00:00 / 43:27Şu an 00:00 / 43:27
Video bölümleri
Transkript
101 satır
- 00:00
Bismillahirrahmanirrahim, elhamdülillahi rabbil alemin, sallallahu alâ seyyidil murseline muhammedin ve alâ alihi ve sahbihi ecma'in. Şifa-i Şerif'ten dersimiz 269. sayfa, benim bastırdığım son tıpkı basım olanda O tarhalarında veked-i erkeğe ihtilifede kalmıştık. Buyuruyor ki, veked-i erkeğe yine böylece, yani kendisini zehirleyen, koyuna zehir katan
- 00:31
Yahudi kızını öldürmesi huzurunda bir ihtilaf olduğu gibi, kadüktülife, yine gerçekten ihtilaf edildi. Resûlullah Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'in öldürüp öldürmediği hususunda, kimi ben o kimseyi ki sehara büyü yaptı, kimi o kendisine. Beni Zürek kabilesinden, Lebid İbn-i Asam isimli bir Yahudi, Efendimiz Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem'e biliyorsunuz, sihir yapmıştı.
- 00:54
Sonra melekler geldiler rüyasında, Cibril Aleyhisselâm geldi, Yahudilerden bir adam sana sihir yaptı falan, kuyuya düğümler koydu, attı. Dediği sonra Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem uyanınca Hazreti Ali Efendimiz'i gönderdi, kuyudan o şeyleri çıkarttı. Onları çözdü, her düğüm çözüldükçe hafiflik buluyordu.
- 01:18
İşte Felaknas Sûreleri nazil oldu, 11 âyet, 11 düğüm atılmıştı. Onun için 11 âyet, 1-5, 1-6, bunlar çözülünce sanki bağlarından sıyrılmış gibi oldu. Onun için bu, Sâlebinin ribadına göre Efendimiz'e dediler ki Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem, bu hapis herifi, pis Yahudi'yi gebertmeyecek misin? E buyurdu, Allah bana şifa verdi.
- 01:52
Yani şimdi insanlar, fitneye düşürmek istemiyorum, benden sebep. Benden sebep, bir şer, körüklemek istemiyorum gibi bir rivayet var. Bu tabi Bukhari, Bismillahirrahmanirrahim'e geçiyor. Ama yine orada da ihtilaf var. Çünkü, ve rabbel hadîse, bu hadis-i rivayette değil, bezzâru, bezzâr âne bi-sa'di lil-hudrî radıyallâhu anh'tan fezzel kerâmü's-tevû.
- 02:19
O da aynı böyle zikretti. Ondan sonra illa nehu, yani bu şimdi şeyi anlatıyor. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'i zehirleyen Yahudi kızını, mevzumuz ne? Mevzumuz, ölüleri diriltme mucizesi. Ölüleri diriltme mucizeleri. Şifa-i şerifteki fasıl o fasıl. Ölüleri diriltmeyle ne alakası vardı? E pişmiş koyun dile geldi, beni yeme ben zehirleyeyim dedi.
- 02:46
E ondan dolayı pişmiş koyun konuştu mu? Konuştu. Demek ölü dirilmiş oldu. Hani dirilten ancak Allah. Mucizeleri yaratan ancak Allah. Ama O'nun Hak Peygamber olduğuna delâd ediyor. ama onun hak peygamber olduğuna delaat ediyor. Niye sana bana haber vermez de pişmiş koyun konuşmaz da O'na konuştu? Çünkü Mevla onu teyit için, desteklemek için
- 03:03
bu benim hak peygamberimdir diye insanlara göstermek için bunu yaptı. Hatta o kıza sordu işte geçen derste, bunu tafsilatta anlatıldı. Sen böyle niye yaptın? dedi çünkü ben dedi sen bizim kalemimizi elimizden aldın, hayberi, hayberde oldu bu, ondan sonra babam öldü senin işte harpte çıkan şeyde, ben de dedim eğer bu kralsa, yesin zehirli koyundan, ölsün gitsin,
- 03:35
biz de kurtulalım. Yok eğer hakikaten peygambersiz zaten Allah onu uyarır. O zaman biz onun haklı olup olmadığını anlarız. O da bundan yemez gibi bir felsefe bir felsefe yaptı yani, onun için onun canını bağışladı baştan, ama ondan sonra Bişr-i İbn-i Vera Hazretleri sahabeden bir tek o yemişti.
- 03:54
O yemiş olduğu için Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'le beraber Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem boğazından biraz suyu gitti, pişmiş koyun konuştu. Artık but tarafı, kol tarafı, baldır tarafı birkaç rivayet var. Konuştu. Bazı rivayetlere göre bütün eczane şeyi konuştu. Genelinden ses geldi yani. Burada ölünün dirilmesi mucizesine misal oldu.
- 04:17
Mevzu oradan çıkıyor. Onu sonra niye öldürttü? Çünkü Bişir Hazretleri, Bişir Mübarek Hazretleri o zehirden, işte bir iki lokma yemiş bulundu, o zehirden vefat etti. Çünkü Bişir Hazretleri, Bişir Müberra Hazretleri o zehirden işte bir iki lokma yemiş bulundu, Ondan şehit olunca kısas icap etti, kısastan dolayı.
- 04:33
Kısastan dolayı, yani o kadın katile oldu. Katile olduğuna onu katlettirdi. Şimdi kendine büyü yapma meselesi var. Lebid-i bin Asam Yahudisini. Burada onu öldürdü mü, öldürmedi mi? Burada da ihtilaf var. Baştan öldürmedi. Yani bir fitne çıkartmayayım dedi. Sonradan tabii o koyun meselesi daha net bir şey.
- 04:57
Çünkü oradan pişmiş koyunu getirdi hediye diye. E vişnin mübera ile oturdu, yemeğe başladı. Vişnin ölmenin sebebin olduğu anlaşıldı. Bir de koyun konuştu, dile geldi. Sihir meselesi de, tabii şimdi Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in rüyasında geldi falan. Tabi bu peygamberlerin rüyası vahiydir, ona şüphe yok ama hani açıkta bir şey olmadı.
