48:29 / 1:07:38

  1. 01:04

    Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillah, Rabbil Alemin, Es-Salatu Ves-Selam Ala Seyyidil Murselin Muhammedin Ve Ala Ali ve Sahbihi Ecmain

  2. 01:27

    Bir Perşembe sohbetlerinde bir kısım okuduk. Şey yapamadık. İki üç ders araya girdi. Şimdi Biz Sonra da geçen hafta hadis dersimizde pazartesi Cem ettik. Yani Yeniden okuduk hadis-i şerifi. Çünkü Baktık ki Sohbetler arasında toplamak zor olacak. Bir kaç sohbeti birleştirmek. Bu itibarla sıramıza geldik.

  3. 02:06

    Yani Allah-u Teala'nın kulların amellerini reddetmesine sebep olan günahları anlatıyordu. Kulların amelleri göklere yükseltiliyor. Fakat güzel görünen ameller Yani Namaz, abdest, oruç, hac, zekat gibi görünen ameller Nihayetinde bazı günahlar sebebiyle reddediliyor. Bu da bize çok büyük bela açacak.

  4. 02:55

    Çünkü İnsan ahirette salih amelleriyle yaşayacak. Nasıl ki dünyada herkes parayla yaşıyor. Maddi imkanları olmayanlar helak oluyor. Perişan oluyor, insanlara muhtaç oluyor. Dünyada muhtaçlık da kurtarır. Birisi sadaka veriyor, hayır yapıyor işte. Çadır kuruyorlar. İnsanlar yine yaşıyor. Ahirette böyle bir durum yok.

  5. 03:25

    Cennete giremeyen yandı. Hakikaten yandı yani. Ateşte yandı demek istiyorum. Cennete girmek mecburiyetindeyiz. Cennete girmenin şartı da Vellezîne âminû ve amilûs sâlihâti. Birçok ayet-i kerimede, Kur'an-ı Kerim'de 45 yerde geçer. İman edip salih amel işleyenler. Yani Sen üdkhilûm cennâtin diye geçer işte.

  6. 03:54

    Efendim Cennetlere biz onları girdireceğiz. İşte İşte güzel akıbet onlarındır. Onlara müjdeler olsun falan. Bu salih ameller bizim Mevla'nın huzurunda kurtaracak, yüzümüz ak edecek. Bize cennette sermaye olacak. Hasene Güzel amel getirene on misliyle mukabelede bulunulacak. Hasenesi olmayan helak olacak.

  7. 04:29

    Şimdi mizanda Sağ tarafta mizanda tartılan sevaplar, haseneler ağır gelirse Ancak onlar felaha erecekler. Sağ tarafındaki ameller hafif gelirse Sol tarafı ağır basarsa Onlar kendilerini zarara uğratmış oldular. Ticareti kaybettiler, yani dünyayı aldılar, ahireti sattılar. Fani olan lezzetleri tercih ettiler.

  8. 05:07

    Fani ve değersiz olan keyifleri ihtiyar ettiler, baki ve sonsuz olan ahireti terk ettiler, zarar ettiler. Bir insan bütün malını verip de bir çakıl taşı alır mı yani? Bütün malını verip de çakıl taşı alan enayidir, avanaktır, hasirdir ve haliktir. Tabi zannetti onu kaşıkçı elması, gidip de adam da o taşa bütün malını mülkünü yatırmaz.

  9. 05:46

    Ama işte kandırdılar onu, dediler ona ki bu işte kaşıkçı elması bu, çok dünyadan bir tane çıkmış, başka da yok. Yani büyük bir elmas. O zaman o da bütün parasını verdi, sonra da gitti ehline sordu, gitti kapalı çarşıya gitti. Kapalı çarşıda kuyumculara baktırdı, dediler bu ne ya, bu 5 para etmez.

  10. 06:12

    Eyvah dedi, bütün malımla mülküm gitti dedi, imzaları attık dedi, ben daha bunu da geri alamam. Yandı tutuştu. Şimdi tabi dünyayı tercih edenler de, kimisi bile bile, kimisi de tabi ahirete inanmadığından, yok burada yapacağımızı yapalım, keyfimizi yaşayalım, nasıl olsa ilerisi yok, haşa, öyle düşünüyorlar.

  11. 06:37

    Bir kısmı da kandırılıyorlar, yani zannediyorlar ki bu dünyadaki uykular, yemekler, içmekler, içki, kumar vs. haramlar, günahlar, insanın, efendim, görüp göreceği budur. Ahirette bir daha kazanacağı bir şey yok. Onun için burası çok değerli, hayat çok değerli. Yani dünya hayatını aziz tutuyorlar. Dünya hayatı değerlidir.

  12. 07:06

    Ama ne bakımdan? Ahireti kazanmak bakımından, çünkü başka yerde kazanılmıyor. Efendi Hazretleri devamlı derdi, dünya ahireti kazanmak bakımından misli yoktur. Yani bunun benzeri bir yer daha bulamazsın ki ahireti kazanalım. Çünkü cennette cennet kazanılmaz. Ahirette cennet kazanılmaz. O zaman ne oldu?

  13. 07:27

    Ahireti kazanma yeri olduğundan, marifetullah mektebi derdi. Yani Allah-u Teala'yı tanımanın, bilmenin, bulmanın, isimlerini, sıfatlarını öğrenmenin, işte amentünün detayları, tafsilatıdır. İman-ı İslam ilmanının ilk bölümünde yani kısaca belirtilen amentünün şerhidir. Bunlar ancak dünyada biliniyor, öğreniliyor, bulunuyor.

  14. 07:52

    Ahirette her şey görülüyor. Görüldükten sonra da bir fayda kalmıyor. Onun için adam dünyadaki keyifleri, günahları, işte kaşıkçı elması zannetti. Bütün hayatını onlara sarf etti. 70 sene, 80 sene, 90 sene yaşadı adam. Hiç namaz, abdest yok. Hayır hasene yok. Bir de ahirete gitti vakti ki bu yaptıkları burada bitti gitti.

  15. 08:20

    Ahirette de bir şey kazanmamış. Cennette başını çıkaran bir ot bile kendisi için mevcut değildir. Bu adam ne yapacak? Ebedi yanda tutuştu. Şimdi burası anlaşılıyor. Bir de başka bela. Adam ahireti bildi, iman etti. Ve salih ameller işledi. Namaz kıldı, oruç tuttu, hacca gitti, zekat verdi falan. Bu adam yani ahirete hazırlıklı yaşamış oldu.

  16. 08:52

    Ve öldü gitti. Şimdi bu hadis-i şerifte anlatılan 6. Kasım'a kadar anlattıklarımızda, bize şu anda görünen bir durum yok. Hepimiz namaz kılanlardan bahsediyorum. İşte takva sahipleri var. Kimisi benden daha takva, kimisi benden bozuk. Mesela herkes bir işler peşinde. Kimseye dönüş yapılıp da senin namazın kabul oldu veya senin haccın reddedildi şeklinde gösterilmiyor.

  17. 09:23

    Gösterilmediği için işler karıştı. Dünya toz duman. Kim iyi amel işliyor, kim kötü amel işliyor anlaşılmıyor. Ya nasıl anlaşılmıyor? İşte içki içiyor, kumar oynuyor, kötü işliyor. Namaz kılıyor, oruç tutuyor, ömreye gidiyor, iyi işliyor. Ne karıştı? Çünkü neden? Öbürü kötü işliyor, ondan şüphemiz yok.

  18. 09:47

    Ama bu iyi iş yapıyorum diye gösterenler ne niyetle yapıyor? Burası karıştı. Karışınca da kimsenin alnına yazmıyorlar merdittir veya demiyorlar makbuldür. Onun için bayram sabahında, Ramazan bayramıydı herhal. Bağdat'ta işte bütün merkezdeki camiler en kalabalık. 1100 sene, 1200 senelik iş. O zamanki camiler hangisiyse.

  19. 10:15

    Bir yerde kılındı zaten, musallaha da kılındı. O zamanlar zannedersem camide kılınmıyor. Bayram namazı tek yerde kılındı. İnsanlar sığıyor. Musallaha yani açık yerde kılınıyor. Herkes namaz bitti, seviniyor, musafaha ediyor. Sarılıyorlar. Bayram oldu falan. Cüneyd ve Adali olacak. Yüksek bir yerden onlar seyrediyor.

  20. 10:37

    Bir de müridi var. Dedi evladım, bilsek ki hangimiz makbulüz. Yani Ramazanımız, orucumuz, teravihimiz, fitremiz falan kabul oldu. Gitsek de onu tebrik etsek. Maşallah sana kabul oldu seninki ibadetlerin falan. Ama hangimiz merdüt, yani reddolunmuşuz.

