Pazar Sohbeti | Beykoz Mahmûd Efendi Câmii Şerîfi 8 Şubat 2026
8 Şubat 2026 · 147 dk
1:16:59 / 2:26:52Şu an 1:16:59 / 2:26:52
Video bölümleri
- 01:35Bu Konuşmayı Dinleyen, İsmailağa'nın Bâtılda, Efendi Hazretleri’nin Râbıtasına Devâm Edenlerin İse Hak Üzere Olduğunu Kesinlikle Anlar!
- 37:53Şâhitliği Gizlemek En Büyük Günahlardandır. İsmailağa Heyeti'ndeki Ali Polat Bakın Hangi Şâhitliğini Gizledi?
- 46:36Mahmûd Efendi Hazretleri'mizin Yolunu Yaşatmak, Allâh Rasûlü'nün Yolunu Yaşatmaktır. Bunun En Büyük Delîli Şudur
- 50:20İncir ve Zeytinin Faydaları Hakkında Âyet ve Hadîsler
- 1:28:20Mekke ve Medîne'de Gömülmenin Fazîleti Nedir?
- 1:42:04Hanımına "Sen Bu Ay'dan Daha Güzel Değilsen Benden Boş Ol!" Diyen Krala Âlimler Ne Fetvâ Verdi?
- 1:48:04Arafât'a Erken Çıkanların Allâh-u Teâlâ'dan Aldıkları Cevap Nedir?
- 1:54:16Mahmûd Efendi Hazretleri'miz 1981 Senesindeki Hacda Sadece İkimiz Varken, Kaç Toplu Hadis-i Şerif Yapacağımız Dediğinde Hangi Kerâmet Zuhûr Etti?
- 2:02:39el-Mülk, el-Kıyâme ve et-Tîn Sûrelerini Okuyanlar Sonunda Hangi Kelimeleri Söylemelidiler?
- 2:10:14"İbâdet Edersem Kendimi Beğeniyorum, Günah İşlersem Çok Pişmân Oluyorum, Ne Yapacağım?" Diyene İmâm-ı Rabbânî Hazretleri Ne Cevap Verdi?
Transkript
348 satır
- 00:00
Elhamdülillâh ellezi hedâna lehâzâ ve mâ kumnâ lehcedieh. Lev lâ hedânellâh ve mâ tevfîkî ve a'ti sâmi illâ billâhe leqad câed. Resûlü Rabbinâ bil haqq. Sallu alâ Resûlillâh Muhammed. Allâhumme salli alâ Seyyidina Muhammedin ve alâ seyyidina Muhammedin. Sallu alâ tabîb kulûbunâ Muhammed.
- 00:20
Allahümme salli alâ seyyidina Muhammed ve alâ âliye sellem, salli ve alâ şefia-i dhunûbina Muhammed, Allahümme salli alâ seyyidina Muhammed. Ve alâ âliye sellem, euzubillahimineşşeytanirracim. Rabbi euzubika min emezatil şeyatin. A'ūdhu biLlāhi mina sh-shayṭāni r-rajīm. Bismi Llāhi r-Raḥmāni r-Raḥīm.
- 00:44
Wa t-tīnī wa z-zaytūn, wa ṭūrī s-sīnīn, wa hādha l-baladī l-amīn. Laqada khalaquna l-insāna fī ahsani taqūwīn. Thumma raddadnāhu asfa'l-asāfilīn. ila allâzîne âmenû ve amelû sâlihâti felehum egerûn gheyrum emnûn fe mâ yukezzibûke bâ'du biddîn. Eleyse Allah bi'ahkemi'l-hâkemîn. Sadakallâhu'l-azîm. Allahümme enfe'na bilkur'ânil-azîm.
- 01:17
Ve barektenâfî velhamdülillâhi. ve elhamdülillâhi rabbil alemin estaghfirullâhi l-hayyi'l-gayyûm hassantukum bilhayyi'l-gayyûm illadhî lâ mutabedâ ve defâtu anni ve ankumu s-sûlû ebi lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi l-aliyyi l-azîm Efendimiz'in kattesi Allah-u Teâlâ, Sirr-i Azîz, Rüyâ'da bu fakire emrettiği burada fazla sohbet yap buyurduğu üzere
- 01:45
Allah'ımız emrini daha yerine getirmeyi nasip etti Rabbimiz saz ve kerem ile devamını nasip eylesin istikamet üzere sebat nasip eylesin bu yoldan ayrılmak... Amin. Bütün tasavvufun, tarikat-i âliye'nin maksadı budur. Yani bu yola girmek ve bu yolda çalışmak, son nefese kadar tarikat derslerini yapmak, seyre şülük vazifelerini itimam etmenin maksadı aslîsi, imanda yakîn, ibadetlerde sühûlet,
- 02:36
hasıl olmasıdır. Yani inanıyor herkes müslümanım diyorum ama şüphe var, vesvese var, evham var. Onun için bu dersler, vazifeler yapıldıkça, işte hakkıyla yapılırsa, ibadetlerde kolaylık gelir. Şöyle ki mesela, evvelce iki rekat işrak namazı kılamaz, dört rekat kuşluk kılamaz, altı rekat evhamı kılamaz, gece hiç kalkamaz, teheccüd kılamaz.
- 03:10
Ama bu zikir vazifelerini, tarikat vazifelerini yaptığı vakit, ibadette kolaylık olur. Yani Efendi Hazretleri'nin tabiriyle, hel min mezid çağırır. Yani daha yok mu yani? Daha namaz yok mu? Nafile, oruç, pazartesi, perşembe yetmez, daha yok mu? On üç, on dört, on beş, daha yok mu? Başından üç, sonundan üç, daha yok mu?
- 03:36
O zaman davranış selamında orucunu tut. Bir gün tut, bir gün ye. Yani, bu şekilde ibadetlerde kolaylık hasıl olunca, çok ibadet yapma sevdası gelir. İkinci, yani esas maksadı, asilisi imanda yakîn. Yani zerre kadar şüphe kalmaz. Yani, لَيْسَ الْخَبَرُ كَرِعُونَ Yani, duymakla görmek bir olmaz ya. Bu şimdi müşahede makamına eriyor.
- 04:11
Müşahede, görür gibi olmak demektir. Dünyada görmek yok, görür gibi olmak var der. Şah-ı Nakşibend Kudsesur Hazretlerimizden naklederdi. Efendi Hazretlerimiz, rû'iyetniyiz, ger rû'ihest. Görmek yok, görür gibi olmak var. İşte görür gibi, Mevlâ'yı görür gibi olmak.
- 04:30
Şimdi sabah namazı kıldık, o kadar. Tuhayn Sûresi'ni okudu. Hoca Efendi, işte Mevlâ'nın huzurunda durduk. Ama kiminin aklı oraya gitti, kiminin kalbi buraya gitti, neler düşündü neler. Kırk sene aklına gelmeyen şeyler namazda gelir. Şeytan işi yok. Getirir, aklına getirir, huzuru bozsun. Huşû'u kaybettirsin diye.
- 05:00
Sânû, bir iman var, bir İslâm var, bir ihsân var. İman, altı şart. Esâsa inanmak, onların tafsilâtını biliyorsunuz. İslâm, beş şart. Kelime-i şehâdetten sonra namaz, doğrultu, hac, zekât. Bir de ihsân var. İhsân, işte bu, şeriat, tarikat ve hakikati temsil ediyor. Îman, İslâm, şeriat. Ama ihsân, tarikat ve hakikat.
- 05:45
Tabi tarikattan hakikat doğuyor, hakikatten mârifet doğuyor. Bunlar birbirine bağlı şeyler. İhsân nedir sordu? Cebrâil Aleyhisselâm soruyor, Rasûlullah Cevap veriyor. İhsan nedir sordu? Cebrail aleyhisselam soruyor, Resûlullah cevap veriyor. Sallallâhu Teâlâ Aleyhi Vessellem. El-ihsânu en teâbudallâhi kâ enneke terâv.
- 06:04
Fe'l-lemcekün terâv fe'l-nûverâk. İhsân, senin Allâh'a, O'nu görüyormuş gibi ibadet etmendir. Görüyor, görerek ibadet etmendir, buyurmuyor. Sanki sen O'nu görüyorsun. Feyne-i Tevhîd olarak, şüphesiz O seni görüyor, bunu böyle bilmendir.
- 06:22
Şimdi herkes aynı camide, aynı safta namazda duruyor. Ama kim Allâh'ı görür gibi namaz kılıyor? Sabah namazı iki rekattır, farz olarak. Yarın âhirette elli bin sene, elli bin bin sene namaz kılıyor. Yarın âhirette elli bin sene mahşer sürecek. Bu elli bin senede, müslümana, takvâ sahibi bir mü'mine, dünyada kıldığı iki rekat, sabah namazının farzı kadar gelip geçecek.
- 07:00
Ne kadar büyük müjdedir. Sabah namazı kılmayana bu müjde yok. Ama işte, şimdi kılarken de bunu düşünmek, ölümü düşünmek, kabrini düşünmek, mahşerini düşünmek… Mevlânâ'nın zâtı düşünülemez. Çünkü Mevlânâ'nın zâtı şekilden münezzehtir. Onun için Muhammed Efendi Hazretleri gibi, Mürşid-i Kâmil'e râbıta yaparken, yaparak Mevlâ Teâlâ'nın aynası olarak kabul edilir.
- 07:33
Mevlâ Teâlâ'nın nurlarını o zâta tecellî ettiriyor. فَلَمَّا تَجَلَّى رَبُّهُ لِلْجَبَلِ رَبِّهُ دَعَى تَجَلِّي اتّ۪ي buyuruyor. Dağa taşa tecellî eden Allah, Mürşid-i Kâmil'in kalbine tecellî etmez mi? En çok ona eder. İşte o tecellî ile mazhar olmuş, yani ayna olmuş, aynalık vasfını kazanmış. Allah Teâlâ'nın aynası olmak, nurlarının parladığı meclâ.
- 08:07
Meclâ, tecellîgâh demek, tecellîgâh. Yani Allah Teâlâ'nın nurlarının parladığı yer. Daha Türkçesi, en çok sizin anlayacağınız dilden. Allah Teâlâ'nın nurlarını parlattığı yer olmuş yani. İşte bu. O vakit, Mevlâ'yı göremiyorsan da görür gibi olursun. Çünkü Mevlâ'yı göremiyorum yâ Rabbi Sen'in ama, Senin nurlarını parlattığın bu mübarek zâtı görüyorum ve onu düşünüyorum.
- 08:36
Onun huzurunda olduğumu düşünüyorum. Ona yağan nurlardan parlayan, nurlardan ve tecellilerden, inerkes yoluyla yani yansıma. Şu anda birazdan güneş çıkacak. İşte efendim, şu anda gece olan yerler de var. Daha karanlık açılmamış yerler de var. İşte burada güneş çıktığı zaman, ona bir ayna tutsan, sonra o güneşe tuttuğun aynaya başka bir ayna tutsan,
- 09:05
aynadan aynaya, aynadan aynaya, kutuplardaki şeye kadar götürebilsen, karanlığa buradan güneşi yansıtırsın. Yansıma diye bir yol var. Öncelikle ona in'ikâs deniyor. Yansıma tarifiyle ne oluyor? Allah-u Teala'nın nurları Mürşid-i Kamil'e parlıyor. Başta Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in baş aynadır.
- 09:27
Âinedir bu âlem. Her şey Hak ile kaim. Mir'at-ı Muhammed'den Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem. Mevla görünür daim. Her tarafta Mevla'nın kudretinin eserleri zuhur ediyor. Parlıyor ama Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in aynasından parladığı kadar hiçbir aynadan parlamaz. Sonra Ebu Bekir Sıddık Radıyallahu anh sonra Selma Halife Arslan Radıyallahu anh böyle
- 09:52
silsile yoluyla geliyor. Son olarak Muhammed Efendi Hazretlerimiz de bu tecelli bu tecellî zûr etti ve parladı. O da benden sonra ben Şeyh-i Halife bırakmadım buyurdu. Rabıta bana devam edecek. Bu demektir ki benim yolum devam edecek. Ve benim Mevlâ'dan bana gelen nur sönmeyecek. Ve Hazret-i Mehdî'ye kadar görülüyor benden ulaşacak.
- 10:18
Ve buyurdu vekillerimle bu yol yürüyecek. E şimdi sahtekar bir hokkabazı olandan sonra çıkarıp ortaya da hadi buna râbıta yapın. Niye? Bu Allah'ın en büyük aynasıdır. E bundan büyük iftira olur mu ya? Adamda her yol var. Her günah var, her haram var. Müslümanlarla küs duruyor, selam almıyor, selam vermiyor.
- 10:39
Selam almamak, vermemekten daha büyük günah. En büyük günah, amelleri kabul olmuyor. Pazartesi, perşembe ameller arz ediliyor. Selam almayan, vermeyen, Müslümanlarla küs duranın amelleri makbul olmuyor. Amellerin kabul olmadığına dair sayı hadis var ya. Çünkü adamın yaptığı iş belli. Tanımadığımız bir adam değil ki.
- 10:59
Gökten inmedi ki bu. Tanıyoruz. Selam almıyordu, selam veriyordu. 15 sene. Bütün milleti selamını almıyor. Dolu insanlara kin nefret beslemiş. Sen bunu kalktın, Allah'ın en büyük aynası ilan ettin. Gökyere inecek ya! Gökyere inecek ya! Gökyere inecek yahu. Böyle sapıklık bugüne kadar görülmemiş. Böyle dalalet, böyle felaket.
- 11:19
Onun için, bürşidimizin kıymetini bilelim. Hazretlerimizin râbıtasına sımsıkı sarılalım, tutunalım. Bu yol onunla muhafaza olur. Onun râbıtası kaim olur. Hazret-i Mehdi'ye kadar daim olur. Çünkü o bize öyle haber verdi. Bilgi verdi yani. Vasiyet etti. Rüyada görmedim ki ben. Kulaklarımla duyduklarımı söylüyorum.
- 11:40
Kaç tane de şahitler var. Muhammed Keskin Hoca Efendi, râbıta meselesine efendiye devam edeceğinde. Şahit. Yanımdaydı. Diğer meselelerde, hastanede sekiz tane şahit var. Hepsi konuşuyor. Efendimiz Hazretleri konuşuyor. Kendi sesinden, görüntüsünden. Adam hâlâ kapıyı mı kapatacağız diyor. Yahu kapının kapanmasıyla ne alakası var?
- 12:06
Efendimiz Hazretleri'nin kapısı kapanır mı ya? Adam geldi, bana diyor ki sen dinin lafına bakılırsan, yeni şeyh yok, o zaman bu kapı kapanmış olmuyor mu? Allah'tan da, benim de ona sormam geldi. Ben de bilmiyorum. Sen dedim, kime bağlı mısın bir yere? Dedi, bağlayayım. Nereye bağlısın? Dedim, Abdülhakim Arbâsî Hazretleri'ne bağlayayım dedi.
- 12:30
Dedim, tamam. Mürşid-i Kamil'dir. Râbıta Risâlesi yazdı o. Kıymetli Ali Adem Efendi Babamızın dostuydu. Arkadaşlarından idi. Onun tekkesi vardı şeyde, Eyüp'te. O tekkeyi Ali Adem Efendi Babamız, Kaddesallâhu aleyhi ve sellem, ona yani seyyid olduğu için hürmet ederdi, tazim ederdi. Necip Fazıl'ın da şeyhiydi.
- 12:52
İşte Hüseyin İlmeşik Hoca Efendi'nin Rahmetullâhu aleyhi ve sellem. Allah size rahmet etsin. Onun da şeyhiydi. Ondan sonra o da öyle buyururdu. Râbıta yapılmaya ehil insanlar çok azaldı. Hemen hemen kalmadı derdi. O da kendisinden sonra şeyh bırakmadı, halife bırakmadı. Ondan sonra kim vasıtasıyla? Babam vasıtasıyla.
- 13:21
Peki sen ondan sonra Necip Fazıl'a râbıta yaptın mı? Yok. Ondan sonra Hüseyin İlmeşik Hoca'ya râbıta yaptın mı? O yaptırmıyor dedi. Sonra Enver Öner'e yaptın mı? Yok. Mücahit Öner'e yaptın mı? Yok. E niye? Bizde dediler ki bize himmet ancak şeyh efendiden geliyor. Kim nereye, mürşide bağlandıysa himmeti ondan bilecek.
- 13:46
Himmet ancak Efendi Hazretleri. Onlar da Abdülhakim Arvasi Hazretlerine Efendi Hazretleri diyorlar. Efendi Hazretlerinden istenir, başkasından istenmez. E peki sen şimdi dedim, şeyhin öleni 80 sene olmuş. 70 sene olmuş. Hâlâ himmet istiyor musun? İstiyorum. Râbıta kime yapıyorsun? Abdülhakim Efendi'ye yapıyorum.
- 14:08
E sizin tarikat kapandı mı? E kapanmadı dedi. Dedim bak, Mevla bana senin üzerinden cevap öğretti. Ben bilmiyordum senin nereye bağlı olduğun. Önemli de bir protokol adamı yani. Çok önemli bir yerde. Dedim ki bak, Mevla senin üzerinden bana ispat ettirdi bu meseleyi. Çünkü neden? Râbıtan devam etmesi demek yolun kapanmamaz demek.
- 14:38
Efendi Hazretleri buyursaydı ki efendim, harç bitti, inşaat paydos. O vakit derdiniz ki kapandı. E biz öyle mi diyoruz? Efendi Hazretleri ne buyurduysa onu diyoruz. Râbıta bana devam edecek. E şimdi bana devam edecek ne demek? Ben ölsem de feyizlerden tasarrufum devam edecek. Sizin himmet istemenize ben cevap vereceğim.
- 15:00
Şah-ı Nakşibend senin 700 senedir rabıta yapılıyor mu ona? Himmet isteniyor mu? Yetişiyor mu imdada? Yetişiyor. Abdülkadir Genel Hazretleri 900 senedir ona bağlı olanlar himmet istiyorlar. E şimdi bunları hep Efendi Hazretleri kendi okudu, beyan etti bize. Müridim dağda olsa, denizde olsa, karada olsa benden yardım istediği anda ben ona yetişirim diye
- 15:27
MÜRİDİ EYNEMESTE GHAFENİ UGHİFİ VE LEVKÂNE Fİ BERİM VE BAHRI Bunu Efendi Hazretleri, Aziz Bayındır, efendim, ne diyorsun, ilâsını nokta nokta koy, ona okudu. Bunu Efendimiz Hazretleri Aziz Bayındır ne diyorsun ilerisinde nokta nokta koy ona okudu. Ve sonra işte, yine dargın ayrılmayalım dedi, barışalım dedi falan.
- 15:47
Efendi Hazretleri bağırdı ona çok. Ondan sonra dargın ayrılmayalım, elini ver dedi, tutayım dedi. Efendi Hazretleri, sana elimi vermem dedi. Sen dedi, Evliyâullâh'a iftira ediyorsun dedi. Rabıtayı Hald-i Bağdâd'a uydurmuş dedi. İmâm-ı Rabbânî'de yokmuş dedi. Nerede yok dedi ya İmâm-ı Rabbânî, mektubatta rabıtadan bahsediyor dedi falan.
- 16:09
Böyle konuşmalar yapınca, dedi, sen Evliyâullâh'a iftira ettin dedi. Onun için ben sana elimi vermem dedi. Ve yüzünü çevirdi ondan. Bak o zaman, bu beyti okudu. E şimdi Abdülkâdir Geylân Hazretleri, kaç sene olmuş vefat ediyor. Hemen hemen 900. 500'lerde yani vefat. 1447'deyiz. E şimdi, bak, hemen yardım edelim diyor.
- 16:33
E bizim mürşide bağlanmaktan maksatımız ne? Himmet istemek. Himmet istemek. Mürşide bağlanmaktan maksatımız, elimizden tutsun, mânevî yolda bizi, körlüğümüzü gidersin. Bize delil olsun, rehber olsun. Onun için yol gösterici olsun. Mürşid bu demek. E o zaman, peki bunun tabi çok kâmil mürşid olması lazım, mükemmel olması lazım,
- 16:57
Allâh-u Teâlâ'nın ahlâkıyla mütehallik olması lazım vs. vs. vs. Dolu şart, şurt var. E bunların hepsini Mahmud Efendi Hazretleri'nin de kâmile, mükemmele bulduk mu bulduk. E daha ne aranıyoruz ya? E demiş ki, rabıta bana devam edecek. Ben sizi kabrimden de okutacağım. Ben Edirnekapı'dan daha çok iş göreceğim.
