1:00:05 / 1:54:50Şu an 1:00:05 / 1:54:50
Video bölümleri
- 02:43Bir İşe Allâh Rızâsı İçin Başlamak Yeter mi? Sonradan Niyet Bozulursa Ne Olur?
- 21:38Alî Hayder Efendi Hazretleri’nin Bir Çok Müftî ve Allâme Mürîdi Varken Mahmûd Efendi Hazretleri’mizin Onlardan Farkını Nasıl Açıkladı?
- 32:08Rızık Değişir mi? "Rızık Ecel Gibidir" Sözü Ne Demektir?
- 37:51İmâm Ebû Yûsuf’un Feyizli Hayâtından Bâzı Kesitler
- 45:50Merhûm Şoför Eyüb Efendi’nin Mahmûd Efendi Hazretleri’miz ile Yaşadığı Tayy-i Mekân Kerâmeti
- 57:03"Efendi Hazretleri'nin Tasarrufu Devâm Ediyor" Diyenleri Reenkarnasyonculukla ve "Kabirden Emr-i bi'l-mârûf Yapıyor" Diyenleri Şirk ile İthâm Eden Siyerci Hanımefendiye İthâf Olunur!
- 1:40:46Medîne'de Bir Vehhâbî İle Cübbeli Ahmet Hoca Arasında Geçen Komik Kıssa
Transkript
272 satır
- 00:39
Bismillahirrahmanirrahim. Bizleri bu mübarek gecelere kavuşturan Rabbimize sonsuz hamdü senalar ederiz. Bahattin Bilecik ağabeyimiz, bu hayırların, bu hizmetlerin müsebbiblerindendir. Allah hayrını artırsın, sıhhatini, afiyetini artırsın. Allah Kuvveci dede büyük külliyeyi de bitirmeyi bir an önce nasip eylesin.
- 01:35
Amin. Davet etti beni yani, gel dedi, işte burada Hoca Efendi kardeşlerine bir hasbihal ederiz. Deyince ben de dedim, madem on gecelerde olsun, çünkü kalabalık cemaatle akşam yatsı yıkılmış olurum. Akşam yatsı arası itikafa niyet ederiz. Kırktan fazla olan cemaatlerde kabul sözü var, vaadi var.
- 02:04
Ondan sonra hepsi Hafız Efendiler, Hoca Efendiler, haramlardan, günahlardan sakınan ilim ehliler, kimseler. Onlarla yatmış oluruz on gecelerden bir geceyi. Bu niyetle bu geceyi seçtim. Sesimi duyuyorsunuz değil mi? Ben biraz şey oldum, alerji oldum. Alerji haplarına başlattılar beni, onun için uyku sersemliği yapıyor.
- 02:36
Bir de sesi kıstı. Kısta. Elhamdülillâhi Rabbil âlemîn. Onun için iyi niyetle geldim. Yani niyetimi önce tahsiye ettim. Niyetleri tahsiye etmek, gözden geçirmek. Yani sahi mi, değil mi? Buraya bir, işte desinler girer, beğensinler girer, gösteriş girer falan. Onun için en mühim şey niyet. İnne vel âmâl bil niyâd.
- 03:09
Lakin, tabii arada karışır. Niyetler arada karışır. Niyetler arada karışabiliyor. E, bu karışmalar niyetin aslına zarar verir mi, vermez mi? Meselesine gelince, yani Ruh-u Beyan'da gördüğüme göre, o da Tatarhaniye'den alıyor. E, Tatarhaniye tabii Hanefi fıkıhlarındandır. O zaman matbu değil idi yani.
- 03:42
Şimdi matbu. Orada çok güzel bir fetva var, o bize yarıyor. Diyor ki, bir insan Allah rızası için mesela bir namaza başladı, bir amele başladı. Mealen neyini söylüyorum? Sonra niyeti, iyi niyetle Allah için bir işe başladı. Sonra arada bir şeyler nefis soktu, kattı, karıştırdı yani. Mesela girdin camiye, bir kuşluk namazı kılıyorsun.
- 04:15
Kimse yok. Ondan sonra, o arada biri girdi camiye falan. Sen de içinden, ya cami boş idi, kuşluk vaktinde cemaat çok. Olmaz. Cami boş idi ama, bak biri de geldi, gördü beni şimdi. İşte adam diyecek, ne güzel ibadet ediyor, işte namaz kılıyor, nafile namaz kılıyor falan. İçine böyle bir şey geldi. Adam gelmeseydi, kiren çıkan olmasaydı, içine böyle bir şey yoktu.
- 04:52
Sen ama niyeti baştan, sahih niyetle gittin. Yani... Terkib-ü terbitte de geçiyor diye hatırlıyorum. Bir hadis-i şerif de var. Mesela kuşluk namazı için mescide çıkarsa diyor. Ama onu başka bir niyet çıkartmazsa diyor. Oradan çarşamba pazarından da bir şeyler alırım. Fatih camisine giderim, bir kuşluk kılarım.
- 05:19
Gibi olmayacak. Sadece kuşluk namazı için mesela. Diğer namazlarda böyle bir şey, nafilelerde görmedim. Ama kuşluk hakkında böyle bir şey gördüm. Kaynağı da var. Onun için Ali Haydar Efendi babamız kaddes-i Allah'a sıra o çıkıyordu. Şeyden, tekkeden ayakları yürüdüğü dönemde kuşluk namazına geliyordu Fatih camisine.
- 05:42
Kuşluk namazına geliyordu. Yani öğleninde bekliyordur Allah'ı alem ama kuşluk namazı için çıkış yapıyordu. O zaman tabii yürüdüğü zamanları bilen yaşlılardan ben duymuştum. Yani buradan geçiyordu çünkü. Kovacice'den önden buradan Fatih camisine gidiyor. Biz kavuşamadık tabii. Tabii o 40'lı yıllardır yani.
- 06:07
50'li yıllarda zaten yürüyemiyordu. O zamanlardan burada yaşlıları görüyordum ben. Burada doğdum ben. Karşı binada doğmuştum o zaman. Onun için buranın yerleri var babamın arkadaşları, yaşlı adamlar. Öyle güzel giyinir diyorlar cübbesi, sarığı. Yani efendim herkes hayran kalır. Bütün yoldakiler, evdekiler ona bakar, onu seyreder.
- 06:35
Öyle gider. Tabikat-ı Esselamu Aleyhisselam Hazretleri. Şimdi kuşluk vakti gittin. Cami boş. Sen Allah rızası için çıktın, Allah rızası için namaza durdun. O arada geldi biri. Ondan sonra biri girdi, biri çıktı. Bilmem ne. Sen de içinden geldi ki yahu işte biz yine bak bir gören oldu, bir eden oldu.
- 07:02
Şimdi belki o da başka birine anlatır. Bu da nafile ibadet yapıyor falan. Camiye girdi, namaz kılıyordu falan. Belki böyle bir şey. İçine karıştı bu iş. Şimdi bu ihlasla münafi midir? El cevap diyor. Niyetin bidati ve aslı esastır. Yani aslında iyi niyetle Allah rızası için başladığı için o amele arada giren çıkan havadatır cinsinden yani vesveseler.
- 07:34
Çünkü azmin o değil. Niyet, azim demektir. Azim, kasıt demektir. Yani sen ondan sebep, kalbini ona bağlayarak yapacaksın o işi. Sen bunun için yapmadın ki bu işi. Denk geldi. Onun için bu ihlası bozmaz. Böyle olmasaydı kurtulan az olurdu. Ameli kabul olunan çok az kişi çıkar. Hiçbir şey karıştırmayacak işin içine.
- 08:04
Onun için kalbe giren çıkan olur. Lakin mesele niyet. İnsan evvela niyetini tahsil edecek. Sonra bazen yanlış niyetle veya bozuk halis olmayan bir niyetle de bir işe başlanabiliyor. Sonra o başlanılan iş güzel işse, iyi bir işse, salih bir amelse ama niyeti baştan bozuk başladı. Yine de amelin salih olması berekatıyla o amel, o iş onun niyetini ona düzeltilebilir.
- 08:50
Bir de bu var. Efendi Hazretlerimiz bunu çok söylerdi. Yani kaynaklandım. Hoca Efendiler siz fıkıhla uğraşıyorsunuz. Görmüşsünüz. Ben de kitaplarda gördüm. Hani büyüklerden birinin sözüdür. Yani biz fıkıh ilmine başladık okuma. Fakat Allah için başlamadık. Yani meslek için. Para kazanırız. Geçimimizi temin ederiz.
- 09:25
O zaman tabi şeriat devletleri var. Fıkıh ilmine itibar var. Fakihlere işte on sonra kadroluyor vesaire. İyi maaş var vesaire. Onun için biz fıkha esasen dünya geçimi için başladık diyor. Yani ilme. Fakat sonra ilim bizi ahirete çevirdi. Yani Allah'a çevirdi. Bunu Efendi Hazretleri çok meclislerde nakletmiştir.
- 09:57
Bu sözün önemi var. Çünkü neden? Eğer dünya ilimlerine uğraşsaydı, dünya ilimleri onu yani ahirete Allah'a çevirmesi ihtimali çok zayıf. Ama din ilmiyle uğraştığı için, ahiret ilmiyle, fıkıh ilmiyle uğraştığı için okuduklarından da Allah Teala biraz tesir nasip ederse, Sen'e kadar imanı olana bazı nasihat fayda eder.
- 10:28
Mü'min ise öğüt fayda eder. Orada okudukları ulemanın sözlerini görüyor. Helal-i haramı görüyor. Sonra ahiretle ilgili, azapla ilgili, cehenneme ilgili birçok. Hatta hadis görüyor. Fıkıh ne demek? Din fıkıhtan ibarettir. Onun için ilim bizi, özellikle fıkıh bizi ahirete çevirdi. Bu da büyük bir kazançtır.
- 10:57
Çünkü insan meşgul olacağı ilmi seçerken, öyle buyururdu mesela, Bu Karadenizliler, işte Lazlar derdi. Ali Adem Efendi babamız da. Tabi Lazlar Lazca bilene derler. Yani Lazca bir dildir. Kürt de Kürtçe bilene derler. Adam Diyarbakır'da doğmuş büyümüş de anası babası Kürt değilse filan Kürt denmez. Veyahut da Lazca bilmiyorsa Laz denmez.
- 11:29
Çayeli bile Lazca bilmez. Pazardan başlar bizim okuduğumuz yerler. Oradan gider Arka Avrupa'ya filan. Dolayısıyla çok da nüfusları da yok. Ama Karadenizliler'e genel manada Samsun'dan ilerisinde Laz diyorlar da. İşte bir şey istila olarak doğru değil. Örtekü söyleniyor. Bunlar derdi, Yani Otuz haneli köye gitseniz kırk hafız bulursunuz.
- 12:05
Kırk haneli köye gitseniz elli hafız bulursunuz. Ama imanları kırktır derdi. Sonra Mahmut Efendi Hazretlerimize bakardı. Acaba onun kalbinde yani Kendisine karşı bir, Ya niye böyle konuşuyor bizim hakkımızda diye bir şey geçiyor mu filan. Halbuki derdi Efendi Hazretlerimiz ben çok seviniyordum. Çünkü neden bizim ayıbımızı kusurumuzu o söylemezse bize,
- 12:34
Biz nereden bileceğiz kusurumuzu ahirette. Cevap vereceğiz hesap vereceğiz. Öyle için böyle seviniyor yani anlasın. Bizim aleyhimize de olsa söylesin bize hakkı söylesin bize. Mahmut benim tokatıma iyi dayanıyorsun. Buyururdu. E tam bunun sebebi olarak Allah için okumamışlar derdi. Allah için okumamışlardan da maksat Tabi o zaman fındık da yok çay da yok.
- 13:05
Zaten fındık bölgelerinde çok hoca çıkmaz. Bizimki Rasulullah'ın ortadan pek hoca çıkmaz. Yine of'tan çaykaradan o bölgeden çıkmıştır. Orada da zaten ot yok ocak yok. Çay yok fındık yok o zaman. Şimdi bile arazi yok ki çay olsan olacak arazi yok. Çaykarada arazim var yamaç. Öyle yerlerden hoca çok yetişir.
- 13:31
Yani çünkü hayvancılık olsa tarım olsa Tarla olsa saban olsa Anası babası koşacak onu işe. Şu kadar tarlan var şu kadar hayvan var bunlarla uğraş diyecek ona. Hafız hoca yapmayacak onu. Ama ot yok ocak yok. Ne iş yapacak iş yok. İşte hafız olursa hoca olursa Sonra Ramazan'da cere çıkar. Bir yerde teravih kıldırıp bir yerde mukavele okur.
- 13:58
Oradan bir şeyler verirler hediyeler falan gelirler. Böylece bir maaşet temin olur. Helal midir? Helaldir. Haramla bir alakası da yok yani. İşte mesele niyet. Buyurdu ki bunlar Allah için okunmamışlar. Yani çocuklarını da Allah için okutmamışlar. Baştan. Yani niyet baştan şey değil. Ama yine de mesele ne?
- 14:27
Mesele hafızlık olunca. Mesele Arapça ilimleri işte. Onun berekatıyla yine ekseriyet Ne oldu? İşte Hacı Dursun Efendi. Rahmetullah Aleyhi Hazretleri. Hacı Hasan Efendi Hazretleri. Bizim son tanıdıklarımız onlar. Onların gerileri var.
- 14:54
Neticede bir ümmet yetişti. Kıyamelerde imam kalmamıştı, cenaze yıkayacak adam kalmamıştı. Kulu Allah okuyana imamlık veriyordu. Babam diyordu ki, o da 90 yaşlı geçti. İşte Müftü Ali Ekde Efendi, o zaman Fatih Müftü Ali Adem Efendi babamızın müridiydi ve çok hizmetindeydi. Emin Saraç Hoca Efendi, Rahmetullah Aleyhi ve Cemaat, kayınpederi oluyor.
- 15:26
Ali Ekde Efendi, Ali Adem Efendi babamızın, hemen bizim Efendi Hazretlerimize doğru giderken, hemen Hacı Anne'yi geçince, solda, kabri şerif işini biraz güzel yaptılar. Bakım yaptılar. Yani Müftü Efendi, Fatih Müftü'sü o zaman, işte adamı dinliyor. Kulu Allah doğru okusa, imam edeyim seni diyor. Kulu Allah doğru okusa, hafızlık mafızlık, diplomatik, ne alakası var?
- 15:52
Kulu Allah okuyabiliyorsa, imam edeyim seni. Camiler münhal, boş. Bir tane genç yok. Yani 40'lı yılları konuşuyoruz. 40'lı yılları, 40-50 aralarını konuşuyoruz. Yani babamın da dönemi. Dolayısıyla nerelerden nerelere ama şimdi burada tabii Karadenizlilerin bu işte çok faydası oldu. Çünkü oradan, şu Farık Salı, Mehmet Haşin Kıtlı, Hoca Efendi rahmetullahi aleyh.
- 16:26
Efendimiz Hazretleri diyor, biz ofta, anne bana hafızlık yaptırıyor. Ondan sonra, İz testegi ithune mi, testegi şune mi? İhtilaf çıkıyor. Ofta, çagara, dogruda hoca var, hafız var. Göğe mesela o zaman da yine Kıtlı var. Testegi ithune mi, testegi şune mi? Bunu, ihtilaf çıkıyor. İşte A, B, S, V, B, S, R, A, B, S, R okuyan var, B, S, R okuyan var.
- 16:56
Böyle ihtilaf çıkıyor. Haşin Kıtlı rahmetullahi aleyh, Hoca Efendi gelene kadar. İstanbul'dan aldı tabii. Bütün aşireti takip, tayyibeyi bitirdi. Geldi ofa, şu Farık Salı köyüne. İşte Efendi Hazretlerimiz onu talep eden, onun bereketiyle yüzlerce, binlerce, binlerce adamın ağzını düzelttiği tası, oruf yaptığı makarıcı, orufun şey yaptığı, o sırada hafız ettiği işte neyse.
