00:00 / 1:16:23

  1. 00:00

    Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil alemin. Es-salâtu ves-selâmu alâ Seyyidil Murselîn Muhammedin ve alâ âliye ve sahbihî ecmaîn. Bir şifa dersinde de bizi buluşturan Rabbimize hamd-ü senâlar olsun. Şifa-i şeriften kaldığımız dersten devam edeceğiz. İnşâAllahurrahman. Bizim dersimizden sonra da saat 9.30, 21.30 bizim yani dersimizin bitmesinden sonra

  2. 00:39

    Umrâniye'de yaptığımız sohbet, herhalde çok istek var, isteniyor, onun için tekrar verileceği bildirdiler. Uzun bir sohbettir ama çok önemli konular anlatılmıştır, feyizli, bereketli olmuştur. İnşâAllah onu da takip edersiniz. Birkaç günlerdir ben Hindistan'dan döndüğümden beri ağır hasta olduğum, hastanede yattığım falan bu haberleri çıkarttılar.

  3. 01:03

    Halbuki ben çarşamba gecesi gelir gelmez burada canlı sohbetteydim, mektubat dersindeydim ama ne yapmak istiyorlar, ne karıştırmak istiyorlar anlamadım. Hastanede bulunduğum eski yani belki sene var, eski bir resmi paylaşarak milletin. Milleti üzüyorlar, kafalarını karıştırıyorlar. Efendim, yalan haberler yaymak caiz değildir insan.

  4. 01:27

    Zaten bir şey olsa bizim siteye bakın yani. İnternetlerden aldığınız haberlerle üzülmenize de ben üzülüyorum. Yani ne lüzumu var meşgul oluyorsunuz, telefonlar ediyorsunuz, insanları meşgul ediyorsunuz. Yani bizim siteye bakın, cukbelahmetcan.tv işte bizim Facebook adresimiz var. Bu adresler resmi adreslerimiz.

  5. 01:53

    Buralardan doğru bilgi alırsınız. İnternet haberlerine itibar etmeyin. Biz canlı yayındayız. Millet, en yakınlarımız bile arıyorlar hastanedeymiş diye. Buna da üzüldüm yani. Dün de devam etti bu furya. Biz dün Ankara'daydık. Ankara'dan dönerken artık açıklama yapmak zorunda kaldım biz. Bir dakikalık.

  6. 02:15

    Bunlara itibar etmeyin. Şimdi de canlı yayındayız. Yani dersimiz, sıralı dersimizi takip ediyoruz. İnşallah yarın cumartesi gece saat 8, 8'den sonra sohbet, 8 gibi dedik herhalde. En geç 8.30 olur yani. 8.30'u geçmiyoruz. Bursa sohbeti var inşallah, efendim. Bursa ve civarındaki bütün kardeşlerimiz oluyor, hanımlar da geliyor.

  7. 02:43

    Sohbete davet ediyoruz. Allah için davet edelim birbirini. Âyet-i hadis okuyacağız, ilim meclisi kuruluyor. İnsanları haberdar ediyoruz meselelerden. Dünyamızla, ahiretimizle ilgili konular istişare ediyoruz. Yarın da Bursa sohbetini unutmayalım, birbirimizi haberdar edelim. İşte uzaklarda olanlar, Le Hale Gül'den, radyodan, televizyondan takip edelim.

  8. 03:11

    Şifa Şerif'te kaldığımız fasıl. Fasıl, Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in merhameti hakkındaydı. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in merhameti, acıması, zaten Allah'ımızın rahmetinin, rahmet sıfatının, Rahman, Rahim şeriflerinin ve sıfatlarının eseridir ve tezahürüdür. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'deki aşırı merhamet ve acıma hissi,

  9. 03:45

    Mevlamızın acımasının eseridir. Ne buyuruyor Estaizübillah, Ve mâ arselnâke illâ rahmeten lil'alemin. Biz senin için gönderdik, alemlere zahmet olsun diye değil, rahmet olsun diye gönderdik. Rahmet ne demek? Bizim acımamızın eseri meydana çıksın. Biz kullarımıza ne kadar acıyoruz? Allah Teâlâ, Erhamurrahimîn.

  10. 04:09

    Ne buyuruyor âyet-i kerimesine, Fallâhu hâfizân. Koruyanların en hayırlısı Allah'tır. Ve huve ancak o, Erhamurrahimîn. Acıyanların en merhametlisidir. Allah'tan gayrı kim acısa sana, gözünün yaşını silemez. Onun için Evliyaullah, derdini insanlara, şikayet edenlere şaşarız diyorlar. Yani gidiyorsun birine işte şöyle hastayım, böyle ustayım.

  11. 04:33

    İşte işlerim bozuldu, işte şuram kırıldı, buram yıkıldı falan, çünkü diyor keyfe eşküü men yarham ilâ men lâ yarham. Evliyaullah'ın sözünü görüyor musun? Bana acıyan zatı, bana acımayan insanlara nasıl şikayet edeyim? Yani anan da olsa baban da olsa Allah kadar acıyamaz. Peki sen Allah'ın sana yaptığını Celle Celaluhu.

  12. 04:58

    Kaderin sırrı var, mutlaka orada sana hayır var. Menfaat var. Ama sen bunu bilmediğin için ki diyorsun şöyle oldun, böyle oldun. Peki diyor, ben diyor, anamdan babamdan çok acıyan Rabbimi, bana acımayanlara nasıl şikayet edeyim? Mantıksız iş olur. Zaten de çıkar, çare değil yani. Sen onlara efendim şikayet edersin Mevla'nı kullara, kullar da sana bir çözüm üretemezler.

  13. 05:25

    E Mevla'yı da kızdırırsın, gazap ettirirsin, hepten müşkilin çözülmez hale gelir. Onun için Allah-u Teala acıyanların en merhametlisidir. Habibini de ne buyuruyor? Biz seni niçin gönderdik? Ve ma arselnâke illâ rahmeten. Ancak rahmet olsun diye. Acıma eserimiz meydana çıksın diye. Lil âlemin, buyurmuyor insanlara, buyurmuyor cinlere, alemlere.

  14. 05:52

    Yani melekler, cinler, efendim bütün mahlukat, hayvanlar, böcekler, denizdeki balıklara kadar hepsine rahmet. Şeytana bile rahmet olduğunu anlatırdı Efendimiz'e çok. Nasıl rahmet oldu mesele? Cebrail Aleyhisselam'a rahmet olma meselesi. Efendim, hepsi Rasulullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in hürmetine eman istediler.

  15. 06:17

    İşte efendim, Hazreti Cibril çok korkuyordu. Acaba iblis gibi kovulur muyum? Sonra Kur'an-ı Kerim'de nezeli bir ruhul emin, Cibril hakkında emin olduğu, güvenilir olduğu ayetini görünceye kadar tiril tiril titriyordu. Onun için dedi, ya Rasulallah en büyük rahmet bana oldun. Emin olduğuma dair ayet sana indirirken anladım ki ben kaymayacağım, şaşmayacağım.

  16. 06:43

    Ondan sonra, efendim, daha birçok hususta rahmeti tezahür etmiştir. Dolayısıyla bizlere rahmet olduğu zaten ortadadır, Müslümanlara da. E kafirler de onun hürmetine yiyorlar, içiyorlar. Sen onların arasındayken onlara azap edecek değil Allah. Müşriklere bile bir manada rahmet oldu. Birçokları toptan azaba maruz kalmadığı için iman nasip oldu.

  17. 07:15

    Mucizeler istediklerinde, Ebu Cehil döneminde Müslüman olacak, daha sonra Müslüman olacak Halid ibni Velidler, Ebu Süfyanlar. Hepsi bunlar sahabenin ulularından oldular. Halbuki Efendim sallallahu aleyhi ve sellem beddua epseydi, köklerini kurutma azabı isteseydi, diğer peygamberler yaptıkları gibi, o zaman onların da Müslüman olma imkanı kalmıyordu.

  18. 07:38

    Taif'e beddua etseydi, Taifliler neler ettiler mesela? Taif halkının tümü, Fekif kabilesi ve civar, hepsi kafir olarak öleceklerdi. Yani bunları düşünüldüğü zaman, bize kadar dahi gelen bir süreç var. Türkler size ilişmedikçe Türklere dokunmayın. Mesela, uydurma derler ama uydurma değildir o, hadis kaynaklarında var.

  19. 08:03

    Yani Türkler, yani savaşçı insanlardır. Ondan sonra onlarla uğraşmanıza gerek yoktur. Ama size ilişirlerse, tabi ki müdafaa yaparsınız kendinizi. Değilse onlara dokunmayın çünkü bizim Müslüman olacağımızı, Türklerin İslam'a ne kadar faydalara dokunacağını da bilmiştir, Allah'ın bildirmesiyle mesela.

  20. 08:22

    Dolayısıyla her ümmete, her millete rahmet olmuş, sallallahu aleyhi ve sellem. Onun için ne buyuruyor? Ben hidayet edici, yol gösterici, dünyada en doğru olanın ne olduğunu, dünya yönetimiyle de alakalı, siyasetinde, ticaretinde, yemesinde, içmesinde, tıbbında, her konuda hidayet ediyor. Ahirette zaten cennete cemalullah, rızaullah eriştiriyor.

  21. 08:47

    O halde ben çok hidayet edici bir rahmetim, başka bir şey değilim buyuruyor. Ben asla zahmet değilim, azap değilim. Cebbar değilim, zorba değilim. Ben size Allah'ın acımasının bir eseriyim. Rahmeti yeterun min rahmeti ta'ala. Benim merhametim Allah'ın acımasının eseridir buyuruyor. Bunun için, bu tabi hadis-i şerif değildir bu son okuduğu,

  22. 09:09

    mealen Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in makamını beyan ediyor. Hal böyle olunca, bu fasıl merhametinin eserlerinden misaller verdi. 10-15 belki daha da fazla rivayete yer verdi. Biz şimdi orada 3 rivayet kaldı herhalde bu fasılı bitireceğiz. Geçen ders bitireceğim zannettim. 2 rivayet kalmış.

  23. 09:32

    İnşallah o 2 rivayeti okuyabiliriz. Vak'al Enes'un radıyallahu teala'nın, Enes radıyallahu teala'nın beyan ettiği. Bu hadis-i şerifin kaynakları çoktur. Tabi Gazi İlyas hazretleri de muhaddistir aynı zamanda. Müslüm'ü şerh etmiştir vs. Sünnen kitaplarını şerh etmiş yani onlar hakkında. Bu hadis-i şerifin kaynakları çoktur.

