32:36 / 1:03:45Şu an 32:36 / 1:03:45
Transkript
161 satır
- 00:24
Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi Rabbil Alemin Esselatu Vesselamu Aleyhi Seyyidil Murselin Muhammedin ve Aleyhi ve Sahibi Ecmain Şifa-i Şerif kitabımız maddi manevi dertlerimize şifa olan bu eser
- 00:46
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin kadrini tazim, yüceltmek ve şerefini beyan etmek Allahü Teala'nın ona ne kadar yüce tuttuğunu değer verdiğini açıklamak için yazılmış bir kitaptır. Bu bakımdan çok değerlidir. Çünkü mevzusu çok değerlidir. İçeriği çok kıymetlidir. Mevzu muhteva Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den bahsettiği için.
- 01:21
Bunun artık kıymetine sual olmaz. Şimdi fasıl fasıl gidiyoruz. Bugün geçen derste bitireyim dedim bitiremedim. Bugün bu faslı bitireceğiz inşallah. Ondan sonra diğer fasıllara geçiliyor. Yani üstün ahlakla ilgili örnekler ve Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ait meziyetleri tek tek beyan edecek.
- 01:48
Şimdi geriki derslerimizde ne buyurdu? Geçmiş peygamberlerin çocukluklarından beri ilhamlı olduğu. Bazılarına çocukken vahiy geldiği. Bazıları daha küçük yaşta peygamber olduğu. İşte İhay Aleyhisselam'dan bahsetti. İsa Aleyhisselam'dan bahsetti. Süleyman Aleyhisselam'dan bahsetti. Musa Aleyhisselam'dan, İbrahim Aleyhisselam'dan bunları geçen birkaç derste konuştuk.
- 02:18
Buyuruyor ki en sonunda Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in çocukluğunda hiç oyuna meyletmemesi, eğlenceye meyletmemesi, işte Allahü Teala'nın onu hep muhafaza etmesi, cahiliyet oyunlarından hiçbirini çocukken bile seyretmemesi gibi, yani peygamberlere mahsus küçüklüklerinden lütfedilen, nasip edilen üstünlükleri beyan ettikten sonra tersimiz burada kaldı.
- 02:48
Sümme sonra yetemekkenü. Yerleşir. Yani iyice kök salar. El emru, iş, yani onlarda bulunan kemalat işi. İlimler, marifetler, Allahü Teala'yı tanımaları, bilmeleri, güzel ahlakları bunlar iyice yerleşir. İlim için, lehum onlar için. Yani çocukluktan büyüdükçe de yerleşerek gelişir ve devam eder. Arda arda gelir.
- 03:26
Ne? Nefuhatullah. Allahü Teala'nın nefheleri, yani Allahü Teala'nın feyizleri, bereketleri, hibeleri, bağışları, bahşişleri, bunlar yani Allahü Teala'dan gelen esintiler yani manevi rüzgarlar, faziletler yani. Aleyhim onlar üzerine ve rüzgar gibi işte vahiyler gelmeye başlar. Ondan sonra feyizler, bereketler, maddi manevi, nusretler, yardımlar, zaferler işte.
- 03:55
Hazreti Cibril geliyor düşünsene. Devamlı geliyor, görüşüyor. Hazreti Cibril'in geldiği bizzat başkalarıyla nasıl bir olabilir? Mevla'dan haber alıyor, Mevla'ya sual soruyor, Mevla'dan cevap geliyor ona. Başka insanlar da bunlar ne arar? Ne kadar büyük veli de olsa vahiy gelmez ona. İlham gelebilir.
- 04:22
Ama peygamberlerde bu iş kesin yerleşmiş oluyor. Veli ileride mesela sorulsa yani adam arifi billah olsa artık Allah'ı tanıyan ne demek? Allah'ı tanıyan yani veliden de üstüne arifi billah makamı var yani. E şimdi her yerinde arifi billah. Bir adam Allah'ı tanıyan makama çıksa bu zina etme tehlikesi var mı hala sordular.
- 04:52
Cüneyd Bağdadi Hazretleri'ne diyemedi ki tehlikesi yok. Peygamber sorsalar derdi. Ceb-i kân-ı emrullâh-ı kader-i emmaktır. Allah'ın işi kaderdir, ne yazılmış bilmeyelim dedi yani. Demek dedi ki velileri Allah korur ama garantisi yok yani. İşte bu içki, kumar, uyuşturucu kitabını şimdi hazırlıyorum.
- 05:15
Bu hafta inşallah bitiririm biraz da hastayım, gece gündüz çalışıyorum yani hiç durduğum yok. Tefsir yazıyoruz, bir yandan sabah tefsir yazıldı burada. E şimdi işte sohbet yapıyoruz. Bu arada doktora gittim falan bu şeyler. İnşallah nefesim açılır, öksürüğüm geçer. Dualarınız berekatıyla. Efendim, şimdi orada 220 sene sıralı ibadet eden,
- 05:44
220 sene, daha biz 20 sene düzgün bir ibadet yapmış değiliz, 20 sene. Yani işte 40 yaşında olan 20 sene ibadet çıkarabilir mi ya? Ben mesela, şöyle halın üstüne gel. İrfan Efendi misafir geldi bana Erenköy'den. Efendi Hazretlerinin sevdiği adam. Kıymetli ihvanlar, kıymetli kardeşlerimiz var. Her tarafta Fikirtepe'den Hacı Efendi geldi.
- 06:17
Allah razı olsun Allah Teala. Adımlarına cümle sevapları versin. Kardeşlerimiz, hayırseverler yani. Sohbete gelmek, ders dinlemek. Bizim cemaatlerimiz, Efendi Hazretlerimiz'in cemaatleri. Benim cemaatim olmaz da işte. Efendim, benim kardeşlerim olur, abilerim olur yani. Onların derdi ilimdir, dindir işte.
- 06:38
Teheccüdün kalkacak, işrak, kuşluk, tarikat her şeyi. Bizim ihvanın hali budur. Bizim siyasetle işimiz yok, riyasetle işimiz yok. Böyle köşe başı kapmaca ihale alma falan. Bizim cemaatimizde böyle bir dertler olmaz yani. Bizim cemaat Allah için, ilim için çok çalışır. Bir de şeriat yayılsın, bir de sünnet yayılsın.
- 06:56
Bizim farklarımız vardır. Bizim Efendi Hazretlerimiz'in cemaatinin. Hakikaten kimseye benzemez bir cemaat. Evet. Şimdi kardeşler. Burada ne anlatıyoruz? Peygamberler olsa, salavatullahi ve ala nebiyyine alem ecmain. Masumdurlar. Onun için dersin ki ebedi zina etmez. Ebedi içki içmez, ebedi kafir olarak ölmez.
- 07:20
Tehlikesi yok yani. Velilerde tehlike devam ediyor. Onu anlatıyordu. Arif'i billah zina eder mi? Cüneyd Bağdadi Hazretleri diyemedi ki etmez. Çünkü peygamber olmadığında kâne emrullah kadere mektur. Oldu ki düşer dedi yani. Allah'ın işi kaderi mekturdur. Tayin edilmiştir dedi. E şimdi onu anlatıyorum.
- 07:44
İçki kumar uyuşturucu kitabım çıkıyor şimdi. Bir sohbeti çözdük de. Hadis bulduk, çok hadis bulduk. Bu içki içen, bir damla içenin hali ne olacak? Bunlar bütün hadislerle. Cehennem, ahiret, azap, ölürken, kabirde falan. Ne yılanlar dolanacak. İşte onu çıkaracağız da. İçkiden, tevbeden olur belki. İşte millet kitap okumuyor ama ne yapalım?
- 08:07
Biz yine kayıta geçirelim bir şeyleri. Kalıcı eser bırakmak lazım. Onunla her zaman sohbet yapamayabiliyoruz. Orada 220 sene ibadet eden Mersi İsa'yı. Tefsirden ilk olarak. Bazıları da anlatırdım da. Fuhur Beyhan'dan direkt tercüme ettim yani. Kendim tercümeyi yeni yaptım ilk yani. Bazıları da tabi zaten kitaptan bakıp söylüyorsun da.
- 08:30
Tercüme ederken daha kelime kelime her şeyi manayı düşünüyorsun. 220 sene ibadet etmiş bu adam. Geçmiş ümmette. Yani onu diyorum şimdi. 20 sene ibadet hiç günahsız ama. Ebedallâhu min teyn ve isrînesen elen ve hasılla fîhâ tarfetehîn diyor. Göz açıp kapayacak zamanda bile Allah'a isyan etmeden 220 sene.
- 08:52
Şimdi biz 20 sene ibadet çıkaramayız. Çıkarsak bile arada da ne günahlar yapıyoruz. Hiç günahsız 20 sene kim var? Hiç günahsız. Yani hepimiz kuluz. Adam böyle ibadet etmiş. Peygamber değil tabi haşa. 220 sene. Ama iblis yolunu buldu. Tabi orada içkiden bu iş başlıyor. Ondan sonra zina geliyor. Ondan sonra cinayet geliyor.
