Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 12. Bölüm 1 Şubat 2016
1 Şubat 2016 · 51 dk
00:00 / 50:26Şu an 00:00 / 50:26
Video bölümleri
- 01:5325. Hadis-i Şerif Olan: Ebu Hureyre Radıyallâhu Anh'dan Rivayet Edilen "Kıyamet Gününde Aleyhine Hüküm Verilecek İlk Üç Zümreden Şehitler Olacak..." Hadis-i Şerifi
- 24:3725. Hadis-i Şerif Olan: Ebu Hureyre Radıyallâhu Anh'dan Rivayet Edilen "Kıyamet Gününde Aleyhine Hüküm Verilecek İlk Üç Zümreden Alimler Olacak..." Hadis-i Şerifi
- 30:17Abdulaziz Bayındır'a Reddiye
- 33:0525. Hadis-i Şerif Olan: Ebu Hureyre Radıyallâhu Anh'dan Rivayet Edilen "Kıyamet Gününde Aleyhine Hüküm Verilecek İlk Üç Zümreden Alimler Olacak..." Hadis-i Şerifi
- 39:4425. Hadis-i Şerif Olan: Ebu Hureyre Radıyallâhu Anh'dan Rivayet Edilen "Kıyamet Gününde Aleyhine Hüküm Verilecek İlk Üç Zümreden Zenginler Olacak..." Hadis-i Şerifi
- 44:59Riya İçin Okunacak Dualar
Transkript
127 satır
- 01:09
Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Es-Selatu ve Es-Selam Alâ Rasûlillâhi Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecma'in. Bugünkü dersimizde Et terhîbü minel riyâi Riyadan korkutmak Ve mâ o şey ki yekûluhû onu diyor men gâfe Korkan şey en bir şeyden. Neden? Minel riyadan. Riyanın en ufak bir parçasından korkan, içime riya girdi mi diye düşünen ve endişelenenler ne demeli?
- 01:53
Bu hususta bir bab açmıştır. Ebu Hurayra R.A'dan rivayet edilen bir hadis-i şeriftir. Tabi hadis-i şerifin ilk numarası kısadır. Müslim ve Nesai rivayet eden şekliyle. Fakat İbn-i Hüzeymen'in sahinde naklettiği bir uzun rivayet daha var. O da hemen hemen aynıdır. Çok farkı yok ama bu uzun rivayeti okumayı tercih ediyorum.
- 02:26
Biraz daha fazla tafsilat olduğu için aynı manada da ikisini okumayalım. Uzun ve tafsilatlı olanı okuyalım dedim. Yani numara olarak. Yani birinci rivayette okuyalım. Madem öyle numara ona verilmiştir. Ebu Hurayra R.A'nın Ebu Hurayra R.A'nın hazretleri gâle dedi ki Semi'ut'u işittim kimden? Rasûlullah S.A.V.
- 02:50
Efendimiz'den yakûlû buyuruyordu. Bu hepimizi endişelendiren, korkuya ve dehşete sevk eden bir hadis-i şeriftir. Rabbim cümlemizi bu belaya uğramaktan muhafaza eylesin. Amin. Biraz tedbir alalım. Riyadan kurtulmak için neler yapabiliriz? Hangi duaları okuyabiliriz? Duaların kitabında var. Burada da gelecek ileride o günde bir kere insan okusa
- 03:16
Allahümme ya'udü bike enüşrike bike ma Allahümme ya'udü bike min enüşrike bike şey'en ve ne'âlem ve estaghfiru kellimâ le'âlem diye okunuyor. İnnâ ne'audü bike rivâyetide var. Fakat şuur üzere mânâ düşünülerek okunursa riyadan mutlaka muhafaza eder diye bir teminatta veriliyor. Burada duaların kitabının sonunda gizli şirk G harfinde olabilir, riyâ R harfinde olabilir,
- 03:48
alfabetler bulunabilir. Zaten bu babın sonu ama biz oraya gelene kadar birkaç dersler geçebilir. O babın sonunda dediği baya uzun. Resulullah ne buyurmuş? Sallallahu aleyhi ve sellem İnne evvelen nâsi Şüphesiz insanların ilki yükla hüküm verilecek yevmel kıyamet kıyamet günde aleyhi kendisi hakkında yani tabi aleyh ile kullansa kendisi aleyhinde de denebilir.
- 04:19
Her yerde denmez ama burada aleyhinde zaten olduğu anlaşılıyor. Kıyamet günü mahşer kuruluyor. Herkesin hesabı başladı, başlayacak. Orada ne diyeyimse padişahlar var, krallar var, firavunlar var, karunlar var, ebu cehiller var yani bu çok acayip bir hadis-i şerif. Müslüm ve Nesai'de rivayet ediyor. Sahih bir hadis-i şerif.
- 04:48
O kadar kâfir, münafık, fâsık, fâcir yani günahların çeşitlerini saymakla bitiremez. İnsanlarda ne tip ne şekil günahlar var ya insanları. Öldürüyorlar, kesiyorlar, doğuruyorlar. Yani ne katiller var, ne zalimler var, ne ziyaniler var. Ama onlar dururken kimin hakkında hüküm verilecek? Burası bir acayip bir şey.
- 05:11
Raculün bir adam ki üst üste şehit edildi. Yani adam şehit düşmüş. Zahiren, görünen şartlar içerisinde fi zahir. Bu adam insanların kararına göre ve arkasından konuştuklarına göre şehit. Yani onu tutuyor. Bütün şartlar zahirde onu tutuyor. Fevti'ye bu kişi getirilecek. Fevti'ye getirilecek bihi bu kişi.
- 05:39
Bu kişi Allah-u Teala'nın huzuruna getirilecek. Tabi Allah-u Teala'nın mekanı yok. Haşa, mekanda münezzehdir. Hesap gördüğü bir mekan vardır. Kullar mekandadır. Mevla mekansızdır. Ama kulların hesabını görmek için tahsis ettiği bir huzuru vardır, bir yeri vardır. Efendim, kendisi o mekanda olmasa da senin hesabın görüleceği zaman sen oraya getiriliyorsun.
- 06:03
Kısaca böyle anlayın. Fe arrafe tanıtacak hu ona. Yani Allah-u Teala o kuluna tarif edecek. Yani öyle mi değil mi gibi sorular sorarak neyi nimette hu nimetini. Yani dünyada ona nimetler vermiş. Sen şimdi şehit oldun da Allah-u Teala seni yoktan var etti, yarattı, yaşattı, yedirdi, içirdi falan. İşte kaç yaşına şehit oldun, o zamana kadar nefes aldırdın.
- 06:32
Bütün gereken nimetlerini Mevla-ı Teala lütfetti. Şimdi de ahirette bunu tarif ediyor. Yani diyor ki sen hatırlıyorsun değil mi bunları? Benim iyiliğim olduğunu. Bak ben biraz ayağıma ağrı vurdu. Şimdi üzerinize afiyet olsun. Sol tarafımda. Namazda ancak farzları ayakta kılıyor biliyorum. Öbür türlü bir şey vurdu.
- 06:58
Doktordan şimdi geldim anca yetiştim. Derse buraya. Tendon kılıfları şey oluyor diye. Öyle anladık şimdi. Bir MR çekeceğiz. Bilmiyorum MR'da ne çıkar. Bütün kemiklerim sızım sızım ağrıyor. İşte Şimdi Ben bunu nimet olarak sayıyor muydum ki?
