1:33:37 / 1:50:30Şu an 1:33:37 / 1:50:30
Video bölümleri
- 01:13Zilkâde Ayının 25.Gecesinin ve Gününün Önemi
- 06:21Zilkâde Ayının 25.Gecesinin ve Gününün Önemi
- 10:48Peygamberler Ğaybı Bilir mi?
- 21:13"Hadîs-i Şerîflerde Geçen Her Şeyin Kur’ân'da Delîli Var mı?" Demek Câiz midir?
- 49:17“Allâh'tan Başkası Ğaybı Bilmez” Âyeti ile “Allâh, Rasûllerine Ğaybı Bildirir” Âyeti Arasında Çelişki Var Sananlar İyi Dinlesin!
- 1:21:33Evliyâdan Olan Zâtlar Ğaybı Bilir mi?
Transkript
267 satır
- 00:00
Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdülillahi Rabbil Alemin ve sallallahu teala ala seyyidina Muhammedin ve ala âlihi ve sahbihi ecma'in. Yeni bir fas'a geldik bu mübarek gecede, Zülkade-i Şerife'nin 25. gecesindeyiz. Geçen Perşembe sohbetinde bu usta çok izah vermiştik, yarınki orucun çok fazileti var, seneden 10 gece var, bu 10 geceyi ibadetle hiyaden
- 00:39
ve sabahında oruca niyet eden yarınki salı günü bunlar, işte cehennemden azad olur, günahlar mağfiret olunur, Mevla Teala bütün günahlarına rağmen mağfiret buyurur vs. Baya müjdeler anlatmıştım geçen Perşembe. Onlardan herhalde arkadaşlar size YouTube'da o bölümü parçalayıp başlığa çektiler. Oradan yine merak edenler istifade edebilirler diye düşünüyorum.
- 01:10
Onun için bu mübarek gece Allah-u Teala'nın Adem Aleyhisselam'ı cennetten dünyaya indirdi. Dünyaya indirilmesinden sonra, ilk rahmet olarak ona içi boş yakut halinde Kâbe-i Muazzama'yı şu andaki bulunan yerine kökten indirmesidir. Onun için evvelu rahmeti nezelet alel arzu fil hâmisu vel ahsîmîn zilka'de.
- 01:42
Zilka'de'nin 25. gecesinde, dolayısıyla gününde demektir o gece önce geliyor, yeryüzüne indirilen ilk rahmet. Yani bu, çünkü Adem Aleyhisselam Cennet'ten indirildi, Serendib, Hindistan'da bulunan şimdi Sri Lanka diyorlar, Sri Lanka tarafında orada Serendib'de o dağ var, oraya indirildi, bu meşhur bir hadisedir yani orada ayak izi de hâlâ var, çünkü çok uzun boylu, büyük ayak izi var, ondan havanemiz mesafe yakın olsun diye ciddiye indirildi yani,
- 02:27
çünkü Arafat'ta buluşacaklar zaman ciddenere, Sri Lanka'nere, tabi Mevlamız yine. Mevlamız yine kadınlara acıyor, onu yakın yere indirdi, ikisini birbirinden ayrı indirdi, yani 100 sene kadar buluşamadılar. Sonra Cebrail Aleyhisselâm ikisine de geliyordu, gidiyordu, ihtiyaçlarını görmeler için, çünkü Cennet'te ekmek elden, su gölden yani,
- 03:00
burası Cennet değil, burası Dünya, çok sıkıntılara tabi girdiler, netcesinde Cebrail Aleyhisselâm işte yemek pişirmek için ateş lazım, ateşi getiriyor, unu getiriyor, her şeyi öğretiyor yani, unu öğütmesine kadar, pişirmesine kadar, hep Cebrail Aleyhisselâm'ın tebliğatıyla dünyada tutunabildiler, yaşayabildiler.
- 03:24
Sonra Âdem Aleyhisselâm'ı Allah-u Teâlâ, başka vasıta yok yani, yayan, ama tabi adımları dürülüyordu, toprakları ayağının altında dürülüyordu, yani hızlı geçiyordu. Tayyime Kan da biraz denebilir. Bu şekilde Mekke-i Mükerreme'ye geldi, Melaike-i İkram Hazarâtı Cebrail Aleyhisselâm ile beraber kanatlarını vurarak Kâbe-i Muazzama'nın temellerini, altını açtılar.
- 04:00
Temelleri melekler yaptılar. Adem Aslan'ın da beraberiydi. Sonra üstünde bina yok. İşte Zilkade'nin, yani bu ay Haram ay, Zilkade ayı. Mahmud Efendi Hazretlerimizin kudsesi vefat ettiği Haram ay. Dün gece vefat etmişti yani. 23-24'e bağlayan gece, şimdi bu gecede 24-25'e bağlayan gece. Dolayısıyla bu mübarek gecede ve günde
- 04:33
yarınki günü yarın ibadetle iade edenler, işte 100 rekat namazı var. Artık sen 10 rekat da kılsan veyahut da 10 ikhlas okusan 100 ikhlas ile olmuş olur. 100 ikhlas da bütün geçmiş günahlar affoluyor, 50 sene günahı muhafaza oluyor, cennet vacip oluyor. 100 ikhlas okumak çok önemli. Başta yani namazda olsun olmasın ama namazda olursan daha aftal olur.
- 05:00
Kur'an-ı Kerim'deki kıraatler her harfinde 30 kat daha katlanıyor namazın içinde olduğu için. Allah'ım tembelliğimizi izale eyleyip, uyku halimizi bertaraf eyleyip, şu mübarek geceyi ihya muvaffak eylesin. Şimdi şifa-i şerif dersi başlıyor, herkese haberdar edelim. Bu ders de zaten ilim meclisinde bulunmak olduğu için.
- 05:25
Bir ilim meclisi bin rekat nafile namazdan hayırlıdır. Bin hasta ziyareti sevabından hayırlıdır. Bin cenaze namazı sevabından hayırlıdır. Yani Allah-u Teala hasta ziyaretle, cenaze namazına bilhassa yani Uhud dağları kadar sevap veriyor. Sahih hadis. Bunların hepsinden aftaldir diyor bir ilim meclisinde bulunmak.
- 05:50
Onun için hem bu geceyi ihya niyetiyle dersimize başlayalım inşallah. Yeni bir fasla geldik. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in mucizeleri. Gayıptan haber vermeleriyle ilgili mucizeleri hakkındaki yeni bir fasıl açtı. Şifa-i şerif sahibi Gazi Aziz Hazretleri. Oradan devam edeceğiz. İnşallah-u Rahman.
- 06:11
Ama gecenin önemini bilelim. En azından filmler, diziler, bilmem nelerle boş geçirmeyelim. Mübarek haram ayın 25'in gecesi, Kabe-i Muazzama'nın dünya indirildiği gece. Nasıl Hz. Kur'an'ın indirildiği gece Kadir Gecesi oldu, binaden hayırlı oldu. Bu gece niye böyle on gece eftal olan on geceden biri oldu?
- 06:33
Kabe-i Muazzama'nın ilk rahmeti olarak içi boş, yakut ama aynı bina hatta daha da uzun. O hatim denen yer de o zaman ekliydi. İlk binasında bu yuvarlak hilal şeklindeki dairenin olduğu yerde Kabe'nin içi. Sonradan bu son bina oradan dışarı bırakıldı. Onda uzun kısalar var. Şu anda mevzumuz o değil. Dolayısıyla içi boş bir yakut halinde Kabe-i Muazzama'nın indirildiği gece.
- 07:07
Bu çok önemli bir gece. Kabe'nin indirilmesi kadar büyük rahmet var mı? Büyük hidayet var mı? Bütün ömreler, haclar, taaflar, sahiler hepsi Kabe'ye bağlı. Kabe olmasa neyi nereden seçeceksin yani? Neresi nedir diye kim bilecek, bildirecek? Bütün müstecap makamlar, yani onun civarında orada hepsi, 15 yerde dua kabul oluyor bütün Müslümanlar.
- 07:36
Akın akın maddi manevi, bütün sıkıntıların çözümü için, günahlarını mağfireti için Kabe-i Muazzama'ya gidiyorlar. Allah'ımızın evine sığınıyorlar. Melekler Beyti Mağmur'un etrafında, yedinci kat semada, tam Kabe'nin üstünde taaf ediyorlar, namaz kılıyorlar, saf tutuyorlar.
- 07:54
İnsanlar da dünyada, Adem Aleyhisselam indi cennetten, Beyti Mağmur'dan etrafında taaf eden melekleri seyrediyordu cennetteyken. Tabi o ünsiyet kaybolunca, o kadar kalabalık Melaike cemaatinin, her gün 70 bin melek geliyor gidiyor. Bir daha o meleklere sıra bile gelmiyor kıyamete kadar yani. O kadar Allah'ın melek orduları var.
- 08:21
Onların taafını seyrediyorken, dünya tek başına Sirilen Kadın Serendip Dağı'nda ot yok, ocak yok, dünyada bir tane insan yok. Bir hava annemiz gelmiş, orada cidde de var, aralara, binlerce kilometre var. Yani bu bir yalnızlık hissi, vahşet doğurur. Dolayısıyla bunun ünsiyete tebdili, Kabe-i Muazzama indirilmesiyle ve zaten hava annemizle cem edilmesiyle Mekke'de ve Arafat'ta,
- 08:59
azami derecede hasıl oldu Mevla Teala. Adem Aleyhisselam'ı bu yalnızlık hissinden, yalnızlık Allah'a mahsustur Celle Celaluhu, kurtardı. Ama kıyamete kadar gelecek insanlara, bizlere de Kabe-i Muazzama ne büyük rahmet oldu. Yerinin tespiti, tayini vesaire, meleklerin temeline atmaları.
- 09:23
Ama bina onun üzerine Adem Aleyhisselam, İbrahim Aleyhisselam, İsmail Aleyhisselam taşlarla o yaptı. Ama Adem Aleyhisselam zamanındaki Kabe, gökten içi boş yakut halinde indirildi. Sonra Nuh Aleyhisselam'ın tufanına kadar o durdu. Nuh Aleyhisselam'ın tufanında o gökten cennete indirilen yakuttan olan Kabe, göğe kaldırıldı, geri kaldırıldı.
- 09:47
Mevzu bu. Bu gecenin de böyle bir önemi var. Maalesef hocaların birçoğu bu ilimlere vakıf değil. Merak da etmiyorlar, araştırma da yapmıyorlar. Ama biz ahiret yolcusuyuz. Ahirete çıkarken karşılıksız çıkmayalım derdi Efendimiz. Kazanmak istiyoruz, zengin çıkanlardan olmak istiyoruz. Onun için bu mübarek günleri, geceleri değerlendirmemiz lazım.
- 10:16
Çok uzun teferruatlı anlattım yani belki bilmiyorum yarım saatten fazladır. O videoyu da bizim cübbel amacat sitesinde, yeni sitede de paylaştılar yani sohbetten orayı kesip diye anlıyorum yani öyle düşünüyorum yapmışlardır. Onu merak edenler teferruatını hemen bu dersten sonra dinlesinler.
- 10:42
Şimdi biz ilim meclisi kurduk, ilim meclisine niyet ediyoruz ve başlıyoruz. Faslun, bu bir fasıldır. Ne hakkında da bu fasıl? Fî ma o şeyler hakkında ki, hâ zâ faslun demek, onu kaç kere söyledim. Ne hakkındadır? Kâinun orda yine gizli, fînin müteallakı harficel. Harficelerle müteallaklar ekseri gizli oluyor.
- 11:11
Fî ma o şeyler hakkında olucudur ki, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hakkında. Utli'a, muttali kılındı, vakıf kılındı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Hüvesi Resulullah'a gülüyor Resulullah. İsmi gene de geçmedi değil mi? Zaten geriki kelimelerin hepsinde. Bu kitabın kendisinde her tarafı Resulullah'tan bahsettiği için.
- 11:37
Orda zamiri de belli, mercii de belli. Utli'a da olur, ittalâ da olur. Utli'a olursa Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem vakıf kılındı, bildirildi yani. Neye? Aleyhi o şeylere vakıf kılındı. İttalâ olursa o da doğru olur. Fî ma o şeyler hakkında ki ittalâya Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem vakıf oldu.
- 12:00
Yani Allah'ın bildirmesiyle tabi onu demeye ne hacet. Nelere vakıf oldu? Aleyhi o şeylere, ma'ya gidiyor. O da ne hakkında yani? Vakıf olduğu çok ilim var. Allah-u Teala ona çok ilim verdi. Bu fasıl hangi, vakıf olduğu hangi ilimler hakkında diye soruluyor. Minel huyûbî.
- 12:27
Şimdi huyûb, gaybın cemisidir. Gayb da, gâbe yegîbüden mastardır. Türkçede kayboldu diyorlar, kayb. O k aslında Arapça'da gayb, gayb oldu. Yani kayboldu, gayb oldu. Yuvşak k'ye çevirmişler kelimenin aslı. Oradan geliyor. Tabi ki gayblar hakkında. Gayblar ne demek? İnsanların göremediği şeyler hakkında.
- 12:59
Yoksa Allah-u Teala hakkında gayb diye bir şey söz konusu değildir. Allah-u Teala'dan hiçbir şey gizli kalmayacağına göre. İnne Allâhe lâ ehfe'âli şey'un fil erdu ve lâ fissemâ. Uyuruyor. Âl-i İmrân Sûresi'nde gökte yerde Allah hiçbir şey gizli kalmaz. 18. âlemde de gizli kalmaz. Ondan sonra Âlimul Gayb-i Şehâde.
- 13:23
Haşr Sûresi'de var, En'âm Sûresi'de var. İşte efendim, En'âm Sûresi'nde Miskal-i zerretin fil erdu ve lâ fissemâ. Öyle hatırlıyorum. Yerde gökte zerre miskal. Yani zerre ağırlığınca bir şey Allah'tan kaybolamaz. Gizli kalamaz. Âlimul Gayb-i Şehâde ve Rahmân-ı Rahîm'de mesela. Yine öyle buyuruyor. Gayb.
- 14:00
İnsanların gözlerinden gayb olan. Mesela melekler alemini göremiyoruz. Bize göre gayb oluyor. Cinleri göremiyoruz. Bunlar Allah'a gayb olmaz. Allah hepsini biliyor. Ve şehâdeti sizin gördükleriniz. Yani herkesin gördüğü. O zaten Allah'ın malumatındandır. Ama hiç görmediğim şeyleri de Mevla biliyor. Onun için.
- 14:31
Mesela. İman şartlarında da bizim imanımız. Gayba imandır. Sahabe-i Kiram, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem. Teala aleyhisselam Efendimiz'i görmediler. Hasebe ile. Biraz gayplıktan çıktılar. Yani Cebrail aleyhisselam'ı da insan suretinde gördüler. İşte mucizeler gördüler ama. Onların da imanı gaybadır bir bakımdan.
