1:04:33 / 1:08:50Şu an 1:04:33 / 1:08:50
Video bölümleri
- 07:37Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem’in Hangi Mûcizesi, Mûsâ Aleyhisselâm'ın Asâsından Ne Yönlerden Daha Büyüktü?
- 19:03Ümmü Ma'bed ve Eşi Hangi Mûcizeyi Görerek Îmân Ettiler?
- 33:52Hangi Aşîret Kıtlık Senesini Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem’in Hangi Mûcizesiyle Aştı?
- 39:54Süt Annesinin, Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem Efendimiz'in Çocukluğunda Gördüğü Mûcizeler
- 48:53Hiç Yavrulamamış Bir Koyun Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem’in Sıvazlamasıyla Nasıl Süt Verdi?
- 53:27Mikdâd İbnü 'Amr Radıyallâhu Anh, Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem İçin Ayrılan Sütü İçince Başına Neler Geldi?
Transkript
136 satır
- 00:00
Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Sallallahu aleyhi ve sellem. Seyyidina Muhammedin ve aleyhi ve sahbihi ecmain. Bizleri bir Şifa Şerif dersinde daki cemeden Allah-u Teala'ya sonsuz hamdü senalar ederiz. Tabi bu dersimiz umreyle kesintiye uğrayacak iki hafta. Herhalde 20 Nisan dediler arkadaşlar.
- 00:32
Yani bundan sonraki pazarteslerde 20 Nisan'a kadar yokuz, umredeyiz. Tam döndüğümüz gün pazartesi ama işte biliyorsun rotar oluyor, uçak şey oluyor bilmem ne, yoldan geldin gittin. Ona da güvenemedim yani. O bakımdan 20 Nisan'a kalacak. İnşâAllahurrahman, istimamız, buluşmamız. O arada biz Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz'in
- 01:04
uzuna ziyaretine inşâAllah nasıl bulursa gideceğiz. Kabul buyurursa bizi. Sizden de selamını ulaştıracağız. Ve Şifa-i Şerif derslerinin afiyetle, hayırlı uzun ömürle devam edip kıtama erebilmesi ve hadm-i şerifini yapabilmemiz, siz izleyen takipçilerimiz de hayatta ve saatte kalmak kaydıyla inşâAllah müyesser olması için Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'den
- 01:38
onun mucizeleri hürmetine, onun hakkında yaptığımız yüzlerce dersler, binlerce saatli konuşmalar bereketine ve Şifa-i Şerif'in müellifi olsun. İçindeki rivayetlerin sahipleri, sahabe-i kiram, tâbi'un teb'i, tâbi'in hadd-i sahafızı
- 01:57
muhaddisler, müfessirler, fıkıha, kurra, ne isimler geçiyor, o büyüklerin himmetiyle, hürmetiyle Allah'ımızın bu mübarek dersi bize tamamlatmasını niyaz edeceğiz ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den bu hususta himmetlerini ve şifaatlerini talep edeceğiz. bu hususta himmetlerini ve şöfaatlerini Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem bizi boş çevirmez.
- 02:25
Sizi de boş çevirmez. Hiçbir selam verenini boş çevirmez. Ya haşâhu en yahrimer râcim-i kârimehû al-caru minu ghayra muhtara min Mevla'ya salli ve sellim daima nebeda alâ habibike khayri l-khalqe kulli min Kaste-i Bürde'de öyle buyuruyor ve Râzım-ı Tahire'nin Fatıma radıyallâhu anhâ ve âlemizin tarafında olan kapısı var ya işte o eshab sofranın önündeki
- 03:02
kıbleye döndüğümüz, sol taraftaki kapı bende onun önünde bir resmim var orada bir anahtar var o kapıda anahtar var yani anahtarın bir tarafında hul habibu-llezîtur câ şefa'etuhû li kulli hevlim minel ehve'l-muktehîmi öyle bir Allah'ın sevgili dostudur ki insanların üzerine, Müslümanların üzerine hücum eden bütün dehşet ve şiddet ve bela ve musibetlere karşı onun şefaati umulur
- 03:38
yani onun hürmetine kurtuluş umulur. Bu beyt bir tarafında yazıyor anahtarın öbür tarafında da bu demin okuduğum beyt yazıyor. Hâşâhu en yahrimel râcime kârimehu ev yârce ev yârce'il gâru minu ghayra muhterem. Yani kendisinden beklenti içine girerek ve ona ümit bağlayarak gelen müracaat eden, himmet isteyen, salâtü selâm okuyan Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ alîhi s-salîm bir kimseyi iyiliklerinden, lütuflarından mahrum etmesi düşünülecek şey değil, asla olmaz.
- 04:24
Onu böyle kerem sahibi cömertlerine cömerti Âlemlerin Efendisi'nin kendisine ümit bağlayanı, boş evi receyi ve mahrum bırakacağı düşünmekten onu tenzih ederiz. Ya da car komşu demek, yani komşu derken kabir-i şerifini ziyarete, mescidi nebevisini ziyarete giden, orada bulunduğu müddetçe onun komşusu oluyor.
- 05:00
Yani en yakınında namaz kılıyor, salavat okuyor, Muvace-i Şerife'den selam veriyor, geçiyor falan. Ramazan müteahhitinde oturuyor, namaz kılıyor, salatü selam namaz kılıyor. Böylece onun cihranı oluyor, komşularından oluyor. Yani onun komşusunu, yani onu ziyarette bulunanın hürmete mazhar olmamış vaziyette,
- 05:26
yani istekleri kabul olmamış ve hürmet itibarı görmemiş veyahut kendisiyle hiç ilgilenilmemiş hatta, yani ondan gaflet edilmiş vaziyette, geriye boş dönmesinden de onu tenzih ederiz. Asla sallallahu aleyhi ve sellem komşusuna, ziyaretçisine, kendisine himmet isteyene, şefaat isteyene böyle bir haşa, cimri ve katı muamele haşa haşa yapmaz diyor.
- 06:09
Onun için bu çok önemli. Biz de işte 20 Nisan'da derse kadar, inşallah eski dersleri hep dinleyin edin, tane ilimler okunacak. Şimdi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in mübarek bedeni şerifinin, mübarek elinin, mübarek ayağının, mübarek bastonun, asasının vesairenin değdiği yerlerde,
- 06:34
zuhur eden bereketler, ziyadelikler, artışlar, harikuladelikler ve mucizelerden bahseden bir fasıldayız. Ramazan şeriften evvelki son dersin kaldığı yerden. Devam edeceğiz. Bu yeni tabii baskıları bilmiyorum da, Haska'dan Şifa Şerif çıktı, çok güzel bilgisayar hattıyla yazdırdım. Harekeleri tabi okuyabilirsiniz, Hatim Şifa için Hatim yapasınız falan diye.
- 07:03
Onları sonra bir derste konuşuruz. Şimdi ben kendi ders yaptığım kitaptan yani eski baskıdan elimde var. 280. sayfedeyiz, oradan da 2, 4, 6, 7, 8. satırın başındayız yani. 7 satır yapmışız ders, 8. satırın başından devam ediyoruz. İnşallah sizler de yeni baskıyı temin ettiğiniz zaman ben de ona geçerim.
- 07:32
O zaman oradan sayfaları size bildirim. Buyuruyor. Vedef'uhu'da kalmışım ben. Bu Vedef'uhu tabi şeyin muhakkak müptedası yani. Orada V'den sonra Min Keramati, burada keramet mucize manasına geliyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. V'den sonra gizli mahsup var. Min'hu ve Min'ha öyle geliyor.
