00:00 / 47:11Şu an 00:00 / 47:11
Video bölümleri
Transkript
116 satır
- 00:00
Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi Rabbil Alemin Ve sallallahu teala ala seyyidil murselin Muhammedin ve alihi ve sahbihi ecma'in Dersimiz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in mucizeleri ile ilgili olarak devam ediyor Bu mucizelerden ölülerin diriltmesi ve ölülerin kelamı ile ilgili bahisdeyiz Bu fasıl bugün inşallah bitecek
- 00:39
Diğer fasıllardan dersimiz inşallah devam edecek. Yani hastaları iyi etmesi, başına bela gelenlere Allah'ın izniyle şifa vermesi konularına geleceğiz de Şu anda ölüleri diriltmesi hakkındaki mucizeleri beyanındayız. Geçen derste çok önemli şeyler anlatılmıştı. Kaldığımız yer olarak 271. sayfada üstten dördüncü satırın sonundayız.
- 01:18
Beyan en etsin diye başlıyor. Çok önemli mucizeler var, çok iyi dinleyelim, dinletelim, insanlar haberdar edelim. Bulunacak, bilinecek bir devlet ve nimet değil. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in delal-i nübüve yani peygamber olduğuna delalet eden mucizeler. Tabi bu hususta en meşhur eserlerden biri Ebu Ne'im Sübhani'nin Delal-i Nübüve'si var.
- 01:51
O Beyhakî'ninkinin elisbeti de biraz daha kısa. İmam Beyhakî'nin Delal-i Nübüve'si var. Ebu Nübüve'si var. O bayağı bir yedi cid felan. Harkûşî'nin, yani Neyse-i Âbire'de deniyor, Şeref-ül Mustafâ'sı var. Sallâllâhu aleyhi ve sellem onu da var. Tabi Mâmsûdîn'in El-Hısâisü'l-Kübrâ'sı var, Sûrâs'da var.
- 02:16
El-Hısâisü'l-Kübrâ çok muazzam tabi. Yani hısâis kitapları, Rasûlullah'ın sallâllâhu aleyhi ve sellem'in hususiyetleri, faziletleri, meziyetleri. Burada da tabi mucizeler de konu ediliyor. Yani çok kaynak eser var. Şimdi, yine...
- 02:36
Yine, Rasûlullah sallâllâhu aleyhi ve sellem'in zamanında olması hasebiyle ve ona tabi olan sahabeden olsun, tabiinden olsun, ya da bizim gibi şu andaki Müslümanlarda, Mahmud Efendi Hazretleri gibi zatların kerametleri, yani Evliyaullah kerametleri çok oldu ya, Abdülkadir Geylan Hazretleri, tavuk meselesi, ondan sonra bir hanım çocuğunu getirdi, teslim etti, salik olsun,
- 03:15
mürid olsun, Allah'a asıl olsun diye, sonra işte geldi çocuğuna aylar sonra, bir bakayım dedi, bak çocuğu erimiş bitmiş, sonra, yani bu çocuk niye bu kadar zayıfladı falan, gitti Abdülkadir Geylan, yani Radıyallahu anh'ın yanına ziyarete, yani onu da bir soracak falan, baktı orada, tavuk yiyor. Kadıncağız işte biraz edepsizlik yaptı yani.
- 03:42
Yani siz böyle tavuk mav gülüyorsunuz, çocuk açlıktan ölecek falan, öyle mi? Bismillah de, tavuğun kemiklerini topladı, bismillah de, tavuk canlandı. Tavuk canlandı, yürüdü, gitti. Ne dedi? İzâkâne, İbn-ü Kehe, Yef'alu Azâ, Ye'kulu Azâ. Senin oğlun dedi, bunu yapınca bunu yiyecek. Yani ne demek istiyorum?
- 04:09
Açlık, susuzluk, uykusuzluk, nefisle cihat, riyazat var, yapılacak, yapılacak. Ondan sonra Allah'tan gayrısı, mâsibahı kalpten boşaltılacak, sonra keramet makamına erince o zaman ne yese zarar vermez. Yani mesela ben şeker hassasıyım, ne yesem zarar vermez denmez. Bazı şeyler zarar verir. Karbonhidrat bilmem ne, insülin yapmasam falan zarar verir.
- 04:37
Ha dersin ki bu senin pankreatın düzelirse, yani yediğini toleredecek işte, şekeri dengeleyecek enzimler, insülin üretmeye başlarsa o zaman ye. O da onu dedi ona yani. Şimdi o dedi, bu badireleri, makamları atlatması lazım. Abdülkadir Geylani Hazretleri, kudses-i Ruh, ne kadar aç kaldı. Belki 20 sene, 30 sene sahralarda aç, susuz kaldı.
- 05:10
Sırf ibadet. Ondan sonra o makamı verir. O makamı verince de yediğin zarar vermiyor. Şimdi onun için, mesela orada İmam Sübki ya, Şafii'nin en büyük ulema aslan fukasını İmam Sübki, bunu zikrediyor, İmam-ı Yafi'yi zikrediyor, dünyada kaynağı var. Efendim Hazretleri, kaç defa dinledim bunu. Şah-ı Nakşibend Hazretleri, kudses-i Ruhu şeyde var, el-Hadîd-i Hak verdiğiye,
- 05:37
fî beyâne-i cille-i nakşibendiye isimli eserlerde vesaire eserlerde, arkadaşı sahrada öldü, morarmaya başladı, güneşin ortasında kaldılar, buharanın sıcağı, ne demek kim bilir. Bir de ceset. Allah'ın izniyle, ihye biiznillah buyurdu. Yeniden, efendim, taze hayat, taze kan geldi mesela. İsmet-i Garibullah Büyükşehir Efendimiz'in kudses-i Ruhu ne buyuruyor?
- 06:07
Eğer Allah muhi ismiyle, muhi dirilten demek. Efendim sallallahu aleyhi ve sellem 201 ismi şerifinde, telal-i hayratın başında sayılan 201 ismi şerifinde biri muhi. E niye? E anne babası ne yaptı? O hadisi hazırlıyorum, dersi hazırlıyorum. Mevlüt'te adam var, Eylül'de Mevlüt-i Şerif ayı, Rabbul Evvel geliyor.
- 06:27
Adam var, ben o adama bağlayıp. Çok güzel hazırladım kitabı. Hadisin bütün kaynaklarını, delillerini, hadise zayıf diyene, uydurma diyene, red diyelerinin hepsini, tek tek tek bütün kitaplardan kaynaklarını yaptım. İmam İdvi öyle diyor. Ezer uleması'nın büyüklerinden İmam İdvi Maliki mezhebinin, Allame-i Cihan'ın.
