03:16 / 43:48

  1. 00:00

    Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Salatu ve selamu ala Seyyidil Murselin ve Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecma'in. Tergibü terhib kitabındaki hadis-i şeriflerden dersimize devam ediyoruz. Sünnete ittiba ve sünnetin önemiyle ilgili bâba geçtik. Devam ettik, bir iki ders yaptık.

  2. 00:35

    Kaldığımız hadis-i şerifte, Ve aynhu eyda yine aynı sahabiden. Yani İbn-i Abbas, radıyallahu teâlâ, Anhumâ Hazretlerinden rivayet ediliyor bu hadis-i şerif. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Kâinatın Efendisi sallallahu aleyhi ve sellem, Allah Aleyhisselam, Kainatın Efendisi, Sallallahu Aleyhi Vessellem, Khatabe Khutbe okudu.

  3. 01:08

    En nasa insanlara fi haccetil veda'i veda haccında. Yani zaten bir kere hac yaptı. O da... hicretin onuncu senesinde, zaten vefat ettiği sene. Bu hatçın da biliyorsunuz veda hatçının hutbesi diye meşhurdur. Fakat kısa rivayetler olarak sahitte bazıları geçiyor. Bazıları diğer hadis kaynaklarında geçiyor.

  4. 01:47

    Dolayısıyla oradaki hutbeyi de şu anda insanlar işte bastırıyor, tercüme etmişler, bastırıyorlar. Efendim, Ramazan imsakı. Ramazan imsakiyelerine, takvimlerinde falan, veda hutbesi şeklinde onları dillendiriyorlar işte. Bu doğrudur fakat hepsi ondan ibaret değildir. Başka rivayetler de vardır. Mesela Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in veda açığında yaptığı bir konuşmayı

  5. 02:17

    burada İbn-i Abbas Hazretleri rivayet ediyor. Bunu hakim rivayet ediyor. İsnad-ı sahittir diyor. Sahitte de aslı vardır diyor. Lakin mesela o mevcut hutbenin metninde tercemesi... ...tercemesinde biz bunu bulamıyoruz. Demek ki veda açığında sadece... ...hani bu hutbeyi okudu, bu konuşmayı yaptı, bunun üzerine fazla bir şey konuşmadı şeklinde de bir kanaata sahip olmayalım.

  6. 02:48

    Bu da önemli bir meseledir. Çünkü veda açığında geçen öyle rivayetlere rastlıyoruz ki... ...o hutbesindeki, o konuşmasındaki öyle rivayetlere rastlıyoruz. Bu sefer insanlar, ya bu işte bizde var basılı, veda açığında böyle bir şey demedi gibi itirazlar yapabiliyorlar cahilliklerinde. Onun için bu hususta şuurlu olalım, uyanık olalım.

  7. 03:16

    Bu gari bir kısmını alır. Müslim bir kısmını alır, bir şey ilave eder. Diyersin başka bir kaynakta ilave bulursun. Onun için bilmediğimiz şeyi asla reddetmeyelim, nefret etmeyelim. Bilmiyorsak da demek ki böyle bir şey var ki bu kaynakta geçiyor şeklinde yaklaşalım hadis-i şeriflere ve rivayetlere. Fekale buyurdu sallallahu aleyhi ve sellem ama

  8. 03:43

    bu manaya yani temas eden şey var. Sahtede geçiyorum. İnneş şeytâne muhakkak şeytan kad ye ise Neden? En yu'bede ibadet olunmaktan, tapınılmaktan, işte diyoruz ya hep şeytana tapınılıyor. ümit kesti. Son sohbetlerde temas ettiğimiz üzere Hindistan'daki işte üç bin tane din var işte fareye tapan, ineğe tapan, efendim maymuna tapan da hep şeytana tapıyor.

  9. 04:16

    Çünkü şeytan ona sen git buna tap diyor. Onun için Kur'an-ı Kerim'de yarın ahirette Mevla kafirlere soracak. Estaizubillahimineşşeytanirracim. Ey Ademoğullar ben size emretmemiş miydim? Kuvvetli vasiyet etmemiş miydim ki? Şeytana tapmayın. İnnehu lekum alûmu bîn. O sizin için aşikâre bir düşmandır. Baba düşmanınızdır.

  10. 04:41

    Size yar olmaz. Ve ni'mudûnî. Siz ancak bana kulluk edin. Hâdâ salâtu mustakîn. Dost doğru yol budur. Şu anda İslâm üzere yaşayanlar ve ehl-i sünnete tâbi olanlar Allah'a ibadet ediyorlar. İslâm dışında kalanlar ehl-i sünnete

  11. 05:10

    Çünkü Mutezile, işte efendim Şia vesaire, Fırak-ı Daale, bütün bu ehl-i sünnetten ayrılmış fırkalar, mutlaka şeytanın davet ve teşvikiyle o yola giriyorlar. Onun için bak Muhadis-i Şerif de bunu açıklıyor. Çünkü İslâm artık yayıldı. Arap yarımadasında kabilelerin hemen hemen hepsi Müslüman oldu. Artık öbürleri de olma yolunda.

  12. 05:42

    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e bu zaten bildirildi. Onun için şeytan ümit kestiği Enyûbede kendisine ibadet olunmasından bir arzüküm sizin bu topraklarınızda. Ne demek topraklarınızda? Yani Ceziret-ül Arap'ı kastediyor. Yani burada görmedim de başka hadisten biliyorum. Arap yarımadasında.

  13. 06:02

    Diğer bir hadis-i şerifte, artık şeytan sizin bu cezirenizde, Arap yarımadasınızda putlara tapmanıza sebep olamayacak. Bundan ümidini kesti diye beyan ediyor. Ancak esas tehlike, sizi günahlara düşürmeye çalışacak. Ufak tefek zannedeceksiniz. Başınıza büyük belalar açacaksınız. Yani, Ben sizin için bugün dininizi kemale erdirdim.

  14. 06:53

    Üzerinize tamamladım. Din olarak İslam'dan sizin için razı oldum. Size İslam'ı verdim, tamamladım. Artık şeytan sizi ne yapamayacak? Putlara taptıramayacak. Eskisi gibi. Ama lafıza dikkat ettinizse şeytan kendisine tapınılmasından ümidini kesti. Yani bu ne demek? Zaten putlara da taparken şeytana tapmış oluyorsunuz.

