Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 71. Bölüm 4 Kasım 2025
4 Kasım 2025 · 91 dk
00:00 / 1:30:10Şu an 00:00 / 1:30:10
Video bölümleri
- 04:27Ahmed İbnü Hanbel ve İmâm Buhârî Gibi Muhaddislerin Yüzbinlerce Hadîs-i Şerîfi Ezberlemesi
- 07:21Hadîslerde ve Kur'ân'da Mükerrerler Var mıdır? Mükerrerlerin Olmasının Hikmeti Nelerdir?
- 09:41Evliyâullâhın Bâzı Şeyleri Tekrâr Etmesinin Hikmeti Hakkında Efendi Hazretleri'mizden Şâhid Olduğum Kerâmet!
- 12:38Vahiy Kâtibliği Yapan Mervân, Hangi Düşünceyle Sapıtıp Mürted Oldu?
- 21:52Biz Öyle Velîlere Kavuştuk ki Hacca Gelen Peygamberlerin Rûhâniyetlerini Görürlerdi
- 31:49"Nice Fıkıh İlmini Taşıyanlar Var ki Kendisi Fıkıhçı Değildir" Hadîs-i Şerîfinin Îzâhı
- 44:01Günahları Yüzünden Müslüman Yöneticilerin Kötülüğünü İstemek Müslümanlara Niçin Yakışmaz?
- 47:01Zuhr-i Âhir Namazı Nedir? Kılınması Hakkında Efendi Hazretlerimiz Ne Buyurdu?
- 53:30Fıkıkçıların Azalması,Kuran-ı Güzel Okuyanların Çoğalması Kıyamet Alametlerindendir.
- 57:26Haccâc-ı Zâlim'in İslâm'a Hizmeti Var Ama Müslümanlara Zarârı Nasıldır?
- 1:00:52Sakalsızı Bırak Sakalı Bir Tutamdan Az Olanın Namazında Kerâhet Vardır, İmâmları İyi Seçin
- 1:02:05Efendi Hazretlerimiz "Şalvarsız Adamı İmamlığa Geçirme" Diye Zuhurat Gördükten Sonra İmamlara Ne Yapıyordu.
- 1:12:47Hadîs-i Şerîfleri Öğretenler ve Emr-i bi'l-ma'rûf Yapanlar Rasûlüllâh Sallellâhu Aleyhi ve Sellem'in Halîfesidir
Transkript
212 satır
- 00:00
Ve huve tevel-lel-sâlihîn estâidu billâh Lengâze câekum resûlum min enfisikum azîz azîzun aleyhim â'anittum harîsun aleykum bilmü'minîn râvûtu rrahîm Fe in tevellehu fe gul hasbihallâhu lâ ilâhe illâhü aleyhi tevekkeltuhu ve rabbu l-ârzulillâh
- 00:22
Sallâllâhu aleyhi ve sellem ve aleykâ seyyidil yâ Muhammeden sallâllâhu aleyhi ve sellem ve enbiyâna Muhammedâ sallallâhu aleyhi ve sellem ve aleyhi ve sellem ve aleyhi ve sellem Allahumme a'tu seyyidina Muhammeden ilvesilete ve ceal fil mustafaynâ muhabbete ve fil âliynâ diracete ve fil mukarrabiynâ dhikru d-d'ârihi Bismillahirrahmanirrahim
- 00:39
Elhamdülillâhillezî hedâne âlihâde ve mâ kullâhîn ehdâdihe levlâhe nedâneullâhe ve mâ tevfîkü ve a'tu sâmihi illâ billâhi ve gaccâdu resûlur Rabbinâ bilhâk sallu alâ Rasûlillâh Muhammeden Allahumme salli alâ seyyidina Muhammeden sallu alâ t-tabîbi kulûbunâ Muhammeden Allahumme salli alâ seyyidina Muhammeden sallu alâ aleyhi ve sellem sallu alâ şefîatul übnâ Muhammeden Allahumme
- 01:05
salli alâ seyyidina Muhammeden sallu alâ aleyhi ve sellem ve ruhiyen enes ibn-i malikin radıyallâhu teâlânü kâle Fetabenâ Resûlullâhi Sallallahu aleyhi ve sellem bir Mescidi-l-Khayf-i Min Minan. salli alâ seyyidina Muhammeden
- 01:23
Ve kâlen addarallâhu ra'an semmi'a mekâleti, fa hafizahâ ve be'âhâ farubbahâ bil-fikrin lâ fikre lev hamil-i fıkhın ila manu efkaw minu el-haditha. Ravat tabaraniyyu fil evsatı. Bu âyet-i şerife Fâ-rûfe rivâte olduğun âne-i simr-i mâlik radıyallâhu anhefendimizden kim rivâte etti hadisin sonunda söylüyor Ravvâhu bu hadis-i rivâte etti
- 01:57
aded-i tabaraniyyu, imam-ı tabaraniyyi, büyük muhaddis, fil evsati. Evsat, onun murcemleri var, murcem-i sahir var, murcem-i evsat var, murcem-i kebir var. Üç tane kitap var, üçü de bizde var. Murcem-i sahir bir cilt, belki tahkik yaparlardı kaç cilde olur. Murcem-i evsat, Şule-i Arabistan'da çalışmışlardı, basmışlardı, çok sene evvel almıştım.
- 02:27
O da on iki cilt kadar, kemiri var, sarı, küçük yani rivayetlerde. Onu da diyelim bir cilt, evsat on bir, on iki cilt, kaç bin hadis var, kebir büyük demek, el-mucemul kebiru. Murcem-i kebir yirmi beş cilt büyük, yani fazla. Onda tabii mefkut cüzler var, mefkut demek kayıp demek. Ona birkaç cilt bulundu yani, biz aldığımızda otuz, otuz beş sene evvel falan.
- 03:07
O yirmi beş ciltten, yirmi beş cilt var, herhalde otuz olacak, beşte eksik var yani kayıp. Kayıp yazılar, tahtut yazmalardan ciltler kaybolmuşlar kütüphanelerden, pasanlardan bulamamışlar, pasalamamışlar. Şimdi bazıları bulundu. Tabii Allah'tan muhaddesler birbirinden çok nakil yapmışlar.
- 03:32
Nakil yaptıkları için o ciltten, o cüzler kaybolsa da o hadis-i şerifler, orada zikredilen hadis-i şerifler Hicab'da, Evsat'ta çıkıyor veya Sarıd'e çıkıyor veya Hesebi var, İmam Hesebi. Allah ona razı olsun, çok kıymetli işler yaptı. Mecmuzeva'yı yaptı.
- 03:54
İmam Bezzar'ın hadislerinde Keşfü'l-Estarları var, sonra Zeva'yı Gülbezzarları var, Mecmuzeva'yı bütün bu tabaranilerin, muhaddislerin kitaplarına ziayet olan aynı kaynaklardan beslenen hadis-i şerifleri Zeva'yı olarak zikretti. Bu çok hadis topladı. Dolayısıyla bu kayıplar ve sahireler de telafi olmuş oluyor.
- 04:26
Yani Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in hadis-i şerifleri bize ulaşmıştır. Bazı hadis-i şerifleri daha okumamışız, bazılarını duymamışız, bazılarını da duyurmamışız, sohbetlerde naklolmamış da çok hadis-i şerif vardır. Yani milyondan fazla belki hadis-i şerif vardır. Ama manalarda mükerreller vardır, aynı manaya vurgu yapan hadis-i şerifler vardır.
- 05:00
Tariklerle, râvîler ve farklı tarikler bazı farklı lafızlar ve telaffuzlarla milyonu aşar. Ahmed ibn-i Hanbel bir milyon hadis ezbere biliyordu. Müşreid, Kâinat-ı Ahvazû elfe elfe hadidin bir milyon hadis-i şerif ezbere biliyordu. Ve senediyle, istadıyla ve râvîleriyle. Dolayısıyla burada milyonlarca da sened ve istad tarik ezberlemesi lazım.
- 05:31
Yani çünkü orada bir milyondan fazla hadis ezbere bilmek demek, en azından Resûlullah ile Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem kendi arasında ortalama üç râvî olsa, yaşadığı dönem itibariyle. İşte İmam Bukhari dönemi orada 250'lerde, Hicri 250'lerde vefatı. Bazılarında 4-5 de olur, bazılarında sened yakın olur.
- 06:00
O râvînin uzun yaşaması, kısa yaşaması asebiyle bu değişir. İmam Bukhari, ne buyuruyor? Sayı Bukhari'deki hadisleri 600 bin hadisten süzdü. Yani 600 bin hadisi biliyor. 600 bin hadisler. Onda Tarikul Kebiri var, Tefsirül Kebiri var, İmam Bukhari'nin El-Edeb-ül Müşreidi var, Halk-ı Vefa-l İbadeti var, dolu kitaplar var.
- 06:35
Ama meşhur olan Sayı Bukhari. İşte o sayede ben 600 bin hadisten bunu tahriç ettim, buyuruyor. Kazım Beyzavi dersinde, Kuvveci Dede'nin yaptığı derste, onu başlığa çektiler mi bilmiyorum. Oradaki tabii sizi çok ilgilendirmeyeyim, belki bazılarını anlamayacağı ders ama dinleseniz orada da size de çok faydalı ilimler çıkıyor.
- 06:58
Tabii zordur, bazı yerleri anlamayacaksınız, bu doğaldır. Kaide'dir, Sadnaev'dir falan, ibareyle uğraşırsak pek anlamazsınız. Ama orada da mesela İmam Bukhari'nin sahilinde bile 8 bine yakın hadis-i şerif var, mükerrelleri çıkarırsan 4 bindir. Mükerreller niye var? Kur'an'da mükerreller olur mu? Kısalar, mükerreller var.
- 07:26
Peki mükerrellerde fazlalık, fuzulelik olur mu? Kur'an'da fazla fuzulelik var dese kafir olur. Her birinde Nuh Aleyhisselam'ın kıssası kaç yerde anlatılıyor? Musa Aleyhisselam'ın kıssası kaç yerde anlatılıyor? Ama her birinde ayet-i kerimelerde ne vardır? Lafız farkları vardır, kelime farkları vardır.
- 07:50
Birinde Vav gelir, birinde F gelir, bazen fiiller değişir, bazen isimler değişir. Bu değişmelerin de çok büyük hikmetleri vardır. Bunlar hakkında biraz anlattım. Onu dinlersiniz. Bir önceki derste olabilir. Salı günleri yapıyor bu dersi. Benim YouTube sitem Cübbel Ahmet Hoca Efendisi sitesi. Yani yeni sitede koyulmuş o dersler.
- 08:14
Biraz da zaten iki tane mino. Şimdi onun için hadis-i şeriflerde mükerreller vardır. Fariklerden gelir, bunun da hikmeti vardır. O hikmeti de orada anlattım. Şimdi burada vakit müsait değildir. Onun için mükerrellerde farik farkı vardır. Bir hadisi beş sahabe, on sahabe, elli sahabe, yüz sahabe duymuş olabilir.
- 08:46
Onun için her birinde rivayet var. Birinde Vav değişir, F değişir, fiil değişir. Birinde Et'a eder, birinde Ce'a eder. Manalar aynı yere vurur. Ama bunların da faydası var mıdır? Olmaz olur mu? Orada bir misal verdim, çok ilginç. Bir harften dolayı, orada bir vekat harfinden dolayı, yani Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem kabir şerifinde ruhu alınıyor, geri mi dönüyor?
- 09:13
Yoksa ruhu hep mi bedeninde bulunuyor? Bütün onlar bir vekatten çıkıyor. Hadislerin bazıları kinde vekat yok. Orada müşkilat çıkıyor. Diğer bir sahabeden vekatle gelmiş. O vekat Raddallâhu Aleyhi. O vekatten bütün muhaddisler manayı çözmüşler. Onun için buralarda mükerrer, fuzulilik yoktur. Hepsine farklı manalar mülaza edilmektedir.
- 09:41
Evliyaullah'ın laflarında da fuzulilik fazlalık yoktur. Evliyaullah'ın her kelamlarında hikmetler vardır. Yani Efendi Hazretlerimiz son zamanlarda veya tebelcede bazı şeyleri tekrar soruyordu. O tekrarlardan bazıları aldanıyordu. Hastalandı, alzheimer oldu zannediyorlardı. Bazıları da bir yalan yanlış bir şey yapacağım yuttururum zannediyorlardı.