- 17:18
Ben oradan sizi yöneteceğim. Hepsini yapıyor mu? Hepsini yapıyor. Ben görüyorum. Ben görüyorum. Yaşıyorum. Maddi, mânevî hayatımda şu anda yaşıyorum. Eskisinden bin kat fazla himmetini görüyorum. Vallahi billahet Allah'a zuhur ettiği görüyorum yani. E sen görmüyorsan, o zaman sen mübarek adam, mıknatıs neyi çeker?
- 17:40
He? Eee? Odunu çeker mi? E sen odunsan ben ne yapayım? Ben odunu ne yapayım senin? Ondan sonra, Efendi Hazretleri öldü, işim bitti, bilmem ne. Senin işin bitti ayaktayken ya. Senin ayaktayken işin bitti. Sen diriyken ölüsün. Seni zındık seni. Evliya Allah'ın tasarrufunu inkar edenden daha büyük zındık olamaz ya.
- 18:05
İslam'da, Kur'an'da, sünnette. Hepsi ölülerin diri olduklarını, şehitlerin diri olduklarını, sıttıkların diri olduklarını. Sen nasıl Efendi Hazretleri işim bitti dersin ya? Neymiş? Efendiye gidersin, cevap verebiliyor muymuş? Ne olacakmış? Geleceksin tüp tüp bilmem kime, ondan sonra o sana cevap veriyormuş.
- 18:26
Ne cevap veriyor ya? Nah cevap veriyor. Ne cevap veriyor? Ne cevap veriyor? Git bir derdini anlat bakayım. Ne cevap veriyor? Trene bakar gibi bakıyorlar. Ondan sonra efendim şuymuş, hiçbir cevap verdiği yok. Ortada ya. Bereket yok, feyiz yok, bir şey yok. E sen şimdi Mürşid-i Kamil'in rabıtasını bırak,
- 18:50
Allah-u Teala'nın en büyük aynası olma sıfatına ait olduğuna dair ulema ittifak etmiş, meşayih ittifak etmiş, dünya üzerinde ne kadar evliya var ittifak etmiş, hepimiz buna bağlıyız demişler. Halbuki ihvan değiller, tarikat dersleri yok. 42 ülkeden 342 alim, veli, salih zat geldi ya. Hepsi dediler ki müceddittir bu zat dediler.
- 19:12
Daha sen ne arıyorsun ya, ne arıyorsun, belanı mı arıyorsun? Arıyorsan bulacaksın, başka bir çaremiz yok biz sana ne yapabiliriz, bir şey yapamayız. Onun için tarikat, tasavvuf lazım. Niçin lazım? Ne dedik baştan? İbadetlerde kolaylık gelecek, imanda yakın hasıl olacak. Yakın ne demek? Şüphesiz inanç.
- 19:35
E şimdi bu adamın neydiği belirsiz, haramları var, kebair günahları var, bunun dolu şahitleri var. Böyle bir adama Allah'ın aynası diye himmet istediğin zaman sen ne olursun ya? Belanı mı bulursun? Çünkü neden? Allah'a iftira etti.
- 19:53
Şimdi bu Ruhul Furkan tefsiri Ahıs Kaya yayınlarından çıktı işte, 20. cil. Yirminci cil, Allah bizi itmâmına muvaffak eylesin. Âmîn. Orada, اَسْتَعَادُونَ وَمَنْ اَظْلَمُوا مِنْ بَنِ اِفْتِرَىٰ عَلَى اللّٰهِ كَدِمًا Allah'a yalan iftira edenden daha zâlim kim olabilir?
- 20:11
Bu âyetin tefsirinde, Tevlât-ı Necmî'e de, Efendimiz Hazretleri çok itibar ederdi o tefsire, Tevlât-ı Necmî'e de, Necmüddîn Dâhi Hazretleri'nin, Rûh-i Be'ân da ondan alır, onun ilk kaynağını da bulduk tabi sonradan biz, ilk tefsirin, ilk Tevlât'ın kaynağından da bakabiliyoruz şu an, oradan da cilt sayfa veriyoruz yani, verdik zaten,
- 20:30
yirminci ciltte çok verdik, ondan sonra işari manalarda özellikle, işte orada öyle buyuruyor. 20. ciltte çok verdik eğer bu Bu, Allah'a iftira edenler, Rablerinin huzurunda maaşlardan arzulacaklar. mahşerden arz alınacaklar vekulü leşâdühâ illezîne kedebû alâ rabbihim şahitler ayağa kalkacak. Bunlar Allah'a, Rablerine karşı iftira ettiler, şeyhlik iddia ettiler.
- 20:56
Aynı böyle yazıyor tefsirde. Bunlar, Rablerine karşı iftira eden zıldıklardır. Allah'ın laneti o zalimlerin üzerine yağsın diye. Ayet bu ya, ayet. Tefsir bu. Efendimiz Hazretleri'nin en çok itibar ettiği tefsir. Necmüddin Dâhi Hazretleri'nin Tevlât-ı Necmiyet Tefsiri, Rûh-ü Beyan Tefsiri, onlarda yazıyor bu.
- 21:25
Diğerlerinde de yazıyor İman Kuşeyri'ye de itibar eder, çok. Ve Tâfir-i Şârat'ta yazıyor. Hepsini 20. cilde yazdım. Git 20. cildin firistine bak. Sahte şeyhlikten, S'den bak. Şeyhlik iddiasından bak, evliyalık iddiasından bak. Alfabetik orada sana sayfa verecek. En az dört yerde, beş yerde tefsirler bunu almış.
- 21:47
Ben şeyhim diye ortaya çıkmış. Dört tane neydi o belirsiz? Efendim, biz bunu şeyh yaptık demişler. Üçü pantollu, biri şal vardı ama o da Efendi Hazretleri'nin vekillik bile vermediği bomboş bir kof bir adam. Ondan sonra popçu mudur nedir belli değil. O adam, dört kişi gelmiş demişler seni şeyh yaptık.
- 22:10
O da diyor aldım kabul ettim elhamdülillah. Tükürsen suratına Ya Rabbi şükür diyecek. Allah Allah! Neyi aldın kabul ettin? Veren var mı da alıyorsun ya? Veren kim? Veren zibidiler. Üç tane pantollu ya. Tarikatta şeyhlik verdiler herife ya. Ya böyle bir rezillik dünya kuruldu, kuruları görülmemiş. Sapık şeyhler, tarikatlar çok duydum.
- 22:36
Böyle sapıdan hiç duymadım. La havle ve la kuvvete illa billah. Hasan Efendi'ye de iftira attılar. Asla böyle bir şey demedi. Hiçbir delil getiremediler. Beyine getirin yok, ses getirin yok, şahit getirin yok, şahit biz. E sen zaten ikisi oğlu, biri damadı, bir tane de dingil var ortalıkta dolaşıyor.
- 22:59
O da şeyhlik peşinde. Ondan da bana kalır ümidiyle Efendi Hazretleri'nin yolunu bozdu gitti ya. La havle ve la kuvvete illa billah. Allah Rasulü'ne sığdık. Yani Efendi Hazretlerine sığındık. Bir an evvel bu batıl yapıyı iptal eyle ya Rabbi. Bu bina çökert ya Rabbi. Bu rezilliğe son ver ya Rabbi. Efendi Hazretleri'nin tasarrufunu bunlara da göster ya Rabbi.
- 23:27
İslahları mukadder ise hayırla göster ya Rabbi. İslaha mukadder olmayanın şerine kifayet eyle ya Rabbi. Bıktık ya Rabbel alemin. Bu rezaletten rezil olduk dünyaya, cihan âlime rezil ettiler bizi ya Rabbi. Ya Rabbi ya Rabbi. Kurban oldum sana Allah'ım. Böyle bir şey olur mu ya? Aklım duruyor. Allah'ın en büyük tecelligahı olacak ki bütün nurlar O'na parlayacak.
- 23:54
Bütün sıfatlarıyla Mevla'nın ahlakıyla mütekallik olacak. Oho! İmam-ı Şarani'de bir şartlar var, bir şartlar var. O şartlarla beraber sen Mahmud Efendi Hazretlerinden başka şeyh mi kalmış ya? E sana demeseydi ki rabıta bana devam edin o zaman derdin ki bizi bıraktı, vefatından sonra demek ki bizle uğraşmayacak.
- 24:19
Ama dedi ki bak vefatımdan sonra rabıta bana devam edecek. Bu ne demektir? Allah'tan izin almasa, Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'den yetki almasa, silsile-i meşayihden yetki almasa, Efendi Hazretleri gibi bir insan bu kadar milleti sattırır mı ya? E sen o zaman Efendiye rabıta yapan nâkız kalır deyince demiş oluyorsun ki Mahmud Efendi bizi saptırdı.
- 24:42
Çünkü neden? E bana devam edin dedi. Bunda şüphe yok. Seyfettin kendisi de kabul ediyor. Şüpheli Hoca diyor bize bunu kaç kere anlattı diyor. E o zaman kabul ediyordunuz. Bu Efendi Hazretlerinin vefatından sonra çıkartmadım ki ben bunu.
- 25:23
E dedi, kendinden sonra halife-i şerif bırakmadım. E zaten videosu var, açıkça söylüyor, yok yok diyor. E peki ne kaldı şimdi burada? Efendi Hazretleri'ne sarılmaktan başka bir çaremiz kalmadı. E sen kendi kafana ne uyduruyorsun ya? Onun için şu anda Allah-u Teala'nın aynasını arayan ve O'nun nurlarının yansıdığı meclayı, tecellikahı arayan
- 25:52
ve tarikat derslerimde ilerleyeyim, seyr-i sülükümü bitireyim ve ondan sonra ibadetlerde kolaylık gelsin. Önce iki rekat kılamazsan, şimdi kırk rekat kılsa doymuyor. Bu kolaylık geliyor derdi Efendi Hazretleri. Sonra imanda yakın gelsin, şüpheler zahil olsun, gözle görür gibi hal olsun, ihsan makamına nail olsun, vuslata mazhar olsun.
- 26:15
İsteyen Mahmud Efendi Hazretleri buyurmuş ki benim kapım Hazreti Mehdi'ye ulaşacak, benim rabıtam Hazreti Mehdi'ye benden görünüyor. Görünüyor diyor, daha ne diyecek sana ya? Daha ne diyecek ya? Sen kalktın kendi mürşidine diyorsun ki sen bilmiyorsun, sus otur aşağıya. E bunlar böyle ya. Bunlar böyle.
- 26:36
Onun için kardeşlerimiz Efendi Hazretlerimiz bize yol bıraktı, tarikat-ı âliye bıraktı, şeriat-ı harra bıraktı, tecdid etti, sünnet seneye bıraktı, parlak bir yol. Hazreti Mehdi'ye çok yok. Birkaç yüz sene içinde bu mutlaka çıkacak. Çünkü ikinci binden sonra bir bin daha yok. İmam-ı Rabban Hazretleri buyuruyor.
- 26:58
Üçüncü bin yok. Hazreti Mehdi de ikinci binde zuhur edecek. Ve Hüseyin Aleyhisselam da ikinci binin içinden hüzün edecek. Mektubat bunu açıkça söylüyor. Efendi Hazretleri müceddirli oldu, bütün dünyayı ilan etti. Efendi müceddir oldu, kendileri de kabul etti. İmam-ı Rabbani buyuruyor ki, müceddid olduğu zaman bir veli, onun yüz sene tasarrufu devam eder.
- 27:21
Yüz sene tasarrufu devam eder demiyor. Diyor ki, o yüz sene içinde başka tarikatların şeyhleri de olsa, evliya da olsa, kıtlar olsa, üçler olsa, yedi yüzler olsa, beş yüzler olsa, üç yüzler olsa, hatta kutup olsa, kavs olsa, en büyük velilere bile o yüz sene zarfında bütün feyizler mücedditten gelir.
- 27:41
E Müceddin'in 100 sene yaşama şartı yok ki. İmam Gazali 505'te vefat etti. İmam-ı Gazali beş yüz beşte vefat etti. Yani 100'ün başında 5 sene yaşadı. Yani yüzün başında beş sene yaşadı. Ondan sonra 95 sene bütün feyzler ondan geldi. Ömer İbni Abdülaziz Radıyallâhu anh, Ömer ibni Abdülaziz Rabbi Allah'ın 102 senesinde vefat etti.
- 27:58
yüz iki senesinde vefat etti. Ne demek? Ne demek? İkinci yüzün başında, yani birinci yüzde Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem var zaten, onda müceddid olmaz. Müceddid nereden başladı? İkinci asırda başladı. Birinci asırın adı nedir? Asr-ı Saadet. Asr-ı Saadet'te müceddid olur mu? Rasûlullah var, Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem.
- 28:17
Ama yüz sene sonra bozulmaya başladı. Bozulunca Ömer İbni Abdülaziz geldi, Radıyallâhu anh, yüz ikide vefat etti. Yani iki sene sonra. Dolayısıyla ne oldu? İki sene dünyada kalmakla beraber bütün İslam'ı yeniden tecrit etti. Şeriatı, sünneti parlattı. Ömer İbni Abdülaziz vefat etti. Ondan sonra doksan sekiz sene, bütün feyzler ondan geldi.
- 28:41
Anladın mı? Hald-i Bağdadi Hazretleri öyle. On dördüncü, on üçüncü asırda, ondan sonra, parlattı nurları, yüz sene feyzler ondan geldi. Bu arada bizim silsileden, Ali Adem Efendi babamız yüzün başına denk gelmedi. Yüzün başına kim denk geldi? Mahmud Efendi Hazretlerimiz denk geldi. Çünkü neden? 1447'deyiz.
- 29:04
Efendi Hazretlerimiz 1443'te vefat etti. Efendimiz 1443'te vefat etti. Yani 43 sene yüzün başında durdu. Halbuki öbür mücedditlerin çoğu, yani ömür bakımından. Bir tek Halid-i Bağdadi Hazretleri 42 sene durdu. Yani yaşı da itibariyle. Genç vefat etti ama yüzün başında iş yaptı yani. Onunki de işte 1242.
- 29:29
Aynı ayda Efendi Hazretleriyle, Efendi de Zülkâr'daydı, o da Zülkâr'daydı. E şimdi Mahmud Efendi Hazretlerimize 43 sene yüzün başında, bizim başımızda durmak nasip oldu. E şimdi, e daha çok iş göreceğim, size daha çok karışacağım, size daha çok müdahale edeceğim diye vaat etti bize. Ve vaadini tahkük ediyor ve sözünde duruyor.
- 29:53
Çünkü Allah onu yalancı çıkarmaz. çıkarmaz, canını, malını, her şeyini Allah'a teslim etmiş, feda etmiş böyle bir veli-i zişan, bir asırlık ömrünü sırf Allah yolunda geçirmiş, günahsız yaşamış böyle bir veli-i mürşid son zamanlarda hiç gelmedi. Onun için kıymet bilmek lazım, öğretilerine, talimatına, teclidatına sahip çıkmak lazım.
- 30:21
Ben size Allah için bunu vasiyet ediyorum. Ali Adem Efendi Kudsesur Hazretleri ne buyurdu? Ben ölünce kabrimin başını bırakmayın, ben sizi oradan da okutacağım. Ve Muhammed Efendi Kudsesur Hazretlerimiz şahitler ve hâlâ yaşıyor, Kadir Temir Hoca Efendi bunu açıkça beyan ediyor. Muhammed Efendi Hazretleri'nin hatıra, Allah Allah işte hayatı, kitabı var Ahıska'dan çıkmış iki cil,
- 30:44
onu okusanız imanınız artar. O Efendi Hazretleri'nin oradaki kerametlerini okusanız imanınızın nuru artar. Okuyun ya, cahil misiniz ya? Allah dostu tanıyın. Zamanının imamını tanımadan ölen cahiliyet ölümüyle ölmüştür. Memmâ tevlem yârifu mâ mezemâni. Zamanının imamı ne demek? Allah dostlarının Efendisi en büyük kimse, o imamı tanımadan ölürse cahiliyet ölümüyle ölmüştür.
- 31:12
Eyvah eyvah eyvah. Allah beni muvaffak etti, bana nasip etti, Efendi Metin'e de. Çok insanlara onu tanıtmaya çalıştım yani, çok insanlara. Hiç ismini bile bilmiyorlar. Milyonlarca insanlara, böyle bir hazine var, böyle bir define var, böyle bir Allah'ın dostu var, çabuk. Millet, binlerce, on binlerce, yüz binlerce akın ettiler ya.
- 31:34
Efendi Hazretleri'ne intisap ettiler. Hele ki son zamandaki fütuhat, şurada hane-i saadetlerinden bir çıkıyordu, yirmi bin, otuz bin, kırk bin, elli bin kişi, hiç bir şey konuşmuyor. Çünkü Mürşid-i Kamil, konuşmasa da terbiye eder. Ne buyurdular Evliyaullah? Bizim sükutumuzdan feyz almayan, konuşmamızdan hiç feyz alamaz.
- 31:58
He ya! Yıllarca konuştu konuştu, özelde yine konuşuyordu bize. Ama umuma böyle çıkıp kürsüye sohbet etmedi diyelim, yirmi sene. Ama sohbet ederken, Yavuz Selim camisi ancak doluyordu. Sohbeti bıraktıktan sonra Allah bir tecelli etti, tecellileri arttı. Kavuşluk makamına geldi, müceddillik makamına gelince, ne oldu?
- 32:22
Dünya aktı geliyor yav! Öbürünü şeyh diye pazarlıyorlar, pazarlıyorlar, makyaj, makyaj, makyaj. Makyaj da tutmuyor, sırıtıyor, dökülüyor suratına. Ondan sonra makyajları yaptılar, iki kişi gitmiyor ya! İki kişi yanından geçerken gitmiyor ya! Efendiler nasıl? Nasıl bir mıknatıs, nasıl bir cezbe, nasıl bir çekiş kuvveti?
- 32:47
Tağın başına gidiyor, Bursa'nın tağına. 50 bin kişi, Allah Allah! 50 bin, 100 bin, milyonlar toplanıyor. Çeşenistan'a gidemedik, mani çıkarttılar. Gidilebilseydi, ohoo! Dağıstan'dan ağır, milyonlar aktı geldi ya, milyonlar! Sırf ismini duydular gelecek diye. E mürşid-i kâmil, Allah'ın aynası olursan, millet de senden feyz alır.
- 33:14
Öbür türlü, zifiri karanlık, dünyada karanlık, ahirette daha karanlık. Adamın suratı dünyada karanlık, ahirette ne olacak bu? Ahirette daha karanlık. Suratları kara olanlar diyor Kur'an. Ve emmellezî esvetle diyor ki, suratları kara olanların hiç yeri iyi değil. İnsanın bir de suratına mı bakacaksın, meymenet var mı diye ya?
- 33:37
La havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim. Efendi Hazretlerinden bahsetmek dindir, imandır. Efendi Hazretlerinden bahsetmek imanın nurunu artırır. Efendi Hazretlerine anlatmak, O'nun tecridini, O'nun parlattığı bu şeratı, tarikatı, sünneti anlatmaktır. Çünkü Efendi Hazretlerinin tanımadan ölen tehlikededir.
- 33:58
Mena rızan tarikina efeve alâ katarim dîni. Bizim tarikatımızdan yüz çeviren dininde tehlike üzeredir diyor. Şah-ı Nakşibend Hazretleri buyuruyor buraya. Hiç olmazsa en azından seveceksin. Seveceksin. Allah dostlarını sevmek mecburiyetindesin. Ama Mahmud Efendi gibi zat olursa hem de müceddit, onu sevmek de yetmez.
- 34:23
Tanımak mecburiyetindesin. Sözlerini, sohbetlerini okumak mecburiyetindesin. Ruhul Furkan tefsirini okumak mecburiyetindesin. Sana demiş ki bunun misli yazılmamış. Buyurmuş bunu Resulullah emretti bize başladık. Buyurmuş ki Resulullah Efendimiz'e arz ediliyor, hepsi o tasdikinden geçiyor. Her gün on beş dakika okuyun buyurmuş.
- 34:44
Sen ne yapıyorsun? Eğer sen Efendi Hazretlerinin vasiyetlerini tutsan, talimatına riayet etsen sapıtır mısın? Ne dünyada sapıtırsın, ne... sapıtırsın, ne ahirette? Bela bulursun, azap görürsün. Ama kendi kafana gidersen birilerinin lafıyla yok kapı kapanmaması lazım. E kapanmaması için ne yapmak lazım?
