00:00 / 36:04Şu an 00:00 / 36:04
Video bölümleri
- 00:36Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem’in Bereket Duâsından Dolayı Abdurrahmân İbni Avf Radıyallâhu Anh’ın Zenginliği Ne Dereceye Ulaştı?
- 06:53Abdurrahmân İbni Avf Radıyallâhu Anh'ın Kabr-i Şerîfi Cennetü'l-Bakî’ın Neresinde?
- 22:46İslâm'da Köle Azâd Etmenin Önemi ve Sevâbı Hakkında
- 32:32Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem, Hazreti Mu'âviye İçin: "O'nu İnsanlara Hidâyetçi Kıl" Diye Duâ Etmişken, Hayrettin Karaman Sevmezse Ne Yazar?!
Transkript
88 satır
- 00:00
Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Sallallahu Teala ala seyyidil mursalin. Muhammedin ve ala alihi ve sahibihi ecma'in. Şifa-i şeriften dersimizde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in duasına icabetler bahsindeyiz. Enes İbni Malik Radıyallahu Anh'la ilgili şeyi bitirdik.
- 00:25
Şimdi, Vemin-Hu 275. sayfada ikinci satırın sonu Vemin-Hu. Vemin-Hu Bu baptandır. Yani, geride dua geçtiği için Vemin-Duahi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in duasındandır. Yani, duası derken, duasının kabulünün zuhur ettiği, mucize olarak meydana geldiği kabildendir. bize olarak Duahu, dua yapması kime?
- 00:58
kabildendir. Abdurrahman ibni Avf'in Abdurrahman ibni Avf hazretlerine aşire-i meşere'den sahabe biliyorsunuz. Sahabe-i gramın zenginlerinden onu artık herkes bilir tanır yani. Ne ile dua etti ona? hareket, bereketle dua etti. Yani ne demek? Geçenlerde anlattım, artış demek. Bereket geçene de anlatmaz.
- 01:21
Allah-u Teala ona rızkını mübarek yapması için işte tuttuğun altın etsin derler. Hani senin tuttuğun taş altına dönmüyor belki ama kazancın bol oluyor yani. Yani her ne işe gitsen kazanırsın. Bazı insan her ne işe gitsen... batırıyor yani. Bazı insan da acayip bereketli oluyor. İşte ona da bereket duası yaptı.
- 01:44
Onun için Kâle Abdurrahman Onun için Kale Abdurrahman bu duanın bereketi ve eseri suğur etti diyor. ve eseri sûr etti diyor. Abdurrahman Hazretleri, İbni Avf meşhur on kişiden, cennette müjdelenenlerden biri. elinden gelenlerden biri olan bu zat buyurdu ki diyor felev racat, felev rafatu, ben öyle bir bereket gördüm ki rızkımda öyle bir bollukla karşılaştım ki
- 02:11
felev rafatu kaldıracak olsaydım Haceren bir taşı elimle bir taşı yerinden kaldıracaktım Ya Recevtu elbette umuyordum Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in duası bereketiyle. Neyi umuyordum ben? Usâbet etmem, yani bulacağımı. usabet etmem, yani bulacağımı Nerede? Tahtta. O taşın altında. Neyse ben altını.
- 02:32
neyse ben altına yani o hale geldim ki diyor, bu duanın Eserini o kadar çok gördüm ki, diyor, kaldırdığım şeyin altına altın çıkacak diye bekliyordum, diyor. Yani o kadar bereket gördüm, diyor. Her taşın altından altın çıkacak yani. Ve Fetihâ açılımlar yaptı. Yani Fetihâ açtı demek de Fetuhât, de oradan geliyor işte.
- 02:58
Allah'ın Fetihâ, Allah'ımızın isimlerinde. Kapıları açan demek. Ve Fetihâ açtı. Açtı, Allah Allah, yani çok açılım yaptı. Aleyhî, Abdurrahman İbni Hâfız Hazretleri'ne Allah-u Teala Fetihât nasip etti. Yani dünya işlerini kolaylıkla geçirdi. Bazı adam oturduğu yerden çok kazanıyor ya. İşte ona da çok kolay kazanç elde etmesini nasip etti.
- 03:26
Fetih, aslında Fetihâ maddesi Arapça. Açtı demek, Fetihâ. İhlâk ve işgal-i izâle, yani kilitliliği açma. İşte salâtü'l-fâtih'in önemi, faziletinde de. El-fâtihi'l-mâ hulika. Allahümme salli alâ seyyidina Muhammed'in, Efendimiz Muhammed'e salâti. Onun sıfatlarını sergiyenler söylüyor. El-fâtihi'l-mâ hulika.
- 03:47
Kilitlenmiş işleri açan. Düzenmiyor, Efendimiz salli alâ seyyidina Muhammed'in açılıyor. Burada da, onun duası, bereketiyle Allah ona fethi yaptı. Ne demek fethi yaptı? Hayır, rızık kabularını ona yönetti, yönlendirdi, genişletti. Bu da, biliyorsunuz yani, bu zatlar Hac-i El-Embeşir'e muhacirdir hep.