  21. 10:59

    Şimdi burada bu kadar kalabalık insan. Bilmiyoruz. Hangimiz reddolunmuşuz ki E gidelim. Onu taziye yapalım işte. Başın sağ olsun. Allah bir daha böyle musibet göstermesin. İnşallah bir daha seneki Ramazan'da kazanırsın falan. Bir daha seneye de yaşarsan. Gidelim de onu taziye edelim yani. Cenaze evinden beter oldu şimdi bu adam.

  22. 11:19

    Ramazanı reddedildi bu adamın. E bilsek de keşke gitsek onu taziye etsek. Veyahut öbürünü tebrik etsek. Dedi evladım, bunlar ne kadar neşeliler ya. Külüyorlar konuşuyorlar. Ne diye? Bayram oldu diyor. Bayramda da mı gülmeyeceğiz yani? İşte ama ahireti bilmediğimiz için biraz eğlenmeyi kısaltacağız, azaltacağız.

  23. 11:42

    Bu yüzden ne buyurdu? Gel dedi biz bu kadar gülen adamın haline oturup ağlayalım dedi biz. Yani niye ağlayalım? Çünkü kabul olundu mu bilmiyor, sevinip duruyor. Ağlanacak adamlar var. Bu canipte salih ameller bize ahirette ebedi hayatımızın malzemesi olacak. Yani dünyada parası olan geçiniyor. Hasta da olsa tedavi oluyor vesaire.

  24. 12:09

    Ecel gelmedikten sonra para, adam felç de olsa süper bakımını yaptırıyorlar. Parası varsa. Parası varsa yani yataklarda sürülecek. O yirmi sene, otuz sene bitkisel hayatta adamın fişini çekmeyesin. Yani diyorlar ki adam çok zengin, bilmeyelim, çekmeyin fişini. Tabi mirasçılar parayı bölüşmek istiyorlarsa çekerler fişini.

  25. 12:29

    Hayret Allah. Ama seven bir kızı oluyor, oğlu oluyor, bilmem ne. Babamın parası gani. Ne olacak? En süper hastanede en iyi kral odasını tutmuş. Otuz sene, kırk sene diyelim baktıran adam var. Yani şey, bitkisel hayat bir şeye de yaramıyor adam. Olsun, nefes alıyor. Tarihte şerata göre fiş çekmek caiz değil.

  26. 12:50

    E şimdi paran olursa sağlıkta da yaşarsın. Hastalıkta da yaşarsın, her şeyde de yaşarsın. Paran olmasa sağlığında da perişansın. Bir ekmeğe muhtaç olursun. Ahirette de ne lazım? Hasene lazım. Getir haseneleri. Namaz, oruç, hadis-i şeriat, ibadet, zikir. Getir. Evet işte cennetin parası bunlar. Ne kadar?

  27. 13:09

    Sonsuz. Sen seksen sene ibadet ettin, ben sana. Sonsuza kadar. Haliden. Mukalleden fiyah beda. Sonsuza kadar, bitmeyecek. Senin niyetin çünkü devamlı ibadet yapmak. Ama hasene ise hasene ne demek? Güzel amel. Salih ne demek? Kabulü elverişli amel. Peki senin amelin görünüşte salih. Çünkü namaz, oruç.

  28. 13:35

    Ama içi, batını fasit. Bozuk. Melekler bile anlayamadı ya. İyi zannetiyorlar. Mevla'nın huzuruna getiriyorlar. Bu amelden bu adam cennette yüksek derece alır. Zannederken küt aşağı adamın suratına vuruluyor. Tehlike burada. Bizim gibi kardeşlerimiz, sizin gibi salih amele merak eden insanlarımız hakkında.

  29. 13:58

    Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bunlardan bahsediyor. Bu hadis-i şerifinde buyuruyor ki mesela, adamın amelini getirmiş melekler, ölmesini de beklememişler. Sabah uykudan kalktığından yazmaya başlamış hafaza yani yazıcı melekler. Akşam yatana kadar yattığında ameli kesiliyor. Yani uykuda bir şey yazılmıyor.

  30. 14:22

    Bu dosyayı almışlar. Her gün günlük bunu götürüyorlar. Melekler bizim gibi bilet almaz, uçak rotarı yapmaz. Kolay bir şey, sorun yok. Adam belki bir saat sonra uyanacak. Meleklere bir şey yok. Adam beş dakika sonra uyansa, yeniden işlere başlasa melekler hazırdır. E ne zaman gittiler, ne zaman geldiler?

  31. 14:42

    Adam yattı, beş dakika sonra kalktı. Yeniden kalkınca amel başlıyor. Çünkü kalkan adam bir işe başlar. Uyandığı vakitte, yatağın içinde bile uyanık olsa bir şeyler yapabilir. Zikredebilir, yattığı yerde, dönerken sağa sola yazılacak ya, kaçmaması lazım. O zaman ne diyor işte efendim Küçük büyük bir şey bırakmıyor.

  32. 15:14

    Yazıyor kitap. Yaptıkları işleri Allah'ın zorunda dosyasında, kendi amel defterlerinde evvela hazır buldular. Rabbin kimseye zulmetmez. Yapmadığını yaptı diye yazmaz. Günah olarak. Yaptığı bir güzel ameli de eksik etmez. Yani kaybetmez, zayi etmez. Onun için adam meleklere bu işlerde mesafe söz konusu değildir.

  33. 15:44

    Vakit mefhumundan da karıştırırlar. Bu bakımdan bir saniyede arşa giderler, gelirler. Sen de iki dakika uyudun, uyandın, yine başladın bir şeyler yapmaya. Defter devam ediyor yani. Defter kapanmaz. Fakat senin işte sabahtan akşama kadar bu muhtat olan genel insanların durumu budur yani. Özellikle bazı insanlar var.

  34. 16:07

    Az uyumuş, kalkmış, o ayrı bir şey. Onun melekleri de ona göre hazırdırlar. Götürüyorlar. Birinci akşamaya tabii geçecekler. Kabul makamı 7. akşama da diyelim. Hatta 7. akşama da üstünde diyelim. En yüce dosya. Oraya kadar ameli yazdırmak lazım. Kayda geçirmek lazım. Geliyorlar işte efendim, onun amelini çok beğeniyorlar.

  35. 16:30

    Nurlu görüyorlar. Hatta diğer meleklere diyorlar, ne kadar çok amel yapmış bizim adamımız, sahibimiz değil mi diyorlar falan. Oradan geliyorlar. Birinci akşamaya. Orada görevli melek var. Kapıda duruyor. Her kat semanın kapısı var. O kapılarda melekler var. Ondan sonra o görevli melek diyor ki, durun diyor.

  36. 16:56

    Bu ameli sahibinin suratına vurun. Benden ileri geçemez. Rabbim bana böyle emretti. Niçin? Ben gıybetle görevliyim. Bu sizin adamınızın gıybeti vardı. İnsanların aleyhine konuşuyordu falan. Melekler diyorlar, Allah Allah. Biz bunu hesap edemedik fakat görünüş iyi değil. Biz emir kuluyuz. Sonra başka bir kulun salih amelini alıyorlar.

  37. 17:17

    Yine beğeniyorlar. Rüzgar gibi gidiyorlar. İkinci kat semanı getiriyorlar. Orada da kapıda görevli müvekkel melek var. O da diyor ki, benden ileri geçemez. Alın suratına çarpın gitsin. İşte çünkü bu bunun derdi dünya manfaatlerini temin etmek. İşte efendim ibadet yapar, şunu yapar, bunu yapar ama görüntüde kalır.

  38. 17:41

    İşi gücü işte insanlara hava atmak için dünyalık tahsil etmek. Ahireti Allah'ın rızasını kastetmek değil. Sonra başka bir kulun amelini alıyorlar. Nur gibi parlıyor. Ameller güzel. Görüntü güzel. Zahiren şartlar şartları haiz yani. Namazın, abdesti, kuşlu, tahareti vs. gibi. İşte orucun şartları var.

  39. 18:04

    İşte mekruhtan kaçmış falan. Diyelim ki yani gıybet etmemiş, işte dedikodu etmemiş, iftira etmemiş. Yani orucu bunlar, sevabını deldiren şeyler. Yani amelinin nuru güzel. Sadakaları var defterinde, oruçları var, namazları var. Melekler de beğeniyor. Diyorlar maşallah ne güzel işleri var. Üçüncü kat semanı kadar yani gıybetten geçiyorlar.

  40. 18:26

    İşte efendim dünya manfaatinden geçiyorlar. Üçüncü kata geliyorlar. Üçüncü katta görevli melek durduruyor. Teftiş noktası var ya işte poliste falan. O polisten geçiyor. Öbür polis dur diyor. Oradan da geçti. Başkası şüpheleniyor falan. Durun diyor. Bu ameli alın sahibinin suratına vurun diyor. Niye?

