50:37 / 57:56Şu an 50:37 / 57:56
Transkript
147 satır
- 00:00
Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil alemin. Vessalâtu vesselâmü alâ seyyidil murselîn. Muhammednîn ve alâ aliyyul sohbihî ecma'în. Bugünkü şifa-i şerif dersimizde Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'in cömertliği, keremi, sehabeti, semâheti, müsamâkârlığı hakkında ki fasıldan geçen hafta kaldığımız yerden devam edeceğiz.
- 00:28
İnşâAllah ve Rahmân. Ve Kâle ibn-i Abbas, İbn-i Abbas Radıyallâhu Teâlânü'l-Hâ buyurdu ki, bu Bukhari-i Şerif'te de var, Müslim-i Şerif'te de var. Bu sahip bir rivayet. Kâne idî Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem. Kâinatın Efendisi. Nedir idî? Ecbeden nâs. İnsanların en cömertiydi. Ne hususta, ne ile alâkalı?
- 01:00
Bil-khayrî. Hayır, mala derler esasen, mal vermek bakımından ama, hayır menfaat manasına geliyor genel olarak. Çünkü bazen para verir, bazen köledir ama köledir, azat eder. Bazı kere ganimettir, işte efendim serbest bırakır, hakkından ferahat eder. Dolayısıyla hayır genel manada menfaat. İnsanlara fayda vermek bakımından insanların en cömerti o idi.
- 01:36
Dünya kurulduğundan kıyamete kadar Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den daha cömert bir insan gelmemiştir. Sadece bundan sonra gelmeyecek. Ve ecvedü mâ kân. Ecvede de oluyor ama o zaman kâne ecvede mâ kân demek oluyor. Ya da mülkçe de yaparsınız. Ve ecvedü mâ kâne. Cömert olduğu zamanların en cömerti ne zamanda rastlıyordu?
- 02:06
Fî şehr-i ramazân. Ramazan ayında rastlıyordu. Ramazan-ı şerif ayındaki cömertliklerinin haddi hesabı yoktu. Niye Ramazan'da daha cömert oluyordu? Ona kavuştuğu vakit Cebrail aleyhisselam, Cebrail aleyhisselam mukabele yapmak için, Kur'an-ı hatme işte camilerde de oluyor, Hafız efendi okuyor, cemaat dinliyor mukabele karşılıklı okumak, dinlemek.
- 02:35
Ramazan-ı şerifte Cebrail aleyhisselam, sûreleri dinliyordu tabi Kur'an-ı Kerim, son vefat senesine kadar vahiy nazil olmaya devam etti. Demek ki o zamana kadar olanları tabi, vahiy inmiş olanları okuyorlar. Tabi o hatim olmuş oluyordu çünkü o zamana kadar inen o kadar idi. Cebrail aleyhisselam kendisine kavuştuğu zaman her sene geliyordu Ramazan-ı şerifte,
- 03:03
vefat edeceği sene zaten Kur'an-ı Kerim tamamlanmış idi yani, hemen hemen yani, Ramazan-ı şerifte, çünkü vefatını işte Şevval'in Şevval Zül Kadir Zülce Muharrem, Safer Rabbi ile evvel, beş ay, on iki gün gibi bir zaman vardı, beş ay. Zaten son seksen günde vahiy kesildi. Yani en son inen âyet-i kerimeler zaten bazı rivayetlerde, vetteku yevmendir.
- 03:40
Demek ki işte Kur'an-ı Kerim'in vahiyinin tamamlanmasına birkaç ay kala, Ramazan-ı şerif oldu son sene yani. Hemen hemen de âyetler bitmiş idi, inzal bitmiş idi. Çok az âyetler kalmıştır yani belki vetteku yevmendir. Vetteku yevmen gibi. Zaten elli yevme ekmeltüde veda haccında elli yevme ekmeltü, dininizi kemale erdirdim, eti mevtü alet-i nimeti,
- 04:03
nimetimi tamamladım buyurulduğu noktada zaten artık hükümetleri, ahkemahetleri vesairesi gelmeyeceği anlaşılıyor. Kemale erdirdim buyurduğundan. O da efendim son senenin zülheccesi. Yani işte Ramazan-ı şerifte ondan bir iki ay evvel oluyor. Ramazan-ı şerifte son sene iki kere Kur'an-ı Kerim'in tümünü arz ile mukabele ettiler.
- 04:30
Yani artık oradan da Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in vefat edeceği... Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in vefat edeceğini anlamıştı biraz, işaretledi. Çünkü her sene bir kere oluyordu. Niye son sene iki kere oldu? O da artık işi muhkemleştirmek ümmete, yani vahiy emanet edilirken tam bir arz edilmiş olarak, tekrar tekrar okunmuş olarak arz edilsin diye.
- 04:54
Onun için Cibril aleyhisselam Ramazan'da onu dinlemeye geliyordu sallallahu aleyhi ve sellem. Ramazan-ı Şerif'te Cibril ona geldiği zaman yani devamlı geliyordu çünkü her gün artık mukabele. Ecve'de daha cömert oluyordu bilhayri, insanlara hayır ulaştırmak bakımından. Neden? Minel rihi, rüzgardan. Öyle bir rüzgar ki el-mürseleti, salınmış.
- 05:21
Yani diyelim ki kuraklık var, aylardır belki bazen seneler olur, sene olur, seneler olur, bir şey yağmaz. Yağmayınca da ot bitmez, hayvan yiyemez, süt olmaz, sebze olmaz, insan yiyemez. Yani yağmayınca ne olur? Memleketler batar. İşte o mürsele ne demek? Öyledir, yursilir rüya, mübeşşirat. Hani Allah-u Teala rüzgarları müjdeci gönderiyor.
- 05:51
Ayet-i kerimesinde buyurduğu üzere rüzgar neyin müjdecisidir? Yağmurun. Yağmurun müjdecisidir. Onun için mübeşşirat olarak Kur'an-ı Kerim'de rüzgarlara, müjdeci rüzgarlar. Bazı kasırgalar, fırtınalar, musibet rüzgarlar, korkutucu rüzgarlar, o başka. Bu bulutları sevk eden, bulutları sıkıştırıp yağmur düşürten rüzgarlara mübeşşirat deniyor.
- 06:19
Rüzgar nasıl gelir? Başlar esmeye, deposundan, Mevla'nın hazinesindedir rüzgarlar. Mevla'nın hazinesinden salınmış, salınıyor işte nereye yağdıracaksa Mevla, oranın üzerine o rüzgarı gönderiyor. O rüzgarı gördükleri vakitte insanlar seviniyorlar. Çok seviniyorlar. Hele aylarca, yıllarca kuraklık çeken ne olacak?
- 06:42
Öldü, ölecek. Leşleri yemişler yani kuraklıkta. O arada bir rüzgar gelince, yağmuru müjdeleyen, bulutları sevk eden bir rüzgar gelince nasıl sevinirler? İşte o rüzgar nasıl hızlı gelir, nasıl her yere ulaşır? Uğramadığı bir yer bırakmaz. Allah rüzgarı gönderince bakıyorsun bütün İstanbul rüzgar altında.
- 07:12
Yani Türkiye'ye gönderir bir anda. O kadar kilometrelerce, yüzlerce, binlerce kilometreye Mevla rüzgarlar kuşatıyor. O rüzgar ne kadar cömert yani. Hiçbir yerden geri durmuyor. Her yere ulaşıyor. Esenliğini, serinliğini, müjdesini, rahmetini, matarını, yağmurunu nasıl haber veriyor, getiriyor? Yani iyilik yapıyor insanlara o rüzgar.
- 07:38
Müjde vermek suretiyle ve bulutları sıkıştırıyor ya. Ondan sonra Kur'an-ı Kerim'de çok bu rüzgar meselesine, ayet-i kerimelerde temas ediliyor. Venzelne amnel mu'serati. İşte sıkıştırılmış bulutlardan indirdik diyor. Amme suresinde. Ma enfetcaca. Kovadan boşalırcasına kuvvetli yağmurları, suları indirdik.
- 08:07
Mu'serat ne demek? Rüzgarın sıktığı, sıkıştırdığı bulutlar. Yani Allah-u Teala rüzgara o yağmuru sıkıştırıyor, sıkıştırıyor bulutu. Boşalttırıyor suyunu. İşte o rüzgar ne kadar cömert idiyse, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ondan daha cömert oluyordu Ramazan-ı Şerif'te. Kur'an müzakeresi yapmak için.
