49:55 / 51:50Şu an 49:55 / 51:50
Video bölümleri
- 00:30İslâm'da Bir Tek "Huzeyme Radıyallâhu Anh’ın Şâhidliği İki Şâhid Yerine Geçer" Hadîs-i Şerîf’inin Sırrı Nedir?
- 04:02Komutanını Öldüren Adam, Rasûlüllâh Sallellâhu Aleyhi ve Sellem'in Bedduâsıyla Nasıl Toprağın Reddettiği Birisi Hâline Geldi?
- 19:36Rasûlüllâh Sallellâhu Aleyhi ve Sellem'in Sahâbesi İçinde Münâfıklar Var mıydı ve Bedduâ Ettiği Bâzı Kimseler Münâfık mıydı?
- 30:03İslâm'da Bir Tek "Huzeyme Radıyallâhu Anh’ın Şâhidliği İki Şâhid Yerine Geçer" Hadîs-i Şerîf’inin Sırrı Nedir?
Transkript
117 satır
- 00:00
Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Ve sallallahu ceala alâ seyyidil murseline Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecma'in. Şifa-i şeriften dersimiz kaldığımız yerden devam ediyoruz. İnşâAllahurrahman bu fasıl bugün bitecek. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in dualarının müstecap olduğu ve kabul eserinin hemen zuhur ettiğine dair mucizeleri
- 00:27
hakkında bir fasıl idi. Bayağı da bir dersler bundan yapıldı. Bazen uzun, bazen kısa olmak üzere elhamdülillah devam ediyoruz. Kaldığımız noktada Beyhakî'nin rivâyet ettiği bir hadis-i şerif, İbn-i Cerîf Taberî'de rivâyet ediyor bunu. Ömer İbn-i Hattâb, Radıyallâhu Teâlâ'nın mâdân, tabi metinde râvîlerini vesâirlerini söylemiyor, kısa kesiyor, her zaman olduğu gibi buyuruyor.
- 01:02
Veda, dua etti. Sallallahu Teala Aleyhisselam. Tabi dua etti, alâ ile kullanılınca önünde beddua manasına geliyor. Dualarını evvelce zikretmiştik, son taraflarında da beddualarını. Beddualarını Sallallahu Aleyhi Vesellem Efendimizin aldı, işte iki tane rivayet kaldı, bu fasılda bitiyor. Veda Sallallahu Teala Aleyhisselam beddua etti.
- 01:31
Kime? Alâ Muhallim İbni Cüsthâmete. Muhallim İbni Cüsthâmeye. Şimdi, efendim, burada tabi rivayetlerde isimler de biraz şey oluyor, ondan sonra. Lafızlarda Cüsthâme diyen de var. İsimler biraz şeydir yani. Şihâb, Güzâmilcîm Cüsthâme diye zapt etmiş. Fakat Ali El-Kâri, Bifethalcîm demiş. Yani böyle şeylere rastlıyoruz.
- 02:25
Her ikisi de olur. Babasının adı yani. Esas beddua edilen adamın adı Muhallim. O, onda ihtilafı yok. Muhallim, işte Cessâmenin oğlu veya Cessâmenin oğlu yani. En nihayetinde, efendim, çok önemli de bir şey değil. İkisi de olabilir. Buna beddua etti diyor Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz ve bu beddua üzerine ne oldu?
- 02:55
Femâte Muhallim denen kişi öldü. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in bedduası üzerine. Ne zaman öldü? Liseb'in 7 anında. Buradan Liseb'inin lem'i inde manasına. Yani inde onun yanında demek. Liseb'in inde. Liseb'in inde seb'in. Yani 7'nin yanında. Yani 7 gün dolduğunda manasına geliyor ya da lem bazen ba'de manasına da geliyor.
- 03:28
Ba'de seb'in yani 7'den sonra Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in bedduasından 7 gün sonra hemen öldü. Sonra ne oldu? Şimdi buna niye beddua ettiği meselesini önce bir anlayalım. Ondan sonra... ...şeyi, ibareyi tekrar başlarız. Bunun sebebi şöyle oldu. Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem bir seriye düzenlediyse, müşriklerin üzerine gönderdiği müfrezelere,
- 04:11
hani böyle büyük ordu değil de müfrezelere, seriye deniyor. Bu gönderdiği seriyenin, müfrezenin üzerine Amir İbnü'l-Ezbadu isimli bir zatı, yani radıyallahu teâlâ tabii onu, emir tayin etmiş sahabeden. Sahabeden demek ki emir olarak tayin etmiş. Bu arada, bir vadiden geçiyorlar. Artık hangi müşrik kavmin üzerine gönderildilerse oraya doğru yol alırken,
- 04:49
bir vadinin tam ortasına, içine geliyorlar. Geldikten zaman bu muhallim artık, bazı şeyler söyleniyor ama, yani sebepler, şey... Bu muhallim, amiri, yani başındaki komutanı yani, katlediyor, öldürüyor artık ne sebeplense mevzu.
- 05:17
Yani bunun bir de başka bir şey de var. Sebeb-i nüzûlü olarak Nisâ Sûresi'nin doktan dördüncü ad-ı kerimesinin şeyinde. O da, ganimet için onu öldürdü, artık ganimet, o Müslüman olmuş geliyor. Efendim, İzam denen bir bölgeye, seriye gönderiliyor. O, Amr ibn-i Azbad, bu sefer emir olarak rivayet edilmiyor da, karşı taraftan gelen olarak rivayet ediliyor.
- 06:03
O da geliyor, esselamu aleyküm işte diyor, neyse rahmetullah diyor mu bilmiyorum ama esselamu aleyküm diyor yani. Bunun üzerine, muhallim de, sen yani bizden korkuna Müslüman oldum diyorsun, selam veriyorsun gibi, at diyor adam üstüne falan, neyse onu öldürüyor. Bir de üstünlük başındakilerin ganimetleri alıyor falan.
- 06:24
Efendim, sallallahu aleyhi ve sellem'e gelince diyor, bunu İbn-i Abdilber, K.K. radıyallahu anh'tan ifade ediyor bu olayı. Bu ad kelimenin sebebinin üzerinde de geçiyor. Yani, ihtilaflar var. En nihayetinde, hatta işte, yani dünya hayatının geçici menfaatini arayarak işte üstündekini, başındakini selbetmek için,
- 07:03
ganimet olarak almak için falan işte, size selam verene, sen Müslüman değilsin, ne selam veriyorsun bana bilmem ne, bizden korkuna mı Müslüman oldun gibi şey. İyi araştırma yapın, böyle selam verene Müslümanım diyene sen Müslüman değilsin falan şeklinde yanıt vermeyin. Ayeti var.