- 04:23
Yani cennetle müjdenlenenler de. Dolayısıyla, bildiğim kadarıyla hepsi muhacir yani. Mekke şeyinden. Zaten dört halifenin hepsi muhacirdir. Abdurrahman ne hafta muhacir idi? Mekke'den geldi. Medine'ye gelince onu da Sa'd ibn-i Rebi'a radıyallahu anh arasında Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem
- 04:42
muhacirleyen sarı birbirine kardeş etti ya, onu onunla, onu onunla, herkesi birbirine cennetle birleştirdi. Onu da Sa'd ibn-i Rebi'a hazretleriyle kardeş etti. Sonra ticaret yapmaya, alıp satmaya başladı. Yani Mekke'den bir şey alamadılar ki yani. Barkı bıraktılar yani. Belki nakitmiş, altın gümüş, belki yanlarına götürmüş olabilen, onu bilmiyorum ama yani ev bark kaldı.
- 05:10
Medine'de yeni bir hayat başladı. O zaman Allah-u Teâlâ ona çok mal ihsan etti. Yani ticaretinde bereket. Her aldığın değerler ise, ucuz alırsan, hep pahalı satarsan, aldığın mal bir anda kat kat artarsa, bilmem ne, bilmem ne yani. Bu ayrı bir şey.
- 05:28
Şimdi bir insan, bakıyorsun yani, bir mala yatırım yapıyor, bilmem ne, sonra o mala ihtiyaç olmuyor yani. Veyahut mal bozuluyor veya bir şey oluyor falan, işte Mevla bereket vermiyor. Bereket verirse, Allah Allah, 2 liraya alıyor, bir anda o mala ihtiyaç oluyor, talep patlaması oluyor. 200 liraya gidiyor.
- 05:48
Kaç yüz katı artabiliyor. Veyahut mal elinde kalıyor. Yani böyle. Mevla kimin ticaretinde bereket verirse, o kazanır. Tabi dünyada da böyledir, amel-i salihte de böyledir, ahirette de böyledir. Bu mübarek zata Allah, hayrat kapılarını yönetmiş. Hayrat, yani hayırlar, mala da deniyor hayır. Kur'an-ı Kerim hadislerde de mala da intiharake hayranil asiyyetü.
- 06:21
Hayır bırakırsa işte kime vasiyet yapacak diye o ayet var. Orada mesela mal demiyor, hayır diyor. Yani işte işine gelene, iyi kullanabilene tabii büyük hayır. Ama en nihayetinde her insan malı iyi görür yani. Malı olmasını, parasını olmasını kimse kötü saymaz.
- 06:38
Onun için hayır bir manada da, onu içkiye kumara kullansa, cehenneme gitmesine o mal, zenginlik sebep olur, o zaman şer olur. Ama asası itibariyle doğru kullanılsa hayırlı bir şey. Ondan sonra, ve mâ te Abdurrahman Efendi, Münevver Efendi Radıyallahu anh, vefat etti. Abdurrahman Efendi, Münevver'e de vefat etti.
- 07:02
Medine Münevveri de vefat etti. Cennet-ül Bekir'de de. Medine-i Münevvere'de vefat etti. Cennet-ül Bekir'de de vefat etti. Tam yerini bilmiyoruz ama kapıdan tabii Vahabiler yerleri bozdular. Yazıları sildirdiler, kubbeleri kubarttılar, yıktılar yani. Tam ana kapıdan girdiğimiz zaman, sağ tarafta ehl-i beyt var ya, Allah'u a'lem solda, İmam Malik tarafına gittiğimiz zaman,
- 07:31
Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in oğlu İbrahim Aleyhisselam'a doğru giderken solda oluyor. Orada ortada, hepsinin başına sadece bir taş var. Başka hiçbir taş bırakmamışlar, sadece başına bir taş koyuyorlar. Orada bir tanenin etrafında da taşlar var, sol tarafta. O bir tane olduğunu düşünüyoruz.
- 07:52
Aşere-i Mubeşşer'in olduğu için hani, onun yerini biraz belli etmişler. Hicret'in birkaç tabii, rivayet varsa da, ekser rivayet işte, 31. ve 32. senesinden biri, yani bir sene öyle bir şaşma olabilir. Yani Hicret'ten, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem 10. sene vefat ettiyse, o da 31. ve 32'de vefat etti.
- 08:18
Demek ki Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem 22 sene sonra vefat etmiş, yani 22 sene de yaşamış. Tabii harplere katılıyordu, serigelere katılıyordu, her yere katılıyordu. Allah'tan cömertliği zaten dillere destan yani. Vefatında da, ihtilaf olmakla beraber, 75 yaştan aşağı yukarı, 75 yaşlarında vefat etmiş.
- 08:43
Cennetül Bakı'yı da defnolmuş, yani ziyaretlerde onu özellikle okuyoruz, yani ona selam veriyoruz. Şimdi vefat ettiği zaman, ve madde vefat ettiği zaman, fe huzura kazıldı Ezzebu, altın, yani kazı yapıldı malını gömdüğü yer, malını gömdüğü yere, eskisi gibi, şimdiki gibi bir şey yok, malı koruyacak hastalar az, gömüyorlardı.
