00:00 / 1:04:34

  1. 00:17

    Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillah Rabbil alemin Es-salâtu ves-selâmu alâ seyyidil murselîn Muhammedin ve alâ a'leyhi ve sahbihi ecmaîn Şifa-i şerif Dersimizden

  2. 00:32

    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şecaat ve cesaretiyle ilgili Fasıldayız Kaldığımız yerden Geçen bapta sehavetinden, semahetinden bahsediyor Bir dahaki bapta işte hayasından, utanmasından bahsedecek Bütün kitap baştan sona Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem

  3. 01:18

    Baştan sona Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bahsediyor Onun için Şifâ-i Şerif kitabı Hangi gemide olsa batmaz Yani gemidekiler boğulmaz Hangi işte şimdi arabada olsa Allah'ın izniyle kaza, bela gelmez Allah'ın izniyle, Resûlullah'ın bereketiyle sallallahu teâlâ ve sellem Şifâ-i Şerif hakkında Şihâb-ı Kafâcı Hazretleri bunu beyan ediyor Ben Osmanlı baskısı Şifâ-i Şerif'in

  4. 01:44

    Osmanlı'da basıldığı şekilde Altı yüz küsür sayfa üzerine tam Kur'ân-ı Kerim'in sanki sayfalarına tekabül etmiş Basılmış, onu tıpkı basım yaptım Lale Gülneşliyat'ta tabi ettim bereket için evlerinde, ocaklarında bulunduruyorlar İşte insanlar Baş tarafına da bir 20-25 sayfa kadar izah yazdım yani Tabi kitap Arapça sağdan başlıyor sola doğru da Soldan sağa da bir 20-25 sayfa

  5. 02:12

    Şifâ-i Şerif'in faziletleriyle ilgili ilimler yazdım yani Orada âlimlerin sözlerini, beyanlarını yazdım Mutlaka okuyun ve hangi ağır hasta yani Artık iyileşmesine şey yok Doktorlarda çare yok, ümit yok Ümitsiz vaka dedikleri hadiselerde Bir hastanın başına işte Elini başına koyup da diyor Veyahut işte uzundur tabi Bir kerede de okumak zordur belki de Çok saatler sürer yani

  6. 02:43

    8-10 saatten aç belki 10-15 saat Yavaş okuyan için Zaman alır 600 sayfa, satırları da biraz fazla Ama en ağır hastayı Daki başından aşağı okunsa mutlaka şifa bulmuştur Şifa-i şerif adı üstünde Çünkü neden? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den bahsettiği için Onun bütün huyunu, ahlakını, vasıflarını İşte onun hakkındaki ayetleri, hadisleri Yani bu kadar cami bir kitap yok

  7. 03:11

    Onun için Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bu kitaptan Mana aleminde çok razı oldu, memnun oldu Bu kitabı yazan Kazım Yaz hazretlerine çok iltifatlar buyurdu senin Cennetle müjdeledi onu, Cennetle müjdeledi ve onun için bu kitap kabul gördü Halbuki Merakeş'te kabri şerifi, Yediricel'den biridir, orada ziyaret ediliyor Aynı günde ziyaret ediliyor, dualar kabul oluyor

  8. 03:37

    Şeye çok uzak, bizim bu iklimlere çok uzak yani tabi Merakeş, Afrika sayılıyor harita bakımından o zaman da zaten İstanbul'a bu kitabın böyle muteber olması İşte Delali Hayrat da aynı, İmam Cezuli'nin, o da o bölgededir, o da Merakeş'te o da Merakeş'te yatıyor, işte yedi ricalden biri de İmam Cezuli'dir yani çok büyük insanlar o yedisi de demek istiyorum

  9. 04:04

    Allah-u Teala bir kitaba makbuliyet verirse, mahbubiyet verirse, yani işte kendi döneminde bile ki o zaman matbaa yok, bir şey yok nereden nereye ulaşacak el yazmalarıyla fakat İstanbul'da en çok okunan kitap derseniz Osmanlı coğrafyasında en çok okunan kitap sorarsanız biri Delali Hayrattır, biri Şifa-i Şerif'tir

  10. 04:27

    Halbuki burada Osmanlı ulemasının kendi yazdıkları dünyada kitap vardır o kadar tutmamıştır yani yani Osmanlı ulemasının 600-700 ulemasının 600 sene, 700 sene, 800 senelik bu coğrafyanın ulemasının, evliyasının hiçbir kitabı bir Delali Hayratt kadar kabul görmemişleri. Sahabinin ihlası verilir. Resulullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem mânâ âleminde kabul ederse oluyor bu iş.

  11. 04:48

    Bir de Kazıyazat'tan Şifa-i Şerif'i. Çok müjdeli bir kitaptır. Onun için hem Şifa derslerini takip edin, devam edin, hem Şifa-i Şerif kitabını sonucundan ayırmayın, baş ucu kitabı yapın. İşte bu sohbetlerin çözümleri inşâAllah birilerini ayarlayacağız. Çok hoca lazım yanıma işte. Ekibim zayıf. Hani mesela bu sohbetler çözülse hiç olmazsa bir kitap halinde şu Şifa-i Şerif

  12. 05:15

    de size hazırlanırdı, cilt cilt çıkardı yani. Çünkü siz tabi Arapçasını anlayamayacaksınız. Sohbetler de olacak yüzlerce, binlerce olacak bitene kadar bu kadar şeyde nasıl ihat edeceksiniz? Bir kitap olsa tabi insan hiç olmazsa iki kapak arasında kalıcı bir şey oluyor yani. Kolay oluyor. Nasip inşâAllah buna da Allah Teala bir sebepler yaratsın da sohbet çözümlerim yapılsa

  13. 05:37

    peki kırık mana verildiği ibaret de çok zordur yani. Şifa-i Şerif'in ibareti kadar zor bir Bukhari'nin ibareti gibi zordur yani. O çünkü sahih çok. Sahihlerde kelimeler fasih oluyor. Onun için çok zor oluyor. Hazifler, takdirler çok oluyor fasihlerde. O bakımdan ben de zorlanıyorum. Bak mesela her dersi ezber eden yapabiliyorum icabında ama

  14. 05:59

    Şifa-i Şerif'e bak bir saat ders çalıştım. Yani çünkü şerhlere bakıyorum yani. Elimizde de çok şerh yok. Yani birkaç şerh var. Onlarla idare ediyoruz. O bakımdan çok istifade edin. Ulaştırın. Bu derslerin özel takipçileri var. Özellikle Şifa-i Şerif'in çok hususi takipçileri var. Onları ben biliyorum.

  15. 06:19

    Onlar da Resulullah Aleyhisselam tarafından hususi takip edildiğini de biliyorum yani. Her dersine özel merak edip özel takip edersin. Hani canlı yayından kaçırdığı, televizyon yayınından kaçırdığı internetten dinleyenler var, takip edenler. E şimdi burada Resulullah Aleyhisselam'ın onları da özel takibi var mane aleminde.

  16. 06:38

    Çünkü Şifa-i Şerif Resulullah Aleyhisselam'la özdeşleşmiş bir kitaptır yani. Onun için arabanızdan eksik etmeyin. Ocağınızdan eksik etmeyin. Bucağınızdan eksik etmeyin. İş yerinizden eksik etmeyin. İlla Şifa-i Şerif nasıl mushaf var Kur'an-ı Kerim? Mutlaka yanında bir Şifa-i Şerif bululsun. Osmanlı böyle yaptı yani.

  17. 06:58

    Bu kadar ulema evliya Osmanlı anlamadığı da sen mi anlıyorsun yani? Demek onlar bunda ne bereket buldular? Ticaretin bereketli olur, hayrın ziyade olur, hastalığın deva bulur, derdin ne dermanı olur. Çünkü bu Muhammed Mustafa'dan bahsediyor. Sallallahu Teala. Onun için Şifa-i Şerif kitabını yani Arapça anlamıyorsan da yanından ayırma.

  18. 07:21

    E Kur'an-ı Kerim'i anlıyor musun? Sen tefsir yapabiliyor musun? Arapça tefsire mani, Kur'ana mani ama Kur'an'ı yanından ayırıyor musun? Ayırmıyorsun. İşte bu da Kur'an-ı Kerim gibi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in meddiyesi olduğu için Kur'an'dan sonra tabii. Kur'an-ı Kerim ile haşa. Hiçbir şey muadil olamaz.

  19. 07:41

    Vahiydir. Ama burada da hadis-i şerifler var ekseriyeti kitabın. Bu da hadis-i şerif de vahiydir yani. Bir de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'le alakalı olanları da cem etmiştir yani. Onun için bu başka ilimlere benzemez. Evet. Ve kıyla sahabe-i kiram tarafından denilmiştir. Tirmizi Hazretlerinin Şemali Şerifinde de bu mevcuttur.

  20. 08:12

    Tabii buradaki kıyla denildi derken sahibi yok. Yani sözün sahibi belli değil demek değil. Hind-i İbni Ebi Hale Hazretleri. Biliyorsunuz Şemali'yi tarif eden şeylerin Hazreti Hüseyin Efendilerimizin Hasan Efendilerimizin dayısı oluyor yani. Hazreti Hatice Validemizin Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den evvelki eşinden çocuğu diye hatırlıyorum.

