00:00 / 30:22Şu an 00:00 / 30:22
Video bölümleri
- 01:17İbnü Abbâs Radıyallâhu Anhumâ, Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem'den Aldığı Hangi Duâ Vesîlesiyle Tercümânü'l-Kur'ân Oldu?
- 17:18Her Peygamberin Mûcizesi, Kendi Döneminde Üstün Olan Şeyleri Bastıracak Nitelikle Verilmiştir
- 22:27Câfer-i Tayyâr Hazretleri, Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem'den Aldığı Duâ Sebebiyle Ticârette Hiç Zarâr Görmedi.
- 25:01Mikdâd İbnü'l-Esved Hazretleri, Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem'den Aldığı Hangi Duâ Sebebiyle Sınırsız Zengin Oldu?
Transkript
73 satır
- 00:00
Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillah ve salatu ve selamu ala Seyyidina Resûlullah Sallallahu aleyhi ve sellem ve alâ alihi ve sahbihi ve memmi ve alâ kıymetli taşçılarımız Kıymetli takipçilerimiz, Şifa-i Şerif'in Şifa-i şerifin derslerinden sayfa 276'da 3. satırın başında, Veda'al İbni Abbas'ta kaldık.
- 00:24
Oradan başlıyoruz. İnşâAllah, Rahman Resûlullah'ın dualarında bulunan mucizelerden bahsedeceğiz. Gözümün, tabi sol gözümün ağrısı çok arttı. batıyor falan. Ondan dolayı çok uzun dersler biraz yapamıyorum. Yani kitaba bağımlı kaldığım derslerden bahsediyorum. Onun için Allah gözümüzü bağışlasın size hizmete.
- 00:54
Böylece az da olsa devamlı olsun. İnşâAllahurrahman. Fednahı sallallahu aleyhi ve sellem dua yaptı. Kibriç-i İbn-i Abbas, İbn-i Abbas Hazretleri için. Bu dualarla mucizeler taslındayız. Yani Resûlullah'ın dualarında zuhur eden mucizeler mevzumuz olur. Sahih bir hadiste Bukhari Müslim rivayet ediyor.
- 01:23
İbn-i Abbas kimdir? Abdullah İbn-i Abbas, İbn-i Abdülmuttalip, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in amcası, Abbas Hazretleri'nin oğludur. Tabi İbn-i Abbas, Abbas'ın oğlu diye kaleme çalmış. Yani çok oğulları var. Belki 10-11 tane. Kuseym İbn-i Abbas, Fazıl İbn-i Abbas, Kuseym Hazretleri'ni ziyaret ediyoruz Semerkant'te.
- 01:44
Onlar da İbn-i Abbas'ın kardeşleridir. Onlar da İbn-i Abbas. Çünkü Abbas'ın oğlu demek İbn-i Abbas. O zaman Kuseym'de oluyor İbn-i Abbas. Fazıl'da oluyor İbn-i Abbas. Hepsi İbn-i Abbas. Tabi en meşhuru Abdullah, ismi Abdullah olan İbn-i Abbas olduğu için İbn-i Abbas denilince o akla geliyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem onun hakkında bir duada bulundu.
- 02:11
Ne diye duada bulundu? Allah'ıma ey Allah'ım fıkıh, fıkıh ilmi nasip et kime hu ona. Ne hususta fit dini, din hususunda. Aslında fıkıh tabi lügat manasına bakılırsa ince anlayış. Derin, isabetli, fehim ilim manasına geldiği için tabi ilimden daha biraz hususi tarafı da var çünkü ilim belki ortada olan bir şey ama sen bilmiyorsun dolayısıyla ona da ilim deniyor ama fıkıh ona denmiyor ya şahit olan, hazırda bulunan bir ilimle gaipte bulunan yani
- 03:06
işin arka planında olan bir bilgiye ulaşma deniyor. Onun için biraz daha hususi oluyor. Kur'an-ı Kerim'de de biliyorsunuz. Onlar bilmeyen bir toplumdur. Buyuran âyetler var ama mesela Haşr Sûresi'nde Yahudiler hakkında özellikle Derinlemesine anlayışla sahip değiller, muhasta var. Bu yüzden fıkıh, ahkam şer'i, hususi manada
- 03:38
ahkam şer'i, yani şeriatın hükümlerini helal, haram, emir, yasak bunları iyiden iyiye, inceden inceye bilmek demek. Onun için Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem İbn-i Abbas Hazretlerine bu dua yaptı. Ve allimu ve ona öğret. et-tevhîle, tevhîli, tevhîl, âle-i eûlüden geliyor tevhîl, çok kullanılıyor Türkçe'de de, tevhîleti falan.
