02:27 / 1:10:07

  1. 00:00

    Dün âlâ li yus'ahli yecma'în Kıymetli, hazırun, vakitler dar Salonun saati kısıtlı, sınırlı Ondan sonra programlar olacak Dolayısıyla Hoca Efendiler, Kur'an ziyafetleriyle Kulaklarımızı, kalplerimizi Mamur ettiler. Allah da onlara Ölene kadar, Hazreti Kur'an'ı Tatlı tatlı okumayı nasip eylesin Tuhafız kardeşlerimize de, yavrularımıza da, hepinize de

  2. 00:33

    Kur'an'ı unutmaktan cümlemizi muhafaza eylesin En mühim mesele, en büyük tehlike unutma tehlikesidir Hafız olmak tabi kolay, nispeten kolay. Unutmamak çok zor bir meseledir. Çünkü Hazreti Kur'an kaçar. Bağlı develer bağını koparıp kaçtıklarında daha fazla kaçar. Teâhedu hâdel Kur'an, fellezî nefsî bi-yedî lehuve eşhedü tefellute minel ibri fî okul yihâ.

  3. 01:06

    Onun için tabi devenin kaçtığını hani biz görmedik ama, deve de çok kuvvetli, kaçacağı zaman çok kuvvetli kaçan bir hayvan. Onun için Kur'an'a devam etmeyenler... Devam etmeyenler, bildikleri sûreleri tekrar etmeyenler, hafız efendiler devamlı tekrar etmezlerse Hazret-i Kur'an'ı unutma tehlikesi var.

  4. 01:28

    Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem buyuruyor, Üridu z-zunûbe femâ ve cettu fîhâ âzama min abdunû tiyel Kur'ân fümme nesihâ. Bana bütün günahların büyüklük dereceleri gösterildi. Günahlar içerisinde bir adama Kur'an öğretildi, ezberletildi, sonra Kur'an'ı unuttu. İse onun günahından daha büyük bir günah görmedim.

  5. 01:55

    Onun için şimdi... Şimdi en büyük tehlike bu olduğu için, tabii alzheimer olursan hasta olursa ayrı bir şey. Lakin Hz. Kur'an'a devam edenler bunamaktan mahfuz olurlar. Alzheimer olmazlar Allah'ın izniyle. Hücdeler var bu hususta. Bundan dolayı tembellik ederseler, gaflete düşerseler, dünya işlerine düşerseler,

  6. 02:27

    şimdi öyle çok hafızlar görüyorum, yani tüccar olmuşlar, galerici olmuşlar, müteahhit olmuşlar. Olsunlar, Allah'ın bağrı gelsin ama hafızlık... Hafızlık nasıl gidiyor, ezberiniz nasıldır diye sorunca, yani maalesef unutuyoruz, bayağıları unuttuk diyorlar. Bu tabii insanın tüylerini diken diken eden bir musibettir.

  7. 02:53

    Onun için bu yavrularımıza en büyük vasiyetimiz, nasihatimiz, devamlı Kur'an tekrarı ve ölene kadar unutmamak. Şimdi ustura iki taraflı kesiyor, bu işin çok fazileti var, çok mertebesi var ama bu işin bir de terse dönmesi var. Terse dönerse de işte ne oluyor? Birinci kattan düşen, ikinci kattan düşenle, onuncu kattan, yedinci kattan düşen bir olmuyor.

  8. 03:27

    Bundan dolayı çıkarken iyi, fakat bir de bunun Allah muhafaza ters dönmemesi için gayret etmek ve Kur'an'a sahip çıkmak, hayatında nereye gidersen git, önümüz yaz, yazlıktır, kışlıktır, yayladır, şudur budur, Kur'an durmaz, namaz durmaz, zikir durmaz. İnsan vazifelerini işte günde bir cüz okuyacak. Bir de yüzünü okumak tabii çok sevap.

  9. 03:57

    Eftel-i ibadet ümmeti, kıraat-ı Kur'an-ı nazara, Kur'an'ı bakarak okumak ümmetimin en eftel ibadetidir. Fakat tabii bakarak okunduğunda beyin hafıza sağa sola gidebiliyor. Çünkü zaten hem de hafızsa, güzel okuyorsa, baktığı zaman yanlış yapma şeyi yok, payı yok. Onun için Muhammed Efendi Üstadımız, kudsesi ruhu hep cüz dinletirdi.

  10. 04:31

    Yani artık son zamanlarda... ...artık son zamanlarına kadar cüz dinletirdi. Hatta oturamayacak halleri olduğunda bile, yani yatarken bile cüz dinlettiği olurdu. Çünkü oturamıyor, yani sağlığım saat değildi bir ara. Böyle merhaleleri oldu tabii. Dönem dönem cüz dinletirdi. Niye dinletirdi? Tamam, kendi gözleri zaten hani son 80'lerden sonra göremedi.

  11. 04:59

    Lakin... Dinletmek çok önemli. Hafızın ezberden okuması onu kuvvetlendiriyor. Ezberden okunabiliyorsa, ona devam edilebiliyorsa tabii en efteli yüzüne bakmak ama hafız yüzüne bakarak okusa beyni başka işlerle meşgul olur. Zaten yüzüne baktığı için hafıza onu ne yapmaz? Kuvvetlendirmez, tekrar etmez.

  12. 05:25

    Hafızanın tekrar etmesi için işi beyne yüklemek lazım. Yani beyni zorlamak lazım. Yani bu ayetten sonra hangi ayet gelecek? Bu sayfadan sonra hangi sayfa gelecek? Bunu düşünmesi icap ediyor. Bunu düşünmezse, Allah muhafaza Kur'an-ı Kerim kaçar. Sonra yüzüne okursun ama ezbere okuyamazsın. Sen şimdi hafız olduğun için senin için en mühim şey ezbere okuyabilmektir.

  13. 05:52

    Mümkünse hatimle teravih kıldırmak bu işin iksiridir. Senede bir hatimle teravih kıldırabilirse o unutmaz Allah'ın izniyle. Çünkü hatimle teravih namazda okumak dışarıda ezbere dinletmene de benzemez. Namaz hiçbir şeye benzemez. Bir de imam olursa Fatiha şaşırır. İmam olunca bir şey geliyor. Yani panik oluyor.

  14. 06:19

    O paniklikler iyi bir şey. Kendine geliyor, kafayı başına topluyor. Namazda sağı solu düşüneceğine, bundan sonra hangi ayet geleceğini düşünsün. Hani Mevla'nın huzurunda huşu sahibi olsa çok iyiydi. Ama o çok büyük velilerin makamıdır o huşu. Sen beni konuşayım, seni konuşmayayım tabii kendimi kıyas etmeyeyim herkesi.

  15. 06:44

    Ama Hâşi'in, İhyâ-l-Ummetinde İmam Gazâlî, Salât-ül Hâşi'in bahsi açmış. Yani Arapça bilmeyenler tabii tercümesinden belki okuyabilir. Tercümeler ne kadar doğru oluyor ona dair bir şey bazı kere de yanlış manalar çıkıyor ama o huşu edenlerin namazı diye o bahsibi okuduğun zaman yani ben bende bundan zerre bir şey nasip olmadığını görüyor biliyorum.

  16. 07:07

    İşte ancak okunan ayetin manasını düşünme yoluyla aslında bu tezekkür olarak tefekkür olarak küçük bir mertebedir. Okunan ayetin manasından ziyade Mevla'nın huzurunda olduğu işte Muaşşer'de onun hesaba çekildiği vs. Onlar daha yüksek mertebelerdir. Ama ayetin manasına taksa kafayı o tabii o da kurtarır.

  17. 07:31

    Niye? Çarşıyı, sokağı, pazarı, kadını, erkeği düşünmekten kurtarır. Bunun kurtarmanın yoluna bakmak lazım. Ama hatimle kırdıran adam bir sonraki ayet, bir sonraki sayfa devamlı kafası o ayetlerle meşgul oluyor. Onun için onun şeyi nisbi bir huşu olmuş oluyor. En azından gaflet edemiyor. Başka işler düşünemiyor yani.

  18. 07:57

    Bir de günah düşünme tehlikesi bile var. Namazdan insanın aklına haramlardan, günahlardan, şehvetlerden gelen şeyler bile olabilir. Oluyor. Kalp fırıltak. İnsana insan dendiğinin isyandan sebebi çok unutur. Biraz Kur'an okumasa unutur o ayeti. Kalbe niye kalp denmiş? Tekallüp eder. Fırıltak gibi o yana bu yana döner kalp.

