00:30 / 45:58Şu an 00:30 / 45:58
Video bölümleri
- 01:02Peygamberimiz Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem'e Gelen Hediyeleri Dağıtması
- 04:11Pahalı Elbise Giymenin İtibarı Yoktur
- 06:25Altının Erkeğe Haram Olmasının Hikmeti
- 12:28Elbisenin Temiz Olmasının Önemi
- 16:50Mahmud Efendi Hazretleri'nin Cemaatinin Cübbe ve Şalvar Giymesi
- 20:53Zenginliği İstediğime Veririm, İlmi İsteyene Veririm
- 22:51Sofu Süleyman Efendi Hakkında
- 27:51Fakirlerin Pahalı Elbise Giymesi Hakkında
- 31:03Alimler Nasıl Elbise Giymeli?
- 34:09Kalp Kalbe Benzemeden Kıyafet Kıyafete Benzemez
- 38:28Evin Genişliğinin Fazileti
- 40:47Peygamberimiz Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem'in Zühd ve Takvası Hakkında
Transkript
114 satır
- 00:30
Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. O salatu ve selam alâ seyyidil murselîn Muhammedin ve alâ aliyyul sahbihi ecma'în. Kıymetli kardeşlerimiz, dinleyenlerimiz, Şifa-i Şerif dersinde bizleri cemaat eden Rabbimize sonsuz hamdü senalar olsun. Rabbim bu mübarek kitabın hatbine, hitabına ermeyi müessere eylesin.
- 01:02
Amin. Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem vasıflarını sayarken son dersimizde Kazı İyaz Hazretleri ne buyurdu? Kendisine çok kıymetli ipek kabalar gelirdi. Altınla dokunmuş kaftanlar gelirdi. Ondan sonra ganimet malları gelirdi. Beşte bir zaten kendisinin hakkıydı. Bütün dünyada fetihler başlamıştı.
- 01:40
Medine dönemi özellikle son dönem İslam dünyaya yayılmıştı. Cizyeler, vergiler, ganimetler, sadakalar, zekatlar yağıyordu. Beytülmal çok zenginleşmişti İslam devletinin hazinesi. Fakat kendisi vefat ettiğinde çocuklarının geçimini temin için zırhı rehin kalmıştı. Zaruret miktarı yerdi, giyinirdi. Evi zaten çok dar idi.
- 02:17
Bulduğunu zaten giyerdi. Kalın sert yani o zaman için pahalı olmayan, elbiseleri tercih ederdi. Ama ziyaretçilere, fakirlere, isteyenlere en kıymetli ipekleri, atlasları, altun, becemeli libasları, kıyafetleri taksim ederdi. Hatta en son olarak anlattığımıza göre, Hadisinin geçen derste yanında olmayan sahabesi için de onların ne sevdiğini bilirdi
- 02:53
Onların sevdiği bir elbise geldiyse onu saklardı, kaldırırdı kenara. Gelince bak bunu sana sakladım derdi. Kıymetli bir elbiseyi Mahramı Hazretlerine saklamıştı. O duymuş Efendimiz'e kıymetli elbiseler gelmiş muhtaç yani. İstemeye oğluyla gitti. Daha o istemeden çıktı. Hatta onunla dedi ki çağır gelsin Rasulullah'a Misver Hazretlerine.
- 03:23
Misver dedi ki baba bu ayıp olmaz mı dedi. Evden çağıracağız rahatsız edeceğiz yani. Çağır çağır sen benim için çağır dedi. O zorba biri değildir dedi. Gelir dedi. Hakikaten geliyor bir de elinde elbiseyle çıktı hanesinden. Ne dedi? Ya Mahramı bunu sana saklamıştım sen seviyorsun böyle şeyleri dedi.
- 03:44
Tabi o altınla becemeler falan ipek haram olmadan önceki dönem çünkü biliyorsunuz devamlı vahiy geliyor bazı şeyler helalken haram hükmü beyan ediliyor. İçkide de öyle olmadı mı? İslamın hemen başında içki haram değildi. O dönemi konuşuyor. Yoksa şu anda tabi erkeklerin ipek giymesi caiz değildir. Efendim altın takınması caiz değildir.
- 04:11
Haramdır. O ayrı bir şey. O orada da kafa karışmasın. Çünkü niye sallallahu aleyhi ve sellem böyle yapardı? Oradan devam. İzil mübahatü çünkü iftihar etmek yani övünmek, filme labisi giysilerde yani ben kaliteli elbise giydim, pahalı elbise giydim kumaşım bilmem ne bilmem şu markadan bazı gavur markalar var pahalı felan Türkiye'de de var markalar bu giysilerde
- 04:39
iftihar etmek ve tezeyyünü yani aşırı süslemek tamam ziynet güzeldir kimse haram etmemiş Allah'ın helalini ama aşırı böyle her tarafını efendim özel takılar takıştırmalar abartma yani aşırı kaçma Süslenmekte, biha elbiselerle özellikle ziynetlenmek mesela. Ha ben şimdi cübbe giyiyorum, kumaşı 5 TL, belki etresi 10 TL bile değildir mesela.
- 05:09
Böyle böyle kumaş. Ha bu da ben Keden Medine'den alıyorum. Mesela bunlar 10 riyal, 20 riyal bunlar. Benim hayatım bunlarla geçmiştir mesela. E şimdi, yani bu kumaşın da sonu yok yani. Pahalılığında sonu yok. Ama burada abartılı gitmek leyset değildir min hısal-i şerefi. Şeref hasletlerinden değil. İnsana şeref kazandırmaz yani.
- 05:34
Giydiğinden adam şereflenecek olsa o zaman merkebede altın bir ipek atlas takarız semer olarak. Ama yine merkeptir yani. Yani insanlık şeref kılıkta, kıyafette değildir. İmandadır, takvadadır. Evet, ilimdedir, edeptedir yani. Adamın edebi yok, terbiyesi yok, manevi terbiyesi yok, zahiri terbiyesi yok, adab-ı muhaşereti yok.
- 06:05
Giymiş giymiş, takıştırmış takıştırmış ama kabak gibi yani. Ne büyüğüne saygısı var, ne küçüğüne sevgisi var, ne bir mecliste oturup kalkmasının bilmesi var. Bir de bakıyorsun bütün insanların içinde rezil oluyor yani. Elbise onu aziz etmiyor. Onun için kâinatın efendisi bunlarda itibar aramazdı ki.