- 10:08
Sonra onlar patlattılar, hepsini kovdu. Onun için aldanmamak lazım. Allah'ın kelamı vahiydir. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in kelam-ı hadis-i şerifler vahiydir. Evliyaullah'ın kelamları, Meşayih'in kelamları ilhamdır ve keramettir. Onlarda fazla fuzulilik aranmaz. Yani bir orcamanın geliyor, mesela fıkıhçı, her müsaadenizle Şambul Emanası'ndan.
- 10:36
Şimdi ona soruyor. Yamava'da okutuyor. Ne okutuyor? İşte diyor şunu, başka, diyor şunu, başka, diyor şunu, başka. Dokuzuncuya geliyor, diyor fıkıh mukare. Diyor ki, o olmaz. Mezhepleri birbirine karıştırmayın diyor. Demek istiyor.
- 10:58
Şimdi bak, onun o fıkıh mukare'ni dedirtene kadar, başka, başka, başka. Şimdi bana soruyordu, baban ne yapıyor? Gidiyorum işte evde oturuyorum, baban ne yapıyor? O zaman diyorum çok Kur'an okuyor, baban ne yapıyor? Sekiz kere sorsa, sekiz kere farklı cevap veriyor. Artık şimdi cevap verecek mevzu bulamadım.
- 11:26
Birinde dedim ki, ikinciyi, ikinci kere birinciyi tekrar et. Onu sormuyorum dedi. Rezil oldum kaldım işte. Onun için şimdi kafanızı çalıştırın, ahmak, manyaklardan olmayın. Salaklardan olmayın. Dolu salaktır, biliyorsunuz, evvela hastaymışım, hastaymışım. Sen kimsin? Onun için böyle çok şeylere rastladım.
- 11:47
Fuzuli tekrar, fuzuli tekrar yok. Adamın babasını üç kere soruyor. Halbuki adamın babası ölmüş. Adam da babasının öldüğünü söylemiyor. Efendi Hazretleri başka şeyler soruyor diye. O da öldüğünü söylemiyor. Efendi Hazretleri unutmuş babamın öldüğünü zannediyor. Ona üçüncü de soruyor. Ondan sonra diyor ki, Allah rahmet eylesin, iyi adamdır diyor.
- 12:09
Bu sefer bu rezil oluyor. Şapa oturuyor, anladın mı? Adama bir şeyler soruyor, adamı tanımıyor, tanımıyor, tanımıyor. Adam da diyor, eyvah! Efendilerin aklı gitti. Haşa! Son nefesine kadar aklı başındaydı. Ondan sonra öyle zannediyor. Ondan sonra adam kapıdan çıkarken, diyor ki, sen diyor ofuşu köyündesin diyor.
- 12:29
Seninle bizim köyün arasında bir dağ vardı diyor. Böyle anlatıyor. Adam şok oluyor, çıkıyor, gidiyor. Dolayısıyla, ah ah ah! Adam dinden çıktı, mürted oldu. Vahiy katibiydi. Kim idi o? Efendimiz sana anlatırdı işte. Fakvelu, fakdülü yaptı ya. Sohbetlerde çok anlatıyor onu yani. Vahiy katiplerinden. Mervan.
- 13:04
Mervan iyi anlatıyor mesela. Şimdi ayet geliyor, geliyor. İşte, Bu söyler devam ediyor. Yarım sayfalık Kur'an-ı Kerim'de bir ayettir. Müminin suresinin birinci sayfasında olacak. Ey insanlar siz işte diriltileceğinizden şüphe ediyorsanız, ilk baştan bir yaratılışınıza bakın. Biz sizi bir damla sudan yarattık.
- 13:27
Sonra işte, o meni oldu, meni demiş, alek oldu. Eee, E insanlar siz işte diriltileceğinizden şüphe ediyorsanız ilk baştan bir yaratılışınıza bakın. Eee, Biz sizi bir damla sudan yarattık, sonra işte o meni oldu, meni demek şey, alek oldu, donuk kan oldu, muzga oldu, bir çiğnemet oldu falan yaratılışın evrelerini sayıyoruz.
- 13:48
Biliyorsunuz 1450 sene evvel olduğunda ne ultrason var ne bilmem ne var bütün bu evreler şu anda yeni yeni işte 50 senedir, hepsi 40-50 senedir bunlar görüntülemeye tabi olunca o evreler gözükmeye başladı Allah Allah nasıl iş yaa onu yaratan şu buyuruyor zaten neyse Âyet geliyor, efendim, sonra fe cebârekellâhu sen hâlikîne geliyor.
- 14:23
Yani, âyet-i kerimeden Allah'ın kudretinin eserlerini anlatılınca vay katilin oğlanı da mervan, yahu Allah'ın vahiy yazıyor adam ya vahiy yazan adam dinden çıktı ya sen de diyorsun İsmail'deki bu hocalar nasıl sapıdır adam vahiy yazan adam dinden çıktı ya çıkabiliyor yani ondan sonra tam o noktaya geldi Mervan'da fasih bir adam edebiyatına malik.
- 14:52
Zaten fasih adamlar o dönemdekiler çok. Fasih konuşuyorlar ya. Fasih demek çok düzgün edebiyatlı şair. zaten şair, ekserisi şair bir millet yani. Oraya gelince, Mervan şöyle diyor, Fetebârekellâhu ehsenul hâlikîn Âyette Fetebârekellâhu nazil oldu, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem oraya kadar okudu, yazdırıyor, Fetebârekellâhü Efendimiz demeden
- 15:19
vahiy geldi, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem demeden Mervan şaşırdığından Allah'ın âyetlerine çok beğendi yani, mucize gördü orada, kendisi de çok fasih adam olduğu için, Fetebârekellâhü ehsenul hâlikîn Ne demek yani manası? Şekil verenlerin en güzeli olan Allah. Çünkü herkes şekil veriyor, heykel, tıraş da şekil veriyor,
- 15:42
toprakta, bilmem nede, çamurla, mamurla da bir şeyler herkes yapıyor, canlı cansız şekiller veriyor, resimler çiziyor, ama can verebiliyor mu? Can veremiyor. Şekil verenlerin en güzeli çünkü can veriyor. Olan Allah ne yüce oldu, hayrı bereketi ne kadar kesin oldu, azim oldu diyor. Mealen yani, mealen budur.
- 16:01
Mervan diyor ki Fetebârekellâhü ehsenul hâlikîn diyor. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'de buyuruyor ki, öktür, herkese nezere diyor, bunu da diyor yaz diyor âyetin sonuna diyor, bu da böyle nazil oldu diyor. Mervan bu sefer şok üstüne şok. Zaten âyetin azametinden, Allah'ın âyetlerinin mucizelerinin kudretinden, ana karnındaki çocuğun evrelerinden, devrelerinden
- 16:28
şaşırıyor zaten. Bunu kendiliğinden söylüyor. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem onu da yaz âyetin sonuna diyor. Deyince, ulan diyor o zaman benim peygamberden bir farkım kalkmadı ki diyor, bana da nazil oldu diyor. Hadi bakalım işte. Ulan serseri manyak mısın? 6666 âyet gelmiş, senin orada bir âyetin yarım satırı bile değil.
- 16:52
Orada Allah senin ağzından seni imtihan etmek için bu lafı çıkarttı. Halbuki âyet, Allah'ın kelamı değişir mi? Oradaki Fettebârekallâhü Aleyhi ve Sellem senin demenden sonra nazil olmadı ki. Zaten Kur'an kadimdir, mahluk değildir. Kur'an kitabı kadimdir, kelamı kadimdir. Kadim demek evveli yok. 104 kitap kelamı kadim.
- 17:12
Allah'ın bütün kelamları sıfatı, Allah'ın sıfatı zâtından ayrılmaz. Levv-i Mâvûz bile sonradan yaratılmış. Levv-i Mâvûz'da 104 kitap yazılmış. Bütün kitaplar yazılmış. Ama Levv-i Mâvûz sonradan yaratılmış. Levv-i Mâvûz yokken de Kur'an vardı. Yani Allah'ın ezelî kelamını ben dedikten sonra indi zannediyor.
- 17:35
Ve mürted oldu, dinden çıktı yani. Efendi Hazretleri çok anlatır bu sohbetlerde yani. Onun için kardeşler, ayete, hadise, selam-ı kibara, büyükler sözlerine karşı itikadımız sağlam olsun. Vesveselere kapılmayalım. Şüphelere mahal bırakmayalım. Kalpten bir şey gelir geçer Allah ondan mesul etmesin. Ama dillendirmeyelim.
- 18:03
Kimseye böyle bir şey kalbinden geçeni de anlatmayalım. Dilden geçen, dilden çıkan günaha tabi olur. Elfâd-ı küfrce şirke tabi olur. Ama kalpten geçen vesvesedir. İstiğfar edelim. Vesvesenin çarelerine bayağı bir şeyler anlatıyorum. Arada sırada onları amel edelim. Bu mukaddimeyi yaptıktan sonra hadis-i şeriflerde mükerreller var demiştim.
- 18:25
Geçen derste bitirdiğim hadis-i şerif 152 rakamlı hadis-i şerife gelmiştim. Enes ibn-i Malik radıyallâhu anh'tan rivayet edilen bu hadis-i şerifte, geçen dersten de bazısını hatırlayacaksınız. O da bana Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize hutbe okudu. Mescid-i Hayf'te. Nereden olan? Mina'da.
- 18:49
Mina neresi? Şeytan taşladığımız, cemaratın olduğu bölge. Mina'da bir mescid var. Adı Mescid-i Hayf'tir. H noktalıdır. Çok mübarek mescittir. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz orada namaz kılmıştır. Çok büyüktür. 20 tane kapısı vardır.
- 19:11
Şimdi kaç kapısı kaldı bilmiyorum. Eski dönemde 20 kapısı vardı. Şimdi tabii yeni düzenlemeler oluyor. Suud hükümetinde, onu bilmiyorum. Ben de 1981 senesinde, bundan hemen hemen Hicri ile 46 sene evvel Efendimizle beraber haç yaptım. Ben de 16 yaşımdaydım. O mescid-i şerifte. Ondan sonra içine girmek nasip olmadı 45-46 senedir.
- 19:35
Çünkü ben çok haça gitmedim. Hep Efendimizle gittim. Efendimizle gittiğimizde bir kere, o zamanda kimse yoktu. Biz 2-3 kişiydik. Gittik. Gülüyorsunuz, kırılıyorsunuz. Halit ağabey meseleleri. Kıyam derde yaptığım bir şey var. Onu dinlemeden ölmeyin. Yani ne demek? Her an ölebilirsiniz, hemen dinleyin.
- 19:57
O sohbette dinlersiniz, hem gülersiniz, hem eğlenirsiniz. Ama çok da bir şeyler anlarsınız. Efendimizi tanırsınız. Benim de ilk haççım. 3 kişi gittiğimiz için. Hizmet eden yok. Ben de 100 kiloyum o zaman. Şeker hastası olmadığında bayağı bir zorlandım galiba. Çok imtihanlar, hikmetli şeyler oldu. O haçta mescidi gaflete kıldık.
- 20:17
Efendimiz dedi bana buyurdu ki, Ahmet dedi, Adem aleyhisselamın kabri buradadır dedi. 70 peygamberin kabri buradadır dedi. Biz orada müezzinlik gibi bir çıkıntılı bir yer vardı. Şimdi tabi içine girmek mümkün değil. Değişmiş. Hünerlice hocamız, İsmail hoca kardeşimiz o her sene gidiyor. Tabi o belki fazla da girmiştir.
- 20:38
İçine de şimdi girmiştir. Kaç senedir ben bilmiyorum. Ben 45-46 seneyi konuşuyorum. İçine Cuma namazına, Mina'da Cuma gününe rastladı. Her zaman gidemiyoruz. Mescid-i Hayfe'ye gitmek gelmek senin çadırından çok mesele yani. Ama o zaman yakına düştü çadırımız. Mescid-i Hayfe'ye gittik. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki,
- 21:05
70 peygamber namaz kıldı orada. Musa aleyhisselam da orada namaz kılanlardandır. Adem aleyhisselam da orada namaz kılanlardandır. Musa aleyhisselamın Mescid-i Hayfe'deki hali gözümün önünde geliyor. Hacca geldiği zaman orada onun ihramlı hali görüyorum diyor. Kaç bin sene evvel vefat etmiş. Ama peygamberler biliyorsunuz her sene hacca geliyorlar ve kabirlerine namaz kılıyorlar.
