02:57 / 56:22

  1. 00:25

    Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdülillahi Rabbil Alemin, Esselatu Vesselam, Ala Seyyidil Murselin, Muhammedin ve Ala Aliye Sahibi Ecmain Şifa-i Şerif'ten kaldığımız dersten devam edeceğiz.

  2. 00:48

    Şifa-i Şerif biraz zor olduğu için şer bakıyoruz, kitap bakıyoruz. Efendim bu noktada dersimiz Yusuf Aleyhisselam ile ilgili konuda kalmış idi. Peygamberlere salavatullahi aleyhi ve aleyhi ve aleyhi ve cemaiyin küçük yaşlarında da ilhamlar gelir, vahiyler gelir. Bazı peygamberlere vahiy geldiği hususu, peygamberken vahiy geldiği hususu Kur'an-ı Kerim'de bildirilmiştir.

  3. 01:29

    Esselatu Vesselam hakkında, sabi iken ona hükmü ve hikmet verdik, yani çocuk iken. İsa Aleyhisselam hakkında tabi Beşik'te konuşması, Hati Ani El Kitap, bana kitap verdi. Önce Aleni Nebi, ya benim peygamber yaptı diye, çünkü bebekken konuşması gibi bu hususlar bazı peygamberler hakkında geçerlidir.

  4. 01:59

    Yusuf Aleyhisselam'a dersimiz geldi zaten ondan sonrasını Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e getirmek için buraya kadar getirdi konuyu. Bakıyla rivayet edilmiştir ki, rivayette şöyle denilmiştir ki, Uhiye vahiy gönderildi. İlahi Yusuf'e, Yusuf Aleyhisselam'a. Bu bazı nuskata karşılıkları da oluyor, farklı nuskalar da oluyor.

  5. 02:30

    Yani Evha Vahiyet-i Kime Allah ve Allahü Teala'da bazı nuskalar da öyle geçiyor. Yusuf Aleyhisselam'a vahiy gönderildi. Halbuki kendisi sabiyyun, çocuk idi. Yani işte 8 yaş rivayeti de var, 12 yaş rivayeti de var. Yani kemale ermemiş yaş olarak çünkü 40'tan evvel, tam mükemmellik olmaz.

  6. 02:57

    Diğer insanlar itibariyle konuşuyoruz tabi. Çocuk iken, indemane vakit ki hemme, kastetti, ihvetu, onun kardeşleri karar verdiler. Ne ebi ilkahi? Onu atmaya. Nereye? Fil cübbi, kuyunun içerisine. Onu kuyuya atmak istedikleri vakit. Yakulullahü Teala, Allahü Teala bu hususta Yusuf Suresinde buyuruyor.

  7. 03:36

    Yani tabi bu yaşı hakkında da rivayetler, farklı rivayetler de var ama 18'de 19 diyen de var. En nihayetinde yani 40 yaşından çok evvel olduğu anlaşılıyor ama 12 yaş olması daha meşhurdur, 12 yaşında olduğu. Mevla buyuruyor ki, Kuyuya atıldığı vakitte, kuyuda bir kayanın üstüne düştü. Orada tutundu yani derin bir kuyu idi.

  8. 04:09

    İçinde de bir kaya vardı. O onu sudan korudu. Fakat onu soydular, çıplak attılar işte falan. Kardeşleri de böyle yapar insana işte. Kıskançlık her şeyi yaptırır. Elbette muhakkak sen haber vereceksin. Sen onlara bu işlerini bildireceksin. Halbuki onlar seni tanımayacaklar o zaman. Yani sen buradan çıkacaksın, Mısır'a hazine bakanı olacaksın, sultanı olacaksın.

  9. 04:42

    Ondan sonra onlar muhtaç olacak, onlar senin eline düşecek. Yani uzun kıssanın tümünü bildirmiş oluyor. Yani siyana gelecekler senden yemek istemeyen falan. Sen de o zaman diyeceksin onlara, bu işlerini haber vereceksin. Hani öbürü başka ayet-i kerimede söylüyor ya. Hele âlimtum mâ feâltum bi-yusufe ve identum câhilûn.

  10. 05:05

    Onlar hiç bilmezken Mısır Kralı diye yanına gelmişler. Siz Yusuf'a ve kardeşine cahil iken neler yaptınız, hatırlıyor musunuz? dedi ya sonra. Başka ayet-i kerime de söylüyorum. Kâlûk, şaşırdı kaldılar. Eynek eleyente yusuf. Yoksa sen Yusuf olmayasın. Dedi. Kâlene yusuf, ben Yusuf'um ve hâde akîm. Bu da kardeşim bünyâmindir.

  11. 05:27

    Bu tabi en sonundaki durum. Yüzleşmelerinde. Şimdi Mevla bunu ne zaman vahyetmiş ona? Ta 12 yaşındayken. İşte peygamberlerin, peygamber olacak zatların böyle farklı özellikleri vardır. Onlara önce bilgi gelir yani demek istiyorum. Yani Yusuf Aleyhisselam'ın kıssası malumunuzdur. Kısaca bir rüya meselesi var.

  12. 05:57

    İşte 11 yıldız gördüm. İşte güneşi ayı bana secde ederlerken gördüm. Aman kardeşlerine anlatma bunu dedi babası Yakup Aleyhisselam. Fekidu ile kekeidâ. Sana hile hazırlarlar. Yani kıskançlık adam her şeyi yaptırır. İşte kıskandırmayacaksın. Kendine çok gösterişli yaparsan kıskancılığı arttırırsın. O da tabi bir tedbirdir.

  13. 06:22

    Ama kadere çare yok. Ama sen tedbirle mükellefsin. Oradan işte aldılar onu. Babalarından izin istediler. Biraz oynatalım Yusuf'u falan. Biz onu koruruz. Ve inâ lehu lehâfizun. Yani biz onu koruruz. Hâfizun. Ya dedi korkarım dedi. Siz ondan habersiz iken o kenarda dururken kurt yer onu hani mesela. İşte onu da dememek lazım.

  14. 06:50

    Bela konuşmaya bağlıdır. Onlara da plan sanki öğretmiş gibi oldu. Orada geldiler dediler kurt yedi onu mesela. Bu da çok önemli hayatımızda. Yaşadığımız sosyal olaylarda falan. Hemen böyle şu olur, bu olur. O seni bırakır gider. Bilmem bu sesi. Sana paranı çalıyordur. Böyle yani lafları bilmemiş, delisiz.

  15. 07:09

    Yani insanın karısı hakkında, kocası, ortağı hakkında, çocuğu hakkında konuşmaları sonra o işlere sebebiyette verebiliyor. Konuşmaya bağlıdır bela. Yani sanki başına gelecek bela amcadan konuşturuluyor gibi bir şey var işte. Bütün konular geliyor, dayanıyor. Gevezeliğe dayanıyor yani. Yani insan ağzını tutsa, Allah bütün belaları tutacak.

  16. 07:31

    Zaten hep başımıza ondan geldi. Ayet-i Hadis oku. Geç işte daha. Ne yapacağız? Şimdi, Ürdün tarafında tabii onların yeri Kenan ili, Kenan ili, Kudüs yani. Mescid-i Aksa'nın olduğu bölge Kenan ili. O zaman. Ürdün, Üç Fersah, Yahakbal Selam'ın evine. Orada bir kuyu var. Efendim, getirdiler. İşte kuyuya atlar.

  17. 07:54

    Kuyunun kıssası. Kur'an-ı Kerim'de de zikrediliyor. Burada musannif yani. Kazı İyaz, Rahimullah neyi anlatmaya çalışıyor? Yani çocukken bak vahiy geldi ona. Peygamberlerde böyle bazılarında olmuştur demek istiyorum. Kuyuya getirdiler işte. Sarkıttılar. Ellerini de bağladılar. Gömleğini de çıkarttılar ki.

