00:00 / 1:13:24

  1. 00:00

    Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdülillahi Rabbil Alemin Ve sallallahu teala alâ seyyidil murselin, Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecma'in. Kıymetli kardeşlerimiz, yeni bir fasla başlamıştık. Bu mübarek on gecelerde, her birinin kadir gecesine muadil olduğu Zülhacce-i Şerife'nin aşırı leyalinden ikincisindeyiz.

  2. 00:34

    Onun için ilim meclisinde bulunmak, bin rekat nafile namazdan, bin hastayı ziyaretten ve bin cenaze namazında hazır olmaktan daha eftel bir sevap olduğunu defaatle söyledim. Bir insan geceler zaten kısaldı. Yani böyle gecelerde zaten, uzun gecelerde de, yani bin rekat namaza, yüz rekatı bile baş edemiyoruz.

  3. 00:59

    Yani bin rekat namaza nerede vakit bulacak? Bin hastayı ziyaret, bin cenaze namazına iştirak bunlar kolay işler midir? Adet çok büyük. Yani aylarda, bazen yıllarda insan bin tane cenaze namazına gitse bize, belki de... Her gün bir tane cenaze namazına gitse, yani üç senede bin tane ancak olur. Olmaz.

  4. 01:25

    Onun için bunlar hep tabi Uhud'da kadar kıyratlar, sevaplar, vaad edilmiş fazali amaldendir. Ama bir ilim meclisinde bulunmak, bunların hepsinde neftal olduğunu İmam-ı Gazâlî Hazretleri İhyân-ı Mümin'de zikrediyor. Yani hadis-i şerifleri naklediyor. Onun için gecemizin, günümüzün kıymetini bilelim. On gecede, on günlere çok azami derecede istifade edenlerden olacağız.

  5. 01:55

    İnşâAllahu r-Rahman. Sallâllâhu aleyhi ve sellem'in gaypleri bilmesi, Allah-u Teâlâ'nın O'na gaypleri bildirmesi, gizli ilimleri bildirmesi, kimsenin bilmediği şeyleri bildirmesi ve gelecekte olacaklarla ilgili bilgiler vermesi hakkında bir fasıl açtı Kazıyaz Hazretleri. Biz de oradan devam ediyoruz.

  6. 02:22

    Tabi, geçen ders çok önemliydi. Hatta da uzundu. Belki de normal derslerimden daha uzundu. Belki de bir buçuk saat oldu, bilmiyorum. Normal 45 dakika bir saat arası yapıyoruz Şifa-i Şerif derslerimizi. Geç vakitte de başladık. Geç vakitte de başladığı için, ertesi günde iş günü, bunlara dikkat etmeye çalışıyoruz ve dersin konusunun dışına çıkmamaya çalışıyoruz.

  7. 02:44

    Çünkü perşembe sohbetleri ilanlarla dolu oluyor, duyurularla iç içe oluyor, bir de onu da şey takip ediyoruz tabii, önümüzdeki hafta, işte yok zülhice giriyor, bayram gecesi, namazı, işte terviye gecesinin ibadeti falan, Arafa gününün duaları vesaire, oruçları. Perşembe sohbeti farklı bir şeyde, kulvarda cari oluyor.

  8. 03:07

    Bu derslerde mümkün mertebe, dersin konusundan sapmamaya çalışıyorum ama içeride tabii izaha gereken çok mühim meseleler. Meseleler, yani şimdiki Vehhabilerin, Selefi geçinenlerin, birçok zındıkların, Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in kayıpları bildiğine dair beyanda bulunan Ahmet Rızâk Han, El-Kâdir Hazretleri gibi, vesaire ulema, evliya gibi.

  9. 03:37

    Daha geçen, yeni geldi, çok önemli bir kitap tabii, ehli anlar o işleri de, Ebu Abdillah İbn-i Hafif olacak Eşşirazi Hazretleri, yani Ebu'l-Hasan Eşari'nin talebesi, düşün, üçyüzlü yani, Ebu'l-Hasan Eşari itikatta Eşari itikatta imam-ı müştehit, onun talebesi bir de Cüneydi Bağdat'ın ashabından, onlar zaten hep üçyüzlü, yani üçüncü asrın ehlidirler.

  10. 04:08

    Dördüncü asrı da geçiyor tabii, vefatlar itibariyle. Bu zat, yine orada, yani hızlı bakıyordum ehl-i sünnet itikadının, tasavvuf ehlinin ehl-i sünnet itikadı. Bursa'da bir kitap hazırlamayı programladım, hatta kitabın ismini koydum, içine notlarımı da koydum bayağı, mesela bu da ona çok önemli. Yani ehl-i tasavvufun ehl-i sünnet itikadı.

  11. 04:33

    Tasavvuf ehlinin ehl-i sünnet itikadı hakkında yazıyor, orada Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in her şeyi, kayıpları Efendimiz'e, Mevlamız'ın bildirdiğinden bahsediyorum. Şimdi, bu ehl-i sünnet itikadı da aynı zamanda, çünkü sahih hadislerden geliyor. üstelik çıkartılır aynı zamanda. Çünkü sahih hadislerden geliyor.

  12. 04:48

    Bir defa geçen sohbeti iyi dinlemeniz lazım. Orada Allah'ın Resûlü'ne asaleten, onların varisleri olan Evliyaullah'a da tebe'iyet tarikiyle Resûlü'lere mucize olarak, velilere keramet olarak, Kehl-i Sünnet itikadı budur, kayıplardan bildirdiği, bütün kayıplarını bildirdi demiyoruz, ama dilediklerini bildirdi.

  13. 05:12

    Ama onun diledikleri de senin, benim ilmimle asla, haşa, kıyas edilemez. Çünkü say, hadisler vs. bunlar herhalde gelecek önümüzde. Fiteccellâlikülüşe. Bana bir Mevla Teala tecelli ettim diyor, her şey parladı bana diyor, her şey, her şey ne demek? Mevcut olan şey demek mevcut, var olan her şey göründü diyor.

  14. 05:37

    Ondan sonra yine, müteşabiat, tabii hadiste müteşabiat olduğu için, bir tecelli manasına söyleyelim onu, feodâ kefeû beyneketifeyye, iki omuzumun arasına bir tecelli ettiriyor yani, fealim tümâfise mâvâd ve mâfidâs, göklerde yerlerde neler varsa her şeyi bildim diyor. Bunlar Tirmizi'de geçiyor vs. kaynaklar, önümüzdeki derste de gelebilir.

  15. 06:09

    Onun için Senefiler ve Abiler, şimdi çoğu ilahiyatçılar da aynı kafada, kalkıyorlar, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e kayıplar bildirildi, diyen alimleri tekfir ediyorlar, kafir diyorlar. Neymiş? Kayb-i Allah'tan başka bilmez ayeti var. E tamam da öbür ayeti niye okumuyorsun? Bektaş gibi yarısını okuyorsun, yarısını okumuyorsun.

  16. 06:38

    Rasullullah'in müstesna diyor. Oradaki müstesna niye okumuyorsun? Allah kaybını size bildirmez. Ve lakin, ve lakin ne demek? İstidrak ediyor. Kelam-ı sabıktan, tevellü deden, tevehhü müdef için, istidrak o demek. Yani kimseye bildirmez, peygamberlere de mi bildirmez acaba diye bir soru akla geliyor.

  17. 07:04

    Rasullerinde seçtikleri var. Seçtiği kullar var. Risalet gönderdiği nübüvvet ve bahşettiği kulları var. Onlar müstesna diyor. E bu ayetleri, bunlar Kur'an'da yazmıyor mu? Sadece kaybı ancak Allah bilir o mu yazıyor? Bütün kayıpları ancak Allah bilir. Diğer kullarına dilediği kadar bildirir. Tamam. Yani bildirmiş mi, bildirmemiş mi?

  18. 07:32

    Bildirdiyse kime bildirmiş, kime bildirmemiş? O da Rasullerine bildiğini söylüyor. Dolayısıyla Rasullullah sallallahu aleyhi ve sellem kayıpları bildiği hakkındaki bu fasıl çok önemli. İtikadımız bakımından, enstitüet, inancı bakımından, Rasullullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ilimlerini, faziletini bilmemiz bakımından Mevla ona neler öğretti.

  19. 07:52

    Şimdi bu şeye uzun uzun anlattım. Kaldığımız noktada yine sahih rivayetlerde peki velilere bildirir mi? Velilere onu da misal verdim. Hazreti Ömer'e bildirdiğini söylüyor. Hazreti Ömer peygamber değil ki. O da Bukhari sahih hadis. Muhaddes diyor. Ondan sonra Ebu Bekir radıyallahu anh'ın vefat ederken aşağı annemize işte hanımı hamileydi.

  20. 08:26

    Kardeşinin kız olduğunu görüyorum diyor. Şimdi Ebu Bekir efendimiz. Bu sahih hadis. Yani bütün sahih kaynaklarda geçiyor. İşte Yani annenin karnındakinin kız olduğunu görüyorum diyor. Ama şimdi bakarsan diğer ayette Rahimlerdekini ancak Allah bilir. Tabi orada Allah bilir diyor. Başkası bilmez de demiyorum ama.

  21. 08:58

    O da Muhayyabat-ı Hamza hadisinden dolayı. Rahimlerdeki ancak Allah bilir. Onu da izahatını yaptım geçen derste. Onları dinleyin. Ama Ebu Bekir radıyallahu anh gördüm diyor, biliyorum diyor. Ebu Bekir radıyallahu anh peygamber olmadığına göre o zaman peygamberlere mucize olarak onlara tabi olan velilere de keramet olarak.

  22. 09:20

    Çünkü bir veli hangi peygambere tabi olduysa o veliye verilen bütün kerametler aynı zamanda tabi olduğun peygamberin metbuunun mucizesi sayılıyor. Çünkü o peygamber hak olmasaydı ona tabi olan, onun sünnetlerine itibaren velinin velinin kerameti zahir olmazdı. E Mahmut Efendi Hazretleri'nde yanımızda daha yakında yaşadık onlar.

  23. 09:44

    Ultrasonda erkek diyorlar. Kız diyorlar. Ondan sonra ultrasonda erkek diyorlar. Adam geliyor efendim erkek ismiş diyor. Diyor ki Ayşe. Ya ikinciye sorduruyor, ya bu erkek olacak. Yanlış mı anlattı acaba Efendi Hazretleri? Anlatamadınız mı arkadaşlar falan? Ha Şefik Hoca anlatıyor. Şahidi o. İkinci defa yine Ayşe diyor.

  24. 10:13

    Artık üçüncü oluyor mu bilmiyorum ama en az iki. Şefik Hoca da dedim ki diyor, ya senin uşağının adı, uşak deriz biz Karadeniz, senin uşağının adı Ayşe, ben ne yapayım yani demiş ya, efendim nazarene mi dağıtacağız? E hakikaten ultrasonda erkek göründü diye rapor verilen kız doğuyor.

