00:00 / 53:34Şu an 00:00 / 53:34
Açıklama
Ey Zındık Selefî-Vehhâbîler! Size Göre Takkesine Saç-ı Şerîf Koyan Hâlid İbnü Velîd ve Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem'in Cübbesini Yıkayıp Suyunu İçiren Esmâ Vâlidemiz Müşrik miydi?
Selefî Vehhâbî Zındıklarının Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem'in Eserleriyle Teberrüke Karşı Yaptıkları Konuşmalara Reddiyeler
Video bölümleri
- 01:19Hâlid İbnü Velîd'in Her Harbi Kazanmasının Sırrı Meğer Takkesinin İçinde Bulunan Saç-ı Şerîflermiş
- 14:25Saç-ı Şerîf ve Sakal-ı Şerîf'in Rasûlüllâh Efendimiz'e Âit Olduğunun Alâmeti Nedir?
- 21:10Vehhâbîlerin, Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem'in Sakal-ı Şerîfi, Hırka-i Şerîfi Gibi Eserlerini Ziyârete Îtirâzlarına İlmî Reddiyeler
- 34:03Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem'in Cübbesini Yıkayıp Şifâ İçin Suyunu İnsanlara İçiren Esmâ Vâlidemiz, Selefîlere Göre Müşrik miydi?
Transkript
137 satır
- 00:00
Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin ve sallallahu teala alâ seyyidil murselin Muhammedin ve alâ âlihîn ve sahbihîn ecma'în. Kıymetli Şifa-i Şerif müstemiülleri, bu mübarek derste yine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in mucizelerinden yeni bir fasla girdik.
- 00:25
Bu fasılda Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in bizzat mübarek yedi şerifesiyle eliyle dokundukları veya asasıyla, değneğiyle yani vasıtalı olarak temas buyurdukları şeylerde, işte ne bileyim, insandır, hayvandır, kuyudur, sudur vs. de zuhur eden bereketler, harikuladelikler, mucizeler hakkında bir fasıl idi.
- 01:03
Şimdi kaldığımız dersten devam ediyoruz. 278. sayfadayız. Baştan 2, 4, 6, 7, 8. satırın ortasında. 2. satırın ortasındayız ve kânet, şâratun min şârihi fî kalen sûveti hâlid ibn-il velîdi felem yeşet meâ kitânen illâ rûzikân nasrâ diye başlıyoruz. Bu hadis-i şerifi beyakî rivayet etmiştir. Birçok sahih kaynakta mezgurdur.
- 01:36
Zaten Kazı Yaz Hazretleri Şifâ-i Şerif sahibi rivayet etmesi, sahetine hüccet olarak yeter. Meşhur Zekeriya Kandehlevi vardır. Pakistan ulemasından Hayat-u Sahabe diye bir eser yazmış. Onu Türkçe'ye de çevirdiler. Türkçe'ye de çevirdiler herhalde. Çok meşhurdur Türkiye'de yani Hayat-u Sahabe, Sahabe Hazara'nın Hayat-ı Sahabe'de.
- 02:04
O, onda da bu hadis-i şerifi zikreder. Biz de ilk başta daha çocukken ondan duyduk yani, ondan, nakiller ondan geliyordu. Şimdi tabii ilk kaynaklara inmiş bulunuyoruz. Ve kânet olmuştu. Yani bulunmuştu manzara. Burası vücudet manzara. Buradaki kânet tâmedir, naksa değil. Vücudet manzara olunca tâme oluyor.
- 02:30
Bulunmuştu ne? Şanara tün. Bir takım tüyler. Tüyler. Neden olan tüyler? Min şa'rihi, sallallahu aleyhi ve sellem, min şa'rihi, şa'ra tün, demiş. Yani fethalı söylemiş. Ve kânet bulunuyordu, şa'ra tün, ayın fethalı yani, şa'ra tün, tüyler. Neden olan tüyler? Min şa'rihi, şa'rihi değil de şa'rihi.
- 03:04
Efendimiz sallallahu aleyhi, Efendimiz'e gidiyor, sallallahu aleyhi ve sellemin tüylerinden. Nerede bulunuyordu? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in saç-i şerifleri, fî kalen süveti hâlid ibn-il velîdi. Hâlid ibn-i velîd meşhur sahabe de biliyorsunuz. Babası en meşhur gâvurlardandır.
- 03:27
Velîd ibn-i Mugîr'e gâvuru. Kur'an-ı Kerim'de birçok âyet-i kerime onun zemmi hakkından ağzı olmuştur. Onun oğlu Hâlid Hazretleri de biliyorsunuz. Allah'ın kılıçlarından bir kılıç olarak Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz tarafından isimlendirilmiş ve şereflendirilmiştir. Hazreti Hâlid'in kalen süveti takke demektir.
- 03:51
Hâlid ibn-i velîd radıyallâhu anh Efendimiz'in takkesinin içinde Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in saç şerifleri bulunuyordu. Yani Hâlid ibn-i velîd hazretleri teyemmünen, yani yümn, teyemmün demek, teberrük demek, teyemmün, yümn, yümn de bereket demek. Teyemmünen ve teberruken derler kitaplarda.
- 04:14
Yani yümnüne, bereketine nail olmak için başındaki takkenin içerisine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in saç şeriflerinden bir parça koymuş ve onun üzerine diktirmiş bana bereket olsun diye. Felem Yeşhed, Hazreti Halid İbni Velid şahit olmadı, yani hazır bulunmadı neyle, biha, o takkeyle, neye kite alen, herhangi bir harbe, yani hangi harbe katıldıysa o takke başındayken, illa mutlaka rızıka rızıklandırıldı, neyle, en nasra, yardımla, yani Allah-u Teala
- 05:00
o takkenin bereketine, hürmetine, Halid Hazretlerine düşmanlarına karşı yardım nasip etti, rızıka rızıklandırdı, yani ihsan olundu, nasip oldu, en nasra yardım ona nasip oldu. Ya gebertiyordu hepsini ya da bozguna uğratıyordu.
- 05:20
O şahraat-ı şerifenin, yani takkesinin içinde bulunan saç şeriflerinin berekatıyla, hatta bir, yani saç şeriflerin bereketi, işte kendisine mübarek bedeni şerifine temas etmiş, dedik ya bu fasıl nelerden bahsediyor? Ya Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bizzat mübarek eliyle veya saç şerifiyle veya sakal şerifiyle, yani temas etmiş olduğu şeyle veyahut da bir vasıtayla, mesela bastonuyla vuruyor bir hayvana, böyle dürtüyor, işte hayvan, geçen derste çok anlatıldı bunlar,
- 05:58
hiç yürüyemezken, o kadar zayıf, yorgunken, işte efendim yarışta kimse onu geçemeyecek hale geliyor, şu kadar bir bastonunu sallallahu aleyhi ve sellem, asasını, değneğini değdirmesine yani, bunlar anlatılıyor. Burada da saç şerifleri anlatılıyor. Yani, dolayısıyla, şimdi bu Vahabiler ne kafa ya? Selefi Vahabi zındıkları ne kafa?
- 06:25
Yani Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem saç şerifini ziyarete şirk diyorlar, sakal şerifini ziyarete şirk diyorlar, hırkayı şerifesini ziyarete şirk diyorlar, ya ne şirki ya? Halid ibni Velid müşrik mi oldu şimdi haşa?
- 06:38
İslam'ın en büyük komutanlarından, Allah'ın kılıcı buyurmuş sallallahu aleyhi ve sellem, methetmiş Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ya, bunun müşrik olması mümkün mü ya? O zaman ona müşrik diyen sensin mi olursun müşrik ya? Bak takkesin içine saç şeriflerini diktirmiş, e biz ne yapıyoruz şimdi?