  24. 09:55

    Tabi Gazi İlyas hazretleri de muhaddistir aynı zamanda. Müslüm'ü şerh etmiştir vs. Sünnen kitaplarını şerh etmiş yani onlar hakkında. Ravidir yani. Kendisi hatta senaile rivayet eden tabakadandır. Burada da Enes radıyallâhu anh diye direk tabi istatsız tahrik ediyor. Bu hadislerin Müslüm'ü şerifte var, Tirmizî'de var, Ebû Dâvûd'te var.

  25. 10:16

    Daha da çok kitaplarda var yani İbn-i Ebî Şeybe, başta olmak üzere. Birçok kaynakta İmam Suyûd-i Dürû'l-Mensûr'da daha fazla kaynaklar da zikrediyor. Hebata indi. Femânûne, 80. Ne cihetinden racülen? Adam cihetinden. Yani 80 adam indiler. Nereden? Minet-i Ten'îm. Ten'îm'den indiler. Ten'îm, bu şimdiki hacılar iyi biliyorlar orayı.

  26. 10:45

    Âişe annemizin mescidi var. Umreye girmek için yani Mekke'den Umre ihramına girmek için oraya gidiliyor. Mekke'de bulunanlar için Mikat. Umre Mikatı yani. Mekke'ye 3 mil uzaklıkta, 3 veya 4, Medine cihetinden ve Şam cihetinden gelinirken oraya uğranıyor. Oradan geçiliyor. Efendim, Nâman Vadisi bir vadidir dağların arasında.

  27. 11:11

    Vadinin adı Nâman Vadisi. Etrafındaki dağlarda Nâim Dağı var. İşte Nâim Dağı var. Veya Nâim işte neyse. Zabıtları tam şu anda kafamda değil. Ve bu dağlar yani Nâme maddesi. Nâme maddesinden. Vadinin adı ve etraftaki dağların adı hep bu maddeden geldiği için oraya da Ten'îm yani deniyor. Yani Nâmanlara yerleşmek gibi bir şey.

  28. 11:38

    Ten'îm yani. O bölgeye adını vermiş. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hudeybiye senesi. Hudeybiye'de barış imzalandı. Biliyorsunuz Umre için geldiler. Fakat müsaade edilmedi. Müşrikler tarafından geri döndürüldüler. Medine'ye hicretinin altıncı senesi oldu bu hadise. Zilkade ayında. Zilkade'de haram ay biliyorsunuz.

  29. 12:10

    Herhalde 1400-1500 kadar. Sahabe ile birlikte geldiler. Kasıtları Mekke'yi fethetmek değildi. Savaş ve harp değildi. Maksatları Umre yapmak. İzin alarak yani. Çünkü müşriklerle çarpışmamak için zaten ihrama girmişler. İhrama Zülhüleyfe'den Medine'den ihrama girmek için. Hudeybiye'de girilmez ki ihrama.

  30. 12:37

    Medine'nin mikatı Zülhüleyfe mesela. İhrama giren zaten kan dökemez, savaşamaz. Bu itibarla... İhrama girmeleri de zaten savaş kastında olmadıklarının göstergesiydi. Fakat müşrikler aksilik ettiler. Bir tek Hz. Osman Efendimiz'e müsaade ettiler işte. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem onu elçi olarak gönderdi.

  31. 13:02

    Onlar dediler sen istediğin kadar tavaf et ama işte Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem için ona izin vermeyiz falan. O dedi ben onsuz niye tavaf edeyim falan. O arada Mekke'ye elçilerini gönderdi müşrikler. İşte Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ile orada bir barış imzalandı. Fakat sonra müşrikler bozdu bu sözleşmeyi.

  32. 13:20

    Çünkü Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hiçbir zaman söz bozan taraf olmaz. Çünkü kafirle de olsa ahit bir söz, zimmet İslam'da muteberdir yani. Ama onlar bozarlarsa tabii zimmetleri kalmaz, sözleşmeleri kalmaz. Hudeybiye senesi 6. sene hicretin. Kâinat Efendisi sallallahu aleyhi ve sellem gelmiştiler.

  33. 13:42

    Ten'im'e kadar işte Hudeybiye, Ten'im yakın birbirine. Orada dağlar var dedik ya. 80 kişi Ten'im'den indi. Ne demek? Yani Ten'im'in dağından indiler. Çünkü dağda olunca arkasını gözüktürmüyor. 80 kişi gizli kalacak bir şey değil. Yani Müslümanların da tabii gözcüleri var. Fakat dağın arka tarafına durdukları vakit gece olunmasını bekliyorlar.

  34. 14:10

    Gece olunca sabah namazına doğru zaten sabah namazına doğru karanlık oluyor. O karanlıkla birlikte baskınlar ekserip sabah namazına yakın yaparlar. Onun için Araplarda bu bir tabirdir yani. Sabah sabah, va sabaha diye. Bu tabirler nereden geliyor? Bir topluluğa baskın yapmak isteyen diğer eşkıya, terörist neyse.

  35. 14:32

    Gara, igara derler bunlara. Bu baskıncılar hep neyi kollarlar? Gecenin son saatlerini. Çünkü o noktada insanlar artık gecenin başında belki ayaktalar falan. Son saatine doğru tamamen ağır uyku basar. Ses duymazlar. Onun için baskın başarılı gerçekleşir. Dertleri buydu.

  36. 14:51

    Ama tabii bilmiyorlar ki Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabının gecenin yarısına teheccüde kalkarlar. Ondan sonra sabah namazı vaktinde çoktan uyanıktırlar. Bir de bizim gibi de saati güneşe yarım saat kalaya da kurmazlar tabii. Onların şeyi teheccüden geldiği için gecenin yarısından veya son üçte biri, en son son üçte biri de

  37. 15:09

    imsaktan bir saat, bir buçuk saat evvel. Dolayısıyla daha güneş doğmasına en az üç saat kala, en az bu hesaba göre iki buçuk, üç saat kala ayaktalar güneş doğmasına. Bizim gibi yarım saat kalana kurarsan baskını yersin tabii ki, ayrı dava. Ama onlar öyle ayıkta tehdit ederler tabii. Kafirler kendi kafasına göre hareket eden adamlar.

  38. 15:31

    Hani Müslümanların da şeyini bilmedikleri için ne vakit uyanırlar, uyurlar. Biz dediler sabah namazına doğru bir baskın yapalım. Seksen kişi toplanmışlar, müşrikler. Ama onlar zaten söze möze bakmazlar. Ya orada sözleşme olsa bile ondan sonra da Mekke müşriklerinin reislerine iş intikal etse derler ki işte bizim haberimiz yok.

  39. 15:52

    Adamlar kendi kafasına baskın yapmışlar. Biz ne yapalım falan. Bu seksen kişi kalktı, salata, subhi, sabah namazı vaktinde indi. Nereden indi? İşte Teneum'dan. Ne demek Teneum'dan? Yani Teneum'daki dağlardan yani. Naim Dağı, Nuaym Dağı, neyse. Dağlardan indiler demek. Çünkü Hebep'e düz vadide bir yerden gelene indi denmez.

  40. 16:12

    Dağdan inene denir. Niçin indiler? Liyakdül'ü öldürsünler için. Kimi? Resulullah'ı sallallahu aleyhi ve sellem. Kainat Efendisi sallallahu aleyhi ve sellem'i öldürmek için indiler. Bu sırada Fede'a Aleyhim Burada metinde yok da, Şifa-i Şerif'in metninde yok. Fakat hadis metinlerinde var yani. İbn-i Ebi Şeybeler'de vs.

  41. 16:36

    Fede'a Aleyhim, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara beddua etti. Yani başarılı olamasınlar, efendim, Müslümanlara zarar veremesinler diye. Beddua edince Fevhidu Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin duası da bedduası da müstecaptır. Yani asla geri dönmez. Hemen yakalandılar. Müslümanlar da 1500 kişi yani.

  42. 17:00

    Tabii ki 80 kişi. Hemen yakaladılar. Yakalandıklarında Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin huzuruna getirildiler. Esir olarak tabii esir duruma düştüler. O arada da sefirler yani Hudeybiye Antlaşması'nın musalehasının gerçekleşmesi için müşrikler sefir göndermişlerdi yani. Aracılar vardı. Efendim sallallahu aleyhi ve sellem de yani feafeanüm onları affetti.

  43. 17:35

    Aslında esir muamelesi yapabilirdi. Fakat işte merhametinin de bir eseri olarak bir de Hudeybiye musalehasının tam akt edilme dönemi. Buna da efendim bir zarar olmasın. Zaten hemen pazarlarında koyarlar. Esirlerimizi vermeniz şartıyla da koyabilirler tabii. Belki de koymuşlardır. Bunun üzerine fea teka azat etti onları.

  44. 18:00

    Kim? Resulullah'ı sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz onları azat etti. Affetti. Yani bu Resulullah Efendimiz'i öldürmeye geliyorlar. Açık yani. Ellerine geçse Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i yaşatmayacaklar. Bir insan kendisini kesinlikle öldürmeye geldiğini bildiği kişileri azat etmesi kolay bir şey değildir yani.

  45. 18:20

    Az bir merhametle olacak iş değildir. Evet. Tabii her şeyi Mevla'nın müsaadesiyle yapıyor. İcefe enzele bunun üzerine indirdi. Kim? Allah-u Teala. Allah-u Teala ayet-i kerime indirdi. Fetih Suresinin 24. ayet-i kerimesi bundan bahsediyor. Estaizu billah. O Allah öyle büyük Allah'tır ki keffeydehum ankum.

  46. 18:42

    Onların elini sizden çekti. Yani sizi öldürecektiler. Allah mani oldu. Yani onları yakalattı. Ve ediyeku malum sizin elinizi de onlardan çekti. Yani size de onları esir ettirmedi, katlettirmedi. Efendim. Neden işte Mekke Fethi'ne giden yolun tamamlanması için yani ortada kalmasın diye. Çünkü burada bu barış imzalanmasında ne oldu?

  47. 19:09

    Gerçi Hazreti Ömer Efendimiz çok itiraz etti bu işe. Yani niye savaşmıyoruz da Ya Resulallah barışıyoruz bunlarla falan. Ya Ömer senin anladığın gibi değil yani. Bu işin önünde fetihler var. Zaferler var. Mevla bana böyle bildiriyor. Onun için Hazreti Ömer Efendimiz de din gayretinden dolayı yani dayanamadı yani bu gavurlar.

  48. 19:30

    Yani bu kadar ağır şartlar bir de çok. Hudeybiye'de de çok ağır şartlar var. Bizden biri size esir düşse bize geri vereceksiniz. Sizden bize bir esir düşse biz geri vermeyeceğiz. Yani böyle bir imza. Saçmalama çok. Yani Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem biliyordu neler olacağını Mevla'nın bildirmesiyle onun için.