  21. 08:41

    Efendimize en iyi vasfeden bir zat idi yani. Kaşını, gözünü, kirpini, huyunu, ahlakını en iyi vasfeden bir zat idi. Onun için Hazreti Rabıta kitabında, Rabıta'ya delillerde zikrettiğim bir hadis-i şerifte Hazreti Hasan Efendimiz diyor.

  22. 09:06

    Yani ben çocuk idim Resulullah'ın vefat ettiğinde 6-7 yaşlarımdaydım. Ben tabii ne kadar olsa 6-7 yaşında bir çocuk sonra büyüdüğü zaman 6-7 yaşına kadar dedesini gören yani 20-30 yaşına geldiğimi çok hatırlamıyorum tabii ki tam dedesini. O zaman da zaten resimler yok, videolar yok. Onun için dayımın Hind-i İbni Ebi Hale'ye sordum diyor.

  23. 09:30

    Dedemi bana şöyle bir tarif et. Ben tabii hayal meyal hani çocukken hatırlıyorum. Resulullah S.A.V onları çok severdi. Onlarla oynardı. Hazreti Hasan'ı omzuna aldı da hutbeye çıkarttı ya. Bu benim oğlum Seyyid'dir buyurdu hadis-i şerifte. Ama kendi çocuk olduğu için ne kadar olsa tabii onların çocuklukları bizim çocukluğumuza benzemez.

  24. 09:54

    Kaç tane hadis-i şerif rivayet ediyor Hazreti Hasan Efendimiz dedesinden. Rabilerdendir yani o ayrı bir şey. Ama tabii şekil ve şemail-i şerifeyi zapt etmek bakımından dayıma sordum diyor. Burada da suret düşünmenin önemi hani rabıtanın delili yaptık mı çünkü neden? Niye o zaman diyor ki Resûlullah'ın kaşı gözüne asıldı hani.

  25. 10:17

    Çünkü ben diyor ne diyor hee hatta teallakabihi. Bana diyor bir güzel yeniden bir anlat da diyor ben ona tealluk edeyim. Tealluk edeyim demek aklımı fikrimi ona takayım yani rabıta yapayım düşüneyim yani gözlerimi de kapatayım yumayım o şemail-i şerifeye göre ona bağlanayım yani teallakabihi.

  26. 10:36

    Onunla irtibat kurayım rabıta irtibattan geliyor işte alaka rabıta ile alaka aynı şey alaka irtibat ilgi alaka irtibat rabıta bağlantı yani Türkçesi ilgi ve bağlantı kurayım yani. Ne ile bağlantı kuruyor? Peki ne alakası var sen salavat oku bağlantı kuruyor öyle demiyor ama bak diyor ki kaşını gözünü kirpiğini yüzünü bana anlat da diyor bağlantı kurayım diyor.

  27. 11:00

    İşte bu rabıtanın en büyük delilidir sahih kaynaklarda geçiyor. Benim o rabıta kitabımda ne ilimler var bütün ilimlerin en ince noktaları o kitaptadır yani. Şimdi bu sözün sahibi Hindi bir Nebi Hale Hazretleri'dir. O diyor ki Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem idi iza gazıbe kızdığı zaman kızar mıydı?

  28. 11:22

    Kızardı. Çünkü hadis-i şerifte ne buyuruyor? Ben de bir insanım melek değilim. Melek değilim onun için ben kızarım. Ne gibi? Diğer insanlar kızdığı gibi ama diğer insanlar kızdığı için değil. Diğer insanlar niçin kızıyor? Yan baktın kızıyor, hürmet etmedin kızıyor, elini öpmedin kızıyor, para vermedin kızıyor, istediğini yapmadın kızıyor, kızıyor da kızıyor.

  29. 11:49

    Nefsi için kızıyor. Ama velayet de bu Rasulullah hiç kızmazdı illalillah ancak Allah için kızardı. Yani adam gelmiş hürmetsizlik etmiş kızmaz. Şahsına saygısızlık etmiş kızmaz. Hatta Hazreti Ömer kaç kere dayanamadı kılıcı çekti şu münafığın kellesini vurayım şu terbiyesiz haddini bildireyim falan. Bazıları da münafık olmuyordu.

  30. 12:10

    Arabi, Bedevi zatlar geliyordu. Yeni Müslüman olmuşlar veya İslam'ı sormak için geliyorlardı. Bazıları Cübbesini çeken oluyordu. Cübbesinin boynundaki kalın ipi boynuna iz bırakacak şekilde sert çekenler oluyordu. Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem'in geri asılıp yani yolda arkasından gelip dön bana bakayım bir gel.

  31. 12:33

    Ya sen önüne geç bir şey soruyorsan. Yok çeviriyor onu Sallallahu Aleyhi Vesellem'i. Dön bakayım bana bir şey sorayım falan. Ne yapıyorsun falan. Yani bizim her işimiz nefis. Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem nefsi için kızmazdı. Allah için kızmazdı, ancak Allah için kızardı. Sallâllâhu aleyhi ve sellem.

  32. 12:52

    Ama kızar mıydı? Kızardı. Sallallahu Aleyhi Vesellem. Allah için niye kızılır? Adam içki içiyor. Duysa görse gazap eder. Zina duysa gazap eder. Efendim. Münafıklar kalktı harpten dönüyor. Uhud muharebesinden 300 münafık dönüyor. E şimdi burada Allah'ın ordusunu, İslam ordusunu, cihat ordusunu mağlup duruma düşürmek için,

  33. 13:14

    bozguna uğratmak için şimdi FETÖ'nün yaptığı gibi kalleşlikler, kahpelikler, kancıklıklar yani. E şimdi bunları münafıklar yapıyordu Medine döneminde çok. Aynı FETÖ usulüdür yani. Bir olay çıkarırlar. Medine'de bir ay kadar mesela İslam ordusu bir seriye müfreze gitmiş. Efendim Sallallahu Aleyhi Vesellem.

  34. 13:35

    Hayber'de, Tebük'te falan. Huneyn'de vesaire. Veyahut Mekke FETÖ'ne gitmiş veya Bedir'e gitmiş. Medine'de kalan zaten münafıklar ekseri katılmazlardı. Sıvışırlardı bir bahaneyle. Hastayım, ustayım. Müslüman göründüğü için harbe gelmesi lazım.

  35. 13:49

    Şimdi nasıl ki vatandaş sana askere gideceksin yasabı. Ama yine ne yaparlardı? Bir bahaneyle geri dururlardı. Ondan sonra da Medine'yi karıştırırlar. Çünkü milletin hanımı, kızı, oğlu, çocuğu evinde. E babasından haber bekliyor.

  36. 14:01

    Şimdi ki bir cep telefonu yok ki. Yani nereden haber edecek? İki aylık yola gidiyor, bir aylık yola gidiyor. Harbe gidiyor. Ölme şeyi çok kuvvetli yani muhtemel. Veyahut yollarda hasta olma, zayi olma, yaralansa bile. Nereye kavuşacak yani?

  37. 14:15

    Şimdi nasıl olsa yine Medine bir şehir merkezi diyelim. Bir yaraya maraya bir tedavi bakanı bulursun. O zamana göre bir tabip hekim bulursun belki yani. Yarı yollarda, çöllerde yani. Yaranın kanını durduramasa ölürsün. Onun için haber çok önemli. Ama Medine'deki mürcifler ne yapıyordu? Mesela aynı FETÖ gibi.

  38. 14:32

    Oradan haber gelmiyor ona. Uyduruyor bir yalan palavra. Hemen diyorlardı ki felan ölmüş. Kadıncağız hanımına, sahabenin hanımı sahabiye annemize. İşte çoluğu çocuğu ey babamız ölmüş. Halbuki ölmemiş yani. O zaman da ne yapıyordu?

  39. 14:50

    Halbuki ölmemiş yani. Geri dönecek. Ama bir ay, iki ay ona o sıkıntıyı verecek ya. Ondan sonra ne olacak? çağırıldığı zaman hanımı çoluk çocuğu diyecek ya biz çok darlanıyoruz, senin öldüğü haberlerine göre biz çok üzülüyoruz, gitme falan, belki derler mi hesabı? Bir daha harbeciden çağırıldığı zaman.

  40. 15:06

    Ordudan bir kişi kapabilir miyiz? Bunlar münafık hareketleri, fetö hareketleri, yani bunlar takıya da o münafığa benziyor. Zaten alenik yavur olsa, önüne gelse düşmanı gördüğümden korkmam hesabı yok. yaparsın. Fakat görüyorsunuz olayları, hareketleri yani. Nusrat kılığına giriyor, Mücahit kılığına giriyor, bilmem ben,

  41. 15:25

    DAÇ KPC kılığına giriyor, PKK, bakıyorsun hepsi FETÖ çıkıyor. Ama görüntüde PKK süsü veriyor, Nusrat süsü veriyor. Çünkü münafıklığı hazmetmiş yani, içine içmiş yani. Allah şerlerinden muhafaza eylesin. Şimdi onun için böyle harplerden insanları geri bırakmak için böyle hareketler yaptıkları zaman Resûlullah S.A.V.

