48:03 / 56:51

  1. 00:01

    Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi Rabbil Alemin, Es-Salâtu Ves-Selâm Ala Seyyidi'l-Murselîne Muhammedin ve alâ alihi ve sahbihi ecma'in Şifâ-i Şerîf Dersimizin kalan bölümünde Allah-u Teâlâ'nın Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz'de ahlak bakımından bütün üstün sıfatları topladığına dair işte affına, safhına, acele ceza vermemesine, görmezden gelmesine vs.

  2. 00:49

    güzel ahlâkına delalet eden rivayetleri zikrettiği bapta Gâzı Oyaz Hazretleri'nin kaldığımız yerden devam ediyoruz. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz başına gelen birçok hadisede yani tehlikelerde vs. yakalanan insanları affetmiş ve kendisine kötü muamele yapan, kaba davranan insanlara müsamaha etmiş.

  3. 01:35

    Böylece de Habîm elbette şübhesizsen çok büyük bir ahlâk üzeresin. Ayet-i kerimesinin manasını bil fiil izhar etmiştir, yani göstermiştir. Bunun misalleri zikredilirken Geldiğimiz noktada yani rivayet bakımından 181. rivayete gelmişiz. Burada Şifa-i Şerif'i bazı tahkikçiler tabi numaralamıştır.

  4. 02:10

    Bu numaralardan yani farklı rivayetlere geçince numara koyuyor yani kaç rivayet var, kaç hadis var diye. O tabi eski kitapların adetlerinde yoktu da sonraki tahkikçiler güzel yapıyorlar tabi. Kolaylık bakımından 181. rivayete geldik. Orada buyuruyor, dersimiz de burada kaldı. Geçen hafta biraz sinirlendik, ettik başımıza gelenlere tabi.

  5. 02:34

    Ders uzun gitmedi. Onun için bugün... Bugün kaldığımız yerden devam ediyoruz. Veca'e geldi, kimehû Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'e. Kim geldi? Zeydü'bn-i Se'ne'de. Zeydü'bn-i Se'ne, tabi şimdi biz ne diyoruz? Radıyallâhu Teâlâ diyoruz çünkü sonra Müslüman oldu. Sonra Müslüman olması hasebiyle, radıyallâhu diyoruz.

  6. 03:06

    Bu zat, Yahudi alimlerinden, yani ahbardan bir... bir... habr idi. Yani büyük bir alim idi. Müslüman olan Yahudi alimlerinden sayılıyor. Ve sahabidir tabi. Müslüman olup da Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'i gördüğü zaman zaten sahabi oluyor. Radıyallâhu Teâlâ. İlim bakımından Yahudi alimlerinin en büyüğüydü.

  7. 03:37

    Ve mal bakımından da en fazla mala sahip olanıydı. Çok güzel Müslümanlığı yaşadı. Müslüman olduktan sonra... Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem Efendimiz de harplerde ve birçok olaylarda bulundu. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Tebük seferinden dönerken, işte Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem vefatına da az kalmış idi zaten.

  8. 04:03

    Tebük seferinden dönerken bu zat da vefat etti. Herhalde Tebük seferine çıkmıştı diye biliyorum. Yolda vefat etti herhalde, yolda defnedilmiştir. Medine'ye dönüş yolunda. Bu zat geldi Efendimiz'e Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, kable islâmihi, Müslüman olmadan evvel, yetekvâzâ, ödemesini istiyordu Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz'den.

  9. 04:39

    Neyi değinen? Borcunu. Öyle borç ki aleyhi Efendimiz'in üzerindeydi. Yani Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in üzerinde bir borç var. Bu kişiden borç almış. Sonra, tabi borç alınırken biliyorsunuz, müddet konuluyor. Bu müddet daha dolmamış idi.

  10. 05:18

    Yani Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'de kendisi için almadığı burada zikrediliyor. Bir gün aleyh Efendimiz'in yanındayken bir adam geldi. Bedevi tipli. Dedi ya Rasûlullah felancalar müslüman oldular. Beklentileri şuydu ki müslüman olurlarsa bol bol rızıkları gelecek. Yani müslüman olursak Allah bol rızık verir.

  11. 05:59

    Fakat işte imtihan Medine-i Hicret'te de yani sahabe-i kirama muhacirlere, işte havası yaramadı Mekke'nin havasına alışanlara çok hastalıklar oldu yani. Bu imtihandır. İnsan bir ibadet yapar, bir fazilete erer fakat öyle her işi yolunda gitmez yani. Her işi yolunda gitmeyince de yanlış yoldayım zannetmesin.

  12. 06:29

    Çünkü İnsanlardan öylesi var ki Allah'a ibadet ediyor ama dingil üzere yani kenarda. İşte mal, mülk, sağlık, sıhhat, bolluk, mutluluk gelirse çok güzel. Bu din ne güzelmiş ya müslüman olduk rahat ettik der. Ama bu hep böyle gitmez. Bu sefer bir hastalık gelir, karısı ölür, çocuğu ölür. İşte yani şimdiki hesapta

  13. 07:05

    dükkanı yanar, işi bozulur, iflas eder, arabası kaza yapar falan filan. Bu sefer tersine döner. Yani kafirliğe döner. Ne manada? Ya bu ne biçim dünya? Biz gavurken yiyorduk, içiyorduk, mutluyduk. Veyahut da namaz kılmıyorken iyiydik. Yani hanım açıkken erkeklerle bir arada karışık yemek yerken, içerken filan bir şeyimiz yoktu.

  14. 07:35

    Sonra dönüş yaptık. İşte kadın çarşaf giydi, veya adam sakal bıraktı, çöpe gidi veya namaza başladı veya içkiyi bıraktı filan. Biz bekliyorduk ki Allah daha mutluluk ve daha bolluk, bereket verir. Ama ne oldu? Tersi ne oldu? Beklentimiz. İşler bozuldu. O zaman işleri yolunda gitse ya bu din çok iyiymiş.

  15. 07:59

    İşleri terse çıkınca bu nasıl din ya? Göğe dönüş yaptık, daha beter olduk. Rızkımız azaldı, işten atıldık. Bu imtihandır. Ama sen geri dönersen Allah muhafaza eski kafirliğine veya bir namazlığına veya serhoşluğuna veya tesettürsüzlüğüne, çıplaklığına dönersen ahiret dünya ve ahiret. Dünyayı da kaybetti, ahireti de kaybetti.

  16. 08:26

    Ve halke vel kusranül mübin. Bu aşikâr bir zarardır. Onun için imtihanlara sabretmek lazım. Şimdi Hz. Ali Efendimiz ve Rasulullah Efendimiz giderken sallallahu aleyhi ve sellem bir yere bedevi kılıklı bir zat geldi dedi ya Rasulullah filan oğullarının karyesi yani kasabanın tümü Müslüman oldular. Fakat onların beklentisi şuydu ki Müslüman olurlarsa rızıkları bol gelecek.

  17. 08:52

    O zaman da biliyorsunuz yağmur kıtlığı var. Yağmur olursa yeşillik oluyor, bir şey oluyor işte. Hayvanlar, develer yiyor. O zaman koyun çok var Medine'de. Koyun, keçi var. Hayvanlar var, deve var. E şimdi onlara kıtlık vurdu, şiddet vurdu. Korkuyorum ya Rasulullah bunlar dinden çıkar. Yeni Müslüman olmuşlar çünkü.