- 06:25
Leyset değildir bunların hısal-i şerefi. Şeref hasletlerinden değil. Şeref kazandırmaz yani elbisenin marka olması, pahalı olması. Vel celâleti. Celâlet yani itibar, heybet. İnsanın itibarı ilim, edep kazandırıyor. Ben neveliler gördüm üzerlerinde çul gibi şeyler vardı. Yamalıklı oturdukları yerlerde böcekler geziyordu yani.
- 06:48
Muhammed Zekeriya Efendi Hazretleri vs. Ama bir heybetleri vardı. Kral gelse kapıdan almayabilecek kadar, yani görüşmüyorum diyecek kadar kimseye bu danaları yoktu. Eyvallahları yoktu. Demek ki elbiseyle değil. Ne zenginler onlara neler vermek istiyorlardı onlar almıyorlardı yani. Çünkü libas insana heybet kazandırmaz.
- 07:16
Veya bunlar bu elbiseyle süslenmek işleri, takılarla. Kadınların alametlerindendir. Biraz kadınsı işler yani. Zaten onun için erkeğe niye altın haram edilmiş? Kadınsı hormonları geliştiriyor. Altın takan erkekler işte altın kolye, altın künye, altın takılar. Boğazdan da altın. Bu kadınların alametlerindendir.
- 07:44
Çünkü neden? Elbisede de öyle böyle çok gösterişli elbiseler. Çünkü özellikle altın erkeklere haram edilişinin hikmetlerinden biri olarak tabii yeni araştırmalar bunu meydana çıkarıyor ki bu takılar özellikle altın, yani kadınlık hormonuna yarıyor bir şey. Onun için kadınlara helal edildi. Hatta teşvik edildi.
- 08:07
Sokakta yabancılara gösteremez de yani kocasına, mahremlerine gösterebilir. Erkekler de yaramıyor çünkü kadınsı bürküleri diyelim geliştiriyormuş. Şimdi böyle açıklamalar yapıyorlar ilim adamlar. Ayet-i kerimede ne buyuruyor?
- 08:29
Kızları bana diyor, meleklere Allah'ın kızları diyorlar, hem meleklere kız diyorlar hem de bana kız istaat ediyorlar. Hani benim hiç çocuğum yok ama bir de bana kız yakıştırıyorlar. Yani burada kızları aşağılamak yok. Ama Mevla buyuruyor ki yani takılar ve süsler içinde yetiştirilen ve mücadele ederken de meramını güzel açıklayamayan kızları mı
- 08:50
efendim bana evlat istaat ediyorlar. Burada kızları aşağılamak yok. Ya ne var? Yani Arapların örfüne göre. Araplarda da kızları diri diri gömüyorlar, cahiliyet Arapları. Diri diri gömüyor. Yani kızdan utanıyor. Kızım oldu diyemiyor. Diri diri gömüyor. Yani kendine göre bu şekilde hani aşağılanmış olanı da bana layık görüyor.
- 09:16
Yoksa Allah-u Teala hepsini Allah yaratıyor. Erkeği de kızı da. Bazı kümmin bazı yok Kur'an. Birbirinizdensiniz. Erkek kadın hepiniz birbirinizdensiniz. Ben sizi ayırmam Allah buyuruyor ayetlerde de. Buradaki mananın adınız değil mi? Hemen feministler ayağa kalkmasın yani. Diyor ki Mevlamız buyuruyor ki, Kendilerine göre de kızlar aşağılıktan bana ispat ediyorlar.
- 09:37
Kendilerine göre. Yani bana hem şirk koşuyorlar hem iftira yapıyorlar hem de hakaret yapıyorlar. Kendilerine göre hakaret yapıyorlar bana. Ama ben diyorum. Zaten evlattan münezzehim bana. Oğul da desen hakarettir. Çünkü ben doğurmamışım. Bu itibarla yalnız ayetten bir şey anlaşılıyor. Ne anlaşılıyor?
- 09:59
Takılar içinde büyütülen. Buradan da anlaşılıyor ki kız çocuklarına takılar takmak lazım. Yani küçük yaşlarından beri altın falan bir şeyler takmak lazım anlaşılıyor. Çünkü büyütülen diyor. Hani büyüyünce takılan, nişanda takılan değil. Güneş yahu. Büyütülüyor, yetiştiriliyor. Takılar içinde. Buna dikkat etsin ana babalar.
- 10:21
Çünkü o kız çocuğu ya, onda da kızlık hormonlarının gelişmesi. Erkekleşmemesi. Her yerde kızlar var, erkekleşiyor. Hele ki bu okullarda mokullarda. Hani diyorlar erkek gibi kız. Ama kötü bir şey. Kız erkek gibi olmamalı. Kız kız gibi olmalı. Kadın kadın gibi olmalı. Yani saçının işte erkek gibi kesilmesi, nen tutun, erkek pantolonları, dışarıda giymeleri, kadınlar.
- 10:45
Hep bunlar kadınlarda erkeksi hormonları geliştiriyor. Tam tersi. Erkekte altının kadınsal hormonları geliştirmesi gibi. Fıtrata muhair. Yani yaratılış hikmetine ters düşen şeyler. Ve zararlı şeyler genetik açısından. Yani. Çünkü yapı meselesi yani. Yarın o evlenecek, edecek, kocasına erkek gibi davrandığı zaman, yuva yürümez mi, huzursuzluğa çıkacak falan.
- 11:09
Demek ki takılar içinde büyütülüyor diyor. Büyütülmelidir'e de bir işaret var burada bence. Burada ne anlatmış oluyor? Demek ki elbiseyle, kılık kıyafetle takılarla süslenmek, kadın alamet olduğundan, erkekler arasında iftihar vesilesi değil. Bundan dolayı sallallahu aleyhi ve sellem de bunları kullanmazdı diyor.
- 11:32
Çünkü övünülecek bir şey değil yani. Ne Allah'ın dinde muteber, ne de kulların dinde. Hani diyorlar ya Padişah'ın biri için, ne diyeyim sana, ve şehzade yani baya süslenmiş etmiş, yani Yavuz Selim Kanuni'ye demiş derler. Ama bilmiyorum, o tarihi şeyini bilmiyorum. Çok süslü gelmiş babasının yanına. Biraz Osmanlı'da da biliyorsun, herhalde sarayda kıyafetlerde mübalağa var.
- 12:05
Demiş ona ki, evladım ne bu hal demiş, anana bir şey bırakmamışsın giyecek demiş, yani diye bir laf var. Yani bu takılar ananlık yani, senlik değil demek istemiş. Vel mehmudu, övülen beğenilen minha melabisten, yani elbiseler içinde övülen haksızlık, ne kâvet üstel. Elbisenin temiz olması yani. Sen beyaz giyersin.