- 17:24
Arapça da okudurdu. Arapça da çok zekiydi. Yani öyle şey değil. Mesela Hacı Dursun Efendi'ye bir şey sorarsın. Molla camiden şuradan buradan. Anladın, anladın, anlamadın. Hadi git işine. Veyahut da biraz sinirliydi. Çu Farık Salı öyle değildi. Gel Molla derdi uşağım, müzakere edelim falan. O müzakere edelim derken deşerdi şerleri merleri.
- 17:47
Mesela Çu Farık Salı'yı kimse o kadar şey zannetmiyor. Arapça da mahir zannetmiyor. Halbuki Arapça da çok mahir idi. Ondan okuyan, Arapça okuyan hoca efendilerden, çoğu öldü şimdi. Onlardan dinlediğime göre yani. En incesine kadar şeyhlerin böyle işi yapar, kamişleri falan. Ve bu adamlar Allah Teala kabirlerine nur eylesin, dereceni âli eylesin.
- 18:12
Bu dinimize hizmet ettiler. Şu anda bak işte akşama kıldıran güzel okudu yani. Onun arkasına rahat namaz kılınır. Şimdi çoğu sürüyor. Kıraat berbat. Maalesef bizim tabii tarikat işinde çok ileri olanlarda da kıraat çok zayıf. Kıraat çok zayıf, talim tecvid çok zayıf. Çekecek yerde çekmiyor, duracak yerde durmuyor falan.
- 18:39
İşte mesela şimdi bunların ağızları. Bu kadar talebenin ağızları nasıl düzeldi? Binlerce, on binlerce, yüz binlerce oldu şimdi hafızlar şeyler. Bakıyorsun gidiyor gidiyor geriden. Haşkullah Efendi'ye gidiyor, kesik bacak İsmail Efendi'ye gidiyor. İşte efendim, şu efendiye, bu efendiye gidiyor. Çünkü neden?
- 18:59
Bu adamlar bu işi Allah için yapmışlar. Haşa Allah için yapmışlar. E tabii herkes Allah için girmedi bu işe, tamam girmedi. Ama sonra ilim onları Allah'a döndürdü, zine döndürdü, ahirete çevirdi. İşte hâlâ der efendim babamızı buldurdu Mevla. Efendi Hazretlerimizin ayağına gönderdi Mevla, Efendi Hazretlerimiz zaten baştan beri Allah için iş yapan çocukluğundan beri
- 19:21
kimsenin bir falsosunu görmediği, yanlış bir şeyini görmediği. Değil mi? Yedi yaşında, beş yaşında kadınlara bakmıyor. Kadınlara kendini sevdirmiyor. Ya sen bebeksin. E siz bebek misiniz diyor ya. Ondan sonra kaçıyor mesela. E ne diyor? Kes baka ya Ahmet Hoca. Seksen yaşında neneye bakarak konuşuyor.
- 19:41
Efendi Hazretleri böyle yapıyor. Ondan sonra bir vuruyor ona, ne bakıyorsun kadına diyor. Yahu seksen yaşında nene ya, onlar da zaten on yaşında, dokuz yaşında. Ha böyle bir takva insan, böyle bir hâlis, muhlis, muhlas bir insan, murad bir kul Şeyhini Mevla ayağına göndermiş. Ondan sonra onun berekatıyla ona hâlâ...
- 19:57
...berekatıyla ona hâlâ derler, babamız ayağına gönderiyor. Bak, taa bandırma Rıza Efendi. Kaddese Allah'a şükür, o kırk sene evvel vefat etmiş, o geliyor, aynı canlı diyor, karşıma çıktı diyor, gel burada bir asker var teslim al diyor, oradan gidiyor. Adı yok, sanı yok ama gösteriyor, simâsını tanıtıyor.
- 20:18
Yanında gösteriyor, elinden tutmuş, gel bu emanetindir, teslim al diyor. Ondan sonra o gidiyor işte. O buluşma olmasa, şimdi bizim hâlimiz ne olacak? Sebepler âlemindeyiz. hoca olacaktık, şey olacaktık yani ben bir şey demiyorum ama bunların, bu sebeplerin önemi, vesilelerin önemi lilvesâhil hükmü'l-mekâsıd.
- 20:50
Vesile, maksat hükmündedir. Onun için, ondan sonra tabi İŞEP'ten ahirette dönüyor, ondan OF'tan icazet alan Hacı Dursun Efendi'den, eski tanıyan, tanımayan enişteleri, akrabası, köylüsü, İhsan Efendisi, Hasan Efendisi, Mustafa Efendisi, Pilici hocamız rahmetullahi aleyhi ve selam, nur olsun. Bunlar, ne yapıyorlar?
- 21:18
Hepsi Efendi Hazretlerimiz'e gelip buluyorlar. O da onları Efendi Baba'ya götürüyor, hepsi ihvan oluyorlar vs. Bu kadar medreseler, şeyler, bütün dünyaya buradan bir hidayet ışığı, nuru parlıyor. Şimdi, bu düzenin devamı ve bekası, ihlasa bağlı. İhlas, yaptığın işi Allah için yapmak. Çünkü Efendi Hazretlerinin diğerlerinden farkı neydi?
- 21:51
İhlas. Efendi Hazretlerimizin diğerlerinden farkı neydi? Teslimiyet. Yani söz dinlemek. Diğer hocalardan, efendim, müritlerden ihvan içerisinde farkı neydi? Heves, gayret. Ne buyurdu? Bak, Ömer Nasuhi, bilmem, rahmetullahi aleyhi, Ali Adem Efendi Babamızın heyeti telifiyede, meşrikatta heyeti telifiyede, kitaplar yazarlarken mecelleden vs.
- 22:28
bölümler, sekizinci katibiydi. Yani birinci katibi değil, ikinci katibi yok. Sekizinci sırada katibiydi. Ömer Nasuhi'nin ilmine şu anda yetişen fakir kalmadı dünyada. Şu anda yok öyle bir fakir. Fetvasına güvenilir, muteberdir, evladım buyurdu.
- 22:45
Şimdi, o sekizinci katibiydi. Neler gördü, neler gördü? Ali Adem Efendi Babamız, kardesallahu aleyhi ve sellem, çok uzunda yaşadığı için, ne hafızlar, ne alimler, ne hocalar, yani Efendi Hazretleri, son dönem buluşmaları için, 52, vefatına kalmış, sekiz sene. Ah sen de, keşke, ben biraz daha sağlıklıyken, gençken elime bir düşseydin, sana çok daha emek ederdim.
- 23:16
Yani zahiri ilimlerde de. Batını da ne varsa verdim dedi. Ancak, ne buyuruyordu ona? Mahmut evladım, ben senden daha zekilerini gördüm. Bana çok zeki insanlar geldi, talebe oldular, mürit oldular, vs. vs. Ama fark nedir? Senin kadar meraklısını görmedi. Meraklı ne demek? Bir şeyi unutmamaya çalışıyor, amel etmeye çalışıyor, dinlediğini amel etmek için dinliyor,
- 23:49
gidip ona bunu anlatırım da hava atarım diye değil. Hep ihlas, hep samimiyet. Bir kere aklından ben şeyh olurum diye geçirmiyor, halife olurum diye geçirmiyor, vekil olurum diye geçirmiyor, bir köşe başını tutarım diye geçirmiyor. Sırf Allah için hübbü fillah. Böyle bir zat görmedim diyor. İlk daha da gördüm, vuruldum diyor, sultan diyor, padişah gibi oturuyor,
- 24:17
caminin arka mahfilinde, çünkü vapurla gelmiş, Halade Efendi babamız, o gün de cuma günüymüş, işte namazlarda yetişememişler, bandırma vapuruyla, arkada kendileri cemaat yapmışlar, veyahut işte yetiştiyse de sona yetişmişler, mahfilde. O zamana kadar da böyle bir zat görmedim diyor. Bugün de hoca, şeyh de görmüş yani, Karadeniz'deyken de meraklıymış,
- 24:45
hoca var mı, şeyh var mı, dolaşıyormuş. İlk başta Gümüşhanevilerden de ders almış. Yani illa bir mürşit arıyormuşlar, dokuz yaşında, on yaşında mürşit arıyormuş yani. Ama bak Mevla mürşidini ayağına gönderiyor. Neden? Samimiyetten. Öyle derdi ne? Tam teslimiyet. Yani şimdi bakıyorum, onu derdi Halid Kürbüzler ağabeyimiz, Rahmetullahi Aleyhi Efendimiz babamızın ortanca oğlu.
- 25:17
Yani biz onunla çok gezdik. Aslında tabii 85'lerde vefat etti ama ondan evvel tabii çok, Efendimiz'in yanında da çok, yolculuklar çok yaptık. O öyle bazı nakiller yapardı. Çok nakil yapamazdı, babasının yanında çok durmamış. Bahattin Kürbüzler ağabey, Rahmetullahi Aleyhi, Hafız ağabey derdik. O çok nakil yapardı çünkü o çok durmuş babasının yanında.
- 25:35
Ama Halid ağabey de yani az çok biliyor. Derdi ki, Hafız ağabey derdi, bizim efendiye Hafız ağabey diye hitap ederdi. Efendim baba zamanından öyle kalmış. Ağızlarında, Hafız ağabey derdi. Sen derdi, sahabe-i kiramın içinde olsaydın, Ebubekir Sıddık şeyinde olurdun. Yani sahabede olsaydın Ebubekir Sıddık'la oluyormuş.
- 25:59
Neden? Tamamen tasdik, tamamen doğrulamak, tamamen teslimiyet, sorgulama yok, hikmet araştırma yok. Sıddık nasıl oluyor? Tasdikten oluyor işte. Karıştıran Sıddık olur mu? Onun için, böyle ona hitap ederdi ve doğruydu. Yani bizim de gördüğümüz kadarıyla, anladığımız kadarıyla.
- 26:27
Şimdi, mesele onun için, bütün mesele niyet. Bir insan Allah için bir işe başlarsa, arada arızalar olsa da Mevla onları fazl-ı kerem ile affediyor, siliyor. Niyet iyi, akıbet, niyet hayır, akıbet hayır diyorlar. Onun için, sizlerin de, yani üstün zannımı odur, hep Allah için.
- 26:52
Şimdi zaten, yani internet çağındayız. Her imkanlarınız var. Herkesin cebinde akıllı telefonlar var. Her yolu görüyor. Her yolu görebiliyor, gidebiliyor, edebiliyor. Pek bu işte de, şu anda çok da bir, yani, katron maaş ve şey de kalmadı. Yani şimdi, tabii Melle'den falan imamlığa girenler oldu, bir memuriyet alanlar falan oldu.
- 27:18
Ama sizin bulunduğunuz fıkıh ihtisasları vs. bu ilimlerde, şu anda tabii, Allah dünyada da itibar verir, ahirette de itibar verir. Ona şüphe yok. Bunu çok okurdu Efendimiz. Babam derdi, böyle bazı hadis-i şerifler okurdu derdi. Bu hadis-i şerifi de, nereden öğrenirdi bunları derdi. Yani tabii oflu hocalardan falan, eski hocalardan, babası çok büyük bir alim olduğunu söylemezdi.
- 27:51
Ama çok takva sahibi, namaz ehli, cemaat ehli, cemaati hiç terk etmeyen, saatlerce gidip işte tarlasına, sonra bir saatlik yola tarlaya gidip oralarda bayırlar aşıyorsun, kolay değil tarlana gitmek, gelmek, camiye bir daha. Her beş vakit namazı, işte cemaat bir kişi de gelse, iki kişi de gelse, çoksa cemaat gelmiyor, tarla zamanında da gelmiyorlarmış.
- 28:14
Ama yine de, camide kılalım, cemaatle kılalım, bir kişi de olsa falan, onun için yani ne demek, yani bir saatlik yola git, bir saatlik yoldan gel, bir daha tarlaya git, bir daha gel, en azından öğlen ikindi namazları için, çok zor bir şey, o kadar yürümek. Ama Allah için işte, ihlas, hem ihlas, öyle baba, hep mesele, yine geriden de geliyor tabii, helal lokmadan geliyor,
- 28:36
ananın babanın seni yedirdiğinden geliyor, içirdiğinden geliyor, bunların hepsinin çok önemi var. Tabii o da elimizde değil, seçmek, seçilmek şeyinde değiliz. Biz seçmedik anamızı, babamızı. Ya bunların yaptıkları şeyler de bize vuruyor. Dolayısıyla, daha yeniden, ecdadından, ceddatından, birinin haksıldığı, birinin zulmü, pirinin aldığı ahtan, yani bundan tabii,
- 29:03
Vela teziru vâzıratun, üzül okunan kimse kimsenin, hani yükünü çekmez buyuruyor. Velakin, bir eserin kaldığı da inkar edilemez. İmam-ı Harameyn olacak. Küveyni ne diyor, munazaralardaki, yani, Allame-i Cihan yani. Ama diyor, bazen tutukluk oluyor diyor, bir munazarada, halimlerle falan bir şeyde, ilmi tartışmada, bir tutukluk oluyor.
- 29:31
Niye? O tutukluluk sebebini biliyorum. Nereden? Çünkü annem gitmiş bir kadına misafir, orada işte, başka bir iş yaparken, ben ağlamışım, o kadın da beni emzirmiş, hani çocuğu susturmak için, emdirmeye kalkmış, oradan işte ne kadarsa, bir süt bana gelmiş. Dolayısıyla, yani işte o kadın da çok zeki olmayan, veyahut da işte, çok, çok şey olmayan, benim hani kendi annem gibi
- 29:59
konumda olmayan biri olduğundan, işte o sütten bana diyor, bunu söylüyor, اَلْرَضَٓاءُ غَيْرُ الْطَبَٓاءِ diyor. Yani süt tabiatları değiştirir. Yani süt tabiatları değiştiriyorsa, ya kan? Kan ne yapmaz? Bütün kanla... şey diyor, annesinin karnında dokuz ay onun karnı ile besleniyor bir damla süt tutukluk yaptırıyor bana diyor Dolayısıyla bunların etkileri illa ki var.
- 30:27
illaki var Var ama, salahında, innallâhe le yudrikü'l-abde bu salâh-ı valide-i bir salih valideydi. yani Yani anne babasının salahından, takvasından çocuğa çocuğa bereket ulaştırır, buyuruyor. Ondan sonra, yedi ceddinden geldiğinin zikri bahsi, Kur'an-ı Kerim'de geçiyor. Vekâne Ebu Uma Salih'e, duvarları yıkılacak yetimlerin babaları diyor,
- 31:06
tefsirler İbn-i Abbas'dan müsaade ediyor, rivayetlerde yedi dede ötesine diyor, eb deniyor tabi, cedde babadır. O bakımdan Ebu Uma deniyor dedeye. Büyük büyük büyük dede. Onu salih idi diyor. Onun için iki peygamberi gönderiyor, Hızır Aleyhisselam'ın ihtilaflı hisseden nübüvveti. O kadar büyük zat. Bunları gönderiyor, çocukların duvarlarını düzelttiriyor.
- 31:31
Bunlar bize niye anlatılıyor yani? Hikaye kabirinden değil ki bu. Tabi ki aynı zamanda kıssadır, hikayedir. Ama Türkçe'de hikaye, masal palavra mağazına kullanıldığı için çok kullanmak istemiyorum bu tabiri. E çünkü esas mağazı kıssadır. Yani yaşanmış olaylar, bunları niye zikrediyor? E tabi anamız babamızla bizim seçmek elimizde değil.
- 31:51
O da bir ayrı dava. Şimdi biz bu işi nasıl düzelteceğiz? Yani kendi niyetlerimize bakacağız, kendi amellerimize bakacağız. Ondan sonra Allah için ilmi talep ederse, işte bu Lillah hikayesi var. E Allah için ilim tahsil ederse, Tekefferallahü bir rızkı. Allah onun rızkına kefil olmuş. Minhayisü lehattesü.