- 08:03
Ve Min'ha yani Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e ikram edilen mucizelerdendir. O mukattam haber alıyor mahsup olan. Ne? Def'uhu vermesi. Def'uhu verdi manasına da geliyor. Def etti, kovdu, savuşturdu falan çok manasına geliyor. Ama ona, efendim, Yani mesela Kur'an'da da mallarını onlara def edin.
- 08:28
Def edin ne demek? Verin manasına da geliyor. Dolayısıyla Vedef'uhu sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin mucizelerinden biri de nedir? Vermesidir. Kibe, Li Abdillah ibn Cahş'in, Abdullah ibn Cahş Hazretleri'ne, Ne vakitte? Yuhud'un Uhud gününde. Uhud harbi meşhur. Uhud harbinde Abdullah ibn Cahş Hazretleri.
- 09:00
Orada, ondan sonra, Şehitlerden biliyorsunuz. Hazreti Hamza Efendimizin yanında ikisi yatıyor. Musab ibni Ömer Abdullah ibn Cahş diye hatırlıyorum. Arkada yine hazirenin içinde beyaz bir boyalık, yarım metre, bir metre kadar uzaktan görüldüğü kadarıyla bir şey var. Çıkıntı var, duvar gibi. Orada da 70 şehit, tabi o zamanki imkanlarda,
- 09:31
hepsine tek tek kefene bulunamadığı, yapılamadığı için, birkaç tanesini bir araya gömdüler. Orada da tabi, artık o bölgenin tamamında da olabilir de, yoğunlukla o arkadaki beyaz boyalı duvar, tam duvar denmez de işte yani. Efendim, bir şey yapılmış oraya, çit yapılmış. Onun içerisinde 70 kadar şehitler var.
- 09:59
Hamza Efendimiz, vallahi Allah'ın yanında, Abdülhamid Cihâş, Musab ibni Ömer, iki tane şehit olduğu söyleniyor. İşte Abdülhamid Cihâş Efendimiz, Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz'in halasının oğluydu. Çünkü dedesi Abdülmuttalib'in kızı Ümeyme, Ümeyme isimli bir halası vardı. O halasının oğluydu, Abdülhamid Cihâş.
- 10:30
İki hicrette de katılmış. İki hicret dediği, bir önce Habeşistan'a, Necaşiye'ye gidilen hicret var, Mekke döneminde. Sonra Mekke'den Medine'ye hicret var, iki hicrette de bulunmuş. Ve kendisi Uğut'ta şehit edildi, burnu koparıldı, kulakları kesildi. Yani mübarek, İmam Beyhakî'nin rivayet ettiği hadis-i şerifleri geçiyor.
- 11:03
Allah-u Teala'dan öyle istemiş. Yani şehitlik istemiş. Demek ki şehitliğinde bir değişik versiyonunu istemiş. Yani Allah yolunda eziyet çekmeyi, işkence çekmeyi istemiş. Böylece işte duası kabul olulmuş. Aynı zamanda o da mücde'a da deniyor, mücde'a veya mücedde'a. Mücde'a da şeyden geliyor, yani müsle yapılanlar, burnu kulakları falan koparılanlar.
- 11:32
Ced'a diyor ya hadistede, kulağı burnu kesip koparıp bir hayvan aslında yok. Cahiliyet evinde siz kulağını burnunu kesiyorsunuz hayvanların diye. Anlatılan hadistede ced'a geçiyor, yani mücde'a o demek. Ondan sonra, Abdülhamid Cahis Hazretleri ne verdi, ne zaman verdi? Ve gazze behal bükü gitmişti. Ne seyfi bu, onun kılıcı gitmişti.
- 12:05
Bu cümle-i muhterize arasında veya cümle-i ahaliye. savaşırken kılıcı işlevsiz olmuş. Efendim, sallallahu aleyhi ve sellem'in ve def'u vermesi ki, Mele Abdülhamid, Cihâşi Abdülhamid, Cihâşi Eyyûb Mahmud, Nuhud, Gönüme Gazze, Ebeseyb, Halbuki kılıcı gitmişti yani işe yaramaz hale gelmişti, vermesi. Neyi?
- 12:35
Burası şimdi def'u'nun mef'ulü geliyor. Neyi? Burası şimdi def'u'nun mef'ûsü. geliyorum. Neyi vermesin? Asîbe nakhlin. E bir hurma Neyi vermesi? Asîbe nehlin. Bir hurma talını, üzerinde dikeni olmayan, çıkıntısı olmayan bir hurma talı vardı yanında Sallallahu Aleyhi Vesellem. O'nu vermesi de mucizelerinden biridir.
- 13:05
Çünkü ne oldu O'nu verdikten sonra? Feracah'a dönüştü. Buradaki Feracah'a döndü değil de dönüştü mağazadan Sayruret için. Feracah'a dönüştü, o şeye gidiyor yani, Asîbe gidiyor. Hüve, o asîb, hurma talı, Nerede? Fî yedihî, Abdullah'ın, Cahis Hazretleri'nin elinde. Neye dönüştü? Seyfen, tam manasıyla iş gören, jillet gibi kesen bir kılıca dönüştü.
- 13:41
Onun için, sonra o kaldı. Burada şimdi Musa'nın asasından daha büyük mucize var. Çünkü Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem, Allah-u Teala ejderhaya çevirdi, bütün büyücülerin tırlar dolusu malzemelerini yuttu, tekrar eline döndü, içine bir şey almamış gibi, onların nereye öğüttü, ne etti? Bu mucize.
- 14:09
Ama, kaldı mı? Kalmadı. Yani, Musa Sallallahu Aleyhi Vesellem'in vefatından sonra o asanın mucizeliği devam etti mi? Etmedi. Şimdi de mesela, Topkapı Sarayı'nda veyahut bazı belki emanetlerlerde, rivayetlerde Musa Sallallahu Aleyhi Vesellem'in asası diye Topkapı Sarayı'nın emanetlerinde var, biliyorum, bir kayıt.
- 14:40
Ha o mudur, değil midir, ona kesin bir şey konuşacak. Elimde bir şey, içeri yok. Yani saraya kadar girdiyse, sarayın emanetine girilse herhalde incelemişlerdir diye de düşünüyorum. Amma velakin, isterse Musa Sallallahu Aleyhi Vesellem'in asası olduğu kesin olsun.
- 14:57
Şimdi o Musa Sallallahu Aleyhi Vesellem'in elindeyken, Ashab-ı Musa Hazretleri'nin elindeyken iş görüyordu. Yoksa şimdi o asayı ben hele asab vursam denize yarılır mı? Ne yarılacak? Anladın mı? Yani bir mucize veya keramet ondan gösterebilir miyim? Gösteremem. Yani Ashab-ı Musa Hazretleri'nin asabında olsam o, onu vuran eldeydi mucize.
- 15:18
Yani Musa aleyhisselamdaydı. E şimdi bu, Abdülhamid Cahşi Hazretleri'ne verilen, verdiği hurmatalı, keskin kılıcı oldu, çok kaliteli. verdiği hurmatalı, keskin kılıç oldu, çok kaliteli. O, Abdullah Hamdî Hazretleri, Allah'ın zaten o muharebede şehid oldu. O, Abdülhamid Cahşi Hazretleri'nin Ondan sonra o kılıç kaldı mı?
