Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 13. Bölüm 7 Şubat 2016
7 Şubat 2016 · 62 dk
00:00 / 1:01:35Şu an 00:00 / 1:01:35
Video bölümleri
- 01:0926. Hadis-i Şerif Olan Şüfey el-Esbahî, Ebu Hureyre Radıyallâhu Anh'dan Rivayet Edilen "Muhakkak Ki Allâh-u Teâlâ'nın Fermanı İner ve Bütün Ümmetler Diz Çöker Halde Bekleyecek..." Hadis-i Şerifinin İzahı
- 27:1826. Hadisin Devamı Olan "Hesap İçin İlk Çağrılanlar Kur'an Hafızı, Cihad Etmiş Bir Adam ve Hayır Hasenatı Bol Zengin Birisi Çağrılacak..." Hadis-i Şerifinin İzahı
- 46:1226. Hadisin Hazreti Muaviye'ye Ulaştığında Hazreti Muaviye Radıyallâhu Anh'ın Ölecek Kadar Ağlamasına Dair Hadis-i Şerifi
- 56:15İhlası Kazanmanın Önemi Hakkında
Transkript
148 satır
- 01:09
Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil alemin. Es salatu es selam. Ala seyyidil murseline Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecma'in. Terzim-i terhimde zikredilen hadis-i şeriflerden dersimize devam ediyoruz. Geçen ki derste zikredilen hadis-i şerifin bir benzeridir. Lakin içerisinde ziyade malumat var ve diğer bazı konular ilave edilmiştir.
- 01:46
Onun için bu hadis-i şerifi de okuma münasip gördüm. Bazen müstakil numara sahibi değil, 26'ın oğlu hadis-i şerifi okuduk. Geçen derste bu da onun aynı numarasına dahildir. Aynı konudadır ve lakin fazla malumat var diye bunu da okuyalım.
- 02:08
Çok bizleri ilgilendiren, yani moralimizi bozacak, keyfimizi kaçıracak, bizi düşüncelere daldıracak, sevk edecek çok önemli bir hadis-i şeriftir. Riya ve gösteriş yapmanın zenmi hakkında. Yukarıda Müslim ve Nesai'den nakledilen hadis-i şerifi aynı zamanda rivayet etti. Tirmizi'de rivayet etti. Hadisi tahsin etti.
- 02:37
Yani hasen bir hadis olduğunu. Yani sahih, hasen. Böyle hadis-i şeriflerin tertipleri var, tasnifleri var. Hasen bir hadis olduğunu bildirdi. Ve ibn-i Hibbane, ibn-i Hibban büyük muhaddis, o da rivayet etti. Fii sahihihi. O da sahihinde, onun kitabının adı da sahih-i ibn-i Hibban. İbn-i Hibban'ın sahih olarak topladığı hadisler.
- 03:01
O da sahihinde nakletti bunu. Kilahıma her ikisi de bir lafzın vahidin. Tek bir lafızla, yani aynı lafızla rivayet ettiler. Kimden? Anil Velid, İbn-i Ebil Velid'i. Ebi Usmanel Mediniyye. Bu zattan, yani Ebi Usmanel Mediniyye Hazretlerinden rivayet ettiler. Tirmizi ile İbn-i Hibban. Enne ukbe tebne müslimin, Ukbe-i İbn-i Müslim, haddesehu, onu anlatmış.
- 03:39
Ukbe-i İbn-i Müslim, Radıyallahu anh, kime anlatmış? Ebi Usmanel Mediniyye'ye anlatmış. Ne anlatmış? Enne şüfeyyen, şüfey el-esbahiyye, şüfey el-esbahi denen zat, Radıyallahu anh. Bunlar sahabe-i kiramla hadis-i şerifi rivayet eden kitaplardaki, yani Tirmizi'lerin, İbn-i Hibbanların, hadis-i şerifin ravileriyle arasındaki kişiler.
- 04:06
Şüfey el-esbahi, haddesehu, anlattı Ukbe'ye. Şimdi bizim burada şeyimiz, şüfey, Radıyallahu anh'tan, çünkü o demek Ebu Hureyre'yi gördüğüne göre tabiinden oluyor. Radıyallahu teala an-ı mecmuin. Şüfey denen zat, Ukbe hazretlerine anlatmış. Enne şüfey, kendisi, tekele girdi el-Medine'te. Bir kere diyor, Medine'ye girdim.
- 04:31
Medine-i Münevvere'ye girdim, diyor. Feyzahü ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem vefat etmiş. Bir de o, bir racülün, yani artık biz şüfey, Radıyallahu anh'ın diline çevirelim işi, gaipten döndürelim. Yani ben diye demek istiyor. Bir racülün, bir adamla karşılaştım. Kadiste ma'a, muhakkak toplanmıştı, aleyhi onun başına, ennasu insanlar.
- 04:58
Bayağı bir kalabalık toplanmış. O da konuşma yapıyor. Ben Medine'ye girdim diyor. Baktım bir adam oturuyor, yani herhalde mescitte olması ihtimali kuvvetlidir. Çünkü mescitin dışında o zaman öyle yerler nerede olacak, evler küçücük falan. İnsanlar başına toplaşmış. Fekale dedi, yani dedim ki diyor, Men kimdir hâzâ?
- 05:17
Bu kişi kimdir? Kâluu dediler ki, Ebu Hurayra de. Bu dediler Ebu Hurayra'dır. Adı Allah-u Teala. Kâle anlatıyor şimdi bu şüfeyi. Ben yaklaştım diyor. Yanaştım, yanaştım. Oturdum beyne-i deyi. Tam önüne oturdum diyor. Anlatıyor, en nasih insanlara konuşma yapıyor. İşte rivayetler naklediyor. Şöyle oldu, şöyle oldu falan.
- 05:45
Hadis-i şerifler rivayet ediyor. Yani konuşması bitti. Yalnız kaldı. İşte insanlar sohbet bitince işte o gitti, o çıktı falan. Millet dağıldı. Kultü dedim levona ki. Bu şüfey hazretleri diyor. Eselüke senden isterim. Bi hakkın. Ve hakkın yani. Şunun hakkı için, bunun hakkı için işte artık. Yani Allah-u Teala'nın hakkı için.
- 06:20
Ondan sonra. Allah-u Teala'nın bahşi için. Yani hatırı diyor. Türkçe'de biliyorsun hatır Allah'ın hatırına gibi bir şeydir. Bi hakkın. Yani Allah-u Teala'nın aşkına. Allah aşkına. Türkçe'de biz çok bunu kullanıyoruz. Allah aşkına'yı kullanıyoruz. Yani Allah hakkı için. Senden istiyorum. Ve hakkın. Diğer hakları da sayıyor.
- 06:45
Yani işte Allah-u Teala'nın kendilerine hak verdiği, fazilet verdiği. Yani Rasulullah'ın sana sevme hakkı için işte. Yani ondan hatırı için. Senden istiyorum. Ne istiyorum senden? Lema haddeste ni. Yani lema illa manasına. Lema mutlaka haddeste anlat, anlat ni bana. Anlatır mısın bana yani? Lema haddeste mutlaka anlatır mısın ni bana?
- 07:13
Bildirir misin bana? Efendim. Hadisen. Bir hadis. İstiyorum. Semi'te işittin hu onu kimden? Min Rasulillahi sallallahu aleyhi ve sellem. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den. Duyduğun bir hadis. İstiyorum ki. Sen onu. Ve akalte. Hem işittin sonra anladın hu onu. Güzelce kavradın. Ve alimte bildin ezberledin hu onu.
- 07:40
Yani. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den. İşittiğin, anladığın, bildiğin, ezberlediğin. Şöyle bir hadis bana. Böyle özel teke tek kaldık. Şimdiki millet işte görüyorsunuz. Birbirine yakışıyor. Bir resim çektirelim falan. Resim çektirelim. Hiç yani bana bir vasiyet et. Bana bir nasihat eder misin?
- 08:02
Bana bir dua et falan. Diyen az. Dua isteyen oluyor da biraz öyle. Hiç böyle ne bir hadis bana söyle. Ne bir ayet bana söyle diye. Hocalarla rastlaştıklarında. Diyenler yok. Meşhurlarla karşılaştıklarında. İşte resim çektiriyorlar. Gidiyorlar. İlim merakı yok yani. O zat diyor ki ben diyor mutlaka Rasulullah'tan işittiğin sallallahu aleyhi ve sellem.