- 07:21
Bu Ruhl-Furkan tefsirinde, tabii şimdi cildini tam şey edemiyorum, dörtten aşağı olmaz da, dörtlerde, beşlerde olabilir. Nisâ Sûresi'nin 94. ayet-i kerime tefsirinde uzun uzun bakın. Biraz ilme merak edin yani, tefsire merak edin. O ayet-i kerime bunları anlatıyor orada. Çok ilim var. Hatırlıyorum Efendi Hazretlerimiz yazdırmıştı.
- 07:42
Dolayısıyla her halükarda buradaki bizim anlamamız gereken Resulullah'ın duası ve bedduasının kabulünün çabukluğu yani. Bir şekilde muhallim denen adam bu bedduayı hak ediyor. Hak ediyor, bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem de beddua ediyor. Ne diyor? Allahümme lâ tegfirli muhallim.
- 08:16
Üç kere. Ekseriyetle biliyorsunuz konuşmalarını üç kere tekrar ederdi, sünnette böyle var, dualarını üç kere tekrar ederdi. Yani bu tabi ekseriyet dememiz lazım. Çünkü bazı sahih hadislerde bir kere de ettiği var ama ekseriyetle adeti üzere. Allahümme lâ tegfirli muhallim. Muhallimi mağfiret etme diyor.
- 08:36
E şimdi Allah-u Teala'ya sınır koyacak Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e hali yok ama Mevla ona mântıku anlevâinu vellâ vahyûhâ. O kafasından konuşmaz. Ona vahy bildiriliyor. Yani Mevla onu öyle istemese böyle beddua ettirir mi yani?
- 08:51
Şimdi normal bizim gibi kafamız sınağı esen keyfine geleni konuşmaz. Hâşâ sallallahu aleyhi ve sellem. Ey Allah'ım diyorum, muhallimi affetmeyin buyuruyor. Şimdi böyle olunca bu beddua üzerine bu da hemen işte yedi gün içinde bile ölüyor. Bunun üzerine toprak onu gömüyorlar. Toprak kabul etmiyor. Atıyor dışarı.
- 09:22
Bu toprak kabul etmeyen bazı şeyler rivayetlerde geçiyor. Hadis-i şeriflerde de geçiyor. Burada da hadis-i şerifte geçiyor. Sonra bir daha defnediyorlar, bir daha toprak fırlatıyor dışarı atıyor. Yani üç kere en az oluyor bu. Bunun üzerine sallallahu aleyhi ve sellem mehaber ediliyor yani. Böyle oldu bunun durumu buyuruyor.
- 09:44
Buyuruyor, inne lazze le tekbelü menü eşşerru minhu. Bunu metinden okumuyorum, şeyden. Şerhlerden okuyorum şimdi. Hadisin sonra metne geçeceğim. Şimdi konuyu anlamadan metni okuyunca hiçbir şey anlaşılmıyor. Hadisin tafsilatını anlatıyorum önce. Böyle yapmak daha uygun geldi bana. İnne lazze şüphesiz toprak le tekbelü elbette kabul eder buyuruyor, menü eşşerru minhu.
- 10:11
Ondan daha kötülüğünü de kabul ediyor. Yani şu anda dünyanın en büyük yavruları Hamanlar, Şettarlar geberdi, gittiler toprakta. Çürüdüler mesela toprak. Atmadı onların cesedini. Velâkin erâdellâhu en yece alevleküm ibreten. Allah onu size ibret yapmak istedi. Yani bundan ders çıkarın. Ders çıkarın. Ne demek?
- 10:44
Yani zulüm yapmayın, gasp yapmayın, haksızlık yapmayın, insanlara saldırmayın, Müslümanım diyene Müslüman değilsin diye tekfir yapmayın, vesaire vesaire. Bu arada bunları size ibret yaptı buyuruyorum. Ondan sonra tabii böyle birkaç kere toprak dışarı atınca diyorlar ki yani bunla mı uğraşacağız yani.
- 11:09
Ondan sonra iki dağın arasındaki bir böyle dar bir yere, vadinin dar bir yerine onu yarık bir yere yani atıyorlar. Ondan sonra canavarlar geliyor, yırtıcı hayvanlar geliyor, yiyorlar onu, parçalıyorlar. Çünkü toprak kabul etmeyince, dışarıda kalınca ne olur hayvanlara? Leş lazım yani. Yırtıcılar onu yedi diyor.
- 11:34
Şimdi mevzu bu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in işte bedduası böyle bir şey. Yani bu toprağın kabul etmemesi, dışarı atması çok yerde geçen, bazı insanlar hakkında hadis-i şeriflerde geçen bir şey. Mesela bir hadis-i şerifte bu hususta buyuruluyor,
- 12:00
Her toprakta şırar-u ehliha. Oranın ahalisinin yani işte o toprakta gömülenlerin en şerlileri. Yani daha şerli olanı kabul ettiği de oluyor bazen ama yine de toprağın attıkları şerli demektir. Çünkü toprak iyi adamı niye atsın? Oralıların şerlileri ne toprak, efendim, toprakta kalacak ama uzun kalmayacak, telfazu atacak, onları araduhum.
- 12:25
ne toprak? ama Kendi arazileri, kendi toprakları fırlatıp dışarı atacak buyuruyor. Bu da tabi bir ibret. Bu da tabii bir ibret olmak üzere, şimdi aklıma gelmiyor. Bence sohbetlerde söylediğim şeyleri hatırlıyorum ama tabii detayı hatırlamıyorum. Onun için bunun örneği çoktur diyor Şahab-ı Kafacı Hazretleri.
- 12:56
Hakikaten kitaplarda birçok konuda ben bunu rastladım yani. Şimdi ibare okuyorum. Bak şimdi daha iyi anlayacaksınız Şimdi ibareyi okuyorum. Bak şimdi daha iyi anlayacaksınız ibareyi okuduğum zaman. ibare okuduğum zaman. Veda Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem ved duâddikime alâ muhallim ibn-i cessâmete veya bizim şeyde cessâme hareketlenmiş
- 13:11
Veya bizim şeyde cessame hareket etmiş Osmanlı'nın baskısı da. Osmanlı'nın baskısı da. Şu anda Şifâ-i Şerif'in Şu anda Şifa-i Şerif'in baskısı da bitti. Yeni dizgiyle dizdirdim. Elhamdülillah bilgisayar hattıyla işte son kontrolle şunlar bunlar. Ama büyük boyu çıktı da.
