Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 33. Bölüm 21 Kasım 2016
21 Kasım 2016 · 45 dk
00:00 / 44:35Şu an 00:00 / 44:35
Transkript
113 satır
- 00:18
Bismillahirrahmanirrahim, elhamdülillahi rabbil alemin, es-salâtu vesselâmu alâ seyyidil murselîne muhammedin ve alâ aliyye husvâlim ve yecmâîn. Kıymetli kardeşlerimiz, tergib-ü terhib derslerinden çok çok çok çok çok çok
- 00:40
devam ediyoruz. Çok önemli bir hadis-i şerif, biraz da uzun bir hadis-i şerif. Güzel anlamak ve anlatmak Allah nasip eylesin. Celle Celaluhu. O hadis-i şerife başlıyoruz. Ve Rûbiye'ye rivayet olundu. Kimden? İbn-i Abbas'ın, Allah'ın, onları İbn-i Abbas Hazretleri'ne rivayet olundu. Bu hadis taberani, büyük muhaddis Mu'ceb-i Kebîr'inde zikrediyor.
- 01:07
Bir hale dedi, bir konuşma yaptı Rasûlullah Sallallahu Teala Efendi. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir hutbe okudu. Cuma günü minberdeki hutbe anlamında değil de Bir konuşma yaptı diye anlıyorum ben. Çünkü ekseriye bu manaya geliyor. Minberdeki hutbede konuşmadır ama Ebu Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in konuşmalarına
- 01:28
hitap etti yani Türkçe'de hitap etti, bir konuşma yaptı. Fekâle buyurdu Sallallahu Teala Aleyhi ve Sellem. İnne Allâhe Teâlâ, şüphesiz Allâhe Teâlâ, kat'âta muhakkak verdi külledî hakkın her hak sahibinin neyi hakka ve hakkını verdi. Hikmet-i muktezâsınca. Yani o bilir her şeyin doğrusunu. Onun için kadına diyelim Lise-i Kerimes-i Hazr-ı Lümse'ye
- 01:53
erkek iki dişi kadar mirastan nasip alır buyuruyor. Burada tabi meseleler var. Çünkü erkek hanım ve çocuk bakmakla mükellef şerata göre onun için ona tam veriyor. Kadın, kocası veya babası veya devlet en nihayetinde bakmakla mükellef olduğu için kadının çoluk çocuğuna veya kendisine bakma mükellefi olmadığı için kadına da mirastan yine de yarım veriyor.
- 02:19
Çünkü şerat sisteminde böyle. E şimdi tabi böyle bir şey yok. Birbirine karışmış gitmiş. Onun için de kimse memnun ve mutlu değil. Ve düzen de bozuk. Herkes de birbirinden hak iddia ediyor. Ama Allah'ın verdiği hakka razı olsalardı cennet gibi bir hayat olurdu. Allah-u Teala hikmeti muktezası ceherak sahibine hakkını verdi.
- 02:42
Bu haklar içerisinde de işte karı-koca hakları, şu kitap yazıyorum, onunla uğraşıyorum. Karı-koca haklarından tutun, ana-baba haklarından tutun, işte vesaire. Herkesin bir hakkı var, bu hakları belirledi yani. Ama anan sana namaz kılma diyemiyor, ona o hakkı vermedi mesela. Ama bana şunu ver, bunu ver deme hakkı var.
- 03:03
Senin de varsa mutlaka vermen icap ediyor. Hani hanımın sendeki hakkı, senin hanımın üzerindeki hakkı, çocuğun babasındaki hakkı, ana babanın çocuğun üzerindeki hakkı gibi. Tabi burada mirasa müteallik konular. Mirasa müteallik konular da bunun cümlesindendir.
- 03:18
Yani işte adam öldü, karısı ne alır, çocuğu varsa ne alır, çocuğu yoksa ne alır, işte kadın öldü, kocası nereye kalır gibi. Bütün bunlar ferâiz ilminde, Kur'an-ı Kerim'de özellikle beyan ediliyor. Çünkü malla ilgili olduğu için hadis-i şeriflerle millet, işte bakın şimdi ne kadar hadis-i şeriflere itirazlar var.
- 03:37
Mevla bunları bildiği için hele mal konusunda hiçbir şey kabul etmezler. Lehine olan hadisi sahip kabul eder, aleyhine olan hadisi zayıf kabul eder. Gibi bir tehlikede olmasın diye Kur'an-ı Kerim'de açıkça beyan etti. Miras meseleleri bütün teferruatıyla Kur'an-ı Kerim'de zikrediliyor. Mesela namaz teferruatıyla zikredilmiyor, oruç zikredilmiyor,
- 04:01
hac zikredilmiyor teferruatıyla. Miras teferruatıyla zikrediliyor. Bunun da sebebi nedir? Mal işinde insanların hırs ve tamağı yüzünden yani Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e itirazlar haşa olmamalı ama olabiliyor parametre. Ganimet taksiminde bile birkaç münafık çıktı yani. Onun için Mevla ahlak sahibine hakkını verdi yani, ayetlerle de bildirdi.
- 04:24
Mirası özellikle Kur'an'la bildirdi. Bu ne yapmış burayı ya? Her hak sahibine hakkını verdi, evet. Buraya illa diye bir hareket kurmuş. Ben hiç illalık bir durum görmüyorum. İlla enne Allah demiş. Bunu da kapatmasaydık. Neyse açtık, bulduk. Efendim, İnne Allâhe Kadehâ Tâ Kulle Diyâne'l-Hakk. Her hak sahibine, Allah-u Teala hakkını verdi.
- 04:56
Burada bu hareketler biraz beni şey yaptı. İlla şu kadar var ki, İnne Allâhe, Allah-u Teala. Bence bu da elâ. Yani agâ olun. Uyanık olun. Çünkü ilerlerde de hep elâ, elâ innehû diye geliyor. Burada elâ olması şeref. Ama bütün bu şeylerde, hareketler çok yanlış oluyor tabi. Baskılardaki hareketlere itibar edilmez.
- 05:25
Arapçayı bilmek onun için lazım. İnne Allâhe, şüphesiz Allah-u Teala, kaç faraza, muhakkak farz kıldı, ferâize. Bir takım farzlar açıkladı. Farzların efendim, edâsı farz. Farzlar, üzerinde farz kesin, kat'î hükümle sabit. Ve ahirette karşılığında edâ edilmezse azâbı var. Azâb var, cehennem var yani.