- 08:23
Anladığın, bellediğin bir hadis bana anlat. Fekalede Ebu Hurayra de. Ebu Hurayra Hazretleri. Ef alü. Yaparım dedi. Tamam dedi. Ebu Hurayra Hazretleri. Cömert insanlar. Sahabe-i Kiram devamlı zekat. İlimlerinin zekatlarını veriyorlar yani. İlimin zekatı bildiğini anlatmaktır. Elbette muhakkak anlatacağım ki sana bir hadis ki bildirdiği bana anlattı.
- 08:55
Kim Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bana anlattı. Anladım. Güzel anladım yani. Belki manasını tam ben ezberlerim aktarırım ama hıkkını, hükmünü, manasını tafsilatını belki diğer sahabe daha iyi anlar. Ama bunu hakikaten anladım diyor. Ve alim ki bildim ezberledim bu hadisi. Dedi. Tam böyle hadis-i şerifi bana anlatacaksın ve ondan sonra neşega neşega demek
- 09:33
bir nara attı böyle. A yaptı bayıldı. Baygınlık geçirdi böyle. Ama sesli bağırarak elinde değil tabi ki bayıldı yani. Kim Ebu Ureyre'de? Ebu Ureyre Hazretleri bayıldı. Ne kadar önemli bir hadis ki onun yani anlatacağı hadisin etkisinde kalmış ve o hadis-i şerifin korkusundan bayıldı. Neşgaten, neşgaten bir şehkaten yani bir bağırış bağırdı, bir nara kopardı ve düştü bayıldı.
- 10:11
Femekesne öylece biz bekledik. Kaleyle biraz bekledik böyle başında duruyoruz. Şimdi ondan sonra efaka ayıldı. Yani bir birkaç zaman sonra yani ayıldı. Tabi o niçin bayıldı? Hadis-i şerifte cehenneme ilk gönderilecek cehennem ateşinin kendileriyle ilk tutuşturulacağı adamlardan bahsedilecek anlatacağı hadiste.
- 10:41
Hani ben de onlardan olur muyum? Tehlikesinden ve korkusundan bayıldı. İnsanlardaki tesirlenme, insanlardaki etkilenme, sahabe-i kiramdaki takva, hauf, haşiyet, Allah'tan korkmak yani bir hadisi haşa tabi kıssa gibi hikaye gibi anlatmıyor veyahut da ilim satmak için ben de Resulullah'ı gördüm işte ondan işittim işte falan hava atmak için değil.
- 11:07
Zaten hadis-i şerifte gösteriş yapanların durumunun feciliği anlatılıyor. O onu kendini de ona ondan olma tehlikesine sokuyor, korkuyor. Ben sahabedenim işte Ebu Reyre'yim. Ben kesin cennetliyim diye görmüyor. Sonundan endişe ediyor. Akıbetini bilmiyor. Yani sahabe-i kiramın nasıl büyük zatlar olduğu, şimdi ondan sonra Hz.
- 11:32
Muaviye hakkında da sonunda gelecek hadis-i şerifin. Yani biz bu insanlar hakkında nasıl konuşabiliriz? Biz bu insanlar, bunların bizim hiç alakası olmadığını, bizim bunlardan hayatımızın ne kadar farklı olduğunu hocalarımızın da, cemaatlerimizin de, konuşanımızın da, dinleyenimizin de bu takva üzere olmadığımız burada anlaşılıyor.
- 11:55
Hiçbir şey hadisi anladık, bayılan hoca duymadık yani. Böyle bir etkilenmesinden iptal olan bir adam da görmedik yani. Çünkü neden? Acaba ben bunlardan olur muyum endişesi demek çok taşımıyor. Bu da neyi gösteriyor? Gaflet gösteriyor. Çünkü bir insan konuştuğundan etkilenirse keyfi kaçar yani. Bizim keyfimiz de kaçmıyor.
- 12:25
Tehlikemiz büyük yani. Hacımızın, hocamızın. Tehlikemiz çok büyük. Zaten namaz kılan, ibadet yapandan bahsediliyor burada. Yapmayan zaten hiç konuşma. Onlardan bahsedilmiyor zaten. Onlar mevzu bahis değil, konunun dışında kalmışlar. E amel edenlerin durumu buysa, amel etmeyenleri hiç karıştırma. Amel edenlerin tehlikelerine bak şimdi.
- 12:49
Çok acayip bir şey ya. Ayıldı diyor. Fekale dedi ki elbette muhakkak anlatacağım bir hadis anlatacağım sana dedi diyor. onu anlattı. bana anlattı. Kim? Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Allah Allah. Demek ki evdeymişler ya. Ben de böyle bir yorum yapıyorum.
- 13:19
Hemen hadisin ilerisinde beni bozuyor yani. Kafadan konuşma demek istiyor bana. Bu evde diyor. Bu Kabe olmadığına göre bu evde diyor. Demek ki bir evde artık belki evin dışarıya, açık yönde vardı herkesin girebildiği bir ev demek ki. Kame olmadığı anlaşılıyor. Bu evde bana Rasulullah onu anlattı diyor.
- 13:39
Belki, bilmiyorum orayla ilgili bir özel not yoksa şeyde Hımm Yani şu anda bulunduğumuz evde. Demek ki bir evde imişler. Yani Ebu Reyre'nin kendi evi midir? Bilmiyorum. Şerhde diyor ki Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem diyor. Bana bu evde anlattı diyor. Yani onunla, benden başka yanında da kimse yoktu diyor.
- 14:05
Bu hadisi bir tek ben duydum diyor. Burası da mühim şimdi. Hani camide, cemaate, sohbette anlatmamış. Bunu diyor bu evde anlattı bana. Yani benim yanımda da ondan başka kimse yoktu. Mâ me'nâ bizimle beraber yoktu, ehedün, kimse yoktu. Gayrî benden başka ve gayrû ondan başka. Gayrî ve gayrûhû da olâ ve gayrûhû daim.
- 14:31
Gayrî benden başka ve gayrûhû ondan başka. Bu da çok önemli bir tahsis yani. İkimiz baş başaydık ve bu evdeydik işte o sohbet yaptığı ev nereyse. Bu evde bana bunu anlattı. Ben o hadisi sana anlatacağım diyor. Yani benim özel duyduğum bir şey. Kimse de bundan müşterek değil. Ondan sonra Neşek'a bir daha bağırdı, nâra attı.
- 14:58
Düştü, bayıldı. İkinci kere. Ebû Hûrâ ilete radıyallâhu anh Neşek'aten bir sayhayla haykırdı. Hûrâ diğer. Yani diğer bir bağırışla beraber. Allah dedi neyse. Düştü bayıldı. Biraz bekledik diyor. Sümme efâk tabi o günleri hatırlıyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ona o evde tek başına kalmışken anlattığı şeyi anlıyor.
- 15:23
Onun büyüklüğünü, korkunçluğunu. İşte yeniden onu hayal edince, gözünün önüne getirince bir daha bayılıyor. Sümme sonra efâka ayıldı. Bir zaman geçti. Baygınlıktan kurtuldu. Ve Mesâha Sıvazla'da anvedciyi yüzünden şöyle yaparız ya böyle bir elini sürdü böyle yüzüne, böyle bir alnına falan şöyle bir yaptı.
- 15:45
Fekâle dedi bana ki ef alü dedi. Yapacağım dedi. Sana bir hadis anlat dedin ya bana dedi. İstedin ya benden dedi. Herkes gitti ki bana, tek başımıza kaldık bana bir hadis söyle. Dedi tamam ben bunu yapacağım dedi. Lev haddisenne elbette anlatacağım ki sana hadisen. Bir hadis söyleyeceğim sana. Haddeteni bana onu, bana anlattı kim Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem.
- 16:09
Allah Allah. Ene ben ve huve o bu evdeydik dedi bir daha şimdi. Üçüncü şey diyor. O ve ben bu evdeyiz. Mâ mânâ bizimle beraber yoktu. Ehâdün kimse. Gayri benden başka ve gayru ondan başka. Bu evde diyor ikimiz vardık. Bak şimdi de senle ben varız. Teke tek sana anlatacağım. Dedi Sümme sonra neşeha bir nâra dağıttı düştü bayıldı.
- 16:37
Ebu Hurayra ter alıyor. Üç kere bayıldı bu hadis çok meşhurdur yani. Üç kere bayıldı. Neşeha'dan bir bağırış koparttı ki şedid eden o önceki iki taneden daha şiddetli bir nâra koparttı. Düştü bayıldı. Sümme sonra mâle böyle yanına doğru meyletti düştü. Hâran meyletti yani yamuldu sağa veya sola ne tarafa ise yamuldu.
- 17:07
Hâran düşerek alâveciyi yüzünün üzerine tam yüzüstü böyle düştü. Bu sefer. Yüzüstü düştü. Hâran düşücü olarak meyletti. Alâveci yüzünün üstüne. Fesneddü ben de kaldırdım onu dayandı onu. İsnâd ettim yani yerden kaldırdım onu böyle. Duvara doğru dayadım. Böyle dayadım. Baygındı ya yüzünün üstüne kalmasın diye.
