36:00 / 1:54:50

  1. 00:39

    Bismillahirrahmanirrahim. Bizleri bu mübarek gecelere kavuşturan Rabbimize sonsuz hamdü senalar ederiz. Bahattin Bilecik ağabeyimiz, bu hayırların, bu hizmetlerin müsebbiblerindendir. Allah hayrını artırsın, sıhhatini, afiyetini artırsın. Allah Kuvveci dede büyük külliyeyi de bitirmeyi bir an önce nasip eylesin.

  2. 01:35

    Amin. Davet etti beni yani, gel dedi, işte burada Hoca Efendi kardeşlerine bir hasbihal ederiz. Deyince ben de dedim, madem on gecelerde olsun, çünkü kalabalık cemaatle akşam yatsı yıkılmış olurum. Akşam yatsı arası itikafa niyet ederiz. Kırktan fazla olan cemaatlerde kabul sözü var, vaadi var.

  3. 02:04

    Ondan sonra hepsi Hafız Efendiler, Hoca Efendiler, haramlardan, günahlardan sakınan ilim ehliler, kimseler. Onlarla yatmış oluruz on gecelerden bir geceyi. Bu niyetle bu geceyi seçtim. Sesimi duyuyorsunuz değil mi? Ben biraz şey oldum, alerji oldum. Alerji haplarına başlattılar beni, onun için uyku sersemliği yapıyor.

  4. 02:36

    Bir de sesi kıstı. Kısta. Elhamdülillâhi Rabbil âlemîn. Onun için iyi niyetle geldim. Yani niyetimi önce tahsiye ettim. Niyetleri tahsiye etmek, gözden geçirmek. Yani sahi mi, değil mi? Buraya bir, işte desinler girer, beğensinler girer, gösteriş girer falan. Onun için en mühim şey niyet. İnne vel âmâl bil niyâd.

  5. 03:09

    Lakin, tabii arada karışır. Niyetler arada karışır. Niyetler arada karışabiliyor. E, bu karışmalar niyetin aslına zarar verir mi, vermez mi? Meselesine gelince, yani Ruh-u Beyan'da gördüğüme göre, o da Tatarhaniye'den alıyor. E, Tatarhaniye tabii Hanefi fıkıhlarındandır. O zaman matbu değil idi yani.

  6. 03:42

    Şimdi matbu. Orada çok güzel bir fetva var, o bize yarıyor. Diyor ki, bir insan Allah rızası için mesela bir namaza başladı, bir amele başladı. Mealen neyini söylüyorum? Sonra niyeti, iyi niyetle Allah için bir işe başladı. Sonra arada bir şeyler nefis soktu, kattı, karıştırdı yani. Mesela girdin camiye, bir kuşluk namazı kılıyorsun.

  7. 04:15

    Kimse yok. Ondan sonra, o arada biri girdi camiye falan. Sen de içinden, ya cami boş idi, kuşluk vaktinde cemaat çok. Olmaz. Cami boş idi ama, bak biri de geldi, gördü beni şimdi. İşte adam diyecek, ne güzel ibadet ediyor, işte namaz kılıyor, nafile namaz kılıyor falan. İçine böyle bir şey geldi. Adam gelmeseydi, kiren çıkan olmasaydı, içine böyle bir şey yoktu.

  8. 04:52

    Sen ama niyeti baştan, sahih niyetle gittin. Yani... Terkib-ü terbitte de geçiyor diye hatırlıyorum. Bir hadis-i şerif de var. Mesela kuşluk namazı için mescide çıkarsa diyor. Ama onu başka bir niyet çıkartmazsa diyor. Oradan çarşamba pazarından da bir şeyler alırım. Fatih camisine giderim, bir kuşluk kılarım.

  9. 05:19

    Gibi olmayacak. Sadece kuşluk namazı için mesela. Diğer namazlarda böyle bir şey, nafilelerde görmedim. Ama kuşluk hakkında böyle bir şey gördüm. Kaynağı da var. Onun için Ali Haydar Efendi babamız kaddes-i Allah'a sıra o çıkıyordu. Şeyden, tekkeden ayakları yürüdüğü dönemde kuşluk namazına geliyordu Fatih camisine.

  10. 05:42

    Kuşluk namazına geliyordu. Yani öğleninde bekliyordur Allah'ı alem ama kuşluk namazı için çıkış yapıyordu. O zaman tabii yürüdüğü zamanları bilen yaşlılardan ben duymuştum. Yani buradan geçiyordu çünkü. Kovacice'den önden buradan Fatih camisine gidiyor. Biz kavuşamadık tabii. Tabii o 40'lı yıllardır yani.

