1. 00:00

    Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Ve sallallahu teala aleyhi ve seyyidil murselin Muhammedin ve aleyhi ve sahbihi ecmain. Tersimiz Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in mucizeleriyle devam ediyordu. Bir fasla dayandık. Bu fasılda faslun, hâzâ faslun, yani bu bir fasıldır ki, buyuruyor Ne hakkındadır?

  2. 00:49

    Fî icâbeti duâhi O'nun, O kim sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in duasına icabet, yani Allah-u Teala O'nun duasını yere düşürmüyordu ve O'nun isteklerini yerine getiriyordu. İşte bu duasına icabet de büyük bir mucizedir. Çok duaların icabetinin, kabulün eseri anında veya bir anında. Anında veya bir zaman sonra görülmüştür.

  3. 01:21

    İşte bu mucizeler hakkında bir fasıl açmıştık. Şifahi Şerif'te Kazı İlyas Hazretleri. Buyuruyor ki, her zaman işte bu babın, bir baptır ki yani bab konu, yani vasiyon çok geniştir, cidden. Gerçek manada hakikaten çok geniştir. Yani demek istiyor ki, biz bir fasılda bunu ihata edemeyiz.

  4. 01:44

    Kavrayıcı şekilde, hepsi içine dahil olacak şekilde bütün rivayetleri cem ettik, topladık diyemeyiz. Çünkü çok geniş. Yüzlerce, belki binlerce bu konuda Hadis-i Şerif ve rivayet vardır. Vardır. Ve icâbetu dâvet-i nebî Sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz'in duasına Allah-u Teâlâ icabet etmesi, kim için icâbetin, bir cemaat için yani

  5. 02:12

    dua ettikleri veya beddua ettikleri, bu iki kısım şimdi beddua ettikleri de var. Onlar hakkında icabeti bima o şeyle kabul ediyor ki daa Rasûlullah Sallâllâhu aleyhi ve sellem dua etti, iyilikler istedi, kim için, onlar için veya niçin dua etti, ve aleyhim daa, dua etti, aleyhim, onların aleyhine beddua etti yani.

  6. 02:36

    Dua ettiği ve beddua ettiği kimseler hakkında Allah-u Teala'nın O'nun duasına icabet ettiği ve kabul ettiği neyedir, icabetinin haberi geldi, mütevatirun, mütevatirdir. Yani, yalanda birleşmeleri düşünülemeyecek kadar birbirinden farklı mekanlarda ve zamanlarda bulunan ribaatçilerin, rabilerin, kişilerin nakilleri ile geldiği için mütevatirdir.

  7. 03:13

    Dolayısıyla Yani, mütevatir konu pek inkar edilmekten çıkar. Manevi mütevatirdir tabi. Hani, şu konuda yaptığı bir şey, bir dua kelimeleri ile, aynı ağızdan çıkan mübarek kelamı ile, birçok sahabeden yani, onlarca yüzlerce sahabeden gelmiş, lafz-ı mütevatir olmayabilir. Ama Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem duası yere düşmezdi,

  8. 03:41

    Fatiha'nda Mevla kabul ederdi, icabet ederdi, bu husus mütevatirdir. Mânen, yani bu mânâ, yalanda birleşmeleri düşünülemeyecek kadar güvenilir ve kalabalık topluluk, topluluk tarafından bize kadar kitaplarda tabi kulaktan kulağa da çünkü senet ve isnat var, birbirinden de alimler dinliyorlar, isnat hadisleri o aynı zamanda da işitmeyle mütevatir olarak bize gelmiştir.

  9. 04:14

    Fil cümleti, fil cümleti veyahut alel cümleti, iki cümlede okunuyor mu? Alel cümleti, toptan cümle demek, Araplarda öyleyse şimdi de kullanılıyor, tabi Türk'ten Türkçe'de bilmiyorum, cümle mal yani cümleten, cümleten demek toptan mânâda mütevatirdir. Yani bu ne demek istiyor? Veyahut da fil cümleti.

  10. 04:33

    Fil cümle özetiyle, hülasasıyla demektir, yani efradı mütevatir değilse de, efradı ne demek? Tek tek, mesela Hazreti Enes'e ömrün uzun olsun, ömrün uzun olsun, malı çok olsun veya Abdurrahman Gafra'da yalan, işte Ya Rabbi harcadığını da mübarek kıl, tuttuğunu da sakladığını da bereketli kıl. Bunların eseri çıkmış, mucizeler için anlatacağız.

  11. 05:05

    Gözle görülen büyük mucizeler olmuş ama şimdi bir veyahut da Ebu Leb'in oğluna ki herhalde evvelce de damadıydı Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, Mekke döneminde yani onu evlendirmişti kızıyla, herhalde Zeynep validemiz olacak, sonra o boşadı yani, boşattırdı.

  12. 05:29

    O mesele hainlik etti yani Zeynep validemiz izzet ederken falan, yani iki kızından birisi damadı hainlik etmedi, birisi etti yani, Cahiliyet döneminde evlendirdiklerini söylüyorum. Birisi damadı halilik etmedi, birisi etti. Yani Câhiliyet döneminde evlendirdiklerini söylüyorum. Fatma Annemizin dışındaki kızları, diğer kızları var yani.

  13. 05:56

    Zeynep Validemiz var, Ümmü Gürsün, Rukiye'yi var. Allah'ın önüne. Uçmayamayacaksa neyse. Ebu Leb'in oğluyla evliydi yani. Ona beddua etti mesela, Allâhümme salli aleyhi ve sellem. Kelbem min kilâbice, köpeklerinden bir köpeği ona musallat etti. Ondan sonra o bir kafileyle işte ticarete gidiyordu, bir yere gidiyordu.