- 05:17
Ha o kuyudan gittiler, onu buldular, çıkarttılar, tamam onlar sabit şeyler çıktı. Ama Lebid'in yaptığına dair Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'e vahiy geldi. Rüyada da vahiy geldiği için vahiy gelerek onu tespit etti yani. Onun için topluma şey edecek bir durum da yok. Şahitlik edecek bir durum olmadığından onu baştan öldürtmedi.
- 05:39
Fakat ondan sonra yeniden vahiy geldi. Çünkü başka insanlar da sihir yapıyordu. Başka insanlara sihir yaptığı için birçok insanların da zararına, şerrine sebep oluyordu. Zaten şeyde de had cezası var hadd-i şerifte. Hadd-ü seheri darbe tümsehbi kılıç darbesiyle kafasını vurmaktır. Büyücülerin had cezası hani bu.
- 06:03
Tabi İslam devleti şeriat şeyinde olur bunlar da. Tabi onun da tespiti meselesi var. Herkes birbirine sen büyü yaptın, ben büyü yaptım. Uyduruyorlar, kaydırıyorlar yani. Rüyada gördüm falan. Büyücünü biri ona atıyor, zincirini biri buna atıyor. Öyle şey olmaz yani. Öyle olmaz. O tabi şeriat mahkemesinde kadının tespitiyle bilmem nesine delil lazım falan.
- 06:22
O da şu anda zaten yürürlükte değil. Onun için kimse kimseye şu anda höt bile diyemez. Ancak şerrinden Allah'a sığınır. El hareketi, kol hareketi bile yapmamak lazım. Çünkü ne diyorum adam itersin, eceli rast gelir. Hapislerde sürünürsün. Ne gereği var öyle şeylere?
- 06:42
Şu anda bu had cezaları şeriat devletinde, şeriat mahkemesinde kadının tahkimiyle, hükmüyle tespit edilen şeylerdir. O ayrı bir şey. Şimdi orada da o Yahudi'yi baştan öldürtmedi. Hani benden sebep şimdi bir şey çıkartmayayım dedi. Ben biliyorum onu yaptın dedi. Nasıl olsa Allah bana şifa mı verdi dedi.
- 07:02
Felaknas surellerin inzal buyurarak. Ama sonra onun tabi Medine civarında olduğu için o yakınında o karıştırıyordu ortalığı. Çok sihir yapıyordu herkese. Ondan dolayı katlettirdi, geberttirdi diye. Orada da ihtilaf var ama sonuç bu diye anlaşılıyor. Efendim. Çünkü İhtilaf edildi. Katli'yi Resulullah Efendimiz'in öldürüp öldürmediği hususunda
- 07:30
Kendi nebiyi yapanı öldürttü mü öldürtmedi mi meselesi. İmam Vakıdi meşhur siyer sahibi. Buyuruyor ki Resulullah'ın affetmesi, bağışlaması. O sahirden canını bağışlaması. Yani onu gebertmemesi. Rivayet cihetinden daha sabittir. Daha kavi ve sahi oluyor. Yani. Bize göre dediği Yani ehli hadis. Siyer ehli, hadis ehli.
- 08:02
Ama Yine bir rivayet geldi. Ondan sonra Yine Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den gelen başka bir rivayete göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem katili öldürdü. O büyüyü yapan Lebit Yahudisini. Çünkü kendine özelde aff hakkını kullandı. Sonra başkalarına, Müslümanlara zarar vermesinden dolayı Sallallahu aleyhi ve sellem öldürttü.
- 08:39
Şimdi Başka bir konuya geçiyoruz. Ben orada atlamışım. Bu hadisi. O konu muhtereze araya girdi. Şeye arasına girdi. Zehirli koyunun konuşma hadisini. Şimdi bu geriye bağlıyor. Geçen derse bağlıyor. Kim rivayet etti? El Bezzaru Bezzar. Bezzar büyük bir hadis biliyorsun. İmam Bukhari döneminde yaşamış.
- 09:05
O da çok kuvvetli Müslittir. Ayn-ı Ebu Said'in Ebu Salih Kudri'den Rivayet Bezzar'da yaptı. O da rivayet etti. Buna benzer bir şey. Büyüyle ilgili konu değil bu şimdi. Bu gerideki hadis. Zehirli koyun hadisini de geçti konuya. Zaten konumuz oradan geliyor. Büyü şimdi ölü dirilme konusu olmadı ki zaten o araya antiparantez girmiş oldu.
- 09:31
Bezzar da nakletti. Zehirli koyun konuştu. Ancak o rivayet ne dedi ki? Zehirli koyun hadisi sonunda şöyle dedi. Febesat'a döşedi. Yani uzattı. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Neyi yedi dehu? Mübarek elini uzattı. Yani zehirli koyun ilk başta gelince ve kâle yanındaki sahabelere dedi ki külü yiyin.
- 09:57
Bismillah Allah'ın ismiyle Feykelleh biz de yedik minahundan. Felem yedurra zarar vermedi minnâk bizden ehâden kimseye zarar vermedi diye geçiyor. Besmele çekerek teberrük yaparak yiyin. Yani felem taturra da olabilir tabii şart mühendisi olduğu için. Felem taturra zarar veremedi minnâk bizden ehâden kimseye.
- 10:17
Bu tabii sahih hadise, Hazreti Berâ'nın şehit olduğu hadisine çatışıyor. Onun için bu hadisine değerlendirirsek şu manada olabilir. Belki pişirden başka birkaç kişi daha yedi. Birkaç kişi daha yediyse onlara zarar vermedi. Zaten adamı zehir öldürmüyor, adamı kurşun öldürmüyor. Adamı kanser öldürmüyor, adamı trafik kazası öldürmüyor.