- 05:51
Tehdit var ondan sonra. İşte namaz diyelim. Ekîm-ü salâhette namazı farz kıldı ama tehdit indirir. Azâb-ı salâhette namaz, zâhirden de cehennemin dibindeki kuyu boylar. E şimdi zekat, ât-ü zekâte zekatı verin. Tamam bu bunu farz kıldı. Ama bunun verilmediğinde de işte yuhme aleyhâ fî nâri cehennemme fetuhû vehebâ cunûbuhum cibâhum ve cunûbuhum ve zuhuruhum
- 06:18
İşte o zekat vermediği mallar işte toplanır. Ateşte kaynatılır. İşte kızdırılıp adamın alnına, yanına, dalına, sağına, soluna basılacak yani. Dağlama yapılacak falan. Hâve âmâ kenez tümlen fîsikum. İşte kendinize hazır, stok ettiğiniz, zekatı çıkartmadığınız hazineniz budur. Fezûkû mâ küntum teknizûn.
- 06:38
Alın hazinenizin, paranızın. Şimdi tadına bakın yani ateş nasıl oluyormuş. E şimdi baktığınız zaman bütün farzların karşılığında yapılmaması halinde tehdit vardır, azap vardır, ve'it vardır, cehennem vardır. Ha! Sonra tövbe eder, kaza eder bunlar ayrı bir şey. Veyahut Mevla affeder yani şefaat yetişir.
- 06:59
Burada kesinlikle azap olacak diye bir şey yok. Ama karşılığında azap tehdidi vardır. Ama müşahhas olarak şu adama illa azap edilecek diye Allah adına kimse bir karar veremez şahıs bazında. Ama külli kaide olarak da namaz kılmayanlar cehennemliktir. Cehennemde günahları kadar yanarlar genel. Zekat vermeyenler bu âte göre ateşte azap olacak.
- 07:23
Vermeyenler, eksik verenler. Ama adam sonra telafi eder, tedarik eder, kaza eder. Veyahut Mevla affeder, veyahut biri şefaat eder. Bu kapılar açık. Ama biz geneli konuşuyoruz. Farzın karşılığı nedir? Yapılması mecburidir. Bir şey farzsa ve terkinde azap vardır. Ve senle Allah-u Teala meşru etti. Senle şer'a manasına gelir.
- 07:52
Sünenen sünnetler meşru etti. Şimdi sünnetler meşru etti deyince, biz sünneti neye diyoruz? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hadis-i şerifiyle sabit olan. Veya fiil-i şerifiyle, bir şey yapmasıyla sabit olan. Veya sükût-ü şerifiyle, yani bir şeyi görüp susmasıyla. İkrari manada, sünneti üçe ayırmışız.
- 08:12
Ama şimdi burada niye bu kitabı sünnete, bu hadisi aldı? Daha iyi anladınız mı? Yani sen sünnet deyip de, veya bu hadiste geçiyor deyip de, bunu Allah buyurmamış diyemezsin. Çünkü Allah seninle sünnenen. Sünnetleri de Allah meşru etti. İşte ne oldu? Vemâ teâkümû resûl ve hudûyye geldi. Ben devamlı anlatıyorum.
- 08:34
Resul ne verdiyse onu alın. Ayeti ne demektir? Bütün hadis-i şerifleriyle amel edin demektir. Yasakladığını terk edin. Bu ne demektir? Haşr Suresi'nin ayetinde, yani Kur'an'da bulamasanız da erkeklerin altın yüzük takmasının yasağını, Kur'an'da görmeseniz de erkeklerin ipek giyinmesinin haramiyetini, veya Kur'an'da bulamasanız da kadınların saçına saç eklettirmesi,
- 08:59
peruk takması haramiyetini, dünya kadar haramlar var. Hadis de sabit olmuştur. Ayette yok. Ama bütün hepsi şu ayette var. Resulüm ne verdiyse onu alın. Anlatıyorum Resul. Kur'an'da olmuş zaten. Resul'e itaat. Hiçbir yerde Allah'a itaattan ayrılmamış. Ama o zaman ne oluyor işte? Sünnetleri de Allah mesnun etti.
- 09:17
Meşru etti. Ha, onu da nasıl meşru etti? Sünnetleri yapmak gerekir mi? Gerekir. Yakışır mı? Yakışır. Uygun mudur? Uygundur. Faydalı mıdır? Peki yapmak zorunlu mudur? Zorunlu değil. Ama hadis-i şeriflerde farz diye bildirilen şey vardır. Kur'an'da farz geçmez. Hadis'te onun farz olduğu geçer. O yine farzdır.
- 09:45
O zorunludur. Hadis'te diye, Kur'an'da yok diye bu farz olmaz diyemez. Veya ipek giymek, altın kullanmak erkekler hakkında olduğu gibi, ya kadınların peruk takması gibi vesaire. Bunları, veyahut da hadis-i şeriflerde... Veyahut da hadis-i şeriflerde birçok lanetlenen altın-gümüş kaplarında içmek gibi, su içmek, yemek yemek gibi bunları lanet vaid edilen, haramiyet bildirilen hükümlerde
- 10:11
bu âyette yok, Kur'an'da yok da hadiste var demek sûretiyle bu farz değil veya farzında değil. tersini düşündüğümüzde, bu haram değil, diyemezsin. O sünnetle sabit olsa da, sünnet sana onu, sünnet olduğunu, efendim farz olmadığını söylemiyor. Sünnet sana ona farz diyor veya vacip diyorsa, hadis yani, o zaman o farz oluyor yine.
- 10:35
Kur'an'a bağlı değil farz olması bir şeyin. Birçok farzlar, vacipler vardır, vitir namazı Kur'an'da geçmiyor direkt. Vaciptir yani, vacip demek yapılması şart, zorunlu demek. Vaciple farz, itikatta farkı olur. İnanıp inanmayan kafir olur, olmaz mı? Yoksa amelde yatsı namazının farzı neyse vitir odur.
- 10:59
Yani İmam-ı Azam'a göre tabi iktilafı var. Hal böyle olunca, Allah Teala sünnetler meslun etti. Sünnetler meslun etti deyince bunları yapmak uygundur, gerekir ama vacip değil. Ama sen bunu ne anlama? Hadiste geçiyorsa yapmak iyidir ama gerekli değil, zorunlu değil yani. Zorunlu değil, şeklinde anlama.