- 09:17
Ondan sonra şirke gidiyor. Ve adam kâfir olarak ölüyor. Bu Kur'an-ı Kerim'de buna işaret var. Haşr suresinde. İblis geldi kâfir ol dedi. O da kâfir olunca. İnnî berî minke ben senden uzağım. Baştan kurtaracak sözü verdi ona. İdamdan daracına sallandırıldı Bersizâ. Yani o kitap şimdi yakında çıkar. Mutlaka okumak lazım.
- 09:40
Hiçbir kıssa yani. Detaylı yazdık şimdi. Burası dersimiz onun konusu değil. Ne anlatmaya çalışıyoruz? Şimdi peygamberlerde çocukluklarından başlayan kemalat vardır. Kimine çocukken de vahiy de gelebilir. Ekselici 40 yaşında peygamber olmuştur. Bazılarında ihtilaf vardır. İşte İbrahim aleyhisselam, Yusuf aleyhisselam.
- 10:01
Şimdi onlara Yusuf aleyhisselam kuyuda bildirdik bu vahiyi buyuruyor. Ondan sonra geçen derse anlatıldı o. Devâ teynel hukmet sabîyâ. Yahya aleyhisselama sabîyken hikmetle hüküm verdik. Bunlar sabî olan İsa aleyhisselam Beşik'te konuşmasında. İnnâ abdullâhi teânih el-kitâb. Ceâlen-i nebiyyâ. Ben Allah'ın kuluyum.
- 10:23
Bana kitap verdi, beni peygamber etti. Bazı manalara göre o ileride olacağını şey ediyor ama zaten İsa aleyhisselam kırkı bulmadan göğe kaldırıldığı için. Yani oradasa da kırkı nasıl konuşacağız? Peygamber çoktan oldu demek ki kırktan evvel. Bu itibarlarla Enbiyâ-yı Zam Hazarâtına çocukluğundan başlayan tekamüller vardır.
- 10:46
İşte Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in geçen dersi anlattık. Hiç şahiliyette çocukken bile oyunu oynamadım diyor. Oyuna da meyletmedim diyor. İki kere diyor onların bir düğün vardı bir tef mef çalıyorlar dinleyeyim dedim. Hemen bir uyku geldi bana onu bile duyamadım diyor. Yani Mevla ertesi gün güneş vurmuş suratıma da öyle uyandım diyor.
- 11:03
Yani hiç duyurtmadı bana çocukken de korunmuşluk. Bu şimdi peygamberlerde özellik var anlatıyor. Sonra ne olur diyor bu kemalat işi ve ilimler onlarda yerleşir. Bu dersimiz buradan başladı. Ve Allah-u Teala'nın nefahatı, nefahat demek manevi esintiler demektir. Feyizler, hibeler yani bağışlar, vahşişler.
- 11:23
Teteradefü demek müteradif yani. Arda arda geliyor redif oluyor. Redif yani deveye bindiği zaman arkana oturan arabada falan redif derler. Ne oluyor? Teteradefü. Biri bitmeden biri geliyor. Biri bitmeden nefahatullah, Allah'ın feyiz esintileri. Aleyhim peygamberlere yağar da yağar yani. Onun için ve tüşriku parlar, işrak.
- 11:46
İşrak namazı işte güneş parladığı vakit işrak oluyor. Çünkü yeni doğduğunda aydınlık parlamaz. 20 dakika geçerse yarım saat parlamak başlar. Ve tüşriku parlar. Envarul marifi. Marifetlerin nurları. Marifet demek Allah-u Teala'yı bilmek, tanımak demek. Türkçede yanlış anlaşılıyor. Marifetli adam işte, beceriklisi mazlum.
- 12:09
O demek değil yani. Türkçedeki lafları karıştırmayın. Hep yanlış anlarsınız. Çok yanlış Türkçede kullanımlar var yani. Anladın? Onun için marifetler Allah-u Teala'yı bilmek. Ulum-u Rabbaniye yani. Ulum-u Rabbaniye demek Rabbe bağlı. Allah'la ilgili ilimlere marifet deniyor. Allah'la ilgili. Yoksa gitmiş işte soğan doğramayı bilip öğretiyor.
- 12:34
O sıra havuç kesmiş, hıyar doğramış falan. Aa ne marifetli falan. Ne alakası var Rabbaniyetle bunun şimdi? Ama manevi ilimler, Rabbani ilimler ve Allah-u Teala'yı tanıma meselesi bu acayip bir şeydir. Bu okumaktan uçak iş değil yani. Bu parlar. Nereye? Fikulubim. Peygamberlerin kalplerine parlar, parlar.
- 12:56
Hatta yasulun nihayet onlar vasıl olurlar. Ulaşırlar nereye? El-Ghayete. Nihai noktaya. Hiçbir veli onların ulaştığı nihai noktaya ulaşamaz. Velilerin en büyüğü, olsun Abdülkadir Geylani, olsun Şah-ı Nakşibend, olsun Ahmet Rifay. Hiçbiri en edna peygamberin, en edna bak. Yani Kur'an'da adı geçenleri bırak.
- 13:18
Bir Yuhşâ aleyhisselamın, bir Circis aleyhisselamın, bir Danyal aleyhisselamın bile onlar en üst makamında, onların en alt makamına bile ulaşamaz. Nübüvvet ilmi yüksektir. Onun için peygamberler nihayete ulaşırlar. Nihayetten kastenedir Allah-u Teala'nın ahlakıyla tehallukta mükemmeliyet. Yani Allah-u Teala'nın ahlakı cömertlik, Allah-u Teala'nın ahlakı görmezden gelmek,
- 13:44
Allah-u Teala'nın ahlakı affetmek, Allah-u Teala'nın çok ahlakı var. Bu ahlaktan bir ile Allah'a gelen bile cennete girer diyen hadis-i şerif var. Yani 160 diyemine bir hadis-i şerifte katılıyorum. Tabi bunların bir kitapta da toplanmıştır. Keşke o da bir ders yapılsa yani Allah-u Teala'nın ahlakının sıralanmasını da bir
- 14:07
bir bulayım onu bakayım da hangi kitaplarım da var benim de. Oradan insanlar belki teşvik olur. Ve yebluhû. Peygamberler Allah-u Teala'nın bütün ahlakıyla mütekalliktirler. Çünkü bize de emrediliyor. Tekallak bu bir ahlak. Allah'ın ahlakıyla ahlaklanın. E şimdi adam sana neler ediyor yanlışlar ediyor bilmem ne ediyor.
- 14:27
Geliyor özür diliyor senden falan filan. Ya ben şimdi çok iş etti bana ben bunu affetmeyeyim dememem lazım. Çünkü neden Allah-u Teala'ya adam şirk koştu. Oğlu var dedi kızı var dedi. Ondan sonra Allah-u Teala'ya hakkında ne efendim belki sövüpseydi haşa şerata sövdü Kur'an. Her adam şimdi iman etti.
- 14:48
Onun zaten imanı olmadığı için tazeleme denmez. Yeni iman etti. İmanı kabul ediyor. Yapmadığı günah yok yani. Şimdi pis pis günahları saymayalım şimdi burada. En pisleri yaptı. E bu adam şimdi tövbe etse Allah-u Teala reddetmez. İşte Allah'ın ahlakıyla ahlaklanın anladın mı şimdi? Ne demek bu? Ne yaptıysa yaptı sana.
- 15:11
Madem özür diledi Allah'ın ahlakı affetmektir. Ve silmektir. Ve vazgeçmektir. Ceza vermemektir. Ve onu kimseye de dememektir. Ve hatta sevaplara da çeviriyor bazı eski günahları. Yani bu nerede bizde bu ahlak? Ama peygamberler de var. Kabe-i Müzeyyin ne yaptı? Hicvetli sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i hiciv demek şiirle yani çok hakaret etti yani.
- 15:34
Bütün dünya müşriklerini güldürdü yani. Çok kötüymüş ya hicvetmek. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem idamına fetva verdi. Çünkü idamlık idi bu hiciv işi. Peygamberleri hicveden idam oluyor. Şeriat fıkına göre. Ondan sonra geldi bir sabah işte kimseden habersiz. Bir şiirler okudu, bir kasiteler okudu.
- 15:54
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem onun ne olduğunu anlayana kadar. Ya sen bitsin falan. Halbuki idamlık. E dedi ben dedi. Efendim özür dilerim dedi. İnsanlar özrü kabul eder dedi. E şimdi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Bıraktı şey altına. Sen demek istedi iyilerin en iyisisin yani. Mevzu kapanmıştır.
- 16:14
Bir de kalktı hırkasını da verdi ona. İşte bizdeki hırka-i şerifin biri odur. Topkapı Sarayı'ndaki Kabe-i Zühre'den geliyor. E burada Allah'ın ahlakıyla ahlaklanma meselesi. Bunu bakıyorsun. Benim diyen evliyadan bile adam yapamıyor. Yani adam veli olabilir. Tam mükemmel değildir ki her veli. Nerede yapacaksın?
- 16:34
Efendimiz Hazretleri gibi adam yani. Veli çok. Ama böyle affedecek, şey edecek böyle. Alttan alacak, temazu gösterecektir. Onun için marifet nurları kalplerine parladığı vakit, peygamberler nihayet zirveye ulaşırlar. Allah'ın ahlakıyla ahlaklanmakta. Kemale ererler. Ve yebluhu ulaşırlar. Ne ile? Bistüfa illa teala.