- 35:07
Şeyh uydurmak lazım. Allah Allah! Ne uyduracağım? Efendi bana zaten dedi ki Mehdi'ye kadar devam edecektiniz. Efendi Hazretlerinin bu sözü varken uydurmama lüzum var mı? İşte onun için Allah adına yalan iftira edenlerden daha zalim kim olabilir? Eğer ki Allah'ın velisi değilse, eğer Allah'ın en büyük velisi değilse, eğer Mürşid-i Kamil değilse,
- 35:37
eğer Allah-u Teala bütün nurlarını ona parlatmıyorsa, e bütün nurlarını ona parlattı, Efendi Hazretlerini gördük. Floresanlar patlıyordu, ışıklar patlıyordu ya nurundan. Yanında ışıklar patlıyordu ya, lambalar patlıyordu. Lamba ne ya? Nasıl bir nur? Bunu görmeyen kör! Böyle nur görmedik biz dünyada ya!
- 35:59
Güneşte, ayda görmedik ya! Vallahi görmedik ya, biz yanındaydık ya! Nasıl bir nur ya? La havle ve la kuvvete illa billah. E şimdi öyle bir nur, e tabii ki Allah'ın nurlarının yansımasının eseri. E şimdi adama bakıyorsun, simsiyah ya! La havle ve la kuvvete illa billah. E şimdi bu adam, bana rabıta yapabilirsiniz.
- 36:22
Ne demek yani? Dünyada en büyük evliya benim iddiası. Ne demek yani? Allah bütün nurlarını bana yansıtıyor, benden de size parlatıyor. E çüş! E yuh! Nerede Allah sana bütün nurlarını parlatıyor? Allah sana zerre kadar nur parlatsaydı, biraz da biz görürdük suratında ya! La havle ve la kuvvete illa billah.
- 36:45
Ne görüyoruz? Nefret görüyoruz. Ne görüyoruz? Mahabbet göremiyoruz. Sadakat göremiyoruz. Dürüstlük göremiyoruz. Samimiyet göremiyoruz. Helak görüyoruz. Dalal görüyoruz. Bu kadar insanlar nasıl bu para için, maaş için nasıl sattılar Efendi Hazretleri Şeyh? Nasıl sapıttılar, nasıl parayla sattılar? Bunların hepsi mutlaka bir menfaat için duruyor.
- 37:14
Bir tane Allah rızası için duran yok. Niye? Efendinin beyanı varken Allah rızası için onun beyanına ters düşürür mü yahu? Allah rızası nerededir? Mürşidin rızasındadır. O ne buyurursa olur. Esasen sohbet bitmiş oldu yani. Sohbeti yapmış oldun, bitmiş oldun. Ancak şimdi teberrüken ders, ayetlere, hadislere mana vereyim.
- 37:39
İnşallahurrahman bir Risale-i Kürsiye Şeriat kendisi hak, müftah tarikat buyururdu. Şeriat Allah'ın hazinesidir ama anahtarsız açılmaz. Tarikat onun anahtarıdır. O anahtarla açacaksın, içine gireceksin. Ne buyurdu? İsmet Garibullah Büyükşehir Efendimiz Kaddese Allahu Sirrahu Çıkarma kimseyi asla yalancı Oturma münkir ile yemesancı Pas alırsın paklamaz her kalaycı
- 38:09
Aziz sen sıdk üzerine ol Allah görüydü Hemen sıdkı ile gel Hakk'a gidelim Kemali bak kemale seyredelim Kimseyi diyor yalancı çıkartmadı. Bir Müslüman bir şey konuştuğu zaman Hüsnü zannetmek lazım. Aleyhine bir delil kaim olmadıkça Yani o konuştuğunun yalan olduğuna dair deliller bulunmadıkça Anladın mı?
- 38:34
E şimdi adam diyor ben şeyhim Öbürü diyor bu benim şeyhim E Muhammed Efendi Hazretleri ne buyurdu? Sesli görüntülü beyanı var Ben şeyh halife bırakmadım O bırakmadan bu nasıl oluyor ya? E tamam Ekze bu kezzabin Kezzapların en yalancısı Bu çıktı meydana Neden? Aleyhine delil var Ama aleyhine bir delil yoksa Bir Müslüman bir şey söylüyor O zaman yalancı çıkartmamak lazım diyor
- 39:02
Ondan sonra Müslümanların Oturma münkir ile yemesancı Şeratı inkar edenle oturma kafir olursun Tarikatı inkar edenle oturma sapık olursun Helak olursun buyuruyor Münkir demek inkar ediyor yani Kabul etmiyor evliyanın kerameti kabul etmiyor Tasarrufunu kabul etmiyor Öldükten sonra işi bitti diyor Bilmem ne bunlar münkir Allah Peygamberi inkar eden Hepten kafir
- 39:27
Allah dostlarını inkar eden zındık Bu münkirlerle oturma diyor Oturmazsan kurtulursun Çünkü oturursan sancı yersin Sancı ne demek? Sana bir bela girer Şüphe girer Demin ne dedik? Şüpheden kurtulmamız lazım Onun için tarikat dersleri yapıyoruz Bütün şüpheleri bitirmemiz lazım E sen şimdi ne yaptın?
- 39:53
Münkirle oturdun, yedin sancıyı, şüpheleri aldın, onun için pas alırsın, paklamaz her kalaycı diyor. Efendim Bak kalaycılara veriyoruz, bakır kaplarımızı kalaylattırıyoruz. Biz hâlâ bakır kap kullanıyoruz, kalaycıya da gönderiyoruz yani hâlâ. Bakırın şeyinde şifa vardır. Ama bir pas alırsın gidiyor, her kalaycı paklamaz.
- 40:16
Öyle bir kalaycı olur yine, mürşid-i kâmilden kurtulmaz, kaçmaz bir şey ama her kalaycı paklamaz. E sen şimdi böyle bir sancıyı içine çekmene, böyle bir virüsü kapmana, böyle bir tümer oluşumuna niye müsaade ediyorsun? Bedeninle ilgili bir virüs kaparım, oradan işte ben hasta olurum, korona olurum, oradan entübe olurum, oradan ölürüm bilmem ne hesap yapıyorsun.
- 40:46
E peki sen imanına zarar gelecek, itikadına halel getirecek, sana şüphe sokacak adamlarla ne oturuyorsun? İsmet Garibullah Güzesur Hazretlerimiz yasak etmiş bunu, Meşayih yasak etmiş bunu. E sen onu ikna edecek ilmin de yok. Ona delillerle galebe çalacak hikmetli bilgilerin de yok. E ne olacak? Alacaksın bir zehir.
- 41:12
E işte cübbeliğe uyarsanız kapıyı kapanmış oluyor. Diyecek sana bir laf, ondan sonra kırk sene bana onu soruyor. Hala anlayamamış, bu kadar anlattık. Ulan efendi mi kapıyı kapattı o zaman diyorum? E efendi kapatmadı kapıyı, medyada da devam edecek diyor. E sen ne kapatmasından bahsediyorsun ya? Ne serseri insanlar var.
- 41:32
Laf da anlamıyor, aklı da kıt. Öyle dundunalar var, ahmaklar var, kütük gibi bir şeyler yani. Hiçbir şey anlamıyor. Mondofon ineği ondan daha akıllıdır, Mondofon. Sen ne diyorsun ya? Ya bırak gitsin sarığına da cübbesine de, ne yaparsa yapsın. Onun için sen onunla oturma da kendini kurtar. Sen kendini kurtar.
- 41:55
Tamam pas alırsın, pakla pazar kalıncı. Aziz sen sırt küzüne ol. Sen sadakat üzere ol. Dürüst ol. Doğruluktan ayrılma. Sadakatli ol. Mürşidine vefalı ol. Allah dostlarına bağlı ol. Uydurmalara uyma. Allah görücü, Allah görüyor. Onlar da ne yaptığını görüyor, biz de ne yaptığımızı görüyor. Biz doğru yolda olduğumuza iman etmişiz elhamdülillah.
- 42:20
Allah sana kadar şüphe vermesin. Amin. Şüphesiz yaşayıp ölmek nasip eylesin. Hemen sıddıyla gel Hakk'a gidelim. Cemali ve kemale seyredelim. Dürüstlükle, sadakatle, doğrulukla, vefakarlıkla Allah'a kavuşulur. Allah yalancılıkla, sahtekarlıkla, hainlikle, planlarla, projelerle, programlarla, gizli toplantılarla, bilmem nelerle Allah'a kavuşulmaz.
- 42:50
Bizim gibi açık olacaksın. Şeffaf olacaksın. Dürüst olacaksın. Doğruyu konuşacaksın. Kim ne derse desin, aldırmayacaksın. Efendi bana öyle buyurdu. O üstlü kılıç meselesinde. Yedi kere şeytan dedi ona. Şimdi bütün İsmail Han toplantılarında üstlü kılıç var. Bütün toplantıların başında o var.
- 43:09
Kimi duyuyorum toplantı oldu, bir olay oldu, bir yere gittiler, bir yere gittiler, hep üstlü kılıç var. Çünkü Efendimiz sana ne buyurdu? Yedi kere şeytandır buyurdu. Babası bizdendir, kendisi bizden değildir. Kendisi bizden değildir denen adamı tarikatın başına koydular ya. Bir de kardeşi var biliyorsunuz.
- 43:28
Ondan sonra Yavuz Selim Camisi'ne Allah bir an önce ondan helas eylesin. Amin. Onlar işte o belanın başı. Efendi Hazretleri hasta Alzheimer Efendi'ye bakmayın siz. Efendi'ye hiç lafı dinlenmez diyen bir bela var. E şimdi bunların eline kaldı. E bunların eline sarıklı, cübbeli, koca koca hoca diye düşündüğümüz, Efendi'ye en bağlı adamlar bunların peşine ondan sonra gidiyor.
- 43:54
Koca develerin ipini meğer fareler çekiyor. Ama Efendi Hazretleri çok anlatırdı bunu ya. Yani kaptırmışlar, yularları kaptırmışlar. Yazık. Hiç şu kılığına, kıyafetine, kalıbına baksan adam zannedersin. Göster, çek yahu. La havle ve la kuvvete illa billahi'l-aliyyi'l-azim. Sadakat ne demek? Hâdâ yevmü'yenfâs sâdikûne sıdkûn.
- 44:26
Bugün öyle bir gündür ki sadıklara ancak doğrulukları fayda verecek. Doğruluk, dürüstlük, şahitliği gizlemeyeceksin. Efendi Hazretlerinden kendileri duydular, gizliyorlar şimdi. Kendileri duyanlar da gizliyorlar. O Ali Polat ne kadar şahitlikleri gizliyor o Ali Polat. Allah Allah Allah Ali Polat. Yatacak yeri yok yani.
- 44:48
Ne kadar Efendiden şahitliği var, Efendi gönderdi onu Hasan Efendi. Bu işleri bitirseniz. Bu işleri bitirsinler, böyle bir şey yok, şeyh yok benden sonra diye. Ah! Onu ifşa etti, Kütahya'daki Selahattin Hoca, Şeyh onu ifşa etti, Kütahya'daki Selahaddin Hoca. e biz beraberdik diyor, yanına beraber gittik diyor.
- 45:04
Sesli kaydı var, sesli kaydı var. İşte bunlar sadık mıdır? Efendi Hazretleri'nin şahitliğini gizleyen doğru bir adam mı olabilir? Sadıklara, sadakatlere fayda vereceği gündür. Ahirette dürüstlükten başka hiçbir şey fayda vermeyecek arkadaş. Onun için doğru olalım, doğru. Şahitliğimizi gizlemeyin. şahitliğinizi gizlemeyin diyor Allah.
- 45:33
Biz Efendi Hazretlerinden şahit olduk vasiyetlerine. kim şahitliği gizlerse onun kalbi günahkardır. Ne demek kalbi günahkar biliyor musun? Zina yapanın ferci günahkarı. Namereme bakanın gözü günahkar. Namereme tutanın eli günahkar. Haram yiyenin diri midesi günahkar. Şahitliğini gizleyenin kalbine kadar inmiş her tarafı günahkar.
- 46:01
Bunlar şahitliği gizlemiş adamlar. Bunlara Müslüman nazarıyla zor bakılır. Acaba imanlarını kurtarabilirler mi? Şahitliği gizlemek ekberül kebair, büyük günahların en büyüğü zinadan da faizden de büyük, kitmanü şehade, şahitliği gizlemektir diyor. Sahih-i Bukhari hadis-i şerifinde. Onun için Müslümanlar ahlaklı olalım, sadakatli olalım, üçe beşe bakmayalım.
- 46:27
Dünya fani. Müşrimizin yüzüne nasıl bakacağız? Silsilemizin yanına nasıl gideceğiz? Bu yolu bozanlar ne cevap verecekler? Onun için ne hesap verecekler? Kardeşlerim yapmayın, gitmeyin. Allah rızası için. Efendi Hazretlerimizin yolunu, Efendinin yolu yok. Mahmud'un yolu yok. Ben yol kurmadım buyur. Benim yolum Allah'ın Rasûlü'nün yoludur.
- 46:48
Celle Celaluhu, sallallahu aleyhi ve sellem. Şu anda sen Efendi Hazretlerinin buyurduklarını yaptığın zaman, Allah Rasûlü'nün buyurduklarını yapıyorsun. Sohbetler kitabını okuduğun zaman, amel ettiğin zaman, Ruhul Fırkan'ı okuduğun zaman, amel ettiğin zaman, Risale-i Kürsüyesi'ni okuduğun zaman, diğer eserlerini okuduğun zaman, orada Allah Rasûlü'nden bahsediyor.
- 47:06
Kendinden bahsetmiyor. Ben bir yol kurmadım diyor. Onun için biz onun yolunu parlatacağız. Ne demek? Tecdit zaten yaptı. O Allah Rasûlü'nün yolunu parlattı. Biz sahip çıkacağız. Şu anda bize düşen bir şey yok. Emr-i bir maruf ne yani? Tebliğ etmek, doğruyu anlatmak, insanlara hakikati göstermek, zamanının imamını tanıtmak.
- 47:29
Millet cahiliyet ölümüyle mi ölsün? Şu Efendi Hazretlerinin sohbetlerinde, tefsirlerinde, kitaplardaki ilimler, sohbetlerdeki ilimlerden mahrum olanlar çok zorlanır ahirette. Bak bu kadar tarikat var, bu kadar cemaat, bu kadar cemiyet var, kadın erkek namerem işine dikkat ediyorlar mı? Etmiyorlar. Erkek kadın bir arada yemek yiyorlar mı?
- 47:51
Yiyorlar. Kadın erkek yüzü suratına bakarak konuşuyorlar mı? Ben bunların hepsinin içindeyim. Hepsini tanırım, benim tanımadığım yok. Hiçbirinde Efendi Hazretleri'nin gibi şeriat yaşayan var mı? Yok arkadaş! Ben sana Mahmut Efendi diye bahsediyorsam, bas bas bağırıyorsam, ciğerlerimi patlatıyorsam, parçalıyorsam, Mahmut Efendi Hazretleri şeriat tarikatın müceddididir.
- 48:20
Ondan öğreneceksin demek istiyorum. Sen Allah Rasûlü'ne ulaşamazsın. Müstehid değilsin, fetvaları kendin çıkaramazsın. Mahmut Efendi Hazretleri'nin yoluna devam et. Ahmet İstanbul'da Hoca Efendi kardeşimiz, ağabeyimiz yani açıyor, hiçbir sohbet yapmıyor. Efendi Hazretleri sohbetlerini okuyor, arada biraz izah getiriyor, bir şerh getiriyor.
- 48:41
E ne yapıyor? En doğrusunu yapıyor. E tabii diyelim ki başka kitaplara bakırsan, kaynaklarını bulsan, tetep bağırırsan, Efendi Hazretleri severdi o işleri de tabii. Bakın, ilme meraktı. İlme bizi çok teşrik ediyor. Ancak yani sadece Efendi Hazretleri'nin kitaplarından sohbet etsen ve onunla amel etsen cennete gider misin?
- 49:03
Vallahi gidersin. Çünkü Allah Rasûlü'nün buyurduklarının hepsini duyurmuş, bir şey gizlememiş ki müceddir Hazretlerimiz. Onun için muhteremler, şimdi biz mümkirlerle oturmayacağız, sadıklardan ayrılmayacağız. Yâ Hüve Dînâ Müttakullâhe Ey iman etmiş kullar Allah'tan hakkıyla sakının. Ve kûnû mâ sâlihîn.
- 49:26
Özü, sözü bir olan, bugün bir şey söyleyip yarın dönmeyen, kendi sitelerinde bunları açıkladıkları halde ondan sonra hasır altı yapmayan, sahtekarlarda değil, sözünde duran, özü sözü bir olan, şahitliği gizlemeyen, sadık kullarla beraber olun diyor Allah. Kur'an bunu emrediyor. İşte Hicmet Garibullah Hazretleri'nin Garibullah Hazretleri de ne buyuruyor?
- 49:53
Hemen sırtıyla gel hakka gidelim, sadakat, sadakat, sadakat. Bunlar da bu sadakatten bir zerre kadar kalmamıştır. Biz bari bu sadıklardan olalım, sadıklara ilhak olalım, sadıklarla beraber olalım, yalan konuşanlardan uzak duralım, sahtekarlardan ayrı kalalım.
- 50:14
Şimdi okumuş Fettih Sûre Cellesi, hadd-i şerifin sonunda, ona mânâ verdim inşâAllah, Bismillahirrahmanirrahim. Vettiğni ve zeytûn. Vettiğni, incire yemin ederim. Daha, ve zeytûn. Zeytûna da yemin ederim. Şimdi bir incir de zeytin, ikisi bir arada zikredilmesi ilginç. Zaten zeytinle incir aynı yörelerde yetişir.
- 50:45
Zeytin yetişen yerde incir de yetişiyor. Hikmet-i İlâhiyye. Bunların da bir iklim meselesi olarak da beraberler. Ve bunlara Allah'ın yemin etmesi ne demek? Bunlarda çok büyük faydalar olduğuna delalet ve işarettir. Onun için adamın biri iyi inciri saklamış yastığın altına, öbürü de görmüş onu, gelmiş, ulan herhalde bu bize demiş ikram etmeyecek demiş yani.
- 51:14
İkram etmeyeceğini anlayınca demiş bu yastık altındakini nasıl çıkarayım demiş. Şimdi hükümet uğraşıyor yastık altındaki altınları çıkartma. Adam da şimdi yastık altındaki inciri nasıl çıkartacağım demiş yani. Demiş başlamış, demiş bir aşırı okuyayım da dinle demiş, buyur demiş. Başlamış, ve zeytûni ve tûrisîni demiş.
- 51:35
Adam demiş, ve tîni ve zeytin. Oyuna durmuş başlamış, ve zeytûni ve tûrisîni demiş. Adam da ve tîni demiş ya. Adam demiş, ve tîni demiş, aha demiş, yastığın altında demiş, ve tîni yok ki demiş ya. Ondan sonra çıkartmak zorunda kalmış yani. Tamam mı? Ve tîni, incir demeden zeytüne geçilmez yani. Ve zeytûni, zeytûna da yemin.
- 51:59
Zeytûn, Arapçası zeytûn. Siz Türkçe'de zeytin diyorsunuz ama Kur'an'daki zeytûn valla beraber. Şimdi bu mübarekler incirle zeytun şu anda bizim yediğimiz, içtiğimiz, bildiğimiz incirle zeytin'in ta kendisinden bahsediyor. Hazreti Kur'an.
- 52:17
Şimdi zeytinyağı ondan sıkılıyor. Biliyorsunuz zeytinden. O zeytinyağı da zaten bütün dünya zeytinyağının üzerine duruyor. Yani zeytinyağı az nazım gramı altından ileri geçecek. Geçse, geçse değer. O kadar kıymetli bir şey. Altın çünkü bir şeye yaradığı yok. Ancak kavga gürültü çıkarıyor. Adam ölürse altın bırakırsa millet kafasını yarıyor birbirlerine kim alacak diye.
- 52:44
Onun için. Ama zeytün şifa. Kur'an-ı Kerim onu çok mu dedi? Ve şimdi zaten zeytin ağacı takılıcı Tûr-i Sina'dan çıkar. Oralara gittim, ziyaret ettim Sina çölünü. Dağın tepesine çıkamadım. Tur Dağı'na tabii o kadar gücüm yoktu. O zaman da yoktu da. Var, yirmi sene var. Belki fazla ama gücüm işte bulamadım.