- 32:19
Hiç ummadığı, beklemediği yerden, yani beklenen yerden, mazın neslinden gelir. Bu hiç beklemediği bir yerden bir de bakışın, rızkın geliyor. Nasıl geliyor? Bu yaşanmış, denenmiş. Birçok ulema bunu görmüş. Zaten Yani estağfirullah. Yeryüzünde gezen her canlı, tebelenen böcek bile rızkı Allah'a ait. Mevla kefil olmuş.
- 32:51
Meşayih ne buyurmuş? Rızkı Allah'a ait, Allah'ın gayrından istenmesi muhal. Çünkü hâl Allah diyor. Ama buyurmuyor ki, rızkı Allah'da işte kadre ma ekvi, yetecek kadar vereceğim, işte bayi isteği, ne can istiyorsa vereceğim buyurmuyor. Rızk o. Eceli gibidir o. Herkes istediği kadar yaşayabiliyor mu? İstediği kadar da rızkı gelmez.
- 33:27
Çünkü onun rızkı değil zaten, nasıl gelsin? Ezelden onu ne takdir ettiyse rızkı o. Onun için Ebu Osman Hiri, Kudüs'e soruğu, yani benim bildiğim üç tane Ebu Osman var da, daha da çoktur da, en meşhurları meşayihın yani, onlar ilk 300'lü falan, Nişabur meşayihleri, Neysabur'un, Ebu Osman Hiri, Ebu Osman Magribi, Ebu Osman Nasibi, Nefahat-ül Üste geçiyor bu zatlar.
- 34:04
Sülemi Hakakü Tefsir'de bunu söylüyor. Ebu Osman Hiri'ye dediler ki, mine ne teykülü? Yani nereden yiyorsun, içiyorsun? Geçimin nereden? O da dedi ki, fe inkünte mü'minen ve ma min dehabeddin fil arzı illa lillahi rızkı ah. Müslümansan, sana ayet okuyorum, fente müsteğninane azes sual. Bu suali bana sormana lüzum da yoktu, ve müslüman olup birisisin, sormamalıydın.
- 34:37
E ve inkünte cahiden, zaten münkir bir adamdıysan, fe lehtabem hake. Seninle ne konuşayım dedi, gavurla ne konuşayım dedi. Onun için rızkı Mevla kefil. Gönderir. İmtihan eder mi? Eder. Ama sen bil ki, sen üniversitede okusan... sen doç da olsaydın, sen ordinalius bilmem ne olsaydın, rızkın aynıydı. Rızkın atmayacaktı, eksilmeyecekti.
- 35:09
O zaman ne o gavurlukları okuyacağıma pahri, Allah'ın dinini, Kur'an'ı, kitabını okuyayım. yiyeceğim değişmiyorsa, rızkım değişmiyorsa, me'aş, me'aş, ne demek? Geçim, me'aş, aş, bu değişmeyecekse, helaldan alsan helaldan geliyor, haramdan alsan haramdan geliyor, ve innes suhte rizkun mislihilli ve innek rahme gâli kullu gâli El-Sünne'de göre, halal da rızık, haram da rızık.
- 35:40
Yani haramdan ararsa haramdan veriyor, helaldan alsa helaldan veriyor. Ama aynı, rızkı değişmiyor. E sen bunu helaldan arasaydın aynı gelecekti. Rızkın haram diye artmadı ki, o da haramdan artıyor zannediyor, spor toplu oynuyor. Halbuki sen orada artmayacak ki, o rızık sana yazıldıysa sana helaldan da gelecek.
- 36:00
Ondan sonra, adam geldi, Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem de ona işte neyse ona bir hurma vermişler, o da birine vermişler, böldüler mi ne etler, neyse o bir hurmayı da ona vermişler. Rızkun sâkaullah, Allah'ın sana sevk ettiği bir rızk. Levlem tehdiyle etek. Sen gelmesen o gelecekti dedi. Yani bu hurmanın yanına, sen gelmesen bana,
- 36:22
ben sana vermeyeydim bunu, bu hurmayı ben birine verecektim, o birine verecekti, o birine verecekti, çünkü yiyemez. Niye yiyemez? Her ve mâ min zer'in fil arz illâ mektûbun aleyh hâzâ rızkı fülân ibni fülân. Her ekinin, budayın, kayısının, ondan sonra kirazın, hepsinin üzerinde yazıyor. Bu felân oğlu, felânın rızkıdır.
- 36:51
Ondan sonra adam, veriyor ona yesin diye, o yemiyor, veriyor onu birine, o yüzden saklıyor arabada, günler geçiyor, bilmem ne, çantasında kalıyor. Ondan sonra bir yerde çıkarıyor, hadi öbürüne alıyor, o da yiyor. Niye? Çünkü o onun rızkıydı, kaç şeyle, vasıtayla ona gidecekti. Ben bunu bir yerde işte söylüyorum, o arada da arkadaşlar üzülmüyorlar,
- 37:17
işte bu senin rızkın mı bakayım, bu benim rızkım mı bakayım, böyle şaka şamata yapıyorlar, o sapı onun elinde kaldı, çöpü öbürünün elinde kaldı, öbürünün memesine kaldı, tam öbürü ağzına götürecek, o ondan elini çekiyor, dur diyor, alıyor hatıra. Ne gülüyorsun dedim, bu onun rızkıydı zaten, sen yiyemeyecektin ki, ama tamam da dudağımdan kaçtı.
- 37:38
E ben ne yapayım hacı abi, hâ ve rızkı fülân ibni fülân demiş yani, hadis-i şerifte geçiyor, onun için sen gelmesen o gelecek. Yani ne buyurdu, İmam Ebu Yusuf dediler, vefat etti. İmam Hazan Efendimiz hayatta, halbuki İmam Hazan Efendimiz sonra yaşadı yani. Ama bir haber çıktı, efendim, İmam Ebu Yusuf vefat etmiş.
- 38:11
O zaman böyle cep telefonu mu var yani, ne ile hemen ulaşacak, bir yerden bir yere haber gelene kadar, bazen gün geçiyor. Ama İmam Hazan Efendimiz radıyallâhu anh ne buyurdu, vefat etmedi. Nasıl yani? Hani keşfin varsa bir şey var, manevi konuşuyorsan konuş. Bilgi olarak neye dayanıyorsun yani? Vefat ettik haberi geldi, sen bilgi olarak delilin nedir?
- 38:37
Manevi, tarih bir şey. Mevla bildirirse bilir ama İmam Hazan orada keşif, iddia etmedi ki. Ne dedi? Dedi daha ölmez. Niye? Daha zengin olmadı dedi. Niye? Âlimler, Allah için iş yapanlar, zengin olmadan ölmez. Bu İmam Hazan'dan gelen bir söz. Ve tespitli, ispatlı. O zaman da İmam Ebu Yusuf çok zengin olmamış.
- 39:04
Sonra tabii Harun Reşit döneminde vesaire, katılıkta yaptı falan. Yenilenini yapmak zorunda, ne yapsın? O yapmasa bir daha da ehlinin eline geçiyor. Ondan sonra İmam Hazan kaçındı bu işten ama o da vazife tayin ediyor bazı kere. Biri yapacak yani. Ve hakkıyla yaptı. Hakkıyla yaptı. Taviz de vermedi.
- 39:24
Ondan sonra çok zengin oldu. Helalinden oldu. Bütün her taraf onun oldu. Bağdat onun oldu. Mallarını saymakla bitiremiyorsun. Ama hepsi helal. İlmin bereketi. Sonra Evliyaullah'tan bazı zatlar kadıları çok tutmaz. Çünkü kadı sultanla oturup kalkması icap eder. Allah, mâ lem yukhâletu sultan, feydehâ khaletûn fehderûn Yani bu hadis-i şerif de vardır,
- 40:00
Câmiu'l-Sahir hadislerine de geçer. Yöneticilerle çok karışıp görüşmedikleri sürece âlimler Allah'ın emin ve güvendiği kimselerdirler. Ama karışma görüşmeler, toplantılar çok yaparlarsa sakının onlardan, taviz verme tehlikesi doğar. E bu hadis-i şerif vardır, yani manen sahittir, doğrudur, ama herkes hakkında geçerli değildir.
- 40:26
Mesela bu İmâm-ı Ebû Yusuf'a bu dokunmamıştır. Çünkü o şeriatın hükümden tahkim için bu vazifeyi yapmıştır. En teki onlardan sonra neler oldu? Muhtecilerin eline geçince neler oldu? Yani vesair dönemlerde Pidat-ı El'in eline sultanları, padişahları, yöneticileri bıraktığın zaman işte hep yine mesele niyet.
- 40:52
Hep mesele niyet. Niyet sahiste bir sıkıntı yok. Ama yani Evliyaullah, tasavvufla ilgilenen Zühd ehli diyen, takvâ ehli kadıları, yani resmi görevde olan şeriat devletinden bahsediyorum tabii, şu andan bahsetmiyorum. Şeriat devletinde resmi görevde olanları çok şey yapmazlar. Çok yakında da durmazlar.
- 41:17
Tek evliya olacağını da, makamını yüksek olacağını da tahmin bile etmezler, zahire. Onun için mesela Maruf-ül Kerhî Hazretleri Kaddesallâhu aleyhi ve sellem, o Evliyaullah'ın en büyüklerinden. Onun tabakası çok yüksek. Yani Abdülkadir Gelen Hazretleri, ondan tabii kaç yüz sene sonra da onun kabri şerifinin bulunduğu toprağın yanına giderken nâlinlerini çıkarır da giderdi.
- 41:44
Hazreti Maruf'un yattığı yere ayakkabıyla gidilmez diye. Orada çilhanesi var, ibadetlerini orada yapar. Kabri şerifinin yanında. Öyle buyuruyor. Kabru maruf, et triyakul mücerrabu. Bağdat'ta Maruf-ül Kerhî'nin kabri duaların kabulü için denenmiş triyaktır. Bütün meşayih bunda ittifak etmiştir. Ruhul Beyan'da da var.
- 42:07
Yani Mevla onun hürmetini kabul ediyor. Onun yüzü hürmetine olma tevessül ve istirhase yapıldığı zaman. Ve ne buyuruyor? Men kâne illâ hâcetûn felles el-ubî. Kimin Allah'tan bir hacetli dileği varsa benim hürmetime istesin. Bunu da açıkça diyebilmiş bir zattır. Şafiri Sadık radıyallahu anh Efendimiz'e hizmette bulun.
- 42:29
Ondan sonra Hazreti Maruf da Ebu Yusuf zamanında yaşadı. E onun için yani Ebu Yusuf kadi, şeriat adamı Allâme-i Cihan. Tabii ki onlar kabul ediyor Maruf-ül Kerhî ona göre. Yani ona göre ümmi sayılır. Ona göre. Yoksa ümmi olur mu Evliyaullah'tan? Hiçbiri mektep, medrese görmese bile eğer veliyse zaten ona cahil denmez.
- 43:00
Çünkü Allah'ı bilen nasıl cahil olacak? Mettehâ vellâhu min veliyyin cahil. Şimdi Allah hiçbir cahilden veli ittikaz etmemiştir. Bu sefer bakıyorsun ilmi olmayan, ümmi olan veliler var. Bu bununla bozulur mu? Bozulmaz. Çünkü neden? Allemnehü sümmettehıznehü. Önce öğrettik sonra veli ettik diyor. O ilimle Allemnehü min ledünnehü.
- 43:23
İlma. O zaman ledün ilmi veriyor. Okumadan da verir. De hâlke fazlullâhi ütîmen yeşâ. Ben bu kadar okudum da ben bu kadar efendim itibarım olmadı da benim millet bu kadar tutmuyor da bu adam nereden çıktı da bunu buna millet buna niye şey ediyor falan. Bu Allah'ın fazl-ü keremi dilediğine verir. Onda taksimata itiraz edemezsin.
- 43:45
Var onda bir ihtisas var, bir hususiyet var. Allah'a karşı bir özel muhabbeti var, bir şeysi var. Bir yerden kazanmış yani. Mevla'nın kalbini biliyor. Sen zahirine bakıyorsun. Mevla'nın kalbini biliyor. Onun için yani İmam Ebu Yusuf Hazretleri'ni tabi seviyorlar, sayıyorlar. Ama vefat etti İmam Ebu Yusuf.
- 44:08
Iııı Maruf Ülker Hazretleri işte geceden gördü. İşte yarın işte bu gece cennetlik bir zat vefat etti. İşte cenazesine katılanlar şöyle affolacaklar vesaire vesaire. Ondan sonra evliyat olur tabi Bağdat o zaman. Yani kim vefat etti haberi gelecek acaba büyüklerden biri. Bir de baktı İmam Ebu Yusuf'un haberi geldi.
- 44:35
Allah Allah. Başka da o gün ölen bir meşhur alim veli yok. Hemen mesela belki de cenazeye gitmek fikrinde değildi. Ama hemen toparlandı. Hatta kaçırdı diye cenazeyi. Ölene kadar üzüldü. Nasıl ben cennetten ulaşamayacağım? Manen tefşirat oldu ona. Gösterildi bana dedi ya. Nasıl kaçırılmıyor? Cenaze kılınmış oldu o gidene kadar.
- 45:01
O zaman şimdi hızlı vasıtalar yok. Uzak. O şeyde bir derenin, ciclerin kenarında bir mescit yapmış. İnziva çekilmiş idi. Onun için şehre gelene kadar cenazeye yetişemedi. Şimdi İmam Ebu Yusuf Rahimoğlu için bak ne buyurdu? Ölmedi. Çünkü daha zengin olmaz. Sonra baklar hakikaten ölmemiş. Sonra Allah ona o kadar mal mülk verdi.
- 45:29
O mal mülk onu dünyacı yaptı mı yapmadı. O kadar kaza, hüküm veriyor, ders okutuyorlar, fetva veriyorlar, sohbet ediyorlar, şey yapıyorlar. Yine işte iki yüz rekat nafilesi var. Bilmem ne kadar hatmi var. Şu kadar. Nasıl yetişiyor arkadaş? Biz bir şey yetiştiremiyoruz ya. Ne bereketsiz bir zamanda mıyız?
- 45:52
Kendimiz ne bereketsiz. Yani ben kendim hakkımda konuşayım. Bu tayyı zaman meselesi. Efendi Hazretleri ile bunu yaşıyorduk. Tayyı zamanı da, tayyı mekanı da yaşıyorduk. Yani Efendi Hazretleri ayrı bir şeydi. İkindi ezanı buradan okunuyor. Şey yetişeceğiz. İkinci köprü yok daha. Üçüncüyü konuşmuyorum.
- 46:15
İkinci köprü yok. Siz hiç unuttu olmamışsınız. Tabii kaç kişi doğmuş o zaman? 80'de. Ondan sonra şeyde vaaz edecek. Çengeköy'ün ilerisinde. Paşa bahçeyle Çengeköy'ün arasında bir camiye giderdi oraya. Ondan sonra Eyüp var o zaman. Şoförlük ediyor. Bizim derslerde yine o da dönüş yapmıştı. Sonra şoför oldu falan.
- 46:43
Sevgisi çok samimi. Derslerini güzel yapar falan. Tabii yaptığı zaman yapar. Raydan atlattığı zaman tam atlatır. Birkaç sene görünmez. Ondan sonra Hacı Bilal düşer peşine bulur top kapıdan getirir tekrar falan. Ama ondan sonra bir başlar. O başladığı zaman da ne seni beğenir ne beni beğenir. Herkese çarpı koyar.
- 47:03
Ama bak Medine'de vefat etti. Hazreti Osman'ın dibine defnedildi. Elhamdülillah. Efendiye hizmet edenlerin hepsi yani iyi niyetle samimi bağlananlar da Allah'ın izniyle günahlar olsa da o muhabbet hepsini sildirir. Ve sonlarında efendisine şefaat mutlaka ulaşıyor tabii. Ona hizmet edenlere şefaat ediyor.