- 08:37
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem okuyordu, Cibril dinliyordu. Cibril okuyordu, Ali sallallahu aleyhi ve sellem Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem dinliyordu. Ya tecvid bile arz ediyorlardı diyor. Yani Hazreti Cibril tecvidi bile öğretiyordu. Bu tecvidler Kari'lerin, Kur'an'ın uydurduğu şeyler değil ki.
- 08:59
Hepsi vahidden geliyor. Tecvid öğretiyorlardı. Kıraat, Allah Allah. Kıraat ve cihleri, Kur'an yedi harf üzere indirildi. Yani yedi lukat üzere. Hadis-i şerifüncüleri, Kur'an ala sebat-i ahruf. Kur'an yedi harf demek yedi lukat üzere indirildi. Onların hepsinin kıraatleri var. İşte vers kıraatleri falan, farklı farklı kıraatler.
- 09:20
Fasa gidiyorsun, orada bir imam geçiyor, o kıraat yapıyor. Sen Allah Allah diyorsun. İşte Malik-i Yevm-ül Din'de Melik'i diyor. İleride gidiyor, işte imaleler yapıyor. İşte efendim, inne yapıyor. Sen mesela inne diyorsun, o inne ediyor. Mesela yani, bunlar hep kıraat vücudu. Bunlar hep Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e Ramazan-ı Şerif'te gelirdi.
- 09:45
Öğretirdi. Onun için Ramazan-ı Şerif'in o bakımdan, kıraata taksisi evladır diyor. Yani Ramazan-ı Şerif'te zikir ve tesbih çok yapmaktansa, nafile ibadetler bakımında, Kur'an kıraatini çok yapmak eftaldir. Çünkü sünnet öyle. Hazreti Cibril'in Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in sünneti, Ramazan-ı Şerif'te Kur'an kıraati.
- 10:06
Her işi bırakıp kıraatta yönelirlerdi. Sahabe-i kiram. İşte Kâinatın Efendisi'nin cömertliğini anlatırken, insanların en cömertliğiydi ama cömert olduğu dönemlerin içerisinde, en cömert olduğu zamanı sorarsanız, Ramazan-ı Şerif ayındaydı. Çünkü Cibril Aleyhisselam'la kavuşuyordu, görüşüyordu, mukabele yapıyorlardı.
- 10:29
O zaman seviniyordu çok. Hazreti Cibril'i görünce çok seviniyordu. Onun mülakatıyla mesrur oluyordu ve Hazreti Cibril ona müjdeler getiriyordu. İşte efendim mucizeler getiriyordu, ihsanlarda bulunuyordu, Mevla'dan haber getiriyor. Ne demek ya? İşte her gün gelirse, Ramazan'da çok gelince Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'de çok gönlü hoş oluyordu, memnun oluyordu, mesur.
- 10:59
Hani insan bazı kere bir şey, sevinir, müjdeli haber alır. Ondan sonra karşısına çıkana veya önüne gelene yani ne istersen iste be yahu. Vereceğim, çok sevinçliyim, kimine vereceğime, yani adam arıyorum ben mi hani? Turumuna sahip olurdu. Cömertliğinize, Ramazan-ı Şerif'te hiçbir isteyeni reddetmezdi.
- 11:24
Kim ne istese yani, elinden gelen her şey. Elinden gelen her şey. Biz şimdi elimizden gelen her şeyi verebilir miyiz? Elimizden gelen dolu şey var. Çoğunuz kendimize ayırıyoruz yani. Cibrilik ediyoruz. Gönül hoşluğumuz yok. Bir şey versek de içimiz kalıyor onda, gözümüz kalıyor onda. Hadi bunu da verdik adama.
- 11:44
Sonra aklımıza geliyor işte ben. Güzel bir takkemi verdim, işte yok yeleğimi verdim, yok cübbem gitti falan. Hele ki güzelse falan, hele üzerindeki şey kıymetli bir şeyse, mesela pahalı bir şeyse vesaire vermek kolay değil. Hasbullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in en kıymetli hediye gelse, üzerinde olsa hemen çıkar.
- 12:01
Adama veriyordu, altına seriyordu otur diye. Hırkasını, dünyaları satsan hırkasını alamazsın ama o zamana göre de ona gönderilen bazı şeyler zahirende değerliydi yani. Zahirende, ipliği, dokuması vesaire. Ama bulunmayan zamanlar, bir tane iki tane elbise yok. Bir insanın iki tane elbisesi, üç tane yok.
- 12:25
Öyle de bir zamanlar ya, hani sanki bizim gibi bir insan, dolap dolu değil ki. Dolap dolu da sen de veriyorsun. Onu bile veremiyorsun, dolap boşken, dolap yokken. Ne dolap boşken? Dolap yok zaten. Dolaba ne lüzum var? Elbise yok ki dolap olsun. Fakirlik vardı. O vaziyette sen en iyi bir şey gelmiş sana, yok efendim Mukavkıs'tan hediye gelen,
- 12:47
efendim Mısır şeyinden hediye gelen katırı ver, efendim elbiseyi ver, kumaşı ver. Bunlar kolay işler değil o zaman. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den başka da kimse yavaş yavaş işler değil. Bir de her gelene veriyordu. Her isteyene veriyordu. Ramazan-ı Şerif'te özellikle. Sallallahu aleyhi ve sellem.
- 13:13
Bir daha dekhaleşe-i Ramazan. Ramazan ayı girdiği zaman, A'ta kulli se'il. Diye mektubatta hatırlıyorum yani. Her isteyene verirdi. Hazreti Enes, Efendimiz'den rivayet ediliyor. Sahih Müslim'de de bu rivayet geçiyor. Zaten Kazım İlyas Hazretleri, Şifa-i Şerif'in sahibi müsnittir. Ve muhaddistir. Ama tabii ki, onun için kaynak da vermiyor farkındaysanız.
- 13:47
Yani birçok yer geliyor, mesela Ravah-ı Bukhari demiyor, Ravah-ı Müslim demiyor, Ravah-ı filan demiyor. Çünkü niye demiyor? Yani kendisi muhaddis zaten. Hadis alimi. Kendisi senetli. Kendisine ravilerle Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem'e ulaşan isnatı var yani onun için muhaddistir. Ama sizin bizim tanıdıklarımızdan dolayı ben Bukhari Müslimi meşhur olduğundan
- 14:12
onu arada bir söylüyorum. Onda da geçiyor diye. Yoksa onda geçiyor demeye de gerek yok. Şifa-i Şerif'te geçiyorsa zaten kaynaktır. Şifa-i Şerif hakiki kaynaktır. Senet bakımından da kaynaktır. Dünya kadar şerh yapmışlar üzerine. Ve bütün şerhler onun senetlerini, isnatlarını yazıyorlar. En'aracülen bir adam,
- 14:36
Kureyş'in ulularından, birisi, Safani ibn-i Ümeyye el-Cemuhi el-Kurasi sahabedendir. Fetih'ten sonra Müslüman olmuş. Bu zat olduğunu anlattı. Ve onu rüvat ediyorlar. bu zat Efendim, başka bir zat da olabilir diyor. Kureyş'in e-Kâbir'inden başka bir zat da olabilir diyor. Böyle de olabilir. Çünkü altta yine Safani ibn-i Ümeyye gelecek.
- 15:14
Ya da aynı zata iki kere bu hadise vâkıa olmuştur da olabilir yani şimdi. Çünkü zaman geçince. En'aracülen bir adam, yani burada tabii isim vermediğinden şey bırakmakta da fayda var. Ama Sahip Müslim'de vs. rivayetlerde isim zikrediyor. Safani ibn-i Ümeyye diye. Oradan anlamışlar şeyhler. Se'ele istedi hu Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den.