- 07:19
Şimdi ayağımda rahat yürüyorum. Pat oraya küt oraya. Namazımı rahat kıl. Ben hep derim ya. Secdeden bizi mahrum etme Ya Rabbi. Hep benim derdim secdeden. Namazı secdesini ayakta yapabilmek. Yani secde yapabilmek. İyi mahalle olan da. Tabi ki gücü olmayan için. Kafidir ama. Dünyadan bir isteğin Hakkım var bir istek deseler.
- 07:42
Ayakta kılıp secde yapabilmek hakkını isterim. Eşinin nimetlerini tanıtıyor. Adam da tanıdım. Tamam Ya Rabbi bunlar senden diyor. Ama benim işte o ayağım ağrımadan O da bir nimetmiş anlamıyorum. Şimdi sağ ayağım ağrımıyor. Onun nimet olduğunu anlamıyorum. Gözüm görüyor. Görmemek ne kötü bir şey. Görmek ne nimet anlamıyorum.
- 08:04
Kulağım duyuyor. Duymayan ne kötü bir şey. İnsanların içinde oturuyorsun. Bir şeyler konuşuyorlar. Duymuyorsun. Ne kadar sıkıntı verir insana ya. Hiç dayanamaz. Hele dedikoduyu sevenler hiç dayanamaz. Ölür yani. Tüm dedikodular kalır. E şimdi Her yerimiz nimet. Her zerremiz nimet. En ufak bir damar tıkansa pıhtı attı dediğin olay Karıncanın bacağı gibi bir şey yani.
- 08:27
Küçücük bir şey damarı tıkatıyor. Damar beyni tıkatıyor. Her taraf felce oluyor yani. Bundan dolayıdır ki Bizler İmtihandayız. Bu kadar kadro kıymet bilmek durumundayız. Bize çok nimetler ihsan ediyor. Bu lütuflara mazhar konumdayız. Yarın ahirette Şehit olan kulunu Mevla çağırıyor. Getiriyor. Huzuruna getirtiyor.
- 08:49
Nimetlerini tanıtıyor. O da nimetlerini Yarabbi bunların hepsi senin iyiliğin. Sen yedirdin. Sen içirdin. E şehit olmak için Harbe gitmek için Kuvvet lazım. Felç olsaydın şehit mi olabilirdin? Aç olsaydın Şehit olacak mevziye mi gidebilirdin? Mesela Allah yolunda cihada gidiyorsun. Kolay mıdır? Sağlık ister.
- 09:10
Saat ister. Herkes gidiyor. Çürükler var işte. Çürük raporu alan gidemez ki. Harbe. Gitmek istese dur derler adama. Malusun. Kırk tane hastalığın var. Demek ki sen şehit oldun ama Benim bu kadar nimetlerim var senin üzerinde. Haberin var mı? Diye sordu ona. O da dedi Yarabbi hepsini biliyorum. Senin bana çok iyiliğin var.
- 09:33
Mevla böyle işler yapacak. Yani yarın ahirette Bazı kullarına Birçok kulundan Teke tek kalacak. Hatta bütün kullarıyla da olabilir. Lakin Mümin kullarına Mahsus tabi özel muameleler var. Kafirlere yok bunlar. Bu da Bukhari hadis-i şerifidir. Yani Mevla Mümin kulunu manen kendisine yaklaştıracak. Yani o kadar yaklaştıracak ki Hatta Allah-u Teala onu Kendi özel himayesine alarak
- 10:07
Gizli görüşecek onunla. Yani yandakiler duymayacak demektir. فَيُقُولُ لَهُ تَعْرِفْ ذَنْبَكَذَا تَعْرِفْ ذَنْبَكَذَا Falan gün şu günahı yaptın Hatırladın mı? Hatırladım yarabbim. Falan gün şu günahı yaptın. Bak bu hadiste nimetlerini hatırlatıyor diyor. Bu hadiste günahlarını hatırlatıyor diyor. Demek ki Mevla özellikle Mümin kullarına çok özel muameleler yapacak.
- 10:29
Allah'ım yüzümüzü Ak eyle ya Rabbel alemin. Günahlarını hatırlatacak. Hatta اَذَا قَرَّرَهُ بِذِنُوبِهِ وَفَنَّهُ قَدْ هَلَكُ Bütün günahlarını ona tek tek Söyletecek. O da kendisinin helak olduğunu düşünecek. Yani ben bu kadar günahı bana Teke tekte de olsa Yüzüme vurduğuna göre bana şimdi Cennet nasip olmaz bana.
- 10:50
Meleklerine der ki atı bunu cehenneme Bu kadar günahı niye söyletti bana o zaman diye düşünecek. Tam o anda Mevla-ı Teala يَقُولُ Buyuracak. قَفَرْتُ عَلَكَ سَتَرْتُ عَلَكَ فِي الدُّنْيَا وَنَغْفِرُ عَلَكَ الْيَغْمُ Dünyada bunları bizim aramızdaydı Kimse bilmiyordu. Karın bilse terk eder seni. Anan bilse nefret eder senden.
- 11:16
Baban bilse soğur senden. Öyle günahlar ettik hepimiz. E o zaman bunları ki Dünyada örttüm gizledim açmadım Seni rezil etmedim. Şimdi de ancak ben affedebilirim. Aramızda kalsın. Hadi cennete. Mümin kul hakkında özel muamele var. Tabii ki niyet mühim. Günahtan ziyade bu gösteriş işi günahı katlar yani.
- 11:39
Kırk kata katlar yani. Günahların bir çaresi olur da bu riya ve gösteriş o desin bu beğensin Allah'a şirk gizli şirk koşmaktır. Kafir demiyorsun adama ama Müslümanlar içinde de bu adam işte bu muamelelere mazar olamadığı anlaşılıyor. Çünkü neden? Öbürüne normal bir günahkara sen şu günahlarını hatırlıyor musun?
- 12:01
Hatırlıyorum. Adam ümidi keserken yok ümitsiz olma dünyada örttüm burada da affederim. Buyurulduğu mukarriden anlıyoruz. Ama şimdi bakın burada Müslüman hadisi adam zahirde görüntüde gitmiş Müslümanların safında saflaşmış kafirlerle işte neyse Rumla Rusla yani Yunanla vesaire meşru harpten bahsediyorum.
- 12:20
Böyle Işidin bu Işidinki gibi gidip Müslümanları öldürmek falan onlar zındıklıktır. Onu konuşmuyoruz biz şimdi. Meşru mu harpler olmadı mı? Harpler olmuyor mu? Hala da meşru harpler oluyor. Bir yandan işgal etsin sen memleketini. Harp meşrudur ne yapacağız yani? Bu gibi durumda adam görünüşte şehit olmuştur.
- 12:38
Yani görüntüde canını Allah yolunda vermiş. Ama ona geliyor nimetlerini hatırlatıyor peki sana bu kadar iyilik var. Kale buyuruyor fe ma neşey amilte işledin fiha bunca nimet içerisinde yani sana bu kadar nimet verdim sen de bana senin rızan için yaptım diyeceğin bir amel çıkart diyor. Şehit ediyor bunu.
- 13:02
Bak öbürü de günahlarını söylüyor affettim diyor geç diyor. Şehit ede diyor ki bu kadar nimet verdim sana verdim kabul ediyor musun? Ediyorum. Ne amel etti? Kale o şehit olan kişi diyor ki katil tu savaştım fike senin uğrunda savaştım yani senin dinin için kitabın için işte müslümanların vatanının namusunu muhafaza için bunlar hep Allah'ın uğrundadır.
- 13:29
Yoksa sen canını vermekten ölmekten Allah'ın bir karı yok. Yani Allah için olan işten maksat nedir? Onun emrettiği iş demektir. Rızası üzerine demektir. Sana diyor ki bu müslüman kulumu muhafaza et. E sen o garibanı işte fakirin bu dulu yetimi teröristler gelecek evlerini basacak onları paralarını da alacaklar canlarını da kaçıracak çoluğun çocuğunu alacaklar.