  18. 08:18

    Hani gömleği kana bulaştırdılar. Babalarına gidince kanlı gömlek götüreceklerdi. Hani kutluyeti giymek için. Ondan sonra o dedi. Ya gömleğimi geri verin. Ben çıplak altım yani. Madem kuyuya atıyorsunuz. Üstümüne şey ediyorsunuz. Çıkarıyorsunuz falan. E sen dediler on bir yıldızı çağır. Seni dediler giydirsin.

  19. 08:43

    Bir de sana arkadaş lazım. Şimdi kaldım burada yalnız dediler. Kuyunun yarısına kadar sarkıttılar. Sarkıtırken kuyuda su da var. Kuru kuyu değil. Boğulur yani. Yarısına gelince orada bir kaya buldu. Demek geniş kuyular. Oradaki bir kayaya kuyunun kenarındaki kayaya sığındı. Üzerine çıktı ağlıyor. Ne işler oldu dünyada ya.

  20. 09:10

    Allah Allah. Başladı ağlama. Hemen Cebrail Aleyhisselam geldi. İşte burada vahimi getirdi. Konusu meselesi olunca tabi ki buradan anlaşılıyor ki ev hayna biz vahiy ettik. Gerçi Kur'an-ı Kerim'de bazı hani Musa'nın annesine vahiy ettik. Orada peygamber olmadığına göre ilham manası verdiğimiz yerlerde oluyor.

  21. 09:30

    Arı'ya da vahiy ettik ayeti var. Hani bu sonradan 40 yaşında peygamber oldu da buradaki vahiy ilham manası nedir? Gibi de belki düşünenler olsa da burada yani çocukken vahiy geldiği ağır basıyor. Çünkü Cebrail geldi çünkü. Yani ilham kalbine gelir de bu Cebrail Aleyhisselam geldi yani. Gerçi Cebrail Aleyhisselam da peygamber olmayanlara da gelip şey ettiği de var.

  22. 09:54

    Tabi o da ayrı devam. Dedi ki yani bu ayet-i kerimeyi getirdi. Bu ayet-i kerimesinde Mevlana buyurdu ona sen işte mahzun olma. Burada ölmeyeceksin. Perişan olmayacaksın. Çünkü neden? Onlar hiç seni tanımadıkları bir zaman gelecek. Sen onlara bu işi yüz tane vuracaksın yani. E şimdi bu ne demek? Sen yaşayacaksın.

  23. 10:20

    İmkanlara kavuşacaksın. Bunlar sana muhtaç. Yani bunlar seni fark etmeyeceği kadar bir genişliğin, imkanların olacak. Ve sen bunlara bunu bir gün üzüleceksin yani. Bunun o anda gelen bu haber tabi ki Yusuf Aleyhisselam için. Hem bir vahiy göstergesi hem bir peygamberliğin sabi iken gelmesi vs. Çok fazilete onu namzet kıldığını beyan ediyor.

  24. 10:49

    Şimdi burada demin dediğim gibi yani Yusuf Aleyhisselam bunu biraz tarif ediyor bu güzelliğini hakkında. Çok bir tarif, çok görmedim. Aliülkari'nin kişilerinde diyor sağ yanağında siyah ben vardı. Onun işte özelliği. İki gözün arasında efendim iki gözün arasında da olması ilginç. Nakişe'nin nasıl bir güzelliği vardı.

  25. 11:23

    Onu işte kadınlar elmaları doğrayacağım derken ellerini kestiler artık. Cennettendir onun güzelliği dünyadan değil. Ona verildi. Efendim sonra köle olarak biliyorsunuz satıldı. Satıldığında da yani 12 sene köle oldu kaldı yani. 12 sene. Bunu da Mevla neye mukabil yaptı? Hapisten özgür yani yani o hapisteki arkadaşının çıkacağını, rüyasını tabir ederken efendinin yanında sen

  26. 12:00

    vazife göreceksin orada beni de bir hatırla benim ismimi geçir dedi. Mevla hani ona buyurmuş oldu ki peygamberler makamına bu uygun değil. Peygamberler aracısız tevekkül edecekler. İbrahim Aleyhisselam ateşe atladığı gibi yani Cebrail Aleyhisselam'ın yardım teklifini kabul etmedi ya. Onun gibi yapman lazımdı.

  27. 12:20

    Demek ki sen peygamberlik verilmiş ki o da buradan da anlaşılıyor. Sen aracı koymamalıydın. Aracı koymak tevessül yani vesile edinmek matluptur. Marguftur hatta Allah'ın emridir. Vesile arayın. Ama peygamberlerde makam yüksekliği var. Makamı çok üstün olduğu için Mevla ona sen niye çıkacak adama böyle dedin?

  28. 12:41

    Kaç harf? 12 harf diyelim. Her bir hafife bir sene şey etti ona. Hapiste yatırdı, devam ettirdi yani. Makamın yüksek olmasında biraz şeyler, tokatlar gelebilir. Mesela o işi başkası yapsa cezalık iş değil yani aslında. Bana yardım et. Çıkınca şu adama git bunu anlat. Normal bir şeyler ama peygambere olmadı yani.

  29. 13:10

    Güzelliğini zaten dillere destan. Hz. Ali Efendimiz buyurdu ki İnne ahsenel hasen Güzellerin en güzeli el hulukul hasen Güzel ahlaktır. Ama güzel ahlakın da en güzel olduğu kimseler Yüzü de güzelse diyor. Yani ahlak güzelliğidir ama yüzü güzelde olursa bu ahlak güzelliği tadından yenmez demek istiyorum.

  30. 13:46

    Yusuf Aleyhisselam'ın ahlak güzelliği muhteşem tabi. E yüzü de güzel. Kimse de toplanmaz bu kadar iş yani. Mevla onu seçmiş. Yüz yirmi yaşına kadar yaşadı. Sonra Mısır'da nilin ortasına defnedildi. Derenin altına yani üzerine su geçiyor. Herhalde çam ağacı mı? Çürümeyen bir tahtadan tabutunu yaptılar.

  31. 14:12

    Sonra Musa Aleyhisselam İsrailoğulları'nı Mısır'dan çıkartırken işte gece hatta yolları kapandı. Altı yüz bin İsrailoğulları gece anlaştılar. İkisi çıkacaklar. Yol kapanınca İsrailoğulları'da bir koca karı vardı yaşlı nene. Mevla ona havale etti bu işi. Ona geldi dedi. Musa Aleyhisselam dedi ki biz niye yol bulamıyoruz.

  32. 14:36

    Çıkamayacağız kaldık bu. Firavun uyanacak birazdan. Askerler peşimize düşecek. Zaten düştü sonradan da. Bir an evvel çıkarsak yol kat etmiş oluruz. O nene de dedi ki Musa Aleyhisselam Yusuf Aleyhisselam çocuklarından tabi bunlar da Yusuf Aleyhisselam'dan da geliyorlar ya yani Yakub Aleyhisselam'dan geldikleri için Yusuf Aleyhisselam'dan 12 oğlundan geliyorlar.

  33. 15:00

    Yahudiler 12 kabiledir. 12 kardeşten. Yusuf Aleyhisselam söz aldı oğullarından yani buradan Mısır'dan yarın bir gün çıkarsınız. Çıkarken beni almadan çıkmayasınız. Onun için dedi manen kapanmış kapılar yani. Onu alacağız. Nerede bulacağız onu? Kabri nerededir dedi. Mevla'da bildirmiyor işte hikmeti var.

  34. 15:24

    E dedi ki sen bana söz ver. Neyi söz vereceğim? Cennette işte senin yanında olman komşuluk sözü ver. O nene de orada kendi işini gördürmeye çalışıyor herkes tabi. Tamam Mevla'ya soracağım dedi. Mevla'dan izin geldi. Tamam dedi cennette komşum olasın. O zaman söyledi. Geldik evde oraya. Bak burasını kazın.

