14:15 / 1:02:44Şu an 14:15 / 1:02:44
Transkript
146 satır
- 00:24
Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillah Rabbil Alemin Esselatu Vesselam Ala Seyyidil Murseline Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecma'in Şifa-i Şerif dersimizde Bu haftaki konu Sıralı ders takip ediyoruz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin
- 00:46
Üstün ahlakından Bazılarını beyan ediyor Yani Affetmesi Acele ceza vermemesi Sabretmesi Tahammüllü davranması gibi Konuları beyan ediyor Bu dersimizde Kazım Ayaz Hazretleri Geçen derste hadis-i şerifler okundu Ve gale Buyurdu Allahü Teala Lehu Peygamberine sallallahu aleyhi ve sellem Tabi Luqman Hakimin oğluna vasiyetlerinde Geçen ayet-i kerime Luqman Suresinde Bir yandan da
- 01:23
O Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e Okunmuş oluyor O da onların hepsiyle amil bulunuyor Çünkü Mevla ona Hikaye olsun diye Geçmiş peygamberlere anlatmıyor Mutlaka amel etmesi için anlatıyor Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'de Kendisine ne buyurursa Onunla son derece amel ederdi Ne buyurdu Rabbimiz Estaizubillah Vasmir ala maasabek İşte
- 01:53
Ey oğulcağızım diyor Luqman Hakimoğlu'na Ne yakın salata Namazını dosdoğru kıl Vemur bil maruf İyili emret Kötülükten nehyet Vasmir ala maasabek Sana ne isabet ederse onlara da sabret Yani İyili emretme Kötülükten ney etmek zor iştir Vazuna sıhhat etmek zor iştir O zaman insan karşısına Sıkıntılı işler çıkar Birine bir şey dersin sen ne karışıyorsun der
- 02:25
Öbürüne bir şey dersin sana ne der Bana ne der musibet olur Bu hususta Senin başına ne gelirse de Habibim sen sabret Buyuruyor Şimdi burada da Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin Sabrı nereden geliyor Bu ayet kerimelerden geliyor Kötülü belaya musibete çok sabretti Neden sabretti Çünkü Rabbi ona öyle ömretti O da Mevla'nın buyurduğu Bütün ahlak ile mütekallik oldu
- 02:59
Yine Allah-u Teala buyuruyor ki Başka ayet kerimesinde Fasbir habibim sabret Katlan, tahammül et Kema sabera Sabrettiği gibi ülül azmi Azimet sahipleri Cebat ve hazm Hazm yani istikrar Ve ciddiyet sahibi olan Minel Rus'lü peygamberlerden Ül azm olanlar Beş tanedir Bu beş tane peygambere Özellikle uyması Yani onlar gibi Sabretmesi emrediliyor Bu beş peygamber
- 03:39
Ahzab suresinde geçiyor Ve min keve min nuhin Peygamberlerden Kuvvetli söz aldık Senden de söz aldık Efendimizin dışında Yani Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Bu beş taneden biri En başta olanı Ve min nuhin Nuh'tan da aldık Ve İbrahim'e İbrahim'den de aldık Ve Musa'dan da aldık Ve İsa'ya da aldık Ve hazne'a minün mithakın Galifa Şeratı tebliğ edecekler
- 04:13
Allah'ın dinini yayacaklar Yaşayacaklar, yaşatacaklar Bunun için kuvvetli söz aldık diyor Bu ad kerimede Ül azm olanların isimleri sayılıyor Yani beş tanedir Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem dışında Nuh, İbrahim, Musa ve İsa Sallallahu aleyhi ve sellem Hazaratına Hatıfa bulunuyor bu ad kerimede Ül azm olanlar nasıl sabretti Sen de sabret Yani Nuh aleyhisselam
- 04:41
950 sene sabretti Dövüyorlardı Ondan sonra bayılacak Baygınlaşacak kadar Dayak atıyorlardı sonra ayılıyordu Tekrar vaaza devam ediyor Biraz iyileşiyordu evinde yatıyordu Hanımının da biri kafireydi Oğlunun da biri kafiriydi Çok çile çektik, 950 sene. Bana mısın demedim. İbrahim Aleyhisselam, çırılçıplak soyuldu, Nemrut'un ateşine atıldı, ona sabretti.
- 05:11
Oğlunu kesme imtihanına sabretti. Ondan sonra, Yakup Aleyhisselam, 40 sene çocuğunu kaybetti, sabretti. Gözünü kaybetti, sabretti. Yani Yusuf Aleyhisselam, kuyuya atıldı, hapse atıldı, sabretti. Eyüp Aleyhisselam, o kadar hastalık çekti, sabretti. Musa Aleyhisselam, İsrailoğulları'ndan neler çekti, sabretti.
- 05:37
Firavun'dan neler çekti, sabretti. Davud Aleyhisselam, 40 sene ağladı, başına gelenlere. İsa Aleyhisselam, ev yapmadı, evlenmedi. Dünyadan soğuk yaşadı, sabretti. Bir tuğla üzerine bir tuğla koymadı. Sabretti. Zekeriya Aleyhisselam, testereyle kesildi. Ağacın içinde sabretti. Yahya Aleyhisselam, boğazlandı, kesildi.
- 06:04
Yani, bütün peygamberler çektiler. Ve lakin, özellikle dört peygamberin imtihanı çoktur. Ölülazim olanlar. Onlar gibi sabret, Habibim sende buyurdu. Onun için Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem devamlı sabretti. Yani sabrı nereden geliyor, güzel ahlakı nereden geliyor? Hulukul Kur'an, geçen sohbette söyledik.
- 06:33
Aşağı Anamız'a sordular, bize onun ahlakından biraz anlatır mısın? Dedi, siz hiç Kur'an okumadınız mı? E okuyoruz. E Hulukul Kur'an, ahlakı Kur'an'da ne varsa onlarla amel etti. Ne yasaksa onları terk etti. Daha bana ne soruyorsunuz dedi. Onun için, Kur'an-ı Kerim'de olan her şeyle, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem amel ettiğine göre,
- 06:58
bu ayetlerin hepsi, ondan bahsetmektedir. Yine Mevla Teala, ve Kale başka bir ayet-i kerimesine buyurdu. Velyafu affetsinler, velyasfahu görmezden gelsinler. Bu da, Sahabe-i Kiram'dan bazıları hakkında nazil oldu. Elâ tuhebbûne yehfirullâhu lekum. Allah'ın sizi affetmesini istemez misiniz? Sizin de günahlarınız var.
- 07:26
İsteriz. İstiyorsanız siz de insanların size karşı olan hatalarını, kusurlarını affedin, görmezden gelin ki Allah da sizi affetsin. Bu da, Hazreti Sıddık hakkında yani, Mıstah diye bir zat vardı sahabeden. Önce Sıddık Hazretleri'nin yakınıydı. Hem yoksul, miskin idi, hem de muhacir idi. Yani Mekke'den icret etmişlerden.
- 07:56
Sonra Aişe Annemiz hakkında bir iftira hadisesi çıktı. Bu hadisede münafıklar çok konuştular. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem çok üzüldü. Aişe Annemizin Berat-ı Nur Suresinin 18 ayet-i kerimesinde birden nazil oldu. Bu yüzden Aişe Annemize bu iftirayla ilgili bir şey konuşanlar kafir olur. Çünkü 18 ayet bu hususta nazil olmuştur.
- 08:21
Şia-i Şenia, Şia fırkası Aişe Annemize iftira ederler. Hem de kötü suçlamalarla. Onun için onların bu noktada Aişe Annemizin namus meselesinde iftira edenleri kafirdir. Kesinlikle imansızdır ve dinsizdir. Yani ne selam verilir, ne arkalarında namaz kılınır, ne cenazeleri kılınır. Ha ben bu iftiraya dahil değilim diyen Şia'dan bazı fırkalar var.
- 08:51
Yani Zeydiye gibi. Efendim bazı fırkaları bu iftiraya karışmıyor olabilir. Biz onlara kafir demeyiz. Ama Aişe Annemizle ilgili iftiraya karışan mutlaka kafirdir. Bu ifk hadisesinde Medine'de çok sıkıntılar yaşandı. Efendim sallallahu aleyhi ve sellemde vahyi bekliyor. Vahyi de hemen gelmiyor. Vahyi de hemen gelmemesi imtihan oluyor.
