1:04:33 / 1:11:26

  1. 00:51

    "Bismillâhirrahmânirrrahîm. Elhamdülillâhi Rabbil 'âlemîn. Essalâtü vesselâmü 'alâ Seyyidil Mürselîn. Muhammedin ve 'alâ âlihi ve sahbihi ecma'în. Aleykümtelip... Derslerden bir ders daha yaptık. Hüsn-ü hatimle nihayete erdirsin. En mühim mesele feyzilenmek, etkilenmek ve bu hadis-i şeriflerden alınan ruhu, feyzi, bereketi hayata işletebilmek. Hayatın her safhasında etkisini üzerinde, nurunu, feyzini, bereketini üzerinde bulabilmek, görebilmek, gösterebilmek. Maalesef konuşuyoruz, dinliyoruz, etkileniyoruz veya etkileniyoruz gibi görünüyoruz. Fakat başımıza bir iş geldiğinde, hani belalara düşüyoruz. Yani kelimenin tam anlamıyla "merkebe" [eşeğe] dönüyor. 'Eşek dokuz türlü yüzgeç bilir' denmiş —yani yüzme şekli— 'denize düşünce hepsini unutur, boğulur.' Şimdi bizimki de ona dönüyor, dönmesin. Bu kadar ayet bilip, hadis bilip de, sonra efendim sohbet... sohbet dinleyip de ondan sonra sen efendim... Başında bir iş geldiğinde bunları unutup, hadis-i şeriflerde zemmedilen şirke düşmek, riyaya düşmek, gösterişe kapılmak... Yani o kadar ince bir mesele ki Mevlâ bunun zerresini kabul etmiyor ya, zerresini kabul etmiyor. O kadar zor bir durum. Yani ilim yaparız, tefsir, hadis, fıkıh bitiririz. Fıkha göre amel yaparız, kılı kırk yararız; abdest, taharet, gusül, işte efendim tadil-i erkan, işte vesaire namazın içindeki şartlar, dışındaki şartlar... Kitaplarını yazdık yani bunların. Bunları da yaparız, her şeyi yaparız. Bir de bakarsın ki yani, o adam ne titiz, ne dikkatli, ne temiz... Bakarsın müsta'mel suyu damlatmayız, falan falan..."

  2. 03:16

    Niyetimiz işte abdeste önlük takarız. Müstehamen suyu damlatmayız falan filan. Bir edeb, bir müstehab bırakmayız. Fakat iş geliyor, geliyor kalpteki niyet meselesinde. Tabi ki Allah için namaza duruyoruz. O kadar da gavur değiliz. Ama rüya giriyor.

  3. 03:33

    Namazda giriyor, oruçta giriyor, sadakada giriyor, haçta giriyor, omzede giriyor. Bu zamanda çok zaten hiç çıkmıyor desek yeri var. Giriyor demeyelim. Hiç çıkmıyor ki girsin yani. Kalp çıfı çarşısı. Onun için tasavvufun zaten en mühim meselesi ihlasın teminidir. Ali Adem Efendi babamız öyle buyururdu.

  4. 03:52

    Mektubattan da İ'lemenneli şeriatı felâsete eccâ. Şeriatın üç yüzü var. Yani üç saca yağ üzerine kurulmuş şeriat sofrası derdi Efendi Hazretleri. Üç saca yağ. Yani birini çeksen gidiyor. Sofra düşüyor. Bu da nedir? El ilmi vel ameli vel ihlas. İlim, amel, ihlas. Çünkü ilim derdi hocalardan okumakla veya kitaplardan okumakla, hocalardan dinlemekle temin edilebilir.

  5. 04:21

    Amel, okuduğunu dinlediğini tatbik etmek. Bu da insan tarikatsizselen bunu yapabilir. Geldik ihlasa. İhlas bu işin ruhudur. Bu iki cüz bedeni gibidir. İhlas ruhu gibidir. Bak terimi terimde ihlas babındayız. Yani hemen başladığımızdan beri ihlas babındayız. Birkaç ders sonra bitiyor bu bab da. Yani duyduğunuz adı şerifleri.

  6. 04:41

    Ne kurralık kurtarıyor, ne fukuhalık kurtarıyor. Geçen derste cehennemin dibini boğulacak diyor. Cehennemin cübbül hazinenin üzüntü kuyusuna atılacak. Cehennem 400 kere Allah'a sığınıyor. Beni buraya atma diye. Cehennemin diğer tabakalarının sığındığı yere kıraatçılar, fıkıhçılar atılacak diyor. Gösteriş yaparsan.

  7. 04:59

    Ama bundan nasıl kurtulacağız arkadaş? Bir kimse derdini bilmeden derman bulamaz. Bir insan hastayım diyecek evvela. Kimse hastayım diyen yok arkadaş. Herkes ben ihlaslıyım diyor. Bir defa en büyük sorun burada. Bir defa bizde ihlas sıkıntısı var. Bunu teşhis yapmadan hangi doktor bizi tedavi edecek?

  8. 05:19

    Edemez. E sen hastalığını kabul etmiyorsun. Hastalığını kabul etmeyen hastaya ileride çıkamazsın ki. Doktoru da götüremezsin yani. Ne mürşidi, ne şeyhi der ya, ne tarikat der ya. Adam gitmez de ayak sürter. Ondan sonra işte böyle hacıyım hocayım der. Memleketi batırırlar. Tasavvuf yok, bir şey yok. E ihlas neyle kazanılır?

  9. 05:41

    Evladım derdi Ali Adem Efendi Hazretleri. Kaddesallâhu aleyhi ve sellem. Tarikat-ı Muhammediye kitabı, İmam Birgibi'nin kitabıdır. Ona Hadimi Hazretleri falan da bayağı şeyhleri de var. Bu kitap da okunmaklı bir kitap. Şeyhleriyle birlikte olursa tadından yenmez. O kitap çok ilimler verir yani. Dilin afetleri işte, kulağın afetleri, gözünün afetleri, elin afetleri,

  10. 06:05

    ayağın afet, afet, afet, afet. Yani gözünün afeti ne olur? Bismillahirrahmanirrahim'e bakmasıdır. Şunu kulağın işte çaldırdır, gıybettir, dedikodu dinlemedir. Değil mi? Böyle afetleri anlatıyor yani. Dilin afetleri. Mesela sabah namazından sonra iştah arası konuşmak dilin afetidir mesela. Böyle afetleri sayıyor.

  11. 06:23

    Bu afetleri sayan bir kitabın adı Tarikat-ı Muhammediye derdi. Evladım tepeden tırnağa ihlastır. Kitap bunun için yazılmıştır. Fakat yapraklarıyla yutsanız zerre kadar ihlas kazanamazsınız Allah'a. İlla tarikat, hakikat, mağribet. Yani yola gireceksin, seyretçilik yapacaksın çünkü ihlas şu demek. Yaptığın işi sırf Allah için yapmak.

  12. 06:45

    Bunun için de ne lazım geliyor? Kalpte Mevla'dan gayrı takıntıların temizlenmesi gerekiyor. Kalpte Mevla'dan gayrı düşünceler varken temin edemezsin. Çünkü neden? Süpürgeyle süpürmemişsin. Zikir süpürgesiyle süpürmemişsin. Kalp temiz değil. Kalp temiz olmayınca temiz olmayan böyle halı koydun, ne koydun, ne yapsan bunu pisleteceksin.

  13. 07:03

    Çünkü kalpte ne var? Desinler var, beğensinler var, methetsinler var, sevsinler var, sövmesinler var, elimi öpsünler var, hürmet etsinler var, görsünler var, işte boşa gitmesinler var. Var olu var. Şimdi kalpte bunlar varken yani ne yapacaksın? Az daha namaz kılarken snap atacaksın yani çekin de atın yani namaz kılıyorum falan.

  14. 07:24

    Yani dayanamıyorsun yani çünkü. Biri görmedi bu namazı boşuna gitti zannetiyorsun yani. Bugün de bir hayır yaptım falan. Bunu ne münasebette bir araya sıkıştırıp da millete nasıl aktarabilirim acaba? Kabak gibi de rüya olmasın tabii gizli rüyadan yapalım şeklini. Herkesin burada bir şey var. Lafın ortasına bir bakıyorsun bir şeyini sokuyor bir amelini yani.

  15. 07:45

    Mübarek bir amelini de sırf Allah bilsin da. Yok. Hastalık bu maraz. Çünkü bende ihlas var mı? Şimdi şahsen kendimle konuşuyorum. Tabii ki Allah rızası için kılıyorum Allah'ın tabii ki para için, karı için, re için, bilmem şöhret için kılmıyoruz namazın şu, şu, bu, sonu. O ayrı bir şey. Böyle hepten de gavur değiliz dediğimi demek istiyorum.

  16. 08:08

    Ama arkadaş bende hastalık var mı? Bende var. Şimdi bende var seni bilmem ben kimse. Bende var. Bunun tespiti nasıl yapılıyor? Evvela tahlil yapacağız. Kan tahlili aldın aç karnına gidiyorsun bakıyorsun. Kanda itaat var mı yok mu?

  17. 08:23

    Şimdi kalpte rea var mı yok mu? Şimdi tahlil yapacağız. Biz böyle bir tahlil hangi laboratuvar yapıyoruz acaba? Ben sana söylüyorum kendin yapacaksın şimdi. Met ettikleri zaman seviniyor musun? Ben seviniyorum. Bir taraf gitti. Zemm ettikleri zaman üzülüyor musun? Bana şimdi bizim İbrahim Efendi, Mahmut Hoca yapışırlar.

  18. 08:47

    Herkes atarlar. Ben sabah açmayı biliyorum bir tek. Atmayı bilmiyorum bir şey de bir tek açıyorum böyle basıyorum. Bakıyorum orada video görüyor şu görüyor. Aa şu gazete de şu çıktı bu. Benim aklımda da habersiz kalmaz Mehmet'e. Bakıyorsun aha beni benim aleyhime bildirmiş. Üzülüyorum biraz. Demek ihlas tam değil.

  19. 09:07

    Çünkü neden? Bende ihlas tam olsaydı ne met edene sevinecektim, ne zemmedene üzülecektim. Ben Allah rızası için yaptım bu konuşmayı. Kimse beğenmese bana ne, beğense bana ne. Böyle düşünmem lazım idi. Tabii ki biraz yavaş yavaş aşıyorum. Eskisi gibi de kabak gibi değil. Yani zaman geçiyor, yaşlanıyoruz ve biraz daha ağır başlanıyoruz.

  20. 09:27

    İşte biraz biraz eski dozajlar değil tabii. İltihap derecesi düşüyor tabii. Tahlilleri ara ara yapıyorum. Tahliller neticesinde biraz riyalar azaldı bende biraz. Ama bak sıfırlayamadım ben. Ben şahsen sıfırlayamadım yani. Fark ediyor bende. Niye Efendi Hazretleri'nde fark etmiyor? Onun yanında kaldım senelerce.