- 04:02
Âle-i eûlü bir şey döndü, şuna döndü, işin akıbeti şuraya döndü diye geliyor âle-i eûlü. Meâl de oradan geliyor. Yani âyetin meâli. Meâl ne demek? Yani rucu ettiği mânâ, en nihayetinde döndüğü mânâ oluyor. Bu itibarla aslında rucu manasındadır âlenin ama Mev'îlâ, Kur'an'da Mev'îlâ da geçiyor yine aynı maddeden mesela.
- 04:33
Burada tefsir mânâsına geliyor. Tefsir demek Kur'an'ın âyetlerinin açıklaması. Yani et-tefsîr, beyan-ı mâne'l-Kur'an. Ve mâ ve me'sûrun. An-nilîv sallallâhu aleyhi ve sellem ve ekibâr sahâbe. Tefsir demek Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem'den veya sahabenin büyüklerinden nakledilen mânâlarla Kur'an'ı açıklamak demektir.
- 05:00
Kendi kafana göre lügat-mâsile Kur'an açıklanmaz. Kendi görüşüne göre Kur'an'ı tefsir etmeye, tevil etmeye, yorumlamaya çalışan muhakkak kâfir olmuştur, buyuruyor hadis-i şerif. Bundan çok sakınmak lazım. Onun için tefsirsiz meal okumamak lazım. Kesinlikle yasak. Tefsirsiz meal, Kur'an-ı Mecid Efendisi'nin tefsirli meali, onu okumak lazım.
- 05:22
Öbürlerine de tefsirli olursa okunabilir, tefsirsizler okunmamalıdır. Çünkü orada Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den sahabeden gelen manalara yer verilmiyorsa, sadece lügat-mâsile veriyorsa, orada çok nasihler, mesuhler, hazifler, takdirler, mukadderler, dolu iş var. çukurlar, hazifler, takdirler, mukadderler, dolu iş var.
- 05:41
Mana çok bozuk çıkar. Allah muhafaza. Ki çıkıyor da. Onun için İbn-i Abbas Hazretlerine, Allâhumme fekûfiddin Ya Rabbim ona dinde çok ince anlayış ve fıkıh ilmi ver. Ve'allimu tevhile ona tevhili, tefsiri öğret buyurdu. Ona tevili, tefsiri öğret, buyurdu. İşte o zaman, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu duası sebebiyle Allah-u Teala ona çok ilim verdi.
- 06:06
Çok şeriat ilmi verdi. Fesumniye, o da isimlendirildi, Ba'du. Ba'du yani ba'de duahi demektir o sene. Ba'du zan mevzene mebnidir de. Yani ba'de duâhî demektir o sene. Zamm-i zenn-i mebliğidir de. çözdüğün zaman bazı duayı Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ona yaptığı duadan sonra isimlendirildi.
- 06:18
Çözdüğün zaman ba'de duâhî. Veyahut da ba'de mevtî Sallallahu Aleyhi ve Sellem'de olabilir. Çünkü Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefatında çok küçüktü yaşı. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem ardından yani, işte kısa zaman sonra ne diye isimlendirildi? Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in ardından yani
- 06:44
El-Habrâ حِبْرَة'da denir. Hibrâ'da denir, Habrâ'da denir İki hareket kullanıyor. Yani ardında eserler bırakan, mütkün, çok inceleyici, muhkem, ilim sahibi manasına geliyor. Havrın da lügat manası esasında husûndan, cemâlden, behâdan geliyor yani. hoşundan, cemalden, beha'dan geliyor. Yani çok güzel alim, çok.
- 07:13
Çok güzel âlim çok. Aslında güzel esere de deniyor. Dolayısıyla o da ümmete çok kıymetli bir efendim alim olarak ve ardında çok eserler bırakan bir yüce sahabi olarak bu ismi hak etmiştir. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den vefat ettiğinde İbn-i Abbas Hazretleri'nin yaşı 10 diyen var, 13 diyen var, 15 diyen var falan.