- 15:39
Yoksa eski hurmatalı haline döndü mü? Dönmedi. Kılıç olarak kaldı. Hatta, efendim, bir zaman sonra, İbni Seyyid Nazım el Enzik de diyor, Türklerden biri diyor da, adı Begâmı, Begâmı, Bugâmı, ona, Türkiye diyor yani, Türk birine, 200 Dinar'a satıldı. Yani Dinar, altın para. 200 Dinar paraya satıldı. O hurmatalına niye 200 Dinar versinler?
- 16:18
O Türk, Türk adamı almış. Dolayısıyla, kılıç olan hali, mucizevi, kesiciliği, keskinliği devam ediyordu. Mevzu bu. O bakımdan, Musa Aleyhisselâm'ın mucizesinden, daha büyük mucize burada, devam ediyor. Sen yine onunla harbe girsen keser yani. Evet.
- 16:47
Bu çok önemli. Musa Aleyhisselâm'ın ölümünden sonra, asasının mucizeviliği kalmadı. Ama bunun, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'den sonra kaldı. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem çok böyle, kütükleri, hurma dallarını, ağaç budaklarını verdi insanlara. Halbuki hiçbir şey kesmez. Küçük gibi yani, küçük yani.
- 17:15
Ama onların elinde keskin kılıç oluverdiler. Onlarla harp ettiler. Kâfirleri katlettiler. Bunlar bir tane değil, iki tane değil, üç tane değil. Onun için bu mucize daha büyük oluyor. O bir asaydı. Bu arada, en az üç beş defa ben gördüm bu asalarla ilgili. Elinde kılıç oldu yani. Hadis-i Şeriflerde benim gördüğüm, ben bütün hadisleri görmüş değilim.
- 17:47
Ama en az üç dört tane ben hatırlıyorum gördüğüm, yani hadis kaynaklarında. Demek ki birçok asada bu mucizesi zuhur etti. Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Ve minhu, buradaki hu ise neva gidiyor bu sefer. Öbür türlü olsaydı, minha olacaktı. Ve minhu, minâzen nev'i. Nev' kelimesi müzekker ya, onu tuttuğuna göre zamir gönderebiliyorsun.
- 18:18
Yani zamir müzekkerse, sen onun merciğini, mahsuf olan merciğini müzekker bir kelimeden tutuyorsun. Yani nev' kelimesi tür. Mesela ve minhu. E şimdi kiramat desen, mucizat desen, minha demesi lazım. E şimdi sen yine ona göndermek istiyorsun, nasıl göndereceksin? Ve minhu'nun husu müzekker olduğu için onu neva göndereceksin.
- 18:41
Yani ve minâzen nev'i, bu kabilden, bu türden. Neyin türü? İşte Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e ikram edilen kiramat ve mucizata gidiyor. Ama neva kelimesine gittiği için, direkt kirama mucizata gitmediği için böyle olması gerekmiyor. Bu da ayrı bir kaide yani. Ve minhu bu türden, Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e ikram edilen
- 19:07
bereket ve mucizelerden biri de nedir? Beraketuhu ve minhu. Mukaddam haber yine zarf olarak öne gelmiş. Beraketuhu muhakkak müptede. Beraketuhu, Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in bereketinin, yani bereketi demek, bereketinin zuur etmesi. Bereket demek artış, ziyadeleşme, çoğalma, tükenmeme. Bereket o demek.
- 19:36
Ne husustaki bereketi, Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in? Fî durûr-i şâti. Durur demek, akış demek, süt akmak demek. Durur, derra, ederra, idrar da oradan geliyor, yani akıştan geliyor aslında. Durur, akış demek. Onun için sütün adı da der. Diğeri de Arapça'da sütün adı var. Kur'an-ı Kerim'de de sunatı var.
- 19:59
Fî durûrşâti koyunların koyunlar, onun keçiler vs. onlar aynı sınıftandır. Onların süt vermesi hakkındaki bereketi sallallahu aleyhi ve sellemin. E şimdi koyunların bolca süt vermeleri zaten olabilen bir şeydir. Görülen mutlak bir durumdur. Ama bu öyle değil. Burada mucizeliklerde öyle koyunlar ki havaili, hail olanlar.
- 20:36
Hail ne demek? Yani hailin demesi havail geliyor. Ondan sonra hail de neye deniyor? Hiç hamile kalmamış, yani yavrulamamış, doğum yapmamış koyunlar. Doğum yapmayanlar insanlarda öyle. Süt ne zaman geliyor? Doğum yaptıktan sonra geliyor. Doğumla geliyor yani. Hayvanda da durum aynıdır. Dolayısıyla hamile kalmamış koyunların yavrulamamış koyunların çok süt vermesi.
- 21:17
Durûr, aslında durûrşâti, durur akıt dedim ya, akıtmaktan geliyor durur, akıtması. Neyi akıtması? İleride durur akmak da ileride ba ile harficeyle müteadde oldu. Fî durûrşâti koyunların akıtması. Öyle koyunlar ki havaili, hiç hamile kalmamış, çocuk doğurmamış, yani yavrul yapmamış koyunların akıtması.
- 21:45
Neyi akıtması? Bir lebeni sütü. Öyle sütü, el-ketîri. Çok, öyle normal mutat öyle bir sıktın birkaç yudumluk süt geldi, veya bir çay bardağını anca doldurdun, öyle değil. Kovaları dolduruyor. kalmamış. Veyahut da çılız, zayıf, kemikleri sayılıyor yani. Ondan nasıl süt çıkacak? Onun için bu da çok büyük bereketler Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz'in gösterdiği bir mucize
- 22:25
sahasıdır. Buna bazı örnekler verecek şimdi. Kâ kıssati şâti ümmi mâbedin Ümmü mâbed annemiz müslüman oldu. koyunun kıssası gibi. Şimdi ümmü mâbed tabi onun künyesidir. Esası da Atike'dir. Bu Atike kadınlı kızlar da çok güzel bir isimdir. Araplarda da yani sahabe annelerimizde de çok var. Efendim Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem bir halasının ismi de Atike'dir.
- 22:59
Benim de babamın bir teyzesinin adı Atike'ydi. Yani çok güzel isimler koyuyorlarmış o zaman. Babamın işte amcalarına, halalarına, teyzelerine de hep isimler böyle. Hep eski efendim Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in halalarının, teyzelerinin isimleri. İlginç.
- 23:21
Şimdi maalesef o bereketli isimler çok kalmadı. Ümmü mâbedin koyunun kıssası. Kıssa demek başına gelenler, yaşadıkları. Ümmü mâbed annemizin adı neymiş? Atike'miş. Babası Halid el-Huzâ'ymış. Halid kızı Atike olmuş oluyor. Evet. Meşhur bir sahabe var. Hubeş diye. Onun da kız kardeşi oluyor. Ümmü mâbed annemiz Müslüman oldu ve Efendim Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in hayatında
- 23:53
vefat etti. Yani Efendim Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'den önce vefat etti. Bu şey Ümmü mâbed, Ümmü mâbedin eşi, kocası. Kocası Müslüman oldu ve Efendim Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in hayatında vefat etti. Hadis'le rivayeti de var. Kendisi hakkında değilmiş o. Vefatı kocası hakkındaymış. Evet. Kadit diye bir bölge var.
- 24:22
Biz de oraya gittik. Mekke'ye herhalde 100 km kadar mesafededir. Bizim de Şeyhlerimizden sizlere, Nakşibendiyen Rical'den Ebubek Sıddık, Radıyallâhu anh torunu Kâsim ibni Muhammed ibni Ebubek Sıddık. Radıyallâhu anh hazretleri. Kabri orada fakat hacca giderlerken çok ölenler var. Oraya gömülmüşler tabii.
