00:00 / 38:34

  1. 00:00

    Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil alemin. Vessalatü vesselamu ala seyyidil murseline Muhammedin ve ala aliyye sahibiye cema'in. Kıymetli kardeşlerimiz, Geçen hafta Aşura geçişi olması münasebetiyle tergibü terip dersine başlayamadık. Çünkü pazartesi tabi o Aşura ile ilgili sohbet oldu.

  2. 00:22

    Bu itibarla tergibü terip dersimiz ilk olarak yani bu dönem itibariyle başlamış oluyor. 59. Ad-ı Şerife geldik. Sünnet kitabı sünnet, sünnet kitabındayız. Yani Kur'an'a ve sünnete tabi olmaya teşvik. Et tergibü tibâl kitâbi ve sünneti. Sünnet, Kur'an-ı Kerim'e ve sünnet-i seniyyeye hadis-i şeriflere uymaya teşvik hakkındadır.

  3. 00:47

    Birinci hadis-i şerifi okumuşuz geçen dönemin sonunda. Bu baptaki ikinci hadis-i şeriften devam ediyoruz. Ve'nebî şurâhi-nilhuzâ'î radıyallâhu teâlâ. Ebû Şurâhi-nilhuzâ'î Sahabe-i Kiram'dandır. Bu zat anlatıyor. Kâle buyurdu. Harace çıktı aleyna, bizim yanımıza çıka geldi. Kim Rasûlullah'a sallallahu aleyhi ve selleme Allah'ın Rasûlü.

  4. 01:18

    Allah'ın Rasûlü. Fekâle buyurdu ki, ebşirû, müjdelenin. Yani sevinebilirsiniz. Çünkü Allah Teâlâ'dan kendisine vahiyler geliyordu. Hadis-i şerifler de vahiydir zaten. Bu itibarla o geldiği zaman, işte sizi sevindirmez mi? Şöyle şöyle müjde geldi. İşte demin Rabbimden bana bir gelen geldi. İşte cibril'i kastediyor.

  5. 01:46

    E leylete mesela. İşte gece, bu gece Rabbimden bir melek geldi. Şöyle haber verdi. Veyahut da odasından çıkar. Hucurat, saadetten işte efendim, işte bana Mevla'dan müjde geldi. Mevla'dan müjde geldi. Hepsi vahiydir. Çünkü kendi başına kullar durup dururken konuşulacak sözler değildir. Ebşirûhu, sevinebilirsiniz.

  6. 02:06

    Sahabe oturuyorlar orada mescitte falan. Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem çıkıyor yanlarına hemen, sevinebilirsiniz diyor. Onlar da acaba ne buyuracak diye heyecanlanıyorlar. Eleyse teşhedûne, siz şahitlik etmiyor musunuz ki en şan, yani şu konuda, şu önemli konuda. Şan demek ilerisi önemli konu demek.

  7. 02:28

    Yani şu önemli konuda şahitlik etmiyor musunuz ki? Şahitlik de şu demek, yani kalbinizin mutabakatıyla, dilden ikrar yapıyorsunuz. Kalbiniz de buna muvaffık geliyor. Zaten öbür türlü bunu şahadet olmaz, nifak olur. Yani dilden bir şey söylüyorsun, kalbin onun tersini kabul ediyor, onun tersine inanıyor yani.

  8. 02:50

    Yani Allah'tan başka ilah var olduğunu haşa, kalpte inanış varken, eşhedü en lâ ilâhe illallah okuyor adam. Bu adam muvaffıktır veya işte senin yanına geliyor, diyor ki hocam ben seni çok seviyorum, ne mübarek adamsın falan. Halbuki kalbinde ne bozuk adamsın sen, ne nefret ediyorum mu gizliyorsa. Bunlar yani işte o amel münafıklığı olur.

  9. 03:09

    Öbür diyelim ki kalbinde Allah'a Rasulünün inkârı var, dilinden kelime-i şehadet okuyor. Bu itikad nifakıdır. İmanda münafıklık var, amelde münafıklık var. Amelde münafıklık işte iki yüzlülük. Yani içi başka, dışı başka demektir. Adam kafir olmaz. Yani bana beni seviyorum deyip de içinden sevmese kafir olmaz.

  10. 03:28

    Onun için amelde nifaktır diyorum. Ama bu tabi itikadda nifak olur. Onun için buradaki şehadetten maksat nedir? Sadece diliyle ikrar değil, şehadete mutabikaten minel kalbi. Yani kalpten efendim gelen, kalpten uyum içerisinde, kalbin uyumuyla yapılan şahitlik. Yani dille ikrar, kalble taslıkla beraber.

  11. 03:49

    La ilahe illallahu, Allah'tan başka hiçbir ilah yani ibadete layık yok. İbadete layık yoktur. Ve en iyi şüphesiz ki ben Resûlullah, Allah'ın elçisiyim. Buna şahitlik ediyorsunuz değil mi? Hem kalbinizden, hem dilinizden. Kâlû sahabe-i kiram dedi, bela etmez olur muyuz? Tabii ki. Biz senin buyurduğuna şahitlik ediyoruz.

  12. 04:17

    Allah vacibül vücud. Zatında bir sıfatlarında bir efalinde bir eşi yok, benzeri yok. Varlığı kendinden olan, varlığı sabit, hakiki mevcut. Ancak Allah var. La ilahe illallah bu demek yani. Kale buyurdu ki o zaman sallallahu aleyhi ve sellem Sallallahu aleyhi ve sellem, inna zel Kur'an, şüphesiz şu Kur'an, Hazreti Kur'an, sebebün bir iptir.

  13. 04:45

    Allah tarafından size uzatmış. Tarafı o ipin bir ucu, mesela bir ipe tutuyorsun, biri oradan, biri buradan. Tarafı o ipin bir ucu, Kur'an-ı Kerim'de bir ip gibi kabul edilmiş. Sıkı, urve-i vıska yani. Böyle büyük bir halatlar oluyor, koca gemiyi bağlıyorsun.