- 09:21
İşte münafıklar ağzından baklayı çıkarıyor falan. Bu mistah denilen sahibi de iftiraya dahil olmadı. Ve lakin orada konuşuluyordu bir şeyler. İşte Aişe Annemiz şöyle olmuş böyle olmuş falan haşa. Bu mistah da gülebildi. Yani şöyle laf lafa aç konuşuyor. Bir mecliste konuşuluyor, orada münafıklar vardı falan.
- 09:48
O da gülebilmiş. Sonra Ebu Bekir Efendimiz'e dediler ki Ebu Bekir Efendimiz'in kızı olduğu için Aişe Annemiz ona çok daha büyük bir darbe gelmiş oldu. Bunun da güldüğünü duyunca çok sinirlendi. Hazreti Sıddık da tabii o da bir beşerdir, insandır. Ona da nefaka veriyordu, biraz yardım yapıyordu. Fakir, yoksul, muhacir olduğu için.
- 10:14
Yemin etti dedi vallahi ben buna bir daha yardım iyilik yapmam. Yani niye benim kızımın tertemiz olduğunu biliyor da orada güldü falan. E bunun üzerine ayet geldi Nur Suresinde. Yani ey Sıddık, Habibim söylüyor Sıddık fazilet sahibi bir insandır. Bir de maddi genişlik imkanlara sahiptir. Fakir, miskin, yoksul hem de muhacir, mistah.
- 10:47
Yani öyle bir şey iftira yapmadı, iftiraya laf katmadı. Fakat işte konuşurken bir gülebilmiş yani. Onun için yemin etmesin. Kusurlarını görmezden gelsinler. Allah'ın sizi affetmesini istemez misiniz? Allah gafur rahimdir, Allah da sizi affedecek, hadi siz de onları affedin. Hazreti Sıddık tabii çok fazilet sahibi.
- 11:14
Hemen Rabbim benim aklımda ayet indirdi. Ne demektir ben Allah'a muhatap oluyorum. Rabbim ne emrederse başım üstüne dedi. Tabii bir kere yemin etmiş bulundu. E bir daha da fakir diye yardımlara devam edecek. Yemini de bozması lazım. Zaten günaha yemin ederseniz yemini bozun diyor hadis-i şerif. Yani bir insan yemin etse ki kardeşimle görüşmeyeceğim vallahi.
- 11:41
E bu yemin günahtır. Şu kardeşiyle görüşmek sıla-i rahimdir, farzdır. E kardeşiyle görüşmemesi haramdır. O ne yaptı? Günaha yemin etti. Ne yapacak? Yemin kefareti ödeyecek. Yemin kefareti yani. Ondan sonra. Efendim. Kefareti ödedikten sonra kardeşiyle görüşecek. Veya önce görüşmeye icap etti. Görüşür sonra kefaret verebilir.
- 12:08
Yani o yemini bozmak lazım. Sizin biriniz masiyete yemin ederse o yemini tutmasın. O yemini bozsun. Çünkü yaptığı yemin günahtır. Kardeşimle konuşmayacağım. Anama gitmeyeceğim. Babama para vermeyeceğim. Babası muhtaç. E bunlar iyi bir yeminler değiller. Bu yeminlerin bozulması lazım. Onun için burada da Hazreti Sıddık'a Mevlana buyurdu.
- 12:34
Yani sen affet boşver. Yine nafakanı iade et. Verdiğin yardımı tekrar ver. İşte bu ahdi kelimelerde hep Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e de mana çıkıyor tabii. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'de hep ne yapmıştır? Af yolunu tutmuştur. İşleri büyütmemiştir. Görmezden gelmiştir. Çünkü onun ahlakı Kur'an idi.
- 12:57
Kur'an'da da böyle yazdığına göre mesele bitmiştir. Daha Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle mi yapardı, böyle mi yapmazdı? Sormaya lüzum var mı? Ayette ne varsa onu yapardı işte daha. Ne anlamaya çalışıyorsun sen? Affediyordu. Bunları ayetlerle söylüyor. Sonra bir şey Allah verecek. Yine Mevla Teala ne buyurdu?
- 13:17
Hep ayetleri niye okuyor? E ahlakı Kur'an idi ya. Şimdi Her kim ki sabretti. Yani Üstünde ne diyor bu ahdi kelimelerde? Üstünde bu Şura suresinin ayetleridir bunlar. Ortalık karıştı. O sana bir şey dedi. O senin aleyhine şunu konuştu. O bunu yaptı falan. Dünyadır burası. İstemediğin laflar duyacaksın.
- 13:54
Çare yok. Sen şimdi diyor affedip de işi düzeltirsen sevabını benden alacaksın. Ben sana şu kadar mükafat vereceğim demiyorum. Neden? Senin mükafatını almak bana kaldı. Vermek bana kaldı. Vermek benden iste. Yani açık çek veriyorum sana diyorum. Affedip işi düzelten. Ama sen biliyor musun işte o bana ne yaptı?
- 14:15
Ya arkadaş bilmeye ne gerek var? Af nereden olur? Yanlış yapana olur. Adam zaten sana yanlışı yok. Neyini affedeceksin? Islah nerede olur? İfsada karşı olur. Adam ortalığı karıştırdı. Bozgunculuk yaptı. Onu bana düşman etti. Bunu benim üstüme sal. Arkadaş zaten sana ıslah edeceksin deniyor. Ne demek?
- 14:34
Karşı taraf ifsad ettiği için. Karşı taraf bozgunculuk yaptı. Sen de düzeltiyorsun da. Ayetleri doğru anlasana. Sabır neye olur? İstenmedik şeye olur. İstediğin şey baklava yemez. Sabır mı olur? Yerken sabır mı olur? Canın ister yemezsin. Ona sabır olur. Canın istemediği şey sabır olur. Elbette o kimse sabire sabretti.
- 14:58
Yani adam ona neler ettiyse etti. O da ona karşılık vermedi. Cevap vermedi. Yuttu. Bu sabırdır. Yetmedi. Ve kafana bir de bağışlayacak. Ne demek bağışlayacak? İçinde de kin tutmayacak. Af da o demektir. Arapça'da afı eserini silmek demektir. Yani izi bile kalmayacak. Sonra örtecek. Konuyu kapatacak.
- 15:23
Hiç yüzüne de yüzlemeyecek. Sen bana şunu etmiştin, bunu etmiştin. Kapat gitsin. Böyle yaparsa inne lealke şüphesiz sabretmek ve affetmek le min azmil umur azmedilecek, kastedilecek en faziletli işlerdendir. En üstün iş. Peygamberlerin yaptığı iş bunlar yani. Normal Müslümanlar yapamazlar. Çok makamı yüksek olanlar yaparlar.
- 15:47
Sabretmek belki edersin. Neden? Gücün yok adama bir şey demeye sabrettin. Gücün olsaydı sabredebilecek miydin? İndirecektin yumruğu kafasına. Ha niye sabrettin? Gücün yok. E bu sabır olmaz. Bu zoraki olur. Katlanmak olur. Sabır, gücün yettiği halde ceza vermeyeceksin. Kufran, mahfuret tamamen sileceksin.
- 16:10
İçinden de geçirmeyeceksin. Kimseye de lafını etmeyeceksin. Biz bunları yapamayız yani. Bunlar en faziletli işlerdendir. Peygamberler ülül azm azm sahipleri yani ciddiyet ve kararlılık sahipleri. Bu işlerde ne diyor? Le min azmil umur mazumatil umur diye Efendi Hazretleri mana verirdi. Yani kast edilecek işler özellikle yapılmasını arzulanacak ve hedef olarak gösterilecek
- 16:40
şu makama ulaşsam ya şu işi yapabilsem diye insanların yapmak isteyecekleri fazilet sahiplerinin işlerindendir. Şimdi bu ayette kelimeleri niye okudu? Niye okudu? Bu ayetler kime indirildi? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e indirildi. Nerede? Kur'an-ı Kerim'de. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ahlakı Kur'an ise bunların hepsiyle amel ediyor muydu?
