20:45 / 43:01Şu an 20:45 / 43:01
Video bölümleri
Transkript
103 satır
- 00:00
Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil alemin. Sallallahu teala ala seyyidil murseline Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain. Şifa-i şeriften dersimiz yeni bir fasıl. 267. sayfa. Benim bastırdığım Osmanlı tıpkı basımın 267. sayfanın son satırının son yarısı. Faslun. Bu bir fasıldır. Ne hakkında?
- 00:30
Ölüleri diriltmesi. Kelam-i him, ölülerin konuşması hakkında. Davet-i kelam-i sübyani, küçük konuşamayan çocukların onunla konuşması. Bunlar hep mucizeler. Davet-il murâzı'în, murâzı-i murzı'în, cemîl, irzâ, süt emzirmek, râzâ, süt emmek geliyor. Murâzı, alâ hilâf-i kıyâs, yani râzı'în cemîsi diyor burada şimdi ama, evet.
- 01:06
Râzâ, süt emen demektir. Burada da ondan sonra murâzı, o râzı'în cemîsi. Yani kaideye baksan râzı'ın râzı'ı. İnsan râzı'ın râzı'ûne gelir de, kaide dışı oluyor bazı bu cemîlenmeler. Vel murâzı'în, emzikteki çocukların konuşması hakkında da ve şahadetiyim, şahitlik yapmaları. Kime lehu? Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e.
- 01:33
Neyle ilgili? Alâkalı bir nübüvveti. Peygamber nübüvvetiyle de dair, tabi nübüvvet Risalette içinde. Peygamber olduğuna dair, sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem. Bu konudadır diyor bu ders. Yani mucizeler babındayız biliyorsunuz. Hacis olarak rivayet etti ki, ben ne yapacağım? Ebu'l-Velid'i, Ebu'l-Velid kimdir o?
- 02:04
İşte Ebu'l-Velid Künye yani, Velid'in babası. O şimdi Künye Hişam-ı İbn-i Ahmed'e, Ahmed'in oğlu Hişam diyor. Ondan sonra onun da sıfatını söylüyor, daha tanıtmak için, el-fakihu. Fakih, yani çok büyük fıkıh âlimi demek istiyor. Yani o şimdiki fıkıhçılara benzemezsem, o dönemin kazığı yazın fakih dediği adam, şu anda nerede bulacaksın?
- 02:36
Söylediği hadisten bahsediyor. Kıraati benim okumamla. Kimin üzerine, aleyh onun üzerine. Yani onun yanında ben okudum diyor, o da dinlemiş oldu. Onun dinlemesi bu kıraat yoluyla hadis-i şerifi bana rivayet etmiş oluyor. Çünkü ikrar etmiş oluyor. Bu okuyor, o dinliyor. Bunlar usullerdir. Bazı kere muhaddis kendi okur, tilmizi dinler.
- 03:01
Bazı kere talebe okur nüskeden, ondan sonra. O zaten rivayet etti hadisi. Bu sefer üstadı dinler, muhaddis dinler falan. Bir gazi, kadı Ebu'l-Velid'i. Bu da Ebu'l-Velid. Künyeleri, artık demek ki çocukları velid olursa, o ilk çocuğundan künye alıyor ya. Bu da Ebu'l-Velid ama kim bu şimdi? Muhammed İbn-i Rüşd'in.
- 03:27
Adı Muhammed İbn-i Rüşd. Meşhur milletin bildiği İbn-i Rüşd'ün büyük babası yine İbn-i Rüşd varmış. Demek onun da babasının adı Rüşd'dü mesela. Onun için İbn-i Rüşd oldu yani. O, ondan okumuş yani. O da bana hadis olarak rivayet etti. Daha evvel kadı, yine kadı. Kadı demek bunlar tabi şeriat mahkemesinin hakimleri de.
- 03:50
Yüksek bir makam yani. Şimdiki gibi başsavcı olmak için, başhakim olmak için hani tefsir, hadis bilmek şu anda bir alakası yok yani. Diploma alıyorsun falan. Bunlar bu kadı demek, kavvai. Yani bunlar fakih olması gerekiyor. Fakih olmayan kadı olamaz. Yani fıkıh çok iyi bilecek, fakih. Yani tabi her fakih kadı olmuyor ama her kadı mutlaka fakih olması lazım.
- 04:18
Fakih olmadan nasıl hüküm edecek şeriat mahkemesine göre, mahkemesine? Daha evvel kadı, Ebu Abdillah. Ama tabi kadılık bir makamdır. Mesela öbürüne El-Fakih dedi, kadı demedi. Çünkü neden? Resmi bir görev üstlenmemiş hani. İbn-i Rüşd resmi görevde... Üst resmi görevde üstlenmiş demek İslam Devleti'nde.
- 04:37
Ve kaldı yine kadı Ebu Abdillah. Ebu Abdillah'ın babası, Ebu Abdillah Künyesi yani. Muhammed İbn-i İsa. Et-temi, miyyu, temim. İşte kabilesine mensup. Bunlar hep gerilerde, ravilerde. Kadı yazı şeyhleri oldukları için tabi seneler oldu bu ders peki. 20 seneye gidiyor. Başlayalı arada hapisler, süreçler, kesintiler oldu.
- 05:05
Yani oralarda onlar hakkında malumat gerilerde geçti diyor yani şeyhler. Daha ve gayri vahidin birden gayri yani birden fazla, çok kişi daha bana bunu rivadet ediyor. İsimlerin hani ben veya yer yetmiyor. Ne bakımdan tehdis etti? Yani birçok meşayihımız diyor, meşayih şeyhler demek burada tarikat şeyhleri anlamına gelmiyor burada.
- 05:30
Ne bakımdan? Sema'an, neci yetinen? Sema'an. Sema'an işitmek yani onlardan işittim diyor yani rivayet demek istiyor. Ben ondan işitince, bir muhattis okuyunca o da işitince ondan rivayet etmiş oluyor yani. Daha ve iznen, izin bakımından. İzin demek icazet demek, icazet demek bunu benden nakledebilirsin diye izin vermek demek.
