39:47 / 48:03Şu an 39:47 / 48:03
Video bölümleri
- 03:02Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem’in Diline Sürdüğü ? Altın Nasıl 80 Okkaya Dönüştü?
- 04:41Allâh-u Teâlâ'dan Başkasına "Mevlâ" Tâbîri Kullanılabilir mi?
- 08:09Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem’in Diline Sürdüğü ? Altın Nasıl 80 Okkaya Dönüştü?
- 24:53Selmân-ı Fârisî'nin Fazîletleri ve Müslümân Olmadan Önce ve Sonra Başına Gelenler
Transkript
106 satır
- 00:00
Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Ve sallallahu teala alâ seyyidil murselin Muhammedin ve al-âlihi ve sahbihi ecma'in. Resûlullah sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimiz'in mübarek elinin veya bedeninden bir şeyin değdiği şeyin değdiği, çünkü mesela o bastonu tutuyor, DNA'ni, asasını, asa ile değiyor.
- 00:39
Bazen mübarek eliyle değiyor, bazen mübarek ağzından, ağzının mübarek suyuyla bereket veriyor. Bazen işte bir asa tutuyor, asayla bir yere dokunuyor. Yani hem kendi mübarek bedeni şerifinden çüzülerinin ve uzuvlarının temas ettiği, bazen de kendisinin temas ettiği şeylerin temas ettiği diyelim, şeylerde hasıl olan harikuladelikler, bereketler ve mucizeler,
- 01:16
Allah-u Teala'nın kerametleri olarak. Burada Kazı Yazı Hazretleri keramet diyor bunlara. Yani keramet ikramları manasına geliyor. Tabi ikramları aynı zamanda mucizeleri manasına geliyor. Çünkü bir peygamberde zuhur ettiği zaman bir harikulade iş, ona mucize denir. Fakat geçen derste de dediğimi hatırlıyorum.
- 01:42
Her mucize aynı zamanda keramettir. Yani keramet şu manada, Allah'ın uzatı, ikramı manasına. Ama her keramet mucize değildir. Çünkü velilerden zuhur ederse mucize ismini almaz. Ama peygamberden zuhur ederse, sallallahu aleyhi ve sellem, hem mucize sayılır, sonra harikulade zaten adet dışı, körülmemiş, misli bilinmemiş falan manalana geliyor.
- 02:15
O zaten harikulade, mucizeye de denir, keramete de denir. İkisinde de harikuladelik var. Yani normalde olmayacak bir şey Türkçesi. Bunlar Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in tabi nübüvvetinin sıhhatine, peygamberliğinin hak olduğuna delalet eden konulardır. Bu derslerden gidiyoruz. Tabi önümüzde Ramazan-ı Şerif geliyor.
- 02:39
Haftaya bir dersimiz kaldı. O dersten sonra inşallah faslı bitirebilsek, Ramazan-ı Şerif'te mecbur ara veriliyor. Ondan sonra da umre şey var herhalde falan. Bunu haftaya ilanımızı yaparız inşallah, duyururuz. Şimdi kaldığımız yerden ve min zalike bunlardandır. Ne demek bunlardandır? Yani Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in mübarek elinin bedeninden bir parçanın.
- 03:15
Bir parçanın temas ettiği şeylerde zuhur eden bereketlerin ve hârukul âdeliklerin biride şudur diyor yani şimdi dolu misal verdi, daha da verecek yani. Beraket-ü yediği elinin bereketinin zuhur etmesi yani. Bereket ziyadeliktir. Esasında sebattan geliyor, lügatını birkaç kere anlattım bu bereketin.
- 03:44
Ama kolay anlayacağımız son manası yani bize tealluk eden tarafı da manevi ve hissi ziyadelik yani artış. Bereket. Bu nerede zuhur etmiş, fîmâ, o şeylerde ki, lemese dokundu, hû o şeye, tâ ve gharase dikti. Mübarek eliyle, hû onu kim içindi? Selmâne, radıyallahu teâlâ anhu. Hazreti Selmâne Fârisi için dikti.
- 04:29
Ne zaman? Hîne, o vakit ki kâtebe yazışmıştı. Yazışmıştı, yani onu köle olarak sattılar işte aslında, köle değildi de, kısaca bir anlatacağım, yazışmıştı hû onunla, mevâlihî, mevâlihî Mevlânâ'nın cebi, Mevlâ, efendi manasına da geliyor, mesela şimdi diyorlar ki, Mevlânâ'ya işte, Allah'ım ente Mevlânâ'tan sonra, alel kavm-i kâfirîn, yani Allah'a Mevlânâ deniyor,
- 05:00
siz kalkıyorsunuz, işte, Vahabilerin bize konuştuğu laf, aslında Mevlânâ bizim sahibimiz, dostumuz, yardımcımız falan, bu Allah'a mahsus diyorlar, halbuki Allah'a mahsus değil. Mevlâ tabiri Allah'a mahsus değil. Allah'ın ismi gibi, işte, Rahman gibi, Rahim gibi, Allah'a mahsus esmadan değil Mevlâ. Ha, ni'mel mevlâ ve ni'mel nesîr, mesela ne güzel Mevlânâ, ne güzel Mevlânâ, ama
- 05:27
Kur'an'da Mevlâ, kölelerin, efendilerine de Mevlâ tabiri kullanılıyor. Mesela, Mevâliküm diye geçiyor Kur'an'da, mesela Mevâliküm sizin Mevlâlarınız. E Mevlâ Allah'ın ismi olsa Mevlâlar olur mu? Allahlar olur mu? Rahmanlar denir mi yani şimdi? İşte, orada Mevâliküm, ondan sonra, sizi azat eden efendileriniz diye mesela bir adet yani,
- 06:00
ayetin manasını, ahkamını şu anda konuşmuyorum, tabiri konuşuyorum. Mevâliküm sizin Mevlâlarınız diyor. İşte bu Mevlânâ, ondan sonra, birçok hadis-i şerifte var, ondan sonra, Mevlel kavmi minhum. Yani, kavmin Mevlâsı, azat edene de deniyor, azat edilen köleye de deniyor. İlginç, ilginç. Yani Mevlâ kavminde çok ilginç manalar var.