  25. 10:33

    Yani şimdi Ebu Bekir Sıddık Radıyallâhu Anh, makam çok yüksek tabi Efendi Hazretleri de Sıddıklardandır, ona şüphe yok tabi. Ama Ebu Bekir Sıddık Radıyallâhu Anh'dan eftâl olacak hali yok. Ama Efendi Hazretlerimiz de bu kayıptan haber vermeler ne kadar zuhur etti, benim hakkımda bana neler söyledi, hepsi çıktı.

  26. 10:52

    Yani şimdi bunları yaşadık yani, ama kitaplara zıttı ki. El-Sünnet itikadına diyorum, Peygamber'in mucizi olarak ölüyü diriltmişse İsa As, bir velinin de ölüyü diriltmesi yine Abdülkadir Genel Hazretleri'nin nice ölüleri yani hayvandan, insandan dirilttiğine dair kerametleri mütevatir olarak, meşhur olarak bütün kitaplarda naklediliyor.

  27. 11:20

    Yani Ahmet bin Hanbel'in dirilip kabrinden çıktı onun için, kucakladığı, sarıldığı, cübbe verdiği, bunu hadiste müminlerin emiri İbn-i Hacer'i, Askalani'yi kendi kitabında zikrediyor. İşte adını unutmuş olabilirim belki, Er-Rabzun Nazır mıydı? Fîmenâkü Seyni Abdülkadir. Muhaddislerin en büyüğü İbn-i Hacer, Askalani yani.

  28. 11:45

    E dolayısıyla velilerde de, peygamberlerde zuhur edenin aynısı vâkı olabilir. Ama peygamberdekine mucize denir, velidekine keramet denir. Kayıpları bilmekle ilgili konuda peygamberlerin, velilerin velilerle ilgili menakıb, rivayetler, kerametler ya benim yaşadığım onlarca, yüzlerce var yahu benim yaşadığım.

  29. 12:11

    Sen neyi inkâr ediyorsun? Vakayı mı inkâr ediyorsun? Onun için Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in yani kayıpları bilmediğini söylemek, ancak şöyle olur, Allah bildirmeden bilemez. Ehl-i Sünnet'in kaidesi budur. Ama sen dersen ki Allah bildirmedi ona, sen delil getirmen lazım. Kayıpları Allah'tan başkası bilemezse bana delil getirme.

  30. 12:37

    Çünkü ben de sana öbür ayeti delil getiriyorum. O ayet geneldir. İki ayette istisna, müstesna var. O müstesnalarda da Resûlullah'ın müstesna diyor. Sen şimdi Allah'ın kelamıyla Allah'ın kelamını mı çatıştırmaya kalkıyorsun? Kur'an'da tezat, çelişki ve ihtilaf mı çıkartmaya çalışıyorsun? Senin kafanda tezat var, tenâkuz var.

  31. 13:00

    Ey Vehhâbi, ey Selefi geçine, zındıklar. Onun için Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz'in kayıpları, Mevla ona bildirdi mi? Bildirdi. Bildirdiğine dair delillerimiz var mı? Var. Şimdi Ebu Dâvud'dan sayı hadis, Hüseyf Erol Dıyallâh'dan zikreden hadis-i şerife alıyor. Aynı hadis Bukhari Müslim'de de var.

  32. 13:26

    Ebu Dâvud'un tarikini tercih etmesinin sebebi, Ebu Dâvud'un tarikinde gelen Hüseyf Erol Dıyallâh'tan, biliyorsunuz, münafıkların listesini de ona bildirmişti, vermişti. Kimin cenazesini işte kılıyorduysa, Hazreti Ömer kılıyordu. Hazreti Hüseyf'e kenardan çıkıyorsa mescitten cenazede kılmıyorsa, Hazreti Ömer Efendimiz kılmıyordu biliyorsunuz, kıldırmıyordu.

  33. 13:48

    Hazreti Hüseyf Erol Efendimiz de bu sırları verdi. Ebu Dâvud ondan ibadet ediyor bu hadis-i şerife. Bukhari Müslim'de de buna benzer hadis-i şerif mevcuttur ve mezkurdur. Yani burada da kendi rivayet tarikini, bizim kaldığımız yerden,

  34. 14:04

    şimdi yeni kitaptan 265. sayfada, Şifahi Şerif'i yeni bastırdım. 265. sayfadayız. Burada çok paragraflar açtım. Osmanlıca basılıkta paragraf yok hiç. Burada hep paragraflar açık oldu. Kolay okumanız, kolay bulmanız, harekelerin bakımından. Yani şurada, 1-2-3. Dördüncü paragrafın başındayız. ''Haddethenâ'' Kazı İyaz Hazretleri diyor.

  35. 14:33

    Hadis olarak bize bildirdi. Kim? El-İmamı Ebu Bekir'in. İmam Ebu Bekir. Kimdir bu? Muhammed İbnül Velid-i El-Fihriyyu. Muhaddisler arasında maruf ve meşhur. Kazı İyaz Hazretleri'nin şeyhlerinden. Hadisteki şeyhlerinden. Şimdi burada bazıları hadisteki şeyhleri var. Bazı fıkıh ilmindeki şeyhleri var.

  36. 14:58

    ilimindeki şeyhleri var, tefsir ilimindeki icazet adlı şeyhleri var. Bu geçmiş büyüklerimiz, yani mesela Bukhari, İmam Bukhari binlerce şeyhten hadis almış. Yani hadis ilme aldı, onun şeyhi olmuş oluyor yani. Yani İmam-ı Azam Efendimiz'in o dört bin şeyhinden bahsediliyor. İmam-ı Azam, Ebu Hanifar, o da yalan.

  37. 15:20

    Kolay mı oluyorsun yani? Bunlar hep hadis aldıkları, fıkıh aldıkları, öğrendikleri zatlar. zatlar, rivayet aldıkları zatlar. Bu da Ebu Bekir Muhammed İbnül Velid El Fihri Hazretleri Ebu Bekir Muhammed İbni'l-Velid, El-Fihri Hazretleri, Kaz-ı Yazı'nın Kazı Yazı'nın hadis-i şeriflerinden. hadis-i şeriflerinden.

  38. 15:36

    O bize bildirdi diyor icazeten, icazet tarihiyle. İcazet, izin vermek demek. Bu işe icazet verdi. Ne demek izin vermek? İcazet yani bu hadisi benden rivayet edebilirsin. Yani ben bu hadisi senediyle, isnadıyla, Resûlullah'a kadar Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem, râvîlerinden, Uzeyfer Radıyallâhu anh'a kadar ben bunu duydum.

  39. 15:55

    Sen de bunu benden nakledebilirsin diye icazeten, izin vermek yoluyla bana diyor, bunu tahdis etti diyor, hadisi bildirdi diyor. Vekarât diyor, gerçi ben okudum. Hû, bu hadisi alâ gayrî. Yani ondan başka yani İmân-ı Fihri'den başka muhaddislerden de ben bu hadisi okudum. Yani demek istiyor ki sade bir tarihten rivayeti bir yoldan getirmiyorum.

  40. 16:19

    Turuk'u müteaddil eden farklı tarihten de çok kuvvetli, kavi, güçlü istatları var bu hadisin. Dolayısıyla bir hadisi bir muhaddisten okumak veya onun sana bunu benden ibadet edebilirsin diye icazet vermesi bu kıraat yoluyla icazet yolu iki tarih. Bundan hangisi akvâ, daha kuvvetli bakımından bir ulema, görüş ayrılığı varsa da zahir olan diyor İmam Kafacı, mütesavidirler.

  41. 16:55

    Yani bir hadisi ben okuyorum, sen dinliyorsun da bir okuduktan sonra ben sana icazet verdim, bunu benden nakledebilirsin demek arasında pek fark olmasa gerek. Zahir olan da budur diyor. Çünkü neden? E ben sana bunu okuduğuma göre ben sana bunu niye okuyorum? Şifâniyetine hastalığın geçsin diye okumuyorum yani.

  42. 17:19

    İfade etmek için, fayda vermek için okuyorum. Bu da demektir ki ayet-i hadis benden tebliğ edin Resulullah emretmiş sallallahu aleyhi ve sellem. Bir muhaddis, bir vaiz, bir hatip bir şey anlattığı zaman bunu milletin ortasında anlatıyorsa demek ki bu ilim ulaştırılmalıdır. Mahrem bir şey, gizlidir, bu özel bir rivayettir.

  43. 17:39

    Herkese naklermez, bilmem ne. Öyle bir beyan bulunmadıktan sonra, bir istisnalık yapılmadıktan sonra e bu demek ki ben sana icazet verdim demese de okuması zaten icazettir. Yani bunu benden anlatabilirsin. Yani Efendi Hazretleri bir şey anlattığında, sana desek özel, bunu benden millete anlat. Birine bunu demekle, sohbette anlattığı bir şey, e aynı şey.

  44. 18:04

    Çünkü sohbette anlattığı ne demek? Hepimize niye duyurdu bunu? Emr-i Arif yapın, iyilik emredin, kötülük denedin. Devamlı bunu söylüyordu. Benden duyduğunuzu duyurun. Gizli bir şey olsa, mahrem bir bilgi olsa, sohbette söylemez. Veyahut da derste söylemez umuma. Evet, şimdi İmam Fihri demiş ki, Kale dedi Ebu Bedlin, efendim, Ebu Bekir yani, o İmam

  45. 18:29

    Fihri yani Ebu Bekir, onun künyesi Ebu Bekir, nispesi Fihri. Adı Muhammed, babasının adı Velid. Yani bu çok maruf, meşhur bir muaddes. Zaten Kazıyaz'ın şeyhi yani. Zaten oradan tanınıyor. Kazıyaz, bütün şeyhlerini tanıtan kitaplar yazdı. Yani, hadis aldığı alimleri vs. ilim aldığı alimlerin hakkında kitaplar yazdığı için, bazı kere bu büyüklerin okuduğu zatlar gizlik alıyor,

  46. 18:55

    mahfik alıyor. Bir rivayet icazet aldığı kişi meşhur olamayabiliyor. Kazıyaz çok meşhur oldu mesela. Onun hocaların şeyhlerinde meşhur olmayan yok mu? Çok. Bazıları meşhur olmayabilir. Kitapları eser bırakmaz. Şimdiki gibi video yok, görüntü yok, ses kaydı yok. Eser de bırakmayınca unutulur, gidebilir, kitaplarda geçer hala ama halk arasında meşhur olmaz.

  47. 19:17

    Şimdi bir İmam-ı Bukhari'nin döneminde veya sonrasında veya öncesinde İmam-ı Bukhari gibi, belki ondan daha büyük, nice muaddesler vardı. Ama İmam-ı Bukhari kadar meşhur olmadı. Bu tabii bir taraftan Allah vergisidir. Amelinin, ihlasının, makbuliyetinin, Allah'ındaki mahbubiyetinin bir belirtisi de sayılır.

