09:30 / 59:42Şu an 09:30 / 59:42
Video bölümleri
Transkript
156 satır
- 00:00
Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Sallallahu aleyhi ve sellem. Muhammedin Ve aleyhi ve sahbihi ecmain. Şifa-i şerif dersimiz sayfa 272 Alttan 10. Satırın sonu Ve rabben nesâiyyû aynu ismâ nebnihü neyfin diye başlıyoruz. Ve Rabbena rivâyet et. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in mucizeleri, şifa ile ilgili mucizeleri dersimizin bahsi
- 00:39
hastalara, Allah-u Teala'nın onun vasıtasıyla şifa verdiği konusudur. Bu usta, çok hadis-i şerif ve rahatler var. Geçen derste bundan başladık. Efendim, yani, hatta bir şey de var. Birkaç derste var yani bu. Ondan evvel de demek, başlamış mıydık bilmiyorum. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in mucizelerindeyiz.
- 01:17
Epey zamandır mucizelerimiz var. Epey zamandır mucizelerindeyiz. Şimdi, yine gözü kör olanları iyileştirmesiyle alakalı vs. rivayetlerden okuyacağız. İnşaAllah. Merhaba, rivayet etti diyor. Ennesaiyu. İster Nesai okunabilir, ister Nesei de okunabilir. İkisi de caiz. Kütüb-ü Sitteh Ashabı'ndan biliyorsunuz, altı kitabın sahiplerinden biri İmam Nesei'dir.
- 01:57
Nesei'dir, Nesai'dir, fark etmez. Evet, birçok muhaddis, İbni Sünniler vs. ondan hadis-i şerif rivayet etmiştir. Yani 300'den sonraya kalan, yani Kütüb-ü Sitteh hemen hemen 300'den sonraya kalmamış. Hicri 300 senesinden sonraya kalmamış diyor. Beşi. Ama İmam Nesei demek ki vefatı 300'den sonraya kalmış.
- 02:31
Şimdi bu hadis-i şerif, İmam Nesei'nin adı, ya burada künyesi var ya adında, hep bu künyelere takılıyoruz. Ebu Abdurrahman, babasının adı Ahmet bin Şahin. Bu zat, bu hadis-i şerifi rivayet ediyor. Tirmizi'yi de rivayet ediyor, Hakim'i de rivayet ediyor, Beyheki'de rivayet ediyor. Ve hadisin sayı olduğunu, bu muhaddisler söylüyorlar,
- 03:02
bu hadis-i şerifin sayı olduğuna hüküm vermişler. Kimden rivayet edildi? Osman İbni Hüneyf. Hüneyf'in oğlu Osman. Bu zat, Sehli İbni Hüneyf var sahabede, bu da sahabeden, Sehli'nin kardeşi, hem hadis-i şerif rivayet etmiş, hem Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'le sohbete bulunmuş bir zattır. Soylu ailelerden, Irak, Basra bölgelerinde valilik de yaptı sonra.
- 03:40
Hz. Muaveyyen zamanına kadar yaşadı, yani uzun yaşadı. Ondan sonra, bu sahabeden naklediyor. Yani tabii şimdi onu anlamak lazım, o kadar cahil değilsiniz. Yani Nesâ'yı Osman Bey'in onu evden nasıl nakledecek? Direkt nakil değil bu yani. Çünkü Nesâ'yı 300'den sonra vefat etmiş. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in asrıyla arasında 300 yıl var.
- 04:16
Sahabe hadi diyelim 100'ün sonuna kadar sahabeden yaşayanlar var desek bile arada 200 sene var. Yani râvîler aracılığıyla, yani Nesâ'yı ondan, o ondan, o ondan böyle Buhari'de de olduğu gibi, Müslim'de de olduğu gibi onlar direkt sahabeden naklediyor. Direkt sahabeden nakil hiçbir zaman yapamazlar. En kısa yapsalar, üç vasıta araya giriyor.
- 04:42
En az üç vasıta araya giriyor. Ne kadar uzun ömürlü yaşasa diye mi, 20-30 sene arada yaşayan bir râvî olsa bile, yine en azından üç râvî giriyor sahabeye ulaşmaları için. Burada da Nesâ'yı rivayet etti. Kimden? An-Nu'ithmâne ibn-i Huneyf'in. Uithmâne ibn-i Huneyf'ten. Radıyallâhu anh. Yani vasıta. Bunlar kendi kitaplarında, sünenin de senet ve isnadıyla bu rivayet geçiyor.
- 05:10
Kazı Yaz hazretleri burada senetleri, isnatları hazrediyor, çok uzamasın diye. Bazı kere teberrüken, kendinden giden senetleri uzun uzun da söylediği de var. Ama bu zaten sünende meşhur bir hadis. Tirmizi'de de var. Ne olmuş şimdi?
- 05:36
Enne âmâ. Şüphesiz bir âmâ. Âmâ demek görme engelli, kör yani. Gelmiş. Uithmâne ibn-i Huneyf, ben bunu başka rivayetlere, Tirmizi'yi vesairelerde de gördüğüm için, bu tevessüle dair, yüzü suyu hürmetine isteme, Vehhabilere reddiye de bize en kuvvetli delil olan hadis-i şerif olduğu için, tariklerini, rivayet yollarını çok incelediğim bir hadis-i şerif.
- 06:02
Çok kitapta gördüm yani. Enne âmâ. Gözü görmeyen bir adam. Gâle dedi. Gâle dedi yani geldi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem mescitteydi. Uithmâne ibn-i Huneyf radıyallâhu anh sahabeden, o da bilinen bir sahabe yani, Uhud'da falan bulunmuş bir zat. O da orada bulunuyordu, Mescid-i Nebevî'de. O arada bir gözü görmeyen bir zat geldi.
- 06:27
Yani şimdi onun ismi, burada onun ismi zikredilmiyor. Mesele yaşanan olay. Gâle geldi dedi. Gâle dedi, geldi dedi yani. Ya Rasûlallah, ey Allah'ın Rasûlü. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hayatta olsa gideceğiz, Ya Rasûlallah diyeceğiz, sığınacağız, sarılacağız yani işte de. Bizi de kabul eder miydi, yeter miydi, defol git mi derdi, onu da bilmiyorum inşâAllah.
- 06:52
Rahmetelle âlemin olduğu için kabul ederdi inşâAllah tabii de. Ya Rasûlallah dedi. Ey Allah'ın Rasûlü, duâ et Allah'a. Allah'a duâ et. Ne hususta? En yekşife, açması hususunda. Keşefe aç diyen. Kim işin iliği benim için. Neremden açsın? Ambasari gözümden. Yani gözümün görmesine engel olan şeyi, gözümden açsın kaldırsın yani.
- 07:22
Çeksin artık, katarak mıydı? Veyahut benim durumum gibi, göz arkası kanamalar mıydı? Neydi ise, görmesine mâni olan neydi ise, gözümden onu açması için Allah'a duâ et dedi. Gâle. Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem ona buyurdu. Feltalık. Hemen yürü git dedi. Fetevabba. Güzelce bir abdest al dedi.
- 07:57
Sümme o sıra sallı kıl. Rekâte iki rekat namaz kıl dedi. İşte bu iki rekat namaz, hacet namazı olarak kitaplarımızda zikrediliyor. Çünkü bir duâ öğretecek ona, sen o duayı yapmadan evvel git, iki rekat hacet namazı kıl de. Çünkü farz namaz vaktiyle alâkalı bir şey olmadığına göre, bu hacet namazı olduğu şârehler söylüyor.
- 08:24
Fetevabba. İyice güzel abdest al. Sümme sallı sonra kıl. Rekâte iki rekat namaz kıl dedi. Sümme ondan sonra kul söyle. Benim yanıma gel de benim yüzüme söyle demedi. Abdesthanede iki rekat namaz kıldın, mescid-i nebevîde veya nerede oradan gittin, evine veya neyse abdest aldın, kıldın, nerede kıldıysan, gel burada mescid-i nebevîde kıl.
- 08:46
Ondan sonra şu duayı söyle, ben de buradayım, duruyorum seni bekliyorum falan, öyle bir şey yok. Yani hadis-i şerifin hiçbir tarihinde böyle bir şey yok. Nereye gidiyorsan git, güzelce abdest al, iki rekat hacet namazı kıl. Sümme hacet namazını bitirdin, selam verdin. Artık yani istiğfar ediliyor. Elhamdülillah, salatü selam.
- 09:02
Bunlar ayrı bir şeyler. Dua adabıyla ilgili dolu şeyler var. Söyle. Sümme kul. Ondan sonra söyle diyor. Ya ben olsam, ki ben amel ediyorum bu hadis-i şerifle ara sıra, özellikle Ravza-i Mütahara'da şeyde güzel, abdest alırken niyet ediyorum otelde, gece Teheccüd'de falan işte giderken, ara ara dünya kelamı konuşmadan, çünkü otelde kılacağım, abdestimi alıyorum.