- 12:28
Hadis-i Şerif'te beyaz giyinin buyuruyor. Elbiseler içinde renk olarak en sevilen Allah'ın dinde beyazdır. Beyazdır buyuruyor. Nasıl ki kefeniniz beyaz olsun, elbiseniz beyaz olsun, beyazın da korunması zor. Yani biraz, efendim, çabuk kirleniyor falan, hele ki kış ortamında falan. Değil mi? Zürafanın düşkünü beyaz giyer, kış günü demişler.
- 12:59
Yani fukaranın derler de değil, zürafanın. Zürafa kibar adam, zalif çok beyefendi, azar beyefendi. Kış günü bile kalkıyor, beyaz giyiyor falan. E tabii artık onun titizliği, efendim, çok dikkat ederler onlar falan. Benim işim değil, ben siyahı bile kirletiyorum. Dolayısıyla elbisede beğenilen, sünnete uyan, yani temizliktir.
- 13:21
Kaliteli kumaş falan olması şart değildir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ne buyurdu? Bir adam, efendim, kirli elbise giyiyordu sahabeden. E bir zat, elbiseleri kirlenmiş idi, buyurdu ona ki, Bu adam, bu kişiyi, elbiselerini aklayacak, temizleyecek bir şey bulamadı mı ya? Suyla bile yani, elbiselerini temizleyebilirdi, buyuruyor.
- 13:56
Dolayısıyla yine bir hadis-i şerifte buyuruyor, Bir kişinin yani iş elbiseleri dışında, iş elbisesine iki diyor. Herhalde bu iki belki üst alt giyiniliyor ya o zaman, peştemal gibi aşağı dolanılıyor, üstünde şey, o da olabilir. Ama iki elbise diyor. Yani işte kullandığı iki elbisenin dışında, dışarıda yani camide, cemaatte kullanacağı,
- 14:31
iki elbise daha ittihaz edinse yani, iki elbisesi daha olsa, bunda bir sıkıntı yok. Yani zorluk yok işlem bakımından. Benim on tane var, ne olacak falan. Ya olsun on tane, biz bir şey demedik şu an. Benim de vardır, küppem o kadar. Ama burada asgarisini şeyin, limitin en düşüğünü beyan ediyor.
- 14:57
İki tane iş elbisesi dışında, iki de dış elbisesi yani, insanların içine çıkmak için bunu almasında bir sıkıntı yoktur. Yani birkaç elbisesi olabilir diyor. Dolayısıyla mühim olan demek ki elbisenin pahalılığı ve süslülüğü değil, temizliğidir. Ne diyorlar Araplar darbu meselelerinde? Yani ata söz demektir.
- 15:26
Yani sen şahsiyetli, kimlikli, kişilikli bir adam olman, yani bir meclise girdin, bir itibar görmen için mürüvvet neyle kazanırsın diyor, temiz elbiselerle kazanırsın diyor. Yoksa hani pahalılıkla kazanamazsın. İçindeki adam olmadıktan sonra pahalılığı bir şey ifade etmiyor. Daha neymiş elbiselerde öğlen?
- 15:48
İşte görüyorsunuz Şifa-i Şerif Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in elbise şeklini anlatırken ne ilimlere giriyor yani. Bir konudan ne kadar ilim veriyor bize. Vettevessutu mesela fıkıhtan da giriyor burada şimdi. Sünneti beyan ediyor. Vettevessutu orta gitmek yani. Ne çok aşırı pahalı, ne çok düşük.
- 16:05
Paran varsa tabii, paran yoksa zaten ne bulduysan onu giyersin, o ayrı bir şey. Paran varsa da çok aşırıya kaçmamak lazım, onu demek istiyorum. Vettevessutu orta gitmek. Fii cinsihi. Yani elbise hususunda, elbisenin cinsi hususunda çok hasis düşük de giymeyeceksin, nefis çok değerli de giymeyeceksin.
- 16:29
Vekevnu olmasıdır. Nedir olmasıdır? Lübse mislihi. Yani benzerlerinin giysilerinden olmasıdır. Yani bir insan toplumda işte mesela bizim Efendi Hazretleri'nin cemaatinde mesela cübbeşal var. Kıyılıyor. Biraz da kumaşlar da biraz pahalı yani.
- 16:50
Şimdi eskisi gibi de ucuz değil. Bizim cemaatta biraz yani parası olan var. Fakirlere, talebelere falan. İyi kumaşlar giyiliyor yani şu an bizim ortamımızda yani. Diyor ki cinsinin mislinin kıyafeti olması iyidir. Misli ne demek? Yani benim şu anda giydiğim cübbelerin kumaşlarından diğer arkadaşlar da giyebiliyor mesela.
- 17:13
Giyiyorlar da zaten. Dolayısıyla ne yapmamak lazım? Bunu abartıp da insanlar aa bu ne biçim bir kumaş şu an kimsede yok falan dedirtmemek lazım demek istiyorum. Gayra müskitin düşürmeyici olması lazım. Cinsinin demek emsalinin yani. Kendi misilli insanların kişiliğini ve şahsiyetini iskat edici.
- 17:41
Yani bu ne biçim giyinmiş ya diye bütün milletin bakarak hor göreceği, hakir göreceği dışlayacağı bir de dedikoduya sebep oluyor. Adam bir kıyafetle geliyor bütün millet fıs fıs fıs fıs. Adamı da nimet ettiriyorsun yani. Ne gereği var?
- 17:53
Dengeli ol, orta ol efendim ne diyeyim sana ifrattan tevritten uzak durursan emsalinin mürüvvetini yani birisi giyseydi bu ne biçim giyinmiş diye aleyhinde konuşulacak şekilde olmamalıdır diyor yani. Başka birisi giyse nasılsa kendinde de ona dikkat edecek. Çünkü insan ekseri kendine gelenleri, kendine denenleri duymuyor.
- 18:19
Ortamı nereden anlıyor veyahut da havayı nasıl kokluyor? Başkasıyla ilgili konularda kokluyor. Şimdi başkası hakkında bu konuşuluyorsa demek ben de bunu yapsam. Bana da bunu diyecekler. Belki yüzüme demeyecekler, arkamdan diyecekler. Ne gıybet ettireyim? Şeklinde düşünmelidir.
- 18:34
Mimma o tipten olması mahmuttur ki yani beğenilen giyinme şekli o cinsten olmalıdır ki layığı ettiği sebebiyet vermemelidir. Çekip götürmemelidir. Meşhurluk şu demek yani meşhurluk illa iyi anılmak demek değildir. Kötü anılmak da meşhurluktur. Çünkü parmakla gösteriliyorsun.
