12:56 / 1:01:48

  1. 00:23

    Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillah, Rabbil Alemin, Es-Salatu Ves-Selam Ala Seyyidil Murselin Muhammedin Ve Ala Ali ve Sahbihi Ecmain

  2. 00:40

    Şifa-i Şerif Tersinde Kaldığımız yerden devam ediyoruz. Mevzumuz neydi? Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in Hilmi Güzel huylarından bahsederken, acele ceza vermemesi, sabır etmesi, tahammül etmesi, sabırla da kalmayıp affetmesi, affetmeyip de kalmayıp şefkat etmesi, şefkatle de kalmayıp dua etmesi.

  3. 01:35

    Yani kafirlere, kendisine eziyet edenlere bile hidayet duası yapıyor. Ölmemiş kafire hidayet duası yapılır. Mahfiret duası yapılmaz. Yani ya Rabb'i affet, affet bu kulunu denmez. Yahudi, Hristiyan veya kafire, Yahudi, Hristiyan olmayan Müslüman geçinen de çok kafirler var. İnkarcılara, ya Rabb'i bunu mağfiret et, bağışla denmez.

  4. 02:07

    Ancak hidayet et, İslam'a getir, ıslah et denir. Onun için Resulullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem, ya Rabb'i kavmimi mağfiret et. Bir rivayette, kavmimi bağışla onlar bilmiyorlar. Burada manayı doğru anlamak lazımdır ki, maksadı onları affetmesi için Allah'a dua etmek değildir. Maksadı nedir, ya Rabb'i onları mağfiretine ehil eyle.

  5. 02:40

    Yani affedeceğin kullarından eyle. Affedeceğin kullarından olmak için ne olmak lazım? Müslüman olmak lazım. Onun için affet ne demek, yani affedecek hale getir. Çünkü Müslüman olursa affedersin, günahlarını bağışlarsın manası vardır. Şey de olabilir tabii, Mekke dönemiyse, Mekke döneminde müşrikler için af istemek yasaklanmamıştı daha.

  6. 03:09

    Sonra müşrikler için affet istemek, ayetiyle Tevbe Suresi'nde nazil oldu. En yakın akrabaları da olsa, peygamberin Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem ve müminlerin müşrikler için istiğfar etmesi, yani af istemesi sahip değildir. Bu ayet nazil olduktan sonra tabii bağışlama talep etmedi. Fakat bu hadis-i şerif, kavmi için yaptığı dua,

  7. 03:49

    manasıdır. Hidayet deyince bunda zaten anlaşılmayacak bir şey yok. Hidayet şu anda bütün gavurlar için isteyebiliriz. Ama bazı manalara göre de bu Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in kendi şeyi değil. Başka bir peygamberden bahsediyor. Bukhari'de öyle geçiyor.

  8. 04:11

    Peygamberlerden birini anlatıyordu diyor. Râvî diyor ki, peygamberlerden birinden bahsediyordu. Nuh Aleyhisselam da olabilir. Kavmi onu dövdüler ve kana boyadılar. Yani, sanki peygamberlerden birinin işini görür gibiyim diyor. Geçmiş peygamberlerin birinin başına geleni naklediyordu. Hikâye etmek nakil demektir Arapçada.

  9. 04:50

    Kavmi ona dayak attı, onu kana boyadı. Kanı yüzünden siliyordu bir yandan. Bir yandan da diyor ki, Kavmimi bağışla, çünkü onlar bilmiyorlardı, böyle yapıyorlar. Bu, yani Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in Mekke müşriklerine mağfiret duası değildir. Geçmiş peygamberlerden birinin ümmetine yaptığı duanın Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem tarafından naklidir.

  10. 05:17

    Naklidir. Bir böyle izah vardır, bir işte bu mağfiret istemek yasaklanmadan önce olabilir, çünkü sonra neshe ediliyor, yeni hüküm geliyor, onu bir daha yapmaz. Çünkü Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem çok merhametli olduğu için onların da bağışlanmasını istiyor. Fakat esas doğrusu mana, geçen haftada sonunda söylediğim üzere, derste,

  11. 05:40

    yani Ya Rabbi benim kavmimi hidayet et, çünkü onlar bilmiyorlar. Hidayet herkese istenir. Bugün dünyanın en büyük kâvuru için yaşıyorsa, yaşıyorsa, hidayet ümidi var, ölmeden, ölmemiş yandan ümit kesilmez. Ama eğer ki mağfiret ettiği duası da var bazı rivayetlerde, onun da manası şudur, Ya Rabbi bunları bağışlanacak hale getir.

  12. 06:05

    Çünkü şu anda mağfiret etmezsin, kafirleri bağışlayacaksın. İnnallâhe lâ yeghfirûn. Ey şu rakibi, şirki bağışlamayacak. Kesin kararım var. Ama bunları bağışlanacak hale getir, yani müslüman et. Mana budur, en doğru mana budur. Yani Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in nesi var? Merhamette zirveye ulaşmış.

  13. 06:27

    Şimdi burada bazı örnekler sayacak. Kazıyaz Hazretleri Şifahi Şerif'te. Şifahi Şerif'in tarihçesini yazan bir kitap şu anda elime geldi. İmam Cafer Kettani'nin olacak. Tabi Şifahi Şerif'i okuttuğumuz için, ders yaptığımız için, çok da heves ettiğimiz için, kitabı yani hemen hemen bir bakayım derken dibini çıkarttım yani.

  14. 06:55

    Hepsini okudum kitabın. Size oradan inşâAllah bir hazırlık yapacağım. Şimdi Şifahi Şerif basıldı ya, yani alıyorsunuz, arabalara koyuyorsunuz. Onun olduğu araba Allah'ın izniyle kaza yapmaz, onun olduğu gemi batmaz. Şihab Hazretleri bunları açıklıyor. Zaten ben kaynağını vermişim orada. Fakat daha havas geldi, yani Şifahi Şerif'in özellikleri.

  15. 07:19

    Özellikle hastaların şifası için okunması. Yani hemen hemen Osmanlı onu Kur'an-ı Kerim şeklinde, satırı fazla olabilir ama tertip etmiş. Şimdi onu biraz sizin okuyacağınız şekilde, satırlar küçük geliyor belki size, biraz daha hastalara okumak isteyenler için. Harekeli zaten de. Yine de zordur insanlar, Kur'an'ı da zor okuyorlar.

  16. 07:47

    Yanlış okumamak lazım harekeleri. Onu bakacağım, birkaç tane de farklı matbaadan yani Osmanlı zamanındaki baskılar. Bendeki matbaa Osmaniye midir nedir size bastığım. Öbürlerine de bakalım da bir mukabele yapalım. Yani öyle hasaları Şifahi Şerif'in orada zikrediliyor. Tabi kitabın başına ben 20-25 sayfalık bir alimlerin görüşlerini aktarmıştım.

  17. 08:10

    Ama şimdi o kitaptan biraz inşallah niyet ettim. Tarihçesi. Çünkü Kur'an-ı Kerim'den sonra en çok yazılmış ve okunmuş kitap. Kur'an-ı Kerim'den sonra. İslam aleminde Kur'an-ı Kerim'den sonra en çok yazılmış ve okunmuş kitap. Ondan sonra Delal-i Hayrat geliyor. Her evde var. Yani Osmanlı zamanında her evde var.

  18. 08:34

    Mesela Bukhari her evde yok. Şu adam hoca diye bir şey değil yani. Türk-Osmanlı adam Arapça bilmiyorsa Bukhari okuyamaz ki. Ancak Osmanlıca tercümesini okur. O Osmanlıca yazılarıyla. Mesela Bukhari her evde yok. Müslüm her evde yok. Dikkat et. Bukhari çünkü alimlere hitap ettiği için. Her evde yok. Şifahi Şerif Osmanlı'da her evde var.

  19. 08:56

    Delal-i Hayrat her evde var. Bu çok önemli. Yani Allah'ın onu o esere kalplere kabul koymuştur. Çünkü herkes niye alıyor bunu? Hastalar okuması bakımından orada çok havas veriliyor. Şimdi biraz dersi hazırlayamadım. Yani şey o kitaptan yani. Buradaki ders hazır da. Oradan bakacağım inşallah. Belki dergide bir yazı yaparım bir dahaki aya.