- 07:47
Bazı ihtilaflar varsa da yani ortalaması işte 12-13'e gelir. O yaşlarda bile bütün sahabe ondan fetva sorarlardı. Hatta Kadir Gecesi hangi gece olduğunu tespitinde meşhur bir hadise var. Hazreti Ömer Radıyallahu Anh topluyor. Sahabe-i Kiramileri gelenlerin işte hepsinden görüş soruyor. İbn-i Abbas Radıyallahu Anh'a 27 olduğunu söyleyince herkesten bir delil istiyor.
- 08:23
çok güzel ilimler sayıyor. Yani işte gökler yedi, yerler yedi, tavaf yedi, sahih yedi. Ondan sonra efendim birçok yedinin sırlarını sayıyor. Ve Kadir Suresi'nde de Zeynebül Kadir'i 3 defa bulunuyor. O 3 tane harfleri toplanınca o da 27 diyor. Sonra selamün hiye. Hiye o demek, o gece demek. İşte o hiye de 27.
- 08:52
kelime olarak sayarsan 27 ediyor vs. vs. Hazreti Ömer ilmine hayran kaldı yani. Ve bütün sahabenin yaşlılarına onu tercih etti, onun görüşünü. O bakımdan Habrul Ümme. Habrul ne denir? Habrul Ümme, ümmetin en güzel, en değerli alimi. Bu lakabı hak etmiş. Daha ne diye isimlendirilmiş? Ve El-Habra, Habri ve Tercüman El-Kur'ani.
- 09:27
Kur'an'ın tercümanı diye isimlendirilmiş. Tercüman kelimesi yani türcüman da okunabiliyor. Onfuan gibi. Tercüman da okunabiliyor. Zaferan gibi. İşte efendim bir de bizim meşhur kullandığımız tercüman. T.S. Fethalı, C.M. Zammeli. O da okunabiliyor. Yani üç şeye müsaittir. Kur'an'ın tercümanı.
- 09:53
Şimdi tercüman kim? Tercüman Türkçe zannediyorsunuz. Halbuki o da Arapça'da. Ne manaya geliyor? Bir dili başka bir dille çevirebilene tercüman deniyor. Anladın mı? Ona da Kur'an'ın tercümanı deniyor. Kur'an zaten Arapça. Arapça olduğuna göre İbn-i Abbas da zaten Kureyşliği, Arap'ın kökünden, kökeninden.
- 10:19
Yani bir şey çeviriyi olmuyor. Çeviri olmuyor, tefsir işte. Kur'an'da bu kadar âyetlerin manalarını tefsirlenen hep İbn-i Abbas. İbn-i Abbas'tan gelen rivayetlerle bütün tefsir yürüyor, gidiyor. Kat'aat eden diyorsan Allah'ın adıyla ona dayanıyor. Ebû Sâlih desen ona dayanıyor. Mücahit desen Allah'ın adıyla ona dayanıyor.
- 10:40
Şüfyan, Zevri desen, İbn-i Ömer'e desen, kim dersen de tefsirde konuşan bütün Teâbü'ün Tebe, Teâbü'ün Hazarâtının ilimleri başlıca, başlıca yani. İkrime, radıyallâhu anh, ikrime çok meşhur. Ebu Celil'in oğlu olan, sahabeden olan değil. Başka ikrime var, Teâbü'yle mesela. Bunların hepsi, tefsirlerde bunların adı geçiyor.
- 11:04
Bunların da hepsi İbn-i Abbas radıyallâhu anh'ın râvîlerindendir yani. Bu itibarla Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem'in Allâhumme fekûfid din, ona dinde fıkıh ilmi ver, duâdaki fıkıh nasibetten dolayı Bak, haklı olarak, Hâbru'l-Ummâ, ümmetin en büyük din âlimi, fıkıh âlimi lakabını almış. Ve'allimu tevhîl, ona tevhîli tefsiri öğret.
- 11:32
Yani Kur'an'ın kelimelerinin, adlarının, cümlenin, manalarının vardığı nokta, izahı yani tevhîl. Gel ki hayrun ve ahsenu tevhîlâ, diyor Meselâ. Tevhîl bakımdan, ne demek tevhîl? Akıbet bakımından, çünkü neden? Yani bu kelimeler, bu cümleden netice itibariyle, akıbet netice demek. Netice itibariyle hangi manaya vurgu yapıyor yani?
