09:45 / 45:15Şu an 09:45 / 45:15
Video bölümleri
- 02:19Bedr Harbi'nde Büyük Susuzluğa Mârûz Kalan Sahâbî, Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem'in Duâsıyla Nasıl Kurtuldu?
- 08:56Mahmûd Efendi Hazretleri’mizin Yağmur Duâsı İle İlgili Kerâmetlerinin Sebebi Neydi?
- 11:13Şeytan Hangi Vesveselerle Bedr Muhârebesi'nde Sahâbe-i Kirâmı Rahatsız Etti?
- 16:08"Yâ Rasûlellâh! Allâh Sen Ne İstersen Hemen Kabûl Ediyor" Diyen Amcası Abbâs’a Hikmetli Ne Cevap Buyurdu?
- 24:0970 Yaşında Tek Bir Tel Saçı Beyazlamayan Ebû Katâde Radıyallâhu Anh’ın Sırrı
- 30:59120 Yaşına Kadar Bir Dişinin Dahi Düşmemesini Nâbiğa Radıyallâhu Anh Neye Borçluydu?
Transkript
105 satır
- 00:00
Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Ve sallallahu aleyhi ve sellem Muhammedin ve aleyhi ve ashabihi ve cema'in. Şifa-i şerifte kaldığımız yer, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in dualarında zuhur eden mucizelerle alakalı olduğu için, tabi mübarek kısa kısa aldığı için, biz de şeyhlerden izahlar yapmak durumunda kalıyoruz.
- 00:31
Ondan dolayı tabi sayfalar olarak ders çok ileri gidemiyor. Çünkü bazen bir satırda iki satırda iki muciz var. İki satırda iki mucize, üç mucizeyi çok kısa alıyor. Bunun tabi hadis kaynaklarında, Buhari, Müslüman, Sahire'de, Taberani, Beyhakî gibi kaynaklarda özellikle Delâl-i Nübüve, Peygamberliğin mucizeleri, delilleri hakkında kitaplarda tasdilatı var.
- 00:58
Ondan dolayı öyle kıyı kıyı gideceğiz inşâAllah. Kaldığımız yer, Şifa-i Şerif'ten dersimizin kaldığı yer, efendim, 275 Sinüs hayfe, yeni kitap hazırlanıyor, basılıyor, sizin okuyacağınız çok güzel bir kitap. Çok güzel, Kazı Yazı hakkında, Şifa-i Şerif hakkında çok güzel bir malumat yazdım, hazırladım, bitirdim.
- 01:24
O hazırlandı şimdi. Evet, alttan beşinci satırdayız. 275 Sinüs hayfe, alttan beşinci satır. Böyle ibadetler devam edeceğiz. İnşâAllah-u Rahman. Ve eshâbe. Şimdi orada vav var. O vavın, tabii vav atıftır. Geriye atıf ediyor konuyu. Gerideki atıf nedir? Ve min mâ ve kâlehu sallallahu aleyhi ve sellem fîn icâbeti duâî.
- 02:14
Oraya gidiyor. Yani geride hep aynı şeyler var. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in duasına Allah-u Teâlâ'nın icabet ettiği hakkındaki mucizelerden biri olarak. Ve o yani. Ve deyince harfe atıf. Gerideki bu cümlelere atfediyor. Bu hadis-i şerif'i Beyhakî ve Hakîm rivayet ediyor ve sahih olduğunu beyan ediyor.
- 02:42
Hazreti Ömer radıyallahu anh'tan nakil yapılmış. Ve sahabe nâse insanlara isabet etti. Vurdu yani başlarına geldi. Nerede? Fî bazı meghâzîhî. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in meghazâlarından birinde. Bazı bir demek. Meghâzî meghzâ'nın cevabıdır. Meghzâ gazâdan geliyor. Gazâ, muharebeler gazâya çıkmak işte.
- 03:10
Kafirlerle çıktı. Harplerden birinde. Bunun Bedir gazvesi. Gazvesi olduğu rivayet ediliyor. Bu mucizelerin Bedir gazvesinde olduğunu İbn-ül Cevzi El-Vefâ isimli eserinde zikrediyor. Çünkü âyet-i kerime de bunu böyle teyit ediyor. Ne isabet etti? Asâben nâse İnsanlara isabet edildi. Yani insanlar dedi, sahabe-i kiram.
- 03:42
Bazı meghâzî gazâların birinde. Yani Bedir gazâsında, hicretin ikinci senesinin Ramazan-ı Şerif ayında. Gecesini sabahında. Ne isabet etti? Ataş'ın bir susuzluk, yani kuyu yok, musluklar, bilmem neler, zaten yok çöllerde, ondan sonra su birikintileri de çölde, bazı su birikintileri oluyor tabi, yağmur yakında yağdıysa falan, öyle de bir şey olmayınca susuzluk oldu.
- 03:54
17. işte. Fese'le istedi. Kimden? Hu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den kim? Umer'u. Hazreti Umer Efendimiz ne istedi? Dua'e. Dua istedi. Dua istedi. Yani, Allah-u Teala'nın kulları su varması ve yağmur yağdırarak onların susuzluk ihtiyaçlarını gidermesi için. Fede'a, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'de dua buyurdu.
- 04:57
Fecaat bunun üzerine geldi. Hemen geldi. Ne demek? Takip ediyor yani olayın peşi sıra. Fecaat geldi. Sahabe dün bir bulut geldi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem dua eder etmez. Fesakat, hiye. Sahabe hiye olduğu için sekat oldu. Yani mühendis olup. Te'nisi gayri hakiki tabi de. Fesakat, bulut suladı onları.
- 05:20
Suladı yani onlar yağmur suyundan içtiler. Tabi birikintiler oldu. Fesakatum onları suladı. Yani burada onlara verdi manasına geliyor. Niye? Haceteum. Orada meful oluyor. Fesakatum onları sulardı. Ne ile? Haceteum. İhtiyaçları ile yani ihtiyaç duydukları suyu onlara verdi manasına. Burada sekat kelimesi atat manasında.