- 05:53
Yani belki bazı bir şey var, bir rivayet var şudur budur, onu özelde söylemiş ama bunu anlatma benden nakletme diyor mesela ama bu çok nadir bir şey olabilir belki ama oradaki mesele şudur, topluma rivayet eder, onlar da sohbet dinler gibi dinlerler. Ha bu icazet anlamına gelmiyor, sema anlamına geliyor yani duydu işitti ama icazet özel izin demektir.
- 06:20
Yani orada da ayrı bir teberrük oluyor, bereket oluyor, isnat oluyor, senet teretübe diyor yani sen ona, o zincire, o halkaya katılmış oluyorsun. İzin de verdiler diyor yani icazetli olarak onlardan işittim diyor. Kâlu bunların hepsi dediler ki diyor, bunların hepsi kim işte Hisham İbni Ahmet, İbni Rüşd, Muhammed İbni İsa'lar falan hepsi müştereken yani dediler.
- 06:51
Onların da üçü birden veyahut da işte diğerleri de var, onlar da bir ravi'den duymuşlar. Haddese, hadis olarak rivayet etti ki ben ne yapacağım, Ebu Ali'yi, Ebu Ali diyor, yani bu Ghassani olsa gerektir diyor. Ali Ülkari, Ghassani, onu ben geri dedesine biraz bahsini yapmıştım. El hafız, o hafız, ne hafız dedi, hadis hafızının karşısında, Kur'an hafızı çok.
- 07:16
Şimdi bile çok o zaman da zaten, hafız olmayan dövüyorlar yani. O hadis hafızı az tabii, şimdi hiç yok da o zaman hadis hafızı. Şimdi bugün baksana, yüz yirmi tane kız talebeye müftülük, hadis hafızlığı şey yapmış. Haberlerde yani öyle tek kelli bir çorba içirken, yani kızlara da bembeyaz giydirmişler falan yahu.
- 07:39
On iki yaşlarında var ortalamaları, on iki, on üç. Yani bembeyaz gelinlik gibi az daha duvak takacaklar, yani böyle olmaz ki yahu. Siz müftülüksünüz, diyanete bağlısınız. Yani diyanet kime bağlı tabii, o da hani bir daimadır. Yani bari bir şey, erkeklerin önünde kızlar okuyorlar falan. Jüri var, yani kız, hadi hafızlık yarışması, erkekler erkeklere falan bunlar.
- 08:01
Tamam bunları bize teşvik ediyoruz yani. Ramazan'da yapılıyor falan. Tamam da yani kız çocuğu mesela erkeklerin önünde falan, pek haremde selamla uymuyor yani. Hicabatine muhalefet düşüyor da, yani neyse mesele teşvik için yapmışlar. İşte kazanan ömre çıkıyor. Yüz yirmi hadis ezberlemişler bak, yüz yirmi.
- 08:23
Bunlar da hafızlık yapar gibi sallanan sallanan demek öyle alışmışlar da hafızlık da yapmışlar ki yüz yirmi hadisi herhalde okumuşlar. Yüz yirmi hadis de son ravi yani, alev-i rededen başlıyor yani. Burada hadis-i hafız olmak için kendisiyle Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem arasındaki bütün ravileri zikretmesi lazım.
- 08:41
Hadis-i hafızı senet, istat zikretmeden olmaz. Mesela işte ne dedi Kâzı İlyas sallallahu aleyhi ve sellem? İşte bana Hişam ibni Ahmet, sana Kâzı Ebu'l-Velid işte falan, ona Ebu Halil Hafız, ona Ebu Ömer Hafız, ona Ebu Zedat, ona Ahmet bin Said, ona İbnül Arabi, ona Ebu Davud, ona Vebbül Bekir, ona Halit, ona Tahhan, ona Muhammed İbni Avram, ona Ebu Selim ve ona Hanebi Hüreyre.
- 08:59
O'na İbn-i Arabi, O'na Ebu Davud, O'na Vebbü'l-Bekir'e, O'na Halid, O'na Tahhan, O'na Muhammed İbn-i Avra, O'na Ebi Selim'e, O'na Âneb-i Hureyre. Şurada kağıdını yaz. Dokuz yüz küçük sene evvel yaşamış. Dokuz yüz küçük sene evvel yaşayan bile bir Ebu Hureyre'ye işi getirene kadar bak arada bilmiyorum tam saymadım yani, sekiz, dokuz tane.
- 09:19
biz ondan da dokuz yüz sene sonrayız yani. Ha oradan bu yana kadar senedi istihdatı olanlar var. Tabi Seyyid Muhammed Alevi maliki öyleydi. Seyyid İbrahim Ahzâb öyleydi. Ömer Ceylani Hazretleri öyle. Yani böyle çok uleman var. Senedi yani ezbere biliyorlar anlamında konuşmuyorum. Yani ezbere. Yani ezbere, çok zor işin hadisi hafızı kalmadı.
- 09:39
çok zor için hadis-i hafızı kalmalı. Bazı rivayetlerde altı yüz bin hadis, bazı rivayetlerde üç yüz bin, bazı en azı yüz bin. Bazı rivayetlerde 600 bin hadis, bazı rivayetlerde 300 bin hadis. Bak yüz yirmi hadiste birinci çıkana o da son ravi'den okuyor, Hanebi Hüreyre'den okuyor. Bu şey isimleri karıştırmamak, en zor o isimler.
- 09:59
isimler. Hadis'i yine ezberliyorsun. Bende hadisler kafamda kalır yani. Fakat o ravi şeyleri zordur. Sen şimdi Bukhari ezberle, Bukhari ezberleme kolay mı yani? Mükerrelleri bile çıkan dört bin küsur hadisler zaten sırf aradaki ravilerin isimleri.
