00:00 / 1:06:22Şu an 00:00 / 1:06:22
Transkript
171 satır
- 00:18
Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi Rabbil Alemin, assalatu vesselam ala seyyidil murselin, Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecma'in, şifa-i şerifte dersimizden Elhamdülillahi Rabbil alemin, es-salâtu es-selâm
- 00:26
alâ seyyidil murselin Dersimizden kaldığımız kısımda Yeni bir fasta geldik Bu fasılda Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'in insanlarla geçimi, hoş bir muâşereti anlatılacak Kâinatın Efendisi'nden bahsedildiği için Sallâllâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem Bu ders başka derslere benzemez Hadis-i şeriflerle ilgili ders de öyledir
- 01:14
Şifa-i şerif de Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'den Tabi sözlerini de içine alıyorum ama sözlerinden de ziyade huylarını, ahlakını, yaşantısını, adabını ve fazalini, şereflerini, üstüllük yönlerini açıklıyor. Bu bakımdan bu mübarek ders çok önem arz ediyor. Mutlaka birbirinizi haberdar edin. Kainatın Efendisi'den bahsedilecek Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem.
- 01:44
İnşâAllah şefaatine erişmemize vesile olur. Bizim anlatmamız sizin dinlemeniz, vakitlerinizi, kıymetli zamanlarınızı bu mübarek amelle meşgul etmeniz ve geçirmeniz size çok fayda verecek. Dünyada, ahirette bunun bereketin üzerinde olsun. Bereketin üzerinizde çoluk çocuğunuzdur, üstündeki görürsünüz.
- 02:01
Sohbetlerden mahrum olanlar, bu bereketlerden mahrum olurlar. Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in evsafını, şemailini, fazailini, yani Hilye-i Şerife'de de bunlar anlatılıyor. Zaten bugün bu derste Hilye-i Şerife'den birçok mesele beyan edilecek. Yani kelimeler aynı Hilye-i Şerife'de Hazreti Ali Efendimiz'in
- 02:26
veyahut Hint-i İbni Ebi Hale Vazıh-ı Allah Teala'nın vasfettiği şemail-i şerifeden birçok cümle geçiyor bugünkü derste. Bunları güzel anlamak lazımdır. Faslun, bu fasıl, efendim, fî husnî aşurâtihî, Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in güzel geçimi ve edebihî, insanlara karşı takındığı edebli tutumları,
- 02:58
ve bastı hulukî, Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, ahlâkının genişliği, musâmâsı ve güzelliği, mâ esnâf-ı halk, mahlûkâtın yani insanlardan, gerçi hayvanlara da ta'lûk eder tabi edepleri de, ekseriyetle mükellefler. İnsanlarla ilgili güzel geçimi, onlarla karışıp görüşmesinde takındığı güzel tutumlardan bahsedecek.
- 03:31
Buyuruyor ki, vem mâ husnû isrâtihî, Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in muâşeretinin, yani muâşeret birlikte yaşama demektir. İşte eşiyle, eşinle birlikte yaşıyorsun, çocuğundan birlikte yaşıyorsun, komşularla birlikte yaşıyorsun, ondan sonra arkadaşlarınla birlikte yaşıyorsun ki Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem hayatı mescitte gelir.
- 03:54
Hayatı mescitte geçmek itibariyle, sahabesiyle tabi ekseri birlikteliği var, eşlerinden çok, onların yanında. Ashabıyla geçimi ve edebihi, hüsn-ü edebihi yani edebinin güzelliği, efendim, güzel olmayan edeb olur mu diye bir soru soruluyorsa, bazı kere oluyor. Çünkü mesela insan bir zengine veyahut da bir mafya babasına çok edepli davranır fakat bunu İslam güzel kabul etmez.
- 04:27
Onun için edebinin güzelliği, her edeb güzel değildir yani bazı insanlar yalakalık, yağcılık için edeb yaparlar. Ama burada ahiret için bir maslahat yoktur. Onun için edebinin güzelliği, daha ve bestuhulukihi, huluk, ahlak demek. Ahlakının genişliği, best, bisad, halı, döşekten geliyor. Yani ahlakını sermiş insanlara, onların iyiliği için.
- 04:54
Geniş tutmuş yani, yaygısını dar tutmamış. Ahlakının güzelliği. Huyları yani. Kimle beraber? Asnaf-ı halk, yani geçimi, bütün mahlukatın türleriyle, çeşitleriyle yani işte insanlar, insanlarda asnafı var. Asnaf diyorsunuz ya, Türkçe'de alışveriş yapan, dükkanlara olanlara. Asnaf, Arapça, sınıfın cemiyi yani.
- 05:20
Sınıf, çeşitler, türler demektir. Mahlukatın türleri var yani. Fakiri var, zengini var, serti var, yumuşağı var. Her türlü, çeşit çeşit insan vardır. Bazı kere insan edepliğe karşı edeb herkesin işidir. Edebsize karşı edeb herkesin işidir. Yani adam zaten sana terbiyeli, tevazulu davranıyor, sen de ona tevazulu davranıyorsun.
- 05:40
Bazıları da tevazuya da kibirli davranır. O zaten hepten sapık, cephaz, zorba, zalim. Onu konuşmuyoruz. Ama tevazu yapana tevazu yapmayı herkes yapar. Adam da bana eğildi, ben de ona eğildim. Ama şimdi adam sana eğilmedi, kabak gibi, kazık gibi duruyorsa, sen ona karşı bir eğiklik yap falan. Hani Allah için olanlarda vesaire veyahut da geçim için.
- 06:04
Bunlar edeptir. Onun için herkese karşı aynı muamele yapılmaz. Ondan sonra herkese karşı aynı tutum takınılmaz. Takınılsa iyi olur ama insanlar takınmazlar yani. Takınmazlar. Menfaati olana daha terbiyeli davranır. İşi düştüğü adama daha hürmetli davranır. E görüyoruz. Hacız'ın hocası da böyle. Fakire, meczuba, dervişe, garibana aynı tevazu gösteriyor mu?
- 06:30
Herkes göstermiyor. Onun için Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin bütün insanlara karşı güzel geçimli olmadığı hususu febiha-i zünteşarat. Bu emmanın cevabı geldi şimdi. Febiha-i zünteşarat çok ve yaygın ve meşhur mahaldedir. Yani bilinen durumdadır. Bihi, kendisi hakkında yayılmıştır. Ne el-ekbaru s-sahihetu, sahih haberler.
- 06:59
Yani hadis-i şeriflerde Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hakkında birçok malumat vardır. Ve rivayetler yani saymakla bitmez. Şimdi o rivayetlerden bazılarını zikredecek. Hz. Ali Efendimiz'den gelen. Hz. Ali Efendimiz buyurdu, onu niteleme hususunda aleyhissalatü vesselam. Sayın hadis-i şerif, Tirmizi Şemali'nde rivayet ediyor.
- 07:27
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hakkında ne buyuruyor? İnsanların en genişiydi. Ne bakımdan? Göğüs bakımından. Yani göğsü en geniş. Yani göğsü en geniş demek, kalbi en geniş demektir. Ama sen gidersen bakarsan adamın daha böyle göğsü geniş falan. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem en geniş göğüslü değil.
- 07:53
Ölçersen kaç santim falan. Mutedil idi. Lakin buradaki genişlikten maksat nedir? Tahammül meselesidir. Yani en methedilecek sıfatlarının başında ne gelir? Çok tahammüllü idi. Hemen ne yapmaz? Daralmaz. Sıkılmaz. Tesaccürde bulunmaz. Yani darlık belirtisi hissettirmez. Sen mesela sıkıcı konuşmalar yapıyorsun.
- 08:26
Israrcı bir şeyler istiyorsun falan. E şimdi karşındaki adam böyle sıkıldığını bildirir yani sana. Sen de bu sefer moralin bozulur vesaire. Belki adam hakikaten de sıkmıştır yani. Uzun oturmuştur. Kalkmamıştır. O sonra bir şeyler ister. Sen adamın elinden gelmez isteğini vermek. Özür dilersin yani bunu ben beceremem.
- 08:49
Bu benim işim değil falan. Adam yine sana hareketler falan. Israr etmek, illa yapıştır şu falan. Yani Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem böyle şeylerle karşılaşırdı. Fakat hiç yani sıktın beni bunalttın şeklinde bir şey göstermezdi. Adam da zannederdi ki o çok rahat beni dinliyor, memnun da oluyor.
- 09:09
Bir sıkıntı yok zannederdi. Bu sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin en önemli vasfıydı ki insanların hemen hemen hiçbirinde bunu bulamazsınız. Herkesin bir kapasitesi vardır. O noktaya kadar biraz sabreder gibi görünür. Ondan sonra bir de baktın en ahlaklı görünen adam bir de baktın patlamış. Çünkü neden?
- 09:31
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem gibi nasıl olabilirsin? Keşke olursak tabi. Sadece sünnet sakal sarık misvak değil. Penep diyorum. En mühim sünnetler ahlak sünnetleridir. Fakat maalesef çarşıya pazara indiği zaman insanlarda bu ahlakı göremiyorsun. Camide, tekkede bile göremiyorsun. Efendim daha neydi?
- 09:53
Aslakan nasi insanların en doğru dürüstüydü. Ne bakımdan? Lehçete. Konuşma bakımından. İnsanlar içerisinde ondan daha doğru konuşan, vaka mutabık konuşan, oğlanı olduğu gibi anlatan, hiç eğip bükmeden, tam kitabın ortasından konuşan yani, bir insan daha bulamazsın. O kadar güven veriyor yani. Konuştu mu bir şey bitti.
