sünnet var diyorsun. Ne dört bini ne sekiz bini diyorum ben de. O zaman sünnet başka bir şey ya. Resulullah'ın yolu başka bir şey. Böyle bir zata ümmet olmak şerefine nail olduk. Onun içindir ki, ayetlerden, hadislerden güzel ilim tahsil etmek lazım.
- 56:54
Onun siretine, onun yoluna, sünnetine güzel uymak lazım. Çünkü insanlar arasında ondan üstünü yoktur. Dinler arasında onun dini gibi yoktur. Yollar arasında onun yolu gibi yoktur. Şahıslar arasında onun zatı gibi yoktur, yoktur, yoktur, yoktur. Alem-i vücutta Allah'ın ortağı, şeriki, naziri, mesili yoktur.
- 57:16
Alem-i imkanda yaratılanlar içinde de Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem eşi, benzeri, naziri, şeriki yoktur. Ve sallallahu aleyhi ve sellem Muhammedin ve aleyhi ve sahbihi ve sellem.
Benzer sohbetler
1:34:01Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 78. Bölüm 6 Ekim 20266 Ekim 2026 · 95 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 6 Ekim 2026
1:33:48Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 77. Bölüm 2 Haziran 20262 Haziran 2026 · 94 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 2 Haziran 2026
1:40:41Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 76. Bölüm 5 Mayıs 20265 Mayıs 2026 · 101 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 5 Mayıs 2026