- 14:52
Çünkü cenneti görmediler. Cehennemi görmediler. Yani. Meleklerin aslıyı suretleri üzere görmediler. Bu itibarla imanda muhtemel olan şey gayba imanın. Ne buyuruyor? Hudelil muttakil. Bu Kur'an takva sahipleri için yol gösterici, rehber ve cennete ulaştırmadan bırakmaz yani. Hidayettir. Ama takva sahipleri kimdir?
- 15:23
Ellezîne yu'minûne bil gaybi. İlk işin başında Allah ve Resulü'nün buyurduklarına, duyurduklarına görmeden gayba yani gıyaben yanında bulunmadıkları halde iman ediyorlar. Yani Mirac'a iman ettiler. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in yanında Mirac'a. Sahabeden hiç biri çıkmadı yani. O da o zaman gayb oluyor.
- 15:50
Burada muhtemel olan gayba imandır. Demek ki bu hususta bu fasıl Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e bildirilen gayblar. Yani ne demek? Normalde hiçbir insanın bilmediği şeyler ama Allah-u Teala ona bildirmiş. Daha ne hakkında? O minel huyubi yani Resulullah'ın vakıf olduğu şeyler ne hakkında? Bir gayb hakkında yani şu anda mevcut ama biz göremiyoruz.
- 16:14
Bir de vema o şeyler hakkında ki yekûnü şu anda yok ileride olacak. Allah gayb diye bir şey yok. Allah-u Teala ileride ne olacağını da ezelde biliyor yani. Ama bizim açımızdan ileride olacak şeyler şu anda bütün dünyanın en merak ettiği ilim gayb ilmidir. Yahudi, Hristiyanlar, Amerika, Rusyalı, Avrupası önümüzdeki aylarda, günlerde neler olacak
- 16:44
yarın ne olacağını kimse bilemiyor. Hatta yarın kendi ne yapacağını bile bilemiyor. Ama tedri-i nefsun made-i teksi bu kadar diyor Kur'an. İnne Allâhe endevûne üssehâ başta kıyametin bilgisi ne zaman kopacak ancak Allah bilir. Ve yunez zilul gaythi yağmurları indiriyor ne zaman yağdıracak. Bulutları gördükten sonra meteoroloji tahminim onun ne nefkarı da anlar.
- 17:10
Hatta romantizması olanlara ağrı geliyor meteorolojiden önce yağmur yağacak diyor. Nereden biliyorsun ağrılarım arttı diyor. Bu bende de oluyor. Ondan sonra Şaban'ın filminde de var ya sonra ve âlemün mâ fil-erhâm anne rahimlerindekini ancak Allah biliyor. E şimdi yoldurasan var işte efendim çocuk tespit ediliyor bilmem ne.
- 17:36
Ya neyi tespit ediliyor? Çocuğun erkeklik organı veya dişilik organı belirdikten sonra tespit ediliyor. Allah Teala ondan bahsediyor. E bence o da yoktu tabii. E tamam sen çok ilerledin. gel bakalım meni halindeyken, nutfu halindeyken azıcık bir damla su halindeyken o zaman tespit et bakalım erkeklik dişi mi?
- 18:00
Hiç öyle bir teknoloji gelişmedi yani. Ondan sonra Allah Teala'nın bildiğinde senin bildiğin kıyas edilebilir mi? Ultrasan'a mı baktın? Yine bile şaşıran var yani. Yani ultrasan'a bakılıp da yanlış tespit bile var. E onu da bırak. E sen bunu neyin tespit ettin yani? Cinsiyetini. E cinsiyetini tespit ettin sen.
- 18:22
Peki ne kadar yaşayacağını biliyor musun? Zengin mi, fakir mi olacak? Rızkı nasıl olacak? Onu biliyor musun? Kaderi ne olacak? Bahtı açık mı olacak? Kapalı mı olacak? Onu biliyor musun? Kiminle evlenecek, doğuracak bir çocuğu olacak mı? Onu biliyor musun? Yani bir insan hakkında binlerce, on binlerce mevzu var.
- 18:44
Eğer doğarsa, yaşarsa yaşayacaksa, ölecekse onun hakkında dünya kadar sual çıkar. Sen onu e bu çocuk erkek onu gördükten sonra nenem de erkek der. Huzuru gördükten sonra. Ama bunun hakkında dünya kadar da malumat var. Rahimlerindekinin bütün tafsilatını ancak Allah biliyor. Ve mâ tedrî nefsum mâ zâ teksibu heden.
- 19:09
Yarın ne yapacağın kesbedeceğini hiçbir kimse bilemez. Dördüncü madde. Hakikaten öyle yani. Niyet ediyorsun köye gideceğim, bir olay çıkıyor şehre iniyorsun. Niyet ediyorsun şu camiye gideceğim başka bir mesele mani çıkıyor, engel çıkıyor veya bir olay oluyor. Tam tersine gidiyorsun. Bazen de yarın sana geleceğim diye kızını arıyorsun, oğlunu arıyorsun.
- 19:37
Halbuki mezara gidiyorsun. Yani. Bekleyen insanlar Allah Allah niye gelmedi, niye geç kaldı? Halbuki adam ölmüş. Böyle şey oluyor. Ve mâ tedrî nefsum. Hiçbir kimse bilemez. Be yarın hangi arazide ölecek? Yani ben şimdi evimde mi öleceğim? İstanbul'da mı öleceğim? Türkiye'de mi öleceğim? Yurtdışında mı öleceğim?
- 20:01
Yurtdışında hangi ülkede ölürsem öleceğim? Ondan sonra nereye gömüleceğim? İnnallâhe alîmun habîr. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilen ve her şeyden ziyadesiyle haberdar olan Allah'tır. Celle Celâluhu. Onun için burada Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'e diğer peygamberlere de bildirilenler var.
- 20:27
Hatta bazı velîleri peygamberlere mucize tarif ile, velîlere keramet tarif ile. Lâkin tabi ehl-i sünnetten hariç olan kimseler bunları reddedebiliyorlar. Vâbiler reddediyor. Bazı efendim zaten reformistler, mealciler falan. Zaten hadise bile inanmıyorum. Dolayısıyla onlar inkar edebiliyor. Ama biz bunlara iman ediyoruz.
- 21:08
Çünkü bu hususta Kur'an'dan delilimiz var. Bir defa her şeyde Kur'an'dan delil aranmaz. Yani Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in helal dediği, haram dediği yüzlerce, binlerce mesele var ki Kur'an-ı Kerim'de onun ismiyle konu geçmiyor. Ama toptanında Vemâ teâkumu r-rasûluh. Resûlüm ne verdiyse onu alın.
- 21:32
Vemâ neâkumû ânü fentehû. Yasakladıklarından vazgeçin. Teraat kelimesine öyle. Vuharrimûne mâ harramallâhu ve rasûluh. Allah ve Rasûlü haram kıldıklarını haram kabul etmeyenlerle savaşın diyor. Orada mesela Allah'ın haram kıldıkları, Kur'an'da sabit olanların dışında Rasûlü'nün haram kıldıkları da diye ayette geçiyor mesela.
- 21:53
O zaten Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'de Allah'tan gelen vaillerle. Çünkü neden? Hadisler de vaidir. Kur'an'dan bir farkı, o namazda kıraat yapılabiliyor. Çünkü lafzı da manası da Mevla'dan. Hadislerin bir farkı, mana Allah Teâlâ'dan Cebrail Aleyhisselâm getiriyor. Lafzı Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem konuşma kalıbına koyarak beyan ediyor.
- 22:16
Arab'ın Acem'in en fasih, düzgün konuşan olduğu için tabi hadis-i şeriflere de pek misli getirilecek şeyler değil ama o lafzı Mevla'dan gelmediği için onu namazda kıraat yerine geçmiyor. Zamm-ı Sûre olarak okunamıyor yani. Farkı bu. Yoksa hadisler sahihse derken yani onu demeye lüzum yok zaten. Yani hadise sahihtir.
- 22:40
Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem buyurduysa hadistir. Buyurduysa hadistir, hadise sahihtir. Bunun tabi bir izahı var mı? Onun için bu konuda fiten hadisleri Mehmet Görmez'in fiten hadisleri sorunludur diyerek toptancılık yapıp Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in kayıptan verdiği haberlerle ilgili tümünü reddetti.
- 23:04
İstanbul'da aynı kafada Mehmet okuyan da aynı kafada, Mustafa Öztürk de aynı kafada. Mustafa Karataş işte İsa Aleyhisselam dir olduğuna inanmıyor. Halbuki Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem haber verdi. Kıyamet erken inecek buyurdu. Bu ileride olacak bir kayıpla ilgili bir şey. Bak kayıpa inanmıyor işte adam.
- 23:24
Şimdi bunlar ilahici hocalardan, alim geçinen müsveddelerden, bunların yani İslam'da bir hükmü yok. Bunların bizi bağlayacak hiçbir beyanları, ilimleri yok. Çünkü sünneti devreden çıkarttığı anda İslam'ın dört delilinden kitap sünneti Muhammed Kıyas Fukah'ın daha ikincisini inkar ettiğinden hatta birincisini de inkar edenleri var.
- 23:54
Mesela Hanîsî Hasan bin Ece ile ilgili öldürülmediğiyle, çarmıha girilmediğiyle ilgili zaten ayetler var. Ama Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in kayıpları bildiğine dair ayetler var. Şimdi nasıl ki Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in haram dediği şeyler
- 24:20
bir çoğu, bir kısmı demiyorum, bilerek konuşuyorum. Bir çoğu sakal tıraşından tut, erkeklerin altın giymesinden tut, bir çoğu daha ne kadar haram, eti yenecekte hayvanlarda falan da, avlarda ne kadar hükümlerde bunların helal dediği, haram dediği bunlar Kur'an-ı Kerim'de konularına rastlayamıyoruz. Ama neye rastlıyoruz?
- 24:44
Resule itaat eden muhakkak Allah'a itaat etmiş olur. Allah'a itaattan sonra Resule itaat, e peki zaten sade Kur'an yeterli olsaydı Allah'a itaat deyip bitirirdi. İtaat nerede kaldı? E çünkü Resule itaat, hiçbir âyette Allah'a itaattan ayrılmamış. E çünkü neden? Size Resulümün verdiklerini alın diyor.
- 25:04
Demek ki Kur'an'ın dışında verdikleri var. Ebu Davud hadise, sayı hadise, Kütüb-ü Sitte'de kaç yerde geçiyor? Yani farklı lafızlarla. Bana Kur'an verildi, onun ikinci misli de hikmet. Hikmet dediği sünnet, hadis-i şerifler. Zaten Kur'an-ı Kerim'de, kitabı öyle hikmete, benim peygamberim onlara kitabı öğretiyor, bir de hikmeti öğretiyor.
- 25:26
E şimdi hikmetle kitap aynı olsaydı, atıp mukayyet ettikti zaten, birbirine atfetmezdi. Şimdi burada ben, Ahmet ve Mehmet geldi, odaya içeri girdi dediğim zaman Ahmet'le Mehmet'in ayrılışları olduğu anlaşılıyor. Ama deseydim ki Ahmet, Mehmet geldi, Ahmet, Mahmut geldi, o zaman iki isim bir adamın ismini.
- 25:48
Ama Ahmet ve Mahmut dersem, bu ikisi bir adam değil. Bunu çocuk bilir. Allah-u Teala da Kur'an'da kaç yerde ne buyuruyor? Benim Habibim size kitap öğretiyor, yani Kur'an. Daha vel hikmete, bir de ayrıca yani ilaveten hikmet. E sallallahu aleyhi ve sellem ne buyuruyor? E bu Kur'an'da var, e bunu bana izah et o zaman.
- 26:10
Efendimiz de buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem, hikmet sünnettir, bana Kur'an'dan fazla iki misli, yani çok daha fazla sünnet ve hadis-i şerifler geldi. Bu itibarıyla bunlarda da bir bölümü gaybî ilimlerle alakalı. İşte fiten hadisleri, fiten, yani sadece fiten değil tabii, fiten de gaybla ilgili bilgilerin bir kısmı.
- 26:34
Fiten, fitneler demek, fitneler işte iç karışıklıklar, dış karışıklıklar, işte zaten Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem vefatından hemen sonra, işte Hazreti Osman'ın şehadetin şehit edilmesinden hemen sonra, hatta Efendimiz'in vefatından hemen sonra, mürtedler olduğu, dinden dönenler olduğu, Ebu Bekir Sıddık'ın Allah'a iki sene onlarla harp ettiği,
- 26:53
e bunların hepsini haber verdi sallallahu aleyhi ve sellem. E la ilaha illa tercübü ve alihi küffâra, benden sonra kafir ol diye dönmeyin. Bunlar hep söyledi. Ama Kur'an'da işaret olan var, olmayan var. Yani Habibim sağlığında veya ölümünden sonra. Bu da ona işaret. Allah'ın size ihtiyacı yok. Geberir seni cehennemin dibine kadar.
- 27:18
Yolunuz var. bu da ona işaret. Allah yeni kavimler getirecek. Allah'ın size ihtiyacı yok. Fars milletini getirir, Türk milletini getirir. Gebeririz cehennemin dibine kadar. Ve bunlar İslam'a bin senedir, bin senedir, bin senedir, Yolunuz var. Allah yeni kavimler getirecek. Fars milletini getirir, Türk milletini getirir.
- 27:31
Ve bunlar İslâm'a Ve bunlar İslam'a bin seneden fazla hizmet ettikleri var. Çok büyük. Çünkü mürtet olanlar arar. Çünkü mürtet olanlar Araplardan oldu bir kısım. yaratıklardan oldu bir kesim. Allah onları seviyor, onlar Allah'ını seviyor. Bu ahetler de var. Vahitler de var ama Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Ama Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem,
- 27:46
daha benim evvel vefatımdan sonra dinden çıkanlar olacak buyurdu. E kayıptan işte haber. Hiç kimse dinden çıkmamış olamaz. E çıktı mı çıktı işte. Onun için kardeşler bu konu çok önemli. Gelecekten haber verdi. Bir de o anda bir mesele var kayıp. Yani insanlar göremiyor onu. Ama Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e bildiriliyor.
- 28:14
Ama gelecekle ilgili değil. Mesela Hazreti Necaşi Habeşistan'da radıyallahu anh Efendimiz, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ile hiç görüşmemedi. Ama Müslüman oldu Efendimiz'in döneminde vesaire. Kur'an-ı Kerim'de ondan işte bunun beraber Müslüman olanlardan bahsediyor ayetler.
- 28:46
Hakkı anladıkları zaman Kur'an'ın hak olduğunu Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem son nebi zişan olduğunu anladıkları zaman onlar o ayetleri Meryem Suresi'nin ayetlerini okudukları zaman sahabeyi dinledikleri zaman Habibim yanlarında olsaydın görürdün ki gözlerinden yaşlar akıyor. İşte onların dualarını.
- 29:07
Ama şimdi bu galiba şöyle. Bunu Allah ayetle bildirdi. Burada kimse tartışmıyor. Yani Necaşi Hazretleri ve adamları Müslüman olurken yanındaki Kıssistler, Keşişler, Rabbiler Müslüman olurken yaşananları sahabe-i kiramdan oraya hicret etmiş. Kimselerin okudukları Kur'an'ı dinlerken o yaşananları Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bildiriyor.