  15. 07:19

    Allah'tan gayri neye ibadet kulluk ederseniz şeytana tapmış oluyorsunuz. Onun için şeytan kendisine tapınılmaktan, yani ne demek? Kendisinin dediği şeylere, gösterdiği işaretlere, putlara vs. artık tapınılmayacağınızı bildi. Ve bu hususta da çalışmalarını terk etti. Uğraşma lüzumu yok demek istedi. Şeytan da boşuna masraf etmez.

  16. 07:50

    Kar gelmeyecek yere yatırım yapmaz. Şeytan uyanık. Bakar ki ben bundan meşgul olacağım, uğraşacağım. Bir şey çıkar mı bundan? Çıkacağını anlarsa onunla uğraşır. Değilse ümidi keser, bırakır, gider. Elhamdülillah. Velakin nehu lakin şeytan razıya razı oldu. Burada var, sindiği de şimdi gördüm yani. Kıyamete yaklaşmadan evvel artık ümidini kesti.

  17. 08:28

    Çünkü dünya kuruldu kurulalı insanlara Adem Aleyhisselam'dan beri. Arap Yarımadası'nda da özellikle çok puta taptırdı. Mekke'de bile putlar doluydu yani. Ama artık Efendimiz Aleyhisselam'ın gönderilişi zaten kıyamete yakınlık alametidir. Onun için bu işi bıraktı. Velakin nehu lakin o radıya razı geldi.

  18. 08:52

    Neye? En yuta'a. İtaat olunmasına. Nerede? Fî mâ sivâde alke. Bunlardan başka yani şirkten, Allah'a ortak koşmaktan, puta tapmanın dışında başka şeyler yapsanız da mutlu oldu. Yani dedi ki madem bunları gavur edemeyeceğim artık. Bu büyük bir müjdedir yani Arap Yarımadası itibariyle. Biz tabii Arap Yarımadası'nda bulunmuyoruz.

  19. 09:13

    O bakımdan da bu garantiye girmiyoruz. Yani şeytan bizim buralarda kendisine tapınılmaktan veya işte söylediği şeylere milleti taptırmaktan ümit kesmiş vaziyette değil. Bizim bu bölge çünkü biliyorsunuz bir tarafımız Asya'da ama bir tarafımız Avrupa'da. Avrupa zaten kıta olarak da şirkin kaynağı olan bir yer.

  20. 09:41

    Bizim bu Asya'da Arap Yarımadası gibi teminat altında değil. teminat altında değil yani bu hadis-i şerifin Yani bu hadis-i şerifin güvence verdiği bölgede değil. Allah bizleri muhafaza etsin şirke düşmekten ama burada da şunu anlamayın mesela Arap Yarımadası'nda hiç Arap Yarımadası'nda hiç şirke düşen yok, var.

  21. 10:03

    Suriye'de Hristiyanlar da var. Efendim, Mısır'da var. Mısır gerçi Arap Yarımadası'na herhalde tabi olmuyorum ama diyelim ki bu körfez ülkeleri burada, yani Bahreyn, Katar, Kuveyt buralar ekseri zikrediliyor. Tabi şeyde Suudi Arabistan'ın tamamı olmakla beraber. Ama burada beş kişi, on kişi Hristiyan olur.

  22. 10:34

    Puta tapar, şuna tapar, buna tapar, bu hadisi bozmaz. Bu şu demektir, toptanınızı yani müşrik etmekten ümidini kesti demektir. Bunu da dikkatli anlayın. Yani genel manada insanların ekseriyetini şirke düşürmekten ümidini kesti. Ama arada her toplumda, her millette, belki de Mekke'de bile şu anda biz bilmiyoruz.

  23. 10:57

    Adam kendini gizliyor, belki müşriktir, efendim Mekke'de duruyor, Mekkelidir, belki de Puta tapıyormuş. Biz bilmeyiz ki adam evinde ne yapıyor, bunlar kastedilmiyor. Sen onun için bir kişi gördüğün zaman bu hadisi bozduğu zannetme. Burada buyurmak istiyor ki genel manada nasıl ki Mekke döneminde yani yönetim müşriklerin elindeydi, putperestlerin elindeydi.

  24. 11:20

    Alenen, ciharan, ortada insanları etkileyecek şekilde, insanların yönetimini ele alacak şekilde böyle bir puta tapma olayı, putperestlik ve şirk Arap yarımadasında artık yaşanmayacak şeytan bundan ümidini kesti. Bunu söylüyor. Yoksa fertler üzerinden şey edip hadis-i şerifin genel ifadesine tezat teşkil ettirmeyin yani.

  25. 11:42

    Yanlış anlarsınız. Elhamdülillah bu da büyük bir müjdedir, nimettir. Yani Arap yarımadası için de büyük bir teminat ve garantidir. Şirkle ittifak etmeyecekleri, şirkle birleşmeyecekleri, şirkin orada tekrar tezahür etmeyeceği alenen aşikare çıkmayacağı ortalığa. Diğer yerlere de bu kadar bir güvence yok yani demek istiyorum.

  26. 12:03

    Başka ülkeler, memleketler şu anda Müslümansa da yarın bir gün Allah muhafaza tamamen şirke düşebilir. Yani Hristiyan olmak olsun vesaire. Başka şirk çeşitlerinin birine bulaşabilir yani. Genel manada bulaşabilir. Ama Arap yarımadası'nda bu beklenmiyor. Şeytan bile ümidini kesti. Ama tehlike nerededir?

  27. 12:24

    Lakin ne orada ya? Lakin şeytan razı oldu. En yuta'a, itaat olunma'a. Nerede? Fî mâ sivâ. Bunların dışında, yani şirkin dışında. Ben seni gavur edemesem de, efendim başka işlerde beni dinlersin. Yine ben senden bir kar elde etmiş olurum. Memnun kalırım yani diyor. Çünkü bir insan bir hedef belirliyor.