- 10:19
Her hadiste üç dört en az ortalama yani bazısı da altı yedi de oluyor ki Buhari şeyden de iki yüz elli sene evvel en azından yani kazı yazdan düşün yani onda bile en az yani, kaz-ı yazdan, düşün yani. Onda bile en az sülasiyat deniliyor, mesela üçlü oluyor felan ravi silsilesinde. Yüz binlerce ravinin adını bilmek icap ediyor.
- 10:39
Hadis hafızı olmak için. Muhaddis başkadır. Muhaddis, hadis ilmine vakıftır, usul-i hadise vakıftır. Onda çok hıfız ve ezbere şartı olmaz. Adamın kafası çalışıyor. Bu meseleye vakıfsa, muhaddis olur. El hafız deyince burada, Kur'an hafızı değil. Kur'an hafızı yok. Tabi bu pazar gittik icazete otuz tane hafız vardı.
- 11:03
Yani, oturanlardaki hafızları saymıyoruz. Dolu kur'an vardı misafirin. Yani, hadis hafızı çok önemli. Onun için bu Ebu Ali Hassani el hafızı diyor yani. Hadis hafızı diyor. Ondan sonra işte, birinciyi kazanana ömre veriyorlar, ikinciye işte ne dedi bilmiyorum. Şeref altın mı ne? Üçüncüye gram altın falan.
- 11:27
Gram altın kaç lira ya? 4 bin lira mı ne? Kaç lira gram altın? 4 bin, işte 200'den aşağı. Böyle bir hediyeler verdiler yani. Yani teşvik bağımında. İşte bu bağımında da yani kız çocukları. Karşılıklı hepsi erkek. Bir de bembeyaz giydirmişler falan. Bunları biraz hicab ayetine, Kur'an'daki perde arkasında kadınlarla sorun, şey yapın.
- 11:51
Çünkü hepten 5-6 yaşlarında küçük kızlar değil ki. Ortalaması bu. Yani bilmiyorum, 12-13'lerdir herhalde. Şeriatı muhafaza etmek lazım. Onu kadınlar yapsın. Kadınlar kadınların arasında yapsın, jüri kursun, teşvik yapsın, ömre hediye versin, altın versin. Bunlar çok güzel şeyler ya. Yani 120 hadis. 40 hadis benim ümmetime ezberlesen, akdest ediyor.
- 12:19
Kıyamet günü şahit ve şefaatçi olacağım buyuruyor. Bu 40 hadis kitabımın başında neler yazdım. 40 hadis ezberlemek var mı? 120'de ne var? 120'de 3 tane 40 var. Kızlarımızı tebrik ediyorum. Emek edenlere teşekkür ediyorum. Ama şeriatı muhafazayı vasiyet ediyorum. Perde arkası diye bir şey var. Kur'an'da ayet mas var ya.
- 12:47
Neyse naslar. Ah gidin naslar. Naslar işletilseydi bugün bu hale gelir miydik? Ayrı deva. Bütün raviler dediler. Hadis olarak ifade ediyor. Bu Ebu Ömer kim? Hadis hafızı Ebu Ömer ama Ebu Ömer deyince kimse anlamıyor künyesi. Bu meşhur derken kime meşhur? Bizim camiada da hadisten bir şeyden haber olan kalmadı da işte.
- 13:27
Tecamül ihtisastaki bile bilmez. Maliki fukasından, ulemasından belki de iştahat mertebesi de var onun malikinin içinde. Fakihtir ona şüphe yok. Ettemhit sahibi. İbn-i Abdilber büyük muhaddis yani. İbn-i Abdilber ne diyor? Ebu Zeydin. Ebu Zeyd künyesi yani Zeydin babası. İbn-i Yahya. Artık tabaka çok yükseldi.
- 14:03
Büyük muhaddislere geldik şimdi. O diyor bize hadis olarak ifade ediyor. Hatta sena bize hadis olarak ifade ediyor. İbn-i Arabi. Bu da geride geçti. İbn-i Arabi büyük muhaddis yani. O da diyor Mucem-i Şuyuk var herhalde onun sahibi diye düşünüyorum. Hatta sena o bir de diyor hadise olarak bize ifade ediyor.
- 14:30
Ebu Davud'e. Bu meşhur Ebu Davud yani Sünan sahibi. Sicistani Hazretleri. Ebu Davud kitabın adına Ebu Davud kalmış kitabına diyorsa. Kitabın adı Ebu Davud olmaz yani. Yazarı Ebu Davud yani. Kitabın adı Sünan. Sünan-ı Ebu Davud yani. O diyor hatta sena bize hadis olarak ifade ediyor. Vehb-i Übn-i Mekiyye'de.
- 14:52
Vehb-i Übn-i Mekiyye Hazretleri. Bunlar çok büyük muhaddis artık. Ebu Davud'un da şeyhleri yani. İleriye dair yaklaşıyoruz sahabeye. diyoruz sahabeye. O kim? Yani Halid'in, Halid denen zattan, hüve o, yani Halid, el-Tahhânu, Tahhan, büyük bir alim. Evet, Veheb-i İbn-i Bekîye diyor zaten, Müslümi, Müslümin de Şeyh'iymiş Veheb-i İbn-i Bekîye, Müslüm de ondan evad etmiş,
- 15:19
Beghebi ondan evad etmiş, çok güvenilir bir muhatesmiş. O da Halid'in, Halid Hazretlerinden, hüve o da kim? Tahhan yani, biliniyor yani, Halid isminde çok insan var. Tahhan'la birlikte olunca mesela Ahmet diyorsun, onunla cübbele deyince anlaşılıyor ya falan. Tahhan, övüten demek, belki mesleği Tahhan'dır ya da ismi Halid ama.
- 15:46
Ondan sonra bu da büyük alim, fika, fika çok güvenilir demek, abid, çok ibadet yapıyor, abis bilmek, fakih olmak falan çok abid olmayı gerektirmiyor. Anladın mı sen? Fıkıh alimi, çok büyük fıkıh alimi muhaddis olur, hadis hafız olur ama çok ibadet yapmayabilir yani, normal yapar. Onun için burada ayrıca bu da abidmiş yani, bu çok ibadet yapıyormuş.