  21. 09:49

    Niye bir zemmedenden acayip hiç etkilenmez? Bütün dünya bir şey dese etkilenmez. Niye etkilenmez? Ondan sonra dünya met etse niye hiç efendim oradan sevinmez? Müjdelenmez? Şimdi hal böyle olunca benim tahlilde tam iyi çıkmadı yani. Siz de kendinize ayar çekin. Bakın biri sana kötülüyorsa seni ne bu tip ne bu şekil, bu yaşta, ne bu sakal karın niye çarşaflı bir şeyler

  22. 10:23

    laf attılar ailede işte. Aa sen çok üzülüyorsun falan. Demek ki sen Allah için yapsan üzülmezdin yani. Sana ne? Ne üzülüyorsun ya? Sen burada haram yapmıyorsun, günah yapmıyorsun. Seni tenkit edenler var. Doğru yoldaysan üzülmemen lazım. Veya kimisi de tersinedir. Aa ne takva insansın, ne mübarek. Bu genç yaşta sakalda bırakmışsın, karın çarşaflı.

  23. 10:47

    Şudur budur. Aa hoca olmuşsun, hafız olmuşsun falan. Bizim çocuklar da Kur'an okumayı bilmiyor. Senin çocuğun ne güzel, sen ne güzel falan. E burada da tabi ki Allah'a hamd etmek manasında sevindiler. Ayrı bir şey nimete karşılık. Ama yani insanların metiyle zemmi eşit gelmesi lazım. Neden? Ben Allah için yaptıysam bu işi, bu insanlar yok hükmündedir.

  24. 11:11

    Bunların cenneti yok, cehennemi yok, sevabı yok, azabı yok. Ben bunların efendiler hep böyle ihlası kazandırmak isterken vaazda hep bu şeyi söylerdi. Bir fikir bu çünkü. Bunların cenneti yok, cehennemi yok. Bir şey veremezler benden. Bana ceza da veremezler. Bunları neyine beğendiriyorum? Bu bir şuurdur efendiler.

  25. 11:29

    Kısaca bu şuuru verirdi yani. Bunu bir düşünürseniz, bir anda böyle ihlas geliyor yani. Hakikaten ya. Ha bu taş, ha şimdi ben bu kütübhaneye veyahut da işte duvara kendimi beğendirebilir miyim burada? Gece kimse yok burada, teheccüd kuruyorum falan. Beş saat mesela okudum. İki saat kıyamda kaldım falan.

  26. 11:47

    Kimse de yok gören mören. Aa arkamda kütübhane var, görüyor falan. Der miyim yani? Ya burada sen oturuyorsun, ha kütübhaneye ha sen. Duvar demeyeyim şimdilik. Ayıp olur misafirlere. Duvara teşbih etmeyeyim. Ha kütübhaneye ha sen. Yani şunu demek istiyorum. Senin hükmün yok Allah'ın dinde. Görmenin, beğenmenin bir etkisi yok Allah'ın dinde.

  27. 12:07

    O zaman kim için kılıyorum? Ah ihlas, ah ihlas. El ihlasu sirri. Bir hadis-i kudsi de var. Burada belki geçmiyor o. İhlas benim sırrımdır. Mevla da sırrını ifşa etmez yani. Estevdi'u kulübe men ehbevdi'u min ibadi. Kullarımdan sevdiklerimin kalplerine emanet bırakırım. Yani çok büyük makam ya. Muhlis.

  28. 12:31

    Tabi muhlis ihlasa çalışan. Ondan da bir büyüğü vardır. Muhlas. Muhlista bile şeytan yol bulurum, musallat olurum diyor. Muhlas artık seçkin kılınmış. İhlasın tamamına ermiş. Halis kılınmış artık. Onlara bir şey yapamam diyor. İlla ibadike minhumul muhlasin. Kullarından muhlassa yani ihlasa ermişse yolum yok ona diyor şeytan.

  29. 12:57

    Muhlis ise hala ihlas bulmaya çalışıyor benim gibiler. Onlarla da oynarım diyor yani. Onun için hadis-i şerifleri iyi dinlemek, bu sohbetleri kaçırmamak. Çünkü ilimsiz amel olmaz. Amelsiz ihlas hiç olmaz. Çünkü bir şey yapmıyorsun ki ihlaslı bu yaptır, ihlassız bu yaptır. Zaten sıfırın altında yani.

  30. 13:17

    Amel yok ki ihlas arayalım şimdi. Amel de ilimsiz olmaz. Yine iş baştan ilimden geçiyor tabi ki. Saça yağ ilim olmadan. Zaten üç saça yağ ne demek zaten. Biri olmadı mı ikisi gidiyor zaten. Onunla dikkat et yani. Sen şimdi o zaman ben direkt ihlas makamına geçtim hoca efendi deyip de ilmi ameli de göz ardı edemezsin yani.

  31. 13:37

    Zahiri ilimleri de boşa çıkaramazsın. Çünkü neden? Nasıl direkt ihlasa geçiyorsun? Merdiven basamak basamak. O zaman iki saça yağını göndermişsin. Veya biri olmadan nasıl amel ediyorsun sen? Ne ameli ediyorsun sen? Teheccüd kılıyor mu? Nasıl kılıyorsun? Şart bilmiyorsun, üşürt bilmiyorsun. Farz, vacip, sünnet, müstahap, haram, müfsid bir şey bilmiyorsun.

  32. 13:55

    Şimdi ilmalden evvel gelmiyor, amel olmuyor ki. Yine iş dönüyor ilmale. Yine iş dönüyor itikada yani. El üsnete göre inanmadan bütün amelin boş. Bunları birbirinden ayırmayalım. Tarikatta savuf yeter hani ilim amel lazım değil gibi sapık sapık konuşanlara kapılmayalım. Biz burada onu demek istemedik.

  33. 14:15

    Ama ekseri nas ilim ve amelde takılıyor. İhlas canibini ihmal ediyor. Yani bana ihlas lazım. Benim kalbimde maraz mı var? Kalplerinde hastalık var olanlara dahil miyim? Şeklinde bir kontrol yapmıyoruz. Benim derdim şu. Yani 5 vakit namazda kıldım, orucuda tuttum, gidiyorumsa İslamiyete iman şartları 6, 5, İslam şartları 5 benden bu kadar.

  34. 14:41

    Yani bu böyle olmamalı. Çünkü neden? Benim 3. saç ayağım yerinde mi? Şeriat sofrası duruyor mu sağlam? Kurulu mu acaba benim düzenim, İslam düzenim? Bunu anlaman için ihlası kontrol etmen lazım. İhlaslı mıyım değil miyim? Burada da işte demin söylediğim ölçüleri itibarı aldığı zaman hastalık çıkıyor.

  35. 15:03

    Yani tahlil bozuk çıkıyor çoğumuzda. O zaman bunu düzeltmek için tasavvuf gerekiyor. Çünkü illa zikir tabi zikirde mürşitten alınacak, nispet alınacak, icazetli olacak demek istiyorum, izinli olursa bunun tesiri var. İzinsiz olan ibadet ve zikir sevabı vardır. Ama mukaribattan değildir. Yani seni Allah'a yaklaştıracak, seyri sürükteki mesafeleri katettirmez.

  36. 15:27

    Çünkü sen o zaman zaten televizyona bakarken 100 kere Subhanallah çekiyorsun. Veyahut da onunla bununla konuşurken la ilahe illallah çekiyorsun. Ne göz kapatıyorsun, ne kendini topluyorsun, ne huzuru kalp var, ne cemiyet var. Yani zaten burada ibadet, zikir en fazla dildeki bir zikre takılıp kalıyorsun.

  37. 15:45

    Kalbe inmiyor ki. Gözün zaten açıkken kalbi toplamak mümkün müdür yani? Göz baktığında kalp oraya gidiyor. Onun için bir adabı var demek istiyorum yani. Böyle olursa zikre devamla, devamla, devamla insan öyle bir hale geliyor ki bazı kere Mevla'dan başka bir şey düşünemez hale geliyor. Yani tabi ki ara sıra aklına gelmez bir şey olur mu?

  38. 16:09

    İşi var, gücü var, karısı var, çocuğu var. Ama onlar ona ne yapıyor? Allah'ın zikrini duramıyor ve terk ettiremiyor ve Allah'ın zikrinin, feyzinin nurunu söndüremiyor. Burada zikrinin nuru ağır basıyor, o arada öbür işlerde aradan çıkıyor. Ama, bu ihlası kazandırır. Çünkü o arada sen yaptığın ibadette onu bunu görmezsin, mülaza etmezsin, düşünmezsin çünkü zikir kalip gelir.

  39. 16:33

    Ama şimdi zikirsiz bir kalpte yani huzur üzere feyiz gelmeyen, nur gelmeyen bir kalpte insanlar ağır basar. Madde planı ağır basar. Desin, beğensin, görsün, işitsin, ağır basar. Hep hesap kitap ile şu varsa gideyim, şu duyacaksa geleyim. Hep böyle vazifeler ibadet, ameli salih de olsa bir şartlara bağlanarak.

  40. 16:59

    Farkındaysanız birçok insan. O geliyorsa geleyim, sen tutuyorsan tutayım hareketleri. Çünkü bunlar ihlas olmayan amellerin zahiridir. Niye biz yani sabah namazına arkadaşlar da varsa gelecekse görecekse çıkıyoruz da yani hiç kimsenin bilmediği zamanda bir yerde misafirlikte orada da bir sabah namazına çıkmıyoruz mesela.

  41. 17:23

    Cemaate yani gitmiyoruz da. Ama bir çevre var, arkadaşlar var. Aa bu sabah cemaate gelmedi olmasın. Yani bunlar nedir yani bunlar? Hem hemen herkesin başında bunlar ya. Böyle şey olur mu? İhlaslı adamda bu durum olur mu? Yani ucuna gitse amelini değiştirir mi yani? Kimse görse görmese adam zikrini değiştirir mi?

  42. 17:43

    Bizde kılık değişiyor, kıyafet değişiyor, üst değişiyor, baş değişiyor, her yer bir şekilde yani böyle. Bu olmaması lazım. İhlaslı adamda. Şimdi İbn-i Mes'ud den aldığı Allah'tan, İbn-i Mes'ud Hazretleri rivayet ediyor, hadis-i şerifte Kale buyurdu, Kale Rasulullahi sallallahu aleyhi ve selleme. Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme Efendimiz buyurdular ki diyor Abdurrazak

  43. 18:11

    Bukhari'nin de Şeyhlerinden Onun kitabında var Ebu Ya'la, büyük muhaddis Onun kitabında var Bu hadis-i şerif Musannef'de 3738 numaralı hadis-i şerif. Ebu Ya'la'da 5117 numaralı hadis-i şerif. Ve Ege Süreni Kübra'da 90. sayfada geçiyor falan Zaten bizim kaynağımız hafız mücdiri Hadis hafızı, büyük muhaddis Efendimiz'in çok itibar ettiği bir kitaptır.