- 16:58
Allah-u Teala'nın seçmesiyle. Çünkü Allah-u Teala onları seçkin kullardan yaptı. Ne ile? Bin nübüvveti. Peygamberlikle onları seçtiği için. Onlar o seçim sayesinde ulaşırlar. Bu şerefli hasletler, işte cömertlik, affetmek, işte güzel ahlak, yardım etmek, ikram etmek, kendine olanın hepsini vermek, başkasını kendine tercih etmek dolu ahlak var.
- 17:28
Bu şerefli ahlakı kazanmakta ulaşırlar. Son noktaya ulaşırlar. Daha ondan ilerisi yok. Hiçbir veli de onların yanına bile o sahata yanaşamaz. Cenab-ı Hak diyor Hz. Kur'an'da. Çünkü onlar bizim katımızda Mustafa'lardandırlar. Mustafa seçilmiş demek. Cemisi Mustafa'yla geliyor. Seçilmişler. En hayırlı seçilmişler.
- 17:52
Özel seçmiş, peygamberlikle seçmiş. Sana bana, yani okumakla olacak iş mi? Riyazat yap, tekiye gir, 40 yap, 80 yap. Ulaşamazsın ki. O noktaya ulaşamazsın. Sen çünkü özel seçilmiş peygamberlik makamında biri değilsin. Başkası ulaşamaz. Ama onlar ulaşırlar. Düğüne mümares edin. Hiç mümarese yapmaz. Mümarese demek, mesela biz şimdi bir şeye alışmak için
- 18:18
tekrar tekrar o işi yapıyoruz. Kendimizi alıştırmak için. İşte efendim beynimizi komutluyoruz. İşte şöyle yap, böyle yapma falan. İşte birinde beceremiyoruz. İkincide az beceriyoruz. Böyle bazı işlere, iyiliklere kendimizi alıştırmaya çalıştığımız şeyler var. Yani tam birden, bu ben anamdan doğma bu huyu kazanmamışım.
- 18:42
Ama gayretle, çalışarak olabilir. Velilerde bu olabiliyor. İşte riyazat onun için yapıyorlar. Aç susuz kalıyor, uyumuyorlar. Erbayine giriyorlar, çile çıkarıyorlar. Mesela bunlar da peygamberlerde böyle bir durum yok. Direk seçiliyorlar. Ama vela riyazatin. Riyazat yapmıyor peygamberler. Riyazat ne demek?
- 19:04
Yani alıştırma, temrin. Yani işte adam mesela açlığa alışmak için yavaş yavaş yemeğini azaltıyor. Birden de azaltırsa güçten, çaptan düşer. Yavaş yavaş azaltıyor. Erbayine giren Ali Adnan Efendi babamız ne dedi? Koca 140 okka mübarek. E şimdi Ali Rıza Beyzadeh Hazretleri soktu onları erbayine. Her gün oruç var zaten.
- 19:29
İftar savuruluğu da azaltıyorlar. Yani koca koca adamlar dedi müfessirler, muhattisler. Hep girdik beraber diyor. Şeyh Efendi'nin kontrolünde. Bazılar dayanamadı. Geceleyin tekreden kaçıyorlar. Gidiyor yandaki komşudan biraz ekmek dileniyorlar. Çok aç kaldı ya. Adam dayanamıyor. Halbuki veli olmak için girdi oraya yani.
- 19:52
E şimdi gidip yandaki komşudan ekmek istenir mi? Ne yapsın? Kaçamak yapıyorlar dedi Efendi Baba. Ben çok sabrettim dedi. Zeytine kadar iniyor. Bir zeytin bir iftar bitti. Ertesi güne kadar oruç. E bir zeytinle nasıl? 140 okka. İşte orada riyazat var. Yani alıştıra alıştıra hatta kavunu mu ne koyarlarmış böyle.
- 20:11
İçi boşaldıkça o kramını tartarlar. Küçük bir şey. Kram düştükçe bunun rızkını düşürüyorlar yemeği. Çünkü hem vücut alışsın ona diye. Birden düşmesin. Şimdi peygamberlere de mümarese yok. Ne demek? Yani bir işi tekrarlayaraktan 3 kere 5 kere yapayım da alıştırayım. Eğileyim kalkayım bilmem ne belime alıştırayım.
- 20:31
Yok efendim işte biraz az yiyeyim az yiyeyim azalta azalta açlığa alıştırayım. Peygamberlere böyle bir şey yok. Onun için mesela Allah-u Teala ne buyurdu? Bakalım şimdi. Kale Allah-u Teala Rabbimiz buyurdu ki ve lemma ve lemma beleğe ne zamanki ulaştı yani Musa Aleyhisselam bu söylüyor. Bu Kur'an-ı Kerim'de iki defa iki yerde vardır bu ayet.
- 20:58
Belki fazla da vardır yani kesin konuşmayayım. İki tane biliyorum. Biri Yusuf Aleyhisselam hakkındadır biri Musa Aleyhisselam hakkındadır. Musa Aleyhisselam hakkında buyuruyor ki ve lemma beleğe ne zamanki ulaştı güçlü çağına 30'dan 40 arasıdır. Bazı rivayetler 18'den 30 arasıdır. Hazreti Ömer Efendimiz buyururlar ki bir adamın aklının muhu yani özü beynin özü yani
- 21:28
25 yaşına geldi mi artık anlayışı bir tekamül eder. Yani bir olgunlaşma başlar. Olgunlaşma hatta olgunlaşma da belki süreç olarak tamamlanır ifade ediyor. Bundan dolayı bu usta iftiraf vardır ama güçlü çağına ulaştı. Tabii ki güçlü çağ 30'lardadır en güçlü çağ. Sonra diyor Vesteva. Vesteva aklı kemale erdi diyor.
- 21:58
İşte aklı kemale ermesi orada alimler mesela 40 diyorlar. Çünkü bütün peygamberlere nübüvvet 40'ta veriliyor. Çünkü 40'ta akıl kemale ulaşıyor. Bundan dolayı yani adamın 40'ına kadar düşmesi kalkması olma ihtimali vardır. Ondan sonra kırkından sonra düzelmeyeni teneşir paklar. Ondan sonra
- 22:32
diye de İmam Gazali Hazretleri zikrediyor yani. Adam 40'ı geçmiş hayırları şerlerini geçmemiş. Cehenneme cehizini bohçasını hazırlasın diyor. Hadis-i Şerif olarak da naklediliyor bu. Yani sen şimdi 40'ı geçmişsin şerrin fazla defterine baksan hayrın az. E 40'ı geçtin de bu nasıl bir iştir? Onun için aklı kemale erdi yani yaşı 40'a erdi Atena biz ona verdik hükmen hikmet verdik.
- 23:03
Yani hükmen demek nübüvvete, peygamberlik verdi 40'ında. Musa Aleyhisselam'a 40'ta verdi. 30'da kaçtı şey Medyen'e? 10 sene kaldı Şuayb Aleyhisselam'ın yanında. İşte dönerken tekrar Mısır'a annesini görmeye Şuayb Aleyhisselam kızıyla da evlenmişti. Hanımı da yanında hamileyken. Efendimiz Aleyhisselam çok anlattı 9 sayı.
- 23:24
İşte 40'ta da Tuva Vadisi'ne yani ağaçtan nida gelerek. Ben seni seçtim peygamberliğe ayet-i Taha suresinde anlatılıyor. Peygamberlik ona verdik ve ilmen ilim verdik. Yani ilim demek din ilimleri, fıkıh ilimleri. Tevrat'ta dünya mutfağı vardı o zaman. Helallar, haramlar emirler, yasaklar ve siyaset verdik.
- 23:50
Ne demek siyaset? Ümmeti yönetme meselesi. Onun için çobanlık yaptık. Her peygamber çobanlık yapmıştır. İki koyunu güdemeyen ümmeti nasıl yönetecek? Onun için ümmetin siyasetini verdik. Yönetim kabiliyeti. Buyuruyor Mevla Teala Bu itibarla ve kezâlik işte böylece nezzil mühsini iyi kulları, iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
- 24:16
Buyurduğu üzere. Yani iyilik yapmanın karşılığı ancak iyilik görmektir. Allah Teala sen iyi kulluk yaparsan Mevla da sana kimine peygamberlik ihsan eder, kimine velilik ihsan eder, kimine salihlik ihsan eder. Allah Teala lütfeder kullarına. Kullar ihsan yaparsa iyilik ameller, kullara iyilik Allah'a karşı görü gibi ibadet ihsan makamı budur.
- 24:48
Bazen buluyoruz. Peygamber olmayanları tabiatı gereği yaratılmışlar. Şerefli ahlaktan bazısı tabiatında var çocukluktan. Düğüne cemiyaya, yani hiçbir velide şerefli ahlakın tümü çocukken olmaz. Tümü çocukken olmaz. Bazısını tabiatından çocukluğuna konmuş olabilir. Peygamberlerin de tümü. Velilerde de bazı ahlak-ı şerife, şerefli ahlak var.