  18. 09:16

    Telden tutuyorlar yani. İmtihan Sen onlara bir para göndersen onları ihtiyaçsız bırakacak biraz efendim belki bir bolluk şey olur falan. O arada yağmur yağana kadar bir rızıkları gelene kadar o şeyle artık neyse erzak veya para işte bir şey gönderirsen iyi olur dedi.

  19. 09:49

    Bunun üzerine Zeyd ibni Sâne denen zat daha Müslüman olmamış. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki ben ben dedi, efendim, senden işte şu kadar hurma sana vereyim, işte kaç liralık olsun, 80 dinarlık olsun, 80 dinarlık hurma vereyim. O da duydu orada yani, daha da Müslüman olmamıştı. Efendim, madem bu adam böyle istiyor yani ver buna dedi.

  20. 10:26

    Efendim sallallahu aleyhi ve sellem de tamam dedi, sen ona ver dedi yani parası benim üzerime yani ben ödeyeceğim demek istedi. Adama da dedi ki, efendim, çabuk bu 80 yani ne diyoruz, onun tam bir şeyini söylemiyorum, vesk bir ölçü birimidir. Yani orada biliyorsunuz en muteber şeyde hurmayla insanlar tok kalıyorlar ve gıdası çok fazla.

  21. 11:00

    O kadar bir hurma işte ne kadarsa onu götürecek onlara. Çabuk götür dedi, biraz dedi medet olsun yardım olsun madem çok fakirlik var, kuraklık var dedi. Yetiştir dedi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem de on sonra o Zeyd ibni Sâne ile anlaştı. Yani sen burada, efendim, bunu senden aldık, bizim senden, borcumuz oldu, ne kadar zamandır ödeyeceğiz mesela?

  22. 11:28

    Yani rivayetlerde tam bir net söylemiyor ama diyelim 10 gün, diyelim 20 gün. Burada adı konuyor, günü konuyor çünkü sünnettir zaten böyle ne zaman ödersen öde şeklinde şeyler. Ne diyeyim sana? Uygun değildir yani. Çünkü yazı lazım sünnette, senet lazım çünkü adam inkar eder, reddeder. 10 liralık aldın, 20 liralık aldın der.

  23. 11:51

    Yani onun için İslâmiyet. Estaizübillah. Muayyen, belirli bir süreye kadar birbirinizden borç alıp verdiğiniz zaman, böyle nakdi olur, böyle vaini olur yani. Kurma da olur, para olur. Ne aldıysan borç, onu yazın. Kur'an-ı Kerim bunu emrediyor bize. Bu itibarla, yani Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem müddet tayin etti.

  24. 12:23

    Ettiler aralarında. Fakat bu müddet, yani dolmasına bir veya iki gün kala. Bazı rivayetlerde üç gün kala yani. Ama en azına gitsen yine bir gün var sürenin dolmasında, anladın mı? 20. gün ödeyecek Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem diyelim. 20 gün sonra diyelim. Şu 18. gün ve 19. gün, o günlerde bu geldi.

  25. 12:55

    Seyyid İbni Sani, o Yahudi âlimi geldi yani. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem de, sahabe-i kiramdan bir cemaatle beraber idi. Yanında bir cenazeye çıkmıştı. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem sahabenin ölenlerine, kadın, erkek, çoluk, çocuk, hepsinin cenazelerine katılırdı.

  26. 13:13

    Onun için böyle her gün illa bir cenazeye gider, bir taziyeye gider Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. İnsanlar, Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, merasimlere katılır yani. Onlarla beraber olur yani, iyi günlerinde, kötü günlerinde. Davetlere icabet eder. Huyu öyle Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Hepsi sünnet yani.

  27. 13:35

    Bir cenaze çıktı. O cenazeye çıktı Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Sahabe'de de bir cemaat vardı yanında. Hazreti Ömer Efendimizin de orada olduğu anlaşılıyor, rivayetten anlaşılıyor yani. İsmi özellikle geçiyor. Bu zat geldi, borcunu isterken, fecebede, cezebe manasındadır cebezede. Fecebeze kuvvetle çekti.

  28. 14:00

    Tevbev, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in elbisesini ammen gibi omzundan. Yani şimdi benim arkamdan gelsen cübbemi çeksen gibi. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'de bir cübbe giymişti. Tabii o zaman böyle ince kumaşlar ve ince dokumalar, zor tezgahlar şimdiki gibilerde, makineler. Onun için cübbeler ve gömlek diyelim, entari diyelim, giyilen yani şeyler,

  29. 14:37

    gömlek derken Arapça'da kamis yani entari bu şimdiki uzun. Böyle bele kadar gömlek şeyi pek duyulmamış yani. Onlar da şey oluyor, iplikleri sert oluyor o zaman. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem üzerinde... üzerinde bir şey vardı, cübbe vardı, cübbede çizgili böyle, bazı rivayetlerde siyah renkliydi,

  30. 15:14

    bazı rivayetlerde bazı çizgileri vardı yani düz kumaş değildi ve o sert idi. O zat geldi, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem arkasından, efendim, çekti omuzundan elbisesini ve hakikaten tuttu yakaladı, bi mecâmi'i fiyâbihi yani elbisesinin, efendim, omuzla pazusunun arasında bulunan

  31. 15:49

    bölgeden böyle, hani insanı böyle yakalıp da tutarlarken böyle sen ne yapıyorsun falan deyip sallarlar ya, elbisesini böyle buralarını falan yakasını, efendim, şeyini toplayarak, elbiselerini burasını sıktı böyle. Ondan sonra, efendim, ve ahlâzâ, kaba konuştu yani, ters konuştu, sert konuştu, lehu Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz'e

  32. 16:17

    haşin davrandı, sonra böyle yüzünü de buruşturmuş, sinirli bir şekilde. Sümme Kâle ondan sonra dedi, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in kavminin toptanını katarak, yani Kureyş kabilesini veya Abdülmuttalip oğullarını, İnneküm, muhakkak siz, ya beni Abdülmuttalip, ey Abdülmuttalip oğulları, yani Efendimiz'in kabilesinin adı,

  33. 16:48

    ey Abdülmuttalip oğulları, siz mutlulun, borçlarınızı ödemeyi bilmezsiniz. Çok böyle, efendim, tehircisiniz, yani alırsınız vermezsiniz, işi ileri atarsınız, geciktirirsiniz. Borç ödemekte yani, sözünüzde durmazsınız yani, diye bir de Abdülmuttalip oğullarının tümünü yaptı. Bunun üzerine Fentehera engelledi, Hu onu, yani Zeyd ibni Sâne-i Umer'u, Ömer R.A.

  34. 17:27

    Efendimiz tabi sahabe topluluğunun içinde, işler ona düşüyor, ihaleler ona kalıyor, O hemen ona, ne yapıyorsun sen dedi, O da şiddetli konuştu, sözde, konuşmasında ona karşı, O da sert konuştu, Dedi, ey Allah'ın düşmanı dedi ona, Sen Resulullah'a böyle laf mı konuşuyorsun? Benim gözümün önünde, sen Resulullah Efendimiz'e böyle yapıyorsun,

  35. 18:06

    Bu duyduğum lafları sen söylüyorsun he, kime söylüyorsun, Resulullah S.A.V'e söylüyorsun. O'nu hak ile gönderen Allah'a yemin ederim, Resulullah S.A.V yani, izin vereceğini bilsem, vereceğini bilsem yani kafanın kelleni uçururum. Ama işte, yani Efendimiz S.A.V bundan razı olmayabilir, Onun için yani duruyorum, yoksa var ya, senin kafan gitmişti şimdi dedi.

