00:00 / 1:32:59Şu an 00:00 / 1:32:59
Video bölümleri
- 03:10Kibirliler Mahşere Nasıl Çıkacaklar?
- 11:08Firavun’un Yetiştirdiği Mûsâ Aleyhisselâm'ın Peygamber, Cebrâîl Aleyhisselâm'ın Yetiştirdiği Sâmirî'nin İse Kâfir Olmasındaki Büyük Sır
- 15:54Sahâbenin Hepsi Cennetlik Olduğuna Âyet Varken Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem Bâzı Harplere Katılan Birkaç Kişi Hakkında Nasıl "Cehennemliktir" Buyurdu?
- 23:42Alî Rızâ Bezzâz Hazretleri'nin Kabrinin Yanında Yatan Tüfekli Üç Şehîd Kazıda Nasıl Görüldü?
- 40:08Mahmûd Efendi Hazretleri'miz, Fahri Hocamızla Alâkalı Ne Buyurdu?
- 51:42Alî Hayder Efendi Baba Şeytanı Görerek Onunla Ehl-i Sünnet Konusunda Nasıl Mücâdele Etti?
- 1:06:11Münafığın Dört Alâmeti Nedir? Bunların Hepsi Bir Adamda Bulunsa Kâfir Olur mu?
- 1:18:12Mahmûd Efendi Hazretleri'miz Hangi Husûsta Bana Âhiretle İlgili Söz Verdi?
Transkript
217 satır
- 00:39
el-Kıyûme-l-Lezî-l-Âl-Mûc-e-Bedâ ve defa'tu a'nne ve a'nkumu s-sû-u eb-lâ hevle velâ kuvvete illâ billâhi-l-aliyyi-l-azîm Sallu alâ Resûluna Muhammed, Allahumme salli alâ Seyyidina Muhammedin ve alâ âlihi s-salîm. Sallu alâ tabîbî kulûbuna Muhammedin, Allahumme salli alâ Seyyidina Muhammedin ve alâ âlihi s-salîm.
- 00:58
Sallu alâ şefî'i zunûbuna Muhammedin, Allahumme salli alâ Seyyidina Muhammedin ve alâ âlihi s-salîm. Receb-i Şerîf'in mübarek günlerinden bir günde bizleri Mevla Teâlâ, Mahmud Efendi Kudsesur Hazretlerimizin tuha buyurduğu bereketler…
- 01:18
Bereketler için ve devamı için ve kıyamete kadar bekâsı için tuha buyurduğu bu mübarek Mahmud Efendi Cami-i Şerîf'in de kendi ismiyle tesbihe buyurduğu bu kıymetli eserde bizleri ceme eyledi ikinci namazdan imtihan akıben. Namazlardan sonra dualar %100 kabul oluyor. Mevla Teâlâ namazları o vakitlere koydu.
- 01:48
Onun için esme-u'l-duâ, cübûr-u'l-salevât-i'l-mektûbât ve cevfe-i'l-leyl en kabul dualar. U'l-duâlar bir gecenin yarısı teheccüdde seher vaktinde olur, bir de farz namazların akabinde olur. Bu onun için tesbihat yapılıyor, peşinden dua yapılıyor. Ecdadımız, Osmanlılar tabii bunu tertip etmişler. Onun için müezzinler işte tesbihat ilan ediyorlar.
- 02:29
Sonra Sübhane Rabbi'l-Aliy'l-Aliy'l-Vahab zaten her duanın başında Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem her duayı bununla açardı. Öyle okuyorlar. O bir ilan olmuş oluyor. Yani şimdi dua yapılacak demektir. Onlar bunu yapmasalardı. E şimdi insanlar Vahabi gibi, Selefiler gibi işte farzı hemen kılıyorlar.
- 02:50
Zaten milletin çoğu kılmıyor onları. Müslümandan saymıyorlar. Alimler, veliler saymıyorlar. Ama kâfir anlamına gelmiyor ama Müslümandan da saymıyorlar. Yani işte düşün artık secdeden kaçan adamlar. Lakin diğer namaz kılanlar da bir kısmı hemen selam veriyorlar. Selam veriyorlar, firarda gibi kaçmak için yer arıyorlar.
- 03:20
Hemen dünya kelam konuşuyorlar. Birine bir şey diyorlar. Sağına bir şey, soluna bir şey. Hemen telefonuna bakıyorlar. Ondan sonra mesaj atıyorlar, kelam mesajı okuyorlar. Namazda biri aradıysa sanki çok mühim, Cumhurbaşkanı aramış gibi. Cumhurbaşkanı arasa ne olur yani? Allah'ın namazındasın. Cumhurbaşkanı da namazdaki Mevla'dan büyük bir şey değil aşağı.
- 03:46
Yani sanki çok önemli bir şey varmış gibi hemen telefona bakıyorlar. Desen ki bütün dünyayı bu yönetiyor yahu. Halbuki yani bir şeyimiz de yok, bir itibarımız da yok. Yani ben şahsen öyleyim. Bir itibarımız da yok. Yani bize bir iş de düştüğü yok falan. Kendi kendimize gelin güveyde olmayalım yani. Ondan sonra kendini önemsemek iyi bir şey değil.
- 04:11
Kendini önemsersen Allah seni önemsemez. Kendine tazim edersen, hürmet edersen Mevla sana değer vermez. Hep böyle oldu bu işler, ters oldu. Kendine değer vermeyenlere, nefsine güvenmeyenlere, nefsini zemmedenlere Mevla değer verdiriyor kullarının kalplerine. Onların muhabbetini, sevgisini, tazimini, takdirini.
- 04:33
Tazimini, takdirini ilka ediyor. Öbür türlü bakıyorsun adam, bir havalar, bir havalar, ufak dağları ben yarattım, tercihsine, kibirden, ayakkabısının üstüne bakmıyor yani. Sonra, fakat insanlar da onu zelil görüyor, hakil görüyor, insanlar maskara olarak görüyor, gülüyorlar, kibirliler.
- 05:00
Kıyamete alâ emsâl-i zerri diye bir hadis-i şerif, alâ sular-i zerri de olabilir, yani zerredikler halinde mahşere çıkacaklar. Böyle o kadar küçük ki görünmüyorlar. Halbuki iki metre adam, rezilim olsun diye ahirette Mevla böyle yapacak, Allah kibirden cümlemizi muhafaza eylesin. La dhulil cennete men kâne fî kalbîm, fî kalbî zerreti min kibirin.
- 05:27
Kalbinde zerre ağırlığınca kibir olan cennete giremez. E kibir, büyüklük taslamak. Yani maalesef çok havalı insanlar, kibirli insanlar var. El-kibriyâu ridâi vel-azzamet fî zerri femen nâze'ani fî şeymin minu mâ el-kaccû fî nâri velâ vebâli. Büyüklük benim çübben mesabesindedir. Mevla giymekten, soymaktan münezzeh.
- 05:58
Azamet, ululuk, yücelik benim yani kisvem mesabesindedir. Yani bana mahsustur kinâ-yı burada var. Müteşâbeattir bundan. Müteşâbeat olunca lük'at manası verilmez. Her kim bu iki şeyden birinde benimle çekişmeye kalkarsa, yani ne demek?
- 06:21
Ben de büyüğüm, ben de ağayım, ben de paşayım, şuyum buyum falan bir havalara girerse buyuruyor, onu cehennemin içine ateşime atarım, tarafına da bakmam. Niye? اَنَا اغْنَشُ رَكَاعُ Yani şirk, hadis-i kudsîde ortağa muhtaç olmayan zenginler, iş yapanlar, insanlardan, cinlerden, meleklerden vardır. Yani ortaksız iş yapanlar var.
- 06:50
Ama ortak ona istinad etsen, ona bir şanın atan kız olmuyor. Ondan sonra ki ortak da alabilir, ortakla da iş yapar, yapanlar da çok. Ama Mevla öyle mi? Bir ortak istinad etsen kâfir oluyorsun. Onun için ortaktan müstahni olanların en ganisi, ihtiyaçsızı benim diyor. E şimdi sen benim yücelik sıfatımda, büyüklük sıfatımda, kibir sıfatımda, Allah'ın cebbar, el-cebbaru.
- 07:31
Cebbar ne demek? İstediği şeye, istediğini zorlar. Efendi Hazretleri öyle mânâ verirdi. Zorladı olsa istediğini yaptırır, derdi. E şimdi insanda cebbarlık mezmumdur. Kınanmış bir sıfattır yani. Zulümle eşittir yani cebbarlık. Ha bazı işte güçlü kuvvetli adama da, yöresel değişiyor bu kelimelerin kullanımı da.
- 08:00
Bazı güçlü kuvvetli adama cebbar belki dedikleri var. Ama normalde cebbar, zalim demek. Allah-u Teala'nın ismidir, sıfatıdır. El-Mütekebbir o. Kibir sahibi, kibir ona mahsus. Yüce sıfatlıdır. El-Aziz ve İzzet sahibi. Müminler de, Allah izzet vermiş tamam. Felillâhe'l-Azzetu ve'l-Rasûli ve'l-Mü'minîn.
- 08:27
Önce izzet, şeref, ululuk Allah'a mahsustur. Sonra Rasûlüne mahsustur. Sonra müminlere de ondan nasip var. İmanlarının şerefinden dolayı. Ama müstakil yok. Başka hatta ne buyuruyor? Felillâhe'l-Azzetu. Cemi'a. Ebtehûne a'indehumul izzete. O zenginlerin, ağaların, kralların, hükümdarların, reisi cumurların kapılarında izzet ve şeref mi arıyorlar?
- 09:00
Münafıklar için söylüyor bunu. Çünkü münafıklar kimlerle iyi geçiniyorlardı Medine döneminde? Münafıklık Medine'de çıktı zaten, Mekke'de. Münafık yok. Mekke'de yavrum diyene madalya takıyordu Ebu Cehil. Medine'de yavrum demek pahalı oldu. Kellen gider. Onun için herkes Müslümanım dedi. Münafıklar oldu.
- 09:24
Ama Yahudilerle de gizli gizli toplantı yapıyorlar. Kurayza oğullarıyla, Nadır oğullarıyla, Fetek Yahudileriyle. Bu civar hep Yahudiydi. Onlarla iyi geçiniyorlar. Kur'an-ı Kerim'de münafıkın suresi var. Daha birçok hatta münafıklardan bahsediyor. İşte onlar hakkında ne buyuruyor? Onların yanında izzet şeref mi arıyorlar?
- 09:48
Felillâhi'l-azzetü'l-cemiyâ. İzzet ve ululuğun hepsi Allah'a aittir. E şimdi öbür hatta Resulüne de verdi, müminlere de verdi. Bir anlasana, doğru anlasana. Asâleten Allah'a aittir. Kime verilse verdiği kadar. Kendindeki sınırsızdır, diğerlerinde sınırlıdır. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem bütün peygamberlerden daha azizdir, daha şereflidir.
- 10:16
O tasnif var bu işte yani. Sonra müminlere de veriyor. Niçin? İmanı olduğu için, Kur'an'a inandığı için, namaz kıldığı için, secde yaptığı için, zikir yaptığı için oradan bir şeref alıyor yani. Öbür türlü mümin olmayanın da hiç şerefi yok. Hepsi şerefsizdir diyor. Bunu böyle desen, yemin etsen, mümin olmayanların hepsi şerefsizdir diye,
- 10:40
kafir olanlar, şeriatan kâinat edenler hepsi şerefsizdir. Yemin etsen başına ağrımaz. Çünkü ayette müminler içindir diyor. Taksis var orada. Ama Mevla'nın vermesiyle. Yoksa asâleten ancak Allah'a aittir. Onun için sen nerede dolanıyorsun yani? Ne buyuruyor? Bir Hadis-i Kudsi'de. Eee...
- 11:18
Ben izzeti şerefi taata koydum. İtaata koydum. Teslimiyete koydum. Allah ve Resulüne bağlılığa koydum. Ve işte ibadetin bütün sınıfları buna dahil. Mevla'nın emrini tutmak, yasandan kaçmak. İzzet ve şeref arıyorsan ben buraya koydum diyor. Peki millet nerede arıyor?
- 11:41
Emirlerin, kralların, zenginlerin, ağaların, paşaların kapılarında bekleyerek peki oradan bir şeref alırız diye arıyorlar. Nasıl ki işte Yahudilerle geçinenler, Amerika'yla geçinenler, İngiltere'yle aramızı yosun, efendim şeklinde düşünenler çok. Müslümanlardan. Peki nasıl bulacaklar diyor küzün altında buzak bekleyenler?