- 10:18
Hiç düşmanlar kabul ederdi ya bu yanlış konuşmaz, yalan konuşmaz. Bu çok önemli bir şey. Efendim daha neydi? Sallallahu aleyhi ve sellem. İnsanların en yumuşak, yumuşağıydı. Ne bakımdan? Ariketen. Ariket tabiat demektir. Yani huy bakımından. Böyle söz dinleyen demeyelim. Şu manada söz dinleyen. Başkası ona bir şey emir verecek hali yok da.
- 10:50
Yani insanlarla iyi geçinmek bakımından ondan sonra inkıyat. İnkıyat yani şuraya oturur musun? Kalkar oraya oturur. Şuraya gelir misin? Buyur gelirim. Efendim şunu yapar mısın? E yapalım. Çocuk çağırdı hadi gidelim falan yani. Arike o demek. Tabiatı çok yumuşak. Ne demek tabiatı çok yumuşak? Yani sen kimsin?
- 11:12
Bana niye bunu emrediyorsun? Bacak kadar boyundan bana bunu mu diyeceksin falan. Ya sen beni niye çağırıyorsun kardeşim? Neye göre çağırıyorsun? Falan filan hareketler. Sünnete muhalif tabiatlar tabii. İnsanların çoğunda da maalesef bu ahlak var. Ama sallallahu aleyhi ve sellem çok yumuşak huyu var idi.
- 11:31
Belki Ramazan insanların en keremlisiydi. Ne bakımından? Işreden. Işred geçim demek. Yani hanımından geçimin. Şimdi bazı insan bakıyorsun insanların yanında yumuşak huylu, ahlaklı böyle aa ne mütevazı, ne müsamakan, ne mübarek insan falan. Sonra hanımına sor. Eve geçer evde hanımına şu tuzlu olmuş, bu yanmış bunun tipi tipi bağırmak, çağırmak olaylar çıkarıyor.
- 11:58
E şimdi en hayırlılarınız, camidekilere hayırlı olanınız buyurmuyor ki? Eşine, eşinize hayırlı olanınız. E şimdi insan dışarıda millet mütevazı desin, beyefendi, haza beyefendi desin diye. Efendim terbiyeli davranıyor. Onlar yapmacıya, rüyaya da girer bazen. Çünkü neden? E evde efendi değilsen. Çoluk çocuğuna da kibar değilsen.
- 12:25
E dışarıdaki gösteriş oldu. En çok burada lazım mıdır? En çok hak hukuk çoluk çocuğunla var, eşinle var. Ama maalesef insanlar çok kaba. Çok kaba hanımlarla eziyetler edenler duyuyoruz tabii ki. Kadınlar da bizim camialarımız olarak ekseriyette kocasına karşı çıkamaz. Çıkmamalı da, e adam da onu değerlendirip, istifade edip bindirmemeli yani.
- 12:52
Kötü sözlerle, kötü davranışlarla üzmemeli kadın yani. Kadın bana zaten cevap veremez falan diye. Bu çok sünnete muhalif hareketler. Şimdi bir hadis-i şerif, yani yine Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'le ilgili bir şey rivayet edecek. Ama Haddes En'a'lı rivayet edince rabiler giriyor devreye çok.
- 13:11
Yani kendisine bana şu anlattı diye. Tabii Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'le arasında beş asır var. Ve o arada tabii rabiler çok oluyor. Haddes En'a bize bildirdi. Ebu'l-Hasen Ali, Ebu'l-Hasen Ali İbn-i Müşarrak'ın el-Enmatiyyu. Enmat yani gün elbise demektir. O herhalde elbise alıyordu, satıyordu veya giyiniyordu.
- 13:38
Ondan Enmatiy deniyor bu zata. Yoksa köyünün adı değil. Ali bin Müşarrak Hazretleri, muhaddislerden bunlar hepsi. Ebu Taiz Silefi de, o da büyük bir muhaddistir. Bana şimdi yeni kitabı geldi, Meşrekatü'l-Baghdadi'nin geldi. Oradan çok hadisler, bakıyorum şimdi. O da efendim bu zattan, bu Ali bin Müşarrak Hazretlerine hadis dinlemiş.
- 14:05
Düşün ki Silefilerin bile hocası ya. Tabii şey, Kazıyaz Hazretleri diyor ki ben diyor ondan bizzat bu hadisi dinledim. Yani bu da seneti zikrediyor. Senette bereket vardır. Salihlerin anıldığı yere rahmetler yağar. Evet. Fima, o rivayette ki Ecazeni bana icazet verdiği o rivayet hakkında. Yani izin de verdi nakledebilirsin.
- 14:29
Ve karatu ben okudum bu konuyu. Bu rivayette ala gayri başkasından da okudum diyor. Hadis-i şerif zaten Ebu Dağıt ve Nesaite'de geçiyor. Bu Kazıyaz Hazretlerinin şimdi nakledeceği hadis-i şerif. Ondan sonra o Ali bin Müşarrak Hazretleri Müşerref rivayeti de var. Ama Müşerref'i tercih etmiş burada. O zaman Ali bin Müşerref diyelim.
- 15:06
Kaf diyor, yani Müşerrak'ta var tabi. İki rivayeti de söylemiş olalım da sonra birisi bunu söylemedi, yanlış etti demesin. Kale, Ebu'l-Hasan Ali Hazretleri diyor, haddesena bize anlattı Ebu Şâkıl Habbalu. Ebu Şâkıl Habbal Hazretleri'nin de bana bu rivayeti söyledi. Bu da hadis hafızıdır, Mısır muhaddesidir.
- 15:30
Mısır'ın en büyük hadis âlimidir. Sene 391'de doğmuş, 91 yaşında vefat etmiş. Meşhur bir muhaddes bu. Haddesena o da diyor, bize anlattı kim? Ebu Muhammed İbn-i Nehâs. Ebu Muhammed anlattı. O da kimdir? İbn-i Nehâs. Nehâs'ın oğludur. Bu zat, İmam Ebu Muhammed Abdurrahman bin Ömer bin, bu da Mısırlı.
- 15:58
İbn-i Arabî'den hadis dinlemiş. İbn-i Arabî meşhur bir muhaddestir, Ebu Davud'un rivayet edicisidir. O da diyor, haddesena bize anlattı kim? İbn-i Arabî. İbn-i Arabî bize anlattı. İbn-i Arabî, işte haddesena o da diyor, bize nakletti, bildirdi, haber verdi kim? Ebu Davud'e. Ebu Davud Sicistani, meşhur.
- 16:23
Sünen, altı sağlam kitaptan biri. Ebu Davud diye biliyorsunuz. Süleyman İbn-i Neşas, Sünen'in sahibi anlattı. Haddesena Ebu Davud diyor ki, bize anlattı Hişam'ın Ebu Mervan'a. Hişam Ebu Mervan ve Muhammed İbn-i Müsenna. Muhammed İbn-i Müsenna bize anlattı. Hişam'da hadiste çok fika güvenilir, büyük bir zat.
- 16:45
Muhammed İbn-i Müsenna hadis hafızı, sene 252'de vefatı yani çok geri doğru gidiyor işte Resulullah Efendimiz'e sallallahu aleyhi ve sellem yaklaşıyoruz. Haddesena o da dedi, bize haber verdi el-Veli-i Dübnü. Müslümin, Veli-i Dübnü Müslüm bize bildirdi. Veli-i Dübnü Müslüm, hadis hafızı. Efendim, birçok muhaddis ondan hadiste hafiz etmiş.
- 17:09
O, Evzai'nin talebesi. Evzai büyük müctehid. Haddesena bize haber verdi el-Evzaiyu. İmam Evzai, artık hepinizin bilmiş olmanız lazım. Alim, fakir, cahit. Tabi'inden rivayet etti. Atâ Hazretlerinden, Mekul Hazretlerinden rivayet etti. Birçok tebe-i tabi'inde ondan rivayet etti. Kütüb-ü Sitte'de hadisleri var.
- 17:31
Kabri Şerifi, Lübnan'dadır yani. Öyle bir kokar ki, birkaç kere ziyarete nasip oldu. Lübnan'ı İsrail bombalarken de hiç bombalar, onun etrafında binalara isabet ediyor. Ne külliyesine, ne türbesine, ne civarına, camisine. Hiç bomba düşmedi. Her taraf bomba, ona bir şey olmadı. İmam Evzai, çok büyük bir zat.
- 17:53
İmam Malik, onun bindiği hayvanın önünde hayvanı sürermiş. Koca İmam Malik. Süfyan-ı Nuriye'ye, onun bineğine hizmet ederlermiş. 70 bin fıkıh meselesinde fetva vermiş. 70 bin kibar-ı tabi'inden nakiller yapmış. Büyük bir zat, İmam Evzai. Rabbim hepsinin şefaatlerine nail eylesin. Kale, o buyurdu, Semiat-ı İşittim Yahya İbn-i Ebi Kesir'in,
- 18:19
Yahya İbn-i Ebi Kesir'in, Kütüb-ü Sitte'de hadisleri olan, çok ibadet eden abidlerden ve hadis imamlarından. Vefatı 129. O buyurdu, haddesena bize rivayet etti, Muhammed Nuh İbn-i Abdirrahman İbn-i Esad İbn-i Zürarete. sahabeden zaten. Onun torunu bu. Muhammed İbn-i Abdirrahman. O bize nakletti. Bu Muhammed İbn-i Abdirrahman da fıkha, Kütüb-ü Sitte'de hadisleri var.
