41:31 / 53:29Şu an 41:31 / 53:29
Video bölümleri
- 01:35Rasûlüllâh ﷺ Efendimiz'in: "Benim Ümmetimin Mülkü Doğulara Batılara Ulaşacak" Hadîs-i Şerîfi Nasıl Tahakkûk Etti?
- 35:34Rasûlüllâh ﷺ Efendimiz'in Ğaybden Verdiği Haberler Bizim Îmânımızı Arttırıyor, Birilerinin de Gavurluğunu Arttırıyor
- 42:09“Avrupa Gibi Dâru'l-Harb Ülkelerinde Müslümanın Lehine Olarak Fâiz Alıp Vermesi Câiz” Fetvâsını Niçin Değiştirdik?
Transkript
121 satır
- 00:00
Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Ve sallallahu teala alâ seyyidil murselin Muhammedin ve alâ lihi ve sahbihi ecma'in. Kaldığımız Şifa-i Şerif dersindeki konular Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in kayıptan haber vermesi gelecekle ilgili konularda Allah tarafından kendisine bildirilenleri Celle Celaluhu bizlere ulaştırması
- 00:32
ve bunların bir kısmının ekseriyetinin bugüne kadar aynı ile vaki olması, çıkmış olması ve bundan sonrası hakkında buyrulanların da çıkacak olması konusundaki mucizeler. Yani esas şifa-i şerif burada Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in mucizelerinden bahsediyor. Fakat bu mucizeler bölüm bölüm yani burada aylardır belki senelerdir bu mucizelerden geçiyor.
- 00:59
Mesela Kur'an-ı Kerim mucizesi, Kur'an-ı Kerim mucizesi hakkında mesela belki 6 ay, 1 sene derse aylarca yapıldı yani sırf Kur'an mucizesi hakkında mesela dolu mucizeler var. Ölüleri dirilme mucizeleri, hastaları yetme mucizeleri, duasının kabul olunma mucizeleri, Mevla'dan istediklerinin verilme mucizeleri.
- 01:18
mucizeleri, mucizeleri çok. E şimdi burada da kayıptan haber verme. Bu da yani şeyden beri bu sezonun başladığımızdan beri derse, eylülden beri buna devam ediyoruz. Şu anda da kaldığımız yerden devam ediyoruz. Yine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in verdiği haberlerin en mühimlerinden birisi de nedir?
- 01:42
Şüphesiz Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem. Hu Resûlullah'ı biliyor sallallahu aleyhi ve sellem. Yahut da şan da olabilir, şüphesiz şan. Şan demek yani Haberine önem verilmesi gereken husus nedir? İlerisi onun en önemli haberi oluyor. Züviyet, zeva dürdü demek. Böyle topladı, önüne getirdi demek.
- 02:13
Züviyet dürülmüştür, sallallahu aleyhi ve sellem haber veriyor. Ve nev şüphesiz züviyet dürüldü, yani toplandı yani, bir araya getirildi. Kim için? Lehu, onun için. Yani Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem için ne dürüldü? El ardu dünyanın arazisi yani. Bütün dünya ona, onun için cem edildi, toplandı manasına geliyor.
- 02:48
Bu da yani bütün dünya arazileri Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem önüne toplandı, böyle getirildi, küçültülerek, püzüştürülerek, yani bir ne bileyim sana diyelim, maket halinde veya misal veriyorum, hepsini bir anda göreceği şekilde bütün doğu, batı, her taraf önüne getirildi.
- 03:15
Önüne getirildi, kendisi sallallahu aleyhi ve sellem, Medine'de duruyorken veya Mekke'deyken yani kendisi bunu, sallallahu aleyhi ve sellem, haber veriyor. Fe üriye gösterildi. Era gösterdi, üriye gösterildi. Yani Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e gösterildi. Nereler gösterildi?
- 03:37
Meşarikaha, ha arza gidiyor, küre-i arzın, yeryüzünün meşrikleri, doğu tarafları gösterildi. Daha mağribaha, mağripleri yani batı tarafları gösterildi. Yani tabi durduğu Medine itibariyle de doğu, batı olabilir. Dünyanın genel manada zaten doğusu, batısı var, güneşin doğduğu tarafa meşrik, şuruk doğmak demek doğu tarafı, güneşin battığı taraf İstanbul'a göre de, her yere göre de güneşin doğduğu taraf meşriktir, battığı taraf mağriptir.
- 04:10
Bütün bu bölgeler kendisine gösterildi. Yani hem doğu cihetinde olan beldeler hem batı tarafında bulunan memleketler. Bunların hepsi gösterildi ve göz görüşü sallallahu aleyhi ve sellemin bu iki cihetin yani doğu ve batının en son noktalara kadar ulaştı. Yani bütün dünyayı görmüş oldu. Bu da büyük bir mucize.
- 04:39
Bunu gösterildi bana diyor. Ama şimdi tabii bu gösterildi banasının şahidi yok diyelim. Yani kendisi gösterildi, biz ona peygamber hak olduğuna, doğru konuştuğuna inandığımız için buna inanıyoruz. Ama şimdi bunun kayıpla ilgili bir haber olmuyor çünkü neden? Bana gösterildi diyor. Yani olmuş geçmiş oluyor.
- 04:57
İleride olacak bir şeyle ilgili buranın devamı şimdi. Geliyor. Kayıptan haber vermenin neresinde buranın? Veseyeb-lûgû yakında muhakkak ulaşacak. Bâlih olacak. Yani blûh, ergenlik de oradan geliyor. Ermek, efendim. Veseyeb-lûgû bâlih olacak. Yakında sim var orada. Yani yakında, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem zamanında bu olmadı.
- 05:20
İşte ileride olacağı söylüyor. Veseyeb-lûgû yakında ulaşacak. Mülkü, ümmeti, onun ümmetinin mülkü. Yani hadisin şimdi metnini olarak söylemiyor da hadisten mana çıkararak, gazi yazın usulü böyle bu babta yani. Şimdi ben size hadiste okuyacağım. Ümmetinin mülkü, yani mülk demek saltanattı ve hükümranlığı.
- 05:41
Ulaşacak. Nereye ulaşacak? İlâ, şey, mâ, o yerlere ki züviye, toplanıp gösterildi, dürüldü. Leû, kendisine. Nereden? Minhâ, arza gidiyor. Yani dünya arazilerinin tümünden hangileri toplandı, önüne getirildi? Doğu batı her taraf getirildi, gösterildi. Ümmetinin mülkü saltanatı, yani müslümanların devletleri, fetihleri, zaferleri oralara yakın zaman içinde ulaşacak.