- 06:48
Çok kitabı var. İşte el-Muhyi ismi şerifi, Allame-i Fasi'yle söylüyor, telal-i hayrat şerifinde. Ve talihul mesarrat ismi kitabın. Bunlar. Ömrümüz bunları okumaktan geçiyor. Elhamdülillah daha ne istiyoruz. İşte Muhyi hayat veren demek. Bak İsmet Garibullah Büyük Şeyh Efendi Risale-i Kursa'yı öyle buyuruyor.
- 07:07
Eğer ki Allah Muhyi yani dirilten ismiyle bir veliye tecelli ederse, o, ben onun konuşan dili olurum. Tutan eli olurum, gören gözü olurum. E Mevla, Risale-i Nevluzi, Küntül, Semaüluzi, Esmaübi, Kişiden kolu alırım ve basarım. Yoksa o bir gören gözü olurum. Ve Risale-i Nevluzi yantıkı bir konuşan dili olurum.
- 07:31
E konuşan dili olsa, yaratan ancak Allah. Hala bunu anlamıyorlar ya. İstediğin elini yaratır, vasıtasıyla, mucizesini yaratır. Peygamberin elinde meydana gelirse mucize olur. Sahabede dahil, peygamber olmayan velilerin elinde hukuk olsa, kiramet olur. Çünkü kaynağı bir, yaratan ancak Allah yani. Onun için diyor, kimse mezarlığa diyor, mezarlıktakilere dese diyor,
- 08:05
kamu müminlere dese, kumu kalkın dese diyor, hepsi biiznillah kalkar. E biiznillah da kardeşim. Yani şimdi, Kur'an-ı Kerim'e inanmıyor musun? İsa selamın mucizesini anlatmıyor mu? Ve vahiyl mevta biiznillah. Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim diyor. Allah'ın izniyle kaydı tabii ki var. Bir Müslüman bunu Allah'ın izniyle olmadan,
- 08:27
kendi başına peygamber de olsa bir şey yaratabilir mi? Haşa. Bunu demeye ne lüzum var konuşmaya? Tabi demeye lüzum var da, senin bunu yanlış anlamandan ne lüzum var yani? Biiznillah ölüleri diriltirim diyor. Kur'an'da diyor, diriltirim diyor. Sayın Müslüman adesi, vahabiler bile kabul ediyor. Vekânel hulâ mübüdübül ekbevele vası.
- 08:49
Bir genç çocuk vardı işte, Ashab-ı Uhtud kıssası olacak. Orada diyor, anadan doğma körü iyi ediyordu, alacalı iyi ediyordu. E iyi etmek kimin sıfatı? Allah'ın sıfatı, şifa vermeyi. Ama yaratmak bakımından Allah'ın sıfatı, sebep olmak bakımından kullarına veriyor. Buna işte abi, mecazi derler. Sen hiç mi ilmin yok ya?
- 09:11
Onun için, buradaki sırrı anlamak lazım. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in mucizelerinde, diriltmek mucizeleri rûh etmiş. Hazreti Cabir'in koynunu, pişirdi, getirdi, yedirdi, içirdi, bütün hasarı dağıt etti. Daha bugün yazdım, İhyâ-ül Valide'nin kitabını, hadisi kitabını. Daha şimdi bugün, size buraya sohbete gelmeden evvel, beşte altıda onları yazdırıyorum.
- 09:41
Kitap hazırlanıyorsa, bütün kaynaklarıyla, Veyakî'de var, Şifâ-i Şerîf'te var, ondan sonra, ne bileyim, Mevâhib'de var, Sûrûd-i Hısâz-ı Kibrâ'da var, İbn-i Asâkir'de var, dolu. Hepsini kaynağını yazdım, yarım sayfa kaynak yazıyorum ya. İnanana bir kaynak yeter, inanmayana cehennem yeter yani. Kaynağımı görüyor herif, mucize-i keramete inkar ediyor.
- 10:06
Onun için buradaki esas mesele ne? mâ câze en yekûne kerâmeten li nebî, câze en yekûne kerâmeten li velî. El-İsrâd-ı Hakâidî'nin metinlerinde geçiyor bu. Halûkâre'nin kitaplarında var vesaire, kaynaklar verdim oraya. İyâdesinde bu geçecek.
- 10:26
Şimdi sayfalar aklıma kalmaz, binlerce kaynak görüyorum. Bir peygambere mucize olarak, Allah neyi verdiyse, evliya'yı da keramet olarak onu verebilir diyor. Nuh Aleyhisselâm'ın dört bin sene evvel ölmüş oğlunu İsa Aleyhisselâm'ı ihya ettim, ondan hepsini. İsa Aleyhisselâm dört ölüyü diriltti. Birisi arkadaşı Âzer.
- 10:50
Âzer değil, o hemzeli, Kur'an'daki Âzer. İbrahim Aleyhisselâm'ın babası ve amcası İhtilaf, Âzer. O değil bu. Bu Âzer. Ayınlı. Âzer. Komşusu var. İbnül Acuz, bir koca karının oğlunu. Onların hepsini yazdım, ne kıssallar ne tavsallar. Ondan sonra İbnetül Haşir. Uşur tahsillerinin kızını. Bir de Nuh Aleyhisselâm'ın oğlu.
- 11:17
Bazı rivayetlerde İbn-i Kesir, bazı rivayetlerde Han var ama kuvvetli rivayetlerde bütün tefsirede geçiyor. Sam İbn-i Nuh. Nuh Aleyhisselâm'ın oğlu Sam. Aleyhisselâm da denebilir onlara. Üç oğlunun peygamberi. İhtilaflıysa da Salihlerden olduğu. Yani babasının zaten Nuh Aleyhisselâm'ın oğlu. Müslüman da olursa zaten otomatik Sam'a oluyor.
- 11:41
O bakımdan Allah Allah denilebiliyor. Sam, Ham, Yafes. Üç oğlu için. Dolayısıyla işte burada İsa Aleyhisselâm peygamberi olarak dirildi. Bir de bir kaide daha var Eriş Sünnet'e göre. O kaide hasaç kitaplarında hepsikle diyor. Mâ ûtiyye nebiyyun mucizeten ev hasîsaten illâ ve ûtiyye nebiyyuna sallallahu aleyhi ve sellem misliha ve ziyan ediyor.