  14. 05:00

    Gemi gık demiyor, yani gemi, koca gemi duruyor, hiç yapışık bir şey yapışıyor, o kadar kalın ipler var, görüyorsunuz şeylerde, gemilere binerken. Yani Kur'an tabi muhkem iptir, diyelim. Tarafı bir ucu bi-yedillâh, Allah-u Teâlâ'nın yedi kudretindedir, tasarrufundadır. Bu yedi el demektir, Allah-u Teâlâ elden, carihadan, uzuvdan münezzehtir.

  15. 05:28

    Onun misli yoktur, bu itibarla burada, haşa, el manası verilemez. Ancak ne denir? Allah-u Teâlâ'nın yedindedir, yani yedi kudretindedir yani. Tasarrufu altındadır ve ona dayanmaktadır ve onun tarafından indirilmiştir. Yani münezzelu min indihi, onun katından indirilmiş olması, efendim, onun yedi kudretinde olduğunun ifadesidir.

  16. 05:56

    O tarafı diğer ucu da bi-yedillâh sizin ellerinizdedir. Ne demek sizin ellerinizdedir? İşte bize indirildi, Kur'an bizim önümüzde kaldı şimdi. İstersek tilavet edebiliyoruz, istersek nazarla bakarak okuyabiliyoruz, istersek ezberden, hafızadan okuyabiliyoruz, istersek elimizle onun harflerine, kelimelerine tutabiliyoruz, onunla ibadet yapıyoruz, efendim.

  17. 06:20

    Onun için bizim faydamıza olarak bize indirilmiştir. Bir ucu sizin elinizdedir. Yani sizi Allah-u Teâlâ'nın rızasına ve sevaplarına ulaştıracak bir vuslat. Yani vuslat ne demek? Ulaştırıcı vasıta demektir. Fetemessekû, artık siz sımsıkı tutunun bihi Kur'an'a. Kur'an'a sımsıkı tutunun. Bu ne demektir yani?

  18. 06:46

    Sen efendim ne gibi? Kuyuya düşen bir adam anlamadığı bastı üstüne mesela veyahut intihar edecekti, sonra vazgeçti, bu sefer de çıkamıyor. Veyahut efendim işte üstü kapalıydı, ot vardı, tahta vardı, bazı da öyle de oluyor. Anlamadan bastı, küt içine gitti. Nasıl çıkacak bu adam şimdi? Hele çöldeyse, sahradaysa bağırsan da kimse duymaz.

  19. 07:16

    Kim gelecek senin başına? Hüsnü Aleyhisselam'a attıkları kuyu gibi. Bekle de kafile gelsin. Bekle kafile ne zaman gelsin ki? Belki senin sesini duyan olur. Isı sessiz yerdeyse bağır bağır kimse duymaz. Yani ölürsün de kimse duymaz. Nasıl duyuracaksın? Ne kadar tehlikeli bir şey ya. Çölde, sahrada, kimsesiz yerde düştün kuyunun içine.

  20. 07:38

    Buradan şimdi kurtulman mümkün müdür yani? Mümkündür ama zordur. Bu arada da geldi biri, uzattı bir ip. Gel de bu ipe şimdi tutulma. Sen bu ipe nasıl tutunursun? Derin bir kuyu, ipe de tutunurken tek elle mi tutunursun? İki parmakla mı tutunursun? İki parmakla mı bu seni çeker mi? Bir sağa vuracak, bir sola vuracak.

  21. 08:04

    Çekilirken küt aşağı. Kafanı kayaya vurursun yani. Onun için sen burada iki parmakla tek ellen olmaz. Ne yapıyorsun? Temessük. Bihi Kur'an'a. Yani iki elle, hatta öbür hadis-i şerifte. Azu dişlerinizle, dişlerinizle de ısırın Kur'an'ı ve sünneti. Ne demek ısırın? Bir elimden kurtulsa öbür elim kalsın.

  22. 08:31

    Öbür elimden kurtulsa dişlerim takılı kalsın. Diğerimden ona tutunayım, asla boş vermeyeyim, koy vermeyeyim. Düşmeyeyim, ayrılmayayım. Muhalefet etmeyeyim. Uzaklaşmayayım. Sımsıkı tutunun. Bu ne demektir? Sen alışsın, yani hakkıyla okuyun ve gereğiyle amel edin demektir. Yoksa aldın Kur'an-ı Kerim, kitabı aldın, böyle tutundun, böyle göğsüne bağrına bastın.

  23. 08:56

    Yok efendim başın üstüne koydun ya da kendine bağladın buraya. Efendim Kur'an-ı Kerim bağladın, buradan böyle kuşakla doğdun. Sımsıkı Kur'an benden ayrılmaz, ben senden Kur'an'dan ayrılmam. Namaz kılıyor musun? Yok. Abdest alıyor musun? Kadere inanıyor musun? Yok. Sen şimdi bu Kur'an'a tutunmakla, sarılmakla Müslüman olamazsın ki.

  24. 09:19

    Ve kurtulamazsın ki. Kur'an seni başına bağlamakla seni kurtarmaz ki. Kur'an yani nusha için efendim üzerime takayım da ondan sonra beni korusun. Yılandan, akrepten işte bilmem gözden, nazardan. Bu seni zahiren koruyabilir imanın var ise. Zahiren. Ama senin itikadını korumaz böyle. Amelini korumaz.

  25. 09:42

    Sen namaz kılmazsan içindekilerle amel etmedikten sonra ve içindekilerin hepsine doğru dürüst inanmadıktan sonra, ehl-i sünnete göre bu yapışma değildir. Bu tutunma değildir. Buna gavur da bu şekilde tutunabilir. Munafık kafir de tutunabilir. Kur'an'a alır, yapışır, sarılır. Ne olacak bu şimdi? Hicmedir yani.

  26. 10:01

    Bugün birçok ilahiyatçılar Kur'an-ı İslam'dan bahsediyor. Devamlı yaşayan, Nurdenk, o kafalar, Eşim Mehmet okuyanlar, İslamoğlu, Kur'an talebeleri, Kur'an talebeleri, bilmem ne, bilmem ne. Ondan sonra kadere inanmıyor. Alın yazısı yok diyor. E Kur'an'da Başımıza ne gelirse, Allah ne yazdıysa o gelir diyor.