- 05:50
Tazmin, tazambun diye bir şey var. Bu Arapçada çok kaydeler var yani. Onun için fesakatum burada haceteum yani meful olmaz. İkinci meful almaz. Bu manasıyla sekat su vardı olursa ikinci meful almaz. Onun için fesakatum yani featatum manasını tazammun etti. Tazmin, onun içine zımrına sokuldu yani o mana.
- 06:13
Fesakatum onlara verdi. Neyi verdi? Haceteum. Yani hacetleri neydi, ihtiyaçları neydi ise yani orada susurduklarını giderecek suydu. Hacetlerini onlara su vardı. Ne demek? Su vererek onların hacetlerini giderdi demek. Sümme sonra ekliha. Ekliha açıldı manasına geliyor. Yağmur durdu yani. Yağdı yağdı yağdı onlar susurduklarını giderdiler.
- 06:43
Hatta kusur etmek ihtiyacı olanlar olmuştu. Uyumuşlardı işte. Hamamcı olmuşlardı falan. Sümme sonra ekliha incelet yani. Cela'dan geliyor. Ekliha demek bulut açıldı demek. Bu Bedir Gazası'nda Enfal Suresi'nin 11 ricaat kelimesine geçiyor. Ne buyuruyor?
- 07:14
Vaz kelimesinde Mevla Bedir Gazası'nda yaptığı bu nimeti ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in duası berekatıyla tahakkuk eden mucize anında görüntüyle bulutun gelmesi ve onları su varması ve su ihtiyaçları gidermesinden bahsediyor. Şeytanın işi yok işte. Sahabe-i Kiram'dan bazıları yolculukta tabii Medine-i Münevvere'den Bedir'e kadar geldiler.
- 07:48
En az 120 kilometrelik bir mesafedir. O zamanki imkanlarda birkaç günlük yoldur yani. Orada geldiler. Zaten atları, develeri de pek bir şeyleri de yok yani. Çoğu yayan geldiler hemen hemen hepsi. Yorgunluk, gece uyutma falan bazılarında şeytan biliyorsunuz insanı rüyalandırır, rüyalanmak deniyor işte.
- 08:09
Hamamcı olmak argo bir tabirdir. İhtilam Arapçası. İhtilam, hülümden gelir. Hülüm rüya demek rüyalanmak yani. İşte bir şeyler gösteriyor sana falan hatırlıyorsun, hatırlamıyorsun, eline atıyorlar. Cünüp oluyorsun yani. Tabii ki Sahabe-i Kiram peygamber. Değiller, masum değiller. Haşa. Ondan dolayı şeytan rüyalarına girebilir, karışabilir.
- 08:34
Dolayısıyla böyle bir durum oldu yani. Bazıları hakkında yani. Onun için bir yandan da bir susuzluk oldu. Abdest alacaklar, kimisi güçletecekler falan. Suya çok büyük ihtiyaç oldu. 313 kişi en az. Fazla sınırlı vaatler de var. Az bir insan değil yani. Az bir su yetmez. Onun için ve yunezzilu, Allah-u Teala indiriyordu aleyküm sizin üzerinize minessema'i kökten ma'en.
- 09:03
Suyu indiriyordu yani yağmur suyunu. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem duası bereketli. Hazreti Ömer Efendimiz insanlar suya muhtaç oldu diye dua istedi. E kimin duası anında kalırdı? Biz Mahmut Efendi Hazretlerimizle çok gördük bu şeyi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem sünnetine hakkıyla ittibat ettiği için.
- 09:22
Bu yağmur duası hususunda tabi her duası öyleydi ama yağmur duasına anında görüntü olurdu yani. Beykoz'da sohbete girerdik. Havada bir tane bulutlu cam gibi yanıyor ortalık. Bir yağmur duası yapardık. İkinden sonra sohbet ederdi. Yani o çok da uzun değil. Pazar sohbeti gibi 3-4 saat etmezdi. 1-1.5 saat herhalde yani ortalama sınıfı diyeyim yani.
- 09:45
Bazen uzun olur bazen kısa olur onu bilmiyorum da yani normal yani. Tabi biz yeni girdik yani camiye. Camiden çıkardık bütün bulutlar kaplamış. Kaç kere ben bunu gözümle gördüm. Hep ondan arabayla o zaman ikinci köprü falan. O zaman ikinci köprü falan yok. Birinci köprüden yollarda tıkanır falan sahilden, Beylerbeyi'ne oradan çıkarırsın.
- 10:05
Çengegöy'den tıkana tıkana gidiyorsun. Yolda uzun dururduk yani öyle uzun dururduk. Öyle giderdik gelirdik falan. Saatler sürerdi bazı yol çünkü sahil yolu da artık kaçak yolda yok. Onun için bunları yaşadık yani. Sünnet-i Seniyye'ye ittiba berekatıyla Efendimiz Hazretlerimizin duasının müstecav olduğu sabit idi.
- 10:33
Velilerin kerametleri tabi oldukları Nebi Zişan'ın mucizesi sayılır. Çünkü o Nebi Zişan Resulullah'a sarılınırsa Risalet davasında sadık olmasaydı O'na tabi olan, O'na uyan, O'nun gibi inanan, O'nun gibi namaz kılan, O'nun gibi sarık saran, O'nun gibi sakal bırakan, eşe neşe. Sünnetlere ittiba eden zatlarda da bu kerametler zuhur etmezdi.
- 10:58
Çünkü haşa yalancı saatte gelip bir insanın tabi olana ne keramet zuhur etsin yani. Bütün velilerin kerametleri tabi oldukları Nebi Zişan'ın mucizesi sayılır. Bu arada da dua eder etmez bulut geldi Pedir'de. Allah gökten size su indiriyordu diyor. Liyutahirakümbi sizi onunla temizlemek için.
- 11:23
Şimdi temizlemek için hadi abdeste, hadese ıskardır. Diyelim namaz abdesti de lazım. İnsan zaten abdesti bozuluyor. Vücudundan bir şey çıkıyor, abdesti bozuluyor. Yani içinin bozulmasına gerek yok ki abdesti bozulması için. Ondan sonra O onun için su indiriyor. Liyutahirakümmi sizi taharet aldırıyor işte.