- 18:55
124'te vefat etmiş hicri. Sa'd İbn-i Ubade'nin oğlu, Hazreti Kays'tan. Hazret kabilesinin efendisi, Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in korumasının görevlisi, yani korumalarıyla ilgili görevin başında. Bu Hazreti Kays, onun oğlu, Duhattan idi. Yani Arapların dahilerinden. Uzun boylu. Çok güzelmiş mübarek.
- 19:28
Hazreti Ömer Efendimiz, bu ümmetin Yusuf'u odur, dermiş. Çok cömert imiş. Hazreti Mavi Efendimiz'in hilafetin sonunda Medine'de vefat etti. Kale, şimdi rivayet oraya kadar geldi, onu anlatıyor. Akabe gecesinde mi? Sa'd ibni Ubade'yi konuşuyoruz yani. Akabe gecesindeki 12 nakipten biri. Mübarek yüzünde tüy ve sakalı yokmuş Allah'ım.
- 20:11
Bunu da yeni tutuyor. Ensar-ı kiram derlermiş ki, bütün mallarımızı versek de keşke, yok bu Kays Hazretleri için, oğlu, Sa'd ibni Ubade'nin oğlu Kays Hazretleri için, derlermiş, bütün mallarımızı versek de Kays'a bir sakal satın alabilsek keşke. Ama yine de sakal olmadığı halde çok güzel idi diyor. Rengi de siyah idi diyor.
- 20:34
Fakat güzellik ayrı bir şey. Bazı kere bakıyorsunuz beyaz çirkin oluyor, siyah güzel oluyor. Çok güzel idi diyorlar. Radıyallahu Teala alim, ecmain. Şimdi o anlatıyor mesele. Buraya kadar Rabileri saydık, bereketlendik isimlerinde. Zahra ne? Bizi ziyaret etti ki Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem.
- 20:54
Rasulullah Efendimiz bizi ziyaret etti. Efendimiz'in adetiydi, sahabesini arardı, sorardı. Ne yaptı, ne etti, hasta mı oldu, niye geldi, niye gelmedi? Arardı. Sa'd ibni Ubade Hazretleri de Nukaba'dan olan zat, yani bu Kays'ın babası. Bir adam geceliğinde onu çağırmış kapıdan işte böyle, o zamanlar böyle ışık yok, bir bakar mısın falan.
- 21:17
Yanına çıkınca kılıçla vurmuş mübareği, yaralamış feci şekilde. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de bunu duyunca hasta ziyaretine geldi yani. Sahabeden bir şey oldu mu hemen, hasta ziyaretine geldi. Ve Zekeriya o arada anlattı kıssaten, uzun bir kıssa var. Onu da şeyhler söylüyor, Abdullah ibni Bey'in selül münafıkların reisi ile ilgili kıssa.
- 21:42
Münafıkların reisi Müslümanlarla otururken, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem de merkebiyle gel, geçerken tabi hayvan, mübarek hayvan tabi, toz kaldırdı. Toz da meclise kapladı yani o münafıkların reisinin oturduğu toplantısı şeyini. Toz kapladı. İbni Selül de işte üzerindeki şeyle, efendim kaftanla burnunu tıkattı falan.
- 22:07
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu, La tegabbiru aleyna irci ila rahlik câkeminne faksus aleyh. Çok pis bir laf tabi. Hazreti Ömer'in kafasını kesmek istediği noktalardan biri ama, efendim sallallahu aleyhi ve sellem yine işte huyundan, güzel huyundan şey yapmadı. Ya ne bizim meclisimizi toza tumana kattınız ya falan.
- 22:30
Yani kattınız diyor da tabi efendim sallallahu aleyhi ve sellem merkebi geliyor. Efendimiz var üzerinde sallallahu aleyhi ve sellem. Bu laflar böyle konuşulur zaten. Bazı kere ortaya bir şekerli yaparlar. Halbuki orada maksat kimse, oradaki lider konumdaki adam, laf ona söyleniyordu. Ya ne toz yapıyorsunuz falan.
- 22:47
Sonra dedi, yahu gidin dedi yerinize, işinize bakın. Bizden biri gelirse sana sorarsa ki ayet-i hadisten bir şey anlatırsın. Ya ne etti kitapsız tabi ya. Göya sahabenin arasında Müslüman geçiniyor bak. Bizden biri gelirse sana bir şey anlatırsın. Yani sen ne geliyorsun kapı kapı geziyorsun. Veyahut da bizim bulunduğumuz meclislere ne geliyorsan.
- 23:08
Efendimiz Hazretleri gidiyordu ya, insanların üzerine papur beklerken, otobüs beklerken, uçak beklerken, şuna bir şey anlatalım. Aynı meseleler yani. Millet de sıkılıyor, bunalıyor zaten. Şalvar cübbeleri sevmiyorlar falan. Ne geliyorsunuz ya bilmem ne. Ne anlatıyorsunuz bize bir şey falan. Hoca işine bak işine.
- 23:26
Aynı laflar yani. Efendimiz Hazretleri de diyordu ki. E işime bakıyorum evladım. Benim işim size vaaz etmek. Mevla bana emretti işime bakıyorum. Efendimiz Hazretleri işine bakıyor yani. Hasta ziyareti, onun işi, bütün salih amellerin önderi yani. Fakat adam diyor ki ya gelene bir şey anlatırsın kardeşim.
- 23:44
Ne geziyorsun burada bizi de tuğla tuğla tumanak attı. Tabi bunun rivasını Efendimiz Hazretleri'nin merkebi işedi biraz. İşeyince bu reisül münafıkının baş münafıkının üstüne suçladı. Keşke kafasına işeseydi ama biraz üzerine sıçrayınca hepten siniri bozuldu. Hatta burnundan kıl aldırmıyor yani. Merkebin mevlini de şey edince falan filan.
- 24:06
Onun için bir kavga çıktı orada. Ya çek merkebini yanımızdan falan filan. O zaman sahabe-i kiram da buna bir, zaten baş münafık olduğunu biliyorlar da. Efendimiz izin vermiyor yoksa. Çoktan kesecekler kafasını da. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem izin vermiyor böyle fesat işi. Yani kargaşa çıkmasın sallallahu aleyhi ve sellem.
- 24:25
Sahabeden bazıları sinirlendi bağırdı. Resulullah'ın merkebinin idrarı senden hayırlıdır şerefsiz konuşma falan. Bir harp çıkmak üzereydi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de hasta ziyaretine çıktı yani. Yolda da bir olay oldu. Ondan sonra müslümanlarla münafıklar işte onun yanında da bazı müşrikler de var.
- 24:45
Aleni müşrik. Onlarla kavga çıkınca Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bırakın bırakın yapmayın falan. Öyle biz yolumuza gidelim bununla uğraşmayalım dedi. Merkebine bindi. Yani bu kalsibri Sâd, oğlu anlatıyor şimdi. Nasıl ki senin babana evine, baban hasta oldu efendiler gelse mesela, sen de orada bulundun ya Şirik, sen râvî oldun.
- 25:07
İşte babamı ziyarete geldi, şöyle şeyler yaşandı meselesi yani. Rivayetler böyle olur. Ondan sonra yolda ne oluyor? ne oldu falan biraz mevzular açıldı. Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem buyurdu, böyle böyledir. Hazret-i Sa'd da, Hazret-i Cîn Efendisi ya, Ensardan iki kabileden birinin başı o, dedi ya Resûlullah.
- 25:25
Dedi ya Resulallah, yani affet, sefa etti, görmezden geldi. E şimdi onu kabileler başına seçmişler. Yani onunla da uğraşıp da iş işini sıkıntıya sokmayalım falan. Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem buyurdu, ben zaten onun, yani Müslümanlar var kabilesinden falan, onun Müslümanları da üzmek, sıkıntıya sokmak istemem yani.
- 25:47
O şimdi onların başında sıkıntı yapar onlara. Uğraşmıyoruz onunla yani, boş verdik. Bize yaptığı hakaretleri affettik. Buyuruyor, Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. İşte bu kıssayı anlattı bu, Hazret-i Kays. Yani böyle şeyler yaşandı, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem gelirken. Fî ahirehâ, kıssanın sonundaki mesele.
- 26:04
Bize şimdi lazım olan ahlakının, güzelliğinin konusunu sadede geliyor yani. Kıssayı ben şerhten kısaca naklettim size, metinde yok. Kıssanın sonundaki durumu anlatıyoruz şimdi. Felemme ârâde, ne zamanki murâdeti, Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, el-insirâfe. Ziyaret bitti, hasta ziyareti, çıkıp gitmek isterim.
- 26:23
Fakat, şey gelirken, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, Hazret-i Sa'd'ı ziyarete gelirken, yani mescitten, Efendimiz'in evi mescitten aynı yerde. Oradan gelirken, bir merkebe bindiği zaman, arkasına da Üşâme bin Zeyd Hazretlerini almış. Yani yanına adam bindirirdi hep, böyle yerde yürümesin. Yani hizmetinde olan da yorulmasın diye, arkasına bindirirdi.
- 26:52
Üşâme bin Zeyd, meşhur Üşâme Hazretleri. Hepiniz biliyorsunuz, Hazret-i Zeyd'in oğlu. Hazret-i Üşâme'yi de yanına bindirmişti, gelmiştiler. Şimdi, bunlarda herhalde biraz imkanlar olan bir aile tabii. Hazret-i Efendisi Hazret-i Sa'd ibn-i Ubad. Radıyallâhu anh. Oğlu Kays da diyor ki, Babam diyor, Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e bir karrabet,
- 27:19
yani yaklaştırdı, hibet, hediye etti. Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, Sa'd yani onun babası. Himaran bir merkep. Yani dedi ki, ikiniz bir şeye binmeyin. Zor olur size yani, ikiniz bir şeye binmeyin. Madem beni ziyarete geldiniz, iki kişi bir binektesiniz hani. Ben size bir merkep hediye edeyim.
