00:30 / 51:39

  1. 00:00

    Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin ve sallallahu teala ala seyyidil murselin, Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecma'in. Bizleri tekrar hastanelerden sonra şifa-i şerif dersinde cemeden Allah'ımıza sonsuz hamdü senalar olsun.

  2. 00:30

    Ben size ölünceye kadar hizmet edeceğime Allah'ıma söz verdim. Tabi çok olaylar atlattım. Kalpten gittim. Kalbim elhamdülillah iyi çıktı, bir şey çıkmadı. Fakat şu arada kasıktan girdikleri için sağ ayağımda şekerden dolayı zaten nöropatim var. Ve 45 sene oldu benim şeker hastalığımda. Hem de tip 1 olduğu için damarlarımda hissizlik var.

  3. 01:11

    Zaten dizden aşağısı çok sıcağı soğuğu hissetmiyor. Dolayısıyla o tıkanıklık nedeniyle bu sefer ana damar tıkanmış falan, tam Cuma'ya çıkacağım saat işte 10'da falan çıktım anjiyodan, dedim öğlene kadar toparlanırım, Cuma'ya inerim. Fakat ne mümkün o acıyı vasfetmek. Üç taraftan kramplar girdi. Nasıl ağrı, nasıl ağrı, daha böyle bir ağrı yok.

  4. 01:55

    Çok ağrı çektim ben ayakta. Çok ağrı çektim ben hayatımda. Ağrıya da ağrı demem kolay yani ve o ağrılardan duramadım. Ayağımı böyle koyuyorum, olmuyor böyle çünkü anahtar tıkanmış mer. Tizden altı çalışmıyor. Parmaklar oynatamıyorum. Bir abdese çıkayım dedim. Arkadaşlar tutuyorlar sağımdan, solumdan.

  5. 02:14

    Tizimden aşağısı küt böyle şey oluyor. Küt hiç yürümüyor. Eyvah dedim felç oldum. Ya Rabbel Alemin ağrı bir yandan ağrı bir yandan dedim ya Rab. Bir yandan gözüm ağrıyordu dedim bu ayağımın ağrısı neymiş dedim bu ayağımın ağrısı. Geçirirsen dedim gözümün ağrısı. Gözümün ağrısına ağrı demeyeceğim. İçimden geçirdim yani.

  6. 02:39

    Yahu ne konuşuyorsun yahu ne konuşuyorsun sen Allah'ın ağrısına dayanabilir misin yahu. Ondan sonra böyle bir şeyler. İşte 4 saat o ağrıyı çektim ama dayanılacak bir şey değil. Kan gitmiyormuş meğer. E diyorlar narkozun etkisi azalacak. Narkozun etkisi ne? Yahu 4 saat narkozun etkisinden hiçbir kıpırdaşma yok ağrı hiç durmuyor narkozun etkisinden böyle.

  7. 03:06

    Ağrı olur mu ya? Meğer artar da dayanmış sonra. İkiden sonra bir de anjiyoyu aldılar. Tabi sağ kasık berbat olmuş. Sol kasıktan girdiler. Bu sefer orayı şey ettiler. Oradan sağa geçtiler. Oradan balon yaptılar. İşte balon stent, ya stent takıyorsun, balon olmazsa stent takıyorsun. Neyse balonla orayı açmışlar.

  8. 03:31

    Ondan sonra aynı gün 2 kere narkoz. Ondan sonra sersem oldum zaten kalktım. Baktım parmaklarım çalışıyor. Elhamdülillah. Ondan sonra işte ikindiyi kılıyorum. Narkozun etkisinden artık son vakte yaklaşmış. Kerata girmeden kılayım dedim ama ima ile kılacağım. Uyuyorum. Fatiha kurdum okumadım. Bir daha yürüyorum, bir daha uyuyorum, bir daha uyuyorum.

  9. 03:58

    Allah kabul etsin, iade edeceğim yani. Ondan sonra neyse ayağım hissetmeye başladı falan o ağrıdan sonra. Bu sefer gözümün ağrısını hissetmeye başladım. Gözüm nasıl ağrıyor? Neyse doktorlar geldi falan. Tansiyon 55'e çıkmış. Göz tansiyonu böyle 55-60'lara çıkıyor. 55'e çıkmış. Nasıl ağrıyor? Yahu dedim Ahmet sen ne konuşuyorsun ayağımın ağrısı geçerse gözüm ağrı demişim.

  10. 04:29

    Ya Rabbel Alemin. Efendi Hazretleri buyurdu ki bir yerin ağrısı geçerse gözüm ağrı demişim. Bir yerin ağrıdığı vakitte dayanamıyorsun, dişin ağrısına dayanamıyorsun, başın ağrısına dayanamıyorsun, başın bizi göz ağrısına dayanamıyorsun. Laü cehal, laü cehalani diye kitapta görmüştüm. Göz ağrısından başka ağrı yoktur.

  11. 04:44

    Yani vardır da en büyüğü o durma ağrısına gelir. Hiç anlamamıştım göz ağrısı bilmezdim ya. Zaten gözüm görmüyor etmiyor, tamam arkası bozuk, önü bozuk. Ve lakin bu nasıl bir tansiyon yükselmeleri ağrıları diye bunu söylemişlerdi böyle olacak. Allah muhafaza. Ara ara vuruyor işte o da. Ondan sonra dedim ya Rabbi.

  12. 05:08

    Ben ağrılığa dayanamıyorum, ben zayıf kulumum. Kurban olurum sana Allah'ım. Ne olur Allah'ım. Bu ağrıyı da al falan. İşte neyse ondan sonra tabii sebepler halindeymiş. Onun özel bir serumu var böyle. Başka normal serum olmuyor. Normal hali kesici kesmiyorum. İşte adını gavur cevşek. O serumu yaptılar.

  13. 05:36

    Ondan sonra işte vesaire vesaire. Damlalar damlalar damlalar günde 15-20 damla damla diyoruz. Ondan sonra biraz o geçti. Gece çıkacaktım çıkamadım. Dua kabus saatine mümkün değil ağrılardan dayanılmaz bir şey ya. Ondan sonra bir daha cerebem yükselmiş. Ya bu niye yükseldi? Bir daha tomografiye girdik.

  14. 06:04

    Ciğer de yeniden yükselmiş satürre. Ondan sonra işte ben de durmuyorum giriciye gittim. Oraya git, oraya git, oraya git. Sabahlara kadar milletle uğraşıyorum ya. Yarabbel alemin yarabbim yarabbim. Lazımsan bu millete bir faydam olacaksa yaşat beni diyorum ya. Yoksa rezil olmadan al beni diyorum yarabbim.