- 25:21
Yani şu demek, sonradan hepsi oluyor. Ama ve yuledu, doğuruluyor aleyha o ahlak üzerine. Yani doğuyor, bir yaşına, iki yaşına bakıyorsun fetva veriyor. Bu olabilir. Ama feyesülü kolay gelir aleyhi bu zata. İktisâbu temâmihâ. Bunun şimdi bunun tamamını kazanması buna kolay olur. Çünkü madem doğuştan bir şeyleri var zaten, alt yapı diyorlar ona.
- 25:45
O alt yapı olunca inayete minallâhi teâlâ. Allah-u Teâlâ'nın inayetiyle yani yardım ve desteğiyle bu hukuk sonradan, yani işte Abdülkadir Geylani'lerin Şah-ı Nakşibendlerin bunu tamamlamaları bizim gibi olmaz. Bizim için canımız çıksa, cümlesini, güzel ahlakın tamamını kazanamadan öleceğiz yani. Ama şimdi onlar bunu tamamladılar.
- 26:05
Çünkü neden? Doğuştan zaten var onlarda. Şeyhi geliyor, doğmadan evvel buradan büyük bir yiğit kokusu geliyor diyor, doğmadan. Ya doğar doğmaz. Bebekken kucağına verdiler Şeyh Demirküler. Şeyhinin şeyhi. Baba Semmâzî Hazretleri'nin kasr-ı harifinden geçiyoruz. İşte dedi, dedi ki babası getirdi, onun müridiydi.
- 26:28
Getirdi kucağına koydu, işte dedi size dediğim er budur. Bütün buraları iddia edecek. Kasr-ı hinduvan, kasr-ı harifan olacak dedi. Allah'ı bilenlerin köşkü sarayı olacak burası dedi. Bu haram. E şimdi bunlar tabi ki seçilmişler. Sen bunu başkalarına nasıl kıyas edersin? Veliler de başkalarına benzemez.
- 26:51
Cema'n-ı Şahid, Nitekim biz görüyoruz. Min halkıyı Allah Teala'nın yarattığı kullarından bazısı yani bazı çocukları görüyoruz. Yani Kazıyaz Hazretleri söylüyor. Yani her zaman var bu şimdi. Ala Hüsn-i Semti güzel yolda vakarlı, sekinetli, sükûnetli. Bakıyorsun ha böyle Allah Allah. Büyük adam gibi derler ya.
- 27:15
Kırk yaşına adam bakıyorsun hoppala zıppala. Bakıyorsun dört yaşına çocuk müftü gibi oturuyor. Halep müftücü gibi. Maşallah diyorsun değil mi? Şaşırıyoruz yani. Ben de böyle bazı çocuklara çok hayran kalıyorum. Evet. Güzel huylar onlarda oluyor. Siretleri güzel oluyor. Şehameti Şehamet. Efendim Rızzet-i Nefs.
- 27:41
Yani arkasından kendini güzel andıracak, övdürecek kendinden bahsettirecek çok acayip işlere düşkünlük falan böyle. Bir bakıyorsun Bacak atap oyundan sen ne işe kalktın falan diyorsun. Çünkü bakıyorsun çocuk oyunlarına meyletmiyor. Ondan sonra gençtir çocuktur. Film seyretmez. Efendim çizgi film seyretmez.
- 28:10
Ondan sonra maç izlemez. Biraz büyüdükçe mesela herkesin takıldığı işler var. Çocuklukta büyürken. Seksek oyunundan başlıyor bu iş. Ama şimdi bir de var ki çocuk ne kadar yüksek şeylerin peşinde böyle. Hiç uğraşmıyor küçük işlerle. Ondan sonra kavga çıkartmaz. Kavga gürültüye katılmaz. Orada baksın çocuklar girdi birbirine bu bakarsın kenara çekilir.
- 28:38
Girmeyelim bu işe falan. E bu şimdi kaç yaşında adamlar bir de bakıyorsun kavganın ortasında kendisini buluyor. Bir de dayağı yiyorlar ondan sonra. Çocuk bakarsın akıllı sıvışmış oradan. Husumete iltifat etmiyor diyor. Şahamet yani. Çok manası var şahametin de. Kavgacılık yapmıyor. E şimdi bizim koca koca hocalar kavga gürültü.
- 28:59
Ona saldır buna telaş. Şimdi bana diyorlar ki herkese reddiye yapıyorsun. Esas sen kavgacısın. Ben itikatta kavgacıyım. İlmi reddiye yapıyorum ben. Ben kavgacı değilim ki. Benim de bizim cemaat taşı dolu hocam var, talebem var. Bana da ne işler edenler var. Ben kavga etmem çok. Ama şeriatı bozarsa adam onu mecbur tarikatı bozacaksa ilan etmek zorunda kaldığım şeyler oldu yani.
- 29:23
Bunlar nadirdir. Onun için hadis-i şerifte buyuruyor ki men lâ harricâle. Her kim insanlarla kavgayı severse böyle tartışmayı çok tartışma. Ama din Allah için değil yani. Anladın mı? Allah için olsa iyidir. Adam kaderi inkar etse bir şey demez. Şeriatı inkar etse bir şey demez. Tarikatı rabıta inkar etse bir şey demez.
- 29:46
Ama kendine dokunan bir şey anasına babasına baştan bağırmaya kavga çıkartıyor. Ya mübarek adam Allah'ın ametüsünü inkar ediyor. Sen bir şey demiyorsun. Nasıl adamsın? Onun için mücadele ve tartışma en güzel yollarla yapılmalı. İlmi yapılmalı. Vur kırılan olacak iş değil. Söverek sayarak olacak iş değil.
- 30:05
Hoca din-i milleti ahsen en güzel yolla tartış diyor. Hayat-ı kerimede. Ama kavga ayrı bir şey. Bir insan kavgacı olsa diyor şahsiyesi düşük olur. Kişiliği, kimliği düşük olur. Şerefi kaybolur. İnsanlar ona kavgacının biri falan. Kimse istemez ki bir yerde otursunlar muhabbeti olsunlar. Adam karıştıracak orayı.
- 30:29
Kuyu bozuk yani. Cibril devamlı gitti geldi. Beni neh yediyordu. Millete kavga etme. Kavgaya girme. Gürültüye girme. Ayet oku, hadis oku. Sen tebliğini yap. Ne gibi ki? Beni neh yediyor olduğu gibi. Yani Mekke dönemi müşriklerle tartışma zamanları. Nasıl ki bana geliyordu puta tapmayı neh yediyordu.
- 30:58
Puta tapmak ne kadar yasak, kavgacılık o kadar yasak. Bak puta tapmak gibi. Çünkü çok fena ya. Sinirden adam talak veriyor, karıyı boşuyor. Kavgada çok fena oluyor insan ya. Siniri, gazabı, öfkesi, imanını bile söndürebilir. Çok tehlikeli bir şey. Bir de vaaz eder. Bırak şu ayetleri falan der. Kafir olur.
- 31:20
Böyle de başımıza da geliyor yani. Kadınların da biraz bu işlerde sabrı tahammülü azdır. Siniri geçene kadar pek de bir vaaz da etmeyeceksin yani. Bir vaaz edersin, yapırak işine diyor. Ayet-i hadise öyle denir mi? E der işte. Çarşaflı usta yapar bunu. İşine gelmeyince bu sinirlilik. Anlarsın işte yanında duran insanlar.
- 31:44
Kim sinirli ona göre hareket edeceksin. Kavga çıkartmayacaksın. İşte bazı çocuklarda bile güzel siret, kitişat, böyle ağırbaşlılık, beyefendilik, seyyitlik, neciplik, neşitlik yani neşatlı böyle iktisab-ı mali uğrunda, yüce huy kazanmak, böyle bir fazilet elde etmek için bakıyorsun böyle hevesli falan falan yap da çünkü çocuk bu ne kadar böyle güzel, büyük adamların makamlarına
- 32:14
merak etmiş falan. Bunu görebilirsin. Veyahut da sıdkı lisan, dürüstlük, doğru konuşmak yani mesela kimi de çok yalancıdır. Çocukluktan başlar yalana. Kimi de bakarsın çocuk ne kadar doğru konuşur. Ne dürüst, ne doğru. Aleyhine de olsa mesela. Halbuki çocuktur yalan söyleyip kurtulayım bu işten der.
- 32:36
Ama o demez mesela. Kaça patlarsa? Doğru konuşan çocuk var. Bu zaten doğuştan işte kabiliyetlerin gelişmesine bağlı. Çömertlik mesela, müşamakarlık. Arkadaşlarına müşamakar davranır. Kendi elindeki yiyeceğini ona verir. Öbürünü ona verir, berekini, parasını falan. Vardı kimisi de bunun tersi işte. Sıkar, eder.
- 32:58
Kendi yer, öbürü bakar. O ona vermez bir şey. Milletin gözünün önünde yenir mi? Çocuk da olsan dikkat edeceksin mesela. Ama herkes bilir. Ama yine böylece ne oluyor? Biz buluyoruz bazen. Bazı çocukları da nasıl buluyoruz? Alazıt ya. Tam bunların tersi. İşte kimse bir şey vermez. Ona çağırır, buna kavga çıkarır.