  20. 09:23

    Tercümeler yaparım. Güzel bir konudur yani. Güzel bir konu yaparım. Sonra da kitap çünkü elimizde var. Baskıya bir daha gitmeden evvel onu tertip yaparız. Baskıya koyarız. Çünkü baskı birkaç sene sürüyor. Eldeki mevcutun bitmesi. Onu bekliyoruz tabii arkadaşlar. Ben ilgilenmiyorum şeylerle. Basım işleriyle.

  21. 09:44

    Dolayısıyla ona ekleriz. Şimdiden biz yazımızı hazırlayalım. Yani öyle hastalara şifa olduğu zikrediliyor ki. Böyle kanser manser hiçbir şey değil yani. Kanser hiçbir şey değil. En ağır hasta öldü denen hastaların başına okunuyor. Bittiği anda adam iyileşiyor yani. Şifa-i Şerif böyle bir şeydir. Hadi adı Şifa-i Şerif yahu.

  22. 10:05

    Tabii ki buradaki şifa hastalara şifa anlamında koymadı onu. Kalpteki hastalıklara şifa. Yani Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hakkında onun haklarını bildirme hususunda. Bu kitabın adı nedir? Eşşifa bir tarifi. Hukuk-u Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem. Kainatın Efendisi'nin bizim üzerimizde hakları var.

  23. 10:26

    Mesela bu kitabın sonuna doğru derslerimizi Allah hatmini de müesser etsin. Hatmettiğimiz günleri göstersin. Yani bir baya sürer. 5-10 senelik iştir. Her hafta yaparsak o da. Şifa-i Şerif bir de ben çok gevezelik yapmazsam tabii. O da var. Arada dır dır dır dır. Çok konuşuyorum çok. Babam çok kızıyor bana.

  24. 10:47

    Amma konuşuyorsun diyor. Beni hiç konuşturmuyorsun diyor. Siniri bozuluyor. Adam da haklı yani. Yani Şifa-i Şerif'in dersine başka bir şey katmak istemiyorum. Şimdi öbürlerine de katmak istemiyorum. Sinirlendiriyor beni bu Halk TV bilmem ne konuşuyorum. Yoksa daha katmak istemiyorum. Yani hele bu derslerin vakti kısa.

  25. 11:05

    45 dakika bir saat arası. Onun için öbürü gibi önüm açık değil. Derse bir şey katmıyorum. Ama burada şimdi Şifa-i Şerif'le ilgili bir konuşca. El Medhal herhalde. Kitabın adı yani. Unutursam bu dersi dinleyenler bana hatırlasın. Unutuyorum bir ay iki ay sonra. El Medhal ila Kitab-ı Şifa. Şifa-i Şerif kitabına girizgah yapan bir kitap bu.

  26. 11:28

    Yani Tarih-u Kitab-ı Şifa. Yani Şifa kitabının tarihçesi. El Medhal mi adı? Doğru okuduysam lazım ha bu kitabı. Tarih-u Mufassalun. Mufassal bir tarih. Cafer-i Kettani dedim yanlış. Muhammed Abdülhay Kettani. Bu Cafer ile bu Kettaniler de çok bir sülaledir. Behzenciler de öyle. Hepsi de kitap yazmış mübarek adamlar yani maşallah.

  27. 11:56

    Tabi kabirler nur etsin. Muhammed Abdülhay el-Kettani el-Haseni. Bizim Seyyid İbrahim'in bunlar akrabalar işte. Yani mağrib evliyası. Bu zat kitap yazmış buna. Tabi bayağı vefatı var. Bayağı altmış senedir vefatı yani. Eski vefatı. Tarih-u Mufassalun. Tafsilatlı bir tarih yazmış. Kitab-ı Şifa. Şifa kitabına.

  28. 12:24

    Bir de şifanın şifa hakkında yazılanlar. Onu elleriyle istisaf edenler. O zaman matbaa yok. Bir alim 49 tane şifa yazmış. 49 tane. Ben daha ne kadar yaşayacağım belli de bir tane yazamadan ölürüm belli ki yani. Nasıl yazacağım? Büyük kitap. Ümmeti Muhammediye'nin yani bizim ümmetimizin şifa kitabına verdikleri değerler.

  29. 12:56

    Yani ne kadar ümmet ilgilenmiş bu kitapla. Bu kitabın kaynakları nelerdir? Hangi imamlar, büyük alimler Ramazan'da özellikle şifa dersi okutuyormuş? Allah Allah. Ramazan'da şifa dersi. Biz olmazsa şifa dersini ilerletelim mi Ramazan'da? Gece bir ders yapacağız ya. Dereden tepeden konuşmayalım o zaman.

  30. 13:18

    Bir tanesini şifaya ayıralım. Gece bir ile iki arasında yapacağız. Bir iftardan evvel yapacağız inşallah canlı. İnşallah bir de gece bir ile iki arası yapacağız. Yani bir saat. Ramazan'da her gece var. İnşallah. Belki o zaman sırf şifa dersine devam edelim ya. Daha feyizli olur. Hem dersimiz ilerler.

  31. 13:39

    Hatim görelim yani. Ne zaman hatim yapacağız ya? Bu kitabın işi zor. Şimdi burada çok tabi ilimler var. Ondan sonra efendim. Buradan size çok ilimler yazmayı düşünüyorum. Bir dergi yazısında rahat çıkar inşallah. Yani öyle bir mesela diyor ki İbnül Mekkari Hazretleri diyor. Şifa kitabının bereketi görülmüştür.

  32. 14:08

    Nasıl bereketi görülmüştür? Asla şifa kitabının bulunduğu mekanda zarar vaki olmaz. Dükkansa dükkan. Arabaysa araba, gemiyse gemi. Zarar diye bir şey yok orada. Şifa kitabına itibaren. Nerede bulunduysa bulunduğu bir gemi batmaz. Bir hasta onu okusa kendi. Ev kur yani yahut ona okunsa. Onun için biraz bakacağım.

  33. 14:38

    Şimdi biraz bizim bastığımız tabi küçük tıpkı Osmanlı'nın baskısı. Eğer ki okuyanlar harekeleri göremiyor. Biraz daha büyük puntu istiyorlarsa. Çünkü bu şifa için okunacak tek kitap yani. Kur'an'dan sonra. Yani Kur'an'dan sonra. Hani bu kitabı oku şifa bulursun denecek tek kitap yani. Okusa ona hasta yoksa.

  34. 14:57

    Allah ona şifa verir. Bu kesinlikle denenmiştir diyor. Bunu söyleyen İbni Mekkari Hazretleri yani. Daha bunu söylediği mesele 600 senelik. Evvelki kitapta yazıyor. Kesinlikle denenmiştir. Bu zat da hastalığa müptelalmış. Bunu okumuş. Allah ona kesinlikle afiyet vermiştir. Şihab Hazretleri Şihab-ı Kafacı diyor ki.

  35. 15:35

    Ben bu kitabın bereketini deneyenlerdenim. Bu kitaba şerh yazmaya başlamış. Bütün işleri rast gitmiş. Ben bu kitapla diyor meşgul oldum diyor. Maddi manevi diyor. Bütün darlıklarım açıldı diyor. Bereketini müşahede et. Siz de dinleyin işte. Hoca değilsiniz. Hacısınız isminiz hacı ama. Hoca değilsiniz.

  36. 15:55

    Madem öyle. Siz dinleyerek şifa bulacaksınız. Kalp hastalıklarına şifa bulacaksınız. Mustafa İslamoğlu'nun 3 Muhammed kitabını niye yazdı? Şifahi Şerif'i reddetmek için yazdı. Çünkü Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem methediliyor. Adam rahatsız oluyor. O kadar da değil diyor peygamber diyor. O kadar da değil.

  37. 16:14

    Resmen söylüyor bu 3 Muhammed kitabında. Aleyhim Aleyhisselam. Allah müstehakkını versin. O adama reddiye olarak bu kitap. Yani bu Şifahi Şerif'e reddiye olarak yazdığı için insanları hasta etti bu adam. Şimdi ne yapacağız? İlayatlarda da bu hastalık mevcut. Şifahi Şerif ile kalpteki hastalıklara şifa bulacağız.

  38. 16:33

    Yani Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in ne büyük hakları var. Ona nasıl hürmet etmeliyiz? Onun hakkında nasıl itikad etmeliyiz? Mesela ondan çıkan büyük abdest, küçük abdest, kan gibi maddeler. Fuzulat deniyor bunlara. Fuzulat Arapçada. Maddeler. Sizinki, beninki gibi mi? Bak çok ince bir mesele şimdi.