- 06:26
Mesela, işte, Hazreti Zeyd, Hazreti Zeyd'in, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in yani evlatlığı olan Zeyd'i Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem azat etti. O Zeyd'e mesela, Mevlâ Rasûlillah, birçok hadiste, Rasûlullah'ın Mevlâsı diyor. Ne demek Mevlâsı? Yani, azat ettiği kölesi anlamına geliyor.
- 06:52
Mesela, Sefine Hazretleri'nin geçen anlar, aslanlar çıktı karşısına, Sefine Hazretleri ne dedi? Aslanlara, Enesefinetü Mevla Rasûlillah, ben Rasûlullah'ın Mevlâsı Sefine'yim dedi. Ne demek Mevlâsı? Ben Rasûlullah'ın azat ettiği kölesiyim, yani azat ettiğinin sahabesiyim yani. Bir de yakınlığım var yani benim, o azat etti.
- 07:11
Kölelikten kurtardı, hürriyeti bir bahşetti. Falan, aslanlar işte ona geldiler, hürmet ettiler, yapıştılar, ayaklarına sarıldılar, yalandılar onu. Bunu geçen derslerde geçti diye hatırlıyorum. Dolayısıyla, Mevla kelimesi Allah'a mahsus bir isim değildir. Allah hakkında kullanılır. O vakit manası, hakiki yar ve yardımcı.
- 07:35
Sadece Allah'tır. Çünkü başkası yardım ederse, Allah'a izin verirse edebiliyor. İzinsiz edemez. Onun için hakiki yar ve yardımcı. Ama öbür türlü Mevla, Mevlana, Mesela bizim silsilede hepsinin başına Seyyiduna ve Mevlana diyor. Yani ne demek Mevlana? Bizim yarımız, yardımcımız, destek ilimiz, elimizden tutan, himmet eden.
- 07:57
Bu mana geliyor. Hicabında azat edenler hakkında geliyor. Bak burada azat edenler hakkında kullanılıyor mesela. Bazı da azat edilen hakkında kullanılıyor. Ondan sonra, Hine ne zaman Katebe-i Selman Hazretleri ile yazıştı? Peki Mevalihi, onun Mevlaları. Ne demek Mevlaları? Onu azat etmek için teklif verdiler.
- 08:26
Dediler zaten 250 yaşlarında yani o zaman. Hala kölelik yapıyor. Tabi onun da bir kısası var. Kısaca anlatmak lazım gelebilir. Ruhuzurkan tefsirinin birinci citte, Bakara suresinin 62. ad kerbesinin tefsirinde bunu yazdık. Bakara suresinde 62'yi hatırlıyorum. Nereden hatırlıyorum onu? Hafızlar rakam bilmez.
- 08:45
Aslında rakam bilmiyorum da onu şundan biliyorum. Yahudi Hristiyanlar cennete girecek meselesinden dolayı 62 diye hatırlıyorum. O ayetin tefsirinde Selman Farisi bunu Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e sorduğu zaman o izah etti yani. Yahudi Hristiyanlar cennete girmeyecek. Orada geçen Yahudi ve Nasaralardan maksat.
- 09:05
Musa aleyhisselam zamanında ona iman etmiş. Sahabelerinden bahsediyor. Kendi şeriatları döneminde kitaplarını, İncil'i, Tevrat'ı tahrif etmeden amel eden ilk cümleler var ya bu işleri bozmadan. Onları kastediyor. Orada uzun bir kıssa var. Okumanızı tavsiye ederim yani. 62. ayetin tefsirinde Ruhul Furkan birinci citte.
- 09:29
Çok detaylı anlatıyor. Bir sohbet yaptım ondan Bursa'da. Çok güzel bir sohbet idi. Hatta ikiye mi böldük onu bilmiyorum ama bir sohbet yaptım. Birkaç saatte sürdüğünü hatırlıyorum. O önemli bir dersi. Belki de ismiyle YouTube'da çıkar. Selman Farsı'nın adı Müslüman Oluş Efendimizi Bulma Kısası diye çıkabilir diye düşünüyorum.
- 09:46
diye düşünüyorum. Arkadaşlar tabii isim koyabildilerse. Bizim de arşiv daha tamamlanmış değil yani. Arkadaşlar tabi isim koyabildilerse. Şimdi Selman Hazretlerine azad hazretlerini azat edecekler, yani o zaman daha azat etmemişler, azat etmemiz için şart, yazışmışlar. Bu yazışmalı köleye mükâtep denir.
- 10:08
Onun için mükâteplere zekat verilir diyor Kur'an. Ve firrikâ, bir boyunların kurtulmasında diyor. İşte o ve firrikâ, zekat âyetindeki sekiz masarif sayıyor. ve firrikat, boyunların kurtulmasından bahsetti. İşte o boynunun kölelikten azat için verilen para. Çünkü yazışmış ağası diyor ki şu kadar para getir, seni azat edeyim.
- 10:29
seni azat edeyim diyor. Ondan sonra o da Ondan sonra o da hürriyetine kavuşuyor. hürriyetine kavuşuyor. İşte öyle bir cehaliyet döneminden kalma şeyler vardı. Tabi İslam'da da var. Çünkü kafirlere harap edilince köle alınıyor. Müslüman olmayı kabul etmeyince işte meselesi var. O kölelerin azadı da İslâm biliyorsunuz.
- 10:49
İşte yanlışlıkla adam öldürene köle azadı şey yapıyor, yemin meselesinde kefaret için böyle. İslâmiyet birçok kefarette köleleri azat ettirmeyi teşvik ediyor. Bunlardan biri de işte yazışmalı köle ağasıyla yazışmış. Şu kadar para getirirsen o da o parayı bulacak imkanı yok. İşte ondan bundan sadaka, zekat da toplayabilir.
