Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 34. Bölüm 28 Kasım 2016
28 Kasım 2016 · 55 dk
37:58 / 54:45Şu an 37:58 / 54:45
Transkript
137 satır
- 00:17
Bismillahirrahmanrirahim Elhamdulillahi Rabbil Alemin, salatu es-selamu alâ seyyidil mursalîne Muhammedin, alâ le yos'ahbi ecmâ'în. Kıymetli dinleyenlerimiz, Tergibü Terib'den Gıyb-i Terîb'ten okuduğumuz hadis-i şeriflerde mevzumuz, Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in sünnet seniyesine ittiba hakkındadır.
- 00:51
Sünnetine uymak, yani kendisine uymak demektir. Ve burada yapılacak rivayetlerde, bu derste çok önemli manalar vardır. Yani maksat nedir? Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in adetlerine uymak da sünnet midir? Dikkat edin, adetlerine uymak.
- 01:15
Şimdi bazısı var sünneti, ibadettir, sabah namazının sünneti gibi, sünneti yani öğle namazının sünneti gibi. Bazı da var, adettir. Mesela adet denilince gitti bir ağacın altına, gündüz ortasında kayluyla yaptı, istirahat etti. Buna şimdi zahiren ibadet denmez anlayış. Uyumak. Fakat e şimdi o ağacın altında, o dakikada gidip uyumak yani buna bir şeade var mı?
- 01:47
Veyahut da bu uygun mudur? Bu çok önemli. Bizim Efendimiz Hazretlerimiz yani adetlerine de sünnet, ibadet gibi, ibadet demiyorum bak, ibadet gibi ibadet gibi yapılmasına önem verirdi, adetlerini de bilse. Onun için bu bahis ondan beyan edecek. Bazı deliller İmam Münciri Hazretleri Radıyallahu anh zikredecek.
- 02:16
Ve ânâ âbisi ibn-i rabî'atâ âbisi ibn-i rabî'â radıyallahu teâlâ kâle dedi râyit-ü gördüm ümerabnel kattâbi Hazreti Ömer Efendimiz'i yukabbili öpüyordu el hacara o mübarek taşı. Yani kast ediyor el esvede. Hacer esvede yani. Hacer esved cennet yakutlarından bir yakuttur.
- 02:45
Âdem aleyhisselâm ile birlikte cennetten inmiştir. Evvela makam-ı İbrahim ile ikisi Rukun Hacer esveddir o mübarek taş. Makam da makam-ı İbrahim'dir. Kabe'nin binasını yaparken İbrahim aleyhisselâm onun üzerine çıkıyordu. Ayakları battı onda işte izi çıktı. Asansör vazifesi görüyordu. Taş ne kadar yükselse de
- 03:15
binanın hizası, inşaatın hizası o kadar yükseliyordu, inerken iniyordu. Böyle bir mübarek taş. Bu ikisi de cennet yakutlarındadırlar. Onlar dünyada indiklerinde güneşi ışıksız bıraktılar. Yani güneşin ışığını söndürdüler. O kadar nurluydiler. Sonra Ademoğullarının hataları, günahkar elleri onlara deyedeye onları kararttı.
- 03:42
Yoksa güneşle ay sönük kalıyordu. Şimdi Hacer esvedi biliyorsunuz tavafordan başlıyor. Tavafın bid'atı için alameti olarak razı olunmuştur. Bir de onu öpmek sünnettir. Öpemiyorsan bir şey değdiriyorsun, baston gibi bir şey diyelim, mendil bağladın. Biraz uzakta kaldınsa biraz uzaktan mendilini oraya sürüyorsun.
- 04:14
Sonra o mendili öpüyorsun. Onu da yapamıyorsan şimdi İslam'dan kırıyorlar birbirini. O zaman uzaktan Bismillahirrahmanirrahim elini ilk izaza kaldırıyorsun. Sonra elinin içini öpüyorsun. Şimdi hacılar bunu yapmayı biliyor, elinin içini öpmeyi bilmiyor. Kimse bir şey sünnet öğretmiyor ki insanlara. İkincisi orada turlar ancak para kazanmak.
- 04:32
Başka bir şey yok. Yani dolu sünnet terk ediliyor. Elini böyle yapmak yetmez. Sonra duası da var. Bismillahirrahmanirrahim. Allahümme imanen bike, tasdiken bike, tabike. Ve vefean bi ahdika ittiba'il sünneti nebike. Sallallahu aleyhi ve sellem. Sonra öptüm mü tamam. Çünkü oradan bereket kazanıyor. Hizasında durmakla o zaten resim çeker.
- 05:01
Hem zahiren çeker, hem manen çeker. Zaten Mevla şahittir ama Hacı el-Esved'de zaten şey var. Mesela bende bir akık yüzük var. Hakiki akikler, Yemen akikleri, hakiki akik taştır, resim çeker. O arada şimşek çakıyor yani. Sizin fotoğraf makinelerinizde var ya, şey çakıyor, flash çaktırıyorsunuz. Mevla'nın da flashı var.
- 05:26
Şimşek bir çakarsa ortalığı gün gibi ediyor. Gece vaktinde. O anda yanında ne var mesela? O taşın en yanında bir ağacın hizasına. O ağacın resmini çeker. Öyle de vardı. Onları kayıp ettim. Eskiden birkaç tane ağaç çekmiş vardı bende. Şimdiki daha mühim bir şey çekmiş. Adam Medine-i Münevvere'de kasadan çıkartır şey.
- 05:52
Pahalıydı da biraz bayağı. E ne yapayım ben onu aldım. Çünkü neden? Şimşek bir çakınca, efendim onu resminde çekeyim de size şey atayım, fesbüha bari. Merak ettiniz şimdi biliyorum. O şimşek bir çakınca lafzayı Celal yazmış. Allah! Havada lafzayı Celal yazmış. Lafzayı Celal'i çekmiş. Şimdiki içinde taşın.
- 06:16
Yani ne çizme, ne yazma, ne bozma yani. Anladın mı? Hacı El Esved'in öyle. Akık taşında var o. Hala da var. Yani şimdiki akıklar da yapıyor yani Mevla'nın taşları. Hacı El Esved de tavaf edenden resmini çeker. Akırette şahit olacak.
- 06:36
Şimdi. Rait'i gördüm. Gördüm Hazreti Ömer'e baktım, tavaftayız. Hazreti Ömer geldi, Hacı El Esved'i öptü. Şimdi o insanlar bizim Türkler, çok kaba insanlar var bizim Türklerde tabii. Taşı öptün mü? Taşa gittin mi? Taştan geldin mi? Taşta ölüyordum. Taşta kafamı kırdılar. Kırsaymışlar. Taş denir mi ya senin evin?
- 07:03
Kaldırım taşı mı? Tövbe estağfurullah ya. Hacı El Esved. Tamam Hacer de taş demektir. Hacer de taş demektir ama Hacı El Esved onun bir lakabıdır. Bakara İnek demektir ama sen gidip İnek Suresi denmez. Bakara Sureyi Celile-i Cemilesi değil mi şimdi? Terbiye diye bir şey var. Hacı El Esved. Yani mübarek Hacı El Esved denir.
- 07:26
Yani en azından Hacı El Esved taş taş. Çünkü onun Allah'tan, cennetten gelmiş olma bereketi var. Ondan sonra Allah-u Teala'nın şahidi. Ondan sonra El Haceru'l Esvedi. Yeminullah fil ardı. Yusafihu biha ibadeh. Hadis-i Şerif sahiptir. Hacı El Esved Allah-u Teala'nın kullarıyla musafa etmesi için. Sen musafa ederken ne yapıyorsun?