  49. 19:49

    Şu gün kapansın da yani bu günü geçirelim de. Ondan sonra zaten biz galip olacağız. Çünkü 6. senesi 6. senesi bu sözleşme oldu, 7. senesi umre-i kaza oldu, yani o ihramdan çıkmalarındaki umre yapamadılar ya, o deybe-i senesi, müşrikler 3 gün izin verdiler, bir daha sene 3 gün gelin dediler, 3 gün bari tavaf yapın falan, umre yapın dediler.

  50. 20:17

    7. sene bu ömre yapıldı, 8. sene zaten Mekke fetholdu. Dolayısıyla kısa bir zaman içerisinde. Sonra o arada da Hayber fetholdu. Mevla, fecale min dünize halke fethen karima. Mevlâ Fecâle Mîn Dûri Zâlke Fethan Karîba Çok yakın bir fetih verdi size. Yani Mevla buyurdu ki, şimdi evvela Hayber'i bir hallettireyim size.

  51. 20:34

    Yahudilerin. Yahudilerin kalesini size vereceğim. Ondan sonra Mekke'yi de size vereceğim. İnna fetehne aleke fethen mü'mine. Aşikar bir fetihle. Fethe hükmettik Mevla buyuruyor. Mekke fethinin de kararı kesinleşmiştir. Dolayısıyla, bu ad-ı kerime bu usta nazil oldu. Nerede? Bir batlı Mekke'de. Mekke'nin ortasında, içinde.

  52. 20:58

    Yani Kenan-ı Mekke'ye çok yakın. Üç mil, dört mil bir şey değil. Zaten işte arabayla birkaç dakikada yol boşu ise geçiliyor. Ve Mekke'ye en yakın vadilerden biridir. Mekke'nin içi. Ortası kabul ediliyor. Mekke'nin efendim batlında Allah Teala onların elini sizden, sizin elinizi onlardan çektirdi. Niye çektirdi?

  53. 21:28

    Yani tabii ki Mekke fethine hazırlık için. Min ba'de nazfara. Galip ettikten sonra. Kimi küm sizi. Kime alem onlara. Yani size onları yakalattıktan sonra. Ve siz onları öldürebilirdiniz. Esir edebilirdiniz. Ama Mevla buna müsaade etmedi. Habibine azat ettirdi. Ne anlaşılıyor buradan şimdi? Resulullah affetti Mevla'nın emriyle.

  54. 21:59

    Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem kendi başına iş yapmaz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem vahiyle hareket eder. Affetmesine, azat etmesine itiraz edilemez. Veya bir katlederse, birini öldürmesine ferman etse itiraz edilemez. Çünkü Mevla müsaade etti. Mevla öldür derse öldürür. Affet derse affeder.

  55. 22:19

    Bu da Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in merhametinin tezavür ettiği hadiselerden biri olarak tarihe geçmiştir. Şimdi bu fast'ın son rivayeti. Yine Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in merhametinin bir eseri olarak. Ve kâle Resulullah buyurdu kime li ebi süfyâne. Ebu Süfyan'a. Kim Ebu Süfyan?

  56. 23:01

    Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in kayınpederi. Ümmü Habibe. Validemizin babası oluyor. Sonra Hz. Muaviye Efendimiz'in, radıyallahu anh, babası oluyor. Ondan sonra Hint'in eşi oluyor. Meşhur Ebu Süfyan. Ebu Cehil geberdikten sonra Mekke'nin yönetimi Ebu Süfyan'a geçti. Şeyh-i Kureyş diye tesmih ediliyor.

  57. 23:31

    Yani Kureyş'in piri fanisi diyelim işte. Yani aksakal hesabı gidersek lideri. Lideri manasına göre. Reis-i Kureyş. Kureyş'in reisi olmuş oluyor. Tabi Mekke Fethi gününde Müslüman oldu. Onun için kendisine devamlı radıyallahu anh diyeceğiz. Sahabe-i Kiram'dan oldu. Hicret'in 31. senesinde Medine'ye yerleşti.

  58. 23:55

    Cennet-ül Bekriye'de defnolundu. Yani Cennet-ül Bekriye'de sahabenin arasında gömülmüştür. Ebu Süfyan, İbn-i Sahr, İbn-i Harb, İbn-i Hümeyye böyle gidiyor. İşte Emevilerin de Hümeyye'den geliyor. Yani bunların babası, atası Hümeyye'dir. Emevi devleti, Emevi İslam devletidir tabi. Emevi İslam devletinin adı da bu zatın dedelerinden geliyor.

  59. 24:25

    Hazreti Osman da bunlardandır. Yani bu kabiledendir Osman Efendimiz. Radıyallahu Teala. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemle beraber Huneyn Muharebesinde bulundu. Yani Müslüman olduktan sonra Huneyn Muharebesine de katıldı. Hatta bir gözünü kaybetti diye hatırlıyorum. Yani bir gözü şehit oldu Huneyn'de.

  60. 24:44

    Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ona 140 okka ganimet verdi. Hazreti Bilal Efendimiz tarttı. Hazreti Bilal ne kadar horhakır, Mekke müşriklerinin elinde horhakırken. horakirken, şimdi veznedar oldu, haznedar oldu, değil mi, işte koca Ebu Süfyan, onun önüne gelip de hadi bakalım, Hazreti Bilal'e ölçüde at bakalım da şunu ver, denecek makama erdirir.

  61. 25:10

    Tabi İslam, köleleri, efendim, hür kılığını, zelilleri aziz eden, efendim, Hakk'a ehline veren, emanetleri ehline teslim eden, efendim, adaletli bir nizam ve sistem olarak yani başladığı ve devam ediyor. İnsanlar, Müslümanlar buna sahip çıkmıyorlar, şeriat hükümlerini yaşamıyorlar diye. Bu İslam'ın kabahati değil ki.

  62. 25:33

    Dünyada elli küsur İslam devleti var, bir tanesinin Sulukule Mahallesi kadar hükmü yok. Çünkü İslam'ı yaşamıyorlar. Hepsi gavurların esiri olmuşlar. Bugün haberlerde bakıyorum, Amerika'nın üstleri olan Arap bölgeleri, Suud, Katar, Bahreyn, Kuveyt, her yer adamın üstleri. Rusya da şimdilik Suriye'ye çöreklendi.

  63. 25:57

    O da bir üstler kurdu oraya. Süresiz geldim buraya kalıyorum diyor. Eh, olacağı bu. Irak, İran, gavurların elinde. O zaten Rusya ve Çin gavurlarıyla hareket eder. O da onların elinde zaten. Onlara da akıl verecek kadar tabii şey sahibidirler. Hainlik, ayrı dava. Ondan sonra Türkiye zaten görüyorsunuz biraz kalkınmak istiyor.

  64. 26:20

    Bütün dünyanın gavuru Türkiye'nin üstüne çırlanıyor. İşte şeriatın ahkamı, Kur'an'ın hükümleri, sünnet seniyenin tatbik edilmemesi işi bu hale getirdi. İşi bu hale getirdi. Efendim, neyse ki Allah'tan yöneticilerimiz biraz yani eskiye göre tabii çok daha salih kimseler. Eskiye göre. Anlı secdeye diyen insanlar.

  65. 26:46

    Bu hükümet başına gelince Efendi Hazretleri öyle buyurdu. Yani mecliste bu kadar anlı secdeye diyen, namaz kılan insan hiçbir zaman bir araya gelmedi yani Cumhuriyet tarihinde. Bu kadar fazla namaz kılan hiçbir zaman bulunmadı buyurmuştu. Hakikaten öyle oldu. Tayyip Bey El Cezire kanalına herhalde bir röportaj vermiş.

  66. 27:06

    E orada da bir açıklamasını tabii haberler nakletti. Ben Habertürk'te dinledim yani bugün. Öğlenden sonra dinledim yani. Tabii Habertürk'te ulusal kanal tabii. Orada dinledim. Kendisi sesini vermedi de El Cezire röportajından verdi mesela. Ben işte en başta Müslümanım demiş. İslam'ın güzelliklerini işte Müslümanların siyaset yönetimini işte dünyaya gösterdik demiş.

  67. 27:35

    En çok hoşuma şu gitti. İşte Allah'ın kitabı işte Peygamber'in sünneti. Peygamber'in sünnetini yani mealen söylüyorum tabii onlar da mealen söylüyor da tercime bu. Allah'ın kitabı. Peygamber'in sünnetini yaşayarak, yaşayarak, Peygamber'in sünnetine uyarak hatalardan kurtulduk. Yanlış yapmaktan uzak olduk.

  68. 27:55

    Peygamber'in sünnetine uydukça yanlışlardan kurtuluyoruz. Mealinde yani. E bunu bir cumhurbaşkanının, bir cumhurbaşkanının, bugün ilahiyatçılar, bugün Ankara, İstanbul bilmem ne, ilahiyatçılar, dekanlar, bilmem bölüm başkanları Resulullah'ın sünneti kelimesini kullanmaktan imtina ederken, haya ederken, utanırken, çekinirken, sıkılırken,

  69. 28:19

    aa sen de mi hadislere inanıyorsun, sen de mi sünnetçisin falan. Bugün diyanet bile bu hususta net ifadeler bile kullanamıyorken, bir ülkenin cumhurbaşkanı alenen Resulullah'ın sünneti, Peygamber'in sünnetini yaşadıkça, yaşattıkça, anladıkça yani yanlışlardan kurtuluyoruz ifadesi tabi El Cezire vasıtasında bütün dünyaya yapılmış bir röportaj.

  70. 28:44

    Hani sır bir şey değil ki, bana özelde söylemiş bir şey değil yani. E bu, bunu iyi anlamak lazım. İyi tahlil etmek lazım. Allah onu muvaffak etsin. Allah onu başarılı etsin. Başbakanla beraber, bakanlarla beraber, Fırat Operasyonu'nda, Muşit Operasyonu'nda, Musul Kerkük Operasyonu'nda, PKK Operasyonu'nda, bak dün gece işte toplandılar, bayağı tutuklanan var işte şeyde falan.

  71. 29:10

    E bunlar kolay işler değil, büyük işler. Allah Teala onları bu işlerde güzel karar aldırdı, tam Kur'an'a sünnete uygun. Çünkü asker polisin katillerini övenler, cenazelerine katılanlar. O Demirtaş demedi mi ki PKK'nın ölülerini, leşlerini için onların taziyelerine gitmeyeni disipline veririm. Adam askerli polisi şehit etmiş, kendi de o uğurda niyazi olmuş, gebermiş.

  72. 29:38

    Bu adamın taziyesine gideceksin. Gitmezseniz sizi disipline veririm diyor ya. Bu kadar suçlu adamlar. Sonra dokunulmazlıkları kaldırılıyor, yasalar çerçevesinde. Ondan sonra ifadeye çağrılıyor, ben tanımıyorum diyor. Ulan mecliste kurumun var, kalkıyorsun mecliste konuşuyorsun. Konuşuyorsun. O zaman meclisi de tanıma.