- 53:13
Vakit bulamadım. O zaman gücüm vardı biraz. Şimdi hep de çok zor. Tevelerle, mevelerle de çıkılıyor da. Tevenin üstüne bindirdiler beni. Yaya gitsem daha kolay. Tevenin üstünde canım çıktı. Yani neresine oturacağım belli değil yani. Mübarek hayvan. Onun için çıkamadım. Ama etrafı O ağaç oradan çıkıyor diyor.
- 53:39
Zeytin ağacı çok var. Etrafı hep zeytinlik idi. Sonrası çöl. Ama Tur'un etrafı çok ağaç zeytin. Yağ ile beraber bitiyor. Yani meyvesi, zeytin yağ ile beraber. Yani içinde yağ var demek istiyor. Başkalarından o kadar yağ sıkılmıyor. Ondan yağ sıkılıyor. Bile katık oluyor lilatili. Yiyenlere katık oluyor.
- 54:04
Ben zeytini buldum mu peynir, ekmeği de bulursam ne alakası var? Ekmeği buldum mu zeytinle zeytin yağına da bandırırsam tamam işe yaramıyorum. Çoğu kere un yiyorum ben. Acıkıyorum, şey ediyorum şunu verelim, bunu verelim, bilmem ne. Zeytin. yağını da bir adıma sıkıyorum yağına bandırıyorum, tamam. Ekmeği zeytin yağına bandırırsam zeytin olmasa da gidiyor.
- 54:30
Yağ Mevlana buyuruyor en güzel katıktır buyuruyor. Bunlarda çok faydalar var. Çok havas var. Öyle olmasa Allah bunlara yemin eder miydi? Celle Şalü'l-Celle'de bir şeye Allah Teala yemin ederse onda çok büyük bereketler olduğuna delalet eder. Veyahut da çok önemli bir şey olduğuna delalet eder. Yani en azından hep bütün yeminlerinde, aksam-ı ilahiyyede ne vardır?
- 55:00
Kesinlikle o işin ehemmiyetine dikkat çekmek vardır. Bu arada da incir ve zeytin özellikle beyan ediliyor. Niçin diyor, çok havası var, Ruhul Beyan sahibi söylüyor. İncir çok hoş kokulu bir meyvedir. Çekirdeği yok. Çekirdeği olmamasına bir acayip şey. Gıza ilatiftir diyor. Hazmı kolay olur. Onda çok devamı ilaç vardır.
- 55:30
Tabiatı yumuşatır. Bağırsakları yumuşatır. Balgamı söktürür. Böbrekleri temizler. Mesanede kum ve çakıl ne varsa giderir. Kumları giderir. Bedene şişmanlık verir. Ciğerdeki sıkıntılara çözüm yapar. Ciğerdeki tıkanmaları açar. Talak, talak da çok önemli. Kan yapan yer talak yani. Tahal, Arapçası. Ondan sonra, incir yemeğinin ciğere çok faydası var, talığa çok faydası var diyor.
- 56:07
Ondan sonra rivayet olunur. Ebu Zer radıyallahu teâlâ rivayet ediyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e bir sepet incir getirdiler. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem yedi. Sonra Ashab-ı Kiram'a buyurdu ki, Külü yiyin siz de yiyin. Felevkultu inne fakireten nezeret minel cennette kultü haze.
- 56:34
Eğer yiyecek olsaydım ki bir meyve cennetten indi, geldim ki şu anda bu sepet incir cennetten geldi derdi. Yani cennet meyvelerinden olduğunu beyan ediyor. Fakiretul cenneti bile acemin. Cennetteki meyvelerde çekirdek yok. Dünyadaki meyvelerin aynısını, tip olarak aynısı, ama hakikatte tadı, lezzeti farklısı olacak.
- 57:01
Orada da ve ütübi müteşabihen, ama dünyadakine benzer meyveler, yemekler, sebzeler getirecekler. Çünkü insan alışmadığı şeyi yemekten tabiatı biraz uzak durur. Bizim memlekette yok bu derya, bu nasıl bir şey acaba der. Onun için ben de biraz öyleyim. Böyle yeniliklere çok açık değilim. Zaten gerici, irticacı bir adamım biliyorsunuz, yobaz bir adamım.
- 57:26
Onun için tabii irtica, başımın tacı dedi Hızır Efendi Hocamız. Yani madem Müslümanlara mürteci dedilerse mürteci olur. Ondan sonra, dolayısıyla burada Allah-u Teala'nın yemin etmesinde çok havasa ve faziletlere ve özelliklere işaret var. Onun için cennetin meyveleri çekirdeksiz. Adam da şimdi cennette yeni gelmiş.
- 57:56
Önüne getiriyorlar, diyelim karpuz. Getirseler bir meyve, şimdi Afrika'dan bir meyveler geliyor falan. Dikenli, mükenni, tışı. Ondan sonra adam bakıyor, kimse yemek istemiyor. O zannediyor herhalde dikenlerini ağzıma atacağım. Halbuki o dikenleri soyuyorsun, içinden öyle lezzetli şeyler çıkıyor ama anlayana kadar canı çıkıyor.
- 58:19
Yani diyorsun, ben portakal alayım, mandalina. Neden? Tanıyor onu. Tanıdığına eli gidiyor, tanımadığına eli gitmiyor. Onun için Mevla da böyleydi. Ama aslı farklı. Melek geliyor adamın başına, kül diyor, ye diyor. Adam da bakıyor böyle, şimdi hani tanımadım diyor. Bunlar dünyadakine benzer gibi gözüküyorsun ama şekli aynı gözüküyorsun, tadı çok farklı olacak.
- 58:50
Bir yiyor, oho! Karpuz, kavun. Ondan sonra yediği zaman hurma, yediği zaman ulan biz dünyada hurma mı yemişiz diyor. Biz dünyada karpuz görmemişiz diyor. Tabi, orası cennet. Efendi Hazretleri buyurdu ki, Dünyada cennetten ne var? Çok şeyler var. Ama ancak isimleri var. Hakikatleri ahirettedir. Her şey böyle, buna kıyas et.
- 59:23
Karı kocalığı da buna kıyas et. Cuma'nın lezzeti var. İki taraf içinde zevk alıyor. Ama ahirette bir cuma ettiği zaman karısıyla, kocasıyla, oho! Bu dünya neymiş ya, belaymış meğer, canımız çıktı ya. Ha burada ne rahatlık var. Yaa, sen öyle zannet. Dünyada sadece isimler var, müsemmeyatı ahirette. Burada boşuna can kazımak derdi Efendimiz Hazretleri, can kazımak.
- 59:53
Yani zorlana zorlana gidiyor, yani ölene kadar gideceğiz. Bakalım nereye kadar gideceğiz de. Onun için cennete bir kavuşmak lazım. Kapağı cennete atmak lazım. Başka türlü yaşama imkanı yok. Cennete girmek için her şeye değer. Sabah namazına da kalkılır, uykuda terk edilir, teşhirde de kalkılır, oruçta tutulur, zekatta verilir.
- 1:00:17
Ne kadar nefse zor gelse de cenneti kazanmak için, tabi Allah rızası başta olmak lazım, her şeyde değer. Cennet değer, dünya değmez. Cennetin meyveleri çekirdekli olur. Fekülü hasir, onun için inciri çok yiyin. Fe innâ taktavul bevasir. Basurların damarlarını keser. İncir yemek, basur biliyorsunuz kanlı bir hastalıktır.
- 1:00:43
Makatta belirir. Çok yorar, çok zorlar, çok zorlar. İşte onları keser. Ve tevfeu minel nikris. Ondan sonra siyatiye fayda verir. Bu damarların çekmeleri, fıtık gibi şeylere fayda verir. Ve Allah Teala zaten faydasız bir şeye yemin eder mi? Haşa. Zaten Allah afeste iştigal etmez. Faydasız bir şey yaratmaz da.
- 1:01:08
Her şeyde ne faydalar var ama incirdeki faydalar hepsinden fazla. Yine böylece Ali İbni Musa Erruda, radıyallahu teala hazretleri, yani Musa Kazım Hazretleri, ehli beytin imamıdır. Bağdat'ta yatıyor. Gidenler mutlaka ziyaret etsin. Şialar sarmış olayı Allah helas etsin. Hazreti Musa Kazım'ın oğlu, İmam Ali Rıza Hazretleri.
- 1:01:34
Ali Rıza Beyza Hazretleri'nin ismi de oradan geliyor. Herkesin ismi bu Ali Rıza Hazretleri'nin. Bu Ali Rıza nerede yatar? İran'da Meşhed'de yatar. Orayı da ziyaret etmek nasip oldu. Tabi şiilerin içinde ama girdik. Kabri şerifini bırakamayız. Gittik bizim imamımıza, ehli beytin imamı, İmam Ali Rıza Hazretleri.
- 1:01:52
Rabbim ziyaretini müyesser eylesin. Şianın elinden oraları hala sayılayıp ehli sünnete yeniden iade eylesin. Amin. İmam Ali Rıza Hazretleri buyuruyor. Ettiğinü incir yüzeyli lüketel femi ağız kokusunu giderir. Bazı insanların ağzı kötü kokar yani. Oruç tutmasa da kokar. Aç kalmasa da kokar. İşte ne olur diyor.
- 1:02:15
İncir diyor bu kokuyu giderir. Ve yutabülü şar tüyleri büyütür diyor. Yani saçları olanlar saçım çıkmıyor bilmem ne gidiyor saç ektiriyor. Saç ektirmek asla caiz değildir. İnsan kılından saç ektirmek asla caiz değildir. Adamın biri benden fetva istedi. Ben de inceledim, sordum baktım. Dediler ki koyun kılından, öküz kılından falan olursa caiz de.
- 1:02:44
Ya benim ne işim var hayvan kılığını dedi ektireyim. O zaman caiz değildir dedim. O zaman bozuldu. E ne yapayım ben sana şimdi? Olmayan fetvayı mı uyduracağız? İnsanın hiçbir uzvundan faydalanılmaz, caiz değildir. Onun için hayvan kılından ekse de, hayvan kılından ekse biterse güzel pişsin. Ama o sefer keçi gibi kıllarınız şert olur bilmem ne olur.
- 1:03:08
O beni alakadar etmez. Benim kendilik sorunum yok. Çünkü zaten usturaya vuruyorum yedi yaşımdan beri. Ondan dolayı ben rahatım. Sen kendini düşün. Şimdi incir diyor, tüyleri uzatır diyor, tüyleri büyütür diyor. Ve ve emanü minel falici, incir yemek felç olmaktan kurtarır diyor. Allah Allah. Felç, felç olmak çok tehlikeli.
- 1:03:35
Şu anda herkese bir pıhtı atıyor. Pıhtıdan hemen felç oluyor. Allah cümlemizi felçten muhafaza eylesin. Amin. Onun için İmam Fahruddin Razi Hazretleri buyuruyor, Adem Aleyhisselam cennetten çıkınca, biliyorsunuz elbiseleri soyuldu. Kur'an-ı Kerim'de öyle buyuruyor, Gavret yerleri gözüktü kendilerine.
- 1:04:04
Çünkü cennet elbiseleri giymişlerdi. İşte bir imtihan zelle vuku buldu. O anda elbiseleri soyuldu, çıkarıldı üzerlerinden. kaldılar, karı koca, Âdem le Havva aleyhisselam çıplak. Kur'an-ı Kerim bunu söylüyor. Ondan sonra, fefezeddehumâ sefâetmehâ Ondan sonra, tafikâha başladılar, yaksıfânî Yahsıfani, koparıp örtüyorlar üzerlerine mübarek cenneti cennetin yapraklarından.
- 1:04:30
koparıp örtüyorlar üzerlerine mübarek bir cenneti, Cennetin ağaçlarının yapraklarından. İşte hangi ağacın yaprağını örttüler? İncir ağacının yaprağıyla tesettür sağladılar ve örtündüler. Evet, işte onun için Adem Aleyhisselâm cennetten indiği zaman İncil yapraklarıyla cennetten geldi. Anladın mı? Cennetten Adem Aleyhisselâm inerken onunla beraber inenler var.
- 1:05:02
Asâsı, Musa Aleyhisselâm'ın asâsı o cennetten inen asâdır. Adem Aleyhisselâm'dan ona kadar intikal etmiştir. O asâ cennetten geldi. Ut, öt ağacı yani, ut, o yağını çıkarıyoruz, ut yağı işte çok hadis var, yedi yeşil şifa var Bukhara'da, ut cennetten onunla beraber geldi. Ondan sonra İncil yaprakları cennetten onunla beraber geldi.
- 1:05:26
Hacer-i Esved Böyle bazı şeyler cennetten geldi. Şu anda dünyada o cennetin bereketi olarak devam ediyor. Şimdi, o sırada Adem Aleyhisselâm'ı ziyaret etmek için ceylanlar geldi, ahular. Ceylanlardan başka hayvanlar baştan gelmedi. E şimdi hayvan zaten dünyada o zaman hayvanlar vardı. Ama hayvan şimdi bak tanımıyor ki insan kendi cinsinden değil, kendi cinsinden olmuyor,
- 1:05:58
uzak durdular. Ama ceylan yakın durdu, mübarek hayvan. Geldi ceylanlar Adem Aleyhisselâm'ı etrafını sardılar. Adem Aleyhisselâm da onlarla ünsiyet buldu. Çok da sevimli, güzel hayvanlar. Ahu gibi gözleri vardı, ahu ceylan gözleri zaten insana rahatlık veriyor. Ondan sonra o üzerindeki cennetten gelirken üzerinde bulunan incir yapraklarından birazını ceylanlara yedirdi.
- 1:06:27
Ceylanlar cennetten direkt gelen efendim incinin yaprağını yediler. Allah da onların suretlerine güzellik verdi. Maneviyatlarına da melahat verdi, sevimlilik verdi. Yani ceylanı sevmeyen hayvan olmaz yani. Ceylanını sevmeyen adam insan sayan öküzden beterdir yani. Ceylan da sevmiyorsa davardan beterdir yani.
- 1:06:55
Çünkü maneviyatında da ne var? Melahat var diyor. Ondan sonra Allah onun kanını miske çevirdi. Bak ceylanın kanından o kese var, o keseleri atıyor işte Keşmir bölgelerinde, İngiltere bölgelerinde o kesede şey birikince kan falan o duramıyor. Çok ceylan gibi koşar derler. Süslüyor, süslüyor, süslüyor, süslüyor, süslüyor.
- 1:07:24
Keseyi düşürene kadar. İşte keseyi bulan of kaç bin dolar şimdi hakiki misk ben gördüm. Ama tabii şu andaki piyasadaki mis gibi diyorlar da mis gibi işte. Gibisi fazla değil yani. Gibi yani çünkü mis değil yani. Anladın mı? Mis değil. Onlar sahte yani, kimyasal. Onun için hakiki mis ceylanın kanından oluyor.
- 1:07:52
Allah onun kanından öyle bir koku yaptı ki dünyada o kokunun parayla alamıyorsun yani şu anda. Kanını da miske döndürdü. Şimdi o ceylanlar yuvalarına gittiler. Başka hayvanlar da baktılar. Ondan sonra onlar da bunların güzelliklerine baktılar. Bunlar ulan bunlar bizim tanıdığımız arkadaşlarımız, hayvan hayvanları arkadaşlar.
- 1:08:22
Bunlar hiç bizim tanıdığımıza benzemiyor. Bunlar nereden geldi? Dünyada böyle bir şey bu zamana kadar yoktu. Bunlar çok güzelleşmiş. Bunlar çok ondan sonra efendim kokuları güzelleşmiş, suretleri güzelleşmiş falan. Nereden oldu bu iş? Baktılar Adem Aleyhisselam'dan yanına gittiler ya, oradan geldiler.
- 1:08:44
Dediler biz de gidelim. Onlar da gittiler. Bu sefer Adem Aleyhisselam'a geldiler. Onlara da biraz yedirdi. Cennetten gelen incir yapraklarından biraz yedirdi. Fakat onlara da bir güzellik geldi ama onlara mis kokusu gelmedi. Bu sefer
- 1:09:12
şimdi onlar öbürlerine söylüyorlar. Ya diyorlar aynı yapraktan siz de yediniz. Biz de yedik. Sizde hem güzellik geldi hem mis geldi. Kanınız değişti. Bizde böyle bir şey hasıl olmadı. Böyle bir hâl hasıl olmadı dediler. Dediler Adem Aleyhisselam'a gidelim soralım. Niye bunlarda tuttu, iki tuttu, bizde bir tuttu?
- 1:09:34
Adem Aleyhisselam buydu ki bunlar beni sevdikleri için geldiler. Siz bunlardaki güzelliği gördünüz. Biz de güzel olalım diye geldiniz. Sizin niyetiniz, iflasınız bozuldu. Anladın mı? Anladın mı? Bak Allah için Adem Aleyhisselam cennetten inmiş, Allah için gelen ceylanların ne oldu? Kanları bile değişti.
- 1:09:56
Ama öbürleri de incir yaprağı yediler ama işte hepsinde aynı fayda hasıl olmadı. Mesele niyet, mesele samimiyet, mesele iflas. Değilse olur iflas. Sonra geldik incire yemin ederim. İşte incirden sonra zeytine yemin ederim. Zeytin hem yemek, hem katık, hem meyve, hem ilaç, hem deva. O sadece yağı olsa onda mesela dağlarda vesaire yağ çıkmayacak yerlerde,
- 1:10:36
topraklarından yağ çıkmayacak yerlerde, mümbit olmayan, bereketli olmayan yerlerde zeytin yetişmiyor. Onun için Allah-u Teala ona çok büyük bir fazilet vermiş. Kur'an-ı Kerim'de ağacına mübarek edemiş. Ne buyuruyor? Münşecalatin, mübarek edin, zeytun edin. La şarkıyet ve la garbiyet. Tam doğuda yetişmez, tam batıda yetişmez.
- 1:11:06
Nerede yetişir? Orta doğuda yetişir. Anladın mı? Orta. Orta o bölgede bizim de yani bu şeye kadar Bursa'da bile, Gemlik'te bile her tarafta zeytin var. Bu Ege Bölgesi'nde. Çok bereket var. Ama Allah-u Teala o maddi bereketleri namaz abdest ve manevi bereketlere tahvil eylesin. Çünkü zeytin yetişen bölgelerin çoğunda da şu anda namaz abdest oranı çok düşük.
- 1:11:37
Takva oranı çok düşük. Halbuki Allah ise böyle mübarek bir ağacın ürününü, zeytinini, yağını, ağacını ne yapmış? İhsan etmiş. İnsan bundan istifade etmez mi? Bir de bundan maneviyat kesbetmez mi? Muazzeb-i Cebel radıyallahu anh zeytin ağacının yanından geçerken ondan bir dal aldı, misvak yaptı. Buyurdu Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den işitti.
- 1:12:02
Zeytinden ne güzel misvak olur. Zeytin ağacından ben bir yapmaya kalktım da biraz sert ama işte yumuşatmak lazım. Benim de misvakım, benden önce peygamberler de zeytinden misvak kullandılar buyuruyor. Zeytin ağacından misvak kullandılar buyuruyor. Zeytin ağacı kaç sene yaşıyor? 3000 seneye kadar ömrü vardır.
- 1:12:30
3000 senelik zeytin ağacı var. Ne kadar mübarek oldu. Bereket, bereket ne demek? Bereket ziyadelik artış demek. İşte baksana ömrünün bile 3000 sene olmasından anlasana ne kadar bereketliliği var. Ve susuz duruyor hurma ağacı gibi. Uzun zaman sulamasan hurma da ölmüyor. Çürümüyor. Zeytin de çürümüyor.
- 1:12:56
Bu da ondan sonra önemli bir bereketi. Onun için diyor efendim çok yerlere dikmek lazım, ekmek lazım. Ondan sonra oralara da bereket gelmesi lazım. Eğer bahçesinde bir zeytin ağacı insan ekerse o eve bereket gelir. Bereketli şeyler çok. Kuzu beslerse, koyun beslerse bereket. Zeytin ağacı bulundurursa etrafında bağında, bahçesinde veya evinin etrafında
- 1:13:31
içine tabii şu andaki evlerde dikecek hali yok. Bahçeli olan yapabilir. Bunlar çok bereket getirir. Hadis-i şerifte öyle buyuruyoruz. Zeytinyağına devam edin. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem başına da zeytinyağı sürürdü. Hafif bir zeytinyağı. Saçlarını zeytinyağıyla bakım yapardı. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem saçını usturaya vurduğu da var, uzattığı da var.