- 13:28
Şimdi arabanın şeyine işte Şifa-i Şerif konulduğu araba kaza yapmıyor, gemi batmıyor vesaire müjdeler olduğu için arabaya konulacak boy, çantaya konulacak boy falan üç boy oluyor herhalde. Şimdi onları toparlıyorlar inşallah yakında üç boy birden çıkınca ihlal edeceğiz. Bu Osmanlı baskısından da faydalandık ama diğer birçok baskıya bakarak arkadaşlar kıyas ederek hazırladılar.
- 14:06
Muhallim-i İbni Cessame'ye beddua etti. Fema te o da öldü. Liseb'in ba'de seb'in demek. Lemur da ba'de ma'de. Yani yedi gün sonra öldü. Sonra ne oldu? Felefezat Lefeza attı demek. Lafız. Lafız da buradan geliyor. konuştuğun lafı atıyorsun ya ağzından. Ayette de geçiyor. ma yelfizu min kavlin illa le dey rakibun atid ma yelfizu insan atmıyor min kavlin
- 14:31
hiçbir sözü yani ağzından çıkartmıyor. illa le dey mutlaka o sözün yanında rakibun atid gözcü hazır bekleyen melekler var. İşte ağzından çıkanı yazıyorlar ya. Her konuştuğun ya lehine ya lehine işte nasıl konuşuyorsan, ne konuşuyorsan. ma yelfizu atmıyor min kavlin hiçbir sözü illa atıyorsa bak lefaza attı demek.
- 14:51
Tabi o lafız da buradan geliyor yani. Lafız melfuz manasına mefhul manasına yani ağızdan atılan çıkarılan manasına. Felefezzat, o şey arz mühennes, manevi, manev mühennestir arz, küre, toprak, mühennes gelir Arapçada, lafzında ta yok ama manasında mühenneslik var,
- 15:14
onun için lefezat değil de lefezat oldu yani hiye, şimdi önünde arz var zaten faili, Felefezzat attı, neyhu muhallimi, ne el arzu toprak, attı dışarı, sümme sonra vûriye, örtüldü, vûriye, vârâ, vârâ, fâ'lebâbı, yani vârâ, verâ, sülâsesi verâ olacak, oradan fâ'le için elif geliyor, Oradan fa'le için elif geliyor, va'ra, va'ra setera demek, örtü.
- 15:52
Örtüldü, başkaları tarafından örtüldü, kapatıldı, ürktü. Olunca meçhule dönüyor. Meçhule olunca huriye. Ondan sonra, Kur'an'da da var, liyubdiye levma ma huriyan. ta'nî mânu sev'âti mâh Âdem ile Havva aleyhisselam'ın avret yerlerinden örtülen kısım sonra işte açığa çıktı her şeyden yasaklı şeyden yiyince hûriye örtüldü mağazasına
- 16:22
sümme sonra vûriye, sütira yani, muhallim, başkaları tarafından tekrar gömüldü yani topraklarla, topraklarla örtüldü, felefazat tekrar attı, hiye var altında bu sefer, erzu önünde yok, sümme sonra hûr felefazat, toprak tekrar attı, hû onu, merrâtin, kaç kere oldu bu, merrâtin, birkaç kere oldu yani, en az üç kere olacak ki merrât desin, bunun üzerine başarı demediler, ne yapacaklar, ondan mı uğraşacaklar,
- 19:13
ya sudde, sud ne demek Arapça, canib-ül vadi, vadinin canibi demek, canib-i kenar yani, vadi iki dağın arasının bir kenarında, iki kenarının arasında demek bir şık, bir yarık gibi bir şey vardı, oraya, orada üstüne, efendim, taşları koydu gittiler. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hak etmeyene beddua etmez.
- 19:41
Allah-u Teala müsaade etmeden beddua etmez. Muhammed Sallallahu aleyhi ve sellem 950 sene beddua etmedi, 950 sene, dayak yedi, ondan sonra ne işkencelere maruz bırakıldı, bayılana kadar dövüldü, dövüldü, üzerine kayalar konulur. 950 sene Kur'an demese, rivayetlerde geçse, acaba biraz abartı mı var, kabartı mı var, diyeceksin.
- 20:10
Bin sene kavminin içinde davet tebliği de çile çekti, diyor Kur'an. 50'si müstesna, yani 950 sene. Şimdi, Mevla'ya izin vermeden Ey Nuh, bu zamana kadar kaç kişi iman etti? İşte bir vaat 8, bir vaat 80. Tamam. Bundan sonra daha hiç iman edecek kalmadı. İstersen bir bin sene daha yaşasan hep gavur doğuracaklar.
- 20:40
Yani bu vahiy gelene kadar beddua etmedi. Allah'ın mağfirli kavmi fe nübü'l âlemin Ya Rabbim kavmimi mağfiret et, Ya Rabbi kavmimi mağfiret et, onlar hakkı bilmiyorlar dedi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in de dişini Yüzüne müferri yarası girdi. Uhud'da vs. de. Birçok muharebelerde neler çekti?
- 21:03
Oralarda ne buyurdu? Allah'ım mağfir, Allah'ım mehdi var, Allah'ım mağfir var. Aynı Nuh Aleyhisselam gibi. Ya Rabbim kavmime hidayet ver, onlar bilmiyorlar. Doğruyu anlamadılar, onları affet. Yani affet derken, müşrikken affet demek değil. Yani iman nasip et, günahların mağfiret olsun. Bu manada dualar etti.
- 21:24
E şimdi burada son birkaç derstir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in bedduaları hakkındaki rivayetleri okuyoruz. Buradan kimse yanlış anlamasın. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem mâ bu'istu li'âne Ben lanetçi ve bedduacı olarak gönderilmedim buyurdu. bilmü'minîne râvûfurrahîm İman edenlere çok esirgeyici ve çok acizidir.
- 21:46
Ayet var. âyet var. Onun için sahabe gibi görünen kendi katıldığı harplerde de, biliyorsunuz kuzman meselesi var, ganimet malını aşıran adam meselesi var, sonra ben bunu cehennemlik görüyorum, buyurduğu adamın sonra intihar etme meselesi var, birçok sahih hadise geçiyor bunlar. Burada da şimdi Muhallim İbni Cehsame'yi bir seriye de göndermiş.