  36. 18:39

    Ve Nebiyyü S.A.V'de orada yanında duruyor, Tebessüm ediyor, yani gülüyor, Yani Efendimiz S.A.V'e ne ağır hakaretler etti, Efendimiz S.A.V hiç şey yapmadı yani, Hiç dertlenmedi, üzülmedi, Çünkü neden öyle şey ediyor, Çok yumuşak huylu olduğundan, Bir de keşif, Efendimiz S.A.V keşfediyor, Mevla'dan vahiy geliyor, ilham oluyor,

  37. 19:07

    Biliyor, neyi biliyor, o Zeyd ibni Sâne bunu ona neden yapıyor, Şimdi çıkacak birazdan neden yaptığı, Onu Efendimiz bildiği için gülüyor yani, Hazreti Ömer onu bilmediği için sinirleniyor, Efendimiz S.A.V Hazreti Ömer'in sinirlenmesine de gülüyor, Yani, ya Ömer sen de bilseydin burada ne dönüyor, Yani bu Zeyd ibni Sâne bunu neden yaptı bana,

  38. 19:29

    Sen de böyle yapmazdın ama, içinden diyor yani, Yapmazdın ama işte sen de bilmiyorsun, Benim bildiklerimi bilseydin demek istiyor, Ve Tebessüm ediyor S.A.V, Fekâle, o zaman dedi Rasûlullah S.A.V, Kâinatın Efendisi, ne buyurdu, Ene ben veve o, yani bu Yahudi âlimi, Ene ben ve hıve o yani bu Yahudi alimi Künnâ bilidik ilâ gayri hâzâ, künnâ bizidik ilâ gheyrihâzeh

  39. 19:56

    senin bu davranışından bu davranışından gayrine başka bir davranışına minke senden gördüğümüz bu davranıştan gayrine ehvece daha muhtaçtık ya Ömer. Ey Ömer, böyle yapacağına başka bir şey yapmana daha ihtiyacımız var. Başka bir davranış ve tutum sergilemene daha muhtaçtık. Onu yapmalıydın. ne yapmalıydın, te'muruni Te'muruni'yi bana emretmeliydin.

  40. 20:29

    şu ahlaka bakar mısınız Ömer Efendimiz radıyallahu anh ve bütün sahabe ona canını verir ya, öldeseler ölür ya ve o peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onların ümmeti ona diyor ki sen bana emretmeliydin ney bi husnil gaza madem mevzu bilmiyorsun yani ben kaç günlüğüne borç aldım veyahut borcumun günü geçti mi sen ne demeliydin ya Resulallah madem borç aldın

  41. 21:01

    güzelce ödeseydin ya bana diyor böyle demeliydin niye vaktini geçirdin ya Resulallah demeliydin, şimdi bizim hocalardan biri burnundan kıl aldırıyor mu adam Mehdi'yim diyor, Mesih'im diyor Fetö İlyasek'e geldi şimdi ziyaret etti beni Efendi Hazretleri çok kadim dostu Bukhara'dan, Taşkent'den Tacikistan'dan filan Fetanyahu dedi ben de diyorum, Fetanyahu diyemiyor mu bu acaba

  42. 21:33

    Fetö'ye diyor, Fetonyahu Fetonyahu diyor, hakikaten Fetonyahu yani sen ona acaba yanındaki en büyük profesörler, hoca geçinenler ilaisef ya hocam şöyle yap diyebilirler miydi adam ne yapar, almayın bir daha bunu aforoz eder ondan sonra Mehdi olacak deccal olur ancak ahlak yok ahlak yok, şimdi veya bizim hocalardan biri, yani yanında çalışanlardan veya okuttuğu

  43. 22:03

    talebelerden veya zamanımızın şeyhlerinden, müteşeyhlerinden efendim biri müritleri böyle bir durumla karşılarsa adamı ne yaparlar adamı yaka başına tekme tokat götürürler o da onlara ne yapıyorsunuz ya durun dokunmayın bile demez veya müritlerinden biri çıksa şeyh efendiye dese ki ya efendim bu adamın alacağı varmış sizde niye böyle yapıyorsunuz bunu ödeseydiniz ya dese

  44. 22:31

    diğer müritler ona ne yapar, sen nasıl şeyh efendiye böyle konuşuyorsun lan şeyh de işine gelir bu ana böyle konuşuyor terbiyesiz, bunu bir daha yanıma yaklaştırmayın yani birçok şeyhler böyledir ben bütün şeyhlere konuşmuyorum hocalar böyledir, üstadlar böyledir o ben ne üstadlar biliyorum yani üstadlar duyuyorum yani kimi ölmüş kimi sağ lakapları üstad yani

  45. 22:59

    ama yanlarında onlara bir muhalefet et bakalım sana böyle dümdüz giderler ağızları da bozuktur bizim üstadların yani onun için nerede sünnet nerede ümmet nerede ahlak, nerede ashab nerede gitti dinde ne alamet kaldı ya ha tanıyor musun böyle birini, tanıyorum kimi tanıyorum Mahmut Efendi Hazretleri'ni tanıyorum nasıl bir insandı böyle bir olay başına gelse

  46. 23:29

    aynı Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem gibi çok ahlaklı davranır hiç sinirlenmez ki geldi ne olaylar oldu, insanlar neler dedi ona ne kaba insanlar ne terbiyesiz insanlar geliyordu böyle konuşma, pis konuşma terbiyesiz davranışlar yapıyorlardı hiç aynı tebessüm eder aynı böyle kahkaha yok dişini göremezsin yani böyle kahkaha yok sessiz şekilde tebessüm eder

  47. 23:57

    aynı sünnete uygun itibar eder ondan sonra mesela ben Efendi Hazretleri'ne şunu diyebiliyordum yani Efendi Hazretleri'ne var işte bu sabah namazına cuma sabah Efendimiz'e suresiyle insan suresinde kılmak sünnet yani sizde böyle kıldırsanız bunu yapmıyorsunuz bu sünneti veya bir şey diyebiliyorum bunu dediğim zaman çok mutlu oluyordu ya öyle mi oku bana

  48. 24:23

    tamam bundan sonra yapacağız Ahmet ya nerde böyle bir şey şimdi nerde böyle bir hoca şimdi tam Resulullah Efendimiz'e ittiba bir şey dediğin zaman hemen hak ise hakkı kabul eder çünkü kibir yok çünkü tevazu var el kibri kibir nedir hakkı reddetmek Şefik gibi ne yaptı Şefik Kocaman telefonda dinledi ses kaydını Ruhul Furkan'a o adam hakaret ediyor

  49. 24:51

    o hala diyor ki Ruhul Furkan'a demedi ya göz göre göre hakkı reddediyor işte kibir budur mütekebbir buna denir. mütekik Şerif kocaman. Marifet derneğindekiler bile bile hakkı reddettiler. Hadisleri, efendisleri hepsini kabul eder. Hadisleri reddetmez. Biliyorlar Efendi'nin itikadını. Ama kalktılar bana uydurdu diyerek Ruh Efendi'nin tefsirine iftira atarak

  50. 25:14

    hakkı, hakkı reddettiler. Nerede sünnet? Nerede ömür? Bunlardan mürit olur mu yahu? Efendi Hazretleri'nden ne öğrenmişler bunlar? Efendi Hazretleri'ne biri gelse bir hakkı söylese bir şey söylese. Tamam hemen öyle yapalım. Bir kere abdest alıyordum mübarek. Ben de çocuğum yani. Dokuz yaşlarım. On yaşlarım yani.