  19. 08:27

    Onun için yani iki rekat namazda insan kırk sene evvel hatırlayamıyor. Kırk senedir hatırlayamadığı şeyleri iblis saate geliyor biliyorsunuz. Ondan sonra yüz kırk eze, yüz kırk eze. Şunu hatırla bunu düşün. Derken adamı vesveselere gark ediyor. Bunlardan kurtulmanın da yolu bu hatimle namaz kıldırma imkânı aramayı.

  20. 08:50

    Hafız efendi kardeşlerimize özellikle tavsiye ediyorum. Eğer Ramazan şerifinde hatimle kıldırmaya iyi çalışıp da kıldırırlarsa Allah'ın izniyle ölene kadar hafızlıklar mahfuz kalır. Bunlar tecrübeyle sabittir. Şimdi ustura iki taraflık keser dedim. Bunun bir fazilet tarafı var. Bir de tehlike boyutu var.

  21. 09:12

    Fazilet tarafı çok hadis-i şerif var. Tabi ayet-i kerimede sebâ minel mes'âni vel Kur'ân-ı nazîm Habibim biz sana her namazında her rekatında tekrarlanan yedi ayet verdik. Yani Fatiha'yı kastediyor. Bir de vel Kur'ân-ı nazîm, çok büyük Kur'ân verdik.

  22. 09:33

    Şimdi Bundan sonra Onlardan bazılarına dünyalık verdik, mal verdik, lüks arabalar verdik, villalar verdik, yatlar, katlar falan Bunlara gözünü uzatma. Yani Bunlara rağbetle, iştiyakla bakma. Bunlara tamah etme. Çünkü sana verilen Kur'ân bakidir. Onlara verilen Onlara verilen dünyalık fânidir. Fâniyi bakiyle, vâkiyi fâniyle değiştiren aldanır.

  23. 10:07

    Aldanmış olur. Ne buyuruyor? Dünya altundan olsaydı, âhiret kerpiçten olsaydı, ama âhiret baki, dünya fâni hâli üzere olsaydı, yine de ben altını alacağım deyip, o kerpiçi satan aldanmıştı. Çünkü neden? O altın onda birkaç tane kalacaktı. Ama kerpiçte devam edecekti. Akıl bunu ceza eder. Halbuki tam tersine düşünelim.

  24. 10:37

    Âhiret altından, cennet-ül meyve, külle aminez zeyd. Meyve, cennet, hepsi altından. Âhiret altından, dünya hazetten, saksı parçasından, kerpiçten, kiremitten. E şimdi, bu durumda bir insan, sonsuz vâki kalacak altınları, kümüşleri, yakutları, zeberciyetleri bırakıyor, birkaç gün burada ya kalacağız, ya kalmayacağız, ölmek üzereyiz çoğunlukla.

  25. 11:01

    Efendim, burada hem de saksıdan, kerpiçten, tuğladan, bilmem neden, efendim, afatlarla müptela bir yer. Bunu tercih ediyor. İşte Kur'ân'ı bırakan, hafızlığı terk eden, Kur'ân ilimlerini terk eden, tefsir haddisi terk eden, dünya işleriyle meyleden, namaz abdesti terk eden ne yapıyor? İşte bu havanaklığı yapıyor.

  26. 11:24

    Onun için, sen sakın gözlerini Ebu Ceyl'e, Ebu Le'eb'e verdiğimiz mala mülke uzatma. Gözlerine yazık olur, Habibim buyuruyor. Ona buyuruyor, bize duyuruyor. Onun öyle bir sorunu yok, haşa sallallahu aleyhi ve sellem, dünya zirhine kadar meyletmedi. Ama sahabe-i kiramdan bazıları, Ebu Ceyl'lerin kafileleri geldi.

  27. 11:46

    Yedi kafile geldi işte, Şam'dan, mallar almışlar, Yiyecek, içecek de var, tabi inci falan var, inci var, mercan var, bir şeyler var yani. Pazarla getiriyorlar. Onlar da oradan köleleri var, gönderiyorlar işte, paraları var, mal alıyorlar, takas sokaktan geçiniyorlar işte o zamanki toplum. İşte sahabe-i kiram görünce, yani içlerinden de geçirdiler.

  28. 12:14

    Ya bu mallar bize ait olsaydı, hem ibadete kuvvet olurdu, hem İslam'ı yaymaya, cihatta bize güç olurdu falan. Bu niyetle hani bir düşündüler. Ama hemen iktar geldi. Biz size, bak yedi kafileye, yedi ayet verdik. Fatiha'dan her bir ayet, kıyas edilmez. Bir de Kur'an'a azın verdik. Onun için bunlara bakmayın.

  29. 12:40

    Siz bunlara itibar etmeyin buyuruldu. Hadis-i şerifte ne buyuruyor? Ve'nûtü ye'l-Kur'ân sümmerâ enne ahâden ûtiye eftele min mâ ûtiye fegat istes gharâ mâ azzamuhullâhi teâlâ Bir adama Kur'an verilse, hafızlık verilse, tefsir ilmi verilse, ahkam ilmi verilse, ahçam ilmi verilse ki ahçam adnen tefsiri ki ahkamat ile tefsiri bir de fıkha talep ediyor, bir de zirve yani.

  30. 13:05

    Bu ilimler verilse, sonra o yine, başka birinin kendisinden daha zengin olduğunu düşünse. Niye? Baksa ki ben, altıma merkep bulamıyorum, adam, jip ile gidiyor, eskalata mı, bilmem ne mi. Jiplere binmişler, 20 milyon, 30 milyon jipler var. Binmiş gidiyorlar. Yahu ben, ne kadar fakirim ya. Adamlar nereden bulmuş bu parayı?

  31. 13:32

    Ne zengin adamlar var Türkiye'de falan. İşte bak, peki sen hafız mısın? Hafızsın. Âlim olmasan bile, kuru hafız olsan bile, bu oraya girer. Hafızsın sen ya. 6600 küsur ayet ezberinde sen ya. Ben hafızlarım. Kur'ân-ı Fekatü'l-Müdrice'l-Nübüvvetü Beyn-i Cembe'i İllâ Nevla'yuhâ ile buyuruyor. Yani Kur'ân'ın hafızlığı bir adama verildiyse, nübüvvetin bütün faziletleri yani,

  32. 14:00

    peygamberlik müessesesinin, vahiylerin tümü onun içine kondu ya. Bir farkı var, vahiy gelmiyor. Sen bu makamdasın. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, sağa sola bakıp da bunların neleri var, benim bir şeyim yok dedi mi ya? Sen niye kıymetini bilmiyorsun? Vahiy senin içinde ya. Onun için, bak tehlikeye bak.

  33. 14:22

    Bir adama Kur'ân hafızlığı, ilmi verilse, sonra o kalkıp, başkasına verilen dünya malını, metaını, kendine verilenden üstün görse, ona imrense, o kişi, Allah'ın büyük tuttuğu Kur'ân'ı küçük tutmuş, Allah'ın hakir tuttuğu dünyayı büyük tutmuş olur. Bundan büyük iftira olur mu ya? Allah! Onun için, hafız kardeşlere bir defa, devamlı hocaefendilerin,

  34. 14:55

    Kur'ân dönemini, biz Efendi Hazretleri böyle yetiştirdik yani. Kur'an şöyle büyük, Kur'an ilmi böyle büyük, medrese ilmi şöyle büyük. Devamlı bunu benim gibi kasır kafalılar bile bir şeyler anladı ya. En tembel adam bendim yani. Benden tembeli yok. Uykuyu severim, bir şeyi severim, bir yemeği severim, zaten şeker hastası niye oldum?

  35. 15:20

    Ya hamuru yat aşağı yani. Ama işte hocalar teşvik yapacak. komşunuzum derdi. Sizi mal sahip edeceğim derdi. Hafızı yapamadım. Dönüyoruz, dönüyoruz. Sekiz sayfadan rahmetli Fahri Efendi Hocamız tercih dükkanında işte üç beş kişiler daha var. Hafızlık yaptırıyor bize de bir yandan bir ilkokul şeyine gidiliyor.

  36. 15:48

    Sekize gidiyoruz, bir daha dönüyoruz, bir daha gidiyoruz, O son sekizim çok sağlam. Şimdi e ondan sonra dedi Ahmet dedi böyle olmaz. Ne olacak? Hoca da biraz akıllı olacak. Ne yapacak? Baktı ki orada patanaj yapıyor. Bu sefer soğuyacak. Bu sefer hepten çıkacak, gidecek. Dedi sen Arapçaya başlat. Otur dedi.