- 17:39
Dayadım onu. Tabi ile bu sefer çabuk ayılmadı. Uzun bir zaman geçti. Baygınlığı geçmedi. Uzun bir zaman onu duvara veya direğe neşe isnâd ettim. Dayandırdım. Sümme sonra efâka üçüncüden sonra ayıldı fekâle dedi. Hadde seni bana anlat. Yani adamlardaki etkilenme, mübareklerdeki tesirlenme. Sahabe-i kiramdaki Allah korkusu yani.
- 18:11
Bir de burada ahirete yakini iman. Yani biz de ahirete inanıyoruz. Cennet, cehennem var ama yani bir rüya gibi, bir şaka gibi mi geliyor nedir? Bugün ölenlere artık gerçek yüzünü gösterdi. Fakat biz hayattayız sanki hiç ölmeyeceğiz. O ölür ben ölmem falan. Aa niye ölmüş falan. Kanseriydi zaten ölecek.
- 18:31
Ha öyle mi zaten kanseriydi. Ölecekti falan. Neden ölmüş? Kalp krizi geçirmiş. Pıhtı atmış falan. Tamartı kalmış. Ha öyle mi? Hastaydı demek falan. Biz böyle yani illa bir bahaneler bularak, bir sebepleri araştırarak. Onu da şey de kendimizi tatmin ediyoruz. Ya sen öyle değilsin. Senin damarların açık falan mesela.
- 18:49
Sen ölmezsin o zaman. Yani onlar niye ölmüş? Hemen niyesini sormak bizim adetimiz olmuş. Niye adetimiz olmuş? Çünkü o sebebi sorarak, o sebep bende yoksa, bende yok ya ben niye öleyim? Halbuki Allah için sebep lazım değil yani. Sapa sağlam adam bir anda ölüyor. E bu sefer ölümü uzak gören adam ahireti de uzak görüyor.
- 19:13
Ahireti uzak gören adam telaşlanmıyor. Ne gereği var ki? Şimdi niye moralimi bozayım? Niye ki evimi kaçırayım? Bu kadar günahlar var, canımın istediği işler var, bilmem ne var. Devamlı böyle ağlarsak, bayılırsak yok kabir şöyle, mahşer böyle, cehennem şöyle. Hiç hayatımızı yaşamayız ya. Şeklinde kendi kendini avutarak, oyalandırarak ya sana daha ölmeyeceksin, senin daha vaktin
- 19:39
var falan, toparlarsın falan. Ya zaten senin çok iyiliklerin var, namazın var, abdestin var. Namaz, abdest olmayan da zaten sen iyi niyetlisin, iyi kalplisin falan. Herkese şeytan nefis bir şey bularak, senin bu kadar üzülmene, bayılmana, ayılmana bir lüzum yok diye telkin ediyor. Bu şeytanın vesveselerinden de.
- 19:59
Keşke ağlayabilsek, keşke bayılabilsek. Yani Allah korkusundan. Bayılmak zor iş, bayılmak nerede? Ağlamak bile ağlayamıyoruz. Etkilenmek, etkilenemiyoruz. Yani cehennem hadislerini, ayetlerini dinlerken bile millet gülebiliyor. Vaazda veya mezarlıkta adamı defnederken bile millet dünya işlerini konuşabiliyor.
- 20:23
Cep telefonunu hemen açıyor falan, oradan müşteriyi tutuyor, geliyorum diyor. Ya orada bir ölüm vakası var, gelmişsin cenaze, adam ahirete gitmiş, ameliyle baş başa çukuruna iniyor, bu adam daha dönemez, bu işleri toparlayıp telafi edemez. Yani gösteriş yaptıysa tövbe edemez. Hiçbir şey iade edemez.
- 20:41
Ne namazını iade, ne kaza edebilir. Yani borçları var, kulakları var, hepsi gitti bu adam yani. Dönüşü yok, gerisi yok. Bu adamın durumundan bile ibret almıyor. Orada bile cep telefonu, haii mezarlıklarda bile rastlıyoruz yani. Ve cenazeyi beklerken caminin avlularında milletin hareketlerine hele bir bak.
- 21:01
Hiç ölümden ibret alan hali midir yani? Adam zaten farz namaza girmiyor, namazı kılmıyor orada ya. Cenazeyi bekliyor orada. Onun için ya sahabe-i kiramdan zaten kıyas edilemez de durumumuz. Ama yani normal bir Müslüman da böyle yapmaz ya. Biz ne hepten anormal olmuşuz. İnsana bak, üç kere bayıldı ya.
- 21:25
Bir hadis anlatacak, üç kere bayılmadan anlatamadı yani. Bu neden? Ahirete imandan şüphesiz inanç yani, gözle görür gibi bir iman. Cehennem hak, benim buna atılma tehlikem var. Henüz bu tehlike benden geçmiş değil. Peygamber olmadığına göre kimsenin sonu garantisi yok. Hiçbirimiz masum değiliz. En büyük evliya olsa imansız ölme tehlikesi taşıyor.
- 21:47
Nasıl olacak o zaman? Korkmamak elde mi yani şimdi? Ben şöyle iyiyim, şöyle alimim, şöyle ömre yaptım, neyine güveniyorsun? Bu çok acayip bir hadis. Üçüncü kere ayıldı dedi. Haddeteni bana anlattı. Kim? Rasulullah'ı sallallahu aleyhi ve sellem. Allah Teala. Rasulü Allah'ın elçisi bana bildirdi. Buyurdu ki, innallâhe şüphesiz Allah tebâreke ve teâlâ bereketleri, hayırları çok
- 22:15
daim olan ve çok yüce olan Rabbimiz. Hizâkâne olduğu zaman, yevmül kıyameti, kıyamet günü, işte ölenin kıyameti kopmuş zaten. Senin için artık dünyada kaç, yüz sene kaldı kıyamet kopmasına sana ne? Senin dönüşün buraya yok ki artık öne doğru gidiyorsun. Ondan dolayı kıyametin kopmuş olur. Yani kıyamet peki iki yüz sene mi var, üç yüz sene mi var?
- 22:37
1437 değil, Hicri 2000'e ulaşabilir. Yani belki 4-500-600 sene de var. Yani 2000 dolabilir. İmam Rabbi Hazretlerinin de beyanı ve çile. Fakat sen birkaç gün içinde de ölebiliyorsun. Birkaç dakika içinde ölebilirsin. Sen artık burada senin payın yok yani. Bu kıyamet günü olduğu zaman olacak hadiseler.
- 22:59
Sen öldükten sonra başına gelecek demektir. Çünkü öldükten sonra düzeltemezsin. Düzeltemeyeceğine göre şu anı değerlendirmen gerekiyor yani. Şu sohbet yapıldıktan sonra varsa durumun bozuk, düzeltmeye bakacaksın. Bunun iki gün, üç gün sonrasına tehrin yok. Kıyamet kopmadı ki daha. Ya kıyamet, memmate vakat kıyamet, kıyamet.
- 23:20
Ölen kişinin kıyameti kopmuştur. Sana ne göklerden, sana ne yerlerden. Bir saniye vermiyorlar ki daha sana. Kıyamete çıkıyorsun artık. Burada işin kalmadı. Onun için kıyamet günü olduğu zaman denince yani öldüğün zaman, ölür ölmez senin için kıyamettir artık. Yenzili iner. Yani Allah-u Teala'nın fermanı iner.
- 23:41
Allah'ın şahzatı inmez, çıkmaz aşağı. Orada müteşabihat işte. İman-ı İslam İlmihali'nin başında hep bunları anlattık işte. Dolu misaller, hadislere izah getirdik orada. İman-ı İslam İlmihali kitabımızın ilk bölümünde müteşabihat başlığı var. Müteşabih ayetler ve hadislerin ehl-i sünnete göre açıklanması var.
- 24:01
O bayağı bir sayfa, 5-10 sayfadan fazla. Bu da onlardandır yani. Bu hadis gibiler. Hep orada misal verdik. Allah iner mi aşağı? Hükmü iner. Fermanı iner. Tecellisi iner. İle'l-ibadi kullara. Hüküm vermek için. Beyne'vüm aralarında. Yani hak sahiplerinin haklarını alacak. Hükümler verecek. Kim cennetlik, kim cehennemlik.