- 22:18
Başkasından tabi amir yapmamış ama, sahabeden bir cemaatle beraber göndermiş. Şimdi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buna, yarabbi onu affetme diye beddua ediyorsa, bunu Allah'tan izin almadan, muhasebe 950 sene beddua etmedi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, 23 senede mi beddua edecek önüne gelene, haşa.
- 22:41
Bunu da adamın münafık olması söz konusu oluyor. Münafık zaten kalbinde esasen Allah'ın de imanı yok. Ama sahabe içinde münafıklar var mıydı? Vardı. Sahabe içinde diyorum, bak dikkat et, sahabeden münafık var mıydı başka, Sahabenin içinde münafık vardı. Ve min ehlil medineti meradü alen nifak diyor, Kur'an söylüyor, neyini ikar edeceksin?
- 23:08
Medine ehlinin içerisinde çok ustalıklı, hünerli, kendini gizlemeyi beceren takıyıcı, münafıklar var diyor. La ta'lemum lahnu alemum. Habibim sen de onları bilemezsin buyuruyor. Biz onları biliyoruz buyuruyor. Sonra diğer ayette, Ve levneşşâhu le'eraynâkehum fele'araftehum bisîmâhum ve lete'arife'nnehum fî lahni'l-gavl.
- 23:33
Başka ayet-i kerime, Kıtal Suresi olacak, bir ismi de Muhammed Suresi'dir, Ruh Suresi Celle'nin. Biz dileseydik, o zamana kadar öğretmemiş, bildirmemiş. Biz dileseydik, biz onları sana gösterirdik, bazı alametleriyle belirgin hale getirirdik, sen onları konuştukları lafların aralarındaki lehenlerinde, imalarında, lafın sözün getirisinden götürüsünden sen onları tanırdın diyor.
- 24:03
İsteseydik bunu da yapardık diyor. Ama bu ayet-i kerimelerden sonra bütün münafıkları bildirdi. O ilk dönem bildirmedi. Çünkü o zaman zaman zemin müsait değildi yani. Çünkü Muhammed S.A.V. kendi adamlarını deşifre ediyor, öldürtüyor. İşte Hazreti Ömer durmayacak, öldürecek. Münafık, vay senin münafık, gel kafanı keseceğim diyecek.
- 24:26
Onun için Mevla baştan bildirmedi. Ondan sonra son zamanda artık, tabi İslam Devleti oturmuş, düzen kurulmuş vs. Efendimiz S.A.V. bir cuma günü hutbeye çıktı. Hutbe okudu yani, hutbeye çıkılmaz. Hutbe konuşulan kelamdır. Minbere çıktı diyelim. Kültürsüzlük yapmayalım. Efendim, Minber-i Şerif'ine çıktı.
- 24:47
Ve, Kum yâ filân feynike münâfik. Ey filancı, kalk, cumadan çık. Hiç adamı camiden cumadan atar mı yani? Ama şimdi Mevla ona izin veriyor, onun için. veriyor onu, onun için. Yani onun için beddua ettiği zaman veyahut da adama kalk camiden çıksan münafıksın buyurduğu zaman da Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e kim sorgulayabilir bunu?
- 25:05
Mevlâ'dan vahyi alıyor, kafasından konuşmuyor diye âyet var. Senin benim hakkımda öyle mi yani? Ben tahmin ediyorum ki bu münafık olabilir. Felancı, ajan diye düşünüyorum falan. Ya senin düşündüğün, seni bile bağlamaz yani. Ama orada başka bir mesele var yani. İsmiyle söylüyor. Bak, 35 kişiyi Mescidi Nebevi'den attı bir cuma günü.
- 25:25
Ondan sonra bütün listeyi zaten biliyorsunuz. Onun sonra bütün listeyi zaten biliyorsunuz Hüseyfer R.A.'na verdi. Hüseyfen R.A'na verdi. Hazreti Ömer bile ona soruyordu yani. Bak şimdi her sahabeye de vermiyor. Oradaki sırrı, sırdaşı, sır sahibi Hüseyfer R.A. Hazreti Ömer bile geliyordu. Ben de bu münafıklık var mı?
- 25:43
Ya estağfurullah ya. Ya emir al-mü'minin ne biçim konuşuyorsun? Ya ne biçim konuşuyorum? Resûlullah bana elde olan beyde olmaz. Bana bildirmedin, sana bildirdi yani. Benim de adım varsa söyle, tevbe edeyim, şunu yapayım, bunu yapayım. Ya yok diyor. Ya ne olur benden korkup da gizlenme diyor. Böyle Hazreti Ömer yalvarıyordu ya.
- 25:59
Tabi onlar Allah'tan korkularından dolayı Hazreti Ömer. R.A'da öyle bir zerre kadar şüphe var mı? En faziletli insan Ebu Bekir'den sonra, Ursalt Dik R.A'dan sonra ama sahabe korkuyordu Allah'tan, ahiretten. Böyle yani. Münafık zaten korkmuyor. Münafık ne korkacak? Zaten inanmıyor ki ne korkacak? Hançer takviye yapıyor.
- 26:23
Ondan sonra Hazreti Ömer Efendimiz, meşhur hadise yani. Devamlı bir cenaze olduğu zaman Mescid-i Nebevi'ye getiriyorlar. Hazreti Ömer Efendimiz bile bakıyor. Hüzeyfe namazı kılacak mı kılmayacak mı? Hüzeyfe radıyallahu anh kimin namazını kılmıyorsa da bakıyor da Hazreti Hüzeyfe radıyallahu anh kenardan kenardan sıvışıyor.
- 26:45
Zaten varsa ki herkesin kılması farz hain değil ya. Cemaat kılacak. Hazreti Hüzeyfe kenardan gidiyorsa Hazreti Ömer de kılmıyordu. Onun için Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e sonra vefattan evvel bunlar bildirildi. Ama ayet-i kerimede sen de bilmiyorsun biz biliyoruz. Dilesek sana anlatırız. İşte diledi, anlattı sonra.
- 27:06
Onun için bu konu çok önem arz ediyor. Bu konuda çekilmesi gereken bir konu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem kendi sahabesinin içinde bulunan bazılarına beddua etmiş midir? Şimdi bazılarına beddua etmiştir etmiş gibi görünür. Ama onlar hakkında ne buyurdu? Hak etmeden o zaman o vahiy ile gelmiyor.