- 07:55
Sağ elinden mesela başlataraktan. İki elinden musafa. Sonra tek ellerinde oluyor bazı rivayetlerde. Kuvvetli rivayet sünnetlerde iki eldir de bazı rivayetlerde tek elleri var. Yani uzatıyorsun elini bir insana görüşürken. Hangi elini uzatıyorsun başta? Sağ elini. Allah-u Teala'nın bizim gibi eli olur mu?
- 08:14
Haşa. Ama sen kullarla musafa yani insanlarla musafa neyle ediyorsun? Sağ elinle. O da Allah-u Teala'nın kullarıyla musafa ettiği yeminidir. Ya bu ne demek ya Allah-u Teala'nın yeminidir. Sen ona taş, taş, taş deyip duruyorsun. Tövbe estağfirullah. Terbiyeli ol. Haddini bil. Ondan sonra. Hazreti Ömer Efendimiz öperken vekulü şöyle diyordu.
- 08:40
İnni muhakkak velle âlemu elbette biliyorum ki enneke şübhesiz sen hacerun bir taşsın. Niye diyor öyle biliyor musun? Millet puta tapmaklardan yeni dönmüşlerdi. E şimdi putlar da biliyorsun çoğu taştandı. E şimdi millet bunu öpmeye başlayınca zaten puta tapmayı da yeni bıraktılar. Tekrar ona dönerler tapmağı.
- 09:00
Ondan korkuyordu. Hazreti Ömer Efendimiz'in birçok meselesi bu yüzden olmuştur. İnsanların şirke yakındır dönemi diye şirke geri yeniden dönmeleri kolay olur diye. Çünkü insanlar yeni bıraktıkları bir şeye yeniden dönmeleri kolay olur. Hatırlarlar onu. Puta tapma meselesi başlamazsın diye biraz o işleri sıkı tuttu.
- 09:20
Millete duyuruyor sen bir taşsın la tenfav fayda veremezsin. Ne demek? Kendi kudretinle, kendi gücünle fayda veremezsin, yaratamazsın. Ve la taduru zarar da veremezsin. Ne demek? Zarar yaratamazsın kimseye. Ve lev le'anni eğer ben olmasaydım, raitü görmüş olmasaydım Rasulullah'a sallallahu aleyhi ve sellem Allah'ın Rasulü'yü kabbili öpüyorken keseni ma kabbeltu öpmezdim keseni.
- 09:47
Tabi mübarek Haccelesi'de öyle diyor. Yani diyor Rasulullah seni öpüyordu ya onun için öpüyorum. Yani ne demek? Ben sünnete itibar ediyorum. Ben Allah'ın Rasulü'nde ona ilim aldım. İlim aldım. Ona gelen vahye bakıyorum ben. O vahiyle seni öptü. Ona Mevla bildirdi. Ben de seni öpüyorum.
- 10:08
Şimdi burada tabi Hz. Ali Efendimiz de bu sözü söylerken arkasındaymış. Başka rivayetler de var. Burada geçmiyor. Hz. Ali Efendimiz de dedi ona ki ya Ömer ne biliyorsun faydası da yok zararı da yok. Niye böyle konuştun dedi. Hz. Ömer Efendimiz buyurdu. Senin yanında bir ilim var mı? Bu hususta bir bilgi varsa söyle.
- 10:28
Hiç onlarda kibir yoktu. Gurur yoktu. Bütün milletin içinde dersenin bir yanlışını mesela sen de dersin ona ki efendim yok öyle bir şey bırak. Niye? E ben Hz. Ömer'im, Hz. Ali'den üstünüm. E benim milletin içinde madara etti. Tövbe estağfirullah. Sahabede böyle bir şeyler olur mu? Nefis yok onlarda.
- 10:49
Onun için Hz. Ömer Efendimiz hemen tevazu. Çünkü Tevazuhu limen teallemune min. İlim aldığınız kişilere tevazu edin. Hadis-i şeriftir. Sordu. Dedi ki ya Ali senin yanında bir bilgi mi var bu hususta? Dedi var. E buyur anlat dedi. Dedi ben Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizden işittim. Bu mübarek Hacer Esved yarın ahirette gelecek.
- 11:19
Adem aleyhisselamdan son insana kadar kim ibadet niyetiyle ona istilam etti, onu öptü veya işte ona bir şey uzattı, sürdü veya uzakta kaldı, elini karşısına kaldırdı, hizasına tuttu. İstilam deniyor buna. Kim bunu yaptıysa hepsinin, yani resmini çekti demiyor da ben size anlatmak istiyorum. Hepsi onun içinde.
- 11:43
Ne gibi işte? Hard disk diyorsun. Parabayt diyorsun. Kim bilir daha da kıyamete kadar ne kadar daha fazla kayıt alan şeyler çıkacak, kutular. Onlar alıyorlar bu kadar şeyi de. Allah-u Teala Hacer Esved'e, bütün herkesin resmini çekme ve işte burada o dua unutulmamalı. Benim Hac Ömre kitabım var, bir kalım büyük.
- 12:09
Bir de onun yanında cep kitabı var, dualar. O cep dualarında var bu dua. Yani Hacer Esved'e istilam ederken okunulacak dua. O çok önemlidir. Çünkü sen orada tamam bu duayı okumasan da halinle, manevi durumunla, duruşunla yani Allah ile sözleşmeni tazelemiş oluyorsun. Mevla'ya verdiğin, el estübü rabbikum, sizin Rabbiniz ben değil miyim?
- 12:32
Kalübele. Rabbimiz olmaz mısın? Tabii ki Rabbimizsin. Dedik ya bela. O bela, zamandaki bütün sözleşmelerimiz, yani herkesin bela demesi Hacer Esved'in içine konuldu. Sözleşme kağıtları diyelim. O mübarek taşın içine kağıtlar var mı? Ya kağıt manası da değil, bilgi manası da. Sen istiyorsun ya, efendim şu harddiskin içine,
- 12:57
Tarabayt'in içine sığanlar buradan Ankara'ya kadar yol olur. Belki de Türkiye'yi aşar. O kadar mevzu var ki çıkarsa resimler, yerler, bölgeler. Nasıl olur ya? Yani öyle anla. Onlar şimdi kim o dünyada gidip Hacer Esved'e istilam ediyor, orada onun kaydı var ya zaten, Elestübü Rabbikum zamanından. O da Arafat'ta alındı bizden o söz.
- 13:22
Zerrecikler halindeydik. Babamızın, Adem Aleyhisselam'ın sulbünden çıkarıldık. Arafat sahasına saçıldık zerrecikler halinde. Son insana kadar orada vardı. Hepimiz Rabbimiz olduğunu kabul ettik, itiraf ettik. Tabii Rabbimizsin demek ne demek? Rabbimizsin ama bir şeye karışamazsın demek değil. Rabbimizsin demek kulluğu itiraftır.
- 13:43
Allah-u Teala'ya rububiyeti ikrar, yani Rabb olduğunu ikrar etmek ne demektir? Bizim de ubudiyetimizi itiraftır. Yani kulluk olduğumuzu kabul etmiş oluyoruz. Rabb olmadığımıza göre neyiz? Elhamdülillah. Ebede ve rabbu rabbu sermede diyor İmam-ı Rabb. Kul devamlı kuldur. Rabb devamlı. Rabb ise kulda devamlı kuldur.
- 14:03
Rabb daim oldukça kul kulluktan çıkamaz. Kul ne demek? Kulun kölen olayım diyorsun Türkçe'de. Kölesin işte Allah'ın kölesisin. Ne demek? Namaz kılamaz yani. Bu saatte yatmayacaksın. Yat sıkılmadan yatma yatmayacaksın. Zekat ver vereceksin. Sakal bırak bırakacaksın. Sarık sar saracaksın. Bıyık kısalt kısaltacaksın.