- 11:54
Tevhîl bu demek. Onun için, yevmetî tevhîli diyor Kur'an Meselâ. İşte Kur'an'ın adlarının tevhîli geldiği zaman, ne demek tevhîli? İşte kıyametle tehdit ediyor ya, işte öleceksiniz, dirileceksiniz, işte şöyle şöyle. Onun tevhîli geldiği zaman, yani kıyamet tevhîli ne demek? İşte akıbeti yani, maksadı neydi?
- 12:16
Nihai maksadı, vardığı nokta, bunun olacağıydı. O geldiği zaman şöyle olacak, böyle olacak, buyuruyor. Onun için Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz'in İbn-i Abbas Hazretleri'nin duası birkaç defa hukuk bulmuştur, bir kere değil. Ve sahih tariklerle, hadîs-i şeriflerde, sünnetlerde, müstedlerde duâetleri yerine almıştır.
- 12:37
Bunlardan birinde de şöyle buyuruyor. Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, yani Meymune annemizin nöbetindeydi bir gece. Meymune annemiz de İbn-i Abbas'ın teyzesi olduğu için mahrem oluyordu. Mahrem olduğu için zaten küçük ev yani, mahrem olmayanın kalacağı kadar. Yani Meymune Valim Hücurat Çağ'dan dokuz annemizin hücreleri, küçük odalar demek yani.
- 13:07
Haşa annemizden rivayet edildiğini bilmiyor musunuz? Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem teheccüde kalktığında, yani o kadar dar ki, haşa annemizi erken kaldırmıyor tabii kendisi çok kılıyor, bacaklarını annemizin kenara çekiyor. Yani uyurken o da tabii kendi de değil. Onun için kenara bacağını biraz çekerek secde ediyor.
- 13:31
Yani bunun evin bu kadar, odalarının bu kadar dar olduğunu biliyoruz yani siyerden. Dolayısıyla işte İbn-i Abbas'da kalıyor, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in teheccüd namazını takip edip, nasıl ibadet ediyor, gece kalkıyor, nasıl hapishaneleri, nasıl müslüman kullanıyor, nasıl teheccüd kılıyor, ne okuyor, teheccüde ne kadar sürüyor namazı.
- 13:52
Bunları takip etmek için, işte annemiz zaten onun da teyzesi olduğu için mahremi yani. O kadar küçük evde gayri mahremi nasıl şey edecek, gece kalacak. Dolayısıyla sen de tamam şuraya yat dedi yani. Sonra Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem kalkınca, zaten Efendimiz'in haberi var da,
- 14:13
Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem hemen işte o da, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem kaleye gitti. O sırada hemen abdest suyu hazırlamış. İbn-i Abbas Efendimiz daha onun yaşlarında yani, abdest suyu hazırlamış. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem kaleden dönünce dedi, ben sana ağaca kim yat dedi bunu?
- 14:32
Yani suyu kim hazırladı bana getirdi? Dedi, annemiz haber verdi tabi başkası yok orada. Meymune annemiz dedi, İbn-i Abbas'ı getirmiş, Abdullah yani. O zaman Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, Allahümme fakkûh, yani en ufak bir hizmete, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem acayip bir dualar ediyor.
- 14:52
Adamın dünyası, ahireti abad oluyordu yani. Ey Allah'ım ona dinde fakkûh ver, tefsirimle öğret. Evet, burada duanın münasebeti yapılan hizmete karşı, onunla ilişkisi nasıl kurulur meselesi ney bir müneyyir, Rahmetullah'ın büyük alim. Diyor ki yani Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in abdest alacağını düşünmesi,
- 15:16
ehlâya gittiğine göre suya ihtiyacı olur diye düşünmesi, bu bir zeka ister. E zekası olan da var, zeka çalıştırmıyor ki, yani kafası çalışan adam var ama çalıştırmıyor kafayı yani. Tembellikten şu anda bizim de etrafımızda dolu arkadaş oluyor ama yani onlar man kafa ahmak kişiler değiller yani. Dünya işlerini de çok iyi, benden iyi biliyorlar.
- 15:40
Ama mesela burada bu lazım, bunun peşinde bunu ister, şudur budur, bunları anlamak. Zeka istemez sade, zeka etmez, zekayı çalıştırmak ister. Kafayı çalıştırmak, kafa da, beyin de biliyorsunuz dumura uğrar çalışmaya çalışmıyor. Hemen yani atıldı su bulduğu zaman orada da o zaman da biliyorsun her dakika musluktan su akmıyor yani.