- 24:27
Bunların hükmünü. Mahkeme-i kübra diyoruz. Mahkeme-i kübra ne demek? En büyük mahkeme. Yani buradaki öyle yüce divan. Yüce divan hikaye yani. Yüce divan zaten de hikaye zaten. Adamı aklamak için operasyon yaparlar. Hiç yüce divanda da bir ceza alanı görmedim. Yaşımda çok yok ama hepsi de aklandı yani.
- 24:47
Yüce divan orada. Mahkeme-i kübra en büyük mahkeme. Allah hüküm vermek için fermanı iner. Ve kulli ümmetin, bütün ümmetler Çocukları işte, o da Şiş Ali Selam, işte Nuh Ali Selam, Musa, İbrahim Ali Selam, bütün peygamberleri, 224 bin peygamber. Her birinin ümmeti var. Kiminin bir iki var, kiminin beş on var, kiminin çok var.
- 25:12
Ondan sonra bir de kafirler var zaten, münafıklar var, onları sayma. Hepsi ama bunun içinde. Bütün ümmetler casiyetin dizüstü çökmüş böyle, Allah'ın hükmünü bekliyor. Çıt çıkartmak yok. Milyarlarca insanlar cinlerle beraber, belki de trilyonlar, cinler insanlardan fazladır. Onlar da mükellef olduğu için onların da hesabı var.
- 25:38
Meleklerin hesabı yok, melekler mükellef değil. Ama meleklerin ödü kopuyor zaten orada, onların da ödü kopuyor. Bütün ümmetler dizüstü çökmüş, ayet-i kerimede casiye dizüstü çökmüş. Zaten Kur'an-ı Kerim'de casiye suresi var. Ve telâ kulli ümmetin casiye. Yani her bir ümmeti Habibim göreceksin, dizüstü çökmüş vaziyette böyle,
- 26:02
hakkımızda ne karar verilecek diye korku içerisinde bekliyorlar. Kulli ümmetin tülâ ilâ kitâbi. Her ümmet kitabına çağrılacak yani. Herkes amel defteriniz bu diye tek tek al eline bakalım, oku bakalım. Bugün dünyada neler yapmıştıysanız onların karşılığını göreceksiniz, denecek, kitapları verilecek.
- 26:28
Bu bizim kitabımız sizin hakkınızda hak ile hükmedecek. Yani Mevla bir sana kendi amel defterini verecek. Bir de kendi kitabını, Kur'an'ını, hangi ümmete hangi kitap, evvelce de gönderdiği sayfeler var, kitaplar var. O kitapla onu mukase edecek. İşte sen bununla mükelleftin, ne yaptın ne yapmadın kitabına göre senin burada şey çıkacak.
- 26:50
Fezleken muhaseben çıkacak. Hakkında hüküm kesinleşecek. Ne zor bir şey ya. Siz dünyada bir şeyler yapıyordunuz da biz onları bilmiyorduk mu sanıyordunuz? Diyeceğiz diyor o gün. Biz sizin bütün yaptıklarınızı yazıyorduk, yazdırıyorduk, kopyalıyorduk, meleklere kopya aldırıyorduk, şahit tutuyorduk. Şimdiki de önünüze çıkarttık.
- 27:18
İşte bu durum söz konusu olduğu vakitte kitaplar dağıtılıyor yani amel defterleri. Fevvelü men. O kimselerin ilki ki yed'u. Yani Allah-u Teala davet edecek. Bihi onu. Allah-u Teala'nın davet edeceği ilk kul. Yani burada dizüstü çökmek manası ben verdim. Çünkü öyle esasıdır. Bazıları da parmak uçlarının üzerinde ayakta dikilmişler manası verende olmuş.
- 27:57
Fakat kelimenin lügat manası dizüstü çökmektir. Kur'an-ı Kerim'de de öyle geçiyor. Artık bazı hallerde diyoruz ya 70 bin, 50 bin sene sürecek. Yine aslan yere düşmez. Yani adam oturacak yer yok. Kıyamet günündeki haller, ayet-i kerimelerde ve hadis-i şeriflerde birkaç şekilde geçtiği zaman tezat gibi görülmemesi lazım.
- 28:18
Çünkü 50 bin sene olduğu için bazen öyle oluyor, bazen böyle de oluyor. Parmak ucuna dikildiği de var, dizüstü çöktüğü de var. Bu bir genel kaidedir. Yani kıyamette mesela onlar konuşamazlar diyor, öbür ayette de konuşurlar diyor.
- 28:32
Şimdi orada konuşamadıkları bir merhale geçer. Bir de cevap verdikleri bir yere gelirler. Şimdi bunları, bunlar birbirine zıt düşüyor diye anlamamak lazım. Yine anlamak lazım 50 bin sene sürdüğü için farklı haller çıkacak. Farklı tavırlar çıkacak. Allah-u Teala'nın ilk çağırdığı, hesap için, ilk çağırdığı kul, yed'u bihi ama yud'a bihi de var.
- 28:59
Yani o zaman yud'a çağrılacak, bihi kendisi. İlk çağrılacak olan kimdir? Raculün bir adam. Şimdi burada bu kadar münafık var, kafir var, firavunlar var, nemrutlar var falan. Onlara bir şey yok. Zaten başlamamış, zaten onların hesabı belli de. İlk çağrılacak raculün bir adam, cema, cem etmiş el-Kur'an'e, Kur'an'ı cem etmiş.
- 29:22
Yani hafız. Kur'an'ı yıkmış su gibi ezbere biliyor. Bu adam ilk bunun hesabını görmeye çağrılacak. Ve raculün bir adam kutile öldürülmüş, şehit olmuş yani. Görünüşte şehit olmuş. Fise bilillahi Allah yolunda öldürülmüş. Cihatta yani hakikaten böyle fuzuli bir yerde değil. Allah yolunda, Allah için harbe gidilmiş.
- 29:40
Gazaya gidilmiş. Orada öldürülmüş. Ve raculün bir adam da çağrılacak. O da malı çok, hayrı çok, hasenatı bol. Bu üç kişi çağrılıyor. Şu, şu, şu gelsin. Burada vasıf mühim yani. Bu vasıfta olanlar demektir. Müşahhas adamın adı belli değil yani. Ahmet, Mehmet denmiyor. Bu vasıfta olanlar çağrılacak. Fekul buyuracak.
- 30:05
Kim Allah'ı Allah-u Teala Hazretleri. Kime l-ilkari, Kur'an'ı iyi okuyana. Böyle talim, tecvid, hafızlık. Belki de aşere biliyor. Takrib, tayyibe, vücuhat. On kıraatı belki de biliyor yani. On değişik vecih var. Hepsini bilmiş, yutmuş yani. Ona diyecek. Elemüallim, öğretmedim mi ki sana? Mâ uşeyke enzeltu indirdim alâ rasûli.
- 30:30
Rasûlüme, peygamberime indirdiğim Kur'an'ı ben sana öğretmedim mi? Sana hafızlık vermedim mi? Kale bu diyecek. Bela ya Rabbi. Verdin ya Rabbi, vermez olur musun? Kale Mevla buyuracak. Femâzeha peki ne şeyi? Amilte, amel ettin, işledin. Fîma, o şeyler arasındaki alimte bildin. Yani bildiğin şeyler, ayetler mesela.
- 30:52
6666 ayet. Bunca bildiğin ayetler içerisinde ne amel ettin sen? Benim için ne yaptın diyorum. Bu kadar sana nimet vermişim, ilim vermişim. Hafızlık vermişim. Kale o adam diyecek. Muhafız. Kain oluyordum. Yani namaz kılıyordum. Namazda kıyama duruyordum ayakta. O senin indirdiğin Kur'an ile ezbere bildiğim için mesela yüzlerce okuyordum.
- 31:22
Gecenin saatlerinde, gündüzün saatlerinde, kuşlukta, öğlende, günde, gece vakti, akşam yatsı, teheccüd namazı okuyorum Yasin'le kılıyorum mesela şimdi. Herkes Yasin'i ezbere nasıl okusun namazda? Tebareke herkes okuyamaz ki namazda. Yüzüne zor okuyor millet. Yani bu hafız olanın, fazla bilenin tabii ki nesi var?
- 31:46
Böyle avantajları var. Millet gerçi pat kötü hafızlar da hızlı kılıyor şimdi ama bu adam diyor ki ben gece gündüz saatlerinde senin Resulüne indirdiğin Kur'an ile kain idim. Ne demek kain idim? Musalli idim, namaz kılıyordum, kıyamda duruyordum, devamlı zikir yapıyordum, ibadet yapıyordum. Kur'an'ı ihmal etmiyordum yani.