- 12:07
Nasıl bulacaklar? Ben oraya koymadım ki. Zelil olacaksın. Zelil olacaksın. Buzak derken işte buzaya tapanlar da var. Buzaya tapanlar da öyle var. O Yahudilerden işte ekseriyeti altı yüz küsur bindi. On iki bin kişi kaldı Harun Aleyhisselam'la beraber. Keri kalan Samiri buzak yaptı işte. O uzun kısaları var.
- 12:38
Başka sohbetlerde belki tafsilatı geçmiş olabilir. Ruhl-Furkan tefsirinde kaç yerde bu geçiyor. Yani birinci citte bile geçiyor. Ondan sonra o buzaktan ses çıkıyor işte. Sesi olan bir ceset yani demek ki hayatı yok. Canlı değil de altından dökme yaptı falan. Cebrail Aleyhisselam büyütmüş onu. O veledi zinaydı.
- 13:09
Anası doğurmuş. Atmış dağlara. Ne iştir işte Mevla imtihan edecek ki ona? Cebrail Aleyhisselam gönderdi. Cebrail Aleyhisselam onu büyüttü ve içti içtirdi. Süt içiriyordu ona. Ondan sonra tabi kudretten, mucizeden yani Cebrail Aleyhisselam gidip. İnek sağmıyordu yani. Parmağından vs. Süt içiriyordu ona.
- 13:35
Böyle veledi zinayı yetiştirtirdi Mevla. Acayip işler. Koca Musa Aleyhisselam, Ülül Azim Peygamberi firavuna yetiştirtiyor. En büyük yavru Samiri Cebrail Aleyhisselam'a yetiştirtiyor. Yani burada sır var. Ne sırı var burada?
- 13:52
Burada sende kabiliyet olmazsa, ezelden sende bedbahtlık ve şekavet yazılmışsa, seni yetiştiren Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem de olsa, İmam Rabbani de olsa, Mahmud Efendi Hazretleri de olsa sen bozuk çıkarsın. Şimdi öyle çıktılar baya bir bozuklar. Nereden çıktı bu kadar bozuk? Şaşırttık. Çünkü Efendi Hazretleri çok okurdu bu beyti.
- 14:21
Ben onu zannediyorum. Arapça şiirlerde yazmış olmam lazım. Yine de bakın, yani unuttuklarınız da olabilir tabi. Efendi Hazretleri'nin ilimlerini kimseye hata edemezdi de. Orada var. Orada Neciben rivayeti de var. Mustafa Aleyhisselam hangisini okurdu? Ben ona göre yazdım onu da. Kitaplarda rivayetleri var.
- 15:08
Çok okurdu bunu. Hatta hutbete bile okurdu. Yani kalbi hutbe çok müsait değil, o kadar uzun tafsir artık. Bir kişi diyor, ezelden sa'id yaratılmadıysa, ne demek? Onu ancak Allah bilir. Hakkında ezelde güzel karar geçtiyse, öyle kullarım var ki, onlar cehennemden uzak edilmişler. Ama hakkında ezelde karar geçecek.
- 15:37
Şimdi biz bunu bilmiyoruz. İşte hüsn-ü khatime meselesi buraya taalluk ediyor. Yani sonunun güzel olup olmayacağı nereye bağlı? Ezelde nasıl yaratıldığına bağlı, anladın mı? E şimdi burada Mevla'dan başkasının ilmi yok. Ancak Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bildirir, Rasullere bildirir, mucize tarikiyle.
- 16:03
Bildirmeyi murad ettiği kadar bütün ilimlerini bildirmez. O da ayrı bir şey. Velilere de bildirir, keramet tarikiyle, tebaiyet tarikiyle. Velilere de bildirir. Mesela bazı veliler, bir adam çok namaz kılıyor, abdest alıyor. Nasıl Rasullullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, harpte çok cihat yapan birinden bahsetti.
- 16:24
Kuzman mıydı, biri vardı, o vardı. Bir iki kere cereyan etmiş bu mesele. Yani birkaç hadiste gördüğüm için. İsmini tam hani kestirmeyelim. Kesin konuşmayalım ama bir de Kuzman meselesi de var. Yani sahabe-i kiram dediler ki, ya Rasulallah bunun cihadına kimse yetişemiyor. Kesmedi, kafir bırakmadı ya.
- 16:45
Hiç korkmuyor gavurlardan falan. Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne buyurdu? Ben onun üzerinde inni işte ara aleyh, hülyeti elinle ararım. Öyle bir lafızda farklılık olabilir. Ben onun üzerinde cehennem ehlinin takısını görüyorum. Yani cehennemin ehlinden onu görüyorum. Ve sahabe-i kiram şok oldu denmez, şokta gavurca yani, konuşmayalım o işte.
- 17:12
Taaccüp etti. Çok şaşırdılar, ya bu nasıl olur ya? Bu da cennete gitmezse kim gidecek ya? Hepimiz yandık dediler. Sahabe-i kiramdan biri, bu sahih hadis bunlar hep kaynaklar sünende geçiyor. Sahabe-i kiramdan biri dedi ki, ben bu işi eşeleyeceğim dedi. Bunun arkasını arayacağım dedi yani. Bu adamı takip edeceğim.
- 17:35
Harp meydanında karkaşa var. Öyle normal camide oturmuyor ki. Ne yapacak camide yani? Yani camide otursa ne yapacak? Cehennemlik olacak bir şey. Yapan camide de bulur cehennemlik olacak işi de. harp meydanı takip etti, etti, etti Herkes harp ediyor, o işini bıraktı, onu takip ediyor. Sonra ne zaman bir yere geldi, senesi yara aldı.
- 18:03
O zamana kadar yara almamıştı. Ondan sonra yarasından tabii kalkacak hali kalmadı. Oradan yarası da kanıyor falan, çok acı çekti. Sonra kılıcı, kendi kılıcı var tabii yanında. O kılıcına kendini sapladı, bir kere de bir daha, bir kere de sapladı, sapladı. İntihar etti. Kendini öldürdü.
- 18:22
Şimdi intihar, kebair günahlardandır. Büyük günahlardandır. Baderani abdi bi nefsi harramtü aleyhi cenne. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam çok okurdu bu adı kutsiyi. Kulun bana gelmekte acele etti. Yani eceli gelmesi ölmez ama sebep olarak kendi bunu ihdas etti yani. Sebebi o çıkarttı ortaya. Ben de ona cennete haram ettim.
- 18:46
Yalnız kafir olur mu? Olmaz. E zinaden oluyor mu? İçki içen olur mu? Olmuyor. E kafir olmaz. Cennete ona haram ettim derken, ilk girenlerle girmeyi haram ettim. Ehl-i sünnetin kaidelerini her yerde işleteceksin. İşletmezsen sapıtırsın. Ancak intihar ederken imansız öldüyse, yani intihar etmeden evvel bu Allah da bana niye böyle yaptı ben bu kadar işte
- 19:15
cihata geldim, bu kadar gavurlara şey ettim, şimdi de ben yaralandım işte. Allah niye böyle yapıyor, şöyle yapıyor, böyle yapıyor. Allah'a itiraz gelir. Allah itirazı olsa kafir olur. Vesvese kabiliyinden demiyorum. Dillendirir onu. Dillendirir. İmanı döner anlıyor musun? Kalbindeki nur söner. O zaman kafir olur.
- 19:32
Kafir ölürse, cennete haram ettim manası lukat manasına uyar. Yani ebedi cennete giremez. Çünkü neden? Kafir ölen cehennemden çıkamaz. Bunları doğru anlayacaksın. Çok ilim lazım derdi Efendi Hazretleri. lazım derdi Efendi Hazretleri, azilimle olmaz evladım derdi. Az ilimle olmaz evladım derdi. Çok şerhlere, haşilere bakmak lazım derdi.
- 19:49
Çok tetepuat lazım. Çokça tefuat lazım, Ali Adem Efendi babamız çokça tefuat ederdi. Yüz yaşına, yüz on yaşına, yüz yirmi yaşına hiç kitap elinden düşmedi. O işleri karıştırmayın. İtikatta hüküm vereceksin, fıkıhta fetva vereceksin. Cehennemde bilgisizse, ilimsiz yaparsa bunu, cehennemde oturacağı yerine hazırlasın buyuruyor.
- 20:40
Sen ne yapıyorsun ya? Onun için bildiğimiz kadarıyla, o da yine sağlamasını yapmak lazım. Efendi Hazretleri hep bir şey sorarlar. Bir kitaba bakalım. Bir hocalara soralım. Biz yanından, yani ayıp olmasa atlayacağız. Yani bilinen bir şey yani diyeceğiz. Tabii ayıp diye konuşmuyoruz. Ama oradan bir edep öğrendik.
- 21:05
Şimdi ben hiç fetva vermeyi şey ettim. En iyi bildiğim şeyde bile. Efendim seni öyle gördüm yani, hep öyle gördüm. Kitaba bir bakalım. Hocalara soralım. Ya bu belli. İşte bak, edep öğrendim. Her şeyi en iyi bilen oydu. Çünkü hocaları kim okutmuş yani? Fıkıhçılar, usul fıkıhçılar. Kim okuttu onların hepsini?
- 21:26
Efendi Hazretleri okuttu hepimizi. Ama işte böyle yani. Onun için Allah'ın dini hakkında, hiç karıştırmayacaksın. Şimdi ezelden, kimin hakkında saadet kararı, yani imanlı ölecek. Sa'id demek, imanlı ölecek, cennete girecek. Yani tabii cennete ilk girenlerle girmesi de melhuzdur. Çünkü bir cehenneme uğrayan adam, o da tabii imanlı öldüğü için sonra cennete,
- 21:58
ebedi cennete kalacak. Sonra girdikten sonra o bana da sa'id olur tabii ki. Çünkü cehennem ehli gibi şakı olmaz. Bak hali dine fiyadi. Şimdi hemen aklıma geldi. Hud suresinden. İşte Kur'an böyle açar kendini. Tefsir, atat, testir eder. Orada şakiler ebedi kalacak diyor. Demek ki imanlı ölen cehenneme girse bile şaki denmez.
- 22:24
Bu ayetten o anlaşılıyor. Çünkü ebedi kalmaz. Sa'id olanlar, onlar cennetin içinde kalacaklar, ebedi kalacaklar, hiç çıkmayacaklar. Zaten giren daha çıkmaz. Ama cehenneme giren Müslümansa çıkar. E şimdi burada hakkımızda karar geçti. Bunu Mevla Peygamberine bildirirse bak. Kuzman meselesinde olduğu gibi.
- 22:51
Dedi ki ben bunu cehennemlik görüyorum. Aslında onun cehennemlik olduğunu ancak kim bilebilir? Allah bilebilir. Celle Celaluhu. Çünkü neden? Adam müşrik değil ki. Sahabenin arasında cihata gelmiş. Ölse şehit denecek. Hem de sahabenin şehidi. Normal vatandaş değil. Hani şehit tabii ki normal olmaz ama.
- 23:13
Sahabenin şehidi. Yoksa Osmanlı'daki şehitler de, yani şehitlerin makamı yok. Şimdi de askerden polisten zulmen öldürülenler mesela şehittir. İmanı varsa tabii ki imansıza şehit denmez. Ermeni askere gitse, orduda PKK onu öldürse, toprağı bol olsun denir. Şehit denmez. Çünkü Ermeni ise Yahudi ise mesela, Türk vatandaşına askere giden oluyor.
- 23:41
Buna şehit denemez. Dün Ali Zahir Bezaresi Hazretlerimizin ziyaretindeydik. Kaddes Sallallahu Aleyhi Vessellem. Orada İmam Efendi gösterdi. Evvelce de söylemişti, Efendi Hazretlerine gittiğimizde de. Unutmuşum. Bak dedi, şurada dedi, ayak ucunda, burada üç tane şehit yatıyor dedi. Yani Osmanlı döneminden falan da, mezar taşı bir şey yok hani.
- 24:05
Zaten orası eski mezarlık yani. Ali Zahir Efendi Hazretleriyle başlamadı orası. Orası Mevlevi tekkesiydi. Sonra boş kaldı bu şeylerde. Osmanlı'nın son döneminde, İttihaterek döneminde tekkeler. Çok hasar gördü. Boş kalınca Ali Zahir Bezaresi Hazretlerimiz, burası zaten evvelden de zikir yeriydi. Bari burayı tekke edinelim de, zikir devam etsin hani.
- 24:29
Başka yeni bir yer alacağımıza, buraya ihya edelim buyurdular. ihya edelim buyurdular ve oraya öyle devam ediyor. Ve oraya öyle devam etti. Yoksa Ali Zahir Efendi Hazretlerinden çok daha eski yatanlar var orada. Yoksa Ali Zahir Efendi Hazretleri'nden çok daha eski yatanlar var orada büyük alimlerden, şeylerden falan.