  35. 15:44

    Dua nil açılsın. O dere açıldı üstünden o zaman. Onun duasıyla açıldı. Ondan sonra denize 12 yol oldu zaten. Mevla ona Musa Aleyhisselama yapar. Dere üstünden açıldı. Oradan kazdılar. Dibinden çıkarttılar. Yusuf Aleyhisselama aldılar. Öyle Yusuf Aleyhisselama kabri şimdi şeyde El Halil kentinde getirdiler.

  36. 16:04

    İbrahim Aleyhisselam yani atasın, dedesin yanına getirdiler. Ben orayı ziyaret ettim tabi. Ondan sonra İstihlal bir daha vize vermedi bana. Bir kere gittim. O zaman meşhur değildim. Allah'tan gitmiştim. Ondan sonra hatta vize verildiği iken de iptal ettiler seyahatimizi. El Halil'de İbrahim Aleyhisselam yatıyor.

  37. 16:24

    Hanımı Sare validemiz yatıyor. İshak Aleyhisselam yatıyor. Yusuf Aleyhisselam orada. Yakup Aleyhisselam orada. Diye hatırlıyorum yani. Oraya getirdiler yani. Çünkü orada bir mağarayı satın almıştı parasıyla. İbrahim Aleyhisselam kendisi oraya defnolunacağı mağara bazı rivayetlere göre toprağı da gömülü değil mağaranın içinde bir bölümünde yatıyorlar.

  38. 16:54

    Zaten çürümüyor peygamberler. Acayip bir koku geliyor. O kuyu var üstte. Camide kuyu var. O kuyudan kokusu geliyor. Yani öyle bir koku dünyanın hiçbir yerinde öyle bir koku olamaz. Ama alttan mağaradan geliyor. Tabi oraya girilmiyor. Yusuf Aleyhisselam da orada defnedildi. İsrail tabi camiyi sabah namazında taradılar milleti.

  39. 17:16

    Ula çıkarttılar. Sonra işte onu bahane ettiler. Camiyi ikiye böldüler. Yine İbrahim Aleyhisselam'ın yani sanduka üstte. O bizim tarafta camide kalmış. Öbür tarafa havra yapmışlar. Allah'ın kurtarsın bir an evvel. O tarafta işte Yusuf Aleyhisselam o tarafta kaldı şeyi. Yani sandukaların üstteki sandukaları.

  40. 17:34

    Ama tabi alttaki hizaya göre mi koyulmuş? Tabi ki Osmanlı zamanında o hizaya göredir yani. Tespit yapılmış da koyulmuştur. Rabbim şefaatlerini nail eylesin. Amin. Demek ki Yusuf Aleyhisselam'a da böyle vahiy geldi. Yusuf onları tanıdı diyor ayette. Onlar onu tanımıyorlar. İşte o kuyuya atıldığında gelen vahiy tecelli etti.

  41. 18:01

    Onlar bu bizim kardeşimiz. Bilmiyorlardı ama o biliyordu onların kardeşi. Bu vahiy tecelli etti ve yerini buldu. Bundan dolayı şimdi ila gayri zalike daha başka çok şey rivayetler bulabiliriz diyor. min ma zükira min ma o şeylerden ki zükira nakledildi anlatıldı nelerden nehbari peygamberlerin havadislerinden yani daha çok misalde bulabiliriz.

  42. 18:30

    Şimdi geldik sadede yani birkaç derstir fasıl bitecek inşallah. Fakat heka muhakkak nakletti. Kim ehl-ü siyeri? Siyer ehli siyer, tarihçiler siyret yaşantı tarzı gidişat falan. Bir adamın siyreti yani doğumundan ölümüne kadar ki hayatında yaşadıklarına denebilir. Bu siyer ve tarihi nakleden ulema hikaye etti.

  43. 18:56

    Enne aminete amine validemiz binte vehbin vehbin kızı yani Efendimiz annesi yani vehb dedesi şey vehbin kızı amine bildirdi. Şimdi bak size ben hep mevlüt gecelerinde anlatıyordum bunu. Kaynağı var mı? Ben kaynaksız konuşur muyum? Dolu kitapta görmüştüm. Ama bak Kazı İyaz gibi kadıların kadısı Maliki mezhebinin müştehiklerinden Şifa-i Şerif'te aynı şeyi bak naklediyor.

  44. 19:30

    Biz bütün kitaplarda ittifaklı konuları size anlatıyoruz. Böyle kendim nerede rüya mı göreceğim yani? Enne aminete amine validemiz bildirdik enne nebiyyene şüphesiz bizim Peygamberimiz kimdir o? Muhammeden sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Vülide doğdu. Yani annesi tarafından doğuruldu. Hine Vülide doğurulduğu vakitte yani Mekke-i Mükerreme'de nasıl dünyaya geldi?

  45. 20:02

    Yedeyhi iki elini ilel arz. Yere böyle ellerini koymuş secde yapmak üzere. Yani bütün doğanların biliyorsunuz ters doğar çocuk. Baş sonra gelir, ayak önce gelir. Efendim Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'de nasıl oldu? Efendim elleri başı ve elleri önden çıktı. Bu da bir mucizedir. Ellerini döşemiş ilel arzı yere ve raf yani kaldırmış rasehu başını ile sema.

  46. 20:44

    Bir yanda da böyle yapıyor. Hem semaya bakıyor hem ellerini yere koymuş semaya bakıyor. Tabi bu hususta bir çok divadeler zikrediliyor. Mesela Şihab Allame Şihab yani. Kazı Beyzavi Şihab Hazretleri. Hemen hemen 400 senelik eserdir onunki de yani. Şihab Hazretleri burada divad ediyor. Diyor ki İbnül Cevzi El Vefa isimli kitabında naklediyor.

  47. 21:17

    Ebu'l Hüseyin Esid'den amile validemiz diyor ki ben diyor onu doğurdum dizleri üzere çökmüş vaziyette semaya bakıyordu. Sonra yerden bir toprak aldı. Bir avuç tutan aldı. Sonra secdeye kapandı. Doğduğunda göbeğini ebeler kesmedi. Efendim. Göbeği kesilmiş vaziyette doğdu. Ve sünnetli biliyorsunuz doğdu.

  48. 21:46

    Üzerine kapak kapattım diyor. Böyle bir tencere kapağı kapatmıştım. Sonra geldim. Baktım ki kapak yarılmış ikiye. Üzerine kapattığım kapak ikiye parçalanmış. Oradan parmağında baktım Şehadet parmağını emiyor ağzında. Oradan da süt geliyor ona. Şehadet parmağında süt geliyor. Gördüm diyor. Evet. Taberani valide diyor.

  49. 22:12

    Meşhur büyük muhaddis. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yere varır varmaz parmaklarını böyle tutmuştu. Sebbabe parmağıyla yani şehadet parmağıyla böyle tahiyyata et tahiyyata yapıyoruz ya. O şekilde tesbih eder vaziyetteydi. Tabi usta rivayetler daha çoktur. Allahu ekber, Allahu ekber ve lillahi'l hamd diye de zikrettiği de var.

  50. 22:34

    İbn Hacer diyor bunları Mevlid kitabında nakletmiştir. İbn Hacer-i Eytemi'nin Mevlid'i var. Mevlid kitapta birçok bu usta daha rivayetler var. O da o kitaba atıfta bulunuyor. İmam Busiri der kasideyi Bürde'de değil de bir de kasideyi Hemziye'si var. Hepsinin sonu Hemze'yle bittiği için Hemziye deniyor ona.

  51. 22:56

    O Bürde'den daha uzundur. Belki 500 Beyt'tir. Fakat o çok meşhur değil. Ama onda çok siyar var. Mesela orada ne diyor? Rafi'an tarfeu iles semai ve fi laliker rafi'i ila sü'de din ima'u Hep sonunda ü ile biter. keyfe terka rukiye kel enbiya'u yasema amma tabeleteha sema'u 500 Beyt böyle yazmıştır o.