- 11:25
Çünkü eğer hadis sana onu haram olduğunu söylüyorsa yaparsan azap vardır yine. Kur'an'da geçmese de. Eğer hadis onun vacip olduğunu, farz olduğunu söylüyorsa oyuna zorunludur. Yapmayan azap vardır yine. Ama hadiste derse ki ben misva size emredecektim ama işte korktum, farz olursa, herkes de yapamazsa günaha girer diye korktum buyurduğu bir hadiste
- 11:57
Her namaz vaktinde misva emredecektim ama ümmetime zahmet olur diye emretmedim. Orada sana anlatıyor zaten, farz ve vacip değil. Yani o gibi ifadelerle diğer emrettiği şeyler Evtiru Vitrkıl'ın emriyle benzemiyor. Çünkü burada diyor ki bak meşakkatten çekildim. Bunun gibi birçok hadis-i şerifler vardır.
- 12:22
Onun farz olmadığını, vacip olmadığını da zaten kendi beyan etmiştir. Yapılırsa fazilet olduğunu beyan etmiştir. Keravite olduğu gibi. Arapça konuşuyor. Toplandığınız camide ben de biliyorum, sizi unutmadım ama farz olur korktum, birkaç gece kıldırdım. Cemaatle şimdi herkes kendi kılsın. E şimdi orada ne oluyor?
- 12:47
Farz ve vacip olmadığı. Keravenin zaten anlatılıyor. Bunun gibi. Sünnetleri Allah meşru etti. Peki keravide mi Allah meşru etti? Tabi Allah meşru etti. Misva da Allah meşru etti. Mazele Cibril Yusuf'un inibisi var. Hattâ Hifz-i Teala'yı hatırlarsın. Cibril geldi gitti, geldi gitti. O kadar misvak kullanmayı vasiyet etti ki az da ateş etlerimin eriyeceğinden korktum.
- 13:14
E Cibril neyle gelir? Vahiyle gelir. Cibril gelip de bir istişare edelim ne var ne yok. Havadan sudan gelmez ki Cibril. Aleyhissalatü Vesselam. O zaman sen sünnet olarak, yani farz değil, vacip değil, sarık sarmak gibi bir sünneti, efendim misvak kullanmak gibi bir sünneti, teravih namazı gibi bir sünneti, tabi aralarında tasnif vardır.
- 13:39
Müekkedesi var, gayrimüekkedesi var, ayrı dava. Bir de o konuya şimdi vakit yok. Ama bu noktada da ne vardır? Yine vahiy devrededir. Sarık da vahiyle bildirilmiştir. Madem sarığı kendi sarması bile bize sünnet olarak yetiyor da fiili sünnete girdiğinden. Ama bir de ayrıyetten beyanı da vardır. farkumâ beynenâ beynel müşrikin elhamâim alel kalânis
- 14:03
Bizimle müşriklerin arası ne ayırır? Takkelerin üzerine sardığımız sarıklar ayırır. Tirmizi hadisi mesela. Bu beyanı olmasa bile, fiili bile yeterdi bize Allah'tan haber aldığından. Ama bir de beyanı vardır diyelim. Misvak gibi, sarık gibi. Sakalda zaten emri vardır. Sakal zaten şeye girmez. Sakalı tıraş etmemek normal sünnetlere girmez.
- 14:25
Sakal biliyorsunuz, vaciptir, uzatması sünnettir. Bırakması vaciptir. 4 mezhep üçüsü o kadar tetebbüatı var ki evladım farzla korkma. Çünkü neden? Hadis-i şeriflerde müşriklere muhalefet emri var. Ondan sonra sakallar bol bırakma emri var. Bu hadisleri topladığında fukaha yazan bunun hücum için olduğunu vaciplik ifade ettiğine, zorunluluk ifade ettiğine karar vermişler.
- 14:56
4 mezhepin fıkhı da böylecedir. Onun için her hadis gördüğünde, bu hadis ise bunda haram olmaz, sünnette geçtiği için burada vacip çıkmaz, farz çıkmaz gibi yanlış bir şey, itikada sapılırsanız, helal olursunuz, dinin çoğu gider, dinin çoğu gider, helal haramın çoğu ortadan kalkar. Bundan dolayı, yani, Allah Teala sünnetler meşru etti.
- 15:19
Bunlar hangisini kastediyor burada? Hadis-i şerifle farz vacip olduğu beyan edilenler, zaten katlara, zafera, izaya giriyor. Ve senle sünnenen sünnetler meşru ettiğinden neyi kastediyor? Zorunlu olmayan. Efendim. Ondan sonra, ve hatte, sınır koydu, tayin etti, hüduden, bir takım sınırlar koydu, bunları tecavüz, bunları geçmek caiz değildir.
- 15:49
Sınırlar çok Kur'an-ı Kerim'de. İşte Allah'ın sınırları var, bunlara yaklaşmayın. Mesela, imsak vakti. Oruca niyet edecek adamın bir sınırı var, yemesinin. Şimdik bayağı da, geceler çok uzadı, saatleri de geri almadıklarından hepten, imsak gittiği 6-20'yi geçeceğe kadar. Adam şimdik 6'da oraya kalksa 20 dakika yer.
- 16:14
Yani tabi bu sene farklı bir şey oldu, farklı bir şey olmadı, saat geri alınmadığından oldu. Koy verdiler gitsin şimdi, güneş de 8-20 geçene kadar gider. Hal böyle olunca, orada ama sınır var yine. Sen 6'yı 19, 6'yı 20 dakikasına gör. Buradan ileri yiyemezsin, içemezsin. Allah sınır koydu demek, tecavüzü geçmek caiz değildir.
- 16:34
Oraya hatta yaklaşmayın da buyurun. Yani talak meselelerinde var. İşte Allah'ın sınırlarıdır bunlar, bunları aşmayın. İşte 3 talak verdin, daha bunlarla evlenebilir misin? Evlenemezsin. Geri döneşebilir misin? Rica et, yapamazsın. 3 talağı da bitirmişsin. Yani orada bir sınır koymuş sana, 3 ile sınırlamış seni.
- 17:05
Anladın mı? Seni 3 ile sınırlamış, sen o sınır geçemezsin. Seni ne ile sınırlamış? İşte imsak vaktiyle sınırlamış. Oradan ileri yiyemezsin, bunun gibi. Sınırlar koydu, bunları geçmek caiz değildir. Ve halle, halal etti halalen, bir takım helal yapmak istediklerini. Helal etti, helal olduklarını beyan etti.
