46:46 / 47:40Şu an 46:46 / 47:40
Video bölümleri
- 02:12Dilsiz Çocuğun Rasûlüllâh Sallellâhu Aleyhi ve Sellem’in Mûcizesi Olarak Onun Sorusuna Cevâb Vermesi
- 05:23Beşikteki Çocuk Rasûlüllâh Sallellâhu Aleyhi ve Sellem’in Risâletini Nasıl Haykırdı?
- 21:04Bir Adam: “Kızımı Diriltmedikçe Sana Îmân Etmem” Deyince Rasûlüllâh Sallellâhu Aleyhi ve Sellem’in Dirilttiği Kız Neler Konuştu?
- 33:28Alî Hayder Efendi Hazretleri’nin Şeyhimiz Mahmûd Efendi Hazretleri’mize Rûh Hakkında Şu Suâl ve Cevâbını Bilmeden Ne Rabbinizi Ne Kendinizi Anlayamazsınız!
Transkript
110 satır
- 00:00
Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdülillahi Rabbil Alemin ve sallallahu teala ala seyyidil murselin Muhammedin ve alihi ve sahbihi ecmain. Kıymetli Şifa-i Şerif takipçileri. Bu mübarek derste Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin mucizelerinden olmak üzere ölüleri diriltmesi ve ölülerin konuşması.
- 00:39
Ölülerin konuşması hakkında rivayet edilen bazı hadis-i şerif ve rivayetleri zikrediyor. Geride de bundan başlanmıştı. Lakin ilmi konular arada konuşmuştu. Onun için şu anda kalan rivayetler üzerinde duracağız. İnşâAllah.
- 01:19
Bu İmam Vekiya İbn-i Cerrah Hazretleridir. Yani raviler arasında zaten çok meşhur bir zat. Bu zat Raf'a Rafet'ti. Nehu bu hadisi. Rafet'ti demek merfuan rivayet etti. Yani Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e kadar isnat etti yani. O da kimden? Yani rivayet edilmek sonun nereye dayanıyor demektir.
- 01:53
Anfehd ibn-i Atiyyete. Atiyye oğlu Fehd Hazretleri. Hazretlerinden. Bu zat bunu yaşamış, görmüş. Demek ki rivayette ona ulaşıyor. Ne demiş bu zat? Vehek'i rivayet ediyor bu hadis-i şerifin. En nendemiyye sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e ütüye getirildi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına bir çabuk çocuk getirilmiş.
- 02:36
O çocuk kalp muhakkak şebbe, yani büyümüş, genç olmuş, gençlik çağına gelmiş. Fakat cemre tekerlem konuşmamış, kattı hiç. Yani dilsiz olarak yaratıldığı için. Dilsiz olarak yaratıldığı için hani konuşması gecikir, işte anneler babalar telaş ederler, bize de geliyorlar. İşte duası olan çocuğun konuşamıyor, konuşmuyor, şudur budur.
- 03:09
İşte kaç yaşında, işte 4 yaşına oldu, 5 yaşına oldu. Henüz daha konuşmadı filan. Yaratan ancak Allah. Biz hani vaizci ola filan dua ediyoruz, denk geliyoruz. Hani başımıza gelmedi, çocuklarımızda, torunlarımızda ama böyle insanların başlarına geliyor çocukları, konuşamıyor filan. Tabi hep de dilsiz yaratılıyor.
- 03:31
Bu şey değil yani. Bu öyle mesela çocuğun konuşması gecikti de, normal çocuk işte 2 yaşında konuşuyordu, 1 yaşında işte dede, baba bir şeyler demeye başlıyor, işte 2 yaşında, 3 yaşında konuşuyordu filan. Bununki 5 yaşına gelmiş, öyle değil. Bu kattu, kattu demek hiç konuşmamış, çünkü dilsiz, yaratılmış.
- 03:50
Bunun üzerine Fekale Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem dedi. Fekale Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem dedi ona ki, ben kimim? Ene ben. Dedi ben kimim? Bir şey konuşmamış ki o yaşa kadar. Belki gelmiş 12-13 yaşlarına, belki 14-15 yani. Genç olmuş yani genç. Hepten 9-10 yaşındakine bile genç denmiyor.
- 04:14
Genç en azından bir ergenlik çağı olsa 12'den filan sonra oluyor. Şebap yani tabiri. Ben kimim dedi Fekale. O çocuk da dedi ki, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, yani ente orada mahsustur, sen Resulullahsın dedi. Ama o güne kadar bir harf konuşmamış. İşte bu da Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e mucizeler olmuş.
- 04:42
Allah-u Teala mucize olarak o çocuğu dile getirmiştir diyor. Mucizeleri sayıyor. Ve ruhine rivayet edilir. Muarriz ibn-i Muaykibin, Muarriz ibn-i Muaykib. Audhu billah. Hazretlerinden, bu zat sahabedir. Çünkü bizzat ben kendim gördüm diyor. Kendi gördüğüne göre yani. O muarriz de kimdir diyor. İbn-i Muaykib.
- 05:13
Burada yani, Muaykib diyor ama şeydi, Muaykib daha doğru oldu anlaşılıyor. Muarriz ibn-i Muaykib. Radıyallahu anh. Diyor, hiç gördüm münebbi sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'den. Acaba ben çok acayip bir şey gördüm. Çok acayip yani ilginç, ne demek ki çok dikkat çeken, işte misli görülmemiş bir şey gördüm diyor.
- 05:42
Ne gördüm dediler. Şöyle oldu diyor. Ciye getirildi bir sabihin. Bir çocuk efendim sallallahu aleyhi ve sellem'e getirildi. O çocuk yani ne kadarlıktı. Yem ve ölide doğurulduğu gün. Çocuk yeni anasından doğmuş. Aynı günah yazarının kahametini okuyoruz, ediyoruz, dua ediyoruz ya mesela. Çocuklarımız da, torunlarımız da doğduğu gün.
- 06:06
O doğduğu gün getirilmiş. Feth-i Kera işte o Muharriz Hazretleri anlattı misli. O gerideciklerden aynı bir şeyin yaşandığını anlattı. Ve bu hadis-i mübârakil yemâmeti. Mübârakül yemâme diye geçiyor bu hadis. Yemâme bir şehir. Yemen tarafına doğru, Medine'ye bilmem kaç konak ötede. 16 falan konak ötede yemâme.