- 19:01
Dinde olsun yani hafızlığı, hocalığı, takvalığı olsun. Dünyada olsun yani parası, malı, mülkü olsun. Bir kişi parmakla gösteriliyorsa bak bak bak deniyorsa şer olarak buna bu yeter. Nazarı, gözü, fitnesi, fesadı çok yani düşmanı da olur. Parmakla gösterilmesi. İster dinde olsun diyor. Yani insan orta gitmeli demek değil.
- 19:24
İster dünyalıkta olsun. Şimdi bir adam bir yere kendi istemeden de gelebiliyor bazı kere. Herkes onu gösteriyor. O adam onun için çaba harcamış değil. Mesela benim şimdi az çok bir meşhurluğum var. Sokakta giderken, camdan gelirken, arabada dururken, yandan bakarken herkes bir böyle bir aa falan filan.
- 19:46
Cübbeli mübbeli diyorlar. Bu tabi şer bir şey yani benim için de sıkıntılı bir şey. Ama Allah'ın korudukları müstesna diyor. Allah'ın koruduklarından oluruz diye olmamız için dua edelim. Bu arada esas mesele sen buna talip olmadıktan sonra, bundan iftihar etmedikten sonra, hava atmadıktan sonra, çalım satmadıktan sonra, millet seninle resim çektirmek istiyor, seni gösteriyor,
- 20:09
işte şudur budur. Sen böyle millete havadan, üstten bakmadıktan sonra, derdim yani burada ne değil? Kibir değil yani. Ama vaka öyle. Gelişmiş bir olay. Allah'ın kaderi oluyor bazı insanlar hakkında. O zaman benden daha takva insanlar var, daha alim insanlar var, daha faziletli insanlar var. Hiç şüphesiz var.
- 20:30
Hiç şüphesiz. Ben bu milletin eftali değilim. Ama onlar onun meşhurluk olmamış. Bu bir nasip kader gibi bir şeydir. Parayla nasıl zengin oluyor biri? Çok iyi şeyinden çok çalışmasınlar, fiyat çok, hüneri var diye olmuyor yani. O da kader meselesidir. Gerçi zenginliği isteyene veririm, ilmi isteyene veririm, zenginliği istediğime veririm diye de bir hadisi kutsi naklediliyor.
- 20:53
Dolayısıyla, ilmin tabii Allah tarafından bir tercih edilme şekli var. Allah korudukları hakkında bu zarar vermez. Lakin parmakla gösterilmek iyi bir şey değil. İki tarafta da şöhrete çeken, şöhrete meşhurluğa götüren durum olmamalıdır diyor. İki tarafta ne demek istiyor? Bir iyilik cihetinden meşhurluk, mesela çok zengin, kaç bin liralık bir cübbesi var,
- 21:22
kaç bin liralık bir şey takım giymiş, bilmem şurası şu taştan, burası bu taştan, düğmeleri bilmem ne pırlanta falan, öyle de zenginler var adam, kol düğmeleri pırlanta falan yapıyor. Millet kadın düğünde bulamıyor o takıyı, o gitmiş normal günlük gömleğe takmış. Bu şeyde, zenginlik gösterişinde şöhrete götüren bir şey.
- 21:45
Bu mahmut değil, beğenilen bir şey değil İslam'da. Öbür tarafı da düşüklükte, yani öyle bir giyinmiş ki, yani müptezel vaziyette, yani insanlar gördüğü zaman, yani hiç mi bir şey bulamamış diyor, yani varkeni konuşuyoruz, fakir gitmiş çöplükten kumaş alıyor adam, ne yapsın? Onu demiyoruz ama varken bazı kişiler, hani var yemezler de var,
- 22:09
böyle bizim İsmail Ağa'da o zaman eskiden, yani benim çocukluğumda, Hurşit Efendi rahmetli, çok takıldım, güzel giyinirdi Hurşit Efendi, takva sahibi, sabaha kadar teheccüd kılar, ağlar ama yani güzel giyinir, güzel giyinir derken, yakıştırırdı yani, biz de ondan biraz, tabii ki çocukluğumuz onun elinde geçti, ilk kafamı usturuya vuran bile odur,
- 22:28
ondan beri hiç kafamda saç tutamıyorum yani, alışkanlık meseleleri oluyor, çocuklukta insan alıştırılınca, böyle açık yeşiller, sonra ne bileyim, siyahlar, kahverengiler böyle, cübbesi, şalvarı aynı şey olur, aynı renk olur mesela, herkese darmadağınık derken, üstü başka, altı başka, o bir sistem getirmişti İsmail Ağa'ya, sofilerden gelmişti o, Süleyman Efendi Hazretleri var,
- 22:51
meşhur Süleyman, medreselerinin Süleyman Efendisi değil, Fatih'de Sofu Süleyman Efendi vardı, o da Alaaddin Efendi babayla hapis yapmış, aynı mahkemelerde yargılanmış, istiklal mahkemelerinde, Sakız Ağacı Mezarlığı'na girince, Halebi Hazretleri'nin yanındadır, onun mezarı da çok gösterişlidir, tam yolun üstünde, Ömer Nasuh Efendi'den biraz evvel,
- 23:13
o Sofu Süleyman Efendi Hazretleri, kaddesallahu aleyhi ve sellem o, o onun cemaatindeydi evvelce, onun cemaatinde bu şeyler vardı, bizim cemaatte yoktu, o gelince Efendi Hazretleri de ona yol verdi, yani bu işlere şekil versin falan, yakalı istemezler hiç, cübbeler yakası olacak, adamın yakasını böyle ayakta keserdi, böyle bir çevirdi, adamın bütün kumaşını berbat ederdi,
- 23:36
iri yarıydı, ne bu yaka derdi, tak böyle yakasını alır adamın, adam kravatmasa kravat boşa düşerdi falan, böyle şeyler çok yapardı, zaten hapis de yatacakken, kaçakken öldü yani mübarek, fotere takmış birinin foterine falan, oradan adam şikayet etti, foter kanunu var falan, son zamanlar öyle kaçak idi, hapis cezası almış, Allah rahmet etsin.