  37. 16:11

    Hüseyin Kocaman Hoca Efendi'ye şuna emsileden başlat bakayım dedi. Emsileden başlatmıyor. Bu sefer emsile günah izahı hasta hocamız Allah rahmet etsin. O da biraz işte tefsirden manalar veriyor, bir şeyler yapıyor bize. Tefsirden anlayacak halimiz yok ama biz emsile günahı okuyunca filan dersler var.

  38. 16:28

    Biz de giriyoruz filan. Aa Yusuf Suresi ahzeler kasas filan. Aa kıssadan hisseler ayetlerden biraz kelime anlamaya başladık. Nasar'a yardım etti filan. Ha işte bak Efendimiz'in sürü. Ne oldu bu sefer? Hafızlık kolay oldu. Tefsir okuduk, okuttuk, şunu ettik, bunu ettik. Ondan sonra dedi askerde tamamlarsın.

  39. 16:50

    Altı ayda tamamlarsın. Bu onun kerameti hali dava. Şimdi demek ki çok da el kalbi icâ ükrihe amiye kalp bir şeye zorlandığı zaman kör olur. Bu hafızlık işlerinde özellikle kız yavrularımızda filan tabi onların adetleri vesaire halleri de mülaza edildiği zaman her zaman okuyamadıkları düşünülünce bunları güzel hesap edip her insan farklıdır.

  40. 17:15

    Dört yaşında başlayıp altı yaşında bitirenler. E şimdi sen Taşçıoğlu Camii İmamı Rize'de Mehmet Efendi Hocamız vardı Çaykaralı. Allah rahmet eylesin, kabrin nuru olsun. Efendi Hazretleri ona hafız fabrikası derdi. Bütün çocuklarını dört yaşında başlatmış altı yaşında hafız. Bizimkiler altı yaşında Sıbyan'a gidiyor ya.

  41. 17:38

    Dört yaşında başlamış altı yaşında hafız. Bir tane değil. Çocuğu en az sekiz var da on herhalde. Kız, erkek hepsi hafız. E bunun bir sırrı var demek ki. Tabi bu internetler, bu akıllı telefonlar bir hafızlık yapanın cebinde olduğu zaman bunun hafızlığı zora girer. Çünkü bakılan şeylerde çok masiyetler çıkıyor, kadın çıkıyor,

  42. 18:01

    erkek çıkıyor, bilmem, şomenler, bilmem neler her türlü kırtanlar, bilmem neler, kadına benzeyenler, erkeğe benzeyenler e bunları görmek zulümat. Zulümatın bazı hafızlıkları bazı. Karanlıklar üst üste binmiş ya. Şimdi Allah'tan bizim çocukluğumuzda, gençliğimizde bu internetler yoktu. Birkaç bir ayet, hadis ezberleyebildik ya.

  43. 18:25

    Şu anda bu saatten sonra bunlara bakan insan ne ezberleyebilir? Kafa mı kaldı adamda? İlahi, radiyallahu anh, lem yeket yalaha. Elini çıkartsa göremeyecek ya karanlıktan. Onun için tabi bu işin bir de siyaseti var. Hoca efendilerin çok Efendi Hazretleri buyurdu, nefisle çok siyaset yapmak lazım. Bir talebe hafızlıktan çok zorlandı.

  44. 18:49

    Patronize ediyor, yapamıyor. Ona biraz işte emsile bina, biraz ilm-i hal, biraz bazı diğer meseleleri biraz rahatlatmak lazım. Bir zaman sonra bir daha eskileri haslatmak lazım. Yeniye ileri götürmemek lazım. Çünkü eskisi de bu sefer kaybolacak. Dört sayfayı ezberlemiş. O dört de güzel. O arada ona biraz teşrikler, terkipler ne bileyim sen, biraz başka ilimlerden nasipler falan

  45. 19:13

    medreseden çıkart da git parkta yat demeyeceğiz yani. Ama siyaset yürüterek zorlanmadan, illa zorlanacak. Zorlanmadan olmaz. Onun tadı zorlanmasındadır. Ama baktın ki bu raydan atlatacak. Çıkacak raydan yani. Bu sefer namazı da bırakıyor. Her şeyi bırakıyor yani. Bunu da müderrislerin hoca efendilerin yani çok iyi hesap etmesi lazım.

  46. 19:43

    Bir çocuğun medreseden kaçmasına hafızlığı bırakmasına da sebep olmamak için onun da bir terbiye yöntemleri var. Bir ahlak yöntemleri var. Yani hocaların da ders okutanlar da şimdi hafızlık hafızlık yaptırıyor. O da 20 yaşında. Onun da ses cübesi olmayabilir. O da bizim yavrumuz yani. Biz 60'ı geçtik yani.

  47. 20:06

    Dolayısıyla şimdi onların da bir tebliğe, ne bileyim sen, böyle bir teşvike ihtiyaçları var. Yani Kur'an'ın ne büyük bir şey olduğu. Kur'an'dan daha, Allah'tan daha büyük var mı derdi Efendimiz. Herkes yok derdi. Peki Allah'ın kelamından daha büyük var mı? Herkes yok derdi. Kur'an'dan daha büyük var mı?

  48. 20:27

    Yok. Ha işte o Kur'an'ı ilminden de daha büyük ilim yok. O Kur'an'ı ezberlemekten daha büyük bir meslek yok. Meslek tabirinde kullanıldı bu işlerde. Meslek derken, şimdiki para kazanma, meslek mağazası, meslek sülûk edilen yol demek. Menseleke tarîka, yelteme sülûk edilen yol. Ve sehelellâhu lehûbî tarikenler cennet.

  49. 20:49

    Kim Allah'ın dininin ilmi, hafızlık bunun başında gelir, ilk basamaklardır, bu yola girerse, Allah o yola sülûkünün sebebiyle cennete giden yolu ona kolay eder. Meşhur uzun hadislerim işte, melekler kanatlarını giremeyin, elmelâkele tebâvecnehâ te'rribâni tâlibü'l-âlim. E sen şimdi dünyanın en büyük reisi cumuru gelse, altına kırmızı halı seriyorsun.

  50. 21:12

    O kırmızı halı da işte duruma göre yani. Kaliteli bir ülkeyse belki kalitelidir. Kalitesizse tırışkadan bilmem nedir, öyle kırmızı görünüyor. Belki boyalı ama belki de plastik bilmem ne bir şeyler seriyorlar işte. Ama melekler kanatlarını geriyorlar. Niye? İlme, Allah'ın ilmine çalışanı sevdikleri için ve ondan yaptığından ve amelinden razı oldukları için.

  51. 21:41

    Alimlerin denizdeki balıklara varana kadar bütün mahlukat günahlarının affı için istiğfar ederler. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem öyle buyurdu. İtikad-ı Ehl-i Sünnet olduktan sonra ulemanın aleyhine gitmeyin. Çünkü ulema sabunuyla gezer. Gökteki yerdekiler onlarsa istiğfar eder. Mesele sen kendi derdine düş.

  52. 22:00

    Ama itikad-ı Ehl-i Sünnet değilse, şeriatçı değilse o şeriatçı olmayan, Ehl-i Sünnet üzere olmayan alim, malim, hafız, oğlun, yakitakçı, o Allah'ın düşmanıdır. Onu konuşmuyoruz. Ama Ehl-i Sünnet olduktan sonra ulemanın çok ayıplarını araştırmanın size bir getiriş yok, zararı da olur buyururdu. Bundan dolayı denizdeki balıklar alime, hafıza istiğfar ediyor.

  53. 22:22

    Normal Müslümana etmiyor yani. E şimdi bundan büyük bir mertebe var mı? Bizim istiğfara ihtiyacımız var. Günahlarımız affedilmezse cehenneme gitme tehlikemiz var. İstiğfar ne yapıyor? Bize aklıyor. Balıklar günahsız, hayvanlar günahsız, melekler günahsız. Günahsız ağızdan bize istiğfar ederlerse bizim affolmama şansımız yok.

  54. 22:42

    Onun için bu yola talip olalım. Bu hafızlık Arapça medrese ilmine rağip olalım. Ne buyuruyor? Yani tabi hadis-i şerifler çok. Bunların hepsini okumaya zaten vakit yok. Birkaç tane ibadet edecek olursam size, bunu da çok okurdu. Meselün nedir? Yekruhul Kur'an ve huve hafizun lehu. Buradaki kayıt mühim.

  55. 23:08

    Milberara'da var bir ibadette. Bir insan hafiz Bir insan hafız olarak, hafız olarak, Kur'an'ı ezberlemiş olarak Kur'an okursa, çoğunuz burada hafız değilsiniz. Kur'an okursa şimdi Hafız değil olanın okuması her harfine on hasene, elif dedi, on hasene, lam dedi, on hasene tamam. Ama hafız olarak Kur'an okursa yazıcı melekler gibidir.