  52. 23:21

    Yani bu Beyt'i ne diyor? Gözünü semaya kaldırmış vaziyette doğdu. Ama orada da ne vardı? Efendiliğine büyük bir maneviyatına ima ve işaret vardı. Hangi çocuk nasip olmuş o? Zikrederek doğması vesaire. Uluslararası rivayetler Mevlüt gecesinde size anlatılıyor yani.

  53. 23:46

    Hadisin de kaynağı sağlam. Ebu Ya'la işte göğe doğru baktığı Ebu Ya'la da var. İbn-i Hübbansahid demiş. Menahil-i Safa kitabında İmam Suyuti zikretmiş. İmam Zehebi muhaddistir. Hadisleri çok deşer. Hadisin isnadı çok kuvvetli ve güzel demiş. Siyerde çok geçiyor. Ve gale buyurdu Hadis-i Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hadis-i şerifinde buyurdu ki lemma neşetü

  54. 24:18

    ne zamanki ben genç oldum biraz büyüdüm bu gıvat nefret ettirildi ileyye bana el evthanu putlara tapmak bana nefretlik menfur gösterildi. Yani kalbime baktım hiçbir puta tapmaya merak etmedim. İçimden üzerine kadar bir puta tapmak hevesi gelmedi. Herkes puta tapıyor. Yapışıyorlar, öpüyorlar. Bütün millet gelenek, görenek usulü şimdi.

  55. 24:50

    Bütün millet bu memlekette bir şey yapsa, herkes sana Allah var demeseler, sen nereden Allah'ı bulacaksın yani? Zor iş. Mevla buldurur da. nasip olur yani. Ha şimdi Gavudi Hıristiyanların çocuklarından, yetişenlerinden hidayet bulan var ama kaç kişiye nasip oluyor? Ama Müslüman, Türk'ün, yani Arap'ın, Acem'in, neyse Müslüman'ın çocuklarından çok fazlasına nasip oluyor.

  56. 25:14

    Buradan da gavur çıkan olur ama burada çok akalliyettedir. Orada da Müslüman olan akalliyettedir. Çünkü ne der Mevla? Ezel'de biliyor tabii kimin nereye iradesini kullanacağını, ona göre yaratıyor. Fakat insan etrafından etkilenen bir mahluktur yani. Bak herkes put atabiliyor ki de burada da var. Çünkü onu gördü.

  57. 25:33

    Doğdu, büyüdü, onu gördü. Ama diyor bana işte, hep nefret ettim diyor putlardan. Çünkü işte Resûlullah'ın çocukluğundan ve gençliğinden itibaren ona verilen farklılıkları anlatıyoruz şimdi. Ve bu gıda mevhuz gösterildi İlâye bana. Eşşiaru. Şiir söylemeyi de hiç sevmedim diyor. Dinlemeyi de sevmedim diyor.

  58. 25:55

    E tabi zaten ve ma'allemne aşşuana ma'allemne de Yasin Şerif'te, şiir öğretmedik ve yakışmaz ona diyor. E çünkü zaten şiir söylemediği halde adamlar Kur'an'a şiir dediler. Evvelce de şairliği meşhur olsaydı, e diyeceklerdi bu zaten şairdi. Bunun için zor bir şey değildi bu. Yaşı da geçti kırktan sonra, tamam bir döktürdü diyeceklerdi.

  59. 26:16

    E şimdi baksana o Mustafa Öztürk müdürün dediği ilâhiyatın profesörü. Adam ne yazıyor kitabına? Adam Tevrat'ı, Peygamberimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem Tevrat'ı biliyormuş da, Tevrat'ı Arapçaya çevirmiş. Kur'an Tevrat'ın Arapçasıymış yani ona vay gelmemiş gibi. O gavurun biri bilmem ne müsteşrik bunu iddia ediyor, o da kısmen katılıyorum diyor.

  60. 26:41

    Yani bir profesör ilâhiyatta bütün yüzlerce başı kapalı kız talebe onu dinliyordu geçen konferansta. Yani bu durumdayız yani. Halbuki buyuruyor ki bana o zamandan Arap şiirini bile söylemek ve dinlemek istemiyordum. Tevrat'ı nereden bulacak? Kim anlatacak ona? Kimseyle konuşmamış, görüşmemiş, mektep medresede okumamış, ümmi kitaptan yazma olsa yazmayı okuyamıyor.

  61. 27:13

    Yani Mevla onu öyle yapmış ki kimse diyemesin ki bunu kendinden uydurdu haşa. Onun için onu o ortamda yetiştirmiş. Bana şiir buğz ettirildi. Şimdi şiir şiirin iyisi iyidir, kötüsü kötüdür. Yani her şiir kötü değildir. Efendim sallallahu aleyhi ve sellem şiir dinlemiştir. Kâbe ibn-i Züheyr'in kasidesi.

  62. 27:34

    Onun yanında okundu. Çıkarttı, hırkasını verdi. O şiirleri severdi. Hatta Abdullah ibn-i Ravahi'ye emrederdi. Hatta şiir yani hiciv etsin. Müşrikleri hicmeden şiirler söylesin diye minber yaptırdı. Hastani bir zabit dedi benim minberime çık. Çünkü neden? Orada batılı şey bitiriyorsun ya batıl hangi yönden geliyor?

  63. 27:58

    Şiirle. Sen de şiirle cevap edeceksin. Biz niye televizyon kurduk? E şimdi adam sana bomba atıyor, sen ona ok atamazsın. Efendim sen niye buyurdun ki bizi mecbur bıraktılar? İzin verirken bu sözün manası neydi? Batıl batıl adam milleti dinden çıkarıyor, elbiseletten çıkarıyor. E sen nerede cevap vereceksin?

  64. 28:17

    Onun için karşı taraf ne atıyorsa karşılığını yapacaksın. Sen şimdi adam televizyonla millet ifsat ediyor, sen televizyonla milleti ıslah edeceksin. Öbür türlü sen elli kişiye konuşaraktan dernekte bu milyonlara nasıl ulaşacağız? Burada Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem sünnetinde var. Hastani bir zabite öyle derdi.

  65. 28:35

    Abdullah ibn-i Ravahi onun şairiydi. Ondan sonra üh cühüm, hadi çık onlara bir hicvet derdi. Yani hiciv şiirleri söylerdi. Cibril de seninle beraber olsun. Tuha derdi. Kendi şiir söylemez, dinlerdi. Çok sevinirdi. O çünkü şiirle onları mahvediyor. Yani bu zamanda da öyle. Artık şimdi onların ne yapıyorsa sen de onun misliyle onların

  66. 29:00

    İslam'a zarar verecekleri noktadan onlara zarar vermek lazım. Bazı şiirleri tabi cahiliyet olmazsa hatta ne dedi? Amcası Ebu Talib'in medet ettiği şiir var, uzun bir şiir. Salat-ı Tefriziye'de o şiirden almıştır onu. Hazreti Abbas'a dedi şu Ebu Talib'in şiirini bir okusan da dinlesek falan. Onun çocukluğunu da medet ediyor.

  67. 29:38

    Sen daha çocuktun, yağmur duası yapıyorduk, yapıyorduk. Hiç yağdırılmıyorduk. Sonra Kabe'ye seni getiriyordum yanıma sen Kabe'ye tutar tutmaz elin hemen yağıyordu diyor. O nur gibi, o yüzü beyaz. Bulutlara onun hürmetine su geliyor. Dulların sığınağı, yetimlerin barınağı diye onu medet ediyordu. Hazreti Abbas'a dedi ki bir şiir söylesen.

  68. 30:02

    Şu şiiri. Tabi Ebu Talib şair idi amcası yani. Ebu Talib'in divanı da çıktı şimdi var yani. E dedi ki herhalde sen dedi veya bir yazı üstes kalıga mami mi istiyorsun ya Resulallah dedi. He he onu istiyorum dedi. Ve kaç mısradır o şiiri? Dinle diye. Dinle. La yuftudu illa fâk. Birisine şiir söylediğine İslam'ın lehine dedi.