  28. 12:47

    Onun tümünü alacaksa ne âlâ diyor kendi kendine. Tümüne ulaşamayacaksa bari şu kadar bir şey koparayım buradan. Diyor ya ki hepimizin başında olan işler. Hayatta yaşarken işte gayelerimiz var, hedeflerimiz var. İşte hepsine ulaşılamayan, nefsi terk edilmez hesabı. Biz de kendimize göre bir şeyler koparmaya çalışıyoruz.

  29. 13:07

    Birinden bir şey isterken falan, hepsini alamasak da, üç beşe razı oluyoruz ya, ucuzculukta yapıyoruz yani. İşte şeytan da burada, esas şeytan derdiği müşrik yapmak. Adamı ebedi cehenneme sokmak. Hiç çıkmamak üzere. Böyle günahkar olsan falan memnun olmaz. Olur ama tam memnun olmaz. Çünkü neden? Günahkar olsa cehenneme girersin, günahın kadar yanar, çıkarsın.

  30. 13:30

    O ister ki tam gavur ol, ebedi cehennemde kal onunla beraber. Kendi gibi yapmak ister. Fakat baktı ki Arap Yarımadası'nda, ben bunları kafir edemeyeceğim. Kenar manada. O zaman, sizden ne koparılsa kar saydı. Ve, şirkin dışında bir şeylerde, beni dinleseniz, dinler misiniz diye, onlara razı geldi. Mimma o şeylerden ki, teha karune.

  31. 13:59

    Hakır görüyorsunuz yani, basit görüyorsunuz, değersiz sayıyorsunuz. Neden? Min amalikum. Amellerinizden. Efendim, önem vermediğiniz, değer vermediğiniz, işler, oluyor. Bundan ne çıkartıyorsunuz? Ama şeytan ondan çok yağ çıkartıyor. Onun için fehderu. Sakının. Yani, Efendimiz Hazretleri bunu yani, çok üzerine dururdu.

  32. 14:32

    Tehsebü'n-evheyyine veu'inde Allah'a azim. Halader Efendi babamızın, bu ayeti kerimeyi çok okuduğunu, bildirirdi. Tehsebü'n-evheyyine. Siz bu işi hafife alırsınız. Ne var bunda ya? Bir laf konuştum işte. Ne oldu dersiniz? Veu'inde Allah'a azim. Halbuki Allah'ın dinde çok büyük bir, mesuliyeti mucib olur.

  33. 14:52

    Yani burada tabii, riya giriyor. E işte gösteriş yapmak. Efendim, bunu sen hafife alabilirsin yani. Ne var? Bunda ne var diye düşünürsün. Yani adam görmüş, beğenmiş. Ben de ondan mutlu oldum falan. Ama bu gizli şirktir. Zaten bundan evvelki kitabın bahsi ihlas idi. Aylarca o dersler konuşulduğuna göre.

  34. 15:17

    Siz onu mesela ne yapıyorsunuz? Puta mı taptık ya? Ne var? İçimizden bir şey geçti işte. Adam da gördü, biz de memnun olduk. Veyahut adam görür diye geldik orada işte. Adam da bizim namaz kılarken rastladı falan. Yani bunlar, ne var demeyin. Şeytan baktı ki gavur edemeyeceğim. Basit gördüğünüz, saydığınız işleri, işlerle yetindi.

  35. 15:41

    Dedi ki tamam o zaman, bu kadar da olsa bana yeter dedi. Çünkü seni bir cehenneme attıracak illa ki. Onun için aman sakının. Yani burada tabii, Hz. Mehdi'nin zuhurunu inkar. E ne var ya? Efendim, ayette Mehdi yok Kur'an'da. Ne olacak? E ben kabul etmiyorum. Sakının bak. Bu usta mânen mütevatir hadis-i şerifler var.

  36. 16:08

    Şu anda ilahiyatlar da şurada burada İsa'nın ilmesini inkar, Hz. Mehdi'nin zuhurunu inkar, kaderi inkar. Ne kadar hafif oldu değil mi şu anda? Basit oldu. Yani sen adama, kafir mi olduk yani? Ama çok yaklaştın. Amentü'deki bir maddeyi reddediyorsun, inkar ediyorsun. Allah'ın yazısını inkar etmek, Allah'ın ilmini inkar etmek.

  37. 16:34

    Onun için Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem buyurur ki, siz şimdi anlamıyorsunuz. nasıl olsa puta tapmıyoruz, şirke düşmüyoruz, Allah'a ibadet ediyoruz, namaz kılıyoruz falan filan kendinizi kandırırsınız, avutursunuz, basit gördüğünüz işlerde şeytana uyarsınız, itaat edersiniz. Basit gördüğünüz işlerde şeytana uyarsınız, itaat edersiniz.

  38. 16:51

    Bu sefer şeytandan mutlu ve memnun olur. Bu sefer şeytandan mutlu ve memnun olduk. Der ki, oh ben sizi cehenneme attım ya, bu da bana yeter. Onun için uyanık olun. Daha birçok buna misal verilebilir. Ben üst perdeden misal verdim. Yani kaderi inkar gibi, mütevatir konuları inkar gibi. Sırat Köprüsü'de bir şey yok diyor yani bu ilahiyatçıların birçoğu şu an.

  39. 17:17

    Kabir azabı yok diyor, mütevatir bir konu yani. Yani bak bunlar puta tapmak gibi gözükmüyor. Zahiren baktığın zaman ne var bu adam gavur mu ya? Kiliseye mi gidiyor? Haç mı çıkarttı? İstavroz mu çıkarttı? Yani gavur mu oldu bu adam diyoruz, diyorsunuz. Bana da diyorsunuz yani, ya Kur'an'da yok ki bu.

  40. 17:40

    E çok acayip, büyük bir söz söylüyorsunuz aslında anlamadan. Yani bu işleri hafife alıyorsunuz ama bunları inkar. Kur'an'da yok diye hadis-i şeriflerde olanı inkar edebilme hakkın mı var? Hele ki hadis-i şerifler mütevatir olsa, hele bir de yani manen mütevatir. Lafza mütevatir zaten çok az, onu şey yap, konuşmayalım.