  27. 10:21

    Habibim söyle diye emrediyor. Ben Kur'an talebesiyim diyor adam. Ben Kur'an-ı İslam'ıyım diyor. Ama, efendim, Allah'ın yazısı var diye Kur'an'daki ayeti diyor ki kader tartışmalı fazlalıktır. Amentüde kader yoktur diyor. E şimdi bu adam Kur'an'a yapışmış oldu mu?

  28. 10:41

    Şimdi İslamoğlu Kur'an'ın adamı oldu mu bilir mi? Mehmet okuyan Kur'an, Kur'an, Kur'an hafızlığı da var. E bir konuşmasında birkaç saatte belki kaç sayfada ayet okuyor yani. Şimdi bu kadar ayet okuması veya Şar'ın ayet okuması Kur'an'a sarılmak oluyor mu? Asla Kur'an'ı mezbeleye atmaktan beter. Çünkü neden?

  29. 10:59

    E mucizeleri inkar ediyor. Meryem validemiz babasız çocuk olduğunu, efendim doğduğunu Kur'an söylüyor. Adam kalkıyor diyor ki annesinde diyor çift cinsiyet vardı. Niye? Mucizeyi Allah yapamaz. E şimdi bu adam ayet okusa ne olur? Hadis okusa ne olur? Pek hadis okuma alışkanlıkları zaten yoktur ama bunlar Kur'an'a yani ne yapmış oluyorlar?

  30. 11:20

    Bir kafir Kur'an'ı kendine sarsa canlı bomba gibi bağlasa veyahut başının üstüne sarsa kutu koysa, kutuyu kafasına bağlasa ben Kur'an'ı kafamda taşıyorum dese bu adam nasıl Kur'an'a sarılmamış oluyorsa bu kafala, bu ilayetçi kafalarda Kur'an'dan böyle uzaktırlar. Onun için temessekü ne demek? Yapışın, sarılın.

  31. 11:42

    Yani hakkıyla okuyun, gerektiği gibi amel edin. Hakkıyla okuyun, tilavetini bir de gereğiyle amel edin. Burada anlattığı şeye inanmıyorsun yani. Tevil ve tahrife meylediyorsun. Sen de burada temessük sana iki elinle tut da yapış denmek istenmiyor ki. O zaten tabi ki belinden yukarı tutacaksın, hürmetli taşıyacaksın, iki elle tutacaksın.

  32. 12:08

    Efendim başının üstünde yeri var. Ondan zaten yapacaksın. Ama esas maksat o mudur? Fe inneküm şüphesiz siz asla lentavıllu asla sapıtmayacaksınız. Dost doğru yoldan ayrılmayacaksınız. Bid'atlere düşmeyeceksiniz muhtesad ile. Ne demek muhtesad? Sonra çıkan akımlar. İşte kaderi inkar, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den biraz sonra çıktı hemen.

  33. 12:33

    Sahabe döneminde çıktı. Ama Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem zamanında sahabeden, yani Efendimizin zamanındaki tasadı hepsi sahabe. Sahabe döneminde bir kişi alın yazısı var mıdır, yok mudur tartışmamıştır. Bir kişi Allah'ın ezeli ilmini tartışmaya açmamıştır. Bir kişi Allah'ın buna gücü yeter mi, yetmez mi, haşa mucizeler hususunda şüpheye düşmemiştir.

  34. 12:53

    Onun için bu fikirlerin hepsi daha sonra mutezile ile çıkmıştır. İşte cebriye ile çıkmıştır. Kaderiye ile çıkmıştır. Şia ile çıkmıştır. Dinin esaslarına Kur'an ve Sünnet'e bütün muhalif olan inançlara muhtesad denir. Yani amel bakımından değil de inançtaki bid'atler. Bunlar adamı saptırır. İşte lentavıllu asla sapıtmayacaksınız.

  35. 13:17

    Ne diyor İmam Sindi, bil muhtesad. Yani Kur'an'a baktıkça bid'at inançlarla sapıtmazsınız. Şimdi İslam oğlu tabii mutezile kafasını temsil eden kader yok dediği zaman hakemimiz Kur'an olsun. Madem hadis-i şeriflere zaten inanmıyorsunuz, madem Kur'an talebesiyiz diyorsunuz, hakemimiz Kur'an olsun dendiği noktada zaten Allah'ın yazmadığı hiçbir şey başımıza gelmez diyor.

  36. 13:43

    Bu ne demek ayette? Ketebe yazdı ya. İlkokula giden çocuk Ketebe İmam Hatip'in birinci sınıfında Ketebe yazdığı gibi başlıyor zaten. Allah yazdı diyor. Yazı yazı var. Ne oldu? Yazı ne zaman? Başına gelmeden. Bu ne demek? Ezelde. Yani bu ne demek? Olduktan sonra değil, olmadan yazıldı. Bu demek. Yani bunu anlatmak bile ayıp ya.

  37. 14:07

    Yani sizin aklınızı şey etmek, hakaret etmek aklınıza. Yani hiç anlatmadan benim anlatmama hacet yok. Siz anlamış olmanız gerekiyor zaten. Ama bu adamlar anlamıyor. Profesör Doçert olduk diyorlar. Demek ki inadına ehl-i sünneti yıkma projesidir. Yoksa cahilliklerinden değil. Ama Kur'an'a baksaydılar, bu bidat itikadlara sapar mıydılar?

  38. 14:31

    Kur'an ipine sarılsaydılar, yani bunlar hadisi reddetmiyor aslında. Bunlar Kur'an'ı reddediyor aslında. Bunlar Kur'ansızdırlar. Çünkü Kur'an ipine tutunanlar muhtesat ile sapıtmayacaklarını Resulullah S.A.V. temin ediyor. Velen tehlikü helak el olmayacaksınız. Asla. Dünya ahiret belaya düşmeyeceksiniz.

  39. 14:53

    Badevu Kur'an'a yapıştıktan sonra. Ebeda. Ebediyyet. Ebediyyen yani. Çünkü Kur'an'a sımsıkı sarılmak, onu güzel okuyup anlamak ve inanmak bütün dalaletlerden, felaketlerden ve hatta masiyetlerden ve günahlardan sahibini muhafaza edecektir. Nereden çıktı bu kadar ilahiyatçı, doçent, profesör? Hepsi el üstetinin dışında.