- 11:10
O öyle adama da zekat verilir diyor Kur'an. Şimdi bu o da yazışmış. Neye yazışmış? Yani hangi şartla yazışmış? Demişler ki alâ selâzimiyet-i vediyyetin. Vediye Hurma fidesi demek. Vediye. Selâzimiyet 300 demek. Alâ selâzimiyet-i vediyyet 300 hurma fidesi dikeceksin. Onları dikecek. O ağaları için. İşte Yahudilerden bir, herhalde bir kişinin de değil, birkaç kişinin şeyi yani.
- 11:39
Kölesi yapmışlar onu. Kadı Allah'ın hazretleri demişler, bize demişler. Ya Hrisu dikecek. O fideleri onlar için. Fakat şöyle de bir şart koymuşlar. Hay Allah Allah. E dikmek benden, yetiştirmek de yani Allah'tan yani. Ben dikerim de ya tutar ya tutmaz diye bir şey var. Sen şimdi 300 fideyi diktiğin zaman bunda dolu fide olur.
- 12:03
Fakat demişler ki küllâ bunların hepsi teâlekû hepsi yere yapışacak. Yani tutunacak demişler. Öyle yani yarım yamalak bilmem ne iş yapmaz. Sağlam iş yap işte falan. Çünkü 300 kolay bir şey değil. Teâlekû yapışacak. Alaktan geliyor yani. Ondan sonra ve tut, imu bir de meyve verecek. Yetişecek, meyve verecek.
- 12:33
Ohoo. Şarta bak. Böyle olursa demişler. Biz sana hürriyet veririz. Aslında Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Medine'de İslâm Devleti kurduktan sonra yani bu sizin köleniz değil. Zaten bunu köle değildi ki bu aslında. Köle diye efendim sattılar onu. Yoksa hür bir insan. Onun için yani efendim ben onu anlamadım.
- 13:05
Bir şey de vermiyorum, bir şey de etmiyorum. Selman hürdür dese. Yani tabi İslâm Devleti'nin yeni dönemleri ama yapabilir ama işte hikmet-i İlahi. Burada da mucizesini gösterecek ya. Mucizesini göstermek için. Bunun üzerine daha ne üzerine anlaşmışlar? Yetmedi. Ve âlâ erbâine kırk üzerine. Neciyetinden?
- 13:29
Okka demek. Osmanlıca'dan okka bize de gelmiş, okka lafı. Yani bir tartı birimi de şu anda tabi yerine göre değişiyor yani ülkelere göre. Arabına göre, Acem'ine göre. Kırk okka Yani Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem zamanında kırk dirhemmiş. gümüşlerden kırk dirhemmiş. Kırk dirhem kadar onun miktarında oluyor.
- 13:55
Yani bir okka yani herhalde anladım. Ondan sonra yani o kadar tartı. Neden ama minzeye bin. O tartı birimi yani okkanın gümüşten yoksa bunlar altından istiyor. Yani kırk okka altın vereceksin. Hazreti Selman'ın bir şey yok. Fakir yani. Üç yüzde fide dikeceksin. Fidelerin hepsi de tutacak. Ondan sonra meyve verecek.
- 14:23
Seneler sürer. Hurma hızlı yetişmez. Dolayısıyla Hazreti Selman yani sanki herifler işi muhalefet bağlamış yani. Sen de ebedi bizden kurtulamazsın gibi bir durum. Ama aması kim var? Resulullah var. Sallallahu aleyhi ve sellem. Ah şimdi hosladı. yine görüyor. Ruhaniyetine himmet isteyenlerin hep işlerini görüyor.
- 14:52
Sallallahu aleyhi ve sellem böylece Bazı rivayetlerde de Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, bu rivayette güzel, makul görünüyor. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Yahudilerin kölesiydi Hazreti Selman Efendimiz'e. Dedi ki sen benim yanımda kal, sohbetlerime iştirak et, ilim al, İslamiyet'i öğren, öğret.
- 15:26
Çok sevindi zaten onu, Selman minel alelbeyt. Sahabe kapışıyordu ona, biri muhacir diyordu, biri ensar diyordu. Ensar diyenler Efendimiz Medine'ye geldiğinde o Medine'deydi diye ensar oluyor diyorlardı. Muhacirler de ama o Medine'li değil ki, daha nerelerden gelmiş diyorlardı. Onun için Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem bunu duydu, çıktı.
- 15:49
Hücre-i Saadet'ten Selman minel alelbeyt, Selman bizdendir, ehl-i beyttendir, karıştırmayın dedi. Ben size vermiyorum hiçbirinize, ehl-i beyt ne demek yahu. Her namazda salavat okuyoruz ya ehl-i beyte, oraya girdi. İhlasından sebep. Radıyallâhu anh, çok çile çekti çok.
- 16:08
Şimdi Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem onu satın almak istedi. Bir rivayet yazışma meselesi var, bir rivayet Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem dedi ki bunu bana satın dedi yani. Satın deyince, bu şartı koştular. Üç yüz fide dikecek, kırk o kadar altın verecek dediler. Fekame kalktı. Ennebi Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, ayağa kalktı, gitti işte nereye dikilecek dedi.
- 16:37
Şuraya dikilecek. Fideler nerede? Burada. Ve karase, Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem dikti ha, üç yüz fideyi tek tek eliyle dikti. Ne vefâ, ne vefâ. Efendim, kim için lehu? Selman Rabbi Allah için. Neyle dikti? Biyedi, mübarek, kendi eliyle. Yani elinin değdiği şeylerdeki bereket. İlla vahideten, bir tanesi müstesna.
- 17:06
Yani demek ki yüz doksan dokuz dikti, bir tane karase dikti, ha onun gayrı başkası dikti. İbn-i Abdülbel'in senediyeleri zikrettiği rivayete göre, yani, o da Hazreti Ömer'miş. Hazreti Ömer de yardıma gelmiş ama, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem iş vermemiş ona. Hepsini yapmış. Bir tane de ben dikeyim demiş, bir tane de Hazreti Ömer dikti.