- 24:49
1400 senedir de. Kudeyt diye de geçiyor. Bir ismi de öyle olabilir. Bu isimler tevkifidir yani. Yöresel de olabiliyor. Tabii bizde keşif elinin göz kestirmesine göre falan bazı kapıları ziyaret etti orada. Kâsim ibni Muhammed hazretleri olur diye tabii şimdi Vahabilik onları kırdı geçirdiği için ne türbe bıraktı ne mezar taşını bıraktı ne yazı bıraktı.
- 25:21
Ondan dolayı tam yeri bilinmiyor. İşte Kâsim ibni Muhammed hazretleri de hacca giderken herhalde ihramlı vaziyette orada vefat etti. İhramlı vefat etmesi şeyde olmaz. Çok büyük makamsal bir sahibi oldu. O bölgedeymiş. İbni Muhammed annemizin çatırı. Şey yani her taraf çöl gibi. Yani tam çölde değil de çöl gibi.
- 25:50
Bu bölgede böyle yeşillik ağaçlık şey yok. Şimdi meşhur hadis-i hafızı var. O müstakil bir eser yazmış. Bu ümmü Muhammed annemizin kıssası hakkında. Burada özetle şu var. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Medine-i Münevvere'ye hicret yoluna çıktığında, Mekke-i Mükerreme'de, Sevr Dağı'nda 3 gece kaldıktan sonra hicret yolculuğunda ümmü Muhammed annemizin çadırına uğradı.
- 26:28
Ve dedi ki biz yolda yolcuyuz. O da tanımıyor. Biz yoldan geliyoruz, yolcuyuz, uzak yola gidiyoruz. Bize biraz azıcık verir misin? Ümmü Muhammed annemiz de dedi ki, benim yanımda bir tek bir koyun var. Yani yenilecek başka bir şey yok. Bu koyunda yani sütsüz bir koyun hiç süt vermez. Şu anda da sıksan tam da süt çıkmaz.
- 26:59
Böyle bir koyunum var. Ben ne yapabilirim, ne bulabilirim bir imkanım yok. Deyince Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, izin verirsen dedi ben onun memesini bir sıvazlayayım elimle. İşte bereket, elinin değdiği yerlerdeki bereket. Sallallahu aleyhi ve sellem, mübarek eliyle bir sıktı. Ondan sonra sütler taştı.
- 27:31
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem içti. Yanında da birkaç kişi vardı. Efendimiz var, bir daha var. Onlar da içtiler. Kapta da herkes içtiği halde doyduğu halde kapta bakıya kaldı. Yani hepsi bitmedi. Ve kocası geldi Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Yolculuğuna devam etti. Akşam işte ne zamansa, kocası geldi.
- 28:00
Dedi, baktı kapta sütü de gördü. Dedi bu süt nereden geldi burası. Çölün ortasında, koyunda da süt yok. Başka da bir hayvan yok. Ümmü Mabed annemiz eşine, dedi böyle böyle böyle, bizzatlar geldi işte. Süt efendimiz de tabii kaptı. Ondan sonra, ama bir tanesine hürmet ve tazim ediyorlar dedi. O da bir tarif et bakayım nasıldı dedi, şekli falan.
- 28:39
Ümmü Mabed annemizin işte Şemali Şerife'de, benim bastırdığım bir hilye de var bizim evde böyle. Hemen hemen iki buçuk metrelik büyük bir hilye var. Onu ben özel yazdırdım. Onda sadece hilye yok. Onda Hilye Şerife var. Evvela Nesebi Şerif var. Sonra Sıfati Şerife var. Sonra Şemali Şerife var. Osmanlılarda da böyle bir tertip yok.
- 29:07
Bunu Mevla benim aklıma getirdi. Sayı hadislerden dört yuvarlak içinde, dördüncüsü kare, öbürü üçü yuvarlak içinde. Yazdırdım. Yani iyi sanatkar hattatlara yazdırdım, tezipletledim, çok güzel bir levham var. Bazı resimler de çıkıyor. Onun önünde resim çektiriyoruz geleneğetlerle. O levhadaki en son yani Sıfati Şerifesi, Ümmü Mabet annemizin vasfettiği, tasvip ettiği,
- 29:44
sallallahu aleyhi ve sellem nitelediği fiziki özellikleridir diyelim. Biraz farklar var. Yani o biraz çok detaylı anlatıyor. Mesela Hilye'de, Hazreti Ali Efendimiz'in yaptığı rivayette, Tirmizi'de geçen meşhur Hilye, bütün Osmanlı'da her yerde yazılan Hilyeler, o Hazreti Ali Efendimiz'den rivayet edilendir.
- 30:10
Yani o Ümmü Mabet annemizde onun üzerine ilaveler ve ziyadeler var. Yani onda olmayan fiziki özellikleri beyan etmiş. Sonra kocasını anladıkça şöyle şöyle sıfatları şöyleydi deyince, o anladı, dedi ki tamam dedi, senelerdir Şeyh Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Medine'ye hicreti, peygamber oluştu.
- 30:37
13 sene sonra, 40 yaşında peygamberlik verildi, 53 yaşında Medine'ye hicret etti. Dolayısıyla 13 senedir yayılmaz bu haber. Arap kabileler arasında, çölde, Badiye'de, Sahra'da her yerde yayıldı. Peygamberlik gitti Adem bizzat. Mekke'de Kâbe'nin yanında zuur etmiş. Allah'tan vahiy kendisine geldiğini savunuyor ve ayetler okuyor.
- 31:06
Allah'ın gönderdiği kitap okuyor, ayet okuyor. Bu yayılmış. Ümmü Mabet Annemizin eşi de o sıfatları ve tarifleri duyunca tamam dedi, o dedi Kureyş kabilesinin adamı dedi. Kureyş'in içinden çıkan ve peygamber olduğunu haykıran, tebliğ eden bir zat. Anladım dedi, o odur dedi. Kocası hemen anladı. Mucizeyi de görünce işi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e hemen bağladı.
- 31:51
Sonra Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Medine'ye geçtikten sonra Ebu Mabet kocası dedi ki hanımına çocuğu da alalım dedi, o zatı ziyarete gidelim. dedi. O zatı ziyarete gidelim. Hani bizim çadıra uğrayıp da efendim, süt vermeyen koynumuzdan bir kova süt sağan, mucize gösteren o zatı, Muhammed'i sallallahu aleyhi ve sellem ziyaret edelim dedi.
- 32:22
Böylece Ümmü Mabet Annemiz eşiyle beraber, küçük çocuğu da vardı, geldiler. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i Medine-i Münevvere'de ziyaret ettiler ve Müslüman olduklarını açıkladılar. Ve böylece muhabbeti annemin İslam'ı kabul ettiler ve bunu sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e beyan ettiler.
- 32:51
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bundan tabi çok memnun oldu, onları misafir etti. Böylece mübarek elinin değdiği yerdeki o memedeki kurak bir damla süt damlatamayan memenin bir kola süt vermesi, o memeden bir kola süt sağması sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in büyük bir mucizedir. Çünkü Allah'tan başka kimse bir şey yaratamaz.
- 33:31
O sütü de, o memede yaratan ancak Allah-u Teala'dır. Ama sen, ben tutsak ne olur? Hiçbir şey, bir damla süt çıkaramayız. Ama sallallahu aleyhi ve sellem Allah'ın Resulü ve Elçisi olduğu için ondan mucizeler kalk ediyor Mevlamız'ı. O'ndan mucizeler halk ediyor Mevlamız. Ve e'nüzü muaviye tebni sevrin Evet.