- 16:03
Onun için Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in allimul kitab, başka bir duası var, Ya Rabbi ona kitap öğret, kitap dediği de mesela Allah'ın kitabını yani. Ve zidu ilmen ve fehmen, ilmini artır, fehmini artır. Fehm demek anlayış demek. Ve mübarek elini onun omuzuna koydu, ne yaparsan omuzuna koydu.
- 16:25
Bir ibadete de onu sarıldı kucakladı, göğsüne kattı yani. Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Ne bahti ya Risale. Ona ilk olarak tercüman-ı Kur'an, Kur'an'ın tercümanı ismini kim verdi? İbn-i Mes'ud. Abdullah İbn-i Mes'ud ile Mes'ud sahibi. Dört Abdullah'tan biri de o yani biliyorsunuz. Dört tane Abdullah var.
- 16:47
İbn-i Abbas, Abdullah İbn-i Amr, Abdullah İbn-i Ömer, Abdullah İbn-i Mes'ud. Abdullah İbn-i Cabir'de var da, dört fıkıhçı var. İşte onlardan biri İbn-i Mes'ud Hazretleri, ondan yaşlıydı tabii doğal olarak. O dedi ki, sen dedi tercüman-ı Kur'ansın dedi. Yani Kur'an'ın tercümanı sensin. Kur'an'ı yani en iyi anlayan, en iyi anlatan Resulullah'tan sonra.
- 17:15
Sallâllâhü Teâle Aleyhi ve Sellem. Yani Ebû Bekir, İbn-i Gazd, İbn-i Ömer tabii onların makamları kıyas edilmez. Yani halife emirul mü'minin sünnetleri, Resulullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem sünneti seviyesine falan onu konuşmuyoruz. Ama sahabe içinde yani fıkıhta ve Kur'an tefsirinde İbn-i Abbas'ın üstüne yok.
- 17:33
Çünkü neden? Efendimiz'in duasına mazhar olmuş. Sallâllâhü Teâle Aleyhi ve Sellem. Fıkıh ilmini çok iyi bilirdi. Ferâiz ilmini çok iyi bilirdi. Arapların yaşadığı tarihi siyerleri, Arapların günleri denir. Eyyâm-ı Arap. Yani çok tarih var gerilerinde. O günler, orada harpler kim kazanmış, kim kaybetmiş.
- 17:51
Arapların şiirleri zaten o birçok. Harpten de o şiirler yazılmış. Divanlar bilmem, muallakat sebebi biliyorsunuz. Yedi şey seçerlerdi. Onları Kâbe'ye asarlardı. Yarışmalar olurdu. Şiir üzerine, edebiyat üzerine zirvede. Zaten onun için Kur'an-ı Kerim edebiyat ve şiir beyan ve bedi ilminde zirve mucize olarak gelip, Arap şiirlerini, şairlerini bastırdı, susturdu yani.
- 18:14
Her peygambere kendi dönemindeki harikulade olayları bastıracak mucizeler verilir. İlgisiz mucize verilmez. Musa Aleyhisselâm zamanında sihir ve büyü ilmi ileri olduğu için asa ile bütün büyüleri yuttu yani. İsa Aleyhisselâm zamanında tıp ve doktorluk, astronomi,
- 18:39
bedenle ilgili teşrih yani Arapçası teşrih ilmi, işte davranma, davranma yapıyorlar. Kesiyorlar, biçiyorlar, bilmem ne. İşte cerrahlı işler falan. Her döneme kendine göre. Onun için İsa Aleyhisselâm'a körleri iyileştirme, ölüleri diriltme, hastaları şifa verme mucizesi verildi. Onun için Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e de
- 19:02
Hazreti Kur'an verilerek Araplar, özellikle şiirler, fasih şiirler durduruldu ya, o şiirleri en iyi bilen İbni Abbas'tan ileri bir şey yok. Ebu Bekir Sıddık da çok bilir. Dört halife çok bilir. Kendileri de şiir söylerler ama o geçmiş şiirleri bilmek, yani Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'de kendi şiir okumazdı falan, nakil yapardı, kendi şiir söylemezdi.