- 12:16
Bunu da bütün kaynaklarına yazdım. Hangi peygamber 224 bin peygamber gelip geçti. Her birinde de mucizeler zuhur ettiler. İzhar ettiler. Hangi mucize veya hasîsat dediği hususiyet yani. Bir faziletli özellik varsa. Mutlaka Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e onun bir benzeri verilmiş. Hatta ziyadesi verilmiş.
- 12:36
İşte kayadan Musa Aleyhisselâm'ın su çıkması mucizesine. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem parmaklarının arasından çıkmasıyla. Şu anda bile kayalardan kaynak sular çıkıyor. Ama kimsenin parmağıyla etinin derinin arasından su çıktığı görülmüyor. Zaha ziyadesiyle veriyor. 1500 kişiyi Hudeviyye'de abca saldıran kutsal aldılar.
- 12:55
Ne ihtiyaçları varsa gördüler. Bütün kırbalarını, kapçanaklarını doldurdular mesela. Ziyadesi. Onun için misli verildi diyor. İsa Aleyhisselâm'a ihya verildi. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem verildi. Hazreti Câbir'in oğlunun ihya ettiği. Diğer Bekri Tariful Habîs tezikrediyor. Molla Câmi Hazretleri Şevâid-i Nübüvvet tezikrediyor.
- 13:19
Kaynakları var. Verdim ortada. On tür mektubu da vermiştim eski. Ondan sonra Hazreti Câbir'in koyunu. Beyhakî Delâil. Bütün sahih kaynakları da geçiyor. Onu diriltmesi. Ondan sonra. Efendim. Bir kız çocuğu. Geçen Şifâ-i Şerîf'in bir önceki dersi için. Adam geldi ben sana iman edeceğim ama. Kızımı diriltirsem.
- 13:46
Ben cahiliyet döneminde anlamadım. Götürdüm. İşte kızları diri diri gömdükleri dönemde. Bir vadiye bıraktım. Hani kazıp da içine atıp da üstüne topraklara atmak. Demek ona da gönül reva etmedi. Yani bari öldüğünde görmeyeyim ama bıraktı gitti yani.
- 14:04
Şimdi onu diriltirsen diyor. Ben Müslüman olacağım diyor. Annesiyle beraber geldiler. Bunu Kazıyaz Hazretleri. En mühim bir kitap bu Şifâ-i Şerîf. Evet. Burada bunu. Zikretti Hasan-ı Basrî Hazretlerinden. Geliyor. Bu rivayet olarak. Ondan sonra. Birçok hadis kaynaklarında var. E şimdi. Geçen ders bu.
- 14:38
Tavsil edildi biraz daha. Anlatıldı yani. İşte götür beni diyor o vadiye diyor. Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem getiriyor. Şu vadiye bıraktım diyor. Çünkü Mekke'de üç bin dağ var. İki dağların araları vadi denir. Vadi çok. Hangi vadisi? Vadi-i Kezâ diyor. Hadis-i Şerif'in ismini dememiş. Geçen dersin konusuydu.
- 15:02
Şimdi oradan devam edeceğiz. Oraya bağlıyorum yani. Yani bir vadi belli bir vadi. E gidiyor, sallâllâhu aleyhi ve sellem, ya filâne ismiyle çağırıyor. Ey felan kız, ecibi, biiznillah, Allah'ın izniyle davetime icap ediyor. Kız kabrinden çıkıyor, diriliyor. Diyor ki, annem babam bak Müslüman oldular.
- 15:21
İstersen seni onlara geri ad edeyim. Yani hani biraz daha yaşa. Onlar da senin hayatını görsünler filan. O diyor, la haceteli fîma. Ben anama babama ihtiyacım yok. Zaten vadiye atmış gitmişler. Yani o da ayrı bir şey de. Ve cettullâhe. Hayran minûme. Allah'ı onlardan daha hayırlı buldum. birşey değil.
- 15:41
Ve ceddullâhe Hayran minûmâ. Allah'ı onlardan daha hayırlı buldum. Yani ne demektir? Onların bana bir iyilikleri olmadı, hatta kötülükleri oldu Mevla bana. Ahirette bana zaten günahsız öpmüş ya. Bundan sonra. İşte Fetveteli'nin küçük çocukları, etfâli. Müşriklerin çocukları da olsa, buluğa ermeden ölüyorsa, fethedildiğinde buluğa ermeden ölüyorsa, muazzap olmazlar hani.
- 16:05
Bu hadiste, ona da delildir diyor, Şahab-ı Kafacı Hazretleri. Öyle yani, bence de öyle. Başka hadiste var. Etfâli, müşriklerin çocukları. Cennete elinin hizmetçileridir filan. Cennete hizmetçiler. Dünyada krallıktan eftel tabii. O da ayrı bir dava. Çünkü yaşlanmak yok, hastalanmak yok, üzülmek yok, ölmek yok, yok olmak yok.
- 16:28
Cennete girdikten sonra ebedi. Bundan dolayı, efendim, vecedtül âhirete hayran minet dünyâ. Ahireti dünyadan daha hayırlı buldum. Ve veceddüllah, Allah'a da hayran. Manamdan bu anlamda hayırlı buldum. Allah'la kıyas edilmez de. Yani o daha iyi manasına gelmiyor. Tam hayırlı olarak bunu Allah'a buldum diyor.
- 16:56
Ve yeniden ölü olarak kabrine düşüyor. Bu tüm kaynaklarda geçiyor. Kaz-ı İyâs-ı Şifâ-i Şerif. Bütün Osmanlı ulemasını, evliyanın, alâ-i derhal babamızın elinden düşünmediği, ağlayarak ders okuttuğu kitap yani. O tabii onu da zikreden bir şey. Bundan dokuz yüz küçük sene evvel. Bütün kitaplarda olan şeyler bunlar.
- 17:22
Bu, delâl-ü nübüve yani. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in peygamber olduğunu, delilleridir bu. Ölülerin ihyâsı, ölülerin konuşması, işte geçen derste geçtiği, dilsiz çocuğun konuşması, veyahut Beşik'teki bebek yeni doğmuş, doğduğu gün konuşması, bunlar hepsi geçen derslerde zikredilir.
- 17:44
Bunları dinlemezseniz, yani filmlerle, tiyatrolarla, sinemalarla, maçlarla, haçlarla, çatrançlarla yazık ya. Yazık sizin Rasûlünü sallallahu aleyhi ve sellem, benim peygamberim, zişanım ya. Bu kadar mı ucce varsa. İmanının nuru artar ya. Tabi, şimdi, burada, kaydelerden gelelim şimdi.