- 47:25
Ondan sonra o da büyük bir şefaat değil mi? Hazreti Osman'ın dibinde eklime nasıl mı olur? Ondan sonra mesela bindi. Burada ezan okunuyor. Adını deyin ya. Paşavahçe'ye gitmedenki bir evvelki durak. Beylerbeğini geçiyorsun. Beylerbeğinden Paşavahçe arasında yani. Cami-i Şerif. Eski Osman'dan kalma. Oraya gidiyor.
- 47:54
Orada da zaten. Değil değil. Çengel. Beylerbeği geç. Çengeli geç. Çengel ile şeyin arası. Paşavahçe. Ondan evvel bir durak. Ondan sonra ya ikinci ezanı buradan okunmaya başladı. Oradan Diyanete Bağlı Cami. Zaten normal ihvan cemaati değil. Sahil kenarı her sınıf insan var. Gelen de var bilmem ne. Öylece namazı da geçirsen homurdanmalar başlıyor.
- 48:29
Kimi bekliyoruz ya falan. E imam da ona şey yapamaz. Takat getiremez. İmam baş edemez. O zamanlar. Mahmud Efendi şimdiyse Mahmud Efendi Hazretleri geliyor. Herkes bekler. O zaman öyle bir şey de yok yani. Ondan sonra normalde ne diyor? Tek yollarda işte 90'ı geçmeyeceksin. Çift yollarda 120'yi geçmeyeceksin.
- 48:50
Onu da öyle bir anlıyor ki. Yani. Teala murakaba üzere. 91 yapsan. İbre oradan bakıyorsun. 91. Efendi gözü kapalı. 90'ı geçtik. Yahu 2 geçtim diyor yahu. 1 geçtim diyor. 91 yahu. 105 değil. 90'ı geçtik. O kadar titiz. Oturduk arkaya. O Efendi Hazretleri oturdu. Hiç öne oturmaz. Bu sefer oturdu öne. Eyüp'e dedi.
- 49:21
Git gidebildiğin kadar. Ve buradan ezana çıktık. Orada ezan bitiyor. Biz oraya vardık. Birinci köprüden gidiyoruz. İkinci köprü yok yahu. Ne kadar boş olursa olsun yahu. Zaman. Bir günde 8-10 tane meclise katılıyorduk. Pazar sabahı buradan sohbetten çıkıyordu. Oradan bir sünnet. Oradan bir düğün. Oradan cenaze.
- 49:51
Oradan dernek. Oradan nikah. Ya arkadaş, her yerde de bol bol yetiyor. Orada da vaaz ediyor. Orada da sohbet ediyor. Orada kadınlar bir şey soruyor. Orada onun dersini değişiyor. Ya akşam geliyoruz bazen. 11 oluyor, 12 oluyor. Eve bırakıyoruz. Fahri Efendi Hocamız Rahmetullahi Aleyh ile beraber eve de bırakıyoruz.
- 50:09
Ya biz bugün de neler yaptık. Başkası bir senede o kadar iş olmaz. Şimdi hiçbir iş yetişmiyor bizde. Ama onun yanında ne oluyordu öyle ya? Zamanın bereketi, mekanın bereketi, zatın bereketi, bütün bereketler Evliyaullah'da toplanmış. O şeylerle.
- 50:28
Şimdi adamlar, yani İmam Azam, yatsını abdestini, sabahı kılmasını anlıyor. Kitaplarda okuyoruz biz bunları. İşte şeyden geldim. Bu aradan kalender hoca, kardeşlerimizle hoca benden. Orada şeye, işte Ebu Hafsı Kebir'i ziyaret edik. Ebu Hafsı Kebir'in hemen arkasında üç tane kabir daha var. Eskiden yerleri çok belli değildi.
- 50:54
Şimdi onları belli etmişler. İşte Ebu Hafsı Sahir var. O İmam Muhammed'in talebesi Ebu Hafsı Kebir mesela. Orada şey yatıyor, ona Harisi, künyesi Harisi'ymiş meğer. Kitapların üzerine Harisi yazıyor. Sizde var mı bilmiyorum. Onları alın. Menakıb kitaplarını çok alın. Menakıbı Ebu Hanife. Özellikle Ebu Hanife'nin menakıbı.
- 51:18
Hakkında çok kitap yazılmış. Radıyallahu anh Efendimiz. Yani o neydi onun şeyi? Harisi künyesi de. Üstünde başka, Seben Muudi yazıyor. Seben Muudi yazıyor. Kitabın üstünde Sebzemondi yazıyor. Bir şeyler yazıyor da. Yine Bukhara'nın karyelerinin adları yani. Ama esas kitabın üzerindeki şeyinde Harisi yazıyor.
- 51:41
Ondan sonra Zerenceri var, meşhur. Hanifi, ona gittik kabrine mesela. Onların hepsi menakıbı Ebu Hanife yazmış. Şimdi geldikten sonra onlara merak sardım. Yani kabirlerine gittik ya bu adamlar kimmiş neymiş. Baktım ohoo 250'li, 300'lü, Hicri, ta Bukhari dönemleri falan. İmam-ı Azam'ı yazmışlar falan.
- 52:02
Ya akıl sırtırıyor arkadaş. Kuşluk vakti biraz böyle oturduğu yerde dalarmış. Kuşluk vakti oturduğu yerde dalarmış. Yanının sırtına yaslandığı yok veyahut da yanının üzerine yattığı yok. Her gece hatim. Bir rekatta hatim. İki rekat değil. İki rekatta hatim yapan çok varmış. Çok varmış. Bir rekatta dört kişi varmış.
- 52:31
Yani şimdi öbür dördünün ismini unutma. Bir tanesi Hazreti Osman Efendimiz. Radıyallahu anh'ı şehit etmeye geldiklerinde Naili annemiz ne dedi? Ya ister öldürün ister bırakın dedi. O bir rekatta Kur'an'ı cem ediyordu. Yani ona ne zarar verebilirsiniz. Hazreti Osman Efendimiz. Bir tanesi Ebu Hanife. Radıyallahu anh Efendimiz.
- 52:52
Bak bir rekatta. Şimdi buna akıl sır eriyor mu? Buna mantık yetişiyor mu yani? Evliya'nın kerameti hak mı? Şimdi bütün bunlar daldan dala dandan akışı gibi atlayıp geliyorum ama bütün mesele niyet, samimiyet, muhabbet, ihlas, Allah için bağlılık, Allah için teslimiyet. Yani kocakarı itikadı. Aleyküm biitikadil acaizi.
- 53:24
Yani acuzelerin itikadına sarılın diyor. Çünkü neden? Sorgulamıyor. Baştan ayettir, hadistir tabii ona ikna oluyor. Tastik ediyor kalbi. Ondan sonra tamam. Kur'an'da var mı? Var. Hadis-i Şerif'te var mı? Var. Tamam. Ki Efendimiz Hazretleri'nin itikadı. İzâ tehâ yardum fil-umûr. Fes teâlû mine'l-kubûr.
- 53:50
Şaştınız kaldınız kabire elinden yardım isteyin. Ya dedim efendim buna itiraz ederler. Ta ikinci cilde yazıyoruz Ruhul Furkan. Sene 90. 90'da yani. İtiraz ederler dedim buna. Buyurulmuştur diyelim. Dedi İsmet Baba ne yazdı? Dedim vefil hadis yazdı. İsmet Baba hadis diyorsa hadis yaz.
- 54:17
Şimdi burada usulü hadise bakayım. Bilmem hangi muhaddis ne dedi. Cerh tâ dile gireyim. Ya bunun zamanı mı yani şimdi? Senin başında keramet sahibi bir veli-i zişan var. Kerametlerini açıkça görüyorum. Gözümle görüyorum. Yanında yaşıyorum. Devamlı kerametini görüyorum. Daha ne konuşuyorum yani. Gözlükte Ahmet abinin rahmetli dediği gibi dedi.
- 54:44
Hesap yapmaya kalktık biz dedi. Seni hesap diye duvara çakarım dedi. Yani o hesap makinesinden yapıyor, o ezberden yapıyor, o Ya sen ne konuşuyorsun? Geldiler muhaddisler Hac-i Pârisâ'ya tasvul, hitap sahibi aslında Şah-ı Merküz Mes'ûd Hazretlerimiz Hac-i Pârisâ'yı yerine bırak, merkez tekkene. Dört halifesi var ama merkez tekkede yani, kendi şeyinde
- 55:16
Hacı Barsa'ya bıraktı halifeliği, Alaaddin Atar Hazretlerine bırakmadı. Hazretleri Halif-i Hulefâ'dan ama Alaaddin Atar Hazretleri halife-i hulefadan ama merkezde o değil yani. Ve sonra Hac-i Pârisâ'nın da manevi haller çok galibiydi Hacı Barsa'da manevi müritlerin irşadına çok uğraşamıyordu. Makamı çok yüksek.
- 55:34
Ne buyuruyor? Yani Hac-i Pârisâ havuza ayağını sarkıtmış, murakabe halinde Şah-ı Nakşibend'e attan geliyor, ayaklarının altını öpüyor. Ve diyor ki benim yaratılışımdan maksat Hac-i Pârisâ'yı yetiştirmektir. Şimdi Hac-i Pârisâ'nın da kimsenin haberi yok. Adı Muhammed tabi. Hac-i Muhammed Pârisâ Kudüs Resulü Hazretleri, muhaddis.
- 56:01
E oradan sonra o zamanki muhaddisler toplanıyorlar bilmem ne. İşte onu imtihan ediyorlar. Bir hadise zayıf diyorlar. Bir hadisin aslı yok diyorlar. Şunu diyorlar, bunu diyorlar. O kaynağını soruyor bir tanesi. Diyor kaynağı diyor senin diyor evinde diyor bir kütüphanen var diyor. Hiç onun evine gitmemiş.
- 56:24
Kütüphanende diyor işte şu raf var diyor. O rafı şurada şu kitabı alacak diyor. O kitabını atacak diyor. İşte varak numarasına kadar söylüyor. Şurada bu hadis var diyor. O kitap muteber mi diyor? Muteber diyor. Gönderiyorlar oradan. Yani sen şimdi neyi konuşacaksın kardeşim? Adam revi mahfuzu, müşahede makamına ermiş bir adama diyelim.
- 56:52
Sen şimdi aşağıdan ne anlatıyorsun ya? Yarın sıcak olacak. Biraz şey giyelim işte yarın yağmur var efendim şemsiye alalım. Ne konuşuyorsun ya? Yani bir defa inanacaksın. Haa kabirelden himmetçiyiz. Efendim senin bütün işi kabireyle değil miydi? Bir olay oldu, bir sorun oldu. Ortalık karışınca ne yapıyor?
- 57:20
Peki Halahadar Efendi baba diyorsun. Dört mezhep müftüsü diyorsun. Kutbul ektap, kavsul ektap diyorsun. Dört bazen huzur hocası diyorsun. Halahadar Efendi diyorsun. Akansalar duruyor. Şarapta, zirve, tarikatta falan. Eee? Ne yaptı? Teke'yi işgal ettiler. Hakkı Halidiye kolundan olacak. Bir de İsmet Garibullah babamızın vakfiyesi.
- 57:44
İsmet Garibullah'ın vakfiyesi olduğu için onun silsilesinden gelenin şeyh olması lazım, postişin olması lazım. Sultan Reşat zamanı. Ama iddia terakkıcılar ona dediler ki şuraya imza at yani işte partiye üye gibi şuraya imza at seni şeyhülislam yapacağız dediler. Efendi baba bunu kabul etmedi, imza da atmadı.
- 58:15
Şeyhülislam ne yapsın Efendi babası? Hele ki taviz verdirecek zaman da hiç istemez. İmza da atmadı. Bu sefer iddia terakkıcılar ona düşman oldu. Zaten hapislerde de süründürdüler. Ondan sonra da Teke'ye de, o zaman tabi hükümet onların elinde. Padişahlar çok, en zayıf zaman padişahların şey kalmamış nüfusu.
- 58:34
Teke'ye başka bir şeyh tayin ettirdiler. Yani İsmet Baba'dan gelmeyen şeyh tayin ettiriyor. E ne yaptı? E Teke onun hakkı. İsmet Baba öyle buyurmuş. Ali Adı Efendi babamız da Efendi Adı Efendi buyurdu. Mahmut evladım, bu Teke senin hakkın. Çünkü benden sonra sensin. Ama hakkını, benden sonra hakkını ara.
- 58:57
Nasıl arayacak? Hacı anne sağa. Efendi babanın Hanife anne onu da görmüşüm ben. Onlar sağa. Nasıl arayamaz ki? Hakkını ara. Vermezlerse iki şey buyurdu. Caminde yürütürsün. Diğer rivayette hanende yürütürsün. Ben caminde yürütürsün de duydum. Sonra Muhammed Keskin Hoca dedi ki hanende yürütürsün de var.
- 59:25
Dedim ben bunu hatırlamıyorum. Çünkü hakikaten de keramete bak şimdi. Camide yürüttü, emekliliğinden sonra hanesinde yürüttü, Beykoz'a geçildi. Beykoz'da yürüttü son on beş sene var orada. Şeyh neredeyse tek orasıdır. Ondan sonra sorduk. Hatta onun videosu da herhalde paylaşılmıştır. Youtube'da var.
- 59:46
Sorduk ne buyurdu? Evinde buyurdu dedi. Sesiyle söyledi. ile söyledi. Şimdi bak, ikisi de var. Hepsini söyledi, bütün merhaleleri. E şimdi, Alaaddin Efendi Baba ne yaptı? Gitti Kıklar Baba'ya. Kıklar Baba nerede yatıyor? Beykoz'da yatıyor. Evliyaullah'ın bıyıklarından işte, hakkında hiçbir malumat yok.
- 1:00:05
Tabi Keşife-i Eylül'ün maneviyatını anlıyordur. Hasan Efendi diye geçiyor Şeyh Hasan Efendi. Abdülkarim Genel Hazretleri'nin artık ya halifesi, ya müridi, ya işte o döneme ait bir zat olduğu cübahat ediliyor. o döneme ait bir zat olduğu icraat ediliyor. Kerametleri de orada zuhur etmiş. Koca kaya fırlattı, bir ay açtılar yakınına.
- 1:00:23
cihaştı. Ondan sonra, El-İzib ile var. Orada bir evde duruyor o kaya. Ondan sonra Ali Adem Efendi Baba gitti. Gitti ne yaptı? Bir dilekçe yazdı. Nereye yazdı dilekçeyi? Kabre. Ne yaptı dilekçeyi? Koydu kabrin kenarına. Sonra ne oldu? Ertesi gün tek kendi şeyhi öldü. Bunu ben kimden dinledim? Mahmut Efendi Hazretleri'nden dinledim.
- 1:00:55
Kardeşim tarikatsak, tarikattı olduğumuzu bilelim. Başka bir partiysek, partiliğimizi bilelim. Pırtıysak, pırtılığımızı bilelim. Biz tarikat mıyız neyiz? Bir karar verelim önce ya. Tarikat dediğiniz şeyhi olur, şeyhe de teslimiyet olur. Kelme-i meyt-i beyned-i ghasyal buyurulan, İmam-ı Rabbani'nin buyurduğu bir şey bu.
- 1:01:16
Tabir. Mektubat bu ya. Yıkayıcının elindeki meyit. Sonra? Ondan sonra? Efendi Baba kabre muracaat etti mi? Etti. Peki Efendi Hazretleri'nin başına bir iş geldi bu. Eski istihareci olaylarında. Ne yaptı? Mektup elimizde duruyor. Canlı yayında gösterdim. Zor okunuyor. Hasan Efendi Elyas'ı baya silinmiş.
- 1:01:38
Ama kelime kelime çözdük. Bir buçuk günüm, gecem geçti onun kelimelerini çözene kadar. Silikler var. Talih yazı. Ondan sonra ne diyor? E, Efendi babamız diyor. Elimizde mektup ya. Hasan Efendi Elyas'ın, Efendi Hazretleri'nin kelamı ya. E? E, Efendi babamız diyor. İşte velinimetimiz siz diyor. İşte sizli, senli, sizlik, sizlik hitap ediyor.