- 10:49
Adamı öldüren Allah. Ölümü yaratan aynı hastalıktan öbürünü yaşatıyor, öbürünü öldürüyor. Yani onu halakal mevteul âyâte, ölümü yaratan Allah. Onun için o bizden kimseye zarar vermedi. Buradan anlaşılıyor birkaç kişi daha yemiş. Bu rivayete göre kimseye zarar vermedi dediği pişirden başkalarına zarar vermedi.
- 11:07
O manayı verirsek burada da bir tesadüm, bir çatışma söz konusu olmaz. Ondan sonra feykella diyoruz, feykella biz de yedik. Ondan sonra feykella biz de yedik. Vezeker ne zikrettik? O zekeri ne yapması lazım? Bizdekinde yanlış. Feykella biz de yedik. Vezeker ne? Zikrettik ne? İsmallahi. Vezekera İsmallahi.
- 11:44
Ha vezekera da olur. Şöyle olur o zaman. Vezekera her birimiz andı. Vezekera küllü vaidi minna olur. Altına vezekera her birimiz andı. Ne İsmallahi? Her birimiz Allah'ın adını andık. Felem ta durra zarar veremedi. Minna bizden ehalden kimseye zarar vermedi. Buyuruyor. Feykella biz de yedik. Minna ondan.
- 12:10
Bu da böyle. Şimdi. Ebu'l-Fazl. Ebu'l-Fazl Gazi Uyaz'ın künyesidir. Yani kitabın musannifi dedi. Radıyallahu Teala Allah ondan razı olsun. Bunu tabi müstenşikler, kitabı kopya eden hattatlar falan söylüyorlar bunu. Veyahut onu rivayet eden alimler söylüyor. Kendisine radıyallahu an falan demez. Yani ibareye başladı demek istiyor.
- 12:38
Geride rivayetler bitti. Şimdi kendi ibarelerine başladı demek istiyor. Fakat Karaca şu mesajı taklit etti. Hadis-i Şiati. Koyun hadisini elmesmum et. Zehirlenmiş koyun hadisini ehlus sahih. Sahih ehli, yani hadislerin tasihinde ve rivayetinde itinat gösteren. İşte başta Bukhari Müslim ile başlayan süreçte.
- 13:04
Kütüb-i Sitte, Kütüb-i Sitte sahihli. Fakat Karaca taklit ettiği bu hadis el-Eymet-i İmamlar Eshab-ı Sünen. Eshab-ı Sünen işte Ebu Davud, Tirmizi, İbn-i Macir falan vs. onlar imamlar. Dolayısıyla bu hadisin öyle bir hadisdir ki meşhurun, çok yaygındır. Dolayısıyla bunu inkara mecal yok. Yani pişmiş koyun konuştuğu inkarı kabil bir şey değil.
- 13:31
Çok muhaddis bunu tahrik etti, çok rivayet var. Çünkü Hayber'in fethinden sonra vuku bulduğu için zaten orduyla beraber gidilmiş, orduyla beraber dönülmüş yani. Böyle özel bir yolculukta şurada burada iki kişiyle bir kişiyle yaşanmış bir olay değil yani. Ondan sonra vektelefe ihtilafet-i Eymet-i Ehl-i Nazar-ı.
- 13:57
Nazar, düşünce ehli. İmamları. Düşünce ehli yani hem hadis inceleyicileri, nukkadı. Hem de nazar, düşünmek demek, ilmi, kelam daha çok uyuyor. Mütekellim, yani kelam ilmine uğraşan imamlar. Fiyaz el-Mâbi, bu bakta. Yani bu bakta şunu da ihtilaf etti. Konuşamayan cisimlerde Allah-u Teala'nın kelam yaratması.
- 14:24
Yani Allah konuşturuyor, taşı konuşturdu, işte pişmiş koyunu konuşturdu, ağacı konuşturdu. Veyahut da işte efendim, insan kelamı konuşma bir defa mesela. Kurt konuştu, sırtlan konuştu, şu deva konuştu falan. Bunlar geriki derslerde hep geçti. Onlar konuşuyor yani mesela hayvan, canlılar sesler çıkarıyor tabii.
- 14:49
Ama insan kelamı konuşmuyor şimdi. Orada da insan kelamı konuşması mucizesi var. Bir de mesela taştır, duvardır. Birçok hadis-i şerif var. Hadis-i şerif var, bana taş selam veriyordu. Esselamu aleyküm ya Resûlullah. Bunların hepsi ayette, Bukhari'de de geçiyor. Burada ulemanın itiraf ettiği, nerede itiraf ettiği,
- 15:07
şimdi burada Allah koyuna veyahut da işte taşa, duvara önce, ya koyun zaten yani pişmiş koyun cansız tabii. Canlı koyun da konuştu. O ayrı bir şey. Canlı koyunun konuşması da onun insan kelamı konuşması mucizesi oluyor. Ama pişmiş koyun konuşunca o zaman bir de diriltilme mucizesi devreye giriyor. Çünkü pişmiş, onun da hayatı yok.
- 15:30
Canı yok. Şimdi burada Ehl-i Sünnet imamlarında iki görüş ayrılığı var. Bir de muhtecilenin zırvalaması var. O muhtecileyi keşke anlatmasaydım ama mecbur. Anlattığı için ibadetle ona da mana vermek zorunda kalacağız. Fakat füzüle olacak biraz. Yani boş konuştukları için, batıl konuştukları için.
- 15:52
Şimdi Ehl-i Sünnet imamlarında iki kavil var. Kısaca sonra ibareyi okurken hızlı geçebileyim. İki kavlin birisi diyor ki, Allah-u Teala ağaca veya taşa hayat vermiyor. Ya o cansız varlıkta, direkte, sütunda ya putlarda konuştu. Kaç kere Buceyl'in putu konuştu falan. Yani Allah'ın tevhidini şey yaptı.