- 18:08
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, peygamberlerde olan her mucize ve fazileti, Rasûlullah'ta bir misli ve ziyadesi var mı? Kayde, kavaydi mukarraradandır diyor. Tamam, bir, iki. Peki, İsa sallallahu aleyhi ve sellem, ölülerin dirilttiğini Kur'an'da var mı? Var. Peki, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'de de bunun misli veya ziyadesi olacağına göre kaydı var mı?
- 18:29
Oldu mu? Oldu. E, işte Hz. Cabir'in koynunda, ne dedi? Geldi Hz. Cabir, Allah Allah, baktı Rasûlullah Efendimizin yüzü soluk. Dedi, gitti hanımına, dedi, ne var evde götürebilirim? E, dedi, bir evcil koyun var, dedi, bir şey yok. Biraz da un var. Çocuklara oyalıyorum, dedi, acıkınca, dedi. Fakirlik var o zaman.
- 18:57
Dedi ya, sen şu koyunu keste pişirelim. Bu unu da öyle şey yap, öğüt pişirelim. Ben götüreyim ona Rasûlullah. Sallallahu aleyhi ve sellem. Bu Beyhakî'de geçiyor, her yerde geçiyor. Kazıyaz bunu almamış, bu da metinde herhalde diye hatırlıyorum. Daha başka şeyleri aldı da şimdi. Bunu daha bugün yazdırdım.
- 19:19
Bütün metniyle ibaresiyle kaynakları. E, diyor, hanımı da tabii sen ne istersen yaparım, diyor. Rasûlullah canım kurban. Sallallahu aleyhi ve sellem. Pişiriyorlar, e, diyorlar. İşte onu bir kazanımız var, diyor. Cefne deniyor ona. Cefne'nin içine diyor, çanağın içine diyor. İşte unu da diyor pişirdi diyor, ekmek yaptı diyor.
- 19:47
Ondan sonra herhalde işte, e, etli pide gibi düşün. Trit diyorlar ya, trit. Arapçası ferit yani. Ondan sonra... Ondan sonra Ayşe'nin diğer kadınlardan üstünlüğü, işte Ferid'in diğer yemeklerden üstünlüğü gibi, işte ne diyorsun ona, etli ekmek. Onu diyor, şey yaptım diyor, Feradnav diyor çünkü hadise, Feradnav, Ferid'den geliyor.
- 20:16
Etli ekmek yaptım diyor, tirit deniyor işte, Türk cezesinde tirit olmuş. Ondan sonra kazanın içine dizdim diyor, götürdüm Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e. Bu ne ya, mağazaya acaba bir sordu diyor. Dedim ya Resûlullah, senin rengini mütegayir gördüm Emre, soluk gördüm, seni halsiz, yorgun gördüm, herhalde açlıktan olduğunu düşündüm.
- 20:40
Hanımıma gittim böyle, söyledim, o da seve seve dedi, hazırladı, getirdim. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bazı kere günler evde tuman çıkmıyor, yani baca tütmüyor. Baca tütmüyor ne demek, pişe pişmiyor. Pişe pişmiyor ne demek, yani hurma falan pişirmek lazım gelmeyen bir şeylerle yaşıyorlar.
- 21:02
Hani böyle, çorbalar, sebzeler, etler, butlar, nerede öyle her zaman? Ondan sonra diyor, sen diyor, ya Cabir İlmali kavmeke, git kavmini topla. Kavmini diyor, çünkü o ensardan, ensari olduğu için. Yani Medine'deki ensardan diyor, fakirlik var, onlar da açlık var diyor, onlar da topla diyor. Ya tabi efendim sallallahu aleyhi ve sellem, eşleri var, eylül beyti var, sorunlu falan.
- 21:28
Yani Hazreti Cabir'in getirdiği şeydi, ancak o aileye yeter, orada da en az on beş yirmi kişi var. Sarı topla. Ondan sonra, gittim diyor, tek tek bütün kabileleri yani. Yahya Ali Arap diyor ya, Arapların kabileleri diyor. Ensandaki bir iki ev değil. Bütün Arap kabilelerini topladım getirdim diyor. Ya Rasulallahu aziz ensar katü cüme at.
- 21:53
Ensarı kiram geldiler, toplandı kapında. Buyurdu ki, etkılüm aleyhi ersalen. Ersel, Rasulün cevabı. Onları bana, kavim kavim, kabile kabile koy. Çünkü hepsini birden, hane-i saadetlerinde o kadar insan bir anda alacak yer yok ki. Ondan sonra, evinin tarlalarını zaten biliyorsunuz. Ben de diyor, işte bir kavim giriyor.
- 22:23
Bir kavim geliyor, işte mesela işte kaç kişiyse on, yirmi, otuz. Onlar yiyor çıkıyor, öbürü geliyor, onlar yiyor çıkıyor, öbürü geliyor. Hepsi yediler, hepsi doydular. Bu şeyinde, kazanda. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem onlar yerken buyurdu ki,
- 22:52
Yiyin ama, hani şeyin içinden, etin içinden kemikler de çıkıyor. Kemikleri kırmayın. Allah Allah. O biliyor ne yapacağını. Mevla'nın ne yapacağını da biliyor. Yiyin, kemikleri kırmayın diyor. Ondan sonra herkes yedi, dağıttı diyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de yedi herhalde. Onun orada hadis-i metninde yok.
- 23:13
İllaki yemiştir tabii, hediye çünkü. Ondan sonra, Hz. Cabir diyor, bakıyorum ne yapacak. Kemikleri topladı diyor, bütün kemikleri, bütün milletin yediği kemikleri. Yani, bir koyunun kemikleri. Tacin deniyor. Normal koyun, şat. Şat deniyor. Bununki de devacin yeri herhalde. Ondan sonra, Kemikleri topladı diyor.
- 23:40
Ondan sonra baktım diyor, ağzını kımıldatıyor. Dudaklarını yani. Böyle bir şeyler okuyor yani. Zikirlerden Esma. Ustada işte, Esma Azam, neyse yani. Ben diyor, duymadım diyor. Ama diyor, dudaklarının kımıldatığını gördüm diyor. Ondan sonra, Bismillah. Koyun kalktı. Kulaklarını böyle şey diyor. Çarpıtı çırptırıyor.