  39. 16:52

    Buraya dikkat edeceksin. Şimdi Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem hakkında nasıl inanacağız? Resulullah Efendimizin içinde necaset olur mu? Haşa yani mesela. E şimdi burada bunlar O'nun hakları yani. Biz O'nu normal insan gibi tutamayız. O'nun bizim üzerimize haklar var. Bir de Allah'ın O'na verdiği faziletler var.

  40. 17:12

    Biz O'nun hakkında itikadımız nasıl olmazdır? Bunları efendim bu kitaptan şifa bulacağız. Aynı zamanda da okuyarak da hastalıklarımıza şifa bulacağız. Bana da biri okusa yani. Şu Ubeydullah Hoca'ya söyleyeyim ben. Başlasın hatim gibi okusun üstüme ben ders yaparken. Okusun, okusun, okusun. Hatim yapsın.

  41. 17:33

    Bir günde bitiremez. Elini başına tutacak diye de bir kitapta gördüm. Hastayı okurken. Selef-i Salihin, geçmiş büyükler bütün hastalıkların şifası için Şifa-i Şerif okumayı tecrübe etmişler. Bir de zorlukların yenilmesi için. Mesela vatanımızda büyük tehlike var. Bu PKK için okunabilir. Dış savaş tehlikesi var.

  42. 17:55

    Zaten her yerde bomba patlıyor. Dış savaş tehlikeleri oluyor. Rusya ile oldu, orayla oluyor. Dalaşmalar, bulaşmalar. Falan filan. Ondan sonra. Bu sıkıntının açılması için de denemiş. Yani aslında bunu cüz cüz yaptırayım ben. Nasıl hatim meselesi Bukhari hatmi gibi Toplayalım efendim şeyleri, talebeleri.

  43. 18:15

    Bir okuyalım Şifa-i Şerif. Bir anda bitti hatim. Bu çok güzel olur. Aklıma geldi. Çünkü Bukhari hatmi yapılıyordu. Bukhari hatmi bütün belaların kalkması için denenmiştir. Cüzleri var Bukhari'nin. Yani Kur'an cüzü gibi cüz yapmışlar. Şifa-i Şerif'i de yaparsak iyi olur. Çünkü bir kişi uzun sürer. Günlerce bitiremez.

  44. 18:34

    Yani talebelerle bölüşelim. Evet, boğulmaktan güvencedir. Yangından güvencedir. Ta hun veba kolera. Bulaşıcı hastalıklar onun bereketiyle kalkar. İnancın, itikad hasıl olursa murad hasıl olur. İnancın tam olacak. Acaba yok. Kesin inandın mı muradın hasıl olur. Diyor ki Şahab hazretleri ben diyor çok büyük sıkıntıdaydım diyor.

  45. 18:58

    Tam diyor bu şeyi yazarken kalbim gönlüm öyle bir darlık içinde maddi manevi bunalım. Yani sıkıntıdan patlayacağım. Tam bu şeyi yazarken ben diyor şu anda bütün hayır ve belaların açılmasını bekliyorum. Çünkü şifa-i şerif hürmetine diyor. Ondan sonra da hakikaten ben bunu denedim diyor. Burada daha çok ilimler var.

  46. 19:18

    Efendim Evliyaullah'tan yani hangi hasta okusa şifa bulacağına dair bütün alimler bu hususta ittifak etmişler. Bir arkadaşım diyor ağır hasta oldu diyor. Ben diyor veba. Hiç çaresi yok yani. Tavun vurdu mu öldürür yani. Bir kaç günde götürür. Okudum diyor şifa-i şerifi. Efendim Allah diyor ona afiyet verdi diyor.

  47. 19:49

    Allah Allah. Allah Allah. Daha neler yazıyor neler yazıyor. Bunlar bence inşallah denemiş olanlar tarafından efendim tecrübe ettikleri şeyleri çok alimler burada beyan etmişler ki hasaları var, bereketleri var. Allah Teala bereketlerine bizleri de nail eylesin.

  48. 20:17

    Şimdi bu derste Kainatın Efendisi Sallallahu Aleyhi ve Sellem güzel ahlakını beyan ediyor. İnsanlara karşı davranışlarındaki yumuşaklığı beyan ediyor. Yani evvelce faziletli huylar akıl, idrak, şuur falan anlattı. Bütün peygamberlerdeki durumları anlattı.

  49. 20:40

    Şimdi geldi Kainatın Efendisi burada zirvedir dedi. Bu hususta ondan ileri geçen yoktur dedi. Ve bunun delillerinden, misallerinden anlatmaya başladı. İşte geçen derste Uhud'da mübarek dişlerinin şehit olması üzerine beddua etmemesini beyan etti.

  50. 21:05

    Şimdi dersimize geldik. Ne zaman ki dedi adam efendim bu adam kim? Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedi ki, İdil, adil ol dedi. Terbiyesiz bir adam. Yani sahabenin içinde de sahabenin arasında yani, sahabenin içinde değilken adam sahabe değil, münafık. Fakat sahabenin arasında ne var? Böyle terbiyesiz münafıklar var.

  51. 21:35

    Ben tabii 300 münafık diye biliyorum kitaplardan erkeklerini. Kadınları 80 biliyordum burada. Şimdi demin gördüm bakalım size de geri gelince söyleriz. 170 de kadın varmış. Münafıka. Yani ne demek ya? İki münafık Medine'yi karıştırır ya. Bir münafık bile yeter. 300 erkek 170 kadın 500'e yakın münafık var.

  52. 22:06

    Medine'de kaç nüfus var? Yani insanı alt üst ederler. Vahiy gelmese zaten ne yaptılar? İşte Hazreti Osman döneminde Hazreti Osman'ı şehit ettirene kadar Mısır'dan ağrı karıştırdılar. Mısır'dan geldi çapulcular. Hazreti Osman'ı kuşattılar. Halife'yi şehit ettiler. Yani devleti öldürdüler demektir ya.

  53. 22:31

    Bu Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'de tabii ki yapamadılar çünkü vahiyle beraber rezil oluyordular. Planları bozuluyordu. Vahiy geliyordu çünkü. Hazreti Sıddık zaten az kaldı iki sene. O da mürtetlerle falan savaşırken işi taze tuttu, sıcak tuttu. Hazreti Ömer'e zaten kimse dokunamaz. Hazreti Ömer kapı.

  54. 22:53

    Onun için kapı kapı kırıldı yani. Hazreti Ömer'in sefatıyla kapı kırıldı. Kapı kırılınca fitne içeri girdi yani. Daha da kan duruyor mu? Durmuyor. Bak Irak devam ediyor, İran devam ediyor. Hala o işin uzantıları bunlar. İbni Sebe'nin, Yemen Yahudisi İbni Sebe'nin kurdurduğu Şia fırkası ve Şia fırkasını İbni Sebe Yahudisi kurdurdu.

  55. 23:19

    Ve o Şia fırkasının ifsatlarıyla Hazreti Osman şehit edildi. Düşün. Geride nereye dayanıyor? Bak Hazreti Osman şehit edildi. İbni Sebe parmağıyla. Hem Yahudi hem Şiiliği kurduran adam. Ondan sonra hala devam ediyor. Bütün dünyada şimdi tehlike kaldı. Bu Şii başımıza bela eder. Onun için biz mezhepçilik yapmıyoruz.

  56. 23:41

    Ehl-i Sünnet mezhep değildir. Ehl-i Sünnet İslam'ın ta kendisidir. Ehl-i Sünnet dindir ve imandır ve ihlastır. Ehl-i Sünnet'e mezhep diyen, mezhepçilik yapmayın diyen, Ehl-i Sünnet'e hainlik etmiş olur. Ve Allah ve Rasul'ü de inkar etmiş olur. Çünkü Allah ve Rasul'ü Rasul'e itaat edin diye Sünnet'e bizi ittiba ettiriyor.

  57. 24:01

    Şia'da Sünnet'e uymak diye bir şey yok ki. Sünnet'e uysa Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem kimi imam etti hastalanınca? Hazreti Ebubekir imam etti. Rasulullah'ın imam ettiği adama kafir diyorlar. E şimdi bunlarda Rasul'e itaat var mı? Peygamber olsa dinemem diyor adam. E bitti. Ne diyor Kumeyni?