- 1:13:54
Ekseri hali uzatırdı. Ama şimdi bozukların alameti olduğu için ustura ve tıraş sünnetini tercih ettik diyor İmam-ı Gazâlî Hazretleri. Bu zamanda yani tabii uzatma ama uzatana da bir şey diyemeyiz. Çünkü neden? Ortadan ayırırsa, saçına da bakım yaparsa, sünnet seniyeye uyarsa o zaman o da sünnette var.
- 1:14:20
Onun için balgamı giderir diyor. Ondan sonra damarları güçlendirir. Bayılmayı, baygınlığı önler. İnsanın huyunu, ahlakını güzelleştirir. Değil mi? Tereyağı yiyenleri görüyorsun, millete saldırıyorlar. Tereyağı yiyenler yumuşak oluyorlar. Çünkü hayvanı yersen hayvanilik sende çoğalır. Çok tereyağı yiyenler hayvanilik çoğalır.
- 1:14:53
Ama şimdi zeytinyağı yiyenlere bakıyorsun, onlarla konuşacak mecalleri yok mübarekler. Sessiz sedasız, sükut duruyorlar. Ondan da geliyor, yediklerinden de geliyor. Ne yediğini söyle bana, ben de sana ne mal olduğunu söyleyeyim demiş adam yani. Onun için yediğin şeyin çok önemi var. Zeytinyağında tabii pahalılık da var ama hakiki zeytinyağı bulmak da eee biraz zorlaştı.
- 1:15:17
Her şeye gül gıç karıştırıyorlar. Ondan sonra insanın nefesini hoş yapar zeytinyağı. Nefes alıp vermeye kolaylık verir ve güzel ağız kokusu verir. Hem mi gider? En mühim mesele bu. Hem ne? Yürek sıkıntısı. Insanın içinde bir sıkıntı geliyor, sebebi belli değil. Işte o yürek sıkıntısını ne giderir diyor?
- 1:15:42
Zeytinyağı yemek gideri buyuruyor. Onun için uykuda bile diyor, zeytinyağı görsen diyor. Eee rüyada incir görsen diyor, çok hayırlı, zengin bir adama delalet eder diyor. Rüyada incir bulan diyor, mala ve zenginliğe kavuşur diyor. Yiyene diyor, Allah evlat nasip eder diyor. Bak rüyadaki tabirlerini bile söylüyor.
- 1:16:06
Onun için rüyada diyor, zeytin yaprağı gören alan diyor, Allah'ın sağlam kulpuna tutulacak eee kurtulacağına delalet eder diyor. Bir hasta geldi İbni Sirin Hazretlerine. İbni Sirin kim idi? Tabinin büyüklerinden dinli Enes İbni Malik Raviyollah'ın hazretlerinin de sohbetlerinde bulunmuş. Hasan'ı Basri'yle arkadaş.
- 1:16:32
Zaten Hasan'ı Basri'yle Basra'da yatıyor. O da ona yakın yatıyor. Rüya tabirlerinde hepiniz onu duymuşsunuz. İbni Sirin'e göre, İbni Sirin'e göre. İbni Sirin rüyada eee tabirde misli yok. Sen rüyalarını anlat, senin başına neler gelecek hepsini söyle. Çünkü Allah rüyada esasen bizim başımıza gelecek her şeyi bize gösteriyor ama tabir edemediğimizden manayı çıkaramıyoruz.
- 1:16:59
Yoksa herkesin ne başına gelecek rüyası da görür. Kimisi zaten rüya gördüğünü de hatırlamıyor. Onu zaten hepten geç. Rüya herkes görür. Rüya görmeyen yok. Ama hatırlamayan çok. Ama hatırlarsan çok mana var. Işte o manalardan ben seni öyle acayip bir tefsire görüyorum. Anlamaya çalışıyoruz. Dur bakalım yani.
- 1:17:21
Biraz tabir ilminden mültezemde bir dua edeyim, edeyim, edeyim. Her sene gidiyorum. Mültezeme yapışıyorum. Tabir ilmi isteyeceğim. Unutuyorum çıkıyorum. Ondan sonra da bir daha giremiyorum, izdiham var. En son senesi arkadaşların hepsine dedim ki bir sekiz on kişiyle beni işte izdihamdan koruma geliyor.
- 1:17:43
Hepsine dedim ki bak bu sefer mültezemden çıkmadan kulağıma mutlaka rüya tabir ilmi isteme evladlar. Çünkü tabirim olursa başıma ne geleceği bilirim. Anladın mı? İsmail Han'ın başına ne geleceği de bilirim o zaman. Her şeyi bilirim. Çünkü rüyaları görüyorum. Çok görüyorum. Tabir ilmim zayıf. Dedim Allah'tan tabir ilmi isteyeyim, isteyeyim.
- 1:18:05
Yahu kaç sene mültezemde unutturuldum. Ondan son senesi bana hatırlattılar. Mevla'dan istedim. Şimdi biraz biraz açılmaya başladı. Kimsenin anlamadığı bir şeyleri rüyadan anlayabiliyorum. Ama sizin rüyalarınızda uğraşamam. Kusura bakmayın. Yani ben kendi gördüklerimle baş edemiyorum zaten. Devamlı da görüyorum.
- 1:18:26
Şimdi İbrisil'in bir tabir yapardı ki böyle bir tabir yok. İmam-ı Azam Efendimiz ne gördü? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in kabrini açıyor. Kabrini deşiyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bedeni şerifini çıkarıyor. Yahu dedi Allah Allah kabir açmak da haram ya.
- 1:18:46
Şimdi rüyada Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin kabrini açtım. Şimdi onu çıkarttım ama şimdi kabirden çıkartmak da haram ya. İmam-ı Azam Efendimiz bu rüyadan rahatsız oldu. Etkilendi. Kendi de gitmek istemedi. Tabirciye. Dedi ki İbrisil'ine gidin. Bir adama anlattı. Dedi ki sen git dedi bu şekilde rüya görülmüş diye.
- 1:19:12
Anlat dedi. Bu rüyanın tabirini istedi. İbrisil'in dediği nedir? Vazgeç Allahü Teala'nın tabirinin hayırlılarındandır. Dedi ki anlat bakayım dedi. Adam anlattı işte. Kim gördü dedi bunu? Adam da şey İmam-ı Azam ona ben gördüm de demedi. Böyle bir rüya görülmüş dedi. Tabirini istiyorlar. O da dedi ben dedi.
- 1:19:37
Yani cevap versin diye yani. Başkası şey ne anlatıyorsun bana der Bekir diye mi korktu? Ne etti? Efendim dedi ki sen bu rüyayı görmüş olamazsın dedi. Niye? Nasıl göreceksin dedi ya? Niye görmeyeyim dedi ya? Rüya değil mi? Bedava yani. Dedi ya bu rüyayı gören çok büyük bir insan dedi. Dünyadaki en büyük alim dedi.
- 1:20:01
Çünkü o Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem senin kabrinden çıkarıyor. Ne demek? Dinini yeniden parlatıyor, Resûlullah'ı diriltiyor dedi. Onun için o da dedi ki tamam o zaman Ebu Hanife görmüş dedi. Hah Ebu Hanife görebilir dedi. Sen dedi bu rüyayı göremezsin dedi. Anladın mı? Adam geldi dedi ki ya Yebne-i Sirîn dedi.
- 1:20:23
Rüya gördüm. Ona da ne kadar rüya görüyordu. Sırf onun tabirlerinden ciltler dolusu kitap var. Ya! Ama aklınız duruyor oradan oraya nasıl gidiyor ya? Cilayetleri çözüyor. Kayıpları buluyor, her şeyi buluyor. Adamın gördüğü rüyayı bir anlatıyor, adamı paçavraya çeviriyor. Git sen şunu yaptın, bunu yaptın.
- 1:20:44
Artık rüyayı da sorma insan korkuyor ya. Tabii. Adam geldi dedi ki Yebne-i Sirîn dedi. Buyur dedi. Bana rüyada dediler ki dedi Külü'l-lâ-eyn, iki lâ-yey. İki tane lâ-ye dediler bana diyor. İki tane anlamadım diyor. Bana açıktan yumurta ye dediler mesela. Benim rüya net. Yani. Ama şimdi ona demişler ki iki tane lâ-ye.
- 1:21:17
Ulan lâ-ye yiyenlerce adam da zannedecek ki lâ harfi yaz, ondan sonra kağıtı ye veya suyunu iç. Nedir dedi? Zeytin yiyeceksin dedi. Nereden anladın dedi ya? E Kur'an'da iki lâ ancak orada var dedi. Lâ şarkıyetim ve lâ garbiyet. Şark'ta da değil, gard'ta da değiller. Böyle manalar veriyordu. Radıyallâhu teâlâ anhu.
- 1:21:43
O zaman şifa bulacaksın dedi. Adama demişler ki iki lâ-ye şifa bulacaksın. O da dedi ki zeytin ye dedi o. Lâ şarkıye ve lâ garbiye dedi. Onun için arkadaşlar incir efendim Kasyon Dağı'nda yetişiyor. Kasyon Dağı da çok mübarek bir dağ. Suriye'de, Şam-ı Şerif'in üstünde Kasyon Dağı'nın bereketleri, faziletleri çoktur.
- 1:22:11
Adem Aleyhisselam da orada bulundu. İbrahim Aleyhisselam orada bulundu. Orada kan mağarası var. İşte Kabil'in Habil Aleyhisselam'ı şehit ettiği ilk dünyada cinayet işlenen nokta orası. Orada kan mağarası da var. Biz çıkamadık efendim. Hazretlerimize gittiğimizde de tabii ayrılamadık, bırakamadık. İşte nasip olsa Kasyon Dağı şu anda
- 1:22:37
Elhamdülillah, Eylül Sünnet'in eline geçti Elhamdülillah. Allah dürzülerin şerrinden muhafaza eylesin. Şianın şerrinden muhafaza eylesin. PKK-FYD'nin şerrinden muhafaza eylesin. Allah Suriye'yi, Eylül Sünnet hükümetini galip eylesin. Ve Türkiye'yle beraber en tekne çalışmalarını nasip eylesin. Amin.
- 1:22:55
Bu çok önemli bir meseledir. Kasyon Dağı çok önemli. O mübarek dağda da incirler yetişiyor. O dağda Allah Teâlâ yemin ediyor, bazı rivayetlere göre bu ayet-i kerimenin manalarında geçiyor. Halde Bağdadi Kutsesur Hazretlerimiz işte çok taa'un vurdu, veba salgınında şehit oldu. O zaman işte ona ya burada esas memleketi Şam değil.
- 1:23:25
Memleketi Süleymaniye tarafı. Ondan sonra Şehrezor. Şehrezor belgesindendir esas Mevlana Hazretleri. Böyle teklif edenlere yani işte hastalıktan vurmadan evvel efendim hicret edelim, şöyle yapalım, böyle yapalım. Evladım dedi. Biz bu Şam-ı Şerif'e niçin geldik? Kasyon Dağı'nda defne olunmak için geldik dedi.
- 1:23:48
Yani ne kadar mübarek bir dağ ki o da orada Perşembe günleri özel işler zikreden oluyor, melaike-i kiram hazır oluyor. O dağda mağara var. Gidenler de gidebilir yani, orası ziyaretkâhtır. O dağda yemin ediliyor, ayrıca ondan sonra incir Şam-ı Şerif'te çok yetişiyor. Bir de zeytin'in yetiştiği yerler Tûr-i Seynâ, Tûr-i Zeytâ deniyor.
- 1:24:17
O dağlara da yemin ediyor, peşinde zaten ve Tûr-i Sînîne. Tûr-i Sînâ dağına yemin ederim Allah'a buyuruyor. Bak incir diye yemin ediyor, zeytine yemin ediyor, peşine Tûr-i Sînâ Onun için efendim, Sînâ deyince, Sînîn deyince ağaçlar, meyveler olduğu anlaşılıyor. Burası Sînâ çölünün dibinde. ünün dibinde çok mübarek bir yer.
- 1:24:47
Musa aleyhisselâm'a nidâ gelen, Musa aleyhisselâm'a ağaçtan nidâ gelen yerde o ağaç da orada hâlâ duruyor. Ağacın kökleri yok. Hiç dalları kurumuyor. Ben o ağacı ziyaret ettim. Hatta bir yirmi sene, yirmi beş sene evvel o ağacın resmini bastırdım. Herkesin evlerine bereket olsun diye dağıttım. O da bir kilisenin bahçesinde.
- 1:25:09
Şu anda kilise yapmışlar. Orada rahiplerin de o kilisede Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem o kiliseye eman vermiş. Yani bunlara dokunmayın buyurmuş, eman yazmış onlara. O zamandan bu zamana devam ediyorlar. Fakat papazları işte kafalarını şey etmişler, şaşırdım kaldım. Yani orada vazife yapan rahiplerin evvelki dönemden beri tabii şeriat, İncil şeriatı bozulmadan evvel,
- 1:25:38
onlar da İslâm üzere amel edenler var. Selman-ı Farisi de onlardan da oluyor Allah'ını seversen. İslâm gelene kadar yani, fetret döneminde kalanlar var. Orada çok rahipler efendim zikir yapmışlar, ibadet yapmışlar. Fakat işte kafalarını mı şey etmişler, gömmemişler mi? Kafalarını mı kesmişler? Ben anlamadım.
- 1:25:57
Kelle, kelle, kelle kelleden dağ olmuş. Hepsinin kafaları orada, papazların, rahiplerin kafalarını toplamışlar. Bir acayip de bir yer. Ama biz tabii kilisenin içine girmedik. Bahçede, bahçede o ağacı ziyaret ettik. Musa'yın Selam'a nida gelen ağaç da orada. Ve hâzâ işte buna da emin ederim. Nedir bu?
- 1:26:20
Elbeledil emîd. Güvenli belde, Mekke-i Mükerreme. ne buyurdu Hazreti Ömer Efendimiz? Hattab'ın katilini bulsam dokunamam. Levecedtu katilel hattab mâ mesestu. Babamı öldüren adamı Kâbe'de görsem, harem bölgesinde görsem dokunamam. Çünkü neden? Allah belediye emin demiş. Oraya güven, güvenmen dehalehu.
- 1:26:47
Kim oraya girerse kâne âmine. Emin olacak. Onun için müşrikler dediler ki biz Müslüman olursak, putları bırakırsak etrafımızdaki kabileler bizi onlar da putçu oldukları için biz de onların putlarını, ilahları bıraktığımız için bize baskın yaparlar. Mevlâ da ne buyurdu? Evelemnü mekillehum haram ve nâmine.
- 1:27:14
Biz onlara güvenli bir harem yapmadık, vermedik mi? Onları, Kureyş kabilesini güvenli bir harem-i şerife yerleştirmedik mi? Hücbâ ileyse morâd külişe. Her şeyin ürünleri, bütün dünyanın meyveler, sebzeleri orada toplanıyor. Bak o zaman buyurduğum, aynı. Mekke'de gitsen yazın kış meyvesi bulursun, kışın yaz meyvesi.
- 1:27:34
Mekke'deki şu an bakkallar, marketlerde her şey var. Bütün dünyada olan her şey Mekke'de var. Çünkü her şeyin ürünleri oraya geliyor. Orayı ben güvenli yaptım Allah'a bu. Bu maddi güvence. Mesela bir adam birini öldürse sonra Kâbe'ye sığınsa, harem-i şeriften de çıkmasa ne yapamazsın? Şerata göre kısas uygulayamazsın.
- 1:27:57
Çünkü Kâbe'nin haremin içinde kısas uygulamaz. O zaman ne yapacaksın? Aç bırakacaksın, açık bırakacaksın, susuz bırakacaksın, çıkmaya mecbur kalacak. Çıktığı anda da vuracaksın kellesini gidecek. Kısasa kısas yapacaksın. Ama içerideyken kimseye dokunamazsın. Ama bir de manevi güvence var. Manevi güvence nedir?
- 1:28:20
Men mâ tebi'ahallil harameyn Mekke-Medine'nin ikisinden birinde kim ölebilirse bu'ize yevmel kıyâmeti minel âminîn kıyamet günü mahşere azaptan emin olanlardan olarak kalkar. Mekke-Medine'de ölebilmek de mesele. Parayla ölünmüyor yani. Ben istefâniyye mûtebîl-medîne-tifel yaparım. Medine'de ölmeye imkan bulan ölsün.
- 1:28:49
E nasıl ölecek? Kafasına mı sıkacak adam cennet-ül bekri'de yatayım diye yahu? İntihar mı etsin? Haşa! Ya ne demek? Mücavir kalırsan, devamlı orada durursan e bir günde ölüm gelirse durduğun yerde gelir. Ama bir Şanzeli Şeyh'i vardı mübarek bir Evliyaullah'tan bizzat da orada kırk sene Medine'de kaldı hiç çıkmadı Medine'de öleyim diye.
- 1:29:15
Aslı Konya'lıydı bir kere Konya'ya geldi, Konya'da öldü. Onun için Şeyh Muhammed İbn-i Zekeriyye'l-Bukhari'l-Merhînâni Sümmel Medeni Hazretleri Efendimiz'e çok itibar ettiği Şeyh Zekeriyye diyorlar ama Muhammed İbn-i Zekeriyye, o Zekeriyye babasından Şeyh Muhammed İbn-i Zekeriyye Hazretleri bak, yetmiş sene Medine'den çıkmadı.
- 1:29:38
Bir kere Hacca gitmiş, gelmiş tamam ondan sonra. Ben dedi Hacca hiç çıkmıyorum, her sene Hacca gidiyorum. Oranın vatandaşı, oranın adamı. Ben dedi gitmiyorum. Niye? Medine'den başka yerde ölmemek için. Onun için de Medine-i Ebrevel'e de ölmesi nasip oldu. Cennet-ül Bekir'de annesi de yatıyor. Annesinin sırtında taşımış, Ruslardan kaçırmış.
- 1:29:58
taşımış, Ruslar'dan kaçırmış, Rus ihtilali olduğu zaman yirmi yaşındaydım dedi. Rus ihtilali olduğu zaman 20 yaşındaydım dedi. Annemi de sırtıma aldım dedi, çöllerden, ırmaklardan, derelerden, denizlerden, aşağı, aşağı, aşağı, aşağı Medine'ye ne zahmetlerle, bin türlü zahmetle Afganistan üzerinden geldim dedi.
- 1:30:16
Yahu, ondan sonra hiç Medine'ye... Yahu. Ondan sonra hiç Medine'den çıkmadım. Büyük veliydi, kutuplardanıdı. Efendi Hazretlerinden ders istedi. O bile Efendi Hazretlerinden ders istedi. Dedi ki ben dedi ehfâlatıfe sizde kaldım, benim seyreti sürükümü tamamlatır mısınız dedi. Efendi Hazretleri buyurdu ki ben sizi manen tamamlanmış görüyorum dedi.
- 1:30:35
Bir şey lazım gelmez dedi. Ben bunların şahidiyim yani. Şeyh Muhammed İbzekeri Hazretleri. Onun için Medine'de ölmeye gücü yeten ölsün. Kim Medine'de ölürse Kıyamet günü ben ona şahitlik yapacağım, şefaat edeceğim buyuruyor. Medine'de ölmenin önemi var. Mekke'de ölmenin önemi var. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Medine'yi sordu.
- 1:31:02
Medine'de ölenlere bir özellik yapacak mısın ya Rabbi? Yapacak mısın? Onlara azaptan emin ediciye müsaade müjdeler ver. Dedi ya Rabbi Mekke'de ölenlere ne var? Ya Muhammed buyurdu Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Sen kendi civarını sordun, müjdeni verdim. Benim civarım, Kabe'nin civarını hiç sorma buyurdu.
- 1:31:21
Yani çok daha müjdeler vardı. Onun için Kabe'nin, Mekke'nin mezarlığının adı Hacun. Hacun mezarlığıdır. Hadislerde Hacun geçer. Ondan sonra Medine mezarlığının adı el-Bekî'u. Bekî'ul hareket de geçer, Bekî geçer. el-Hacûnü ve'l-Bekî'u yuhedu bi'etrâfimâ min selâfi cennet. Mekke mezarlığıyla Medine mezarlığının uçlarından tutulacak çarşaf gibi içinde ne varsa cennete saçılacak.