- 16:20
Ha cin girdi içine, cin şirk lafı konuştu. O ayrı bir şey. O cinin konuşması, o putun orijinalişi değil. Ama Ve'ilü'l-limenâ bedenî dünyâ. Allah Efendimiz seni çok anlatırdı. İnne mâ enel sanemün le'anfeuvelâdur. Ben bir putum, taştan, kütükten ibaretim. Fayda da veremem, zarar da veremem. Allah'ı bırakıp bana tapanlara yazıklar olsun.
- 16:42
Ebu Ceyl aldı kendi putunu kırdı ya. E burunu Allah yarattı. Şeytan böyle konuşur mu putun içine girip? Cin konuşur mu böyle İblis? Bunlar sahih şeyler. Peki şimdi burada ne oluyor? Allah o cansız şeye önce hayat verip sonra mı konuşturuyor? Yoksa cansız şeyde kelam, konuşma mı yaratıyor? Allah vebâleküşen kadir, her şeye kadir.
- 17:06
Ama burada işte El-Hüsrev imamlarında iki görüş ayrılığı olmuş. Femin gâilin şöyle diyen de var. Yakûlü diyor ki hüve o kelamın bir konuşmadır evet. Yakûlu yaratıyor. Rûhunu Allah-u Teâlâ. Allah-u Teâlâ o konuşma yaratıyor mesela. Nerede? Fişat-ı koyunda. El meyit etti. Ölmüş, pişmiş koyun. Can yok.
- 17:26
Onda yaratıyor. Evil Hacer'i yahut bir taşta yaratıyor. İşte ben Mekke'de bir taş tanıyorum. Bana selam veriyordu. Tâbî Peygamber olmadan evvel birine bana Ya Rasûlallah diyordu. Efendimiz seni çok okudu. Bukhari, hadis-i şerif diye hatırlıyorum. İnni ilâ arifu haceran bi' Mekke'de yusellimu aleyhe kabli'en müba'ise Esselamu aleyke Ya Rasûlallah meselâ.
- 17:47
O taşta yarattı bir konuşma. Eviş-i Şeceri. Yahut ağacın dolu geçti. Ağaçları çağırdı. Geldiler, itaat ettiler. Bir konuşma yarattı. Mesela şeyde de var yani Musa Selam'ın ağacı. Tabii o aynı bir şey. Mevla tabii Allah-u Teâlâ buyuruyor. Ağaçtan duyuruyor derdi Efendimiz. Mesela burada Allah bir kelam yaratıyor.
- 18:10
Yani bir konuşma yaratıyor Allah. Ama bunlar nedir yani? Tabii ki biz çünkü harf ses olmadan biz o kelamı duyamayız ki. Tamam. İhdâs demek yoktan yaratıyor. Hadis yani sonradan yaratıyor. Ha onu da evvelden beri pişmiş koyunların konuşma adeti diye bir şey mi var? Ağaçların, taşların konuşması diye bir şey yok ki.
- 18:36
Sonradan yaratıyor. Allah Allah fiyah. Onların içinde yaratıyor bunu. İşittiriyor o harfleri, sesleri, kelamları. Minha onun içinden. Ama onların şekillerinde bir değişiklik yapmıyor. Nelerin? Ağacın, ölü koyunun şekli aynı. Ölü koyun duruyor orada, ölü yer. Kalkıp yürümüyor. Veyahut ağacın, taşın mesela ağzı yok.
- 19:07
Anladın mı sen? Dili yok. Ağacın, taşın, ağzı dili mi olur? Zahirde yani. Dolayısıyla şekilleri değişmiyor. Daha nesiz. Düğüne yani demektir. Ve nakliya ve düğüne nakliya. Onları nakletmek sizin. Neden? Hani heyet yani. Heyetlerin heyet yani. Şekil, kılık, kıyafetinin yani görüntüsünü hiç bozmuyor. Yani ona bir dudak yaratmıyor.
- 19:33
Dil yaratmıyor. Ağız açmıyor. Ya ağacın içinden yarattığı bir kelam yaratıyor. Sesler ve harfler yaratıyor. Onları sana işittiriyor. Tamam. Mucize olma sesi herkesin işitmesi lazım. Yoksa Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem özelde bir şey işitiyor. Taşın kelamını yanındaki sahabe işitmiyor. O mucize olmuyor.
- 19:57
Tabi Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu bana böyle dedi, o bizim için ilim ifade eder, kesin hükümdür. O ayrı bir şey. Ama mucize olmak için milletin şahitlik etmesi lazım. Onun için harflerle, seslerle yanındakileri duyurtuyor. Duyurtunca ne oluyor? Mucize oluyor. Ve bu mezhebi Şeyh Ebi'l-Hasen, Ebi'l-Hasen Eşari Hazretleri biliyorsunuz.
- 20:21
Ehl-i Sünnet'in imamlarından bir İmam Maturidi var, bir Ebi'l-Hasen Eşari var. Tabi çok imam var da bunların ikisi Mutezile'ye karşı, Bidat-ı En'le karşı. Birisi Mavi Orhanun Nehri, Ceyhun Nehri'nin ötesi olan bizim işte Bukhara, Semerkand, Türkistan, Türkmenistan o yöreleri imanı kurtarmış.
- 20:42
Öbürü de Bağdat Ekoğlu, Bağdat, Şam, Mekke, Medine de oraya tabi yani tabi Arap şeyinde coğrafyasında. Çünkü Mavi Orhanun Nehri ekserik Fars ve Türk coğrafyası. Onlar hep Türk tabi. Ebi'l-Hasen Eşari'yi bu görüşledi. Daha evvel Gazi Ebi Bekir, Gazi Ebi Bekir Bakillani. Bu da Ehl-i Sünnet'in büyük imamlarından, bu da Eşari'dir zaten.