- 15:38
Yani adam geldi, mal istedi. Kainatın Efendisi'ne. Her türlü insanlar geliyorlardı. Daha o zaman Müslüman da olmamış idi. Müslüman da olmamış yani. Herhalde müellefe kısmına göre kalbi İslam'a ısındırılma aşamasında olanlara da zekat dahi verileceğini Kur'an-ı Kerim Yani zekatlar 8 kısma veriliyor. Bu 8 kısımdan sayarken Mevlamız orada kalpleri İslam'a ısındırılanlar
- 16:19
yani ısındırılmak istenenler o zaman Müslüman değil. Müslüman olsun diye de verilebiliyor. Zekat da verilebiliyor Müslüman olsun diye. Bu tabi devletle ilgili. Devletin yani siz kalkıp şimdi zekatınızı Yahudi'ye, Hristiyana vereceksiniz anlamına gelmiyor. Bu İslam devletinin, Beytülmal'ın sadaka fonundan, zekat yani zekat fonundan Beytülmal bunları devlet yönetimi
- 16:44
yöneticisi, halife bunu yapabilir de şimdi bu şekilde sen bu adamı İslam'a ısındırayım diye adam Müslüman değil, ona zekat verirsin anlamına gelmiyor. Bu ayrı bir şey. Burada da zekat olduğu da sabit değil, ganimet malı olacak. Fâta Rasûlullah verdi sallallahu aleyhi ve sellem o adama ganemen. Çok koyun verdi.
- 17:09
Ne kadar koyun biliyor musun? Sürüler. Beyn-i Cebeleyni. İki dağın arasına ne derler? Vadi. İki dağın arası dolusu koyun ver. Allah Allah. İki dağın arası dolmuş artık sayısını kimse bilmez. Saymamış. O kadar cömert idi. Bazı âlimler Müslüman olduktan sonra verdi diyorlar. Bazı âlimler şarihler de Müslüman olsun diye işte müellefe meselesini söylüyorlar.
- 17:49
Çünkü ilerisinden de o anlaşılıyor. Sarac'a döndü bu zat. İla Beledihi. Efendim. Kendi kavmine, memleketine döndü. Yani Kureyş. Kabilesi Kureyş olduğu için Kureyş kabilesinin yanına gitti. Ve kale onlara dedi ki Eslimu. Ey milletim, ey kabilem. Çabuk Müslüman olun. Çünkü yani mucizeler biliyorsunuz, ayın ikiye yarılması vesaire, parmağından sallallahu aleyhi ve sellem
- 18:26
sular çıkması işte orduyu doyurması falan birçok mucizeleri zuhur etmiştir. Ama ahlakı içerisindeki cömertlik huyu, kimsede olmayan derecede cömert olması bu da mucizedir. Mucizelerinden biridir. Çünkü neden? Normal insanda böyle bir cömertlik olamaz. Yani iki dağın arası dolusu koyun. E şimdi Efendim sallallahu aleyhi ve sellem kıtlık çekmiş, kuraklık çekmiş, muhasara çekmiş.
- 18:54
Yani şimdi ben üç kere hapse girmiş bir adam olarak çıkıyorum. Çıktıktan sonra biraz hesap kitap yapıyorum şu an. Diyorum ki dünyanın kırk türlü ahvali var. Çoluğum var, çocuğum var. Kenarımda bir şeyim yok. Misal, misal. E bu insana ne veriyor esasen? Çektiğin sıkıntılar insana biraz da tedbire sevk ediyor, biraz da stüa sevk ediyor.
- 19:16
Esasen ters bir şey konuşuyorum bakın. Yani ben yine yarın pat başıma bir iş gelir, hasta olurum. Benim işte hastalığım var, birden pıhtı atar. Stentlerim var falan filan. Bu adam ne düşünür? E muhtaç çoluğum çocuğum var. E bunlar benim de bir akar bir gelirim yok ise ben biraz kenara bir şeyler koyayım da bir kira mira gelirim olsun da değil mi?
- 19:35
Başıma bir şey gelirse benim millet mi bakacak? Çoluk çocuğum ne yiyecek hesaba? Çünkü sıkıntı çekenler, sıkıntı çekmeyen mesela gençler. Gençler çok cömert olur. Bakarsanız yaşlılar cimri olur. Çünkü gençlerin tavilenmemiş çoluğu yok, çocuğu yok, bakmakla mükellefiyeti olan şeyler yok. Anasının babasının parasını yemek, miras yediği hesabı kolay olur.
- 19:57
Ona buna dağıtır. Bir de bakıyorsun böyle ısmarlamalar, saçmalar, şey etmeler. Sonra gelir eve veren babasından yine para ister. Ona buna da. Babası dedi ki ya dün verdim sana şu kadar para. Ya işte biz arkadaşlarla yedik içtik. E oğlum biraz hesaplı yesene şimdi. Üç gün, beş gün idare etsene bir parayı ya.
- 20:12
Hatta bir ay. E çünkü adamın da geliri nereden olacak? Yani ayda bir geliri olan insanların ekseriyeti, emeklilik vs. kazancı veyahut da muhasebe vs. ayda bir şey oluyor. Yani demek istiyorum insan yaşlandıkça sıkılaşır. Hesap kitap peşine girer. Ama şimdi Resulullah s.a.v. ahir ömrüne yakın. Bu artık 50 yaşlardan sonra Efendimiz s.a.v.
- 20:38
zaten 61 yaş yaşadığı şeye göre hicri seneye göre 61 yaş. Bu dönemler artık son dönemleri. Kuneyn zamanları falan son. En ömrünün sonunda bu kadar sıkıntı görmüş değil mi? Maddi sıkıntı çekmiş. Karnına taş bağlamış. Günlerce aç kalmış. Kureyş müşriklerinin biliyorsunuz 2-3 sene kuşatması ve muhasarası altında kalmış.
- 21:12
Ne kadar perişanlıklar çekmiş. Hicrete mecbur kalmış vs. vs. Şimdi bunlar hesap ettiğin zaman bu kadar sıkıntı yaşayan insan biraz da yaşlandığı zaman daha çok tedbirli, ihtiyatlı olup böyle ya biraz bir şey geldi gün bunları biraz saklayalım, kenara bir şey koyalım. yahu biraz bir şey geldi, gün bunları biraz saklayalım, kenara bir şey koyalım, yarın yine
- 21:31
bir şey gelse başımıza ne yiyeceğiz, ne içeceğiz? Yani bir de devlet reisi ya, devleti de düşünme durumu var. Bütün fakirler ona geliyor, yetimler ona geliyor, miskinler ona geliyor, dullar ona geliyor. Şimdi Medine'de İslam Devleti'nden bahsediyoruz. Bütün kabileler ve devleler sona geliyor, bir şey istiyor.
- 21:49
E şimdi akıl mantık ne der? Akıl mantık der ki, iki dağ arası Şimdi akıl mantık ne der? Akıl mantık der ki iki dağ arası dolusu koyun bir adama verilmez. O tabi vahiy ile Mevla'nın emriyle iş yapıyor. Ahli dava. Ama akla bakarsan ne olur? Devletin beytül malın hazinesi var. Orada saklanır biraz. Gelene gidene verilir.
- 22:08
Her zaman gelmiyor ki bu ganimet. Devlete yani bütçe gelmiyor ki her zaman. Şimdi burada bu zat yani Safvan Hazretleri niye gitti millete de dedi ki Müslüman olun? Bak şimdi. Ona o niye verildi? Kalbini İslam'a ısındırmak. Ama öyle bir adam vardır ki sen onu İslam'a getirdiğin vakit o gider yüz binleri hidayet eder.
- 22:34
O zaman o adama yapılacak yatırım yüz binlere yapılan yatırım gibidir. Sanki burada ne oldu? Binlerce koyun binlerce kişiye birer tane verilmiş gibi oldu. Çünkü neden? O kadar adamı Müslüman etti. Müslüman olmalarına sebebiyet verdi. Nereden anladı bunu? Bunu anladı mucizeden anladı. Çünkü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in mucizelerinden biri de neydi?
- 22:59
Cömertliğiydi. O kadar sehaveti o kadar cömertliği var ki. Şimdi bu zat Kureyş'in ileri gelenlerinden aklı başında tüccar adam veyahut da neyse mal mülk sahibi. Dedi ki Müslüman olun arkadaşlar dedi. Niye? Feyni Muhammed'en sallallahu aleyhi ve sellem. Çünkü Muhammed dedi o zaman kendi de tam Müslüman olmamıştı.
- 23:20
Yoğurt'u veriyor. Ata emen. Öyle bir kimsenin dağıtmasıyla vermesiyle veriyor ki la yakşa. Korkmuyor hakikaten. Hiçbir yokluktan, fakir olmaktan, düşkün kalmaktan korkmayan bir kişinin verişiyle veriyor sallallahu aleyhi ve sellem. Yani burada ne demek istiyor? Bu normal bir insanın verişi değil. Çünkü ganimet malları gelmiş.