- 09:10
Zaten gömü derler yani, altın falan gömülen şey, gömü diyor, gömmekten geliyor. Define de, definden geliyor. Defnetmek, gömmek adamı, ölüyü defnetti. İşte define de oradan geliyor. Fe huzura kazı yapıldı Ezzebu, kazından ne çıktı Ezzebu? Altın kazıldı yani. Neresinden? Teriketi, terikesinden. Terike, Türkçeleşmiş biraz.
- 09:32
Esasen Arapçadır, terkten geliyor. Terk ne demek? Bırakmak, terk etti, bıraktı yani. Ölen de ne yapıyor? Arkasında miras terk ediyor, yani miras bırakıyor. Onun için ölümün arkasında bıraktı, mirasın biraz da terikedir. O terikesinden altınlar kazıldı. Neyle? Baltalarla. O kadar gömü var. Yani, füus, fes ince midir?
- 09:56
Fes balta demek. Baltalarla vura vura kazdılar yani. kazdılar yani. Böyle ufak bir gömü değil yani. Hatta mecelet, mecelet değişti, yara çıktı, yaralandı. Meceleden geliyor. Mecel, elin, çok çalışmaktan elin yaralanması, yara çıkması yani. Hatta mecelet, yara çıktı yani, yaralandı. Yani fihi, o, efendim, zehebe gidebilir.
- 10:24
Altını çıkartma hususunda değişikliğe uğradı yani. değişikliğe uğradı yani. Ne el eğdi, Ne el eğdiği? Eller. eller. Veyahut da fihi hafrada gidebilir diyor. Huşura kazıldı dedi ya, o fihinin zamiri hafrada girebilir. Yani mana o zaten. Hatta mecelet, nihayet yaralandı. Değişikliğe uğradı, yoruldu. Fihi, o huşuranın hafrına gidiyor.
- 10:51
Yani o kazıda yara bere aldı yani. Ne el eğdi, el eğdi, yü eğdi. İşte o zaman ben hafiflikten eğdi okunuyorum. El eğdi, eller. Yani ne kadar balta vurdular ki, eller efendim değişikliğe uğradı. Yani çalışmanın yarası, beresi eline çıktı yani. O kadar altın çıktı. Efendimize sallallahu aleyhi ve sellem malına.
- 11:16
Bereket duası yapmış yani. Ve gazet aldı, küllü zevcetin her eşi yani semanine sekiz seksen, semanine seksen neciyetler, elfen binciyetler. Yani seksen bin dinar her eşi aldı. Ne kadar arttılar vekülle onları dediler, erbaan. Dört tane eşi varmış. Dört eşinin her biri seksen bin altın lira. Seksen bin her eşine düştü.
- 11:46
O kazılanlar hariç, kömü değil o. Ondan sonra vekülle denildi bir rivayet, miyete elfin. Bir rivayet de her birine yüz bin dinar altın para düştü yani. Her eşine yani. Ve dört yüz bin dinar oradan çıkar. Vekülle denildi, bel doğrusu sulihat. Anlaşma yapıldı, surihten geliyor. Sulihat, saliha müfale babından salihayü salihu.
- 12:15
Musaliha da oradan geliyor, musaliha müfale babından sonra. Bunda tabii salihanın meçhulü suliha geliyor. Salihat, o kadın sulh yaptı. Biriyle anlaşma yaptı yani. Ya da sulihat, onunla anlaşma yapıldıysa meçhul geliyor. Sulihat, anlaşma yapıldı. O eşlerinden biriyle diyenler o çünkü Abdurrahman Hazretleri tallaka boşamıştı.
- 12:41
İşte ne sebeple işte. Fima Razi, hasta iken Abdurrahman İbni Af Hazretleri kendi hastayken bir anımını boşamış. Onun için onunla bir anlaşma yapıldı yani. Ala Neyyif'in ziyadelik üzerine. Neyyif kelimesi, Naif de buradan geliyor. Naif ismi Türkçede de çok var, Araplarda da çok var. Suud Krallarının, biz amcaoğullarının falan çoğu Naif'tir.
- 13:05
Melik, Naif. Naif iyi bir isim de olabilir. Naif ziyadelikten geliyor, artıştan, Zahid gibi yani. Zahid demedik, gözlühe değil. Zaid'i, o da ziyadelikten geliyor, hemzeli olan ziyadelikten geliyor. Öbürü gözlüheyle olan rühtten geliyor, o başka bir şey. Zahid. Hemze yaya döner yani, telafuzlarda. Zahid, Zahid demek aynı şey.