- 24:40
İşte bak dedi bunlar dedi şehit dedi. Üç tane şehit dedi burada. Ondan sonra yani peşine de dedi ki, biz dedi işte tatlıca Ali Efendi vardı. Allah rahmet eylesin. Ali Ader Efendi babamsın. Eski ihvanından da. Efendi Hazretleri. Tazim ederdi zaten Ali Ader Efendi. zaten Âl-i Adem Efendi bütün ifadelerini tazim ederdi, o ayrı bir şey.
- 25:00
Onun bir farkları da var idi, tatlıca Ali amcanın da. O da oraya gömülecek. Oğlun Mebusu falan, neyse hazineye herkes gömülemiyor. Hazinelere bakanlar kuruluk aralı lazım. Orada gömüleceğin zaman dedi, yerde yok oralara, tam dibinde. evine sıfır kazdık, hani bir boşluk var, meğer oraya kazarken üç tane tüfekleri ellerinde capcanlı, kapkanlı üç kişiyi çıktı.
- 25:32
Ha git dinle orada, Teken-i İmam'ı Gitti ne orada? Tekeni, imamı gören, gören adam sağ. Gitti ne orada? Öyle dedi, hemen üstlerini kapattık dedi. Gördün mü dedi? Gördüm dedi, net gördüm dedi. Allah Allah! Şehitler, her zaman için şehitlerin Allah'ın dinde Kur'an'da itibarı var. Geçen dedi, annesiyle bir çocuk geldi, beş yaşında çocuk.
- 25:58
Ziyaret yaptılar. Ondan sonra zaten bütün millet artık eskisi gibi değil. Eskiden çok, kırk sene, elli sene evvel çok kişi bilmiyordu yani. İhvan biliyordu. E şimdi tabi duyuldu tabi her tarafa da dua kabul olmuyor falan diye. Efendimiz Hazretleri ne buyurdu? Ben ne buldumsa, bu kabirde buldum. Ben ne buldumsa, bu kabirde buldum.
- 26:23
Dualar yüzüyor, kabul yani. Aleyhissalâtu vesselâm Hazretleri. Kaddesallâhu aleyhi ve sellem o. İşte kadın geldi dedi, çocuk da beş yaşında çocuk. Çocuk döndüğü şeye bakıyor. İşte orada mezarlık, hemen bitişikleri mezarlık. Orada bakıyor. Anne, anne bağırıyor. Ya sus falan işte, Kur'an okuyoruz, dua yapıyoruz falan.
- 26:42
Anne görmüyor musun tüfekli amca, tüfekli amcayı? Allah Allah! E çocuk günahsız. Çocuk görüyor tüfekli şehidi. Yandaki mezarda görüyor. Çocuk görüyor. Anası görmüyor. Anası da diyor ki, bu tane amma uydurupçu bir çocuk olacak herhalde zannediyor. Neyse imam dedi, ben anlattım dedi. Annesine, bu senin çocuğun keşfi açılmış.
- 27:05
E tabi günahsızlardır. Ta Mevla gösterir. Anladın mı? Kuzman meselesinde neye anlatıyorum? Yani ölse şehit olacak. Hem de sahabenin şehidi diye bütün hadis kaynaklarına geçinmeyecek mi? Geçecek. Bedir şehidi diyoruz şimdi mesela şöyle böyle. E? Ne buyurdu sallallahu aleyhi ve sellem? Bunda ben cehennem ehlinin simasını görüyorum.
- 27:32
Ve sonunda intiharla sonuçlanınca cehennem ehlinden olduğu anlaşıldı. Şimdi, tabi burada çok önemli bir soru var. Ve bu sorunun cevabını ben bugüne kadar bulamamıştım. Bu kadar kitap okumuşum. Yani binlerce kitap elimden geçmiş. Not alarak geçmiş yani. Binlerce, on binlerce öbür türlü zaten geçmiş elimden.
- 27:58
Bu kadar kitap tetebbüatım var. Elhamdülillah. Allah gözümden mahrum etmesin. Amin. Amin. Ölene kadar kitapsız beni bırakmasın. Amin. Bu soruyu sormak bile sormadım ki hiçbir kürsüde dillendirmedim ki karpuz kabuğu milletin kafasına sokup da ondan sonra nasıl oluyor derse biri bende de cevabı yok. Bilmiyorum kimde cevabı olabilir.
- 28:27
Efendi Hazretleri neşeni zahiren bir şey soramıyoruz ki her cevabı verirdi. Öyle de bir kaynağımız da kalmadı. Bilmiyorum. Hüseyin Avni Hoca'ya bir soracağım. Bir Eceba diyorum orada. Daha da sormadım ona. Bir Eceba diyorum. Onda çok tetebbüat var. Belki görmüşse o görmüştür. Hepileri tahmin bile etmiyorum.
- 28:53
Şimdi burada bir soru çıkıyor. Soruyu çıkarabildiniz mi? He? Ne anladın? İşte sen evet ve kulle va'de allâhu no'sinâ Allah sahabenin hepsine cenneti söz verdi. Bunu zaten evvelden beri sohbetlerde okuyoruz. Ama Kuzman Hadesini de okuyoruz. Diğer hocalar da okuyor. Ama geçtiğin zaman ne olacak? Hangi kitapta gördüm?
- 29:26
Bulurum ama şöyle. Şamile'den olduğu için Şehler'de gördüm. Şehler'de gördüğüm için kelimeden hadisi yazdığımda şu ruhu bir tararım çıkar Allah'ın izniyle. Şimdi korkmuyorum. Eskiden olsa kitabı koyduk itibariye çok zor.
- 29:40
Şimdi Şamile'den kelimelerden şu ruha girersin. Şu ruh da gördüm. Dedim elhamdülillah. Çünkü neden? Sahabeden bir tane bile cehenneme girecek var mı? Yok. Çünkü âyet var Hadis Suresi'nde Allah hepsine cenneti söz verdi. E bu ayet. Peki, tamam cenneti söz verdi, bunun manası şu da olamaz mı? Bir miktar cehennemde yanar, intihardan dolayı günaha girmiş olabilir.
- 30:09
Sonra cennete çıkar. E cennete Allah söz vermiş olduğunu, sözünü tutmuş olur. Çünkü cennete girdiğinde sonsuz cennete kalır. O zaman bu mesele çıkıyor. Yani sahabeden de bazı günahlarından sebep ki Efendimiz Hazretlerimiz beyan ederdi. Sahabe günahsız mıdır? Değildir. Çünkü masumluk, günahsızlık ancak peygamberlere masum.
- 30:39
Ama masumluğu da yanlış anlamayın. Geçen bir sohbette açıkladım, bilmiyorum başlık yapacaktılar, başlık yaptılar mı? Çok önemli bir başlıktı. O itikadda çok önemli. Peygamberlerden başka masum yok. Ehl-i sünnet itikadı budur. Ama bu demek değil ki velilerde hepsi de mutlaka günahları vardır demek değil.
- 31:02
Peygamberin masumluğunun anlamı ne? O günah yapmak kalbinden bile geçilmez. Yapmak istese bile engellenir, yaptırılmaz. O, o manada. Yoksa evliya da olsa illa her birinin bir ufak da olsa bir günahı vardır anlamına gelmez. Çünkü Ali Adem Efendi Hazretlerimiz, Mahmut Efendi Hazretlerimiz gördüğü zaman ne buyurdu?
- 31:21
Henüz onun sol defterine bir seyyiye yazılmamış. Efendi Hazretlerimiz askerdeydi. En az olsun 22-23 yaşlarına mesela 20 küsur yaşlarına idi. Bir de geç yazılmış yani şey olarak. 27'liydi mesela, herhalde şey yazıyor. 30 falan yazıyordu, 31 falan yazıyor. Yani dolayısıyla o demektir ki 25 yaşlarını bulur, askere çağrılması.
- 31:53
Eee bu lüayermiş diyelim 12 yaşında. Bak ne diyor? Henüz onun sol tarafındaki melek işte bu, nereden bilecek bunu Ali Adem Efendi Hazretleri? Allah-u Teala kaybını illa menirtavvamir rasul. Razı olduğu rasullere, rasullerin hepsinden razı. Rasullerine kaybını bildirir. Allah kaybına kimseyi vakıf etmez.
- 32:19
illa menirtavvamir rasul. Rasulleri sevdiği için, razı olduğu için rasullere bildirir. Şimdi al-Husayn burada, aziz bayındırılan tartışmamızda Efendi Hazretlerimizin huzurunda. Oradan onu maddettik Allah'ın izniyle, al-Husayn'ı açtık. O da onu al-Husayn zannetmedi, Ruhul Beyan zannetti. Ruhul Beyan'a zaten atış serbest.
- 32:41
Al-Husayn çok alim falan ya şimdi bir de. Halüsü'yü kabul ediyor, İsmail Hakkı Efendi'yi kabul etmiyor falan. Ondan sonra orada da benaati açınca tefsiri, Efendimiz Hazretleri'nin eski odası, şatırvanın üstündeydi. Camdan şatırvana baktığımız oda, orada çok tefsir yazdık. Efendi Hazretlerimiz yazdırıyordu bize.
- 33:00
Ondan sonra iki tarafta kitap yeri vardı, iki raf. Büyük kütüphane yok o zaman. Orada Halüsü duruyor, hemen Halüsü'yü indirdim. Çin Suresi Nâheti. Ondan sonra aldım. Açtım hemen. Kaybı bilemezler, işte bildiremezler. Abdülkadir Geylani kaybı bilemez. Bu tartışma çıktı yani. Rabıta meselesinden çıktı da esas.
- 33:25
Efendi Hazretlerimizin huzurunda işte bütün Hızır Efendi var, Bayram Efendi var. Baya Hoca Efendiler var, Allah rahmet etsin. Bayası, çoğu da vefat etti. Samet Erabta Efendi var, baya. Ondan sonra bu rabıta kitabını da ondan sonra yaz dedi bana. Buna cevap vermek lazım dedi. Orada kaybı bilmezler falan, işte ben bakayım dedim.
- 33:46
Halüsü'den, hani o anda da o bilgim yoktu ama Mevlâniş, Efendisi'nin kerameti. Hemen açtım. Hatta orada bir ibaret de, ben doğru okudum, o yanlış anladı falan. Sonra oradan da muzam muzam filan, oradan da bir mahcup oldu diyelim. Efendisi'nin sevindiği, harp kazanmış gibi sevindi yani. Çünkü adam rezil oldu ya.
- 34:08
Diyor ki, peygamberlere Allah kaybı bildirir, mucize olarak. Velilere de bildirir, keramet olarak. Tebeyyat tarihiyle. Çünkü bir peygamberin de mucize olarak zuhur etmesi düşünülebilen her şeyin bir velide keramet olarak zuhuru da düşünülebilir. El-Hüsned'in metnidir bu. Hakikatte var bu. Halüsü'de ona dayanarak söylüyor.
- 34:32
Bu da mesela nasıl öyle iş falan. Allah bile bilmiyor diyor o. Çocuk sordu ya, kimle evleneceğim acaba? Birkaç kız gördüm ama hangisi nasıl olacak? Allah bilir mi dedi. Allah ne bilsin dedi. Biz evliya biliyoruz diyoruz. Adam peygamberi de geçtik, Allah da bilmez diyor zaten. Öyle bir adama çattık yani.
- 34:51
Adama evliyaya da Allah keramet tarihiyle kaybı bildirir. Tarihiyle kaybı bildireceğini ispat etmeye çalışıyoruz. Sonra meğer çıktı ki Allah da bilmez diyor. Allah Allah! Biz de bunlarla niye uğraştık boşuna? Getirme bunu dedi zaten. O zaman da İstanbul'da şeyde, merkez vaazı için, vaaz da değil de, fetva dairesinde müştülükte, Süleymaniye'de müştülük.
- 35:14
Hâlâ orada. Orada iftihar-ül iftihar da yani. Telefonlara cevap veriyor, fetva veriyor. Süleymaniye kürsüsünden de vaaz yapıyor. Sonra bir sünnetler kılınmaz, bu camide sünnet kılınmaz bir şeyler fişeredi. Cemaat indirdi aşağıya ondan sonra. Bir kargaşa çıktı. Diyanette herhalde. Attı mı onu, o muayırılmak zorunda kaldı bilmiyorum.