- 13:53
Hala pkk yapıyor işte. E şimdi bunu asker polis koruyor işte. Koruken de vuruluyor. E bu şehittir. Ama tabi burada Allah rızası niyet etmek çok önemli olduğunu bu hadis-i şerif söylüyor. Senin derdin ve niyetin nedir? Sadece maaş olmamam. Maaş Allah rızasını bozmaz. Çünkü vazifelisin, muazzafsın sana bir maaş takdir edilmiş.
- 14:13
Allah rızası ayrı. O ayrı bir şey. Yani o maaşı orada kendini meşgul ettiğin için çoluk çocuğuna geçim temin etmeye işe gidemiyorsun. Niye? Orası seni bağladı. Sen orada bağlanmanın karşılığını alıyorsun. Ne gibi? İmamın maaşı gibi yani. İmam camide namaz kıldırır. Niyetletip Allah rızası için diyor.
- 14:29
Bu adam maaş aldığı zaman Allah rızası bozulsa o zaman hiçbir camide namaz olmaz. İmamın arkasında. O başka bir şey. Para alabilir. O çoluk çocuğu nefakasıdır. O başka işe gidemeyip orada bağlı kalmasının karşılığıdır. Namaz kılmanın değil. Namazı zaten kendi de kılacaktır. Bu da şimdi asker polistir.
- 14:48
Şehit olur. Ama niyeti nedir? Yani burada Allah rızası var mıdır? İhlas var mıdır? Ben Müslümanım. Burası Müslüman vatanı. Bak burada insanlar bu teröristler eşkıya, Ermeni, Dölleri bunlar. Siyonist Yahudi uşağı. Geliyorlar burada vatanı böldürmeye uğraşıyorlar. Camileri yakıyorlar. Efendim insanları cami içinde öldürüyorlar vesaire vesaire.
- 15:07
Niyetini olması lazım askerin polisin. Vatan müdafası. Ama vatanı için müdafaa olur. Vatanı sevmek imandan gelir. Çünkü dünyada mekan, ahirette iman. E dünyada mekan olmasa ne cuma kılabilirsin ne bayram. Aha Suriye'de bayram, cuma mı kaldı? Irak'ta bayram, cuma mı kaldı? Gazze'de ne kaldı? Bütün camiler yaktılar, yıktılar.
- 15:29
Namazdayken bomba yağıyor başına. Bu adam nasıl toplansın bir yere? Hepsi birden mi ölsün? Güvenlik yok. Güvenlik olmayan yerde cuma farz değil. Hem niyet yok. Onun için niyet çok mühimdir. Niyet etmesi lazım. Bu kişi ne dedi? Ben senin uğrunda savaştım dedi. Ya Rabbi dedi.
- 15:53
Şehit düştüm. Canımı verdim. Canımdan oldum. Daha ne yapacağım demeye getiriyor. Kale Allah-u Teala'da buyuruyor ona ki kezepte yalan söyledin. Zahirde bütün milletin gördüğüne göre bu adam şehit. Yani falso yok. Mevla'da buyuruyor ki yalan söyledin. Lakin sen katilde savaştın. Niçin savaştın? Densin diye.
- 16:17
Ne densin? Ve o adam çok cüretli ve cesaretlidir. Yani senin derdin neydi? Bu ne cesur adam ya. Gözünü budaktan sakınmıyor. Oraya atlıyor, buraya zıplıyor. Düşman safına en evvel budaldı. Sen nam olsun kar olmasın diye bir laf. Hakikaten de kar olmadı burada ahirette. Bak yalancı çıktı. Ama nam olsun işte.
- 16:42
Dünyada bir nam oldu. Ya bu nam olsun meselesi. Öyle kötü bir şey. Değil mi? Adam bir diyor. Adamı vuruyor. Hapse giriyor. Yani memleketlerin adını söylemeyeyim çünkü oralara bakılır bana. Adam vuruyor. Anası da geliyor. O işte biraz hapse atıyor. Anası işte biraz yani ona dertleniyor falan. Hani dertlenecek ki bu.
- 17:09
Anası hemen lafı ağzına tıkamak için hemen baştan diyor ki sen diyor bütün namın diyor işte neyse adını söylemeyeyim. Şurayı tuttu diyor. Namın diyor falan yani bizim memleketi kasabayı tuttu diyor. Ye patatesi yat aşağı diyor. Patates de orada var. Ye patatesi yat aşağı oğlum diyor. Çok namlı oldun.
- 17:29
Çıktığın anda itibar 1500 diyor. Yani adam gidiyor adamı öldürüyor. O da öldürülebilirdi orada. Niyazi olacaktı. Ama nam olsun diye orada 20 sene 30 sene yatmayı da göze alıyor. Vurulmayı da göze alıyor. Çünkü nam olsun. Namın diyor tuttu diyor memleketi diyor. Milletimizde böyle bir efendim cehalet var.
- 17:53
İtibar kazanayım diye her pisliği yapabilir. Meşhur olayım diye dersin soyunuyor ya. Meşhur olayım diye yapmadıkları rezillik yok memlekette milletin. Ünlü ünsüz. Bu adam. Yani bunları yapan adamlar ölümü de göze almış yani. Bazı kere. Öyle işler yapıyorlar görüyorlardı hakikaten. Ama bu hakikaten meşhur savaşa gitti.
- 18:21
İslam ordusuyla birlikte gitti. Gayrimeşru bir şeysi de yoktu. Ve orada kafirlerin tabii kendi intiharı da etmedi. Kafirlerin vurmasıyla öldü. Görünüş itibariyle şehit. Ama Allah indine çıktığı zaman mahşerde ne buyurdu ona? Yalan söyledi. Sen savaştın ki bu adam ne cesur desinler diye. Fakatkiyle muhakkak.
- 18:41
Bu da dendi sana. Yani bizden alacağın yok. Namın yürüdü arkandan veya önünden. Senin adın Kondo. Şu anda bile belki de dünyada meşhursun. Şu eşkıya şu bilmem ne. Şu mafya şu bir şey. Adın var yani piyasada namın var. Denilecek dendi sana. Sen Allah için ne yapmışsın? Onun için sonra emrolundu bir onun hakkında.
- 19:05
Sürtüldü. Yürütüldü. Suratının üzerine böyle vurdular onu yere. Suratını ayak gibi yaptılar. Suratının üzerine yüzüstü süründürüp götürdüler. Hatta getirdiler getirdiler. Nihayet ülkeye atıldı. Ateşin içine atıldı. Bir dahaki hadiste de bunu okuyacağız. Yani zahirde görüntüde dünyada en sevgili şey nedir?
- 19:35
Canındır. Canından öte hiçbir şey geçmez. Mal da geçmez. Mal niye lazım? Cana lazım. Sağsan o malı yersin içersin veya gezersin gidersin. Sağ değilsen nefesin bittikten sonra o para da sana lazım değil. O zaman dünyada insanın nefsinden yani hayat canından daha çok bir şey düşünmez. Hakikaten de düşünmez.
- 19:53
Hani Allah peygamberi canından çok sevmeden Müslüman olamazsın. Hadis-i şeriflerini duyduğumuzda biraz ne yapıyoruz? Bizim imanımızın kamil olmadığını anlıyoruz. Çünkü canımızdan ileri geçmiyor Allah. Allah canımızdan ileri geçse sabah namazı da canımızdan ileri geçmeli. Uykuya feda edilmemeli. Zekat hesabında 5-10 kuruş yapılmamalı.