  73. 29:57

    İstifaat milletvekilliğinde niye meclise gidiyorsun? Hem meclisi kabul ediyorsun, oradaki haklardan yararlanıyorsun, ucuz yolsuz etleri, yanileri yiyorsun. Bir de sana koruma veriyorlar polis polis. Canını koruyorlar. Sen askere, polise, kurşun sıkanlara taziye ediyorsun, teşvik ediyorsun. Sokağa çıkın diyorsun, birbirinizi öldürün diyorsun.

  74. 30:18

    Ondan sonra bu memleketin bütün nimetlerine istibad ediyorsun. Şimdi de CHP kalkmış, seçimle gelen seçimle gitmeli. Ulan ne seçimle gitmeli? Seçimle geldi ama seçildiği gibi durmadı ki. Kudurdu. Askere, polise saldırttı. Teröristlerle bir oldu, dış güçlerle iş tuttu. Niye Almanya hemen ortalığı yıktı?

  75. 30:42

    Niye Belçika? Efendim bunlar terörist değildir, silahlı mücadele ediyorlar. Bu ne demek silahlı mücadele ediyor ya? Önüne gelen silahı eline alan birbirini kırsın geçirsin. Ondan sonra silahlı mücadele ediyorlar diyerek teröristlikten çıkarsın. Belçika'da böyle bir şey yapana böyle mi yaparlar? Silahlı alsın bakalım Belçika'da birisi tarasın orayı burayı.

  76. 31:05

    Belçika onu terörist saymaz mı yani? İşleri güçleri din düşmanlığı, Türk düşmanlığı. Bu kadar, görüyor musun Demirtaşların, HDP'nin ne kadar gavurlarla iş birliği yaptı artık? Hemen hemen Almanya'nın partisi gibi yani. Belçika'nın partisi gibi yani. Türk partisi gibi değil. Çünkü orası sahip çıkıyor.

  77. 31:24

    Burada adamlar diyor, hükümet diyor ki ya biz anayasaya göre, yasallara göre iş yapıyoruz. Neden? Hiç kimsenin terörle irtibat sağlaması, terörü desteklemesi anayasaya göre meşhur sayılmaz. Suçtur. En büyük suçtur. Peki buna göre fezlekeler yapıldı mı? Yapıldı. Bunlar meclise getirildi mi? Getirildi.

  78. 31:44

    Mecliste yasal oylamayla bunların dokunulmazlığı kaldırıldı mı? Kaldırıldı. Ondan sonra ne oldular senin benim gibi? Sıradan vatandaş oldular yani savcıların çağırması bakımından. Peki savcılar onları çağırdı mı? Çağırdılar. Onlar geldiler mi? Gelmediler. Ondan sonra gelmedikleri vakitte ne yaptı hükümet?

  79. 32:06

    Savcılar harekete geçti, evlerini gittiler Alma'ya. Efendim benim evime nasıl giriyorsun? E sen niye gelmiyorsun savcıya ifade vermeye? Bizi her gün savcı çağırıyor, gidiyoruz. E sen de burada terörden suçlanıyorsun. Niye gitmiyorsun ifade vermeye? E savcılara ne yaptılar? Haklarını kullanarak, anayasal ve yasal haklarını kullanarak bu işlemi yaptılar.

  80. 32:28

    Daha bunun tutulur bir tarafı var mı? Onun için biz hükümete duacıyız. Hepimiz gece gündüz dua edelim. Hem bu iç savaşın durması, yani bu iç savaş hükümetin bastırıp PKK'yı bitirmesi, FETÖ'yü bitirmesi, dışta da bu DAEŞ'i bitirmesi, ondan sonra bu Haçlı Şabi gibi İran milislerini, Ehl-i Sünnet Müslümanlara, Türkmenlere saldırmasına engel olabilmesi,

  81. 32:52

    bunlar çok büyük dua istiyor, yardım istiyor. Hem Allah'tan hem bizden destek bekliyorlar tabii ki. Dualarımızla her türlü desteği veriyoruz hükümetimize ve devletimize. Sahip çıkacağız yani. Sen şimdi devletin kolluk güçlerine öldüren, bunca şehidimiz var, asker polisimiz var. Sen nasıl bir CHP olarak ana muhalefet partisiyim diyorsun?

  82. 33:13

    Sen nasıl bu teröristleri müdafaa eden adamları, efendim bunlara böyle yapmayın diyorsun ya? Ne yapmış hükümet? Sen o zaman anayasayı uygulamayalım diyorsun, yasaları uygulamayalım diyorsun ya. Hangi yasada terör meşru olmuş ya, teröre destek meşru olmuş ya? Aklım sırrım duruyor ya. Bu insanlar da bunlara nasıl rey veriyor, onu da anlamış değilim.

  83. 33:33

    Bunun ne Atatürkçülüğü ya, ne ulusalcılığı, ne milliyetçiliği, ne vatanseverliği bunların, böyle bir şey olabilir mi ya? Asker polise, efendim resmen tarayan, taratan adamlara sahip çıkılıyor ya. Aklım mantığım almıyor. Millet de bunlara gücünü hâlâ rey veriyor. E tamam sen marjinal bir mezhepçi, ırkçıysan veyahut da ben teröristsen, terörist destekçisisin ver.

  84. 33:57

    Ama %25 nasıl oluyor bu? E ben işte AK Parti'nin politikalarını beğenmiyorum. E beğenmiyorsan başka parti var. Git efendim milliyetçi olduğunu daha çok öne çıkaran partiye ver mesela. Ulusalcıysan bilmem neysen, vatanseversen. Yani vatanını sevmekle, teröre karşı gelmekle bu terör destekçilerini tutanlara rey vermek çelişiyor.

  85. 34:23

    Aklım sırrım da ermiyor. Maşallah bize elhamdülillah, böyle bir cumhurbaşkanı nasip etti. Adam demez mi ki peygamberin sünnetine uydukça, sünnetine tabi oldukça, biz efendim yanlışlardan dönüyoruz ve hatalardan kurtuluyoruz. Mealen, bu önemli bir şey. Çok dikkatimi çekti. Peygamber sünneti demek sallallahu aleyhi ve sellem bugün ilahiyatçılara nasip olmayan,

  86. 34:49

    yani birçok ilahiyatçıya nasip olmayan bir şuurdur. Onun için inşâAllah başarılı olacaklar. İnşâAllah bu terör de bitecek, inşâAllah. Ben size de dua etmiştim. Geçen sene kıyam derin tertiplediği beraat gecesi toplantısında Kara Kıbrıs statında o yağmurun altında dedim bu gece kabul gecesidir. Hem beraat gecesi ama bir de yağmur yağıyor.

  87. 35:15

    Binlerce insan oradan çekilmedi yağmurun altında sırılsıklam olmayı. Gözü alarak sohbet dinledim, dualara amin dediler. Dedim Allah'ın bu beraat gecesi hürmetine seneye kadar bu PKK'dan eser bırakma. Seneye beraate kalmasın dedik. Yani dedik değil Allah'a, dua ettik Allah'a. Herkese amin dediler.

  88. 35:34

    Ben orada dedim içime gel, kabul eseri zuhur et diyen beraat gecesi ama acayip yağmur yağıyor. Burada biz reddolmadık falan. Bak hakikaten hiç akla gelmeyen operasyonlar, bunlar zor işler ve PKK'ya karşı bu FETÖ'nün bitmesiyle bu FETÖ'nün darbe yapmasında çok hayırlar oldu. Yani bu FETÖ'nün darbe yapmasıyla bu işler kolaylaştı.

  89. 35:54

    Çünkü bu herifler bu darbeyi yapmasa ne 50 sene FETÖ'den temizlenebilirdik ne de bu PKK'dan. Çünkü PKK'yı da FETÖ besliyormuş meğer. Hiçbir operasyonu yaptırmıyormuş. Bütün albaylar onlardanmış. E işte bak dosyalar savcı hakimlere geliyordu.

  90. 36:09

    Şimdi hangi FETÖ'nün elindeyken adliyeler, savcı hakim bunların evine operasyona izin verir miydi? Vermezdi. Dolayısıyla işte pisliğin biri temizlenince öbür pislik de temizleniyor. Pislik pisliği çekmiş yani. Bundan dolayı çok dua edeceğiz hükümete. Bu aralar çok dua etmemiz lazım. Özellikle yalvarıyorum size gece gündüz.

  91. 36:29

    Biz de cemaatle edeceğiz. Cuma gecesi dua edeceğiz. İnşaAllahurrahman. Şimdi Ebu Süfyan'dan geldik. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in merhametinden bahsederken, kainatın efendisinin tabi merhametinin öne çıkması, acımasının öne çıkması sallallahu aleyhi ve sellem. Bunun bir eseri ve tezahürü olmak üzere Ebu Süfyan'a şöyle buyurdu.

  92. 37:03

    Ne zaman ve katsika, halbuki sevk olunmuştu Ebu Süfyan, getirilmişti yani hani esir olarak, esir gibi. İleyhi Resulullah Efendimiz'e neden sonra? Hem de neden sonra? Yapmadığı kalmadı. Ebu Süfyan daha az adam değil. Yapmadığı kalmadı. Bağdencele ve çekip topladıktan sonra İleyhi Resulullah Efendimiz'e karşı savaşmak için.

  93. 37:24

    Kimler? El-Ehzâbe. Hizibleri. Hizibler Resulullah Efendimiz'in düşmanlığında birleşmiş gruplar demek. Mekke müşrikleri, Arap bedevi kabilelerini de topladı. Oradan Nazıroğulları Yahudilerle anlaştı. Oradan Beni Kurayza Yahudileriyle anlaştı. Onlar Medine civarındaki kalelerde sakin idiler. Hepsini topladı.

  94. 37:47

    10 bin diyor burada. Ben 15 bin diye de hatırlıyorum. Yani 5 bin Yahudilerden 10 binde Mekke ve etrafından diye hatırlıyorum. Ama Resulullah Efendimiz'i katletmek, Medine'yi yağmalamak için khandek muharebesi işte. Khandek muharebesi buradan geliyor. Ehzâb muharebesi de deniyor buna. Ghazretül Ehzâb da deniyor.

  95. 38:12

    Khandek khandek kazıldığı için Medine'nin etrafına deniyor. Ehzâb da o hizibler toplanıp gruplar birleşip geldiği için. Kur'an-ı Kerim bundan bahseder. Müminler o hizibleri görünce, halbuki Resulullah Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem önceden haber vermişti. Müşrikler toplanıp gelecekler. Efendimiz söz verdiği için dediler Müslümanlar Allah ve Resulünün sözü çıktı.