  40. 15:18

    Hepsi de Kur'an'a bakmadıklarında. Hadisi konuşmuyoruz zaten. Hadisi hiç inanan kalmamış. Ama az kalmış yani. Bunlar Kur'ancıyız dedikleri ne yalancıdırlar, bunu anlatmaya çalışıyor. Çünkü bu hadis-i şerif diyor ki, Kur'an'a sarılsaydılar, söz veriyorum sapıtmayacaksınız. Bunlar ki sapıttılar. Kaderi inkar vs.

  41. 15:40

    Sapıttıklarına göre kesin anlaşılıyor ki Kur'an'a sarılmadılar. Bundan daha büyük delil bulamazsınız. Bu hadis-i şerifi taberani rivayet ediyor. Herhalde 5-6 cidde mefkuttur. Yani yazmalardan bulunamıyor. Bir ikisini belki buldular şimdi ama tam takımı tamamlamış olmamakla beraber. Onun için ben diyorum ki, sizin görmediğiniz hadisler yok mudur?

  42. 16:06

    Sivilcilere diyorum. Sizin görmediğiniz hadisler yok mudur? Taberani mucebi kebiri gibi dünyanın en meşhur hadis kaynağında bile 5 cildi bulunamıyor yani. Daha birçok hadis kaynağı bulunamıyor. Sen de ondan sonra kaynak bulamadım diye reddedemezsin. Çünkü zaten bazı hadisler şu anda kebirde bulunamıyor.

  43. 16:25

    Ama Hafız Münzir'i görmüş onu, terkipte çıkıyor diyor mesela. Çünkü o zaman kayıp değildi. Şu anda yani bu kadar dünyada imkanlar genişlediği halde yazma aslında kayıp işte. Ya Hülya Köşe'in de Bağdat'takiler de gitti, ya Kütüphane yangınlarında gitti.

  44. 16:39

    Şimdi bulunamıyor. Belki de birinin evindedir Hindistan'da, Pakistan'da. Yani o da belli değil. O da belli değil. Şimdi bir de bakıyorsun Abdurrazzak'ın musannefinde de bir cüz'ü mefkut vardı. İsa el-Mâni'ül-Hemyeri, bizim arkadaşımız hocaefendi, Dubai'de bir muhaddistir. O mesela onu Hindistan'da bir alimin evinde buldu bir zatı.

  45. 17:01

    Sonra onu bastı mesela cüz'ü mefkut. Evelü mâ halikullâhi nûru nebîke ya câbir. Ey câbir, Allah'ın ilk yarattığı senin peygamberinin nurudur. E bu hadise Aclûnî'ye bakıyorduk. Keşfü'l-Gafâ sahibi, büyük muhaddist, gördü ki Ravâ Abdurrazzak fil musannef. Abdurrazzak musannefte rivâyet etti. Musannef'in baskılığına bakıyorduk, yok.

  46. 17:22

    Bu sefer Vahabiler diyorlardı ki, zaten Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e tazim içeren hadisleri istemezler. Kaynak bulunmasa isterler yani, kaybolsun isterler. Ve bütün Vahabiler, bütün hadisçiyiz geçinenler, ondan sonra ne diyorlardı? Kaynak yok, uydurma, mevzul, batıl. Abdurrazzak rivâyet etmiyor.

  47. 17:41

    Halbuki Aclûnî gördü bunu. Aclûnî'den evvel, Aclûnî neye dayanmış olabilir? Kastalânî'ye dayanmış olabilir. Aclûnî 300 senelik, peki 200-300. Ama Kastalânî 500-600 senelik. Kastalânî mevahip teşkil ediyor. Yani daha da gerisi kaynaklar var. O dönemde var bu. E bunlar Abdurrazzak hem de Musa. Abdurrazzak dese yine kesin konuşamayız.

  48. 18:03

    Niye? Musannef demeyince, Abdurrazzak'ın dolu kitabı var. Belki birinde kaybolmuş. Kitap yok. Ama Musannef deyince, Musannef pasmat bu. Nasıl Musannef'te yok? Arıyorsun, ediyorsun, yok. E şimdi ne yaptı? İsa ibn-i Mâni'l-Hemeri, Dubai'de bastı bunu. Bize de gönderdi. Biz tefsirde de koyduk kaynağını.

  49. 18:26

    Yani bir cilk böyle kayıp olan şeyi buldu bir âlimin evinde. Yazmayı. Ondan sonra bastı, onu tahkikte etti. Ve bu hadis, Abdurrazzak'ın Musannef'in de olduğu sabit oldu. Onun için sizin görmedikleriniz yok demek değil. Ben bulamadım bunu dersin. Ba'det ve fahrus. Çok araştırmama rağmen dersin. Edeb budur.

  50. 18:49

    Yoksa bu, efendim, irfan gibi, şefik gibi, keskin gibi zaten bunların hadisin hiçbir şey yok da. Şimdi bu adamların, efendim, cübbeli kitaplarında uydurma hadis rivayet ediyor demeleri kadar bir uydurma olabilir mi? Çünkü ben kaynaklardan zikrediyorum. Sen o kaynakların bir kısmına şu anda ulaşamıyorsun zaten.

  51. 19:10

    Matbu'da da yok. Şamile'de de yok, hiçbir yerde de yok. Çünkü o kaynakların bir kısmı mefkut zaten. Kayıp yani. Sen onun için İmam Demir'e itimat edeceksin, Abdülkadir Geylani'ye itimat edeceksin, İmam Ghazali'ye itimat edeceksin. Büyüklerimiz, hadis dediyse hadis de. Efendinin düsturu budur. Ama efendinin yanında hizmet ediyorum diyenler, Efendi Hazretlerine hıyanet ediyorlar.