- 17:32
Vahideten, biri müstesna, karase dikti, ha onun gayrı, o ondan başkası. Yani Hazreti Ömer İbn-i Hattab, Allah Allah. Biri Selman'a karase dikmiş diyen de var. Fekazet, tut, aldı. Fekazet aldı demek ama burada aldı yani, yeri aldı. Fideler yeri aldı ne demek? Yere tutundu yani. Çünkü fidelerin çoğu tutmaz.
- 17:54
Tuttu. Küllüha. Hepsi tuttu yeşerdi. İlla tilkel vahidede. O bir tanesi tutmaz. Tutmayınca, Fekal'i ahemen söktü, ha onu Ennebü'l-Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Söktü. Ve radde, iade etti. Tekrar kendi dikti, ha onu. Fekazet, o da hemen tuttu. La havle ve la kuvvete illa billah. Ve fi kitâbil bezzâri.
- 18:26
Bezzar büyük muhaddistir yani, 250'li. Bukhari dönemi yani. Bezzar deyince, Bezzar'ın müsnedi, Amirü'l-Hambel'in müsnedi meşhur da, Yani 20-30 it bizde var. O muazzam bir sahittir yani. Bezzar'ın kitabında diyor, Yani müsned ne diyor? Zibat, Bu husustaki zibat'e göre, Fe'at ame yedirdi. Ennehlü o hurmaların hepsi min âmi.
- 18:58
O sene meyve ver. Fidelerin hemen meyve vermesi, Yani hurma ağacı biraz, Baya boylu bir ağaç. Yani zaman istiyor büyümesi falan. Bu da bir mucize yani. Tutması bir mucize. Hepsi tuttu, fire yok. İkinci mucize, O sene hurma verdi. Yedirdi, yedirdi ne demek? Meyve verince yedirmiş oluyor sana ağaç. Fe'at ame yedirdi ennehlü o hurmaların hepsi.
- 19:24
Ennehlü cinsdir yani. Cins olduğu için bir hurma demek değil o. Bütün o hurma ağaçları, Min âmi o senesinde. İllel vâhidete. O bir tane vermedi. Bu ikinci rivayet. Bu rivayete göre, Hepsi tuttu. Bir tanesi Hazreti Ömer'in diktiği ve Hazreti Selman'ın diktiği. O da tuttu bu rivayete göre. Deminki rivayete göre, O tutmadı.
- 19:50
Bu rivayete göre, Hepsi tuttu. Ama hepsi meyve verdi, O bir tane vermedi. Diktin tuttu da, meyve verdirme gayri bir mucize ister. Çünkü hadi diktin tuttu da. Tabi Hazreti Ömer'in de kerameti var, ona şüphe yok ama. Orada işte Efendimiz'in sallallahu aleyhi ve sellem mucizesi meydana çıkması için. Çünkü neden?
- 20:10
Hepsi rast geldi diyemez. Ne rast geldi? Bir taneyi başkası dikti, bak o meyve vermedi. Peki 299'da firavar mı? Yok. Bir taneyi başkası dikti, Hazreti Ömer'e benze, o meyve vermedi. E şimdi sen o zaman diyebilir misin ki rast geleydi? Üçsüzü de tutsa diyecek rast gele. Ama başkasının diktiği tutmayınca, bak bir tane bile olsa tutmuyor işte.
- 20:32
E orada 299'da dolu firavarın bilmesi lazım, bir firavar yok. Bir tane de, yani bir tane de iki tane de tutma ihtimali fazla. Bir tane de firavar, 299'da firavar yok. Mucize kaç türlü meydana çıkıyor? O bir tane meyve vermedince, söktü. Hemen söktü. O da meyve verdi. O senesinde, o da yedirdi. Yani meyve verdi.
- 21:10
Şimdi bu mesele halloldu. Bu sefer, kır kokkan altın kaldı. Efendim, sallallahu aleyhi ve sellem, satın alıyor veya işte neyse, yazışmasına yardım ediyor, iki rivayetin hangisi olursa olsun, yani mesele onu azat ettirecek. Ne yaptı sallallahu aleyhi ve sellem?
- 21:43
Ve hata verdi, hu ona. Yani Selman'a da devam ediyor. Misle beyzadit decaceti. Allah Allah. Yani tavuk yumurtası benzeri. Minzeye bin bir altın verdi. Yani tavuk yumurtası kadar, yani yumurtalar biraz çok büyük, tavuğun yumurtası çok büyük olmaz. Şu kadar bir şey yani. Tavuk yumurtası kadar, yani o kadar gram gelir yani.
- 22:18
Ya gram gelir ya hacim. Gram gelmeye bile altın ağırdır. Yani o tavuk yumurtasının hacmi derken, göründü şu kadar yani. Minzeye bin altın verdi ona. O kır kokkan altını nereden karşılayacak? Ama neden sonra verdi? Bade en edara döndürdükten sonra devrettirdi. Edara devirden geliyor, devrettirdi. O yumurta gibi şeyi.
- 22:45
Nereye? Ala lisanihi. Kendi mübarek diline sürdü şeyi. O altını aldı böyle. şöyle, diline bir sürdü, Allah'ım ya Rabbim, ya Resûlullah ya. Allah'ım ya Rabbim ya Resulallah ya. Fevezene tarttı. Dedi ki git dedi bunu dedi. Bundan dedi, Bundan dedi, ben sana kırk oka çıkaracağım dedi. ben sana kır koka çıkaracağım dedi.
- 23:09
Sen de kurtulacaksın dedi. Fevezene tarttı minha. O yumurta kadar olan altından. Beyza'ya gidiyor ya. Beyza yumurta mühendis. Onun için ha gitmiş. Kim için tarttı? Selman Hazretleri'nin azat edecek olan Yahudilerin ağlarına. Ne tarttı? Erbaine kırk. Neciyeden? Ukiyyeten. O birden kırk oka oldu. O mübarek ağzına döndürdükten sonra.
- 23:45
Dedi ki al sana kırk oka dedi. Sonra, yani bereket duası yaptı. Mübarek ağzına sürmekle beraber. Hazreti Selman'ın yanında da misluma o kadar ki hata verdi umum olarak. Kırk oka da Hazreti Selman'a kaldı. Kölelikten kurtulduktan sonra geçinecek para. Yani seksen oka çıktı oradan. Hatta diyor ki tefsirlerde, şerhlerde, Selman'ın farzı daha fazla kaldı.