- 1:02:08
Ve karıştık kaldık diyor. Şimdi ne yapacağız diyor. Size müracaat ediyoruz diyor. Mealem söylüyorum. Kelimeler bu. Size müracaat ediyoruz diyor. E, şimdi Alaeddin Efendi ölmüş. Kaç sene evvel ölmüş o zaman? En az 40-50 sene öyle. Ben size bu olay diyelim 20 senelik bir olay. Alaeddin Efendi babanın vefatı 65 seneye gidiyor.
- 1:02:29
60'ta vefat ettiğine göre. 25 oldu. 65 seneye gidiyor. 40 sene evvel vefat etmiş. Sonra da kağıdı gönderiyor. Mezarın toprağın içini açıyor. Gömdürüyor. Ondan sonra da Alaeddin Efendi baba devreye giriyor. Olaylar kesiyor, biçiyor, doğuruyor. Neyse. Kimi dökülüyor, kimi sökülüyor. Sapır sapır dökülüyor.
- 1:02:53
Kalan kalıyor. E, şimdi biz bunları yaşadık. Ondan sonra diyor, kabirden yönetim diyen kafir olur. E, sen Alaeddin Efendi babaya kafir dedin. Efendiye kafir dedin. E, niye? Kabirden yönetim yok da, kabire dilekçe yazılır mı ya? Ondan sonra yazdığın dilekçe hemen iş görüyor. Ertesi gün tekkenin post işin değişiyor.
- 1:03:20
Ve, Efendi babaya ondan sonra post işinlik Sultan Reşat şey ile turası ile, fermanı ile veriliyor. Nereye gidiyor? Kırklar baba. Niçin? İşlerinizde hayretlere düşüp, şaşkın kaldığınız zaman, kabir elinden yardım isteyin. Osmanlı bütün bu hadislerle şey etmiş, yürümüş. E, İbn-i Kemal Paşa kırk hadisten biri olarak bunu zikredmiş.
- 1:03:45
Fahru Râzı el-Metâlimu'l-Aliye'de bunun izanı yapmış. Şimdi adamın anlamadığı şu. Yaratan ancak Allah'sa. Allah'tan başka yaratan yoksa. Ki, öyle. O zaman ölüyle dirinin farkını bana anlat. Sen zaten diri iş görüyor dersen yaratır diyorsan zaten o zaman kafir oluyorsun. E, yaratmak diride de yok. Ölüde de yok.
- 1:04:12
İkisinde de yaratmak yoksa. Peki, iş görmek bedenin işi mi? Ruhun işi mi? Fel müddebbirâ temrâ işleri yönetenlere yemin ederim diyor. Git Fahru Râzı'ya bak. Git Fahr-ı Râzî'ye bak. Git Gazi Beyzâbî'ye bak. Git Gâz-ı Bezzâbî'ye bak. Nereden çıktı bu cahiller? Nereden türedi bunlar? Kağıthaneliler, şişhaneliler.
- 1:04:34
Nereden çıktı bunlar ya? Sen git şişhanede kebap yap ya. Şişe tak ye ya. Sen ne anlarsın tefsirden hakisten? Hece'l-ü menfilerz adam. Fel müddebbirâ temrâ da ne söylüyor orada? Adam çıktı, öbürü Konya'da şey olmuş, Anya'da, Konya'da çok dangalaklar var, Konya'da da çok dangalaklar var, Anya'da da var, İstanbul'da da var tabii çok dangalak,
- 1:05:02
her yerde var, Konya'da da özel dangalaklar var. Yani adam çıkmış, Allah'ın sıfatını diyor, kula verdiriyor, müşrik olur diyor. Bu da Nakşi Halid-i Şeyh'i ha. Mevlana Halid, Rabıta Risalesi'nde, Mürşid-i Kamil, kendine Rabıta yapılacak Mürşid-i Kamil'in sıfatlarını anlatırken ne diyor Mevlana Halid?
- 1:05:23
Mevlana Halid kim ya? Zülcenahil. A'lûsü onun kapıcısı olamaz ya. İbn-i Hâbid'in onun müridi ya. Senin bütün okuduğun fakihini, mütefekkihini, muaddisini, küllüsünü topla, en büyük keramet Hald-i Bağdâdî'de neydi? Ulemanın tezkiriydi. Hiçbir Mürşid-i Kamil'de bugüne kadar, Ubeyd-i Dahrar'da birkaç var, Seyyid-i Şerif, Çurcaniler, Mamolla camiler var ama
- 1:05:49
onun da büyüklüğüdür tabii. Hiçbirinin büyüklüğü tartışılmaz, silsile ricalimizin ama Hald-i Bağdâdî'deki özellik hiçbirinde yok. O da nedir? Kendi fenninde, iktisat sahibi, en büyük âlimler önünde el pençe, divan durmuş, sehkar olmuş. Nasıl bir tasarrufu var, kattesi Allah-u Teala Hazretleri? A'lûsü ne demek ya?
- 1:06:09
Hatimetül müfessiriyet. İbn-i Abidin ne demek? Hatimetül fukaha. Allahu Ekber, Allahu Ekber. Bütün bunlar böyle. O Hald-i Bağdâdî'yi nasıl tarif ediyor? Veli-i Mürşid-i Kamil olması için, Rahmet-i Ayak etmesi için nasıl tarif ediyor? El mütehallikû bi-ahlâkillah. E diyor, tehallikû bi-ahlâkillah zaten.
- 1:06:31
Hadis var. E Allah-u Teala kendinde olan sıfatlardan kullarına veriyor bu. Veriyor. Bil-mü'minîne râvûfur râhim. Râvûfur râhim kimin adı? Esma-i Üstad'a. E kime verdi? Habibine verdi işte. İstediğine istediği ismi de verir. İstediği istediğine istediği sıfat da verir. Yaratmayı kendi elinde tutuyor.
- 1:06:51
Haşa, eli dediğimizde yönetiminde demek istiyoruz. E yaratan ancak Allah. Ya bu adamlar hiçbir bir şey anlamıyor. Efendi Hazretleri kabirden bize ne diyor? Yahu kardeşim, Efendi Hazretleri'nin ruhaniyeti ölümü diri mi? Yahu Ebu Cehil'in ruhuna bile ölü diyemezsin. Ebu Cehil'in ruhu şu anda ölü değil ki.
- 1:07:10
Ruhlar ölmez. Kâfirler de azap çeksinler diye ölmüyorlar. Mü'minler de nimetlensinler diye ölmüyorlar. Ama bu şehidse, ama bu nebiyse, Bunlara namaz kılma hakkı veriliyor. Ya Hüccûn, haç hakkı veriliyor. Bunlar sahih hadislerde var, bezzarda var. Sünende var. Bütün bunların tasarrufları var. Yani bunlar İbni Tehmiye'ye, İbni Kayyum'a, Cevziye'ye rahmet okutturacak kadar,
- 1:07:38
tabi cahil oldukları için tabi. E İbni Kayyum diyor, Ebu Bekri Sıddık'ın ruhu diyor, külli ruhtur diyor, orduları bozguna uğratır diyor. Bir harbe girer diyor, Ebu Bekri Sıddık'ın ruhu diyor, Yani şunlara göre bu şirk. Yahu Selefilerin imamlarının kabul ettikleri şeylere bile şirk diyecek kadar raydan çıktılar.
- 1:08:02
E şimdi Efendi Hazretleri'nin yönetim diyorsun, Efe'l-Mütebbıra Tevra, Kutsal ruhlar diyor, Ervah-ı Mukaddese diyor, Ervah-ı Ahliyat diyor. Bunlar diyor, bedeni alakalardan tecerrüt etmiş. Tecerrüt ettiği için diyor, dünyayla işi artık kalmamış. Kendinden inmezken, E şimdi diyor, ya Abdülkadir-i Geylani desen, ondan sonra, ya işte Meded ya Ahmet Errifan desen,
- 1:08:28
Meded ya Şahı Nakşibend desen, kafir olsun diyor. Bunun fetvasını, İmam-ı Remli'ye soruyorlar. Koca İmam-ı Remli, Şafii'nin en büyük fakirleri, İbn-i Hacer'in de hocası herhalde, heytemini. Koca Remli söylüyor, Meded ya Abdülkadir dese diyor, ne olur diyor, cahizdir diyor, çünkü Evliyaullah'ın ruhlarına tasarruf verilmiştir.
- 1:08:52
O da keramet kabilindendir. Ve kerametler haktır. Evliyanın kerameti öldükten sonra da bitmez. Çünkü o keramet ve mertebe onun ruhuna aittir, bedenine ait değildir. Peygamberden de nübüvvet ayrılmıyor. Veli'den de velayet ayrılmıyor. E biz Vehhabi gittik 80 sene, 81'de Efendi Hazretlerimiz, Hacca gittik, adam oradan, birinci kumluk, ikinci kumluk derdik orada.
- 1:09:19
Birinci kumluk tavşinin üstüne tente açılan yer, ilk yer. Mescid-i Ebe'nin hemen bitişindekini. Halde ağabeyine oturuyoruz, o da Arapça çok anlıyor. Adam orada konuşuyor Vehhabi. Kalktı dedi ki ona, bir tane adama, bana dedi bir su ver dedi. Oradan işte küpler var ama
- 1:09:41
şimdi her yerde değil, biraz uzaktan. O da işte gitti, kalktı ona su getirmeye. Ben de dedim Allah Allah. Böyle koltuk şeyler var, şimdi koltuklarda oturuyorlar. O zaman ayakta konuşuyor. Bir su ver dedi. Ama susadı herhalde, harareti var. Ondan sonra döndü Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem kabri şerifine.
- 1:10:04
Ya Muhammed dedi. Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Bir su ver dedi. dedi. Allah Allah, taş kestim ya. Bak dedi, çıt yok dedi. Yani bu zındıkları gördük ya. Kabri Şerif'in yanında bu zındıkları gördük. Efendim sağolsun böyle terbiyesizleri Kabri şerifin yanında bu zındıkları gördük, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in böyle terbiyesizleri gördük.
- 1:10:24
E şimdi bunların ne farkı kaldı sen şimdi? İtikad bakımından. Meded ya Abdelkadir desen caizdir. Çünkü Evliyaullah'ın kerametleri, tasarrufları ölümlerinden sonra devam ettiği için bu da keramete itikad kabiliyendendir ve caizdir diyor. Remli'yi Fetâvâsında söylüyor, Fetâvâsında. Sen şimdi ne diyorsun?
- 1:10:46
Efendimiz Hazretleri bizi yönetiyor dedi. Öbürü kalkmış, siyerci. Ne diyor? Bunlar reenkarnasyoncu diyor. Sanki biz dedik ki Efendimiz Hazretleri şu anda birinin bedenine girdi, o bedende yaşıyor dedik. Reenkarnasyoncu diyor. Bu da işte Mustafa Osmanlı onun orta. Siyer veriyor, ders veriyor. Biz diyoruz bunların medreselerinde talebe vermeyin.
- 1:11:05
Ne diyor? Diyor ki, Efendimiz Hazretleri öldükten sonra kabrinden emri bil maruf yapıyor diyen şirktir diyor. Ehl-i Sünnet'ten çıktı diyor. Yahu senin ilmin ne? Be kadın! Kâle yâ leyte kavmi ya'lemûn bimâ ghafera li rabbi ve ce'aleni minel mukremîn diyor. Habibi Neccar. Hadis-i Şerif ne diyor? Ve aza kavmehu hayyen ve meyda.
- 1:11:36
Öldükten sonra da gıylet hulil cenne buyuruldu. Öldü, şehit oldu Habibi Neccar. Kâle yâ leyte kavmi ya'lemûn diyor. Bimâ ghafera li rabbi diyor. Resulullah'ın Ebu Resulallah'ın sahibi Yasin diyor. Yasin'de anlatılan Habibi Neccar Hazretleri için. Ve aza kavmehu kavmine vaaz etti. Hayyen diriyken de vaaz etti.
- 1:11:58
Ve meyyiten ölüyken de vaaz etti diyor. Bütün tefsirlerde bu hadis var. Yahu efendim, Habibi Neccar peygamber değil ki. Nerede kaldı ki? Bir peygambere mucize olarak verilen her şeyin bir sünnete göre velilere keramet olarak verilmesine inanmak sahiptir. Peygamberlerde ihya varsa, öldükten sonra diriltmek varsa İsa'yı Selam'da, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'de de vardı.
- 1:12:25
Peki, ihya varsa, velilerde de ihya oluyor mu? Olur. Bu mütevatir bir hadisedir. Efendimiz çok anlatıyordu. Pişmiş tavuğun, Abdülkadir Geylâ Hazretleri'nin, bir kadın çocuğunu getirdi. Tekkede mürit yaptı, derviş yaptı. Ondan sonra birkaç zaman sonra geldi. Baktı ki çocuğu, bir deri bir kemik kalmış.
- 1:12:47
Riyazat yaptırıyorlar ona işte. Seyrücülükte yemeği keseceksin, uykuyu azaltacaksın. Sonra geldi bir de Abdülkadir Geylâ Hazretleri'nin, çocuğum çok hasta olmuş ya, aç mı kaldı, açık mı kaldı diyecek. Bir de baktı ki o da tavuk yiyor. Ya dedi, efendim dedi, bu çocuk burada kemikleri sayılıyor, açlıktan ölecek dedi ya.
- 1:13:09
Yani bu reva mıdır dedi, siz burada tavukları götürüyorsunuz demedi de yani. Öyle der gibi bir şey oldu yani şimdi. Abdülkadir Geylâ Hazretleri ne yaptı? Kemikleri, Bismillah dedi, canlandı uçtu. Senin oğlun bu makama gelsin, ondan sonra ne yerse etsin dedi yani. Çünkü ateş daha hafifken, en ufak çalı çırpı söndürür.
- 1:13:33
Ama ateş, Kurşid Efendi'nin tabiriyle motoru çalıştıracaksın, evladım motor çalışacak der. Yoksa öbür türlü motor tam çalışmazsa tekler. Benzin bozuk, şey bozuk, rızık bozuk, yemek bozuk, zikir az. Ondan sonra ikide bir tekler. Ateş söner. Ama tam tutuşturdun, ondan sonra ne atarsan at onu da götürür.
- 1:13:56
Onu söndüremez, o onu yer. Onun için, Yiyecek bir şey bulamazsa kendini yer. Ateş bu, durur mu? Önüne gelirse yakar. Onu yaktığın zaman, Mel-işku illâ şûletun kad ahrakat küllel verâ gayrel habîbil bâkî kad hezzefî kad tessivâsım sâbulâ fezzur ilâ mâ bâde lâ mel bâkî düşrâke yâ sâhikat yehterakal verâ zemyebke gheyrû ilâhe ilel halâkî Mektubat'ta geçiyor.
- 1:14:30
Yazdık onları Efendimiz'in şiirlerinde. Bunlara ne manaları verildi, kattesallâhu aleyhi ve sellem, o? E, Mevla'dan başkası kalmıyor, yandı, bitti, kirli oldu. Her şey gitti yani. Tamam, o zaman ne yersen ye. O, onu tutturamaz. Ama sen işin başında namerime baktın, gittin. baktın gittin, biraz fazla yedin gittin, teheccüdü kaçırdın, zikri bozdun, resveseye kapılırsın.
- 1:14:53
Onun için bak, Abdülkadir Geylâzı derdi, pişmiş, yenmiş tavuk, ihya etti. Şat-ı Hufî bunu zikrediyor, Behçet-ül Mâfil de zikrediyor, bütün ulema evliya ittifak etmiş. mütevatir bir kısadır bu. Abdülkadir Geylani ile alakalı. Kaddesallâhu aleyhi ve sellem. Efendi Hazretleri'nden defaatle dinledik kardeşim.
- 1:15:12
Sen bunları dinlemedin mi? Bir Peygamber'e ne mucize veriliyor, ona veriliyor. veriliyor, ona veriliyor. Efendimiz Hazretleri diyor, Efendi Hazretleri diyor, kabirden emri bir maruf yapar diyor, ehl-i sünnetten çıkmıştır diyor. Ya bir de ehl-i sünnetten çıkmıştım diyor. Ya bir de ehl-i sünneti bize öğretiyorlar kardeşim ya.