  14. 06:19

    Resûlullah sallâllâhu aleyhi ve sellem de bedduası tutar. Duası yere düşmez, bedduası yere düşmez. bildikleri için. Gâvur da olsalar işte onu inanıyorlar, biliyorlar işte. Hep böyle kafilelerle gidiyorlar, geceleri hani mesela çölde, bayırda, ormanda, nereye rastlatsa yatmak zorundalar. Şimdiki gibi, Kervansaray, otel yok.

  15. 06:43

    Hatta böyle kendini yüksek bir yerde yatardı, hep yolda. Muhammed bana beddua etti, Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in başıma bir iş gelmesin diye. Ondan sonra etrafında da adamların köylü şeyleri var, zengin köleleri var, hizmetçileri var, misali arkadaşları var. Onu ortaya alırlardı yani. Ki ona bir şey olmasın falan.

  16. 07:06

    Tam o sırada bir gece, hiç herkes uyumuş. Aslan geldi, aralardan aralardan, o zaman aslanlar oralarda çok vardı. Kafile yani işte mesela Mekke'den Şam'a gidiliyor veya Yemen'e gidiyor, ticarete, şurada bir tarafa giderken yolculukta oldu bu. Herkes uyuyor, kimseyi uyandırmadı, geldi onu, uykuda kaptı, parçaladı, attı.

  17. 07:36

    Yani şimdi mesela, bu hadis midir? Hadistir. Sahih midir? Sahittir. Ama fert olarak, yani bu hadisler tek tek ele alındığında mütevatir hadis midir? Lafzan mütevatir değildir. Zaten lafzan da mütevatir olsa, inkârı insan kafir eder. Mânen de mütevatir olsa kafir eder.

  18. 08:02

    Haşyandığı bir adam dese ki, Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in duası kabul olunmuyordu, böyle Allah'a yalvarıyordu, yalvarıyordu, boşa çıkıyordu. Bu kafir olur. Çünkü mütevatir, mânen mütevatir. Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in dua ettiği ve duasının kabul gördüğü mütevatir. Mânen mütevatir.

  19. 08:18

    Bu konu mütevatir. Bunu inkâr eden kafir olur. Ama şimdi birisi dese ki, yani işte Ebu Levv'in oğluyla alakalı o rivayettir, işte zayıftır veya ben onu kabul etmiyorum, bilmem ne. Hani sen ona mütevatir hadisi inkâr ettin diye helipitat muamelesi, kafir muamelesi yapamazsın.

  20. 08:35

    Ama diyor, ve icâbetu duâ-i, ve icâbetu davet-i nebi, Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz'in duasını Allah'ın kabul ettiği. Kim için yaptığı duaları? Cemaatin bazı kimseleri için. Cemaat topluluk halkı. Bir kişi, iki kişi değil ki, topluluk var. Neyle kabul etti? O duası ki, o şey hakkında ki, dâ duâtilehum onların lehne, evveltu ve'alimu aleyne.

  21. 09:00

    Duâ veya bedduât. Kişiler hakkında duası kabul. Mütevatirun. Mütevatirun ne demek? İşte yalanda birleşmeleri düşünemeyecek kadar çok râvi tarafından nakledilmiş ama alel cümle. Alel cümle ne demek? Fertfert, belli bir hadis hakkında bunun lafzı ve manası mütevatir diye, efrâda hakkında bu konunun, hani felân kişiye yaptığı duâ diye müşakkaşlaştırdığın zaman

  22. 09:28

    fertler hakkında konuşmuyoruz diyor. Alel cümleti diyor. Yani toptan manada duâ derdi, duâsı kabul olurdu, bedduâ derdi, bedduâsı kabul olurdu, eseri görürdü. Evet, bu konu yine neydir? İkinci haber, haberunbadi haber. Mütevatirun işte birinci haber. Malûmun, bilinen bir meseledir İslam'da. Hadiste, sünnette.

  23. 09:50

    Zarûreten. Zarûreten bilinen. Yani zarûreten ne demek? Hani bunun için işte çok... İşte çok deliller, şey etmeye çok rafiyeler araştırma falan lüzum yok. Herkesin bildiği, zaruri. Zaruri yani bir insanın işte ne bileyim ateş yakar Anladın mı? Su akar. Bunlar için delil, velil bilmemiz lazım bu yani.

  24. 10:17

    Onlarda zaruri bilgi var ki ateş yakar, su akar yani, göz bakar yani. Bu kadar. Onun için bu da zarureten bilinen zaruri ilimle demek delile muhtaç değil yani. O kadar yaygın yani demek istiyorum. Resûlullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hakkındaki beyanı ve dualarına icabeti ve onu tasdiki.

  25. 10:43

    Bu şekilde de onun peygamberliğinin hak olduğunu ispat etmiş oluyor. Mucize niye oluyor? Benim duam kabul oluyor, Allah'tan istediğim oluyor. Bende olsa belki bende olsa keramet sayılır. Evliya olduğuma delalede mesela keşke olsaydı. Efendimiz Hazretleri'nde vardı mesela ne dua diyordu yere düşmüyordu hemen, anında.

  26. 11:03

    Bunları yaşadık yani. Ama Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'de olduğu zaman vardı, işte bu mucize oluyor. Niçin mucize oluyor? Allah-u Teala'nın ben peygamberim, elçisiyim, bana kitap gönderdi, melek gönderdi, elçi Resûl Vahiy gönderdi, Cibril'i aleyhisselam gönderdi diyor, iddia ediyor. Bu iddiasında yalancı olsaydı haşa, Allah onu tasdik eder miydi?