- 06:35
Bu yemâmenin mübareği deniyor mübârek. Mübârek demek çok bereketli demek. Hayırlı demek. Bereketli yani. Bereket çok hayır demektir. Mübârakül yemâme. Yemâmenin mübareği demişler ona, büyüdüğü zaman o çocuğa. Çünkü o çocuk doğduğu günde Efendimiz'e getirildi. Ve yu'rafu biliniyor bu hadis. Ne olarak bir hadis?
- 06:59
Şâsûnete. Şâsûne hadisi deniyor. Şâsûne yani ne ile anılmış? İsmi Râvîh. Hadisi rivayet edenin ismi olarak. Şâsûne de erkek. Biliyorsunuz yanlışlar oluyor böyle. Arapçadaki sonunda her ta var diye. O kadın ismi olmuyor yani. Buzat tabrikat-ı mübadadeden tahrici gelmiş. İmam Sûreti'nin hasâet-ül kübrâsı var.
- 07:31
En efendim sallallahu aleyhi ve sellem mahsus olan haller, mucizeler falan. Oğuz'da bir kitap yazmış. Çok kıymetli bir kitap bizde de var yani. Keşke onu tercüme edebilsek. Ters yapabilsek de işte. O hatipten almış. Hatip diyor işte. Ali İbn-i Ahmed'in Razzân. Bana rivayet etti. O diyor ki bu. Ömer Muhammed İbn-i Abdülvahid İbn-i Ebiyâşim.
- 07:53
İmli Atarik ile ona hadisi yazdırmış. O diyor bana Muhammed biliyorsunuz. İmla olarak yazdırdı. O diyor haddeselâ bize hadis olarak bildirdi. Şâsûne İbn-i Ubeyd. Bu hadise Şâsûne hadisi diyorlarmış. Yani Şâsûne ne demek? Mesela bir hadisi Ebu Reyhan olduğu an rivayet etti. Yani Ebu Reyhan hadisi. Tabi deniyor.
- 08:18
Bu zaten kitaplarda da geçiyor. Ebu Reyhan hadisi biliniyor, meşhur olursa. İşte Ebu Reyhan hadisinde geçiyor ya falan. Ebu Reyhan hadisinde geçtiğine göre. Radıyallâhu anh binlerce hadis rivayet etmiş. Ama bir şey çok meşhur olur. Onun üzerine kalır. Üzerine kalır dediğim yani başka tariklerden de gelmez.
- 08:39
Sade ondan gelir falan. Bu sefer onunla anılmaya başlar Ebu Reyhan hadisinde. Buna da Şâsûne hadisi diyorlarmış. Çünkü bu hadis buz attan nakledilmiş. Babasının adı Ubeyd'miş. Babasının adı Muhammed köyüyesiymiş. El-Yemâmi. Bu Adem'den dönüyorlarmış. Adem biliyorsunuz Yemen'de. Sene iki yüz on. Sene iki yüz on.
- 09:06
Yani hicri sene Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Vefatından veyahut hicretinden iki yüz on yani. Vefatından iki yüz sene olmuş olur. Hicretten on sene sonra vefat ettiğini düşünürsek demek. Vefatından iki yüz sene kadar o Cerde isimli bir kariye varmış. İşte orada o diyor bana Muharriz-i İbn-i Abdülal-Yemâmi rivayet ettiği işte Muharriz.
- 09:30
O da babasından o da dedesinden. Diye bu tarikle bu hadis-i şerif gelmiş. Efendimiz'e bir çocuk getirilir. Ve fîhî hadis de şöyle geçiyor. Onun bir kısasını baştan söyleriz. Şimdi tafsilatı ile gelen rivayeti arz edecek.
- 09:54
Ondan sonra İmam-ı Sultî de bu işte rivayeti İşte rivayeti alıyor, felan. arz edecek. Bu rivayeti Bağdâdî de alıyor demek ki. Bu rivayete göre Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz'in bir mucizesi daha takip etmiş. Ve fîhî o hadis de şöyle geçiyor. Devamında yani. Doğduğu gün bir çocuk getirildi diyor.
- 10:20
Bu veda hadisinde oluyor. Demek ki hamileler felan. Buradan o anlaşılıyor. Bunlar Yemen'den gelmişler. Annesi de var demek. Çünkü sahabe. Yüz on dört bin falan sahabe toplandı veda hadisinde. Yani kadınla erkekli ya. Öyle anlaşılıyor. Orada tabi insanlar hamilesi var, şusu var, busu var çocuk. Doğanı var, öleni var.
- 10:46
Bir çocuk doğmuş. Doğduğu gün getirilmiş. Yani Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e devamlı. Yüz on dört bin ya sahabe. Orada cevap verdi yani. Düşünsene onlar. O kadar geleni var, gideni var. Efendim bir şey soruyorlar. Çocuğu getirdiler. Fekâne dedi. Lehu ona kime nebîhu sallallâhu aleyhi ve sellem o çocuğa.
- 11:08
Çocuk yeni doğmuş. O gün, o gün. Bir günlük çocuk. Bir günlük bile değil. Günlük olmamış. Ona da aynısını sordu diyor. Burada tabi bunu kısa şey etti. Mislini zikretti dedi ya. Onu demek istiyorum. Buyurdu ki. Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem ona. Men ene. Ben kimim dedi. Çocuk o gün doğmuş. Çocuk da ne dedi.
- 11:41
Ondan sonra. Resûlullah. Sen Resûlullah'sın dedi. Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem. O gerideki aynı olduğu için. Aynısını naklediyor. Oradan anlaşılıyor o. Yani efendim sallallâhü aleyhi ve sellem ona. Ne sordu. Men ene yani. Ben kimim sordu. O da ne dedi.
- 12:08
Yani Allah'ın elçisisin dedi. Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem bunun üzerine ne dedi. Doğru söyle dedi. Çocuğa. Bu tabi belli. Ama peşine bir dua etti. Baraka Allahu fike. Baraka. Bereketler yaratsın. Kim Allah o Allah. Nerede fike. Sen de Allah çok bereket yaratsın. Hayır yaratsın. Sana acısın.