  15. 06:26

    İşte bu dersler kime anlatacak işte bak böyle anlatıyorum size şifa-i şerif ne tatlı dersler ne mucizeler anlatacağım şimdi. İşte bu sefer gözümden sulanmalar durumu yok. Hiç bakamıyorum. Gözüme bandaj yapıştırarak tefsire çalışıyorum. Bu gözüme bandaj yapıştırmasam bu sağı da bozdu. Onun için yani dersleri de çok uzun tutamayacağım.

  16. 06:48

    Ama efdallü amâled ve mâ venkâl. Az da olsa amellerin en fazlası en devamlı olandır. Çünkü ışıklar rahatsız ediyor. Bu ışıklarsız da kitabı göremiyorum. Tefsirde yine ekranın ışığı yetiyor falan. Sol gözü de bantlıyorum falan. Ruhul Furkan'a çalışıyorum inşallah yiğit et gidiyorum elhamdülillah. Dualarımız bereketiyle.

  17. 07:09

    Yeniden kortozom başladılar. Yeniden kısır döngü kısır döngü. Sihirleri tazelediler. Bu anlaşılıyor. Sihirleri tazelediler. Ondan sonra zaten işte rüyamda da yine dün gece gördüm. Sabah namazını kıldırıyorum cemaate. Birinci rekatta Kur'an-ı Şerif okudum. İkinci rekatta Nas okudum. Kul ve Allah'ı kucaktım.

  18. 07:34

    Niyet ettim rüyada. Fakat kalktım ağzım nasa gitti. Şimdi baktım tabirlerine. Sihirler. Sihirler, büyüler. Biz kimseye sihir yapmakla uğraşmıyoruz ya. Biz de neler biliyoruz ya. Yapmıyoruz bir şey ya. Nasıl durmuyorlar bir kadın hoca varmış. Talebeleri topluyormuş gecenin kaçında. Ya Rabbi, ya Rabbi, ya Rabbi.

  19. 08:15

    Sihirleri sahil et. Kahreyle ya Rabbi, katleyle ya Rabbi, katleyle ya Rabbi. Mamderencileri, medreseleri buralarda çok seanslar yapıyorlar. Çok seanslar yapıyorlar. Ya Rabbi, ya Rabbi, ya Rabbi. Başlarına döndür ya Rabbi. Bizi helak etmeye uğraşıyorlar ya Rabbi, ya Rabbi. Salli ala seyyidina Muhammedin hadisi.

  20. 08:36

    Şimdi bizim derslerimiz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in mucizelerinden bahsediyoruz. Çok uzun uzun gidemezsem de bu ara şu gözümü dengeye tutturana kadar. Şu anda tabii gözüm derslerle ilgilendiren şu anda gözüm. Onun için şimdi bundan sonra da tefsire çalışıyorum. 4 saat 5 saat çalışmadan olmuyor.

  21. 08:57

    Yani en az. Zaten normalde 8 saat 10 saat de çalışıyordum ben gözden dolayı. Şimdi böyle oldum. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in duasının isticabetinde ve icabetinde bulunan mucizelerden bahsediyoruz. Şimdi bunlardan birkaç misal daha veriyor Kazıyaz Hazretleri. Ne kaldığımız yer? Dersimizi ben takip ediyorum yani.

  22. 09:26

    Sayfa 276'dayız hala. İşte oradan. Müs'ten 2, 4, 6, 8, 9. 9. satırda ve netdet'te kaldık. Net'de fiili, fiili mazi, muzaf fiil ne dedeydi. Ondan sonra. Ve netdet kaçtı. Şeradet manasında. Şeradet manasında, şeradet yani. Kaçtı. Neferat, neferat'e kaçtı, neferat'e kaçtı. Kim için? Lehu sallallahu aleyhi ve sellem için.

  23. 10:08

    Ne, ne aketül? Bir devesi kaçtı sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin. Bir gün bir devesi kaçtı yani. Deve kayboldu, görükmüyor. Ondan sonra. Özellikle deve ile ilgili kullanıyorlar bu fiili yani. Fecae, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem dua etti. Yani devesinin gelmesi için. Fecae getirdi biha deveyi.

  24. 10:35

    Ca geldi de ba ile müteahhit oluyor. Fecae getirdi biha deveyi ne? İ'saru rihin. Boralı bir rüzgar. Rih rüzgar demek. İ'sar çok şimşekli, gök kürültülü rüzgara dönüyor. O hortum oluyor ya, dönüyor, dönüyor, dönüyor, ortadan kaldırıyor, direk gibi böyle yukarı doğru kalkıyor işte ona. Hortum da dönüyor.

  25. 11:03

    Bora da dönüyor. Fecae biha deveyi getirdi. İ'saru rihin. Hortum biliyorsunuz, evi bile paketliyor koca saray. Villayı paketliyor, götürüyor. Ondan sonra, tabi bunu helak etmedi. Mevla helak et dese ederdi. İ'saru rihin, boralı bir rüzgar ve hortum getirdi onu, hatta nihayet redde. Redd, iade demek Arapça'da.

  26. 11:36

    Iade etti ha deveyi yani. Kime? Aleyhi Nebi sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e iade etti. Yani bu hadise birkaç kere oldu. Tabi Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem duası berekatiyle Mevla'nın yaratmayacağı bir şey yok. Ve ve ala şengidir Mevla-i Şerif. Kadir, bunun bir benzeri de Ben-i'l-Mustalik gazvesi var.

  27. 12:15

    Gazve, hart demek. Mustalik oğulları ile ilgili harte. O harte çok şiddetli bir rüzgar esti. Yani bütün sahabe eziyet verdi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in devesi de geceleyin kaybolmuştu. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki, Bu rüzgar büyük bir kafirin ölümünden sebep esti. O da nedir?

  28. 12:48

    Rifa İbn-i Zeyd diye bir kafir varmış. O geberdi. Onun ölümünden dolayı, cehenneme atılmasından dolayı büyük bir rüzgar esti. Deyince, harbe gelmişler, içeride münafık var. E biliyorsunuz da onu anlatıyoruz da, bir tanesinin şehit oldu dediler Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Ne biliyorsunuz dedi.

  29. 13:20

    Yani, ganimet malından aşırdığı kadife kumaş üzerinde tutuşmuş yanıyor dedi mesela. Böyle sahabenin içinde bulunup ölenlerde, harpte öldüğü için zahiren şehit görünenlerde, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem birkaç tanesini, ben onun üzerinde cehennem ehlinin nişanesini görüyorum buyurdukları vardı ya, say hadisler.

  30. 13:45

    İşte onlara münafıklar yani sahabede öyle şey olur mu? Yine o da benim müstalifte de münafık var yani. Bak gelmiş oraya kadar. Dedi ki ya bu Muhammed de dedi, ne cesaret adamlar böyle Müslümanlar arasında konuşuyor ya. Bu Muhammed de dedi, kaybı bildiğin iddia ediyor dedi. Yani gelecekten haber veriyor.