  27. 11:25

    Tekzip ederdi. Hiçbir duasını kabul etmezdi. Millette bu sefer çıkar, derdi ki sen konuşuyorsun konuşuyorsun, hiçbir şey Allah'tan istediğin ne oldu ki bu zamana kadar ne konuşuyorsun derdi, haşa. Onun için mucize oluyor. Çünkü Mevla onu tasdik ediyor. Hatta Hazreti Abbas olacak. Yani Abdülmut belki de Ebu Talip de olabilir, yani tam şimdi şey değilim, amcalarından biri yani.

  28. 11:51

    Öyle dedi. Ya Resulallah dedi. Veyahut da işte Ya Muhammed dedi. Sallallahu aleyhi ve sellem. Erallâhe yusârihû fî hevâke. Allah Allah. Bu şiirde de var kasıt okunuyor. Yani ben görüyorum ki Allah yusârihû, çabuk davranıyor. Fî hevâke yani. Senin arzunu gerçekleştirme hususunda, yani sen ne istiyorsun bakıyorum o oluyor ya.

  29. 12:17

    Allah da senin istediklerini ne kadar çabuk yapıyor. Gibi bir şey söyledi yani. Hatta bunun sırrını sordu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ona cevap verdi. Ve enteyyâ ammile ve tahtehû li'atâke. Ey amcacığım dedi. Sen de Allah'a itaat etsen, haramlardan sakınsan, emirlerinde otursan, Allah senin de istediğini yapar dedi.

  30. 12:37

    Duanı kabul eder dedi. Yani ben Rabbimi razı ediyorum. En razı olduğu kul benim. Çünkü neden? En razı eden kul benim yani. En haramlardan sakınan benim. Onun için mührâdım benim. Allah kabul ediyor. E tabi peygamberliği var. Ayrı. Davâ-u şînî mucize tarafı ayrı. Resulullah'ta olduğu zaman bu, sallallahu aleyhi ve sellem işte.

  31. 13:01

    O zaman şey oluyor. Mucize oluyor yani. Dolayısıyla bu konuda bir fasıl açtı şimdi. Vekat câen muhakkak geldiği Ahmed bin Hanbel'in vaat ettiği bir hadiste fî hadîsi Hudeyfete Meşhur Hudeyfete Übnü'l-Yemân sahâbî meşhur Radıyallâhu anh Efendimiz duâ ettiği bu hadise Ahmed bin Hanbel bunun râvîlerindendir.

  32. 13:26

    Ne buyuruyor? Kâne'yde ennebiyyuh sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz izâde'a duâ ettiği zaman müstecem duâ makbul, duâ meselâ diracülün bir adam hakkında edraket idrakede, idrak ulaşmak demek Arapçada. İdrak etmek anlamak manasına Türkçede geliyor. O da oradan geliyor yani. Anlayışını senin anlayışın bir şeye ulaştıysa yani onu kavrayabildiyse, anlayabildiyse idrak et yani.

  33. 13:56

    Akıl ona ulaştı yani. Oradan geliyor esasında. Türkçede şimdi idrak anladı manasına kullanılıyor. Aslında anladı değil. Akıl onu anlama ulaştı yani. Lükat manasında gidersek öyle gelir. izâde'a Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem duâ ettiği zaman diracülün bir adam için bir adam hakkında işte efendim edraket o duâ ulaşırdı yani.

  34. 14:20

    Kime edraket ulaşırdı? Ne? davetuhu onun müstecep duası Allah'ın dinde kabul gören o duasının etkisi yani demek istiyor. Duası ulaşırdı. Ne demek? Duanın tesiri ve etkisi tezahür ederdi, ulaşırdı. Kime? veledehu O adamın çocuklarına bile ulaşırdı. Daha vevele, devele değil çocuklarının çocuklarına, torunlarına dahi ulaşırdı yani.

  35. 14:43

    Onun için efendim orada bazı rivayetler buna örnek getirecek. Yalnız şu mesele var ya yaptığım bir hayır veya yaptığım bir şey çocuklarım, torunlarım bile etkilenir yani. O bakımdan bu da bu konuyu teyit ediyor. Kehf Sûresinde mesela ne buyuruyor?

  36. 15:20

    Vekâne ebûme sâlihâ. Musa aleyhisselâm'ı gönderdi ya, Musa Aleyhisselâm'a Hızır Aleyhisselâm'ı gönderdi ya, üç tane şey sabredemedi ya Musa aleyhisselâm, Hızır aleyhisselâm'ın led'ün ilimlerini. Hızır Aleyhisselâm'ı gönderdi. Birinde geminin tahtasını kopardı, ikincisi de çocuğun kafasını kopardı. Üçüncüsüne de Antakya'ya geldiler, duvarı düzeltti meselesi.

  37. 15:36

    Uzun kısa yaş için vakit yok. için vakit yok. Onu artık bilmeniz lazım. Kaç kere anlatmışım. İşte orada çocuğun duvar düzeltilmesine buyuruyor ki ve kâne ilye bu mağdurların babası sâlihâ. Babası çok iyi bir adamdı diyor. Babası çok iyi bir adamdı diyor babalar. Babalar. Aslında orada tefsirlerde, pezab-ı devsâr tefsirlerde ne diyor?