  44. 18:41

    Şimdi Bu hadis-i şerifte Men her kim ehsene, güzel yaparsa salate namazını Kainatın Efendisi buyuruyor sallallahu aleyhi ve selleme Nerede haysı yarağı Gördüğü yerde kimuhu kendisini, kimennası insanlar. İnsanların gördüğü yerde güzel kılıyor, ağır, yavaş Kıyam uzun Rükû secdeler uzun Böyle Vesai kötü yapıyor ha namazı Haysı nerede yakhlu Haysı yakhlu muzaftır ayrılmaz

  45. 19:13

    Haysı yakhlu tenhata kaldığı yerde Tenhata kaldığı zaman pat, küt hızlı Milletin gördüğü yerde yavaş düzgün Veya kıraat Bir şey söyleyeyim mesela size Hemen hemen imamların hepsine taalluk ediyor Yani resmi cami imam olsun, bizim de kendi aramızda kılarken imam ettiğimiz kimseler de olsun, dolu hocamız var yani hafızımız var kadrolu imam, mevzin değil çoğu Genel

  46. 19:45

    Şimdi size bir ölçü vereyim Yatsının farzında İlk iki rekatta cehri kıraat ediyor açık, son iki rekatta hafif, sessiz Şimdi Birinci veya ikinci rekatta Fatiha kaç saniye tutuyor? Dakika tutmaz Fatiha Yani kaç saniye tutuyor? Bir de Üçüncü rekatta Fatiha Ondan zaten sırf Fatiha okuduğu için direkt belli zammı sure yok Üçüncü rekattaki Dördüncü rekattaki Fatiha

  47. 20:15

    kaç saniye tutuyor? Yemin ediyorum Hemen hemen hepsi, istisna bir veya iki çıkmaz Takvaları da dahil Teheccüd kılan bizim sofiler Sofu sovan yemezler Hepsi dahil Al sana verdim Bir ölçü birimi Arşın burada Halep'e gitmeye lüzum yok

  48. 20:39

    Şimdi bak, orada tuttu 40 saniye 60 saniye Yarısı tutarsa Yarısı İnsanların işittiği yerde bastırıyorsun Errahmanirrahim Errahmanirrahim Falan Ne oldu sonra? Bu tuttu 60 saniye Üçüncü rekat tuttu 20 saniye Yarısından ileri zor geçer Peki arkadaş bu sessizi kime okuyorsun? Sesliyi kime okuyorsun? Efendi Hazretleri öyle bir hesap yapardı ki Yahu derdi Sübhane Rabbiyel Azim Mesela

  49. 21:19

    Mesela kalkale var Sübhane Derdi okurken normalde kıraatta aşır falan Sübhane lezi esra Falan filan E namazdan ne yapıyorsun? Yapma kardeş Bu rezilliktir Bunu aş ya Bu işleri aş ya Yani Efendi Hazretleri derdi Rükuda secdede süp süp gitmeyin Hatta derdi şey çıkarın kalkalesini Sübhane Rabbiyel Bir talimi var bir tecvidi var Bir mahiracı var nasıl olsa kimse duymuyor

  50. 21:53

    Öyle iş var mı ya? Kime çekiyoruz bu tesbihi Allah'a çekiyoruz Nasıl öyle süp süp Bak İnsanların gördüğü yerde Mesela işte işittiği kıraatı 60 saniye tutuyor Fatihası Gizli kıraatına bak aynı İmam Hoca Efendinin Yarıya düşüyor Bu Fatiha aynı Fatiha Ya bunu öyle bir ölçü veriyorum ki Size ölçü birimi veriyorum ki Samimi söylüyorum Herkese uygulayın ya

  51. 22:21

    Benim diyenine uygulayın bakayım Bu kadar olmaz ki ya Sesli okurken ki Sessiz Fatiha aynı tutacak Aynı tutması lazım Olur 1 saniye 2 saniye 3 saniye Canım insan sesli de okuduğunda Her seferinde aynı saniye ayarlayamaz Ama bu kadar yarı yarıya oynar mı arkadaş Sen ne yaptın o zaman İnsanların gördüğü yerde İşittiği yerde güzelleştirdin Aldığında kötü yaptın işi

  52. 22:47

    Fetil ki işte bu muamele İstihane tün Hakarettir Hafife alma muamelesidir Hafife almak Düşük görmek Allah Allah azimetün diyor hatta Yani temvin tazim içinmiş Çok büyük bir hakarettir Ve çok büyük azabı ve cezayı Ahirette muciptir Dünyada da bereketi kaçar rızkı berbat olur Tabi böyle namazı bu şekilde Tadil erkansız Böyle insanların görmediği yerdeki hareketler

  53. 23:17

    İnsanın dünyasını da mahveder Öyle sadece ahirette kalmaz yani Çoklarının geçimi meçimi Huzuru aile huzursuzluğu Çoluk çocuğun dinlememesi bundandır Çünkü sen Allah'la alay edersen aşağı Evladesini paçavraya çevirir Bak çok büyük bir hafife alma olur İstihane Hafife almıştır bu kul Bu namazda bu muameleyi yapmak suretiyle Kimi Rabbehu Bu adam Onu bunu seni şunu değil

  54. 23:45

    Bizzat yaratan yaşatan Yediren içiren Her nefesim onunla beraber O konuşturuyor her nefesimizi Şu anda o çalıştırıyor beynimizi Şu anda istediği anda felç eder Ölü olur Böyle bir her şeyimiz Elinde olan bir Rabbimiz Maaşımız elinde olan patrona Böyle mi yapıyoruz hareketlerimizi Zahiren elinde maaşımız Amirimize böyle mi yapıyoruz Kainatı yaratan Her şeyimiz onun elinde

  55. 24:15

    Yaptığımız muameleye bak Bir namazımız var derdi Efendimiz Bari onu düzgün kılalım Yani çok bir amelimiz de yok yani Bir namazımız kalmış görüntüde E şimdi sen Allah'a hafife alırsan Allah Teala seni adam yanına koyar mı ya Senin kabir Mahşer sırat mizandaki durumun Nicedir Mevla seni dostlarıyla bir araya koyar mı ya Allah'a hakaret etmesin ya Bir de nerede

  56. 24:41

    Namaz kılmayandan hiç bahsetmiyoruz O zaten bayrak açmış çağırıyor Mevla gelmiyorum hareketi çekmiş Onu hiç muhataba almıyoruz zaten Namaz kılmayanın kitapta yeri yok zaten Fıkıhta yeri yok namazsızın ya Yani Bir alime bir veliye Namazsız Hacı Dursun Efendi Hocamız hazretlerine gitti dediler, bir istihare yapar mısınız?

  57. 25:04

    Kızımızı istiyorlar falan filan. Dedi oğlan namaz kılıyor mu? Dediler tamam kılmıyor. O da istiharesi yapılmış dedi. Yani namaz kılmayan adama kız vereyim mi diye istihare yapılır mı? İstihare yapmak caiz değil. Yapmak caiz değil. Çünkü namazsız adam da sarhoş da böyledir yani. Ara sırada iki tek açsa içki içene kız veren zinaya vermiştir diyor.

  58. 25:29

    Şimdi şey yani içki, uyuşturucu ve kumar kitabını hazırlıyorum. Birkaç haftada çıkacak inşallah. Muazzam ayet at işte. Muazzam. Yani orada hep kaynaklarını yazdım tabii ki. Zinaya vermiş olur bu. Az bir laf değil tabii o. Kaynağı var orada. Tembül gafilinden Fakih Ebu'l-Leyse Semerkandî Hazretlerine Dolu ulema ru'l-beyan'dan.

  59. 25:48

    E şimdi sen çünkü diyor içki içen sarhoş olur. Sarhoş olunca karıysını boşar haberi olmaz. Dolayısıyla zinaya vermiş olur diyor. Bak. E şimdi sen bunu istihara yapılır mı? Ara sıra iki tek atıyor. Bu adama kız verilmek için istihara yapılır mı? Namaz kılmıyor. Çok iyi adam. Bir suçu var işte namazı yok.

  60. 26:06

    Onun için namazsızı mevzubahis. Yapmıyorum. Konuya dahil değil. Biz burada neden bahsediyoruz? Namaz kılıp da belasını bulmuşlardan bahsediyoruz. Kıldığı namazı perişan etmişlerden bahsediyoruz. Zayi etmiş. Yani tabii burada ayrıca tadil erken devreye giriyor ama tadil erken de kurtarmıyor. Çünkü sen tadil erkeni millet görürken yaparsan, milletin görmediği yerde bozarsan

  61. 26:31

    o da buraya giriyor. Sen tadil erkeni bilmen yetmiyor ki. Uygulaman da yetmiyor. Yani sen yatak odanda teheccüd kılarken veyahut da normal namazı kendi başına millet görmediği yerde kılarken ki tadil erkeni uyguluyorsan o başka. O zahiren kurtarır. Ama zaten öbür türlü millet görürken bu hadis onu anlatıyor.

  62. 26:51

    Millet görürken düzgün güzel kılıyorsun millet görmezken kötü yapıyorsun. Yani tadil erkeni de yapmıyorsun ki zaten. Bilsen de. Çünkü senin derdin ne? Görmüşler mi, beğenmişler mi? Allah Allah Allah. Ya Rabbi rezil olmaktan muhafaza eyle. Allah'ım namaz kılıyoruz, kıldığımız namazlarla. Yüzümüze çaput gibi vurulanlardan etme.

  63. 27:13

    Ya Rabbel alemin. Allahümme amin. Allahümme salli ala seyyidina Muhammed. Ve ala alihi ve sahbihi ve sellim. Ve an şeddani ibn evsin. Büyük sahabiyi. Şeddani ibn evsin. Radıyallahu teala. Ennehu kendisi semiha işitti. Kimi? Rasulallahi salli ala seyyidina Muhammed. Kainatın efendisinin ne halde? Yakuli buyururken.

  64. 27:38

    Yani efendimizin buyurduğunu işitti. Salli ala seyyidina Muhammed. Men sâme. Her kim oruç tutarsa yurâ-i. Gösteriş yaparsa bu oruçla beraber. Tabi bunun ekseri nafile oruçlar da geçerlidir. Ramazan orucunda riya olmaz. Artık Ramazan orucunda da riya başladı. Çünkü neden? Millet tutan kalmadı. Tutan kalmayınca tutan gösteriş yapabiliyor şu an yani.

  65. 28:00

    Eskiden olsa adama gitsen desen ki falan. Ramazan günü oturuyorsun falan. Bir mecliste. Ben bugün oruçluyum ha desen. E cavur musun? Tabi oruçlu olacaksın derler yani. Nafile değil ki bu farz derlerdi. E şimdi Ramazan'da böyle iş yerlerinde şurada burada. Hele uzun günlerde, sıcak günlerde falan bir mevzu olduğunda.

  66. 28:17

    İşte ben oruçluyum musun? Sen ha oruçluyum falan. Maşallah nasıl tutuyorsun ya bu yazda falan. Yani Ramazan orucu bile artık lükşe girdi yani. Eskiden Ramazan'da oruçluyum desen. Tabi oruçlu olacaksın. Gavur musun derlerdi. E şimdi yani duruma bak, vaziyete bak. Farz oruçta bile riya tehlikesi başladı yani.