  11. 06:07

    50'li yıllarda zaten yürüyemiyordu. O zamanlardan burada yaşlıları görüyordum ben. Burada doğdum ben. Karşı binada doğmuştum o zaman. Onun için buranın yerleri var babamın arkadaşları, yaşlı adamlar. Öyle güzel giyinir diyorlar cübbesi, sarığı. Yani efendim herkes hayran kalır. Bütün yoldakiler, evdekiler ona bakar, onu seyreder.

  12. 06:35

    Öyle gider. Tabikat-ı Esselamu Aleyhisselam Hazretleri. Şimdi kuşluk vakti gittin. Cami boş. Sen Allah rızası için çıktın, Allah rızası için namaza durdun. O arada geldi biri. Ondan sonra biri girdi, biri çıktı. Bilmem ne. Sen de içinden geldi ki yahu işte biz yine bak bir gören oldu, bir eden oldu.

  13. 07:02

    Şimdi belki o da başka birine anlatır. Bu da nafile ibadet yapıyor falan. Camiye girdi, namaz kılıyordu falan. Belki böyle bir şey. İçine karıştı bu iş. Şimdi bu ihlasla münafi midir? El cevap diyor. Niyetin bidati ve aslı esastır. Yani aslında iyi niyetle Allah rızası için başladığı için o amele arada giren çıkan havadatır cinsinden yani vesveseler.

  14. 07:34

    Çünkü azmin o değil. Niyet, azim demektir. Azim, kasıt demektir. Yani sen ondan sebep, kalbini ona bağlayarak yapacaksın o işi. Sen bunun için yapmadın ki bu işi. Denk geldi. Onun için bu ihlası bozmaz. Böyle olmasaydı kurtulan az olurdu. Ameli kabul olunan çok az kişi çıkar. Hiçbir şey karıştırmayacak işin içine.

  15. 08:04

    Onun için kalbe giren çıkan olur. Lakin mesele niyet. İnsan evvela niyetini tahsil edecek. Sonra bazen yanlış niyetle veya bozuk halis olmayan bir niyetle de bir işe başlanabiliyor. Sonra o başlanılan iş güzel işse, iyi bir işse, salih bir amelse ama niyeti baştan bozuk başladı. Yine de amelin salih olması berekatıyla o amel, o iş onun niyetini ona düzeltilebilir.

  16. 08:50

    Bir de bu var. Efendi Hazretlerimiz bunu çok söylerdi. Yani kaynaklandım. Hoca Efendiler siz fıkıhla uğraşıyorsunuz. Görmüşsünüz. Ben de kitaplarda gördüm. Hani büyüklerden birinin sözüdür. Yani biz fıkıh ilmine başladık okuma. Fakat Allah için başlamadık. Yani meslek için. Para kazanırız. Geçimimizi temin ederiz.

  17. 09:25

    O zaman tabi şeriat devletleri var. Fıkıh ilmine itibar var. Fakihlere işte on sonra kadroluyor vesaire. İyi maaş var vesaire. Onun için biz fıkha esasen dünya geçimi için başladık diyor. Yani ilme. Fakat sonra ilim bizi ahirete çevirdi. Yani Allah'a çevirdi. Bunu Efendi Hazretleri çok meclislerde nakletmiştir.

  18. 09:57

    Bu sözün önemi var. Çünkü neden? Eğer dünya ilimlerine uğraşsaydı, dünya ilimleri onu yani ahirete Allah'a çevirmesi ihtimali çok zayıf. Ama din ilmiyle uğraştığı için, ahiret ilmiyle, fıkıh ilmiyle uğraştığı için okuduklarından da Allah Teala biraz tesir nasip ederse, Sen'e kadar imanı olana bazı nasihat fayda eder.

  19. 10:28

    Mü'min ise öğüt fayda eder. Orada okudukları ulemanın sözlerini görüyor. Helal-i haramı görüyor. Sonra ahiretle ilgili, azapla ilgili, cehenneme ilgili birçok. Hatta hadis görüyor. Fıkıh ne demek? Din fıkıhtan ibarettir. Onun için ilim bizi, özellikle fıkıh bizi ahirete çevirdi. Bu da büyük bir kazançtır.