- 07:00
Cübbe-i şerifesine bir parçayı cübbemizin arkasından boynumuza asıyoruz, işte efendim ne bileyim saçlarımızın içine şarş şeriflerinden koyuyoruz, bazı gecelerde günlerde, mübarek gecelerde falan, ibadetlerimiz kabul olsun diyor falan, yahut da ziyaret ediyoruz, öpüyoruz, başımıza koyuyoruz, ne demek ya?
- 07:20
Onun için bir muharebedeydi, hatta Hayat-u Sahabe'de onu anlatıyor Kandil-i Edebi Hazretleri, harp bittikten sonra tabi harp bu, hengamede vuran kıran, Hazreti Halid'in bu takkesi kayboldu. Yani başından harbe girdi de, Karkaşa'da, bu sefer neyse harbi kazandılar, zaten hiç harp kaybettiği yok.
- 07:54
Hazreti Ömer Allah'ın artık millet zannetti ki yardım ancak Halid İbni Velid olursa geliyor, başka türlü İslam ordusu kazanamaz, böyle bir yanlış itikada sebebiyet vermesin yani diye, dedi ki seni azletti yani, azletti demek görevinden komutanlıktan al, biraz dinlen dedi yani. Çünkü millet artık yardımla, zaferle seni özdeştirdi yani, bu da iyi bir şey değil yani çünkü,
- 08:21
yardım Allah'tan hemen nasur o, illa min alhamdulillahil azizil hakim buyuruyor Kur'an, yardım ancak Allah'tan geliyor, tabi ki dostlar hürmetine geliyor, dostlarına geliyor, ayrı bir şey. Ondan sonra üzüldü yani tabi, çünkü tam vefat edeceği zaman yatağında vefat etti. Yani ömrü harplerde geçmiş bir insan yatağında vefat etti, yani ne demek yatağında vefat etti,
- 08:44
harpte şehit olmak ona nasip olmadı ama çok yaralanmak nasip oldu, gazi olmak nasip oldu. Onun için ağlıyordu yani, hatta öyle diyordu, benim bedenimde diyor, bir boş yer bulamazsınız, mutlaka bedenimin yani bak tepeden tırnağına, bedeninin tümünü kastediyor. Her bir parçasında ya bir mızrak, ya bir ok, ya bir kılıç darbesi var.
- 09:09
Bütün vücudu yara bere içine. Fakat şimdi görüyor musunuz, şehit olmak bana nasip olmadı, ben bu kadar harpte ölmek, şehit olmak istiyordum, şimdilik yatağımda ölüyorum diye ağlıyordu, şehit olamadığına. Halbuki şehitlerden daha faziletlidir, yani Allah'ın dinde. Çünkü o şehit olana kadar müşriklerle cihad edecekti.
- 09:30
Hazreti Ömer Efendimiz'in olduğu yalan, Emirul Memlinin, Halife-i Ruhi Zemin, onu tabi dinlemesi lazım, itaat etti, çekildi. Onun için buyuruyordu ki, ''Felâne âmed âyûnul cübenâî'' Korkakların gözüne uyku girmesin. Yani Mahmut Efendi Hazretlerimizin kelamlarındadır, harp adamı öldürmez, hastalık adamı öldürmez dedi bana 45 sene evvel,
- 09:53
ben öleceğim diye şekerhatsaz oldum anlamıyorum. Yani hiçbir şey adamı öldürmez. Allah adamı öldürür, ecelle adamı öldürür. Onun için korkakların gözüne uyku girmesin. Yani ne demek? Boşuna korkuyorlar. Harbe de girse, eceli gelmezse ölecek değil yani. Ama eceli geldiyse, yatağına da girse ölecek yani.
- 10:12
Ama korkaklık işte, tabii bu da ayrı bir mesele. Onun için Halid ibni Velid'in harp kaybettiği yok. Bütün muharebeleri kazanmış. Bir muharebede bu takkeyi, şahır şerifler, saç şeriflerin içine diktirdiği takkesi kaybetti. Bütün örgütü seferber etti. Dedi ki takkemi arayın bunu. Herkes takkeyi arıyor.
- 10:35
Harp meydanı da, cenk alanı kargaşa. Tabii kafirlerin leşleri var, gebermişleri var, bilmem neler var, müslümanların şehitleri var, yaralıları var, dolu olay var yani. O hengamede neyse buldular, getirdiler. Sonra bak bir orta getiren dedi herhalde. Ya efendim dedi, takke de eskiymiş dedi. Yani bir sene daha yeni takke daha iyi takke bulduk, bayağı meşgul olduk dedi.
- 11:06
Yani bu takkeyi arayalım derken çok mesai sarf ettik, vakit geçti dedi. Yani tabii sebebi hikmeti neydi demek istedi herhalde. Veyahut açıkçası onu sordu yani. Hazreti Halid radıyallahu teâlâ ne buyurdu? Dedi ki bu normal bir takke olsaydı, yani benim kendime ait takke olsaydı ben sizi yorar mıydım?
- 11:27
Bu kadar size zahmet verir miydim? Ama bunun içinde Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in saç şerifleri var, diktirmişim. Onun için teberruken onun mübarek bedeni şerifine değmiş olan, bedeni şerifinden çıkmış olan saç şeriflerinin bereketiyle hangi harbe katıldıysam mutlaka o harbde Allah'ın nusret ve zaferine nail kılındım.
- 11:54
Yani bu arada rivayette, Beygin'in rivayetinde böyle bir durum vardı da böyle oldu meselesinde yetinmiyor. Bu rivayet burada yok ama diğer hadis kaynaklarında bu rivayetin devamında Hazreti Halid radıyallahu teâlâ'nın nusreti ve zaferi o saç şeriflerin bereketinden biliyor. Yani Allah yardım ediyor ama o saç şerifin bereketinden dolayı onlarca belki bilmiyorum yani.
- 12:22
Belki yüzde yakındır. Harbe katılmış. Bir tanesini kaybetmez mi insan? Hiçbirini de kaybetmiyor. Normalde diğer sahabe-i kiram Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in kadar da kaç tane muharebeye mesela Ehud'da bozgun oldu. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in kendisi vardı ama işte orada da Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in emrini kırdıkları için.
- 12:41
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in emrini dinlendiği vakitte, sünnet-i seniyyeye ittibat ettiği vakitte sahabe mesela orada okçulara buyurdu ki bu tepeyi bırakmayın işte orada yanlış ettiler. Bir iştahta tahsil ettiler. Harp kazanılana kadar da zannettiler. Halbuki komutanlar ne dedi? Ben size haber verene kadar buyurdu dedi.
- 13:01
Daha bize bırakın orayı da inin aşağı diye. Haber gelmedi dedi ama işte komutanlar da dinlemediler. Dolayısıyla mesela orada bir hezimet oldu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in emrini dinlememenin acısı çektirildi. Yani onlara ibret olsun diye. Ayet-i kerimede bunu bahsediyor. Ondan sonra ama Hazreti Halid'in katıldığı hiçbir muharebe kaybedilmedi.
- 13:30
Niye? E çünkü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem saç şeriflerin bereketiyle. Hazreti Halid kendi ifade ediyor bunu. Yani yardımı Allah yaratıyor, o saçı şeriflerin bereketiyle yaratıyor diye. Onların bereketinden dolayı. Dolayısıyla bu çok önemli bir ehl-i sünnet için, biz tasavvuf ehli için. Tabi tasavvufluktan ziyade bu ehl-i sünnetin itikadıdır, teberrük meselesi.
- 14:02
Bu selefi vahabiler bu teberrüklere şirk derler, kendileri zaten zındık oldukları için yani. Bir şeyden haberleri yok, dinden haberleri yok, cahili. Adamlara o şirkçiler işte el kaideciler bilmem neciler. Selefi vahabi dediğim mi budur yani. Şu anda selefiyiz diyenlerin hepsi bu kafada. Allah sizi şerlerinden muhafaza etsin.