- 14:23
Şunu yeme yemeyeceksin. Şunu ye yiyeceksin. Ramazan'da oruç yeme yemeyeceksin. Kul ne demek? Efendisinin buyurduğunu yapan demek. Yapmasan olur, abd-i abuk olur. Kaçak kul, köle. Kaçak kölelerin de cezası dünyada da var, ahirette de var. Onun için itaat edeceksin. Kula kula olunmaz.
- 14:53
yani harp esirleri biliyorsunuz köle oluyor. Harp esiri ondan sonra çocuğu da köle oluyor. İslam bunu azat ediyor. İslam bunu azat etmeye çok teşvik ediyor ama e şimdi o kul yaratılmak bakımından Allah'ın kulu. Fakat o yönetilmek bakımından Mevla Efendisi'ne onu emrine vermiş. Yani ne diyor kölelere Mevla?
- 15:14
Efendisi dinleyeceksiniz. Eğer ki kaçarsanız ona itaatten namazlarınızı bile kabul etmem. Hadis-i şerif mi? Velâbdül âbikû hattâ yarcâ ilâ mevâlihi. Kaçak köle Efendisi'ne dönüp teslim olana kadar kıldığı namazlar kabul olmaz. Çünkü kula kulluk demek değil bu. Mevla sana derse ki bu kuluma itaat edeceksin da ölülemre itaat et diyor.
- 15:40
Mesela efendim, efendine itaat et diyor. Bu ayrı bir şey. Bu ona tapmak anlamında değil. İtaat başka, tapmak başka, ibadet başka. Bunları birbirinden ayrıl. Sen bir taşsın. Ne biliyorsun dedi? Öyle mi ya Ali dedi Hazreti Ömer Efendimiz? Bir ilmin varsa söyle. Dedi ben böyle işittim Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz'den.
- 16:12
Bu mübarek taş yarın ahirette kendisine gelip ziyaret edip istilam edenleri, tabi ibadet olarak, yoksa Ebu Cehil de gitmiş onu öpmüş olabilir. O zaman kutsal kabul edildiğinde. Ama ibadet olmaz. Çünkü neden? Şirk içinde olduğu için yaratan Allah'ı bilmeyenin yaptığı hareketler ibadet sayılmaz, hiçbir hareket.
- 16:34
Kabe'ye gelse tavaf da yapsa iman olmayanın ibadet olmaz ki. Onu demiyoruz. Kim iman ile, İslam ile, ibadet kastı ile istilam ederse, ziyaret ederse. O onun filmini alıyor yani. Resmini, görüntüsünü, ahdini. İşte o dua Allah'ıma iman edin bir kere.
- 16:54
Ey Allah'ım sana iman ederek ve tasdik eden bu kitabı ki, kitabını tasdik ederek ve vefanın bir ahdi ki, sözleşmemizi ifa etmek üzere. Ahdini yerine getirmek için. Ahde vefa etmek için geldim Hacca'l-Esved'e diyor. Ahde vefa ne? Kale-i Ubela'daki sözleşmelerimiz, kaydımız onun içinde ya. O kayda düşün yapıyor yani.
- 17:15
Ben o kaydda varım ya, şimdi de varım. Dünyada da o sözleşmede duruyorum. Ahdine vefa olsun diye. Ettiva'l-i sünnet-i nebiyyike, niçin geldim öpüyorum bu mübarek taşı? Sünnetine ittiva olsun diye. Sünnet-i nebiyyike, peygamberinin sünnetine. Ki ona o sünnetleri sen meşru ettin, öğrettin, vahyettin. Peygamberin sünnetine uymak için.
- 17:40
Şimdi bunu Hazreti Ömer Efendimiz esasen ne demek istiyor, mana ne? Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem neyi öptüysem onu öperim demek istiyor. Anladın mı? Taş demem, baş demem. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem neyi öptüğünü gördüysem onu öperim demek istiyor. Akıl yürütmem demek istiyor.
- 17:59
Hikmetini sual etmem demek istiyor. Yani nedir bunun sırrı ya? Sormam diyor öyle şeyler. Ben Resulullah'a bakarım Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Peki. Burada Vahabiler tabii bu hadisi delil olarak öyle uydururlar, kaydırırlar. Bir şeyh bilmezler, tefsir, hadis bilmezler. Böyle konuşurlar işte. Kabe'nin taşını da öpse adam aynı lafı söylerler.
- 18:23
Bir şeyhinin elini öpse, alimin üstadının elini öpse aynı lafı söylerler. Her tarlayı aynı sabahla sürmeye kalkarlar. Halbuki bu o demek değil. Bak İmam Sindir oluyor Allah-u Teala. Büyük muhaddis, muhaşşi, şarih. Hadiscileri. Yani İmam Sindir olmasa sünenden anlayamayacağız süneni yani. Kütüb-ü Sitte'yi anlayamayacağız.
- 18:48
Hepsini haşiye yaptı. Kaddese Allahü Teala. Kabri nur olsun. Bak burada diyor ki Hz. Ömer Efendimiz bunu niye yaptı? İptal en le en yekûne li gayrı illâ te'zirûn fî nef'ev id-dur. Allah'tan başkası fayda verir. Zarar da verir. Ben gelirim sana bir tokat çakarım. Kafanın üstüne bir düşersin. Beynin patlar.
- 19:10
Ölürsün. Ben sana zarar veririm. Ama zararı da tesir yaratamam. Yaratan Allah'tır. Çünkü ben sana bir tokat çakarım. Bir de bakarsın. Gidersin pamukların içine düşersin. Oho iyi ki yattım dersin. Mevla yaratmadı mı ağrıyı, sancıyı, ölmeyi, darbenin tesirini. Benim vurmamda zarar yok. Veya ben sana bir fayda yapmak isterim.
- 19:34
Mafi fayda. Getiririm sana dünyanın en iyi ilacını veririm. Senin ecelin gelmiş olur. Tak ölürsün. Yaratan Allah. Anla bu hususu. Yani sen bir taşsın. Zarar veremezsin. Ne demek istedi? Dikkat. Bizeatike. Kendi başına. Ve lâ tenfevû fayda veremezsin. Ne demek? Bikudratike. Kendi gücünle. Burada ne demek istiyor?
- 19:57
Ne demek istiyor? Vennimel hâlikul halekkâk. Seni Allah yarattı. Ve ceâlege sebeben seni sebep yaptı. Bak, Hacca'l-lesveddîn-i mu'minân-ı fâtiha olur mu? Seni sebep yaptı. Lisevâbimen gabbeleke imtisâlen liemrillâhi teâlâ. Allah'ın emrini tutmak için seni öpenlerin sevap kazanmasına sebep yaptı. Veludurrimen heteke hurmeteke.
- 20:21
Senin saygınlığını bozanlara zarar vermen için. Min haytü kevnike, min ma'azzameullâhu l-lezi. Çünkü sen nesin? Allah'ın değer verdiği bir mübarek taşsın. Her taşa benzemezsin. Kaldırım taşı değilsin. Ellezi öyle bir hurmattansın, şairdensin. Yani Allah'ın dininin nişanlarındansın. Çünkü tavaf onunla başlıyor.
- 20:43
Onun hizasında yani. Tavafın başlama hizasında konmuş. İnne safâ vel mervede. Min şeairillah. Safâ bidâ. Mervede bidâ. Ama Kur'an-ı Kerim diyor ki Allah'ın dininin, ibadetlerinin nişanlarındandır. Çünkü sahih noktasını onlarla belirliyorsun. O arada kalıyorsun. Femen yu'azzam hurmâtillah. Kim Allah'ın hürmetli kıldığı, yasaklı kıldığı şeylere değer verirse.
- 21:08
Fe ve gayrû lev indâ rabbih. Rabbi katında o tazim çok onun için hayırlı olacak. Dünyada ahirette o hürmetinin karşılığını görecek. Hürmet ne demektir? Haramdan geliyor. Haram ne demektir? Yasaklı, dokunulmaz demek. Hürmet ne demektir? İhtiram. Ne demektir? Onu dokunulmazlığını kabul etmek ve itiraf etmek demektir.