- 35:36
Millet kurtuldu, kürsü kurtuldu ondan. Ondan sonra, felilere de keramet tarihiyle bildirir. E dedi, hangi tesbih dedi o? Zannetti ki biz hemen ruh-u beyana açtık. Dedi mi halüsü? Halüsü böyle şey demez dedi ya. E al dedim anlıyorsan. Al da bak halüsü demiş mi dememiş mi. Halüsünden daha şey var böyle, hatimetül müfessirin falan diyor.
- 36:05
Ama halde bu adam, müridi demez olur mu ya? Yani şimdi Efendi Baba, Alaaddin Efendi Hazretleri, nereden biliyor ki Mahmud Efendi Hazretleri, sol tarafındaki melek, o güne kadar bir seyyiye, bir günah yazmamış. O günden sonra hiç yazmamıştır zaten. Çünkü yani Efendi Baba'yı bulduktan sonra hele. Çoğu zaman kadar Efendi Baba'yı tanımıyordu.
- 36:28
Ama yine çocukluğundan beri takva üzerine. Bütün of'un köyleri destan olmuş. Takvalı. Yaa. Onun için kaybı Mevla bildirirse bilir. E bildirmiş işte. Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'e bildirmiş. Bu adam şakidir. Bir başkası hakkında da oldu bu. Yine bir harpte. Kadife kumaşı aşırmış. Kanimet malından.
- 37:02
O öldü. Bu ölmeden söyledi. O harpte öldü. Ne güzel şehit dediler. Sahabe kiram. Bu ölmeden söyledi. Onu öldükten sonra buyurdu. Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem. Ben bir kumaşın kanimet malından aldığı bir kumaşın onun cehennemde onunla beraber yandığını görüyorum. Sahabe kiram şaşırttılar. Adamın torbalarını işte neyse herkes yanına bir şeyler alıyor.
- 37:38
Harbe gidiyorsun, yolculuğa gidiyorsun da su lazım, bir şey lazım. Çanta bir şey toparlamış. Bir baktılar. Bir kadife kumaş burada harp alanında ya. Aldığın kanimet. Halbuki Önce şey getireceksin. Beytül Malâ Devleti'nin Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in önüne bütün kanimetler gelecek. Ondan sonra Mevla'nın taksimatına göre, vahyine göre istediğine istediğini verecek.
- 38:04
Ama sen önden alırsan nasıl olsa ben bu gavuru ben geberttim. Ondan sonra üzerinden de altın çıktı. Veya kolundan, molundan bir şey takmış. Aldın altını koydun cebine. Buna gülül diyor, gülül. Kamu malına zarar. Şimdiki ihaleye fesat karıştırmalar, bilmem neler. Hep gülül. Kul hakkı yani. Çünkü devletin vergiler.
- 38:26
Şimdi senin benim vergilerim. Oturduğumuz evden bile vergi alıyorlar. Halbuki zekata bile tabi değil. Alıyorlar işte. Şeriat değil ki bu. Şeriat olsa oturduğun evden vergi alılır. Ondan sonra az daha teneffüs ettiğimiz havadan da alacaklar. Eyvah! Yandık gideceğiz. Su parası, doğal gaz parası. Adı üstünde doğal gaz.
- 38:52
Zaten yerden çıkıyor, doğal. Sen yapmadın ki. Ama oradan para, oradan para, oradan para. Kes demiş doğru. Efendim iyi ki hava parası yok. Hava parası da dükkanlarda alıyorlar. Bir milyon dolarlık hava parası olan yerler var. Ulan malı mı aldık? Yok, hava parası. Acayip bir şey ya. La havle ve la kuvvete illa billah.
- 39:21
Şimdi onun için bir kadife kumaş sahabe-i kiram dediler. Resulullah yalan yanlış söylemez haşa. Bir gittiler. Bir araştırdılar, baktılar kadife çıktı. Ya Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem size bir şey buyurdu da çıkmaz mı ya? Tabi onlar da şüphe ettiklerinden değil. Hani meydana çıksın, imanlarının nuru artıyor ya.
- 39:46
Bu kadar mucize gördüler. E biz Efendi Hazretleri'ne bu kadar keramet gördük. Bizim şimdiki Efendi'den görülmüş kerametlerle ona olan imanımız ve imanımız ve inancımızla şimdi tabii ondan nasibi olmayanlar, bir olur mu yani şimdi? Niye sahabenin imanıyla tabiininki bir değil? Tabiinin imanıyla tebai tabiininki bir değil?
- 40:08
Efendi Hazretleri öyle buyurdu. Fahri Efendi Hocamız için Allah rahmet etsin, kabul dur olsun. Biz ya çok olaylar oldu ona ajan dediler, mid dediler, neler dediler Fahri Efendi Hocamız. Ha şimdi o iptalciyeciler, Saadettin Efendi Hocamız, toplağa bor olsun diyorlar. O elli sene Efendi Hazretleri'ne, hanımımdan çok bana hizmet etti buyurdu o zaman.
- 40:29
Zaten Zehra anne hastaydı. Ondan sonra diyorlar adama, yavur diyorlar adama. Efendi Hazretleri'nin kulağımla duydum, sabahtan önce kalp-i şerif yapıldığı dönemdeydi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu, benim ve sahabımın aleyhine konuşmayın. Sizin biriniz, işte
- 40:58
Sizin biriniz, Uhud Dağı kadar altın sadaka verse, yani sahabe olmayanlara söylüyor, bize söylüyor. Sizin biriniz diye sahabe olmayanlara söylüyor. Benim ve sahabımın verdiği bir ölçek şu kadar buğdaya, arpaya değmez. Sevap bakımından yetişemez, yarım ölçüğe ine bile yetişemez. Uhud Dağı kadar altın verse, kim verecek o kadar?
- 41:23
Verse bile yetişemez. Bu hadisi okudu, sonra dedi, benim de sahabım var. Benim de sahaben var dedi. Fahri benim ve sahabimdendir dedi. Şimdi burada niye anlatıyorum? Efendi Hazretleri'ni görenlerle görmeyenlerin bir olmayar. Efendi Hazretleri'nin yanında fazla durandan daha az duran bir olmaz. Ama Efendi Hazretleri bir adamı azlettiyse, kovduysa o başka.
- 41:48
Efendi Hazretleri bir adamdan razı olarak öldüyse ben onlardan bahsediyorum. Zaten Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'de evvelce adam sahabeydi, sonra mürted olur, zındık olur, tarikattan çıkar, Efendi Hazretleri'ni kovar. İşte öyle kovdukları var. Dolayısıyla onları konuşmuyoruz. Ama sen şimdi, herkes haddini bilecek.
- 42:11
Sen Efendi Hazretleri'nin kaç tane kerametini gördün? Keramet mühim değil. Talibel istikâmeti, la talibel keramet. Keramet arama, istikamet ara, tamam. İstikamet, el istikâme aynul kerâme. Kerametin ta kendisidir. Bu zamanda hele. Nerede bulunmuş öyle şeyh? Küçük kerâtı tenzihiye bile yaklaşmamış. Bir edebini şerâdını terk etmemiş.
- 42:34
Şimdi şeyhimceyi geçirmenler, vacipleri, farzları terk edenler var. Yani o ayrı bir şey. Ama bunlar önemli şeyler. Onun için Mevla bildirirse bilir. Bildirdiğiyle sınırlı, tamam. Ben bir şey demiyorum. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'de bazı kimselerin cehennemlik olduğunu söyledi. Bu peki sahabenin arasında mıydı?
- 43:04
Bu sorunun cevabını verirken, bu arada dolu konuştuklarımızın arkadaşlar şey yapsın onu, buraya eklesin. Ben dandanak uçu gibi daldandala atlarım. Efendi Hazretleri'nin usulü böyledir. Sohbet usulü Efendi Hazretleri'nin böyledir. Bu sohbet akışlı olur. Beş saat konuşsan kimse bıkmaz. Belli bir konudan gidersen esnemeler başlar.
- 43:27
Ama ben de bunu bilerek yapmıyorum. Yapmamak istiyorum. Yine daldandala atlıyorum. Çok mevzu var kafamda, öyle geliyor. Ama Efendi Hazretleri'nin sohbetlerini okumuyor musunuz? Bu dört beş saatlik bazı sohbetleri var, Allah! Söylenmedik bir şey kalmamış. Öyledir o iş. Herkes nasibini alır. Ondan sonra,
- 43:54
Şimdi, burada alimler cevap verdiler. Der ki bu adamlar kafir ölmedi. Bu iki kişi bir katife aşıranla öbürü intihar eden. Harpte Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ordusunun içinde sahip eder. Yani görüntüde, sana bana sorsan biz ne deriz yani? Gaybı bilmiyoruz ki biz. Bunu ne diyeceğiz ona yani?
- 44:21
Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i almış, kabul etmiş. Yani ordunun içinde bu adam, sen gelme dememiş ki ne? Sahip eder. Görüntü bu. Biz, zahire göre hükmederiz. Allah Celle Celaluhu ne yapar? Kalpleri tevelli eder.
- 44:50
kibir midir, ucup mudur? Onu Mevla bilmeyiz. o Mevla bilmeyi üstlenmiş, onu bildirdiğine bildirir ama bizim işimiz değil, bize bildirme deyip konuşamazsın. Zahire göre ne diyeceksin ağabey, nasıl bilirsiniz? İyi biliriz. Bilmiyorum ki kadife aşırmış, bilmiyorum ki intihar edecek. Velev ki kadife aşırmış...
- 45:12
kâfir olmaz. Velev ki intihar etmiş, kâfir olmaz. O zaman cehennemde bedi kalmaz. O zaman şu soru akla gelir. Belki de bir kısım girecek, bir kısım girecek, biraz yanacaklar var günahlarına göre. Efendi Hazretlerimizin şu sözünden geldim ben buraya esasen. Efendimiz'in şu sözünden geldim ben buraya esasen.
- 45:28
Sözünü kıyamadım da. Sözünü diyemedim de. Sahabe-i Kiram'da günah işleyenler var mıydı? Vardı. Ama sen diyemezsin ki Ebu Bekşisıttık radıyallâhu anh madem peygamber değildi, o da günahkârdır. Bunu diyemezsin. Anladın mı ne demek istiyorum? Peygamberler günah işlemek isteyemezler. İstetmezler. Masum günahsız demek yani, günah yapamaz.
- 45:58
Günah yapma ehliyeti yok. Velilerde, sahabe velilerin üst tabakasıdır. Sahabe de enbiya olmadığına göre evliya tabakasıdır. Sıddıklar da denebilir onlara. Nebilerden sonraki Sıddıklar. Hepsi Sıddıktır. Velezîne âmenû billâhi ve resûlihî ve şühezâvinde rabbihim İman Allah'ın Rasûlü'ne, Rasûlü'ne iman edenler Sıddıklardır diyor.
- 46:28
O manada bu âyete biz o manada giriyoruz. Ama ne manada? İşte tasdik eden Sıddıklardanız. Çünkü biz Allah'a, Peygamber'e, âyetlerine, hadislerine hepsini tasdik ettik ya mesela Sıddık. Hatta bir de Nebiden sonra Sıddık var. O şehitlerden de evvel geliyor, evliyadan da evvel geliyor. O yüksek bir derecedir mesela.
- 46:48
Ben şimdiki o mertebede olduğuma itaat edemem. Ama bu âte göre Allah'a inandım, Rasûlü'ne inandımsa gel de Kur'an'ı anla. Âyeti âyeti tefsir eder. O başka âyetlerdekileri de ve men yutra illâhe ve rasûlehu Burada sade iman diyor. Ama öbür âyette Allah'ın Rasûlü'ne kim itaat ederse diyor. İtaat ne demek?
- 47:09
Emirleri tutmak, yasaklardan kaçmak. Fevlâke ma'allezîne enemallâhe ulemmine nebiyyine ve sıddikîne ve şühede'i ve sâlihîne ve haşrunevlâke refikâ Orada da onlar Sıddıktır da demiyor. Onlar Nebilerle, Sıddıklarla, şehitlerle, salihlerle beraberdir. Çünkü neden? Sıddık öyle hemen kolay olmaz. Peygamberden bir aşağıdadır.
- 47:32
Şehitten bir yukarıda geliyor. İnce işler var yani her âyete mânâ verip de helak olma tehlikesi var. Çok ilim lazım derdi bak. Yoksa bir âyetten kâfir bile olamaz. Fetöcüler nereden kâfir oldular? Amentü'yü ikiye nereden indirdiler? Bakın Rasûlü'nün âyetinde Yahudi, Hristiyanlar, Nazarâ, Sâbî'in men âmine billâhe ve liyâmul âhideh der.