- 17:27
İşte koyun etti, helal. Kuzu helal, keçi helal. İnek helal, öküz helal, balık helal. Yani yiyeceklerden, içeceklerden işte. Şıra helal, şurup helal, işte efendim ayran helal, boza helal, işte efendim, limonata helal falan filan. Ve harrame haram etti, haramen. Bir takım haramlar koydu. Tabi bunu işte efendim, yabancının kızıyla evlenmek helal,
- 17:52
teyzenin kızıyla evlenmek helal, amcanın kızıyla evlenmek helal diyelim. Her konuya girebilirsin. Ama bazı haramlar tayin etti. Ne demek? Alkolleşirse, birasından, rakısından, şarabına bunları yasak etti diyelim. Yemekler, domuz etini haram etti. Besmelesiz kesilen hayvanın etini haram etti. Ne oldu?
- 18:09
Sütten kız kardeşinin evlenmeyi, efendim, ananız emzirmişse birbirini, ikinizi de diyelim, yabancı kız da olsa, emzirdiyse oldu süt kardeşi. Ne oldu onunla evlenmeyi? Haram etti. Efendim, teyzenle evlenmeyi haram etti. Tayinle evlenmeyi haram etti. Mesele. Her konuda helal ve haram vardır. Ve şarağı meşru etti.
- 18:30
Neye? Dine. Allah din-i mübin İslam'ı teşri etti, meşru etti, beyan etti, vaz arttı, ortaya koydu. Fe ce'ale dîni yaptıhû o dîni sehlen. Çok kolay yaptı. Semhan çok müşamahalı yaptı. Vâsı'en çok geniş yaptı. Kulların ibadetlerini. Ve ce'ale onu yapmadı. Bayyika. Dar yapmadı. Çetin yapmadı. İşte ne buyuruyor?
- 19:01
Gücü yetmediği şeyi kuluna teklif etmez. Hepiniz Amen Resulü'de okuyorsunuz bunu. Yine ne buyuruyor? Dinde size sıkıntı çıkartmadı. Yani ne demek? İbadetler. E şimdi sana 5 vakit namaz. Bunu 50 vakit yapabilirdi. E şu anda 17 rekat farz. Bunu 170 rekat yapabilirdi. Ne diyeceksin? Senin Rabbin yaratan, yediren, içiren.
- 19:28
Mecbursun. Haccı her sene farz edebilirdi. Veyahut 5 senede bir haccı farz edebilirdi. Ömreyi her sene vacip edebilirdi. Zekatı 40'ta 39 yapabilirdi. Birini ye, yat aşağı, ölmeyecek kadar. Diyebilirdi. E 40'ta bir nedir? Günde 17 rekat nedir? Senede bir ay oruç nedir? 11 ay oruç diyebilirdi. Efendim iftar varsa uğur yok diyebilirdi.
- 20:03
Ki ilk zaman öyleydi. Bazı yasaklar vardı. Uyursan daha yiyemiyordun, uyanırsan falan. E uyanık nasıl bekleyeceksin 6'ya kadar, 5'ye kadar? E şimdi bunlar hep nesgedildi. Mevla böyle kolay bir din gönderdi. Helal dairelerini geniş yaptı, haramları az yaptı. Mubahları geniş yaptı, serbestleri geniş yaptı.
- 20:25
Yasakları az yaptı. Bin tane helal içen meşrubat var, birkaç tane zehir zıkım işçi var. Bu kadar kadın kız hepsine evlenmek helal ediyor. Teyzenle evlenemezsin, sen ne edeceksin? Kaşınıyorsun. Kız kalkmış dayısıyla evlenme. Böyle şey olur mu? Dünyada adam mı bitti? Herkesle evlenmen helal. Gülüyorsun dayımı sevdin.
- 20:46
E manyak mı hemşiler? Veya süt kardeşine bilmem ne. Bu nasıl iştir? Ya kaşınıyorsun, cehenneme girmek istiyorsun. Allah'ım dini, İslam'ı bize çok kolay etti. Namaz kılmayı farz ediyor, 17 rekatını. Ben ayakta duramıyorum. Oturarak kıl dedi. Oturarak da duramıyorum. Yatarak kıl dedi. Başını sallayarak kıl dedi.
- 21:09
Bu su bana dokunuyor, şey yapamıyorum. Sargı bezin üstüne mes'ed. Dokunan yeri sar dedi. Yok efendim ben hiç abdest alamıyorum. Aldıranım yok, kıpırdaşamıyorum. Teemmüm et dedi. Koştular öne bir tuğla. Teemmüm et. E kafamı da sallayamıyorum. E kafanı da hiç sallayamıyorsun o derece. E sen namaz tamam.
- 21:32
İyileşene kadar namazı düşürdüm senden buyurdu. Ne arıyorsun senden? Belanı mı arıyorsun? İlla cehenneme mi girmek istiyorsun yani? Bu kadar kolay bir İslam'ı yaşayamayan adam ne demek istiyor ya? Evet. E la agah olun. Yani uyanık olun, dikkat edin.
- 21:57
İnnehu şübhesi şan la imane İman yoktur. Yani kamil manada mükemmel bir iman sahibi olamaz. Kimin imanı yoktur? Limen o kimse için ki la emanete emaneti yok, güvenilirliği yoktur. Lehu kendisi için. Yani emanet Türkçe'de biraz bir mal verdin emanet sakla bunu gelip alacağım diye kullanılıyor da Arapça'da emanet güvenilirlik vasfıdır.
- 22:29
Emin olmak. Emaneti olmayan imanı yoktur. Ne demek? Bir adama güvenilmiyorsa bir adam namusunu teslim edecek. Bir adam parasını teslim edecek. Bir adam rey verecek, destekleyecek. Fakat güvenemiyor. Yani bana hainlik eder mi? Ben ondan ne istiyorum? O başkasını yapar. Beni mağdur eder mi? vs. Her hususta veya fetva soracak.
- 22:56
Bu hoca doğru fetva verir mi? Yoksa uydurur mu? Veya bir şeyh diye evliya diye adama bağlanacak. Ya bu adam şimdi acaba şerata, Kur'an'a uygun mu? Allah dostu mudur? Yoksa numara mı yapıyor? E şimdi güvenilirlik sıfatı olmayanın kamil ve mükemmel manada imanı olamaz. Aynı zamanda kul hakları ve Mevla'nın haklarına riayet etmeye.
- 23:19
Şimdi kul hakları. Zaten bir para verdin emanet, o belli ki kul hakkıdır. Sen bunu çarçur edersen, çaldırırsan, ettirirsen, korumazsan, gözetmezsen zaten belanı buldun. Sen doğru bir mümin nasıl olacaksın? Zaten iman emandan geliyor. Yani güvenceden geliyor. Mümin başkasını efendim tamam Allah'a, Kur'an'a, her şeye iman eden.