  42. 15:51

    kızardı. Ama niçin kızardı? Yahu İslam ordusunu başarısız kılmak için bu adamlar bu haberleri çıkarıyorlar, bu fitneleri, pislikleri yapıyorlar. Yani Efendimiz S.A.V. kızdığı zaman kızar mıydı, kızardı. Ben beşerim, kızarım buyuruyor. Ama Allah'tan başkası için kızmazdı.

  43. 16:07

    Çünkü yani Allah'ın dini çiğnendiği zaman, hükmü terk edildiği zaman, bir haram işlendiği zaman çok gazap ederdi. Ama gazap ettiği zaman lem yakum. Artık duramazdı gazabı, onun öfkesinin karşısında şey ön, hiçbir şey karşısında duramazdı. Herkes ondan korkardı, çekinirdi, kımıldayamazdı, kıpırdayamazdı.

  44. 16:33

    Yani tabii o zaman da Allah için intikam almadan, Allah için hatta entesra lillah, Allah için intikam almadan da o işin arkasını bırakmazdı. Kaça patlarsa patlasın. Şimdi ileride birkaç rivayetcik verecek. Übey ibn-i Halef'i eliyle gebertti yani. Bir tane gavur gebertmiştir, hayatında sarılarsa. O da Übey ibn-i Halef gavurudur.

  45. 16:56

    Azılı bir kafirdir mesela. Bunlar yani Efendimiz S.A.V. Mekke döneminden tabii. Sonra Uhud'da, Mızrak'ta doğdu da. Tabii Uhud nereye? Şey nereye, kaç seneler evvel Mekke. Cahiliyet. Tabii İslam'dan önce değil, İslam'dan sonra nübüvvet döneminde. Bu adamların Efendimiz S.A.V.'e eziyet ettiği dönemlerde hatta Efendimiz S.A.V.'i yemeğe çağırdı.

  46. 17:29

    O bu muydu ona bir bakalım sonra. Bizim mealimizde vardır. Ya'zul zalimi de ondan bahsediyor gibi. Yani bir de Ümeyye ibn-i Halef var da onlar bazı karıştırabiliyorum. Gavurlar üzerine çok ihtisasım yok yani. Onlar da biraz karıştırabilirim. Belki kardeştirler onlar yani. Ümeyye ibn-i Halef de var, Übey ibn-i Halef de var.

  47. 17:56

    Bu adamlar Rasulullah S.A.V.'e çok çile çektirdiler. Efendimiz S.A.V. onlara kızdı. Tabii Mekke döneminde de intikam alacak. Yani Allah için intikam, bak dikkat edin nefis için değil. Çünkü bunlar Allah'a şirk koşmakla kalmadılar. İslam'da çok alay ettiler, Müslümanlara çok vaziyet ettiler. Ondan sonra Hz.

  48. 18:18

    Bilal-i Habeşi'yi işte kızgın çöllerde çırılçıplak vaziyette yatırıp üzerine efendim kayaları koyup çok işkence yapan da Ümeyye ibn-i Halef'tir mesela. O da Halef'in oğludur yani. Hz. Bilal'e tazip eden, işkence yapan mesela. Çünkü bunlar Efendimiz S.A.V. Allah için kızdırdı. Yani Hz. Bilal Efendimiz'in akrabası değil yani.

  49. 18:46

    Akrabası da değil, kavminden de değil, ırkından da değil. Çünkü Bilal Habeşli, Habeşi yani. Rasulullah S.A.V. Kureyşli. Irk da tutmuyor yani. Onun için burada ne ırkçılık var, ne akrabacılık var, ne bir şey var. Burada Allah için kızmak var yani. Allah için. Çünkü Hz. Bilal'e çok... Ukbe bin... Şey, Yazduy mu diyor?

  50. 19:10

    Evet. Yani bunlar tabii meşhur gavurlar. Ukbe, işte Utbe, işte Übey, Ümeyye. Bunlar Mekke döneminin marka isimleri yani. Ebu Ceyl ayarında. Bunlar kaşar gavurlar yani. Onlardan mesela kızıyordu. Sonra ne yaptı Uhud günü? Bedir'de çünkü bir karşılaşmışlardı. Uhud günü Rasulullah S.A.V. ona mızrağa sapladı yani.

  51. 19:40

    Çünkü gazap ettiği zaman Allah için kızardı. Allah için kızdığı zaman da karşısında kimse duramazdı. Çünkü cesareti vardı, şecaati vardı. Korkmazdı, çekinmezdi. Vakti geldiğinde atılırdı üstüne. Herkes kaçtı, kaçardı, o kaçmazdı. Geçen Şifahi Şerif dersinde ne anlattık? İşte Beyaz Katır'ın üzerinde ki Katır zaten kaçamaz,

  52. 20:03

    Beyaz Katır'ın üzerinde 10.000 kişilik ordunun üstüne saldırıyordu. 15.000 kişilik İslam ordusu darmadağın olmuştu yani. Yanında 2-3 sahabi kalmış idi. 2-3 sahabi kalmıştı, o da o meşhur Ebu Süfyan değil, amcasının oğlu Ebu Süfyan, bin Haris olacak herhalde, Haris amcasının oğlu Ebu Süfyan kalmıştı, amcası Hazreti Abbas kalmıştı, 2 kişi kalmıştı.

  53. 20:35

    Bir de Ümmü Eymen, annemizin oğlu, onu da geçen derste sonra aklıma geldi, yani demedim diye, kitapta görmüştüm, sonra unutmuştum, o zaten demedik, ona da hakkı kalmasın. Ümmü Eymen annemizin oğlu, sahabeden, İbni Ümmü Eymen, o da çok mücadele verdi ve Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem'in önünde şehit oldu.

  54. 21:04

    Birkaç kişi sebat edebildi, gerek olan bir panik oldu, bir irtibatsızlık oldu. Orduda kalabalık olunca irtibat koptu. Ve böyle bir dağınıklık oldu yani. İşte o zaman tek başına 10.000 kişinin üzerine, bir de katırın üstünde bırak, katırı sürüyor onların üstüne. Hazreti Abbas tabi bu sefer, efendilerimiz katırın geminden üzerine tutuyorlar ki gitmesin düşmanın üzerine.

  55. 21:34

    Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem bu sefer indi aşağıya, katırdan da indi, yayan gidiyor yani 10.000 kişinin üstüne. Onun için kızdığı zaman Allah için kızardı, ama Allah için gazaba geldiği zaman karşısında hiçbir şey duramazdı. Çünkü cesaret zirvede yani. Hiçbir şeyden korkmaz. Hiçbir şeyden çekinmez.

  56. 21:55

    Sallallahu Aleyhi Vesellem. Evet, Hind-i İbni Ebi Hale Hazretleri bu şekilde anlatıyor. Bakara İbni Ömer Hazretleri buyurdu. Allah babasından da kendisinden de razı olsun. Hazreti Ömer'in oğlu Abdullah İbni Ömer Hazretleri. Darimi rivayet ediyor bu hadis-i şerifi, sahittir. Ma ra'eytu ben görmedim. Eşca'a, daha şecaatli ve cesaretli.

  57. 22:23

    Ve la encede, daha necdetli, şiddetli, kuvvetli. Evet, ve la ecmede, daha sekabetli, semahetli, cömert. Ve la erda, daha kanaatli, daha rızalı. Efendim, her yediğine, her içtiğine, her bulduğuna rıza gösteren. Ondan sonra, efendim, ekseri halinde rıza hali üzere olan. Yani bir manasta bu. Erza yani çok rıza hali üzere olan.

  58. 22:54

    Hep hoşnutluk, memnunluk hali üzere olur. Yani öfkesi çok az. Yani bizim gibi değil mi? İkide bir kızıyoruz, bağırıyoruz, çağırıyoruz. Efendim, öfkesi, gazabı çok az. Rızası çok. Bir de şu manaya gelir. Ben o manayı daha biraz tercih ediyorum. Yani kızdırsan da onu, memnun etmek için en ufak bir özür dilesen veyahut yanına biraz gitsen, acındırsan kendini, hemen razı olur.

  59. 23:19

    Rızası bol. Rızası bol yani. Şimdi bizde öyle değil. Adam bir kindar, bir uzatıyor işi. Yıllarca adam ne yaparsa hepsine helallik alamıyor, özür dilese kabul göremiyor ya. Böyle bir sünnette ahlak var mıdır? Onun için İbn-i Ömer ne buyuruyor? Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den daha şecaatli, daha cesaretli,

  60. 23:44

    daha hoşnut, kolayca memnun olan, her bulduğuna kanaat eden birini bir Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Resulullah'tan daha bu vasıflarda daha ileri birini görmedim. İbn-i Ömer görmediyse daha kim görebilir? O kadar yanında bulundu. En büyük sahabe ne? Radıyallahu Teala. Onun için yani kainatın Efendisi'nin sıfatları.

