Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 35. Bölüm 5 Aralık 2016
5 Aralık 2016 · 87 dk
06:32 / 1:26:44Şu an 06:32 / 1:26:44
Transkript
219 satır
- 00:18
Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi Rabbil alemin Es-salâtu ves-selâmu alâ seyyidil murselîn Muhammedin ve alâ âliye ve sahibiyye cemu'în Muhammedin ve alâ aliyyul sahibi ve ecmaîn.
- 00:35
Tergibu terhib hadis-i şeriflerinden kaldığımız yerden dersimize devam edelim. Dersimize devam ediyoruz, inşâAllah, Rabbim bu mübarek kitabın da hitabına ermeyi bizlere nasip eylesin. Amin. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz'in sünnet seniyesine ittiba ile ilgili bahisten gidiyorduk.
- 01:03
Sahabe-i Kiram Hazarâtının sünnet seniyeye ne kadar tabi oldukları ve Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in sade sünnetlerine değil, âdetlerine, rastgele yaptığı işlere, yani insanlık hali, işte yemek yemesi, su içmesi, abdest bozması gibi âdet kabilinden olan işleri var. Onlarda bile Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e tabi oldukları beyan ediliyor.
- 01:37
Özellikle Abdullah İbn-i Ömer Radıyallâhu Teâlâ ânihumâ bu hususta zirveyi görmüş. Sahabe-i Kiram arasında ondan nakledildiği kadar hiçbir sahabeden bu kadar hadise ve hadis nakledilmemiştir. İbn-i Ömer Hazretleri de sahabenin fukuhasındandır. Yani fıkıh âlimlerindendir.
- 02:05
Dolayısıyla belki diyelim bin tane, iki bin tane, on bin tane sahabenin yapmasından daha mühimdir fıkıh âlimi olan bir sahabenin bir şeyi yapması. Çünkü fıkıhçı olan, fıkıhla iştigal edenin ki bu işlerin meşru olduğuna, mesnun olduğuna, müstehab ve mendub olduğuna daha çok delalet eder. Fıkıhla uğraştığı için.
- 02:30
Bu bakımdan bu hususta bazı rivayetler sırada geldi. Onları zikredeceğim. Zikredeceğim. İnşâAllah İmam Mücahid radıyallâhu anh'dan rivayet ediliyor, kâle, o şöyle anlattı. Künnâ biz idik mâ ibn-i Umer hazretleriyle birlikte fî seferin bir yolculukta. Femerrâ kendisi uğradı bir mekânin, bir yere uğradı, yolda.
- 03:02
Fehâde döndü, yani sağ veya sola işte, yani yoldan ayrıldı anhu, o mekândan döndü sağ veya sola. İşte bir miktar durdu, acaba orada bir işi mi vardı, bir şey mi yapacaktı, şeklinde merak edildi. Sonra bakıldı, görüldü ki bir işi yoktu. Kendisi öyle döndü, biraz durdu, sonra geri döndü. Fesu'yla kendisine soruldu, lima fealde sen niye yaptın zâlike bunu?
- 03:45
Kâle, o da dedi ki, râeyti gördüm, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kâinatın Efendisi'ni gördüm, fâle yaptı hâze. Bu, buradan onunla geçiyorduk bir kere, onunla geçerken böyle yaptı, böyle sağa döndü, ben de onu öyle gördüm, fefâiltü ben de yaptım, hikmeti neydi sormadım, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e ne lazımdı sormadım, niye böyle döndü sağa sola, onu da bilmiyorum ama ben onun böyle yaptığını gördüm, böyle yaptım.
- 04:19
Şimdi buradaki bizim delilimiz nedir? Yine bir alttaki rivayette bu hususta delil teşkil ediyor. Kavlihû, hadisteki ibareyi söylüyor, hâde, pilhâ-i veddâ-l-mühmelet-i, hâ ve dal ile yani, noktasız demek istiyor. Tam eskiden böyle şeyler olmadığı için, efendim,
- 04:51
adam hâ okur, zâ okur, onun için onlara mühmel deyince noktasız demek istiyor. Yani hâ ile d demek istiyor. Ey ne demektir diyor, tenehhâ, köşeye çekildi anı ondan, uzak oldu, egede tuttu yeminen sağ tarafı, ev şimâle yahut sol tarafı tuttuğu zaman yani gittiği yerden sağa veya sola doğru çekildiği zaman hâ de kelimesini söylerler diye Hâfız Münzirin Hazretleri orada geçen bir fiil ile ilgili malumat veriyor.
- 05:23
Veal ibn-i Ömer Radıyallahu Teala'n-ı Mâli'ye yine Abdullah ibn-i Ömer Hazretlerinden rivayet ediliyor ki bunu da Büyük Muhaddis İmam Bezzar rivayet etmiş. gelirdi, şecer atan bir ağaca. Bir ağaç vardı, beyn-i Mekke, Tevel-i Medine-ti, Mekke ile Medine arasında, feyekîl-i kaylûle yapardı, yani gündüzün yarısındaki uyku.
- 05:52
Öğlen namazını mütâkıben, gündüzün yarısı oluyor. Yani duruma göre tabi insan, veyahut olur ki öğlene yakın olur. Ağırlık basarsa insana, gece de teheccüde kalktıkları için erken, Abdullah İbni Ömer Hazretleri tabi genç idi Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem zamanında, biraz da ilk zamanlar teheccüde kalkmakta zorlanır imiş.
- 06:32
Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem onunla çok ilgiliydi yani, çok severdi onu, ilgilenirdi onun işleriyle. Buhari'de bir hadis-i şerifte buyuruyor, Abdullah ne güzel adamdır, kimin hakkında böyle bir şey buyurulmuş yani, çok az kişi hakkında, Abdullah ne güzel adamdır.
- 06:54
Bir de gece namazından biraz kılsa çok daha güzel olacak şeklinde bir, tabi hem mucize tabi zahretti, insanların evinde ne yaptığını bilmek meselesi mucizedir. Kılıyor musun, kılmıyor musun şimdi, sen bir adama desen, sen teheccüd kılmıyorsun, veya kılsan çok iyi olur falan, ya adam kılıyorsa yani, sen onu nereden bileceksin?
- 07:23
Yani İsa Selam'ın mucizelerinden sayılıyor, evde ne yediğinizi, ne ettiğinizi, ne stok ettiğinizi haber veriyorum size diyor ya Kur'an-ı Kerim'de. Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem'de adamın gece vakti, ne yaptığını Mevla bildirmiş ona. Ama Abdullah Efendimiz, yani Abdullah İbni Ömer, İbni Ömer ile Abdullah İbni Ömer aynı kişi tabi,
- 07:43
Hazreti Ömer Efendimiz'in oğludur ama o kadar sevgili bir sahabidir ki, fıkıhçı bir sahabidir, allamefiş sahabidir, yani sahabede zaten fıkıhla iştigal eden sayılı birkaç sahabi vardır. Dört tane Abdullah sayarlar, işte o dört Abdullah'tan biridir, Abdullah İbni Ömer, Abdullah İbni Abbas, Abdullah İbni Amr İbni As, Abdullah İbni Mesud,
- 08:09
Rıdvanullahi Teala Ali Mecmuhin, bunlar hepsi çok sahabe içinde mümtaz şahsiyetlerdir, seçkin demek. İşte Abdullah İbni Ömer Hazretleri, yani gece teheccüde kalktığın vakitte zaten insan, gündüzün yarısına doğru, öğlen vaktine doğru ne oluyor? Bir istirahate ihtiyaç duyuyor, buna da kaylule deniyor.
- 08:36
Kıylüfe inneşeatıne lâ tekîl. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem çok kaylule yapar, sünnettir. Uykudan sünnet olur mu? Sünnet olmaz olur mu? E çünkü o gece teheccüd namazına yardımcı olacak. Yani öğlenden sonra olsa tabi daha şey, teheccüd namazına daha kuvvet olur. Çünkü öğleden sonra olursa akşama daha yakın olur.
- 08:59
O da geceki uykuya biraz yardımcı olur. İbni Ömer Efendimiz gelirdi Mekke ile Medine arasında bir ağaç vardı, gelirdi o ağacı ziyaret ederdi. Onun altında demek yaprakları var işte serinlik veriyor. Çünkü bir binanın içinde değil, Mekke Medine arası. Ortalıkta bir ağaç. Yaprakları olduğuna göre onun altında istirahat edilebiliyor.
- 09:33
Ve yuh bir ruh haber verirdi ki enne Rasulallah sallallahu aleyhi ve sellem kâinatın efendisi kâinatın yef'alü yapardı zalike bunu. Yatağı Mekke ile Medine arasında. Ya tabi Mekke'ye geçerken veya Medine'ye geçerken de illaki oralara hep uğruyordu tek tek. Nerede namaz kıldıysa geliyordu orada namaz kılıyordu.
- 09:53
Nerede istirahat etti orada istirahat ediyordu. Gündüz uyudu orada gündüz uyuyordu. Hiç bir tane yedi. demek hepsini zapt etmiş, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'le birlikte olduğu zamanlarda onları takip etmiş. Ve bunların hepsini bir fiil tatbik etmiş, hiç birini terk etmemiş idi. Yine, Abdullah Ünlü Ömer Radıyallâhu Anh'a bu bapta diyorum size, hiçbir sahabe'den
- 10:26
nakle olunmayan şeyler, rivayet olunmadığı kadar çok rivayetler kendisinden gelmiştir. O bakımdan, ben demin de onu anlattım yani. Bakın bu bapta işte birkaç misal verecek oldu. Hepsi İbni Ömer Hazretlerine dayandı. Bu demek değildir ki, diğer sahabe bu hususta gevşeklik etti, haşa. Fakat tabii herkesin yaptığı rivayet olunmuyor, nakledilmiyor.
- 10:55
Yanında bir insan şahit olmuyor. Veya şahit olan biri insanlara anlatmıyor. Kendinde kalıyor, böyle. İbni Ömer Hazretlerinin yanında insanlar olurdu yani çok. Meşhurlardan olduğu için, bir de fıkıhçılardan olduğu için. İlim almak için yanında gezerlerdi. İmam Nâfi, Kur'an'ın şeyhi, o mesela onun yanında talebeliğini yapmış.
- 11:22
Diğer birçok insan onunla bulunmuştur beraber. Ve'en enesi İbn-i Sirîn. İbn-i Sirîn Hazretlerinden rivayet ediliyor. Bu meşhur İbn-i Sirîn değil yani. Meşhur İbn-i Sirîn, bu rüya tabirlerinde siz oradan tanırsınız yani İbn-i Sirîn. O da çok büyük bir zattır. Fakat bu ondan, tabii metinde İbn-i Sirîn diyor.
- 11:50
Onun için paranteze enesi koymuş. Neden? Yani ki bu senin bildiğine rağmen değil demek istiyor yani. Meşhur tanıdığınız İbn-i Sirîn değil yani. Bu zattan rivayet ediliyor. Bu da tabiindendir çünkü Hazreti İbn-i Ömer ile beraber olmuş. Gale anlattı. İbn-i Ömer ile beraber idim bir Arafat'in. Arafat'ta bulunuyordum.
- 12:24
İşte hac da biliyorsun Arafat'a çıkılıyor. Vakfede duruluyor. Ne vakit oldu? Hîne râhe Burada deminki yerde bir şey anlatıyor. İmam Şindi Hazretleri hani İbn-i Ömer Hazretleri gidiyordu bir ağacın altında istirahat ediyordu. Sonra diyordu ki Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem böyle yapıyordu. Burada diyor
- 13:16
Buradan anlaşılıyor ki diyor Salah ehlinin eserleriyle yani Allah'ın sevdiği kullarının işte Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem bunların reisidir. Diğer sahabenin, velilerin eserleriyle bereketlenmek. Sahittir. Meşrudur. Müstehaptir. Çünkü İbn-i Ömer Hazretleri gidip evinde istirahat edemiyor. Bu da gidiyor o ağacın altında istirahat ediyor.