- 24:00
Şimdi böyle güzel giyinirdi, fitilli takkeler denir, fitilli o zaman da, onlardan bende belki de kalmıştı, bilmiyorum, fitilli takkeler var, sonra sarık böyle çok güzel şekil yapar, tabii büyük alim sarığı sarmaz ama, temizlik, şişman yarabbim, toz yok, hiçbir zaman onda bir toz bulamazsın, çok da şişman, yani o kadar yemek yemesine, terlemesine rağmen, bir kere kokmaz,
- 24:30
bir kere bulaşığı çıkmaz, öyle mübarek adam, şimdi bazı zenginler vardı, adamın 40 tane dairesi var, ya arkadaş bir cübbe almış, naylondan, yani naylon bir kumaştan buşanma gibi, kumaşın dipleri mipleri tabi yamuluyor, sağı böyle gidiyor, solu böyle gidiyor, onu alırdı yakalan, gel bakayım dedi buraya, herkes de onu sayardı, efendim seni tanımayanlar onu şeyh zannederler,
- 24:56
çünkü çok bembeyaz, sokal böyle heybet, camiye bir girer, o köşede durduğu zaman, Direktman onun eline öpmeye koşardı falan. O da ona bir güzel sakal, sarıl, bir işlemler yapardı. Aze derdi. Hoca değildi ama hocalardan fazla adamı yola getirmiştir yani. Adama derdi ki, ne bu kıyafetin derdi. E ne var derdi.
- 25:17
Ya derdi, ben biliyorum sen zenginsin. E niye dedi böyle derdi, böyle kumaş giyiyorsun, sağ bir tarafa gidiyorsun, sol bir tarafa gidiyorsun, naylon muşamba gibi kumaş alıyorsun derdi. Paran yok mu? Ya işte tevazu o da olmaktan falan. Hadi konuşma derdi. Burada derdi, fakir var, fukara var. Zekat isteyecek, sadaka isteyecek.
- 25:36
Sen bu dilenci kıyafetinden giydirsen, adam senin zengin olduğunu bilmezse, senden ne isteyecek derdi. Yani demek isterdi ki, zengin de zenginliğin eserini göstermeli ki, yani fakir de onu bilsin de gitsin sadaka istesin yani. E çünkü öyle dilenci gibi geziyor ki, adama para verirler. Başkası da ona para verir yani.
- 25:56
Halbuki herifin kırk tanesi var. Yani bildiğimiz böyle adamlar vardır. Bu da tabi Hurşid Efendi, sen bize Hurşid Efendi'yi ne anlatıyorsun, Hurşid Efendi hüccet midir? Ya Hurşid Efendi derken, o da hocalardan duyduğunu konuşuyor. İnnallâhi hübben yara, ethera nimeti ale habdi. Allah kuluna verdiği nimetinin eserini kulunun üzerinde görmek ister diyor.
- 26:18
Görmeyi sever diyor. E bu da demektir ki, hepten malı mülkü olan bir adamın da böyle tevazu numaralarıyla, hikayeleriyle, efendim cimriyim demiyor da, ya da fakir fukara benden istemesin demiyor da, ben mütevazıyım filan numaralarına lüzum yok. İslam sana diyor ki, iki taraftan da şöhrete mühde olmayacak.
- 26:38
Ne demek? Yani aşırı bir abartıyla, herkes parmakla gösteriyor, aaa adamın kol düğmeleri kaç milyar, bunu dedirtmeyeceksin yani, bu iyi bir şey değil. Ama, bu da ne biçim kıyafet arkadaş, yani bunu nereden almış ya? Bitpazarından bile alsan antikaya girer, belki yine pahalı olur. Bu nereden almış bunu yani?
- 26:58
Bu ne biçim kıyafet de dedirtmeyecek? Onun için, bu hususta tabi alimler beyanları var. Diyor ki, lazım olan nedir? Mesela şimdi burada, Şihab Hazretleri, fıkıh gözüyle bakılırsa veya sünnet nazarıyla, ve lazım o diyor yani, bu şifanın metni değil de, şerhten söylüyorum. En yelbise kullu hâde hâle kadere hâli.
- 27:21
Herkes, maddi durumuna göre, dışarı yansıtacak şekilde giyinmesi lazım. Çünkü, bu bir meratip meselesidir, tabakat meselesidir, Allah Teala bunu böyle yaptım diyor, herkes durumunu göstersin diyor. Mesela, zengin diyor, e, zengin diyor, kendi halinden aşağı kıyafet giymemeli. Fakir de durumundan üstün bir şey giymemeli.
- 27:51
Şimdi bazı da fakirler var, tam avanak ya, nam olsun kar olmasın hesabı, evde yemeği, şey yok, ekmeği yok, şey yok, paraları biriktirir, gider takım alır. Güzel elbise alıyor biri, geliyor böyle milletin içine bir hava atıyor bana. Ya ulan sen, para verilmeye muhtaç bir durumdasın, bu vaziyette durursan kim sana para verir?
- 28:11
Kimse vermez. Çoluğun çocuğunu evlendirsen, kim yardım eder? Kimse yardım eder. Niye? Elbisesi güzel derler. Bizim millet zahire çok bakar. Bazı insanlar, cebinde parası yok, hafifletersin giyme atonu yok, anasından harçlık istiyor, arabası 250 bin lira. Yani bu, böyle dengesizlikler yapmamak lazım.
- 28:31
Yani sen şimdi anandan babandan hala harçlık istiyorsun, gelmişsin 30 yaşına, arabanın ucu 300 bin liralık araba olamaz yani. Sen burada 30 bin liraya, 40 bin liraya bir araba al, madem, 250 bin liraya da bir iş yap falan da anandan babandan dilenme, daha gelmişler kaç yaşına. Ne onları hala sövüşlüyorsun?
- 28:48
İnsanlar bir emekli parasını sana mı verecekler ya? Ahir ömürlerinde, böyle çok aileler var, hala çocuklara veriyorlar yani. Ama o çocuk akıllı olması lazım. Sen fakirsen, muhtaçsan veya neyse, orta haliysen, niye bütün parayı arabaya yatırıyorsun? Nam olsun, kar olmasın. Bizim Türk milletinde bu huyu çok vardır.
- 29:07
Devrularda bu yoktur. Parasına göre hareket eder. Seyahatı, turizmi, nereye gidecek, tasarruf, iktisat, çok yaparlar. Bizdekiler, yerler olanı bugün, yarın Allah kerim. Allah kerim ama, Allah sana akıl verdi. Zaten kerim olduğu için sana akıl verdi. Sen kafanı çalıştırmazsan, yarın dilenirsin. Çoluk çocuğunu da muhtaç edersin.
- 29:30
Acayip acayip bir şey. Oturma, evi yok. Bugün dünyada mekan, ahirette iman demişler. Adam, evi kirada. Evi kirada. Çocuğuna bir düğün yapıyor, bir trilyon. Bilmem ne sarayında. Ya sen arkadaş, bir trilyona iki tane daire al. Hatta üç al. Birinde otur, ikisinde kira gelirin olsun. Sen bir trilyona düğün yapıyorsun.