  52. 19:32

    Hizmet değil, hainlik ediyorlar. Ve efendinin tefsirini, helal-i haram etti bu tefsir diyerek, efendinin tefsirini yazanlarını tekfir ediyorlar. Kafir demiş oluyorlar. Çünkü helal-i haram eden kafir olur. E tabi bu laf efendiye de gidiyor. Çünkü efendi bunun da hepsinde benim onayım var buyurmuştur.

  53. 19:49

    Böyle bir şey olabilir mi? Onun için Kur'anlar, Kur'an'a uyuyorum diyenler, hadise uymadan Kur'an'a uyamaz. Anladın mı? Hadis, Kur'an, kitap, sünnet birbirinden ayrılmaz. Ben Kur'an'a uyuyorum diyemese, hadise inanmayan Kur'an'a inanmış olmaz. Ondan sonra ne olur? Kur'an'a inanıyorum dediği halde efendim Kur'an'a inanıyorum dediği halde Kur'an'ın içindekini inkar eder.

  54. 20:13

    Bunlar da aynı oldu şimdi. Biz hadisçiyiz. Sahih hadis arıyoruz dediler. Kendileri bir hadis yazmışlar oraya. Muhaddisler halifelerimdir. O da uydurma çıktı. Bak bir hadis yazmış adam uydurma. Ben burada on binlerce sayfa yazmışım. Hiçbir kaynaksız bir şey yok. Marifet dergisinde o da uydurma çıktı.

  55. 20:33

    Bana uydurma diyen adam. Allah Allah. Allah böyle rezil eder kullarını yahu. Hadise inanıyorum diyor. Halbuki hadis-i şerifte diyor ki bir faziletli rivayet ulaştıysa, amel ederseniz ecrine nail olursunuz. Ona onu anlatan yalancı olsa bile o mesul değildir. Çünkü ona ulaşan rivayete itimat etmiştir diyor.

  56. 20:53

    E bu hadis-i şerifi onların kaynaklarında uydurma olmadığını kabul ettikleri Ahmet bin Hanbel'de gösteriyorum. Ebu Yala'da gösteriyorum. Yani sen nasıl ki bütün hadisleri Kur'an'da bulamazsın. Ama Kur'an sana ne verir? Kayde-i külliye verir. Rasulüm ne verdiyse alın. Rasulüm neyi terk ettiyse, ne hiyettiyse vazgeçin.

  57. 21:16

    Kadın peruk yaptı kafasına. İbn-i Mesud Hazretlerine giden Ümmü Yakup olacak annemizin adı yani. Ama dedi ki, bu dediği sen nasıl buna haram ediyorsun? nesi buna? Haram ediyorsun peruk takana, yani saçına saç eklettirene, lanet okuyorsun. E dedi ki, ben nasıl lanet okumam? ve mâ li lâ elânü vel-lâne rasûlullâhu ve fî kitâbillâh İbni Mesud, büyük fakir, büyük sahab.

  58. 21:41

    Ya dedi, Allah'ın, Resûlünün lanet ettiğine ben niye lanet etmeyeyim ki? Ne var dedi, ne sakıncası var? O sonra bu peruk işi Kur'an'da da var dedi. Kadın dedi ben hafızayım dedi veyahut neyse nazaran okuyorsa. Ben dedi Kur'an'ın tümünü okudum, Kur'an'da perukla ilgili bir şey bulamadım. İbn-i Mesud dedi ki, لَنْ كُنْتِ قَرَاٰيْتِهِ فَقَدْ وَجَدْتِهِ

  59. 22:00

    Sen okumamışsın ki Kur'an dedi. Kur'an oku sen onu bulacaktın dedi. Nereden bulacağım ya Kur'an'da yok dedi. E dedi Haşr Suresi'nin ayetini okumuyor musun? Rasulüm ne verdiyse alın, yasakladığını bırakın. Rasulullah'tan da ben işittim. Saçına saç ekleyen de, ekleten de, eklettiren de Allah lanet etti.

  60. 22:19

    Bu ayet zaten Efendimiz'in bütün hadislerini külli bir kaide ile vahye dahil etmiş. Ayet. O zaman altın yüzüğü de bulamazsın Kur'an'da, sakal tıraşını da bulamazsın Kur'an'da, ipek giymesini erkeklerine bulamazsın. Ama buranın altına giriyor. Kur'an 500 yılda olamaz ki nasıl ezberlenecek o zaman? Anayasa gibidir.

  61. 22:41

    Rasulüm ne verdiyse alın. Sizin sahih kaynaklarınızda, Ahmet Muammer'de, bu yalada herkesin ittifakla kabul ettiği, sifilin, sefilin hiç itiraz edemeyeceği kaynaklarda bir adama Allah'ın faziletli bir ameli ulaşır. Şu namazda şu sevap var, şu günün orucunda şu kadar ecir var. Benim yazdığım bundan başka ne?

  62. 23:03

    Kaynaklarında veriyorum zaten. Zaten Abdülkadir Geylani, Mahmud Gazi, Ali Mesud. Ben onlara güveniyorum yani. Peki bu faziletli amel ulaştıysa, bu adam da fe amil ebya bunu amel ederse, ne aleha? Ecrine nail olur. İsterse ve inne mekulü, ben onu dememiş olsam da ve inkarınızı haddete yukadiba ilk bunu çıkaran, yalancı çıkartmış da olsa adam bu sevaba nail olur.

  63. 23:28

    Yani amel edenin kaybetme riski yok. Çünkü mevzu zaten abdesttir, namazdır, gusüldür, zikirdir yani. Fıkıhtıyla kayıt değil yani. Yani itikada taluk etmiyor, helal arama taluk etmiyor. Adam dört dakikada namaz kılacak şurada yani on ihlasla. Bunda ne var? Ama ben bunun kaynağını veriyorum. Kaynağını verdikten sonra da esas kaynağım ne?

  64. 23:54

    Resulüm ne verdiyse alın. Ayet. Peki geliyorum say hadislere. Allah'tan bir fazilet ulaşırsa amel edin. Kaynağını araştırmayın diyor. Ben demediysem de diyor sen kazanırsın diyor. Çünkü neden? Fazilet, fazilet. Bu sefer ne oldu? Ayette buydu. Resulüm ne verdiyse alın. Resulullah da ne buyurdu? Faziletli ne amel duyarsanız yapın.