  31. 14:07

    E doğrudur Allah-u Teala'nın bildirmesiyle. Biliyor. Ondan sonra, devesinin yerini bilmiyor dedi ya. Şimdi yok gavur ölmüş de rüzgar esmiş de, hani o anda orada o gavurun öldüğüne dair anında telefon yok ki şimdiki gibi haber gelsin. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kayıptan haber veriyor. Ya dedi devesinin yerini bilmiyor dedi.

  32. 14:34

    Nelerden bahsediyor ya dedi. O anda Cebrail aleyhisselam geldi Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e. Dedi ki şu münafık şöyle laflar konuşuyor. Allah-u Teala bunu rezil etmek için devenin yerini sana bildiriyor. Felan vadide git deveni gönder, adam alsın getirsin.

  33. 14:59

    Efendim, bazı rivayetlerde, o kıssada da rüzgar geri getirmiş olabilir, Kazı Yazazleri bu tarihte rüzgardan bahsediyor. Tabi onun için diyorum ya bir mucizenin, bir mucizeyle ilgili konuşulan şey hepsi hadis-i şeriftir. Hadis-i şeriflerinde birçok tarikleri var yani. O tariklerden birinde mesela görmüyorsun onu, öbür tarikte ilave oluyor.

  34. 15:29

    Biz buna çok rastlıyoruz yani hadis-i şerifleri incelerken. Dolayısıyla Kazı Yazaz'ın buyurduğu sahiptir. Veda, yine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dua etti. Bu da Müslüm hadisinde geçiyor. Müslüm-i şerif yani sayı Müslüm dua etti diyor. Kim için dua etti? Dualarındaki mucizeleri anlatıyoruz ya.

  35. 15:53

    Ümmü Ebu Ureyre'nin annesi için, Allah onu İslam'a iddia etsin diye. Müşrike idi yani tabi ki. Hepsi şirke-i cahiliyet ehlindeydi, şirke ehlindeydiler. Feslemet, o dua berekatıyla, Ümmü Ebu Ureyre annemiz Müslüman oldu. Allah onu İslam'a hidayet etti ve sohbet şerefine nail oldu. Sohbet şerefi ne demek?

  36. 16:20

    Sahabeden oldu. Sahabe annelerimizden yani sahabiyat deniyor. Sahabe annelerimizden oldu. Onun ismi Ümeyme. Ümeyme ismi güzel bir isim yani sahabe annelerimizde var. Babası Sabih İbn-i Haris'miş, İbn-i Devs. Bu Devs kabilesinden zaten, Ebu Ureyre R.A. Devs kabilesinden. Ondan sonra isminin Meymune olduğu da rivayet ediliyor.

  37. 17:00

    Ebu Ureyre R.A. kendi Müslüman olunca annesinin Müslüman olmasına çok düşkün idi. Onu İslam'a davet etti fakat annesi biraz Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem hakkında kötü konuştu yani baştan. Cahile yani, müşrike yani. Kötü konuştu. Ebu Ureyre R.A. çok üzüldü buna. İstemediği şeyler annesinden duyduğu için.

  38. 17:32

    Bunun üzerine ağlayarak Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldi. Dedi, Ya Resulallah dedi. İnniküntü edu'ali İslam, ben onu Ebu İslam'a çağırıyordum dedi. Fete ebauda, geri duruyordu. Fedaütü elli emfe esma'etni fike ma ekra'u. Bugün yine bir davet yapayım, İslam daveti yapayım dedim dedi. Senin hakkında istemediğim şeyleri işittirdi bana dedi yani konuştu.

  39. 18:01

    Fedaüllahi yehdiye. Annesidir ne diyecek ya Rabbim. Dua et de helak olsun diyemez ki annesi yani. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gibi bir dua madeni var. İcabet merkezi var. Dua ise kabul oluyor. Allah Allah. Ne büyük bir kaynak ya. Evet, dua et de ona. Allah'a dua et de ona hidayet etsin dedi.

  40. 18:26

    Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu. Allah, Mehdi, Ümmü Ebi Hurayrete. Ey Allah'ımız, Ebu Ureyre'nin annesini hidayet eyle dedi. Bunun üzerine Ebu Ureyre dedi ki bu iş bitti. Çünkü neden? Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in duasının müstecap olduğu ve reddolunmayacağını bildiği için.

  41. 18:48

    Ondan sonra Fakar Hazretleri'ne müstebş olan bir duayı Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Şerhten okuyorum yani. Efendimiz'in duasıyla sevinçli vaziyette çıktı, kapıya geldi. Annesinin ayak seslerini duydu. Kapının içerisinden geliyor. O kapının dışarıdan geliyor. Kapının içinden annesi geliyor. Annesi de ki mekanik ya Ebu Ureyre.

  42. 19:17

    Ebu Ureyre dur dedi. Girme içeri dedi. O dedi ne oluyor ya? Bir de baktı ki Ebu Ureyre. Durdu kapıda bekledi biraz. Su sesleri duydu. Meğer Allah kalbine anında hidayet vermiş. Hidayet vermiş Efendimiz'in duasıyla. Koşun abdest alıyor ya. Dua böyle tutuyor ya. Sallallahu Aleyhi ve Sellem. En büyük mucizesi dualarında.

  43. 19:41

    Desek de yeri var da. Sadece dualarındaki mucizeleri yüzlerce yani. Sırf şurada haftalardır bu dersleri okuyoruz. Daha da var yani bu fasılda da. Ne hadis-i şerifler duyacaksınız. Dersleri takip ederseniz. Bir de baktı işte kursul abdesti almış. Efendim çarşafını giymiş, başını örtmüş. Ondan sonra kapıyı açtı.

  44. 20:07

    Ne zaman? Ebu Reyhan Allah aşkına kapıyı açınca içeri girdi. Dedi ki, annesi diyor bunu haa. Ümmeme, valide. Ya Ebu Reyhan, inni eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resûlullah. Bu abduhu ve resuluhu şartı yok yani. Abduhu ve resuluhu biz diyoruz. O da hadislerde var. Ama ve eşhedü enne Muhammeden Resûlullah.

  45. 20:34

    Hani lâ ilâhe illallah da da Muhammedun Resûlullah yetiyor ya. Kelime-i tevhid de aynı şey yani. Ve eşhedü enne Muhammeden Resûlullah dese, yok sen abduhu demedin, gavur kaldın, daha Müslüman olamadın falan. Uydurmayın yani. Böyle cahil cahil şeyler yapmayın. Kültürsüzlük yapmayın ya.