- 23:46
İki dağ arası dolusu vadi koyun sürüsü. Sen geliyor birisi diyor ya Rasulallah bana bir şey ver. Ona diyor ki al bu iki dağı dolusu arasının, vadinin dolusu koyunlar. Hepsi senin olsun. Adam da şaşırıyor, takip ediyor. Başkası olsa dalga mı geçiyorsun diyecek.
- 24:03
Rasulallah sallallahu aleyhi ve sellem'in ciddiyetini, istikrarını bildiği için o şekilde konuşamaz ona ama normalde insanlar ne der? Ya ben senden birkaç kuruş bir şey istedim. Sen gelip bana diyorsun bütün dağ dolusu koyunu al git. Lütfen alay etmeyelim birbirimizle. Beni de maskaraya çevirme. Vereceksen bir şey ver.
- 24:22
İnsanlar bunu böyle algılar yani. Sen al bütün dağ arası dolusu. O zamanki koyun mal olarak düşünürseniz. Şimdi de koyun maldır da. Al gidiyor. Adam da geliyor kavmine. Alıyor gidiyor ama kavmine geliyor diyor ki ya Müslüman olun arkadaşlar. Ben böyle bir şey görmedim. Bu mucizedir diyor. Niye? Bir insan, demin dediğim gibi bir devlet reisi.
- 24:44
Bütün dünyanın fakiri fukarası ona geliyor Medine'de. İmkanları az. Bir ganimetten dağ dolusu koyun gelip de onu bir kişiye verir mi? Demet vahiy ile. Mevla bildirirsen buna ver. buna ver. Çünkü bu Müslüman olacak. Ondan sonra bütün milleti Müslüman edecek.
- 25:00
Şimdi eşraftan, millete lafını geçirtecek, herkes İslâm'a kavuşacak. Bir de korkma ben seni fakir etmeyeceğim garantisi var. Şimdi bana vahiy gelse, kesin Mevla'dan haber gelse, sen ölene kadar fakir muhtaç olmayacaksın. Gerçi ben şimdi de stok yapamıyorum, huyum da yok da, çok tabi ihtiyatsız bir adam olduğum için bu yaşa kadar çok sıkıntı çektim.
- 25:23
Tedbirsiz bir adamım ama, yani yine de insan, devamlı soluk çocuk da diyor, ya sen hastasın, yaşlanıyorsun, bir gelirin yok, sabit misin? sabit, işte ondan sonra ne olacaksın falan filan. Biraz bir kenara bir şey koyalım, bir kira gelirimiz olsun falan. Böyle laflar devamlı konuşuluyor bizim evde. Fakat nasip olmuyor, beceremiyorum onu da.
- 25:46
Ama aklımdan geçiyor tabii, bir hesap kitap yapıyorum. Bana vahiy gelmiyor. Sen ölene kadar muhtaç olmayacaksın. Dedim ya demin, yani Resulullah S.A.V. muhasaralar görmüş. Üç sene muhasarada kalmış. Ölmeyecek kadar yemek içmek verdiler. Ticaretlerini, evlenmelerini, bütün akitlerini men ettiler Mekke dönemi.
- 26:06
Son hicrete mecbur olduğu dönem. S.A.V. Bunları görmüş. Açlık görmüş diyorum sana. Medine'de de açlık görmüş. Kandilak Muharebesi'nde neydi? Yirmi beş güne açıyorsunuz, karnına taş mı alamadın? Hazreti Cabir bu ufak tabaklık etle beraber, beş kişilik orduyu doyurma mucizesi hani sakın tabağa çanak kaldırma kapağını ben dağıtacağım, ben parçalayacağım buyurdu.
- 26:29
S.A.V. Burada açlıklar çekilmiş yani. Yirmi gün, yirmi beş gün açlık. Kim çekti? Hanginiz çektiniz hayatınızda? Bu kadar olay yaşayan insan daha fazla tedbirli olur. Onun için ne derim size? Gençler cömert olur, yaşlılar cimri olur. Çünkü yaşlılar mükellefet ve mesuliyetleri arttıkça hesaba kitaba başlarlar.
- 26:48
Çocuğum var, torunum var der. Babasından aldım parayı bir de baktım bir günde dağıtmış millete yedirmiş. Cömertlik yapıyor başkasının parasıyla. Öyle değil ki. Yaşlıyken cömert olmak zordur. Çünkü ilerledikçe insanın sıkıntıları, bir de insan uzun yaşama hırsı da gelir. Eşibu bine ademe eşibu fi hasleten.
- 27:08
Ademoğlu yaşlandıkça iki hasleti gençleşir. Nedir o? El hersu, o tullevel. Gence bakarsın o kadar tamahı hırsı yoktur. Fabrikalar kurup şunu yapayım bunu yapayım. Yer içer gezer. Gençler, delikanlılar 20'ler, 15, 20'ler, 25'ler. Ama ne zaman 35'ler, 40'lar hele evlenirse çoluk çocuğu falan. Başlar mal yığayım, şunu da alayım, şu ihaleyi de alayım,
- 27:32
şu işi de yapayım, şunu da satayım. Halbuki yeterli rızkı vardır ama. Artırmak istiyor hırs. Çünkü neden? Yaşı arttıkça diyor iki huyu gençleşir. Birisi hırs, en büyük hırs yaşlılarda var. Adam 90 yaşında, hala diyor ben yatırım yapacağım diyor ya. Yani benim babam şimdi 85'e geliyor. Kaç kere de iflas etmiş mübarek.
- 27:53
Hala diyor ne ister yaparım ama oğlum senin yüzünden biraz duruyorum diyor sana. Halbuki ibadet yapıyor şu anda, sıfır zikir yapıyor da. Yani hırs isteği bitmiyor ki. Bak bende onun kadar hırsı yok. Belki onun yaşında yaşarsam benim de hırsım artacak. Uzun beklenti ve kuruntu. Yani ne demek? Yani 20 yaşında adam bak daha çabuk şehitliğe gidebiliyor.
- 28:14
Gençler canını daha önce feda edebiliyor. Askerimizde, polisimizde gördüğümüz gibi. Biraz yaşlandıkça, oğlum var, torunum var. Gelenim var, gidenim var. Arkamda yüküm var. Hesapları başladığı zaman insanlar daha bir çekingen oluyor. Ve ileri olanların emeli daha uzun oluyor. Öbür genç onu bunu yaparım demiyor.
- 28:37
Ben 70-80 yaşında adamla oturuyorum konuşuyorum. Çocukluğumdan beri de öyleyim. 7 yaşımda 70 yaşımdaydı arkadaşlarım. Hala da öyleydi. Çocuk yoktu benim zamanımda. Ama bakıyordum yaşlandıkça insanın, ya köye bir ev yapacağım diyor. Yani hala şimdi benim babam köydeki mahkemelerle uğraşıyor. Allah selamet versin.
- 28:54
İnşallah kazanır da. Ya mübarek işte. Amcaoğulları fındıklara oturmuş oturuyor. Ne yapacağız? 80 senenin sonu hesabını sormak. Zor iş murur zaman bilmem ne. Verese intikali. Ama şimdiki onun peşine düştü. Haram mı? Değil. Hakkını arasın adam. Ben bir şey demiyorum. Hakkını Allah kazandıysa. Ama bunu 30 yaşında düşünmüyordu.
- 29:16
40-50 yaşında kimse düşünmüyor bu işleri. Ben daha yaşarım. Halbuki önümde, yani tamam ecel yaşa bakmıyor ama ekseri olmuş armutlar dibine daha çabuk düşüyor hesabı. Sebepler alemindeyiz. Ama gelinen noktada bakıyorsun, ne kadar yaşlıları görürsen, hırsları fazladır, beklentileri fazladır, hesapları, kitapları fazladır.
- 29:37
Ne kadar yaş düşüyor aşağı bakıyorsun, planı yok. Yaşlandıysa plan artıyor. Halbuki o planları uygulayacak ömrü yok. Ama beyin meselesi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hadis-i şerifi mucize yani. Her şeye hakikaten buyurduğu gibi çıkıyor. Bunları ondan evvel belki de kimse de bahsetmemiş.
- 29:55
insanın ahlakı, e şimdi iki dağ arası dolusu ki Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem elli beşli yaşlar diyelim, yani Hüneyn felanı düşündüğümüz zaman hemen hemen artık altmışa yakın yaşı, vefatına yakın dönem bu ganimet gelme dönemleri. Zaten Mekke'de böyle bir şey yok. E Medine'de İslâm devleti kuruldu.