- 24:06
Hareket ettiriyor. Yani canlı böyle. Değil. Ondan sonra dedi, Ya Cabir, Huzura, Al koyununu mübarek olsun. Barakallahu leke fiyan. Allah sana bunun bereketini gösterdi diyor. Ben de, Aldım, geçip gittim. Bu sefer hanım soruyor. Dedi, Mazah ya Cabir. E Cabir bu ne? Dedi, Sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz için kestiğimiz koyun.
- 24:40
Ondan sonra, Kesik pişirdik biz. Dili göndermedik. E tamam. De Allah'a fe ahya. Biz dua etti Allah'a dedik. Allahu Zül Celal. ve kalet, o zaman benim hanımım ne dedi, eşhedü ennehu Resûlullah, eşhedü ennehu Resûlullah, eşhedü ennehu Resûlullah. Ben şahitlik ederim o Allah'ın Resûlüdür, şehadet getiriyorum o Allah'ın elçisidir.
- 25:11
Nebî zişanıdır dedi, hanımım diyor. der. Şimdi bütün delalini bu ektapların da buna ver. Senin burada iki tane daha gelecek. Yani şifa seferi Yani şifa sevdiği, şu andaki derste daha başlamadım. şu andaki derste daha başlamadım. Bunlar bir girizgah olarak Bunlar bir girişgah olarak. Yani, buradaki mesele ne?
- 25:31
Şimdi mesela burada bir iki bir şey anlatılacak. Orada da bir koca karı, yaşlı bir nene, sahabe annelerimizden, Mekke'den hicret eden annelerimizden, onun da çocuğu öldü, orada geldi dua ediyor, çocuğu diriltti. Hani orada Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'de bazı rivayetlerde o da var. Hatta çocuğun gitti gözlerini kapattı, yani öldü diye.
- 25:54
Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem Efendimiz kapattı gözlerini. Sonra kadın gitti ayağının ucuna, işte onu anlatacak şimdi. Dinleyin dinleyin, bütün milleti arayın. Bu ders kaçırılır mı bunları yahu? Nerede bulacaksın bu kadar sahih haberleri, doğru rivayetleri? Dünyanın en doğru haberlerini anlatıyoruz biz.
- 26:10
Resûlünüzü tanıyın, sallâllâhu aleyhi ve sellem. Ne büyük bir peygamberiz, zişan ümmetiyiz yahu. Onun için imanımızın nuru artar. Ha bunu niye getiriyor? Yani Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem zamanında olan meseleler var. Mesela Sabit İbni Kays Hazretleri şehit oldu Yemâmed'de mesela. O öldükten sonra konuştu, onu anlıyoruz.
- 26:39
Zeyd ibni Haric'e, şimdi onları anlatacak. Radıyallâhu anh, düştüğü yolda öldü, ölen iki de arası. Bak neler konuşacak şimdi. Yani öldükten sonra. Ha burada Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem onun yanına gelip de onu diriltmedi. Ya diriltenecek Allah. Ama bunlar da Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in zamanında,
- 26:59
o yaşlı koca karının, gözü görmeyen engelli koca karının sahibi, annemiz. O, Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem zamanında. Asr-ı saadet deyince şimdi yüz seneye kadar gidiyor. Bu Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem hayattayken demek istiyorum. Öbürü asr-ı saadet de, çünkü de Hazreti Osman döneminde.
- 27:19
Öbürü asr-ı saadet Hazreti Ömer Efendimiz de vefat etmiş. Hazreti Osman'ın döneminden de altı sene geçmiş. Yani dört sene sonra vefat edecek. Onu da ölünün ağzından Mevla söylettiriyor. Zeyd ibni Haric'e. Şimdi bunları dinleyeceğiz. Peki bunları niye anlatıyor burada? Bunlar Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem ölüleri diriltme mucizesine girer mi?
- 27:38
Giriyor. Neden? E şimdi bir koca karı dua ediyor. Allah duası kabul ediyor. Çocuğunu diriltiyor. Bak neler olacak. Ve bu Rasûlullah'ın ümmeti olmasa, sahabe annemiz, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in dini hak olmasa, ona tabi olan, tabiaha olan bu annemizin duası kabul olur mu? Ölmüş çocuk dirilir mi?
- 27:58
Demek Rasûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in ne kadar haklı olduğunu. Bu daha büyük bir delil oluyor. Nübüvvetin ispatına. Çünkü neden? E bunun ümmetinin duası ile ölü diriliyor. Yani Abdülkadir Geylan'ın şeyleri ile ölü diriliyorsa, Şah-ı Nakşibend'in. Anladın mı? Atları dirilenler. Dolu yazdım orada.
- 28:17
Abdullah İl Mübarek, harpte. Atı öldü. Arkadaşlarından geri kaldı. Atsız nasıl yetişecek? Gitti atın başına, bir de Hızır Aleyhisselam geldi. Gitti atın başına, Hızıraslam geldi. Dua öğretti ona. Tevhid, tevhid illa bi azamet, azamet illa bi celâli, celâli illa bi kudreti, kudreti illa bi sultanı, sultanı illa bi lâ ilâhe illallah ve bi mâ cerâbîl kalemîn indillâh.
- 28:41
ve la havle ve la kuvvete illa billah illa sarafti bir çekti anlından ayağına kadar attirildi bunu büyük muhattis İbni Beşküvâ zikrediyor, âl-i Hüsn-i Hâtimet-ül Müfessir'in tefsirini zikrediyor hepsinin kaynaklarını koyduk kaç tane var? salatü bineşşemrul adıyallâh sahabinden ümmetimden bir tanesi bir zat gelecek diyor.
- 29:02
Benden sonra adı Sıla olacak diyor. Onun şefaatiyle yetmiş bin kişi cennete girecek diyor. Ebû Nâbi Hülle'de, büyük muhattesiz Bâni, senedine dikkat ediyor. İşte o Salât-ı İbn-i Heşem Hazretleri'nin adı nasıl dirildi? O da ayrı bir kısa. Kullanın hepsini yazdım. İhyâ-l-Vâl değil. kıyâ ettiği hadisinin izahlarına münasip düştüğü için.
- 29:25
Şu anda onları hazırlıyorum size, Eylül'e kadar. Bir yandan Ruhi Furkan devam ediyor, bir yandan diğer sohbetler devam ediyor. Hepsi devam etmeye çalışıyor. Allah vakitlerimize bereketler ihsan etsin. Sizin de duanız bereketiyle. O arada da dünya kadar geleni gideni ağırlıyorum, misafirleri ağırlıyorum.