  61. 24:12

    Anlatmakla bitmez. Ve kâle aliyyun radıyallahu teala. Hz. Ali Efendimiz Keremullahı Cehu buyurdu. Onun da bu rivayeti çok meşhurdur. Ahmet İbni Hanbel rivayet ediyor. Nesai-i Taberani-i Behek'i rivayet ediyor. Bu, bunun kaynağı. İnna muhakkak biz künnâ idik. İzâ hamiye kızıştığı zaman el-be'sü harp.

  62. 24:46

    Şiddetli muharebe kızıştığı zaman artık yani kılıç kılıca, göğüs göğüse diyorsun ya. Göğüs göğüse ne demek? Kızıştı yani. yani. Harp çok kızıştığı zaman, İdeştette rivayeti de var, veyurba rivayet olunuyor, iştette, şiddetlendiği zaman yani, kelime olarak hamiye mi dedi, iştette mi dedi, onu demek istiyor.

  63. 25:14

    Kızıştığı zaman iştette de şiddette. şiddetlendiği zaman, el-beysu muharebe, çok şiddetlendiği zaman ve vehmerret, kızardığı zaman el-hedegu Efendim, göz bebekleri kirpiklerin kirpiklerin altındaki kısım yani, kirpiklerin altındaki kısım, gözün üst tarafı. altındaki kısımda Efendim, göz bebekleri kızardığı zaman,

  64. 25:46

    yani çünkü harp şiddetlendiği zaman ne olur? İnsanlar öfkeleri artar ve saldırı, yani öfke ve saldırı haline girerler. Çünkü harp kızıştı yani, karşındaki ya sen onu öldüreceksin, ya o seni öldürecek. O zamanda insan normal vaziyette durabilir mi? Tabii ki yüz ifadeleri değişir, gözleri değişir, kaşları değişir,

  65. 26:17

    İşte o zamanda ne olur? Öfke arttığı zaman, Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem ne buyurur? Öfke nedir? Bir ateş parçasıdır. Ne yapar? Ademoğlunun kalbinde tutuşur. Zaten onun için ne buyuruyor Sallallahu Aleyhi Vesellem? Kızdığınız zaman gidin abdest alın. Çünkü abdest ne oluyor? Kızdığın zaman bir hararet oluyor.

  66. 26:39

    Abdestle su ne yapıyor? Harareti söndürüyor yani. Harareti söndürmek için abdest alın. Ema tera ila intifak evdaci ve hıvirar ayni. Yani gazap ve öfke Ademoğlunun kalbinde tutuşan bir cemredir, ateş gözüdür. Görmüyor musunuz insan kızdığı zaman nasıl damarları böyle çıkıyor? Bu boyun damarları, şah damarları buralardan böyle dışarı çıkar.

  67. 27:03

    Ve görmüyor musunuz gözleri nasıl kızarıyor buyuruyor? Onun için Hz. Alem'e ne buyuruyor? Harp kızıştığı zaman, insanların göz bebekleri kızardığı zaman, yani ne demek istiyor? O zaman artık öfke zirvede, saldırganlık dorukta yani hissi, o şiddet içerisinde biz ne yapardık? İttekainaz, sakınırdık, düşmandan kendimizi sipere alırdık.

  68. 27:27

    Kiminle sipere alırdık? Allah Allah, bir Rasulillah'ı sallallahu aleyhi ve sellem, Rasulullah Efendimiz'le sipere alırdık. Yani şimdi biz de ne zannediyoruz? Ben onu bazı sohbetlerde söylerdim. Ya harp kızıştığı zaman, sahabe Rasulullah'ı sallallahu aleyhi ve sellem'i geri alırlar, önüne geçerler, ona siper olurlar zannediyorduk.

  69. 27:48

    Halbuki harp kızıştığı zaman, göğüs göğüse harp başladığı zaman, hepimiz Rasulullah'ın arkasında sipere geçerdik. İlginç bir şey. Bir de Hz. Ali'den, yani radıyallahu anh, beyan ve itiraf yani. Çünkü Rasulullah'ı sallallahu aleyhi ve sellem'den cesaretli Hz. Ali olamaz ki. Daha atılgan olamaz ki, daha güçlü olamaz ki.

  70. 28:10

    Rasulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem'de 440 erkek, cennet erkeği kuvveti var. Dünya erkeklerinden 4000 erkek kuvveti var. İslamoğlu bunları reddetse de İslamoğlu'nu kim kabul etmiş yani? Bu kaynaklar Bukhari'de geçiyor. İbn-i Hacer Fethü'l-Bahri'de söylüyor. Enes İbn-i Malik rivayet ediyor. 10 sene hizmet etti, sen daha mı iyi bileceksin?

  71. 28:31

    Ne İslamoğlu, sen kimsin? Enes İbn-i Malik söylüyor. Sahabenin hepsi tespitimiz buydu diyor. Yani 30-40 erkek gücü fakat cenneti elinde. Onun için bu sayıda dünya erkeklerinin kuvvetinden 4000'e tekabül ediyor. Sallallahu aleyhi ve sellem. Tek başına orduyu bozguna uğratırdı ya. Hz. Ali'nin itirafına baksanıza.

  72. 28:52

    Harp kızıştığı zaman, gözler kızardığı zaman biz Rasulullah ile kendimize siper alırdık. Rasulullah'ı ne yapardık? Önümüze geçirirdik. Ya, ya hoca sen bu ibareyi yanlış anlayabilirsin, tercümeyi yanlış yapmayasın. Ya bak, devamına bak, devamına. Femâ yekûnü olmazdı. Ehadün hiç kimse, akrabe daha yakın.

  73. 29:15

    İle'l-aduvvi, düşmana minhu ondan. Düşmana Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den daha yakın hiçbirimiz olmazdı. Ne Ömer İbn-i Hattab olabilirdi, pehlivanların reisi yani. Ama Rasulullah ondan ileri giderdi. Hz. Ali, yani Hayber'in kalenin kapısını kaldırdı ya, kendine siper yaptı. Ama düşmana karşı Rasulullah'tan daha yakın kimse bulunmazdı.

  74. 29:42

    Ya. Onun için katırını, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in katırını niye tutuyorlardı? E gidecek on bin kişinin üstüne tek başına. 1000 kişinin üstüne tek başına diye. Yani Hz. Abbas ile Ebû Sufyan niye tutuyorlardı katırını, anladın mı? Hüneyn gününde. Onun için diyor, harpte bu diyor, sünnet oldu diyor Şihâb.

  75. 30:07

    Çok ilgimi çekti de onun için bu kaydı düşüyorum. Âli Osman da diyor, yani atlarını böyle bağlatırlar. Yani Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e sahabe... sahabe böyle yaptı diye, Osmanlı'da da Padişah'ın atına bu şekilde tutanlar bulunuyorlar. Çünkü neden? Yani şecaatleri, atılganlıkları, yani Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in

  76. 30:26

    yani bir nevi tefaül, hayırlı bir yorum manasına ve bir nevi sünnete, âdete, ittibah manasında yani bir nevi tefaül, bir... bu diyor Osmanlılar'da da âdet oldu diyor yani. Evet, Hz. Ali Efendimiz devam ediyor. Ve lekad râitû ben gördüm, nî beni. Ben beni gördüm ne demek? Ben beni buldum demek yani. Bedir günü var ya, 313 kişi ama göğüs göğüse savaşa girdiler.

  77. 30:54

    Yani Bedir'deki, Allah Allah, Bedir'in pehlivanlığı hiçbir yerde yok. Ve nehnu biz nelûcu sığınıyorduk bin nebiyye. Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'e sığınıyorduk 313 kişi. Bedir'de en öne o geçti. 900 küçük kişiye, 1000 kişilik gavur, Ebu Cehil gavurlarına yani. En şiddetli gavurlar orada. En iyi silah kullanan, kılıç kullanan gavurlar ha.

  78. 31:17

    Biz diyor Resûlullah Efendimiz'e sığınmaya başladık. Ve o ekrâbunâ, bizim en yakınımızdı ilel adûbî. Düşmana en yakınımızda, o duruyordu. Sallâllâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem. Ve kâ ne idi? Min eşheddin nâs. İnsanların en şiddetlisiydi. Yevme izin, Bedir günü, be'sen. Kuvvetli harp yapma bakımından. Ondan şiddetlimiz yoktu.

  79. 31:38

    Sallâllâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem. E bunu Hz. Ali Efendimiz gibi şecaat ve cesarette o da bir marka, o da bir zirve yani. İnsanlık tarihinin gördüğü en cesur insanlardan biri Hz. Ali Efendimiz. Harplerdeki yaptıkları meşhurdur. Ama o bilen diyor biz Resûlullah'ın arkasına geçerdik. Ondan sonra kendimize siper alırdık.

  80. 31:58

    Çünkü onun garantisi var. Vallahühasıl bu keminen nâs. Allah seni insanların şerrinden kurtaracak. Ayettir. Ama şimdi ayetten de olmuyor yani. Benim hakkımda da böyle bir ayet veya bir hadis var et olsa misal. Ben şimdi on bin kişiyi tek başıma çıkar mıyım yani mesela. İçimde hiç öyle bir kabiliyet falan görmüyorum yani.