- 24:18
Kırk oka onlara verdi. Halbuki o nerede kırk oka edecek? Okanın bir tanesi zaten dirhem gümüş gramajı yani. Ondan sonra böyle büyük bir mucize zuhur eyledi. Şimdi bu hususta Şahab-ı Kafacı Hazretleri burada kısaca bir malumat vermiş. Tabi uzunluğunuz Ruhul Sulkan'da Bekara suresi 62. ayet birinci cittedir.
- 24:46
Oradan okumanızı önemli rica ediyorum. İlminiz artsın. Selman Farsi Radıyallahu anh Mevla Rasulillah Resulullah'ın bak Resûlullah'ın Mevlası. Niye? O azat etti onu. Azat ettirdi yani. O zaman Mevlası oluyor. Efendim, İspahan kariyelerinden bir kariye den Ramehürmüz diye de geçiyor. İsminde ihtilaf olabilir.
- 25:14
Şu andaki İran Farisi diyoruz da, Fars milletinden, Pers, Fars, işte Ayşe. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onu azat ettikten sonra hiç ayrılmadı yanından. Zaten herhalde yani Medine dönemine talibu, Mekke döneminde yok. En fazla olsa 9 sene, 10 sene yani en fazla olsa. Tabi ilk geldiğinde Medine'ye olduğu bu iş kaç ay geçtikten sonra olabilir.
- 25:41
Yani 9 küsur senesi var yani, en az 9 senesi olabilir. Çünkü Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem vefat etti 10. senede. Sahabe-i Kiram'ın en büyük alimlerindendi ve çok zahiddi. Dünyaya hiç meyletmemiş, hayatta dünya malı biriktirmemiş. Böyle bir dünyaya meyilden uzak bir sahabede, tabi kıraat ilmiyle meşhur olanlar var, terazi ilmiyle meşhur olan Muazzem Cebel Vakit de,
- 26:12
sahabede çok yani takva ile öne çıkanlar var. Hepsi takva tabii ona şüphe yok ama öne çıkma var. Bazılarında bazı vasıflar öne çıkar. Hz. Ebu Bekir olsan her vasıfta öne çıkar. Ama diğer her sahabede her vasıf öne çıkmaz. Kimisi Teheccüd'de öne çıkar, kimisi Zühd. Dünyaya karşı soğukluk tamamen el ete inecekmiş.
- 26:35
Ondan sonra çok muammer idi yani uzun ömürde yaşamıştı. İmam-ı Nebevi'nin beyanı ve çile 250 sene yaşadığına ittifak var. Hiçbir alim ihtilaf etmemiş. 350 sene diyen de var. Medain'de vefat etti. Şimdi Irak'ta ben oraya çok gitmek istiyorum, tabi Irak'a hiç gidemedim. Medain'in şimdiki adını bilmiyorum ama kariye olarak şu anda 80 kilometre Bağdat'a gidenler mutlaka gitsin.
- 27:13
Öyle bir şey yok yani. Selman Pak Kariyesi. Adı Selman Pak. Pak çok temiz manasında Fars'ta da. Türkçe'de de aynı mana geliyor. Selman Pak diye kasabası, kariye var. O kariyede kabri şerifi sabit. Onda da ihtilaf yok. Ona gitmeden de Hazreti Huzeyfe var, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in münafıklarının listesini verdiği.
- 27:33
O da sel geldi, kabrini açtılar. Mecburen dere taştı. O da 1400 senedir aynı duruyor. Naklettiler. Capcanlı Hazreti Huzeyfe. Selman Farsi Hazretlerine gidenler, Hazreti Huzeyfe çok yakın. Aşağı tarafta. O biraz yukarıda köy tarafında. Hazreti Huzeyfe'yi de mutlaka ziyaret etsinler. Resulullah'ın sırtaşı.
- 27:57
Radıyallahu Teala. Radıyallahu anh Efendimiz Hazreti Selman sepet örerdi. Kendi el amelinden yerdi. Halbuki sahabede onu baş tacı etti. Ehli Beyt'te denince falan çok hürmet ettirir ama istese bütün millet ona paraya boğardı yani. Ama istemedi yani. Hatta vali oldu. Medeniyede vali gönderdi Hazreti.
- 28:28
Ömer döneminde. Vali oldu. Hazreti Sıddıkaz yaşadı zaten. Vali olduğu halde sepet örerdi. Ve kendi sepet satardı. Ondan bir lokma helalinden yerdi. Halbuki Beytülmal'dan yani ganimetlerde bu zatlara taksimat var. Anladın mı? Mesela Bedir'e katılmışsa Uhud'a katılmışsa bunların hisseleri var Beytülmal'dan, devlet hazinesinden.
- 29:00
Çünkü devamlı cihat oluyor. Cihat olunca gazalardan ganimet geliyor. Ganimetlerden bu gibi sahabeler işin başını çekenler. Evet. Beş bin yani beş bin altın olabilir veya gümüş olabilir. Neyse o zaman gümüş de altın gibi değerli.
- 29:18
Şimdi de gümüşte başladı altına yaklaşma. Beş bin işte dinar, dirhem atası var. Yani Beytülmal'dan harçlığı var. O Beytülmal'dan beş bine altını alırdı hepsini sadaka verirdi. Bir tanesini bırakmaz. En helal mal, ganimet malı en helal. Ben Allah için cihat ettim derdi. Hepsini sadaka verirdi. E ne yiyeceksin?
- 29:45
E sepet verirdi. E zaten yiyeceği ne? Devamlı oruç. İftarda şu kadar bir şey yiyor. Bizim gibi mi? İşte onun için. onun hakkında ne buyuruyor? İnnel cennete, teştâkü'l-erbâd, nefer, cennet dört kişiye âşık. Bekliyor ki ne zaman ölecekler de bana gelecekler? Orada saydı. Ammar'ı hatırlıyorum, Miktad'ı hatırlıyorum Radıyallâhu anh.