- 17:02
Ediyordu. O zaman ne oldu? En üstün ahlaka sahip oldu. Ondan daha üstün ahlak. Kimse takınamaz. Çünkü bu huylar kimde bulunur? Dünyanın en faziletli insanında bile bazı kere affedememe işi vardır yani. Kin tutma işi vardır. Kalbine atar, içine atar. Seneler geçer, yıllar sonra bir daha onu anlatır falan.
- 17:25
Vela ghafe gizlilik yoktur. Yani herkesin bildiği bir şeydir. Bima uşeylak yu'theru rivayet olunuyor ve naklediliyor. Min hilmihi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in dostlarına karşı hilmi. Hilm yani acele etmemesi, onları üzmemesi, onların eziyetlerine katlanması ve ihtimali tahammül etmesi. Tahammül etmesi yani düşmanlarından.
- 17:59
Büyük dostlarına karşı. Tahammül ihtimal düşmanlarına karşı. Çok böyle efendim sabırlıydı. Yani Ebu Süfyan bile evvelce büyük düşmanlarından idi yani. Sonra Müslüman oldu radıyallahu anh. O bile şaşırmıştı. Yani sen daha Müslüman olmayacak mısın? Sen ne zaman Müslüman olman nasip olacak falan. Hala böyle konuşuyor.
- 18:25
O ona neler etmiş? Dedi ben senin kadar halim adam görmedim. Ne kadar acele etmeyen sabırlı ve tahammüllü ve güzel ahlaklı bir insansın dedi. Evet. Şu da gizli değildir yani. Herkesin bildiği bir şeydir ki halimler vardır. Halim insanlar vardır. Yani şu anda dünyada da var. Bizim içimizde de var. Bazı insanlar çok sabırlıdır.
- 18:55
Bazı insanlar hiç bağırıp çağırmaz. Bazı insanlar intikam almaz. Kin tutmaz. Hırs yapmaz. Yani böyle insanları görmüşük, rastlamışık hayatımızda. Ama ne kadar olursa olsun her halim halim sahibi bir adam muhakkak bilinmiştir zelletün. Yani onda da bir ayak kayması olmuştur. Yani bir sinirlendiği olmuştur.
- 19:20
Adam evliya bakıyorsun o bile birden patlıyor. Ya diyorsun sen mübarek adam bu adam evliya biliyorduk biz bu adam niye sinirlendi şimdi. Ya sinirlenebilir. İnsandır da. Melek midir? Yani her halimden bir zelle vakı olmuştur. Dolayısıyla efendim ve hufızat bellenmiştir ezberlenmiştir hani ondan heffetün.
- 19:49
İşte efendim bir hata çünkü peygamber değil peygamberler masumdurlar. Küçük günahlar yapmazlar büyük günahlar yapmazlar. Peygamberlerde ismet makamları var. Fakat evliya Allah'ta bu şekilde korunmuşluk yok. Onun için ne diyorlar kamil insanları tarif ederken kamil, mükemmel, mükemmel kimdir kamil insan?
- 20:21
Kamil insan hatasızdır demiyorlar. Çünkü hatasızlık peygamberlere mahsus. Kamil velileri, alimleri kamil, mükemmellere ne diyorlar? Yani yaptığı yanlışlar sayabiliyorsan hani bir parmağın bir elin parmakları gibi bir, iki, üç, beş o adam kamildir. Çünkü hatasız kul yok. Ama hatasız sayılıyorsa demek çok az.
- 20:46
Onun için ne diyorlar? Ne diyorlar? Şiirde bu da var. Bütün huylarından razı olunan ya bu adam tas tamam hiç yanlış yok denen kim ki? Peygamberden başka. Onun için bir adama şeref olarak yeter ki ayıpları sayılabilse. Yani desen ki üç tane kusuru var. E maşallah şeref olarak yeter. Demek ki sen sayabildin.
- 21:19
Şimdi beni saymaya kalksan dolu sayacaksın. Seni saymaya kalksam dolu sayacağım. E bir adam sayılıyorsa ki kusurları eksikleri, yanlışları demek ki kamildir. Çünkü peygamber olacak hali yok. Birkaç kusur olacak. Onun için her halimin efendim mutlaka bir sakatı bir zellesi bir düşmesi bir kalkması bir yanlışı olabilir.
- 21:44
Yani mutlaka da olmuştur. Çünkü peygamber olmadığına göre. Onun için ne demişler büyükler, alimler yani Euzubillahim min ghababil halim Halim kişinin öfkesinden Allah'a sığınırım. Çünkü neden? Halim kişi acele etmez. Halim kişi önüne gelen işe sinirlenmez. Halim kişi çabuk karar vermez.
- 22:11
Şimdi Efendi Hazretleri bu kadar sene bir kere mi insan kızmaz yahu? Ne kadar da yanlışlar ettik. Çocukluklarımızda varıdı. Gençliklerimizde varıdı. Hatalarımızda varıdı. Yani sadece benim değil işte. Dolu adam ve onunla yaşamıştır. Herkes söylesin bakalım. Yani peygambere en yakın makamda ben onu gördüm.
- 22:34
E bir tek peygamber diyemiyorum tabi. Peygamber değil. Peygamber olmadığına göre yani her peygamber olmayana da mutlaka hatası var demek değil. Ama hata işleyebilir demek. Peygamberde olduğu zaman hata işleyemez demek. Fark orada. Peygamber hata işleyemez. Masum o demek. Veliler mahfuzdur. Korunmuş.
- 22:55
İlle hatalıdır. Günahkardır. Yanlışları var anlamına değil. Ama yanlışa düşebilme payı var. Çükürenen peygamber değil. Fark budur. Yoksa yanlışı var anlamında da değil. Bil fiil yanlışı da olmayabilir. Çükürenen çok takvalık eder. Haramdan sakınır. Mekruhtan sakınır. Yanlış etmez. Yanlış etmek zorunda mı yani?
- 23:14
Ama edebilir mi? İşte düşebilir. Çükürenen peygamber değil. Orada bir pay konmuş oluyor yani. E şimdi Efendi Hazretleri gibi Halim Selim Zat Şeyh Efendi babanın tanımıyoruz ama bu kadar dinlediğimize göre gazaplı. Yani hiddetli, celalli olduğunu duyuyoruz. E bizim Efendi Hazretleri de cemal sıfatı galiptir yani.
- 23:38
Güzellik, hoşluk güzel ahlak, yumuşak huylar acele etmemek, ceza vermemek falan. Ama şimdi Efendi Hazretleri bir işe kızdı. Ben bundan ne anlarım? İşte onun için diyor Halim'in gazabından Allah'a sığınırız. Yani öyle bir iş yapılmış ki yani artık o Halim olan zat bile kızmış. E onu kızdıran biz zaten onlar Allah için kızarlar.
- 24:04
Nefsi için kızmazlar. Ama artık o da kızdıysa demek Allah'a sığınırız. Ne demek istiyor? Artık onun bu kızgınlığını durduramayız. Çünkü neden? Hiç kızmaz ki zaten. Demek kızdığı bir şey o kadar mühim bir, ciddi bir şey ki onu da artık durduramayız. Artık o bizi mahvedecek demektir. O gazabı bizi mahveder.
- 24:23
Çünkü neden? Halim olan bir insanı bile kızdıracak kadar ne yaptın yani? Bunu sana sormak lazım yani. Çünkü o insan vara yoğa kızan biri değil ki. Şimdi diyorum tabii ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem dışında her Halim'den bir zelle vakı olmuş olabilir. Yani tabii peygamberler bunun dışında mı, içinde mi?
- 24:50
Bu da ihtilaf ediliyor. Eğer peygamberlerden de üstünlüğü konuşuluyorsa doğrudur. Çünkü hiçbir peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kızmaz. halim olamaz. Ondaki halim sıfatı hepsinden mükemmeldir. Ne gibi? Diğer sıfatlarda da üstün olduğu gibi.
- 25:11
Münezzevun an şerîkin fî mihâsinih. İmam Buhsiri ne diyor Kastebürde'de? Bütün güzel sıfatların da ortaktan münezzehtir. Yani insanlar arasında ortağı yok. Nasıl ki Allah-u Teala'nın ilahlıkta ortağı yok, Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz'e kullar arasında şeriki, ortağı, benzeri yok.
