31:12 / 55:24Şu an 31:12 / 55:24
Video bölümleri
- 01:30Giriş: Şifa-i Şerif ve Kâinatın Efendisi'nin faziletleri
- 02:24Mal, cimrilik ve gösteriş
- 04:01Rasulüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in maddî tercihleri
- 06:42Peygamberlerin rüyası ve vahiy örnekleri
- 12:24Hadis kaynakları ve rüya tasvirleri
- 18:35Rasulüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gösterilen hazineler
- 22:11Hazineler, fetihler ve ümmetin başarıları
- 25:02Ganimetlerin dağılımı: beşte bir, yetimler ve mülkiyet
- 33:06Sadaka, zekât ve devlet hazinesi
- 40:50Elçiler ve hediyeler: Mukavkıs ile ilişkiler
- 49:26Rasulüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zühdü, borçluluğu ve fedakârlığı
- 53:19Kapanış: zühd, sünnete ittiba ve dua
Transkript
119 satır
- 01:30
Şifa-i Şerif derslerine devam ediyoruz. Bu mübarek derslerde Kâinatın Efendisi'nin sallallahu teala aleyhi ve sellem faziletlerinden, üstün meziyetlerinden bahsediyoruz. Geride çokluğuyla övünülen şeylerde Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in üstünlükleri anlatıldı. Daha sonra çokluğuyla övünülüp övünülmemesi hususunda ihtilaf olan konulara geçti.
- 02:24
O da dünya zenginliğiydi. Dünya zenginliği çokluğuyla övünülecek bir şey değil. Ancak malını hayra harcayan, tabi ahirete de malı götüreceği için, onunki övülme sebebi. Burada kısımlar anlattı. Cimri olursa ne dünyada malını harcar, ne kimseye harcattırır. Ahirete de malı götürmez, iki tarafı da kaybeder.
- 03:00
Fakat cimri olmayıp parayı dünyada yerse, ama hayır yollarına harcamıyor, keyif yollarına harcıyorsa, bu ahiret bakımından memduh değildir. Yani beğenilecek bir şey durumda değildir. Ama dünyalık bakımından belki insanlar derler ki, hiç olmazsa adam parasıyla dünyada keyif çattı. Sonra bu adam iftihar için, gösteriş için falan parayı harcarsa,
- 03:36
yine insanlar derler ki, yani fakire muhtaça verirse, ne cömert adam falan, adamın niyeti Allah için değil de gösteriş içinse, ahirette kar olmaz ama dünyada yine millet onu methedebilir. Kimseye vermiyorsa, cimrilik ediyorsa, onu dünyada da kimse methetmez. Oğlu bile, karısı bile sevmez.
- 04:01
Onun için malın çokluğu, cesaret gibi, sehavet gibi, yani cömertlik gibi her halükarda methedilen bir şey değildir. Adamına göre değişir, harcadığı yere göre değişir, demişti. Ve bu hususta Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in geçimi hakkında, mali, maddi durumu hakkında bize bilgi verecek. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem neyi seçti, neleri seçti meselesine gelince.
- 04:45
Fenzur. E şimdi iyi bak. Neye? Sıyrat denebi yine peygamberimizin yaşantısına. Sıyrat yani gidişat demektir. Seyir, yürümek. Yani adım atarak veya arabayla neyse seyr-ü sefer etti. İşte şu güzergahta mesela araba seyrediyor. Seyrediyor yani, Türkçe'de de kullanılıyor, seyrediyor araba. Yani yürüyor demektir.
- 05:13
Seyir, yürümek demektir, yani maddi yürümektir. Siyret, aynı kökten gelir, o da manevi yürüyüş gibi. Yani vaziyeti, durumu, hali demektir. Sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz'in yolu neymiş? Daha neye bak? Ve hulukâvı, ahlâkına bak. Ne hususta fil mâli? Mal hususunda. Para hususunda. Eğer bakarsan, tecit bulursun.
- 05:41
Hû onu sallâllâhu aleyhi ve sellem Ne olarak bulursun? Kad'ûtiye, kendisine verilmiş olarak. Neler verilmiş ona? Khazâ'inel arzı. Yeryüzünün bütün hazineleri ona verildi. Daha, ve mefâtihel bilâdi. Bütün memleketlerin, şehirlerin anahtarları ona verildi. Allahuteala ona verdi.
- 06:07
Şimdi, bu hadis-i şerifte ne buyuruyor? Sallâllâhu aleyhi ve sellem Beynemâ ene nâimun. Bir kere ben uyuyordum. Yani rüyasında gösteriliyor ama rû'yel enbiyâ ve ahyûn. Peygamberlerin rüyası bizim gibi doğruya, yalana, yanlışa, evhama ihtimalli değildir. Allahuteala'dan gelen bir vahiydir. Onun için İbrahim aleyhissalâtu vesselâm gördüğü rüyan etkisinde oğlu İsmail aleyhisselâmı
- 06:42
kesmeye kalktı. Kurban etmeye teşebbüs etti. Eğer onların rüyaları da bizim rüyalarımız gibi olsaydı, çocuğunun boğazına bıçağı dayayamazdı bir peygamber. Çünkü neden? O zamana kadar böyle bir şey hiçbir peygambere kitabında bildirilmemişti. Ona sadece rüyada bildirildi. Rüyada bildirilmeyi de vahiy olarak kabul etti.
- 07:08
Bu da Kur'an-ı Kerim'de geçtiği için bize de delil teşkil ediyor zaten. Ama hadis-i şerifte zaten sarı ifade var ki peygamberler rüya gördüler mi Allah'tan vahiy geliyor. Çünkü şeytan onların rüyasında bizimkine karıştığı gibi karışamıyor. Bir kere uyuyordum diyor. Bana ne verildi? Yeryüzünün bütün hazineleri.
- 07:30
Ve benim önüme konuldu. Sofra gibi böyle getirdiler. Bütün hazineleri, defineleri yani mesela yerin dibinde ne kadar altın madeni var, pırlantalar var. Denizin dibinde inciler, mercanlar var. İşte efendim, madenlerden hangileri kıymetliyse Zümrüt, Yakut, Safir hepsinin bu hadis-i şerife birkaç türlü mana verilmiş.
- 08:01
Bir tanesine anlatıyorlar ki şarihler izah ediyorlar ki bütün hazinelerin, definelerin ona şeyi verilmiş efendim, adresleri. Yani şimdi birçok yerde gömü var. Madenler var. Ulaşılmıyor, bulunmuyor. Yani bunları bulabilmek için cihaz lazım, şu lazım, bu lazım. Teknoloji bu kadar ilerlediği halde hala bazıları gizlidir.
- 08:27
Onun için bana diyor onlar bildirildi. Ama ben peki bildirilse ne olacak? Nasıl çıkartacak onu hani? O da güç ister. Alet edevat ister. O zaman ne arar? Sen tabii bunları düşünebilirsin. Ona da alimler bildirmişler ki melekleri de emrine verdi. Yani istediğin şuralar altın madeni, Uhud Dağı'nın altı altındır.