- 21:30
Yani ne demek? Sen bir şeye hürmet ediyorsan ona pislik sürer misin? Onu pis yere koyar mısın? Aşağı taraflarda durdurur musun? Çünkü neden? Değer veriyorsun ona. Yani ona ne demiş oluyorsun? Ben senin hürmet perdeni yıkmayacağım. Yani sana saygı duyacağım. Senin saygına halal getirecek, zedeleyecek şeylerden uzak duracağım demek.
- 21:53
Hürmet buradan geliyor. Hürmet ederim ne demek? Sana saygısızlık yapmam demek. Terbiyesizlik yapmam demek. Evet. Çünkü Allah Teala dininin nişanları olan Makam-ı İbrahim, Hacer-i Esved, Safa Tepesi, Mervet Tepesi gibi Kabe-i Muazzama, bunlar Harem-i Şerifler vs. Bunların yasaklığının, yani dokunulmazlığının korunmasını ve bunlara saygısızlık yapılmamasını emretmiştir.
- 22:21
E sen şimdi zarar verirsin. Ama kime zarar verirsin? E sana saygısızlık edene zarar verirsin. Ne demek? Zararına sebep olursun. Çünkü Allah Teala böyle yapmış seni. Yani burada ne buyurmak istiyorum? Kimse sanmasın ki sen kendi başına fayda verirsin veya kendi başına zarar yaratabilirsin. Çünkü Câliyet ehli putlar hakkında böyle düşünüyorum.
- 22:43
Kafirliklerin şeyi neydi? Havle şüphane indallah. Bunlar bize Allah katında şefaat edecekler. Ama Allah vahiyi de bildirmedi ki bunlar şefaat edecek. Hacer-i Esved için bildirdi. Hacer-i Esved için vahiy geldi peygambere. Sallallahu aleyhi ve sellem. Bu ahitlerin toplandığı bir mukaddes bir mübarek bir Hacer'dir.
- 23:06
Bu yarın ahitte şefaat edecek. Şahitlik edecek. Hacer-i Esved en büyük şahittir. Bu senin şahidindir. Bunda fayda var. İbadet etmedin, istilam etmedin, Hacca gitmedin, umreye gitmedin. Yani imkanı varken demek istiyorum. Tavaf yapmadın, istilam yapmadın, o zaman seni şikayet edecek. Ayet-i namene göre sözleşmeden yoksun.
- 23:30
Kalbi belada söz verdin. Kalbi bela bezminde söz verdin. Dünya'ya geldin. Hıyanet ettin. Naks ettin. Bozdun sözü. E şimdi o seni şikayet edecek. O zaman ne oldu? Zarar verdi. Ama zararı kendi yaratmadı ki. Mevla onu sebep yaptı. İşte burada cahiliyet elinden farkı ne oluyor? Efendim işte şeyhlerine rabıta yapanları, bu vahabiler müşrik diye nitelerler.
- 24:00
Niye? Efendim işte o şeyh efendi düşünüyor. E sen bak kısa bakıda karını düşünüyorsun. Ve uzakta kalınca gurbette niye müşrik olmuyorsun? E karını tapmak niyetiyle düşünseydin, müşrik olurdun. Şeyhini de tapmak niyetiyle düşünseydin, Düşünce adamı müşrik eder mi? Eder. Nasıl eder? Eğer sen bir şeyin Allah'tan, Allah'a ortak olup, ibadete layık ilah olduğunu varsayarak,
- 24:24
o itikadıyla düşünürsen, e bunu şirk yapar. Müşrik eder adamı. Ama karını şehvetle düşünüyorsun. Çocuğunu merhametle, şefkatle düşünüyorsun. Veyahut şeyhini, hürmet ve tazim ile düşünüyorsun. Allah'ın takva kulu, varisi nebi, hafız, alim. Hürmetle düşünüyorsun. Saygınlıkla yanındaymış gibi düşünüyorsun.
- 24:51
Bu mülahazada ne zararı var? E işte bunlar Allah katına bize şefaat edecekler dediler, müşrikler. O ayeti okuyor. Ya ne alakası var? E biz eşeklerimizi niye düşünüyoruz? E bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye. E tabi ki rabıta. Görmeye sâniyet aziz dîzârını diyor. Hüsmet Garibullah Hazretleri. Yani Allah'a kavuşma vesilelerinin en yakını.
- 25:17
E vesileyi aramamızı bize kim emrediyor? Bana kavuşturacak size vesile arayın. Maide Suresi'ne âti. E vesile aramayı bize Mevla emrediyor. Rabıta da bütün vesileler için maksut hükmü varsa bir şeye vesile olan o ulaştıracağı gaye hükmündedir. Ona değer verilmesi lazım. Önemli değil mi? Bütün vesileler yani vesile aracı demektir.
- 25:45
Kur'an-ı Kerim vesile midir? E Allah'a ulaşma vesile. Ne yapıyorsun? Öpüp başına koyuyorsun. Peden aşağı tutulabiliyor musun? Abdestsiz tutabiliyor musun? Mesela gözünü kapatıyorsun hafızlık yapayım işte ne olacak bütün sayfaları böyle satırları mülazat düşünüp duruyorsun. Hafızlık çok fayda eder satır düşünmek.
- 26:03
Sonda mıydı? İbigeri miydi? Yani sayfanın başı neydi? Hangi ayetti? Böyle resim çeker ya hafızalarımız. E resim çekiyor işte hafızlar öyle. Yani e bu niye vesile diye? Sen şimdi Kur'an mı bizi yarattı diye diyorsun. Kur'an Halik de değil mahluk da değil. Yani yaratan değil ki sen şimdi. O yaratanın ibadetine vesile diye Kur'an-ı Kerim düşünüyorsun.
- 26:30
Kabe'ye gidiyorsun. Kabe'nin etrafında tavaf ediyorsun. Eğer sen kendi kafana bir taşları toplasan da etrafına dönsen ne olursun? Gavur olursun. Hani ibadet kastıyla yaparsan tabii. İbadet kastıyla yaparsan. Ama şimdi bu Kabe taş duvar. Dört duvarın etrafında yedi kere dönüyorsun. Bir tavaf yapmak için.
- 26:50
Bunun ne manası var? Ama Mevla emredince manası var. Neden? Benim sizi affetmem için vesiledir buyuruyor. Sen de tavafa ne hükmü veriyorsun? Allah'a ibadet oluyor. Allah'tan rızası kazandıracak maksat oluyor. Aslında vesiledir ama maksat hükmündedir. Çünkü gayeye ulaştırıyor. Gaye ne? Allah'a kulluk.
- 27:10
Gaye ne? Af olmak. Rızası kazanmak. Budur yani. Bunları niye bizimle karıştırıyorsun? Bak müşrikler ne diyorlarmış? Bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye biz butlara tapıyoruz. Ee siz tarikatçılar da Allah'a bizi yaklaştırsın diye rabıta yapıyorsunuz. Yahu sen ne kadar dunduğuna ahmak adamsın. Hiç mi kafan çalışmıyor?
- 27:31
Onlar diyorlar ki biz bunlara tapıyoruz. Müşriklerin lafı ne? Tapıyoruz. Yani ibadet yapıyoruz. Yani kulluk yapıyoruz. Kulluk kime yapılır? Mabudun bir hak olan ilaha yapılır. O da ancak Allah-u Teala'dır. Yani ne demek? Tesir bundandır demek. İbadet ettiğin şey sana fayda yaratabilir, zarar yaratabilir demek.