  56. 23:35

    Yani Efendimiz Hazretlerimizin tefsiri şöyle Ha melek, ha o adam. Yani bu kısa yoldan çok güzel bir şerh oluyor. Ha melek, ha o adam, hafız. Ha melek, ha o adam. Melekten de eftel. Çünkü melek hafızlık yapayım diye uğraşmamış ki. Ha bu kardeşler hafızlık yapalım diye gece gündüz ne uykularını Kur'an için terk ettiler.

  57. 23:57

    Geceden iyi çalışılıyor. Onun için ne buyuruyor? As-siyam vel kur'an yeşfâni yevvel kıyâme, kıyamet günü oruçla Kur'an şefaat edecek. Oruç diyecek ya Rabbi menâtü ta'am binnahar gündüzleri yemesini, içmesini, şehvetini engel oldum. Bu oruç tutayım diye benden mahrum ol.

  58. 24:19

    Şimdi ne olacak? Bu nimet zevklerini yapamadı. Ben ona şefaat hakkı ver. Şimdi bunun şefaate ihtiyacı var. Mahşerde tabi herkesin hesabı, kitabı karışacak. Şefaate ihtiyacı var herkeste. Kur'an gelecek. Ya Rabbi menâtühü nevme billeyli fe şeffi'ni fîhi ben bunun gece uykularına engel oldum. İşte bu hafız kardeşler vs.

  59. 24:44

    Sizden de teheccüd ehli varsa, kalkıp gece bir cüz, iki cüz okuyan varsa, o da buraya girer tabi. Hafızlık şartı orada yok da. Ben bunun uykusuna mâni oldum. Kur'an senin gece uykundan ne uykundan kaç saatine mâni oldu? kalmaz. İşte o kadar Kur'an'ın şefaatine nâil olursun. Hesabını ona göre yap. Sabaha kadar uyanlar, ahirete mühlis çıkarlar.

  60. 25:10

    Geceleri uykusuna bak, şimdi ben buna şefaat edeyim. Buna da günahı var, sevabı var, mizan, tartısı var, buna da yardım etmem. Müsade buyurur musun? Mevla Teâlâ buyuracak, sen benim kitabımsın, kelamımsın, istediğin kadar şefaat edebilirsin. Bu ehl-i sünnet itikadını muhafaza şartına bağlıdır. Ehl-i sünnet itikadını bozarak, mahşere çıkanlara hiçbir şey şefaat edemez.

  61. 25:34

    İmam-ı Rabbânî öyle buyuruyor. Küllûn finnâ illâ vâhide. Bu hadisin sırrıdır ki diyor, hepsi cehennemde buyuruyor, ehl-i sünnet dışı 72 fırka hoca olsun, hafız olsun, muhtesile hafız değil mi? Muhtesileden daha büyük âlimler mi geldi dünyaya? Ama hem de hanefî geçinirler. Ama küllûn finnâra girer. Çünkü rûhiyetullahı inkâr etti, kaderi inkâr etti, sıfatıyla inkâr etti,

  62. 25:58

    dünya kadar perişan ettiler yani ortalığı. Devletleri ele geçirdiler, padişahları, abbasileri şey aldılar, Ahmet ibni Hanbelleri hapishanelerde çürüttüler, İmam-ı Azamlar hapishanelerde çürüttüler. Kolay mı bu iş? Onu o muhtesil hocaları yaptı. Kur'an mahluktu diyenler. Hocalar, bozuk hocalar olmasa, yöneticiler bozulur mu?

  63. 26:20

    Mevla, ulema, uşûin ve ahbâruha demiş. Bunlar, bunlar batırdı memleketini. Onun için, ehl-i sünnet ise Allah'ın izniyle Kur'an, gece kalkıp Kur'an okuyanlar ahirette Kur'andan daha büyük mertebe sahibi olur. Şimdi Kur'an mı büyük, Rasûlullah mı büyük? Böyle bir soru sorulmaz. Abdestle iştigal olur. Ama kafanıza yatsın diye söylüyorum.

  64. 26:45

    Şimdi Kur'an nedir? Kelâmullâhi gheyr-u mehlûkîn. Kur'an mahluk değil. Allah'ın kelam sıfatı kadimdir. Ezelidir. Allah var, Kur'an var. Ama Allah var, hep Rasûlullah da onunla beraber var diyemeyiz. Çünkü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem mahluktur. Sonradan yaratılmış. Ne diyor? Evvelü mâ ahirette Allah'ın nuru nebî ki ey câbir.

  65. 27:09

    Allah'ın ilk yarattığı ey câbir, senin peygamberinin nurudur. Yani neyi itiraf etmiş oldu? Sallallahu aleyhi ve sellem. Ben Allah'ın nurundan yaratıldım. Nurundan parça kopmadı, haşa. Mevla özel bir nur yarattı. كُنْ فَيَكُنْ buyurdu. Özel bir nur yarattı. O demektir o. Allah'ın nurundan parça olmaz, haşa.

  66. 27:31

    Tecezi kabul etmez sıfatlar. Ben Allah'ın nurundan, yani özel nurundan yaratıldım. Yani ben yaratılmışım. Peki Kur'an yaratılmış dersen ne olursun? Kâfir olursun. Çünkü Kur'an Allah'ın sıfatıdır. Sıfat mensuptan ayrılmaz. Bizde olur. Çocuk doğar, bir sene konuşamaz. Kelam sıfatı yok. Ama Allah-u Teala ezelden ebede var, sıfatları onunla birlikte var.

  67. 27:57

    Onun için kelam sıfatıdır Kur'an. Ne deniyor Kur'an'a? Kelam-ı Kadim deniyor değil mi? Kelam-ı Kadim. Bir de şu yanlışı çok dikkatinizi çekiyorum. Oradan Kur'an'ı getir. Yavrum Kur'an'ı götür. Yavrum şu Kur'an'ı şuraya koy. Bu tabir yanlıştır. Kur'an Allah'ın sıfatıdır, mahluk değildir. Mahluk olmayan bir şey getirilir mi?

  68. 28:17

    Götürülür mü yani? Mahluk değil. Burada çok büyük bir fahiş var. Buna mushaf deyin. Lütfen Allah rızası için rica ediyorum. Mushaf-ı Şerif deyin. Mushaf-ı Şerif'i getir yavrum. Mushaf-ı Şerif'i götür yavrum. Yani şimdi Efendi Hazretleri kadınların giydiği çarşafa bile, Cilbaba ayetinde çarşafı şerif değil.

  69. 28:39

    Yani çarşafa bile çarşafı şerif diyoruz kardeşim ya. Hak ediyor ya. Ama şimdi Mushaf-ı Şerif ya. Bir Mushaf-ı Şerif'i getirin. Mushaf-ı Şerif'i götürün. Yani yavrum şu Mushaf-ı Şerif'i getirebilir misiniz? Kur'an'ı getir, Kur'an'ı götür. Bunlar yanlış ifadelerdir. Yani Ehl-i Sünnet'e de muhaliftir esasen.

  70. 28:57

    Toplumda ilim seviyesi ortadadır. Ondan dolayı tabi Allah mazur görür inşallah. Ama ben bunu da ifade etmiş olayım. Onun için El Kur'an El Kur'an. ve âzam-ı meclen lillâh azze ve cell Allah'ın en büyük tecelligahı Hz. Kur'an'dır. El-Kur'ân, ehabbû lillâhi minessemâvâti vel arzû ve mâ fîn El Kur'an ve mâ fîn de var.

  71. 29:20

    Gökler, yerleri topla, içindekiler ve arasındakiler ve üstündekiler hepsi bir yana Kur'an Allah'a daha sevilir. sevgilidir. Mâ min şefi'u neft'alü menzil eden, inde Allah'a minel Kur'an. Allah nezdinde Kur'an'dan Lâ melekün ve lâ nebiyyün ve lâ hayruh. Melek de ondan üstün. Cebrâil aleyhisselâm Kur'an'dan üstün olamaz.

  72. 29:47

    Resûlullah sallâllâhu aleyhi ve sellem Kur'an'dan üstün olamaz. Kur'an'dan üstüne olamaz. 224.000 Peygamberi koysan asla Kur'an'dan eftel bir şey yoktur. Çünkü Kur'an, Allah... Allah'ın sıfatıdır. وَمَا تَكَرَّبَ الْعِبَادُ اِلَى اللّٰهِ تَعَالَى بِوِثْلِ مَا خَرَجَ مِنْهُۜ diyor hadis-i şerif. Allah'tan sudur eden seni Allah'a en çok yaklaştırır.