- 47:58
İki şart koştu Allah. Allah'a, ahirete inanırsa felev vecrum sevaplarını cennette alırlar. Korku yok, mahzun olmazlar. ve lâ hafûnâne velâ mehselûn Bu âyette iman şartı ikidir dediler. Onun için bizim peygamberimize yalancı demese yeter dediler. Kendi dinini bırakıp İslâm'a girmesi lazım gelmez dediler.
- 48:21
Kiliseye de gitse, havraya da gitse. Ama bizim peygamberimize yalancı demeyecek o kadar. Hiç ittibâ etmese de cennete girecek dediler. İşte böyle kâfir oldular. Neden? Âyetten kâfir oldular. Havariç nereden? Pitaht ehli oldular. Şimdiki selef-i mâvi, el-kâidesi, daişleri, ışitleri. Nereden ehli pitaht oldular?
- 48:44
İnil hükmü illâ lillâh Hüküm ancak Allah verir dediler. Âyette yanlış mânâ verdiler. Hazreti Ali'ye dediler, sen karar veremezsin. E onlar dediler, biz âyet-i hadisten fetva çıkarabiliriz. Çünkü Allah'ın âyet-i hadisi açık. Zaten müteşabihattan fetva çıkmıyor ki. Onlarla da dediler, Hazreti Ali'ye dediler, sen de kâfir oldun dediler.
- 49:08
Hazreti Muaviye'ye sen de kâfir oldun dediler. İkisine de suikast düzenlediler. Amr ibn-i As'a dediler, sen de kâfir oldun dediler. Şey, Abdullah ibn-i Amr ibn-i As. Amr ibn-i As da kâfir de. Yok, Amr ibn-i As. Büyük sahabe de, As, babası kâfir. Amr ibn-i As'ın adı yalan da. Ondan sonra Abdullah ibn-i Amr, onun oğlu, o öpten, dört fakihten birisi,
- 49:33
Ona dediler, sen de kâfir oldun dediler. Birine de dediler, hakem meselesinde, işte, Ebû Nusayreş-i Arîmî'di neydi? Dördüne de suikast düzenlediler. Aynı sabah namazında. Hazreti Ali Efendimiz sabah namazına giderken... günün sabah namazına giderken şehit ettiler ya aynı sabah namazını da Hazreti Muaveyye'de yaptılar Şam'da, Emevi Camisi'nde Mısır'da Avruplu Hasılıyalarına
- 50:05
düzenlediler işte Hazreti Muaveyye kurtuldu Amir İbn-i Hasan herhâlde o sabah cemaata çıkmamış böyle şeyler. Yoksa hepsini o sabah öldürüyorlardı, şehit edeceklerdi. Bir Hazreti Ali'ye nasip oldu o sabah şehit olmak. Nereden çıktı şimdi? Hüküm ancak Allah'a aittir. Hüküm ancak Allah'a aittir. Çünkü Kur'an, sünnet, Çünkü Kur'an, Sünnet, bütün vahiyler ancak Allah'a aittir.
- 50:28
bütün vahiyler ancak Allah'a aittir. Ama Allah Ama Allah seninle konuşur mu? seninle konuşuyor. konuşur mu? Allah Resûlü ne elçi gönderir? Allah Rasûlü'ne elçi gönderir. Sana elçi gönderir mi? Göndermez. Sana elçi gönderir mi? Gönderir. E sen o zaman fetvayı nereden alacaksın? Rasûlullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem'den alacaksın.
- 50:41
E Rasûlullah yoksa kimden alacaksın? Halifelerinden alacaksın. Halifeleri yoksa? Seni bulamazsam kime gideyim dedi kadın? Beni bulamazsan Ebu Bekir'e gel dedi. Demedi ki beni bulamazsan kimseye gitme. Din bitmiştir. E şimdi Ebu Bekir'e geldi radıyallâhu anh. Ebu Bekir vefat etti radıyallâhu anh. Ne olacak?
- 51:02
E bu zamana kadar devam ediyor. E hocalar fıkıh ilmin meselesinde fetva veriyor. O da dedi ki hüküm ancak Allah'a verir, sen veremezsin. Verdin sen kâfir oldun. Lan nasıl kâfir olacak? E o zaman bu millet fetvasını kime soracak? Allah'a mı soracak haşa? Celle Celaluhu. Tamam Allah'a soracak da Allah'la nasıl konuşacak?
- 51:22
Şimdi onun için ayetlerden mana yanlış verip kâfir olan var. Zaten yetmiş iki fırkanın hepsi ayet-i hadis okuyor. Bid'at ehli küllûn finnâr. Hepsi cehenneme dolacak diyor hadis-i şerif. Bir eli sünnet kurtulacak. Fırkayı ne açayım? Peki. Bunların hepsi ayet-i hadis okuyor. İblis, şeytan, Alaeddin Efendi babamıza gelmedi mi?
- 51:48
Ruhuz Furkan tefsirinde bunu Efendi Hazretleri bize yazdırdı. Alaeddin Efendi babaya şeytan alenen geldi. Kendi şeklinde geldi. Camdan atladı, girdi içeri. Camına da lüzum yok şeytana da. Girdi yatakta. Zaten ayağa kalkamıyordu o zaman. Yatakın üzerinde oturuyordu. Kaddesallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri.
- 52:10
Geldi ya. Sen hangi mezheptensin? İşte eli sünnet mezhebinden. Sen haklı olduğun ne malum? Ayet-i hadis okuyor. 72 fırkadan hepsini kurduran iblis. Onun için hepsinin dayandığı ayetleri, hadisleri ezbere biliyor. Ya. Efendi baba buyurdu ya. Ben bir ayet okuyorum, şeytan bir ayet okuyor. Ben bir hadis okuyorum, şeytan bir hadis okuyor.
- 52:40
Mutezile'nin delili şudur. Harici'nin delili budur. Mürciye'nin delili budur. Allah Allah. Dört mezhep ötüsü. Ezbere biliyor bütün kitapları. Ezberden yazdırırım dedi. Dört mezhebin fıkhı kaybolsa. O kadar âlim ama. İblis. Yirmi bin sene meleklere vaizli katıplık etmiş. Yoruldum dedi ya. Efendi babamız.
- 53:05
Yordu ben dedi. Saatlerce mücadele ettik dedi ya. Ayet-i hadis, ayet-i hadis. Ben bir ayet-i hadis, o bir ayet-i hadis. İşte bak. İblis'in de delil alacağı neden? Yanlış mana verdiği için. Mesele o. Öbür mezhepler de kendilerini hidayette sanıyorlar da batılda kalıyorlar. Niye? İşte sorun bu.
- 53:34
Hatta yaracağın bid'atından kendi dönmeden. E kendi de dönmez. Çünkü kendini hidayette sanıyor. Sorun burada. Bir adam kendini günahta olduğunu bilse tevbe etme ümidi var. Neden? Çünkü günahkarım diye pişman olacak bir gün. En azından haram haram biliyor, helal helal biliyor. Ama bir adam kendini doğru yolda sanarsa o adama ilaç var mı?
- 53:59
Niye? Sen ona ilaç diye bir delil getirsen o da sana başka bir delil getirir. Ha şimdi rabıtayı tartıştığımız adamların durumu. Uyduruyorlar da uyduruyor. Uyduruyor kaydırıyor adam. Delil diye bir tutunağı tutunağı da yok ama işte şeytan onları da öyle kandırıyor şimdi. Bazıları sahtekar tabi de onlar hepten işi karıştırmak için yapıyorlar, inandığından değil.
- 54:24
Çoğu inandığından değil. Ama işte hidayette sanarsa onun dönmesine Allah mâni oluyor. Bid'at ehlini Allah tevbe nasip etmez. Niye tevbe nasip etmez? Zaten iman söylüyorlar çoğu. Çünkü kendini hidayette sanıyor. Tehlike burada. Anladın mı? İşte onun için burada ayetler, hadislere mânâ vermemek, meallerden işi götürmemek, mutlaka tefsir okuyun der.
- 54:50
Tekrar tefsir okuyun derdi Efendimiz, tefsirsiz olmaz derdi. Ya, ehl-i ilme sormak, feselü vele zikri, inkültübü lâ teâlemûn, siz bilemiyorsanız zikir eline sorun. Sonunda dedi, yoruldum, uzandım. Bir yattım şöyle, iblis başımda bekliyor, yorulmak yorulmuyor. İblis yorulur mu şeytan? Hiçbir derdi yok, niye yorulsun?
- 55:14
Mevla, kıyamete kadar müsaade vermiş. Ya, o anda aklıma geldi, feynâmenû bimislimâmentum bifegadîtedev veintevellev feinnemâun fîşe koo, koo Tamam, tak, doğruldum dedi, hemen kalktım dedi. Gel bakalım dedi şimdi. Mevlana buyuruyor, eğer onlar sizin inandığınız gibi inanırlarsa, muhakkak hidâyete erdiler.
- 55:43
Sizin inandıklarınıza, sizin gibi inanmazlarsa, onlar, haktan ayrı şıkka geçtiler. Kilaftadırlar, muhalefettedirler. Peki dedi, Mevla, Habibim senin inandığın gibi saadet emiyor, sizin diyor. Niye sizin diyor? Sahabe de buna dahildir. Ehl-i sünnet nereden çıktı? Sünnet, Rasûlullah'ın hadislerinden vahiylerden, gelen vahiylerden çıktı.
- 56:06
Cemaat nereden çıktı? Sahabe-i kiram cemaatinden çıktı. Sizin diyor. Peki Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve sahabe-i kiram var mıydı? Mu'tesile var mıydı? Yoktu. Cebriye var mıydı? Yoktu. Kaderiye var mıydı? Yoktu. Mürciye var mıydı? Yoktu. Mu'attıle var mıydı? Yoktu. Müşebbeye var mıydı? Yoktu.
- 56:21
Mürciye var mıydı? Yoktu. Cehmiye var mıydı? Yoktu. 72 insan. Ne vardı? Sünnet var mıydı? Vardı. Cemaat var mıydı? Vardı. Öbürleri hidayette değil. Niçin? Mevla buyuruyor ki, sizin inandıklarınıza, sizin gibi inanacak. E siz dediği sahabe-i kiram. E Allah cennete görülmeyecek diyen sahabe gibi inanmıyor ki.
- 56:41
Sahabe görüleceğine inanıyordu. Tak gitti oradan. Allah'ın sıfatları yok. Sahabe-i kiram sıfatlarına inanıyordu. Oradan muhalefet etti. Tak gitti oradan. Şıkak. İblis ancak sustu. İblis yine bunlardan daha insaflı bu. Bizimkilerden. Herifleri susturuyorsun, her delili getiriyorsun. Efendi Hazretleri'nin sesini dinletiyorsun.
- 57:04
Görüntüsüyle beraber adam yine durmuyor. Bu nerede duracak abi bu? Freni patlamış araba gibi. Bu nerede duracak? Yine iblis, efendi baba bir ayet okudu, bana dedi ki, İblis insaf etti dedi. Buradan sonra diyecek bir şey kalmadı dedi yani. Tabi çünkü iblis çok alimdi. Bunlar cahil oldukları için cahil çok konuşur.
- 57:26
Cahili susturamazsın. Büyük alimlerden biri, ulemalardan dedi ki, hangi alimle tartıştım galip geldim, Çünkü adam cahil. Ne kadar ilim söylesen adam manyak manyak konuşuyor. E bu sırada yeniliyorsun tabi. Niye yeniliyorsun? Muhatabın değil, seviye yok. Sen ha oradasın, adam esfelesi afilinde. Bunu muhatap alırsan rezil oldun zaten.
- 57:55
Adam ha bu okuduğumuz ayetlerden, hadislerden ikisini okuyamaz. Üç hadisi bir araya getiremezsin. Hiç iyi ilmi yok. Tartışıyor efendi hazretleri hakkında. Ulan sen efendi seni ne tanıyorsun? Eceli menfileriz adam. Ondan sonra, dedim ki diyor Ala-i Dervani babamız, sana bu tekkeyi yasak ettim. Hadi bakalım.
- 58:17
Mevla bir güç verdi efendi babaya, sana bu tekkeyi yasak ettim. Daha bu tekkenin içine giremeyeceksin. Şeytan giremediği yer yahu. Şeytan giremediği yer var mı? İşte Evliyaullah'ın Mevla'nın verdiği haklar var. Ama tekke tabi çok büyük bir yer değil. O kendi vazife yaptığı evliya. Şeyhliğini yürüttüğü.