- 27:36
Çünkü beşeriyet muktezası. Beşer ya insanlık hali. Beşeriyet muktezası, laf gelişi yani. Böyle bir şey olursa o onun günahına kefaret sayılır buyuruyor. Ama şimdi Ya Rabbi sen onu affetme, mağfiret etme. Mağfiret etme ne demek? Günahlarını temizleme, günahlarından onu temizleme.
- 28:00
Şimdi bu ancak Allah şirkten başkasını affeder diyor. Ancak şirki bağışlamaz diyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kendisine nazil olan bir Nebi Zişan Allah'a sen bunu affetme demesi için Allah'tan onun hakkında özel bilgi gelmesi lazım ki bu adam affolmayacak bir adam yani. Onun için. Çünkü neden?
- 28:24
Münafıklık var onda. Mevzu buradan geliyor. Münafıklık olunca sahabenin arasında geçiniyor, anlaşılmıyor. Ama işte bir yerde bir falso patlıyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem zaten onun durumu bildirilince bu bedduayı yapıyor. E bedduasıdır. Mevzumuz ne? Bedduasının çabuk çıkması. Duasının çabuk çıkması onun mucizelerindendir.
- 28:48
Bizim Mali İstişad yani Kazıyaz Hazretleri bu fasla bu konuyu niye aldı? Delil getirdiği nokta burası ama işte bu kadar da konuyu izah etmezsen üç satırlık ibareyi gelip geçersen kimse de bir şey anlamaz. Anlar da yanlış anlama tehlikeleri var yani. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bedduacı mıydı?
- 29:12
Kafasına göre sinirlendiğine böyle mi yapıyordu bilmem ne? Sen bunu affetme diye Allah'a demesi kolay bir şey mi? Tabii ki münafık olmasa böyle beddua eder mi? Sallallahu aleyhi ve sellem izinsiz eder mi yani? Hep müşriklerin bu kadar eziyetlerine sabredip onların hidayetine dua eden bir nevi zişan.
- 29:35
Bu kadar rivayetler varken burada bir iki tane münafıklar hakkındaki rivayetten yola çıkarak bedduacıydı gibi bir şey çıkaranlar Allah muhafaza, Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'e iftira etmiş olurlar. olurlar. Onun için konuları doğru Onun için konuları doğru anlayıp anlatmam lazım. Sizin de dinleyip anlamazlar.
- 29:55
Şifa-i şerif dersi öyle tamam siyer kıssadan ise gibi de menakıp değil bu yani buradan şimdi yanlış mana çıkartma tehlikeleri olabilir. Şimdi bir ne bir mesele var, bu mesele ile bu fasıl bitiyor. Bunu da anlatayım size şimdi. Hüzeyme, o demin dediğim sırdaşı, münafıkların isim listesini verdi.
- 30:23
Hüzeyfe, ha, ha, hüzeyfe, şimdi vizattan bahsediyor tam da yani dersine peş peşe geldi. Derse derken kitabın dersinde değil de benim konuştuğum vizatta peş peşe geldi. Hüzeyme, o noktalı yani hu, Hüzeyme, bu Hüzeyme'yi de, Hüzeyme çok önemli. İbn-i Sabit olacak ismi sahabe-i kiramın. Radıyallahu Teala anhu, Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem bir bedeviden,
- 31:03
e'rabi diye geçiyor yani, bir bedeviden bir at satın alıyor. Sonra yani atı artık neyse çarşıda görüyor, bir yerde görüyor, e bunu bana satar mısın diyor, adam da satarım diyor, e o zaman diyor şu anda yanımda para yok diyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, gel diyor peşime de diyor yani, paranı vereyim diyor.
- 31:26
Herhalde hüzey saadetlerine gidiyor. O arada at da çok güzel bir at mıymış neymiş işte çölden mi getirdi, badiyeden getirdi herhalde. İnsanlar, orada görenler geçenler yoldan Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in peşinden gidiyor, atla beraber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem önden gidiyor. O arada çarşı pazardan işte geçiyorlar, neyse insanların gördüğü yer demek ki,
- 31:52
insanlar ona pazarlık yapıyorlar, fazla veriyorlar. Diyorlar kaça sattın diyelim mesela, 100'e sattım. O diyor ki ben işte 110 vereyim, 150 vereyim. Orada demiyor ki ben bunu Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e sattım. Yani şu akıt tamamlanmış, satar mısın satarım diyor, aldım sattım tamam. Bir tek parayı kapsatmak kalıyor, gel peşime paranı vereyim diyor.
- 32:17
Ve lakin işte yolda giderken millet artış yaptırıyor fiyatta, ben şu kadar daha fazla vereyim falan. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de onu duymuyor o ara. Yani birilerinin orada yol uçtu, pazarlık yaptığını, ayak uçtu, fazla fiyat verdiklerini, adamın da fikir değiştirdiğini, bedevinin fikir değiştirdiğini bilmiyor.
- 32:41
Bunun üzerine efendim, o bedevi arkadan Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem önden gidiyor, o bedevi arkadan sesleniyor. Diyor ki, ya diyor bir karar ver diyor, şimdi bak nasıl olsa dolandırıyor, bir ayak uçtu kaç pazarlık, bir karar ver diyor, alacaksan al diyor, yoksa diyor burada müşteri çıktı diyor, satacağım diyor.
- 33:09
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor, kadipte atehu. Sen sattın kadipte atehu, ben o satın aldım buyuruyor. Kadipte atehu yani, ben o satın aldım. Ama Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de, o arada, yani bunu satar mısın, kaça satarsın, tamam satarım, sattım. Konuşmasının geçtiği yerde Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in yanında kimse yok.
- 33:35
O bedeviyle ikisi yani. Zahirde orada duran bir şahit yok. Allah şahit, melekler şahit de, fıkıh tabii biliyorsunuz şeye bakar, zahiri şahide bakar. Ahkam bakımından. Şahit yok. Ondan sonra, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor, kadipte atehu. Ben o satın aldım ya diyor, buyuruyor. Bu sefer bedevi helüme şahiden, o zaman şahit getir diyor.
- 34:05
Yani fazla parayı görünce, pazarlığı bozmak istiyor, o fazla verene satmak istiyor. Yani Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ne kadar mütevazı, ne kadar şey. Aynı zamanda devlet reisi istediğini, yani ne bileyim asar istediğini keser yani. Sahabeden bir de bir şey desen, adamın tozunu uçurur ama ne kadar mütevazı,
- 34:28
ne kadar hukuka riayet, ne kadar insanlarla iyi geçinen bir ahlak abidesi ya. Şahit getir diyor. O arada, tabi insanların yanından geçiyorlar ya artık. Kuzeymer r.a orada, ne oldu diyor ya Resulallah diyor, mevzu ne diyor. Diyor ki böyle bir durum oldu diyor. Benden şahit istiyor, benden şahidim yok diyor.