- 23:46
Orada da ne manası müminin? Onu işte biliyor musunuz? Eman veren. Ne demek eman veren? Allah-u Teala diyor ki ya Rabbi ben sana şirk koşmayacağıma dair, farzlarını, vaciplerini işte buyurduklarını yapacağıma dair. En azından itikadi bazda alırsak iman. Çünkü itikadla alakalıdır. Ben sana şirk koşmayacağıma dair sana eman veriyorum.
- 24:10
Teminat veriyorum. Söz veriyorum yani. Mümin zaten emandan geliyor. Nasıl güvencesiz adam yani ne diyeyim sana güvenilirliği olmayan adam mümin olacak o zaman? Mükemmel manada. Lügatı bile tutmuyor. Çünkü eman veriyorsun Allah'a şirk koşmayacağım. Sonra gittin şirke bulaştın. Nasıl mümin olacak? Veyahut ben ya Rabbi farzlarını yerine getireceğim sonra namazı bıraktın.
- 24:35
Oruç tutmuyorsun, hacca gitmiyorsun. Nasıl mümin olacak? Emaneti yok. Ondan sonra kulaklarına ihaneti yok. Kulakları, ya borç alıyor ödeyeceğim diye gün veriyor, saat veriyor hiç umurunda değil. Sallıyor da sallıyor. Bu emin bir adam değil yani. Buna kimse bir daha borç da vermez, kimse de güvenmez.
- 24:55
Eman vermedi, emaneti yok. Bu adamın imanı mükemmel olamaz. İsterse sabaha kadar teheccüd kılsın, isterse bir tutam sakalı, efendim yedi arşın sarığı olsun. Çünkü borcunu ödemekte ne yaptı? Karşı tarafa zarar verdi. Zarar verdi. El-mü'min men emine hunnâs. Mümin kimdir? İnsanların kendisine güvendiği kişidir.
- 25:18
Kamil manada. Tabii ki biz borcunu bir ay geciktirdi diye adam gavur oldu demiyoruz. Ama kamil manada mümin de olamaz diyoruz. Nasıl olacak? Efendim, bir vazife verdin, adamı işe aldın, iş verdin. Sana eman veriyor, güvence veriyor, verecek yani. Ne oldu? Sekiz saat burada çalışacaksın. Ne oluyor? Patron gördüğü yerde çalışıyor, adam iş veren çıkmış gitmiş.
- 25:45
Bu da hadi bakalım, attı bacak bacak üstüne. Çay, çorba, gırıla gırıla gidiyor. Ya yemek saati belli. E bunun dışında sen izinsiz, müsaadesiz, o arada köyden bir arkadaşım geldi. Tamam ne olacak? Yarım saat ondan muhabbet ediyorsun. Ama bu adamın işini zayi ettin yarım saat. Bu adam sana iş veren adam sana sünnetleri bile kılma dese, sen sünnetleri bile kılmaman gerekir.
- 26:08
Farzlarda dinlemezsin. Allah'a isyan noktasında mahluka itaat olmaz. Ama sünnetleri bile kılma dediği zaman, sen şimdi kendi kafana evvabinle kılıyorsun. Mübarek adam, iş veren izni var mı? Burada adamın dakikasından çalıyorsun. Nasıl oldu? Güvenilirlik vasfın yok o zaman. Çoğaltabiliriz. Yani, adamın kanı mı, kızı mı, bir yolculuktan sonra bir şey için.
- 26:33
Orada bir iş almaya gitti. Sen burada işte gurbetteyiz, şuradayız, ortalık, malum memleket, dünya ahvali. İşte sana emanet ediyorum dedi veya demedi. Sana güvendiğinden ile söz lazım değil ki güvenerek gitti bir yere adam. 10 dakika sonra gelecek veya 1-2 saatlik bir işe geliyorsun. Sen adamın karısına bakıyorsun.
- 26:53
Güzel miymiş, çirkin miymiş? Neden namussuz oluyorsun ya? Ne bakıyorsun adamın karısına? Bunlar önemli şeyler. Yani bir emanet sıfatı, insan sana güvenerek de gitmiş veya sana güvenerek borç vermiş, güvenerek iş vermiş, güvenerek. Neyse işte. Seni imam tayin etmişler, güvenerek. Sen kalkıyorsun, abdeste kuru yer bırakıyorsun yani.
- 27:21
Adamın namussuzluğunu düşünsene. Adam senin hocasını, abdestini düzgün alırsın diye uyuyor. Ne bilsin seni? Bu kul hakları veyahut işçi maaş günü geldi. Bir gün geciktiriyorsun, iki gün. O adam ona göre borç alıyor, harç alıyor, bakkala, çakala. Herkes borçla zor geçiniyor. Sen bunu nasıl bir saat bile teğhir edemezsin?
- 27:43
Teğhir ettiğin hacı ol, hoca ol. Güvenilir bir adam değilsin. Kul hakkına girdin orada bir dakikalığına, bir saatliğine de olsa. Gün var, saati var. Bu dakikada parasını alacak mı adam daha? İşini eksik etti mi, etmedi. Çok İslamiyet ince bir meseledir yani. Efendim size öğreteyim. Bu dünya, Allah'a kulluk işi çok ince bir meslektir de.
- 28:07
Efendim, kul haklarına riayet etmekte güvenilir değilsen, Allah'ın haklarına, namazına, orucuna, abdestine, kusluna, güvenilir değilse, Allah'ın haklarına, namazına, orucuna, abdesine, küslüne tabi. Mesela, tabi. Mesela inna arazna lemâneti alâ semâvâti vel arzul cibâl fe ebeynen yehmillâhe ve eşfeghne minâ ve hemelel insâni.
- 28:23
Fuat Kerime'de Allah Teala buyuruyor. Bu had kerimede Allah Teala buyuruyor. Biz emaneti göklere, yerlere, dağlara, taşlara arz ettik. Onlar çekindiler, korktular. Niye, niye şey yaparsan, iyi becerirsen cennet var. Değilse ne var? Cehennem var. girmeyelim o işe Ya Rab. Mecbur etmiyorsan bizi tercih etmiyoruz.
- 28:40
İnsana aynı teklifi getirdiğinde insan, vur sırtıma dedi diyor. Nevkâna valvumen cehûlâ. Çünkü insan son derece haksızlık yapan bir zalim ve işlerin akıbetini düşünmeyen, mesuliyetsiz, sorumsuz bir cahildir diyor. İnsan cinsi. Ben de o cinsi bir ferdiyim yani. Durum bu. Alıyoruz emanetleri, alıyoruz yükümlülükleri.