- 27:50
İbadet yaratana yapılıyor. Peki rabıta yapan niye yapıyor? Allah-u Teala bana vesile ara emretti. Ben de onun bir dostunu düşünerek Mevla'ya yaklaşmak istiyorum. Çünkü Mevla'nın zatını düşünmek yasak. Zatı şekilden münezzeh düşünülemez. Onun için onun nurlarının yağdığı, feyizlerinin menbaı olan bir zat.
- 28:09
Yanımda mülaza ediyorum. Zikrederken birlikte zikrediyoruz. O zaten yanında. O da Allah'a ibadet ediyor. Ben de onun Allah'a ibadet ettiği halini düşünüyorum. Yani mürşit de zikir halinde zaten. Allah'a ibadet halinde. Ben de onun yanında, yani birlikte zikrediyoruz. O da Allah'ına ibadet ediyor. Ben de Allah'ıma ibadet ediyorum.
- 28:28
Onunla birlikte ibadet ediyorum. Çünkü Mevla ne buyurdu? Vekûnü mâ sâdikîn. Doğru dürüst olan, özü sözü bir olan sadık kullarımla beraber ol. Beraber olun. Bedenen beraber olsanız alî-l âlâ olur. Herkes ne zaman beraber olacak? Herkes Efendi Hazretleri'nin yanında nasıl durabilir? On senedir ihvan olanlar bir kere bile görmeyenler var.
- 28:50
Camın arkasından görse adama yetişir. Nasıl yanına girecek? Yanına girse nasıl duracak? Bir saat, iki saat. Kim tutar seni? Onun için sadıklarla beraber olun. E bu beraberliğin en başı bedenidir. Ama bedenle kalp bir olursa zaten esas maksattır. Ve lakin bedenle mümkün olmayınca ki ekseriyette bu bedenle birleşmek, bir arada oturmak imkan dahilde olmuyor.
- 29:18
Ulema'mızla, evliya'mızla. O zaman kalbi beraberlik olur. Ishâb-ı meâllâh, Allah ile beraber olun. Fellem test atıyor, Allah ile beraber olmaya güç yetiremezseniz. Feshâb-ı meâmen yashâb-ı meâllâh. Allah ile beraber olanla beraber olun.
- 29:34
Şimdi böyle adamlar var, nefsiyle şeytanıyla beraber. Onu düşündüğün mü ne olur? Pislik sıçrar. Huzurun kaçar, moralin bozulur. Zikir halin darmadağın olur. Öyle sanatçılar var, şarkıcılar, türkücüler. Bunları düşündüğün anda bütün huzur feyzin kaçar. Ama Allah'ın öyle dostları var.
- 29:50
Şimdi onları gözünü kapatıp düşündüğün vakit yanında onlar bizi Allah'a yaklaştırıyorlar. Allah'a yaklaştırıyorlar. Ama Allah'a yaklaştırıyorlar diye, yaklaştırsınlar diye tapmıyoruz ki onlara. Onlar da Allah'a ibadet ediyor. Biz onların Allah'a ibadet halini düşünüyoruz. Neden? Onunla birlikte olsam ben Allah'a ile irtibat kurmayı beceremiyorum.
- 30:10
Mevla'yla irtibat kuran birinin hiç olmazsa yüzünü, şeklini, alnını falan düşünürüm. şekil yok haşa. Nasıl tefekkür edeceğim? Bu sefer hindi gibi düşünüyorum. Gözüm mühimiyorum, kafamı sıkıyorum, alnımı sıkıyorum. Ne oldu ondan sonra? Aklıma karı, para, efendim kırk sene evvel gördüğüm karılar, çıplaklar, efendim 40 sene evvel gördüğüm karılar, çıplaklar, her türlü
- 30:30
her türlü haram, helal, mubah, haram, helal, bu bahsediyor. şerit gibi önünden geçiyor. E bunu durdurmanın bir yolu işte Allah bir dostu, bir mürşidine o şeyi yönlendirmek. Hafızayı, zâkireyi, hayal gücünü ne yapmak? Bir Allah dostuna yönlendirmek. Yani onunla birlikte ibadet ettiğini düşünmek. O da âbit, sen de âbit.
- 30:53
Mabud nerede? Mabud Allah-u Teala. Buna tapıyoruz lan bunun, ne alakası var? İşte bu hadis-i şerif bu işlere çok yani ifade ediyor. Bu Sinde Hazretleri görmüyor musun? Ne anlatıyor sana? Hazreti Alef'e dedi bak fayda da verir, zarar da verir. Ya Ömer sen nereden çıkarttın bunu dedi. E dedi bir ilmin varsa söyle.
- 31:14
E dedi Rasulullah buyurdu ki sallallahu aleyhi ve sellem yarın ahirette gelecek, şahit olacak. Kendisine istilam edenlere hayırla şahit olacak. Kendisine istilam etmeyen, ziyaret etmeyenlere sözlerinde durmadılar diye şikayetçi olacak. İşte dedi fayda verir. Yani senin bir adam ahirette kurtulmana şahit olursa birisi sana faydası olmuyor mu o adamın?
- 31:37
Ama faydayı o yaratmıyor. Sebep oluyor, vesile oluyor. Peki biri gelse şikayet etse seni kul hakkı var yurdu bana kırdı beni bilmem ne. Tam cennete gideceksin kapısında. Bir şey alacağım kaldı bu adamda. Sokarlar mı seni cennete? Yetmiş peygamber kadar ameli ibadeti olsa diyor İmam-ı Rabbani Hazretleri bir diren borcu olsa ödeşmeden, helallaşmadan cennete giremez buyuruyor.
- 32:01
O zaman zarar verin istesene geldi şikayet etti bak zarar verin. Zararı o yaratmadı ama sebep oldu. Onun için ya Ömer fayda da verir, zarar da verir. Biiznillah Allah'ın müsaadesiyle. Ama bunu sebep yaptı buyurdu. Yani Hazreti Ömer Efendimiz dedi Ebel Hasan derdi yani Hasan'ın babası künyesi ya Hazreti Ali Efendimiz.
- 32:25
İlk çocuğuyla erkek çocuğuyla künyelenir. Senin yaşamadığın bir dönemde yaşamaktan Allah'a sığınırım ya Ebel Hasan dedi. Yani sende çok ilim var. İlimde Hazreti Ali Efendimiz üstündü çok. Sahabenin en alimi denebilir. Yani ama ilimde üstün olmak tabi fazilette üstün olmayı gerektirmiyor. Ebubekir Sıddık ondan eftaldir.
- 32:48
Hazreti Ömer ondan eftaldir. Hazreti Osman ondan alim değildir mesela. Ama ondan eftaldir. Yani hilafet sırasına göredir eftaliyet sırası. Ehl-i sünnetin cumhuruna göre. Ehl-i sünnetin tamamına göre diyebiliriz. Ebubekir'le Ömer Efendimiz hakkında ittifa, icma vardır tamamdır. Hazreti Osman Efendimiz'de bir iki kişi bir şey söylemiş ama ehl-i sünnetten olduğu halde.
- 33:13
İntibar edilmez. İcma Hazreti Osman'ın Hazreti Ali Efendimiz'den eftal olduğuna dairdir. Hatta büyükler bu hususta çok da şiddetli olmuşlardır. Sırayı bozmamak lazım diye. Ama Hazreti Ömer Efendimiz ne dedi? Ya Ebel Hasan. Senin yaşamadığın bir dönemde yaşamaktan Allah'a sığınırım. O yüzden ilimde sana muracat lazım geliyor.
- 33:41
İşte bir alimin olmadığı bir dönemde kalmaktan Allah'a sığınmak lazım. Başına bir iş gelir fetva soracak hoca yok. Ya da diyanete mecbur olsun. Oraya da tam güvenemezsin. İleri geri yapar diye. Ne olacak? Ebubekir Sıddık Efendimiz'de mahkeme katılımları yapmıştı. Hazreti Ömer Efendimiz Hazreti Osman.