  65. 24:21

    Ne kadar hayır varsa ben garanti veriyorum. Hepsini demişimdir. Özellikle o konuyu demediysem de umumi kaide veriyorum. Ne kadar hayır varsa feminliği bendendir diyor. Bunlar sayı kaynaklar. Resul ne verdiyse alın. Resul de ne itikat verdi bize? Faziletli amellere dair hepsi bendendir. Hepsi hayırdandır.

  66. 24:42

    Zikirdir, ibadettir. Yapın. Kazanırsınız. Benim zaten uydurma diye bir sorunum yok. Çünkü benim kaynağım var zaten. İhya'dan, Hunye'den, Nüzret-ül Mecasit'den, Hayat-ül Hayvan-ı Demiri'den, mücerrebat değnevîden dolu, Mücerrabat'tan, İhya'dan, Hunye'den, Nüzret-ül Mecasit'ten, Hayat-ül Hayvan-ı Demiri'den, nebhânîden, benim kaynağım,

  67. 25:01

    çuvalla kaynağım var, her yer kitap görüyorsunuz yani. Bu kadar kitabı da suç için burada aksesuar olarak tutmuyoruz, kendisine kaynak vermek için tutuyoruz. O zaman rezil oldu kaldılar. İşte onun için bunlar hadisçi değil. Hadisçi olsa... bu hadise de iman ederdi. Bu hadise iman etseydi, sayı hadislere, bana bu itirazı yönlendiremezdi.

  68. 25:23

    Çünkü hadis ilmi yok adamın. Zincirleme nereye gidiyor? Resûlüm ne verdiyse alınıp da inkara gidiyor yani. Çünkü Kur'an'a yapışmak, tutunmak nasıl olur? Bütün hadisler Kur'an'ın zimmetindedir yani. Güvencesindedir, bendendir diyor. Resûlüm verdi diyor. Hadislerde de sana diyor ki, hayırlı amellerden araştırmayın diyor.

  69. 25:46

    Ne var? Helal haram mı ettik? Haram helal mi ettik? İçki mi için dedik yani? Zina serbest mi dedik yani? Dört tekat namaz kıl, on yılasından kırk yılası eder. Ne var elli iki kere kılıyor Allah okuyan adam? Kâfir mi olur? Ama Ebubekir sifil kafasında olursanız Allah muhafaza, o zaman zinayat daha iyi diyor.

  70. 26:05

    Bu namazı kılacağına diyor, fekaip namazını diyor, haram işleyenler eftaldir diyor. Bizzat gazetede yazısında ben okudum yani. Ve herkes gördü. O zaman bunları muhaddis gözüyle, alim gözüyle, hadisçi filan etiketiyle, akademisyen makademisyen gözüyle göremeyiz artık, bitmiştir. Çünkü deniz bitti yani.

  71. 26:25

    Bu kadar okumuş mürekkep yalamış adamlar böyle çuvallıyorsa durum vahim. Bir de ehl-i sünnet geçine. Zaten ehl-i bid'atı bıraktık ha ilahiyatlar dolmuş. Ehl-i sünnetin imamı geçiniyor adam ya. Ama yeni de bir şey daha gördüm kadere imanla ilgili bir yazısı, şimdi onu inceliyorum. Onu da açıklayacağım yani.

  72. 26:48

    Nasıl sen ehl-i sünnet diye kitap yazıyorsun, kadere imanı şart koşmuyorsun? Şimdi onu da bakıyoruz, inceleyeceğiz, kitabı göstereceğiz size. İnşaAllah Allah Teala hakkı anlatmaya devam etmeyi nasip eder. Vâ nebî-i sa'îdin-i hudriyye radıyallâhu anh. Ebû Sa'd-i hudriyye Efendimiz'den rivayet edilen bir azamet.

  73. 27:07

    Kâle, buyurdu. Kâle Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem. Kainatın Efendisi buyurdu sallallahu teala aleyhi ve sellem. Ha oraya atladık. Bir hadis daha var, aynı manadadır ama olsun, teberrüken okuyalım. Vâ rû ve rivâdondan Cübeyr-i İbn-i Mut'îm. Cübeyr-i İbn-i Mut'îm sahabeden radıyallâhu anh. Kâle bu anlattı, dedi ki.

  74. 27:30

    Künnâ biz idik. Mâ Rasûlillah sallallahu aleyhi ve sellem. Kainatın Efendisi ile birlikte bil cühveti. Cühvete idik. Cühvet, Mekke'ye yakın. Dört konak Mekke'ye, bir mekanın ismidir. Yani şu anda Suudi Arabistan'da bulunuyor. Mısır ehlinin mikatıdır yani. İhrama girmek için hareme gelenler, oradan ileri ihramsız geçemezler yani.

  75. 27:53

    İhrama niyetsiz diyelim yani. Belki elbisesi yok yanında falan, ihrama giremedi. Niyet yani esas mühimdir. Öbüründe ceza gerekir. Ama ihrama girme, ömre veya haç yapmak isteyen orayı, hani Şam'dan ve Mısır'dan geliyorsa, o yolun istikametinde cühveten ileri, ihrama girmeden geçemezler. Mikat yeridir yani.

  76. 28:13

    Oradaydık diyor, cühvete oturuyorduk. Fekâle buyurdu sallallahu aleyhi ve sellem. Eleyse teşeddüne la ilahe illallah. Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına. Vahdehu la şerikeleh. Allah'ın bir olduğuna ve hiç ortağı bulunmadığına. Şahitlik etmiyor musunuz? Vennî rasûlullah. Ben Allah'ın rasûlüyüm, elçisiyim.

  77. 28:33

    Buna şahitlik etmiyor musunuz? Dille ikrar, kalb ile tasdik etmiyor musunuz? Vennel kur'ân. Şüphesiz Kur'ân ca'e geldi min'indillah. Buna kabul etmiyor musunuz? Kullâ. Biz dedik bela. Etmez olur muyuz? Şahitlik etmez olur muyuz? Tabi ediyoruz ya Rasûlullah. O zaman ne buyurdu? Fe ebişirû. Sevinebilirsiniz.