- 25:31
Onun için hiçbir peygamber onun kadar halim olamaz. Ve ve sallallâhu aleyhi ve sellem kâinatın Efendisi lâ yezîdu artış göstermezdi mâ kedratil edâ. İnsanlardan kendisine çok eziyet gelirdi. O kadar eziyete uğradığı halde illâ sabrâ. Ancak sabrı artardı, tahammülü artardı. Haddâsı da var. İyiliği artardı.
- 25:54
Adam eziyet ederdi, ona iyiliğini artırırdı. Bu kimsenin yapabileceği bir iş değil. Çünkü yine ahlâkı Kur'an olduğu için idfâ billeti ehsen. Habibim sana yapılan kötülüğü en güzeliyle karşılığa. Yani savuştur. Burada demiyor ki güzel olanla. En güzeliyle.
- 26:15
Şimdi burada Efendimiz Hazretleri misal verirdi tefsirden, nesefiden yani aktarırdı. Güzel ne, en güzel ne? Şimdi mesela derdi, adam sana geldi tokat attı. Bu kötü bir muamele, seyyih. Sen ona ne yapacaksın? En güzelini yapacaksın. Güzel ne, en güzel ne? Sen gidip ona tokat atmazsan, bağırıp çağırmazsan, laf sokmazsan, bu güzel.
- 26:43
Çünkü cevap vermedin, karşılık vermedin, sabrettin, kısas hakkını da kullanmadın, tokata tokat hakkın da var. Bunları yapmadın, güzel bir davranışta bulundun. Hatta sessizliği muhafaza ettin falan. Herkes de sana maşallah ya. Adam geldi sana vurdu da, hiç de çıt çıkartmadın falan. Bu tabii ki güzel bir muamele şu anda insanlar.
- 27:05
Bir tokata on tokat atıyorlar. Zaten bir tokata bir tokat bile atmazsan güzel bir şeydir. Ama Mevla böyle olmaz. Ne yapacağım ya Rabbi? En güzeliyle muamele edeceksin. Nasıl en güzeliyle muamele edeceksin? Bir de baksın o sana tokat atan adama geldi, başkası tokat atmak istiyor, dövmek istiyor. Sen gideceksin onu kurtaracaksın.
- 27:24
O kadar da değil artık yani. Çünkü neden? Sendeki ahlak en güzele tahammüllü değil. Sen ona tokata tokat atmamak, ya ben ona vurmadığıma şükretsin. Onun bana tokatı vız gelir ama ben ona bir kodumu oturturum aşağıya. Ben ona bir vursaydım şimdilik kafası yarılmıştı. Hiç olmasa vurmadım ona şükretsin.
- 27:46
Yok Mevla böyle en güzelini yap. En güzeli nedir? Adama vuracak birisi gel, tut elini ona vurdurma bakalım şimdi. Ulan zaten herif bana vurmuş. Gitsin ona vursun. Bana ne ya? Allah'ından vursun. Demeyeceksin. Feydellezî beyneke ve beyne ve edâve. Ha bu farz değil ha. Bu güzel ahlak. Çünkü bir tokata bir tokat atıyor yani.
- 28:06
Kısasa kısastır. Ama sen güzel ahlakı soruyorsan aranızda düşmanlık olan adam, keynne ve veliyyün hamîm utanır, en sıcak dost olur, rezil olur. Ulan ben herife gittim tokat attım. Adam geldi seni tokattan kurtardı. Bu ne mübarek adammış. Bir de gelir. Ya çok mahcub ettin beni. Sen ona on tokat atsan bu kadar rezil edemezdin.
- 28:26
O da gelir der ki ben bundan sonra senin kulun kölenim ya. Ne terbiyeli adamsın sen. İşte Kur'an bunu öneriyor. Sabredenlere bu ahlak verilir. Bak. Yani sabırlı olmayan böyle ahlak takınamaz. Adam zaten refleksi zaten sabırsız adam herif yarıdan elini kaldırmış. Vurmadan bu vurur. Çünkü sabır yok herifte.
- 28:52
Bir bak bakalım ne vuracak? Bir mi vuracak? İki mi vuracak? Acıyacak mı? Acımayacak mı? Belki vız gelecek. Yani değmeyecek uğraşmada bir sabret. Yok. Elini kaldırdı ya yeter. Vurmasına gerek yok. Çak bir tane vuruyor. Ulan daha herif vurmayacak peki. Bana ne? Kaldırması yeter diyor. Bu adam telaşlı adam yani.
- 29:11
Taşkala. Bu da çok dayak yer yani böyle adamlar. Onu da söyleyeyim yani. Dikkat edeceksin da. Herkese el kaldırırsan el kaldırılır mı? Bazı kere bak. Yiğitlik ondur dokuzu kaçmaktır demiş. Baktın dayak yiyeceksin. Ne eli kaldırıyorsun? Vurma git. Peygamberlerin sünnetidir. Takat gelmeyen yerde kaç. Takat gelen yerde de vurma.
- 29:34
Bu güzellik olur. Hatta sana vuranı vuranından kurtar. Bu en güzellik olur. O zaman ne olur? Zühadın azı ve mağlıda ve mağlıda Bir yerde daha var herhalde. Yani Fussilet Suresindekidir bu. Çok büyük nasipliler hazzı azim sahibi İslam'dan en büyük hisseyi almış adamlar bu işlere katlanır, sabreder. İşte dövene, elsiz, sövene dilsiz.
- 30:08
Kime diyorlar işte? Hazzı azim sahipleri. Onun için Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ahlakı bu şekilde idi. Sabrı artar, tahammülü artar, iyiliği artar. Çünkü ayette ne buyuruyor? En güzeliyle karşılık ver. En güzeliyle karşılık ver deyince ayet amel ediyor muydu bunlar? Mutlaka ediyordu. Çünkü Hulukul Kur'an Onun ahlakı Kur'an idi.
- 30:40
Bundan dolayı bu ayette var ise bununla da amel etti. Vela işrafil cahili haddini aşmış ondan sonra cahil. Cahil ne demek biliyor musun? Haddini bilmeyen cahil bilmeyen demek. En başta cahil kimdir? Haddini bilmeyen demek. İstediği kadar hoca olsun. Profesör olsun, doçent olsun. Yerini bilmez, haddini bilmez.
- 31:06
İmam-ı Azam'ın aleyhine konuşursa bir adam istediği kadar hoca olsun. Cahildir. Haddini bilmiyor. Sahabenin hakkında konuşursa Hayret-i Karaban gibi. E haddini bilmiyor. Yani haddini bilmiyor. İstediği kadar alim olsun. Haddini bilmeyen cahildir. Cahiller gelir aşırılık eder. İsraf demek taşkınlık eder.
- 31:26
Mücavizetül had sınırını geçer. Ama Efendimiz cahillerin israfına karşı illa hilma ancak hilmi artar. Ne demek? Daha fazla yumuşak davranır. Daha güzel ahlak takınır. Böylece onlara saldırmaz, cevap vermez, mukabelede bulunmaz. Hadd-i Sena bize açıkladı. Haber verdi El-Kazi.
- 31:54
Şimdi şey burada bir hadis getiriyor Kazı Iyaz Hazretleri. Şifa-i Şerif sahibi fakat Hadd-i Sena ile yani kendi de Resulullah Efendimiz'e kadar sayılan senede ulaşmış. Bize kim bildirdi? El-Kazi Ebu Abdillah. Kazı Ebu Abdillah bu zat Efendim büyük Kadı Muhammedü Bünü Aliyyü Tehlebiyyü Muhammed Bünü Aliyyü Tehlebiyyü Hazretleri diyor.