- 1:15:23
Ya arkadaş, öldükten sonra kavmine vaaz etti diyor. Hadis var ya, sen Resulullah diyorsun ki sünnetten çıkmış. Sen Resulullah diyorsun, Resulullah diyor ki ölü vaaz etti diyor. Ben diyorsun Efendimiz Hazretleri emri maruf yapıyor. E ne yapıyor? Rüyada giriyor bir kadının rüyasında. Mevla ya ruhlar, rüyada iş gören kim?
- 1:15:44
Ruh. Kim geliyor gidiyor ruh? E zaten diri olanın da rüyada bedeni mi geliyor? Ruh. E geliyor kadına diyor, gel benim mezarıma diyor. Beni ziyaret et. Kimsin sen? Mahmud Efendi. E kadın gidiyor orada. Kaç tane ocağınımdan benziyorsun bizim hanım da yanımdaydı. Kadın diyor, yahu diyor ben oraya çarşaflar götürüyorum.
- 1:16:05
Bazı açıklar geliyor, çarşaf geliyor. Bir gün diyor birkaç çarşaf yanımda götürürüm torbada diyor. Artık iki tane açık geldiler. Ondan sonra Mahmud Efendi kabrine soruyorlar. Ne iş yaptım ben? Ne hayırdır? Ya bizim rüyamıza girdi. Ben Mahmud Efendi. Gelin beni ziyaret edin dedi diyor. Biz de geldik o mesele Halaider Efendi'yi bilmez orada o kadar orada.
- 1:16:25
Hiçbir şey bilmiyor. Mahmud Efendi diye aramış gelmiş. E ve? Ben de diyor orada diyor kenara çektim diyor. Biraz anlattım bir şey ettim diyor. Hemen oradan çarşafı giydiler gittiler çarşafı. E şimdi vaaz etti mi etmedim. Ben bunu anlatıyorum. Ne var şimdi bunda? Dünya kadar kağıt geliyor bana. Karabük'e gidiyoruz bir yere gidiyoruz.
- 1:16:47
Çuvallarla kağıt yazmışlar. Vaktimiz yok. Bir tanesine bakayım dedim şöyle. Ben diyor Efendi Hazretleri'nin cenazesinde üniversitede okuyordum. Çıplaktım diyor. bu nasıl bir zatmış kimmiş diye merak ettim. Medreseye girdim çarşafı giydim diyor. Senin dirin beş para etmiyor be sahte şeyh olmuşsun. Efendi Hazretleri kabrinden emn-i arif yapıyor diyorsun.
- 1:17:15
Ehl-i sünnetten çıktı şirk. Çarşaflı kadın bunu millete vaaz ediyor bu kadın ya. Tamamen ehl-i sünnetten çıktılar yahu. akaidinde biri taftazani bunu zikrediyor. Senin akaid kitabın medresede okuttuğun Ömer Neslivi'nin şarihi taftazani ya. Senin akaid derse aldığın kitap bu ya. Kitabın müellifinden iyi mi biliyorsun?
- 1:17:44
İslam kavaidinin, akaidinin biri de şudur ki ervah-ı mücerrede ervah-ı kutsiye beden alakalarından soyutlandığı zaman idrakleri vardır. İmdatları vardır. Tarifleri vardır. Vukufiyetleri vardır. Bunlar neyle? Mevlanın bildirmesiyle. E zaten diri de iş göremez, ölü de iş göremez. Ancak Yaratan, ancak Allah'tır.
- 1:18:11
E bu zaten ruhaniye tasarruf vermiş. Diyor. Allah'ın kulları var. Gözümüzle görmeyiz diyor. Ervah var diyor. Atınız matınız kaçtığı zaman diyor deveniz İze adalle devmetü hadikü ve yad ize adalle hadüküm lakatehu pil beyda Çünkü orada deve bazen çok fenik kaçıyor. Yani deveyi zannediyorsun yavaş hayvan.
- 1:18:43
Sen onu öyle yavaş zannetme. O bir koşup kaçtığı zaman çölde sen bittin. Çünkü suyun da onun üzerindeyse zaten çölde kaldın susuz. Ölümünü bekle. Devesi diyor kaybederse diyor veya kaçarsa diyor Fellekül ibadallah Aghithu Desin ki diyor ey Allah'ın kulları yardım edin. Bak tevessül caizmiş de istiğase caiz miymiş de değil miymiş de.
- 1:19:06
İhtilaf varmış da. Tevessülle istiğase ne farkı var? Yaratan ancak Allah olduğuna inandıktan sonra. Ne farkı var yani? Cahil misin desin ya. Aghithu diyor. Kelime Aghithu. Hacer mal demiş. İsmail Hacem'in annesi. Ayette hadis tembih ediliyor. İnkânendeki Havas Cebrail Aleyhisselam'ı görmüyor. Bir şey yok ortada.
- 1:19:31
Bir ses işitti orada. İsmail Aleyhisselam susuzluktan ölecek. Zemzem çıkacağı zaman. Bir Havas. Havas, Havs işte oradan geliyor. Havs, Hıyas, Havs. İstiğase de oradan geliyor. Kelime köken. Medet yap diyor ya. Bir yardım et diyor. Müşrik mi? Müşrik mi oldu ya? Kimse yok orada.
- 1:20:13
fıran yaptı diyor. Gidemiyor. Ezgarda bu ya, Nebevi ezgarda. Sabahlara kadar sayacak kadar delilim var. Yönetim. Müdebbirat ne demek? İşleri yönetenler. E ne diyor orada tefsirler? İşte ruhlar diyor, mukaddes ruhlara Allah yönetim hakkı vermiş. Tasarruf vermiş alemde. Bunu verdiğinin burada delili var işte.
- 1:20:46
Bu ayette çünkü işleri yönetenler diyor. Mevla kendisine müdebbirat demez ki. Müdebbirat, elifli, tağlı, cemih. Ha Mevla kendine cemih kullanır. İnna nehnu söyler. Enzelna nezzelna söyler. Ama müdebbirat elifle tağla olur mu? Hiç mi kafan çalışmıyor? Mevla müdebbirat der mi kendisine elifle tağlı, tekne tağlı?
- 1:21:07
O başkaları, sen ne anlamıyorsun ya? Vekânel hulâm yubrihul ekmeğe ve lemurasa diyor. Sahih hadis, müslüm, o çocuk diyor, kölleri yediyordu diyor. Bak, istadı mecazi diye bir şey var. E sen yaratıyor manasında sen kafir olursun, yönetiyor manasında sen Allah'ın yaratmasıyla müehhit olursun. Efendimiz'in ömrü bunları anlatmakla geçti.
- 1:21:34
Şurada üç sene oldu olmadı, ilahide daha üç sene dolmadı. Yani şu rezilliğe bak, bir de tekfir, kafir olur demeye başladılar bana. Tekfir ediyor beni. Tekfir ediyor, adamların sözcüsü, kahle kahilûm işte. Kahle kahilûm da bunların kahili de bu. Bu dangalaklar, bu manyaklarla uğraşıyoruz. Manyak manyak işler, boşuna söylemedik yahu.
- 1:22:04
Manyak manyak işler diyor. Geçen gün Mehmet Akif gazeteci de bana öyle söylüyor. Yani telefonda bir şeyler konuşuyoruz, ondan önemli olaylar, memleketin ahval hakkında bilmem ne, son olaylar hakkında falan. Ya hocam ne anlatayım diyor işte, manyak manyak işler diyor ya. Yani tehlif hakkı bende olduğu için bana satış yapamıyor, mecburen nakil yapıyor.
- 1:22:23
Dolayısıyla yani bu adam arkadaş ya. Yani şimdi siz siz olun, bu fıkhı iftisas edin, Allah rızkınıza kefil, Efendi Hazretleri'ne intisabınızı kuvvetli yapın, rabıtanızı kuvvetli yapın, kabire elinden istihanete bulunun, istirahat edin, bulunun, himmet isteyin, yetişir. Bak ben mahkemeye giderdim, derdi bana rabıta üzere git.
- 1:22:51
Yani bana rabıta yap hayatta demez ki. Rabıta üzere olalım. Her iş çözülüyordur. Rabıta üzere oldu mu? Rabıtasız gidiyorsun arkadan. Avukata bir şey sor, ona bir şey sor, buna bir şey sor. Panik ataktan şey edeceksin yani. Rabıta üzere gelsin. Bir de bakıyorsun işler. üzere gidiyorsun, bir de bakıyorsun işler tık tık tık tık.
- 1:23:12
Merhale merhale çözülüyor. Çünkü neden? Mevlanın aynası diye mülazade ediyorsun. Ben Mevla'yı göremiyorum. Mevla bu zatın dostu olduğu için, dostuna kabul etmiş, buna feyiz, nurunu parlatmış. Mevla ona feyizini ve nurunu parlatmış olduğu için o nurdan in'ikâs tarihiyle bana yansıma yapıyor. Ya nasıl bir nurlu vardı arkadaş, bu nasıl bir şeydi ya?
- 1:23:38
Bu gavslık verildiği zaman işte bu makamları var, mertebeleri var, efenseleri de şimdi anadan doğduğu gavs olmadı. Kutbiyet verildi, kutbu irşad oldu, kutbu medar oldu, Hac-ı Salih Efendi Hazretleri'ye gelirdi. Tabii biz o zaman bir şeyden anlatımız yok. Bu zatı görmüyor musunuz derdi, biz de görüyoruz derdik.
- 1:23:58
Ama dünya'nın etrafında dönüyor, görüyor musunuz derdi? Böyle bak artık yani, kutbu medar derdi. Bak o zaman demek makamı kutbu medar idi. Medar devarandan geliyor, tamam. Kutbu irşad var, kutbu medar var, kutbu laktab var, sonra gavsü laktab var. O makamlar hep böyle böyle, ne oldu? Bütün dünyanın uleması, evliyası hiç tanımadan, bilmeden zamanın sahibi,
- 1:24:19
vaktin sahibi geldiler burada ziyarete. Bir nurlar hasıl oldu, yüzünde bir bazı şeyleri size göstermedik, bazı resimler bizde var, göstermiyoruz. Öyle bir nur var, bu filarosanlar patlar, bu camlar çatlar. Öyle nurlar var, bazı şeyleri şey yapmadık. Son hallerinde yani. Gavslık verildiği halinde yani.
- 1:24:44
Orada Ömer Ceylan Ser'e ortaydı, dışarıdakiler, dışarıdakiler cam çerçeve, öyle bir şey yok dediler ya. Hiçbir şey görünmez oldu Nur'dan. Bunları yaşadık ya, siz ne zannediyorsunuz ya? Cami imamımı mı zannediyorsunuz burada hatta ya siz? Mücaddet demeyi biliyorsun. Biz mücaddet toplantısını yaptık, iptal için yeni şabaklar maalesef.
- 1:25:09
Neler etti o oğulları, torunları, tosbaları ya? Neler ettiler bize ya? Üstüme saldırdı boğazına çıktı beni ya. Cevabı zor kurtardı ya. Cevahir zor kurtardı ya. Ya sen ne uğraşıyorsun Ya sen ne uğraşıyorsun baban? baban için? Ondan sonra, ya babam neymiş Ondan sonra, ya babam neymiş biz anladık. biz anlamadık.
- 1:25:23
Babam meğer mücedditmiş. İyi, babam müceddit diyesen de para topla. Babanın mücedditliğinden, kavslığından size bir tek tabela mı kaldı? Niye rabıtadan bir nasibiniz kalmadı yani? Niye takvalıktan bir nasibiniz kalmadı? Niye sadakatten, dürüstlükten, vefalılıktan katakulle yapmamak? Değil mi? Oturuyoruz başka, kalkıyoruz başka, anlaşıyoruz başka, gidiyorsun başka.
- 1:25:51
Ya bunlar olur mu bir müslümanın? Ne tarikatı? Şeraflı olmaz, haram ya. Kaç tane harama işlendi? Bir mecliste üç söz veriliyor, çıkıyor, beş söz bozuluyordu ya. Bunları yaşadık hepimiz. Sitelerde alenen yazıldı, yazılanlar bozuldu ya. Böyle bir tarikat olabilir mi? Bir dernekte olsa, bir partide olsa kırk sene sonra gelenler yargılarlar,
- 1:26:11
derler ki burada bunu yazmışsın, şarta uymamışsın derler. Bu nasıl iştir? Efendi buyuruyor, ben bir şey bırakmadım, halifem yok. Son şeyh benim, benden mehdiye görünüyor, vekillerimle bu yol yürüyecek, kabiliyet kalmadı evladım, ben ne yapayım diyor. Efendi Nazırı bunu kulağımızla duyuyoruz, şahitler şahitlik ediyoruz, herkes hayatta, sesli videosu var, ona teslim olmayacağız.
- 1:26:35
Pantollu, ceketli, tarikatta haberi olmayan, iki üç tane oğul ve damat ilişkisinin getirdiği yollara tabi olursak, bu yolla çıkar mı ya? Bu yolla çıkmaz yollar ya. Vettebi'ü sebi'ile men enâbe ileyye Bana inabe edenin yoluna uy. İnabe eden Efendi Hazretleri, inne fidâke lâ zelkülâbdîn münîb. Münip kul onlar ya, müniplere uydur.
- 1:27:03
Herkesin yoluna uymaz, bu adam Allah'a inabe etmiş mi? İnabe etmişse bir tarafından belli olması lazım. İnabe eden münafıklık alameti söz bozar mı? Bu kadar yazıyı kendi yazıp sonra onu bozar mı? Şahitlerin huzurunda söz verip cayar mı? E bu zaten nifak alameti. Nifak alametlerine tarikat olur mu ya?
- 1:27:22
Ne diyor Huzeyfar Adıyala? Ya münafıklar, şimdiki münafıklar Resulullah'ın zamandan beter diyor. Eşhed diyor. Çünkü onun kânû yusirrûn vel ân yeciherûn diyor. Yani millet de anlamıyor. Tabii bu amel münafıklığından bahsediyor. İman münafıklığını konuşmuyoruz haşa. Çünkü iman münafıklığında kâfirden beterdir.
- 1:27:44
O haşa. Ama nifak alametleri. Bak diyor, Efendimiz'in zamanında diyor, korkudan gizliyorlardı vahiy gelir diye. Şimdi Efendi Hazretleri hayattayken herkes ağzından baklayı çıkaramıyordu. Tak gidiyorduk, buyuruyordu bir şey, bitti. Kaç kere bozduk onları öyle. Kaç planlarını bozduk öyle Efendi'ye gidip.
- 1:28:04
Onun için yolumuz doğru. Yolumuz hak. Binlerce zuhurat var. Zuhurata ne gerek var Efendimiz'in? Kavli var, fiili var, ikrarı var. Şuhud var, bu kadar şuhud var. Ve mevkubu leşâhid. Ahiretlere kalkacak ayağa şahitler. Buna hiç şüphe yoktur. Burada yaptığımız gibi orada da yaparız. Şahitliği geçirecek halimiz yok.
- 1:28:25
Onun için siz vesveseye kapılmayın. Evhama kapılmayın. Acabalara düşmeyin. O mu hak, bu mu hak, bu mu hakikat? Böyle bir şeyler zerre kadar içinizden geçirmeyin. Efendi Hazretleri'nin kelamını kendiniz videosuyla, sesiyle duydunuz. Bu sözün üzerine söz söylenmez. Risale-i Kudsi'yi, mektubatı bize öğreten Zat'ın
- 1:28:48
yaptığı bir tatbikatta meyyit gibi teslim olmamız emredilirken Şeyh'imize şimdi neydi belirsizlerin aldığı kararlarla arka planın yönlendirmeleriyle yönetilemeyiz. Bizi kabirden Efendi Hazretlerimiz dosdoğru yönetmeye devam ediyor. Fel müdebbirat emrasırına mazhar olduğuna itikat ediyoruz. Kendi söyledi.