  58. 24:17

    Peygamber işini yapmadı diyor. Doğru iş yapsaydı bugün bu hale gelmezdi. Bunlara Müslüman nasıl diyeceğiz? Müslüman diyene de bile Müslüman diyemeyiz. O halde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında bu iş, bu fitne patlamadı. Fakat Hazreti Ömer'i bekledi. Hazreti Ömer de çok ilhamlıydı. Muhaddes idi, mülhem idi.

  59. 24:39

    Her şeye bir çözüm üretir. Bir de feraseti var. Bela gelmeden evvel tedbir almak meselesi. Hazreti Osman Efendimiz'in kaderi işte. Tabi ki Hazreti Ömer Efendimiz kadar dirayetli olmadığını kabul edebiliriz. Ama Hazreti Osman Efendimiz hatalı bir iş yapmadı. iş yapmadı, herşeyi yaptı, akrabalarını kayırıyordu, bilmem ne, haşa ve kella.

  60. 25:04

    Asla yalan yanlış şeyle Hazreti Osman'a iftira demeyiz. Herşeyini düzgün yaptı. Ama Hazreti Ömer ayrı bir meseleydi yani. Benden sonra peygamber olsa Ömer olurdu şimdi. Burada tabi fark var. Bu farktan dolayı 12 sene kadar bu kapıyı kırdırmadı. O zaman Hazreti Osman'da idare etti. Hazreti Osman ne kadar idare etti?

  61. 25:24

    10 sene küsur idare etti. Hazreti Osman Hazreti Osman'da radıyallâhu anh az yapmadı ki kalifelik. O da çok yaptı. 10-12 sene yaptı. Ama sonunda işte bu nâfıklar böyle bir şey. Durmaz. Hazreti Ömer Efendimiz gibi de işte önceden tedbir alma meselesi. Biraz ön tedbir. Öngörü. Anlaşılamayınca işte geldiler Medine'yi bastılar.

  62. 25:49

    Şimdi Ondan sonra Hazreti Ali Efendimiz zamanında ortalık karıştı. Ve ona evvela hariciler. İşte bu Işid'in ağababaları. Vehhabilerin ağababaları. Hariciler. Hazreti Ali Efendimiz ile harp ettiler. İlk harp orada çıktı. Hazreti Ali Efendimiz ki onlarla savaştı ve onlardan 5 bin kişi minakadanı kesti.

  63. 26:08

    Ki Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onları katledin. Ben olsam hemen onlarla savaşırım. Benden sonra çıkacaklar buyurdu. Onların öldürdükleri de şehittir. İşte kilise bombalar düşüyor. Kilise düşen bombalarda Işid'in bombaları. Ve orada ölenler şehidin en büyüğü. O sivillerden de olsa. Çünkü neden?

  64. 26:28

    Onların öldürdüklerine büyük ecir var. Ve şehadet var. Onların onları öldürenlere de büyük ecir ve mükâfat var. Onları öldüren. Hazreti Ali Efendimiz bunu bildiği için katletti onları. Nehravan vakası denir buna. Nehravan. Nehravan bölgedir yani Irak, İran tarafında. Nehravan'da bunların başı çıktı.

  65. 26:55

    Sonra yayıldılar. Şimdi bir adam Resulullah Efendimize dedi ki efendim İadil dedi adil ol. Resulullah Efendimiz adalet yapmaz mı? Hayber'den ganimetler taksim ediliyordu geldi. Hayber fethedildi. Ganimetler geldi. Ganimetler dağıtılırken Efendim Sallallahu Aleyhi Vesellem tabi Mevla'dan aldığı vahiye göre hareket ediyor.

  66. 27:23

    Taksimat yaptı. Adamın biri kalktı çıktı ne dedi? Adalet yap dedi. Fe innazîn kısmetün senin bu yaptığın bir taksimdir ki ma'urîde bihâ bunla kastedilmemiştir. Vecullâhi. Allah'ın zatı kastedilmedi. Yani sen Allah rızası için iş yapmadın dedi. Resulullah Efendimiz diyor ki sen diyor bir taksimat yaptın Allah'ın rızasını aramadın bu işte.

  67. 27:51

    Yani sen Allah'a muhalefet ettin diyor. Bir de adaletli ol ne demek zulüm mü yaptın demek. Burada şimdi tabi ki çok ciddi bir mesele bunu müslüm rivayet ediyor Câbir olduğu Allah'tan. Sahih Bukhari'de de buna benzer var. Bu adam kim? Bu adam bazı rivayetlerde Abdullah bin Zülhüveysıra fakat sahih olan görüşü göre Abdullah İbni Zülhüveysıra değil de babası.

  68. 28:28

    Yani babası kim? Zülhüveysıra. Bu Zülhüveysıra denen adam Hürkus bin Züheyde deniyor buna. O zaman sahabenin arasındaydı yani. Tabi ki münafık. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem sonra buyurdu ki onu gösterdi fakat evvela ona ne cevap verdiğini okuyalım. Sonra hakkında ne buyurduğunu beyan ederim.

  69. 28:58

    Lem Yezid ziyade etmedi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem kime, hu ona. Yani o adama şimdi ne demek lazım? Biraz sinirlendi. Sinirlendiği zaman bu alnının burasındaki damarı çıkardı sallallahu aleyhi ve sellem. Damarı çıktı. Kabardı buradan. Bizim efendimizden de öyle çıkar. Acayip böyle yemyeşil böyle.

  70. 29:21

    Bir parmak çıkar. Efendim Efendim sallallahu aleyhi ve sellem sinirlendi. Tabi ki adam çünkü Resulullah'a zulüm istaat ediyor yani. Büyük iftira. Yaptı. Fakat efendimiz fi cevabiyi onun cevabında ziyade etmedi. Niye ziyade etmedi? En beyyene beyan etmeye lev ona neyi mavşegi cehile bilmedi neyi hu onu.

  71. 29:45

    Yani bilmediği bir hakikati ona efendim anlatmaktan ileri geçmedi. Ve vaaza vaaz yaptı. Nefse o kişinin şahsına zekkara öğüt verdi. Ha ona nefse gidiyor yani onun şahsına vaaz yaptı. Öğüt verdi. Bir maşu şöyle ki gale dediler ona. Fekale ne buyurdu? Veyhake. Veyhake yani yazık sana acırım sana. Acınacak hale düşürdün kendini.

  72. 30:16

    Ben Allah'ın peygamberiyim sen bana nasıl konuşuyorsun? Yani bana bir şey olmaz yani sen zarar görürsün ahirette. Acıdım sana yani. Dedi ona. Femen ya'dil. Femen ya'kim ya'dilu. Adaletli olacak. İlle ve adil. Ben adaletli olmazsam sen bana diyorsun ki adaletli ol. Peki ben adaletsizsem dünyada adaletli kim var?

  73. 30:45

    Benden adaletli de kim var? Şimdi sen bana diyorsun adaletli ol. Müslimdeki rivayette yanakları kızaracak kadar gazaplandı. Dedi En mutlu Allah'a azze ve celle Allah'a itaat etme hususunda dünyada bulunan insanlar içerisinde Allah'a itaatta en ileri giden ben değil miyim? dedi. Peki Allah ne emrediyor?

  74. 31:15

    Adalet. Peki Allah'ın adalet emrine herkes uyuyor mu? Uyan var uymayan var. Peki uyanlar içerisinde en Allah'a yakın bu işe en riayet edeni ben değil miyim dünyada? Bir kişi varsa en ileri benim. Çünkü Allah'ın emirlerini ilk tutan benim. E o zaman Allah bana adaleti emretmiş. Ben ona nasıl riayet etmem de?

  75. 31:39

    Senin nasihatına ihtiyacım olsun. Peki kim adalet yapabilir? Ben adalet yapmadıysam bu ganimetleri taksim ederken zarara uğradım. Kusuruna uğradım. Zarara uğradım. Ne vakit? Yine bak işi de nasıl böyle yumuşatıyor. Eğer ben adalet yapmadıysam yandım diyor o zaman. Hani burada zaten esasen adalet yaptığını anlatmış oluyor.

  76. 32:13

    Yapmadıysam yandım diyor. Zarar ettim ahirette. Perişan oldum. Çünkü Allah'ın hükmüne riayetsizlik yapmış olurum. Ben o zaman helak oldum demek istiyor. Ben bunu yapmaz mıyım? Buyurdu. Ondan sonra Sallallahu Teala Aleyhisselam Efendimiz bu noktada bu olay milletin ortasında oldu. Hazreti Ömer Efendimiz tabi biliyorsunuz hemen kılıcı çekti.