- 29:41
programlara katılıyorum. Farkındasınız, görüyorsunuz. Allah Teala ömrümüze, vaktimize bereketler ihsan eyleyip Sünnet-i Seniyye'yi ihya ve bid'ati öldürme ve Mahmud Efendimiz Resûlullah Hazretlerimizin dinimize yaptığı tecdidin muhafazası için gayret göstermeye çalışıyoruz. Bu arada da bu dersleri okuyoruz.
- 30:06
Şimdi burada bunu niye aldı diyor? Bunlar Resûlullah Efendimiz bizzat yani o koyunu veyahut da Hazreti Kâbir'in oğlunu gittiği anda mesela orada nidah etti, şey yaptı, Allah'ın Allah diritti, tamam. Burada öyle olmadı. Yani birkaç tane
- 30:23
şimdi anlatacağım. Ama Ama o da nedir diyor, e bir peygamberden mucize olarak zuhur edebilen her şey, bir Peygamber'den mucize olarak zuur edebilen her şey, bir velidir bir velidir-i keramet olarak zuhur edebilir. ki keramet olarak zuur edebilir. Çünkü neden? Mesele harikulade yani, adet dışı bir olay.
- 30:36
E bunu yaratan ancak Allah olduğuna göre, o peygambere verirse mucize isim alıyor, onun velidir-i keramet oluyor. Bu Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in hak peygamber olduğuna daha ziyade delalet ediyor. Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in gösterdiği mucizeden daha ziyade. Çünkü neden? E Resûlullah Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem mucize,
- 30:54
ne biçim şan, mucize gösterir, bunu herkes kabul ediyor. Ama normal bir veli onun ümmetinde, onun dinine bağlı namazlarını kılıyor, abdestini alıyor, haramdan sakınıyor. E demek onun dine hak olmasa, ona tabi olanın elinde böyle bir harikulade olay gelişir mi? Yani, metbu, tabi olduğu zat, peygamberlerin efendisi.
- 31:16
Onu zaten anlamak daha kolay oluyor. Ama tabi olan, ona tabi olan bir veli. Bir keramet gösterir. E şimdi demek ki tabi olduğu zat ne kadar büyük ki, metbu'nu bırak, tabi'nde bile zuur ediyor. Harikulade işler yaşanıyor, anladın mı?
- 31:33
Şimdi buyuruyor, Vâne-i Nezîne, Nesr-ı Devânt'tan rivayet ediliyor, bu hadis-i şerif. Ve yakir rivayet etti, İbn-i Adî de senediyle diyor. Enne şâb, men minel ensâr. Ensâr-ı kiramdan bir genç delikanlı, Türfi'ye vefat etti. Bunu da uzunluğunu yazdım yani. Hatta Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Hazreti Enes diyor ki, biz suffede oturuyorduk.
- 31:57
Suffe demek hani, sofa diyorsunuz ya caminin, avlusuna, evin kapısına falan, sofada. Aslında bu suffe oradan geliyor. Bizim Türkçe'deki sofa değil de, o suffeden geliyor. Orada oturuyorduk diyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem beraber işte, yaşlı bir kadın geldi, izzet etmiş onu, onun yanında çocuğu var, genç falan.
- 32:17
O da orada, Medine'de veba salgını var. O zaman sonra Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem dua etti, vebayı Medine'den Allah aldı. Ondan sonra, Cuhfe'ye nakledildi veba şeyin. Ama Medine çok veba hastalığı olan bir yerdi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem gelene kadar, geldikten sonra da, birileri isabet etti, sahabeden imtihan, eceli gelene.
- 32:41
O çocuğa da veba isabet etti. Yani biliyorsunuz, orada da bulaşıcı hastalık, bir anda öldürdü. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e de geldi, gözlerini, çünkü çocuğu bizim yanımıza getirin buyurdu. Annesi kadınların yanına gitsin, benim hanımlarımın yanına gitsin buyurdu. Annesi yaşlı, gözü de görmüyor, kör.
- 33:01
Çok ihtiyar, acuze bir annemiz, sahabeden. İşte zaten sahabenin tarifinde, niye öyle söylüyor? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i gören, Yani kendisini gördü. İşte Abdullah ibni Ümmü Mektub da Efendimiz'i görmedi ki nasıl sahabe oluyor, Efendimiz onu gördü ya. İşte bu da öyle. Ondan sonra, kadını kadınların tarafına götürdü.
- 33:27
E çocuk orada veba vurdu, bir anda öldü. Yeni gelmişler Mekke'den. Kadıncağız çok üzülecek. Yaşlı, bir de kimse yok, o çocuk yaşarsa onu getiriyor, getiriyor. Hizmet etti Allah için. Din için terk etti vatanını. Vatanını, Mekke'yi. Sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki, annesine haber ver. Ya Enes, git, ya Enes.
- 33:49
Âlimun mehu. Annesine bildiriyen çocuk vefat etti. Biz ne yapalım? Öldüren Allah, dirilten Allah. Efendimiz, Fekatmaz Ali'nin gözlerini kapattı. Burada yok o. Onun diğer kaynakları da bugün rastladım. Allah'ın hükmeti bugün de bu ders buraya rastladı. Gözlerini kapattı falan. Üzerine de şey örtün dedi.
- 34:09
Şal, bir şey. Ölünün üstüne örtülür ya. Örtük diyor. Ondan sonra Enne Şahab, ben bir genç, Ensar'dan. Yani Ensar'dan derken, o Medine'den, Mekke'den icret etti de, burada Ensar demesi, o anda Ensar'ın içinde bulunduğu için. Yani Medine'de Ensar'ın arasında gelmiş kalmış. Çünkü ileride meczet ettim diyor.
- 34:41
Oradan anlaşılıyor hadisi devamı. Tüfiğe vefat etmiş. Ve o annesi acı uzun, yaşlı koca karı olmuş. Koca, koca karı kötü mü tahammül edilir? Karı kadın yani. Kadın yani, koca da yaşlanmışa deniyor. Amya'u gözü enkör, yani engelli. Onun için çocuğuna çok muhtaç. Bunun üzerine diyor, geldi diyor, ondan sonra Tüfiye işte, o genç öldü diyor.
- 35:15
Yani öbür hadisleri bilmesem anlatamayacağım size şimdi. Tarikleri çok. Veba salgınında o anda vurdu ona, bulaşıcı hastalık. Fesecceyna biz de örttük tesciye, ve leyli ila seca. Seca karanlığıyla örttüğü zaman demek. Fesecceyna biz de örttük onu yani. Çocuğun üstünü örttük onu, öldü yani. Ve azzeyna tazeye yaptık.