  46. 20:51

    Ondan sonra dedi ki, ey Ebu Reyhan dedi, ben dedi eşhedü şahitlik ediyorum en lâ ilâhe illallah. Allah'tan başka hiçbir şey yoktur. Ve eşhedü enne Muhammeden şahitlik ediyorum. Kesinlikle Muhammed Aleyhisselam Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Allah'ın Resulüdür dedi yani. Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah.

  47. 21:18

    Hemen Ebu Reyhan Hazretleri Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e döndü. Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah. Ya Resulullah çok müjdeler olsun. Sen de sevinebilirsin. Duan kesinlikle kabul olundu. Ve hede Allahu Teala ümmi ilil-İslam. Allah benim annemi İslam'a iddia etti. Dedi, Fahmidullah Teala çok hamdü senalar etti Ebu Reyhan'a.

  48. 21:47

    Bunun üzerine bir sipariş daha ver. Yani Ebu Reyhan'ın siparişleri çoktur. Kazıyaz Hazretleri bak ne kadar kısa söylüyor bak. Ebu Reyhan'ın annesi için dua etti, o da Müslüman oldu. Bak bir satırın yarısını bile teşkil etmiyor yani. Koca bir mucize yani. Ebu Reyhan'a ne kadar alakadar ediyor, ümmeti ne kadar alakadar eden meseleler var burada.

  49. 22:20

    Yani onun için kitap, diyorum mesela yoksa Şifa-i Şerif, Harkuşi'nin Şeref-ül Mustafa'sı gibi, Beyheki'nin Delal-i Nübüve'si gibi, 7-8-9 cid olacaktı. Böyle Kazıyaz'ın özelliği bu, Şifa-i Şerif'in özelliği bu. Bu kadar şey nasıl sığdırmış yani. Altı yüz sayfa, altı yüz küsür sayfa da satıra göre cid değişir de.

  50. 22:44

    Tabii tahkikli baskıları konuşmuyorum yani. Onlar yine 2-3 cid, 4 cid olur. Bu tahkiksiz normal metinden bahsediyor. Metin hazırlandı, basılıyor. Bilgisayar hattıyla, sizin okumanız için, bu Şifa-i Şerif'i okuyanların ne şifalar bulacağı, ne hastaların şifa olacağı, dermansız dertlere alınan Şifa-i Şerif'teki ayet hadisler vasıtasıyla ilaçlar yaratacağı yani Şifa-i Şerif bu.

  51. 23:11

    Onun hakkında neler yazdım, neler yazdım. Koca bir risale yazdım başında. Başında risale yazdım yani, hazırladım. Bunu tavsiye ediyorum. Dün gece kaça kadar yine, akşam namazına kadar, yatsıya yakına kadar Ruhul Şurkan'a çalıştım. Ondan sonra gece kaç saat Şifa-i Şerif kitabının başında size Türkçe yazdığım Şifa-i Şerif'in faziletleri,

  52. 23:37

    öbüründe çok kısa bir toplasan yani büyük sayfayla toplasan 10 sayfa etmezdi. Küçük sayfa olduğu için 20 sayfa diyor. Şimdi büyük uzun sayfalardan yani 80 sayfa normal risale boyu 150 sayfalık ilim yazdım. Onları tavsiye ediyorum. Baskıya göndereceğiz yani. Bilgisayar hattıyla Şifa-i Şerif'i yazdım ki bu Osmanlı baskısı doğru güzel de

  53. 24:01

    bunda hattat işi ya, harekeler birbirine karışıyor. Siz bilgisayar hattını ekseriyetiniz açık seçik olduğu için okuyabiliyorsunuz. Şifa-i Şerif'in tümünü okumanız için yani. Şimdi Ebu Reyhan R.A. mübarek nasıl olsa Resulullah'ı bulmuş sallallahu aleyhi ve sellem. Ne istese diyor bir dua kabul yani. Dedi ki pekala ya Resulullah bunlar şerhlerden okuyorum yani şiaptan vesaire.

  54. 24:34

    Ya Resulullah dedi. Allah'ım seni kırmaz dedi. Biz de Efendi Hazretleri'ne öyle yapıyorduk. Hey gidi ne kaynaktır ne kaynaktır. Şimdi kabrinde aynı. Gidilebilse, tefessül edilebilse daha fazla iş görüyor. Kınından çıktı kılıç daha fazla kesiyor. Bu Rabıdayı bozanları zaten kesip biçiyor zaten. Onların haberleri yok ama sonra biçildiklerini anlayacaklar.

  55. 25:12

    Şimdi biraz daha ağaçtan yeni koptukları için yeşillikleri duruyor. Ama o bir zaman sonra o ağaçla irtibatı kesildiği için şeceresiyle yeşilliği de solacak. Ondan sonra millet onları çöpe atacak yani. Yeşilliği sol atsa kim tutar onu? Sokakları pisletir yani.

  56. 25:34

    Dedi ki Ebu Ureyre R.A. dedi ki ya Resulullah Allah'a dua et dedi. Beni ve annemi kullarına sevdirsin, mümin kullarına sevdirsin. Onları da bize sevdirsin. Biz Müslümanları çok sevelim, bütün Müslümanlar da bizi sevsin. Hadi bakalım. Fakat bu sefer Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem böyle. Allah'ım, ey Allah'ım.

  57. 25:57

    Habib sevdir. Sevdirmek Allah'a ait kardeşim. Sevgi kalpte yaratılıyor. Allah tarafından halk ediliyor. Allah-u Teala ne buyuruyor? Le habibine leven fakte ma fil arzul cemiy'an. Mal nefte beyne gulubim. Lakin Allah'a lefe beynum. Yeryüzünde olan bütün malları, mülkleri, altınları, gümüşleri, pırlantaları, zümrütleri, yakutları.

  58. 26:26

    Hepsini versen ki barışın diye. Barıştıramazsın. Kaynaşın desen kaynaştıramazsın. Sevin birbirinizi desen sevdiremezsin. Lakin Allah aralarını birleştirdi diyor. Yani sahabenin arasındaki Evsik Hazreti, Kandavaları vs. Kureyş'te de neler var herkes birbirine. Ondan sonra Hasımken, cahiliyet devrindeki hasımlıklar bitti yahu İslam ile.

  59. 26:50

    Ve Allah diyor kalplerin arasına ülfet verdi diyor. Ülfet ısınma, sevme. Sevmekten de ileri yani. Hepten kaynaşma yani. E şimdi Ya Rabbi diyor. Senin bu kulunu diyor. Ebu Ureyre ismini de vermiyor. Nasıl olsa şeyin ismi işaret. Müşahrun dileği belli yani. Ey Allah'ım diyor. Senin bu kulunu Ebu Ureyre'yi ve bunun annesini ila ibadetine kullarına sevdir diyor.