- 21:04
Yani Ebi'l-Hasen Eşari mezhebinde imam olduğu için. Yani onlar şöyle diyorlar. Allah Teala cisimlerde, taşta, duvarda, ağaçta bir kelam, bir konuşma yaratması için ona hayat ve dirilik vermesi şartı yok. Çünkü Allah ona dirilik vermeden de içinden o sesi yaratıp işittirebilir. E tabi öyle yani bunu anlamayacak ne var ya.
- 21:29
Diğer ama işte Ehl-i Sünnet'ten diğer bir cemaat de Zeybu, Zahip oldular bir görüşe gittiler. Hangi görüşe gittiler? Allah Teala önce hayat icat ediyor. Yani dirilik yaratıyor. Yani o cansız varlıkta, taşta, ağaçta önce canlılık yaratıyor. Evvela ilk başta sünme, ondan sonra el kelamı, konuşma yaratıyor.
- 21:54
Önce hayat, diriltiyor onu. Ona bir hayat veriyor. O dirildikten sonra ona konuşma kabiliyeti veriyor. Ve mucize böylece zuhur ediyor. Bu yine naklolundu eyza. Evvelki görüş gibi. Şeyhimiz Ebi'l-Hasen'i. Kazı İyaz Hazretleri Maliki mezhebinden olduğundan. Fıkıhtaki üç mezhep. Şafi, Hanbeli, Maliki. Üçü de Ebi'l-Hasen'in.
- 22:21
İtikatta Eşari'dir. Yani Ebi'l-Hasen Eşari'nin görüşündedir. Bir tek Hanefi mezhebi. Maturididir. Lakin nüfus bakımından tabi maturidiler. Şu anda da dünyada 2 milyar Müslümanın ekserisi Hanefi ve Maturididir. Ama aralarındaki ihtilaflar, nizalar, çekişmeler varsa lafzidir. Yani bunu birkaç kere izah etmeye çalıştım.
- 22:44
Bu meselelerde Eli Sünnet'in temel kaidelerinde aralarında ihtilaf yoktur. Yani Ebi'l-Hasen Eşari'nin diğer bir görüşünde de Allah-u Teala önce hayat yaratıyor. Canlandırıyor onu. Sonra onu konuşturuyor. Bu görüşte vardır. Bunun ikisinin de Eli Sünnet'e göre bir manis yoktur. Ve küllün iki görüşte. Yani küllü vahidin demektir.
- 23:08
Bu vahidin muzaffas edilince temin geliyor yerine. Ve küllün iki görüşte. Muhtemilün ihtimal dahilindedir. Yani o da düşünülebilir. Çünkü Allah-u Teala ister bir canlı hayat yaratır öyle konuşturur. İster hayat yaratmadan da cansız varlıkları dile getirebilir. Efendim Wallahu a'lemu Tabi bu konuda Allah-u Teala ne yaptığını Ne yaparak bunu yarattığını ve izhar ettiğini
- 23:45
en iyi bilen Yüce Zatı Ektesidir. İz çünkü lem nec'al Biz kılmadık. Yani bizdeki eşariler yani matur idiler de Eli Sünnet olarak düşünelim. Lem nec'al, yec'al de olur. Yec'al olursa Ebu Resul'e eşariye gider. E tabi onu takip eder, ona dahil olur. Yani mana nec'ale gelir. İz çünkü lem nec'al Biz tayin etmedik neyi el hayate Diri olmayı, şarttan Ne için?
- 24:19
Harflerin var olması için Seslerin çıkması için Bir taştan, bir ağaçtan İlla diri olması lazım. Diri olmadan bunu Allah bundan çıkartamaz. Allah herşeye kadir. İz çünkü Muhal olmaz. Vücuda harflerin ve seslerin Var olması Bir duvardan, bir yerden bir ses gelir. Yani onun var olması, bir harf ve sesin bulunması İmkansız bir şey değil.
- 24:47
Neyle beraber? Hayat olmamakla beraber Yani o duvar diri değil. O taş, ağaç diri değil. Onda canlılık olmamakla beraber. Canlılık olmamakla beraber, harf ses ondan çıkması imkansız olacak bir şey değil Allah'a göre, Allah'ın kudretine göre gayrimümkün bir şey değil. Mümkün yani. Neyle bir mücerred ya?
- 25:10
Yani mücerred efendim, sadece harf ve ses, mücerred var oluyor. Mücerred ne demek? Harf sesin çıktığı yerde yani taşta, ağaçta hayat yok, uzuv yok, ağız yok, dil yok, tutak yok. Bir mücerred ya. Soyutlanmış haliyle yani harf ve ses ağızdan çıkmıyor, dudaktan gelmiyor. Mücerred kendisi şu duvardan harf ses nitelik ediyor yani.
- 25:44
Bu çok olur. Bu mümkün olmayan bir şey değil. Ama fe emma imdi izâ kânet eğer bu harfler ve sesler, kânet hiyeye gidiyor. Harfler ve sesler olursa ibaret olursa anil kelamı konuşmaktan öyle kelam gelmiyor ki nefsiyye. Nefsi, nefsi demek o duyulan ağaçtan, taştan, kerpiçten nereden duyuluyorsa onun nefsine ait yani zatına ait bir kelam konuşmadan ibaret.
- 26:53
Ama sen dersen ki bu ağacın veya bu taşın kendi varlığının mevcudunun kendi kelamıdır. Bu kelamı nefsisidir yani zatına ait bir konuşmadır. O zaman isçün gülâ yücedü bulunamaz kelamı nefsi bir şeyin kendi kelamı illa ancak min hayyin diri olacak ki işte ağız olacak şey olacak felan diri olacak. Evet onun için biz bunu kelamı nefsiden ibaret yapmayız.