  67. 28:35

    Çünkü tutan kalmadı. Ama tabi burada ekseri nafilelerde bu mülaza edilir. Nafilelerde mülaza edilir. Çünkü şimdi Receb-i Şerif geliyor. Birkaç haftamız kaldı. Receb-i Şerif oruçları, Şaban-ı Şerif oruçları geliyor şimdi. Muazzam haram ay oruçları falan Receb'de geliyor. E şimdi gösteriş mevzubu başlayabilir yani.

  68. 28:57

    Gösteriş mevzubu başlayabilir. Yani bir ikide bir işte. Yani oruçluyum zaten sinirimi bozma falan. Bu hareketlere lüzum yok yani. Ondan sonra hacı abi bugün de çok solgunsun ya, hasta mısın falan. Yok ya işte oruçluyum da onun için falan. Bunu demeye lüzum yok yani. Bunları demeye lüzum yok yani. Evliyaullah yüzüne bir şeyler sürerlermiş.

  69. 29:19

    Oruç tuttukları zaman kanlı manlı bir şeyler yani böyle kan görüntüsü falan. Şeyler yani adam kanlı görsün falan. Demesin ki aa ne kadar oruçtan dolayı mübarek adam erimiş gitmiş demesin diye böyle. Oruç tutmadığını, oruçta olmadığını ima etmeye çalışırlarmış. Gösterişten sakınırlarmış. E şimdi böyle birbirine telefon etmeler.

  70. 29:42

    Sahura kalktın değil mi? Ha tutuyoruz ha. Ne oluyor? Grup mu tutuyoruz arkadaş? Herkes kendine tutuyor yani. Git tut yani. Ne telefon ediyorsun bilmem ne yapıyorsun. Evet. Bazı kere mesaj atmalarda bile rüya vardır yani. Hani ben diyorum tebliğ yapın birbirine hemen atıyor. Yarın gün oruçta olalım arkadaşlar.

  71. 30:01

    500 senelik ibadet falan bizim dergiden falan atar bir kitaptan bir şey. Hani burada da bir mesaj var tabii ki. Ben konuşsam rüya olmaz. Çünkü ben zaten tutamıyorum. Malulen emekliyim yani. Ben de rüya olmaz şimdi. Tutamıyorum ki zaten. Hani ben diyorum ki birkaç kişi tutsun benim delaletimle. Hani bir sevapa müşterek olayım.

  72. 30:20

    Hesabı yapıyorum ama şimdi siz gösteriş işine çok dikkat etmelisiniz. Tutun. Tuttuğunuzu da çok da belli etmeyin yani. Zaten hanımı telaşa sokacaksan şunu yaptın mı, bunu yaptın mı. Yani bir oruç tuttun, kadını perişan ettin mesela. Sinirleniyorsun, bağırıyorsun, tuz yok, tadı yok falan. Hani bu da kalp kırdıktan sonra nafile, oruç falan bunu kurtarmaz yani.

  73. 30:44

    Ne bulursan da yiyeceksin. Oruçluyum diye de önden kaç saat evvel sipariş falan da vermeyeceksin yani. Bugün şunu yap zaten oruçluyum. Canımın istediği yemekleri yap falan. Kadın seninle mi uğraşacak arkadaş? Onun da ibadeti var, çocuğu var, çoluğu var. Yapacak tabii yemeğini ama nedir yani? Siparişler verme uzun.

  74. 31:01

    Annelerimizin bir şeysi mi vardı? Aişe anamızın radıyallahu teala hani ha ömür boyu oruç tutmuş. Ömür boyu. Bir tek kurban ve Ramazan bayram günü hariç. Oruçsuz günü yok ya. Oruçsuz günü yok. Abdülhamid Zübeyir yeğeni, Esma validemiz kardeşinin oğlu. Mekke'de halife oldu o zaman. 7 sene Mekke'yi daire etti halifesi.

  75. 31:23

    O boşluk döneminde. Ya bayağı da halife oldu yani. Yemem memem bütün birçok bölge. Abdülhamid Zübeyir Hazretleri. Haccacı zalim geldi devirdi onu. Büyük sahabiye Abdülhamid Zübeyir. Bir para göndermiş var ya teyzesine Hazreti Aişe annemize o zaman yani kaç çuval eve sığmadı paralar. Oradan cariyesine dermiş ki yani hizmetindeki kadına işte.

  76. 31:48

    Sok elini ne gelirse al. Şu yetime, şu tula, şu şuna, bu buna. Akşama kadar bütün para gitti. Şimdiki belki katır türülür yani. Altın, gümüş para o zaman. Akşama kadar bütün para gitti. Dağıttı yani. Eftar oldu. Dedi ki hizmetçi kıza dedi iftarlığımızı getir. Dedi ne bıraktın ki ne getireyim dedi yani.

  77. 32:11

    Ne alacağız dedi bir şey yok ki evde. E dedi getir ya ne varsa getir. Fazla zeytinyağı getirin bir de kuru ekmek var dedi. Ya kuru ekmek zeytinyağı daha ne arıyorsun dedi ya. İftarlık yok diyorsun ne biçim konuşuyorsun dedi yani. Ekmeği batırdı zeytinyağına falan. O da bu sefer cariye denk geldi kendine de yağlı bir şeyler alacak diye be.

  78. 32:30

    Yahu dedi bu kadar para akşama kadar da alır mı arkadaş dedi. Biraz da iftarlığını ayır. Yarın ne yiyeceğiz dedi ya. Çok konuşma dedi. Sinirim bozma bana sıkıntı yapma dedi. Ne yiyeceğiz? Yeni gün yeni rızıkla gelir. Ne konuşuyorsun? Hatırlatsaydın dedi bir ekmeklik peki bir para bir direnme ayırırdık dedi yani.

  79. 32:50

    Onu da hatırlatmamışsın şimdi ne konuşuyorsun? Yani her gün oruç tutuyorlar. Dünya kadar mal geliyor bir öyle çuvalla yığılıyor. Akşama kadar dağıtıyorlar. Anne olmak ne demek ümmetin anneleri bunlar. Ondan sonra iftarda zeytinyağını bulduğu zaman şükrediyorlar. Ayıp ya. Durumumuz çok fecaat ya. Yediğimiz önümüzde yiyemediğimiz arkamızda.

  80. 33:11

    4-5 çeşitten aşağıya yemek diyenimiz yok. Kahvaltı 8-10'a çıkıyor. Reçeli 2-3 çeşit. Ayıp ya. Millet aç açık ölüyor ya. Yani böyle nasıl bir şimdi Ramazan şefkelerine iftarsız işleri güçleri yemek ya. Mübarek insan. Şu annelerimizi okuyacağım bir gün size birkaç annemizden misal okuyacağım. Onların o cömertlikleri o fakirlikleri o açlıkları.

  81. 33:37

    Ayşe anamız diyor. 3 ay geçiyordu. Yecihi hilalün ve hilalü ve hilalün. Bir ayın hilali geliyor gidiyor dolunay oluyor bitiyor. Bir daha hilal geliyor bir daha yani 3 ay. 3 ay geliyor geçiyordu 9 tane eşiğiz Kâinatın Efendisi'ni pirimizin evininden yemek pişip duman çıkmamıştır diyor. 3 ay geçiyordu duman yanmış.

  82. 33:58

    Ne yapıyordunuz? Hurma geliyordu ara sıra bir de suyla hurma. Ensarın hanımlarından hediye geliyordu. Hurma su. 3 ay. Kâinatın Efendisi'ni soracağım. Fatma anamız bir ekmek yapmış azıcık da ekmeği almış. Bir şu kadar falan bunlar çok büyük iş o zaman şu kadar ekmek falan. Bizde bu kadar ekmek falan yarısı da atılıyor.

  83. 34:23

    Şu kadar ekmek getirebilmiş babasına çünkü çocuğu çocuğu balonunda getirmiş. Efendim sonra sen demiş aa kızım demiş beni mi düşündün demiş. Vallahi babanın boğazından 3 gündür lokma geçmedi evladım diyor. Kâinatın Efendisi. Hep onun hürmetine yaratılmış. 3 gün lokmasız yaşıyor. Biraz tahammül, biraz sabır biraz züht.

  84. 34:46

    Dünyaya karşı soğukluk yani bu şekil bu ümmet iflah olmayacak. Yani Suriye'deki bu kadar dolu yetimin fakiri bu kadar her gün denizde boğuluyor gözü önünde aç fazla. Sen burada iştahın hala. Musa'nın karına ben oruçluyum şu kadar yemek yapıyorum bunlar. Geçelim bu işlerden biraz. Bela gelmeden biraz haddimizi bilelim yani.

  85. 35:08

    Ne var ya? Yani görülmemiş mevzular ya. Görülmemiş. Kâinatın Efendisi sallallahu aleyhi ve sellem. Hz. Ali Efendimiz dedi. Fatıma dedi. Ne oldu dedi. Ben dedi su taşımaktan eve dedi. Su taşımaktan dedi. Su taşıyan deveye döndüm dedi. Kamburum çıkacak dedi. Sen de dedi el değirmeni vermişler dedi. Çeyizde bir el değirmeni.

  86. 35:30

    Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir ibrik vermiş. Bir el değirmeni vermiş. Bir de yatacakları ince bir deri var. Koyun postu. Üzerlerinde de bir katif eden kumaş var. Başlarını çekseler ayakları açılıyor. Ayaklarına verseler başları açılıyor. Başka da hiçbir şey yok evlerinde. El değirmeni ütü ütüktürüyor her gün.

  87. 35:48

    Zor da şey ediliyor. Bütün elleri parça parça olmuş Fatıma hanımızın. Eller paramparça. Demiş ki bayağı bir hizmetçiler geldi köle cariye yani. Fetihler oluyor. Ganimetler geliyor. Dağıtılıyor tabi mücahitlere vesaire. Devlet, beytülmal politikası olarak. Babana git dedi. Demiş yani bize de bir tane şey etse yani.

  88. 36:09

    Sana şey dedi su taşır dedi. Bizde işimiz var ibadetimiz var. Senin de öyle. Kalkmış gitmiş. Gitmiş oturmuş oturmuş. Hoş geldin biz. Dönmüş geri. Demiş ne yaptın valla utandım demiş. Bir şey diyemedim. Hadi beraber gidelim demiş. İyi beraber. Hadi kalkmışlar beraber gidelim. Bukhari bu. Ondan sonra beraber gitmişler demişler.

  89. 36:29

    Ya Resulallah işte. Ben demiş su taşıyan deveye döndüm demiş Hazreti Ali Efendimiz. Bu da demiş su çeken yani araziyi sulayan. Eve yani su taşımaktan. Çünkü abdesti var kustu var. Devamlı su lazım. Musluk akmıyor şimdiki gibi. Fatıma'nı da demiş elleri baksana demiş. Paramparça oldu demiş. Bir demiş yani gelmiş belki onlarca yüzlerce haber aldık demiş yani.

  90. 36:53

    Devlet Beytülmal'a. Bize de bir tane düşmüyorum demiş yani. Bir tane bize de hizmet eden evimize bir şey yani. Yardımcı yani. Bir yardımcı versen bize. Eshab-ı Suffe'nin karınları orada bak 80 tane Eshab-ı Suffe'de fukara muhacir var. Onların karınları açken efendim ben demiş size asla bir yardımcı bir hizmetçi veremem demiş.