- 27:38
Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem müstakil binsin yani. Üşâme Hazretleri de. Onun misafiri ya şimdi o zaten. Efendimiz'in geldiği şey ona kalsın. Döşedi aleyhi merkebin üzerine bir katife. Bilebilecek bir katife, kumaş merkebin sırtına şey yaptı. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem hani merkebin kemikleri falan sert gelmesin diye.
- 27:57
Üzerine de bir katife şey yaptı. Döşedi. Ondan sonra, ferakibe bindi Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem bindi. İşte evine dönecek. Sonra Hazreti Sa'd İbn-i Ubadah Hazretleri. Oğluna dedi. Ya Kays. Bu hadisi rivayet eden Takâzı Yaz Hazretleri ona kadar senedini zikretti.
- 28:20
Aradakiler tek tek. Ey Kays dedi. İshab. Beraber git. Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Rasûlullah'a yolcula yani. O zaten hasta çünkü. Kılıç darbesi falan yemişti babası. Dedi Rasûlullah Efendimiz'in hizmetinde bulun yani. Yolda bir şey lazım olur falan. Sen git. Bunun üzerine.
- 28:47
Yani oğlu anlatıyor şimdi. Ondan sonra yaşanan. Bana dedi Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem bana dedi ki. İrkep. Şimdi sen yürüyerek yanımda gelsen ben. İşte ahlakının güzelliğini anlatıyor. Ben yanımda. İrkem üzerine sen yürü mesela. Edebe uygun değil. Genç çocuk falan ona bakmaz.
- 29:09
Kim olsa olsun. Edeb herkese karşı edeb. Sen de bin. Bana dedi. Ben bundan imtina ettim. Edebden dolayı Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in yanında. Ben hizmetinde yürüyeceğim. Bereket alacağım diye yürümek istedim. Ama bu sefer bana dedi ki sen de bin. Sen de bin deyince bu iş beni sıktı yani.
- 29:29
Efendim Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in yanına nasıl bineyim. Ben çekindim. Çekince bu sefer buydu. Ya binersin benimle beraber. O zaman gel yanımda. Yok yürüyeceksen yanımda. Ben binekte sen yaya yürüyeceksen. Dön evine git o zaman. İki şeyden birini yapacaksın. Ben de baktım diyor. Yanına binmek yakıştıramadım kendime.
- 29:51
Yanına binmektense iki emirden birini tutacağız. birini tutacağız. Mecbur, emir kıramam. Tanrısal Arap diyor, o zaman ben geri çekileyim dedi, evime gideyim, kalayım, evimde kalayım dedim diyor. Yani, şimdi burada ne anlaşılıyor? Hatta bir rivayet nukrat, diğer rivayette burada irkem emami, sen benim önüme bin hatta yani, ben senin arkana bineceğim, merkepte önüme bin.
- 30:13
İki kişi binilebiliyordu hayvanlarla. Eğer hayvan kuvvetliyse diyor, yani fıkha göre yani hayvan kuvvetsizse iki kişi binersen haram olur çünkü hayvana eziyet olur. Zaten öyle hayvan olur ki bir kişide taşımaz, hayrette hastaysa falan onu demiyoruz yani. E zaten öyle hayvan olur, bir kişide taşımaz, ahirete hastaysa falan, onu demiyoruz yani.
- 30:27
Normal kuvvetli hayvanlarda Normal kuvvetli hayvanlarda iki kişiye müsaade var yani. Buyurdu ki, önüme bin. E bu merkebin sahibi sensin, ön sana layıktır. Yani siz bana hediye verdiniz, sizin şeyiniz, o zaman önü size yakışır yani. Sahibine daha yakışır hayvanın ön tarafı. Benim önüme bindi. E ben Resulullah'a sallallahu aleyhi ve sellem, önüne nasıl bineceğim de,
- 30:53
sırtımı vereceğim Resulullah'a sallallahu aleyhi ve sellem, yok yok ben binemem dedim. O zaman buyurdu, ya binersen bin, ya binmezsen geri git. Yani benim yanımda yayan gelmen ne istemiyorum yani, ben senin yaya ben binekli istemiyorum. Bu Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin üstün ahlakını beyan etmek sadedinde zikredildi, hakikaten yani.
- 31:14
Öbür türlü zaten bizde şimdi yani adam sen gelmişsin 40-50 yaşında, orada bir genç çocuk 10-15 yaşında, ne var yaya yürürse falan. Bizde hiç bunlar bir edebe riayetsizlik sayılmaz yani. Ben yaşlıyım tabii ki. Niye onu önüme oturtacağım falan. Hatta bizim tabi örflerimiz sünnete uygun olmadığı için. Örfte ayıp bile.
- 31:39
Bu türde millet gösterir ki, bu ne biçim çocuk ya, yaşlı adamın önüne binmiş falan. Acayip bir şey. Bizde zaten hiç beğendiremezsin. Hiçbir şey beğendiremezsin. Ne İslam'a göre bir şey yapsan beğenirler, ne efendim örfe adete göre yapsan beğenirler. Her şeye bir kul takarlar yani. Onun için biz sünnete uyalım.
- 32:00
Kim beğenmezse beğenmezsin. Resulullah'a benzemekten, Mevla'nın sevdiği sıfatlara benzemekten daha güzel ne olabilir? Millet bana ne demiş, ne dememiş. Bana ne? Nasuh Sultan Hoca işte ne yaptı? Çocuğu öne koydu. Kendi arkaya oturdu. Bir yerden geçti. Millet baktılar. Ooo şu çocuğa bak. Ne terbiyesiz çocuk.
- 32:20
Nasuh Sultan Hoca da ne biçim adam ya. Çocuğu önüne koymuş. Geldi oradan oğlum dedi. Sen dedi arkaya şey et. Ondan sonra bin bakalım da bir daha ki beğenirler bu sefer. Öyle şey yaptı. Bu sefer efendim çocuk arkadan biraz yaya geliyor. Ya bu sefer dedi ne vicdansız adam ya. Efendim binmiş orada. Çocuğun canı çıktı.
- 32:40
Çocuğu yürütüyor falan. Allah Allah. Oğlum dedi sen bin bari ben ineyim. Bu sefer de böyle bir deneyelim dedi. Bu sefer öyle denedi. Geldi bu sefer. Ne ahmak adam ya. Kaç yaşına gelmiş. Çocuğu bindiriyor. Kendi yaya gidiyor. Ya dedi evladım dedi biz dedi sen de in dedi. Merkepte boş gitsin dedi ya. Dördüncü şık ha.
- 33:01
Dördüncü şık. Yine beğenmediler. Bunlar ne enayi insanlar ya. Merkep boş gidiyor. Bunlar yaya gidiyor. Kardeşim bu millete bir şey beğendirmek için iş yaparsanız. Allah Resulü'sü beğenmez yani. Sünnete bakarsınız. Bize örnek gönderilmiş sallallahu aleyhi ve sellem. Ne yapardı? Nasıl davrandı? Çocuğa nasıl?
- 33:23
Yaşlığa nasıl? Efendim sünnete uyan. Dünya ahiret rahat eder. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Hindi İbni Ebi Hala Hazretleri. Ülfetli davranırdı. Hüm insanlara karşı. Sahabesine karşı. Ülfet yani sıcakkanlılık. Sıcakkanlı yani. Böyle gördüğün zaman soğuk bulmuyorsun. Böyle sarılasın geliyor.
- 33:53
Konuşasın geliyor. Muhabbetli davrandı. Sallallahu aleyhi ve sellem. Evet. Yani zaten Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem nasılsa bu bize sünnet oluyor. O ayrı bir şey. Bir de sünnet onun vasfı olan sünnetin dışında bazen de hadisle de bunu teşvik eder. O zaman daha kuvvetleşir.
- 34:22
Mümin sıcakkanlı, ülfetli kendisine görüldüğünde insanların kanının ısındığı bir şahsiyettir. Hakiki kamil mümin. Böyle olur. İnsanlara ülfetli davranmaz. İnsanlar da ona, onu gördüğü zaman ondan bir ne diyorsunuz şimdi yani iyi enerji, hoş enerji almaz. Soğuk bulur. Soğuk nevale ya. Böyle bir adam da Müslüman da olsa hayır yoktur buyuruyor.
- 34:52
Müslüman hep yumuşak huyla muamele ederdi, kimse yanından kaçmazdı. E Mevla yaptı onu öyle. Habibim, Allah sana da acıdı, ümmetine de acıdı da, sen onlara onun için yumuşak davrandın. Kalbi katı ve sert tabiatlı bile olsaydın, yanında kimse kalmazdı. Hepsi etrafından dağılır giderlerdi. Hizmet Efendi Hazretleri öyle derdi yani.
- 35:48
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki, sert olsaydın yanında kimse kalmazdı. Peygamber olduğu halde. E biz sert olursak derdi. Bizim yanımızda kim kalır? Peygamber değiliz, bir şey değiliz derdi yani. Onun için bizim daha yumuşak olmamız icap ediyor. Neden? E insanlardan fayda vereceğiz ya, hizmet edeceğiz.
- 36:06
Nasıl talebe okutacağız? Nasıl sohbet yapacağız? Cemaat bizi nasıl dinleyecek? Sert huylu insanları, anası babasını sevmez, çocuğu babasını sevmez, babası oğlunu sevmez. Sert insanı kimse sevmez yani. Bağır çağıran insanı her işte. Onun için, tabi vahdunuz aleyhim emri vardır. Kafirlere, münafıklara katı davran.