- 33:54
E'nüz, anzın cemiyi, anz keçi demek. E'nüz. E'nüz, keçiler. Muaviye İbn-i Sevr, meşhur Hazretleri Muaviye değil de, sahabede çok muaviye var, ismi muavi olan. Muaviye ibn-i Sevil, meşhur Hazreti Muaviye. Muaviye İbn-i Sevr Hazretleri'nin keçileri, keçileri de bu mucizelerden birini teşkil etmektedir diyor.
- 34:23
Ve e'nüzü muaviye tebni sevrin. Ve minhâ yani. Burada yine gizli. Valla e'nüz arasında hep gizli. Ve minhâ o mucizelerdendir. Ne? Kıssatü yani e'nüzü demektir o. Ama dışarısı ve e'nüzü muaviye tebni sevrin. Tevrin, bunu meşhur tabakat sahibi İbn-i Sa'd, İbn-i Şahin rivayet ediyor. Cihâd-i İbn-i Abdillahirrahman bunun râvisidir.
- 34:54
Puzat, bu Muaviye İbn-i Sevr Hazretleri, pirifani bir vaziyette, çok yaşlıyken, Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'e bir heyetin vefti, yani sözcüsü ve elçisi olarak gelmişti. Yanında da oğlu Bişir var. Yani oğlunun adı Bişir. Araplar çok kullanır bu Bişir adını, güzel de bizim. Bişaretten, müjdeden de gelebilir, manası, lügatı uygun.
- 35:29
Efendim, yanında da Zacı Ümmü'l-Bekkâ Es-Sammü'l-Keab gibi kişiler var. Bir heyet halinde Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'e ziyarete geldiler. Onun da yanında oğlu Bişir var. O dedi ki, Ya Nebiyyallâhu biyebiyen tevmü imsi alâ ve cibni. Ey Allah'ın Peygamberi dedi, E anam babam sana feda olsun.
- 35:58
Bu benim oğlum Bişir'in yüzüne bir sıvazla, bir meset sür şöyle. Senin hayrını görsün, bereketini görsün, mucizeni görsün demek istedi. Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'de bir sıvazladı yüzünü. Sonra ona yedi tane keçi verdi. Ve o keçilerin de bereketli ve mübarek olmaları için duada bulundu. O senede kıtlık ve pahalılık senesi.
- 36:28
Kıtlık olduğunda zaten pahalılık oldu. Efendim, onların kabilesine Bekka oğulları denir, Benülbekka. Bekka oğullarına çok kıtlık kuraklık vurmuş. İşte o yedi keçiye bereket duası da yapmasıyla Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem Efendimizin bereketi onlara isabet etti, ulaştı. Ve yedi keçi, oldu kaç keçi? Arttı, sayıları fazlalaştı.
- 37:05
Ve Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem, Bişro oğullarının yanına bir mektup yazdı. O mektubu da onlara gönderdi Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem. Ve o keçilerin bereketiyle yediler içtiler. Yani kıtlık kuraklığı atlattılar. Artık hem sütünden hem etinden mesela arttıkça kesip de yiyebiliyorsun. Her türlü etinden sütünden yaralandılar.
- 37:32
İşte Bişir, Bişir ibn-i Mâviye R.A. öyle. Bu usta bir beyt söylüyor. Ben öyle bir kimseyim ki o Rasûlü Zişan Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem onun başını sıvazlamıştır. Yani benim başımı sıvazladım. Başını sıvazladığı adamım ben demek istiyor. Ve sadece başını sıvazlamakla kalmadı. Kendisi hakkında çok hayırlar görmesi ve bereketlere nail olması için
- 38:09
dualarda bulunduğu adamım ben diyor. İşte bu da önemli bir mucize. Bir aşiretin hepsinin yedi keçi ile kıtlık senesini kuraklığı, pahalılığı aşmaları. Daha ne gibi? Bu Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in mübarek elinin değdiği yerlerde zuhur eden süt akmalarının ve taşmalarının bereketleriyle ilgili.
- 38:44
Ve şâti enesin. Ve şâtü de olabilir. Yani ve mine gidiyor. Ve e'nüzî de olabilir tabi. Geriye gidersek. Ki kıssati şâti ümmü mabedin koyununun kıssası gibi. Ta ve e'nüzî. O zaman esr olacak. Ve e'nüzî muaviyetebni sevrin. Muaviyetebni sevrin keçilerinin kıssası gibi. Ve şâti enesin. Enes Radıyallâhu'nun koyununun kıssası gibi.
- 39:17
O da aynı. Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem onlara gittiğinde koyunlarından hiç süt, bir damla süt gelmiyor. Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem acıktı veya bir şey susadı. Hemen mübarek eliyle hiç süt vermeyen koyuna, yani Hazreti Enes'in koyuna bir temas etti. Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem mucizesiyle bolca süt çıktı.
- 39:45
Ve kendilerini de içtiler. Komşularını da dağıttılar. Ta ve ghanemîn halîmete. Halime validemizin koyunu gibi. Ondan bedel hangi halime bu? Murzaatihî. Erzağa süt emzirdi demek. Murzağa süt emziren kadın. Murzaatihî. Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in süt annesi yani. Ona süt emziren Halime validemizin koyununun da başına geldi.
- 40:15
Ta ve şârif ya. Şârif deve demek. Ondan sonra çok yorgun, yaşlı, hiç ondan süt çıkmaz. Şârif o demek. O deveye deniyor. Ve şârif ya. Halime validemizin yine bir koyunu var, bir de devesi var. Ondan sonra Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem emzirmek için Benisat yurduna, Taif tarafına Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem Halime Annemiz götürdüğü zaman çok kıtlık vardı.
- 40:59
Buralarda bulunan milletlere kıtlık isabet etmişti. Bitkiler çok az olmuştu. E koyunlar bütün milletin koyunları çölden geliyor, yaylımdan geliyor, meradan geliyor. E bir şey yok. E niye? E kıtlık var. Yağmur yağmamış. Ot bitmemiş. Nebat az. O nereden, ne yiyecek de süt olacak? Onun için boşuna dönüyorlar.
- 41:31
Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'le küçük çocukken koyunlarla beraber çıkıyor. Halime validemizin koyunlarla. Ot ödüyor. Meradan yine aynı yaylı otlaktalar. Fakat onların karnılar şişmiş. Çok ot bulmuşlar. Ve sütleri, memeleri şişmiş, dolmuş. Ama o kadar insanların da koyunları var. Aynı kavminden Halime annemizin akrabası ve işte aşiretinden onların koyunları geliyor
- 42:09
yaylımdan, memeleri kupkuru, kemikleri sayılıyor. Vaziyette bundan şaşırıyorlar. Bir gün değil, iki gün değil. Hani bir gün denk geldi. Hep mi denk geldi? Her gün çıkıyoruz. Onun koyunları, Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in bulunduğu işte koyunlar, muhafaza ettiği veyahut onların arasında bulunduğu koyunlar, süt dolu geliyorlar.
- 42:41
Karnılar top geliyorlar. Öbürleri, nasıl gitti daha beter oldu çünkü gittiği yerde de ot bulamadıysa, yiyemediyse keşke durduğum yerde dursaydım da efor harcamasaydım, daha fazla yorulmasaydım. Çünkü durduğun yerde durursan, hareket yapmasan, yorgunluğun az olur. Bu daha zarar oldu yani. Hem gönderiyorsun, hem geliyorlar, yorgunlukları artıyor ama süt içemediler.