  96. 38:39

    Bize vaad etmişti kafirler toplanıp Medine'yi muhasara edecek. O sadak Allah ve Resul. Allah Resulü doğru söyledi. Halbuki başkaları olsa korkup kaçarlardı. Veya kafirlere sığınırlardı. O kafir ordularını görmek onların ancak iman ve teslimiyetini artırdı. Hiçbir şeylerini başka artırmadı. İbn-i İshak'ın rivayetine göre hicretin beşinci senesinde efendim Şevval ayında oldu.

  97. 39:08

    Kırk gün Medine kuşatıldı. O büyük rüzgarlar, fırtına ve kasırgalar gelmese yani tabii sebepler alemindeyiz Müslümanlar bitmişti. Selman-ı Farisi Hazretleri'nin istişaresiyle kandekler kazılmıştı biliyorsunuz. Bu kandek muharebesinde ne yapmıştı Ebu Süfyan? Bütün hizipleri toplayıp Efendimizin üzerine celbetmişti, getirmişti.

  98. 39:30

    Sonra ve katele öldürmüştü Ammev Efendimizin amcasını. Amcası Hazreti Hamza'nın ölümüne sebebiyet vermişti yani. Direktman kendi katil değildir. Öldüren kimdir? Öldüren Hazreti Vahşi'dir. Tabii o da sonra Müslüman oldu. Onun için ona da radıyallahu anh diyoruz. Onun hakkında da ne ayetler nazil oldu ve Müslüman oldu.

  99. 39:49

    Allah kabul etti. Allah'ın kabul ettiğini Resulullah Efendimizin sohbetine katıldı bize. sohbetine katıldı biz ona. Ne diyebiliriz? Ama o zaman köleydi. Ebu Süfyan Hanım'ı Hint dedi ki ona sen Hamza'yı öldürürsen. Hamza da onun herhalde babasını mı kardeşini mi ne Hamza'da Hamza radıyallahu anh Efendimiz Bedir'de kepertmişti onları.

  100. 40:10

    Efendim bu kâfirlerin işte öcünü almak için kız kardeşleri de veya işte neyse kızı da Habeşlilerin okçulukları çok iyiydi, attıkları şaşmazdı. Vahşi de onların kölesiydi. Dedi ki sen Hamza'yı öldürmene karşılık seni azat ederim. Başka türlü parayla bulundun, sen ebedi köle kalırsın. Bu işi ödeyemezsin.

  101. 40:36

    Bunun üzerine efendim Vahşi de oklarla beraber Hazreti Hamza Efendimiz'i şehit etti. Direkt şehit eden odur. Sonra tabi burada Ebu Şüfyan'ın rolü ne oldu? Hazreti Hamza Efendimiz'in şehit olmasına sebebiyet verdi. Daha ve ashabı Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in ashabını katletti. Katletti ne demek?

  102. 41:01

    Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in ashabı. Bu şeyi anlatıyor. Şimdi Ebu Şüfyan'ın yaptıklarını anlatıyor ki bakın bunları yaptığı halde Rasûlullah Efendimiz ona yine nasıl merhametli davrandığı anlatacak şimdi. Başta ne yaptı? Ghandek'te bütün orduları Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in üstüne yığdı.

  103. 41:16

    Ehzâbı celb etti. Cem etti, topladı, getirdi. Sonra bu amcasını öldürmesi neresi? Uhud. Bu şimdi başka muharebeyi anlatıyor. Ghandek'te de ne sıkıntılar ne zararlar. Kırk gün neler çektiler? Açlıktan, susuzluktan. Sonra amcası Hamza'nın şehit olmasına sebebiyet verdi. Sonra ashabı ashabının ashabının yetmiş sahabi şehit oldu Uhud'da.

  104. 41:37

    Yetmiş sahabinin şehit olmasına yine Ebu Şüfyan topladı, orduyu getirdi. Ve mesleğe müstehaptı mimunlara. Yani o yetmiş tane sahabenin de öyle efendim normal bir ölümle şehit etmediler. Hazreti Hamza Efendimiz'i yetmiş parça oldu. Sonra ciğerini çıkardılar, ciğerini ısırdılar. E bu kadar olaya kim sebebiyet verdi?

  105. 42:07

    Ebu Şüfyan sebebiyet verdi. Şimdi bunları iyi düşünürsek Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in merhametini anlayacağız. Efendim hal böyle olunca burada bizden birinin efendim amcasına, yakınına bunu yapan ensardan yetmiş tane sahabe efendim dört tane muhacir Hazreti Hamza, Hazreti Musabi bin Umeyr, Şemmasi bin Osman'ın mahzumi Abdullah'ım Cahsil Esed'i

  106. 42:37

    Muhacir yani Uhud'da şehit olan muhacirlerden dört kişi var. dört kişi var. Ve geri kalan, yani ne diyoruz? Altı tanesi Ensar-ı Kiram'dan. Geri kalan yani ne diyoruz altmış altı tanesi ensar-ı kiramdan Ensar-ı Kiram'dan yetmiş kişinin şehadetini, sebebiyet verdikten sonra. Yine de Mekke Fethi günü, bu Ebu Süfyan,

  107. 42:59

    bu Ebu Şüfyan alındı, Resulullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'e getirildi. Getirildi, fa'afa yine affetti. Ya bu kadar merhamet olmaz diyorsunuz değil mi şimdi? Anhu kendisini ve la tafa hem de yumuşak konuştu. Lütufla konuşma yaptı, hu ona yumuşak davrandı, ne hususta? Fil kavli kelam ve söz hususunda müla tafada bulundu, latif davrandı ve ne dedi ona?

  108. 43:25

    Şimdi bu hadiseyi de anlatarak dersimize tabi bu fasıl bitiyor. Mekke Fethi'nde kim getirdi Ebu Şüfyan'ı Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'e, ne zaman getirdi, nerede getirdi hususuna gelince Hazreti Abbas, Resulullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in amcası çok kıymetli, hatırlı amcası tabi Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem Mekke Fethi'ne çıktı mı?

  109. 43:50

    Çıktı. Baya bir insanla çıktı, yollardan da bütün Müslüman olan kabileler katıldı on bine ulaştı sayılara. Çok büyük bir rakam o zaman için. Hicretin sekizinci senesi. On bin kişi kadar orduyla çıktı ama bu şey savaşsa savaş o Hudeybiye'deki gibi ihrama girerek çıkmadı yani umre için niyet etmedi dolayısıyla savaşsa savaş yani müşrikler direnirlerse onlarla savaş etmek üzere

  110. 44:19

    çıktı Merruz Zahran denen bir yer var efendim oraya yatsı vaktinde yani Mekke'ye yakın Mekke'ye yakın oraya yatsı vaktinde kondu on bin tane ateş yaktırdı bu on bin tane ateşi niye yaktırdı? Mekke Fethi Harp etmeden olsun diye çünkü neden? Ebu Süfyanlar ve Mekke müşrikleri bir baktılar ki on bin tane gece vakti ateş yanıyor on bin ateş ne demek ya?

  111. 44:52

    Bu ne dediler ya gökten yere, yani ordular mı indi, bu yerden nereden geldi bu kadar adam buraya dediler. Bu nedeniz? Ve on bin ateşi tabi on bin kişi olarak da değerlendirmeyin. Yani orada korku salınmak istendi, bu otuz bin, elli bin, yüz bine de tekabül edebilir, on kişiye bir ışık düşürür. Yani herkesin bir ateş yakması çok mantıklı değil.

  112. 45:16

    Esasen ateş yakar ve şu on kişi bir ateşle yürü gider. Burada on bin ateş yakılması yüz bine işaret eder. Elli bine işaret eder yani bu kadar ateş olduğuna göre burada demek on binlerce ordu geldi başımıza, bu nereden geldi? Bir de gece vakti bir de ışıklar birden yandı, bunlar da bir şaşırdılar. Tabi uzakta ama oradan gelirken vadiden o ışıklar görünmeye başladı yanaştıkça.

  113. 45:43

    Hal böyle olunca Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem buyurdu ki önden gözcüler olsun. Yani çünkü onları da bir hareket yapmasına karşı öncü birlik. Bunların başında da Ömer Efendimiz olduğu yoldan tayin etti, sen dedi bunları yönet. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in muradı şöyleydi, ben Mekke'ye kahren gireyim yani onları basarak, onlara hücum ederek gireyim.

  114. 46:09

    Çünkü kafirler var tabi çok gebertilmeye hak etmiş, birkaç kişiye zaten emanda vermedi yani. Dedi ki Kabe'nin hastalarına da müteallik yakalasanız, yine katledin. Bir iki kaç kişi o, iki kişi mi üç kişi mi ne? Kafirleri gebertmek istedi. Esasında Efendimiz'in niyeti buydu. Biraz yani artık Mekke müşriklerine acınacak halden çıkmıştı yani.

  115. 46:32

    Fakat Hazreti Abbas amcası Radıyallâhu anh acıdı Mekke halkına. Bir yumuşaklık geldi ona Mekke eline. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in katırını aldı. Efendimiz'in katırını sahabe tanıdığı için o işarettir. Efendimiz'in katırı ise hemen var kimseye sorulmuyor. Efendimiz'in katırına bindi. Erak vadisi var Mekke'ye yakın, Erak vadisine geldi.

  116. 46:57

    Vadiye geldi. Efendim, belki dedi Mekke'ye giden birini bulurum. Mekke'ye giden birini bulurum da. Derim ki ona Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Mekke'yi fethetmeye geldi. Onun için yani siz ona karşı ayaklarınla savaşın, haşa der mi Hazreti Abbas hainlik eder mi haşa. Şunu haber veriyor. Siz Resulullah Mekke'ye girmeden evvel Mekkeliler çıksınlar.

  117. 47:28

    Ondan sonra Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem kahren yani cebir kullanarak girmeden onlar eman talep etsinler. Çünkü bu orduya karşı Mekke dayanamaz. Bu sefer bütün Mekke kırılır. Onun için istiğman etsinler. Yani emniyet talep etsinler. Biz sana sığındık ya Resulullah desinler. Güven istesinler, güvence istesinler diye.

  118. 47:49

    Birini bulurum diye düşündü. O arada Ebu Süfyan'ın sesini işitti. Büde'il denen birine diyor ki ya ben bu gece kadar ordu görmedim. Bu gece ne kadar ordu var efendim. Askerlik toplanmış bunlar. Nereden gelmiş? O arada Ebu Süfyan'la karşılaştı Hazreti Abbas. Veya bir adam gönderdi ona.

  119. 48:23

    Dedi ki haberde bu Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem sabahleyini Kureyş'e baskın yapmak düşünüyor. Çok da askeri var sahabesiyle birlikte geldi. Onun için tedbir alalım. Ebu Süfyan dedi ki anam babam sana feda olsun. Hazreti Abbas'a diyor ki sen bizim büyümüşsün. Nedir çare, hile nedir? Biz ne yaparız da kurtarabiliriz canımızı?