- 29:53
Evin yok hala. Yani ilginç. Birden felç olsan, işine gidemezsin. Dükkanın var çalıştırıyorsun ama, aniden gözün kör olabilir, böbreğin gidebilir. Bir kazada belden aşağı felç olabilirsin, aniden. Bu kadın nasıl çalışacak da o eve bakacak? Karına da yük olursun. Aklın başındayken paranı ona göre dengeleyip, hiç olmazsa kendini kiradan kurtar.
- 30:16
Bir kira gelirin olsun. Yok. Sanki ben konuşuyorum da ben akıllı mıyım? Ben hepsinden manyağım. Yapamadık yani bu düzenleri, kuramadık. İşte yediğimize, içtiğimize karşılıyoruz. Tasarruf yok yani. El iktisad fi nefaka nesul ma işe? Geçimin yarısı diyor tasarruftur. Yani sen şimdi tasarruf etmedikten sonra kazandığın bezendiğine yetmez derler.
- 30:38
Sen şimdi bin değil, iki bin, üç bin kazansan, e harcadığın aynı misal katlanıyor. Böyle şey olur mu ya? İnsan bin kazanıp beş yüzünü kenara koymak ne demek? Çok iyi bir şeydir hadis-i şerifte. Meth ediliyor ama maalesef. Hiçbirimiz bunu yapmıyoruz. İki taraftan da şöhrete vesile olmayacaktır. Mesela diyor, alim diyor cahil kıyafetleriyle giyinmemeli.
- 31:03
Mesela hocaların özel... Niye İmam-ı Azam dedi ki azzı muamameküm, ey alimler cemaati, talebeleri ebu ulema, müçtehit, sarıklarınızı büyük yapın. Ve vessiho ekmameküm, kol yenlerinizi geniş yapın. Leyla üstehafe bi'l-ilmi vel. Alimlere, ilim ehline hafife almasınlar. Bir kıyafetiniz, şekliniz olsun.
- 31:21
Osmanlı buradan dolayı kadıdır, müftüdür, onlara özel sarıklarının büyük olması vs. bir şey geliştirmiş. Özel kıyafet geliştirmişti Osmanlı'da. Çünkü nasıl ki zengin olduğunu anlar, gider fakir para isteyecekse, onu da alim olduğunu anlayıp gidip fetva soracak yani. Cahil kılığında giyinirse kimse ona gelip de hocaefendi demez.
- 31:45
Bu da, hocaya hürmet etmesi lazım, hafızın önüne geçmemesi lazım, bilmem ne. Ama seni tanımıyorsa, kılığın kıyafetinde cühela gibiyse, o da senin önüne de geçer. Hadi git şuradan de, seni de itekler. Yani adamın da suçu yok. Çünkü neden? Alime hürmetsizlik kastı yok. Ama senin kıyafetin cühela kıyafeti.
- 32:03
Zaten şimdik bu ilahiyatlarda docent oluyor, profesör oluyor veyahut diyanetin kademelerinde vs. ekseriyetinde hoca kılığı hiç yok. Yani camide sarık takıyor veyahut da bir panelde, bilmem nerede. Panelde bile çoğu takmıyor şeylerde. E dışarı çıktığı zaman sakal yok çoğunda. Olanda sakal çok kısa. Pantol, ceket, kravat.
- 32:28
Normal vatandaş. Yani buna kimse alim diye ne fetva sorar? İyi ki de öyle giyiniyorlar, boş ver. Bunlara fetva sorsan da adamı zehirleyecekler. Çoğu da cahil hakikaten yani. Docentliğine bakma. Haşi aydın geçiniyorlar, akademisyenleri görüyorsun işte. Rezilliklerini görüyorsun. Hendek kazanlara özgürlük diyor yani.
- 32:46
E şimdiki adamlar docent profesör olmuş. İlahiyatta da böyle haksız docentlik profesörü kalan çok adam var yani. Kur'an'dan haberi yok, hadisten haberi yok. Alim diyor, cahil kılığında giyinmemeli. Cahil de alim kılığına giyinmemeli. Bizim Efendimiz Hazretleri derdi ki hoca değilseniz sarığınız küçük olsun.
- 33:05
Bunu niye derdi? Ya seni hoca sanarlar, sen de fetva sorarlar, sen de bilmiyorum demeye utanırsın. Kibir var çünkü sende. Kendini Halep müftüsü zannedersin. Kalkarsan adama caizdir dersin. Halbuki caiz değildir. Ne olacak şimdi? Yıktın adamın yuvasını, kendini batırdın esas. وَنَفْتَابِ غَيْرَ عِلْمٍ فَلَتَبَبَنْ مَقَدَوْمِنَا
- 33:25
İlimsiz fetva veren cehennemde oturana hazırlasın buyuruyor. Onun için o kılık kıyafeti, cahilsen alim kıyafeti giymemen lazım. Yani cübbenin kolları böyle geniş olmamalı, sarığın büyük olmamalı. Ortama giren seni bir alim sanmamalı. Gerçi şimdi adam cübbe giydikten sonra istediği kadar kolu dar olsun yani, cübbe giyene hoca diyorlar.
- 33:48
Sarığı küçük de olsa çünkü öyle de millette takke takan da kalmadı. Yani kalite seviyesi o kadar toplumun düştü ki adam namazda bile takke takmıyor. Genel halkta takke bile takan kalmadığı için sarık küçük de olsa sarık takan oluyor. Şam müftüsü yani bu zamanda ne yapacak? O da o zaman utanmayacak, ben bilmiyorum soralım diyecek hocalarım.
- 34:09
Telefonlarını alacak işte arayacak yani fetva vermemek için. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ne buyurdu? La yuşbü ziyyü bi ziyy hatta yuşbü el kalbu bil kalbi. Bu ne acayip Hacı Şerif Efendi Hazretleri buna ne kadar önem veriyor bu manaya. Kalp kalbe benzemeden kıyafet kıyafete benzemez diyor.
- 34:31
Bu ne demektir? Bu çok tehlikeli bir şey diyor. Kalp kalbe benzemeden şekil şekle benzemez. Şimdi bu milletin müslümanım diyen milletin karısının erkeğinin kıyafeti kime benziyor? Tam bir Avrupalı'ya benziyor. Tepesinden tırnağına, ayakkabısından, çorabından kafasına kadar, git tıraşının şekline kadar tam bir Avrupalı.
- 34:53
Yaptılar bizi yani. Kâvurlar kendilerine benzettiler. Ama tehlike nerededir? Kalp kalbe benzemeseydi şekil şekle benzemezdi diyor. Onun için biz burada özen gösteriyoruz. Neye özen gösteriyoruz? Kafire benzememeye. Bıyığımızı benzetmiyoruz, sakalımızı benzetmiyoruz, saç tıraşımızı benzetmiyoruz, başımıza taktığımızı, üstümüze giydiğimizi, tonumuzu bile benzetmiyoruz.
