00:22 / 1:12:10Şu an 00:22 / 1:12:10
Video bölümleri
- 02:49Siroz Gibi Bir Hastalıktan Dolayı Ölmek Üzere Olan Bir Sahâbîye Rasûlüllâh Sallellâhu Aleyhi ve Sellem Bir Avuç Toprak Gönderince Nasıl Şifâ Buldu?
- 16:05Gözlerine Perde İnen Bir Sahâbîyi Rasûlüllâh Sallellâhu Aleyhi ve Sellem Ne İle Tedâvî Etti?
- 25:27Şah Damarı İsâbet Alan, Başı Yarılan ve Sâir Fiziği Hastalığa Tutulanlara Rasûlüllâh Sallellâhu Aleyhi ve Sellem’in Şifâ Mûcizeleri
- 28:36Ümmü Gülsüm ve Ümmühân Gibi İsimlerin Mânâları ve Bâzı İsimlerin Türkçede Yanlış Kullanıldığı
- 40:41Hayber Feth Edilemeyince Rasûlüllâh Sallellâhu Aleyhi ve Sellem Göz İltihabı Olan Alî Radıyallâhu Anh’ı Çağırdı ve Onu Bir Anda İyileştirerek Herkesin Beklediği Sancağı Ona Verdi
- 55:25Rasûlullâh Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'in Bedeni Şerifi Kabrinde Sınırlı mıdır Yoksa Dışarıda Geziyor mu? Bu Meseleyi Bu Perşembe Öyle Bir Anlatacağım ki Bugüne Kadar Hiç Dinlemediniz
Transkript
167 satır
- 00:00
Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Ve sallallahu teala alâ seyyidina Muhammedin ve alihi ve sahbihi ecma'in. Mevlid-i Şerif ayının artık sonu. Rabbul Evvela'nın sonunda şifa-i şerif dersleri. Elhamdülillah ara vermedik, devam ettik. Allah hastalarımızı mâni etmedi. Ve bizi evimize çıkarttı.
- 00:22
Çarşambaya kadar bazı ilaçlara devam ediyoruz. Son tahliller de yapılacak ama işte bu Perşembe mescide gelmeyelim dedik. Çünkü ciğerin tam tüzelmesi bekleniyor. Onun için inşallah ondan sonraki Perşembe akşam namazında Allah razı olsun. Namazında Allah bizi buluşturacak, Celle Celaluhu, İnşallahü Rahmanü'l-İlâhe.
- 00:47
Derslere biz ne kadar hasta olsak, nefesimiz kesilse devam ediyoruz. Siz de Allah rızası için Şifa-i Şerife'yi, Mektubat-ı Şerife'yi, Perşembe sohbetlerinden derslerimizi takip ediniz. Çünkü bu çok önemli bir meseledir. Dinimizi öğreneceğiz. İlim amel ihlassız, şeriat olmaz, İslamiyet yaşanmaz. İnsanlar çok cahil kaldılar.
- 01:14
Allah'tan, Rasulü'nden haberleri yok. Mucizelerini bilmiyorlar. Bilmiyorlar. İşte onun için deist oldular. Peygamberi, sallallahu aleyhi ve sellem, Efendimiz'i terk ettiler. Kur'an terk ettiler, İslam'ı terk ettiler. Maalesef. Bundan dolayı ilmimizi artıracak bu dersleri dinleyelim, dinletelim. Herkese de işini haber verelim.
- 01:42
Biz Allah için hizmetinizdeyiz. Resulullah, sallallahu aleyhi ve sellem'in fiziken tedavi ettiği mucize tarikiyle, işte köylülerin gözünü açması, ondan sonra... Zaten ölüleri diriltmesi falan geçti gerilerde. Şimdi köylülerin gözünü açması, Allah'ın izniyle tabii hepsini Mevla yaratıyor. Yaratan ancak Allah'tır.
- 02:06
Ondan sonra, işte, kolu kırıkları tedavi ediyor. Kırık da bir şey değil. Kopuk, efendim kol kopmuş yani. Yerine takıyor, sonra mübarek tükürüyle sıvazlıyor. Ondan sonra bu gibi birçok konu anlatıldı. O kaldığımız dersten devam ediyoruz. Herhalde bir ders daha var, bu fasıl. Ondan sonra duasının kabul olduğunu...
- 02:36
...duasının kabul olunma mucizeleri. Tabi onun haddi hesabı yok da onları da anlatacağız inşâAllah. Şimdi biz fiziken tedavi ettiği hastalıklar, mucize tarihiyle o dersten devam ediyoruz. Veru ve rivad olundu. Bunun rabisi İmâm Vâkıdî, mağazi sahibi, çok mütevellim, çok eski dönem büyük bir siyercidir.
- 03:01
Tabi siyercidir, aynı zamanda hadisçidir. Ebu Nuaym meşhur, İsmâni muhaddis. Orva radıyallâhu anh'tan rivad ediyorlar. Tabi orada rabi söylemeyeceğim, veru ve rivad olundu diyor. Ennebne mülâibil esinneti. Mülâib oynaşan demek. Lâib'den geliyor oyun. Esinne, Sinan'ın cemidir. Sinan süngü demektir. Süngülerle oynayan diye lakaplı biri var.
- 03:31
Bunun bir de oğlu var diyor. Şimdi mülâibül esinne kim önce? Onu konuşalım. Süngülerle oynayan, hani kılıcı oyuncak gibi kullanan, yani çok iyi kullanan manasına gelir. Bu da süngüleri. Süngüleri oyuncak gibi böyle hani tabi misafir ettiriyormuş. Bu adamın adı Amir ibni Malik ibni Câfer ibni Kilâbî ibni Rabiâ ibni Amir ibni Sâzâ.
- 03:54
Böyle gidiyor yani sülalesi. Amir ibni Malik, bu işte mızrakların ucunda olan işte demir, süngülerle falan çok mahir olduğu için, ustalıklı, atıcı olduğu için bu isim verilmiş. Bazıları Müslüman oldu, sahabeden oldu diyorlar ama İmam Zehbi sayı olan görüş Müslüman olmadığıdır diyor.
- 04:24
Çünkü Medine'ye geldi, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ona İslâm'ı arz etti fakat İslâm'ı kabul etmedi. İslâm'a girmekte de biliyorsunuz kılıçla, şeyle, baskıyla. Baskıyla adam Müslüman edilmez. Müslüman dese de Müslüman olmaz. Onun için bunun Müslüman olmadığı ağır basıyor.
- 04:40
Şimdi bunun oğlu, o sahabeden, fakat işte burada ilginç olan şehirlerde, oğlunun ismi ve tercümesine dair bir şeye rastlanmamış olması. Yani oğlu, oğlunun başı, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem oğlunu iyileştirdi. Mucize, onu da takip etti. Yani, Mulaibu'l-Esinne denen Amir ibn-i Malik'in oğlu, bu zat asabe isabet etmiş, ona radıyallahu anh diyoruz tabi,
- 05:13
hu onane istiska'un. İstiska, yani belli bir hastalık diyor tabi, Arapça ismi bunun bu, karında su toplanıyor, sarı su, yani şeye benziyor, o da, lügatlerde o da geçiyor, siroz. Öldürücü bir hastalıktır biliyorsunuz, siroz. İlacı çok zor, bu hastalığa tutulanda çok az kurtuluyor, yani çok insan da bundan öldü, biliyorsunuz.
- 05:43
Tabi, öldürücü boyuta gelmiş artık. Febase gönderdi İlennebi'yi, sallallahu aleyhi ve sellem. Efendimiz'e gönderdi bu zat, bu Amir'in oğlu yani. Tabi kimi gönderdi, demiyor, onu da kasirden, onun mefhul mahsustur yani. Gönderdi, birini gönderdi yani. Bir adam gönderdi demek istiyor. Gönderilenin kişiliği, kimliği, ismi mühim değil yani.
- 06:09
Mühim olan bir elçi gönderdi. Dua istiyor, onun bereketiyle Allah-u Teala'dan şifasını istiyor. Bu da onun Müslüman olduğunu zaten gösteriyor. Babası Müslüman olmadıysa da. Efendimiz'e gönderdi, kasirden bir aracı yani, racilen bir adam, mefhul mahsus yani.
- 06:34
Şimdi geldi dedi, ya Resulallah işte falanca selam var, çok hastadır, o gelemedi. Sizden bereket istiyor ve Allah'ın izniyle şifa istiyor. Hemen aldı sallallahu aleyhi ve sellem, neyle bir yediği mübarek eliyle, hasveten bir parça toprak yani. Hasveten toprak parçası, biraz toprak aldı minel arzı, orada bulunduğu yerden hemen yere uzandı.
- 07:09
Bir eline, biraz el dolusu yani, iki elini veya tek elini dolusu toprak aldı. Fetefele sonra mübarek tükürüğünü bıraktı, aleyha, o mübarek femi saadetlerinin suyundan suyunu bıraktı. Sümme sonra a'ta, verdi ha o toprağı, kime resuluhu, o amirin oğlunu yani, elçisine, kendi gelemedi ya elçi gönderdi.
- 07:49
Elçisine o toprağı sümme a'ta sonra verdi, ha o toprağı resuluhu onun elçisine gönderdi elçisine. Fena halde, o gelen elçi kimse aldı, ha o toprağı, fakat ne olduğu halde müteacciben, müteacciben biraz aceplendi yani hayrete düştü yani şaşkınlığını, gizleyemedi yani. Çünkü neden? Adam zaten karnı da stoplanmış, siroz vesaire, karnı hastalığı var.