- 34:01
Üç halife döneminde de şeriat hükümlerini icrada katılık yapıyordu Hazreti Ali Efendimiz. İlmi çok olduğundan. Hükmü kuvvetliydi yani. Evet. Burada Hazreti Ömer Efendimiz'in Hacı El Esved'i öpmesi konu ediliyor. Buhari Şerif'te. Ne anladık bundan şimdi? Şunu anladık. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem.
- 34:22
Yani Hazreti Ömer Efendimiz o bu sözü söyleyene kadar o mübarek taşın Hacı El Esved'in ahirette şahitlik yapacağını veya şikayetçi olacağını biliyor muydu? Bilmiyordu. Yoksa sığınmazdı Allah Azze ve Celle'nin döneminden. Bilmiyordu. Fakat niye öpüyordu? Ben hikmetini aramam, sormam. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm, öpüyordu.
- 34:50
Ben de öperim. Bitti. Resulullah ne yaparsa yaparım. Sonra Hazreti Ali Efendimiz ona hikmetini de tanıyordu. Biz ona hikmetini de tabii, hikmetini de Allah bildirmese, Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem duyurmasa, Hazreti Ali Efendimiz de bilemez ki. Yani, ama onda o ilim yoktu o an için. Ama hikmetini bilmeye lüzum var mı?
- 35:10
Yok. Ne yapar? Öptü, gördüm, öpüyorum, bitti. Onun için bunlar çok önemli. Zühan-ı Hurvete ibni Abdillah ibni Kuşeyr'in, Hurve ibni Abdillah ibni Kuşeyr Hazretleri, Kale dedi, Haddeseni bana anlat, Muaviyet ibni Kurra Hazretleri. Bu da sahabedendir. Sahabede birkaç tane yani Muaviye isminde zat var.
- 35:30
Meşhur Hazreti Muaviye değil bu. Muaviye ibni Kurra, onun babası Ebû Süfyan'dır, bunun babası Kurra'dır. An-Ebî babasından, yani Kurra'dan. Allah Allah. Kale dedi, babası. E teytuh, geldim. Kime geldim? Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem. Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in ziyaretine, huzûna geldim.
- 35:59
Nerede? Fîrâhtın bir cemaat içerisinde. Min Müzeynete, Müzeyne kabilesinde. Müzeyne bir kabiledir. Müslüman oldular. Sahabe oldular. Bu kabileden bir cemaat içerisinde ben de geldim. Febâ yani, hemen biat ettik. Hu Rasûlullah Efendimiz'e, işte elinden tutuyorlar, Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem. Söz veriyorlar, iman şartları, İslam şartlarının yerine getireceklerine dair.
- 36:22
Ve innehu, o vakit Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem, lemutlakul ezrâri. Düğmeleri çocuktu. Yani demek o zaman da nasıl böyle bizim gibi belki düğmeler şu şekilde yoktur ama işte bağlıyorlar ya, iplerin bağlama yerleri oluyor, onu ona takıyorlar. Böyle şeyler de var hâlâ da mağrib kıyafetlerinde falan, şeyli, kıyafetin kendinden oluyor yani.
- 36:46
Orada bir şeyden, kumaştan düğüm oluyor, o iplik de oluyor, o iplik ona takılıyor ve bu da düğme yeri. Yani düğmeyle bizim şekilde olmak şart değil. Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem, düğmeleri çocuktu yani burasında. Mübarek adam ya. Hemen soktum yediği elimi, üzerinde enteari vardı, entearinin yakasından elimi soktum diyor.
- 37:12
Allah Allah. Biz olsak tabii biraz daha şey ederiz, hayal ederiz, utanırız falan böyle, hepten arkadaş gibi davranamayız da sahabe-i kiramda hiç tekellif yapmayacak, zoraki işler yok. Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem de öyle şeyleri çok sevmez. Yani ne diyeyim sana, protokol durumlarını sevmezdi.
- 37:31
Hemen diyor elimi soktum entearisinin içine, buradan mı soktu artık, neyse arkaya döndüm, femessestur, dokundum el-kâtemi. Nübüvvet mührü vardı ya, kuş yumurtası kadar büyük. Sırtında mübarek nübüvvet mührü vardı. İşte bizim şeyde var, Mevlid kıssası kitabında. Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem mucize hayatı, Mevlid kıssası.
- 37:58
Kıraati değil, oku alın kitapta. Onda Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem mührünün şekli var ve orada yazılan harfler var. Mübarek küllerinden harfler vardı. Yazıyor, mührü şerife bakmak, yani onun şekline bile, yazısına bile bakmak, şununla ibadet, fazilettir. Ne faziletleri var işte, Mevlid kıssası, tamam Mevlid ayına geliyoruz, bir hafta kalmadı.
- 38:26
Kaldı işte. Bir hafta içine giriyoruz, Rebülevele. Yok, Rebülevele birkaç gün kaldı da, yani iki gün kaldı da şey değil. Çarşambay, perşembeye bağlayan gece görüyoruz yani. Ne diyeyim sana? Yarın değil, öbür gece yani. Yarın değil, öbür gece, çarşamba, Rebülevele'nin birinci gecesi yani. Arada bir salı kaldı.
- 38:50
Da 12. geceye var, bir haftadan fazla. Yani Mevlid gecesi. Ama Mevlid ayına giriyoruz. O Mevlid kıssasını mutlaka okuyun. O kitapta çok ilimler var. Orada bir de mührü şerife bakmanın faziletleri de var. Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem, Hatem-i Şerif. Mührü şerife dokundum diyor. Yani o tüylerden mübarek, böyle bayağı bir küçük kuş yumurtası kadar da var yani.
- 39:14
Büyük yumurta, deve kuşu yumurtası değil de, normal küçük kuş yumurtası kadar da var. Galet dedi, Urve. Urve Hazretleri anlatıyor. Urve, o Muaviye İbni Kurra'yı tanıyan. Yani, bu Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem'i düğmeleri çocuk vaziyette görüp de, elini içine sokup, mührü şerifine temas eden zat, Muaviye Radıyallahu Anh'ın babası Kurra Radıyallahu Anh.
- 39:43
Anladın mı? Şimdi o, Kurra Radıyallahu Anh'a anlatıyor, oğluna. Oğlu da anlatıyor, Urve. Urve Radıyallahu Anh. Benden erkek ismi istiyorlar. Bak, Urve çok güzel bir isimdir, haa. Yani sahabede de, şey, tabiinde çok var. Efendim, Urve İbn Zübeyr var, sahabede var. Evet. Urve Hazretleri diyor ki, Femaraitu, ben görmedim.
- 40:10
Muaviyete, Muaviye İbni Kurra Hazretleri. Velebnehu, oğlunu da, yani kattu, asla efendim, hiçbir zaman, oğlu kim? Ravi. Allah Allah. Kuşeyr oluyor o zaman. Kuşeyr, yani Kuşeyr Radıyallahu Anh, Muaviye Radıyallahu Anh'ın oğlu. Çünkü babasından duyduk, Kurra der. Onun da oğlunun adı Kuşeyr olabilir. Ravi yani.
- 40:56
Anladın mı? Kendisini de kastedebilir. Yok, Ravi Kuşeyr olabilir, diyor. O zaman ne oldu bu? Yani Muaviye'yi de görmedim, oğlunu da görmedim. Yani Kuşeyr Radıyallahu Anh'ı da görmedim. Efendim, Fişite Ay'ın kışında, kışta da görmedim. Vela Sayf'in yazda da görmedim. İlla gördümse mutlakayil ezrari, düğmeleri çocuk vaziyette gördüm.
- 41:26
Buranın düğmeleri çocuk. Ben de şimdi hep buralarda çocuk dururum. Düğmeler bizim, hanım bana hep kızar. İşte efendim yayındasın, şuradasın, buradasın. Ha, sünnet. Benim sünnet olduğunu bilmiyordum tabii. Ben şekerden, sıcaktan tarlanıyorum. Devamlı buramı açarım. Fakat sünnetmiş be. Sünnet derken, adiyattan, yani adet kabilinden olan sünnetlerden ama bak sahabe-i kiram nasıl.