- 11:43
Yani temizlik sağlatıyor. Şeytanın pisliğini sizden gideriyor. İşte orası gusülle ile alakalıdır. Murtarlılık manasınadır. Şeytan yani rüyanıza girdi kiminizin. İhtilam etti yani rüyalandırdı. Ondan dolayı gusül icap etti. Onu da gidermek için diyor. Liyutahiraküm olsa abdest anlaşılır. Abdest her zaman tazeli ve herkesi alıyor yani de.
- 12:09
Bizde şeytan dediği gusüldür yani. Böylece kalplerinize rapt ve sağlam bağlama çekiyor. Çünkü neden? Şeytan geldi diyor ki Bedir muharebesine gelmişsiniz. Siz diyor Allah yolunda olsaydınız Müşrikler, Ebu Cehiller karşı tarafta Bedir'de Ebu Cehil de vardı biliyorsun 70 azılı gavur geberdi orada. Onlar batıl olsaydı, siz haklı olsaydınız burada bak cülüp oldunuz.
- 12:40
Su da bulamıyorsunuz cülüp cülüp. Şimdilik harbe girseniz ölseniz cülüp öleceksiniz. Şeytan vesvesede durumu şimdi. Verdiği bir vesvese. Onun için şeytanın murdar vesvesesini sizden giderecek. Yani bir yandan adam cülüp olmakla Müslüman pis olmaz yani. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem biliyorsunuz
- 13:01
Sübhanallahu ve Elhamdülillah ve La İlahe İllallah ve Allahu Ekber zikirleri. Cülüp adam Kur'an okuyamaz. Kur'an tutamaz zaten tutamaz. Abdestsiz de tutamaz Kur'an. Abdestsiz okur cülüpken hem tutamaz hem okuyamaz. Ama cülübün bile devam etmesi gereken zikir kelime-i şehadet kelime-i tevhid. Bakihat, salihat, Sübhanallahu ve Elhamdülillah ve La İlahe İllallah ve Allahu Ekber.
- 13:26
Ekle istersen. Bunlar cülübün müstahini olamayacağı zikirlerdir buyuruyor salihat-i şerifte. İşte bir adam Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem sahabeyle musafaha ulaşıyordu. Bir tanesi elini vermedi. Elini vermeyince Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu. Niye elini vermiyorsun bana?
- 13:46
Dedi ki ya Rasulallah ben cülübüm dedi şu anda yıkanma işte imkan bulamadım su bulamadım öyle denk geldi yani. Sen de teşrif buyurdun yani şu anda. Onun için. Buyurdu veremedi. İnnel mü'mine lâ yencüsû. Mü'min neces olmaz yani. İnnel mü'mine neces sün. Müşrikler necestir, pisliğin ta kendisi diyor. Neces pislenen demek.
- 14:06
Neces pisliğin ta kendisi demek. Kale adaki pisliğe hortum sıkmakla pislik temizlenir mi yani? Müşrikler necestir diyor. Mü'min neces olmaz, neces olmaz. Çünkü neden? Mü'minde bir imam var ki cülüb de olsa neces olmaz, pis olmaz yani. O manada. Kafirde öyle bir şirk var ki, bozuk itikad var ki o da necestir.
- 14:26
Pisliğin ta kendisidir. İstediği kadar yıkansın, kokulansın, kendine parfümler sıksın o da temiz olmaz yani. Bu itibarla burada bir zahiri zaten fiziki bir necasette bedenlerinde söz konusu değildi ama orada riziz demek murdar vesvese. Sen diyor hak üzere olsaydın buraya geldin öleceksin diyor. Hicabında harf var.
- 14:54
Ertesi gün veya o gün yani harbe girecekler. Cuma gününe denk geldi. Sen Allah'ın yolunda olsan Allah seni susup bırakır mıydı? Cenab-ı Hak çıkarır mıydı diyor. Ve yudibâkum rizzâş şeytân. İşte şeytanın murdar vesvesesini sizden gidermek ve Cenab-ı Hakk'ın tanrısından gidermek için kökten su indireyim diyor.
- 15:22
Kalplerinizin üzerine bağlama çekecekmek için ayaklarınızı er meydanda, cenk meydanda sabit kılmak için Mevla buyuruyor. O suyu size indiriyordum ama neyle? Resulümün sallallahu aleyhi ve sellem duası bereketiyle mucizesi olarak izah ediyorum buyuruyor. İşte bunlar böyle yani şimdi mübarek kısaca konuyu kapattı.
- 15:45
E ben bunları şimdi anlatmadan nasıl geçeyim buraya yani? Bu arada bu kadar ilim çıktı bak. Onun için yavaş gideceğiz, az gideceğiz, uz gideceğiz, gece gündüz düz gideceğiz. Şefaat-i şerif kat bire inşallah birlikte erişeceğiz inşallah. Yine devam ediyor. Bukhari Müslümin Enes Radıyallahu anh'tan ibadet ettiği bir hadis-i şerifte.
- 16:12
Bu çok meşhur bir hadis-i şeriftir. Uzun uzun biz Ruhul Furkan teslimi Efendimiz Hazretlerimizin yazdırmıştı. Veda, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem dua etti. Su talep etme yani yağmur duası hususunda. Seka, suladı demek, su verdi demek. İstiskayı tabi orada sin istifal babı olunca, sin de talep için.
- 16:46
Her yerde talep olmaz da burada talep için oluyor. Geçen derste dedik isticabet. Orada isticabette sin talep için bazen olur bazen olmaz yani. Mesela Kur'an'da orada icabet manasına yani. Burada sin talep manasına, filistiskayı yağmur talep etme, su talep etme hususunda dua yaptı. Bir gün cuma namazıydı.
- 17:16
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem de hutbedeydi yani. Hutbe okuyordu yani. Hutbe okuyor derken hutbe minbere hutbe diyorlar öyle değil. Minberdeydi. Bu bildiğim bir hadis-i şerif olduğu için şey yapmıyorum. Burada şehirlerde baktım da şey yapmıyorum. Geldi sahabeden birisi. Bediv'den diye hatırlıyorum yani.