- 34:53
Kuzeymer r.a diyor ki. Kuzeymer r.a diyor, ene eşhedü. Ben şahitlik ederim diyor. Sen bunu diyor, aldın diyor bundan diyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu, ehadartene, ey Kuzeyme sen bizim yanımızda mıydın da şahitlik ediyorsun diyor. Kuzeymer r.a'n burada çok acayip bir şey yani bu.
- 35:14
Ne büyük bir söz ya. Anam babam sana feda olsun diyor. Yani kurban olsun senin yoluna diyor. Gökten gelen bu kadar vahiylerde, haberlerde, Cebrail a.s. gökten, Mevlam Mekendam-ı Rezil'e de Cebrail a.s. gökte tabii. Gökten indiriyor vahiyleri, Lev-i Muhafız gökte. Yani üst tarafta demektir, gökten içindedir çünkü Lev-i Muhafız a.s.
- 35:41
gökten üstünde. Sema üst taraf demek. Cihet olarak Lev-i Muhafız, Cebrail a.s. falan üst taraf. Mevlam Mekendam-ı Rezil. Gökten gelen vahiylerde ben seni tasdik ediyorum, hiçbir şahit istemiyorum. Cebrail a.s.'ı sana okurken görmüyorum. Bu kadar binlerce ayet-i kerime, yüz binlerce hadis-i şerif. Bunları sen Allah böyle buyurdu diyorsun, ben seni tasdik ediyorum.
- 36:16
Peki bir atı satın almışsın, ondan sonra adam kalkmış inkar ediyor. E senin doğru söylediğine bir at için ben şahitlik nasıl etmem diyor. Çok hikmetli bir söz konuşuyor. Onun zaman Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki aslında İslam'da kaç şahit lazım? Bakara Suresi'nin ayetinde biliyorsunuz.
- 36:43
O da erkeklerden olacak. İki şahit getirin buyuruyor. Yazışmalarda, almalarda, satmalarda. Müdahene ayeti deniyor buna. Bakara Suresi'nin sondan bir evvelki sayfası. Amena Resulü son sayfa ya. Ondan bir evvelki sayfa tek ayet, tek sayfa. Kur'an'da bir tek o ayet var. Bir sayfa tek ayet olarak. İşte orada o ayet-i kerime de şahit getirme emri var.
- 37:12
Tabi net biçim, istifa biçim, ayrı dava şeyler. İki şahit İslam'da emrediliyor ya. Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki Yani iki şehadet sahibi. İki şehadet sahibi ne demek? Bu tek kişidir ama böyle bir konuda, böyle bir hikmetli söz konuştuğu için
- 37:39
Allah-u Teala bunu, yine Allah-u Teala'dan vahiy gelmese, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem orada ona iki şahitlik hakkı veremez. Çünkü şeriat hükümlerini koyan asıl vaziş şeriat ancak Allah-u Teala'dır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bildiriyor. Bildirdiği için her bildirdiğini ayette bildirmiyor, hadiste de bildiriyor.
- 37:59
Burada hadis-i şerifler işte vahiy gelmiş. De onu hüküm verdi. Bunun bir şehadeti, iki şehadeti yerine geçer. Ve kâle Resulullah buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem. Hâkim Müstedrek'te bunu rivayet ediyor. Taberani Mucem-i Kebir'de, Bukhari Sahin'de değil de, Et-Târih-ül-Kebir'inde rivayet ediyor.
- 38:18
İbn-i Asâkir rivayet ediyor. Târih-ü Medine-i Etlimeş'te. Kaynakları çok sağlam. Buyuruyor. Bu saatten sonra diyor, bir meselede şahitler lazım olduğu zaman, mahkemeye çıkarıldığı zaman, şeriat mahkemesinde vs. hakem heyetinde vs. şahitler dinleniyor ya. Hüzeyme radıyallahu anh için söylüyor. Hüzeyme kimin lehine, ya da kimin hakkında, neyse işte lehine aleyhe.
- 38:45
O davada şahitlik yaparsa yeter diyor. İkinci şahide gerek yok. Bak halbuki ayet var. İki şahit getirin. Diğer hadis-i şeriflerde de iki şahit var. Ama burada özel, umumi hükümden müstesna ve mahsus, yani tahsis edilmiş bir durum var. Bu Hüzeyme'ye mahsus. Bak Ebubekir Sıddık radıyallahu anh hakkında yok.
- 39:10
Bak elde olan, beyde olmaz. Bu demek. Ebubekir Sıddık radıyallahu anh, dört halife, aşere-i mübeşşere, Hüzeyme radıyallahu anh'dan daha faziletli değil mi? Daha faziletli. Ama onlarda bu fazilet yok işte. Bu işler böyle işler. Hüzeyme kime şahitlik ederse yeter ona diyor. İkinci şahit aranmaz diyor.
- 39:28
Çünkü Mevla bunun, bu kelamını çok beğendi. Yedi kat semanın fevkinden gelen vahiylerde, ben seni tahsis ediyorum diye bir atı satın almana mı şahitlik edemeyeceğim? Bu ne kadar önemli bir şey tabi. Ebubekir Sıddık radıyallahu anh'ın şeyde, o dediyse doğrudur hani var ya Miraç'tan dönerken mesela işte bir gecede gitmiş gelmiş falan bu kadar şey olur mu bilmem ne.
- 39:53
Sema'dan gelen haberleri de tasdik ediyorum. Yani hiçbir şahidim, delilim yok. Onun güvenilirliğine inanıyorum. Bu dediğine mi inanmayacağım dedi ya, bir gecede Mescid-i Eksa'ya gitmiş oradan yedi kaç Sema. Miraç hadisesinin sabahında olan hadise. Oradan dolayı Sıddık ismine alıştım. Tasdik, tasdik demek yani.
- 40:16
Onun için şimdi burada da tabi bir konu var. O da nedir? Diyorlar ki, bu bedevi sahabeden miydi, değil miydi? Tabi Müslüman olarak Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem gören herkes sahibidir ancak münafıksa başka bir mesele. Bu sonra Müslüman oluyor. Yani bu o zaman Müslüman değildi diye alimler izah getirmişler.