- 30:13
Zaten ondan sonra ikinci senesi Bedir fesâire, gavurlarla mücadeleler devam etti. Son bir kaç seneler fütühat başlar. E fetihler başlanınca ganimetler geldi. Ganimetler geldiğinde de sol bazen dağıt, dağıt, dağıt, dağıt bitiremez. geldiğinde de sallallahu aleyhi ve sellem dağıt dağıt dağıt dağıt bitiremez.
- 30:26
Yahu bir tane Yahu bir tane insan kenara koymaz mı? Bir yani bir avuç hurma bir kenarına koymaz mı? Veyahut da gelmiş işte şimdi söylüyor Mescid-i Nebevi'yi hasırların üzerine serdiler ganimetleri. Hevazin ganimetleri işte Hüneyn ganimetleri. O kalimetler, o kadar çok, dağıtmakla bitmez. kadar çok Yahu kalktı ayağa sallallahu aleyhi ve sellem, dağıtmadan oturmadı ya.
- 30:49
Yahu kalktı ayağı sallallahu aleyhi ve sellem Dağıtmadan oturmadı. Dünya odalar dolusu mal, altın, gümüş. gümüş Dağıtmadan oturmuyordu. E gece evde uyumuyordu sallallahu aleyhi ve sellem. Hemen gidiyordu ya hasırın altında bir şey var. Birisi bir şey getirmiş sadaka veya cekat. Ben bunu dağıtmadan uyuyamam.
- 31:09
Biraz uyudu kalktı. Dedik emanettir ben vefat edersem ne olacak? Hemen kalktı. Gece vakti de fakirleri buldu fakirleri çağırdı. Dağıttı sallallahu aleyhi ve sellem. Onun için bu bir iczedir. Böyle bir cömertlik ancak Allah tarafından vahiyle sen muhtaç olmayacaksın. Ver. Teminatı alan kişinin işidir.
- 31:29
Niye benim gibilerin işi değildir? Teminatım yok yani. Zaten olanı da o kadar olan olsa dağıtırım ama o kadar dağıtamam. Biraz da kenara koyayım. Kim için? Ya diyorum ki şimdi bir fakir bir şey istedi. Hepsini buna vermeyelim. Neden? İkinci gün birisi geliyor. Öbür gün birisi geliyor. Muhacir geliyor.
- 31:50
İnsanlar muhtaç. Şu kadar borcum var. Yandım. Yakıldım. Ne insanlar geliyor. Mesela hocaefendilere, derneklere, vakıflara demek istiyorum. Genel bir mana çiziyorum burada. E şimdi bir bütçeyi verirler mi? Çünkü neden? Derler ki ya kardeşim gelenimiz gidenimiz durmaz. Bütçede biraz ayrım yapalım. Adam altı istiyorsa ona bir verirler.
- 32:09
Çünkü neden? Öbürü de gelecek ona da verelim. Öbürü de gelecek kimseyi boş çevirmeyelim diye. İyi niyetle. Ben bir şey demiyorum. Öyle de yapmaları icap edebilir. Çünkü neden? Kimsenin vahiyle haber aldığı yok ki. Senin arkan devamlı akacak. Pınarın şeyin gözen kurumayacak. Aksın ki şimdi dünyanın şelalesi oradan bir su alana kimse müdahale ediyor mu yani bu su kesilir diye?
- 32:33
E arkası sağlam diye. Adam bildiği için köylüler bile gelip bidonlarla su alsan kimse şelalenin başında kavga çıkartmıyor yani öyle mi? Ama az bir akar olsa hesabını ona göre yapacak. Hacer validemizin dediği gibi zemzem fışkırtı taşıyor ama o susuzluk çektiği için İsmail aleyhisselam ölecekti susuzluktan.
- 32:55
Hazreti Cibril'in kanat vurmasıyla zemzem çıktığında Cürhüm kabilesi geldiler kuşları görünce. Geldiler su yoktu bu vadide. Yemen'den Şam'a ticarete gidiyoruz. Yıllardır bir kuş görmedik. Aha şurada kuşlar uçuyor. Demek ki su var. Su olmayan yere kuş geldi ne yapsın? Geldiler bir de bir kadın bir çocuk oturuyorlar.
- 33:13
Başka kimse yok. İbrahim aleyhisselam bırakmış vahiyle tabi bütün enbiyanın işleri. Dediler biz burada yerleşebilir miyiz? Çünkü Şam'a daha yakın Mekke tabi. Onlar daha Yemen'den gidiyorlar geliyorlar. Ticaret merkezleri de o tarafta. Zorluk oluyor. E burada da yerleşsek güzel. Orta yol. Dünyanın ortası Mekke.
- 33:31
E bu sefer ne dedi Hacer validemiz aleyhisselam oturun yerleşin. Bana da insanlar ben de dedi ıssızlıktan şey ettim ama suda nasibiniz yok dedi. Yani sudan içersiniz ama su benim dedi. Niye su benim dedi? Halbuki Rahimallahumme İsmail diyor Bukhari hadisinde Allah İsmail'in anasına rahmet etsin. Levtereket zemzeme Ekeanet aynenme aynen Keşke zemzeme bıraksaydı.
- 33:58
Büyük bir göze Fırat gibi ırmak olacaktı ve bütün dünyayı dolaşacaktı. Fakat o etrafına bir şey yaptı kuyu gibi kumdan topraktan Kabe'nin toprağından etrafını havuzladı, çevreledi zemzem kuyu olarak kaldı ama işte bütün dünyaya yetecek kadar su veriyor gerçi. Ama keşke bıraksaydı diyor. Ama Hacer'in İsmail'in annesi Hacer validemiz susuzluk çekti.
- 34:23
Oğlu ölüyordu az daha. Topuk vuruyordu, can çekişirken Cibrilem'in topuğunu vurduğu yerde kanadını vurdu da o zemzemi fışkırttı. O zaman demek istiyorum evveliyatında sıkıntı zahmet çeken insanlar sonra bir nimete kavuştukları zaman çok tedbir ve ihtiyatlı olurlar. Suyu kullanım hakkı veririm dedi. Ama suyun mülkiyet hakkı benim dedi.
- 34:47
Size intifa yaptırırım dedi. Bunları düşündüğümüz zaman bir de Resulullah'ın durumuna baktığımız zaman o kadar sıkıntı, o kadar şey çekti. o kadar şey çekti, bir de burada bir kişi iki kişi bakmıyor, bütün ümmet başında, bütün İslâm ümmetinin fakiri fukarası ona göre, devlet reisi çünkü Beytülmal onda.
- 35:04
E şimdi gelen bir şeyin hepsini birden verecek kadar cömert nasıl olabildi? Olabiliyordu. İşte o, onun mucizesiydi. Dünyada bir insanda o cömertlik daha bulamaz. Çünkü kimseye o vahiy gelmiyor. Onun için o zat gitti dedi. Ya bu Muhammed Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem nasıl veriyor dedi ya? Dünyada bir insan var mıdır ki aç kalır mıyım, açık kalır mıyım endişesi taşımaz mı?
- 35:26
Dünyanın kırk bin türlü ahvali var. En zengin adam bir zelzele Dünyanın 40 bin tülahı hali var. efendim efendim ertesi gün perişan oluyor. Yani fakir oluyor. Depremde görmedik mi yani? 40 dairesi, 80 dairesi kaç tane binası olan adam ertesi gün dilenci oldu. Yani onun için insanlar biraz tedbir alırlar, kenarlarına bir şey ayrı yerlere koyarlar.
- 35:49
Ama şimdi hangi insan var ki bana bir şey olmaz veya ben ölene kadar muhtaç olmam diye ne varsa verir? Ben böyle bir insan duymadım. Ama Muhammed Mustafa Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem müstesna. Çünkü onun hayatı böyleydi. Ve hatta gayrı vahit. Birçok kişiye verdi, bir kişiye değil, mieten. 100 deve ver, minel ibil.
- 36:07
Develerden 100 tane. 100 deve ne demek biliyor musun? O zamanki bir deve, şimdi gidelim senin 250 bin euroluk, 300 bin euroluk, 400 bin euroluk en şeyli jipler gibi. Belki de tank. Deve. 100 deveyi bir kişiye veriyordu ya, Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem. Kim verir yani? Ondan sonra ve hatta verdi Saffâne.