- 32:24
Bu zat bize anlattı diyor. Ondan sonra Efendim Tehlibi de oluyor Tehlebi de oluyor Hicri sene 508'de vefat etmiş. Büyük muhattislerden ve gayruhu diğer bazı meşayihımız da diyor bize anlattı. Halu onlar dediler Hadd-i Sena bize bildirdi ki Muhammedü Bünü Attab Muhammed Bünü Attab Muhammed Bünü Attab bu hadis-i şerifin silsilesindeki ravilerden
- 33:04
burada biraz dedim size malumat verebilir miyim Bu Ebu Abdillah Muhammedü Tehlebi fakihmiş, etikaymış güvenilir bir muhattismiş Efendim 508 senesinde Cuma günü iki namazdan sonra defnedilmiş onların devrinde kadılığı üstlenmiş çok güzel şekilde şeratla amel etmiş hayatı boyunca da kadılıkta devam etmiş Endülüs Meşayıhından hadisler dinlemiş Kazıyaz Hazretleri de Kurtuba'ya
- 33:38
gitmiş Endülüs İslam Devleti zamanı Kurtuba'ya gittiğinde ondan hadis almış bu hadisleri öğrenmiş ona Muhammedü Bünü Attab anlatmış o da muhaddis faziletli bir zat Efendim sene 402'de vefat etmiş düşün geri geri gidiyor Efendimiz'e doğru hatta sene o diyor bize anlattı Ebu Bekir İbni Vafid Ebu Bekir İbni Vafid ve gayrı diğer muhattisler bize anlattı
- 34:10
Ebu Bekir İbni Vafid bu da hep bunlar bu zat şehit edilmiş ondan sonra Efendim eee yani kendisine saldırı düzenlenmiş sonra hapsedilmiş hapiste çok sıkıntılar çekmiş hapiste vefat etmiş sene 405'de diyor bunların hepsinin böyle hatta sene o diyor bize anlattı Ebu İsa Ebu İsa'yı anlatmış bu zat sene o kadar geri gitti burası şimdi Ebu Bekir İbni Vafid ve gayrı
- 34:54
diğerleri bize anlattı diyor burada hadis silsilesini sayıyor yani Ebu İsa'yı Ebu Bekir İbni Vafid de var Vakit de var İkir Vakit de var burada isimler tevkifidir değişebiliyor hatta sene bize anlattı demişler Ubeydullah yani Ebu İsa'nın babası babam bana anlattı diyor Yahya İbni Yahya Yahyalı Yahya bu zat İmam Malik'in ravilerindendir Yahya İbni Yahya'nın muvatta
- 35:30
nakli var muvatta nüskalarının en sahibi bunundur diyorlar o diyor ki ne yapacak haber verdi Malik'in İmam Malik yani meşhur mezhep müçtehidi İmam Malik o kimden İbni Şihab İmam Zühri diye geçer meşhur o kimden Hane Hurve te Hurve bin Zübeyir hazretlerine Medine'nin biliyorsunuz yedi fakihinden biridir biri Kasım İbni Muhammed bizim bu sene ziyaret ettiğimiz
- 35:56
Nakşisizlisine geçen yedi fakihten biri bir de Hurve hazretleridir bu da Hazreti Zübeyir'in oğludur efendim ömrü hayatında devamlı oruçla geçirmiş ve oruçlu vefat etmiş Hazreti Hurve o Hane Ayşe te Ayşe annemizden ibadet ediyor efendim Ayşe annemiz onun teyzesi oluyor yani Hazreti Hurve'nin Ayşe validemizden ibadet ediyor Bukhari ve Müslüm'de de bu hadis var
- 36:24
Ebu Davut'ta da bu hadis var ve lakin burada Kazıyaz hazretleri Bukhari Müslüm Ebu Davut'ta demiyor kendi bizzat Bukhari'yi nasıl duymuş kendi de bizzat şeyhlerinden duymuş yani Bukhari'den diyelim ki kendisi 200 sene sonra ama arada 2-3 kişi daha fazla ekledin mi aynı senede ulaşıyorsun yani demek istiyorum ki ben Bukhari kitabında bunu görmüşten öte
- 37:00
Bukhari kitabında var diye konuşmuyorum diyor ben bu hadisi felan şeyhtan duydum Kurtuba'da o ondan duydu 6 tane işte burada 6 kişiyle Resulullah'a ulaştı yani anladığım kadarıyla sayalım 1 2, 3, 4 5, 6, 7 8, 9 aşağınamız 10 yani aşağınamızla çıktığın zaman yani aşağınamızla kendisinden sonra 10 kişiyle beraber o 10'dan o 10'dan şecere-i isnadı sayıyor belki Bukhari buna
- 37:38
6 ile ulaşmıştır neden? zaman farkı var Bukhari Hazretleri önce bu hadis çok meşhur yani Bukhari Müslim'de de var ama diyor ki ben şu senetle duydum o da onun nesi? İzzeti şerefi itibarı yani kendi senedini sayabiliyor bu çok önemli değil mi? birisini sayabiliyor muyuz? sayamıyorum ben de birkaç tane sayabilirim ama Seyyid Maliki Hazretleri'nin şeyi belli olduğu için silsilesi
- 38:04
Seyyid İbrahim Ahzâi'den belli olduğu için ama ben sayıyorum aradan 30 falan çıkar 25-30 değil mi? 1400 sene sonra yani Resulullah Sallallahu Aleyhi Vessellem'e kadar duyulan ulaşan hadis var bende de yani icazet almışız ondan işte mültezemle ilgili bir hadis işte Errahimun Yerhamimun Rahman ile ilgili bir hadis-i şerif işte efendim bunları almışız bazı alimlerden
- 38:32
ama o diyor ben şundan duydum senedi var var ama bizde bununla toplasan kaç tane edecek senedimiz ona bir de arada var 30-35 bazı kere senedi olmanın çok fazileti var Galet Ayşe Anne'miz şöyle dedi ki serbest bırakılmadı Resulullah Sallallahu Aleyhi Vessellem Kainatın Efendisi iki iş arasında asla iki iş Efendimiz'e getirdi ya Resulallah böyle mi yap böyle mi yapalım
- 39:04
veyahut da şunu mu yapasın bunu mu yapasın hangi iki iş arasında muhayyer kılındıysa illa tara muhakkak seçmiştir Eyse Rahma onların en kolay olanını seçmiş kime en kolay olanını yani adam muhayyer bırakan adama da olabilir kendi meselesi de olabilir iki manayı veriyorlar şarihler adam geldi dedi ki ya Resulallah ben şöyle mi yapayım böyle mi yapayım hemen ne düşünürdü
- 39:34
bu adama en kolay ne gelir şu daha kolay gelir derdi ki sen böyle yap mutlaka en kolay olanını seçmiş Sallallahu Aleyhi Vessellem ve yine böylece derlerdi şöyle mi yapalım böyle mi yapalım yani Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem'de içinde olan bir iş mesela Uhud Muharebesinde biliyorsunuz çıkmayacaktı değil mi kandekte olduğu gibi Medine'yi içeriden müdafaa etmek istiyordu
- 40:06
fakat sahabe-i kiramın zorlaması netcesinde biz Bedir'de şehit olamadık şehitliği kaçırdık bari burada kazansın falan Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem'i biraz şey aldılar yani sonra içeri girdi zırhını giyindi zırhını giyindi çıkınca dediler ki biz pişman olduk seni biz zorlamış olduk Ya Resulallah sen çıkmak istemiyorsan yani Medine'nin içinden müdafaa
- 40:32
kandekte olduğu gibi yapmak istiyorsan sen bildiğini yap dediler dedi bir peygamber artık zırhını giydikten sonra çıkartması caiz değildir çünkü zırhı giymiş bulundum dedi mesela ama aslında ne istiyordu en kolay olanını istiyordu en kolay olan neydi Medine'de kalmaktı her işte mutlaka en kolayını seçmiştir hem soranlar hakkında en kolayını biz indirme en kolayını
- 40:54
çünkü inlettiğine Yusrun Bukhara hadisinde geçer bu din kolaylıktan ibarettir dini yani zor en zor olanını yapayım diyende mutlaka herkes mağlup olur şimdi derse ki ben Samud Davud yapayım bir gün tutayım bir gün açayım yaşlılığı var hastalığı var yapamazsın işte sonra derse mutlaka pazartesi perşembe tutayım tutabildiğini tut ama bunu adak gibi yapma yani yemin etme adak yapma
- 41:26
kendini zora sokarsan din sana galip gelir sen beşersin yaşlanacaksın hastalanacaksın o vazifeyi ibadeti yapamazsın yenik düşersin bu sefer yemin kefareti ver adağını çöz burada ne lüzum var yapabildiğini yap din kolaylıktır kolaylaştırın zorlaştırmayın kaçırtmayın nefret ettirmeyin buyuruyor hadis-i şerif ayet-i kerime Allah sizin hakkınızda kolaylık istiyor