  81. 32:20

    Ya deriz ki ya tamam da kardeşim ayette olsa hadiste olsa yani hemen öbür ayete geçeriz. İşte kendinizi tehlikeye atmayın. Ayeti de var yani. Şimdi biz efendim bütün milletin kahramanı biz miyiz falan hesabı. Bakarsın yani sana ne kadar zuhurat müjde gelse yine geri durursun yani. Bu büyük bir tehlike.

  82. 32:42

    Tek başına geçen öne yani. Onun için Kainat Efendisi'nin sallallahu aleyhi ve sellem şecaatlerine misaller tabii. Çoktur. Ve kıyla denilmiştir. Yani bu denilmiştir laflarla biraz Şiap itiraz ediyor. Çünkü Arapça'da metinlerde kıyla dendiği zaman sanki görüş zayıf mıdır? Rabisi meçhul müdür gibi bir yanlış anlaşılma çıkmasın.

  83. 33:15

    Yani burası biraz münasip olmuyor diyor. Çünkü neden? Bu kıylanın şeyi Müslüm sahihleri vakt ediyor yani. Hani o ibare olarak bu da denmiştir Resulullah hakkında bu da buyurulmuştur. Yani zayıf olduğunu demiyor Gazi Yazı Hazretleri. Ama siz denilmiştir lafından zayıflık anlamayın demek istiyor Şiap Hazretleri.

  84. 33:33

    Yani Beraib Nazip Radıyallahu anh sahabenin ulularındandır Hazreti Bera. O anlatıyor bunu ve Müslüm sahihinde bu sözü naklediyor. Kâne idi eşşücahu en cesur pehlivan. Sahabede diyelim 300 kişi 1000 kişi veya 15.000 kişilik Huneyn'i düşünelim. 12.000 kişilik Huneyn'i düşünelim. İslam orsu tarafındakini.

  85. 33:57

    Yani en pehlivanımız kim ya? En pehlivanımız kim dediğin zaman diyor sahabe arasında. Hüvellezî o kimseydi ki Yakrub'u yaklaşıyordu minhüm. Sonra Allah-u Teala Efendimiz'e kim en yakınsa en pehlivan oydu. Ne zaman izâdene yanaştığı zaman elâ dövü düşman. Düşman ordusuyla iki saf yani Müslüman ordusuyla gâvur ordusu karşılaştığı zaman

  86. 34:19

    düşman safları yanaştığı zaman Resulullah s.a.v'e kim en yakın duruyorsa en pehlivan sahabi odur. Niçin? Likurbî Resulullah s.a.v. çok yakın durduğu için minhü düşmana karşı. Çünkü Resulullah s.a.v. düşmanın en yakınında dururdu. En yakınında durduğu için sahabe içindeki en pehlivanımız kim olurdu? E Resulullah'a kim en yakın durursa o da en pehlivanımız olurdu.

  87. 34:42

    En cesurumuz kabul edilirdi. Ya ne acayip bir yani cesaret var Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz'e. Ne kadar sahite geçiyor bu ya. Müslim-i Şerif duâ edelim. Ve aynenesim. Radıyallahu teâlân. Hazreti Enes ibn-i Mâlik ki on sene Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e hizmet etmiş. On yaşından yirmi yaşına kadar yanında bulunmuş.

  88. 35:06

    Onun bu sözünü Bukhari Müslim Müttefakûnü Aleyh ittifakla zikrediyor. Ne diyor? Kâne İdi Ennebiyyü Sallallahu Teâlâ Aleyhi ve Aleyhi ve Sellem'e Rasûlullah Efendimiz Ehsenen nâsi insanların en güzeli idi. Ama güzelliğini hiç sorma. Halkan ve hulukan. Yani yaratılışı da, sureti de, fiziki özellikleri de, ahlakı da, huyları da.

  89. 35:35

    Ondan güzelini analar doğurmadı değil mi? Ve ecmelü minke lem terekattu aynun ve ehsenü minke lem telidin nisa'u hulikte müberraen minkulli ay minke enneke hulikte kema teşâvv Kailini unuttum. Sahabedendir. Hassan bin Sehabid, Radıyallahu anh Efendimizin şairi. Hazreti Hassan diyor. Ubeydoğcu öyle diyor yani.

  90. 36:03

    Ben şimdiki çok hatırım da yok. Ne diyor şair, Radıyallahu anh sahabi? Senden güzelini hiçbir göz görmedi. Senden iyisini hiçbir anne doğurmadı. Sen bütün kusurlardan müberra olarak yaratıldın. Sanki sen ya Resulallah kendi siparişin üzere istediğin gibi yaratıldın. Bana da deselerdi seni yaratacağız ama bir sipariş verir misin?

  91. 36:32

    Ben de üff. Neler isterdim tabi ama işte bana sormadılar. Beni istedikleri gibi Mevla istediği gibi yarattı. Onun için çok kusurum var. Çok ayıbım var. Bir tarafımı beğenmiyorum yani. Ama Resulallah öyle mi? Sallallahu teala aleyhi ve sellem. Ecveden nas insanların en güzeli idi. Eşkıann nas insanların en cesuru cesaretlisi idi.

  92. 36:59

    Şimdi buna misal veriyor. Cesaret bahsindeyiz ya. Lekut. Feca. Bir kere korkuya kapıldı, panik oldu ehlülmedineti, medine halkı. Leyleten bir gece Fentaleka kalkıp yola düştü. Nasun bir takım insanlar Kıbele Savti sese doğru. Medine'nin bir tarafında bir gümleme, bir kuvvetli bir ses oldu. Artık o ne olduğunu sonra kitaplarda göremiyorum yani.

  93. 37:29

    Meselenin ne olduğu çözmüşler mi anlamışlar mı bilmiyorum. Hani bazı kere mesela tabi şimdiki gibi de şimdi mesela bir bomba gibi bir ses bir patlıyor hani. Şimdi tabi havai fişekler çok olduğu için biraz onlara alışıyoruz ama hani şey ne oldu? Beşiktaş'ın patlaması, Üsküdar'dakiler kaçtı. Yani bir ses oldu.

  94. 37:49

    Medine'ye bir paniklediler, şundan paniklediler. Düşman baskını mı var? Çünkü düşman gece baskın yapıyor. O zaman biliyorsun ışık yok, şu yok, bu yok. Gece basanlar galip geliyorlar yani. Onun için Medine'ye bir gece saldırısı mı var düşman tarafından diye bir gece çok efendim panikle beraber bir takım insanlar Medine'den çıktılar, sesin tarafına doğru yürüdüler.

  95. 38:16

    O arada Fetelek Kaun onları karşıladı kim? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Nerede çıktı? Racihan dönüş yolunda. Efendimiz çoktan gitmiş, keşif yapmış, ne olduğunu anlamış, geri dönüyor. Racihan dönerek rastladı onlara. Resulullah efendim çoktan geçmiş idi onları. Nereye giderken? O sesin tarafına giderken çoktan onlardan önce.

  96. 38:46

    Ve stebra'ya istikşaf yapmıştı, keşif yapmıştı. Yani el-haber'a o mevzunun ne olduğunu kesin karara bağlamak için. Anladın mı? Şüpheyi kesmek için yani. Stebra'ya kestim ağzına geliyor, kata'a. Yani milletin aklında bir şüphe kalmasın. Çünkü adam gece evde duruyor ama rahat uyuyamıyor yani. Bu ses nereden geldi?

  97. 39:11

    Sonra başımıza bir baskın mı olacak falan? Onun için ne yapıyor sallallahu aleyhi ve sellem? Ve stebra'ya şüpheyi kesti yani. Keşif yaparak şüpheyi kesti el-haber'a. Haberi merak etti. O haberle ilgili şüpheleri bitirmek için. Alaferras'ın sallallahu aleyhi ve sellem bir at üzerindeydi. Ne zaman atını buldu?

  98. 39:30

    Ne zaman atına bindi? Millet daha yeni yola çıkarken o bit gitti geldi. Sallallahu aleyhi ve sellem. Aleyhi ve sellem bir ata binmiş idi. O at kime aittir? Ebu Talha'ta. Sahabe-i Kiram'dan Ebu Talha hazretlerine ait idi. Ebu Talha, ismi Zeyd'tir, babasının adı Sehl'dir. Ensari'dir, ensardandır, sahabedendir, radıyallahu teâlân.

  99. 39:58

    Belki de bu hani saç-i şerif meselesi de o olabilir. İksim-i Aba Talha, veda açığında saçını tıraş ederken Ebu Talha'yı çağırttırdı da hani bu saçımın tüylerini sahabenin arasında bölüştür, dağıt, sahih müslüman hadisinde geçiyor, o zat da olabilir diye düşünüyorum Ebu Talha'ya. Ebu Talha hazretlerinin bir atı vardı.

  100. 40:21

    O atın adı Mendup idi. Araplar bütün atların eşyalarına isim verirler. Arap kültüründe yaygındır. Mendup idi. Mendup, matlup aranan, istenen bir şey. Biz de diyoruz ya müstehap mendup yani istenen bir şey. Onda bir, efendim, kıymetli bir atı vardı. O atı almış, sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz.