- 13:29
Ondan sonra ziyadesine anlaşıldı. Neyin ziyadesine? Ve semaliyle seksenle cidden elfen. Bin cidden, yani seksen bin küsur. Seksen bin, bir de artışta var. Onunla da anlaşıldı. Çünkü hanımın yeni boşadığı için, hanımın iddia müddeti bitmemişti. İddia müddeti biliyorsunuz, boşananın tabii ki üç ay, üç ay müddet, yani üç ay eğer o şey yapsaydı,
- 14:01
iddia müddeti bitseydi, oradan bir şey alamazdı yani. Miras kalmıyor ona. Çünkü ayrılmış oluyordu. Ama o vefat etse de iddia müddeti bitmeden o yakında boşadığı için yakında boşadığı için iddia müddeti içinde kaldı yani. İddia müddeti içinde kaldığı için mirasın taksimi. Ona da anlaştılar. Yani onu da razı ettiler.
- 14:26
Seksen bin küsur. Yani her biri yüz bin aldı diyor. Zaten boşanmıştı seni. Ama bir şekilde falan sana da verelim falan dediler. O da tamam o zaman dedi yani. Ben zaten birkaç, birkaç gün sonra olsa, önce olsa falan ben hiçbir şey alamayacaktım. Hesabı yaptı herhalde. O da tamam dedi. Ben seksen bine razıyım dedi.
- 14:52
Seksen bin küsurlarla bir anımla anlaştılar. Bu detaya da girmiş yani. Bu detaya. Ne kadar vardı? var mı? Gazi Gazi Hazretleri'nin ibadeti neyse okuyoruz. Vehsa sonra vasiyet yaptı. Abdülhamid'in lafı ne kadar altın çıktı yani, malı ne kadar bereketlendi, duası, berekatiyle. Vasiyet yaptı. Bikamsi'ni elli.
- 15:15
Neciye dinlenen? Elfen. Elli bin dinar, aynı altın para. Elli bin dinar da efendim, ayrıca dinarlardan vasiyet yaptı. Allah yolunda harcanmak üzere. Ondan sonra Riyaz-ı Nazır'a çok önemli bir eser var. Onu da geçiyorum. Menâkıb-ı Aşerî'nin Menkıbeleri kitabı o. Onun hakkında da bir kitap hazırladım ama notlarını aldım da işte vakitlerim yetmiyor.
- 15:50
Aşerî'nin beşleri de çok önemli. Allah yolunda harcanmak üzere elli bin dinar vasiyet yaptı. Sonra bir bahçesi vardı. Bostan yani hurmalık bostan. Oranın enfes malı yani hurma yani. Hurmalığın varsa yaşanın. O bahçeyi de vasiyet yapmış. Kime? Ümmühat-ül Mümin'in Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in eşleri annelerimize vasiyet etmiş.
- 16:14
Satılsın demiş benden sonra. O hadîka yani bostan annelerimize verilsin demiş. O da satıldı. Ondan sonra dört dört yüz bin altına satıldı. O da efendim annelerimize bölüşültürüldü. Eşit seviyede annelerimize hizmetleri için ya onlardaki Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in sonra kaldılar geçimleri için.
- 16:53
Onlara verdi yani. Ne cömert adam, ne zengin adamdı ya. Abdurrahman bin Haft. Radıyallâhu anh. Sonra buyurdu ki ben öldükten sonra Bedir ehlinden kalanları sayın. İlla ki kalmıştır yani. 313'ten zaten 14 tanesi şehit oldu. Ama tabi hizmetin ikinci senesi yani. Ondan sonra Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem 8 sene daha yaşadı.
- 17:16
Yani Abdurrahman bin Haft hemen 30 sene. Bedir'den sonra sayarsan 30 sene yaşadı. Çünkü Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'den sonra 22 sene olduğu için 30 sene kadar yaşadı. O arada Bedir ehlinden kim öldü kim kaldı tabi o da bilinir. İlla ki siyerlerde bunları incelersin, bilirsin senelerini. Ekseriyetinin vefası seneleri
- 17:34
Bedir ehli çok meşhur sahabelerden oldukları için onlar az çok bilinir. Aşağı yukarı. Buyurdu ki Bedir çok önemli olduğu için İslam orada kurtardı. Küfrün orada nalları koparıldığı için. Şirkin kökü kazındığı için dedi ki Bedir'e katılanlardan benden sonra yakalan varsa her birine de dedi benim terikemden, malımdan kalandan dedi.
- 17:57
Ondan sonra 400 dinar. Büyük para yani. 400 altın para. İşte kaç kişi Bedir ehlinden kalmıştır o zaman bilmiyorum tabi onu söylemiyor. Ama yaşayanlar mutlaka ki vardır. Yani 20-30 senede 300-400 senede hepsi ölmedi. Bedir ehlinden yaşayanlara da 400 dinar altın para sadaka vasiyet etti. Ve bi'el ferasi fise billah.
- 18:22
Bir de Allah yoluna yani askere ordu demek o zamanki devletin ordusu yani İslam devletinin. Allah yolunda deniyor ona. Allah yolunda bin tane at. At ne demek ya? Daha Bedir muharebesinde Müslümanlar bir at bulmuşlardı. Bir tane at. O da miktar İbn-i Esvet Hazretleri. Bir tane at. Koca orduda bir tane at var.