- 13:45
Kim Mekke, Medine, Arafat. Çok da yol var yani. O kadar zahmet ve meşakkati çekip de bir ağacın altında istirahat için gidilir mi? Demek ki bereketlenmek istiyor. Bunun adına Arapçada yani bir şeyleşmiş artık. Teberrük, bereketlenmek. Bereket talep etmek, hayır talep etmek. İşte İbn-i Ömer Hazretleri o ağacın altına gitmesiyle Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in bir
- 14:12
yaptığı işi yapmak suretiyle onun bir eseriyle yani eser aslında ardına bıraktığı miras gibi bir şeydir. Bu tabii kitaba da eser diyoruz. Eser yazdı falan. Çünkü insan ölse kitabı kalır ya. Ona da eser diyoruz. Ondan sonra efendim yaptığı fiillere ve işlere de eser diyoruz. Mesela diyorsun ki Efendimiz Hazretleri işte namazdan sonra şöyle yapardı.
- 14:43
Sen de öyle yapıyorsan bu ne oluyor? İşte efendim şuraya çekilirdi. Caminin şu tarafında otururdu. Veyahut şu namazı kılardı. Bunlar ne oluyor? Eser oluyor. Yani kendisi vefat etse de ardına bırakmış oluyor. Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem o ağacın altında istirahat etmesi, o demek ki kendisinin bir âdeti olmuş.
- 15:05
Böyle şeylere âdet denir tabii ki. Yani sabahın sünneti gibi bir sünnet denmez. Ama âdet de olsa burada bereketlenmek var. Salâh ehlinin eserleriyle teberrük var ve bu teberrük sahip bir şey olmasaydı Hazreti Abdullah ibn-i Ömer radıyallahu teâlâ böyle yapmazdı. Çünkü o fıkıhçı bir sahabidir. Niye gitsin bir ağacın altına efendim istirahat edip dönsün?
- 15:33
Yolda rastlar, bir ağacın altına yatar kalkar. Mesele o değil ki. Hususi oraya gidiyor. Her seferinde oraya geliyor ve özel bir ağacın altında öyle rastgele ağaç değil. Orman gibi mesela yollarda böyle ağaçlık var. Bir orada yatıyor, bir orada yatıyor değil. Özel bir ağacın altında geliyor yatıyor ve diyordu ki Rasulullah böyle yapardı sallallahu aleyhi ve sellem.
- 15:56
Artık burada işte bereketlenmenin, teberrükte bulunmanın yani her türlü teberrük yani. Sakalı şerifle, saçı şerifle olanı zaten hiç onu söylemeye lüzum yok. Efendimizin parçası onlar. Bu ağacın altında yattığı yerde bile yatmayı Hazreti İbn-i Ömer bereket sayıyor, hayır sayıyor, salâh sayıyor.
- 16:20
Şimdi diğer rivayete geldik. Enes İbn-i Sirin Hazretleri anlatıyor. Ne diyor? Ben diyor bir kere İbn-i Ömer ile beraber Arafat'ta bulunuyorum. Ne zamanki oldu? Yola çıkma zamanı oldu. Arafat'ta biliyorsunuz öğlenle ikindi cem ediliyor yani. Birlikte kılınıyor İmam ile birlikte. O vakit haç emiri kimse yani.
- 17:01
Çünkü sahabe-i kiramdandır İlahi İbn-i Ömer Hazretleri sakin. Mutlaka sahabeden olur. Fakat haçta biliyorsunuz bir emir bulunur Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. 8. sene Mekke'yi fethettiği zaman, 9. sene kendisi haç yapmadı çünkü müşrikler çıplak tavaf ediyorlardı falan. Onları görmemek için şirk âdetleri de henüz kaldırılmamıştı.
- 17:23
Onun için Ebu Bekir Efendimiz'i sallallahu aleyhi ve sellem haç emiri olarak gönderdi. Sonra peşine Hazreti Ali Efendimiz de kendi adına ilanlar ve duyurular yapsın diye yani aileden olmak acebiyle. Çünkü o müşrikler halife işini bilmezler yani.
- 17:40
Ebu Bekir benim halifemdir dese o müşrikler o halife işini bilmedikleri için onları bağlayıcı olan ilanlar ve duyurular akrabasından olması gerekiyor ki. Yani aşiret bunlar biliyorsunuz kabileci bir millet. Kabile ve aşiret nazarıyla baktıkları için Hazreti Ali Efendimiz de peşine gönderdi ki
- 17:59
yani namazları Ebu Bekir kıldırsın işte bütün vazifeleri o yaptırsın emir odur ama sen de işte benim adıma Arafat'ta falan duyuru yapılacağı zaman hani bir dahaki sene çıplak Kabe tavaf edilmeyecek, müşrikler haç yapamayacak. Yani ona göre şimdiden duyuruyorum size bir daha seni kargaşa çıkmasın buralarda.
- 18:17
Onun için dokuzuncu sene kendim haç yapmadım. Onuncu sene zaten veda haçını kendi yaptırdım. Sallallahu aleyhi ve sellem vefat ettiği sene. Onun için Arafat'ta her zaman için bir haç emiri olur. İslam Devleti tabi Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem onun reisiydi. Ondan sonra Ebu Bekir Sıddık Efendimiz hayattayken o yaptırdı.
- 18:38
Sonra Hazreti Ömer Efendimiz hep halifeler böyle devam ettiler. İbni Ömer Hazretleri zamanında da tabi bu müteahhit dönemler, tabi dönemler artık. Arafat'ta bulunuyorduk diyor. Yani namaz kılmak için gitme zamanı geldi şeye. Öğlenle ikindiyi cem ediyorlar. Biz de şimdi haça gidecek cem ediyoruz yani birleştiriyoruz.
- 18:59
Zaten Hanefi mezhebinde sadece iki yerde var bu cem. Onda birisi Arafat'taki öğlen ikindi cemi takdim yapılıyor yani öne alınıyor. İkindi öğlenle birlikte kılınıyor. Sonra Müzdelife'ye doğru bayram gecesi yola çıkıldığı vakit orada da akşam kılınmadan çıkılıyor. Yolda akşam geçiyor zaten yani şu anda en hızlı vasıtayla bile Müzdelife'ye yani zor ulaşırsın.
- 19:25
Yol kapılar izdaham olduğunda. Normalde boş iken kavuşursun 5 dakikadır ama yani haç yolculuğunu söylüyorum. O zamanlar zaten yaya gidiliyor veya deveye gidiliyor. Güneş batana kadar Arafat'ta duruluyor sonra. Arafat'tan çıkılıyor. Akşam tehir ediliyor, geciktiriliyor, kılınmıyor. Sonra ona da cemi tehir deniyor.
- 19:51
Önce akşam sonra yatsı kılınmak suretiyle birleştiriliyor. Aralarda da sünnetler kılınmıyor. Çünkü sünnet kılınsa cem bozulur. Arada kılınırsa bu. Şafi mezhebinde, diğer üç mezhebde seferi yolculuklarda amel ediliyor. Şu anda da yani. Ama Hanefi mezhebinde sadece Arafat'ta var.
- 20:12
Şimdi ben diyor İbn-i Ömer'le birlikte Arafat'ta bulunuyorken onun yola çıkma vakti geldi. Rohtü ben de yürüdüm gittim onunla beraber. Hatta nihayet geldi vardı el-İmam'e. İmam'ın yanına geldi. Tabi bu harekeler sizi şaşırtmasın. Bunların harekeleri ve alemdir. Şeyde olabilir tabi. Hatta nihayet geldi el-İmam'u.
- 20:48
Haç emiri demektir. İmam burada cami imamı değil. Yani haç o zaman sahabe arasında artık kim ise şey. Ben zannediyorum ki bu dört halifeden sonradır yani. Abdullah bin Ömer çünkü yaşadı. İmam geldi. Yani namazı kıldırmak üzere geldi.
- 21:09
Şimdi de yani Suud Devleti bir haç emiri tayin ediyor. Diyanet reisi veya vekili işte neyse. Yani şimdiki bizdeki resmi diyanet başkan yardımcısı işte o. Veya bir müftü tayin ederse mesela. Aynı öyle bir şey yani bu. Resmi görev gibidir bu devlet görev. Tabi sahabe tabirin zamanında burada efdaliyet aranır.
- 21:28
İdi yani. Hilafet, efdaliyet, hilafet sırasına göredir. Ama tabi daha sonra bu. Yani işte Abbasiler, Emeviler önce tabi devlet kutlar. Devlet o zaman birini görevlendiriyor vali. O imam oluyor. O kıldırıyor. Sahabe-i Kiram da sen efdalsın ben efdal değilim meselesi yapmazdılar. Haccacı zalim gibi en büyük bir bozuk adam yani.
- 21:53
Ondan bozuğu daha bu ümmette belki yoktur. Bütün ümmetler zalimlerini, facirlerini getirseler biz haccacı getirsek hepsini bastırırız diyor büyükler. Onun için çok zalim bir adam. Ama yine de cemaati bozmamak için, birliği bozmamak için. Cumaları kıldırırken haccacı zalim imam olurdu mesela. Hasan-ı Basri Hazretleri veya sahabeden zatlar.
- 22:15
O zaman zannedersem Enes İbni Malik'te sahidi. Sahabeden zatlar haccacı zalimin arkasında namazı imam olduğu zaman cemaate uyarlar. Ya bu haccacı zalim dünyanın en bozuk adamı. Müslümanlar içinde yani. En bozuk adam ben bunun arkasında niye kılayım ben sahabedenim demezlerdi yani. Cuma gibi, Arafat Vakfası, Müjdelife Vakfası gibi yani insanların toplandığı işler.
- 22:42
Emri, cami, insanları cem eden olaylar vardır. Bunlar münferit. Mesela Cuma namazı münferit kılınmaz. Bayram namazı münferit kılınmaz. Bu gibi işlerde bölücülük yapmamak lazım. Artık devlet müftü görevlendiriyor. Müftüler imam yani diyanet imamlar görevlendiriyor. E sen şimdi camide imamın vazifesine müdahale etmeye kalkamazsın.
- 23:05
İşte bizim hocamız sen hafız, sen hafız değilsin. Zaten bizim şeyhimiz geldi camiye. Bizim şeyhimiz işte eftal senden, çok takva. Sen sakalını takıyorsun, pantolon giyiyorsun falan. Diyerekten cemaati bölemeyiz. Ve bozamayız mecburen. Sen orada bir de memur kanunu var. Memur ile müdahale meselesi var.
- 23:25
Yani ceza bile alırsın mahkemeye verse. Onun için aklını başına toplayacaksın. Ama bu sahabeden beri böyledir. Arafat meselelerinde de hep şu anda da Suud Devleti'nin yani diyaneti Halif Şeyh deniyor onlar işte neyse. O aileden bir kişi veyahut ekseri kendileri yani diyanet reisleri bulunuyordu. Bu sene herhalde kendi bulunamamış.
- 23:51
Hasta mıydı neydi bilmiyorum. İşte birini görevlendiriyor, bulunuyorlar falan. Ama şimdi tabii eskiden hacı yani 50 bin kişi, 100 bin kişi en fazla olsa İbni Ömer zamanlarında radıyallahu anhıma. O zamanlar bir yerde toplanmak kolay olur.
- 24:06
Şimdi 2 milyon, 3 milyon bazı kere kayıt dışı ile beraber 4-5 milyona da ulaşıyor yani. E bu kadar insanın bir alanda toplanması izdihama nedeniyetleri ve mümkün de olmaz. Bundan dolayı şu anda biz kendi çadırlarımızda tabii kılıyorduk Efendi Hazretlerimizle. Ben ondan sonra zaten haç yapmadım. Sonra haçcım kendisiyle.
- 24:29
Yani diğer cemaatler, hocaefendiler hep ben, herkes kendi çadırlarında. Belki birkaç çadır bir çadıra iltihak eder hani namazda. Öyle olur o. 100 kişi, 200 kişi olsun 500 kişi, 1000 kişi. Şimdi 3 milyon nereye bir araya gelecek şimdi onun için yani sadece o cemaata eklenirsen cem etmek caiz. Yoksa kendin kılarsan cem edemezsin falan.
- 24:52
Denemez yani tabii. O kendinde kılsan. Ama cemaat yakınmak lazım tabii. Cem yapıyorsun. Şimdi İbn-i Ömer Hazretleri ne diyor? Arafat'ta bulunuyorduk diyor. İşte cemaata doğru yürüme vakti geldi yani hani. Çünkü herkes üç kişi, beş kişi kılınmıyor. Hele ki o zamanda tamamen imama yetişiyor yani. İslâm Devleti'nin görevlendirdiği kim ise o zaman.