- 29:33
Bulunduğu yer neresiyse. Mekke veya Medine. Vahiy geldiği yerde bildiriyor. Ama şimdi buraya kimse itiraz etmiyor. Çünkü diyor ki o zaten Allah'a bildirdi Kur'an'la diyor. İtiraz nereye diyorlar? Hadis ile bildirilenlere itiraz ediyorlar. Ya kaynağı aynı Allah'a bildiriyor. Ben sana Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem kendiliğinden biliyor.
- 29:55
Allah bildirmese de bilir dersem o zaman dinden çıkarım, müşrik olurum. Allah bildirmese de biliyor. Allah bildirmeden kim ne bilebilir? O zaman mevzu ne kalıyor? Peki Allah bildiriyor mu, bildirmiyor mu? Bana bildirmiyor mu? Bildirdi mi, bildirmedi mi? Orada kalıyor. E onun da delili yine Kur'an'da var.
- 30:14
Hepsini âyet okuyor. görüm farkındaysanız. Gelecekle ilgili. Şimdi bu gelecekle ilgili değil. Çünkü Hazreti Necih Haşin'in orada bu olaylar yaşanıyor. O anda da Allah'tan ağabeyime bildiriyor. Dolayısıyla bu gelecekle ilgili değil. O anda yaşanan bir şey. Ama kayıp mı kayıp? Çünkü neden Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem canlı yayından izlemiyor ki?
- 30:34
Ebubey Sıddık'ta yanında Hazreti Ömer, yanında sahabe var. Onlar da izlemiyor. Onlara göre kayıp. Ama Allah bildirince kayıplıktan çıkıyor. Olmuş işlerden bilen misal. Muaviye, bu meşhur bizim Hazreti Muaviye değil. Sahabede birkaç tane muaviye var. Muaviye İbn-i Kurra var işte vesaire. Bir başka muaviye de var.
- 30:56
Bir şeyini unuttum. Kimin oğlu olduğunu da. Ama adı muaviye biliyorum yani. Radıyallâhu anh Efendimiz. Say hadis. Mekke'de, Medine'de vefat ediyor. Medine'de vefat edince, mesela Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Necei Haşin'in namazını, kıyabi cenaze namazı kıldırır. Zaten mezheplerde önünde olmayan cenazenin uzaktan namazını kılma meselesi nereden çıkıyor?
- 31:21
Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, Hazreti Necei Haşin'in cenazesi, Habeşistan'da, Efendimiz'in Medine'de. Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, hadi kardeşinizin cenaze namazını kılacağız. Saf olun bakalım buyurdu. Necei Haşin'in şiyeyi getirildi. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e gösteriliyor. Sahabe-i Kiram gelip de tabutu elleyip veyahut da yüzünü açıp göremediler.
- 31:41
Ama Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem önüne açıldı. Tamam buyurdu. Ben namaza niyet ediyorum, kıldırıyorum. Siz de bana uydurun. E sonra Muaviye Radıyallâhu Aleyhi ve Sellem ile ilgili o vefat etmiş Medine'de. Cebrail Aleyhisselam, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in Tebük seferinde Cibril Aleyhisselam geliyor, nazil oluyor.
- 32:03
Diyor ki ya Muhammed Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, Muaviye isimli sahabin Medine'de vefat etti. Bu Efendimiz'in zamanında vefat eden yani. Bizim Hazreti Muaviye Efendimiz'den 40 sene sonra yaşıyor. Onunla alakalı değil. Birbirini karıştırmayalım. Zaten şeyini işte unuttum. İbn-i Kurra'yı biliyorum, İbn-i Kurra da değil.
- 32:23
Bir tane daha var. Ondan sonra çok şey gördüğümüz için kafada kalması pek mümkün olmayacak hale geldi bir de yaşlanıyoruz. Vefat etti diyor. Tamam Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Bir de dua diyor. Veyahut da neyse. İstersen diyor sana onun naaşını açayım. Aradan perdeyi açayım.
- 32:54
Şimdi sen canlı yapıyorsun. Dünyanın fizandaki şeyi buraya canlı yapıyorsun. Orada yaşanan tal kıvırtısı görüyorsun canlı. Canlı ne demek? Kaç bin kilometre ötede ağacın dibinde oturuyorsun, ağaç sallansa sen buradan görüyorsun. O anda sallandığı anı görüyorsun. Sonrasını görmüyorsun. Canlının manası o.
- 33:14
Şu anda sana cenazesi Medine'de kılınacak. Sahabeden Medine'de kalanlar yerine bıraktı. İbn-i Ümmi mektubu bıraktı herhalde âmâ olan zatın diye hatırlıyorum. Ondan sonra o kıldıracak. Sana diyor şey yapayım mı? E bu şimdi kayıp. Temmuz neresi? Medine'ye bin kilometre. O zaman da bu hastalığa canlıyan yok.
- 33:44
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem diyor tamam. Sen aç şeyi. Ben onun cenazesini kılayım. Buyurduğu zaman işte Sahab-ı Ekrem soruyor. Ya Resulallah bu zat bu fazilete nasıl nail oldu? Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'e Cebrail Aleyhisselâm'a soruyor, tabi Cebrail Aleyhisselâm bildirir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme Cebrail aleyhisselam'a soruyor.
- 34:08
Tabi Cebrail aleyhisselam bildirir. Yıkıra'ti Yıkıraati kuluallâhâd, râkiben ve maşiyen ve kaiden ve Kulu Allahat yani Yani, devamlı kuluallâhâd okurmuş. devamlı Kulu Allahat okurmuş o zat. Ayakta okurmuş. Otururken okurmuş. Hayvana bindiği vakit okurmuş. Hep Kulu Allahat okurmuş. Kulu Allahat Suresinin çok fazileti var.
- 34:28
Onu çok okuduğu için Mevla Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Medine'de olmadığı halde bin kilometre öteden açıyor ve cenaze namazına iştirak ettiriyor. Şimdi bu kayıptır ama o anda Medine'de yaşanan bir şey. Yani gelecekle ilgili kayıp değil. Ama ne yapıyor Mevla? O kayıbı da Habibine bildiriyor.
- 34:49
Dilediği kadarıyla. Açıyor, cenazeyi kıldırtırıyor. Bunun gibi Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem, mesele aklıma geldikçe geliyor. Mu'te Savaşı. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem onları Medine-i Münevvere'den uğurladı. İşte Hazreti Zeyd komutan olacak. O şehit olursa Cafer-i Tayyar Hazretleri komuta edecek.
- 35:22
O da şehit olsa Abdullah-ı Miravâ Hazretleri. Bak şimdi onlara da yani ikisi şehit olacak, üçüncüye kadar söylüyor. Ondan sonra onlar gidiyorlar. Mu'te nereye? Daha Ürdün'de. Ben harbin yapıldığı yere gittim. Yani Medine-i Münevvere'ye. Çok uzak. Belki de bin kilometreden fazladır bence. Çünkü Suud'dan çıkıyorsun yani.
- 35:46
Tebuk hâlâ Suudi Arabistan'ın içinde. Sınırında mesela. O bile binse o daha ileri. Şu anda Ürdün şeyinde. Adı yine Mu'te diye geçiyor. Mu'te. Savaşında. İşte Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Medine-i Münevvere'de oturuyor. Sahabe-i Kirâm önünde. E şimdi bu gelecekle ilgili kayıp değil. O anda yaşanan.
- 36:09
Yaşanan ama sana göre, bana göre kayıp. Çünkü neden? Şu anda dünyanın her yerinde ne yaşanıyordu? Benim hanımım şimdi başka bir yerde. Şu anda orada ne yiyorum, ne içiyorum, nerede oturuyorum, ne hali var? Bana göre kayıp şimdi. Yanımda olmayınca kayıp. Öbür ortada adamın ne yaptığını göremiyorsam kayıp.
- 36:29
Ama bu gelecekle ilgili kayıp değil. Bunları birbirinden ayırmamız lazım. E ne buyuruyor Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem? Hüngür hüngür ağlayarak canlı yayın anlatıyor. Ya sahabe-i kirâm bir şey görmüyorlar ki. Eheberrâete zeydun. Ondan sonra işte Fekûtil.
- 36:46
Şimdi sancağı zeyd aldı diyor. Aynı böyle tekrar anlıyor. Ondan sonra o şehit edildi diyor. Sonra Cafer aldı şimdi diyor. Fekûtil'e. O da şehit edildi diyor. Sonra Abdullah İbrahim'i aldı diyor. O da şehit olunca diyor. Fekûtil, o da şehit oldu diyor. Hüngür hüngür ağlıyor. Ondan sonra efendim işte herhalde hatırladığım kadarıyla.
- 37:19
Sonra Halid İbni Velid o zaman yani Uğurt'tan sonra zaten Müslüman oldu da Mu'ter son zamanlar. Tüm Mevheden Halid'in işte öyle hatırlıyorum. Bukhara hadisi yani. Sonra Halid İbni Velid'i aldı diyor. İşte ona fethi nasip oldu. Düşmanları mağlup etti.
- 37:40
Şimdi burada da kaç yüzlerce kilometre, binlerce kilometre ötedeki yaşanan bir harbi canlı canlı anlatıyor. Sonra sahabe-i kiram geliyorlar. O harpten sağa dönenler. E ne oldu diye soruyorlar öbür sahabe-i kiram. Gününü, saatini söylüyorlar. Şu gün, şu saat. E tamam işte Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem o gün o saat Mescid-i Nebevi'de oturdu bize anlattı diyorlar.
- 38:04
Nasıl oldu diyor. İlk işte Zeyd Razı Allah, Zeyd İbni Haris olacak. İlk Zeyd Razı Allah şehit oldu. Sonra Cafer Tayyar şehit oldu. Sonra Abdullah İbrahim şehit oldu. Sonra Halid İbni Velid fethetti. Sancağı aldı, galip geldi. Aynen. Bunu Mevla bildirmeden Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in bilmesini söz konusu etmiyoruz zaten.
- 38:26
Ama gayipler iki türlüdür. Bir, şu anda yaşanıyor ama sana uzak. Senin gördüğün yerde değilse sana gayip. İki, şu anda yaşanmıyor, gelecekte yaşanacak. Ha bu gelecekte yaşanacak, hepten bir acayip bir şey. Çünkü şu anda bazı sistemlerle canlı yayınlarla, bilmem ne, şurada ne oluyor, burada ne oluyor yansıtabiliyorlar.
- 38:53
Tabii her şey bir anda yansıtamıyor da yani. İlgilendiği konuyu adam gönderiyor. Çekim elemanı gönderiyor, bilmem ne gönderiyor, oradan şey yapıyor, oradan efendim röportaj yapıyor, bilmem ne. Şu anda burada neler oluyor, şöyle oluyor, böyle oluyor. Dünyanın her tarafında haberlerde çıkıyorlar. Ama gelecekle ilgili olanı şu anda kim konuşabiliyor?
- 39:16
Konuşan var da falcılar, büyücüler, cinciler, medyun, mağdur, bilmem ne. Ne tutturuyor? Atış serbest. Yani, ben şimdi desem ki 100 sene sonra şöyle olacak. Bizim millet Allah Allah, Hoca Efendi'ye Mevla gayiplerden haber verir falan diye inanan çıkabilir. Ama 100 sene sonra ben de yokum, o da yok. Veya 10 sene sonra ben yokum, o var.
- 39:46
O dediğim tarihte, o dediğim çıkmazsa ne yapacak? Yok olsun, ha mervana diyecek, bir sene kadar durmuş diyecek ama nasıl olsa... Nasıl olsa ben gitmişim yani, ondan sonra bana bir şey gelmiyor. Atış serbest yani. Onlardan bahsetmiyoruz. Allah-u Teala'nın kesin ilim ifade eden vahyi, hadis-i şeriflerle olan vahyinde
- 40:08
Allah-u Teala'nın ona bildirdikleri hakkında büyük bir mucize var. Çünkü kimsenin bilemeyeceği şeyler, önce de hepsini söyledi. Kıyametin küçük alametleri, kendisinden sonra zuhur eden. Sonra orta alametleri, biraz daha sonra, şu anda hemen hemen ortayı bitiriyoruz. Sonra büyük alametleri zaten, bir başladı mı çorap sökülür gibi gelecek.
- 40:30
Tespin taneleri kopmuş gibi birbirine atınca 10 tane büyük alamet olmadan kıyamet kopmayacak. Onlar zaten, ne bileyim 30 ders mi, 36 ders mi, kaç derse bunları anlattım yani. Oradakilerin hepsi benim şeyimde. Herhalde onlar eski sitede kaldı ama o da, yani onların da seyredebiliyorsunuz. Yani şey olarak işlenmiyor ama eskiler kaldı orada.
- 40:55
Kıyamet alametleri serisi var orada. Bilmiyorum yani, 30'dan fazladır. O dersleri dinlediğiniz zaman hepsi kayıptan haber veriyor ve nasıl çıktığını, yani o hadis-i şeriflerin Bukhariler'de, Müslümler'de, Ebu Davud Nesai'lerde yazıldığı tarihten çok sonra. Hani burada şüpheye düşsen ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bunları söylemedi de, bu hadisçiler uydurdu desen.
- 41:24
Peki karbon teslimi ne diyorlar? O hadislerin yazıldığı tarihlere gidiyorsun. Yani Hicri sene 100, 150, 200. Yani bundan 1250 seneler evvel, 1200 seneler evvel. Nuhaym ibni Hammad Bukhari'den evvel, yani Bukhari'nin şeyhi. Fiteni, bu iç savaşları, kıyamete yakın olacakları en çok yazan kitaplardan biri Nuhaym ibni Hammad Hazretleri.
- 41:48
Kitab-ül Fitel. E bu Bukhari'den bile evvel. E Bukhari ona kavuştu da, Bukhari'nin şeyhi yani. Nereden baksan 200'ler. E 200'ler buradan geri gitsen 1250 sene geri gidiyorsun. O zaman onları yazmış. Peki sonra bu çıkmış mı? Mesela Ahmet ibni Hanbel'in müstediğinde, el yazmasıyla Ahmet ibni Hanbel'in müstediğinde bize nasıl ulaşacak?
- 42:09
Ezberden ezber ulaşmadı ki. Bir yere yazılan mahtuplardan ulaşıyor. Peki o el yazmalarda, Letuzianeli Konstantiniye, İstanbul mutlaka fetholunacaktır Konstantiniye. Bu hadis var mı? Var. İstanbul'un fetholunurluğu sene kaç sene? Yani diyelim 570 bin ve iç seviye 70 bin neyse. Hicri'ye göre birkaç sene daha artar o tabi.
- 42:36
Bayağı da artar yani. 33 sene de bir girer gelir. E sen bu hadislerin, Efendim Sallallahu Aleyhi ve Sellem ben isnat edildi, uyduruldu diye uyduranlara konuşuyorum. E peki bu hadisin yazıldığı, Ve şunlar şunlar olacak diye yazıldığı hadislerin kayda geçtiği dönem, 1200-1300 sene evvel kayda geçmiş. Yani Ahmet ibni Hanbel'in müstediği hakkında 1300 belki diyemeyiz ama,
- 43:04
O da nereden baksan 1200 sene evvel, 1250 sene evvel. Ama ondan geriler var. Ahmet ibni Hanbel ile başlamadı ki bu iş. Buhari ile de başlamadı. Daha sene 100'de, Sene 100'de, Yani, Efendim Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında, Abdullah ibni Hamid ibni Has, Hazretleri sahibinden zaten yazmaya başladı.