- 35:15
Hayatımızda silip milip bilmem ne giymemişiz yani. Çünkü kalp kalbe benzemeden şekil şekle benzemez diyor. Bundan dolayı insan müslüman şekline bürünmeli. İslami kıyafetler takılmalı. Kadınlar mutlaka çarşaf. Tabii yöresel şeyler var. Erzurum'da ihram yöresel, Peştemal dolaylığı Karadeniz'de Atkışal var, Anadolu'da Ferace bunlar vardır.
- 35:40
Efendimiz de bunları beyan ederdi. Tabii örfe göre bir de diyor ya milletin içinde farklı da olmamak adına İslam'a uyan şekilde giyilecektir. Fakat denmez şera'u. Şeraat kınamıştır zalike bunu. Efendim zenginken fakir şekli yaparsan bu da yasak. Fakirken zengin şekli yaparsan bu da yasak. Kendini meşhur edecek, parmakla gösterecek şekilde kıyafet giyersen ne buyurur?
- 36:09
Men lebise fevbe şühretin fit dünya elbese hullâhu fevve mezzelletin yevmel kıyâme Dünyada şöhret elbisesi giyen yani kendini bütün insanlar içinde meşhur edip aa şuna bak falan dedirtecek kılık kıyafet giyineni Allah Teala kıyamet günü rezillik elbisesi giydirecekler. Ne lüzumu var ahirette rezil olmaya?
- 36:30
Orta gidelim. Dengeli olalım. Şeriat bunu istemiyor. Ve gâyetül fagri iftiharın neticesi fi dîm hususunda filâdeti örfü âdete göre inden nâz insanlar nezdinde inne mâ yâudu ancak döner, nereye döner ilel fagri iftihara neyle bir kethretil mevcut? Elinde var olan malzemenin çokluğuyla ve ufûril hâl hâlinin bolluğuyla yani başkasında olmayan kadar sende elbise olsa, kıyafet olsa
- 37:07
mal mülk olsa insanlar âdete bunu iftihar vesilesi sayarlar. Bizim millet kılık kıyafet, araba cep telefonu bile şu anda acayip bir cep telefonu furyası hava atmak için yeni modeli aldım demek için aynı işi bir eski model yaptığı hâlde bin lira fark vererek bir de kuyruğa giriyor. İlk çıkanı ben alayım diye birkaç kilometre kuyruk oluyor ya bu saçma sapan işlerimiz var.
- 37:32
İnsanların örfü âdetinde bunlara iftihar oluyor diyor bunlarla. Ama Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem insanların gibi iş yapar mı? Hatta Şâb Hazretleri diyor yani ben de şaşırdım. Avam diyor yani sıradan insanlar bende birkaç tane var cep telefonu diye gösterirsin efendim birkaç tane şu var birkaç tane bu var çok iftihar ederler.
- 37:50
Bazı ahmaklar gördüm diyor bir mecliste birkaç elbise değiştiriyorlar. Yani hakikaten oluyor bir de bakıyorsun adam oradan gitmiş oraya gelmiş yani kadınlarda da oluyordur mutlaka. İki saatlik üç saatlik bir toplantı bir gidiyor bir kostüm daha değiştiriyor bir daha geliyor bir saat sonra bir daha değiştiriyor.
- 38:06
Yani onlara ahmak diyor yani. Çünkü sen niye ispatlamaya çalışıyorsun ya? Sen aklın varsa takvağın varsa dünya ahiret neden ilerlisin? Sen hünerin ne yahu? Sen kılık kıyafet sen o diyorum o zaman git merkebe giydir ya bunu. Merkebe giden kurtulamaz ki. İnsan ol bir defa. Vekedâlikeyne böylecedir ettebâhi iftihar etmek.
- 38:28
Cevdetil mesken. Mesken evinin iyiliğiyle kalite vesâetil menzil evinin genişliğiyle. İnsanlar çok bu geniş evde şey yaparlar. Ne demişler? Evlerin en hayırlısı gözünün yolculuğa çıktığı evdir yani. Gözün sefere çıkıyorsa böyle çok hayırlı bir evdir. Mesela ne demişler? Dar ev küçük bir körlüktür demişler.
- 38:54
Çünkü dar zaten görsen ne olacak şuradan ileri yok yani. Körlük demişler. Yani bu laflar niye denmiş? İşte onun için evi geniş olanlar iftihar ediyor diye denmiştir. Ama Müslüman'ın evinin genişliği berekettendir diye de hadis-i şerif vardır. Şu bakımdaki zekâtüddâra intekadefi abeytüli zıyâfe evin geniş olsa da bir odayı veya iki odayı misafir odası yapsan.
- 39:19
Misafir geldiği zaman kalsa falan adamı hana göndermesin. Eskiden han vardı şimdiki otel. Yani misafiri evinde ağırlasan falan. Onun için de bir oda, iki oda olması lazım tabii. O zaman da haremliğe selamlığa uygun oluyor. O zaman geniş olursa bir tuvalet, bir banyo daha yapıyorsun. Adam kalktı şimdi senin hanımın mı girdi, kızın mı girdi trafik polisi gibi
- 39:37
sen dur, sen kapat, sen aç. Yapmamak için onun tuvaleti özel olsa onun banyosu özel olsa mahremliğe uygun olur. Ondan sonra çok dar olsa ses giriyor. Oradan kadın öksürdüğü yabancı adam duyuyor. E insan uykudadır öksürür, aksırır. Yani genişliğin de böyle şerata uygun halleri vardır. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem tabii ki dar odalarda kalmıştır.
- 39:58
İmkanı öyledir. O onu tercih etmiştir. Ama bir Müslümanın da evinin geniş olması iyi niyetle ise bunda zarar yoktur. Ama insanlar tabii evimi iyi kaliteli diye kaliteli muhit, pahalı muhitte oturmakla evinin genişliğiyle ve tekfiri alati ev aletlerinin çokluğuyla işte efendim neyse yatakları, şu yorganları işte koltukları, sandalyeleri ve kademi hizmetçileri kaç tane varsa
- 40:23
ve merkubati binekleri, kapıda atı, eşeği şimdiki arabaları işte iki tane cip, üç tane araba hani bunlar insanların hava attığı şeylerdir. Bu böyledir yani. Ama şimdi geldiğimiz nokta neresidir? Bunları niye söyledik? Ve men öyle bir zat ki kainatın Efendisi sallallahu aleyhi ve sellem meleke malik oldu el arza bütün dünyayı hemen hemen vefat etmeden evvel fetihler geldi
- 40:47
birçok yerleri aldı. Yani ki Mekke'deki kaldığı bir evden çıkan bir insan için Şam'a kadar bütün dünyayı alması Yemen'e kadar büyük iş Bahreynler her yeri aldı. Malik oldu. Ve Cübiye sevk edildi İlay'ı kendisine. O şeyler ki oralar ne kadar mal var, mülk var Hindistan'dan ağırı bütün hazineler, paralar ganimetler, cizyeler vergiler toplandı kendisine getirildi.