  73. 30:11

    Allah'tan sudur eden de elimizde şu anda ne var? Ulemamız var, evliyamız var, meşayihımız var, sahabe giren peygamber de gördüler. Sallallahu aleyhi ve sellem. Ama Allah'tan sudur eden ip, bize gönderilen onun sıfatı bir tek Kur'an var. Ve mucize-i bakiye halide olarak kalmıştır.

  74. 30:33

    Şimdi bunun hafızlığı yetmez. Ondan sonra bunun Arapça ilimlerini tahsil icap eder. Ondan sonra tabi ikhlası tahsil, tasavvuf icap eder. İlim, amel, ihlas. Üç sacayağı var. Bu üç sacayanı kurarsan üstüne de sofrayı kurarsan o Kur'an sofrasından, şeriat sofrasından, hakikat, tarikat, marifet sofrasından yersin bitiremezsin yani.

  75. 30:55

    Ama üç sacayak biri yok, sofrayı tutamazsın. Sofra durmayınca da ne sen yiyebilirsin, ne millet de bir şey yiyebilir yani. Onun için zülcenahen, işte iki kanatlı tabiri var, üç sacayağı tabiri var, Efendi Hazretlerimizden hep duyduğumuz. Bunların merakına, hevesine bu hoca kardeşlerimiz, bazı kardeşlerimiz, şimdi kim bilir belki bazı hafızlar Arapça da okuyanlar da var.

  76. 31:20

    Bazılarında yaşlar herhalde biraz daha büyük. O bakımdan onlar ilimle de uğraşmış olabiliyorlar tabi vakit terasebiyle. Bundan sonrası için siz bu hafızlara sahip çıkacaksınız. Medreselere sahip çıkacaksınız. Kur'an'ı güzel okusan, öğreten, yani burada tabi İbrahim Koç, hocaefendi kardeşimizin ve yanındaki hocaefendilerin bir özelliği var.

  77. 31:43

    Ben onları birkaç kere kürsüde methettim. O özellik de nedir? İbrahim Tanrı kulu. Hocaefendi, ağabeyimiz, rahmetullahi ve aleyhi, Ya Rabbi kabrini nur eyle, derecesini âli eyle, şu anda haberdar eyle, ruhaniyetini ferahnâk eyle. Çünkü o Kur'an'a çok hizmet etti. Gözcü Baba caminde imam dururdu, biz o zaman vaaz ettirirdi.

  78. 32:03

    Herkes bizi vaaz ettirmezdi. 80'lerde, oradan kaç buradan göç, yasaklıyız hep. O bizi vaaz ettirirdi camisinde. Efendimiz Hazretlerimizi çağırırdı. Efendimiz Hazretlerimiz onu çok severdi. Hocası Muhammed Aşıkutlu, rahmetullahi ve aleyhi, kabrini nur olsun, derecesi âli olsun hocamız. Onu ben de gördüm, çocukken görmüşlüğüm var.

  79. 32:24

    Aşıkutlu hocamızın ileri gelen talebelerindendi. Tabi yaşere, takriptayla, vücuf bunlar her hafızın işi değil. Onlarda da iktisası var idi, ağzı kalıp gibiydi. Yani ben onu şeyden hatırlıyorum, 80'lerde bir haçtayız. Küçük bir, o zaman böyle büyük oteller, altları, şeyleri yok. Küçük bir odada işte haçtayken okundu Medine-i Münevvere'de.

  80. 32:51

    Yani var orada belki 30-40 kişi zaten kapıda kalan giremiyor. Tar yerlerimiz. Orada işte ben de o zamana kadar tabi çıkaramıyorum. Bir aşırı oku dedi ona Efendimiz Hazretleri. Orada okudu. Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve aleyküm ve rahmetullahi. Ondan sonra oradan bir başladı. Ve bir kıraat, tabi ben az çok kendim okuyamasam da okuyanları anlarım yani.

  81. 33:17

    Treni kaçırdıysak da dedi, garajda bulunduk, binenleri gördük dedi yani falan. Dedim Allah Allah bu nasıl bir kıraattır ya. Kıraatın önemi şu. Ben bu kıraattan en nasipsiz burada benim. Ama Mustafa Kılıç hocamdan ben de biraz işte ağız düzeltmesi yaptı bana. Ondan evvel Kadir Temir Hoca, ben kesikmecek İsmail Efendi'den gelen ağız tabi onlar.

  82. 33:42

    Çocukluklarımız böyle geçti. Lakin tabi burada bir hünerim yok. Bir ihtisasım da olmadı. Ancak mesela bir elif şeyini, sen bir buçuk elif çektin. Mesela bir elif şeyini, sen bir buçuk elif çektin, makama onu kurban etti, makama onu kurban etti. Makama onu kurban ettin.

  83. 34:01

    Şimdi orası çok önemli. Yani hem güzel makam, Seslerinizle Kur'an-ı Azimuşşan'ı çok güzel okuma gayret edin. Bu çok güzel. Ama makam yapayım diye bir elif çekilecekleri bir buçuk çektin. İşte orada bozdun. Yani ne yaptın? Kur'an'ı makama kurban ettin. Hem makamı düzgün yapacak, hem de yani mesela çok tutmalar.

  84. 34:34

    Hendekli Mustafa Demirkan Hocamız, büyüğümüz. Allah hayırlı uzun ömürle başımızda daim ve baki eylesin. Bereketimiz yani Kur'an'ın kadimidir yani. Hendekli Hocamızın, Gürses Hocamızın çok yanında bulundu. Bütün kalıp gibi onun ağzını aldı, hep yanında gelirdi.

  85. 34:51

    Şimdi bak Allah ona bu makam nasip etti. Haklı olarak hak etti. İşte bir yerde bir aşırı işte okudum. İşte ve yec'al leküm diye, o lem'u biraz fazla tutturmuşum. Hemen kalktı. Hendekli de mübarek rahmetullahi aleyh. Hiç taviz vermedi hemen. Ne dedi o kadar tutturdun dedi, ve yec'al leküm olmaz dedi.

  86. 35:11

    Bütün milletin içinde beni rezil etti. İyi ki beni rezil etmiş. Allah kabrini nur etsin, derecesini âli etsin. Niye? O milletin içinde yapmasaydı unuturdum yine ben. Şimdi o birkaç şeyde uyardı orada beni, Efendimiz'in yanında. Bayağı da zenginler var, iş adamları var, rezil olduk yani. İyi bir şey, rezil olmadan rezil olunmaz.

  87. 35:34

    Öyle öyle, ve yec'al, tutturma öyle o kadar. Mübarek adam, her şeyin bir usulü var. Kırat kaidelerine riayet edeceksin. Makama kurban etmeyeceksin. Sana tehlike var. Neyse daldan dala atlamak olmasın. Bir hadis-i şerif daha okuyayım. Men karâ-l kur'ân, kim Kur'an'ı okursa. Herkes okuyabilir. Vestezherâhü.

  88. 36:01

    Bu hafızlığa giriyor şimdi. Ondan sonra, yetmedi. Fehallehelâlehu. Helalini helal kabul ederse. Ve harrame harâmehu. Haramını haram kabul ederse. Edhelehullâhu bil cennet. Ama bu sayede onu cennete girdirir. Ve şeffâhu. Ve ona şefaat hakkı verir. Fî aşeratin min ehli beytihi. Bu hadis-i şerif sahillerde geçiyor.

  89. 36:31

    Kirmizi, sevâbul Kur'an'da var. İbn-i Mâce'de var. Ahmed İbn-i Hanbel'in üstünde de var. Kütüb-ü Tis'aden. Üç sahih kaynakta geçiyor. Daha da doludur tabi. Onlarda varsa aşağı doğru kaynağı çok olur. İlk kaynak onlar. Helalini helal bilecek. On kişiye şefaat hakkı verilir. Kimden? Yakın akrabasından.

  90. 36:53

    Mesela kardeşlerin. Anneni kurtarmak sözü. Annen zaten kurtulmuş. Tamam ona hakkını kullanma. Baban zaten kurtulmuş. Niye? E şimdi hanımın var. Acaba kurtuldu mu? Veya kadın hafız oldu. Bize tek taraflı hanımımızı kurtarmak zorunda. Ya hanım seni kurtarsa? Ne hafıza? Hanım kardeşlerimiz var. Bacılarımız var.

  91. 37:14

    O da kocasını kurtarır işte. Ehl-i beyt deyince. İlla bunda zamirin müzekker gidiyor diye. Yani erkek, erkekçi olmayalım meselede. Kim hak ediyorsa ona verecek o şefaat hakkı. O da kocasını kurtarır. Yani zaten kendini kurtarana şefaat hakkını kullanmak lüzum yok ki. Küllühüm ve cebetlehün nârû. Burası mıyım?