  120. 49:01

    Dedi ki vallahi seni yakalarsa mutlaka boynunu vuracak. Onun için bir çare düşünelim. Ne yapalım? Sen şu benim katırımın arkasına bin dedi benim arkama. Efendim bu Resulullah'ın katırıdır Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Bize dedi ki inşallah bir şey yapmazlar geçeriz. Hani Efendimiz'e sığınma talep ettirecek.

  121. 49:23

    Sen de arkama otur dedi. Seni Resulullah'a götüreyim. Senin için bir eman isteyeyim. Çünkü onun için eman alınırsa zaten Mekke'de bir direniş olmaz. Reisleri o ya. Yani Mekke'de bir savaş çıkmasın istedi. Hazreti Abbas Efendimiz. E tabi masum insanlar da olabilir. Onlara da bir savaş patladığı zaman zarar görür insanlar.

  122. 49:43

    Hazreti Abbas bunu istemedi. Ondan sonra Ebu Süfyan bindi arkasına. Şimdi gözcüler var tabi. Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'e doğru geliyor. Yolda kaç yerde nöbetçiler konmuş Müslümanların sahabeden. E şimdi bir nöbetçi geliyor, bakıyor tabi, gece. E bu süfyanı da tam tanıyor, bizde karanlıkta var.

  123. 50:07

    E bir bakıyor, aa Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in katırı, üzerinde de amcası var. sorun yok, geçiyor, öbür gözlüğü kontrol noktasına geliyor, Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in mübarek katırı, üzerinde amcası var, artık arkasındakini kimse sormuyor, Artık arkasında geliyor, kimse sormuyor.

  124. 50:20

    O da biraz yüzünü falan kapatmıştır herhalde. Zaten gece. E, şu an zaten yapmasa, niye sorsunlar ki arkanda? E şimdi amca ne yaparsa? Niye sorsunlar ki arkanda kim var? E böylece geçirdi, geldi Hazreti Ömer eş. Hazreti Ömer Efendimiz'e gelince, dedi, uuuu, dedi, Ebu Süfyan, adufullah. Allah'ın düşmanı Ebu Süfyan, heee.

  125. 50:41

    Tamam şimdi yakaladım, dedi. Elhamdülillâhi lezî emker eminke bilâ vukdetin velâ ahdîn. Allah'a hamd olsun ki seni benim elime geçirtti. Ama zimmetin de yok, güvencen de yok. Hani Müslümanlarla aranda bir barış soru içerisinde olsaydık, yine bir şey yapamazdım sana. Şu anda dedi, aramızda bir soru yok.

  126. 51:01

    Akitler bozulmuş, ahitler bozulmuş. Tamam seni kesebilirim, dedi şu anda. Elhamdülillah, dedi. Katırla beraber Hazreti Abbas Efendimiz, katırı bastırdığı kuvvetle Resûlullah Efendimiz'e doğru koşturuyor yani. Ebu Süfyan da canının derdinde, Hazreti Ömer yetişecek, kesecek beni falan. Derken, katır sıçraya sıçraya gitti yani.

  127. 51:29

    Öyle gitti. İşte Ebu Süfyan'ın yaşayacağı varmış. Eceli gelmemiş. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in yanına girdi. Girer girmez Hazreti Ömer de hemen peşine girdi. Ya Resulallah bırak şu Allah'ın düşmanının başını vurayım, dedi.

  128. 51:52

    Hazreti Abbas dedi ki, Ben ona eman verdim, dedi. Hazreti Abbas. Benim güvencemdedir, dedi. Ben Resulullah'ın amcasıyım, dedi. Ben güvence verdim. Yani bir mesele burada halledeceğiz. Resulullah Efendimiz de bu Mekke'nin durumunu konuşacağız.

  129. 52:09

    Şimdi sen hani adamı sefir gibi, elçi gibi aldım getirdim demek istedi. Ben eman verdim, sen ne dokunuyorsun? Deyince, Hazreti Ömer Efendimiz çok aşırı şekilde mücadele verdi. Mutlaka vuracağım kafasını diye. Çok mücadele verince Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem devreye girdi.

  130. 52:32

    Dedi ki, Ya Ömer sen biraz sakin ol. Ey Abbas sen de git eşyanın yanına. Bu gece biraz istirahat edelim. Ondan sonra, Sabah olunca Ebu Süfyan'ı al bana getir bakalım ne anlaşacağız, ne konuşacağız, dedi. Şimdi bir şey yapmıyoruz, dedi. Sen yerine, sen yerine. Gönderdi onları. Bunun üzerine, Sabah diyor Hazreti Abbas Efendimiz anlatıyor bu rivayetin sahibi.

  131. 53:03

    Sabah aldım Ebu Süfyan'ı getirdim. Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem onu görünce, Anladı ki teslim olmuş. Boyun eğmiş. Daha bir zarar gelmez. Şerri dokunmaz. Artık direniş yok. Bunu Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem anlayınca, Efendim ona şimdi ne dedi?

  132. 53:19

    Şimdi geçmişi anladınız değil mi? Bu Ebu Süfyan'ı kim anladınız? Hande'yi, Handek Muharebesinde bu kadar dünyanın gavurunu toplayıp, Medine'yi kırk gün muhasara edip, Uhud Muharebesinde yetmiş sahabenin şehadetine, Hazreti Hamza Efendimizin şehadetine vs. vs. Bütün bunları, Efendim mülaza ettiğinizde, Bu adam, Hazreti Ömer Efendimizin yaptığı gibi esasen,

  133. 53:46

    Yapılmasını hak etmiş zahiren. Bir konumdayken, Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem ona, Efendim ne yapıyor? Mülâtafada bulunuyor. Bakın ne diyor ona? Onu affetti. O zaman olunca zaten geçmişini konuşamazsın. O bitti. Ta şimdi hâlâ Şia gibi, Hazreti Muharrem Efendimiz'e lafı dokundurmak için, Babası Ebu Süfyan şöyleydi, böyleydi.

  134. 54:10

    Bu konuşulmaz. O zaman Halid İbn Velid, Onlar zaten Halid İbn Velid'i de tanımaz da, Onlar beş sahabeden başka, Hepsini kafir sayıyor. E Halid İbn Velid'in de, Geçmişinde parlak bir durum yok. Yani kafir iken Müslümanlara zarar verdi. Bunun daha birçok örnekleri var. Sahabenin uluları oldular. Daha sonra buz atlar.

  135. 54:32

    Onun için Allah'ın affettiğini, İslam geçmişini keser atar, Hadis-i Şerifini göz ardı etmek, Müslümanın işi değil. Sen o zaman başka bir şey derdindesin. Kavruların ekmeğine yağ sürmek istiyorsun. Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem ona ne buyurdu? Veyhake. Yazık sana. yazık sana. E, Ebu Süfyan, acıyorum sana ya Ebu Süfyan.

  136. 54:57

    E, Ebu Süfyan, yani yani demek istiyorum, hâlâ Müslüman olmadın, hâlâ imana gelmedin, hâlâ böyle kaldın yani. Ben acıyorum sana ya Ebu Süfyan. düşmüşsün yani. Elem yeğni, yaklaşmadı mı? Lekesene ente aleme Lekesana ente aleme, şunu bilmen ki, el la ilahe illallahü, Allahü teâlâdan başka hiçbir ilah olmadığını bilmen, allahu teala'dan başkası

  137. 55:27

    yani putlardan onu vazgeçirmen noktasını konuşuyor. Tabi bunun içinde Veni Resulullah da var, rivayette burada görünmüyor, ama zaten o o zaman Allah'a şirk koştuğu için, ilk mesele nedir? Onu tevhide getirmek, yani Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığını bilmenin vakti gelmedi mi sen hâlâ? Yani akıllı adamsın, nasıl böyle bu putlara tapıyorsun mealinde?

  138. 55:53

    Ama yani acıyorum sana demesi, yani çünkü sen Arapların dahilerinden, dühattan yani, senin kadar akıllı adam, zeki adam, dahi adam, İslam'ın hakikati bu kadar zuhur ettikten sonra, yani nasıl hâlâ bu putlara tapabiliyorsun? Her şey ortada, buyurmak istiyor. Sahip bir İslam ile Müslüman olman vakti gelmedi mi?

  139. 56:19

    Fekale Ebu Şüfyan dedi ki, bi ebi ente vevmi, bi ebi babam feda olsun ente sana, vevmi, annem de feda olsun sana. Bunlar Araplarda tabi ki artık çok üstün gördüğün, çok sevdiğin, çok bağlandığın birine karşı söylenecek laflar. Herkese böyle anam babam sana feda olsun diye de, analarını babalarını da rastgele de feda etmezler yani.

  140. 56:43

    Hele ki Ebu Şüfyan gibi biri, dişli biri. Yani anam babam sana feda olsun dedi. Fakat ya Rasulallah demedi yani. O anda Müslümanlığı da Müslüman olmamıştı. Fakat şahsiyetine, şahsiyetine çok hayran kaldı. Şahsiyetine söyledi bunu. Evet. Ma ehlemeke. Ne kadar hilim sahibisin. Hiç acele davranmıyorsun.

  141. 57:07

    Yani radıyallahu anh olsa çoktan şimdi parçam kafam, vücudumdan ayrılmıştı. Sen ne kadar acele davranmayan, yumuşak ahlak sahibi, hilim sahibi bir insansın. Ve ekremeke. Ne kadar keremli, iyi huylu bir insansın, ikram sahibisin. Yani işte otur diyorsun. Benim gibi bir adama, bu kadar işler etmiş adama karşına alıyorsun, muhatap alıyorsun.

  142. 57:30

    Efendim acıyorum sana diyorsun. Yani bu. Ondan sonra ve evseleke. Sen rahmini ne kadar vasleten birisin. Yani akrabayı ne kadar gözeten birisin. Çünkü yine Hümeyyeoğulları'yla da Kureyş kabilelerinin içerisinde, Kureyş'in dalları olduğu için hepsi Kureyş'e bağlı. Kureyş'in hepsi de yukarıda birleşiyor.

  143. 57:52

    En nihayetinde amcaoğulları. Hepsi benim ilhamım olur. Amcaoğulları olabilirler. Çünkü Hz. Ömer'le Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem'in nesebi işte. İki, üçüncü dedede birleşiyor. Misal veriyorum öbürünü. Beşte birleşiyor. Yani hepsi veledi Adnan. Adnan'ın çocukları. Hepsi İsmail Aleyhisselam'ın zürriyeti.

  144. 58:10

    Yani artık geriye doğru giderken mutlaka Kureyş'in bütün dalları, boyları geride birleşiyor. Dolayısıyla bir akrabalık olmuş oluyor. Sen akraba ilişkileri ne kadar vasfeden, sıcak tutan birisin ki yani bana böyle acıyorsun.