- 12:32
Rahmetiyle lütfuyla muamele etsin. Çok hayır göresin diye. Bizim. Karadeniz'de bir tabir var. Özellikle Trabzon civarında. Çok hayır göresin. Yani hayır. Bereket hayır. Aynı manaya geliyor. Sonra ne oldu? Sonra innel hulâme. O çocuk devlete geldi. Hem hiç konuşmadı. Bir kere konuşuyor. Doğduğu gün Resûlullah dedi bu kadar.
- 13:00
Doğduğu gün konuşmak büyük bir. Yani mucizedir. Beşik'te konuşanlar meselesi var ya. Yani İmam Suyuti. Bu hususta. Beytler de topladı yani yazdı. Bu Beşik'te konuşan kaç kişi var? Ne zamana kadar konuşmadı o çocuk? Hatta nihayet şepbe. Gençlik yani normal çocuklar kaçta konuşuyor? Yani o vakte kadar da hiç konuşmadı.
- 13:37
Demek birkaç yıllar geçti. Bu ne demek? Hani o çocuk doğuştan konuşuyordu. Ondan sonra konuşmaya devam etmedi. Mucize olarak konuşturdu Mevla onu. Resulullah'ın mucizesi olarak. İşte fekane ondan dolayı. O çocuk isimlendiriliyordu. Mübarek el-Yemâmeti. Yemâmenin mübareği. Burada mebarek yazmış. Yanlış düzelttim.
- 14:02
Bizim şeydi yani. Benim bastığım Osmanlı baskısında bu maalesef. Bu harfi yanlış yapmış. 270. sayfenin alttan ikinci satıra. Yukarıda doğru yazmış. Burada yanlış yazmış. Birkaç satır geride doğru yazmış. Fekane o çocuk olduğu semaha isimlendirilir. Nedir olarak? Mübarek el-Yemâmeti. Yemâmenin mübareği.
- 14:25
Olarak adlandırılıyordu. Fekane yaşandı, oldu. Yani mevcut oldu. Yani bu mucize kıssası nerede yaşandı? Bir Mekke'de, Mekke'de iken. Ne zamanda? Veda haccında oldu. Çok kalabalık vardı. Herkes buna şahit oldu. Zaten, Yemâme, Yemâmenin mübareği. Çünkü onlar hacca Yemâme'den gelmişler. Yemâme meşhur bir yer.
- 14:55
Müselimetül Kezzâb, sahte peygamber. Harf yapıldı falan. Mürtetlerle harf yapıldı. O da oralıydı yani. İmam Suyuti, Beşik'te konuşanları, beytlerde toplamış, işte tekelleme. Filmehdin nebiyü Muhammedün ve Yahya ve İsa vel halilü ve Meryemü ve müberri cüraycinsü meşahidü Yusufe ve tıflün ledel uhtudü yerüi müslimu.
- 15:25
Böyle devam ediyor. Ve mâ şîd hudûn fî ahd-i firavne tıflü ve fî zemenil hâdil mübâraki yuhtemûn. Böyle beytler var. Yani Beşik'te Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem konuştu derken, işte zaten Efendimizin mevlidinde anlatıyoruz ya, tekbir getirerek, kelime-i şehadet getirerek doğduğunu, doğumda konuşuyor.
- 15:46
Yahya aleyhisselam, İsa aleyhisselam, Meryem validemiz İbrahim aleyhisselam, sonra kıssasını anlatmıştım, işte cüreyc hazretleri var diye. İşte annesi çağırdı da namaz kılıyordu. Namazı bozup cevap vermeliydi annesine. Annesi hani dara düşmüştü, o da namazı bozmadı falan. Sonra işte başına ne işler geldi, fahişeler ona iftirattı falan.
- 16:06
Annesi beddua etti. O zannederim YouTube'da benim Beşik'te konuşan şey yani, cüreyc hazretlerini tebriğ etmek, zinadan beri olduğunu ifade etmek için Beşik'te konuşan çocuğun kıssası. Yani bu isimde arayın YouTube'u. Arkadaşlara da şimdi tembih ediyorum. Öyle yoksa ben onu anlattım kesin biliyorum da.
- 16:26
Belki o isimde yoksa onu o isimde koysunlar. Şimdi benim vaktim yok. Sonra Yusuf aleyhisselam'ı şahit diyor. Zaten Kur'an'dan geçiyor. Ve şeyde şahidun min ehliha. İşte Züleyha validemizi yakalayınca kocası, onun o zaman aziz, Mısır Azizi oradadır ya. İşte gömleği önden yırtılmışsa, arkadan yırtılmışsa meselesi.
- 16:47
Önden yırtılmışsa yani kocası haklı, Züleyha haklı, arkadan yırtılmışsa Züleyha iftiradır, haksız. Çünkü Yusuf aleyhisselam kaçıyordu, o arkadan yırtıldıysa kendi zina teşebbüs etmiyor. Kaçıyor olduğu anlaşılıyor falan. Kur'an'da geçiyor bu. Ondan sonra Uhdud meselesi, Müslim hadisine geçiyor. Uhdud zaten onu da anlattım kaç defa.
- 17:21
Bir hükümdar oyuklar yardığı içine ateş doldurduğu sonra kendi putuna tapmaya Müslümanları davet etti. Bunu kabul etmeyenleri ateşe atmakla tehdit etti. Fes-sema-i zât-i burûc ve li-lumil me'ûd. Ve şahidi ve meşhûd. Kutli ashabil uhdud. O uhdud ashabı yani yarıklar kazmışlar. Müslümanları oraya attılar.
- 17:43
Onlar kahrolsun diyor Mevla. Zaten ateş kalktı onları yaktı falan. Orada da bir anne giderken tam ayağı biraz geri durdu. Çünkü bebek var koyunda, kendi olsa atlayacak Allah için. Fakat işte bebekten biraz düşündü şöyle ya, bu bebeğimle de yanacağız. Acaba taviz mi versem yani, ruhsatla muamele etsem falan.