- 41:52
Ben diyor ne zaman Resulullah Sallallahu Aleyhi Vessellem'i ziyarete geldimse, onu düğmeleri çocuk gördüm ya, elimi de soktuğumda diyor Mübarek Mührü Şerif'ine, Mübibet Mührü'ne temas ettim. Ondan sonra onun, Ravi'nin oğlu, Kurra Hazretleri'nin oğlu Muaviye, onun oğlu işte Kuşeyr, onun oğlu Abdillah.
- 42:10
Yani onun oğlu Urve. Şimdi Urve, İbni Abdillah ve Kuşeyr. Bu silsileye geldiği zaman, Urve Radıyallahu Anh'tan geliyoruz, yani bayağı bir üçüncü torunu. Ha orada büyük büyük dedesi oluyor yani, Kurra Radıyallahu Anh. O diyor ki, ben diyor babalarımı, atalarımı diyor yani, yani babamı, dedemi, sonra büyük dedesi Muaviye Radıyallahu Anh oluyor.
- 42:32
Onları ne zaman gördümse, yaz olsun, kış olsun, düğmeleri çocuktur. Bu İbni Mace'ye rivayet ediyor, İbni Hikmet Sahih'te rivayet ediyor. Efendim, çünkü o da bir de nübüvvet mührüne dokunmasına da vesile oldu ya, çözük olmasa.
- 42:51
Şimdi çözük olmasa kalkıp, çöz bunu demez veya kendi çözmesi şeye abes kaçacak. Çözük bulduğu için elini soktu, Kurra Radıyallahu Anh. Burada, mührü şerif hakkında mı rivayet, mührü şerifin özelliği. Bu kitap, Mevlüt Şerif Kıssası ve Muciz Hayat, 46. Risale. Mevlüt ayı giriyor, yarın değil öbür gece.
- 43:12
Mevlüt ayı bitmeden kitap bitecek. Kitapta var 700'den fazla sayfa. 750 falan sayfa var. Ama sayfalar çok büyük değil. Yani normal kitap boyundan iki sayfa bir eder. Yani ona göre boyutu öyle kitabın. Resulullah Sallallahu Aleyhi Vessellem'e, işte tazimen hürmeten Mevlüt-i Şerif'ine çok kaliteli kağıta basılmış o.
- 43:40
Öbür kitapların üstünden farklı, bu kağıt hiç birinde yok. Bu süsler, tezzipler de hiç birinde yok, dört renk. Çünkü tazimen, Mevlüde tazim. Mevlüt Kıssası burada var. Zürkani Radıyallahu Anh diyor, Allah-u Ehdi ve la Şerike'le Muhammedun Abduhu ve Rasuluhu. Burada neler yazdığı, sayfe söylüyor. 661, 662.
- 44:03
Evet. Bu mübarek mührü şerifin hadiseleri var. Abdest alıp sabahleyin ona bakarsa, sabahleyin ben bakıyorum şimdi, elhamdülillah. Allah'ım salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sellim. Allah-u Teala onu akşama kadar muhafaza eder. Akşamleyin bakanı sabaha kadar hafizeder. Ayın başında bakanı sene sonuna kadar tüm belalardan korur.
- 44:23
Şimdi Rebülü Efendi başı işte, yarın değil, öbür gece mutlaka 662. sayfede mührü şerife bakın. Kapağın arkasında da koyduk, belki yeni baskılarda yok. Herhalde bilmiyorum. Kapağın arkasında. Biraz tazimen herhalde içeride kalsın mı düşündük. Öyle bir şey hatırlıyorum ama. Ama 662 dedi. Ayın başında baksa, efendim, ayın sonuna kadar, bu sene sonuna kadar diyor burada.
- 44:51
Demek ki ayın başında derken, burada maksat hicri ayın başında olsun. Hicri ayın başında olsa Muharrem-i Şerif'in başında olur. Buna da bir parantez şer koyalım tabii. Efendim, sene sonuna kadar ya da baktığı aydan sonra bir sene geçene kadar manasına çıkabilir. Yolculukta nazar edenin seferi yolculuğu mübarek olur.
- 45:12
Yani işe gidiyorsun, yola gidiyorsun. Mührü Şerif'i ziyaret et, aç kitaptan salavat getir, Mührü Şerif'e bak. Efendim sallallahu aleyhi ve sellem mübarek sırtındaki şeylerin, şu andaki tasviri yani, yazıları yani. Biz kendisini göremeyiz. Ondan sonra zaten Hz. Aişe annemizin koynunda kucağında vefat etti.
- 45:30
Vefat eder etmez mübarek eli düştü işte. Allahumme rafikalala diyerek hemen diyor, elimi soktum sırtındaki nübüvvet mührüne. O çok acayip bir şeydi yani. Baktım kaldırılmış. Yani sırtında bulamadım diyor. O bazı rivayetlerde zaten, çocukluğunda falan yok. Kuvvetli rivayetlere göre kırk yaşında. Yani nübüvvet mührü peygamberlikle beraber sırtında peyda olduğu zuret.
- 45:58
Bazı rivayetlerde çocukluğundan da itibaren olabilir. Ama özel Mevla Teala onu yarattı. O mührü şerifi, yani mübarek kıllarından tevhid yazıyor. Bir de dua yazıyor. Yolculukta bakanın, o sene, baktığı sene ölenin imanla çene kapaması nasip olur. Ömründe bir kere de muhabbetle, imanla, kendisine bakanı Allah-u Teala zatına kavuşuncaya kadar
- 46:24
istenmedik her türlü şeyden hafıza eder. İstemediği her şeyden muhafaza eder. Muhammed El Bintani Hazretleri, Medarici Suud, İleksel Burud, kitabın 64. sayfasında bunları zikrediyor. Çünkü mührü şerifi görmek için sahabe-i ekrem can atarlardı. Hazreti Selman-ı Farisi bile bütün alametleri çıkardı. Baktı, etrafında dolandı, dolandı.
- 46:51
Hatta biraz eski kitapları bildiği için Selman-ı Farisi'nin adı olan, o zaman Medine'de çobanlık yapıyordu. Geldi, bir et getirdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sordu, nedir? Sadakadır, onu git fakirlere dağıt dedi. Biz yemeyiz. Enbiya cemaati sadaka cekat yemeyiz. Sonra bir daha getirdi. Bu nedir?
- 47:17
Dedi ki hediyedir. Hatta hediyeyse kabul ederim. Oradan bütün alametleri doğrulattı falan. Ama en sonunda dolanıyor, dolanıyor, durmuyor. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem anladı. Gel, gel dedi. Sen dedi, ne istiyorsun ben anladım dedi. Sırtındaki mübarek şalını indirdi. Ridasını indirdi. Mübarek iki omzunun arasındaki mührü nübüvvet, hatemin nübüvvet çıktı.
- 47:40
Onu görünce hemen öptü imanetti. Sahabe-i kiram hemen öperlerdi, ziyaret ederlerdi. İşte buzatta bu Mevlüt kıssası kitabı başlıyorsunuz. Bak, çarşamba 1, Mevlüt ayı çıkana kadar 700 sayfa kitap bitti. Ya biter, Allah'ın izniyle. İşinizin adı ne? Biraz az film seyredin. Dizileri bırakın. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e dönün ya.
- 48:05
Senede bir kere onun Mevlüt'ünü okuyun ya. Bu nedir? Bu ne rezilliktir? Evet, bu kadar büyük faziletler var. Bu mührü şerifte. Tabi içinde de, kapağında da. Tabi ziyaretler için. Bu mübarek kapağında da var ama. Belki yeni baskılarda kapağına koymadık, arkada kalıyor diye midir acaba? Öyle bir şey düşündüm ama.