  41. 18:44

    Ben kibirle görevliyim. Bu adam üstü meclislerde, her yerde büyüklük taslardı. Kendini üstün görürdü falan. Bunu atın aşağı. Sonra başka bir kulun ameli işte sabahtan akşama işledikleri. Zikirler, tesbihler yapmışlar. Haç var, umre var vs. işte Mekke'dedir. Diyelim ki bir günde umre yapılıyor. O günkü deftere yazılmış olabilir.

  42. 19:08

    Haç da yine bir günde oluyor haç. Arafattır. Haç yani Arafat yaptığın gün haç demektir bu şimdi. O günün defterine bu yazılacak. Arafat'la beraber tamam oluyor. Tabi farz tavafı da kalıyor ama Arafat'ı kaçıran her şeyi kaçırmış olur. Bu sefer bunda haç var, umre var, tesbih var, namaz var. Dördüncü kata kadar geliyorlar.

  43. 19:30

    Kıybeti geçmiş, dünya menfaatini geçmiş, kibri geçmiş. Görevli melek durduruyor. Suratına vurduruyor. Alın diyor bunu diyor. Bu adamın suratına vurun diyor. Çünkü ben diyor ucum ile görevliyim. Rabbim emretti amelini ileri geçirtmeyeceğim. Buraya kadar geldi, teftişi atlattı. Fakat bu adam kendini beğenir.

  44. 19:56

    Ya şimdi bazı adam böyle kibirli değil. Yani görünüşte kibir hali zuhur etmez. Hatta mütevazı da görünebilir. Bazı insanlar çok mütevazıdır. Fazla tevazu da kibirdendir derler. Mütevazi görünüyor. Yani zahirde onu mesela kibire isnat edecek efendim bir hareketi yok veya iftihar. Yani iftihar hava atmak, çalım satmak falan bu durumu gözükmüyor.

  45. 20:24

    Veya hatta kibirde böyle kabarma hali yok. E şimdi bu adamın durumu nedir? Adam mütevazı böyle oturur. Köşesinde dersin ne derviş adam. Zikrediyor, fikrediyor. Ne tevazulu. Hatta dersin ki ne mütevazı falan. Fakat adamın içinde ne varmış? Kendini beğenme varmış. İşte hatta kendini beğenme öyle bir şeydir ki kibir yapmadığından da kendini beğenir.

  46. 20:54

    Bak bu adam kibirli, ben kibirli değilim. Bak bu adam hava atıyor, ben hava atmıyorum. Bak bu adam rüya yapıyor, ben yapmıyorum. E şimdi herkesin günahını bakar. Bu sefer ne oldu? Bunlar hep noksan. Ben noksan değilim. Ben tamamım. Çünkü neden? Kibirim yok, gururum yok, dünya menfaatim yok, oyum yok, buyum yok.

  47. 21:12

    En tehlikelisi de bu. Benim hiç noksanlığım yok. E noksanlığım yoksa ne olacak? Bu sefer bunların arkasıdır. Kendini beğendi. Bunu tabii melekler de anlayamaz bu işleri yani. Melek çünkü dışına bakar. Kalbinden geçeni bilmez. Bunun da ameli reddedildi. Ondan sonra hafaza melekleri aldı bir kulun amelini gelin gibi süslediler.

  48. 21:38

    İşte zifafa götürülen gelin gibi beşinci kat semaya kadar geldiler. Oranın meleği de yine durdurdu bunları teftiş noktasında. Alın bu ameli sahabenin suratına çarpın. Bir de gidin omzuna da yükünü vurun. Çünkü ben kıskançlıkla görevliyim. Bu adam kimsenin kendisi gibi amel etmesini istemezdi. Kendisi gibi namaz kılığını kıskanır.

  49. 22:00

    Kendisi kadar ömreye gideni kıskanır. Her sene hacca gidiyorsa hacca geleni kıskanır. İşte şunun bir manisi çıksa da bu sene gelemese de efendim o okuyamasa, o öğrenemese, o hafız olamasa, bu hoca olamasa falan işte böyle. Veya tek dervişlerinden. Adam kendi takvalık yapıyor. Öbür adamın da takvalık yapmasına hasret ediyor.

  50. 22:20

    Diyor ki keşke şu bir günahlara düşse. Ya sen niye? Adamın günaha düşmesini istiyorsun, ayağının kaymasını istiyorsun. Kıskançlık yaptırır böyle şeyler. Bu da kıskançlıktan kaybediyor. Bunun da ameli beşinci kat semadan aşağı reddediliyor. Hadis-i şerif hülasa budur.

  51. 22:36

    Şimdi kale dersimiz burası. Buyurdu yani Hazreti Muaz Ravisi'dir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den naklediyor. Yazıcı melekler yükseltir. Bir ameli abd-i kulun amellerini min salat-i namaz var. Tabi nafile namazlar var. Sünnetler var, farzlar var. Hepsi var. Ve zekatini zekat vermiş. İşte o gün zekat verdiği güne denk geliyor mesela.

  52. 23:04

    Dosyada her gün günlük yazılıyor. Adam zekat veriyor. Bir gün zekat veriyor mesela. Ve haccin işte dediğim gibi haç rastlamış. Ve umretini umre yapmış mesela. O siyamin, oruç. İşte Ramazan'da adam umre yapıyor. Çok faziletlidir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'de haç yapmak gibidir. Ecehem oruçluyken hepsi umre yapılıyor.

  53. 23:26

    İşte mesela bunlar bir günün dosyasına girebilir. Fe yüce nebi. Bunların hepsi aynı gün yapılmak değil yani. Misal olarak zikrediliyor. Çünkü haçla umre aynı gün yapılamaz mesela. O bakımdan. Ama şimdi bu adamın dosyasında mesela bunlar var. Fe yüce hafizune geçirirler bir onun amellerini iles sema'a istihadis etti.

  54. 23:50

    Altıncı kaç semaya kadar gelirler. Ne demek? Gıybeti atlatmış. Dünya menfaatini atlatmış. Kibri atlatmış. Ucubi atlatmış. Ondan sonra efendim hasedi atlatmış. Bunlar yok adamda. Böyle adam zaten nerede var? Bu adamı getirirler. Altıncı kata çok da beğenirler. Melekler derler herhalde bu adamın ameli kabul görecektir.

  55. 24:18

    Onlara der o melek el müvekkeli görevlendirmiş. Altıncı katın kapısında görevlisi var. Bunlar yedi melektir. Yedi kat gökler yerler yaratılmadan önce yaratılmışlardı. Gökler yerler yaratıldıktan sonra her biri bir gök kapısında görevlendirilmişler. Kıvu durun vadribu vurun. Bi hazel amel. Bu ameli vurun ve ce sahibihi.

  56. 24:46

    Sahibinin suratına gidin vurun. Ne yaptı bu adam şimdi? Bunun ki günahı neydi? İnnehu çünkü bu adam kâneydi. Lâ yarhamu. Acımazdı insana. Kattu. Hiçbir insana kattu asla. min ibâdillâhi Allah'ın kullarından hiç birine harcamaz, acımaz. Asâbehu ona isabet etmiş, belâun bir hastalık yavdurrun yavd sıkıntı musibet çocuğu ölmüş, dükkanı yanmış adam dayak yemiş

  57. 25:21

    falan filan, hiç kimseye acımaz. Belkâne bilakis idi, yeşmetü sevinirdi bir adamın başına gelene. Şimdi bir adam sabaha kadar namaz kılacak, akşama kadar oruç tutacak, haç, ömür, zekat, hayır, hasene her şeyi yapıyor ama demek adamda ruh yok. Demek adamda vicdan yok. Bu adam işi otomatiğe bağlamış, demek ki taklitçi.

  58. 25:47

    Yani adet kabilinden yapıyor, yani alışkanlık olmuş. Bazı insanlara da ibadet alışkanlık oluyor. Yani nasıl ki bazı insanlar günaha alışmış, bazı insan ibadete alışmış. Bunun ki ibadet olmuyor. Çünkü niyet yok, şuur yok, merhamet yok, acımak yok. Bunun ki adet oluyor. İşte acıkınca yemek yiyoruz, adet.

  59. 26:07

    Buna döndü bu iş. Bir insan nasıl acımaz ya? La'adhulul cennete illâ rahîm. Cennete ancak merhametliler dahil olabilir. Hadis-i şerifte buyruluyor. Bir adamda merhamet yoksa cennete giremez. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem çocukları öpüyor işte, torunlarını seviyor. Birisi gördü ne dedi? Ya benim 10 tane çocuğum var, bugüne kadar bir tanesini öpmemişim.

  60. 26:35

    Sen nasıl böyle çoluğun çocuğunu öpüyorsun? Ne buyur Sallallahu aleyhi ve sellem? Allah senin kalbinden merhamet duygusunu, acımayı, şefkati aldıysa ben ne yapayım? Merhamet ve acımak ancak şakilerin, bedbahtların, sonu kötü olacakların, imansız öleceklerin kalbinden nezah edilir. Yani sökülüp alınır.