- 21:30
Ruhları bedenlerine döndürülmüş. Perşembe sohbetlerini kaçırmazsanız ruh hakkında, peygamberlerin hayatı hakkında, Evliyaullah'ın kerameti hakkında, öldükten sonraki tasarrufu hakkında çok ilim dinlersiniz. 3-4 haftadır bu sohbetleri yapıyorum. Hem itikadınızın tahsiyeyi hem de şuurlanmanız bakımından çok önem arz ediyor.
- 21:47
Mescid-i Hayfe'de 70 peygamber namaz kılmıştır. Şimdi de hacda peygamberler geliyorlar. Her sene hac yapıyorlar. Hatta Şeyh Muhammed İbn-i Zekeriyye'l-Bukhari Merdinani Hazretleri, Medine'nin kutubuydu. Hamd Efendi Hazretlerimiz ona çok hürmet ve itibar ederdi. Bizim de ahiret kardeşi kabul etmişti.
- 22:10
Kaddes Sallallahu Aleyhi Vesellem Hazretleri. Kavli nur olsun, derecesi hali olsun. 90 küsur yaşlarında vefat etmişti. Keramet sahibi, çok kerametini gördü. Büyük velid Efendi Hazretleri hep onun yanında kalırdı, ona giderdi. Köseğe bizzat böyle. Resmi de var da bilmiyorum. Paylaşıldığımız internette resme çektirmiyor da.
- 22:28
Şeyh Muhammed İbn-i Zekeriyye Hazretleri çok büyük velidi. O öyle buyurdu bir kere simdi. Buyurdu ki, dediler ki Efendi Hazretleri, peygamberlerin kabirlerini ziyarete, Kudüs'e, El Halil'e vs. gittiniz mi, gidebildiniz mi dediler. O tabi Rus ihtilalinden evvel, Rus ihtilalinden evvel 20 yaşındaymış.
- 23:04
Rusya, Türkiye Cumhuriyeti'ni işgal edince orada annesini de almış, annesiyle hicret etmişler Medine-i Münevvere'ye. Afganistan üzerinden neler çekmişler, neler. Tereler, tepeler. Annesini sırtına almışlar. Nasıl ölmemişler mucize, keramet yani. Öyle Medine-i Münevvere'ye gelmiş, bir daha da Medine'den çıkmamış.
- 23:26
Mekke'ye bile bir kere bir kiraca gitmiş, daha da gitmemiş ki Medine'de öleyim diye. Medine'de ölmek için hiç Medine'nin dışına çıkmamış, 60-70 sene hiç çıkmamış. Veliyullah, bu durakta gidelim, Cemal-i Bağ Kemal'e seyredelim yani. Çok büyük velidi. Ona şimdi diyorlar ki peygamberlerin kabirden ziyaretleri hani biz gidiyoruz veya gidelim misiniz, gelir misiniz, gider misiniz.
- 23:50
Bak, Efendimiz Hazretleri'ne çok değer verdiği bir veli zişat. Ne diyor bak. Biz zaten diyor peygamberler her sene Haç'a geliyor. Haç'tan sonra da Medine'ye de Ravza-i Mutahara'ya Peygamberimizin sallallahu aleyhi ve sellem selam vermeye geliyor. Biz de Ravza-i Mutahara'da onları görüyoruz diyor. Daha bu zat benim Ahiret Kardeşim.
- 24:20
Hani ben kimim de beni Ahiret Kardeşine kabul etmiş. Yanında çok bana hakikaten ikramları olmuş. On gece sıfır yanımıza, omuz omuza yattığımız. Bana çok yani değer verildi. Biz ona çok bağladık, çok seviyorduk. Efendimiz Hazretleri çok onu sevdiği için makamı yükseltti. Ya daha ben böyle veliler gördüm ya.
- 24:43
Zaten Ravza-i Mutahara'ya Peygamberler selam vermeye geliyor. Biz de Ravza-i Mutahara'da Peygamberleri görüyoruz zaten diyordu. Keşfe açıktı yani. Dolayısıyla sen ne konuşuyorsun ya? Gören görüyor zaten. Onun için Mescid-i Hayf'ın önemi var. 70 Peygamber namazı, cumartesi günleri, Ebu Ureyre, Ravza-i Mutahara'da ben onu yazdım da bir yerde şimdi unuttum.
- 25:08
Burada da şerhte var zannettim, şerhte almamış. Cumartesi günleri özellikle Mekke uleması ve şairin Mescid-i Hayf'te namaz kılarlar. Fakat şimdi Cami-i Şerif'e gitti. Gitti olduğu için ben ömreye ne zaman gitsem, son zamanlarda da gece giderim. Gece, 5-10 arkadaşla, 2 araba, 3 araba. Bazen tek araba gidelim, millet peşime düşmesin.
- 25:30
Polisler, morisler orada kontrol var. Mescid-i Hayf'ın kapısına gidelim. Mescid-i Hayf'ın kapısında sıfır, 2 rekat hacet namazı nafile kılan. Mescid-i Hayf'te nafile çok eftahlidir. Onun için ömreye her gittiğimde Mescid-i Hayf'a gece giderim. Gündüz sıcak oluyor, kapıda Mescid-i Hayf'ın bir namaz kılarım.
- 25:55
Mescid-i Hayf'ın kapısına da gitseniz, ömreye gidenler mutlaka ziyaret edin. Kapı açık olmasa da kapısının dışında sıfır, namaz kılın inşallah. Ömreye gidenler için. İşte bu hareme ziyaretleri, bir kitap hazırladım da. Fakat oğlum şey yapamadım. Yoksa bunların hepsini yazacağım, ortadaneler. Orada bizi götürüyor, o da seyitlerden bir zat.
- 26:16
Bir gece geldim, Mescid-i Hayf'te kapıda namaz kılacağım dedi. Arkadaş karşıdan ağrı, dağdan indi bir zat. Minare kadar. Yani keşfim açıldı değil diyor ya. Alenen diyor ya. Araba sürüyorum, vuracaktım dedi ya. Minare kadar dedi ya. Geliyor, geliyor, geliyor. Oralarda hep şantiyen o zaman. Geldi, geldi, geldi.
- 26:42
Yaklaşıyorum lan. Bir yandan da korktum dedi ya. Birden kaybettim dedi ya. Yani Mescid-i Hayf'te çok acayip olaylar oluyor. Mescid-i Hayf'ın civarında, Melaike-i Kiram, cinler, mümin cinler falan dolu. Onun için çok mübarek bir mesciddir. Mekke-i Mükerreme'de. Adem Aleyhisselam'ın kabrinin de orada olduğu rivayeti var.
- 27:05
70 peygamber de mescidin içinde defnedildiği rivayeti var. Onun için ben en azından giderim, kapıdan peygamberlere selam veririm, Fatiha'larımı okurum, dualarımı yaparım. O mescidi ziyaret eden 70 Nebi Zişan Ümmetine, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ümmetine, 1400 yüzyıl senedir orada namaz kılan, cümle sahabe-i kiram, ulema, evliya ümmetine
- 27:28
Allah'tan isterim ve dönerim otelime. Bunu da duyalım. Mina'daki Mescid-i Galip'te Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize bir konuşma yaptı. Hazreti Enes de orada bulunmuş. Allah'u Alem, Hazreti Enes bulunduğuna göre bu veda haccı olmalı. Çünkü Hazreti Enes zaten Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında hizmette 10 yaşında annesi vardı.
- 27:57
Medine-i Münevvere ilk geldiğinde Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettiğinde 20 yaşındaydı. Mescid-i Galip'e Mekke'ye ne zaman gidecek? Zaten Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'ye bir daha gitmedi. Fethi'de gittiğinde Mescid-i Galip'e uğradığına dair Siyer'de bir vaat yok. Zaten Mekke'den sonra harbe gitti bir daha.
- 28:18
Onun için bu veda haccında zaten Mina'da bulunuyordu ya, haccı yapınca şeytan taşlama günleri Mina'da kaldı. O zaman Mescid-i Galip'te uğraması Hazreti Enes sahabe olduğu için Çünkü bu Mekke döneminde değil. Fekale bize buyurdu ki
- 28:39
Allah yüzünü güzel etsin, aydın etsin, nurlu etsin. Bir kişiyi ki bu kişi sizde olabilirsiniz. Benim sözlerimi, hadislerimi işitti. Şimdi burada hadis-i şerif dersindeyiz. Hadis-i şerifi işitiyorsunuz. O da ezberledi. O hadis-i şerifi sizde ezberlemeniz zor oluyor. Sonra kavradı. Kavradı yani iyi belledi.
- 29:09
O hadis-i şerifi manasını da anladı. Ondan sonra ne yaptı? Bir Müslümana o hadisi nakletti. Ve tebliğ etti. Şimdi siz bu dersin linki benim YouTube siteme atılıyor. Şu anda da herhalde Lale Gül'den şuradan buradan canlı veriliyor. Ama kalıcı olarak benim YouTube siteme altta kalıyor. Sen bu hadis dersini, linkini şu anda buraya kaç yüz kişi gelmiş?
- 29:35
Kadınlar da var. Olsun bin bin beş yüz kadın ilerlenken olsun. Dinleyenler de YouTube'dan şuradan buradan üç yüz bin, kırk bin, elli bin, yüz bin bütün dünyadan dinleyenler olsun. Ama bunun yanında milyonlarca Müslüman bu hadisleri duymamış. Öyle mi değil mi şimdi? Benim bu anlattıklarımı kaç kişi duymuş Müslümanlardan?
- 29:55
Herkesin de ilmi var. O zaman siz ona bir link bile atsanız, benim sözümü işitti, kavradı, ezberledi, nasıl olsa site tuttu şeyi, sohbeti tuttu ya, sen de onu hiç bozmadan, değiştirmeden, kendin aktarayım desen ileri geri katarsın. Ama linki attığın zaman derse bir şey katmadan, o derse ona ulaştırmış olur musun?
- 30:18
İnşallah bu peygamber duasına girersin. İnşallah derken inşallahla olmuyor ya. Sen de linki atman gerekiyor yani. İnşallah linki atarsan, inşallah buraya girersin. Ama hepsi inşallah mı? İnşallah namaz kılarım. Abdest almıyorsun yani. Öyle bir şey yok ki yani. O zaman ne yapacaksın? Açacaksın, siteye de Allah rızası için üye olacaksın, para yok, bir şey yok.
- 30:46
Ondan sonra da Allah yolunun tebliğcilerinin, üyelerinin sesini artıracaksın. Ondan sonra da hadis dersinin linkini özellikle bir Müslümana veya gruplara atacaksın. Oraya kadar inşallah demenin pek bir lüzumu yok. İnşallah nasip olsun. Ama bir fiil icraat yapacaksın.
- 31:09
Ama Rabbimiz fazl-ı keremiyle bizleri bu hadis-i şerifin duası bereketiyle Resulullah'ın duası icabetine mazar olarak, yüzü dünyada nurlu güzel, ahirette bembeyaz ve aydın cennet ehline ilham eylesin. Amin. Duada da inşallah demek yasak. Duada inşallah denmez. Duada amin. Çünkü inşallah dersen Allah'ı ister kabul et, ister kabul etmeye dönüyor.
- 31:43
Ama olmaz. Duada inşallah yasak. İnşallah da her yerde inşallah denmez. Ondan sonra. Geçen derste bunu yine anlattım. Nice fıkıh din ilmini taşıyan var ki, la fıkha, fıkıh ilmi yok, lehu kendisi için. Yani benden hadis duyan Bedevilerden, çölden gelenlerden, yeni Müslüman olanlardan, sahabemin içinde hadisi benden duyuyor, ezberliyor.
- 32:11
Ondan sonra tabiini anlatıyor, o birine, o birine anlatıyor. Kendinde fıkıh ilmi yok, o hadisten fetva hükmü çıkaramıyor ama onu taşıyor, taşıyıcı olur. Niye? Ezberlediği için. Nice fıkıh taşıyan var. Fıkıh ne demek? Ayeti ezberlemiş, hadisi ezberlemiş ama ayetin, hadisin içindeki manaların, hükümlerin, hikmetlerin sırrına vakıf değil.