- 36:29
O sertlik başka bir şey. Yani benim kadar yumuşak huylu bir adam yoktur. Ama ben işte Allah için, Mustafa İslam oğluna karşı konuşmalarım sert. Konuşmalarım sertse kader inkar ettiği için. Yoksa benim gelip de evimi basmadı, malımı yemedi. Kader inkar ettiği için. Öbür türlü öyle adamlar var. Çok maddi zarar da gördüm onlardan.
- 36:52
Ama el üstündedir adam. İtikadı düzgün ama eli bozuk. Ben ona mesela bağır çağır yapmam. Yapmıyorum da. Adlanı da vermiyorum yani. Çünkü özele giriyor. Görürsem de birçok, yani başkası olsa, bizim Karadeniz'de adamın, sinek kondu kafasına diye adamı vururlar. Yani öyle durumlar, başıma gelmiş işler var.
- 37:10
Aklınız hafızalığınız almaz. Ama adam görevine, Allah Allah. Sen bu adama nasıl böyle yapıyorsun? Ne yapayım? Yani Müslüman görünüyor, el üstüne geçiyorlar. Ne yapayım şimdi? Şahsi şeyim olmaz yani. Kusumetler. Allah için, Allah için buz ederiz. Kader inkar ediyor, milleti saptırıyorsa. Bunlar ayrı şeyler.
- 37:34
Allah için olan şeyler. Bu Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de, böyle kafire münafaa, çok hoş davranıyordu gibi bir mana çıkartmayın yani. Ama Müslümana, gariptir, fakirdir, derviştir, hiçbir şey yoktur, fark etmez yani. En soylusu gelse hiç. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, en fakirine daha çok hürmet ederdi.
- 37:52
Zaten onların gönlünü daha hoş tutardı yani. Nefret ettirmez. Emredül yessirû ve lâ tuassirû. Kolaylık sağlayın, güçlük çıkartmayın. Ve beşşirû ve lâ tüneffirû. Müjdeleyin, soğutmayın, kaçırtmayın, sevindirin. Üslup bu. E tabi onu da yanlış anlıyorlar. Hemen kolaylaştırın, zorlaştırmayın. Ne olacak o zaman?
- 38:15
E satrançı helal de, millet oynasın. Ya kardeşim Allah Rasulü haram ettiğine ben nasıl helal diyeceğim? Ondan sonra kolaylaştırın ne olacak? Ya namazı üç vakite indirin hoca. Peygamber diyor ki kolaylaştırın. O zaman hiç kılma. Hiç kılma. Hiç kılma daha iyi. Yani sana ben kolaylaştırın derken, özel hayatınızda, insanlarla yolculuktasın, şuradasın, buradasın,
- 38:38
geçin, hanımınla şey yapın. Kolaylık sağlayın. Adam borcunu ödeyememiş gelmiş. Abi biraz daha müsaade eder misin? Vadesi doldu ama. Toparlayamadım. Kolaylık sağlayın. Fenezzelatü'lillâhi meysâra. İşte ayette onu misalini söylüyor. Kolaylığa tehir edin. Ya elim kolaylaşınca gelirsin abi. Merak etme ya, üzülme falan.
- 38:58
Burada kolaylık sağla sen. Kendi hakkında kolaylık sağla sen. Allah'ın peygamberin hakkında. Ben nasıl kolaylık sağlayacağım sana? Başını açıkta gezebilirsin. Üç vakit de kılabilirsin. Efendim birkaç tekne atabilirsin. Nasıl kolaylık sağlayacağım sana? Yani bunlar hep yanlış millete mana verdiler. Bu ilahiyatçıların çoğu.
- 39:17
Ve böylece bizim İslâm'ı zorlaştırdığımızı, işte en son hafta yaşanan satranç işinde de, sanki biz helalliydi de, zorlaştırıyoruz. Yani Hz. Ali'nin haram ettiğini, Hz. İbni Ömer'in vesaire, mezheplerin haram ettiğini, cübbeli kimdir ki ne hakkı var kolaylaştıracak yani? Kitaplar kaynaklar dolu. Ben bu kaynakların hükmüne göre sana fetva veriyorum.
- 39:39
Senin kaynağın ne? Hiçbir kaynağın yok. Nedir? Benim aklım var. E sen o zaman Müslüman olma. Çünkü biz vahye tabiyiz, akla tabi değiliz. Akıl, vahye anlamak için verildi. Sen vahyin yerine geçme. O zaman her akıllı kendine göre bir kitap getirsin. Bir buçuk, iki milyar Müslüman'a göre din mi olur? Bu kadar mezhep mi çıkaracağız?
- 40:03
Kimse kimsenin kabul etmiyor istediğini ya. Bizim vahyin ortadadır, âyet, hadis. Hulefâ-i Râşidîn de bizi bağlar. Bitti. Çünkü Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem onların sünnetini keşfetti. kendi sünneti kabul etti. Daha ne konuşuyoruz? Bunları da doğru anlayalım tabi. Veyyükrim'i ikram ederdi.
- 40:19
Büyüklim'i ikram ederdi, Kerîm'e küllü kavim her toplumun şereflisine ikram ederdi. Kerim ve külli kavim her toplumun Mesela müşrik bir cemaatta gelse, efendileri kim yani, kendi aralarında Kendi aralarındaki başkanları kim? E şimdi bir başkanları var.
- 40:31
Şimdi ne yapmazdı? Gidip de oradaki sıradan bir adama değer verip, muhatap alıp o başkanı devre dışı bırakmazdı. Bu zaten siyasete de uymaz. O zaman ne olur? O başkan orada, onların inanacağı da varsa orada hadi kota koyar, bilmem ne, bizim kabile, bizim köy, sonra baksana şöyle yapalım, böyle yapalım.
- 40:48
E bu işin usulü nedir? Millet değer veriyorsa o da değer verir. Çünkü ekrimu seydel kavm. Hadis-i şerifte bir kavmin efendisine değer verir. Madem o kavim kendi arasında birini seçmiş başına, siz de ona ne yapın? Değer verin. Değer verin. Zâten kümkerîmu kavmin feekrimû. Zâtehakum kerîmu kavmin feekrimû.
- 41:03
Bir hadis-i şerif, bir kavmin, bir cemaat, bir toplum, aşiret reisi de olabilir. Bir hadis-i şerifte. Onların madem değerlisi o, siz de ona değer verin. Ne güzel İslâm'ın siyasetleri, görüyor musun? Ne güzel İslam'ın siyasetleri, görüyor musun? Zaten sünnete uyarsan başında bela olur. Öbür türlü topayı da yersin dünyada da yani.
- 41:19
Çünkü sen yanlış yanlış hareketler yaparsan, geçimi bozarsın. Daha bu muhaşeretinde bir usulü var. Zâten kümkerîmu zâhirû feekrimû. Ziyaretçi gelirse ikram edin, hürmet edin, değer verin. Bu ayrı bir şey. Genel manada misafirler için. Ama bir de bakarsın, gelenlerin içinde, heyette reis kim? Reis bu adam.
- 41:39
E sen şimdi o zaman bunu muhatap alacaksın. Herkese nasılsın, iyi misin, merhaba? Fakat muhatabı ne olacak? Sen kalkarsan adamı, reis bir adamı kenarda bırakıyorsun, öbünü muhatap alırsan, onu kıskandırırsın. Hem onları kendi içinde fitneye düşürtürsün, hem de senin lafını dinlemezler. Öbürü dinlemek istese, öbürü dinletmez.
- 41:55
Çünkü liderlik onda ya. E milleti müslüman etmeyecek miyiz? Biz milletin parasından, malından değiliz ki. E yola gelsin hidayet diye uğraşmıyor musun? E o zaman lider olana değer vererekten, hepsine öyle değer vermiş olacaksın ki, insanlar İslam'a ısınsın. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem nasıl müslüman etti?
- 42:13
Bu millet hep sallallahu aleyhi ve sellem savaşla mı müslüman etti? Bütün Arap kabileleri, Arap yarımadası savaşla olmadı ki. Yani birkaç savaş da olsa Mekke müşrikleriyle oldu. Diğer kabileler hep nasıl müslüman oldu? Hep ziyarete geldiler, araştırmaya geldiler, reislerini gönderdiler, bu yeni bir din çıkmış, peygamber gelmiş, kimdir, nedir?
- 42:33
Ama hep mucizeler gördüler. Böyle güzel ahlak gördüler, üstün ahlak gördüler. Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, onları öyle müslüman etti. Ve yüvelliği, vali tayin ederdi, hi o reislerini aleyhim onlara. Mesela geldiler, dediler bize İslam'ı arz et. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem İslam'ı arz eden, İslam'ı arz ettiği vakit sallallahu aleyhi ve sellem
- 42:53
onlar kabul ederse, kabul ettikleri zaman şimdi yola gideceksiniz, bir emir lazım başınıza, sünnettir. İşte bizim şu anda ehl-i sünnetin başında bir emir olmadığından bugün bu haldeyiz. Yani dernekler, vakıflar bile aramızda, yani bir heyetimiz ve heyetin başında bir hoca efendimiz yok. Yani onu kabul ettiği hocayı öbürü kabul etmiyor, öbürü onu kabul etmiyor.