- 27:22
Yani ağacın taşın kendi zatı konuşuyor demenin bir lüzumu yok. Allah onun içinde harflerden seslerden müteşekkil ve mürekkep bir kelam yaratıyor ve onu konuşturuyor. Bunu dediğin zaman burada hayat şartı aranma lüzum kalmıyor. Khilafetli Cübba-i'yi, Cübba-i işte mutezilenin imamlarındandır, kadıdır bu da.
- 27:49
O muhalefet etti. O'nun muhalefetini ne söylüyorsunuz? Adam yerine ne koyuyoruz biz de diyelim de işte neyse kağıdı yazalım deriz. Kelam ilmine meşgul olanlara deniyor. İzafetten onu düştü. 72 fırka var yani 73 diyelim onu el sünnetle beraber. Bu fırkaların ilmi kelamla uğraşan alimler var. Min beyni se'ilü mütekellimîn.
- 27:57
Mütekellimîn neydi? olan kim mesela? Ben, veya sen, insan. Ha, bu terkip üzere terkip edilmiş yani birçok uzuvdan derlenerek yaratılmış bir diri. Olacak ki diyor, ondan ancak harfli, sesli, telaffuzlu kelam işitilebilir, başka türlü muhaldir diyor. Nasıl muhaldir ya? Allah'a şefaat edilir ya sen. Veltezeme lazım gördü zâlike bu durumu.
- 30:23
Filhasa, mesela çakıl taşları tesbih yaptı diyoruz. İşte mutezile ne için? Mucizeleri inkâr ediyoruz. İşte hayat şartı var. O dirildi mi? Dirildi. Dirilmediyse bundan bu ses gelemez falan. Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem'in elinde Sübhanallâhu ve Bellâhu ve Teâlâ buyurdu, çakıl taşları. Sahih hadis.
- 30:37
Ebu Eş-Sıddık'ın eline verdi, onda da duyuldu tesbihat. Çakıl taşı da olsa diyor, vel cez'in. Hurma kütüğünün inlemesi var ya, cez'in hurma kütüğü. Hani minber yapılınca onu bıraktı Cuma'da hurma kütüğü, eski derslerde geçti. Ta ve zira'i. Zira, hayvanın butu. Kolun, etinin butu yani. Oysa zehirli koyunun,
- 31:01
Efendimiz Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem pisliğe yakın yerleri paçadır, işkembedir, oralara yakın yerleri yemez. But etini çok sever, pislikten uzak etleri, omuz etini, but etini diye zira bastı, zehri ya. İşte o da konuştu ya.
- 31:15
Şimdi o diyor ki, çakıl taşında da olsa, hurma kütüğünde de olsa, pişmiş koyunun butunda da zira, şey yani, but demek, paso tarafı yani, de olsa, onlarda da bu şartı ararım diyor. Yani mutlaka hayat var. Peki Allah buna kâdir değil demiyor. Allah buna kâdir değil dese kâfir diyeceğiz zaten.
- 31:37
Diyor ki, ve kâle dedi ki diyor, innallâhu şübezzallâhu hâleka yarattı fiyâ onlarda hayâten. Önce bir hayat yarattı diyor. Çakıl taşına bir canlılık verdi. Hurma kütüğüne bir canlılık verdi. Pişmiş koyunun butuna bir canlılık verdi. Veyahut hangi ağaca, taşa konuşturuyorsa ona bir hayat ve canlılık verdi.
- 31:55
Ve hâleka sonra, yardı, açtı yani, la onun için femen, bir ağız açtı. Ve lisanen bir de dil açtı ona ve âleten bir âlet, yani konuşma aleti verdi demek istiyor. O onun tefsiri oluyor yani. Ondan sonra, konuşma aleti verdi. Sonra emkene, mümkün kıldı. Hâ ona emkene imkan verdi. Neye? Hâ, o işte çakıl taşına, ağaca, taşa, kütüğe, imkan verdi.
- 32:31
Hâ o, çakıl taşlarına, cansızlara. Ne ile? Bir hâ, o verdiği, âletle, dille, tutakla, ne imkanı verdi? Minel kelami, konuşma imkanı verdi diyor. Efe gidiyorlar, tamam da bu mucizeleri oldu mu, olmadı mı? Şimdi hadis sahibi falan onu da belki inkar etmiyorsa oldu diyor. E nasıl oldu? Önce onu canlandırdı diyor.
- 32:51
Sonra ona diyor ağız dil verdi diyor. Şimdi bak Ehl-i Sünnet'in de iki görüşü var. Ehl-i Sünnet'ten bazısı diyor ki ona bir hayat verdi, canlılık verdi ve onun kendi zâtını konuşturdu diyor. Ama orada dille, tutağa, âlete lüzum yok diyor. Allah dilediğine yaratır diyor. Ehl-i Sünnet'in bir kısmı da diyor ki, hayat da vermese,
- 33:11
onun içine harfleri, sesleri, kelamları onun içinden işittirir diyor. İçinde yaratır diyor. Hayatsız da yaratır diyor. İkisi de Ehl-i Sünnet'e uygun. Bunun şimdiki farkı bu 72 fırkada da yok diyor. Tek bu böyle tek başına hareket ediyor. Bu da diyor ki, ona hayat vermesi de yetmez. Ondan sonra ona bir ağız açacak, dil açacak, tutak yaratacak, âlet verecek, imkan verecek diyor.
- 33:34
Peki böyle bir şey görülmedi. İşte böyle bir şey görülmediğince, ya bu o zaman böyle bir mucize olmuyor diye gidiyor. E mütevatir hadisler, sayı hadisler. Bu sefer de şöyle bir şey uydurmuş. O hepten güldürücü, maskaralığa dönüyor. E Allah ona ağız yarattı, dil, tutak falan yarattı ama biz görmüyoruz.