  77. 32:47

    Meşhur bir kıssa bu tabi. Sahih de geçiyor sahih eserlerden. Yani sahih hadislerden. Hazreti Ömer Efendimiz kılıcını çekti. Dediği zenni, Ya Rasulallah bana bir izin ver şunun boynunu vurayım. Hakikaten de öyle bir iş yaptı yani. Bu şekilde Rasulullah'a adaletli ol denir mi yahu? Bir de sen Allah'ın rızasını aramıyorsun.

  78. 33:10

    Nasıl dersin ya bunu? Sallallahu Aleyhisselam Efendimiz bazı rivayetlerde Halid İbni Halid İbni Velid bunu kesmek istedi. İkisi de var. Çünkü Hazreti Ömer bıraktı. Halid İbni Velid dedi ki ben keseceğim bunu dedi. Ona da dedi, ona da dedi yahu bırak işine gitsin dedi bırak. Uğraşma dedi. Sonra maazallahun iti haddeten lazım.

  79. 33:39

    Enni akdüla sahabi. Allah'a sığınırım dedi. Şimdi insanlar derler ki ben Muhammed Ashabı'nı öldürüyor. Adam bilmez ki bu sahabe değil münafık. Bu sahabe değil münafık diye bilmez. Çünkü neden? Zahirde sahabenin içinde harbe katılmış. Zahirde sahabenin içinde harbe katıldığı için yani Mekke'ye müşrikleri olsun dünyanın her tarafından haberler gelir.

  80. 34:00

    Yani millete haber gideni ne olur? Bu Muhammed öyle bir adam ki işte efendim şimdi de kendi adamlarını kesmeye başladı. Yani bunun derdi din değil. Bu şimdi yanındakilere de dalaşıyor. Gibi bir şey çıkartmak istemem dedi. Sabredelim dedi. Esasen bu adam münafık. Ama münafığın özelliği bu zaten. Açıkta kafir olsa uğraşmak daha kolay.

  81. 34:23

    İçeride olduğu için tehlike daha büyük. E şimdi bu sefer içeride olan bir olayda ne diyorlar? Bunlar birbirine düştü diyorlar. Dışarıda olan bir olayda zaten düşmanlarımız belli. Onlarla uğraşıyor diyorlar. Öyle değil mi şimdi? E şimdi bizim hala cemaat olsun veya şu tarikatlar arası, cemaatler arası bir ihtilaf çıksa gavurlar seviniyor.

  82. 34:44

    Çünkü niye seviniyor? Ya bunlar bizle uğraşacağına birbiriyle uğraşıyor. Oh da biz de rahat ettik. Bunlar da bölündü kuvvetleri de gitti diyorlar. Onun için Resulullah Sallallahu Aleyhi Vessellem ne buyurdu? Bu adam gebertilmeyi hak etti ama şimdi fitne çıkartmayalım. Aramızda bir şey varmış gibi sahabeyi öldürüyormuşum gibi.

  83. 35:01

    Halbuki bu sahabe değil ama adamı benim yanımda cemaatte namazda adam savaşa gelmiş. Şimdi galimet taksiminde mızıkçılık yapıyor. Para menfaatine düşkün ya Allah'ın Resulü'nün taksimine razı gelmiyor. Bu adamın adı Züllü Kuvveysir'a. Efendim Sallallahu Aleyhi Vessellem mâni oldu ve nehâ nehy ettim ben o kimselerin erâde.

  84. 35:27

    Kast ettim ben sahabeyi, sahabesinden neyi katliyo? O adamı öldürmek isteyenleri de nehy etti. Sakın dedi. Çünkü neden? Yeni insanlar müslüman olmaya başlamışlar zaten o zaman. Fevç fevç insanlar İslam'a giriyor. Hal böyle olunca bu şimdi bunu ben öldürsek bu haber yayılır. Yayılınca müslümanların bir kısmı mürted olur dinden çıkabilir, tehlikesi var.

  85. 35:57

    Yeni müslüman olmuş İslam'dan daha haberi yok. Yani bu nasıl kendi sahabesini de öldürdü madem öyle bizi de öldürür korkar. Kabile kültürü bu o zaman. Bir, ikincisi herkes muhacirler gibi yani şuurlu veya ensar gibi yakın çevrede değil uzak çevrede dolu bedeviler var yani badiyede çöllerde kabileler yeni müslüman oluyor.

  86. 36:21

    E şimdi bunlar ne yaparlar? Kaçarlar, kaçarlar. Duyarlarsa ki burada bir şey var. Sen şimdi derlerse ki aa falan tekkede birini öldürmüşler. Cemaat gitmez oraya. Falan sohbette kavga çıkmış birbirine bıçak çekmişler. Cemaat gelmez oraya. Korkarlar. E şimdi Medine'de kendi ordusundaki adamın birini öldürtmüş.

  87. 36:45

    Ooo kendi ordusundaki. Aman biz gitmeyelim bari. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ne siyasetler şey etti görüyor musun? Allah belasını buyurdu. Biz onunla şey yapmayalım şimdi fitne çıkmasın. Dedi bana böyle bir laf ama çok ağır laf ya. Allah'tan kork dedi be. Adalet yap dedi. Sen dedi Allah rızası aramıyorsun dedi.

  88. 37:07

    Bu bir peygambere sallallahu aleyhi ve sellem denmesi en büyük bir şey yani. Büyük iftira. Ama ne yaptı? İşte Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin ahlakını anlatıyor şimdi. Yumuşatma. Fitneyi ortadan kaldırma. İşte bize örnek olması lazım. Bizim de aralarımızda her gün olaylar oluyor. O buna bir şey bu buna bir şey.

  89. 37:29

    Dikkat edelim yahu. Dikkat edelim. Kavga gürültü çıkartmanın gereği yok şimdi. Müslümanlar birlik olacağız. Kuvvetimizi bozmayalım. Dünyanın gavuru zaten Türkiye üzerine oynuyor. Bir de biz kendi aramızda bölünürsek ne oluruz biz? Siyasetçilere de nasihat olsun bu. Particilere de nasihat olsun. Anladınız mı?

  90. 37:53

    Hocalara da nasihat olsun. Cemaatlere de, tarikatlara da hepsine nasihat olsun. Çünkü siyasetçilere de elhamdülillah Efendi Hazretleri buyurdu ki mecliste en fazla namaz kılan sayıya ulaşılmış. Cumhuriyet tarihinde mecliste en fazla namaz kılan bu dönemlerde var. Birkaç dönem. Yani Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bunun önemini zikrederdi yani bize.

  91. 38:15

    E şimdi bu noktada gelip iç karkaşa, iç çekişme. Vela tenâzehu. Çekişmeyin. Fettehü şerûh. Korkarsınız. Korkaklık gelir size. Fettehü şerûh. Esen rüzgârınız gider. Ne demek? Rüzgâr arkadan esiyordu. Seni öne götürüyordu. Ama rüzgâr tersten eser. Yani sana arkadan esen rüzgâr kaybolur diyor. Yani sana yarayan rüzgâr kaybolur.

  92. 38:39

    Bir de baktın tersten esmiş. Hasberu. Sabredin ya. Biraz dünya menfaatleriniz az olsun kardeşim. İşiniz biraz eksik olsun. Ticaretiniz hafif zarar görsün. Ne yapalım şimdi? Fitne çıkmaması için aranızda sulh olun, barışın. Ne yapıyorsanız yapın. Dışarıya yansıtmayın. Bak şimdi haberlerde dışarıya yansımaları dinliyoruz.

  93. 39:02

    Sol kanallarda. Dışarıya yansımalar, sızmaları dinliyoruz. Üzülüyoruz. Kainat nefesi böyle mi yaptı? Adam geldi yüzüne sallallahu aleyhi ve sellem ne büyük hakaret etti. Onu orada doğrasalar kimse bir şey yapamazdı. Ama maazallah dedi. Kendi adamlarıyla uğraşıyor. Adam öldürüyor. Kendi adamını harcıyor.