- 1:31:51
Ama Mekke, Medine'de ölen bozuk adamlar var mı? Var. Zındık var mı? Var. Onlar ne olacak? Onlar orada kalmıyor ki. Onlar taşınıyor. Bedeni de taşınıyor. Eğer Mekke, Medine'de gömülse ve fasık ise, zalim ise, ameli salih değil ise bedeni de oradan alınıyor, hak ettiği yere gidiyor. Medine'de gömülüp bilmem, Los Angeles'ta çıkar.
- 1:32:24
Anladın mı? Bunları Evliyaullah beyan etti. Efendi Hazretleri bunu çok anladı. Muhammed Mazhar al-Faruki Hazretleri, İmam Rabbi Hazretleri'nin yedinci torunuydu. 81 senesindeki haçımızda biz onun evinde, otelinde kaldık. Otel dediğin tekke gibiydi. Efendi Hazretlerimizle onda kaldık. Sekiz gün. Hatta fazla da kaldık.
- 1:32:45
Orada sohbet ederdiler. Sabah 10'a kadar, 11'e kadar kahvaltıdan kalkamazdık. Muhammed Mazhar Efendi çok allameydi. Efendi Hazretleri büyük şeyhtir buyurdu onun için. Kaddesallâhu aleyhi ve sellem. O da vefat etti. İşte o bunu beyan etti. Burada nakliyat var dedi, burada gömülüyor. Develerle taşınıyor diyor.
- 1:33:03
Bak develerle taşınıyor. Halbuki neden? Fiziki beden de taşınıyor. Kim taşıyor? Melekler. Melekler hak etmeyeni alıyorlar. Ve böylece şimdi geçen de Medine'de mezar kazan birisi. Salihlerden bir zat, devamlı Medine'deki mezarları o kazıyor. Yahu diyor, hadi altı ayda çürüyor. Oranın toprağı çürütüyor.
- 1:33:33
Öyle mezar var diyor, iki gün, üç gün sonra açıyoruz. Onlar orada çok açıyorlar. Bazı kere yeni mezarı da açmak durumunda kalıyorlar falan. Devamlı üstüne gömüyorlar, üstüne gömüyorlar. Bazısı diyor, yıllardır hiç çürümedi. Aynı duruyor. Onu da artık açılmama kararı alıyoruz. Tescilliyoruz. Bazısını yeni gömdük, açıyoruz, mezar bomboş diyor.
- 1:33:55
Bak şu anda bu hafta geldi bu haber. Mezar bomboş diyor. Çünkü neden? Nakliyat var. Tamam mı kardeşim? Nakliyat var. Onun için orayı da hak etmeyeden orada gömülürsen faydası olmaz. Anladın mı? Şimdi orada ölmek, Mekke'ye gittik işte, Hacı Efendi'nin adı neydi bu alttaki medreseyi bağışlayan? İlk zaman bu hane kurulduğu zaman?
- 1:34:26
Yok yok, bir tane öldü ya, işe yardım ediyordu medreseye. Mekke'de öldü ya, yumurtadan. O, burada Efendimiz'in ihvanıydı. Çok haneye, buraya da hizmetleri vardı yani. Mekke'de gittik ömreye. İşte otelin adının reklama lüzum yok. Otelde kalıyoruz. İlk gece gittik, biz de ihramlıyız. O da ihramlı değil o çünkü ömreyi bitirmiş.
- 1:34:52
Selamün aleyküm, aleyküm selam dedik. Ondan sonra öyle bir görüştük. Zaten bizim de çoluk çocuk var. Onun da çoluk çocuğu olduğu için masallar ayrı zaten. Ondan sonra o gece yumurta yemişlerdi. Yumurtadan yüzlerce kişi zehirlendi. Ben yumurta yemedim. Ondan sonra kimisi entübe oldu. Kimisi şöyle, kimisi böyle.
- 1:35:17
Buhacı Efendi de o yumurtadan vefat etti. Ve Mekke-i Mükerreme'de defnedilmek ona nasip oldu. E şimdi hareminde ölen azaptan emin olur. Efendi Hazretlerine yaptığı hizmetin, yardımın bereketidir diyorum ben. Mekke-i Mükerreme'de defne olunmak, gurbette ölmek, şehit ölmek, vesaire müjdelere nail oldu.
- 1:35:42
Ondan sonra şimdi bizim kayınbirader var. O da Muzip. Bu sefer diyet parası ödeyecekler. Diyet parası da yüz deve parası. Kaç yüz bin dolar ödeyecekler. Araplardan çok öldü. Yetmiş tane Araplardan öldü. Birkaç tane de Türklerden öldü. Bizim de yanımıza gelen bir arkadaşın hanımı çok hamileydi. O da çok entübe olmadı da.
- 1:36:04
Dua, dua, dua. Bizimle geldi şimdi ya ölürse diye. O da yumurta yemiş. Kabe'de gittik. Kendi derdimizi unuttuk. Mültezemde bu ölmesin de İstanbul'a sağ gidelim, götürelim. Hani bizimle geldi ya şimdi falan. Götürdü, milleti öldürdü derler. Bu millet de böyle şimdi. Demezler ki o yumurta yemiş. Hoca ne yapsın?
- 1:36:22
Ondan sonra yumurta yenmez mi? Caiz. Ama yumurta zehirledi millet. Bizim kayınbirader de duydu şimdi. Diyet veriyorlar. Yüz bin dolar, iki yüz bin dolar. Yüz bin dolar adam başı. Milyon dolarlar ödeyecekler. Kan parası yani. Otel sebep olmuş diye. Yumurtaları bekletmiş mi? Sıcağımı maruz kalmış işte.
- 1:36:42
Şey olmuş anladın mı? Zehirleyici olmuş. Falan fişman. Ondan sonra fetva soruldu falan. Herhalde işte fetvadan alınabilir mi anlamadım. O fetva işleri başladı. O parayı şeyini çocukları falan. Gerçi asla da hayra vereceklerdi. Hayra verdiler herhalde. Ondan sonra bizim kayınbirader de muzid. Kayınvalide de var.
- 1:37:01
Anne diyor yumurta yesene diyor. Anası da kadıncağız da anlamaya çalışıyor. Niye yiyeyim oğlum canım istemiyor diyor. Nasıl olsa diyor. Kaç yüz bin dolar para veriyorlar diyor. Sen de Mekke'de ölürsün cennete gidersin diyor. Böyle imkan nerede bulacağız diyor yani. Biz de parayı bulacağız diyor. Sen de cenneti bulacaksın diyor yani.
- 1:37:26
Onun için. Ama şimdi Mekke'de Medine'de öleyim diye de zehirli yumurta yenmez ki kardeşim ya. O zaman da intihar olur. Ama Allah kime nasip ederse salihlere ekseriyette nasip eder. Mekke Medine'de ölenlerin ekseriyeti Allah'ın izniyle cennetliktir. Cehennemlik bir adam varsa onu oradan taşırlar. O haremeyinden diriltilemez.
- 1:37:54
Bak şimdi Efendi Hazretleri pazar sohbetlerinde kapıda dururdu. Pehlivan Mehmet amca. Ahmetullah Aleyhi Efendi. Babadan Aleyhi Tevfik. Babadan destiydi. Kaddesallâhu aleyhi ve sellem o. Onun işte torunu şimdi Hacı Han'ın Medine'de vefat etti geçen gün. E şimdi buradan ömrüye giriyor. Birkaç gün içinde vefat ediyor.
- 1:38:13
E Mevla oraya nasip ediyor. E işte onun için Hazreti Ömer Radıyallâhu Aleyhi ve Sellem Efendimiz öyle dua eder. Allah'ın rızkını işaret et. Fîs sebîlike ve câmii mevcî fî belediye Rasûlü. Sallallâhu Aleyhi ve Sellem. Ya Rabbini. Ya Rabbi bize yolunda şehitlik nasip eyle. Ölümümüzü Rasûlü'nün beldesinde nasip eyle.
- 1:38:34
Amin. Helal olsun size ya. Orada aminler azalıyordu biraz. Medine'de, Mekke'de ölürüm. Gurbette ölmeyeyim diye. Neymiş? Çoluk çocuğum mezarıma gelecek. Ne mezarına gelecek? Çoluk çocuk gelmiyor ya. Bir şey gelen yok ya. Ha burada kimseyi Efendi Hazretleri'nin kabrine akıl var. Başka kimseye ziyaret yapmıyor kimse ya.
- 1:38:53
Kabir ziyareti mi kaldı ya millet? Üşen geçtikten, tembellikten. Bayramdan bayrama zor gidiyor ya. Medine-i Münevvere'de Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem ilk olarak girildiği zaman ilk kalkacak Medine mezarlığına ilk şefaat edeceğim. Buyurun Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem. Oradaki civar, oradaki komşuluk bulunur mu bir yerde ya?
- 1:39:14
İnsan anlamıyor. Bütün Allah dostları oraya icrat etmişler, gitmişler. Mücevher kalmışlar. Orada vefat edelim diye. Hazreti Ömer ne dua ediyor? Dediler ki ya Ömer, İslam devleti büyüdü. Ta Şam'a kadar almış, Filistin'e almış, Kudüs'e almış. Her taraf Müslüman olmuş. E sen harbe gitmen lazım ki şehit olman için.
- 1:39:37
Hem şehitlik istiyorsun, hem harbe gitmiyorsun, Medine'den çıkmak için. Medine'den çıkmıyorsun, hem Medine'de ölmek istiyorsun, hem de şehit olmak istiyorsun. E Medine'de had yok, cihad yok, kaza yok, çünkü İslam Devleti yerleşmiş. Uzaklara gitmiyorsun. Nasıl bu duayı yapacaksın? Dedi ben Allah'tan böyle istiyorum dedi.
- 1:39:57
Bak hakikaten Medine'de, mihrapta kendi Ebu Lü'l-Emecüsisi efendim, şehit etti. Hem Medine'de şehit olma dua kabul oldu, hem şehit olma duası kabul oldu. Görüyor musun? İşte Hazreti Ömer olursan, radıyallahu teâlâ, duayı tam tutturursun.
- 1:40:16
Şimdi ne buyuruyor? Mekke-i Mükerreme'de yemin ederim, ve gad khalegne l-insâne fî ahseni te'ûnîn. Biz insanı en güzel kıvamda yarattık, en güzel surette yarattık, en güzel şekilde yarattık. Bak bu kadar hayvanlar var, bu kadar canlı cansız. Hiç insan kadar sureti mükemmel bir varlık var mı? Ya şu beyindeki damarlar, şu böbrekteki çalışmalar, şu ciğerdeki süzmeler,
- 1:40:48
bilmem talaktaki, bilmem şu kadar bir pankreas, bütün bedenin şekerini, bilmem enzimlerini, hazımlarını, safralar. Ya bu nasıl bir fabrika ya? Bütün dünyayı fabrika yapsam, bir adamın organlarını çalışmaya makineleri yetmez ya. Bir adamın organları yetseydi zaten, adamlar makineye bağlanır da ölmezdiler.
- 1:41:10
Adam makinelere bağlanmış, kendi hastanesinde, kendi kurduğu hastane, Türkiye'nin en zengin adamı, ondan sonra bütün makinelere bağlansa, çoklu organ yetmezliğinden ölüyor. Ulan nasıl çoklu organ yetmezliği var? Bütün makineleri bağla işte. Ama o bir böbreğin gördüğü için, görmek için dünyaya kadar yer lazım, makine lazım.
- 1:41:33
Göremez. Bir de göremez yani. Diğerlisi girer çıkar bilmem ne, eceli gelmediyse yaşar, öbür türlü gider. O kadar kıvam vermiş, kurban olduğum ahsen-i takvim üzerine halk etmiş, insandan güzel yaratmamış mahluk. Çünkü neden? Muhammed Mustafa insandan. Sallallahu Teala'ya sellem. Onun için onun cinsinden, onun bulunduğu insan neslinden, beşerden daha güzel mahluk olur.
- 1:42:02
Melekler de buraya giriyor. İnsandaki ahsen-i takvimlik, hiçbir mahlukta yok. Onun için adamın birisi, mehtaplı havada aya bakıyormuş. Aya bakarken demiş ki, hanımıyla beraber, oturuyormuşlar. Hanımına demiş, efendim, o da kralmış yani. Hükümdarmış, zamanın melikiymiş. Hanımınız da çok güzelmiş. Güzel buluyormuş yani.
- 1:42:34
Eğer demiş, sen bu aydan daha güzel, yüzlü değilsen demiş, ondan sonra yemin etmiş, benden boş ol demiş. Manyak manyak konuşmalar yani. Tabii de öyle. Bu ikide bir karıyı boşamak isteyenler bir bahane arıyor yani. Vallahi billahi. Öyle yoksa boş ol, böyleyse boş ol. Ne oluyor kardeşim? Karıyı boşamak istiyorsan dürüst ol, doğru konuş ya.
- 1:42:58
Bahane, bahane, bahane. Şuraya gidersen, buradan gidersen, şartlar, şurtlar, yapmayın böyle şeyleri. Ama yaparsan karı gider ha. Boş laf değil. Şartlar geçerli İstanbul'da. Şimdi şart konuşuyorsun. Ondan sonra, demiş sen bu aydan, işte daha güzel değilsen şöyle ol, boş ol, bilmem ne, bilmem ne. Bütün alimlere gezmiş.
- 1:43:22
Ondan sonra da demiş ki, ulan bir laf ettik ama doğru mu ettik, yanlış mı ettik? Daha güzel değilse demiş, karı gitti demiş. Ondan sonra bütün ulemaya sormuşlar, etmişler, hepsi demiş ki, yemininde hanis olduğunu demişler, karı da gitti demişler. O zaman Kadı Yahya ibni Eksen, radıyallahu anh, çok büyük alimlerden, kadıların en büyük, ilk kadılardan İslam'ın,
- 1:43:44
Yahya ibni Eksen hazretlerine gitmişler. Demişler böyle böyle, kral çok zor durmaz diyor, hükümdar işte, zamanın hükümdarı falan. O da demiş, yok, hanım ile nikahda devam ediyor, her şeyine devam et. Bu sefer öbür alimler demişler ki, sen cümhurun görüşüne muhalefet ettin. Niye? Cümhur ulema fetva verdi ki, bu aydan güzel olamaz ki.
- 1:44:08
Demişler. O da ne konuşuyorsun demiş ya. Benim fetvam doğrudur demiş. E sen bu kadar alime karşı tek kaldın demişler. Tek kaldım ama demiş, esas fetva veren Allah-u Teala'dır. Ben Allah'ın fetvasını verdim demiş. Allah suret ve kıvam bakımından insanı en güzel yarattın buyuruyor. O zaman bu da aydan güzeldir demiş.
- 1:44:30
E kesin. Ama şimdi onu orada anlamak meselesi. Fiziki manada çıkaramamışlar meseleyi. Ama sonra ne yaptık? Sonra onu döndürdük. Alçakların en alçağı. Şimdi ahsen-i takvim üzere yaratılmış bir insan, iman, amel-i salihle, ahiretini, cennetini kazansaydı, takva üzere yaşasaydı, haramlardan sakınsaydı, cennette de ebedi kral olacak.
- 1:45:02
Ama ne yaptı? İnkar etti, isyan etti, haramlara, günalara bulaştı, cehenneme hak etti. E cehenneme girince ne oldu? Kömür gibi simse oldu. O zaman ne oldu? Cehennemin dibini boylayınca en diplerin dibine kadar indi. Onun için mesele Mevla'nın verdiği bu sureti, bu ahsen-i takvimi muhafaza edebilmek, cennete de, mahşere de insan olarak çıkabilmek.
- 1:45:29
Çünkü maymun şeklinde çıkacak var, domuz şeklinde çıkacak var, dolu şekillerde mahşere çıkacak var. İnsan suretini koruyabilsem, insan suretini koruyabilirsem. Çünkü Kur'an, sünnet ve siret, İslam sireti ne demek? Şerata göre yürüyüş yaparsan, siret demek ki, gidişat demek, gidişatını Kur'an, sünnete göre ayarlarsan, Allah'ta sen siretini korursan, Allah'ta suretini korur,
- 1:46:00
Allah'ta seni rezil, rüsva etmez. Zaten istisna diyor, ancak iman edenler müstesna. Kuru iman yetmez. Salih amelle onu takviye edecek, nur bakımından ziyaret edecek, iman ve amel-i salih, İman ve amel-i salih iki şartla beraber. Amel-i salih de tek kelime ama içinde neler var, Onun için altında çok mana var, emirleri, kısaca konuşuyoruz, emirleri tutmak, yasaklardan kaçmak.
- 1:46:35
Zaten sohbetlerin özeti budur. İman ehl-i sünnet itikadına uygun olacak, yetmiş iki sapık fırkadan itikadı bulaşırsa, o da iman sayılmaz, cehennemden korumaz. Ehl-i sünnete göre itikad olacak, sonra amel-i salih fırka göre amel olacak. Dört mezhepten birinden çıkmayacak. Çünkü şu ana kadar ahadislerden, hüküm çıkaran müştehitlerden, dört mezhep bize kadar sağlam ulaştı.
- 1:47:02
Öbürlerinde bazı meseleler müştehitlerden geldi, onlarla baş edemeyiz. Çünkü diğer birçok meselede, onlardan rivayet bize ulaşmadı. Dört mezhebin bütün meselelerde fıkhı ulaştı. Onun için dört mezhepte hak. Hak mezhebin içinde kaldıktan sonra biz bir şey demiyoruz. Dört mezhepten çıkarsa, orada da yoldan çıkmış olur.
- 1:47:24
Amelleri salih olmaz, fasid olur. İşte iman ameli salih isteyenler, felev mecrun, gayr-u memnun, onlara öyle ücretler, öyle sevaplar, kağıtlar var, gayr-u memnun bitmez, tükenmez, ardı arkası kesilmez. Kesilmeyecek buyuruyor. İşte bu ayetin tefsirinde bir iki hadis-i şerif var. 81 senesinde hacca gittiğimizde uzun hikayeleri var.
- 1:47:51
Kıyam derdi, o Efendi Hazretleri'nin olan anılarımızı bir anlattım. Millet gülmekten kırıldı. O sohbeti dinleyin. Youtube'da bulursunuz. Belki de üç saat var. Üç saate yakın olabilir. Orada bunların çoğunu anlattım. E şimdi minaya geldik. Bir gün evvel minaya çıkılacak. Arafat'tan bir gün evvel terbiye günü.
- 1:48:10
Şimdi hacıların hiçbiri buna dikkat etmiyor. Turlar, turizmler, doğru Arafat'tan Efendi Hazretleri çok kızardı bu işe. Derdi ki, Allah-u Teala sana buyuruyor ki, ben seni Arafat günü çağırdım. Sen geliyorsun bir gece evvelden. Sen bir misafiri çağırsan, yarın öğlen yemeğine çağırsan, akşam yemeğine çağırsan, o misafir bir gece evvelden yapmak gelse, sen ne dersin?
- 1:48:32
Tangalak dersin yani. Böyle bir misafir mi olur ya? Hem yemekli hem de taklit edemedik ki yani şimdi. Dolayısıyla, Arafat'tan Arafa günü gel Mevla buyuruyor. Bunlar kalkıyor. Terbiye günü erkenden çadır kapalım diye Arafat'a erken çıkıyor. İşte bunlar Mevla davet etmeden gidenler. Mevla bunlara gazap eder buyurdu.
- 1:48:54
Onun için bu kafilelerin çoğu diyanette dahil minare, terbiye günde minaya çıkmıyor. Halbuki terbiye günü sünnet-i cenni 8. günüdür. 28. günüdür. Sabah namazı Mekke'de kılınacak. İhramlı vaziyette Arafat'a, minaya çıkılacak. Mina'ya çıkılacak. Mina'da öğlen namazı, Minada öğlen namazı, ikin namazı, akşam namazı, yatsı namazı bir de ertesi gün
- 1:49:15
bir de ertesi gün Arafat sabah namazı kılınacak. Arafet sabah namazı kılınacak. Beş vakit kılınmış oluyor. Sabah namazından sonra Arafat'a doğru dualarla, zikirlerle çıkılacak. Sünnet budur. Biz de bir gün evvel terbiye günü minaya geldik. Efendi Hazretleri bir sefer dedi hacıları götürdüm dedi. O zaman hacı götürmüş.