- 25:19
Belki de sahabedendir o zaten ama bazı kere İbn-i Ömer dönemlerinde sahabeden olmayanlar devlet tarafından görevlendirildi yani. Efendim, o da tabii morguculuk etmez. Zaten sahabe arasındaki çıkan harplere de karışmadı İbn-i Ömer Hazretleri. İhtilaflara girmedi yani. Kenarda durdu. Efendim, çok akıllıydı, çok fıkıhçıydı zaten.
- 25:45
Fıkıhçı dedikten sonra daha ne demek ne gerek? Takıyh. Yani çok fıkıhta zirveydi. Onun için işte ibadet olursa, salih amel olursa onu da birleşir. Kargaşa olursa uzak durur. Radıyallahu Teala'nın. Geldi imam, tasallâhı kıldı İbn-i Ömer. Ma'ahû İmam ile beraber el-ûlâ. Öğlen namazını, daha evvel asra için namazını.
- 26:10
Yani cem yapıldı Arafat'ta olduğu için. İkindi öğlene çekildi, cemi takdim yapıldı. Namazlarını kıldı. Sümme ve kafese sonra durdu. Veene. Ben de durdum. Ve ashabım, bir takım arkadaşlar, Lî benim için. Onlar da durduk, vakfe yaptık yani. E bu tabii sünnet-i seniyyeye bakılırsa Mescid-i Nemre'dir. Meş'ari haram.
- 26:44
Mescid-i Nemre, Arafat'ta İbrahim Aleyhisselam'ın namaz kıldığı ve İbrahim Aleyhisselam'ın yani secdegah olarak tayin ettiği yani şimdiki gibi böyle duvarları olan bir mescid. Belki yapmış değil oraya ama onun namaz kıldığı yer mescid oldu. İbrahim Aleyhisselam'ın haç vazifesini yaptığında Nemre kaplan demek istersen herhalde.
- 27:05
Arafat o isimle adlandı. Belki o zaman oralarda aslanlar kaplanlarda bulunuyordu tabii. Yani Hz. Hamza için diyor aslan avcısı diyorlar mesela. Aslanlar vardı o bölgelerde, kaplanda. Orada Mescid-i Nemre diye, şimdi cami büyük bir camidir yani. İmam şimdi de orada kıldırıyor. Yani hutbe şu anda da devlet resmi hutbe.
- 27:31
Orada okunuyor ve namaz en büyük cemaatle orada kılınıyor. Sünnet-i Seniyye'de Efendimiz Aleyhisselam orada durduğuna göre o zaman da zaten sahabe orada duruyorlardı vakfeye. Ben diyor vakfeye durdum. Hz. İbni Ömer de vakfeye durdu. Yani vakfe biliyorsunuz ayakta dualar ediliyor. Duruş yani bir duruş demektir.
- 27:50
Dua için, zikir için. Ben de durdum diyor bu Enes İbni Selim Hazretleri. Sonra benim bazı arkadaşlarım da vardı. Onlar da İbni Ömer tabii sahabeden olduğu için insanlar ona yanına geliyorlar işte. Bereket olsun işte o alimdir, fakittir. Duasına iştirak etmek için. Hatta efendi de nihayet efendim vakfeyi bitirdi.
- 28:13
İnişe geçti el imamı. İmam inişe geçti demek Müzdelife'ye doğru yola çıktı yani. Müzdelife aşağıda Mekke'ye doğru. Arafat en ilerisi 25 km Mekke'ye. Oradan sonra geliyorsun geri Müzdelife'ye uğramadan direkt gidiyorsun şeye. Önce efendim Mina geliyor. Mina'da bir gün evvel geliyorsun efendim öğlen namazına Mekke'den çıkıyorsun.
- 28:40
Öğlene yetişiyorsun. Terviye günü deniyor ona. Hatta öğlen ikindi akşam yatsı. Ertesi gün sabah 5 vakit kılıyorsun. Sabah da kıldıktan sonra Arafat'a çıkıyorsun. Yani Müzdelife'yi es geçiyorsun. Sonra Arafat'ta vakfelerini yapıyorsun. Akşam namazına güneş batana kadar. Güneş battıktan sonra ifaza yapıyorsun.
- 28:59
Bakara suresinde ne buyuruyor? İnsanların indiği yerden sizde seller gibi efendim akın gidin. Çünkü çok kalabalık hep olduğundan Mevla Teala sular seller gibi yani şey söylüyor. Hakikaten seyredenler yani o yol güzergahını dere akıyor gibi, rümaklar akıyor coşuyor gibi. Bol insanlar tabii geliyor. İnsanlardan yol gözükmüyor yani o iniş saatinde.
- 29:25
Ona ifaza deniyor. İşte imam ifaza yaptı yani. Arafat vakfesinden ayrıldı bitirince. Müzdelife'ye doğru inişe geçti. Fefasına bizde ifaza yaptık. Yani yola çıktık, inmeye başladık. Nâhu imamla beraber ondan sonra öğlen Öğlen namazına niye El-Ula dedi? Öğlen namazının esas adı Zuhur. Zuhur öğlen, asr-ı kindi.
- 30:03
Magrib akşam, aşağı yatsı, değil mi? Fecr, sabah, sabah. Beş vakit namazın Arapçadaki isimlerinde öğlen namazına El-Ula demesini söylüyor Şarih Hazretleri. Niye El-Ula? En birinci demek. E bize göre en birinci sabah olsan, günün ilk namazı sabah değil mi? Günün ilk namazı sabah ama öğlen namazına El-Ula.
- 30:31
En birinci namaz denmiş. Bu hadis-i şerifte. Onu anlatırken diyor ki çünkü diyor Cibril a.s. namaz vakitleri miraç gecesi farz oldu biliyorsunuz beş vakit o zamana kadar. Beş değil idi. Sabah iki rekat, gece iki rekat idi. Miraç gecesi beş vakit namaz farz olunca bunların vakitleri nelerdi? İlk vakti ne zaman başlıyor, son vakti ne zaman çıkıyor?
- 30:55
Bu ilk vaktiyle son vaktinin tebiyyini ve tayini için Hazreti Cibril geldi Efendimiz'e Kabe'nin önünde namaz kıldırdı. Bu Mekke dönemi yani hicretten önce. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e imam oldu. E tabi daha o zaman Mekke fethedilmemiş yani müşrikler törebi de Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem tek başına kendi başına kılıyordu tabi.
- 31:17
Müşrikler Cebrail aleyhisselam'ı gördükleri yok tabi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ona uymuş Cebrail aleyhisselam gelmiş orada imam oluyor. Cebrail aleyhisselam'ı Efendimiz görüyor, insanlar görmüyor. Çok ilginç şeyler yaşanmış tabi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti Cibril'e iktidar ederek yani cemaat olarak namazlar kıldı.
- 31:35
Bu meşhur sahih bir hadis-i şeriftir zaten. O namazların vakitlerini beyan ederken ilk hangi namazda başladı imam olmaya? Öğle namazında. Bir öğlenin ilk vaktinde kıldırdı. Sonra öbür gün geldi son vaktinde kıldırdı. Buyurdu ki işte bu iki vaktin arası ümmetin için öğle namazının vaktidir. Öğle namazları bildirdi mesela.
- 31:57
İkindinin ilk vaktinde kıldırdı. Sonra geldi ikinin son vaktinde kıldırdı. İşte kerata girmeden önce. İşte bu senin ümmetin için ikindinin vaktidir. Bu şekilde namazların vakitlerini tatbikatlı bir şekilde Hazreti Cibril beyan etmişti. O namazlarda ilk vaktini beyan ettiği namaz hangi namaz oldu? Öğlen namazı oldu.
- 32:18
Onun için Zuhur yani esas milletin bildiği adıyla Zuhur öğlen namazının bir ismi de nedir? Uğla. El Uğla. Salatul Uğla. İlk namaz yani. Onun için biz diyor yani Uğla namazını yani ilk Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem'in imam olduğu ilk namazı olan öğleni yani. İkindiyi cem ettik kıldık. Sonra vakfemize durduk.
- 32:43
Vakfede uzun sürüyor tabi. Güneş batmasına yakına kadar, batana kadar duruluyor. Sonra imam inişe geçti Müzdelife'ye. Biz de onunla beraber yola çıktık. İbn Ömer Hazretleri yanımızda. Hatten teha nihayet vardı İbn Ömer İlel Mazık. Dar bir geçit. Düğünel Mezimeyn. Bu Mezimeyn diye bir yer var. Müzdelife'ye yakın.
- 33:15
Ondan sonra dar bir geçide geldi. Onun berisinde Mezimeyn geçidi yerinin. Mezimeyn yani orada bir isim yani bir yerin adı yani. Bir mahallin bölgenin. Ondan geride yani ona yakın bir yerde. Oraya daha gelmeden o milletin bildiği bir yer yani. Onun için adını söylüyor. Diyorsun ya yani işte Adam Ozan'a gidiyorken anlatsan işte Kocaeli'de durduk falan desen gibi
- 33:47
yani şimdi o şimdi Kocaeli diyecek. Siz hepiniz biliyorsunuz. Ama şimdi gidip de bir Hintli'ye anlatırken Kocaeli desen adam ne olur bize Mezimeyn bize desek nasıl oluyor? İşte öyle oluyor. Yani bilmediğimiz için bölgeyi yani. Onlar için herkesin bildiği bir şey tabii. Hadis-i Şerif'te anlatan zat yani bildiği bir yer olduğu için.
- 34:09
Şu anda aynı isimler anılıyor mu? Bilmiyorum ama Araplar bu bölge isimlerine vesaire isimleri, kabile isimlerine hepsini saklıyorlar, muhafaza ediyorlar. Bizim gibi ki de bir mahalle isimlerini falan değiştirmiyorlar yani. Onun için bizde tarihi mahariyi berbat ediyorlar. Onlar öyle değil. Hala hazırda da o isimler korunuyor diye biliyorum.
- 34:29
Mezimeyn'den berisinde bir dar yer geldi. Yani demek ki yolu darlaştı. Oraya geldik. Müzdelife'ye inerken bu dağ Devesini çökertti. Demek deve ile aç yapıyordu. Bizde devemizi çökerttik. Yani yani biz onun refakatindeyiz ya arkadaş cemaat olduk ona. Ve nehalü biz nahzibu zannediyoruz ki ennehu kendisi yurîdu murâdedu en yusalliye.
- 35:06
Namaz kılacak herhalde, namaz kılmak istiyor diye zannetiyoruz. Halbuki o vakitte namaz kılınmaz. Yani çünkü öğlen ikindi Cemettin ya Arafat'ta şimdilik akşama kadar bir de namaz da kılınmaz esasen. Onu tabi bilemediler herhalde. Çünkü bir de İbn-i Ömer Hazretleri namaz kılmayacak yani. Onlar onu bilseler namaz kılmayacağını anlarlardı.
- 35:28
Anlarlardı çünkü fıkha göre kılınmaz zaten. Yani akşamı ile yatsıyı kılacak. İkindi ile akşamı arası zaten namaz kılınmaz ki. Kerat oluyor. Zannettik ki o namaz kılmak istiyor falan. Bizde ona tabi olduk. Onunla birlikte namaz kılmaya kalktık. Kılacaksınız diye. Devemizi çökerttik işte ondan sonra. Efendim.
- 35:54
Fekale dedi. Gulamuhu, onun hizmetçisi. Yani onun hallerini bilen. Elledi o kölesi yani. Elledi o kimse ki yumuşak tutuyordur ahirette o. Devesinin ipini. Yani devesini süren bir hizmetçisi var yani. Genç çocuk. İbn-i Ömer Hazretleri'nin. O devesini. Yulağını tutan. Hizmetçisi. Onun hallerini çok iyi biliyor.
- 36:23
Çünkü devamlı yanında yani. Ne zaman ne yapar yani. Belki her sene haç yapar. İbn-i Ömer Hazretleri mesela. O onu biliyor. Bu zat diyor ki. İlk defa onunla beraber haç yapıyor mesela. İnnehu. Gerçekten o leyse. Olmadı yürüyüdü istehres salate. O namaz murad etmiyor dedi. Yani namaz kılmaz dedi şimdi.