- 43:18
Bu sefer ne oluyor? Gücümüz zayıflıyor. Gücümüz zayıflayınca ne oluyor? Bir derdimiz olsa, müşkülümüz olsa, arz edeceğiz bir yetkili makama, o da diyor ki öbürü başka bir şey, dediği öbürü başka bir şey, hangisi dediğinizi yapacağım ya diyor. E şimdi hep sünnete muhalefetten bugünkü çektiğimiz sıkıntılar.
- 43:36
Onu vali tayin ederdi, yani yönetici aleyhim onlara. Kaç kişi geldiniz? On kişi geldiniz. Bin kişilik bir kabileyi tepsile geldiniz. Müslüman oldunuzsa, baştanızdaki kimdi reisiniz? O kişi. Derdi ki sen bunların emiri ol. Yani İslam'a göre artık ben tayin etmiş oldum seni şimdi. Ama yine kimi tayin etmiyor?
- 43:55
Başka adamı tayin edip de orada iç karışıklığa sebebiyet vermezdi. Ne yapardın? Madem kendi aranızda bunu tayin etmiştiniz, şimdi benim tayinimle bu meşru oldu. İslam'a göre de meşru oldu. Bu sizin valiniz, yani veliniz, yani yönetici manasına geliyor. Kabileyi yöneten, aşiret reisi gibi bir şey yani.
- 44:12
Sallallahu aleyhi ve sellem. Çok siyasetleri var. Ve bunlar zaten milleti müslüman etmek için önemli şeyler. Adi İbn-i Hatim Hazretleri'ne aynı yaptı. Hemedan vefti geldi. Ondan sonra heyeti geldi. Onları öyle yaptı. Baştanızdaki reisleri, Malik vardı, dedi sen emir olacaksın. Hep böyle yapardı. Veyahderu sallallahu aleyhi ve sellem.
- 44:39
Sakınırdı en nase insanlardan. Ve yuhaddiru'n-nase de burada zapt etmiş. Yuhaddiru daha belki de uygundur. bir de insanlara taalluk ettiği için. Yahzâru da olur tabi, yakalâfın manası verdiği için. Ve Yahzâru hazer üzere olurdu. Yani işte benim saflıklarım var ya, ben bugüne kadar başıma ne geldiyse hiç hazerim yok.
- 45:06
Hazer demek biraz tedbirli, biraz sakıncalı olmak. Bak bu da sünnet. Neden? Tabi o adamı tanımıyorum, hemen Açılmamak lazım. Hemen bir sır vermemek lazım falan filan. Hemen geldi adam, ben dervişim, Müslümanım, şuyum buyum. E biz de her şeyimiz ortada. Ne konuşsan konuşuyoruz. Kırk senelik dostumuzdan konuştuğunu hemen yeni gelmiş adamın yanına konuşulur mu?
- 45:27
Ben konuşurum. Benim huyum öyle ama demek biraz sünnete muhalifmiş. Benim huyum öyle mi? Çünkü buyururdu ki, Veyahzâru biraz sakıncalı olurdu ennası insanlardan. Tecrübe etmeden evvel, tecrübe. Tecrübe ne demek? Denemek demek. Yani denemek neyle ne oluyor? Yolculuk yapınca adamın huyu çıkıyor, alışveriş yapınca çıkıyor, bir yemekte en azından bir çorba içmişliğin var mı?
- 45:49
Yok. Ya bir çorba içmişliğinden bile anlaşılıyor insanın yemekteki huyları bilmem neleri. Bir de bakarsan hemen ekmeği önüne çekmiş. Bir de bakarsın hiç kimse başlamadan baslamış. Anla ki hırs var, tamah var. Sofradaki hareketlerine bak. Tahammülü yok. Açlığa dayanamıyor. Yolculukta da çok çıkıyor bu.
- 46:10
Çok kibar adam Hâzâ beyefendi. Bir acıktı bir de bakıyorsun millete bir şey olmaya başladı. Biz çok yolculuk yapıyoruz insanlarla. Bir de bakıyorum Allah Allah. Bu beyefendi ne kadar sinirliymiş ya. Ama ben mesela elhamdülillah yani huylarımı met etmek kabirinden koştum. 20 saat yemek bulamazım. Bir şey demem.
- 46:27
Bir yerde yemeyeceğiz mi arkadaş? Ne oluyoruz ya? Açlıktan öldük. Demem yani. Derlerse ki hocam bir de bazen bakıyorum 4 saatte biri yemeğe iniyorlar. E madem aynı otobüsteyiz, yolculuktayız ne yapacağız? E ben yemiyorum. Yemeyeceksem de şimdi yok kardeşim yürüyün sürün. Bunu da demem. Çünkü belki biri azıcık dışarıya geri düştü.
- 46:46
Bilmem ne hastası var. Hani mesela tamam inelim abi. Tamam çay içelim şurada hocam. İçelim. İçmeyelim burada bir çay. Halbuki benim canım üşütüyor diyelim. Tamam içmeyelim abi. Yani huyumum budur yani benden bu kadar yolculuk yapan insanlar söylesin. Ama acıkınca da sinirlenmem yani. Uykusuz kaldım diye millete bas bas bağırmam.
- 47:09
Ama öyle insanlar gördüm. Yani evliya dediğim adamlar aç kalınca veya uykusuz veya sinirlenince neler yaptılar ya. Cemaata sıkıntı verdiler. Yani tecrübe denemek, sınamak. Yani imtihan için denemek olmuyor da yolculukta çıkıyor yani zaten. İmtihan etmenin de bir aceti yok. En mühimi acıktığı zaman uykusuz kaldığı zaman sinirler çok bozulur.
- 47:33
O zaman adamın ne mal olduğunu anlayacaksın. Tecrübe etmeden de ne yapmayacaksın? Derin muhabbete girmişiz yani. Nasıl değilmişsiniz? Genel muhabbet. Kainatın efendisi sakıncalı olurdu. En nasih insanlardan. Ondaki sünnetleri yapsaydık korunmalı olurdu yani. Kendini sakınırdı minimumlardan. Çünkü yani hazm onu diyor.
- 48:02
Hazm nedir? Üstün akıl deha yani. Hazm nattup bir sünnet yani vasıf. O nedir diyor. Bir insanı denemedikçe ona bel bağlamayacaksın. Bu ciddiyettendir ve üstün akıldandır diyor. Benim onun için aklım çok yok yani. Aklım hafif değil. Baya bir kıt. E niye bu kadar olay başıma geliyor? Çünkü neden? Güveniyorum insanlara.
- 48:27
Kendim gibi görüyorum insanları. Herkesi çok takva. Adam benim yanımda neyse. Diyorum Allah'ın dinde de böyledir falan. Ama insanlar öyle değil. Arkada gidiyor başka plan çekiyor. E neler başıma getirdiler görmediniz mi senelerdir? Hep yanımdakilerden oldu. E o zaman tabi dış güçler de öbürleri de onun fırsat bildiler.
- 48:49
Yanındaki adamlar dediler şey ayarsız. Biz bunlardan üzerine girelim. E televizyonda haber anlatıyor tabi işte. Fetö'nün imamı söylüyor. Kendinden bir şey bulamazsak ailesine bakarız. Ailesinde de bir şey bulamazsak ki bulamadılar diyor. Onu da bulamayınca diyor yanındakiler de mutlaka bir şey buluruz dediler.
- 49:07
Kumpası öyle hazırlamaya karar verdiler diyor. Adam kanalda anlattı yani. Haberin kanalında anlattı bunu imam. Fetö'nün imamıymış o zaman. Neyse adam dönmüş yani tabi bu. Epey önce dönmüş yani tabi. Şimdi bu darbeden çoğunlukla 2 senelik iş. 2-3 sene evvel konuştu bunu. E şimdi demek ki sünnete ittiba etseydik.
- 49:29
Başımıza bu kadar iş gelmez. İnsanlardan sakıncalı olmak. Ama esas burada dengeyi sağlamak meselesi. Şimdi denge ne? Mesela ben bunu hiç bilmiyordum ya. Bunu ibadet görüyorum. E bu şeyh. Büyük muhaddesir Ebu Şeyh. El Azam'a kitabı meşhurdur. Hadisçiler arasında da. Es-Sevâb isimli kitabında Ebu Şeyh'in takric ettiği bir hadis-i şerif var.
- 49:51
Etsevab diye de kitabı var. Hazreti Ali Efendimiz'den yani geliyor. Efendim, mevkufta olsa Hazreti Ali Efendimiz'in sözü daima hadis hükmündedir, sünnet. Ne buyurdu? Acayip bir şey ya. Ben bunu hiç bilmiyordum. Allah Allah. Başka bir rivayette, الْحَزْبُ سُوِي الْظَنْۜ Yani, çok iyi düşünmemek de akılın ilerlemesindendir.
- 50:18
Şimdi, demek ki çok iyi düşünüp açılmak saçılmak yani her konuyu açmak demek ki süper akıl değil yani. İşte benim düştüğüm martanın sebebi. Hadis-i şerifte ne buyurdu? Hazreti Ali Efendimiz'den diyor. Hafif de kötü düşünerek, kötü düşünerek derken adamı damgalamıyorsun, iftira atmıyorsun, böyle olabilir mi demiyorsun, milletin yanında konuşmuyorsun, bu sana gıybete girer.
- 50:43
Ama kendi bünyende, beyninde bir acaba koy diyor, bir acaba koy. Bu yarın bir gün burada bizim yanımızda derviş gözüküyor ama gündüz gece silahlı, gündüz külahlı budur. Nedir gider karşı tarafta, ne konuşur bu adam yani? Onun için biraz yalnız dikkat edelim, سُوِي الْظَنْۜ haramdır. Ama bak, اِجْتَنِي بُو كَثِيرًا مِنَ الْوَنْ Zannın hepsinden sakının buyurmuyor ayeti kerimede.