- 41:58
Allah sizin hakkınızda çetinlik istemiyor peki madem Allah'ın ahlakıyla ahlaklanın madem Allah kolaylık istiyor Resulullah da kolaylık ister çünkü o Kur'an ahlakı Allah'ın ahlakı ile amil oluyordu yalnız malem vekul olmadıkça itmen günah fe inkane eğer o işte var ise olursa itmen günah kane olurdu eb'aden nas insanların en uzağı olurdu yani ne demek istiyor
- 42:36
yani günahda mukayyellik olmaz demek istiyor efendim sen şimdi diyorsun ki geldin burada bir düğün var veya işte bir merasim var burada kalktı kadın oynuyor veya işte efendim kötü kötü şarkılar çalgılar çalmıyor veya hatta masalara içki sunuldu senin olduğun ortamda da içki var falan sen de gideceksin dışarıda bir araba bekliyorsun veya bir şey bekliyorsun
- 43:13
ben burada mı oturayım dışarı mı çıkayım sen kalkıp bu hadisten yola çıkarak en kolay olanını seçerdi hadiste sünnet o zaman benim de burada oturmam daha kolay kapıda ayakta mı bekleyeyim soğukta mı durayım yok efendim şöyle mi olayım benim hazır burada oturuyorum zaten oturayım durayım olmaz çünkü diyor ki günah değilse
- 43:37
şimdi orada kolay olan senin orada oturman dışarıda sandalye var oturuyorsun dışarıda sandalye yok kaldın ayakta fakat sen içeride oturduğun yerde ne oldu şimdi başladı günah başladı çünkü neden orada geldi kadın şarkı söylüyor veyahut da getirdiler birileri içki masaya koydular veyahut da efendim orada bir haram işleniyor gıybet başladı dedikodu başladı
- 43:59
yani sen burada en kolayını seçeyim derken günah olmaması şartıyla eğer o en kolay olanda kolay olanda günah varsa efendim sallallahu aleyhi ve sellem anladın mı şimdi bu ne demektir bu en kolay olan şöyle işte geldi dağların amiri melek ne dedi Taif'ten efendim sallallahu aleyhi ve sellem taşladılar çıkarttılar istersen dedi bu dağları emret Allah'ım bana
- 44:27
müsaade etti dağları kapatayım üstlerine helak olsun gitsinler Mekke için de aynı söz konusu oldu birkaç kere Mekke'nin dağların üzerlerine indirelim veya dağları birleştirelim aralarında ezilsinler hep efendim sallallahu aleyhi ve sellem ne buyurdu ben umuyorum ki zürriyetlerinden Allah'a iman edenler gelir
- 44:47
şimdi bunlar gavur olarak geberse de bunların neslinden müslüman gelebilir şimdi bunları öldürüp zürriyetlerini de kesmeyelim hep bak en kolay olan bir de onlar için en hayırlısı olan belki çünkü şimdi Mekke'yi yaşarken iman eder, belki ölmeden evvel. Birçok müşrik de iman etmedi mi? Mekke'nin fethine kadar ne kadar iman eden oldu?
- 45:09
Mekke fethi günü bile ne kadar iman eden oldu? Hemen hemen geberenlerin dışında kalanlarda kafir kalmadı. Hepsi Müslüman oldu Mekke fethinden sonra. Dolayısıyla yani, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu şekilde en kolay olanı seçti. Mesela Bedir esirleri. İki tane görüş ortaya çıktı. Hazreti Sıddık dedi ki fidye alalım, İslam ordusu zayıftır.
- 45:31
Müşriklerde de çok para var. Esir oldu yetmiş kişi. Ebu Cehiller geberdi, tamam. Esir var yetmiş tane. Dedi ki bunlardan fidye alalım, bunları salalım. Bu en daha hafif bir şeydir. Hem de akrabalarımızdırlar. Kan davası gibi hiç büyümesin. Zaten Ebu Cehiller gebermiş yetmiş kâvur gitti. Kalanları da şimdi akrabalarımız, yakınlarımız var içlerinde.
- 45:54
Mekke'ye dönerler, belki bir yumuşama olur. Bir de para alırsak İslam ordusu güçlenir. Bunlarda gücü kırılır, paraları azalır. Bir daha karşımıza harbe çıkamazlar. Hazreti Sıddık'ın niyeti iyi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de bu niyete tabi oldu. Neden? Çünkü vahiy gelmemişti ayet. Ayet gelmeyince içtihat edebilirdi.
- 46:14
Yani kendi görüşüne göre bir hüküm verecekti. Fakat tabii buradaki içtihat da Allah-u Teala'nın vahiyine muvaffık değilmiş. Çünkü Mevla ne istiyormuş? Esirlerin salınmamasını istiyordu. Fidye alınmamasını istiyordu. Sonra ayet gelince anlıyoruz bunu. Ayet gelene kadar anlaşılmadı. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem yine orada neyi seçti?
- 46:37
En kolay olanı seçti. En kolay olan neydi? Fidye alalım, salalım. Hep böyle iki iş arasında yani günah değilse. Ama Hazreti Ömer neyi seçerdi? Allah'ın yalanı geldi dedi. Ya Resulallah, Ebu Bekir'in akrabasını ona ver, o kessin. Benim akrabamı bana ver, ben keseyim. Çünkü neden? Bunlar kafirliğin liderleridir.
- 46:57
Bunlar din düşmanlarıdır, bizi öldürmeye geldiler, bunlar affedilmez dedi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem o görüşe uymadı. Çünkü neden? Her işte iki iş arasında kaldı mı en kolayı seçer. Yani Hazreti Ebu Bekir de o görüşteydi zaten. O görüşe meyletti. Ve hakikaten de öyle yaptı yani. Fidyeleri aldılar, esirleri saldılar.
- 47:17
Amcası Abbas da oradaydı mesela. Ama şimdi bak onlar ne kadar Müslüman oldular değil mi? Hazreti Abbas ne büyük insan oldu. Yani tabii ki orada vahiy o yönde değildi ama Allah Teala ezelde biliyordu ki onlar vahiy göndermeyeceğim, vahiy geç gelince de onlar öyle yapacak. Fakat bir dahakiler de yapmaması için ihtarma ayeti taşıdı bu vahiy.
- 47:41
Çünkü olan olmuştu, bir daha alın fidyelerinizi geri veriyoruz, gelin sizi keseceğiz denmedi yani. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hep günah olmadığı sürece en kolayını seçerdi. Sen dedin hep ben de en kolayını seçiyorum. Niye? Namaz kılmak çok zor, ben kılmamayı seçiyorum. E bu cehennem, bu daha zor, ebedi yanacaksın.
- 48:01
80 sene cehennemde yanmak mı zor, 4 dekat namazı kılmak mı zor? Sen en kolayını seçmedin ki, sen en çetinini seçtin. Niye? Cehennem azabını seçtin. Yani yanlış anlamayın. Anladın mı? Kılmamak kolay. Ramazan oruç tutmak çok sıkıntı ya, yaz günü sıcak günü. Ben hep en kolayını seçiyorum, sünnettir. Ne yapıyorsun?
- 48:20
Yiyorum, en kolay yemek. Yemek ama cehennemde de zakkum yemek. O zaman ne oldu? En zor oldu. Onun için mubah olan işlerden bahsediyoruz. Bu da serbest, bu da serbest. Bunların hangisini yapalım? En kolayını yapalım. Şimdi yolculuğa gidiyoruz. Pazartesi, perşembe nafile oruç, sünnet. Tutsan da sünnet, tutmasan da sünnet.
- 48:44
Yolculuk uzun ve zahmetli ve hava sıcak falan filan. Neyi seçeriz şimdi? En kolayını seçelim. Yani nafile oruç zaten. Yolculukta seferdeyiz, tutmayız. Güzel, sünnete uygun mudur? Sünnet uygundur. Sünnet uygundur. 13, 14, 15'i falan ayın yolculukta bile terk etmezdi. Yani yolculukta bile terk etmezdi denilenler az.
- 49:08
Mesela sabah namazının sünneti. Sabah namazının sünnetini yolculukta bile terk etmezdi. Onların yolculuğu biliyorsunuz deve ile, bazı kere eşek ile katılılan. Yolculuk zor. O vaziyette bile sabahın sünnetini hep kılardı. Öğlen sünnetini kılar mıydı? Kılmazdı. Yolculukta kılmazdı. Onun için sahabe niye diyorlar yolculukta bile terk etmezdi?