- 32:40
O derin ilmi yok. Ama taşıyıcılık yapıyor. Ne demek? Ezbercilik yapıyor. Ezbere yapmakla kalmamış, taşımış. Ne zaman taşımış olur? Birine naklederse, birine tebliğ ederse, birine ulaştırırsa taşımış olur. Yoksa kendinde kalır, kendinden ölür, mezara gider. Ondan da kimse fayda göremez.
- 33:04
Eğer sahabe-i kiram duydukları hadis-i şerifleri, sohbet meclislerinde tabiine, tabiine tabi, gelene gidene anlatmasalardı, İmam-ı Azam Efendimiz'e, Ahmet İbn-i Hanbel'e, İmam Şafi'ye, İmam Malik'e o hadisler ulaşır mıydı? Çünkü onlar Resulullah'ı sallallahu aleyhi ve sellem göremediler. Peki o hadisler onlara ulaşamasaydı, onlar ne kadar alim, allame olsa, müçtehit olsa da,
- 33:28
Hadis kaynak gelmeyince, malzeme olmayınca oradan o hükmü çıkarabilir miydi? Çıkaramaz. Çünkü müçtehide vahiy gelmiyor ki. Müçtehidin melekesi var, ilmi var, iktisabı var, müktesebatı var. O ilimle beraber, yani yerin dibinde şuradan kaçsan kuyudan su çıkar. Ama 10 metrede çıkmaz, 20 metrede çıkmaz, 30'da çıkmaz, 40'da çıkmaz, 50'de çıkmaz, 60'da çıkmaz, 70'de çıkar.
- 33:59
E şimdi o 70'ye kadar ulaşmak için alet ve etevat, malzeme lazım. O malzemesi olan 70'i bulur, 70'i bulunca suyu bulur. Bazen 70'te de çıkmaz, o zaman adam ne der? Ya benim malzemelerim buraya kadar, buna daha derin kazıcı, dozarmada bilmem ne benim cihaz lazım. Bizim evdeki kuyuda oldu. Cihaz lazım.
- 34:23
E şimdi o zaman cihazı, teknik edevatı, aletleri daha güçlü olan bir firma ile anlaşırsa o gelecek yani. Dolayısıyla öyle bir hadis vardır, ben ondan bir şey anlarım. Ama benim anladığım yüzeysel kalır. Kendi ilmime göre bir şeyler de çıkarabilirim. Sen benim kadar da çıkaramayabilirsin, o senin kadar da çıkaramayabilir.
- 34:51
Herkesin ilmi müktesebatına göre. Ama şimdi, bugün dünyanın en büyük alimi olsa, bir İmam-ı Ebû Yusuf, bir İmam-ı Muhammed kadar, onları da geçtik, bir Hazret-i Halebi kadar, bir İbn-i Humam kadar, normal müştehidi bırak, normal fıkıhçı, fıkıh alimleri kadar bile, o âyeti, hadis-i şerifi okusa, dinlese, hüküm çıkaramaz.
- 35:13
Çünkü neden? Onda teknik donanım yok, alet eder artık. Bu hadis-i şerif, el-hadise, onun için fıkıh taşıyan niceleri ilâ men, öyle kimselere taşır ki hadisleri benden alır, hüve huve efkav, daha fıkıh alimi olur mu bilmem ne. İmam-ı Azam Efendimiz 8 sahabe gördü. Diğer müştehitler, sahabe-i kiramı görenleri gördü.
- 35:39
Sahabe göremedi, görenleri gördü. İşte o müştehitler, âyet ve hadislerden binlerce fetva ve hüküm çıkarttılar. Onun için sahabe-i kiramı ve tabi nizamdan bazıları taşıyıcı oldular, nice fıkıh taşıyan var, kendisinden daha iyi fıkıh sahibi olana ulaştıran var diyor. Yani ne buyurmak istiyor? Ey benim ümmetim, benden size ulaşan âyet ve hadisleri ulaştırın.
- 36:09
Sizin tebliğ yaptığınız, davet yaptığınız ve ulaştırdığınız kişilerin siz ne kadar bereketli, ne kadar akıllı, ne kadar zekalı veya yarın bir gün dönüş yaptığında sizi de geçecek, başkalarına da geçecek, İslam'a çok hizmet edecek kimseler olup olamayacağını bilemezsiniz.
- 36:28
Onun için siz ayırım yapmadan tebliğ ve davetinizi ve dersleri, duyduklarınızı, öğrendiklerinizi ümmetime ulaştırın. Belki sizin ulaştırdığınızın sizden daha fazla kafası çalışacak, sizden daha fazla İslam'ı yaşayacak, dönüş yapacak. Ondan sonra o da yüzlerceye binlerce belki alim olacak, medreseye girecek, ondan sonra müderris olacak, muhatif olacak.
- 36:53
Bunlar oluyor mu? Benim yüzümden şu anda medreselere gelen hocaefendilerin, şu anda çok meşhur marka isimlerini vermeyeyim, yani hepinizin tanıdığı bildiği, bizim camiamızdan özellikle, Youtube'larda da tanınan, bilinen birçok hocaefendi var. Bu hocaefendilerin birçoğu benim sohbetime pantol ceketle gelmiş, kravatla gelmiş.
- 37:24
Ondan sonra kimisi çocukken gelmiş, kimisi böyle gelmiş, böyle gelmiş. Şu anda haddi hesabı yok bana gelenlerin. Şimdi şu bir yerde vekil olmuş, temsilci olmuş, müderris olmuş, medresesi var ders okutuyor yani. Şimdi ben bu sohbetlere, buralara gelip elli senedir böyle hizmet yapmasam benden ne hayır gelir?
- 37:44
Şimdi tabii bir de kayıtlar, kuyutlar, teknoloji ilerledi, ayrı bir dava artık, biraz hizmet daha neşroluyor ama evvelce ayağa geziyorduk yani. Şimdi bu sohbete canını nereden vereceğiz? Kayıt bile alamadığımız dönemler oldu, çoğularında kayıtı da yok. O zaman o adam orada sohbete geldi, ben ona tebliğ yaptım.
- 38:05
Yani ayetler de okudum, bildiklerimle. Ona tesir etti, o kalktı, kendine göre günahları varsa veya neyse tevbe etti, dönüş yaptı. Ondan sonra geldi medreseye, Efendi Hazretlerimizin yanına gitti. Hepsi diyor ki çoğu, senden efendiyi duyduk, oradan efendiyi bulduk. Adam efendiyi bulduktan sonra zaten hayrı buldu.
- 38:30
Efendinin sohbetlerini dinlediyse, zaten amel ettiyse doğru yolu buldu, irşat oldu yani. Ve bugün yüzlerce, binlerce de diyebilirim mübalağa olmaz. Çünkü çok senem var, elli sene bu iş değil. İnsanın hidayetine vesile olduğu belki on binlercedir. Namaza başlamış, kapamış. Onu konuşmuyorum. Ama bugün hoca olmuş, ayet hadis okuyor, millete sohbet yapan yüzlercesi, binlercesi de
- 38:59
yani bizim vesilemizle bugün bu hizmeti yaptık. Allah beni onların şefaatlerine nahil eylesin. Dualarına mazhar eylesin. Elbette ilim de bir haktır. Herhalde onlarda bana dua ediyorlardır. Etmiyorlarsa bile, etmeyi unutuyorlarsa bile, yine de onların yaptığı hizmetlerden, o hayra teşvik eden, o tebliği ilk benden duydukları için bana oradan sevap gelir mi?
- 39:28
Gelir mi? Gelir. Peki ben böyle bir şirkette hissedarım. Benim şirket bayağı hissedarlar çok güçlü. Batma ihtimali de yok. Çünkü manevi bir şirket bu iş. Ortaklık var. Siz de bu şirketten hisse almak ister misiniz yani? İsterseniz bu sohbetleri şu anda tebliğ etmek, insanlar ulaştırmak, velev link atmak, mesaj atmak suretiyle olsa çok kolay olur.
- 39:57
Bunu da yapmaktan acizseniz, artık sizin zararınızı kimse ölçemez. Kardan büyük zarardasınız. Niye insanların ilim öğrenmesine vesile olmuyorsunuz? Ne kadar kolay oldu şimdi, hoca olmanız da lazım değil. Allah cümlemizi hadis-i şerifleri dinleyenlerden, dinletenlerden, kavrayanlardan, hatta ezberleyenlerden ve sonra ümmete vaaz edenlerden, tebliğ edenlerden eylesin.
- 40:28
Bu taberani rivayet. Cübeyr İbni Mutlum'dan rivayet edilen hadis-i şerifte Gali Hazreti Cübeyr buyurmuş. Bunların hepsinin tabi işyerlerde, bu sahabelerin kimlikleri, kişilikleri, faziletleri, meziyetleri, hangi sene doğdukları, öldükleri çok güzel ilimler var. Ama şimdi bir Cübeyr İbni Mutlum'a girersen bugünkü ders biter.
- 40:51
Ama bizim maksadımız ne? Hadis-i şerifi öğrenmek. Allah hepsinin şefaatine bizi nail ve mazara eylesin. Ve bizim tarafımızdan onları hayırla mükafatlandırsın. Çünkü bu hadisleri bize onlar tebliğ ettiler. Semi'etü rasulallah sallallahu aleyhi ve sellem vekulü bil hayfi. Ben Rasulullah'a sallallahu aleyhi ve sellem seni kayıfta işittim diyor.
- 41:12
Kayıf neresi işte, parantez kayıfı Mina. Mina'daki mescidi kayıfta. Bunu buyurmuş. Demek orada bir tane sahabe yoktu. Zaten vedaatçıysa hutbede yüz bin küsur sahabe toplandı Arafat Vakfesi'nde. Ama Arafat Vakfesi'nin dışında o kadar kalabalık bir yerde toplanmadı. Ama tavafda falan her yerde beraberdiler.
- 41:34
Ama aynı anda duymamış olabilirler. Ama mescidi kayıfta da yüzlerce binlerce sahabe olduğu, vedaatçı olduğu için kesin. Vedaatçı kalabalık, en kalabalık bir ahiret. Zat Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kaç kere hacca yaptı? Bir kere hacca yaptı. Allah bir kulun yüzünü aydın etsin. Yüzünü nurlu etsin.
- 41:56
Sözlerimi benden işitti. Onları ezberledi. Onları kavradı, anladı. Onları tebliğ etti. Ben o kimseye işitmemişti. Benim hadislerimi işitmeyenlere, tebliğ edenlere Allah Celle Celaluhu yüzlerini nur eylesin. Ve robbe hamili fıkhın la fıkhale Nice fıkhı taşıyan, benden duyan var. Kendisinin için fıkhı ilmi yok ama Başkalarına taşımış oluyor, çok hayır yapmış olur.
- 42:27
Ve robbe hamili fıkhın, nice fıkhı Yüklü ayet, hadisi ezberleyip, benden duyup, ezberleyen, taşıyan var. İle amen o kimselere güve of kalmıyor. Kendinden daha fıkhı alimi, ayetten, hadisten hüküm çıkaracak müşriklere kadar ulaştıranlar var. Selahatül Üçşey var ki Onlar üzerine kin ve hıyanet yapamaz Kalbi mümin, hiçbir müminin kalbi bu hadiste
- 42:51
Bir önceki veyahut ondan bir önceki Bu şirkaçtı dersin, üçüncü mü? Bu da geçti, bu hadisin bu kısmı geçti. Hiçbir müminin kalbi o üç meselede Kin tutamaz, haset yapamaz Hainlik yapamaz. Bir mümin amellerini yaparken Namazını, orucunu, abdestini, vaazını, nasihatini Okumasını, okutmasını, sadakasını, zekatını Yaparken Allah için yapılacak ameli Allah'tan gayrini gözetmez.
- 43:22
Sırf Allah'ın rızasını ve sevabını Allah için ameli ihlas etmez, halis yapmaz. Bu noktada hiçbir müminde hainlik olamaz. Zaten hainlik varsa o nedir? Müraidir, münafıktır. Yani bir ameli Allah için yapmayandan Nasıl mümin olacak? Allah için yapmayan zaten şirke düşmüştür. Eğer bunu dillendiriyorsa Veya kesin böyleyse müşriktir.