- 33:26
Bir çocuk öyle çocuklar. Mahallede de tanınır. Ulan bu geldi mi kavga başlar. 10 kişi burada oynarlar. Bu geliyor. Gelir bir de ortalığı karıştırır. 10 kişi bir şey yapmadı, o yapar. Çünkü kimisi terstir, aksidir, huysuzdur. Yani doğuştan böyle bir tabiatına, mevla fıtratına koyar mı meselesi? Koyabilir.
- 33:47
Hepsi bir olmaz. Yani Abdülkadir Geylani Hazretlerini işte hava bulutlanınca Ramazan, Hilal'i doğdu mu, doğmadı mı buluttan da göremediler. Yarın Ramazan mı değil mi? Ceylan'da o zaman. Ceylan'ı Ceylan'da. Şimdiki İran tarafındadır Ceylan. O millet geldiler annesine. Dediler ki Abdülkadir emiyor mu, emmiyor mu?
- 34:13
Dediler. Çünkü Abdülkadir Geylani Ramazan'da emmezdi hiç. Yani oruç saatinde. O da dedi ki anası dedi ki bugün emmiyor. Tamam o Ramazan'ı ilan ettiler. Koca memleket Ramazan ilan ediyor. Beşik'teki çocukla. Çünkü neden? Velilerde de bütün hepsi birden yani çocukken verilmez ama bazısı verilir. Peygamber olmadığı için hepsi verilmez.
- 34:40
Sonradan niçin? Biraz aç kalsın, açık kalsın. Yani biraz riyazat yapsın. Çünkü bu peygamber değil. Biraz kendini alıştırsın hani. Ondan sonra tümünü verirler. Peygamberlerin farkı riyazatsız baştan tümünü verirler. Velilerde bir kısmı doğuştan verirler. Geri kalanı tamamla derler. Biraz da sen çalış derler.
- 34:59
O da zaten çalışmaya merak. Desen ona ki sen sade farzları kıl. Seni zaten en büyük evliya yaptık oturamaz ki. E nasıl sade farzları kılayım der. Sünnetler var, nafileler var. Yahu tamam en büyük evliyasın. Mevla bildirdi sana. Yok ben zevk alıyorum der. Ben onu bir şeye ulaşmak için yapmıyorum yani.
- 35:19
Rabbim rızası için derler. Onlar zaten huylar o. İşte bir insan çalışarak kazanarak kazanmasıyla yekmülü kemale erer. Huylarının noksanı olanları. Çömertlikte eksikliğin var mesela. İnsanları affetmekte biraz eksiksin yani. Biraz kin tutuyorsun mesela. Veya bir kıskançlığın var. Bunun izalesi lazım.
- 35:50
Bunda temrin işe yarar. Yani vaaz, nasihat, alıştırma, onların aleyhine olan işleri. Bu huylar bende nasıl var? Ben nasıl gideceğim Allah'a uza falan. İlim, okuma, işte mürşide, intisap işte böyle. O da seni budar biraz. Kazanırsın, çalışırsan. Eksik sıfatların kemale erer. Ve bir riyazati. Riyazat az yemek, az içmek, az uyumak, az konuşmak, az görüşmek.
- 36:14
En mühim mesele budur yani. Çok konuşanın sakatı çok olur. Gıybeti, dedikodusu çok olur. Kendi olmasa yandakilerin olur. O da buna ortak olur. Hiçbir tasavvuf ehli sufi milletle çok karışıp görüşmez. Hakiki sufiler uzlet etmişler. İnsanlarla iftiraat etmemişler. Ama Efendimiz Hazretleri Mürşid-i Kamil ayrı bir şey.
- 36:35
Şerata tebliğ ile mükellef olduğu için o noktada insanlarla çok görüşür, konuşurdu. Ama tasavvuf şeyinde yani usulünde uzlet varlar. Çünkü riyazat var. Sen şimdi normal insan gibi yersen nasıl sufi olacaksın? O kadar yenir mi? Veyahut o kadar uyundur bu. Adam 15 saat uyuyor. Yani sen burada teheccüdün var, iştahın var, kuşluğun var.
- 37:01
Ona göre sen uykunu bölecek. Vel mücadedi. Cihad var burada. Nefiste cihad. Nefis bir şey ister, o vermez. O bir şey ister. Meşru bir şey bile istese vermez. Nefsi terbiye için. Böyle adamlar yani. Ya. Ben bal yemeyeceğim bir zaman. Tatlı yemeyeceğim. Der öyle. Evliyaullah'tan. Canım neyse nar isteyeceğim.
- 37:25
Nar yemeyeceğim. 40 senede yanına gelmez. Ama o şimdi nar yemeyeceğim deyince her gün yanına nar gelir. Çünkü ters. İmtihan olacak ya. Söz verdin bakalım. Sözünde duracak mısın? Yani Evliyaullah'ın böyle hallerini menakıpta okuyorum. İlginç yani şeyler var. En ufak bir sözlerini bozmakta işte Allah Allah teavüt etmiş.
- 37:47
Şu kadar gün yemeyeceğim mesela. Abdülkadir Geylani çok öyle günlerce yemediği var. Bir de biri gelip benim ağzıma zorla sokmadıkça yemeyeceğim diye de bir teavüt etmiş. E bu sefer sahrada duruyor. İbadet, ibadet, ibadet. Kaç gün oldu açlıktan. Bir tanesi de geldi Evliyaullah'tan başka bir zat. Tayyi mekanına mı geldi?
- 38:08
Nasıl geldi? O da arkasına koydu kocaman yemekleri bilmem ne. Şimdi gördün mü dedi Abdülkadir? Sofralar da geldi şimdi. Daha kötü şimdi. Görmezen daha iyi. Hepten getirip koydu önüne. O ne söz vermiş? O da cihadı bozacak. Ha bu bizim işlerimiz değil bunlar. Evliyaullah'ın özel mücadeleleri bunlar. Biz pazartesi, perşembe tutalım yeter.
- 38:32
Büyük mücadele olur yani. 13, 14, 15 fazla bile gelir bize. Zaten 8 gün pazartesi perşembeden ediyor. Bir de oradan 11 gün oruç. Ayda 11 gün. Bir de baştan üstü ondan üstü edersen 17'yi bulursun ki tam adam olursun yani. Ama işte biz iftarda da bir yiyoruz 3 günlük. O da bozuyor riyazatı yani. Biraz da az yesek iftarda.
- 38:57
Ondan sonra dedi ki sen Allah'a ne söz verdin? Ağzıma bir koymadıkça zorlan ben yemeyeceğim. O için bekle. E bekle yemekler de orada bekler. Şimdi yemek yanına gelmese daha iyiydi biliyor musun? Getirdik koydular ona imtihanı artsın diye. Ondan sonra geldi başka bir zat açtı ağzını zorla döktü çorbayı, yemeği.
- 39:16
Şükür eden Mevla baktı ki bu sözünde duran adamdır. Onun için onu Mevla öldürür mü? Yedirir. Onun için eksik sıfatlar böyle kazanmalarla alıştırmalarla tamamlanıyor. Riyazat ve mücahede cihat. Yani cihatın en zoru sünnete ittiba arkadaş. Sünnete uymak çok zor bir şeydir esasen. En zorudur yani. Evliyanın 40 gün çile çekmesinden zordur bu sünnete ittiba.
- 39:45
Çünkü yatsan sonra yatıyorsun. Teheccüde kalkıyorsun. Ondan sonra sünneti kılıyorsun. Bir daha yatıyorsun. O sünnetten sonra 5 dakika 10 dakika uyuyayım derken bir gidersin namazla kaçırırsın yani. Halbuki o da sünnet şimdi. Bak sünneti yapayım dersen biraz uzanıp kalkıyorsun. Neden? Biraz sonra koy vereceğiz gidecek.
- 40:04
Ne abdest kalacak ne bir şey. Cemaatle kaçıracağız. Ama öyle değil ki işte. Yatıyorsun kalkıyorsun. Gece 3 kere yatıyor kalkıyor. Bir daha gidiyor abdest alıyor. Bir daha abdest alıyor. Bir daha şunu okuyor. Bir daha bunu okuyor. Hepsini bir abdestten hepsini birden kılarak. Ondan sonra 3 kere abdest aldın mı gecede ya.
- 40:22
Göçme su girmekten uykum kaçtı. Ama sünnette yatarken bir abdest. Kalktın tecrübe abdest. Bir daha biraz yat. Bir daha kalk bir abdest. Yani sünnet zor zor. Hiç yemesen her gün oruç kolay. Çünkü alışıyorsun her gün. O girdi adete.
- 40:38
Şimdi ne yapacaksın? Pazartesi oruç. Salı yemek, çarşamba yemek. 2 gün alıştın kahvaltı yakarı ile beraber. Oldu perşembe. Yine Allah. 13, 14, 15 geldi pazara. Tam bir kahvaltı yapacağız hanımla. Geldi pazara. Büyük sünnet. Regaibin günü. Bilmem şimdi Receb geliyor. Aman ya Rabbi. Recebin 3'ü, Recebin 5'i.