- 19:25
Falanın şiiri nasıldı falan, yani mevzu açardı. İbni Abbas'ta bu iş zirveydi. Böyle otururdu Taif'te. Özellikle son zamanda Mekke-i Mükerreme'nin haremine hürmet edemem de, kalbinden geçenden de mesul oluyorsun burası Mekke, yani amelime sahip olurum da kalbimden geçene ne yapayım şeklinde korktu. Taif'e gitti.
- 19:50
Ve Taif'te vefat etti. Kabr-ı Şerif Taif'tedir. Orada ders okudurdu yani. Bütün dünya... Bütün dünya oraya aktı, Taif'e aktı. Onun dersini aktı. Bütün tabirinler işte, demin saydığım hekimler, katadelerim de, mücahidler vs. hepsi onun ilim meclisine katıldılar. Ne sorarsan, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu duası bereketiyle, mutlaka o konuda,
- 20:19
ama hangi konu olursa olsun yani, dünyevi konular da dahil, tıbbı, endestesi, her konuda ondan bir ilim bulunurdu. Çünkü neden? Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem duasını almış. Ahir ömründe âmâ oldu. Abdestle suyu gözünün içine kadar sokmaya zorluyordu çok. Dedilerse de ondan taviz vermedi yani.
- 20:44
O suyu gözünüze sokmaktan da kör oldu yani. Fakat öyle. Hatta dediler biraz ima ile kıl falan, secde yapma falan, bir zaman sonra bir ilaç yapacağız, işte gözün açılacak falan. Bir vakit namazım, secdeden geri durmam dedi gözüm. Kör olsa da olsun, açılmazsa da açılmasın dedi yani. Allah'ın kazası kaderi gözlerimizden sevgilidir derdi.
- 21:10
Radıyallahu teâlâ. Çok, çok büyük zat çok. Yani işte vefat etti, zaten naaşına büyük bir kuş geldi, yeşil kuş. İşte artık nereden geldi? Kuş geldi, naaşın içine girdi, kayboldu yani. Ondan sonra kabre defnettiler, herkes. Bir nida geldi gökten, sahibi görünmüyor yani. Fedhuli fî ibadî vedhulî cennet.
- 21:33
Kullarımın arasına gir, cennetime gir buyuruldu. Onun için Abdullah İbn-i Abbas radıyallahu teâlâ hanımı bana işte bu duala, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in bu duası berekatle bu kadar faziletlere nail oldu. Burada ne anlatmaya çalışıyor? Resulullah Efendimiz'e bir dua alırsa bir mesele hakkında yani orada fıkıh ilmi, tefsir ilminden bir dua aldı.
- 21:53
İşte. Ondan sonra yüz yirmi dört bin sahabe var. Kaç yüz bin tabiim, kaç yüz bin, kaç milyon tebay tabiim, bu kadar müştehit, bu kadar. Hiç kimse İbn-i Abbas üzerine laf konuşamaz yani. Ondan bir mana geldi mi bitti. Ancak bir manada göre, o zaman tercih yaparsın. Fakat tercih ettiğin manada da yine İbn-i Abbas'tan gelir.
- 22:14
Yani o kat'at eden böyle geldi. Ekrime de böyle duymuş, Mücahit böyle duymuş. Yine bakıyorsun iki üç kavil var. Yine bakıyorsun çoğu yine İbn-i Abbas'tan. Farklı zamanlarda gelen rivayetler yani. Ona göre. Ve daha sallallahu aleyhi ve sellem yine Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem dua etti. Ve yakını rivayet etti Biraz Şerif'te.
- 22:35
Amr İbn-i Hureyş'ten rivayet ediyor. Abdillah İbn-i Cafer'e, Cafer'in de oluyor da. Abdullah İbn-i Cafer'e bir bereket, bereket duası yaptı. Bu Abdullah İbn-i Cafer kim? Yine Abdülmuttalip oğlu, yani Ebu Talib'in oğlu. Cafer-i Tayyar var ya, Mute'de şehit olan. İki kanatla uçuyor gördüm, Cafer'e buyurdu.
- 22:56
O Cafer'in oğlu bir Abdullah var, o da sahibi. Yani Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kuzeni olmuş oluyor. Cafer-i Tayyar'ın oğlu Abdullah, ona bir dua etti. O Habeşistan Hicret'te doğdu. Hicri sene 90'lara kadar da yaşadı yani. Cafer-i Tayyar Zülcenahen. Zülcenahen değil mi? İki kanat sahibi.