- 16:09
Ayrıca zahidmiş. Zahid yani dünya çok soğuk, yani ibadete çok düşkün, tasavvuf ehli demek. Tasavvufun ilk çıkış, sahabe zamanında tasavvuf lafı var mıydı? Sufi lafı var mıydı? Ya yoktu da işte onun karşılığı zühttü. Asr-ı saadedeki ismi zühttü. Sonra sufi, zahid demek, sufi demek, sonradan o isim geldi, sufi ismi.
- 16:34
Bu mübarek zat, cehennemden kurtulmak için kendini Allah-u Teala'nın azabından satın almış. Nasıl satın alıyor ya? Üç kere satın almış kendini cehennemden. Okuyoruz ya, Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam okurdu. Bin kere kulübe Allah okuyan, canlı cehennemden satın almış olur. Fidye ödemek yani, cehennemden fidye olan amellere.
- 17:02
Burada bir acayip bir şey. Bunu da fidye olan amellere not koyalım, öyle bir kitabım var da. Dikkatimi çekti yani. Bu zat, kendisini tartmış. Yani mesela ben şimdi kaç kiloyum? 69 kiloyum diyelim. 67 kiloyum. O tartısı kadar gümüş sadaka vermiş fakirlere.
- 17:28
Şimdi gümüş çok para etmiyor da, yine eder yani. 69 kilo gümüş de şimdi para etmez mi? Eder ama altın gibi değil tabii. Ama o zaman gümüşle altın başa başa gidiyorlardı. Gümüş altına yakındı yani. Bir tartı, yani kendisi kaç kiloysa, o kadar gümüş sadaka dağıtmış. Yani şimdiki altın sadaka dağıtmışı düşün.
- 17:53
Sonra iki kere daha yapmış bu işi, ölene kadar. Niye? Yarabbi bu fidyem olsun, canımı cehennemden bağışla Yarabbi demiş. Bu da acayip bir amel. Yapabiliyorsak yapalım. Yani altından gücüm yetmez de, gümüşten bakayım, bir deneyeyim yani. Bu da bir fikir. Çok önemli bir mesele yani. Canını cehennemde tam bir satın alınsın yani.
- 18:21
Sadakayla sadaka. Hadis olacak. Tam hurman yoksa, hurmanın bir şıkkını, bir parçasını yani. Bir hurmanın bir parçasını bile sadaka versen, kıtlık zamanında o da büyük iş görür. Sahabe-i Kiram, 5-10 kişi bir hurman yalıyorlardı yani, o kadar açlık için ki de seferlerde, tebüklerde falan. Bir hurmanın bir parçasını bile sadaka verin, canınızı cehennemden koruyun diyor.
- 18:51
Oradan çıkıyor anlıyor musun? Bu büyükler kendi kafasına iş yapmaz yani. Bu Halid Tahhan Hazretleri böyle bir zatmış yani. O da Muhammed İbni Amir'in, Muhammed İbni Amir'den rivayet ediyor hadisi. İbni Al-Kamal İbni Vakkas ellesi de, o da babasından, yani Al-Kamal İbni Vakkas'tan, ondan sonra. Bunlar büyük yani muhattişler.
- 19:18
Büyük muhattiş, şube bile bundan rivayet yapmış. İmam Malik, büyük müştehit bundan rivayet yapmış. El-Ensari, bu Ensardan yani, Medine elinden, Ensardan. Ondan sonra, Muhammed İbni Amir Hazretleri. O kimden rivayet etmiş? Ebu Seleme'den, Ebu Seleme'den. Yani biz hani Ümmü Seleme, annemizin eşi, şehit olan hani Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem'den önceki kez,
- 19:45
Ebu Seleme, bu o değil yani tabi. Ebu Seleme değil de bu, ekseli uleman kavline göre, yani burada bir ihtilaf var. Medine-i Münevvere'de yedi fakih yetişti. Hepsi Medine ehli. Bu fıkıha ise bağı, yani bütün müştehitlerin kaynağı. Bunlar yani tabi'in tabakasında hepsi.
- 20:06
Sahabe değil hiçbiri de, bazısına göre yediden biri, şu öbürüne göre yediden biri bu falan ama tartışmasız olanlar var zaten. Mesela Kasım-ı Münüm Muhammed İbn-i Ebi Beyn'i ısıttık bizim nakşi isimlerimizde yine. Kasım-ı Münüm Muhammed Hazretleri mesela o kesin onlardan yani. Bu şekilde onların isimleri var.
- 20:26
Bu da, bu Ebu Seleme de Abdurrahman Gaf'ın oğlu diye geçiyor. Radıyallahu anh, yani tabi'inden zaten babası. Aşire-i Mubeşşere'den yani bu Ebu Seleme. Bu da o yedi fakihten de biri Medine'nin fıkıhasından yani. Tabi'i ekseli kavline göre bu yediden midir değil midir? Ekseli ulemana göre yediden falan.
- 20:45
O kimden almış? Ani Ebi Hurayrat'e. Sırf senet zincirini sayarken verdiğimiz ilimler, çoğunu da tabi' veremedik vakit tarlından. Ebu Hurayra'ya gelene kadar kazı yazılar arasında yani. Onun için. Efendim. Hadis-i Şerif'teki mevzu ne yani şimdi? Mevzu şu. Bir Yahudi kadını. Hayber'de oldu bu. İhda etti yani.
- 21:28
İhda hediye etmek demektir. İf'al bağımından. Kadın olduğu için ehdet hediye etti. Kim elinde? Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e. Nerede? Hayber'e. Hayber fethinde. Yahudi kalesi biliyorsunuz. O kadın da Yahudi kadın. Benim bildiğime göre buralarda görmüyorum ama. Allah Allah. Bunu da yeni gördüm.