- 18:46
İki tane at yok ya. Öyle zamanlar oldu yani. Sonradan da çok olmadı yani iki at, üç at. Bir muharebede öyle biraz at fazla olsa ohooo çok büyük takviye o zaman. At ne demek? Harbinden kazanılıyor yani. Bin tane at. Nasıl bir mal ya? Saydık saydık saydık bitiremedik. Bin tane at ne demek? Şimdiki bin tane en lüks araba demek mi bir at o zaman?
- 19:14
Şimdiki tank demek yahu at. Bin tane envantere tank kese ne demek? Onun gibi yahu. Bin tane de Allah yolunda at. Tasadük etti. Bütün bunlar orada ve azâküllû diye bir gizli şey yani melhuzdur. Ve azâküllû yani bunların hepsini anlattık ama bütün bunlar ba'de sadakati. Verdiği diğer sadakalardan sonra.
- 19:38
Öyle sadakalar el-fâşiyeti. Faş oldu derler Türkçede faş oldu. O faş yayıldı yani. Yaygın sadakaları yani herkesin bildiği o kadar sadaka veriyordu ki yani o faşi demek faş olan yani hiç gizli olmayan herkesin bildiği sadakalarından sonra bütün bu anlattıklarım. Bütün bu anlattıklarımız. Nerede yaptı bunları?
- 20:00
Fî hayâti. Kendi sağlığında hayatında yaptığı, verdiği sadakaların hadd-i hesabı yok. Daha neden sonra? Ve arif-i, iyilikleri. Tabi arif hırfandan geliyor, maruf da oradan geliyor. Maruf işte şerâatta maruf, iyi bilinen, emr-i bi'l-maruf. Maruf ne demek? Şerâatta iyi bilinen. Maruf oradan geliyor. Tabi arif de arifin cevizi.
- 20:21
Arif de aslında arif, arifin kadrini gene ol, arif olanlar bilir. Yani arif bilen demek, tanıyan demek, anlayan demek falan, anlayış sahibi demek. Lakin bu arada tabi acayip bir şey de, Arapların değişik değişik usulleri var yani. Üslup hitabet şeyinde mübâlea çok yaparlar. Mübâlea da değişik şeylikliği de yapıyorlar.
- 20:43
Onun için aslında iyilik demek, maruflar demek. Hadis-i şerifte de maruf diye geçiyor. Yani cesîr-u'l-maruf, bazen marufu çok. Maruf demek, iyilik, iyiliği çok. Çünkü fakira fukaraya yardım yapılmak herkes nezdinde iyi bilinen bir şeydir. Maruf da iyi bilinen şey derler. Onun için. Buradaki arif diyor ama o neden söylüyor bunu?
- 21:06
Ama yine iyilik manasında. Burada marufatî demek. Ama mübâlea yapıyor. Niye mübâlea yapıyor? Yani o kadar diyor, Arapların meşhur latifelerindendir diyor. Yani ihsan ve atiye yapılan iyilikler adet haline almışsa, çok iyilik yapıyorsa ona orada maruf, iyilik demekken marufun yerine arifi kullanıyor.
- 21:31
Niye? Mübâlea olsun diye. Bir de bir latife, yani latife olsun diye yapıyor onu. Yani o kadar iyilik yapıyor ki artık yaptığı iyilik kendini tanıyor. Başkaları zaten adamın yaptığı iyilikleri tanıyor, takdir ediyor, teşekkür ediyor. Ama bu o kadar iyilik yapıyor ki yaptığı iyiliğin adı iyi bilinen marufluktan çıkmış.
- 21:56
Arif kendi kendini iyi bilene dönmüş yani. Böyle bir mübâlealar Arap kelamında çok oluyor yani. Bunu biraz tabii lukata vakıf olanlara da haz verebilir, sizi çok ilgilendirmeyebilir. Ama ben talebeye de ders veriyoruz burada. Burada yarın bir gün Arif Allah'ı bilen veya Arif bilen demek, tanıyan demek.
- 22:16
Burada ne alakası var şimdi onun? Bilenler de. O iyi bilinen amellerin manasına geliyor. Ve arifi, hayıratları yani, marufları yani. Öyle iyilikleri ki el azimeti. O kendi yaşarken yaptığı büyük iyilikler, o faş olmuş, ortağı yanmış sadakeler, onlarla konuşmuyoruz ya. Onlardan sonra bu demin saydıklarımız, bu vefattan sonradan bahsediyoruz.
- 22:43
Tehlikesinden bahsediyoruz. Öbürleri hayatında verdi diyor. Mesela Ataka Hazadettin. Yemmen bir günde, Selasine otuz. Ne bakımda? Alpten, köle olarak. Otuz köleyi bir günde Hazadettin diyor. Şimdi köle Araplardaki o zaman en pahalı, en değerli mal. Çünkü ne demek? Her şeyinle sana hizmet eden, her dediğini yapan, hiçbir şey itiraz etmeden,
- 23:08
senin yükünü aştığında adam bir yardımcı tutuyor. O kadar da maaş veriyor. Bunu bir kere satın alıyor. Ondan sonra ölene kadar kölesi oluyor. Ve her işi yapıyor. Yoruldun demeye lüksü yok. Ha tabii İslamiyet fazla yük yüklemeyin. Yüklerseniz siz de yardım edin. Yediğinizden yedirin, içtiğinizden içirin.