- 32:11
Kur'an'dan gafil değildim ben. Hep Kur'an ile meşguldüm yani. Feekulü buyur Allah Azze ve Celle. Aziz ve Celle olan Allah. Lehu ona. Şimdi bu adamın ne denmesi beklenir? Maşallah sana mübarek adam. Hadi git cennete denmesi beklenecek bir durumda. Bu adam hem Kur'an'ı iyi biliyor, sabah akşam Kur'an ile kain oluyor.
- 32:33
Bu adama ne denecek? Beklenirken Allah-u Teala buyuruyor ona git. Kezepte. Yalan söyledin. Şimdi yalan söyledin deyince hafız değildin manasında değil. Kur'an ile kain olmadın manasında değil. Gece gündüz saatlerinde namaz kılmadın, Kur'an okumadın. Yani o adam dedi böyle yaptım. Ona yalan söylüyorsun deyince yani sen bunları yapmadın manasında değil.
- 32:58
Yalan söyledin. Ve tekulü der el melaketü. Melekler lehu ona. Şimdi melekler adamın kalbini bilmez. Adamın niyetini bilmez. Melekler adamın dışına bakar. Ne kıldıysa, ne yaptıysa onu yazar. E şimdi melekler de Allah-u Teala yalan söyledin buyurunca melekler de ona derler ki kezepte. Yalan söyledin. Çünkü melekler Mevla'dan sonra ancak karar verebiliyorlar.
- 33:25
Defterde çünkü adamın hafız olduğu ve gece gündüz saatlerinde Kur'an okuduğu ve namazlarda uzun kıraat yaptığı gözüküyor defterde. Meleğin gördüğü defter öyle. O deftere göre yalancı değil adam. Ama Allah-u Teala kalbine göre muamele ediyor. İhlas babındayız ya, riya konularını konuşuyoruz. Gösteriş yaptığı için yalan söyledin.
- 33:47
Melekler de diyor yalan söyledin. E biz Allah'a mı inanacağız, sana mı inanacağız? Melekler Allah-u Teala'ya bağlı. Sen yalan söyledin. Ve yekûlû buyurur Allah Allah'tan. Bel, bilakis yani sen bu ilme sahipsin ama ben sana sordum ne amel ettin? Yani bildiklerinle, bildiklerinden hangisiyle amel ettin?
- 34:11
Yani ne demek benim için ne yaptın? Benim için. Sen dedin ki şunu yaptım, şunu yaptım. Hayır. Bel hayır. Erette sen istedin en yukâlet denilsin. Ne denilsin? Fulanun falan adam kâri'un. Ya bu ne güzel okuyor. Talimi tecvidi ne güzel. Kıraatı ne güzel. Ne kadar hafızlı, kuvvetli. Hatimle kıldırıyor. E gece kaç yüz kendi okuyabiliyor falan filan.
- 34:36
Sen de be giderekten mi yaptın? Teheccüd kıldığını da anlattın sağa sola şöyle. Ben bir yüz, iki yüz okurum. Ya sen ne kadar okuyorsun falan. Bir havalar attın millete falan. Sen böyle denilsin istedin. Ve katkıyla muhakkak denildi. Zalike bu denildi. Senin benden alacağın kalmadı. Senin derdin buydu.
- 34:54
Sana da bu denildi. Alacak verecek yok. Öteştik. Senin niyetin neymiş falanca çok güzel kıraat yapar. Bu duruma düşme tehlikesi hafızlar için geçerli. Kur'an'ı güzel kıraat, hafız olmaz. Ama kıraatı güzel olanlar var. Bunlar için geçerli. Çok tehlikeli bir hal. Gösteriş. Ve yükten sonra getirilir bir sahibil mâli.
- 35:20
Mal sahibi zengin adam. Çağırın gelsin. Buyur Allah'u Teala. Genişlik yapmadın mı? Aleyke sana. Yani sana çok mal verdim. Neyse tarla verdim, para verdim. İmkanlar verdim sana. Bırakmadım keseni. Tehtacı muhtacı olasın. Kime ilah edin? Herhangi bir kişiye muhtaç olamayacak durum bırakmadım. Kendi başına yaşadın, yedin, içtin, yedirdin, içirdin.
- 36:01
Yani kimseden bir şey almaya da lüzumun yoktu. Zengin idin. Öyle mi? Kale diyecek o adam. Bela ya Rabbi. Evet ya Rabbi. Sen buyurduğun gibidir. Sen bana nimetler çok geniş ihsan ettin. Kale Mevla buyurur. Maziha peki ne şeyi? Amilte işledin. Fima. O şeylerdeki mallarda, mülklerdeki. Aa tehtü ben verdim.
- 36:26
Kesana. Ben sana bu kadar verdiğim mallarda ne işledin? Ne işledin ne demek? Ne işlediğinin manası neymiş? Benim için. Li. Onu anlamak lazım. Burada ibarete geçmiyor. Yani ne amel ettin derken? Görünüşte amel etti. Fakirlere verdi. Akrabaya verdi. Yedirdi, içirdi. Borcunu ödedi falan. Ama burada lisi mahsuf yani.
- 36:51
Sen benim için, li benim için. Benim için ne amel? Muklisan li. Yani muklisan halis kılarak, yaptığın işi halis kılarak, taksit ederek li bana demektir. Burada ibarete o yok. Ama manadan anlaşılıyor. Çünkü ne amel ettin? Adam da diyor şu amel ettim. E Mevla da buyuruyor ki yalan söyledin. E şimdi bu adam hakikaten bu ameli etmiş.
- 37:13
Defterde de melekler görüyor. Bu yalancı olmuyor ki esasen. Ama Mevla'nın sorgusundaki maksadı ne? Benim için ne amel ettin? Bana karşı, benim için. Yani bana diye çıkarabileceğin bir amelin var mı? Sırf bana ait olmuş. Ortak yok. O görsün, bu beğensin, o desin. Yok. Sırf benim için. Gali adam dedi ki kuntü ben idim esilü.
- 37:36
Vas dediyordum ben rahime. Rahimi yani anne rahiminden gelen akraba ve teallukat. Anne rahiminde beraber olduğunların var. Kim onlar? İşte kardeşlerin oluyor. Senin annenin rahimindekiler senin kardeşlerin oluyor. Annenin annesinin rahimindekiler senin teyzelerin, dayıların oluyor. Babanın annesinin rahiminde birleşenler halaların, amcaların oluyor.
- 38:06
Böyle böyle rahim bu demek yani. Bunların hepsi seninle müteallik. Çünkü amcanla baban aynı rahimdeydi. Şimdi ben sıla-i rahim yapıyordum. Yani akrabamı arıyordum, soruyordum. Sıla-i rahim kardeşlerim, işte erkek kardeşim, kız kardeşim fakir mi düşmüş? Efendim dul mu kalmış? Yoksa babamın, amcamın halası, teyzesi falan.
- 38:31
Hepsini arıyordum. Dayılar, teyzeler, halalar, amcalar. Bunları hep nasılsınız, iyi misiniz? İşte arıyordum, gidiyordum, geliyordum. Sadaka veriyordum, muhtaçlar var akrabasında, herkesin çıkar. Onlara bağış yapıyordum, hayır yapıyordum. Yani bunlar var defterinde, bunları yapıyorum. Yalan söyledin.
- 38:55
Çünkü ben sana ne yaptığını soruyorum, benim için ne yaptığını soruyorum. Sen diyorsun ki şunları yapıyorum. E benim için değil. Yalan söyledin. Onlar da melekler, orada hesap gören melekler. Yalan söyledin. O zaman Allah-u Teala buyurur.
- 39:18
Ne denilsin, fulanın falan adam, cevadın. Çok cömerttir. Bütün akraba konuşsun, köydekiler konuşsun, memlekettekiler konuşsun. Öyle, eskiden küçük yerler zaten cömertler. Bellidir, para çok verenler, herkes ağ olur, ağın eli tutulmaz. Adama ağ derler. Bu adam tam ağ paşa yani böyle. Ne cömert adam denilsin istedin.
- 39:40
Fakat kıyla muhakkak denildi. Bu da denildi yani. Sen şimdi benim için ne yaptığını soruyorum. Sen şu kadar sadaka verdim diyorsun. Peki sen denilsin diye niyet etmişsin. Bu da denildi. Bu benim için ne kaldı? Sen ortak konuşuyorsun bana. Bu üçüncüsü de hepten acayip.
- 40:04
Allah onu da öldürmüş ya. Harbe gitmiş, cihata gitmiş. Belki İstanbul'un fethinde adam. Fatih Sultan'ın ordusunda yani. Olamaz mı? Kıbrıs'ta Allah için gidildi mesela oradaki Müslüman Türkler kurtarılmak için gidildi. Kıbrıs çıkartması oldu daha yakın tarihte bile. Bu şekilde orada öldürülmüş. Yani kafirler tarafında.