- 14:26
Tabi saç şeriflerin mucizeleri var. Sakal şerif bende. Tabi kaç tane şerçereli var. Mesela bunların en önemlilerinden birisi Osmanlı döneminde sadrazam Muhammed Sadık Paşa. Habertürk'te o zaman Murat Bardakçı belki de bilmiyorum yarım saat belki bir saate yakın büyüteçle inceledi onları.
- 14:50
Çünkü Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem böyle uzun sakalları dökülmeme asla değil, bir tutamdan fazlasını tıraş ettirirdi. Çünkü Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem böyle uzun sakalları dökülme maasa değil, bir tutamdan fazlasını tıraş ettirirdi şu uçlardan. Onun için uç.
- 14:59
Bir de kınalı, kınal süren, sallallahu aleyhi ve sellem, yani kınal şeyi var, sarı, o vasıfta tutuyor ve uç olduğunda böyle büyük uzun değil, küçük parçalar, yirmi küsur saydı çünkü o büyüteçle baktı böyle falan, canlı yayında yani. Biz Fatih Antal ile konuşuyorduk, o da orada bakıyordu. Ondan sonra o, onlar Sakat-ı Şerif'in parçaları, Medine'de sadrazamlara yapılıyor yani.
- 15:28
Dolayısıyla onun en büyük mucizesi neydi? Sakat-ı Şerif'in ve Sakat-ı Şerif'in, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in olduğunun alameti. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem üzerinden çıkan hiçbir şey yanmazdı. Ateşe ver, yanmazdı. Bu on tane vasfı var. Hatta o on vasfın yazılı olduğu, bulunduğu levhayı evinde bulundurana ne faziletler müjdeler.
- 15:55
Evvelce ben bastırmıştım ama şu anda Ahıskaya talep edin, rica edin bunları araştırsın yani. Benim vaktim yok. İstiyorsanız bunların evinizde olacağınıza bereket olmasını, onu hattatlar yazmış. On tane sıfat var. Ömrü hayatında bir defa rüyalanmadı. Yani kusur abdesti icap etmedi, rüyada bir şey görmedi.
- 16:16
Ömrü hayatında üzerine sinek dokunmadı. Bitpire dokunmadı. Ömrü hayatında hiçbir bedeninden çıkan bir şey yanmadı falan. Böyle sıfatları var. Sallallahu aleyhi ve sellem Şemali Şerifesinde de geçiyor. Bunlar ona mahsus özelliklerdir. Sallallahu aleyhi ve sellem işte bunlardan biri de bedeninden çıkan şeylerden hiçbiri yanmazdı.
- 16:34
Mesela gölgesi yere düşmezdi. Biri gölgesine basmasın diye. Böyle sıfatları var. Kendine has. Ben bunu tabii kitaplarda da görmüştüm. Fakat şeyi bilmiyordum. Rahmetli Cemal Hoca, Küçükköy İmamı. Onun babası vardı. Rahmetli Hafız Efendi. Çok kuvvetli hafız idi. Salihinden bir zat idi. O mübarekle beraber Sakralı Şerif'i ziyarete yaptırıyorum.
- 17:02
Küçükköy Merkez Camisi'nde bir senesi var. 30 sene. Peki de fazlası var. Tabii 28 Şubattan önce olduğuna göre. Çok kalabalık yani. Geceydi. Herhalde bir de kandillerden biriydi. O arada. İsmail Efendi olacak ismi herhalde mübarek. Hafız Efendi dedi ki. O zaman çok yaşlıydı o da. Belki de 80-90 yaşında.
- 17:30
Burada dedi. Bunda dedi. Ne mucize var. Yani şimdi Sakralı Şerif midir değil midir. Şimdi önüne gelen Sakralı Şerif, Saçlı Şerif diye millete öptürüyor. Ziyaret ettiriyor. Bir de şey yere yok. Bir şey yok. Şu anda da bu tehlikeye maruz durumdayız. Bir de parayla satma falan başladılar. Zaten bu iş parayla satılacak olduğu zaman.
- 17:48
Anla ki orada yalan dolan var. İstismar var. Veyahut da hilekarlık var. Dedi ki. Bunun mucizesini biliyor musun dedi. Bilmiyorum hocam dedim. Dedi ki. Buradaki en büyük mucize dedi. Bak dedi. Bu camın içinde. O kubbeli böyle bir cam yapmışlar. Onu bir büyüteçle büyütüp de size. Bilmiyorum. Sitede de gösterebilmemiz.
- 18:10
Çok büyük büyüteç derler. Yani siz zaten birçok benim cemaatlerim ziyaretlerde onu görmüştür. Küçücük böyle. Şu kadar. Ama üzerinde öyle kubbeler var. Öyle şekiller var. Ne yapmışlar biliyor musun? Camı eritmişler. Şimdi camla kaç derecesi hararetle eritiliyor. Ben onu tabii şu anda bilmiyorum detaylı.
- 18:29
Bu dedi. Camı eritmeden o 23 tane Sakralı Şerif'in üstüne dökmüşler onu. Dökünce o kalıp almış. Yani sen onu çıkaramıyorsun. Hani normal Sakralı Şerif, Sakralı Şerif ticaret ediyor. Tüpün içinde tüpten çıkarıyorsun. Bunu çıkaramıyorsun. Camı kıracaksın parçalayacaksın. Camı kırıp parçaladıktan sonra zaten edepsizlik Sakralı Şerif'e hakaret olur.
- 18:53
Haşane. Avcubillah. Şimdi içinde görülüyor. Böyle döndürüyorsun. Bütün mübarek şeyler görünüyor. O kadar net. Yani aklınız mantığınızda onu çok büyük bir büyüteçle büyütmem lazım size. Çünkü o kesin mucize. Neden? Çünkü o cam o sıcakta eritildiği zaman, şekil alması için üzerine döküldüğü zaman acayip kuppeli bir şekil almış camdan.
- 19:17
Küçücük şu kadar. Ama öyle bir şekli var ki kristal. E bu dedi normal bir tüy olsa kesinlikle yanar. O sıcak üzerine vurduğu zaman. Ama bak zerre kadar yanmamış dedi. İşte bu da onun mucizesidir dedi. Bu Sakralı Şerif dedi %100 kesin dedi. Ben zaten onu Erenköy'de bir antikacıda.
- 19:37
O da onu Muhammed Sadık Paşa'nın torunlarından Erenköy'deki bir yerden aldığı bütün antika mallar içinde. Onlar kıymetini bilmemiş. Toptan almış. Bana da intikalinde ben ondan tesbih falan bir şeyler satan almıştım. O dedi ki bunu kıymetini başkası bilemez. Ben de evlenmedim. Çoluk çocuğum yok dedi.
- 19:56
Cahit Efendi'ydi adı. Allah rahmet etsin. Yaşlıydı o zaman da, 70-80 yaşlarında. Epey de oldu, öleli. Ben dedi, bunu sana hediye ediyorum. Sen bunu 100 binlere ziyaret ettirirsin. Hakikaten de Çavuşbaşı Külliye zamanında 50 bin, 100 bin Hacer Lesved gibi islamlar oldu onu ziyaret etmek üzerine. Benim hanemde duruyor elhamdülillah.
- 20:15
Onu bakalım yine bir şeyde ziyaret ettiririm size inşallah. Önümüzdeki Kadir Gecesi'nde Haydar'da bir ziyarete açabilirim onu. Öyle bir acayip mucizesi sabit. Yani onda hiç şüphe yok. Zaten Muhammed Sadık Paşa'nın mührü de vardı bende. Sonra onu iznamda kaybettim. Bir kalabalıkta Osakar Şerif'in yanında duruyordu.