  69. 30:23

    Allah ağzını bozmasın hep ağzın böylesi adam kalsın dedi. Dua et derdi. Ama cahiliyet şiiri olursa ayrı bir şey. Onu kabul etmez. İçinde şirk olur. Fela söver, kadere söver haşa. Kaza, rızasızlık ve itaatsızlık içeren şeyler dinlemek haramdır. Ama bana diyor şiir söylemek yani şey getirildi menfur gösterildi çünkü öyle de işte ileride vahiy gelince

  70. 30:52

    karıştırmasınlar, fitne çıkartmasınlar. Yine buyurdu sallallahu aleyhi ve sellem velem ehumme ben hiç niyetlenmedim. Bir şeyin hiçbir şeyin min mahu şeylerden ki kâne didel cahiliyet, cahiliyet döneminin müşrikleri tef'aluhu tef'aluhu yapıyordu o işleri. Cahiliyet elinin yaptığı işlerden hiçbir şeye istek bile gelmedi içime.

  71. 31:15

    Hiç niyetlenmedim yani. Puta tapmaya niyetlenmedim. İşte şiir söylemeye niyetlenmedim. Ve içkiye, kumara, zina hep sonra da yaygın yani toplumda. Hiç niyetlenmedim. İçimden gelmeyi de istemedim. İlla merrateyn. Ancak iki kere bir içimden geçti. Allah beni korudu. İkisinde de Allah beni korudu. Sonra da bir daha öyle bir istek içime de gelmedi.

  72. 31:42

    Şimdi burada bunu anlatmıyorum. Yani bu iki şey neydi? Tabi ki işte şeyh nerede lazım? Halil Kari Şah, bu kafacı şeyhleri niye açıyorsa burada? Evet. Bu da Bezzar. Büyük muhaddis müşnedi var. İmam Bezzar. İsimlerini tanıyın yani. Tabarani dedim mi, Beyhakı dedim mi, Bezzar dedim mi? Yani dolu tabi de.

  73. 32:06

    Beyhakı dedim mi orada duracaksın yani. Bunlar büyük muhaddis. Yani siz tabi Bukhari'yi çok duyuyorsunuz. E tabi sadece Bukhari'den kalırsa din bize gelmez 4000 hadisten. E Bukhari'nin de başka kitapları var. Onlar da 10 bin, 12 bin gidiyor. Yani Bukhari'nin sahih sadece 8 binden. Geri kalanları. 600 bin hadisten seçtim dediğine göre.

  74. 32:26

    600 bin hadisi zaten bildiği görü kör. Onlar nerede? Onlar da diğer kitaplarda var yani. Bukhari, 600 bin hadisi kabul ettim diyor. Ama kısaltacağım zaman seçerken tercih sebeplerini kullanmışlar. 8 bine inmiş. Öbürlere hadis değil demek değil yani. Ahmet İbni Ambel 1 milyon hadis biliyordu. E nereden bu hadisler?

  75. 32:47

    İşte onun için Bezzar'ı var, Tabarani'si var, Beyhakı'yı var, işte İbni Kuzeyme'si var, İbni Ebi Asım'ı var, İbni Mende'si var, Sabah kadar sayabilirim. Yani sadece Bukhari yok. Bukhari'nin şeyhleri de var. Bukhari'ye de vahiy gelmedi yani. Bukhari'nin 300-500 şeyhi var. Dolayısıyla hadisler çoktur.

  76. 33:10

    Kaynaklarımız boldur elhamdülillah. Bezzar isimli büyük muhaddis, tabi İbni Hibban çok önemlidir. O sahih demiş bu rivayete yani. O da tahsiye ederse sahih dediği zaman daha muhaddisler susar. İbni Hibban da sahih demiş. O zaten Bukhari Müslüman ilavelerle dolu.

  77. 33:27

    Şimdi burada ne diyor mevzuda? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, o okuyayım size. Allah Teala diyor bana diyor, engel oldu diyor. Bunu anlatıyor. Kultü diyor, bir gez dedim leyleten, bu metinde şifanın yok. Şimdi şerhten okuyorum hadis Bezzar'dan. Hakim Müstedrek'ten de şöyle bir lafız var. Bir gece lifeten bir gence dedim Kureyş.

  78. 33:51

    Kureyş'te bir delikanlı vardı. Mecca'nın üst tarafında yani Eccat. Yer ağa otlatıyordu. Koyun otarıyordu. O koyuna otardığı şeyler. Size nasıl anlatayım? Zemzem Tower'ın orada eski Osmanlı Kalesi vardı ya yıkıldı. Eski halini biliyoruz tabii. Zemzem'den evvel tepeydi. O Eccat neresidir? O Zemzem'in arkasındaki dağdır.

  79. 34:19

    Binalardan arkadaki dağı da görüyoruz. Dağları da yonttular, yonttular. Dağı da bırakmadılar da. Oradan ileri doğru yukarı yokuş gider biraz. Eccat. Eccat Hotel'de vardı. Eski biz orada kaldırttık hep. O yolun devamıdır o Eccat. Adı da oradan almıştır. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem orada koyun otarırdı.

  80. 34:39

    Eccat çok önemli bir bölgedir. Çünkü Dapetüler oradan çıkacak yani. O büyük mahluk o kayalardan patlayacak. Biri vayet Safa'dan çıkacak. Biri vayet Eccat'tan çıkacak. O bölge kıyamete kadar önemini sürdürüyor. Tabii ki olaylar devam edecek. Efendim Dapetüler konusunu yapamamıştım. 10 alametlerden. Zaten Güneş'in battan doğmasına DAP konuları kaldı.

  81. 35:05

    O ikisini özel bir ders yapmam gerekiyor. Çünkü seriyi tamamlayamadık çok sene. 4-5 sene evvel orada kaldı. Öyle hapis süreci girdi. O dersler yapılması lazım. Çünkü DAP konusunda sizi bilgilendiremedim. Evet Eccat'ta demek istiyorum. Mekke'nin yukarı tarafında koyun otu arıyordu. Orada koyun otu aradığını başka hadislerden biliyorum.

  82. 35:27

    Ama Hacun tarafı da olabilir. Cennetül Ma'la tarafı. Oranın adı El Ma'la'dır. Oraya da üst taraf denir ama orada koyun otu aradığına dair icdivadlar hatırlamıyorum. Dedim ki o delikanlı da koyun otu çobanlık ediyor. Ben de çobanlık ediyorum. Dedim ona ki benim sürüme de biraz göz kulak ol. Hatta Hüseyin Birazi'yle bir Mekke'de ya Mekke'de gideyim bakalım.

  83. 35:50

    Mekke'de bir alemler oluyordur işte. Def çalıyorlar en fazla. Ne alem olacak işte. Def çalıyorlar. Düğün oluyor, müğün oluyor. Bu gece de gideyim dedim. Sallallahu aleyhi ve sellem. Bakayım Mekke'de ne var. Gece bir bakayım şöyle. Dinlerim belki. Kemal Hüseyin Bey o sıbyan yani. Çocuklar müsamere gibi.

  84. 36:07

    Hani çocuklar, genç çok genç çocuk. Çocuklar oynuyorlarken ben de ne oynuyorlar bakayım Mekke'de. Bir oyuna belki katılırım dedim. Sallallahu aleyhi ve sellem. Fecidu geldim. Edna dârin min dûri Mekke'de. Mekke'deki evlerden yani o dağdan inince en yakın bir eve doğru dağa geldim. Mekke'deki en yakın evde.

  85. 36:28

    Fesemühdü işittim. Gınağın çalgı baktım. Çalgı var. Ve savte dufuvin. Def sesleri var. Ve mezamihra. Bir de zurnalar, murnalar. O zaman da var mizmar zurna. Fakat sesi var. Fek oldu dedim. Ne oluyor burada? Dediler. Fekiyle dediler. Fulan ve tezegüdü fulanete. Kişi falan kadınla evleniyor. Düğün var.