- 30:17
Suheyb'i de şüpheliyim. Ama dörtten biri Hazret-i Selmân-ı Fârisî'dir. Radıyallâhu anh hadis-i şerif'te, cennet ona âşıktır buyurulmuş. İşte Radıyallâhu anh Efendimiz, burada da diğer bazı faziletleri vardır. Dört yüz sene yaşadı diye bile diyen var diyor, Ali-i Kâri Hazretleri.
- 30:46
Şimdi nasıl oluyor orası? Allah Allah. Şöyle de bir rivayet var, yıllarca Mecusi yaşadı, babası Mecusi'ydi. Pers milleti zaten ateşe taparlar Farslılar, asılları. Ondan sonra sonra Yahudi dine girdi, Musa ashabı şeriatına amel etti. Yüz seneye yakın, sonra yüz sene kadar da Hristiyanlık'la amel etti.
- 31:23
Zaten o rahipler ona Efendimiz Aleyhisselam'ı buldurdular. İncil'i tarif etmeyen bir rahibin yanına gitti. Sonra Müslüman olunca dedi ki, Yarabbi dedi, ammir nifil islamiyet desene. Madem ki dedi, ben dedi. Allah Allah, o zaman bu Hazret Osman'ın tarihinden sonraya kalmıştır. Çünkü dedi ki, vefatı hicretin kaçıncı senesi, belki bulursun bakalım.
- 31:50
Hicretin kaçıncı senesi, olmayayım. Yarabbi dedi, bu kadar sene Mecusiyet, Yahudiyet, Nasraniyet'te beni yaşattın dedi. Şimdi de İslam'ı buldum dedi. Yüz sene de beni İslam'da yaşat dedi. Allahuteala'nın yüz sene de İslam'da yaşattı. Radıyallahu Teala'n. Onun için menkıbeleri çok. Burada söylüyor, evet.
- 32:14
Otuz beş senesi diyor hicretin. Otuz beşinci senesinde, yani otuz beşinci sene ne demek? Hazreti Ali'de vefat etmiş. Çünkü Efendimiz Hazreti Ali'nin öbürü benden sonra hilafet otuz senedir. Ama şimdi şöyle bir şey var. Benden sonra otuz senedir buyuruyor ama, bu hicretin otuz beşi olunca, demek şeye çatıyor yine.
- 32:38
O sonraki otuz da olmuyor yani. Hicretin otuz beşinci senesi. Allahu Alem, şu anda anladığım kadarıyla Hazreti Osman'ın son dönemlerine geliyor. Ya da Hazreti Ali'nin hilafeti beş sene zaten, dört buçuk sene, onun başlarına gelebilir. O dönemde vefat etmiş. Hazreti Osman'ın hilafetinin sonu. Bak kafadan hesap çak diye yapıyorum Allah'ın izniyle.
- 33:07
Seni dedi hesap diye duvara çakarım dedi yani. Allah'ın izniyle yapıyorum. Çünkü neden? Hicretin otuz beşi, halifeliğin otuzu Efendimiz'den sonra başlıyor. Onun için geride on sene var ya, oradan dolayı bu ne oldu o zaman? Hicretten sonra otuz beş olduğuna göre, Efendimiz'in vefatından sonra yirmi beş oldu.
- 33:30
Yirmi beş olunca da hemen hesap yaptım. Hazreti Osman'ın son dönemi. Radıyallahu teala anhum ecma'in hazarati. Bu mübarek zat, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu şekilde ona değer veriyordu. Yani siyerlerde, siyer kitaplarında uzun mufassal kıssası var. Hasılı, Faris diyarındaki şimdiki İran'dan, Cey kasabası diye de bir şey var.
- 34:07
Cey olabilir işte. Rahme hürmüzü olabilir. Oralar birbirine yakın. Babası oranın reisiydi. Babası ateşte tapanlardan idi. Mecusiydi. Sonra Hazreti Selman bir kilisede, o zaman orada da kiliseler var. Yani İsa selamın dini üzere. Ama o zaman tahrip etmeyen rahipler, İncil şeriatına amel ediyorlar. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem gönderilmemiş daha.
- 34:31
Namaz kılıyorlar, ibadet yapıyorlar. Onları gördü, çok hoşuna gitti. Ne güzel ibadet yapıyorlar dedi ya. dedi ki, bu bizim dinimizden daha hayırlı, biz ne yapıyoruz ateşe ya, dedi. Sonra, babasına bunu bildirdi. Dedi ki, baba dedi, ben dedi, güzel bir dinim. güzel bir din buldum dedi, ben ona gireceğim dedi, o dine gireceğim dedi.
- 34:59
O zaman babası, kalktı efendim onu, hemen bağladı. İsa as'ın dinine girmesinde, çünkü babası da kavminin reisi, yani oğlu gitti, dinden çıktı diyecekler. O zaman sapıklar, öyle diyecek, dinden çıktı. Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm'ın dininden çıktı dediler, puta tapma dininden. Ve onun için bağladı onu.
- 35:25
Sonra, Hazreti Selman, o şeylere haber gönderdi, rahiplere, o zamanki rahipler, şimdiki işte sofiler, tarikatı ehli sofiler gibi, yani bizden bizden onlara sofi deniyor, sofiye deniyor, o zamanınkiler de ruhban deniyor, o rahipler, şimdiki ruhban sınıfı onlar zındık, onlara bir şey değil, onlar dinsiz de, şu Kur'an-ı Kerim onlara rahbaniyet, ruhbaniyet diyor.
- 35:51
Onlar güzel amel ediyorlardı diyor, o zamankileri methediyor Kur'an. Yani, nafile çok ibadet yapıyorlardı diyor, farzların dışında diyor, zaten yemiyorlar, evlenmiyorlar, mağaralarda ibadet yapıyorlardı yani. Ama hak üzereydiler yani. Hazreti Selman dedi ki, sizin yanınızda Şam'a giden varsa, bana onu haber verin, dedi.