- 43:26
Efendimizin zamanında yazılmaya başladı. E sonra, İbni İshak'ın siiresi, Sene 100'de, Diğer bazı kaynaklar var, 100-150, İmam Hazan Efendimiz, Yani, sene 70, Doğu mu? E vefatı 150 zaten. E İmam Hazan Efendimizin müşnedi var. İmam Hazan Efendimiz neler yazdı. Yani, Dolayısıyla kim uyduruyor bunu? Kaç yüz sene sonra başlaşılmış yazmaya.
- 43:58
Ne alakası var? Efendim Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında yazıldı. Peki ben şunu anlatmaya çalışıyorum. Yani Yaşar Nuri bile dedi ya, Yani hadislere uydurma diyoruz, Bizim emri kabul etmiyoruz ama, E İstanbul fethedilecek şeyi, İstanbul'un fethinden yüzlerce sene evvel, Bütün kaynaklarda yazıyordu, El yazmalarda.
- 44:16
E fethedildi mi, fethedilmedi mi? E edildi. E şimdi buna ne diyeceğiz dedi. Bunun gibi yüzlerce, binlerce var yani. O İstanbul'dan yürüdü. Dolayısıyla, Gelecekte olanlarla ilgili, Verdiği haberlerin hadisler, Binlerce, İki cid, Yani tabi baskıya göre değişir de, Tamamı gelecekten haber. E bu kadar da müslümde de dolu var.
- 44:42
Kütübüs'te de, kütübü cisade, Müsnedlerde, musanneflerde, Hiç içinde dünya kadar, Bu hususta ilgili, Özel yazılmış kitab-ül fitenlerde var. Ama hadis külliyatının içerisinde baplar var. Her birinde kitap, kimi baba kitap diyor, kimi kitaba bap diyor, fark etmez. Konu başlıkları altında özel toplanmış yani.
- 45:07
E sen şimdi bunların hepsi de çıkmış. Tahtaki koyun çobanlarının yüksek binalar yapıp şehirlere inip, binalarda yarış yapıp köktelenlerde, Ben apartman 20 kat, ben 30 kat yaptım dediği günlerde değil miyiz? Bu tabii yeni de başlamadı kaç yüz sene evvelden. Türkiye'de biraz yeni oldu bu köktelen işleri de.
- 45:27
Yani yine de yüksek bina. 4 kat, 5 kat bina eskideki köydeki kerpiç evine göre çok yüksek. Ve böyle müteahhitler, sundan sonra yarışıyor. Çoğu da köyden inme yani, adamlar. Koyun çobanları şehirlerde büyük binalar yapacaklar diyor. Bu tabii yeni başlamadı yani, geriden beri geliyor. Daha neler? Hangi buyurduğu çıkmadı yani?
- 45:56
Dolayısıyla o kıyamet alametleri derslerimi dinlerseniz, ben şimdi onları anlatacak kadar vaktimiz yok. Burada Gazi Yazarları bir fasıl açtı. Bu fasılda bazı örnekler verecek. Bu dersleri çok ilginç dersler. Takip ederseniz inşallah.
- 46:11
Şimdi ben ne dedim? Hadis-i şeriflerde geçen her şeyin Kur'an'da delili var mı? Demek caiz değil. Kur'an'da yoksa ben o hadisi kabul etmiyorum demek haram. Caiz değil. Çünkü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş, bir defa Allah sana buyurmuş ki, Resule itaat, bana itaat. Resule itaat, Allah'a itaat.
- 46:35
Resulüm ne verdi, alın. Neyi yasakladı, vazgeçin. Buyurmuş ki, Resulümün haram ettiği, benim haram ettiğim aynı şey. E bunu hadisten başka, Efendimizin bize bildirme yolu yok ki. E Kur'an yeterli olsaydı, zaten Allah'ın haramları derdi. Allah ne buyurduysa onunla amel edin derdi. Hep Allah derdi. Resulüyle ilgili bir şey yok ki o zaman, hadis olmasa.
- 46:58
Ama devamlı Resulü'nü, ama adam diyor ki bu sefer, Resulü Kur'an'ı tebliğ ettiği için, onun Kur'an'dan okuduğu ayetlere, itaat edildiğini kastediyor diyor. Yahu o zaman, Allah'ın haram ettiğini, haram kabul etmeyenlerle savaşın der. Resulünün haram ettikleri var der mi? Resulünün de haram ettikleri.
- 47:25
Çünkü neden söylüyor onu? Yine vavla atıf yapıyor. Ve Resulü, Resulünün, Resulünün haram ettikleri. Eğer Resulullah'ın, sadece Kur'an'dan okuduklarıyla ilgili olsaydı bu, Resulümün açıkladıklarını, beyan ettiklerini derdi. O zaman Kur'an olur. Yani. Çünkü iki yok. Ama burada Allah'ın haram ettikleri, ve Resulünün haram ettikleri.
- 47:52
Yine Allah ona hadisle vay ederek, Efendimiz onun haramlığını açıklıyor. Ama Resulünün diyor. Yani şu Kur'an'da geçmeyenler. Peki ne diyeceksin? Kitabı öğretecek, hikmeti öğretecek diyor. Ve hikmeti. Ve der mi? E bu kadar basit. Buna anlamayacak ne var? Daha bunun gibi çok şey var. Ama sahih hadiste ne buyuruyorsa Allah Azze ve Celle.
- 48:18
Sakın sizin birinize rastlanmayayım ha. Koltuğuna yaslanmış vaziyette. Şimdikileri söylüyor. Önce de çıktı ama şimdi çok çıktı. Ne diyor? Allah'ın kitabı Kur'an'da bulursak tabi oluruz. Kur'an'da yoksa, hadiste varsa tabi olmayız. Sakın sizin birinizi bu vaziyette bulmayayım. O dinden çıkar.
- 48:44
Resulullah bir şeye haram dediyse, Allah'ın haram dediğinin aynısıdır. Ama Kur'an'da yok. E tamam da sana Allah demedi mi Kur'an'da Resulün verdiğini? Daha ne konuşuyorsun? Onun için bana Kur'an verildi. Kaç mislide? Sünnet verildi. Hikmet dedi, sünnet. Bu gayb ile ilgili bilgiler de baya bir maalesef tartışma konusu olarak
- 49:08
şimdi burada mesele şu. Yine büyük bir ilim ifade etmek için söylüyorum. Bazı had kerimeler var. Bu had kerimelerde ne buyuruyor? İlla Allah Kur'an'ı doğru anlamazsan, muhtesil olursun, şii olursun. Ehli sünnetin özelliği ne? Kur'an'ı, sünneti birlikte doğru anlamak. 72 fırkanın dalaleti ve felaketi nereden geliyor?
- 49:48
Bir ayeti alıyor, öbür ayete bakmıyor. Bir hadise bakıyor, öbür hadise bakmıyor. Şimdi, ama ehli sünnet ne yapıyor? Hepsine birlikte bakıyor. Şimdi bir ayette diyor ki, la türkü la fısar, gözler Allah'ı idrak edemez. Mutezile buradan bu ayetten takılıyor, cennette Allah'ı görülmeyecek diyor. Ama ehli sünnet öbür ayete bakıyor.
- 50:14
Öbür ayette ne diyor? Vücûn yevmiydin, ne azzura ilâ rabbâ, ne azzura. Bir takım yüzler aydın, pardak, nurlu olacak kıyamette, mahşerde. Rabbinin cemaline nazır olacak, bakacak diyor. Bu sefer ehli sünnet ne diyor? E, Kur'an, Kur'an'la çelişmeyeceğine göre Allah'tan gayrinden gelseydi, çok ihtilaf çıkardı.
- 50:31
E, madem Allah'ın kitabıdır, tenâküz olmaz. Ve levke alemün enne gayrillah. Leve cennû fî ihtilâfenke selam. O zaman, hemen ehli sünnet güzel mana veriyor. Diyor ki, burada Allah'ın cemaline nazır olacak derken bakacak, görecek diyor. Burada bakamayacak, göremeyecek demiyor, idrak edemeyecek diyor. Burada nef' yedilen görmek, bakmak değildir, idraktır.
- 50:55
İdrakın manası nedir? Bir şeyi tam manasıyla ihata ederek kavramak ve kuşatmaktır. Onun için Allah-u Teâlâ görülecek ama idrak edilemeyecek. Niye? Çünkü Allah-u Teâlâ'nın kününü, özzatını kimse, bütün tafsân-ı teferruatıyla, benim bilmediğim bu hususta hiçbir şey kalmadı, tam bir kavramayla idrak ettim diyemez.
- 51:18
Mevla, o herkesin anlayacağı ve tam manasıyla idrak edeceği şekilde değildir, münezzehtir. Ama görmek, görmek onun nurunu görürsün, cemalinden tecelli etsin, görmek var. Ama idrak yok. Anladın mı şimdi? Ehli sünnet böyle anlıyor yani. E şimdi bir ate bakarsan, Kullete vefâkum melekül mevt. Bir ate bakıyorsun, Allah-u Tevfele enfüse.
- 51:43
Hine mevteha. Ölüm zamanı canları Allah alıyor. Öbür ate bakıyorsun, Kullete vefâkum melekül mevt. Canları ölüm meleği alıyor. Hac-ı Nazim. Öbür ate bakıyorsun, İzzete vefele keferul melâike. Kafirlerin canlarını melekler alıyor. E üç tane ayet farklı.
- 52:00
Şimdi Allah'ı mı alıyor, Hac-ı Nazim'den mi alıyor başka melekler mi? E birbirine zıddı değil. Ehli sünnet hemen çözüyor. Allah alıyor, yaratmak bakımından. Yaratmasa ölümü, Hale kalbe vebtehâlete. Ölümü hayata, Allah'ı yarat. Yaratmasa ölümü, Azrail aleyhisselâm alamıyor. Yaratmaktan dolayı Allah alıyor.
- 52:19
Azrail aleyhisselâm alıyor, ölüm meleği diyor. Azrail ismi Kur'an'da geçmiyor. Ölüm meleği diye geçiyor. Ölüm meleği ne yapıyor? Boğaza kadar geldiği zaman, tam boğazdan ruhu teslim alıyor. Tamam. Öbür melekler ne iş yapıyor? Onlar, âvân-ı melâke-i kirâm, yardımcı. Ayağının ucundan başlıyor can çıkma.
- 52:41
Efendim, dim parmaklarının ucundan doğru yukarı doğru çekiyorlar. Ve bir de işte dayak atıyorlar. Önüne arkasına vuruyorlar kamçılarla falan, kafirlerin falan. Bunları Kur'an'da anlatıyor. E burada şimdi tezat var mı? E yok. Ama gelsene ondan.
- 52:55
Şimdi aynı meselede, iki ayet okuyacağım şimdi. Lâ yâlemul gaybe. Kul, Habib'e şöyle diyor. Gaybı, yani özellikle gelecekte olacaklar. Bilemez. İlla Allah. Ancak Allah bilir diyor. Peki. Buna göre, işte Vahhabisi, Selefisi, bilmem sabık mezhepleri çıkmışlar. Gelecekle ilgili hiçbir şeyi hiçbir peygamber de bilemez, melek de bilemez, veli de bilemez.
- 53:31
Bu hususta mucize kerameti kabul etmiyorlar. Niye? Bu ate dayanıyorlar. Peki Kur'an'da çelişki olur mu? Allah'tan başkasından gelseydi olurdu. E madem Allah'ın kitabında çelişki olamaz. O zaman, burada lâ yâlemul gaybe illallah. Gaybı Allah'tan başkası bilemez. E tamam. Anlamayacak ne var? Bütün gayplar, oradaki el gaybedeki eli filan, at-ı harici için.
- 53:58
Ne demek? Bütün gizlileri. Şimdi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem gaybden birçok şey ona bildirildi. Ama bütün gaypları, Allah'ın bütün ilminin, gaybının hepsini biliyor demiyoruz ki. Fakat bir veliye keramet tarifiyle bir şey veriliyor, bir bilgi. E tamam, Allah'ın bütün gayplarını bu Allah velisi biliyor.
- 54:18
Böyle bir şey diyen var mı el üstünde? Peki o zaman manavete doğru manav vereceksin. Lâ yâlemul gaybe illallah. Bütün gaypları Allah'tan başka kimse bilemez. Burada iki manav var. Eğer bütün gaypları manası vermezsen, o zaman da diyeceksin ki, vasıtasız Allah'tan başka kimse bilemez. Diğer peygamberler, veliler kime mucize, keramet bildirdiyse, Allah'ın yaratmasıyla.
- 54:47
Allah'tan başka gaybı kimse bilemez. İki manası var. ya diyeceksin ki, vasıtasız kimse bilemez, Allah'ın vasıtası olmadan, yaratması olmadan kimse bilemez diyeceksin. Ya da diyeceksin ki, bütün gaybları, çünkü Allah'tan bütün gayblarını hiç kimseye öğretmedi. Bazı gayblarını bildi. Peki tamam, e sen bu âyete, bu manayı nereden çıkarıyorsun?
- 55:09
Âyetin zahirine bakarsan, Allah'tan başka kimse gaybı bilemez diyor. Sen nereden çıkartıyorsun bunu? E tamam da öbür âyetten, madem ki Kur'an Allah'ın kitabıdır, birbirine zıt olmaz, öbür âyet ne söylüyor? Buyuruyor ki, ve mâ kâne allâhul yuttıl İki âyet var.
- 55:31
Allah sizi gaybına, gelecekte olanlar hakkındaki bilgilere, vakıf edecek değildir. Size bunları bildirmeyecek diyor. velâkinne allâhe yecdebî mir rusûlihi men yeşâ Lâkin Allah, Rasûllerinden dilediklerini seçer, gayb ilmini onlara bildirir diyor. E bu âyette, kendinden başka gayb ilmini bildirdikleri, e kendi zaten kendi ilmi, o zatından kaynaklanan bir ilim.
- 56:01
Zatıyla kaim bir ilim, o kimseden öğrenmedi ki. Ama Rasûllerine gayb ilmini öğrettiğini bu âyet söylüyor. Lâkinle istidrak yapıyor. Cin Sûresi'nin âyetlerine ne buyuruyor? Evet. felâyuz âlimul gaybî Bütün gizlileri, yani insanlara gizli kalan ve bundan sonra gelecekte olacak, hepsini bilen Allah. felâyuz zhirû Vakıf kılmaz, alâ gaybî Gayb ile ilgili ilimlerine ehâdâ
- 56:40
Hiç kimseyi muttalık kılmaz diyor. Ama hemen öbür âyet illâ müstesnâ Bak orada deminki âyette efendim istidrak yapıyor. Lâkin yanlış anlamayın diyor. Rasûllerime bildiriyorum diyor. İstidrak o demek. Kimseye bildirmedim demiyorum diyor. Lâkin diyor. Yani Rasûllerime diyor. Peki Cin Sûresi'ne ne diyor?