  41. 18:02

    Ama manen mütevatir zaten üccettir burada. Lafza mütevatir şartı koşarsan bir iki tane kalır. O zaman din gitti, sünnet tümden gitti. Onun için manen mütevatir olması itikadda yetiyor. Diyelim ki haberi ahad, tek sahabeden gelmiş ama kaynaklarda var. Yani Bukhari'de olanların hepsi manen mütevatir mi?

  42. 18:27

    Haberi ahad da sahih olur. Yani bir sahabeden gelen rivayet de sahih olur. Sahite geçen dolu haberi ahad var. E sen şimdi bunları da reddetme veya kabul etmemek şansın var mı yani? Öyle şeyleri. Şeker tenkeli efendimi öldürürsen sevapmış da bilmem olur mu böyle şey? Kime konuşuyorsun? Bana konuşmuyorsun ki.

  43. 18:51

    Sahih Müslim'de geçen bir hadise konuşuyorsun yani. Ona bakarsan Deccal'ın yaşadığı da, cesasihadisi adada olduğu da haberi ahad. Tevhid-i Dari'nin hadisi. Ama bizim itikadımızı teşkil ediyor. Neden? Konuda başka hadis yok. O konuda başka hadis olmadığı zaman, İmam-ı Azam'ı bağlıyor. Seni nasıl bağlamıyor yani?

  44. 19:15

    İmam-ı Azam diyor, hadis varsa bitti diyor. Haberi ahad falan olup olmama şartını konuşmuyor diyor. Haberi ahad da olsa, hadis varsa ben kendi kararım, reyimi, görüşümü çalıştırmam diyor. Yani İmam-ı Azam'ı, İmam-ı Şafi, Ahmet Nihambel'i bağlıyor. E seni bağlamıyor. Sen ipsiz sapsızsın da onun için seni nasıl bağlasın yani?

  45. 19:35

    Çünkü sen raydan atlatmışsın yani. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu diyor, burada kitapta kaynağı var. Adam hala konuşabiliyor yani. Onun için, ey benim ümmetim, şeytan sizi gavur etmekten ümidinizi kesse de, bu şekilde size bazı şeyleri basit göstererek, bundan bir şey çıkmaz ya, Kur'an'da yok falan falan şeklinde veya bu halde.

  46. 19:57

    şeklinde veya bu hadis zayıf veya bu hadis ferahat, tek bir râviden gelmiş. Canım kabul etmek zorunda mıyım hesabı? Çünkü sünnetle ilgili kitapta aldı bunu şimdi. Onun için zaten ilerisinde buna vurgu yapacak. Ortada kaldığı için hadisin ilerisinden gerisinden de manaya istiklal yaparız. Çünkü burada ne kastediliyor?

  47. 20:20

    Bir konuşmadaki bir laf geçtiği zaman siyaksi bakına bakılarak mana verilir. Mahkemede bile kimse bir kayıt getirse sana bak bana böyle dedi. O da o zaman O da o zaman bakar ki üstünde ne demiş, altında ne demiş, kayıt çözüm yapılır. çözümü yapılır. Ona göre Ona göre kastı anlaşılır. Burada da hakir gördüğünüz şeylerden sakının.

  48. 20:39

    Bu hakir gördüğünüz şeyler hepten ufak tefek yemeğe tuzla başlamak gibi konular değil yani. Yine hadis-i şeriflerle ve sünnet-i nebeviyeyle ilgili konularda onu kabul etmesem ne olur? Ben yavrum oldum, putamı tapıyorum, Kur'an'da yok ki falan filan. Şeytan bu işlere bayılıyor diyor. Çünkü gâvur edemediyse bari gâvura yakın edeyim diyor.

  49. 21:01

    Onun için dikkatli olun. Müşriklere benzememek hususu, kâfirlere dış görünüşte de benzememek hususu. Acayip bir şey yani. Alaaddin Efendi Hazretleri kaddese sallallahu aleyhi ve sellem, başı açık gezmeye bu. Yani en yukarıyı söyledim, kader. İsa Selam'ın nüzûlü gibi itikadi konuları. Bir de en dibini söyleyeyim yani.

  50. 21:22

    En uçları söylüyorum, ortası çoktur. Ortayı misallerle bitiremem. Ama mesela başı açık gezmek öyle günahtır ki evladım. Erkeklerin erkekleri kadınlar zannettiniz değil mi şimdi? Kadınlar ne alakası var? Kadınlar zaten ayetle beraber haramdır. Erkeklerin başı açık gezmek öyle günahtır ki evladım. Öyle fena bir iştir ki evladım.

  51. 21:51

    Kitaplara baksanız yerini bulamazsınız. Şimdi Alaaddin Efendi dört mezhep müftüsü. Bütün kitapları gözden geçirmiş. Heyeti tehlifiye reisi yani kitapların yazıldığı tehlif heyetinin başkanı yani Osmanlı Meşrikatı'nda. Sen ondan fazla kitap araştıracak hali yok. Zaten 120 yaşına kadar kitap tetebbü etmiş.

  52. 22:12

    Senin yaşın kaç? Peki nasıl buyuruyor ki kitaplara baksanız yerini bulamazsanız da bu çok büyük bir günahtır? Peşine derdi ki çünkü evladım yenilere benzemektir. Yenilere ne demek yenilere dedi ya. Yani işte kafirlere, müşriklere, onlara benzeyenlere benzemek. Çünkü ayet-i kerimede aslında kitaplara baksanız yerini bulamazsınızdan kastı ne biliyor musun?

  53. 22:35

    Nokta atışı ile ismini bulamazsınız demektir. Yoksa kaide var. Ve lâ terkenû ilellezîne velemû. O şirk koşanlara azıcık dahi meyletmeyin. Fetemessekümünnâr. Onları yakan ateş size de dokunur. Bu bir ayettir. Zalimlere azıcık dahi meyletmeyin. İşte Noel kutlamak çok büyük bir meyildir. Adamın canını yakar, ahirette helak edebilir.

  54. 22:58

    Mesela, efendim, zalimlere azıcık dahi meyletmeyin. Tefsirinde Kâz-ı Beyzâbî bütün müfessirler kezzeyi bizi yiyip onların kıyafetlerini giymeyin. Kafir gibi yular takmak, fular takmak. Kafir gibi diyorum bak. Normal insan şeyinden bahsetmiyorum. Müşriklere has, papazlara özel, hahamlara özgü. Bak, kafir o alameti olduğu kesin.