  86. 36:49

    Düğünde zaten def serbest. Şimdi de serbest. Hatta biraz daha ileri fetva verenler de var. Düğüne mahsus. Bir bayram, bir düğün. E düğünde hadis var. Aleyhâb-ı Dûfî. Düğünü defşalarak duyurun. Yani düğünleri ilan edin. Nikahı mescitte okuyun. Hadisinde def çalınması da, hatta emir de var. Ama burada tabi biraz diğer çalgılar da var.

  87. 37:17

    Zurna da olduğunu söylüyor. Dediler. Felence felenceyle evli. Felehevtü. Ben de şöyle dedim. Biraz bakayım dinleyeyim. Ne çalıyorlar, ne oynuyorlar. Bize al gel gınai. O çalgıyla biraz lehiv yaptım. Yani lehiv eğlence. Yani içki yok. Zina yok. Kadın yok. Çengi yok. Yani işte ses duydum biraz. Biraz eğleneyim.

  88. 37:37

    Eğlenirken daha oturdum bir şey duyayım, dinleyeyim. Hatta halevetni ayni. Allah Teala. Bir uyku musallat etti. Gözlerim bana galip geldi. Yahu gecenin başıydı. Femaikazani beyni uyandırmadı. Yani kimse de gelip yanıma şşt uyuyorsun, saatler geçti demedi. İlla harru şems. Güneş, gün doğdu. Sonra güneş doğmuş.

  89. 38:00

    Güneşin sıcaklığı. Vurdu suratıma. Bir baktım. Aa yanacağız. Güneş hararet var. Ne oldum ben burada ya dedim. Demek ki daha davulun zurnanın sesini duyar duymaz. Mevla beni korudu. Hiç dinleyemedim. Daha önce peygamberliği de yok. Ayrıca İslam gelmemiş. Bunların haramlığı bildirilmemiş. Vahiy gelmemiş.

  90. 38:26

    Ayrıca zaten şu anda bile İmam Gazali İmam Nablusu gibi bu işin delilleriyle izin veren fukaha da var. Şafii mezhebinde daha geniş. Bu mesele. Ama defin zaten düğünlerde olması ittifaklı. E bundan dolayıdır ki yani zaten haramlık o noktada da söz konusu da değil. Yani günahsız. Çünkü peygamberler nübüvvetten önce de masumdur.

  91. 38:56

    Fakat burada zaten hiç dinleyememiş. Masum ne demek? Efendimiz şöyle derdi. Enbiya masum, evliya mahfuz. Peygamberler masumdur. Veliler mahfuzdur. Masum ile mahfuzun ne farkı var? Derdi ki masum demek korunmuş. Mahfuz da korunmuş. E niye bunların tabiri değişmiş? Çünkü masum ısmetten gelir. Ismet kurtarılmış.

  92. 39:19

    Mahfuz korunmuş ama ara sıra evliyadan bazıları günaha düşebilir. Çünkü velilerde günaha düşme şansı var. Peygamberlerde yok. Mesela çok kitap okuyorum da o kadar kitaptan tam sadede bulamıyorsun. Çok pratik bir kelime. Günah yapmak istese de yaptırılmaz. İlginç bir tabir. Belki bu şekilde kitapta bulamazsın.

  93. 39:46

    Ama konuyu o çözüyor. Evliyada bazı günaha düşen oluyor. Peygamberler günahı istese yapamaz. Bu nokta. İster mi? İstemez. Ayrı dava. İstemez. Ayrı dava. İstese yaptırılmaz. Masumluğun çok önemli bir şeydir. Kaydıdır. Ondan sonra bu birincisi. Sonra arkadaşıma geri döndüm. Ne yaptın ya dün gece? Dedim böyle böyle oldu.

  94. 40:21

    Sonra başka bir gece işte. Ne kadar zaman geçti arada. Yine yaptım gecelikle böyle bir iş. Dedim ki sen dedim koyunlarıma biraz bak sonra da onun yerine de ona da o bakacak yani. Bir gideyim. Mekke'de ne? Ne durum var? Zaten Mekke'de gündüz hayat yok. Hani güneşten insanlar. Herkes bir şey yapıyor. Gece çıkıyorlar demek ki.

  95. 40:49

    Toplantılar, düğünler, müğünler oluyor. Yine aynı böyle bir şey oldu. İkincisinde de o bir panayır diye ben o rivayeti biliyorum. Bir panayıra katıldım diyor. Yine o panayırda yine böyle çalgı çalıyorlardı falan. Ben de bir gideyim burada ne oluyor falan. Bir bakacakken daha otur oturmaz bir uyku geldi.

  96. 41:13

    Herkes dağılmış. Ben uyandım. Herkes dağılmış. İşte iki kere başıma geldi. Cahiliyet müşriklerinin yaptıkları işlerden bu ikisinden başka hiçbir şeye niyetlenmedim. Bu ikisinde de zaten sorun yok. Çünkü neden sorun yok? Diyor ki bir defa çalgı dinlemenin haramiyetinden önce olduğu için içki bile haramiyeti İslam geldikten ne kadar sonra geldi.

  97. 41:48

    O dönemde sahabeden içenlere haram diyebilir misin? Yanlış yaptı diyemiyorsun. Çünkü haram değildi ki. Onun gibi. Ondan sonra düğünlerde def çalmak memnu değildir. Yani yasak değil. Şahab Hazretleri söylüyor. Ondan sonra gece işte bir eğlenceye katılmak. Bunun mübaha da var. Çünkü neden? Gece eğlenceye katılsın.

  98. 42:13

    İnsanlar toplar. Biri kaside okur. Biri şiir okur. Çerez dağıtılır. Yersin içersin. Müsamere denir buna. Buna kimse haram diyemez ki. Haram olmasa içki olursa haram olur. Kadın çenge oynarsa haram olur. Efendim işte müzik aletleri işte fazla şekilde ut, tambur vesaire böyle bir şeye dönerse bu defin dışında Bunlarda haram diyen var.

  99. 42:37

    O müzik aletlerine de haram demeyen de var. İmam Nablusi, İmam Gazali ve daha birçok ulema da haram demiyor ona. Yani Hazreti Ömer Efendimiz'den de rivayet var. Ut dinlediği. Yani ut şey ederek meclise bir ıtır verin, bir koku verin. Kuvvetli rivayetler de var. Bu tabi senin neyine bağlı? İçerikte şehveti tahrik bir durum varsa yani sözlerde konuşulan şeyler ama sana Allah

  100. 43:04

    düşündürür, ahiret düşündürür seni dertlendiriyor. Hüznünü teselli ediyor. Osmanlı mesela bütün hastanelerde bu müzik aletlerini kullanarak tedavi usulü yapmıştır. Bu nedir? Adam hasta, psikolojik. Psikolojik hap yutacağına çünkü bu haplar çok zararlı, altı ay bir yan tesirleri var. Çeneni titreme yapıyor, elini titreme yapıyor.

  101. 43:24

    Sonra onu bırakamıyorsun, dozu arttırıyor. Ne diyorsunuz onlara işte? Panik atak ilaçları vs. psikolojik ilaçlar. Bunlar mesela musikiyle tedavi ettiği sabittir Osmanlı'da. Bir şeyin tedavide kullanıldığı varsa haramda şifa yok. Haramda şifa yok ama o içki gibi zina gibi haramlığı kesin sabit olanda.

  102. 43:44

    İşte düğünde defa müsaade etmiş. Bayramda Hz. Ebu Bekir Sıddık ne bu ya Resulullah'ın evinde zurna mı çalılır? Sahih hadis ne buyurdu Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem'in görmemiş orada olduğunu. Çünkü Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem yüzünü duvara dönmüş, o kızlar, küçük kızlar söylüyorlar. Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem yüzünü duvara dönmüş, üstünü de kapatmış.