  20. 10:57

    Çünkü insan meşgul olacağı ilmi seçerken, öyle buyururdu mesela, Bu Karadenizliler, işte Lazlar derdi. Ali Adem Efendi babamız da. Tabi Lazlar Lazca bilene derler. Yani Lazca bir dildir. Kürt de Kürtçe bilene derler. Adam Diyarbakır'da doğmuş büyümüş de anası babası Kürt değilse filan Kürt denmez. Veyahut da Lazca bilmiyorsa Laz denmez.

  21. 11:29

    Çayeli bile Lazca bilmez. Pazardan başlar bizim okuduğumuz yerler. Oradan gider Arka Avrupa'ya filan. Dolayısıyla çok da nüfusları da yok. Ama Karadenizliler'e genel manada Samsun'dan ilerisinde Laz diyorlar da. İşte bir şey istila olarak doğru değil. Örtekü söyleniyor. Bunlar derdi, Yani Otuz haneli köye gitseniz kırk hafız bulursunuz.

  22. 12:05

    Kırk haneli köye gitseniz elli hafız bulursunuz. Ama imanları kırktır derdi. Sonra Mahmut Efendi Hazretlerimize bakardı. Acaba onun kalbinde yani Kendisine karşı bir, Ya niye böyle konuşuyor bizim hakkımızda diye bir şey geçiyor mu filan. Halbuki derdi Efendi Hazretlerimiz ben çok seviniyordum. Çünkü neden bizim ayıbımızı kusurumuzu o söylemezse bize,

  23. 12:34

    Biz nereden bileceğiz kusurumuzu ahirette. Cevap vereceğiz hesap vereceğiz. Öyle için böyle seviniyor yani anlasın. Bizim aleyhimize de olsa söylesin bize hakkı söylesin bize. Mahmut benim tokatıma iyi dayanıyorsun. Buyururdu. E tam bunun sebebi olarak Allah için okumamışlar derdi. Allah için okumamışlardan da maksat Tabi o zaman fındık da yok çay da yok.

  24. 13:05

    Zaten fındık bölgelerinde çok hoca çıkmaz. Bizimki Rasulullah'ın ortadan pek hoca çıkmaz. Yine of'tan çaykaradan o bölgeden çıkmıştır. Orada da zaten ot yok ocak yok. Çay yok fındık yok o zaman. Şimdi bile arazi yok ki çay olsan olacak arazi yok. Çaykarada arazim var yamaç. Öyle yerlerden hoca çok yetişir.

  25. 13:31

    Yani çünkü hayvancılık olsa tarım olsa Tarla olsa saban olsa Anası babası koşacak onu işe. Şu kadar tarlan var şu kadar hayvan var bunlarla uğraş diyecek ona. Hafız hoca yapmayacak onu. Ama ot yok ocak yok. Ne iş yapacak iş yok. İşte hafız olursa hoca olursa Sonra Ramazan'da cere çıkar. Bir yerde teravih kıldırıp bir yerde mukavele okur.

  26. 13:58

    Oradan bir şeyler verirler hediyeler falan gelirler. Böylece bir maaşet temin olur. Helal midir? Helaldir. Haramla bir alakası da yok yani. İşte mesele niyet. Buyurdu ki bunlar Allah için okunmamışlar. Yani çocuklarını da Allah için okutmamışlar. Baştan. Yani niyet baştan şey değil. Ama yine de mesele ne?

  27. 14:27

    Mesele hafızlık olunca. Mesele Arapça ilimleri işte. Onun berekatıyla yine ekseriyet Ne oldu? İşte Hacı Dursun Efendi. Rahmetullah Aleyhi Hazretleri. Hacı Hasan Efendi Hazretleri. Bizim son tanıdıklarımız onlar. Onların gerileri var.

  28. 14:54

    Neticede bir ümmet yetişti. Kıyamelerde imam kalmamıştı, cenaze yıkayacak adam kalmamıştı. Kulu Allah okuyana imamlık veriyordu. Babam diyordu ki, o da 90 yaşlı geçti. İşte Müftü Ali Ekde Efendi, o zaman Fatih Müftü Ali Adem Efendi babamızın müridiydi ve çok hizmetindeydi. Emin Saraç Hoca Efendi, Rahmetullah Aleyhi ve Cemaat, kayınpederi oluyor.