- 35:40
Ha ona, yani tazeye kime yapacak? Annesine yani. Gittik dedik, işte efendim, Allah sana çok zekir verecek. Mevla, ondan sonra sen sabret, cennette cem edecek Mevla. Sen Allah yoluna çıktın, Allah için geldin, Rasulü için geldin falan. Tazeye yaptık, ha o annesine. Fekalet, dedi annesiyle onları, yani Hazreti Enes falan tazeye yapınca, dedi, mate öldü.
- 36:11
Yani orada istifam mahzun, e mate. Mate öldü mü? Dedi, kim evini, benim oğlum. Ondan sonra, kuleye bir de dedik, ne diyeceğiz yani? Zor iş. Ne yapalım? Evet. Dedi, burada tabi biraz kısa gidiyor. Hadis-i şerifin diğer rivayetlerinde. Kalktı oradan. Yani kadınların içindeydi, Efendimiz gönderdi, Enes git annesine bildir.
- 36:39
O annesi onu duyunca kalktı, götür beni, oğlumun yanına yanı cenazeni. Saati gözüküyor mu? Gördü, o götürüyorum. Getirdi, ayaklarının ucuna diyor öbür rivayetlerde. Ayaklarının yanına cenazenin, çocuğunun oturdu. Kahret dedi. Orada dua etti. Allah'ım, ey Allah'ım. İnkünde eğer sen talimi biliyorsan, biliyorsan ne demek?
- 37:04
Ben öyleysem öyle biliyorsun. Değilsen değil biliyorsun. Her şeyi sen biliyorsun. Ama en azından her şeyi sen biliyorsun. Ama Enni ben hacartu hicret ettim. İleyke sana ve ila rasulike. Ve Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem sen Medine'ye geldi diye ben kalktım Mekke'den hicret ettim. Ben yaşlıyım, amayım, gözüm görmüyor.
- 37:27
Bir de bu genç çocuğumla geldim. O da beni getirdi. Ben sana ve Rasulü'ne hicret ettim. Niçin? Racae en tuine. Sen yardım edesin umuduyla. Raca. Rica ederim diyorsun ya, rica ederim. İşte onun için de raca ederim. Raca ümit. Racae en tuineni. En tuine. Yardım edesin umuduyla. Kime, ne bana. Ala kulli şiddetin.
- 37:53
Her zorluğa karşı sen bana yardım edeceksin. Çünkü ben seni sevdim, sana iman ettim. Mekke'mi şükreden terk ettim, vatanımı terk ettim, evimi, ocağımı terk ettim. Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem sen Mekke'den geldi, Medine'ye geldi diye ben onu tercih ettim. Sen de bana her zorluğumda yardım edersin.
- 38:10
Çünkü ben Müslümanım, sana inandım, Rasulü'ne sallallahu aleyhi ve sellem ittiba ettim. Eğer benim niyetimin doğru olduğunu biliyorsan yani düzgün olduğunu, çünkü bazısı hicret ediyor ama sevdiği bir kadın gelmiş Medine'ye. Bir adam da geldi. Yani milleti güldürüyormuş, Mekke'de falan böyle şomenmiş.
- 38:34
E o da gelince Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem dedi, Mekke'den falanca geldi. E buyur sallallahu aleyhi ve sellem, onun ne işi var ya? Hani ne işi var derken böyle imandan, takvadan, hicretten bir şeyden haberi yok. Ondan sonra gidin sorun. Sordular dedi ki sevdiğim bir kadın vardı. O hicret edince demek o Müslümanlar da
- 38:55
Mekke bana dar geldi yani, aşık olmuş veya neyse katına. Geldim diyor. Bak herkese Allah ve Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem Allah ve Rasulü'nün muhaciri deniyordu, ona İmrul Kaş, kadının adı o muymuş neymiş? Ümmü Kaş, Ümmü Kaş, İmrul Kaş diyorum. İmrul Kaş şairin adı. Ümmü Kaş mı ne? Onun muhaciri yani.
- 39:19
Kadını, kadına hicret etmiş yani, Allah Rasulü'ne değil. E şimdi bu koca yaşlı nene de diyor ki Ya Rabbi diyor benim niyetim Sana ve Rasulüne hicret. Benim niyetim sahil, sağlam. Ben başka bir maksatla buraya gelmedim. E sen de bunu biliyorsan ki biliyorsun, e benim niyetim öyleyse sen bunu biliyorsun.
- 39:41
İnşaAllah ben bunu söylemişsem e sen bunu bildin zaten. Yani bana iftiracı ola ben böyle bir laf etmedim diyor ya hani Allah'ın oğlu veya haşa bana da ibadet yapın Allah ile benle. İbadet yapın Allah ile beraber falan. Sen böyle bir şey mi dedin bunlara? Enkündü güldü fe fedâkü tevh. Ya Rabbi dediysen sen zaten bildin.
- 40:02
Yani demek istiyor ki ben demedim yani. Ya Rabbi sen böyle biliyorsan beni kim? Yani o da kendine güveniyor, niyetinin doğruluğuna güvenmezse bu lafı diyemez. O zaman Ya Rabbi diyor fe lâ tehmillenne. Asla yükleme. Fe lâ tehmillenne de olabilir. Hemilyük yani. Sakın yükleme aleyhe bana. Neyhazim işte bunu.
- 40:32
Ondan bedel el musibeti. Bu benim musibeti belayı Ya Rabbi. Bana yükleme Ya Rabbi. Ben engelliyim, yaşlıyım. Çocuğuma muhtacım. Yaşasın da bana. Yardım etsin. Tam o anda fe mâ berihnâ. Kadın geldi ölmüş çocuğunun ayaklarında. Ayaklarında bu duayı Allah'ın yaptığı. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem de orada yani.
- 40:57
Onun belki duasını duydu duymadı. O rivayeti görmeden bir şey diyemem. Ama işte çocuğun gözlerine geldi. Kendi kapattı eliyle sallallahu aleyhi ve sellem. Sonra dedi anasına bildirin. Zaten hesap şoförün orası. Küçük bir yer. Fe mâ berihnâ. Biz zahil olmadık. Zahil olmadık ne demek? Yani. Ta orada duruyorduk yani.
- 41:22
Annesinin dua ettiğinden sonra. Hani meclis dağılmadı. Çok zaman geçmedi demek istiyor. Biz oradan kaybolmadık. Yani biz orada duruyorken Enkeşefe birden açtı. O ölü çocuk. Esteğbe elbiseyi anveci yüzünden elbiseyi açtı. E isim sen diyebiliyor musun ki bu kalp cektesinden Peki kalbi durdu sonra kalbi bir daha geldi de dua ile olmadı da.