  103. 44:03

    Dedi bu nedir? Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem döndü, ya Bağbekir, her kavmin bayramı var. Bu da bizim bayramımızdı. İnel kulli kavmin aydın faze ayduna Yani bazı müsamahalı noktası düğün bayram gibi var. Ama her gece çalıp oynarsan o da doğru dürüst bir Müslüman'ın yapacağı işler değil bunlar.

  104. 44:20

    Böyle bu çalgı işleri. Zaten çalgı ondan sonra tabii bu işi çengeye götürüyor, kadına götürüyor, kadın sesine de götürüyor. Kadın sesi zaten caiz değil, hiç caiz değil. Çünkü erkeğin kadını dinlemesi. Burada onun için, haram demek için bazı kaydı kuyut var demek istiyorum. Bir şeyin net bir şekilde derken haram demek çok zordur.

  105. 44:38

    Caiz değil dersin. En fazla. Haram olmak için nas lazım. Var naslar. Ama müsamah eden naslarda var. Ne oldu? Naslar taarruz etti. Çelişti. Çelişme neyi gösteriyor? Yine senin direkt haram demeni engelliyor. Ama içkinin müba olduğuna dair hiçbir nas çıkartamazsın. Zinaya bulamazsın, kumara bulamazsın.

  106. 44:59

    Ha öyle olduğu zaman kesin oluyor. Böyle olduğu zaman kayıtlar getiriyorsun bu sefer. İşte içki olmayacak, mecliste kadın olmayacak, kadın sesi olmayacak, şiirin içerisinde muharrikattan olacak, şehvetle hareket etmeyecek, kadının bilmem gözünü, dudağını vasfetmeyecek, nitelemeyecek falan filan filan, dünya kadar madde koyuyorsun buraya.

  107. 45:18

    Bunlardan bir olası haramdır, diyorsun. Öbür türlü diyemiyorsun çünkü düğünde müsaade etmiş, bayramda müsaade ettiği bir şeye, öbür türlü içkiye düğünde, bayramda müsaade edilir mi? Ondan farkını fark edin diye anlatmaya çalışıyorum. Onun için yani bu zaten haram olması bildirilmeden önce, zaten düğünde memnun değil, geceliğin bir eğlence, meşru eğlence de olur.

  108. 45:43

    Osman zamanında da padişahların huzurunda filan ne eğlenceler olur, sünnet merasimleri, şehzadeleri anlatıyorlar, yirmi gece sürü bir haram bir şey yaptıkları yok o iş. Ama oluyor eğlenceler. İşte acı batı karaköşkü bilmem nesi yani, bu gibi şeyler eğlendiriyorlar milleti filan filan. Tabii ki sen onu yapacağına git ilim müzakere et.

  109. 46:03

    Keşke. Kitap oku, ders oku. Onlar ayrı şeyler ama işte insanlara da, şimdi maç, haram diyemiyoruz. Ama iddia oynamak, haram diyoruz, kumar. Ama şimdi maç izliyorum ya diyor, bir maçımız var işte izliyorum diye. Boş iş, fuzuliyattan hayatta bir kere bakmamışım, vaktim de yok. Ama işte ne diyeceksin adama yani,

  110. 46:28

    şimdi burada işte kötü filmler bilmem neler, şunları onlar seyredeceğine, işte baktım eğleniyorum diyor filan işte, haram da demiyoruz diyoruz işte yani. Hani bazı nedenlerle caiz değil, hani avretleri açıksa, şortu yukarıdaysa, dizden yukarı filan, hep arızi nedenleri koyuyoruz ortaya, iddiada kumar varsa filan filan.

  111. 46:47

    Öbürden direkt haram diyemiyorsun meselesi var. Bunun gibi. Bundan dolayı burada zaten Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in işlediğinde bir haramiyet söz konusu değil. Günah da söz konusu değil o zaman için. Ama ondan bile, onu bile nasip etmedi diyor. Hayatımda iki çocuklukta bir niyetlendim, gideyim şunlar ne eğleniyor bir dinleyeyim dedim yani.

  112. 47:09

    Dinlemek de nasip olmadı diyor. Bir uyku gönderdi diyor sallallahu aleyhi ve sellem'e, işte korunmuşluk mesela yani, kurtarılmışlık, masumluğun, en güzel de örneği burada oldu şimdi masumluk ne demek. Daha buna bu bile nasip olmayana, başka günah nasip olur mu? Ne diyor şimdi ilayatçılar? Ne diyor Mustafa İstanbul?

  113. 47:29

    Peygamberin çok günahları vardır diyor. Nereden çıkarsın? Ya Allah ne diyor, günahını bağışlayayım. Geçmişin geleceğin bağışlanmış. Ya geçmişin geleceğin bağışlanmış ne demek? Habibim senden bir günah farz-ı muhal, sudur etse bile, ileride sudur edeceğini muhal olarak farz edilse bile, ileride bile yapacağını, şimdiden affettiğimi peşinen söylüyorum demek.

  114. 47:53

    Günah var da affediyorum demek değil ki. Yani şu kadar sayı hadiste, bütün muhattirat sayı tedavisi de, iki kere niyetlendiğim dediği olay bu. Bu da günah değil. Sen kaldırıyorsun, çok günahları vardır, hataları vardır diyorsun ya. Bunu Mustafa İstanbul'dan kulağımda duydum yani. Sesinden duydum ya.

  115. 48:16

    Bu ilayatçıların hepsi öyle. Günahsız nasıl olur arkadaş? Kur'an'da diyor, günahına istiğfar et. Neyine günahına istiğfar edecek? O kendisi de söylüyor. Benim de kalbime bazı kere bir perde gelir. İnsan her zaman aynı feyiz halinde olmuyor. Çünkü neden? Ondan sonra kıymetini bilsin diye. O arada kesinti olur.

  116. 48:39

    Kabız hali denir burada tasavvufta. E ne oluyor? Kabız hali olduğumuz zaman harammış diyoruz yani. Feyzimiz kesiliyor. İnsan herkes yaşıyor bunu, feyiz kıtlı. Sonra bir de bakıyorsun, nil gibi coşuyor. Allah Allah diyorsun, uçacağım az daha. Bazı da keserler. E şimdi bu peygamberler de kendi makamında.

  117. 48:56

    E vahiy kesildi. Kırk gün gelmediği de var. Ne kadar darlandı mesela. Dediler ki Muhammed'i terk etti, Rabb'i razı değil ondan. E Mevla Budiko olur mu öyle şey? Rabb'in seni sevdi seveli, hiç terk etmedi, seçti seçeli, hiç sana kızmadı. Sevdi seveli hiç kızmadı, seçti seçeli hiç bırakmadı. Adetin için geldi, onları geldi.

  118. 49:19

    Üzüldü biraz, vahiy niye gelmiyor? Bunlar olur. Ama sen burada günah mı çıkarıyorsun? Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki, benim de kalbime bazı bir bulut gelir. Her gün yetmiş kere estağfurullah diyorum. Yüz kere estağfurullah diyorum. Yetmiş kere günah mı yapıyor her gün aşağı? Ne demek istiyor burada?

  119. 49:39

    Buyurmak istiyor ki, ben makam atlıyorum, alttaki ileri hala devam ediyor. Allah'a ulaşmanın nihayeti yoktur makamların. E şimdi, bir makamdan ileri gidiyorum, bir alttaki makamdan estağfurullah diyorum. Hani İmam Rabb'a diyor, Vahdet-i Vücut'ta bir ara kaldım, çok da lezzetli bir makam. Hiç Allah beni buradan ayırmasın isterim.

  120. 49:59

    Sonra bir üste çekti beni, Allah zorla çekti beni. Bir de baktım Hüddin Harbi Hazretleri aşağıda, benim evvelce olduğum yerdeymişim ve bu tarafta çadırı var, yukarıda çadırı yok. Yani burada ne oluyor? İstiğfar devreye giriyor. Niye devreye giriyor? Yani ben Ya Rabbi seni bilmekte, marifetullah'ta bir aşağıda kalmışım.