- 17:54
Çölden de gelmiş. Cuma'da toplanıyorlardı ya. Geldi. Ondan sonra dedi. Ya Resulallah dedi. Kuruduk dedi. Yağmursuzluktan. Hayvanlarımız var. Teveler misal işte neyse koyunlar. Keçiler. Her şey susuz kaldı dedi yani. Hayvanlar helak oldu. Şehirler aç kaldı. Çünkü tabi yağmur olmayınca yetişmiyor bitmiyor falan.
- 18:27
Ot bile olmuyor. Dua istedi. Minberde Cuma saati zaten kabut saati. Efendim sallallahu aleyhi ve sellem kabut saati mi lazım? Her duası mücep müstecep. Dua buyurdu yani. Fesuku İşte seka Su vardı demek. Sukiye su varıldı. Su verildi demek. Onun cevesi geliyor suku. Fesuku diye Kuran'da da var. Fesuku diye.
- 18:59
Fesuku su arıldılar. Yani Allah-u Teala Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Duasının hemen akabinde Onlara yağmur yağdırdı. Cuma'dan çıkar çıkmaz bir yağmur başladı. Bulutlar hiç açılmadı. Bir hafta. Bir hafta bulutlar açılmadı. Her yer köle döndü. Kölete döndü. Efendim su birikintileri çoğaldı. Ondan sonra.
- 19:25
Fakat yağmur durmadı yani. Sünme sonra Şekev şikayet ettiler. İleyhi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Yağmurdan. Yani yağmurun çokluğunda bu sefer Devam ederse zarar verecek. Yani seller oluyor. O da bir dahaki Cuma Hadis-i Şerif'te hatırlıyorum. Buralarda yani Hadis-i Şerif'e detayına girmemiş.
- 19:49
Meşhur Hadis'ti herhalde. Konuşmuyor bu konuyu. Ondan sonra ertesi Cuma geldi. Yine uzattı. Yine uzattı. Sahabeden aynı zat diye hatırlıyorum. Veya başka biri de olsa mesele değil. Dedi, Ya Resûlallah, dedi, Dua et yağmur kesilsin, dedi. Çünkü bu sefer de sellere gark olduk, dedi. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, Allahümme hevâleynâ leâleynâ se'alel cibâli ve zırabî.
- 20:21
Öyle bir şey hatırlıyorum. Ya Rabbi, yağmuru bundan sonra, dedi, dağlara, tepelere uzak yerlere yani insanların yaşamadığı yerlere yağdır. Çünkü o zaman oralardan yine tabii insanların yaşadığı yerlere de fayda olur. Çünkü mesela orada da kuraklık olsa gider dağın bir tarafından veya bir vadinin işte meskun olmayan bir mahalleden suyu yine alır taşır mesela.
- 20:48
Onun için su her zaman lazım yani. Dağlara, ovalara yani boş yerlere yağdır, dedi. Hevâleynâ etrafımıza yağdır. Üzerimize yağdırma, buyurdu. Ondan sonra öyle bir bulutlar, bir hafta bulutlar kalkmamış, hiç gök açılmamış. Güneş yüzü görmemişler yani. O dua yapar yapmaz ikinci Cuma'da minberden Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, yani inince işte Cuma'yı kıldırdı falan.
- 21:11
Sahabe-i Kiram Cuma'dan çıktılar. Sanki gökte bulut yok yani. Cam gibi açıldı. Bir anda açılıyor, bir anda kapanıyor. Allahü Teâlâ Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem dualarına ne kadar icabet buyuruyor. İşte ya. Hz. Abbas öyle dedi yani. Ya Resulallah dediyse, Hz. Abbas olacak. Bu talip bir rivayet olabilir.
- 21:40
Rabbin sana Rabbin senin sözünü ne kadar dinliyor manasına. İtaat manasına aşağı mevla kimse itaat etmez. Aşağı o manada değil de. Rabbin senin duanı ne kadar çok kabul ediyor. Yani sen ne diyorsan yapıyor hani. E amca sen de o Allah'ın sözünü dinlesen o da senin sözünü dinler. Yani dinler manasına duanı kabul eder.
- 22:03
İstediğini yapar yani. Ne büyük ne büyücük şanlı ümmetiz. Fed'a Sümme şeker sonra şikayet dendiler. İleyhi Resulallah Efendimiz'e Yağmur çoğukluğundan Yağmurdan yani çokluğundan. Fed'a bu sefer hemen dua etti. Ya Rabbi bulutları aç, Fesahav Sahav Yashu'dan olacak. Ramev gibi de. Ondan sonra Yashu ayılmak demek.
- 22:36
Sahavdan geliyor da. Sahav Yashi'de olabilir. Babı ne olsa. Fesahav Ramev vezninde yani. Anladın mı? Sahav Ramev gibi. Sahav demek sahavdan geliyor. Sahav demek bulutların açılması demek. Onlar açıldılar. İsnad-ı Mecazi var burada. Onların üstündeki bulutlar açıldı demek. Arapça'da böyle şeyler çok oluyor.
- 23:06
Ondan sonra Sahad-i Sema Gök açıldı. Gheyma bulutları inkişaf etti. İnkişaf demek açıldı gitti yani. Cam gibi ama düzeldi yani. Ve yağmur kesildi demek. Yine diğer bir mucize. Yani şurada anlattıklarım Ne oldu biliyor musun? Üç satır yok yani. Şuraya kadar anlatıyorum. Kaç dakikadır başladım yani. Ondan sonra Üç satır olmadı yani.
- 23:37
İki buçuk satır daha. Bak neler. Kısa kısa gidiyor. Kaz-ı Yazı Hazretleri Şifa-i Şerif'te. Öbür türlü 5-10 cid olması lazım. Harküşü'ye döner. Şeref-ül Mustafa, Delal-i Nübüve, 7 cid, 9 cid. Şifa-i Şerif'in özelliği bu. Yani bu kadar mucizeyi, Bu kadar alameti, bu kadar siyeri, Bu kadar kısa ifadelerle Fası ve beli ifadelerle cem etmesi.