  92. 37:39

    O on kişi, o hafız efendi veya hafız hanım ona şefaat etmeseydi. Diyelim kardeşidir, eşidir, torunudur, çocuğudur. Ailesi yok, evlenmemesi yok. Kuzenidir. Nasıl aile? Ehl-i beytinden olacak. Hepsine cehennem vacip olmuş. Yani o şefaat ona yetişmeseydi mutlaka cehenneme girecek. Ama mutlaka. Kesin cehenneme girecekti.

  93. 38:10

    Yahu adamı ipten alır bu hafızların şefaati yahu. Bak orada kesin cehenneme gideceği kurtarma hakkı veriyor Mevla. On tane, ne demek on tane ya? On kişi kurtarmak ne demek? Dünya bir herkese bir kişi kurtaramaz ya. Orası mahşer. Onun için Allah Kur'an'a bu kadar değer vermiş. Ve ondan dolayı bu şefaat hakkını vermiş.

  94. 38:31

    En azından on. Tabii bunun ihlası, takvası, veli olursa velayeti falan, şu Muhammed Efendi Hazretleri gibi, büyüklerimizin hafızlıkları falan, onların meratibine göre orada şefaat hakkı artıyor. Ama normal bir hafız, beş vakit namazını kıldı yani, er-i sünnet, normal bir hafız yani. Evliya olma diye bir şart yok ki burada evliya kaç kişi olabilir?

  95. 38:53

    Hususi evliya, umumi evliya hepimiz müminiz. Allah'a ve nebiyyüze izin verin. Hepimizde Allah'ın velayeti var. Çünkü biz Allah'ın düşmanı değiliz, dostuyuz yani. Müslüman olduğumuz hasebiyle. Günahlarımız kadar amelimize buğz eder. Zatımıza buğzetmez. Allah'ın kafirlere buğzu, zatlarınadır. Müminlere kızar, müminlere buğzu sıfatlarına ve amellerinedir.

  96. 39:15

    Allah hiçbir müminin, iman kalbinde erişlet itikadı olan hiçbir müminin zatına buğzetmez. O yaptığı amele ve sıfata buğzeder. Burada da böyle bir fark gözetmek icap eder. Onun için ancak burada dikkat edecek şey, Kur'an'ı ezberlemek yetmez. Helalini helal, haramını haram kabul edecek. Burada da bir mesele var.

  97. 39:37

    O hafız hiç günah yapmazsa demek değil. Günah yapmamak peygamberlere mahsus bir şeydir. Bak, günah işlemezse demiyor. Laflara dikkat et. Helal kabul ederse diyor. Şimdi, biz Kur'an'ın bütün hükümlerini, şeriatın bütün hükümlerini, helallarına, haramlarına inanıyor muyuz? İnanıyoruz. Tamam, bu hafızlar da inanıyor.

  98. 40:02

    Tamam, bu müjdeye girer. Ha, günah işlememe, günah işlerse bozulur diye bir şey yok burada. Günah işlerse sabunu var. İstiğfar edecek. Günahsız, masum kimse yok şu an. Onun için ama haramını haram kabul edecek. Öbür türlü, sen şimdilik adama âyet okuyorsun, hafız adam, böyle olur mu diyor. Hâfız adam, hoca adam ilahiyatta profesör olmuş yahu, ilahiyatta profesör olmuş.

  99. 40:26

    Hafız adam, hoca adam, ilahiyatta profesör olmuş yahu. İlahiyatta profesör olmuş. Alın yazısı yoktur diyor yahu. Âyeti inkâr ediyor. Allah'ın yazdığını inkâr ediyor. Kaderi inkâr ediyor. Bu zamanda faizsiz ekonomi düzelmez diyor. Birçok şerat Birçok şeriatın hükümlerini inkar eden hafızlardan ve hocalardan var mı?

  100. 40:50

    Var. E bunlar buraya girer mi? Girer mi yahu? Şefaat etmek bir şey değil. Ona başkası bile şefaat edemez. Çünkü helala haram diyen, harama helal diyen kafir olur. Kafire peygamber bile şefaat edemez yahu. Sen ne konuşuyorsun? Onun için biz, ehl-i sünnet itikadını korursak, şu şeriat, şu Kur'an şeriatı, Kur'an ahkamı, bu şeriatın hakim olması,

  101. 41:15

    bunun kanunlarının yürürlükte olması, onun için şeriat kanunlarından, başka kanunlara itikad eden, bu da meşrudur diyen, yahu meşrunun adı şeriattan geliyor zaten yahu. Kur'an'a muhalif bir şey, nasıl meşru olacak? Meşru, şeriat kelimesinden geliyor. Şeriatun minel emri diyor. Biz seni şeriat caddesine yerleştirdik diyor.

  102. 41:40

    Onun için hafızların, hocaların şu anda en büyük meselesi ehl-i sünnet itikadını muhafaza, helal kabul etmek, haram ve haram kabul etmek, şeriatçı olmak, şeriat şuurunda olmak, günah hepimizde olabilir. Ama şeriat şuurunda olmayanlar Müslüman değildir. Değildir Allah buyuruğu.

  103. 42:04

    Bilmeyenler yahu, Fransa'dan, İsviçre'den kanun ithal edilerek, bu iş yürümüyor, bu millet, bu Müslümanlar, niye bu kadar zora gidiyor? Gazze niye bu halde, Müslümanlar niye bu zillette, hakarette? Çünkü Kubeysi hocamız vardı, Allah rahmet eylesin. Hocamın da, Mustafa hocamın çok yakınıydı. Efendi Hazretlerimize Mekke'de onun evine giderdik.

  104. 42:26

    Onu da hocam alırdı, getirirdi Efendi Hazretlerimize. İşte orada bir hadis-i şerif nakletti, Efendi Hazretleri bunu ölene kadar rivayet etti yani. Mekke'deki evinde bunu rivayet etti. Ama idi mübarek. Erbakan hocamızın, rahmetullahi aleyhi bu salonda, Erbakan hocamızın adıyla müşemmanen, Allah ona da rahmet etsin, kabrini öğretsin, derecesini aletsin.

  105. 43:00

    Erbakan hocamızın, çok dostuydu Kubeysi hocamız. Aslen Irak'ta olacak ama Mekke'de Ümmü'l-Kur'a'da müderristi. Bu hadis-i şerif Efendi Hazretleri bir duydu, vuruldu buna. Mekke'den başladı, Tekke'den çıktı. Ölene kadar bu hadisin üzerine bütün tebliğini kurdu yani Efendi Hazretleri. Siz benim sünnetime yapıştığınız sürece, sünnetime yapıştığınız sürece düşmanlarınıza

  106. 43:24

    düşmanlarınıza galip geleceksiniz. galip geleceksiniz. Siz benim sünnet yol Siz benim sünnet yol demek. demek. İşte bakın burayı yanlış anıyoruz. Sadece sakal, sadece sarık, sadece misvak. Bunlar ameli sünnetlerdir. Bundan evvel beyinde biten bir akaid sünneti vardır. Amena resûlü bimâ vüzzileyleyim Amene rasulü bimâvîn zileyleyni rabbî vel mü'minûn.

  107. 43:40

    Rabbi vel mülk. Mü'minler önce Rasul'ün iman ettiğine iman edecek. feynâmenu bimislimâmentum bîfe gadîtedir. Habibim senin ve senin sahabenin, yani sünnet Rasulullah'tan çıkıyor, cemaat sahabeden çıkıyor. Sizin inandıklarınıza, sizin gibi inanırlarsa hidayettedirler. Kendi kafasına göre herkes takılamaz.

  108. 44:00

    Ben böyle inanıyorum, şöyle düşünüyorum. Ne düşünüyorsun ya? Vahiy ile gelmiş bir dinde senin düşünme payın mı var? Onun için, benim sünnetim deyince önce eli sünneti anlayacağız. Sonra sakal, sarık vs. sünnetleri anlayacağız. İtikattan evvel amel mi olur yahu? O zaman düşmanınıza galip geleceksiniz.

  109. 44:18

    Ama benim yolumdan çıktığınız zaman, itikad bakımından, amel bakımından Allah sizi korkutacakları başınıza musallat edecek. Siz benim sünnetime hem itikaden hem amelen dönünceye kadar kalp verinizden düşman korkusu, kafir korkusu, Yahudi korkusu, Siyonist korkusu çıkarılmayacak. Ve şu an 2 milyar, 2 milyonu kurtaramayacak rezillik içindeyiz yahu.