  48. 19:37

    Yani bu da eserinin muteber olması, isminin anılması. Bu önemli bir şey. Ama tabii ki bu Ebubekir isimli zat, şey künyeli zat, meşhur. O dedi ki, hadde sena bize hadis olarak tahdis etti, yani bu Bu bildirdi ki Ebû Ali'nin, Ebû Ali'nin kime? Tüsteriyyû. bildirdi ki Tüster, meşhur bir belde yani. Şimdiki herhalde İran'ın sınırları içinde diye.

  49. 20:13

    Öyle hatırlıyorum yani. İran veya Irak'tır, oraları şaşmaz ama İran değil. Ya tabii şimdi o zamanlar böyle ülkelerin sınırları böyle yoktu. İmam Tüsteriyy, Ebû Ali Tüsteriyy, bu da büyük muhaddis. O da Ebû Davud'un sünenini rivayet edenlerden biri, büyük muhaddis. Yani Ebû Davud'un süneninin tarikleri var, senet isnatlarında geçenlerden biri.

  50. 20:41

    O da diyor ki haddese ne, bize hadis olarak nakletti ki, Ebû Ömer'e, Ebû Ömer Hazretleri, bunlar hep künye tabii, künye çok daha güçlü, el-Hâşimiyyû, Hâşimoğulları'ndan demek istiyorum, nisbesi Hâşimiyy. Bu da Kâsim İbn-i Câfer İbn-i Abdülvahîd, adı Kâsim'miş mesela. Ama metinde Ebû Ömer el-Hâşimiyy diyor, öyle tanınıyor.

  51. 21:06

    Bu zat, bu haddese ne diyor, bize hadis olarak rivayet etti ki, Ebû Ömer'e, Ebû Ömer Hazretleri, bunlar hep nisbe, artık lü'lü inci demek artık, inci işiyle mi uğraşıyordu, inci mi çıkarıyordu. Veyahut da lü'lü diye bir kasaba varsa oranı şey, bunları tabii tam bilmemiz. Bir kayıt görmedikten sonra kafamızdan uydurabileceğimiz şeyler kabirinden değil.

  52. 21:37

    Bu da künyesi Ebû Ali, adı Muhammed. İbn-i Ahmet, babasına da Ahmet, İbn-i Ömer, dedesine de Ömer vs. Bunların tercümeleri geride geçti diyor. Bazı derslerde yıllar sürdü bu ders peki, 10-15, bilmiyorum 20 seneye gidiyor. Bu ders başlayalım. Arada çok faslılar oldu, hapisler oldu, şunlar oldu, bunlar oldu.

  53. 22:00

    Oralarda belki malumat vermiş olabiliyorum tabii. Çünkü orada kitapta görünce söylüyor. Burada geride geçti diyor. Oraya havale ediyor yani geçmiş dersleri. En mühim, bizim için mühim olan rabilerin, tabii tanımamız, Allah dostlarını, muhatifleri, büyüklerimizi bilmemiz çok önemli, faziletli bir şey ama sadede gelelim dersek, hadis-i şerifin metnine geliyoruz.

  54. 22:22

    Haddesene, o da diyor ki, bize hadis olarak rivayet etti. Kim? Ebu Davud'e. İmam Ebu Davud Hazretleri, Ebu Davud deyince herkes meseleyi biliyor. Ebu Davud'un kim olduğu? Sünen sahibi, ondan sonra asrın hadis hafızı, Ebu Davud'un yazarı ve o hadisleri toplayan büyük zat. Bu hadis Ebu Davud'un takriciliği olduğu için, yani burada ilginç olan nedir?

  55. 22:59

    Kazım İlyas Hazretleri ile meşhur sünen sahibi Ebu Davud arasında kaç var? Fihri 1, Tüsteri 2, Haşmi 3, Lü'ü 4. Yani dört zattan vasıtayla, dört geri gidersen, Ebu Davud'a yetişiyor şey. Kazım İlyas ile Ebu Davud arasında, bu senette yani her zaman aynı olmaz da, bu hadis itibariyle dört tane ravi var.

  56. 23:26

    Yani ne kadar Ebu Davud'a yakın dönem olarak. Ebu Davud diyor ki tabi, Ebu Davud ile de sahabe arasında, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem arasında mesafe var tabi. O diyor ki haddese ne? Bize hadis olarak davet etti. Osman İbni Ebi Şeybe'de. Osman İbni Ebi Şeybe Hazretleri, bu da Kufe Muhaddislerindenmiş, hadis hafızı.

  57. 23:49

    Sene 239'da vefat etmiş. Bütün sünen Ebu Davud, sünen İbni Mace, sünen Timizi, sünen Nesai'lerde, bu zat hep hadis almışlar, bütün Muhaddisler Osman İbni Ebi Şeybe'den. O da diyor ki haddese, çünkü onların birbirinde hadis alması, o zatın fikra güvenilir bir rabi olduğuna dilat eder. Çünkü onlar hakkında töhmet olanlardan almamışlar.

  58. 24:15

    Yani kütüb-i sitte'nin, kütüb-i sitte'nin özelliği nedir? Seçici olmalar. O da diyor ki haddese ne? Bize hadis olarak rivayet etti. Kim? Cerirun. Cerir Hazretleri. Bu ismidir zaten. Cerir İbni Abdülhamid'e Babbi diye geçiyor. Nispesi Babbi'ymiş. Çok meşhur musallifatı var. Yani ben de hatırlıyorum bir kitabını.

  59. 24:36

    Babbi'yi de hatırlıyorum da tabii nisbeleri daha akılda kalıyor. Efendim çok fika, güvenilir bir rabidir diyorum. Bu da sene 188'de vefat etmiş. Geri doğru gidiyoruz sahabe dönemine. Kütüb-i sitte'nin ashabı bu zattan hep hadis nakletmişler. Yani öncekini sünnen ashabı rivayet etmiş. Bundan kütüb-i sitte yani Bukhari Müslim de rivayet etmiş bundan.

  60. 25:07

    O kimden rivayet etti bu hadisi? An-i Ameş'i. Ameş çok meşhur. Süleyman ibni Mihran adı Süleyman. Ameş radıyallahu anh çok geçer şeyde. Tabinden olduğunu biliyorum yani. An-i Ebi Va'il'in, o da Ebu Va'il radıyallahu anh'tan. İşte Ebu Va'il Nekünye ismi Süfyan ibni Seleme el-Esedi. Esed kabilesinden imiş.

  61. 25:30

    Bu mukadram diyor. Mukadram demek Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında yaşamış ama görüşmek nasip olmadığından sahabe olmuyor. Müslüman olduğu için mukadram oluyor. Bu da özellik. Yani tabiin tabakası içinde. Bunlar tabiin tabakası çünkü sahabeyi görmüşler. Sahabeyi gören hepsi tabiin. Ama tabiin içinde de tabaka tasnifleri var.

  62. 25:52

    Mesela el-mukadram. Mukadram deyince her tabiin mukadram değildir. Çünkü neden? Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem zamanında yaşamadıysa tabiin de olsa. Mesela İmam-ı Azam Ebu Hanife radıyallahu anh tabiinden sayılıyor. Tabiin tabiindir. Sekiz sahabe görmüş ama mukadram değil. Niye mukadram değil?

  63. 26:10

    Çünkü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hayattayken o yaşamadı yani. Hayattayken İmam-ı Azam doğmamıştı. Onun için tabiin, sahabeyi gördüğü için tabiin oluyor ama Resulullah'ın aslında yaşadı mı yaşamadı mı, aynı asırda dünyada nefes aldılar mı? Yani bulundu mu? O da çocukken de olsa, bebekken de olsa o ona mukadram deniyor.

  64. 26:30

    Bu Ebu Vail Hazretleri Süfyan-ı Esed'i mukadram. Onun da vefatı bak 82'ye gidiyor. Yani hicretten sonraki hesap bu 82. Bu da ilmîli amel eden ulemadan istiğar güvenilir. Kütüb-ü Sitte bunun hadislerini takdir etmiş. Bunlar rivayet almış. Bu demek ki Bukhari Müslim dahil bütün muhaddisler ona güvenmiş.

  65. 26:55

    O kimden aldı bu hadisi? An-Hüzeyfe'te. Geldik sahabe eşini Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve direkt gören görüşen hadis ala. Hüzeyfe İbn-ül Yaman meşhur sahibi, sahib-u sirri Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin sırrının sahibi, sırdaşı.

  66. 27:13

    Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem fiten hadislerini, yakında neler olacağını, ileride neler olacağını kime bildirdi? Münafıkların listesi dahil. Hepsini Hazret-i Hüzeyfe'ye radıyallahu anh bildirdi. Hazret-i Hüzeyfe Irak'ta. Ben gidemedim hiç Bağdat'a falan tabii gitsem, mutlaka gideceğim. Çok da uzak değil Bağdat'a, merkeze 80 kilometre.

  67. 27:34

    Selman Pak kasabası var, Hazret-i Selman Farsi Hazretleri de orada. Medfun, kabri şerifi çok. Yani gidenleri mutlaka ziyaret etmesi lazım. Ben tabii olaylar el vermedi, gidemedim. Yani Irak'a hiç gidemedim. Ölmeden Allah nasip etsin bana, çok ziyaretler var. Hazret-i Selman Farsi, radıyallahu anh Efendimiz, ona gelmeden işte herhalde,

  68. 27:56

    orada bir dere mi var ne var, onun kenarındaydı. Sonra bir gün dere taştığında kabri şerifini açtılar. Nakletmek için yani kabri su alacak diye. Ve Hazret-i Hüzeyfe'ye radıyallahu anh'ın daha yakın zamanlarda şahitleri falan görenleri var. Asla çürümedi. Zaten sahabe-i kiramın ekserisi öyledir diye zannediyoruz ama.

  69. 28:21

    Tabii çürüse de mesele değil, sahabe olmasına makamına zarar vermiyor ama asla çürümediği ve tam taze durduğu daha kabri şerifinin yeni naklinde herkes tarafından, şahitler tarafından anlatılıyor. Hazret-i Hüzeyfe, radıyallahu anh, ha Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ileride neler olacağının hepsini bildirdi.

  70. 28:43

    Hazret-i Hüzeyfe, radıyallahu anh, ondan çok hadis-i şerifler, Efendimiz'den duydu ve nakletti. Hazret-i Ömer, radıyallahu anh, Ve kâne Umar, radıyallahu anh, İzâ lemmeşşed hüzeyfe cenâzeten lâ şedüâ ve littılâhi alen munâfıgin bi'ilâme minu sallallahu teâlâ seflehu bi'zâlike. Resulullah, sallallahu aleyhi ve sellem,

  71. 29:07

    Hazret-i Hüzeyfe'ye munâfıkların isim listesini bildirdiği için, Mesela, bir ayette söylüyor ki, Estaizu Billah buyuruyor ki, La te'lemûn. Medine halkında öyle ustalıklı ve mâhir, Becerikli munâfıklar var ki, Kendini gizlemeyi, takıya yapmayı öyle beceriyor ki, Habibim, sen de bilemezsin onları diyor.