  60. 27:20

    Bütün kulların bunları gayri ihtiyarı sevsin. Elinden gelmeden sevsin. İstemezse de sevsin. Ve habibum Onları da sevdir. Lehumâ Ve habibum müminleri de sevdir. Lehumâ o ikisine. Ebu Ureyre ile annesine. Yani onlar da bütün Müslümanları sevsinler.

  61. 27:40

    Şimdi Bütün Müslümanları sevmek İşte Ne bileyim sen Ahlakı güzel olan var, kötü olan var. Eziyet eden var, seven var, söven var. Yani herkesi de sevmiyorsun yani. Kalp bu. Yani sevmek de kendi elimizde de değil. Allah'ı sevdiriyor. Onun için Bu Ebu Ureyre ile annesi diyor. Bütün müminleri sevsinler.

  62. 28:05

    Bütün müminleri de bunları sevsin Ya Rabbi diyor. Allah Allah Onun için Müslim-i Şerif'te de geçiyor. Beyhakî'nin Delâl-i Nübüvvet'sinde de geçiyor. Bu Resulullah'ın Peygamber olduğunun en büyük delillerinden olduğu için Beyhakî Delâl-i Nübüvvet'i almış yani. Çünkü neden? Duasının, kabulünün eseri bu konuda zuhur eder mi yani?

  63. 28:24

    Ebu Ureyre'yi kim duysa Veya kim görse Mutlaka sevmiştir. Yani Sağlığında görülebildiği dönemlerde Kim görse sevmiş. Sevmeyen bir kişi yok. Sahabeden, tabinden Veya tebe-i tabinden de yetişen oldu mu ona bilmiyorum tabi. Tabi çok var da. Fakat Çünkü 60'ın başına beni ulaştırma derdi. Yezid'in Geleceği dönemi Hazreti Muhammed'den sonra aldığı zaman Yezid'in Hazreti Ebu Ureyre'de

  64. 28:56

    Duası müstecap sahabe-i kiram Duası müstecap zatlar yani. Yara Allahümme niyâhu bismillahirrahmanirrahim Min rasisi siddin Yani 60'ın başından sana sığınırım. Hicri 60'ı konuşuyoruz zaten 60'ta. Yezid Yönetimi ele aldı yani. Ondan sonra kerbelalar vs. Dikiş tutmadı artık. O uğursuzların yüzünden İşte Ebu Ureyre'de Yani 60'a kadar yaşadı.

  65. 29:25

    Yani tam 60'ın başına gelmeden Duası kabul oldu. Vefat etti. 60'ın başından sana sığınırım derdi diye. Hatırlıyorum yani böyle bir duasını. Kim görse onu severdi yani. O zamana kadar yaşadı yani. Sonradan da kim duysa onu sever.

  66. 29:46

    Şimdi bak biz ne kadar seviyoruz. Bütün hadis rivayet edenlere Binlerce hadis rivayet etmiş. Sahabe-i kiram da Müksirunden yani. En çok hadis rivayet edenler Zatlardan. Onun için adını duyan seviyor yani. Zatlardan Anebi Hureyre de radıyallahu teâlâ deyince insan içimin şerif oluyor yani, açılıyor yani.

  67. 30:04

    Ebu Hureyre'yi duyduğumuz zaman. Haa sevmeyenler var mı? Var. Kim onlar? Eşşiatü şeniatü, çirkin, itikatlı, en bozuk inançlı Şia mezhebi. Bu Şia'dan daha zararlı, muzırrattan bir şey yok yani. Bunlar ehl-i sünnet düşmanı, bunlar Suriye'yi bu hale getirdi. Bunlar Irak'ı bu hale getirdi. Bunlar Lübnan'ı bu hale getirdi.

  68. 30:27

    Bunlar Yemen'i bu hale getirdi. Bütün körfez ülkelerindeki ehl-i sünneti perişan ettiler ya. Müslümanları kestiler, astılar. Bunlar din düşmanı yani. İşte onlar Ebu Hureyre'yi hiç sevmez. Onlar Buhari'yi sevmez zaten Ebu Hureyre'den hadisler aldığı için falan tabi de. Muaviye Radıyallahu anh'dan da hadis aldığı için sever mi ya?

  69. 30:53

    Ebu Hureyre'nin baş düşmanı. Yahu Şia'nın sevmemesi zaten Ebu Hureyre'nin Radıyallahu anh doğru insan olduğuna faziletini de elde eder yahu. Şia beni severse bu tehlike yahu. Yahudi Hristiyan beni severse bu tehlike yahu. Din düşmanı beni niye sevsin? Seviyor gibi yapabilir, bazıları takıyor yani. İçinden sever mi yahu din düşmanıysa?

  70. 31:15

    Onun için Ebu Hureyre hakkındaki duası ve annesi hakkındaki duası da böylece zuur etti. Sallallahu aleyhi ve sellem. Şeyin metnine geldik. Artık metinden okuyorum demek lazım yani. O kadar kısa gidiyor ki mübarek. Veda, dua etti. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ali'nin Hz. Ali Efendimiz için ne hakkında?

  71. 31:41

    En yükfe. Yükfe neydi? Kefa, kifat etti. Küfeye kifat oldu. Yekfi kifat eder. Yükfe meçhul. En yükfe kifat olunması. Yani Allah tarafından ona yeterli gelinmesi. Neyin şerrine karşı? El harra. Şerra el harri. Orada şerra mahsustu da. En yükfe el harra sıcağa kifat olunması. Kar soğuk demek. Kar yağdığındaki kardan değil.

  72. 32:11

    Arapça'da kar o. O başka yani. Ama denk geldi yani. Türkçesiyle Arapça. En yükfe kifat olunması. El harra sıcaktan, el karra soğuktan. O şeddeli yani. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem dedi. Ya Rabbi bu aileye sıcak soğuk dokundurmadı. Ondan sonra Hazreti Ali Efendimiz oldu. Yelbesu tiyar oldu.

  73. 32:36

    Ondan evvel öyle değildi. Yazın ince giyiniyordu. Kışın soğuk kuvvetli giyiniyordu yani. Kışın soğuk olduğu için. Mekke'nin Medine'nin soğuğu çok olur. Yelbesu giyiniyordu. Kışın tiyar ve sayfı yaz elbiseleri. Tril tril. Ve sayfı yazın giyiniyordu. Kış elbiseleri. Ondan sonra. Yazın bütün millet yanıyor.

  74. 33:04

    O istediği zaman şey yapıyor. Kazaklar mesela. O zaman şimdiki gibi kazak yoksa da. Günlü kumaşlar gülüyor. Ve la yusribu isabetet burûne harrun. Ne sıcak ve ne aberdur. Ne de soğuk. Hiçbir şey isabet etmiyor. Allah Allah. Ya Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Sen neymişsin ya Resulullah. Sallallahu teala.