- 20:13
Allah için mal da feda edilmeli, uyku da feda edilmeli her şey. Hani canından ileriyse bu. Bizim amellerimiz bunu tehdit etmiyor. Ama iddiamız budur. Mecburuz Allah'a canımdan az seviyorum diyen de kafir oluyor. Onun için laf olarak bu laftayız. Ama canından ileri. Hiçbir şey yok. Bu adam da canını verdi.
- 20:33
Bu adam da canını verdi. Buraya gitmek zorunda değildi. Kaytarabilirdi, kaçabilirdi, gitmezdi. Gitti canını verdi bu adam. Yani şimdi bir insan dünyadaki en değerli varlığını, hani Allah'tan ve sünnetinden ileri geçmemeli ama çoğumuz lafta konuşuyoruz. Geçiyor genelde canımız ileri gidiyor. Yani bir sünnetle, burada bir sünnet var, burada da bir canımızın istediği bir şey var.
- 20:55
Ya bu sünnettir falan. Hemen bakıyorsun canını istediğini yapıyor adam. Keyfine kaçıyor ya. Bunca Müslüman var. Daha en ufak sünnetleri bile en kolay değil, en ufak demeyeyim. En kolay sünnetleri yerine getirmiyor adam ya. Beni seven sünnetime yapışandır. Bu kadar hadis-i şerifler var. Misvak kullanmak zoruna geliyor, sarık sarmak zoruna geliyor.
- 21:15
Namaz kılıyor, başı açık kılıyor. Ya hiçbir peygamber, hiçbir veli başı açık namaz kılmamış. Takke bile takmıyor. Bizim cemaatlerimizin çoğu takke takmıyor. Yani sarığı da bıraktık. Yani canından ileri geçenin hali böyle olmaz. Olmaz. Yani bunlar bizi yalancı çıkarıyor da. Yani şunu anlatmaya çalıştım.
- 21:35
Canından ileri bir şey yokken bir adam canını, Allah'ın uğruna, yani canını veriyor bir şeye. Bir uğurda canını veriyor. E şimdi tabii ilginç konular oluyor yani. Uşidçi de canlı bomba oluyor. Yani kendini öldürüyor. Bundan kadar acayip bir şey. Kim inandırdı onu? İşte o Allah yoludur diye inandı. Allah'ı da canından çok sevmesi, hasebiyle sevmesi gerekiyor.
- 22:00
Belki canını ona feda ediyor. Halbuki yalan. Çünkü intihar ediyor, kendini öldürüyor. İslam'da hiçbir zaman kendini patlatmak, öldürmek yok, haram. Ona o fetvayı veren zındık, zındık hangi vehhabi ise, o orada gidiyor kendini patlatıyor. Yani bir insanı nasıl hazırlıyorlar, beynini falan nasıl uyuşturuyorlar, ediyorlar ki, yani hakikaten Allah yolu olan meşru yerde kılını
- 22:27
kıpırdatmıyor, uykusunu bile feda etmiyor ama batıl bir yol bulduğu zaman orada canını verebiliyor. E lafa gelse de Allah için canını veriyor. Halbuki şeytan yoluna gittin yani. Niye ilimsiz hareket ediyorsun ki? Ayet var, hadis var. Bu meşru mu, gayri meşru mu? Sormadan bir gruba katılınır mı ya?
- 22:43
Şimdi canından öte bir şey olmadığı halde bir insanın batıl yere canını verebiliyor. Görüyoruz. E HKPC de veriyor. Hadi onda hiç din, iman yok. HKPC ahirete inanmaz. Yani Leninist, Marxist bir kafa. Bunlar ahiret mi, ahiret mi? Hiç çıkamıyoruz materyali. Sadece dünya var. E bu adam da canını veriyor.
- 23:04
Yani yok olmayı göze alıyor. Ona göre yok olmak. Ahiret yoksa ona göre sonsuz yok olayım falan. Yok da olamayacaktır. Ahirette hesaba gelecek. Ama yani insan en sevdiği varlığını bazı kere bozuk para gibi de harcayabiliyor. Aleyhine de harcayabiliyor. Halbuki o canını Allah yolunda, meşru uğurda sırf rıza lillah verebilseydi peygamberlerden, sıttıklardan sonraki makama ait.
- 23:27
Nebiler geliyor sonra sıttıklar sonra şehitler. Olacaktı şehit. E şimdi ne oldu bak? Geldi orada savaştı, etti. Canından oldu. Mevla buyurdu ki ben senin kalbini biliyorum. Melekler bile anlayamayabilir. Seni görürler. Şehit yazarlar meleklerim. Ama kalpteki niyeti melekler bilmezler. Ben senin kalbindeki niyeti neydi biliyorum ki sen düşünüyordun ki bu
- 23:49
ne cesur adam desinler diye öne atmadın. Allah Allah. Bir insan en sevdiği varlığı canını vermek üzere sırf arkamdan cesur diyecekler. Ben de görmeyeceğim yani. Duymakla duymayacağım. Öntüm gittim zaten. Yüzüme de denmeyecek. Bir yerde de itibarıma da yaramayacak. Çünkü bitiyorum. Sonum benim bu. Ya ne olursa olsun arkamdan desinler ben duymayayım da desinler.
- 24:12
Bu rüya böyle bir şey. Bu gösteriş böyle bir şey. Bela bir şey ya. Ama adam cehenneme gitti. Zaracül'ün kıyamet günü mahşerde hesapları görülecek ilk zümre. Üç kişinin hesabı görülecek. Herkes duruyor. Gavurlar, zındıklar, firavunlar, karunlar onların hesabı duruyor. Sen gel hele bakalım şehit diyorlar.
- 24:37
Sahte şehit, çakma şehit. Sen hele bir gel diyorlar. Zaracül'ün bu sefer de bana dokunacak şimdi. Bir adama geldi sıra. İkinci hükmü verilecek adam. Tealleme öğrenmiş, uğraşmış, çalışmış, öğrenmiş. El ilme. Din ilimleri kastediliyor tabii ki. Mühendislik, mimarlık falan ayrı bir şey. Şu anda bu sınıfa girmedi.
- 25:00
İlim öğrenmiş. İşte tefsir, hadis, fıkıh, akaid, tasavvuf, neyse. Ve alleme öğretmiş hu onu. İlim öğretmiş, talebe yetiştirmiş. Dolu talebesi var. Talebeleri hoca olmuş, onların talebeleri hoca olmuş. Ve karaya okumuş neyli Kur'an'ı, neyli Kur'an'ı. Bana uyuyor, görün işte. Okudum, okuduk, okuttuk, unuttuk demiş ya adam.
- 25:23
İşte biz o sınıf tanısını, üç sınıfı gördük. E geldik bu yaşa, gideceğiz ahirete. Ne kadar yaşarsan yaşa, akıbet. Ölüm gelir başa demiş. Gidilince fevtiye getirilecek. Bihi o adam. Allah'ım kurban olduğum sana. Ben ne diyeyim? Ya Rabbi şu beni dinleyen, beni seven, senin rızan için seven ve senin için dinlemiş, kırk senedir bana sen sohbet yapmayı nasip et.
- 25:48
Bende hiçbir şey yok. Kırk seneyi doldurmuşum sohbet kürsülerinde. Senden, Ya Rabbi fazl-ı kerimden tek isteğim odur ki benim kalbimden riya gösteriş desinler, beğensinler gibi fikirleri ihraç eyle Ya Rabbi. Öyle bir ihraç eyle ki Ya Rabbi beğenilmekle beğenilmemek eşit gelsin Ya Rabbi. O beğense de eşit, bu beğenmese de eşit.