  145. 58:33

    Sonra dedi ki ben de Allah'tan başka bir ilah olmadığını düşünmeye başladım dedi yani. Buna kanaat getirmeye başladım. Çünkü dedi Allah'tan başka ilah olsaydı bana yarardı dedi yani. Burada 360 tane puta tapıyoruz. Gece gündüz taptık ettik. Şu gün geldiğimiz duruma bak dedi yani. Ben dedi hiç başarılı olamadım yani.

  146. 58:56

    Bedir'de olamadım, Uhud'da olamadım. Uhud da başarı gibi göründü ama yine bozgun uğramış gibi geri döndüler. O da ilginç. Yani biz dedi hiçbir yere gelemedik yani. Bizim bir ilahımız olsaydı böyle mi yapardım dedi. Onun için Resulullah Sallallahu Aleyhi Vessellem buyurdu ki yani artık Müslüman olman zamanı geldi.

  147. 59:16

    O dedi ki biraz içimde hala bir şüphe kaldı dedi. O zaman için. Nefsimde bir şey vardı. Hazreti Abbas ona dedi ki Dedi bak kellen gidecek sen hala nelerden bahsediyorsun. Kalbimde biraz bir şey var. Kalbim mi kalacak kafan gittikten sonra? Onun için kafan gitmeden evvel Müslüman ol. Ve Allah'tan başka hiçbir ilah olmaz.

  148. 59:49

    Allah'tan başka hiçbir ila olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şahitlikte bulun dedi. O da hak şehadetle şahit oldu ve Müslüman oldu. Şimdi tabii birileri kılıç zoruyla Müslüman olduğunu izhar etti, kalben Müslüman olmadığı safsatasını. çok uydururlar. Ama öyle değildi. Çünkü kalbinde biraz bir şey kaldı, kalmadı değil.

  149. 1:00:16

    Ama ne zaman bir gün yine tavaftaydı, bu da sahihte geçiyor, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem tavaftayken Efendimiz ona yaklaştı, yani Mekke fethinden sonra. Yani Mekke fethininden sonraki bir tavaf tabii bu. İçinden yine yani işte acaba onu öldürsem veyahut da bu yani işin başı o, onu ortadan kaldırsak bu iş yani bozulur mu bize tekrar kalma gibi bir şey geçti.

  150. 1:00:41

    Ya bu kalptir yani kalp fırıldak gibidir. Biliyorsunuz bir insan kalbinden geçenle gavur olmuyor. Kalbinden geçenle günahkâr da olmuyor yani. Çünkü kalp bizim elimizde değildir. Şeytanın ilkaatına mahaldir devamlı. devamlı. Fakat Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem o arada ona yanaştı, şöyle kalbinin üzerine elini sürdü, dedi ki neler düşünüyorsun bakalım, dedi.

  151. 1:01:02

    Neler düşünüyorsun bakalım, dedi. Aman ha, çaktı katli ol, vazgeçme alem şimdi, hatırlıyorum hadisi. Aman ha, çok dikkatli ol, vazgeçme halini şimdi hatırlıyorum hadisi. O zaman, yani öyle bir şehadet getirdi ki O zaman yani Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in onun kalbine muttale olduğunu

  152. 1:01:17

    onun kalbinden geçene vakıf olduğunu ki hiç o zaman öyle bir şey geçirme ihtimali de yoktu. Emaresi de yoktu yani. Tavaftaydı her şey süt liman. Niye geçirsin? Ama Mevla'nın bildirmesiyle. Kayıpları bilir Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem. Allah Teâlâ ona bildirdi ve böylece sonra Ebu Süfyan hakikaten müslüman oldu.

  153. 1:01:36

    Yani çünkü Hüneyn'e katıldı, harbe katıldı ve harpte bir gözü şehit oldu, gözünü verdi. Ondan sonra İslam ordusuna efendim katıldı. Diğer halifeler döneminde Ebu Bekir Efendimiz, Hazreti Ömer Efendimiz döneminde çünkü yaşadı yani baksanıza 30 küçüklü senelere kadar yaşaması bunun yaşadığını gösteriyor.

  154. 1:01:58

    Bu dönemde hep müslümanların yanında, sahabe-i kiramın arasında bulundu. Artık onun hakkında konuşmak Allah muhafaza etsin. Sahabe-i kiram hakkında konuşmak demektir. Çünkü sahabe-i kiramdır kendisi. Ondan sonra Hint hakkında çok konuşurlar. Hanım hakkında, Hazreti Muhafize Efendimiz annesi hakkında konuşamazsın.

  155. 1:02:17

    Çünkü âyet-i kerime ile sabittir. Kadınlar sana biat'a geldiler. Mekke fethi için söylüyor. İşte sen biat şartlarını açıkla. Ondan sonra onların biatını kabul et. Kadınların sözcüsü Hazreti Hint'ti. İşte kaç kadınsa 70 mi, 100 mi? Kadınların, yani müşrike kadınların İslam biatını kabullenmeleri herhalde Safa Tepesi'nde Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlarla biatleşti.

  156. 1:02:43

    Safa Tepesi'nin üzerine oturdu. Onlar aşağıda duruyorlardı. O biatte sözcüleri Hint'ti. Ve bu âyet-i kerime ile onlarla sözleşme yap. Biatlarını, imanlarını, akitlerini kabul et. Bir de günahları için, yani geçmişlerinin affı için, kefaret için onların affını iste benden. Allah Teâlâ münafıklar için ne buyuruyor?

  157. 1:03:09

    Yetmiş kere af istesen asla affetmem bu münafıklar. Çünkü onlar müslüman olmadı. İçlerinde kafirliği gizlediler. Peki bunlar için ne buyuruyor? İstiğfar et. Müslüman oldular. Müslüman olmayanın günahlarının affı için istiğfar edilir mi? İbrahim Aleyhisselam babası için istiğfarını yasak etti. Babasına istiğfar edemez.

  158. 1:03:28

    Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem amcasına istiğfar edemedi. Ebu Talip için. Ama burada istiğfar et onlar için diyor. İnnallâhe gafurrahim. Allah affedicidir diyor. Peşin kararını vermiş. Affediyorum diyor zaten. Zaten İslam geçeni keser atar. Onun için el-İslâmiyye cümle ma'akabulehu buyuruluyor.

  159. 1:03:46

    Şimdi ayetle sabit biatı kabul edilmiş. Ayetle sabit Peygamber Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem onun günahları için istiğfar ettirilmiş. Ve böylece aff olduğu kesinleşmiş. Kesinleşmiş. Ayetle kesinleşmiş. Hint hakkında, Ebu Süfer hakkında falan konuştuğun zaman bu kesinlikle Allah'ın ayetini inkardır, verettir.

  160. 1:04:05

    Yani sanki şu demektir. Allah bunları nasıl affediyor? Zaten Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'i affetmesi, safhetmesi, merhamet etmesi kime bağlı? Hep Allah'ın emrine müsaadesine bağlı. Mevla izin vermeden Resulullah affedemez ki. Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Onun için dersin başında nereden girdik?

  161. 1:04:26

    Benim acımam Allah'ın merhametinin bir eseridir. Allah'tan çok acıyan yok. Celle şânû ve celle celâlû. Ve böylece esas mesele yine mühim olan bir mesele var burada. İbn-i Abbas radıyallahu anh'tan rivayet ediliyor. Tarih-u kazvinde geçiyor. Bizde de var bu kitap. İslâm kazvine hazretlerine aittir. Bu tarihul kazvinde senediyle geçiyor.

  162. 1:04:52

    Ali ibn-i Ahmed ibn-i Salih'den alıyor. O işte şundan haddesene, haddesene, haddesene Malik ibn-i Muhul, o şabiden, şabi tabiindendir. O Şabi'den Radıyallahu teâlâ. Şabi tabi'indendir. Radıyallahu Teala O da ibn-i Abbas'tan. Bütün ravileriyle, senediyle, istihadıyla sabit. Bakın. Ebu Şufyan'ın bir iyiliği var.

  163. 1:05:14

    O iyilik sebebiyle İslâm nasip oluyor. Bu da ne zaman oluyor? Mekke dönemi. Ebu Cehil'in yönettiği Mekke'de. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in kerimesi, Fatıma annemizi, Radıyallahu teâlâ. Ebu Cehil, lâneullah, bir gün tokatlı. Ya Rasûlullah'ın kızına, ya kadına el kalkar mı, kızı kıza el kalkar mı?

  164. 1:05:42

    Ebu Cehil böyle şerefsiz adam. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in, hani bırak peygamberin kızı meselesini ya, kadına vuruyor yani. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in kızına tokat atıyor. Fatıma annemiz de, Radıyallahu aleyhi ve sellem, geliyor, işte ağlamaktı veya ağlar halde, babasına şikayet ediyor.

  165. 1:06:00

    Diyor ki, babacığım diyor, bak Ebu Cehil beni ne hale getirdi diyor. O zaman Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona diyor ki, git Ebu Şufyan'a durumu haber ver diyor. Yani Ebu Şufyan'ın da böyle demek mertliği, şeyliği de var. Yani Ebu Cehil'e de hareket çekebilen bir... Yani Ebu Cehil'den sonra Mekke lideri oldu derken, o zaman gençti, küçüktü falan demek değil.

  166. 1:06:25

    O dönemde de güçlüydü. Ama sıra meselesi yani. Ebu Cehil'den sonra liderliği ele aldı. Yoksa Ebu Cehil döneminde de, bak bu onu anlatıyor. Git Ebu Şufyan'a. Geldi Fatıma annemiz Ebu Şufyan'a durumu haber verdi. Dedi ki, babam beni sana gönderdi. Dedi ki, Ebu Cehil bana böyle böyle yaptı diye. Git ona anlat.

  167. 1:06:45

    Geldi. Öyle mi dedi? Tamam dedi. Hadi bakalım dedi. Elinden tuttu diyor. Fatıma annemiz demek küçük kız. Tuttu elinden diyor Ebu Şufyan. Götürdü onu Ebu Cehil'in kapısına getirdi. Cesaret ister. Ebu Şufyan da işte bak. Ebu Cehil'in lanehullah kapısına getirdi. Dedi ki ona, O sana nasıl tokat attıysa aynı tokatı ona atacaksın dedi.

  168. 1:07:15

    Ve Fatıma annemiz Ebu Cehil'in sonrasına bir tokat aşk etti. Bunun üzerine Ebu Cehil çıt yok. Çünkü tabi cahiliyet döneminde de bazı kurallar var. Yani küçük kıza vuruyorsun, kadına vuruyorsun bilmem ne bilmem ne. Bunlar şerefsizliktir. Yani cahiliyet döneminde de bazı kurallar var. Onun için herhalde o kuralları da ihlal etti tabi Ebu Cehil.