- 36:30
Saffâne İbn-i Hümeyye'ye verdi mieten. Evvela bir 100 deve verdi, sünme mieten. Sonra bir 100 deve daha, sünme mieten. Sonra bir 100 deve daha verdi. Etti 300 deve, Allah Allah. Ebu Şüfyan'a 100 deve verdi. Oğlu Hazreti Muhabir Efendimiz'e 100 deve verdi. Amcası Yezide Hazreti Muhabir'in amcası yani Ebu Şüfyan'ın kardeşi Yezid.
- 36:54
O sahabedendir. Radıyallahu Teala. Bu öbür Yezid yani lanet olasıca o Hazreti Muhabir'in oğludur. Ona amcasının ismini takmışlar. Sahabede çok Yezid ismi var. Yani ismi Yezid. Yezid de mübarek bir isimdir. Ziyadelikten, bolluktan, bereketten gelir ama bu uğursuz herifin yüzünden ismi de merbat etti.
- 37:15
Kimse de oğluna artık Yezid takamaz hale geldi. Yoksa sahabe içinde Yezid isminde mübarek zatlar var. İşte Hazreti Muhabir'in amcasının adıydı Yezid. Esasen hani amcasının adını oğluna takmış. Oğlu perişan çıktı, berbat etti ümmeti. Ayrı deva.
- 37:31
Şimdi onun için bir Yezid deyince hemen bir hareketlenmeyin yani. Kimmiş bu falan. Bu sahabeden olan zat. Radıyallahu Teala. Biraz bilmek lazım. Siyer bilmek lazım. Mevzuları bilmeden insanlar şimdi klişeler üzerinden, belli isimler üzerinden harpler çıkarıyorlar yani. Öyle olmaz ki. İlmin olacak yani.
- 37:48
Hangi Yezid kötü? Hangi Yezidler var sahabede? Değil mi? Hazreti Ömer'in kardeşinin de adı da Yezid. Ömer İbn-i Hattab, Hattab'ın oğlu. Yezid İbn-i Hattab Şam valisiydi, Resulullah Sallallahu Aleyhi Vessellem'in sevdiği sahabeydi. Hattab'ın oğlu Yezid yani. Hazreti Ömer'in kardeşi de var. Sahabede çok var.
- 38:04
Çünkü Zade Yezidu. Arapçada zade, ziyade oldu. Yezidu fazla oluyor. Ziyade Türkçeleşmiş yani. Bereket ve fazlalık. Bu isme uygun bir şey esasen. Allah seni bereketli kılar yani ziyade ama gel geleyim kimse takamaz yani. Nasıl takacaksın şimdi? Bir adam bir ismi batırabilir. Batırdı işte. Onun için Resulullah Sallallahu Aleyhi Vessellem
- 38:27
Hazreti Muhammed'in babası Ebu Şufyan radıyallahu anh sahabedendir. Son zamanda Müslüman. Olsun. Allah İslam'ını kabul etmiş. Sana bana ne düşmüş? Sahabeye asla dil uzatılmaz. Kur'an'da Hazreti Hint hanımı Kur'an-ı Kerim'de onların biatını kabul et, istiğfar et. Allah'ın emrettiği ayetle O kadınların biatını kabul et diyor.
- 38:48
Başlarında Hint var. Sen daha nasıl Hintin halini konuşuyorsun? Senin hakkında Kur'an'da ayet mi var? Biatın kabul edilmiş mi? İmanın kabul edilmiş mi? Belli değil. Senin için günahlarına Resulullah istiğfar etmiş mi? Onların günahı için benden af istediyor. Münafık olsaydı 70 kere af istesen Allah affetmeyecek buyurdu.
- 39:11
Ama bunlar için Benden af iste bunlar için buyuruyor. Emrediyor bir de. Onun için ayetleri, hadisleri iyi bildiğimiz zaman Sahabe düşmanlığı Allah muhafaza insanı imansızlığa sevk eder. Sahabedense konuşamayız. Sahabemin adı anıldı mı dillerinizi tutun. Şöyleymiş böyleymiş. Cahiliyet dönemine silgi çekilmiştir.
- 39:35
İslam geçmişini keser atar. Son dakika Müslüman olsa evvelkisinin hepsini Allah sildiğini beyan ediyor. Sen daha neyi karıştırıyorsun? Hangi eski defterleri karıştırarak? Ne fitneler çıkartmak istiyorsun? İbn-i Sebe Yahudisinin Kurdurduğu Şianın Efendim uzantılarının bugün yaptığı gibi. İkide bir eski şeyleri karıştırıp ve Müslümanın hincini...
- 39:53
Müslüman'ın, Hint'in vs. sahabeden bazılarının yahu cahiliyet dönemindeki şey konu edilir mi? Ayette biatları kabul edilmiş, istiğfar edilmesi emredilmiş, daha konu karışır. Ne karıştırıyorsun? Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem onlara da verdi. Yüzler deve verdi. Hakîm İbn-i Hicâm'a verdi, o da meşhurdur.
- 40:10
Yüz deve verdi. Efendim, Vâkizihî, işte bunlar, Kânet-i Hâlû, Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, Efendimiz'in durumu, Peygamber olarak gönderilmeden önce de bu cömertliğiyle maruf idi. Yani Peygamber oldu da, İslam Devleti kurulduktan sonra mal geldi, deve geldi, ganimet geldi, değil. Bir şeysi yokken de.
- 40:31
Ki yetim büyüdü Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Emin idi. Ama zengin değildi hiçbir zaman. Nübüvvetten evvel de zengindi, nübüvvetten sonra da zengin olmadı. İslam Devleti'nin başı oldu, devlet yöneticisi oldu, dünyanın bütün ganimetleri önüne geldi. Ama hiçbir zaman zengin olmadı. Çünkü zengin olmak için malı kenarında stok etmen lazım, malın bulunması lazım.
- 40:55
Geldiği gece dağıtırsan hiç zengin olamıyorsun ki. Zekat bile verecek adama nisabında bir sene üzerinden, havelâne havel, sene geçme şartı geliyor. Çünkü neden? Adama bir zengin denmesi için İslam'da 80 gram altın diyelim veya mukabil mal, borcunu düştükten sonra arta kalanda malik oldun bugün ama zekatı vermiyorsun.
- 41:15
Ne zaman? Bugünü hesap ediyorsun hicriye göre. İki sene arasında on gün oynar, sonra sıkıntı çıkar. Bugün ne hesap ediyorsun? Zafer ayının şu günü diyorsun. Bugün zengin oldum diyorsun. Bundan sonra gelecek sene zaferin 20'si geliyor misal. Ne oldu orada? Sana zekat farz oluyor. Niye? O zamana kadar seni şeriat zengin saymıyor.