- 49:36
Öbürlerinin terk ettiği için. Çünkü yolculukta zahmet var, kolayı seçerdi. Ama sabahın sünnetini terk etmez. Mesela on üç, on dört, on beş orucunu terk etmez. Yolculukta bile olsa. Bu ne demek? Pazartesi, perşembeyi tutmaz. Yolculuktayken. Anladın mı? Bu o demek. Mesela diyor ki secde suresi ile tebarekeyi yolculukta da olsa terk etmezdi.
- 49:59
Bu ne demek? Yatmadan evvel gece okunacaklar. İsrail suresini okurdu, cümer suresini okurdu. Sebbaheleri beş sureyi okurdu. Ne kadar var? Ama demek ki yolculukta bunlar okumaz. Anladınız mı? Çünkü yolculukta kolayına kaçar. Çünkü yolculuk zahmettir. Farz namaz bile ikiye iniyor ya. Farz namaz ikiye iniyor.
- 50:21
Onun için bunlar da hep kolaylığı, sahabesine kolaylığı tercih ederdi. Hatta birisi yolculukta oruç tutuyordu, bayıldı sıcaktan. Geldi onun başına, onu ayırttılar falan. Yolculukta oruç tutmak çok takvazlıktan sayılmaz. Yani baksın daha beter oldun dedi. Yani adam nafile et, oruç tutayım derken, bir bayılırsa farzla kaçar.
- 50:44
Anladın mı? Farz namazı kılamaz ki bayıldığı aylarına kadar. Namaz kaçabilir. Onun için ikisi de serbestse, mubah ise neyi seçermiş? En kolayını seçmiş. Bu Resulullah'ın, sallallahu aleyhi ve sellem, daimi adetidir. Azimetli ameli Allah seviyorsa, ruhsatıyla da ameli seviyor. Ruhsat ne? Mesela Ramazan günü oruç tutmak farz.
- 51:12
Peki yolculuğa çıkarsan Ramazan günü oruç tutmama ruhsatı var mı? Var. Seferde tutmama ruhsatı var. Ama güne gün ne yapacaksın dönünce? Kaza açacaksın. O oruç senden düşmez. Para versen fidye düşmez. Çünkü sen yolculuk ruhsatını kullandın. Kaç gün seferde? Üç gün. Üç gün tutmadın. E geldin Ramazan devam ediyor, Ramazan'a devam edeceksin.
- 51:34
Her günün orucu kendine. Bayramdan sonra ne yapacaksın? O üç günü kaza açacaksın. Peki seferde mutlaka tutayım. Tutmak azimettir. Ama Allah ruhsatlarını da sever. Bazı kere Ramazan'da bile olsa yolculukta insan tutmasa bu caizdir. Allah bundan da memnun olabilir. Neden? Baktın ki yolculuk çok zahmetli.
- 51:54
Hani bazı yolculuğu insan anlıyor çok zor geçeceğini. E şimdi böyle de bir durum var. Bir oruca niyetlenmezsin. Çünkü Ramazan ama sen seferisin. Seferdesin. O zaman burada bir ruhsat var. Allah bu ruhsatla amel etmeyi sever. Bu ruhsattır. Ha mesela. Ama seferde namazı kaça indireceksin? Dördü? İkiye indireceksin.
- 52:17
Bu mecbur, ruhsat değil bu. Hanefi mezhebinde adam ikiyi dört kılsa namazı mantılı olur, bozulur. E ben daha fazla kıldım ya niye bozuluyor? Ya kardeşim Allah'ın hediyesini reddedemezsin. Burada sana ikiye indir. Şafi mezhebinde ruhsattır. İster ikiye indir ister dört kıl. Hanefi de ruhsat değil. Hanefi de mecbursun iki kılmağı.
- 52:35
Anladın mı? Ama yolculukta oruç. Bu ruhsattır. Hanefi de de ruhsattır. Ne demek ruhsattır? İster tut ister tutma. Ruhsat o demek. Yani yolculuktaki namaz gibi. Namazda mecbursun iki kılmağı. Ama oruçta tutmamağa mecbur değilsin. Tutabilirsin Hanefi de seferde tutabilirsin. Yani iki rekatı dört kılmağa benzemez.
- 52:56
Anladın mı? Ruhsat başka bir şey. Ruhsat demek bu da serbest bu da serbest demek. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ruhsat olan işlerde en kolayını tercih ederdi. Sallallahu aleyhi ve sellem ve mentekame asla intikam almadı. Bu hadiste devam ediyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem nefsi kendi nefsi için yani canı istediği için veya adam beni kızdırdı efendim diye
- 53:28
asla intikam almamıştır ki nefsi. Nefsi için intikam almamıştır. İlla ancak entünteheke efendim işlenirse hurmatullahü teala Allah'ın bir haramı bir yasağı işlenirse feentekimullahu feentekimu intikam alırdı lillahi Allah için alırdı piha o hürmetin intikaki sebebiyle. Yani mesela içki içene 80 sopa atmış mı?
- 54:00
Atmış. Çünkü neden içki içmemek farz idi. İçki içmek Allah'ın haramı idi. Ne zaman Allah'ın sınırını geçti bir adam? Alenen. Gizli içerse gidip evini teftiş etmez. Evinde ne yapıyor diye gözcü koymaz. Ama adam alenen içti sarhoş oldu. Zaten gizli değilsen alenen sarhoş oluyorsun. İçti gizli geldi dışarıda sallanıyor.
- 54:22
O zaman icap ediyor had cezası. Şeriat devletinden bahsediyoruz yani. Şeriat devletindeki İslam'ın Kur'an'ın kuralları bunlar. O zaman efendim o 80 sopayı kendi nefsi için mi kızdığından alırdı? Haşa. Allah'ın koyduğu ceza mecbur uygulayacak. Onu uygulardı. E zinaden recm ediliyor. E Allah'ın yasağını istemiş.
- 54:42
O da tabii 4 şahit gerekiyor. Kendi geliyor söylüyor falan. Kendi araştırmaz. Hatta kendi gelip ben zina ettim diye hadi git yapmazsın diye 4 kere de geri gönderdiği var. Ama adam durmuyor. İle geliyor beni temizle ahirete ceza kalmasın. Dünyada pisliğim temizlensin. O zaman 4 kere gelmesi kadının şahitliği sayılıyor.
- 55:00
Kendi söylüyor. İtiraf. Yoksa efendim sallallahu aleyhi ve sellem milletin evini mevini araştırmaz. Gizli yapılan günahı araştırmaz. Ey Allah'ın kulları araştırmayın buyuruyordu. Vela tecessesu. Ayıp araştırmayın ayet var. Ama bir şey ortaya çıkarsa şeriatın da cezalarında caydırıcılık var. Her günahı yapacak sonra ortada dolaşacak.
- 55:21
E şeriatın cezası var o da kullanmayacak. Bu sefer ne olmaz? Cezalar caydırıcı olmaz. Ne demek yani? Herkes istediğini yapar. Onun için Allah için intikam alır. Zinadenle işte evlenmemişse 100 sopa. İşte içki içene 80 sopa. Bu cezaları uygulanmıştır. Madem bu kadar merhametlidir de niye adama sopa attı?
- 55:42
Allah emrediyor orada da atmasa Allah'ın emri kırılacak. Allah'ın emrini mi kırsın senin hatırını mı kırsın? Allah'ın emri gelirse senin kafanı bile kırar. Çünkü neden? Mevla emrediyor. Bundan dolayı intikamı nefsi için değildir. Sadece Allah için intikamı almıştır. Allah'ın had cezaları için almıştır.
- 56:05
Efendim bundan dolayıdır ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor la aghdu bil-es'al aghdu bil-es'ali ben en kolayını alırım. Haramsa kolaya yanaşmam. Mekruhsa Allah istemiyorsa ben o işe yanaşmam. Ama geri kaldıktan sonra ben kolayıyla iş yaparım. Fakat burada da yine mesele nedir biliyor musunuz?