  72. 29:32

    Biz biliriz onları diyor. Şimdi bak, bu ayette Resulullah, sallallahu aleyhi ve sellem'e Bildirmediği munâfıklar olduğundan bahsediyorum. Ama bunlar önceki dönemler. Resulullah, sallallahu aleyhi ve sellem, vefat etmeden önce, Sahabe-i tefsirinde mi, Cemel'de mi vs. tefsirlerde gördüm. Allah-u Teala, kıyametin ne zaman kopacağının bilgisini, Takhiye-i Habibine bildirdi.

  73. 29:54

    Halbuki mesela yine ayetlerde, fî ben temiz zikrâh. Ama orada da mesela sen onu bilmenin neresindesin, den ziyade sen onu anlatmanın neresindesin. Bazı şeyleri bildirse de, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem bilse de, bildirmesine izin yoksa, vefattan evvel bütün kayıplar bildirildi. Ama Mevla'nın izin vermediklerini,

  74. 30:17

    son vasiyetlerinde veya son yanına gelen gidene bildirmedi. Çünkü Mevla izin vermedi, sen nasıl bildirsin? Ama tefsirlerde bunu da gördüm. Vefattan evvel. Mesela şimdi bu ayette, bu münafıkları sen bilmiyorsun diyor. Ama bir cuma hutbesinde, minberin üzerinden, kum yâ filân feyneke münafık. Ey felanca, kalk sen münafıksın diye.

  75. 30:41

    Attı camiden dışarı. Hiç böyle de bir şey yapmaz. Ama Mevla bildirince, o da şüpheleniyor olabilir, alametlerinden anlayamaz bu Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Sende bende de bir nebze feraset var Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'de. Allah bildirmese bile feraset yok mu? Ama hüküm vermedi. Ama Mevla bildirince ne yaptı?

  76. 31:02

    Çık camidendir. Hiç adamın cuma namazını kılma sen diye dışarı atılım. Cuma namazı farz değil ki münafık. Münafık kâfirden bedel. İçinde iman yok. İçinde iman olmayan farz olur mu? Evvela müslüman olacaksın. Kum yâ filân feyneke münafık. Kalk sen de münafıksın. 35 kişiyi camiden çıkart. Sahabenin bütün hepsi şaşırttı kaldı.

  77. 31:22

    Hepsi korkuyor böyle. E korkuyor da insan kendisini bilir. Ben iman var mıyım yok mu? Onlar zaten iman yok. Sonra geri kalanları Hüseyfer adıya Allah'ına tek tek isim olarak bildir. Bunu da sahabenin başka kimseye bildirilmedi. Ebubekir Sıddık'a bildirilmedi. Mevla kime izin verdiyse ona bildirilmedi.

  78. 31:41

    Hazreti Ömer'e bildirilmedi. Şimdi Hazreti Ömer adıya Allah'ına bakardı. Bir cenaze Hüseyf'e kılıyor mu kılmıyor mu? Hazreti Hüseyf'e adıya Allah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den sonra baya yaşadı. Yani hicri sene 36'da vefat etti. 36 ne demek? 10 seneye düş Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'de 10 senede yaşadı hicretten sonra.

  79. 32:04

    Yani Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den sonra 26 sene yaşadı. Bu ne dönemine rastlıyor? Hazreti Osman'ın şehit edilmesinden sonraya kaldı. Hazreti Osman'ın şehit edileceğini kimlerin ne yapacağını onları da Efendimiz bildirmişti. Hazreti Hüseyf onları da biliyordu ve bizzat yaşadı. Ve Hazreti Osman'ın vefatından hemen sonra yakın bir dönem oldu artık 36'lar.

  80. 32:25

    Yani Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den sonra 26 oluyor. Zaten benden sonra Kamil Halifelik 30 sene buyuruyor. Zaten 26'dan sonra 4 sene kaldı. 4-4,5 arası. O da Hazreti Ali Efendimiz'den 30 sene. Hatta 6 ay kaldı. 6 ayda Hazreti Hasan Efendimiz'in hilafetiyle böyle bir mucize yani. El hilafeti bu hadiseyle söylüyor.

  81. 32:46

    İşte en sayı hadisi. E benden sonra Kamil manada Halifelik 30 sene. Yani onların sözü benim sözüm olan. Bana tabi olun. Ondan sonra Aleyküm Sünnetin ve Sünnetin Hulefa-i Raşidin. Benim sünnetime yapışın. Hulefa-i Raşidin sünnetine yapışın. Mesela Hazreti Muaviye emirdir. Ömer İbni Abdülaziz emirdir.

  82. 33:09

    Emirul Müminindir. Halifedir. Ama sen kalkıp bu hadise girmiyor. Çünkü öbür hadiste de sayı koymuş yani. Sayı vermiş. Sene sayısı. El hilafetü bâni selâhü aleyhi ve sellem. Bu çok sayı hadisi. Öyle bir hadis ki 6 ay Hazreti Hasan'ın halifeliğinin Hazreti Muaviye'ye devir teslimiyle 6 ay doluyor. O 6 ayda da 30 sene doluyor.

  83. 33:34

    Bu kadar kaybı bildiriyor. Hazreti Hüseyin Efendimiz bunların hepsinin çoğunu bildirmiş. Hepsini bildirmese de. Hazreti Osman şehit edildiğinde bile Hazreti Hüseyin Efendimiz yaşıyordu. Ama ondan kısa zaman sonra Hazreti Hüseyin Efendimiz vefat etti. Zaten Hazreti Osman'ın vefatından sonra hiçbir iş eskisi gibi olmadı.

  84. 33:55

    Zaten Hazreti Ömer'in vefatıyla kapı kırıldı yani. Fitnenin kapısı Hazreti Ömer'di. Kapıyı kilitli tutuyordu. Fitne İslam'ın içine Müslümanların arasına giremedi. Hazreti Ömer şehit edildikten sonra Allah Allah. Evet. Yani Hazreti Hüseyin Efendi onu da söylüyordu. Efendimiz bildirmişti ona. Hazreti Ömer'e söylüyordu yani.

  85. 34:19

    Onun için fitnenin kilidi sensin, kapısı sensin. Seni açmadan fitne İslam'ın Müslümanların içine giremez. Peki fitne ne olacak diyordu. Hazreti Hüseyin Efendi kapı kırılacak diyordu yani. Sen şehit olacaksın ve bu kapı kırılacak. Ve kırıldı. Ondan sonra Hazreti Osman Efendimiz'in olduğu an gelse de çalkalantı devam etti yani.

  86. 34:47

    Ve ondan sonra 30 senenin kalan bakiyesinde de yani zaten Hazreti Osman Efendimiz'in şehit edilmesiyle de hepten zıvanadan çıktı iş. Çünkü Medine'yi bastı. 2000-3000 çapulcu İblis'e ve Yahudisine Müslüman olduğumu dedi. Şia'yı kuran, İblis'i kurtaran, onları topladılar. Mısır'dan, şuradan, buradan. Hazreti Osman Ali'yle bütün millete dedikodu, dedikodu, dedikodu getirdiler.

  87. 35:10

    Başkent o zaman Medine. Hazreti Ali Efendimiz başkenti Kufe'ye taşıdı. Ondan evvel 3 halife döneminde başkent İslam Devleti'nin Medine-i Münevvere. Ama yani Hazreti Ali Medine-i Münevvere'de kalamayacak hale geldi yani. E tabii gitti Kufe'ye de. Başı göğe mi değdi? Yok. Ebu Ayyubel Ensar R.A. ona söyledi gitme Kufe'ye.

  88. 35:34

    Resulullah'ın şehrini Medine'ye bırakma dedi. Ebu Ayyubel Ensar istişare verdi. Ama Hazreti Ali Efendimiz Medine'de duramadı. Bir de İslam beldeleri çok genişledi. Ta Bukaralara kadar, her yerin yani Semerkantlara kadar Müslüman var. Dünyanın ucuna kadar gitmiş. Onun için Kufe biraz daha İslam şehirleri, ülkeleri açısından daha ortaydı.

  89. 35:55

    Medine çok şeyde kalıyor. Yani daha ortadan yöneteyim dedi. Ama Hazreti Ali Efendimiz R.A. Rahat bırakmadı R.A. Hariciler çıktı, Harur aile çıktı, o çıktı, bu çıktı yani. Kapı kırıldı bir defa Hazreti Ömer Efendimiz'in şehadetiyle. Onun için Hazreti Ozeyfe Efendimiz bu sırları bilirdi. Fitende, yani Mehmet Görmez diyor ya, fiten hadisleri sorunludur.

  90. 36:22

    Senin itikadın sorunludur diyorum ben de ona ya. Fiten hadisleri sorunlu değil. Bukhara'da, Müslim'de, Güdübüsitte'de, Güdübüsade'de vesaire sahih kaynaklarda geçen niye sorunlu olsun? Uydurma rivayetse sorunludur. At gitsin. Ama kaynağı var. O zaman senin imanın sorunludur. İşte o fiten hakkında uzun bir hadisi var.

  91. 36:44

    Hazreti Ozeyfe'nin, meşhurdur. O hadise şimdi Ebu Davud'da, o uzun hadisinin uzununu almıyoruz da, burada Kazıyaz Hazretleri Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gayıpların, gizlilerin, ilimlerin, gelecekte olacakların bildirildiğiyle hakkındaki hadis-i şerifi zikrediyor.

  92. 37:02

    Şimdi, hatta geçen de yine anlattım daha. Hazreti Ömer Efendimiz bakıyordu. Ozeyfe radıyallahu anh diyor. Elde olan bey de olmaz. Koca Hazreti Ömer, benden sonra peygamber olsa Ömer olurdu diyor. Levkâne bahti ne biliyor ki yani Ömer? Muhaddes diyor, ilhamlı diyor. 18 yerde ayet gelmeden evvel bir hüküm verdi.

  93. 37:23

    Ayet geldiğinde onun hükmü denk geldi. Yani o kadar muhaddes, muhaddes mülhem yani ilhamlı. Lakin Hazreti Ozeyfe'deki sır onda yok. Onun için geliyordu ki de bir. Ey Ozeyfe, Rasulullah'ın münafıkların arasında benim adımı da sana verdiyse, ne olur söyle. Nehusu billah, estağfurullah, ya Ömer, ya amiral müminin, konuşma böyle şeyler.

  94. 37:53

    Korkma benden, ben Ömer'im, sertim, halifeyim. Korkma benden, çekinme. Kendimi düzelteyim. Varsa bende nifaktan bir şey sana bildirdiyse bana söyle. Yok sen müsterih ol, rahatına bak. Hazreti Ömer ne kadar Allah'tan, Rasulü'nden korkuyor ya. İşte böyleydi büyüklerimiz. Güven yok. Ben aşereyi mübeşşeredenim.

  95. 38:19

    Rasulullah benim hakkımda bu kadar hadis buyurmuş, bilmem ne. Ozeyfe ne bilir benim hakkımda Ozeyfe? Ben Ozeyfe'den bin kadeh alayım. Doğru. İkinci İsa, Ebu Meksut'tan sonra birinci. Sahabede ikinci. Ama gidiyor soruyor işte, korkuyor işte. Korkmayanın sonu tehlikededir. Güvenenin sonu tehlikededir.