  94. 39:25

    Dedirtmem dedi. Bu benim adamım değil ama madem birbirlikte görülmüşlük var. Tabii ki ajanlar var. Tabii ki münafıklar var. Şimdi de devam ediyor. Ama dışarıya içte savaş var. İzlenimi vermemek lazım. Ben bu dersten bunu çıkarttım bu gece. Müslüman partiler için konuşuyorum. Siyasiler için konuşuyorum.

  95. 39:49

    Akıllarını başlarına toplasınlar. Yoksa rüzgar gider. E sen rüzgar gider. Bak ben söylüyorum burada. İslami cemaatler, tarikatlar, İslami siyasiler birbirlerine girmesinler. Aralarındaki ihtilafları kendi aralarında hakemiyetleriyle halletsinler. Sızdırmasınlar. Düşman sevindirmeyelim. Gücümüz gider.

  96. 40:10

    Buradan ben bu dersi çıkarıyorum şu an. Evet. Şimdi bu adam tabii ki Hazreti Ömer kılıcı çekince Halid İbni Velid de kılıcı çekince baktı ki pabuç pahalı. Post elden gidecek. Bu döndü arkasını. Gidiyor. Kaçıyor. O kaçarken dedi ilişmeyin. Kaçsın dedi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki bunu iyi tespit edin dedi.

  97. 40:37

    Düşün. Çünkü bunun sulbünden zürriyetinden çıkacak. Bak bu adamın çocuğu bunun çocuğundan, onun çocuğundan bunun çocuğu hemen direkt yani Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurduğundan hemen sonra bunun çocuğu Abdullah oldu. Abdullah bin Zilhüveysar'a. Bunun çocuğu ne olacak bu kavim? Bak bu bana bu hakareti yaptı ya.

  98. 41:07

    Allah bunun belasını verdi. Zaten kendi de münafık. Fakat bunun sulbünden zürriyetinden çıkacak. Ne çıkacak? Bir topluluk çıkacak. Bu topluluk oku attığın zaman hızlı ok avı delip geçtiği zaman nasıl kan bile bulaşmadan o kadar hızlı çıkıyorsa ok avdan çıktığı gibi hani yaydan çıktığı gibi değil. Bir de var yaydan çıktı.

  99. 41:35

    O demiyoruz. Avdan. Yani çok güçlü oklar var. Avı böyle delip çıkar. Deler gider. Efendim. Ok yaydan avdan neyse çıktığı gibi bunların topluluğu kavmi yani bunun zürriyetinden çıkacak cemaat dinden çıkacak. Buyurdu. Ve hakikaten de öyle oldu. Bir kaç yani zaman geçmedi. Bu adam da haricilerin başı oldu diye rivayet var.

  100. 42:11

    Hz. Ali Efendimizle savaşan El-Havar kira bunlar. Hariciler cehennem köpekleridir. İşte Işid için söylemişiz. Bu hariciler cehennem köpekleridir. Haricilerin en büyük özelliği nedir? İnsanlara en ufak bir günah yapınca kafir derler. En ufak bir günah yapınca kafir derler. Türbeyi ziyaret edene kafir diyorlar.

  101. 42:31

    Bütün camileri türbeleri patlattılar Işid. Bunlar haricilerdir. O zaman da Hz. Ali Efendimiz'i şehit eden de hariciler. İbni Ümülcem efendim o da haricilerdendir. Ama öyle de namaz kılarlar ki siz namazınızı beğenmezsiniz. Onların namazını beğenirsiniz. Öyle de Kur'an okurlar ama buradan aşağı geçmez fakat baktığınız zaman dersin bundan takva adam dünyada yok.

  102. 42:55

    Mekruhtan bile kaçar. Ama adam öldürmekten kaçmaz. Kıtır kıtır adamı keser. Adamın kanına girer. Öbür taraftan da girer. Aman der karıncayı ezmeyelim. Şurada karınca geçiyor. Karıncaya yol verelim arkadaşlar der. Sen de bakarsın maşallah hani dersin karıncayı ezmez adam ne mübarek. Halbuki eşkıya. İşte bunun zulmünden bu kavim çıkacak buyurdu.

  103. 43:21

    Şu andaki Işid'in bile başlarına gidersen bütün hepsi bu adamın neslinden gelir. Yöneticiler. Yönetici kadro. Hz. Ali ile savaşan kadro. Bunlardan çıkmıştır. Yani şimdi onun için diyorlar ki alimlere velilere karşı terbiyesizlik yapmayın. Terbiyesizlik yaparsanız soyunuzdan bozuk çocuklar çıkacak. Bakıyorsun bizim Rize'de, oh da Karadeniz'de tabi ben kaldım 20 ay.

  104. 43:51

    Muhtelif vesilelerde. Çok gittim geldim ama orada 20 ay bilfil kaldım. Rize'de. O arada çok gezdim tabi. İcazetlere gittim. Ardeşenden tut işte efendim girasına kadar. O arada dolaştık köylerde. İlçelerde. Sohbetlerde yaptık.

  105. 44:09

    Şimdi orada hep eski hocalar, medreseler. İşte Hacı Dursun Efendi, Hacı Hasan Efendi vesaire. Rize'nin zamanındaki hoca efendi onun hocaları vardı. Ben oradayken sağdılar bir kısımları da. Hacı Hasan Efendi sağdı. Zamanındaki hoca sağdı. Burada hep ben gördüm, ettim. Köylerde tabi insanlar birbirini tanıyorlar.

  106. 44:29

    Hep diyorlar mesela bu adam hocaya çok ikram ederdi. Çok hürmet ederdi. İşte neyse ikram ne yolla oluyorsa. Yemek getirmek olur. Hürmet terbiyeli davranış olur. Talebelere yemek vermek olur. İkram olur. Sadaka olur falan. Bakıyorsun onun çocukları tabi var. Babası Hacı Efendi'ye çok hizmet etmiş. Bir de bakıyorsun çocuklarına bir terbiyeli, bir düzgün.

  107. 44:53

    Hepsi okumuşlar. Namazında, abdestinde halim selim insanlar. Bir de derlerdi ki adam işte ofta ağalık hâlâ kalkmamış. Efendimiz aleyhissalâtu vesselâm der her yerden ağalık kalktı, bizim oftan kalkmadı. Ağalıklar devam eder. Şu oğulları, bu oğulları. Bakarsın o ağalar Hac Efendileri çok uğraştırmış.

  108. 45:12

    Adını demeyelim şimdi ya. Hac Efendi derdi ama. Adını derdi o adı. Kafiyeye çok uyuyor da derdi. Azâb-ı Elîm derdi mesela birisi için. Tamam medreselerin yaşamasına, İnönü döneminde falan baskılara karşı onlara bir şey yapamamışlar. Çünkü adam silahla meclise giriyormuş ya. Meclisi basıyormuş o zamanki ağalar öyle.

  109. 45:31

    Şimdi onlar Kur'an kurslarını kapattıramadılar. Ondan dolayı bu efendinin döneminde baya bir hoca yetiştiler. Oradan faydası var. Velakin terbiyesizliği var. Hocaya hiç hürmet etmez. Geliyor böyle çeker arkadaş gibi. Ya gel ha buraya bilmem ne. Ya git bilmem ne. Terbiyesiz terbiyesiz konuşuklar.

  110. 45:52

    Şimdi onların çocukları var, çocukların çocukları var. Orada biz tabii talebeyken bakıyorum ya çocuklar hep eşkıya. Eşkıya ya. Silahı belinde ortalığa ateş ediyor. Şimdi onun için derler ki âlimlere, velilere hürmet eden, ikram eden çocuklarına sirahat eder. Çocukları çok hayırlı olur. Âlimlere, velilere hürmetsiz, terbiyesiz davranıp hakaret edenlerin

  111. 46:18

    çoluk çocuğundan çekeceği var. Çok ahlaksız olur. İşte ne buyursa Allah'a şükür bu adam bana terbiyesizlik yaptı. Bunun zulmünden ne gelecek? Böyle bir toplum gelecek. Cet gibi dinden çıkacaklar. İşte hariciler türedi o adamın neslinden. Hala belaları devam ediyor. IŞİD'den beraber devam ediyor. Bütün bunların sülalesine gittiğin zaman işte

  112. 46:40

    şecereleri bile şu anda bile çıkabilir yani kimler oldu. Şu ana geldiğimizde isimleri vermeye çok lüzum yok. Ama tabii muhtelif devletlerde bunlar. Bu sülale devam ediyor. Onun için Kâinatın Efendisi Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem ne yaptı? Merhamet etti, lütfetti, kerem etti adamı. Hiç dokundurmadı. Bırakın yolunu salın gitsin.