- 43:49
Yok efendim kalbine böyle o görsün, o beğensin, o desin falan Böyle şeyler geliyorsa gidiyorsa falan O da yani müraidir, gösterişçidir, büyük günah sahibidir. Ve nasıl yani? Müslümanların imamlarına nasihat Müslümanların imamları ne demek? İmamlar burada yöneticiler. Tabi burada şimdi devlet yöneticileri esasen Melhuzdur ama Tabi bir kuruluşunda bir yöneticisi varsa
- 44:21
O yöneticinin de iyiliğini istemek Hayırını istemek Onun lehine dua etmek Ve bu da müslümanların Hainlik yapamayacağı konuları Çünkü ne de senin başındaki yönetici eğer müslümansa Bu adamın yanlışları olabilir. Ki hepsinin de vardır. Kiminin yanlışı fazladır, kiminin yanlışı azdır. Ama hataları, günahları hepsinin vardır hatta çoktur.
- 44:51
Bu günahlar yüzünden, bu yanlışları yüzünden onların kötülüğünü istemek veya onlara beddua etmek bir müslümanın yapacağı iş değildir. Çünkü neden o adam yönetici makamındadır? Onun salahi için, hidayeti için, takvası için, günahlarından dönmesi için, rüştü için, irşadı için, hidayeti için duacı olmak lazımdır.
- 45:11
Çünkü onun düzelmesi bütün halkın düzelmesine vesile olur. Onun daha da bozulması, bütün memleketin, milletin işlerinin bozulmasına devletin beka sorununa kadar götürür. Öyle mi değil mi? Allah bir makbul dua verse beni yöneten padişahlara kabullanırım. Niye? Onların düzelmesi için. Ne kadar düzelirlerse müslümanlara o kadar fayda olur.
- 45:37
Onun için nasihat demek iyilik istemek. Müslümanların yöneticilerinin iyiliğini istemekte asla bir müminin kalbi hainlik yapıp, haset fesat yapıp, o bana şöyle yaptı, bu bana şöyle yaptı, onu vermedi, bunu etmedi. Herkesin gıcık olduğu işler olabilir. Ama bu iş onu bedduaya götürmemeli. Bilakis onların için dua edilip hayırlara dönmelerine vesile olmaya çalışmalıdır.
- 46:05
Ve lüzum cemaatinin bir de ehl-i sünnet ve cemaatta daim olmak, cumadan bayram namazlarından, cuma namazlarından, cemaat namazlarından devam etmek, lüzum demek, devam etmek demek, Arapça'da lezime yapıştı demek. Cemaattan ayrılmamak, buradaki cemaattan ayrılmamak, ehl-i sünnet itikadının, cumhurunun görüşlerinden ayrılmamak.
- 46:25
Başta gelir, ondan sonra da camide namazdaki cemaatler gelir. Özellikle de cuma ve bayram gibi yalnız başına kılınamayan namazlar gelir. Bunlara devam etmekte hiçbir Müslüman ne yapamaz? Hainlik. Hikmet, kin tutarak bu üç şeyi bozamaz. Bir yönetici sana ne yaparsa yapsın, eğer Müslümansa, kafir değilse,
- 46:50
ne kadar da günahkar olsa ve sana ne kadar zarar olsa, onun aleyhinde hainlik düşünmek ve kin tutarak bedduacı olmak Müslümanların toptan zarar verir. Onun için bunlar özel bir şeyler. Cemaattan ayrılmamak, özellikle evvelce cumalar ve bayramlar şehirlerde, kasabalarda bir yerde kılınır. Böyle her yerde cuma kılınmaz.
- 47:15
Ondan dolayı biz cuma namazlarından sonra, zuhru ahir diye bir namaz kılıyoruz, dört teker. Kazası olmayanlar sünnet gibi kılar, yani kazası olanlar, ekseriyende kazası vardır. Kazası olmayan da, belki kıldığı öğlenlerden kabul olmayan vardır. Bilmediği zamanlar, ilm-i hal bilmeden, tadil-i erkansız kıldıkları çok var insanların falan.
- 47:38
Bence kaza gibi kılınmalı, uygundur. Kaza gibi uygundur, bu zuhru ahir ne demektir? Üzerime son kalan öğlen. Bazıları, Türkiye'de ahlülaltıdır, onun için cuma namazı olmuyor diye bunu konuşurlar. Ama aslında bu hanife-i kiram, Türkiye'de ahlülaltı sayılmadığından, o fetva ile biz amel ediyoruz.
- 47:59
Bundan dolayı Türkiye'de cuma namazı kılınmalıdır, kılınması caizdir demiyorum, kılınması farzdır. Vaciptir ve kılınmalıdır. Peki o zaman, cuma zaten oluyorsa, cumadan sonra üzerime son kalan öğlen, Zuhru ahire niyet, Efendi Hazretleri buyurdu ki, ne kadar zorda kalsanız, aceleniz ve telaşınız olsa,
- 48:25
cuma namazından sonra sünnetleri kılamazsanız ve arabada da nafileler kılınıyor, zuhru ahiri kılmadan çıkmayın. Bütün hocalar bunu böyle vaaz etsin. Ve minberde, cuma hutbesinde bunu böyle anlatsın buyurdu. Çünkü bir de bakıyorsun, caminin üçte ikisi, farz biter bitmez cumadan sonra boşalıyor. Eksel'in kıldığım yerlerde üçte ikisi boşalıyor.
- 48:50
Hatta 5-10 kişi, koca cami dolu, 5-10 kişi kaldığını gördü. Kılmıyorlar sünnetleri falan. Hadis sünnetleri de kılmaz. 4 dakika zuhru ahiri kılmadan çıkmayın. Niye? Cumada sıkıntı olursa, öğleni kılmamış olursun, bu sefer zaten namazın borca kalırsın, azaba düşersin. Adam zaten derse ki, ben zaten cumadan cumaya kılıyorum.
- 49:19
Öğleni zaten kılmıyorum. Cuma da olmadıysa o da boşa gitti. Zuhru ahiri kılmadan lüzum yok. Zaten normalde öğleni kılmıyordum ki. Ohoo, sen hepten cehenneme girmek istiyorsun yani. Ben sana ne yapayım, 80 senede yan yani. O beni alakadar etmez. Zaten öğleni kılmıyordum diyor. Ben de sana çüş diyorum yani.
- 49:39
Allah Allah, Ya Rabbel Alemin. Allah muhafaza, Allah muhafaza. Onun için namazsız ölen imansız ölür diyor. Namazsız ölür diyor alimlerimiz. Namazsız ölen imansız ölür buyuruyor. Bütün ulema ittifak etmiş. Ya, ya, ya, Allah muhafaza. Beş vakit namaz ne kadar anlatsan az yani.
- 50:05
Şimdi bu durumda peki ben Cuma'yı kıldım. Türkiye'de darülat değil, Cuma'da oluyor. Şafii'de kırk kişi şartı var. İmamdan kırk bir olsa, kırk bir mi kırk mi içine mi dışına mı da. En nihayetinde kılınan camilerde en az kırk kişi de ekseriyette camilerde Cuma günü oluyor. Onun için bütün mezheplerde benim Cuma'm oluyor.
- 50:33
Zuhra, ahiret günü mane gerek var. İşte esasen Cuma ve bayramlar Musallaha'da açık yerde, çünkü o kadar cemaatin hiçbir cami o kadar büyük bina yapamazlar. Ne Çamlıcağlı'nı hiçbir yer almaz. Şimdi İstanbul'da Cuma namazı kılanların hepsinin bir yerde olduğunu. İki yakayı birbirinden ayırılmış deniz var.
- 50:56
İki yakayı ayırırsak Bağdat'ta Cuma namazı kılınırken iki yakası var. Bağdat'ın ortasından bir ırmak geçer. Adına Dicle derler. Büyük bir ırmaktır. Onun üzerinde köprüler var. Eski zamanda tahta köprüler, İmam Azam zamanında da tahta köprüler var.
- 51:17
Şimdi Cuma günü köprüleri seyyar yapmışlar. Cuma kılınacağı zaman karşı tarafta da kılanlar var, bu tarafta da kılanlar var. Tek yerde kılmak, toplanmak lazım olduğu için köprü iki yakayı birleştiriyor. Birleştirdiği için o tarafın bu tarafa gelmesi lazım veya bu tarafın o tarafa gelmesi lazım. Olmasın diye köprüyü Halis Köprüsü'nden bir kısmı öyle var.
- 51:39
Arada açılıyor duvalardan. Köprüyü açıyorlardan için Orada da Cuma sayı olsun, burada da Cuma sayı olsun. Arayı kopartıyorlar. Onun için esasen Cuma tek bir yerde toplanıp kılmak lazım. Şu anda da bu kadar insanın bir yerde toplanacağı yer mi var? Var. İstanbul'da bütün Cuma'yı kılanlar yeni kapıya sığar.
- 52:01
Kadınlar gelmese. Burada da Kartal'da CHP mitik yapıp duruyor. Bir kere de Cuma kılsınlar arkadaş ya. Koca manyer. Ondan sonra ben CHP'nin mitiklerinden rastladım orayı görüyorum haberlerde yani. İkide bir Kartal bilmem. Ne biçim iş yani. Orada da herhalde bu yakadaki Cuma kılanlar toplaşabilirse sığar.
- 52:23
Kadınlar hariç. Yani sadece namaz kılacaklar. Cuma da kılmıyor da. Hepsinin kıldığını farz etsen. Sığar mı bilmiyorum. Sığar. Anladın mı? Esasen Cuma bir yerde kılınması lazım. Peki. Şu anda böyle bir imkan olmadığını görüyoruz. Burada da kılınıyor. Orada da kılınıyor. O zaman kimin Cuma'sı kabul kimin Cuma'sı değil.
- 52:48
Hangisi imamın tekbirinde Allah-u Ekber'i önce aldıysa imam onların Cuma'sı sayılıyor. Öbürlerinin Cuma'sı hafif bir nokta. Soru işareti. Mezhep ihtilaflarına giriyor ya. Bu durumdan dolayı siz de Cuma daha sonra mutlaka Zuhru Akhir'i kılın derdi Efendi Hazretlerimiz. Zuhru Akhir'i terk etmeyin. Üzerime son kalan öğlen.
- 53:14
Ya Cuma mı olmadıysa? Niye? Sen de zannediyorsun ki imam hutbeyi ne kadar uzattı o kadar sevabı var. Halbuki namaz sıkıntıya gidiyor. Anladın mı? Onun için diyanette hutbelerde bir şeyler okutuyorlar. Esasen hutbeler çok kısa olması lazım. Resulullah'ın hutbeleri Birkaç kelime doğru aşağı. Hutbeyi kısa okuyup namazı uzun kıldırmak sünneti seviyedendir.
- 53:48
Ahir zamanda öyle imam-ı hatipler gelecek. Hutbeyi 20 dakika namaz 2 dakika. İşte onlar kıyamet alametlerindendir. Onun için maalesef her şey tersine döndü. Hukkanın azaldı. Kur'an'ın çoğaldı. Kur'an'ın lafına değer verildi. Manasına ve ahkamına önem verilmedi. Bıkı aliminin çok az yetiştiği çok kötü bir dönemdi.
- 54:16
Onun için Allah Teala hafızları, karileri Kur'an'ı çoğalttığı gibi esasen müfessirleri, muhaddisleri bıkı alimlerini tekstil eylesin. Çünkü bu millete kıraat aliminden, aşerat akribinden efendim hafız mezarlıkta babasının anasının ruhunu okuyandan daha önem arz eden şey ona ehl-i sünnet itikadını anlatan mütekellimler, ona ayet hadis okuyan müfessirler, muhaddislerdir.
- 54:44
Ve ona bir fetva sorduğu zaman mezhebine göre doğru fetvayı verebilen bıkı alim verebilen fıkıh alimleridir. Onlar lazımdır. Çünkü bir insanın başına günde onlarca, yüzlerce fıkıh meselesiyle karşılaşıyor. Hele ticaret yapanlar, hele insanlarla çok görüşenler, konuşanlar. Onun için bir hafız ne kadar Kur'an'ı ezber edebilse, ilmi yoksa, fıkıh yoksa sana fetva veremez.
- 55:15
Bir ayetin manasını da tefsir ilmi yoksa veremez. Onun için bu ilmi okuyanlardan olalım, okutanlardan olalım, yayanlardan olalım, ulemanın sayısını çoğaltmaya çalışalım. Demek ki üç şeyde hiçbir müminin kalbi kin ve hainlik tutamaz. Bunlardan dolayı bir tanesi neymiş? Cemaattan ayrılmamak.