  101. 40:41

    Demek ki ona zaten o sallallahu aleyhi ve sellem'in binmesi için izin vermiş. Uriyin, çıplak bir at. Yani efendim sallallahu aleyhi ve sellem hızlılıktan, telaştan eğerini meğerini atın takmamış. Üzeri çıplak bir ata Ebu Talha'nın atına binmiş. Ve seyfu, kılıçla fiulugu. Efendim sallallahu aleyhi ve sellem kılıcını da boynuna takmış.

  102. 41:02

    Ha, Osmanlı'daki gibi falan beline göbeğine kılıç takmak meselesi sünnette değil. Yani Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sünnetinde kılıç boynuna takılıyor. Kendisi sallallahu aleyhi ve sellem kılıcını boynuna takar. Bu da bir önemli bir detay. Yani bunu da bilmiş olduk elhamdülillah kitaplarımız vasıtasıyla.

  103. 41:19

    E Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem boynuna kılıcı takmış. Eğersiz çıplak bir atın üzerine binmiş, geri dönüyor. Millet sese doğru gidiyor. O sallallahu aleyhi ve sellem geri dönüyor. Ve veyakul bir taraftan da diyor. Lenturâû. Asla korkutulmayacaksınız. Korkmayın. Panik yok. Telaş yok. Bir şey yok.

  104. 41:34

    Ben gittim baktım. Bir şey yok. Gidin rahat rahat yatın aşağı. Sallallahu aleyhi ve sellem. İşte onun için bu cesaret ister. Bu tek başına yanına bir kişi bile almadan yahu. Evet. Bu da Kainat Efendisi'nin cesareti hususunda Hz. Enes Efendimiz'in rivayetiydi. Bu hadis Bukhari'de ve Müslüm'de de var.

  105. 42:03

    Ve kâle anlattı ki İmran ibn-i Hüsayn'in, İmran ibn-i Hüsayn Radıyallahu Teala'nın, bu da sahabenin çok ileri gelenlerindendir. Efendim Hüca'a kabilesindendir. Hüca'i. Hüca'a kabilesindendir. Efendim sahabenin fıkıhçılarındandır. Fudalâsındandır. Yani sahabenin çok faziletlilerindendir.

  106. 42:31

    Hatta kendisi hakkında sahih kaynaklarda geçtiği üzere melekleri görürdü ve meleklerle musafa ederdi. Melekleri bizzat görürdü ve meleklerle musafa ederdi. İmran ibn-i Hüsayn Radıyallahu Teala. O anlatıyor. Diyor ki Malek'e kavuşmadı Ennebiyyü sallallahu ve sellem. Nebiyyü sallallahu ve sellem kavuşmadı, karşılaşmadı.

  107. 42:51

    Ketibeden toplu bir orduyla, gavur ordusuyla. Ketibe, efendim, baskın yapan atlı bir ordu. Saldırgan atlı ordulara ketibe deniyor. Yani Arapçada her kelimenin mutlaka mastarı kökenine, köküne iniliyor. Mesela bu yine kitaptan geliyor ketibe. Kitaban için öyle deniyor. Harfleri topladığı için kitap deniyor mesela.

  108. 43:16

    Ketibe niye deniyor? Askerleri topladığı için ketibe deniyor. Böyle Arapça acayip bir lisandır. Dünyada ondan zengin bir lisan yok. Ketibeden bir orduyla karşılaştığı zaman İlla mutlaka kâne Rasulullah olurdu. Evvelemen yadrı bu. İlk kılıç vuran, ilk harbi başlatan, ilk savaşan, ilk atılan, ilk öne geçen, ilk saldıran mutlaka kim idi sorarsak Rasulullah olur.

  109. 43:41

    Sallallahu ve sellem. Velem mâ râ ne zaman gördü Hû Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i? Übey ibn-i Halef. El kâfirûn meşhur diyor. Şerh bile meşhur gâvur diyor. Hani benim bazı kere böyle laflarım oluyor. Zannetmeyin ben diyorum. Şerhler de diyor meşhur gâvur diye mesela. Bu meşhur gâvur olan Übey ibn-i Halef gâvuru Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i görünce

  110. 44:07

    Yevme uhudin, Uhud günü. Bunu İbn-i Sa'd tabakatta rivayet ediyor. Vakıdi magazininde rivayet ediyor bu eseri. Tabi Cemaat-i Şerif'te geçmesi bize kaynak olarak yeter de. Uhud günü ve Übey yakûl ediyor. Çünkü Uhud'da Müslümanlar biraz bozguna uğrayınca Sahabe-i Kiram da panikleyip kaçışınca dağılınca şeytan da Rasulullah için Muhammed öldürüldü diye

  111. 44:32

    bağırınca tabi Sahabe-i Kiram çok endişeye düştüler. Böyle bir acayip bir şey oldu. O zaman Übey ibn-i Halef de tabi kazanan tarafta göğe kafirler tarafında. Uhud günü. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i arıyor. Ve diyor ki, ve o yakulu şöyle diyor. E ne Muhammed'in? Muhammed nerede bakalım? Çıksın bakalım, göreyim bakalım.

  112. 45:00

    Karşıma gelsin bakalım yani. Efendimiz'in yerini soruyor. Halbuki, Efendimiz'i görüyor. Gördüğü zaman soruyor. Yani şunu demek ister. Şimdi nereye gidecek bakalım. Benim elimden nasıl kurtulacak bakalım yani. Efendimiz'in duyduğu yerde söylüyor bunu. Muhammed nerede? Nasıl biz kazandık? Hadi bakalım şimdi.

  113. 45:24

    La necevtü inneca. La necevtü ben kurtulamayayım inneca. O kurtulursa, bu Uhud günü ki biz bu işi artık söktük kuyruğuna getirdik yani. Tam Müslümanları yendik. Eğer bugün de kurtulursa, çünkü Bedir'de bize neler etti, şuradan neler etti, buradan neler etti. Bugün de kurtulursa ben kurtulamaz olayım yani.

  114. 45:46

    Kurtulamaz demek istiyor. Bela konuşmaya bağlıdır. İşte übey orada kurtulamadı. Çünkü bu lafı demeyecekti yani. Bu lafı dedin mi, ağzından çıkana kadar ne derler? Söz senin esirindir. Ağzından çıktıktan sonra sen sözün esirisin. Yani konuştuğun olur ha. Bu çok önemli. Onun için uğursuz şeyler konuşmayalım.

  115. 46:16

    Yani efendim ya bu arabada çok nazar değiyor işte bu arabada bir kaza yapacak ha. Yahu niye yapacak diyorsun. Yapacak işte. Demeseydin yapmayacaktın. Niye? İşte Allah'ın kaderi fakat Allah kaderini de sebeplere bağlamış. Bela konuşmaya bağlıdır. Konuşulan şey hukuk bulur. Onun için sakın ağzınızı kötü laflara alıştırmayın.

  116. 46:38

    Ekonomi bozulacak deme böyle. Darbe olacak deme böyle. Ondan sonra efendim FETÖ yeniden döner mi deme böyle. Ne döner Allah gebertti onları helak etti. Daha deme böyle. Ya PKK bitmez mi acaba? Ne biçim konuşuyorsun? Bitti gitti helak oldu inşallah tamam. Daha dönemez PKK'sı bitti. Ya bu Kürdistan mutlaka kuracak.

  117. 47:02

    Tüh. Sen Yahudi devleti de meşhursun. Kürt koridoru Kürt devleti değil ki bu. Sen nasıl bu lafı konuşuyorsun Kürdistan mutlaka kurulacak. Gavurları öyle istiyor bu iş olur. Konuşma böyle. Yahudiye mi çalışıyorsun ya? Bela konuşmaya bağlıdır. Tehlikeler Ha İstişare ister hükümet senden. Sen bir muvazzafsındır vazifelisindir.

  118. 47:30

    Gidersin oradan böyle böyle tehlike var. Bu başka bir şey. Bilgi vermek başka bir şey. İstihbarat başka bir şey. Sen burada kavuşuyorsun muhabbete takılıyorsun. E zaten bunu sen hükümete yapmıyorsun ki kendine de yapıyorsun. İki de bir işte bu kızın başına bir gelecek var. Çok geziyor. Ya gezme de. Kızım İslamiyet evde otur diyor de.

  119. 47:54

    Kadınlar çok gezmemeli de. Biz olmadan yanında kardeşin olmadan babam çıkma de. Zaman kötü bozuk de. Ama başına bir gelecek var. Başına gelecek var işte. Sakın böyle şeyler konuşma. Onun için ne dedi? Muhammed bugün elimden kurtulursa ben kurtulamayayım dedi. Kendine beddua etti. Allah Teala da bedduasını kabul etti.

  120. 48:22

    Onu helak etti. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i kurtardı. Burada da Uğur ve uğursuzluk konuşmaya bağlıdır. Uğurlu konuşuyorsan uğurlu şeylerle karşılaşırsın. O da konuşmaya bağlı. Uğursuz şeylerle karşılaşırsın. Yani bunu biz bile yapamıyoruz. Ara sıra bir uğursuzlanma geliyorsa şöyle olur böyle olur yapmayalım.