- 18:03
Tam o arada o bebek dile geldi. Ondan sonra, yani tam lafzını da biliyordum, sohbetlerde söylüyordum da. İnneki alel hak. Onu hatırımda. Ya ummahı isbiri. Ey anacığım sabret. Yani katlan bu azabı. Atla yani. Puta tapma. Ateşe atla yani isbiri. Fe inneki alel hak. Sen hak üzeresin yani. Onun için. O kadın da hiç çekinmeden atladı yani çocuğuyla ateşe.
- 18:35
Sonra Mevla dünyada da yaktı onları. O Müslümanları yakanları. Sonra ahirette zaten ebedi cehennemde yakacak yani. Onun için. Bunlar baya bir şey oldu yani. Peygamberlerden dört tane. Sonra Meryem Validemiz. Sonra beş. Züleyh Hazretleri'ni tebriğ eden bebek. Altı. Yusuf Aleyhisselam şahidi yedi. Uhdud'de.
- 19:01
Kısasındaki çocuk sekiz. Ve sonra. Bir tane daha var. Evet o da sayı hadiste geçiyor. Vatıflun aleyh. Merrab bil emet illeti yukalü la tezni ve la tetekellemu. O da bir çocuk yani. Bir cariye geçiyordu. O cariye zina ile itham ettiler. Sonra o çocuk konuşmayan bebek dile geldi. Bu da sayı hadiste var.
- 19:35
Bu zina etmedi dedi falan. O da bir anlattıkmışım herhalde. Şu anda tam kayda geçirmişler mi tam hatırlamıyorum. Sonra Firavun'un Tarakçısı'nın zamanında onun çocuğu konuştu. Biliyorsun maaşı tatil Firavun. Bu da hadisede geçiyor. Efendimizin zamanında da sallallahu aleyhi ve sellem. Bu mübarekül Yemâme diye geçiyor.
- 20:01
İşte Yemâme'den gelen, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bereket duasına mazar olduğu için mübarek denilmiş ona. Böylece işte saydım yine saydım yine kaybettik ha. Dört Nebîci Şenberi âyetimiz, beş Cürec-i Şerif mübezrisi altı, Üstad-ı Selâm şahidi yedi, Uhtud'taki bebek sekiz, o cani zina etmedi diye tebriğ eden dokuz,
- 20:25
Firavun'un Tarakçısı paşası on, bir de mübarekül Yemâme on bir. Yani burada on bir tane diyor İmam Söğüt'ü beytlerde almış. Bu mübarekül Yemâme'yi de orada almış yani. Yine bir hadis-i şerif rivayet ediyoruz. Kazı Yazı Hazretleri rivayet ediyor. Ben de şey yapıyorum. Bu Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in ölüleri diriltmesine dair.
- 20:48
Buraya kadar mucizeler işte konuşmayan çocuğun konuşması veya doğduğu gün konuşamayacak hiçbir çocuk konuşmamış onun yani Beşik'te, Kundak'ta konuşması bu mucizeler anlatıldı şimdi. Ve al-Hasene, Hasene-i Basrî radıyallahu anh'tan geliyor bu hadis-i şerif. Bu da acayip bir şey. Hattâ geldi racûlün bir adam ki ben Nebiye sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e.
- 21:17
Evet, bu hadis-i şerifin tahrici olarak yani Kazı Yazı tabi bir hadis-i şerifi aldığı zaman o diğer kaynaklarda pek olmaması düşünülemez. Çünkü o müteahhittir zaman bakımından beş yüzlerde olduğu için. Yeniden evvel geçen maddişlerden alıyor. Bir adam geldi diyor. Bu adam dedi ki Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e ben onu bir yerde gördüm şöyle.
- 21:49
Ben dedi Müslüman olacağım ama dedi sen bana bir mucize gösterirsen dedi o zaman Müslüman olurum dedi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de yani ne mucizesi istiyorsun dedi. Tabi Mevla'dan izin almadan bir mucize gösteremezsin. Ne buyuruyor? Hiçbir mucize Allah'ın izni ve müsaadesi olmadan ve o yaratmadan tahkuk edemez.
- 22:41
Ben size diyor Allah'ın izni olmadan hiçbir mucize getiremem buyuruyor. Sallallahu aleyhi ve sellem. Bunun üzerine tabi Mevla'dan izin istedi. Mevla'da tamam sen o istediğini tamam de. Nasıl olsa yaratacak benim Allah buyuruyor yani. Bu demek. E dedi sen ne istiyorsun? Fezekere o adam işte anlattı. Adamla kadın Müslüman olmuş.
- 23:17
Bir vaat Müslüman olduktan sonra bunu Allah'tan yani Rasulullah'tan istemişler yani. E bir vaat yani ben Müslüman olacağım diye de var. Dela elül beyhakî de. Yani beyhakî biliyorsunuz büyük muhaddistir ve kitaplarımda mevzu. Vaatlere yani uydurma vaatlere yer vermeyeceğim diye şart koşmuş. Yani insanlara da bunu taahhüt etmiş.
- 23:47
Orada öyle söylüyor. Efendim sallallahu aleyhi ve sellem bir adamı İslam'a davet etti. O da laü minibüke hattâ tuhyeli ibnetî. Sen benim kızımı diriltirsen sana iman ederim. Kızımı diriltene kadar etmem dedi. Efendim sallallahu aleyhi ve sellem erini kabrağım. Bana kabrini göster dedi. Feraiyâhu o da kabrini gösterdi.
- 24:11
E adam şöyle dedi. Enne husubes kendisi taraha atmış Hüneyye'den. Hüneyye küçük kız çocuğunu yani. Demek ki şeydi yani. Diri yani canlı canlı atmış Hüneyye'den. Kız çocuğu kimin yani? Kız çocuğu lehu kendisine ait yani. Kendi kızını atmış yani. Nerede? Fî vâdi-i kezâ. Falan vadide. Attım bıraktım diyor yani.
- 24:38
Orayı atmış bırakmış orada kız ölmüş. Yani susuz kalmış. Veyahut da anlaşılan cahiliyet dönemi ya. Kız çocuklarını diri diri gömüyorlar. Veyahut bu gömmemiş. Çocuğun ulaşamayacağı bir yere, suya ulaşamayacağı bir yere atarsam. Veyahut yürüyemeyen konuşamayan. Bir çocuk zaten yürüyüşe konuşsa ne olur?