- 56:32
İkindinin sünnetini ara sıra terk etmiş. Niçin? Yani seferde değil, evinde, Medine'de. Niye terk etmiş ara sıra? Devam edersem kuvvetli sünnet olur. Kuvvetli sünnet olunca da sistem olur. Terk edeni azar işitir. Öyle olmasın diye ara sıra terk etmiş. Kolaylık olsun. Bak mesela teravih namazını niye devam etmemiş?
- 56:52
Yani iki kere, üç kere cemaatle kılmış, sonra evde kılmış. Niye? Çünkü çok devam edersem varz olur, vacip olursa ümmetime zorluk olur. Ümmetime zorluk olmasın diye mesela misvak levle âneşûkû hâle âmeti ileyhem arzûn misvâk en dekûlû salâ. Ümmetime zorluk çıkartmayacağımı düşünseydim çıkaracak, yani olmasaydım her namazda abdesti misva emrederdim.
- 57:20
E şimdi biz her namazda misvak yanımızda olmuyor. Ama abdestsiz namaz kılınmaz. Misvaksız abdest alınır, misvaksız namaz kılınıyor. Çünkü neden? Zorluk istemedim diyor. Her zaman yanlarında bulunduramazlar. Zorluk istemedim. Birçok hadis var bu usta. Yani zor olmayacağını bilseydim. Mesela harplere çıkılıyor.
- 57:38
Her seriyeyle, müfrezeyle harbe çıkmak istiyor Allah için. Şehit olmak istiyor. Fakat diyor bütün ümmetimde çıkması lazım. Ben çıkınca kimse durmaması lazım. Zorluk çıkarmak istemedim. Onun için Medine'de kaldım. Bazılığına katılmadım diyor. Çünkü her seferinde sahabe hazırlanamaz. Bütün bunlar, işte Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in kolaycılığı seçtiğini gösteriyor.
- 58:02
Ama kendi için bunu yapmıyor. Hep ümmet meselesinde yapıyor. Seni zahmete sokmamak. Kendi misva iş terk etmemiş. Teheccüd namazı farz değil. Çünkü neden diyor ki? Ümmetime zorluk olmasın. Allah onu farz etmesin diye. Ben onu kendim kıldım. Bana diyor farz, ümmetime farz değil diyor. Her gece sabaha kadar kılmış.
- 58:23
Ne kadar kılmış? Ayakları şişene kadar kılmış. Bize ne demiş? Kılmasanız da olur. Farz değil. Ama iki rekat bile kılsanız sevap şu kadar fazla. Gece iki rekat kılsanız, gündüz bin rekattan eftal falan filan. Teşvik yapmış, teşvik. Ama kendi için yapmış mı? Kaçırmış mı teheccüd? Kaçırmamış. Ayakları şişene kadar.
- 58:41
Üç saat, dört saat ayakta kılmış. E şimdi onun için kendisi de böyle çok kolaycılığa kaçıyordu manası. Çıkmasın buradan. Kendi adına en zoru yapıyordu ibadetlerin. Orucun, cihadın, namazın, teheccüdün. Anladın mı şimdi? Velakin, çünkü eftalü'l-hamal-i ahmezu amellerin en faziletlisi, en zor olanıdır diyor.
- 59:06
Senin sevabın yorgunluğun kadardır. İki rekatta mı daha fazla yorulursun, yirmi rekatta mı? E yirmi rekat daha eftal. E kırkta daha eftal. Çünkü neden? Zahmet çektiğin kadar sevap alırsın. Sana demiyor ki Allah yolunda hiç zahmet çekme. Yat aşağı. O anlama onu. Ama genel manada ümmeti ilgilen. Mesela, namaz kıldır, kendi kılarken üç saat kıldırıyor, kılıyor.
- 59:30
Teheccüdü. E imam olduğu zaman on dakika, yirmi dakika. Niye? Arkada diyor hasta olur, yaşlı olur, ihtiyaç sahibi olur, abdesti daralan olur. İmam olan fitneye sokmasın milleti diyor. Bak buralara dikkat edeceksin. Kendiyle alakalı işte en zorunu yapıyordu. Ama ümmetle ilgili meselelerde en kolayını tercih ediyor.
- 59:51
Çünkü neden? Cuma hutbesi. Niye kısaydı? Başka zaman öğlen namazı bitti, konuşuyor. Yarım saat anlatıyor hadis, bir saat anlatıyor. Sabah namazından sonra bir saat zikrediyor, iki saat anlatıyor. Bu ayrı. Çünkü neden? Namaz bitti, giden gider. Sıkıntısı olan kalksın gitsin. Peki cuma hutbesi niye kısa?
- 1:00:07
İki üç kelime. Bizim imamlar bile Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den çok uzun okuyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem cumada iki üç kelime. Çünkü neden? E mecbur adam. Ne konuşabiliyor, ne işaret yapabiliyor. İki rekat farz namaz gibidir. Cumanın iki rekat. İki rekata inmiş, öğlen dört rekat.
- 1:00:24
İki rekatı hutbe, iki rekatı cumanın farzı. İki rekat hutbe, iki rekat farz yerine. E çıt çıkaramazsın. Böyle yapsan hutben bozuluyor. Adama sus desen hutben bozuluyor. Niye hutbesi kısa tutuyor? Çünkü ümmet meselesi yani. Orada adam mecbur oturmaya, farzı gidecek yoksa. O noktalarda kolayı tercih ediyor.
- 1:00:44
Ama kendisi, kendi başınaysa üç saat kılıyor. Onun için ne buyuruyor? Kendi kılan istediği kadar uzatsın. Ama imam olan en zayıf kişiye göze alarak, en yaşlı kişiye göze ama şimdiki imamlar dört rekatı üç dakikada kıldırıyor. Öyle bir şey olur mu ya? Ruhu yok, secde yok. O daha zahmetli ya zaten. Yaşlı adam eğilip doğrulamıyor.
- 1:01:05
Rekatı kaçırıyor. Adam inene kadar adam secdeden kalktı. Zaten namazı bozuldu. Secdede yetişemedim ama yani. Şimdiki çoğu imamları kıldırıp daha zoru tercih ediyor. O kadar hızlılık daha zordur. Kalbimiz var, nefesimizi alamıyoruz da. Paat, küt. Bundan dolayı hem sünnete uygun olacak, hem efendim şerata uygun olacak, hem haram olmayacak, hem
- 1:01:28
mekruh olmayacak, hem günah olmayacak. İkisi de muhayyer olacak, serbest olacak. E sen şimdi imam olmuşsun millete, o bir saatte de kıldırabilirsin bu namazı. Beş dakika, on dakikada da kıldırabilirsin. O zaman en kolayını seçer. Çünkü neden? Arkada cemaat var. Kolaylık merhuptur. Allah-u Teala kolaylık diler ümmet hakkında.
- 1:01:48
Ama kendi başına kaldın. Kendine zahmet vermen, nefsinle cihat etmen, riyazat yapman, az yemen, az içmen, uykuyu azatman. Bunlar insana zorluk verir. Ama bu zorluklar sünnete muhalif değildir. Çünkü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem de uzun teheccüd kılmış, çok oruç tutmuş ve kendisine bu yolda zahmet çektirmiştir.
- 1:02:08
Allah için efendim nefsiyle de cihat etmeyi bize meşru ve mesnun kılmıştır. Burada kalalım inşallah. Daha birçok hadis-i şerifler bu bakta. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin halim selim olduğu, işte kolaylığı seçtiği, kimseye ceza vermediği, affettiği, müsamahkar olduğuna dair deliller zikredilecektir.
- 1:02:32
Allah Teala Hazretleri onun ahlakından cümlemizi hissedar eylesin. Amin. O sallallahu aleyhi ve sellem Muhammed'in. Ve aleyhi ve selleme teslimen katira velhamdülillahi rabbil alemin.
Benzer sohbetler
1:23:21Şifâ-i Şerîf Dersi 299. Bölüm 12 Ekim 202612 Ekim 2026 · 84 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 12 Ekim 2026
1:16:13Şifâ-i Şerîf Dersi 298. Bölüm 5 Ekim 20265 Ekim 2026 · 77 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 5 Ekim 2026
44:07Şifâ-i Şerîf Dersi 297. Bölüm 28 Eylül 202628 Eylül 2026 · 45 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 28 Eylül 2026