  91. 37:17

    Onları onlara vereceğim demiş. Onları onlara vereceğim hizmet etsin veyahut da onu efendim işte değerlendirip malından istifade etsin. Çünkü satılabiliyor. Onun parasıyla da onlar orada aç açık perişanlar onları. Bir üzerlerine bir şey alsınlar. Eshab-ı Suffe'nin de durumu yani. Belden aşağı zor kapatıyor.

  92. 37:35

    Üstü açık filan namaz kılıyor. Bir durum yok. Günlerce aç Ebu Hureyre'ler. Ben demiş Eshab-ı Suffe açken onları bırakıp size bir şey veremem demiş. Adalete bak. Düzene bak. İslam'a bak. Nerede İslam adı kalmış. Kim yapar bunu? Böyle bir rolde olan bir baba. Benim çocuk yolumda muhtaç canım bir tane de buna vereyim der yani.

  93. 38:03

    Fıkha göre de belgi de uyar yani kitap buna. Ama olmaz demiş. Bunlar da gitmişler. Gitmişler gece yatmışlar. Bir de Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem çıkmış gelmiş. Tam yatarlarken. Bunlar kalkmışlar alerjikum'a yatın yerinizde demiş. Gelmiş ikisinin başının arasında oturmuş ayaklarını sokmuş aralarına.

  94. 38:24

    Diyorlar Efendim Sallallahu Aleyhi Vesellem ayağının serinliğini göğüslerimizde hissettik. İkisinin de göğsüne değmiş. Zaten üzerlerinde bizim gibi böyle kat kat. Pijama üstü pijama altı filan yok yani. Hemen vücutlarına değmiş. Diyorlar ayakları serindi. Sallallahu Aleyhi Vesellem. Demiş ben size Cibril şimdi demiş bana bir şey getirdi.

  95. 38:42

    Ne getirdi? Onlar da zannetmişler acayip bir şey mi geldi? Size demiş hayır olaküm amin hadime. Yardımcıdan daha hayırlı bir şey getirdi Cibril'e. Allah Allah. Buyursun Cibril demişler. Bana öğretti demiş. Çok önemli bir şey demiş. Her namazdan sonra on Subhanallah, on Elhamdülillah, on Allah'u Ekber diyeceksiniz.

  96. 39:00

    Yatarken de otuz üç Subhanallah, otuz üç Elhamdülillah, otuz dört Allah'u Ekber diyeceksiniz. Her şeyden hayırlı size demiş. Bundan başka daha bir şey istemem demiş. Fatma Anamız bir memnun olmuş. Ali Efendimiz bir memnun olmuş. Biz olsa. Biz ne diyoruz? Ne alaka ya? Babacığım ne alaka ya? Demiş şimdi terbiyesiz çocuk var.

  97. 39:22

    Yapma bizle dalga geçme baba ya falan. Hareketler böyle yani şu an. Ne iman var biliyor musun? Demişler ki. Başımızın üstüne kabul ettik senin hediyeni. Cibril'in hediyesini kabul ettik demiş. Hazreti Ali Efendimiz diyor ki ölünceye kadar bir gece terk etmedim. Otuz üç Subhanallah, otuz üç Elhamdülillah, otuz dört Allah'u Ekber.

  98. 39:41

    Bir gece terk etmedim. Çünkü bu doksan dokuz isme tekabül ediyor. Doksan dokuz isim yüzüncüyle beraber İsm-i Azam yüzüncüsü. Ne oldu bu sefer? İşte o Subhanallah Allah'ın zatını tenzih olduğu için zatî isimlere. Elhamdülillah Allah'ın cemal sıfatlarından dolayı hamd gerekiyor çünkü iyilik, güzellik yapıyor.

  99. 40:02

    O sıfatlara da hamd ediyor otuz üç isimlere yani doksan dokuzun tekabülü. Ondan sonra efendim otuz üç, otuz dört Allah'u Ekber'de Allah'ın celal isimleri ve sıfatlarının tekbirini büyük olduğunu gösteriyor. Bu size daha hayırlı. Dediler İbn-ül Kevva vardı Irak'ta. Hazreti Ali Efendimizin yanında dolananlardan.

  100. 40:29

    Dedi ki hiçbir gece unutmadım deyince sıffın gecesi de unutmadın mı dedi. Sıffın harp gecesi. Sahabe-i Kiram'ın aralarında bir sıkıntı oldu. Sıffın harp gecesi yani harp var daha harpteyiz yani o gecede mi unutmadın? Halbuki biraz uzanmıştır orada yatarken. Dedi Allah sizin belanızı versin dedi. Ey Irak ehli dedi.

  101. 40:49

    Onlara da bir çatkının. Ulan her ne harplere soktunuz bizi perişan ediyorsunuz. Hazreti Hüseyin'de perişan ettiler çağırdılar teslim ettiler şeye İbn-i Ziyadlara. Yani böyle Irak şikak var yani. Onun için kanda durmaz orada. Devamlı ihtilaf. Yani sizin dedi Allah cezanızı versin dedi yani de. Zaten verdi zaten de hala da veriyor.

  102. 41:12

    Kaç senedir Hazreti Ali'den beri Irak hiç durmaz yani. Siz dedi ne oyunlar ettiniz bana dedi. Yani bizi sahabe-i birbirine düşürdünüz demek istedi. Harpe soktunuz beni falan demeye getirdi. Sıffın gecesi de unutmadım dedi. Harpte bile. Yalnız dedi gecenin başında biraz unuttum. Ortasında bir hatırladım hemen okudum dedi.

  103. 41:29

    Yani bir hediye alıyor. Ondan sonra hizmetçi yardımcı lafını zaten kapatıyor. Ve onu ömür boyu da onunla amel ediyor. Ne kadar da memnun oluyor. İnsanlar böyle çileler çekmişler. Bizdeki bu rahatlık bize batmış. Bir de oruç tutuyor. Zaten bu kadar yemekten oruç tutmanın bir fazileti de kalmıyor. Yani adamlar bir hurma akşama iftara zor buluyor zaten.

  104. 41:52

    E sen oruç tutuyorsun. Zaten iftarda sahurda öyle büyüyorsun ki üç gün yemezsen olur. Çünkü hani oruçluyum numarasıyla yemeği artırıyorsun zaten. Bu orucun zaten fazileti de kalmıyor. Bir de gösteriş yapıyorsun oruç tutuyorum diye. Ulan bu kadar yemek yiyen nenem de oruç tutar. O zaman oruç tutarken de gösteriş tehlikeci var.

  105. 42:12

    Fekadeşşirak muhakkak Allah'a ortak koşmuş olur diyor. Yani gizli şirk tabi kafir olmaz. Ve nasallâ kim namaz kılarsa yurâ'î. Gösteriş yaparsa o namazı işte. E yani farz namazlarda gösteriş çok olmaz ama işte namaz kılan kalmadığı için o bile gösterişe girdi durumu var tabi. Koca işleri bin kişi çalışıyor üç kişi çıkılıyor.

  106. 42:29

    Yani adam tabi orada. Onlar da diyor ki ona ya diyor gösteriş yapmayın ya git evinde kıl. Deli mi ne ya? Farz namazın vakti göçüyor. Nasıl evime gideceğim? Zaten mesai beşte bitiyor. Öğlen geçer beşe kadar. İşte adamlar bu kadar cahil. Git diyor evinde kıl. Ben bir gün otobüse gidiyorum. Memlekete gidiyorum.

  107. 42:50

    Dur diyoruz ya namaz göçüyor. Güneş doğacak yarım saat kalmış. Çek şurada bir iki rekat. Sünneti arabada hadi kılalım. Farzı kılamayız ayakta kılacağız. Adam diyor ki yarım saat sonra istasyonuna gideceğim zaten. Rahat rahat kıl kardeşim diyor. Güneş doğuyor diyorsun yarım saate güneş doğuyor diyorsun.

  108. 43:07

    Adam diyor ki ne güneşi diyor. Ne doğması diyor. Namaz mı geçiyor diyor. İşte kafa bu yani. Adam öğlen namazını kılana kenarda çekmiş bir karton atmış. Adam diyor gösteriş yapma burada ya diyor. Adam diyor ya zaten farz namazımı kılıyorum. Ne gösterişi git evinde kıl kardeşim. Ulan neyimizi evinde kılacağım.

  109. 43:26

    Zaten geçecek o zaman. Onun için farz namazla gösterişe girecek duruma geldi. Yani namaz kalmamış zaten. Ama bir adam tabi nafilelerde riayet tehlikesi büyük olur. İşrak, kuşluk. E tabi camide işrak bekliyoruz. Kılacağız hep beraber. Hani bunun gösterişi olmaz ne yapalım yani. Oturduğun yerde zikir yapman lazım eve falan çıkmadan.

  110. 43:46

    Bu usule sünnete riayet edince birbirini görüyoruz tabi ki. Yine ona bakar Mevla gösteriş niyetin olmayacak. Ve men tasaddeke kim sadaka verirse yurâ-i gösteriş yaparak. E bu olmaz ya. Sağ elin verdiğini ve racuni tasaddeke akhfâte alâ teâlem-i şimâd mâ tünfikû ye'mîn. Yedi kişi Allah'ın gölgesinde gölgelenecek.

  111. 44:08

    O gün başka gölge yok ahirette. Sırf Allah'ın gölgesine giren kurtulur. Bu yediyi sayarken bir maddesini söylüyorum şimdi. Gizli sadaka veren. Yani ki sol eli sağ elinin verdiğini bilmeyecek. Yani bu hadîs-i şeriftir, bu koca karı lafı değil. Sol eli yani şu iki elden şu görmüyor bunu. Artık bunu bile böyle mi yapacaksın, ne yapacaksın?

  112. 44:28

    Yani o kadar gizli vermek lazım. Sen şimdi adam sana emanet para veriyor git şuraya ver diye bir de gidiyorsun kendin veriyormuş gibi bir de gösteriş yapıyor. Kendi parası da değil. Yani bir de bu sorun da var yani. Başkasının parasıyla bile gösteriş yapar bizim millet. O da sahtekarlığa girer tabi.

  113. 44:48

    O da ayrı bir sahtekarlık, yalancılık ya. Böyle veriyor alenem falan. Bir de makbuz kes bakayım. Bilmem ne hareketlere bak hele hele ya. Allah Allah. Tamam ben Bir şey demiyorum, güvenlik açısından bakmış, istenebilir, şudur, falan. Yani, ne atıyorsun böyle hareketlere? Gizli şirk. Fekadeşrak, muhakkak şirk'e düşmüş olur.

  114. 45:09

    Allah'a ortak koşmuş olur. Euzubillahimineşşeytanirracim. Şurûrenfusinâmseyyâta'am. Allah Allah Allah. Ve'an rubeyhibni abdirrahmanibni ebîsa'idilhudriyyi an ebiyyi an ceddihi. Allah Allah. Ebû Sa'idilhudriyye döndü bu işte. Ebû Sa'idilhudriyye'nin oğlu Abdurrahman, onun da oğlu Rubeyh. Yani, torunu babasından, o da dedesinden.