  55. 23:29

    Gören papazın zünnarı der yani. Bu şekil kepler, başlıklar, efendim, kemerler, kuşaklar vs. Zalimlere azıcık dahi meyletmeyin diyor. Hadi onlar gibi tıraş olmak. İşte Allah Rus dedikleri kafanın bir tarafını alıyor, bir tarafını bırakıyor. Amerikan tıraşı meseleleri. Bunların hepsi buraya giriyor. Kafirlere kendinizi benzetmeyin.

  56. 23:57

    Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem devamlı buyuruyor ki müşriklere benzemeyin. Sakalı niye uzatın buyuruyor, bıyıkı kısaltın. Bıyıklar ağzınıza girmesin. Çünkü müşrikler öyle yapıyor. Siz bıyığı kısaltın, sakalı bol bırakın. Çünkü müşrikler kesiyorlar, o zaman mecusiler bilhassa, ateşperestler tamamen tıraş oluyorlardı.

  57. 24:17

    Ondan sonra saçını uzatan için ne buyuruyor? Mutlaka ortadan yarın ayırın. Çünkü neden müşrikler ayırmazlar. Efendim, işte belinden aşağı izar denilen peştemal şeklinde, o zaman erkekler de biliyorsun. Şimdi yeni donozyalılar falan da yapıyorlar. O kıyafeti giyerken, ama hemen ne diyor? İçinize don giyin, yani şalvar giyin.

  58. 24:44

    Çünkü o üstündeki şey dolama, birden açılma tehlikesi var vs. Veyahut inerken, binerken de altın gözükür. İçinize şalvar giyin, don giyin, ehli kitaba muhalefet edin. Yani bütün sünnet seneye baktığın zaman... diye baktığın zaman, bir de aşure günü bile 10. günü oruç tutuluyorken ne buyurdu? Bir daha sene 9.

  59. 25:04

    da tutalım. Niye? Duydu ki Yahudiler kurtuluş günleri olduğu için, kutlamak için 10. günü tutuyorlarmış. Dedi bir daha sene 9. da tutacağız. Niye? Oruçta bile, ya Allah'ın orucu, Allah'ın orucu. Allah'a oruç tutuyorum yani. Bunun Yahudi'ye benzemekle ne alakası var? Ama onlar gibi tek gün tutmayalım madem, Aşure'de dokuzu da tutalım.

  60. 25:23

    Kim bilir kendisi vefat etti fakat son senesi bunu vasiyet etmişti, emretmişti. O bir daha aşureye çıkamaz. O bir daha Aşure'ye çıkamaz. Sallâllâhü Teâlâ Aleyhi ve Aleyhi ve Sellem. Sallallahu teala aleyhi ve aleyhi ve sellem. E şimdi o zaman bütün mesele nereye geliyor? Bak ehl-i kitaba muhalefet, müşriklere muhalefet, dinsizlere muhalefet.

  61. 25:39

    Bunlar size küçük gelebilir, basit gelebilir, hafif gelebilir. Ne olacak? Saçımın tıraşıdığı şeklinden. Ne olacak? Pantolonumun, ceketimin şeklinden. Diyemezsiniz. Çünkü şeytan ne kaparsam kar mantığıyla hareket ediyor sizde bizde. Çünkü biz Müslümanız. Artık bizi gavurda yapacağından ümidi kestiyse ne kapabilirim, ne yaptırabilirim?

  62. 26:02

    Onun için Müslüman uyanık olacak. Bak dikkat etmemiz gereken en üst perdeden ne dedim? Kaderi inkardan başladım. İtikadi konulardan başladım. Kur'an'da yok ki. Yani Allah muhafaza Diyanet Reisi bile bunu konuşuyor. Yani İslam'ın kurumsal olarak temsil edildiği yer diyelim resmiyette yani. Resmiyette diyanetse bunun başındaki adam bile diyebiliyor ki meyti konusu Kur'an'da yok.

  63. 26:30

    Yani Kur'an'da yok demek kadar cehalet olamaz. Çünkü bizim kaynağımız sade Kur'an değil ki. Dört tane şeratın delili var. Kur'an yoksa sünnet var. Sünnet yoksa icma var. İcma yoksa kıyas var. Bunların hepsi delildir. Sen kıyası fukaraya sabit olan bir şeyi reddedebilir misin? İcma olan bir konuyu reddedebilir misin?

  64. 26:51

    Bu icma kafadan olmuyor ki. Ha adıyla o konunun özel ismi geçmiyordur ama onun efendim bütün ulema ittifak etmiştir. Ayetten, hadisten çıkarttıkları istihdatlarla, istimbatlarla bu noktaya gelmişlerdir. Sen bunu nasıl reddedebilirsin tek bir kişi olarak? İlmin yeter mi buna? Onun için böyle basite alırsınız, hakir görürsünüz.

  65. 27:14

    Ya Kur'an'da yok ki lafı şu anda o kadar ucuzak kullanılıyor ki. Ve o kadar kolay kullanılıyor ki. Ama o kadar büyük bir söz ki. Yani sahibini helak etmeye yeter. Yani Kur'an'da yok demek Resulullah ne buyursa buyursun, Kur'an'da yoksa inanmıyorum demektir. Böyle bir şey olabilir mi? Atıyor o Resul, bütün Kur'an Resul'e itaatten bahsediyor.

  66. 27:35

    Sen nereden diyorsun ki Kur'an'da yok? Bütün hadisler Kur'an'da olsa, Kur'an elli yüz cid mi olsun? Hadisler gibi. Hem evvela sana Resul'e itaat edin buyurmuş daha ne? Onun için sakının, fehveru sakının sizin içinizde bıraktım. Yani ben vefat ettiğim zaman arkamdan size bıraktım. Öyle bir şey ki

  67. 28:04

    yapışırsanız, sıkıca tutunursanız bir ona asla sapıtmayacaksınız, ebeda. Sıratı kavimden dosdoğru yoldan asla sapmayacaksınız. Ve şeytanın, rejimin vartalarına, helak uçurumlarına asla yuvarlanmayacaksınız. Öyle bir şey bırakıyorum arkamdan size. Ona tutunduğunuz müddetçe söz veriyorum size asla şaşmayacaksınız.

