00:00 / 58:13

  1. 01:08

    Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Vessalatu vesselamu ala seyyidil murselin.

  2. 01:20

    Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain. Kıymetli dinleyenlerimiz, Allah için sevenlerimiz, ömrümüzden birkaç nefes daha kaldı, bilmiyoruz tabi de, alıp verdiğimiz bu nefesleri Allah'ımızın dininin ilmini tahsil yolunda geçirmek istiyoruz. Ayet-i Kerimelerin ve Hadis-i Şeriflerin ve onlardan çıkarılan fıkıhların, akaatlerin, tasavvufların, ahlak ilminin okunup okutulması,

  3. 01:59

    amel edilip ettirilmesi, insanlara tebliğ edilmesi ve bütün insanların bu yolda hidayet bulmalarına vesile olmak için kalan ömrümüzü geçirmeye niyet ettik. Bu arada biz insanların hidayetini istersek Allah Teala da bizi hidayet eder. Biz insanlara acırsak Allah Teala da bize rahmet eder. Biz insanların günahlarını affı için istiğfar edersek,

  4. 02:28

    Allah Teala da meleklerini bizim için istiğfar ettirir. Böyle vaatler ve mükafatlar ve müjdeler kitaplarımızda doludur. Yani insanlar şöyle bozuk, böyle bozuk, millet helak olmuş gitmiş falan, demekle bir yere varamayız arkadaşlar. Hadis-i Şerif'te buyuruluyor ki, Kim derse ki insanlar helak olmuş ya, bu 21.

  5. 02:54

    asırda millet namaz yok, abdest yok, din yok, iman yok falan, helal bilmezler, haram bilmezler, herkes cahil olmuş falan, bütün millet helak oldu. Derse bunu, bilsin ki ve bilin ki bunu diyen adam o insanların en ziyade helak olanıdır. Çünkü neden? Niye vazifeni yapmıyorsun o zaman? Niye elinden geleni yapmıyorsun?

  6. 03:22

    Niye kimseye bir şey anlatmıyorsun? Şimdi ders başladı, hadis-i şerifler okunacak. Niye mesaj atmıyorsun? Niye telefon etmiyorsun? Bir insan bir hadis duysun, Sabahlara kadar bizim için ağlamış, affımız mağfiretimiz için uyumamış, bütün mirat gecesi dahil Mevla Teala ile muhatap olduğu, ve Mevla Teala'dan iltifatlara ve müjdelere mazhar kılındığı,

  7. 03:51

    ferah gecesi gibi gecelerde büyük tecelliler, ihsan edildiği kendisine gecelerde hep devreye bizi sokmuş, ümmetim, ümmetim, ümmetim, işte bize şefaat hakkını almış, 13. gece 3'te 1, 14. gece 3'te 2, 15. gece tamamına şefaat izni alana kadar, yani müslümanlar hakkında, hep böyle bir ömür hayat tüketmiş, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.

  8. 04:19

    Sana diyor ki, ben seni diyorum, kardeşim olarak kabul ettim diyor, ah ben ne olaydı, kardeşlerimle görüşebilseydim diye temenni ettim Allah'ımdan. Tabii ki dünyada bu olmadı, ama ahirette mutlaka olacak, siz benim kardeşlerimsiniz, ben sizin için geldim, ben size rahmet olarak gönderildim, ben size bu kadar hikmet bıraktım, sünnet bıraktım, hadis bıraktım,

  9. 04:48

    dünya ve ahiret bütün saadetleriniz, benim hadis-i şeriflerime ittibadadır, ve bana uymaktadır. Ne olur benim tarafımdan? Bir ayet olsun, bir hadis olsun, ümmetime tebliğ edin. Yani ulaştırın. Şimdi bak burada iki üç, üç hadis-i şerif en az, inşallah, niyet ettim okuma. Üç hadis-i şerif, birisi çok uzun belki de bazı, dört beş hadis kadar uzun.

  10. 05:10

    Kısa hadislere göre. Peki, bu hadis-i şerifler bize bildirildi, biz bunları hiç duymadan öleceğiz. Ben şurada bir hadis-i şerifi, iki tane hadis-i şerifi, bir tanesini sonradan hatırlıyor gibi oldum, bir tanesini yeni görüyorum. Bakın bu işin içinde kırk senedir meşgulüm. Devamlı da kitap okuyorum. Bir tanesini yeni gördüm, Mâni ibn-i Yezîd hadisini.

  11. 05:33

    Ebû Rerî hadisini hatırladım. Biliyordum, hatırladım ama unutmuştum. Öbür hadis-i şerifi biliyorum. Menetâfirâşehu yenven yekûme minel leyl, yusalliyen yekûme minel leyl. Misalâ o hadis-i şerifi ezber edebiliyordum. Fegalebetu aynâhu hattâ asbâ kütübellehu mânevâ ve kânehumu aleyh sadegâ. Yani, ama kim bilir hangi hadis-i şerifte bizim hidayetimiz var?

  12. 06:03

    Hangi hadis-i şerifte bizim ahireti kazanmamızın şifresi var? Bu herkese kendine özel şifre veriliyor yani. Bu bilinmez ki. Ummadığım bir hadisten, bakıyorsun ben cemaatlerle tabii gelen gidenlerim oluyor. Adam diyor, şu sohbetten çok etkilendim. Allah Allah, benim çok ilgimi çekmiyor o sohbetteki ifadeler.

  13. 06:23

    Onun çekmiş. Bakıyorum ben şu sözden namaza başladım. Öbürü şöyle yaptım. Kapandım diyen hanımlar var. E tabii ben burada kim nereden ne alır, ne anlar hesap edemem. Hidayeti yaratan ancak Allah-u Teâlâ'dır. Biz de papağan gibi konuşuyoruz. Biz mikrofon yerindeyiz yani. Tesir Allah'tandır Celle Celaluhu.

  14. 06:45

    Hidayet Rabbimiz'dendir. Zaten Mevla'dan ve Habibinden Celle Celaluhu Sallallahu Aleyhi ve Sellem dinleyenler kazanır. Mesela Ahmet'ten, Mehmet'ten, Hatip'ten, Vâiz'den dinleyenler kaybeder yani. Bu bize vahyin kaynağından geliyor. Bu hadis-i şerif saydı. Bukhari rivayet ediyor birinci hadisi. İkinci Bukhari ve Müslim ve Nesai rivayet ediyor.

  15. 07:07

    Üçüncü hadis-i şerif yine Bukhari. Nesai İbn-i Mace rivayet ediyor. Daha da kaynakları var. Şimdi bunlar Kâinatın Efendisi tarafından Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mevla'dan alınan, vahiy ile telekki edilen bilgilerdir. Hiçbiri kafadan konuşulacak haşa şeyler olamaz.

  16. 07:33

    Habibim keyfinden canı istedi diye bir laf söylemez. Söyledikleri yani din adına, helal haram adına, hikmet adına, ilim adına ne söylüyorsa Allah'tan kendisine vahy edilen bir vahiydir. Ama tabi ki din adına olmayan şeyler vahiye girmez yani. Her konuştuğu vahiydir demiyoruz. Burayı da yanlış anlamamak lazım.

  17. 07:54

    Hanımına derse ki su getir. Su verir misin derse. Nasılsın iyi misin derse. İlla vahiy geldi de Ayşe Anamız'a nasılsın de diye. Ha bazı kere o da oluyordu. Hatice Annemize selam geliyor, Cebrail Aleyhisselam getiriyor. Mevla Teala Hatice'ye selam söylüyor, cennetle müjdeliyor. O ayrı bir şey. O zaman zaten onu bildiriyordu Allah.

  18. 08:13

    Selam gönderdi, Cebrail selam getirdi. Bunlar ayrı şey. Ama şimdi ev ortamıdır insan. Eşiyle çocuğuyla nasılsın iyi misin işte yemek yiyoruz işte falan gülüyoruz. Biz her şeye vahiy demedik. Ama bir hadis-i şerif bir bilgi içeriyorsa. Şu şöyledir. Bir haber veriyor. Bunun vahiy olmasından başka bir çaresi yok.