- 40:35
Allah-u Teala ona der. Ne şey hakkında kütülde öldürüldün? Sen ne uğurda öldürüldün? O der ki ey Rabbim. Sen emrettin cihat etmemizi. Senin yolunda. Ben de Müslümanların komutanıyla, Müslümanların ordusuyla cihata katıldım ve savaştım. Hatta kütüldü ve o yolda öldürüldüm ben. Kafirler tarafından öldürüldüm.
- 41:05
Cihatta meşru senin yoluna çıktım ben. Fekulullah Allah-u Teala buyuruyor ona. Kezep de. Yalan söyledin. Niye? Sen diyorsun ki Allah yolunda. Yani sen orada halkta öldürüldün. Doğru söylüyorsun. Ama Allah yolunda demende yalan söyledin. Çünkü Allah yolunda olması için Allah için olması lazımdı. Şu beğensin, bu cesur desin düşünmemen gerekirdi.
- 41:33
Senin niyetin bu değildi. O zaman sen yalan söyledin. Ötekulülmelaketü melekler de der ki kezep de. Yalan söyledin. Allah-u Teala senin kalbini, niyetini senden iyi biliyor. Kimi kandırıyorsun derler. Fekulullah Allah-u Teala buyurur. Bel bilakis heratte sen istedin en yukarı denilsin. Ne denilsin? Falanı falan adam.
- 41:54
Senin için yani. Falanca kişi. Ceriün. Cüretlidir, cesaretlidir, şecaatlidir. Herkes dururken. Evvela bu daldı gitti. Millet korkuyordu. Diğer askerler falan. Bu hiç. Korku nedir bilmez falan. Sen bunun denilmesini istedin. Fakat kıyla muhakkak denildi. Zaten bu da denildi.
- 42:14
Şimdi hepimizin böyle yaptığımız işler var. Kendimize göre bir amellerimiz var yani. Burada Allah için mi yapıyoruz? Gösteriş mi katıştırıyoruz? İşitsinler, beğensinler. Milletin gördüğünde sevinmek. Millet görmezse, o iş duyulmazsa, üzülmek. Ya yaptık ama boşa mı gitti falan haşa. Ya Allah için yapıyorsun hala diyorsun ki boşa mı gitti.
- 42:36
Niye ki millet duymamış. Ya sen ihlas nedir ya? İhlas nedir? Sen kimin uğrunda yapıyorsun? Diyorsun ki Allah için. Rızan lillah. Allah rızası için diyorsun. E bunu dedikten sonra da o duymuş duymamış nasıl düşünürsün? Bunu düşündüğün anda ihlası bozdun ya. Çünkü senin rızası için yaptığın zat gördü.
- 42:57
Kesin gördü. E şüphen varsa zaten kafir olursun Allah gördü mü acaba dersen. E madem Müslümansın Allah kesin gördü. Ve bildi. Buna inanman lazım Müslüman olanın. E buna inanan adam niye başkası görmedi diye üzülüyor? Maalesef bizde bu arızalar mevcut yani. Herkesin kendine göre.
- 43:17
Hacısına, hocasına, hafızına, şehidine, gazisine, zenginine, para verenine, hayırın sahibine, hepsine dokunuyor bu hadis-i şerif. Herkese. Herkese. Tümme darabe sonra vurdu kim? Resulullah'ı sallallahu aleyhi ve sellem. Resulullah vurdu ala rükbeteyye. Benim iki dizime vurdu diyor.
- 43:37
Ebu Hurayre diyor ki bu evde diyor Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile benden başkası yoktu. Sadece bu hadisi bana anlattı. Ondan sonra hadisi bitirdi diyor. İki dizime şöyle bir vurdu diyor dizlerime. Mübarek eliyle dizlerime vurdu. Fekale buyurdu. Ya be Hurayre de. Ebu Hurayre. Bu üç kişiyi anlattım ya sana.
- 43:58
Bu belli bir şahıs değil ha. Adı Ahmetoğlu Mehmet değil bu. Bu üç vasfın sahipleri. Bu üç vasfın sahipleri belki binlerce çıkacak. Allah'ın kulları içinde Adem Aleyhisselam'dan son insana kadar. Bu üç vasıfta yani bulunan bu üç kişi var ya. Allah'ın mahlukatını yarattıklarının ilki olacaklar. Ki tüse aru, tüse aru da olur.
- 44:25
Kızdırılacak, tutuşturulacak. Kıyamet günü cehennem ateşine ilk atılacak. Ve cehenneme ilk çıra olacak. Ve cehennemin ilk tutuşturulacağı tutturak derdi. Cehennemin ilk tutturakları bu üç kişi olacak. Yani Firavun duruyor, Nemrut duruyor, Karun duruyor. E sen zaten yerin belli diyor. Hesabı görürken diyor.
- 44:59
Çünkü evvela bu gösteriş yapıp da Allah için yaptım deyip de milleti kandırıyor, kendini kandırıyor, beni de kandıracağını zannediyor. Onun için bunlar ilk olarak atılmayı hak ediyor. Bu tehlike senin benim hakkımda var. Kafirlerden evvel belki de bu vasıfta olanlardan, bizden demeyelim, kendimize yakıştırmayalım inşallah Allah'a karşı,
- 45:23
hüsnüzan üzere olalım inşallah biz onlardan olmayız diye tabi niyaz edelim. Niye kendimizi o kötü durumda kesinleştirelim? Kesinleştiremeyiz. Korkacağız ama Allah'ımıza güveniyoruz. Bizim niyetimiz Allah içindir hakikaten. Yani bir sabah namazına kalkıyorsun, zor iş yani kimsenin görmediği, bir saatte uyusan, kimsede namaz kıldın kılmadın soracak kimse de yok.
- 45:46
E sen orada uykunu feda ediyorsun falan bunlar Allah için yapılacak şeyler hakikaten. Riya girmemesi lazım. İlk bunlarla cehennem tutuşturacak deyince Ebu Ureyre de hadis hafızı ya, hadisler ezberliyor ya, acaba ben de böyle derim Allah'a ki yarın ne yaptın ne amel ettin, derim ki Ya Rabbi ben işte Resulünden hadisleri işittim millete anlattım falan filan senin rızan için
- 46:12
Mevla ya derse bana ki yalan söyledin, sen de ne kadar hafızası kuvvetli, ne kadar efendim takva sahibi Resulullah'ın sahabisi falan diye beni methetsinler istedim belki diye korkuyor. Korktuğu için üç kere bayılıyor ve ayılınca ancak bu hadis-i şerifi nakledebiliyor. Bu hadisin ikravisi Ebu Osman el-Medini anlatıyor şimdi, hadis bitti.
- 46:45
Hukbe bana bildirdi diyor. Hukbe'ye de kim bildirmişti? Şüfey el-Espahi. Enne Şüfeyyen, Şüfey Hazretleri yani Ebu Ureyre'den duyan, yanına girdim de bana bir hadis ne olur anlat dedim diyen Şüfey. Bu zat Hüvellezî o kimsedir ki dekhele girdi alâ Muaviyye'de. Bir gün Muaviyye R.A. tabi müminin emiriyken onun yanına girmiş ve haber vermiş ona bir hadise.
- 47:09
Bu hadisi o da ben Ebu Ureyre'den duydum diye Hz. Muaviyye'yi çünkü sahabede hep birbirinden nasıl duyacak? O günkü imkanlar şartlar dağında Ebu Ureyre binlerce belki de on binden fazla hadisi vaat etmiştir. Belki bize ulaşan beş bin küsürdür. Belki de on bin, yirmi bin hadisi nakletmiştir. Fazlası da vardır.
- 47:26
Hepsi kitaplara da dahil olmuyor. Kitaplara girmeyen de var. Hz. Muaviyye bunu duymamış. Zaten Ebu Ureyre diyor ki ben diyor bir tek ben duydum diyor zaten. Şüfeyi R.A. da o anlattı ya. O da gitti bunu Hz. Muaviyye'ye anlattı. Kale Ebu Osman, bu ikravi Ebu Osman R.A. diyor. Ve haddeseni bana anlat el alâ übnü ebi hakim alâ übnü ebi hakim anlattı ki ennehu kendisi kâne imiş,
- 47:56
seyyâfen, kılıç bakımcısıymış. Kılıçlarına hazırlıyormuş. Muaviyye R.A.'nın kılıçlarının bakımıyla görevli muazzaf kişiymiş. Kale o anlatıyor. Feth-i kale girdi aleyhi Muaviyye'nin yanına R.A. racülüm bir adam. İşte o şüfeyi olacak. Feekbara bildirdi ona bihaza. Bu hadisi ona nakletti. Ebu Ureyre'den böyle işittim.