- 23:27
İslamiyet köleliği kademe kademe bertaraf etme yolunda gitti. Ama tabi cihat olursa, harbi olursa yine tabi erkek köle oluyor. Kadın cari oluyor. O ayrı bir şey. Ama köle cari olduktan sonra onlar köle cari olarak kalsın diye uğraşmıyor İslamiyet. İslamiyet'in buradaki şey ne? İşte efendim, kazayla adam öldürsen, onun diyetinde köle azadı koyuyor.
- 23:53
Yok efendim, oruç tutamasan ne? Fakir yedirmek şudur, olmadı. İşte köle azadı koyuyor. İslamiyet bir tür kefaretlerde ve cezalarda köle azadı koyuyor. Niçin? Köleler hürriyetlerine kavuşsunlar diye. Sonra çok sevap vaat ediyor. Bir köle azad edenin azad ettiği kölenin her uzvuna mukabil azad edenin her uzvu cehennemden azad olur.
- 24:18
Çünkü o da insan, sen de insansın köle diye. O, onda her uzvu var. Onda pankreas yok mu? Sende varsa onda da insanız hepimiz. Onun için onun her uzvuna karşılık senin her uzvun cehennemden azad olur. Tümün azad oluyor çünkü onda da her uzvu sendeki var. Bu çok önemli bir müjde hadis-i şeriflerle. Köle azadı cevabı misli yok.
- 24:41
Yani Abdurrahman Bin Affa Hazretleri ama işe güce de çok lazım yarıyor. İnsana bazı kere yardımcı lazım geliyor. Hele ki yaşlanırsan, hasta olsan yardımcısı olmaz. E bir kişi değil şu anda. Bir yardımcı, iki yardımcı tutsa bazı insanlar az insanlar hastalarına, işte dedesine, nenesine, bilmem nesine, o da kimse ilgilenmiyor da ilgilenen varsa tabi.
- 25:03
Gavurlardan hepten bırakmışlar, darlazca. He burada yine bir anapsi babasının bakanını duyuyoruz yani. Bu da iyi bir şeydir de nereye kadar sürecek belli değil. Bu da aşınmak üzeredir. Ondan sonra yani bir yardımcı tutuyorsun, bu kaç yüz dolar yani. Yani şeylerini biliyorsunuz. Mekseri dış memleketlerden, Türk hükümetlerden çok gelenler, çalışanlar oluyor.
- 25:29
Onlar da dolarla şey ediyor falan. Nerede yani? Bin dolardan aşağı çalışan yok. Onlar daha para kazanıyor bu hasta bakanlar falan şeylerden. Diyelim, tabi durumuna göre, kalitesine göre, çocuklara bakıyorsa, çocuklara derste veriyorsa, lisanda öğretiyorsa filan bin beş yüz iki bin dolara gidiyor.
- 25:49
Yani şunu demek istiyorum, bir bakıcı yani meselesinde, şu anda en azından kırk bin lira, elli bin lira. Bir bakıcıya bakıcı işi biraz ciddi iştir. Çünkü iyi bakmasını istiyorsan, eziyet yapmamasını istiyorsan, hani sizin görmediğiniz yerde sıkıntı verir. Çünkü hasta belki kendi aklına da malik değil yani.
- 26:08
Alzheimer olmuş. E şimdi onun için bir bakıcı kırk bin lira, ona göre getirirse, ona göre getirirse. Yani bir köle demek, o işlerden bin kat fazla iş yapan demek. Onun değeri yani kıymeti, maddi kıymeti adamın. Otur köleyi bir günde azat etti. Adam, bu bana lazım der, azat etmez yani. Fıtasattaka sadaka verdi yine merdivenden.
- 26:33
Hayatındakileri anlatıyor. Hayatındakileri diyor, saymakla sınırlamak mümkün değil. Onun için ama diyor, vefatından sonrayı örnek olarak hadis-i şerifler, rivayetlerle geçiyor diyor. Fıtasattaka sadaka verdi merdivenden bir defasında. Bir irin, bir kafilesi geldi, ticaret kafilesi. Artık Şam'dan mı, Yemen'den mi, Mekke'ye veya Medine'ye dönebilir mi diyelim.
- 26:59
Bir ticaret kafilesi geldi. İr kafile demek. Kur'an'da da Yûsuf Sûresi'nde geçiyor. Dünyamini durdururken tası çalındı diye bir sual-ı selam hanem. Bir irin, bir kafilenin tümünü sadaka verdi. Kafilede mal gelmiş, buğday gelmiş, arpa gelmiş. O değil. Yani on kilosunu sadaka vereyim değil. Kafilenin tümünü.