  19. 08:32

    Çünkü haber veriyor. Ondan sonra bu helaldir diyor. Bu hüküm veriyor. Haramdır diyor. Bu hüküm veriyor. Maruftur diyor. Münkerdir diyor. E bu gibi veya suale cevap veriyor. E sen de din adına bir şey soruyorsun. Hoş gelip de evde ne pişireyim ya Resulallah diyen yok yani. Bunu yapayım mı yapmayayım mı?

  20. 08:50

    Şu nedir bu nedir? Herkes sual soruyor. E bu suallerin cevapları vahiydir. Bu itibarla bir ayet olsun benden ulaştırın. Yani hadis de buna dahildir. Ayetler zaten mütevattir ve herkes hafız dolu. Mealler doldu ortalık. E burada demek ki esas mühim olan hadis-i şerif kast ediliyor. Çünkü hadis-i şerifler ihmal edilmiştir.

  21. 09:15

    Ve hadis-i şerifler okunmuyor. Klişe hadis-i şerifler var. Herkes onlara birbirine mesaj atıyor falan bir vesileyle. Takvim siteleri falan var şimdi. Ezanı takvim yapmışlar. Onlar bazı hadisler söylüyorlar. Bunları toplasan yüzü iki yüz hadisi geçmez. Yani konular belli yani. Günlere göre, mevzuya göre bölüştürüyorlar.

  22. 09:37

    Ama burada dünya kadar hadis-i şerif var bizde bunlar. Hiç duymadık ve istifade etmedik. Yazık değil mi bize? Ölüp gideceğiz bu vahiylerden istifade etmeden. Bir daha mı dünyaya geleceğiz? Bir daha bu dünya kurulur mu bizim için? Bu imtihan yurdundayız. Bir hadis-i şerif ile iddiatımız sağlanabilir ya.

  23. 09:54

    Bu kadar insan kurtulabilir. Mutlaka duyurun, duyurun, duyurun, ulaştırın. Biz size Allah için anlatacağız. Allah Teala ömür verdikçe. Şimdi dersimizdeki kitabımız, konumuz ikhlas. Niyet ve ikhlas yani zaten ikhlas niyetle olur. Bu usta hadis-i şerifler daha da gidiyor yani. Kitab-ül ikhlas, sonra kitab-ül ilme geçmiş.

  24. 10:22

    Sonra sünnete geçmiş, çok önemli. Sünnetle ilgili, Allah Allah. Bu hadis-i şerif burada da var mıymış ya? Bak görüyor musun? Bunu daha Ruhi Bey'in tefsirinden rahmetli Hızır Efendi okurdu bize. Kaynak bulamadık zannettik. Birinci citte yazdık bunu da kaynak bulamadık. Tabii 25-30 sene evvel bu kadar şeyler yoktu.

  25. 10:46

    Şamileler muamele vermiş. Allah Allah. Bu hadis-i şerif burada çıktı görüyor musun? Çok muazzam bir hadis geliyor ama işte. Yani kitab-ül ikhlasın sonlarına doğru o da. Ne oldu? 57 hadis-i şerif burada var. Bazısı birkaç sayfa uzun sürüyor. 57 hadis-i şerif bu bab. Biz 23. hadis-i şerifteyiz yani. Ondan sonra kitab-ül sünnet, sünnet ve hadislerle ilgili.

  26. 11:10

    Sonra kitab-ül ilim, ilim-i faziletle ilgili. Ne kadar önemli bir şey bu tergib-ü terib ya. 24 saat bu dersi yapsak doyulmaz bu hadis-i şeriflere ya. Vaktimiz de yetişmiyor. Ben de bu derse başlarken birkaç lokma da bir şey yedim. Gerçi birkaç lokma yemedim, biraz da çok yedim. Allah beni affetsin. Hacı bir uyku geldi, bir halsizlik geliyor böyle.

  27. 11:32

    Zaten şekerim yükseliyor. Ondan sonra böyle duruyorum. Nasıl konuşacağım, nasıl edeceğim? Ağzımı bıçak açmaz. Derse başlayınca size bir şeyler anlatmaya başlayınca biraz kuvvetim geliyor yeniden. Şarjım doluyor gibi oluyorum. Yeniden canlanıyorum biraz. İnşallah ölünceye kadar Allah'ım ne verdiyse size hizmet yolunda, ikhlas ile bitirmeye, tüketmeye muvaffak eylesin.

  28. 11:55

    Amin. Vâ mâ nebni yezînâ radıyallahu teâlâ. Anhumâ. Yani babası da sahabeden olursa anhumâ diyoruz. Bazı râvi an ebi anceddi babasından, dedesinden gidiyor, ona anhum diyoruz. Burada mân hazretleri sahabeden. Bu Yezid'in oğlu. Bu meşhur Yezid değil. Bu millet hep meşhur Yezid'i bilir. Meşhur Yezid, Hazreti Hüseyin'i şehit ettiren o zındık.

  29. 12:22

    O Yezid, sahabeden değil o. Hakkında ihtilaflar var, şu var bu var. Neyse biz onu sevmeyiz hiç. O sahabeden değil yani. Bu sahabeden Yezid. Sahabede çok Yezid var fakat o pis Yezid'in yüzünden ismi de lekeledi. Yezid çok esasen güzel isim. Ziyadelikten gelir, artıştan, bereketten gelir. Zâde Yezîdü'den gelir.

  30. 12:46

    Hazreti Ömer'in kardeşinin de adı Yezid. Yani birçok sahabeden zat var, tabiinden zat var ama maalesef bu işte meşhur Yezid, Hazreti Hüseyin'i katleden hainin, zalimin yüzünden isim de işte görüyorsun bir adamın bir yanlışı bir ismi ne yapar yani.

  31. 13:06

    Şimdi böyle deyince millet hangi Yezid falan insanlar da şey yaptılar, Radıyallâh denir mi falan. Haşa ne Radıyallâh'ın. Biz ona Allah razı olsun diyecek halimiz mi var yahu. Neler etti Ehlibeyt'e yahu. Ehlibeyt'e saldıran, dinimize saldırmıştır. Ehlibeyt bizim dinimiz, imanımızdır. Ehlibeyt'i sevmek bize farzdır.

  32. 13:25

    Ehlibeyt'e salavat okumadan namazımız kabul olmaz. Allahümme salli aleyhi ve aleyhi Muhammed ve aleyhi Muhammed. Ve aleyhi Muhammed işte Ehlibeyt'tir. Biz onlara salavat okumasak namazımız kabul olmaz. Onun için bu o değil, bu ondan önce yani bu. Daha o doğmamışken olan işler. Zaten o 33 yaşında mı ne erkenden geberdi gitti yani onun sonradan doğduğu belli.

  33. 13:51

    Bu zat diyor ki, kâle anlatıyor. Kâne idi ebi benim babam. Yezid diyor, yani adı Yezid babasının. Babam diyor, yani Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz zamanında sahabeden bir zat bu. Babam diyor, ehracet çıkartmıştı. Denaniyra, bir takım dinarlar, yani altın paralar. Efendim, çıkartıyor ne demek?

  34. 14:16

    Yeteseddeku sadaka vermek üzere. Neyle bihamunlarla, yani onları efendim farz da olabilir, nafile de olabilir. Yani sadaka, zekata da deniyor. Kuzminen valim sadakaten, mallarından sadaka al ayetinde zekat kastediliyor. Çünkü orada bir devlet yönetimine hitaben cebir var. Yani al diyor. Tabi o nafile sadakayı o şekilde alamaz.

  35. 14:38

    Bundan dolayı, oradaki sadaka zekat anlamdadır. Bu itibarla, yani hadis-i şeriflerde geçen tasaddukat, ayet-i kerime ve hadis-i şerifde innemes sadakatü'l-fukara diyor. Oradaki sadakalerden maksadı, zekatın sekiz masrafını söylüyor. Yani ayet ve hadislerde tasadduk ve sadaka kelimeleri geçtiği zaman farz olan zekata da gidebilir.