- 41:35
Neden? Mal durmadıysa Bir sene bir dursun bakalım mı? O zaman anlaşılıyor ki bundan istifade ettin bu mal sana ait durdu kaldı. Onun için sallallahu aleyhi ve sellem hepsini dağıttı. Peygamber olmadan önce de böyleydi ve kâle fakat kâle muhakkak söyledik lehu kendisine Baraka ibni Nevfel hazretleri bu zat min akali ehli zemani kendi döneminde
- 42:04
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in de dönemi tabi bu çocukluk döneminde efendimizin 40 yaşlarına kadar da bu zat yaşadı peygamber olduğuna yakına kadar bu Hazreti Baraka zamanının en akıllısıydı en alimiydi şair idi ibadete düşkün idi kütübü kadimeyi okumuş İbranice, Suriyanice, Arapça bütün eserleri okumuş idi ilk zaman Yahudi dininde ibadet ediyordu
- 42:32
sonra Hristiyanlığa geçti Hazreti Hatice annemizin amcasının oğludur Tevhid üzerine çok şiirleri var zaten evlenmemiş çünkü rahiplik, ruhbanlık sınıfında çok ibadet yapardı zürriyeti de yok ama tabi bazıları İslam daha gelmeden önce vefat ettiği için Müslüman değildi diyorlar fakat İslam üzereydi çünkü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e ilk zaman
- 43:02
vahiy daha gelmeye başladı ama tebliğ ile memur olmadı bir de Risalet dönemi var nübüvvet dönemi az yani ilk peygamberlik geldi vahiyde ikra oku falan o arada Efendimiz çok sıkıntılar çekti bunalımları oldu yani şöyle ne görüyorum bu gördüğüm nedir bana ses geliyor bu duyduğum nedir o noktada Hazreti Varaka'ya götürdü Hatice annemizle o zaman evliydi
- 43:29
dedi ki benim bu işlerden çok anlayan maneviyatlı bir işte kuzenim oluyor değil mi amcaoğlu amcaoğlun var dedi götüreyim de dedi Efendimizle evliyle bir dedi istişare yapalım dedi yani sen baya bir sıkıntı oluyor Heyra'da o zaman aylarca kalıyordu ya sallallahu aleyhi ve sellem orada nübüvvet dönemi yani millete anlat emri daha gelmemiş kendine vahiyler gelmeye başlamış
- 43:51
hani ondan sonra kumfe enzir kalk uyar Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem üzerine battaniyeleri sermiş tiril tiril titriyor sallallahu aleyhi ve sellem nöbet geçiriyor ondan sonra kalk uyar cenneti gelene kadar o enzir tebliğ emri gelene kadar bir dönem geçti bu dönemde Hazreti Varaka'ya götürmüştü Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem sonra onu cennette gördü
- 44:17
la tesubbu varaka Varaka hazretlerine hakaret etmeyin feyniraitü lehu cenneten ev cennete bir veya iki cennetin ona ait olduğunu gördüm Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin rüyaları vahidir bizim rüyalarımıza benzemez cennette gördü üzerinde yeşil hülleler vardı ipekten kumaşlar, sündüslerden kumaşlar vardı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile
- 44:39
buluştu görüştü Bukhari'nin en başında ilk hadislerinde bu konu geçer dedi ben senin peygamber olarak tam insanlara tebliğ ettiğin döneme yetişirsem mutlaka sana yardım ederim mutlaka sana yardım edeceğim dedi fakat o arada vefat etti. Efendimiz'e de hadi kalk millete tebliğ et emri gelmemişti senin zamana yetişirsem sana yardım edeceğim hatta o şeydi onun sözü
- 45:05
ah keşke seni kavmini çıkarırlarken Mekke'den bulunursam sana yardım edeceğim. Resulullah Efendimiz çok şaşırdı efendim muhriciye onlar beni Mekke'den mi çıkaracaklar başıma neler gelecek daha diye evet buyurdu senin gönderildiğin vahiy ile nübüvvet ve risaletle hangi peygamber gönderildiyse mutlaka kavminin azgınları ona düşmanlık ederler ve onun memleketinden sürgün ederler
- 45:29
onun için sen de çıkarılacaksın dedi o zamana yetişsem yardım edeceğim dolayısıyla bunlar imandır ve İslam'dır onun için verakanın aleyhine konuşmayın ben de Efendimiz'in nebiydi o zaman davetle emri olunmamıştı hatta Efendimiz'e inanan erkeklerin ilkidir diyen alimler var yani Hatice annemiz ilk iman eden çünkü ilk ona açtı konuyu
- 45:55
Hatice annemizden sonraki müminlerden ikinci olarak kabul eder bazı alimler ikinci olarak kabul eder çünkü iman etti bundan dolayı onu sahabi olarak kabul ederler çünkü Efendimiz'le buluştu görüştü bazı alimler Efendimiz davete başlamadığı için o dönemde sahabi denmez dediler ama ekşeri ulemaya göre sahabeden sayılıyor hatta bende bir kitap var
- 46:20
Verakatü'l-Übnü Nevfel fi Mutna'nil Cenneti'ye Veraka İbni Nevfel Hazretleri cennetin tam ortasındadır diye böyle bir kitap yüzlerce sayfa sırf onun faziletlerini anlatır bir alim onu yazan bir alim hediye getirmişti Efendimiz Hazretlerimizle Mekke'de bulunuyorduk Tahir Nur Beliciven'in evinde gelmişti o zat büyük bir alimdi Mekke'de o yazan zat bize hediye etti yani o kitaptan
- 46:47
evet şimdi Veraka Hazretleri'ne Hatice Annemiz aldı Resulullah Efendimiz'i götürdü dedi ki anlat dedi Efendimiz Hazretleri de anlattı işte bana Cibril görünüyor yani Cebrail Aleyhisselam'ın vahyin getirdiğini göründüğünü Hiram ağrısında zuur ettiğini işte ayetler bildirdiğini vesaire bazı hallerini beyan edince sen dedi korkma dedi Hatice Annemiz de bu sözü söylemiştir
- 47:16
yine o da bu sözü söylemiştir efendim Veraka Hazretleri de bu sözü Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e söylemiştir bu sözün özelliği şudur Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in peygamber olmadan önceki ahlakını anlatıyor inneke şüphesiz sen tahmilü yükleniyorsun elkelle yükü ağır adamın yükünü yükleniyorsun ne demek yetimleri var
- 47:40
dulları var, miskinleri var, fakirleri var yani öyle insanlar var Mekke'de Ebu Cehil bilmem ne o kadar zengin hiçbir adama yardım etmez yetime bakmaz yetimi kovuyor diyor daha ayet Ebu Cehil yetimi kovan adam hadi git yetimin babasının malını gasp etmiş yetim geliyor mal işliyor niçin indi yüke zibu bitti hem ahireti inkar ediyor yetimi kovan da onun da kendisi
- 48:07
ve la huddu ala tahamil miskin fakir bu kararı yedirmez yedireni de teşvik etmez yedirene de enayi misin gitsin çalışsınlar efendim kazandığın parayı millete niye yediriyorsun der tam bir gavur Ebu Cehil mantığıdır yani herhalde sebebin üzülü bu Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in peygamber olarak gönderilmeden evvelki cömertliğinin beyanında Hz.
- 48:31
Veraka, Hz. Hatice ona ne diyordu daha işte kırklı yaşlar daha nübüvvet, risaletle görevlenmemiş sana bir şey olmaz sen korkma yani sıkıntı görürdü acaba diyordu ben bana hakikaten Allah'tan namusu ekber Cibril mi görünüyor yoksa başka bir şeyler mi bana olmaya başladı hayal mi görüyorum evham mı görüyorum yani bir ilk peygamber olacağı olduğunu anlamak için o dönemde
- 48:56
efendim kitabı buldu hoca efendi Veraka Tübni Efe'l Fî Butnânil Cennâ bu kitabında Veraka Hazretleri'nin cennetin tam ortasında olduğuna dair bütün delilleriyle yani bir şey söylediğimiz zaman her şeyin bizde kitabı var anladın mı müellif kendisi hattıyla buraya imza atmış bana bu çok eski tabi de 15-20 senelik bir şey doktor Uveyyid İbn-i Ayyad El-Kuhayli evet Ümmül Kura
- 49:25
Mekke Ümmül Kura medresesinde kitap sünnet bahsinde doçent veya profesör bu zat bu kitabı vermişti bana Hazreti Veraka ile ilgili bunu da şey etmek lazım yani güzel bir tercüme etmek lazım hakikaten insanlar tanısınlar Hazreti Veraka Rasulullah Efendimiz'i teselli ediyordu diyordu ki sana bir şey olmaz zarar gelmez Allah sana korkacağın çekineceğin istemediğin bir şey yapmaz
- 49:50
niye çünkü Mekke'de ne kadar yükü ağır adam varsa, yetimi var, dul kalmış, muhtaç varsa hepsinin yükünü sen taşıyorsun çünkü bak o zaman da hayra delalet ediyor, ondan alıyor, ona veriyor veya neyse kendisinin nesi varsa paylaşıyor ve teksibu kazandırıyorsun bu kesebe iki mefhule müteaddi tüksibu diyen var ama teksibu okunabilir çünkü
- 50:13
keseb tühu gayri de kullanılmış başkasına şunu kazandırdım o zaman teksibu okuyabiliriz teksibu kazandırıyorsun kime kazandırıyorsun? El madum hiçbir şeyin olmayanı kazandırıyorsun yani insanlar kimsenin yanında bulamadıklarını senin yanında buluyorlar yani adam Mekke'nin en zenginleri Ebu Cehil'lere şunlara bunlara gidiyor yardım istiyor hepsini kovuyorlar
- 50:37
Rasulullah o zaman da kimsesiz yani Ebu Talip amcasının kefaletinde zaten büyümüş baba yok anne yok kalmış miras yok zenginlik yok ama Mekke'de sorsan senin işini kim görür gelsen o kadar zengin güçlü adamlar hiçbirine kimse seni göndermez kime derler Muhammed'e git derler sallallahu aleyhi ve sellem niçin?