  29. 15:26

    Ali Ekde Efendi, Ali Adem Efendi babamızın, hemen bizim Efendi Hazretlerimize doğru giderken, hemen Hacı Anne'yi geçince, solda, kabri şerif işini biraz güzel yaptılar. Bakım yaptılar. Yani Müftü Efendi, Fatih Müftü'sü o zaman, işte adamı dinliyor. Kulu Allah doğru okusa, imam edeyim seni diyor. Kulu Allah doğru okusa, hafızlık mafızlık, diplomatik, ne alakası var?

  30. 15:52

    Kulu Allah okuyabiliyorsa, imam edeyim seni. Camiler münhal, boş. Bir tane genç yok. Yani 40'lı yılları konuşuyoruz. 40'lı yılları, 40-50 aralarını konuşuyoruz. Yani babamın da dönemi. Dolayısıyla nerelerden nerelere ama şimdi burada tabii Karadenizlilerin bu işte çok faydası oldu. Çünkü oradan, şu Farık Salı, Mehmet Haşin Kıtlı, Hoca Efendi rahmetullahi aleyh.

  31. 16:26

    Efendimiz Hazretleri diyor, biz ofta, anne bana hafızlık yaptırıyor. Ondan sonra, İz testegi ithune mi, testegi şune mi? İhtilaf çıkıyor. Ofta, çagara, dogruda hoca var, hafız var. Göğe mesela o zaman da yine Kıtlı var. Testegi ithune mi, testegi şune mi? Bunu, ihtilaf çıkıyor. İşte A, B, S, V, B, S, R, A, B, S, R okuyan var, B, S, R okuyan var.

  32. 16:56

    Böyle ihtilaf çıkıyor. Haşin Kıtlı rahmetullahi aleyh, Hoca Efendi gelene kadar. İstanbul'dan aldı tabii. Bütün aşireti takip, tayyibeyi bitirdi. Geldi ofa, şu Farık Salı köyüne. İşte Efendi Hazretlerimiz onu talep eden, onun bereketiyle yüzlerce, binlerce, binlerce adamın ağzını düzelttiği tası, oruf yaptığı makarıcı, orufun şey yaptığı, o sırada hafız ettiği işte neyse.

  33. 17:24

    Arapça da okudurdu. Arapça da çok zekiydi. Yani öyle şey değil. Mesela Hacı Dursun Efendi'ye bir şey sorarsın. Molla camiden şuradan buradan. Anladın, anladın, anlamadın. Hadi git işine. Veyahut da biraz sinirliydi. Çu Farık Salı öyle değildi. Gel Molla derdi uşağım, müzakere edelim falan. O müzakere edelim derken deşerdi şerleri merleri.

  34. 17:47

    Mesela Çu Farık Salı'yı kimse o kadar şey zannetmiyor. Arapça da mahir zannetmiyor. Halbuki Arapça da çok mahir idi. Ondan okuyan, Arapça okuyan hoca efendilerden, çoğu öldü şimdi. Onlardan dinlediğime göre yani. En incesine kadar şeyhlerin böyle işi yapar, kamişleri falan. Ve bu adamlar Allah Teala kabirlerine nur eylesin, dereceni âli eylesin.

  35. 18:12

    Bu dinimize hizmet ettiler. Şu anda bak işte akşama kıldıran güzel okudu yani. Onun arkasına rahat namaz kılınır. Şimdi çoğu sürüyor. Kıraat berbat. Maalesef bizim tabii tarikat işinde çok ileri olanlarda da kıraat çok zayıf. Kıraat çok zayıf, talim tecvid çok zayıf. Çekecek yerde çekmiyor, duracak yerde durmuyor falan.

  36. 18:39

    İşte mesela şimdi bunların ağızları. Bu kadar talebenin ağızları nasıl düzeldi? Binlerce, on binlerce, yüz binlerce oldu şimdi hafızlar şeyler. Bakıyorsun gidiyor gidiyor geriden. Haşkullah Efendi'ye gidiyor, kesik bacak İsmail Efendi'ye gidiyor. İşte efendim, şu efendiye, bu efendiye gidiyor. Çünkü neden?

  37. 18:59

    Bu adamlar bu işi Allah için yapmışlar. Haşa Allah için yapmışlar. E tabii herkes Allah için girmedi bu işe, tamam girmedi. Ama sonra ilim onları Allah'a döndürdü, zine döndürdü, ahirete çevirdi. İşte hâlâ der efendim babamızı buldurdu Mevla. Efendi Hazretlerimizin ayağına gönderdi Mevla, Efendi Hazretlerimiz zaten baştan beri Allah için iş yapan çocukluğundan beri

  38. 19:21

    kimsenin bir falsosunu görmediği