  36. 15:03

    Nafile olan, bildiğimiz, bizim şu anda Türkçe'de kullandığımız sadaka anlamına da geçebilir. Burada ikisi de ihtimallidir. Çünkü ayetlerde ve hadislerde umumidir, geneldir. Yerine göre anlaşılabilecek bir şey varsa belli olur ama yani tahsildar geliyor, alıyor falan bunlar. Farzla ilgilidirler tabii ki.

  37. 15:22

    Öbürüne tahsildar gizli verilmesi, onun da muhtemelen, nafilenin gizli yapılması muhtemelen tahsildar falan gelmez ona. Onun için durumun gerçekten siyak sibahından, ondan kastedilen anlaşılır. Ama burada iki tarafa da ihtimallidir. Çünkü neden? Çıkarttı, mescide götürdü parayı sadaka vermek için. Fevazaha koydu, ha paraları, kimin yanına koydu?

  38. 15:50

    Önder Hacı'nın bir adamın yanına emanet bıraktı yani. Nerede? Fil mescidi, mescidde. Mescidde ne kastediyor? Mescidi Nebevi, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Ravzası'nda bir adam oturuyordu, gitti adama, dedi ki, işte bunlar, yani zekattır demek şart değil biliyorsunuz fıkha göre. Yani bir insan bir muhtaca verirken, bu benim zekatımdır demeden oluyor zekat.

  39. 16:10

    Demek şartı yok yani. Niyeti zekatsa, hesabında kendi biliyor zekatı. Kırkta biri nedir o zaten. Kimseye deme şeyinde yok tabii. Devlet tahsilden ayrı bir şey. Ama normalde şimdi diyorum, devlet karışmıyor zekat işine zaten. Devlet anca vergi almaya bakıyor. Zekat esas farz olan da, İslam devleti değil.

  40. 16:31

    Onun için bundan bu beklenemez. Bu itibarla, efendim, bu parayı ne yapıyor? Mescidde bir adamın yanına koyuyor, benim işte hayrımdır demek istiyor. Yani zekat demek şartı yok. Zekatsa da zekat demek şartı yok. Sadakaysa zaten demek şartı yok. Mescidde bir adamın yanına bunu koydu. Dedi ki, bunun dedi muhtaçlar gelirse dedi, fakirler muhtaçlara ver dedi.

  41. 17:00

    Yani mescidde bazı oturan insanlar olur ya, gelen gideni tanırlar yani. Bazı camilere fakirler de gelirler böyle. İhtiyaç sahibine verirsin dedi. Babam diyor, böyle bir şey yapmış diyor. Hazreti Man radıyallahu anh. Feci itibaren de geldim diyor. Yani camide ama, babam diyor sadaka fakire vermek için bırakmış ama, ben de fakirim demek istiyor.

  42. 17:23

    Ben oğluyum diyor yani. Ben de fakirim diyor. Benim oğlanlar gibi yani. Hepsi fukara. Bir tane çalışan eden yok. Ekmek lazım benden istiyor. Çorbayı benden istiyor. Ya mübarek, çalış etmez. Gittim diyor. Fakat diyor, aldım diyor. Ha o parayı. Adam benim babamı tanımıyor yani. Birisi getirip para vermiş ona fakir diye.

  43. 17:52

    Ben de gittim fakirim diye. Adamın yanında da para duruyor. O da dedi ki al şu kadar. Veyahut da hepsini mi verdi? Veyahut birkaç dinar mı verdi bilmiyorum. Konusu geçmiyor. Ama sanki hepsini almış gibi oldu bu şimdi. Gittim diyor. Hepsini. Sonra, fe teytü getirdim. Fe teytü hu biha. Fe teytü getirdim hu.

  44. 18:22

    Babama olabilir. Biha o dinarlara gidiyor. Yani dinarları babama getirdim diyor. Babama paralarla gittim demek istiyor. Demek anlamış yani. Adam anlamadı bu babasını. Belki de. Fakat o tabi kim verdi sana bu parayı? Veyahut da bu mesela Yezid'in işte o eski sahabinin yani. Hayrıdır dedi mesela. O da bile bile babasının olduğunu belki demedi ona babam.

  45. 18:59

    Aldı parayı. Sonra gittim babasına. Dedi ki sen dedi yani sadaka vermişsin. Ben de aldım o parayı. Dedi ki vallahi Allah'a yemin olsun ki seni değil seni kastetmiş değilim. Ben seni kastetmedim ya dedi. Ben normal fakirim. Sen benim oğlumsun dedi. Aç kalırsan gel bir yemek veririm dedi. Sen dedi niye dedi ki sadakaları aldın ya?

  46. 19:27

    Ben dedi hayrıma verdim dedi. Fakat burada da tabi şehirlerde bu işi biraz değişmişler de. Sanki hani çocuğuna zekat vermek yani caiz midir değil midir? Tabi bizim mezhebimizde Hanefi mezhebine biliyorum. Tabi öbür üç mezhebimizde şu anda bilgim yok. Şu anda hazırımda yok da. Hanefi mezhebinden bildiğim kadarıyla Hanefi mezhebine verilmez.

  47. 19:51

    Oğluna, kızına işte neyse verilmez. Annene babana verilmez. Usulüne furuğuna verilmez. Fakat bu paranın zekat olduğunu da şöyle anlıyorum. Hani yine dedim ya karinelerden anlayabiliriz. O da şuradan anlaşılıyor. Yani şarihler oğluna zekat verilir miydi, verilmez miydi? Bilmeden verdiğin sen geri alınır mıydı, alınmaz mıydı?

  48. 20:11

    Zekatı iade gerekir miydi? Gerekmez miydi gibi konular çıkartmışlar. Buradan anlıyorum ki bu zekat olduğu şimdi anlaşıldı bir karineden. Nafile olsa zaten. Nafile. En büyük sadaka hanımının ağzına efendim koyduğun lokmanın parasıdır diyor. Zekat olmuyor. Ama hadis-i şerifte eftalü sadaka diye geçiyor.

  49. 20:34

    Sadakanın en faziletlisi çoluğuna çocuğuna verdiğindir diyor. Yani bir insan ben çoluğuma, çocuğuma, karıma zaten bakmakla mükellefim diyerekten senelerce onlara bakıyor. Enayi gibi. Niye enayi gibi? Sevap almıyor enayiliği burada. Ama niyet etseydi bu da Bukhari'dir bu hadis-i şerif. Bir adam infak ettiği zaman ehli demek ailesi demek

  50. 21:00

    karısı ve çocuklarına harcama yapıyor yani. Harcama derken hepten de fuzuli fuzuli israf masrafı konuşmuyoruz. Fuzulu ihtiyaçları var. Bunları harcama yaparsa bir adam, baba hanımına, çocuklarına eğer ki bunu yaparsa tamam karısının çocuğuna zaten bakmakla mükellef idi. Günahından kurtuldu. Baktığı için günahından kurtuldu.

  51. 21:24

    Çünkü hadis-i şerifte ne buyuruyor? kefâ bilmeri ismen en yuvvayyâ men yekût men ya'ül de var. Yani bir insan bakmakla görevli olduğu bir insanı ortada bırakır, zayi eder, geçimsiz bırakırsa yani onları muhtaç ederse bu ona günah olarak yeter diyor. Başka günaha lüzumu yok bunun. Yandı gitti ahirette.

  52. 21:49

    Çoluk çocuğunu zayi etti. E şimdi o zaman bu adam çoluk çocuğuna harcama yaptı, baktı, yedirdi, içirdi. Masraflarını gördü. Günahdan kurtuldu demek istiyorum. Fakat sevap aldı mı almadı. Neden? Günahdan kurtuldu. Yahtesibuha diyor. Bir adam ailesine para harcarken yahtesibuha onu hesaba katsa, yani niyet etse.