- 58:39
Bu tekkeye giremeyeceksin. Sonra diyor bakıyorum, efendi baba. Ertesi sabah gelmiş, bahçede dolanıyor. Ama içeri giremiyor. Evvelsi gün ne yaptı? Camdan atladı girdi. Efendi baba yordu. Dedi ondan sonra bakıyorum, bahçede dolanıyor. Ama ihvana öyle dermiş. Kalp-i Şerif yaptırır, sohbet eder. Dört saat sohbet etti diyor.
- 59:07
Öğlen namazına bir abdest zor yetişiyorduk diyor işraktan sonra. Efendi Hazretleri öyle derdi. Onlara derdi ki, ben iblise burayı yasak ettim. İblis buraya giremez. Onun için efendi babanın sohbetinde tekkede öyle bir feyiz, öyle bir feyiz oluyormuş ki efendi hazretlerinden şöyle duydum yani. Az kalsın perdeyi açacak, Mevla'yı bize gösterecek.
- 59:34
Vallahi efendi böyle söyledi. Bunu da efendiden başka kimse böyle bir tabirler kullanamaz yani. Bu tabiri kullanmak çok. Akıla gelmez. Perdeyi açmak üzere böyle. Haa işte açacak, Mevla'yı göreceğiz yani. Bu nasıl bir sohbet oluyormuş ya! Allah Allah! İşte onun için ama derdi, kapıda sizi bekliyor. Sohbette çok feyz var.
- 1:00:00
Çünkü iblis buraya giremez. Ama şimdi görüyorum, kapıda sizi, bahçede dolaşıyor ya, kapıda sizi bekliyor. Niye? Kazandırdığınızı burada kaybettirecek. Yani torbayı deldirecek yani. Çıkacaksın dışarı, bir gıybet, bir yalan, bir kadın göreceksin falan, feyiz gitti.
- 1:00:24
Şimdi Mevla dostlarına böyle özellikler vermiş mi vermiş, kerametler vermiş mi vermiş, bildirmiş mi bildirmiş, bildirirse bildirir. Ve bildirdikleri var mı var mı? Gördük biz. Neler gördük efendimizden, neler bildirdiğini gördük. Ne buyurduysa çıkıyordu. Daha ne?
- 1:00:43
Şimdi nereye geldik? Sahabe-i Kiram'dan bu arayı da kes. Şimdi buradan o cevabı ekle. Yusuf anlıyor musun Yusuf? O anlıyor. Siz anlamıyorsunuz şimdi ne dediğimi. Bazıları anlıyor. Şimdi bazı alimler demişler ki bunlar ekaliyette. Sahabeden de peki cehenneme biraz kiren olsa, sonra çıksa sonu cennet olduğu için, sahabeden de hiçbiri kafir olmadığı için bu işi böyle çözeriz.
- 1:01:17
Cumhur ulema, ehli sünnetin cumhur ulema buyurdu ki, o diğer alimlerin görüşü muteber değil. Cumhur ulema buyurdu ki, sahabe-i kiramdan hiçbiri kafir olarak ölmemiş. Zaten kafir olarak ölen münafık imiş. Münafık iken de zahirde, cemaatta görünüyormuş, sahabe zannetiliyormuş. Ama sahabe aslında değilmiş.
- 1:01:53
Münafık sahabe olabilir mi? Amel münafıkları değil ki bu, itifad münafığı. Şimdi Medine münevverede ne kadar münafık vardı? Üç yüz erkek. Üç yüz erkek Seksen kadın. Kambersiz düğün olmaz, kadınsız iş olmaz. İlle münafıka. Kur'an-ı Kerim'de Kur'an-ı Kerim ne diyor? Bak, çoğu ayetler daha böyle kadın erkekten sonra kadını söylemez.
- 1:02:30
Münafık erkeklerle münafıka kadınlar. Üç yüz seksen münafık münafıka toplanmış. Medine'de erkekler cemaata geliyor, kadınlar da o zaman cemaatlere geliyorlardı evvelce. Sonradan da gelen oluyordu kadınlar. Orada da münafıka kadın var. Gelmiş ajanlık yapıyor. Ne olacak ne bitecek diye kadınlardan haber alacak.
- 1:02:55
Münafık erkeklerle münafıka kadınlar. Bağdum evliya olmaz, onlar birbirinin dostudurlar. Onlar birbirini satmaz. Şimdi onun için, cumhur ulemanın görüşü. Sahabe-i kiramdan hiçbiri kafir ölmedi. Bir, iki, hiçbiri cehenneme bir anda bir anlığına bile girmeyecek. Bitti. Peki, kuzman nasıl olacak? Kadife aşıran nasıl olacak?
- 1:03:30
Ha, onlar sahabeden değildi. Neydi? Münafıklar grubundan idi. Üç yüz tane münafık var idi. La te'alemuhum nehnu ne'alemuhum. Ve min ehlil medinedi meradu alennifak. Medine ehlinden, halkından, yerlilerinden öyle maharetli, ustalıklı münafıklar var ki diyor Allah. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem zamanındaki Medine ehline söylüyor.
- 1:04:01
Normalde müslüman olsa hepsi sahabe olacak. Bir kere gören sahabe oluyor. Ama Mevla ne diyor? Öyle maharetli, becerikli, nifakını gizlemekte usta münafıklar var ki La te'alemuhum. Habibim sen de şu anlık onları tanımıyorsun. Sen de tanımıyorsun. Nehnu ne'alemuhum. Biz onları biliyoruz. Ama Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem vefat etmeden önce hepsini bildirdi mi?
- 1:04:31
Bildirdi. O ayet geldiği zaman Efendimiz şu an tanımıyordu. Şüphelendikleri vardı. Ama vahiy gelmemişti. İsim isim vahiy gelmemişti. Ama vefatından evvel bildirdi mi? Bildirdi. Göklerden efe'alim tü ma'fise ma'vat ve ma'filat. mağfat ve mağfilat, göklerde ne varsa bildim Resûlullah'ın buyurduğu. Sallâllâhu aleyhi ve sellem.
- 1:04:53
Çirmizi hadisidir. Nasıl bilmeyecek münafığı yanında, dibinde? Ama bildirmese bilmez. Ama Mevla bildirdi. Bir cuma hutbesinde minbere çıktı. Kum yâ filân fe inneke münafık. Ey felanca kalk, sen münafıksın. Adam camiye gelmiş sahabenin arasında numaraya. Ama eskiden beri geliyor. Medine'ye dışarıdan ithal gelmedi ki.
- 1:05:14
Medine'li. Kaç senedir orada. Bütün millet şok. Çık dedi, kalk. Camiden adamı kaldırdı, attı dışarı. Otuz beş kişiyi bir cumada dışarı attı. Mevla bildirince böyle. «Kalk!» dedi. «Münâfıksın!» dedi. Tecil oldular. Ahiretten önce dünyada foyalar çıktı meydana. Onun için, bu kuzman olsun, Efendimiz Sallâllâhu aleyhi ve sellem harbe katılan, şehit durumundaki veya
- 1:05:46
işte efendim, cihat yapan, mücahit konumunda, sahabe arasında bulunanlardan. Kime cehennemlik buyurduysa, buyurduysa, o zaten sahabeden hiç olmamıştı. Münâfık idi. Münâfık zaten, «Kâfirden innel münâfıkı nefît derkil esfelim inen lâ» Cehennemde kâfirlerin de daha aşağısında yanacaklarına göre münâfıklar.
- 1:06:09
Çünkü o kalbinden iman etmemiş. Yoksa katife çalmakla adam münâfık olmaz. Hangi manada olmaz? Günahkar manasında olmak başka, itikad münâfığı başka, amel münâfığı başka. Bir adam yalan söyler, sözünü bozar, sövüp sayar, ağzını bozar. Bunlar münâfık alametleridir. Ama bunların üçünü birden, dördünü birden yapsa bir adam, sen münâfıksın o adama diyebilir misin?
- 1:06:37
Ne diyebilirsin? Sen münâfık alametleri taşıyorsun. Çünkü Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem, âyet-ül münâfık ise lazım. Münâfığın alametleri üçtür. Diğer hadiste, Dört alamet, kimde varsa dört sıfat katıksız münâfıktır, diyor. Hâlis muhlis münâfık. Süt hiç karışmamış bir su. Su bile karışmamış.
- 1:07:05
Şimdi o alametler nedir? Konuşunca yalan konuşur. Söz verince cayar. Sözü bozar. Bir şeye emanet verirsin. He, geçti o iş, der. Gidersin vermez. Hainlik eder. Veya çaldırdım, der. Yalan konuşur, bilmem ne. Öbür hadisteki dördüncü ne? Kavga ettiği zaman ağzını bozar. Ana avrat söver. Bu bizim erenciler gibi.
- 1:07:36
Sıralı sövüyorlar. Otomatiğe bağlamışlar, ana avrat. Millete sövüyorlar. Mamduren talebeleri, hocaları işte. Fecara. Söver. Onlara facir diyor. Fecara, facirdir ki. Müslümana söven fasıktır. Kesinlikle fasıktır. Kafir demiyoruz, fasıktır. Çünkü kebair günahların daniskası yani. Adamın anasına sövülür mü ya?
- 1:08:01
Ondan sonra işte bu alametlerin dördü de bir adamla birleşse sen ona amelde münafık diyebilirsin. Amelde. Fasık diyebilirsin. Facir diyebilirsin. Kafir manasında diyemezsin. Çünkü o itikatta münafık. İtikatta münafık ne demek biliyor musun? İtikatta münafık, Allah'a, Peygamber'e, ahirete, Kur'an'a hiç inanmamış inandım diye ağzından söylüyor.
- 1:08:31
Bunlara öyle gavur diyemezsin. Bu inandım diyor, inanıyor. İnanıyor ama işte bu kötü huylardan da vazgeçemiyor. Onun için fasık oluyor zaten. O zaman fasıkla kafirin farkı kalmaz. Fasıkla kafir niye o zaman, her fasık her kafir fasıktır. zalimdir. Ama her zalim zalimdir. kâfir değildir. Her fâsık kafir değildir.
- 1:08:57
Her fasık kâfir değildir. Kur'an'da ne diyor? Vel kâfirûne ve muzzâlimûn. Kâfirler zalimlerin ta kendileri. Ama bu çok iyi Kafirler zalimlerin takendir. Ama bu çok iyi huylu bir kafir, herkese iyilik ediyor. huylu bir kâfir, herkese iyilik ediyor. Ama Allah'a zulmediyor. Niye? Allah'a ortak koştuğu için.
- 1:09:12
En büyük zulüm Allah'a yapılan şirk. İnne şirke le zulmün azîm. Onun için Mevla bazı kere bazı kere kafirlere fâsık da diyordu. Çünkü bazı kafir var iyi huyludur falan Kedi bakar, hayvan bakar. Bir şeyler bir şeyler, kimseye de bir zarar yok. Ama kafirdir, ebedi cehennemden çıkamaz. Ayrı dava. Ama bazı da kafir var gidip millete de zulüm yapar.
- 1:09:37
Şimdiki Netanyahu gibi o işte hem kafir hem zalim mesele. Burayı iyi anlayın. Onun için her münafık ala kafir denir mi? Denmez. Ama ne olur? Fasıktır. Facirdir. Bunlar çok önemli itikad meseleleridir. Bunları bilmezseniz, birbirinize münafık, kafir, zındık yakıştırır, yapıştırırsınız. Ama Allah'ta size azabını yapıştırır.
- 1:10:07
Adama kâfir denir mi Müslümanlar? Zalimse zalim de. Ama inkar ediyorsa o başka. Adam katife çaldığı için, intihar ettiği için kâfir olmadı. intihar ettiği için kafir olmadı. Sahabeliği bozulmadı. Efendimiz ne buyuruyordu? Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam ne buyuruyordu? Sahabe-i kiramdan bazılarında kolu kesildi.
- 1:10:22
Sahabe-i Kiram'dan bazılarında kolu kesilen oldu. Yine edepli söylerdi. Sahabe-i Kiram'dan bazılarında recmedilen oldu. Maiz Hazretleri radıyallahu anh diyoruz bak. Ondan sonra kadın bir kadın annemiz, sahabe annemiz recmedildi. Recmedilinin anlamını düşünüyorsunuz tabii. Neden recmediliyor? Hac cezası İslam'da neye gerekiyor?
- 1:10:51
Kolu kesilmeyi anlıyorsunuz. Bunun sahabeliği bozuldu mu? Bozulmadı. Ne derdi Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam? Bak bu çok önemli bir mesele. Sahabe-i Kiram'da. Yani ne demek? Sahabe-i Kiram günahsız değil. Günah işleyebilir. İşleyeni var mı? Oldu. Ama bütün sahabede mutlaka hepsi bir günah işlemiştir.