  121. 50:15

    Estağfurullah bundan geldim. İyi ki bu makam. E onun da üstüne çıkacak birazdan. Allah'a yükselmenin nihayetleri yoktur. Bu istiğfarlar, bu bulutlanma meselesi, nur bulutlarıdır. Senin gibi şehvetten, zina hevesinden, kumar derdinden, filmden, maçtan, haçtan değildir ki. Sen Resulullah'ın kalbini kendi kalbine mi kıyas ediyorsun?

  122. 50:37

    Bana da bulut geliyor, sana da bulut geliyor. Bana gelen bulut, ne fitneler, ne günahlar, ne haramlara meyil istek geliyor bana. Ona gelir mi öyle şey? Çocukluğunda diyor, iki şeyden başka hayatımda kırk yaşıma kadar diyor. İki şeyden anlatırız işte. Neydi yani? Düğünde def çalıyorlar yani, mevzu bu.

  123. 50:57

    E sen şimdi nasıl günah iştah edersin? Bundan başka, sayı hadiste kendisi buyuruyor bunu. Sen nasıl iftira atıyorsun? Günahları çok var. Haşa bak ya. Yani bundan hangisiyle uğraşacağız arkadaşlar? Hangisiyle uğraşacağız? İlmi izahlar yapmak durumundayız. Hakaret edecek halimiz yok. Ama bunlar profesör.

  124. 51:15

    E siz de bilin, peygamberlerin ısmet sıfatını okuduğunuz zaman, bizim iman-ı İslam bilim halinde var. Yani peygamberlerle ilgili bölümde onlarda aranan sıfatlar, yani işte akıllı olmak, zeki olmak, masum olmak vs. Güvenilirlik, emanet, vasfı falan. Burada niyat vereceğim, aslında fazla bitirecektim.

  125. 51:37

    Ama mevzu anlaşıldı. En azından mevzu yarım kalmadı. Yani bir yanlış anlaşılmaya vesile olmadı. Nevruz meselesi vs. Tabi hükümet bunu yasaklamış. Çok iyi yapmış. Ondan sonra bunu zaten tümden kaldırın. Ben yetkililere, Müslüman yetkililerimiz elhamdülillah, onlara rica ediyorum yani. Benim bazı ricalarım tabi haberlere çıkıyor tabi ki.

  126. 52:05

    Mevlidin ertesini tatil yapın dedim, haberlere çıkmış. Bu da haberlere çıksın diye konuşuyorum zaten. Çünkü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine'ye geldi, baktı ki iki tane bayramlar var. Birine Mehrecan diyorlar, birine Nevruz diyorlar. Şimdiki adıyla Mehrecan-Nevruz işi. Bunlar iki bayramın adıdır.

  127. 52:23

    Fakat sallallahu aleyhi ve sellem bu bayramları iptal etti. Ve nehyetti. Şimdi, bazı gelenek göreneklere bir şey demedi. Biz onlara karışmıyoruz. Ama Nevruz ve Mehrecan bayramları hakkında Ebu Davut sahih kaynak, Ebu Davut ahkam hadislerine yer verir. Ebu Davut'un özel, Tirmizi faziletli amellerde ağırlıktır.

  128. 52:43

    Hevab-ı namazı vesaire gibi. Ebu Davut fıkıh ve hüküm hadislerini cem etmiş. Ebu Davut çok sahih bir kaynaktır. İlk altı kaynaktandır. Ebu Davut'ta diye hatırlıyorum. Tabi arkadaşlara bulun dedim, edin dedim ama bizim mübarekler bir şey de bulup getirmediler. Üç gün oldu. Neyse eski kafamdan kaldığı kadarıyla yine benim kafa Şamile'den iyidir yani.

  129. 53:02

    E diyor ki hadis-i şerifte, innallah ebdele lekuma hayran minhuma. Allah size bu iki bayramdan daha hayırlısını nasip etti. Bunları iptal etti. İptal etti. Allah iptal etti. Nevruz bayramı diye bir şey yok. Kainatı yaratan Allah bu bayram yasak diyor. Bunu iptal etti. Yerine de size Fıtır bayramıyla, Ramazan bayramıyla Kurban bayramını getirdi.

  130. 53:31

    Bunların ikisi de Medine dönemindedir. Oruç da Medine döneminde Mekke'de. Ahkam gelemedi ki insanlara amel edecek gücü yok. Güç gelmeyene teklif olmaz. Medine'de güç geldi, hükümler, teklifler geldi. Onun içindir ki şu andaki iptaller yetmez. Genel iptal yapsın. Hiç hadise uymadı bu iş. Hiç sünnete uymadı bu iş.

  131. 53:55

    Hiç Kur'an'a uymadı bu iş. Mevla bu habibime uyun diyor ya. Kurtulmak istiyorsanız sevgilimi gönderdim size diyor ya. Ah şimdi bir Nevruz bayramı. Al başımıza bela oldu. E şimdi ateş yakmak mı? Mecusi işidir ya. Mecusi işidir ya. Bırakın bunu şimdi. Ne Kürde yarar, ne Türke yarar. Kainatın Efendisi'nin Allah iptal etti.

  132. 54:20

    Buyurduğunu Allah iptal etti. Size daha hayırlısını verdi buyurduğu bir şeydi. Ramazan Kurban Bayramımız neyimize yetmiyor arkadaşlar ya. Neyimize yetmiyor Allah'ın verdiğiyle doymayan adam ya. Şeytanın bayramlarıyla ne isiniz var ya. Size daha hayırlısını verdi. Hükümetin bu iptallerini kutluyoruz.

  133. 54:39

    Tebrik ediyoruz. Devamını niyaz ediyoruz. Bu gibi ırkçı, kafa tasçı velev ki Türkçü de olsa biz Müslümanız. Böyle kafa tasçı gelenekleri, ırkçı gelenekleri Kürt başımın üstünde ama Kürtçü ben takmam. Öyle bir şey yok. İslam'da kafa tasçılık yok. Öyle bir şey olmaz. Müslüman mısın? Müslümansın. Şafii mezhebindensin.

  134. 55:04

    Eşari itikadındasın. E tamam. Ebu Davud hadisi seni de bağlar, beni de bağlar. İslam hepimize gelmiş. Yani bunun Kürdü Türkü yok bu işin. Bu bayramlar Allah'ın iptal ettiği işlerdir. Cahiliyetten kalma işlerdir. Mecusilerden gelme işlerdir. Onlara itibar etmeyin. Hadis-i şerifini de dün okuyamamıştım.

  135. 55:23

    Bu da içimde kalmasın. Hadi ki bu şimdi birkaç gün bu kaldı. Ne kalmıyor? Herhalde bu Cumartesi, Pazar. Sizler zaten sakın katılmayın. Etmeyin. Şimdi tehlike var diye konuşmuyorum. Hiçbir zaman Allah'ın kaldırdığı bir şeye katılmayın. Ben size bunu Allah için, din adına söylüyorum. Git hangi fıkha sorarsan sor.

  136. 55:43

    Hangi hocaya sorarsan sor. Belki şimdi diyanet çekinebilir resmi olduğu için falan. Belki çekinebilir. Ben bilmiyorum. Bazıları çekinmeden doğruyu da konuştukları var. Hoşuma da gidiyorlar bazen yaptıkları. Ben kaynağını da veriyorum. Hadis-i şerif de veriyorum. Bütün fıkhalara da bakın. Böyle bir bayram kutlamak meşru değiller.

  137. 56:01

    Allah Teala İslam ümmetimize, vatanımıza, milletimize Kur'an ve sünnet merkezinde ittihat ve ittifak nasip eylesin. Arızalardan, bölücülüklerden cümlemizi muhafaza eylesin. Teşekkür ederim. Elhamdulillah Rabbil Alemin. Amin.