  96. 38:41

    Devamlı hazer üzere, hatar üzere. Ben son nefeste imanı kurtarabilecek miyim? Bütün ulema evliyadan böyle duyduk gördük. Bütün kitaplar bunu anlatıyor ya. Hüsnü Hatim'e kitabını onun için yazıyorum yani. Bayağı notlar hala topluyorum yani. Bir size görseniz. Dünyada öyle bir kitap kimse toplamamış Arapçada bile.

  97. 38:58

    Yani Arapçada çok var istifade ediyorum ama benim cem ettiklerim ben şimdi 50 tane, 60, 100 tane kaynaktan alıyorum. Hepsi bir arada oluyor işte. Ya bunları Arapçaya çeviremiyoruz, vaktimiz yok. Türkçe yazsak size, bassak o bile çok büyük iş. Son nefeste iman tehlikesi. Hüseyfer adıya Allah'ın da geliyordu Hazreti Ömer Efendimiz, bakıyordu.

  98. 39:18

    Şimdi Musallaha bir cenaze getirin. Namaz bitti. Cenaze namazı ne? Hazreti Ömer işte halife olsa. Beş vakit namazda halife kıldırıyor. Cenazeleri de halife kıldırıyor. Hasta değilse, mazereti yoksa falan. Hazreti Ömer Efendimiz cenazeyi kıldırmaya geçmeden Hüseyfer adıya Allah'ın cemaatinin içinde mi bakıyor?

  99. 39:40

    Ondan sonra cenazede saf tutmuş mu? Yani kılacak mı cenazemi bakıyor? Eğer saf tutmuşsa, Hazreti Ömer Efendimiz kılıyor, kıldırıyor. Eğer bakarsak, Hüseyfer adıya Allah'ın kıyı kıyı... Hüseyfer adıya Allah'ın kıyı kıyı cenazeden, cemaatin geriden öyle çıkıyor. Hazreti Ömer kıldırmıyor. Çünkü bunu Hüseyfer adıya Allah'ın niye kılmıyor?

  100. 40:03

    İşte sır, sırdaş. Efendimiz sırrı ona vermiş. sırdaş. Efendimiz sırrı ona vermiş. Onun rivayet ettiği bir hadis, meşhur hadislerden birinde de ne diyor? Onun rivadettiği bir hadis, meşhur hadislerden birinde de ne diyor? La tegûmus sâtu hattâ yesûde külle kabîletin munâfikûhâ. Çok meşhurdur da ama size belki okunmak nasip olmamış olabilir bu hadisi.

  101. 40:21

    Her kabilenin, her milletinin Her kabilenin, her milletin, her müslümanların, cemaatlerinin başına münafıklar başkan olmadan, reis olmadan kıyamet kopmayacak. İşte görüyorsunuz. Bırak kabileleri, tarikatların başına bile şu andaki şeyhim diye geçinen sahtekarlar doldu memlekette. Türkiye'de ve dünyada, dünya kadar sahteşekler türedi.

  102. 40:50

    Hürriyetçiler, bilmem neciler, ırzcızcılar, bilmem ne. Her kabilenin, cemiyetin, cemaatin, ha şimdi hepsinde değil. Ama kıyamet kopmadan evvel her kabilenin, cemaatin, cemiyetin başına mutlaka bir münafık başkan olacak. Ama şu anda her cemaatin, cemiyetin, kabilenin, aşiretin başında münafık var demiyoruz.

  103. 41:13

    Ama kıyamet kopmadan bu olacak. Ama başladı mı? Bazılarında başladı. Allah şerlerini de muhafaza eylesin. Kale dedi. Kim dedi şimdi? Hüzeyfer adıyallah. Hüzeyfer adıyallah'ın, Ebu Davud rivayet ediyor. Birçok kaynakta geçiyor. Ya daha birçok. Ebu Davud neyimize yetmiyor Ebu Davud kütüphanesinde en sayı altı kaynaktan.

  104. 41:35

    Kame ayağa kalktı. Şimdi Hüzeyfer adıyallah anlatıyor. Direkt Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem meclisinde ne yaşandığını şimdi dinliyoruz. Kame kalktı. Fina bizim içimizde, aramızda. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Bizim içimizde ne demek? Orada olduğuna göre hepsi sahabe. Çünkü Resulullah aramızda kalktı ayağa.

  105. 41:55

    Yani Resulullah gördüyse, Resulullah onu gördüyse sallallahu aleyhi ve sellem hepsi sahabe zaten. Orada tabirin olamaz ki çünkü Resulullah Efendimiz'i görüyor. Nasıl tabirin olacak? Sahabenin içerisine kalktı. Hutbe okumak için. Hutbe derken biz hutbeyi sadece cuma günü imam minbere çıkıp okuduğuna hutbe diyoruz.

  106. 42:13

    Halbuki hutbe demek konuşma yapmak demek. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Cuma'dan Cuma'ya konuşsaydı bu kadar yüz binlerce hadis-i şerif olur muydu? Cuma'dan Cuma'ya hutbede. O da kısa birkaç kelime konuşurdu. Çünkü Cuma'da millet abdesti daralır, yaşlısı var, hastası var. Cuma hutbesini çok kısa okurdu.

  107. 42:28

    Ama diğer zamanlarda namaz bittiği zaman kalkardı ayağa Bir gün neler anlattı biliyor musun? Daha önümüzdeki hadislerde inşallah gelecektir. Kıyamete kadar olacakların hepsini anlat. Yani bu yine Hoca Efendi Allah'ın vesaire onların zamanında önümüzdeki derslerde gelebilir. Sabah namazından sonra minbere çıktı.

  108. 43:03

    Öğlen namazına kadar, kıyamete kadar olacakları anlattı. Sabah namazı nerede? Öğlen namazı. En azından 5-6 saat var. En kısa günde yani. 4-5 saat. Öğlen namazına indi, mihraba geçti, kıldırdı. Bak işte neyse sünnetleri kıldılar. Veya nasıl olduysa yani ben şimdi orada değilim. Hadisede tam görmedim ama namazdan hemen sonra diyor yani.

  109. 43:33

    Namazdan sonra yeniden minbere çıktı diyor. İkindi namazına kadar yine kıyamete kadar olacaklar anlattı. Bu sefer ikindi namazına indi, kıldırdı. Bak hiç ne eve gitmek var, ne abdesthazene var, ne yemek yemek, ne suçlu bir şey yok. Hadis-i şerif böyle. İkindi namazından sonra bir daha minbere çıktı.

  110. 43:56

    Akşam ezanına kadar, bak sabah namazını erken kılıyorlar. Ekseriyetle erken kılıyorlar yani. Sabah namazını yani hemen hemen ilk vaktinde veya yarım saat sonra diyelim. O saatten onu nereden biliyoruz? Tabii farklı zamanlarda kıldırmıştır. Çünkü o namazın ilk vaktini, orta vaktini, son vaktini hep Cemre Aleyhisselam öğretti.

  111. 44:19

    Onun için tatbikat yaparak ümmetine öğretmek üzere farklı vakitlerde, her namazın farklı vakitlerinde yani ilk vakti var, orta vakti var, son vakti var bunları kıldırmıştır. Ama ekseriyetle erken kılıyorlar. Sahabe-i kiram diyorlar ki, biz namaz bittiğinde işte iştahı bekleyemeyen, işine gidecek veyahut bir zarureti var, harbe gidiyorlar, kazaya çıkıyorlar,

  112. 44:40

    seriyeye katılıyorlar falan. Yani biz çıktığımızda mescitten hava karanlık oluyor diyorlar. Hava karanlık derken İstanbul'da hava karanlık bulutlu gibi değil. Orada öyle çok bulut olmaz. Yani demek istiyorlar ki, hava daha aydınlanmadan sabah namazı bitiyordu yani. Oradan anlıyorum. Yani sabah namazının erken vaktinden başladı bu iş.

  113. 45:04

    Akşam ezanına kadar, sıralı kıyamete kadar olacaklar anlıyor. İşte O'nun o vakitlerde olduğu burada geçmeyebilir ama diğer hadislerde onu anlatıyor. Hz. Ozeyveroğlu da yalan, bunun başdavisi ve orada bulunanların başında geliyor. Hatta o gün müdür, o öbür hadiste o gün mü yaşandı? Belki şey yapabilirim, hafızam beni yanıltmıyorsa.

  114. 45:33

    Yani Mâ tes'elûl ânî min şey'in fî magâmi hâzâ illâ nebbe tükûn bî Şu durduğum yerde bana ne sorarsanız bildireceğim dedi. Ama gelişmişten, ama gelecekten, ama ananızdan, dananızdan. Ne sorarsanız söyleyeceğim dedi. Anlattı, anlattı, anlattı. Hatta orada bir tanesi, işte herkes şallarını kafalarına sardılar, ağlamaya başladılar.

  115. 46:06

    Çok acayip olaylar oldu. Sahabeden bir tanesi, tabi cehaliyet döneminden çıkmışlar. Yani En nihayetinde, cehaliyet döneminde zina var. İslam döneminde zina yok mu yani şimdi? Dolayısıyla kimin nesebi sahip değil. Veyahut babası diyebiliyor, o adam babası değil, babası başkası mesela. Yani O da mübarek adam işte, sahabeden tabi Radıyallâhu anh hazretleri.

  116. 46:40

    Yani benim babam kim mi dedi, nedir öyle bir şey dedi yani. Halbuki bildiği bir babası var yani. Başka da bir şey bilmiyorum. Ama işte Ebû Hicâfe, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'de ne sorarsanız söyleyeceğim dedi ya. Aslında mesela gizleyebilirdi. Ama işte orada söz verdiği için doğruyu söylemek durumunda kaldı.

  117. 46:59

    Baban Hicâfe dedi. E bütün millet birbirine baktı. Yani hatırladığım kadarıyla Hicâfe. Bütün millet böyle baktı. Çünkü neden? Onun babasını başka bir adam biliyorlar. Millet öyle biliyor. Eyvah! Herkes başladı ağlamaya. Hazreti Ömer alaihi s-sallâllâhu aleyhi ve sellem dedi. Yahu sormayın böyle şeyler falan.

  118. 47:22

    Bayağı bir müdahale etmeye çalıştı yani. E sonra o zaten annesine gitti. Annesini bayağı tehdit etti falan. Yani annesini zora soktu yani. Bana doğruyu söyle, doğruyu söyle. Annesi dedi böyle böyle. E Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem. E başkalarına bu iş kayıp. Tamam olmuş yaşanmış bir iş adam doğmuş.

  119. 47:41

    Ama e tabi bu cehaliyet dönemi. İslam öncesi. İnsanların efendim. İslam'dan sonra bile. Şu anda neseplerin hepsi sahip yani. Ortalık beledi zinaat olmuş. Çocuk bebam diyebiliyor belki o babası değil. Kadın nereden kaptı çocuğu? Kocasını da kandıran kadınlar var yani. Bunlar şu anda çok. Ensesler bilmem neler.