  38. 15:57

    Hadislerden, rivayetlerden gelen. Aslında onların sulmen babası, yani onları doğuran babası değil de o duvar iki yetim çocuğun idi. Onların babası da iyi adamdı. Karyenin adamları da cimri adamlar, peygamberlere yemek bile esmarlamadılar. Aç bıraktılar falan. Hızır aleyhisselâm da orada duvarı düzeltince Musa aleyhisselâm

  39. 16:22

    ya ne duvarı düzeltiyorsun bari parayla yapardık da bir ekmek alırdık açız zaten bunlar bize yemek de vermediler dedi falan ya. İtiraz etti. Sonra işte o Leduniye'nin cevapları ayetlerde anlatılıyor. Şahabet gelince O duvara gelince O şehirde Antakya şehrinde iki yetim çocuğun malı, terekçesinin duvarıydı.

  40. 16:50

    Babaları salih bir insanıdı. Oradaki babaların da maksatı yedi göbek gerideki dedeleri. Es-sesir-i Mevla'da diyor Bu çocuklar buluğ çağına ersin, güçlensin. Sonra duvarın altında da altından bir gömü var. Mücevherler var. O çocuklar dedeleri de iyi olduğu için onların dedeleri yaşasaydı Mücevherler gelirdi.

  41. 17:20

    Salih bir insanı demek istiyor yani. Yemek bahane de. Şimdi duvar yıkılmak üzere. Ben böyle bıraksam duvar yıkılsa altından hazine çıkacak. Bu cimri dediğin, beğenmediğin adamlar o hazineyi yağmayacak. Küçük çocuğa kim bırakır? Ama ben duvarı düzelttim. O duvar bir daha yıkılma zamanı gelene kadar çocuklar büyüyecek.

  42. 17:46

    Büyüyünce evimizi bir düzeltelim. Şuraya bir ev yapalım. Arsamıza veya neyse duvarımızı ıslah edelim diyecekler. O arada o gömüyü bulacaklar. Gömüyü bulunca o hazine çocuklara kalacak. Çünkü hem onların hakkı hem onlar güzel bir aileden geliyorlar. Bak yedi göbek gerisindeki dedesi Salih idi. Onun salahı ve takvası yedi göbek sonraki torunlarının,

  43. 18:10

    efendim duvarlarının ve mallarının muhafazasına ve Allah-u Teala peygamberlere gönder Hızır Aşağı gibi bir zatı gönderiyor. Onların duvarını düzelttiriyor yani. Nerede? Nereye? Ama işte takvanın, salihliğin, cömertliğin, hayır hasenat yapmanın faydaları yedi göbek ilerisine, tealluk gerisine veya ilerisine tealluk eder.

  44. 18:41

    Bunu demek istiyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir adama dua ettiği zaman o dua ne yapardı? Çocuklarına değil, torunlarına bile ulaşırdı. Birçok sahabenin torunlarına, tabiinin torunlarına Allah'ın mağfiri, işte Lil Ensar ve Ebn-i El Ensar mesela Medine'de Ensar yardım etti bize dedi. Evs Hazretleri kabilelerinin yoğunluğunu teşkil ediyor.

  45. 19:08

    Ensar'ın günahlarını hafifeyle dedi. İşte onların mallarına bereket ver dedi. Allah'ın barik. İşte Ehl-i Medine'de Fisahim ve Müddim işte ölçeklerine, buğdaylarına vs. Bunlar ölçü birimleri yani. Ölçeklerine bereket ver burada falan.

  46. 19:31

    Ondan sonra Ensar'ın oğullarına, çocuklarına da bereket ver. Onlar da günahlarına ver. Sonra burada Ensar'ın oğullarına, çocuklarına, torunlarına. Öyle dua etti yani. Bu on göbek ilerisine kadar, gerisine kadar gider. Onun için Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem duası makbul idi.

  47. 19:49

    Ve duası bir adama yaptığı zaman çocuklarına, onun çocuklarına, çocuklarına ve torunlarına kadar ulaşırdı buyuruyorum. Nikâh ne? Nikâhı yazdı yani müellif hazretleri, dedi şimdi, bir hadis ibadet ediyor, haddese ne? Yani burada kalem etinde yokmuş, burada var. Haddese, hadis olarak rivayet ettik, ne yapacağım?

  48. 20:14

    Ki Ebu Muhammed'in, bu künyesi adamın, el-Atâbiyyû, İmam Atâbî, Rahimullah, bu şeyin şeflerinden yani. Kazıyaz hazretlerinin direkt okuduğu şeflerinden. Hangi yolla bize hadisi rivayet etti? Bir kıraati benim okumamla. Aleyhi onun üzerine yani. Hadisi ben okudum, o dinledi, hadi icazet verdi bana, manasına da geliyorum.

  49. 20:42

    Benim onun huzurunda yani, ders meclisinde, hadis meclisinde okumamla bu hadisi bana rivayet etti. O da dedi ki yani, o Atâbî hazretleri, haddese ne? Bize hadis olarak rivayet etti Ebu'l-Kâsim'i, künyesi Ebu'l-Kâsim olan Hâtib-i Muhammed'in, Hâtib-i Muhammed'in büyük muhaddisi. O da, o bana rivayet etti.

  50. 21:01

    O da dedi ki, haddese ne? Bize hadis olarak rivayet etti Ebu'l-Hasen'i, Kâbisi'yi. Bunlar hep büyük yani, çok yüksek seviyede muhadisler. Ebu'l-Hasen'i, Kâbisi, bu Kazıyaz'ın şeyhlerinin silsilesi. O da dedi ki, haddese ne? Bize hadis olarak rivayet etti. Kim rivayet etti? Ebu Zeyd'in'i, Mervezi'yi.