  68. 28:33

    Cennet yolundan ayrılmayacaksınız. Şeytanın yoluna düşmeyeceksiniz. Dosdoğru yoldan ayrılmayacaksınız. Ondan bedel kitabellahi Allah'ın kitabı Kur'an yetmedi. Ve sünnete nebiyyi peygamberinin sünneti. Yani hadis-i şerifleri söylüyor. Zaten icma kıyas bunlar üzerine dönüyor. Öbür iki delil. Peygamberinin sünneti.

  69. 28:59

    Bu, efendim. Şimdi teminden beri anlatmak istedim anladınız işte. Ben ne dedim? Sözün sonuna bakalım. Bir de geriye bakalım. Şirk koşacağınızdan ümidini kesse bile aşağı yerlerde sizi yakalamaya çalıştı. Ve size hakir gösterdiği bazı konularda sizi Kur'an'dan sünnetten ayırdı. Ayırmaktan ümidini kesmedi.

  70. 29:25

    Ama ben de size onun tamamen sizden ümidini kestirecek bir şey bırakıyorum. Ben vefat ederim. Her konuda gelip bana ulaşamazsınız. Bundan sonra dünyada yaşadığınız sürece ne işler çıkacak dünyada ne olaylar çıkacak. Hak batıl karışabilir. Acabalar şüpheler meydana gelebilir. Bu iş helal mi haram mı?

  71. 29:46

    Dolu konu çıkıyor her gün. O zaman iki ölçü veriyorum. İki tane kulp, sımsıkı tutunacağınız kulp Kulp, size bırakıyorum. Biri Allah'ın kitabıdır, işte bak, Kur'andır buyurup da durdu mu? Durmadı. Nebisinin sünnetidir buyurdu. Onun için hadis-i şerifler bizim için esastır, kaynaktır, Kur'an gibi kaynaktır.

  72. 30:12

    Kur'an nasıl, ya Kur'an vahiyse, hadis de vahiy. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem kafasından bir şey konuşma yetkisine sahip değil. Eee, bu yetkiye sahip değil. Peki, Allah'tan vahiy gelmeden helal, haram edecek yetkiye sahip değil. Ancak Allah'ın vahyiyle helaldir, haramdır diyor. Altın takmağı erkek için, ipek giymeği erkek için haram diyorsa, bu Allah'ın vahyiyledir.

  73. 30:39

    Mesela özellikle o hadiste, İnnallâha harram hazeyn. Allah bu ikisini haram etti diyor. Halbuki ayette haram ettim demiyor. E şimdi ayette haram olduğuna dair Kur'an'da delil yokken, hadis-i şerifte nasıl Allah haram etti diyor. Anlasana ki Allah haram etti, hadisle vahiy etti, bildirdi. Hadis de vahidir.

  74. 30:57

    Şimdi Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem, kendisine vahiy gelmeden bir konuda, dini bir konuda helal, haram, caiz, yasak, serbest, mubah diyecek, demeye yetkili değil. O zaman hep Cebril-i Emin hadisleri getiriyor, haberleri getiriyor. Peki, peki Allah'tan vahiy gelmedi halde, Allah'tan vahiy geldi diyecek gibi haşa, yalancı biri mi?

  75. 31:24

    Zaten öyle bir şüphen varsa Kur'an'da gitti. Çünkü Kur'an'ı da sen Allah'tan dinlemedin ki. Sidret-ül Münteha'ya mı çıktın? Mirac'a mı gitti? O zaman onu da bu Allah'tan geldi dedi diye inanıyoruz. O zaman Kur'an'a inananın hadise inanmaması muhal. Ve tenakuz. Ve çelişki. Yeter ki hadisin sağlam kaynaklarda yeri olsun.

  76. 31:48

    Özellikle itikadi konular ve fıkhi konularda yani inanılması icap eden ve fıkıhta helal haram hüküm getirenlerde özellikle sıhhat şartı aranır. Yani, efendim, zayıf hadislerle olacak bir durum yok. Ancak zayıfla da olsa eğer ki o konuda başka bir şey yoksa, o konuda başka bir hüküm ihtiva eden hadis ve rivayet yoksa,

  77. 32:13

    o zaman yine zayıf hadis kendi reyine ve itikadına tercih edilir. Yani, boşta kaldım kendim görüşümü kullanacağım. Görüşümü kullanacağım ama yine burada bir rivayet var. O ayrı bir şey. Ama itikadi konuların hepsi sahittedir. Hepsi sahittedir. Sahitte olmayanla itikad sabit olmaz. Fıkıhta da helal haram gibi konular, çünkü helal haram çok hassas bir konudur.

  78. 32:39

    İnsanı kafir edecek bir konudur, helala haram demek, haraba helal demek. Onun için onlar da sıhhat şartı aranır. Ama diğer teferruatlar oluyor, işte biliyorsunuz mübahtır vs. Sünnet midir, değil midir? Evliya mıdır, değil midir? Bunlar da zayıf hadiste iş görür. Faziletli ameller zaten, namaz, abdest, oruç, onda tamamen iş görür.

  79. 33:01

    O ayrı bir şey. Onun için Resulullah'ın sünneti Allah'ın kitabından ayrılmaz. Ayırmak isteyen kendi dinden, imandan ayrılır. Sünnete ittiba çok önemlidir. Buradaki sünnetten maksat hadis-i şerifler demektir. Yoksa sakal bırakmış, sarık sarmış, misvak kullanıyor, öte taraftan hadisleri inkar ediyor. Veya bir hadisi reddediyor.

  80. 33:21

    E bu ne peyriz, ne lanet ulusu? O sünnet sadece şekilde yapılan sünnetlerden ibaret değil. Sünnet, ilk olarak hadis-i şeriflere iman demektir. Hadis, Resulullah'ın buyurduklarına, Allah'ın buyurdukları gibi vahiy olduğuna itikad demektir. Mesele budur. O yüzden, İbni Mesud Hazretleri'ne rivayet edilen hadis-i şerifte, el-Kale buyurdu, İbni Mesud da mevkuftur.