- 1:11:09
Böyle bir şey denebilir mi? Ebubeşir Sıddık radıyallahu anh'e günah var. Melekler imreniyordu ona. Yani onun için peygamberler masum günah istese yapamaz anlamında. Veliler günah yapabilir. Peygamberler masum ne demek? Günah yapamaz. Veliler günah masum değil, mahfuz, korunmuş. Ne demek o? Günah yapar demek değil.
- 1:11:38
Yapabilir. Velilerden günaha düşen olabilir. Ama peygamber değilse mutlaka bir günah yapmıştır. Böyle bir şey hiçbir hakikatte yazmıyor yani. Ama bizim toplumumuz cahiller şu anda böyle anlıyor. Mahmud Efendi'ye günahsız nasıl dersin? Kardeşim peygamber mi bu adam diyor. Ulan arkadaş peygamber olmayan illa günaha mı olacak demektir.
- 1:12:00
Yani bak burayla ayrı bir mesele yani şimdi. Bu da ayrı bir mesele. Onun için sahabe olsaydılar zaten onlar günah yapmakla zaten münafık olmazdılar itikatta. Kafir de olmazdılar. Onları da Allah zaten Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sohbetinin bereketiyle affederdi ve yine cennete ilk girenlerle girerdiler.
- 1:12:24
Demek ki sahabeden cehenneme hiç girecek yok. Bir saniyelik bile girecek yok. Cehenneme çok kısa girenler de olacak. Bir anlık sokacaklar, çıkaracaklar. Sahabeden öyle de yok. Hiçbiri cehennemi görmeyecek. İtikad-ı ehl-i sünnetin cumhuru budur. O zaman bu günah işleyenler oldu mu? Oldu. E zaten recm edilen ahirette cezası kalmadı.
- 1:12:50
Efendim, kolu kesilen had cezalarının için meşru edilmiş azabı kalmıyor zaten. Ahirette sorgusu hal yok. E başka bir günahı olan olduysa? E tövbe etmedi mi? İstiğfar etmedi mi? Beş vakit namazı Resulullah'ın arkasında kılmıyor muydu? Sallallahu aleyhi ve sellem. Sen geliyorsun ha burada cemaatlere maz kılıyorsun.
- 1:13:07
Geçmiş günahların öğlenin ikindi arası, ikindiden akşam arası temizleniyor da Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin arkasında namaz kılan adam af olmayacak da sen mi af olacaksın? O ayrı bir şey. O kesin. Tuğbali men râni velmen râmen râni velmen râmen râmen râni Beni görene müjdeler olsun. Göreni görene görene müjdeler olsun.
- 1:13:34
Sen ne konuşuyorsun? O kadar hadis var sahabenin cennetlik oldu. Meleklerin imanından bile üstüne onların imanı diyor. Dolayısıyla o konu bu aradaki mesele de nedir? Onlar zaten münafık idi. Münafıklar da nasıl namaza geliyorlardıysa harbede katılanlar münafıklardan oluyordu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem onları teşhir etti.
- 1:13:57
Ama tabii öbür sahabenin de bundan dolayı ödü kopmadı değil. Onlar da Allah'tan korkmaları arttı tabii ki. Onlar zaten korkacak yer arıyor yani. Güvenecek yer aramıyor bizim gibi. Onlar çok korkuyorlar. Cennette müjdelenenler bile ödleri kopuyordu. Ebubekir Sıddık Hazreti Ömer kadar Allah'tan korkan kim var yahu?
- 1:14:17
Cennette müjdelenmiş ödleri kopuyor. Bizim hakkımızda böyle bir hadis olsa ohoo adam şimdi şişman, iri, yarı tamarları tıkanacak. Seviyorum da onu. Ya dedim biraz az yeşil bize de lazımsın. Efendimizin tarafını tutar. Kabuta kuvvetli. Öbürlerine de uğraşır biraz. İyi yardım da etti bize. Manevi şey olarak yani.
- 1:14:44
Ondan sonra. Dedi Efendimiz bana dedi sen bana dedi sen yetmiş yaşında yaşarsın ne yersem yiyorum diyor e tamam yani bir şey demiyorum ben efendinin vaadi haktır ben de bir şey diyemedim ya, ma dedi boşver efendi bana böyle buyurdu, tamam efendi ne buyurduysa olur ben bir şey demiyorum ki, efendinin kerameti haklı ama şimdiki efendi seni desek sen cennetliksin dese bir adama
- 1:15:09
ben bunu da inanırım, kabul ederim, Efendi buyurduysa bir şey haktır. Ama o adam da ben cennetliyim diye tabela takıp da gezmeyecek yani. Ayıp dedende bir şey var. Ebu Bekri Sıddık'a, Ebu Bekri'nin fil cenneti, Ebu Bekri cennettedir cennettedir buyurdu da. Ebu Bekri Sıddık, bir ayağımı buyurdu. soksam cennete, öbür ayağım kalsa dışarıda, yine emin olmam.
- 1:15:30
Ya derlerse, çek o ayağını geri, diyor ki, Kur'an'da bu kadar ayet var, Velesevfe yalba ve leylinin sonunda, mutlaka razı olacak, diyor. Ben onu razı edeceğim, diyor. Kime diyor? Velesevfe'yi otururken, Rabb'i göfete rızaya konuşmuyoruz, o da doğada. Ve leyli de kime söylüyor? Ebu Bekri Sıddık hakkında nazil olmuş.
- 1:15:50
Hazreti Bilal-i Abeşi'yi azat etmeye çok para harcadığı için. Velesevfe'yi arıza diyor. Allah yemin ediyor, Ebu Bekir razı olacak benim sevaplarımdan. Ama Ebu Bekri Sıddık demiyor, benim hakkımda ayet var. Korkacaksın. Görüyoruz. Sapıtanları görünce daha da korkumuz arttı. En takva adamlar, sabaha kadar teheccüd kılan adam, Efendi Hazretleri böyle buyurdu diyorsun,
- 1:16:16
Efendi de ne biçim buyurdu, diyor. Efendi de habole da şey yapar mı, diyor. Efendi ne biçim iş yapmıştı. Koca Recep Eriyit Hoca. Hocaların hocası. Hocalar, böyle bocalar. Yazıklar olsun. Şeyhine itiraz eden, ebedi felah bulma. E bunu görünce benim şimdilik ödüm koptu ya. Ulan adamın, sorsan günahı yok derim.
- 1:16:42
Teheccüd, işrak, kuşluk sıfır. Ders kazaları yok. Ne oldu şimdi? Efendi de ne biçim iş yaptı. Ulan evliyaya itiraz eden imansız ölür. İmam-ı Şahrani öyle buyuruyor, mürşidine itiraz eden imanını kurtaramaz. Şeyhine niçin diyen ebedi felah bulmaz. Anladın mı? Onun için şimdi kardeşlerimiz, ödümüz koptu.
- 1:17:12
Geldik. Onu da bağladık, onu da bağladık. Yine açık kalan yerler olmuştur. Ama şeye geldik. Eğer bir kişi ezelden sa'id olarak yaratılmadıysa, yani onu Allah bilir, bildirdiklerine bildirir. Oradan geldik bu kadar sohbete. Önüme bir şey açtım, neler okuyacaktım. Yani o da önemliydi, mürşidle alakalıydı.
- 1:17:34
Mürşidi bulmadan kemal-i istiğdat kabiliyetin varsa da işletemezsin. Ama o mürşidin sıfatları nelerdir? Şunlar, şunlar, şunlardır. Bu sıfatları haise olmayanlar mürşid olamaz. Onlara bağlananlar felah bulmaz. Onları da okuyacaktım, vakit kalmadı. Ama Allah bir kulunu ezelden bahtiyar ve sa'id yaratmadıysa, fakat onu terbiye eden, yetiştiren de kusurağına uğrar.
- 1:18:07
Ondan beklentiye giren, ne demek beklentiye giren? Yani bu çocuk çok iyi yetişir. Bu mürit çok büyük veli olur. Bu adam işte günah da işlemiyor. Çok büyük evliyalı, kutbul ektap olur. Mürşidi kamil olur falan. Herkes böyle küçükken çocuklar hakkında falan beklentileri olanlar vardı. Beş yaşımdan efendim senin yanında, yedi yaşımda cübbe şey, o zaman bir tane genç yok.
- 1:18:35
E bütün hocaanneler, yaşlı uğuriye teyzeler, Fatma teyzeler, işte abide teyzeler, hakime teyzeler, hocaanne vardı rahmetullahü aleyhi. Sonra bir hocaanne daha vardı. O da yeni vefat etti. Hayır yani o da rahmetullahü aleyhi. Allah hepsini kabullen, nur eylesin. Ondan sonra bana ne kadar şey ediyorlar.
- 1:18:55
İtikad ediyorlardı işte bunu. Efendim seni buna çok ümit ediyor. İşte çocuğu bir anda gezdiriyor. Şöyle oluyor böyle. Dua ediyorlar. Ooo. Benden beklentiyi bir yükselttiler. Bir de çıka çıka, ha önünüze çıkan bu adam, sonunda çuvalı deldirdik. Ondan sonra sütü de döktük, çanağı da kırdık, batırdık gittik.
- 1:19:19
Ama sevgi kaldı. Efendiye sevgi, vasiyetlerini muhafaza, o bize Allah'ın izniyle şefaat edecek. Başka bir ümidim yok efendiye, sevgimden başka bir amelim yok. Ama sevgim samimidir ha. Sevgide yalancılığım, sahtekarlığım yok. Sevgide ölürüm ha. Ama işte beklenti, beklenti çok yüksek. Uçacağım, kaçacağım ama yerde yürüyemiyorum.
- 1:19:51
Gel bak şimdi, rezil olduk, kaldık aşağıya. Neden? Ezelden. Ama benim de yanlışlarım var. E var. Mevla onu öyle yazdıysa ezelden senin durumunu, sonunu, başını inşâAllah Efendi Hazretleri'nin müjdesiyle yakınımda mezar al bana tefsir okursun oradan anladığıma göre imanlı ölürüm ahirette görüşürüz, buluşuruz.
- 1:20:21
dedim bana ne olursa Dedim, bana ne olur şefaat? Dedi, benim dedi, yetkim yok. Dedim, Efendi Hazretleri, senin yoksa kimin var, ne olur? Yalvardım, yakardım. Minarenin altındaki odada, seksenlerde. Çok yalvardım. Ya, beni darlatma Ahmet. Dedim, Efendi Hazretleri, sana Mevla. Dedi, bana izin verirse, tamam dedim.
- 1:20:41
E, dedim, tamam. Ama dedim, benim hiçbir bir özelliğim yok. Herkes gibi olmayan, bana özel bir şefaat. Tamam dedi, sana özel dedim. Ha, buradan inşâAllah, imanlı öleceğimi çıkarıyorum. İmanlı öleceğime bir alamet çıkarıyorum. Daha onda da kesin konuşamam da. Bir alamet. Bakıyorum, muhabbet artıyor mu, eksiliyor mu?
- 1:21:07
Artıyor. Sevgi artıyorsa, amelinde ne kadar kusur kusur olsa, kurtarırsın. Sevgi azalıyorsa, akşama kadar, sabaha kadar teheccüd, akşama kadar tarikat dersi, oruç, ha, bunlar gibi olursun. Niye? Sevgi azaldı, Efendi'ye itiraz başladı. Benim ölçüm budur. İmam-ı Rabbânî mektubatta ölçüm koymuş. Sevgi artıyor mu, eksiliyor.
- 1:21:38
Allah onların sevgisinden mahrum etmesin. Ölene kadar sevgimizi günbegün müjdat eylesin. Onun için, ezelde ne karar verildi bilen yok. Terbiye eden de kusuruna uğrar diyor. Beklentisi olan da kaybolur, hasır olur. Biz bundan ne bekliyorduk? Adam en büyük eşkıya çıktı. Bunun delili nedir? Cebrail Aleyhisselam'ın yetiştirdiği, adı da Musa.
- 1:22:10
O şeyleri buzaya taptıran, Ben-i İsrail'e buzak yapan, taptıran uzun kıssası var. Adı da Musa. Samiri'yle kapı. Samiri lakabı. Cibril'in yetiştirdiği Musa, en büyük kâfir oldu. Ve Musa, ellezî Rabbâu firâvn-i murselûn. Firavun'un yetiştirdiği, Firavun'un kucağında büyüyen, Firavunun yetiştirdiği, Firavunun kucağında büyüyen, otuz yaşına kadar sarayda evladı olarak bilinen,
- 1:22:38
Musa. Rasüller'den oldu. Hem de Ülül Azim'den oldu. Hem de Kur'an'dan sonra en büyük kitabın, Tevrat'ın sahibi vahyi oldu. Şimdi onu yetiştiren ne bekliyordu? Onu yetiştiren ne beklentideydi? Ne oldu? Çünkü neden? Mevla ezelde onun iradesini, kudretini nereye kullanacağını biliyor muydu, bilmiyor muydu?
- 1:23:06
Biliyordu. Bildiğine göre yazdı kaderi. Ama biz biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Onun için kalbimiz fırıltak gibi. Niye kalbe kalplendi? Kalp dönmek demek. Kalbe yaklibu kalben. Taklip, taklip çevirmek. Nukal, nara, veceke. Tekallübe veceke. Tekallük, tekallük dönmesi. Tekalluk, tekalluk dönmezse gözün gökte dönüyor diyor, oraya bakıyorsun diyor.
- 1:23:27
gökte dönüyor diyor ki oraya bakışsın diyor. Tekallüb, kalp, kalp dönmekten geliyor. Tekalluk, Kalbe niye kalp dediler? Ve mâ sümmeyel insânü illâ lin-nesîbü mâ evemel kalbü illâ ennehu tekellebû. İnsana nisyandan geliyor. Unutkan olduğu için insan dediler. kalbe de dönüp dolaştığı için ikide bir fırıldak gibi onun için kalp dediler.
- 1:23:53
Arapçada her şeyin dukatından, istilahına mananın irtibatı var. Buna buradan, bunu niye dediler? Rastgele demediler. Bu kelimenin mastarının manasında ne alakası var? Dünya kadar cidderce kitap ulema, lükat uleması bundan uğraşmış. Bu kelime niye bu manaya gelmiş? Kırk tane vecih sayıyorlar gerisinden oraya gelmesi için.
- 1:24:14
Kolay mı? Onun için ona nereden geldik? Bunu da bugün Ruhu'l-Furkan'da gördüm. Allah Allah, şaşırdım kaldım. 14. cidde mi ne? Ne acayip bir şey ya. Bidat ehli diyor, dünyada aziz olmaz, zelil olur. Bak ilahiyat onların elinde. Dekanlar onlar. Ondan sonra bütün doçentler onlar, profesörler onlar. Bütün profesörler Bidat ehli.
- 1:24:44
biraderler bid'at ehli demedik ha! Ama bütün bid'at ehli etiketleri var. Ama ben bir yere gidiyorum, cemaat almıyor. Düğüne kaç bin kişi bandırmada kadınlar erkeklerden fazla doldu taştı. Nereye gidiyoruz? Doluyor taşıyor. Onlardan bir tane ordinalüs profesör gidiyor, sinek avlıyor. Beş kişi gelmiyor.
- 1:25:04
Bunun sırrı ne? Bid'at ehli aziz olmaz. İzzet müminlerindir diyor ama ehl-i sünnetindir. Bid'at ehline izzet vermez Mevla. Çünkü bu hadde ne diyor? Buzâ'ya ilah diye tapınanlara se-yenâ-lû ghadabu min rabbîm Rablerinden büyük bir gazap gelecek, yakında ulaşacak ve dilletün bir de büyük alçaklık yetişecek.
- 1:25:29
Nerede? Fil hayâtid dünya. Dünya hayatında onlara zelillik gelecek. Şimdi burada bid'at ehliyle bunun ne alakası var? Allah buzağı tapanlardan kafir olmuş, mürtedlerden, ben-i İsrail'den bahsediyor. Sen burada ne alaka kuruyorsun? Ben kurmuyorum arkadaş, benim öyle Allah'tan uydurma kabiliyetim hiç yok.
- 1:25:47
Kıyas kabiliyetim de gelişmiş değil. Fıkıhta zaten irtisasım ondan yok. Çünkü bu çok iyi bir şey. Çünkü usûlü fıkıhçı ve çok kıyas kabiliyeti olan büyük bir hoca efendimiz, Allah rahmet etsin, oturuyoruz tefsir odasında, Hüseyin Avni hoca da orada. Dedik ya böyle, ben dedi usûlü fıkıh dedi, öyle bir işletmişim ki, doğru ama bak, hakikaten öyle bir hocaydı.
- 1:26:15
Öyle bir işletmişim ki dedi, bir şey sorulduğu zaman fetvayı önden veririm dedi, sonra kitaba bakarım dedi. Bakarım dedi, kitap ona uygun gelir. Ulan şimdi, göktaşın demesi ama ben diyemem. Yaşlı. Ben diyemem. Hüseyin Avni hoca, herhalde yaşıt mıydı biraz benim. İşte dedi, hoca efendi dedi, senin gibiler böyle yaparsa, azim hatalar vaki olur, çok büyük belalar başımıza geldi.
- 1:26:49
Dedim hocam ben diyemedim. Diyecektim ben de korkmam da, özelde biraz kürsüden atış serbest de, şimdi özelde yaşlı falan bazı hoca efendiler falan, Efendi Hazretleri'nde sevdiği adamlar olsa, o da doğru söylüyor bak. Yanlış da fetvasına rastlamadım, çok seneler yanında kaldım. Yani yanlış fetvasına rastlamadım ama bak.
- 1:27:09
Onu da söyleyeyim yani, Efendi Hazretleri'nin himmetiyle. Ama, sonra kitaba bakıyor. Ama Efendi Hazretleri önce kitaba bakıyordu mübarek. Şimdi onun için, dikkat edelim yani şimdi buraya. Kıyas kabiliyeti olanlarda sıkıntı var. Ben de Allah o kabiliyeti geliştirmemişim. Mesela bu ayet muaddet, ona göre bu da buna benziyor, illeti aynı falan, bu hemen kalender hocayı ara.
- 1:27:36
Efendim şu hocayı ara, bu hocayı ara. Tamam. Ne oluyor? Mesuliyetten kurtulmuş oluyorum. Kimseye kafamdan bir fetva vermem. E şimdi kalktın diyorsun ki, Pitate Eli Zelil olacak, hiç Aziz olmaz. Olmaz. Şu anda bütün Eli Sünnet dışı, kaderi inkar eden, onu inkar eden, bunu inkar eden, ilahiyatçı, profesörü, dekanı, toşenti, ben sana dünya kadar gösteririm.
- 1:28:02
Hiç itibarları yok Müslümanlar arasında. Kaçamak yüreşiyorlar. Adam diyanet reisi olmuş, eski diyanet reisleri var. Hiç bir itibarı yok. Gelse aha burada şimdi bir kişi ona suratına bakmaz. E niye? Yok, Allah alıyor, Pitate Eli. Hadisler inkar ediyor, onun için. Hah.
- 1:28:22
Şimdi burun nereden getiriyoruz şimdi? Buzatabanlara zillet gelecek, geldi. Ve kezâlike neczil müfterin. Oraya dikkat. İftiracıları böyle cezalandırırız. İftiracı ne demek? Uydurukçu. Kim bir şey dinde uydurursa, onlara da zillet gelecek. Yakında bütün itibarları gidecek, zaten kalmamış. Onlar da sönecek, gidecek.
- 1:28:48
Bunun tefsirinde, Ruhul Furkan'da yazmışız, Hasan-ı Basri Hazretleri, bunu çok önem verdi buraya. Bu çok mühim dedi burası. Hasan-ı Basri Hazretleri buyuruyor ki, ehl-i sünnet dışı fırkalarda, mutezilede çok büyük âlimler var. Nakşerîler, Cübbaîler, Abdülcebbarlar, Allameyci anlar yani. Cessaslar. Ama, ehl-i sünnet dışı, hangi âlim olsa, hangi şey olsa, bozsa da veli olmaz da,
- 1:29:18
hangi âlim olsa, Allameyci olsa, aziz olamaz, Müslümanlar ona itibar etmez. Hep zelil olup söner kalır. Hasan-ı Basri diyor. Niye? Çünkü dinde bir at uydurdu ya, ve kezâlike neczil müfterîn. Bu zayı Allah diye tapanlar, yakında zelil olacak, alçak olacak dedi ya, peşine sade onlar değil diyor. Uyduranları, böyle cezalandırır.
- 1:29:42
Dinde bir şey uydurmayacaksın. uydurmayacaksın. Onun adına bid'at deniyor. Yenilenciler, reformcu olar, dinde girmişler. Hah! Orada neler söylüyor? Allah aziz etmemiş, Allah zelil etmiş, dünyada, ahirette zaten zeliler. Dünyada da Müslümanların cemaati onlara itibar etmiyor. Kime itibar ediyor? Benim ümmetim dalalette birisi.
- 1:30:03
birleşmez. Cemaat nerede toplanıyor? Anla ki onlar sevada azam, hak üzeredir. Ama ben sokaktaki cemaat, Beşiktaş Meydanı'nın Nişantaşı Meydanı'ndaki cemaattan bahsetmiyorum. Efendi Hazretleri'nin yetiştirdiği yetiştirdiği sizin gibi nadide sizin gibi nadide cemaatlerden bahsediyorum. Efendiyi görmüş insanlar, bu kadar sohbet dinlemiş insanlar dalalette birleşir mi kardeşim?
- 1:30:27
Ha! Ben de buradan nereye getiriyorum? Nereye getireceğimi anladınız. Konuşma lüzumu yok. Konuşman lüzum yok. El-Fâtiha. El-Fatiha. İmam Rabbani ne buyuruyor? İnne ihtâse şey'in fit tarîkati leyse bi ehvene min ihtâsi bidâtin fî şerîat Tarikatta bir yenilik uydurmak, şeriatta bir şey uydurmaktan şeriatı hatta bir şey uydurmaktan aşağı aşağı diyeceğiz.
- 1:30:51
değildir. Çünkü şeriat, tarikat yoldur gidene. Allah için Allah'ın yolunda yürüyenlere, seyretçilik yapanlara. Sen eşkıya mısın da milletin yolunu vuruyorsun? Sen milletin yolunu tıkatıyorsun. Efendiden sonra şeyh uyduruyorsun. Benden sonra yok kimseye bırakmadım halifem yok sözünü duymadın mı? Sesinden duymadın mı?
- 1:31:12
Videosunu izlemedin mi? Rabıta bana devam çek. Duymadın mı? Evvelce bunu kabul etmediniz mi? Hepiniz ettiniz. Şimdi vahiy mi geldi size? Nereden döndünüz? İşte müfterileri böyle cezalandırırız. Şeriatta bid'at uyduran yetmiş iki fırkaya da Allah zillet vermiş. Tarikatta bid'at uyduranlara da itiracı oldukları için büyüklerin yolunu bozdukları için
- 1:31:39
onlara da yakında zillet gelecek. Allah başlarına belalar yağmadan tevbe nasip eylesin. Dönüş nasip eylesin. Efendi Hazretleri rabıtasına döndürsün. Yoluna çevirsin. Kalpler Allah'ın tasarrufunda. Ben bedduacı değilim. Duacıyım. Bu kadar. Rabbimiz dinlediklerimizle amil eylesin. İlim ve ihlasta yüksek dereceler terekkiler ihsan eylesin.
- 1:32:07
Gazze'ye yardım eylesin. Filistin'e yardım eylesin. Ramazandan evvel kalıcı ateşkesler görmeyi ve onlara battaniyeler, yemekler, savurluk, iftarlık, ilaçlar gönderebilme nimetini bize nasip eylesin. Allah'ım yolları, kapıları fetheylesin. Ürdün'e, Mısır'a insaf nasip eylesin. Refah kapıları her yeri açılmış olup da bütün Müslümanlar seferber olup gidebilen,
- 1:32:33
gidemeyen hepimiz onlara yardımlar, iki milyonun imdadına Allah'ın izniyle yetişiriz. Sadece bu millet bile yetişir. Elhamdülillah. Onda şüphe yok da yani o cömertliğimiz tutar orada ama Allah kapıları açsın da bir an önce kurban olduğum onlara yardım edebilmeyi bize müyesser eylesin. Amin diyenler narcamdan azad eylesin. Adımlılığa, cümle sevaplara ihsan eylesin. Amin, amin.
Benzer sohbetler
2:26:52Pazar Sohbeti | Beykoz Mahmûd Efendi Câmii Şerîfi 8 Şubat 20268 Şubat 2026 · 147 dkPazar Sohbeti · 8 Şubat 2026
Pazar Sohbeti (Mahmûd Efendi Câmii Şerîfi) 2 Şubat 20252 Şubat 2025Pazar Sohbeti · 2 Şubat 2025
Pazar Sohbeti (Mahmûd Efendi Câmii Şerîfi) 8 Aralık 20248 Aralık 2024Pazar Sohbeti · 8 Aralık 2024