- 55:43
Bu cemaat birincisi ehl-i sünnet, itikad, ehl-i sünnet ve cemaatin inancından ayrılmamaktır. Fiziki ve fiili anlamda ise beş vakit namazın cemaatlerinden, imamlarından, cumalarından, bayramlarından ayrılmamaktır. Ama oradan geldim nereye?
- 56:02
Evvelce musallahlarda cemaat bir yerde toplanıp cumaları, bayramları halifenin arkasında veya halifenin tayin ettiği valinin arkasında kılmaları gerekiyor ya, bu durumda cemaattan ayrılmamak lazım. Ayrılmayacağın zaman ya imam bozuksa, halife bozuksa, halifenin valisi bozuksa, kötü adamsa, fasıksa, kafirse tamam kafirse kafirin arkasında kılınır mı?
- 56:33
Ama adam fasık, kafir değil ama her yol var. Ama cumayda vazife onda diye tayin edilmiş halife tarafından veya halifenin kendisi ise. Sen cumaya gidecek misin gitmeyecek misin? İşte diyor ki, üç şeyden biri cemaattan ayrılmamaktır.
- 56:51
Bu noktada ne kadar kin tutsan, adam da bozuk olsa, senin de düşmanlığını da hak etse bile yine mümin bu noktada kin ve hainlik işletmez cemaata gider diyor. Mesela Hasan-ı Basrî Hazretleri tabiinin en hayırlısıdır. Hazreti Enes İbni Malik, Hazreti Enes Sadi Allah, en yüce sahabe. Daha birçok sahabe.
- 57:20
Basra'da cumayı kim kıldırıyordu? Haccacı zalim. Yüz bin adam öldürmüş, yüz bin. Haccacı zalim. Sahabe öldürmüş, tabiini öldürmüş, tebe-i tabiini öldürmüş. Yüz küsur bin adam öldürmüş. Kafir diyebiliyor musun? Haccacı kafir diyemiyorsun, haccacı zalim diyorsun. Zalim kafir demek değil. En büyük zalim.
- 57:49
Bütün ümmetler zalimlerin münafıklarını getirse diyor, bizim ümmet bir haccacı getirse yüz yirmi dört bin ümmeti geçer diyor. Öyle bozuk adam. Ama kardeşim, hafızı kelam. Eyle de bir hafız. Kur'an'ın şu andaki harekeleri, noktaları var ya. Kur'an evvelce yazıldığında, Hazreti Osman Musab'ın da falan, böyle nokta hareke yoktu.
- 58:12
Bütün noktalamasını, hareketini. Kur'an'a o kadar hizmetleri var, kimseye nasip olmamış. Öyle de hizmetleri var, dine, ilme, kimseye nasip olmamış. Öyle de zalimliği var, kimseye nasip olmamış. Böyle bir adam da dünyada yok. Adem Aleyhisselam'dan beri, haccacı zalim gibi bir şey kitaplarda yazmıyor ya.
- 58:33
Haçta haccacı zalimi iyi anlamak lazım. İkindi namazını, imam arıyorlar, kıldırma. Toplamışlar, yağmur duasına çıkmışlar. Bütün sahabeden var mı bilmiyorum. Ama tabiin kesin. Dolu ulema, evliya, binlerce, basra ne demek ya. Basra, Hasan-ı Basriler, Muhammed İbni Sirinler, ya sahabe dönem.
- 58:57
Diyorlar ki, ikindinin sünnetini hiç terk etmemiş biri varsa, imamlığa o geçsin en takva oldu. Yani tabi takvanın oranı bu değil ama. İktidariyet bakımından, ikindinin ilk sünnetini hiç terk etmediyse, demek adam tam bir sünnete ittiba. Ya bir kişi çıkamadı çünkü herkes ömründe bir iki terk etmiş yani.
- 59:18
Zaten gayrimenkul. Haccacı zalim çıktı. Efendi Hazretleri bunu vefatlı anlatırdı yani. Ben efenden duydum, tabi de tersine de gördüm. Bu mesela, Şimdi Hasan-ı Basri Hazretleri, cemaatten ayrılma hususunda, normal namazda başka imam varken, haccacın arkasında namaz kılar mı? namaz kılar mı? Niye kılsın?
- 59:42
Zalimler arkanızda. Enes İbni Malik kılar mı? Kürt tane sahabe Niye kılsın? Zalimin arkasında. Kırk tane sahabe oluyordu cumada. oluyordu Cuma'da. Cuma tek yerde kılındığı için kalifenin de tayin ettiği haççaç vali olduğu için Cuma'yı da başka yerde kılanmıyor, onun arkasında Cuma'yı kılıyor muydu, kılmıyor muydu.
- 59:57
İşte cemaata lücum demek bu gibi noktalarda cemaatsiz kılınamayan namazlarda ve cemaatsiz olamayan mesele harp. Seferberlik ilan edildi, Allah yolunda kâfirlerle harp. komutan bozuk. Şimdi, Ebu Eyyub el-Hasan hazretleri kimin komutasında geldi buraya? Yezid'in komutasında geldi. O zaman Hz. Muaviye radıyallâhu anh'ın sadı
- 1:00:18
O zaman Hazreti Muaviye radıyallahu anh'ın sadı, komutan da Yezid'di. komutanı da Yezid'di. Hz. Hasan Efendimiz, Hazreti Hasan efendimiz, Hazreti Hüseyin efendimiz, İbn-i Abbas efendimiz, İbn-i Ömer efendimiz, Hz. Hüseyin Efendimiz, Hepsi, Ebu Eyyub el-Hasan dahil, hepsinin komutanı kimdi? Yezid'di.
- 1:00:32
Çünkü o zaman İstanbul Fethi için ordu toplanmış geliyordu. Başka da alternatif ordu yoktu. Dolayısıyla bu gibi cemaatle yapılan işlerde Müslüman beğenmese de pahasık bulsa da ne olursa olsa da şirke düşmedikçe Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki benden sonra halifeler, emirler, valiler sana namaz kıldıracak.
- 1:00:58
Şimdi zaten vali mali namaz kıldırdığı yok. Ondan kurtulduk. Yani hiç olmazsa imamlardan seçebiliyorsun. Hangi imam dağ takva, hangi imam sakalı var. Sakalı olmak yetmez. Yarım tutamsa bir tutama gideceksin. Çünkü sakalı yarım tutam olanın da namazı kerahat denir. İmamın da kendi kıldığı namazda kerahat cemaatinden mekruh.
- 1:01:24
Onun için sakalı bir tutam olacak. Ama bir tutamıyla burnundan ölçmeyecek. Çenenin altından ölçecek. Burnundan ölçersen çeneye kadar bir tutam ediyor. Hacı Bilal Hüsnü'nü burnundan ölçmeyin. Efendim kardeşim Onun için Men halle gavgas soruluyo yetiyo Sakalını tıraş ederse veya kısaltırsa bir tutamdan aşağı İmam imameti caiz değil diyor ama bu takvada konuşuluyor.
- 1:01:51
İmamlığı caiz. Hepten sakalsının arkasında da namaza duruyoruz bazı kere. Ama bulursak sakallı imam. Bulursak şalvarlı imam. Efendi Hazretleri şalvarlı olmayanı da en sonunda ne yaptı biliyor musun? Osmanlı Hocaları imam ediyordu. Misafirlere mihrabı ikram ederdi. Ama bir zuhurat oldu. Şalvarsız adamı geçirme diye.
- 1:02:20
Efendi Hazretleri buyurdu ki ben ne yapayım şimdi. Bunların hepsi çoğu pantolu misafir geliyorlar. Baizler geliyor. Bilmem ne geliyor. Müftü geliyor. Şu geliyor. Bu geliyor. Efendinin yanı boş kalmaz. Onlara da hafız kuvvetli falan onlara da imamlığı ikram etmek istiyor. Dedi ki en iyisi bir şalvar yaptırayım dedi.
- 1:02:36
Şalvar yaptırdı. Adam mihraba geçmeden zaten cipte herkes giyiyor da pantolonun üstüne şalvarı çektiriyordu. Ondan sonra da imamlığa geçirdi. Efendinin son tatlı katı belli. Daha neler duyacaksınız neler. Şimdi onun için diyor. Sakalını bir tutamdan aşağı bırakan ve fi salati nefsi keratun diyor. Bunu Ruhul Beyan sahibi İsmail Hakkı Hazretleri'nin yüz küsur eseri var.
- 1:03:02
Şimdi adına aklıma gelmeyebilir. O eserlerinden birinde bu ibareyi buldum ben. Ben bunu 45 sene evvel bir alimden duydum. İsmail Hakkı Busevi Hazretleri çok büyük Allame'dir. Hem de fakıhtır yani Ruhul Beyan sahibi. Onun eserinde var. Onun için hıyar alırken seçenler imam bulurken de seçsinler. Karpuzdan aşağı değil bu mesele.
- 1:03:25
Karpuzu kesmece. Seçmece. Seçmece de yetmez kesmece. Onun için efendim seçeceğiz. Seçeceğiz. Kendinize güzel imamlar seçin. Takva sahibi imamlar arkasında kılan bir peygamberin arkasından namaz kılmış gibi olun. Allah öyle takva sahibi imamlar yetiştirmeyi bu medreselere nasip eylesin. Çünkü imam hakikaten leayetten çıkması ihtimali çok az.
- 1:03:55
Yine çıkarsa nereden çıkacak? Bu medreselerden. Hüneydül Hoca'nın medreselerinden. Muhammed İstanbul Hoca'nın, Kalender Hoca'nın, Hüseyin Abdullah Hoca'nın medreselerden çıkacak yani. İnşaAllahu Rahman. Rabbim onlardan bulup cemaata devam etmeyi müyesser eylesin. Demek ki üç meselede müminin kalbi kin tutamaz ve hainlik yapamaz.
- 1:04:21
Bu üç mesele, umumi mesele zaten birisinin yaptığını Allah için yapmak. Bu meselede hainlik yapan zaten Allah'tan ayrılmış, şirke düşmüş. İkinci mesele neydi? Onların iyiliğini istemek, dua etmek. Beddua, onların zararı herkese döner. Onda da iyilik istemek lazım. Onun için ne buyuruyordu? Salli ulelekum.
- 1:04:43
Salli hu halife, hülli berrin ve facir. İmam olduğu zaman iyiye de kötüye bakmayın. en facir, en bozuk adamın arkasından namazı kılın, cemaati bölmeyin diyor. Ama takvan sahibi iman varsa onu tercih edin. Ama yoksa cemaattan ayrılmayın, yine kılın diyor. Çünkü diyor, ancak diyor, illa in ye'furu küfran ve vâhid.
- 1:05:07
Açıkça şirk ve elfaz-ı küfür ve zaruriyat-ı dini inkar ederlerse o zaman Müslümanım deseler de arkalarında kılmayın diyor. Ama şirk olmadıktan sonra ne kadar günah olsa da cemaatı bölmemek için vel-üzûm-ü cemaatim diyor. Cemaattan ayrılmamak icap eder diyor. fe inne davetehum Çünkü yöneticilere ve imamlara, şimdi evvelce burası değişiyor.
- 1:05:33
Şimdi cami imamları yönetici değil. Evvelce namazları kimler kıldırıyordu? Halife, yoksa halifenin tayin ettiği vali, yoksa valinin tayin ettiği emirler kıldırıyordu. Bundan dolayıdır ki şey birleşiyordu. Yönetici ile imam, yönetici ile namaz kıldıran imam, aslında imam önder demek. Sadece camide namaz kıldıran demek değil.
- 1:06:03
Veli-i Eymed'in Müslümanların imamları diyor. Orada kimi kastediyor? Fatih Sultan, Yavuz Sultan gibi. Padişahları yani yönetici, halifeleri kastediyor. Onun için buyuruyor. Burada ikisi birleşiyor. İkisi birleştiği için yani esasen İslam'dan.
- 1:06:17
Şimdi birleşmiyor. Allah Teala birleştiği günleri görmemizi nasip eylesin. Amin. Bir İslam nizamı, bir Kur'an düzeni ihsan eylesin. O zaman ne olur? Yöneticiler aynı zamanda namazda da imam olur, kıldırır. Böylece de birçok hadisteki hikmet ve gaye birleşmiş olur. Çünkü imamlara yani yöneticilere, liderlere yapılan dua tehafızı korur.