- 40:45
Sonra bu hadisenin üzerine o normal bir bedevi yani şimdi herkes Müslüman değil. O zaman çölden geliyor, başka bir kabileden geliyor falan. Sonra Müslüman olmuş yani. Hatta adını da söylüyorlar. Ve sahabeden mağduttur. Sahabeden sayılmıştır da dediler yani bazı şeyhler de adını da gördüm. Şu anda tabi adı aklımızda kalması gereken bir durum yok.
- 41:13
Onun için Huzeymer adıyallah'ın bu durumu büyük, meşhur bir sahibidir. Hazreti Ali adıyallah Efendimizin tarafında Sıffin'de harbe katıldı. Hicretin 37. senesi, Hicretin 37. senesinde yani Hazreti Ali Efendimizin hilafeti döneminde Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem O'nun şehadetini kabul etti. Ve O'nun şehadetini iki şehadet yerine İslam'a göre hüküm olarak tayin etti.
- 41:44
Bu Huzeymer adıyallah'ın hasayisindendir. Hasayis ne demek? Özelliklerindendir. Şimdi buradaki bizim meselemiz ne? Yani Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in bedduasının çabuk kabul olunduğuna dair. Şimdi okuyorum, kitaptan ibaret. Mevzuyu anlattım, şimdi okuyorum kaldığımız yerden. Ve cehadehu raculun.
- 42:08
Şey bitti şimdi, muhallime bedduası bitti. Ve cehade, cehade demek mesela enkara dese inkar etti. Yani reddetti, şifre, hepsi de Arapça da neyse Türkçe'si. Ve cehade bile bile inkar etti mesela. Ceh fiili Arapça'da. Ve cehadehu bi'a veste'ikane te'anfusuhum zulme ve uluvâ.
- 42:29
Bak kendi içleri yakinen bildiği halde kibir ve zulümden dolayı bile bile inkar ettiler diyor bak cehadede ayette de öyle geçiyor. Ve cehade, bu adamın kısasından demiyorum, kafirlerin inkarlarından bahsediyor. Ve cehade bile bile inkar etti. Kime karşı? Hu Rasulullah'a karşı sallallahu aleyhi ve sellem.
- 42:48
Bildiği halde inkar yaptı. Kim? Rasul'ün bir adamı. Arabi diyor yani, Badiye'den, çölden gelmiş. Medine'nin yerli halkından değil. Neyi bile bile inkar etti? Bey'a Feres'in atı sattığını. Bey'a satmak, Feres at. Atı sattığını inkar etti. Ve o at, elleti öyle attır ki şeyde, şahitlik etmişti fiyaha, o atın satışının gerçekleştiği hakkında.
- 43:18
Kim? Hüzeymet'i. Hüzeyme R.A. kime şahitlemişti? Linnebi'yi sallallahu aleyhi ve sellem. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in lehine yani. Linnebi'yi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in doğru söylediğine ve atı satın aldığına ve aktın bittiğine dair
- 43:35
Hüzeyme R.A.'nın Efendimiz'in sallallahu aleyhi ve sellem'i orada yanında bulunmadığı halde akıtağınında şahitlik ettiği at var ya diyor. İşte o atı sattığını bir adam inkar etti. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, şahibeli işe girer mi? Şahibeli derken kendisi hakkında yani onun kendi hakkında şüphesi yok ama adam işi karıştırdı yani.
- 43:54
Adam işi karıştırdı Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in. Onunla mı uğraşacak? Veyahut da onun atına mı muhtaç yani? Ferad de Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i de geri verdi. Ferad de geri verdi. Neyi? El ferase, o atı. Ne zaman? Bağdü o olaydan sonra yani. Adam öyle ya alıyor musun almıyorsan başkası fazla veriyor ona satacağım lafını dedi ya.
- 44:16
Bağdü ondan sonra Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem atı geri verdi. Kim? Ennebiyyü, raddenin faili. Kim geri verdi? Ennebiyyü sallallahu aleyhi ve sellem atı geri verdi. Kime? Alerracülü, iade etti yani. Ferad de iade etti. Alerracülü adama. Al dedi, atını dedi ya. Ve gale buyurdu sallallahu aleyhi ve sellem.
- 44:36
İşte bedduası burada çıkıyor. Allah'ım ey Allah'ım, inkane, eğer bu adam olduysa kâziben yalancı. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem biliyor yalancı olduğunu ama işte sen yalancısın demiyor işte. Usulü böyle. Eğer bu adam yalan konuşuyorsa bu adam yalan konuşuyorduysa, yani bana atı sattı da sattığını bildiği halde
- 44:58
yasa alıyor musun almıyor musun diye işi karıştırdı, yalan olmuş oluyor. Yalancıysa felâ tübârik, bereket verme. Lehu o adam için, ne refiha, o atta ona bereket, çünkü fazla para alacak, başkasına satacak yani, at. Ortada duruyor at, kaybolmamış. O atta ona bereket gösterme, hayır gösterme, hayrını gösterme diye bir şey var ya, hayrını gör derler.
- 45:24
Bir de hayrını gösterme manasına geliyor, ona onda bereket verme. Daha bunu buyurup buyurulmaz, feasbahat, hiye, hayvanların hepsi mühendis. Tehlik olmasa da manevi mühendis oluyorlar. Onun için hiye gidiyor. Feasbahat, hiye, feres. Feasbahat, sabaha çıktı at. Ne olarak sabaha çıktı? Şahsiyeten kaldırmış.
- 45:49
Neyi? Biricik'e ayaklarını havaya dikmiş. Ne demek? Nalları dikti derler ya bizde de. Şahsiyeten o demek. Rafiaten. Ey mana veriyor, rafiaten. Kaldırmış. Şahsiyeten kaldırmış. Neyi? Biricik'e ayağını havaya kaldırmış. Canlı hayvan ayağını havaya kaldırır mı? Nalları dikti işte. Dikti demek havaya dikti işte.
- 46:11
Sabaha ölmüş. E sen Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e ne yapıyorsun ya? Nasıl bir muamele yapıyorsun ya? Allah'ın Rasulü'nü karşısına sarılmak. Normal Müslüman'a da yapılmaz. Gavura da yapılmaz canım. Sözleştin. Söz bozulur mu yani? İstesen gavur olsun. Ama bu tabi bir ahlaksızlıktır. Bu konu ayrı bir şey.