- 20:35
Çok büyük iznam oldu. Pendik'te bir yerde onu kaybettim. Ama Muhammed Sadık Paşa'nın mührü bendeydi. Çünkü o mührüyle beraber, o da kristaldendi, o mührüyle beraberdi Osakar Şerif. Şimdi onun için yanmaması çok önemli. Ama şimdi burada da Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in saç şerifi, sakat şerifi diye adam da getirdiği zaman
- 20:57
şimdi hadi bir deneyim diye de kibriti tutuşturacak halimiz yok. Biz itikad ediyoruz, tuzan ediyoruz ama şu anda piyasada gezenlerin çoğu da sahte yani. Onu da söylemek zorundayım yani. Kendimi buna da mecbur hissediyorum.
- 21:10
Şimdi burada bu konuyu niye açtım? Şahab-ı Hafaci'nin Şifa Şerif şehrinde şu anda burada zikrediliyor. Halid İbni Velid oldu ya Allah'ın, takkesinin içine koyduğu saç şerifin bereketlerini anlatıyor. İbnül Adim diyor nakletti diyor. İbnül Adim Halep tarihini yazmış. Bende de var. Tarihu Halep diye. Çok büyük bir tarih yani.
- 21:32
Ama ne ayetler, ne hadisler, içinde ne ilimler, ne rivayetler aklın durur yani. Büyük bir allamedir. Eski kitap çok. 708 seneden fazla. İbnül Adim Tarihu Halep'te bunu nakletmiş olacak. İbn-i Ebi Tahir el-Alevi. Alevi demek Hz. Ali'nin soyundan geliyor demek. Yani şu anda Türkiye'de Alevi lafı farklı kullanılıyor.
- 21:53
Ama esasen Mekke'de, Medine'de, Yemen'de, Arap aleminde mesela. Seyyid Muhammed İbni Alevi'l-Maliki. Seyyid Muhammed Maliki Hazretleri meşhur. Efendimiz Hazretlerimizin çok değer verdiği. O rahmetullahi aleyh, kabri, nur olsun. Onun da babasının adı Alevi mesela. Alevi Ali'ye mensup demek.
- 22:10
Şimdi Ali'ye mensup demek bir Ali'yi seven Radıyallahu anh'a da gelebilir. Bir de Ali'nin oğlu, nesebi, soyu manasına gelebilir. Mesela Ebu Bek Sıddık'tan gelenlere Sıddık'ı deniyor. Sıddık'a mensup, soyundan gelirse mesela. Veyahut Hz. Ömer'den geliyor, İmam-ı Rabbani Hazretleri, Hz. Ömer'in torununa.
- 22:29
Faruk'u deniyor Ahmet'in. Faruk'u Hazretleri mesela. İşte onlar da Faruk'a mensup, Sıddık'a mensup. Anladın mı sen? Osmani deniyor mesela Osmani. Şimdi bu bizim Osmanlılar, Osmanlı'yı kuran Osman Gazi'den dolayı Osmani. Ama mesela Hz. Osman'ın torunlarına Osmani deniyor mesela. Haldi Bağdadi Zülcelal, bizim tarikatımızın son ismini veren Halidiye tarikatının sahibi.
- 22:56
Haldi Bağdadi Zülcelal Hazretleri, Şam-ı Şerif'te Kasyon Dağı'nda yatan. İşte onun mesela, o öyle dedi. İbn-i Abidin Hazretlerine dedi ki, benim dedi vefatım yaklaştı dedi. Benim vefatım yaklaştı dedi. Çok genç yaşındaydı da tabii ta onun vebası hakkından şehit oldu. Benim vefatım yaklaştı. Kayıptan haber verdi Mevla ona keramet ile bilir.
- 23:16
Benim vefatım yaklaştı dedi. Ondan sonra İbn-i Abidin Hazretleri meşhur Hanefi Fakih'i rüyada gördüm dedi. Onun müridiydi. Dedi ki efendim sizi rüyada gördüm. Ben bir rüya gördüm dedi. Hz. Osman vefat etmiş dedi. Hz. Osman'ın cenazesini yıkıyordum dedi. O zaman Halid-i Bağdadi Zülcenaheyn Hazretlerimiz buyurdu ki, ben Hz.
- 23:40
Osman'ın soyundanım dedi. Osmaniyim dedi. Onun için Halid-i Zülcenaheyn Hazretleri, Ziyavuddin'de var adında da nismelerinde şeyinde ne diyeyim lakapları künyeleri diyebiliriz. Onların çok tabii oluyor. tabi oluyor. Osmani, Halid el Osmani. Rısmânî, Hâlit el-Rısmânî. Ben Osmaniyim dedi. Ben rısmânîyim dedi.
- 24:00
Yani ne demek istedi? Yani Osmanlı şeyinim demek istemedi. Osmanlı imparatorluğundan, onun soyundan demek istemedi. Hz. Osman'ın soyundan oluyor, rısmânî. Ebu Bekş Sıddık'tan olsa Sıddîkî oluyor. Hz. Ömer'den olsa Fârûkî oluyor. Hz. Osman'dan olsa rısmânî oluyor. Hz. Adem Usta alevi oluyor.
- 24:17
Dolayısıyla bunlar nispe, yani soy nispesidir, şecere, şecere nispetidir, mensubiyetidir, bağlılığıdır yani, anladın mı? Bu itibarla, benim dedi cenazemi sen yıkayacaksın ve sen kıldıracaksın dedi İbn-i Abidin Hazretleri. Hakikaten de kısa zaman sonra bu fadde... dedi ve buyurduğu gibi tabiri çıktı yani keramet izah etmiş oldu.
- 24:39
Hem rüya tabirinde keramet, hem kayıptan haber verdi. İnsan yakında vefat edecek, sapasağlam insan o gün nasıl bilecek? Hem de yaşı da genç. Dolayısıyla Dolayısıyla bu İbn-i Ebi Tair el-Alevi Hazretleri, bu İbn-i Ebi Tahir el Alevi Hazretleri yani Hazretlerinin soyundan Seyitlerden böyle bir zat varmış.
- 24:56
Bu zatın yanında İbn-i Ebi Tahir el Alevi Hz. Ebu Bek saç şeriflerinden on dört, on dört saç şerif parçası varmış. Ondan ona intikal ediyor işte. İnsanlar bunu çok iyi muhafaza ettiler bu zamana kadar. Sonra bu İbn-i Ebi Tahir Hazretleri'ne bir haber gelmiş ki, Halep'in valisi Ehli Beyt'i çok seviyor.
- 25:27
Yani Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem torunlarını çok seviyor. Onlara ikram ediyor, hürmet ediyor. Neyse demiş, onlara demiş, bir saç şerif hediye edeyim demiş yani. Çünkü hem vali olmaktan ziyade takva sahibi, Ehli Beyt'e değer veriyor. Ondan sonra ne diyeyim, yani Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in aşıkı demek.
- 25:49
Torunlarını niye sevecek? Ehli Beyt'i sevmek, Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in sevmenin alametidir ve farzdır. Onun için gitmiş onun yanına, ziyaretine gitmiş. Ondan sonra saç şeriflerden ona biraz hediye etmiş. O da ona ikram etmiş. İkram herhalde, dinar verdi, diren verdi, hürmet etti. Sonra zaman geçmiş, birkaç gün sonra İbn-i Ebi Tahir Hazretleri gelmiş.
- 26:16
Yine valinin yanına gelmiş, emirin yanına gelmiş. Bu sefer bakmış, emir surata asık duruyor. Ya başka birine mi kızdı, başka bir olay mı oldu, morali bozuldu falan. O da tabii sormamış da, baştan sormamış. Ama halinin değişikliğini fark etmiş. Çünkü ona iltifat etmemiş, ikram etmemiş, hürmet etmemiş.