  110. 44:47

    İşte onun için bu hafızlık büyük iş. Ama bu bidayet ve başlangıç... başlangıç, ilk basamak, bunun ilimle donatılması, ondan sonra emr-i münvarif, ney-i an-müker, ehl-i sünnet itikadı, şeraat, şuuru, bütün Müslümanlara, insanlara şeraatı aşlamak ve milleti Kur'an'a, sünnete, ehl-i sünnete döndürme şuuruyla Allah bu yavrularımızı mücehhez eylesin, müceyyen eylesin,

  111. 45:14

    yardım edenlere de yardım eylesin, ecirlerinizi azim eylesin, pazar günü kahvaltı saatinde çoluk çocuk oturup tabi kahvaltı yapacak, erkenden yollara çıktınız, kadın erkek herhalde bir salon daha varmış, cami varmış, her tarafta dinliyorlarmış, hoca efendilerimizi, dolayısıyla Allah adımlarınızı aç, ömre sevabı ihsan eylesin,

  112. 45:33

    bu hafızların da, Kur'an'ın da şefaatine cümlemizi nail ve mazhar eylesin. Amin amin, bi hurmeti tâhâ ve yâsînû sallallâhu alâ seyyidina Muhammed'in vâlihi ve sahbihi ve selleme. Muhterem hazirun, bu hüffaz-ı kiramımızın, Kur'an-ı Kerim'i hifzetme esnasında, ne kadar hatm-i şerif olduğunu ancak, Allahu Zülcelal ve Tefebbes Hazretleri biliyor.

  113. 46:17

    Şimdi, burada bunların duasını yapacağız. Gönül uyanıklığıyla amin diyelim. Amin demek, Ya Rabbi yapılan bu münacatı kabul buyur demektir. Bu itibarla, beş dakika daha sabredelim ve gönlümüzü iyicene Rabbimize bağlayalım. Sübhane Rabbiyel Aliyyil A'lel Vahhab. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Allahümme salli ve sellim alâ Resûlul Mustafa'l-Emin,

  114. 47:02

    Seyyidina ve Habibina ve Şefi'i zünubina ve Nebiyyina Muhammedin Nebiyil-Ummi, Ve alâ âlihi ve as'hâbihi-l-ghurru'l-meyâmini ve men ihtedâ bi-heddihim ilâ yevm-i dîn. ve alâ âlihi ve as'habihil-gurrul-meyâmin. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Kur'an'ı öğreten, insanı yaratan, O'na açıklamayı öğreten. Ve Habibine, Kur'an'ı okumak ve okumak ve hizmet etmek için,

  115. 47:41

    Ümmetine, Kur'an'ı okumak ve hizmet etmek için, tüm ümmetine şereflendirdi. Ve elhamdülillahi Rabbil Alemin. Ve alâ âlihi ve as'hâbihi-l-ghurru'l-meyâmini ve men ihtedâ bi-heddihim ilâ yevm-i dîn. Allahümme yâ Hayyû yâ Gayyû, yâ Bedi'a'l-semâvâti vel-Erdi, bi-rahmetike nesteghîz. Aslih lena şehnena kulle.

  116. 48:23

    Allahümme inna abiduka ve emnâü abidika ve emnâü imâik. Yâ vâsînâ bi-yedik. Mâzîn fînâ hukmun. Mâzîn fînâ kadârun. Nes'âluka bi-küll-ismin huve leke semmeyte bihi nefsek. Ev enzeltehu alâ ibâdek. Allahümme inna abiduka ve emnâü abidika ve emnâü imâik.

  117. 54:21

    Ve ilâ ervâhi âbânina ve ummehâtina ve yigvânina ve efevâtina ve e'mânina ve ammâtina ve hâlina ve hâlâtina ve ecdâdina ve cennâtina ve ilâ ervâhi men allemâna ve ehseneyleynâ ve ilâ ervâhi men vassânâ ve istavssânâ bil duâil hayy

  118. 55:55

    İlahi Ya Rabbi, İlahi Ya Rabbi, İlahi Ya Rabbi, makarri iman ve menzelir rahman ve men katlerimizin enval-i kurhaniye ve huyuzat-i muhammediye ile tembih eyle ya Rabbi. Zahiru bazenimizi tembih eden, uyugu zulugumuzu, katri-i rahmetimle tezhiru avadaniye.

  119. 56:19

    İlahi Ya Rabbi, biz aciz ümmet-i Muhammed mümin kullarını gözümüzü açıp kapatıncıya kadar ve deha ve az nefsimizin eline ve şeytanın eline ve şeytanlaşmış mahlukatın eline bırakma. La İbluhiyetine Salih Kul, Habibi Edeb-i Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e salih ümmet olacak.

  120. 56:51

    Vasıtları kazanmayı nasip ve müyesser eyle ya Rabbi. İlahi ya Rabbi, nefis şerrinden, şeytan şerrinden, kibirden, gururdan, riyadan, rücübden, enaniyetten, gösterişten, görünür, görünmez, bilinir, bilinmez, bilinmez adalardan, belalardan, anfatlardan, iftiralardan, haramlardan, gıbidikten, tembellikten, gıybetten, nemimeden, kovuculuktan,

  121. 57:07

    kabalardan, belalardan, âfaklardan, ittirâdan, hesetten, sahibemiz, sihrinden, usabet-i ayinden ve erdeli umurdan sana sığınıyoruz. Bizleri ve kıyamete kadar zürriyetimizi ve ümmet-i Muhammed mümin kullarını hifz-ü himaye eyleyip, tarik-i müstakim huzura tabit edemeyelim. İlahi Ya Rabbi, hayırları tebdil eyle.

  122. 57:39

    Şerleri, şerirleri, belaları, musibetleri, afatları nef' eyle. Ehli imana rahmet eyle. Ehli İslam'a nusret eyle. Ehli İslam'ı aziz eyle. Ehli İslam'ın usrini yusra tebdil eyle. Ehli İslam'a birlik, beraberlik, dirlik ihsan eyle. Ehli İslam'ın birlik, beraberlik, dirliğini bozmak isteyen, dâhili ve hâliki düşmanlara huzur verme Ya Rabbi.

  123. 58:11

    İlahi Ya Rabbi, yeryüzünde, hanelerde, hastahanelerde, ameliyat masalarında, timarhane köşelerinde, feryad-ı fikan eden Ümmet-i Muhammed'e de imdad eyle Ya Rabbi. Ümmet-i Muhammed'e imdad eyle Ya Rabbi. Ümmet-i Muhammed'e imdad eyle Ya Rabbi. Yaşat-ı İsm-i Şerif'in hürmetine cümlesini şifaya eyle Ya Rabbi.

  124. 58:37

    Hâlet-i Necm'de olanlara da iman-ı kâmille, kolay bir ölümle huzuruna varmalarını nasip ve müyesser eyle Ya Rabbi. İlahi Ya Rabbi, alemin memleketinizi ve bilâbi İslâmiyeyi, afat-ı semâviyeden ve eradiyeden, ihrak-ı zelzeleden, tefalût-u adâdan, iç ve dış düşmanların hile-i meçhinden emîn-ü sâlim eyle Ya Rabbi.

  125. 59:03

    Emîn-ü sâlim eyle Ya Rabbi. İlahi Ya Rabbi, ehli küfrî, ehli şirki, ehli nifâkî, ehli diski, İlahi Ya Rabbi, ehli küfri, ehli şirki, ehli nifaki, ehli piski, zelil eyle, hakîl eyle, berişah eyle. Müslümanları ve Müslümanların zürriyetlerini ve memleketlerini şerlerinden şefk-u himaye eyle Ya Rabbi. İlahi Ya Rabbul Alemin, yeryüzünde din-i mubîn-i İslâm'ın

  126. 59:26

    Kur'an-ı Mübîn-i Hakîm'in öğretim ve eğitimini ve hayata tatbikini engelleyenlere ve engellemeye çalışanlara vücut vermeyelim. Her dileklerinin nesillerini ve nefeslerini münkâkih eyleyelim. Aralarındaki ittifakları, ihtilafa kalp eyleyelim. Birbirinden bulduranları yapalım. Ya Hücum Müslümanları ve Müslümanların nesillerini ve memleketini

  127. 59:49

    emir ve memleketlerine şerlerinden emîn-ü sâlim eylesin. İlâhe yâ Rabbel âlemîn, yeryüzünde din-i mubîn-i İslâm'ın, Kur'an-ı mubîn-i hakimin, öğretim ve eğitimini ve hayata tatbikini sağlamaya gayret gösteren mü'min ve mü'mine kullarını keyfiyet ve kemmiyet bakımından yüceltsin. Gayretlerini yawmen fe yawmen muzdade edesin.