  120. 48:04

    Sabahki kadın programlarında. Oho onun babası o değil o çocuk be. Ve efendim ondan değil. Allah şerlerini de muhafaza etsin. Bunları ne zaman bitirecekler? Bu programları yasaklayacaklar belli değil. Bütün milleti namussuzluğa teşvik eden programlar bunlar. Evet. Onun için.

  121. 48:24

    Şimdi. Siz benim bu durduğum yerde bana ne sorarsanız söyleyeceğim. Dedi yani. Ve her şeyi söyledi yani. E sen daha gaybı biliyor mu bilmiyor mu konuşuyorsun. E işte Ebu Davud hadisi vesaire. Resulullah kalktı aramızda. Efendim. Nereye kalktı? Makamen. Duracağı bir yere kalktı böyle. Yani. Mekanul kıyam demek yani.

  122. 48:48

    Mekve miydi aslında? Men sarfim astar. İsmin zaman, ismin mekan. İsmin mekan olsa, mekvem olsa. Dur alacak bir yere yani kalktı. Hani illa minbere çıktığını da burada ben anlamadım şimdi. Ama ayağa kalktı. Ve durdu böyle. Mescidi Nebevi'nin içinde. Bırakmadı. Terk etmedi, bırakmadı. Ne bırakmadı? Şey'en.

  123. 49:16

    Hiçbir şeyi bırakmadı. Öyle bir şey ki yekûnü. Bak yekûnü. Dikkat. Şey'en öyle bir şey ki. Geçmişte olmuştu. Demiyor. Dikkat et. Ne caizsin. Ahmak herif. Öyle bir şey ki. Yekûnü olacak. Yekûnü. Olacak şeylerden. Hiçbir şeyini bırakmadı. Konuşurken. Zalike. O durduğu makamında yani, ayakta durduğu, konuşma yaptığı yerde işte o benim anladığım sabah namazından akşama kadar süren.

  124. 49:59

    Çünkü o kadar uzun bir konuşma olması lazım ki hepsi sığsın. Gerçi Resûlullah, Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in tayyi zaman olur, zaman içine zaman kalp olur, bereketli olur vakti. O ayrı dava zaten, mucizesi. Aşikar yani. şikâyr yani. Evet. Ne zamana kadar olacak? Dikkat! Evet. Yekûnü oluyor, fiil-i muzâride hal manası da var, yekûn oluyor.

  125. 50:24

    Muhterem, sen kimi kandırıyorsun? Yekûnü olacaktan bahsediyor. Niye? İlâ kıyâm-ı saâdet. Kıyamet kopana kadar. Kıyamet kopacak zamana kadar olacak. Her şeyden hiçbir şey bırakmadı. İlla mutlaka, kesinlikle, haddete anlattı. Hû, o şey hakkında bir bilgi söyledi bize. Ümmetinin başına neler gelecek. Hafıza ezberledi, hû onun o şeyleri, o bilgileri.

  126. 50:58

    Men o kimseyi ki hafıza ezberleyebildi, hû onun. Kayıt yok, mü'min yok, bir şey anlamadı. Ezberi kuvvetli olanların hepsi ezberinde kaldı. Ama ve nesiye unuttu, hû o gün anlattı. Bir kişi anlatmıyor ki bunu. Camide namazdan sonra. Bütün millet cami şerifte. Sahabe-i kirâm cemaatsiz namaz kıldığı yok.

  127. 51:19

    Orada herkes var. Ama ezberleyen ezberleyebildi, ve nesiye hû onu unuttu. Men onun anlattıklarını. Men o kimse ki nesiye hû onu unuttu. Unutanı unuttu. Bir hadise diyor ki. Şimdi kıyamete kadar olacak fiten konularıyla, iç savaşlar, dış savaşlar vs. belalarla ilgili. İşte rafiziler çıkacak. Hz. Ali'yi çok sevenler, tapanlar çıkacak.

  128. 51:45

    Onlar hakkında hadisler var. O zaman hariciler çıkacak. Cehennem köpekleridir dedi. Millete kafir diyorlar, işte onlara anlattı. Saçı şöyle olacak, başı böyle olacak. Ta onlar Hz. Ali döneminde çıktı. Bid'at ehlinin söylediği muhtezilenin, mesela muhtezile olarak ismini muhtezile demesi de,

  129. 52:02

    itikadlarındaki görüş ayrılıklarını, aletleri, hadisleri, yanlış bana verdiklerini hepsini söyledi. Hadis inkar edecekler, reformistler çıkacak. Kur'an'dan başka bir şey tanımayız diyecekler. Onların hepsini söyledi. Ebu Davud vs. hadisleri. Hepsini bildirdi. O sonra Deccal zaten daha çıkmadı. Deccal'ı bildirdik.

  130. 52:22

    Tehabbetü'l-Arz'ı bildirdik. Y3 mevcut çıkacaklarını bildirdik. Daha olmadı mesela. Öbür buyurduklarının hemen hemen hepsi oldu. Büyük alametler kaldı. Orta alametlerden hepsi çıktı. E onların hepsinin önünde mi dedi? Yüzlerce, binlerce şey. Fitan hadisleri. Sahitte dolu. Onun için Hz. Ebu Cevde diyor ki,

  131. 52:43

    Şimdi sahabe arasında bu konuları en iyi bilen kim sorarsa, ezberi en kuvvetli olan. Çünkü neden? Bunu öğrenmek için, ya mesela birisi gitti Resulullah Efendimiz'e özel sorular sordu, öbürü gitti şuradan ders aldı. Hz. Ömer'den, Ebu Bekir'den ders aldı Radıyallahu anh'ın ecmain. Öyle bir şey yok ki.

  132. 53:01

    Bir gün içinde oldu. Her şeyi anlattı. Herkes vardı. Bu konuyu en iyi bilen kim dediğin zaman, kimin hafızası en kuvvetliyse, onun hafızasında daha fazla kaldı. Onun için en iyi bilen o oluyor. Burada da Hoca Efendi Radıyallahu anh'da hafızası en kuvvetli olanlardan biriydi. Yani, tabii ben bunu bilmiyorum.

  133. 53:24

    Ebu Reyhan Radıyallahu anh'ın sahabelik dönemi mi? Çünkü Ebu Reyhan Radıyallahu anh son dört sene. Son dört senede Ebu Reyhan Radıyallahu anh yani. O dönem olarak şimdi bilmediğim için. O hutbenin şeyini. Çünkü Medine dönemi o kesin. Ama burada Hz. Hoca Efe öne çıktı. Radıyallahu anh'ın. Hem hafızasının kuvvetliliğinden, hem Resulullah ona sırlar verdiğinden.

  134. 53:46

    Kad alime muhakkak bildi, bu konuşma, Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem bu anlattıklarını, o sahabi, benim ashabım, o mecliste sahabeden insanlar oturuyordu. Onun bu konuyu anlattığı, rivayet eden, işte kim rivayet etti? İşte Ebu Vahid Radıyallahu anh rivayet ediyor. Ondan âmeş böyle geliyor. Ebu Vahid Radıyallahu anh da oturuyor.

  135. 54:10

    Tabiinden zatlar da var. Yani sahabe görmüş. Onları anlatıyor. Orada sahabeden de zatlar var. Dedik ki, kad alime muhakkak bildi, konuşmasını ve orada kıyamete kadar olacakları bildirdiğini, hepsini biliyor. Haccacı zalimi bildirdi. Mesela Haccacı zalim Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem çok zaman geçmedi.

  136. 54:30

    100 sene geçmeden çıktı. Vali oldu işte. Ondan sonra Emeviler döneminde olacak. Sakıf kabilesinden çıkacak dedi. Bu say hadis. Sakıf kabilesinden birçok sahtekar yalan çıktı. Onu söylemeyi söyledi. Müseyleme'yi söyledi. Müseyleme-i Türke-i Ezâp çıkacağı vakitte çıktı. O saate Peygamber gitti haddi Efendimiz'den sonra.

  137. 54:56

    Sonra Allah'ın sevgilisi vesaire. Efendimiz'in döneminde de çıktı. Sonra Müseyleme'nin dışında da Sakîf kabilesinden başka bir Peygamberlik iddia eden biri çıktı. Müseyleme Efendimiz'in sonrası zamanında çıktı. Müseyleme'den başka onun için aklıma tam gelmedi. O da Peygamber ilan etti. İşte Ebû Eş-Şatık radıyallâhu anh onlarla halbet dedi.

  138. 55:18

    Milleti dinden döndürdü. Ve Mubîrun çok kan akıtan müfsid biri çıkacak. Haccac zalim söyleyecek neler yapacağını. Haccaz-ı zalim söyleyecek. Onun hakkında daha da hadisler de var. Dolayısıyla bu eshabım diyor, benim bu arkadaşlarım var ya diyor bunlar da bu hadisi biliyor diyor, onlar da duydu diyor.

  139. 55:38

    Ama hatırlarında ne kadarı kaldı, ne kadarı kalmadı. Hâ ule işte şu arkadaşlar diyor, anlatırken sohbet meclisini işareti diyor. Ve innehu şu bir gerçek ki leykûne elbette o meydana geliyor. Minehu hu şeye gidiyor. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in anlattıklarından. Hattese hu'nun hu'suyla aynı yere gidiyor.

  140. 55:58

    Yani minehu Rasûlullah Efendimiz'in o günü anlattıklarından oluyor. Eşeğe bir şey meydana geliyor. Ama Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem onu anlattığı günü o meydana gelmedi. Ama bak 26 sene daha yaşadı Hazreti Hüseyin. 26 sene çok büyük bir zaman dilimi. Efendimiz'in buyurduğu bir şey meydana geliyor.

  141. 56:15

    Hazreti Osman şehit olacağını bildirdi. Uhud Dağı'na çıktığı vakit üzerinde işte bir Nebi, bir Sıddık, ikide şehit var. Yani Hazreti Hüseyin ve Hazreti Ali'nin şehitliğini yaşamadı ama Hazreti Ömer'in şehitliğini yaşadı. Hazreti Osman'ı yaşadı. Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem ondan şehit olacağını bildirmişti.

  142. 56:40

    Halbuki Medine'nin göbeğindeler. İslam büyük bir devlet olmuş dünya çapında. Halife Medine'de duruyor. Başka bir yere yola gitmedi, harbe gitmedi. Durup dururken birisi mihrapta, birisi evinde şehit ediyor. Ama Efendimiz ulan şehit olacağını söylüyor. Bu düşünülerek hani çok harbe gider dışarıya falan da oralarda şehit olma ihtimali kuvvetli olur, onu söylersin.

  143. 57:01

    E, bunu nereden bileceksin Allah bildirmeden? Ama gaip bilgisi. Hazreti Ömer Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem'den kaç sene sonra 12-13 sene sonra efendim şehit oldu. Hazreti Osman efendim 25-26 sene sonra şehit oldu. Efendimize. Sallallâhu aleyhi ve sellem. Efendimiz'in onu söylediği zaman da kaç sene evvel vefatından mesela.