- 40:59
Dünya kadar orucun fazileti. Arkadaş hep pazara çatıyor, şey çatıyor. Biz hanımla bir kahvaltı edemeyeceğiz. Yani arada bir rastlayınca daha zorlar adamı. Bak ben her zaman şunu söylüyorum. Orta yemek az yemekten zordur. Orta yemek az yemekten zor. Adam dersin bir tabak koyun benim ölümüm ölmeyecek.
- 41:21
Başka bir şey getirmeyin bana. Çorbayı görün. Bir dilim ekmek, bir çorba veya 3 zeytin, 7 zeytin. Bu kolay. Ama şimdi 8 tabak yemeyi ayrı ayrı göreceksin. Gördüğün halde 2 tabakta kalacaksın. Bizim efendimiz 3. tabağa kaşık atmazdı. Misafirliğe giderdi. Çok zorlarsan onun da Allah'a öyle ahdi var. Zaten günde bir öğün yiyor.
- 41:43
Teşekkür yeri vardır. Sabah bir kahvaltı eder. O da çorba içerdi. Kahvaltıda böyle bizim gibi pastırma, salam, sucuk ne arar? Efendi öyle şeyler yer mi? Ağzı kokacak şeyler. Ondan sonra bir tabak çorba içecek. E şimdi akşam yemeğinde 2 tabak. Yani bir tabak bir çorbadır, bir tabak. Lahana çok sever.
- 42:02
Bir şey getirirsin oraya. E şimdi orada börek var, çörek var, et var, pilav var, nohut var. Bir gidiyorsun 50 metre oda bazı kere yemek sermişler millete. Şey efendi geldi diye ikramı sever bizim Türk milleti. Ya onları görüp de yememek mesele şimdi. Onun için diyorum orta yemek az yemekten zordur. Çünkü az yemeğe alıştırırsın.
- 42:25
Başka da bir şey görmezsen gider. Yani standarda bağlarsın. Ama şimdi 2 tabak. Şimdi bir onu yedin, bir onu yedin. Var burada 30 tabak. Değişik. Hadi onları yeme bakalım şimdi. Zaten biraz yiyip de hani ortaya gelince nefis çoğunluğu istiyor. O zaman da yemeyince cihat oluyor. Çünkü her işin en hayırlısı ortasıdır.
- 42:48
Ama az yiyen zaten alıştırmış. Her gün yedi şey diyor, zeytin diyor. Başka bir şey göstermeyin bana diyor. O adam her gün yedi zeytin verirsen istihkakı al. Yokken herkes sabreder. Onun için cihat, nefis de mücadele demektir. O bir şey isteyeceksen vermeyeceksin. Uyku isteyecek. Terslik yapacaksın nefise.
- 43:11
Nefis de harp. O zaman ne olur? Yükledilir, bu celbedilir, kazanılır. Madumuha. Sende eksik olan, yok olan, kayıp olan, yitik olan kamil sıfatlardan, şerefli huylardan sende olmayanlar var mesela. Sabır yok sende. Tahammül yok. Atlıyorsun ortalığa. Bağırıyorsun. Biraz açlığa sabredemiyorsun. Nerede yemek yiyeceğiz?
- 43:33
Öyle adamlarla yola gidip. Adam bana dedi ki senle kaç kalır koca dedi bana. Tabii ben o 12 saat olmuş bir yerim. Orada dur, çay içeceğiz. Burada dur, kuru yemiş yiyeceğiz. Orada dur. Ulan Ankara'ya gidemeyeceğiz iki günde. Beş yerde durulur mu ya? Millet duramıyor ya. İki devir affedersin çişi geliyor.
- 43:53
İki devir. O kadar yersen istersen ne olacak? Ben bir abdestten beş vakti kılıyorum. Gidiyorum oradan. Nazar etmeyin beni maşallah diye. Gidiyorum Ankara'ya bilmem Konya'ya bir abdestten E şimdi adam orada duralım. Burada yiyelim. E ben şimdi bir öğün yiyorum. Bazı kere 12 saatte 24 saatte bir kere bir yemeğe oturuyoruz.
- 44:12
Adam diyor ki senle geçen aç kalır ya. E ne olacak diyorum. İki saatte bir acıkıyor adam. Uçakta yiyoruz. Alta gidiyoruz. Otobüste yiyoruz. Aşağı iniyoruz. Adamın evinde bir daha yemek yiyoruz. Allah Allah diyorum ben. Nasıl yiyorsunuz bu kadar ya? E şimdi sabır. Ne zaman çıkıyor? Yolculukta adamın rengi meydana çıkıyor.
- 44:33
Yolculukta. Ondan sonra aç kalınca. Şimdi karnı doymuş. Herkese gülücükler. Nasılsınız efendim? Maşallah efendim. Biraz acıkıyor. Nerede yiyeceğiz ya? Başladı bağırma. Ne oluyor? Herifin altyapısı çıktı. Çünkü adam sinirli asabi bir adam. Damarlı yani. Acıkacaksın da bağırmayacaksın da damarına basacaklar.
- 44:56
Bağırmayacaksın. Şimdi onun için bizde şerefli huylardan bir kısmı Bazımızda ekserici kayıp. Kimimizde yarı yarıya falan. Tabi ki tekamül eden çok az var. Ama diyor işte, oruç, açlık, susuzluk, uykusuzluk, biraz yorgunluk Allah için, cihat, nefsin istediklerini yapmama, vermeme falan filan, böyle olursa ne olur?
- 45:22
E sende olmayan, madum olan, güzel huylardan bazılarını böyle böyle böyle böyle celp edersin. En azından sabra alışısın. İnsanlar rahatsız etmesin. Biraz acıkınca bağırıp çağırmasın. Veya tedilû, dengeye girer. Nemmûn harifûâ, meyilli olanları. Yani insanın huylarında ne var? Batıla meyilli olan huyları var.
- 45:47
Yani sinir, bazı kere zulme kadar. Batıla meyil ediyor yani. Sinir gelince adamı haksızlık ediyor. Ondan sonra gıybet ediyor. Adamı kıskanıyor. Kıskanınca ne oluyor? Hadi içinde bıraksa bir şey değil. Hasedini açığa vuranın şerrinden diyor ayet-i kerimede sana sığınırım de Habibim. Çünkü neden? Hasedini içinde sakladı.
- 46:09
Kendi kendini yer bitirir. Bana ne? Ama hasedini dışarı vuruyor iblis gibi. Adem as. etti. E şimdi hasedini dışarı vurduğu zaman ne oluyor? İşte gıybet edecek seni ki düşürsün gözler. E seni kıskanıyor. Kendi kendine kıskansa bir şey değil ki. Ki diyor şu şöyle bu böyle. Millete seni anlatıyor. Dedikodunu yapıyor.
- 46:25
Bir de onun yetmiyor. Senin yapmadığın işleri de katıyor. İftira da giriyor. Çünkü neden? Bu adamı nasıl gözden düşürürüm? Onun için senin sıfatlarında, huylarında ne var? İnhiraf var. Ne demek? Yani haset içinde kalırsa hadi sana acı verir. Ama sende ne var? Batıla meyil var. Sen öyle içinde bırakmıyorsun ki onu.
- 46:43
Gidiyorsun, saplanıyorsun. Gıybet, dedikodu, iftira, kebail günahlara kadar bu işin ucu gidiyor. Her şey ahlaktan başlıyor. İnsandaki huyların muhtedir olması gerekiyor. İstikamet. İrtidal istikamet demek. Dengeli. İşte eğik yamuk huyları dengelenir. Ve bi ihtilafu azeynil haleyni. Bu iki halin ihtilafı nispetinde.
- 47:07
Yani iki hal ne demek? Bir cibilliği var, bir kesbiği var. Cibilliği yaratılıştan Allah'ın sana verdiği güzel huylar var. Bir de yaratılıştan sana o huylar verilmemiş kesbiği. Sen uğraşa uğraşa vaaz dinliyorsun, okuyorsun, ediyorsun, kesbiliyorsun, kazanıyorsun. E şimdi ben gelmişim. Elli küsur yaşıma, elli iki buçuk, elli üçe gidiyorum.
- 47:28
Ve ben bu kırk senedir vaaz ediyorum. Yedi yaşından beri efendim yanda yaşamışım. Fakat hala bazı huylarımı dengeye götürememişim. Ben bunun tahlinin teşhisini yapamazsam, hocayım, hacıyım, bilmem neyim, tarikat dersini bitirdim falan aldanırım. Çünkü burada cibilliyetten, yaratılışımdan güzel huylarım olabilir.
- 47:51
Biraz yumuşak huyluyumdur insanlara. Tevazu şeyim olabilir, ahlaklı olabilirim. Bağırıp çağırmam, çok sinirlenmem diyebilirim. Mesela bazı huylarım var benim hakikaten doğuştan. Fıtriyeden var. Ama ondan sonra e sen işte kıskançlık olabiliyor, sen de cimcilik olabiliyor, sen de insanlara kin tutma olabiliyor.