  51. 21:22

    Ebu Zeyd'in, Mervezi'yi. Bu çok büyük muhaddistir yani. Bu İmam-ı Bukhari'yi dinleyenden dinledi. Yani İmam-ı Bukhari'yi direk almadı, arada bir vasıta var. O da dedi ki, haddese ne? Bize hadis olarak rivayet etti. Muhammed-i Übn-i Yusuf'a. Muhammed-i Übn-i Yusuf, bu Firebri işte. Firebri meşhur Bukhari'nin.

  52. 21:42

    İmam-ı Bukhari'yi dinleyen ve rivayet eden çok var. Bunların en başlarında gelen birkaç kişiden biri de İmam-ı Firebri'dir. O Firebri işte nispesi yani. Muhammed-i Übn-i Yusuf Hazretleri. Firebri. Rivayet etti. O da dedi ki, haddese ne? Bize hadis olarak rivayet etti. Muhammed-i Übn-i İsmail'e. Muhammed-i Übn-i İsmail Hazretleri.

  53. 22:01

    Kim Muhammed-i Übn-i İsmail? Bukhari'nin adı işte. Bukhari, Bukhari adını söylesen, Muhammed Demir babasının adı İsmail kimse bilmez. Muhammed-i Übn-i İsmail Hazretleri. İmam-ı Bukhari yani. Bize hadis olarak rivayet etti. O dedi ki, haddese ne? Bize hadis olarak rivayet etti. Bukhari diyor şimdi. Bukhari ile Hazreti Enes arasında dört var.

  54. 22:25

    İmam-ı Bukhari ile Hazreti Enes Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sahibi. O çok uzun yaşadı ya, 100 sene kadar. Onun için arada, İmam-ı Bukhari ile arası az. Haddese ne? Bize hadis olarak rivayet etti. Abdullah-i Münü Ebil Esved. Abdullah-i Münü Ebil Esved. Bukhari'nin şeyhi bu şimdi. O dedi, haddese ne?

  55. 22:43

    Bize hadis olarak rivayet etti. Haramiyyun. Evet. İmam Harami. Harem mi herhalde Mekke'de bulunanlara? Haremli. Mekki yani Mekkeli yani öyle de olabilir diye düşünüyorum. Bu zatın adı Sehabet-i İbn-i Ravh. Künyesi Ebu İmara İbni Afsa'ymış. Adı Sehabet-i İbn-i Harami'nin. Sehabet-i İbn-i Ravh, El Harami Hazretleri.

  56. 23:08

    O buyurdu ki, haddese ne? Bize hadis olarak rivayet etti. Efendim, kim rivayet etti? İmam-ı Şehobe. Bu meşhur raviyelerden zaten artık sahabe-i kirama çok yaklaştık yani. Ondan sonra çünkü bunların hep mesele, İmam-ı Bukhari'nin rivayet ettiği zat Basra şeyinden, muhattislerinden mesela. Sene 223'de vefat etmiş mesela.

  57. 23:37

    Bu Sehabet-i İbn-i Harami Hazretleri 201'de vefat etmiş bak. 201. Hicri yani ne kadar geri gidiyor. Oradan Şehobe, oradan Ankateade'de. Şehobe radıyallahu anh, Ankateade radıyallahu anh'tan rivayet ediyor. Burada da bir senet zincirini tek tek saymış. O da kimden? Ankateade çok meşhur yani. Tabi'nin ulularından.

  58. 24:00

    Çünkü Hazreti Enes'i görmüş. An-Enes ibn-i Malik radıyallahu anh, Enes ibn-i Malik radıyallahu anh'tan rivayet edildi. Bakı Hazretleri kendine kadar isnadını ve senedini zikretti. Galet, o da buyurmuş. Ne buyurdu? Galet, yani Hazreti Enes diyor. Galet dediği ümmi benim annem. Hazreti Enes'in annesi künye olarak Ümmü Süleym validemiz.

  59. 24:29

    Adı Rumeysa diyen var. Yani Hazreti Enes'in adı. Şimdi bu künyeler ağır basıyor. İşte Ebu Bekir radıyallahu anh'ın ismi değil ki. İsmi Abdullah yani. Ama Ebu Bekir demezsen kimse Abdullah diye tanımaz. Künyeler ağır basıyor her zaman. Onun için Hazreti Enes'in annesinin künyesi hadislerde ve siyerlerde Ümmü Süleym diye geçiyor.

  60. 24:56

    Radıyallâhu anhâ bu haldeymiş. Ama esas ismi Rumeyle veya Rumeysa. İkisi de söyleniyor. Esas ismi künyesi Ümmü Süleym. Ne yaptı? Kalktı Hazreti Enes'i. 10 yaşındaydı Hazreti Enes Efendimiz. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in vefatına da işte 10 sene var. Yani 10 sene hizmet ettiğine göre. Bu ne demektir?

  61. 25:27

    Hazreti Enes Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem hicret etmeden 10 sene evvel doğdu Medine'de. Bu da neye tekabül eder? Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem peygambere oldu 40 yaşında ya. 13 sene Mekke dönemi 53 yaşında Medine hicreti var.

  62. 25:41

    Demek ki Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem peygamberlik vahyedildiğinden 3 sene kadar aşağı yukarı sonra Hazreti Enes doğdu Medine'de. O zaman daha Medine'de duymamışmıştır. Bir zaman sonra akıbe biyatları falan başladı. Hazreti Enes geldi 10 yaşına. Anladın mı sen? Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem de Medine'ye hicret etti.

  63. 26:06

    Bu sefer Ümmü Süleym annemiz 10 yaşında oğlu Hazreti Enes Efendimiz'i aldı getirdi Rasûlullah Efendimiz'e Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Dedi ki Ya Rasûlullah ey Allah'ın Rasûlü dedi. Hazreti Enes anlatıyor. Kale Hazreti Enes dedi ki kalet demiş yani. Ümmi annem demiş diyor. Beni getirdi dedi diyor yani.