- 36:45
Namaz kılmayacak dedi yani. Allah Allah neden durduk o zaman. Velakinnehu dedi. O hizmetçisi dedi. Lakin İbn-i Ömer Zekeriya'yı hatırladı. Neyi düşündü yani. Enne nebiye sallallahu aleyhi ve sellem. Resulullah aleyhissalatü vesselam. Vardığı zaman ilazel mekan. Bu mekana. Yani Arafat'tan Müzdelife'ye inerken.
- 37:07
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem veda içinde. Zaten bir kere haç yaptı. Çünkü zaten Mekke fethedildi. Bir kere haç yaptı. Vefat etti. Bu mekana vardığı zaman. Kaza. Gördü haceti. Hacetini gördü. Yani abdest bozdu. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Arafat'tan Müzdelife'ye inerken. Orada abdest bozdu.
- 37:28
Yani abdest tazeledi sonra. Şimdi dedi. İbn-i Ömer de dedi. Müzdelife'ye inerken hatırladı. Neyi hatırladı. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Burada durdu abdest. Hacetini giderdi. Ve o da. İstiyoren yok diye. Gidermek haceti. O da hacet gününü gidermek istiyor. Ya hacetini gidermek. İnsanın elinde değil ki.
- 37:49
İstediği vakit abdest bozamaz ki. Fakat İbn-i Ömer öyle denk getirdi. Yani yine kendisini öyle ayarlamış ki. Arafat'tan Müzdelife'ye inerken. Hatta Efendi Hazretleri şöyle anlatırdı. Duydu. Kendisinin abdest bozma durumu yok idi. Orada oturdu biraz kalktı diyor. Abdest bozar gibi. Oturdu kalktı. Efendim onu da duydu.
- 38:13
Yani buradaki ibarete bu çıkmıyor ama. Efendi Hazretleri tabi birçok rivayet görmüş bir insandır. O bakımdan öyle de bir rivayet olmuş olabilir. Yani, Müşabihet. müşâbehet, sırf benzemek. Sırf benzemek. Halbuki böyle bir Halbuki böyle bir benzemek. benzemek, yani ne Yani ne manası var ya falan filan.
- 38:32
Hadi Kaylule'yi bile anlamıyorduk. Hadi zorla bize ikna ettin. lan bize ikna ettin, hadi ki Hadi ki geldi o ağacın altında uydu. E git evinde uyu. Yok efendimiz bu ağacın altında ara sıra istirahat ederdi. Mekke Medine arasında gider gelirken. İşte ben de o ağacın altında Kaylule yapacağım. Hadi onu bile ne gereği var dedik ama.
- 38:51
Diyorsunuz. Orada. Hadi onu anladık. E şimdi abdest bozmaya kadar işi getirdin. Ben mi getirdim? Bak. Ravav Ahmet. Bu hadis-i şerife Ahmet İbni Hanbel rivayet ediyor. İbni Ömer'in bu tatbikatını. Ve rivat-ı Ahmet İbni Hanbel'in ravileri. Rivat ravinin cemisidir. Muhtec cünbim. Kendileri hüccet ve delil sayılan muteber insanlardır.
- 39:16
Fissahih. Ahmet İbni Hanbel'in bu rivati. Yani bu hadis diye ki yaptıran. Enes İbni Sir'inden gelen. Ahmet İbni Hanbel ile arasında raviler var tabi. Enes İbni Sir'in en üst ravi. Çünkü İbni Ömer ile beraber olan. O arada işte 3-4 kişi ne kadar varsa. Ahmet İbni Hanbel'e gelen senet. Bunların hepsi fissahih.
- 39:36
Sahih kaynaklarda hüccet ve muteber sayılan insanlardır. Ravilerin hepsi sağlam. Yani. E şimdi Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem'e benzemek. Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem'e ittiba etmek. Onun gibi yapmak. Onun gibi oturmak. Onun gibi kalkmak. yatmayın. Yüzüstü yatanı gördü ne buyurdu? Halbuki şöyle.
- 39:57
inna adi dhac'atun hubudu. Bu yatış şeklini Allah ve Resûlü buğz eder. Böyle yatılmaz yüzüstü şeytanların yatışı. Ha şimdi orada o şekilde yatmak yasaklanıyor. Allah buğz ettiğini söylüyor. Ama Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem diyelim bir sırtüstü yattı. Veya sağına yat, veya soluna yat. Bunlar için yasak demedi, Allah buğz eder demedi.
- 40:19
Dolayısıyla bu. Ama sen şimdi Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e baktın, ne sağına yatıyor. Sen sağına yat. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e baktın sağına yattın. Sen sağına yattın. E bu Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in âdetidir canım, yani şimdi... yatmak. Buna emretmedi ki. Yahu illa emretmesi gerekmiyor.
- 40:33
İlla emretmesi gerekmiyor. Sen ona baktığın zaman onu öyle gördüğün zaman. E geçen ne hadis-i şerifte geçti? Sahabe-i kiramdan Kurra Hazretleri geldi baktı ki Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ziyarete geldi. Baktı düğmeleri çözüktü böyle burası bağrı açıktı. Hava almak için yani rahatlık için öyle yaparmış sallallahu aleyhi ve sellem.
- 40:53
Ondan sonra ömrü boyunca Allahumme salli aleyhi ve sellem. Elhamdülillah Rabbil alemin. Devamlı düğmeleri çözük dolaştı. Yahu yaz olur, güz olur, soğuk olur, serin olur yani düğmeni kapatabilirsin. Yok Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem gördüğünde düğmeleri çözüktü. Ben de hep düğmeleri çözük yazacağım yani.
- 41:23
Anlatabiliyor muyum? Yani sahabe-i kiramın hepsi bu hususta hassastır. İbn-i Ömer'den rivayetler çok gelmiştir. Yanında çok adam gezerdi fıkıh öğrenmek için. Tabiinden onun yanında çok ilim almak için. İlimde mümtaz olduğun zaman insanlar senin yanında çok bulunur yani ilim almak için. Evliyada olur insan, takva sahibi olursan ama çok yanında insan olmaz yani talebelik için.
- 41:47
Okutmuyor, alim değil, ders okutmuyor. Rivayet yapmıyorsa insanlar rivayet yapanların peşinde dolanırlar ilim almak için. Onun için İbn-i Ömer'den çok rivayet gelmiştir. Hadis rivayeti de çoktur. Çünkü talebeleri çoktur. Bir medreseydi o. Yani İbn-i Ömer medresesi. Sahabede birkaç tane sahabe sayabiliriz onlar bir medrese kurmuşlar yani.
- 42:10
Medrese derken ayaklı medrese. Yani Mekke'ye gidiyor, talebeleri yanında Mekke'ye gidiyor, Yemen'e geliyor, Yemen'e gidiyor, Kufe'ye geliyor. İbn-i Mesud medresesi. Ekol lafını istemiyorum dedim ya gavurcadır medrese koyalım dedim hani geçen derste. İbn-i Mesud medresesi, İbn-i Abbas medresesi, İbn-i Ömer medresesi.
- 42:30
Bunlar sahabede çok yok. Birkaç tane sayabiliyoruz bunlar. Çünkü bunlar ilimde zirve. Resulullah Resulullah sen bunlara isimlerini beyan ederek onların yolundan ayrılmayın. İşte Ferahiz ilmini Zeyd ibni Sabit'ten öğrenin. İşte helal haram ilmini Muaz ibni Cebel'den öğrenin. Kıraat ilmini Übey ibn-i Ka'b'dan öğrenin.
- 42:54
Değil mi? Yani dürüstlük, mertlik ilmi Ömer'den öğrenin radıyallahu anh adamın yüzüne söyle yani dayak yiyeceğini bilseydin. Ebu Zer radıyallahu anh. Yani sadakat ve astakuhum herhalde. Gökler Ebu Zer'den daha sadık, dürüst biri üzerine gölge yapmamış. Yerler daha ondan sadakatli birini taşımamış. Yani Allah Allah.
- 43:26
Yani sahabeden bazı isimler vardır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bunlara vermiştir. Bunların hepsi bir medresedir yani. Yanlarında yazanlar ilimler öğrenmişler, ahlak öğrenmişler, rivayet öğrenmişler, tefsir, hadis, fıkıh öğrenmişler. E bu ilimler nasıl geldi yani? Bazı sahabeden geldi. Hepsinden.
- 43:44
Rivayet geldi ama fıkıh gelmedi. Çünkü sahabe-i kiramın çoğu müjdeyid değildi yani fıkıhta. Ama hepsi raviydi. Ama birisine üç beş rivayet hadis gelir. Bazısı hadis çok rivayet etmez. Çok bilse de. Çekinir, sakınır yani. Belki kelimeyi değiştirir miyim acaba? Belki hafızam beni yanıltır sonra. Yanlış bir şey koymuş muyum falan.
- 44:05
Bazısı da o şekil sakıncalı olduklarından. Daha takvalı olduklarından. Şimdi ilginç yani. İlginç ama ne kadar ilginç yani. Bazen diyor İbni İmam Şindi Hazretleri diyor. Şarihler, allameler demiyorlar ki bu İbni Ömer de biraz abarttı ya. Sahabeden hiç kimse böyle bir şey yapmadı. Bu da ama acayip işler yapıyor.
- 44:31
Ki diyor orada Rasulullah Efendimiz abdest bozmuş. O da gidiyor abdest bozuyor. Abdest bozmak beşerî bir ihtiyaçtır. Adettir, rastgele bir şeydir. İnsanın karnı nerede ağrırsa, abdest ihtiyacı nerede idraç sıkıştırırsa orada görülür yani. E belli bir yerde insan onu nasıl denk getirecek falan. Ama işte alimler öyle demiyor.
- 44:49
İbni Ömer'in diyor Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e hakkıyla ittiba ettiği ile ittiba ettiğine denilir. Fakat mesela Vahabiler hadisleri kabul ederler. Göya. Sahih hadisleri özellikle kabul ederler. Göya. Fakat mesela işlerine gelmeyince Vahabiliğe uymayınca biliyorsunuz Vahabiler eser düşmanıdırlar.
- 45:08
Ağaçları kestiler, mescitleri yıktılar. O mescitleri Osmanlı yapmıştı. Mekke-Medine yolu üzerinde, Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in namaz kıldığı yerler. Bu hususta bende müstakil bir kitap da var. Yani sırf Efendimiz'in namazgâhları. Ne demek? Mekke-Medine arası tabii Ne demek? Mekke-Medine arası tabi o zamanki gidişle.
- 45:25
Kaç gün sürüyor. Bu yolculukta tabii kaç vakit namaz kılınıyor. Bu yolculukta tabi kaç vakit? Bir de arada Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in kıldığı namazlar var. Kuşluk namazına durur zaten, teheccüd namazına durur. Yolcuda olsa yani. Bunları yolculukta bile bırakmadığı namazlar. Teheccüd, kuşluk.
- 45:43
Bu namazları nerelerde kılmışlar? Farz namazlar nereye denk gelmiş? Hangi kayanın dibine, hangi ağacın altına? Güzergâhta yani. Mekke-Medine hicret yolu. Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in tabii gidişlerinde. Çok da gidiş gelişi sabit değil yani. Çünkü zaten Mekke'den hicret ettiğinde 53 yaşındaydı.
- 46:08
Ondan sonra da nerede geldi bir daha? Bir tek Hudeybiye'ye gelirken. Hudeybiye Mekke'dedir yani. Mekke'ye çok gelmiş. Hudeybiye'ye bir gelmesi var. Ondan sonra 6. senesi hicretin Hudeybiye'ye gelişi var. Sonra 7. senesi kaza ömresi. Hudeybiye'de ihramdan çıkarttılar. Ömreye izin vermediler. 7. senesi o ömreyi kaza için geldi.
- 46:32
Sonra 8. sene Mekke fethi için geldi. 9. sene zaten gelmedi. Hazreti Ebu Bekir emir gönderdi. 10. sene vedaatçına geldi. Demek ki bilmiyorum. O kadar siyerci değilim. Ama bildiğim kadarıyla şu anda bir hesap yaptım. Mekke-Medine arasını konuşuyorum. Yoksa 27 tane kazaya gitmiş. Kazavatı 27. Yani kazaları.