- 57:09
Gaybını kimseye bildirmez. illâ istisnâ yapıyor. Müstesnâdır diyor. O yüksek irtaza Allah seçti, sevdi, beğendi, razı geldi. Onlar da razı olduklarının başında kimler gelir? Rasûlin, Rasûller gelir. Onlara gaybından bildirdikleri var. Gaybını bildiriyor diyor. Gizli bilgileri, ileride olacakları bildiriyor diyor.
- 57:32
E şimdi sen kalkıp da bana Lâ ilâhe illallah Allah'tan başkası gaybı bilemez. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem öyle. Allah'a sınırlayabilir misin? Bildiremez ya. Bu ayete göre Allah bildiremez ki zaten. Nasıl Allah bildirmiyor ya? Öbür iki ayette Rasûllerine bildirdiğini zaten istisnâ ile, istidrak ile yanlış anlamayın.
- 57:57
Bunun içinden bu çıkmaz. Lâkin Rasûllerime bildiriyorum diyor. Bu iki ayetle bu ayet birbirine zıt düşmeyeceğine göre o zaman Lâ ilâhe illallah Allah'tan başkası gaybı bilemez. Bütün gayıpları bilemez. Bir, vasıtasız Allah öğretmeden bilemez ki buna zaten hangi Müslüman itiraz eder? Ama sen kalkıyorsun Allah'ın öbür ayetini inkâr ediyorsun.
- 58:22
İki ayetini inkâr ediyorsun. Rasûlülere bildirmedi hiçbir gaybını dersen. Anladın mı? Şimdi onun için burada büyük bir kaide var. Efendim bu noktada bir fasıl açıldı. Bu fasılda buyuruyor ve min zâlike Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e bildirilen bana yeni kitabı getirecekler arkadaşlar. Ayakta uyuyorlar tabi benden beter.
- 58:53
Onun sayfasını verecekler. Böyle konuşmuştuk ama neyse. Reşit demiş. Sen söylesen eşit demiş. 282'nin sayfada 2, 4 5, 5. satırın sonunda fastun diyor. Hâzen fastun yani. Bu bir fasılda diyor. Orada şey var aslında demin okuduğum mübarekler var mı? Şeyhlerde bunda yok. Metinde burada yok. Öbürü metinde var.
- 59:15
Ve min zâlike şimdi okuyorum. Ve min zâlike Allah-u Teâlâ Habibine bildirdiği mucizelerden. Mâ öyleleri de var ki bu fasılda onlar anlatılacak. Nedir onlar? Utlila'ya vakıf kılındı. Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem neye? Aleyhi o şeylere. Veyahut da ittalâ'ya vakıf oldu. Aleyhi o şeylere. Onlar da ne?
- 59:34
Cinstendir. Yani hangi şey? Çok ilim öğretildi. Bu hangi ilme dair fasılaştık şimdi? Minel huyûbî. İşte demin demin anlatıyorum. Gayıp nedir? Gayıplarla ilgili. Daha ve mâ o şeylere ilgili ki şimdi bu şimdi bu minel huyûbî gayıplar bu hangi gayıplar? O anda yaşanan ama insanların görmesi mümkün olmayan gayıplar.
- 59:57
Daha, bak şimdi daha çünkü neden? O başka o başka olması lazım. Vav geldi yine. Ve mâ bir de o şeyler ki yekûnü Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in o anda olmamış, o anda yaşanmamış, yekûnü ileride olacak. Yekûnü müştekbel mâsum. İleride olacak. Yani gaybın iki çeşidi var. O anda yaşanıyor ama onun görmesi duyması mümkün değil.
- 1:00:18
O da ona göre gayb. O işin yanında olanlara gayb değil. Ama sen yanında değilsin sana gayb. E bunu bilmen mucize gerektiriyor. Veya keramet. Ve mâ bir de o şeyler yekûnü olacak. Daha olmamış. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem zamanında olmayan neler var. Ve le hâdîsû hadisler. Fiyâzel bâbi. Bu bâb demek bu mevzuda bu konuda.
- 1:00:41
Bahrun, Kazıyaz Hazretleri büyük muhaddis. Öyle kimseyi şey etmez yani, takmaz yani. Çok eski dönem, 500'lü. Bir hadis-i rivâyet ettiği zaman hiçbir kaynakta yeri yokken Aliülkârî büyük muhaddis. Aliülkârî ne diyor? Kendi zaten muhaddis diyor. Musannefe diyor. Delil mi lazım? Kaynak, başka kaynakta göremedim diyor.
- 1:01:06
Şârehin biri. Delci. Aliülkârî de diyor ki sen başka kaynakta görmene ne gerek var? Ben aramıyorum. Gidiyor. Çünkü neden? E kendi muhaddis diyor. Ama zaten bu bâbda zikredici hadislerin hepsi, ya Bukhârî ya Müslüm Kütüphüs'te hepsinin kaynaklarını vereceğiz. Bu hadisler, Bahrun öyle bir deniz, deryadır ki.
- 1:01:28
Lâ yudrakû ulaşılamaz. Ne? Kârûhû. Kar, dibi demek. Yani bir deniz var, dibine ulaşırsın. İşte ne bileyim, hava cihazı takarsın burnuna, oksijen bilmem ne. Öyle gidersin dibine kadar. Dibini bulursun. Ama öyle bir okyanusa bak, dibini bulamazsın. Bu öyle bir deryadır ki diyor. Lâ yudrakû ulaşılamaz.
- 1:01:51
Kârûhû, dibi. Ulaşılamaz. Daha velâ yunzefû. Çekilemez. Bitirilemez. Ne? Ghamrûhû. Ghamr, ma'î kesir. Çok su. Bu kuyuda o kadar su var ki diyor, sen kovalarla, tankerlerle, gemilerle gelsen, bütün ortumları dayasan, çek de çek. Bu deryanın, bol sularının tükenmesi, efendim, bitirilmesi mümkün değil.
- 1:02:26
Velâ yunzefû. Tüketilemez. Ghamrûhû, bol suları. Lâ dîl mu'cizetû. İşte bu mucize, mucize demek herkese aciz bırakıyor. Mislini kimse yapamıyor yani. Kim gelecekten haberler vermiş de, hangisi çıkmış yani? Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem verdiklerinin hepsi çıkmış. Bir de ne kadar şey meseleler.
- 1:02:49
Bu mucize, min cümleti mu'cizâtih. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin büyük mucizelerinden biridir. Öyle mucizeler ki, el mâlûmeti. Bütün ümmet tarafından, sahabe, tabi'in, tebe'i, tabi'in, bu zamana kadar diyor. Yani kendi dönemine kadar. E ondan sonra bile 900 sene geçti yani. Hepimizce malum, bilinen mucizelerden.
- 1:03:14
Ne üzerine bilinen? Alel kat'i. Kat'iyetle yani. Mesela bir rivayet var, böyle bir mucize oldu mu, olmadı mı? Hadisin kaynağı ne dese, zayıf mıdır, uydurma rivayet midir, bilmem ne. Öyle değil. Alel kat'i. Yani Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in gelecekte olacaklarla ilgili verdiği bir...
- 1:03:33
Şimdi hadislerin tek tek tafsilatınla incelemesine girmiyoruz şu an. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, kendi hayatında, o anda yaşanan, ama onun yanında yaşanmayan, binlerce kilometre ilerlerde yaşanan birçok şeyi, sahabesine haber verdi mi? Verdi. Ve bunlar aynen sonradan, gelenlerle bahsettiğinde falan günü, saati aynen tuttu mu?
- 1:03:55
Tuttu. Bir defa bu, umumi bir konu yani, herkesin bildiği bir konu. Gelecekte yaşanacaklarla ilgili fiten hadisleri vesaire, neler olacak, neler bitecek, kendi vefatından hemen sonradan başlayıp, kıyamet kopana kadar, hatta cennette, cehennemde olacaklara kadar, kıyametten sonra cennet, cehennem, şu anda mevcutturlar el üstete göre ama hayatımız orada,
- 1:04:21
nerenin adamıysak Allah cennetinin elinden eylesin, amin. Bu mübarek gece hürmetine, oradaki hayatta da sonsuza kadar neler olacak? Bunları, efendim, hakkında bilgi vermedi mi birçok hadiste? Cennette el şöyle olacak, böyle olacak, cennette şöyle, şu yenecek, bu ikinci, efendim şu, şunu diyecek, bu, bunu.
- 1:04:40
Hepsini anlattı. Bunlar kayıptan haber değil mi? Daha cennette ne kadar var? Yani cennet mevcut da, milletin kabirden dirilip cennetlik... Sen dirilip cennetlik mi, cehennemlik mi, nereye gidecek, orada neler olacak? Bunlar çok ileride de. Ama bunların hepsini hadislerle bildirin, bildirin. Dünyada olacaklar da bildirin.
- 1:05:00
Hazret-i Mehdi'nin zuhurundan, Deccal'ın kurucundan, Güneş'in batıdan dolmasından, Yemen'den bir ateşin çıkmasından, Fırat'ın altından, altından dağ çıkmasından, orada Armegedon'undan, Amikova'sından, Mercedabıgı'ndan, yüzlerce, binlerce... IŞİD'in çıkacağını söyledi. Ben size hadislerimi okudum. IŞİD hakkında ilk hadisler okudum.
- 1:05:25
Saçlar uzun olacak, isimleri söylenmeyecek, hep Ebu Ebu Künye'leri söylenecek. Önce Irak'ta çıkacaklar. IŞİD'in Irak'ta kuruldu. Sonra Suriye'ye inecekler, Şam'a. Ondan sonra, efendim, şunu yapacaklar, bunu edecekler, sonra aralarında birbirine girecekler. Bütün teferruatıyla. Bazılarını unuttum, ben okudum onları size.
- 1:05:58
O zaman başbakan çıkmış, sinirli gençler diyordu. Hadis bilmiyor ki. Fiter hadisleri okumamış. Hadis bilmezsen sinirli genç olur. Büyük bela çıkacağını Resulullah haber verdi. Hala devam ediyor Selefi IŞİD harekatı. Görmüyor musunuz Türkiye'de neler yapıyorlar? Kaç polis şehit ettiler yakından. E bunların hepsini bildi.
- 1:06:28
Resulullah'ın geleceğe dair haber verdiği, konuların olduğu kesinlikle malumdur. Ama şu hadis, şu hadis tek tek incelemiyoruz. Ama gelecekte olacaklara dair, bu Resulullah mı bu? Kesin. Alev katı kesin konuşabiliriz. Öyle efendim, mucize ki bu. Ulaşmış ileyna bize. Ne ulaşmış? Haberruha mucizeye gidiyor mühendis.
- 1:07:04
O mucizelerin bütün rivayetleri ve haberleri bize ulaşmış. bize ulaşmış. Hem de nasıl ulaşmış? Yani Yani tek tek ele alırsan haberi vahid. tek tek ele alırsan, haberi vahid, bir sahabeden, iki sahabeden, ta sahabeden, onu konuşmuyoruz. Onu konuşmuyoruz. Bunun geneli nereden ulaşmış? Alet tevatürü. Alet tevâtürî.
- 1:07:23
Tevâtür tarifiyle. Tevatür tarifiyle. Tevatür ne demek? Tevâtür ne demek? Türkçe'de bu tevatür diyorlar. Yani uydurma bir şey çıkmış sonra kendi uyduranda inanmış gibi bir şey. Alapça'da tam tersi. Yalanda birleşmeleri mümkün olmayacak kadar çok insanların ayrı senelerde yaşamışlar, ayrı asırlarda yaşamışlar, ayrı memleketlerde yaşamışlar.
- 1:07:54
Hiçbirini dinleyen öbüründen dinlemediği halde yüzlerce insandan aynı haber geliyor. Bunun yalanda birleşmesi mümkün değil. İşte bu manen mütevatır. Anladın mı? Fiten hadislerinden belki şu hadis lafza mütevatır diyeceğimiz bir hadis yok ama, bu mananın geneli farklarda birinde eta, birinde cae, birinde seyen zilu, birinde yen zilu.
- 1:08:21
O kadar tarihten geliyor ki. Manası mütevatır. Sen Ebu Davud'daki bir hadisi alıp lafzı da mütevatır. Lafzı mütevatır on sekiz falan, on dokuz, yirmi tane var. Bütün sahabe aynı kelimelerle nakletti. Ama aynı manayı biraz değişik, farklı kelimelerle nakletti. Birinde uzun, birinde kısa. Ama İsa aleyhisselam inecek diyor gökten.
- 1:08:49
Ölmedi diyor yani. Bu mana mütevatır. İşte onun için Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in geleceğe dair, yani kendi görmediği, yaşamadığı hadiselerden çok ilim, bilgi verdiğine dair mucizesi kesindir. Bütün haberleri bize ulaşmış ama öyle rastgele tek bir sahabeden ulaşmamış. Yüzlerce, binlerce sahabeden toplanan alet tevatürü, manen mütevatır.
- 1:09:18
Çünkü bu kadar manayı topladığın zaman bakıyorsun ki bu kadar sahabeden gelen ortak bir şey var. O da nedir? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in geleceğe dair haberler vermiş. Ama şunun hakkında, ama bunun hakkında binlerce konu var. Peki neye göre sen bunu mütevatır diyorsun? el-kesredi ruvatiha Ruvat, râvînin cemi.
- 1:09:44
Râvî, râvâdan geliyor, ibadet. Râvîyûn idi, şey oluyor, şey oluyor, yaduşu, ravin, çemişi, ruvat. Kesret çokluk demek. Ravileri çok da onun için. Yani hadisi rivat eden bir sahabeydi ki birbirini hiç görmediği yerde kaç ayrı sahabe duymuş. Daha vettifakı mani ya. Bütün hepsinin manaları birleşmiş. Yani yüzlerce, binlerce sahabeden, tabi onlardan da gelen tarikleri var,
- 1:10:15
bir sahabeden kaç kişi duymuş, onlara tabi'n deniyor. Tabi'nden kaç kişi duymuş, onlara tabi'n. O tarikler, raviler aşağı doğru yüzlerce, binlerce, on binlerce oluyor. Bir hadis hakkında. Çünkü sahabe, üç tane sahabeye ayrı ayrı anlatmış sahabeden biri. Ebu Reyne'den beş kişi dinlemiş sahabeden. Sonra onu veya tabi'nden
- 1:10:37
dinleyenlerle sohbete anlatmışsa yüz kişi, beş yüz kişi dinlemiş. Sonra onların hepsinden ayrı dinleyen var, onu ona naklediyor. Yalanda birleşmeleri mümkün olmayacaktır. Hepsinin manası aynı yere vuruyor. Damla aynı yere damlıyor, tık tık tık tık. Manalar ittifak etmiş. Neye ittifak etmiş? Resulullah Efendimiz'in muttali olduğuna.