  115. 45:37

    Yani, Ebû Sa'idilhudriyye'ye rivayet etmiş oluyor. Sahabi o çünkü. Kale, o anlatmış ki, İbn-i Macem ve Beyhek rivayet ediyor bu hadis-i şerifi. Khareze çıktın aleyna bizim yanımıza Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Efendimiz çıktı bizim yanımıza ve nehnu biz ne tezâkeru müzâkeri ediyorduk. Mescitte halekeler kurarlardı, ilim halekeleri.

  116. 45:58

    Böyle hadis ayetleri, ilmi ders yaparlardı Mescid-i Nebevî'de. Sahabenin döneminde. El-Mesîha'ed-Deccâle. El-Mesîha, yani gözü sıvanmış demek Mesîha. Memsûh-ul-Ayn, yani Deccal'ın bir gözü, yani gözü, yüzü alnıyla bir yani, böyle dümdüz. E, Deccale, Deccalı, bu Deccal nasıl bir şey, ne zaman çıkacak?

  117. 46:20

    Bundan nasıl sığınacağız, korunacağız? Sahabe-i Kirâm, dünyanın 1400 sene evveli Deccal tehlikesinden uğraşıyor. Bugün hiçbir hutbede, hiçbir vaazda, hiçbir derste Deccal konusu geçmez. Hemen hemen bu fakirden başka demeyeyim de, çünkü neden? İlayatlar, akılcı, mantıkçı, Deccal, o diyor ki Deccal televizyon, o diyor ki Deccal şu, o diyor ki Deccal bu.

  118. 46:43

    Değil mi? Böyle laflar. Ya arkadaş, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, alnındaki kefere yazısına kadar, her şeyini boyuna boyuna tarif etmiş, bu nasıl televizyon olur? Deccallar çok çıkacak ama esas Deccal var. Bak biz onu konuşuyorduk. Tabi İsa S.A.V'ın ineceğine inanmıyorlar, o Mustafa Karataş mesela, hiç Eli Sünnet'le alakası yok.

  119. 47:08

    Eli Sünnet'in dairesinden hariçtir o. Nüzulümesi inkar ediyor. Mütevatir bir konudur metinlerde, akayip metnedir. İsa S.A.V'ı, Deccal'ı inkar ederse, çünkü İsa S.A.V'ın nüzulünü inkar edersen, Deccal'ı da inkar edersin. Bunlar birbirine bağlı. Zaten İsa S.A.V, Deccal'ı öldürmeye geleceğin. Ve İsa S.A.V, Ve yedidu me yutvî li Deccal'in şıqîn zihabâni.

  120. 47:28

    Ortalığı fesada verecek, Deccal'ı öldürmek için İsa gelecek diyor. Emâli, Bedül-i Emâli akaidimizde. Dolayısıyla, yani sahabenin imanı nerede, bu şimdiki mesele. Hele ki bu ilâhiyatlar, aman yâ Rabb'elâ. Ya bir şeye inanmıyor adam ya, bir şeye inanmıyor. Şirik Adem A.S'ın babası diyorlar, işte Meryem Validemiz'e iki çift çinsiyet diyorlar,

  121. 47:51

    işte Mehmet Okuyan, İslâmoğlu mesela, o ilâhiyatta bir hocalar var, daha onlarla müşerref olmamışız biz meğer. Yavaş yavaş çıkıyor, tek tek bir müşerref oluyorum, aman yâ Rabb'i. O Mustafa Üstük diye biri var, yâ Rabb'elâ. Adam demez mi ki, Kur'an'da evrim teorisi var da demez, yok da demez. Allah her şeyi yaratır, belki de evrimde vardır.

  122. 48:10

    Bunu dedi ya, profesör, tefsir profesörü. Yüzlerce başı kapalı kız da onu dinliyor. Ne olacak bunlar şimdi? Kurs hocası, hanımefendi. Ne olacak? Kimin neslindensin, Adem denen bile diyemeyecek. Bir şeyden haberi yok yani. İlâhiyata gidin. Bu adamları dinleyenden, yani dindar bir adam çıkmaz. Bırak din hocasını, dindar bir adam çıkmaz.

  123. 48:33

    Dinsiz adam çıkar yahu. Bak bir müddetçalı konuşuyorduk diyor sahabe. Fekâle buydu ki, sallallahu aleyhi ve sellem, elâ uhbiru, elâ hâkâ olun ki, uhbiru haber vereyim, yahut elâ uhbiru haber vereyim mi? Daha uygun istifam. Küm size bima o şey ki, hüvehu ehvefu, daha korkunçtur. Aleyküm sizin üzerinize, indi bana göre.

  124. 48:55

    Bence, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bence şeyini pek kullanmaz. Burada kullanmışım. Bence sizin hakkınızda, minel mesihü'l-dedcal, mesihü'l-dedcaldan daha tehlikeli bir şey var. Ya Rasulallah, dedcaldan da daha büyük belâni olabilir. Bize bunu bildir. Fekûlnâ, biz dedik, belâ, buyur ya Rasulallah, bildirmez mi?

  125. 49:15

    Bildireyim mi? Ne demek? Buyur. Fekâle, buyurdu ki, eşşirkül hafiyyu. Ben gizli şirkten korkuyorum, açık şirkten korkmuyorum. Bundan sonra ümmetim, gidip puta tapmazsınız. Puta tapmazsınız. Onun için Vehhabilere de burada deliller çıkıyor. Çünkü Vehhabiler, bütün millete türbeye gittin, şirk o, şirk bu, şirk.

  126. 49:35

    Onlar riyâ demiyor ki, alenen gâvur oldun diyor. E şimdi Hadîs-i Şerîfte diyor ki, fevallâh ile mâ şâ aleyküm entü şirkü vâdi. Ben sizin benden sonra şirke düşeceğinizden korkmuyorum. Niye düşmeyeceksiniz? Dolayısıyla bu kadar türbeye gidenlere düştük diyorsun. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i yalanlamış oluyorsun.

  127. 49:53

    Böyle bir endişe taşımıyorum. Çünkü şirke düşmeyeceksiniz diyor. Sen nasıl şirke düştü bütün millet diyorsun? Yani bunlar hiç tutar tarafı yok. İlâhiyatta da Vehhâbi kafası var. Dolu doçent profesör var, Vehhâbi kafası. Işid de bunlardan besleniyor işte. E çünkü neden? Adam türbeye gitme, ona gitme, yüzüz hürmetine isteme.

  128. 50:12

    O şirk, bu şirk dersen, adam da gelir canlı bomba olup bu gâvurları öldüreyim diyor işte. Herkesi gâvur zannediyor. Yani bu ehl-i sünnetin dengesi, itidel ve istikametinden ayrılanlar sapıtır. Bunlar ne olur? Fesat yuvası olur. Ondan sonra bunlardan yetişenler terörist olur ya. Anarşist olur. Adam Kâbe'yi bastı ya.

  129. 50:36

    Suud'ta bile şeriat devleti yok diye. Kâbe'de kurşun yağdırdı ya. Hacer-i Lesved'in eline geçti, böyle taradı bütün safı. 80'de. Yani bunlara bak bunlara. Kâbe'de, Harem-i Şerif'de adam. Hz. Ömer diyor, babamın katiline dokunamam. Bu kalkıyor, imam imamı öldürüyordur. İmam da vahabi ama bu imamı da beğenmiyor.

  130. 50:53

    Çünkü radikalliğin soru yok yani. Denge yok. Dedik ya Rasulallah buyur, gizli şirk dedi. Yani demek ki açık şirk tehlikesi yok bu ümmette. Gizli şirk tehlikesi var. E bu nedir be, tarif edeyim size, buyurdu. En yakume kalkmasıdır, en racülü bir adam. Fe yusalliye, namaz kılmasıdır. Namaz kılmakla ne alakası var, şirkin ya.

  131. 51:16

    Fe yüzeyyin'i süslemeye çalışıyor böyle. Güzel bir hareket, elini böyle koyuyor. Normalde insanlar görmediği zaman elini böyle kıyıyor, böyle. Millet görünce böyle, sıkıyor falan göbeğin altında falan. Allah Allah, adam çivi gibi duruyor maşallah. Millet görmediği zaman böyle. Millet gördüğü zaman. Yüzeyyin'i, tezzin.

  132. 51:38

    Süslüyor, süslüyor. Salat-ı Tevbe, namazını. Çok güzel süsleme yapıyor böyle. Rükûda uzun durmalar, secdede bayağı kalmalar. Tadil erken falan filan. Sebep? Lima yara gördüğü için. Neyi görüyor? Min nazari racülü, bir adam bana bakıyor diye görüyor ya. Onun için namazda süslemeler yapıyor. Eyvah, cizdi şirkin.

  133. 52:03

    Bu kadar da değiliz herhalde ya. Yine bir tahlil laboratuvar söyleyeyim. Bunun da tahlilini yapabilirsiniz. Yani ben, bilmiyorum, o tahlilden biraz iyi çıkabilirim. Demek ki ne not vermedim kendime met edilince. Hoşuma gidiyor yani. Zemmedilince de hafif bozuluyorum yani falan. Bak o tahlilim iyi değil bak.

  134. 52:24

    O da iyiye gidiyor ama tabii. Eskiden neydi? Kabak gibi yapıyorduk bu işleri. Şimdi bayağı bir akıllandık. Ölüm yanaştı ya, mezarın ucuna da doğru gelince. Biz mi kurtaracak filanca demeye başladık yani. Ama şimdi öbür tahlilim iyidir mesela.

  135. 52:39

    Şimdi şöyle ki, yani biri gelmiş gelmemiş, kimse görmüş görmemiş. O zaman namazdaki hareketlerim değişmez. Size de bir tahlil veriyorum. Biri görüyorsa görmüyorsa ki namaz farkınız varsa, o tahlilden de bozuk çıktı sizin. Ama kim görsün görmesin. Dakikam, saniyem, şaşmaz ben bu namazı böyle kılarım.

  136. 52:59

    Ha uzun okumak ayrı bir şey. Vakit vardır, sağlığın yerine uzun okumak, onu demiyorum. Ama bir de bunun zahiri şartları vardır. Bunlara riayeti konuşuyorum. O zaman insan görüyor diye hareketlerini düzeltirse, gizli şirk. Allah cümlemizi muhafaza eylesin. Ya Rabbel Alim. Bir de dua öğretecektim. Sallallahu Teala Aleyhi Vesselam.

  137. 53:21

    Şimdi önümüzdeki derste gelecekti ben. Hatırlıyorsam. Dua kitabında da var ama nasip. Şimdi bir hadis-i şerif daha okuyalım. Ve an Mahmud ibni Lebid'in. Mahmud ibni Lebid radıyallahu aleyhi ve aleyhi ve sellem. Kale anlattı. Karaca'ya çıktığı en nebiyyü sallallahu aleyhi ve sellem. Yani evinden çıkıyor böyle.