  53. 22:12

    Ya Rabbi dese ben bunları sen verdin bana, bakmakla beni mükellef ettin ama ben de senin rızanı kazanmak için ahirette hayrım olsun diye bunlara işte harcama yapıyorum. Dese fevelehu sadakatün. Bu kendisi için sadakadır. Sadaka olarak deftere sevap yazılıyor. En faziletli sadaka diye de biliyorum. Hadis-i şerif olarak eşinin efendim ağzına koyduğu lokmanın,

  54. 22:42

    efendim yiyeceklerin parası kadar daha faziletli sadaka hiç kimseye verilmemiş diyor. E demek ki efendisi herif öyle derdi. Uyanık olun, akıllı olun derdi ya. Hanıma zaten bakıyorsunuz, bari niyet edin de sadaka cevabı kazanın derdi. Her iş niyete dönüyor. Zaten derdimiz, konumuzun tümü ihlas ve niyet zaten.

  55. 23:00

    Evvela bir niyeti okumamız lazım. Niyeti bilmeden biz ne diyormuş meğer? Kaç senedir çoluk çocuk bakıyoruz. Niyet ettik mi? Ben ara sıra ediyorum niyet. Biraz bildiğim için. Şimdi, babası da dedi ki, yani şunu demek istiyorum. Zekat olduğunu nereden anladım demek istiyorum. Sadaka konusu olsaydı, zaten çoluk çocuğuna sadaka faziletli olduğu hadiste bildirildiği için

  56. 23:28

    bu konu tartışmaya açılmazdı. Demek zekatmış. Vallahi ben seni kastetmedim. Sen oğlum, zekatımı sen niye aldın ya gittin? Fekasamtu. Ben de onunla mücadele ettim. Yani dedim ona babama ki diyor, baba diyor o zaman iki davalı olarak, kasım derken düşman manasında değil, baba oğlu düşman olur mu? İki de sahibi.

  57. 23:57

    İki davalı olarak, işte ben davacı, sen davalı, neyse hangimizse, Allah Rasulü illa sallallahu aleyhi ve sellem. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e aldım götürdüm onu. Gidelim soralım. Ben de muhtacım ya. Başkası alacaktır da ben de muhtacım yani. Ben de işimi gördüm, Müslüman değil miyim falan.

  58. 24:12

    Babama böyle yaptım diyor. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e gelince fekale, buyurdu ki sallallahu aleyhi ve sellem, leke maneveyte ya yezidu, ey yezid, yani Rasulullah'ın zamanında öbür yezid yok yani, melun yezid, anlayın diye söylüyorum ikide bir. Çünkü bazı vatandaşlarımız, bizde özellikle çok düşman olan bir kesim var, bizde onlardanız merak etmeyin de,

  59. 24:33

    yani bu ne yezidi demesinler. Yani sahabeden olan o, eski bir zat bu. Ey yezid, sen neye niyet ettinse, neye niyet ettin sen? Biliyor musun dün oğluna verecek o adamı alıp da, veyahut oğlun gelecek onu alacak, bilmiyordun. Niyetin neydi? Zekat vermek. Senin için niyetin var. Senin zekatın verilmiştir, bitti.

  60. 24:53

    Ve leke, senin için de var, ma'a uşşek, ya ma'nu, ey ma'nu. Oğluna dedi, geldi. Sen aldığını da helalından ye, dedi yani. Afiyet olsun, dedi. Sen de muhtaçsın, dedi. Sen de işlerini gör. Yani, baba kasıtlı olarak oğluna diye zekat vermedi. Fakat o zekat döndü dolaştı, bir yere verdi. Anladın mı? O verdiği yerden de biliyorsun

  61. 25:23

    dağıtım oldu, dernektendi, vakıftandı, oradan gitti, oradan geldi falan, neyse, oğluna bir pay düştü oradan. Oğlu da muhtaçtı falan, neyse. Oradan para aldı. Bu adam bunu öğrendiği zaman bir daha zekat vermesi gerekir mi? Yani, gerekmez. Çünkü onun niyetinde oğluna vermek yok idi. O, masrafına gitsin diye vermişti.

  62. 25:45

    Üstü hakkına gitsin diye vermişti. Ama böyle bir durum oldu. Bu, hile-i şerieyle yani ben bilmemiş olayım, oradan sen oğluma ver gibi böyle şeyler olmaz. Fıkha göre bunlar. Caiz değil, zekatın geçersiz olur. Sanki sen veriyorsun da ben bilmemiş olayım. Kim bilmemiş oluyorsun? Allah-u Teala duyuyor seni yani.

  63. 26:03

    Ben bilmemiş olayım, oğluma ver. Böyle, hani el değiştireyim, ben sana vereyim, sen oğluma ver. Bunlar hile-i şerie. Bunlara lüzum yok. Oğluna yardım et. Oğlunu yedir, içir, sadaka niyet et. Ama zekat oğluna olmaz. Ama sen bilmeden oldu. E bir daha senin durumun varsa bir daha ver, fark etmez. Maddi durumu mi?

  64. 26:23

    Bin lira bir daha çıkartayım. Ama adamın da bazı kere biliyorsun, zekatı veriyor da ondan sonra o da zor geçiriyor. Yani zekat, her zekat veren de çok zengin değil yani. İnsanlar kenara bir şey koyuyorlar, o da zekat onu yiyor zaten. İki de bir. Çünkü kazanmayan paralar var, kenarda duran. Herkesin fabrikası yok.

  65. 26:41

    O zaman e bir daha da zekat verecek durum yok. İlle sen bu zekatı iade et, bir daha ver demekle de bir lüzum yok. O iyi niyetle vermiş, çıkartmış. Evet. Çocuk da onu geri vermesine lüzum yok. Sen niyetinle kazandın, senin zekatın tamamdır. Yani ne demek istiyor? Mevla niyetlere bakıyor. Eğer niyetin bu para çocuğuma gitsin olsaydı kabul olmayacaktı demektir.

  66. 27:05

    Farz zekatsa tabii onu konuşuyoruz zaten, ona göre konuşuyoruz. Ama niyetin Allah için fakire muhtaça zekat vermek idiyse, yani bakmakla yükümlü olmadığın kişiye vereceksin. Bakmakla yükümlü olmadığın kişiye vermektiyse, niyetin oydur senin. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem niyetleri Mevla bildiriyor ona çünkü.

  67. 27:24

    Sen niyetinle kazandın buyurdu tamam. Çok önemli bir şey. Yani niyetin burada yine önemi çıkıyor ve fıkra yansıması çıkıyor zaten bütün. Mevla indiğinde de yarın, ahirette de. Bütün mesele niyete göre muamele görülecek ya. Amele göre muamele görülecek. Adam yüz rekat sabaha kadar namaz kıldı. Camide bakıyorsun senin uykun geliyor.

  68. 27:46

    Bilmem ne yapıyor adam. Uzun uzun da okuyor işte. Her rekatta on kulüvallah falan filan. Adam bin kulüvallahla kıldı. Yüz rekat namaz işte üç saat, dört saat secdeden kalkmadı falan. Ne mübarek adamsın. Bu senin zahiri görüşüne göredir. Ahirette böyle bir şey yok. İşte sonunda o hadis çok önemli geliyormuş.

  69. 28:04

    Bak ben yeni gördüm şaşırdım. Rol bir yandan yazmış idik biz onu. O hadis-i şerifte görseniz ki ne ameller birinci kaçşamadan reddediliyor. İkinci kaçşamadan geri atılıyor. Üçüncü kaçşamadan reddediliyor. Neden? E çünkü melek onu oraya kadar çıkartırken görüntüye bakıyor. Melek niyete vakıf değil. Melek bakıyor ki bu adam ne yapmış böyle bir amel yapmış.

  70. 28:27

    Aa ne mübarek adam. Melekler de eşlik ediyorlar. Götürüyorlar semaya. Semada kabul olunacak zannediyorlar. Oradan Mevla'dan emir geliyor. Efendim durun alın bu ameli götürün sahibinin suratına vurun diyor. Bu yedi kaç semadan aşağı atılan var. Yani biri ikiyi üçü dördü beşi altıyı geçip de yani teftişleri kontrolleri verip de her şey sağlam yediden aşağı atılan var ya.