- 43:13
Onun için otlakta otlayamadılar. Otlayamayınca geldiler, evlerinde de süt veremediler. Bundan dolayı herkes anladı ve şaşırdı, şaştı kaldı ve anladı ki bu Halime bir zamana kadar bizim aramızdaydı. Biz kıtlık çekiyoruz, o da çekiyor. Biz susuzluk, o da çekiyor. Biz açlık çekiyoruz, o da çekiyordu. Ama şimdi ne oldu?
- 43:43
Herkesin kıtlığı kuraklığı devam ediyor. Bunun evi bereket doldu. E bu nereden geldi? E Mekke'den usullar geldi. Sallallahu aleyhi ve sellem iki yaşta, üç yaşında yani ama herkes anladı ki bu gelenin bereketidir. Ya kademinin yümlüdür. Sallallahu aleyhi ve sellem. Halime validemiz, Abdullah ibni Hanis'in kızı kocasının adı Haris ibni Abdülhoca.
- 44:11
Kendisi de, eşi de, çocukları da İslam'ı kabul etti. Müslüman oldular ve Medine-i Münevvere'ye geldiler. Şu anda da Halime annemizin yani kuvvetli rivayetlere göre tabii ki bu Vahabilerden sebep kesin bir şey diyemiyoruz. Eski şeyleri hep yıkmışlar ama Halime annemiz, Hazreti Osman Efendimiz'in adıyla Allah'ın ziyaretinden sonra işte duvara doğru, yola doğru
- 44:45
Mescid-i Nebevi'ye doğru değil de Hazreti Osman Efendimiz'in karşı duvarına doğru giderken hemen oradaki adada etrafı kalın duvarla çevrili Halime annemizin, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e emzirmiş. İşte onun koyunu, koyunları nasıl? Kupkuruydu. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem gelince şeye, Benisat diyarına onun koyunları bu kıtlıktan kurtuldu.
- 45:17
Dağ ve şarifa devesi, efendim, Halime annemiz eşiyle birlikte beldesinden yani bulunduğu şehirden çıktı. Bir de süt oğlu var, bir de devesi var. Devenin ve koyunun memesinde bir damla süt yok. Açlıktan uyuyamıyorlar. Açlık insana öyle bir acı verir ki, Allah tattırmamış tattırmasın, bundan sonra da ama anlaşılıyor yani.
- 45:56
Açlıktan uyuyamaz hale geldiler. Sonra Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i emzirmek için alınca gelirken Mekke'ye öyle geldiler. Mekke'ye gelirken yolda açlıktan uyuyamayacak kadar açtılar. Mekke-i Mükerreme'ye gelince ondan sonra Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in işte süt evlatlık arıyorlardı.
- 46:25
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in amile validemize de geldiler. O da Mekke'de veba var, çok salgın. Veba hastalığından korkuyorum çocuğuma dedi. Biraz bu havayı değiştirelim, yani hava değişikliği yapsın dedi. Bu arada salgın hastalığa tutulmasın diye. Amile validemiz Halime validemize emanet etti, teslim etti.
- 46:50
Gelirken bir damla süt bulamadılar, yiyemediler, içemediler, açlıktan uyuyamadılar. Ne zaman Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i Mekke'den aldılar, taife doğru giderlerken onu emzirmek için Halime validemizin eşi Haris Hazretleri, işte o zayıf kemikleri sayılan hiçbir damla sütü olmayan devenin yanına geldi, dönecekler ya.
- 47:20
Bir geldi baktı ki devenin memeleri sütle dolmuş taşıyor. Allah Allah. Ondan sonra onun saati, hepsi işte, hanımı, Halime validemiz vesaire kim varsa yanlarında, hepsi o devenin sütünden içtiler. Ondan sonra doydular, çok mutlu mesut bir gece geçirdiler. Çünkü açlıktan uyuyamıyorlardı, o gece rahat uyudular.
- 47:48
Efendim, o zaman Halime annemizin eşi Haris Hazretleri dedi ki, İnnehu nesemetü mübareketü, bu yavrumuz, bu çocuk çok bereketli bir çocuk dedi. Hiç gelirken neler çektik, bak dönerken, daha yola girmeden kapısında bolluğa kavuştuk dedi. O zaman Halime validemiz, inni vallahi erzu mübareketehu, vallahi ben de onun çok bereketlerini ummaktayım dedi.
- 48:20
Böylece sonra memleketlerine gittiler. Orada da kıtlık vardı, büyük bir kuraklık vardı, açlık vardı, sefillik yaşıyorlardı. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bereketiyle oralarda yağmura kavuştuk, bolluğa kavuştuk, berekete kavuştuk. Onun için, Efendimizin böyle şeyleri çok.
- 48:46
Ta, Veşat-ı Abdillah ibn-i Mesud'in, Abdullah ibn-i Mesud'un koynu gibi, onun kıssası da aynı buna benziyor diyor. Efendim, Vekanet halbuki idi, ibn-i Mesud'un koynu, lem yenzü. Çıkmamıştı aleyha, onun üzerine sahlün, yani koç, erkek, erkek hayvan, onun üzerine çıkmamıştı. Yani ne demek, onu hamile bırakmamıştı.
- 49:19
Hamile kalmayınca da süt oluşmaz. Çünkü yavrulanmamış. Yavrulamadığı için, hiç ondan süt gelmesi, beklentisi yoktu Abdullah ibn-i Mesud Hazretleri'nin. Ta o zaman müslüman olmadan evvel, o da beyhakıyı rivayet ediyor, efendim, Abdullah ibn-i Mesud Hazretleri. O zaman, Huk ve İbn-i Ebedi, Huk ve İbn-i Ebî Muayyit bu kafirlerden,
- 49:54
Mesud kafirlerden, onun koyunları, sürüleri varmış, o sürüleri ot arıyormuş. Yani Abdullah ibn-i Mesud Hazretleri çobanlık yapıyormuş. O sırada, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e peygamberlik verildiği dönem yani, yeni başlangıcı, Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, Ebû Bekir Efendimiz'le beraber İbn-i Mesud'un yanından geçtiler.
- 50:19
Efendimiz buyurdu ona Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e, ''Hel-i ündekiler benim, senin yanında biraz süt var mı içmek için?'' dedi. O da dedi, ''Nâ am lâkinni mü'temenûn.'' Yani evet ama bana bunlara emanet verilmiş. Emanet verilmiş, yani benim mülküm de değil yani şu anda. O zaman, yani sütü olanlar, emanet ben sahibinden izinsiz size içiremem, ikram edemem demek istedi.
- 50:49
Doğru ne yapsın yani? Emanet çünkü. O zaman Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem buyurdu ki, ''Îtini bişâtin lem yenzû aleyhel fahlûn.'' ''Şimdi senin süt var.'' dediğin koyunlar, koç, üzerlerine koç çıkmış, yani hamile kalmış, yavrusu olmuş, süt onlar da olur. E sen de emanetçisin, bize veremiyorsun.
- 51:16
O zaman dedi, bana öyle bir koyun getir ki, hiç onun üzerine koç çıkmamış. Yani ne demek? Hiç onunla kimse, erkek, hayvan içkiye girmemiş. E girmeyince de ne olmaz? Sütü olmaz. Yani normali bu, muhtadı bu. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem buyurdu ki, sana emanet edilenler de sütü olanlar vs. sana emanet, yavrulayanlar, tamam.