  121. 48:50

    İnşallah bundan sonra bu sünnete itibar edelim. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e hayırlı konuşurdu. Efendimiz'e diyordu ne zaman? Fidye verip canını kurtardığı zaman. Bedir günü. Burada bir şüphe oldu. Bedir günü kendine fidye verip canını kurtardı diyor. Şihab da diyor ki oğlu Abdullah'ı fidye verip kurtardı diyor.

  122. 49:18

    Ama Bedir'de gebermediğine göre esir düştü. Yani kaçmadıysa. Eğer kaçtıysa esir düşmediyse onu bilmem. Ama kendi esir düştüyse tabii ki kendini de fidyeyle kurtaracak. Çünkü Bedir fidyeyle biliyorsunuz 70 gavur salındı. Ayet kelimelerde o işe biraz darıldı yani. Sistemde oldu o işte. Hani bu gavurlar salınmamalıydı falan diye.

  123. 49:44

    Bedir günü fidye verip canını veyahut oğlunu esirine fidye verdi. Mesele, yani Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'le Bedir'de karşılaştı. Çünkü fidye verirken para teslimatı yapıyor. Fidyesini verip canını kurtarıyor veya oğlunu, esirini kurtarırken Efendimiz'le görüşünce Resûlullah Efendimiz'e dedi ki indi benim yanımda var Ferasun, bir atım var.

  124. 50:11

    kalb benim dedi. Çünkü nasıl olsa haneye dokunmazlığı aldı ya çıkış. Şey kabul edildi ya yani artık Efendimiz sözünden sonra bozmaz. Artık söz verdikten sonra artık ne derse desin yani. Yani artık Efendimiz kızarak iş yapmaz biliyorsunuz. Nefsi için. Onun için baktı ki tamam ben canımı kurtardım. Dedi indi benim yanımda Ferasun bir at var.

  125. 50:34

    E'lifu yulaf veriyorum ha o atıma. Külle yevmin her gün ferakan. Bir farak, farak 16 rıtıl. Bir rıtıl 416 gram. Ne ediyor? Altı kilo 600 gram kadar. Yani ne atmış be. Altı buçuk kilo yiyormuş. Benim diyor bir atım var diyor. Her gün diyor min züratin. Yağ mısırından. Züra yağ mısırı. Efendim mısırdan at demek mısır yiyor.

  126. 51:05

    Ben bu at işlerini bilmem. Übey ibn-i Halef gavuru diyor. Benim bir atım var diyor. Her gün diyor altı altı buçuk kilo diyor. Ben ona yağ mısırından diyor. Yani yulaf veriyorum yani yem veriyorum. Ondan sonra bize ne bundan hani. Ektülü öldüreceğim keseni ya Muhammed. Aleyha o atın üzerinde öldüreceğim seni diyor.

  127. 51:29

    Hele bu Bedir'de hesap bitmedi, hesap kapanmadı. Zaten biliyorsunuz Uhud, Bedir'in intikamı için Uhud'a geldiler. Bayağı da bir ilerlediler yani. Fekale dedi lehu ona Ennebü'yü sallallahu teala. Bedir günü Efendimiz ona ne demişti? Yani Bedir ile Uhud'un arasında efendim şey var. Epey bir zaman var yani.

  128. 51:49

    Gerçi çok da yok. Bedir hicretin ikinci senesi. Ramazan-ı Şerif. Uhud hicretin üçüncü senesi Şevval. Olursa demek on iki, on üç ay oluyor yani Ramazan-ı Şevval. Bedir Ramazan on yedisinde oldu. Bu da Şevval'de olmuş. Uhud yani tabii bazı farklı rivayetler olabilir. Ben gördüğümü söylüyorum. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ona dedi ki

  129. 52:17

    Ennebü'yü, esas ben öldüreceğim ki seni. Ama işte fark übey gavuru inşallah demedi. Resulullah Efendimiz dedi ki esas ben öldüreceğim seni. İnşaallahu teala. Allah dilerse ben seni öldüreceğim. Sen görürsün bakalım. Atın seni kurtarabilecek bile.

  130. 52:35

    Şimdi Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Allah için çok gazap ederdi. Dedik ya baştan. Ne oldu? Bedir'den bunlar geri döndü. Gavurluklarını artırdılar. Toplandılar. Uhud'a geldiler. Uhud'da da çok büyük bir hezimet oldu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yalnız kaldı diyebiliriz. Hazreti Talha radıyallahu anh yanında sebat etti.

  131. 52:56

    Sahabeden bazıları sebat etti. Birkaç kişi sebat etti. Hariz ibni Sımme de onlardan radıyallahu anh. Şimdi Uhud günü herkes dağılıp Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem yalnız kalınca İbrahim Nikalef de yara almamış. Sağlam çıkmış bir gavur. Ne dedi? E ne Muhammed? Muhammed nerede dedi? Hani ben demişti ya o atın üzerinde seni öldüreceğim.

  132. 53:20

    Her gün altı buçuk kilo yem ve yediriyorum ona seni öldürmek için. Üzerinde demişti. Bedir'de demişti. Uhud'da da şimdi tam zamanı nerede şimdi Muhammed at bakalım. Mehmet efendimiz görüyor. Göre göre geliyor yanına. Yani Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem öldürmek için. Efendim felem ma'ra ne zamanki gördü.

  133. 53:45

    Hu Hübeyi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Yevm-i Ehud'i Uhud günü E şimdi Uhud'da zaten sahabe dağılmış. Herkes gitmiş. Efendimiz tek kalmış. Hübeyb Nikalef de kuvvetli gavur, atı sağlam. Efendimiz hususi onun üstüne gidiyor. Bak. Halbuki hezimet var. Herkes darmadağın. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Şed'de süratle saldırdı.

  134. 54:15

    Şed'de saldırdı Hübeyyün. Hübey saldırdı Ala Ferasi. Atının üzerinde o dediği kuvvetli atın üzerinde. Ala Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem üzerine şöyle bir nerede Muhammed dedi. Bir saldırıya geçti. Sallallahu aleyhi ve sellem Fateraza araya girdi Hübeyyin karşısına çıktı.

  135. 54:32

    Ricalüm bir takım insanlar Minel Müslümin Bazı Müslümanlar Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile Hübeyyin arasına girerek Efendimiz'i korumak istediler. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e onun saldırmasını engellemek istediler. Tekale dedi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hakeza Açılın, açılın dedi.

  136. 54:51

    Ne beni koruyorsunuz dedi. açılır. Herkese, uzak durun, tenehha, yani, kenara çekilin buyurun. E ne demek? Khallû serbest bırakın tarikahu. Hübeyb-i Halep gavrunun yolunu serbest bırakın. Hele gelsin, hele gelsin dedi. Sallallahu Teala. Vetenâvele o anda aldı elhamdülillah. harbete bir mızrak aldı, minel harici ibn-i sümmeti radıyallahu teala.

  137. 55:14

    Harici ibn-i sümme, radıyallahu efendimiz, yakınındaydı. Hemen onun mızrağını aldı. Sallallahu teala. Hariz ibn-i s-summe hazretleri, sahabe-i kiramdan, Harici ibn-i sümme hazretleri... Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemle Bedir'de bulunmuş, yani Bedri, Bedri elinden. Diğer muharebelerde de bulunmuş.

  138. 55:33

    En mühimi Uhud günü sebat edenlerden. Güzel, üstün bir vasf var. Bir-i maune hadisesinde şehit olan bir zat. Radıyallahu teala. Şimdi, sahip rivayette de İbn-i Esir diyor ki, Mızrağı Kabe ibn-i Malik'ten aldı. Şimdi burada bir ihtilaf çıkıyor. Ama bu ihtilafı cem eden alimler diyorlar ki, Önce Hariz'den aldı, o elinden düştü.

  139. 55:55

    Sonra Kabe'den aldı. Çünkü şiddetli at üzerine gidiyorlar. Lakin, Tabii iki rivayette sahih olduğu için ikisine de itibar etmek lazım. Ya da şöyle diyorlar, Hariz ibn-i s-summe'den mızrağını istedi, O biraz uzaktaydı, Kabe uzattı, Kabe ibn-i Malik'in elinden aldı. Bu da güzel bir tehliftir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem mızrağı aldı, Fentefez'a kalktı.

  140. 56:22

    Biha, mızrakla beraber. İntifa zaten. Bir kalkış kalktı böyle. Öyle bir kalkış kalktı ki, Sallallahu aleyhi ve sellem, Mızrak elinde, Übey ibn-i Halefkavur'a doğru, O atının üzerinde görüyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in kalktığını görünce, Öyle bir heybeti vardı ki, Tetayaru, müşrikler uçuştular.