- 26:39
Halbuki seyyidlere hürmet eden adam, öyle üç günde, beş günde değişmemesi lazım. O da bu sefer cesaretini toplamış. Efendim demiş, biraz sizi surata asık görüyorum. Bize mültefit bulunmuyorsunuz. Sebeb-i hikmeti ne ola demiş. O da demiş ki ya falanca, geldi kafamı karıştırdı demiş. Bir adamdan bahsetmiş işte kimse, o da tanıyorsa bilmiyorum onu tabii de.
- 27:11
Dedi ki demiş, ben dedim ki işte falan. İbn-i Ebi Tahir Hazretleri bana Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem saç şerifini hediye etti. Ben de ona anlattım veya neyse o duydu falan neyse geldi yanıma. Dedi bana ki demiş, bu saç şeriflerin aslı yok. Ne demek aslı yok? Yani saç şerifin bereketi yok manasında değil.
- 27:31
O zamanlar öyle bir inkar, bu vehhabilik daha çıkmamış ki öyle bir şey yok. Bütün ehl-i sünnet ittifak ediyor, bereketi var. Yani bunlar Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem saç şerifleri değil. Bu seni kandırdı gibi bir laf etmiş yani. Yani demek istiyor ki, vali, emir demek istiyor ki, yani sen yalan söyledin beni kandırdın demiyor ama mübarek zata surat asıyor yani.
- 27:58
Neden? İtikadı bozulmuş. Niye bozulmuş? Birinin lafıyla. E şimdi böyle şeyler oluyor maalesef. İtikad daha bir göç tuzan esastır. Öyle deyince, tabii bu ne demektir? Bir töhmet altında bırakmaktır yani. Karşı tarafı ithamdır. İbn-i Ebri Tahir Hazretleri, demiş, getirin demiş, benim verdiğim saç şerifi getirin buraya demiş.
- 28:27
Hemen istetmiş. Ondan sonra demiş, ateş tutuşturun demiş, tutuşmuş böyle harlı, yanan ateş getirin demiş. Getirmiş ateşi, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem saç şeriflerini yanan böyle harlı ateşin içine atmış. Emir şok olmuş böyle. Hiçbir parçası en ufak yanmamış. Yanmadığını bırak. Yanmadan evvel olduğu halden daha güzel, parlak, böyle sanki zeytinyağla yağlamışsın,
- 29:00
sürmüşsün yani, koku sürmüşsün, böyle parlatmışsın. Daha güzel olmuş. Ateşin içinde ya. Bunun üzerine Halep'in emiri işte, onun adını söylemiyor. Tarih bu, Halep'te de geçiyor bu. Burada Şehab-ı Kafacı'da geçiyor. Ondan sonra hemen ayaklarına kapanmış. Emir, kral neyse, ayaklarına kapanmış, ayaklarını öpmüş, öyle nimetler, öyle ikramlar yapmış, sayısı son derece
- 29:31
hürmet tazim etmiş. Tabii o yaptığı terbiyesiz harekete de yardım ve pişman olmuş yani. Onun için Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in saçı şerifleri, sakalı şerifleri son derece tazim ve ihtirama layıktır. Çünkü Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in parçasıdır.
- 29:53
Şimdi tabi cübbe-i şerifesi de aynıdır. Sarı şerifi de aynıdır, bütün yüzüğü şerifi de aynıdır ama şimdi bir de var ki mübarek bedeni şerifinden çıkıyor. Şimdi saç, sakal nereden çıkıyor? Bir insanın kendi bedeninde bitiyor. Onun için bunun farkı kıyas edilemeyecek derecede fazladır yani. Bu itikadımızı muhafaza edelim, hüsn-i uzam üzerine amel edelim.
- 30:19
Tabi para işine girdiği zaman ondan şüphelenelim. Veririm sana ama şu kadar para bilmem ne. Yok kendisine para almıyorum ama kılıfına para alıyorum. İşte kılıfı kaç lira? Bilmem şu kadar yüz lira, yüz bin lira, iki yüz bin lira, milyon lira. Neymiş kılıfını çok altın varak yaptım, mücevher taktım bilmem ne bilmem ne.
- 30:46
Bu da sahtekarlığın kılıfı yani. Sakalı şerifin kılıfına para alıyorum da kendine para almıyorum. Böyle hareketler var. Şu anda çok yaygınlaştı. İnternetler bunlarla doldu. Acayip biz kutsal emanetçiyiz bilmem neciyiz çoğu sahtekar yani. Çoğu sahtekar ve yalancı yani. Kapılmayın paranızı da kaptırmayın yani.
- 31:08
Bu kadar sakalı şerif, saçı şerif bolluğu yok yani. Bu kadar bolluk nerede olacak ya? Tabi ki bunların hepsi saklandı ve intikal etti. Kimse onlara hürmetsizlik edip de onları yakmadı yıkmadı yani. Tabi ki intikallerden dolayı var. Var ama bir de şecere diye bir şey var.
- 31:25
Şimdi şecere uyduruyorlar. Sertifika uyduruyorlar. Sertifika basmış. E kimin mührü kimin bilmem ne. Adam da Arapça anlamıyor. Al diyor sertifikalı diyor. Ulan neyin sertifikası ya? Ben bakıyorum Arapça sertifikaya bilmem ne. Bakıyorum Mekke'deki bilmem ne fabrikasından bilmem ne. Mekke'de zaten en az sakalı şerif, saçı şerif Mekke Medine'de var.
- 31:47
Niye? E çünkü zaten Pakistan, Hindistan gören bütün sahabe 124 bin sahabenin 10 bini Medine'de. 70-80 bile yok Mekke'de. Hepsi cihada çıkmış. Emre bin Marfa çıkmış. Gazaya çıkmış ve dünyada yayılmışlar. Ta Semerkant nerede? Semerkant'ta sahabe var. Kırkızistan'da sahabe var. Tataristan'da sahabe var.
- 32:11
Dünyanın bir ucu. Biz buradan 5 saat, 6 saat uçakla gidiyoruz. Mekke, Medine nereye? Sahabe-i Kiram bütün dünyaya. Çin'deki bilmem okyanustaki adada sahabe var. Bütün dünyaya Emre bin Marfa çıkmışlar. Sahabe-i Kiram bunları muhafaza ediyordu. Dolayısıyla Pakistan, Hindistan göresinde daha fazla var.
- 32:28
Çünkü o coğrafyada sahabe-i kiramın torunları çok var. Sıddikiler, Farukiler. Heyman Abban Hindistanı işte. Faruk Aziz Ömer torunları. Dedeleri gelmiş oraya. Yani bütün o coğrafya. Onların hepsi Hind coğrafyasıdır esasen. Sonra Sint, Mint ayrıldı. İşte Pakistan, Pakistan'da. Hind diye geçer esasen. Yani Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem zamanında tabii.
- 32:50
Pakistan diye bir şey yok. Şey olarak, isim olarak Hind geçiyor. O coğrafyanın hepsi Hindistan. Bütün oralarda, kusura bakmayın efendim, var. Birçok ailelerde intikal etmiş. Şecereyle biz Hazreci ailesine imzaldığımız gibi şeceresi var. Vesaire. Bir de bunun birçok alameti var. Şükrü Bey Şerif'e, Hindistan'a gelmeden evvel hepsinden evvel rüya gördüm.
- 33:12
Benim haberim yokken. Geleceğini bilmeden rüya gördüm. Bir, ikinci alamet. Mesela Ramazan'da bu sana gelecek. Ramazan'ı söylediler. Ebu Tabi'yi söylediler. Ben bunları hep arkadaşlara anlattım. Ve bundan sonra hiç bilmeden geliyor. Veyahut başka bir adam geliyor. Resulullah sana bir hediye gönderecek.
- 33:32
Adamın bir şeyden haberi yok. Ertesi gün başka kanaldan geliyor. İki üç tane hakkında zaten bu oldu. Bunların hepsinin ben rüya görüyorum yetmez. Başka bir adam görüyor. Caminin kapısında bana anlatıyor. Adam kimseyi tanımıyor. Ertesi gün bu ağaç yolu oluyor. Böyle böyle böyle. Ha bir de şecere de var tabi.