  64. 26:29

    O da 10 yaşında duydu da. Ya Rasûlullah ey Allah'ın Rasûlü hadimüke senin hizmetçin bu hizmetçin var ya. Dedi senin bu hizmetçin olsun yani. Efendim o da kim? Beyan edelim Enes'in Enes. Bu Enes hizmetçinin oğlu olasıca yani. Olsun yani Enes. Ondan sonra efendim Hazreti Enes'in babasının da adını bilmiyorum.

  65. 26:58

    Babası Vam Vam'mış. Yok Enes İbni Malik. Babası Malik. Enes İbni Malik. Ama şu doğru ya. Dedesi Vam Vam'mış. Enes İbni Malik İbni Vam Vam. E şimdi bu İbn-i Zeyd El Ensari Neccari. Neccar oğlandı. Efendim Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in beni Neccar yani dayı tarafı. Efendim Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in dayı tarafı.

  66. 27:21

    Neccar oğlandan ya. Medine'den geliyor dayı tarafı. Annesi tarafından. E Hazreti Enes'in künyesi de Ebu Hamza'ymış. Çok oğulları vardı. Yüzden fazla işte anlatacağız. Ama Hamza oğluyla künyelenmiş Ebu Hamza. Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Medine'ye gelince o küçüktü yani. Ondan sonra annem diyor beni getirdinmiş diyor.

  67. 27:44

    Dedi ki diyor ya Rasûlullah'a kadim ki Enes'in. Bu sene Enes hizmetçi var ya. Üç on dua et Allah'a. Allah'a yalvar. Lev on üçün. Buna bir Allah'tan bunun için bir şeyler iste dedi. Sipariş vermedi yani. Şu hususta bu hususta demedi. Hazreti Enes Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'le Medine dönemindeki bütün muharebeler, zaten bütün muharebeler Medine döneminde.

  68. 28:08

    E o da on yaşından beri yanında bulunduğu için. Yani ömrü kaç sene yaşadı işte ne bileyim 99 diyen vardı falan. Ama 120 diyen var İmam-ı Nebevi. Esah olan görüş en doğrusu 100 yaşını geçti yani. Sonra Basra'ya iki fersaklık mesafede. Taf diye bir yer var şimdi orada defnedilmiş. Basra tarafında duruyordu.

  69. 28:29

    Basra'da ölen sahabenin en sonu o yani. Hatta İbn-i Abdilber diyor ki sahabeden en son ölen. Bir Ebu Tufayl var o çok meşhur. En son ölen sahabi için Ebu Tufayl Hazretleri Radıyallâhu anh deniyor. Ondan bir Efel Hazreti Enes ölmüş. Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e Medine'de bulunduğu ikameti müttetice hizmet etti.

  70. 28:50

    Bu da hemen hemen on seneye tekabül ediyor. Çok hadis-i vaad edenlerden. Müksirin deniyor. Müksirin'den yani dolayısıyla Ebureyre gibi, İbn-i Abbas, Câbir İbn-i Abdillah gibi 3-5 tane müksirin var yani. Tabii kadınlardan aşağıya annemiz özellikle. Bu da Hazreti Enes de 2286 hadisleri rivayet etmiş. Büyük bir rakam yani.

  71. 29:18

    Bize kadar ulaşan. İşte diyor annem getirmiş diyor ben diyor. Ya Rasûlullah, Allah-u Teâlâ. Allah-u Teâlâ'ya rivayet ediyor. Onun için. Yani sana ısmarladım demiş oldu. Mefhulü mahsul olunca şunu iste bunu iste demedi yani. Ve kâle bunun üzerine Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz buyurmuşlar.

  72. 29:40

    Allah'ım ey Allah'ım ektir, çok yap, çoğalt. Mâ lehû. Bu Enes'in malını da. Ve böyle diyor çocuklar. E kendisi de daha evlenmemiş yani Hazreti Enes. Daha 10 yaşlarında yani. Çocuklarını çok yap buyurdu. Sonra vebâri. Fî mâ. O şeyler hakkında ki, aa teyte sen verdin, hû ona. Ona ne verdinse, ne verecekse.

  73. 30:08

    Maldan evlattan ona bereketli kıl diye dua etmiş. Diğer ibadetlerde el-vefâ diye bir eser var. İbn-ül Cevzi'nin, Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem hakkında. Orada geçen hadis-i şerifte duası var. Ve'attil hayâtehu. Onun hayatını, yani ömrünü uzun et. Bir de ömür uzunluğu duası da var. Diğer ibadetlerden.

  74. 30:40

    Onun için, Sahih Müslim'de geçen ibadette ise, Hz. Enes anlatıyor. Rasûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem bir kere bizim yanımıza geldi. Evde bir ben vardım, bir de annem vardı. Annesi Ümmü Süleym Vâlidemiz işte. Bir de teyzem vardı. Teyzesinin de künyesi. Ümmü Haram. Hep işte felânın annesi, felânın annesi.

  75. 31:08

    Erkekler de felânın babası, felânın babası. Kadınlarda da işte Ümmü Gülsüm, Ümmü Haram, Ümmü Süleym. Hep Ümmü ile gidiyor. Annesi diye gidiyor. Teyzesi de kim biliyorsun? Kıbrıs'ta defnedilmiş hala sultan diyoruz. Hala Arapça'da teyze demek. Hale. Arapça'da, Türkçe'de amcanın, işte babanın kardeşine deniyor.