- 1:06:48
Onların arkasındakileri de korur. Çünkü yöneticinin işi düzgün olursa, itikadı düzgün olursa, ameli düzgün olursa, sen de ona duayı tutturabilirsen o adamın düzgünlüğünden bütün halk fayda gelir. Ona yapılan dua halkı da korur. Çünkü balığı baştan tutmanızdır. Ona yaptığın duada herkese tek tek dua yapamazsın.
- 1:07:12
Ama yöneticiye ismen dua yaptığın zaman onun salahıyla, ümmetin salahında eşdeğerlik var. Kaderlerde, çünkü o yöneticinin yanlış kararlar alması herkese taalluk ediyor mu? Ediyor. Onun için dua edelim. Dua edelim, mesela dua edelim vergiyi artırmasınlar. Sen de o dua edersen, onu da tutturursan sana da yarar mı?
- 1:07:41
Yarar, faturaya yarar. Yani onun için beddua edip de faturaları daha da ne yapmayalım? Ateşe vermeyelim, yanarız. Ortalık karışırsa, bozulursa biraz biraz enflasyonu falan düşürmeye çalışıyorlar, başladılar. Ondan sonra bir kargaşa, bir iç savaş, bir de Allah muhafaza altın beş bini gördü derken, elli beş bini de görür yani.
- 1:08:09
Ondan sonra da bir ekmek olur, bilmem kaç bin lira. Şu anda da zaten artmış gitmiş, ondan sonra görürsün. Zeytin bile alacak halin kalmaz. Dolayısıyla bedduacı olmanın bir anlamı yok. Duacı olmanın faydası çok, buyuruyor. Onlara yapılan dua arkayı da korur. Muhammed Şerif Ahmet İbni Hanbel'i vaad etti.
- 1:08:35
Vebni Muhacir Zeytin İbni Muhacir. Taberani Fil Kebir Mucem-i Kebir'de o, yirmi beş kitli kitabında. Muhtesaran, bazı tariklerde özetleri vaad etti. Ve mutavvelen bazen uzun tarikirleri vaad etti. İlla ennehu kâle, ancak Taberani dedi ki, Tuhitu. Zaten bundan evvelki hadise Tuhitu idi. Tuhitu dedi, biya'in, ba'del, ha'dan soraya Onlara yapılan dua, arkalarındakini de korur.
- 1:09:03
Taberani de Tuhitu kuşatır. Yani lafız değişti bak. Ne dedim, mükerrere giriyor. Orası Tuhitu korur diyor, burası Tuhitu kuşatır. Yani ne demek, sen yöneticilere yaptığın hayırlı duada, arkadaki Müslümanlara da kuşatmış olursun. Yani kaplamış olursun demek istiyor. Rab'ev rivayet etti. Bu, bu hadis-i şerifi.
- 1:09:27
Yani bütün bu saydığımız kaynaklar, kimden? Muhammed ibni Sakar. Han Abdüsselam, Abdüsselam'dan. O kimden? Han Zühriye. Tabi'nin uğurlarından, İmam Zühriye'den. O kimden? Han Muhammed ibni Cübeyr ibni Mutib. Cübeyr ibni Mutib, sahabenin oğlu Muhammed ibni Cübeyr'den. O kimden? Han Nebi'nin babasından.
- 1:09:47
Yani Cübeyr ibni Mutib'den. Hadisin senetleri var, istatları var. Allah bütün ravilerinden razı olsun. Şefaatlerine nail etsin. Salihlerin isimleri anılınca rahmetler, yar, müjdesine bizleri nail etsin. Ve lehu ende Ahmed'e. Ahmed ibni Hanbel'de bu hadis için var. Tarikun başka bir tarik var. Yani farklı bir raviden, farklı bir sahabeden, tarikten geliyor.
- 1:10:12
O kimden geliyor? Salih ibni Keysan'dan. Ahmed ibni Hanbel'den. Hani Zühriye, o da İmam Zühriye tabiinin büyüklerinden. Sahabe görmüş. Bunun isnadı da Hasan'ın. Hasan bir isnad ile hadis ilminde sahib var, mütevatir var, hasen var, zayıf var falan böyle istilahlar var. İstilahlar yani muhaddislerin kendi aralarında belirledikleri terimler.
- 1:10:44
Bu hadisin hükmü hasendir diyor. Yani makbul ve muhtemel kaynaklı demek. Görünmeyen İbn-i Abbas'ın olduğu Allah-u Teala hanımı. Abi İbn-i Abbas'dan geliyor, hadis-i şerifte rivayet oldu. Kale kâlen nebi sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurdu. Allah'ım ey Allah'ım. İrham, rahmet et. Merhamet et.
- 1:11:08
Acı, lütfe, kereme kime? Hulefai benim halifelerime. Şimdi sahabe-i kiram anlamadılar. Şimdi sahabenin arasında Rasulullah'ın halifeleri diye bir konu o zaman geçmiyor. Kulna biz dedik ki diyor İbn-i Abbas'a. Ya Rasulallah, ey Allah'ın peygamberi. Ve men kimdir hulefaki? Senin halifelerin kimdir? Kale buyurdu ki, bu hadis-i şerife Ali Adem Efendi babamız,
- 1:11:37
Mustafa Şerif'in kenarına eliyle yazmış. Bu hadise çok itibar etmişti. Zaten bu hadis kitabının adı ne? Şu anda 154. hadis okuyorum. Dediler ki, ya Rasulallah, senin halifelerin kim ola ki? Kale buyurdu ki, Siz de olabilirsiniz.
- 1:12:09
Benden sonra. Biz şimdi ondan sonra geldik mi? Peki şart ne? Rivayet edecekler. Yani anlatacaklar. Tebliğ yapacaklar. Benim hadislerimi birbirine anlatacaklar. Ben şimdi bunu yapıyorum. Bu ders vasıtası. Siz de tebliğinizi yapın. Her tarafa bu hadisler ulaştırın. Sonra ne yapacaklar? Öğretecekler o hadislerimi.
- 1:12:42
O zaman ne olur? Benim halifem olur. Anladın mı şimdi? Şimdi, herkes köşe kapmacıya girmiş. O ben şeyhim, o ben halifeyim, o ben bölge başkanıyım. Ya tarikatta böyle şeyler olur mu ya? Bürokrasi misiniz siz? Ondan sonra Mahmut Efendi Hazretleri kimseyi bırakmadı diyor. Sen çıkmışsın. Onun yerine şeyh ilan ediyorsun.
- 1:13:08
Bundan daha büyük talaret ne olur? Uydurma, kaydırma, neyse. Geç, geç o işlere. Şimdi peki, ben sana Mahmud Efendi'nin halifesi, Mehmed Efendi'nin Şimdi peki. Ben sana, Mahmut Efendi'nin halifesi, halifesi, Tam Efendi Hazretleri'nin halifesi, yok efendim, böyle bir Şah-ı Nakşibendi'den Sami Efendi Hazretleri'nin halifesi, böyle bir Şah-ı Nakşibendi'den halifesi.
- 1:13:26
Bunlardan daha önemli bir makam söyleyeyim mi? O da nedir? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in halifesi olmam mümkün. Allah benim halifelerime rahmetiyle muamele etsin diye dua ediyor. Kimdir ya Resulullah? Benden sonra gelecekler, hadislerimi öğrenecekler, insanlara öğretecekler diyor. Bunu yapmanın elinizde değil misin?
- 1:13:50
Efendi Hazretleri çok okurdu bazı şeyleri. Ben size, Resulullah'ın halifeliğinden daha büyük bir halifelik söyleyeyim. O da nedir? Allah'ın halifesi olmanız da mümkün. Çünkü Kur'an-ı Kerim'de Allah Teala, Ya Davud, inna cealnâke halifeden firâz. Ey Davud, biz seni yeryüzünde kendi zatıma halife yaptırıyoruz.
- 1:14:12
Ve izgâle rabbuke l-melâke nici'ani filan halife. Rabbim, melekleri dedi ki, ben yeryüzünde halife yaratacağım. O halife kimin halifesiydi? Allah'ın halifesiydi. O yaratacağım dediği kim idi? Adem aleyhisselam ve onun zürriyeti olan bizleriz. Peki, burada nereden çıkacak bu iş? Men emâ rabbil mâruf.
- 1:14:36
Kim Allah'ın emirlerini tebliğ ederse, Allah'ın meşru saydıklarını insanlara duyurursa, ve ne ânil münkeri, ve ne âlim-ünkeri, gayri meşru, şeratsızlık, gayr-i meşru, şeratsızlık, haramlardan, günahlardan günahlardan, günahlardan insanları alıkoymaya çalışır. Dili etti eliyle, dili etti diliyle. Yerine göre hareketle.
- 1:14:55
Bunu yaparsa, fevve halifetullâhi fi arzîh. O kişi yeryüzünde Allah'ın halifesidir. Allah gelse ona görünseydi, konuşsaydı, namaz kıl, oruç tut diyecekti, hiç geçmezdi. Allah. Allah'ın yerine o şekil ne yapıyorsa, Allah'ın halifesidir. Ve halifetü Resûlü, Resûlünün de halifesidir. Sallâllâhu aleyhi ve sellem, şimdi olsa burada hadis okuyacaktı.
- 1:15:16
Burada kim okuyorsun bu hadisi? Rasûlünün halifesidir. Ve halifetü kitâbi, kitabının da halifesidir. Çünkü Kur'an, sessiz bir vaizdir. Sessiz, sükût. Herkesin evinde musaf var mı? Bazısının da kaç tane? Bizim evde belki elli tane, yüz tane. Peki, belki de değil, yüzlerce var tefsirlerin içi, hepsi Kur'an.
- 1:15:40
O zaman, o Kur'an bana gelip emri bir harf yapmıyor. Ama kim gelir de bana bir ayet okursa o Kur'andan, bana şöyle yap, şöyle yapma derse, o adam ne oldu? Kur'an'ın halifesi oldu. Çünkü onun yerine iş görüyor. Anladınız mı? Bundan dolayı, Kur'an'ı konuşturmak, hadisleri konuşturmak, Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'i yapmak,
- 1:16:10
ve dahası Allah-u Teâlâ'nın Adem Aleyhisselam'ı yaratmasının hikmeti, peygamberler ve âlimler ve veliler yoluyla, bütün insanlara onları halife yapması değil miydi? Onun için bu vazifeyi yapanlara ne mutlu. Rabbim bu hadis-i şerifteki dua, zaten bu vazifeyi yapanlara, bu dua otomatik geliyor mu? Ey Allah'ım diyor, benim halifelerime rahmet eyle.
- 1:16:39
Efendim Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'den rahmet duası alan bir adam olursan, eğer hadis öğrenip insanlara hadisleri öğretirsen, Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in halifesi oluyorsun. O zaman da Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem buyurmuş, benden sonra benim yerime hadis okuyanlara Allah rahmet etsin.
- 1:16:55
Rasûlullah'ın duası yere düşer mi? Düşmez. Allah rahmet ederse azap eder mi? Etmez. Allah rahmetindekilerin yeri neresi? Ethane. Ve emmellezîne bi'zatucûb. Yüzleri hak olanlar mahşerde, ve bi'rahmetille Allah'ın rahmetinde cennette diyor. Bu rahmet duasına girmemiz çok uygun değil mi? Çok lazım değil mi?
- 1:17:18
Bir peygamberlerin efendisi. Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Bir hadis-i şeriften, saat kaç? Dokuz oldu mu? Ne? Ulan bir buçuk saate konuşur muyum? Geliyor bana beş dakika gibi ya. Evet. Bu hadis-i şerifi de okuyayım. Bir hadis daha okuyayım. 155. Ebir Rudeyni. Vaziyallahü Teala Hazretlerinden. Tabi sahabenin tabi çok hünyeleri var.
- 1:17:51
Ebir Rudeyn. Çok da bilinmiş bir zat. Olmamakla beraber Şam-ı Şerif'te bulunan sahabe-i kiramdan birisiymiş bu zat. İsmini sade ben bilmiyorum değil. Muhaddisler de bilmiyormuş. Vesmehu lem yüzger şevfi tesmiyeti. İsmi bahsedilmiyor diyor kitaplarda. Onun için kimsenin uydurmaya lüzumu yok. Ebir Rudeyn.
- 1:18:21
Vaziyallahü Teala. Ama Şam'da bulunan sahabeden olduğunu marifetü sahabede İbn-i Hacer söylemiş. Evet. Vaziyallahü Teala. Şimdi hadis-i şerife geçelim. Buyurmuş ki sallallahu aleyhi ve sellem. Kale kâle Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Mâ min kavmin. Hiçbir kavim yoktur ki. Kavim ne demek? Topluluk.