- 1:29:14
Adam anlatıyor, yalan mı konuşuyor? Ha hayatta git. Canlı videoda benim evde söyledi işte Ahmet abi. Dedi ki, kılıç kınında mı daha iş görür, çıkınca mı daha iş görür? Yatağın dibinde otururum dedi. Birden yetten söyledi. Ne alakası var? Dedim efendim, kınında kılıç kesmez. Ne iş yapacak? İşte biz de öyleyiz.
- 1:29:36
Öldükten sonra daha iş göreceğiz. Bunu kendi söyledi. E son o zaman bana bir şey konuşma. Sendeki Mahmut Efendi'nin tasavvufu... Muhammed Efendi'nin tasavvufu, Ali Ader Efendi'nin tarikatı sapıkmıştır, ehl-i sünnetten hariçtir ve bunlar kâfir olmuştur diye. Sen Ali Ader Efendi'ye anlat, Ali Zahfer Saz'a anlat.
- 1:29:52
Yani şaşırdığım şu, senin şeyhin kabirden yönetimle bulunmuş. Hazretlerimizin Silsile-i Aliye-i Nakşibendi-i Müceddidi-i Halidiye'den bir halka, 36. halka olması olması, neyle olmuş? neyle olmuş? 40 sene evvel vefat etmiş Ali Rıza Bezaz Hazretleri'nin hayattaki halifesine görünerek, zuhur ederek, canlı gibi geldi diyor.
- 1:30:27
E Alâeder Efendi babanın tabiri bu. Kırk sene evvel ölmüş şeyhim canlı gibi karşıma çıktı diyor. Eee, gel bunu teslim al diyor. Ve isimsiz cisimsiz gidiliyor. Şimdi bu yönetime tabi olmak değil mi? Bu ne ya, zuhurat mıdır nedir, böyle şey mi olur ya? Kimin kimin, hangi asker ya? Ben yüz yaşındayım ya, yürüyecek halim yok.
- 1:30:51
Nereye gidiyoruz ya? Ha Zâs-ı Ahlâm dedi mi? Çünkü biliyor ki Şeyh onu yönetiyor. Biliyor ki Şeyh onu yönetiyor, yönetime tabi oldu. Ve kalktı gitti, buldu mu? Buldu, buldurdular, buldurdular, bildirdiler, bildirdiler. Eee, geldi müceddet oldu mu? Bütün dünyada şeratı ihya etti mi? Alemler toplandı, müceddin ihanet etti mi?
- 1:31:14
Nereden bulundu o? Halıza Efendi'nin kabrine. Peki Halıza Efendi niye onu gösteriyor? Çünkü Efendi Hazretleri ne diyor? Ben onun kabrine gittim diyor. Şöyle dedim diyor, kalbimden müracaat ettim diyor. Hiç tanımıyor Halıza Beyzâz hangisi, zeleden nedir, kimin halifesi o, kimin halifesi o. Hiçbir şey bilmiyor.
- 1:31:31
Halıza Beyzâz hakkında hiçbir malumatı yok. Çünkü Halıza Beyzâz Hazretleri meşhur bir kitaplarda geçen biri değil o zaman. Değil, şimdiki Efendi'den sonra o kitaplara geçti. Yoksa bu silsile öyle meşhur bir durumu yok halde bu Adalet'ten sonrasının. He İsmet Baba tabii, Memduh Paşalar, İçişleri Bakanları mürit olmuş, tekkiye padişahlar bağlanmış, orada bir meşhurluk var.
- 1:31:54
Ama ondan sonra geliyor Halıza Beyzâz Hazretleri, zaten bandırma hücran köşede yani. Tekkenin merkez şeyhi Ahmet Hilmi Efendi. Halıza Beyzâz Hazretleri değil ki, o bizim silsile de. Yoksa tekkedeki merkez şeyhi Ahmet Hilmi Efendi. Zatı Ali Adem Efendi, Ahmet Hilmi Efendi'ye gönderdi, ondan izin alınarak ders verdi yani.
- 1:32:11
Çünkü merkez şeyhi Ahmet Hilmi Efendi'dir, orada yatıyor, o silsile de yok mesela. E onun için bu işler manevi. Oradan Halıza Beyzâz Hazretleri'ne gittim diyor, bak kalben muracat ediyorum diyor kabir-i şerifin. Dedim ki diyor, ben buraya hafız olarak gelmedim. Ben buraya âlim olarak gelmedim. Kefansırı, müciz-mücaz, askere gitmeden mücaz icazet almış, müciz icazet vermiş.
- 1:32:41
Hızırbaşak hocalar vardır Ahmetli falan, bandırmada vazife yaptı en son Hızır Efendi. Bu meşhur Hızır Efendi değil. Onlar icazet almışlar. Kaç sene okumuşlar, müçok da köyde. Yani, dolayısıyla ben diyor âlim olarak gelmedim. Ben boş bir kalple geldim, tamamen sizi Allah için severek geldim, teslim olarak geldim diyor hiç bilmediği bir zat.
- 1:33:03
Evliya Allah dediler, itikad etti. Oradan, hadi bakalım merkeze, alâ-i dervişler, kalk gel bakalım şimdi. Emaneti teslim ol. Âlemler bu zatın zuhurunu bekliyor. Ve, yani keşf-i silsileye bakıyoruz, menâkıbı da okuyoruz ve bütün, az çok siyerin genel hatlarıyla vakıfız diyebilirim. Ömrüm bu işlerle geçti.
- 1:33:30
Ama böyle zor bir zamana hiçbiri denk gelmedi. Şeriat kaldırılmış, hilafet kaldırılmış, Allah demek yasak edilmiş. Ezan Arapça okunamıyor. Böyle bir zamana, hâlâ derviş babamız rastladı ama o zaten artık son demlerinde, tekke köşelerinde ayakta duramayacak halde rastladı. Ama bir zat yetiştirdi, bir yetiştirdi, bir yetiştirdi.
- 1:33:56
Tamam. E şimdi bu zata teslim olmak varken, bunun buyurduklarına kanaat getirmek varken, ikna olmak varken, uydurmanın ne lüzumu var ya? Uydurmayla nereye gideceğiz ya? Onun için sizler, Allah rızası, vasiyetlerimiz, tavsiyelerimiz ilme iyi çalışmak, güzel iftisas yapmak, çok güzel fakir olmak,
- 1:34:19
artık hangi dalda merağınız varsa, belki bazısı tefsire merağı var, bazısı hadise var, güzel alim olmak ama yetmez. Zülcenaheyn olmak, tek kanattan uçmaz. Bak bu kadar alim yetişti, bu kadar evliya ulema yetişti. Ama Mahmud Efendi Hazretleri gibi irşad kimseye nasip olmadı. Bu son dönem için konuşalım, son yüz sene için de diyebiliriz.
- 1:34:42
diyebiliriz. Neden? İşte o koca kara itikadı, o teslimiyet, o samimiyet, o sorgulamadan bağlılık. Ama kime? Tabi ki Mahmud Efendi gibi insanlara. Tabi ki onun gibi, rüştünü ispat etmiş. Bak Fuhuli Hazretleri, Abdullah Fuhuli Hazretleri
- 1:34:58
şimdi bir Risale-i Selim'e geçti. Evde daha varmış da ben bastırmışım Bu, Abdullah-ı Mekke Hazretleri'nin halifesi. onu. Direkt Abdullah-ı Mekke'den icazetliyim diyor. Ve Abdülfettah Akinazleri var, Zeynep Kamil orada yatar. İşte Haldu Bağdat Hazretleri direkt İşte Haldı Vardağ Hazretleri direkt kendi yerine bıraktı.
- 1:35:14
kendi yerine bıraktığı dört halifeden biri. Peş peşe bıraktığı onları ve peş peşe vefat edeceklerini de bildi. Abdülfettah Akre'yi de takriz yazmış oraya. Takriz yazmış orada diyor. Rabıta, hatarı azim, çok büyük tehlike, mezarlık-ı ektam-ı mucib, adamın ayağı kayar, helak olur, meşayıhtan bile olsa diyor, fena fillah makamına vasıl olmadıysa,
- 1:35:41
Haldu Bağdat Hazretleri'nin nice halifeleri vardı diyor. Hem de meşayıhtandılar diyor. Şeyhlik icazeti de almışlar. Ama fena fillah makamına vasıl olmamışlar. Dolayısıyla meşayıh-ı kamilinden değiller, meşayıhtırlar ama nakısındandırlar diyor. Nakıstlara da rabıta yapan helak olur diyor. Bak meşayıh olmuş, meşayıh adam, şeyhlerden, icaz etti tarikatta, meşayıh.
- 1:36:12
Ama diyor, kamil mükemmel olmasa, fena fillah da tamamlanmazsa diyor, sen bir katil, öldürücü zehir, avuyu yuttu, ona rabıta yapan helak olur diyor. Osmanlıca Risale, Abdullah-ı Mekke'nin halifesi Muzat, Antep'te yatıyor, Baba Dağı'nın eteklerinde.
- 1:36:31
Şimdi iş çıktı, bana bir de onu ziyarete gitmem lazım, bir de Antep'e geçen gittiğimde bilseydim bulurdum onu. Abdullah-ı Suhûli, kattesallâhu aleyhi ve sellem, Rûh-i Ali Hazretleri. Ya bütün kitaplar ortada kardeşim. Nakısına bile, meşayıh olsa bile rabıta yapılamıyor. Nerede nakısını bulsak da ayağını öpsek?
- 1:36:48
Nakıs nerede var? Meşayıh olacak ama nakıs olacak. Öyle meşayıh bulsam zaten ben, rabıta yapmam ama elini ayağını öperim yani. Meşayıh mı kaldı da nakısı, kamilini arıyorsun. Bir şey diyeceğim şimdi müstehzen olacak, boş ver gitsin. Ağzımı da bozdurmayın bana da konuşturmayın yani. Onun için Efendi Hazretleri bulmuşuz.
- 1:37:12
Yeter, artar. Şah-ı Merdan Hazretleri 700 senedir kabri şerifinden yönetiyor tarikatı. Mahmud Efendi Hazretleri 3 senedir mi tedbirini terk edecek? Haşa ve kella. Zaten bütün kutuplara feyiz nereden geliyor diyor İmam-ı Mekbani. Eğer bir zat müceddil ise onun döneminde kutuplar da olsa, gafs da olsa, dünya neresi de olsa ki müceddit 100 sene yaşama şartı yok.
- 1:37:39
Müceddinin şartı diyor Ali Adem Efendi babamızdır, Salih Hüseyin kenarına yazdırır. İmam-ı Gazali'den yüzün başında hayatta ve faaliyette olacak. Ömer İbni Abdülaziz ilk müceddit 2 sene yaşadı yüzün başında. İmam-ı Gazali 6. asrın müceddinin de 5 sene yaşadı. Keyh Efendi Hazretleri 42-43 sene yaşadı.
- 1:38:04
Haldi Bağdadi 42 sene yaşadı. Yüzün başını konuşuyorum. 1242 var, Efendi 1443. Anlıyor musun? Onun için o 100 senenin tümünde alemlerde ne kadar evliya varsa velev ki şu anda gafs var mı? Dünyada var. E kimdir, nerededir ben bilmiyorum şu an. Ama tabii ki vefat edilince haydırilerden bir gafs olur mu?
- 1:38:28
Olur. Ama müceddit öyle değil. Müceddit %1. Onun için kaç sene daha var? 55. 55 sene, 46, işte 54. Bu arada dünyada kime feyiz geliyorsa isterse gafs olsun o müceddit vasıtasıyla gelir. Mektubat açıkça ifade ediyor. E sen efendiye müceddit diyorsun. Ondan sonra cami imamından beter ettin. E feyiz ondan geliyor.
- 1:38:55
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e rabıta yapıyorsun. Şah-ı Nakşibend Hazretleri'ne rabıta yapıyorsun. Rabıta ne demek? Efendi Hazretleri bana rabıtayı nasıl anlattı? Ne dedi? Mürşidine muracaat ediyorsun. Ne diyorsun? İşte ey benim şeyhim tut benim elimden. Aynı böyle. Tut, huzbiye diye Arapçası.
- 1:39:13
Tut benim elimden. Beni kendi başıma bırakma. Ben Allah'a kavuşmak istiyorum. Seyretçilikte bana destek gir ol. Benim elimden tut. Bana yardım et. Bana himmet et. Peki Şah-ı Nakşibend kaç sene evvel ölmüş? Peki Efendi Hazretleri bize rabıtayı anlatırken ben bize de ondan ders aldım. 12 yaşımda. Yani 50 sene olmuş ben ders alalım.
- 1:39:36
Bana böyle anlattı. Bana şirki mi anlattı? Bana tevhidi anlattı. anlattı. Çünkü Allah'a şekil verilmez. Tefekkerû fil halk ve lâ tefekkerû fî zâtillâh. Allah'ın zâtı hakkında tefekkür yapsak mahlukatı düşürür. En kıymetli mahluku kimdir? Dostlarıdır. Onun için Dağıtepe'yi tefekkür etsen, 70 sene ibadette neftal oluyor da, Allah'ın bir dostunu
- 1:39:59
gözünün önüne getirsen, tefekkür etsen Allah'ın Allah'ın aynası olarak, efendim, bu ne yetmişi ne yedi yüz seneden eftel olmazlar. Olur. Onun için bizi şirkten kurtaracak yolu anlatırken anlatırken, bize dedi ki Şah-ı Nakşibend'e yalvar. İsvet Garibullah Risale-i Kudsâ diyor. İsvet garibulları sevgisi diyor.
- 1:40:17
Husûsen ol Rasûlullah'a yalvar. Hususen ol Rasûlullah'a. Risale-i Kudsâ'da bu. Tamam, Selefilere göre bu şirk midir? E şirktir. E şimdi Şişanelilere göre, Kâğıthanelilere göre de şirk oldu bu. Yalvar diyor, yalvar. Yalvar ne demek? Husûsen ol Rasûlullah'a yalvar diyor. Bütün silsinene yalvar, hepsine rabıta caizdir diyor, silsilende diyor.
- 1:40:42
Öyle mi? Ne dedi bize? Tut elimden. Nasıl tutacak elimden? Ben bir gün Ramazan müttaharı kapı o zaman şimdi 24 saat açık. Evvel de gece kapılar kapanıyordu 12'de. O Kral Abdullah açtı, benden çok dua aldı o Kral Abdullah. Çok! Çünkü en büyük amellerinden biriydi. Zaten hafif kafası da değildi. Efendim Sâsem'e ellerini kaldırdı.
- 1:41:04
Böyle dua etti, muaciyede. Burada Topkapı Sarayı'na geldi, ziyaret yapardı. Yaparken biraz ağlamaklık oldu. Kutsal emanetleri, hırka-i şerifleri falan ziyaret ederken, yanında bir Vahabi işte onların yanında da var ya şeyler. Rehber gibi. İşte o da işte efendim şudur budur. Ne konuşuyorsun dedi be? Ben dedi neleri görüyorum dedi, ağlamam geldi dedi ya.
- 1:41:28
Ne konuşuyorsun? Yani dikkatli olalım işte şeyle yapmayalım, böyle yapmayalım. Kral Abdullah öyleydi. Haremi o açtı. Ondan evvel gece 3'te 3.30 arası açılıyordu. Kapılarda bekliyorduk. Tahir Bülkürk, Çocak, şunlar, bunlar, Sofiler, Seyyitler, Şeyhler, herkes kapıda. Huraa! Ravza'ya gireceğiz. Bilmem, tabii biraz edepli olmak lazım.
- 1:41:49
Biz biraz edepli olalım derken kaçırıyorduk tabii şeyi. Ravza doluyordu yani. O edepten dolayı da edep ne yapalım bazen de edepsizlik yapmak lazım ama yapamadık. Ben bazı edepsizler buluyordum. Onlara diyordum ki, o edepten bir şey anlamıyor. Ona diyordum git sen yer tut. Ayşe annemizin direğinde kabul oluyor yüzde yüz.