- 24:00
Onun için Şifa-i Şerif'in kendi babında misli yok deniyor. Okuyacaksınız şimdi yeni çıkan Şifa-i Şerif'in başında neler yazdığımda anlayacaksınız yani. Ve kâle yine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu. Kim için diye bir kat'âdete. E bu kat'âde Ebu Künye'sidir tabi. Ebu Ebi Bunlar Künye derler yani.
- 24:22
Araplarda Künye ismi geçer. Ebu Kat'âde için. Ebu Kat'âde adı nedir? Harif el-Harif İbni Rib'i El-Sahabi Celil, Yüce Sahabeden diyor. Beyhakî Buat Serif'i Delal-i Nübüve'de rivayet etmiş. O burada hangi kitapta rivayet ettiklerini yazmıyor. Lafz-ı metnin çoğunu da yazmıyor. Kısa geçiyor dedim ya. Ebu Kat'âde'nin adı Harif imiş.
- 24:49
O zat için duada bulundu. Şimdi Ne sebeple duada bulundu? Bazen o sebebi de zikrediyor. Neyle alakalı olduğunu, o hususta bir şey var mı bilmiyorum veya dua istemiş olabilir veya Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir iyilik yapmış olabilir, bir hizmet görmüş olabilir. Ekseri böyle bir hizmet gördüğünde de çok dualar oluyor yani birçok hadis-i şeriften bildiğimiz üzere.
- 25:20
Ondan sonra Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Ebu Kat'âde hazretlerine bir dua yaptı. Ne buyurdu duasında? eflaha ve cühkeh eflaha, felah bulsun yani felah demek idrâkul buğye yani maksadına erişsin demek dünyevi olur, dünya hayatı ile ilgilisidir ahiretle dünyada kimseye muhtaç olmaz bir tane ayaktan düşmez.
- 25:53
İzzet ve zenginlik içerisinde şerefli, itibarlı yaşar falan. Bunlar dünyevi felahlardır. Ukrabî felâh zaten naim-i mukallettir. Yani ebedi nimetler cennetlere nail olmaktır. Onun için felâh iki türlü de var. Ukravi felah
- 26:10
Burada mutlak manada söylediği için dünya ahiret felâh bulsun manasına geliyor. Ne? Ve çünkü senin yüzün. Yüzün demek yüzün felâh bulsun, bedenim de felâh bulur. Çünkü yüz insanı temsil eden en belirgin organıdır. Onun için vecih zat manasını Arapçada kullanıyor. Rabbinin vecih diyor. Vecih Mevla haşa huzurda mı neyse orada zat-ı Rabbike yani vecih orada.
- 26:37
Rabbinin zatı yani. Onun için eflâha felâh bulsun. Ve çünkü zatın yani şahsın. Tabi senin felâh bulursan yüzün de ne olur? Mutlu olur yani güzel olur. Kötü olmaz. Sonra da duada devam etti. Allah'ım ey Allah'ım barik. Bereketi anlatmıştım size bir derste. Bereket nereden geliyor? Lügat, mâzî kökeni felâh.
- 27:01
Kovacı dedede yaptığım bir derste de bunu anlattım. Geçen ki derste. Bereket kelimesinin kökeninden vesaireden lügatından. Ziyadelik kesretten tabi şey ediyor. Kinaya oluyor. Allah'ım ey Allah'ım barik bereket ver lehu. Onun için yani Ebu Katade için. Nerede? Fî şârihi. Tüylerinde. Yani saçı, sakalı vesaire.
- 27:24
Ve beşeri, acayip ilginç duaydı. Ve beşeri derisinde. Beşer, insana beşer deniyor. O şeyden geliyor, deriden geliyor esasen. Beşere, beşere tün yani. Beşere deri demek. Ve beşeri, derisine de bereket ver. Yani cildini, deri cildini bütün şimdi kadınlar, madınlar ne paralar dönüyor. Ne eurolar ne dolarlar gidiyor.
- 27:49
Kuaför, kuaför, kuaför. Manikür, pedikür. Orasını düzelt, burasını şey et. Ondan sonra kaportayı düzeltmeye uğraşıyorlar. Halbuki süsle püsle altı rezillik yani. Ondan sonra ikide bir sırıtıyor. İkide bir siyahın altından beyaz çıkıyor. Hadi bile. Haftada bir kuaför. Ondan sonra deriyi gerdiriyor, merdiriyor, toplatıyor, çıkartıyor.
- 28:17
Ondan sonra yine sırıtıyor. Yani Allah'ın vermediğini işte efendim, operasyonlarla nereye kadar götüreceksin? Allah'ım onun diyor, tüylerine, derisine bereket ver diyor. Yani bereketle mübarek yap diyor. Ne demek mübarek yap? Yani böyle güzel yap, ziynetli yap, süslü yap, zarar zeval dokundurma anlamına geliyor.
- 28:45
Buradaki maksat tabii tüy derisi demek. Deri zaten insanın her tarafının, görünen tarafının hepsi deriyle kaplıdır yani. Derisine zarar vermediğince bütün bedeni güzel olsun. Böyle bir dua yaptı ona sallallahu aleyhi ve sellem. Böyle münasip gördü yani. Ve Allah-u Teala öyle dua yaptırdı ona vahyetti.
- 29:06
Onun için Ehsen-i Takbir en güzel kıvam ve şekilde bütün uzuvların mükemmel vaziyette. Hiçbir uzvu bozulmadan, hiçbir uzvundan istifadesi kaybolmadan muammer olarak hayırlı uzun ömürlü yaşasın. Bu zat Femâte sonra öldüğünde veveo neydi? İbni Sebaine 70'in oğluydu. Neciyetinden seneden sene bakımından.
- 29:28
Yani 70 senenin oğluydu ve 70 sene yaşamış. Yani 70 yaşında vefat etmiş. Ve kehennehu, buradaki mucize nerede şimdi? Duanın kabul mucizelerinden gidiyoruz. Ve kehennehu sanki o, yani Ebuket-i Harise Hazretleri, İbni Hamse Haşerate 15'in oğluydu. Neciyetinden seneden seneciyetinden. Yani 15 yaşında bir delikanlı, 15 yaşında bir delikanlı.