- 51:43
Bunlar sana emanet değil mi? Bunların zaten sütü yok ki. Sütü olma ihtimali de yok. Onu getir dedi. İbn-i Mesud Hazretleri de getirdi. Ondan sonra, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem onun gelen koyunun memesini elledi, sıvazladı, Allah-u Teala dua etti. Sonra Ebu Bekir Rıdvâllah'ın bir çanak vardı orada, o çanağı aldı getirdi.
- 52:11
Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem o çanağın içine o hiç yavrulamamış olan koyun efendim, süt verdi. Hazreti Sıddık Efendimiz o sütü sardı. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Ebu Bekir Efendimize iç dedi. Ondan sonra kendi içti mi içmedi mi, burada doğru bir vaat yok. İçirdi, sonra o süt veren memeye Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem iddia ediyor.
- 52:45
Eski haline dön buyurdu. Yani o zamana kadar süt vermemişti. Mucize olarak süt verdi. Eski haline dön dedi yani. İşte kendini içine çek. Daha süt damlatmadı. Hemen süt damlatmamış gibi, süt vermemiş gibi o hale döndü. Abdullah İbn-i Mesud Hazretleri de bu durumu görünce Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in peygamberlik davasına sadık olduğuna
- 53:13
yani kanaat getirdi ve Müslüman oldu. Bu onun Müslüman olma sebebidir. Daha kimin kıssası gibi? Veşât-il miktâd'in kıssası gibi. Miktad da İbn-i Esved var meşhur. O değil, İbn-i Esved meşhur olan değil. Bu Miktâd İbn-i Amr. Eee...
- 53:43
Efendim, İbn-i Amr'ın Eee... Bu kıssada şöyle oldu. Onun da koynunda böyle bir mucize zuur etti diyor. Anlatıyor Hazreti Miktad Efendimiz. Ben ve iki arkadaşım çok yorulduk diyor. Uzun yolculuklar yaptık. Aç ucuz kaldık. Medine'ye geldik. Resulullah'ın hesabına Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem durumumuzu arz ettik.
- 54:17
Yani bizim birisi evine alır mı bir şey yedirir mi bir şey içirir mi ayakta duracak halimiz yok falan. Kimse bizi kabul etmedi diyor yani. Çimlilikten değil. Kimsenin imkanı yok o zamanlar. İmkanlar zayıf. Kendi evinde çoluk çocuğunu zor yedirebiliyor. Biz de Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e geldik.
- 54:35
Dedik biz bu haldeyiz. Ölmek üzereyiz bizim. Bir imdat et. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem bizi aldı. Gelin dedi peşime. Evine götürdü. Yani işte Hucuriyye-i Saadet'ten oraya. Orada üç tane keçi verdi bunlara. Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem buyurdu ki, bu üç tane keçi benimdir. İhtelibu minâ lebenen beynene.
- 55:05
Bunun sütünü bölüşelim. Yani üç keçinin sütünü. Biz içiyorduk. E şimdi siz de üç kişi geldiniz. Çok aç, açık kalmışsınız. Bölüşelim bunlar ne süt çıkarsa işte. Bir sen bir ben öyle içelim. Buyurdu. Şimdi Mekted Hazretleri diyor ki, biz üç kişiydik. Sayıyorduk oyunu. Şey keçileri sayıyorduk. Herkes nasibini içiyordu.
- 55:36
Yani üç kişi, üç keçi. Herkes bir keçi sayıyor, içiyor. Sonra Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in keçileri ya, kendine ait. Onun da nasibini ayırıyorduk diyor. Yani saydığımız zaman, bu Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem aramızda sayalım. Bölüşelim, içelim, bölüşelim buyurdu. Ona da ayırıyorduk bir işte neyse.
- 56:02
Kap takacak da. Onun hissesini ayırıyorduk. Sonra Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem gece vakti geliyordu artık Teheccüd'de ne zamansa. Geliyordu o, benim koyduğumuz yerden alıyordu. Sütten hissesini içiyordu. Bir gece içime diyor şöyle bir şey düştü. Mekted Hazretleri diyor. Ya Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in ensar Medineliler zaten.
- 56:31
Arada sırada yoklarlar. Aç mısın açık mısın sorarlar. O Peygamber Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem süt verirler, bir şey verirler. O yine işini görür. Yani o burada birkaç yudum süt. Ona ayırıyoruz burada nasibini ama Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem buyurdu ki aramızda bölüşelim buyurdu sana da mübarek.
- 56:54
Ben de dedim ki diyor ensar onun işlerini, ihtiyaçlarını görürler. Onun buna ihtiyacı olmak. Birkaç yudum sütle mi muhtaç kalacak? Diyerek gittim Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in hissesi. O ne ayırılan hisse ne kadarsa kaç yudumsa onu da içtim diyor. Ya açlık böyle bir şey. Zor oyunu bulurlar derdi Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem.
- 57:14
Onu da içtim. Sonra pişman oldum. Ya şimdi Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem adeti gece geliyor. Bu gece de gelecek şimdi. Bakacak orada bulamayacak. Süt bulamayınca bana bir beddua eder. Kim yaptıysa yani tabii. O yaptığı için üstüne alıyor. Bana bir beddua ederse helak olduğum gündür. Niye ben bunu yaptım ya?
- 57:40
Üç yudum süt için. Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e hainlik yaptım diye. Pişman oldum diyor. Fakat ne yapacağımı bilmiyorum. Benim iki arkadaşım daha vardı. Onlar benim ne yaptığımı bilmedikleri için, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in nasibini değiştirsin de içmedikleri için onlar rahat uyudular.
- 58:08
Kendi nasiplerini içmişler. Fakat ben uyuyamıyorum diyor. Çünkü Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem geceleri geliyor. Ben de onun sütünü içtim. Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem adeti gece üzere geldi. Kapı açtı. Baktı içine bir şey bulamadı. Üstüne bir şey örtün buyururdu ya, hep sünnette hastalık yağıyor diye.
- 58:32
Üstünü örtürüyordu. Kapı açtı. Bir şey bulamadı. O sefer gözünü semaya doğru kaldırdı. Ben hemen dedim ki diyor Hz. Mekted. Şimdi bana beddua edecek. Sütü giymiş değilse Allah belasını versin diyecektim. Zannettim. Öyle yapmadım. Dedim ki Allahumme yattığım en yatağım en yiyemez kim etse kahrim. Ya Rabbi beni yedireni yedir, beni içireni içir.
- 59:00
Böyle bir dua yapınca ben de dedim ki diyor şimdiki beddua alma tehlikesi varken ben bu işi duaya çevirebilirim. Çünkü Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem dua etti ya şimdi. Hemen diyor şey aldım. Bıçağı aldım. Gittim keçilere. Üç tane keçinin en semiz olan yani en şişman etli olanı keseyim. Keseyim de Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e götürecek.
- 59:32
Et mi götürecek ne yapacak. Beni yedireni yedir diye Allah'a dua etti ya. O da o sütü içmesinin telafisini yapmayı düşünüyor yani. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem de sütü giymiş değilse diye ona bir şey demedi. Beni yedireni yedir, beni içireni içirdi.
- 59:49
Kendim bir de baktım diyor, üç tane keçi, halbuki keçilerin yeğeni sağmışız, yani üç arkadaşız, ikisi nasibini içti, ben de içtim, bir de Resûlullah sana semer sıkmıştım, sağmıştım. 12 de ben içtim. Daha yeni yani 3 keçiyi sadık. Ne olacak, ne zaman daha, ne ot yedi de, ne saman yedi de, ne zaman sütü gelecek bir daha?