  61. 26:57

    Bu iyi alamet değil. Bir adamda merhamet yoksa sonu kötü. Acımıyor. İnne mâ yâ rahmullâhu min ibadirruhema. Kullar içerisinde ancak Allah kime acır? Celle Celaluhu acıyanlara acır. Rahmet merhamet edenlere acır. Başka hadis-i şerifte. Errahimûne erhammumurrahman. Kıyamet günü Rahman Allah'ın sıfatıdır.

  62. 27:23

    Çok acıyan. Kime acır? Rahimlere acır. Yani birbirine acıyanlara acır. Hele ki kardeşlerine, hele ki halalana teyzelerine. Hele ki sılay rahim. Bak rahim. Rahim şu cennetü minel rahman. Rahim anne rahmidir. Anne rahminin adına niye rahim dendi? Rahim merhametten gelir. Çünkü o rahimde birleşenler, yani akrabalık orada doğuyor.

  63. 27:45

    Aynı batında olmak hasebiyle insanlar kardeş oluyor, amca oluyor, hala oluyor. Yani o babasıyla aynı rahimde. Bu kendisiyle aynı rahimde. Kardeş kendisiyle aynı rahimde. Efendim, amca babasıyla aynı rahimde. Değil mi? Teyze annesiyle aynı rahimde. Hepsi rahimde birleşmişler ki akraba nereden olacağız?

  64. 28:05

    Rahmandan alınmış o isim. Niye millet birbirine acısın akraba diye? Aramaz sormaz hal hatır, fakir fukara. Bir de akrabasını keser ilişkiyi çoklara. Bunlara Allah acır mı yani? Ne kadar ibadet yaparsa yapsın işte. Altıncı kat semadan aşağı vurulacak merhamet yok. Özellikle bunu söyledim yani. Merhametin önemini anlatmak için.

  65. 28:33

    Ve Musa aleyhisselam biliyorsun çobanlık etti. Kur'an-ı Kerim'de de sabittir. Efendim, 8 sene şart koştu Şuayb aleyhisselam. Sonra feyn etmemce aşran feminan 10 seneyi tamamlarsan kendin bilirsin. Senin lütfundan olur dedi. Musa aleyhisselam da işte kabul etti. 10 sene kadar çobanlık yaptı Medyen'de.

  66. 29:03

    Orada çobanlık yaparken halbuki Musa aleyhisselamı sert biliriz. Mizaç olarak çok haşa tabii kaba demeyelim ama aşırı sert yani. Olduğunu biliyoruz. Karun'a acımamasından ondan sonra efendim Pela'ma acımamasından vs. yani beddua etmesinden huyları var. Ama onlar hep Allah'ın haklarına taalluk eden konularda da.

  67. 29:35

    Peygamberler nefsi için gazaplanmaz. E sen ona bir kadın namussuz fahişeyle iftira atarsan Musa aleyhisselam da toprağa seni yutturur. Erdukudiyi diye emreder. Ey yer yut bunu. Adam yalvarır yalvarır. Acımaz. E niye acımaz? E şimdi bana yapılan kumpas gibi bir şey yani. Bu şimdi namussuzluk iftirası çok kötü bir şey.

  68. 29:59

    Bir de burada sadece benim şahsımla kalmıyor ki beni bu kadar dinleyen, benden hidayet bulmuş, namaza başlamış 40 senelik bir benim mazim var. E bu kadar insanı ne yapıyorsun? Zan altında bırakıyorsun. İnsanlara sövdürüyorsun, hakaret ettiriyorsun. İnsanları Kur'an'a sövdürür. Bu hacılar böyle, bu hocalar, bu sakallar, cübbeller bilmem ne falan.

  69. 30:20

    E neler dedirttiler. E şimdi bunlar Allah'ın hakkıdır. Benim hakkım değil ki. Onun için Musa aleyhisselamın gazapları da bu şekilde değerlendirilmesi lazım. Kendi illa ki merhametliydi. E merhametsizler şakidir diyor. E nasıl Musa aleyhisselam şakidir? Kuzunun reislerindendir. Bir koyun otarırken şeyde sürüğü beklerken kuzunun biri kaçmış.

  70. 30:49

    Yani kaçtı ama kurdayam olacak. Musa aleyhisselam acıdı ona. Koşuyor peşine. O da bir kaçıyor, bu da koşuyor peşine. Musa aleyhisselam da çok yoruldu yani. O kadar kaçtı ki. Sonunda zorla yani yakalayabildi onu. Dedi ya miskine. Yani kuzuya diyor. E zavallı kuzu diyor yani.

  71. 31:19

    Beni de yordun, kendini de yordun. Bak nefesin kesildi. Kuzuyu aldı koynuna bağrına bastı. Kuzuyu seviyor böyle. Kuzunda kalbi çırpılıyor tabii ki. Çok koşan ne olur öyle. Öyleyse onu sevdi. Ona acıdı böyle. Mevla buyurdu ona Ya Musa sen benim mahlukatımdan bir kuzuya acıdığın için ben de sana makam verdim, ikram yaptım, seni peygamber olarak seçtim diyor.

  72. 31:51

    Bu işler böyle işler. Yani Allah-u Teala seni hangi amelini beğenir, seni hangi amelinden ödüllendirir bunu bilemezsin. Onun için salih amellerin hepsine gayret etmek lazım. Bak merhametten dolayı peygamber oldu. Mevla ezelde onun peygamberlik kararı vermiş. Ayrı dava. Ama yaratıldıktan sonra bir sebep var her şeyde.

  73. 32:12

    İşte o sebep ne oldu? Bir kuzuya acıması oldu. Yani merhamet insanı yüksek makamlara çıkardı. Fahişe kadına ne oldu? İsrailoğulları'nda. Buhari hadisinde geçen. Geldi kuyunun başına baktı köpek dilini çıkartmış. Kuyudan da ipi yok, kovası yok. Köpek nasıl su çıkartsın? Kuyuda su var ama köpek içine de dalamıyor.

  74. 32:37

    Kuyunun ağzı var. Su aşağıda biraz. Bu sefer ölecek orada. Köpek de geçebilirmiş. Allah'ın yarattıklarındandır. Yani kuzuya acınır da köpeğe acınmaz mı? Domuza bile acınır. Allah'ın mahlukatı olmasa hasebiyle. Kalkıp sen efendim keyfine domuz vur. Veyahut ondan sonra git domuza müsle yap işte. Canlı canlı git ayağını kes.

  75. 33:05

    Bilmem ne. Böyle eziyet hayvana var mı? Domuz da olsa. Sen domuza eziyet diye bir şey İslam'da var mı? Yok. Her şeyin usulü adabı erkanı var. Zarar verirse öldürüyorsun. Öldürmenin de usulü adabı var. Sen gidip de oyun için, eğlence için, keyif için hedef tahtası gibi domuzu koy oraya. Ondan sonra bütün gelene gidene vurdur.

  76. 33:27

    Böyle bir şey var mı? O zaman köpek olabilir. Su ihtiyacı var. Ondan sonra o da orada ayağını kazmış yeri. Alttan biraz serinlik çıksın diye. Üstü tabii çöl, sıcak. Alttan bir serinlik çıkmış. Dilini böyle yatırmış. Orada serinliğe değdiriyor da. Canını kurtarmaya çalışıyor. Bu fahişe kadın da geldi.

  77. 33:53

    Baktı ki bu da dedi benim gibi susamış. Ondan sonra başında örtü vardı. Başörtüsünü çıkarttı. Demek su yakındaydı. Başörtüsü biraz uzun da olabilir. Dolamalar var mesela. 1-2 metreye gider. Onu çıkarttı. Sonra diyor, hadis-i şerif böyle anlatıyor yani. Ben size şey yapmıyorum. Tafsilata girmiyorum. Ayakkabısını çıkarttı.

  78. 34:17

    Ayakkabısına başörtüsünü bağladı. Oradan aldı, su çekti. O suyu da getirdi. Köpeğe içirdi. Köpek de işte canını kurtardı. Ve şekerallahüla ve gheferallahüla. Allah o fahişe kadına teşekkür etti. Ve onun bütün günahlarını orada affetti. O güne kadar, dünya kadar efendim günah işlemiş. Zina bu ya. Ama bu da Allah bu ya.

  79. 34:41

    Benim rahmetim nerede diyor o zaman. Feyne rahmeti. Kullarım çok günahkarsınız. Hatalısınız. Bozuksunuz. Yanlışsınız. Şusunuz. Ama Mevla böyle. Benim rahmetim nerede kaldı? Bir de rahmetim devreye girecek bir yerde. Rahmet devreye girdi. Neden? Köpeğe acımaktan. Yine burada merhametin ne kadar büyük bir şey olduğu, en büyük günahları affettirdiği.