- 09:30
Ravza-i Mütahara'da, veyahut Ravza'ya şu anda çok mu yalan, eskisi gibi değil de, işte bir erken gidersen, ilk mescide de girebiliyorsun, sahabenin olduğu, Osmanlı'nın yaptığı yere. Mümkün mertebe hani, ilk mescide girmeye çalışıyorum, gece erken gidiyorum. Ondan sonra, iki rekatımı orada kuruyorum.
- 09:50
Ondan sonra dua ediyorum. Ondan sonra Ravza'da, tabi sol tarafımızda kalıyor, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, mescidin Hücre-i Saadet, sol tarafımızda kalıyor ya. Ondan sonra, hem ona hitap da var ya bu duada. Ama yanında olmak, mescidinde olmak, kabrine yakın olmak sallallahu aleyhi ve sellem şartı yok yani bu.
- 10:11
İki rekat namaz kıl, sünnet kıl, sonra söyle diyor. Nereden olsan ol. Ha burada da amel edebiliyor. Ha bu hadis-i şerifin bazı tarihlerinde iki rekat namaz şeyi yok. Sadece abdest alıyor. O hadis-i şerifte, ben yani şu anda burada görmedim, ne ikna etse şeyhler o tarihleri söylememiş, ben de şaşırdım.
- 10:27
İ'til mizat ediyor. Yani abdest alınacak yere git, fetevazda abdest al diyorsun ve sonra söyle diyor. O da şöyle olabilir. Yani her abdestten sonra iki rekat abdest, şükür namazı falan o da sünnette var. Tabi de Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in her hadis-i şerifi, illa ki birbirine irtibat kurabilirsen ne mutlu sana da.
- 10:49
Yüz binlerce hadis-i şerif yani. Burada da şöyle olabilir. Mesela diyelim ki çok sıkıştın, acil hacca namazı kılamıyorsun, kerahat vakti. Ama bu duayla amel etmek istiyorsun. O zaman orivatla amel edersin. Yani sadece abdest alsın, güzel bir abdest, israf yapmadın. En mühim mesele bu israf, suyu fazla kullanmak bizim abdestimizi mekruha çeviriyor.
- 11:13
Ondan sonra dua da kabul olmuyor. Çünkü abdesti mekruha alırsan, ondan feyiz gelmez daha. İş abdeste bitiyor yani. Onun için hadis-i şeriflerin çoğunda, benim abdest kursu Risalem'de var müstakil. Az kadar yayınlarında bunların hepsi var. Tek tek yani yazmışım, ayrı ayrı yazmışım yani. İman-ı İslam Ünvanı'nın içinde de çok uzun bir yer var orada ama, yani müstakil arayan için.
- 11:37
Orada çok söylüyor yani. Hep, işte feesbegal vuzue, abdestini tamam alırsa diyor. Esbega etemme demek, tamamlarsa diyor. Feehsene vuzuev, abdestini güzel alırsa diyor. Ehsene geçiyor, esbega geçiyor, etemme geçiyor. Yani çok tarihlerden bu konuda. Yani bu şey için, bu hadisle alakalı konuşmuyorum.
- 11:59
Yani abdest alınmaktan, işte günahların dökülmesi, işte efendim elinle yaptığın günahlar, elini yıkarken dökülüyor, ağzınla yaptığın günahlar, ağzını yıkarken, burnuna yaptığın günahlar, yüzünle yaptığın günahlar, yüzünü yıkarken falan. Bunları Efendi Hazretleri çok anlatırdı. Abdest bitince günahsız kalıyorsun.
- 12:18
Daha iki rekat namaz bile, tevbe namazı bile kılmadan, yani sadece abdestle günahsız çıkıyorsun mesela. Tabii ki tevbe namazı aliyetten kılmak, tevbe etmek lazım. O da ayrı bir şey. Veyahut hacet namazı, tabii her şeyine göre o namaz, neyse o namazı kılacaksın. Efendim, kerahat vakti değilse. Ama bu hadis-i şerifte sen diyor abdest al, sonra söyle diyor.
- 12:39
Yani diğer tariklerinde o da var. Diyelim kerahat vakti. Sen de sıkıştın, bu duayı yapman gerekiyor. Efendim, sağ olasın. Çünkü denenmiş bir dua hemen kabul oluyor. Çok sahih kaynaklarda geçiyor. Onun için, ama kerahat vakti değilse iki rekat kılmak, bu tarikten gelen rivayet, cem edersen, ihtiyatlı olursan, kabul olunması için bir hadis-i şerif hakkında, bir dua hakkında,
- 13:03
ben hep öyle yapıyorum, bak Ezkâr Davat benim o iki cid kitabım, çok faydalı malumat bölümleri, çok eşsiz bir izahat getiriyor. Çünkü neden? Ben o hadis-i şerifin, mesela metnini Ahmet bin Hanbel'den alıyorsam, taberanide, duada şöyle bir ilave var. Ama orada la havle vela kuvvete illa billah da kalmış.
- 13:21
Taberanide elani lazım eklenmiş. Öbüründe işte efendim, el melikül hakkı eklenmiş vs. Onları ne yapıyorum ben o faydalı malumat bölümünde? Diyorum ki bak, bu hadis-i şerifin taberani, onun hepsinin kaynağını veriyorum. O Ezkâr Davat kitabı gibi bir şey yok daha. Arapçada bile yazılmamış öyle bir şey.
- 13:43
Yani Arapçalardan topluyorum ama bir arada toplu yok. Diyorum hepsine canım çıktı bunlarla. Ezkâr Davat'taki tertibat yani. O tertibat, o eski dualarıma benzemez. Çünkü neden? Hadisin altında faydalı malumat koyuyorum. Faydalı malumatta ne yapıyorum? Bir tarihten almıyorum. Bak şimdi orada geçen, Bismillahirrahmanirrahim hocanın orada konuştuğum,
- 14:04
kör olmamak, felç olmamak için her sabah namazda okunacak dua. Şimdi o mesele 3. cidde Ezkâr Davat'ta çıkacak. Hazırlamışım, etmişim. 3. cid çıkmadığından, o faydalı malumat konulamadığından orada bir tarihten geliyor. Bir tarihten gelince, yani Sübhanallahü'l-Azim ve Bihamdî geliyor. Halbuki Sübhanallahü'l-Azim ve Bihamdî, başka tarihtler var.
- 14:27
Şimdi kör olmamak, felç olmamak böyle önemli konularda ne yapmak lazım? İhtiyaten tarihtleri cem etmek lazım. O tarihtler de hadis kaynakları. İşte onun için Ezkâr Davat'ın yapımı öyle. Yani tertibi öyle. Orada çok ilim var 1-2'de. İnşallah Allah muvaffak etsin. Hangisini yetiştireceğim 3'e? Bu kör gözlende zorlanıyorum.
- 14:49
Ama çalışıyorum. Gece gündüz çalışıyorum. Şimdi Ruhul Furkan'a çalışıyorum. Tefsire çalışıyorum. Ondan sonra araya işte bir şeyler giriyor. Dolayısıyla şimdi bu hadis-i şerif toparlayacak olursak. Osman ibni Huneyf radıyallâhu anh sahabeden anlatıyor. Biz Mescid-i Nebevî'de Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellemle birlikte bulunuyorken bir âmâ geldi.
- 15:14
Dedi, Ya Rasûlâllahudzillâhi en yekşifelî en basarî. Allah'a dua et gözümden şu görmeme engel olan şey neyse işte artık onu açsın. Yani beni iyileştirsin. Gözümü gördürsün. Dedi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona gale buyurdu. Fenthalik, yürü git. Fetevazza güzelce abdest al. O çünkü diğer hadislerden anlıyoruz güzelceyi.
- 15:39
Sümme sonra sallı kıl rakate. İki rekat hacet namazı. Cerahat vaktiyse iki rekat kılmaya da bilirsin. Sade abdestten sonra bu dua yapabilirsin. Sümme ondan sonra kul söyle. Şöyle söyleyeceksin. Allah'ım ey Allah'ım. İnni muhakkak ben es elü istiyorum ki ancak senden. Yaratan ancak sensin. Senden başka yaratan yok.
- 15:59
Ama bak aracı var mıymış yok muymuş. Ey odun kapalı, man kapalı Vehhabiler, Selefiler. Bak say hadis. Var mıymış aracı? Es elü istiyorum ki senden ve eteved cehu yöneliyorum. İleyke sana. Yani Allah'a diyor sana yöneliyorum. Ama kime sığınarak ve kiminle mütevessil. Bak burada Şahab-ı Kafacı var, Aliülkari var.
- 16:31
Bunlar en büyük muhaddisler, şarihler, muaşçiler. Bak mütevessilen diyor. Yani bütün şerler bunu söylüyor. Orada başka ne mana olabilir? Ba'a tevessül için. Ve eteved cehu ya Rabbim yöneliyorum. İleyke sana. Kiminle? Kimi araya koyarak? Binebiyyi. Benim peygamberim. Bazı rivayette binebiyyi ki senin peygamberin, bazı rivayette benim peygamberim.