  113. 47:04

    Bu bir misaldir. Bu herkesin yapabileceği bir iş değildir. Güçlüyken sahabenin ortasında adamı öldürseler ki... Aslında öldürülmeye hak ediyor. Çünkü Resulullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'e iftira etmek katli vaciptir. Çünkü Peygamber'e iftiranın katli vaciptir. Fıkıhta yani. Lakin Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem ne yaptı?

  114. 47:25

    Hakkını bağışladı orada. Dedi ki karıştırmayalım. Gitsin. Bu bize örnektir. Velemma Ne zaman ki tesadda saldırdı. Yahut Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz'e Gavras İbnül Haris. Guras da var, Gavras da var. İki cümle okunuyor. Gavras İbnül Haris bu adam, Haris oğlu Gavras saldırdı. Yani, taarruz etti.

  115. 47:52

    Taarruz. Üstüne gitti yani. Üstüne gitti. Niye ettik ki? Efendim Ansızın, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem uykudayken uykudayken yakalayıp öldürmek için. Biri onu, Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem ve Resulullah Sallâllâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem Kainatın Efendisi Müntebiz'in kenara çekilmişti bir tek başına, taht-i şeceratin bir ağacın altında duruyordu.

  116. 48:16

    Vahdehu, yalnız idi. Yani, gölgede istirahat etmek için. Ümmü Gaylan ağacıymış. Çok dikenleri fazla olan bir ağaç. Türkçesi var mı? Bir bak. Öbeydil Hoca. Uzah, şecerati uzah diyor. Ümmü Gaylan diyor. Ümmü Gaylan Efendim, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem yolculuklarda adeti buymuş. Ümmü Gaylan ağacının altında şey edermiş.

  117. 48:38

    Dikenleri fazla, gölgesi uzunmuş. Onun altına yatarmış. Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Kailen. Kailen. Kailule vakti. Yani, sıcak çok şiddetlendiği zaman yola çok gitmemek lazım. Beyin kanaması geçirirse. Sıcak çok şiddetlendiği zaman Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem kailule yapardı. Gündüz uykusudur bu.

  118. 48:58

    Uyumasa da yatar. Uyumasa da sünnet. O sünnete itibaren yarım saat yatarsın. Bir saat var ya, gecenin belki de 5 saat nemeden. Ondan sonra ertesi gece teheccüd namazına böyle kalkmana sebep olur. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem teheccüde kolay kalkmak için gündüzün ortasında biraz uyurdu. Buna kailule denir.

  119. 49:17

    Büyük sünnet. Kailule yapın ey benim ümmetim. Çünkü şeytanlar kailule yapmaz. Bu acayip bir hadis-i şeriftir ve sahihtir. Onun için alimler, veliler birbirlerine mektup yazarlar. Tembihlerinde mutlaka öğren uykusu. Uyuyun. Çünkü hadis-i şerifte şeytanlar yapmaz buyurdu. Yani kailule yapmayan şeytandır anlamında değil.

  120. 49:40

    Fakat şeytanların yapmadığı şeylere böyle dikkat çeker. Yani şeytana benzemeyin manasına geliyor bu. Bütün insanlar kailune. Kailune yani kailule yapıyorlar. Hepsi çekilmiş arkadaşından biri. O gitmiş o ağacın altına sahabe-i kiram. Zât-ül Rikâ gazvesinde bu oldu. Zât-ül Rikâ, benim Şecere-i Nebeviye kitabımda bunun firiz gibi var.

  121. 50:08

    Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem hangi sene gazveye çıktı gazaya. Biraz genel bilginiz olsun bir genel kültür. Şecere-i Nebeviye kitabı yazdım seneler evvel. Bu Şecere-i Nebeviye ben hep onları kısa tutuyorum. Çünkü öbür türlü mufassal siyere girer. Kimse okumaz. Ben onda mesela ne yaptım? Ana meselelerini alimler toplamışlar.

  122. 50:27

    O toplu harita çıkarmış. Harita. Yani takvim, takvim. Cetvel. Cetvel. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem hayatı yaşanan önemli hadiseler. Hangi sene ne oldu? Bunları bilmek lazım. Mesela Mekke Fethi hangi sene? Bunu bilmek lazım. 8. sene Hicret'ten. 8. efendim. Miraç hangi sene? Hicret'ten 3 sene evvel.

  123. 50:48

    İşte Miraç gecesine kavuşacağız inşallah. Bunlar çok, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem 50 yaştan da 50-51. Daha Mekke dönemi mesela. Yani bunlar önemli. Efendim Hudeybiye hangi sene oldu? Hudeybiye'deki anlaşma şey falan. 6. sene. Ondan sonra kaza ümresi yaptılar. Yani bir daha sene müşrikler izin verdiler.

  124. 51:11

    Ondan sonra 7 oldu. Ondan sonra Mekke Fethi oldu. 8 oldu. 8'de Fethi oldu. Veda haccı hangi sene? Yani 10. sene. 9. sene Ebu Bekir Sıddık'a yaptırdı. Müşrikler çıplak geliyorlar falan. Müşrikleri yasaklayın bir daha. İlan yap dedi. Seneye hiçbir müşrik görmeyeceğim haçta. Seneye ben geleceğim dedi. Ebu Bekir Sıddık ilanları yaptı.

  125. 51:31

    O sene o haç yaptırdı. 9. sene. 13. sene Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem yaptı. Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem'in vefatı. Hangi sene? 10. sene. Haçtan 82 gün sonra. Biraz da bir şey bilmek lazım yani. Bir artistin, sporcunun, sanatçının efendim baldırı çıplağın diyeyim sana Ahmet Hakan yine hasta desin bana.

  126. 51:51

    Baldırı çıplağın sen efendim kavguyorsun doğumundan bilmem neresine kadar, sırtındaki bene kadar affedersin efendim bacağındaki bilmem ize kadar bileceksin peygamberim dediğin zatın hiç bir sesini bilmeyeceksin. Sana müslüman demezler ahirette yahu. Rezil olursun be. Şeceri-i Nebeviye kitabı. Çok önemli.

  127. 52:14

    Ya çünkü kısa kısa. Zat-ül Rikak gazası. Hangi sene oldu? Hicretin 4. senesi. Evet. Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem yolculuktaydı. Bir ağacın altındaki. Neymiş ümmü hayran? Buldun mu bir şey? Kına çiçeği. Kına çiçeği ağacı mıymış o? Kınanın öyle ağacı mı var ya? Udat'a bak bir de. Udat. Z değil da.

  128. 52:41

    Udat. Sonu gözlüğe. Dikenli bir ağaç tabi o belli. İnsanlar istirahat ediyor. Fî gazâtin. Bir gazadaydı. Felem yentebih uyanamadı. Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem. Yani efendim Sallallahu Aleyhi Vesellem dalmış idi. İlla uyandığında bir de baktı. Ve bu adam. Bu adam. Kaimun ayakta duruyor. Ve seyfu kılıç salten.

  129. 53:09

    Efendim kılıcı çekmiş kınından efendim fî yediği ve seyfu kılıç salten kınından çekilmiş olarak. Şu kınından çekene kadar falan bir zaman geçer. O arada belki canını kurtarsın. Bu öyle değil. Çekilmiş. Direkt hamle yapacak. Fî yediği elinde tutuyor. Fekale o gavres, hures neyse dedi Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem efendimize.

  130. 53:36

    Baktı ki tek başına. Yanında sahabeden kimse yok. Silahı da yok. Efendim Sallallahu Aleyhi Vesellem silahı da yok. Efendim Sallallahu Aleyhi Vesellem oturdu. Uyandı. Oturdu. Bu herif ayakta. Şey herif yani. Silah şöner herif. Kılıcı da çekmiş. Dedi ki Kim kurtaracak senin minni benden? Dedi ki ya Muhammed dedi.

  131. 54:00

    Şimdi dedi. Seni benim elimden kim alacak? Der demez. Fekale Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem oturdu. Allah dedi. Der demez. Kılıç düştü hemen. Adam dedi tak. Kılıç düştü. Artık Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem Allah deyince o senin benim gibi cezbeye gelmez tabi ki yani. Meczuptur ya haşa.