- 48:21
Ebu Ureyre'den kimden işitti? Rasulullah'tan işitti. Sallallahu teala aleyhi ve sellem. R.A.'nın sahabeti ecma'in. Ben diyor o Hz. Muaviyye'nin kılıçlarına bakan bir gün yanındaydım diyor. Bir adam yanına girdi diyor. Bu hadisi Hz. Muaviyye'ye okudu diyor. Hz. Muaviyye yanına girdi. Bu hadisi anlattı.
- 48:41
Fekale dedi Muaviyye diyor. Muaviyye R.A. dedi Gadfu'ile. Gerçekten yapıldı biha-ulâ-i. Bu kişilere haza bu muamele. Yahu Allah yolunda öldürülmüş bir adama demek mahşerde böyle yapılacak. Rasulullah Efendimiz mahşeri Mevla bildiriyor ona. Mahşerde ne olacağını şimdiden anlatıyor ona. E peki şimdi Allah yolunda canını vermiş adam canını.
- 49:03
Candan ötene kalmış. Canını vermiş adam. Görünüşte. Bu adama böyle yapıldı. İlk cehennem bununla tutuşturuluyor. Öbürü malını vermiş. Kolay bir şey değil. İki kuruş para verirken elimiz titriyor yani. Mallarını hep dağıtmış Allah yoluna. Görünüşte. Bu adam cehenneme ilk atılan oluyor. Öbürü hafız Kur'an'ı ezberlemiş yutmuş sabah akşam namaz namaz namaz kıraat uzun kıraatler.
- 49:28
Bu adam öyle okumuş okutmuş neyse. Bu da cehenneme ilk atılan oluyor. Ateş bununla yakılıyor, tutuşturuluyor. Bunlara bu yapıldıysa diyor Muaviye Hazretleri. Peki efendim ya nasıl yapılır bilmem o kimselere ki bakıya kaldı minennas. İnsanlardan geri kalanına ne yapılacak o zaman? O zaman onlara delik deşik edilecek.
- 49:50
Hiçbir amelin sana kalmaz. Çünkü Allah için yapmış mısın, yapmamış mısın? Sünme sonra böyle dedikten sonra beka ağladı Muaviye'ye. Muaviye aradı yalan ağladı. Şimdi Hazreti Muaviye'den bahsediyorsun. Tabi ki Hazreti Ali Efendimizin tırnağı etmez. O ayrı bir şey. Ama biz de onun tırnağı etmeyiz. Burada bir meratip vardır.
- 50:10
Bu mertebelere göre Hazreti Muaviye sahabenin en ednasından da değildir. Orta seviyede bir sahabenin orta seviyesi var bir de edna seviyesi var. Fıkıhta ve elimde fakıhtır. İbni Abbas 13'ünün derdi ki fıkıhı çok iyi bilir Muaviye derdi. Normal sahabe de değil. Tabi ki Hazreti Ali ile biz dent tutmuyoruz onu.
- 50:31
Hazreti Hasan ile Hüseyin ile tabi eş tutmayız. Hasan Hüseyin de sahabe olduğu için. Onlar Efendimizin parçalar, ehli beyt, başımızın tacı. Ama bu da mübarek adam işte. Sahabe böyle insanlar diyorum sana. Başta da ağladı bu kahin ağlamaklık oldu. Şediden o kadar şiddetli ağladı ağladı. Allah korkusu olmasa, takva olmasa bu kadar ağlar mı bu hadisten ya?
- 50:55
Hatta zanenle. Neticede biz zannettik. Herhalde ölecek dedik diyor. Yanındakilere baktık kendinden yani kendini kaybetti. Kendi kaybetti diyorduk biz bu ayılamaz daha bu vaziyette ölür gider. Nasıl Allah'tan korkuyorlar? Nasıl ahirette? Hazreti Muaviye emirul mü'minin dünyanın kralı o zaman yani. Devletin ne için?
- 51:16
Devlet zaten İslam devleti bütün dünyaya sarılmış. Maddi imkanlar her şey elinde. Bu niye ağlasın bu kadar? Yani dünyalık bir şey düşünen böyle ağlar mı? Niye biz ağlayamıyoruz bu hadisi duyduk şimdi? Ben anlatıyorum niye bir damla gözcüğümden yaş çıkmıyor? Sen dinliyorsun nasıl hiç ağlamıyorsun bayılmıyorsun mesela?
- 51:35
Etkilenmek bu kadar da onun için. Hazreti Muaviye niye ağlıyor da ölecek duruma gelmiş? Bu insanlardaki Allah korkusu sahabede farklıdır. Onun için hayrettin karamadı. Ben sevmiyorum beğemiyorum. Sen kimsin? Allah'tan bu kadar korkan insanlar hakkında sen nasıl konuşuyorsun? Ve kulna biz dedik ki gaccae muhakkak geldi ne yapıcaz hazer racul bu adam
- 51:56
yani bu şüfey denen kişi geldi bize bir şerrin. Şerle geldi yani bu adamlar ne şer getirdi bize ya. Geldi halife. Halife ölecek. Bir hadis anlattı. Halife helak ol. Yani ne anlatıyorsun arkadaş böyle şey? Veyahut da sana mı sordular falan? Biz diyor aramızda konuştuk diyor. Bu adam niye böyle yaptı geldi ne anlattı buna ya?
- 52:21
Halbuki bu hadisi anlattı. Başka bir şey anlatmadı yani. Sümme efaka sonra ayıldı muaviyetü. Bak hani Ebû Rere gibi. O da baygınlaşmış. Sonra ayıldı. Ve mesela Hac Sıvazlat sildi amveci yüzünü böyle yaptı. Ve kale dedi. Sadakallahu ve rasuluhu. Allah ve Rasulü doğru söyledi. Ayetler, hadisler doğru söylüyor.
- 52:43
Yani hem bu hadise iman ettim dedi. Zaten iman etti ama ne biçim iman etti ki ölecekti az daha yani. Sonra da ayet okudu. Bu ayet-i kerimeden de diyor bu hadisin doğruluğu anlaşılıyor. Ne kadar alim. Hemen ayetten de oraya bağlantı kurdu. Ne buyuruyor Rabbimiz? Hud Suresinin 15 ve 16. ayet-i kerimelerinde.
- 53:03
Men kâne yurîdül hayâted dünyâ ve zînettehâ Her kim dünya hayatını ve süslerini istiyorsa Yani namaz kılıyor. Oruç tutuyor. Hacca gidiyor. Ümreye gidiyor. Zekat veriyor. Hayır yapıyor. Ders okutuyor. Vaaz ediyor. Cihad'a gidiyor. Şehit düşüyor. Gazi oluyor. Fakat burada maksadı eğer dünyanın ve zînetinin tahsiliyse Yani dünyayı elde etmek.
- 53:30
İşte adamlar beğensinler diye. Görsünler diye. İşitsinler. E millet de senin hakkında lehinde böyle konuşunca. Senin namın şanın yürüyünce falan. Sen de seviniyorsan buradan bir metalanıyorsun yani bir. Zevk alıyorsun bundan. O zaman ne oldu? Sen dünyalık istiyorsun. Dünyada itibar istiyorsun. Herkesin hürmetini istiyorsun.
- 53:51
Elini öpsünler. Önünü değilsinler falan. Aaa! Sayın gazim işte. Muhterem gazim falan. Kıymetli hocam. Hafızım falan. Sen istiyorsun. Dünyada itibar. Öyleyse nüveffi. Bolca veririz ileyim onlara. Yaptıklarının karşılıklarını fiha dünyada. Ve onlar fiha dünyada. Hiç eksik bir şeyle karşılaşmazlar. Yani namlarını yürütürüz.
- 54:18
Şanlarını yürütürüz. Dünyada herkese onlar için ne büyük hafız. Ne güzel kari. Ne mübarek şehit. Arkasından. Onu duyamıyor da öldü gitti ama. Ondan sonra. Bu adam ne cömert. Ne kadar hayır sahibi ya. Falan. Bu karşılığı bu oluyor. O karşılığını hiç eksik etmem diyor. Milleti tam konuştururum diyor yani.
- 54:41
O da bayılır diyor böyle. Havalanır şişer. Alacağı dünyada biter. Ülaikellezine leyseluhum filahıreti. Ülaike işte onlar ellezine o kimselerdir ki. Leyseluhum onlar için yoktur. Filahıreti ahirette. E şimdi bu adam. Namaz abdest bu kadar hayır yaptı. Ahirette de karşılığını görecekti. Ahirette onlar için yoktur.