  80. 35:03

    Anlaşılıyor. Bu hadisten de anlaşılıyor. Rahmetsizliğin, acımasızlığın en büyük ibadetleri iptal ettirdiği. Başlarına iki taraflık yaşıyor. Acıyan en büyük günahları bağışlanıyor. Acımayanın büyük amelleri altıncı kattan atılıyor aşağı. O zaman işte tabi bu da Allah vergisi. Çocukluktan beri de bir fıtrattır.

  81. 35:23

    Bazı insan merhametsiz olur ya. Çok acımasız insanlar var. Anasını acımıyor ya. Babasını acımıyor. Kardeşini acımıyor. Nerede kaldı yabancıya ya? Karısını acımıyor. Dövüyor, dövüyor, dövüyor. Sakallı adamlar duyuyorum ben ya. Sakallı cübbeli adamlar duyuyorum. Kadıncağızlar telefon ediyorlar. Ben kadınlarla konuşmam.

  82. 35:47

    Adetim yok yani. Böyle şey etmedim. Caiz değil demiyorum da. Çünkü bazı hocaefendiler konuşuyor. Konuşabilir adam. Fetva soruyor. Cevap verecek. Kadın arzu alnına atıyor. Bunlar caiz bir şey demiyorum. Usulü dairesinde konuşulur. Telefonu kastediyorum. Yan yana gelirse halvet haram. Tek başına bir yerde kalamaz yabancıyla.

  83. 36:06

    O ayrı bir şey. Ben telefonla da konuşmuyorum. Usulüm de yok yani. Senelerdir hiç yapmıyorum. Ancak bana tabi haberler geliyor işte. Oraya buraya. Ya işte benim hoca vaazda bu işe değinsin. Ya hoca vaazda değinsin de ben ne yapayım işte. Senin kocanın adını veremem. Bilmem. Bu sefer daha çok döver seni.

  84. 36:29

    Ben bu sefer bir şey diyemiyorum. Ama duyduğum şeyler yani beni şaşırtıyor. Yani bu namaz kılıyorsun. Teheccüde kalkıyorsun veya sakal bırakmışsın. Cübbe şalvar giyiyorsun. Ya ne utanmaz adamsın ya. Ne merametsiz adamsın. Ne vicdansız adamsın. Her gün kadın dövülür mü? E bir gün bile dövülmez ya. İnniyle aldırır bu nisa.

  85. 36:51

    Ben kadınlara vurmam buyurdu Rasulallah. El kaldırmamış ya hanımına ki hanımlar da. Analarımız tabi bayağı da sıkıntılar da çıkıyor yani tabi kumalıktan, kıskançlıktan. E gitti camide yattı hikaye. Evin ocağını terk etti de. Bir kimseye dokunmadı. Sesiyle bağırmaz ya. Ahlak vurur ya. Sünnet vurur. Misva koydun ağzına diye.

  86. 37:13

    Sünnet bitti mi? Sarı sardın kafana. Sünnet bitti. Bir de cübbe şalvar. Di Rabbine yalvar. Ondan sonra bizimki bir efendi müttakilerin önünde imam olmuş. Bırak sahtekarlığı ya. Sen karını dövüyorsan sende takva yok. Sende sünnete ittiba yok. Sende Rasulallah'a uymak yok sallallahu aleyhi ve sellem. Nasıl işte kadına geçimsizlik var.

  87. 37:37

    Geçimsizlik varsa ayrılmak helaldir. Yani her gün kadın dövülür mü? O zaman boşanırsın. Boşanırsın yani. Medeni insan gibi boşanırsın. Kadını da zora sokmazsın. Haklarını verirsin. Ayrılırsın. Ne yapalım? Geçinemiyoruz. Dayak atılır mı ya? Kadın seni dövecek dersen sabredeceksin. Babamın ilk şeyhi yani Efendi Hazretleri'nin evvelki Abdülallah Efendi Hazretleri.

  88. 38:01

    Efendi Hazretleri çarşambaya gelmeden babam tarikatlıydı. Efendi ellilerde yani. Benim babam çocukken falan Abdülallah Efendi'yi buldu. Peşiktaş Yahya Efendi Dergahı'nın şeyhiydi o zaman. Orada yatar. Büyük veli. Her gün hanımından dayak geldi. Her gün hanımından dayak geldi. Böyle bazı kere yaralı bereli vaaza çıkardı.

  89. 38:25

    Cuma hutbesine. Bütün ağalar, paşalar da onun hutbesine gelirdi. Akademi boşalırdı. O zaman düşün. 40'lı yıllar, 50'li yıllar askeriyeyi düşün. Onlar bile onun mesnevi derslerine gelirdi. Hutbeyi orada dinlerdiler. Ama neden? İşte derdi evladım. Bu millet benim sözümü dinliyorsam işte ben de karıdan dayak yediğim içindir.

  90. 38:46

    Sabrediyorum derdi. Allah da bana milleti musakkar et. Sabredeceksin. Artık ihvanları bıktı dediler. Efendi Hazretleri bu kadar dayak yenir mi ya? Biz bu karıyı boşalttıracağız. Zorladılar, zorladılar. En sonunda mahkemeye götürdü. Bir yakın ihvanı vardı. Ebu Şeybe Hazretleri'nin orada türbedarlık ederdi.

  91. 39:05

    Sonra 100 yaşına yakın vefat etti. O da çok mübarek bir zattı. Karacahmet'te türbe yaptılar yani. Beni de çok severdi. Bana da bir mübarek tahta kılıç hediye etti. Vefattan evvel gitmiştim yanına. Yataktan çıkarttı öyle dedi. Zamanı gelir dedi. Ben anlamadım bir şey tabii. Saklıyorum onu da. Evliya Allah'tan bir zat.

  92. 39:26

    Herkes ziyaret ederdi onu. O Abdülhalefendi Hazretleri'nin yakınıydı yani. İyi müridiydi. Aldı götürdü onu zorla mahkemeye. Boşalttırdı hanımından. Ondan sonra Abdülhalefendi Hazretleri derdi ki Kaddesallâhu aleyhi ve sellem. Yahu derdi beni bu kadından boşalttırdınız.

  93. 39:41

    Şimdi bütün feyizim kaçtı derdi. Ben ne güzel sohbet yapıyordum. Geceleri nur yağıyordu. Çok feyiz oluyordu derdi. Meğer derdi buna sabretmekten oluyormuş derdi. Evliya Allah böyle yapıyordu. Ya. Şibli Hazretleri mi olacak? Ebu Ezel-i Bestami mi olacak? Kaç defa gördüm ben kitapta. Adam onu ziyarete geldi.

  94. 40:00

    Hanımına kapıyı çaldı. Efendim evinin kapısını çaldı. Uzakta durdu. Hanım içeride seslendi. Ne arıyorsun? Dedi ki Efendi Hazretleri'ni ziyarete gel. Ne Efendi Hazretleri? Salahan biri dedi. Serseri dedi. Bütün millet ziyarete geliyor dedi. Bilmem. Sövdü saydı kocasına. Ya çok büyük velilerden biri bu.

  95. 40:18

    Ondan sonra Allah Allah dedim. Ne kadına düşmüş ya. Bir de gitti yolun kenarında bekliyor. Çünkü eve gelirken dedi bir topluma gitmiş daha. Gelirken yolda görürsen gör. Bir de baktı ki mübarek aslana binmiş. Odunları da öbür aslana yüklemiş. Öbürüne de kamçı yapmış şeyi. Bir tane yılan da elinde. Onlar da aslana vuruyor sağa sola.

  96. 40:39

    Adam heybetinden az daha bayılacak düşecek. Bu ne makamlar sahibi bu büyük veli falan. Evladım dedi. Evdekini gördün ya dedi. Ona sabretmekten bize de bu işler veriliyor. Bu işler kolay değil ya. Sinirim bozuldu. Çak bir tane karı ya. Bilmem ne. Terbiyesiz adam. Ne merhametsiz adamsın. Dövmek yok. El uzatmak yok.

  97. 40:58

    Bağırmak da yok. Ses yükseltmek de yok. Terbiyeli o. Resulullah'ın ümmetiysen sünnete ittibat. Sünnet budur. Acı ya acı. Terrahüm kıl Nisa'ya. Gel gidelim. Cemal ve Hakema'yı seyredelim. Çok acı derdi. Efendi Hazretleri erkekleri yarım saat derdi dinlemez. Kadınlar otuz saat dinler derdi. Çünkü neden?

  98. 41:16

    Şeyhleri buyurmuş ki acı. Merhametli ol. Böyle derdi. Zavallılar derdi. Yazık onlara derdi. Çok uzaklardan geliyorlar. Geri gidiyorlar. Kocalarına yemek yetiştirecekler. Onları bekletmeyelim derdi. Dersleri durdururdu biz. Tefsir yazardık. Durun derdi. Kadınların dersini öğreteyim. Bizi bekletir diye.