- 29:07
Yok başkan oğul, yok şu oğul, yok hacı oğul, hoca oğul, işte insanları vaaz etme emaneti, ternek başkanı olma emaneti, vakıf başkanı olma emaneti vs. Her türlü emanetler. Vekillik emaneti. Efendim senin vekili olmuşsun. Bir şeyh efendinin vekaletini yürütüyorsun. Ne kadar büyük bir sorumluluk yani. Sen ne yapıyorsun?
- 29:28
Gelene gidene hava atıyorsun. Oldu mu şimdi böyle vekillik olmuyor? Emanet meselesi. Mesela oradaki emanette ne buyuruyor tefsirlerde? Birçok şey zikrediliyor. En mühimlerinden biri gusül. Özellikle gusülü büyük bir emanet olduğunu zikrediliyor. Yani gusül abdesi. E şimdi Allah sana bunu farz etmiş.
- 29:49
Sen de diyorsun ki hani cürüp sen. Sen de diyorsun ki ya Rabbi ben de sana senin bu emanetini aldım kabul ettim. emanetini aldım, kabul ettim, ve hamele-i lisan, yüklendi emanetler. E şimdi kusurları nasıl kusur alıyorsun? Yalap, şalap, değdi mi, değmedi mi, kuru yer kaldı mı, kalmadı mı, sünnet-i riayet yok, üç kere tekrarı, bir yer beş kere, bir yer bir kere.
- 30:12
Nasıl bir kusur? Kusur hakkındaki... kitap yazdık. Yani abdestsiz hâlimizde guslüm bölümü var mesela. Orada oku hadisleri bakalım. Allah'ın emanetlerinde en önemlisinden biri guslüm yani. Onun için Allah'ın hakları Onun için Allah'ın hakları geniş. geniş. Kul hakları çok. Bunlarda güvenilir Bunlarda güvenilir olmayan adamın kâmil manada imanı yoktur.
- 30:35
Vela dîne din yoktur. Yine burada ne kastediyorum? Kâmil manada din-i imanı olamaz. Yani gâvurdur demiyoruz ama dini yoktur. Kim için? Limenu kimseye çünkü la-ahde ahdi sözü yok. Lev-i 13. Kim sözünde durmaz, kime verdiği sözde durmaz? Mesela bir müslümanların halifesi var. Ül-i'l-emir var. Müslümanların halifesi.
- 30:58
Hak. Öyle kendi kafasına herkes, ben halifeyim, ben şuyum, ben buyum. Grup kurdum, devlet kurdum, düzen kurdum, sistem kurdum. Uydurmasın ki. IŞİD'in devleti gibi İslam devleti mi olur? Çoluğun, çocuğun uydurduğu teröristler. Efendim öyle demiyoruz. Hak gerçek manada bir diyelim hilafet var. Bir ne diyelim?
- 31:19
Efendim devlet var yani. Yönetim var. Sen buna söz vermişsin. E biat deniyor buna. Biat etmişsin. Şimdi de biraz rey vermek o anlama yakın geliyor yani. Rey vererek seçmek o anlama yakın geliyor. Efendim ama sen bu sözünde durmuyorsun. İşte ondan sonra yani itaat etmiyorsun, laf dinlemiyorsun. E şimdi de bir ihtilal olacak.
- 31:40
Tayyip Bey çıktı kalktı. E dedi ki efendim sokaklara çıkın, meydanları doldurun dedi şimdi kadar. E biz de dedik Ül-i'l-emir'de itaat etmek icap eder dedik. Gecenin birinde, bir buçuğunda değil mi şimdi? E şimdi sen rey vermişsin, söz vermişsin veya neyse senin başına gelmiş. Ondan sonra adam seni çağırıyor.
- 31:57
Sen diyorsun ki ben çıkmam. Ne olursa olsun memleket batarsa batsın diyorsun. Onu da bırak bile çıkanlara telefon ediyorsun. Niye çıkıyorsunuz ya diyorsun falan. E bunların dini olmaz diyor. Ahdi olmayanın biatın sözleşmesi olup da sözde durmayanın dini olmaz. Öbür türlü de herkes rey vermese de yine bağlar.
- 32:19
Mesela şuurada 6 kişiden 2'si birine rey verdi, 4'ü öbürüne rey verdi. Ama 4 reyle o kalktı imam oldu yani. Yönetici tanıyor. Artık öbür 2'si ben sana rey vermedim seni dinlemem gerekmiyor diyemez. Sen şimdi hangi partiden pırtıdan olursan ol. E devlet yönetimine itaat etmen lazım. E ben sana rey vermedim itaat etmem gerekmiyor.
- 32:40
İyi o zaman. İyi %48'i memleketin kalksın hiçbir yasa tanımasın, kırmızı da geçsin. Ondan sonra efendim senin koyduğun anayasa, tücük, bilmem ne, trafik kuralı, hiçbir şeye itaat etmiyorum desin. Böyle memleket olur mu? Yani bağlayıcı şeyler var. Müslümanım diyenlere. Sözünde durmayan. Adama diyor 10'da geleceğim 11'de bile gelmiyor.
- 33:07
Sözü bozdu. Adama diyor sana yardım edeceğim 1 ay ediyor, her ay edeceğim diyor, 1 ay ediyor, 2 ay ediyor. Adam da ona güveniyor. Hadi parayı vermedin. Ne olacak şimdi? Fakir fukara da sana güveniyor. Yetimi var, tulu var. Bir kuruma işte söz veriyor, taahhüt, ahd yani taahhütten geliyor. Diyor ki bana yaz.
- 33:27
20.000 TL yaz. E sonra işlerim bozuldu, cevabı veremiyorum. Yani sen niye böyle bunu söz verdin? Bütün sözler böyleydi. Karısına söz verdi, şunu alacağım. Kocasına söz verdi, şunu yapacağım. E yapmıyor. Çocuk ana babasına söz verdi, okuyacağım, şunu yapacağım. Yapmıyor. Ana baba çocuğa söz verdi, şunu yaparsan sana şunu alacağım.
- 33:51
Telefon alacağım, saat alacağım. Ondan sözde durmuyor. E ben hani ben çocuğu kandırdım. Yok öyle bir şey. Ne yaptı kadının biri? Çocuğunu çağırıyordu, dedi gel gel sana tatlı vereceğim, kuruma vereceğim. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem sordu ki, hakikaten gelse verecek miydin? Dedi verecektim.