- 33:50
Gizli yaratılıyor. Ya Allah zaten onu sesli konuşturuyor. Konuştuğunu bütün dünya duyuyor ki mucize oluyor. Onun dilini, tutağını o zaman niye gizli yaptı? Yani saçma sapan işler. Ve az daha işte bunun bu dediği, cübbâni dediği levcâne eğer olsaydı, yani böyle bir şey var olmadı yani. Böyle bir canlanması şartmış sonra ona ağız, dil, tutak olacakmış.
- 34:10
Levcâne böyle bir şey, vücûde demek. Kâne mevcut olsaydı böyle bir şey. Levcâne elbette olurdu. Naklu onun nakledilmesi ve tehemmümü, tehemmüm ihtimamdan geliyor. İhtimam gösterilmesi bihi o konunun nakline nedir olurdu? Âkede. Bu yanlış bunda. Âkede olacak. Harekât-ı Âkede yanlış. Evet Âkede daha e-kede idi.
- 34:34
Âkede daha tehkitli ve güçlü olurdu. Ondan sonra Âkede daha tehkitli ve güçlü olurdu. Neden? Minettehemmümi himmet göstermekten yani ilgilenmekten ne ile? Binaet li tesbihihi. Çakıldaşlarının tesbih ettiği evhanînihi. Evhanînihi tesbihideki hasaya gidiyor çakıldaşlarının tesbih ettiğini nakletmekten, evhanînihi yahut hurma kütüğünün inlemesinin naklinden daha mühim olurdu.
- 35:05
Yani şimdi bütün sahabe herkes mucize oluyor. Neyi anlatıyor bize nakliler, hadisler nereden geldi? Hurma kütüğü inin minimin dedi. Cuma saati bütün sahabe oradaydı. Cuma namazı olduğu için topluluk, kalabalık vardı. Hepsi işitti. İşte Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem indi ona sarıldı. O da hayvanın inlemesi durur gibi böyle yavaş yavaş sakinledi falan.
- 35:25
Ben buna sarılmasaydım kıyamete kadar inlemesi devam edecekti. Bunlar yaşanmış şeyler. Kimse inkar edemez yani. Zerre kadar iman ol. İnkar edemeyeceği mucizeler yani bunlar. E tamam da şimdi diyor Kazıyaz Hazretleri, eğer diyor cübbanin dediği gibi böyle ona önce canlılık yaratıyor. Canlılık yarattıktan sonra şimdi canlılık yarasa hareket etmesi lazım.
- 35:49
Hurma kütüğü hareket etti diye bir şey yok. İnleme sesi çıktı. Böyle sallanıyor gitti oraya geldi buraya attı kendini şuradan şuraya. Böyle bir şey yok ki. Yani hayat eseri olan o noktada bir şey yok. İki ağız yaratacak, dil açacak, tutak yaratacak. Hurma kütüğünde böyle ağız dil tutak bir şey görükmedi ki.
- 36:07
Zaten öyle bir şey olsaydı diyor o zaman hurma kütüğünün inlemesinden çok hurma kütüğü bir anda canlandı. Ağzı tutağa dili belirdi. Bunu konuşmaya millet daha çok önem verirdi. Yani o zaman mucizenin o yönünün nakli daha önem arz ederdi. Halbuki böyle bir şey nakletmedi. Dün hiçbir kimsenin eli siyeri.
- 36:28
Siyer elinden. Siyer Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in hayatı ve yaşantısıyla ilgili ta çocukluğundan doğumundan hatta anne rahmine düşmesinden başlayan olaylardan vefatına kadar özellikle. Sonra sahabenin hayatları da tealluk ediyor. Ama işte Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem üzerinden siyer yürür.
- 36:44
Siyer elinden olsun ve rivayeti rivayet ehli hadis nakledenlerden olsun. Hiçbiri nakletmedi şey yani hiçbir şey minzelke böyle bir konu hakkında. Federle bu da delat etti. Ne? Ala sukutu davau hucubba'i denilen mutezile imamının davasının sukutuna. Sukut etti yani ne demek? Boşa düştüğüne delat ediyor.
- 37:03
Ma'annehu. Zaten üstelik şanına önem verilmesi gereken en mühim konuşudur ki. La zarurete. Hiçbir zaruret ve ihtiyaç yok ki. İleyhi bu görüşe gitmeye nerede? Yaratan ancak Allah. Dilerse onda hayat yaratıp, cansız şeyde hayat yaratır. Hayat yaratıp onu konuşturur, o zaman kelam-ı nefsisi olur onun. Âzâd, dile, tutâlüsüm yok.
- 37:36
Dilerse de hiç hayat yaratmadan, onun içinde harf ve seslerden kelam-ı lafzıyı yaratır. Bu kelamı nefsi olmaz ama kelamı lafzı olur. Ne demek yani? Duyulan bir lafız, melfuz bir şey olur yani. Bunlar çok önemlidir. Ve müveffuku. Tevfikini ulaştıran, yani kulunun işlerini ve inançlarını rızasına uygun, el üstüne de uygun yapacak olan ancak Allah'u Allah'tır.
- 38:02
Allah'tan başka düzgün inanca ve doğru isabetli görüşe muvaffak kimse kılamaz. Yani şimdi zaten şey, Aliülkari Rahimoğlu burada şeyi de söylüyor. Diyor ki, tasavvuf ehlin ezdiğinde ve biliyorsunuz hayat-ı hakkaniye diye bir şey var. Ayette ne diyor? Bu İsra Suresi'nin ayetidir. Her şey Sübhanallahü Behamdiyye okuyor.
- 38:35
Efendimiz Hazretleri derdi. Yani merkebe biniyorsun, merkep Sübhanallahü Behamdiyye okuyor, adam üstüne türkü çığırıyor. Bindiği merkep rakibinden, binerinden hayırlı. Çünkü o zikir yapıyor. Her canlı tesbihat yapıyor. Tesbiham, siz onların tesbihlerini anlamıyorsunuz. Yani dilleriniz farklı, lükatlarınız farklı.