  99. 41:36

    Sen bekle derdi. Çünkü o derdi yetişecek derdi. Ona acımak lazım. Kim bilir ne zorluklarla gelmiş derdi. İnsanın böyle muamele yapması lazım. Merhamet budur. Her peygamber çobanlık niye yaptı? Eccat dağlarında çobanlık yaptı. Çünkü koyuna kuzuya acıyacak. Onları kurttan koruyacak. Sürüyü muhafaza edecek.

  100. 42:05

    Allah'ın yarattığı hayvanlara şefkati zahir olması için. Yani acıyor mu acımıyor mu? Yani o acıma hissi, duygusu hayvanlara karşı evvela belirecek. Ondan sonra insanlara kırktan sonra peygamber olacak. Çünkü gençliklerinde hep çobanlık yapmışlar. Bu merhameti geliştirme meselesi yani. Onun için bu melek altıncı kat semanın kapısının sahibi.

  101. 42:28

    Ne dedi? Ben rahmet meleğim. Yani merhametten sorumluyum. Acımakla görevliyim. Kulların acıp acımadığını teftişle görevliyim. Çünkü meleklerde zaten kendi nefsinden gazap olmaz, şehvet olmaz, sinir olmaz, öfke olmasın melek. Yani rahmet insanların rahmet edip etmediğinin görevlisiyim yani. Teftişçiyim ben.

  102. 42:53

    Emarani Rabbi Rabbim bana emretti. Bırakmayacağım, terk etmeyeceğim. Amelehu bu adamın amellerin mücavizu geçsinni ben ilahil benden gayrına geçemez. Yani yedinci kata çıkartmam, küt aşağı. Ne oldu bu kadar ibadet? İşte onun için sarığın sakalın seni kandırmasın. Eğer insanlara merhametsiz davranıyorsan, amellerin reddedilmiştir.

  103. 43:16

    Haberin olsun. Kale, hadis-i şerif devam etti. Hafaza melekleri yükseltir. Başka bir kulun amelini aldılar, çıkartıyorlar. Gökte kabul edilecek divanlar, dosyalar, yerler var gökte. Mevla değil gökte. Savmin. Oruç var. O salatın namazlar var, farzlar, vacipler, sünnetler, müstehabler, nafileler dolu var.

  104. 43:55

    Ve nefakatin, infaklar var. Yani harcamalar yapmış yani. Fitreler, cekatlar, sadakalar. Vecdihadin. İçtihat yani burada fıkıh mağazında içtihat diye düşünmüyorum ama ibadette gayret manası anlıyorum. İbadette çok gayret. İçtihat cehtten gelir. Ceht ne demektir? Çok zorlamak kendisini yani. Çok zorlamak çünkü bazı insanlar hakikaten az uyurlar, az yerler, az içerler.

  105. 44:31

    Buna riyazat da dönüyor, deniyor. Bunlar, başkalarını yapamayacağı kadar fazla ibadet yapmışlar yani. On kelime olarak mana vermemişler. Demek ki benim anladığım gibi. Özel bir mana olsa şehrederdiler. Ve verain vera, vera ne demek? Haramı bırak, şüpheden de sakınıyor. Şüpheden. rızka şüphe karışsa efendim o parayla o parayı almıyor işte efendim ondan yemek almıyor

  106. 45:07

    işte efendim bu yemeğin içinde ne var işte soruyor bu ne yağıyla yapılmış bilmem ne araştırıyor yok işte et geliyor bu et besmeleli midir besmelesiz midir kim kesti kim kesmedi işte kasabına bakıyor hatta görünen ekmeği almaz vitrinde görünen ekmeği almaz der ki bana arkadan kimsenin görmediği yerden ver çünkü neden göz kalmış olabilir işte belki biri baktı alamadı falan

  107. 45:31

    o kadar yani adam takma hiç şüpheli şeylere bile yanaşmamış bırak haramı, günahı, mekruhu bırak lehu bu adamın amelleri için var deviyyun deviyyun yani uğultu var ses var deviradi şimşek gök gürültüsü gibi bazı kere gök gürler o gök gürlemek nasıl bir şey bazı kere durduğumuz yerden kafayı eğiyor sanki kafayı eğmekle kurtulursun yıldırım vursa kafayı eğsen gidersin

  108. 46:05

    fark etmez ama insanı yani şey yapıyor efendim ezici bir güç gibi koyun eğdittiriyor böyle yani korkutuyor yani bir patlıyor amellerinin öyle gürültüleri var ne demek gürültüleri var yani gümbür gümbür gümbür gümbür ne demek yani melekler uğurluyor onu yani maşallah ne güzel ameller birinci kattan geçiyor ikinci kata melekler uğurluyor oradan alıyor

  109. 46:29

    ikinci kattan üçüncü kata melekler uğurluyor zikirlerle tesvirlerle böyle gümbür gümbür gidiyor ve davun nuru var ziyası var dav şemsi güneşin ışığı gibi parlıyor parıl parıl parlıyor meahu bak işte önceden dedim ama şimdi geldi ben onu sonra görmemiştim meahu o ibadetle beraber var selasetü alafi melek melek yanında refakatçi üç bin melek bir meleğin bir sesi var ya

  110. 46:57

    dünyadakiler ödünü koparır melekler çok güçlü sesleri var üç bin melek refakatçi ya ne mübarek faziletli ameller diye götürüyor o amellerin manevi tarafı nurlu ya onlarda onları seviyorlar götürüyor fe yüce evcüne geçirtiyorlar bir on iles sema-i sahabe yedinci kat semaya götürüyorlar ama ben fikrimi değiştirdim niye fikrimi değiştirdim o içtihat şey olabilir fıkıhtaki içtihat

  111. 47:29

    olabilir yani bildiğimiz mâm-ı azam gibi müçtehid anında değil de fakih manasında çünkü mezhebin içinde de müçtehidler var yani mezhep kurucu değil de mezhebin içinde yani mâm-ı azam talebelerinden dünya kadar efendim müçtehid var bunlara fakih deniyor yani mezhep sahibi değil mezhebin içinde müçtehid çünkü neden ileride öyle anladım şimdi görünce fıkıhçı yani fıkıhçı

  112. 47:55

    adam iyi fıkıhçılık da yapmış vetbalar vermiş bütün millete falan ameller çok görüntüde güzel alıyorlar kibir şeyi ne diyeyim sana gıybet teftişinden geçti ondan sonra dünya menfaati istemesinden geçti ondan sonra kibirden geçti hasetten geçti ondan sonra efendim merhametsizlikten geçti yani hepsi var onda güzel teftişler düzgün füccâ vücûne geçiriyorlar bir onun amellerini

  113. 48:29

    ilesse mâ sabiatî yedinci kat köye kadar gelmiş yedinci kata çıkmak ne demek herkes yolda dökülen dökülene fekûlü derlehum onlara yani o ameli getiren meleklere yani üç bin refakatçiyle beraber hafaza melekleri de geldiler el melekü melek el müvekkelü görevlenmiş bihi o amelle görevli melek kıfudurun vadribuvurun bu ameli alın götürün veccâ sahibi sahibinin suratına vurun

  114. 48:59

    idribuvurun cevârihâ uzuvlarına vurun uzuvlarını yani eline vurun diyelim ki hocalık yapıyor da fıkıhçı fetvalar yazıyor şudur budur istisna nüskâler mesela gidin o yani göğe ilim yazıyor o ellerine vurun omuzlarına vurun kafasına vurun bütün uzuvlarına ayaklarına vurun

  115. 49:23

    şimdi o geçen bir şeyde de efendim ucûb ile ilgili melek de öyle demiş idribuv zahra ve batnavı demişti yani önüne vurun arkasına vurun yani amellerini götürün böyle çarpın yani çarpın bir böyle göğsüne çarpın ve batna bir karnına çarpın bir sırtına çarpın zahra o sırtına çarpın ve batnavı karnına çarpın yani onu yani acıtın yani ona eziyet verin yani gidin bu ameli

  116. 49:53

    üç bin melek beğendi refakatçi geldi nuru güneş gibi ortalığı aydınlattı işte her şeyin bir geçtiği nokta var oraya geliyor orada ışığı sönüyor foyası meydana çıkıyor öbür tarafta o şeyi hassasiyet yok ne gibi cihazlar var ya x-ray cihazları kimi hassas kimi daha hassas kimi daha daha hassas

  117. 50:17

    şimdi kapıda görüyorsun bazı metalleri ötmüyor bir içerideki uçağa yakın olsan ne oluyor hepten düğmenin içindeki bilmem neye kadar işte mestinin efendim fermuarına kadar ötüyor anladın mı? daha bir içeride bir x-ray cihazı orada bakıyorsun onu kapağına kadar ötüyor yani her şeye bir hassasiyet yüklenmiş

  118. 50:39

    şimdi onun için birinci katta gıybet hassasiyeti var o orada patlıyor adamda gıybet yoksa geçiyor onu çünkü o cihazda şey yok yani birinci katta hasetle ilgili araç teftiş noktası yok teftiş noktalarında amelleri bir şeye koyuyorlar cihaza koyuyorlar gibi anlar şimdi bir bakıyor altıncı kata gelmiş adamda her şey var yani düzgün geçmiş merhamet yok o cihazda neye görüntülüyor