- 1:49:36
Ne hikmetse yani. Onu öyle anlatır da tabii biz o zaman Lara Şah'a gittik. lara şahit değil, o eski zamanı anlatıyor yani belki de. 50'li yılları anlatıyor. Hacıları götürdüm dedi. Dedim terbiye günü Mine'ye çıkacağız. Bunlar da tamam dediler baştan. Fakat baktılar ki bütün millet Arafat'a çıkıyor. E Mine'de de geldik.
- 1:49:58
Çadırlar da kurmamışlar falan. Millet Mine'ye Arafat'tan sonra geliyor diye çoğu sünneti terk etmişler. Hacılar da başladılar, başıma bela oldular dedi. Diyorlar ki sen bizi buraya getirdin. Efendim ot yok, ocak yok. Yatak yok, bilmem ne yok. Biz burada ne yapacağız? Efendim, yâ Rabbi öyle bir darlattılar beni ki dedi, öyle bir sıkıntıya soktular beni ki dedi,
- 1:50:23
niyet ettim dedi gideyim şunları Arafat'a bırakayım. Çadırlarına. Ben döneyim Mine'ye yani. Efendim senin mümkün değil, sünneti terk etmez. Ölür de sünneti terk etmez. Bu sefer böyle niyet ettim. Tam o arada sıkışmışım dedi. Geldi dedi, iki tane zat. Hiç tanımıyordu oralardan. Çıktı dedi, iki tane zat geldi.
- 1:50:44
Hacıların hepsine dedi böyle. Musafahattiler işte sıvazladılar sırtlarını, başlarını falan. Buraların, Minenin hepsi yatak dediler ya. Her taraf dümdüz dediler ya. Kumlar o biçim, yerler yumuşak. Yatın aşağıya burada çünkü ibadet varsa falan bilmem. Bütün dedi, huysuz adamların dedi. Huysuz adamlar bana çıkış yapıyorlar, bilmem ne yapıyorlar.
- 1:51:09
Hepsinin dedi, kuyu düzelti dedi. Rahatladılar ama kalalım ya ne var sünnetmiş madem, bitmez. Allah Allah adamları tanımıyorum dedi ya. O iki zat var ya dedi. Kesin Rical-i Gayt'tan da Allah gönderdi dedi. Beni kurtardı dedi. Kim geçtik Mine'ye? Mine'ye gidiyoruz. Ondan sonra efendim kimse yok. Halit abi, ben.
- 1:51:39
Bir de bizi şoförü götürdü, şoförü de bıraktı gitti. Çadır, bir çadıra girdik. Yani Arafat'tan sonra döneceğimiz çadırmış o. Ahmet Nazır'a vardı, of dediydi. Efendi Hazretleri'nin babasını da onun babasını defnetmiş Mekke'de, dedesine falan. Onun için Ahmet Nazır'ayı bırakmaz. Ahmet Nazır'a da öldü şimdi, o da Kiraşun'dan evliydi.
- 1:51:58
Hep ona giderdi. Ahmet, Ahmet derdi. Hacı Efendi, Hacı Efendi. Her şeyi zor konuşuyor tabi. Arap, Mekke'li. Gönderdi bizi bir çadıra. Biz çadıra gittik. Kimse yok. Efendi Hazretleri dedik, Ahmet dedi. Taş toplu hadm-i şerif yapacağız. La havle ve la kuvvete. Canımız çıktı, geldik. Zaten adam bizi yarı yolda bıraktı.
- 1:52:22
Yürü, yürü, yürü, yürü sıcakta. Tam da Ağustos'a mı ne denk gelmiş o senesi. Çok yazın sıcağıydı, aşılı sıcak var. Ondan sonra şimdi Halit abi de kramp girdi, bas bas bağırıyor. O da mağlüyle emekli oldu. Kaldık efendiyle, ikimiz hadm-i şerif yapacağız. Dedim Efendi Hazretleri, küçük mü yapacağız, büyük mü yapacağız?
- 1:52:41
Büyüğünü yapacağız, dedi. Oho, bin iflas-ı şerif. Beşir, beşir. Ondan sonra okumalar. Ama öyle yorgunum ki. O zaman da yüz kilo. Sorun o. Yüz kilo olduğum için çok böyle uykum var. Genciyim, on altı yaşında. Yürüyemiyorum, edemiyorum böyle. Neyse taşları bir yandan topluyorum. Allah Kerim diyorum ama Efendi Hazretleri vardır bir hikmet ürünü.
- 1:53:06
Ya bir zaman geçti, tam ben taşları toplandım. Avrupa'dan kafileler geldi. İhvanlar, belam, acayip. Bir geldiler. Ulan taş yetiştiremiyoruz ya. Allah Allah. Ahmet, kafasız Ahmet. Söz dinle. Söz dinledim. Ondan sonra neyse. Ama öyle uyuyorum, ayakta uyuyorum. Taşlar benden düşmüyor. Neyse ondan sonra kalp üstüne gidiyor.
- 1:53:32
Dedi aşırı oku. Ben de dedim kısa okuyayım da bir an evvel bitsin. Yani anladı. Hemen anladı o. Ben de Vettini okudum. Bu sabah da burada Vettini okumuşlar. Ben kısa kesim diye herhalde ama. Ben de kısa kesmedim yani. Neyse Vettini okudum şimdi. Sadakallahülazim. Efendi Hazretleri. Tekabbelallahübarekallah.
- 1:53:55
Tabi dedi kısa keseyim diye dedi. Kısa okudun. Değil mi dedi? Bir başladı mana vermeye. Bu Vettini ve Zeytunu. Mana, mana, mana. Allah Allah. Bir ara talıyorum, ayılıyorum. Efendi vaaz devam. Efendi devam. Kaddesallâhüsellâh. Sen ne güzel zannediyorsun ya. İşte bu hadisi ilk olarak 81 senesinde Mina'da Efendi Hazretlerimizden bu hadis-i şerif sohbetinde duydum.
- 1:54:25
Bu hadis-i şerifin tefsirinde. Şimdi size bu hadis-i şerifi okuyalım. İnşâallahürahman. Evet. Felevm ecrun gayru memnun. Burada buyuruyor. Allah-u Teâlâ için bir hadis var. O... Bir mümin öldüğü zaman, mesela Ömer Ceylan Hazretlerimiz vefat etti. Rahmetullahi aleykabri nur olsun. Efendi Hazretlerimiz çok bağlıydı.
- 1:55:17
Devamında gelirdi bütün Efendi Hazretlerimizin hanesine, bütün merasimlere gelirdi. Şimdi vefat etti. Onun sağında, solunda melekler var. Yazıcı melekler Mevla'dan izin isterler. Ya Rabbi bu kulun artık vefat etti. Bundan sonra amel edecek bir hali yok. Namaz kılamaz, oruç tutamaz, hacca gidemez vs.
- 1:55:41
Bizim de yazacak bir şeyimiz kalmadı. Yani vazifemiz bitti. Çünkü biz bunun amellerini yazmakla görevliyiz. Biz de gökteki meleklerle ibadet etmek, zikretmek istiyoruz. Biz bununla görevli olduğumuz için melekler isyan etmez. Ne buyurursa onu yaparlar ama... E şimdi biz de senin zikrinle meşgul olmak istiyoruz devamlı.
- 1:56:00
Onun için bize izin ver de göğe çıkalım. Gökteki meleklerle yerimizi alalım. Ve senin devamlı ibadetinle, zikrinle lezzet alalım. Mevla buyurdu ki olmaz. Benim kulum vefat etti ama o kulum mümin idi. Salih amel sahibiydi. Onun için siz şimdi onun kabrine gidin. Gidin onun mezarının başına. Orada o dünyada ne amel yapıyorduysa aynı gün, aynı saatlerde aynı amellere devam edin.
- 1:56:30
Ve siz kendinize cevap yazılmaz lazım gelmez. Çünkü melekler mükellef değil. Siz yaptığınız bütün amellerin sevabını o ölmüş kulumun mezarında yatan kulumun defterine kaydedin. Kıyamet gününe kadar bu amellere devam edeceksiniz.
- 1:56:48
Şimdi onun için bu ayetin tefsirinde bu hadis alınıyor. Niye bu ayetin tefsirinde alınıyor? Buyuruyor ki bu kulumun yaptığı amellerin hasenatını kıyamet gününe kadar yazın. Şimdi defter kapanır. Defter kapanır, işte hayırlı evlattan kapanmaz, işte sadaka-i cariye faydalanan, ilim vesaire vesaire. Ama aslında bu hadis-i şerife Efendi Hazretleri okurdu.
- 1:57:12
Bu hadis-i şerife göre ne oluyor? Aslında takva üzere, zikir üzere, salah üzere yaşayanların defteri kapanmıyor. Çünkü iki meleği gönderiyor, kıyamet gününe kadar hasenatını kayda devam edin buyuruyor. Bundan dolayıdır ki kardeşlerimiz mümin olarak salih amel üzere son nefesi verebilirse ondan sonra iş sonsuza dönüyor.
- 1:57:39
Bakfelehu mecruh, zeyru memruh. Onların sevabı kesilmez. Ömrü bitti, sevabı bitmedi. Adam amel edemiyor. Daha iyi sabah namazı kılamıyor, ikindi namazı kılamıyor. İştak bekleyemiyor. Şimdi bir iştak kılacağız dağılmadan evvel. İştak kılmadan kimse çıkmasın. Bir haç, bir ömre sevabını kaybetmeyin. Burada ilim meclisi kurulmuş.
- 1:58:01
Tabii ki iştah kadar bu iştahı bozmaz. Bu dünya kelamı sayılmaz. Sohbet efendi hasene böyle. Sohbetten sonra iştah kılıyoruz. Dolayısıyla eşilik adam ölmüş, kılamıyor. Ama sevabı kesilmiyor. Nasıl kesilmiyor? İşte o melekleri gönderiyor. Peki bu kulum sağ olsaydı, yaşasaydı. Allah şimdi bana bilmiyorum son nefesimi de
- 1:58:23
bin sene ömür verse, kıyamete kadar yaşayacağım, bin sene ömür verse ben her sabah namazını kılacak mıyım? Niyetim o, kılacağım. Kararım o, kılacağım. İştak bekliyorum, bekleyeceğim. Sohbet yapacak mıyım? Millete yapacağım. Para alacak mıyım? Hiç para almayacağım. Allah için sohbet yapacağım. Haa.
- 1:58:44
Şimdi Mevla bunu benden biliyor mu? Biliyor. E ben ölsem de, kaç yaşında ölürsem ölürüm. Ama defter kapanmaz. Niye? Sağ olsaydı ne amel ediyorduysa vefattan sonra da aynı amelleri meleklere yazdırıyor. Yazmaya devam edin buyuruyor. Çünkü Allah'ın ahireti, cenneti neye göre veriyor? Amele göre vermiyor, niyete göre veriyor.
- 1:59:11
Eğer amele göre cennet verseydi, kimsenin ameli cennetin bir gününü, bir saatini alamazdı. Ama sonsuza kadar cennet. Sen sonsuza kadar secdede mi kaldın da sonsuza kadar cennet var? Çünkü niyet innemela malu billiyyat. Ameller ancak neye göre kabul ediliyor ve geçerli kılınıyor? Ve ecr-i sevap getiriyor, niyetlere göre.
- 1:59:36
Şimdi bir kafir, kafir yetmiş sene gavurluk yapıyor, yüz sene gavurluk yapıyor. Ama cezası ne? Ebedi cehennem. Çünkü neden? O sonsuza kadar yaşasaydı, ebedi kafir kalacak mıydı? Kafir kalacak. Nereden belli? Son nefesten belli. Bir insan son nefeste imanlı öldüyse, abdestli namazlıysa, son namazına kadar kıldıysa, aklı başındaysa tabii
- 2:00:01
veya aklı başında değilse, son entübe olana kadar veya baygınlık geçirene kadar muteverdir. Son amellerine kadar imanlı, amel salih, namazlı, abdestli mi? Tamam. Öyle öldü mü? Öldü. Bu demektir ki, onun öldüğünden ne anlaşılıyor? Son nefesinden itibar son nefes eder. Ne demektir o? Oradan anlaşılan şudur ki, kıyamete kadar yaşasasaydı bu amellere devam edecekti.
- 2:00:26
Çünkü sonu öyle bitti. Kafirin, münafığın da sonu kötü bittiği zaman bu neye delalet ediyor? Kıyamete kadar yaşasaydı bu gavurlukta devam edecekti. Buna iman nasip olmayacaktı. İşte son nefes burada önemli. Ölçü bilimi son nefes. İşte onun için Allah Teala kafiri niye cehennemde ebedi yapıyor? Çünkü niyeti neydi?
- 2:00:48
Ebedi gavurluktu. Müminin için sonsuz cennete koyuyor. Çünkü müminin niyeti neydi? Sonsuza kadar yaşasaydı aynı amelleri, sevapları, ibadetleri devam edecek miydi? Gelecekti. Niyetimiz o. Ama bu ne zaman belli olur? Şu anda belli değil. Son nefeste de bu yolda ölürsek o zaman belli olacak bizim niyetimizin bu olduğu.
- 2:01:10
Çünkü şu anda namaz kılıp sonra bırakanlar olabilir. Şimdi takva olup sonra içki kumara, zinaya düşen olabilir. Evliya olup imansız ölen var ya. Evliya olup imansız ölen var. Böyle bir tehlidir. Son nefese kadar işi götürebilmek Allah cümlemize nasîb ve müyesser eyleyen. İşte bitmez, tükenmez ecel budur buyurun.
- 2:01:36
Fema neşe yükendi bu. Teklif ettiriyor ki sana ey müslüm insan bazı bu kadar ayetlerden sonra bittiğini, İslam dinini, ceza gününü, mahşeri hala inkar edebilen nasıl kalabiliyor? Allah buyuruyor. Bu kadar ayetlerimle ortalığı kuşattım. Cihan ayetlerle dolu. Ayet tekvini, ayet-i tenziliye Kur'an ayetleri başka, Cihan ayetleri başka bu kadar her sonbaharda
- 2:02:03
efendim öldürüyorum, kışın toprakları öldürüyorum, baharını yeşertiyorum, yeniden canlandırıyorum gözünüzün önünde bunu her sene yapıyorum Allah buyuruyor. Bu kadar ayetler ve deliller var. Hala ceza gününü ey müslüm insan sana ne inkar ettirebiliyor? Bu kadar hakikatten zahir ve bahir ortadayken senin kafir olmana hala ne sebebiyet verebiliyor?
- 2:02:30
diye kafire sitem ediyor. Ahirette de azab edecek. Eleysellahu Allah değil midir? Bi ehkemil hakimin. Hüküm verenlerin en muhkem hüküm vereni en adaletli hüküm vereni en doğru hüküm vereni Allah'tan başka kim olabilir? Kimse olamaz ya Rabbel alemin. Onun için bunu okuyan kişi ne diyecek? Vettini okuyan kişi hatim okuyorsunuz bunları Kur'an'ın kenarına yazmanız lazım.
- 2:03:07
Hangi musaftan okuyorsanız okuduğunuz musafın kenarına yazmanız lazım. Bazı ayetlerin sonunda mesela cevaplar var. Mesela Er-Rahman Suresi'ne geldiniz. Febeyya'lâi rabbikumâ tükezzîbân okunduğu zaman cevap verdiler. Cinler. Bunları insanlara ve cinlere okudu. Cinler cevap verdiler. Velâ bişey minni amike rabbenâ nükezzib Ey Rabbimiz nimetlerinden hiçbir şeyi tekzim etmiyoruz.
- 2:03:39
Böyle cevap verdiler. Mesela o ayeti okuyanın bunu okuması sünnet. Fakat şu anda hiçbir hafız bunu bilmiyor. Bu kadar hafız yetişmiş. Bir kere sünnet üzere velâ bişey minni amike rabbenâ nükezzib bu duayı okumuyorlar. İşte bu safın kenarına yazarsanız febeyya'lâi rabbikumâ tükezzîbân'ın yanına aklınıza gelir.
- 2:04:04
Bunu böyle cevap vermek lazım. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem öyle buyurdu. Cinlere okudum, onlar sizden güzel cevap verdiler. Siz niye cevap veremediniz buyurdu sahabeye. Cinler bu cevap verdiler. Şimdi oradan bize sünnet oldu. Çünkü Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem beğendi onların cevabını.
- 2:04:21
Bu ayet-i kerime. Ya Rabbi, Ey Rabbimiz nimetlerinden hiçbirini tekzim edemeyiz. Ondan sonra buyurdu mesela her kim vettini okursa men karâ vettini fellekum belâ ve ne'lâ ve en a'lâ ve el-cemre şahidîn. Çünkü vettin-i sonunda ne soruyor? Soruyor ki, Allah, ehkemul hâkimin değil midir? değil midir? Yani, hüküm verenlerin en acaletlisi ve doğru vereni Allah değil midir?
- 2:04:53
Allah'tan başka kim olabilir? Soruyor. İşte bu soruya cevap verin buyuruyor. Yani soruyla bırakmayın. O ayeti okuyan, namazda ise yapmıyoruz, nafilelerde ben yapıyorum. Yani, nafilelerde yapıyorum da, farzlarda o cevabı, hadiste olan cevabı okumuyoruz. Ondan sonra neler de olur. Ama nafilelerde olur.
- 2:05:13
Ama hatim okudun, Kur'an okudun, veddini okudun. Vettinî'yi ne zaman okusan peşine ne diyecek? Bela! Olmaz mı? Ahkamul hakimliğin Allah'tan başka olur mu? Tabi ki ancak ahkamul hakim min Allah'tır. Tabii ki ancak اَحْكَمُ الْحَاكِمِينَ Allah'tır. Ve ene bende alâ zâlike bu dediğime Bu dediğime, mineş şâhidîn.
- 2:05:31
Ben de buna şahitlerdenim. Bunu okuması lazım, veddîniyi okuyan. Mesela Tebâreke okuyorsunuz. Onu aklınıza kalın, bu dualar aklınıza kalmaz. Tebârekeyi okuyan, bitiren, mutlaka sonunda demesi lazım. Ne demesi lazım? Allâhu Rabbul âlemîn. Ben nafile namazlarında diyorum. namazlarda diyor. Çünkü neden?
- 2:05:55
E Mevla soruyor. Çünkü neden? Kulevâ cümle asbahe ma'zûm ghevran. Habibin'i söyle onlara ki eğer Allah sizin Habibin, söyle onlara, eğer Allah sizin sularınızı batırırsa, sularınızı batırırsa, kuyularınızı bitirirse, hiç içecek suyunuz kalmazsa femen ye'tekûn. Kim getirecek? Kim getirecek size? size bima imma'in, akan suları, mal gibi tatlı suları.
- 2:06:13
Akan suları, bal gibi tatlı sular. Kim getirecek size diye soruyor. Soruyla bitiyor. Onun için Mürk Sûresini okuyan peşine ne demesi lazım? Femen ye'tiküm bima imma'in. Efendimiz Hazretleri Allahu'l-mu'in Rabbul Alemin. derdir. Allahu l-mu'in, Rabbul Alemin. Aklınıza kalmasa Allahu Rabbul Alemin. Öyle diyecek.
- 2:06:41
Öyle güzel. Lâ uksi mubiyen min kıyamete ilanisi var, onun da sonunda öyle geliyor. Deyin, aynısı var. Eleyhissalâtu vesselâluke l-gâdirîn, alâ yuhayyil mevkâ. İşte bir damla sudan insan yaratan, yaratan, babasının suyundan anasının suyunu karıştırıp yaratan anasının, kardeşinin, babasının suyundan anasının suyunu karıştırıp yaratan, ölüleri dinletmeye kâdir değil midir?
- 2:06:59
Orada da soruyla bitiyor, Kıyamet Suresi. Onun da sonunda önecek, Belâ ve velâ kulli şeyin kadîr. Tabi ki kadirdir, o her şeye gücü yeten de diyecek. Tabi ki kâdirdir, o her şeye gücü yetendir diyecek. Bunları bilmek lazım. Bunlar nedir? Tilavet adâbı. Tilavet adabı. Yani Kur'an okumanın da bir adabı var.
- 2:07:19
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, şu ayeti okuyan şöyle yapsın, bu sureyi bitiren şöyle buyursun, şöyle buyursun buyurduğu için o surelere dikkat edeceğiz. Vettîn-i Sûresi'nin fazileti hakkında Rûh-i beyan sahibi Vettin Suresi'nin fazileti hakkında Ruhul Beyan Sahibi Radis-i Şerif beyan etmiştir.