  81. 33:47

    Yani bu, Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem buyurdu demiyor. Mevkuftur yani, İbni Mesud'da kalmış. İbni Mesud, Resulullah buyurdu dememiş ama bunu da İbni Mesud kendi kafasından diyeceği bir şey değil. O ayrı bir şey ama, mevkufa mevkuf. Ama İbni Mesud'un dediği, çok önemlidir, Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in

  82. 34:06

    Efendim, O'nun hidayetiyle yol tutun buyurduğu, bize emrettiği bir zat İbni Mesud. Değil mi? Tirmizi'de bir hadis-i şerif vardır. Yani İbni Mesud'un buyurduklarına itibar edin bize diye emrediyor. Onun için, O'nun sözü hüccettir. Buyurdu ki, el-iktisadu fi sünneti, sünnet içerisinde, yani sünnete uyarak orta gitmek,

  83. 34:30

    ehsenu daha güzeldir, minel istihadi, çok gayret etmekten nerede? Fil bid'ati. Bid'at içerisinde, sünnete muhalif şekilde, sünnet-i Muhammediye'ye zahiren ve batıren, uygun şekilde orta gitmek, çok büyük cevap kazandırır. Ama, bid'at olan bir şeyde, efendim, çok gayretli olmak, bir şeye yaramaz. Yani.

  84. 34:55

    Misal mi istiyorsunuz? Burada da bakıyorum, misal yok. Ben yine bir misal getireyim. Mesela, bir adam kaderi inkâr etse, alın yasını inkâr etse. Bu adam ehl-i sünnetten çıkmıştır, dinde reforma sapmıştır. Çünkü Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem sünnetinden ve sahabenin icmaından ve cumhurun görüşünden ayrılmıştır.

  85. 35:17

    Çünkü kader hepsinde var. Bu adam bid'ata düşmüştür. Bu adam bid'ata düşünce, diyelim ki bu adam sabaha kadar teheccüd kılıyor, her gün akşama kadar oruç tutuyor veya Mekke'de duruyor bu adam. Vehhabilerden birçok sapık inançlı adam da Mekke'de. Bu her gün ömrü yapıyor. hatta sabah bir yönde, akşam bir yönde ki çok zordur yani kolay bir şey konuşmuyorum şimdi.

  86. 35:36

    Hatta sabah bir ömrü, akşam bir ömrü. Ama öbürü de, bir tek farzları kılıyor. Nafilesi bir şeysi de yok. Fakat kadere iman ediyor, itikadı düzgün. İşte onun için diyor, bozuk inanç içinde, bid'at bir inanca sahip olanın, çok ibadet yapmasındansa, ehl-i sünnete göre itikadı düzgün olup da, orta giden veya sade farzlarla iktifaden dahi, ehsendir.

  87. 36:08

    Yani daha güzeldir. Anladın mı? Onun için biz, yani elhamdülillah fazla bir amelimiz olduğunu iddia edemem. Ama itikadımız düzgün. Bu itikadımızın düzgünlüğünden dolayı, ahirette kurtarırız. Ama bakıyorsun, bid'at değil. Mesela, hariciler hakkındaki adı şerif, cehennem köpekleri hariciler, şimdiki IŞİD'in işte ana babaları hakkındaki adı şerif, sahiptir.

  88. 36:33

    Bukhari'de de var. Sizin biriniz onların yanında namazını beğenmeyecek, diyor. Yani Hz. Ali Efendimiz'i şehit eden, zındık, o kadar namaz kılıyordu ki, sahabe-i kiram dönemi, Hz. Ali yaşıyor daha, sahabeden biri bile onun namazını görse, vay bu adam nasıl namaz kılıyor, herifin ayaklarını mıhlamışsın, çiviyle parmak uçlarını yere çakmışsın gibi,

  89. 36:57

    çıt yok, saatlerce ayakta kıyam yapabilir. Biz olsak iki rekatta elli kere sallanıyoruz. Ama itikadımız düzgün. Ne yapacağız şimdi? Onun için, öbür adam diyor, öyle oruç tutar, siz orucunuzu beğenmezsiniz. Öyle namaz kılarlar, namazlarınızı beğenmezsiniz. Şimdiki vahabiler, üç saat falan teheccüd kılanları var.

  90. 37:20

    Secdede yarım saat kalıp ağlayanları var, ben gördüm de, yani sadece haremin imamlarından falan bahsetmiyorum. Özelde de yolculuk yaptım birine. Ağlamak, ağlamak, seccadeler, sırılsıklam oluyordu. Kaç gece yolculuk yaptık Halide abi falan. Ama adam sonra bir bakıyor, o şirk, bu şirk, bütün Müslümanlar da şirke isnat ediyor, tam bir harici mantığı ve abizi niyeti.

  91. 37:45

    Bir adam. E şimdi bunun itikadi durumunda bidat var. Çünkü neden? Önüne gelene kafir demek, müşrik demek, bu bidattır. Yani, Ehl-i Sünnet'te böyle bir şey, böyle bir tekfircilik yoktur. Ne var yani, adam Kabe'nin taşını öptü diye kafir olacak ya, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ayak izini elini sürdü diye kafir olacak.

  92. 38:07

    Böyle bir şey var mı? Ehl-i Sünnet biri bunu yapar mı? Yapmaz. Zaten Hacer-i Esved'i öpmek hepsinin aslıdır diyor İmam-ı Nablusi. Er-Rihletun Nablusi şeyde, Kudsiyye'de. Efendim, Mescid-i Aksa ziyaretiyle ilgili bir kitabı var da işte, Er-Rihletul Hazratul Ünsiyye Fir-Rihletul Kudsiyye olacak. Yani, Hacer-i Esved'i öpmüyor musun?

  93. 38:33

    Hadi Hacer-i Esved'i öpemedin, mendil sürürsen uzaktan, mendili öper diyor. E tamam mendil öpüyorsun. Dolayısıyla tembirlik varsa yani, bir mübarek bir şeye temas varsa falan, burada öpülür şey değil. Buna şirk diyor. İşte bu adamlar bidat içindedir. Bu adamın şimdi fazla teheccüd kılması, fazla oruç tutması, fazla nafileden sadaka hayır yapması, ona çok işe kazandırmaz.