- 46:59
Seriyyatı seriyyeler. Yani böyle müfreze şeklinde olan küçük bölüklere seriye deniyor herhalde. Kaza daha büyük. 27 tane kazada bulunmuş. Bunların hepsi 10 sene içinde. Hem de bayağı mesafeli olmalı. Yani 27 kazada bulunmuş. 47 seriyeye katılmış. 47 27 daha topla. 57, 67, 77 77 ne demek ya? 10 seneye böldüğü zaman 77 ne düşüyor?
- 47:33
Hemen hemen 8 tane falan yolculuk düşüyor senede. 8 tane senede 8 tane yolculuk ne demek biliyor musun hemen hemen? Biz uçakla 8 tane ben mesela uçakla gidemem. 3 ay daha ondan sonra kendime gelemiyorum. E bir Hindistan'a gittik 3 ay duracağız yani. E şimdi 7-8 tane senedeki şey bir de deve ile yayan bir kere Tebük'e gitmesi Tebük Muharebesi'nde 1000 km.
- 48:01
1000 km ya. E şimdi bunları topladığın zaman Hayatı ne kadar faal geçmiş. Ne kadar hareketli geçmiş. Sallallahu Teala aleyhisselam. Ama ben şunu hesap ettim. Mekke Medine arası gidiş gelişlerindeki yollardaki namazlar bir de ne var? Tebuk'a giderken nerede durdu? O da tabi musalladır namazgah olur. Huneyn'e giderken nerede kıldı?
- 48:30
O da musalladır Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem namazgahıdır. E diyelim Handek Muharebesi'nde kıldığı yerler var mı? 7 mescitler diyor gidiyoruz. 7 mescitler orada Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem yaptığı namaz kıldığı yerler. Fethi Mescidi üstte olan Efendimiz'in itikaf gibi orada harbi yönettiği yer.
- 48:46
Yani bunlar. İbni Ömer Hazretleri bunların hepsini bilirdi. Özellikle Mekke Medine arasındaki güzergahta çok var. Yani bilmiyorum da 10'dan fazla gibi belki de hatırıma geliyor. Osmanlı ecdadımız ne yaptı? Hira Dağı'ndaki tepeye bile mescit yaptı, kubbeli. Eski resimlerde var. Vahabiler yıktılar tabi bütün bu eserleri.
- 49:11
Halbuki say hadis-i şerifler. Yani Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem'in namaz kıldığı yerlerde İbni Ömer Hazretleri gidiyordu, özellikle arıyordu. Ve o yerleri tespit ediyordu. Her yolculuğunda oraya gidip yanına beline değil o noktada kılıyordu. Bunlar diyorlar işte bu Efendimiz'in kıldığı yerde kılmak şart değil mi?
- 49:28
Ya şart demedik ki. Bereket dedik, teberrük dedik yani. Yok efendim şirktir miktir. Ya ne alakası var şirktir? Allah'a namaz kılıyoruz, Resulullah'a mı tapıyoruz haşa? Ne alakası var şirktir? Ama Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem halının şurasında kıldı. Bereket olsun gelip şurasında kılınsa ne var?
- 49:43
Allah Allah. Sahabe-i Kiram çağırıyorlar, Bukhari'de de var. Ya Resulallah benim evimde bir mescit yapacağım. Gel benim evimde bir yerde namaz kıl. Ben de orada hep kılayım. tayin ve tesbih edip kuppeli namazgâh yaptı, küçük küçük. Küçük küçük kuppeli namazgâh yaptı. Her yeri kurdular. Medine'nin içinde de vardı Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem.
- 50:28
Şimdi Medine valisi emir çıkartmış, Badekar Abil Basra, efendim eski eserleri yeniden imar edelim. Eser mi kaldı ya? Yani imar etsen bile, yerini bile kaybettirmek istediler. Belki tabi bazı eski kitaplarda, bak mesela kitabı getirdiler bizim hoca efendiler iyi çalışıyor yani. Mesajit, mescitler ki Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem.
- 50:53
Efendimiz'in namaz kıldığı mescitler. Filharamayn-i Şerife'nin Mekke ve Medine'de namaz kıldığı yerler. Ve Cezira Arabi, Arap Yarımadası'nda. Çünkü Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem dedim ya, Tebu'ya kadar gitti, Busra'ya kadar gitti, Şam'a yakın. Yani oralarda namaz kıldığı mescitler. Bak görüyor musun kitabı?
- 51:11
Sırf bu hususta araştırmalar yapıldı. E bu araştırmaların hepsinde resimleri var. Allah Allah. Tabi Zülhüleyfe çıktı yani şimdi. Zülhüleyfe Medine'nin mikatıdır. Mekke'ye, Acca, Ümre'ye giden oradan ileri geçemez ihramsız. İhram giydiğimiz biz de kıldık orada Zülhüleyfe. Tabi tam yerler eskiden Osmanlı zamanında Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in
- 51:31
tam kıldığı nokta atışı belliydi. Kuba'da olsun, diğer bütün mescitlerde olsun. Fakat işte yani şimdi bunlar bozdular, tamir edelim derken falan. Çoğunu kırdı geçirdiler. Yollardakiler hepten kırdılar. Yeri de belli değil. Eski kitaplardan belki haritalar oluyor. Kaki, bizim de dostumuz Abdülaziz Kaki olacak.
- 51:57
O Medine'de onun böyle tarihi yazdığı birkaç müzesi de var. Bir de kitabı da var. Bu haritalar üzerine duruyor. Hatta böyle büyük bir şey yapmıştı. Hepsinde ışıklandırmıştı. Biz müzesine gittik. Bak bu kitap Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in Mesela Mekke-i Mükerreme'de cinlere namaz kıldırdığı mescit.
- 52:21
Mesela Mescid-ül Cin diye geçiyor. Hucunda Ma'la Mezarlığı Cennet-ül Mualla diyor millet yanlışlıkla tabi biliyorsunuz. Ma'la Mezarlığı Kabe'nin üst tarafına doğru. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in doğduğu evin arkasında. Yukarı doğru daha doğru gidiyorsun. Orada cin mescidinin yerini koymuş mesela.
- 52:39
Bir eski halini koymuş Osmanlı döneminden. Bir yeni halini koymuş. Allah Allah. Bütün tarihlerden almış mesela. Ne kadar büyük bereket değil mi? Allah Allah. Mekke'nin üstünde bir mescid var diyor. Kübeyr-i İbn-i Mut'im'in kuyusu varmış orada. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in orada kıldığı rivayet ediliyor.
- 53:00
Namaz kıldığı rivayet ediliyor. Yani bak. Ha açtım. Yani orası geldi. Fekat İhtem ve'l-Hükkem ve'l-Selât'ın hakimler yani Mekke valileri sultanlar dediği Osmanlı sultanları Biyâdel Mescid-i'l-Mübarek bu mübarek mescide çok önem verdiler. Hemeviler, Abbasiler, Selçukiler, Osmaniler tabi Vahabiler 200 senelik bir şey.
- 53:23
Bunlar gelene kadar yani 1200 senedir bu kadar ulema, evliya, valiler, sultanlar önem verdiler. İhtimâmen kebîrâ. Çok büyük ihtimam gösterdiler. Yerlerini korudular. Yani o kadar mescid Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in kıldığı mescidler dolu. Hepsine bakımını yaptılar. Tamirini yaptılar. Temizliğini yaptırdılar.
- 53:45
Tağın başında bile yaptırdılar. Efendim sonra bu Vahabiler geldiler. Ne lazım işte bilmem ne. Resûlullah öldü gitti işte efendim. O'nun kıldığı yerde kılsan ne olur, kılmasan ne olur. Kırdı devirdiler yani. Allah da yani Celle Şerifin Celle Celaluhu. Bunlara işte imtihan olsun diye izin verdi. Fakat biz tabi bu kitap da maşâAllah çok ilmiymiş.
- 54:07
Yani bazı tarihi oluyor. Sadece resim çekiyor. Gidiyor. Bak Ciorane Mescidi mesela. Biz burada kıldık Efendimiz Hazretleriyle. Ciorane Mekke'ye yakındır. Ten'im yakın mikat. Umre yapanlar için. Ciorane uzak herhalde 25 km kadar diyebiliyorum. Ten'im öyle değil. Ten'im belki yani 10 km bile var ya yoktur.
- 54:27
Ciorane Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in kıldığı mescid. Biz de oraya gittik bir kere oradan Efendimiz Hazretleriyle İhram'a girdiğimizi biliyorum yani. Umre İhram'ına. Böyle bütün mescidi. Mescid-ül İcâbe. Mekke'deki İcâbet Mescidi. Bunda da kıldım mesela. Bir arkadaş vardı. Beni götürdü. Kimse orayı bilmiyor.
- 54:46
Orada bir taş vardı. O taş daha Osman Zamanı'dan kalmıştı. Mirab'ın kenarına. Belki söküp atmışlardır şimdi. batmışlardır şimdi. O zaman o taşı da bana gösterdi. Mekke'de icab etmesi için, evet. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in duası orada kabul oldu. Arafat'tan, Müzdelife'den inerken yol oraya geliyor.
- 55:03
Muhassab Vadisi herhalde oranın başında. O iniş yolundadır. Orada namaz kıldı, dua etti ümmeti için. duası kabul olunca icab etmesi. Evet, bak mesela diyor Seyfuddin Şahin El Eşrafi zamanında Melik Eşref Kayıtbay, Kayıtabay diyorlar ona. Kayıtbay diyorlar ona. Kayıtbay zamanında Kayıtabay zamanında 831 senesinde yani efendim, tamir olmuş.
- 55:29
Sene 720'de yine tamir olmuş. Efendim böyle bütün Selçuklular özellikle efendim, Osmanlılar hepsi onlar yaptı. Bunların hepsinin esasında bu mescitleri esasen kim bina etti? Yani ilk binadan İbni Ömer'in kıldığı, musallaları yani tespit ettiği, Rasulullah'ın burada kıldığı diye gösterdiği insanlara, efendim, mescitleri ilk binadan kimdir?
- 55:59
İlk binadan Ömer İbni Abdülaziz'dir. Yani 4 halifeden sonra sırada 5. olmasa da fazilette 5. Ve Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem'e zaten müceddit denmez. O Rasulü'l- Sekalendir, insü cinin peygamberi. Ama Efendimiz'den sonra her yüzün başında bir müceddit gelecek ya. E Efendimiz'den sonraki ilk müceddit kimdir?
- 56:21
Yani ne oluyor? Hicri yüzün başı. İki yüzün başı, yüzden sonrası yani. Sene yüz. Hicri sene yüzde. Gelmesi hayatta olması lazım. Ve faaliyette ve hizmette olması lazım. Yüzde hayatta olması lazım. Kim? Ömer İbni Abdülaziz'dir. Çünkü zannedersem vefatı 102 falan diye hatırlıyorum Hicri. Ve Ömer İbni Abdülaziz Radıyallahu Anh Sahabeden sonra bu ümmetin en hayırlısıdır.
- 56:50
Ey gidi Vehhabiler. Bu mescitlerin hepsini Ömer İbni Abdülaziz Hazretleri yaptı zaten. Sonradan Osmanlılar çıkartmadı, Selçuklular çıkartmadı. Ömer İbni Abdülaziz Hazretleri Radıyallahu Teala yaptı. Bak mesela Minat'a diyor Kurban Kesme Mescidi. Mescid-ül Menhar. Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem veda açığında burada namaz kıldı.
- 57:13
Çünkü Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem veda açığından başka Minat'a kurban kesmedi. Öncesinde kesti ama Hüdeybiye'de kesti. Yani Minat'a kesmedi. Çünkü Minat'a ulaşamadı ki Hiram'dan çıkmak için Hüdeybiye'de kesmek zorunda kaldı. Muhsar oldu yani. Kafirler sokmadı, müşrikler onun için. Bulunduğu yerde kesip kurbanını yanında getirmişti Medine'den kurban.
- 57:40
Hani ki işte böyle bir durum olur diye. E şimdi diyor mesela bu mescitten Minat'a eser yok diyor. Mescid-ül Menhar, Kurban Kesme Mescidi. Minat'a bu mescitten bugün eser yok. Ha şimdi Suud Devleti hadi bakalım eski mescitleri imar edelim. Eski mescitleri imar et. Eserini bulamazsın bazı mescitlerin yani.