- 36:17
Çünkü onlar ona demişlerdi ki, bizim bu dinimizin, İsa Ashab'ın dininin aslı Şam'da çok alimler var. Yani biz burada bir şubeyiz yani, demişlerdi. Onlar da ona, işte giden gelen var demek, haber verdiler ki, Şam'a giden biri var, bu da demirleri kırdı, Allah'ın yardımıyla yani, zincirli şeyini, bağlıydı da artık iple bağlıydı demek,
- 36:42
demirleri kırdı diyor ama herhalde demirle bağlıydı. Sonra Şam'a, o adamı buldu, Şam'a gitti. Ondan sonra Şam'da bir mabede girdi, orada bir kışsız var, kışsız keşiş demek, Kur'an'da da methediyor onlara. Yani İsa Ashab'ın dinini bozmayan, ilk dönemin, bu İncil'in tarifatı da İznik'te oldu yani, o son, yani yine son derken hepten sonra değil de, o birkaç yüz sene sonra oldu.
- 37:10
O keşiş çok ibadet yapıyordu. Onun yanında o da ibadet, ibadet, ibadet, o öldü. Sonra ona dedi ki, ben dedi, sen ölmeden dedi ki, sen ölürsen ben kime gideyim yani, mürşit arıyor kendine. O da dedi ki, Amuriye'ye git dedi. Ondan sonra, Amuriye neresi? İşte ben gittim, şey yaptım size, Afyon'da paylaştım, orada gittim, yanında video da çektim.
- 37:42
Ondan sonra, adı neydi oranın? Üstad Bediüzzaman Hazretleri'nin de kaldığı yer ya, aklıma gelmedi şimdi. Emirdağ, Emirdağ. Emirdağ'da bulunan mabede geldi. Oradaki zat da şey yaptı, ona dedi ki, ben dedi, sen vefat et dersen kime gideyim dedi, hep mürşit arıyor bana. O da onu, Musul'da, yeniden tekrar döndüm, Musul tarafına yani Irak tarafına döndük, buradan.
- 38:21
Orada bir zat kaldı dedi, çünkü Hak üzere pek kimse kalmadı, İncil'i de tarif etmişler falan, yoldan çıktılar dedi yani. Hak üzere az kişi kalmış, ta Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanına kadar bile Hak üzere vardı. Şahide vardı, Veraka ibn-i Nevfel, Hazreti Veraka yani. Onlar hep Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i müjdedirler.
- 38:43
Efendimiz Peygamberliği ilan etmeden evvel onlar Mekke'de Hak dinin üzereydiler, İsa Ashab'ın dininin üzere vardı. Ya o zamana kadar bile tek tük kalmış düşün. Bu tabi baya Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den 200 sene falan evvel bu. Ondan sonra, 300 sene evvel veyahut da 350 sene evvel Musul'daki zatı gitti buldu, onun yanında durdu.
- 39:09
O da hastalandı. Hep onlar yaşlı o zaman. Ölüme yaklaştı. Ona dedi ki, sen ölürsen ne yapacağım dedi. bizim bu dinimiz çok eski bir din dedi. Yani işte o zaman artık 300-400 seneyi geçmiş. Yeni bir peygamber gelecek. Onun zamanı yaklaştı dedi. İncil bize müjdeledi dedi.
- 39:47
Hanif dini üzere gelecek. Yani batılları terk etmiş, hakkı bulmuş. İbrahim Aleyhisselam'ın dini, zaten Musa Aleyhisselam'ın dini de Hanifeyat, Yani İbrahim Aleyhisselam'ın dini. İsrail Aleyhisselam'ın dini de hepsinin adı İslamiyet yani. Hanifeyat üzere gelecek dedi. Ya zarubi erz-i nehli hurmalık bir yerde zuur edecek.
- 40:05
Yani Hazreti Selman'ın kavuşacağı dönem Mekke dönemi olmadığı için. Mekke'de hurma yok. Hurmalık bir arazide yani, çok hurmaları olan bir arazi, Medine hurmaları meşhur o zaman. Tabi o Medine'yi bildi de gördü diye değil, kitaptaki, İnci'deki tariflerden şey yapıyor. O da dedi, ya dedi, bir alametti.
- 40:25
Yani hurmalık, çok yerde hurmalar yetişebilir yani. Bir de onun şahsına yönelik bir alamet. Bana söyler misin dedi. O da dedi, bin hatemün lübüve, onda peygamberlik mührü var. Sırtını açtırırsan dedi, sırtında görürsün. Yani mübarek kıllardan ama şey gibi, efendim, yumurta kadar, sırtını, iki omzunu açtığında yumurta kadar büyüklüğünde, lübüvvet mührü var.
- 40:50
Kimsede olmaz öyle. Bir de yazı yazmış tüylerden. En mühim bir özelliği dedi, sadaka malı yemez dedi. Bir şey götürürsün ona, sonra sadaka mıdır, zekat mıdır? Zekat derse, sadaka derse, fakirlere dağıtırdı. Ancak külübüne hediye, hediye yer dedi. Hediye verirsen hediyeyi kabul ederdi. O arada Hazreti Selman,
- 41:21
işte o hurmalık arazi diye, tabi hurmanın yetiştiği bölgeler belli, Hayber'de de var, o tarafa doğru Irak'tan, Musul'dan çıktı yola. Çünkü o hurmalık bölgeler oralar, yani Hicaz bölgesi. O bölgeye doğru yola çıktı. Kelp kabilesi hainlerden bir kavim ona rastladı. Hazreti Selman da kendi eliyle çalışmış, o zamanlar da mabetlerde ibadet yaparken de yine çalışıyormuş.