- 1:42:08
Üstümanet ve Ayşe Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem oraya seriyordu şey. Hasırını itikafı orada yapıyordu. Oraya yer tut diyordum. O edepsizleri önden gönderiyordum. Ben sonra yavaş yavaş gidiyordum. Gelince o kalkıyordu. Ben oturuyordum. Tabii o da benimki de doğru muydu, değil miydi? Onu bilmiyorum.
- 1:42:26
O masumcuların işte şey, sahte şeytlilerden bir tane masum. O zaman bizim yanımızdaydı. Hızır Efendi şehit olduğu sene o taşıyordu ayakkabılarımızı, şeylerimizi. Şimdi kendine rabota yaptırıyor. Ondan sonra o da bu şeyhe çakıyor. Kendine rabota yaptıran sahtekarlar çıkmış diyor. Ya bu ne biçim iş diyor falan.
- 1:42:44
Ondan sonra o terliklerimizi taşıyordu. Sabancalı Mehmet falan bizim odadaydı. Kırk beş gün kaldık Efendi Hazretleri. Ondan sonra onu gönderiyordu. Edepsizler gidiyordu. Önden koşuyorlar, yer tutuyorlar. Ondan sonra kalkıyorlardı. Ondan sonra tabii o zaman kış diyen yok tavuğuma. Yani üç saat, dört saat durabiliyordun.
- 1:43:04
Şimdi kuraya koymuşlar, beş dakikada bir boşaltıyorlar, dolduruyorlar. İşte feiz meiz. O da tabii karıştı kaldı. Ondan sonra Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem'in kapısında bekliyoruz. Tam açılacak. Ben de işte salatü ve selam. Ya dedi, mâ fi'l-millâhe aleyke mâ le'âlke yâ seyyidî yâ Rasûlâllah. İşte hızb-i yedî, gallet, hiletî bir şeyler tefessüsü okuyorum.
- 1:43:24
Önüme de bir abi çatmış ben de bileyim. Rabota üzere kapıda duruyoruz. Bip döndü. Hızb-i yedî ha dedi. Yani vay dedi, şirk dedi, bilmem ne dedi, bilmem ne. Ben de sustum neyse şimdi kapıda kavga edecek diyorsun. Bu zaten polisler, onlardan hepsi onlardan. Hızb-i yedî diyorsunuz. E hızb-i yedî. Efendimiz Hazretleri ne öğretti bize Şahin Akşener'le rabota yaparken?
- 1:43:47
Elimden tut. Ne demek bu? Hızb-i yedî. E Sultan Abdülhamid'e evvel hücre kasidesi altından yazdırdım onu. 24 ayar altından yazdırdım, bastırdım. İnşâAllah onu tekrar edeyim ve size bir tane hediye edeyim. Ya Rasûlâllahi hızb-i yedî velâ elvî alâ ehedî. Kaside olarak okuyorlar. Tut elimden. E 700 sene evvel vefat etmiş Şahin Akşener.
- 1:44:11
Efendi bana diyor ki, ona de ki diyor, tut elimden. Tut elimden, bana himmet etme. E bu kabirden yönetim yoksa, ruhaniyette tasarruf yoksa, ben Şahin Akşener'e niye tut elimden diyeceğim arkadaş? O zaman onlara göre, ha duvara o. Tut elimden gidip, kabir taşına denir mi? Biz kabir taşına mı selam veriyoruz?
- 1:44:32
Esselamu aleyke diye. Ruha veriyoruz. İlla, radde aleyhisselam diyor. Hele ki dünyada tanıdığı... ne ki dünyada tanıdıysa diyor, mutlak İbn-i Kesir'in alırısı hayadir. Onu tanır diyor, ruh arşta bile olsa hemen bedenine iner, kabirle iltisaklıdır, orada mesafe söz konusu değil, gelip selam verir, selamını alır, cevabını verir diyor.
- 1:44:55
Ya sen bunları ehl-i sünnetten zerre kadar nasibiniz yok mu sizin ya? haset var ya bu haset, bu kıskançlık yüzünden cübbeli oradan gidiyorsa diyor ben cehenneme gideceğim diyor cübbeli diyor cennete giderse diyor ben diyor cehenneme gideceğim diyor Yörüğün şeyine döndü yani, anladın mı? Yörüğün biri işte ona ikram etmiş, âlimin birine yedirmiş, içirmiş,
- 1:45:23
o âlim de ondan sonra ona işte dua etmiş falan, dua istemiş ondan, o da dua edecek falan, ondan sonra o yörük de mübarek, ağlıyormuş çok. O da yani demiş bu kadar ikram da aldık ama demiş, adama da dua da çok makbule geçti, adam da etkilendi herhalde demiş yani. Hakkını verdik gibi düşünmüş yani falan.
- 1:45:45
Ondan sonra ya demiş bu kadar adamdan dua ettim mi senin kadar ağlayanı görmedim. Maşallah ne tesirli adamsın falan. Sorma demiş ya. O âlimin de sakalı seyrekmiş biraz. Ya demiş keçim kayboldu demiş, ne kadar seviyordum demiş. Çenen sallanırken hep bu keçim aklıma geldi. Demiş,
- 1:46:09
Ama onu dediği için de diğer ulema da onu tekfir etmişler. Demişler ki, cahil cehennemde komşum olsa, cennette komşum olsa cehennemi tercih ederim diyen kafir olur demişler. O hoca da yarım hocaymış, o da dinden çıkmış herhalde. Yani ne demek istiyorum, cübbeli cennete gidiyorsa sen de cennete git. Cübbeli cehenneme gidiyorsa gitme.
- 1:46:31
Cübbeli'ye de dua et, Allah istersin de. Ama cübbeli doğru yoldaysa onun inadına cehenneme gideceğim. Buna bir lüzum yok arkadaşlar. Bunun bir lüzumu yok. Yanlışına yanlış dersin, doğrusuna doğru dersin, hız mâ safâ, dâ mâ keder yaparsın. Ama Allah bir deyince biz iki mi diyeceğiz aşağı kardeşim? İşte bu haset ne yaptı?
- 1:46:52
Ahmet dedi bana, Efendim Aleyhisselam. Ben sende bir hata görmüyorum. Estağfurullah efendim çok yanlış söylüyorsun. Yok sen işten iyi aşkına. Ama dedi bu, bu kıskançlık var ya dedi. Bu kıskançlık asla düzelmez dedi. Düzelmeyeceğini de beyan etti. Bu kıskançlık düzelmez ama sana da bir zararı olmaz dedi.
- 1:47:14
Ama dedi bu senin yanlış yapmana yapmamanla alakalı değil dedi yani. Bu kıskançlık işidir dedi. Dolayısıyla şimdi siz ona göre süzgeçten geçirin olayları. Akıllı adamsınız, bu kadar ilim yaptınız, bu kadar diz çöktünüz, dirsek çürüttünüz, anladın mı? Fıkıh okuyorsunuz, fıkıh. Fıkıh ince anlayış demek.
- 1:47:35
İnce anlayış. Süzgeçten geçirin. Deliller ortada. Delillere bak. Buradan Cübbeli'nin, Takkelli'nin, Şalvalı'nın bir söz hakkı yok burada. Burada sözün sahibi Mürşid-i Kamil Müceddet Hazretleri, Cübbeli'yi sevmekte hiç adakası yok. Yol ortada, sen yoluna devam et kardeşim. Bana ne? Senin yolun benden geçmiyor yani.
- 1:47:55
Ben senin yol başında, kol başında değilim. Ben senin yolunun bir yerinde değilim. Ben sana Allah için bir destek olmak için şahitliklerimi yaptım. Bu kadar yalancı şahitlik yapmışsın. Allah'ın laneti yalancıların üzerine olsun. Amin. Amin. Biz buna amin diyebiliyoruz. Karşı tarafa da söyledik. Lanetleşelim dedik.
- 1:48:20
Gelen olmadı. Yüzleşelim dedik. Sulh olalım dedik. Hüseyin Avni Hoca gitti. Biz sulh istemiyoruz dediler. Çünkü neden? Arka plan var, dava başka. Allah bizi, ilim, amel, iklaz. Efendi Hazretlerimiz, üç sacayağı üzerine sofrayı kurarsan, o sofradan yersin dedi. Üç sacayağı, bir eksik sofra devrilir. Bu üç sacayağını oturtup, üzerine de Efendi Hazretleri'nin sofrasından,
- 1:48:53
doya doya, kana kana yiyip içmeyi müyesser eylesin. Amin. Zihinlerinizi açık eylesin. Allah'ım bütün dünya ahirette, hayırlar, bereketler şu mübarek on geceler hürmetine, er gecesi kadir gecesine denktir, tirmizi adı şerifinde sahiptir. Şu mübarek kadir gecesine denk olan mübarek gece hürmetine, Allah'ım salli alâ seyyidina Muhammedin.
- 1:49:13
Selim Allah'ın bir hakkı seyyidine Muhammedin, ve cahil seyyidine Muhammedin. Ve bir hakkı seyyidine Meşayih. Tehmmüdü'l-ufi kuddesi Allah'a sığınır. Bu Kovac dede Hazretleri, burada yatan çok büyük zatlar yatıyor burada derdi Efendi Hazretleri. Burada yatan büyük Meşayih hürmetine, sonra Lokmacı dede hürmetine, bu civarda çok Meşayih hazarat var.
- 1:49:34
Hepsi yatıyorlar. Bazılarının kabirleri de tabi yola gitmiş vs. Ervah-ı Tayyibeler hürmetine. sahibeler hürmetine, Ya Rabbi bu fıkıh medresesinde iktisat yapan, okuyan, okutan cümle kardeşlerimize keskin zekâlar, faydalı ilimler, salih ameller ve güzel ahlak nasip eyleyip her bir ellerini dünya derdine düşürme Ya Rabbi, maddi bir sıkıntı çektirme Ya Rabbi.
- 1:49:59
rızıklarına vunmadıkları yerden kefalet eyle ya Rabbim. Efendi Hazretlerimizin yoluna rağip tasma ve hibe eyle ya Rabbim. Efendi Hazretlerimize olan sevgilerinin, muhabbetlerinin, sıddıklarının, sadakatlerinin, vefalarının hürmetine iki can da aziz eyle. O'nun ilk başta kabirden kalkınca O'nun sancağında, oradan Efendi Babamızla, silsilemizle
- 1:50:20
Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem sancağı şerifine kadar yolumuzu asan eyle Ya Rabbi. Ya Rabbim manilerimizi izale eyle. Peker olanlara hayırlı eşler bulmak nasip eyle. Ya Rabbi, ölene kadar hiçbirinin maaş derdi, geçim derdi, çoluk çocuk nafakası dertine düşürmeden bol rızıklarla erzaklarını tevsiye eyle Ya Rabbi.
- 1:50:42
Ya Rabbi okutan ana babalarını da, onların okumalarından razı gelen, onlara maddi destek veren, burada bulunmalarına sebebiyet teşkil eden her türlü yardımcılarına da yardım eyle. Onlar da umduklarına mazhar eyle. Cümlemizi korktuklarımızdan emin eyle. Ya Rabbi her birerlerine çok medreseler açmak, çok emri bil marif yapmak, çok fıkıh alimleri yetiştirmek,
- 1:51:06
Türkiye'nin dünyanın her yerine talebeleri yetiştirmelerini nasip eyle Ya Rabbi. Bir alim yetişiyor, yüz binlerce yetiştirebiliyor. Geçmiş büyüklerimizde bu bereketler görüldü. Bize de aynı bereketlerden birine bize ihsan eyle Ya Rabbi. Tesirleni sözlerimizin halka eyle. Cümlemize idareler bahşeyle.
- 1:51:26
Ya Rabbi, Ya Rabbi, Ya Rabbi kaymaktan, caymaktan, şüphelenmekten, evhama, vesveseye kapılmaktan cümlemizi muhafaza eyle. Ya Rabbi unutkanlıktan, alzayvur olmaktan, elden ayaktan düşmekten muhafaza eyle. Ya Rabbi şu kardeşlerimiz bu gençliklerini, bu kıymetli saatlerini, günlerini, gecelerini
- 1:51:44
medrese köşelerinde senin dininin, Kur'an'ın, sünnetin, fıkhın ilimleriyle geçiriyorlar. Sen de bunları diğer kullarına tercih eyle Ya Rabbi. Onlar seni tercih etti, sen de onları diğerlerine tercih eyle Ya Rabbi. Ya Rabbi maddi manevi imkanlarını, kapılarını, erzak kapılarını feth eyle. Şerleri başlarından def eyle.
- 1:52:05
Ya Rabbi işlerine lazım gelen kullarını onlara musakkar eyle. Her bir ellerine medreseler açacak, ilim faaliyetlerini neşretmek için teşkil edecek birçok zenginleri, yetkilileri, ellerinde güç imkanı olanları da onların hizmetine musakkar eyle Ya Rabbi. Bizi de kendi hizmetine amade eyle Ya Rabbi. Men kâne lillâhi kânellâhu leh.
- 1:52:31
Sırrını mazhar eyle Ya Rabbi. Amin diyenler camiden azat eyle. Gazze'ye yardım eyle, Filistin'e yardım eyle. Doğu Türkistan'a yardım eyle, mazlumları helal söyle. Hapishanedekilere imdad eyle. Ya Rabbi bir an önce kurtuluşlarını müyesser eyle. Ya Rabbi Yahudinin ateşlerini itfa eyle. Adâvet ve bagzâ-yı nasâra eyle, Yahudi arasında ihra eyle.
- 1:52:54
Ya Rabbi üzerlerine en büyük belaları getirecek adamları musallat eyle. Ve Ya Rabbi bir an önce Müslümanların selametiyle bizi de ferahnâk eyle Ya Rabbi. Önümüzdeki geceleri ihyaya muvaffak eyle. Terbiye gecesi, yarın gece terbiye gecesi, arefe gecesi, nihar gecesi, beş gecede ihya eden cennet vacip olur buyurulan üç geceden
- 1:53:15
üçü önümüzde uyku halini, tembelliği, gevşekliği bizden izah eyle. Bizi meşgul edecek adamları da etrafımızdan izah eyleyip, ibadetine tam yönelip bu mübarek günlerin geceleri ihyasına muvaffak eyle. Amin amin. Kovacı dedenin bir an önce bitmesini nasip eyle. Yardım edenleri müsakkar eyle. Orada da hadm-i şerifler, ders değişmeler, kadın erkek sohbetler,
- 1:53:39
Efendimiz'in yoluna, yuvasına merkez eyle Ya Rabbi. Ya Rabbi Mustafa Efendi bu hayırların sahibi yıllarca çanta elinde, öyle kollu çanta değil burasına koyardı, çantasıyla öyle mücadeleyi terk etmeyip, yirmi sene, otuz sene, kırk sene vazgeçmeyip burayı kazandı, yeniden medreseye döndürdü. O Kovacı dedeyi öyle hiyaye vesile oldu.
- 1:54:03
Ruhunu şahit eyle, kabrini nur eyle, derecesini âli eyle. Bu sohbetlerden, burada okunan derslerden hissesini azim eyle Ya Rabbi. Ya Rabbi Efendi Hazretlerimize fevka tecelli ihsan eyleyip, onu bizden, bizi ondan, cümlemizi sevgili Habibimden ayırmayıp, Efendi Hazretlerimizin rızası üzere yaşayıp, ölmeyi bizlere nasip eyle.
- 1:54:24
Zerre kadar yolunu bozmaktan, bozdurmaktan bizleri muhafaza eyle Ya Rabbi. Ya Rabbi yolu bozan, bozduranlarda hayırla ıslah eyle. Hidayet eyle. Rücu nasip eyle, tevbe nasip eyle. Dönmeleri mukadder olmayıp, sünniyet taşıyanların... ve teşrihanların şerrine kifayet eyle ya Rabbi. Amin Allahumme ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin
- 1:54:44
ve ala alihi ve sahbihi ve selleme teslimen kethira velhamdülillahi rabbil alemin illa şerifun.