  138. 53:43

    Zaten bitişik evinden mescide geçiş var. Çıkıyor onların yanına. Fekale buyurdu. Ona hemen vahiyler geliyor tabi. Yer çıkışında bir şeyler. Ümmeti kurtarmak için. Ey insanlar. Kalplerdeki latife, sır latifesindeki. Yani içinizdeki şirkten sakının. Çünkü insanın latifeleri var. Ruh, kalp, sır, hafif falan.

  139. 54:10

    Bu duyguları yöneten noktalar bunlar. Buralarda şirk dolaşabilir diyor. Bundan sakının. Kale dediler ya Resulallah. Ey Allah'ın elçisi. Bu gizli içlerdeki, kalpteki, sırdaki şirkler ne ola? Buyurdu ki sallallahu aleyhi ve sellem. Kale buyurdu. Feyuzalli namaz kılmaya başlar. Feyuzeyyü'nü o arada süsler çok düzgünleştirir.

  140. 54:40

    Ney salate namazını cahiden. Cahiden. Aşırı bir gayretle yapmacık artık derecesine geliyor. Niye lima yara gördüğü için minne zarinnaz. İnsanların baktığını iley kendisine. Millet görüyor beni. O baştan bir durmuş pat küt hareketler yapıyor. Bir de baktı o arada. Cami boşta girmiş kuşluk kılacak falan.

  141. 55:00

    Bir de baktı iki üç kişi arkaya gelmiş falan. Bunu duyuyor veya ses de duyunca anlıyorsun ki. Bana bir bakan var falan. Fedai elgeç de bu nedir? Şirkü serairi. Gizli şirk. Zaten kabak gibi şirk de ayrı bir şey yani. Adam zaten met ettiler arkasından. Çok oruç tutar. Efendim çok ağaçça gider. Çok sadaka verir.

  142. 55:22

    Şöyle kıraatı var şöyle hafız. Adam artık iki rekatta zor selam verdi dayanamadı. Sağına selam verdi. Döndü hemide oruçluyum dedi ya. Ondan sonra soluna selam verdi. Ama bunlar azaldı şimdi. Şimdi herkes ustalıklı şirk yapıyor. Yani lafın gelişi arada sokuşturayım bir şey. Yani bir şey anlatıyor. İşte şuraya geldim şuradan gittim.

  143. 55:42

    Şöyle oldu böyle oldu işte falan anlatıyor orada. Hatta kaza geçirdik. Ayağımdaki araba buldu. O arada ya arkadaş iftara yetişeceğiz falan. Yani orada oruçluyum. Mesajı veriyor. Yani ne diyorsun iftara yetişeceksin. Evet yetişeceğim de. Ama o zaman oruçlu olduğumu anlatamam ki. Sakınmam lazım. Sakınmak lazım işte.

  144. 56:04

    Herkes kabak gibi yapmıyor ama. Kalpte değişiklik varsa. Birisi görünceye harekette değişiklik varsa. Bu şirk diyor. Zeyd ibni Eslem a nebi. Zeyd ibni Eslem babasına rivayet ediyor. Yani Eslem radıyallahu anh. Radıyallahu anh. Ömer efendimiz. Karaca'ya çıktı ile mescide. Mescide çıktı. Hazreti Muaz'ı buldu.

  145. 56:28

    Ondan sonra kabrinin yanında. Efendimiz vefat etmişti. Hazreti Muaz da gelmiş. Hazreti Muaz'ı Yemen'e vali gönderdi. Gönderirken buyurdu ki. Ya Muaz belki daha görüşemeyiz. Sen bundan sonra gelirsin Medine'ye ama. Benim mescidime gelirsin. Kabrime uğrarsın. Beni ziyaret edersin. İşte onun için. İbnü Teymiye'nin sapıklığı burada da çıkıyor.

  146. 56:52

    Bu hadis sayı hadis. Çünkü diyor ki kabrine gidilmez. Mescidime uğrarsın. Kabrime de uğrarsın. Kabrime direkt uğrarsın diye de gelirsin dedi. Onun için öyle. Mescide gelirsin diye bir şey yok. Kabre özel gidilebilir. İbnü Teymiye sapıtmış yani. İbnü Teymiye'ciler de sapıtmış zaten.

  147. 57:12

    Şimdi Hazreti Muaz da Yemen'den döndü. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem vefat etmişti. Cenazeye nasıl yetişsin şimdi. O zamanlar kaç ayda gidiyor geliyor. Hazreti Ömer efendimiz çıktı camiye geldi baktı. Efendimiz kabri açık o zaman ziyaret ediliyordu. İçerisi. Kabrin yanında oturmuş ağlıyor. Fekale dedi ma yübki ma neşe yübki ağlatıyor keseni.

  148. 57:30

    Sebebi nedir? Fekale dedi bir hadis böyle ağlatıyor. Kisemi üttü işittim o onu. Kimden? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den işittim. Ne demişti? Fekale buyurmuştu ki bize. El yesiru azıcıktaki mineryayı gösterişten şirkün büyük şirktir. Gösterişin azıcığı ufacığı çok büyük şirktir. Bir görse beni istese şirk ya bu nasıl iş ya.

  149. 57:58

    Yani tabi ki kafir olmuyor ama ameli kabul olmuyor. E niye yaradı bu amel? Ve men her kim âdâ düşmanlık ederse. Ben bu hadisi işittim diyor. Kime evliya Allah'a Allah'ın dostlarına düşmanlık ederse. Evet. Fekat baraze muhakkak ilan etmiş olur. Kime Allah'a Allah'ın karşısına çıkmış olur. Allah'a Allah'ın karşısına çıkmış olur.

  150. 58:24

    Ne ile? Muharap ettiği harp ile. Yani Allah'a savaş açmış olur. Şimdi sen Mahmut Efendi Hazretleri'ne düşmanlık ediyorsun. E senin hasmın Allah'tır. Sen harbe Allah açtın. Velilere düşmanlık ediyorsun. Allah dostlarının aleyhine konuşuyorsun. Bunlar diyorsun rabıta yaptırıyor, kendine taptırıyor. Karılar marılar bunları düşünüyor, hayal ediyor.

  151. 58:42

    Çıkıyorsun televizyona. Bu Namık Kemal Zeybek midir nedir? Bunları konuşuyorsun. Evliya Allah'a. Şah-ı Nakşibend cellattır diyor. Kaç kafa kopartmıştır diyor. Ya sen kiminle oynuyorsun ya? Şah-ı Nakşibend bu ya. Ama Allah'ın dostlarına düşmanlık edenler var. Her zaman olmuştur. Bunlar Allah'a harbe ilan etmiştir.

  152. 59:04

    Buyuruyorsa Allah'a. İnne Allah'a şübhese Allah yuhibbu sever. Kimleri? İyileri sever. İyiler yani Kuran'da methediliyor. Ber. Ber iyi adam demek. Ber kime derler diyor. Zer. Zerre eziyet etmez. Yani öyle. Karıncayı incitmez falan filan. Takva sahibi. Çok takva.

  153. 59:42

    Ber kim? İyilik sahibi. Allah'a inanacak. İman şartları. Kendi sevdiği, en sevdiği malı verecek. Fakirlere, eğitimlere, miskinlere falan. Ondan sonra namazı dosdoğru kılacak. Zekatı verecek. Söz verdiğime ahde vefa gösterecek. En zor zamanda sabredecek, sebat edecek. En sıkıntılı zamanda Allah'tan razı gelecek.

  154. 1:00:04

    Filan filan sayıyor. İşte bunlar sadık, dürüst Müslümanlar. Takva sahipleri de ancak bunlara denir diyor. Sözde durmaz. Sıkıştı mı bozar işi. Sabretmez, kaçar. Nasıl ber olacak? Allah kimleri sever? Ebrar'ı sever. Ebrar en iyi kullarını. Takva sahiplerini sever. Takva zaten haramdan sakınır, mekruhtan sakınır.

  155. 1:00:30

    Şüpheliden sakınır. Gizli kullarını sever. Ne demek gizli? İbadetlerini gizli yapıyorlar. Efendim. Riyadan sakınmak için. Tabi ki farzla cemaata gitmiyor demek değil. Farzlar cemaatta. Hac Arafat'ta olur. Arafat'ı evde yapamazsın ki gizli yapayım diye. Ama onu demiyoruz biz. Nafileleri gizliyorlar. Nafileleri gizlerler.

  156. 1:00:56

    Ondan sonra Öyle mübarek adamlar Kaybolsalar Aranmazlar. Mesela devamlı camide, cemaatta. Çünkü öyle mübarek adamlar var ki Gelmedi, hasta oldu. İki gün yok. Kimse demez ki felanca nerde? Niye garip, fakir, zengin olsa herkes. Aa felan fabrikatör niye gelmedi bugün? Herkes sorar. Garibanı kim arar? Onun için Allah hangi dostlarını sever?

  157. 1:01:24

    Kaybolsalar aranmayan. Yani ne demek? Hiç gündeme Damgasını vurmamış. Yani karışmıyor kimseye. Ondan sonra Gelseler meclise Hatmi Şerif'e girdi oturdu. Tanınmazlar. Kimse parmağıyla göstermez. Şimdi kimi gösterirler? Ya zengin olacaksın, ya büyük hoca olacaksın. Meşhur olacaksın. Hatmi Şerif'in yarısına kadar ona koluna vur.

  158. 1:01:52

    Şu gelmiş, bu gitmiş. Mevla öyle çok meşhur olanlarla da işi yok diyor yani. Mevla kimleri seviyor diyor. Gelse tanınmaz, kaybolsa aranmaz. Yakada gizli kullar var. Veli Efendi var mesela. Meşhur bizim Veli Efendi. Ben de onu meşhur ettim mübarek adama. O da hiç istemez öyle şeyler. Çocukluğumuzda ben 20 sene belki onu bir kere rastlasam dedim.

  159. 1:02:18

    Derlerdi şöyle kerameti var. Veli Efendi diye biri var. Ben de çocukluğumda 15-20 yaşlarında ya bu Veli Efendi kim? Rize'ye gittim orada okumuş. Zabendik'te orada da çok metini duydum. Çok da kerametleri görülmüş. Efendinin mürüvveti tabii hepsi bunlar. Efendiyi düşün tabii. Hiç düşünme çünkü ulaşamazsın da.

  160. 1:02:36

    Yani şimdi bu Veli Efendi kim bu ya? 20 sene görmedim ya. Hızır Efendi dedi ki rahmetullahi aleyh hocamız ya bir de bakarsan 60 şerifte pat önüne belirir dedi yani. Fakat kimse tanımaz dedi. Hakikaten şimdi de kimse tanımıyor da yani. Çok da meşhur değil. O gün Fatih Amin'de oturuyordu. Öyle oturtmuşlar adamcağız.

  161. 1:02:56

    Hayatta geçip de öyle oturmaz da. E şimdi adam işini gizli yapar. İbadetini gizli yapar. Olmasa kimse sormaz. Gelse kimse tanımaz. Kalpleri hidayet kandilleri gibi yanıyor pırıl pırıl. Öbür türlü şalları at. Ondan sonra cübbeleri çek. Ondan sonra hareketler kollar böyle falan. Geldi merkez. Buyurun efendim mecliste yer açanlar falan.