- 48:08
Adam sana bir yanlış etmiş de onu affedeceğim, affetsem de kalbimde bir şey kalıyor. Kalıyor yani hepimiz insanız. Şimdi burada bizim hala tekamül etmemiz gereken. E ben gelmişim, 60 yaşına doğru merdiveni dayamışım. Şimdi ne zaman tekamül edeceğim, mezarda mı tekamül edeceğim? Bu işleri bir an evvel benim düzeltmem lazım yani.
- 48:26
Allah'ın huzuruna böyle çıkılmaz. Bak o hadis-i şerifi okuduk, dün başladık perşembe. Haftaya perşembe bitireceğiz o hadisi inşallah. Yedi kat semadan armut gibi adamın bütün amellerini atıyorlar, vuruyorlar suratına. Bir günah oradan seni kolturtuyor. Bir gıybetten birinci katta adamı attılar aşağıya.
- 48:44
Bütün amelleri mahvoldu. Ne kadar ibadet yapmıştı adam. E şimdi burada bizim huylarımız dengeli mi? Dengeli değil. Demek ki riyazat lazım. Biraz alıştırma lazım, biraz sohbet lazım. Bu konuları gündeme getirip, yani sohbetin çok tesiri var arkadaşlar. Hiç konuşulmazsa hepten unutuluyor. Yani ihlası anlatıyor tergibü terip hadisleri pazartesi derste bize.
- 49:11
Bazı kimseler bana dediler ki bizde çok değişiklik oldu dediler. Salah parti gidiyorduk dediler. Şimdi biraz hesap ediyoruz ya. Şirke mi girdim, gizli şirke mi girdim, gösteriş mi yapıyorum? Hiç hesap etmiyorduk dedi bu hadisleri dinlemeden evvel. E çünkü adamın eline bir ölçü vermemişsin. Neye göre hesap yapacak?
- 49:28
Neye göre hesap yapacak? Çubuğu yok. Neye göre şekeri ölçeceğiz? Onun için ayet-i hadis bize mizandır. Yani terazi veriyor bize. Sen benim rızam üzere misin? Değil misin? Ahirette geldi mi bu çıkacak karşına. Ayet-i hadis ne diyorsa o çıkacak. Sendeki yaratılışından huyların mı var? Sonra sen mi kazandın bunları?
- 49:49
Bu ikisiyle farklılık çıkar. Bu farklılığa göre yetefa ve tünasun. İnsanlar da farklılaşır. Bu iki hal bakımından. Kirlet ve keslet bakımından. Yani kimin de az olur kimin de çok olur. Çünkü yaratılışından gelen sonradan eksiğini tamamlaması kolay olur. Evliyaullah gibi. Fıtratında çocukluğundan böyle güzel huylar olmayan lardan da düzelenler var.
- 50:13
Adam uğraşıyor uğraşıyor kötü huyunu düzeltiyor ya. Kıskançlığını düzeltiyor. Gıybeti bitiriyor. E şimdi bu adam çocukluğundan beri hiç böyle bir şeylerde yaratılışında yok. Çevresinde de görmemiş. Ama bakıyorsun şimdi senden benden iyi oluyor. Çünkü halbuki biz şeyhlerin elinde hocaların elinde doğduk büyüdük.
- 50:34
Ama adam seni beni geçiyor. Ben bunları da gördüm. Çünkü neden? Cihad yapıyor ya. Mücadele ya. Nefisle mücadele. Kıyamete kadar harp devam eder. Senin kıyametin ne zaman? Öldüğün zaman. El cihad ma'adın la amil kıyam. Cihad kafirlerle. Rusuyla, Amerikasıyla, Yahudisiyle, İngiliziyle devam ediyor. Ama kıyamete kadar bitecek mi?
- 50:55
Bitmeyecek. E bir de senin kendi cihadın var. Nefisle şeytanla. O da kıyamete kadar sürer. Çünkü öyle. Mentefakat kıyamet kıyamet. Ölenin kıyameti koptu. E sen şimdi ölene kadar bu cihadı sürdüreceğiz. Bir ileri, iki geri. Bazı iki ileri, bir geri falan. Artık sahile doğru iman selametiyle yanaşmak derdindeyiz.
- 51:15
Ve küllün herkes müesserun. Muvaffak edilir. Lima o şey için ki. Hulika yaratıldı. Ne için? O şey için. Yani bu hadis-i şeriftir. Yani Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu. Eee Annem es-sa'idu men sa'idu fî batn-i ümmiyye. Bahtiyar adam anne karnında sa'id yazılır. Ve şakiyu men şakiyu fî batn-i ümmiyye.
- 51:43
Bedbaht adam anne karnında bedbaht yazılır. E dediler ya Resulullah yazılarımız kesinleşmiş mi? Buyurdu kesinleşmiş. E dediler o zaman amel etmeye ne mana kaldı? Zaten ne amel etsem de sonun belliyse. Öyle bir şey yok. Siz amele devam edeceksiniz. Niçin? Feküllün herkes müesserun. Kolayca muvaffak edilir.
- 52:07
Lima hulika ne için yaratıldı? Cennet için yaratıldıysa bakarsın ona cennet amelleri kolay getirilir. Sen bakarsın ki abdest, namaz, hac, zekat, ibadet, zikir, sohbet, ilim kolay geliyorsa, tat veriyorsa, zevk veriyorsa falan filan demek ki senin cennet için yaratılmışsın. Kesin konuşamazsın ama müjde çıkarabilirsin bundan.
- 52:26
Çünkü Buhari diyor ki kimleri için yaratıldıysa oranın işleri ona kolay getirilir. Sen bunu kendinden şimdiden anlayabilirsin. Ama adama içki, kumar, faiz, buğuş işte namazsızlık, abdestsizlik falan kolay geliyor ve zevk veriyor tat veriyor o işler ona açılıyor hep önüne. O zaman anla ki sen cehennem için yaratılmışsın.
- 52:47
Demek ki Mevla bildi senin ezelden. Tercihlerini gördü Mevla ona göre yazdı bunu. Seni zorlamadı ki. Senin tercihlerini ezelden bildi. Bilmesi haşa cahillik Allah'a yakışır mı haşa. Sıfatında ilim var. Onun için Allah Teala'nın muvaffak kılması efendim insana yetişir. İbadet ettiği kadar o da onu muvaffak eder.
- 53:13
Ama günah istediği kadar o da onu rüsva eder. Yani yardımını çeker demek. Tevfik yardım eden muvaffak kılar. Rızasına uygun işler nasip eder. Hizlen bunun tersidir. Hizlen rüsva eder. Rüsva demek yardımını çeker ondan. Adamı bıraksa nefsinin eline adam zaten hep düşer. Cehennemlik işleri yani. Onun için ne buyuruyor estağfirullah malını zekata sadakaya hayra veren adam
- 53:39
haramlardan da sakınan adam cenneti kelime-i şehadeti tasdik eden müslüman biz onu kolay kolay götüreceğiz en kolay yer en rahat yer cennet. Cennetin adı yüsradır. Bir ismi. O en kolay yere cennete biz onu kolay kolay götüreceğiz. Ne demek? Ona cennete götürecek işleri kolay getireceğiz. Muvaffak edeceğiz.
- 54:03
Adam iradeyi o yöne kullanmış. adam cimrilik yaptı. Zekat vermiyor. Sadaka vermiyor. Ve kezzebebül hüsna ve stahna benim kimseye ihtiyacım yok. Kutuzum kuruttu kırım yerinde. Vaaz dinlemez. Hocaya gitmez. Mürşide intihab etmez. Yani sanki Allah'a bile ihtiyacım yok hareketleri tabii. Zaten kafirlerden de bahsediyor biraz.
- 54:25
Çünkü ve kezzebebül hüsna. Cenneti yalanlar. Ne cenneti ne şey. Ne arsayı. Dünyada yoksa dünyada hepsini yiyelim içelim buradan. Öldükten sonra boşta boşa gidecek her şey falan. Hiç ahirete inanmaz. Fese'lün yesru sonra da kolaylıkla götüreceğiz. Nereye? Yine üsra. En çetin yer. Yaşanması en zor yer cehennemdir.
- 54:43
Oraya gidecek. Hem nasıl gidecek diyor kolay kolay. Sevine sevine gidecek. Çünkü neden? Hiç gidecekken anlamıyor ki cehenneme gidiyor. Biliyorsa bile keyif alıyor. Zinadan keyif alıyor. Haramdan keyif alıyor. Morali de bozulmuyor. Öyle tatlı tatlı gidiyor. Nereye gidiyor? En çetin yere zor yere cehenneme gidiyor.
- 55:01
Çünkü neden? İradesini o tarafa yönlendirdi. Onun için siz amel edin. Ameli bırakmayın. Nere için? Malıysanız nere için yaratıldıysanız oranın işleri size kolay getirilecek. Elhamdülillah biraz bize hafif müjde var yani. Namaz bize kolay geliyor. Tat veriyor. Zikir bize. Keşke millet bıraksa beni. Kimse gelip gitmese.