- 26:13
O sevse de eşit, bu sövse de eşit. Allah için olan böyle olması lazım. Seveni seversen, söveni sevmezsen ben söveni sev demedik ama eşit gelecek. Ben bu kadar güzel namaz kıldım. Bu adam beğendi, bu niye beğenmedi? Namazımı beğenmiyor benim ya. Beğenen, beğenmeyen eşit. Neden? Mevla beğensin madem. Ondan da cennet yok, bundan da cehennem yok.
- 26:34
Ne fayda var? Demek lazım. Onun için bu cemaatten dinleyenlerimizden, Allah için namaza başlayanlar, oruca başlayanlar, içkiyi, kumarı, zinayı bırakanlar, kapanan tesettüre giren, binlerce, on binlerce böyle benim yani vaazlarımın sebep olduğu insanlar olduğunu duyuyorum. Bu yeni bir günlük iş değil.
- 26:55
Onların hürmetine ya Rabbi, onlara vesile olmamızın hürmetine işte sizin de dualarınızı bekliyorum ki bu belaya düşmeyeyim. Annemden çok dua aldım. Anne duası, peygamber duası gibidir. Anne baba duası. Ha peygamber etmiş, sallallahu aleyhi ve sellem, ha anne etmiş babaymış. Hadi sahte ya. Dua, vali dili verir.
- 27:17
Kedua ennebiyle ümmetti. Çok anne duası aldım. Annemin de uzun duaları bazı, bir saat telefonda dua derdi. Ama her duasına kısa da olsa, üç kelime bile olsa, bazen yorgun olur, bazen bizim işimiz olur. O arada, mübarek gecelerde aradığımızda, efendim, yanına gittiğimizde, en kısa duasında bile, Ya Rabbi, Ahmet'imi, efendim, ağzı dili, ateşten makaslarla kesilen
- 27:43
alimlerden eyleme. Bu duayı tutturmuştu. Benim ağzımda, miraç ağzımdan duymuş onu. Yani ağızları, tuzakları ateşten makaslarla kesiliyor. Tabi çok acı çekiyorlar. Yeniden bitiyor, yeniden kesiyor, yeniden bitiyor. İşte söyledikleriyle amel etmeyen alimler bahsinde geçiyor. Bu duayı çok bellemişti. Ve her duasında, belki yüzlerce kere, ben işittim kendisinden,
- 28:11
özelde kendisine saatlerce dua ederdim. Onda dua şeyi vardı. Dua kapısı açılmıştı ona. Yani sen 3 saat zikredersin, o da 5 saat dua eder. Ona dua kapısı açılmıştı. Hadis-i Şerif'tir. Kime dua kapısı açıldıysa, mutlaka icabet kapısı açılmıştır. O kişi için. O da anam olması hasebiyle duası benim aklıma geçerlidir.
- 28:33
İnşallah, ümidim vardır. Sizin dualarınızla, annemin duasıyla bu duruma gelmeyelim. O adam getirildi, fe arrafehu Allah-u Teala ona tanıttı, nimetlerini tanıttı. İyiliklerimi biliyor musun? İşte bana şimdilik iyiliklerini sorsa, hatırlatsa, ben ya Rabbi, ben yokum ki zaten. Benim varlığım da senin nimetin.
- 28:57
Nimetlerine boğulmuşum. Efendi Hazretleri buyurdu ki, biz borçlu değiliz. Allah'a borçlu değiliz. Allah'a borçlu değiliz. Millet de laftan anlamıyor. Derdi ki, biz borcun ta kendisiyiz. Borçlu şudur, borçlunun bir malı vardır, kendisi vardır, kendi mülkiyeti vardır da, bir miktarında da borcu vardır.
- 29:17
Borçlu değiliz biz. Borçlu olsaydık, kendimizin de bir şeyimiz olması lazım gelir. Biz borcun ta kendisiyiz. Çünkü neden? Varlığın da ondan olduğuna göre. Daha ne konuşuyorsun? Varlığın ondan geldikten sonra namaz kıldım. Yavzadır, o yarattı seni. O kıldırıyor, elini ayağını oturtuyor. Bak biraz ayağım ağrı girdi, bakalım.
- 29:37
Sünnetleri ayakta kıl. İşte ne oldu? Farzı da düşürtebilirim. Farzı da kıldırtamayabilirim. Felç ederim. Ağzını lal ederim. Allah dedirtmem. E sen diyorsan, bunlar iyilikleri, Allah'ın nimetleri içerisinde bu olarak oluyor. Yoksa sen, babanın evinden ne getirdin de ne konuşuyorsun. O zaman borcun ta kendisiyiz.
- 29:58
Borçlu değilsin. Borçlunun babasının evinden de bir şeyler gelecek ki borçlu olsun. Aldığı borcu ödesin. Bu senin bir şey getirmediğine göre bütün sermaye Mevla koydu. O zaman borcun da kendisiyiz. E bu adam, ne nimetleri, tanıdı ha o nimetleri. Dedi ki, yavrum çok iyiliklerim var bana. Hele ki bana.
- 30:17
Hele ki bana. Bin kere belamı bulmak hak etmişim. Ama bela vermedi bana. Verdi ufak tefek, ihtarlar verdi bana. İhtar çekti bana. Uyardı beni, uyandırdı beni. Tevbeye davet etti beni. Aç bırakmadı, açık bırakmadı. Kurbetlere gitti. Hoca buldurdu bizi, alim buldurdu bizi. En büyük şeyhin mürşidi buldurdu bizi.
- 30:35
Mahmut Efendi Hazretlerimize. Doğduk, gözümüzü açtık, onu gördük. Şimdi bu iyilikler herkese yapılmış olmayabilir. Şimdi o zaman da bana, bana göre sorarlar. Sana da sana göre sorarlar. Herkese verdiği iyiliğin karşılığımız olacaklar. Peki, Kale buyurdu, Fema amilte sen ne amel işledin? Fiha. Bu kadar nimetim.
- 30:55
Yediğin önünde, yemediğin arkanda. Gece, gündüz. İşte biraz hastalık bastalık. Bir otuz seneyi de geçti şeker. O da iyi yordu beni, iyi yıpratıyor beni. Elhamdülillah. Sorma, dur. Borçtan düşüyoruz. Kefaret, temizlik meselesi. Devamlı ağrın olsa, hastalığın olsa, gidebil, temizleneceksin. Ya günahsız dur?
- 31:14
E günahsız duramıyorum. O zaman belasız duramazsın. Çünkü neden? Müslüman olduğun için, burada temizlemek istiyor seni. Ahirete bırakırsa, gavur zaten şirk kuyusuna düşmüş. Tulum. Günahın tulumu o adam. Gavura günahkar denmez. Zaten müşrik yani, neyi günahkar olacak? Adam tümü günah. Varlığı günah. Müslüman olmadığı sürece.
- 31:36
Ama sen şimdi, efendim, bu adama Mevla hangi nimetini sorsun? Hangi nimetini tanısın? Zaten doğru cehennemi al. Ama hesap lazım değil. Falan okuyun böyle. Yevmel kıyameti vezna. Kafirlere kıyamet günü vezin mizan dikmeyeceğiz. E neden? Sonuç belli, niye tartayım? Sonuç belli. Müslüman öyle değil. Onun için, sen bunca nimet içinde ne amel ettin?
- 32:02
Ben sana bu kadar iyilik ettim. Kim? Sayısız yani. Ben bu iyilikleri sayamam ki, kendi açımdan bakarsam. Hala o adam da dedi ki, Öldü dirildi bu ha, mahşer diye konuşuyor şimdi. Allah Teala, Allamul huyub. Bütün gizlilerde, önde olacakları da biliyor ya, önde olacakları şimdi, kaderi inkar eden serseri dundunalar, ahmaklara bu hadisleri söylemek lazım.