- 41:50
Yani yiyeceğini içsen temin ediyor, beleşe yaşamıyor hiç. Çalıştığı için oradan da inekler, koyunlar, moyunlar yapmış. Bir sürü mal almış. O malları da götürüyor beraber. E çünkü gidiyorsun, Ahir Zaman Peygamberine gidiyorsun da sen de ne yiyeceksin, ne içeceksin bir malından mülküne. Bu sefer tabi o kelp kabilesine olanlar da dedi ki,
- 42:15
Arap arazisine, Hicaz topraklarına beni götürmeniz için ben dedi bütün bu hayvanlarımı size veririm. Bütün ineklerim, koyunlarım, sürülerim sizin olsun. Ama ben dedi yol bilmiyorum dedi yani. Tam nokta atışı, beni dedi tam hurmalık bir yere, arazilere bir bırakın, götürün dedi. Onlar da o kelp kabilesinin Arapları, gadret ettiler, hainlik ettiler, onu bağladılar.
- 42:42
Sen bizim esirimizsin, kölemizsin dediler. İşte Yusuf Aleyhisselam nasıl işte, kuyudan çıktı diyor bu bizim kölemiz kaçtı dediler. Uyduruyorlar işte. Ondan sonra onlar da esir aldılar. Esir alınca gittiler bir Yahudi'ye sattılar. İleride gitti yani. Yahudiler de çok yerleşmiş o zaman. Biliyorsunuz Hayber var, Nazıroğulları var, Kureyzaoğulları var.
- 43:03
Bir Yahudi'ye sattılar. O da o Yahudi'ye hizmet ediyor. Ne yapacak? Kader'e köle oldu yani. Ama Allah'tan Medine'deki bir Yahudi. Yani uzaklarda bir Yahudi değil. Burada mühim olan şey, o sürülerini, hayvanlarını, o kadar malını, mülkünü, onun için büyük bir mal. Ömrünü kazanmış onu. Kolay mı kazanmış?
- 43:33
Kaç yüz senedir çalışıyor. Ondan sonra hepsini Resulullah'a bulmak için feda etti. Allah da onu getirdi Medine'ye. Çünkü Yahudi, Medine'nin Yahudisiydi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem geldiğinde, bir hurma ağacı, bahçede hurma ağacının altında oturuyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kubadan gelmiş.
- 43:59
Zaten ilk hicrette kubada kaldı biraz. Oradan Cuma, ilk Cuma'ya, işte orada yol üzerinde bir mescid var. Cuma mescidi orada kıldırdı. Mescid-i Nebevi'nin yerine gelmeden yani. Sonra geldi. Geldiğinde, Medine'de tabi işte Talha'l-Bedru'l-Aleyna'lar falan, bütün tezahürat, bütün millet toplanınca falan, o da Medine'de, bahçede.
- 44:22
Hemen haber gitti. Onun efendisi olan Yahudi de ağacın altında oturuyor. Dinleniyorlar artık neyse. Uzaktan bir adam geldi. O Yahudi'ye. Dedi ki, Ensar'ın ne yaptığını duydun mu? O da ne yaptığını dedi. Yani Medine'lilerindir. O zaman Ensar ismi belki de onlar. Onlar bilmiyor Yahudiler. Ama şart ibaret böyle.
- 44:58
Ensar'ın ne yaptığını bildin mi? dedi. Belki de Mekke döneminden de Ensar ismi takılmış da onlara çünkü akabeybiyatlarından sonra da. Efendim, ya dedi, ha daha Kubadaymış. Efendim sallallahu aleyhi ve sellem. Mekke'den bir adam geldi dedi.
- 45:16
Şimdi de Kubad'a duruyor. Ondan sonra. Falan daha der demez onlar ona peygamber diye tabi olmuşlar falan daha bir şey diyemedi. Ensar'ın ne yaptığını duydun mu? dedi. Ne oldu? dedi. Mekke'den bir adam geldi. Kubad'a der demez Yahudi'yi sıtma bastı. Terlemeye başladı. Adama diyor ki, ne diyorsun sen ya?
- 45:44
diyor. Ondan sonra şey geldi. Hazreti Selman beklediği bir şey ya. Meraklandı. Efendisinin yanına geldi. Adam ona ne anlatacağını dinlemek için. Gelince Hazreti Selman bitti. Sen ne işin var? Sen duyma dedi. Adama dedi. Sessiz konuş. Ne tarafa şey diyorsun? Ondan sonra. Hazreti Selman bunu duydu. Onlar izinleri oluyor ya kölelerinde falan.
- 46:14
Yani bir ara mesela çarşıya iniyor, pazara iniyor. Hazreti Selman doğru Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gitti. Efendim biraz hurmalar almış. Kendi işte hurmalarından. Ona da iyice hurma veriyorlar. Hurmalarından biraz hurma aldı. Ondan sonra. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e getirdi. Getirince Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu.
- 46:38
Bu nedir? Biraz verdi. Bu sadakadır dedi yani. Zekat, sadaka aynı şeye geliyor o manada. Efendimiz'e yasak. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem tamam dedi. Bunu fakirlere dağıtın. Ondan sonra dedi. Bir daha çıkarttı biraz hurma. Bu nedir dedi. Bu hediye dedi. Tamam o zaman ver yiyeyim dedi. Bir de arkasına dolanıyordu.
- 47:00
Ne bakıyorsun dedi. Ya Resulallah dedi. Bana haber vermiştiler. Eski rahipler dedi. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir indirdi. Omzundan üzerine giydi. İhramın üstü gibi bir şey vardı. Ve böylece Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'in de onu azat etmesine bu hadise vesile oldu. Allahu Tebarik ve Teala şefaatlerine nail eylesin.
- 47:27
Hazreti Selman'ın Radıyallahu Anh'ın özellikle ziyaretini bana ölmeden nasip eylesin. Bize de ölmeden nasip eylesin. Gidersen ben size haber veririm ama Irak'ta tam karışıklar. İstiharem çıkmıyor. İstiharem dört kere yapsa çıkmıyor. Fakat istiharem çıkmadı. Çünkü orada şehadet tehlikesi henüz bitmedi.
- 47:47
İnşaAllah ölmeden Abdülkadir Geylani, Marif Kerki, Ahmet İbn Hanbel, Ahmet Rufai, Selman Farisi, Zeyfettin Yemani hepsine ziyarete Allah bana sizin de dualarınız yetişsin. Allah bana müesser eylesin. Amin.