- 08:57
Meleklere de emir verdi. Habibim ne isterse yapacaksınız. Meleklerin buna gücü yeter mi? Yeter. Allah-u Teala onlara çok zor işleri yapabilme kuvveti vermiş. Bu sefer meleklere dese ki Uhud Dağı'nın altından bana altın çıkarın. Tonlarca getirirler. Sen bir kilosu için kaç takla atıyorsun? Üç beş kilo verirlerse az daha dinini bile değiştirebilirsin belki de.
- 09:22
Mezhebini çabuk değiştirirsin zaten. Elli kilo, yüz kilo oldu mu? Yok ben sünni, minni değilim. Şia bana verirse şii olurum. Para kimden gelirse? E biraz daha arttırılarsa hücreti, dinini de değiştirebilirsin. Çünkü para bizim için çok şey değil, her şey yani. Para yani. Gıcır gıcır altınlar falan, som altın falan.
- 09:44
İşte parayla kadından geçen imtihanı geçmiş oluyor zaten ya. Bu ikisinde takılan kiminin zaafı şehvet kadın, kiminin zaafı? Para. Kimini de makam, mevki, rütbe, riyaset. Fakat para öyle bir şey ki para olunca makam da geliyor otomatikman. Allah'ın andavallısı, benden beter. Para oldu mu herkes elini ayağını öpüyor.
- 10:09
E ne var bu herifte fazilet? Para var. Meydanda durum bu şu anda. Adam, hiçbir kültürü yok. Ne dini, ne dünyevi. El ve mertek çakar yani. Ama bu adama çok hürmetler olabilir parası varsa. Bu itibarla Kainatın Efendisi'ne Sallallahu Teala Aleyhisselatü Vesselam Mevla hepsinin adresini göstermiş. Melekleri de emrine vermiş.
- 10:35
Böyle bir durum bizde olsa, biz acaba bu gece, işte Beykoz'un dağının altında ne var bize söylense şurada gömüler var falan filan. Rahat uyuyabilir miyiz biz onu çıkartmadan? Melekler de emrimizde. Şark, iç, emniyet, belediye kimse duymadan, melek çünkü ortalıkta da görülmeden ihbar bile yapılamayacak surette.
- 10:57
Alacak getirecekler yani melekler. Böyle bir imkan bize verilse biz bu gece uyuyabilir miyiz yani o paraları oradan çıkartmadan? Eve stok yapmadan yani, zulaya koymadan? Mümkün değil, uykumuz kaçar. Sana sorsan, ben fakir fukaraya dağıtacağım da bilmem ne. Konuşma öyle hikaye işler. Sen evvela kendi keyfine bakarsın.
- 11:20
Fakir fukara açlıktan ölür, senin keyfin gelene kadar. İşte onun için burada Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem'e bütün dünyanın anahtarları verilmiş yani Medine'deki Uhud dağı değil sadece. Dünyanın neresindeyse ona gösteriliyor. Daha o zaman Amerika keşfedilmemiş. Ama Allah'a göre keşfedilmiş, Allah yaratmış zaten, neyi keşfedecek?
- 11:43
Amerika'daki dağların altında ne kadar maden var? Afrika. Ya Afrika, bütün pırlantalar, mücevherler Afrika'dan çıkıyor hala. Gavurlar onun için Afrika'yı sömür sömür bitiremediler. E şimdi bütün o zümrüt, yakut, safir, mücevherler o zaman da itibarı var onun. Acem kralı takıyor tacına tahtına, Kayser Rum kralları her taraf altın gümüş yani o zaman da saraylar.
- 12:06
Bunların değeri bilinen şeyler. Bunların, senin Afrika'ya gitmen icap etmiyor, Amerika'ya gitmen icap etmiyor. Mevla sana gösteriyor, sen de meleklere diyorsun ki, ey Allah'ın melekleri, şuradan şunları çıkarın getirin. Bir de bakıyorsun pat önüne koymuşlar.
- 12:24
Şimdi rüyamda diyor, bu hadisler, say hadislerde geçiyor yani. Sen şimdi dersin ki kaynak sorarsın ki mesela. Mesela Bukhari'de var, kaynak soruyorsan. Ahmet İbn Hanbel'de var, BHK'yde var. Bu şimdi söylediğim, okuduğum hadis-i şerif. Kaynak soruyorsan, kaynak biliyorsan sana kaynak söylüyorum. Bana diyor, yeryüzünün hazinelerin anahtarları getirildi, önüme kondu.
- 12:57
Yine bir hadis-i şerifte, Kâfir adıyallâhu anh'tan rivayet ediliyor. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim diyor. Utitü. Utitü de oluyor. Bu hadis-i şerif de Tergibü Terif'te geçiyor. Hafız Ebi'de Lisan-ı Mizan'da zikrediyor. Lisan-ı Mizan'da zikrediyor, onun kitabıdır. Hafız Ebi'nin çok kitabı var, biraz karıştırıyor.
- 13:36
Bu hadis-i şerifte de buyuruyor ki, Dünya'nın bütün kilitleri, anahtarları bir atın üzerinde, ablak bir atın üzerinde, bana getirildi, atın üzerine ipekten, kadife bir kumaş, yani ince ipek, kadifeli ince bir ipek, atın üzerinde sermişler, onun üzerinde bütün anahtarları koymuşlar. Bu rüya alemindeki şeyler biliyorsunuz, manevi şeyler, maddi şeylerle
- 14:09
sembolik olarak, simgesel olarak gösterilir. Mesela adama süt verilmesi rüyada neyle tabir ediliyor? İlimle mesela. Değil mi? Kadın görmesi neyle tabir ediliyor? Süslü püslüyse falan. Lıkla tabir ediliyor. Tabir ilminde bunlar bazı şeyler artık tecrübeyle sabit olmuş ki bu gösterildiğinde manası budur.
- 14:38
Mesela kedi. Kedi gösterilirse rüyada mesela bu neyle tabir ediliyor? Kadim, hizmetçi veya kadime, hizmetçi kadın, hizmetçi erkekle de tabir ediliyor. Mesela ben üç kere belki rüyamda gördüm, kedi tırmıklıyordu beni. Fakat ben tabirini anlamamıştım. Bu üç kere kedinin beni, en az iki, çünkü evvelki seneler çok, belki on sene yakın.
- 15:09
Üç kere rüyamda gördüm, tabir edemedim işte. Tabir ilmi acayip. Sana gelip rüyanda demezler ki senin yanında çalışan adamlar seni tırtıklıyor, çalıyor. Yani sana bu şekilde dense zaten tabire ihtiyaç yok. Ama kedi gösterildi. Ben bunu anlamadım, anlamadım. Sonra ikiden sonra başıma iş geldi. Kasamda birkaç kuruşum var.