- 1:10:58
Neye muttali olduğuna? Alel-Gaybî. İleride olacak, kendisinden sonra meydana gelecek gaybî meselelere vakıf olduğu, Allah tarafından ona bildirildiğine, muttali kılındığına dair ortak bir mana çıkıyor. Bütün rivadları topladın bu binlerce, on binlerce. Anladın mı?
- 1:11:21
Şimdi sen kıyamete kopmadan deve çobanları şehre inecek, bina yarışına girecek, yüksek apartmanlar gökdelen yapacak. Bu hadis haberi vaad olabilir. Buradan mütevatir, bu hadis mütevatir, manen mütevatir, lafza mütevatir diyemezsin. Tamam ben bunu kabul ediyorum. Ama burada bu hadis. Öbür tarafta İsa'nın ineceği gelecekte olacak.
- 1:11:50
Öbür tarafta Medine Zuhru gelecekte olacak. Amikovası'ndaki savaş başka sahabeden. Öbür tarafta Fırat'ın altından altın dağı çıkacak. Orada binlerce kişi ölecek. Öbür tarafta şu, öbür tarafta bu. Yemen'den bir ateş çıkacak. Bütün millet doğuya doğru sürecek. Saymakla bitiremem. Yüzlerce, binlerce ateşleri var.
- 1:12:21
Tek tek ele aldığında haberim ait diyebilirsin. Lafza veya manen mütevatir değil diyebilirsin. Ama mesela bunların içinde İsa'nın ineceği manen mütevatir derecesine ulaşmıyor. Çünkü yüz yirmi sahabeden küsur nakde. Bütün kaynaklar. Hazreti Medine'nin manen mütevatir. Yani tabi istersen nüzulü kadar tevatürü kuvvetli değilse de
- 1:12:45
ama yine Hazreti Medine'nin Zuhru da manen mütevatir. Kabir azabı. Yani mesela kayıpla ilgili değil de yani kayıpla ilgili zaten. Tabi şimdiki kimsenin kabrinin içinin tutuştuğunu da açıp gören, seyreden yok. Mesela bu hususta o kadar sahabeden hadis var ki mütevatir oluyor manen. E şimdi gelecekte olacak konularla ilgili belli bir konu hakkında manen mütevatir diyemiyorsak da
- 1:13:12
hepsinin ortak noktası ne? Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında olmamış gelecekte olacak şeylere örnekler vermiş mi hepsini? Vermiş. Bunları topladığın zaman e demek ki böyle şeyleri konuşuyordu. Kendi yaşamadığı dönemde ileride olacaklardan haber veriyor muydu, vermiyor muydu? E veriyordu.
- 1:13:30
Bu manen mütevatir. Bu kesin inkar eden kafir olur. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem manen mütevatir hadis. Laf sana mütevatir inkar eden zaten kafir olur. Manen mütevatir inkar eden insan kafir eder. Çünkü neden? Bir insan İsa Aleyhisselam inmeyecek dese, öldü dese bunun kafir olduğunda ehl-i sünnet ulemasının ittifak ettiğine Alise Hazretleri tefsirde zikrediyor.
- 1:13:51
Ulema icma etti. Neden? Mütevatir hadisler manen mütevatir. Birinde seyen zülü, birinde yen zülü. Ne fark eder? Yakında inecek veya inecek. İstikbal eder yani. Manen mütevatir mi oldu? Çünkü onun tarikleri çok. Ama işte koyun çobanları, deve çobanları, büyük bina yapıcılar o çok tarikten gelmeyebilir.
- 1:14:13
Haber-i mahiyeti tek sahibden gelir. Mütevatir olmayabilir. Ama onu bir konu ele aldık mı bir kaynağı sağlam gelecekte olacaklarla ilgili topladığın zaman yüzlerce, binlerce olacaktan bahsetmiş. E bunların hepsinin ravisi var, sahibisi var, tabiri var, tabirin tabiri var. Bize kadar ulaşmış. O zaman bu kesinliğini müfade ediyor.
- 1:14:36
Niye? Dikestesi rivayeti. Ravileri çok. Birbiriyle görüşmeleri aynı coğrafyada yaşadıkları düşünülemeyecek kadar çok. Semerkant'tan o hadis-i rivayeti gelmiş. Yani, e şimdi bu kadar sahabe dünyaya dağılmış. On bin sahabe Medine'de var. Yüz on dört bin sahabe dünya dağılmış yani. Hiçbiri birbiri görüp de hepsinin sohbetine millet nasıl gidecek?
- 1:15:06
Birbirine bile tabiin oluyor. Bir sahabe görmekle tabiin oluyor. Hangi ülkedeyse, hangi coğrafyadaysa orada tabiin oluyor. E oradan geliyor, oradan geliyor, oradan geliyor. Raviler çok. Bütün manalar nerede birleşiyor? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem gelecekle ilgili bilgiler verdi mi vermedi mi?
- 1:15:26
Genel manasıyla. Verdi. Çünkü bütün tek tek topluyorsun, hepsi gelecekte olacaklarla ilgili. E bu kadar ravi nasıl yalanla birleşecek? O zaman Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin kayıptan haber verdiği ve Allah'ın ona bildirdiğine dair ilim kesindir, mütevatirdir. El-Hüsned itikadının temel kaidelerinden biridir.
- 1:15:53
Ama detaya indiği bir zaman bu kayıpla ilgili verilen bilgilerle ilgili hadislerin hepsi sahih, hasen yani hadis muhadislerin tasifleri var bana göre hepsi sahih. Muhtebel kaynaktaysa sahih. Resulullah gelecekten haber vermediği, veremezdi, vermezdi derse kafir olur. Çünkü o mütevatir onu verdiği. Ama özele indiğimiz zaman
- 1:16:25
tek tek ele alasak, Armageddon savaşıyla ilgili rivayeti sen bana sorarsan, birisi de kalksa derse ki sahih kaynaklarda geçtiği halde böyle bir savaş olmayacak. Fırat'ın altından altın dağ çıkacakmış da, onlar şimdi bulunamadı da ne zaman çıkacakmış da bilmem ne ben bu hadisi kabul etmiyorum derse. Bu adam Fırat'ın altından altınlar çıkacağı
- 1:16:49
dağ çıkacağı hakkındaki hadis, manen mütevatir olmadığı için hadis sahih. Bir sahabeden de gelse yetiyor sahihliğine. Buhari'deki hadislerin çoğunda bir sahabeden. Sahihliğe şüphe yok, sahih hadis. Ama kafir demek için manen mütevatir olanı inkar ederse kafir oluyor. İsa'nın nüzülü manen mütevatir. Çok tarikten gelmiş.
- 1:17:17
Aynı konu. Hazreti Mehdi'nin zuhuru aynı konu, çok tarikten gelmiş. Rabisi çok. Sahabeye say, say, say, bitmiyor. Ben onu iki saniye sonra kitapta, Nüzül-i Mehdi Risalem'de de kaç sahabeden geldi ve Hazreti Mehdi'nin zuhuru hakkındaki Risalem'de de kaç sahabene rivayet etti. Hepsini madde madde yazdım.
- 1:17:36
Tek tek isimlerim. Ve tariklerim. Onun için manen mütevatir olduğu için onları inkar eden kafir oluyor. Deccal. Beş vakit namazda sığınmış Deccaldan. Deccal'ın kurucu çıkacağı hakkındaki hadis-i şerif, manen mütevatir inkar eden yüzde yüz kafir olur. Ancak şu anda yaşadığı ve denizdeki bir adada olduğu haber-i rivayet veya üç sahabe, dört sahabeden geliyor.
- 1:18:13
Bu onu mütevatir yapmıyor. Yani manayı mütevatir yapmıyor. Tarikleri çok olmadığından. Ama hadisin kaynağı neresi? Sahih-i Müslim. Müslim'de zaten sahihten aşağı hadis yok. Adı üstünde. Kitabın adı sahih. Muhaddislere göre konuşuyorum şimdi. Sahih. O ayrı bir şey. Hadis sahih Müslüm'de olduğu için. Ama tariklerin mütevatir derecesine ulaşmadığı için.
- 1:18:41
Bir adam dese ki sonra da yaratılışa çıkar. Eğer derse ki Deccal diye bir şey çıkmayacak. Kesin kafir olur. Çünkü Deccal'ın çıkacağı manen mütevatir. Ama Deccal'ın adada olup şu anda yaşadığı temim-i darinin onu gidip görüştüğü, Resulullah da onu Medine'ye geldiğinde gel bakalım diye sahabenin önüne oturtup konuştu.
- 1:19:00
Bu hadis mütevatir derecesine manen ulaşmamış. Ulaşmadığı için inkar eden kafir değil. Yani şu anda adada yaşanmıyor diyene ben kafir değilim. Ancak hadis sahih-i Müslüm'de olduğuna göre. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bunu buyurduğu kesin. Bu noktadan dolayı o hadisi sahih-i Müslüm'deki hadisi inkar ederse Cessase hadisi diye geçiyor.
- 1:19:26
Cessase. Bu hadisi inkar ederse kafir olmaz. Ama Ehl-i Sünnet'ten çıkar. Bidat elinden olur. Neden? Sahih hadisi inkar ettiği için. Çünkü sahih-i Müslüm'de. Anladın mı şimdi? Şimdi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in gelecekten haber verdiği hadisler var olduğunu inkar ederse kafir olur. kafir olur.
- 1:19:46
Çünkü birçok hadiste, yüzlerce, binlerce hadiste gelecekten haber verdiği için gelecekten haber vermek, ayıbı bilme konusu ittifaklı, mütevatir. Hiç gelecekten haber vermezdi, bir şey bilmezdi öyle. O anda neye bay gelirse onu bilir, diğeri hiçbir şey bilmez. O anda bay geldiğine hadis-i şerif. hadislerde var zaten.
- 1:20:07
Ama geleceğe dair bir hadis söylemedi ve Allah ona hiçbir şey bildirmedi derse Stalin gibi kafir olur. Çünkü mütevatir, konu mütevatir. Bitti. Kur'an'daki bir gelecekten verdiği haberleri konuşmuyoruz. Kur'an'dakiler zaten âyet onu inkar eden zatı kafir olur, onu konuşmuyoruz. Hadislerle bildirdiğini konuşuyoruz, mucizeleri.
- 1:20:29
Mevzu bu. İtikadi bir konu, bir ders burası. Anladın mı sen? Amikovası'nda savaş olacak işte, on iki sancakla gelecekler, her sancakta seksen bin. Sayı hadis. Ahmet Kahraman Bel'de şurada kaynak var, sayı. Bunu inkar etse Ehl-i Sünnet'ten çıkar. Bir tane de öyle olur değil mi? Ama kafir diyemeyiz. Çünkü o, Deccal gibi, Mehdi gibi, İsa Aslan'ın nüzulü gibi
- 1:20:56
tarikleri, ruhatı, ravileri çok olup manevi tevatür, mütevatir derecesine ulaşmamış. Anladın mı? Onun için kafir diyemiyoruz. Ama Ehl-i Sünnet'ten çıktı. Cennete ilk girenlere giremezsin. Sonra da o hadisleri inkar ettiği için bakalım imanla ölebilir mi? İmanı kurtarabilir mi son derece? O da ayrı bir mesele.
- 1:21:17
Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurduğu, Buhari'de sabit, Müslim'de sabit olan bir şeye sen yok diyorsun. Onun için bu konu, çok daha gidecektim ama bu girizgahı yapmadan, bir şey daha söyleyeyim şimdi. Peki, Evliyaullah gaybı bilir mi?
- 1:21:39
Şimdi bir hadis daha var. Bir ayet daha var. O ayeti de itiraz edenlere karşı söylüyorum. Ne buyuruyor Mevla? Araf Suresinde Efendimiz'e şöyle söyle diyor ve söyletiyor. Orada ne buyuruyor? Bak buradan sonrasının başlığı Evliyaullah gaybları bilebilir mi? Konusudur yani. Biraz sonra ona başlıyorum. Habibim söyle ki diyor ümmetine diyor.
- 1:22:07
Ben gaybı bilseydim çok mal yağardım. Yani hangi malın artacağını. Şimdi mesela dolar mı 70 olacak? Altın mı 10 lira, 10 bin liraya çıkacak? Kimi diyor gümüş, kimi diyor bakır. Şu anda mesela bütün medyumlar, astrolojiyle uğraşanlar, herkese bir sorular soruluyor. E şimdi ben gelecekte ne olacağını, altını mı gümüşü mü fırlayacağını bilseydim.
- 1:22:33
Mesela ben istihara yaptım. 10 sene evvel gümüş çıktı. Ben o istihara göre baya bir gümüş almıştım. Gümüş çok ucuzdu. 1-2 bin liraydı. Şey yani. 1-2 bin dediği yani çok. Ama ben baktım. Çıkmadı, çıkmadı, çıkmadı. Ondan sıkıştım, sattım. E şimdi altından fazla 2 müsli prim yaptırdı geçenlerde. E şimdi ben gaybı bilseydim.
- 1:23:03
Halbuki istihara da gaybından haber sormaktır. İstihara öyle çıktı. İstihara doğru çıktı. Ama ben helallik ettim. O zaman çünkü çok ucuz olduğundan çok kilo almıştım. Ama hepsini, e işte 1000'e aldıysam, 3'e sattım. Ondan sonra 4 müsli, 5 müsli oldu. Benim aldığım 10 seneden beri ne kadar arttı. Altını kaç müslüz olmadı son sene, son 2 senede.
- 1:23:33
Gaybı bilmiyorum çünkü işte. Habibim şöyle gidiyor. Ben gaybı bilseydim çok mal yağardım. Yani ona göre kar edecek malı alırsın kenara. Ondan sonra herkes arar onu, bilmem ne olur. Ondan sonra çok şey yapar. E tamam. Bu ayet-i kerimedeki mana nedir? Ya bu ayette ben gaybı bilseydim malı çoğaltırdım.
- 1:23:59
Yatırımımı ona göre yapardım gelecekten olacağını bilseydim. Habibim böyle söyle diyor. Şimdi bu ayet bir. Bir de gaybı Allah'tan başkası bilemez. İki ayet, gaybı kimsenin bilmediğini anlaşılıyor zaten. Ama öbür iki ayet, hangi iki ayet? Din suresinin 26-27. ayetleri. Diğer Nisan suresinin onu da okudum size.
- 1:24:24
Geçtebim-i Rusuliyati. İki ayette neyi söylüyor? Rasuller müstesna onlara bildiririm diyor. Ayetlerle çelişmeyeceğine göre. O zaman ben gaybı bilseydim çok mal yağardım. Zengin olurdum çoktan. Bu ayeti nasıl anlıyor ehli sünnet? Bu ayeti manası şudur. Eğer ben gaybı... Ben gayb-ı vasıtasız bilseydim, kendiliğimden bilseydim bunu yapardım.
- 1:24:50
Ama Allah bildirilse bile biliyorum. Allah da bana zengin olmam için böyle bilgiler, vahiyler, gayb-ı ile ilgili bilgi vermedi. Vermediğim için de zengin olamadım. Mevla benim zengin olmamı murad etmedi. Ben de zaten fakirliği seçtim, ondan iftihar ettim. Allah-u Teala dağları altın yapayım diye gönderdi, Cebrail Aleyhisselam teklif etti.