- 32:28
E Mevla, sana hadis-i şeriflerin, Müslüman hadisi, Bukhari hadisi, kıyamette neler olacağını, ne deneceğini söylüyor. Eşinden biliyor da onun için. E alın yazısı yok, nasıl alın yazısı yok? E cahil olması lazım o zaman, nasıl bilmez? Nasıl bilmezsen kaç sene yaşayacaksın? Nasıl bilmezsen kimle evleneceksin ya?
- 32:47
E şimdi sen, bak Mevla, şimdiden Habibine bildiriyor, böyle bir adam çıkacak mahşere, ben ona öyle diyeceğim, o bana böyle diyecek, onu şöyle olacak. Bu herkesin müşakkas olarak, Allah ismiyle de biliyor, bu kime vuracak bu. Biz şimdi, bize şimdi hadiste genel bildirilmiş. İzin verilerek şu adam denmemiş.
- 33:05
Çünkü gayba imanda gizlilik esası var. Mevla burada adamın perdesini yırtmıyor yani, mahşerde çıksın. Yoksa burada da bildirebilirdi. Zekaratu, teallemtü'l ilme, ben ilime tahsil ettim. Veallemtü öğrettim, bu ilim. Ne kadar hoca yetiştirdim, talebe yetiştirdim, hafız yetiştirdim. Zekaratu okudum, fiike, fiike işte mesele, fiike, senin uğrunda, senin rızan için, diyor.
- 33:31
Zaten yalancısın, onun için de diyor. O fiike olmasa, öğrenmiş, öğretmiş, Kuran okumuş. Ama senin yolunda, senin uğrunda, senin rızan için, diyor ya, onun için yukarlı, ona deniyor, kezepte yalan konuştu. Eğer senin uğrunda demeseydi, yaptım bu işleri, o da yaptım bu işleri derdi. Ama senin için yaptığıma gelince, parazit çıktı.
- 33:53
Benim için değil, diyor işte. Zekaratu fiike, kahale, Mevla buyurdu ona, kezepte, yalan söyledin. Ya adam hoca ya, hafızı kerem, aşere taktı, vücuf biliyor, yutmuş. Böyle hafızlar var, kuvvetli mesela. Bunun niyeti nedir, niye bu kadar kuvvetli hafız oldu? Yani Mevla biliyor işte, biz bilmiyoruz. Rızası için mi oldu, işte yarışa gireyim, onu geçeyim, para alayım,
- 34:20
itibar kazanayım, ne katlı karıştırdı, ben ne bileyim yani. Ben kendi niyetimi daha sorgulayamıyorum, sorgulasam içinden çıkamıyorum. Yani, çocukken başladık bu işlere ama, kezepte, yalan söyledin, velakinneke, lakinsen, teallemte, çok ilim tahsil ettin. Ama liyukale, densini çünkü, alimun, bu ne büyük alim ya, denilsin diye okudun.
- 34:46
E şimdi zaten, okuyanların çoğu alim olamıyor. Okuyanların çoğu alim olamıyor. Bin kişi bir medreseye giriyor, beş on tane hoca ya çıkar ya çıkmaz. Hakiki hoca öbürleri işte, bir şeyler öğrenir tabii ki. Faydadan hali değil. Ama alim olamaz. Alim, allame falan, olacağı zaman bizim medreselerden bile şimdi, yani, hasat zamanı, sürünme alacağın zaman, tekamül, tekamülün tekamülü,
- 35:10
hepsini süzme çıkart, e birkaç tane çıkar. Güzel alim. Ama tabii bir tane bile yetebilir. Ama, sen o biri bulabilmek için de, bütün o müesseseleri kurup, yetiştirmen lazım. Çünkü hangisinin olduğunu önden bilemezsin. Sen o mesaiyi harcayacaksın, Hocam o sana namaz öğrenir, abdest öğrenir, haramdan sakınır, baya fayda kazanır.
- 35:31
Ama alim olacak. Nasıl alim olacak yani? Nerede alim? O zaman, sen bu ilmi öğrendin, alim densin sana diye. Ve karate okudun, el kur'ane kur'ane, liyukale densin. Ve o adam kari'un. Ne kari'dir ya? Kari okuyan demek. Kıraattan gelen. Çok güzel okuyor. Bizim millet kari zannediyor. O da kari, kari diyor.
- 35:55
Yani Mısır'dakilere falan, kari geldi, kari geldi. O zaman diyor ki, Laz'da kari geldi diyor. Sonra ne karısı ya? Kari, kari. Esası kari, okuyan demek. Şimdi sen bu kur'anı niye tahsil ettin? Mısır'a gittin, Şam'a gittin, icaze daldın. Bütün çeşitli şekillerle, vecelerle, vicelerle falan falan okuyorsun.
- 36:16
Herkese maşallah diyor, Allah Allah diyor falan falan. Sen ağzına kurban olayım, gözüne kurban olayım böyle. Mısır'da çok böyle atakta yaparlar, cemaatta. Bizim cemaat gibi değil. Bizdekiler böyle, donmuş dururlar. Kafasına tuğla düşse hiç, haberi yok. Bizimkiler tam feyiz üzere. Mısır'da falan, uuu yıkılır yani.
- 36:35
2-3 dakika bağırma fastı var. Allah Allah. 2 dakika bazı süre. Adamı da bir met ederler, bir şöyle ederler, bir böyle ederler. Çişmeye çok müsaade. Bizim Türk kusurunda, çişmeye müsait bir durum da yok. Okursun okursun, bir kişi Allah'ın baharı gelsin demez. Maşallah demez. Hayırlı olsun demez. Ondan sonra, vakit doldurur.
- 36:54
El-Fatiha dediğimizde, hiç bakmadan çıkar gider. Bizim cami cemaatleri, ekserisi böyle, ne diyeyim sana, dumura uğramış yani. Şuur diye bir şey yok. Okuduğundan anlamıyor ki, Allah Allah diye bağırsın zaten. Nerede bağıracak ya? Neyse, bağırmak da çok makbul bir şey de değildir. Huzur üzere sakin oturanlar da var, anlayanlar da.
- 37:13
Şirifakat kıyla, muhakkak sana dendi, bu istediklerin. Alim dediler mi sana? Dediler. Kari dediler mi sana? Dediler. Senin niyetin neydi? Senin de niyetin, bunların denilmesiydi. Nam olsun, kar olmasın. O zaman sana da bunlar dendiyse, senin işin bitti. Yani, daha konuşma. Alacağın bizde yok. Çünkü bizim için bir şey yok.
- 37:37
Sümme fıra sonra emredilir, bir kendisi hakkında, emir çıkartılır, fesuhübe süründürülür, alâ vecih, yüzün üzerine, bunun yüzün üzerine, Allah Allah. yevme yushabûne finnâre alâ vecihûhim ayet-i kerimede, yüzleri üzerine ateşle süründürülecekler. zuhkû messe sekar. Cehennemin bir adı da sekardır. Sekar nasıl dokunuyormuş adama, ne yapıyormuş, tadın bakalım, teline çekin.
- 38:02
Bu adam o duruma döndü. hattâ lûke niyat, atıldı, finnâr. Ateşin içerisine atıldı. İmanı kurtardıysa çıkar tabii ki. Kafir olduğu da çok anlaşılmıyor. Nurai olduğu anlaşılıyor. Riyakâr, gösteriş yapmış yani. Buradan dolayı bir cehenneme girecek. Ne kadar kalır onu Mevla bilir ama, Müslüman olarak ölen kişi, sonunda cennete gider.