- 38:58
Onun için kavli evvel birinci sözü hadisler daha çok destekliyor. O da nedir? Allah onda bir dirilik, bizim bildiğimiz manada hareketlenme, hayat eseri, hayat ve eserlerini yaratmadan onun içinde harf ve ses yaratıyor. Hadisler bunu destekliyor. Çünkü neden? Mesela hadis-i şerifte çakıl taşları kıpırdamıyor.
- 39:22
Ama içinden Sübhanallahü Behamdiyye'nin sesi duyuluyor. Sesi Ebu Bekir Sıddık Hazretleri duyuyor, sahabede duyuyor. Zaten Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem saadet duysa, o mucize başkasını aciz bırakması, delil olması gerekiyor. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem zaten delile ihtiyacı yok. Sahabenin de imanı o noktada mucize istediklerinden demiyor.
- 39:39
Ama birçok bedevi geldi, şu ağaca çağır gelirse inanacağım dedi. Şu hayvan seninle koşsa inanacağım dedi. Bana bir mucize göster dedi. Bu gibi durumlarda mucize ne demektir? Başkasının duyması gerekiyor. İmanla vesile oldu birçok sahabenin de imanı. ve sahabenin de imanına vesile oldu. Dolayısıyla, burada, yani, mesela sahih hadiste diyor ki, bir daha seslenir, ismiyle,
- 40:07
Helmer Rabbi ki ahadün zeker Allah'tan, bugün senin üzerinden, senin yanından, yakınından, civarından Allah'a zikreden, bir Allahu Ekber diyen, bir Sübhanehu ve Teala'yı okuyan, bir La ilahe illallah diyen, biri geçti mi diyor. E bu say hadis. Daha daha sorar diyor. Neye göre konuşuyorlar, neye göre soruyorlar yani?
- 40:25
O sorar. O sonra, her şeyi Allah'a tespit eder diyoruz. Ehl-i sünnete göre. Her şeyi Allah'a tesbih eder, diyor. Allah'ın ona hayat ve dirilik vermesi, orada bir hayat-ı hakkaniye var. Yani manevi bir hayat var, dirilik var. Bizim anladığımız manada, geldisi gittisi, kafasını başını, enini boynunu salladığı, taharruk ettiği alametleri zuhur etmese de, bu âyet ve hadis-i şerif,
- 40:47
sahih hadislerin delaleti vesile, her mevcutta, cansız da olsun, mesela şu duvarda her şeyde, bu kitap canlı mı şimdi? Değil. Bu kitabın hakkani bir hayatı var. Her mevcutta manevi bir canlılık var. Çünkü her şey diyor, şey mevcuda derler. Canlıya demezler ki. Canlıya hay derler. Her hay mevcuttur. Ama her mevcut hay değildir.
- 41:11
Her hayat sahibi mutlaka var demektir. Ama her varlık sahasında olan şey, mevcudat ve maklugat hayat sahibi değildir. Ama manevi hayat sahibidir işte. O da Sübhanallah ve Hamdiyye demesini sağlıyor. Onun için birinci görüş Ehl-i Sünnet'e daha uygun, hadis-i şeriflere daha uygun. O da nedir? Allah onda bir canlılık yaratmaksızın içinde harf ve ses yaratıyor ve onu
- 41:37
efendim, konuşturuyor ve işittiriyor. Tasavvuf ehlinin meşrebi de budur. Çünkü onların hepsi, mucidini yaratanın Allah olduğuna marifeti var. Allah'ı tanıyorlar, Allah'tan korkuyorlar. E buna ayette de delil var. Öyle taşlar var ki diyor, Allah'ın korkusundan yukarıdan aşağı yuvarlanır, düşer diyor.
- 42:02
Ebekara Suresi ne yapacağız şimdi? Irmaklar çıkar diyor içinde. Allah korkusundan diyor. Allah korkusu Allah'ını bilmeyende, yaratanını tanımayan da Allah korkusu olur mu? E bu ayet, onun için tasavvuf ehlinin mezhebi, ehl-i sünnetin mezhebiyle tıfatım uygundur. Zaten tasavvuf ehli hak ise o zaten ehl-i sünnetle çelişmez.
- 42:25
Onun için birinci görüş, yani Allah onda özel bir hayat, bizim anladığımız manada dirilik yaratmasına bir lüzum yok. Bir lüzum da yok, vakıde de olmayabilir. Ama Allah onu konuşturur mu? Konuşturur. Ona ilim verir mi? Verir. E verdi işte. Onun için onların tesbih eden dilleri var. Yaratanlarını tesbih ediyorlar.
- 42:44
E onu kendi cinsleri idrak ediyor. Yani kendi aralarında. Çünkü ne diyor? Daha daha seslenir. Bugün Allah'ı zikreden biri senin üzerinden, yanından geçti mi? Sayadış bu. İşte onların kendi aralarında neleri var? Konuşma dilleri var. Çünkü hakkani hayatları var. Çünkü onların özel bir marifet, yaratanlarını bilmeleri ve tanımaları var.
- 43:05
Allah bizi, efendim yaratanı tanıyan ve tesbihe devam eden, dağdan taştan, efendim kütükten aşağı bırakmasın. Marifetiyle ve itikadıyla, riflet itikadıyla müşerref eylesin. Amin. Sallallahu aleyhi ve sellem.
Benzer sohbetler
1:23:21Şifâ-i Şerîf Dersi 299. Bölüm 12 Ekim 202612 Ekim 2026 · 84 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 12 Ekim 2026
1:16:13Şifâ-i Şerîf Dersi 298. Bölüm 5 Ekim 20265 Ekim 2026 · 77 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 5 Ekim 2026
44:07Şifâ-i Şerîf Dersi 297. Bölüm 28 Eylül 202628 Eylül 2026 · 45 dkŞifâ-i Şerîf Dersleri · 28 Eylül 2026