- 51:13
Zannın bir çoğundan sakının. Demek bazı düşüncelerde, Allah-u Teala müsaade etmiş, bazı düşüncelerde ne anlatıyoruz şimdi burada? Yani herkesi en yakının gibi görüp, güvenip her şeyini söyleme. Bu da neden kaynaklanması gerekiyor? Senin beynine bir komut vermen gerekiyor. Beynine komut verirken ne diyeceksin?
- 51:36
Hani hepten bu zamanda babana güvenme şeklinde değil de şöyle bir komut vereceksin. Ya sen daha bunu denememişsin, para alışverişinde görmedin, yolculukta görmedin, bir şeyde görmedin. Camide gelmiş, Mekke'de gelmiş, tekkede gelmiş. Sen de buna her şeyini anlat. Ondan sonra ne oldu? Bir de baktın herif çıktı FETÖ'nün ajanı.
- 51:59
Hah. Öyle şalvar cübbeli diye adam evliya olması gerekmiyor. Nice ajanları şalvar cübbeli soktular içimize. E bunlara da dikkat etmek lazım. Şu anda ne kadar düştüğümüz sıkıntılar var cemaat olarak. E düştüğümüz sıkıntıların bazına bakıyorsun. E şalvar cübbeli adamın verdiği zararı Mossad veremedi. Çünkü içindeki daha zarar verir.
- 52:20
Neden? İçeriyi biliyor. İçeriyi bilen hırsıza kapıyı açar. Dışarıdan soyayım derken kendi de yakalanabilir. Ama içerideki yakalanmıyor adam. Nice kaleler neyle fethedildi? E içeriden adam açtı. Bunlar çok önemli. Onun için Resulullah S.A.V. ihtiyatlı davrandı. Amma velakin.
- 52:45
Şimdi bizim yine ayarımızın kaçtığı bir nokta var. O da nedir? Eğer bir adam hakkında aklımızda soru işaretleri varsa bunu ona belli ediyoruz. Yine ne oldu? Yine bir kabak tadı verdi. Resulullah S.A.V. ne yapardı? Dinle şimdi. Min gayri en yatviye dürmeksizin an ehedim minüm. Münafık. Reisün münafıkıyın.
- 53:11
Baş kavur gelmiş. Münafık olduğunu bilmiyor muydu İbni Übey, İbni Selül'ün? Bilmez olur mu? Ama ne yapar? Aa buyurun, hoş geldiniz. Yanına oturturdu. Bazı kere cübbesini sererdi altına. Taa Beygram'da bir sinirlenir böyle bu. Vay münafığa. Resulullah S.A.V. niye böyle hürmet ediyor falan filan. Hemen şey yapar.
- 53:33
Ne buyurdu Hadis-i Şerif'te? İnne ale nebuşşu fî vucûhu ekvâmin ve kulûbunâ el anûb. Bazı adamlar var ki yüzlerine gülüyoruz ama kalplerimiz onlara lanet ediyor. Ben bu sünneti de yapamıyorum. Kalbim adama sıkıntılıysa suratına belli ediyorum. Ondan dolayı da başım beladan kurtulmuyor. Sünnet, istikrar ve denge.
- 53:56
İstikamet veya tidel demektir. Bizde şimdi ayar kaçıyor yani. Mesela ne yapmazdı? Adamdan dürmezdi. Bişrahu. Bişir yani güleç yüzünü. Efendim ondan sonra velâ hulukâhu. Ahlakını insanlardan engellemez. Güzel huyunu engellemezdi. Yani ne demek? Biz şimdi adamı çok samimi buluyorsak, can ciğer buluyorsak ooo nasılsın filan gülmek, söylemek.
- 54:21
Eğer bir adamdan şüphelendik veya bu adam kim acaba yani bu adamı daha denemedim, sınamadım filan. Bu sefer adama belli ediyorsun. Bu da sünnete muhalif. Niye? Belki adam ya adam. Sen denemedin diye adama damga vuramazsın. Adamın hakkında kimseyle bir şey konuşsan gıybete girersin. E deliliğin yok, başına bir şey gelmemiş konuşursan, hüküm verirsen iftiraya girersin.
- 54:41
O zaman sen kendi konuşmana dikkat edeceksin. Kendi sırların varsa ve önemli bir konu varsa her şeyi paylaşmak zorunda değilsin gelen misafirle yahu. Bu şekilde misafirle ya. Ha burada dengeyi sağlayacaksın. Ama adama da ne yapmayacaksın? Ya benim sana tam notum yok, şu anda güvenemedim. Şeklinde de bir hareket ve tavır, tarz sergilemeyeceksin.
- 55:04
Sergilersen ne olur? Adam da diyecek ki biz ne yaptık da yani şimdi bizden ne gördün desen bize böyle yapıyorsun. O da onu düşünecek, adamı da günaha sokacaksın. Onun için sallallahu aleyhi ve sellem ahlak, ahlak, ahlak. Sallallahu aleyhi ve sellem bütün üstün ahlak onu da toplamış. Onun için sallâllâhu aleyhi ve sellem, ahlak, ahlak, ahlak.
- 55:16
Sallâllâhu aleyhi ve sellem, bütün üstün ahlak. Yani sırf şu derste, sırf şu derste anlatılanlar bütün dünyanın bu filozoflarının kitaplarından fazla bilgi verdik ha burada şimdi. Bütün dünyanın felsefecileri ahlaktan bahsetseydiler ömürleri boyunca şurada okuduğumuz iki rivayetteki istifade yapamaz kimse.
- 55:38
Neden? E çünkü sahabe-i kiramın tespitleri yani bizim tespitlerimiz değil. Ahlak budur. Yetefekkadu, arar sorardı ashabı. Bizim hep böyle ne kadar kitap okusam Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i görmedim görüşmedim ben ne bilirim biz dünyanın sonunda geldik hani. Ama neyi görüyorum biliyor musunuz?
- 55:58
Efendi Hazretlerindeki ahlakı görüyorum. Yani kıyamete kadar kitap okusam bakıyorum ondaki ahlakı görüyorum. Ya diyorum bu da mı sünnetmiş? Efendi Hazretleri yapardı bu işi. Bu da mı sünnetmiş? Ne kadar adam arar ya. Gecenin teheccüdünde kalktı mı teheccüd ediyor. Sabah namazına niye gelmedi? Yüzlerce de cemaat vardı o zaman da yine camide.
- 56:17
Herkesi aramak, sormak, o kadar vefat oluyor, cenaze oluyor, hasta oluyor, hasta ziyaretine yetişene bütün her gün mutlaka birkaç cenaze, her gün mutlaka birkaç hasta. E gece uyumaz, gündüz uyumaz. Ders okut, talebe okut, zikir öğret, tarikat dersi talim et. Gelen gidenin derdini dinle, fakir fukarayın yardımıyla uğraş.
- 56:38
Ya bu nasıl bir şeydi? İşte aynı sünnet. Şimdi bakıyorsun hocanın biri sırf o işi yapıyor, öbür 20 sünnet kaldı. Öbür hoca şu görevde, onu yapıyor. Diyelim ben sohbet yapabiliyorum, gelen insanlara yani insanlar benimle görüşmek istese görüşemiyorum. Hasta yetişemiyorum, cenazeye gidemiyorum. Kendim zaten canlı cenazeyim.
- 56:58
E şimdi bakıyorum, benim gibi ne elli ne yüz toplasan etsen bakıyorsun, Efendi Hazretleri'nin günlük yaptığı işlere yetişebilir misin? Asla yetişemeyiz. Yani bırak da benden genci de var, sağlamı da var, hepimizi topla yani. Hepimizi topla yani. Bin tane vekili birden topla yani. Bak bakalım bir günlük harekete yetiştirebiliyor musun?
- 57:19
Yani şimdi sırf insanlara nasılsın, iyi misin, neredeydin, ne yaptın, buna bile yetişemeyiz ya. Ama bu başka bir bereket yani. Ki o sünnete ittibaın bereketi. Hep arar sorardı ashabı, arkadaşlarını ziyaret ederdi, camide görmediğin sorardı. Vekânı sallallahu aleyhi ve sellem verirdi külle cülesa'i. Meclisinde oturan hepsine nasibini hissesini verirdi.
- 57:43
Ne demek nasibini verirdi? Yani nasibi derken ekmek geldi, sonra herkese bir dilim. Öyle değil. Mahabbet nasibi. Yani la yahsibu, zannetmezdi celisu. Onunla oturan en laheden, bir kişi ekramı daha değerlidir aleyhi onun nezdinde, minhu kendisinden. Anladın mı?
- 58:00
Şimdi mesela 20 kişi, 30 kişi bir meclis. Oturuluyor 10, 20, 30. Herkese merhaba yapardı. Nasılsın, iyi misin, halikatır sorardı. Herkese böyle değer verirdi. Şimdi mesela o demin dedik ya, kavmin kabilenin reisine muhatabazın. O muhatabazın ona vazife verecek işte yöneticilik falan. O ayrı bir şey.
- 58:19
Ama ona ne kadar hürmet etti veyahut da zengin, fakir geldiler 10 kişi. Bir tane var fabrikatör, bir tane var meczup, bir tane var derviş, bir tane var hasta, bir tane var usta. E şimdi genel manadaki oturumlarımızda herkese aynı muamele yapmıyoruz. Bir de bakıyorsun adam zenginle 10 dakika, 20 dakika muhabbet ediyor.