- 38:25
Sonunda mutlaka cennetliktir. Ve ebediyete kalır cennete artık, girdikten sonra. Ama, bir zaman için cehenneme girmek, şehit konumunda olan, âlim konumunda, kârî konumunda olan, birinin cehenneme gitmesi, ilk baştan ateşle karşılaşması, ne kadar acıklı bir şey yani. Görünüşte bu adam, yüzde yüz kazandı, bakılırken bu nasıl oldu yani.
- 38:51
İşte hiçbir şey, iki kere iki dört etmiyor burada. Dört ediyor yine. Sen şartlarını yere getirmediğinden, görünüşte, dört ediyor gibi görünüyor. Ama şartlar bozuk olduğundan etmiyor işte. Zara cülüm bir adam, üçüncü mahkemesi görülecek mahşerde. Hem de ilk bunlarla, cehennem tutuşturulacak. Havelâ-i selâseddîn.
- 39:12
Yani, evvelü selâseddîn, tüse'arubîmün nâr diye, başka adı şerefse görmüştüm. Cehenneme ilk, yani odunda değil de mesela, efendim, kıymık gibi, çıra gibi, cehennemin ilk tutuşturulacağı, yani cehennem yanıyor zaten de, çırası bu adamlar olacak. Tutuşturan bu adamlar olacak. Bir şehit, bir âlim, bir adam daha var, genişlik yaptı Allah'a, yani maddi imkanını bol etti.
- 39:44
Ve'atâ verdihû ona, min esnâfil mal, mal çeşitlerinden, külli, bütün mal çeşitlerinden vermiş, artık arazi, hayvan, işte neyse, nakit, her türlü çeşidi var. Fevti'ye bu adam da getirildi, bu kişi. Fe'arrafâ, Allah Teâlâ tarif etti, tanıttı ona neyi, nimetlerini, öbürlerine de ni'metehu dedi, buna ni'mehu dedi.
- 40:06
Herhalde esnaf var bunda, çok sınıf sınıf nimetler var. Buna bütün nimetlerini söyledi, sana şu kadar para verdim, at verdim, avrat verdim, şeyh efendim, mal verdim, mülk verdim, arazi verdim, şunu verdim, bunu verdim, çok zengin. Fe'arrafâ, o da tanıdı, takdir etti o nimetleri, tabii verdin ya Rabbi, sen verdin, biliyorum.
- 40:27
Kâle mevla burdu, fe mâ amilte, ne amel işledin fîhâ? Bu kadar nimetler için, Kâle dedi, mâ te'raktü ben bırakmadım min sebilin, ya Rabbi, hiç bir yol bırakmadım ki, tühebbü sen seversin en yunfaka, infakta bulunulmasını fîhâ, o noktada, o hususta infak, cami mi yapılacak, çeşme mi yapılacak, köprü mü yapılacak, hastane mi yapılacak, yetim mi bakılacak, tul mu bakılacak,
- 40:48
efendim Allah yolunda cihada gidilen orduya, silah mı alınacak, Allah için, din için, yani, senin harcanmasını, sevdiğin yerlerden, bir tane bırakmadım, illa, mutlaka, enfaktu, harcadım fîhâ, o yolların hepsine, hayır yollarının hepsine harcadım, buraya kadar Mevla doğruca, leke, senin için yaptım, senin için yaptım demeseydi, evet yaptın diyeceklerdi, ama niçin yaptın,
- 41:17
onu karıştıracaklardı tabi, ama hiç olmazsa, en azından yalan konuşmayacaktın, şimdi orada bir de, yalancısın denme hakareti, ve rezaletine karşı karşılaşıyorsun, yani bir adam, doğruyu der, yalan senin dediği gibi, doğru diyorsun ama, senin bu doğrun da, yalandan beter derdi, yani sakal bırak diyor, o da ne söz vereyim, inşallah, ya inşallah demiş de, bıraktım de,
- 41:38
e şimdi yalan konuşmuş olmayayım, belki bırakamam, e diyorsa, doğru konuşturamadın, senin doğrun da, yalandan beter oldu, yani harama devam edeceğim, demek istiyorsun, diyor, yani ama, yalancı olmak, yalancı durumuna düşmek de, ayrı bir rezalet, doğruyu dersin, yani doğruyu dersin, ama o doğrun yanlış bir şey, yaptığın iş kötü, ama doğruyu dedin, ama sen bunu, ben yapmadım,
- 42:00
veya yaptığım şeyi, gizlersen, saklarsan, efendim, şahitliğini gizlersen, ondan sonra, çıkarsa meydana, sana diyecekler, yalan söyledi, burada ikinci bir şey, ilave oldu yani, yaptığın işin, yanlışlığı vardı zaten, e bir de, niye yalan konuştun, Mevla'da buyuruyor ki ona, Kale budu kezepte, sen yalan söyledin, buraya kadar her yere, verdim dedin, verdin, ama leke dedin,
- 42:27
senin için dedin, benim için değildi, ve lakin leke, lakin sen faalte, yaptın, onu yaptın, bunu yaptın, cami yaptın, çeşme yaptın, milletin hayırları çok, paraları çok olanlar da, çok hayır yapıyorlar, rüyukale densin diye, güve o adam cevadün, ne cömert adam ya, her yere cami yaptı, her yere han yaptı, hamam yaptı, şatırvan yaptı, derneğe şu kadar yardım ediyor,
- 42:51
bütün hayırları yapıyor falan, fakat kıyıla muhakkak o da dendi, yani, niyetin neydi, cömert densin, dendi mi? dendi, herkes seni gören, Allah Allah, ne cömert adam, dedi mi? dedi, alacağını aldın, niyetin neyse, onu alırsın, ameline göre almazsın, niyetine göre alırsın, her dakika bu hadisi unutmamak lazım, ameller, görünen şekillerine göre değildir,
- 43:16
ne niyetle yapıldıklarına göredir, yüz rekat namaz, niyetine gösteriş, hiçbir rekat namaz yazılmaz, çünkü neden? ameller, görüntüye göre yazılmıyor, niyetine göre yazılıyor, o zaman ne oldu? cömerttir densin, niyetini, niyetini karşıladın, fakat kıyıla o da dendi sana, tüm evrası ona emroldu, bir onun hakkında, hadi gönderin bunu, cehenneme fesuhibe, o da tökezlendi,
- 43:41
alacı yüzün üstüne, ve süründürülerek çekildi, hatta ki neticede, atıldı finnaar, o da ateşle cehenneme dibine atıldı, bu durumda, canını veren de kaybeden var, parasını verenin de kaybedeni var, ilim tahsil edip, okuyup okutup, hocalık edenlerden de kaybeden var, kayıplarının sebebi müşterek, Allah için yapılacak işe, kullar görsün beğensin diye, katmış karıştırmış,
- 44:09
bu çok zor bir şey, benim ümmetimde şirk diyor, karıncanın, karanlık gecede, büyük kayanın üzerinde gezen, karıncanın ayak sesinden, daha gizli gezer, eşşürkü fîkum ehfâ min debîbine, alessakratı sammâ fil leyleti zalmâ, karanlık gecede, sert kayanın üzerine, karıncadaki gecede, bacağının sesini kim duyar ya, ondan gizli gezer diyor, bu şirk, duadan başka çaremiz yok,
- 44:40
ama özel bir duası var, sayfası şimdi aklımda değil, hadis-i şerifte onu teşvik ediyor, ileride ama baya var, ama bu babın başında, şirkten korkanlar ne okumalı, şirkten korkanlar ne okumalı, diye de söyledi, allâhümme ne'übdübüke, enüşrükebüke, şeyemâne âlem, min enüşrüke de var, enüşrüke de var, enüşrüke de var, lafızlar birkaç tanedir, ben,
- 44:59
Allah'ın kitabının sonuna doğru var. Allahümme ya'budu bike enüşrike bike şey'emen e'lem ve estaghfiruke lima la e'lem. Ne kadar da kısa. Başka dualar kaç sayfa ya. Bir satır yok. Ama diyor, elâdüllukum ben size öğreteyim mi, alâ mâ şeyki yüzü bu. Gideriyor. Efendim. Yüzü bu şirk. Şirki gideriyor. O küçüğünü de, büyüğünü de gizlisini, açığını
- 45:31
silip süpürecek, kalbinizde hiçbir şey bırakmayacak. İşte bu dua çok önemli. Ya Rabbi ben bile bile senin ortağın olmadığını bile bile sana nasıl ortak koşarım Ahmet'in, Mehmet'in? Ortak koşmaktan sana sığınırım. Bilmeden bir şeyler içimden geçiyor falan kastım yok ise de, ondan dolayı da affını mağfiretini talep ederim derse yaptığını temizler, yapmadığından kurtulur.