- 15:35
Onları boşaltmışlar falan. Ondan sonra belki bazı benim işlerim var. Kitap basılıyor, dergi basılıyor bir şeyler. Evvelki zamanı konuşuyorum yani. O noktada benden habersiz işler götürülmüş falan. E bunlar bana zarar, zayiat. Yani benim şahsi malım, helal param mesela haksız kazanç elde ediliyor birileri tarafından.
- 15:58
Benim yanımdaki çalışan veya işte gelen, gidenlerden. Ben bunu o zaman anladım. Bazıları iş işten geçmişti. Sonradan bir daha tırmıklandım rüyamda mesela. Kedi geliyor bana, dalıyor. Şimdi o zaman biraz kafayı çalıştırdım. O ilk ikisini gördüm de böyle işler oldu. Yine mi böyle işler dönüyor acaba diye.
- 16:20
Ben de biraz dünya işlerinde çok saf bir adamımdır yani. Çalan, çırpan, götüren haddi hesabı yok. Hani aldatan olmadım, aldanan oldum. Çalan olmadım, çalınan oldum. O ayrı bir şey. Hani ki kul hakkıyla Allah'ıma gitmeyeyim. Ama benim çok hakkıma giren oldu.
- 16:36
Şimdi sonra o tırmalamakta belki yine para işi de çıktı. Sonra başka işler de çıktı falan. Neyse sürecin sonunda artık hapse girdik. Rahat ettik hepimiz. Hafisten çıkınca ama ne sen yoluna, ben yoluma dedik. Arkadaş bu kadar tırmaklamayla biz baş edemeyeceğiz. İkide bir rüyada adama göstermezler.
- 17:00
Şimdi neyi anlatıyorum sana? Kedi, mesela ben denedim bunu. Ama kitaba da bakarsan, kitap diyor ki kedi hizmetçidir. Şimdi kedi sana iyilik yapıyorsa demek yanındaki bakıcın sana iyi niyetlidir veya iyi işine yarıyor. Kedi sana gelip tırmıklıyorsa tırmıklamak bir zarardır yani. Tırmıklamanın sınırı var tabii ki.
- 17:21
Az tırmıklar, çok tırmıklarsa yara yapar. İnsanın hastaneliği de olabilir. Mikrop kapar falan. Tehlikeli bir şey. O zaman demek ki senin yanındaki bakıcının sana zararı var. Yani rüya tabirinde söylüyorum. Misal alemi, rüya alemi misal alemidir. Misal, zaten örnek demektir misal. Örnek ne demektir? Yani sana ilmi efendim işte sen alim oldun, olacaksın falan.
- 17:47
Şuraya git orada ilim var diye konuşarak anlatmazlar. Sana mesela bakarsın bir yerde bir süt gösterirler. Sen oradan ne anlayacaksın? Demek oraya gidersem orada ilim var. O medresede veya şeyse. Okuyacağın bir yerdir, neyse. E sen kedi görürsün. Hizmetçin varsa hani hizmetçim yok benim. O zaman arkadaşlığına dikkat et.
- 18:09
Yani yanındaki insanlarla ilgili bu şey. Yani sembollerle misal aleminde manalar ifade edilir. Kainatın efendisine de sallallahu aleyhi ve sellem ablak bir atın efendim üzerine ipekli katife sermişler. Onun üzerinde anahtarları koymuşlar. Atı da getirmişler efendim sallallahu aleyhi ve sellemin yanına.
- 18:35
Huzuruna. Rüyada bu. Bu ne anlatıyor şimdi? Dünyanın neresinde ne var? Maldan, mükten, altından, gümüşten, mücevherattan. Bunların hepsini sana verdik. İstediğini istediğin şekilde kullanabilirsin. İstediğinde tasarruf hakkın var. Efendim nasıl ulaşacağım bütün dünyadaki bu mala mülkeye? Meleklerin de emrine verdik.
- 19:06
Melek'e söylesin. Melek için bir saniye. Yani Asaf ibni Berkı'ya Hazretleri Süleyman Aleyhisselam'a Belkıs'ın tahtını nereden getirdi? O zaman böyle teknoloji yok. Yemen'den. Nereye getirdi? Kudüs'e. Bir saniye. Süleyman Aleyhisselam şöyle yaptı. Gözünü açıp kapamadan koca taht. Şimdikiler onu belki bir ayda biz ha şuradan jeneratörü bahçeye alalım dedik.
- 19:38
Tefsirde yer açılsın diye. Hem 5000 lira para verdik. Nakil nakil. Büyük jeneratör ya. Her vidasını bilmem nesini bilmem garantisini ayrı ayrı yapıyorlarmış, söküyorlarmış, takıyorlarmış bilmem ne. Bir de altına beton atmaya dünyada para. Oradan oraya naklettiler. Bir haftada zor. Belkıs'ın tahtı. Nasıl bir taht biliyor musun?
- 20:02
Taht diyorsan sen düşün böyle koltuk. Topkapı Sarayı'ndaki tahtlar gibi değil. Belkıs'ın tahtı kasır. Köşk kadar köşk. Camdan. Bir de ne kadar hassas değil mi? Billurdan. Camdan billurdan. Mermeri kırıyor bizim ustalar şimdi yani cama. Mermeri taşırken mermeri delmişler. Camı nasıl taşıyacaklar yani bunlar?
- 20:28
Camı nasıl taşıyacak? Cam her yer cam. Kıran kırana gider yani. Buraya gelene kadar şuradan şuraya camlı bir şey taşısan yarısı kırılır. Yemenlere Sebe. Melikesi, kraliçesi Sebe Yemen'di. Daha gelmiş Kudüs'e. O zamanki şartlarda. Hani o zaman diyorlar ya o bir keramettir. Tabi Allah dostlarının keramettir.
- 20:50
İsmi Azam'ı biliyordu Allah'ın en büyük ismiyle. Hemen dua yaptı. Taksaniye'de kabul oldu. Uzun da bir kıssası var. Kur'an-ı Kerim'de de Nemil suresinde bundan bahsediyor. Şimdiki teknoloji buradan delil alıyorlar ki ışınlama. O tabi kerameti anlamıyorlar. Biz nasıl yaşayabiliriz? Hala geçmiş kaç bin sene.
- 21:10
Yani Amerika'dan buraya malı getirecek. Nasıl getirecek? Veya Diyarbakır'dan İstanbul'a. Konteyner lazım işte. Deniz yolu varsa işte gemiye koyacak veya tıra koyacak, kamyona koyacak. Daha bunun kolayı yok mu yani? O arada epey zaman geçiyor. Şu durumdur. Zahmet çok.
- 21:30
Şimdi işte şeyi düşünüyorlarmış. Düşünüyorlar da proje aşamasında bilmiyorum. Başaracaklarını da tahmin etmiyorum. Işınlama teknolojisi. Yani ışınlama teknolojisi ne olacak? Ona işte ne yapacaklarsa bir işlem yapacaklar. Bir anda tak baktın, kargo paket eve kapısında falan. Getiren yok. Getiren yok yani falan.