- 48:24
Tabi yeni baskı da belki de yapılmadıysa böyledir yine. Yenisini de öyle düşünüyorum. Yani ne oldu burada şimdi? Niçin Muaviye radıyallahu anh, Kuşeyr radıyallahu anh, Kurra radıyallahu anh, niye hep düğmeleri çözüktürürmüş? Allah'ın Rasulü de sizin için güzel bir uyulacak örnek ve nümune var. E şimdi bunun ne alakası var ya düğmesi çözük diye?
- 48:51
Bu ibadet değil ki. Namazda elini şöyle koyduğu olsa ibadet şekli. Kıyamdan kalkarken işte tekbir getiriyormuş, hafilere göre getiriyor. Halevilere götürmüyor. Bunlar ibadet şekli. Bunları takip etmek lazım. Ama şimdi bu düğmeleri çözük. Benim durumum da şimdi böyle. E peki bunda ibadet değil ki bu.
- 49:13
Ama olsun. Burada ne anlaşılıyor? Yani, Efendim, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ne giydiği öyle giyinmek. Bunlar sünnet olduğunu sahabe böyle anlamasaydı, düğmeleri çözük dururlar mıydı? Medine ehli de hep düğmeleri çözük olur diyor. Şarih burada. Çünkü niye düğmeleri çözük? Boğazını sıkmasın diye diyor.
- 49:41
Aynı benim sıkıntım. bir de havadan daha fazla yararlansın. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem niye düğmeleri çözük dururmuş? Hem havadan çok da çözük durur. hem havadan çok yararlansın, hem de efendim, boğazını sıkmasın. Sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz, Medine ehli de bunu âdet etmişler, böyle amel edermişler.
- 50:05
Hikmeti bu. Sadr-ı şerifi göğsü havadan daha ziyade faydalansın. Allah Allah. Entari'nin, gömleğin darlığı ondan uzaklaşsın. Bir de, düğmelerle insanın boynu boğulmasın, sıkılmasın. Yani ben evvel yaparım ama ben kendim daralan bir adamım yani. Tamamını ateşlenip terleyen bir adamım. Onun için yaparım.
- 50:31
Ama şimdi bundan sonra sünnete niyet yapacağım. Şimdi hanım dese de düğmeni kapa kapatmayacağım mesela. Evvelce delilim yoktu, kapatıyordum mecbur. Şimdi delilim çıktı. Fakat Zeyd ibni Eslem, Zeyd ibni Eslem radıyallâhu anh rivâyet ediyor. İbn-i Hüzeyme sahihinde zikrediyor. BHK'yı zikrediyor bu hadis-i şerifi rivâyet.
- 50:50
Kale dedi. Rait'i gördüm İbn-i Ömer'e. Abdullah İbn-i Ömer Hazretleri. Ben şimdi mesela şunu da düşünüyordum. Bu da ilginç. Namazda dururken düğmemi kapatayım mı? Ben gerçi A'sı Paşa'sı da gelse düğmemi kapatmam. Yani normalde.
- 51:05
Şimdi şunu düşünüyordum. Hani diyorsa pijamayla adamın içine çıkabilir miyim? Çıkamam. O zaman pijamayla temiz de olsa namaz kılmamalı. Kılınmaz değil, kılmamalı. Durum. Ben de onu düşünüyordum. Bazı kere hep böyle yaparım. Fakat bazı da tarlanıyorum, sıcaklanıyorum. Bu sefer de tam kâhmet getirirken acaba düğmemi bağlasam mı ya şimdi hani bir kaymakam gelse, ağa paşa gelse
- 51:27
veyahut başbakana gitsem düğmemi bağlar mıyım acaba? Gerçi ben bak bağlamıyorum çoğu. Normal. Durumum neyse o. Fakat onu da hesap ediyorum ama ya belki bir önemli insanın karşısına bağlarım falan. Hesabıyla namaza dururken acaba bunu düşünüyordum.
- 51:43
Şimdi o da elhamdülillah halloldu. Tüyümeleri çizik vaziyette namaza devam. Çünkü diyor İbn-i Ömer'i gördüm. Yani Abdullah İbn-i Ömer, Hazreti Ömer'in oğlu, sahabenin içinde Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sünnetine en çok ittiba eden, karış karış izleyen. Yattığı yerde yatan, kalktığı yerde kalkan.
- 52:01
Sahabede onun gibi bir tane daha yok İbn-i Ömer gibi. Bu konuda zirve. Zeyd ibn-i Eslem, Zeyd ibni Eslem tabiinden diyebiliyorum. Allah-u Teala. Diyor ki Diyor ki, İbn-i Ömer'i gördüm, Yusallî namaz kılıyordu. Mahluğuyla çözülmüş vaziyette. Mahlûlen, çözülmüş vaziyette. Ezrar-ı hu düğmeleri. Ezrâruhû, düğmeler.
- 52:18
Bütün düğmeler, burası göğsü açık. Düğmeler çözük vaziyette namaz kılıyor. Allah Allah. Ben de dedim biraz. Feseltü gittim sordum hu ona anzalike. Yani daha delli toplu olsa, göğsün falan kapalı olsa daha iyi olmaz mıydı? Sen niye böyle kıldın? Dedim. Fekale dedi. Raitü gördüm Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem.
- 52:37
Ben Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i gördüm. Yef'alu yapıyordu hu bunu. O düğmeleri çözük kılıyordu. Allah Allah. Yani ne güzel oldu bana bu gece yani. Müjdeler oldu yani. Yani yaptığımız bir sünnete denk gelmiş. Ama bu zamana kadarkinden iş değişti. Neden?
- 52:56
Şimdi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'de güzel örnek var. Diye. Bu ayete ittiba. Sünnete ittiba. Velev ki adet de olsa. Çünkü ne diyor? İmam Şindi'yi söylüyor. Ya diyorum diyor düğmeleri çözük olma gibi adet değil. Adettir. Yaklaşım tarzı. Ama diyor. Onlar sahabe bunu niye yaptı? Allah'ın Resulü'nden örnek almak için yaptı.
- 53:20
Anladın mı? Demek ki adet deyip geçmeyeceksin. Ne diyor? Efendilerin adetleri adetlerin efendileridir. Çünkü onu yapan efendiyse adeti de ne oldu? Bütün herkesin yaptığı adetlerin başına geçti. Efendisi oldu. Bunu da böyle. Dersimiz burada kalıyor. Ben babın başına kadar giderim dedim ama izahsız da olmuyor.
- 53:54
Onun için izahlı gitmeye çalışıyorum. Allah Teala Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme şu bir gece sonra hululu ile müşerref olacağımız Rabi'ul Evvel Rabi'ul Enver diyor. Geçmiş büyüklerimiz Enver. Enver en nurlu demek. Rabi'ul Evvelil Enver. Bu mübarek en nurlu Rabi'ul Evvel ayı hürmetine Kâinatın Efendisi'ne sallallahu aleyhi ve sellem hakkıyla ittiba, her işte ittiba
- 54:23
farzlarda, vaciplerde, sünnetlerde müstehaplerde, edeplerde bugünkü derslerine çıkarttık. Hatta adetlerinde dahi uymayı nasip, müesser eyle. Sallallahu teala aleyhi ve selleme teslim et. Elhamdülillah Rabbil Alemin.
Benzer sohbetler
1:34:01Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 78. Bölüm 6 Ekim 20266 Ekim 2026 · 95 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 6 Ekim 2026
1:33:48Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 77. Bölüm 2 Haziran 20262 Haziran 2026 · 94 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 2 Haziran 2026
1:40:41Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 76. Bölüm 5 Mayıs 20265 Mayıs 2026 · 101 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 5 Mayıs 2026