  78. 28:54

    O halde ben sizi müjdeliyorum. Fe innâze'l kur'ân. Çünkü bu Hazreti Kur'ân tarafu bir ucu bi'edillâh. Allah'ın yedindedir. Allah'ın yedi kudretindedir. Allah tarafından efendim indirilmiştir. Ve tarafu diğer ucu bu ipin. Sizin ellerinizdedir. Yani önünüzdedir, aranızdadır. Hafızanızdadır, beyninizdedir, kalbinizdedir.

  79. 29:19

    Geçen hadiste izah ettim işte. Tutunmak nasıl olur, sarılmak nasıl olur. Asla sapıtmayacaksınız. Asla helak olmayacaksınız. Kur'ân'a sarıldıktan sonra ebedâ. Ebediyyen Kur'ân'a sarılanlar helak olmayacak. Ama Kur'ân'a sarılmak nasıl olur? Koynuna kucağına alıp bağrına basmakla değil. Onu zaten yapacaksınız.

  80. 29:43

    Hazreti Ömer Efendi Kur'ân'ı aldığı zaman bağrına basardı böyle. Hâde ahdü rabbi ve men şûru rabbi. Rabbimin sözleşmesidir, Rabbimin divanıdır. Derdi. Bu başka, bu hürmettir. Ama esas sarılmak onun dediği. sarılmak, O'nun dediğine inanmak, içindekilerle amel etmektir. O zaman helak olamazız çünkü bozuk itikadlara düşmez yani.

  81. 30:03

    Ehli sünnetten çıkmaz. Ebu Sa'd-ı Hudir'den rivayet edilen hadis, Kâle Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem, Men ekele layyiben. Her kim temiz yerse. Ne demek temiz? Ha işte marulu iyi yıkarsa demek değil, tabi ki marulu iyi yıkayacaksın. Marulu da kumlu topraklı yemenin bir lüzumu yok, taş yapar böbreklerde, sonra canın çıkar.

  82. 30:27

    Ama buradaki tayyiben temiz demek, musluktaki temizlik değil yani. Helal, temiz parayla aldığını yerse, haram yemezse demektir. Bundan dolayıdır ki, tabi paranın helal olması yetmez. Helal parayla gidip nomuz alırsan, o da tayyip olmaz. Çünkü tayyip tertemiz demektir, tertemiz olmak için. Hem paranın helal olacak, hem aldığın şey, yediğin şey temiz olacak.

  83. 30:57

    Efendim helal olacak. E şimdi Hanefi mezhebine göre bu karidesler, maridesler, ahtapotlar, e bunlar cahiz değil. Hanefi mezhebine göre cahiz değil mesela. Sen şimdi helal parayla da olsa bunları yersen midyeler, bilmem neler, yani Hanefi mezhebinde cahiz değil. Hanefiye göre kayıtlıyorum tabi bak. Diğer mezheplerde müsaade var.

  84. 31:19

    Ama Hanefi'de yok. E şimdi sen buradasın, Hanefi mezhebine bağlı bir müslümansan, e burada yani hem paranın helal olacak, hem de yediğin temiz olacak yani. Anladın mı? Misal. Ve amilî amel ederse fî sünnetin. Sünnet içerisinde amel eder. Sünnet ne demek? Namaz kuluyor ama kadere inanmıyor. Bu adam ehl-i sünnetten çıktığı için, ehl-i bidat olduğu için,

  85. 31:47

    amel-i sünnete uygun değildir. Anladınız mı ne demek istiyorum? Mesela İslamoğulları bunlar beş vakit namaz kılıyor, cuma kılıyor, hacca gidiyor, ömreye gidiyor, kurtarır mı? Kurtaramaz. Neden? Fî sünnetin. Amel-i sünnete uygun olacak. Sünnet ne demek? Rasûlullah Efendimiz neye inandıysa ona inanacak.

  86. 32:05

    Nasıl yaptıysa öyle amel edecek. Adam babasının cenazesine sarık takıyor, normal hutbede başı açık okuyordu da şimdi şimdi takmaya başladı. Yani hem amel sünnete uygun olacak, Rasûlullah ne zaman başı açık hutbe okumuş, namaz kıldırmış yani. Hem amel-i sünnete uyacak, hem itikad. Zaten inancı sünnete uymaz.

  87. 32:27

    Efendimiz kadere inanıyor muydu? İnanmaz olur mu? Kadere inanmadan lâ yu'minâ haddikum haddâ yu'mine bil kader Sizin biriniz kaderi alın yazısını tasdik etmedikçe, Allah'ın ezelî ilmine iman etmedikçe mümin olamaz. Kamil manada değil yani. Kamil manada o kendisi için sevdiğini başkaları için de sevmedikçe.

  88. 32:49

    O kamil manada. Çünkü biz bile yani bu kadar hacı hoca geçiriyoruz bazen nefsimizi tercih ediyoruz müminlere karşı. Bu bir ameldeki noksanlıktır. İmanın aslına dokunmaz. Kemaline dokunur. Çünkü madem ki sen kendini bir müslüman kardeşinden tercih ettin, burada kamil bir mümin değilsin. O tamam. Ama kadere inanmadıkça mümin olamaz.

  89. 33:11

    Gerçekten müslüman olamaz demektir. Çünkü amel türü şartıdır yani. Bunları iyi anlayalım. Onun için hem itikadı düzgün olacak sünnete göre hem ameli sünnete göre olacak. Bir adam helal parayla helal rızık yerse ehl-i sünnet itikadı üzere tarikat-ı muhammediyeye zahiren ve batınen fiilen ve terken yani Efendimiz'in yoluna hem dış itibariyle hem kalp ve ahlak itibariyle

  90. 33:39

    hem yapacaklarını yapmak bakımından hem bırakılacakları bırakmak bakımından velem-i tecavüzenâ ilâ bid'atime mâsiyetin. Bid'ata geçmeyecek. Yani kadere inanmayan sünnetten çıktı, hel-i sünnetten çıktı kesin. Kesin yani. Bid'ata geçti. Yani ne demek? Sonradan çıkan itikadlara geçti. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem zamanındaki itikadı bozdu yani.