- 24:58
Vadenin birini çöle bıraksa, o nereden? Bir çocuk zaten yürüyemiyor. Mescu mahallelere ulaşacak da kim ne? Nerede ne anlatacak? Su bulacak, yemek bulacak falan. Neyse, hasılı çocuk ölmüş. Bu da şimdi Müslüman olacak, rivayette olmuş. İşte Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, kamçıyı göster dedi, gittiler.
- 25:18
Fentalaka fî vâdi-i kezâ. Kezâ demek şu vadi yani orada ismini söylemiyor. O adamın bildiği bir yer. Fentalaka yürüdü gitti. Yani Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Fentalaka hıza yani hıza Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem yürüdü gitti. Mahû, o adamla beraber nereye? İlel vadi, o vadiye, dediği vadiye.
- 25:44
Ha, o kıza. Ne ile çağırdı? Bismillah, ismiyle. Tabi burada ismini ne oldu? Zikredilmiyor. Yani ne? Ya filanet, ey felan kız. Yani tabi ismi babası, ya babası dedi ona ismi şudur veya belki de isim de koymadı. İsim koymadan.
- 26:20
Çocuğu attı, vadiye gitti. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ismiyle ona idare etti. Ya filanet, ey felan kız yani. Ecibî. Ecib, icabet et demek. Erken söylense ecib oluyor, kıza söylense. Ecibî. İcabet et. Yani icabet et, ben seni çağırıyorum yani. Kalk gel yani, benim davetime icabet et. Yani adam orada otursun, benim davetime icabet et, yani gel yanıma.
- 26:58
Yani dediğim yere gel. Ama oraya ne koydu? Biiznillah, Allah'ın izniyle yani. İşte bak, nübüvvet adabı bunu icaza ediyor. Allah'ın izniyle benim davetime icabet et, yani kalk gel. Gir seslendi. Bunun üzerine, feharacet, kız hemen mezarından çıktı. Veyya halbuki o ne yapıyor? Tekûlü söylüyor. Dirildi kız.
- 27:31
Ne kadar olmuş ölmüş. Lebbeyke vesâdeyke. Yani lebbeyk, buyur ya Rasulallah, vesâdeyke. Yani bunlar is'âden, bade-i is'âden takdirindedir yani. Ne demek icabeten, bade-i icabeten? Tekrar tekrar icabet ederim, tekrar tekrar emrine itaat ederim. Yani, süratü'l-icâbe ve'l-imkıyât. Boyun eğdiği ve davete icabet ettiğini ve çabuk hareket ettiğini ifade eden tabirler yani.
- 28:04
Lebbeyke Allahumme lebbeyk, lebbeyke vesâdeyke. Orada o lebbeyk metninde hani yok, diğer hadislerde vesâdeyke de çok geçiyor. Ondan sonra, yani lebbeykin uzunları da var, o uzunlarında lebbeyke vesâdeyke ve'l-kheyrû bi-edeg, veşşerû leyseylek falan devam ediyor. Lebbeyke vesâdeyke, bununla hivdeye tabirlerini yapmışlar yani.
- 28:27
Buyur ya Resulallah, dedi. Kız söylüyor, ölü kız dirildi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ölüleri diriltti mi? Sorusunun cevabı işte. E, İsa aleyhisselamın ölüleri dirilttiği, Kur'an'da sabit. Ben Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim. Bakın peygamberler, biiznillah. Allah'ın izni ve müsaadesi olmadan, o yaratmadan bir şey olmaz.
- 28:56
Bütün mucizeleri yaratan ancak Allah. Evliyanın kerametleri de yaratan ancak Allah. Kimse bir şey yaratmıyor ki. Ama Allah dilediği kullarına böyle üstün haller veriyor. Harikulade şeyler, yani görülmemiş, misli görülmemiş şeyler, onu ancak Allah yaratıyor. Her şeyi yarattığı gibi. Onun için, İsa aleyhisselamın ölüleri diriltiyor.
- 29:22
Burada kaide şudur. Şimdi ben şey yazıyorum. İhyalü aldeyn. Hadisinin rivaklarını, tariklerini, işte itirazlarına, cevaplarına vs. izahlarını yazıyorum. Çünkü neden? Üç. İşte Eylül geliyor ya. Önümüzdeki Eylüller Mevlid-i Şerif. Benim de biliyorsunuz her sene. Herhalde yarı geçtik, yarıladık. Onun için, işte iki ay kaldı.
- 29:51
Daha ben yazıyorum. Ondan sonra, daha şimdi ben bu dersten sonra onunla çalışacağım. Yazıyorum bu arada. Ruhul Fikran tefsirini ayrı yazıyoruz arkadaşlarla. Yani dolu iş var. O da bayağı bir sayfa olacak yani. Küçük bir risale ama Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in dedirttiği Ölüler diye bir fasıl, bir bahis orada açtık yani.
- 30:10
Bunları da orada kaynaklarından, tercümesini, metnini zikredeceğim. İnşâAllah niyet ettim. Anne babasını da Allah'a ihya ettir, Rasûlullah'a hürmetine. İşte onun anne babası iman etti. O da Vedatçı'ndan sonra oldu yani. Çok Tarik'ten geliyor hadis-i şerif. İmam Süheydi Hazretleri bu hadisin sabit olduğu, uydurma olmadığına dair, haşa.
- 30:37
6 tane risale yazdı zaten, Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, anne babasının necatı ve kurtuluş ehlinden olduğuna dair de, bu hususta özellikle bir risale yazdı yani. Neşr-ül Alemeyn, onun adı. Neşr-ül Alemeyn. Yani iki sancak açmak, orada iki sancak diyor. Tabi orada deliller iki yönden ispat ettiği için herhalde.
- 30:57
Yani tam ismini, uzun ismi belki var da. Neşrul Alemeyn, Valideyn veya Ebeveyn öyle hatırlıyorum bilersiniz. Yani tam ismini uzun ismi bekliyoruz. O risalede sırf bu hadisin sabit olduğunu ispat ediyor yani. İşte burada da bak kızı Rasulullah'ın elindesin. Diriltti demek. Diriltti. İstihdadı mecazidir.