  128. 1:00:13

    Kurduklarına nâif korktuklarından emîn eylesin. Kem gözlerden hitru himâye eylesin. Galîk-i müstekîl kudret tabir fedem eylesin. İlâhe yâ Rabbel âlemîn, hifiz cemiyetlerini idrâk ettiğimiz bu hufvâz-ı kirâmımızı iki cihanda azîz eylesin. Her bireylerin ümûlerine bereket, vücutlarına sıhhat-ı âfiyet, rızıklarına hus'at, zekâlarına keskinlik ihsan eyle yâ Rabbim.

  129. 1:00:45

    İlâhe yâ Rabbel âlemîn, elfâz-ı ilâhiyyeni ihsan buyurduğun gibi, mânâ-i letifesini ve bu cühâd-i kur'ânîyi de kendilerine ihsan ve ikram eyle yâ Rabbim. Ehkâm-ı ilâhiyyeni kavrayıp, hayatlarına tatbik etme ve ettirme imkanlarını kendilerine bahşeyle yâ Rabbim. Bu hufvâz-ı kirâmı yetiştiren ustâz-ı ekremlerinin de her bireylerini iki cihanda azîz eylesin.

  130. 1:01:19

    Neşirlerini yelmen feyemen uzdâ eyle. Öbürlerine bereket, vücutlarına sıhhat-ı âfiyet, zekâlarına keskinlik, rızıklarına hus'at ihsan eyle yâ Rabbim. İlâ âfil-i'l-umûr, her bireylerinin hânelerini dâru'l-surûr ki, ilâ âfil-i'l-umûr, hizmet-i kur'ânîyye de berdavam eyle yâ Rabbim. İlâhi yâ Rabb-el-alemîn, İslam'ın inkişafı için inşa edilmiş olan müesseseleri,

  131. 1:01:50

    ilâ yevm-ül-kiyâme, gayelerine uygun olarak kullanacak, ashâb-ı hayrâti eksik eyleme yâ Rabb-el-alemîn. Ashâb-ı hayrâti, ilâ yevm-ül-kiyâme daim eyle yâ Rabbim. İlâhi yâ Rabb-el-alemîn, inşâsı devam etmekte olan müesseselerin de, an karîbi zaman, ikmal olunup, hizmete girmelerini nasip ve müyesser eyle yâ Rabbim.

  132. 1:02:19

    İhtiyaclı olan bellelerde, mücadele olan beldelerde yenilerin inşâsını da nasîb eyle yâ Rabbi. yenilerin inşâsını da nasîb eyle yâ Rabbim. İlâhi yâ Rabb-el-alemîn, İlâhî yâ Rabbena âlemîn. Burada içtima etmiş olan bu mü'min ve mü'mine kullarını da iki cihanda aziz eyle. Her birilerinin kalplerinde mutmar olan hayırlı niyetlerine, hayırlı emellerine, kendilerine nâil.

  133. 1:02:40

    ve mazhar eyle ya Rabbi. Her bireylerin hücutlarındaki maddi ve manevi emirleri def'u rek'u izale eyle. Razı olduğun ve olacağın amali saliheye muvaffak eyle. Razı olmadığın ve olmayacağın amali amâli sâlihîyeden kaberî eyle. seyyiyeden de beri eyle. Her kimin evinde hastası varsa, hastası varsa onlara da adil şifalar ihsan eyle.

  134. 1:03:01

    onlara da âdil şifalar ihsan eyle. Hizmet edenlere de sabr-u cemîl, ecûz-ü cezîl ihsan eyle yâ Rabbim. İlâhi yâ Rabb-el-alemîn, rical-i devletimize, erkân-ı hükümetimize, kara deniz hava kuvvetlerimize, emniyet mensuplarımıza, sağlık mensuplarımıza, güç, kuvvet, sabit, metanet, hakkâniyet, adalet, samimiyet ve sîret-i İslâm ihsan eyleyip, ilâ yevm-ül kıyâme ehl-i küfrün üzerine

  135. 1:03:34

    dâimâ mensûru muzafferdir. İlâhi yâ Rabbi, gerekte asırda ve gerekçe hâliçten nöbette ve cihatta bulunmakta olan asâkir-i islâmiyenize, berran ve bahran ve cevvan selametler ihsan eyle yâ Rabb, dâhili ve hâriki düşmanların hile-i mekinden emîn-ü sâlim eyle. Vakitleri dolunca da sâlimen, âminen, gânimen hâne-i saâdetlerine avzet eylemelerini nasip ve müyesser eyle.

  136. 1:04:10

    İlahi ya Rabbel Alemin, bu meyanda canını canını millet memleket din-i mübini İslâm için feda etmiş olan aziz şeriflerimizle de garicere garic rahmet eyle. İlâhi yâ Rabbel Alemin, bu meyanda canını, tanrını, millet, memleket, dîni mübîni İslâm için

  137. 1:04:22

    Garicelerini âli eyle. Cennetimle, cemalimle tevhif eyle. İlahi ya Rabbel Alemin, memleket, din-i mümin-i İslam-ı Şerife'yi gösteren gösteren idarecilerimizi muvaffak bir seyre ile. Lâ hidî ve târicî düşmanların hile himmetinden emîn-ü sâlim eyle. Ya Rab, yeryüzünde ne ki zulme uğrayan kulların var ise, cümlesini Ankara'yı bir zaman zalimlerin zulmünden helâs eyle.

  138. 1:05:06

    Bilhassa... Hristiyan'da, Vezze'de, Teşmir'de, Eritre'de zalimlerin zulmüne uğramış olan biçare min kullarına ilahi yardımını gönder ya Rabbel Alemin. biçare mümin kullarına Ya Rabbel Alemin, lanet dediğin Yahudi kavminin zulmünden onları Ya Rabbel Alemin, lanet dediğimiz helal eyle ya Rab. Ya Rabbel Alemin, bu zalimlere kahhal ismi şerifin

  139. 1:05:31

    hürmetine ve yardımcılarını kahhal ismi şerifin hürmetine kahru perişan eyle ya Rab. Kahru perişan eyle ya Rab. İlahi ya Rabbel Alemin, biz müslümanları da zalimlerin karşısında mazlumların yanında, geçmişte olduğu gibi günümüzde ve cehennem kıyamet bu durumu daim kıl bizlere ya Rabbel Alemin. İlahi ya Rabbel Alemin, riyaseti şuuni diniyemizin bütün mensuplarını

  140. 1:06:05

    reisimizden müstakkemine varıncaya kadar cümlesini tarik-i müstakim üzerine tabişk edemeyin. Tarik-i müstakimden inharat etmiş olanları tarik-i müstakimi imza eyle ya Rab. Razı olduğun ve olacağın amali salihe muvaffak eyle. Razı olmadığında olmayacağın amali seyyeden de beli eyle. Her birerlerinin vücutlarındaki maddi ve manevi emzaları

  141. 1:06:32

    her birerlerinin kalplerinde mudmar olan hayırlı niyetlerine, hayırlı emellerine, kendilerine nail-ü mezhar eyle. İlahi ya Rabbel Alemin, riyaseti akıbradan, rahmeti rahmanına intikal etmiş neki reis-i kurran, şeyh-i kurran, kurran ve hufazi-i kiram varsa cümlesi sence malum. Her birerlerinin kabir hayatları da sence malum.

  142. 1:07:05

    Zat-ı uluhiyetinden niyazımız odur ki cümlesinin kabirlerini cennet bahçelerinden bir vahşet et. Cehennem şükrü olmakla meslunu mahfuz eyle. Her birerlerini ve bizleri hamele-i kur'an ile haşr-ı cem eyle ya Rabbel Alemin. Allahümme eline hakka hakkan ve rızıkna ittiba'an. Ve eline bâtile bâtilen ve rızıkne ciknâben.

  143. 1:07:35

    Ve eline eşya'e kemâhîn. Allahümme inna ne'ûzu bika minel hemmi vel hazan. Ve ne'ûzu bika minel ajdi vel keser. Ve ne'ûzu bika minel yübni vel buhr. Ve ne'ûzu bika min ghalebeti'l-deyni ve kahri rical. Allahümme inna ne'ûzu bika min cehdi'l-belâhi

  144. 1:09:47

    ve rızıklarınızı ziyaret edin. ve müsteşarlarınızı. Allah'ım onları sevdiğiniz ve sevdiğiniz sözlerden, işlerden, ibadetlerden ve hüdayetlerden bağışlayın. Sen herşeyden mümkünsün. Bizden, annemizden, başbakanlarımızdan, başbakanlarımızdan, tüm müminlerden ve müminlerden bağışlayın.