- 34:12
Ha aman ha dedi. Çocuğu kandırayım da yanıma getireyim diye. Dersin bir şey, sonra gelse vermezsin. Bu da ne olur? Yalan olur. Ya Resulallah bu niye yalan olsun? E yalanın büyüğü büyük yazılı, küçüğü küçüğü yalancık yazılıdır. Büyük yalan var, küçük yalan var yani. Sözünde, sözde durmamanın da büyük günahı var, küçük günahı var.
- 34:35
Ama her türlü sözde durmak icap eder. Vemen her kim nekete bozarsa zimmeti Allah'a, Allah'ın verdiği güvenceyi bozarsa talebev, Allah onun peşine düşer. Peşine düşer, onu mahveder. Vemen talebevullah ve hazibullah. Allah kimin peşine düşerse onu azap edecek demektir. cevap edecek demektir. Allah niye verdi Allah-u Teala?
- 34:57
Efendim, söz bozanlardan şeyi ister. Nihate vefasızlık ettin diye hakkını ister. Çünkü bu Allah'ın hakkıdır. Allah'ın sözünü bozmak burada ne anlama geliyor? Mesela bir Müslüman devlet. bir turiste, bir harbi-i kafire, şuna buna vize verdi, pasaport verdi, eman verdi, güvence verdi. E sen burada o kişi Japon, Yahudi, Ermeni kimse ve burada kaç günlük vizesi var,
- 35:27
o kadar rahatça gezme, dolaşma hakkı var ve güvenliği devlete hak. Sen geliyorsun, bu Alman gavrudur, yok Yahudi gavrudur, ne yapacağım? Nişantaşı'nda Sultanahmet'te bomba patladık, bunu öldürebilir. İşte Allah onun peşine düşer, Allah onu azap eder. Çünkü Allah'ın verdiği bir güvenceyi bozdu. Neden?
- 35:43
E devlet, Müslümanlar verdi bu güvenceyi bu adama. Burada şey değil yani, mesela Müslüman, kadın bile verebilir. Yani illa devlet olması şart değil, şahıs da verebilir. Şahısın erkek olması şart değil, kadın da verebilir. Mesela Mekke fethi, neden buyuruyorum? Ebu Süfyan'ın evine kim girdiyse güvence verdim buyuruyor.
- 36:09
Şimdi Mekke fethediliyor, İslam ordusu, Müslümanlar, Kabe'ye doluyor. Bazı kafirler, müşrikler Ebu Süfyan'ın evine kaçtı. Şimdi bir Müslüman sahabeden biri kalkıp Ebu Süfyan'ın evindeki bir adamı zorla çıkartıp öldürse, e bu adam müşriktir, Resulullah'a ziyet etti, bize ziyet etti falan filan. Ama Resulullah sahibine buyuruyor ki, ben eman verdim, güvence verdim.
- 36:32
Ebu Süfyan'ın evine girene güvence verdim. Sen kalktın, ne yaptın? Efendim adamı çıkarttın, öldürdün ve evin içinde öldürdün. Allah senin peşine düşer, Allah seni azap eder. Yani, Müslüman birinin birine verdiği güvence, mesela bir Müslüman, bir gavura, bir müşriğe, bir dinsize, efendim gel bana, ben seni dolaştıracağım, benim evime gel veyahut da ben sana güvence veriyorum,
- 37:01
kimse sana dokunmayacak dediği anda bu İslam devletini bile bağlıyor. Müslüman bir şahsın, hadis-i şerifte ne buyuruyor? El-Mümine, sayfayı bulamadım. El-Mümine o ne? Yani, müminler zimmetlerinde, ha burada, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyuruyor, zimmetül müslümin ve ahiretül yes'a bihaednehu.
- 37:25
Zannediyorsan bu halidedir. Müslümanların verdikleri güvence birdir. Yani, erkekse de, kadınsa da, beş kişiyse de, bir kişiyse de, hepsi eşittir. Yes'a bihaednehu. En aşağı bir Müslüman bile, yani alim evliya olması şart değil, kadı kuzat olması şart değil. Anladın mı? Devlette memur, bürokraside amir olması şart değil.
- 37:47
En etna bir Mümin, sokaktaki bir vatandaş, bir kafire, bir şeye, efendim, gel benim güvencemdesin, kimse sana dokunmayacak, deme hakkına sahiptir İslam devletinde. Tamam. Ve ve nâ ghele ghebâbû fevâ amin. Ne buyuruyor Sallallahu Aleyhi ve Sellem? Mekke müslümanı olmamışlar. Vakitte, kapısını kapatana güvence verdim.
- 38:09
Bizle dalaşmasın, çıkıp bizle savaşmasın. Kapısını kapatıp otursun içinde. Kapısını kapatan emindir. E sen şimdi adam kapısını kapatmış, kalkıp İslam ordusuna taarruzla bulunmuyor. Sen gidiyorsun, adamın kapısını kırıyorsun, adam orada müşrik diye, büyük bir gavurdu, yok Rasulullah şunu yaptı, sahabeye bunu yaptı, yani hicretten önce.
- 38:31
Eee, ben bunu öldürürüm. Ama Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki, hikret verdi. Ondan sonra, Ebu Talib'in kızı Ümmühani validemiz, hani Mirac hadisinde diyor ya, Ümmühani'nin evinden Mirac'a götürüldü. O zaman Kabe'nin tavaf sahasındaydı Ümmühani validemizin. Fetih senesi müslüman oldu.
- 38:49
O zamana kadar müslüman olmadı. Ümmühani annemiz. E onun kayınları vardı, kocasının kardeşlerinden. Kayınlarından iki adam, Mekke fethedilirken ona kaçtı. Mahzumoğullarından. Geldiler evine, dediler ki bizi öldürürler, hasarlar keserler. Biz müslüman değiliz. Ümmühani validemiz dedik, tamam girin eve.
- 39:09
Onları evimde gizledim diyor. Bu da sahite geçiyor. Sonra kardeşim diyor, Ali İbn Ebu Talib. Hz. Ali'nin kız kardeşi bu. Hz. Ali kimin oğlu? Ebu Talib'in oğlu. Ümmühani kimin kızı? Ebu Talib'in kızı işte. Kardeşi oluyor. Kardeşim Ali girdi diyor eve. Dedi ki ben bu iki gavuru geberteceğim de. Onlar da onun kocasının kardeşleri, kayınlarından yani.
- 39:33
Sülalesinde. Ben de dedim ki diyor, Rasulullah s.a.v buyurdu ki kapısını kapatana bir şey yok. E ben de kapılarını kilitledim. Adamlar gelip sana mı saldırıyor? Kapıları kilitli vaziyette oturuyoruz. Bırak. Sonra baktım, gittim Rasulullah s.a.v'e, Hz. Ali'yi durdurdum kardeşimi. Mekke'nin üst tarafında herhalde Hucun tarafıdır.