- 27:31
Katil kafilede ne vardı? Fîha kafilede vardı. Seb-u miyet-i beirin, yedi yüz deve. Bir kafilede yedi yüz deve. Zaten kafile dediğim gibi develerden oluşuyor, develerin topluluğundan oluşuyor. Az küçük kafile olur, büyük kafile olur. Yedi yüz deve var. Fîha o kafilede var. O beir başka. Beir tek kelime, deve demek.
- 28:01
Beir, bağ ayrı kelime, ir kafile demek. Onu da karıştırmayın yani. Bir irin, bir kafilenin tümünü sadaka verdi ki, Fîha o kafilede var. Seb-u miyet-i beirin. Bu sefer yedi yüz deve olan. Veredet gelmişti o kafile. Kimin yanına gelmişti? İşte Abdurrahman bin Af Hazretleri'nin yanına kafile, ticaret kafilesi göndermiş.
- 28:26
O zaman, işte Lîlâ fî Kurâş'ta geçiyor ya, Lîlâ fîm rihleteş şitâi vassayf. Kışın bir rihle, rihle demek. Rihleteş şitâ, rihle yolculuk, rihlet. Rihlet deniyor, Türkçede de kullanılıyor bazı kere. Kışın işte Şam'a doğru gidiyor, yazın Yemen'e gidiyor. Mesela neyse, veya tersi de olabilir. Rihleteş şitâi vassayfı yaz.
- 28:49
İşte böyle kafileler gönderiyorlar. Yedi yüz tane de içinde deve var yani. Veredet geldi, kafile döndü. Âleyh'i ticaret malı olarak, Âleyh'i kendisine, Abdurrahman Hazretleri'nin. Tehmilû, kafilede ne var? Develerde ne var? Develer ne taşıyor yani? Adam taşımıyor, mal taşıyor. Tehmilû taşıyor, yükleniyor yani.
- 29:07
Hemilden geliyor. Hamal da oradan geliyor, hammal. Çok yük taşıyana hammal derler. Hemil, tehmilû. Bak Arapçada, hep Türkçeleşmiş kelimeler ama hep mazharlarına inmek lazım. Kelime kökenleri var. Tehmilû taşıyor, min kulli şey. Her bir şeyden, yani buğday, arpa, mücevher, un, yağ, falan. Her cinsten, her şeyden o kafilede muhtelif hurma, elbise, tekstil ürünleri min kulli şey.
- 29:47
Baksana, her cinsten, her türden. 700 deve ya, ne kadar mal taşıyor. Ne yaptı? Fetasattaki, bir anda satıyor. Bir anda sadaka verdi yani. İslâm ordusunun galibiyeti için, İslâm ordusunun kazanması için sadaka verdi. Bir ha, o 700 develik kafileyi de. Ve bir ma, o şeyleri de beraber ki, aleyha, üzerlerinde var.
- 30:13
Mallar zaten devenin üzerlerinde. Deveyi bile verse, bir deve şimdiki gibi tank fiyatı. Bir deve bir tank fiyatı. 700 deve veriyor yahu. Bir de 700 deveyi vermekle kalmıyor. Üzerinde ne kadar ticaret malı varsa, e sen bunu niye gönderdin ticaret yaptığında, ne kazandığında, niye geldiğinde, niye veriyorsun?
- 30:30
E ma, ticareti Allah'la yapıyor. Ticareti cennetle yapıyor. Malını veriyor, ahirete alacağını hesap ediyor. Malı kazanmasa neyi verecekti? Onun için ticareti de gönderiyor, malı biri bine diyor. Kazanıyor, kazanıyor, kazandığında tümün Allah'ı onun farkında diyor. Böyle bir zat ya. Onun için ve bi ma, o şeylere de sadaka verdi ki, aleyha, develerin üzerinde bulunuyordu.
- 30:53
Tane ile beraber, hem develeri verdi, hem üzerindeki ticaret mallarını verdi. Ve bi ek tabiha ve ahlasiha. Ve bi ek tabiha, ondan sonra, eğerleriyle beraber, ek tab, kelimesi katebün cemi, katebün, katebani, ek tab. Ek tab, ek tab kutup değil, kutup değil, ek tabiha. Ha zaten develere gidiyor. Kateb ne demek?
- 31:19
Eğer yani. Deve, insanla devenin arasına konuyor işte, hayvana binerken altına konan şey yani. Bi ek tabiha, eğerleriyle beraber. Ve bi ahlasiha. Ondan sonra, ahlas kelimesi hilsin cemi. O da palanlarıyla beraber. Ve bi ahlasiha. Ahlas hilsin cemi, palanları ne demek? İşte, devenin sırtının üzerine konuyor, çul gibi örgülerden, günlerden falan bişeyler konuyor ya.
- 31:55
Yani kafileyi de verdi, develeri de verdi, develerin üstündeki ticaret mallarını da verdi. Develerin üstündeki eğerleri de verdi, palanları da verdi, hepsini verdi. Çünkü neden? Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ona dua etti. Ne duası etti? Bereket duası. İşte o bereket duasıyla beraber, Allah'ın ona verdiği mallar, mülklerin haddi hesabı yok.