- 1:25:12
Öbüründe de söylüyorum. Karnına taş bağladı açlıktan, dağlar altın olsun peşine geçsinler, nerede bozarsan harcarsın diye. Altın dağ peşine geçecek, dünya neresine gider. Efendimiz demedi ki ben de. Ben kolum dedi, ben fakirlik yapmışım bana dedi. Sallallahu aleyhi ve sellem. Onun için o ayette ben gayb-ı bilseydim den, gayb-ı bilmiyorum, oradaki mana, bildirilmeden bilseydim,
- 1:25:41
vasıtasız bilseydim, kendiliğimden bilseydim, tabii ki otomatikman mal yığmak kolaydı. Ama ben bunu istemedim. Mevla da bildirmedi. Bildirmediği için ben nasıl olarsam, şu mu pahalanacak, şu mu değeri düşecek, değeri düşmeden satalım, pahalanacaktan çok alalım ucuza, kenara koyalım. Ben öyle bir şey yapmadım.
- 1:26:08
Öbür ayetlerde Resulü'ne gayb-ı bildirim. E neyle ilgili? Gelecekle ilgili mesela çok şey bildiriyor. Ama Mevla neyi murad ederse onu bildiriyor. Buna zaten itiraz eden yok ki. Ama sen dersen ki, hiçbir şey bildirmedik gelecekle ilgili, Kur'an'dan başka. Osman kafir olursun, neden? Bütün mütevazı hadisleri dolu.
- 1:26:24
E o zaman kafir olursun, neden? Bütün mütevazı hadisesi dolu. İbn-i Ataylâl İskenderî, Letâfü'l-Hükem sahibi, çok büyük veli, Latafül Hükem sahibi, çok büyük veli, Ebu'l Hasan Şazeli Hazretleri'nin halifesi, Ebu'l-Hasan Şâzele Hazretleri'nin halifesi, Ebu'l-Abbâs-ı Mürşî Hazretleri'nin halifesi. Ebu'l Abbas Mürşidi Hazretleri'nin halifesi.
- 1:26:40
Yani Hald-i Bağdadi'ni ondan alıyor. Yani Hald-i Bağdâdî'nin ondan... Bütün kendisinden sonra gelen alimlerin hiçbiri müstahil kalamaz. Hükem-i Hatayi'ye de buyurulduğu üzere. Bitti. Az kalsın Kur'an olacaktır diyorlar. Yani ilhamla yazmış ama, işte ilhamla yazılana vahiy denmeyeceği için, Az kalsın ne demek?
- 1:27:00
Yani vahiye o kadar yanaşmış. Ama ilham da Allah'ın verdiği bir ilim, bilgi, evliyaullah, keramet tarihiyle. Ama vahiy denemediği için, orada duruyoruz. Burada duruyoruz. Hani Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem buyuruyor, bir hafız Kur'an'ı tam ezberlerse Hani Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyuruyor, bütün vahiy onun içine konulmuştur ama ona yeni vahiy gelmez.
- 1:27:20
Yani Peygamber değil. Ama vahiyin tamamını ezberledi çünkü. Buyuruk İbn-i Hatayiler, Latafül Minen isimli bir eseri var. Bende de var, onu okumuşum. Allah, kayıplarından bir kaybına kulunu mutlali ederse, Allah'ın nuruyla olur. Yani velilere olur mu?
- 1:27:40
Şimdi veliler diyorlar ki, Ebu'l-Abbas Mürsi, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in devamlı görüşen, bu elimle musafahattim diyen, bildiğiniz gibi biri değil yani. Ebu'l-Abbas Mürsi, İskenderiye'de yatıyor. Hemen denizin kenarında gittim, nasip oldu. Elhamdülillah. Ebu'l-Hasen Şazeli Hazretleri, bütün makamını, maneviyatını ona bıraktı.
- 1:28:00
Ebu'l-Abbas Mürsi, radıyallahu anh, evliyanın ummularından çok. İbni Atayla İskenderi bile onun biriydi. Bütün şeyhler onun biriydi. Eski bütün ulemalar. İmam Suyuti ona bağlı. Bütün şu andaki meşhur isimlerini duyduğumuz, Mısır'da bulunan bütün evliya ona bağlı. İbn-i neydi? İbn-i Hümam, Fethül Kadir'i yazan Sivaslı, Aslı Sivaslı, İbn-i Hümam, Fethül Kadir sahibi.
- 1:28:32
Mezhepleri birleştirecek derecede fakir. O bile gitti, onu görmediği halde kabrinden kerametini gördü, dibine gömüldü. Ayağının dibinde yatıyor, alt katta. Altta giriyorsun, açıyorsun, İbn-i Hümam yatıyor. Beni buraya da gömün dedi. Hanefi mezhebinin en büyük fakiri. İbn-i Atayla böyle. Onun şeyhi Ebu'l-Abbas Mürsi dedi ki, Allah Rasullere gaybı bildirir.
- 1:28:56
Ev sıttığı gün, yahut sıttıklara da bildirir diye ekledi. Ev veliyin, yahut velilere de bildirir. Peki o zaman biri çıkıp derse ki, Efendi Hazretleri sen büyük velisin, tamam da ayette min rasul diyor. Sen kalktın, sıttıkla veliyi de ekledin. Bu ayetin nassına ve metnine ilave olmadı mı
- 1:29:22
şimdi? Olmadı. Olmadı, şimdi gel. Çok ilim lazım. Ne olmadığını sana ben ayetten de delilini getireceğim de onun için. Bunu da Allah aklıma getiriyor. Hürmeten aleyküm ve rahmetikum. Kızlarınızla evlenmeniz haram, ananızla evlenmeniz haram. İşte sayıyorum. Teyzeniz, halanız. teyzeniz, halanız bunlarla evlenemez.
- 1:29:45
Âyet, tahrim âyetini de sayıyor. Ondan sonra diyor ki Bunun dışındakilere mehrini verirseniz nikahınızı kıyarsınız diyor. Bunların dışındaki herkes diyor. Ama orada haram olduğu belirtilmeyen ne var? E mesela, efendim, iki kız kardeş söyleniyor. Ama, bir kadınla teyzesi.
- 1:30:15
Şimdi adam iki, dörde kadar evlenmesi helal. Şimdi birinci aktı yaptığı bir kadınla. İkinci evlenecek mesela. Neyse işte şartlar oluştu. Helal meşru dairede evlenecek adam. Haram değil ya. E şimdi ikinci nikahı kıyarken bu birinci hanımının teyzesini alabilirim. Âyette bu sayılmıyor. Sayılmadığı için, âyetin devamında da bunların dışında kalan hepsi size helal diyor.
- 1:30:51
Şimdi sünnet burada devreye giriyor. Bir kadınla evli olan adam, ikinci nikah evliye olarak, onun halasını veya teyzesini alamaz. O kadınla evliyken, ikinci, üçüncü, dördüncüde üç hakkı olsa bile, o teyze ve hala, o adamın onunla evlenmesi haram. Haram âyetinde geçmiyor. Haram. Niye? Çünkü hadis-i şerif dedi ki, bir kadınla evli olan, onun teyzesiyle ikinci nikah olarak
- 1:31:22
teyzesini alamaz. E şimdi, bu hadis olmasaydı, sen bunu Kur'an'a ilave yapamazdın. Yaparsan Kur'an'a ilave yapıyorsun derdim. Ama Allah buyurdu ki, Resulüm ne verdiyse alın. Öbür âyette de dedi ki, Zübeyne'nin eline asmanü züleyleyim. Kur'an'ın indirilen Kur'an'ı sen anlatacaksın onlara. Açıklama sende dedi.
- 1:31:48
O zaman hadis de sahihse, hüküm ifade ediyor. O da ne yaptı? O âyetteki şeyi açıkladı. Ne olmadı? Âyette mücmel kalan bir konuyu tafsir etti. Bunu ancak kim yapabilir? Yine Allah yapabilir. Allah bunu neyle yaptı? Öbür haramları âyetle, bu haramı da hadisle Habibine bildirdi. Habibine bildirdiği hadis, âyete ziyade oldu mu?
- 1:32:15
Görünüşte orada olmayan bir şey söyledi. Ama Kur'an'da, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem açıkçak verildiği için, veyahut da bize Resulün verdiği her şeyi alın buyurulduğu için, o da Kur'an'ın dışındaki hadis yoluyla vahiy olarak geldi. O haramiyet. O yüzden ziyadelik sayılmıyor. Nerede kaldı ki?
- 1:32:41
Ölürken vasiyet yapmanız farz kılığında âyeti var. Ama hadis diyor ki, artık Allah kime ne kaldığını bildirdi. Fela vasiyeteli varis. Varislere vasiyet yapma mecburiyetiniz kalmaz. Halbuki vasiyet yapmak farzdı. Âyette farz yazıyor. Hâlâ Kur'an'da, yani lafzı duran âyetlerden. Lafzı duruyor. Ama hadis dedi ki, vasiyet farz değil artık.
- 1:33:05
Zaten vasiyet etse ne geçer. Çünkü Allah ayırdı kime ne oldu. O hadiste, o âyetin hükmüyle amel etmiyoruz. O hadiste amel ediyoruz. Çünkü neden? Mevlana buyurmuş, Resulüm neyi haram ediyorsa haram bilir. Neyi yasaklıyorsa vazgeçir.
- 1:33:19
Şimdi buradaki konuya gelince. Âl-i Hüsnü de söylüyor bunu. Selefiler Âl-i Hüsnü'yü çok beğenir. Ben zaten Aziz Bayındır'ı bu konuda Âl-i Hüsnü'nün o âyetin tefsiriyle yendim. Efendimiz Hazretleri'nin huzurunda Aziz Bayındır geldiğinde. Kaybı bilmezler dedi. E dedim Allah Rasulü'ne bildiriyor. Ondan sonra sustu.
- 1:33:37
Veliler bilmez dedi. Hemen açtım Âl-i Hüsnü'yü. Peygamberlere mucize ve asalet tarikiyle velilere de tebaiyet ve keramet tarikiyle Âl-i Hüsnü'yü şey. O hangi tefsiri ya dedi. Ruhul Beyan mı dedi. Ruhul Beyan tam tasavvufçu diye. Yok dedim Âl-i Hüsnü'nün. Âl-i Hüsnü öyle şey demez. Nasıl demiş ya dedi falan.
- 1:33:57
Âl-i Hüsnü mazlum takmıyor. Bunu yaşadık ya Efendimiz Hazretleri'nin huzurunda. Şimdi Mevlânâ buyuruyor ki kaybı rasullerime bildirir. Bu iki âyette var. Peki Ebû Lâbbâz-ı Mürsî gibi bir zat Sûtîlerin şeyhi O nasıl diyor ki Sıttık ve velilere de bildirir. Bu âyete ziyadelik olmuyor mu? Olmuyor. Neden?
- 1:34:25
Çünkü o kendi kafasından söylerse ziyadelik olur. Ama hadise dayanırsa Hadise ne diyor? Kâmil müminlerin ferasetinden sakının. Allah'ın nuruyla bakar, kimsenin göremediğini görür diyor. Çünkü Allah'ın nuruyla baksanım, benim gözümün nuruyla bakan bir mi? Öbür hadise ne diyor Bukhari, sahih hadis. Kündüs-semaü'l-ü yesmü'l-hud, işiten kulağı ben olurum.
- 1:34:52
Ve basarû'l-edûb-sûr, gören gözü ben olurum. E gören gözü ben olurum dediği bir makama çıkmışsa bir veli, Mevla'nı görmediği bir şey mi var? Peki, iki tane hadisten burada deli geliyor, peki, başka hadis daha net, burada onu söylememiş Kafacı Hazretleri, benim aklıma Mevla getirdi. Peki.
- 1:35:16
Yine Bukhari diyor. Veketkâne fî lüvev kablekum muhaddesûn. Sizden evvelki ümmetlerde kendisine ilham gelen ve olacaklardan haber veren zatlar vardı diyor. Ümmetlerde diyor, peygamberlerde demiyor. Peygamberlerde zaten kaybı bildirdiği ayetle sabit. Feyyegüfü ümmeti. Geçmiş ümmetlerde o fazilet varsa bizim ümmeti hiç birinden eksik kalmadı.
- 1:35:42
Hepsinden üstün. Çünkü hayra ümmetini kudret ettin. Nasıl en hayırlı bilsek. Feyyegüfü ümmeti, benim ümmetimde de var diyor. Fâ umerum minûn. Ömer onlardandır diyor. Şimdi bu sahih hadis Bukhari. Muhaddes, ilham geliyor. Hazreti Ömer radıyallâhu anh kaç meselede? Kur'an'dan ayet gelmeden evvel, bu böyle olmalı.
- 1:36:03
Bu, şu, şu, bu. Buna sebebet verecek. Bunun sonu şu. Her şeyi söyledi, gelecekti. 18 yerde, Hazreti Ömer'in söylediğinden sonra ayet geldi. Efendimiz'e geliyor ayette, Hazreti Ömer'e gelmiyor. Ama Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem karar veremedi bir konudan. Hazreti Ömer diyor ki, bu diyor, söyledi.
- 1:36:23
Dedi ki, Ömer onlardandır. Aha, o zaman, Ebu'l-Abbas Mürşat Efendimiz, şimdi bir defa Ehl-i Sünnet'in kaidesine gelir. Hadisten delilleri bulduk. Ehl-i Sünnet buradan ne çıkarmış bu hadislerden? Her hadisten de sen Ehl-i Sünnet'in kaidesini bilmeden konuşamazsın. Mâ câze en yekûne mûcizeten li nebiyyin, câze en yekûne kerâmeten li veliyyin.
- 1:36:54
Bir peygamber hakkında mucize olarak verilmesi düşünülebilen her şeyin keramet olarak, velilere, o peygambere tabi olduğu için, o peygambere mucize oluyor yine, o veline ona tabi olduğu için. Velilere de, aynı harikulade olayın, ismi mucize değil o kadar. İsmi değişik. Peygamber de zuhur eder, harikulade ile mucize diyorsun.
- 1:37:21
Veli de zuhur eder, keramet diyorsun. Yaratan aynı Allah. O veli o peygambere tabi olduğu için o keramete ermiş. O keramette, her keramet tabi olduğu peygamberin mucizesi aynı zamanda. Çünkü ona tabi olmasa, teheccüde kalkmasa, namazına kılmasa, hadislere ittibar etmese o keramete eremiyor. O da ne demektir?
- 1:37:42
Nasıl Muhammed Efendimiz'in hadisleri bu kadar kerametli veli olur? Efendimiz'e uyduğunda. Demek ki Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hak. Oradan mucizeye zaten gidiyor. Ama mesela, ölüyü diriltme. İsa Aleyhisselam da bu mucizeye zuhur etti. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in annesi babası diriltmesine tut.