- 29:55
yaşında bir delikanlının derisi, tüyleri, işte sipsiyak, saçları, şeyleri neydiyse yetmiş yaşında aynıydı yani. İşte bu da Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in duası, bereketiyle, mucize olarak gücü, nazareti, güzelliği, efendim, hiçbir bedeninde bir yeri değişmemiş, bir saçının teli, sakalının teli beyazlamamış.
- 30:24
Bir tane tel beyazlamamış, on beş yaşında gibi duruyor. İşte bu mucizeydi. Hicret'in elli dördüncü senesinde, yani Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in vefatından, kırk dört sene sonra olmuş oluyor, kırk dört sene daha yaşanmış, Medine-i Münevvere'de vefat etti. Bu mübarek sahabi, Rabb'in şefaatlerine nail ve mazher eylesin.
- 30:53
Amin. Yine bu mucizeleri, duasının kabulüyle ilgili mucizelerinden olmak üzere, ve Kale Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem buyurdu. Kime için? Linnâbîgati, nâbîgâ için. Nâbîgâ meşhur şahirdir. Araplarda nâbîgâ diye lakaplanan çok şahirler vardır. Nâbîgâ özel isim değildir. Nâbîgâ fâika demek. Lügat-ı nübûg'dan geliyor.
- 31:16
Nübûg, tefevvûk. Yani kendi bıranşında ve dalında üstünlük sahibi olmak. Bu da şiirde, özellikle şiirde üstün seviyede olan büyük şahirlere nâbîgâ deniyor. Nâbîgâ'nın sonundaki t, yani mühendis tâsı değil, mübâleha tâsı. Mübâleha tâsını nereden tanıyoruz? Allâme'den. Mesela Allâme-i Cihan diyoruz. Allâme.
- 31:41
Halbuki bunun erkek şeyinde Allâm demek lazım. Allâm. İşte Allah'a Allâm bulgu yok diyorsun, Allâm işte. Mesela Allâm demek lazım. Ama biz ne diyoruz? Mesela bir müfessir işte, Çukurtey Hazretleri, Allâme. Halbuki o sonundaki t ne için? Mübâleha için. Allâm zaten fâalvezni, mübâlehalı ismi fâil. Çok bilen demek, çok ilim sahibi demek.
- 32:00
Bir de sonunda mübâleha tâs geliyor, Allâmetün. Yani dedim o tekne tâ değil tabii ki, gözlük şeyine tâ. Allâmetün. Eşsiz yani, zirve yani ilimde. Çok çok. Allâm'dan bir çokluk çıkıyor, tâ'dan bir çokluk çıkıyor. Çok çok çok fazla âlim yani Allâme. Nâbıga da öyle yani. Şiir de zirveye ulaşmış demek. Nâbıga.
- 32:22
Bu nâbıgalar çok yani. Birkaç tane şair cahiliyet döneminde, İslâm döneminde de yetişenlerden nâbıgalar var. Onun için burada hangi nâbıgayı kastediyor Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem? Hangi nâbıgaya duâ etti yani? Özele. İsmi kaç olan, yani nâbıga lakabı olduğu için.
- 32:40
Şimdi bunun kabilesi veya özel ismi nedir mesela? Burada tabii bazı şeyler var. Farklı görüşler olabilir. Cihâdî diyor. Cihâd kabilesi olabilir. Ondan sonra ismi onun kaçtı diyor. Hibbânî b.a.b.n. Mu'mer b.a.d.s. Ondan sonra. Belki Uç olabilir. O da var diyor. Nâbıgayı Zebiyânî diye. Başka bir nâbıgalar var falan filan.
- 33:09
Burada el-Cihâdî olan ismi Kaysi b.Abdillah. Cihâdî olan nâbıgaya. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem dua etti. O bir kaside inşaat etti yani. Kaside-i râiye deniyor. Sonu râ ile bitenlere râiye denir. Tâ ile bitenlere tâiye denir. Hemze ile bitenlere hemziye denir. Zeymân-ı Musîrî'nin kaside-i bürdesinin dışında bir de nesi var?
- 33:39
Ondan sonra yani hemziyesi var. Sonu hemze ile biten. Kaside-i bürdesi de mimiye yani mim ile bitiyor farkındaysanız. Bidemi. İzami. Böyle hepsi onun mimle bir türünde. Böyle şiirlerde böyle kafiyeler hangi harfta biterse ondan isim alır yani. Bu nâbıganın bir kasidesi var. O kasidi okudu. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem huzurunda.
- 34:11
Ondan sonra. Belâghnessemâe mecnûnâ ve senâ'unâ ve innâ lenercû fevkadhâlike mazharâ Bunu ben 80'lerde bir Arap alimi geldi. Çok büyük bir alim geldi. O zaman İsmaila'da. Efendimiz ikindi namazından sonra. Veya öğlen miydi bilmiyorum. Ona biraz konuşma yap dedi. O da kalktı. Ben de o zamanlar yeni yani böyle 13-14 yaşlarındayım.
- 34:42
Belki de 80'den önce 80'den sonra olduğunu hatırlıyorum. Yani o zaman 17-18 olabilir. O yaşlarda bu beyti okudu yani. Bu beyti o zaman da kulağımda yani nâbıga dedi. Nâbıga dedi. Tabi anlamıyoruz tabi nâbıga kim şudur budur. Arapça biraz anlıyoruz tabi. Bir şeyler okumuş, icazet almıştık da. Ve innâ diye okudu o başında.
- 35:04
İnnâ okudu burada yok da. Ve innâ beleghne-ssemâ mecnûnâ ve senâ unâ. Ve innâ lenâ rûfevgede elke mezarâ. Yani gel Müslüman oldu. İslâm ile şereflenmesinden dolayı çok memnun oldu. Kasideden başladı işte ben şu anda başını, kasidenin başını burada nasıl başladığını söylemiyor. Şurada beyte geldi. Bu beyte gelince beleghne-ssemâ yani başım göğe değdi derler ya.