- 33:55
Onun için bu konu önemlidir. Bu sahtekarlılara da aldanıp paranızı kaptırmayın. Kaptırmamanızı ben sizden rica ediyorum. Şimdi yine bu Ebu Usta Kadir Şeriflerden biri. Mucizelerden biri. Sahih hadise geçiyor. Müslüm rivayet ediyor bunu. Bak ey Vahabi zındık selefiler. Zındık azamlar. Evet. Kimden rivayet ediyor?
- 34:23
Sahih Müslüm hadise. kim o? Binti Ebubekir'in, Ebubekir Sıddık radıyallâhu anh'ın kızı, biliyorsunuz o Ayşe anemizin kız kardeşidir, kız kardeşidir ama çok uzun yaşadı, meşhur Abdullah ibni Zübeyr'in, Zübeyr ibni Avvam, Haşer-i Mübeşşerin Hazreti Zübeyr'in Esma validemiz. Ebu Bekri'nin kızı. Biliyorsunuz Ayşe annemizin
- 34:37
Meşhur Abdullah ibni Zübeyir. Zübeyir ibni Avvam. Hazreti Zübeyir'in de eşidir. Meşhur Mekke'de halifelik yaptı işte biliyorsunuz. Haccacı zalim mancını kurdurdu falan. O zamanki şeyde. Abdullah ibni Zübeyir. Allah-u Teala Efendimiz'in, çok kuvvetliydi, güçlüydü, Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in kanından içmişti biraz.
- 35:00
Abdullah İbn-i Zübeyr Hazretlerinin de annesidir. Biz onu Mekke'de ziyaret ediyoruz. Kabir-i Şerif, Cennet-ül Meâlâ'da yatıyor, Hatice Annemizin makbelesinde. Abdullah İbn-i Zübeyr Hazretleri'nin annesidir. Esma Validemiz 90-100 yaşlarında. Hatta Abdullah İbn-i Zübeyr oğlunu astılar. Mekke'de maalesef tabi Haccac-ı Zalim Mekke'nin hareminin hürmetini ihlal etti.
- 35:22
Orada asıldığı zaman annesi dar ağacındayken de geldi oğlunun yanına yani. Esma Validemiz çok yaşadı. Yani Rasulullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'den sonra 45 sene yaşadı. Ki Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem Medine'ye hicret edeceği zaman da Ebu Bekir Sıddık'ın evine geldiği zaman iki tane deve bağlamıştı.
- 35:40
Hazreti Sıddık deve saklamıştı ya, yola gidecekler diye de sonra sevirdağına çıkarttı falan. Hazreti Esma Validemiz, cezae tünli takan, iki kemer sahibi diye lakaplandı. Çünkü kemerini, şeyin ağzını bağlayacaktı falan. Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in yanına bir sürü süt verecekti, bir şeyler verecekti.
- 35:55
Onların ağzını bağlayacaktı. Kırbaların bir şey bulamadı bağlamağı. Kemerini ikiye böldü. Kuşağının yani belindeki nitak deniyor kuşağı. Ondan sonra bir parçasıyla onu bağladı. Bir parçasıyla onun ağzını bağladı. Zatün nitakaydı iki kemerli. Künyesini aldı. Radıyallâhu anha Validemiz. O, Validemiz'den rivayet ediliyor.
- 36:18
O kendisi ne yapıyordu yani? Enneha Esma Validemiz. Ha o yani Esma Validemiz. Ehracet çıkarttı. Kendisini ziyarete gelenler oldu. Tabi'inden, sahabeden veya tabi'inden. Tabi'in çok onu ziyarete gelmiştir. Çünkü o çok yaşadı. Dolayısıyla Enneha, yani Ayşeannemiz'den de sonraya kaldı. Ayşeannemiz Radıyallâhu anha.
- 36:47
65 yaşlarında en fazla vefat etti. Esma Validemiz Ehracet çıkarttı, gösterdi yani. Çıkarttı demek ki böyle bir şeyden, diyelim sarılı, örtülü bir yerden çıkarttı. Ve insanlara gösterdi yani. Neyi çıkarttı? Cübbeten bir cübbe çıkarttı. Normal işte üstümüze giydiğimiz cübbelerden bir cübbe çıkarttı. Cübbeten, burası tabi cübbete tayalisetin diye izafetle de okunabiliyor.
- 37:18
Cübbeten öyle cübbe ki tayaliseten diye de okunabiliyor. Ama cübbete tayalisetin daha uygun düşüyor. Tabi ama yine de tayalise cübbenin sıfatı yani. Tayalise ne demek? Taylasanın cemisi geliyor. Taylasan, Arapça'da Taylasanın cemisi tayalise geliyor. Tayalisede çok manalar var. Yeşil renkli olunca tayalise denen var.
- 37:47
Veyahut kendisi tüm yeşil renkli değil de üzerinde yeşil renkli ipler ve desenler, yeşil şeylerle hani cübbelerin şeylerinde oluyor, yakalarında, kollarında falan dikmiş oluyor. Alemler yani şeyler. O manada da geliyor. Eski manasına da geliyor. Çünkü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'den ta ne kadar sonra yani kalmış bu cübbe.
- 38:15
Cübbete tayalisetin böyle biraz eskimiş bir cübbe. Ve işte yeşil içinde renkler var, kumaşının dokumasının içerisinde. Kaled öyle bir cübbe çıkarttı getirdi yani. İnsanlar ziyarete gelmişti. Onlara dedi ki kâneydi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz. Yelbeşu giyiyordu. Neyi? Haa bu cübbeyi.
- 38:41
Yani bu cübbeyi çok giyiyordu dedi. Nerede o cübbe, hangi cübbe? Şimdi tabii dolu cübbeler intikal etmiş. Bu cübbeyi çok giyiyordu dedi. Fenehni biz nehsili yıkıyoruz. Haa bu cübbeyi. Kim için yıkıyoruz? Yıkayıp suyunu çıkarıyor. Yani cübbeyi şerifenin üzerinden su döküyor. Cübbeyi şerifeye o su temas ediyor.
- 39:04
Ondan sonra o su aşağıda kapının içine, kapların, çanakların içine. Tabii yerlere değil. Onu zayi ederler mi aşağıya? Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in cübbesinin üzerine su döküyoruz. O döktüğümüz suyu kaplarda topluyoruz. Ondan sonra onu veriyoruz. Nilmerza. Nehsini yıkıyoruz. Yıkıyoruz yani suyunu veriyoruz.
- 39:24
Kime Nilmerza? Cübbeyi vermiyor. Cübbeyi verse bir tane hastaya verecek. Nilmerza merizin cemi. Hastalara veriyoruz. Hastalar için yıkıyoruz. Nehsini yıkıyoruz. Cübbeyi, Nilmerza hastalar için. Yani ne demek? Suyunu hastalara içiriyoruz. Ve Nes teşfi ve şifa ya da yüz teşfa teşfa şifa talep olunuyor.
- 39:56
Neyle? Bi ha o cübbeyle. Yani cübbenin kendisini tabi yiyip yutmuyor. yüz Cübbenin suyuyla demek. Ha cübbeye gidiyor ama yani bi ma il cübbeti demektir. Bi ha cübbenin suyuyla yüz teşfa ne demek? Yüz teşfa şifa talep etti. Yüz teşfa yes teşfinin meçhulü geliyor. Yes teşfi şifa talep ediyor. Meçhul fiyle çevir.
- 40:20
Yüz teşfa şifa talep olunuyor. Yani şifa aranıyor. Ne vesilesiyle ne teberrüküyle. Bi ha o cübbenin bereketiyle. Yani cübbenin yani bu fasıl neden bahsediyordu? Ya Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in kendine temas etmiş saç şerifi, sakat şerif gibi ya da ona temas eden bir şeyin mesela sen cübbeyi öpüyorsun ama cübbeyi yemiyorsun yutmuyorsun.