  51. 25:38

    Sekiz yaşlarımda falan da ben İbrihi'ni tutardım. Beş yaşımdan beri oralarda dolanıyorum yani. Yedi yaşlarım, sekiz yaşlarımda falan o zaman aşağıda abdest alırdı işte İsmail Ağa'nın şatırvanında. O zaman orada kuyu da vardı yanında. Oradan abdest alırken İbrihi'den mesela suyu döktürmezdi. Çünkü işimi kendim yapayım abdest işte kimseyi ortak katmayayım.

  52. 26:04

    Şey yapardı falan. Biz de havlu peşkil tutardık. Yanında dururduk beklerdik havlu tutardık falan. İbrihi'ni bazen taşırdık. O arada ben işte çocuğum ya abdest alırken efendim o tabii şu kulakla şakal arasına ma beynel idari vel üzüni denir fıkıhta. İzar ile üzün arası. İzar bu şakalın şurası. İzar. Üzün de kulak burası.

  53. 26:30

    Beynel izar ve üzün şurası. Yani burayı da yıkamak farz. Yüze dahil şura. Böyle yapıyordu, böyle yapıyordu. Hızlı geçiyordu. Ben görememiş miyim, takip edememiş miyim? Kuru mu kalmıyor? Yani ben böyle yakından baktım. Yani su tabii bazı kere su tutmaz ki. Su kayar gider. Ben orada su aradım belki. Yani acaba su değmedi mi falan.

  54. 26:52

    Yani çocukluk işte. Ben efendim ne yaptım? Efendim şöyle parmağım var musluktan. Su mu aldım? Aldım gittim efendim hazretlerine. Burasına su yaptım. Şöyle bir baktım. Abdestte de konuşmaz ya sünnet. Konuşmadım. Böyle bir baktım. Temessüm etti falan. Allah Allah. Seneler geçti. Ben değdiğim 15-20 sende 30.

  55. 27:18

    Seneler geçti. Bir gün yine abdest alıyor. Ben de başına havlu mu tutuyorum şey ediyorum yine camide. Böyle yaptı tam burasına geldi. Ahmet dedi. O günden beri burama dikkat ediyorum. Evliya mı arıyorsun kardeşim ya? Şeyh mi arıyorsun? Mürşid mi arıyorsun? Al sana Mahmut Efendi. Bunlar eşkıya olmuş ya.

  56. 27:44

    Hak denmiyor ya. Hak söylenmiyor ya. Yanındakilerin durumuna baksanıza ya. Şimdi ahlak Fitir namazında seppe işmeyi 3'e bölerdi. 2'ye bölerdi. Birinci rekatta Veni Yessiru Kıya kadar okurdu. İkinci de Veni Yessiru Kıya'dan sonra okurdu. Üçüncü de Kulü Allah okurdu. Hadis-i Şerif'te de geçiyor ki sahih hadislerde.

  57. 28:09

    Birinci rekat seppe işmenin tamamı. İkinci rekat Kulü Al-Kafiru. Üçüncü rekat Kulü Allah. Biz Efendi'ye böyle rahattık yani. Çünkü o Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ahlakıyla ahlaklanmış idi. Dedim ki Efendi Hazretleri sahih hadiste böyle geçiyor. Siz böyle yapmıyorsunuz. Tamam öyle yapayım dedim.

  58. 28:30

    Ondan sonra devamlı bu şekil yaptı. Yine böyle seneler geçti. Bu dediklerim tabi bayağı bir 20 senelik, 30 seneden başlayan şey. Bayağı bir zaman geçti. Çok zaman. Bana dedi ki sen dedi şöyle yapmıyorsun. E benim yapmadığım çok zaten. Efendi Hazretleri bir şeyi yapmıyorsa ben bir şey yapmıyorum. Onun için şimdi o da bana şöyle yap diyor bana şimdi.

  59. 28:54

    Derken ben beceriksiz adamım. Bildiğimle de ameli beceremeyen adamım. Ondan sonra bana kaç sene geçmiş ya 15 mi 20 mi? Dedi bana. Sen bana dedi seppe işmeyi bir rekatta tek oku dedin. Ben amel ettim dedi. Sen de böyle yapacaksın. Niye amel etmiyorsun dedi. Ya ya ya.

  60. 29:14

    Şimdi olsa müritler hemen derler. Ya sen Şeyh Efendi'ye hadis mi okuyorsun kardeşim? Şeyh Efendi Mevla ile görüşüyor. Resulullah ile uyanıp görüşüyor. Sen kimsin? derler. Hadis okumanı reddederler. Şimdiki zamanın şeyhleri var ama bayağı bir şeyhler. Yanına yanaşamıyorsun şeyhlerin. Elini vermiyor ya.

  61. 29:36

    En büyük tarikatlardan birinin şeyhi. Mübarek adam. Ben bir şey demiyorum. Hepsi Evliyaullah. Ben eşkıya. Allah'ın şeki kullarından. Benim hürmetim sonsuz. Ama millete elini vermiyor Mustafa'da ya. Yani olmaz ki. Olmaz ki. Sünnet Mustafa. Ondan sonra sen diyeceksin ki efendim siz şöyle okuyorsunuz ama sünnette bu yok.

  62. 30:04

    Böyle okumanız lazım. Seni ne yaparlar müritleri? Kendi bir şey belki yapmaz. Ama yapanlar adam. İyi yaptınız terbiyesiz adam. Haddini bildirdiniz. Bana da hadis öğretmen kalkmış falan filan. Efendim seni nasıldı? Ya bu hadisi biz görmedik mi acaba? Anlat anlat bize. Ne biliyorsan söyle. Kim gelse. Hamal gelse aynı, kapıcı gelse aynı, profesör gelse aynı, başvekil gelse aynı.

  63. 30:33

    İnsana insan olduğu için değer veren bir insan. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hakiki varisi. İşte bak Kainatın Efendisi ne diyor sallallahu aleyhi ve sellem? Biz burada siyer dersleri verip geç git için okumuyoruz. Hayatımıza tatbik edemeyeceksek neye yarar? Bugün de başımıza geliyor. Bir insan bana geldi.

  64. 30:53

    Şöyle bir hadis var. Sen bunu yapmıyorsun bilmem ne. Ben Allah Allah hangi kitapta kaynağı ne? Maşallah derim. Yapmaya çalışacağım. İnşallah derim yani. Yapamasam bile adama hürmet ederim yani. Mesela benim de huyumda bu vardır. Bu da böyle vardır yani. Sen ne biliyorsun ya bilmem ne de. Demem yani.