- 35:31
O da diyor ki yani Allah bize İslâm'ı nasip etti. Muhammed Mustafa'yı sallallahu aleyhi ve sellem sahabe olmayı, ümmet olmayı nasip etti falan işte. Güzel bir acayip bir şiir okudu yani. Beleghne-ssemâe köklere ulaştık diyor yani. Neyimiz ulaştı bizim? Mecnûnâ ve senâ unâ. Şerefimiz, izzetimiz, itibarımız, övgümüz.
- 35:49
Senâ, övgü demek. S, peltek. Öbür senâ da nur demek, parlaklık demek falan. Bir peltek var. Senâ. O övgü demek. Hadd-ü senânınki peltekse. Bir de senâ var. Kur'an'da geçiyor. Nur Sûresi olacak. İşte şimdi şeyin parlamasının ışığı, ziyası yani. Yani nurumuz, izzetimiz, itibarımızla köklere ulaştık diyor.
- 36:23
Ama buna bize yetmez diyor. Bunun fevkinde daha üstüne çıkarak daha büyük mazariyetler, nâliyetler ve mertebelere kavuşma elbette biz umuyoruz diyor. Şiirin bu beytine geldi. Kaside, tabi uzun bir kasidenin. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu. İlâine yâ ebâ leylâ. Bak Nabıhan'ın künyesi neymiş?
- 36:47
Ebu Leyla'ymış. Leyla'nın babası demek. Oğlundan künye alıyor. Mesela oğlundan veya kızından neyse künye alıyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hepsini biliyor. İşte künyesini, adamın şeyini, ismini, küresini. İlâine yâ ebâ leylâ. Zaten göklere ulaştık. Şerefimiz, itibarımız diyorsun. diyorsun, İslâm'a kavuştun, man'a kavuştun, İslam'a kavuştun, bana kavuştun.
- 37:05
Daha üstünde mazariyet. bu dağın üstünde mazariyet umuyoruz diyorsun. Umuyoruz diyorsun. İlâine yâ ebâ leylâ. İlâine yâ ebâ Leyla, ee ebâ Ebû Leyla, daha nereye gideceksin, daha ne arıyorsun? dedi. Ne yapıyorsa dedi ki, İlel Cennet, Ne yapacaksın? göklerin üstünde, arşın altında, yedi kaç zamanın fevkinde.
- 37:21
Cenneti arıyorum dedi. Cennete gideceğiz dedi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ne yapalım? Tamam o zaman dedi. Allah cenneti nasip etsin. İnşallah da dedi orada. Her zaman inşallah der demez. Dua ederse inşallah Dua da inşallah zaten denmez. Onu yasaklamıştır. Dua derken Allah'tan kesin bir dille talepte bulundur.
- 37:41
İnşallah. Ama ihbari cümlelerde tamam öyle olsun gibi manada inşallah diyor tabi. Neam inşallah buyurdu yani. Neabıha'nın meşhur divanı var. Bu beyit 68. sayfada geçiyormuş. Sonra çok kitaplarda bu var yani. Ondan sonra hadis-i şerifi Ebu Naim ispahani hafız yani hadis hafızı tarih-i ispahanda zikretmiş İbn-i Hacer El-Aşkalani'nin El-Kafi Şaf diye bir eseri var.
- 38:11
O da onda zikretmiş. Sayfa 106'da geçiyor. Ondan sonra bu Neabıha'ya Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem dua etti. Ne diye dua etti? Sayfanın son satırının son kelimelerindeyim. Ve kâle Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem dedi kime? Neabıha'ya.
- 38:29
Şimdi ben burada böyle mana versem. Siz buradan ne anlayacaksınız? Neabıha'ya dedi ki Allah Allah fakir ağzını Allah ağzını dağıtmasın. Niye dedi? Nerede dedi? Niçin dedi? Yani işte böyle. Yarım satır ama işte bir saattir bir saattir mana vermem gerekiyor. Neabıha'ya bu şair Neabıha'ya dua etti. Kırmasın geçirmesin.
- 38:54
Yani bozmasın dağıtmasın. Fazza kesere maazallah. Fazza. Burada daha çok lügatlar var. Ben şimdi onlara girmiyorum. Efza'dan la yufsiyi okuyan var burayı. Vesaire vesaire. Feza'dan okuyan var. Yani boş bırakmasın maazallah. Falan filan. Metindeki mana muzaaf değil. Fazza yafusudan geliyor. La yafusuz kırıp kesilmesin.
- 39:22
Yani bozup dağıtmasın. Kim? Allah Allah. Neyi? Fakir senin ağzını. Şimdi bunu neden dedi? Şimdi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buna bu dua ne yaptı? Bu Neabıha'ya. Şimdi Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şiirler okuyordu bir gün. Şiirler okurken bir şiir okudu işte neyse. Vela hayra fi ilmin iza lem yekun lehu pavadiru tahmi sattahu en yukeddara Vela hayra fi cehlin
- 39:51
iza lem yekun lehu halimun ilmin halîmun izâ mâ evrâdel emrâ es-parâ gibi böyle şiirler okuyor yani. Şimdi onların manalarına girersek ders konusundan çıkar. Bu şiirleri Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem çok beğendi. Çok beğenince buyurdu ki, Kırıp geçirmesin, bozup dağıtmasın. Kim? Allah Allah.
- 40:11
Neyi? Fâket senin ağzın. Yani buradaki maksat nedir? Dişlerini kırdırmasın. Dişlerin kırılırsa ağzın bozulur. Çünkü bir insan dişsiz olunca ne biçim konuşması bozuluyor, görüntüsü bozuluyor, ondan sonra yemesi içmesi zaten zorla giriyor falan. felan. Bu duanın maksadı Allah dişlerini dağıtmasın, ağzını dağıtmasın.
- 40:31
Buyurun. Bu duanın berekatıyla fe mâ sekatat Hiç düşmedi. Lev-i on düşün ne? Sin-nün hiçbir diş. Hiçbir diş. Sin Uzuvdur, insanın uzuvlarından bir uzuvdur. Uzuvlar da Uzuvlar da cârihat-i Câriha kespedici, kazancı demektir. Uzunlar iş yaptığı için çalışan kesmeden manasınadır. جَارِحَةٌ kesmedici, kazancı demektir.