- 21:49
Abdullah İbni Selam var ya. Büyük Yahudi alimi. Müslüman oldu tabi. Radıyallahu anh. Büyük sahibi. Cennette müjdelenmiş. Hadis var. Onun kız kardeşi Zeynep'miş. Adı da Zeynep'miş bu Yahudi kadın. Bu Müslüman olmadı. Allah Allah. Ya da Zeynep bintül Aris diye de kabul var. Efendimiz'e hediye etti. Hayber'de.
- 22:08
Bu benim başka yerlerden hatırladığım Hayber kalesinin yani kralının veyahut neyse hükümdarının kızı diye biliyorum yani. Çünkü babası katledildi, gebertilince. Bu da böyle bir kin tuttu falan. Karimet olarak, cari olarak Medine'ye götürülecekti. Fakat o arada Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e hediye etti.
- 22:35
Şaten bir koyun. Yani önüne bir koyun getir. Masliyyeten. Masliyyeten demek ki pişirilmiş. Meşviyyeten demek yani. Anladın mı? Ondan sonra Semmet çok zehir koydu. Semmet bu tesmiyeden değil. Memden. Sümden geliyor. Süm zehir demek. İki mem var yani. Tesmiye olsa orada bir şey var. Yani sonu yağ geliyor.
- 23:03
Bundan sonra mem geliyor. Semmet çok zehir koydu kadın. O koyuna. Şimdi Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in hayvanın pisliğe yakın yerlerini sevmediğini öğrendi. Mesela işkembe yemezdi. Bağırsak yemezdi. Bacaklar, bacak yemezdi falan. Paça diyorlar hani falan. O gibi bölgeleri yemezdi. Pisliğe yakın yerleri yemezdi.
- 23:25
Omuz eti severdi. Bir de kol. O da bunu öğrenmiş. Oralara zehri çok basmış. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in o bölgenin etini yer diye yapmış onu. Bastı zehri. Fekele yedi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in mina ondan biraz yedi. Fekele yedi el kavminin yanında bazı sahabeden bulunan zatlar da ondan sonra yediler.
- 23:55
Biraz daha yediler. Yani bir lokma attı içine biraz suyu geçti o lokmanın. Hani böyle peş peşe bayağı yemediler. Başladılar yemeğe. Fekale hemen Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in irfavu kaldırın. Ellerinizi yemekten kaldırın. Yemeyin yemeyin. O koyun haber verdi ki ne bana. E koyun pişmiş. İşte ölüler konuşur.
- 24:19
Ölüler bir haber verir mi? Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in ölünün ihyası. Allah diriltiyor tabi. Diril işi, hayatı yaratan Allah. Ama işte bak mucize sana bana niye olmuyor? O koyun haber verdi ki niye bana bu? Say hadi çok kaynağı var. Enna şüphesiz o yani kendisi mesmumetun zehirlidir. Yani içine zehir basılmış.
- 24:45
Ölürsünüz yani. Sebepler alemindeyiz yani. Zehir öldürür. Derken Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e de bir tabi nöbet geldi. Bir zehirden nöbet geldi. Nöbet geldi. Çünkü içine suyu gitmişti. Tam yememişti. Birkaç lokma yememişti ama tabi ağzına aldığın zaman çiğnedin. Yani suyu gidiyor. O da zehirli.
- 25:04
Çok zehir bastı çünkü. Femâte hemen öldü yani. Birazdan öldü yani. Kim? Bişrûbnü'l-Berâi. Bişrûbnü'l-Berâ radıyallâhu anh. Bedir'e elinde isimlerini zikrediyoruz. Hazret-i Bişir. Erkek çocuğa güzel bir isim olur Bişir. Berâ da büyük bir sahabedir. Berâ ibn-i Me'rûr. Berâ ismini de erkeklere zikrediyoruz.
- 25:29
Berât değil de. Berât değil. Sonu tel değil. Berâ. Elif çekecek biraz. Berâ. Berâ ibn-i Me'rûr o da yani. Oğlu Bişir. Bu da Bedir'e elindedir. Yani bu da sahabedendir. Hazret-i Bişir vefat etti. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem o kadını çağırttı. Ve gâle dedi diyor Yahudiyet'i o Yahudi karısına.
- 25:47
Mâ neşe-i hamele sevketti. Hamletti yani sevketti. Kimi? Ki seni. Ne alâ mâ o şeyi yapma ki sanâti. Sanâti yani. Kadın onun için biliyorsun ki zamirler ke olmuyor. Ki oluyor. Sanâte sanâti oluyor falan. Bu yaptığına seni ne zorladı sevketti yani. Niye yaptın böyle bir şey? Gâle de o kadın dedi. Kafası çalışıyor.
- 26:10
Yahudi daha. İn künte eğer sen olduysan nebiyyen. Sen hakiki bir peygambersen. Ben şöyle düşündüm. Bu gerçek Allah'ın bir elçisi peygamber ise lem yap dura zarar veremez. Kime ki sana ne elleri o şeyi sanâti ben yaptım. Zaten dedim o zaman koyun şöyler ona veyahut Allah bildir ona vay gelin. Benim yaptığım zehir ona işlemez.
- 26:30
Ama ve in künte eğer sen olduysan meliken. Bir hükümdarlıysan da milleti topladın. Başına da ordu topladın. Bir şey kurdun. Ordu kurdun bilmem ne ettin geldin bizim kaleye. Efendim. Aldın yani ona göre tabii gasp ettin bizi bize. Ondan sonra babamı öldürdün falan filan. O zaman da ye zehri öl gidersin.
- 26:55
Erah tü bende rahatlatmış olurum. Kim en nasih insanlar. İnsanları senin şerrinden demek istiyor haşa. Rahatlatmış olurum diye düşünün. Zorba bir kralsan. Milleti senden kurtarmış olurum seni öldürerek. Yok nebi zişan isen. Zaten bu benim yaptığım sana zarar vermez. Çünkü Allah'ın peygamberi isen sana bildirir.