- 16:55
Benim peygamberim olsa bana gönderilen demek, senin peygamberin olsa senin gönderdiğin demek. Ondan anlaşılmayacak bir şey yok. Kimdir o? Muhammed'in sallallahu aleyhi ve sellem. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'i araya koyarak. Araya koyarak sana yöneliyor. Ondan bedel o Muhammed kimdir? O Muhammed kimdir?
- 17:17
Nebi-r Rahmet. Rahmet peygamberidir. Bütün alemlere Allah acıdığı için onu göndermiş. Bütün hastalara, dertlilere, belalılara rahmet kaynağı almış. Onun yüzü hürmetine alemlere yaratılmış. Rahmet peygamberi. Niye rahmet söylüyor? Gözü görmüyor. İşte hastalığı var, derdi var. Onun için Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ona rahmet peygamberi.
- 17:43
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bazı rivayetten iki yüz bin ismi şerif, bazı rivayetten bin ismi, iki bin ismi, dolu ismi şerifleri var. İsimlerinden biri de Nebi-r Rahmet'i. Ravza-i Muhtar'ın duvarlarında yazıyor. Kıbla duvarında Nebi-r Rahmet. Delalinin başında da iki yüz bin isimden biridir.
- 17:58
Rahmet peygamberi. İşte onun için kimin aracılığıyla istiyorum senden? Niye aracı koyduruyor? Bunu kim öğretiyor sahabeye? O âmâ sahabeye kim öğretiyor bunu? Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem öğretiyor. Bu şirk olsa Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem sahabeye şirk mi öğretecek? İşte onun için o kafasız adamın biri ne dedi?
- 18:19
Bu peygamberle de şüphelendim dedi. Büyük de hocaydı. Mektubatı tercüme etmiş. Çünkü dedi kendini Allah'ın yerine koyuyor. Ne Allah'ın yerine koyuyor? Önce diyor ki Allah'tan isterim söyle. Sonra ya Rabbi sana yöneliyorum. Ama peygamberini araya koyarak. Kimdir o Muhammedin Nebi-r Rahmet? Rahmet peygamberi olan Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem araya koyarak istiyorum.
- 18:43
Tamam şimdi buraya kadar. Bazılarıyla anlaştık buraya kadar. Nasıl anlaştık? Bazıları tevessülü kabul ediyor. Bunlar ne vâbî ne temel-i sünnet. Yani yüzü suyu onun hatırı için. Yüzü suyu biraz Türkçe, Osmanlıca bir tabir. Yüzü suyu diye bir şey. Arapça kitaplarda, şerhlerde, haşerlerde geçmez. Yüzünün suyu maül vecih falan öyle bir şey yok yani.
- 19:09
O Türkçede yüzü suyu geçiyor. O ilmi bir tabir değil. Ama kullanılır mı? Kullanılır. Hatır için. Orada cahı, senin indindeki makamı, senin nezdindeki şerefi, hürmeti, senin ona olan sevgin, onun adı anıldığında o araya konulduğunda bana yapacağın ilgin. Mevla ediyor yani. Bu manalaradır. Tevessül. Tevessülde buluşuyoruz.
- 19:45
Vahabilerle tevessülde de buluşamıyoruz. Bu sayı hadisi inkar ediyorlar. Halbuki sayı hadisleri inkar etmezler. Bazıları durdu mu dururlar. Mesela Nurettin Yıldız diyor ki, tevessül falan, şirk diyenler var, Vahabiyim demiyor da. Demiyor da, vahabilerin laflarını naklediyor, naklediyor. Ondan sonra geliyor, ama diyor bunu kabul edenler de diyor,
- 20:04
Tirmizi'deki bu hadisi rivayet ediyor diyor. Tirmizi'de de böyle bir hadis var, ne yapacağız şimdi diyor falan. Yani o öyle de bir orta şekerli yapıyor yani bu hadisle ilgili. Çünkü bu hadisten daha kuvvetli kaynağımız şu anda bu konuda yok. Çok var da, burada direkt istihâseye de geçiyor şimdi. İstihâse ne demek?
- 20:23
İstihâse yardım talep etmek. Yani ne demek? Tevessül, Allah'ın üniversitelerine göre tevessülü ekibi Muhammed'in nebi rahmetli rahmet peygamberinin aracılığıyla sende istiyorum. Onunla sana yöneliyorum. Bu aracılık, tevessül deniyor buna. Tevessül nereden geliyor? Vesileden geliyor. Vesile Türkçelesmiş.
- 20:41
Vesile vas'ta demek. Vas'ta da Arapça gerçi. O zaman, şimdi dur. Dua bitmedi ki. Git abdest al, iki dakika namaz kıl, sonra söyle. Allahumme in yesselüke ve teveccühü ileyke bi nebi Muhammed'in nebi rahmet sallallahu aleyhi ve sellem. Buraya kadar dua etme. Dur şimdi. Sonra ne diyeceksin? İtikad. Allah Allah.
- 21:06
Ya Muhammed! Hadi bakalım. Geldi istihâse. İstihâse ne demek? Direkt yardım istemek. Çünkü Allah'a yöneldin zaten. Yaratanın ancak Allah olduğunu itiraf ettin. Ondan sonra geldin. Ey Muhammed! Ey Muhammed deyince, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem sen gel de, benim yanıma bana ya Muhammed diye seslen demedi.
- 21:29
Git abdest al, abdesthaneye git. Nerede alıyorsan al. İki dakika namaz kıl, böyle söyle. Yani Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem onun duymaması fark etmiyor. Zaten ümmetine şahit olduğu için duyuyor diyoruz ya. Bütün ümmetinin nidalarını duyuyor diyoruz. Çünkü şahit görgü tanı demek. Biz seni şahit olarak gönderdik Mevla buyurun.
- 21:52
Dolayısıyla, ey Muhammed de diyor bana diyor. Evet. Şimdi burada bir konu daha var. İsmiyle nida yasaklanmış. Birbirinize ismiyle çağırır gibi Resulüme ismiyle çağırmayın. Ya Resulallah deyin. Ya Nebiyyallah deyin. Ya Seyyidi deyin. Yani bu tabi Ya Muhammed demek. Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem'e direkt Ya Muhammed demek.
- 22:20
Haram kılınmış. Çağrıda yani. Onun sağlığında ona çağıran falan. E şimdi de bu hadiste de Ya Muhammed dediriliyor. Şimdi İmam Güleci falan burayı çözmek için Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem bu hadis-i şerifi o âmâya öğretirken, o Hucurat Suresinin âyeti daha nazil olmamıştı. Onun için kendisine ismiyle nidâ edilmesinin, hitap edilmesinin haram, Allah hükmü nazil olmamıştı.
- 22:49
Onun için böyle Ya Muhammed diye öğretti falan diye. Bazı tekellüflere girmiş diyor. Aliülkariler, Hifaciler falan. felan. Şöyle diyorlar, el-emru fevkal edeb diye bir kaide var. Emir demiri keser, Türkçe'de konuşuyorlar. Emir, edebden Emir edebden üstündür. üstündür. Yani Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem Ebu Bekir Sıddık Efendimiz'e geçken benim yerime namaz kıldı dedi.
- 23:10
sallallahu aleyhi ve sellem Ebu Bekir Sıddık Efendimiz'e geçken benim yerime namaz kıldı dedi. Ebu Bekir Sıddık Ebu Bekir Sıddık Radıyallahu Anh dedi. radıyallahu anh de, ağladı, sızladı Ağladı sızladı ben senin önüne geçemem ya Resulullah. ben senin önüne geçemem ya Resûlullah, şöyledir. Şöyledir böyledir.
- 23:20
Ama mecbur geçti. Çünkü Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem ağır hastaydı. Ağır hasta oldu vefatına yakın ki. Ebu Bekir Sıddık Efendimiz arkasına kıldı ya mesela. Orada şimdi Resulullah'ın önüne geçen namaz kıldırılır mı? Ama emrediyor. Orada hangisine riayet lazım? Orada senin takılman gereken edebin üstünde bir emir var.
- 23:38
Emri dinlemek lazım diyor. Burada da ya Muhammed de bana diyor. Yani böyle nidaat. Duada ya Muhammed dediği için hadiste böyle söylüyor. Ama ben, biz tabi birçok ulemanın kitaplarında Yusuf'un Ebani'ler vs. vs. Mesela Allah'ım salli ala Muhammedin ve ala Ali Muhammed kemal salli teala İbrahim de salli barik okuyoruz.
- 24:00
Orada da Seyyidina denmiyor. Halbuki Efendimiz devamlı Seyyidina derdi. Ben bu usta Lale Gül'de olacak bir mekale de yazdım. Ya bir ya iki en az mekale yazdım. Seyyidina denmesi. Çünkü bu Mustafa Eslamoğlu zihniyeti Seyyidina Efendimiz'e biz köle miyiz? O niye bizim Efendimiz oluyor bilmem ne. Fatih Altaylı da dedi ya biz köle miyiz?