  65. 31:11

    E şimdi geçen gün dedin, geçen hafta birkaç kişiye sohbette derseniz bana. Ama ben onun Efendisi'nin ağzından dedim. Çünkü sen Efendi'nin tefsirini tartışmaya açıyorsun. E sen kimsin Efendi'nin tefsirini tartışmaya açıyorsun? Dünkü çocuklar dedim. E dünkü çocuklara hakaret için demedim. Çünkü Efendisi'nin yanında benim kadar bulunmadınız

  66. 31:28

    ve Efendi'nin bu ustaki itikadlarının benim kadar şahidi değilsiniz. Senelerce, ne seneleri ya, 20 sene, 30 sene yan yana devamlı kitap okuduk. Ve devamlı yazdık. Her gün ya. Siz Efendisi'nin şimdi okutmadığı, vaaz etmediği bir dönemde yanında bulunuyorsunuz. 10 senedir diyorsunuz, 10 senedir bir sohbet buyurmuyor ki.

  67. 31:54

    Manevi makamlarında terakkiyatına devam ediyor. Mevla ile murakabı ahli, Mevla ile ünsiyeti artmış insanlardan ülfetini, Hacani öyle derdi. Yani derdim Hacani, bu durum nedir? Ahmet Efendi derdi, istediğini konuşuyor, istediğine cevap veriyor. Biz de cevaplar alıyorduk ama bazı insanlara falan tanıtıyorlar da ediyorlar cevabı.

  68. 32:20

    Derdi ki, insanlardan ünsiyetini kesti, Mevla ile ünsiyetini artırdı, insanlardan ülfetini kesti derdi. Manevi, en yüksek makamlar arttı Kadansar için. Tekamülün zirvesi yani. Çünkü Allah Teala'nın seyr-i sülükte terakkiyat gayrimütenahiyedir. Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem bile hala manevi terakkilene devam ediyor.

  69. 32:41

    Okuduğumuz salavatlar ve bütün ona gidiyor ya yaptığımız bütün ibadetler, o bize öğrettiği için bir misli ona yazılarak hala manevi terakkiyatı devam ediyor. Onun için Efendimiz de devam ediyor. Resulullah Efendimiz'in ki devam ediyorsa yani. Anladınız mı? Ama son on sene yani insanlarla ülfeti yok.

  70. 33:03

    Soru sormaz, yani veyahut da sana gel ders okutayım, sana kitaptan oku şunu, doğru oku, yanlış okudun şunu düzelt. Hani bize bunu yapıyordu bize. Açıyordu, öğretiyordu, okutuyordu. O dönemler değil. E onun için ben dünkü çocuklar diyorum. Yoksa yani Efendi Hazretleri'nin hadislere itikad konusundaki hassasiyetini benim kadar bilemezsiniz.

  71. 33:26

    Bende çok örnek var daha konuşamadığım. Onu demek istedim. Yoksa tabii ki insanlar bana bir hadis öğretseler, bilmediğim bir şeyi nakletseler, ben hemen kaparım yani ve hürmet ederim öğretene ya. Yani allemini harfen fakat sayanı yaptı. Bana bir harfi öğreten beni köle ettiriyor Hazreti Ali Efendimiz yani.

  72. 33:44

    Ne demek? Kimi reddetmişiz, kimin ilmini reddetmişiz? Onun için diyor Ya Ömer diyor, niye böyle sert davrandın diyor. Niye adamı kırdın geçirdin bir de kafanı koparırım diye tehdit ettin? Adam Yahudi. O zaman o anda Yahudi o kişi. Bir Yahudi hali mi? Bir Müslüman da değil. Ama burada Müslüman olması mühim değil ki.

  73. 34:08

    İnsan olması mühim. Çünkü burada adabı, muaşeret ve ahlak var. Bir adamdan borç almışsın, ona borcunu ödemen için gelmiş borç alacağını istiyor. Bu adam Yahudiymiş, Ermeniymiş, Hristiyanmış, Museviymiş bunu ne fark eder ki? Buna insanca muamele icap eder. Ama o terbiyesizlik yaptı. Kalktı Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in elbisesini arkasından çekti, boynunda iz bıraktı.

  74. 34:31

    Ondan sonra yaka paça derler ya, yaka paça bu demek işte. Bir mecami-i sevbi. Elbisesinin yaka paçasını yani. Mecami, toplanma noktaları. Böyle burasından yakasından, yaka paça böyle. Tuttu Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem'i, çekti böyle. Ondan sonra ne biçim adamsınız? Borç ödemek bilmiyorsunuz, Abdülmuttalipoğulları hepiniz böylesiniz falan filan.

  75. 34:51

    Yani başlatan o yani, terbiyesizlik yapan o. Görünüşte tabii. Ama Hazreti Ömer Efendimiz de buna cevap verdi tabii. Ama korkuttu biraz, öldürürüm şeyi. Orada korktu adam yani. Onun için Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem'i de bir yandan tebessüm ediyor. Yani ya Ömer, bilseydin böyle yapmazdın. Burada başka bir iş var, şimdi çıkacak.

  76. 35:10

    Ya Ömer, o da ben de senin bu davranışına değil, daha başka davranışlarına muhtaçtık. Bize başka bir şey, başka bir tutumla yaklaşmalıydın. Ya Ömer, te'muruni bana emretmeliydin, bi hüsnü'l kaza. Ya Resulallah, emretmeliydin diyor bir de yani. Teklif etmeliydin, söylemeliydin de değil bak, emretmeliydin.

  77. 35:34

    Bana demeliydin ki, yani güzel ya Resulallah, borcunu güzel ödersen iyi olur yani, öde yani. Vakti gelmiş, madem adam istiyor bak, öde. Ve te'muru ona da emretmeliydin, demeliydin bi hüsnü'l kaza. Ya sen de, istemenin bir usulü adabı var. Tamam alacaklısın, haklısın ama gelip de elbisesini çekerek,

  78. 35:58

    yaka baca yakalayarak, sonra milletin içinde siz borcunuzu ödemekte, sözünüzde durmakta çok geciktirilen bir milletsiniz şeklinde bu konuşmayı yapmamalıydın. Sen de edebinle alacağını istemeliydin. Diye ona da, bana hüsnü kaza güzel ödemeyi, ona hüsnü tekazi güzel istemeyi, alacağını istemeyi emretmeliydin.

  79. 36:21

    Böyle yapmamalıydın ya Ömer. Sımmakale, ondan sonra dedi şeye, o Zeyd ibni Saniye, dedi ki, sen dedi bana böyle bir hareket yaptın ama ben borcumu geciktirmem. Ben sözümü asla bozmam. Değil mi? Muhammedun Resulullah sadikul vadilemin. Değil mi? La ilahe illallahul melikül hakkul mübin. En meşhur zikir.

  80. 36:49

    Yüz kere okunsa cennetin kapısını çalar ve zenginlik kapıları ona açılır. Her gün yüz kere okusa. La ilahe illallahul melikül hakkul mübin. Cennetin kapısını onunla çalar, yani açılır. Acayip zengin olur yani. Yüzüncüde ne deniyor Muhammedun Resulullah? Sadikul vadilemin. Emin güvenilir, sadikul vad.

  81. 37:17

    Sözünde duran. Sözünde durmak da insanlar için de zirve ya. Dedi ki, le kadme kıya muhakkak kalmış idimin eceli borcun süresinden selatün. Üç gün kaldı. Sen dedi, niye üç gün evvel geldin de bana bu hareketi yapıyorsun yani? Yani sahabeye de yanındakiler de şimdi ne olduğunu anlamadılar.