- 55:22
Kimse bana bir şey sormasa. Efendim çocuk para istemese. İşte hanım bir şey demese. Ne olur? Hep zikredeceğim. E şimdi bende eğer böyle bir istek varsa bu iyi alamettir. Öyle mi şimdi? Ama adam sıkılıyor. Hiç ibadetler duramıyor. Namaz iki dakika uzasa farz namazdan boğalıyor. Sünneti hiç kılamıyor.
- 55:43
Şimdi bu nasıl olacak? Adam zaten namaz da hiç kılamıyor. Farzı da bıraktık yani. Onun için ve lihaza bundan dolayı efendim ma ve lihaza sahibi bundan dolayı sabit oldu. Ma o şey ki orada sebete gizli. Sabit oldu. Ma o şey ki ihtilafa düştü. Esselefu geçmiş alimler fiha bu konularda efendim bu ahlak hususunda fiha ahlaka gidiyor.
- 56:17
Bu ahlak hel hazel huluku bu huylar iyi huylar veya kötü huylar cibilletin insanın cibilletine yani yaratılışından mı yerleştirilmiş oluyor? Ev müktesebeti yoksa sonrandan mı gelişiyor ve insanın işte çevresinden etkilenme vesaire şeylerle kazandığı bir şey mi oluyor? Fehagat taberiyu imam taberiyi naklediyor.
- 56:41
Bazı selef geçmiş büyüklerimizin bazısı da geçmiş büyüklerimizin ilk 3 asırın adamları. Taberi zaten 300'lü. O da kendinden evvelki alimler. Ennel hulukel hazene güzel ahlak cibilletun yaratılışa konmuştur ve gharizetun gharizet tabiatına yerleştirilmiştir. Filabdi. Kulun tabiatında bu var. Hakikaten güzel ahlakla doğar yani.
- 57:02
Doğduğundan ahlaklıysa güzel ahlaklı doğar diye geçmiş büyüklerden sahabe tabiinden naklediyor. Bu manayı nakletmiş taberi Anabdillah ibni Mesud. Sahabeden Abdullah ibni Mesud efendimiz demiş. Velhaseni hazreti Hasan efendimiz demiş. Ama bu Haseni Basri'dir. Yani bildiğimiz efendimizin torunu Hasan değil.
- 57:23
Haseni Basri'den de nakletmiş. Onunla kale hükmetmiş. Hüve kendisi. İbni Ceril taberiyle demiş ki güzel ahlak adamın doğuşunda yerleştirilir. Sonradan kazanılmaz demiş. Ama vassavabu. Doğrusunu soruyorsan ma oşegi assalna biz tesıl ettik. Yani bu baba aslı olarak tespit ettik hu o şeyi. Yani ne demek istiyor?
- 57:47
Bir kısmı doğuşunda varsa da hepsi doğuşunda olmaz. Bu peygamber değil ki. Onun için sonradan da çalışmakla kazandığı huyları vardır. Güzel ahlak kazanılır diyor. Hazreti Sa'd rivayet etmiş. İbni Ebi Vakkas. Aninebi sallallahu aleyhi ve sellem efendimizden. Kale buyurmuş ki küllül hilal bütün ahlaklara yutba tab edilir, yaratılır aleyha o ahlaklar üzerine.
- 58:11
El mü'minü müslümanda her huyu bulunabilir. Yani mesela cimri bir müslüman olabilir. Müslümanda bir cimrilik huyu olabilir. Müslümanda kıskançlık huyu olabilir. Yani bunlar gavur olmaz. İlle hıyanete, hainlik tabiatı, yani doğuşunda cimrilik huyu konmuş olabilir bir müslümana. Doğuşunda kıskançlık konmuş olabilir yani.
- 58:35
Ama hainlik onun tabiatına konmaz. Bir adam müslümansa, olacaksa velkezbebide yalan. Onun için dediler. Müslüman zinaya düşebilir mi? E düşebilir. Hırsızlık yapabilir mi? Yapamaz. Müslüman yalan konuşur mu? İnnel mü'mine layıktır. Mü'minse yalan konuşmaz. Çünkü neden? Yalan öyle bir şey ki inandım dediğine de inanamayız bu sefer.
- 58:57
Çünkü adam yalancıysa müslüman olduğunun dediğine de inanılmaz. Her lafı şüpheye girdi. Nasıl müslüman olacak o zaman? Hainlik. İşte bu hainlik de çok fena bir şey. Adama mal emanet ediyorsun. Sonra diyor ki sen bana böyle bir şey vermedin. Bu hainlik. Hırsızlık da bir nevi hainliktir. Ondan sonra efendim komşu karısıyla Allah muhafaza zina etmek falan.
- 59:24
Allah muhafaza. Ondan sonra başkasının hanımına bakmak. Ya adam seni arkadaşımla yola götürsün. Oradan adamın hanımına bakıyorsun ya kötü gözle. Bunlar hainliktir. Ha şimdi şey de günahtır ama nam-ı hreme bakmak da günahtır. Ama arkadaşının karısı yol arkadaşlığı, komşuluk burada mesela zina zinadır ama komşu karısıyla zina olursa şirke denk gelir yani.
- 59:52
En büyüğüne gürür. E niye şimdi komşu karısıyla ne olsa emanete hainlik gibi komşu komşuya güvenmiştir. Güvenmiştir. Sen ne yaptın? Hainlik ettin. Onun için yani zinanın da katmerlileri var. Hainliğin de katmerlileri var. Onun için müslüman da her huyu yaratılır. Küçük çocukken belki huyunda bulunur diyor.
- 1:00:12
Ancak hainlik Allah bir müslümanın yaratılışını da ona vermez. Demek o sonradan hain oldu. Bir de yalancılığı müslümana vermez. Demek o sonradan yalancı oldu. Kendi çaba harcadı yalancılığa. Yani hainlik yapma. Hazreti Ömer Efendimiz buyurdu ki bir hadisinde kendi sözünde onu İbn-i Cerri taberinden hakletmiş buyuruyor.
- 1:00:39
Cesaret korkaklık mesela bunlar garizelerdir yani tabiatlardır ki ya bunları yerleştirir Allah Allah dilediği kişiye yerleştirir. Bir adama cesaret verir doğuştan. Çocukluğundan anlarsın. Bir adamı korkak eder anladın mı? Doğuştan öyle yapar onu yani. Ondan sonra büyüdükçe de o gelişmez. O korkak olarak kalır.
- 1:01:04
Yani tabii ki bazı huylar budur ama hainlik ve yalancılığı doğuştan vermez Müslümana. Bu demek Müslüman bunu Allah muhafaza kendi kazanıp aleyhine çevirmiştir. Fastı bitireyim diye uğraştım. İşte bu huylar bu güzel huylar yani hadis-i şeriflerde beyan edilen efendim şerefli hasletler o kadar faziletli huylar var ki diyor yani tafsilatıyla bitiremeyiz.
- 1:01:39
Tek tek maddelesek. Lakin biz burada ne yapacağız diyor. Bundan sonraki ders. Biz temellerini zikredeceğiz. Yani ana temelleri konuşalım. Teferruata giremem diyor. İşaret edemeyeceğiz. Yani hepsine birden mevzu açamam diyor. Ama asıllarını zikredeceğiz ve tahakkaka o zaman ne olacak? Tahakkuk edecek.
- 1:02:05
Dur bakayım ve tahakkakam. Bizim şeyde. Ve nuhakkıgu. Bak işte yanlış yazdı. Ve nuhakkıgu. Tahakkık edeceğiz. Yani delilleriyle inceleyeceğiz. Vasfahu sallallahu aleyhi ve sellem. Efendimizin nitelenmesini. Biha bu sıfatların tümüyle. İnşallah.
- 1:02:22
Şimdi biz gireceğiz mevzuya. Akıllılık, cesaret, cömertlik falan filan. Başlayacağız Allah'ın yarattığı güzel hasletlere. Burada bütün mevzuyu nereye getireceğiz? Sana bana getirmeyecek tabii ki. Bütün mevzuyu Resulullah Efendimiz'e götüreceğiz ki bu hususta Efendimizin durumu neydi? Bu vasıfla mevsuf olması neydi?
- 1:02:41
Bu şerefli sıfat onda nasıl idi? Bundan sonraki dersler böyle. Ne ilimler gibi. Tabi bu kitabı okuyan, dinleyen bütün kafası açılır yahu. Beyni açılır. Allah'ın izniyle maddi manevi bereket bulur. Rabbim Habibi'nin sallallahu aleyhi ve sellem. Güzel sıfatlarını güzel anlatmaya, anlamaya ve onlarla sıfatlanmaya cümlemizi muvaffak eylesin.
- 1:03:01
Çalışıyoruz, uğraşıyoruz. Kurban olduğum neresi için bizi yarattığını da kaybı bilmiyoruz ama bu yolda işte çabalıyoruz. Herkes madem yaratıldığı yere müyesser olur. Bizi de cennetine yaklaştıracak güzel huylara muvaffak eyle ya Rabbi Allah'ım. Amin. Sallallahu aleyhi ve sellem. Sallallahu aleyhi ve sellem.
- 1:03:21
Velhamdülillahi Rabbil alemin. Amin. Merhaba ya Allah'ın izniyle. Merhaba. Merhaba. Merhaba. Merhaba. Merhaba. Merhaba. Merhaba.