  119. 51:09

    merhameti görüntülüyor onun için altı katı geçti niye geçti öbürleriyle ilgili sorunu yoktu her katı geçti ama burada sorun çıktı neden çünkü o kat ona göre görevlendirilmiş onu bakacak sırf bir bakıyor insan işte kalbine bakıyor anjiyolar var biliyorsunuz işte film çekiyorlar memar bir şeyler bir şeyler hepsi farklı yani ayağımda işte bir

  120. 51:35

    stres kırığı dediler filmde ne kadar belli olur film yetmedi dediler emar çünkü film o kadar anlar emar biraz daha içini anlar olmadı şimdi ne yapacak bir şey var işte anjiyo yapacak şimdi beynimin filmi çekiyor yetmedi şimdi emar çektik bu bu geçen hafta emardan sonra baktık ne oluyor işte tıkandı ya bunla ilgileniyoruz

  121. 51:57

    şimdi dualarınızı beklerim anjiyo ne demek anjiyo şimdi film mi açtı şimdi şimdi emarı da çektik onda da bir şeyler görüntülendi fakat anjiyo anjiyo ne demek biliyor musun kasıktan nereden giriyor telle telle böyle şeyle yani telle giriyor damardan giriyor damardan buraya geliyor içeriden damarın içinden bir şey geliyor buraya o da oradan işte profesörler işte hocalar

  122. 52:27

    dışarıdan kumandayla işte onu oradan çünkü ben onu canlı oldum şey oldum ya kalp anjiyosu da oldum bypass ayrı oldum kalp anjiyosu oldum orada bayılmıyorsun anjiyoda uyanık görüyorsun uyanık gördüğün için seyrediyorsun ekranı oraya geliyor kalbin içindeki en ince damarın içinden geliyor böyle orada bir şeyler yapıyor bilmem ne yapıyor işlem yapıyor kasıtıyor işte plak oluyor

  123. 52:51

    plağı açıyor orada bir şeyler ediyor balon yapıyor falan gözümle seyrettim orada uyanıksın işte ona anjiyo deniyor burada ne demek istiyoruz yani her kat semanın kendine göre görüntülemesi var bu görüntülemede birinci katta gıybet varsa çıkıyor öbürleri çıkmıyor ikinci katta dünya menfaatçılığı varsa çıkıyor öbürü çıkmıyor üçüncü katta kibir varsa çıkıyor öbürleri çıkmıyor

  124. 53:19

    dördüncü katta kendini beğenme varsa görüntülüyor öbürleri çıkmıyor böyle devam ediyorsun beşinci katta haset varsa kıskançlık o çıkıyor altıncı katta merhametsizlik varsa yani efendim acımama o çıkıyor şimdi geldik yediye kadar geldik demek ki bu adamda altı görüntülemede uygun çıktı bir müdahaleye gerek yok

  125. 53:47

    yıtırı bu vurun bu ameli cevahiri havanı uzuvlarına vurun vurun ukfulu kafele yakfulu ikfilu demiş bana bunu demedi kafele yakfulu da olabilir ikfilu yani kilit vurun ala kalbi bunun gibi kalbine kilit vurun kalbine kilit vurun ne demek kalbini damgalayın mühür vurun kalbine hatemallahu ala kulubi Allah kalplerine damga bastı diyor ya yani o mühür vurulmak demek artık

  126. 54:19

    bir şey anlamaz hale gelir yani ikhlas bir şey bekleme adamı olmuş kaya gibi damgalı yani bu evet kalbine kilit vurun inni şübesmen ehcubu engelliyorum arrabbi rabbimden neyi engelliyorum külle amelin her bir ameli ki lem yurad kastedilmedi bi amelle vecu rabbi Rabbimin zatı kastedilmemiş olan hangi amel varsa Rabbimin huzuruna kabul makamına göndermem Rabbimle onun arasına

  127. 54:51

    yani kabul makamı ile arasına perde koyarım hicap koyarım çünkü beni Allah teala ne vermiş adamın işte niyetine vukufiyet vermiş ben onun Allah rızasını kastettim etmediğimi anlayabiliyorum altıncı kat semanın görevli melekleri bunu anlayamaz onları geçti ama bana verilen özellik de Rabbimin rızası aranmış mı aranmamış mı ben buna bakarım inni şübesi bu adam istemişti bir ameli

  128. 55:23

    yaptığı bu kadar işler var ya fıkıhlar, içtihatlar işte ders okutmaklar, vaaz etmekler, fetva vermekler bunlarla ne kastetmişti gayrallah Allah'tan başka şeyler ne kastetmişti inni şübesi herhalde kastetmişti bu yaptığıyla yani İslam'a hizmet yapıyor bunu görün işte içtihat yani millete örnek oluyor yüksek bakan onun için bunu görünce de anladım ki bu içtihatta

  129. 55:55

    şey var yani ilim ve fıkıhta ilerleme gayreti göstermiş ama niyeti neymiş yüksek pahayı almak fıkıhçılar nezdinde işte Osmanlı zamanında siz şimdi hava atmalar oluyor ufak tefek ama yani şimdi bizim İsmailağ'daki fıkıh eğitim yani şu anda dünya manasına onlara itibar yok ki onun için şu anda biraz Allah için olma şeyi daha arttı yani çünkü eskiden böyle değil eskiden

  130. 56:23

    biliyorsunuz kavuklara göre hareket kadıysan kavuğun ona göre şeyhul islamsan kavuğun ona göre arkadan sarkıtma ona göre kavuğun kademeleri katları ona göre şimdi oradan tabi adamın itibarı gözüküyor burada tabi maaşlar ona göre

  131. 56:39

    şimdi bizim İsmailağ'da normal ocağa alırsa 2000 TL fıkıhçı da alıyor 2000 TL adam şimdi niye çalışsın ki aman fıkıhçı olayım niye maaşım 4000 TL olur böyle bir şey yok şimdi şimdi ihlas daha arttı çünkü neden eskiden kavuk yükselirse bir kademe maaş feci artıyor tabi şeyhul islam oldu falan keseyle gelir gelsin Ebu Suud ol gelsin İbni Kemal ol gelsin ben bir şey demiyorum

  132. 57:05

    ellerini ayaklarını öper onlar benim sarığım ne kadar küçük görüyor musun ben böyle yapıyor muyum bana koca sarıklar getiriyorlar kızıyorum zaten kafam taşımıyor boynum ağrıyor kardeşim bana böyle hafif hafif benim ilmim yok bir şeyim yok böyle yapmayın

  133. 57:23

    şimdi burada fıkıha nezdinde rifat, rifat demek yüksek paye, burada ne demek biliyor musun maaşa da yansıyor Osmanlı dönemi Selçuklu dönemi daha evvel tabi İstihad Abbasilerde Emevilerde de öyle sen Kazı Şürek misin yani mübarek adam tabi onlar maaşını yüksek alabilir alsınlar adamda ona göre gayreti var ama sen bu ilmi niye okudun sen Allah için okursun da

  134. 57:51

    bir yere geldikten sonra sana imkan sağlarlar daha fazla kitap çünkü para ne o zaman daha fazla kitap alacak daha fazla talebe okuyacak daha fazla adam yetiştirecek masrafı artar şu adamın ilmi üyesi artar masrafı artar geleni gideni artar ona yemek getirecek yani bu ayrı bir şey ben maaşın fazlalığını konuşmuyorum derdin ne yani sen maaşım artsın diye mi

  135. 58:13

    itibarım artsın ne demek kaz asker olayım kazıl kuzat olayım sonra şeyhul islama çıkayım senin derdin ne yani ve zikran şanım yürüsün işte herkes benden bahsesin zikran anılmak alimler nezdinde bütün alimler benden konuşsun bütün hocalar toplansın ya falanca işte efendim Hidaye'yi ezberlemiş yok öbürü bilmem Kudur'u ezberlemiş vay anasını adam nasıl

  136. 58:43

    biz iki yüzünden okuyamıyoruz bu hoca nasıl böyle olmuş falan öbürü diyor bütün şerlerdeki kavilleri ezbere taramalı gibi sayıyor kale şöyle kile böyle falan filan ve kile şöyle ve yukarı şöyle bu kadar deliller bu adam bu kadar ekvali nasıl cevhetmiş falan filan diye okumuş Vosovden sesi yani adının sesi geçsin her yerde anılsın filme dain bütün şehirlerde işte şimdi zaten

  137. 59:13

    bir internet çıktı burada oturuyorsun konuşuyorsun bütün dünyada duyuluyorsun eskiden böyle değildi çünkü burada bir adam meşhur olması lazım Ankara'da meşhur olacak oradan sonra Ankara'dan İstanbul'a gelen bir talebesi diyecek bizim bir hocamız var oradaki medresedekiler Allah Allah filan oradan Edirne'ye giden biri oradan oraya diyecek bütün her kere böyle bu tabi