  132. 54:22

    Değil mi? Nasıl bir Allah der o? Gökler yere iner yani. Onun zikri kalpten arşa bitişir yani. Bir Allah dedi. Hangi Allah demek istedi? Vallahi Yasin Mukemmelennaz. Allah bana söz verdi ben seni insanlardan koruyacağım. Sen diyorsun ki seni benden kim koruyacak? O bana koruma sözü veren var ya. O Allah dedi işte.

  133. 54:46

    Der demez. Kılıç elinden düştü. Düşer düşmez. Bir rivayet Cebrail Aleyhisselam gözüktü ona. Cebrail Aleyhisselam gözükürse abdesti de kaçar tabi ki. Sürgün içeride olabilir tabi ki. Donunam onunla da koy verebilir. Cebrail Aleyhisselam acayip görüntüleri var tabi. Gökleri yerleri kapatıyor. 600 kanatı var ya.

  134. 55:10

    Buna 600 kanat lazım değil mi? Buna. Bir kanat da yeter. Kılıç hemen elinden düştü. Ama Gavrasi nasıl bir adammış biliyor musun? Dünyada insanların en cesaretlisi. Desen ki o zaman dünyada kaç kişi var diyelim. Bir milyar bile yoktur da. Şu kadar nüfus var. Hepsini sıraya geç. En cesur kim? Bu adam çıkar.

  135. 55:32

    En cesur adam bu. Bir de Resulullah Efendimiz'e tehdit yolluyormuş devamlı. Seni öldüreceğim, seni öldüreceğim. Suikast planlamış. Suikastı planlamış. Ondan sonra dediler ki ona kafirler Allah şimdi sana fırsat verdi. Yine Allah diyorlar ha. Resulullah'ı öldürecekler diyorlar ki Allah sana fırsat verdi.

  136. 55:54

    Çünkü müşriklerde bu Allah şeyi de var tabi inanç. Allah sana fırsat verdi. Muhammed'i şimdi yalnız yakaladın. Demek takip ediyorlardı. Hadi bu haritte yakalarız. Bir gün gündüz ortası uyur o. Herkes bir tarafa çekilir. Kaylule'deyken tam münasip. Dediler, planı yaptılar. Hemen aldı o kılıcı Resulullah'a.

  137. 56:15

    Efendimiz hemen yerden onun düşen kılıcını tak. Aldı. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de az pehlivan değildir yani. Değil mi? Cesarette zirve, güreşte kimse onu yenemez. Harekette kimse onu geçemez. Yarışlarda kimse onu geçemez. Değil mi? Sallallahu aleyhi ve sellem.

  138. 56:36

    Şimdi seni benden kim kurtaracak? Senin Allah'ın da yok. Benim Allah'ım. Kafirlerin mevlası yok. Onu demek istiyorum. Sen efendim dedi ki, dedi ki bu kılıcı alanlarda kılıcı eline geçirenlerde çok şerli insanlar vardır. Demek istiyor. Yani aldı mı karşı tarafı keser doğrar pırasa gibi. Sana dediği yakışan ne olsun biliyor musun?

  139. 57:06

    Sen dedi bu kılıcı alanların en hayırlısı ol dedi be. Tam da Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e damardan giriş yapıyor yani. Merhametin zirvesi. Şerefin zirvesi. Fütüvetin, delikanlılığın, şecaatın neyse. E şimdi adam silahsız. Dedi ki tutanların en hayırlısı sen ol dedi. Kılıcı eline almışların en hayırlısı.

  140. 57:29

    Yani canımı bağışladı. Beni öldürme dedi. Feterake Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Hadi bıraktır sen dedi. Git git. Terake terake. Ve affa. Bir de affetti. Mevzuyu kapatalım dedi. Ya adam seni öldürüyordu yahu. Ben de merhametliyim falan ama bu kadar şeyleri şey yapmam. Ama birkaç gün geçerse soğuyorum.

  141. 57:50

    Affedebilirim. Ama öyle birkaç gün içinde elime geçerse yani o birkaç gün benim şeyim inmez. Ama birkaç gün sonra bende soğuma durumum var. Bazıları elli sene sürdürür. O kadar da değil. Ama hemen affedemem yani o kadar. Ve affa affetti. Onu efendim bağışladı. O arada seslerini duyunca sahabe-i kiram geldiler.

  142. 58:18

    Bir de baktılar. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yanında bir bedevi, işte bu adam yani. Oturmuş. Dediler ya usta bu nereden çıktı ya bu adam. Biz seni yalnız başına dinleniyorsun diye bıraktık. Yanına yanaşmadık istirahat edelim, ses çıkmasın. E dedi ki böyle böyle. Bir de kılıcı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem kılıcını çekmiş, almış kınından.

  143. 58:42

    Uyanana kadar dedi baktım kılıcı çekmiş kafamda duruyor dedi. Nasıl oldu ya Resulullah? Böyle böyle. Aaa Müslüman olmuş. Ve lemme arâ kerame ve hilmehu sallallahu aleyhi ve sellem esleme ve min ghatvan ghatvan kabilesindenmiş bu zat. Bak zat demeye başladık. Radıyallahu teala aman ya Rabb'i şefaatine nail eyle.

  144. 59:08

    Şimdi dikkat edelim. Onun için dedi ki sen ne yumuşak insansın, halim sahibisin efendim. Ondan sonra kavmine gitti ghatvan kabilesine. Dedi ki ci'tugüm ben size geldim min indi hayrin nas. İnsanların içinde böyle hayırlı bir adam yok. En hayırlılarının yanından geldim. Biz seni öldürmeye gönderdik, sen deli misin?

  145. 59:28

    Ne yaptın? Dedi ne yapacağım Müslüman oldum böyle adam nerede var dedi ya. Müslüman oldum. Bunun üzerine ayet-i kerime geldi. Bizim Ruhul Furkan tefsirinde de biz bunu yazdık. Maide suresinin 11. ayeti Ruhul Furkan tefsiri cilde hatırlayamam. Maide suresinin 11. ayetinde Ruhul Furkan Efendimizden yazdığımız tefsir 18 oldu.

  146. 59:50

    Şimdi 19'a çalışıyoruz. Orada Maide 11'inde kaynaklarıyla bu hadise anlatılmıştır. Ne buyuruyor? Yani ey iman edenler Allah'ın nimetini hatırlayın. Bir cemaat ellerini size karşı döşemek istedi. Yani size saldırmak istedi. Peygamberinize saldırı size saldırıydı. Allah onların elini sizden geri çekti.

  147. 1:00:18

    Yani bak size iyiliklerim var. Kaç kere suikastları önledim Allah-u Teala buyuruyor. Hal böyle olunca bu da benim büyük bir nimetim olarak Kur'an-ı Kerim'de Rabbim bize zikrediyor. Tabi ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem vefat etmedi. Orada suikasta gitmedi. Suikasta gitseydi efendim 373 cilt 6.

  148. 1:00:38

    cilt daha. Çok eski cilt. 6. cildin 373. sanfesi ben uyurken kılıcımı kılından çekmiş. Ben uyandığımda kılıç kılından sıyrılmış olarak bunun elindeydi. O bana şu anda seni benden kim koruyabilir dedi. Ben de ona Allah dedim. İşte o adam şurada oturandır buyurdu. Sonra o bedeviyi cezalandırmadı diyor.

  149. 1:01:00

    Burada daha çok büyük rivayetler vardır. Allah-u Teala'nın Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i ne büyük suikastlardan kurtardığına dair ayet-i kerime 369. sayfada başlıyor. Ruhul Furkan tefsiri eşsiz bir tefsirdir. Bütün ilimler bundadır. Çünkü bütün ilimler Kur'an'da olduğuna göre bütün ilimler tefsirdedir.

  150. 1:01:21

    Biz de ne buluyorsak Allah'ın izniyle yazıyoruz size ulaştırmak için. Onun için biraz geç çıkıyor. Çünkü çok uzun yazıyoruz. Detaylı tafsilatlı yazıyoruz. 10 cüze geldik 18 cilt oldu anlasana. Bundan dolayı Allah-u Teala tefsirimizden de istifade nasip eylesin. Allah-u Teala Hazretleri bizlere sağlığımızı da bitirmeyi nasip eylesin.

  151. 1:01:40

    Hayırlı, bereketli vakitler ihsan eylesin. Şifa-i şerif dersinin de hatminde toplanmayı nasip eylesin. Amin.