  82. 37:39

    Şimdi ne olduğunu anlamadıkları için inza etmek durumunda kaldı. Dedi ki, ben dedi yani sana borcumu geciktirmedim. Daha günü gelmedi. Üç gün kaldı. Daha üç gün varken bana bu hareketi yapıyorsun. Yani çünkü onun niye dedi o kadarını? Yani millette zannetmezsin ki borcumu geciktirdi. Saat saniye şaşmaz ya.

  83. 38:00

    Borcunu geciktirir mi? Haşa. Çok tehlikeli bir şey zaten borcunu geciktirmek. Yani söz bozmaya giriyor. Söz bozmak, münafık alamet. Söz verdiği zaman sözü bozar. Ayetül münafıkı selat, münafıkın alameti üçtür. Çek veriyor, ödemiyor. Münafık alamet. Senet yazıyor, ödemiyor. Münafık alamet. Bir de haddete keder.

  84. 38:24

    Konuştuğum yalan söyler. Söz verdiğimi bozar. Emanet. Güvenirsin, hıyanetlik eder. E sen ona güvenmişsin de o borcu vermişsin. Sen de ona göre hesaplıyorsun. Bu çeki tahsil edeceğim, ondan şuraya şuraya ödeme yapacağım. Sen de borçlanıyorsun. O oradan gelmedi mi? Geciktiği zaman ne oluyor? Sen burada kaç kişiye verdiğin sözde sıkıntıya giriyorsun, zincirleme, trafik kazası.

  85. 38:51

    Rezillik yani. Onun için bir söz bozmak, hele ki borç meselesinde gününü geciktirmek kadar büyük günah yoktur yani. Çünkü insanlara da günah söylüyorsun. Kaç kişi de sana söyleyecek bu sefer ödemedi borcumuzu, ne biçim adam. Halbuki sen alacağına güvendin yani. Bunlar çok önemli. Ve Ömer'e emretti sallallahu aleyhi ve sellem.

  86. 39:12

    Ömer'e, Hazreti Ömer Efendimiz'e yakdığı, dedi yakdığı ödesin ona, malehu. Tamam dedi, 3 gün evvel istedi ama olsun. Evvel vermek haram değil o iş. Borç alırsın, evvel versen, sonra verirsen haram. Söz bozmuş olursun. Önce verirsen haram değil ki yani, caiz yani. Tamam dedi, 3 gün evvel geldi, bize böyle yaptı.

  87. 39:33

    Sen de ona öde dedi, malehu. Alacağın malı, işte ne kadar, ne diyeyim sana, çuval diyeyim, hurma ise, onu ödedin. Vezidu, ilave yapasın, dedi. Hu ona, ıştı yine sahen. 20 ölçek, işte sahen. Şurada da var, orada bir tas var ya, Şurada da var, orada da var. şurada bir bakır tas var orada. Bir kutunun içinde miydin?

  88. 40:00

    Gördün mü öyle bir şey? Ha, getir bakayım. Ha, o sahadır yani, Medine'deki ölçek şeyidir. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in ölçüsü saha değil mi bu, ne yazıyor üzerinde? Müt, müt mesela ölçek. Bu, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in zamanında, bu var ya, bu bir müt. Medine'nin müddüne sahana bereket ver ya Rabbi.

  89. 40:27

    Allah'ın barikdena fîhsa'inâ müddine. Ya Rabbi, ölçeklerimize bereket ver. Medine'deki alışverişlere, ticaretlere bereket ver. Vec'al ma'l baraketi baraketeyn. Bir bereketin yanına iki bereket daha koy. İbrahim Halil'in Mekke için dua etti. Ben de Habib'in Medine için dua ediyorum ya Rabbi, dedi. Sahih Müslüm hadisidir.

  90. 40:48

    Orada geçiyor, burada. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, bu, şu ölçeğin içindeki suyla abdest alırdı. Abdestte kullandığı su bunun için kadar. Abdestte kullanır. Bizimki, bizim abdestte millet banyo yapar. Bunun içi abdest suyuydu, bu kadar. Bunlar abdest alır. Allah Allah. Bu Efendimiz'den kalmadı.

  91. 41:16

    Yanlış yanlış, anlamayın. Aynı ölçeyi Medine'de yaptılar, bana hediye ettiler. Bu Medine'deki seyitler yapıyor bunu. Ondan sonra, bunun dört katıyla da, bu diyelim müt. Bunun adı neymiş? Müt. Sağ ölçek dediğimiz, bunun dört tane daha koyarsa ne oluyor? Sağ oluyor. İşte ona dedi ki, yirmi sağ. Dört misli bir sağ.

  92. 41:44

    Yirmi sağ hurma ilave yaptı dedi. Niçin? Korkuttuğu için onu. Korkuttun adamı dedi. Ölümle tehdit ettin, korkuttun. Onun için dedi ona, yirmi sağ da, baya bir şey yani. Yirmi sağ hurma. Bundan, seksen mi veriyor? Seksen tane bundan yani. Efendim, lafıyla söylüyorum size ağabeyciğim. Ferhat Efendi'nin şeyini söylüyorum yani.

  93. 42:16

    Hesabı bir şey olursa ondan sonra. Şimdi, bu Medine Müzesi'nde, Tarun Medine-i Timreverat Müzesi'nde duruyor bunun aslı. Orjinali orada duruyor. Yeni ölçeyi yapmışlar. Evet. Gusül abdestini aldı da Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, ne kadar süre gusül abdesti aldı biliyor musun? Yani, bunun diyelim, dört katıyla.

  94. 42:52

    Yani bununla abdest alıyor. Abdest aldığı suyun, dört katıyla da gusül abdesti alıyor. Bizim gusülle yirmi kişi gusül eder. Sadece musluklar acayip akıyor. Bir de tazdik basıyorlar. Tazdik olmayınca da kızıyorlar. Ya bu musluk niye tazdiksiz? Ondan sonra şarul surul, çok büyük israf. Ondan sonra namazımız niye kabul olmuyor?

  95. 43:18

    Ondan sonra abdeste israf yaparsan, o abdeste yaptığın dua kabul olmaz. Çünkü israf haram. Abdestte de israf olur mu? Akan suyun, ırmağın yanında bile abdest alsan, böyle abdest alsan, ırmağın yanında fazla kullanırsan suyu israf. suyu israf. Ama ırmak akıyor, boşa gidiyor. Ama ırmak akıyor, boşa gidiyor.

  96. 43:40

    Boşa gidiyorsa boşa gidiyor. Ama oradan aşağı temiz gidiyor. Oradan aşağı temiz gidiyor. Sen onu fazla suyu kullandığın zaman müstahamel yapıyorsun. Bunlar böyle işler yani. Allahümme salli ala seyyidina Muhammed salli ala alihi ve sellim. Yani onun ölçeğinin misali bile olsa, Nali Şerifi'nin nasıl aynı ölçeğinde yaptığımız Nali Şerifler bize bereket oluyor.