- 23:18
Cennet Allah ona iki kanat taktı, uçuyor. Diğeri, sonra bir kere de Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Medine'de otururken Cafer kanatıyla nasıl uçak geçer gibi. Kimse görmüyor dedi, buyurun ben geçeceğim dedi. Geçiyor iki kanatıyla. Allah Allah, işte bunları anlatıyoruz ya. Bedene girme, görünme verilmişti ama onu anlatıyoruz işte.
- 23:37
Adamlar anlamıyor ki. Bu Abdullah İbn-i Cafer de çok meşhur bir zat. Bunun acayip bir duası var, Teheccüd'de mi ne okunuyor. Ezker davat kitabında yazdığım öyle bir duanın misli yok yani. İnsanların en cömertiydi. Bahrulcud, cömertlik denizi, kutbus sehavetin kutbu deniliyordu. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona bir bereketi, bir bereket duası yaptı.
- 23:59
Bereket artış demek, ziyadelik. Nerede bereket olsun diye duaydı. Fî safgat-i yeminî. Yemin sahal demek yani tabii alışverişlerde falan el tutuyorsun ya, aldım sattım falan. İşte sahalinin safgasında, safga demek alışveriş demek yani. El vuruyorlar ya böyle, tutuyorlar, aldım sattım falan. İşte o el çırpma yani vurma.
- 24:21
O sahalinin vurmasına yani demek alışveriş yapmasında. Duan yaptı. Femeştera, o günden sonra satın almadı şeye, hiçbir şey satın almadı. İlla mutlaka Rabbi'ye kar etti diye onda. Ne satın alsa kar ediyor. Ben öyle diyorum, hayatta hep pahalıya aldım, hep ucuzladı sattım. Hayatımda bir kere kar ne de bilmedim.
- 24:41
Belki bir kar yapsaydım bir işten, ticarete merak sarardım. Hep zarar ettiğim için hiçbir şey alıp satmadım, mecbur olunca sattım. Lakin insan bir kere de kar yapar kardeşim ya. Hayatta ben kar nedir bilmiyorum, sattım bir şeye de. Onun için bereket duası olunca böyle oluyor. Ve daha sallallâhu aleyhi ve sellem dua etti, yine beyakir ibadet ediyor, Ebu Nu'im lil-Miktad.
- 25:07
Miktad Hazretleri, meşhur sahabe Miktad İbni Esved radıyallâhu anh. O da Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem'in koynunda kucağında büyümüş, sahabe derdendir, meşhur sahabedir. Hazreti Osman dönemine kadar yaşamış, onun hilafet döneminde vefat etmiş. Ona da dua etti. Ne duası yaptı? Bir bereket. Bereket duası yaptı.
- 25:29
O duayı aldığı için onun yanında bulunuyordu, gharâiru. Gharâir demek çuval demek. Gharâiru, çuvallar dolusu minel mal. Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem'in duası bereket. Çuvallar dolusu mal olurdu. Zübeyir Hazretleri'nin kızı Vabâ'a radıyallâhu anh, o da Miktad Hazretleri'nin eşi idi. O öyle anlatıyor yani.
- 25:56
Ebu Nuaym'ın rivayetine göre. Bir gün abdest bozmaya gitti. Ondan sonra otururken, kazaya hacette oturmuşlar. O zaman şimdiki gibi duvar aralarında hala yoktu. Yani uzağa bir yere gidiyorsun, bir ağacın arkasından taşın arkasından yapıyorsun. Kaza hacetti. Bir şey çıktı, afedersin sıçan çıktı. Sıçanın yuvasından bir altın para attı sıçan.
- 26:25
Nerede biz altın parayı, elimizdeki parayı çaldırıyoruz ya. Sıçanın yuvasından altın para attı. Ondan sonra, Allah Allah, böyle o abdest bozuyor. Bozdu, bitirir. Oradan atıyor, atıyor, atıyor. 17 tane dinar attı. Çukur var ya sıçanın çukurun deliği olur. Hadis-i şerifte de geçer ya. Ondan sonra, Miktad Radıyallahu anh bahşediyor.