  94. 38:57

    Çünkü itikadının bozukluğundan dolayı, ya kaderi inkar ettiğinden, ya Müslümana kafir dediğinden, ya efendim Allah gökte diye haşa mekan istaat ediyor mesela. Şimdi Vahabiler'in itikadında, Allah'ın ciheti var haşa, yönü var, mekanı var, arşa oturmuş haşa. Böyle bir şey olabilir mi? Leşeke misli şey diyor Kur'an, Allah'ın misli yok.

  95. 39:18

    Feyni vaatü el-müfezzem ve veccullah. Nereye yüzünüzü çevirirseniz, Allah'ın zatı oradadır diyor. E bu ayeti ne yapacaksın yani? Sen gidiyorsun, istevadan çıkıyorsun yola. E isteva müteşabihattandır, bu muhkemattandır. E o zaman, yani Allah'a cihet istinadı gibi bid'at bir itikadı olan adamın, fazla ibadet yapmasındansa, ehl-i sünnete uygun itikadı olanın, orta gitmesi,

  96. 39:44

    iktisat orta gitmek demektir. Sünnet itikadı, buradaki sünneti, yani itikada tealluk eder. Sünnet içerisinde iktisat. iktisad, ha bir de şu da var, mesela, bir de ameldeki sünnete misal vereyim, bir itikattakine verdim şimdi, anladınız mı? Ehl-i sünnet itikadında olanın az bir ameli, bid'at eğerinde yetmiş iki fırkadan olanın çok ibadetinden ehsendir ve aftaldir.

  97. 40:09

    Bunu itikatta misal verdim. Bir de amelde misal vereyim. Mesela, Öğlen namazından evvel sünnet, 4 rekat, şafi mezhebinde 2 rekat. Bu sünnet, adam, bu sünneti kuluyor veyahut da günde veyahut da günde on iki rekat. 12 rekat, şafi mezhebinde Şafii mezhebinde on rekatlık sünnenin avatip, on rekat 10 rekatlık sünnetini alatip, 10 rekat, öğlenin ikiye düştüğünden on iki ona düşüyor.

  98. 40:29

    öğlenin 2'ye düştüğünde 12 ona düşür. O da sahihte var, hadisevte var. Hanefi'de bu on ikiye çıkıyor, Şafii'de on. Mühim değil. Yani kabli ve badi sünnetler, namazın öndeki, sondaki. Müekketleri konuşuyorum, gayri müekketleri değil. Müekketlerin hesabıdır bu on iki. Hanefi'ye göre. Bir adam bunu yapıyor.

  99. 40:49

    Sünnette orta gitmiş. Tevassut. Öbür adam da ne yapıyor? Bu sünnetleri kılmıyor. Yani müekketleri falan kılmıyor ama kuşluk vakti veyahut da öğlen ikinin arası her gün yüz rekat nafile kılıyor. Kazayi konuşmuyor. Ben diyor, Allah'ım diyor, rızası için diyor, yüz rekat nafile kılıyor.

  100. 41:14

    Şimdi burada ne diyor? Sana sen sünnette olan, Kendin bir şey çıkarıyorsun. Namaz hiçbir zaman bidat olmaz ama. Namaz kılmaya nafile de olsa hiçbir zaman bidat denmez ama sünneti terk edersen, yani sünnet olan namazları kılmayıp da kalkıp sen kendi kafandan, anladın mı? Namaz fezali amaldandır, hiçbir zaman günah olmaz namaz.

  101. 41:40

    Ama bunun kaynağı ne? İşte kuşluk namazı sekizdir, on ikidir. E ben yüz rekat kılıyorum. Allah kabul etsin, mesele değil. Ama öbür adam da on iki rekata kılıyor veya şafi ise on rekatını kılıyor, revatibi. Hangisinin durumu iç açıcı? İşte el-fısat fil-sünne ehsenu minel içtihad fil-bidat. Bidatta gayretli ameldensin, yani kendi kafana çıkarttığın yüz rekattansa

  102. 42:09

    sünnettir diye kıldığın iki rekat haftalık. Mesele sünnet. Onun için Ma'ruf Rabbi Hazretleri misal veriyor. Uyku tepeden aşağı gafletten ibarettir. Ama sünnete ittibaniyetiyle gündüz ortasında kaylule niyetiyle uyduğun yarım saat, bir saat uyku anladın mı? Öbürünün kendi kafasına yani sünnet olmayan ibadetlerinden bile hayırlıdır.

  103. 42:32

    Çünkü burada sünnete ittibaniyetiyle uyku uyuyor. Çünkü sünnet devamlı ibadettir. Her ibadet sünnet değildir ama her sünnet mutlak ibadettir. Madem ki sünnet ibadettir, ibadete niye? Sünnette yeri var diye yapıyor. Onun için bu öbürünün kendi kafasından yaptığı nafile hayırlardan bile eftel oluyor. Kaylule uyku bile.

  104. 42:53

    Neden? Sünnette. Sünnet dairesinde niyette kaldığı için. Evet. Burada kalalım. İnşallah. Bir dahaki dersimizde devam ederiz. Kurşun kalemle mi çizeriz? Allah Teala Kur'an-ı Azimuşşan'dan ve Sünnet-i Nebeviyye-i Mustafeviyye'den ve sünnet-i Nebeviyye-i Mustafaviyye'den hem itikad bakımından, hem amel bakımından, hem kavlen, hem fiilen, hem zahiren, hem batınen

  105. 43:26

    efendim ayrılmaktan cümlemizi muhafaza eylesin. Bu kitab-ı sünnede geçen tergibü terib hadislerinin tamamıyla bizim şuurlarımızı, sünnete olan itikadımızı, ehl-i sünnet itikadıyla ilgili şuurumuzu Allah'ım ziyade eylesin. Amin. Ve sallallahu aleyhi ve sellem Muhammed'in ve aleyhi ve sahbihi ve selleme teslimen. Kethiranül hamdü lillahi Rabbil alemin.