- 58:39
Fakir gariban adam nasılsın, iyi misin? Hadi eyvallah. Sepet havası. Olmaz. Yani sünnete muhalif. Ama maalesef meclislerimiz sünnete uygun değil ki zaten. Kim dedi ki sünnete uygun? Zaten sünnete uygun oldu. Bu kadar bela niye geliyor başımıza? Sünnet mi kaldı yani? Herkes zannederdi ki burada şimdi 20 kişiyiz.
- 58:59
En çok kimi seviyor mesela sorsan. Öyle bir tavır, tarz ve hareket sergilerdi ki ilgilenme bakımından, güler yüzlülük bakımından. Ona desen onun nezdinde en değerli benim zannederdi. Her biri zannederdi ki en çok bana değer verdi. Bizim Efendi Seferi hakikaten öyle. Zaten onun için değersizler de kendini çok değerli zannetmeye başladı da mesele de oradan geliyor.
- 59:22
Çünkü herkese o kadar değer verildi ki kime sorsan en çok kimi seviyor, en çok beni seviyor. Şimdi onun için ihtilaf çıkıyor tabii. Niye ihtilaf çıkıyor? Herkes en çok beni seviyor diye anlayacak şekilde muamele görünce ondan sonra o adam diyor ki ya diyor ne diyor Efendi Seferi, bana da neler söyledi, ne hürmet etti.
- 59:42
Bir de ondan sonra kendini halife malifete zannediyor. Mesele sorun orada zaten. Ya seni çok sevdi tamam Allah kabul etsin falan desen konuyu da kapatamıyoruz. kapatamıyorum. Bu sefer bana hürmet edeceksiniz. Siz efendiyi görmemişsiniz, efendi beni çok severdi. Ne olacak elim yok bakayım. Ya kardeşim, ne oluyor yani sen tamam, bu sünneti buraya mı kullanıyorsun?
- 1:00:01
Efendimiz senin bu hoş muamelesinden hemen sen çok sana değer veriyor, onu nereden çıkarttın? Ama Efendimiz seni onu yapar, çünkü sünnet o. yaptı. Ama bazıları buna aldandı tabi. Aldananlar da durumunu duyuyoruz, görüyoruz. Allah aldanmaktan muhafaza eylesin. Evet. Evet, Mencae alese kim oturursa Mencae alese kim oturursa Hûsallâllâhü Aleyhisselâm Efendimizle
- 1:00:21
Hûsallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimizle meclisinde meclisinde, Evkârâne yahut yakın gelirse yanına Evkârane yahut yakın gelirse yanına gelirse lihâcedir. Bir şey istiyor veya yolculukta yanına düştü veya seferde efendim bir yerde rastladığı yolculukta efendim abdest kazancete girilirken ki abdest aldı, namazda cemaatte kalabalık insanlar yüzlerce binlerce kişi yollara gitti.
- 1:00:42
Tebuk Muharebesine gitti on bin on beş bin kişinin. Sabere katlanırdı, sabrederdi ona. Yani mesela adam gelir yanına oturur veya bir şeyler anlatır. Konuş, konuş, konuş, konuş. Şahzade Ömer gelmezse yandı. Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem mutlaka dinleyecek. Geri dönemez yani. Geri dönmez. Dinleyecek onu saatlerce.
- 1:01:01
Şahzade Ömer görürse, biri görürse yahu hadi git ya bitir konuyu kapat. Sıktın Rasûlullah Efendimiz dese falan filan yok ya falan der ama adamın sesini belki kapatır. E şimdi herkes geliyordu. E Arapiler geliyor, Bedeviler geliyor, medeniyetten nasip olmayanlar geliyor. Yani sahabe için kastetmiyorum.
- 1:01:21
Dışarıdan geliyor müşrik. Bir şeyler soruyor, ediyor. Kaba davranan oluyordu falan. Hepsine tahammül ederdi ve adam oturdu kalkmıyor. Kalkamaz. İlle bekleyecek adam kalksın önce. Yoksa o kalkmaz. Onun için çok sabırlı, tahammüllü davrandı. Hatta o kişi oluncaya kadar El-Munsarif'e ayrılan, giden Rasûlullah Efendimiz'in yanına gelen adam ayrılmadan o ayrılamaz.
- 1:01:48
Yüzünü çevirmeden yüzünü çeviremez. Elini çekmeden elini çekemez. Çekmez yani. E böyle bir ahlak var mı? Şu anda kimde var ya? Dünyada bakın. Hiç kimsede böyle bir ahlak olamaz. Şüphesiz sen Habibim en üstün, en büyük ahlak üzere yaratılmışsın. E daha ne? Allah bunu buyurduktan sonra hakkında böyle bir ayet nazil olan bir insan zaten kimseye denk olamaz.
- 1:02:20
Yakın da olamaz. Yakın da olamaz. Ama ne olur? Mümkün mertebe herkes sünnetsizliğinden nasibini almalı. Ahlakını yumuşatmaya güzelleştirmeye çalışmalı. Bunu da ibadet niyetiyle yapmalı. İnsanlar onu sevsin beğensin diye değil. Met etsin diye değil. Sünnete ittiba niyetiyle sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizden.
- 1:02:41
Bu fasıl zaten muhtevalıdır. Bir derste bitiremeyeceğimi biliyordum. Onun için buradan devam edeceğiz. İnşallahurrahman. Naciye Zeybek annemiz vefat etti. Seyfettin Zeybek abimiz bizim Engelköy'den komşumuz. Senelerce komşuluk yaptık. Tasavvuf ehli kıymetli bir insan. Onun annesi 80 küsur yaşında vefat etti Konya'da.
- 1:03:15
Allah Teala kabrini nur eylesin. Derecesini âli eylesin. Seyyatını mahve eylesin. Hasenata tebdil eylesin. Rabbim rızasıyla lütfu keremiyle muamele eylesin. Kabir istirahatini yevmen feyevmen müjdad eylesin. Amin. Kendisine de başsağlığı diledik. Buradan da diliyoruz. Annesine de rahmetler niyaz ediyoruz.
- 1:03:34
Ruh için buyurun. Ya Rabbim bu hediyelerimizi kabul ettikten sonra fazl-ı kerem ile Naciye annemizin ruhuna hediye edelim. Vasıl eyle. Kabrini nur eyle. Derecesini âli eyle. Mahşer sabahına kadar bu nur ile kabrini pür nur eyle. Amin.
- 1:04:15
Yine Zeliha Engin annemiz. O bizim akrabamızdan yengemiz. O da bugün vefat etti. Yarın cenazesi. İnşallah gitmek niyet ettim. Benim biraz halim halimi tutmuyor. Hastalıklarımdan. Şeker bir düşüyor 60'a 70'e yani kolumu kıpırdatamayacak hallerim oluyor. Ama inşallah sıhhat bulsam gideceğim inşallah. Zeliha annemizin de İsmail kardeşimizin annesi.
- 1:04:41
Bizim de akrabamızdan ve efendim hakikaten kıymetli bir insan. Hizmetleri oldu. insanlığa bütünlüğe, işte insanlara hizmet eden hayr-u nasb-i enfa-u nasb. En hayırlı kimdir işte? En hayırlı çok fazla nafile namaz kılan, buyurmuyor. İnsanlara kimin faydası varsa, e tabii ki farzları, edâdan sonra. O ayrı dava zaten.
- 1:05:02
Namaz ehli, ibadet ehli insanlar da. İşte insanlara ebelik ettiler, fakirlere, parasız insanlara. tohumunda bulunmak falan bunlar hayırlı amellerde, sâlih amellerde. Ondan ruh için buyurun. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlühû. Muhammeden abdühü ve resûlühü. Lâ ilâhe illallah Muhammeden abdühû ve resûlühû.
- 1:05:22
Lâ ilâhe illallah, Muhammedun Resûlullah. Fî kulli lemhetin ve nefesin adede mâ şeahü ilmullah. Allah, Allah, Allah, Celle Celaluhu. Ya Rabbi, bu şehadetler gibi bir tanesi göklerden yerlerden ağır gelir. Fazl-ı kereminle kabul eyledikten sonra, Zeliha annemizin ruh şerifini hediye eyledik. Şu saatte vasıl eyle, kabrin nuru eyle, derecesini âli eyle.
- 1:05:47
Hep günahkarız. Peygamber değil kimse. Onun için seyyatımız olur. Seyyatını mahveyle. Hasenata tebdil eyle. Geride bıraktı ailesine, İsmail Efendi kardeşimize ve sahir ailesine. Sabr-ı cemîl, ecr-i cezîl. Hayr-ı uzun ömürlerle, sâlih amellerle yaşamak nasip eyle. Âminu sallallahu teâle alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ve selleme teslimen kîthîran.
- 1:06:10
Elhamdülillahi Rabbil alemin. İla şerefin nebiye sallallahu teâle aleyhi ve selleme ve âlihi ve sahbihi meşâhine akâfe. Ve kâssaten, Naciye annemizin, Zeliha annemizin ervâh-ı tayyibeleri için el-Fâtiha.
Benzer sohbetler
1:23:21Şifâ-i Şerîf Dersi 299. Bölüm 12 Ekim 202612 Ekim 2026 · 84 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 12 Ekim 2026
1:16:13Şifâ-i Şerîf Dersi 298. Bölüm 5 Ekim 20265 Ekim 2026 · 77 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 5 Ekim 2026
44:07Şifâ-i Şerîf Dersi 297. Bölüm 28 Eylül 202628 Eylül 2026 · 45 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 28 Eylül 2026