- 46:33
Ama bir de Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e yaparsan belki başkası da yaparsın, öyle ister kazıklarsın, dolandırırsın, bilmem ne yaparsın. Ondan sonra da dünyada o arabaya 40 sene binersin. Adamdan malını alırsın, çalarsın, gasp edersin. Hayrını görüyorum zannedersin. Ha bir de ahirette şerrini görürsün de.
- 46:51
Yani şunu demek istiyorum. O hemen o araba emanetti, emanete hıyanet ettin diye, gasp ettin diye, yalan konuştun, aklı bozdun, ifsat et, bilmem ne. Pazarlığa şey karıştırdın diye. Yani fıkha göre yanlış yapsan, haram yapsan, mekruh yapsan dünyada hemen belanı bulmuyorsun yani. Birçok insan ooo atlattım gitti zannediyor.
- 47:13
Ahirete çıkacak hayrını da al. Ama Rasulullah'a yaparsan sallallahu aleyhi ve sellem sana ya Rabbi gayrını gösterme, bereket verme dedi. Hayvan sabahı nalları dikti. Onun için bu konu diyor. Burada bu fasıl bitti. Kazıyaz Hazretleri diyor. İşte bu ondan bedel. Yani Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in duasının ve bedduasının kabulünün, eserinin çıkması konusu.
- 47:40
Bu bab dediği bu konu yani. Demek istiyor. Ekseru nedir? Ekseru daha çoktur. Neden? Min en yuhâda. Kavranmasından, kuşatılmasından. Neybi'yi kendisine o babı. Yani bu bab kuşatılacak kadar az değil. Yani anlatılacak kadar, anlatılamayacak kadar çok hadislerde, rivayetlerde örnekler var diyor. Yani ben bu kadar söyledim diye siz de bu konu bundan ibaret.
- 48:09
Bunun başka örneği yok. Kazıyaz ne kadar anlattıysa o kadar duası ve bedduasının kabulünün eserleri zuhur etmiş zannetmeyin. Ve azelbabu bu mevzu ekseru, daha fazladır. Neden? Min en yuhâda, kuşatılmasından. Ha şu demek değil. Elbette ki sayısız değil. Niye sayısız değil? E çünkü Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ömrü belli, hayatı belli, yaşadığı belli,
- 48:32
buyurdukları belli, duyurdukları belli. Bunlar Allah'ın sıfatları gibi, ilimleri gibi nihayetsiz değil. Bunlar en nihayetinde yaşanmış, yaşanmış, olmuş, bitmiş şeyler. Şu an bizim itibarımızda geriye konuşuyoruz. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hayatında bitmiş diyemezdin ama şu anda Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin fiziki olarak dua ve bedduaları tamamlanmış.
- 48:56
Onun için kavranamayacak kadar çok, kavranamayacak kadar çok ne demek? Bir kitapta, bir mevzuda, bir fasılda yazılamayacak kadar çok. Çünkü diyor benim de buraya almadığım, dolu bildiğim başka hadis-i verimatler var. Veyahut da Kazıyaz'ın görmediği bir şey olamaz mı? Kazıyaz'ın görmediği, başka bir âlimin görmediği, Delâil-i Nübüve kitaplarında zikredilenler de.
- 49:22
Zaten İmam Beylik'in Delâil-i Nübüvelerine bahsediyor. Bu Nâim'in falan, Harkussi'nin, Şeraf'ın, Mustafa'nın dünya kadar eser var. Bu eserlere baktığın zaman Kazıyaz'da olmayan birçok şey görüyorsun. Eğer Kazıyaz onları görmemiş de olabilir, görmüş de almamış da olabilir. Çünkü Şifa-i Şerif'te ben hepsini alacağım diye bir iddiası yok ki.
- 49:43
Onun için diyor bu bak kavranamayacak kadar çoktur. Ama sayısı bilinmeyecek kadar çok değil tabii ki. Bunları Allah'ın bildiği şeyler yaşanmış, bitmiş bir şey. Bu olaylar, bu mucizeler. Çünkü mucizelerin hepsi tamamlanmış.
- 49:55
Şu anda bir Kur'an mucizesi devam ediyor, öbür fiziki mucizeler Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in dünyada bulunduğu müddetle sınırlı olduğu için onların sayısı mutlaka var. Yani sayısız ve sınırsız demiyor. Anladın? Ama Allah'ın dinde sayısı sınırı belliyse de bazı inceleyen alimler müstakil bir risale yazmışlar bu konuda.
- 50:17
Efendim bunlardan bazıları müstakil cüz yani cüz risaleye deniyor. Müstakil risale yazmışlar, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in duaları, bedduaları vs. Bizim de hata edemediğimiz yani ben o kitapların da çoğunu, mahdutlar var, matbuğlar var, yazmalar var, mefkutlar var, el yazmalar kaybolmuş, dolu eser var.
- 50:42
Biz burada bir örnek anlattık diyor Gazi Yazı Hazretleri. Allahu Tebarik ve Teala Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin dualarına, kıyamete kadar yaptığı dualar geçerli duaları var işte her zaman söylüyorum.
- 51:00
İkinden evvel dörtte kalkılana Allah rahmet eylesin, karısını kocasını teheccüde kaldıran eşe Allah rahmet eylesin, haddini bilene Allah rahmet eylesin, en çok rahmet etsin, ona merhamet Allah'a acısın diye duaları diyor.
- 51:15
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in zahiren özel bir duasına mazar olamadıysak da Allah Teala ümmetine yaptığı umumi dualardan hissedar eylesin ve yine bedduaları, lanetleri var. Yüzlerce hadiste, binlerce hadiste kebal günahlarda şunu yapana Allah lanet eylesin, şunu yapana lanet eylesin, faiz yiyene, yedirene, içki içene, sıkana, taşıyana bu gibi lanet ve beddualarından cümlemizi mahfuzu emin eylesin.
- 51:43
O sallallahu aleyhi ve sellem ala seyyidina mevlana Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve selleme.
Benzer sohbetler
1:23:21Şifâ-i Şerîf Dersi 299. Bölüm 12 Ekim 202612 Ekim 2026 · 84 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 12 Ekim 2026
1:16:13Şifâ-i Şerîf Dersi 298. Bölüm 5 Ekim 20265 Ekim 2026 · 77 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 5 Ekim 2026
44:07Şifâ-i Şerîf Dersi 297. Bölüm 28 Eylül 202628 Eylül 2026 · 45 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 28 Eylül 2026