- 51:00
Yükü olanların yükünü taşıyorsun bir şeysi olmayanlara kazandırıyorsun ve tasılurrahim diye Bukhari'de hatırladığım burada yok akrabayı çok hoş tutuyorsun sılay rahimi hiç kesmiyorsun vasf ediyorsun öyle ya şimdi adam zenginleşiyor akrabası fakir telefonla bile çıkmıyor çünkü bu adam artık benim de zengin olduğumu duydu hem de bir de akraba ararsa mutlaka bir şey isteyecek
- 51:25
bu sefer ne oldu sılay rahimi kesiyorsun niye kesiyorsun elinde varsa ver adam da muhtaçsa ver nedir Allah seni zengin etmiş en evvel akrabana vermen lazım ilk hak sahiplere yakınları yakından uzağa doğru değil mi? onun için Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem peygamber olmadan önce de kömertlik ahlak üzereydi yük taşırdı insanlar sıkıntılarını giderirdi akraba ilişkilerini
- 51:49
sıkı tutardı ve fakirlere yardım ederdi bedeniyle yardım ederdi iş yaparak yardım ederdi ondan bundan alarak yardım ederdi sebebiyetle yardım ederdi ederdi onun için Hz. Veraka ne dedi? korkma endişelenme Allah seni zayi etmez Allah sana korkacağın bir iş başına getirmez bu sana gelen Cibril'dir ve sana peygamberlik gönderilmiştir namusu ekberle muhatapsın Hz.
- 52:13
Kur'an'ın vahyine muhatapsın bütün kitaplar seni müjdeliyor diye Hz. Veraka o dönemde ne kadar teselliye ihtiyaç var değil mi? kimsenin bir şeyden haberi yok kendi başına Hira mağarasında yaşanan olaylar iç aleminde ne fırtınalar koptuğu dönemler bir Hz. Hatice annemiz teselli ediyor bir de işte Hz.
- 52:32
Veraka'ya götürdü amca oğluna o da kendisine böyle buyurdu onun için bu unutulmaz o dönemdeki bu sözler unutulmaz ama biz bu sözleri burada Şifa-i Şerif'te Kazı İyaz Hazretleri niye anlatıyor? yani Allah seni zayi etmez Allah seni korktuğunu başına getirmez bu sana vahiydir Cibril gelmiş sen öyle cinlenmezsin, büyülenmezsin merak etme korkma niye?
- 52:54
çünkü diyor senin niyetin iyi sıkıntı çekiyorsun yük taşıyorsun bütün insanlara iyilik ediyorsun insanlara ve tuynu ala neva'i bilhak öyle de hatırladım Bukhari'den şimdi yani Allah'ın verdiği musibetli günler belalar insanların başına neler geliyor hep onlardan insanların yanında oluyorsun akrabayı devamlı arayıp soruyor fakirlere yardım ulaştırıyorsun e senin gibi insana
- 53:16
Hz.Hadis'e de aynı söyledim senin gibi insana Allah dedi sıkıntı vermez o zaman sana şu anda gelen vahiydir ve nübüvvettir onun için sen sakin ol, huzurlu ol bu da bize neyi anlattı? Kainat Efendisi İslam Devleti'nin başına geçip de ganimet malları kendisine gelince cömert olmadı cömertliği doğuşundan, fıtratından, hılikatinden idi ama bu hususta salınmış rüzgarlardan
- 53:44
daha cömert idi daha çok bütün alemleri kuşatıcıydı Sallallahu Teala aleyhi ve ala alihi ve sahbihi ve selleme Allah Teala şefaatlerine nail eylesin şu sekavet şu cömertlik şu semahat şu müşamahalık huylarından bir zerre sünnete ittiba ediyoruz ama yani sarık sarmakla sakal sade sakallan sade misvak kullanmakla falan bu sünnetler tamamlanmıyor
- 54:10
elbette onlar da büyük sünnetlerdir ama en büyük sünnetler ahlaktadır huydadır tabiattadır fıtrattadır cömertliktedir yani istediğin kadar teheccüd kıl tarikat dersi yap bir yetimi kovduktan sonra bir yetimin babasının malını gasp ettikten sonra veyahut akrabayı arayıp sormadıktan sonra efendim onlar muhtaçlar bana sıkıntı veriyor boşver ilişkiyi kestim dedikten sonra
- 54:34
Kur'an'ın lanetlediği duruma düşüyorsun e senin diğer sünnetleri yapman seni Resulullah'ın ümmetinden yapmaz yani sünnetse dört bin sünnet her sünnet o zaman isterseniz cömertlikten başlayalım ama işin en zorunu işin en zorundan başlatma bizi hoca diyorsun değil mi? İşin en zoru cömertlik meselesi. Yaa.
- 54:56
Ya sana bazen bir dahaki derste anlatılacak parası yoksa bir şeysi yoksa adama diyor ki git diyorum borç al borcunu ben ödeyeceğim diyor. Yani boş çevirme diye mefhum yok. Hiçbir isteyene ama. Ne ister? Üstünü istiyor, üstünü çıkarıyor, üstü açık gidiyor. Böyle. E peygamber sanıyorsun. E ben peygamber miyim diyorsun.
- 55:19
Yahu kardeşim o zaman ümmetisin. Biz de sana her şeyini ver demedik ama biraz bir şeyler de ver ya. Daha zekatı doğru hesap etmiyorsun ya. Kırkta biri doğru hesap etmiyorsun. Sadaka nereden verecek? Bir de zekat borcu dolu var. Gidip millete sadaka veriyor falan hava kurumuna, civa kurumuna. Yahu kardeşim daha zekatı doğru hesap edip muhtaçlarla masarifini vermemişsin.
- 55:38
Ahirette nasıl çıkacaksın yani? İslam'ın beş şartının ikincisi, üçüncüsü yok. Oradan kalkıyor millete dağıtıyor zekat düşmeyen adamlara yani, fuzuli fuzuli, kurumlara. Kurumlara, kuruluşlara zekat verilmez. Zekat fakiri şahsına verilir. E kurumlara o kadar bağış yapıyor, niye? Hava atacak, işte ihale alacak, cömert görünecek falan filan.
- 55:58
Öte taraftan bir hesabını yap bakalım. Daha zekatı kuruşu kuruşuna vermiyordur. Dünya kadar belki kaç senelik zekat borcu var. Yani fakirin eline vermesi gerekenlerden. Nerede bizde sünnete ittiba? Nerede bizde ehl-i sünnet? İtikadımız düzgün olabilir, ekseriyetimizdir ama amelimizde çok bozukluk var.
- 56:14
İşte Peygamberimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem. İşte örnek. Güzel örnek var. Adam sende bir şey yok, adam gel. Sen adamı döversin be ya. Ne dersin? Ya kardeşim ben muhtacım, zaten benim bir şey param yok. Gide görürsün benden üstüne. Git işine ya. Halbuki ne diyor? Ya git sen borç al. Bana Allah bir şey gönderir.
- 56:33
Ben borcunu kapatacağım diyor. Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem. En azından tatlı dille gönderiyor. Birkaç gün sonra yine uğra, bana bir şey gelebilir. Zaten Kur'an ahlakı işte. Kur'an-ı Kerim böyle tembih ediyor, tebliğ ediyor. Allah Teâlâ kurban olduğum, kaç yaşlarımıza geldik ya Rabbi. Bu saatten sonra huyların değişmesi çok zor olur.
- 56:51
Her şeye kâdirsin, ancak sen huyları değiştirebilirsin. Bizim huyumuzda ya Rabbi cimrilik var. Buhul var, şuh var, hırs var, tamah var bizde biz. Biz iyi durumda değiliz ümmetimiz olarak da, şahsım olarak da. Bizi bundan kurtar ya Rabbi.
- 57:10
İnsanın nefsinde diyor Kur'an, bir tamahkârlık, bir cimrilik, bir tutma, bir sıkma vardır. Bundan kim korunursa, bak farkındaysanız ayette uzak durursa, kurtulursa demiyor. Korunursa, Demek ki ya Rabbi sen yapacaksın bu işi. Sen korumasan adam kendi kurtulamayacağını, zaten senin beyanın. O zaman biz de sende tutuyoruz.
- 57:34
Burada hakikaten nefsimizin huylarını değiştirecek güce malik değiliz yani. Acayip nefsimiz var. Nefsimizin cimrilik huyundan kim korunursa, işte ancak onlar felaha erenler. Ayet-i kerimesinin müjdesiyle, cümlemizi müflihin cümlesine ilhak eyle. Amin. Sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve ala aleyhi ve sahbihi ve selleme teslimun katiran velhamdülillahi rabbil alemin.