- 58:00
Yeri bile haritadan silinmiş olabilir. Burada dolu mescit. Allah Allah. Medine-i Münevvere yolundaki mescitler. Ondan sonra Allah Allah. Mescid-ül Feth diyor buraya. E bu şey değil ki. Yedi mescitlerdeki Mescid-ül Feth değil. Burada ayrı bir Mescid-ül Feth. Ha Mekke'de bu. Tamam. Naruz Zahran'da. Şeydeki Mescid-ül Feth, Medine'deki ayrı.
- 58:30
Allah Allah. İşte şeye geldik bak. Mescid-ü Serif. Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in Mekke'de namaz kıldığı yerlerden biri. Orayı ziyaret ediyoruz. Şimdi ne mescitte ne eser var ne bir şey. Bir annemizin kabri orada. E fakat onu da yol geçiriyorlardı üstünden. Bir mühendis krallara rica etti.
- 58:49
Ya dedi sizin anneniz olsa, sizin annenizin mezarının üstünden yol geçse ister misiniz? İstemeyiz. Yapmayın. Bütün ümmetin annesidir. Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem eşidir. Memnune validemizin üzerine yol geçiyor. İşte bazıları devreye girdi de vahabiler kasıtlı yolu oradan geçiriyorlardı. İşte şimdi tam yolun kenarına kaldı.
- 59:07
Yolu biraz sola kaydırdılar. Yani Mekke'ye giderken sağ tarafta kalıyor Mekke'ye girişte. Medine'ye geçişte sol tarafta kalıyor. Resmiyle beraber Osmanlı dönemindeki kubbeli resmi var mesela. Evet. Yani Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem orada namaz kıldı. Memnune annemiz lezevat yaptı. Onunla zifafa girdi.
- 59:31
Çok acayip bir tesadüftür ki Memnune annemiz Radıyallahu Teala'na Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem ile orada zifaf olduğu gece seneler sonra seneler sonra Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem'den sonra yaşadı. Seneler sonra Mekke'ye Mekke'ye gelmişti hac için. gelmişti. Medine'ye tekrar, tabi evleri Medine'de Efendimiz'in hep tabi o şeyleri, aileleri.
- 59:57
Medine'ye tekrar dönerken Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'le zifaf olduğu gece, zifafa girdiği çadırın olduğu yerde serif deniyor oraya, o bölgede vefat etti. ve oraya deft edildi. Şimdi kabri oradadır. Ben her sene ziyaret resimlerini Facebook'ta paylaşırım sizinle. Mesela orada da Efendimizin namaz kıldığı mescid, Osmanlı ne güzel muhkembina yapmış kubbeli.
- 1:00:17
Osmanlı ne güzel muhkem bina yapmış kuppeli. Çok güzel, kale gibi kale. Burada resmi var. Yani işte Yani işte bunların hepsini, efendim, tabi sayı olarak bilmiyorum, arkada bir sayı veriyorum. Burada saysak, neler çıkacak neler. Onlarca yani, yüzü bulmaz belki ama, onlarca mescit var. Yani hemen hemen 30-40 tane gördüm Firiz'den şu an.
- 1:00:49
Saysak 40-50'yi buluyor. Bilinen yani. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem her yerde kılıyordu, ayrı bir şey. Şimdi, bu neyi gösteriyor yani? Ömer İbni Abdülaziz Hazretleri bu mescitleri niye bina etti? Tabi'nin en kayırlısı, mücdehit, müceddit. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'den sonra, yani bu ümmetin ilk müceddidi Ömer İbni Abdülaziz.
- 1:01:11
Vefatı kaçmış? 102 diye ben hatırlıyorum. Yani şunu demek istiyorum. Yüzün başında hayatta olacak ve faaliyette olacak. Müceddit olmanın şartı odur. Şimdi onun için önüne gelen müceddidi, benim şeyhim müceddit diyor. Halbuki onun şeyhi 1400'den evvel ölmüş. 1400'ün başında bulunmayan, yani 1500'ün başında, sene 1400'de hayatta ve faaliyette olmayan müceddit olamaz ki.
- 1:01:36
Yani evliya olabilir, büyük zat olabilir ama bu mesele yani. Şimdi biz Şah-ı Nakşibend Hazretleri evliyanın reisi, tamam. Müceddit diyebilir miyiz? E diyemeyiz. Niye diyemeyiz? E bizim tarikatımızı kuran zat ama müceddit olmak için hadiste vasıf belirtiliyor. Yüzün başında olacak. Ali Arâsi külli sene her yüzün başında.
- 1:01:53
Şah-ı Nakşibend Hazretleri'nin doğum tarihi, vefat tarihi hiç yüzün başına denk gelmiyor yani. Yüzün başında hayatta olmamış. 700'lü diyelim, hicri. Diyelim onun da 17'sinde, 19'unda doğuyor. İşte 77, 8, 9'unda vefat ediyorsa bu hiçbir yüzün başında hayatta olmuyor ki. Zaten 17, 18'lerde yeni doğuyor.
- 1:02:16
Nasıl müceddit olacak? Bu bakımdan ilk müceddidimiz Ömer İbn-i Ablasi Zilmervani'dir. Radıyallahu Teala. Bu mescitleri o bina etti. Sonra bütün sultanlar bunlara çok önem gösterdi. Ta bu Vahabi, Necd-i Nazgınları gelene kadar kalktılar işte her tarafı yıktılar, geçirdiler.
- 1:02:36
Şimdi artık ne kadar toplanacak onu bilmiyorum yani. Medine'de biraz tamirat başlamış. Şimdi sahabe-i kiram ne yapıyorlardı? Bu mescitleri arıyorlardı, buluyorlardı. İbn-i Ömer Hazretleri özellikle geliyordu. Resulullah nerede kıldıysa şurada kıldı. Nerede uyudu? Şurada uyudu. Hatta nerede abdest bozdu?
- 1:02:53
Kalkıp orada abdest bozma, abdesti varsa bozuyordu. Kaza-i hacette bulunuyordu. Yok efendim abdest bozma hali, durumu değilse yine orada geliyor, bir miktar oturuyordu benzemek için. Arabaya biniyordu. Sübhaneleysek karalena. Araba diyorum, araba şimdi biz biniyoruz. Yani diyelim tevesine biniyordu.
- 1:03:14
Teveye bindiği zaman biz de aynı yapacağız, arabaya binsek demek isteyeceğim de onun için. Sübhaneleysek karalena okuyordu işte. Sübhanellah, elhamdülillah, Allah-u Ekber. Sübhaneke la ilahe illallah. Ondan sonra böyle yapıyordu mesela. Arabaya bindiğin bir şey yok mevzu. Veyahut sinirlisin veya cenazen var veya bir olay var, sıkıntı var falan.
- 1:03:32
Yine böyle yapıyordu. Millet bakıyordu. Allah Allah, ne alakası var? Kime güldü şimdi? Sordular sen niye böyle tebessüm ettin? Resulullah s.a.v. böyle yaparken gördü. Resulullah s.a.v. ne yapmış? Tevesine bindikten sonra, bu dualar okuduktan sonra böyle yapmış. Ekibe yapmış, kimseye yapmamış. Kendi kendine yapmış.
- 1:03:55
Niye kendi kendine gülmüş ya? Ya ben hikmetini sormam kardeşim. Resulullah böyle yapıyordu, ben de böyle yapıyorum. Allah Allah. Ama onun Resulullah s.a.v.'e hikmetini sordular. Buyurdu ki s.a.v. Mevla Teala'nın yani sevinmesine, ferahlanmasına, zihkine, müteşabiattandır Mevla hakkında olunca. Ben ona gülüyorum.
- 1:04:20
Niçin? Adam bir kul atına bindiği zaman, şimdi arabaya bindiği zaman, bu duayı okuduğu zaman, duaların kitabının ikinci cildinde bunların mevzusu çıkacak inşallah. Yani binane bindiği zaman ne okur meselesi. Birinci cildin konusu günlük. İkinci cildin konusu bazı olaylara göre okunacak dualar. Yani Efendimiz s.a.v.
- 1:04:40
ata bindi, deveye bindi ne okurdu gibi. O ikinci cild, duaların kitabının ikinci cildine hazırlanacak kitabın konusu. Mesela bulut gördüğünde ne okurdu? Hani günlük dualar değil, Mescide giderken, evden çıkarken, abdest alırken değil. İkinci cildin mevzusunda bu dua geliyor zaten. Hazırlıyoruz inşâAllah.
- 1:05:00
Nereye yetişeceğiz biz de şaşırttık zaten. Orada Sübhâneke lâ ilâhe illâ tevhâlem tünessî fehfirli fennehu lâ yegzûzû ve ilahette, Ya Rabbi ben nefsime zulmettim. Bu bineğe binince, arabaya binince okunuyor. Ya Rabbi beni affet. Ben kendime yazık ettim. Sen bana zulmetmedin. Sen bana zulmetmedin. Ben ne günahlar ettim.
- 1:05:19
Günahları senden başka kimse affedemez dediği zaman bir kul Mevla ona yani zıhh ile muamele ediyor. Yani Mevla onun bu sözüne ferahlanıyor. Buyuruyor ki, kulum anladı ki onu benden başka affedecek yok. Onun için bana müracaat etti. Ben kulumdan memnun oldum. Meseleyi anladı bu kulum. Tabi ki onu başka kimse affedemez.
- 1:05:39
Kendine zulmettiğini de itiraf etti. Mevla onun affolmasından ferahlanıyor. Efendim Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'de buyuruyor ki ben Mevla'nın memnun olmasından dolayı ben de tebessüm ettim. Bir kul bu duayı okuduğu zaman Mevla ondan razı oluyor, memnun oluyor. Tebessüm Mevla hakkında geçmiyor. Yani tebessüm sıfatını görmedim hadislerde.
- 1:06:08
Ama zıhh sıfatı var. Zahike Rabbuna diye var Bukhari'de. Bunları ne dedim müteşabihat olunca tercümesi caiz değil. Türkçe hiç öğrenemeyiz. Sıfatı aynı kelimesiyle kullanacağız. Zıhh sıfatı. Bu sıfata göre Efendim Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'de diyor ki ben de Mevla'nın memnun olmasına tebessüm ettim.
- 1:06:29
Şimdi sahabe-i kiram Efendimizin yanındalar. Onlar anlamıyor ki Efendim Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem Mevla'nın vahyine veyahut Mevla'nın o anda şunatından bir şan tecelli ediyor. Bir sıfat tecelli ediyor. Bir tecelli oluyor orada. Sahabe-i kiram nereden görecekler Mevla'nın ne buyurduğunu? Ne anlayacaklar?
- 1:06:48
Ne bilecekler eserini görecekler? Onun için Efendimizin neyini görüyorlar onlar? Böyle yaptığını görüyorlar. Peki niye böyle yaptı? Efendim Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem bazı kere konuşuyor. E niye konuşuyor? E Cibril gelmiş onunla konuşuyor. Sen görmüyorsun. Onun için tebessümüne sordular. Buyurdu ki Mevla'nın rızasına zihkinden dolayı ben de tebessüm ettim.
- 1:07:09
Bu kul affoluyor. Arabana binerken şu dağı okusan affoluyorsun. Yani ne kadar Mevla kulunu affetmek için bahane arıyor, çare üretiyor. Fakat kullar gaflet içerisinde ne binerken, ne inerken, ne dua biliyor, ne bir şey biliyor. Ne Rabbi enzilini biliyor inerken, ne Sübhanez'i zekâra biliyor çıkarken.
- 1:07:29
Cehalet diz boyu, gaflet diz boyu. Allah Allah. Şimdi İşte onun için İbn-i Ömer Hazretlerinden bu ribatların ekserisi geliyor. Kiminin hikmetini biliyor. Kimisi duadır, zikirdir. Zaten hikmeti bildiriliyor. Kimisi âdettandır. İttifakıyat deniyor buna. Âdetler yani. Çünkü abdest bozmak âdettir. İbadet olacak hali yok.