- 21:52
Işınlama olacakmış falan. Bilmiyorum. Olsa da Allah-u Teala, onu zaten Süleyman Aleyhisselam, Asaf Hazretleri'nin bir saniyede getirdiğini zaten Kur'an'da söylüyor. Hepsi Allah'ın mahluklarıdır, yarattığı işlemlerdir. Hiç kimse kendi başına bir şey yapamaz. Allah'ın verdiği akılla, fikirle, imkanlarla o teknolojiyi geliştirebiliyorlar şimdi mesela.
- 22:11
Canlı yayınlar başladı, görüntülü. İzleme anında dünyanın bir tarafını görmeler. İşte telefonlar, cep telefonları anında dünyanın ucundan konuşmalar. Bunlar ilginç şeyler. Tabi eskiden söylenseydi. Şimdi ışınlamayı nasıl biz hoppala, hadi ya falan diyoruz. Belki bunlar da söylenseydi elli sene evvel, yüz sene evvel.
- 22:30
Nasıl adamı göreceğiz orayı ya? Mümkün mü? Adam dünyanın bir ucunda görülür mü falan diyenler çıkabilirdi. Belki de ben de o yobazlardan olurdum ama şimdi bazı şeyleri gördüğümüz zaman artık ben olmaz demiyorum. Olmaz deme demiş, olmaz olmaz demiş yani. Onun için belki her şey olabilir Allah'ın müsaade ettiği sürece ve yarattığı sürece.
- 22:55
Şimdi Şimdi Birçok hadis-i şerifte Allah-u Teala'nın kainatın efendisine hazineler verdiği bildiriliyor. Bunun manası Ya efendim hakikaten verilmiş yani madenler, defineler, gömüler hepsini Allah-u Teala ona bildirmiş, yerlerine vakıf etmiş. Müvekkel melekleri de emrine vermiş. Efendim Çünkü mesela sultanın hazineleri diyelim yani Topgraf Sarayı'ndaki hazineler veya
- 23:34
kral dairesidir işte özel malları, mülkleri vesairesi bunları kral kendi elinde taşımaz. Hani hazineler benim elime verildi, önüme kondu buyurmasında her zaman için padişahlarda da olsa ne olur? Bekçi iş görür. Bekçinin eline yani bekçinin elindedir. Haznedar mesela Osmanlı'daki tabir haznedar yani hazine görevlisi sen ona
- 24:09
padişah çağırdığı zaman gelir dese ki şu kadar altın getir, şunu getir, şunu götür hepsini o anında getirebilir. Çünkü neden? Anahtarlar ondadır. Ama esasen anahtarlar padişahın aittir. Ama tabi bekçiye verilir. Burada da melekler bekçi rolündedir. Ama hazinelerin sahibi kimdir? Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemdir.
- 24:27
Çünkü Mevla ona vermiş. Bazen, bazı rivayetlere göre de yani mana olarak bu hadis-i şerifleri nasıl anlayabiliriz? Ümmetinin beldeleri fethedeceği işte efendim Kisra'nın mülküne sahip olacağı, Kayser'in Bizans İmparatorluğu'na sahip olacağı oraların mallarının Beytülmale, İslam'ın kasasına İslam Devleti'nin maliyesine intikal edeceği şekli yerinde de yorumlayanlar olmuştur.
- 25:02
Bu da doğru bir tefsirdir yani. Bu da doğru bir tefsirdir ve tevhildir. Çünkü hakikaten Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem hayatında Şam feneri fethedilmiştir yani. Birçok söylüyor, Arap Yarımadası'nda birçok yer fethedilmiştir. Fakat ümmetinin fetihleri de ona yazılır. Yani Hazreti Ömer döneminde de olmuş, ondan sonra da olmuş, Sahabe-i Teâbe'nin döneminde
- 25:26
hemen hemen İslâm buralara kadar gelmiş. Dolayısıyla ümmetinin fetihleri de onların ne halini unutuyormuş. Hadis-i şerifte ne buyuruyor? Yani Kisra'nın mülkü bitti, Acem İmparatorluğu çöktü, zaten Mevlid gecesinde 14 kulesi çöktü yani işaret için. Bundan sonra Acem Krallığı kalmayacak, yani Mecusi, ateşperest bir imparatorluktu o.
- 26:01
Bugünkü İran ve havalisinin de kurulmuş. Sonra ne buyurdu? Kayser bitti, yani Bizans. Rum İmparatorluğu. E tabii ki sen şimdi İstanbul'un fethine kadar o işi tehir edildiğini zannedersin, yanlış olur. Çünkü Şam da Bizans'ın elindeydi o zaman. Mürdün. O bölgelerin hepsi Rumların yönetimindeydi. Dolayısıyla İstanbul'a gelene kadar Bizans İmparatorluğu'nun öncü kaleleri, yani öncü
- 26:37
bölgelerinin birçoğu fethedildi zaten. İlk dönemden bahsediyorum yani. İlk 40 senede, 50 senede. Muazzem-i Cebel, birçok sahabi, Ebubeyde İbn-i Cerrah. Ondan sonra Şurahbil İbn-i Hesene. Ben çok gezdim yani oraları. Mürdün'de. O bölgeler zaten sahabe-i kiramın 20-30 sene sonra kiliseyi kastediyorum.
- 27:13
O bölgeleri fethettiler. Oralar hep Rum yönetimiydi. Kayser deyince. Kayser'in işi bitti, bir daha Kayser yok diyor. Ondan sonra ne buyuruyor? Acem İmparatorluğu'nun ve Rum İmparatorluğu'nun bütün hazineleri Allah yoluna infak edilecektir. Yani İslam Devleti'nin kasasına girecektir. O İslam Devleti'nin kasasında israf olmaz yani.
- 27:42
Fuzuli iş olmaz. Yolcuya, yoksula falan. Yani Allah yoludur bunlar. Oraya harcanacak diyor. Bunlara haber vermiştir. Ganimetlerde almak. Halbuki helal kılınmamıştı. Ondan evvel. Peygamberler de kafirlerle cihad ederlerdi. Cihad hep süre gelmiştir. Adem Aleyhisselam'ın oğulları arasında başladı. Kabil ile Habil meselesi yani.
- 28:19
Oradan başlayan harp. Tabi Kabil'in zürriyeti, katil o. Onun soyundan kafirler geldi. Sonra Habil'in soyundan yine Müslümanlarla Tektin İslam biliyorsunuz. Bütün peygamberler de Müslüman. O dönemde de Müslümanlarla yani Habil'in zürriyeti ile savaşlar oldu. Adem Aleyhisselam'dan başladıktan sonra artık anla meseleyi ki her peygamber döneminde hakla batılın mücadelesi.