  75. 33:28

    Aleyhi ve sellem. Bu nasıl oldu? Şimdi bunlar tabi şeyhler olmadan. Böyle kısaca duayla geçilmez yani. Hicaz'da. Yani Hicaz Mekke tarafı. Çok sıcak yani. Çöl sıcakları tabi. Kışın da acayip soğuk olur. soğuk olur. Ben Mekke'de saha yabargen ihramlı bir soğuk rastladım, Tabi 30-40 sene var. Tril tril dondum ya.

  76. 33:54

    Mekke'de böyle soğuk. Şimdi bilmiyorum tabii. Hem çok kalabalık oldu. Hem de binalar binalar binalar. Etraf binalarla sarıldığı için rüzgar bile gelmiyor yani. Şimdi iyi bilmiyorum. O zaman öyle binalar yoktu. Zemzem memzem hiçbir şey yoktu yani. Hilton bile yoktu yani. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem.

  77. 34:18

    Ali radıyallahu anh Efendimiz'e Hayber'de dua etti. Çünkü gözünde çok iltihap oldu yani. Abdurrahman İbni Ebi Leyla radıyallahu anh rivayet ediyor bu hadis-i şerifi. Ondan sonra tabi birçok tahrici var. Kaynaklarda. Bukhari'de var, Müslim'de var, Ahmet Nambel'de var, Tirmizi'de var, İbni Mace'de var, Peki'de var.

  78. 34:44

    İbni Ebi Şeybe, Bukhari'nin Şeyhinde, Musannef'de var yani. Çok kaynağı var. Hazreti Ali radıyallahu anh en sıcak günlerde en kalın kabaları giyerdi yani. en kalın Sıcağı şiddetine aldırmazdı. En soğuk günde millet tril tril tüttürür yani. Çok hafif böyle tril tril elbiseyle çıkardı. Hiç önem vermezdi yani.

  79. 35:14

    dediler ki sende olan bu hal pek hiç bir insanda görülmemiş yani, her insan sıcağına göre hareket eder, bunun sebebi hikmeti nedir? Anlattı, dedi ki Her insan sıcağı soğuğa göre hareket eder. İnne nebi sallallâhu aleyhi ve sellem a'tarra ete evme hayber ebâ bekrin sümme umarâ. Hayber, Yavdikalesini fethetmek için gittik.

  80. 35:39

    Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sancağı önce Ebubekir'e verdi. Sonra Ömer'e verdi. Felem yahsul fetihun alâ deymâ. Bunları şerhten okuyorum. Onların el elinde fetih nasip olmadı yani. Fekâle budu bilevutiyenner râ tel yevme racule yuhibbullâhu ve rasûle ve yuhibbuhullâhu ve rasûluhu yeftehullâhu hayber âlâ deyim.

  81. 36:05

    Yarın, yani bugün dedi artık işte o sabahı. Gaden de var bazı rivayetlerde yani. Hazreti Ali dedi, o fetih gününü söylediği için bugün diyor. Bugün bu sancağı öyle bir adama vereceğim ki o Allah'ı ve Rasûlü'nü çok seviyor, Allah ve Rasûlü'nü çok seviyor. Allah hayberi onun ellerinde fethettirecek.

  82. 36:30

    Fedâni beni çağırdı ve atâni râ tebâna sancağı verdi ve kâne bi'rame dün ben de çok göz iltihâbım, gözüm kapanmış yani hiçbir şey göremiyorum, göz acayip bir şey. Adamı iptal eder yani. Ben hiç böyle bir şey bilmiyordum yani. Hadi bir gözün görmez öbürüne gideriz. Ama ağrı başlayınca iltihâb olsa bilmem ne olsa iltihâbda ağrılı bir şey.

  83. 36:51

    Şekevtû lehu sallallahu aleyhi ve sellem şikayetlendim dedim, ya Rasûlallah bana sancağı verirse isin de ben gözüm görmüyorum yani iltihâbdan. Fekâle buyurdu sallallahu aleyhi ve sellem. Evvelen bir rivayette, tabi burada o rivayette yok, o çağırdı sallallahu aleyhi ve sellem. Gözüne mübarek ağzının suyunu sürdü.

  84. 37:14

    Ondan sonra dua etti, gözünün iltihâbı geçti. Sonra buyurdu, Allâhu mekfil harrâ ve'lberde sıcağı meşgul eyleyecek. Ondan sonra ağzının suyunu sürdü. Ondan sonra dua etti, gözünün iltihâbı geçti. Allâhu mekfil harrâ ve'lberde sıcağı ve soğuğun şerrinden ona kâfi gel. Buyurunca diyor, ondan sonra ben, gözümün ağrısı da geçti.

  85. 37:40

    Şimdi, gözünün ağrısı esasen iltihaptan olduğu halde, sıcak ve soğuk, soğuğun ona etki etmemesi duasıyla ne alakası var? Göz ağrısı, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem baktı ki, onun gözünün ağrısı kendisinde kan fazlalığından. Kan hacmat yapılıyor, işte kan fazlalığı çok acayip hastalıklar yapar yani.

  86. 38:06

    Kırkta arttırıktan sonra. Kan fazlalığı var, oradan gözüne vurmuş yani. Kan fazlalığı da nereden gelmiş? Sıcağın etkisinden. Çünkü sıcakta kan çok galeyan eder yani insanın içindeki kan. Fevaran eder, coşar yani kan. Kanı yükselir, şey eder, arttırır ve basınç yani, basınç demek. Kanın ziyadeliği, yani kanın ziyadeliğinden neye hasıl olur?

  87. 38:29

    Basınç, basınçtan zaten beyin gider, tansiyon yükselir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, ondaki göz ağrısının, iltihabının sıcağın etkisiyle kanın fazlalaşmasından olduğunu anlayınca, o sebebi ortadan kaldırmak için dua etti. Esasen oradaki zarar veren mesele, sıcağın etkisi kanı arttırmıştı, yani kanı basıncını arttırmıştı.

  88. 39:00

    Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, onun zıddı olarak, soğuğun etkisini de def et Ya Rabbi dedi. Yani esas sıcaktan etkilenmiştir, soğuğun etkisini de def et buyurunca, ondan sonra bir anda gözün iltihabı da geçti. Ne bakımdan?

  89. 39:21

    Şimdi eğer bir iltihap veya bir ağrı, bir sancı, bir zonklama, kan artışından, kan basıncından oluyorsa, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, sıcağın şerrinden kifayet eyledi buyurdu, o kan basıncı da sıcaktan etkileniyor, herkes etkileniyor, tabi de kan artışı oluyor. Sıcağın etkisinden oluyor. Sıcağın etkisini dokundurma dedi.