  91. 34:01

    Masiyetlere geçmeyecek. Ve eminen nâsû. İnsanlar da emin olurlarsa bevâi kav onun şerlerinden şimdi rızkı helal mi? Helal. Amel-i sünnete uygun mu? İtikadı amel uygun. İki. Bir de insanlar şerrinden emin olacak. Yani bu adam bana dokunmaz. Bu adam bana tokat atmaz. Bu adam bana hakaret etmez. Bu adam bana saldırmaz.

  92. 34:27

    Bu adam benim malımı gasp etmez. Bu adama emanet versem hıyanet etmez. Bu adamla komşuluk yapsam bu adamdan zarar gelmez. yolculukta ne yapmaz? Beni yolda bırakmaz ve beni sıkıntıya sokmaz. Her türlü düşünebilirsiniz. Ticaret yapsam, ortak olsam kazık atmaz. Paramı çalmaz. Döneri kendine kesmez. İnsan emin oluyor yani.

  93. 34:53

    Ortak olunabilir. komşu olunabilir, yol arkadaşı olunabilir. Yani insan, ya da karı koca. Kadın evleniyor yani. Ama bakarsak kocasının şerrinden emin değil, adam devamlı zarar veriyor. Bu adam nasıl cennete girecek? Veya adam evleniyor, kadının şerrinden emin olamıyor yani. Kadın dolapçı. Onunla bir şey konuşuyor, bununla bir şey anlaşıyor, kocasının hali

  94. 35:14

    yine planlara göre veya namus, hıyaneti var, neyse. Her türlü şekil var memlekette. O zaman insanlar senin şerrinden emin değil. değil, devamlı sana karşı tetikte duruyor. Adam gözünü kapatamıyor, arkasını dönemez derler ya Adam gözünü kapatamıyor. Arkasını dönemez derler ya Türkçe'de. Türkçe'de. Arkanı dönemezsin Arkanı dönemezsin bu adama.

  95. 35:28

    bu adama yani, arkanı döndün, Yani arkanı döndü, saplanır bıçaklar saplanır. saplanır bıçaklar seni. Bu cennete giremez. Cennete girmek üç şartla. Bir, temiz helal yiyecek. İki, sünnete göre inanacak, ehl-i sünnete göre inanıp amel edecek. Üç, insanlar onun şerrinden emin olursa, de helal cennete. Cennete girdi.

  96. 35:49

    Şimdi bir hocanın ses kaseti çıktı. Bizim cemaatımızın çok meşhur hocası. E şimdi bana geldiği zaman, oo hocam, hacım bana bir hürmet, bir izzet. Öteki de öyle mübarek adam. Bir döndük arkamızı, bir kayıtlar çıktı. Hemen kayıtlarda cübbeli, istikrarsız, cübbeli şöyle, cübbeli böyle, takkeli böyle. Ya kardeşim yüzüme demiyorsun.

  97. 36:10

    Niye Hüseyin Avni Hoca gibi mert olmuyorsun? Niye gelip, hoca efendi bu yanlış verse? Gerçi Hüseyin Avni Hoca da bugün akşam şunu işime yanlış demedi. Ama, yani böyle daha iyi olur. Yaklaşımlar tarzında yanlış demedi derken, yanlış yapmadığımdan yani itikadi ve ameli konularda, yani kitaplar hakkında, ilim hakkında, efendi tefsiri hakkında.

  98. 36:31

    Yoksa tabii ki yanlışlarım olabilir. Ama Hüseyin Avni Hoca da gelip şu yanlışınızı buldum. Bu ne biçim şekli kitap yazdınız diye bir kere demedi. İrfan uyduruyor yani. Hüseyin Avni Hoca uyardı diye. Hepsi yalan yani. Hiçbiri uyarmadı bana böyle bir şey itikad ve hadiste. Çünkü yanlış yapmıyorum ki uyarsın yani.

  99. 36:48

    Hüseyin Avni Hoca da korkmaz yani. Yanlış da yapsan, gelir de, bağırır da, çağırır da. Benim abim. Ama şimdi adam insanın gelip yüzüne konuşuyor yani. Adamın arkanı dönemiyorsun. Arkanı döndüğün anda adamın bir ses kaseti çıkıyor. Efendim, bakıyorsun, acayip başkasıyla efendim, efendinin tefsiri hakaret eden, tefsire harama helal ediyor diyen adama evliya diyor,

  100. 37:14

    canım diyor, sevgili diyor, irfanım diyor, cübbeli şöyle, cübbeli böyle. Ya ama benim yüzüme bunu demiyorsun Hoca Efendi. O zaman ben senin şerrinden emin olamadım. Nasıl cennete gireceksin? vaziyette? Sabaha kadar teheccüd kılsan olur mu? Bütün millet seni evliya zannetse, büyük hoca zannetse kurtulabilir misin yani?

  101. 37:36

    Ben senin şerrinden emin olamadım. Niye? Ses kaydında çıkıyor. Niye arkamdan böyle konuşuyorsun? Niye gelip birleşmiyorsun? Niye öbür adamı da alıp toplatmıyorsun hakemlik yapacaksan? Niye böyle kayıtlar ataraktan milleti rahatsız ediyorsun? İşte onun için helal yiyecek yetmez. Ehl-i sünnete göre inanacak mı?

  102. 37:54

    Ehl-i sünnete göre amel edecek. Yetmez. İnsanlar şerrinden emin olacak yani. Arkanı döndün mü adama ne dedi acaba telefonda? E yüzüne geldi mi? Senin elini ayağına yapışıyor, yalaşıyor yani. Böyle müslümanlık yok. De helal cennet. İşte bu üç şartı ihayiz olan cennete girdi. Onun içindir ki Allah Teala cümlemize ehl-i sünnet üzere inanıp amel etmeye ve kitap sünnetten

  103. 38:20

    ayrılmamaya ve insanlara şerrimizi dokundurmamaya muvaffak eylesin. İnsanlar hakkında kötülük düşünmekten de muhafaza eylesin ve böylece cennet eldeleyesin. Amin. Sallallahu aleyhi ve sellem.