- 1:00:25
Bari etli olanını keseyim dedim. Bir de geldim, ne göreyim? Feyzâvun ne? Huffelin kulli. Hepsinin memeleri süt dolu. Yahu daha yeni sağdık. Ondan sonra baktım dedim ya, kesme işini boş ver. Zaten burada meselemiz süttü. Hemen bir kap getirdim. Keçileri sağdım. Öyle bir kaliteli süt verdi ki, köpüğü kaymağı üstüne çıktı.
- 1:00:57
Daha demin sağmış. Bundan süt çıkmaz. Nerede süt çıkacak? Kaymaklı süt çıktı bir de. Sonra Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e onu getirdim. O şimdi Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in kendi aradığı yerde, her gece bulduğu yerde, yine bulamadı. Fakat karıştırmadı o meseleyi yani. Beni yediren yedir, beni içiren içirdi.
- 1:01:21
O da şimdi böyle bir mucize gördü. Miktad Hazretleri. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem içti. Ben baktım diyor, suya kandı. Ben de duasını aldım. Çünkü beni yediren yedir, içiren içirdi. E ben de onu içirmiş oldum, süt içirmiş oldum ona. O zaman gülmeye başladım diyor. Bana bir gülme geldi. Sırt üstü yatana kadar beni gülmek beni sırt üstü yatırdı diyor.
- 1:01:58
Bazı öyle olur ya. Ayakta duramaz gülmek de. Bunun üzerine Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, sevincinden yani. Bana dedi ki, İhder sev'âdike yâ miktâd. Ey miktad! Kötü şeyler yapmaktan ve kötü kötülük bulmaktan sakın. Hadi bakalım şimdi. Yani ne demek istiyor? Sen kötü bir iş yaptın, yanlış bir iş yaptın.
- 1:02:34
Onu hatırlıyorsun değil mi? Diye sitemli bir çıkış yaptın. Bunun üzerine ben de Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e vay geliyor, cibril geliyor. Neyi gizleyeceğim de kapatacağım işi? Dedim ki, ya Resûlullah böyle böyle yani nefsime maalik olamadım tabii sağ olan sütlerde kanmamıza, doymamıza yeterli gelmiyor.
- 1:03:01
Onun için senin nasibini de nasıl olsa ensar ona yedirir, içerir. O buradaki üç yudum süte mi kaldı? diye düşündüm ve kalktım senin paynada içtim. Ya! Dedi ki o zaman Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem mâ zîlâ rahmetûn minallâh yine Allah sana acıdı dedi. Bak bana getireceğin yeni sağ almış keçilerde Allah'ın bana verdiği mucizeyle ve Allah'ın sana rahmeti ve merhameti olduğu için
- 1:03:44
sen helak olmayasın diye keçilerden ne kadar süt sağdırdım. Bu Allah'ın rahmeti. Buyurdu Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem sen arkadaşlarını da uyandırsan da onlar da bayağı bir süt mucizeyle çoğaldı. Onlar da o sütten nasiplenseler içseler buyurdu. Ben dedim seni hak ile gönderen Allah'a yemin ederim ki ben senin seni içirdim mi içirdim.
- 1:04:33
Senin nasibini fazlasıyla sana getirdim mi getirdim. Kendim de içtim mi içtim. Artık kim uyudu kim uyanmadı kim içti kim içmedi çok da umurumda değil. Ben senin yani bedduandan kurtuldum. Tersi ne işi? çok Duanı almaya Mevla çevirdi. Efendimiz buyurdu, sallallahu aleyhi ve sellem, Allah sana acıyor.
- 1:05:04
Acıdığı için bu mucizeyi gösterdi buyurdu. Cenab-ı Mevcid Hazretleri aynı zamanda Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in su vardığı için, süt getirdiği için ona bir de gani bize su alanı sen de içir Veske-i mes'egâni, bize su alanı sen de su var cennet şaraplarından duasına mazar oldu. duasına. Ama Mazar oldu.
- 1:05:24
sallallahu aleyhi ve sellem bilmiyor değil. Yani Mevla ona bildirmemiş değil. Yani benim kendi sütümün payı ne oldu, sen bunu nereden buldun falan. Bir şey demese de ne dedi ona? Ne dedi bu? Kötü bir iş yaptın. Yani bunun kötülüğü sana isabet eder. Çünkü neden? Anlaştık benim de payım var burada. Sen benim payımı gittin içtin.
- 1:05:56
Sakın dedi bak kötülük yapma. Sonra zarar görürsün. Sallallahu aleyhi ve sellem. Hem ihtar vermiş oldu. Hem mucize göstermiş oldu. Hem de Müktedâ Hazretleri'ne Allahü Teala'nın rahmetinin ve mucizesinin ulaştığını beyan etmiş oldu. Sallallahu aleyhi ve sellem'in böyle eline değdiği yerler, canlılar, cansızlar, ondan sonra hiçbir yerde görülmemiş bereketler, hiçbir yerde
- 1:06:30
zuhur etmemiş bolluklar, nimetler, sağlıklar, sıhhatler, tedaviler, şifalar, devalar, hıdalar, her şey onun mübarek yerlerinde. Allah Allah. Onun için Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in kendisinden ümitlenenleri boş çevirmesi haşa düşünülemez. Ziyaretçilerini hürmetsiz, ikramsız, izahsız göndermesi düşünülemez.
- 1:07:04
Ve ne zaman onun elinden bir mucize, bir bereket, bir rahmet, bir şifa, bir deva kim beklerse mutlaka Allah-u Teala'nın mahlukatını yarattıkları içerisinde Muhammed Mustafa Sallallahu aleyhi ve sellem'den daha bereketli, daha mutlu, daha şefaatli ve daha Allah'ın dinden makam sahibi hiçbir kimsenin elinde, yanında bereketi bulamazlar.
- 1:07:38
Dünya bir araya gelse en fazla bereketler hiçbir peygamberde de olmadığı kadar Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in yanında o bereketler, onun elinde, onun evinde, onun ocağında ve onun elini mübarek ve dene-i mübarek eşyalarının temas ettiği şeylerde bu bereket coşuyor, taşıyor ve zuhur ediyor.
- 1:07:57
Allah-u Teala Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in cümle berekatından ve şefaatından ve ümmetlerinden cümlemizi azami derecede nasiptar eylesin. Hissedar eylesin. Ecrimizi sağlamaktan muhafaza eylesin. O yüce Nebi-i Zişan olan sevgimiz, muhabbetimiz, hürmetimiz, tazimimize bizleri bağışlayıp, Cehennem ateşinden azad eylesin.
- 1:08:22
Amin. 20 Nisan'a kadar da hayırlı bir ömreyle, makbule, mebure, saati hafiyede gidip dönmek, sizin hakkınızda hayırlı dualarda bulunmak nasip eylesin ve şimdiden kabul eylesin. Ve döndükten sonra 20 Nisan'da aynı, 21.15'te Şifa-i Şerif derslerinden kaldığımız yerden devam etmeye muvaffak eylesin. Yardımcılarımızı ziyade eylesin.
- 1:08:43
Manilerimizi izale eylesin. Amin. Sallallahu aleyhi ve sellem. Ve ala alihi ve sahbihi ve selleme.
Benzer sohbetler
1:23:21Şifâ-i Şerîf Dersi 299. Bölüm 12 Ekim 202612 Ekim 2026 · 84 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 12 Ekim 2026
1:16:13Şifâ-i Şerîf Dersi 298. Bölüm 5 Ekim 20265 Ekim 2026 · 77 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 5 Ekim 2026
44:07Şifâ-i Şerîf Dersi 297. Bölüm 28 Eylül 202628 Eylül 2026 · 45 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 28 Eylül 2026