  162. 1:03:24

    Mevla çok öyle şeyleri sevmez diyor hadis-i şerif. Mevla diyor öyle hafi mahfi kullanı sever diyor yani. Çok meşhur olmak için. Milletin de işi gücü meşhur olmağa uğraşıyor. Ya kardeşim. Mevla gizli ibadet yapar. Seviyor zaten da. Allah'a meşhur oldun işte da. Ben tanırsam seni de bozarım ya. Tanımasam daha iyi.

  163. 1:03:46

    Boşver. Kalpleri hidayet kandilleri. Her toz dumandan her karanlık şeyden çıkarlar. Ne demek? Kalplerinde öyle bir hidayet nurları vardır ki bozguncu cehaletler ve fiten-i muhayyire. Fiten-i muhayyire Allah muhafaza etsin. Önümüzde daha tehlikeli günler gelecek. Ahir zaman yanaşacak. Fiten-i muhayyire insanı şaşkına çevirecek kargaşalar.

  164. 1:04:12

    İç savaşlar, dış savaşlar. En büyüğü artık son noktada deccal. Süfyaniler, deccallar falan. O noktaya da gelecek artık. Ama şu anda oraya doğru gidiyoruz. İnsanları şaşkına çeviren kargaşalar. Yahu cemaatimizin içinde bile bir tarikatın bir cemaat, şeyhimiz başımızda kaça bölünmüşük? Ha bölünme var mı?

  165. 1:04:33

    Bölünme yok. Hepsi efendiye bağlı. Orada ittifak var. Ama o ona şunu, o yoğurtun ekşi. Bu buna ayranın tatlı. Allah'ım ya Rabbim. Herkes hizmet etsin. Birbirine dua edelim kardeşim. Ayağımıza dolanmayın. Biz de sizin ayağınıza dolanmayalım falan filan. Yok. İlla kargaşa. Çünkü bu kargaşalar artarak devam edeceği belli.

  166. 1:04:55

    Kıyamete gidiyoruz. Ama diyor onlar öyle mübarek insanlardır ki. ihvanlarımız var ki mesela, hiçbir fitneye karışmazlar. Hiçbir olaya bulaşmazlar. Efendisinin mürşidini bilir, dersini, zikrini yapar. Ne temiz insanlar var, ne mübarek ihvanlar var. Onun için gizliler daha makbul. Gizli kahramanlarımız çok bizim yani, bizim kapıda öyle, çok.

  167. 1:05:18

    Allah'ın ne kulları, sade bizim kapıda değil ama, kusura bakmayın. Bu Nadiye Hanım var, İskender Paşa'sı var, Sami Efendisi var, var, var, var. Dolu Süleyman Efendi cemaatleri var işte. İhlas grubu var, var yani. Cemaatte mübarek insanlar var yani. Sakın böyle, sade bizde var, başkasında yok. Bunlar, İslâm'da böyle bir laf yoktur yani.

  168. 1:05:35

    Hele sünnetiz hepimiz, hele sünnet olmak kaydıyla. Allah'ın ne gizli kulları var. Ama işte onlar diyor, her karanlıktan hidayet nuruyla çıkarlar. Ortalık karışır, memleket karışır, cemaatler içi kavgalar karışır, püg olaylar olur. Bir de bakarsın, onlar bu işe karışmamışlar. Çünkü öyle kalplerinde hidayet nuru olduğu için.

  169. 1:05:57

    Bir de meşhurlukta afet ve bela çoğalır. Seninle muhatap olursun, hedef olursun. Gizli ibadette falanlar, daha selamette kalırlar. Onun için kimse, ben ileri geçeyim, meşhur olayım, önde gözükeyim, parmakla gösterileyim, derdine düşmesin yani. Hocamızlarımızdan, yeni hocalarımız var, hafızlarımız var, medreselerimiz mamur.

  170. 1:06:19

    Elhamdülillah, Allah nazardan muhafaza etsin, yetişiyorlar. Parmakla gösterileyim işi, iyi bir şey değil. İster hafızlık, hocalık din konusunda olsun, ister zenginlik, yakışıklılık dünya konusunda olsun, bir kimsenin parmakla gösterilmesi şer olarak ona yeter. Allah'ın korudukları müstesna.

  171. 1:06:41

    Şimdi Mahmut Efendi de parmakla gösteriliyor, bir yere gitse dünya. O ayrı bir şey, Allah'ın korudukları müstesna. Ama biz öyle Allah'ın korudukları özel kimselere dahil miyiz? Şüpheli olduğuna göre bir sakınmamız gerekiyor yani. Sakınmamız gerekiyor. Özellikle gizli şirkten sakınmak icap eder. Evet, 47 no'lu hadis-i şerifte kalalım.

  172. 1:07:02

    Ondan sonra önümüzdeki derste devam edelim. Bayağı, efendim, uzun hadis-i şerifler geliyor artık onlar. Bir derste çıkarabilsek iyi olur. İkiye üçe bölünürse sıkıntı olur. Ama bu babın sonunda bir hadis-i şerif geliyor. 56 no'lu hadis-i şerif. Bu öyle bir hadis-i şerif ki aman ya Rabbi. Belki de bu hadis-i şerifi bu Perşembe sohbetinde yaparım.

  173. 1:07:25

    Önümüzde oraya geldik, bir derste geçeriz. Yani şimdiden yapmış oluruz. 56. hadis-i şerif. Ben bunu Hızır Efendi rahmetli hocamdan, hiç o zaman ben böyle hadis kaynak kitap bilmem, yeni çocuğuz, yeni okuyorduk yani. Ruhul Beyan'dan okumuştu bunu. Fakat biz o zaman şaşırmıştık yani. Böyle 10 kişi, 20 kişi onun evinde ders görüyorduk biz.

  174. 1:07:43

    Evinde bize ders verirdi işte o zaman. Eski Hacı Musa'lar falan. Zamanında. Bu hadis-i şerifi bugün dediğim bir derste bunu okuyacağım. Bir okudu falan bütün millet, yani kendini parçaladık yani. Herkes böyle tabii. Bu nasıl bir hadis-i şerif, bu nasıl bir vasiyet? Hepimiz yandık helak oldu. Kimsenin ameli kabul olmuyor gibi bir şeye de düştük yani.

  175. 1:08:05

    Endişeye de düştük. Çok muazzam bir hadis-i şerif yani. Bu 56. hadis-i şerif. Bu Perşembe sohbette saat 8 gibi başlayacağım inşallah. Saat 8'den sonra bu hadis-i şerifi okuyayım. Çünkü bu uzun bir hadis-i şerif. Ancak Perşembe kurtarır bunu. Bu hadis-i şerifi mutlaka dinleyin dinletin. Ama mutlaka. Çünkü daha hocamdan dinlemişim.

  176. 1:08:23

    Ben konuştuğum 35 senelik işi konuşuyorum. Belki de fazlası var. Yani Rize'ye gitmeden evvel olabilir. Yani o gün, bugün bu hadis-i şerif beynime mıklanmıştır yani. Korkunç bir dehşet. İhlasla ilgili. En son nokta ihlasa varıyor da. İnşallah.

  177. 1:08:39

    Şimdi efendim kardeşlerim biliyorsunuz ortalık karışıktır. Bundan dolayı ben de bir rüya gördüm. Ben biraz rüyalarıma itibar ederim. Çünkü benim rüyalarım çıkıyor. Çok hususunu, çoğunu anlatmıyorum size. Özellikle bilirler benim rüyalarım çıkar. Çok da rüyada görürüm. O bakımdan rüyama binaen kürsünün yerini değiştirdim yani rüyada.

  178. 1:09:01

    Bir olay olmadı. Pat kürt sesler duydum. Ama sonra dedim kürsüyü bu tarafa koyalım falan. Böyle bir şey oldu. Bunun üzerine istihara yaptım. İstihara ve göre buradan yani bu yaptığım tefsirhanesinden buradan sohbetimi biraz yapalım. Ortalığı görüyorsunuz. Memleketi görüyorsunuz. IŞİD belası özellikle.

  179. 1:09:22

    Son şey IŞİD'in üzerine olduğu çıktı. Sakallı adamın biri yani. Yazık. Eyvah. Berseme sohbetine bunu da başlığında değineceğim tabii. Bu nedir yani bu intiharlamın? İslam'da yeri yok. Diyorum ama yine kısa diyeceğim. İsrail'i öldüreceğim diye, Yahudi'yi öldüreceğim diye intihar edilir mi? O zaman Yahudi zimmi statüsünde pasaportlu gelmiş.

  180. 1:09:40

    Sen burada devletin emanı var. Bu usta hadi şerifler okuyacağım biraz bu Perşembe. Yahudi maudu deyip adam öldürülür mü ya? Bu çok tehlikeli bir şey ya. Bu Müslüman olamaz böyle Yahudi maudu diye öldüren ya. Zimmi çünkü. Ve bunları anlatacağım Perşembe'nin başında inşallah. Onun için bu Perşembe sohbeti saat 8 diyelim.

  181. 1:10:00

    Saat 8'de de buradan ben yapacağım. Herkes ekranları başına kilitlensin. İnşallah bütün herkese de haber verin. Rekaib kandiline kadar buradan yapacağım. Yani 7 Nisan'a. 7 Nisan'da Bursa'ya sözüm var inşallah. 10 Nisan'da harem çıktı. 7 Nisan Rekaib kandilini Bursa'da yapacağım inşallah. O araya kadar da Rekaib'de Perşembe olduğu için.

  182. 1:10:21

    O da Perşembe yani. Öbürlerini buradan yapacağım inşallah. Rekaib gecesinde mescitteki sohbetin ilanını yapacağım. Yani Bursa gecesi. 7 Nisan Rekaib gecesindeki sohbetimde. Ondan sonraki Perşembe mescide başlıyor muyuz? Yoksa Miraç kandiline kadar yine buradan mı devam ediyoruz? Konusu kesin değil. Ama bu iki hafta yoğum yani.

  183. 1:10:43

    Bu Perşembe ile öncücek Perşembe buradan yapacağım. Üçüncü Perşembe zaten Rekaib gecesidir. İnşallahurrahman. Bursa'da Rabbim cemaatimizi ecem eylesin. Ama yine de buradan da konuşalım. Bursa'ya da kadın cemaat gelmesin. Çünkü kadın ve çocuklar gelmesin ki erkeklere yürütmez. Kandil çünkü. Kandil olduğu için çok akın olur.

  184. 1:11:03

    Yani Bursa'yı şimdiden ilan ediyoruz. Bursa sohbetine Rekaib'in gecesine kadınlar gelmesin. Yani radyo var evinden dinlesin. Çünkü erkek kadın çok karışır İzlam olur. Kandil normal geceye benzemez yani. Bundan dolayıdır ki. Hepinize Allah'ıma emanet ediyorum. Ve sallallahu aleyhi ve sellem. Seyyidina Muhammedin ve alaihi s-salam. Esselamu aleykum. Velhamdülillahi Rabbil alemin.