  90. 39:49

    O anda sıcağın etkisi kesilir kesilmez, kan basıncı düştü. Düştü kan basıntısıyla gözü iyileşti. Ne alakası var? Çok alakası var. Senin gibi kültürsüzden de mi uğraşacağız yani? Dolayısıyla, sallallahu aleyhi ve sellem, bilmez mi işini? Mevla ona ne dua ettirirse? Ne dua ettirirse, o oluyor yani. Yine böylece, bir mucize daha.

  91. 40:18

    Ve daha sallallahu aleyhi ve sellem, dua ettiği Fatıma'ya, Fatıma için, kimdi Fatıma? Atf-ı beyan yani, ibnet-i kızı. Radıyallahu anâ. Validemiz. Beyheki rivayetü'l-ümrânü'l-husayn'den. Radıyallahu anâ. Anâ validemize. Kime dua ettiği Fatıma için? Allah'a. Allah'a yalvardı yani. Ne diye yalvardı? Yalvardı, ellâ yucî'â.

  92. 40:46

    Ellâ yucî'â. Cuh, açlık demek. Câ, aç kaldı demek. Ecâ, aç bırak demek. Yucî'û fil-umuzâr yani. Lâ yucî'û, aç bırakmaz. Ne için dua etti? Ellâ yucî'â. Aslında vâvidir yani. Aç bırakmaması için. Kime? Fatıma validemize. Ya Rabbi dedi. Aç bırakmaması şöyle. Aç bırakabilir. Çünkü kaç gün geçiyordu, yiyecek bir şey bulamıyorlardı eli bey.

  93. 41:16

    Açlıktan acı çektirmemesi. Niçin dua etti? Ellâ yucî'â. Açlığın zararını göstermemesi. Eleminin acısını vermemesi. Kime? Hâ, ona. Yani Fatıma validemize. İşte bunun üzerine kahret. Bu duadan sonra kahret dedi. Kim? Fatıma'ya gidiyor. Hiye gidiyor. Fatıma radıyallahu anâ validemize. Femâ cû'tu. Ben acıkmadım bâdû.

  94. 41:42

    O günden sonra ben artık açlık nedir bilmedim. Yani acık... Yemek bulamadığımız günler oldu. Günlerce aç kaldım. Ama açlığın eserini ve etkisini hissetmedim. Emrânü'l-Nuh sen radıyallahu anh bunu yani duasının mucizesi, bereketiyle şöyle anlatıyorum. Ben efendim sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber bir gün oturuyorum.

  95. 42:09

    Kızı Fatıma radıyallahu anh'a yöneldi geldi. Huzurunda durdu. Efendim sallallahu aleyhi ve sellem ona bir baktı. Açlıktan yüzü sapsarı yani. Yüzünde kan yok, can yok. Efendim sallallahu aleyhi ve sellem mübarek elini kızının Fatıma annemizin göğsüne koydu. Dedi ki Allahümme müşbihil meciati ve râfi'il meziati irfâ fatımete binte muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem.

  96. 42:41

    Ne acı hebbi ayahı. Ey açı doyuran, ey zelil, fakir durumda kalanı yükselten Allah Muhammed'in kızı Fatıma'yı de. Bu saatten sonra zelil duruma düşürme. Düştüğü halden yukarı çıkar ve durumunu yükselt ve maddi mani vücudunu yükselt. Manasındaki var tabi ki esasen. Ve yani açlık çektirme. Çünkü açlık çekince acı duyuyor insanlar içerisinde.

  97. 43:13

    Bir gün insan bakıyor Resulullahın kızı sallallahu aleyhi ve sellem yemek bulamamış falan. Bu da görüntüde yani hele ki münafıkların diline düşersen ki düşersin yani Medine orası. Şey bir durum yani. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem üzen bir durum. Fatıma annemizin üzen bir durum. İmran radıyallahu anh büyük sahabeyi celildir yani.

  98. 43:39

    İmran radıyallahu anh diyor. Bir anda geldi suratı sapsarı kan yok, can yok. Duanın bittiği anda bir baktım sanki ohoo bir öküz yemiş yani. Öyle ya şimdi et ve but yesen yüzün kalmadı. Bir anda yüzünü gördüm kıpkırmızı oldu. O sarılık gitti. Bir zamanlar geçti. Günlerden sonra tekrar geldim Fatıma radıyallahu anh'a vademizi ziyaret etmeye.

  99. 44:11

    Bana dedi ki yani İmran'ın şahidi oldu ya o duaya onun için. Her sahabe aynı anda yanında değil yani. O günden sonra açlık nedir bilmedim. Hiç karnım açık. İkisi bize de öyle olsaydı da. Şu şeker meker hiç. Yiyorsun ne lüzum kalmaz ya yemezsen. Bu yemek bizi mahvetti ne yapacağız?

  100. 44:33

    Şimdi burada bir soru akla gelir. İmran ibni Hüseyin, Fatıma vademizin mahremi değil. Yani yabancısı, yabancıda da yanına gitmek, görüşmek perdesiz caiz değil. Burada da arada perde olduğuna dair Fatıma vademizin geldiğinde veya sonra gittiğinde yanına perde olduğuna dair bir rivayet yani lafızla geçmiyor.

  101. 45:01

    Onun için bak İmam Beyhakî, ne büyük muhaddis yani. Şafii ulemâsımlar aynı zamanda fıkıh adam. Bu hadisi zikrettikten sonra ne diyor? Perde âyeti inmeden önceydi diyor. Hicab âyeti inene kadar annelerimizle sahabe görünüyordu derken. tabii örtülüydüler ama araya perde koyma şartı yoktu.

  102. 45:27

    Şimdi ne var? Perde koyma şartı var. Onun için tarikat dersi değiştirenler, hasta okuyanlar vs. kadınlara asla perdesiz konuşmasın. Bak Hayriye Hocaannenin tecavüzünden 200'e yakın hoca hanım geldiler. Haydar'da ben onlara özel sohbet ettim. Bilmiyorum yayınlandı mı o sohbet arkadaşlar ne yaptı bilmiyorum.

  103. 45:49

    Ama nereden yaptım? Perde arkasından yaptım. Ben hiçbir kadını görmedim, hiçbir kadın beni görmedi. Hicab âyeti. Çünkü önümde oturuyorlar. Ha bir salon var, alttalar, üstteler veyahut etraftalar, önümde erkek var. Onu konuşmuyoruz. Ama sen önüne kadın oturuyor, direkt önüne oturuyor. Bir metre iki metre ara ile Mahmut Eren bir metre ara ile karılarla oturuyor.