  141. 56:44

    Kaçıştılar. Resulullah Efendimiz'in etrafından yani, Tetayura şa'ra'i, Kırmızı sinek diyor, Zübab-ı Ahmer diyor, Merkebe ve deveye çok eziyet yapar, çekecek. Böyle yapışkan bir sinekler var yani. Hayvanlara yapışırlar. Acayip sıkıntılı bir şey. Hayvan ikide bir kuyruğunu sallayıp durur. Onları kaçırmak için de, Bazı kuyruğu yetişmez tabi.

  142. 57:06

    Onun kafasına da gelirler. O sineklerin uçuşması gibi, Anzahri'l-ba'ir, Deve böyle mesela durdu, Durdu durdu veyahut inek, Birden bir kalkar. Şimdi o sinekler de uçuşmuş. O da kuyruğuyla onları bazı kaçıramaz. Çok da sıkıntı duyar. Onları kaçırmak için böyle bir hızlı kalkar. Kalktığı zaman o sinekler nasıl, Panikler, uçuşur, kaçışırsa, Gavurlar öyle, Kaçıştılar.

  143. 57:33

    Bu Anhu nereye gidiyor? Bir bakıyorum. Efendim. Übeyimli, Halef'in etrafından, Yok. İkisi de olur. Yani Übey'in etrafında da gavurlar vardı. Fakat Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mızrağı alıp, Onun üzerine geldiğini görünce, O etrafındaki gavurlar, Übey'in etrafını boşalttılar. Korkudan yani.

  144. 58:02

    Birden kalktığı zaman, Üstündeki sinekler kaçıştığı gibi, Fırr, hepsi, Efendim Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den korkularına kaçtılar. Sümmes tekmele sonra, Yöneldi hu, Übey gavuruna doğru, Ennebü'yü Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Efendim Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Geldi Übey'in yanına, Mızrakla beraber yürüdü.

  145. 58:22

    Demek Efendim Sallallahu Aleyhi ve Sellem yaya. Bu da acayip bir şey. Çünkü, Übey atın üzerinde, o kaliteli atının üzerinde. Efendim Sallallahu Aleyhi ve Sellem yaya yürüdü. Çünkü mızrak meselesi var ya, attan da olsa atın üstüne gider. Ve ta'ne soktuhu mızrağını fî ulukî. Tam übeyin boynuna soktu. Ta'neten bir saplayıç sapladı ki, tede'de.

  146. 58:47

    bir sallandı o minha, o darbeden dolayı, anferasi atından bir o yana, bir bu yana atın üzerinden düşecek oldu. Miraren, defaat ile efendim, atının üzerinde duramaz oldu. yani hem sallandı hem düştü. Vakı ile bir rivayet, o mızrakla Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bel, yani boynuna saplamadı da,

  147. 59:21

    keserek kırdı, dıla'en kaburgasını, min adla'ihi, kaburgalarından bir kaburgayı efendim, kırdı. Kaburgalandan bir kaburgayı kırdı. Saraca, Üben Gâvuru döndü ilâ Kureyş. Kureyş de galip durumda, Uhud'da. Onların yanına döndü. Yakûl diyordu, katelenî, beni öldürdü Muhammedun sallallâhu aleyhi ve sellem.

  148. 59:47

    Muhammed beni öldürdü diyordu. vehum onlar yakûlûne diyorlardır. La bese, bir şey yok bir kez sende. Ne var sende ya, bir şey yok. Safa sağlam duruyorsun, bir yerinde bir şey gözükmüyor diyorlardır. Fekâle, o dedi ki, übey gâvru, levkâne, eğer olsaydı, mâ o elem ve şiddet, o ağrı ve sancı ki, bi bendedir, bi cemî'in nâs.

  149. 1:00:08

    Şu anda bütün dünya... dünyadaki insanlara vursaydı o darbeyle ve o ağrı sancı onlara vursaydı, Lekatele elbette öldürürdü. Hüm onların hepsini birden öldürürdü. Öyle kuvvetli bir vuruş vurdu. Bu ne kadar kuvvetliymiş dedi. Ben nasıl dayanayım tek başıma? Bütün insanları öldürecek bir darbe vurdu bak.

  150. 1:00:25

    Sonra hatırladığı übey gâvuru, Sonra hatırladı be yavrum. hafızası yerinde, ele ise değil mi katkâle dememiş miydi ki, ene ben ektülüke seni öldüreceğim. Görüyor musun? Bedir'de ben ona demiştim, o atımın üzerine seni öldüreceğim. O zaman bana dememiş miydi ki, yok esas ben seni öldüreceğim inşâAllah demişti.

  151. 1:00:44

    Görüyor musun sözünü tuttu şimdi beni öldürdü. Yahu diyorlar sende bir şey yok, rahat rahat konuşuyorsun. Nereden öldün? Yok diyor. Nasıl inanıyorlar efendim son sefere? Ben seni öldüreceğim demişti ya, onun için şimdi beni öldürdü diyor. Halbuki taa Mekke'ye kadar ölmedi. Yani Uğut nereye? Serif nereye?

  152. 1:01:04

    Serif meymune annemizin kabri şerifinin bulunduğu yer. Mekke'ye 8 mil bir yer yani. Oraya kadar da canlı gitti. Ama orada öldüğünü anladı biliyor musun? Niye? Öldüreceğim. Oraya kadar girdi diyebiliriz. Çünkü o dememiş miydi diyor. Aleyhi ve sellem. Vallahi Allah'a emin ederim bırak bana mızrak atmak, efendim ok atmak, tükürseydi

  153. 1:01:30

    aleyye bana le katele elbette öldürürdün iyi ben. Ya ne kuvvetli bir insanmış dedi. Ben böyle bir şiddet kuvvet görmedim. Tükürseydi bile beni öldürürdü. Ve böylece Femate geberdi gitti. Efendim sallallahu aleyhi ve sellemin vurduğu mızrak darbesiyle geberdiği için ulema ne buyuruyorlar? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir kişinin gavurun gebermesine sebep olmuştur.

  154. 1:01:54

    O da Übey ibn-i Halef gavurdur. Onun için kafirlerden Ebu Cehil mi daha büyük gavur, Übey ibn-i Halef mi daha büyük gavur diye bir tartışma, yarışma çıksa program yapılsa falan delili Übey ibn-i Halef gavuru ağır basar. Neden? Hakkında nas var. Çünkü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ne buyuruyor?

  155. 1:02:14

    Eşheddün nâsi adâ ben yevmel kıyâmeti men katele nebiyyene ve katele hu nebiyyûn. Ve mümessilun minel mümessilin. Kıyamet günü azap bakımından insanların en şiddetlisi kim olacak? Bir peygamberi öldüren zındık gavur, peygamber öldürmek ona nasip olmuş. Demek ne büyük gavur. O cehennemde en büyük azaba düşecek.

  156. 1:02:33

    Ya da bir peygamberin öldürmesini nasip olduğu gavur. Mesela ve katele davudu cehalüte. Cehalüt mesela en büyük azaba düşecek. Niye? Davud aleyhisselama nasip oldu. Onu öldürmek. Peygamber öldürdü. Bu kadar gavur içerisinde Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem savaşlarda bir gavuru öldürmüştür. Tek eliyle yani eliyle.

  157. 1:02:51

    O da kimdir? Übey ibn-i Halef gavurudur. Onun için en şiddetli azap bu ümmetin gavurlarında Übey ibn-i Halefe yapılacak. Çünkü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ümmetin peygamberinin öldürdüğü tek kişi o. Böyle bir zındık, bir kitapsız idi. Öylece geberdi bir serifin Medine'ye işte Mekke'ye birkaç mil yani altı dokuz arası birkaç rivayet var.

  158. 1:03:16

    Yakın yani. Tenin Mescidi'nden ileri gidince biz hani Meymune annemizle ziyarete gidiyoruz orada. Serif bölgesinde geberdi gitti. Dönüşlerinde yani ila Mekke'de. Mekke'ye dönmelerinde. Demektir yani. Kafile de oradan geliyor. Niye kafile diyorlar yola çıkana? Acayiptir dedim size işte. Kafeler acayip dönüş.

  159. 1:03:38

    Çünkü dönsün diye, selametle dönsün diye hayırlı bir tefaül yapmak için uğurladıkları cemaate kafile diyorlar. Niye kafile diyorlar? Dönüşü kolay olsun, dönüşü nasip olsun diye. Kufurrucu demek. Kafirlerin dönüşünde ila Mekke'de. Mekke'ye dönüş yolunda serifte geberdi gitti. Lanetullahi aleyh. Laneten vasih.

  160. 1:04:00

    Allah geniş lanetleriyle Ebu Cehil'lere de, diğer melunlara da lanetlerini artırsın. Kabirlerini ateş doldursun. Allahü Teala ve Tefektez Hazretleri. Resulullah Efendimiz'in sahabesinin cümlesinden de razı olsun. Bu derste adı geçen bütün sahabeye, bütün sahabeye, isimleri geçen bütün ravilere ve Kazıyaz Hazretlerine de

  161. 1:04:25

    rahmetiyle, lütfuyla muamele eylesin, kabirlerine nur eylesin. Amin. Sallâllâhu aleyhi ve sellem. Muhammedin ve alâ alihi ve sahbihi ve sellem. Teslimen küthîren. Elhamdülillâhi Rabbil âlemîn