- 31:18
Dirilten ihya. İhya hayat vermek. Hayat dirillik demek. Dirillik vermek. Ancak Allah'a mahsus. Ama işte istihdadı mecazidir. Çünkü ne diyor bak istihdadı mecazidir. Ben öyleri diriltirim diyor. Allah benim vesilemle diriltir demek istiyor ama tabir olarak ühyi. Ühyi ya Rabbim herkes bilir. İf'al vaabından yani.
- 31:39
Nefsim tekerli mi yani. Ben diriltiyorum diyor. Ühyi ben diriltiyorum. El mevtabı diyor. Ama oraya biiznillah Allah'ın izniyle katıyor. Oradan anlıyorsun ki dirilten ancak Allah da. Yani benim elimde bu mucizeyi gerçekleştiriyor. Bunu doğru anlamazsan vaabi olursun. İşte vaabiler. Şimdiki vaabi kafası.
- 32:01
İsmail Ağa'da işte vaabileşti ya. İşte Muhyiddin, Yakupoğlu bilmem ne hocalar. İsmail Ağa'nın en meşhur hocaları yani. İşte onlar öyle söylüyor. Kabirden tasarruf yönetim olmaz diyor. El üstünden çıkarsın yok. Dinden çıkarsın yok. Kafir olsun. Bunu vaabi bile söylemiyor ya. İşte orayı anlamıyor. Ölüm ruha arız olmuyor.
- 32:22
Bedene arız oluyor. Ruh bedenden ayrılmasına ölüm dönüyor. Ama ölüm beden hakkında geçerli oluyor. Ruh ölmüyor. E tasarruf yönetim? Konuşmak, görüşmek, anlamak, dinlemek. E şimdi ben burada konuşuyorum. Ruh konuşuyor. Sen orada dinliyorsan, duyuyorsan ruh dinliyor. Çünkü sen orada oturduğun yerde uyusak ben konuşsam sen duymuyorsun.
- 32:41
Çünkü neden? Ruh gitti. Uykuda ruh alınıyor. Anladın mı? Ben şimdi burada uyusam canlı yayın. Canlı yayın, cansız yayın bakmaz yani. Bir gelirse uyku. Böyle kaç kere daldırdığım oldu yani canlı yayında, cansız yayında neyse. E şimdi orada ne oluyor? Konuşamıyorsun, anlayamıyorsun ki bir şey. Neden? Uyku geliyor.
- 32:59
Adamı alıyor, götürüyor yani. Onun için konuşan da ruh dinleyen de ruh. Gezende ruh, dolaşan ruh, öbür türlü. Ruh çıkınca beden oluyor. Odun gibi işe yarıyor. Ne işi var odunun? Evde, ocakta zaten kokmaya başlayacak, birazdan çürümeye başlayacak. İnsanları zarara sokuyor, yani mutazara edecek. Herkes burnunu tıkayıp geçiyor ya işte.
- 33:19
Onun için ne yapıyorlar? Alıyorlar toprağın dibini, gömüyorlar. Ne kadar derin kalsan o kadar iyi. Kokusu da çıkmasın dışarı yani. Çünkü neden? Beden, iskelet, odundur yani. Ali Adem Efendi babamız öyle sordu. Mahmut Efendi Hazretlerimizle ilk tanıştığı vakitte, soru varında birisinde. Sen kendini biliyor musun dedi.
- 33:38
Efendi Hazretlerimizle ne iş yapsın yani daha o zamanda genç. Soruya cevap vermek lazım yani. E biliyorum dedi yani. Oo dedi maşallah. Ben Arafa nefsim fakat Arafa Rabbim nefsini bilen Rabbini bilir dedi yani. Hadis-i şerifi söyledi. Tasavvuf el-i çok zikreder bu hadis-i şerifi. Fahru Raziler, şunlar bunlar birçok.
- 34:01
Müfessir de alır bunu. Muhyiddin Arabi Hazretleri'ne özellikle bir risalesi var bu usta. Nefsini bilen Rabbini bilir. Kendini bilen Rabbini bilir. Çünkü Mevla kendi sıfatlarını, suretlerini insana vermiş yani. O suret sıfatları anladığı zaman bunlar hakikati Mevla'dadır. Hayat, dirilik, ilim bilmekse, mevaş etmek, vasar görmek falan ise bunlar hakikati Mevla'dadır.
- 34:22
E bize de onu suretlerinden verdi. Yani zahiri manası o. Oradan çıkarsan yola yani. İşte nefsini bilen. Nefsini derken kendini yani. Kendini bilen Rabbini bilir. O dedi sen dedi kendini biliyorsun. Maşallah falan. Efendi Hazretleri şaşırdı. Kaldık şimdi paltayla aşağıya. Bu vurdu mu acaba? Yanlış mı dedik acaba?
- 34:42
Yanlış demedi yani. Ama ne dedi? Göster bakayım dedi. Efendi Hazretleri böyle yaptı şimdi. ama göster bakayım dedi. Efendimiz böyle yaptı şimdi. Kendinde nesin yani, neredesin? Dedi ki, sen bana bir odun getir. veyahut da çok yorgun olursan, top atsalar duymuyor diye bir laf var yani.
- 35:29
E peki, sen orada oturuyorsun onların yanında, onlar konuşuyor, sen hem orada oturup da, hem onları duyar mısın? E duyamam. Peki, onlar orada bir şeyler konuşuyorlar, sen de oradan lafa karışabilir misin, bir şeye cevap verebilir misin? Veyahut da işte, yok öyle değil, böyle diyebilir misin yani? Yok diyemem.
- 35:46
E niçin? E ben uyudum ya, duymuyorum. Konuşamıyorum. Daha ölmedim bak, ennem ve hürmet, uyku ölümün kardeşidir. Daha uyumakla bile cevap veremiyorsun, adamı duymuyorsun, yanında bas bas bağırsa bile, uyuyorsun, uyanman lazım önce. E peki, o zaman ne oluyor? Burada bu tahta da duymuyor, konuşmuyor. İşte ben anladım bir şey, sen bana bir odun göstersin, hele öldükten sonra.
- 36:18
Oho, alıyorlar, yıkıyorlar, ediyorlar, oradan musallaya, oradan defne götürür, bilmem ne. Dolaşacağız, bak sen bana bir odun göster. Çünkü o nedir, o beden duymuyor onu, ruh duyuyor mu? Duyuyor, çünkü ne burası Adı Şerif'te? Ruh duyuyor, bütün cenazeyi takip eder. Cenaze ne demek, onun iskeleti yani, bedenin cesedi.