- 28:46
Devam etmişler. Ve kıyamete kadar da devam edecekler. Yani şu anda. Cihad bitmez. Devamlı hakla batıl çarpışır. Kafirle Müslüman çarpışır. Allah'ın kanunu ve sünnetidir. Geçmiş peygamberler de kafirleri yendikleri zaman ganimetleri alırlardı. Ama ganimetlerden faydalanmaları helal değil. Burada altın aldık.
- 29:10
Gümüş bulduk. Dünya kadar kumaş temin ettik. E bizim kumaşa ihtiyacımız var. Veya altın, gümüşü harcarsak Müslümanların o zamanki o dönemdeki peygamberin adamlarının lehine sarf ederiz. İslam güçlenir. Mantığı yok orada. Mevla buyurdu ki, ne kazandınız? Ganimet bakımından harp meydanında ortaya yığın.
- 29:43
Herkes getirildi. Yani bir kafirdin cebinden çıktı altın parçası bir parça, atacak oraya. Gümüş buldu, öbürü gümüşünü adamın aldı, atacak oraya. Kafirin zırhı çıktı, miğferi çıktı, atacak ortaya. İslam'a göre bir kafiri hadde yenerse o öldürdüğü, geberttiği kafirin üstünden çıkanlar ona ait oluyor. Onlar da öyle değil.
- 30:16
Herkes getirecek, ortaya bırakacak. Bekleyecekler böyle. Sonra ne olacak? Gökten bir ateş gelirdi, alenen görülürdü bu. Gökten bir ateş gelirdi, o ateş, o ganimetlerin tümünü artık kaç ton, ne kadar malzemeyse az olur, çok olur. Ganimet her zaman çok olmaz. Olanın üstüne ateş gelirdi, ateş onu yerdi.
- 30:44
Yerdi yani yakardı. Kur'an-ı Kerim'in tabiri de yerdi. Efendim, Teekülü'n-nar diye Kur'an-ı Kerim'de geçiyor. Yani o dönemde kurbanların da kabulüne delil oydu. Bir insan Allah için bir şeyini feda ediyorsa, ortaya bırakır, peygamberin nezaretine ateş gelir, onu yerse kabul oldu. Zaten onun için Habil'in kurbanı kabul oldu, ateş geldi.
- 31:12
Kabil'in getirdiği birkaç tane buğday muğday gibi bir şey getirmiş kurban diye, ona ateş gelmedi mesela. Ne anlaşıldı? Kabul olmadı. Eski ümmetlerde ganimetler toplanıldığı zaman, ateş gelip gerse bu savaş kabul olundu. Allah ahirette mükafatını verecek, sevap verecek. Peki birisi bir şeyi iç ederse, ganimet malından bir şeyi gizledi, ortaya getirmedi yani.
- 31:42
Kendi sonra yararlanacak ondan. Söylemiyor kimseye ki ben böyle bir şey buldum. Harp meydanda falan. O zaman ne olurdu? Ateş gelmez. Ateş gelmeyince peygamber, o zaman peygamber işte neyse ordunun komutanları, peygamberin emrinde tabii. Onlar o zaman ne derlerdi? İçinizden biri bir şey sakladı. İçinizden biri bir şey saklamasa ateş gelirdi.
- 32:03
Çünkü Allah'ın peygamberi de bizimle beraber reddolulma ihtimalimiz yok. Peygamber reddolmaz ki. Biz Allah için gaza yaptık. E niye gelmiyor ateş? O kişi gelip çıkıp da çarpıttığını, kenara ayırdığını çıkartmadan ateş gelmezdi. Onun için teşhir olurdu yani. Eski peygamberler ganimet mallarından istifade edemediler.
- 32:27
İstifade edemediler. Ancak bizim peygamberimize sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem Allah-u Teala bizim ümmetin acizliğini, zayıflığını, fakirliğini görünce bize özel muamele yaptı. Zaten bazı hadislerde beş şeyle üstün kılındım, bazı hadislerde altı şeyle üstün kılındım.
- 32:47
Yani bunlar başka peygambere nasip olmadı. İşte bütün insü cinne gönderilmek gibi. Ganimetlerin helal edilmesi gibi. Bir aylık yoldan adımı duyan düşmana korku salınması gibi. Dünyanın her yerinde namaz kılınabilmesi gibi. Eski ümmetler zaten mescitte ibadet yapabilirler. Dünya başka bir yere işine gidiyor.
- 33:06
İbadet vakti gelse dönmesi gerekiyor ki orada yapacak yani. Sen orada olduğun yerde kıl, caiz değil. Yani bunlar zorluklardı. Tabi eski ümmetlerde yapabilenler de kuvvetli kişilerdi yani. Şahsiyetli kişilerdi. İradelerine hakim kişilerdi. Bizim gibi iradesi zayıf bir ümmetler değildiler yani. Onun için Mevla bunu bildi.
- 33:29
Bizim gibi aciz ümmete acıdı da bunlara ganimeti de helal etmezsem zaten açlıktan canları çıkıyor. Harp meydanda gelene kadar yalayarak üç kişi bölüşüyorlar. Malları yok, mülkleri yok. Dünya kadar ganimet yığıldı. Bunları da almayın. Yani Mevla bizim acizliğimize buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem.
- 33:45
Kendisi için konuşmuyor tabi. Ümmeti için konuşuyor. Acıyarak bize ganimetleri helal etti. Ganimetleri helal edildi. Efendimiz'e ne demek sallallahu aleyhi ve sellem? Birçok seriye müfreze gönderiyordu. Çok ganimetler kazanıyordu. O kadar ganimet geliyordu ki yani kafirlerde para çok. İşleri güçleri dünya yığmışlar.
- 34:09
Hep onlar ganimet olarak Kâinatın Efendisi'ne sallallahu aleyhi ve sellem geliyordu. Ve fütya'a fethedildi. Aleyh kendisine fihayati, sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in kendisi hayattayken fetheti nasip oldu. Biladül Hicaz, Hicaz beldeleri. Yani Mekke, Medine, Taif, Yemame oranın karyeleri, Hayber.
- 34:39
Hayber bin kilometre. Bin kilometre o bölgedeki bütün ilçeler, karyeler, kasabalar. Yani bin kilometre ne demek? Ondan sonra Velyemeni, Yemen beldeleri. Ondan sonra ve cemî'u cezîratil arabi. Biladü cemî'i de olur, cemî'u biladü'ye de atfedilir. Arap Yarımadası'nın tümü. Arap Yarımadası'nın yani Aden Körfezi'nden Irak'a kadar gidiyor uzunlama.
- 35:15
Citte'den artık takip edip izlediğin yol güzergahından Şam'a doğru, Şam'ın etrafına, kenarlarına kadar gidiyor. Efendim, Enine. Boyuna Yemen, Aden'den Irak'a gidiyor. Enine'de Citte'den Şam'a gidiyor. Bu kadar bölgeler kendisine fethettirildi. Bunların fethedilmesi neyi anlaştırıyor burada? Buralardan hep ganimetler geldi demektir.