  144. 57:22

    E, dolayısıyla sen ne zannediyorsun? Şimdi bir şey diyor, oluyor. Fearif'i ben anlıyorum o zaman, hu onu. Feezgür'ü hatırlıyorum, hu onu. Şimdi Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem bunları bize bir mecliste anlattı ama e, yıllar geçti. Sonra bir şey oluyor. Bakıyorum. Aaa Olunca anlıyorum ve hatırlıyorum.

  145. 57:43

    Resulullah bunu bize anlatmıştı. Tamam mı? Ne gibi ki maezguru e, bizde de oluyor şimdi. Bizim Tevfik ağabey vardı. Yüzlerce, binlerce rüyalardan bana hep neler olacağını rüyada görüyordu, anlatıyordu. Şimdi daha yakında e, vefat edeli 20 sene oldu. Evvelce bize bildirdiği bir şey var. Sarı gözlüğü şudur budur bir çocuk kürsünün yakınlarında oturuyor.

  146. 58:11

    Genç o zaman. Halit Caddesi gibi bir şeydi. O da bir rüyayla. E, bu sana ileride çok zarar verecek. Bunun yakınına yanaştırma. E, bizde anlamadık. 20 sene geçti. Yakınımıza yanaştırdık. Ondan sonra attı bize bir kazık. Büyük bir şey yaptı. Bak şimdi ayırdık. Efendim

  147. 58:30

    şimdi bak bunu söylüyor. Ama şimdi başına gelmeden onu hatırlamıyorsun. Aaa demişti böyle birinin başımıza bir şey yapacağını. Kürsün orada oturuyor. Daha iyi derdi. O zaman o çocuktu. E, şimdi mesela diyor falanca sen ona çok değer vereceksin. Çok etki vereceksin. Ondan sonra o sana zararlar verecek.

  148. 58:49

    Bilmem ne olacak. O sonra seni bırakacak, edecek. İşte köpek olmuş. Isıracak, zarar verecek. E, şimdi bunu söylüyor. E, 20 sene geçti. E, biz bir şey anlamadık. E, başımıza geldi. Bak kaç tane böyle olay ben yaşadım. Allah Allah bu adam bunu bu rüyada demişti.

  149. 59:07

    Şimdi bundan sonra daha olmamışlar var. 3-4 tane onları çok bekliyorum böyle. Çünkü onlara artık ulan bunun hep dedikleri çıkıyordu. Çünkü rüya rüyada kayıp bilmenin bildirdiği noktalardan biri de rüyayla bildirilmeli. Bu kadar basit. Ama ona şimdi evliyadır, e, keramet sahibidir demenin bir lüzumu yok.

  150. 59:27

    Rüyada bildirilebiliyor. Başına gelecek bir şey önceden bildirilebiliyor. Bu herkeste de olabiliyor. Dolayısıyla ama şimdi Resulullah bunu buyurduysa ve ne buyurduysa aynen çıktıysa bu mucizeden başka nedir? Aynen bildiriliyor bu. Sallallahu aleyhi ve sellem. Sonra diyor iş oluyor bir şey. Aaa Resulullah bunu söylemişti bak oldu.

  151. 59:48

    Hatırlıyorum diyor. İşte Hz. Osman'ın başına neler gelecek şöyle oldu, seni zulmele öldürecekler falan. Hz. Osman şey dediğini, Hz. Hüseyin Fesad, Medine-i Basra'dan bile, aa, Resûlullah bu söylemişti. Kemâ-ı Yezgûr'u nasıl ki hatırlıyor erracülü bir adam ve cerracülü bir adamın yüzünü hatırlıyor, izâgâbe, senelerce görmedi, kayboldu anı ondan.

  152. 1:00:12

    Mesela senelerdir bir adamı biz görmemişiz. Görmediğin için aklına da gelmiyor. Böyle bir adam vardı, görüşmüştük, şurada çay içmiştik, şurada benim için dünya kadar binlerce, yüzbinlerce belki adamlarla elli senedir muhatap olduk yani. On binler kesin de, yüzbinler belki. Çok insanların arasında şey ettik.

  153. 1:00:30

    Hacer'de ömrü şurada burası, dünya kadar insan çoğu da öldü. Ama ben şimdiki adamı hiç hatırlamıyorum. Kaç sene geçmiş, görüşmemiş adam. Şimdiki adamı görüyorum. Haydere geliyor, şu geliyor, yaşlı getiriyorlar ve bir şey oluyor. Yüzünü gördüğüm zaman hemen hatırlıyorum. Ya seneler evvel biz haçtaydık.

  154. 1:00:50

    Ama o arada ben onu hiç hatırlamadım. E ben onu tespih çeker gibi falancayla buluşmuştuk falanca falanca diye tespih çekmiyorum ki o. Hatırlamak için. Görmeyince de uzun zaman unutuyorum. Ama yıllar sonra görünce aa sen ne, sağ mısın, selametlisin falan, böyle şu anda çok oluyor. Bize Hazreti Yüce Efe diyor ki, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hepsini söyledi bize,

  155. 1:01:15

    sonra ben hayatım müddetince bir şey mi edene geliyorsunuz bakalım. Ya ben bunu bir yerden hatırlıyorum. Nereden, e Resulullah söylemiş, sallallahu aleyhi ve sellem. Aynen vaki oldu diyorum. E tabi bu kıyamete kadar da aynı.

  156. 1:01:26

    Şimdi Deccal'ı da orada anlat. E Deccal çıkmayacak mı? İsa Hüseyin'in ineceğini de anlat. İsa Hüseyin gökte inmeyecek. Hazreti Mehdi'nin zuhurunu da anlat. Hazreti Mehdi çıkmıyor. E bunlar tabi Hazreti Yüce Efe sağ değil. Ama buyrulan hadisler, kaynaklar aynen duruyor. Aynen Hazreti Yüce Efe kulağıyla dinlemiş gibi biz de kulağımızla dinlemiş gibi iman ediyoruz.

  157. 1:01:46

    Çünkü hadis sahi, kaynaklar sahi. Bak Razi Yaz Şifa sahibi, bu hadisi nasıl şimdi senediyle, isnatıyla geçiyor. Hepsinde isnat var. Kimse kafadan bir şey atmıyor. Sünme sonra, adam bir adamı kaybediyor, yıllarca görmüyor, unutuyor. Sünme sonra, izar ağa gördüğü zaman o onu, Arafa tanıyor onu. Aa ben seni tanıyorum ya.

  158. 1:02:08

    E yıllar geçti. Hiç hatırlamadım o arada ama, e görüşmüştük. Ben de diyor bir şey meydana geliyor. Ama ben bunu biliyorum. E nereden biliyorum? Rasulullah bildirmiş. Sallallahu Teala aleyhi ve selleme buyuruyor. Sünme kâne huzeyfe. Sonra Huzeyfe radıyallahu anh buyurdu.

  159. 1:02:24

    Şimdi bu, e burada kalalım. E Huzeyfe radıyallahu anh, e bu kelamlarından sonra, çok önemli bir şeyler anlatacak. O noktadan devam edeceğiz. İnşallahurrahman. Allah'ın Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin gaybi ilimlerinden azami derecede istifade ederek önümüzdeki günlerde başımıza gelecek ve çoluk çocuğumuzun, torunlarımızın başına gelecek deccal fitnesi,

  160. 1:02:55

    mecbur mecbur belaları vs. Biz tabii yaşayamayabiliriz o zamana. Ama bunları inanmayı, çoluk çocuğa anlatmayı, torunlarımıza anlatmayı, kitaplarımıza yazmayı, sohbetler yaparak ümmete bunları bırakmayı nasip eylesin ki deccalı görürsen şunu oku, deccal sana zarar veremez. Onu sana haber veriyor. E sen şimdi deccal çıkma.

  161. 1:03:16

    Çıkmadı da benim torunum zamanında çıkabilir. Hz. Mehdi'ye zuhur ettiği zaman alametlerini anlat ki o da Hz. Mehdi'ye düşman olmasın. Gitsin ona tabi olsun. Ama o hadisleri sen anlatmazsan, biz bunlar konuşmazsak, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem niçin haber verdi bunları? Kıyamete kadar olacakları lazım olmasa, fuzuli konuşmaktan münezzehtir.

  162. 1:03:35

    Malayani ile ne işi var sallallahu aleyhi ve sellem? Sabah namazından akşam namazına kadar namaz kılabilirdi, zikir edebilirdi, Allah'ına ibadet ederdi, Kur'an okurdu. Kalktı bütün bunları anlattı. E bunlar önemli olmasa kıyamete kadar gelecek ümmetlerin kurtuluşu bu fiten hadislerine ve kayıptan verdiği haberlere göre ümmetin kendini ayarlaması lazım.

  163. 1:03:55

    Bak bir IŞİD çıktı, başbakan o zaman sinirli gençler dedi ama biz hadisleri bildiğimiz için bir hoca efendi Mısır'dan bize attı o hadisleri Nuh emmi Muhammed'in fitenin de saçına kadar, başına kadar Irak'ta çıkacak, sonra Suriye'yi alacak, hilafet kurulacaklar, sonra birbirine düşecekler, neler neler neler o şimdi aklımda kalmadı.

  164. 1:04:16

    Bütün sıfatlarıyla hadisi umreye gidiyordum, havaalanında, ihram üzerimde dedim arkadaşlar aman çoluk çocuğunuzu kaptırmayın, cihat var, İslam Devleti halifeliği kuruldu, bilmem ne Bağdadi, Mağdadi çıktı, sakın kaptırmayın çoluğunuz çocuğunuzu. Bunlar sahtekar, bunlar o zaman belki IŞİD falan adı yoktu ama bak Şam, Suriye bilmem ne İslam Devleti kurdu işte işin açılımı bu.

  165. 1:04:41

    Ama biz bunları size haber verdik ve bu IŞİD'in bu tehlikeleri patlamadan ilk başladıklarında daha daha Irak'tan Suriye'ye geçmemişlerdi Irak'tan veyahut da yeni geçiyorlardı arabalarla, siyah sancaklarla, miyaz sancaklarla Mehdi çıktı millet zannetti. E bak orada ben 8-10 sene var. Hava alanında benim işim mi bitti?

  166. 1:05:03

    Orada video çektim. Niye ben ömrüye giderim gelene kadar birisi aldanır da cihat var diye çocuğunu, karısını, kızını kaptırır. Niceleri de kaptırdı. Şimdi onların işte hep yetimleri, dulları, mühemleleri işte ıslah için hapishanelerinden alınacaklar da edecekler, itlipten bilmem ne hala devlet, hükümet bunlarla uğraşıyor yani bu işleri düzeltmekle.