- 32:19
Sağlığında verdiği sadakalere kimse yetişemez ve la yuhaddu ve la yufsa sayılıp bitirilemez. İşte Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, bi bereket duası alanın bolluğuna bak. İşte gör işte. Onun için onun duasındaki mucizeler çok önemli. Burada, Veda li muaviyete bittemek gün. Hz. Muaviye'ye de dua etti.
- 32:45
Bittemek gün. İmkan ve iktidar kazanması için fil bilat bütün şeylerde. O da fenâle nâil oldu, ulaştı el-hilâfete. Halifeliğe ulaştı derken, yani kâmil halifelik değil de, emirul mü'minin oldu, padişah oldu yani hilâfete. Hani Hz. Ebubekir Ömer gibi halife değil ama işte onların yerine geldiği manası da sultan oldu yani.
- 33:04
Fenâle hilâfete o da sultanlığa nâil oldu. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu duası bereketiyle. Allahumma allimul kitab. Ya Rabbim Muaviye'ye yazmayı öğret. Ve mekkinlehu fil bilat. Bütün şeylerde ona imkan ve iktidar ve güç ver. Ve kıyıl azab. Onu azaptan muhafaza et. Onun için Hz. Muaviye'nin yaptığı dualar çoktur.
- 33:27
Ne buyurdu? Tabi el-hilâfet bâli 30 sene, benden sonra halifelik 30 sene. Ama Osmanlı padişahlarında halife dönüyor. Onlar kâmil halife değil. Hilâfetleri nâkıs. Çünkü kâmil halife olsaydı onun sünneti Rasûlullah'ın sünneti olacaktı. O sünnetleri Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sünneti gibi olan sadece 4 halife var.
- 33:47
Bir de 6 aydan Hz. Hasan radıyallahu anh'a ekleniyor. Bunun dışında kâmil halife yok. Ama mülk var, sultan var. İşte Efendimiz ona dua etti sallallahu aleyhi ve sellem. Ve bu duası bereketiyle mülkün başına geçti. Biliyorsunuz 3 halife dönemindeyiz. Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer döneminde Şam'da valiydi. Ondan sonra Hz.
- 34:09
Osman döneminde. Radıyallahu anh, Hz. Osman'dan sonra Hz. Ali Efendimiz'le aralarında bir şeyler oldu. Biz oralara ağzımızı bulaştırmıyoruz. O kanlardan Allah elimizi muhafaza etti. Biz de ağzımızı koruyalım buyurdu. İmam Şafii sahabe-i kiramlar bir yıldızlar gibidir. İşte adada bazı şeyler olmakla beraber Muaviye radıyallahu anh, Kıbrıs'ın fatihi de odur.
- 34:33
İlk Kıbrıs'ı fetheden de odur. Hz. Osman döneminde o zaman valiydi. Sonra halife oldu. Emirul mümin oldu. Valilik yaptı. Ve en güzel şekilde bütün dünyayı yönetti. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ona Allahümme cealuhu adiyen mehdiyyen Muaviye'yi hidayet edici İnsanları doğru yola kavuşturan bir rehber yap.
- 34:53
Ve hidayete ermiş. Bir dostun yap diye duası var. Bunlar Ahmet bin Hanbel'de geçiyor, Tirmizi'de geçiyor. Maalesef Hayrettin Karaman gibiler. Ben Muaviye'yi sevmem diye sahabe-i kiramı sevmeme lüksü varmış gibi kendilerini de helak ediyor, milleti de helak ediyor. E Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in Ya Rabbi ona memleketlerde güç ve imkan ver duası olması nasıl olacak?
- 35:15
Hazreti Muaviye'nin sultan olmasına, dünyada hakimiyet sağlamasına kim dua etti? Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem. Orada yanlış bir adam olsaydı dua eder miydi? Onun için bu duanın da tezahürü olarak Hazreti Muaviye Efendimiz'in hükümranlığı da göz önünde duruyor. Bundan büyük bir mucize olamaz.
- 35:36
Bu da en büyük mucizelerdendir. Burada kalıyoruz. İnşallah önümüzdeki hafta daha Sadri bin Ebi Vakkas vs. Efendimiz'e ne duaları, sonra beddualara geleceğiz. Nebet duaları var. Bunların hepsinin kabulünün eseri görülmüştür. Allah Teala ümmetine yaptığı dualarda bizi de ilhak eylesin. Fazl-ü kerem ile bereketini üzerimizde izahar eylesin.
- 35:59
Amin. O sallallahu aleyhi ve sellem Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve selleme.
Benzer sohbetler
1:23:21Şifâ-i Şerîf Dersi 299. Bölüm 12 Ekim 202612 Ekim 2026 · 84 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 12 Ekim 2026
1:16:13Şifâ-i Şerîf Dersi 298. Bölüm 5 Ekim 20265 Ekim 2026 · 77 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 5 Ekim 2026
44:07Şifâ-i Şerîf Dersi 297. Bölüm 28 Eylül 202628 Eylül 2026 · 45 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 28 Eylül 2026