- 1:38:00
İşte Allah'ın dirilttiği ölüler, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dirilttiği ölüler. Yani en son çıkan kitaplarımdan birinin kursu. Kaynaklarıyla yazdım. E peki, velilerde ölü diriltme olabilirmiş. Şimdi bazı alimler takılmış orayı anlamamış. Ya o kadar da değil demiş yani. O kadar da değil olur mu?
- 1:38:22
Şimdi Abdülkadir Gelen Hazretleri'nin mütevatir olarak nakledi. Ahmet bin Hanbel'in kabrine gitti. Ahmet bin Hanbel'e müracaat etti. Ahmet bin Hanbel'e kalktı, dirildi. Ahmet'e verdi ona. Bütünü anlattı. Bütün kaynaktan şükrediyor. Bir gavurun Müslüman olması için, bir Müslüman tartışıyor. Hristiyan dedi ki, İsa Asselam'ın ölüleri dirildi.
- 1:38:43
Sizin peygamberiniz ne yapmış dedi. Abdülkadir Gelen'e de duydu çarşıda bunu. Gayretullah'a dokundu, onun gayretine dokundu. Dedi sen dedi dur, İsa Asselam'ın ölüleri dirilttiğini inanmıyorsun sen, inanıyorsun. İnanıyorum dedi. E Resulullah'ı da diriltti dedi. Tamam ben onun ümmetinden biriyim dedi.
- 1:39:02
Ben diriltirsem Müslüman olur musun dedi. Neler derdirirsen dedi ya. Peygamberin diriltememiş dedi. Tamam nereye istiyorsun dedi. Sen seç dedi. İstediğin kabri seç, en eski mezara gidelim dedi. Gitti. Abdülkadir Gelen Hazretleri, kum biiznillah dedi. Allah azze ve celle kalktı. Dedi ki, bu şarkıcıydı dedi.
- 1:39:23
Abdülkadir Gelen Hazretleri yapıyor. Bu şarkıcıydı dedi, sağlığında dedi. Yani durumu da çok iyi değil dedi yani ahirette. İstersen bu şarkıcıyı şey yapayım dedi. Çıkartayım dedi. Bir de artık kum biiznillah, kaynaklar var bir tüküter. Kalktı şimdi.
- 1:39:40
Şimdi bazı alimler... Zalimler, ha sen bu keramete ben inanmıyorum diye, onu konuşmuyoruz biz. Evliyanın kerameti yoktur diyen, kafir olur, çünkü keramet olduğu Kur'an'da sabit. Meryem Validemiz peygamber değildi, kışın yaz meyvesi, yazın kış meyvesi, Kur'an'da anlatılıyor. Bu keramet. Asaf ibni Berkı'ya, Berkıs'ın tahtını göz açıp kapamadan benden Kudüs'e getirildi.
- 1:40:02
Bu Kur'an'da zikrediliyor. Bunlar Peygamber olmadığına göre keramet. Hiçbir evliyanın hiçbir kerameti yoktur dese kâfir olur. Ama şu velinin şu kerameti yoktur, ben buna Ama şu velinin şu kerameti yoktur, ben buna inanmıyorum dese, kafir olmaz. inanmıyorum dese kâfir olmaz. O evliyayla uğraşırlar ahirette, bilmem ne,
- 1:40:15
O evliya ile uğraşır ahirette, bilmem ne, onu çarpar mı çarpmaz mı, o benim işim değil. Ama keramet mefhumunu inkar ederse, Kur'an'da keramet var. Peygamber olmayanda da harikuladelik yaratır Allah. Kur'an'da iki yerde delil var. Daha da fazla arayan bulabilir belki de. İki kesin.
- 1:40:33
Şimdi ehl-i sünnete göre, peygamberlerde ölü diriltme mucizesi zuur etti mi? Etti, dirilten Allah zaten. Peki, aynı şeyin bir velide keramet olarak zuuru, ehl-i sünnete göre kabul edilebilir mi, şey midir? Evet, kabul edilir bir şeydir. Ama felan zat şunu yaptı, ben o kıssa nereden geliyor falan, ben ona tam isi besmele, inandım inandım.
- 1:40:55
O konuyu konuşmuyorum, oradan ben kimseye kafir demem. Ama sen dersen ki, hiçbir velinin hiçbir kerameti yok. Bir de ehl-i sünnet neyi kabul ediyor? Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem, hangi peygamberse de olabilir, zuur eden mucizesinin bir benzeri, aynı cinsten yani. Ölü diriltmekse, ölü diriltme kabilinden.
- 1:41:15
Zehiri içti, zehirlenmediyse, zehir içip zehirlenmeme kabilinden. Hangi kısımdansa kerametin. Bir ekmeği, buğdayı, yüz kişiye yetiştirme, çoğaltma, bereket kabilinden. Bin beş yüz kişiye, efendim, ufacık bir şey, Handek Muharebesi'nde, efendim, sallallahu aleyhi ve sellem, yetiştirdi, yetirdi mucize.
- 1:41:36
E bir veli de öyle, bir kaptan, bin beş yüz kişiyi doğurdu küçük kaptan. Bunların hepsi, olmuş mudur? Olmuştur. Olabilir mi ehl-i sünnete göre? Olabilir. Çünkü neden? Peygamber de mucize olarak oluyorsa, yaratanda ancak Allah ise, o veli de o peygambere tabi olduğu için, keramete erdiğine göre, onda da zuur eder.
- 1:41:57
Zaten ayet ve hadislerde, ne yapıyor? Mesela, padişah dese ki, benim yanıma ancak bugün, vezir gelecek. Başka kimseye sokmayan bilmem ne, bilmem. Ama o vezirin de, etrafında ne var? Yazıları tutan, notlarını tutan koca vezir yani, Devlet-i Aliye'nin veziri. Vezir de yapayalnız, sokakta gelmiyor. E onu da saraya sokarlar mı?
- 1:42:27
Yanında geldiği adamları, özel haşemesine sokarlar mı? E sokusurlar mı? E peki padişahın özel yanına, direkt mesela Miraç'ta Mevla'yı görmek, buna hiçbir veliye de, hiçbir nebiye de nasip olmamış. Orada özel bir halvet varsa, tamam sahne veziri sokarlar. Ama sen şimdi binanın içine, veziri gelip de ayakkabısını alan, çantasını taşıyan, kitabını taşıyan adamı,
- 1:42:51
sen git dışarı bilmem ne, vezir kendi taşısın, der mi kapıdaki bekçi? Onun için diyor, vezirin etbaının, yani onunla birlikte hizmet eden, grubunun, binaya girmesi de, ne olmaz? Yatırganamaz. Allah, bir veliye bir gaybını, öğretir mi? Öğretir. Ama o onu kendi nefsinin nuruyla görmüyor. Tabi olduğu peygamberin nuruyla görüyor.
- 1:43:15
Anladın mı sen? Onun için Allah bize, gayba imanı, teklif etti, külfet olarak, emir olarak yükledi. Biz de gayba iman ettik. Ama Allah-u Teala, gaybının kapılarını, bazı dostlarına, açtı mı? Açtı. Çünkü ne buyuruyor? Hz. Ali Efendimiz'e, size Kur'an'dan başka, hadisten başka, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir gaybla ilgili bir şeyler bildirdi mi?
- 1:43:51
Yani ayet ve hadisin dışında bir şey yok, diyor. Ancak, Allah bir kula, diyor, Kur'an'ın manaları hakkında ince anlayış verirse, kalbine bir ilham atarsa, bu müstesna, diyor. Bu da sayı. Bu inkar edilemez. Bir sürü Mahmud Efendi Hazretleri'nde, sırf ben kendimle alakalı, yani dünya kadar, geleceğimle ilgili haberler verdi.
- 1:44:17
Dünya kadar. Yani, bir haberin içinde, dört tane kayıptan haber vardı. Yani, benden sonra yaşayacaksın, onun içinde çıktı. Evleneceğim, çıktı. Kısır olmayacağım, çocuk doğuracağım, çıktı. Çocuğumun fazla olacağı, çıktı. Yani, bir haber, bir laf konuşuyordu. Hiçbir şey. Hiçbiri daha olmamış. 16 yaşımdayım.
- 1:44:43
Ama bunu direkt söylüyordu, böyle olacak diye. E şimdi bir bakıyorsun, yaşadık, ölenebilirdik. 17 yaşında ölen yok mu? Ondan sonra evlenemeyebilirsin, evlenmezsin. Evlendik. Evlenenlerin çocuğu mu oluyor herkesin? Dünyada çocuğu olmayan geliyor dünyaya.
- 1:45:00
E çocuğumuz oldu, fazla çocuğumuz olacak, şu şöyle olacak, bu böyle olacak, baban şöyle olacak, anan böyle olacak, her şey şöyle olacak. Hep ben bunları yaşadım. Ama ben buna niye şaşırmıyorum? Ya Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem hakkıyla uyduğu için, Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'de kayıpları bildirildiği için,
- 1:45:17
Efendimiz'e mucize yoluyla bildirilen keramet yolu da Allah verilene bildirildi. Yani Abdülkadir Geylani Hazretleri'nde zaten mütevatir, İbn-i Teymiye bile en bozuk adam alimler içinde, o bile Abdülkadir Geylani'ye bağlandım diyor ya. Bunda ne garikulade kerametler var diyor. Yani köyde İbn-i Teymiye onu görmemiş.
- 1:45:35
Ama o kadar mütevatir geliyor ki onun hocalarından, şeylerinden. Yani en sapıkların tutunduğu İbn-i Teymiye, İbn-i Geymi, Cevziye yani. Bunlar Abdülkadir Geylani dediğin zaman duruyor. E çünkü ne? Akıl mantık duruyordu onun için kardeşim. Hasan Abdülkadir Geylani mi yani şimdi? Ahmet Rufayi mi? Efendim Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem elini uzattı yani.
- 1:45:55
Bu nasıl iş? Veyahut da daha önceden bildirdikleri neler, neler, neler? Yani İbn-i Kemal ile gözü herkes diyor ki sahradan dönelim, Mısır'ın fethedilmeyecek çölde kaldığı ordu, Sina çölü geçilmiyor, herkes fikir veriyor. İbn-i Kemal'i çağırın dedi. Yav Sultan Selim Han Hazretleri, İbn-i Kemal Büyükveli, Müftü Sekaleyn İnsürci'nin fetva veriyor.
- 1:46:27
Dediğin ne yapacağız dedi yani? Çölün ortasındayız, imkanlar azaldı. Önümüz görülmüyor. Şimdiki gibi de değil ki kaç kilometre kaldık bilmem ne, canlıyan yapacak halimiz yok. Ne yapacağız dedi? Efendim dedi, şu ayeti kerimeye göre dedi, Mısır'ı fethetmek size nasip olduğu görüldü dedi. Ben hemen gördüm dedi.
- 1:46:48
Fethi nasip oldu size dedi, tamam dedi. E hangisi Fatih şeyinde, Akşemseddin'e? Bütün ordu bittik gittik, elli gün sürmüş kuşatma. Çekilelim gidelim dediler. Kaç kere kuşatıldı burası, kimseye nasip olmadı dediler. E geldi Akşemseddin'e, ne yapacağım dedi? Efendi Hazretleri'nin sen benim şeyhimsin dedi, bana bir yol göster.
- 1:47:10
Bütün ordu burada yığılmış, elli gün. Dur dedi, bir namaz, bir secde, salı günü şu kapıdan giriyorsunuz, fethediyorsunuz dedi. Yani bu kadar. Bunlar yaşanmadı mı? İstanbul'un fethinde bu yaşanmadı mı? Mısır'ın fethinde İbni Kemal'in buyurduğu yaşanmadı mı? Daha ne konuşuyorsun sen? Ama bütün bunlar, tabi oldukları, metbunun, metbu ne demek?
- 1:47:37
Tabi oldukları Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hak peygamber olduğunu alametledir. Neden? İşte ona tabi olana da keramet veriliyor. O hak olmasaydı, bununla da bu keramet olmaz. Batıla tabi olanı, kendi daha batılı olur. Onun için çok büyük ilimler konuştuk. Ama haddeseneğe geldik, kaldık.
- 1:47:58
Şimdi, hadislerin senetleriyle beraber Kazıyaz Hazretleri, Resulullah Efendimiz'in gelecekte neler olacağını tarih verdiği bütün sayı hadisleri, mütevatir hadisleri, sayı hadisleri, peş peşe zikredecek. Ama ben bu girizgahı ve bu bilgiyi vermeseydim, bu yanlış olurdu. Bu ilimlerden istifade edin. İtikad dersi yapmış olduk.
- 1:48:21
Bugün aslında bu hakaret dersiydi. Ben bunun hakkında bir kitap da hazırladım, doluda kaynakları topladım, hatta basmak üzereydim, sonra daha genişlettim. Gayıpları bilme, konunun adı gayıpları bilme. Resulullah S.A.V'in gayıpları bilmesi, bir de Evliya'nın bilmesi, bunun delillerini toplamıştım yani.
- 1:48:38
Konuşmak kolay oluyor, burada bayağı bir ilim konuşuyorum. Kitap yazıp dersen harekesini düzelt, imlasını düzelt, kaynağını sayfa yaz. Ama bak, bir kitaplık ilim konuştum şimdi. Bunu dinleyen, Elif Sünnet itikadını anlamış oldu. Her bakımdan, her yönüyle. Allah Teala, Elif Sünnet itikadından zerre kadar ayrılmaktan cümlemizi muhafaza, emin eylesin.
- 1:49:04
Amin. Ve sallallahu alâ seyyidina Muhammedin ve alihi ve sahbihi ve sellim. Ya neyi anlatacaksın kardeşim? Efendim sorarsan, beni tanıyor mu? Yani beni görmüş mü diyor? Vallahi billahi görmüştüm. Babamı da görmüştüm, babamı da görmüştüm, dedemi de görmüştüm, dedemi de görmüştüm. Niye? Sahih hadis. Bütün ümmetim diyor, Çamur'da
- 1:49:26
bir çamur, üzerime böyle duvar çamurdan bir şey gibi. Bütün ümmetimi şerit gibi geçirdiler. Kıyamete kararacak bütün ümmetlerimin suretlerini, şekillerini, hepsini babası mı? çok önemli. Tek tek tek tek anlatacağız. Metinler kısa gidiyor. Şerlerden de izahlar katarak çok ilimlere, taze ilimlere kavuşacağız.
- 1:50:17
Allah Teâlâ, sıhhat, afiyet bu derslere devam, sebat nasip eylesin. Azamî derecede istifade edenlerden eylesin. Ve sallallahu aleyhi ve sellem. Muhammedin Vâliyyi ve sahbihi ve sellem.
Benzer sohbetler
1:23:21Şifâ-i Şerîf Dersi 299. Bölüm 12 Ekim 202612 Ekim 2026 · 84 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 12 Ekim 2026
1:16:13Şifâ-i Şerîf Dersi 298. Bölüm 5 Ekim 20265 Ekim 2026 · 77 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 5 Ekim 2026
44:07Şifâ-i Şerîf Dersi 297. Bölüm 28 Eylül 202628 Eylül 2026 · 45 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 28 Eylül 2026