  104. 46:14

    İşte onun için hicab âyeti, perde âyeti inince anneleriniz olan Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in eşlerinden bir şey sorup isteyeceğiniz zaman Halbuki onlar annelerimiz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in vefatından sonra bile asla onlarla evlenmemiz.

  105. 46:44

    Resulullah'ın ardından ebediyen, yüz senede yaşasanız onlar da yaşasa hiçbir eşiyle nikah yapamazsınız diyor hiçbir sahabeye. Haramdır diyor. Yani özbeöz annen nasıl haram, onun gibi haram. Öyle olduğu halde annelerimizde, sahabede evliyanın en faziletlileri olduğu halde Veysel Karahaniler bile, Hasan-ı Basriler bile en aşağı derecedeki sahabenin tırnağı etmiyor ya.

  106. 47:10

    Atının burnuna giren toz etmiyor ya. O kadar sahabeye bile orada karşı tarafa annelerimiz perde koyun diyor. Bu kadınlarla perdesiz oturmak, konuşmak, görüşmek bu asla şerata muvafık değildir. Cebaati var ya. Onun için bak Beyhakı'yı hemen peşine, Fatıma annemiz ya, Zehra ya. En temiz kadın ya. He öyle yok.

  107. 47:39

    Hem annelerinizin kalpleri için hem de sizin kalpleriniz için en ziyade temizlik vesilesi birbirine karşı arı kalmasının en iyi yolu birbirini görmemekten geçer. Araya perde koyacak diyor daha. Ne buyursun ya? Ayet bu ya. Ayetin üstüne konuşurlar ya. Mektubatta iman etme hazretleri buyuruyor. Perde arkasından tarikatı talim etsin.

  108. 48:08

    Mahremse perdeye lüzum yok. Annene, teyzene perdesiz anlatırsın zikir. Mahrem değilse diyor. Fe yakut nevana alecea. Perdenin arkasında otururlar diyor. E bunu mektuba söylüyor. Risale-i Kudüs'e hizmet verir mi ulan Büyük Şeyh Efendi? Büyük Şeyh Efendi yetmiyor. İmam-ı Rabbani 2. Büyük Müceddi yetmiyor.

  109. 48:28

    Âyet yetmiyor. Hadis yetmiyor. Ayet yetmiyor. Yetmiyor da yetmiyor. Cehennem yeter o zaman ya. Ben ne yapayım ya? Anlatıyorum anlatıyorum. Şimdi ne demiyorum ya? Efendi Nazır bana perde koydurdu ya. Ben on altı yaşındayım. Ben 16 yaşındaydım. Kadınlara vaaz ettiriyordu beni. Perde arkasından. Hilmi Efendi Hocamız, Allah selamet versin kıymetli salihlerdendir.

  110. 48:52

    Hilmi Efendi Hocamız o zamanlar 60 yaşındaydı. Perde arkasından Yavuz Selim'de vaaz ettiriyordu. Şehit Bayram Efendi Hocamız çok takva sahibiydi yani. Hiç kadına bakmaz, göz açmaz. E ona da perde arkasından vaaz ettiriyordu ya. Yavuz Selim cani seni o zaman niye perde koymuştu? La havle vela kuvvete illa billah.

  111. 49:14

    Yapmayın, etmeyin, gitmeyin ya. Bizimkiler de bazen anlamıyor ya. Ben bunlara ne anlatayım ya? Allah anlatsın bunlara ya. Başlarına bir bela gelmeden anlamayacaklar yani. Onun için, bak Ümran İbn-i Hüseyin Fatıma Annemize gitti geldi diyor. Gitti geldi de, bak hemen Beyyakı'yı peşine koyuyor. Bak muhaddisler, fukaha ne ince adam bak senin.

  112. 49:39

    Hemen peşine diyor ki bu Hicab-ı Ayet'i inmeden de ha yoksa perdesiz Ümran İbn-i Hüseyin Fatıma Annemize Hicab-ı Ayet'ten sonra görmedi, Fatıma Annemize onu görmedi diyor. Buralara dikkat. şeriatı muhafaza. Ya Hulam dedi. Ey İbn-i Abbas dedi. O zaman on yaşında yoktu yani. Arkasına oturtturdu redif olarak.

  113. 50:00

    Sallâllâhu aleyhi ve sellem. Ya Hulam. İhfazıllâhi ahfaz. Sen Allah'ın şeriatını koru, Allah da seni koruyacak dedi. Onun için kardeşim şeriat korunmadan hiç olmaz. İşte Resûlullah'ın mucizelerinden bir şeriat. Şimdi Tufeyl İbni Amr'ın, Allah, neler geldi başına ya Tufeyl İbni Amr, onu önümüze giderse bırakalım.

  114. 50:17

    Şimdi ben bundan sonra daha kaç saat tefsir çalışacağım, gözü biraz da oraya ayıralım. Şimdi biraz da oraya ayıralım. Yani onun için Tufeyl İbni Amr, inşaAllah diyelim tabi, Tufeyl İbni Amr R.A.'nın nasıl Müslüman olduğu neler geldi başına. Yani onun için Tufeyl ibn-i Amr. İnşâAllah diyelim tabii. Tufeyl ibn-i Amr radıyallâhu anh nasıl Müslüman oldu.

  115. 50:28

    Neler yaşadı. Ne mucize istedi. Dua istedi. Ne mucizeler gördü. Kavmi neler yaptı. Vesâire, vesâire, vesâire. Daha çok bu fasıl. Bu hamur çok su kaldırır derdi. Âlâ eder efendim. Gaddesallâhü azem. Efendim. Rabbim önümüzdeki derste de afiyetle buluştursun. Ben Hindistan'da olacağım. İnşâAllah. Ondan dolayı kardeşlerim.

  116. 50:53

    Gözümün de bu ağrılığından dolayı. Biraz da mesaimi tefsire ayırdığımdan dolayı. Müsaade ederseniz. Önümüzdeki pazartesi Hindistan'da olacağım için. Çarşambada. Önümüzdeki pazartesi Şivaşerif dersini. Bir hafta tatil edelim. Ben de İmâm-ı Rabbânî huzurunda. Gaddesallâhü azem. Size dualar edeceğim. İnşâAllah.

  117. 51:13

    Bu arada yani ki gözün durumu. Tefsire harcayayım. Müsaade ederseniz. Bir haftalık müsaade istiyorum. Ondan sonraki hafta yani. Haftaya pazartesi. Bir dahaki hafta. Tufayl-i İbn-i Amr'ın vs. Ondan sonra daha neler neler. Aklınız duracak. Ne dualar ne mucizeler anında zuhur ediyor. Ve sallallâhu aleyhi ve sellem.