  169. 1:07:39

    Ebu Şufyan dedi ki sen o zaman. Yani bir mekana yasası var yani. Sen de hepten hukuksuzluk yapıyorsun hesabına. Ona onu ödettirdi yani. Bunun üzerine Fatıma annemiz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e geldi. Dedi baba böyle böyle oldu dedi. Efendimiz yanlarında yok. Sen git dedi kendin. Gönderdi onu.

  170. 1:08:00

    Ondan sonra geldi dedi Ebu Şufyan beni götürdü dedi Ebu Cehil'in kapısına. Aç çaldı kapıyı açtırdı dedi. Vur ona bakayım bir tokat dedi. Bir vurdum dedi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ellerini kaldırdı. Allahümme latense hâli Ebu Şufyan. Kurban olduğum Allah'ım Ebu Şufyan'ın bu iyiliğini onun için unutma.

  171. 1:08:17

    Bu iyiliğine bir karşılık ver buyurdu. Hazreti Abbas diyor ki Radıyallahu Teala. İbni Abbas diyor ki ben diyor şüphe etmiyorum ki. Hazreti Abbas değil Abbas'ın oğlu İbni Abbas. Diyor ki ben şüphe etmiyorum ki. Bu adam Müslüman olduysa ki ben Mekke işte fethi olmadan da onu gittim aldım getirdim. Çünkü o gün bugün diyorum ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ki dua etti.

  172. 1:08:49

    Duası yere düşmez. Ebu Şufyan'ın bu iyiliğini Allah'ım unutma. Yani Allah'ım unutmaz haşa onu demek istemiyorum. Bu iyiliğini karşılıksız bırakma demek istiyorum. Bu dua yere düşmez. Bu mutlaka çıkacak yani. İşte sonunda Müslüman oldu. Bu duanın bereketiyle Fatıma annemizi Ebu Cehil'in karşısında aziz etmesi vesilesiyle tabii ki.

  173. 1:09:11

    Yani bir iyilik yapmak da gerekiyor. İnsan şirk döneminde, cahiliyet döneminde de olsa bir iyiliği, bir fazileti, bir meziyeti, bir ikramı, bir sılayı, rahmi neyse bir bir şeysi olacak ki Allah da ona İslam'ı nasip etsin değil mi? Ebu Cehil gibi yani. Yani adamın cahiliyet döneminde de kural tanımazlığı var.

  174. 1:09:30

    Hiçbir ahlakı yok yani. Dolayısıyla Allah ona İslam'ı nasip eder mi? Yine bu insanların bir iyilikleri var ki, bir mertlikleri veya bir şeyleri. Allah Teala neticede İslam'ı kendisine nasip etti. Ama burada efendim. Efendim, anlatacağımız, anlayacağımız nokta şudur ki Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in evet, merhametinde zirve noktasını işte bu rivayette bitirdi.

  175. 1:10:07

    Yani Uhednek Muharebesine sebebiyet veren, o kadar Yahudileri üstüne toplayıp getiren, o efendi Medine az daha gitti gidiyordu, muhasaralar yaptıran, Uhud'da bu kadar efendim şehitler verdiren, Hazreti Hamza'nın işte yetmiş parça olmasına sebebiyet veren, veren, veren, veren.

  176. 1:10:23

    Bütün bunlardan sonra bir insan yanına geldiğinde acıyorum sana, iman etsene, kurtarsana diye ona hâlâ nasihat edip, merhamet eden bir peygamber ümmeti Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Onun için bu bahsi bitirirken Şifa-i Şerif sahibi Kazıyaz Hazretleri şu cümleyle bitiriyor. Ve kâne Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem kâinatın efendisi idi,

  177. 1:10:46

    eb'aden nâsi, insanların en uzağı idi. Ne bakımdan? Gazaben, kızmak bakımından. Yani herkesi kızdırırsın, onu kızdıramazsın. Mesela neler yaparsan yap, diyelim ki yüz kişi var, en güzel huylu, en güzel ahlaklı, en kerem sahibi, en falan, falan, falan, falan. Bu enlerin hepsini toplasan bir noktaya gelir, artık dayanamaz.

  178. 1:11:08

    Biri şurada patlar, biri biraz ileride patlar. Ama herkes bir noktada gazap eder. Bir kızar yani. Ama Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem de kızmaz değil. Ama Allah için kızar, nefsi için kızmaz. Ama o kızmada ne olur? Herkesten geç olur. En geç o kızarsa kızar, en geç. Ve esra umrudan, ama onu memnun etmek istiyorsan da sana kızdı.

  179. 1:11:32

    Sen yaptığın bir yanlışlık, İslam'a hainlik. Razı edeceğin zamanda da en çabuk razı olan, işte Kâbe bin Üzeyr Hazretleri'ni de idamına, katline emrettikten sonra kalktı geldi, bir şiir okudu, işte Kaside-i Bürde'nin bir şeydi, odur esas. Efendim, Kâbe bin Üzeyr Kasidesi'ni.

  180. 1:11:53

    Kaside okurken Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in hakkındaki vasıflarını, sıfatlarını, keremini, cömertliğini, güzel huyunu anlatırken, hemen Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem memnun oldu. Hatta kalktı, hırkasını çıkarttı, ona giydirdi ya. Yani idam edilmeyi hak etmişti. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem ne kadar hicvediyordu.

  181. 1:12:11

    Onun için razı etmek istersen de, en çabuk onu razı edersin. En geç onu kızdırırsın. En evvel onu memnun edersin. Böyle bir huy insanlar arasında kimseye nasip değil. Çünkü o Allah'ın ahlakıyla mütekalliktir. Allah'ımızın da ahlakı böylecedir. 40 senelik, 90 senelik gavuru bir kelime-i şehadetle affetmiyor mu?

  182. 1:12:36

    100 sene putlara, 500 sene putlara tapanı bir iman ile Rabbim geçmişini silmiyor mu? Onun için Allah'ın rahmeti gazabını geçmiştir. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in de durumu böylecedir. Hadis-i Şerif'te onun için ne buyuruyor? El-mü'minû batîhul gazab-ı serî'ul rızâ. Mümin gazabı geç, rızâsı çabuk olandır.

  183. 1:12:58

    Gazabı, müminin gazabı geç olur. Yani kızması geç olur, memnun olması çabuk olur. Bu huyu varsa siz de müminsiniz. Bu huyu yoksa siz de kâmil mümin değilsiniz. Kâvur olmazsınız ama düzgün de Müslüman olamazsınız. Çünkü ahlaksızlık yani. Hemen kızmak. Hemen kızıyor adama. Ondan sonra adam neler ediyor neler ediyor, adamdan memnun olmuyor.

  184. 1:13:22

    Bu ahlaklı bir Müslümanın vasfı değildir. Bu ahlaksız bir Müslümandır. Hemen niye kızdın şimdi anlamadan dinlemeden? Hemen kızıyorsun. Ondan sonra adam canı çıkar özür dileme, kabul etmiyorsun. Bu ahlaksızlıktır. Mümin ahlakı nedir? Mümin ahlakı çok geç kızar. Kızana kadar canı çıkar. Hemen adam gelip bir özür dilemiş hemen.

  185. 1:13:45

    Hemen memnun olacağım. Konuyu kapatmak icap eder. Efendim tabi bu Allah'ın hakları ile ilgili konuşmuyoruz. Çünkü Allah'ın hakları ile ilgili efendim, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de tabi gazap eder. Haramlar işlendiği zaman had cezası uygular. Ama orada da yine dengelidir. Adam içki içmiş diye sopa vurulurken veya zina etmiş kadına taş atılırken,

  186. 1:14:07

    yine sallallahu aleyhi ve sellem onlara lanet okuyan, beddua okuyanları nasıl engellemiş? Ne lanet okuyorsun ya? Bu kadın bir tevbe ettirmediğine eline yeter. Kendi kendini teşhir etti. Biz ona gizle dedik, kapat dedik. Yok ben Allah'ın zorunda temiz çıkayım. Temizle beni ya Rasulallah dedi. Sen nasıl lanet okuyorsun dedi.

  187. 1:14:24

    Öbür sahabeye. Efendim içkiden gelmiş sopa yiyen, had cezası sarhoş yakalamış o birisi lanet okuyor. O birisi lanet okudu. Ne dedi? Ne dedi? Ya Allah Rasûlü seviyor bu zat dedi, sahabeden bizzat için. Ya Allah'ın Rasulü'nü seviyor bu zat dedi. Sahabeden bir zat için. Allah Rasûlü'nü seviyor. Sen buna nasıl lanet okursun?

  188. 1:14:38

    Yani Allah'ın haklarında had cezalarını tatbik eder. Bu ayrı bir şey. Bu devletin düzeni bakımından haramların ve yasakların engellenmesi... sokakların engellenmesi bakımından, caydırıcılık bakımından tayin edilmiş hadlerdir. Bunda bir sorun yok. Ama kendi nefsi için yani işte kendini hicvetti, hakaret etti, işte şöyle etti, böyle etti, malını gasp etti, canına ziyan etti.

  189. 1:14:59

    Veyahut öldürmeye geldi bak. Öldürmeye geldiler kaç kere. Hep öldürecek adamları da affetti. Bu ayrı bir şey. nefsi için olan hakları bağışlardır ve bu hususta insanların, efendim, kızmak bakımından en uzağı memnun olup özrünü kabul etmek bakımından en evveli, en süratlisi Resûlullah sallallahu teala aleyhi ve sellem idi.

  190. 1:15:15

    memnun olup özrü kabul etmek bakımından Allah teala cümlemizi onun ahlakıyla mutakallık eylesin. O İslâm'ın, o Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in güzel ahlakından hissedar eylesin. Ve bu güzel ahlak ile insanların hidayet bulmasına vesile eylesin. Amin. Yarın inşâAllah Bursa sohbetine buluşmak üzere.

  191. 1:15:39

    Allah'a emanet ediyorum. Hemen bu dersin peşine de Umraniye sohbeti. Uzun bir sohbet. Çok makbule geçti. Çok insanların beğenip istek yapması üzerine tekrar verilecek. Hemen bu dersin peşine o başlayacak inşâAllah. Böylece onu da dinlersiniz. Allah teala sohbetlerde ayet ve hadis meclislerinde, ilim meclislerinde cümlemizi daim eylesin.

  192. 1:16:02

    Derginin yeni sayısında çıkan Safer ayının her gün okunacak duası var. Tabi ben burada olmadım. Geçen Perşembe sohbeti olmadığından ilan edemedim. Sayfasının işini bilmiyorum. Derginin elime ulaşmadı. Lakin her gün okunacak. Her gün okuyun. Unutmayın. Safer ayında Allah tealanın yaratacağı şerlerden ve belalardan Allah teala cümlemizi muhafaza eylesin. Amin.