- 35:46
E ganimetler gelince ne oluyor? Hepsi Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in tasarrufu ve yetkisi dahilindedir. İstediğine istediği kadar verir. Yani onu dağıtabilir veya kendinde tutma hakkı var. Beşte bir onun hakkı zaten. Beşte bir ne demek? Bu kadar fethi olup da beşte bir. Çok büyük rakam. Yani onun şahsi mülkü.
- 36:06
Ayet-i Kerime'de ne diyor? Biliniz ki hangi şey, ganimet aldıysanız maldan mülkten Beşte bir Allah'a ait. Beşte bir Allah'a ait. Allah ne yapacak beşte birini? Bütün dünya Allah'a ait zaten. Beşte bir. O şu demek. Yani Allah yoluna harcayacak. Cami Allah'ın evi ya. Camiler, medreseler böyle İslam'a, Allah'ın Kur'an'la, dinine hizmet yapılan yerlere masarife gidecek o beşte bir.
- 36:37
Velirrasul beşte biri Peygamber'ime ait. O Peygamber'e ait olan da işte onun hane halkı var, eşleri var, çocukları var, ehli beyti var, amcası var, amca oğulları var, amcaları var vs. Yani teferruatı var dolu. Onların şahsi mülkü yani. Kainatın Efendisi sallallahu aleyhi ve sellem beşte birini istediği yere kullanır yani.
- 37:06
Mesakin. Beşte biri Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in ehli beytine de ayrı hisse ayrılmış. O zaman beşte biri ayrı kendi şahsına, beşte biri akrabasına. Sonra yetimlere bir hisse ayrılmış. Yani mesela şimdi Darul Eytem, Yetimler Yurdu. Yani yetimlerle ilgili bir kurum oluşuyor. Mesela o beşte bir yetimlere gelişmesine büyümesi.
- 37:34
Çünkü o oralar feth olurken de dünya kadar şehit veriliyor. Fethi öyle kolay olmuyor. Bu şehitlerden dolayı yetim çok kalıyor tabii. O yetimlerin bakımına da hisse ayrılmış mesela ganimetlerden. Kur'an-ı Kerim. Ayette sabit.
- 37:49
Şimdi beşte biri bu kadar yer fethedildiyse hayatında bunun beşte birini de ona gelmesini düşündüğün zaman çok büyük bir bütçe oluşuyor. Şimdiki devletin bütçesinin beşte biri gibi. Bir adama, şimdi Türkiye'deki hiçbir zenginin o kadar devlet bütçesinin beşte biri kadar malı yoktur. O kadar fethiler oldu.
- 38:13
Oralarda fethedildi ki yakın oldu. Bu saydığımız yerlere yakın olan yani bu geridenkiler etrafında dolanıyordu. Şimdi tam köpeğine kadar. Şam fethi oldu, Irak fethi oldu. Bunlardan hepsinden ganimetler kendisine intikam etti. Ve cülibet celbolundu. Cel Türkçeleşmiş artık bana bunu celbet. Getir yani.
- 38:53
E celbolundu getirildi yani. İley kendisine sallallahu aleyhi ve sellem. Beşte biri. Ganimetlerin beşte biri ona getirildi. Çünkü ganimetler beşe bölünüyor. Beşi devlet reisine ait. Şahsına. Ondan sonra geri kalan orduya işte mürettebata dağıtılıyor. O beşte bir hissesi kendisine getirildi. Ve cizyete, cizyeler.
- 39:26
Cizye, efendim kafirler harp etmemek için biz vergi vereceğiz size cizye vermeyi kabul ediyoruz derlerse harp olmaz. Harp olmazsa ne olmaz? Fethi olmaz. Fethi olmazsa ne olmaz? Ganimet olmaz. O zaman ne olur? Senelik veya aylık anlaşmaya göre o ülke neyse krallık, kale, kule neyse vergi öder İslam devletine.
- 39:56
Çünkü o zaman İslam devleti oralarda korur, eder. Oralarda da düzeni sağlamak için masraf yapacak. Ve bunu da oradan karşılayacak. Daha basit. Sadakalar, zekatlar. Bir de mesela Müslümanların zenginleri var, sahabenin zenginleri var. Abdurrahman Gaf zengindi, Hazreti Osman Efendimiz zengindi. Onlar da ne getiriyorlar tabii her sene?
- 40:20
Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'de devlet reisi olduğu için. Sadaka, zekat getiriyorlar. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem sadaka, zekat kendini asla almazdı. Hediye kabul ederdi. Yardım parası kabul etmezdi. Ama onların hepsi onun sadakasına veriliyor. Ona celp olunuyordu. Ne kadar maa, o kadar celp geliyordu ki yani laa yücba getirilmiyordu o dönemde.
- 40:50
Dünyanın krallarına bile yani o zamanda melikler var. Arap yarımadasında da melikler var. Necran hükümdarı. Yani kasaba kültürü. O dönemde oralarında hükümdarları var. Ama Arap yarımadasındaki Kisra'yı, Kayseri belki çıkalım. O zamanki dünyanın en büyük iki imparatorluğu çıktıktan sonra. Krala, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e getirilen mal kadar getirilmiyordu o dönem.
- 41:20
İlla diğer hükümdarlara getiriliyorsa bazuhu. Yani Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelenin bir kısmı örnek teşkil edebilir. Yoksa Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelen o dönemdeki bütün hükümdarlar, valilere gelen maldan efendim fazlaydı. Vehadet hediye ediyordu. Hade yuhadeyden geliyor.
- 41:41
Karşılıklı hediyeleşme demek. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e de hediye gönderiyordu. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hediye gönderiyordu. Cemaatin bir kısımları. Kimlerden? Min mülukil ekalimi. İklimlerin padişahlarından. İklim yani yeryüzü yediye bölünmüş. Eski dönemden bu kalmıştır ama
- 42:11
şimdi öyle yedi şey var yani kıtalar vesaire bir yedi şey var. Bu yedi iklim coğrafi bakımından yani yüz ölçümleriyle yediye bölmüşler. Her tarafını yani dünyanın her tarafından demek istiyor. Yedi iklimden ne yapıyorlardı? Kainatın Efendisi'ne hediyeler gönderiyorlardı. Mukavkıs mesela Kıptıların hükümdarıydı.
- 42:36
O iki cariye hediye gönderdiği elbiseler Beyaz Katır, Düldül adı oradan Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Beyaz Katırının adı Düldül. O Katır'ı Mukavkıs Mısır hükümdarı hediye etmişti. Ondan sonra Ferve İbni Amr El Cüzdami Bu Kayser'in yani Bizans İmparatoru'nun görevli valisiydi. Bizans'ın valisi olmak
- 43:03
şimdi o zaman yani şimdi Amerika'nın başkanı olmaktan daha güçlü bir makam yani. O zamanki Roma, Rum İmparatorluğu'nun valisiydi. Fakat o Müslüman oldu. Müslüman olunca Acem hükümdarı çok sinirlendi şey Rum Kralı Kayser çok sinirlendi. Onu hapse attırdı. Uzun zaman onu hapiste bıraktı. Sonra hapisten saldı.
- 43:27
Dedi ki salmadan önce dinine geri dön. Yani Hristiyanlığa seni salıvereyim. Yeniden valiliğe de iade edeyim. Bir yanlış yaptın ama yeniden valiliğine de iade edeyim dedi. O da dedi ki La vargu dinu ve inneke leti alemünnü hak Ben Muhammed'in dininden asla ayrılmam sallallahu aleyhi ve sellem Sen de biliyorsun ki onun dini haktır.
- 43:53
Sen de bunu biliyorsun. Ve lakin vanente bin mülkike Va ile Vanente değil zan vıy. Bu va Yani vanente cimrilik ettin bir mülkike Sen mülküm imparatorluğum elimden gider ona iman edersem diye mülküne acıdın Müslümanlığı tercih etmedin diye ne güzel de bir cevap gönderdi ona. Fekale bu haber şeye ulaşınca Kayser yani Rum Kralı'na dedi ki İncile yemin ederim ki doğru söylüyor yani
- 44:28
ben de biliyorum bak olduğunu ama işime gelmiyor dedi. O zamanın gavuru bile dürüstmüş ya. Yani adam yine doğru lafa doğru dedi yani Müslüman olmadı ama onun valisi işte Ferve bin Amril Cüzami Hazretleri o Müslüman olmuştu. O da Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kıymetli esvap derlerdi esvap yani elbiseler ondan sonra kabalar kabada denir böyle mont mont falan
- 44:55
pardeselere diyorsunuz kışın geliyor abartıyor. tabi o zaman kesinlikle çok antikeye girdi, 100 sene de antike oluyor, 1400 sene de antike oluyor, onu şimdi pazara çıkarsalar, borsalar çökebilir, mücadeleler baş edemez tabi ki, bir kaba deyip geçme tabi, ipekten, antik oluyor, eski oluyor falan, öyle kıymetli elbiseler gönderdi, bir at gönderdi, bir tane efendim,
- 45:20
Gümüş adında bir beyaz katır, ama adı Fizza, Gümüş, özel ismi yani, sonra Ükeydir, Devmetü'l-Cendel'in hükümdara hediyeler gönderdi, veftler geliyordu, heyetler geliyordu, Bahreinden şuradan buradan, o heyetler efendim, birçok hediyeler getiriyorlardı, rahipler, necran rahipleri hediye gönderdi, ondan sonra,
- 45:47
çok hediyeler geliyordu, sadede gelelim, ganimetler geliyordu, cizyeler geliyordu, hediyeler geliyordu, son Medine döneminde, o kadar mal mülk geliyordu ki diyor, yani o zamanki hükümdarlara ancak onun bazısı gider, o kadar gelmeye başladı, hani buyurdu ya, yeryüzünün hazineleri verildi bana bu, ben sana dedim, rüyası vahidir işte, ve bu gerçekleşti, ama,
- 46:17
kendine tercih etmedi hiçbir şeyi minhu o gelenlerden, kendine özel ayırmadı, sahabeden, sahabeme vermeyeyim de bu benim olsun dediği bir mal var mı? Asla, sallallahu aleyhi ve sellem tutmadı, yani saklamadı, minhu o gelenlerden, dirhemen, kendisi için, bir dirhem ya, dirhem ne, bir içindeki dirhem, bir içindeki kuruş ya, gümüş para yani, gümüş kaç para yani,
- 46:44
bir dirhem saklamadı, bel, bilakis harcadı, sarfetti o gelenleri, nereye? masarifehu, masarifehu yani masriflerine, fi gizlidir orada, harcanması gereken yerlere harcadı, ve agna, zengin yaptı bir, o gelen mallarla, kimi, gayrol, başkalarını zengin etti, hani derler ya sen kendine çalışmıyorsun, millete çalışıyorsun,
- 47:10
milleti zengin ediyorsun, bazen insanlara, iyilik edenlere karısı kızar, ulan bizim paraları ne yediriyorsun başkasına diye, bazen anası babası da kızar, ondan sonra verme derler, hani sen başkasını zengin ediyorsun, lafı vardı, işte efendim sallallahu aleyhi ve sellem başkasını zengin et, ama başkası kim?
- 47:26
sahabe-i kiram yani, onun için çok makbul oldu, ve kavva, kuvvetlendirdi bihi, gelenlerle kimileri? el-müslimin, müslümanları güçlendirdi, islamı güçlendirdi, sahabe güçlendi, kuvvetlendi, biraz zengin oldu, sahabenin kuvveti, gücü kime yaradı? islama yaradı, cihata gittiler, daha imkanlar buldular, çoluk çocuklarına arkadan bakacak, imkanlar sağladılar,
- 47:50
onlar da Allah yoluna çıktılar, adam anası babası açlıktan ölecek durumdaysa, cihata da gitmesi haram olur, yani sen hanımın, çoluk çocuğun, sen gidersen, aç kalacak, o zaman seni harbe göndermiyor islam, çünkü neden? evvela bakmakla görevli olduğun kimseleri yedir, kefâ bilmer izmen en yuzayya men yakut, azığıyla, azığını teminle görevli olduğu kişiyi zayi etmesi,
- 48:17
kişiye günah olarak yeter, aldın karıyı ondan sonra, git sen de çalış diyorsun karıya, ya karı nasıl çalışacak erkeklerin içerisinde, müslüman hanımın kızı nasıl gidecek erkekler, yamyam gibi bakıyorlar kadına böyle, orada nasıl çalışacak, sen niye evlendin o zaman, sen bu kadına bakmakla görevlisin, öyle bir şey yok, ne yapacaksın, ne edeceksin, çalışacaksın,
- 48:38
çalışacaksın demedik, çalışacaksın, bir ekmek getireceksin, ama bunları aç bıraktın, bu sana günah olarak yeter, o zaman cihata da gitmen caiz değil, çünkü neden, anan baban ölüyor açlıktan, nasıl bırakıyorsun ananı, bu durumda müslümanları güçlendir, çünkü müslümanlara ganimetten paralar dağıtınca, müslümanlar takviye oldu, güçlendi, ne oldu, e sen üç aylık, beş aylık,
- 49:00
gazaya gidip dönene kadar, çoluk çocuğuna nafaka bırakırsan, gözünde arkada kalmaz, onlar da bir şeyler alır yerler, onun için kainatın efendisi, sallallahu aleyhi ve sellem, hep ümmete çalıştı, ve kâle ne buyurdu, mâ yesurru, sevindirmezni beni, ne enneli, benim için olsaydı, ühüden, uhud dağı zeheben, altın olsaydı, yebîtü geceleseydi, kendi benim yanımda, mini o dağdan,
- 49:26
dinarın, bir altın para, tek altın para, koca uhud dağı, tonajlar, tonlar, uhud dağını Amerika bile tartmamıştır, şimdiye kadar nasıl tartacak uhud dağını, uhud dağı benim için altın olsaydı, dağ, efendim, bir altın para yanımda kalsaydı, hepsini dağıtsaydım, hepsini dağıtsaydım Allah yoluna, bir altın, ya koca dağ altın, altın para şu kadar ya, Reşat altını verdi, altın para,
- 49:54
bir altın para, gece benim yanımda kalsaydı, bu beni memnun etmezdi, hiç sevinmezdim, ya dağ zaten gitti, bir kuruş da sana kalsın, hiç sevindirmezdi, illa dinarın, ancak bir altın para kalacaksa, ersüdü, ürsüdü olur, ürsüdü, yani, gözcü yapıyorum, saklıyorum hu onu, niçin lideyni, borçlarım oluyor, efendim sallallahu aleyhi ve sellem, eee, hep borçlu yaşadı, zaten borçlu öldü,
- 50:27
ya bu kadar sahabe vardı, zengin vardı diyorsun, o borcunu, niye ödemiyorlardı, e senin kadar ben de biliyorum, o kadar düşünebiliyorum yani, ama alimler ne diyorlar, burada cevap veriyorlar, kafadan cevap veremem, kainatın efendisi, kazaya kadere, razı olduğunu bildirmek için, bir de sabreden fakir, konumunda olmak için, bir de, ihtiyacını ancak Allah arz edip,
- 50:50
insanlardan gizlemek meselesinin, faziletine ermek için, kimseye borçlu olduğunu demezdi, hanımlarına bir yemek getirecek, çoğu gün aç kalırlardı zaten, o şey için de borç alırdı, onun için diyor ki, borcumu ödemek için, hani kendi hakkım olan parayı, zaten kendi hakkı olan parasından bahsediyor, kamu molundan bahsetmiyor, Allah'ın bana ayırdığı, Taksim'deki kendi paramdan,
- 51:16
hiçbir para benim yanımda, bir gece sabaha kadar kalsaydı, istemezdim, ancak, borcumu ödemek için, hani gece ödeyemem ya, adam mı bulamam şimdi, gece vakti para geldi, hani yarın borcumu öderim, o parayla diyeyim, o gece kalsın bu, çünkü sabaha borcumu ödeyeceğim, onu diyebilirdim. Ve Tetü kendisine geldi, çok dinarlar, altın paralar geldi, merreten bir kere, fakat Semaha,
- 51:40
onların hepsini ne yaptı? Taksim etti, taksim etti, dağıttı, ve vakiyet kaldı, minha, o paralardan, sitte tün, 6 tane, bazılarında, 6-3 tane rivayette var, ama, esas görüş, sitte tün yani, 6 tane para kaldı, yani yüzlerce altın para geldi, 6 tane kaldı, fetefe o paraları verdi, bazı nisai, bir hanımına verdi, hanımına dedi ki, bu paralar, efendim, sende dursun, belki,
- 52:21
Allah'ın da bana verdiği zahişse var burada, bu benim hakkımdır ama, sizin de bir ihtiyaçlarınız oluyor ya, kenarda dursun bir şey, ihtiyaç olunca, 6 lirayı, harcarız dedi. O gece yattı. Tutmadı bu nevmin, uyku tutmadı, döndü o yana, döndü bu yana, hatta kame kalktı, bakas Semaha, gecenin bir vaktinde, fakirleri buldu, 6 parayı, 6 dinarı gitti, dağıttı,
- 52:50
halbuki onun kendi parasıydı, hakkıydı, çoluk çocuğu da muhtaçtı, onlar için de 6 lira ne olacak, ayırabilirdi, fakat uyuyamadı, ve dedi ki, el ânesterahtu, işte ben, şimdi rahat ettim, şimdi gideyim, bir rahat uyku çekeyim dedi, neden? Çünkü, belki ecel gelir, ben ölürüm, bu paralar, stoktayken ölürsem, ahirette hesabı sorulur dedi, böyle bir, ince anlayışa sahipti,
- 53:19
tabi vakit çok geçti, bizde buradaki derslerimiz, öbür sohbetler gibi, 3,5-4 saatlik değil, onun için, kitap bitmez, sabaha kadar bitmez, zaten kaç sene sürecek, bu şifaat dersi bakalım, inşallah, önümüzdeki derste, cuma gecesinde, Allah Teala Hazretleri, bizleri cem eylesin, hayırla buluştursun, dersimize bu noktadan, devam ederek, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in,
- 53:43
dünyaya ne kadar meyilsiz olduğu, zühte sahip olduğu, zahid olduğu, soğuk olduğu, ve, dünya ziynetlerinden, ne kadar uzak durduğu, parasından, menfaatinden, kaçındığı, çekindiğine dair, diğer delilleri de, arz ederek, onun bu yönden, üstünlüğünü de, Kazıyaz Hazretleri, zikretmiş, bizde size açıklamaya, çalışacağız, Rabbim şefaatlerine nahil eylesin, cümlemizi, onun sünnetine,
- 54:09
siretine, ittiba etmeye, muvaffak eylesin, yani, sünnet sadece, sakaldan, sarıktan, misvaktan ibaret, değilmiş demek ki, dünyayı sevmemek de, dünyaya gönlünde, yer vermemek de, emanet mallar, varken, milletin hakkı, hukukuna dair emanetler varken, gerekeni yapmadan, uyuyamamak da sünnetmiş, ama biz, para varsa, daha rahat uyuyoruz, para yoksa, uykumuz kaçıyor,
- 54:37
yarın aç kalacağız, ne yiyeceğiz diye, yani, tam ters, o para olunca, uyuyamıyor, biz de, para olmadan, uyuyamıyoruz yani, neden, kar yağdı, bak şimdi, birkaç gün yol tıkanırsa, ekmek yok, aç kaldık, hemen ekmekleri alalım, stok yapalım, bir çuval un, fırında yaptırdık ha buraya, hani, ulaşım kesilirse, yeriz içeriz, hemen endişe, endişe, endişe, tabii ki, tedbir sünnettir,
- 55:04
ben ona bir şey demek istemiyorum ama, dünyaya aşırı, belden, gönülden, her yerden bağlıyız yani, Resulullah, biz yaşamayız da, ama Rabbim, bir nebze, bir zerre, onun siretinden, bizlere de, yaşamayı nasip eylesin, amin, sallallahu aleyhi ve sellem, Muhammedin ve alaihi ve sallem, teslimen kethiran, elhamdülillah, Rabbil alemin, amin.
Benzer sohbetler
1:23:21Şifâ-i Şerîf Dersi 299. Bölüm 12 Ekim 202612 Ekim 2026 · 84 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 12 Ekim 2026
1:16:13Şifâ-i Şerîf Dersi 298. Bölüm 5 Ekim 20265 Ekim 2026 · 77 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 5 Ekim 2026
44:07Şifâ-i Şerîf Dersi 297. Bölüm 28 Eylül 202628 Eylül 2026 · 45 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 28 Eylül 2026