- 1:08:00
İttifakıyat deniyor yani. Rastgele yani. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in abdest bozması nereye rast gelmiş? Arafat'tan Müzdelife'ye inerken, dar bir geçitte işte orada Mezimeyn denen bölgenin gerisinde, berisinde bir yere rast gelmiş. Rast gelmiş. Ama İbn-i Ömer ona rast geldi gözüyle bakmamış.
- 1:08:22
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ki burada durdu. Orada durmuş. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem burada abdest bozdu, orada abdest bozmuş. Ama abdest bozması gelmediyse yani müsait durumu, yine de orada bir miktar oturmuş. Abdest bozar hali üzere. E şimdi burada da ne diyeceksin kardeşim?
- 1:08:42
Ahmetülhambel ibadet ediyor. Sen İbn-i Ömer'den daha mı âlimsin? Sen kimsin ya? İnsanlar, Resûlullah'ın kıldığı yerlerde kılmak istiyorlar, teferrükte bulunmak istiyorlar, durduğu yerde durmak istiyorlar, İnsanlar Resulullah'ın kıldığı yerlerde kılmak istiyorlar. Teberrükte bulunmak istiyorlar.
- 1:08:53
Hira Mağarası'nı onun için ziyaret ediyorlar, Sevr Mağarası'nı onun için ziyaret ediyorlar. Hira Mağarası'nı onun için ziyaret ediyorlar. Bunlar bid'atı bilmem nedir? İbn-i Ömer bid'atı bilmedi de sen mi bildin? İbn-i Ömer bid'attı bilmem nedir. Bid'at ne demek? Nevzûr demek. Nevzûr ise sen çıktın yeni.
- 1:09:05
İbn-i Ömer 1400 yılında. İbn-i Ömer 1400 senelik İbn-i Ömer. Hazreti Ömer'in oğlu, sahabenin en büyük fıkıhçısı. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in bizzat methettiği, ne güzel zattır Abdullah dediği bir insan. Ben onun yaptığına mı bakacağım? Senin gibi Vehhabi'nin, muteziliğinin, bilmem ilahiyattaki docentin, profesörün ceketli pantolonlu,
- 1:09:23
efendim, sinek kaydı adamın yaptığını mı yapacağım kardeşim? Her şeye hurafe diyorsunuz, her şeye bid'at diyorsunuz, her şeye bilmiyorsunuz. Sahabe bid'atı anlamadı, siz almıyorsunuz yani. Esas bid'at sizsiniz ya. Sizin kendiniz bid'atsınız ya. Yaptığınızı bırak. Nereden çıktınız? Nereden türediniz?
- 1:09:40
Sizi gidi reformistler, dinde bid'at çıkaran, nasipsizler diyelim, sünnetsizler diyelim. Öyle ya şimdi sünnete uymuyor. Nasıl sünnetsiz denir yani? Bunlar hiç Sevir Dağı'na çıkılmaz mı, oraya çıkılmaz mı? Yahu İbn-i Ömer her yerde namaz kılıyordu gidip ya özel. Abdest bozduğu yere bile abdest bozuyordu.
- 1:10:01
Bırak namazı yani. Kalel Hafız. Hafız, ben zannediyorum bu Hafız Münziri'dir yani. Hafız Münziri yani büyük hadis-i hafızı, bu Tergib-ü Terib kitabını yazan zat. Diyor ki vel âthârû eserler yani rivayetler demek istiyor. Bize intikal eden eser arkaya kalan yani bize kadar intikal eden an-i sahâbeti sahabe-i kiramdan.
- 1:10:23
Bak ben size ne dedim. Hepsi böyleydi dedim. İbn-i Ömer'in râvisi çoktur diye bize kadar intikal etti. Zaten o da demiyor İbn-i Ömer'den. An-i sahâbeti sahabeden bize intikal eden eserler fittibâihim tabi olmalar hususunda lehu Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme dâ vektifâihim uymaları hususunda neye sünnetehu
- 1:10:47
sahabe-i kiram Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme onun sünnetine uymaları tabi olmaları hususunda sahabeden gelen eserler kesîratun çoktur çok çok çok cidden kesîratun deyip de çoktur diye bırakmıyor. Cidden ciddeni zaten Türkçeleşmiş yani. Cidden ne demek? Çok kesin yani. O kadar çoktur ki sahabenin Efendimiz nerede kılmış, ne yapmış, nasıl yemiş,
- 1:11:14
kabak yemeğini sevmiş, nasıl yermiş, tabağın neresinden yermiş, hangi sebzeyi severmiş, hangi meyveyi severmiş, neyi yemezmiş, neyi beğenmezmiş, saçını nasıl tıraş edermiş, elbiseyi nasıl giyermiş, düğmeleri açık kesermiş. Yani o ne yaptıysa onu yapmak ha. Çünkü âdetlerin efendileri efendilerin âdetleridir.
- 1:11:37
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den büyük efendi olmadığına göre onun âdetleri olsa bile, âdetleri, oturuş şekli diyelim bir şu şekilde gördüm, ayağını şöyle tutmuştu. Elini başına sürerken şöyle alnına şöyle yapmıştı. Âdet de olsa bunlar, o sana demedi ki bu sünnettir yani yapın. Ama âdet de olsa, rastgele de olsa bizim için rastgele olmamalı.
- 1:12:00
Çünkü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem rastgele bir şahsiyet değildir. Kainatın efendisidir. Sallallahu aleyhi ve sellem şu Mevlid-i Şerif ayında onun kıymetini daha iyi bilelim, sünnetini daha iyi araştıralım. Mevlidine daha çok önem verelim. Doğumuyla ilgili rivayetlere, siyerine daha çok önem verelim.
- 1:12:15
Sizden anlaşmıştık, sözleşmiştik. Bu ay çıkana kadar Mevlid kıssası, muciz hayat kitabı bitecek. Kıssalarıyla, hisseleriyle, siyeriyle, menakibiyle Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in doğumundan, ilk yaratılışından tut. İlk nur olarak bütün peygamberlerin insanlardan önce Hakikati Muhammediye'nin ibrazından başlayan ve vefatıyla neticelenen süreci en kısa ve öz şekilde
- 1:12:43
tabi ne kadar anlaşılır? Yine 700-800 sayfayı boyluyor çünkü. En kısa şekilde ne kadar? 10 cid, 20 cid kitapları özetlemiş. Bu kitap bunun özetidir. Hiç olmazsa biraz tanıyalım inşallah. Bu eseri de Mevlid münasebetiyle onun anısına, hatırasına okuyalım. İbadet olur. Çünkü neden? İlim en büyük ibadettir.
- 1:13:03
Orada ilim yazıyor. Hadisler, ayetler yazıyor. İlim ibadettir. Nafile ibadetten üstündür. Nafile ibadetlerden üstün olduğu için ilme ağırlık verelim. Yani Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in siyerini, yani siyeri demek gidişatı, yaşantı şekli yani. Bu ruhlar aleminden vefatına kadar. Bu süreçte inşallah yazılan ilimleri, ulema'dan evliya'dan gelen nakilleri takip edelim.
- 1:13:31
Madem sahabe-i kiram kadar onun kıldığı yerleri bulamıyoruz. Onunla birlikte olamadık zaten. Hiç olmazsa okumak suretiyle, hatırlamak suretiyle, rabıta yapmak suretiyle, anmak suretiyle o da en büyük ibadettir. Salihleri anmak ibadettir. Zikru Ali'nin ibadetidir. Ali'den bahsetmek ibadettir diyor. Ali'yi düşünmek ibadet olursa radıyallahu anh,
- 1:13:56
Ya Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den bahsetmek ibadetlerin şüphesiz ki en üstünüdür. Kenzülüm Mal'de de zikrediliyor Bâtiş-i Şerif. Rabıta kitabımda kaynağını vermişim yani. Rabbim Teala Habibine bağışlasın sallallahu aleyhi ve sellem. Ve sallallahu teala alâ seyyidina mevlânâ Muhammed ve alâ alihi ve sahbihihi ve selleme teslimen kesîren.
- 1:14:17
Yusuf Efendi'nin ağabeyimiz vefat etti. Kıymetli bir ağabeyimiz idi. Benle de çok hukuku var idi 80'lerde. Biz 1980'de icazet alıp Lize'den geldikten sonra o da herhalde yeni ihvan olmuştu o dönemde. Zonguldak Eşrafı'ndan idi. Çok da büyük tüccar idi orada. Ta Necip Fazıl Kısakörekler falan Zonguldak'a gittiğinde falan onları karşılardı.
- 1:14:42
Onlara programlar yaptırırdı. Yani çok da faal bir Müslüman idi. Mücahit bir Müslüman. Yani tabi ben 80'lerden öncesinde de Necip Fazıl'la vesaire o zamanki hareket adamları yani Necip Fazıl rahmetullahi aleyhi. Onlarla bile birlikte olmuş. Yani organizeler, organize demeyelim gavurca bak dikkat edelim, tertipler diyelim.
- 1:15:04
Tertipler yapardı yani, düzenlemeler yapardı. Ondan sonra sohbetler tertip eder. Sonra biz tanıştırmıştık. Ondan sonra bizim derslerimize gelirdi. Bizim İsmail Ağa'da 80'lerden sonra Efendi Hazretleri bana okut emretti. Orada halakalar kurardı. Halaka, böyle ders halakaları.
- 1:15:22
İşte artık meşhurlardan Recep Hocalar, Ömer Hocalar, Mehmet Hocalar, Selahattin Hocalar, Ahmet İslamoğlu Hocalar, Mustafa Ekinler, Şükrü Baba Aydınlar. Ondan sonra tabi esnaftan gelir, tüccardan gelir, ihmandan gelir. 20-30 olur bazı ağır dersler. Az olur 10-15-20. Tefsir gibi, mektubat gibi dersler 40-50.
- 1:15:42
Bazı kere camide birkaç saf olur yani halaka döner. Bu şekilde güzel bir 7-8 senemiz İsmail Ağa Camii'nin merkezinde geçtik. Bazı sıkıntılar yine bana yapıyorlardı yani o zaman da. Çok sıkıntı çekerdim ben. Çok kıskananlarım olurdu o zaman da. Başıma gelmeyen kalmaz. Bir ara camide ders yapamayacak hale bile geldik yani.
- 1:16:02
Rahlelerimizi bile attıkları oldu İsmail Ağa'dan. Efendimizin akrabası, yakınlarından çok çektim. Derdi ki bunlar benim ehl-i beytimdir Ahmet. Bu senin seri sülüküne sayılır. Bu sıkıntılara sabret. Tarikatta dersine çektim. Benim gibi tembel adam ders yapacak. Ders yapamadığımı mı anladım ben? Ne anladım?
- 1:16:21
Dersi beceremiyorum yani. Herhalde sıkıntı, bela, musibet hala da devam ediyor. Efendimizin yakınlarından çekmelerim yani. Yakınlarında duranlardan demek istiyorum. Akrabası demek istemiyorum şu an içinde. Dolayısıyla bu bir işte demek ki manevi bir imtihandır. İmtihanımız 45 seneye kadar yaklaşıyor.
- 1:16:38
Yani hala da bitmedi. Bu Yusuf Efendi o zaman evini açtı. Rahmetullah Aleyhi. Dedi ki yani İsmail Ağa'ya yakın evi vardı. İsmail Ağa büyük kursu var ya o beyaz bina. O büyük kursa giderken solda bir aradan giriliyor. O aradan girince orada hiç zannetmezsin arkada yerler var. Yolun kenarından oradan girersin böyle bahçeli bir evi vardı.
- 1:17:00
Bayağı da geniş bahçesi vardı. Bir katlı. Bir katlı ev şimdi belki yıkılmış mıdır o ev bilmiyorum. Orada bayağı bir de bakarsın bostanlar bile içeri girdiği zaman ekerler, düşerler. Yani şimdi bilmiyorum. Orada bir katlı evi vardı. Dedi ki ya bu ikinden sonra dersler yapıyorduk. Ya dedi şey mi yapacağız yani bu sıkıntılarla ne uğraşalım dedi falan.
- 1:17:20
Evini açtı. Her gün ikinden sonra da o zaman evler küçük evler. Şimdiki gibi misafirhaneleri yok insanların. Yani kolay işler değil. Kadınlar çok da razı olmaz. Her gün eve adamlar gelecek 20 kişi, 30 kişi. Yani orada o zaman Bakkal Nuri Efendi rahmetullah. Denizli Ramazan Efendi rahmetullah. Yani o kadar hoca efendiler vardı, ihvanlar vardı.