- 40:46
Herkes cübbeden bir parça alıp yutsa o cübbe kalmaz. Onun için ne oluyor? Ona su değdiriliyor, yıkanıyor. Ona temas eden suyun bereketinden harikuladelik çıkıyor, mucize çıkıyor. O da nedir? Herkes şifa buluyor sudan. Biz mesela direkt saç şerif suları dağıtıyoruz hediye. Çünkü neden? Saçı şerif işi bu nereden uydurdu diyor.
- 41:06
Ulan nereden uyduracağım? Ümmü Seleme Validemiz evinde bir cül cül var bir kap. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in saç şerifleri kınalı saç şerifleri vardı onda. O saç şerifleri birisi hasta geldiği zaman hemen saç şerifin üzerine biraz su koyuyordu. Değdirdikten sonra o suyu hastaya veriyordu.
- 41:26
Hemen hastaya ilişiyordu. Bu da Bukhari'de de var, Müslim'de de var, Bukhari'de de var. E Ümmü Seleme annemiz şirk mi yaptı şimdi haşa? Ümmü Seleme annemiz yapıyordu. Ha şimdi bak Esma Validemiz ne kadar kıymetli bir sahabiye annemiz, ne kadar da şerif rivayet etmiş. Hazreti Zübeyir'in hanımı, Abdülhamid Zübeyir'in annesi,
- 41:49
Hazreti Efendim Sıddık, Ebu Bekri Sıddık'ın kızı, Ayşe annemizin ablası vesaire vesaire yani. Sen ne konuşuyorsun ya? Bütün sahabenin kabul ettiği bir şey bu ya. Bak hastalar için yıkıyoruz diyor, suyunu içiyoruz diyor. Yüzde şifa şifa talep olunuyor bir an onun bereketiyle diyor. O cübbenin diyor. Saçı şerifin hakkında ahiretten Bukhari Müslim'de var.
- 42:14
Ey Selefi zındıkları ya, siz hangi dindensiniz ya? Sizi Bukhari bağlamıyorsa, Müslüm bağlamıyorsa, Bukhari Müslüm'ü geçtik. Esma Validemiz, Ümmü Seleme annemiz, bütün sahabe-i kiramın huzurunda, o zaman Hazreti Ömer hayatta, ne diyelim Ebu Bekri Sıddık hayatta olduğu dönemlerde, onlar hiç mi Kur'an-ı Şeriat bilmiyorlardı?
- 42:37
İman, şirk bilmiyorlardı da. Onlar bu işleri gördüler, bunları tasdik ettiler, onay verdiler, tatbik ettiler. Ondan sonra sahabenin arasında bunlar yaygın bir şekilde devam ediyordu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem zaten hayattayken de kendi parmaklarını sokuyordu sulara. Sabah namazından sonra onu bütün içiyorlardı, şifa için dağıttırıyordu.
- 42:58
Yani kendi de yapıyordu bunu. Zaten saçı şeriflerini kendi dağıttırdı. Hac-ı İhram'da bir hacca bir kere gitti zaten. Veda haccı orada. Çünkü fetihten sonra zaten iki sene yaşadı. Birinci sene hicretin dokuzuncu senesinde Ebu Bekri Sıddık radıyallahu anh gönderdi. Hac emiri olarak peşine de Hazreti Ali Efendimiz'i gönderdi.
- 43:17
Müşrikler bir daha sana hac yapmasın, cahiliyet döneminden kalma adetleri iptal etti. Onuncu senesinde de işte son vefat senesinde kendi gitti. Hani müşrikleri görmeyeyim, müşriklerin olduğu bir şeyde bulunmayayım diye dokuzuncu sene gitmedi. Yani fetih sekizinci sene biliyorsun. Amma velakin ondan sonra gittiğinde Ebu Talha olacak, sahabeden hallak, berberini çağırdı falan.
- 43:40
Saçını kesti, saçı da uzundu. Kulak yumuşaklığına kadar, bazı omuzun üstüne kadar geliyordu. Saçı şeriflerini bir tarafını kestiği zaman Ebu Talha çağırdı, verdi. Mesela normalde bizim gibi bir insandan çıkan tüyler, tırnaklar, bedenimizden çıkan şeyler gömülüyor. Yani büyü yapmasın, birinin eline geçer, saçımızdan, sakalımızdan tarağa bilmem ne düğüm atar,
- 44:09
büyü yaparlar falan insana. O büyüye malzeme olmasın. Gömülüyor. Nasıl ki insan kendi ölse de gömülüyor. Ondan çıkan parça da ölü hükmündedir, gömülüyor. Ama Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem gömdürmedi. Ne yaptı? Sahih hadis, kendi dağıttırdı. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem milleti şirke mi davet etti yahu?
- 44:29
Sen o zaman Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem müşrik diyorsan, zaten sen en büyük müşriksin. Zındık. Dağıt dedi bunu insanların arasında buyurdu. Ve sol tarafındaki saçı kesildi, onu da bu tarafa dağıttı. Bütün sahabeye, düşün ki bir saçta kaç tane tüy var? Ondan sonra bu kadar saçı şerif nereden çıktı?
- 44:47
Tabii ki Secerelilerin aslı var. Çünkü neden? Orada dağıttırdı, onların hepsini sahabe-i kiram öptü, başına koydu. On derece tazimle sakladı hepsi. Kimisi takkesin içine sakladı, kimisi cübbesin içine sakladı. Kimisi işte bir vesile, çoluk çocuğuna hep vasiyet etti.
- 45:04
Hald-i İbn-i Velid adına alınan o saç şerifler ona göre hepsi birbirinden çocuklarından sahabe-i tabi'ye intikal etti. Hatta tabi'inden bir zat diyor, şimdi tam adını yani söylemeyeyim, tabi'inden biri söylüyor. Benim yanımda bir tane saçı şerif olsaydı, bütün dünya ve içindekiler bana verilmesinden benim için daha sevgili olacaktı.
- 45:35
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir parçası benim yanımda. Hz. Enes sallallahu aleyhi ve sellem'den rivayet eden bir zat. Sahabeden de bazılarının bu mahallede kelamları var. Dolayısıyla bunu zaten Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem teşvik etmiş, dağıtmış yani. Sonra kendisi abdest alıyordu.
- 45:57
Abdest suyunu bütün sahabe kapışıyorlardı. Böyle havlu getirse kurulacak. Ne kurulacak? Bir damlası bana damlasın üstüme değsin diye. Bütün abdest suyunu yüzlerce binlerce sahabe Hacer-ül Esved'teki şu anda izdiham ediyorlardı. Abdest suyu bana değsin diye. E Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem hayattaydı.
- 46:15
Bunları görmüyor muydu? Ne yapıyorsunuz ya bilmem ne? Dedi mi haşa? Memnun oluyordu. Çünkü neden? Allah ona o fazileti vermiş. Niye sahabesini, ümmetini mahrum etsin? Onun için bu Sahih Müslim'de geçen bir hadis-i şeriftir. Kardeşim bundan sonra burada da bir taylasan şeyine takılıyor. Acemiş yani ara bir şey olmayan bir cübbeydi.
- 46:58
Ondan sonra kenarlarında böyle bir ipek çizgiler vardı. Böyle çizgili böyle bir şey ipekten az bir çizgilimiz gibi olsa cübbede falan elbisede zarar vermez. Erkeklere ipek haramdır ama böyle bir parça bir şerit alem yani bir şeritler falan olsa falan o zarar vermeyebilir. O da olabilir diyor. Ondan sonra ama böyle çok az olacak ha.