  97. 44:04

    Alimler kitaplarını beğeniyor. Bu da bereket oluyor. Çünkü neden? Tıpa tıpa. Şimdi Hazreti Ömer Bey'imize ne dedi? Sen dedi, onu korkuttun dedi. 20 ölçek de sana ilave edeceksin. Peki yani işte bu durum oldu. Nedir oldu? Sebebi İslami. O Yahudi aliminin Müslüman olmasına sebep oldu. Onun için kılıçla kalkanla, topla tüfekle fethetmediler.

  98. 44:30

    Ahlak ile, güzel huy ile, Osmanlı ecdadımızın da çoğu Müslüman etmeleri, bütün dünyayı, Avrupa'yı, her yeri güzel davranışları, güzel muameleleri sebebiyle oldu. İslam ahlak dinidir. Güzel huy dinidir. Ve zelke neden Müslüman oldu? Bu konu en ne hu? Bu konu, bunun sebebi, kendisi kâine-i yekûlî derdi, anlatırdı yani.

  99. 45:01

    Ben Tevrat okurdum. Tevrat'ı iyi bilirim. Yani değiştirilmemiş Tevrat. Muharref olmamış Tevrat, Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem zamanında. Bende tahrip olunmamış, şimdi bulamazsın tahrip olunmamış bir tane Tevrat. Tabi Yahudiler o işi bütün dünya çapında yaptılar. Eskiden tabi de, eskiden yaptılar.

  100. 45:22

    O dönem Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem yeni çıkmış yani. Ben orada Tevrat'ta okudum, Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'le ilgili bazı sıfatler. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem ile ilgili bazı sıfatlar zikrediliyordu.

  101. 45:32

    Şimdi bu sıfatlar içerisinde ben baktım, inceleme yaptım. Medine'de Yahudiler çok olduğu için, o zaman Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e yakın oldukları için hatta pazarlara aynı, pazarda, çarşıda bir şeyler satıyorlar, alıyorlar. Yani Medine çarşısında onlar da geliyorlar. Onun için böyle bir haşır neşirlik var.

  102. 45:54

    Bundan dolayı ben inceleme yaptım, senin huylarını inceledim, ahlakını inceledim. Bu incelemelerim neticesinde, işte gözü şöyle olacak, boyu şöyle olacak, sakalı şöyle olacak, alnı şöyle olacak. Yani bütün bunlar Hilye-i Şerif, Şemâil-i Şerif'e bunlar Tevrat'ta yazıyor. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in tarifi, yani ne diyorsunuz şimdi?

  103. 46:22

    Eşkâl belirleme, değil mi? İşte eşkâl, o bir şey diyor, bu bir şey diyor, emniyet ne yapıyor? O eşkâlle beraber robot resim çiziyor. Ondan sonra da eşkâl şeklince bir yani, eşkâl, şekil belirliyorsun. Tevrat'ta da Mevla Teâlâ ne yazmış? Ne yazmış? İşte benim Muhammed'imin Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'i ahir zamanda göndereceğim.

  104. 46:46

    Peygamberimin işte gözü şöyle, kaşı böyle, göğsü şöyle, tüyleri şöyle, sırtında nübüvvet mührü var, tüylerden yazı var. Bunlar hepsi yazılmış. Ben dedi, bunların hepsini incelemelerim neticesinde, hepsi çıktı sen dedi. Fakat mâ bakîye kalmadı, min alâmâtin nübüvveti, peygamberlik alametlerinde şeyhiniz bir şey kalmadı, eksik.

  105. 47:11

    İlla muhakkak vakat araftu, ben anladım, fâ onları fî Muhammedin. Muhammed'de Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, sahabe orada dinliyor, Hazreti Ömer dinliyor, şaşırdı kaldılar. Ben dedi, Muhammed'de Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, peygamberliğine alamet olarak Tevrat'ta, ben dedi Tevrat'ı biliyorum çünkü. Tevrat'ta yazılan alametlerden bir şey eksik kalmadı.

  106. 47:36

    İki şeyi deneyememiştim. İki şey eksik kaldı. Bütün alametleri tuttu, ikisini ben yani şahit olamadım. Ben, yani şahit olamadım, gözlemleyemedim yani. O zamanda ne oldu? İmanımı geciktirdim. Acaba bu iki sıfat var mı? Lem ekbûr, ekbûr haberadan yani, ihtivar yani, lem ekbûr denemedim yani. Sınamadım.

  107. 48:03

    Huma, o iki ghasleti. O iki ghaslet, Tevrat'ta ne yazıyordu? Yesbikû, geçecek hilmuhû, yumuşakhû, cehlehû. Hani, biri bir şey konuştuğu zaman veya sana bir ters hareket yaptığı zaman veya bir terbiyesizlik yaptığı zaman hemen ne yapıyor adam? Hani, insanlarda bulunan cahilce davranışlar, Cahilce davranıyor.

  108. 48:18

    Ne yapıyor? hani Bağırıyor, çağırıyor, arabadan iniyor, vuruyor, kırıyor, sövüyor, dövüyor. biri bir şey konuştuğu zaman veya sana ya da bir ters hareket yaptığı zaman veya bir terbiyesizlik yaptığı zaman hemen ne yapıyor adam? Bir terbiyesiz hareketten, bir korna basmaktan, bir bilmem el kol hareketinden ne olaylar çıkıyor yani her gün.

  109. 48:27

    Cahilce davranıyor. Ne yapıyor? Bağırıyor, çağırıyor, arabadan iniyor, vuruyor, kırıyor, sövüyor, dövüyor. Bunlar cahilce davranışlar. Niye? Git işine, git yoluna. bu haberlerde bir terbiyesiz hareketten, bir korna basmaktan, bir bilmem el kol hareketinden Ne yolu tıkatıyorsun millet arkada köprü tıkan, ikiniz kavga edeceksiniz diye?

  110. 48:39

    Ne cahil adamsın. Yani, ne olaylar çıkıyor yani her gün. bu cahil davranışlar, E işte bunlar cahilce davranışlar. Niye? Git işine, git yoluna. Ne yolu tıkatıyorsun millet arkada köprü tıkan, ikiniz kavga edeceksiniz diye. Ne cahil adamsın. Hz. Muhammed Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem olacak üstün sıfatlardan birisi nedir?

  111. 49:01

    Hesbük'ü geçer. Hilmuhu, onun yumuşak huyluluğu, neyi geçer? Cehlehu, ona yapılan cehaleti. Yani kendisine yapılan, cahilce davranış. Cehlehu ne demek? el-cehlellezî yu'melû bihi Anladın mı? Ona yapılan cehaleti geçer. Yani kendisine cahilce bir hareket çekiliyor ama ona, onun hilmi ondan öne geçiyor.

  112. 49:35

    ve ne yapmıyor ona? Bağırmıyor, çağırmıyor, dövmüyor, sövmüyor. Bu bir. Belki bunu ben de yaparım. Misal, bir adam bana bağırdı, çağırdı, cahilce davrandı. Belki bizden birimiz de hani şu anda öyle insanlar da var yani. Ne yapabilir? Kendisine cahilce davranıldığı zaman, Kur'an-ı Kerim'in tabiriyle selamün aleyküm lâ nebtekil cahilin,

  113. 49:59

    Hadi siz eyvallah, bana müsaade, cahillerle işimiz yok. hadi size eyvallah, bana müsaade, cahillerle işimiz yok, deyip geçer belki. Ama ikincisi daha cahil. Ve lâ yezîlü artırmıyor hû onu, şiddetül cehli. Kendisine yapılan cahilce kötü muameleler İlla artırıyor Ahlakını daha güzelleştiriyor.