  71. 29:02

    Altı katı geçmek ne demek biliyor musun? Senin benim gibi birer çıkmaz be. Aşağı atılan var. O adresi bir okusak şaşırtacaksınız yani. Ne büyük ders o. Onun için Mevla niyeti bildiği için sen bunu ne niyetle kıldın? Hocayı mı kandırmak için? Müftünün kızını mı almak için? Hacıdan borç almak için? Yok bilmem ihale almak için hükümetten.

  72. 29:24

    Neye namaz kılıyorsun acaba? Niye kapattın karını acaba? Hükümet başı kapalıları seviyor diye. Hükümet doğruya müslüman adam. Tabii ki başı kapalı olanı namaz kılanı, dürüst olanı tercih ede. O ayrı bir şey. Ama sen başını niye kapattın? Sen namaza niye başladın? Bunları sorarlar da. Amelin görüntüsüne bakmaz mı Mevla?

  73. 29:45

    Niyetlere bakar. Ghani bin Hurayrati Radıyallahu Teala anhu Ebu Hurayra Hazretlerinden rivayet ediyor. Enne Resulallahi Sallallahu Teala Aleyhi ve Sellem'e kâle. Kâinatın Efendisi Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu. Şimdi anlatılıyor bu hadis-i şerifte. Ya Bukhari, Müslim ve Nesai. Allah Allah. Kaç tane sahih kaynakta geçiyor.

  74. 30:10

    Bu da bir ilginç. Kâle racülüm. Geçmiş ümmetten bir adam. Kâle dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sözü şimdi bu. Racülüm bir adam dedi ki diyor. Bu ne zaman oldu? Yani eski ümmetten Mevla bildiriyor işte. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem eski ümmetlerin kitaplarını okumamış. Eski ümmetlerin kitaplarını da okuyanları dinlememiş.

  75. 30:35

    Hep vahiy işte. Mevla bildiriyor. Şöyle oldu diyor. Böyle çok hadis-i şerifler var İsrailoğullarının. Yani eski mines-i sabikin, geçmiş ümmetten deyince de ekseriyette İsrailoğullarındaki kıssalar çoktur. İsrailoğulları deyip geçmeyin tabi. Yakup Aleyhisselam'dan Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kadar gelen sürece hep İsrailoğulları.

  76. 30:57

    Yakup Aleyhisselam'dan Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kadar gelen süreç. Yani hemen hemen İbrahim Aleyhisselam döneminden. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'le yine nereden baksan arası 3000-4000 sene. En az 3000 sene mesela. Ta İbrahim Aleyhisselam döneminden. Yani büyük ümmet demek istiyorum.

  77. 31:17

    Ümmetin içerisinde çok peygamberler gelmiş. 124 bin, bir rivayet 224 bin peygamberin ekserisi İsrailoğullarına göndermiştir. Onun için olan dönemdeki peygamberlere de vahiy geldiği için böyle şeyler çok olmuştur ve bildirilmiştir. Adam dedi ki, geçmiş ümmette bir adam şöyle dedi yani niyet etti şöyle dedi.

  78. 31:39

    Elbette tasaddukta bulunacağım. Neyi? Sadakati. Bir sadaka çıkartacağım. Yani bir hayır yapacağım dedi. Fekaraca çıkarttı bir sadakati, sadakasını bağ ile tahdiye olur. Müteahhitli olduğu için söylüyorum. Sadakasını çıkarttı ne demek? Yani cebinden çıkarttı, cüzdandan, kasadan, neyse yani elinden çıkarttı.

  79. 32:06

    Fekaraca koydu ha o sadakayı. Nereye koydu? Yani ne bilsin işte yolda dilenen var, muhtaç var, fakir var. Gördü birini. Fakat verdiği adam neymiş be? Hırsız imiş. Parayı verdi, fiyeti çağırdı. Bir hırsızın eline verdi. Bunun üzerine ve asbahu sabah oldu. Demek ki bu gece oldu. Anlaşılıyor. Asbahu sarhu manasına da gelir.

  80. 32:39

    Oldular falan ama ben biraz sanki, ha bak el leylete var aşağıda tamam. Yani bir gece dedi ki ben bu gece gizli hani kimse görmeden bir sadaka vereceğim. Aldı sadakayı çıkarttı. Fakat gitti nasip yapıp bir hırsızın eline vermiş. Ne bilsin hırsız? Sabah oldu. İnsanlar konuşmaya başladı. Ne diye konuşmaya başladı?

  81. 33:04

    Sadaka verildi. Tesaddekanın meçhulü. Sadaka verildi el leylete bu gece. Ya hırsız zaten her yeri çalıyor. Bu kadar muhtaç, fakir, fukara sadaka beklerken adam da gitmiş bir hırsıza sadaka vermiş. Ha ha iyi yani. Gülüş bir mevzu oldu. Bu gece bir hırsıza sadaka verilmiş. Dendi. Bu veren de duydu yani.

  82. 33:25

    Fakat şimdi bu nereden bilindi de dendi. Hırsız mı gitti herkese verdi? Küçük yerler tabii kasabalar. Herkes birbirini tanıyor. E gitti adam o mu yaydı ki bana biri sadaka verdi ya? Ben zaten hırsızım bu adam da deli mi geldi bana verdi falan. O mu maskara etti onu yoksa? Değil. Niyetesin adam aldı parayı yedi, yiyor.

  83. 33:46

    Burada diyor ki şerh çok güzel bir not getiriyor. Ya peygambere bildirildi o dönemin. Peygamberlere vahiy gelirdi bir de özel vahiyler gelirdi. Mesela peygamber kalkar gelirdi adama ertesi gün. Allah-u Teala buyurdu ki sen dün gece şöyle yapmışsın bunu yapma. Ya ne güzelmiş tabii. Güzel de biraz da zor.

  84. 34:04

    Teftiş yakın takip var. Gece yaptığın sabah söylendiği zaman hepimiz için iç açıcı olmayabilir yani. Herkes Efendi Hazretleri değil. O zaman bu yüzden peygambere vahiy gelirdi ki bu gece bu adam hırsıza sadaka verdi. Veyahut diyor veliye ilham gelir. Bak bunu Sindi Hazretleri söylüyor. Büyük Allame-i Cihan muhaşşi.

  85. 34:29

    Bütün hadisleri şerh eden zat. Diyor ki ya da veliye ilham gelir. Allah dostlarından biri keramet aktır. Derler ki bu gece hırsıza sadaka verilir. Veya hatiften nida gelir. Bizim ümmette kapandı bu kanal. Eski ümmetlerde hatiften nida gelir. Yani bir ses duyulur sahibi duyulmaz. Konu ayyuka çıkar yani.

  86. 34:49

    Bu hatif nida. Dördüncü şık bunların hangisi olduğu hadiste geçmediği için kesin karar veremiyoruz. Ama dördünden hariç değil. Dördüncü şık uykuda rüya görülür. Rüya da ilim sebebidir yani. Çünkü gece görüyorsun sabah çıkıyor bazı rüya yani. Hiç olmayacak bir şey öyle oldu diyorsun oluyor ölecek diyorsun ölüyor.

  87. 35:10

    Rüyada da normal insana da bildirebiliyor. Evliya olması da şart değil. Bazı gavurun rüyası bile çıkar. Yusuf Aleyhisselam'ın efendim hadisteki arkadaşlar mesela müslüman değildiler. Müslüman olmadıkları halde rüyaları tabir edildi ve çıktı yani. Neyse bu gece hırsıza sadaka verilmiş. Diye bu yayılınca bu adam da bunu anlayınca eyvah benim para hırsıza gitmiş.

  88. 35:37

    Fekale dedi ki ah! Allah'ım ey Allah'ım dedi. Leker senin içindir elhamdülillah. Hamd ederim ala şarifim. Hırsıza gitmiş daha beterine gitmemiş dedi. Adam ne yaptın? Gidip adamdan parayı mı yere alacak? Dedi daha beteri var mı memlekette dedi. İyi ki yine hırsıza gitmiştir. Neyse dedi ben ne yapayım?

  89. 35:58

    Elbette bir tasadduk yapayım bir sadaka. Bir sadaka daha vereyim bari dedi. Ya bu yerini bulmamıştır. Takaraca çıkarttı bir sadakayı. Sadakasını yani parayı çıkarttı neyse o zamanki durumda yani belki yemektir içecektir sadaka illa para olmaz. Çıkarttı sadakayı fevazaha koydu ha onu. Bu sefer de gitti rastladı bir yedi zaniyetin fahişe bir kadının ne vermiş muhtaç fakir.

  90. 36:21

    Vermiş ona. Adam ne bilsin ya Allah için gidiyor veriyor. Şimdi de bu verilenlerin bir kısmı da yani herkes Salihammer sahibi midir bu dilenciler, fakirler? Değiller. Sabaha çıktılar. Konuşuyorlar bütün insanlar. Yine aynı dört tarihten bir yolla işaret geldi yani insanlara Mevla duyuruyor bazı şeyleri.

  91. 36:45

    Evvelki ümmetlere çok olurdu bu. Tüsuttik'e leylete, tüsuttik'e sadaka verilmiş leylete bu gece ala zaniyetin. Ya fahişe bir zinakara sadaka verilmiş görüyor musun? Bu kadar namuslu fakir fukara var buna mı rastladı falan? Millet tetikodu yapıyor. Fekale adam yine duydu Allah Allah bizim de paramız kimlere nasıl buluyor?

  92. 37:06

    Allah'a meded ey Allah'ım lekel hamd sana hamd olsun ala zaniyetin. Zinacıdan da beteri olabilir. Allah'ın kullarında beterin beteri var yani. Yine ona gitmiş ne yapalım yine bir Allah'ın kuluna gitmiş dedi. Leylete sadaka ne? Ben bir sadaka vereyim bir sadakati. Bir sadaka daha vereyim dedi. Bakalım ne oraya gidecek?

  93. 37:28

    Fekalede çıkarttı bir sadakati. Hikaye değil ha. Bunlar hikaye değil. Resul Hoca benim hocam dinliyor musunuz onun vaazlarını? Dinlemiyorsunuz ya ne iyisiniz? Kafanızı çalıştırır usulü fıkıh haddesi gibi. Beyninizi çalıştırır itikatta. Güzel vaaz eder. O diyanet reisi ne anlatıyor? Diyanet reisi var ya şimdiki.

  94. 37:51

    Gitti Rize'de işte o mağara ilk hadis vardı ya terhibü terhibin. İlk başladığım derste üç arkadaş giderlerken efendim yağmura tutuldular. Bir mağaraya sığındılar. Yağmurdan heyelan oldu. Kaya kapattı kapıyı da her biri amelini söyledi de yavaş yavaş açıldı üçünün amelleri hürmetine falan. O hadisi anlatmış.

  95. 38:11

    Ben de çok memnun oldum ne güzel hadisi anlattı. Hadis-i şeriflere değer verdi falan. Peşinden demesin mi ki diyor bunlar temsilidir. Temsili ne demek? Sembolik. Sembolik ne demek? Böyle bir şey yaşanmamış. Yani Resulullah S.A.V. Bugali'de hikaye anlatıyor. Haşa ve kella. Düştüğümüz rezil duruma bak ya.

  96. 38:35

    Bir adam Resulullah'ın hadisine sembolik temsili dese zina etmekten de beterdir. İçki içmekten de beterdir. Hırsız olmaktan da beterdir. Çünkü neden ki hainatın efendisine diyorsun ki hikaye anlatıyor. Esasında hikaye yaşanmış şeyin anlatım tarzıdır ama Türkçe'de hikaye olmamışa derler. Hikaye anlatma ya derler.

  97. 38:55

    Bu ne demek? Yani boş konuşuyorsun. Haşa haşa. Bu aynen oldu ha. Onu demek istiyorum. Sakın temsilidir Semboliktir demek. Sizi var ya Allah Teala temsili yapar sizi. Sembolik yapar. Cehennemde böyle güzel sembolik bir size bir anıt yapar. Cehennemde bütün millete gösterir yani. Bak bu felancı hadisleri inkar eden hocanın sembolik bir anıtıdır der.

  98. 39:21

    Seni bir yandan yakar. Üstüne de anıt mezar yapar yani. Cehennemin dibinde. Sakın tembolik membolik demek. Tarihselciler var bir de. Allah Teala beyan ediyor. İneği kestiler. İneğin parçasını adama dokundurdular. Adam dirildi. Katilini söyledi. Meşhur hadise Bakara'nın suresinin ismi oradan geliyor.

  99. 39:38

    Adam diyor ki tarihsel. Ne demek tarihsel? Sembolik. Ne demek yani? Yani bu olmamış. Bu yaşanmamış demek. Böyle rezillik olabilir mi ya? İman etmek lazım. Neyse de aldı sadakayı çıkarttı. Üçüncü sadaka veriyor. Sadakayı koydu. Bu sefer bir zenginin eline vermiş. Yani adam paraya muhtaç değil. Dileniyor.

  100. 40:02

    Bazı öyle var. Apartmanı var. Dileniyor. Bu da gitmiş. Yine bu sefer para zengine gitmiş. Sabaha çıktılar. Herkes konuşuyor. İşte peygambere ya vahiy geliyor ya veliye ilham geliyor. Beni İsrail'de böyle şeyler çok oluyor. Bütün herkese yayılıyor. Adam da canlı yayın gibi naklen gece kime verdiğini yani adam tanımıyor.

  101. 40:22

    Fakir diye veriyor. Mevla bildiriyor. Sabahleyin herkes konuşuyor. Allah Allah diyor. İlginç. Bizde olmuyor böyle şeyler. Bizim hangimizde? Haşa Mevla baş eder. Melekleri çok da. Mevla bizde işi kayba bıraktı derdi Efendimiz Hazretleri. Eski ümmetleri aşikar ederdi. Bizde tamamen kayba bıraktı. Yani niyetimiz, her şeyimiz, hiçbir şeyimiz dışarı vurmuyor.

  102. 40:44

    Çoklarının yüzleri ahirette çıkacak. Zengine vermiş. Dediler ki bu gece sadaka verilmiş. Bu kadar fakir muhtaç duruyor ya. Gidip zengine vermişler. Böyle yayıldı. Fekale bu adam yine Allah'ım ey Allah'ım. Sana hamdolsun ilk geceki para hırsıza gitti. Ve zaniyetin ikinci geceki para faşiye gitti. Ve ganiyin üçüncü geceki param da yine gitti.

  103. 41:11

    Yine hamdolsun beterinden muhafaza eyle. Adam iyi niyetten çıkıyor veriyor arıyor birini buluyor. Yapacak adam. Fevtiye bunun üzerine kendisine gelindi. Yani o şunu demek istiyor. Daha çirkinlerine daha kötüsüne. Gavura gitmedi mesela.

  104. 41:32

    Şimdi gavura da gidebilir. Bu sefer hepten boşa gider. Hiç olmazsa bu yine bir müslümana gidiyor. Müslüman ama büyük günahkar olabilir. Yine müslümana gidiyor. Falan. Bunun üzerine efendim kendisine gelindi Fevtiye. Bu yani kendisine nerede gelindi şimdi. Bu adam peygamber değil. Yani buna rüyasında geliniyor.

  105. 42:00

    Ama bu şimdi bu rüya Resulullah sana sen bize bunu Bukhari'de anlatınca ne oldu bu şimdi? Bu oldu ayet gibi şimdi. Çünkü nasıl yaşanmış bir şey yani. Onu demek istiyor. Bizim başımıza gelmiyor mu? Rüyada bir şey görüyoruz. Sonra başımıza geliyor veya uyarılıyoruz. Dikkati alıyoruz. Kurtuluyoruz böyle şeyler.

  106. 42:17

    Biz ne yaşıyoruz şu anda da? O adamın da rüyasına sahih rüyası yani. Rüya sahih olarak hadise geçiyor. Anlatsana sen. Rüyada ona dendi ki. Gelindi ona. Yani uykusunda. Yani anlaşılan diyor bu. Fakat şimdi Hazretlerinin bunu demesi de illa sana da bu anlama gelmez. Çünkü o peygambere vahiy gider. Zamanın peygamberine peygamber gelir.

  107. 42:39

    Böyle şeyler de çok gördüm hadislerde. Yani peygamber o zamandaki o adama gelir. Mesela sana üç dua verildi. Der. Veya sen şöyle yapmışsın şu kabul olundu der. Veya bunu yapma der. Yani ben rüyasında gelindi de tabii ki şarihe hürmetim var. Ama benim aklıma gelen o zamanın peygamberine veya velisine vahiy veya ilhamla bildirilip o da buna gelip bildirdiği daha aklıma yatıyor.

  108. 43:05

    Diğer hadislerden kıyas ederek. Ona şu bilgi geldi yani. Ne yoldan geldiyse. Kendisine denildi ki. Şimdi senin sadakana gelelim. Hani birinci sadaka verdiğin hırsıza rastlamıştı ya. Ola ki o hırsız iffet talep eder. Yani utanır haya eder. İstemekten utanır. Neden? Ve vazgeçer. Yani iffet hali onu zorlar.

  109. 43:35

    Ya sende haya yok mu? Utanma yok mu yahu? Efendim. Adam geldi sana para verdi. Sen zaten hırsızsın. İhtiyacından mı hırsızlık yapıyordun sen? E ihtiyacını karşıladı işte. Ne hırsızlık daha yapıyorsun? Utan yani. Gibi. O utangaçlık iffet duygusu. Herkeste vardır bir iffet. Kimisinin azalmıştır. Kimisinin çoktur ama o duygunun harekete geçmesi meseledir.

  110. 44:01

    O harekete geçer, onu vazgeçirir. Neden? Hanseri katiyi. Hırsızlığından vazgeçirir. Yani senin niyetin iyiydi. Verdiğin para hırsıza da gittiyse sen kazandın dediler ona. Niye kazandın? Niyetine bakarım Allah buyurdu. Sen ihlasla verdin mi bu parayı? Verdin. Bu hırsıza gitti. Sana ne? Kime gitti? Ha sen araştırma denmiyor burada tabii.

  111. 44:21

    Onu da demiyoruz yani. Hava kurumu, civa kurumu gibi. İstediğin yere de ver denmiyor yani. Adam gidip şarap yapacak, bilmem baba yapacak, bilmem ne yapacak böyle kurumlar da var yani hayır parasıyla. E şimdi sana da araştırma denmiyor ama şu deniyor. Şahıs, müşahhas konuşulduğu zaman yani bir şahısa verdin.

  112. 44:38

    Fakir gördün, muhtaç gördün. İstedi mesela. Verdiysen tamam. Sen niyetine bak. Efendim Hanseri hep böyle derdi. Şüphelenirsen az ver, şüphelenmezsen çok ver diye de bir şey koyardı oraya. Hırsızlığından bu adam vazgeçebilir. Senin paran yerini bulmuştur. Belki de bu adam tövbe edecek. Senin helal paranla.

  113. 44:56

    Onun için sen tamamsın. ve zâniyetü evet zinaden kadına verdim parayı burda şerhten yani arapça bunlarda haa türkçe kitaptan okumuyorum sakın yanlış anlamayın sizde oku o zaman dersiniz ki bende de var ya tergib tercümesi alayım bari hocanın vaazını dinlemeyeyim biz burda başka manalar veriyoruz evet

  114. 45:19

    şimdi sizde vardır öyle işler de hemen meraklılarınız çok bu kitap kağıtların da arkaları şey haa israf olmaz diye kullanıyorum başka kitap önümden okuyorum yanlış anlamayın ha böyle çıkıyorsun haa türkçe okuyor dersiniz çok uyanıklar var sizde ben onları biliyorum efendim şimdi geldik haa arapça okuduğuma da kızan var Habertürk'te canlı yayın yapıyoruz kameramanın

  115. 45:43

    birisi orda şeyde teke teke Fatih Altal ile kameramanın birisi konuşuyor mu ne diyor huu huu bir sesler geliyor Allah Allah diyorum bana ne diyorum Fatih Bey diyorum müdahale etsin adama yani beni alakadar etmez ki canlı yayındaki ses orada bir de baktım gürültü biraz daha sesler arttı bu şeyde anlamadım yani sonra bir de baktım bizim arkadaşlarım bir kişi oturuyordu orda

  116. 46:07

    orda diyormuş ki ya kitaptan okuyor ya diyormuş ben Işitin Aleyhine bir kitaptan arapça okuyorum İnkazül Ümme Ümmeti Kurtarma diye isimli bir kitap ben ordan okuyorum orda diyormuş ki ordan kitaptan okuyor ya diyormuş Allah Allah rejiyle konuşuyormuş ama sesli konuşuyor tabi burdan duyulduğunu düşünmüyor bir şaka da geliyor ondan sonra bizim ortakilerden biri

  117. 46:29

    sende kitaptan oku demiş vereyim sana demiş o kitap arapça demiş yani şimdi arapça okuyorum diyorum ya ona da itiraz eden olabilir adam diyecek ki niye kitaptan okuyorsun e bana vahiy gelmiyor ki kardeşim bana vahiy gelmiyor ben vahiy okuyorum kitaptan okumak zorundayım şarih ne demiş bakmak zorundayım imamı sindiysiz ben kıpırdayamam ki hangi şarihlerse bütün şarihler

  118. 46:53

    Allah şefaatlerine nail eylesin bunlar Allameccan insanlar biz kitaptan okuruz ya sen kitaptan okumayandan kork yani kitapsızdan sakın yani biz kitaplıyız elhamdülillah onun için neyse bilmiyorum sonra işte attılar bu acayip bir iş yani bende okurum diyormuş ya kitaptan niye okuyor ya diyormuş falan ya tamam kendi kendine konuşsan bir şey değil canlı yayındayız oranın da bir

  119. 47:17

    yayını var itibarı var neyse kim mi değilse anlamadım da arkadaşlar tanıyormuşlar onu şimdi sen zinadana verdin ya parayı diyor ola ki o zinadan kadın bu parayı alıp iffetli hale gelecek vazgeçecek neden zinasından vazgeçecek yani sen parayı Allah için verdin mi verdin kadın ne çıkmış zaniye çıktı peki tamam efendim bu insan belki de zora düşmüş zor oyunu bozar zor yüzünden

  120. 47:57

    namusunu satmak zorunda kalmış yani olabilir Allah muhafaza etsin olmamalı ve lakin büyük de konuşmamalı zor oyunu bozar diye bir laf var açlık sefalet felakettir yani bazı insanlara senet imzalattırılıyor ne dualar isteyenler var biz kurtulalım buradan diye insanları da kor hakir görmemek lazım yani onun ağzı yok mu o yemeyecek mi böyle bir kötü yolla düşmüş

  121. 48:29

    birine yardım meselesi oldu da yani para verelim vermeyelim işte herkeste arıyor evliya Allah'tan fakir zatlara parayı verecek ya kaç tane evliya Allah bulursun eşkıya Allah yani millet olmuş aman ne yapacağız yani herkes böyle düşünürse bunlar ne yiyecek dedi isminde vermeyeyim kime dediğini de ne yiyecek dedi efendi dedi yani kardeşim dedi yani bunların da dedi karnı yok mu

  122. 48:57

    boğazı yok mu dedi yani bunlar Allah'ın kulu değil mi dedi şimdi herkes param en iyi yere gitsin tamam en iyi yere gitsin de muhtaça gitsin de muhtaça gitsin muhtaçın yani fakirin açın susuzun namaz takva mı haramdan sakınıyor mu yiyor mu içiyor mu sen Allah rızası için ver buna da Allah bir can vermiş tamam yani sarhoşa para verilmez konu buradan çıktı yani

  123. 49:27

    adam zaten sallanıyor zor geziyor ondan sonra da muhtaç duruma düşmüş ama ben para verirsem yine işçi alır mı almaz mı bilmiyorum adam açlıktan ölecek yani efendi hazretleri de dedi ki yahu her verdiğinle bu paranın hepsiyle de işçi almıyor ki efendim dedi ya bu adam ekmek de yiyor sen ekmeğe ne niyet et dedi anlatabiliyor muyum bak bu hadis-i şerif ben delilini bilmem

  124. 49:49

    efendi hazretleri ayaklı kuran ayaklı sünnet zaten efendiye hadis sorma efendi hayatı tümü ilham üzere evliya Allah bak şimdi hadisin kaynağı çıkıyor ben bunu görüyorum yani bu noktada bana da sorsan aman ya falan diyecektim ama işte bu işler kafadan olmuyor kitaptan okuduğun zaman farklı bir hayat var herkes yaşıyor yani açlıktan ölsün mü sen dediler bu parayı verdin ya

  125. 50:11

    belki de o kadın zora girmişti mecbur oluyordu şimdi ne yapacak o param zaten paran var niye zina edemeyecek belki de tövbesine sebep olacaksın sen yine iyi niyetle verdin kardeşim ne lüzumu evham ediyorsun zengine gelince ha parayı zengine verdin e parayı zengine verdin bu şimdilik ne gayra geçecek ya hiç gayra geçmiyor zannetme dediler ona ha o Allah tarafından

  126. 50:35

    deniliyor yani hadis bu bu adama bir komşusu demedi bunu yani denildi ona gelindi ona kim geldi anlatıyorum sana işte manevi haber yani Mevla'nın katındaki durum bildiriliyor hangi kanalların bildiriliyorsa biz hadis şerife bakarız zengine verdin ama ya zengine verdin ya ne olabilir hadi o belki zina bırakacak hadi bu hırsızlık bırakacak zengin parayı boşuna yedi ya yiyecek

  127. 50:59

    yok sen öyle deme senin niyetin iyiydi sen bilerek vermedin belki de ibret alacak ne yapacak ne yapacak o da başlayacak vermeye neden Allah'ın ona verdiklerinden adam diyecek ki adam gece vakti çıkmış dolaşıyor işi bitmiş gibi fakir arıyor para vermeye yer arıyor ben de bu kadar zenginim kimseye para verdiğim yok belki utanacak o zengine verdiğim para

  128. 51:35

    ne olacak o zengini tetikleyecek bundan sonra ne yapacak o zengini de verdirmeye başlayacak sen ona bir verdin o zenginin o sırada bin verebilir neden utanıp yola gelecek yani Mevla bir şey bir insanın başına gelen olayı ona hidayet vesilesi yapabilir 40 tane hoca vaaz eder o adama zekatını verdiremez bir olayla karşılaşır bir şey yaşar utanır haya eder o sırada zekatı vermeye

  129. 51:59

    başlar yani ceryan eden olaylar vaazlar gibidir hepsi derstir ibrettir alabilenler için evet bu hadis şerifte şimdi bu buhari buraya kadar buhariydi müslim ve nesai de bu hadis şerif beyan edildikten sonra ilaveten fekile buyuruldu ki o adama neticeye bak geldik emma sadakatüke senin sadakana gelince şimdi senin sadakan şuna yaradı buna yaradı yarayabilir buna yarayabilir felan

  130. 52:29

    ne oldu peki senin sadakan sakatükub bilet kesinlikle kabul edildi senin sadakan kesinlikle Allah kabul etti daha neticesin ki Allah kabul etsin diye veriyoruz zaten ama sen gittin en muhtacına verdin en takvasına verdin ama bir gösteriş yaptın matükub bilet bu sefer istersen evliyaya verdin parayı kabul olunmadı diyecek sana neden ama gösteriş yaptın öbürlerinin yanında

  131. 52:55

    ben bu zata para veriyorum hareketi çektin ne olacak şimdi o zaman sen kendi niyetine bak verilen yer senin için o kadar da çok önemli arz etmiyor ne niyetle verdiğin tabi verilen yeri araştırma demedik yanlış anlaşılmasın ama araştırma imkanı olmayan işler var ya fakir dilenci sokakta yolda gebetesine mi bakacaksın sen adama bir şey verelim derken

  132. 53:17

    o zaman kabul olundun derler sana neden niyetin halis olduğu için bir hadis şerifi daha bitiriyorum adı Allah'ın efendimizden ulaştırıyor bihi bu hadisi söylüyor ama diyor ki ben bunu Resulullah'tan duydum diyor söz olarak Ebû Derdân'ın sözü gibi geçiyor ama hadis şeriftir çünkü diyor ki Resulullah'tan işittim diyor uykuya yanaştık ama kendisi yenvi niyet ediyor

  133. 53:49

    namaz kılmak üzere gecenin herhangi bir saatinden şimdi daha beşi buçuğuna kadar belki de gidiyor imsak yani ben dört buçukta kalkarım birkaç dakika beşte kalkarım birkaç dakika kılarım veyahut ikide üçte diye niyet etti yattı galip geldi ona ayna iki gözü yani kafayı kaldıramadı uyanamadı hatta sabaha sabaha çıktı yani sabah namazını kaçırmadı da velev ki kaçırdı çünkü bu

  134. 54:17

    uykudan uyanamazsa bu da mazeret sayılıyor yani uyanamazsa ama uyanıp kalkmazsa günahkar oluyor ama uyanmak için tedbir alacak haliyle bazı kere tedbir de sökmüyor ki pili bitiyor saatin pili bitiyor telefonun şarjı bitiyor bilmem ne oluyor yani

  135. 54:33

    şimdi bu adam teheccüde kalkmaktan bahsediyor burası teheccüde kalkmak üzere niyet etti gözlerine yenip düştü sabaha kalktı eyvah teheccüdü kaçırdım saat olmuş altı, altı buçuk ancak sabaha namazı kurtardı cemaata giderse ne ala yazılır lev bu adama neva niyet etti yani ne niyet etti 12 rekat kalkıp kılacağım aynen 12 rekat kalkışta dörtten beş buçuğa kadar kılacak

  136. 55:01

    şu kadar kılacak hepsi aynen yapmış olarak yazılır ve kâne olur nev mu uykusu bu baskıda yev mu demiş bu yanlıştır bu baskı güzel de baskı fakat yanlış yapmış oraya terhibü terhibin yani elinizde kitap olan mollalara söylüyorum yev mu yazan varsa yanlıştır ve kâne olur nev mu onun uykusu ya peki bu adam bir saat fazla uyudu bir buçuk iki saat fazla uyudu şimdi efendim

  137. 55:29

    bu uyku ne oldu sadakaten sadaka oldu aleyhi kendisine kim tarafından minrabbi rabbi tarafından yani Allah-u Teala buyurdu ki sen kalksaydın dört buçuktan beş buçuğa kadar bir saat kılsaydın okusaydın ne yapacaktınsa ben senin bu niyetinden olayı çünkü niyeti halis azmetti kastetti ama olmadı bu niyetine göre ben sana aynen yazdım ama benden de sana bir bağış olsun

  138. 55:55

    sadaka bağış bu bir saatte seni fazla uyuttum hadi vücuduna sıhhat kuvvet olsun benden de sana bu bir saat iki saat uyku fazladan hediye olsun ama sevabın da kılmışla aynı olsun bu tabi hep demin ne dedim yine planla projeyle olmaz bunların hepsi kalp niyet kalbin yerini niyetin mahalli kalptir kalbindeki niyetin buysa mevla ile arandadır hatta dedim sana hafaza melekleri bile

  139. 56:25

    o niyete vakıf olamayabilir onlar göründüğünü görüleni yazabilirler ama mevla niyete vakıf olduğu için sana niyetini yazar iş dönüyor dolaşıyor amellerin hiçbiri görüntüye göre değildir hepsi yapılırken ne niyetle yapıldığına göredir Allah teala hazretleri her işlerde niyetlerimizi tashihe bizleri muvaffak eylesin her işlerde salih amellere bizi muvaffak eylesin

  140. 56:53

    her yaptığımız işi niyetle yapıp zayi olmaktan muhafaza eylesin amin amin amin amin