- 27:16
Böyle bir mantık yürüttü yani. Kale Ravi dedi ki. Yani hadisleri bir rivat eden. Ebu Reyhan'da olabilir. Fe emera. Zaten son ravi o. Fe emera sonra Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem emretti. Kimin hakkında. Ya o kadın hakkında. Bundan sonra.
- 27:43
Fekutilet. Böylece o kadın katledildi. Öldürüldü. Aslında hemen öldürülmedi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ona müsaade etti. Çünkü kimse ölmemişti. Bişrubnü Bera ölünce. O zaman katile olmuş oldu. O zaman kısas gerekti. Anladın mı? Bişir ölmeseydi kimse ölmeseydi öldürmeyecekti. Fekutilet öldürüldü yani.
- 28:04
Bişir ölünce. Sahabeden bir zat öldü ya şimdi. O katile olmuş oldu kadın. Fakat Ravam-ı Hakk'a rivayet edildi. Bu hadisi Enes'in. Hz. Enes de rivayet etti. Onun rivayetinde şöyle bir şey geçiyor. O kadın dedi ki. Seni öldürmek istedim dedi. Yani Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem sordu ya sen bu yaptığına seni ne sevk etti yani.
- 28:26
Derdin neydi yani? O da dedi ben seni öldürmek isterim dedi. Zaten deminki laftan da o çıkıyordu yani. Fekalem Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem makane olmadı Allah Allah. Mâ kâne olmadı Allah Allah. Nedir olmadı? Lûsellî takîh Seni musallat... Asla. Lambda var. Tehdit için oluyorum. Asla seni musallat edecek olmadı.
- 28:49
Neye dair? İşte sana yani bu niyetinin gerçekleştirmen için. Yani beni öldürmene dair. Allah seni bana musallat edecek değildir. Fakali o zaman sahabe-i kiram dediler ki ne kadar öldürelim ha bu kadını öldürelim yani seni öldürmek istemiş dediler. Kale Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yok öldürmeyelim şimdi.
- 29:14
O zaman bir şey ölmemişti daha. Bu ikinci rivayetteki mevzu. Bir şey Fatihallah ölmeden evet. Ebu Reyre'den Ebu Reyre'nin dışında rivayet edenler de var. Allah bir hadis anlatıyor orada. Bir kişi mi duyuyor yani? Kaç kişi duyuyor? Raviden çoğu oluyor. Ebu Reyre'nin dışındakilerde ise şöyle bir rivayet var.
- 29:39
Kale dedi yani ikrami olsun. Kale'nin dışında Ebu Reyre'nin dışında Ravi dedi yani ikrami olsun. Gerektir oradan işte Ebu Reyre. Çünkü onu gören o. Kale Ebu Reyre demiş oluyor. Ebu Reyre demiş oluyor. Çünkü Efendimiz'in yanında o vardı ya. Fema araza Burada arz etmedi. Arz, taarruz manasına burada. Taarruz da arzdan geliyor zaten.
- 30:06
Fema araza, taarruz etmedi Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Kimelâ, o kadına taarruz etmedi, dokunmadı yani. İlişmeyen boş yere kimse ölmedi nasıl olsa der. Ve ravâ inel vâdidduhû bu'zeyzâ Diğer sahabeler gibi, yani Ebu Reyre gibi, Câbirü'l-Abdillah, Câbirü'l-Abdillah da büyük sahabeyi biliyorsunuz.
- 30:23
O da bunu gördü, yaşadı. Hayber'de kaç kişi var yani Hayber? Orduyla gidilmiş tek kişi, görmüyor. Ve fî onun rivâyetinde var. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in sözü olarak Ekberet bildirdi nî bana bihi, Zehirli olduğunu yani, bu haberi yani, zehirli olduğunu. Ne bildirdi bana? Hâzîz zirâv. Hâzîz işte şu, eti gösteriyor.
- 30:43
İşte şu, şundan bedel ez zirâv. Zirâv şey demek, ne onun adı? Kol but yani, kol butu. Zirâv arşın, koldan geliyor. Yani hayvanın çorası yani, pislikten en uzak yerler, lezzetli etler oluyor. Kolda, butta. Bu zirâv bana söyledi diyor. E pişmiş. Gâle, Câbir dedi ki, Rasûlullah ceza vermedi. Hâ o kadına, yani kimse ölmediği zaman için.
- 31:09
Ve fî rivâyet-i'l-Haseni, Hz. Hasan'dan gelen, rivâyet-i'l-Haseni Basri'den bahsediyor tabii. Hz. Hasan, Hz. Hasan ibni Ali'den bahsetmiyor. Enne fehizâ, hayvanın baldırı. Fehiz, köpekle diz arasındaki bölüm, baldır denir. Tükel, Efendimiz buyurdu yani yine, Efendimiz'in sözü olarak bahsediyor. Enne fehizâ, bu hayvanın baldırı, tükellimi konuşuyor.
- 31:38
Kiminle, ne benimle. Enne, şüphesiz o, mesmûmetül, zehirlenmiştir. Ve fî rivâyet-i'l-Haseni, Ebû Selemet ibni Abdurrahman, Abdurrahman'ın lafını oğlu Ebû Selemen rivâyet neyse, Kâlet, hayvan dedi ki, inni ben mesmûmetül zehirliyim. Yani orada da şey, efendim, hayvanın tümü konuştu. Veya başka bir cüz'ü, parçası konuştu.