- 1:17:44
Ondan sonra Remzi Mert Ankara'dan. Selle mevla'dan sonra. Baş adam zaten Sabancalı Mehmet Efendi. Selle mevla, şefa mevla. E işte efendim birçok arkadaşlarla onun evine epey devam ettik yani. Bizi evine açtı tefsir derslerinde. Güzel ders dinler, yorum katar. Ondan sonra Emre Ünlü Arif'e devam. Senelerdir de görüşmüyordum.
- 1:18:09
Görüşemiyoruz yani. Benim de başım şeyden kurtulmuyor ki. Sıkıntılarım çok. Eski ihvandan buluşamıyorum. Devamlı Emre Arif'e geziyordu. Gece gündüz haber alıyordum yani. Hiç durmaz. Ölene kadar da durmamış. Herhalde ayakta ölmüştür yani. Hiç ben hasta yattığını duymadım. Devamlı gezer, kahvelere girerler.
- 1:18:28
Sokakta adamları bulurlar. Yani her yere girerler, vaaz ederler. Bir şeyler bastırır, fotokopi yapar. Onları yazar bir şeyler. Kitaplardan çıkartır, onları dağıtır. Yani adamların. Bu Efendi Hazretleri'nin ihvanları böyle adamlar esasen. Yaygaracı, fitneci, fesatçı adamlar. Efendi ihvanı olamazlar. Efendi ihvanı böyle adamlar.
- 1:18:50
Bir kişiyi yola getirmeye uğraşıyorsun. Milleti yoldan çıkartıyorsunuz ya. Şimdi yenilerde çok fesat adamlar var. Efendim işte, geçen bir rüyamda gördüm onu. Allah Allah. Hiç hayatımda belki de rüyada onu ben görmemişim. Dedim, Yusuf Efendi Efendi'yi rüyamda gördüm dedim. Yani birkaç ay olmadı. Niye rüyamda gördüm acaba?
- 1:19:12
Bir şey de çok hatırlamadım. Sonra baktım Hüsamettin Hoca'nın kızını evlendirdi. Tüyüne çağırdı bizi. Gittik İsmail Abi'yi kursuna, tüyüne gittik. Hüsamettin Hoca'ya nikah günü. Bir de baktım bizim masada Yusuf Efendi'nin de var. Yani o rüyayı gördüğümün akşamı. Ben bazı rüyalarım hemen çıkar bir günde.
- 1:19:29
Ya da ikinci günü yani. Elhamdülillah ki görüşmüşüz yani. Dertleştik, hasbihal ettik. Eski günlerden biraz. Tabii düğünde sohbet, konuşmalar oluyor. Konuşmaların arasında o kadar olur ama o biraz konuşurdu yani. Ben biraz çekindim. Sağa sola bakıyorum Hasan Efendi hocamız var. Masada falan çok da biraz o rahat rahat konuşurdu öyle, tabi abimiz.
- 1:19:51
Ben de dinledim. Şöyle yapıyoruz, böyle yapıyoruz. Bak şunları hazırladım, şunları dağıtıyoruz. İşte çok tesirli oluyoruz, şuraları geziyoruz. Maşallah, maşallah falan. Öyle bir muhabbetimiz oldu. İyi ki görüşmüşüz yani. yaşını aniden vefat etti. Tabii yaşını da bilmiyorum o zayıf olduğu için hiç yaşlı göstermez ama vardır ben yetmişten yukarı diye düşünüyorum.
- 1:20:14
Düşünüyorum ama zayıf adam, böyle hassas adam, efendim, tabi bu ecel geldiği vakitte işte genç yaşlı bakmıyor, zayıf şey genç, yaşlı bakmıyor, zayıf, şişman bakmıyor, hastalıkta adamı öldürmüyor, işte ecel adamı öldürüyor. Allah Teâlâ kabrin nuru eylesin, derecesini âli eylesin, İslâm'a ve Müslümanlara sohbetler yaptı, kapı kapı dolaştı.
- 1:20:38
Bu kadar insana, kim bilir, iddiatına vesile olduğu insanlar mutlaka vardır. Boş çıkmaz bu iş. Şimdi kabrinde onu, o yaptığı hayrat ile hasenat ile Allah Teâlâ mükafatlandırsın. Ecrini zayi etmesin, seyyatını mahveylesin. Amin amin. Hasenata tebdil eylesin. Kulus kusursuz olma. Ne hakları varsa hukukullah'tan, hukuk-u ibadet'ten Allah Teâlâ halas eylesin.
- 1:21:06
Lütfuyla, keremiyle, affıyla, safhiyle muamele eylesin. Efendimiz'in ihvanı olması, bu büyüklere intisaplı olması, bu yola bu kadar, ölene kadar, son nefeslerine kadar, insanları gezip de bir ayet, hadis anlatmak için dolaşmak. Büyük iş. Emr-i min muarruf. Eftel-i cihad. Cihadın en üstünü. Yani ben size söylüyorum, çoğu insan harpte ölse bir şehit bile zor olur.
- 1:21:28
Harpte ölse bir şehit bile zor olur da bazı öyle mübarek insanlar var ki yatağında ölse bin şehit kadar, yüz şehit kadar ecri olur yani. Çünkü cihadın en üstünü vaaz etmek, iyiliği emretmek, kötülüğü tembih etmek. Siz kendiniz gezip insanlara vaaz etmeyi bırak, mesaj bile atmıyorsunuz. Sohbet başladı bile demiyorsunuz.
- 1:21:47
Bu kadar üşenget, tembel adamsınız. Kendinizden bir hesap edin bakalım. Bir Allah kuluna namaz kıl dediniz mi ya? Kaç yaşına gelmişsiniz? Şu beni izleyenlere konuşuyorum şimdi ya. Kaç yaşına gelmişsiniz? Bir kadına kapandı, yavrum, kızım örtün dediniz mi ya? Faizi bırak dediniz mi bir arkadaşınıza? Haramdır, günahtır, yanarsın bak Müslüman.
- 1:22:08
Ben seni seviyorum Allah için geldim. Yav geldi mi gitti mi bırak. Kapı kapı geziyordu bu adamlar. Gece gündüz ceplerinden benzin parası koyarak malıyla canıyla bu emrivil muarrufçular bizim İsmail Ağa'nın adamları. Sen şimdi yani ne yapıyorsunuz ya? Ne yapıyorsunuz arkadaşlar yani? Sohbet başlıyor diyorum, mesaj atın.
- 1:22:27
Adam mesaj atmaya üşeniyor ya. Tweet atmaya üşeniyor ya. Bir düğmeye basmıyor Allah için bir Müslüman'a. Ya belki o adam oradan sohbeti dinleyecek, hidayet bulacak ya. Yok. Ama bu adamlara bak şimdi. Bunların da nesli tükeniyor yani. Bunların nesli tükeniyor. Böyle adamlar nerede? Maaş almazlar, bir şey almazlar.
- 1:22:48
Şimdi varlar bazıları da. Adam da ne yapsın? İşin gücünü bıraktığı için o da maaş almak zorunda kalıyor ama bunlar hizmetçiler yani kendi cebinden para koyarak yapanlar da ilk taife. Bunlara taife-i ula diyelim yani. Bunlar efendisinin direkt emriyle hareket ettiler. Efendisinin oğlu da bu işte çok ileridir.
- 1:23:06
Abdullah Hocamız. Efendim Allah selamet versin. Yani o da gece gündüz dolaşır. Ben daha 10 yaşımda beni alıp giderdim. Minibüslerle. Şakir Hoca bu işte ileridir. Abdullah Hoca. Yani bunlar bizim yani rol model diyorlar şimdi yani. Örneğimiz diyelim Türkçesi. Örneğimiz yani. Biz bunlardan gördük. Sohbet etmeyi kısaca.
- 1:23:27
Böyle insanlara bir şey anlatmayı falan. Yani ben 9-10 yaşlarımda böyle gidiyorduk. Adapazarlığa, Trakyalara, her yere geziyorduk. Onun için biraz örnek alalım. Bak insanlar ölüyor. Eserleri kalıyor. Bir Yusuf Abaydın Efendi bugün anılıyorsa anlatılıyorsa adamın bir ameli var da anlatılıyor kardeş. Yani benden niye bu kadar bahsetmiyorsun?
- 1:23:51
Benim de babam öldü bilmem ne öldü. Yahu kardeşim ben şimdi burada kendi babam kendi amcam olsa bir ameli varsa konuşabilirim. Ameli olmasa ne konuşabilirim? Bir fazileti varsa konuşabilirim. Bu orada hakikaten örnek alınacak insanlardan biriydi. Onun için siz de düşünün arkanıza ne bırakacaksınız? Birkaç Müslüman size şahitlik ederken ya insanlara
- 1:24:13
nasihat ederdi, vaaz ederdi, hayır yapardı diyebilecek mi yani? En azından insanlar sizi ya bize sohbet başladığında mesaj atardı bile veya tweet atardı mesaj atardı, telefon açardı, vaaz başladı ders başladı bizi uyarırdı. Yani bu kadar bile bir şey denilecek misin hakkınızda? Hiç olmazsa birkaç Müslüman cenazenize fazla gelir yani.
- 1:24:33
Birkaç Müslüman yarabbim onu affet sohbetlerime sebep oldu der. Hani nerede siz cebinizden para koyacaksınız benzin koyacaksınız da arabaya bineceksiniz de oraya buraya gezeceksiniz de millete millete vaaz edeceksiniz yani. Nerede öyle insanlar? Bunların nesli tükeniyor. Hiç olmazsa siz de bir gayrı yapın ya.
- 1:24:52
Sohbetlere milleti davet edin insanlar. Bu ilimleri size vesile olun. Bu vesileyle Yusufa Baydın ağabeyimize Allah Teâlâ'dan gargayı garık rahmetler niyaz ediyoruz Allah Teâlâ. Rahmetine gargayla, bu hizmetlerine bağışlayarak illa ki kusur küsur olur. Rabbim telafi eyleyerek eksiklerini cebreyleyerek, yerini doldurarak
- 1:25:17
Allah Teâlâ en yüksek emr-i mübarifçilere ihsan ettiği mücahidlere meftal-ül cihad amelini işleyenlere ihsan ettiği mertebelere kendisine de ihsan eyleye. Amin. Ruh için buyurun. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlü Lâ ilâhe illallah, Muhammedun Resûlullah fî kulli lemheti ve nefesin adede mâ mes'i'ahu ilmullah, Allah, Allah, Allah
- 1:25:52
Celle Celaluhu. Ya Rabbim bu tevhidleri, bu şehadetleri, bu zikirler hepimizden kabula karene eyleyip. Ha sonucu bu mes'ubatı Yusufa Baydın ağabeyimizin ruh şerifine ihtilal edip vasıl eyle. Ruhaniyetini kaberdar eyle. Kabrinde bu salih amellerin, bu zikirlerin nurunu mahşer sabahına kadar ibkâ eyle.
- 1:26:10
Ya Rabbim mahşere kalkarken dostlarınla haşreyle. Sırattan mizanda Ya Rabbim yüzünü ak eyle. Ya Rabbim yüzünü ak eyle. Ya Rabbim. Allah'ım sen lütfu kereminle muamele eyle. Madem ki soyadından da nasibi olsun apaydın. Madem ki Ya Rabbim kabrini de Ya Rabbim sıratını da mahşerinde apaydın eyle. Ya Rabbel Alemin ve ya Hayru'l Nasirin ve ya Hayru'l Fatiha.
- 1:26:36
Efendim sallallahu aleyhi ve sellem ehli beytinin ve sahibesinin ve Yusuf Apaydın ağabeyimizin ruhu için el Fatiha.
Benzer sohbetler
1:34:01Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 78. Bölüm 6 Ekim 20266 Ekim 2026 · 95 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 6 Ekim 2026
1:33:48Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 77. Bölüm 2 Haziran 20262 Haziran 2026 · 94 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 2 Haziran 2026
1:40:41Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 76. Bölüm 5 Mayıs 20265 Mayıs 2026 · 101 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 5 Mayıs 2026