- 36:38
Ruh cesedi takip ediyor, kendi cesedini dışarıdan. Çünkü çıktı ya içinden, ölmekle çıkıyor. İşte onu kendini, onu kimin yıkadığını, yıkarken nasıl davrandığını, işte sünnete riayet etti mi, etmedi mi, sıcak su mu döktü, soğuk su mu döktü.
- 36:59
Diri neden eziyet çekerse, ölü de ondan eziyet çeker, diyor. Ölünün kemiğini kırmak, dirinin kemiğini kırmak gibi, yani günah. Ama neden? Ruhun onunla irtibatından dolayı. Ama ruhun irtibatı olmasa, kemiğinin kafasını kırsan, acı duymaz yani. O ruhun irtibatı varken duyuyor.
- 37:24
Ama onun için ölüye hürmeten ve tazemen diyor, suyunu ılık yapın, çok sıcak yapmayın, çok soğuk yapmayın. Ölmüş zaten, ne anlar ya, istersen buzlu suyla yıkayayım falan, öyle değil işte. Öyle değil. Mezarın üstüne basmayın, diyor. Büyük günah sayıyor. Ölümün üstüne basmayın. Ölü açtan çürümüş, yani peygamber değil, veli değil.
- 37:44
Her veli de çürümez demek değil de yani peygamberler çürümez. O kesin hadis var, sayı hadis var. Allah topraklara ölülerin, peygamberlerin bedeni şeriflerinin etlerini yemeyi haram kıldı. Yani onlar bedenen de dirildiler. Velev ki adam çürümüş etmiş, normal bir vatandaş, Müslüman. Yine üstüne basma, diyor, mezarın, diyor.
- 38:12
Böyle eziyet görülüyor. Ruhla irtibatından dolayı tam kesilmiyor. Yani çünkü mezara gelse, selam verse, tanıyor, cevap veriyor falan. Ama bak sen bana bir odun görseydin, diyor. Çünkü neden? Uyurken veya öldükten sonra falan konuşamıyor, göremiyor, işitemiyor, hiçbir şey yok. Hiçbir şey, havası, duyurganları olmayan, hatuna o.
- 38:40
İşte sen bana, çünkü neden? Ruh gösteremiyorsun. Ruh eserleriyle ortada. Allah-u Teala işte ondan öyle diyor. Ruhest nismet. Ruh var ama yok gibi görünüyor. Şu anda bütün el hareketleri yapıyorum, bedenle ait. Gözüm bakıyorum, bedenle ait. Konuşuyorum, dilden bedenle ait. Ama esas bu işleri yapan ruh.
- 39:03
Kayyumu alem hes nis tuvas diyor. Efendi çok okurdu bunu, İmam-ı Gazali'den nakleden. İşte alemi yöneten Allah da var, yok gibi gözüyor yani. Güneşle iş yapıyor, aile iş yapıyor. Bulutlar, rüzgarlar, sebepler. Ondan sonra herkes de sebeplere takılıyor. Ondan sonra işte bulut geldiyse yağmur yağıyor.
- 39:24
Sanki Allah bulutsuz yağmur yağdıramıyor yani. Yoksa ilacı istemiş, şifa. Sanki Allah ilaçsız şifa yara atamıyor yani, haşa. Ama işte Allah sebeplere bağlamış. Bu sefer adamlar ne diyor? Hazreti Aleyhisselam dedi ki, Ya Rabbim, beni bu insanların canlarını almaya körevlendirdin. Fakat bütün insanlar bana lanet okuyacak, sövecek, sayacak ya.
- 39:47
Çünkü neden? Anasını alıyorum, babasını, karısını, kocasını. En sevdiğini alacağım yani. O sefer var yansın. Allah bana gelecek mi? Mevlam dedi ki yok yok sen merak etme, sana kimse beddua yapmayacak. Nasıl yapmayacak ya? Adamın en sevdiğini alıyorum. Dedi ki ben sebepler yaratacağım, millet sebeplere söyleyecek dedi.
- 40:06
Bize kanserin gözü kör olsun, bilmem koronanın Allah belasını versin demişler. Anladın mı? sebepleri saydıracaklar. Şimdi kimse görmeyecek. Alemleri yöneten Allah var. Yok gibi gözüküyor. Ölüm meleği var. Onun için adam gidiyor diyor. Falan hastalık, pişman bilmem ne. Bütten öldü diyor yani. Hazreti Aleyhisselam kendi canını aldı, Allah da ölümü yarattı demiyor yani.
- 40:37
Sebeplere takılanların durumu. Hani biz de tabii zahire takılıyoruz bazı kere de hani o kadar da cahil ve dinsiz, kitapsız değiliz tabii. Onun için biliyoruz Allah var, yaratan var. O sebep yaratıyor. Bundan dolayıdır ki konuşan, cevap veren ruhtur. Bak kız ölmüş kaç sene. İstese kaç sene ölürse. Anne babası nasıllar sallallahu aleyhi ve sellem.
- 41:31
İşte o mevzuda da bu çıkıyor. Yani Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ölüleri diriltti. Burada bir kaide var. Ben o kaideyi anlatayım diye buralara geldim tabii. İlmi bir şeyler anlattım size. Kaide nedir? Ma vaka'a linebiyyin minel mucizat, vaka'a misluha linebiyyina sallallahu aleyhi ve sellem.
- 41:53
Bundan evvel 224 bin peygamberden hangisine hangi mucize verildiyse ona benzer, onun misli bir mucize mutlaka Rasulü İsa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz de tahkuk etmiştir ve vuku bulmuştur diyor. Bu, Ehl-i Sünnet ulemasının takrir ettiği açıkladığı karara bağladığı bir kaide çünkü bunu tespit etmişler ayet ve hadislerden.
- 42:16
Ondan dolayı İsa sallallahu aleyhi ve sellem ölüleri diriltiyor, bir iznillah diriltiyordu. Yani Mevla yaratıyordu onda o mucizeyi. Ama ben diriltiyorum diyor işte bir iznillah kaydıyla. İşte Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in bir istihbaratı oldu. Çünkü neden? Kimleri ihya etti diyor da kimleri ihya etmedi işte.