- 55:05
İlle nar ancak ateş var. Bu ayet. Bak hadisle nasıl uydu diyor. Hz.Muaviye ayet. Allah doğru buyurmuş. Bak bu ayet de aynı manada diyor. Ahirette karşılıkları ancak ateş olacak. Vehabita boşa gitti. Ma o şeyleki sani'u yaptılar fiha. Dünyada yaptıkları. Ahirette boşa gitti. Namaz Allah için çıkmadı.
- 55:29
Oruç Allah için çıkmadı. Cömertlik Allah için çıkmadı. Şehitlik Allah için çıkmadı. Niyet Allah için olmadığından boşa gitti. Ve batılün. Batıldır. Batıl tükçeleşmiş artık. Ziyan oldu. Boşa gitti. Ma o şeyleki kani'u idiler. Ya melun. Neler yapmaktaysalar. Yani sabaha kadar teheccüd kılıyor ya. 50 sene, 60 sene, 70 sene ibadet yapan adam var.
- 55:53
Takva üzere. Görüntü bu. Ama meğer niyeti desinlermiş ya. Ne kadar da zahmetli iş değil mi ya? Uykusuz kalıyor. Yorgun kalıyor. Açsız kalıyor. Parası gidiyor. Yani bunlar kolay işler de değil. Ama gösteriş öyle bir şey ki, işitsinler, beğensinler duygusu öyle bir şey ki, adam nam olsun kar olmasın hesabı.
- 56:15
Her türlü zahmete girer. Yeter ki desinler. Ya bu kadar enayilik havanaklık olur mu? Bunun demesinden ne kar var ya? Ahirette boşa gitti. E dünyadaki demesi havaya gitti. Dedi ya havaya. Ne cömert adam ya. Havaya gitti ya. Cebine ne girdi ya? Defterine ne yazıldı bunda? Onun için yaptıkları boşa gidenlerden olmamak için illa ihlasın yolunu bulmak lazım.
- 56:45
İhlasın yolu tarikattan geçer. Tasavvuftan geçer. Allah'ı çok zikretmekten geçer. Şeratın 3 temeli var. İlim, amel, ihlas. İlim bilmektir. Hocalardan dinlemekle, kitaplardan okumakla kazanılır. Amel tatbik etmektir. İnsan okuduğu, bildiği şeyleri kendi başına da tatbik edebilir. Ama ihlas Allah'ın sırrıdır.
- 57:05
Yaptığını sırf Allah için yapmak için kalbinde Allah'tan gayri masiva kalmaması lazım. Kalmaması için operasyon yapıp, kalbi tasfiye ve tezkiye etmek lazım. Bunun için de zikirle meşgul olmak lazım. Bu zikirde kendi kafana göre olmaz. Bir mürşide intisa bile manevi yolun yöntemlerini öğrenerek, huzur üzere, rabıta üzere, murakabe üzere.
- 57:27
Bak burada meseleler var. İhlası kazandın mı, daha kim görmüş, kim görmemiş, arkada kim varmış, önde kim varmış, hiç senin umurunda olmaz. Çünkü sen sırf Mevla ile olursun. İhlas, kazanmayanın sonu olur iflas. El cebi boş gider ahirete. Onun için amel çokluğuna itibar yoktur. Kulundan Halik hoşlanmayınca, Yaratan seviyorsa, hoşlandıysa, ameline itibarı var.
- 57:54
Yoksa çok amelle gitmişsin ahirete. Niyet ne? Benim için ne yaptın diyorsun. Ne yaptın demiyor ki. Benim için ne yaptın. Onun için mutlaka şu ihlası temin. Sohbetlere devam. Bu hadis-i şerifleri dinlemenin çok faydası var. Hiç bak böyle bir şeyden haberim bile yoktu. Bak. E şimdi biraz daha tedbirli olursun.
- 58:11
Biraz daha düşünürsün. Gösterişe girmemeye çalışırsın. Bundan dolayı İhya-ül Ümmettin'de İmam Gazali Hazretleri İhlası tam anlatır. Tarikat-i Muhammediye kitabı İmam 1 gibi. Tabi Halatun Efendi babamız derdi ki, kitapları derdi, yapraklarıyla yeseniz gram ihlas kazanamazsınız evladım. Çünkü mesele nedir?
- 58:30
Onu dinledikten sonra hayata geçirme meselesidir. Hayata tatbik. Bunun için de yine ilimsiz olmaz. Yani ilimle yetmez ama ilimsiz de hiç olmaz. Çünkü neden? Bilmiyorsun ki yolu yöntemi bilmeyen nereye gidecek? Bilen her bilen amel edemez. Her amel eden ihlası kazanamaz. Ama ihlası kazanmadan evvel de ilim amel şarttır.
- 58:55
E neden? Amel yoksa nerede ihlas yapacaksın? Hiçbir şey yapmamışsın ki. Hiçbir şey yapmayanın da ihlası nereden arayacağız? Demek ki yine ihlasın evvelinde mutlaka sohbetlerin dinlenip eserlerin okunması yani ilim şart. Önce bileceksin. Sonra amel edeceksin. Sonra da bu yaptığını yaparken Allah için yapmanın yolunu yöntemini bulacaksın.
- 59:15
Orada seni teşvik eden, tahriz eden, tahrik eden unsurlar var. İlimde bunların çareleri var. Gelmiş Efendi Hazretleri çok kısaca şöyle bir şey derdi. Bu çok önemli bir şey. Efendi Hazretleri bunu her vaazda böyle konu geldi mi böyle mesela bir de para toplanırdı, ilan ederdi şuraya yardım yapılacak şu camiye falan pazar sohbetten.
- 59:37
Çıkarırdı cüzdanından. Bir para işte neyse gözü çok seçemezdi paraları zaten. Tanımazdı da paraları. Çıkarırdı böyle bir paralar verirdi böyle. Derdi ki bunu şey götürün, kapıdaki kutuya atın derdi. Kürçüden verirdi. Sonra da derdi ki yani teşvik için yapıyorum. Sizi de teşvik için veriyorum böyle ortadan, açıktan veriyorum derdi.
- 59:57
Ondan sonra da peşinden kısa bir cümle söylerdi. Bu bize şiar olsun. Ya derdi size göstersem ne olur, işittirsem ne olur, beğendirsem ne olur. Kimsenin cenneti yok, cehennemi yok. Cehennem sizin değil ki derdi. Beni onlar kurtarasınız veya içine atasınız diye sizden korkayım veya sizi sayayım, adam yerine koyayım.
- 1:00:15
Cennet sizin değil ki size beklentiye gireyim ki bu adam belki beni cennete korkar. Cennetiniz yok, cehenneminiz yok derdi. Ben size neyini göstereceğim derdi. İşte burada bir şuur veriyor yani. Bir insan bir şey düşünüyor ki ya bu adamın cenneti yok, cehennemi yok. Ben fuzuli buna ne gösteriyorum ya?
- 1:00:31
Ben kalbime niye bu görsün, bu beğensin diye düşünce koyuyorum. Bu adam aciz, benden beter yani. Bu adamın beğenmesi bana ne kazandırır ya? Bu şuur, kısaca ben söylüyorum yani. Bir kısa bir şuur. Efendi Hazretlerimizin anahtar cümleleri var. Bunlarla hareket edersek hayatımız boyunca, amellerimiz halisani vecillah olur.
- 1:00:51
Biz de muhlislerden oluruz inşallah. Ve yarın ahirette de müflihlerden oluruz inşallah. Felaha ereriz, umduklarımıza nail. O korktuklarımızdan emin oluruz. Ya Rabbi bu hadis-i şeriflerin ravisi, bu zatlar hürmetine, tabi'in hürmetine, Ebu Reylal radıyallahu anh hürmetine, hadis-i şerifin sahibi Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hürmetine, yüce zatın
- 1:01:11
hakkı bahşi için, Ya Rabbi sen cümlemize ihlas nasip eyle. İşlerimizde bizi ihlas etmekten, ahirette boşa çıkmaktan muhafaza eyle. Bu şuuru bize ilham eyle. Bu şuura ermeden ruhlarımızı kabzeyleme. Ya Rabbel alemin. Ve sallallahu aleyhi ve sellem. Selamet ve teslimen. Elhamdülillahi Rabbil alemin. Amin.
Benzer sohbetler
1:34:01Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 78. Bölüm 6 Ekim 20266 Ekim 2026 · 95 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 6 Ekim 2026
1:33:48Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 77. Bölüm 2 Haziran 20262 Haziran 2026 · 94 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 2 Haziran 2026
1:40:41Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 76. Bölüm 5 Mayıs 20265 Mayıs 2026 · 101 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 5 Mayıs 2026