- 26:54
Milletten bir şey çalmadı mı sıçanın çukuru? Çöktü ondan sonra. Altın paraları Efendimiz'e getirdi. Sallallahu Teala Aleyhisselam. Dedi ya Resulallah, böyle bir şey başıma geldi ya. Efendimiz Sallallahu Aleyhisselam buyurdu ki, Edhalte edege fil cuhri, elini sıçanın yuvasına soktun mu sen? Dedik hala, yok ya Resulallah, çok iyiyim dedi, işim mi bitti?
- 27:16
Seni hak dinle peygamber gönderdi. Allah'a emredin dedi. Ben bir şey sokmadım mı dedi ya. Hani belki biri oraya koydu onu. Elini bir şeye soktun mu dedi? Sokmadım dedi. O zaman sadaka, Allah sana sadaka olarak dedi. Elini soksaydın belki biri koymuştu oraya. Ama sen bir şeye karışmıyorsun, atıyor önüne.
- 27:36
Allah'ın sana sadakasıdır. Allah sana o 17 tane altın paraları, sermaye, şeyinin kudretten geldi. Allah sana bereketini göstersin dedi. Baba Aral diye Allah'ın buyuruyordu ki, o 17 dinarı da bitirtmeden, onlarla bir şey mi aldı? Ne aldı? Her aldığı kaç kat, her aldığı kaç kat. Miktad'ın evinde öyle çuballar gördüm, hepsi gümüş doluydu.
- 28:03
O zaman da gümüş altın gibi pahalıydı. Şimdi bile biraz pahalı da, altın kadar yok. Miktad'a yaptığı duanın aynısını, Bukhari ve Darekutli'yi Ahmet bin Hanbel rivayet ediyor. O duayı yaptı, Urve ibn-i Ebilced, Hazretleri içinde, bu da meşhur bir sahabedir, Kütübüs'ün de hadisleri var, Yemen'in ezd kabilesinden, ona da aynı bir dua yaptı.
- 28:31
Kale Urve diyor ki, ben diyor oldum, ekvamı durur oldum, bir çarşının, pazarın, çöplük yeri, oraya gelip ne meyve alır ne sebze arar, yani en şeyin, atılan mezbele gibi bir yere, orada duruyorum diyor ya, hani ortadan ortada yerim diyor, derde durmuyorsan bile, dönmüyorum, hatta arbağa kar edene kadar, ne kadar arbağa yine, kırk elfen bin cihettin der.
- 29:02
Yani bin, kırk bin, kırk bin altın, kırk bin gümüş para, kırk bin çok büyük para ya bir günde, diyor ki diyorum çöplükte duruyorum, Allah'ın satan, Allah'ın satan, ne yapayım diyor ya, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem dua etti diyor, İmam Bukhari dedi ki, Fekane Urve'nin durumu şöyleydi, leviş darağı satın alsaydı, toprak alsaydı, toprak, toprak ya,
- 29:28
bahçede, toprağı parayla satın alsaydı, Rabia yine kar ederdi, o toprakta kar ederdi, birinde toprağa ihtiyacı olurdu, yine gelir onu bulurdu. Duası, berekat ile. Varu ve Müslüanza, aynı Urve hadisi gibi bir rivayet daha var, Ligarikate teyze, Gharikate Radiallahu anh hazretleri, o da Gharikate aslında bir ağacın adıdır da, burada sahabenin isimidir, künyesi Ebu Şebib.
- 29:55
Şebib veya Şübeyb de olabilir. Ona da aynı böyle dua etti. Onun da aynı böyle, efendim, bereketi eksik olmadı, malı tükenmedi, böylece yani bugün baya bir işlerimiz vardı, cenazeler vardı, başka sohbetler, kadın sohbeti oldu, vesaire oldu, azımızı çok sayarsınız, Allah Resûlü kabul eylesin. Ve sallallahu aleyhi ve sellem Muhammedin ve alihi ve sahbihi ve selleme.
Benzer sohbetler
1:23:21Şifâ-i Şerîf Dersi 299. Bölüm 12 Ekim 202612 Ekim 2026 · 84 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 12 Ekim 2026
1:16:13Şifâ-i Şerîf Dersi 298. Bölüm 5 Ekim 20265 Ekim 2026 · 77 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 5 Ekim 2026
44:07Şifâ-i Şerîf Dersi 297. Bölüm 28 Eylül 202628 Eylül 2026 · 45 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 28 Eylül 2026