- 32:05
Orada da bududur, baldırıdır değil de, Kâlet, hiye yani, şata gidiyor, bi kemâliha, koyunun tümü konuşuyor yani. inni mesmûmetül. Mesele değil. Orada baldırı da konuşur, budu da konuşur. Bir yeri konuştuktan sonra, öbür yerini konuşturan öbürlerini konuşturan Allah olduğundan sonra. Ve gezer ki, Ve gezer ki aynı böylece ki Zekâra
- 32:30
nakletti el-haber'a bu haberi yani hadis-i şerifi İbn-i İshâk'a, İbn-i İshâk siyer sahibi çok büyük siyer sahibi çok, büyük muhattis, muhattir, siyerci. siyerci. Vekâle o dedi fi orivâte fe tecâvese Ve kâle o dedi fî rivâyet-i'l-Haseni, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem tecavüz etti. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem tecâvese, tecâvese bu Arapçada
- 32:43
Tecavüz bu, Arapça'da ceza vermekten vazgeçmek. Cevaz, geçiş demek. Pasaportlara cevaz diyor. Geçiş izni, gerçekten geçiyorsun. Yoksa seni sokmuyor içeri, vizen yoksa. Tecavüze, ceza vermekten vazgeçti. Kime? Ana, o kadından yani. O kadının azabından vazgeçti. Ve fîl-hadîsi, bir hadîste elâ herif. Diğer bir tarihten geliyor.
- 33:11
O da Enes'ten geliyor. Ennehu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kâle buyurdu. Ennehu Enes, kâle dedi. Hazreti Enes on sene hizmetine bulundu ya. Bu Hayber'den sonra olursa, yani Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem vefatına üç sene kala yani. Hazreti Enes'in hizmete girdiğinden yedi sene sonraki falan bir döneme rast yok.
- 33:32
Çünkü Hayber fethi, hatırladığım kadarıyla hicretin yedinci senesi. Hayber'den bir sene sonra sekizinci sene Mekke fethi zaten. Ondan sonra dokuzuncu sene Ebu Hırsıtlık haç emiri olarak gönderdi. Onuncu senede kendisi gitti. Yani onuncu senede sonra vefat. Hazreti Enes diyor ki, yani mesela son üç senesi kalmış yani Efendimiz'in vefatına.
- 33:54
Hazreti Enes hep yanında zaten vefatına kadar. Fema ziltu. Ben zail olmadım. Yani daim oldum. Nedir olma arifi? Fark ediyor. Anlıyor yani. Fark ediyor. Niha bu efendim bizim zehirin tesirini anladın mı sen? Ha tabii kadınlar da gidebilir yani. Zehirin eserini diyor. Tabi eser de müzekker. Ha gitmez de.
- 34:25
Ha tabii kadının yaptığı zehirin tesirini yani. Oradan kadına gittiği için ha gidiyor. O tesiri devamlı buluyordum. Nerede? Allah-u Teala Aleyhisselam Efendimiz'in lehvelerinde. Şimdi lehvat kelimesini inceleyelim. Lehatın cemidir. Lehat. Cemu lehatin. Lehatun lehatani. bu lehat ne demekmiş? Ağzın tavanı var ya, yani ağzını aç, tavan demek üst tarafı.
- 35:03
Şu üst tarafının aksağı demek en uzak tarafı. Geri git, ta üst damağın yani üstünde, orada bir et var. Küçük bir et var orada, bir çıkıntı. Farkedersiniz yani. Bazı kere grip mrib olunca birazdan az şişiyor. O etlerinde ben bu zehirin tesirini devamlı fark ediyordum, diyor. Hazreti Enes, Radıyallahu Teala.
- 35:41
Yani demek Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, artık bakıyorum, konuşmasına mı bir sıkıntı veriyordu veya biraz daha fark bulabiliriz belki de. Yani tam boğazın başına denk geliyor. Dilin arkadan sonunda kapandığı zaman kapanıyor. Ama ağzını tam açmasan görülmez o et. Çok açacaksın yani. Boğazcıya gidiyorsun, muhaneye derken,
- 36:08
büyük aç diyor ya, o dibine kadar bir şey sokuyor, bakıyor ekrana. O zaman daha tabii görür. Yani burada ses manasına daha iyi anlaşılıyor, diyor. Yani boğazının en üst damağının işte, en arka tarafında onun tesirini anlıyordum devamlı. Yani bunu nasıl anlayacak, diyor şimdi. Ali Yukari pek bir şey izahat etmemiş.
- 36:37
Şab-ı Kafacı'nın izahatı hoşuma gitti yani. Sesinde bir değişiklik yaptı. O zehir oraya tesir ediyor. Sesinde bir değişiklik yaptı, diyor. Ben bunu fark ediyordum, diyor. Ve bir hadis-i Ebû Rer'de, Ebû Rer'den gelen başka bir hadis. Enne Rasûlâllah sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz Kale buyurdu, Fî veci'ihî ağrı çekerken, Ellezî o ağrı ki vefat etti fîhî,
- 37:01
o ağrısının içinde yani, fîhî sebebiyet için oluyor, fîhî o ağrıdan sebep. Hani vefat etti biliyorsun, sıtma olmuştu. Sallallahu aleyhi ve sellem vefat edici hastalığında Ondan sonra, Ne buyurdu sallallahu aleyhi ve sellem? Mazalet, cahil olmadı. Yani, hiç eksik olmadı. Yani ne demek? Sürekli devam etti demek.
- 37:24
Ne ükletu haybere. Hayber'de yediğim lokma. Ükle, yani lokma mazalet. Ekeleden geçmiş, ekele yedim. Ükle, bir yiyimlik şey yani, bir lokma. O hayber'de yediğim lokma, çünkü çok yemedi diyorum ya. Yer yemez, koyun tile geldi. O lokma, ne yapmaya daim oldu? Mazalenin, tabii ismi onlar, isim haber alıyor.
- 37:45
Ükletu, haybere, izafet, terkip, ismi oluyor. Haberi bu fîhî cümlesi oluyor. Tüâdduni. Tüâddu, bu kelime idâd'dan geliyor. İdâde. İdâd meselesi. Ondan sonra, Bu da şey manasına geliyor. Akrep soktuğu zaman, Ölürsen gittin zaten zehirlerin. Öldürmediyse de, O sokmanın, zehirin, akrebin, yılanın vs. Veyahut da normal zehir, dışarıdan katılan zehri, O, senede bir adamı yoklar.