  76. 31:31

    Arapça'da annenin kardeşine deniyor yani. Hale. Hatta Karadeniz'de felâna teyzeye hala derler. Öyle bir şey de var yani bazı örflerde. Çünkü o Arapça'dan gelen örf de hale teyze demek. Ümmü Haram validemiz evde diyor. O da bir gün Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem onların evinde gelmiş. Biraz istirahat etmişti.

  77. 31:52

    Sütten de bir akrabalığı var Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in bu Enes Hazretleri'nin annesinin, teyzesinin. Onun için onların evine arasında gider yatardı. İşte uyandı Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem buyurdu ki Ümmetimle bir cemaat gördüm. Denizde krallar gibi gemilere binmişler. Adalları fethediyorlar.

  78. 32:10

    İşte o Kıbrıs'ın fethini gösterdiler. Ümmü Haram annemiz de dedi ki Ya Rasûlullah ve du'Allah en yec'aleni minum. Dua et Allah da beni de onlardan yapsın. Ya sen kadın başına, Medine'nin etrafındaki harplere bile kadınlar gitmiyor. Kadın hiçbir harbe gitmiyor. Ancak Uhud'da falan yaralanmalar oldu. Uhud, Medine'ye yakın geldiler işte yaralarını falan sardılar.

  79. 32:35

    Normalde kadın harplerde yok. Uhud'da hani yaralı var, şehidi var, akrabalar Medine'ye yakın olduğu için oradan geldiler kadınlar, kızlar falan. İşte babasına şunu yapsınlar, hizmet etme. O ayrı bir konu yani. Onu kıyas edip de Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in ordusunda kadın vardı da kadınlar da orada beraber gidiyorlardı.

  80. 32:55

    Böyle bir şey hiçbir seriyede, harpte böyle bir şey duymamış. Bir tek Uhud meselesi kıyas edilemez. Uhud, Medine'ye çok yakın. Sen şimdi oradan oraya, baban orada İzmit'te bir harp oldu. Baban orada yaralamış. Sen babana buradan gitmen gibi bir şey o. Hatta İzmit'ten çok daha yakındır yani. Dolayısıyla Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e beni dua et dedi.

  81. 33:17

    Ben de onlardan Allah'a izin. İşte Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e dua etti ona. Sonra Hazreti Osman döneminde o yaşadı. Hazreti Muhammed Radıyallâhu Anh Hazreti Osman'dan Kıbrıs'ın fethi için ordu çıkarayım dedi, izin istedi. Hazreti Osman Efendimiz de dedi ki o zamana kadar harp yapmamışız.

  82. 33:34

    İlk harp olacak. Ben sahabeyi ya da tabii neyse Müslümanları kırdıramam. Sen de içlerinde gidersen o zaman işini sağlam yaparsın. Şimdi derler ya müteahhit hangi binadaysa o binayı alırsın. Yine de müteahhit kendi biliyor ne demir koyduğunu ne çımantı koyduğunu. Müteahhit ben de burada oturuyorum der.

  83. 33:53

    Yani ben de burada oturuyorum demesi güvenebilirsin bu binaya. Anlamına göre. Hazreti Osman Efendimiz dedi ki Hazreti Muaviye Radıyallâhu Anh sen başlarında o zaman izin veririm. Tamam ben de gideyim o zaman dedi. Bu fethi bize nasıl bozulur. Çünkü Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem rüyada gördü bunu.

  84. 34:09

    Peygamberlerin rüyası vahiydir. Yere düşmedi. Ondan sonra Ümmü Haramhanemiz de işte orada mahremiyle o harpte bulundu. Ve orada atı sekti veyahut da bir şey oldu düştü şehit oldu. Orada Rum kesiminde kaldı. Maalesef Erbakan Hocamızı dinleselerdi işte orada Ecevit yan çizmeseydi o taraf da alınacaktı yani.

  85. 34:27

    Hala Sultan'ı mutlaka alalım dendi. Türbe-i Şerife fakat kaldırım kesiminde yani sınıra yakın. Allah ziyareti nasip eylesin. İşte Hazreti Enes diyor ki ben vardım diyor. Annem vardı diyor. Ümmü Süleym bir de Ümmü Haram teyzem vardı diyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem birden ara sıra gelirdi diyor.

  86. 34:44

    Akrabalıkımız var. Birden geldi diyor. Annem dedi ki Ya Rasulallah bu senin küçük hizmetçin Enes. Buna dua et. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bana bütün hayırlarla dualar ettiriyor. dualar ettiriyor. Ondan sonra Allahümme eksil ma lehu, öyledir mübarek lüfün, malını çoğalt, çocuğunu çoğalt, bereketini ziyade eyle, buyurdu.

  87. 35:06

    İşte bunun üzerine Hazreti Enes anlatıyor. Diyor ki, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in bu ve min rivayet-i ekrime, ikrime radıyallahu anh'tan gelen rivayette Kale Enesü'nü Hazreti Enes burada Ebu Ceylinoğlu ikrime değil bu, diğer ikrime, hadis sahabelerinden tabiinden. Kale Enesü'nü Enes radıyallahu anh dedi ki diyor, fevallahi Allah'a emin olsun ki Allah

  88. 35:29

    Resul'ünün duasını kabul etti. İnne mâli benim mallarım lekesîrûn. Ona verdiğim malı çok bereketli yap dedi. Mallarım çoğaldı diyor. Malları ne kadar çoğaldığından bir misal veriyor. Diyor ki Hazreti Enes Basra'da hurmalıkları var. Basra'da o kadar hurmalık vardı diyor. Herkesin hurması senede bir kere verir.