- 1:18:43
Şimdi biz bir topluluk muyuz burada? Aya aya. Kaç yüz kişiyiz? Yec temiûne toplanırlarsa Ala kitâbillâhi. Allah'ın kitabından ayet okumak. Şimdi burada ayet hadis okunuyor mu? Okunuyor. Yetâ tavne. Birbirinden alışveriş ediyorlar. Bu o ayetleri ve hadisleri. Nerede? Beyneum aralarında. Yani müzakere ediyor.
- 1:19:09
Müzakere karşılıklı konuşmak. Yani biri okuyor, öbürü dinliyor vs. O zaman ne olur? İlla kânû mutlaka onlar olurlar. Ezziyâfen misafirler. Kim için? Lillahi Allah için. Onlar Allah'ın misafirleridir. Senin evine misafir gelse ikramsız gönderir misin? Göndermezsin. Gönderirsen ne olur? Ayıp etmiş olur.
- 1:19:33
Mürüvvetsizlik olmuş olur. Fütüvetsizlik etmiş olur. Peki. Ekremul ekremîn ve erhamul rahimîn. Allah seni misafir kabul ederse sana ikram vermeden, günahlarını affetmeden, boynunu cehennemden azat etmeden azat etmeden seni buradan çıkarır mı? Çıkarmazlar. Dolu hadis var. Allah'ın kitabı Kur'an ve sünnet üzerine toplaşan cemaatler ilim meclislerinde oturanlar
- 1:19:57
Allah'ın misafirleridirler. Ve illa mutlaka hakbet kuşatırım onları elmelâketü melekler Bütün bu sohbetlerin kadınların erkeklerin cemaat etrafı şu anda vallahi billahi meleklerle birinci katsamaya kadar kuşatılmıştır. Çok sayı hadis var. Hattâ-yegûmu onlar o ilim meclisinden kalkana kadar ev yahut da yahudu daldırana kadar fi hadisin havadislere gayrihi Kur'an'dan ve sünnetten
- 1:20:24
ilimden başka siyaset, riyaset, bilmem ne, hahihi başka konulara geçmedikçe ayet ve hadis ve ilimle devam ettikçe melekler onların etrafını kuşatmasını bırakmaz. Melekler ne yapıyor? Birinci katsamaya kadar kanatlarıyla oraya çevreliyor. Çevreledikten sonra nur yağdırıyor, feyiz yağdırıyor, rahmet yağdırıyor.
- 1:20:48
Bereket indiriyor. Bir de günahları Allah'ın bunları affeylediği için iftihar ediyor. Artık burada affolmadan çıkılır mı? Ve mâ min âlimin Herhangi bir âlim Yasmucu fî talebi ilmin İlim tahsil etmek için Evinden çıkarsa Memleketinden çıkarsa Allah yoluna icra ederse Ben mesela 13 yaşımda Rize pazar köyüne çıktım gittim Annem ayıldı bayıldı gitme diye ama
- 1:21:17
Çünkü ilim için hicret lazım 20 ay kaldım 7 ay seslerini bile duymadım O zaman telefonda yoktu orada Onun için İlim talebi için Allah rızası için Bir âlim öğrenmek için Çıkarsa Neden korkarak İlmin ölmesinden korkarak Ben Çocuğumu okutmazsam sen çocuğunu okutmazsan O gurbete göndermezse O ömrünü muhafaza çıkartmazsa İlim ve din ölür Herkes evinde oturursa Müslüman kalmaz
- 1:21:50
Onun için Bu ilim ölür korkusundan ölmesin diye Allah yolunda ilim yolda çıkarsa Ev intisâhıhi Yahut da Bir âlim Fî talebi intisâhıhi oraya bağlı fî intisâh Yazıyla yazıp kopyalamak o zaman böyle matbaalar var mı? Yok Matbaa şurada birkaç sene evvele kadar yok Hep ne yapıyordu hattatlar Nüskayı kopyalıyor bu kadar kitap var şimdi Mahtup yazmalar dolu kütüphaneler
- 1:22:20
Onlar olmasa bizimler bunları dizecektik matbaa yapacaktılar O yazma olmasa bize kadar kim ezberden bu kadar ilmi getirecek Yazı unutmaz Onun için ilmi intisah, intisah nüskalamak, kopyalama talebinde Niçin? Mehafet-i yudrase Yudrase Ders Kaybolmak anlamına geliyor derse maddesi Onun için burada Mehafet-i yudrase İlim kaybolur Ezberleyenler kalmaz Ezberleyenleri unutur
- 1:22:52
Kimisi de yaşlanır, kimisi de alzheimer olur Ondan sonra bu kadar âyet-i hâdiseyi kim kime Ağızdan kafadan nakledecek Onun için yazayım diye Bu hususta Hattersi alır gider işte O kitabın nüskası nerede? Bağdat'ta Şimdi o kitabın İstanbul'a gelmesi lazım Diyelim ki Şifa-i Şerif ilk yazıldı Nüskalar nerede?
- 1:23:16
Merakeş'te Pasta Oradan diğer âlimler gidip O ilk gazi yazın eliyle yazdığı nüskadan ne yapacak? O da eliyle yazacak O ondan, o ondan O kitap ondan sonra İstanbul'a kadar gelir mi? Gelir Ama İmam-ı Gazali kitabı Tuz'da kalırsa Vefat ettiği şehir Tuz adı Tuz şehrinde kalır İmam-ı Gazali Tuz'uydu Gazale'de kalırsa doğduğu köyde O kitap Kimse de gidip onu oradan
- 1:23:50
Kopyalamazsa İstanbul'a Gazale-i Hiyar-i Ümit'ten gelir miydi? O da orada kaybolurdu giderdi yanardı yakılırdı Onun için nüskaları çoğaltmak İlmi yazmak için İlim yolunda çıkarsa Yani ilim tahsili Ve ilmin kaybolmaması ve ilmin muhafazası için Mekâfe'den yürüdülerse Kaybolur korkusundan İlla mutlaka kâne o âlim olur Kel gâzi Allah yolunda harbe çıkmış Mekke fethine katılmış
- 1:24:23
Bedir'e katılmış, U'da katılmış gibi gazi gibi olur Sevap bakımında Errâihi İkinden sonra önden sonra Yürüyen gibi olur nerede fî sebîlillâhi Allah yolunda cihat İslam'ın hâkim olması şirkin zelil olması için seve seve canını veren gaziler ve mücahidlerin ecri sevabı neyse ilim okumak için, öğretmek için, okutmak için, yazmak için Allah'ın dininin ilmi kaybolmasın diye
- 1:25:01
fedakarlık edenler ve adım atanlar Allah yolunda harp eden gazi ve mücahidlerle eşittir. Çünkü o ilim kaybolursa artık Allah yolunda cihata çıkan kalır mı? Hocalar ayet hadis okumasa zekat veren kalır mı? Memleket işgal olma tehlikesi olsa adam teslim eder gavura gider hiç vatanını müdafaa etmek için canını feda eden şehitler çıkar mı?
- 1:25:29
Niye? Sevabını bilmezse, önemini bilmezse Bütün mesele nereye dayanıyor? Âlimlerin, ilmine, vaizlerin davet ve tebliğine geliyor, dayanıyor. Bu kurumun kapanmaması için sizlere de çok ihtiyaç var. Siz buraya gelmeseniz ben buraya gelsem mermilerle mi konuşacağım? Onun için hepimiz elbirliğiyle bu ilmi yaşayacağız ve yaşatacağız ve neşredeceğiz inşaAllah o zaman.
- 1:25:59
Ve men her kim yubattu geciktirirse bi-onu amelu Ameli bir adamı geri bırakırsa lem güsrü koşturamaz bi-onu nesebu. Soy koşturamaz. Ne demek şu an? Senin amelin bozuksa şehit de olsan, peygamber torunu da olsan seni cennette ileri geçiremez. Neseb soy. Amel yaptığın işler. Eğer yaptığın iş hayırlı amelse seni ileri götürür mü?
- 1:26:29
Zenci olsan da, fakir olsan da, yemeğe aç bulamasan da, iş bulamasan da, kimse sana kız vermeseden, herkes kapıdan koysa da, cüzdanlı olsan da, haramlardan sakınıyorsan, amelin saniyse, sen takva sahibiysen en şerefliniz en çok takva almanız. Ama peygamber torunuysa, ama kralın soyundansa, ama Mehmet Sultan Fatih Sultan Hamid'in torunuysa,
- 1:26:57
ama Mahmut Efendi Hazretleri'nin torunuysa, ama Mehmet Efendi Hazretleri'nin torunuysa, ama amelleri bozuksa, onun nesebi onu diğer salih alimlerin önüne geçirebilir mi? Geçiremez. Amelin seni geri bırakıyorsa, nesebin seni öne geçiremez. Onun için fazileti meziyeti amelde arayalım, ilimde arayalım, takvada arayalım, ihlasta arayalım, soy soklarla iftiharları bırakalım.
- 1:27:28
Ne mal iledir, ne sal iledir, beyim ululuk kemal iledir derdi Efendi Hazretleri. Sal demek ömür ve sene demektir. Yüz yaşında olmakla mükemmellik olmuyor, zenginlikle de mükemmellik olmuyor. Kemalat, ilim, amel, ihlasla mükemmellik oluyor. Onun içindir ki, ne demiş? Vela yemza'un nesebu min kureyş, izâ kânetin nefsu min bâhile.
- 1:27:55
Senin ruhun ve özün ve özetin ve nefsin, Arapların en çingeni, en rezil kabilesi, bâhile kabilesinden ise, soyun Kureyş kabilesinden olsa fayda göremezsin. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ne buyuruyor Kureyş'e? Ya Maçara Kureyş, ey Hâkimoğulları, ey Abdümenafoğulları, ey Kureyş! Siz benim nesebimiz, ben sizin nesebiniz derim.
- 1:28:20
Siz İsmail aleyhisselamın nesnindesiniz. Peygamber değilse de, razıyallah denilebilir, Efendimizin bütün ataları babaları muazzam zaten. Tamam. Çünkü en hayırlı aileden geldim buyuruyor. Babaları, ataları en hayırlı olan benim buyuruyor. 15-10 hadis en az var bu konuda. Tamam ama, ey Kureyş diyor. Sakın diyor, insanlar bana namazla, zekatla, oruçla gelirken,
- 1:28:52
siz bana sadece neseb bağınızla, soyunuzla, topunuzla, malınızla, mülkünüzle gelmeyin. Gelmeyin. Çünkü bana iman ve amel-i salih ile gelirseniz, benim size özel şefaatim olur. Akrabalık şefaati olur. Torunlara ehl-i beytine şefaat özel olur. Seyyidlerin fazileti çoktur. Ama arkadaş, iman yoksa, amel-i salih yoksa nasıl olacak?
- 1:29:16
Onun için kardeşlerimiz, hepimiz kemalat arayalım, fazilet arayalım, ahiret karlarını arayalım. Bunu da nerede arayalım? İşte bu ilim meclislerine devam ederek arayalım. İlim, amel, ihlasla arayalım. Kur'an, hadiste arayalım. Tebliğde, davette arayalım. Emra, neyh, amcette arayalım. Bu millete acımakta arayalım.
- 1:29:37
Bu millete acıyalım. Allah da bize acısın. Bu insanlar namaza başlayacak. Helal aramı öğrenecek. Bu hadisleri duyacak. Ulaştıracağız. Biz Allah için bu hizmette feda olmuşuz. Sizden de Allah'ın yoluna yardım istiyoruz. Yardımcılarımız kim olacak? Allah yardımcılarımızı ziyade eylesin. Amin. Biz bunlara nasıl ulaşacağız?
- 1:29:55
Lale gül getirmişler mi? Bugün bir haber yok. Getirselerdi koyarlardı. Demek onlar da doymuş. Maşallah. Benim işim değil. Kendi işleridir. Allah Teala okumayı, amel etmeyi nasip eylesin.
Benzer sohbetler
1:34:01Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 78. Bölüm 6 Ekim 20266 Ekim 2026 · 95 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 6 Ekim 2026
1:33:48Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 77. Bölüm 2 Haziran 20262 Haziran 2026 · 94 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 2 Haziran 2026
1:40:41Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 76. Bölüm 5 Mayıs 20265 Mayıs 2026 · 101 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 5 Mayıs 2026