- 41:15
Ama Feteraki o terk etti Zalike bunu. Niçin terk etti? Zühten dünyaya soğukluğunu göstermek için ve tenezzühen tenezzühen yani nezihliğini dünyaya meyilden efendim dünyanın menfaatlerini kabul etmekten ben nezihim yani temizim diye bu nezahatini göstermek için bunları terk ederse yani imkanı varsa terk edecek.
- 41:40
Öbür türlü adam zaten fakir bu kadar hiçbir şey yok oturmuş camide bilen millet yok ay nezahit adam. Ya nezahit adam zaten yok ki nesi zahit? Var olup da terk eden miyim? diyor. Hoca Abdullah İl Mübarek Hazretlerine ne dediler? Ne mübarek zahit adamsın. Ne zahidiyim be dedi. Zaten bir şeyim yok neyi zahitlik yapacağım dedi.
- 41:57
Büyük veliydi. Amaçla doğruyu konuşurlar böyle mertlik var. Zahit kimdi biliyor musun dedi? Ömer İbni Abdülaziz dedi. Bütün dünya emrindeydi. Bir tane gömleği yoktu vefat etti. Hizmetçisine dediler çirli gömlek mi giydirdin üzerinden yıkamak için çıkarırken? Var mıydı öbürü ki dedi birini yıkayım da birini giysin.
- 42:16
Ama çok büyük zengindi halife olunca bütün malının mülkünü infak etti. Halife olunca yani devlet reisi olunca parayı yığacağı yere devlet reisi olunca fakirleşti. Dedi ki zahit mi arıyorsun? Ömer İbni Abdülaziz dedi. Varken zahitlik olur. Benim gibi yokken dedi. Yani mübarek öyle efendim söyledi. Fefime zahittu dedi.
- 42:37
Yani ben neyim vardı da neye karşı soğuk durdum ki dedi yani. Bu yüzden Efendim sallallahu aleyhi ve sellem'in bu varken terk etmesi. İşte o kişi ne olur? Hâizün. Hâiz olur ve sahip olur. Ne? Lifaziletil maliyyeti. Efendim malı olma faziletine erişmiştir. Ve malikün sahip olmuştur. Lilfagli övünmeye bihazil khaslati yani zenginlik khaslatiyle tabii inkânet fazileten.
- 43:03
İnkânet eğer zenginlik ise faziletin. Yani zenginlik esasen Allah'ın da fazileti değil de hadi insanlar nazarında konuşuyoruz onlara göre faziletse. O bu khasletle iftihar etme hakkına sahipti. Zahidun efendim hem de artış ziyadelik sahibiydi. Fil aleyha bu zenginlik üzerine filfagri iftihar etme hususunda daha da zenginlikten fazla şeyleri de var idi.
- 43:31
Efendim mülkü vardı, saltanatı vardı. Efendim devlet reisliği vardı. Sallallahu aleyhi ve sellem'in. Ve murikun daha derine gitmişti. Filmedhi eee övülmekte. Ne ile? Bi idrabihi yüz çevirmesi sebebiyle aynha dünyadan. Çünkü neden? Bu kadar imkana sahipken dünyadan yüz çevirdiği için daha çok medhi medhedilmeyi kazanmıştı.
- 43:53
Ve zühdihi soğuk durduğu için fi faniha dünyanın fani malları hususunda ve bezliha bir de eee geliyor var e varı ne yapıyor? Onu da cömertçe harcaması sebebiyle fi mezaniha mezaniha yani e tam gereken yerlerine efendim verilmesi düşünülen zannedilen nereye verilmesi uygun görülüyorsa oralara vermesi hususunda bazı ibarelerde burası vatladır.
- 44:21
fi mezaniha mezaniha o zaman cimrilik edilmesi yani esirgenmesi gereken yerlere başkası olsa veremez. O cömertçe vermesi sebebiyle herhalükâda sallallahu aleyhi ve sellemin en çok övülen medhe şayan olan hasletlerinin başında ne geliyordu? sallallahu aleyhi ve sellem birçok imkanlara devlet reisliği ve maddi bütçelere sahip olduğu halde bunları Allah için terk etmiş olması ve
- 44:53
başkalarını bu usta tercih etmiş olması ve bütün gelen malı mülkü cömertçe verip dağıtıp fakire muhtaçlara, kendisinin aç kalması, karnına taş bağlayacak duruma gelmesi, evinde ocağında bir ay, iki ay ocak tütmemesi, duman çıkmaması, bu onun el-fakr-u fakri ve nebiyyeh tehiru, fakirlik benim iftihar vesilemdir, ben onunla iftihar ederim
- 45:17
buyurmasını da efendim sebebiyet vermişti. Ama haşa, sakın ki Resûlullah fakirdi demeyin sallallahu aleyhi ve sellem. Bu çok tehlikeli bir söz, yani Resûlullah fakirdi Allah'ın Resûlü nasıl fakir olacak? Fakir lafı kullanılmaz. Ama fakirliği tercih etmişti demek başkadır, fakirdi demek başkadır. Laflarda da konuşurken edebe riayet usulünü gözetelim.
- 45:41
Allah Teala sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hürmetine, bu mübarek şifa-i şerif dersi bereketine, bizim kalplerimize de dünyaya karşı soğukluk ilka eylesin, zühd nasip eylesin, Allah'ın fani dünya metaatlarını tercih edip, baki ahireti zayi etmekten, terk etmekten cümlemizi muhafaza eylesin. Amin.
Benzer sohbetler
1:23:21Şifâ-i Şerîf Dersi 299. Bölüm 12 Ekim 202612 Ekim 2026 · 84 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 12 Ekim 2026
1:16:13Şifâ-i Şerîf Dersi 298. Bölüm 5 Ekim 20265 Ekim 2026 · 77 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 5 Ekim 2026
44:07Şifâ-i Şerîf Dersi 297. Bölüm 28 Eylül 202628 Eylül 2026 · 45 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 28 Eylül 2026