- 40:46
Uzuvlar iş yaptığı için çalışan kesmeden masnadır. İnsanın her uzuvuna el, ayak, göz, bu göz, dudak, bilmem ne, İnsan ne uzuna, el, ayak, göz, dudak, bilmem ne, diş... diş, dahil, her uzuvuna cağriha kelimesi kullanılıyor, cebisine cevareh geliyor. O cağrihatın mühendisliğinden dolayı ilginç işler yani.
- 41:04
Neyse. Tehennisi gayri hakiki olarak bütün uzuvlara tehennis gidiyor, mühendis gidiyor. Onun için Onun için femâse katâ demiyor bak. demiyor bak. Femâse katâ düşmedi. düşmedi. Lehu nâbighe için. Ne düşmedi? Ne düşmedi? Senin hiç bir dişi düşmedi. Sinirle hiçbir dişi düşmedi. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in duası Efendimize sallallahu aleyhi ve sellem duası bereket ile.
- 41:20
bereket ile. hiç bir dişi düşmeden yaşadı. Hiçbir dişi düşmeden yaşadı. Ve bir rivayete göre Fekâne Nâbîgâ Hazretleri idi. idi. Nedir idi? Ehsenen Nâzî. İnsanların en güzeli idi. Nedir idi? Ne bakımından? Fahran. Fahran, ön dişler bakımından. Ön dişleri, dünyada ondan güzel ön dişleri olan yok. Bütün dünya 10.000 euro, 20.000, 30.000, 40.000, 50.000 euro.
- 41:41
10.000 euro, 20.000, 30.000, 40.000, 50.000 eurolar veriyorlar. Diş çok pahalı şu an. Kaliteli dişçilere gidersen, hele bizim bir dişçi var Allah! Ne kadar pahalı da bana bedava yaptığından gülüyorum. Bedava mezar bulsam gireceğim zaten. Ondan sonra Allah ona da hayırlı, uzun ömür, saati af edersin, şifa versin, elleri dert görmesin.
- 42:01
Ondan sonra efendim, ilkeri beyefendi, yani bana bedava yaparım. Başkasına çok pahalı. Yani ona krallar gidiyor falan. Ondan dolayı ön dişler, yani ben parayla ona gidemem. Ben bedava kim yaparsa kılsın geçirsin. Öyle 10.000 euro, 20.000 euro bende. Nerede paralar? Dişe vereceğim bunu yani. Bundan dolayıdır ki, eskiden olabilirdi öyle paralarımız da şimdi yok.
- 42:27
Fekaneydi Ehsen Ennas, insanların en güzeliydi. Sahran, ön dişler. Çünkü zaten böyle arkaya doğru gözükmüyor da, dudağını şöyle sırıttığın anda, güldüğün anda ön dişler çıkıyor. En güzel dişliydi. İsa-ı Sakat'a düştüğü zaman, bir dişi düşse, biterdi. Diğer dişi biterdi. Hiç dişsiz kalmadı yani. E dişsiz kalmadı da, yani kaç yaşındaydı bu yahu?
- 43:00
120 sene yaşadı. münâza, 120'den de fazla yaşadığına dair birçok rivâyetler mevcuttur. birçok rivayetler mevcuttur. Rivâyetleri söylüyorum, 140 rivâyeti var, 240 rivâyeti var, 280 yaşında rivâyeti var. Rivayetleri söylüyorum. 140 rivayeti var, 280 yaşında rivayeti var. Biliyorsunuz o dönemde 250 yaşlarında yaşayanlar var.
- 43:19
Selman-ı Fârisî radıyallâhu anh Efendimiz'in asrından ne kadar evvel... Selman-ı Farisi radıyallahu anh Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den ne kadar evvel belki 150-200 sene evvel yani doğmuş. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den buluştuğunda 200 yaşına yakındı veyahut da geçkin idi. Selman-ı Farisi radıyallahu anh Efendimiz 250 yaşında vefat etti.
- 43:36
İttifaklıdır yani. O dönemde 250 falan yaşarız. Şimdi bile 130-150 yaşayan var ya dünyada. Dolayısıyla düşünün ki 280 ortalama baz alsak 200 yani yaşında yani. Bu rivayetlerin ortalamasını baz alsak 200 eder yani. 200 küsur eder. 200 sene yaşayıp ön dişleri dünyanın en güzel adamı olmak, hiçbir dişsiz kalmamak, bir dişi dökersin de sanki çocuk yani.
- 44:05
Çocukların dişi yani yeni büyürken veya bir yaşındaki dişler dökülür gelir yani. Hemen yerine yenisi bitiyordu. İşte bütün bunlar Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin duası berekatıyla mucize olarak Allah'ımızın onun peygamberliğinin nübüvvetinin sadık ve hak olduğuna dair insanlara gösterdiği delillerden ibarettir.
- 44:30
Allah-u Teala bizleri hakkında yaptığı, ümmeti hakkında yaptığı bizler onu göremesek de bir fiil bizzat dua alamasak da kabir aleminden sizin için istiğfar ediyorum. Amelleriniz bana sabah akşam gösteriliyor. Mağfiret dualarına bizleri mümin olduğumuza göre nail ve dahil ediyordur zaten. Ama özellikle ismimizi çok salavat-ı şerife okursak, şifa-i şerif dinlersek...
- 44:52
dinlersek, bu dersleri dinletirsek, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme yakın oluruz. O da bizi özel muameleye tabi tutar ve babamızın üstüne kendi adımızla bize selamlarımızı iade eder, dualarını bize ihsal eder. Allah bizi de mahrum etmez. Onun ümmetinden olduğumuz için dualarının kabulüne, icabetine mazhar eder. Amin. O sallallahu aleyhi ve sellem.
Benzer sohbetler
1:23:21Şifâ-i Şerîf Dersi 299. Bölüm 12 Ekim 202612 Ekim 2026 · 84 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 12 Ekim 2026
1:16:13Şifâ-i Şerîf Dersi 298. Bölüm 5 Ekim 20265 Ekim 2026 · 77 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 5 Ekim 2026
44:07Şifâ-i Şerîf Dersi 297. Bölüm 28 Eylül 202628 Eylül 2026 · 45 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 28 Eylül 2026