- 38:22
Yani öldürürse öldürür, öldürmezse senede bir nöbet yapar. Yani senede bir, yoklar. İşte mazalet, zahir olmadı. Yani daim oldu. Ükletu, haybere, hayber'de yediğim o bir lokma, zehirli lokma, Nedir olmaya daim oldu? Tüâddu, Ara sıra yoklar olma. Kimi, ni beni. Yani her sene, Bir kere, zaten Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ondan sonra, Üç sene yaşadı diyelim.
- 38:50
İki sene daha, Beni yokladı diyor. Yani o ağrının nöbeti, sıtma yapıyor, sıtma. O zehirin tesiri, senede bir çıkar. O bana sıtma yapıyordu. Tam vefat edeceği zaman bunu söylüyor. Çünkü üçüncü senesindeki, Yoklamasında zaten şehit olmasına sebep oldu o lokma. Yine zehirlendi, şehit oldu. Vefat etmesi.
- 39:13
İki kez sene yoklamış, Devamlı yokluyordu beni diyor. Tüâddu, tüâdidü. Demektir. İdat'tan geliyor. İdat ne demekmiş? Zehirin, Veyahut da işte sokmanın, akrebin yılan sokması, Zehir zerk ediyor içine. O zehirin, Heyecan vakti. Heyecan Arapça'da, gözlü heyecan. Ateşleme yapıyor yani. Nöbet yapıyor, ateşliyor, sıtma yapıyor falan.
- 39:41
İşte tüâddu, Yokluyor. Nöbetle, ateşle beraber. Devamlı yokladı beni iki senedir. Felâne, işte şimdi tam vefat edecek. Felâne vefat edecekken söyledi bunu. Evânu kata'at ebheri. Evân zaman demek. Evân muzaftır. Kata'at ebheri, kata'at kesti. Koparttı neyi? Ebheri benim ebherimi. Ebher şah damar demek.
- 40:07
Hablül verit demesine geliyor. Burada evân muzaftır. Kata'at ebheri. Kata'at fiil. Altında hiye fa'il, ebheri mefhulü. Fiil fa'il mefhul, cümle-i fiiliye. Cümle-i fiiliye, evânünün muza'afı nile'yi oluyor. Cümleler muza'afı nile'ye düşer. Yevme yenfâhu sâdik-i nemr. Yenfâhu fiil, yevmenin muza'afı nile'ye düştüğü zaman.
- 40:25
İşte felâne şu anda, evânu kata'at kestiği zamandır. Neyi? Ebheri. Benim şah damarımı koparttığı zamandır. Yani şimdi ben bundan dolayı şehit olacağım dedi ve vefat etti. Ve Hakem İbn-i Hüsak işte meşhur İbn-i Hüsak siyasi sahibi Hakem'i nakletti yani. İnkâne. İn burada. İnne'den muhaffef. İnnehu'dan zamirşana.
- 40:44
İn muhakkak demek burada. İnne'den tahkif edilmiş. İnkâne muhakkak oldu ki Müslümanlar. Le yuravne. Elbette düşünüyorlardı. Yuravne'de olur, yaravne'de olur. Le yaravne elbette görüyorlardı. Yani inanıyorlardı. Le yuravne elbette gösteriliyorlardı. Yani düşündürüyorlardı. İkisi de olur. Neye inanıyorlardı yani?
- 41:05
Neye inanıyorlardı sahabe? Müslümanlar. Enne Resûlallah sallallahu aleyhi ve sellem vefat etti. Öldü. Şehit olarak öldü. Mâ mâ o şeyle beraber. İkram etti ona. Allah ona ne ikramlarda bulundu. Bir o şeylerle beraber. Onların başına ne gelir? Mine nübüvveti. Nübüvvet, peygamberlik. En başta en büyük ikramı ama onunla birlikte bir de şehadet makamı nasip etti.
- 41:30
Böylece Allah-u Teala hem peygamberlerin sonuncusu ve en büyüğü olan Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e şehitlik nasip etmiş oldu. Yahya-i Semse Kelâsem peygamberlerinin bazıları şehit olduğu gibi Efendimiz de şehit öldü. Bir de tabi Yahudiler en büyük peygamberinde katili olma lanetine çarpıldılar.
- 41:46
Çünkü bir Yahudinin zehirliğine yine vefat etmiş oldu. Evet. Vekâlebni Sehnûnin. İbni Sehnûn. Büyük bir alim. Malik'ten. Hadise ile ittifak edenler Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem katile öldürdü. El Yahudiyete. O Yahudi karısını. Elleti o kadınla ki Semmet zehirlemişti. O Resûlullah'dan. Fakat Zekârına biz anlatmıştık.
- 42:11
İhtilâfe tabi burada rivâyetler ihtilâfını nakletmiştik. Hani Enes'in ve Cabir'in. Öldürttü öldürtmedi falan ihtilâf. Halbuki ihtilâf yok. Çünkü neden? İbni Abbas Efendimiz defa teslim etti o kadını. Şehit olunca 750 okmadan onun kan sahipleri evliya, velileri kan sahiplerine teslim etti. Dedi ki kısas hakkı sizin.
- 42:38
Fakat öyle. Öldürdüler. Ha o kadını. Yani ihtilâf yok. İhtilâf zannedilen mesele şu. Bişir ölene kadar ceza vermedi. Bırakın dedi. Dokunmayın dedi. Bişir ölünce. Kadın katile oldu. Katile olunca kısa tereddüb etti. O zaman öldürttü. Onun için mevzu bundan ibarettir. Sallallahu aleyhi ve sellem.
Benzer sohbetler
1:23:21Şifâ-i Şerîf Dersi 299. Bölüm 12 Ekim 202612 Ekim 2026 · 84 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 12 Ekim 2026
1:16:13Şifâ-i Şerîf Dersi 298. Bölüm 5 Ekim 20265 Ekim 2026 · 77 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 5 Ekim 2026
44:07Şifâ-i Şerîf Dersi 297. Bölüm 28 Eylül 202628 Eylül 2026 · 45 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 28 Eylül 2026