- 06:15
Buyurdu. Şimdi bu hadis-i şerif efendim kaynak itibariyle nerede geçiyor? Sahih Müslim'de. Yani Bukhari'den sonra biliyorsunuz en sahih hadis kaynağı Bukhari ondan sonra Müslüm geliyor ve burada bu hadis-i şerif açıkça zikrediliyor Sahih Müslim'de efendim yani tabi uslularda
- 07:07
Müslüm'ün lafzını buradan okuyorum öbürlerinde yoktu Ali Hükari almış lafzı Fevban Hazretleri hadis-i şerifin ravisi Fevban çok güzel isim erkek çocuklar için Fevban radıyallahu anh ismi şerifi efendim sallallahu aleyhi ve sellem hadimlerinden buyurur topladı önüme getirdi li benim için neyi el arda küreyarzın tamamını Ferayetü ben gördüm Meşarikahı ama galiba
- 07:37
dünyanın doğularının batılarının her tarafını gördüm. Allah bana Allah bana uzakları yakın etti. Uzakları yakın etti. Sen şimdi canlı yayınlan canlı yayınlan dünyanın bir ucunun dünyanın bir ucunun kutupları buraya seyrettiriyorsun yani. Şu anda teknoloji buraya gelmiş. Senin bu teknolojine senin bu teknolojine Allah yetişemedi mi Allah yetişemedi mi?
- 07:54
Haşa. haşa bunu kim yaratıyor dolayısıyla Mevla gösteremez mi sen şimdi gösteriyorsun en uzak yeri burada otururken ben görüyorum da Mevla efendim sallallahu aleyhi ve sellem gösteremez mi yani bu teknolojinin çıkmasına bazı yönlerden mucizeleri zihne yaklaştırma bakımından millete anlaştırma bakımından bir kolaylık bize sağladı Allah uzakları yakın etti
- 08:19
hepsini önüme dürdü topladı getirdi ben onların içinde ne varsa yoksa gördüm ve seyebluhu yakında ulaşacak mülkü ümmeti benim ümmetim yani müslümanların mülk ve saltanatı ve hükümdarlığı ma oralara ki züviye dürüldü gösterildi önüme getirildiği benim için minha o toprak parçalarından kıtalardan kıtalar hepsi buna dahil çünkü doğuda kıtalar var adalar var efendim hepsi
- 08:51
dağlar taşlar denizler bunlar bana gösterildi ama gösterilmek kalmadı ümmetimin mülkü buralara ulaşacak bunu Allah'tan haber almasa bildiremez çünkü gelecekle ilgili haber yani ne buyurmuş oluyor sallallahu aleyhi ve sellem bir kere de bana gösterildi ama Allah'tan ümmetime bunu fethettirecek yani parça parça fethettirecek zaten bir anda her taraf fetholmadı
- 09:19
neticede bu cüzlerin cümlesine doğu ve batının tarafı tümüne benim ümmetim malik olacaktır buyurdu tabi bunun tamamlanması hazreti mehdi döneminde de vaki olacaktır ayet kerimede de bütün dinlere islamı galip getirmek için üstün kılmak için Allah rasulü hak din ile gönderdi ayetinde de buna işaret vardır
- 09:56
bu dinin mübini islam gecenin girdiği yere gündüzün girdiği yere gündüzün girdiği yere girecek, gecenin gündüzün girmediği yer mi var? Mesela bunlar, tabi Hz. Mehdi döneminde bütün dünya Müslüman olacak, İsa Aslanım nazıl oldu, onlar da ayrı. Fakat burada bu gerçekleşti mi, o mesele hakkında ne diyor?
- 10:18
Ondan sonra... Kâzı İyâz Hazretleri bu hadisi zikrettikten sonra, bu hadis Sahih-i Müslim, rakam 2889'da 4. cildin 2215 Bu hadis Sahih-i Müslim, rakam 2889'da, 4. cildin 2215. sayfasında sahip bir İsnad ile zikrediliyor. Ondan sonra
- 10:46
Şimdi bunu nakledtikten sonra Kazı İyaz Hazretleri diyor, Feke zâlike, işte ancak böylece kâne oldu, bu buyurduğu da çıktı diyor. Zaten Kazı İyaz Hazretlerinin memleketi neresi? İşte Septe, Merakeş, şu andaki Fas, yani mağrip. Medine'ye göre, yani Medine'ye göre, Hadis-i Şeriflerin buyurulduğu mekanına göre,
- 11:19
batı, güneşin battığı yer, güneşin battığı en uç noktalar, mağrip memleketleri, şu Tunus, Cezayir, tabi eskiden oranın hepsinin adı Mağrib idi. Şimdi tabi ülkelerin kendi özel isimleri var. Morokko, işte Fas başkenti, Morokko diyorlar. Morokko onun da işte aslında Arapça mağrip, mağrip güneşin battığı yer.
- 11:39
Onun İngilizcesini Morokkomu ne diyorlar işte. Ondan sonra Cezayir, Tunus, oralar hepsi mağrip, güneşin battığı taraf, Medine'ye göre. Aynı böyle oldu diyor. Zaten Kazı İyaz yani bundan 900 sene falan evvel yaşamış. Zaten batının üzerine, İslamiyet'in merkezi olmuş oralar o zaman. Fas, Merakeş, ondan sonra zaten Endülüs İslam Devleti karşı taraf denizden,
- 12:10
septeler, kurtubalar, granadalar, her taraf İslam memleketi. Kazı İyaz döneminde ta, Hristiyanlar buraları işgal etmeden önce. Zaten Kazı İyaz aynı böylece kâni oldu diyor. İmtedded efendim uzandı. Yani Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ümmetinin mülkü. İmtedded, niye mühendis geldi? Yani memleketi, memleket manasına yani.
- 12:53
Mülk olsa imtedde olur, mühendis olmaz da. İmtedded olunca altında hiye var. Onun şeyi, imtedded, ümmet kelimesine geçiyor. Ümmeti uzandı da olabilir. Memleketi ümmeti, ümmetinin mülkü ve saltanatı uzandı da olabilir. Onun için hiye geliyor. Mühendis olmuş tabii. Gayri hakiki deniz, gayri hakiki de.
- 13:13
İmtedded, ümmetin memleketleri ve hakim oldukları yurtlar uzandı. Nerelerinde? Meşari kıyı, doğularda. Yani Medine-i Münevver'in doğu taraflarına gidersen, Dağ vel-Megarib'in batı taraflarına gidersen, her tarafa uzandı. O taraftan zaten okyanusa kadar, Yemen okyanusuna kadar her taraf Müslüman oldu.
- 13:39
O taraftan Kudüs-Şam, yani Medine'nin batı tarafına gidersen, Kudüs-Şam, oradan git de git yani. İleri doğru ta Fas'tan ne bileyim sana bu taraftan gitsen, Özbekistan şu andaki coğrafyalar, Kataristan'a kadar her taraf Müslüman oldular işte. 100 sene, 150 sene, 200 sene içinde. Ondan sonra öte taraftan Hindistan, Pakistan falan o zaman birdi.
- 14:11
Şimdi böyle Pakistan, yok Bangladeş, Bangladeş hepsi birdi yani. İttiyar'ı geçiyor oraların hepsi. Şimdi ülkelerin isimleri biraz farklı, bölgesel oldu. Oralar, oradan gidiyorsun ta Cezayir, Tunus falan, oralar hepsi Müslüman oldu. Ta Hicret'in, yani 150. senelerinde 100, 150, 200, oraların hepsi bir de İdris'iyle devleti kuruldu.
- 14:40
Ta ne diyoruz sana Hz. Hasan Efendimiz'in torunu yani İdris Hazretleri. İdrisler devleti, Fas'ın ilk kurucuları Seyitler İdris isimli ehl-i beyt imamı yani. ne diyorsun adına, Abdullah Kamil Efendimiz'in oğlu, o Hasan-ı Müsenna'nın oğlu. Hasan-ı Müsenna, Hz. Hasan, bildiğimiz Hz. Hasan Efsun, o aralarında üç tane falan baba var.
- 15:12
Ta onlar, Fas'taki devleti kuran onlar. Düşünün ki mülk nerelere kadar uzandı. Onun için diyor ki, İmtaddet, ümmetin mülkü uzandı, fil meşârike vel megâribi, doğularda batıldı. mâ beyn-i arz-il hindi, hindi topraklarıyla, yani bak Hindistan topraklarıyla, Hindistan toprakları ne demek, o neresi yani, onu atf-ı beyan olarak anlatıyorum, Aks-ı Mecdigi.
- 15:46
Doğu tarafının, Şark tarafının, yani Asya, herhalde Asya'yı kast ediyoruz, Doğu tarafının en uzak yeri yani, en ucrak esesi diyelim Hindistan. Artık orada denize dayanıyor yani okyanus. Oralarda müslümanlıkla müşerref oldu. Daha, yani Kazı İyaz Hazretleri bunu kendi yaşadığı dönemde gördüklerini söylüyor.
- 16:12
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bu mucizesi çıktı diyor. Nasıl diyor, bak onun döneminde bile, şimdi konuşmuyoruz tabii, şimdi de Hindistan'da biraz müslümanlar var, yine 250-300 milyon varlar ama evvelce hep oralar hepsi müslümanlar, sonradan tabii azınlıklar galebe çaldı yani Hindular, Müslümanlar.
- 16:34
Ama ondan evvel Müslüman Türk hükümdarlıkları, Timurlenk'in oğulları, oradaki işte şeyler, devletler, efendim, Alemgirler, Cihangirliler, bilmem neler, ulan ekse bazıları da sapıklıklar, mezhep sapıklıkları olmakla beraber hep oralar İslam yurdu oldu. Yani Kazı İyaz döneminde bile diyor ki, buradan bakarsan, Aksal Meçlik'i doğunun en ucra köşesi olan
- 17:07
Hint topraklarının arasıyla, ila bahri tanca'de, Tanca denizine kadar, Tanca neredeyse Fas'tan ileride. Tanca, Hayzür, öyle bir yer ki, la imarate, artık mamur şehir yok, güneş batma tarafında, verahu tanca'nın ötesinde, çünkü oradan denize ekleniyor, orası mağrib olarak, batı bölgesi olarak, Medine'nin batısı olarak da nihayi nokta, Tanca denizine dayanıyor.
- 17:47
Tanca denizine kadar Müslüman oldu diyor. Yani Kazıyaz döneminde bile, bundan 900 sene önce de, yani Hindistan'da bütün Müslümanların yönetimi aldı da, devlet başkanları farklı olabilir, emirler, işte melikler, sultanlar, padişahlıklar olabilir. Ama tabi ki Kazıyaz döneminde Osmanlı yoktu daha. Ondan sonra, efendim, ancak belki Alparslanlar'ın falan yeni Anadolu'ya girişleri,
- 18:19
1071'ler için, o da işte 900 sene falan geliyor, o dönemler olabilir belki, o zamanlarda vardırlar, ama Osmanlı falan yok yani. O zaman bile Hindistan'ın tamamında, yani İslam hükümdarlığı var. Nereye kadar? Tanca denizine kadar, Tanca'ya biz gittik kaldık Tanca'da da, Abdüselam Biblü Meşhis Hazretleri'ni ziyarete gittik, Alem Dağı var orada,
- 18:48
iki üç kere nasip oldu o mübarek bir şeyhi, o Alem Dağı'nda. O Alem Dağı'na Tanca'dan da gidiliyor, Tanca'da Muhammed Keskin hocalarla falan bayağı bir, 10-15 arkadaş gitmiştik. Ondan sonra, çok güzel bir yer, o denize kadar diyor, Tanca denizine kadar diyor yani. Şu anda da oralarda müslüman tabi namaz, abdest, alimler var, salihler var,
- 19:15
bozulan insanlar da çok var tabi, Türkiye gibi yani. Türkiye'de de şimdi herkes müslümanım diyor da herkes İslam'ı yaşayan dindar insanlar değiller. Oralarda öyle kabul edelim. Ama tabi alim oranı, hafız oranı, Kur'an okuma oranı, cemaatle namaz oranı, Arap'ta asıllı olmaları hasebeyle verilir, bir ırkı da var tabi karışmışlar ama onlar da Arapça bildikleri için.
- 19:42
Yani Kur'an okumakta falan, cami, cemaat, namazda yine bizden fazla olduklarını kesin gördüm yani. Bu kadar sene gittiğime göre, Arakeş tarafına da birkaç kere gidildim, hep camiler, cemaatler falan, müslümanlık biraz bizden fazla oldu. Müslümanlık biraz bizden fazla. Ama tabi Fransız isyamarı yani altında kalmışlar.
- 20:05
Dolayısıyla işte lisan Fransızca lisanı konuşuluyor Arapça gibi belki bazı resmi yerlerde. Ve sömürge. epey sene sömürge olmuşlar. O sömürgeliğin getirdiği uğursuzluklar, belalar, O sömürgeliğin getirdiği uğursuzluklar, belalar, kafir adetleri vs. Günahlar tabi girmiş. Allah oralarda, buralarda tevbeye döndürsün, yoluna döndürsün.
- 20:36
Biz de işgal altında çok kalmadık sömürge altında, istiklal savaşları vs. ile beraber Osmanlı'dan Elhamdülillah bu vatanı geçmiş büyüklerimiz, ecdadımız savundular. Ama maalesef biz de kültür emperyalizmine kalarak kafirlerin modaları, yazıları, kanunları vs. Bütün İslam dışı uygulamaları Müslümanlar tarafından kazanılan bu savaşlardan sonra
- 21:12
İslam için, Kur'an için, vatan için, ezan için, bayrak için verilen bu cihatlardan sonra maalesef gelen yönetimler tarafından özellikle milli şeftekparti dönemi milletin İslami kültürünü mahvettiler ve şu anda büyük bir yozlaşmayla ümmeti, milleti karşı karşıya bıraktılar. Yani bir sömürgelik durumu böyle bazı bölgelerde işte çok kısa bir dönem bile olmadı.
- 21:41
Çünkü işte Gazi Antep ayaklandı, gazi oldu. Öbürü Maraş ayaklandı, kahraman oldu. Bütün Müslümanlar, halklar kuvve-i milliye şuuruyla tabii güzel bir istiklal savaşları kazanıldı. Ama akıbetinde İslami bir düzen, Kur'ani bir düzen beklenirken tabii maalesef kafirlerin modaları ve kanunları yürürlüğe sokularak Aslında ilk anayasada devletin dini İslam idi.
- 22:12
Ondan sonra o da kaldırıldı, laiklik getirildi. Laiklik de bütün dinlere eşit meşit numarası ile işte bugünkü ezan, namaz, cami var ama cemaat pek kalmadı işte. Çünkü insanlar Kur'an'dan habersiz, Hedes'in mezar taşını okuyamayacak kadar kültürsüz, dine yabancı kaldılar.
- 22:34
Bunlarla uğraşılıyor işte şu anda Emni Harifler, medreseler şundan bunlar, şu alimler, veliler bu mücadeleyi verdiler bizde. Devam ettirmeye çalışıyor herkes kendi gücü miktarınca. Allah muhafaza eylesin. Ama tabii ki Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in buyurduğu, benim ümmetimin mülkü doğulara batılara ulaşacak.
- 22:59
Hadis-i Şerifi takuk etti mi etti. Ve uzun süre devam etti mi etti. Daha şimdi bu Türkiye'nin laikliği belki yüz sene bile olmadı yani. Mesela buraları İslam kanunlarıyla, Kur'an şeriat kanunlarıyla yönetiliyordu. Anadolu, Selçuklu'dan beri, ondan sonra Alparslanlar, ondan evvel, tüm bunlar hemen hemen bin sene.
- 23:26
Sırf Türkler bin sene, bin yüz elli sene hatta Mısır'da İbn-i Tol'un devleti vs. Devletler bin iki yüz, bin iki yüz elli sene evvel kurulmuş İslam devletleri var Türkler tarafından Mısır'da vs. hakim olmuş. Yani tabii Araplar, Farsların da burada çok katkı payı var. Çünkü Araplardan ilk Farslar İslam'ı fetholdu.
- 23:52
İşte Acem diyenleri, şimdiki İran'ın bölgeleri, tabii o şimdiki İran sınırlarından daha büyük bir şey, coğrafya. O coğrafyanın tamamazlığı Ömer Hazretleri, Osmanlısı vs. Sahabe-i Tevhid döneminde zaten fetholdu, Kisralık bitti, Meclislik kalktı falan. Oralar İslam devletlerine geldi. Sonra Kudüs, Şam falan, bu taraf Medine'nin batı tarafı yani.
- 24:16
Oralar fetholdu. O fetihlerden sonra daha işte İstanbul'un surlarına kadar, Bizans'a kadar dayandılar daha. Yani Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den altmış sene geçmiş. Vefatla altmış sene sonra Ebâü'l-Belânsâre Hazretleri falan İstanbul'a kadar geldi. İstanbul'a kadar gelmek ne demek? Yani Hz.
- 24:37
Muaviye r.a döneminde düşün, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in vefatından yani kırk elli sene sonra diyelim, yani hicretle katarsan altmış olabilir. İstanbul'un surlarının dibine kadar İslam orduları geldi kağıthanede. Kağıthane'de çadırlarını kurdular. Ne kadar kaldılar yani. Feth-i Müyesser olmadı, başka.
- 25:04
Ama İstanbul'a kadar gelebilmek ne demek? Taa Medine'den işte ordular kalkıp veyahut da Şam'dan, o zaman devletin merkezi Şam'a geçti. Medine'den, Hazreti Ali Efendimiz o zaman da Küfe'ye geçti. Küfe'den sonra Hazreti Hasan Efendimiz, Hilafeti Hazreti Muaviye Efendimiz'e devretmekle beraber hilafet merkezi yani devlet merkezi Şam'a geçti.
- 25:26
Oradan diyelim ordular teciz edildi, çıktı. Sahabe-i Kiram'dan da katılanlar çok vardı. Ordular Abdullah İbni Abbaslar, İbni Ömerler, Hasan Efendimiz, Hüseyin Efendimiz hepsi vardı. İstanbul, Ebu Eyyubel Ensari Hazretlerimizin geldiği bu şey, devlet-i Hudriyelerin. Bak İstanbul'un surunun dibine kadar gelmek ne demek?
- 25:47
Taa Medine'den zaten Yemen'e kadar zaten sahabe döneminde Yemen, Yemen, hepsi Müslüman olmuş. Taa Yemen ne demek? Oradan okyanusa ulaşıyor yani denize çıkıyor. Oradan gelmiş, İstanbul'un denizine kadar gelmiş. Hatta sahabeden sonra Tâbi'un döneminde falan Mesleme Hükümdarı Komutası'nda İmam Mesleme Komutası'nda, işte Arap Camii'yi yaptıkları
- 26:11
Arap Camii'nin tabi şimdi iki bina o zamandan kalmaz da o yer olarak, şey olarak, orada o taraflar işte İstanbul'un karşı tarafı işte. Şimdi hepsi İstanbul'da, o zaman sur için karşı tarafı Arap Camii tarafı yani. Kasımbaşı tarafı. İşte oralar Galata Kulesi'nin o bölgeler. Hep Müslümanlar yerleşti yani.
- 26:37
Düşün! İstanbul'un dibine kadar geliyor, kıyısına kadar geliyor. Surların dibine kadar. Ne demek? Arada düşman kalmamış. Bir tane kafir imparatorluk kalmamış yani. Rumlar da, tabi Kisra tarafı, Acem tarafı o ayrı, o fethedilmiş. Buradan da Rum imparatorluğu küçüle küçüle kaybede, kaybede, kaybede İstanbul'u kalmış.
- 27:02
Yani sen Fatih Sultan Hazretleri İstanbul'u geldi, fethediyorsun da İstanbul'un dibine kadar gelmeden evvel sahabe döneminde bile İstanbul'un dibine kadar fethiyler müyesser olmuş. Ki arada mani bir ordu çıkamadı, önlerine çıkamamış. Buraya kadar koca ordu nasıl geliyor? Hem de kaç sefer oldu yani? Sahabe döneminden sonra da Fatih Sultan Hazretleri'ne kadar kaç defa o akınlar
- 27:28
oldu? O araların hepsi Müslüman olmuştular. Onun için ne diyor? Benim ümmetimin mülkü diyor, Allah'ın bana dürüp gösterdiği toplardaki cemetti doğular ve batılar arasındaki bütün topraklara hakim olacaktır diyor. İslamiyet, İslam devletleri diyor. Ve Kazıyas daha o dönemde, yani bundan ortalama 900 sene evvel, bu oldu diyor.
- 27:51
Düşün. Tabi İstanbul'un fethiyle falan bunlar daha da yani Kazıyas'dan kaç yüz sene sonra tabi İstanbul'dan, ama onlar da daha Viyana kapısına dayandı. Buradan sonradan açılımlar Viyana kapısına dayandı, sonra Avrupa. E ne kaldı daha o zaman Amerika? Amerika'da yerleşim yoktu. Yani 300-400 sene evvel bulunmuş bir kıta.
- 28:16
Amerika'da yerleşim yoktu yani. Bir şey yok. Bütün her yere İslamiyet hakim oldu tabi. Vazifemiz dönemindeki gibi bütün dünyaya hakimiyet, tam manasıyla bütün her ile, her ilçeye, her kasabaya, her köye kadar öyle bir şey, bütün insanlar Müslüman olmasa anlamında olmasa da o zaman kafir bile kalmayacak yani.
- 28:40
O ayrı bir şey. Onu da haber verdi, o da kayıptan haberdi. Onu şimdi biz görmüyoruz. Onun için kesin inanıyoruz, görmüşten ziyade inanıyoruz. Resulullah ne buyurduysa, sallallahu aleyhi ve sellem, haktır ve gerçektir. Şimdi bu hadis benim ümmetim, mülküm doğulara, batılara ulaşacak. Buyurulan hadis e sen bunun, ne diyeyim sana
- 28:59
bu hadisler yazıldığı zaman, sahih müslüm yazıldığı zaman Kazı İyaz'dan kaç yüz sene evvel ona da rivayet ettiği zattan geliyor. Ona rivayet ettiği zattan geliyor. Karbon testi diye bir şey var. Murat Mardakçı çok konuşurum. Mürekkebin sayfanın karbon testini bile yapsan Kazı İyaz'dan kaç yüz sene evvel.
- 29:18
Yani bunlar bu mülk doğulara, batılara ulaşmadan evvel bu hadis-i şerifin buyurulduğunun en büyük delili tabi sahabeden bize nakledilen senet ve isnat bize göre çok muteber ama yani en kafir zındık bile karbon testi yapsan sayfanın kağıdını bile İstanbul fethedilmeden önce İstanbul fethedilecektir Konstantiniyye'nin şeyi orada kağıdı belli Fatih'ten kaç yüz sene evvel o.
- 29:44
Yani ne demek istiyorum? Gelecekten haber verdiği oradan anlaşılıyor. Olduktan sonra yazılmamış ki. Onun için ne buyuruyor? Bak muhadisler Zaten asr-ı saadet de bu. Asr-ı saadet de buyuruldu Efendimiz'in hayatında. Rüyada alınan hadisler değil ki bunlar. Ümmet-i Mükür olsaydı, Kazıyaz'a ulaştı diyor.
- 30:05
Meşriklerde, mağriblerde, Hint arazisinin topraklarından tut, doğunun en uçak kösesinden Tanca denizine gelene kadar diyor. Tanca neresi? İşte ben de gittiğim bir yer. Mağribin batının, Morokko'nun en dip noktası denize dayanıyor. Ondan öte diyor yani Kazıyaz o dönem için, ondan öte mamur alan yok diyor.
- 30:27
Kendi döneminde yani şöyle. Mamur alan yok zaten denize dayanmış. İşte bu büyük bir müktür diyor. Yani Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den 400-500 sene sonrasında bunlar vakı olduğunu söylüyor. Ki Kazıyaz'dan evvel de bunlar vakı oldu yani. Kazıyaz'dan evvel ben sana ne diyorum? Sene 150'lerde, 200'lerde, Fas'ta vesairede, Mağrib'de İslam devletleri vardı.
- 30:52
Oralarda çok büyük cihatlar oldu, akınlar oldu. Ondan sonra Afrika Fetihleri. Afrika Fetihleri, sahabe-i kiramdan katılanlar oldu. Tabi Tabi'nin çok var. Tabi'den katılanlar oldu. Ondan sonra efendim meşhur komutanlar büyük fetihlere imza attılar. Bütün o bölgeler zaten Mağrib'in bir tarafları da Afrika'ya da ekleniyor.
- 31:27
Zenci ve siyahlar da oralar, o bölgelerde artık eklendiği bölgeler var. Bunların hepsi Resulullah'ın buyurduğu gibi. Sallallahu aleyhi ve sellem vakı oldu. Ve zelge işte bu. Maa öyle bir büktür ki, saltanattır ki, yani Hindistan arazilerinden tuuut Tanca denizine kadar. Yani şeyi saymıyoruz zaten. Yemen'den, okyanusundan Yemen'den tuuut,
- 31:58
zaten ne diyeyim sana, Viyana'ya kadar dayanan bir şey. Bunların hepsi Osmanlı memaliki değildi. Ama tabi Osmanlı Cezayir'de de, şurada da burada da hizmetler etmiştir. Belki Fas'a kadar gittiği yok ama Tunus'ta ve Cezayir'de baya bir Osmanlı eserleri de var tabi. Ama oraların fethi Osmanlı'dan çok evvel oldu.
- 32:25
İşte Maa öyle bir mülktür ki bu lem temlik malik olmadı. Ele geçiremedi, sahip olamadı. Bu saltanatı, yani bu mülke. Kim ümmetin, hiçbir ümmet. Ümmetler içinde hiçbir ümmete böyle bir geniş bir mülk ve saltanat. Adem Aleyhisselam'dan Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e kadar gelen ümmetler. Bir hadis evde 70 ümmetten bahsediliyor.
- 32:50
Tabi 224 bin peygamber de olsa, birçok peygamberin bazı ümmeti bir oluyor. Mesela Musa Aleyhisselam'dan sonra gelip Tevrat şeriatı ile amel eden on binlerce, belki de yüz bine yakın peygamber de Ben-i İsrail'den gelmiştir ekseriyet. Onların hepsi tabi Musa Aleyhisselam'ın ümmeti sayılıyor. Yeni bir peygamber gelse bile yeni bir şeriat getirmediği için,
- 33:12
o yeni şeriat getirmeyince nebi oluyor, resul olamıyor. Ama onların hepsi Musa Aleyhisselam ümmetine mahsup sayılıyor. En nihayetiyle 70 ümmet gelmiş geçmiş bizim ümmete kadar. Ama hiçbir ümmetle böyle bir dünya çapında hakimiyet nasip olmamış. Kimden? Minel ümmetle de hiçbir ümmet. Ondan sonra asla uzanmadı.
- 33:37
Yani saltanat ve hükümet ve devlet genişlemedi. Nerede? Fil-Cenubi, güney tarafında, velâ fil-şimâli, kuzey tarafında, yani Medine-i Münevvere'ye itibarı alırsan, hadis-i şerifin buyurulduğu nokta itibarı hasebiyle, ne güneyine, ne kuzeyine, ne doğusuna, ne batısına uzanmadı. Ne kadar? Misledi halike.
- 34:07
Bizim ümmetin fetihlerinin, vazifelerinin ve devletlerinin ve yönetimlerinin hakim olduğu kadar hiçbir ümmette böyle bir geniş çapta bir hakimiyet ve devlet ve saltanat uzanıp gitmedi, nasip olmadı. E şimdi bu Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurduğu zaman da neredeydiler? Daha Mekke yeni fetih olunmuştu, belki de olunmamıştı.
- 34:38
Çünkü İzzet'in 8. size nesil fetih olundu. Belki de bu hadis-i şerifi ne zaman buyurdun şimdi ben onu nereden bileyim de. Ama Medine dönemi olduğunu anlıyorum, anlaşılıyor o. Ama Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu haberleri verdi. Bu haberleri verdiği zaman, İstanbul'un fethini haber verdiği zaman, Persler'in çökeceğini, Kayser'in çökeceğini.
- 35:06
Şam o zaman Bizans, Rum İmparatorluğu'nun merkezi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Medine'de yaşıyorken. Şam falan fethedilmez ki, Rumlar'ın merkezi. İstanbul gibi en büyük merkez, hatta belki de daha büyük yönetim Şam'da da vardı. Oraların fethedileceğini, Busra'nın, Busra Şam'da yani, Basra Irak'ta, o karıştırmayın birbirine.
- 35:30
Busra'nın, işte efendim Kudüs'ün, bütün bunları meşhur sahih hadiste bilmiyor musunuz? Hande kazmak için herkese, sahabe-i kirama yerleri, toprakları bölüştürdü, şuradan şuraya siz kazacaksınız, şuradan şuraya siz kazacaksınız da. O arada Selman Fahri Sıfatlı, olacak onların bulunduğu kazma alanında büyük bir kaya çıktı.
- 35:54
Ne kazma işliyor, ne kürek işliyor, kramatlar. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, durun ben iniyorum dedi. Hande'ye indi, ondan sonra meşhur hadis sahibi, hepiniz de duymuşsunuz. Bir vurdu, bir kıvılcımlar çıktı böyle, yok aydınlanma. Ondan sonra bir daha, iki, üç, üç, belki de en az, yani üç var.
- 36:17
Her birinde müjde verdi. Ne vurdu? Konstantiniyye'nin fethini gördüm. İşte bilmem Şam'ın, Busra'nın fethini gördüm. Şurada Meçhiklerin, Mağriblerin, yani mealen söylüyorum. Bu hadiste doğular, batılar diyor zaten sahibi. Gördüm dedi. Hatta münafıklar o zaman alay ettiler, dalga geçtiler. Dediler ki yahu Medine'de kendi evinin mescidini koruyamıyor.
- 36:43
Müşrikler toplamış gelmiş, beş bin de Yahudiler katılmış. On beş bin ordu karşıda. Burada hendek kazıyor. Yiyecek yemek bulamıyor. Karnına açlıktan taş bağlamış. Yirmi beş gündür Medine-i İzze'de ithal ihraç yok. Düşman orduları kapıda. Açlıktan karnına taş bağlamış. Şam'ın, Kudüs'ün, Konstantiniyye, İstanbul'un, Bilmem Bizans'ın, İngilizistan'ın, helakından bahsediyor ya.
- 37:14
Şu gülüş duruma bak dediler. Haşa ve kella. Münafık, imansız. Allah Resulü bizi aldattı dediler yahu. Ama müminler ne dediler? O sadak Allah o Resulü. Allah o Resul bize söz verdi. Yakında ordular gelecek, kafirler karşımıza çıkacak. Büyük imtihan olacak. Sabredin, sebahat edin. Demişti bize Resulullah'a sallallahu aleyhi ve sellem.
- 37:39
Bak o çıktı dedi. Allah Resulü sadık oldu. Ne buyurduysa doğru buyurdu. Dediler. Vâ zâdehum illâ îmânen ve teslimâ. Bak o Hendek Muharebesindeki on beş bin kişi ordu Medine'yi muhasara altına aldığında bu olay onların imanı ve teslimiyetini artırır. Münafıkların da küfrünü, sapıklığını, şüphesini artırır.
- 38:03
Şimdi aynı durumda Hazreti Mehdi gelecek. İsa Hesab'a nâzı olacak. Bütün dünya halkı Müslüman olacak. Dini İslam gecenin gündüzüne gideni hakim olacak. Vesaire. Bu hadis-i şerifler de önümüzde. Daha şu anda çıkmadı. Bütün bunlarla ilgili bir şey yok. Başta adamlar ne diyor? Öyle olmaz, böyle olmaz. Peygamber ileriden haber vermez, bilmez.
- 38:25
Ya Allah buyuruyor. İllâ mâ nusra zâminur rasûl. Resullerime kaybı bildiririm diyor. Kur'an'da ayet var. Sen Allah adına nasıl kraldın? Böyle kralcılık yaparsın. E bildirdi işte. Bu zamana kadar bildirdikleri çıkmadı mı? Çıktı. E bundan sonra da biz aynı imanı diyoruz. Ama aynı hadisler okuyoruz. İşte Mehmet Görmez kafası.
- 38:45
Şeriatta öyle hükümler var. Adaletli değil, meşru değil. Kur'an'daki hükümler, bazı hükümler meşru değil, adaletli değil. Bir de yan işleri başkanı geçti mi bu memleketten yahu? Şimdi de rektör olmuş, bu da çocuk. Bunun üniversitesinde çocuk veren Müslüman kalır mı çocuğu? İşte bu adamlar. Fitne hadisleri sorumludur.
- 39:04
İleriden haber veremez. Gelecekten ilgili konulara girilmemeli. E şimdi bundan. Aynı bizim iman ve teslimiyetimizi artırıyor. Her yeni bir olayla çıkıyor. Bakıyoruz Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in buyurdukları. Tek tek yaklaşıyor bak şimdi. Ve neticede mercidabıklar, melame-i kübralar, işte kafirlerin hazırlıkları, ve İsrail'in devleti ondan sonra mı?
- 39:31
Mescid-i Haksan-ı Gazze'nin şu andaki filistin tutuk. Bütün bunlar haber verilen ve sonuna doğru yaklaşılan süreçler. Tabi ne kadar sürer Allah bilir. Ama geliyor, yaklaşıyor, yaklaşmakta olan. yaklaşıyor, yaklaşmakta olan, nezifet-i lazife Leyselâmin dünlâhı kâşif ediyor Kur'an. neşelâ min dünlâ kâşifedû Kur'an Yaklaşan yaklaşıyor.
- 39:49
Allah'tan başka da engelleyecek de yok. engelleyecek de yok, geldiği zaman kurtaracak, açıp eee engelleyecektir. Ama bizim imanımızı, teslimiyetimizi artırır, birilerinin de ha böyle de şey deyip de gavurluğunu artırır. Aynı şeyle sahabe döneminde yaşar. Onun için hadislere iman. Hadislere iman etmeyenin Kur'an'a iman olur mu?
- 40:16
Resûlullah'ın buyurduğuna inanmayan Allah'ın buyurduğuna inanır mı? Allah'ın buyurduğunu Allah'tan mı duydun sen? Allah'ın buyurduğunu da Resûlü'nden duydun. Âyet dediğini de Resûlullah'tan duydun, hadis dediğini de Resûlullah'tan duydun. Sallâllâhu aleyhi ve sellem. Bitti. Sallâllâhü Teâle âleyhi ve sellem.
- 40:30
Birisi namazda kıraat yerine geçecek, birisi kıraat yerine geçmez. Ama inanmakta hepsi bağlayıcıdır. Hadisle âyet birbirinden ayrılmaz. Yeter ki hadis Resûlullah'ın buyurduğu sabit olsun. Zaten buyurduğu sabit olmayan hadis denmez. Bu kadar basit. Rivahat denir.
- 40:47
Şimdi onun için bu müjdeler vuku bulmuştur ve tahakkuk etmiştir. Buyuruyor. Bunlar Allah ve Resûlü'nün celle celâlihu ve sallâllâhu ve teâlâ aleyhi ve sellem haberleridir. Şaşma ihtimali yoktur. Çünkü Allah Teâlâ ne yapmaz? Asla yanlış bilmez. İlmi ezelidir. İlminde değişiklik olmaz. Sen benim gibi bir sebeple bir şey öğrenmiyor ki.
- 41:31
Birinden bir şey duyarak öğrenmiyor ki. Görerek, duyarak öğrenmiyor ki. Ondan sonra bilgisi değilsin, görgüsü değilsin, ilmi değilsin. Böyle bir şey yok. Onun için kardeşlerimiz dersimizde burada kalalım. Bir fetva açıklayacağım. Bunu evvelce verdiğim bir fetvadan farklı şeyler geliştiği için dönüş oldu.
- 41:58
Bunu şu anda açıklayacağım. Onu da dinleyin. Ondan sonra onu YouTube'a atarız. Ve böylece şuradan da derslerimizden kaldığı yere işaretleriz. Efendim, biz evvelce Darül Harp'te faiz konusuyla ilgili videolarımız da var. Bunu o zaman Efendimizle de konuşuldu, edildi. Darül Harp demek şu andaki Almanya gibi, Fransa gibi, Amerika gibi küfür yurtlarıdır.
- 42:26
Çünkü buralar evvelce de İslam yurdu hiç olmamış. Ve İslam nişanları buralarda bariz ve zahir olarak yaşanmamaktadır. Türkiye Darül Harp diyenlere reddiyelerimiz mevcuttur. Türkiye'de Osmanlı Bakıyesi, Alparslan'dan beri kalan Anadolu yurdumuz ve buralar İstanbul dahil. İşte Hz. Fatih'in fethiyle zaten bu kadar 600 senelik dönem.
- 42:52
Ondan evvel bütün etraf ve bucaklar hepsi İslam yurdudur. Ve İslam yurdu olarak devam etmektedir. Ve İslam nişanları açıkça tatbik edilmektedir. Onun için burada Darül Harp konusu yoktur. Ama Kureyşi çetesi işte terör örgütü Kureyşiler, Mureşiler bunlar Türkiye'yi de Darül Harp şey ederek faiz alınır, verilir bilmem ne dünya kadar yolsuz, soysuz fetvalar vermişlerdir.
- 43:17
Biz bunlara defaatler, reddiyeler yapmışızdır. Ancak Darül Harp'te faiz konusu hakkında say hadis vardır. Darül Harp ise küfür yurduysa Müslüman ile kafir arasında faiz geçerli olmaz. Yani ondan faiz alınabilir. Çünkü niye? Orada gavuru zayıflatmış olursun. Müslümanı kâra geçirmiş olursun. Çünkü küfür yurdudur.
- 43:45
Müslümanın orada güçlenmesi uygundur. Bu hadis-i şerif sahittir ve fetva bunun üzerinedir. İmam Muhammed ve İmam-ı Azam, Hanefi mezhebindeki en büyük iki müştehidimiz, Darül Harp'te Müslümanın lehine olursa faiz alma veya verme, ona veriyorsun. Ama orada farklı bir şey var. O da nedir? Kira verirsen adama her ay beş bin euro veriyorsun.
- 44:14
Otuz senede o beş bin euro bilmem ne kadar milyon ediyor. Veyahut da işte yüz bin euro, kaç yüz bin euro ediyor. Ama sen onu gidip de beş yüz bin euroya alıyorsun, beş yüz otuz bin euro oraya ödüyorsun. Otuz bin euro fazlalık ödüyorsun ama otuz senede o kafir mal sahibine onun kaç katı kira gavura ödemekten kurtuluyorsun.
- 44:42
Yani o zaman ne oluyor? O zaman ne oluyor? Bu Müslüman'ın lehine oluyor. Benim hatırlarsanız eski videolarımda buna fetva verildiği sabit olmuştur. Bu Müslümanın lehine oluyor. Bu da, gidiyorsun tabi oradaki bir bankadan bunu alıyorsun, onu alıyor, sen oraya ödüyorsun. 500.000 çekiyorsun, 530.000, 550.000 neyse ödüyorsun.
- 45:02
Ama arada ödediğin 50.000 fazlalık orada caiz oluyor. Niye? Orası darulat bir. İkincisi, burada Müslümanın lehine var. Neden? Sen burada 20-30 sene sabit kiracısın. Amiler kirada, her yer kirada Bu kiralarda o zaman milli görüş doğru Erbakan Hoca'nın zamanında milli görüş böyle sapıtmamıştı, saadetçiler bilmem ne, bu karışık.
- 45:22
O zaman da O zaman da çok güzel alimler vardı, fetvayeti vardı. O fetvayetindeki hoca efendilerin de fetvası bu yöndeydi. Ben 30-40 sene evveli konuşuyorum. O dönemdeki bu fetvaya göre Müslümanın lehine olmak şartıyla, çünkü sen 30 sene, 20 sene, 40 sene buradasın yani kira veriyorsun. O kirayı verirsen 500 bin euro veyahut mark zamanında vereceğine
- 45:50
burada 50 bin mark ile, euro ile mülk senin oluyor, daha da kira vermiyorsun. Müslümanın lehine olmak şartıyla, darulatte, kafir yurdunda. Böyle bir fetva vermiş idim. Ve bu fetva da doğru idi. Şimdi burada tabii yine İmam Muhammed'in bir fetvası var. Fethül Kadir'de İbn-i Hümam'da bunu zikrediyor. Sahibine Hazretleri ile bizim evvel misafir gelmişti, burada kalmıştı.
- 46:19
Orada da ben bunu, onunla birlikte de kitaptan bulmuştuk. O fetvada ise, İmam Muhammed'e göre ise, Müslüman ile kafir arasında olursa bu var. Fakat İlahi Sünnet'e de zikredildiği üzere, eğer Müslümanın lehine, Müslümanın lehine olduğu takdirde, bir de Müslüman ile Müslüman arasında da olur diyor.
- 46:47
Şimdi Müslüman ile Müslüman arasında olurun manası şu, eğer bir Müslüman darul hatta kalmışsa, kazık çakmışsa, yani oranın vatandaşı olmuş ve orada kalıcıysa ki, şu anda Türklerin Müslümanları, Arap dolu zaten, Fransa'da %6'lı, Cezayirli, Tunuslu var, Faslı var. Yani Arap da Müslüman. Arap'ı, Acemi, Türk'ü, dünya kadar Müslüman var yani.
- 47:11
Avrupa ülkelerinde, Amerika'da. Şimdi bunlar, oralar da darul hatt, bir darul hatt. O zaman orada, Müslüman'ın Müslüman arasındaki bu işlem caiz olur mu meselesi var. İmam Muhammed'de, o da caiz olur fetvası var, biz ona da güvenmiştik. Çünkü neden? O fetvada zayıf bir şahs bir görüş değildi, müftahabi bir şeydi.
- 47:38
Çünkü orada da hüküm şuradan geliyor. Eğer bir Müslüman darul hatta kaldıysa, yani küfür yurdundan, İslam yurduna izzet etmiyorsa, kafir yurdunda, çünkü oraya katkı sunuyor, ona göre orada işçilik yapıyor, bilmem ne yapıyor, oranın ekonomisine katkı sunmuyorlar, Türkler olmasa bilmem ne ama Alman ekonomisi çökecek.
- 47:58
Oraya katkı sunuyor, küfür devletine, yurduna falan. Tabii aldığı para haram oluyor mu? Değil. Maaş alıyor, yiyor, içiyor, çoluk çocuğuna el alından yediriyor, onu konuşmuyor. Ama İslam onu ne sayıyor? Harbi hükmünde sayıyor. Harbi demek kafir demek. Ama bu harbi değil. Yani Müslüman adam, Erişimiyet adam veya neyse.
- 48:18
Ama orada durduğu için, İslam yurduna izzet etmediği için, göç yapmadığı için, onu da onun hükmünde sayıyor. Onun için onunla da arasındaki bu muamele geç yavaz veriliyor. yecevaz veriliyor, darul hatta. Daru'l-hadde. Kafirle Müslüman arasında, Müslüman, Müslüman arasında. Biz bunlara dayanarak bu fetvaları vermiştik.
- 48:42
Doğru mu vermiştik? Doğru vermiştik. Müslümanın lehine O. Ancak şimdi bir fark çıktı. Hem bizim kalender hocaların fetva suhrası, suhranın fetva kurulunun fetvasıyla çelişmeyelim, hem de bu yeni farkı size bildirelim diye. Bizim bu fetvalarımızda amel edenler oldu mu? Oldu. O doğru muydu? Doğruydu. Fetva yanlış yaptık dediniz.
- 49:09
Yanlış, şöyle bir şey çıktı. O da nedir? Dünya globalleşti. Bu noktada benim o fetvaları verdiklerim, ben Avrupa'ya 25-30 senelere evvel gitmeye başladım. O dönemlerdeydi. Zaten ben hemen hemen 15 senedir, 20 senedir pek Avrupa'ya sohbet etmeye de gitmiyorum. O dönem çok gidiyordu. O dönemde o sıkıntılar soruluyordu ve ona göre fetvalar verildi.
- 49:34
Ama şimdiki bu durum, dünya globalleşince ne oldu? Kafir yurdunda, yani Avrupa'da, Amerika'da durmayıp da, Körfez ülkesinde duran veya Türkiye'de duran, yani dolayısıyla harbi hükmünde olmayan Müslüman. Şimdi orada Müslüman, Müslüman arasında da İmam-ı Muhammed'e göre cevaz verildiği hüküm şöyle bir fark oldu.
- 50:00
Nedir? Orada duranla onun arasında. Ama şimdi globalleşince, bankalarda herkesin parası karıştı. Bankalarda herkesin parası karışınca ne oldu? Bu sefer Darülert'te küfür yurdu. durmayan, yani harbi hükmünde olmayan, senin, benim gibi Müslümanların paraları da icabda. Benim bir param yok da, icabında var Müslümanların paraları.
- 50:21
Özellikle körfezgen, şunların bunların, İsviçre'den, şuradan Avrupa'dan, dünya kadar yatırımların paraları var. Bu sefer o bankalarda, yani senin kredi çekeceğin veyahut da işte efendim bir yer senin lehine de olsa, orada senin onu alman Müslümanın lehine de olsa, Darülhatt'te bulunmayıp, Darülislam'da bulunan Müslümanların paraları da o bankalara karışınca,
- 50:47
burada bir karışıklık oldu, bir çekinme oldu ve bir ihtiyat gerekti. İlaveten, kuvvet Türk gibi, Müslüman bankalar, murabaha yoluyla, yani faizsiz sistemde, şimdi nasıl Türkiye'de bir evi beğeniyorsun, ediyorsun, sen onu vekil ediyorsun, yüzde 20'sini veriyorsun, benimle işte bir ev alınıyor, araba alınıyor ya, finans kurumlarından.
- 51:13
Mesela şimdi bu, Avrupa'da da bunların şubeleri açıldı. Bunlar yani yakın zamanda olan şeyler. Bu şubeler açılınca ne oldu? Murabaha yoluyla sana aynı imkanı sağlıyor. E şimdi orada dünya Müslümanlarının da paralarının olması muhtemelenin de ötesinde. Kesinlikle var. Vakı olan bir sistemdense, şu noktada biz oraya fetva vermiyoruz, cevaz vermeyelim diye karar aldık.
- 51:44
Ne yapalım? İslami bankalar, faizle de değil, murabaha yoluyla, efendim, o alıyor, sana satıyor, sen ondan kar alıyor, normal bir malı karlı satan gibi, bu sistemlerle ev alma, mescit alma, dernek yeri alma, imkanları doğduğuna göre artık biz o gerideki fetvayı genel olarak vermiyoruz. Ondan ona caiz demiyoruz.
- 52:16
Şura Fetva Kurulu'nun fetvası da bu yönde olduğu üzere, bunu da benim ağzımdan dilimden açıklamış bulunuyoruz. Herhalde anlatabilmişimdir. Bu noktada İslami finans kurumlarının murabaha sistemleri tercih edilerek aynı ihtiyaç görülüp kafire, mal sahibi kafirlere para kazandırmaktan kurtuluş olabilme yolu açıldığına göre artık o yollar caiz değil diyebiliriz ve diyoruz.
- 52:53
Bunu da sizinle başlık altında paylaşacağız. Bu konuda sorular geldi, yeni konular bana iletildi. Bunu da bu şekilde karara bağlamış olduk. Ve selam, doğru kelam. Allah Teala bilerek günah işlemekten, bilerek haram yemekten, kasıtlı faize bulaşmaktan cümlemizi muhafaza eyleyip, Kur'an sünnet, ehl-i sünnet ve İslam şeriatının fıkhı dairesinde
- 53:19
hayatımızdaki bütün hükümleri icra edebilmeyi, yaşayıp ölebilmeyi cümlemize nasip müesser eyleye. Amin. O sallallahu aleyhi ve sellem.
Benzer sohbetler
1:23:21Şifâ-i Şerîf Dersi 299. Bölüm 12 Ekim 202612 Ekim 2026 · 84 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 12 Ekim 2026
1:16:13Şifâ-i Şerîf Dersi 298. Bölüm 5 Ekim 20265 Ekim 2026 · 77 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 5 Ekim 2026
44:07Şifâ-i Şerîf Dersi 297. Bölüm 28 Eylül 202628 Eylül 2026 · 45 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 28 Eylül 2026