- 45:53
Yapması nasip olmaz. Çünkü bu dua, efendim, iki rivayet var orada, bir Ahmet İbni Hanbel'de var. Bir Ömer Sıtlık'a öğretti falan. İki rivayetin ikisi de okunabilir. Yani sayfayı verecek olsak. Şimdi de cep kitabını hazırladım. Hani koca kitabı taşıyamıyorsunuz, bu kitapta çok iş var. Cep de inşallah yakında basılır.
- 46:15
Yani birincisi 267. sayfada, o ne'ucubike, cemi olarak sana sığınıyoruz adam okumabilmeyenler de var, onlara da niyet edersin. Hani onlar da o manayı bilerek şey ederler. Lafı zamanı hemen aynıdır. Ömer Sıtlık bak, Allah-u Teala'ya rivayet ediyor. Size küçük büyük şirkin tümünü giderecek bir şey öğreteyim mi?
- 46:37
Buyur ya Resulallah dediler. Deyin ki Allahümme ne'ucubike enüşrike bike ve ne'alem ve esteğfirukeli ma la'alem. Bu da farklı bir lafız. Ama 267. sayfada dualar kitabından madem böyle bir belayla müptelayız kimse ben gösteriş yapmıyorum, rüya yapmıyorum ihlası kazandım diyemiyor, iddia demiyoruz. O zaman yoluna bakalım.
- 47:00
Yolu zikir ve duadır. Allah'tan gayrı silene kadar zikredip Mevla'dan gayrı silindi mi artık o beğenmiş, o beğenmemiş kalmaz ki. Met edenle zemmeden eşit olur. İşte o zaman senin gösteriş yapmadığın belli olur. Ama biz öyle değil. Met edenlere seviniyoruz. Bir alemce konuşsak da üzülüyoruz. Demek ki Allah için yaptığın işte niye üzülüyorsun o adam ne demiş diye?
- 47:21
Hiç üzülmemek lazım. Ben doğru yoldayım, hak üzereysem, ehl-i sünnet itikadındayım. Beni beğenmemişler, sevmemişler, sövmüşler, hakaret etmişler. Bana da çok oluyor. Olsun. Etkileniyorsam yanlış yoldayım. Etkilenmemem lazım. Biraz biraz azalıyor bende de tabii. Bu tedavi gibi bir şey yani. Bu nefis tedavisi zordur.
- 47:40
Eskiden böyle miydim eskiden? Bana nasıl der bunu ya falan filan. Şimdi öyle bana beni seni kalmıyor. Yavaş yavaş artık. Yani her şeyi Mevla yaptırıyor, konuşturuyor, ettiriyor. Senin doğru konuştuğuna itiraz eden Allah itiraz etmiş oluyor. Zaten sana itiraz etmiş olmuyor. Zaten adam Allah'a söven var haşa.
- 47:57
Adam Allah'a hakaret ediyor. Allah Kur'an'a hakaret eden insanlar türemiş. Sen kimsin? Dedi Musa aleyhisselam. Ya Rabbi, bu beni İsrail'den benim aleyhime konuşan münafık sahtekarlar var. Bunları durdur. Benim aleyhime konuşamazlar. Ağzını dilini bağlasın. Mevla buradaki ya Musa. Sen ibadetine bak. Vazifeni tebliğe bak.
- 48:19
Onların susturmayı benden isteme. Neden? E benim aleyhime bile konuşuyorlar. Özgürlük vermişim onlara. Nasılsa ahirette hesabını göreceğim diye tabii. Benim aleyhime konuşuyorlar. Bir şey yapmıyorum da. Senin aleyhine niye yapayım ya Musa? Benim aleyhime konuşuyorlar da sen kendi aleyhine konuşulanda niye rahatsız oluyorsunuz?
- 48:37
Yani Allah'a karşı bile iftira atan, Kur'an'a hakaret eden, ayetleri, hadisleri inkar eden adamlar var ya. Bunu Allah'a, peygambere yapan sana ne yapmaz? Onun için gösteriş tabii olmadığının en büyük alameti medih ve zemmin müşari gelmesidir. Oradan girdim buraya. İnşallah tarikat dersleri yapılarak, zikre devam edilerek, işte duaların kitabındaki zikirler, özellikle bu 267.
- 49:03
sayfedeki dua şirkin küçüğünü ve büyüğünü giderecek bir şey. Özel öğretmiş bunu Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Şimdi öğretilen özel bir dua varken kendi kafamıza da aranışa girmeye lüzum yok. Burada adı şirk var zaten. O dua başta gelir. Böylece amel edelim. Allah-u Teala kalplerimizden şirkin celisini de, hafisini de, sağirini de, kebirini de tamamen izhab eylesin.
- 49:25
Amin. Gidersin, ihraç eylesin. Amin. Kendinden gayri kimsenin medinden, zemminden tesirlenmekten cümlemizi muhafaza eylesin. Rabbim imanlarımızı bize emanet ettiği gibi muhafaza eylesin. Nefese kadar, mahşere kadar, cennete kadar bu iman ile, bu itikad ile, bu ihlas ile. İhlas derken yüksek bir ihlas iddia etmiyorum da.
- 49:47
İman da ihlasla eşittir yani. İhlas ile yani Allah için yapıyoruz. Namazı da Allah için kılıyoruz da. Millet beğensin diye de kılsak. Gece kılmayız, evde kılmayız, gizli kılmayız. Öyle ya şimdi devam eden bir insan tabii ki ihlası vardır. Çünkü milletin gördüğü yerde kılar, görmediği yerde kılmaz konumunda da değiliz yani.
- 50:05
Bu bakımdan herkes kendi halini kendisi dahi bilir. En iyi hepimizi Mevla bilir. Rabbim cümlemizi fazlı keremiyle, lütfu keremiyle, rüyadan muhafaza buyurarak yarın ahirette rezil rüsvay olmaktan muhafaza eylesin. Her işlerde akıbetimizi güzel eylesin. Dünyanın rüsvaylığından ve ahiretin azabından emin eylesin. Amin.
Benzer sohbetler
1:34:01Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 78. Bölüm 6 Ekim 20266 Ekim 2026 · 95 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 6 Ekim 2026
1:33:48Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 77. Bölüm 2 Haziran 20262 Haziran 2026 · 94 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 2 Haziran 2026
1:40:41Terğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler 76. Bölüm 5 Mayıs 20265 Mayıs 2026 · 101 dkTerğîb-ü Terhîb'den Hadîs-i Şerîfler · 5 Mayıs 2026