  167. 1:05:24

    Ne bela oldular ümmetin başına. E bu hadisler lazım olmasaydı e şimdi sen Mehmet Görmez siyah işleri başkanlığı yapmış diye sen onun ilmine ne görüyorsun? Hiç mi ilmi yok onun? Hiçbir şey bilmiyor. 2 tane hadisleri sorunlu. Toptancılık yaptı. Bütün Buhari, Müslüm daha

  168. 1:05:41

    şimdi sen desene ki uydurma rivayetler var ama sahih kitaplarımızda, kütüb-ü sitte, kütüb-ü nisa, muteber bunlara itibar etmek lazım. Ya fiten hadislerim sen. E bu sorunlu. Sorunlu ne ya? Senin imanın sorunlu o zaman. Haa. İşte bu dersler çok önemli. Fiten hadisleri bahsiyle aslında sohbet yapmamız lazım.

  169. 1:05:59

    Nuh Ayyin Mümin Ahmet'in fiteni. Fakat öyle bir şey ki hadis-i şerif öyle bir imalı, şifreli de anlatımlar var. Bazısını çıkmadan anlamıyorsun. Bak ne diyor Hz. Zeyfe? Ya konuyu biliyorum ama diyor. Yıllar geçti. Bir şey meydana geliyor. Aaa Rasulullah bunu söylemişti ya. Ama işte olunca anlıyorsun.

  170. 1:06:18

    O da bir ayrı bir şey. E şimdi bu haricilerin işte efendim bu selefi geçen vahbilerin bu işitcilerin saçına kadar tarif etmiş, künyesine kadar, her şeyi tarif etmiş. Öyle bir çizim var ki. Yani robot şeyini çizsen oradan tam adamı tutturuyor. Hadisleri böyle bir anlıyor. Ama çıkmadan anlayamıyorsun.

  171. 1:06:43

    Bir de bakıyorsun Suriye'de bir şeyler çıkmış. Allah Allah. Jeeplerle, bilmem nelerle çıkmışlar. Efendim siyah sancakları koymuşlar tabi. Hadis-i şerifte de siyah sancaklar çıkacak buyurduğu için Hz. Mehdi'ye yardıma gelenler de siyah sancak. Onu da ondan taklit etmişler hadislerden. Cuk diye otursun diye tabi.

  172. 1:07:03

    E millete aldandı. Bir kısım aldandı. Ama biz milleti uyardık. Çoktan da kurtardık elhamdülillah. Işid'e katılmaktan. 15 bin gençten bahsediliyordu o zaman. Senin şeyinle yani tabi istihbarat bu rakamları bilir ama istihbarat yani bize bu bilgi geldi. Oturan kalkanlardan yetkililerle. Dolayısıyla sen şimdi bu hadisleri Resulullah kaybı bilmez haşa.

  173. 1:07:26

    Gelecekten bir haberi yok. Ondan sonra Allah'tan başkası kaybı bilmez. Bu hadislerin hepsi uydurmadır. İşte. Milleti böyle dinsizliğe ettiler. Halbuki Bukhari'deki hadisler uydurma diyebilir misin? Kütüb-ü Sitte'de, İstihza'da, Ahmet İbni Hanbel'de bir tane uydurma libatı 30 bin hadisler. İmam Bukhari 600 bin sahih hadis biliyorum.

  174. 1:07:44

    600 bin hadisten seçtim diyor. Yoksa sadece Bukhari'dekiler sahih demiyor ki. Birçok sahih hadisleri de Bukhari'ye alamadım diyor. Yani şey olarak. Konulara göre yetti diyor yani. O zaman Ettehali Hulkebir yazmış, Ettehşir Hulkebir yazmış. Bukhari'nin bir tane sahih Bukhari'si mı var? Dünyada kitabı var.

  175. 1:08:01

    Dolayısıyla çok ilim lazım. Cahillikle iman bir arada bağdaşmaz. Ya alimleri dinleyip kabul edeceksin ya da kendine alim olacaksın. Bunun başka bir izahı yok. Ya da sohbet dinleyeceksin. En azından medresede okuyacak alim olacak. Okusan da bu ilimlere birden ulaşacak kimsenin mecali yok. Vakti de kalmamış, gücü de yok.

  176. 1:08:21

    Hafızası da yok yani. Şimdi doğru konuşalım. Biz bunları yıllarımız geçti. 50 sene. 55 sene. O zaman dinleyeceksin. Şifa-i Şerif dinleme, mektubat dinleme, akaid dinleme, sohbet dinleme. Ne olacak? Bir ilahiyatçı çıkacak, bir vahabi çıkacak, bir selefi çıkacak. Seni de dinle imandan çıkaracak. Adam eski Diyanet-i Şerif başkanı.

  177. 1:08:43

    Zaten Diyanet-i Şerif'in Türkiye devleti buna teslim etmiş senelerce. Belki 7-8 sene. Adam da zannedecek ki ulan bundan iyi mi biliyorsun? Ne dedi? Fitan hadisleri zorunlu. İsa aleyhisselam bilmeyecek, Mehdi çıkmayacak. E bu sahih hadis bunlar. Mütevatir hadis İsa aleyhisselam'ın. Mesela öbür bu giden Diyanet-i Şerif başkanı da öldü İsa aleyhisselam dedi.

  178. 1:09:03

    E bu son giden de dedi. Ondan sonra şey ettik aradık, ettik. Ortalığı ayağa kaldırdık yani. Sonra yanlış anlaşıldı mı, yanlış anlaşıldı mı ama kabak gibi çocuğun sorusuna öldü dedi. Nasıl öldü ya? İnecek diyor sallallahu aleyhi ve sellem. Bukhari bu. Yani bunlar hep Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem kalabalık sahabeye bildirdi.

  179. 1:09:23

    Bir tek sahabeye sır gibi vermedi. Zaten Hoca Efendi Allah'ın nice sırları kendisiyle gitti. Efendimiz bildirme dedi ama bu döneminde lazımdı o bilgi. Hazreti Ömer ona bakarak hareket ediyordu falan filan. E şimdi Hazreti Hoca Efendi'nin bildiği her şeyi Hazreti Ömer bilmiyordu yani. E ben biliyorum.

  180. 1:09:40

    Nasıl itaat edeceğim? Kitapta yazmayalım. Ama kaynaklarda geçen fiten hadisleri sahih kaynaklarda geçen hepsi muteberdir. Ve bundan sonra önümüzde çok büyük şey var. Yani Fırat'ın altından altından dağ çıkacak. İnsanlar orayı akacak. 1999'u orada ölecek. Sakın gitmeyin. Millet altınları böyle alsa yağmurda, canlı yayında ulan giden kilolarca küreklerle altın alıyor gidiyor.

  181. 1:10:03

    Ben de gideyim demeyin diyor. Hepsi ölecek orada diyor mesela. E şimdi bunu sana söylüyorum. Yemen'den diyor büyük bir ateş çıkacak. Artık o petroller mi yenecek doğal gazı falan? Onu biz bilmiyoruz. Ama şimdi Yemen'den, Aden'den bir ateş çıkacak. Bütün milleti Kudüs'e sevk edecek diyor. Mesela bunların hepsini sana beyan ediyor.

  182. 1:10:21

    Deccal'ın nereden çıkacak, nereye girecek? Hangi ülkeleri, hangi şeyleri? Hepsini beyan ediyor. E Deccal'la karşılaşırsan gavur olmamak için ne yapman lazım? Veyahut da onu seni öldürmemesi için bilmem ne şunu okuyacaksın diyor. E bunlara sen sorumlu dersen biz bu millete Resulullah Efendimizin bu sahabeye öğrettiklerini öğretmezsek,

  183. 1:10:38

    öğretmeden ölürsek gidersek vazife yapmış olabilir miyiz? Mesela kıyamet alametlerinin en büyüğü diyor, hutbede Deccal'dan bahsedilmeyecek. Yani hadis-i şerif bu. Kıyamet yaklaştığı zaman hutbelerde, cuma günü, hiçbir hatip Deccal, Meccal böyle bir şey bahsetmeyecek.

  184. 1:10:56

    Şimdi şu kadar senedir diyanetin hutbelerini dinliyoruz. Bir hutbede Deccal bahsi, hadis var hakkında, Deccal'dan Allah'a sığınım, beş vakit namaz, sayı hadis Efendimizin duası. Bir şey duyduk mu? Ben duymadım, ben hatırlamıyorum. Ya bırakalım şimdi bu Deccalları, Meccalları, Mehdileri, bu konuları konuşmayalım arkadaşlar.

  185. 1:11:13

    İşte kıyamet yaklaştı, Deccal yaklaştığına denerdi diyor. Çünkü Efendimiz bunu da haber verdi. Kıyamete yakın Deccal'dan bahsedilmeyecek. Niye? E Deccal'dan millet şuurlu olsa, Deccal'a kaptırmaz imanını. Ama hiç kimse konuşmayacak, edemeyecek. Ondan sonra birçokları, kadınların özellikle ekseriyeti buyuruyor, çok az insan kalacak Deccal'a iman etmeyen.

  186. 1:11:33

    Herkes kafir olacak. Bunları mutlaka konuşmamız lazım. Ha Şifa-i Şerif'teki bu fasıl bu konuda yeterli mi? Elbette değil. Çünkü Şifa-i Şerif sadece Resulullah Efendimiz'e gayb ilimlerinin bildirildiğine dair bazı örnekler verecek. Bu da mucizelerinden bir fasıl. Ama bunun detayı, Kitab-ül Fitenler'den ve Hayyüb-ül Hamad'ın iki cid kitabı var.

  187. 1:11:56

    Sırf Fiten bahsi. Yani o kitap da ders yapılsa çok ilginç ama güvenemiyorum. Yani tercümeme güvenemem. Çünkü onu nasıl şey yapacaksın? Şimdi ileride olacak bir şeyden bahsediyor. Sen de bu sefer bana nokta ateşi soracaksın. Yani diyecek ki İsmail'in de şöyle olacak. Şurada şöyle, şurada ateşi. E şimdi bu sefer adam hemen onu, ya şu anda işte bilmem ne Amerika bomba attı,

  188. 1:12:18

    bu petrol kuyusu yanıyor, bu o mudur bu hadis? Şimdi sen bana onu soracaksın. Ben de sana o mudur, daha sonra mı olacak olandır? Bunu bilmediğim için yorum yapamayacağım. Yorum yapamayacağım için güvenemiyorum o kitaba girmeye. Çünkü neden? Şu anda cuk diye oturan olabilir. Halbuki murat olmayabilir.

  189. 1:12:38

    Daha sonra çıkacak bir şey olabilir. Oradan da Allah muhafaza yanlış bilgilendirmeye gideriz tehlikesinden. Ama deccal belli. Yecun mevzu belli. Onların hepsini beyan ettim. Uzun da sohbetler yaptım. Allah Tebârik-i Teâlâ, azami derecede bu hadis-i şeriflere iman etmemizi ve nesillerimizi aktarabilmemizi nasip müesser eyleyip zürriyetlerimizi de teccala ulaşanları

  190. 1:13:09

    teccarın şerrinden muhafaza eylesin. Hazreti Mehdi'ye kavuşacak olanları O'na tabi olmaya muvaffak eylesin. Amin. Amin. Ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellem.