37:00 / 1:10:18

  1. 00:00

    Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Es salatu es selam alâ seyyidil murselîn. Muhammedin ve alâ aleyhi ve sahbihi ecma'in. Şifa-i şerifte Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin üstün ahlakını beyan eden faslın son dersine geldik inşaAllah. İnşaAllah bu fasıl bu derste biter.

  2. 00:48

    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in faziletleri, üstün ahlakı hakkında bazı misaller verdi. Tabi bu faslı bitirirken hilmi yani acele ceza vermemesi ihtimali yani sıkıntıları, göğüs gelmesi, katlanması, tahammül etmesi katlanması, tahammülü yani, affetmesi ve sabretmesi hususunda

  3. 01:33

    9-10 tane rivayet burada saymıştık. Hatta 12-13'e doğru gidiyor. 12-13 tane rivayet okumuşuz yani. Bu dönem başladığımızdan evvel de burada geçen tatilden evvel de okumuş olanlarla birlikte 12-13 misal verilmiş. Şimdi bu derste de 3 tane misal verecek. Yani misal derken yaşanmış hadiselerden örneklendirme yapacak.

  4. 02:01

    Kuyuruyor ki Kazım İlyas Hazretleri Rahim Allahü Teala Vel hadithu Hadis, haberler yani, rivayetler, neden an hilmihi aleyhisselam, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin hilminden. Hilm, Türkçede Halim diye isim de var. Tabi Arapçadır. İbrahim Aleyhisselam hakkında Kur'an-ı Kerim'de zikrediliyor. Bu da Allah-u Teala'nın sıfatlarındandır.

  5. 02:38

    Yani halimen, gafura, Allah halimdir, gafurdur. Hani acele ceza vermez demektir. İbrahim Aleyhisselam hakkında İnne İbrahime le evvâ halîm Şüphesiz İbrahim çok ah çeker. Yani Allah'ın korkusundan çok zikreder, çok ah çeker. Böyle bir zattır Halim. Yani Halim Selim derler Türkçede.

  6. 03:04

    Yumuşak huylu, güzel ahlaklı, böyle bağırıp çağırmayan, hemen ceza vermeyen, affeden falan manasına gelir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin hilmi hakkında dâ ve sabrihî, sabrı hakkında, sabır biliyorsunuz, dayanıklılık yani, hemen parlamamak, öfkelenmemek, sinirlenmemek, tahammül, dâ ve affihî, affetmesi.

  7. 03:29

    Fakat affetmesi neye göre? Şimdi bizde şu anda da dünyada affeden insanlar oluyor. Fakat bu affet ne zaman oluyor? Adam ekseriyet hasbından, düşmanından intikam alacak gücü zaten yok. Gücü olmadığından affettim gitsin. Halbuki ne affettin? Gücün olsaydı paramparça ederdin. Sen gücün yok diye konuyu kapattın, kendini kurtarmaya kalktın.

  8. 04:01

    Onun için burada affetmesi, böyle herkesin affına benzemiyor. Makdure de olur, dalın fethasıyla ve ötresiyle iki lügatı vardır. Hatta esresi de nakledilmiş, makdireti. Yani kudret manasındadır. Kudret anında senin gücün varken affedebiliyor musun? Mevzu budur. Gücü yokken herkes affeder. Çünkü bir şey yapamıyorsun ki zaten affetmezsen ne yazar?

  9. 04:31

    Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem işte bu misaller güçlü oluyor. Misaller güçlü olduğu dönemdeki haflarına örnek olarak zikredecek bu derste bu konudaki hadisler ve rivayetler yani haberler ekferu daha fazladır neden mine ne diye gelmemizden aleyhi o konulara yani onları zikretmemizden o bahse gelmemizden yani tümünü konu etmemizden daha çoktur yani tüm rivayetleri

  10. 05:00

    huzurda sayamayacağımız kadar çoktur çünkü 2-3 misal verebilirim ama diyor bunun tafsilatına girdiğim zaman o kadar böyle affettiği var ki muamele yani bu kitap almaz diyor onun için örnek olarak ve hasbüke sana yeter mâ o şeyi ki zekârnâ zikrettik onu zikrettiklerimiz yani bu zamana kadar geride 13 rivayet anlattı geriki derslerimizde

  11. 05:32

    Bu zamana kadar geride on üç rivayet anlattı. Geriki derslerimizde biz anlattık onları. Bundan da sonra üç tane anlatacağım. Burada diyor, sana yeterli olsun. Mâ Şeyh-i Zekârûnî ağabey onları zikrettik, min mâ. O şeylerden gidip sahih, sahihtedir. Yani sahihte dediği, işte benim bundan evvel zikrettiğim on üç rivayete, buradan bakıyorum zaten, baktığım zaman görüyorum.

  12. 06:04

    görüyorum Buhari var işte Müslim var ondan sonra Hümeydi var işte efendim birçok Ahmet Nabeli Buhari var, işte Müslüman var, ondan sonra. var Tabarani var vesaire bunların bazısı İbn-i Hübban'da var İbn-i Hübban'da sahih zikreder sahitte olanlar var daha evvel musannefat tasnif edilmiş eserler var yani İbn-i Ebişeybe'nin

  13. 06:34

    musannefi var Abdurrazzak'ın musannefi var bunlar tabi büyük muhaddisler Buhari'nin şeyhi mesela Abdurrazzak da öyle İbn-i Ebişeybe de öyle olabilir yani onlar Buhari bile onlardan hadis almış yani düşün bunların sabit musannefleri musannef tasnif edilen eser manasına geliyor Efendim bunlar var şimdi Aliülkari ki hadisçidir büyük muhaddistir yani Aliülkari orada diyor ki

  14. 07:06

    sahih kitaplarda var velev ki diyor sahah-ı sitte de yok diyor velev lem tegümüne sahah-ı sitte altı kitap var ya kütüb-ü sitte diyoruz altı kitap bunların hepsine sahah diyor yani altı kitabın hepsi sahih bu altı kitapta olmaya da bilir diğer başka hadislerde de var diyor yani topladığımız

  15. 07:25

    çok oluyor hatta diyor evlem tegüm sahiheten hani ben geçen derste dedim ya o kadar cahiller ki sahih değil deyince uydurma zannetiyorlar halbuki o bir tabirdir deyimdir tasnif edilmiştir şu şartlara ait ise sahih şu şartlara ait değilse sahih değil ama hasen yani yine muteber onun için

  16. 07:47

    diyor sahih değilse de bel sabit eden hasen eden sahip olmaz ama hasen mertebesinde olur mesela Ahmet İbni Hanbel 30.000 hadis ifade ediyor müsnet isimli eserinde bu 30.000 hadiste bir tane uydurma olmadığını kendi garanti veriyor taahhüt ediyor ve zaten ulema ve meşayih hadisçiler diyorlar

  17. 08:06

    ki Ahmet İbni Hanbel'de bulunan hadislerin en azı hasendir yani hasen derecesinden aşağı zayıf bile yok anladın mı onun için altı sahih kitapta var ama onlarla sınırlanmak lazım değil başka çocuklarımız da var diyor sahih olmaz ne olur hasen olur diyor yani halbuki muhaddis diyor

  18. 08:27

    şimdi bunlar öyle cahil ki İmam Hatip hadis kitabı yazan adam işte İsa İbni Rahim bu hadise sahih değil dedi sahih değil demek uydurma demek değil ki onu bile bilmeyen adam kitap yazmış çocuklar okuyor altında tut işte diyor böyle uydurmalar diyor yahu sahih değil demek uydurma değil ki bak işte Halbukari burada şimdi diyor yani sahih olmaz şart değil ki diyor sahih olmaz

  19. 08:52

    hasen olur hasen de muteber bir mertebesinde o hadis istilahların tabirleri yani şöyle şu şartlar olursa sahih oluyor bir şart düştü iki şart düştü hasen oluyor daha biraz düştü zayıf oluyor hepten hiçbir kaynakta yer yok o zaman uydurma deniyor kaynaksız yani anladın mı bu kadar basit neyime konuşuyoruz işte anladın mı marifetin marifetsizliği işte cahilliği çıktı ortaya

  20. 09:21

    bana hadisler hakkında yazı yazıyor halbuki hadisten haber yok adamlar efendim sallallahu aleyhi ve sellem affı safhı sabrı gücü varken affetmesine dair delillerden biz sana diyor geride zikrettik ikide ileride zikredeceğiz şu fasılda zaten 15-16 tane diyor misal verdim diyor şu şimdi önümüzde bunlar diyor sahihlerde var musanneflerde var müsnetlerde var efendim

  21. 09:45

    morcemlerde var bunlar hadis kitaplarındaki tasdifler müsnet denir morcem denir tabarani ninkilere morcem deniyor Ahmet Hanbel'in vesaire bazı alimler Müsnettin Ahmet Hanbel'in Müsnedi denir mesela İbni Ebişehir Abdurrazak'a Ebu Abdurrazzak'a musannef deniyor. Anladın mı? Buhari Müslümlere sahih deniyor.

  22. 10:06

    Böyle tasvirler. Bunlar hadis-i şerifteki tabirlerdir. Ama bunların hepsindeki hadisler doğrudur. Hiçbiri uydurma değildir. Anlayacağınız bu ya. Profesörden fazla anladınız ha şu anda. Adam hilayattaki hadis dalını bitirir, Diyanet Reisi olur, sen ona tak, benim bu sohbetimden fark atabilirsin. Çünkü ben pratik veririm adama.

  23. 10:30

    Okur, okur, okur, okur. Ondan sonra çıkar, bir şey bilmez. Kafası bir karışır, hiç içinden çıkamaz. Bir şey bileceksin, doğru bileceksin yani. O da, bu kaynakların hepsindeki hadisler, sahih demiyorum bak, sahih tabirdir, sahihin ağır şartları var. Sahih demiyorum. Ama ne diyorum? Hepsi Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in buyurduklarıdır.

  24. 10:57

    Hiçbiri uydurma değildir. Uydurma arıyorsan, yani mesela adam, patlıcan satışlarını, revaçta kılmak için uydurmuş diye. Elbazin cihan dima vükelele. Patlıcanı ne niyetle yersen o olur. E şimdi bu zemzem midir ki? Mâ vüzemzem limâ şulü bele. Zemzem suyu ne içersen o olur. O hadistir. Ama patlıcanın fazileti hakkındaki, sana uydurma.

  25. 11:27

    Uydurmaya ben de uydurma diyorum zaten. Anladın mı şimdi? Neden? Hiçbir kaynakta yeri yok. Zayıf bir kaynakta da olsa yine hadis diyeceğiz. Çünkü zayıf hadis diyoruz. Uydurmaya hadis denmez ki yani. Onun için cahilliğin lüzumu yok. Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in sabırı, affı hususundaki rivayetler sana yeter.

  26. 11:56

    E bu nereye kadar ulaşmıştır? İlâ mâ oraya dereceye kadar ulaşmıştır ki belega ulaştı. Nereye ulaştı? Mütevâtıran. Mütevâtır derecesine ulaştı. Ha ne olduğu halde? Haldir o. Ne olduğu halde ulaştı? Mütevâtıran. Şimdi mütevâtır dese ne dedim? Mütevâtır fil mânâ diyor. Bak Aliülkârî. Çünkü mütevâtır iki türlüdür.

  27. 12:29

    Lafzan tevâtür var, mânen tevâtür var. Mütevâtır şu demek. Hüve'l-haberû se'âbitû alâ el-sinet-i gövmîn lâ tu'saburû tevâtûmu alel-kezib. Hakâitte de var bir itikad kitaplarımızda. Mütevâtır haber. Mütevâtırın inkârı da insanı kâfir eder yani. Öyle normal hadis değil. Hep benzemez. Kâfir eder diyorum sana baksana.

  28. 12:51

    Mesela bir hadis Buhari'de de olsa, sahih olsa da, eğer mütevâtır değilse, onu inkâr edene kâfir denmez. Ama eli sünnetten çıkar, sapık dersin falan filan. Ama kâfir demek zor iştir. Ya ayeti inkâr edecek, ya da mütevâtır hadisi inkâr ederse, kâfir derse. Mütevâtır olması için iki türlü yol var. Bir lafzan mütevâtır, bir mânen mütevâtır.

  29. 13:17

    Lafzan mütevâtır ne demektir? Bütün sahabeden ve onlardan rivayet edenlerden, onlardan edenlerden işte, sahabeden duyana tabi'un deniyor. Tabi'inden görüp duyana tebe'un tabi'un deniyor. Bu ilk üç asır, yani 300'e kadar, sene 300'e kadar gelen dönemde, artık ondan sonra tabi bu üç tabaka kalmıyor. Hadis-i şerifte de, hayrul kur'un karnî fîn belledîne evlûlûn,

  30. 13:42

    Asırların en hayırlısı benim asrımda yaşayanlar, yani sahabe, sonra onları takip edenler tabi'un, Sahabeyi gören tabi'in, sahabeyi göreni gören tebe'un tabi'un. Hadiste burada duruyor Bukhari'de. Üç asrı işaret ediyor. Zaten İmam-ı Azamlar da orada, Şafiiler de orada, Müsriyetler de orada, Bukhariler de orada, Müslimler de orada, anlatabiliyor muyum?

  31. 14:07

    Bütün kaynaklar da zaten o üç asrı, ana kaynak olarak konuşuyorum. Hâkim, Müstedrek dört yüzlüdür ama, onlar ana kaynak değil. O Bukhari, Müslümin ziyadeleridir. Usulü oradan almıştır yani. Ebu Nuaym üç yüzlünün içinde değil. Bunlar kaynakları, dayanakları yine, o ilk üç asrın tabakasında bulunan ulemaya, evliyaya, sahabeyedir.

  32. 14:32

    Onun için esas mehek noktası üç asırdır. Bu ümmetin. Selef-i Salihin, mübarek geçmiş büyüklerimiz diye tabir ettiğimiz dönem. Buradaki tevatür lafzan olursa, şart çok zor olur. Lafzan tevatür etmiş hadis, on üç tane, bazı rivayetlerde on, on üç, on sekizi geçmiyor.

  33. 15:01

    E Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem yirmi üç senelik peygamberlik törebinde on üç söz mü söyledi yani? Mantık dışı. Onun için lafzan tevatür, en kuvvetli tevatür. Lafzay şu demek. Hazreti Ömer Efendimiz'den işte rivayet, Buhari'nin en baş hadisidir. İnneme le'mal bin niyâd. Amellerin kabulü ancak neye bağlıdır?

  34. 15:21

    Niyetlere bağlıdır. Yani bir adam elini kaldırdı, rükû yaptı, kıyam yaptı, belki de iki saat bizim gibi namaz kıldı. Ama niyeti Allah için değildi. Orada biri vardı falan ona gösteriş yapmaktı. Bunun görüntüdeki çok güzel olan ameli makbul değildir. Çünkü niyeti salih değildir. Amellerin kabulü niyetlere bağlıdır.

  35. 15:43

    Öyle mi şimdi? Adam hacca gitse, bütün vazifeleri tam yapsa ama niyeti hacı olmak olmasa, bir grupla kafileyle gitmiş, onlara hacı görünüp de iş çevirmek, ortak olmak falan, ticari falan olsa, siyasi olsa, bir dahaki seçimde aday olacağım falan, ben şimdi bunlarla iyi geçineyim, hacca gideyim falan.

  36. 16:02

    Hiç niyetinde haç diye bir şey yok adamın yani. İşte bu hacı olmaz yani Allah'ın dinde. Bu hadis lafza mütematirdir. Ne demek? Bütün sahabeden, tabiinden işte bütün gelen, mütematir ne demek şimdi? Mütematir şu demek. Şahit de tarif ediyor. Diyor ki, yalan üzerinde birleşecekleri ihtimal dahilinde olmayan ve düşünülemeyen

  37. 16:29

    bir topluluğun dilleri üzere sabit olan haberlere mütematirdir. Mesela, şimdi işte Efendi Hazretlerine bir şey duyduk. Ben bir naklediyorum. Ben tekim. Sonra geliyor Resul Hoca Rize'den, diyor ki, ben de duydum bunu. Sonra gidiyor oradan, efendim anlıyor musunuz? Hasan Efendi diyor, ben de duydum.

  38. 17:01

    Veyahut Efendi pazar sohbetine söylemiş, duymuş orada kaç bin kişi. Onlardan duyanlar da aynı duymuş ama lafız aynı. Yani kelime değişmeden gidiyor. Kelime değişmeden geliyor. Şimdi düşünüyorsun, bu kadar insanın yalanda birleşmesi mümkün müdür?

  39. 17:21

    Şimdi tek bir adama bakıyorsun. Tek bir adam yalan konuşabilir diyorsun ihtimal. Kimse peygamber değil. Günah işleme payı var. Bakıyorsun, hadi bu adam yalan söyleme ihtimali var. Acaba koyuyorsun. Öbürü, öbürü, öbürü, öbürü. Etti 10, 20, 30, 40, 50, 100. E diyorsun, bu kadar adam yalanda birleşemez.

  40. 17:44

    Buna ne deniyor abi? Mütevatir deniyor. Yalanda birleşmeleri. Düşünülemeyecek derecede fazla bir insanın dilinde sabit olan bir haber. Rivayet, söz. Eğer ki bu lafız aynıysa, Aynı ne demek? O diyor ki şimdi işte mesela, Efendimizin sözleri var. İşte çarşaf kadının kalesidir. Ben diyorum böyle duydum.

  41. 18:16

    O da diyor aynı. Hepsi diyor ki aynı. Anladın mı şimdi? Bu lafı kelime değişmiyorsa, Lafza mütevatir. Yani kelimenin lafzı da değişmemiş. Hepsi aynı şeyi söylüyor. Bu lafza mütevatir oluyor. Hadiste de anladın mı? Bütün rivayetler bu kelimelerle gelmiş.

  42. 18:46

    Diyelim ki bu lafza mütevatir. Mane mütevatiri anlatayım sana. Hepsi aynı manaya vuruyor, rücu ediyor. Fakat lafızlar farklı. Şimdi ben diyorum ki, ben duydum ki, Çarşaf kadının kalesidir. O da diyor ki ben de duydum ki, çarşaf kadının zırhıdır. Öbürü diyor ki ben de duydum ki, çarşaf kadının miğferidir.

  43. 19:08

    Öbürü diyor ki ben de duydum ki, çarşaf kadının muhafazasıdır. Falan filan filan. Mana nasıl? Aynı mı? Maksat aynı mı? Aynı. Kelime değişti mi? Değişti. Bu sefer, ama bu elli kişi yüz kişi çarşafın bu faziletini söylüyor mu? Söylüyor, efendi denmekle. Bu sefer bu mana mütevatir oldu mu? Mana aynı yere döndü yani.

  44. 19:33

    Ama buna lafza mütevatir diyemiyoruz. Niye? Kalesidir kelimesi hepsinde geçmedi. Kalesidir kelimesi geçmedi, farklı kelimeler kullanıldı. Mana olarak aynı şeye vurgu yaptığı için, buna diyoruz ki manen mütevatir. Şimdi, İsa Aleyhisselam'ın ineceğine dair hadisler manen mütevatirdir. Yine inkar eden kafir olur.

  45. 20:01

    Diyelim, Hazreti Mehdi'nin zuuru ve kurucu çıkacağıyla ilgili. Niye İmam Ali Hüsnü diyor ki İsa Aleyhisselam'ın ineceğini inkar edenlerin kafir olacağında alimlerin icmağı vardır? Niye icmağı var? Çünkü hadis okuda çok ki, İmam Keşmeri bu usta kitap yazmıştır bu kadar. İsa Aleyhisselam'ın ineceğine dair mütevatir hadisleri tasrih ve açıklama beyandır.

  46. 20:29

    İki yüz tane küsur hadis getiriyor. Kaç yüz tane sahabe ismi zikrediyor. Birinde Yenzili diyor, birinde Seyenzili diyor, anladın mı? İnecek diyor, öbüründe yakında inecek diyor, öbüründe Şam'a inecek diyor, öbüründe Beyaz Minare'ye Şam'da inecek diyor, anladın mı? Manaları topladığın zaman hepsi aynı yere vurgu yapıyor.

  47. 20:51

    Ne gibi? Çarşaf kadının, kadını koruyan bir elbisedir. Yani mana bu, koruyan. Bu manada da ineceği kesinleşiyor. Onun için İmam Keşmeri ne diyor? İsa'nın nüzul hakkında mütevatir rivayetleri açıklama diyor, bu kitapta var. Mütevatir diyor ona çünkü manen mütevatir. Manen mütevatirde inkar eden ne olur?

  48. 21:15

    Kafir olur çünkü bu kadar sahabe, bu kadar tabiinin hepsi birbirinden duymuş. Kaç yüz tane rivayet geliyor, mana aynı inecek. Burayı doğru anlıyoruz. Onun için Alaeddin Efendi babamız öyle der. Sakal bırakmanın önemi hakkında, işte kesenlerin tehdidi hakkında, azabı hakkında o kadar tetebbuatın var.

  49. 21:43

    Yani çok hadis-i şerif inceledim diyor Alaeddin Efendi Hazretleri. Dört mezhebin mülkçüsüydü. O kadar kitap inceledim, o kadar hadis ve rivayet gördüm ki diyor, bizim efendiye diyor. Laf zam mütevatir değilse de, yani aynı kelimelerle gelmiyorsa da, işte İsa'nın nüzulü de öyle, o kadar itikat metnine geçmiş konu, o da manen mütevatir.

  50. 22:05

    Laf zam mütevatir değilse de, manen mütevatirdir. Onun için sakal bırakmanın hükmü hakkında farz de, korkma evladım. Efendiye diyor, farz de, korkma evladım. Yani bir şeye farz demek çok tehlikeli. Haram demek de o kadar tehlikeli İslam adında. Çünkü ayette diyor, Allah'a iftira etmeyin. Benim adıma konuşmayın diyor.

  51. 22:28

    Ayet-i hadis yoksa uyduramazsın. Ama Alaeddin Efendi ne diyor? Laf zam mütevatir değilse de, o kadar kanaldan rivayetler topladım ki araştırmam var ki diyor. Manen mütevatirdir. Manen mütevatir olunca demin ne dedim? İnkar eden kafir oluyor dedim. E manen mütevatir olduğuna göre, farz de oluyor. Çünkü onun karşılığı da farz oluyor yani.

  52. 22:51

    İnkar edenin kafir olacağı kadar kuvvetli bir konu, delilliyse, onu yapmak da tabii ki farz olur. Ha İsa'ya, İnece'ye, Leyece'ye yapacağımız bir şey yok. Orada bir farz çıkmıyor. Kral kesmenin haramiyeti hakkında deliller çok kuvvetli olunca, haramın tersi ne oluyor? Haramın tersi farz oluyor. Haramı bırakmak nedir?

  53. 23:12

    Sünnet olmaz ki. Haramı bırakmak farz olur. Zaten her farz sünnettir aynı zamanda. Her sünnet farz değildir. Anladın mı? Namaz kılmak farzdır. Beş vakit namaz farzdır. Aynı zamanda sünnettir tabii ki. Efendimiz kılmıyor muydu? Her farz aynı zamanda sünnettir zaten. Ama her sünnet, misvak kullanmaya farz diyemem ki, sarık sarmaya farz diyemem ki şimdi.

  54. 23:39

    O sünnette kalır, anladın mı? Ama haramın karşılığı nedir? Yani içki içmek haramsa, içmemek farzdır. İçmemeye sünnet diyemezsin ki. Çünkü onun karşılık, tekabül meselesi vardır. Bunları güzel anlarsanız, çok kafanız çalışır ha. Usulü fikir, usulü hadis dersleri gibi anlatıyorum size yani. Buradan kafanız çalışırsa, kırk hocadan kitap okusanız, anlayamayacağınız kadar.

  55. 24:08

    Çünkü benim konuşma şeklinde, pratik bir anlatım vardır. Yoksa iki sene ders okursun, ha bunu anlatamazsın. Çünkü hocan da anlatamadı ki. E sen nasıl anlatmayı anlayacaksın, anlatacaksın. Onun için çıkıyorlar, akademisyenler özellikle. Konuşuyorlar, konuşuyorlar, konuşuyorlar. Kimse bir şey anlamıyor.

  56. 24:30

    Oturanlar da anlamıyor. Dinleyenler de anlamıyor. Adam orada seviyesi, profesör seviyesinde adam. O da anlamıyor. Çünkü adam ne yapamıyor? Şeye inemiyor, misallendiremiyor, örneklendiremiyor, alt sınıfa hitap edemiyor, nemiyor. O zaman da maksat hasıl. Olmuyor yani. Sen konuş, konuş, konuş. Kim ne anladı yani?

  57. 24:56

    Bizim eğri sünnet hocalarımızda da bu var tabi ki. Bir yazı yazıyor, kimse bir şey anlamıyor. Yani isimlerini vermeyelim, ayıp olmasın. Ona göre o ben yüksek takılıyorum diyor. Ha sen eğer diyorsan ki ben bir şey yazayım, kimse anlamasın. Yani Orhan Pamuk'un romanları gibi. En çok o satıyor. Herkese soruyorsun, ne anladın bir şey diyor.

  58. 25:18

    Hiç anlaşılmıyor roman diyor. Zaten onun için satıyor. Adam anlamadığına daha merak sarıyor. Bu sefer anasını hiç anlaşılamıyor diyor yani. Ondan da tahkip ediyor, hayran oluyor falan. Boyuna para dönüyor ortalıkta. Çünkü anladığı basit geliyor. Ha ben bunu anladım ya diyor. Çözebildiği şeyler ucuz geliyor yani anladın mı?

  59. 25:40

    Halbuki fayda nerede? Çözebildiğinde. Çözemediğinde bir fayda yok ama bizim millette böyle bir antikalık da var. Onun için işte profesör ummanı veya hiçbir şey anlamadığı zaman ona daha şey yapıyor, önem veriyor yani. Bu anasını adam ne konuştu ya falan. Çünkü neden? Hiçbir şey anlamadığı için. Ama benim konuşmam ne oluyor?

  60. 26:01

    Anladım ya diyor, bunun dediğini anlat bakayım dediğin zaman orada tutup kalıyor. Ne anladın yani? Anladın ama burada ben sana en zor işi en kolay şekilde anlattım. En zor şeyi en kolay şekilde anlattım. Maksat bu değil mi yani? Lafı dolandırıp da senin anlamamanı sağlamamda ne fayda var?

  61. 26:22

    Şimdi onun için mütemadir konusunda Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin diyelim sabırlı, hilim sahibi falan bir adam çıksa dese ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem affetmiyordu ya intikamcıydı. Kafir olur. Bir adam dese ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem sabırlı değildi ya sinirliydi birden parlar eder hiç tahammül etmez.

  62. 26:45

    Kafir olur. Bir adam çıksa dese ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Halim Selim değildi. Yani böyle yuvşak, öyle ahlaklı biri değildi ya. Kavgacı, mağukacı falan biriydi dese kafir olur. Neden? Neden? E kayda verdik sana kullanda. Baltayı keseri niye verdik? Lazım olunca kullanman için verdik.

  63. 27:07

    Demin ne anlattım sana? Bu husustaki rivayetler ila maa oraya kadar gitti ki belega ulaştı. Ne oldu o halde mütevatiran? Mânen mütevatir oldu o halde meblegal yakîn şüphesiz inanç raddesine vardı. Din hususunda Müslümanların iman etmesi gereken yakîni inanç. Yani ne demek? Ahiret var, cennet var, peygamberler var, melekler hak.

  64. 27:33

    Bunlar ne kadar kesinse kesinse Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem affediciliği, sabrediciliği, güzel huyluluğu bu derece rivayetler fazla ki laf zannederek mütevatir yani aynı kelimelerle gelmiyorsa da farklı rivayetlerde aynı mânâ geliyor. O zaman ne oldu? Mânen mütevatir oldu. Ne demek? E bu kadar sahabe tabîn, tebe-i tabîn, bu kadar ulema, evliya

  65. 28:01

    bu hususta yalanda birleşebilir mi yani? Mümkünatı yok. Kırk kanaldan, yüz kanaldan bu konu sabit. O zaman inkâr eden kâfir oluyor. Anladınız mı şimdi? Tamam. Bu da nedir? Yakın derecesine ulaşan yani şüphesiz inanç noktasında yani kesin inanılması gerekenler arasında değerlendiriliyor. İşte ne gibi dedim?

  66. 28:30

    Cennetin varlığı. Şüpheden kâfir olur. Cehennem var mı? Şüpheden kâfir olur. İslam'da melekleri tartışmaya açan kâfir olur. Cinler var mı yok mu tartışmaya açan kâfir olur. Ayetler, hadis var. Sahih ve mütevatir. Zaten ayette sahih de denmez. Onun için burada da ne var? Kesin inanılması gerekecek kerekenler arasına onu sokacak kadar delil var.

  67. 28:54

    Ne konularda var? Min sabrihi sallallahu aleyhi ve sellem. Sabrı hususunda. Ne? Ala mukasehati Kureyş. Kureyş müşriklerinden çektikleri çileler. Bu çileler ve ezel cahiliyeti. Cahiliyetin eziyetleri. Cahiliyet ehli mahsustur orada yani. Cahiliyet ehlinin eziyetleri. Mekke dönemi 13 sene ya. Ne çekmediği kaldı ki?

  68. 29:20

    Sırtına işkembeler mi konmadı? Mübarek başına mı basılmadı? Ondan sonra efendim 3 sene ablukada mı bırakılmadı? En yakınlarıyla görüşmesi engellendi. Ondan sonra bütün ona inananlar eziyet altına tutuldu. E bu cahiller neler etti yani? 13 sene bu. Hep bunlarda ne yaptı? Tehammül etti, sabretti. Ondan sonra ve musaberatihi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin

  69. 29:53

    son derece sabretmesi Eşşeda İde zorluklara, e sahbete çok çetin. Eşşeda İde Kimse dayanamaz. Ma'hum müşriklerle beraber sonra Medine dönemi münafıklar neler etti? 300 münafık Uhud'dan geri döndü, orduyu bozguna uğrattı. Efendim camiye gelirler, cemaate gelirler, yanına otururlar. Arkadan ne dedikodular, ne iftiralar, namusuna, ailesine, haşa anamıza yani

  70. 30:20

    bildiğin gibi değil yani. Bizim Karadeniz'de olsa çoktan çekip vurmuştu adamı ya. Çoktan. Ama sabır sabır sabır. Peki sen diyorsun ki Mekke döneminde zaten gücü yoktu. E Medine döneminde gücü yok muydu? Muhacir ve Ensar, toplu İslam devleti vardı ya. İki tane münafıkla mı baş edemeyecekti? Abdullah bin Übey ibn Selim, münafıkların reisini kendi adam yatağında öldü yani.

  71. 30:47

    Ölene kadar da Efendimiz tahammül etti. Yapmadığı itlik köpeklik yok. Ama bu işler öyle birden dalarak, bağırarak, çağırarak olmuyor. Ta ne zamana kadar? Yani demek istiyorum Mekke döneminde dersin ki gücü yoktu. Medine döneminde en güçlü dönemiydi. Ortalara bozguna uğratıyordu harplerde. Medine'nin içindeki iki münafık mı kestiremedi kafasını?

  72. 31:15

    Yapmaz. Sabır. Nereye kadar? Muzaffer kılana kadar. Kimi hu onu? Kim Allah o Allah? Aleyhim onlar üzerine. Yani müşriklerin neticede zafer hasıl oldu. Ne zaman? En son mevzu tabi Bedir'de oldu. Değil mi? Hayber'de oldu vs. oldu yani. Ama en netice Mekke Fethi'nde. Mekke Fethi oldu. Ve hakkeme Allah hakem tayin etti.

  73. 31:47

    Hu Efendimiz'i fihim onların arasında. Yani Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e buyurdu ki Allah-u Teala istediğin hükmü ver, istersen kılıçtan geçir. Çünkü bunlar sana etmediğini bırakmadı yani. Bu kadar Müslüman'ı şehit ettiler. Efendim insanlara eziyet ettiler. Zaten Ebu Cehil'ler kalmamıştı.

  74. 32:08

    Onlar Bedir'de gebermişti de. Ebu Süfyanlar vardı. Vs. birçok Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'le harbeden müşrikler vardı. Mekke fethedildiğinde yani. Allah da ona hakemlik verdi. Ve onlar, yani Mekke müşrikleri la yeşükküne hiç şüphe etmiyorlardı. Fistihısali şehvetihim. Evet. Köklerinin koparılacağına.

  75. 32:34

    Şehvet yani yara gibi bir şey. Sivilce yara böyle oluşunca ne yaparsan patlatırsın, dibinden sıkarsın yani. Giderirsin yani. Onlar kendilerinin, köklerinin kazanacağına da şüphe etmiyorlar. Mekke fetholdu. Ebu Süfyan evine girdi, kapandı. Hanımı Hint'le beraber. Radıyallahu anhümâ. Sonra Müslüman oldular tabii, sahabeden oldular.

  76. 32:54

    E onlara sorsan şimdi Rasulullah ne yapacak size? Yandık diyorlardı, gittik. Yani idam. Bizim ona etmediğimiz kalmadı ki. Bedir'de karşısına çıktık. Hele Handek. Böyle Handek'te Ebu Süfyan neler etti. On bin kabileden, on bin Arap kabilelerinden on bin adam topladı ya. Geldi Medine'ye kadar. Uhud'da vardı.

  77. 33:19

    Uhud'da neler etti. Hazreti Hamza'nın ölümüne sebep oldu. Yetmiş şehide sebep oldu. Hazreti Hamza'nın ciğerini çıkarttılar ya. Yediler. Yani bunlar yaşandı. Bunlara sabır kolay mı kardeşim? Ondan sonra Handek'te beş binde Yahudi katıldı, Kurayza oğulları, Nadır oğulları etti on beş bin. Medine kökten gidiyordu yani.

  78. 33:43

    On beş bin kişinin saldırısına hem de hepsi silahlı, kuvvetli falan filan. Bunlar hep Ebu Süfyan sebebiyledir. Ama sonra Müslüman oldu. Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem kabul etti. Şimdi Ebu Süfyan'a sorsaydın, Mekke fethedildiğinde bu kadar işler etmiş. Bu sana şimdi ne edecek? Deseydin. Ebu Süfyan ne der sana?

  79. 34:04

    Bittik derdi. Bizi idam edecek. Kesin. Hiç şüphe etmezlerdi Salih-i Fethi'nin o köklerinin kazınacağını yani. O yani tümden yok edilecek demek. Daha ve ibadet-i hadra-ihim. İbade helak etmek demek. Hadra kalabalık cemaat demek, topluluk demek. Ve ibadet-i hadra-ihim. Topluluklarının yok edileceğinde, yani Mekke'de bir müşrik kalmayacak.

  80. 34:38

    Kaç yüz kişi vardırsa işte neyse, yüz mü, binden fazla mıdır yani? Tabii böyle on binler, yok yani o zaman nüfus. Ama topluluğumuzun tamamı yok edilecek diye hiç şüphe etmezlerdi yani. Değil mi? Ama Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem ne yaptı? Öyle mi yaptı? Fazla bir şey yapmadı.

  81. 35:04

    Affetmekten daha fazla bir şey yapmadı daha ve safaha görmezden gelmekten başka bir şey yapmadı. Affetti, safhetti, safh. E hep Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem'in ahlakı neyi? Hulukul Kur'an, ahlakı Kur'an. Hepsini Kur'an'da bulacaksın. Mesela amcası şehit edildiğinde 70 parçaya bölündü. O zaman yemin etti 70 gavur geberteceğim diye.

  82. 35:28

    Hemen ayet geldi. Sonra ayet geldi. Bir ceza verecekseniz size yapılan kadar verebilirsin. Amcan 70 parçaya bölündü ama en nihayetinde bir kişiydi. Sen niye 70 kişi öldürüyorsun? E bu ayetlere uymaması düşünülebilir mi? O zaman hulukul Kur'an, ahlakı Kur'an olan bir nebinin Affetmeniz takvaya daha yakındır.

  83. 36:03

    Ayetini tatbik etmeyecek mi zannediyorsun? Hırsla, intikamla hareket eder mi? Haşa. Sallallahu Aleyhi Vesellem. Affetmeniz daha iyidir. Ondan sonra Affedip işi düzeltenin ecrin mükafatı Allah'a aittir. Ayetini görmedi mi? Ona nazil oldu, nasıl görmeyecek? Daha birçok ayet var affetmek hususunda. Habibi müşrikler çok iş ediyorlar sana ama

  84. 36:33

    güzelce görmezden gel, öyle bir muamele et. Neden? Hep onlar içlerinden hala Müslüman olacaklar var. İnsan kazanılması için bekletiliyor. Toptan bir savaşla hepsinin kökünün kazanılması onların kafir olarak ölmesine neden olabilir. Ama bu beklemeler ve tahammüller neticesinde insanlar iyilikleri göre göre Vay anasını, bu nasıl din ya?

  85. 37:00

    Bu nasıl peygamber ya? Biz neler ettik o ne yapıyor? Hemen Müslüman oluyor. Böylece kılıç cihadı adam kaybettiriyor, güzel ahlak cihadı, emri bil maruf cihadı adam kazandırıyor. Ve Kale sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu. Mekke fethedildi. Ondan sonra Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem geldi Kabe'nin kapısına pek savaş çıkmadı.

  86. 37:35

    Savaşsız. Yani İmam-ı Azam'a göre bir savaşla alındığı görüşü var ama diğer müşriklere göre sulh ile alındı. Çok bir ölüm mülüm olmadı o bakımdan. Tabi orada ince şeyler var. İstila, deyim farklılıkları var. Fıkha göre başka hükümler çıkıyor anladın mı? Geldi. Kabe'nin kapısında iki tane şey var ya, halka.

  87. 38:05

    Şu anda da var. O halkaları tuttu. İbn-i Sa'ad, Nesai, İbn-i Zencu'ye Bunlar muhaddis, büyük muhaddis mesela. İbn-i Sa'ad'ı belki de hiç duymadınız. İbn-i Zencu'ye diye bir şey ilk duyuyorsunuz yani. Daha sizin duymadığınız nice muhaddisler var. Onun için hemen benim görmediğim yok demeyin. Bunlar, rivayetleri var, sahih kitaplar.

  88. 38:30

    Nevfel ibni Muaviye Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e geldi. Dedi ya Rasulallah. E bu mübarek tabi onlar da Arap. Zirvede Araplarda. Affetmek en çok sana yakışır. İşi tabi yoluna koymak istiyorlar. Affetmek önecekse, başkası olsa ne yapar? Getirmeyin bunları bana ya. Yolda kesin ya. Ne getiriyorsunuz bu heriflere?

  89. 38:57

    Bunlar bana ne öğretti falan filan. Öyle bir şey yok. Burası saltanatlık değil, krallık değil. Burası nübüvvet. Peygamberlik meselesi yani. Farklı bir muamele var. Geliyor. En büyük düşmanı yanına gelip çıkıp konuşabiliyor. Bu ne demek? Şimdiki liderlerin düşmanları yanlarına girebilir mi? Dostları giremiyor.

  90. 39:22

    Düşmanları nereden girecek yani? Onun için sen affetmeye en layık olan sensin. Bizim içimizde sana düşmanlık etmeyen kim var ki? Sana eziyet etmeyen kaç kişi çıkar ki? Yani hepimiz ettik sana bir şeyler. Diyor. Biz cahiliyet dönemindeydik. Cahiliyet, müşrik, şirkindeydik. Ne yapacağımızı bilemezdik.

  91. 39:49

    Hakkı batıldan ayıramazdık. Seçemezdik. Allah seni gönderdi. Bizi hidayet etti. Konuşmasını da bilmek lazım yani. Güzel müracaat işi kolaylaştırır. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'de buyurdu ki, Ben seni affettim, tamam. Hiç seninle ilgili kalbimde bir şey kalmadı. Neler ettin ettin, sildim gitti, dedi.

  92. 40:18

    O zaman, Anam babam sana feda olsun. Ne güzel ahlak sahibisin. Mevzu bu. Ondan sonra, Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, Fethi olunca, önce Kâbe'yi tavaf etti. Senelerdir hasretti yani tabii. 10 senedir hicretti yani. Efendim, 10 senelerken 8. Mekke Fethi, 8. sene. Değil mi? Hicretin 8. senesi olabilir. 9.

  93. 40:57

    sene, Ebu Bekir Sıddık'a emir gönderdi, haç yaptırdı. Kendi gitmedi haça. Çünkü dedi ki, çıplak mutlak tavaf yapıyorlar, müşrikler hala. Bitmedi, onun için sen git bu işleri ilan et. Bir daha sene böyle şeyler olmayacak. İlanları yap, düzelt bu işleri, dedi. 10. senede veda haççı yine kendi gitti yani.

  94. 41:17

    8. senede hicretin fethi nasip oldu. Efendim, Beytullah'ı tavaf etti. 2 rekat namaz kıldı, tavaf namazı tabii. Hemen peşine 2 rekat namaz kıldı. Sonra Kâbe'ye geldi. Kâbe'nin kapısının işte şeylerinden, halkalarından tuttu. Orada Kureyş'in reisleri var. Yani tabii o zamanki dönemin ileri gelenleri var.

  95. 41:41

    Ebu Süfyanlar var, şunlar var. Ve kâle onlara dedi ki, mâ tekûlûne, ne söylüyorsunuz? Yani ne düşünüyorsunuz? ennî ben fâilûn yapacağım biküm size. Benim size ne yapacağımı şimdi düşünüyorsunuz, dedi. Ya sorma bile lüzum yok yani. Herkes der ki bizi keseceğini düşünüyoruz yani. Çünkü biz çok ettik sana.

  96. 42:06

    Kâlû Kureyş. Kureyş az mıdır, Kureyş kabilesi tabii ki. Yok, içinde cevher var tabii. Dediler ki, hayra. Bize çok iyilik yapacağını düşünüyoruz. Nasıl işi bağlayıyorlar görüyor musun? Dediler, ehûn kerîm ve ebn-i ehîn kerîm. Sen ehûn bir kardeşsin. Kerîmun. Çok kerem sahibi. İyilik sahibi bir kardeşsin.

  97. 42:39

    Yani akraba mısın? Kardeşimsin. Ve ebn-i ehîn bir kardeşimizin oğlusun ki kerîm. Çok kıymetli kardeşimizin oğlusun. Yani baban Abdullah. Onun babası Abdülmuttalip. Bütün sülalelerimiz, yani senin atalarını cömert, efendim iyilik sahibi olarak bilirler. Yani senin soyun hep keremli, cömert, affedici bir aileden geliyorsun.

  98. 43:11

    Yani keremli kardeşsin, keremli kardeşlerin oğlusun. Yani ne demek istediler? Senin geçmişinden de gelen bir affedicilik sülalende var yani. Sana da bu yakışır. Melek, melik de fesbah. Madem melik oldun yani bizi sahiplendin artık, hükümdar oldun bize, müsamahalı davran dediler. o zaman Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki, fekâle, o zaman ekûlü ben diyorum size,

  99. 43:45

    kemâkâle dediği gibi kim ehî? Kardeşim Yusuf. Kardeşim Yusuf'un dediğini diyorum size. Yusuf aleyhisselam'ı ne yaptılar? Kuyuya attılar. Hem de kim? Kardeşleri. On kardeş toplandılar, kuyunun dibine salladılar. Sonra da çıkarttılar, köle diye de sattılar. Yusuf aleyhisselam neler çekti? Ne çileler çekti?

  100. 44:13

    Ondan sonra da hükümdar oldu. Mısır'a maliye bakanı oldu. Ondan sonra da bunlar onun eline düştüler. Bu da Kur'an-ı Kerim duaları. Birinci cilli çıkıyor baskıda. Salı falan piyasaya çıkar. Bu önümüzdeki salı çarşamba piyasaya çıkar. 650 sayfa. Böyle bir kitap daha yazmadım yani. Çünkü neden? Hem dualar var hem de kıssalar var.

  101. 44:41

    Mesela Yusuf aleyhisselam'ın bir duası geldiği zaman Kur'an-ı Kerim'deki 2-3 sayfayı birden izah ediyoruz. Bu sefer ne oluyor? Aynı zamanda tefsir oluyor, aynı zamanda siyer oluyor, aynı zamanda kıssa oluyor. Öyle kıssa var. yani birkaç duası var çünkü Kur'an'da, o duaların şerhlerinde geçiyor. Mesela peki 15-20 sayfa, sırf Hüsnü Aleyhisselâm'ın şeyi geçiyor, 15-20 sayfa.

  102. 45:05

    Yani öyle tatlı tatlı okursunuz ki, bayılırsınız yani. Neler olmuş, neler olmuş. Ehsenel Kasas diyor Kur'an, kıssaların en güzeli, Hüsnü Aleyhisselâm'ın kıssasıdır. Dünya kurulduğundan beri, âyetle sabittir. Onun için okuyun. Hemen çıkar çıkmaz alın, bakın. Boş vaktiniz var lan, ne boş vaktiniz var?

  103. 45:25

    Maç seyretmeye, kaç seyretmeye, bilmem, diziler, filmler, tiyatrolar. Nerede buluyorsunuz bu kadar boş vakti? Yazıklar, yazık size ya. Yazıklar olsun desem kızarsınız bana da. Yazık size diyeyim bari, acıyorum size yani. Acıyorum. Çünkü, bu kadar âyet, hadis, bir şey daha duymadan öleceksiniz ya. Bu kadar ilimlerden nasipsiz ölünürse ne kadar yazık olur.

  104. 45:51

    Bir daha dünya kurulmayacak, bir daha geri gelmek yok. Bir daha ahirete gitmek var, orada ilim yok. İlim burada. Mutlaka okuyun. Kur'ân-ı Kerim dualarının o birinci cildi. Hadi 50 sayfa falan firist, belki 70 sayfayı geç, yani 600 sayfa, hemen hemen sırf ilim var. Mutlaka okuyun. Hem de orada tabii sizin dünya ahiret sıkıntılarınız için, kısırlıktan tut,

  105. 46:17

    çocuğu olmayanların duası, Zekeriya Hüsnü Aleyhisselâm'ın duası. Çocuğu olmayan mesela. Fakir olanın duası, işte cenginlik duası, işte Süleyman Aleyhisselâm'ın duası. Hepsi Kur'ân'da değil mi? İmanlı ölmek istiyorsun, Yusuf Aleyhisselâm'ın duası. Salihlerde olmak istiyorsun, Yusuf Aleyhisselâm'ın duası.

  106. 46:37

    Hac yaptın, ümre yaptın, namaz kıldın, kabul olmasını istiyorsun, İbrahim İsmail Aleyhisselâm'ın duası. Anladın? Diğer Müslümanların affı için dua edeceksin, meleklerin duası. Hepsi Kur'ân'da var. Onun için hepsi o birinci ciltteki kısmıyla. Rahat Suresi'ne kadar. Kur'ân-ı Kerim'de. Daha yarısı olmamış Kur'ân'ın.

  107. 47:01

    Ama ikinci ciltte Kur'ân-ı Kerim'in tümü bitecek. Hazır, ikinci ciltte hazır, birkaç ay çıkar. Fakat bu insanlar iki cilt bir arada zor alıyor yani bütçeleri. Çünkü işte 20 lira, 25 lira alabiliyor. İkisi birden 50 lira desen, millet zor 50 lira bir anda versin. Yani onun için kolaylık olsun yani 20 lira, 25 lira.

  108. 47:23

    650 sayfa kitap, birinci hamur, şamoğa, kağıt. Neredeyse kime çıksan 25 lira. Yani biz ucuz şey diyoruz, diyoruz arkadaşlara pahalı, yapmayalım yani. Fakir fukara var, cemaat alamaz yani. Onun için işte masraflar çıkacak kadar yani, masraflar çıkacak kadar. Öyle yapıyoruz yani, yoksa onu başkaları roman yazıyor, 650 sayfa 50 lira.

  109. 47:49

    Dışarıdaki piyasaya bakın, hem de saman kağıt. Romanlar, bilmem neler çoğu saman kağıt. Yine de 40 lira, 50 lira yani. 650 sayfa da değil çoğu. Onun için de insanlarda yani insanların iyiliğini düşünmek yok. İnsanlar para için iş yaptığından tabii onlara aklım ermez. Biz Allah için iş yaptığımızdan tabii dengelik gideceğiz.

  110. 48:11

    Onun için birinci cilt çıkar, birkaç ay sonra öbürü çıkar inşallah. Daha dolu işlerim var, bana dua edersin. İman-ı İslam bilimhanenin ikinci cilti. Yazıldı, hazır. Tahsilleri bekliyor, o var. Değil mi? Hapishane mektuplar duruyor. Onlar hazır. Hepsi yazlık ettik, tahsil de yaptık. Kolay değil işte, bir firist yapayım desen kaç ayda yapıyorum çünkü ince yapıyorum işçiliğimi.

  111. 48:37

    İnşallah önümüzdeki aylarda, senede baya bir ciltler çıkacak inşallah. Daha dolu işim var, ne yapayım? Vaktim yok. Beni böyle meşgul edenlere onun için çok beddua ediyorum. Fuzuli işlerle meşgul edenlere. Bu marifetçiler iki haftamızı aldılar yani. Toplantı, moplantı, gelen, giden, hacı, hoca hepsini birbirine kattı karıştırdılar.

  112. 49:01

    Onun için bunlara hakkımı helal etmiyorum yani. Niye bizi meşgul ediyorsunuz? Biz ilimle uğraşacağız, insanlar ayet-i hadis okuyoruz seninle. Ne uğraştırıyorsunuz beni yani? Hadislerin aleyhine konuşarak nereye varacaksınız yani? Tövbe estağfirullah. Aklımıza gelmeyenler başımıza geldi.

  113. 49:20

    Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şimdi buyuruyor, Yusuf kardeşimin dediği gibi diyeceğim size. Ne zaman? Şimdi kardeşleri uzun süredir, 40 sene bazı ifadeler 80 sene. O zamanlar ömürler uzundu, 140 yaşıyorlar, 150 yani 140 falan çok normal. Belki de 140'da ölene genç öldü de diyebilirler. Ondan sonra benim arada 40 sene, 80 sene geçmiş Kenanili

  114. 49:43

    Kudüs bölgesinde Kenanili derler. Kenanili'nde kuraklık oldu. İşte dediler Mısır'da bir padişah varmış, duyuyorlar. Kudüs'ten Mısır'a da bayağı da yol var. İşte gidelim oraya, o biraz şey veriyormuş. Onlar takıl alıyorlar yani buğday, muğday, erpa, tevelerle götürüyorlar. Epey bir zaman yetiyor onlara yani azıcık.

  115. 50:05

    Ekmek yapılacak, ekmek buyuruyor. Yani zahiri alacaklar, azık almaya gideceğiz falan. Sonra gidiyorlar, 10 kişilik veriyor onlara. Sonra işte bin Yamin aleyhisselam, yani Yusuf aleyhisselamın anadan, ana baba bir kardeşi. Öbürü 10 tanesi baba bir, ana ayrı. Onu da getirin de diyor ölçeğiniz fazla olsun, hakkınız fazla olsun.

  116. 50:27

    Halbuki o kendi kardeşini yanına çekmek için onu istiyor. İşte o uzun kıssalar var, orada okursunuz. En nihayetinde bunlar geliyorlar, bin Yamin'i alıkoyuyor yanında. Alıkoyunca bunlar geri dönüyorlar. Babaları şimdi de bin Yamin'i mi kaybettiniz, çok sinirleniyor. Yakup aleyhisselam, bunlar tekrar dönüyorlar.

  117. 50:49

    Yakup aleyhisselam bir mektup yazıyor. İşte bin Yamin hırsızlık yaptı diye bir fitne çıkınca. O da hile, yani hile-i şerie. Yusuf aleyhisselam onu yanında alıkoymak için bir şey çevirdi yani. Kur'an-ı Kerim'de zikrediliyor bu tabii. Ondan sonra kardeşini yanında tutma hakkı var, o hakkını kullanıyor ama bir bahane çıkarıyor ortaya.

  118. 51:13

    Ondan sonra Yakup aleyhisselam da bilmiyor ki o Mısır'daki aziz padişah oğludur. O bilmiyor, ona bir mektup yazıyor. Biz ehli beytiz, babam peygamber, dedem peygamber. Biz ne çalarız, ne çaldırırız. İşte sen benim bu oğlumu da yanında koyarsan sana bir beddua derim. Falan filan yazıyor halbuki oğlu Yusuf aleyhisselama yazıyor mektubu çok.

  119. 51:37

    Onlar okursunuz yani kitapta çok, detay var yani. Yusuf aleyhisselam da artık dayandı dayandı demiyor ki ben sizin kardeşinizim yani. Ama bir iki sene sabret de öyle gidiyorlar geliyorlar falan filan. Kolay bir şey değil ki biz olsak hemen tak mevzuyu patlatırız yani. Zaten 80 senedir mevzu sabrediyorsun.

  120. 51:57

    40 sene, 80 sene sabredip de fırsat gelmişken biz bunu nasıl değerlendirmeyiz yani. Biz böyle bir adamız. Ama o sabrediyor fakat sonunda bakıyor babasının mektubu geliyor. Babacığım yani diyor bana çok sinirlenmiş bir de beddua edecek. Halbuki ben onları toplamaya kurtarmaya çalışıyorum aileyi. Artık dayanamıyor ağlıyor yani.

  121. 52:19

    Ağlayınca mektupta onlar anlıyorlar. Bu niye ağlıyor babamızın mektubuna bu kadar niye etkilenmiyor? Daha da çok sinirlenmesi lazım yani. Çünkü diyor ona sana bir beddua derim 7 nesline kadar gider falan. O da diyor ya diyor siz diyor cahil zamanınızda diyor gençken falan Yusuf'a bir şeyler yaptığınızı hiç hatırlıyor musunuz diyor.

  122. 52:44

    Bünyamin'i de yanına oturtmuş. Onu yanında bıraktı ya onlar bir daha gitti bir daha geldi. Bünyamin esir düştü diye üzülüyorlar. Diyor Yusuf'a ve kardeşine diyor yani Bünyamin'i de katıyor. Ona da çünkü çok zarar ettiler. Diyor Yusuf'a ve kardeşine bir işler yaptınız ama orada yine mazeretlerini onlara telkin için.

  123. 53:05

    Siz o zaman cahildiniz diyor. Yani hani sanki kasıtlı yapmadınız dercesine. Halbuki Bünyamin'i kasıtlı yaptılar yani. Siz cahil iken diyor bir şeyler yaptınız hatırladın mı? Halu bunlar 10 tane hepsi akıllı insanlar. Diyorlar enlik elente Yusuf senin ne haberin var o işten ya? 80 sene olmuş. Sen ne tanıyorsun Yusuf kim?

  124. 53:28

    Yoksa sen Yusuf olmayasın diyorlar. Kale diyor ki ne Yusuf'u dayanamıyorum patlattı orada işte. Ben Yusuf'um diyor. İşte bu da kardeşim. Allah bize lütfetti iyilik etti bizi birleştirdi. Kim haramlardan sakınırsa kim sabrederse. Siz bize yanlış yaptınız kuyuya attınız köle sattınız. Ama biz yapmadık kimseye bir yanlış diyor.

  125. 53:56

    Haramdan sakındık sabrettik. Küzel amel işleyenlerin ecrini Allah zayi etmez. 80 sene sonra da olsa çıkarır onu diyor. Ondan sonra işte onlar diyorlar ki biz ettik sen etme. Biz hakikaten cahil idik. Ondan sonra efendim. Allah'a yemin olsun ki Allah seni bize tercih etmiş. Biz çok kıskandık seni ama sen üstünmüşsün.

  126. 54:28

    Biz artık bunu teslim ettik. Biz çok hata ettik falan. Ha Yusuf kardeşim ne dediyse diyor. Ben de size onu diyeceğim. Kabe'nin kapısında toplanan Kureyş liderlerine. Fetih günü. La tesribe. Cezalandırmak bir yana, ayıplama bile yok. Kınama bile yok. Tekdir bile yok. Aleyküm sizin üzerinize, el yeğüm.

  127. 55:01

    Bugün sizi ayıplamıyorum bile. Hadi ceza vermezsin, idam etmezsin, kısas etmezsin, darp etmezsin. Ama şunu demez misin? Ulan neler ettiniz be! Ne bozuk adamdınız be! Ya bu, bu, bu çok normal yani. Bu kadar da denmez mi yani? Denmesen, denmesen millet der ki bu ayıp oldu yani. Bu kadar da denmeliydi.

  128. 55:24

    Herkes en ahlaklı adam bile bu kadar da denmeliydi der yani. Şu andaki ahlak seviyesinde. Ama ne dedi Yusuf aleyhisselam? Ayıplama bile yapmıyorum. Niye böyle yaptınız bile sormuyorum. Yağfirullahüleküm. Allah affetsin sizi. Ve ve arhamurrahimin. Acı yanların en merhametlisi ancak odur. Ben de diyor, kardeşim Yusuf'un dediği gibi diyeceğim size.

  129. 55:48

    Diyorum size. Bunlar hala bekliyorlar. Neticede ne çıkacak? İzhebu. Hadi gidin evlerinize. Mekkefe dediği gibi siz de serbestsiniz. Fentü muttuleka. Siz serbestlersiniz yani. Hani esir durumuna düşecektiniz en azından. En azından esir olacakken hiç esir mesir olmadan direkt serbestlersiniz. Et tuleka min kuraş vel uteka min sekif.

  130. 56:21

    Huneyn Muharebesinde de sekif kabilesi oldu. Onları da azat etti. Onlara uteka deniyor azatlılar. Azatlı ne zaman oluyor? Azatlı esir oluyor. Ondan sonra azat olunca buna uteka deniyor. Müfredi, tekili, atik. Eğer ki hiç köle etmeden serbest ederse buna tuleka deniyor. Serbestsiniz. Bunun müfredi talik.

  131. 56:48

    Anladın mı? Hadi gidin siz serbestsiniz buyuruyor. Sallallahu teala aleyhi ve sellem ve böylece onlar da seviniyorlar. Diyorlar ki senin kadar efendim keremli, affedici, safhedici, görmezden gelen bir insan, bir cömert insan daha görmedik diyorlar. Bir çoğu Müslüman oluyor. Direkt. Bak kazandı değil mi?

  132. 57:21

    Şimdi yok esir et sevgili bile. Sürün şunları, çekin bunları. Götürün, kapatın kapılarını. Bu kadar kolay Müslüman olmayabilirler. Bazı kere insan inat ediyor, ölümüne gavur gidiyor yani. Çünkü insanda bir enaniyet, bir nefis, bir gurur, bir kibir olduğu için hele ki Kureyş'te çok olur bu. Yani adam Ebu Cehil son dakikaya kadar yani geberirken bile

  133. 57:45

    Kütahya Muhammed'e söyle dedi. İbni Mesud Adıyallâh'ın üstüne çıktığı zaman şimdiye kadar dövülmedi, şimdi adam oldu dedi. Yani şimdi keseceksin kafamı biliyorum, şu kan kaybından falan kalkamıyor artık. Ama kibri bırakmadı yani. İbni Mesud da zayıf, naif, bacakları incecik, dal gibi yani belki 40 kilo, 50 kilo belki de gelmez yani.

  134. 58:08

    Ebu Cehil şey gibi, dev gibi. Atladı Ebu Cehil'in üstüne, baktı. Önce kılıcı ile biraz dürttü böyle. kılıcıyla biraz dürttü böyle, keser gibi kenarından döner gibi. Baktı ki kıpırdaşabiliyorum. Baktı ki neresinden kılıç soksan hır hır hır kan gidiyor, keberecek. O zaman dedi bu da kalkıp bana bir şey yapamaz.

  135. 58:26

    Yoksa yani Ebu Cehil'i bir tokat vurmuştu, kulağını kopartmıştı Mekke döneminde. İbni Mesud'un. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e vurdu. Bir kulağı, bir kelle. İbni Mesud ağlayarak geldi. Ne oldu dedi? Rahman Suresi'ne hazır oldu. Kim okuyacak Kureyş müşriklerinin arasında? Bu kadar kuvvetliler var kimse kalkmadı.

  136. 58:44

    İbni Mesud dedi ben okurum ya Resulallah. Ya dedi en zayıf sensin otur aşağı. Kuvvetliler kalksın. Üç kere teklif etti kimse kalkamadı. İbni Mesud dedi ben okurum. Gitti ya Rahman-ı Alem el-Kur'an. Başladı okuma. Bir sünirlendi. Febeyyâ lâ rabbikumâ tükezzîbân. Tekrar tekrar da gelince ne konuşuyorsun senle?

  137. 59:02

    Kalktı bir tokat çaktı. Kulağını koparttı. Yani bir tokatla kulak kopuyor ya. Şimdiki ameliyatla zor burayı kesersin yani. Kulak koparılır mı kolay? Geldi dedi ya Resulallah. Ağlıyor. Niye ağlıyorsun İbni Mesud? Dedi böyle yaptı bana. Dedi ki bir kulağı bir kelle Allah vaad etti sana. Sonra Bedir günü oldu.

  138. 59:21

    Herkes yere serildi. Müşrikler Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu. İbni Mesud Allah'ın sana bir sözü var ya bir ara bakalım durum nedir? Kelle verecek sana. Bir de gitti baktı Ebu Cehil. İşte öyle. Biraz ucunu dokundurdu. Baktı ki kıpırdaşamıyor. Atladı üstüne çıktı. Göğsüne. Ebu Cehil ne dedi?

  139. 59:40

    Konuşabiliyor. Çok yüksek bir yere çıktın dedi. Herkes gavurluğunu bırakmaz yani. Ondan sonra. Kur'an, dedi Yevm-i Mesud dedi, bu Bedir'den, yani Bedir Harbi'nde söyledi. Ya ne oldu bize dedi ya, biz sizden üç kat fazlayız, yenilmemiz mümkün değil. Peki dedi bu adamın dedi kafası uçuyor, vuran görülmüyor, bu ne içti dedi ya.

  140. 1:00:07

    Yani vuran yok, adam kelle gitti. E dedi ki tilkel melaike sen, sana inanmadığın işler var ya dedi melekler, bu melekler bitirdi işinizi. Yani melekler yapıyordu onu. E desene ki dedi, bizi siz yenmediniz, melekler yendi. O zaman dedi melekler olağanüstü güçler olduğuna göre şimdi rahat ölebilirim dedi.

  141. 1:00:29

    Yani siz yenseydiniz sinirimden dayanamıyordum dedi. Melekler yendiyse meleklere ne yapalım, zaten göremiyoruz onları nasıl yenecektik dedi. Anladın mı? Kibri görüyor musun? O Muhammed dede söyle dedi, o sahibine, arkadaşına dedi. Şimdiye kadar düşmanım mıydı, şimdi daha beter düşmanım oldum. Adam böyle gitti.

  142. 1:00:48

    Liküllü ümmetin firavunu ve firavun ümmeti Ebu Cehil'dir. Her ümmetin firavunu var, benim ümmetimin firavunu Ebu Cehil'dir. Firavun-i Yeşed min firavun-i Musa. Benim firavunum Musa'nın firavunundan da beterdir. Onun için bazısına güzel ahlak falan kurtarmaz yani. Ama şimdi bu Mekke Fethi'ndeki hadisede ne oldu?

  143. 1:01:09

    Ebu Cehil kadar katı olmayan, inatçı olmayan müşriklerin hemen hemen tümü güzel ahlakı görünce inadı bıraktılar ve Müslüman oldular. Burada kazanan yine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem oldu. Çünkü o ümmetinin cehenneme gitmesini istemez. Kafirlerin de Müslüman olmasını ister. Bir kişinin cehenneme gitmesini istemez.

  144. 1:01:31

    Niye kafir olsun ölsün? İslam'ın, Ehl-i Sünnet'in görüşü budur, anlayışı budur, şuuru budur. Bu bilinçle insanlara yaklaşır, hareket eder. Kesmekle, asmakla, IŞİD kafasıyla, bombalamalarla, insanları öldürerek. Adamıza diyor ki zaten adam kafirse, kafir ölmesine sebebiyet veriyorsun. Zaten adam Müslümansa, Ehl-i Sünnetse o zaman Müslüman'ın kanına giriyorsun.

  145. 1:01:58

    Her türlü zarardasın yani, haramdasın yani. Ama adamlar da dün yok, iman yok. Hariciler böyle, Vehhabi kafası böyle. Ondan sonra. Bir insan, Eşiileri görüyorsun, ne kadar mezhepçilik yapıyorlar. Haçlı Şabi'nin videosunu Kıyamder paylaşacaktı yani. Oradan da takip edin, paylaşmak üzeredirler. Millette Facebooklar, internetlerde dolaşıyormuşlar.

  146. 1:02:24

    Adamı çıkarttı ciğerini yedi ya. Bu adama sorsan Müslümanım diyor. Gidiyor Ehl-i Sünnet İmamı'nın ciğerini, çıkarttılar ciğerini. Adam attı ağzına ya, videoda var. Bu nedir bu kin nefret? İnsan, biz bunu, harpte bir Yahudi'ye yapılmaz. Harpte, harpte. Normal vatandaş Zimmi'ye zaten yapılmaz. Harpte Yunan işgal etse burayı, yani Yunan işgalinde, işgalcilerle,

  147. 1:02:49

    savaşırken bile bir adamın, Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem'in, ciğerini çıkartmayın, ayağını elini kesmeyin, uzvunu kesmeyin. Anladın mı? Harpte düşman gelmiş sana, vatanını çıkartacak, karına kızına tecavüz etme. Bu adama bile etkisiz hale getirilir. Tabi ki ayrı dava. Ama ne yapmayın, böyle şeyler yapmayın.

  148. 1:03:12

    Ciğerini çıkartma işte. Adam Müslüman Müslümanım diyor, geliyor orada ciğerini çıkartıyor, bir de ağzına attı ya. Onun için, yani, bunlar İslam ahlaki değil. Bu Şianın mezhepçiliği, Müslümanlıkla bağdaşmıyor yani. Hiçbir ayette, hadiste yok böyle bir şey. Ne biçim kim ve nefret, Müslümanı gavurdan da beter görüyor.

  149. 1:03:36

    Onun için biz böyle olmayacağız. Biz böyle yapmayız. Eğli sünnet bir yerde hakim olsa, orada Şii millet unsurlar bulunsa, bunlara savaş açılmaz ki. Dükkanı elinden alınmaz, evi alınmaz, velev ki Ermeni. Ya bir adamı Müslüman aldın şimdilik, orada bir Ermeni var. Sen buna dokunabilir misin yani? Dükkanı var, malı var, çoluğu var, çocuğu var, Yahudi.

  150. 1:04:01

    Dokunamazsın sen. Burada adam sana silah mı çekti? Harpte misin? Yok. Tamam, burası fethedildi. Fethedildikten sonra onların da statüleri var, muameleleri var. İnsanca yaşama hakları var. Mallarının, canlarının korunmuşluğu var. Fatih Sultan İstanbul'a girdiğinde ne yaptı yani? Adamdan kiliseleri bile kaldı.

  151. 1:04:22

    Kimin malına el kondu, kimin karısına el kondu yani? Ecdadımızın, işte onlar, İslam ahlakı, Resulullah S.A.V.'in Mekke Fethi'nde yaptığı muamele ve insanları daha çok Müslüman edecek tavır ve yaklaşım. Kur'an ahlakı, İslam ahlakı. Ecdadımız bunu yaşattı. Ama şimdi çıktı, Vahabi, Şii, Bilmem ne, Işid.

  152. 1:04:48

    Bunların hepsi Müslümanım diyor. Ama Müslümanlıkla hiç alakası olmayan işler yapıyorlar. Halbuki ehl-i sünnet Müslümanlar asla ve kat'a işkence yapmazlar, uzvu kesmezler, kadınlara dokunmazlar, çocuklara dokunmazlar, yaşlılara dokunmazlar. Hatta Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem rahiplere dokunmayın diyor.

  153. 1:05:07

    Kilisede papazlara dokunmayın sakın. Öldürmeyin diyor. Ancak harp desenle savaşan olursa burada artık nefsi müdafaya bir şekilde giriyor. Harptir yani. Ama orada da harp usulü var. Yakamazsın, ateşe atamazsın. Ne yapmış şimdi bu Haçlı, Şabii, Şiileri? Adamı idam ediyorsun etmiş Müslüman ehl-i sünnet diye.

  154. 1:05:30

    Sırf ehl-i sünnet diye yani. E idam ediyor yetmiyor. Bir de yakıyor. Bir de yakarken etlerini döner gibi kesiyor yanarken. Bu nedir canavarlık ya? Bütün videolar, bütün internetlerde var Arap kanallarında. Şimdi Türklerde de yayılıyormuş. Bu nedir arkadaş? Sen hangi peygamberin ümmetisin ya? Hangi kitaba bağlısın sen ya?

  155. 1:05:53

    Ne kitapsız adamsınız siz ya? Öyle bir şey var mı ya? Bizim Müslümanlar, bizim Osmanlı ecdadımız bunu çetelere yani milleti kesip doğrayan Erzurum'da, Kars'ta toplu mezarlara, çoluk çocuk demeden gömen Ermeni çetelerine yapmadı ya. En nihayetinde en fazla ne yaptı? Tehcir yaptı. Tehcir nedir? Sürgün.

  156. 1:06:17

    Yani dedi seniz rahat durmuyorsunuz. Milleti kesiyor, doğuruyor. 50-100 kişi birden bir mezardan çıkıyor. Çoluk çocuk kadınlar tecavüz ediyor. Bu çeteleri yataklık yapan köylerin adamlarına bile hadi sürgün olun bari dedi yani. Topraklarımızı karıştırdınız, milletimizi kesiyorsunuz. En nihayet sürgün yaptı.

  157. 1:06:40

    Şimdi de bunu soykırıma çeviriyorlar. Ulan sürgün ne zaman soykırım oldu? Ne alakası var yani tehcirin? Ama işte bu Osmanlı'nın bu muamelesi nereden geliyor? Müslüman olduğundan, ehl-i sünnet olduğundan, Resulullah S.A.V.'in yaptığı muameleyi yaptığından. Düşmanın da olsa kes, doğra, biç yok. Onun için bu güzel ahlak bize örnek olmalı.

  158. 1:07:05

    Devlete, hükümete örnek olmalı. Askere, polise örnek olmalı. Şu FETÖ'cüleri görmüyor musunuz ya? Şu darbede ne yaptıklarını görmüyor musunuz ya? İnsan, Ermeni-Rum işgal etmeye gelse, normal vatandaş, normal Ermeni-Rum'dan bahsetmiyorum, hep yanlış anlıyorsunuz ya. Ben durup dururken Rum-Ermeni'yi düşman ilan etmiyorum ya.

  159. 1:07:25

    İşgal etmeye gelen diyorum. Bak lafları anlamıyor ya adam. Vatanını işgale gelmiş yani. Bundan ötesi var mı? Seferberlik ilan edeceksin. Mecbur savaş var. Adam işgal etmeye gelmiş. Ermeni-Rum bunu yapmaz. Harpte. Ne yaptılar? Milletin üzerine mermi yağdırdılar. Tankla kadının üzerinden geçtiler. Tankla.

  160. 1:07:50

    Bu adam Müslüman Türk'üm diyor. Yavrun yapmadığını yapıyor. FETÖ'nün dölleri Ermeni döllerinden beter yani. Hangi İslam ya? Bir de bunlar hoşgörü diyorlardı. Dinlerarası Diyalog Safsatası'nın yanında bir de hoşgörü lafı çıkartmıştılar. Biz de o zaman diyorduk bunlardaki hoşgörü papazlara, hahamlara, bunlarda Müslümana hoşgörü yok diyorduk.

  161. 1:08:17

    Çünkü bizi kalkıp hapse atıyorlardı. Kumpas kuruyorlardı. Müslümana hiç acımıyorlardı. Gavura acırlardı, Müslümana acımazlardı. Zaten bize yaptıklarından meydandaydı. Ama bu adamlar hoşgörü diyen adamların ne kadar hoşgörüsüz oldukları, insanları ezip çiğneyerek, bile bile, kasten öldürün bunları diyerekten bazı askerler tabii gayri ihtiyarı anlamadılar falan filan ama

  162. 1:08:45

    komuta kadrosu hepsi bilerek ve kasten yaptı. Ondan sonra biz Müslümanız, hoşgörülüyüz. İslam'ı dünyaya biz tanıtacağız. İslam'ın gülen yüzü biz olacağız. Nasıl İslam'ı efendim ne alakanız var İslam'dan da? Millet dedi İslam buysa biz bundan uzağız dedi Allah muhafaza. Çünkü nasıl Müslüman oluyoruz?

  163. 1:09:08

    Bir de namaz kılıyorlar, bir de karılarını kapatmışlar. Bir de zikir yapıyorlar, cevşen okuyorlar, bilmem ne okuyorlar. Yahu namussuz adamlar sizin İslam'la ne alakanız var? Resulullah Sallallahu Aleyhi Vessellem kendi eziyet eden müşrikleri bile özgür serbest bıraktı. Sen kalktın insanları ezdin, geçtin, bombaladın yahu.

  164. 1:09:27

    Müslüman insanları, vatandaşları, silah çekmeyenleri ellerinde taş bile yok ellerinde bayrak olanlara yaptın yahu. Allah şerlerinden muhafaza etsin de bir an evvel kurban olduğum bütün gizlilerini deşifre eylesin. Mazlum olarak içeride bulunan yani onların ihbarlarıyla yanlış bilgileriyle zarar gören kardeşlerimiz de hapislerden halas eylesin, vazifelerine iade eylesin.

  165. 1:09:54

    Ama hakiki fetöcüleri de Allah'ım yapılandan da bin beter eylesin ve gizlilerinde izhar eylesin. Ve İslâm'ın güzel ahlakını yaşamayı yaşatmayı örnek olarak açıklamayı ve insanları güzel huylarımızla, nasihatlerimizle, vaazlarımızla dine döndürmeyi bize nasip eylesin. Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in ahlakıyla mütehallik eylesin. Amin.