  138. 59:33

    aylar yıllar sürebiliyor yani ki bir Osmanlı coğrafyası veya bir dünya çapında bir Mahmut efendi olsun bir ödül merasim oldu bütün dünya duydu onu ama o duyulmak için okumadı ki Allah için okudu ikhlasla okudu kimseye kendini göstermek istemedi gösteriş yapmadı ben kırk sene yanında kalmışım yani sırf Allah için bir kişi beni beğensin istemez hatta beğenmesin ister

  139. 59:59

    beğenmeyenlerden daha memnun olur ya der o bizi daha iyi anlamış ki bizi beğenmiyor der yani öbürleri anlamamış bizi beğenenler yani efendi böyle insan e şimdi bu insanı Allah yayar çünkü Allah Teala şimdi şunu anlamayın bir adam meşhursa bir adamın adı muteberse her yerde yayılırsa demek bu adam bozuk adam biz böyle mi dedik

  140. 1:00:19

    şimdi burada bir adam kendini meşhur etmek için okursa zaten okuyan da meşhur da olamıyor yani olursa da kötü meşhur oluyor o da ayrı bir dava şimdi bazı ilahiyatçıların durumu gibi meşhur oluyor kötü meşhur oluyor şimdi derdi itibar kazanmak adını andırmak şanını yürütmek yüceltmekse bu adam burada helak olacak anlatılıyor burun amellerinin suratına vuruyor ama bir adam

  141. 1:00:47

    Allah için okuyor Allah onu meşhur edemez mi o zaman Allah sahibi de meşhur sahabe de meşhur yani ne alakası var her meşhurluk kötülükten mi gelir adam meşhur olmak istemez ama Allah onu meşhur eder çünkü bu üstada delilim nedir bu hadis-i şeriftir Allah Teala ne buyuruyor bir kulunu ize habbe Allahübde nâdâ Cibril Allah bir kulunu severse Cibril'e nidâ eder

  142. 1:01:11

    e ya Cibril'in hübbu fulâne fe hübbu ey Cibril ben felancayı seviyorum sen de onu sev fe yuhibbu Cibril Cibril onu sever Cibril'in elinde irade ihtiyar yok Cibril emir kuludur insan değil ki irade kudreti olsun melekler müstahhar varlıklardır Cibril ben bunu seveyim diye isteyip de sonra sevemez Cibril'e sevdirilir biz sevmeye uğraşırız belki bazı şeyler dinleriz

  143. 1:01:35

    anlarız hayatını okuruz sevmeye çalışırız sonra sevebiliriz Cibril de öyle ben bunu inceleyeyim de seveyim diye bir şey olmaz Cibril mecburi sever Cibril onu sevince fü mevnâdi Cibril Cibril gökteki meleklere seslenir innallâh yuhibbu fulâne fe hübbu Allah felan kulunu seviyor şu anda dünyada yaşayanlardan bahsediyoruz ölenler de geçti şu anda bu nidalar devam ediyor

  144. 1:01:59

    bu sahabe dönemine ait bir şey değil peygamberle ilgili değil mi şimdi sallallahu aleyhi ve sellem Allah felan kulunu seviyor Mahmut Efendi'yi seviyor anladın mı sen? Sam Efendi'yi seviyor o zaman Cibril Hazretleri'ni seviyor Allah seviyor fe hübbu siz onları sevin bir de bakıyorsun Sam Efendi'yi yüzbinler milyonlar seviyor Mahmut Efendi Hazretleri'ni milyonlar seviyor

  145. 1:02:25

    ondan sonra bakıyorsun Adıyaman Şeyhini milyonlar seviyor e seviyor hakikaten seviyor ya e bu nereden oluyor arkadaş beni niye kimseye adam yerine koymuyor sokakta Allah belanı versin diye bana beddua ediyor niye beni sevmiyor o zaman bu zatlar sevdiriliyor çünkü Cibril Emre diyor bütün gök ehli seviyor sevince sümme yudavleul kabulu fil ard ondan sonra

  146. 1:02:53

    Allah herkesin kalbine o kişinin sevgisini muhabbetini makbuliyetini ve itibarını koyuyor yerleştiriyor yani yeryüzünde de sevilmeye başlanıyor ama kim sevecek tabi Allah'ın dostuysa tabi onu Müslümanlar sevecek yani gidip de Yahudinin gavurun Hristiyanların sevmesini bahsetmiyoruz Müslümanların sevmesinden bahsediyoruz Müslümanlar onu kabul ediyor

  147. 1:03:17

    Allah'ın sevdikleri Allah'ı sevenler onu da sevmeye başlıyor bu kabul Allah tarafından koyuluyor onun için ne diyor İbrahim Hakkazleri Bil elsin ey halkı Eklamı hak ey hakkı Öğren edebi hulkı Görelim Mevla neyler neylerse güzel eyler İnsanların dilleri var ya anlatıyorlar şu adam çok iyi takla şu bu eğer iyi şeyler insanlar söylüyorlarsa yani ehli sünnet Müslümanları

  148. 1:03:45

    bil ki bunlar Allah'ın kalemleridir diyor Allah neyle yazar diyor kullarının dilleriyle yazar diyor onun için makbuliyet kolay bir şey değil canın çıksa bak ilahiyatçılar var her gün televizyondalar kendilerini çatlatıyorlar artık Adem Hasan'ın babası var demeye başladılar Validemizin işte çift çizgiyeti var karılar açık gezebilir karılar açık gezebilir dediler

  149. 1:04:09

    namaz kılmasa da olur dediler yani adam seviliyim istiyor feministler sevsin komünistler sevsin uğraşıyor daha insan eli açı görmüyor musun namaz namaz da yok diyor adamı 5 kişi seven yok bizim cami cemaatından Müslümanlardan kimse sevmiyor bunları bırak işini kapat diyor ya ipçim adam bunlar diyor ya her gün bir fetva değiştiriyorlar dini bozdular diyor

  150. 1:04:33

    bir de millet beddua diyor ya adam profesör ama çünkü neden Allah kabul koymamış Allah sevmiyor ki Allah'ın sevdiklerini Allah kullarına sevdiriyor onun için meşhurluk her manada kötü değil meşhurluk için okumak kötü meşhurluk için vaaz etmek kötü kalpleri ancak Allah biliyor onun için bu adam ne yapmış

  151. 1:05:29

    ilâ gayrı, benden gayrına gidemez buradan aşağı, in aşağı ve küllu amelin hangi amel, fıkıh olsun, ders okutmak olsun, vaaz etmek olsun takvadan ileri vera olsun karınca incitmez, ne mübarek adam zannetersin lem yekûn, eğer değilse lillâhi Allah için hâlisan, sırf Allah için değilse karışıksız, bulaşıksız değilse geçen derste anlattığım gibi

  152. 1:05:55

    süt gibi değilse böyle, süt gibi derler, niye süt gibi derler, karışıksız içinde ne gübret bulaşıyor hayvanın karnından ne kan bulaşıyor hayvanın damarından süt aradan çıkıyor süt gibi çıkıyor bir damla sonra düşse onun bir kovaya o hâlis olmuyor işte hâlis olmayan her amel ve o riyân gösteriş olur ve le akbelullâh, Allah kabul etmez amelel murâî

  153. 1:06:21

    riyâ yapan ameli Allah kabul etmez altı kattan geçti ama bendenleri geçemez dedi attı aşağı gitti işimiz çok sıkıntılı özellikle bu son madde biraz hocaları ve hafızları çok ilgilendiriyor çünkü şu anda itibar şu bu meşhur olma veyahut işte millet bana itibar etsin dertleri falan şu anda biraz pek maaş artışları yok öyle

  154. 1:06:44

    sen daha fazla âlimsin diye kimse sana daha fazla para vermez şu anda yani herkes eşit bizim cemaatta bile eşit, herkes maaş alıyor efendim yeni gelen icazetli hoca da aynı maaş alıyor eski de aynı maaş alıyor kıdem yok e fazla hizmet yaptı ona göre maaşını arttırış yok falan teşvik yok yani aslında doğruyu konuşayım da ama mesele adam niye okuyormuş

  155. 1:07:07

    itibarım artsın, itibarım artınca da param artar falan o yine dünya menfaatine tahvil eder işi ama riyâya girer çünkü reden insan sırf Allah için okumalı Allah için vaaz etmeli, Allah için okutmalı ve fıkıh çalışmalı, fetva vermeli falan falan Allah-u Teala cümlemizi bu vartalara düşmekten muhafaza eylesin ihlas ile khalas müyesser eylesin amin

  156. 1:07:31

    ve sallallahu aleyhi ve sellem muhammedin ve aleyhi ve selleme teslimen küfürün ve elhamdülillah rabbil alemin amin