- 47:23
Böyle birkaç parmaklık şeyi geçmeyecek yani diyor. Çünkü zaten öbür türlü ipek zaten haram biliyorsunuz. Kardeşlerimiz bu tayyalise taylasan diyor. Bir de Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in böyle bir cübbe giydiği ve onunla da şifaya olunduğu beyan ediliyor. Yine böylece bir hadis olarak irfan ettik.
- 47:46
Nafz-i el-Kazı Ebu Ya'la İbn-i Sekre Hazretleri. Kazıyaz'ın Şeyh-i Muhaddir. O da an Şeyhi, Şeyhinden. Ebu'l-Kasim İbn-i Me'muni. Es-Septi. Bu çok büyük bir imam. Hadis imamlarından. O da rivad-ı kahrededi. Kânet bulunuyordu. Vücidet manasına bunlar. Kânet niye mühendis geldi? Önünde kas'atun var. Tehennisi gayra hakiki de olsa kas'a çanak demek.
- 48:11
Onun için kânet oldu. Kânet de nakısa değil. Tahammedir. Onun için vücidet manasına geliyor. Kânet vücidet bulunuyordu. İndena bizim yanımızda ne bulunuyordu? Kas'atun bir çanak. Çanak tas böyle şeyde. Neden de o çanak? Çanak Min Kısa Nebi Sallallahu Aleyhi Vesellem. Efendim Sallallahu Aleyhi Vesellem'in kas'alarından, çanaklarından bir çanak idi.
- 48:33
Özel bir sıfatını zikretmemiş burada Efendim Sallallahu Aleyhi Vesellem. Çok çanaklar var. Yani sayısız çanaklar var ama Efendim Sallallahu Aleyhi Vesellem mala çok değer vermediği için onu ona veriyordu. Stok yapmıyordu zaten. Biri bir şeye hediye getiriyordu. Ondan sonra biraz ondan içiyordu. Sonra o ona veriyordu.
- 48:49
O alıyordu teberrüken falan. Efendim Sallallahu Aleyhi Vesellem'in sayısız çanakları, bardakları. Yani sayısız derken illa bir sayısı var ama böyle sahabe bunu zapt edip de hani meşhur bazılarına isim vermiş. İsim verdiği bazı çanakları, çömlekleri, ibrikleri her şeyine isim verirdi. Sarığına bile isim verirdi mesela.
- 49:06
İki tane sarığı var. Bu sarığın ismi başka, bu sarığın ismi başka. O sarığı verdiği zaman ismiyle isim verirdi. Sarık dediği zaman o zamanki ismi getirecek bilirdi. Çünkü neden? İsim verirdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in sünnetlerinden biridir bu. Ama burada ismi olan bir çanak değil yani.
- 49:20
Efendim, bir çanağı vardı. Fekünna biz idik, olmuştuk. Ne yapıyorduk? Nec'alu yerleştiriyorduk fiyaha. O çanağın içine neyi? Elma, suyu. Yani Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem içtiği çanağın bardağının içine su koyuyorduk. Niçin koyuyorduk? Lilmerzak hastalar için. Çünkü Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem mübarek tutakları değmiş.
- 49:46
Onun mübarek tutaklarının değdiği çanak olduğu için. ve es-teşfûne. Onlar da şifa talep ediyorlardı. Neyin bereketiyle? Bihâ, o çanağın, kas'anın bereketiyle, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in eserlerinin eserlerinin bereketleri. Bir saç-i şerif kendisinin, saç-i şerif. Biz şimdi saç-i şerifi yıkıyoruz, her sene.
- 50:11
tecrüden aldığımız şecere saç şerif mucizeli yanmamış. O saç şerifi görüyoruz. Saç şerife su direk temas ediyor. O direk temas ettiği için bütün o dağıttığımız saç şerif suları her yerde, haylerde, gittiğimiz yerlerde, bursada dağıtıyoruz şifahaneye. Bir kuruş para almadan, Allah muhafaza, para alan helak olur.
- 50:30
Ondan sonra, ondan da bize iftira ettiler. Allah lanetlesin belalarını versin, kahretsin o iftiracıların. Bu zaten bütün on binlerce insan şahit. Bir mevlütte sekiz bin, on bin kişi gelip alıyor Haydar'da. Dolayısıyla ondan çok şifa alıyor. Nice insanlar, kanserler, ürseler, ne hastalar şifa alıyor.
- 50:48
Çünkü neden? Benimle ne alakası var? Ben üzerine bir şey okumuyorum ki. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in eserinin eseri. Çünkü neden? Saç-i şerif, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in kendi bedeninde bitmiş. E ona temas etmiş o su. O su ona temas ettiği için. Hatta ondan sonra saç-i şerifi kurutuyoruz.
- 51:09
O kuruttuğumuz bezleri de, o saç-i şerife çünkü değiyor. Değdiği için onları da bütün kardeşlere, ihvana dağıtıyoruz şükür eden kabirde kefenine koydursun. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in bedeni şerifine, şahırı şerifine değmiş bir şey senin kefeninde bululsun. Bunları da hediye öyle dağıttık arkadaşlara da tabii o çok olmuyor.
- 51:30
Çünkü saç-i şerifi kuruladığımız beş, on, yirmi tane bir bez oluyor. Onu da parçalan falan da şey yapsınlar. Çok yakınlarımızda olanlara dağıtabiliyoruz. Yani şu anda ona biz vaktimiz yok. Herkesle uğraşamayız. Ondan şifa talep ediyorlar. Dolayısıyla sen ne konuşuyorsun ya? İşte say hadis-i şeriflerde görüyorsun.
- 51:50
Yani mübarek bedeni şerifinde biteni bırak. Bedeni şerifine değen su, bedeni şerifine temas eden, tutaklarına değen çanak, bardak. Sen o su ona değiyor, su ona değene değiyor. Şimdi saç-i şerife değerse, su ona değene, onun bedeninde biten onun parçasına değiyor. Ama şimdi bardağı şerife değdiği zaman, kasayı şerifeye değdiği zaman,
- 52:18
su o zaman bir kasada devreye giriyor, o Rasulullah'ın bedeninde bitmemiş. Onun Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem dudağı şerifi temas etmiş. Su da ona temas etmiş. O suyu da sen içiyorsun. Haydi bakalım tam bir şifaya nail oluyorsun. İşte bunlar büyük, harikulade mucizelerdendir.
- 52:41
Ve yüzminden milyonlarca insan asrı saadetten bugüne Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in saç şerifine, sakat şerifine temas eden, içtiği çanak şerifinden su içenler şifaya boğmuşlar. Allah-u Teala cümlemizi ehl-i sünnet itikadı üzere sabit eylesin. Selefi vahabilere çoluk çocuk, gençler kanıyor.
- 53:02
Allah onları da ıslah eylesin. Bunların iç yüzünü Allah izhar eylesin. Müslümanlara müşrik diyen, ehl-i sünnete sahabeye bu tatbikat sahabeden. Hepsi kaynaklı. Onlar da bu kaynakları kabul ediyorlar. Nasıl bu sahabenin yaptıklarına şirk diyebiliyorlar? İşte Allah basiretini bağlayınca insan böyle helak oluyor.
- 53:24
Allah neslimizi bunların şerrine düşmekten, Selefi vahabil şerrinden muhafaza etsin. selef-i vâbî şerrinden muhafaza etsin. Amin. Amin. Ve sallallâhu aleyhi ve sellem Seyyidina Muhammed'in âliye-i sahabiyye selleme.
Benzer sohbetler
1:23:21Şifâ-i Şerîf Dersi 299. Bölüm 12 Ekim 202612 Ekim 2026 · 84 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 12 Ekim 2026
1:16:13Şifâ-i Şerîf Dersi 298. Bölüm 5 Ekim 20265 Ekim 2026 · 77 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 5 Ekim 2026
44:07Şifâ-i Şerîf Dersi 297. Bölüm 28 Eylül 202628 Eylül 2026 · 45 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 28 Eylül 2026