- 08:20
Yani bu toprak ne yapacak bu toprağa? Bununla karın hastalığı tedavi edilmez. Hatta yani zaten karnında bir şey oluşmuş, arıza oluşmuş. Toprak onu artırır yani toprak karnına iyi gelen bir şey değil. Çamur yiyen, toprak yiyen bazı insanlar var. Onlar da görülüyor. Yani midesi ağrır. Tavrıdan mideyi ağrıtır toprak yemek, çamur yemek.
- 08:50
Yani adet olarak tıbba taaluk etmiyor yani tıbba uygun da bir şey değil. Hani ben dua diyorum, Allah şifasını verdi falan, hani o bir anlaşılır, hani onun duasıyla Allah şifa yaradı falan. Fakat şimdi maddi bir şey verdi yani, toprak verdi yani. Mamaca mesele işte orada, o işte ayrı bir şey.
- 09:20
Arazimizin toprağı, yani Medine'nin toprağı. Tabi her toprak değil, orada Buthan Vadisi var, şimdi orayı vahabiler de kapattılar inşaat bahanesine. Bizde var hala o toprak, burada benim yanımda şeyim var, hastalıklarda Buthan Vadisi. Bağzımızın tükürüğüyle diyor. Tabi orada Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in mübarek ağzının suyu olursa, mucize.
- 09:44
Ama kendini tahsis etmiyor orada. İnsan hasta olanın kendi tükürüğüyle de olabilir. Rabbimizin izniyle diyor, hastamız bundan şifa bulur diyor. Pusay Hadisi yani, Kütüb-ü Sittah Hadisi belki Bukhari'de de olabilir. Pusay Hadis, biz öyle birkaç hastalıklarımızla yaptık yani. Onu içiyoruz o toprak, kirli zaten böyle bembeyaz toprak.
- 10:08
Şimdi oradan pek toprak alınmıyor. Bir zamanlar daha, iyi ki zamanında almıştık yani. Medine-i Münevvere'de bir bölgeye, mescid-i Münevvere'ye yakın. Ondan sonra, işte orada da anlaşılıyor. Yani tabii bu şimdi Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem zaten mübarek eliyle aldı. Bir de arazimizin toprağı diyor.
- 10:28
Zaten o da ayrı, o genel bir kaide. Burada da özellikle Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in mübarek eliyle aldı. Ondan sonra mübarek ağzının suyunu ona döktü. Onun için, fakat adam felakete aldı diyor, ha o toprağa müteahhitçi ben. Biraz şaşkınlığını gizleyemedi falan ama, çünkü ne yapıyordu, yarağı görüyordu yani.
- 10:52
Burada görüyordu, yazılıydı. Zannediyordu manasına, gözüyle bir şey görmüyor. Düşünüyordu ki, en gerçekten, en muhakkak zaten hüziye, hüziye dalga geçildi. İsteza edildi yani. Biri, kendisiyle. Yani, benle alay mı etti acaba? Demek o gelen elçinin pek itikadı zayıf herhalde. Elçinin zaten şahsiyeti mühim değil dedi ki, birini göndermiş yani.
- 11:39
Orada önemli bir şahsiyet zatı yok da. Biri benimle dalga mı geçti acaba? Ben götüreceğim adamı, adam ne yaptı, bunu gönderdi falan. Şimdi o da kendi şeyini düşünüyor yani, gittiği zaman neyle karşılaşacak falan. Benimle dalga mı geçildi acaba? Böyle bir düşünceye kapıldı yani, o aradaki elçi. Fethi Ağa neyse getirdi.
- 12:02
Fethi Ağa geldi de, burada ileride bağ var, taadiye için. Fethi Ağa getirdiği Hu, İbn-i Amir'e yani, Hulayi Bilesi'nin oğluna. Fethi Ağa getirdiği Hu, neyi? Biha. Biha, Hesve'ye gidiyor. Hesve, bir avuç toprak. Mübarek ağzının suyunu üzerine saldı. Ve tam onu getirdiğinde, tabi arada mesafeler var, yol var, şimdiki gibi, vırtırtı gidilmiyor bir yere, kolay.
- 12:36
Ve, o İbn-i Mülaybilesi ne yani? İbn-i Amir. Ne üzereydi? Ala şefen. Şefa da şefen yani. Şefa, kuyunun kenarı, uçurumun kenarı gibi şeylere denir. Hani ayette var ya, Ala şefa curufin harin. Öbür ayette de var. Cehennem, çukurunun ağzındaydınız işte, İslam'a girmeden evvel. Havuz Hazretleri kabileleri Medine'dekini anlatıyordu ya.
- 13:09
Allah sizi İslam'la çukurunun ağzından kurtardı. Yani İslam'ı gönderdi, size Peygamberini gönderdi. Şefa, kenar demek yani. Ve o, Ala şefen, tabi oralarda şefa curufin, şefa hufratin muzaff olduğu için orada temin olmuyor da. Burası, maksur da okunabilir yani tabi. Ala şefa diye de okunabilir maksur.
- 13:33
Emze-i maksure ile de okunabilir. Ala şefa bir kenar üzerindeydi. Yani kenar demek buradan, şefa mevtin demek burada da muzaffir ile masuf yani. Ölümün kenarında yani. Adam ölüyor. E tabi eceli gelmiş gelmemiş onu Allah bilir. Zahirde ölüyor. Ala şefa ölümün kenarındaydı. E tabi o itikadlı olduğu için zaten Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bereket için,
- 13:57
adamı gönderdi bir bereket almak için. Feş-i şerifi hemen içti. Ha o şeyi, toprağı işte suya kattılar. Bundan sonra ya da Medine'den suyun içine koydular. Onu söylemiyorum. Mühim değil, toprağı hemen suyun içindir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem mübarek ağzından çıkan suyu var o toprakta. Eliyle aldığı toprak var.
- 14:19
Hemen onu içti. E öyle bir şey bulsam ben şimdilik içmez miyim? Gözlerime sürmez miyim? Gözümün dertlerime deva bulmaz mıyım? Nerede? Nerede bulacağız o mübarek? O mübarek eli nerede bulacağız? O mübarek ağzının suyunu nerede bulacağız? Biz ne mahrum bir ümmetiz yani. Ahir zaman ne kadar mahrum bir ümmetiz.
- 14:43
Ama bize yine, geçen derste geçen hadis-i şerif, o dua yine yaptım bu arada hasta olunca. İşte o abdest al dedi iki rekat kıl. Benim ümmetime istedi. Mesela geçen hafta gider çok güzel bir dersti. Onu ben hastaneye gideceğimi anladım. Pazar günü çektim, akşam hastaneye kaldırıldım zaten. Yani onu size hazırladım da gitmiştim.
- 15:08
O canlı değildi yani. Dolayısıyla o ders çok güzel olmuştu. Ama çok hastaydım çünkü hastaneliktim de. Dedim akşama gitmeden bari yapayım çünkü pazartesi ben çıkamam dedim. Zaten 5-6 gün çıkamadık işte. Allah'ımız çıkarttı elhamdülillah. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bereketiyle, sizlerin duası bereketiyle.
- 15:28
Fe şerife işte ha o toprağın, toprağı yani içti. Toprağı nasıl içeceksin? Suya karıştırdı içti. Fe şefa. Anında şifa verdi. Kime hu? O İbn-i Amir'e. Kim? Allah'u. Allah-u Teala ve Tebreddesi. Hazretleri. Ölüyordu ya. İçer içmez anında göründü. Anında göründü. Ya. Onun için. E gidi kardeşim. Kardeşlerim.
- 16:01
Şimdi bir mucize daha okuduk. Bir mucize daha okuyacağız. Ve zekâra zikretti kim el-Ukayliyyu. İmam Ukayliyyu. Bu büyük hadis hafızıdır. Mütekaddim dönemdir. Ebu Cihafer Künyesi, Muhammed İbn-i Amir, İbn-i Musa, Hamad el-Mekki. El-Zuafa diye kitabı var. Bizde de var. Ukayli kitabı Zuafa diye kaynaklarda da veririz.
- 16:27
İmam Heysemi bu kitabı bir tertipten geçirmiş. Bu güvenilir, çok yüce bir alim. Zaten sene 322'de vefat etmiş. 322 ne demek ya? 322 işte. İmam. Yani Ebu Mansur'u mağtur idiler işte. İmam mağtur idiler falan. Dönem çok eski. Bundan bin yüz küsur sene evvel vefat etmiş. Yaşadığı dönem hepten ondan da 70-80 sene geri gitti yani.
- 16:58
Bunlar hemen hemen Tebe-i Teabi'nin tabakası. Üçüncü asır ehlidirler yani. Kimden naklimiz? Tabi buralarda çok şeyler var. Hubeyb diyen var. Habib diyen var. Hubeyb olursa hem noktalı oluyor hem zammeli oluyor. Ondan sonra Füdeyk diyen var. Füveyk diyen var. İşte Habibini Füdeyk diyen var. Habibini Füveyk diyen var.
- 17:39
Habibini Füreyk var. Dalın yerine vav veya dal ile okuyan var vesaire. Mühim değil. Ravi, Habib-i İbrahim ibn-i Füdeyk-i Selamani diye geçiyor. Ama isminde biraz şeyler vardır. Beyheki Tabaranı İbn-i Ebişeybe Müsnedin'de ondan hadis başka konularda da hadis takriş etmişler. Beni Selaman. O da işte annesinden, o dayısından falan geliyor.
- 18:14
Habibini Füdeyk'e bağlanıyor iş. O da anlatmış. Ondan sonra babasını iki gözüne katarak, işte gelmişler. İki ismi katarak yani. Gözüne ak düşmüş derler. Ondan sonra tabii iki gözü de kapanmış, görmüyor. Ondan sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'e getirmişler. Ennebahu, Habibini Füdeyk anlatıyor.