- 24:22
Ne oluyor Efendimiz diyor falan. Bunlar böyle tabi insanlar. Dinden nasipleri yok. Dolayısıyla o Seyyidina'ları mesela biz namazda okuyoruz. Tabi vahabiler ona da kafayı takmış. Namazın dışında Seyyidina denir ama namazın içinde Seyyidina denmez. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Salli Aleyhi ve Sellem Muhammed derse kendine salat okumasını öğretiyor.
- 24:44
Seyyidina kendine der mi? Onun için alimler burada ittifak etmişler. Bir hadiste, bir duada, bir salavatta Tarif edilen sıca ve lafızda Muhammed'in selimesi sallallahu aleyhi ve sellem şıplak geçiyorsa Muhammed diye senin onun başına seyyidina, seyyidi, benim efendim, seyyidina, efendimiz. tarif etmişler.
- 25:09
Türk toplumu, millet, halkımız seyyidinaya alışmış tabi. Seyyidina tabirini kullanması. sünnete muhalif değildir. Tersine edebe çok muvafıktır, uygun düşer. Ve birbirinizin adıyla çağırdığınız gibi sakın Resûlümü ismiyle çağırmayın. Entâfı tâ amâlikum ve nübüvvel âteşûrûn. İşte bağırıp çağırmayın, sesli bağırmayın.
- 25:35
İsmiyle çağırmayın. Âyetlerinde farkında olmazsınız, amelleriniz silinir, haptolur. Tabi Efendimiz'in yüzüne karşı yapanlar, terbiyesizler, bedeviler, münafıklar falan onlar zaten hiçbir ameli kalmadı. Sevapları da siliniyor, zaten münafıksa sevabı hiç yazılmamış yani. Müslümanlara rıkandırılıyor. Onun için böyle bir tehlike var.
- 26:00
Bu tehlikeye girmemek için bu duada da biz ne diyoruz? Ya seyyidi ya Muhammed. Ben mesela bu duaya amel ediyorum. Ama ne diyorum? Ya seyyidi ya Muhammed. Ya seyyidinada oğlum. Ey efendim diyorum. Burada hadis-i şerifteki, duadaki şey bozulur mu? Niye bozulsun? Hadisimi aldım, iki rekatımı kıldım, duayı yapıyorum.
- 26:21
Efendimiz'in ismiyle hitap etmemek için. Ya seyyidi ya Muhammed diyorum. Ey benim Muhammed Efendimiz diyorum. Sallallahu aleyhi ve sellem. Ben böyle yapıyorum. Edebe uymak isteyen bunu böyle yapsın. Ben bunu bir kitabımda yazdığımı bilmiyorum ama belki Ruhul Furkan'da yazılmıştır. Ruhul Furkan yani.
- 26:38
Çok. On binlerce sayfa. Ben şimdi hangisini şey diyeyim, hatırlayayım. Bulursam belki paylaşırım şey olarak. Bu derste, şu kitapta var bu dua diye paylaşırım. Olmadı paylaşırım yine. Bu dersin altında tweetle, mimitle bir şey, Arapçasını yazarım. İnşallah unutmam yani. Ben de biraz hastanelik durumdayım.
- 26:58
Cerepen yükselmiş, bilmem ciğerlerime geçmiş bir şeyler bir şeyler. Duanızı bekliyorum yani. İnşallah unutmam, yazarım. Çok önemli bir hadis. Şimdi ben burada izahatlı gitmek zorundayım. Anladın mı? Şimdi buraya kadar tevessül. Ya Rabbi Habibi'nin, Rahmet Peygamberinin yüzü, yani onun aracılığıyla senden yöneliyorum, istiyorum falan.
- 27:22
Tamam, buraya kadar tevessül. Bazı orta şekerliler var. Maalesef, alisi bile orada biraz orta şekerli olmuş. Tam selefi kafası değil. O da biraz orta şekerli olmuş. Ali Adem Efendi babamıza itiraz etmiş ona. Yani, Efendimiz'e mahsus falan diyor. Efendimiz'e mahsus bir şey değil. Efendimiz'e mahsus olan şeyler ayet-i hadis ile belli.
- 27:45
Geri kalan da evliyaya da. Ya Seyyidi Abdülkadir, ey Abdülkadir Geylani diye nidâse diyor. Ya Seyyidi Ahmet'e rıfâ edilsin. Ya İmam-ı Rabbânî Müceddî Delbisân. Ya Şah-ı Nakşibend. Hac-ı Muhammed. Kaddesallâhu aleyhi ve sellem falan. Nidâse, himmet istesin. E İmam-ı Remli bunu, işte bu hadislere dayanıyor.
- 28:04
İmam-ı Remli, Şafii'nin en büyük alimi, Fetâvâsı'nda bu soruya cevap veriyor. Allah-u Teâlâ velilerinin ruhlarına öldükten sonra da tasarruf vermiştir. Öldükten sonra tasarruf verdiği için ruhaniyetlerini Allah onların haberdar ediyor. Onlardan himmet isteyene onların ruhlarına verilen tasarrufla yardım ediyorlar.
- 28:25
Peygamber'in mucizesi neyse, evliyanın kerameti aynıdır, haktır. Aralarındaki tek fark, velinin ben peygamberim bana vahiy geliyor dememesidir. Bir de o peygamberin sünnetine hakkıyla itibar etmesidir. Hangi peygamber işte, hangi dönemdeyse,
- 28:40
şimdi bizim dönemi konuşuyoruz. Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in sünnetine hakkıyla itibar eden, Efendimiz Hazretleri İmam Abdülhamid Hazretlerimiz'e de aynı oldu. Sünnete hakkıyla itibar edenlere bu tasarruf veriliyor. Dolayısıyla şimdi vefattan sonra da himmet isteyenler himmet görüyor. Rabıta zaten ne?
- 28:56
Tut elimden himmet istiyor. Ondan sonra Efendimiz Hazretleri vefat etmiş, işi bitmiş diyor, haşa. Bizim İsmail Ağa'nın bazı sapıkları. Ya sen, kendin tarikat dersi tarif ediyorsun şu anda. Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem vefat etmemiş mi o zaman? E hadi o peygamber diyorsun. Sen yani İzzip Napçı Selamçısın veya Ahlusi kafasısın, Rasûlullah'ı tahsis ediyorsun.
- 29:18
Peki, o zaman şey ne diyeceksin? Şahı Nakşibend Hazretlerine rabıta yapmak mecburi tarikatta. Sizin de verdiğiniz tarikatta haşa. Şahı Nakşibend Hazretleri vefat etti, 700 sene olmuş. Tut elimden. Efendimiz Hazretleri böyle anlattı bize. E ne farkı var Efendimiz Hazretleri Şahı Nakşibend'den, belirlikte?
- 29:36
E ne farkı var İmam Rabb'in? Zaten Şahı Nakşibend'den mahsustur ki. Ne farkı var Halid-i Bağdani? Takip cümle silsilenden istihane var diyor. Risale-i Kudsi'ye de İsmet Garibullah bunun kitabını yazdı da. Tarikatın bizim metnimiz, en yakın tarikat metnimiz, mektubattan da sonra olduğu için, tarikat kaidelerinde en yakın metnimiz, Risale-i Kudsi'ye.
- 30:21
Tirmizi'de, efendim, Nesai'de geçen sayı hadis bu. Ya Muhammed de diyor bana diyor. E sen yanında değil. Yanında olsa ne olacak? Haşa, yaratamaz. Meşâhık bir şey yaratabilir mi? Yaratamaz. Ama bana, ismimle, sesten, yani benden iste diyor. Ama yine Allah'a döndürüyor işi. Adi dava. Onun için Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem onun
- 30:48
imdadına, Allah'ın tasarrufuyla, Allah'ın halkıyla, icadıyla, izniyle yetiştiyse, ki şimdi hadisin devamında göreceksiniz. Gözünün nasıl açıldığını. E, Evliyaullah'ta da diyor. Peygamber'de mucize tarihiyle olan her şey, Evliya'da keramet olarak olması sahittir. Zaten bu bütün ehl-i sünnet itikad metinlerinde var.
- 31:07
Ben bunu yazdım. Ondan sonra, şimdi, Allah'ın dünyada dirittiği ölüler kitabı çıkaracağım. O kitapta bunun bütün kaynakları, Evliyaullah'ın ölüleri diriltmesi. Yani velilerin de dirittiği ölüler var. Abdülkadir, Geylani vs. veliler. Bunları madde madde yazdım, ulaşabildiğim şeyler. Orada ehl-i sünnet itikad metinlerinden yazdım.
- 31:32
Bir peygamber için mucize olarak meydana gelmesin, düşünülebilen her şeyin bir veliye de keramet cinsinden düşünülmesi ehl-i sünnete göre makuldür. Yani sen diyemezsin ki Evliya'nın kerameti bir noktaya kadar gelir, peygamberler ölüleri diriltmiştir ama veli ölüyü diriltemez. Oraya kadar gelir, orada durur.
- 31:53
Böyle bir şey yok ehl-i sünnete göre. Veli de ölüyü diriltebilir. Efendi Hazretleri senelerce anlatıyordu. Pişmiş tavuğun kemikleri meselesini. Abdülkadir, Geylani hz. yedikten sonra kemiklerine tıyrı'yı biiznillah, uç biiznillah dedi kalktı. E bunu Efendi Hazretleri... Hayır ben kaynaklarını koydum.
- 32:11
Sadece Efendi Hazretleri'nden sohbette dinlediğimden konuşmuyorum. Dünya kadar kaynak koydum oraya. 600-700 senelik kaynaklar koydum. O kitap çıkacak yakında neler var onda ya keramet bakımında. Dolayısıyla şimdi burada tevessül, çok ince ilimler konuşuyorum şu anda. Belki uzun ders gidemeyeceğim bu ders.
- 32:27
Bu ders öbür derslere benzemez. Çünkü ehl-i sünnet vel cemaatın ve ehl-i tasavvufun ve ehl-i tarikatın tevessül ve istigafeye delil aldığı sünende yani nesai ve tirmizi'de de olması hasebiyle ondan sonra efendim hakimde hakim Bukhari Müslümin ilaveleri müstedrek beyakide bir de vesahhahu hepsi de sahih demişler.
- 32:53
Hadis sahih demişler yani. Baksana Nurettin Yıldız bile ne yapacağız şimdi böyle de bir şey var diyor. Demek zorunda kalıyor yani. Şimdi onun için tevessülle istigafe ve isti'anenin farkını anlatıyorum. Ben ilmi bir şeyler konuşuyorum yani. Cahillerle işim yok. Küçüklerle, odunlarla, salaklarla, manyaklarla Allah akıl fikir versin.
- 33:16
Şimdi tevessül ne demek? Araya koymak. Şimdi hadisin yarı kısmında Allahu en yeselüke ve tevet cevleyke bi nebiyyi Muhammedin nebiyyü rahmet buraya kadarki kısmındaki duada ey Allah ben senden istiyorum âmâ geldi şimdi dersin yarısından ortaya giren olur. Ondan sonra eşek bağırdı abdest bozuldu ya dönmesin.
- 33:36
Efendim âmâ geldi. Dua et dedi ya Resulallah dedi de ki Allah gözümü açsın. Resulallah sana sen bunu kitapta sal. İki defa namaz kıl sonra söyle. Benim yanıma gel ben duyacağım muyacağım yok. Sen bunu bir daha ispat edeceksin başka tarihten. Ey Allah ben senden istiyorum yaratan ancak sensin. Ve rahmet peygamberi olan benim de peygamberim
- 33:56
Muhammed Mustafa'ya sallallahu aleyhi ve sellem. Araya koyarak sana yöneliyorum. Çünkü yaratan ancak sensin. Ama buraya kadar tevessül. Şimdi geldi. Ya Muhammed ey Muhammed diye bana seslen dedi şimdi. Hadi bakalım. Buna ne diyeceksin şimdi? Kendi ismine seslendiriyor. E kendi orada yok. Bir ruhaniyetinin Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ruhaniyetine nazır oldu.
- 34:23
En büyük delil. O yok. Bir insan yanında olmayan birine ey anne diye bağırırsın sonra annem burada yok. Anne diye bağırırsam bana ne derler? Manyak derler. Annesi yok gözümü kör. Annesinin var mı zannediyor. Anne diyor ya annesi yok ki burada. Ha ya da görmedim buradaydı. Demin gitmiş ben görmedim. O arada anne dedim.
- 34:46
Öyle değil. Annen yok kardeşim. Anne diye bağırırsan baba diye bağırırsan burada yok. Sana ne derler? Manyak derler. E Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem diye sen git Sen git diyor, duada söyle ki ya Muhammed de diyor, bana seslenmiyor. Evvel orada yok o. Yani zahiren, fiziken yok. Ruhaniyetinin her yerde olduğuna en büyük delillerden biri çıktı mı?
- 35:08
İki, istighase. İstighase ne demek? İstihane ne demek? Gafs talep etmek. Yani yardım talep et. Yani yine yardım talep ediyor. Fakat yine bak şimdi. Bu ismiyle nida, istighasenin en büyük delilidir. Bu tarikat ehline göre konuşmuyorum. Ehl-i Sünnet'e göre konuşuyorum. Ehl-i Sünnet'ten bazıları İzz-i İbn-i Abdüselam gibi, Sultanul Ulema'yla kaplı.
- 35:37
Bir de Âli Hüseyin burada yanlış etmiş. O da İzz-i İbn-i Abdüselam'ı, yani o şunu demiş. Bu sadece Resulullah'a mahsustur. Diğer evliyada olmaz demiş. Oraya yani diğer evliyada olması gayrimüsellem, kabul edilemez gibi bir şey demiş. Âli Hüseyin öyle bir şey konuşmuş. İzz-i İbn-i Abdüselam'a dayanmış falan filan.
- 35:57
Âli Hüseyin şaşılır. Çünkü Hald-i Bağdadi Hazretleri'nin müridi. Halifesimi tam bilmiyorum ama müridi yani. Hald-i Bağdadi ile ne kadar istihdaşla bahsediyor Hald-i Bağdadi. Bu kadar rabıta lisansı vs. halinde. Ha rabıta inkar etmiyor. Rabıtayı Âli Hüseyin de ispat ediyor. E tamam da sen rabıta da zaten tut elimden immet et bana diyorsun Meşayih'e.
- 36:18
Kaç yüz sene evvel ölmüş Meşayih. Yani Âli Hüseyin bunu anlamamasın. Mantık dışı. Hani İzz-i İbn-i Abdüselam'ı anlarım da Âli Hüseyin'i bunu anlamamasan mı? Orada gitmiş gayrimüsellem yazmış. Yani bu kabul edilemez. Efendimiz'e mahsus eğer varsa da filan bilmem ne. Ali Adem Efendi babamızda kenarına ne yazmış?
- 36:34
Efendi Hazretleri İsan Efendi'ye not aldırmış. O notlarda ben gördüm. El yazısıyla İsan Efendi. Ama Efendi'nin tefsirinde. Sonra çalındı o camide. İtikâfta çaldılar. Bazen çok kızdı. O kitap kayboldu. Fekavl-ü gayrimüsellem, gayrimüsellem. Yani Âli Hüseyin burada itiraz ediyor. Böyle başka evliyaya Ya Abdelkadir-i Geylani, Ya İmam-ı Rabbani diye seslen filan.
- 36:54
Bunlar gayrimüsellem, kabul edilmez yazmış. Efendi Baba'da yazmış ki kabul edilmez sözü kabul edilemez yazmış. Çünkü evliyanın kerameti haktır. Bir peygambere has özel bir durum yoksa dörtten fazla evlilik gibi uykusunun abdesi bozmaması gibi özel bir şey yoksa velide de keramet olarak o zuur edebilir.
- 37:14
E onun için gayrimüsellem. Efendi Baba da itiraz etmiş oraya. Zaten bütün el-Hüseyin, bütün Tarkatiyeli itiraz etmiş oraya, Âli Hüseyin'in. Şimdi dolayısıyla kimse bizim önümüzde Âli Hüseyin'den şundan buna kütük yuvarlamasın. Onlar da Resulullah Efendimiz'e mahsus. Ya Muhammed diye ona seslenirsin diyor.
- 37:30
Onlar kabul ediyor. Vehhabi onu da kabul etmiyor. Vehhabi hiçbir şey falan. Ya Muhammed diye seni bağırsan şık diyor. Onu konuşmuyoruz onlar vehhabilen. Bir tutabilir miyiz aşağı? Ama tevessül ile istikaze konusunda farkımız var diyorum. Bazıları vehhabi değil, selefi değil, ibrite-i miyeci kafası değil.
- 37:46
Tevessülü kabul ediyor. Yani bunlar kraldan ve de kraldan. O noktada yüzü süğürmetine yani Türkçe'ye laf ile aracı koymak araya bu ehl-i sünnette genel manada makbul, tümünde makbul, tümünde. Vehhabiler çıkana kadar, Muhammed ve Abdülvahhab zihniyeti çıkana kadar bunu inkar eden olmaz. Ulematlar hepsi kabul ediyor.
- 38:12
Yani bozuk mu? Halimler bile kabul ediyor. Şevkani'ler, Mevkani'ler. Ki onlar mezhepsiz yani. Ki Şevkani çok halim ama mezhepsiz. Ama o da kabul ediyor yani. İbrite-i miye de kabul ediyor. Ama istikaze, yani yardım istemek, ismi ile seslenmek. İşte Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem bu hadiste ya Muhammed diye seslen bana diyor.
- 38:31
Ey Muhammed de bana diyor. İşte orada demin ki mevzuyu anlattım. Hani ismini onu da bir seyyidine ekleyelim biz edeben falan ayrı bir dava. İsmim ile seslen diyor. Sonra de ki diyor, inni muhakkak ben Eteveccu'yu yöneliyorum. İnni muhakkak ben Eteveccu'yu yöneliyorum. Yine kiminle yöneliyorum? Bike, seni araya koyarak yöneliyorum.
- 38:52
Yine Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem Mevla'ya döndürüyor. İla Rabbike, senin Rabbine yöneliyorum. Yani senin Rabbin, benim de Rabbim. Ama senin Rabbin sana çok değer verdiği için, özellikle senin Rabbin. Kur'an-ı Kerim'de de geçiyor ya. Rabbine tekbir et diyor. Yani Efendimiz'e özel. Hepimize geliyor o emir ama Rabbin, senin Rabbin diyor ya Kur'an.
- 39:14
Diyor ki, inni muhakkak ben Eteveccu'yu yöneliyorum. Bike, seni araya koyarak. İla Rabbike, senin Rabbine yöneliyorum. Ama şimdi ya Muhammed diye seslen diyor bana diyor. Burası önemli. Sonra niçin yöneliyorum? En yek şife açması için. Açması hususunda. Kimden? Neden açacak? Yani perdeyi katarak, neyse işte engeli açacak.
- 39:36
Neden? Benim gözümden engeli açması için, seninle Rabbime yöneliyorum. Ama ismin ne ya Muhammed diye seslen bana diyor. Bana seslen demesinin ne manası var? Allahumme inni Eteveccu. Bike ila Rabb. Bir Muhammed'in, ila Rabbihi dersin. Muhammed ile Rabbine yöneliyorum. Aynı duaya tekrar olur. Ama oraya niye ya Muhammed diye bir bana seslen diyor.
- 39:59
Onu niye soktu o araya şimdi? İşte istikaze. Yoksa duyduğu bir yer değil. Duysa ne olacak? Yaratmak Allah'ın asılsı. Niye bana ya Muhammed de diyor. Devreye gireceğim diyor. Haa. Ondan sonra dua şöyle bitiyor. Allah'ım ey Allah'ım şefia, şefaatçi kıl. Hu onu, fiyye benim hakkımda. Bu duanın birkaç tariki daha var.
- 40:23
Ve şefiani fi nefside var. Benim de duamı öyle bir kabul et ki bana abdestimi, namazımı, duayı doğru yapmayı becettir de, beni de duamın kabul olunmasına ehil eyle. Hani manasına ve şefiani fi nefside var. Bu şifa şerifin metninde burada yok. Ama Allah'ım ey Allah'ım şefia, şefaatçi kıl. Hu habibini, fiyye benim hakkımda.
- 40:45
Yani ben işte gözüm kör. Ona, onun vesilesiyle sana yöneldim. Gözümün görmesi için. Onun benim hakkımda. Şimdi o devreye girecek. Dikkat et. Öğretilen dua bu. Hadis-i şerif bu. Onu benim hakkımda şefaatçi kıl. Yani ne demek? Şefaatçi aracı demek. Yani o şimdi araya girecek. Devreye girecek o. Ama sen onun devreye girmesine izin vermezsen yaratmazsın.
- 41:17
araya girip, benim gözümün açılması için araya girip benim şifa bulmamı da onun şefaatini kabul et. Yoksa onun aracılığı kesin. Allah ona aracılık vermiş. Ama benim hakkımdaki aracılığını kabul et. Çünkü ben bozuk adam olabilirim. Duayı becerememiş olabilirim. Abdeste eksik alabilirim. Hacet namazında başka bir şeyler düşünmüş olabilirim.
- 41:39
Fiyye diyor. Benim hakkımda. Resulullah sana şefaatçi yap demiyor. Benim duamın kabulü için bana özel şefaat edecek. Şimdi araya girecek. Onu kabul et diyor. Bu çok acayip bir hadis. İki satırlık hadis. Bütün tasavvufun, bütün tefessül, istihane, istikaz hepsi bu hadisten çıkıyor. Ve çok sayı hadisi.
- 41:59
Kimse itiraz edemiyor. Kütüb-ü sitte hadisi. Şimdi Gale Gale dedi. Kim dedi? Osmanlı Ravi dedi şimdi. Ne dedi Ravi? Faraca Toparlıyoruz tekrar. Çünkü çok ilim var. Mecburuz dağıtmaya konuyor. Ama geldi. Ya Resulallah bir dua et. Allah gözünü aç. Hiç görmüyoruz. Osman-ı Münevvet, Uğur'da falan katılmış.
- 42:23
Meşru sahabeden bir zat. Ben de diyor Mescid-i Nebevî'deyim. Efendim sana söyleyeyim. Git dedi. Kitap tesani. Kitap tesani. İki rekat kıl. Sonra böyle söyle. Allahumme inni esselü kevvele teveccühü ileyke bi nebiye Muhammedin nebiye rahmeti Sallallahu aleyhi ve sellem ben söylüyorum size. Ya Seyyidi işte bize onu da katıyoruz.
- 42:42
Ya Muhammed inni eteveccühü bike ila rabbike en yekşife ambesari. Allahumme şeffi'u fiyye. Biz tabii şimdi size bu dua üretirken herkesin ne isteyeceğini özel yazamayacağımız için entakz-ı haceti. Şu isteğimi yerine getirme diye yazıyoruz o araya. Çünkü neden? O kendi kalbinde ne tuttuysa niyet entakz-ı haceti oluyor.
- 43:06
Çünkü burada gözü müşahede. Bu gözü zaten görüyor. Niye gözüne bakıyorsun? Bu dua otomatiğe bağlanmamış. Kimin ne isteği varsa onun için kullanacak bunu. Burada en yekşife ambesari yani. Bu duayı tabii herkesin kendine uyarlayacağımız için entakz-ı haceti hazihi. Benim şu an Arapça bilirsen ben uzun uzun anlatıyorum duada.
- 43:25
E sen Arapça bilmiyorsun entakz-ı haceti. Hacetimi gideresin, göresin. Hazihi şu. Şu deyince kalbinde ne niyet var? Karın aksilik ediyor. Oğlum bilmem ne yaptı. Kızım bilmem çarşafı çıkarttı. Yok bilmem sapıttı. Kocaya kaçtı. Bilmem ne, bilmem ne. Herkesin bir tane derdi var. Durur içerisinde demiş.
- 43:44
Ona göre onu entakz-ı haceti hazihi. Bu derdimi gideresin diyor. Şimdi gale. Osman-ı Münevver diyor. Başka tariklerde ben buralarda hiç görmüyorum. Fema talebin el-hadisu. Konuşmamız daha uzamamıştı. Osman-ı Münevver konuşmamız daha uzamamıştı. Yani ne demek? Biz Mescid-i Nebevi'de orada bir sohbet ediliyordu.
- 44:09
Ama duayı öğrendi. Gitti. Amalar da çok zeki olur biliyorsunuz. Ezbere kabiliyetleri. Göz görmeyince bütün kabiliyeti ezbere gidiyor. Ondan sonra gitti. Uzun bir zaman geçmedi. Kısa bir zaman sonra ama geldi. Ve katkeşefe muhakkak açmıştı. Allah-u Allah ambasarihi gözünü tamamen açmıştı. Hadis-i şerifin devamında diğer tariklerinde sünende diyor ki Mevlem yarabbi illetukad.
- 44:36
Sanki önce hiç kör olmamış. Yahu diyor Mescid'de geldi diyor. Dua istedi diyor. Resulullah Hazretleri git abdesthaneye namaz kıl. Bu duayı oku ya Muhammed diye bana seslen. Ve diyor adam orada bizi onların yanında gelip içeri ratkılıp ya dinliyordu. Öyle bir şey yok ki. Sahabe diyor ki bir de geldi diyor.
- 44:55
Yani yapmış, denileni yapmış. Bir de geldi diyor. Muhammed Fakat keşefallâhu anna sâlih. Gözü hiç körlük görmemiş gibi, gözü açılmış geldi. Bu kadar sahip hadis-i şerif. Burada tevessül kesin çıkıyor. İstikâse, delâlet, imâ ve tarifle, işaret tarifiyle kesin çıkıyor. Yahu Muhammed seslen bana diyor.
- 45:16
E ben orada yokum. Gel de yanıma demiyor. Şimdi bir sorunumuz var. Yani bu dersi daha uzun okuyacaktım ama ilim meselesi var. Bir sorun daha var. Vehhabiler burada hadisin sayı olduğunu inkâr edemeyince kıvırma payı olarak şunu devreye sokuyorlar. Kıvırma payı olarak. Ama o zaman Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hayattaydı diyor.
- 45:43
Bunların kafası Resulullah Efendimiz diri hissiyle ölüsünün fark ettiği. Halbuki esas insan ruhtur. Efendimiz senin buyurduğu gibi bedeninden ayrılmakla beden ölür, ruh ölmez, kıl bile kopmaz. Bütün ayetler, hadisler ölü demeyin. Rızıkları gönderiliyor. Aynı dünyada gibi özellikle şehitlerin bütün rızıkları, cimaları, her şeyleri devam ediyor.
- 46:06
Cennetteki hayatları aynı fiziki hayat. Özellikle şehitlere. Peygamberler şehitlerden daha yüksek. Onu konuşmaya lüzum yok. Her evliyada olur mu, her evliyada olmaz diyor alimler. Çünkü ayet şehitlere mahsus. Peygamberler şehitlerden eftel olduğu için o tartışma konusu zaten olmaz diyorlar. Ama aşağısında müstakil hayat hadisi olmadığı için orada duruyorlar.
- 46:29
Bazı velilere nasip olmaz, olmaz onu Mevla bilir. Ama el üsteti kaidesi ayet var. Şehitler hakkında. Rızık diyor. Kabir cennet bahsende bir başvuru. Herkes müslümansa, cennetlikse kabirinde ama şehide rızık diyor. Rızık ne demek? Yemek içmek ya. Turilerle cima. O da rızık. O da zevk diyor, zevk. Yani zevki fiziki olur diyor.
- 46:53
Şehit olmayan, dünya kadar cennetlik müslüman kabirde yatıyor şimdi. Veliler tuttuklar. Onlarda da kabir cennet bahçesi. Ama zevki ruhani. Ama şehitler hakkındaki yurcakun ifadesi, rızkı maddi ve hissi ve cismani. Çünkü rızık diyor. Teekülü ömrüne haricen cennetin ırmaklarından içiyorlar diyor. E şimdi normal ölüye kabirde yatan cennetlik adama ırmaktan içiyor diyor mu?
- 47:20
Cennetin kuşlarının hafzalelerinde ırmaktan ırmağa geziyorlar, içiyorlar, yiyorlar diyor. Say hadis. Yani cahil herifler, ecelü men fil arz yani. Bir şeyden haberi yok. Şehitler hakkında bu varsa, peygamberler hakkında nasıl olmaz yani? Resulullah kendi iftira ediyor, Resulullah'ın berzek hayatını inkar ediyor ve Resulullah'ın berzekteki nikahını inkar ediyor.
- 47:42
Kafir olmasından korkulur yani. Öyle bir tehlikeye girdi o şimdi. Ama cahil olduğu için kafir olmayabilir. Çünkü kafir olmak için de biraz ilim lazım yani. Anladın mı sen? Çok cahil olursan yani anlamadı konuştu olursun yani. Ecelü men fil arz olduğu zaman.
- 47:57
Şimdi geldiğimiz noktada ve abiler hadisin sıhhatini inkar edemeyince kıvırma payı olarak Resulullah o zaman hayattaydı. Hayattaydı da gel yanıma ben de duyayım demedi ki git nerede yapıyorsan yap ya Muhammed diye bana çağır dedi.
- 48:14
Şimdi Resulullah'ın ruhu diri mi? Lan Ebu Cehil'in bile mezarına gitti. Siz cevap veremiyorsunuz. O sizden iyi beni duyuyor dedi ya. Bukhari ya. Ey Ebu Ebu Cehil dedi. İsimlerini saydın ya gavurların. Biz Rabbimizin vaadine hak bulduk. Sizi de mağlup edeceğini vaat etti. Bedir'de gebertti sizi. Kalip çukuruna indirdi.
- 48:39
Çukurun başına geldi. Rabbinizin vaadine hak buldunuz mu? Hepsi gömülmüş. Gömülmemiş de kuyuya atılmış. Dediler ya Resulullah. Ruhsuz cesetlerle nasıl konuşuyorsun? Sen yanımdasın ama o senden daha iyi duyuyor beni. Sen bile beni o Ebu Cehil'in duyduğundan daha iyi duymuyorsun. Cevap verme gücü yok ama duyma gücü var.
- 49:04
Yani Ebu Cehil'in ruhu ölmemiş. Duyuyor. Ebu Cehil'in ruhu duyuyor. Muhammed Mustafa'nın ruhu duymuyor. Zındık mısın ya? Ekferul kafirin misin ya? Bu ne biçim bir dinsizlik? Cevabilik böyle bir şey. Kafası basmıyor herifin. Bir daha hitap sokuyorlar ya cahiller, selefiler.
- 49:27
Şimdi Resulullah'ın ruhaniyeti. Adam diyor ki hayattayken öyle ya Muhammed diye bana seslendin. Ama yanıma gel de seslen demedi ki. Fiziki yapacağı bir şey yok orada. Hani fiziki bazılarına ne yapar? Geçen derste okuduk. Geçen derste dinleyin. Ne ilimler. Gözüne elini sürdü. Katade Hazretleri'nin gözü aktı buraya.
- 49:45
Aldı çıktı yumurta gibi. Aldı gözünü taktı yerine. Bismillah bir tükürdü. Eskisinden güzel oldu. Orada fiziki bir el sürme var, tükürme var. Orada fiziki bir şey yok. Burada fiziki ne var? Git dedi, abdest al, iki rekat kıl. Nerede kılarsan kıl dedi yani. Ya Muhammed diye bana seslendir. E gel ondan sonra ben de bir sıvıyım dedim elimi.
- 50:05
E demedi. E burada fiziki bir şey yok. Kardeşim sen cahil misin? Burada hadis-i metni burada. Kelime kelime mana verdim. Burada fiziki bir şey yok. Onun için uzaktan nida var. Haa. Demek ki ruhaniyete nida. Hayatta. Hayatta da orada fiziken kulağı duymuyor ki mesafe olarak. Ruhaniyetinin gücünü gösteriyor.
- 50:26
Bir. İkincisi hayattayken bunu söylemiş. Yahu zaten yanında değil, duymadığı bir yerde ya Muhammed de bana diyor. Yani duymadığı bir yerde dedi adam. Sonra geldi gözü açılmış. Efendim şu an senin eline değmedi ki. Sen neden bahsediyorsun? Vahabileri bozan. Esas rivayet ne biliyorsun? Onu da Tirmizi'de yine geçiyor.
- 50:49
Mevzu şu. Resulullah hayatta diyenlerin hayattayken olur sonra olmaz diyen vahabileri bozan rivayet. Yine Tirmizi'de. Osman İbni Huneyf radıyallahu anh amağ değil. O amağının gözünün bu duayla açıldığını öğrendiği için her sıkıntıda bundan amel ettim diyor. Sonra diğer sohabete duydu herkes. Herkes orada yok camide özel namaz vakti bile değiller amağa geldi özel.
- 51:14
Birkaç sahabe vardı falan. Hadis duyuldu falan amağının gözü açıldı falan. Bu duayı denemişler. Tak anında göründü. Herkes yapıyor, kabul oluyor. Ve şu anda da Evliyaullah yapıyor, kabul oluyor. Çünkü bu o şahsı amağaya mahsustur ki ne? Ümmetine öğretiyor. Ondan sonra Osman İbni Huneyf Efendimiz sahibine vefat ediyor.
- 51:35
O bu duayla arasına amel ediyor yani sıkışınca. İmmet istiyor. Ebu Bekir Sıddık vefat ediyor. Kalifeliği bitiyor. Hazreti Ömer Efendimiz vefat ediyor. Yani en az 13 sene falan geçiyor. 13-14 sene geçiyor. Efendimiz sahibine vefatından. Sonra Hazreti Osman dönümü. Hazreti Osman'da 10 sene kadar yapacak.
- 51:56
Hazreti Osman'dan kaç sene geçti onu tam şu anda bilmeyebilirim. Ama Hazreti Osman emirul müminin iken. Halife yani. Hazreti Ali'den önceki. Üçüncü halife dönemi. Osman İbni Huneyf radıyallâhu anh. Anlatıyor. Tirmizi'de anlatıyor. Sahabi. Ya hadi Hazreti Osman'ın diyor meclis kuruluyor bilmem ne. E tabi orada emirul müminin biraz daha şey devlet sistem oturmuş.
- 52:21
Devletleşme var. E tabi onlar tevazu insan. Camide namazı okulduruyor her şeye. Sahabeyle beraberler ama biraz daha sistematik var yani. Hazreti Ömer Efendimiz devlet sistemini nizama geçirdi ya. Ondan sonra tevazu tevazu ayrı. O devam ediyor. Krallar gibi aşağı olur mu halifeler? Ancak yanına yaklaşıyorum suratıma bakmayayım.
- 52:43
Bir şey anlatacağım. Randevu alamıyorum da demiyor da. İşte tabi onun da dünyanın her tarafından fetihler var biliyorsunuz. İran fethedilmiş, Oran fethedilmiş, Kıbrıs bile fethedilmiş Hazreti Osman. Yani fetihler, fütuhat, gelenler, gidenler, heyetler meyetler. Bütün dünya devleti olmuş İslamiyet. Yani Hazreti Osman Efendimiz meşguliyete artmış yani.
- 53:04
Bu da eski sahabeden yani. Uhud'da bulunanlardan. Yani bir hatırı var tabi Uhud'da bulunmak ne demek? Yani pek diyor bir itibar görmüyorum diyor ya. Bir derdimi anlatamadım dedi ya Hazreti Osman. Allah Allah. Sonra bir kere böyle gözüne gözüktüm. Yanına sedire yukarıya aldılar beni. Oturdum oturdum baktı etti bir şey söylemiş.
- 53:35
Pek iltifat etmiyor beni dinlemiyor yani. Şimdi tabi orada da o zaman elhamlanışıyor insan. Ya biri benim halime bir şey mi dedi de bana gönlü kırıldı da ya da kafası meşgul de olabilir falan ama. Ben dedim ki diyor bu amanın gözünün açıldığı duayı yapayım. Allah Hazreti Osman'ı bana yönetsin. Kalbini bana çevirsin.
- 53:56
Gelsin işimi görsün. Bende ona göre bir müşkil işi var o da Müslümanlar arasında hem sahabeden olmak hasebiyle hem de oradaki Müslümanlardan biri. Emirul Mümin'in onun da işini görmesi lazım. Sıkıntısını çözmesi lazım. Gittim diyor. Abdestimi aldım diyor. İki rekat namazımı kıldım diyor. İşte Allah'ın nesli gövde ve çölüyken duayı yaptım diyor.
- 54:18
O tabi haceti ona göre. O şimdi gözüm açılsın diye yapmadı onu. Haceti işte Hazreti Osman'ı bana yönlendir. Yani bana itibar etsin. Sözümü dinlesin. Bende bir şey anlatayım yani. Derdimi anlatayım yani. Hazreti Osman'a ulaşamıyorum. Duamı yaptım diyor. Ondan sonra diyor. Halifenin işte bulunduğu neresi herhalde bir özel bir yerde şey yapmış.
- 54:40
Mescid-i Nebevi'nin dışında özel bir yer var. Öyle anladım hadisin rivayetlerinden. Çünkü kapıya gittim diyor. Mescid olsa herkes girer. Kapıyasına gittim diyor. Demek özel görüşmelerden girenler. Görüşmelerden girenler, çıkanların olduğu yer. Ondan sonra geldim diyor kapıya diyor. Kapıdaki kişi diyor, yani işte neyse o zamanki o da sahabeden veya en azından tabiinden yani
- 55:04
Hazreti Osman'ın hadimi. Oooo! Ey Osman İbn-i Huneyf! Maşallah! Dur bakalım dedim diyor. Neyse diyor girdik diyor. Baya da kalabalık heyet var. Hazreti Osman beni görür gömür. Ya Osman İbn-i Huneyf! Sen neredesin? Yanıma gel. Epeydi görüşemedik. Ondan sonra aldı beni diyor. Sedirin üstünde yanına sam sıfır oturtturdu diyor.
- 55:28
Hacetin var mı? Bizden ne istiyorsun? Efendim ne diyorsan hemen yapacağım. Elimden gelen neyse falan filan. İşim görüldü diyor. Bir daha tecrübe ettim. Bir daha akbıldım. Şimdi Vahabiler bu Rasulullah hayattayken derken Rasulullah S.A.V. öldükten sonra bitti zihniyetine gidiyor. İşte bu zihniyetin Allah belasını versin.
- 55:50
Bu kafanın Allah belasını versin. Onun için bu dinde bit'at, ehl-i sünnet dışı bir itikad. Yani ruhun işi bitmiyor. Ya cennet bahsene ya cehennem çıkun. Ama her ruh bir değil. Peygamberler için fi kuburu busalluğun ve hüccun namaz kılıyorlar hacca gidiyorlar diyor. Fiziki! Daha orada öldükten sonra dinleyenler kitabında okuyacaksın ne fiziki namaz kılan ne cüliya var.
- 56:15
Fiziki! Ayağa kalkarak. Onun için hepsi kaynaklı. Bizde öyle hurafe, uydurma yok. Bir şey cahillerle, cühela ile işimiz yok. Onun için her şey ilmi. Ehl-i sünnetin kaideleri var. Bu kaidenin dışına çıkamazsın. Kafana göre o inanmazmış, bu anlamazmış. Bunu anlatmayalım, onu anlatmayalım. Anlatsan anlatmasan ne olur?
- 56:36
İnanmayan zaten inanmıyor, inanan zaten inanmıyor. Meselemiz o değil. Onun için Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile hayatında da vefatından sonra da tevessül edilebilir mi? Aracı yapılabilir mi? aracı yapılabilir mi? Allah'a dualarda yapılabilir. Yüzü zülmen istenebilir mi? İstenebilir. Peki vefatından sonra da şefaat ya Resulullah
- 56:54
Peki vefatından sonra da şefaat ya Resûlullah, şefaat ve himmet istenebilir mi? İstenebilir. Ya Seyyidi ya Muhammed, edrikni ya Resûlullah, yetiş bana ya Resûlullah, edrisni ya Resûlullah denebilir mi? Resulullah, yetiş bana ya Resulullah, edrisni ya Resulullah denebilir mi? Bir şey sohbetlerde diyoruz, mevlütlerde okuduk
- 57:04
Bize sohbetlerde diyoruz, mevlütlerde okuduk, merhabalarının arasında. Denilir. Peki bu Resulullah'a kast mı? Değil. Bütün tasavvufu eline göre Ehl-i Sünnet ittifakı evliyaya da keramet olarak bu ruhaniyetinin, tasarrufunun devamı her evliyaya değil. verilmiş, onlara da ismiyle nida edilip istenir mi?
- 57:28
İstenir. E ne diyor Abdülkadir Geylani? Doğuda olsun, batıda olsun, karada olsun, denizde olsun müridim ne zaman himmet etse de yetiştiririm diyor. Bunu Efendi Hazretlerimiz bizzat kendi bu beyti, ki benim Arapça şiirler, Efendi Hazretlerinden duyduğum şiirler kitabım var. İkinci cid Farsça-Osmanca olacak, ona daha var.
- 57:50
Onu da topluyorum. Birinci cid çıktı. Eşsiz bir eser. İşte orada bu beyt var. Abdülkadir Geylani'nin divanından kaynak koydum. Bunu Efendi Hazretleri kime okudu? Aziz Bayındır'a okudu. Evliya öldükten sonra işi bitmiş dedi Vehhabi kafası.
- 58:03
Şimdi onun Vehhabiliği de gitti. O şimdi Allah da kiminle evleneceğini bile bilmez. Allah önceden hiçbir şey bilmiyor dedi. O zaten hepten kafirliğe gitti. Ama o zaman Vehhabiydi. Şimdi Vehhabiliğin sonu gide gide kafirliğe gidiyor. Onun için Abdülkadir Geylani diyor ki karada olsun, denizde olsun. Ben yanında değilim ki.
- 58:21
Nerede olsa müridim himmet istese yardım et. Bunu Efendi Hazretlerimiz okudu. E sen şimdi Abdülkadir Geylani peygamber mi aşağı? E değil. Demek ki evliyanın keramet tasarrufu haktır. Vefatlarından sonra da. Devam ediyorum. Ve bir tecrübe sabittir. Ben hapisten çıkarken hadi Abdülkadir Geylani kurtarsın onu dedi.
- 58:38
Aziz Bayındır. Ben de o hafta bir himmet istedim. Hapiste bir sene duran adam üç gün sonra çıktım. Abdülkadir Geylani. Bir himmet, bir tasarruf, bir keramet. Aziz Bayındır bors oldu. Millet sokaklara döküldü ya. On binlerce kişi geldi karşılama. Niye? İki üç gün evvel bu laf olduğu için milletin dikkatini çekti.
- 58:57
Abdülkadir Geylani kerameti çıktı da. İnşallah bu konu tamam. Bu hadis-i şerifle yeterli ama çok güzel akait dersi verdim. Ehl-i sünnet dersi verdim. Tasavvuf dersi verdim. Bunu kelime kelime inceleyin. Her kelimelerimde ve izahlarımda çok ilim bulursunuz. Buradaki şerhler bunları yazmaz. Kafacı Ali Yukari'nin işi bu değil.
- 59:19
O lukat manasını bilmem neyi çözer. Siyeri çözer. Ben onlarca senedir binlerce tasavvuf kitabı okumamın bir özetinden melekemle size bunu yaptım. Sen bunu saatlerce kitap okusan aradığın yerde bulamazsın. Bu sana hazıra konmak demektir. Bana da bir dua borcunuz var. Allah iman selametiyle dostluğuna bağışlasın.
Benzer sohbetler
1:23:21Şifâ-i Şerîf Dersi 299. Bölüm 12 Ekim 202612 Ekim 2026 · 84 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 12 Ekim 2026
1:16:13Şifâ-i Şerîf Dersi 298. Bölüm 5 Ekim 20265 Ekim 2026 · 77 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 5 Ekim 2026
44:07Şifâ-i Şerîf Dersi 297. Bölüm 28 Eylül 202628 Eylül 2026 · 45 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 28 Eylül 2026