- 42:35
Anne babasını ihya etti diyoruz. Bu sadece hadis zayıf mıdır, şu mudur mu? Yani ne konuşuyorsun? Ha burada sahip bütün ibadetleri. Adamın kızına adam dedi ben Müslüman olacağım ama dedi bana bir mucize gösterdi. E ne olacak? Ben dedi cahiliyet zamanında atmıştım kızımın birini bir vadiye bırakmıştım orada ölmüştür çoktan yani.
- 42:52
Tabi yıllar olmuş. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e hadi gidelim hangi vadi şu vadi. Kabrini göster. Yani kabrini derken tam yeri belki de bilinmiyor. Yani şu vadi. Ecibi biiznillah. Allah'ın izniyle cevap ver dedi. Cevap ver ne demek? Dirilte cevap ver dedi. Ölüden hissetmiyor. Yani hayat bul, canla kalk, cevap ver dedi.
- 43:17
Ve onun üzerine hemen kakaracak. Çıktı kabirden. Ve yetekulü bir yandan da söylüyor. Buyur ya Rasulallah ne buyurursan emrindeyim. Ben sana itaat ederim, cevap ederim. Fekale Rasulallah buyurdu ya o kıza. Şüphesiz senin annen baban Müslüman olmuşlar işte veyahut olacaklar neyse. İki rivayet var. Ama oldular yani.
- 43:41
Senin anne baban kat muhakkak Esleme. Buradan anlaşılıyor ki kesin Müslüman olmuşlar. Yani bu anne baban dedi Müslüman oldular. Yani İslam dinini kabul ettiler. Sen tabi İslam'ı ben tebliğ etmeden önce ölmüşsün. Feyn, ahbepti eğer istiyorsan, ahbepti seviyorsan yani en erudde geri döndürmemin kimi? Ki seni.
- 44:06
Kız oldukça ki deniyor ona. Erkek olsa ki olacaktır. Erudde geri döndürmemi, ki seni. Kimi aleyhime? Anne babana o iki sene seni geri döndüreyim onlarla birlikte yaşa dedi. Allah ona izin, Mevla ona izin. O hakkı vermiş, mucize oldu. O da onlara onu söylüyor. Galet, o kız ne cevap verdi? La hacet. Hiçbir ihtiyacım yok.
- 44:29
Li benim için. Kime fi ima? Benim annem babamdan bir istedim yok zaten. Atmışlar bir vadiye bırakmış, gitmişler yani. Benim onlara ihtiyacım yok. Ve cettü buldum Allah'a, ben Allah'ı buldum dedi. Kız konuşuyor, kabirden çıktı. Hayran, çok hayırlı buldum li bana. Minhuma. Anamdan babamdan. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam'ın tabiriyle.
- 44:49
Allah bizi anamızdan babamızdan çıkartıyor. Rabbimiz bizi anamızdan babamızdan... babamızdan daha hayırlı. Tabii tabii ona şüphe mi var da işte ben Allah'ımı diyor anamdan, babamdan hayırlı buldum diyor. Ne lüzumu var? Delireyim de, dünyaya geleyim de, onunla bununla uğraşacağım dedi yani. Dolayısıyla bu hadis de bir acayip bir şey.
- 45:08
Kafirlerin çocukları azaba düşmeyecekler. hususu var ya, fetredeğilini, bu azaba düşmemeleri, itikadını takviye ediyor bu hadis. Çünkü azapta olsa müşrik, bir de niye azapta olacak? çünkü azapta olsa müşrikler e bir de niye azapta olacak Fetredeğili bile azap olmuyor. Resulü'l-A'la, Resul göndermeden zaten akıl, bulu ergenlik, teklif çağı, mükellefiyet,
- 45:35
mesuliyet oradan başladığına göre yani, ben dedi Allah dedi daha hayırlı buldum dedi, daha hayırlı de yani kıyas kabil değil de, bundan dolayı müşriklerin çocuklarına azap olmayacağına çünkü bu sabi yani, sabi iken ölmüş ya ondan dolayı, bu da böyle bir hadis-i şeriftir
- 45:54
şimdi onun için burada kalıyoruz inşaAllah öyle bir hadis geldi ki önümüzdeki pazartesi akşam dersi kaçırmayın yaa ensardan bir kadının kör kadın, yaşlı kör Eke'den geldi ne zorluklarla, geldi çocuğu öldü ondan sonra ne diye dua etti bak Allah neler etti o hizmeti mereketiyle, Resulullah'ın mucizesiyle sallallahu aleyhi ve sellem neler de neler inşaAllah bununla bu derslere
- 46:27
devam ederek Allah imanımızın nurunu ziyade eylesin, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in özelliklerini iman bir bütündür, tecazi kabul etmez yani parçalanma kabul etmez, Allah'a iman, Resulüne iman, biri olmadan öbürü olmaz işte efendim sallallahu aleyhi ve sellem imanın nurunu takviye bakımından bu mucizelerin, bu Şifa-i Şerif dersleri hakikaten
- 46:46
adı üstünde kalplerdeki hastalıklara da şifa veriyor bedendeki hastalıklara da şifa veriyor şimdi onu cüzlere bölüyoruz yani Kur'an gibi otuz cüz yapacağız isteyenler de alacaklar Şifa-i Şerif hangi hastaya okunsa şifa bulur, artık medreselerde, kız kurslarında falan önüne gelen cemaat okuyamayan bilir ama sizin okuyacağınız şekilde
- 47:10
yani bilgisayar şeyi oluyor yani bizim bu eski şeylerde harfler Osmanlı hattatlarından kalma şeyler bunlar baskılar el yazmaları sonra basınış falan tabi bunları pek okuma zor oluyor diye bilgisayar hattı diyoruz ona, Mus'af-ı Şerif'te de yapılıyor ya böyle açık seçik, harekeler açık seçik, hepiniz okuyabilin Şifa-i Şerif'i diye, o da yakında hazırlanacak
- 47:31
size arz edeceğim inşallah, maddi manevi dertlerimize Rabbim Teala Şifa-i Şerif'i şifa ilesin, deva elesin, amin