- 2:07:30
hadis-i şerif beyan etmiştir. Vemâ terâvih, suratı kim Kim Vettin Suresi'de okursa, Vettîn-i Sûresi'de okursa, Atâullâhu faslatîn, Allah ona Allah ona iki haslet verecek, iki hasret verecek, el-afiyete vel-lekin, bir Bir, dünyada ona bela vermeyecek, hastalık beladan afiyet verecek. İki, İki, bak sohbetin başı yakın, sonu yakın.
- 2:07:51
Şüphesiz inanç verecek. İmanına şüphesizlik verecek. Mâ gâme fîk dünyâ. Dünyada durduğu müddetçe imanı bozulmayacak, yakını şüpheye düşmeyecek, afiyeti bozulmayacak. Ve yurdu amine resul biâ dedin men taraha. Ne kadar Ne kadar ona ecel sevap verilecek. olaycı sıhhat verecek. Bu sureyi inzal olunduğundan bugüne kadar kaç Bu sureyi kaç Müslüman okuduysa,
- 2:08:16
onların sayısı kadar sevap verilecek. Vettin Suresi'nin kaç Müslüman olduğunu, Oho! Milyarlar, bin dört yüz küsur senedir Vettin'i nazil olduğundan beri sahabe-i tabiimizin gibi, gecede mühatemi yapıyorlar. O kadar okuyan var, onlar kadar. Allah, eczu ve subata nair eylesin. Amin, amin, amin. Evet. Kardeşlerimiz, biz hadislerimizi okurduk.
- 2:08:47
Zübdedülukhaliden seçtiklerinden, bir de hadis-i şerif okuyalım inşaallahu rahman. Amru reydete radıyallahu teala'nhu. Bureyde radıyallahu ta'libatine, hadis-i şerifte. Sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş. Menteraka salaten asri febvet habutu amelu. Kim ikindi namazını kılmaz da, terk ederse, onun o güne kadar yaptığı bütün sevapları mahvolup silinir gider.
- 2:09:20
İkindi namazının bu kadar önemi var. Bundan dolayı namazlarımıza dikkat edelim. Cemaat ile heda edelim. Cemaatsiz namaz kılmamaya erkekler olarak gayret edelim. Mektubattan bakayım Tabi ki vakit geçiyor diye kısa mektup arıyoruz ama kısa Her iş de böyle. Çünkü neden? Her birinin hakkını vermek lazım.
- 2:09:53
Hakkını vermek kolay değildir. İmam Rabbani Hazretleri birçok meseleler beyan ediyor. Benim de gözler burada da ışık az ama göreceğiz. İnşa'Allahu r-Rahman El mektubu şerif vel hamdûn ilâ vâhidin ve meşâretin nevâhî 53. mektup etraftaki meşayıhtan birine yazılmış diyor nâhiyelerde. Fî cevâb-i istifsâri Beğendiğine, ametullah yâsûl-i nefs-i istifnâ ve insâderet min-nizelle
- 2:10:35
ve hilâf-u şerete zar enne dâvetu vel inkisâr Yani diyor bir soru sormuş. O da meşayıhtan bizzatmış yani. Fakat acayip bir soru sormuş. Ya demiş ibadeti çok yapsam nefsim yani senin kimseye ihtiyacın yok. Bilmem ne. Böyle bir hal benden zuhur ediyor. Ama ve insâderet min-nizelle ve hilâf-u şerâi bir günah yani zelle yaparsam tam günah da değil, şerâta muhalif
- 2:11:10
ufak bir şey yapsam bu sefer de pişman oluyorum, boynum kırılıyor. Yani hangi halde ayı? Bazı adam ibadet edince kendini beğenmeye başlıyor. Günah işleyince boynunu kırıyor. Bu sefer Mevla'da ne buyuruyor? Enî-l-müzdivîn ehem gûlâllâhu müzed celîl-müsebbühûn teşkil çekenler, zikir yapanlar gürül gürül okumalarındansa günahkarlar inim inim inlemeleri
- 2:11:36
Allah korkusundan Allah daha sevdi. Kadı Bağdâdî Zülcelâhî ne buyuruyor? Bâsıyetun evrâset zülle ve kisâren günah yapıp da adama boynunu kırdırıp tevâzu yaptırıyorsa hayru'l-mutâ'et evrâset öbürü de hacca gidiyor, öbürü de ibadet yapıyor ama kibirleniyor. İşte ona kibir getiren gurur, izzet-i nefis getiren ibadettense buna pişmanlık getiren boynunu kırdıran
- 2:12:08
mâsiyet onun için hakkında daha kayboluyor. Çünkü öbür yaptığı ibadetten bir fayda kalmıyor. Dolayısıyla bunun çaresi nedir? Bunun çaresi şudur. Hem ibadet yapacaksın hem yapamadım diyeceksin. Hem de günah yapmayacaksın hem de ibadetlerimi Allah'ın kabul etti mi diye korkacaksın. Sen ibadet yaptın diye Allah'ı kabul etmek mecburiyetinde mi?
- 2:12:32
E değil. O zaman kabul olunduğunun güvencesi, garantisi yoksa neyle kendini beğeniyorsun? Mevzu buradan patlıyor yani. Sabahlara kadar teheccüd duruyorsun. Hiç de günah istemiyorum. Var mı benden iyisi? Ya mübarek adam. E tamam da peki sen yaptığın ibadetlerle kendini beğendin şimdi. Ya Mevla reddederse?
- 2:12:53
O zaman yine eksiğe düştün. Bu soruyu sormuş. Buyuruyor. Bütün hamdü senalar Allah'a mahsustur. Selam Allah'ın seçtiği kulların üzerine olsun. Soruda soruyorsun ki ben riyazat makamına kendimi koyduğum zaman yani riyazatla meşgul olmak ne demek? az görüşüyorum. Nefsimi yemekten kestim, içmekten kestim, uykudan kestim.
- 2:13:30
Böyle bir haller yapıyorum. Güzel şeyler bunlar. Tarikatta çok sevilen şeyler. Ama bu sefer nefsime bir senin kimseye ihtiyacın yok. Başkalarına neye ihtiyacın var bilmem ne sen zaten. Hocaya lüzum yok, şeytana lüzum yok, mürşitine lüzum yok, kendi kendine lüzum yok. Yani o manada değil de bir ihtiyaçsızlık hissi geliyor.
- 2:13:54
Zannediyorsun ki en la saliha misli. Benim kadar salih bir adam dünyada kalmamış. Nefs böyle şeyler düşünür. Düşünür. Bir de bozuklara bakarsa kendini hep evliya zanneder. Bir de bu sahtekar şeytana bakarsa kutbul ekmek zanneder yani. Ondan sonra zincirleme, trafik kazasına giden yani. Ve insoduruşu ümmül hilâbi şera'in.
- 2:14:18
Tetekâ yevm-i nefsa. Şerata muhalif bir şey meydana gelirse kendini o zaman düşünüyor. Muhtaç eden, ihtiyaç sahibi ve miskin eden zavallı durumda olduğunu anlıyor. Allah da o hali çok seviyor. Kulunun ben zavallıyım yarabbim, ihtiyarıyım yarabbim. İstediğin Ya Rabbi, sermayem yok Ya Rabbi, günahımdan başka bir şeyim yok Ya Rabbi.
- 2:14:38
Ama adam şimdi günah yapmadığı zaman, hep de ibadet yaptığı zaman, Ya Rabbim ben çok günahkârım da derken, cık, kendi de inanmıyor. Aman ben hiç günahkâr değilim. Halbuki kendini beğenmen var ya, başka günaha ihtiyaç yok. İşte Efendimiz Aleyhisselam öyle buyurdu. Vücûdukezenbûn lâ fâsûbînebûnâsâ Senin varlığını görmen öyle bir günahtır ki, hiçbir günah ona kıyas olmaz.
- 2:15:03
Adam içki, kumar, zinafuş, her günahı yapar. Tövbe eden affolur. Günahlar sevaba tebliğ olur. Ama sen kendini var bilmen var ya, ben, ben, ben, namaz ben kılıyorum, zikir ben yapıyorum, ben şöyle yapıyorum, ben böyle yapıyorum. O varlığını görmen var ya, o nimetleri Allah'tan bilmemen, Allah yardım etmese, Allah diyemezsin.
- 2:15:27
Bunu düşünmemen var ya, ona hiçbir günah kıyası olmaz. Efendimiz Aleyhisselam çok uğurlu buyurdu. Eyyel muvaffak! Allah'ın tebliğine muvaffak olasıca, diye dua ediyor ona. Yani başarıya erişecek, erişeceğiz olan kul diye ona dua manasına da geliyor bu tabi. Tebşir oluyor. İnnel ihtiyâce vel meskenete sâdera fî şikristiânillezî yunbiûne innet min yevmetun azîmetun.
- 2:15:58
Eğer sen, ikinci şiftteki gibi bir zelle, arasına günahlar, hafif küçük günahlar vs. böyle şeyler yaptığın zaman çok pişman oluyorum diyorsun ya, işte o pişmanlık büyük bir nimettir. Vel âyâze billâhi şübhâneul evlev tezzâne nedâmetüllezî ye'min şuâbid tevbet-i bâdez kâmil mazûris şer'î. Şeriatın yasak bir şeyini yaptıktan sonra, eğer pişman olmazsan, Allah'a sığınmak lazım.
- 2:16:31
Zaten yandın gittin. Çünkü pişman olmamak demek, o günahı beğenmek demek ya. Onun için diyorum, pişman olmak tevbenin şubelerindendir. Çünkü hadîs-i şerifte ne buyuruyor? Ennebü tevbetü velevlev vesav. Bir adam günah yapıp da pişman olursa, estağfurullah demeden affedilir diyor. Daha estağfurullah demeden affedilir.
- 2:16:55
Niye? Pişmanlık, tevbe deniyor. Peşine estağfurullah diyecek tabii. Ama evvela pişman olacak. Onun için tevbenin şubelerinden olan nedamet zuhur etmeseydi, pişmanlık belinmeseydi, Allah'a sığınmak lazım, helal olurdu. Onun için, ve kânetin nefsi mültezzeten ve mahzûzaten bît yani zembî, eğer insanın nefsi günah yapmaktan lezzet alırsa, haz duyarsa, günah bitti,
- 2:17:25
hadi günah işlerken bir lezzet aldı, günah bitti, vay ben bunu nasıl yaptım aklıma karşı, pişman olması lazım. E pişman olmayıp da zevk devam ediyorsa, o zaman ne manada geliyor? İyi ki yaptım, bir daha fırsat bulsam bir daha yaparım. Fırsatı kaçırmadığım yoldu, bilmem niye geliyor yani. O zaman ne manada taşıyor?
- 2:17:44
feynel-i cizâzeb-i zembî, günahtan lezzet almasının devam etmesi, ısrarun ale zembî. O zaman günahta ısrar manasıdır. Onun için hadîs-i şerifte ne buyuruyor? mâ ısrarâ ve istihbarâ ve in'âde bi'l-lemse, böyle bir adam. Bir günde aynı günaha yetmiş kere dönse, sonradan istihbar etse, estağfurullah bir de pişman olsa, yine ısrar etmiş sayılmıyor, Allah'a verir.
- 2:18:11
Ama sen pişman olmadığın zaman, lezzet almaya devam ettiğin zaman, zaten istihbar etmezsin, istihbar etsen de yalancıların istihbarı gibi dilden edersin. Çünkü dilden estağfurullah derken, içinden de, ulan ne lezzet aldık, iyi ki de yapmışız, kafasında olsa, bu ısrar demektir. O zaman günaha ısrar, tehlikeyi büyütür.
- 2:18:34
fe-i kâne'l-ısraru aleyhisseyyihetü saghîrâ Küçük günahlarda insan ısrarla devam ederse, pişman olmazsa, tevbe etmezse, fe-ve yûsâ'u ille'l-kebîrâ feveyyûsû ille cebîle, küçük günah, küçük kalmaz, işte nameneme bakar, bir bakar, iki bakar, üç bakar, beş bakar, tamam nameneme bakmak üç bakar, beş bakar, tamam namerleme bakmak, zina gibi büyük günah değil.
- 2:18:52
Ama, Ama o günahta devam edenlerin bu nereye gittik? bu nereye çeker? Zina gibi büyük bir günah doğru çeker. Çünkü bakmakla tatmin olmaz, ondan sonra israta geçer. Günah günahı çeker. Para parayı çeker demiş, günah günahı çeker demiş. Onun için, bu oradan büyüyen yine fe-i saghîrâ aleyhisseyyihetü saghîrâ dihlîsü'l-küfrî.
- 2:19:14
Büyük günahlarda, içki, kumar, zina, faiz gibi namazı kılmamak, en büyük günah, bir vakit namazı kasttan terk etmek. Şirkten zor olmadan büyük günah yok. E milletin çoğu yüzde yüzde sekseninden fazlası, beş vakti tam kılmıyor. Vaktinde kılmıyor. Yani, vakti Vakti vaktinde namazı kılan %10'a düşmüş. Ona düşmüş.
- 2:19:39
Cemaatle kılan bile düşmüş. Onun için büyük günahta ısrarcı olmak. Şimdi Ramazan geliyor, oruç tutacaklar, namaz kılmıyor çoğu. Oruç tutanların da çoğu namaz kılmıyor. Bu namazsızlık kadar büyük günah yok mesela. E sen şimdi günde 5 kere bu günahta ısrar ediyorsun. Bu nedir diyor? Kafirliğin dehlisidir.
- 2:20:01
Sen o zaman diyor gavurluğun tüneline girdin. Dehliz ne demek? Yerin altındaki şey değil. Kafirliğin dehlisine girdin diyor. Sen ara sıra bir günah işledin diye, zeller hukuku buldu diye pişman olup da çok üzülüyorsun ya, işte o büyük bir nimettir. Bu nimetin şükrünü ödeye etmek lazım. Neden? Ta ki daha fazla pişmanlığın artsın.
- 2:20:30
Günah işlediğin zaman insanız. Kul kusursuz duramıyor. Bir zeller hukuku buluyor, bir ayağın kayıyor yani diyelim. İşte o zaman şeytan ümidi kestirmek istiyor. Sen ümidi kesmeyeceksin. Hemen pişman olup tevbe istifara devam edeceksin. Günde 70 kerede dönsen, 70 kerede nedamet göstereceksin. Yine istifa.
- 2:20:48
Neden? Sonunda. Bıkan, usanan, iblis olsun sen olmayasın. Çünkü sen ümidi kestin mi kafir olursun. Allah'tan ümidi kestirmez. Onun için pişmanlığı ziyade etmesi için o zaman fe yem lehu alet-i kâbu filâ fi şeriati nihayetinde pişmanlık artarsa artık şerata muhalif yapmayı da zaten engeller. Pişmanlık arttıkça adam pişmanlığı artar, artar, artar.
- 2:21:18
O işi yapmaz. Bir yapar, iki yapar. Sonunda kurtulur. Ne buyurdu Allah'ımız? Eğer şükrederseniz nimetinizi elbette, yemin ediyorum arttıracağım. E şimdi sen pişman oldun mesela. Adam günah işliyor, pişman oldun. Sen şimdi onun durumuna bakacaksın. Adamda diz boyu günah var, hiç pişman oldun. Ben en azından arada bir günah yapıyorsam çok pişman oldum.
- 2:21:47
Ya Rabbi bu pişmanlığın nimetini bana ihsan ettin. Bak o adamı mahrum ettin, o pişman olmuyor. O büyük belada. O çünkü tam gaz cehenneme doğru gidiyor. Kafirliğin dehlisine girmiş. Bana ki pişmanlık nasip ediyorsun Ya Rabbi, ben bu nimete şükrediyorum. Ben Müslüman olduğum için senin azametini takdir ediyorum.
- 2:22:09
Bu yüce Allah'a nasıl bu günahı yaptın veya diye. İşte bu bir nimet. Pişmanlık büyük nimet. İşte onun için diyor buna şükret, pişmanlığın artar. O zaman pişmanlığın artarsa, o da seni ne yapar? O zaman bu kadar pişman oluyorsun kardeşim, şelalsızlık yapma diye sana vaaz eder. Ve sen de kurtulursun diyor.
- 2:22:30
İkinci şıktan olacak. Bunu da önümüzdeki sohbete bırakalım inşaAllah. Şimdi burada her pazar sabahı, her sabah zaten dersler değişiyor, tarihten dersleri katlanan erkekler değiştiriliyor. Her pazar sabahı halk muhafaza çeken akşibendiye okunuyor. Ondan sonra sabah namazı kılınıyor. Sabah namazından sonra sohbet oluyor.
- 2:22:51
Sonra çorba ikramı da varmış. Lan iştahı kılmadan çorba içmeyelim ha. Hiç dünya geleni konuşmayın. Önce iştahı kılın. Ondan sonra bu şekilde sohbetler devam edecek inşaAllah. Ben size önümüzdeki hafta gelemezsem, ondan sonraki de ben geleyim. Hocam, Ahmet İstanbul Hoca beni gelecek. Diğer bazı hoca benler gelecekler inşaAllah.
- 2:23:13
On beş sonra namazan oluyor. Öyle mi? Sonra sahurları yaparız. Sahurlardan sonra geliriz inşaAllah. Efendim burada kadınları da güzel temiz yere ayırtlar. Kadınlar tek başına sabah namazı vaktiyle çıkıp gelemez. Eşiyle, oğluyla, amcasıyla, dayısıyla gelebilir. Ve böylece feyizli bir sohbet dinleyebilir.
- 2:23:35
Bütün hoca efendileri, Allah Teala, burada sohbeti devam ettirip, mahşer sabahına kadar bu cami şerif Mahmut Efendi ismini taktı. Kendi ismini verdiği tek cami budur. Herkes onun adını takıyor ama, kendi ismini verdiği tek cami şerif budur. Onun için, Efendi Hazretlerimizin, bu usta duası var, duası rekt olmaz.
- 2:23:59
Allah kıyamete kadar daim eyle onu Ya Rabbi dedi. Allah da burada, sen, ben, faniyiz, geçip gideriz. Allah çok tatlı alimler, salih, müttakir, takmazlar bu alimler, alimler, hocaefenler yetiştirmeyi Efendi Hazretlerimizin bütün vekillerine nasip eylesin. Ta ki onlarla bu yol yürüsün. Vekillerin vekilleri Hazreti Mehdi olasın.
- 2:24:22
Allah bu mübarek mabed şerifi sohbetsiz bırakmasın. Cemaatsiz bırakmasın. Zikirsiz bırakmasın. Kalp mühacesiz bırakmasın. Seyri sürüksüz bırakmasın. Amin ya dinler zinar, cahilden azad eylesin. Amin amin ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin Sallallahu aleyhi ve sellem. ve ala alihi ve sahbihi ve selleme Ve aleyhi ve sellem.
- 2:24:42
Teslimen kesire. teslimen tesiro. Elhamdülillah. Elhamdülillah Rabbil Alemin. Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Ve'l-asr. İnne l-insâne lefî husûru. İlle'l-lezîne âmenû ve'amilû s-sâlihâti ve tevâsav bil-hakkı ve tevâsav bil-sâbe'u. Sadakallâhu'l-azîm. Sübhane Rabbike Rabbil İzzeti amma yasifun.
- 2:25:26
Ve selamün alel mürselin. Velhamdülillahi Rabbil Alemin. Gazze'nin kurtuluşu için. Filistin'in halası için. Mayanmar'ın kurtuluşu için. Doğu Türkistan'ın kurtuluşu için. Esir kaplandakilerin halas olması için. Beni İsrail'in hapishanelerindeki tutsakların rehinlerinin kurtulması için. Ehl-i Sünnet'in mazlumlarının halası için.
- 2:25:51
Zalimlerin kahri için. Hainlerin helaki için. Ve hayırlı muratlarımızın husulü için. Hayır kapılarının fethi için. Şerlerin def'i için. Fatiha-i Şerife'nin niyetli okunusu onun için el-Fatiha. Amin.
Benzer sohbetler
Pazar Sohbeti (Mahmûd Efendi Câmii Şerîfi) 2 Şubat 20252 Şubat 2025Pazar Sohbeti · 2 Şubat 2025
1:32:59Pazar Sohbeti (Mahmûd Efendi Câmii Şerîfi) 5 Ocak 20255 Ocak 2025 · 93 dkPazar Sohbeti · 5 Ocak 2025
Pazar Sohbeti (Mahmûd Efendi Câmii Şerîfi) 8 Aralık 20248 Aralık 2024Pazar Sohbeti · 8 Aralık 2024