  114. 50:19

    Şimdi bu zor. Belki bazımızda yani damarları alınmış. Yani Damarları alınmış hesabı. Sinir az olur. Adam bağırır, çağırır, söver, döver. Öbürü der ki Geçeyim gideyim der. Bununla muhatap olmayayım der. Hadi bunu da belki bulursun. Ama Bir de ne yapıyor? O Sessiz kalmakla Yumuşak davranmakla Yetinmiyor.

  115. 50:48

    Ona daha fazla ikram ediyor bu sefer. Hürmet ediyor. Hediye veriyor. Ondan sonra Bir alacağına 10 daha Veriyor. Falan. Bizdeki en iyi huylumuz En evliyamız Yani en evliya içimizde olan bile Sessiz kalır falan. Ne mübarek adam ya. Bağırtlar çağırır adam çıkartmadı falan. Ama şimdi ona bir hediye verecek.

  116. 51:15

    İkram edecek. Ya bu adam bize sövdü. Bağırdı, elbisemizi çekti. Bilmem. Yaka paça biçti. Milletim için de rezil etti. Falan falan. Ben buna bir de baklava bir tepsi Göndereyim. Veya bir para yollayayım. Hediye yollayayım. Der mi ya? Nerede böyle bir evliya? Onun için Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem tarifinde Bu da geçiyor.

  117. 51:36

    Kendisine yapılan şiddeti cehalet Onun hilmini artırır. İşte Faktabara O kişi Yani Zeyd-i Nisâne ne yaptı? İmtihan etmiş oldu. Hu Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Bir hâzâ bu durumda çünkü neden? O da biliyor. Mahsus yaptım diyor. Gününde zaten verecek. Biliyorum diyor. Ama diyor gideyim gününden evvel bir dalayım dedim diyor şöyle bir rezillik çıkarayım dedim diyor.

  118. 52:07

    Niye? İki sıfatı Araştırıyorum. Bakalım benim yaptığım cahil tutuma Karşı ne tepki verecek? Helimle muamele edecek mi? İki dahası da var. Neden? Acaba Yaptığım bu davranıştan dolayı Onun bana karşı iyiliği artacak mı? Bir de iyiliği artacak. Sessiz kalmak yetmiyor yani. Tevrat'ta böyle yazıyor çünkü.

  119. 52:31

    Ben bunu denedim diyor. Yani Fevece'de buldu tabi Hu Efendimiz'in kemâfusüfe Tevrat-ı Şerif'te Vasfedildiği nitelendiği Sıfatlara göre buldu. Yoksa Mesela Adamdan 80 ölçek aldın. Adama 100 ölçek verirsen bu ne olur? Faiz olur.

  120. 52:50

    Şimdi yani adamdan 80 lira aldın 100 lira geri verdin. Ne olur? Faiz olur. Cahil olur. Ama buradaki mesele başka. Tevrat'ta yazıyor ya bir de fazla İyiliğini artırır. Onun Müslüman olması için ona özel bir muamele yaptı yani. Tabi bu borcun karşılığı ödeye olarak değil de Ne buyurdu? Korkuttuğun için Onu korkuttuğumuzdan dolayı adam panik oldu, korktu.

  121. 53:17

    Kalbi çarptı falan. Öldürecek beni Aziz Ömer diye. O korkuttuğun için dedi kefareten. Yani borcu 80 ise Al sana 20 ilave değil. O ayrı bir şey. 80'e 80 öde. Ama sen bunu korkuttun. Korkuttuğun için Hak tereddüt etti yani. Adamın hakkı geçti üzerimize. Korkuttuk adamı. Bu sefer ne yapacağız? 20 de ayrıyeten hediye.

  122. 53:44

    Verilmek suretiyle korkutmanın kefareti olsun. Yani buralara dikkat edelim. Zaten vasıfta ne var? Yapılan kötü muamele onun iyiliğini artıracak. İşte orada da 20 şey ölçek Sana artırması da Allah Allah! Tam Tevrat'ta yazdığı gibi ya dedi. Ve böylece Müslüman oldun. İşte bundan dolayıdır ki Önümüzde sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin huyu var, ahlakı var.

  123. 54:10

    Örnekliği var. Kâinatın Efendisi'nde sizin için çok güzel bir nümune imtisal var. Tam örnek. En güzel örnek. Sallallahu aleyhi ve sellem. Onun için Sünnet sade sakal bırakmak değil. Sade misvak kullanmak değil. Sade sarık sarmak değil. Sade cübbe giymek değil. Bunlar da sünnet. İşte bu sünnetler Kılık kıyafet sünnetinden çarşaf giymekten vesaire daha zor.

  124. 54:46

    Çünkü Tabii ki bunlar da zor. Toplum içinde 80 milyon içinde Onun için de belki 50 bin, 100 bin çallalı cübbeli çarşaflı, çarşaflı çok çıkar, çarşaflı 100 binleri geçer de, çallalı cübbeli az çıkar. Yani onun için zor tabii, zor olduğu için az. Ama ahlak güzelliği daha az. Çünkü çallalı cübbeli, çakallı, sarıklı, görünen...

  125. 55:10

    çarşaf giyinen bacılarımız içinde de böyle alacaklısına, komşusuna, gelenine, gidenine, kendisine bağırana, çağırana gelenine, gidenine, kendisine bağırana, çağırana böyle güzel muamele eden ne kadar çıkar. O zaman bu azın da azı olmuş oluyor. Ekal lüminel kalit. Onun için çok değerlidir bu. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in üstün ahlakına tabi olacağız.

  126. 55:32

    Bir bu bapta bir ders daha kaldı. İnşallah haftaya Cuma bu bapı bitirir, yani faslı bitiririz. Bap bitmez de. Yani bap Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in faziletleri bapı. Çok fasıl var. Mesela önümüzdeki fasıl. Burada yani sinirlenmemesi falan. Bu fasıl oydu. Ta geri kaldık yani. Kaç aydır yapamıyoruz ya.

  127. 55:54

    Kaç ay ara verdiğimizde o fasılda kalmıştık. Onu bitireceğiz haftaya. İnşallah. Ondan sonra fasıl cömertliği, iyiliği, müsamakarlığı falan. Ona da bazı örnekler verecek. Yani nasıl dağıtıyordu, nasıl veriyordu. Dünyada kimse onun kadar cömert olamaz. Tabi Allah'ın Peygamberi sallallahu aleyhi ve sellem.

  128. 56:16

    Rabbim şefaatlerine nail eylesin. Himmetlerimiz üzerimizde. Dünyada şefaatlerine, ahirette nasip eylesin. Bütün sünnetlerine ittiba. Özellikle güzel ahlak, insanlarla iyi geçinmek, kötülüğe, kötülükle mukabele etmemek, hatta kötülüğe iyilikle mukabele ederek, insanların sevgisini celp etmek, aralardaki husumetlerin kalkmasına sebep olma,

  129. 56:37

    huylarında ve vasıflarında kendisi hakkıyla ittiba, cümlemize müyesser eylesin. Amin. Ve sallallahu aleyhi ve sellem. Seyyidina Muhammedin ve aleyhi ve sahbihi ve selleme teslimen katira. Velhamdülillahi Rabbil alemin.