  89. 35:54

    O da bazı vermez. Benim hurmalığım her sene iki kere verir. İki kere ne demek? Hurma şimdi iki kere sürüm alınan bir meyve değil. Adette yok yani. Benim bütün hurmalıklar her sene iki kere. Her sene iki kere vermek ne demek biliyor musun? Diğer bütün hurma üreticilerinden iki kat demek, malın fazla olacak.

  90. 36:12

    Ondan sonra ömrünü uzun et buyurdu. Yüz küsur sene yaşadı. Yüz yirmi seneye yakın yaşadı. Bak şimdi dualarına bak. Sonra buyurdu ki çocuklarını çok yap. Sallallahu aleyhi ve aleyhi. İnne mali benim malımle kesilir. Elbette çok oldu. Ve inne veledi benim oğullarım, çocuklarım. Ve velede veledi çocuklarımın çocukları.

  91. 36:32

    Özellikle erkekleri kastediyor. Leyyuhaddune. Elbette sayıyorlar onları. Kaç olarak sayıyorlar? Alaneh bilmiyeti yüz kadar. Kendi sulbünden ya. Torunu dahil değil buna. Yüz kadar çocuğumu sayıyorlar. Ve firavatın bir var şöyle buyurdu. Ve ma alemü ben bilmiyorum eheden hiç kimseyi. Sahabe-i kiram tabiini zaman arasında tabi çok tabiini

  92. 36:57

    yüz yaşına yaşarsan dünyada tabiini görür yüz binlerce. Tabiin zamanı yetişti o ara. Kimseyi bilmiyorum ki asabe kavuşmuş, isabet etmek kavuştu yani. Min raha'il ayşi. Geçimin bolluğundan, rahatlığından, hurmalıklarından, evlatlarından, mallarından, mülklerinden hayır görmüş. Ma o kadar ki asabtü ben isabet etmem.

  93. 37:17

    Benim ulaştığım kadar sahabe ve tabiini gördüğüm, tanıştığım ekranım arasında benim ulaştıklarıma ulaşan bir kişiyi bilmiyorum. Ne kadar çocuğum vardı biliyor musun diyor. Ve le galeyna and olsun ki elbette muhakkak defentü ben gömdüm. Neyle gömdüm? Biyedeyye. Şu iki elimle defnettim diyor. Nerede? Şu iki elimle.

  94. 37:39

    Ondan bedel veya tekit. Hateyni. Hateyni gösteriyor böyle. Yani bizzat şu iki elimle diyor. Ben diyor defnettim. Kimi defnettim? Miyeten yüz taneyi. Kimden? Oğullarımdan. Büyük oğullarımdan. Eşleri var en fazla. Dört eş olabilir fazla. Olamaz. Eşlerimden doğurulan, doğurdukları çocuklarımdan sulbümden çocuklarımdan yüz taneyi defnettim diyor.

  95. 38:07

    Gömdüm yani. Ne demek istiyor? Benim sağlığımda vefat ettiler. Tabi tahunlar oldu, vebalar oldu, salgınlar oldu, işte vesaire o zaman hastalıklarda çok defnettim. Yani ne kadar çocuğum oldu Allah bana ne kadar çocuk verdi onu anlatıyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem duaydı. Çocuğunu çok yaptı.

  96. 38:25

    Yüz tane çocuğumu min velediyye hem de kendi sulbümden oğullarımdan. Laakulü bunların içinde söylemiyorum, saymıyorum. Siktan. Bir de hanımlarım düşük yattı. Düşükleri oğlum çocuğum olarak saymıyorum. Ve laa velede veledim. Çocuklarımın çocuklarını da saymıyorum diyor. Yani dolu torunlarım vardır yüz tane yüz küsür tane.

  97. 38:46

    Ondan sonra yine belki yetmiş tane çocuğu olur. Onları torunlarımı saymıyorum diyor. Çocukları çocukları saymıyorum. Bizzat kendi sulbümden şu iki elimle bazı işte salgın hastalıklarda vesaire vesilelerle ölmüş olan çocuklarımdan yüz tane çocuğumu ellerimle gömdüm diyor. Yani Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hem malım hakkında ömrü hakkında duası

  98. 39:13

    yüz yüz yirmi sene yaşıyor. Yüz yirmiye yakın yaşıyor. Çocuklar hakkında duası yüzlerce çocuğu oldu. Yüz tanesini ellerimle gömdüm diyor. Mal hakkında benim kadar malım ülke olan Basra'da yok. Herkesin hurma sene de bir kere verir. Benimki bütün hurmaklarım iki kere verir buyurur. İşte onun için bu meselede Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in

  99. 39:34

    dualarının asla yere düşmediğine dair bu rivayetler büyük bir mucizeleri ve Allah-u Teala'nın onun duasının yere düşürmediğini ve onun hak ve nebici şanı olmasından dolayı Mevla'nın onu kabul ettiğini ve herkese gösterdiğini beyan etmektedir. Önceki derslerde bu Usta Abdurrahman'ın Abdurrahman İbn Abbas'a duaları vs.

  100. 39:56

    İbn Abbas'a duaları, sonra Hazreti Ömer'e duaları, bu derste bu fasılda acayip şeyler göreceksiniz. Duaları ve beddualar hakkında bir iki ders daha var. Allah-u Teala, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e karşı muhabbetimizi, marifetimizi, mucizeline karşı imanımızı nur bakımından müjdat eylesin.

  101. 40:15

    Şifa-i şerifin derslerini maddi manevi hastalıklarımıza, dertlerimize şifa ve deva eylesin. Amin. O sallallahu aleyhi ve sellem Muhammed'in Vali-i Sahibi'ye Selleme.