- 18:53
Ennebahu onun babası. Ondan sonra kendi babasının adı bu durumda. Füdeyk yani. İşte Füdeyk, aynı ihtilaflar devam ediyor. Füdeyk, Füveyk, Füreyk ama Füdeyk ağır basıyor. Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'e gelir. Ennebahu şüphesiz onun babası İbyazat. Beyazlık düştü. Beyazlık ak yani. Ak düştü yani.
- 19:25
Beyazladı yani. Aynı ha iki gözü beyazladı. Kur'an-ı Kerim'de de Yakup Aleyhisselam hakkında geçiyor ya. Yusuf Aleyhisselam'a üzüntüsünden, çok ağlamaktan. Vebyazat. Aynâhu minel huznife ve kazîn. İşte çok dertli vaziyette iki gözüne ak düştü yani. İşte katarak. Hangi sebepleyse iki gözü görmez oldu yani.
- 19:48
Yani körlükten bir nevi, körlük bir nevi derken görmedikten sonra sebebi ne olursa olsun. Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem Efendimiz dedi. Efendimiz dedi, sen ne oldu sana? Yani başına ne geldi? Gözün görüyordu evvelce falan. O da dedi, ben bir deve sürüyordum, o arada ayağım bir yılan yumurtasına basmış, görmedim.
- 20:15
Yılan yumurtasına basınca o artık gözümün üstüne mi sıçradı veyahut o yılan mı, onun gözüne yılanlar, biliyorsunuz Hadis-i Şerif'te var, bizim rabıta kitabında da onun kaynaklarını yazmıştım. Yani tesirler, bakışın tesiri, görüşün tesiri, düşüncenin tesiri falan onların babında geçiyor. İşte falan falan tarif ediyor şöyle, şu yılanları özellikle öldürün diyor.
- 20:46
Zaten yılan öldürmeye zaten izin veriyor. Harem-i Şerif'te bile olsanız öldürün, bu zararlıdır, zehirleyicidir falan. Ve innehumâ yesteskı tânil hâbele veyat mis'ânil basarâ diyor say hadis'te. Hamile kadına tüşük yaptırırlar, artık korkudan veya neyse böyle bir şey salgılıyor yılan ve gözün ışığını alırlar diyor.
- 21:10
Artık o işte yumurtasına bastı diye midir nedir, o da ona bir şey sıçrattı herhalde, zehir falan neyse. Ve usıbtü fî basarî, gözümde isabet aldım ve lâ yufsârû şey'inde ondan sonra görmez oldum diyor yani bir anda. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in sorusuna cevap verdi yani.
- 21:29
İşte Habibin Üfriye anlatıyor ki ennebâ şübhesi onun babası İbni Yazdâr görmez oldu, ak düştü aynâ iki gözüne. Fekâne o oldu, lâ yufsârû göremez oldu. Bir imâ iki gözüyle ne şey ne hiçbir şey, fe nefese bunun üzerine üfürdü. Burada şimdi tefele başka, nefese başka, bunların hepsi ilginç şeylerdir yani.
- 21:56
Nefaha başka, nefaha herhalde ağzında hiçbir tükürük çıkmadan üflemek, boş. Nefese biraz daha sıvı çıkarak, nefese. Tefele, hep de mübarek ağzının suyunu döktü. Besâka, tefele, bunlar Arapçanın zenginliği yani onlarda busak var, tefle var, onlarda su var. Nefese de böyle hafif suyla beraber çıkan bir nefes, Türkçe'de de nefes deniyor da,
- 22:32
Türkçe'de pelteksesinin ayırımı olmadığı için aslında nefes peltekse ile olandır. Ondan sonra, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem üfürdü yani, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem. Yani biraz da tabii ağzının suyundan da çıkarttı yani. Fî ayneyi, onun iki gözüne, tam ağzının suyunu dökmedi, böyle toplayıp dökmedi ama üfürürken ağzından su da çıkarttı yani.
- 23:06
Fî ayneyi, iki gözünün üstüne, bir şey yok. Fe'eb sarâ, iki gözüyle hemen görmeye başladı, anında körlüğü gitti. Şimdi, oğlu ne diyor? Habîb-i İbn-i Füdeyk diyor, Ferayetü ben gördüm mü onu, yani babamı, yüdhîlü girdiriyordu. Artık o kaç yaşında Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, o mucizesine mazar olarak gözleri açıldı.
- 23:36
Yani artık ondan sonra, Ferayetü ben gördüm mü onu yüdhîlü girdiriyordu. Ney el hayta, ipliği nereye fil ibreti, iğnenin içine, ibre iğnenin. O kadar gözü kuvvetli görüyordu ve sağlam görüyordu ki, hiçbir şey yok. Sadece üfledi üzerine böyle sürdü. İğneyi, ipliği iğnenin deliğine girdiriyordu. Ve halbuki o İbn-i Temanîne 80'nin oğluydu, ne bakımdan senetten seneciyetine.
- 24:05
Yani 80 yaşındaydı, 80 yaşında gözü sağlam olan ipliği iğneden geçirilmiş. Gözü sağlam olan, 80 yaş itibariyle zayıflar yani göz. Onun için, dolayısıyla burada daha büyük bir mucize daha var. Bir de beyazlık da duruyormuş kısmen yani. Çok güçlü görüyormuş, çok güzel görüyormuş. Beyazlık da görüyormuş, bakanda beyazlığı da görüyormuş.
- 24:39
Bu mucizelerin içinde daha büyük bir mucize. Şey de gitmedi yerinden, ama görüyor. Çünkü gördüren Allah, gören göz değil, körlerin badem gibi gözü var, benden güzel gözleri var. Benim zaten sol gözüm kör. Eee? Boşuna demiyorum, hiç de görmüyorum yani, soldan. Sağda yarım, zaten sağda da %60-70 katarak var, o da hepten gitmesin diye katarak da olmuyorum, böyle duruyorum.
- 25:12
Şimdi hem ak durup da hem de görmesi bu daha büyük bir mucize üstüne mucize, Allah Allah. Yine diğer bir mucizeye geçiyoruz. Divanet olundu, Rumiye. Hadis kitaplarında, kaynaklarda geçiyor. Ondan sonra, ve Rumiye atıldı. Yani ok atıldı yani, Rumiye atıldı, ok atıldı. Kime? Yani o bina meçhul olduğu için Rumiye atıldı.
- 25:51
Kim? Külsüm ibn-i Hüseyni. Külsüm ibn-i Hüseyni, radıyallahu anha, ok isabeti aldı yani. o kisabeti aldı yani. Ebu Ruhm diye geçer bu zat, Ebu Ruhm el-Ghifari, sahibi. Eshab-ı Şecere'den. Eshab-ı Şecere ne demek? İşte Zübâ-yı Oneke Tehteş Şecereti buyuruyor ya Fetih Sûresi'nde. Radiyallâhu anhil mü'minîne zübâ-yı oneke tehteş şecere
- 26:16
Bu ağacın altında biat edenler, Hudeybiye'de biat oldu ya, Hazreti Osman'ı umre için gitmişlerdi, Hudeybiye'ye kadar Mekkeliler izin vermedi, müşrikler. İşte Hazreti Osman'ı, toprağı olan elçi gönderdi. Üç gün müsaade edin, işte umremizi yapalım falan. Bunlar Hazreti Osman'ı şehit edildi diye, elçiyi şehit ettiler diye haberde yayılınca...
- 26:36
şehit olmamıştı ama Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'de sahabe-i kiramdan cihad için söz aldı. O ağacın altında bin dört yüz kişi kadar varlardı. Oranın çok Allah-u Teala onlardan özel razıyım buyurduğu için bin dört yüz kadar sahabeyle özel. Zaten onun için diyorum ya Şerif. mübeşşere on, aşere mübeşşere cennette mücennet on kişi demek, aşere on demek ama mübeşşere sadece
- 26:56
Aşere in beşere cennette mücennet on kişi demek. Aşere on demek ama mübeşşere sadece aşere değil yani. Zaten ayette var. Allah hepsine cennete söz verdi. Bütün sahabe hakkında geçerli ama bir de özellikle bin dört yüz, bin dört yüz, bin beş yüz arası rivayet olan en azından bin dört yüz yani. Şecere sahabına razıyım diyor da razı olduğunu cehenneme mi koyacak aşere?
- 27:20
O da mübeşşere oldu işte. Ashab-ı Şecere aynı zamanda Uhud'da da, Uhud Harbi'nde de bulunmuş. Mekke Fethi günü de Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onu Medine'de halife bırakmış. Kendisi ashabın çoğuyla çıktı ya herhalde 8-10 bin kişiydiler. Çıkınca Medine'de tabi yerine namaz kıldıracak, cuma kıldıracak, beş vakit namaz kıldıracak insan lazım.
- 27:49
Onun için onu yerine Medine'de halife bırakmış. Bu sahabe-i kiram arasında bu gibi şeyler büyük önem arz eder. Yani yerine halife bırakması, namaz kıldırması Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem yerine imamlık ediyor. O zaman Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem hayatta yani. Onun için onun hayattaki halifelerinde olduğu için.
- 28:22
İşte o mübarek zat da okya isabet aldı. Ve ona ok atıldı. Külsüm-i İbn-i Husayn. Külsüm bak size diyordum ki Külsüm erkek ismi. Bak Husayn'ın oğlu diyor İbn-i Husayn. Babasının adı Husayn'mış. Kendisi Uhud ehlinden, Hesab-ı Şerif'inden ve Rasulullah'ın halifesi. Adı Külsüm.
- 28:50
Ama Türkçe'de tabi şimdi Külsüm kadın ismi olduğu için artık sahabe ismi diye, erkek ismi diye oğullarımıza takamayız. E çünkü millet güler. Fitne çıkartmanın da bir lüzumu yok isim mi bitti tabi de. Ama doğruyu da bilmek lazım. Peki kadın ismi ne? Ümmü Gülsüm. O künyeli Ümmü'yü bizimkiler Ümmü'yü hasp edince Ümmü Gülsüm.
- 29:12
Külsüm'ün annesi. Bu bir künye. Ebu Bekir, Bekir'in babası mesela. Bu da Külsüm'ün annesi. Ümmü Gülsüm. Anladın mı? Ümmü Han diyorlar mesela. Kadın isimleri Ümmü Han. Olur mu? Olur. Ama onun asrı nedir? Ümmü Hani. Hani, o çocuğunun ismi. Hani. Tabi Türkçe'de bu çekmeler, metler, uzatmalar olmuyor. Hani'ye isim takacaksın.
- 29:40
Şimdi Hani diyecekler. Adamın adına Hani diye gülecekler. Hani, hemzeli. Hani'n. Tabi o hemzeli duruşta Arapça'da Hani'ye döner. Mesela Ümmü Han. Ümmü Hani. Hani'nin ismi. Hazreti Ali'nin kız kardeşi. ateşi. Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem Mekke-i Fethi'nin onun evinde kuşluydu. Hepsi aldı hani yoldan gelmişti.
- 29:59
Kuşluk namazını kıldı rivayetleri. Onun evinde geçiyor. Sonra miraca çıktığında bir rivayet Altınoğlu'nun altından hatimden uyurken melekler geldi. Kuvvetli rivayetlere göre o zaman şu anda tavaf alanında kaldı. Ümmühani'nin evindeydi. çatı yarıldı. Mesela bütün miraç derslerimizde hep geçiyor. Ümmühani validemiz, radıyallâhu teâle ânâ o Müslüman olduğu sahabe annelerimizden.
- 30:25
ümmühani ocihaninin annesi Hani'nin annesi. Ümmükülsüm. ümmü Külsüm'ün annesi. Ümmükülsüm kadın ismidir. Ümmühani kadın ismidir. Külsüm erkek ismi. Hani erkek ismi. Fakat Türkçe'de bunlar tabii şu anda artık yaygınlaşmış. Bunu düzeltmek kabil değil. Lügatı Galata meşhur. Yanlış da olsa meşhur olunca işte lügatı fıshandan evladır.
- 30:56
Sen ne kadar düzgün konuşsan da milleti güldürttükten sonra ne anlamı var? Evet. Bu zat isabet aldı. Ne zaman? Oğud gününde tam göğsünde şah damarının yanı ki oradan yara alan yaşamaz. Çünkü şah damarına yakın geldi. Geldiği anda zaten kan da durmaz ve şah damarında isabet alan yaşamaz. Onun için ona el menhur künyesi takmışlar.
- 31:27
Menhur nehirden. Yani göğsüne isabet alan el menhur. Radıyallahu Teala Külsüm Ebni Hüseyin Hazretleri fi nehriye. Tam göğsüne yani boyun damarına, şah damarına yakın yerden. Göğsünün üstünden. Ok atıldı ona yani. Yani ok isabeti aldı. Geldi. Çok korktu ölüyorum diye. Febasaka. Mübarek ağzının suyunu bir akıttı.
- 31:55
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz. Fihi. Onun göğsünün içerisine yarasının bulunduğu yere. Evet. Febera'e anında iyileşti. Bera'e de var. Beri'e de var. Bazıları bir ayrım yapmışlar. Yani Bera'e Dara bebabından Beri'e Ali mebabından. İkisi de oluyor. İbn-i Sikkit meşhur lugavi. Öyle söylemiş.
- 32:22
Bür'den geliyor. Bür iyileşme demek. Bür şifa demek. Tabi aslında Ali Yukari'de geçen bir şeyde şöyle bir ayrım yapmış. Beri'e olursa Ali mebabından Beri oldu. Yani uzak oldu. Borcundan kurtuldu gibi. Bera'e olursa anında iyileşti falan. Tabi Bera'yı yarattım aslında geliyor ayrı manalarda. Tabi Arapça bu.
- 32:43
İki türlü okuyabilirsiniz ama. Febera'yı okuyayım. Bizim şeyde bazı yerde Bera'ya ihtiyacı var. Bazı yerde Beri'ye ihtiyacı var. Osmanlı baskısı. İkisi de doğru ama hepsinde aynı yazsaydı daha iyiydi mesele. Febera'e anında iyileşti. Şah damarı isabet almış. Ölüm beklerken bir mübarek ağzının suyunu akıtmasıyla hemen iyileşti.
- 33:13
Ve diğer bir rivayette var burada. Bu rivayete göre yok bu başka. Bu yeni bir rivayette daha başlıyor. Taberani senediyle bir hadise rivayet etti. Bu rivayete göre ve tefele tefele işte dediğim gibi ağzının suyunu akıttı. Mübarek tükürüğünü döktü yani ve tefele. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ayrı bir mucizeye geçti şimdi.
- 33:46
Ne üzerine? Ala şedcedi abdillah ibni ünesin. Abdullah ibni ünes radıyallahu anh'ın sırası. Yüzünde veya başında bir yaralı şedce. Fiil olarak şedce eşitçül yani neyse babı tam şey etmiyorum eşitçül oluyor. Yardı demek. Şedcedün yani yarık. Abdillah ibni ünes radıyallahu teala'nın bu üne'si münesadın haramil malikim ghanimim kabinin cühenil ensari sahibi ensardandır.
- 34:22
Cüheyne kabilesinden olabilir. Yani sahabedendir. Uhud muharebesinde bulunmuş sahabedendir. Uhud muharebesinde bulunmakta çok büyük bir önem arz ediyor biliyorsunuz. Bu zat yaralanmış. Tabi yaralanma sebebine gelince Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Allah'ın ravahı meşhur Rasulullah'ın şerlerinden biliyorsunuz.
- 34:54
biliyorsunuz. Muhtedeş şehit olan zat. Bana da ziyaret nasip olmuştur, Dürdün'de. O, onunla birlikte Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem bu Ünes, Abdullah ibn-i Ünes, yani İbn-i Ünes diyelim, Abdullah ibn-i Ünes Hazretlerini göndermiş. bazılarını da beraber, Yesir İbni Razzam mı, Razzam mı, neyse bir adam Hayber'de bulunuyor.
- 35:22
Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'le harap etmek için Ghatvan kabilesinden de adamlar toplamışlar falan. Gatvan kabilesinden de adamlar Bu Yesir'de başını çekiyor bu işin. Artık Yahudi midir, Müşrik midir, onu tam anlamadım ama kafir olduğu belli. Bu Yesir Hayber'de olduğuna göre Yahudi olma itibariyle de var, çok.
- 35:45
Ghatvan kabilesi, Müşrik, Arap kabilesi. Onlardan da biraz adam toplamış falan. Medine'de tabi Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'le harap edecekler Medine'yi. Birkaç kere böyle İslam Devleti tam tahakküm etmeden, yerleşmeden, güçlenmeden evvel böyle teşebbüsler oldu. Khandek Muharebesi de bunlardan biri.
- 36:08
Ki hicretten kaç sene sonra yani khandek oldu. Düşün ki adamlar hiç ümidi kesmediler. Şimdi Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem bu Abdülhamid Ünez Hazretleri, Abdülhamid Revağa sahabeden birilerini de onlarla cem etti. Dedi gidin bu adama bu ghatvandan şuradan buradan adam topluyor bizimle muharebe için.
- 36:33
Bunu yapmasın. Yani üzerimize gelmesin. Yani önden önleyelim. Gönderdi. Onlar da geldiler. Bu Yesir İbni Razzam'a neyse Rizam mıdır? Dediler ki sen Rasulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gidersen sana ikram eder. Değer verir. O kabilelerin, kavimlerin liderlerine, reislerine hürmeti sever.
- 37:06
Yani insanların yönetenlere değer verin. Hadiste var ya Ekrimü Seyyidel kavim. Onun için anlaşırsınız, konuşursunuz, görüşürsünüz. Ne böyle hazırlıklar yapıyorsun falan. Bayağı anlattılar, dinlettiler. O da tamam dedi, geleyim dedi ya. Bir görüşelim dedi yani. Ne büyük bir imkan değil mi? Müslüman olsa sahabeden olacak yani.
- 37:33
Çıktılar yola. Artık Hayber tabi, Hayber uzak. Bayağı bir mesafe var. Onu da aldılar, gidiyorlar. Abdullah bin Üneş Hazretleri onu devesine, kendi devesine binmedi hürmeten. Veyahut belki onun devesi daha kaliteliydi falan neyse, ikram için. Yani madem laf dinledi, geliyor falan. Sonra Hayber yakınında Karkara denen, El Karkara denen bir mekan varmış.
- 38:07
İşte oradan, Medine'ye doğru demek gelirken. Oraya gelince bu yesir pişman oldu. Pişman oldu ama nasıl döneceğim bir bahane arıyor. İbn Üneş Hazretleri de bunu anladı, fark etti. Sahabe-i Kiram'daki insanlar, ilhamlı insanlar, kerametli insanlar anladı bu şimdi yolda da bizi ya boş bulurken, ya uyurken, dinlenirken hasar keser yani.
- 38:45
Biz buna güvenlik götürüyoruz. Pişman olduğunu nasıl işte fark etti. Fark edince tabii onun boynunu vurmadı da ölmesi için değil de bir şey yapamazsın diye kılıcıyla bir darbe vurdu, onun ayağını kesti. Ayağını kesince, onun da elinde bir değnek varmış. Onun asasıyla, yesir de onun asasıyla İbn Üneş'in kafasına bir vurdu.
- 39:11
Ondan sonra başını yardı. İşte en netice artık onun devamı burada geçmiyor. O geri, Hayber'e yakındı zaten adamları aldılar onu geri götürdüler. Çünkü öldü, anlaşılmıyor burada. Fakat tabii Abdülhamid Üneş de onlar da Medine'ye geri döndüler.
- 39:39
Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem'in başından iyi bir darbe aldı yani. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi Vessellem Efendimiz'e geldi ve tefele, işte rivayet o, tefele, mübarek ağzının suyunu akıttı. Resulullah Sallallahu Aleyhi Vessellem Hüve Rasûlullah gidiyor, nevzen âlâ şecced, ve Resulullah Abdillâhü'n-Neysin, Abdillâhü'n-Neysin'in yarası üzerine felem tümidde
- 40:03
o yara çok yolda irin oldu falan aktı ondan sonra hiç ne yapmadı kayh yani irin şeyden geliyor o kelime olarak medet kelimesi irin manasına geliyor lükatta el-mideb kesilmi el-midetu yani şey irin yaratan cerahat akıyor ya irin felem tümidde hiçbir irin ondan artık zuhur etmedi diğer bir mucize Bukhari Müslim rivayet ediyor onların tabi ravilerini söylemiyor
- 40:47
rivayet eden kaynakları söylemiyor gazayı yaz yoksa bu 3-5 cilt 10 cilt olur yani şifa-i şerifin o detaylarına girirse zaten şerhleri 4 cilt 5 cilt onun için o daha bir muhtasar yapmış ama tabi şarihler bunu şimdi zaten şahabine çıkmış kelimeden yazıyorsun kaynakları hemen dökülüyor. Bukhari Müslim Seheri ibn-i Sa'd meşhur sahibidir ravilerden
- 41:15
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den hadis duyanlar da az deriva ediliyor ve tefele Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem mübarek ağzının suyunu döktü. Nereye? fi ayney aliyyin ayneyni iki göz demek. Aynı bir göz ayneyni iki göz. Muzaf olunca izafetlerinin düştüğü fi ayney aliyyin. Ali radıyallahu anh'ın iki gözünün içerisine ne zaman?
- 41:37
yevme hayberin de olur haybere de olur yani hayırlısı hayber günü. Hayber kalesi dediği gün ya. Fekane Ali radıyallahu anh idi ramiden hazir vezninde sıfatı müşebbe bu. Ramet demek göz ağrısı, göz iltihabı demek. Ramet çok önemli bir hastalık yani. Araplarda o zamandaki dönemde tabi böyle tedaviler yok insanın tabi gözünü kapatıyor.
- 42:08
Bütün işlerini aksatıyor. Üç gün, beş gün sürse ne demek? Gözünü açamıyorsun. Gözünü açamayacağına tüz yolda girivermesin nasıl harbedeceksin? Hangi işe çıkacaksın güvenip de? Araba işi mesela olsa ne iş yapabilirsin yani? Ne işe gidebilirsin? Göz bu. Fekane Hazreti Ali radıyallahu anh idi ramiden. Ramet sahibi yani.
- 42:31
Sıfatı müşebbe. Ramit yani göz iltihabına tutulmuş. Gözünde çok da ağrı var. Ne yaptı Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem? Hemen mübarek ağzını, suyunu, onu gözüne bıraktı. Fesbaha. O hemen oldu. Esbaha'nın iki manası var. Bazı yerlerde esbaha sabaha çıktı. Sabaha dahil oldu manasına gelir. Bazı yerlerde sabah mefhumu ondan çıkar.
- 42:57
Sadece nakis fiil sara manasına gelir. Fesbaha fesara. Hemen dönüşü verdi. O zaman sayruret manası verilir. Sabah içinde olmaz. Yerine göre mana verilir. Orada fesbaha hemen oluverdi. Yoksa sabaha kadar ağrı çekti. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem mübarek ağzının suyunu onun gözünün içine döktükten sonra o sabaha kadar yine ağrı çekti.
- 43:20
O zaman mucizenin ne anlamı var? Kaç saat sonra zaten hastalık kendi kendine de vazgeçiyor. Havını atıyor yani. Buradaki manada sabah manası yok burada. Şihab özellikle bunun üzerine duruyor. Fesbaha fesara. Yani iyileşmesi sabaha tehekkur etti değil. Hemen oluverdi. Neden oluverdi? Bari en bir sahibi.
- 43:44
Bir iyileşme dedik ya. İyileşme sahibi. Yani filhal efendim buharin üstünde geçiyor bazı şey. Diğer buharin üstüne geçtikten sonra zaten diğerlerin hepsi çoğunda geçiyor. Hemen iyileşti. Ki gözünü bayağı iltiha etsem gözünü açamıyor ya. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem biliyorsunuz Yahudi Kalesi Khyber'i fethetmemiz üzere Hüdeybiye'de 6.
- 44:10
senesi Umre için gittikten sonra Hüdeybiye'de engellendiler. Oradan sahabe-i kiram çok üzüldü. İşte hatta Allah'ın Resulü Muhammed'den Resulullah tabirini bile sildirttiler. Sözleşme yapacaksak eğer biz senin Resulullah olduğuna inansak zaten seninle harap eder miyiz? Muhammed ibni Abdillah babanın oğlu Abdullah'ın oğlu yaz dediler falan.
- 44:33
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem silerim dedi. İşte Ali Efendimiz onu çağırdı. Hani Efendimiz okuma yazma bilmiyor. O da onun mucizesi ya. İşte sil dedi falan. O silemem dedi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bana göster ben sileyim dedi. Kendi eliyle sil falan. Olaylar meşhur. Oradan dönerken Medine'ye Musar oldular işte.
- 44:52
muhsar oldular işte neyse. Yanlarında hayvanlar götürmüşlerdi. Onlar da hayvanları keserek İran'dan çıktılar. Medine-i Münevvere'ye dönerken, işte âyetler geldi ya, Yani siz şimdi Mekke'ye giremediniz. Ve siz üç günlük izin istediniz, ömre yapmak için izin istediniz. Ama Allah sizi temelli Mekke'ye sokacak.
- 45:12
Ondan sonra ömrü haç, hepsi kıyamete kadar sizin olacak. Onun için şimdi geri dönüyorsunuz ama sahabede çok üzülüyor. Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem'in rüyası da var. Emniyet içerisinde mescide harama girilecek, işte ömreler yapılacak, ihramdan çıkılacak, saçlar kimisi tıraş edecek, kimisi kısaltacak falan.
- 45:30
Bu rüyayan, peygamberlerin rüyası vardır. Onlar da bu sene zannetti. Rüyada bu sene buyurmadık, bu olacak. Ne oldu? İki sene sonra oldu. E rüyada bu sene buyurmadık. Bu olacak. E oldu iki sene sonra oldu. Şey, yedinci sene Hayber Fethi oldu. Fecale Allah'ın yaptı min dünzelke. Mekke'ye girişinizden önce, fethinden önce.
- 45:47
Feth-i Hankarî, daha yakın bir fethi. O yakın fethi, işte hicretin yedinci sene oldu. O yakın fethi, işte hicretin yedinci senesi Hayber Fethidir yani. Hicretin sekizinci senesi zaten Mekke Fethidir. Dokuzuncu senesi müşriklerle birlikte bir yeniden karışık bir haç oldu. Ebu Bekir Sıddık'ı gönderdi.
- 46:07
Hazreti Ali'yle beraber ilanlar yaptırdı. Bir daha sene müşrikler haç da yapamayacak. Zaten dokuzuncu sene kendisi müşrikler olur diye gitmedi. Onuncu senede veda açıcı zaten, o senede vefat senesi. Sallallahu Teala Aleyhi Vesselam. Anamız babamız, canımız ona feda olsun.
- 46:23
Şimdi Hayber, Delail-i Nübüve isimli Behkî Hazretleri'nin eserlerinde, Bureyda R.A'da rivayet ediliyor. Hayber meselesine Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesselam geldi. Hayber'e geldi yani. Harp için, fethi için. Fakat sıtma tuttu Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesselam. Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesselam çok sıtmalı alırdı yani.
- 46:55
Bu sıtma da bir saattir sıtma şu kadar senenin günahına kefaret falan. Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesselam masum günahsız da derecat. Onun için buyurur ya, Eşheddülbelâlelem, belaların, hastalıkların en ağırları peygamberlere gelir Sümelevliye. Sonra velide de her veliye değil, derecesine göre gelir.
- 47:13
Sümelemsi, elfelemsi. Derece ne kadar düşük o kadar iyi yaşar. Hastalık derecesi ne kadar yüksek hastalığı o kadar çok olur. Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesselam'ı tutan sıtma bir gün, iki gün sürerdi yani. Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesselam çadırından veya durduğu yerden dışarı çıkamadı sıtmadan.
- 47:31
Hayber'e indi, sıtma tuttu. Bir gün, belki bir gün, iki gün çıkamadı. Yani harbe çıkamadı, başa geçemedi. Sallallahu Aleyhi Vesselam. Ebu Bekir R.A.'nın altı sancağı, çok şiddetli bir muharebe yaptı yani. Müşriklerle. Onlar da işte kalenin içinden atıyorlar, onlar kalenin arkasına yaklaşıyorlar falan.
- 47:54
İşte İstanbul Sultanı'nın dibinde ne harpler oldu onun gibi bir şey. Sonra Ömer R.A.'nın sancağı aldı. O da o şiddetli bir muharebe yaptı falan. Fakat kale fethedilmedi yani. Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesselam'ı da sıtmadan kurtuldu bir iki günde. Ondan sonra, fetih de olmayınca. Buyurdu ki,
- 48:25
Bu sancağı, yani Ebu Bekir R.A.'nın, Ömer'in de fetihi müessir olmadı. Yarın bu sancağı bir adama vereceğim. O Allah ve Resulü'nü çok seviyor. Herkes inşallah bana verir diye, dolu sahabe var orada. Bu işe heveslendi diyelim. Kafasını uzattı, kafasını uzattı derken. Bana verdirecek hali yok. Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesselam.
- 48:48
Keyfinden iş yapmıyor, adam seçerek iş yapmıyor. Vahiyle iş yapıyor. Sabah oldu. Ali nerede dedi sordu. Eyni Ali İbn Ebi Talib. Sordu. Dediler, Eee Hastadır. Çağırın dedi. Gözlerinin ikisini de bağlamış şeyle. Sargıyla. Sargının iki gözünü bağlamış. Gözü iltihaptan, açamıyor ki gözü. Bir de çok ağrısı var.
- 49:25
Geldi. Eee, Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesselam. Eee Dedi, Bana yaklaş de. İki gözüne de mübarek ağzının suyunu. İki gözüne de döktü. Sonra biraz ovaladı. Bir vat mübarek ellerine döktü. Ellerindeki o mübarek ağzının suyunu ovaladı. Bir vat döktü. En nihayete gözlerinin içine. ve gözlerinin içine sürdü.
- 49:56
Aç dedi, gözlerini açtı, gözlerinde hiçbir ağrı yok. Ağrı yok, iltihaptan eser yok, anında. Ondan sonra iki gözüm hiçbir ağrı, iltihap görmüyor. O zaman bir dua daha etti bana diyor, başka hadislerde gördüm onu. Bir dua daha etti, Allah'a mazlum olsun. İşte minel harri vel berdi, öyle bir şey. Ya Rabbi sonra sıcaktan, soğuktan muhafaza et.
- 50:30
Hazreti Ali Rıza buyurdu, ne sıcaktan etkilendim, ölene kadar yani, ne sıcaktan etkilendim, ne soğuktan etkilendim. Millet donsa bana bir şey olmaz. Ne dua ederse zaten duaların mucizeleri önümüzdeki fasıllarda çoğu anlatılacak. Bu dersleri takip edin. İmanınızın nuru artar. Resûlullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem'in sevginiz artar.
- 50:52
Tanımadan sevemezsiniz, sevmeden iman edemezsiniz. Kendi canınızdan çok sevmeden kâmil imana eremezsiniz. İmanın zevkine, helâvetine tadamazsınız, eremezsiniz. Şifa-i şerif size, Resûlullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem'in sevgisini açtıracak. Onun, o sevgiyi canımızdan ileri geçirtecek tekâmüle bizi oluşturacak.
- 51:15
Ulaştıracak. Sen dinlemezsen nasıl olur? Ben anlatmazsam nasıl olacak? Sen dinlemezsen nasıl olacak? Geceden kafana mı yerleşecekler bu kadar ilimleri? Anlat anlat, lütfen. Daha yarısına gelemedik on beş sene, yirmi sene. Biz de her gün ders yapmadık yani, o da ayrı bir şey. Ve hata rahate, sancağı ona verdi.
- 51:36
Gitti, hay benim, on kişi kaldıramaz. On kişi kaldıramaz. O kapıya hazırladığında boyu da kısaydı yani. Yani böyle çok cüsseli biri değil. Haspemerdan dağılan iki metre boyu falan. Onun öyle cüsseli yoktu ki. On kişinin kaldıramayacağı, kapıyı kaldırdı ya. Bütün Müslümanları soktuk içeri. Ve böylece Fetih müyesser oldu.
- 52:04
Evet. Onun için, yine bir hadis-i şerif Bukhari'de geçiyor. Ve nefese, yine bir mucize Resulullah'a sallallahu aleyhi ve sellem, nefese üfledi. İşte biraz sulu üfürük, üfürme oluyor. Sulu üfürme. Ve nefese üfledi. Ne üzerine? Darbe aldı derler ya darbe. Darbe aslında bir vuruş demek. Darbe vurdu Arapçada da.
- 52:32
Darbe, Türkçeleşmiş darbe. Araba vurdu darbe, hasar. Darbe yedi derler, darbe yedi. Darbe vuruş demek eserdi Arapçada. Üfürdü ala darbetin. Ondan sonra, artık ok darbesi, mızrak darbesi almış olabilir. Nerede bulunan darbe? Yani cerahat, yara olmuş. Seleme de Arapçada, erkek ismi de. İşte tabi şimdi Seleme desen, kadın zannederler.
- 53:09
Ekveoğlu Seleme, çok meşhur bir sahabedir. İsrafilerindendir, geçer. Düşünenler de. Seleme İbni Ekbeoğlu radıyallahu anh'ın dizinde bir darbe oluştu. Ne zaman? Yevme Hayber'in. Bakayım şu Hayber'lere. Yani bir şey. Musarif, gayrimusarif ikisi de var. Hayber'e gayrimusarif hareket etmişler. Efendim? Mesele onun harekesiydi.
- 53:29
Yanlış da hareket edebilir. Mesele kaideyi bilmek de. Cafer bezdiği şey olamıyor. Yevme Hayber'e, Hayber günü. Yani Hayber Muharebesi'nde yine. Bir darbe almış. O mübarek zat. Radıyallahu Teala an. İşte o noktada. Geldi Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir mübarek ağzının suyunu biriktirerek şöyle büfledi.
- 53:56
Febera et. Anında iyileşti. Yani yara irin çıkartmıyor falan manasıyla yetmiyor. Yaranın izi de kayboldu. Çünkü yara yüzde veya başta veya dizde neredeyse. Yaranın izi de kayboluyor. Hemen yara. Mucize orası zaten. Hemen lehimleniyor. İltiham deniyor. Et birbirini tutuyor yani. İltiham yani. Hemen et doku üzerine ekleniyor.
- 54:30
Sanki hiç yara izi yok. Kayboluyor. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bir mucizesi daha zuhur etmiş oldu. Bu da Sahih Bukhari'de geçen mucizeninden biridir. Dersimiz devam edecek. İnşallah. Baya bir önemli şeyler var. var. Zeyd ibni Muaz'ın haftayaki dersinde neler var. Zeyd ibni Muaz radıyallâhu anh'ın işte kılıç isabetinde Kâbe ibn-i Eşref'i öldürürken onu anlatıyor.
- 55:00
Onun detayıyla Kâbe ibn-i Eşref'in kim olduğu öldürülme hadisesi, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in onun katlini, ferman buyurduğu meseleleri var. sonra Ebu Cehil veyahut bir ayet, onun oğlu, Kirim'e veyahut Ebu Cehil, işte Muhafiz İbn-i Afra, Arnavut Han, kolunu kopardı. Kolu koptu gitti, kolunu eliyle taşıyor.
- 55:20
O, onun kolunu Bedir'de nasıl düzeltti vs. vs. O, onun kolunu Bedir'de nasıl düzeltti, vesaire vesaire, çok mucizelerle, mucizelerle. Çok mucizelerden, mucizelerden, Allah imanımızın nuruna artırıyor elhamdülillah. İmanımız günbegün nur bakımından müjdat oluyor. Allah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem Efendimizin hürmetine, bereketine o yine hayattadır.
- 55:36
Onun hayatta olduğunun ve kabrin onu sınırlamadığının, kabri şerifin içinde kalmadığının ve bedeniyle her tarafı gezdiğinin ve âlemleri ruhunun ve bedenen de dolaştığının ve kapladığının delilleri ve alâmetleri hakkında bir sohbet yapacaktım Haydar'da. O işte bu hastalık oldu, yapamadım. O sefer hastaneden bir saat içinde anlatılacak bir şey değildi.
- 56:03
Şimdi buradan, perşembe buradan yapacağım. Bu sohbet çok önemli bir sohbet. Vehhabileri bitirecek. Tabi İsmaila'daki sapık itikadlıları da bitirecek. Çünkü Efendi Hazretleri'nin kerametini inkar ediyorlar. Ölülerin bedene bürünerek görünebileceğini, uyanıkken yaka satan evliya Allah'ın temessül edebileceğini tasarruf ediyorlar.
- 56:28
İnkar ediyorlar. Tamamen vâbi olduğuna biliyorsun bir kısmı. Onları da bitirecek. Zaten Resulullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem hakkında sabit olan keramet tarihini el üstüne tek göre. Yeter ki o veli o makamda olsun. Yoksa velilerde aynı hak var. Aynı tasarruf var. Mucize neyse keramet aynı şeydir. Bir tek peygamberlik iddiası fark eder.
- 56:49
Peygamberlik iddiası olmayan da keramet, olan da mucize oluyor. Veli peygamberlik iddiası der, maşallah o peygambere ümmet olduğu için o keramete ermiş zaten. Bu konu, ben ondan sonraki haftaya bırakayım, Haydar'da yapayım dedim ama.
- 57:05
Şimdi Haydar'daki dersler çok uzatmak istemiyorum. İnsanlar yani arabadan şeyden, metroyu falan kaçırıyor. Bu derste biraz çok su kaldırır. Ben de haftaya daha iyileşirim. İnşallah önümüzdeki Perşembe işinden ilan ediyorum. Çok önemli bir ders olacak. Yani bu zamana kadar hiç dinlemediğiniz, Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in bedeni şu anda kabrinde mi?
- 57:29
Kabri onun bedenini sınırlamış mı? O bedeniyle çıkıp gezebiliyor mu? İmam Sulti'nin elhâvisinden, ondan sonra işte İmam Halebi'nin, ondan sonra İmam Hemevi'nin, Mevlânâ-ı Haldî Bağdâdî'nin, Kâinat-ı Vedâ-i Selâm'ın vesaire Meşayih'in ulemanın, bu usta birçok hadîs-i şerifler var. Bu hadîs-i şerifleri tahlil edeceğim.
- 57:57
Bayağı bir malzeme toplamıştım. Belki iki üç saat sürer. Çok önemli bir ders. Yine saat 21.15 diyelim biz. Çünkü hani bir yere gidecek, gelecek yok. Zaten sohbete gelen evine gidene kadar biz bir saatte dönüyoruz. O bir saatte sohbete katarız. Yani ben burada yapayım diyorum. Bu noktada Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in hakikatini tanıyacağız.
- 58:23
Alemler kabrinde. Bundan sonra Rasûlullah'ın imanınız farklı olacak. Haftaya Perşembeki dersi dinlemeden önceki Rasûlullah'a imanınızla, Perşembekin dersini, kaynaklarını, hadisleri dinledikten sonra Rasûlullah'a sallallahu aleyhi ve sellem'e olan imanınız farklı olacak. Ben o kadar bu kitapları okuyan adam olmama bu son bahis,
- 58:42
Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in tabii tasarrufu inkardan dolayı da çıktı ama, orada da mevlid oldu. Rasûlullah'ın faziletleri babı geldiği için işte Rebü'l-Evvel falan bittidir. Rebü'l-Evvel bitmez. Her ay, her gün, her gece Rasûlullah'ın saatidir. Söz yaşayamayız, her dakika ondan bahsediyoruz.
- 59:00
Allah'tan sonra Rasûlullah'ımız var. Onun için ben orada o ibareleri o kadar net, çok eski görmüştüm Rabıta'yı yazarken falan. Bu kadar hatırlamıyorum tabii. Yani o da 15-20 sene geçti. Ben de şimdi dünyada kitap okuyorum. Öyle bir şey oldum ki yani açık ve net İmam-ı Suyuti kararı vermiş. İmam-ı Harameyn, Cüveyni kararı vermiş.
- 59:24
Alimler kararı vermiş. Biz hâlâ bize bir soru sorulsa bu böyledir diyecek ilmimiz yok. Yani orada bir tereddütteyiz. Kabri şerifinde mi bedeni şerif? Bedeni şerif kabirle sınırlı mı? Kabirden çıkabiliyor mu? Çıkamıyor mu? Halbuki peygamberler namaz kılıyorlar diyor. E şimdi sahih hadiste hac yapıyorlar diyor.
- 59:44
İşte hac yapıyor. Haccı kabirde nasıl yapacak? Hadi namazı kabirde kılar zaten. kabirde kılar. Zaten mescid-i nebeviydi. Mescid-i nebevin içinde cemaat. O cemaat öyle der ki Vâbîbâ mamuşakâşâ Peygamberlerin İmamı Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. O ayrı bir konu. Kendi kıldırıyor zaten. Erbaha kıldırıyor.
- 1:00:02
E şimdi haccı nasıl yapacak Arafat'a gitmeden? Peki bedenen, fiziken gitmeden haç olur mu? Saniyette zaten herkes niyetli ilaç çekiliyor. Bunun öyle bir mesele var ki önümüzdeki Perşembe, haveviler çatlayabilir, Birtakım sapıklar patlayabilir. Ama ben İmam-ı Suyutilerin, İmam-ı Haremeynlerin, İmam Taftazânilerin kabul ettiği ve kesin İmam-ı Hamevilerin
- 1:00:30
ki Halde Bağdâdî'nin hüccet kabul ettiği, kaynak verdiği zatlar bunlar. İmam-ı Rabbânilerin de kaynağı olan zatlar yani. Dolayısıyla, bu işi masaya yatırıyoruz. Perşembe biraz uzatsa, uzamaz. Hakkını vereceğiz. Ondan sonra tabii bir de tenasuk meselesi var. Hani o siyerci Nuriye kalktı, bizi kafir dedi ya, çarşaflı sohbet yapıyor.
- 1:00:55
İşte meşhur İsmail Han'ın Merkez Kız Kur'an kurslarını, ona bağlı. Mahmud Eren'in tayfası, Mahmud Eren'in kadın tayfası yani, Mahmud Eren'in kadın versiyonları kursları, bütün merkezi kurslar. O sohbet yapıyor. Bizim burada senelerce sohbet ettirdi, Seyfettin bize tavsiye etti. Biz ne bilelim böyle itikadının bozuk oldu.
- 1:01:17
Evliya öldükten sonra işi biter diyor. Sen dersen ki Efendi Hazretleri uyanırken birine göründü veya ruhaniyeti tasarruf ediyor diyor, reenkarnasyoncu olursun, kafir olursun diyor. Ulan bütün Evliyaullah bunu kabul ediyor. Reenkarnasyon ne o ne? Orada İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin Evliyaullah mesela 10 yerde aynı anda görünüyor.
- 1:01:35
40 yerde görünüyor. Oho! Hatib-i Şirbiniler, işte Somuncu Baba, Yıldırım Beyazıt Ulu Camii açtığında, Emir Sultan Somuncu Baba'yı ifşa etti, hutbeye onu çıkarttı. Ondan sonra Somuncu Baba Hazretleri, Hamidullah Veli duramadı ya, Hamiduddin Veli Aksaray'a kaçtı, oraya buraya kaçtı. Evliyalı açığa çıkınca falan her kapıdan çıktı ya, Ulu Camii tüm kapılardan aynı anda çıktı falan.
- 1:02:02
Dünya kadar keramet var sahibin. E şimdi nasıl oluyor? Aynı adam 6 yerde, aynı adam 40 yerde hutbe okuyor. Aynı adam, bunun ölüyle diriyle alakası yok ki, bu ruhaniyet meselesi. Fiziken olsa beden bir yerde. Öbür bedenler nereden çıktı? E bunun tenasurla, reenkarnasyonla ne alakası var? Ne farkı var?
- 1:02:20
Kısa bir izah etmiştim bir sohbette. Şimdi mektubatta İmâm-ı Rabbân Hazretleri'nin bu usta acayip bir beyanı var. Şimdi mektubatta İmam Rabbi Hazretleri'nin bu usta Siyerci Nuriye'ye ithaf olunur. Dinlesin bakalım. İşte Siyerci Nuriye'ye hitap olunur. Dinlesin bakalım, mektubatta ne haberi var? Bir Arapça ibarı okuyup mana verebilir mi?
- 1:02:35
Ecelü menfil az olup da sen kalkıp Evliyaullah'ın kabul ettiği miktarları, sen kalkıp Evliyaullah'ın kabul ettiği bitikatları biz şeyci miyiz? Boyacı küpü müyüz? Çok soğuk çıkar konuşuyoruz. Bütün bunları kitaplara dayanarak konuşuyoruz. Dinle bakalım. Sen o ilimlerden, o kitaplardan, o ibarelere mana vermekten zerre kadar yandan geçti mi?
- 1:02:56
Senin hocaların gelsin. Hocalarını okutanların gelsin. O ibarelere o manayı verebilir mi bakalım? Ne anlamışlar bakalım senin o tayfa? Güruh! Böyle hakikati münkir adamlar. Efendi Hazretleri'nin rahmet tasarrufunu inkar etmek için kalktı bütün Ehl-i Sünnet'in alimlerini tekfir ettiler. Muhittin de aynı dedi.
- 1:03:22
Bu şirktir, Bedrettin. Bedri. Ya sizin ne ilminiz var ya? Siz hiçbir ibaret kitap okuyamazsınız siz. Siz bu kitapların yandan geçmemişsiniz. İmam Hafize mektubundaki tenasuhu bir izah et bakayım bana Türkçe'ye. O zaman anlayacaksın. Haftaya çok güzel bir ders olacak Perşembe. İnşallah Allah bana sağlık sağlık daha iyi verecek.
- 1:03:44
Ciğerim daha düzelecek inşallah, yaralar yeni sarılıyor. Bu derse davet ediyoruz. Biraz önümüz açık olur, rahat oluruz. İsterseniz 9'da başlayalım. Yani 2'de 1'de vakit değiştirmiyor ama biz zaten şeyi 8,5 diyorduk. İsterseniz 20-30 yapalım. Yani. Ama şey olursa yatsı da kılınmış oluyor. Yatsı namazını da kılmış olun.
- 1:04:10
21-15'idir. Yatsıyı da kılmış olun. Şöyle bir arkanıza yaslanın. Nasıl olsa derde değilsiniz, evde. Arkanıza yaslanın. Bir dinleyin bakalım. Perşembe'yi dinledikten sonra o zaman Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem her an yanınızda. Ruhu her an hazır. Her an şahit. Allah Teala mekandan münezzet. Ama Resulullah mekandan münezzet değil.
- 1:04:37
Onun için bu odada Resulullah var diyebilir miyiz? E çünkü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem mahluktur. Ruhu da yaratılmış. Onun için o mekandan münezzet değil ki. O mekanda o zaman bu odada var mı? Şimdi yanında mı? Bütün bunları çözeceğiz. Ehl-i sünnet itikadına göre. Ve tasavvuf ehlinin beyanları ve çile.