- 39:53
Üst tarafı denen Meala. tarafı denen Meala tarafıdır. Yani şimdiki Cennet-ül Meala, kabristan olduğu yer. Orada bir şeyde kusur abdesti alıyor, Mekke'ye girmeyecek, Mekke'ye girmek için herhalde, kusur abdesti alarak girmek için. Şeyde, lehende, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem bir lehenin içinde kusur abdesti alıyordu.
- 40:12
Allah, lehende de çamur izleri şey, hamur izleri vardı diyor. Herhalde evvelce hamur mamur yapıyormuş. Kenarlarında biraz hamur izi kalmış. Fatıma kızı da onu örtüyordu. Yani Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e böyle perde çekmiş, lehende çekmiş, Efendimiz kusur abdesti alıyor. Efendimiz kustur-i abdese alıyor.
- 40:24
Bir leğen içinde. Bir lehen içinde. Resûlullah Aleyhisselâm kusturunu bitirdi. Bir elbise aldı yani. Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem kusurunu bitirdi. Bir elbise aldı yani, işte altına, üstüne İşte altına, üstüne efendim. ona sarıldı yani. Herhalde izar gibi. İhram giyiyoruz, altımıza doluyoruz.
- 40:34
Dolandı, girdi. Sonra sekiz rekat kuşluk namazı kırdı. Bu çok meşhur bir hadistir. Buhari'de de olduğunu hatırlıyorum. Sekiz rekat kuşluk namazı gir, kuşluk namazı vaktinde Mekke'ye gir. Sonra bana dön. Merhaben ve eylem. Ümmühani. Ümmühani Ebu Talib'in kızı. Hoş geldin, sefa geldin. Ne acabi ki, seni getiren ne oldu bana?
- 40:53
Niye geldin? Dedim ya Nebiyallah. Kayınlarımdan iki adam bana firar etti, kaçtı. Sonra kardeşim Ali İbni Ebu Talib girdi evime. Onları öldüreceğini işte tehdit etti. La! Nasıl öldürüyor dedi? Öldüremez. Ecarnâ men ecarti ya ümmühanin, ey ümmühanin. Şu Türkçe'de ümmühan dedikleri yani isim. Ey ümmühani senin eman verdiğine biz de eman verdik.
- 41:23
Sen gime güvence verdin, gir benim evime, tamam sana bir şey yapamazlar dedi. Biz de güvence verdik. İşte bu da nedir? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in güvencesi olmuş oluyor. Onun için Resulullah ne buldu? Ve men neked dediğim metihi kim benim verdiğim güvenceyi bozar da yokmuş öyle gavur böyle gavur diye kalkıp adama adama dokunur, taarruz eder, saldırır
- 41:45
işte öldürür veya dayak atar. Hâ samtûhû ben ona dünya ahirette düşman olurum. İsterse sahabemden olsun. Ve men hâ samtûhû ben kime hasım olursam, düşman olursam feleçtü galip gelirim aleyhi ona. Yani ne demek? O beni yenemez. Ben haklı çıkarım ahirette çünkü ben haktan ayrılmam. O haktan ayrıldı, verilen sözü bozdu, insanlara zarar verdi.
- 42:08
Evet. Ve men neked dediğim metihi kim benim verdiğim zimmet ve güvenceyi bozarsa lem yener, ulaşamaz şefaati. Kıyamet gününde şefaatime ulaşamaz. Demek ki şefaat haktır. Zimmeti bozmayanlara nail olacak. Ve lem yerit, gelemez aleyhi benim yanıma. Nerede? El havza. Havz-ı Kevser'de de ben insanları elimden, müslümanlara, ümmetime içirirken, suvarırken ki ondan bir bardak içen,
- 42:35
bir yudum içen ebedi susamayacak. Mahşer meydanında kurulmuş ki cennet değil orası. Elli bin sene kalıyorlar. Güneş tavan boyu yaklaşmış. Herkesin ağzı ciğeri patlamış. Ter göllerine batmışlar. Ölülecekler susuzluktan. Orada havz-ı Kevser'den içemeyen yandı. Havz-ı Kevser'den bir defa içse ben içerim Mevla.
- 42:57
Lazım ol Bade Abi. Artık öyle bir efendim ona Mevla suya kanmışlık veriyor ki ebedi susamıyor. Cennette de susadığı için su içmiyor. Çünkü susayıp içmek yine bir sıkıntıdan dolayıdır. Cennete hiç zahmet olmadığı için. Keyfinden zevkine içiyor. Yani susadığından içmiyor. Kim benim verdiğim ahdi peymanı, sözü ve zimmeti ve güvenceyi bozarsa ben ona kasım olurum.
- 43:25
Kime kasım olursam ona galip gelirim. Ve o kişi şefaatime nail olamaz. Ve havz-ı Kevser'de, yarın ahirette, mahşerde yanıma gelip de oradan içemez. Bu öyle bir uzun bir adı şerif. Ama burada benim anladığım yani manalı bir adı şerif, benim anladığım en mühim mesele nedir? Allah nasıl ki farzları mecbur etti, sünnetleri de Allah tayin etti.
- 43:47
Onun için sünnet farz gibidir. Ne bakımdan? Allah'tan gelen vahiy olması bakımından. Ama yapması zorunlu olmak bakımından değildir. Ama tayin noktası Allah'ın tayiniyle olmuştur. Sünnetin kitap kadar, hadisin Kur'an kadar, vahiy kadar zaten vahidir de, Kur'an kadar, ayet kadar şübutu vardır, meşruiyeti vardır, geçerli vardır.
- 44:13
Allah cümlemizi sınırlarına riayet eden, haddini aşmayan, ahdine vefa gösteren, emanete hıyanet etmeyen, riayet eden vahdiyar kullarına ilhak eyleyip, havz-ı Kevser'den Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in mübarek elinden içmeyi müyesser eylesin. Amin. O sallallahu aleyhi ve sellem Muhammedin ve aleyhi ve sellem Elhamdülillah.
Benzer sohbetler
1:34:01Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 78. Bölüm 6 Ekim 20266 Ekim 2026 · 95 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 6 Ekim 2026
1:33:48Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 77. Bölüm 2 Haziran 20262 Haziran 2026 · 94 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 2 Haziran 2026
1:40:41Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 76. Bölüm 5 Mayıs 20265 Mayıs 2026 · 101 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 5 Mayıs 2026