- 41:47
Lan neyin dua ile olmadı? Allah dirilten Allah. E dua ettiği zat Allah. Ya Rabbi bu musibeti bana yükleme dediği zat Allah. Yaradan acak Allah. Kadın ona dua diyor. Neyi kısıtlayabilirsin? İtikad meselesi. Öldürelim mi? Öldüreceğiz. Rica etti Allah'tan. İzzetinin hürmetine. E demek ki izzeti de makbul bir anneymiş.
- 42:12
Annemiz sahabeden. Merak etti. Peki ölmemişti de Öldü zannettin efendim. Ya Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem zanneder mi? Şaşırır mı? Gitti gözünü kapattı. Gözleri açık ölmüş de. Sonra buyurdu ki git annesine haber ver. Öldü dedi bu. Anladın mı? Eee? Perdeyi kapattık üstüne. Biz oradan Kaybolmadan enkeşefe açtık.
- 42:43
Örtüyü elbiseyi Anvetçi yüzünden Geldi oturdu bizimle yeme. Öldü bu. O da yedi. Biz de yedik. Yani bu Hadis-i Şerif'in Tabi uzun kıssasında Diğer ibadetlerinde de var. O ibadetlerde Aşe ile vefat nebis Efendimizin vefatına kadar yaşadı. Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem ile vefat etti. Hatta Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellemden sonra yaşadı.
- 43:19
İbni Ebi Sayf'in ibadetinde Vesayih tekliflerde de var. Beyekilerde falan. Ondan sonra Hatta Kafazallahu Rasulallahu sallallahu aleyhi ve sellem Ve hatta leket ümmüdü Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellemde Vefat edene kadar yaşadı. Sonra annesi de Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellemden sonra yaşadı.
- 43:45
Yaşlı anne gözü kör olan. Ona da hizmet etti bakımını yaptı. Annesi de öldü. Annesi bir de acısını görmedi. Yani böyle bir dakikalık Kalp sektesinden düzeldi de ayıldı da Ondan sonra küt bir daha düştü. Öldü. Öyle değil. Yaşadı. Uzun yaşadı. Burada ne var Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem? Mucizesi var tabi.
- 44:07
Niçin? Yani Efendimizin ismiyle Allah'a dua derken ne dedi? Ya Rabbi eğer ben sana ve Rasulüne hizmet etsem Senin rızan ve Rasulünün rızası için hizmet ettiğimse Bana bu musibeti yükleme dedi bu saatte. Hizmet etmişim ben dedi. Efendim Sallallahu aleyhi ve sellem ismini anarak ve senin Rasulüne hizmet ettim diyerek Mevla bu çocuğu diriltiyor ama orada
- 44:35
Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem hicretinin hatırı vesile dinliyor. Araya konuluyor. İşte bu noktada ne oluyor? Bir mucize daha takip etmiş oluyor. Ha o çocuğun annesine de bir keramet sayılabilir mi? E sayılabilir. Neden? Duasının kabul olması bakımından. O da sayılabilir. Yani. Ama Rasulullah'ın mucizesi olduğu kesin.
- 45:00
Neden? E bu kadının duası tutuldu. Ölmüş çocuk dirilir mi? Dirilten ancak Allah. Peki bu kadının bu duası nasıl kabul olur? Bu duaları kim öğretti ona? Allah demeyi kim öğretti ona? Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem. E niçin geldi Mekke'den Medine'ye? Evine su mu çıkmıştı Mekke'de? Allah Rasulüne izzet için.
- 45:16
İşte o şuur. Mesela o şuur olduğu zaman ona Allah'ın duasını kabul ederek büyük bir keramet verdiği zaman, harikulade bir olay, ölü dirilmesi yaşandığı zaman, bu neye delaat ediyor daha ziyade? E onun tabi olduğu, sözlerini dinlediği, itaat ettiği, kendisine izzet ettiği Rasulü Peygamber'i demek hak.
- 45:36
O hak olmasa bunun bu duası kabul olur mu? Kendi duası bile kabul olmaz, hak olmasa. Bundan dolayı bunlar çok önemli meseleler. Şimdi yine burada tabi hadis-i şerifler çok. Yine burada tabi hadis-i şerifler çok, ibadetler çok.
- 45:53
Burada isterseniz kalalım, ben de bayağı bir ağır uyuyamıyorum geceleri, işte çalışıyorum, kitap çalışıyorum, dün gece de çalıştım kaç gecedir, biraz uyuyorum gündüz orada da şekerim düşüyor, kalkıyorum çıkıyorum ediyorum. Onun için sizi de çok yormayalım yaz günlerinde güzlerde. Önümüzdeki derste Önümüzdeki derste Abdülhamid İbni Ansari'den.
- 46:17
Allah Allah. Hazreti Sabit İbni Gazi defnedildikten sonra neler yaşandı. Abdülhamid İllâ Ansârî'den. Allah. Hele bir, Numan-ı Mübeşşir Hazretleri'nin bir vahdi var, Zeyd İbni Harici'nin Medine'nin sokağında. O neler söyledi biliyor musun? Vefatından sonra konuşuyor, konuşuyor, konuşuyor. Sonra tekrar öldü.
- 46:35
O da çok ilginç. Ya bir de neler olacak, fitneler çıkacak Hazreti Osman'dan sonra da. Hepsini söyledi. Onun için o önümüzdeki ders çok önemli. Allah-u Tebarik ve Teala cümlemize meded, lünayet ve lütf-ü hidayet bahşeyleyip, mucizat-ı Muhammediye'nin sallallahu aleyhi ve sellem en vari tecelliyatından
- 46:59
azami derecede müstefiz eyleyip kalplerimizdeki iman nurunu ve meşalesini günbegün müjdat eylesin. Amin. Sallallahu aleyhi ve sellem.
Benzer sohbetler
1:23:21Şifâ-i Şerîf Dersi 299. Bölüm 12 Ekim 202612 Ekim 2026 · 84 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 12 Ekim 2026
1:16:13Şifâ-i Şerîf Dersi 298. Bölüm 5 Ekim 20265 Ekim 2026 · 77 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 5 Ekim 2026
44:07Şifâ-i Şerîf Dersi 297. Bölüm 28 Eylül 202628 Eylül 2026 · 45 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 28 Eylül 2026