- 1:04:55
Bunları bir yapalım bu dersi. Bu ders kavait belirleyecek. Kaideler ve esaslar getirecek. O kaideleri bildiğin zaman ben sana ne vermiş oluyorum? Balık vermiş olmuyorum. Balık tutmayı öğretmiş oluyorum. Sen o kaidelerden, Halep ortası. Ha şimdi burada diyeceksin. Kimle konuşuyorsa dur bakalım. O kaideye onu işlettiğin zaman evliya hakkında da geçerli.
- 1:05:21
Ama evliya, her evliya bir değil. Şimdi her evliyanın ruhaniyetine de şu anda iş görme, diri gibi iş görme tasavvufu verilmez. Her evliyaya verilmez. O ondan mıdır değil midir? O zaman gelirsin Mahmut Efendi özelinde, onu ayrı konuşuruz. Ali Adem Efendi baba özelinde ayrı konuşuruz. Abdülkadir Geylan'ın tasavvufu, dört velinin diri gibi tasavvufu devam ediyor.
- 1:05:42
Bütün ehl-i sünnet kaynakları bunu söylüyor. Abdülkadir Geylani, Okayli Menbici, Hayati Harrani. E bunun yanında yok mu şimdi? Ahmet Rufayi nereye koyacaksın? İbrahim Tücuk'u, Ahmet Bedevi, Ebu Lazen Şazeli. Bunun sayısı çok. Ama dördü hakkında özel isim verilmiş. Nasıl aşere mi beşere, on cennet mi?
- 1:06:01
Bütün sahabe cennetlik de onunun ismi verilmiş. Dördünün ismi verilmiş. Sen Mahmut Efendi özeline giriyorsun. O zaman sen Mahmut Efendi'ye inanıyorsun. Demek ki o ayrı bir şey. Sağlığında kendi demiş ki ben öldükten sonra kılıç kırığından çıkmış olacak. Kendi adama söylüyor Ahmet Abi'ye. Esenler'den Ahmet Abi'ye anlatıyor.
- 1:06:17
Ben o zaman dağ iş göreceğim evladım demiş. E şimdi bunu kendi dili ağzıyla söylemiş, kulağıyla adam duymuş. Rüya değil ki bu. Kendi söylemiş ki ben Edirnekapı'dan yatarken sizinle uğraşacağım. Usulü fıkha devam edin, ben geleceğim derslere. Bunların hepsini söylemiş. Dünya kadar şahidi var mı? E sen Mahmut Efendi'ye sağlığında inanıyorduysan,
- 1:06:38
zaten o sözlere göre ben de diyorum ki ben onlara inandığım için tasarrufu devam ediyor diyorum. Ben yeni bir rüya görmedim. Bu kadar basit. Bu işi çözeceğiz. Bu işi kaidelere, ilme çevireceğiz. Bu işi sokak dedikodulara, onun bunun anama, avradına söylemesiyle bu işler ilim olmaz. Ondan sonra namussuzluk yaparlar.
- 1:06:56
Biz burada ilmi emanete sahip çıkacağız ve ümmete eser bırakacağız. Eser. Biz eşek değiliz, semer bırakmayacağız. Biz eser bırakıyoruz. Binlerce, on binlerce eser bırakıyoruz. İşte bu eserlerden biri önümüzdeki Perşembe dersi olacak. O dersi dinleyen, inşallah başka sağa sola dalmam, bir dandana kuşu gibi atlama şeyleri var, izah için ama oranın ilmi seviyesini bozmayacağım.
- 1:07:20
İnşallah. Sağa sola da çatmamaya çalışacağım. İşimi de vermemeye çalışacağım. İlmi seviyeyi bozmama niyet ediyorum, inşallah diyelim. O öyle bir ilmi eser kalıcı olacak ki dinleyen bakacak. Ondan sonra ben tarikat ehliyim, bu zamanda hocayım, şeyhim, mevkilim, kefilim. Ondan da haberi yok. Çünkü o ilimleri görmemişler ki.
- 1:07:44
O zaman anlayacaklar. Biz daha anlamamışız, Resulullah'ı sallallahu aleyhi ve sellem hiç tanımamışız. Medine'ye gidince, ziyaret edince, selam verirsen, haleke selmü kümü selam diyor. Biz bunu bilmişiz bugüne kadar. Biz eksik eteğiz. İlmimiz nakıs kalmış. Bizim Resulullah'ı sallallahu aleyhi ve sellemden haberimiz bile yokmuş.
- 1:08:02
Ne kadar anlayacaksınız? Ben İmam-ı Suyutileri, İmam-ı Hamevileri, İmam-ı Harameynleri açacağım. Ben malzememi açacağım. Sen, okyanus orada duruyor. Kabın ne kadarsa o kadar doldurursun. Delikse doldurduğunda yolda dökersin, eve kadar boşaltırsın. Kabın fazlaysa fazla doldur. Kemiğle, çekenle, tabakla, partakla gelen cezveyle bir olmaz.
- 1:08:37
Herkes seviyesine göre anlayacak. Allah şuur ihsan eylesin, bize de doğru anlatmayı, hazırlanmayı nasip eylesin. Perşembe 21.15 diyelim yine biz. Çünkü yatsı namazı araya girerse, insanlar dersin yarıda cemaate gidecek. Namazını cemaatle kılın. Ama farzı kılın çıkın. Cemaatsiz kılmazlar erkekler. Farzı kılın, sünnetleri evde de tamamlamak lazım.
- 1:09:02
Evde kılmak sünneti zaten sünnet. Yeter ki ilmi kaçırmayalım. Bu ilim imandır. Bu konuşacağım ilim Resulullah'ın imanın nurunu artıracak. Çünkü Resulullah'ı canından çok sevmeden iman kamil olmaz. Ve imanın tadını eremeden ölürsün gidersin diyor. Canından sevmek için onu çok tanımak lazım. Onu tanımak için işte onun bize ne kadar yakınlığı var.
- 1:09:26
Ve ne kadar ilgisi ilişkisi var ve bizimle ne kadar ilgili. Ve bizimden ne kadar haberdar. Ve bizim yanımızda ne kadar şahit ve hazır. Bunu net konuşacağız. Yoksa kabri şerifinde duruyor, gidenin selamını alıyor. Öyle bir peygamber anlayışı İslam'da yok. Ama bize bugüne kadar bazıları böyle yutturdular.
- 1:09:46
Şimdi perdeyi, peçeyi kaldırmak lazım. Peçeyi, peçeyi kaldırma zamanıdır. İnşaAllah-u Rahman. Kim ne derse desin. Ben ibareye mana veriyorum. Kalkmak yok, karıştırmak yok. Aklı ermeyen yatağına ariselsin. Beni alakadar etmiyor. Ben bu kadar ehl-i sünnetin itikadını mı gizleyeceğim ya? Ondan sonra kim ne anlarmış da dinlermiş de.
- 1:10:04
Sapıtan bile bile sapıtacak. Ben beyineleri, delilleri ortaya koyacağım. Helak olan beyineden sonra helak olacak. Ayılan, hayat bulan, kalbi dirilen, maneviyata eren, beyineyi görecek, delillerden sonra hayat bulacak. Mevla öyle buyuruyor. Mevla Kur'an'da neler söylüyor? Bunu bunlar anlamaz diye ayeti gizledi mi?
- 1:10:29
İneği kestirdi, ineğin parçasından vurdurdu, ölü dirildi, ölü konuştu, beni şunlar öldürdü. Bekara suresi bunun adını almış. Bekara o inek işte. Ya bunlar buna inanmaz mı? Milletin anlayacağı ayetleri indireyim. Kur'an'da o kadar ayet var. Milletin anlamayacak. Millet bu ayeti duyarsa kafir olur. Kafir olursa kafir olur.
- 1:10:48
Zaten kafir idi. Allah'ın ayetini mi gizleyeceğiz? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir şeyleri hadiste buyurmuşsa ben bunun neyini gizleyeceğim ya? Niye gizleyeyim? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ümmetine fitne olacak bir şey der mi? E adama fitne oluyor. Adamın aklı az. Adamın aklı azsa kardeşim aklını düzelsin.
- 1:11:05
Ben hadisi yanlıştı ki düzelttim. Madem Resulullah beyan etmiş bunu, ümmete duyurun buyurmuş. Onun için bazı önemli hadisleri üzerine beyan edeceğim. İnşaAllahurrahman. Perşembeye bunu da başlığa çekelim. O başlık altında Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bu perşembe sohbette öyle bir anlatacağım ki, bedeni şerifi kabrinde sınırlı mıdır yoksa dışarıda geziyorum.
- 1:11:32
Öyle bir anlatacağım ki bugüne kadar hiç dinlemediniz. Başlıkta bu olacak. Perşembeye kadar Resulullah'ın aşkı için, sallallahu aleyhi ve sellem'i seviyorsanız, onun hatırı için, onu bu millete tanıtmak için, onu canımızdan ileri geçirmek için, sevdirmek için bir hizmet yapacaksanız, Perşembeye kadar milleti lale güle bizim kanalımıza kitleyin.
- 1:11:56
Herkesi toplayın, dinlesinler bakalım. Herkes ne anlıyorsa anlasın. Allah tesini halk eylesin. Ve şimdiden bize de kamil bir şifa ve etkili bir konuşma yapabilmeyi müesseleylesin. Amin.
Benzer sohbetler
1:23:21Şifâ-i Şerîf Dersi 299. Bölüm 12 Ekim 202612 Ekim 2026 · 84 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 12 Ekim 2026
1:16:13Şifâ-i Şerîf Dersi 298. Bölüm 5 Ekim 20265 Ekim 2026 · 77 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 5 Ekim 2026
44:07Şifâ-i Şerîf Dersi 297. Bölüm 28 Eylül 202628 Eylül 2026 · 45 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 28 Eylül 2026


